Ali Rıza Özdemir yazdı: Alevi-Bektaşi yoluna göre "ikrar" nedir?
GÜNDEMAlevi-Bektaşi kültürü ve inanç sisteminin temel taşlarından biri olan "ikrar" kavramı, yol talibinin manevi yolculuğunun başlangıç noktası olarak öne çıkıyor. Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi önceki dönem Başkanı Ali Rıza Özdemir, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda ikrarın anlamını ve önemini detaylı bir şekilde açıkladı.
Alevi-Bektaşi kültürü ve inanç sisteminin temel taşlarından biri olan "ikrar" kavramı, yol talibinin manevi yolculuğunun başlangıç noktası olarak öne çıkıyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Önceki Dönem Başkanı Ali Rıza Özdemir, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda ikrarın anlamını ve önemini detaylı bir şekilde açıkladı. Özdemir, açıklamasında Alevi-Bektaşi yolunun kalbinin ikrarla attığını vurguladı.
Özdemir, ikrarı sadakatin, özün ve hakikatin simgesi olarak tanımlıyor. Alevi-Bektaşi yolunun manevi bahçesinde, bu kutsal söz bir canın kök saldığı tohum olarak görülüyor ve canı pahasına korunması gereken bir yemin niteliğinde. Yol, ikrarla başlıyor, ikrarla anlam buluyor ve ikrarla sonsuzluğa uzanıyor. Her talip, bu sözle kendini yeniden doğuruyor; ikrar, onun hakikat yolculuğuna açılan kapısı.
Ali Rıza Özdemir'in açıklaması şöyle:
ALEVİ-BEKTAŞİ YOLUNA GÖRE İKRAR NEDİR?
Alevi-Bektaşi yolunun kalbi, ikrarla atar; bu, bir sözden öte, ruhun derinliklerinden yükselen bir sadakat, kalbin teslimiyetle attığı kutlu bir adımdır. Tarikat kapısının eşiğinde, talip yol kardeşlerinin huzurunda mürşidine ikrar verirken yalnızca dilini değil, gönlünü de yola adar.
“İkrar vermek”, bir canın geri dönüşsüz bir yolculuğa çıktığını, nefsin zincirleriyle mücadele edeceğini ve Dört Kapı Kırk Makam’ın manevi merdivenlerinde yükselmeye ant içtiğini ilan etmesidir. Bu ant, “ikrar erkânı” adı verilen, gönülle bezenmiş bir törenle verilir; mürşid, talibin kutsal sözünü “ikrar almak” ile taçlandırır.
Alevi-Bektaşi kaynakları, ikrarın sadece kuru bir sözden ibaret olmadığını, kalbin ve ruhun Allah’a, Peygamber’e ve Ehlibeyt’e yönelişi olduğunu vurgular.
Kaygusuz Abdal, bu hakikati dizelerine nakşeder:
“Tanrı dahi bir, aşk dahi bir, söz dahi birdir
İkrarı sakın sen i gönül inkâra verme.”
Pir Sultan Abdal, ikrarı ahitle özdeşleştirir:
“Ahd ile ikrar üstüne
Durur da var durmaz da var.”
Kasım Dede’nin çağırısı, bağlılığın ateşini körükler:
“Can verip ikrara duranlar gelsin.”
İkrar, sadakatin, özün ve hakikatin simgesidir. Alevi-Bektaşi yolunun manevi bahçesinde, bu kutsal söz, bir canın kök saldığı tohumdur; canı pahasına korunması gereken bir yemindir.
Bu yol, ikrarla başlar, ikrarla anlam bulur ve ikrarla sonsuzluğa uzanır. Her talip, bu sözle kendini yeniden doğurur; ikrar, onun hakikat yolculuğuna açılan kapısıdır.
Hakikat yolcularına aşk olsun!
Kaynak link için tıklayınız:
İlginizi Çekebilir