© Alevi Haberler

Erdem Cömert yazdı: Kerbela’dan Gazze’ye Hüseyni duruş

Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Erdem Cömert, Aydınlık gazetesinde Muharrem matemi orucunun başlaması nedeniyle bir yazı kaleme aldı. Cömert, "Kerbela’dan Gazze’ye Hüseyni duruş" başlıklı yazısında "Kerbela, zulüm karşısında alınan tavrın adıdır" diyerek, bizlerin de günümüzdeki saflaşmaya Hüseyni duruşu sahiplenmemiz gerektiği belirtti. İşte, o yazı:

Muharrem ayı yarın başlıyor. On iki gün boyunca oruç tutacağız, yas tutacağız, düşüneceğiz. Bugün Hicri takvimin ilk günü. Takvimler değişiyor ama Kerbela’nın bize verdiği ders, Kerbela’da yükselen ses değişmiyor.

ÖLÜMÜ GÖZE ALMAK

Hz. Hüseyin, Yezid’e biat etmedi. Karşısındaki gücün büyüklüğünü de biliyordu, sonunun şehadet olacağını da. Buna rağmen geri çekilmedi. Saklanmadı. Pazarlık yapmadı. Kerbela çölünde susuz bırakıldı, ailesiyle ve yoldaşlarıyla birlikte katledildi. Ama diz çökmedi.

Tarih, Hz. Hüseyin gibi ölüm karşısında eğilmeyen insanlarla doludur. Sokrates baldıran zehrini içerken düşüncelerinden vazgeçmedi. Jan Hus ateşe yürüdü. Thomas More idam sehpasına çıktı. Jeanne d’Arc yakılacağını bilerek geri adım atmadı. Salvador Allende darbecilere teslim olmak yerine başkanlık sarayında direnmeyi seçti.

Bu insanların ortak noktası zafer kazanmaları değildir. Onları tarihe taşıyan şey, ölüm tehdidi karşısında inançlarını ve ilkelerini hayatlarından üstün tutmalarıdır. Tarih çoğu zaman galipleri değil, ölüm karşısındaki tavrı hatırlar.

YOLUMUZUN HÜSEYİNLERİ

Pir Sultan Abdal serini verdi. Nesimi derisini verdi. Hallac-ı Mansur canını verdi. Ama hiçbiri hak bildiği yoldan dönmedi. Hiçbiri zulme boyun eğmedi.

Mustafa Kemal Atatürk’ün Çanakkale’de söylediği “Size ölmeyi emrediyorum” sözü de aynı ruhun ifadesidir. Çünkü bazı zamanlarda ölüm korkusunu yenmek, zaferin ön şartı haline gelir. Çanakkale’de ve Kurtuluş Savaşı’nda bu millet, canını ortaya koyan insanların fedakârlığıyla ayakta kaldı.

Deniz Gezmiş ve arkadaşları da idam sehpasına yürürken korkuya teslim olmadılar. İnandıkları davadan vazgeçmediler. Onları hatırlatan şey ölüm biçimleri değil, ölüm karşısındaki duruşlarıdır. Hüseyin İnan’ın idama giderken “Biz korkuyu Kerbela’da bıraktık” dediği anlatılır.

GEÇMİŞE SAPLANMADAN BUGÜNE BAKMAK

Muharrem günlerinde Kerbela’yı anacağız. Acıyı hatırlayacağız. Fakat Kerbela’yı yalnızca tarihin bir sayfasına hapsetmeyeceğiz. Çünkü Kerbela bir olaydan çok daha fazlasıdır. Kerbela, zulüm karşısında alınan tavrın adıdır.

Nerede zulüm varsa orası Kerbela’dır. Her Kerbela’yı yaratan bir Yezid olduğu gibi, ona boyun eğmeyen Hüseyinler de olacaktır.

Bugün ABD emperyalizmi ve İsrail siyonizmi bölgemizi ateşe vermektedir. Gazze’yi büyük bir Kerbela’ya çevirdiler. İran’ı hedef aldılar. Bütün Batı Asya’yı istikrarsızlaştırmaya çalışıyorlar. Bu tehdit Türkiye’nin kapısına kadar dayanmıştır.

Son günlerde İran’a yönelik saldırılar sırasında Ayetullah Ali Hamaney’in tavrı da dikkat çekiciydi. Öldürülme tehdidi açıkça ortadaydı. Buna rağmen ülkesini terk etmedi, geri çekilmedi, teslimiyet görüntüsü vermedi. Bir sığınak ya da mahsene bile saklanmadı. Halkım füzelere hedefken ben saklanamam dedi. Şehit edildi. Zafer yalnızca silahla kazanılmaz. Bazen zafer, ölüm korkusunu yenebilen iradeyle kazanılır. Bir millet ancak liderleri ve halkı ölümden korkmadığında direnebilir.

BİZE DÜŞEN GÖREV

Bize düşen görev Hüseyni duruşu kuşanmaktır. Hz. Hüseyin gibi sonuç ne olursa olsun zulme boyun eğmemektir. Haksızlık karşısında sessiz kalmamaktır. Zalimin karşısında dik durabilmektir.

Muharrem ayı bize bunu hatırlatıyor. Hayatı korumak uğruna her şartta ilkelerden vazgeçmek doğru değildir. İnsan bazen bedel ödemeyi göze alabildiği ölçüde tarihte iz bırakır. Kerbela’nın asırlardır unutulmamasının sebebi de budur.

Bugün Kerbela’dan Gazze’ye uzanan çizgide kendimize şu soruyu sormalıyız:

Biz hangi taraftayız?

Aşk ile.

YAZININ KAYNAK LİNKİ

İlginizi Çekebilir

TÜM HABERLER