© Alevi Haberler

Bora Özizmirli: Mekke İttifakı dünyanın gündemindeydi, Türkiye kendi eksenini kuruyor

İlim Yayma Cemiyeti Dursunbey Şubesi’nin YouTube kanalında konuşan jeopolitik analist Bora Özizmirli, Mekke İttifakı’nın kökeni, Türkiye’nin bölgesel ve küresel konumu ile jeopolitik fırsatlar üzerine değerlendirmelerde bulundu.

İlim Yayma Cemiyeti Dursunbey Şubesi’nin YouTube kanalında konuşan jeopolitik analist Bora Özizmirli, Mekke İttifakı’nın kökeni, Türkiye’nin bölgesel ve küresel konumu ile jeopolitik fırsatlar üzerine değerlendirmelerde bulundu. Özizmirli, ittifakın uzun süredir yabancı basında yer aldığını, Türkiye’de ise yeterince tartışılmadığını savundu.

BORA ÖZİZMİRLİ'NİN AÇIKLAMASINI YOUTUBE ÜZERİNDEN İZLEMEK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ

Mekke İttifakı ilk kez Yunan ve İsrail medyasında görüldü

Özizmirli, Mekke İttifakı’nı yaklaşık 2,5-3 yıl önce ilk kez İsrail ve Yunan basınında gördüğünü belirtti. Üç yıldır özellikle bu iki ülkenin medyasında ittifakın gündemde tutulduğunu, Türkiye’nin Pakistan, Suudi Arabistan ve Katar ile birlikte merkezinde yer aldığı bir oluşumun tehdit olarak algılandığını söyledi.

Türkiye’de bazı çevrelerin “Türkiye böyle bir ittifak kuramaz” diyerek konuyu yok saydığını, buna karşın yabancı medyanın “bu ittifakı bir an önce durdurmalıyız” şeklinde yayınlar yaptığını ifade etti. Yunan medyasının bile “İsrail’in nükleeri var ama Türkiye’nin yanında Pakistan var” şeklinde haberler yaptığını aktardı.

Bora Özizmirli şunları söyledi:

"Mekke ittifakı'nı ilk defa İsrail ve Yunan basınında gördüm. 3 yıldır esas olarak sürekli bu ittifakı Yunan ve İsrail basının gündeminde görüyorum ve 2 yıl önce, 3 yıl önce kesinlikle bizim Türkiye’de bu ittifakın adı anılmıyordu. Yani biz Türkiye'deki bazı dostlara söylüyorduk. Diyorduk ki 'bakın arkadaşlar İsrail ve Yunanistan’da Türkiye’nin Pakistan, Suudi Arabistan, Katar’la birlikte ittifak kuracağı yazıyor ve kendileri tehdit olarak gördüklerini yazılıyor. Bunu Yunanlılar ve İsrailliler yazıyor. Sürekli Türkiye'nin merkezde olacağı bir ittifakı gündemi taşıyorlar' diyorduk ve gerçekten bu ittifakı son bir yıldır ise sık sık manşetten veriyorlar. Biz bunu aktardığımız halde Türkiye'deki bazı dostlar 'yok yahu olur mu, Türkiye asla ittifak kuramaz, Türkiye öyle bir ittifak kuramaz” falan diyorlardı bize.

Fakat içimizdekiler bu ittifakı görmezden gelmesine rağmen bu ittifak aslında  dünyanın gündemindeydi.  Yani bu ittifak çoğunlukla İsrail ve Yunan medyasına yazılıyordu ve kendilerini tehdit olarak görüyorlardı. Yunan ve İsrail medyası “Ya bu ittifakı bir an önce durdurmalıyız, dağıtmalıyız” diye yayın yapıyorlardı." dedi.

“Türkiye İsrail’e boyun eğdi” iddiasına dünyada tek bir ciddi analiz yok

Özizmirli, Kanada’dan Çin’e, Rusya’ya kadar yüzlerce yabancı analiz ve rapor okuduğunu belirterek, hiçbir ciddi değerlendirmede “Türkiye İsrail’e boyun eğdi, bu ittifak İsrail’le birlikte oldu, İran'a karşı kuruldu” ifadesine rastlamadığını vurguladı.

“Dünyada bir tane analiz görmedim. ‘Türkiye İsrail’le, Netanyahu’yla anlaştı, İran’la savaşacak’ diyenler bir tane kendi görüşlerini destekleyecek örnek bulamazlar” dedi. Mekke Anlaşması’nın yabancı medyada “bölgelerin kendi bölgesine sahip çıkması” ve “İsrail’e karşı blok” olarak anlatıldığını, “Türkiye İsrail’e boyun eğdi” şeklinde hiçbir örneğin bulunmadığını savundu. Buna karşılık Türkiye içinde bu tür iddiaların dile getirildiğini, Türkiye’ye yakınlaşan her ülkenin hedef alındığını öne sürdü.

 

Türkiye’nin politikası: Bölgeye büyük güçleri sokmadan kendi güvenliğini sağlamak

Özizmirli, Türkiye’nin yaklaşımını şöyle özetledi: “Kimsenin toprağına göz dikmeden 21. yüzyıl şartlarında gelin beraber anlaşalım, bölgeye. Kendi güvenliğimizi kendimiz koruyalım. Ortadoğu’ya büyük güçleri devreye sokmayalım.” Bu tavrın önemli olduğunu vurguladı.

“Türkiye ekseni” ve Türk Avrasyacılığı tezi

Yaklaşık 10 yıl önce Ali Rıza Özkan ile birlikte “Türkiye ekseni” ya da “Türk Avrasyacılığı” adını verdikleri bir düşünce ortaya koyduklarını anlattı. Rus Avrasyacılığından farklı olarak Türkiye’nin merkezde olduğu bir jeopolitik anlayış geliştirdiklerini, zamanla Türkiye’nin bunu hayata geçirdiğini gördüklerini söyledi.

Öncelikli etki alanlarını şöyle sıraladı:

Türk ve Müslüman coğrafya ile Osmanlı coğrafyası (Balkanlar,Kafkaslar,Orta Asya,Suriye, Irak, Katar, Libya vb.) Ortodoks dünya ve emperyalizmin hedefindeki tüm milletler

Atalarının “Ortodoksların koruyucusu” anlayışına sahip olduğunu, Fener Rum Patrikhanesi konusundaki önceki yaklaşımlarını tarihî perspektifle yeniden değerlendirdiğini belirtti. Rusya’daki bazı yazarların “Ortodoks dünyaya Türkiye girmesin, girerse etki alanımız zayıflar” endişesini taşıdığını aktardı. Osmanlı’nın insanları din, dil ve ırk ayrımı yapmadan yönettiğini, Anadolu’ya geldiklerinde Hristiyan nüfusu kılıçtan geçirmediklerini, bu anlayışın Osmanlı’yı büyük devlet yaptığını savundu.

Trump, Monroe Doktrini ve değişen jeopolitik dengeler

Özizmirli’ye göre dünyada büyük bir jeopolitik kırılım Trump’ın iktidara gelişiyle yaşandı. Trump’ın Monroe Doktrini’ni uygulayacağını açıkladığını, ancak bu konunun Türkiye medyasında yeterince tartışılmadığını belirtti.

Monroe Doktrini’nin “Amerikan kıtası ve Batı Avrupa benim, dünyanın geri kalanı pek ilgilendirmiyor” yaklaşımını içerdiğini, Trump’ın “Grönland benim, Kanada benim” açıklamalarıyla bunu hayata geçirdiğini söyledi.

ABD-Avrupa birlikteliğinin bozulduğunu, 2 yıl önce “Trump ABD ile Avrupa ayrışıyor” tespitini yaptıklarını hatırlattı. Rusya medyasını 3 yıldır günlük takip ettiğini, Amerika’ya karşı neredeyse hiç eleştirel açıklama olmadığını, tam tersine Trump’ı övdüklerini savundu.

Trump-Putin arasında Bering Boğazı tüneli ve Arktik enerji anlaşmaları gibi büyük işbirliği projelerinin konuşulduğunu, Kirill Dmitriev’in ABD ile 14 trilyon dolarlık işbirliği açıklamasını örnek gösterdi.

Avrupa sıkışıyor, Türkiye tarihi fırsat yakalıyor

Amerika’nın batıdan (Grönland, İzlanda), Rusya’nın doğudan sıkıştırmasıyla Avrupa’nın Türkiye’ye yöneldiğini savunan Özizmirli, 8 ülkenin dışişleri bakanının İstanbul’da buluştuğunu hatırlattı. “Avrupa'nın Türkiye'den başka gidebilecekleri başka yer yok” dedi.

Türkiye’nin Ortadoğu ile Mekke İttifakı’nı sürdürürken Balkanlar ve Doğu Avrupa ile de ilişkileri geliştirdiğini belirtti. Polonya’nın İsrail ile ilişkilerinde sorunlar yaşadığını, Makedonya ve Arnavutluk askerlerini Türkiye’nin eğittiğini, ilerleyen dönemde Polonya, Letonya ve Baltık ülkelerinin de Türkiye’ye yaklaşacağını öngördü. Türkiye’nin Rusya’ya karşı savaşmayacağını, ancak tarihi fırsatı değerlendirerek “gelene git” demeyeceğini söyledi.

Ticaret ve enerji koridoru olarak Anadolu’nun yükselişi

Ukrayna savaşı nedeniyle kuzeyde Avrupa’nın Asya ile ticari ve enerji bağlantılarının sekteye uğradığını, güneyde İsrail ve İran gerilimlerinin de bölgeyi sakatladığını, geriye tek güvenli güzergâh olarak Anadolu’nun kaldığını savundu. Azerbaycan, Kazakistan ve Türkmenistan gazının Avrupa’ya Türkiye üzerinden taşınmasının gündeme geldiğini belirtti.

Afrika ve savunma sanayisindeki kazanımlar

Özizmirli, Türkiye’nin Afrika’da yaklaşık 30 ülkenin ordusunu eğittiğini, 30 kadar ülke ile savunma işbirliği anlaşması bulunduğunu, 4-5 ülkede liman işlettiğini söyledi. Açık kaynak bilgilere göre Türkiye’nin yurtdışında 132 askeri üssü olduğunu, Amerika’dan sonra ikinci sırada yer aldığını iddia etti. “Cumhuriyet tarihimizde hiç böyle bir kazanım elde edilmedi” dedi.

İçerideki engelleme çabaları ve medya farkı

Özizmirli, Türkiye’nin kendi eksenini kurma sürecinin dünyada bilindiğini, ancak Türkiye içinde anlatılamadığını, hatta engellenmeye çalışıldığını savundu. Mekke Anlaşması sonrası “Türkiye’nin önünü keselim” yaklaşımının görüldüğünü, Doğu Avrupa yakınlaşmasında da “Rusya’ya karşı mı savaşıyoruz” söylemiyle engel olunmaya çalışılacağını öngördü.Yabancı medya ile Türk medyası arasında büyük farklar olduğunu, dünyada Türkiye’nin “bölgesel güçleri birleştiren, kaos istemeyen, kazan-kazan politikası” olarak anlatıldığını, içeride ise farklı lobilerin etkisiyle bu gerçekliğin çarpıtıldığını ileri sürdü.


 

İlginizi Çekebilir

TÜM HABERLER