© Alevi Haberler

Dr. İ. Halil Özak yazdı: Göç ve göçmenler olmasaydı Almanya’da yaşam nasıl olurdu? (2)

Dr. İ. Halil Özak'ın Almanya merkezli arti49.com'da yayımlanan yazı dizisinin ikinci bölümünde, "Göç ve göçmenler olmasaydı Almanya’da yaşam nasıl olurdu?" başlığıyla Almanya'daki göçmen tartışmalarını ele aldı.

Dr. İ. Halil Özak'ın Almanya merkezli arti49.com'da yayımlanan yazı dizisinin ikinci bölümünde, "Göç ve göçmenler olmasaydı Almanya’da yaşam nasıl olurdu?" başlığıyla Almanya'daki göçmen tartışmalarını ele aldı. Özak'In yazısı göç karşıtı söylemlerin gerçekleri tersyüz ettiğini vurguluyor.

Dr. İ. Halil Özak'ın yazısının tam metni şöyle:
 

Bazı yeni rakamlarla devam ediyoruz: Almanya’da aktif olarak çalışan 437-440 bin arasında doktor var. Bunların yüzde 50,1’i kadın doktor. Aktif olarak çalışan doktorlar arasında, yabancı pasaportlu doktorların oranı yüzde 16 kadar ve bu da 69 bin doktor demek.

Göçmen kökenli doktorlar da bu sayıya eklenince , Almanya’da Alman kökenli olmayan doktor sayısı, yüzde 23-24 arası bir oranla 115-117 bini buluyor. Yani neredeyse her dört doktordan biri göçmen kökenli.

Almanya genelinde her doktor 193-195 arası kişiye bakıyor ama, kırsal alanlarda ve doğu eyaletlerinde doktor başına düşen kişi sayısı 240'a kadar çıkabiliyor.

Almanya’da çalışan doktorların yüzde 23’ü 60 yaşını üzerinde. Bu, önümüzdeki 5 ile 7 yıl arasında, çalışan yaklaşık her dört doktordan birinin emekli olacağı anlamına da geliyor.

Bir tıp öğrencisinin hiç sınıfta kalmadan, doktor olarak çalışabilmesi için geçen süre 6,5 ile 7 yıl arasında. Almanya’daki toplam tıp fakültelerinden her yıl 10 bin-10 bin 500 arası öğrenci mezun oluyor.

Bu demektir ki, önümüzdeki 7 yıl içinde çalışan 440 bin doktordan 110 bini emekli olacak, ama 7 yıl içinde 70 bin, en fazla 75 bin yeni doktor göreve başlayabilecek. Böylece, ortaya çıkacak en az 40 bin doktor açığını Almanya, dışından gelen doktorlarla karşılamaya çalışacak.

Bu verilerden çıkan sonuçla: Almanya’da 25-26 milyon insana, neredeyse her üç kişiden birine, göçmen kökenli doktorlar hizmet veriyor. Almanya’da doğum oranının düşük olduğunu biliyoruz, emekli ve bakıma muhtaç insan sayısının artmasıyla birrlikte, ülkenin göçmen kökenli doktor gereksiniminin her yıl daha da artacağını öngörmemiz mümkün..

Son yıllarda Almanya’nın sağlık personeli ve doktora gereksinimi gereği, gelen doktorlar arasında 7-8 bin kadarı Suriyeli, 4 bin 700 Romanyalı, 3 bin 200 Türk, 3 bin 100 Rus, 3 bin 100 Avusturyalı ve 3 bin kadar da Yunan doktor var. Bu doktorların yüzde 71-73 kadarı hastanelerde çalışıyorlar.

Doğu Almanya’daki göçmen doktorlar

Almanya’nın doğusunda yer alan eyaletlerin hemen hemen tamamında göçmenlere karşı daha yoğun bir tepki var. Bu tepkinin nedenleri, bu nedenlerin kaynakları, gerçeğe dayanıp, dayanmaması vb. aslında kapsamlı bir yazı konusu. Ancak bu olgu bu yazının konusunu çok aşacağı için, burada sadece konuya değinerek bırakıyorum.

Yaşamın bir çelişkisi olarak, Almanya’nın doğusunda göçmenlere tepki daha fazla. Göçmen karşıtı, Almanya için Alternatif (AfD) partisi, bazı eyaletlerde birinci parti ve neredeyse başbakan çıkaracak seviyede. Ancak Doğu Almanya’da yaşayan insanları Batı’ya oranla daha çok yabancı uyruklu doktor tedavi ediyor.

Thüringen eyaleti, 2025 sonu verilerine göre 2 bin 100 kadar “göçmen” doktorla ilk sırada. Almanya genelinde her sekiz doktordan biri yabancı pasaportlu ama, Thüringen eyaletinde her beş doktordan biri yabancı pasaportlu. Bu oran hastanelerde her dört doktordan birine çıkıyor.

Mecklenburg-Vorpommern eyaletinde de hastahanelerdeki doktorların oranı bazen yüzde 33’e kadar varıyor.

Yine Brandenburg eyaletinde her 5 doktordan biri yabancı pasaportlu.

Doğu eyaletlerinde Suriyeli doktorlar başta olmak üzere, genellikle Romanyalı, Ukraynalı ve Rus doktorlar çalışıyor.

Doğu eyaletlerinde emekli olan doktorların yerine o bölgenin genç doktorları gitmiyor. Yabancı doktor olmazsa birçok hastane, bazı bölümlerini kapatmak zorunda kalacak. Doğu eyaletleri doktor, hemşire, yaşlı ve engellilere bakan personel, hatta mutfak personeli için bile yabancı ülkelere ilan veriyorlar.

Kısa bir süre önce bir yakınımı doğu eyaletlerinden birine, bir rehabilitasyon merkezine götürdüm. Burada yakınımı muayene eden ilk doktor Arnavutluk’tan bir bayan doktordu. Akşam yemeğini getiren ise, benimle kafa göz yararak Türkçe konuşmaya çalışan Özbek bir personal.

Hasta ve yaşlı bakıcıları

Hasta ve yaşlılara bakıcıların eğitimi için Almanya, bakıcı başına yıllık 42 bin ile 46 bin 500 euro arasında bir masraf ediyor. Yıllık eğitim masrafı eyaletten eyalete farklılıklar gösteriyor. Şöyle:

Bakıcılık eğitimi alan öğrenciler, eğitimleri süresince 1300 ile 1500 euro arasında bir aylık alıyorlar.

Almanya’da 2025 yılı sonunda çalışan, yabancı bir ülke vatandaşı bakıcı sayısı 300 binden fazla ve çalışan tüm bakıcılara oranı yüzde 18-19 kadar. Yani, ortalama her 5 bakıcıdan biri göçmen ama hâlâ yabancı bir ülke vatandaşı.

Bu bakıcıların yüzde 21’i, yaşlıların bakımında, yüzde 17’si de hastanelerde çalışıyor.

Bunlara bir de göçmen kökenli, ancak Alman vatandaşı olan bakıcılar eklenince sayı 550 bine kadoar çıkıyor. Yani Almanya’daki her 3 bakıcıdan biri göçmen kökenli.

Mültecilerin durumu

Federal Çalışma Ajansı’nın (Bundesagentur für Arbeit) verilerine göre, sadece 2024 sonuna kadar iltica başvurusu yapan mültecilerden 21 bini bakım hizmetlerinde çalışıyordu. Bunların 6 bin 600 kadarı kalifiye personel, 5 bin 300 kadarı sağlık hizmetleri eğitimi alıyor, geri kalanları da hastabakıcı yardımcısı olarak çalışıyor.

2024 yılı verilerine göre yaşlı ve engellilere bakım alanında çalışan Suriyeli sayısı 10 kat artarak 17 bine çıktı.

Sağlık hizmetlerinde çalışan mülteciler arasında birinci sırada Suriye vatandaşları, ikinci sırada Afganistanlılar geliyor.

2022 yılından sonra, bakım hizmetlerinde çalışanların sayısının artması, ancak yabancı bir ülkenin pasaportunu taşıyan çalışanlar sayesinde gerçekleşti.

Göçmen sağlıkçıların ekonomik katkısı

Bir konuyu açıkça ifade etmek gerekiyor: Göçmenlerin Almanya’daki sağlık hizmetlerine yük olduğu bir efsanedir. Ortada bazı siyasi çevreler tarafından üretilen, kasıtlı bir uydurma var.

Almanya’da toplam nüfus içinde yüzde 31’i, yani toplam 26 milyon kadar göçmen kökenli nüfus, göreceli olarak daha genç olan nüfustur. Genç nüfus, doğal olarak, sağlık hizmetlerinden daha az yararlanmaktadır.

Almanya bir taraftan göçmen kökenli, göreceli genç nüfus için, sağlık alanında daha az harcama yapıyor. Diğer taraftan da, hiçbir masrafa girmeden, eğitimine, uzmanlaşmasına hiçbir katkısının olmadığı göçmen kökenli sağlık personeli çalıştırarak, milyarlarca euro masraf etmiyor.

Bu somut duruma iki örnek:

a- Göçmen kökenli doktorlar:

Dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi, Almanya’da da tıp eğitimi pahalı bir eğitim. Bir öğrencinin tıp fakültesine başlayıp, stajını da yaptıktan sonra, asistan doktor olarak çalışmaya başladığı geçen süre için devletin harcadığı para 250 bin ile 320 bin euro arasında. Bazı kaynaklar bu rakamı 450 bin euro olarak da veriyor. Çeşitli kurumlar yapılan toplam eğitim masrafı olarak, farklı dönemlerde, farklı kriterleri esas aldıklarından ortaya farklı rakamlar çıkıyor.

Model hesaplamamız için, bir tıp fakültesi öğrencisine eğitim süresince devletin harcadığı parayı 280 bin euro olarak alalım.

69 bin (yabancı pasaportlu) doktorun eğitimi için Almanya’nın, normal koşullarda, 69.000 x 280.000 euro = 19 milyar 525 milyon euro ödemesi gerekirdi.

Bazı kaynaklar yabancı pasaportlu, göçmen doktorların sayısını 76 bin olarak veriyorlar. Bu doktorlar için Almanya, 76.000 x 280. 000 euro eğitim masrafı olarak, toplamda 21 milyar 280 milyon euro ödemedi.

Hangi model hesaplama sonucunu alırsak alalım, Almanya’nın yabancı doktor çalıştırmaktaki kârı 20 milyar euro kadardır.

Ayrıca 69 bin yabancı pasaportlu doktorun, 15-16 bini uzman doktor.

Bir asistan doktorun 6 yıllık bir süre içinde, yani konusunda uzman doktor haline gelinceye kadar da aldığı maaş ve eğitim giderlerinin toplamı, yani Almanya’ya maliyeti toplam 600 bin eurodan fazladır. Bu model hesaplamaya göre de: 15.000 x 600.000 = 9 milyar euro.

Bu verilerden çıkan sonuç: Hangi model hesaplamayı esas alırsak alalım, Almanya milyarlarca euro eğitim ücreti ödemeden, on binlerce doktora sahip olmanın yanında, bir de yine hiçbir masraf etmeden 15-16 bin kadar uzman doktora sahip oluyor.

Ayrıca göçmen kökenli Alman vatandaşı olan doktorlar arasında da, Almanya dışındaki ülkelerde tıp okuyan, hatta uzman doktor olduktan sonra Almanya’ya gelen doktorlar var. Bunlar model hesaplamamızın dışında.

Bunları da eklediğimizde ortaya çok daha büyük bir tasarruf veya “kâr” çıkar. Bu, Almanya’nın tasarrufu veya “kârıdır”. Aklımızda tutalım.

b- Hastabakıcılar

2025 sonu verilerine göre bakıcı eğitimin yıllığı 46 bin ile 48 bin euro arasında, bakıcı eğitimi 3 yıl sürüyor. Yıllık eğitim süresi 3 x 46.000 euro = 138.000 euro.

Toplam 550 bin göçmen kökenli bakıcıdan, 370 bini Alman vatandaşı değil.

Almanya, 370.000 x 138.000 euro = 51 milyar 60 milyon euro eğitim masrafı ödemeden, çeşitli sağlık kurumlarında çalıştırabileceği 370 bin bakıcı personel kazanıyor.

Bunların dışında, bir de Almanya için maddi getirisini hesaplamadığım sağlık kesimleri var.

1- Ebeler: Almanya’da toplam 30 bin kadar ebe var ve bu ebelerin yüzde 19-20 kadarı göçmen kökenli. Neredeyse her 5 ebeden biri göçmen kökenli. Ayrıca aktif çalışan ebelerin yüzde 9-10 kadarı yabancı bir ülkenin pasaportuna sahip.

2- Eczacılar: Almanya genelinde toplam eczacı sayısı 70 bin kadar. Göçmen kökenli eczacıların oranı, yüzde 24-25 civarında ve 16 bin 500 ile 17 bin 500 arasında. Dolayısıyla, her 4-5 eczacıdan birinin göçmen kökenli olduğunu söyleyebiliriz.

Bu eczacıların 12 binden daha fazlası yabancı pasaportlu. Bunların arasında örneğin 2 bin 500 Suriyeli eczacı var. Geri kalan eczacılar da İran, Mısır, Yunanista, Türkiye ve Romanya’dan gelenler. Bir eczacının staj dönemi de dahil, Almanya’ya toplu eğitim masrafı, 150 ile 200 bin euro arasında. Bu masrafı 180 bin olarak alalım. 12 bin yabancı pasaportlu eczacı x 180.000 euro= 2 milyar 160 milyon euro.

Demek ki, Almanya yabancı pasaportlu 12 bin eczacı için de hiçbir eğitim masrafı ödemediği gibi, eczacılık eğitimini ülkesinde alıp Alman vatandaşlığına geçen eczacılar için de hiçbir masrafta bulunmuyor.

3- Diş doktorları: Almanya’da toplam 74-75 bin arasında diş doktoru var. Bunların yüzde 10 kadarı yabancı pasaportlu. Yani Almanya’da 7 bin 500 kadar yabancı pasaportlu, göçmen kökenli diş doktoru var. Almanya her diş doktorunun eğitimi için toplam 300 bin euro ödüyor. 7.500 x 300.000 = 2 milyar 250 milyon euro. Almanya 7 bin 500 diş doktoru için de hiçbir eğitim masrafı ödemedi.

4- Kayıt dışı bakıcılar: Yaşlıların ve emeklilerin bakımında yarı açık, yarı gizli bir alan var. Genellikle Polonya, Romanya, Bulgaristan gibi Doğu Avrupa ülkelerinden kadınlar bakıcılar, evlerde aileyle birlikte yaşayarak yaşlı ve engellilere bakıyorlar. Evlerde verilen bu bakım hizmeti, 24 saat verilen bir hizmet ve genellikle kayıt dışı.

Alman Sendikalar Birliği (DGB) ve bağlı sendikaların tahminlerine göre bu kayıt dışı alanda da 300 ile 600 bin arasında “yatılı” bakıcı çalışıyor. Bu yatılı çalışanların en fazla yüzde 15'i sisteme kayıtlı.
Kayıt dışı bakıcıların sayısını en az 300 bin olarak alsak dahi, Almanya’nın eğitimine hiçbir masrafta bulunmadan hizmet aldığı bakıcıların sayısı 300 bin daha artar.

Geçici bilanço için bir ara sonuç

Büün bu hesaplardan hareketle bazı şeylerin altını çizebiliriz.

Yabancı pasaportlu doktorların, hasta ve engelli bakıcılarının, diş doktorlarının, ebelerin ve eczacıların Almanya için ekonomik bir getirileri daha var: Bu insanlar işe başladıkları andan itibaren sağlık ve emeklilik sigortasına kesinti ödüyorlar. Ayrıca diş doktorları, eczacılar ve diş doktorları kendi muayenehanelerinde elaman çalıştırarak sağlık ve emeklilik sigortalarına da prim ödüyorlar.

Demek ki, Almanya bir taraftan, kendi çıkarına göçmen sağlık personeli çalıştırarak, hiçbir eğitim ve uzmanlık masrafı ödemeden yetişkin insan gücünü istihdam ediyor. Diğer taraftan da, bu personeli büyük ekonomik zorluklara katlanarak yetiştiren ülkelerin insan gücünü ellerinden alıyor.

Sonuç: Yabancı pasaportlu göçmenler, Almanya’ya eğitim süresince hiçbir masraf çıkarmamış, göreceli olarak daha genç, mesleki olarak tecrübeli ve işe başladığı saatten başlayarak sigortalara prim ödeyen, neredeyse 500 binden daha fazla, evet, yarım milyondan daha fazla bir sağlıkçı ordusu armağan ediyor.

Yabancı pasaportu veya Alman vatandaşı göçmenler sağlık hizmetlerinde Almanya için bir sorun değil, Almanya’da sağlık sorunları için bir çözüm, büyük bir şanstır.

O halde yabancı düşmanı efsanelerin gerçeği tersyüz ettiğini açıkça ilan etmek gerekiyor.

Dr. İ. Halil Özak

ARTI49

Kaynak ve yazının orjinalini okumak için tıklayınız
ARTI49

İlginizi Çekebilir

TÜM HABERLER