Gürsel Tekin'den Fikri Sağlar'a: Sivas katliamında sorumluluğun ne?
SİYASETCHP Eski Genel Sekreteri Gürsel Tekin, eski Kültür Bakanı Fikri Sağlar'ın Sivas katliamında sorumluluğunu gündeme getirdi.
CHP Eski Genel Sekreteri Gürsel Tekin, eski Kültür Bakanı Fikri Sağlar'ın Sivas katliamında sorumluluğunu gündeme getirdi. Sosyal medya hesabından eski Kültür Bakanı Fikri Sağlar'a seslenen Gürsel Tekin şöyle dedi:
Fikri Sağlar, benim üzerimden prim yapmaya çalışma.
Ben o gün oradaydım çünkü bu partiyi Aziz İhsan Aktaşların işgal ettiği, liyakatsiz, çıkar odaklı bir yapının teslim almaya çalıştığı düzeninden temizlemek için gittim.
CHP’yi kimlerin kimlerle kol kola getirdiğini, kimlerin gölgesinde siyaset yaptığını herkes çok iyi biliyor.
Madem benim oraya neden gittiğimi tartışıyorsun, o zaman sana açık bir soru:
Sen, Sivas Katliamı günü üç kez resmî olarak katılacağını bildirmene rağmen neden şenliklere gitmedin?
Bu milletin önüne çıkıp bunu açıklayacaksın.
37 insan diri diri yakılırken, Kültür Bakanı olarak ortada yoktun.
O gün sadece görevini değil, tarih karşısındaki sorumluluğunu da terk ettin.
Üstelik iddialara göre Elmadağ’a kadar gidip, oradan geri döndüğün söyleniyor.
Madem yola çıktın, o halde Elmadağ’dan neden döndün?
Bu ülkenin aydınlarının yakıldığı o kara günde, seni geri çeviren neydi?
Kime, neye, hangi baskıya boyun eğdin?
İşte bu sorunun cevabını veremediğin sürece, kimseye ders verecek konumda değilsin.
Şimdi kalkıp CHP’yi, CHP’lileri, bu partinin emekçilerini ölçmeye, sorgulamaya çalışıyorsun.
Önce kendi geçmişinin hesabını ver.
Bugün söylediğin hiçbir söz, Sivas’taki yokluğunu, Elmadağ’dan geri dönüşünü, tarihe yazdığın o eksilmeyi örtemez.
Öte yandan Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Sekreteri ve alevihaberler.com.tr genel yayın yönetmeni Ali Rıza Özkan da yıllardır Sivas katliamında CHP'nin sorumluluğunu gündeme getiriyordu. Özkan konuyla ilgili makalesinde şu ifadeleri kullanmıştı;
"Özellikle de, ultra sol örgütlerin sevdikleri bir slogan var: Katil iktidar!
Aynı çevreler tarafından, 2 Temmuz 1993 tarihinde meydana gelen katliam hakkında yapılan yorumlarda, slogan değiştiriliyor. Katil devlet!
Nedenini anlamak için, o dönemde hükumet eden 50. Cumhuriyet Kabinesi’nin üyelerine bakmak gerekiyor.
Tansu Çiller’in başbakan olduğu 50. Türkiye Hükumeti esasen bir koalisyon. Sosyaldemokrat Halkçı Parti ve Doğru Yol Partisi tarafından oluşturulan koalisyon hükumetinde, Sivas katliamı esnasında Erdal İnönü Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı olarak bulunuyordu.
SHP’den Erdal İnönü dışında, Türkan Akyol, İbrahim Tez ve Erman Şahin Devlet Bakanı, Seyfi Oktay Adalet Bakanı, Hikmet Çetin Dışişleri Bakanı, Onur Kumbaracıbaşı Bayındırlık ve İskan Bakanı, Mehmet Moğultay Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı, Tahir Köse Sanayi ve Ticaret Bakanı, Fikri Sağlar Kültür Bakanı ve Abdülkadir Ateş Turizm Bakanı olarak hükumette bulunuyorlardı.
SHP ve bir süre sonra birleşerek CHP olarak yollarına devam eden sosyal demokratların en ağır toplarının yer aldığı hükumetin görev döneminde meydana gelen bu katliam nedeniyle “ultra sol”un sloganını değiştirmesi hem tuhaf ve bir o kadar da anlamlı!
SHP/CHP’nin bu katliamda sorumluluğunu göz ardı etmek, gölgelemek, yadsımak için sistematik bir çaba gösterildiğini iddia edebilirim. Sadece, Pir Sultan Abdal Derneği’nin iki “ağır topu” Murtaza Demir ve Ali Balkız’ın kendilerine siyasi ikbal yaratmak için sosyaldemokratların kapısını aşındırmaktan usanmadıkları bilgisi dahi, başta Alevi toplumuna olmak üzere, Türkiye’ye Sivas katliamına ait bir gerçeğin neden özenle gizlendiğini anlamak için, bence yeterlidir.
Buraya bir bilgiyi daha eklemek gerekiyor: Pir Sultan Abdal Derneği Genel Merkez yetkilileri Devlet Denetleme Kurulu’na görüş bildirmeyi de ısrarla reddettiler.
09.04.2013 tarihinde Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı, Yardımcısı ve Genel Sekreterinin katılımı ile Devlet Denetleme Kurulu’nun toplantı salonunda yapılan görüşmede; Dernek yetkilileri “söz konusu olaya ilişkin iddialarını ve bu iddialara mesnet teşkil edebilecek ve olayların aydınlatılmasına katkı sağlayabilecek bilgi, belge ve dokümanları Devlet Denetleme Kuruluna yazılı olarak iletebileceklerini” ifade ettikleri halde, aradan bir süre geçtikten sonra, 15.11.2013 tarihinde ve 216 sayılı bir yazı ile “Madımak Katliamı ile ilgili olarak kamuoyunun bilmediği, Devletin idari ve adli Makamlarının elinde olmayan hiçbir belge tarafımızda da yoktur.” demişlerdir.
Kamuoyu, özellikle de Aleviler Sivas katliamına yol açan etkinliğin organizatörü kuruluşun “devlette olmayan belge bizde de yoktur” ifadesini hak ettiği şekilde değerlendirecektir, değerlendirmelidir.
Sivas katliamında SHP/CHP yetkilileri ve çeşitli Alevi kimliği ile tanınan şahsiyetler hangi ölçüde ve konumda yer aldı, bunu sanıyorum sonsuza dek belgeleriyle öğrenemeyeceğiz.
Ancak, katliam gününde SHP lideri ve Devlet Bakanı, Başbakan Yardımcısı Erdal İnönü’ye belirli bir saatten sonra ulaşmak mümkün olmadığı, telefonlara cevap verilmediği başta Aziz Nesin olmak üzere, onlarca mağdurun tanıklığı ile sabittir.
Yine sabit olan ve Alevilerin düşünmesi ve sorgulaması istenmeyen önemli bir husus da, katliamın üzerinden tam 30 yıl geçmesine rağmen, CHP’nin katliamın arka planını açıklamaya yarayacak tek bir küçük kanıt dahi ortaya koyamamış olmasıdır.
Bu durumu, CHP’nin devletin gizli belgelerine ve raporlarına ulaşamadığı şeklinde yorumlamak, bizleri saf, hatta salak yerine koymakla eş değerdir.
Sakın kimse, bu yola başvurmasın!"
İlginizi Çekebilir