Ergün Kurt yazdı: Cumhuriyet ve Alevilerin bitmeyen eşitlik arayışı
GÜNDEMAntalya Hacı Bektaş-ı Veli Kültür Tanıtma ve İmam Rızâ Cemevi Derneği Başkanı Ergün Kurt, antalyahaber7.com’da kaleme aldığı yazıda, Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında Alevilerin hâlâ süren eşit yurttaşlık arayışını ele aldı.
Antalya Hacı Bektaş-ı Veli Kültür Tanıtma ve İmam Rızâ Cemevi Derneği Başkanı Ergün Kurt, antalyahaber7.com’da kaleme aldığı yazıda, Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında Alevilerin hâlâ süren eşit yurttaşlık arayışını ele aldı. “Cumhuriyet ve Alevilerin Bitmeyen Eşitlik Arayışı” başlıklı yazısında Kurt, Aleviliğin tarihsel köklerinden günümüze uzanan inanç eşitsizliği sorunlarını detaylı biçimde irdeledi.
Ergün Kurt'un yazısı şöyle:
Alevilik, Anadolu’da yüzyıllar içinde şekillenmiş; kendine özgü inanç, ibadet ve toplumsal değerleri olan köklü bir inanç geleneğidir. Hz. Ali ve Ehlibeyt merkezli öğretisi, cem ibadeti ve dedelik kurumu ile Sünni İslam anlayışından ayrılır. Ancak bu farklılıklar, tarih boyunca Aleviler için çoğu zaman bir zenginlikten ziyade baskı ve dışlanma gerekçesi olmuştur.
Osmanlı döneminde Safevi etkisiyle “tehdit” olarak görülen Aleviler, Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte eşit yurttaşlık ve laiklik umutlarını büyütmüştür. Halifeliğin kaldırılması ve laiklik ilkesi, Aleviler açısından önemli kazanımlar olarak görülse de uygulamada bu beklentiler tam anlamıyla karşılanmamıştır. Laiklik, çoğulcu bir inanç özgürlüğü yerine, devletin Sünni-Hanefi İslam anlayışını düzenlediği bir çerçevede hayata geçirilmiştir.
1924’te kurulan Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yalnızca Sünni-Hanefi yorumu esas alması, Aleviliğin uzun yıllar resmî olarak tanınmaması ve cem evlerinin ibadethane statüsüne kavuşturulmaması, inanç eşitsizliğini derinleştirmiştir. Vergi veren ama eşit yararlanamayan Aleviler için bu durum, Cumhuriyet’in eşitlik vaadiyle çelişmiştir.
Eğitim alanında da benzer bir tablo ortaya çıkmıştır. Özellikle 1980 sonrası zorunlu din kültürü ve ahlak bilgisi derslerinde Alevilik ya görmezden gelinmiş ya da yüzeysel ve hatalı biçimde anlatılmıştır. Bu durum, Alevi çocuklarının kimlikleriyle çatışmalarına ve ayrımcılıkla karşılaşmalarına neden olmuştur.
Kurumsal eşitsizliklerin yanı sıra toplumsal şiddet de Alevi hafızasında derin izler bırakmıştır. Dersim Harekâtı, Maraş ve Çorum olayları ile Madımak Katliamı, devletin koruyucu rolüne dair ciddi bir güvensizlik yaratmıştır. Bu acılar, yalnızca geçmişin değil, bugün süren adalet ve eşitlik taleplerinin de temelini oluşturur.
1990’lardan itibaren Aleviler, daha örgütlü ve görünür bir kimlik mücadelesi yürütmektedir. Son yıllarda bazı kurumsal adımlar atılmış olsa da, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın yetki ve bütçe açısından sınırlı kalması tartışmaları sürdürmektedir. Bu kurumun, Alevilerin oy vermediği bir iktidar döneminde kurulmuş olması ise Alevi toplumunda çelişkili duygular yaratmıştır.
Gerçek anlamda çoğulcu, demokratik ve eşitlikçi bir toplum, Alevilerin inançsal ve kültürel taleplerinin samimiyetle tanınmasıyla mümkündür. Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında, Alevilerin eşit yurttaşlık talebi hâlâ güncelliğini ve haklılığını korumaktadır.
(Yazı, 4 Şubat 2026 tarihinde antalyahaber7.com’da yayımlanmıştır. Kaynak: https://antalyahaber7.com/kose-yazilari/cumhuriyet_ve_alevilerin_bitmeyen_esitlik_arayisi-19286.html)
İlginizi Çekebilir