Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Venezuela açıklaması: Uluslararası hukuku ihlal eden hiçbir eylemi tasvip etmeyiz
SİYASETCumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2026 yılının ilk Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı'nın ardından millete seslendi. Konuşmasında Venezuela'daki son gelişmelere geniş yer ayıran Erdoğan, uluslararası hukukun ihlalini eleştirirdi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2026 yılının ilk Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı'nın ardından millete seslendi. Konuşmasında Venezuela'daki son gelişmelere geniş yer ayıran Erdoğan, uluslararası hukukun ihlalini eleştirirdi.
Erdoğan, Türkiye'nin dünyanın her yerinde adaleti, meşruiyeti ve uluslararası hukuku savunan ülkelerin başında geldiğini vurgulayarak, "Gazze'den Suriye'ye nerede bir haksızlık, hukuksuzluk ve zulüm varsa tavrımızı net biçimde ortaya koyduk. İlkelerimiz söz konusu olunca komplekse kapılmayız" dedi.
Venezuela Pozisyonu: Hukuk ve İstikrar Vurgusu
Venezuela'da yaşananları "müessif bir hadise" olarak tanımlayan Erdoğan, "Dünyanın neresinde olursa olsun siyasi meşruiyeti ve uluslararası hukuku ihlal eden hiçbir eylemi tasvip etmeyiz" dedi.
Kabine toplantısında Venezuela konusunun detaylı değerlendirildiğini belirten Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı telefon görüşmesinde Türkiye'nin hassasiyetlerini ilettiklerini açıkladı: "Venezuela'nın istikrarsızlığa sürüklenmemesi gerektiğinin altını çizdik."
Erdoğan, "Sayın Maduro ve Venezuela halkı milletimizin dostu olduğunu pek çok kez göstermiştir. İki dost ülke olarak zor günlerimizde dayanışma içinde olduk, bugün de aynı anlayışla hareket ediyoruz. Türkiye ve Türk milleti, refah, huzur ve kalkınma mücadelelerinde dost Venezuela halkının yanında olmaya devam edecektir" diye ekledi.
Ülkelerin egemenlik haklarının ihlalinin küresel komplikasyonlara yol açabileceğini belirten Erdoğan, "Hukukun gücü yerine gücün hukukunun egemen olduğu bir dünyada istikrarsızlık eksik olmaz. Kurallara dayalı uluslararası sistemin korunması önemlidir" vurgusu yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasını, Türkiye'nin menfaatlerini her daim koruyacaklarını belirterek tamamladı: "Bizim sırtımızda yumurta küfesi var. Gerekirse bin düşünüp bir söyleyeceğiz."
Cumhrbaşkanı Erdoğan açıklamasında şunları kaydetti
“Aziz milletim, değerli basın mensupları; sizleri en kalbi duygularımla, hürmetle, muhabbetle selamlıyorum. 81 vilayetimizin yanı sıra, dünyanın farklı ülkelerinde bizleri takip eden tüm vatandaşlarımı buradan saygıyla selamlıyorum.
Dünyada, bölgemizde, ülkemizde önemli gelişmelerin yaşandığı bir seneyi daha geride bırakıp büyük umutlarla 2026 yılını karşıladık.
Öncelikle yeni yılın ülkemize, milletimize, başta mazlumlar olmak üzere tüm insanlığa hayırlar getirmesini diliyor, aziz milletimize huzur, kardeşlik ve bereket dolu bir yıl temenni ediyorum.
Yine bu vesileyle 2025 yılı boyunca Türkiye’nin büyümesi, kalkınması ve hedeflerine daha da yaklaşması için ter döken herkese teşekkür ediyorum.
Devletimizin bekasını ve insanımızın huzurunu temin uğrunda can veren kahraman şehitlerimizi rahmetle yâd ediyor, gazilerimize minnettarlığımı ifade ediyorum. Özellikle geçen hafta DEAŞ’lı teröristlerin hayattan kopardığı 3 emniyet mensubumuza bir kez daha Yüce Allah’tan rahmet niyaz ediyorum. Şehitlerimizin her biri metanet abidesi olan muhterem ailelerine ülkem ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum.
“40 SENEDİR ÜLKEMİZİN ENERJİSİNİ SÖMÜREN TERÖR SORUNUNU KÖKTEN ÇÖZECEĞİZ”
Yeni yılın ilk günlerinde şu gerçeği bir kez daha hatırlatmak istiyorum: Aziz vatandaşlarım, Türk milleti olarak bizler 86 milyon insanımız ve yurt dışındaki 7 milyonu aşkın kardeşimizle gerçekten büyük bir aileyiz. Ankara’daki, Adıyaman’daki, Diyarbakır, Bursa, Trabzon, Tekirdağ’daki ve diğer tüm vilayetlerdeki vatandaşlarımız ne ise, dünyanın farklı köşelerinde hayat, haysiyet, helal rızık mücadelesi veren milyonlarca kardeşimiz de canımızdan bir parçadır. Hangi siyasi görüşten, kökenden, mezhep ve meşrepten olursak olalım, hepimiz şehit kanlarıyla sulanmış bu cennet vatanın sevdalılarıyız. 86 milyon olarak kardeşiz, kaderdaşız, ezelden ebede biriz ve beraberiz.
27 Aralık’ta vefatının 89. sene-i devriyesinde bir kez daha rahmetle andığımız İstiklal Marşı şairimiz Mehmet Akif’in safahatından süzülen şu mısralar bizim pusulamızdır. Bakınız ne diyor o büyük şair;
“Girmeden tefrika bir millete, düşman giremez,
Toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez.”
İşte bu şuurla tefrikayı, fitneyi, bozgunculuğu kapımıza yaklaştırmadan ebedi ve ezeli kardeşliğimize hep birlikte sıkı sıkıya sarılmamız gerekiyor. Elbette bunu söylerken şunu da aklımızdan çıkarmıyoruz: Bir dağ ne kadar uluysa, başındaki duman da o derece koyu olur. Bizi de ayırmak isteyenler, aramıza nifak sokmak isteyenler, bizi birbirimize düşürmek isteyenler daima olmuştur ve olacaktır. Bölgemizi kan deryasına çevirmek için türlü tuzaklar kuranlar her şeyden önce bizi denklem dışına itmeye çalışacaktır. Ama biz bu oyunlara inşallah gelmeyeceğiz. Merhum Akif’in “İttihad yaşatır, yükseltir; tefrika yakar, öldürür” ikazını her zaman zihnimizin bir köşesinde tutacağız. Söz konusu Türkiye olunca, Türkiye’nin huzuru, güvenliği, bekası olunca ayrılıklarımızı bir tarafa bırakıp birbirimize daha sıkı kenetleneceğiz. 86 milyon hep beraber yıkılmaz, aşılmaz, sarsılmaz bir duvar olacağız.
Mehmet Akif'in Kastamonu'da Nasrullah Camii'nde verdiği vaazın bir bölümünü özellikle bizleri ekranları başında izleyen genç arkadaşlarımın dikkatine getirmekte fayda görüyorum. Millî mücadelenin en sancılı günlerinde merhum Akif şöyle sesleniyordu: “Milletler topla, tüfekle, zırhlı ile ordularla, tayyarelerle yıkılmaz. Milletler ancak aralarındaki rabıtalar çözülerek kendi başının derdine, kendi havasına, kendi menfaatine, kendi menfaatini temin etmek kaygısına düştüğünde yıkılır. Düşmanlarımızın bugün bizden istedikleri ne filan vilayet, ne filan sancaktır. Doğrudan doğruya başımızdır, devletimizdir.” Evet, bugün de boylarına poslarına bakmadan son derece kibirli bir eda ile Türkiye'ye parmak sallayanların bizden istediği devletimizdir, vatanımızdır. Büyük ve güçlü Türkiye idealimizin kuvveden fiile çıkmasını engellemektir.
Bir defa aziz milletimin şunu bilmesini isterim: Her kim ne adına olursa olsun millî mutabakat ruhuna zarar verecek bir tavır içindeyse, Türkiye'nin rakiplerine hizmet ediyor demektir. Her kim ortak değerlerimizi hedef alıyor, aramızdaki rabıtayı zayıflatmaya çalışıyorsa, Türk milletinin dostu değil, yeminli bir hasmıdır. Türk ve Türkiye düşmanlarının işte bu sinsi tuzaklarına düşmeyeceğiz. İç cephemizi sağlam tutacak, güçlendirecek, orada gedik açmak için fırsat kollayanlara karşı daima uyanık olacağız.
Daha önce de çeşitli vesilelerle dile getirdim. Yılın bu ilk günlerinde bir kez daha altını çizerek ifade ediyorum, on yıllardır farklı biçimleriyle mücadele ettiğimiz terör belası, Türkiye'nin ayağına vurulmuş emperyalist bir prangadır. DEAŞ’ından FETÖ’suna, DHKP-C’sinden PKK'sına gayrimeşru yapıların hepsi birer aparat olarak bu amaçla kullanılmıştır. Kahraman güvenlik kuvvetlerimizin destansı mücadelesi, savunma sanayimizdeki atılımlarımızın ülkemize sağladığı yetenekler, hak ve özgürlükler alanında hayata geçirdiğimiz tarihi reformlar ve milletimizin engin basireti sayesinde terör musibetinden ebediyen kurtulma noktasında önemli bir fırsat yakaladık. Ülkemizin önünde aralanan fırsat penceresini ardına kadar açacak bu imkânın sabote edilmesine izin vermeyeceğiz. Terörsüz Türkiye sürecini kararlılıkla devam ettirerek 40 senedir ülkemizin enerjisini ve kaynaklarını sömüren terör sorununu kökten çözeceğiz. İnşallah bunu da suhuletle, sabırla, sağduyuyla yapacağız. Terörün karanlık gölgesinin olmadığı bir ülkede ve bölgede yaşamanın getireceği büyük kazanımlara odaklanarak bu hedefimize ulaşacağız.
Aziz milletim, değerli basın mensupları; 2026 yılının ilk Kabine Toplantısını biraz önce gerçekleştirdik. Güvenlik, dış politika, ekonomi ve sosyal politikalar başta olmak üzere birçok kritik meseleyi etraflıca değerlendirdik. Milletimizin hayrına olacak önemli kararlar aldık. Bunlara geçmeden evvel son 3 haftada millete hizmet yolunda neler yaptığımızı şöyle özetin özeti mahiyetinde sizlerle paylaşmak istiyorum.
Değerli vatandaşlarım, aziz kardeşlerim; 16 Aralık'ta barış, istikrar ve refah üreten dış politika temasıyla düzenlenen 16. Büyükelçiler Konferansı'nda dünyanın dört bir yanında devletimizi başarıyla temsil eden büyükelçilerimizle bir araya geldik. Belirsizliğin arttığı, çıkar kavgasının kızıştığı mevcut küresel konjonktürde hem diplomatik zeminde, hem de diğer alanlarda güçlü bir varlık gösteriyoruz. Hiç çekinmeden, eğilmeden, bükülmeden, hiç kimseye minnet etmeden ülkemizin hak ve hukukunu her platformda cesaretle savunuyoruz. Ana muhalefetin başındaki zat gibi yabancılardan 5 dakikacık ilgi dilenmiyor, muhataplarımıza 5 dakikalık bir görüşme için yalvarmıyoruz. Büyük bir milletin ve büyük bir devletin mensubu olduğumuzun bilinciyle her yerde dik duruyor, ama diklenmiyoruz. Hep söyledik, bugün tekrar ediyorum; biz ne kuru hamaset, ne ucuz polemik peşindeyiz, ne de rol kapma, rol çalma derdindeyiz. Biz Türkiye Cumhuriyeti'ni tüm dünyada şanla, şerefle, iftiharla temsil etmenin mücadelesi içindeyiz. Türkiye, sık sık vurguladığım üzere her alanda dünyanın dikkatle, takdirle, çoğu zaman gıptayla ve hayranlıkla takip ettiği bir atılım gerçekleştiriyor. Bunun önünü kimse kesemeyecek. Uzak olmayan bir gelecekte inşallah daha güçlü, daha müreffeh, hemen her alanda daha itibarlı bir ülkede hep beraber yaşayacağız.
Burada yeri gelmişken şu hususu da ifade etmek zorundayım: Türkiye, dünyanın her tarafında adaleti, meşruiyeti ve uluslararası hukuku savunan ülkelerin en başındadır. Gazze'den Suriye'ye nerede bir haksızlık, hukuksuzluk ve zulüm varsa tavrımızı çok net biçimde ortaya koyduk. Açık söylüyorum, ilkelerimiz söz konusu olunca komplekse kapılmayız. Bu hakikati ana muhalefetin başındaki zat bilmese de Afrika'dan Latin Amerika'ya dostlarımız ve kardeşlerimiz gayet iyi bilmektedir. Ana muhalefet partisi genel başkanı, iç siyasette olduğu gibi, dış politikada da üçüncü sınıf bir popülizm yapmaktadır. Bu zatın ne dediği, neyi savunduğu bile belli değildir.
“ULUSLARARASI HUKUKU İHLAL EDEN HİÇBİR EYLEMİ TASVİP ETMEYİZ”
Aziz milletim; lütfen son yıllarda bölgemizde cereyan eden hadiseleri ve bunlara karşı CHP'nin yaklaşımını şöyle bir gözden geçirin. CHP Genel Başkanının isabetli tek bir öngörüsünü bulamazsınız. Ne Karadeniz'de, ne Doğu Akdeniz'de, ne Gazze soykırımında, ne Libya, ne de Suriye konusunda tutarlı, vicdanlı, omurgalı hiçbir duruşları yok. Tek bildikleri hükûmetimize karşı çıkmak, bizim ak dediğimize kara, doğru dediğimize yanlış demek. Rusya-Ukrayna krizinin ilk günlerinde şimdi karşılarında süklüm püklüm oldukları güç odaklarının işaretiyle hükûmetimizi eleştirenler bunlardı. Suriye'nin devrik lideri ülkesinden kaçarken, Esad'la görüşülmeli diyenler bunlardı. Karabağ'ın 44 günlük vatan muharebesinde Ermeni diasporasıyla söz birliği içinde can Azerbaycan'ı desteklememize karşı çıkanlar bunlardı. Gazze soykırımında Filistin direnişine terör yaftası vuranlar bunlardı. Yıllarca Türkiye'yi DEAŞ’a destek vermekle suçlayanlar bunlardı. Avrupa'ya Türkiye'yi şikâyet turları düzenleyenler bunlardı. Kendi ülkelerine müdahaleyi savunanları tebrik sırasına girenler bunlardı. Dış politikada omurga nedir, ilke nedir, millî menfaat nedir bilmeyenler yine bunlardı, bugün bize ahkâm kesen ana muhalefet yöneticileriydi. Şimdi çıkmışlar akıllarınca bizi sıkıştırmaya çalışıyorlar. Kimse kusura bakmasın, ama bunun adı yüzsüzlüktür. Muhalefet, iktidar yıpransın da Türkiye'ye ne olursa olsun mantığıyla hareket edemez. Böyle bir sorumsuzluğun içinde olamaz. Dahası bu kadar basiretsizlikten sonra bırakın ana muhalefetin bize laf söylemesini, bu konularda ağızlarını dahi açmaması gerekir.
Şurası da çok enteresan: Ülkemizden 11 bin kilometre ötede Türkiye ile yakın dostluk ilişkisi olan bir ülkede müessif bir hadise yaşanıyor. CHP Genel Başkanının aklına ilk gelen bize saldırmak, bize sataşmak oluyor. Şimdi çeşitli fotoğraflar üzerinden bize mesaj vermek oluyor. Allah aşkına bu patolojik bir ruh hâlinin işareti değilse nedir? Siyasette kutuplaşmayı bu provokatif üslupla mı azaltacaksınız? İç cephemizin tahkim edilmesine böyle mi destek olacaksınız? Dünyanın içinden geçtiği bu zor dönemde Türkiye'nin hak ve hukukunu böyle mi koruyacaksınız?
Aziz milletim; biz tabi ki bunlara kulak asmayacak, çirkin tahriklere gelmeyeceğiz. Gerekirse bin düşünüp bir söyleyecek, Türkiye'nin menfaatlerini her daim koruyacak, kollayacak ve yücelteceğiz. Çünkü bizim üzerimizde milletin emaneti var. Bizim üzerimizde 86 milyonun hakkı var, sorumluluğu var. Bizim omuzlarımızda umutlarını büyük ve güçlü Türkiye'ye bağlamış yüz milyonların mesuliyeti var. Hep söylüyorum, bizim sırtımızda yumurta küfesi var. Bakın biz iç politikayı da, dış politikayı da ilkelerle yapan, akılla ve vicdanla yapan bir hükûmetiz, böyle bir kadroyuz. Dünyanın neresinde olursa olsun siyasi meşruiyeti ve uluslararası hukuku ihlal eden hiçbir eylemi tasvip etmeyiz. Venezuela meselesinde de hem Türkiye için, hem dost Venezuela halkı için en iyisi, en doğrusu neyse onu yapmanın gayretindeyiz. Sayın Maduro ve Venezuela halkı milletimizin dostu olduğunu pek çok kez göstermiştir. İki dost ülke olarak zor günlerimizde birbirimizle dayanışma içinde olmaya önem ve öncelik verdik. Bugün de aynı anlayışla hareket ediyoruz.
“TÜRKİYE VE TÜRK MİLLETİ DOST VENEZUELA HALKININ YANINDA OLMAYA DEVAM EDECEKTİR”
Şurası bir gerçek ki, ülkelerin egemenlik haklarının ihlal edilmesi ve uluslararası hukukun çiğnenmesi küresel düzeyde ciddi komplikasyonlara yol açabilecek riskli adımlardır. Hukukun gücü yerine gücün hukukunun egemen olduğu bir dünyada istikrarsızlık, kriz, çatışma eksik olmaz. Biz Türkiye olarak ne bölgemizde, ne başka coğrafyalarda kaos, kargaşa ve gerilim olmasını asla istemeyiz. Kurallara dayalı uluslararası sistemin korunması bu bakımdan önemlidir.
Bugünkü Kabine Toplantımızda ilgili birimlerimizin derlediği güncel bilgiler ışığında Venezuela vakasını enine boyuna değerlendirdik. Amerikan Başkanı Trump ile telefon görüşmemizde de ülkemizin hassasiyetlerini kendisine ilettik. Venezuela'nın istikrarsızlığa sürüklenmemesi gerektiğinin altını çizdik. Türkiye ve Türk milleti refah, huzur, kalkınma mücadelelerinde dost Venezuela halkının yanında olmaya devam edecektir.
Değerli arkadaşlar; 18 Aralık'ta Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri'ni külliyemizde düzenlediğimiz törende sahipleriyle buluşturduk. Arkeoloji, bilim kültür, müzik, resim ve fotoğraf dallarında ödüle layık görülen ilim ve sanat erbabımızı tebrik ediyor, başarılar diliyorum.
20 Aralık'ta İstanbul Tersane Komutanlığımızda Türk donanması ve Türk tersaneciliğinin gurur günlerinden birine daha tanıklık ettik. Havadan bağımsız tahrik sistemi ve gelişmiş Sonar teknolojisiyle öne çıkan TCG Hızır Reis Denizaltımızı ve Yeni Tip Çıkarma Gemimiz Ç-159'u donanmamızın hizmetine verdik. Kendi mühendislerimizin geliştirdiği yüzde 90 yerlilik oranına sahip marin motorlu, ULAQ silahlı insansız deniz aracımızı Deniz Kuvvetlerimizin filosuna dahil ettik. Mavi Vatandaki caydırıcılığımıza önemli katkılar yapacak açık deniz karakol gemimiz SEFERİHİSAR’ın ise ilk sac kesimini gerçekleştirdik. Aynı törende Pakistan'la olan MİLGEM Sözleşmeleri kapsamındaki ikinci gemiyi PNC Hayber'i Pakistan heyetine teslim ettik. Donanmamızın gücüne güç katacak yeni deniz platformlarımız bir kez daha hayırlı, uğurlu olsun diyorum.
20 Aralık'ta TÜBA Bilim Ödüllerini 38 bilim insanımıza, TÜBİTAK ödüllerimizi ise 8 farklı üniversitemizden 11 hocamıza tevcih ettik.
25 Aralık'ta Avrupa'nın en büyük sivil toplum kuruluşlarından Uluslararası Demokratlar Birliği'nin üyelerini külliyemizde ağırladık. Avrupa genelindeki 253 şubesiyle demokratik ve aktif katılımdan sağlıklı entegrasyona, eğitim projelerinden İslam düşmanlığı ile mücadeleye birçok alanda çalışmalar yürüten birliğimize teşekkürlerimi iletiyorum. Türk diasporasının her bir mensubu bu vatanın, bu milletin göz bebeğidir. Büyükelçiliklerimizle, konsolosluklarımızla, Yurtdışı Türkler Başkanlığımız ve diğer kurumlarımızla bu kardeşlerimize hizmet etmeyi sürdüreceğiz.
Kıymetli basın mensupları; 6 Şubat depremlerinin yaralarının sarılması iktidarımızın yaklaşık 3 yıldır birinci önceliğiydi. Hükûmet, bu enkazın altında kalır diyen istismarcılara meydanı terk etmedik. Asrın felaketinin üstesinden asrın dayanışması ve seferberliğiyle gelmeyi başardık. İşte en son 27 Aralık'ta 11 ilimizde yapımı tamamlanan 455 bininci deprem konutunun anahtarlarını teslim etmek üzere Hatay'ın misafiri olduk. Hatay'ımızda 55 bin 681, Kahramanmaraş'ımızda 22 bin 81, Malatya'mızda 11 bin 367, Adıyaman'ımızda 4 bin 833, Osmaniye'mizde 3 bin 357, Elâzığ’ımızda 2 bin 568, Gaziantep'imizde 1.620, Şanlıurfa'mızda 1.333, Diyarbakır'ımızda 887, Adana'mızda 692, Kilis'imizde 308, Kayseri'mizde 224, Tunceli'mizde 201, Bingöl’ümüzde 27 olmak üzere toplam 105 bin 179 konut, köy evi ve iş yerini daha depremzede vatandaşlarımıza teslim ettik. Böylece milletimize verdiğimiz sözleri tutmanın huzuru içinde, depremin etkilediği 11 ilimizde toplam 455 bin 357 bağımsız bölümü afetzede kardeşlerimizin kullanımına sunmuş bulunuyoruz. Bizleri milletimize mahcup etmeyen Rabbime sonsuz hamdediyorum. Konut, köy evi ve iş yerlerimiz bir kez daha hayırlı uğurlu olsun diyor, hak sahiplerimizin yeni yuvalarında ağız tadıyla oturmalarını diliyorum.
Hatay'da aynı zamanda toplam 200 milyar değerinde 227 yatırımın toplu açılışını yaptık. Çevre ve Şehircilik Bakanlığımızla birlikte tüm bakanlıklarımıza, kurum ve kuruluşlarımıza, yüklenici firmalarımıza, hayırseverlerimize, işçi, mimar ve mühendislerimize, herkese teşekkür ediyorum.
30 Aralık'ta Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud ve heyetini ülkemizde misafir ettik. Sayın Cumhurbaşkanı ile görüşmemizde Somali'de hayata geçirdiğimiz uzay limanı projemizde gelinen son aşamayı değerlendirdik. Ayrıca, filomuza yeni kattığımız Çağrı Bey ve Yıldırım derin deniz sondaj gemilerimizin müjdesini milletimizle paylaştık. Yeni gemilerimizin de ülkemize hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum.
Aziz milletim; 2026 senesini ihracatta kırdığımız rekorların sevinciyle karşıladık. Geçen yıl için ihracatta hedefimizi 270 milyar dolar olarak açıklamıştık. Mal ve hizmet ihracatında ise 390 milyar dolarlık bir hedef belirlemiştim. Allah’a hamdolsun, her iki hedefimizin de üzerinde bir rakama ulaştık. 2025 senesini 273,4 milyar dolarlık bir ihracat rakamıyla kapattık. Böylece geçen yıla göre ihracatta yüzde 4,5 oranında bir artış kaydettik. Aralık ayı ihracatımızda Kasım ayına kıyasla yüzde 12,8 oranında bir artış oldu ve ihracatımız 26 milyar 411 milyon dolara yükseldi. Bu rakamlarla hem aylık bazda, hem de yıllık olarak Cumhuriyet tarihimizin rekoruna imza attık.
Bir başka çarpıcı oran hizmetler ihracatımızdır. Hizmetler ihracatımızın 123,1 milyar doları bulduğu, böylece 2025 yılı mal ve hizmet ihracatımızın 396,5 milyar dolara ulaştığı görülüyor. İnşallah bu yılın sonunda ihracatta 282 milyar doları hedefliyoruz. Hizmetler ihracatında ise 128 milyar doları yakalayarak toplam 410 milyar dolar mal ve hizmetler ihracatına ulaşmayı istiyoruz. Bu vesileyle tüm ihracatçı kuruluşlarımızı, iş adamlarımızı, ilgili sivil toplum örgütlerini, ilgili bakanlıklarımızı ve bürokratlarımızı tebrik ediyorum.
Değerli arkadaşlar; 2026 yılına ekonomi cephesinden gelen umut verici haberlerle giriyoruz. Makroekonomik istikrar ve reform programımızın semeresini başta enflasyon olmak üzere birçok alanda yavaş yavaş topluyoruz. Nitekim bugün 2025 yılına dair önemli bir gösterge daha açıklandı. İhracatta olduğu gibi enflasyonda da son derece güzel haberler aldık. Aralık ayı tüketici fiyat endeksi yüzde 0,89 oranında gerçekleşti ve böylece 2025 yılı enflasyon oranı yüzde 30,89 oldu. Böylece yıllık enflasyon, 49 ayın en düşük seviyesine indi. Burada da kalmayacak, enflasyonu daha düşük seviyelere çekeceğiz. Enflasyon verilerinin de ekonomimiz için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Göreve geldiğimiz ilk günden beri titizlikle uyguladığımız işçimizi, memurumuzu, emeklimizi enflasyona ezdirmeme politikamızı aynı hassasiyetle devam ettireceğiz.
Son olarak üniversiteli gençlerimizle şu müjdeyi paylaşmak isterim: Biliyorsunuz 2002 yılında 451 bin 550 üniversite öğrencilerimize yalnızca 45 lira burs ve öğrenim kredisi veriliyordu. Biz bu rakamı her geçen yıl katlayarak artırdık. Eğitim yolculuklarında genç kardeşlerimizin daima yanında olduk. 2025 yılı içerisinde 867 bin kişiye kredi, 651 bin kişiye burs olmak üzere toplam 1 milyon 518 bin üniversite öğrencimize destek sunduk. Sadece geçen sene üniversite öğrencilerimize sağladığımız burs ve kredi desteğinin toplamı 34 milyar 14 milyon liradır. 2025 yılında burs ve öğrenim kredisi olarak lisans öğrencilerimize 3 bin lira, yüksek lisansa 6 bin lira, doktoraya 9 bin lira destek sunuyorduk. 2026 yılı itibariyle bu rakamı yüzde 33 oranında artırarak lisans öğrencilerimizde 4 bin liraya, yüksek lisans öğrencilerimizde 8 bin liraya, doktora öğrencilerimizde 12 bin liraya yükseltiyoruz. Gençlerimize ve ailelerine hayırlı, uğurlu olsun.
Bu düşüncelerle kabine toplantımızın ve aldığımız kararların tüm Türkiye için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Rabbim ülkemizi her türlü sıkıntıdan muhafaza eylesin diyor, sizleri bir kez daha saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. Kalın sağlıcakla.”
İlginizi Çekebilir