© Alevi Haberler

Ergün Kurt yazdı: İftar sofralarında siyaset, ilkesizlikte ısrar

Antalya Hacı Bektaş-ı Veli Kültür Tanıtma Cemevi Derneği Başkanı Ergün Kurt, laikliğin kalesi olduğu iddia edilen odakların Ramazan nedeniyle dini siyasete alet etmek yoluna başvurmalarını çarpıcı bir makale ile gözler önüne serdi.

Türkiye siyasetinde tutarlılık en zor bulunan erdem haline geldi. Bunun son örneğini ise Cumhuriyet Halk Partisi üzerinden izliyoruz.

Dün, Ramazan ayında iftar organizasyonları düzenleyen Adalet ve Kalkınma Partisi belediyelerine “din istismarı yapıyorlar” diyenler, bugün meydan meydan iftar çadırı kuruyor.

Dün “siyasal İslam” eleştirisi yapanlar, bugün kameralar eşliğinde dua programlarına katılıyor.

Sorulması gereken basit bir soru var:

Bu bir zihniyet değişimi mi, yoksa konjonktürel bir makyaj mı?

Dün eleştirdiğine bugün dönüşmek!

CHP uzun yıllar boyunca kendisini daha seküler, daha mesafeli bir siyasi çizgide konumlandırdı. AK Parti’nin dini referanslı politikalarını eleştirirken en çok kullandığı argüman “dinin siyasete alet edilmesi”ydi.

Bugün ise aynı CHP’nin belediyeleri Ramazan organizasyonlarını bir yarışa dönüştürmüş durumda.

Daha büyük sofralar, daha geniş katılım, daha fazla görünürlük…

Peki ne değişti?

Toplum mu değişti?

Yoksa CHP oy aritmetiğinin gereğini mi yapıyor?

Eğer mesele gerçekten toplumsal barış ve inançlara saygıysa, bu tutum yıllar önce de sergilenebilirdi.

Ama bu adımların, muhafazakâr seçmene “biz de sizdeniz” mesajı verme çabası olduğu izlenimi güçlü biçimde ortada duruyor.

Muharrem’de aynı hassasiyet var mı?

CHP’ye yöneltilen en temel eleştirilerden biri şu:

Ramazan’da yüksek sesle görünür olan belediyeler, Muharrem ayında aynı ölçüde güçlü ve kurumsal bir duruş sergiliyor mu?

Eğer bir parti, Alevi yurttaşların haklarını gerçekten savunduğunu iddia ediyorsa, bu sadece aşure dağıtımıyla değil; inanç özgürlüğü, cemevlerinin hukuki statüsü ve eşit yurttaşlık konularında net politikalarla ölçülür.

Ramazan’da çoğunluğa dönük sembolik jestler yapmak kolaydır.

Asıl mesele, ilkesel duruşu her zeminde sürdürebilmektir.

Siyaset mi, samimiyet mi?

CHP’nin sorunu iftar vermesi değil.

Sorun, yıllarca eleştirdiği pratiği şimdi siyasi avantaj için sahipleniyor görüntüsü vermesi.

Bu tablo, “dün yanlış dediğin bugün doğru mu oldu?” sorusunu kaçınılmaz kılıyor.

Toplum artık şunu görüyor:

Türkiye’de partiler, ilkelere göre değil; rüzgâra göre pozisyon alıyor.

Eğer din üzerinden siyaset yapılmasına karşıysan, bu ilkeyi iktidar için de muhalefet için de savunmalısın.

Eğer dini günlerde kamusal görünürlüğü doğru buluyorsan, o zaman geçmişteki sert söylemlerinin hesabını vermelisin.

Sonuç:

CHP bugün bir tercihle karşı karşıya:

Ya geçmişteki ideolojik bagajıyla yüzleşecek ve “değiştik” diyecek.

Ya da hem eski söylemi sürdürüp hem yeni pratiği uygulayarak çelişki üretmeye devam edecek.

Siyasette en büyük aşınma, rakibine benzemek değil; dün söylediğini inkâr ederek benzemektir.

İftar sofraları büyüyebilir.

Ama siyaset, tutarlılık olmadan büyümez.

İlginizi Çekebilir

TÜM HABERLER