Alevi aydınlardan bildiri: Yavuz Selim-İdris-i Bitlisi ittifakı kabul edilemez!
GÜNDEMKürt sorunundan kaynaklı son kırk yıllık çatışma ve şiddet döneminin sona ermesine ilişkin taraflar arasındaki uzlaşmanın, silahlardan arınmış bir süreci başlatması elbette sevindiricidir.
Basına ve Kamuoyuna
Kürt sorunundan kaynaklı son kırk yıllık çatışma ve şiddet döneminin sona ermesine ilişkin taraflar arasındaki uzlaşmanın, silahlardan arınmış bir süreci başlatması elbette sevindiricidir.
Barışı yaşamın temel şiarı haline getirmiş bir inancın mensupları olarak, bu durum en çok bizi sevindirir.
TBMM’de yasal boyuttaki çalışmaları dikkatle izliyoruz. Demokrasiyi güçlendirecek yasal adımların atılması en samimi temennimizdir.
TBMM’de barış ve kardeşlikten söz edilirken, tarihin kanlı bir sürecini referans gösteren İmralı merkezli açıklamalar ise barışık bir toplum inşasına dair güven ve inandırıcılıktan uzaktır.
Bu açıklamalara karşı sürecin paydaşları ve uzlaşı bileşenlerinden herhangi bir tepki verilmemesi, barış ve kardeşlik isteyenleri kaygılandırmaktadır.
16. yüzyılın bir diliminde Yavuz Selim ile İdris-i Bitlisi’nin işbirliği sonucu on binlerce Alevi’nin katledilmesi ve Alevilerin yüzyıllarca sürecek can, mal ve namuslarına yönelik saldırıların başlaması, bu ittifakın en ağır sonuçlarındandır. Abdullah Öcalan’ın siyasi yol haritası için bu ilişkiyi referans göstermesi; insan hakları, evrensel değerler ve barış adına kabul edilemezdir.
Bu ittifak önerisi, bir yanıyla Ortadoğu coğrafyasının siyasal iklimini soluyan ülkemiz için kabulü mümkün olmayan ve Aleviler için tehlike potansiyeli taşıyan bir durumdur.
Suriye’de eski rejimin ardından gerçekleşen siyasal ittifak, Suriye’deki Alevilerin her türlü temel haklarından yoksun kalmasının ilk adımı olmuştur. Geçmişte IŞİD’le başlayan Alevi katliamlarının Şara yönetiminde de farklı boyutlarda devam etme olasılığı ciddi kaygılar doğurmuştur.
İmralı’nın -farklı tonlarda- etkisi altındaki bazı Alevi kurum ve aydınlarının, Öcalan tarafından arzulanan 21. yüzyıl Yavuz Selim–İdris-i Bitlisi ittifakı önerisine sessiz kalmaları, Alevi toplumunda şaşkınlık ve kaygıya yol açarken, Aleviler adına kurumsal temsiliyetleri de daha fazla sorgulanır hâle getirmiştir.
Bu süreçte bazı kurum ve aydınlar, Aleviliğin geleneksel tarihsel, inançsal ve kültürel hafızasını yok sayarak, yazılı kaynakları çarpıtıp bilgi kirliliği üzerinden Aleviliği yeni bir forma sokma çabası içine girmişlerdir. Kürt siyasetinin yandaş akademisyenleri -akademik etiği çiğneyerek- neredeyse İdris-i Bitlisi’yi bilge bir hümanist gibi tanımlayıp, tarihte katledilen Alevileri suçlu gösterme çabasına girmişlerdir.
Aleviler aleyhindeki bu gelişmeler planlı bir çalışmanın ürünü olarak karşımıza çıkmaktadır.
Biz, Alevilerin bağrından çıkmış Alevi aydınları olarak:
1. Yavuz Selim ve İdris-i Bitlisi referanslı arkaik ve kanlı ittifakı reddediyoruz. Kürt sorunundan kaynaklı şiddet ortamından uzaklaşmak istenirken, ülkemizde ve Suriye’deki Alevileri kaygılandıracak hiçbir dil ve söylemi kabul etmiyoruz.
2. Bu süreçte tüm Alevi kurum ve aydınlarını, sol, sosyalist ve demokrat çevreleri; demokratik yasal hakların güvenceye alınacağı barış ve kardeşlik için daha duyarlı olmaya çağırıyoruz.
3. Kürt sorununun çözümü doğrultusundaki yasal çalışmaları önemsiyoruz; ancak 16. yüzyıldan kalma arkaik ve kanlı bir referansla çözümü reddediyoruz. Evrensel değerlerle inşa edilecek demokratik ve seküler bir geleceğin, başta Türkiye olmak üzere Ortadoğu’daki tüm toplumların yararına olacağına inanıyoruz.
Barışa olan inancımızla;
Dün şiarımız barıştı, bugün de öyle, yarın da öyle olacak, diyoruz.
Alevi Aydınlar Bildirgesi
İlginizi Çekebilir