© Alevi Haberler

Metin Uysal yazdı: Sümerler hakkında bir

Metin Uysal'ın kaleme aldığı "Sümerler Hakkında Bir" başlıklı yazı, tarih yazımının öznelliğini ve Sümer uygarlığının insanlık tarihindeki öncü rolünü ele alıyor. Yazar, Batı merkezli tarih anlatılarının Sümer katkılarını göz ardı ettiğini savunarak dikkat çekici bir değerlendirme yapıyor.

Metin Uysal'ın kaleme aldığı "Sümerler Hakkında Bir" başlıklı yazı, tarih yazımının öznelliğini ve Sümer uygarlığının insanlık tarihindeki öncü rolünü ele alıyor. Yazar, Batı merkezli tarih anlatılarının Sümer katkılarını göz ardı ettiğini savunarak dikkat çekici bir değerlendirme yapıyor.

 Uysal, tarihin "gerçeklerin değil, yazanların anlatımı" olduğunu vurguluyor. Özellikle antik dönemlerde kağıdın ve matbaanın yokluğu nedeniyle sıradan insanların değil, özel yetiştirilmiş "yazıcılar"ın tarihi kayıt tuttuğunu belirtiyor. Bu durum, yazı ve kayıtların halkın iradesi dışında geliştiğini gösteriyor. Yazara göre tarih bilimi, diğer bilimlerden farklı olarak gelecekteki bilgilere en çok ihtiyaç duyan ve aynı zamanda en acil olan alandır; bu da onu ulusların "silahı" veya "kalkanı" haline getiriyor.

Bu yazı, Sümerlerin medeniyetin beşiği olarak taşıdığı önemi ve tarih anlatılarındaki önyargıları sorgulayan eleştirel bir bakış açısı sunuyor. Uysal, arkeolojik bulgular ve tabletlerle desteklenen iddialarıyla, insanlık tarihinin kökenlerine dair tartışmayı yeniden alevlendiriyor.

Metin Uysal'ın makalesinin tam metni şöyle:

Tarih ; gerçeklerin değil yazanların anlatımıdır. Her kim eline kalem alıp yazmışsa durup dururken veya sadece bilimsel amaçlar için yapmamıştır .

Özellikle yazının ve matbaanın olmaması veya yaygınlaşmaması nedeni ile sıradan insanlar için yaşadıkları dönemle ilgili bir şeyler karalamaları mümkün değildi.Unutmayalım o dönemlerde kağıt yoktu ,kağıt ve matbaa çok geç insanlığın faydalandığı gelişmelerdir.Kağıt yerine çok pahalı olan deriden yapılan parşömenler vardı( elbette başka yazılacak nesneler de vardı papirüs gibi) . Yine günümüzde çok ucuza alıp kullandığımız tükenmez kalemler yerine divit ( ve benzerleri) ile özel imal edilmiş mürekkepler kullanılmıştır yani kısacası halkın kitap yazması mümkün değildi. Daha geriye gidersek özellikle Sümer Dönemine , artık sadece halk değil  yönetenler dahi yazamazdı ve okumasını bilmeyenler de  vardı. Tarihi kitabelere veya diğer devlet evrakları olan yazılanlara “YAZICI” denilen kişiler yapardı. Bunlar özel olarak yetiştirilmiştir. Benzeri olayın Çin’de de çok sonraları uygulandığını biliyoruz. Uzatmadan sadece tarih yazımı değil her tür yazı halkın bilgisi ve iradesi dışında gelişmiştir.

Tarihte şimdiye kadar ki bilgilerimize göre yazıyı ilk defa Sümerler icat etmiştir.Yazının bulunma sebebi açıkça görülüyor ki “ekonomiktir” .

İnsanlık malı mülkü ürettiği artınca önce sayma ihtiyacı doğmuş zaten var olan basit sayma işlemi zamanla gelişmiş fakat çeşitli malların tasnifi  içinde önceleri resimler yapılarak yapılmaya çalışılmış ancak bu durumun sürmesi mümkün olmadığından adım adım yazı icat edip geliştirilmiştir.

Bu durumda yazıyı icat eden Sümerlerin o tarihlerdeki en ileri toplum olduğu apaçık bellidir.Muhakkak ki dünyada geçerli olan “ EŞİTSİZ GELİŞİM YASASI “ bu gelişme içinde geçerli olduğundan bu ileri olma durumunun hayatın tüm safhalarında olması da mümkün değildir.

Sümerlerin geçmişi apayrı bir konudur ancak bu durum aydınlatılmadan bu müthiş gelişmeyi de izah etmek zordur. Bu yazıda bu ilginç olayı ve etkileri ile köklerini açıklamaya gayret edeceğim fakat çok sayıda kişinin kalem oynattığı bu sahada her yapanın maruz kaldığı kişisel gelişim özellikleri ile ait olduğu kültürün etkilerinden sıyrılarak  yazmak gerçekten çok zordur . Bu bilinç ile yazıya devam edeyim…

Tarih ; bildiğimiz kadarı ile var olandır!  Hiçkimse bu bilgilerin değişmeyeceğini ve özellikle artmayacağını düşünemez. Fakat tarih her ele alındığı dönemin etkisinde yazılır. Öyle sanıyorum ki bu durum uzun bir süre devam edecektir. Diğer bilim dallarından özünden gelen derin aykırılıkları nedeniyle tarih bilimi her zaman özellikle milletlerin oluşmasından sonra bir ulusun diğer uluslara karşı bir nevi silahıdır bazende kalkanı.

Neden tarih biliminin bu özelliği belirgindir? Çünkü sosyal olayları fizik veya kimya gibi formüle etmek imkansızdır. Matematik gibi hatasız işlem yapmak mümkün değildir. Tarih bilimi bütün bilimler içinde gelecekteki bilgilere en çok ihtiyaç duyanıdır fakat aciliyeti de en fazla olanlarındandır , özellikle yönetici kesim için bu belirgindir. İşte bu çelişik durum ; yani gelecekte ortaya çıkacak gerçekler ile bugünkü  meseleleri ; olanla olması gerekenin kavgasıdır.

Artık esas yazımıza girebiliriz…

Sümerler çok uzun süreler egemen olmasına ve insanlığa muazzam gelişmeler hediye etmesine rağmen iktidardan gitmelerinden bir kaç yüzyıl geçince unutulmaya başlamış hatta bugünkü Batı Medeniyetinin temelini oluşturan Yahudi ve Yunan Kültürlerince de asla varlığı bilinmeden günümüze sadece bize bıraktıkları kalan ( yazı,devlet,okul,resmi kurumlar,Kanun,tarım vb.) öksüz kalmışları ile adı bilinmeden yaşatılmış hayalet halktır. Nasıl ki hayaletler görülemez artık bu halk da görünmez olmuş, ancak onların bize bıraktığı yüzlerce uygulamalar yaşatılmıştır fakat işin acı veren tarafı da vardır. Yaptıkları pek çok  icat veya gelişme özellikle Batılılarca başka toplumlara mal edilmiş ve bu durum halen sürüp gitmektedir.Birkaç örnek sıralayalım ;

1-) Batılı bilim insanları ile bunların etkilediği aydınlara göre bütün medeni gelişmeler ya Yunan Uygarlığı ya da İbranilere aittir!

2-) Yine aynı kişilere göre din denen olgu aynı toplumlar sayesinde vardır!

3-) Yine aynı kişilere göre matematik,fizik,astronomi,takvim,biyoloji vs.bu toplumların eseridir!

4-) Yine aynı kişilere göre sanat da aynı şekildedir!

Burada keseyim sanırım meramım anlaşılmıştır.Şimdi her biri için bazı örnekler vererek gerçeği ortaya çıkarmaya çalışalım ; 

1-) Yunan Uygarlığı MÖ 400 lü yıllarda ortaya çıkmıştır.Oysa Sümerlerin ortaya çıkışı en az MÖ 3.500 yıllarıdır.Arada yüzyıllar değil bin yıllar mevcuttur.Böyle bir medeniyet nasıl olur da kurucu medeniyet olabilir?

2-) Sümer yazıtlarından açıkça görüleceği üzere derli toplu din inançları vardır ve yazılıdır ve Batının iddia ettiği ve semavi din diye yücelttikleri din de bu Sümer inanışlarının sadece devamı durumundadır. Mesela Tufan Destanında bütün semavi dinlerin ana kaynağı olduğunu her okuyan rahatça çıkarabilir.

3-) Sadece tek bir örnek ; sözde Pisagor o meşhur teoremi bulduğu öne sürülür ,insaf yani! Bu adamdan en az iki bin yıl önce yazılmış tabletlerde bu kuram var ve yazılmış…

4-) Sanat biraz algıya bağlıdır ancak sadece Mısır eski eserlerine şimdi bile bakmak sadece hayranlık uyandırır Batının dayattığı uygarlık ile arada yine binlerce yıl var. Sümerlerin zigguratlarını ve daha yüzlerce bulunan kıymetli eserlerine girmiyorum.

Şimdi bu yazının yanlış anlaşılmasını istemiyorum. Amacım Yunan Uygarlığını sıfırlamak değil.Sadece gerçeğe ulaşmaya çalışıyorum Batının fanatik düşüncelerinin temelsiz olduğunu göstermek istiyorum. Batının en büyük avantajı birkaç yüzyıldır öne geçmiş olmasıdır fakat bu durum onların bütün insanlık tarihini yeni baştan yazmalarını gerektirmez.

NOT: Yazı devam edecek

İlginizi Çekebilir

TÜM HABERLER