© Alevi Haberler

Gülay Sormageç yazdı: Semerkant - Zamanın durduğu yer

Yazar ve şair Gülay Sormageç Özbekistan gezisini anlatmaya devam ediyor. Sormageç bu makalesini Semerkant'a ayırdı.

SEMERKANT: ZAMANIN DURDUĞU YER

Zerefşan Nehri’nin vadisinde kurulmuş bu kadim şehir, yemyeşil bitki örtüsü ve tertemiz havasıyla seyyahların cenneti… İpek halılarının ilmeklerinde tarih, turkuaz çinilerinde sanat, sokaklarında ise zamanın dinginliği saklıdır.

Semerkant gezimizin ilk durağı, ipek halı fabrikası. Fabrika girişinde bulunan avlu geçmişten, bugüne ipek halının hikâyesini anlatan bir müzeye dönüştürülmüş. İpek böceği üretimini gösteren ipek kozaları da, ipeğin hikâyesini anlatmakta…

Halı tezgâhları, dokuma aletleri beni gençliğime, doğup, büyüdüğüm şehir Isparta’ya götürdü. Isparta’da halıcılık öldü. Buna hep hayıflanır, sızlanırım. Onlar bizim hikâyelerimiz, sevdalarımız, dilimiz, türkümüz, hüznümüz, her şeyimizdi! Keşke ipek halı dokumayı Isparta’ya da aktarabilseydik… Bütün bu duygu karmaşası yahut kamaşması içinde gezdik halı fabrikasını.

Ardından Hazreti Hızır Camisi’nin manevi huzuruna, Bibi Hanım Camii’nin ihtişamına yöneldik. Registan Meydanı’nda zaman yavaşlar; üç görkemli medresesiyle UNESCO’nun mirasına yazılmış bu meydan!

Ve işte beklenen an: Rotamız Registan Meydanı... Dünyanın sekizinci harikası olarak kabul edilen ve uçsuz bucaksız bir alana yayılan bu büyüleyici meydanda, zamanı adeta yavaşlatarak geniş geniş vakit geçiriyoruz. Tarihin derinliklerine doğru yürüdüğümüz bu gezide bir sonraki durağımız, heybetiyle bizi selamlayan Emir Timur’un türbesi ve heykeli oluyor. Tarihe yön veren Emir Timur’un türbesini ve heykelini görerek geçmişe saygı duruşunda bulunuyoruz.

Mavi şehrin izinde yavaş yavaş akşam yüzünü gösterirken, günün yorgunluğunu atmak ve bu kadim şehrin lezzetlerini tatmak için çarşı bölgesine geçiyoruz; önceden planlanmış akşam yemeği menümüz bizi bekliyor. Ancak Semerkant’ta gece henüz bitmedi. Yemekten sonra, gündüz hayran kaldığımız Registan Meydanı’na bu kez bambaşka bir çehreyle tanıklık etmek için geri dönüyoruz ve meydanı büyüleyici bir atmosfere bürüyen lazer ışıklandırma gösterisini izliyoruz. Semerkant’ın kalbine yaptığımız bu eşsiz yolculuk, hafızalarımızda silinmez izler bırakarak bugünlük tamamlanıyor.

İMAM BUHARİ'NİN KABRİ

Semerkant’ın Payarık ilçesinde, sessizliğin ortasında bir kabir yükselir: ilmin ve hikmetin sembolü… “İmamü’d-Dünya” diye anılan İmam Buhârî, Buhara’da doğmuş; genç yaşta annesi ve abisiyle hac yoluna düşmüştür. Onlar geri dönmüş, o ise Mekke’den Medine’ye, Nişabur’dan Bağdat’a uzanan uzun bir yolculuğa çıkmıştır.

Kırk yıl boyunca hadislerin peşinde dolaşmış, altı yüz bini aşkın rivayeti toplamış; içlerinden 7275’ini sahih kabul ederek ölümsüz eseri “Sahih-i Buhârî”yi kaleme almıştır.

Memleketi Buhara’ya döndüğünde, hükümdarın sarayda ders verme teklifini reddetmiş; “İlim ayaklara gitmez, isteyen camiye, medreseye gelsin” diyerek ilmin vakarını korumuştur. Bu tavrı sürgünle sonuçlanmış, Semerkant’ın Harteng köyüne çekilmiş, burada bir yıl yaşadıktan sonra ebediyete uğurlanmıştır.

Bugün kabri, sessizliğin içinde bir ışık gibi durur; ilmin izzetini, hakikatin yolculuğunu hatırlatır.

KÜLLİYE VE RESTORASYON

On yıl boyunca sessizliğe bürünen bu büyük külliye, bugün yeniden nefes alıyor. Taşların arasından yükselen dualar, kubbelerin göğe açılan elleri gibi… Türk Cumhuriyetleri’nin ortak emeğiyle inşa edilen on bin kişilik cami, göğe doğru yükselirken; sağında mavi kubbeli türbede İmam Buhari Hazretleri’nin huzuru var.

Ziyaretçiler önce türbeye yöneliyor; kimileri namaza duruyor, kimileri taşların hafızasını dinliyor. Ardından yeniden buluşup otellerimize gitmek üzere yolculuğa devam ediyoruz.

Belleğimizde, gönlümüzde, Zerefşan Nehri’nin doğal dinginlik ve musikisi kulaklarımızda…

TURKUAZ ÇİNİLER

Orta Asya'nın tarihi ve mimari hazinesi Semerkant; turkuaz çinilerle süslü görkemli medreseleri, İslam dünyasının en etkileyici türbelerini ve İpek Yolu'nun kadim atmosferini barındırıyor. Şehrin en turistik cazibe merkezleri birbirine oldukça yakın. Her köşesi tarih, her duvarı turkuaz çinilerle bezeli bir açık hava müzesi.

Şehrin el emeği, göz nuru halıları gibi, seramiği de meşhurdur. Gümüş takıları da meşhur ve pahalı… Özgün antik teknolojiler kullanılarak hediyelik eşyaların yapıldığı Registan Meydanı'ndaki el sanatları atölyeleri şehrin maharet tablosu gibidir.

Orta Asya’nın kalbi Özbekistan, İpek Yolu'nun kesişim noktasında yer alan görkemli İslam mimarisi eserleriyle ünlüdür. Semerkant, Buhara ve Hive gibi kadim şehirlerindeki turkuaz kubbeli medreseler, devasa camiler ve türbeler, ülkenin köklü tarihi mirasını günümüze taşır.

Özbekistan’ın mutlaka görülmesi gereken öne çıkan tarihi yapıları şunlardır:

Registan Meydanı (Semerkant): Dünyanın en ikonik meydanlarından biri olarak kabul edilir. Etrafında üç devasa medrese yer alır: Uluğ Bey Medresesi, Şir-Dor Medresesi ve Tilla-Kari Medresesi. İnce işçilikli çinileriyle ünlüdür.

Gur-i Emir (Semerkant): Timur İmparatorluğu'nun kurucusu Timur'un ve aile üyelerinin mezarlarının bulunduğu anıt mezardır. Çift katlı kubbesi ve mozaikleri ile Semerkant mimarisinin başyapıtlarındandır.

Şah-ı Zinda (Semerkant): Birbirine bitişik türbelerden oluşan bu anıt kompleksi, Hz. Muhammed'in kuzeni Kusem bin Abbas'ın mezarını barındırır ve İslami mimarinin en renkli örneklerinden biridir.

Semerkant’ın merkezi noktalarından biri olan Registan Meydanı, hem sunduğu atmosfer hem de çevresindeki yapılarla hayranlık uyandırıyor. Aynı zamanda turistler için de genellikle bir tür toplanma yeri olarak değerlendirilen meydan, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alıyor. Özellikle de üç görkemli medresesiyle ziyaretçilerini büyüleyen meydanın adın farsçadır. Anlamı “kum ve çöl” demektir.

Uluğ Bey Medresesi dışında Şirdor Medresesi ve Tillya-Kari Medresesi de meydanın çevresinde yer alıyor. Pek çok açıdan Orta Asya'nın en önemli meydanlarından biri olarak anılan Registan Meydanı, 15’inci yüzyılda Timur İmparatorluğu döneminde inşa edilmiş.

Semerkant’ın en görkemli dini mekânlarından olan Bibi Hanım Camii’nin tarihi 14’üncü yüzyıla dek uzanıyor. Timur’un büyük eşi Bibi Hanım tarafından inşa ettirilmiş olan bu etkileyici yapı, aynı zamanda İslam dünyasının da en büyük camilerinden. Yapımı 5 senede tamamlanan Bibi Hanım Camii, o dönem için zaferlerinin sembolü olarak tasarlamış.

Büyük kubbesi ve geniş avlusuyla dikkat çeken cami, Orta Asya İslam sanatının inceliklerini yansıtıyor. Bibi Hanım Camii’nin zarif mimarisi, Orta Asya İslam sanatının en güzel örneklerini sunar ve her bir ziyaretçiye tarihi bir yolculuk yapma fırsatı verir. 1897 senesinde deprem nedeniyle yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya gelse de onarılarak yeniden kullanıma açılan cami, Registan Meydanı’na oldukça yakın.

Zerefşan nehrinden dolayı meyvecilik gelişmiştir. Buğday, pirinç, üzüm, tütün yetiştiriliyor. İpek böcekçiliği de gelişmiş o yüzden dut ağacı oldukça fazla. Bir zamanlar dünyanın en kaliteli kâğıdı da burada dut ağacından yapılıyormuş bugün hala bu kâğıtların numuneleri hediyelik eşyalar arasında satışa sunulmaktadır.

Hafif sanayi kuruluşları yönetim merkezi Semerkant’ta toplanmıştır. Dokumacılık, konservecilik, traktör ve otomobil parçaları imalatı başlıca sanayi kuruluşlarıdır. Nüfusun dörtte üçünden fazlasını Özbekler, diğer bölümünü Ruslar, Tatarlar ve Tacikler oluşturur.

Asya’nın incisi Semerkant’a ve siz kıymetli okurlarımıza selam ve sevgiler gönderiyoruz. Mübarek Kurban Bayramınızı tebrik ediyoruz.

Gülay SORMAGEÇ

İlginizi Çekebilir

TÜM HABERLER