© Alevi Haberler

Türkoğuz Kılıçgedik yazdı: Alevilerin, Ali'sizleri sahiplenmesi yanlıştır

Araştırmacı yazar Türkoğuz Kılıçgedik, Alevi kimliğinin korunması gerektiğini vurgulayarak, “Ali’sizler” olarak tanımladığı kesimin sahiplenilmesinin stratejik ve teolojik açıdan ciddi bir hata olduğunu belirten bir yazı kaleme aldı. İşte Türkoğuz Kılıçgedik'in o yazısı:

Alevi Kimliğinin Marjinal (Ali’siz/Ateist) Tehditler Karşısında Korunması Esastır

 

Giriş

 

Alevilik, İslam’ın Velayet geleneği olarak, tarihsel ve teolojik merkezine Hz. Ali’yi, On İki İmamlar’ı, Ehl-i Beyt sevgisini yerleştiren, Dört Kapı öğretisi ile sistemleşen kendine özgü bir inanç, kültür ve toplumsal örgütlenme sistemine sahiptir. Bu sistem, “yol” (dört kapı), “erkân” (cem), “soy” (ocakzadelik) ve “ikrar” (bağlılık yemini) gibi temel kurumlar üzerine inşa edilmiştir. Ancak, modern ve küreselleşen dünyada, her geleneksel dini topluluk gibi Alevi toplumu da içsel farklılaşmalar ve dışsal ideolojik etkilerle karşı karşıya kalmaktadır. Bu bağlamda, “Ali'sizler” olarak tanımlanan bir fenomen ortaya çıkmıştır. Bu terim, atası Alevilikten gelen kişilerce veya onları finanse eden kesimlerce Alevilik kökenliymiş gibi, ancak Hz. Ali merkezli Alevi öğretisini, tarihini ve İslami referanslarını reddeden; dolayısıyla Aleviliği ret eden, bunun yerine sosyalizm, radikal sekülerizm veya ateizm gibi ideolojilere yönelen bireyleri ve marjinal grupları ifade etmektedir. Bu çalışmanın temel tezi, Alevi toplumunun kendi kimliksel bütünlüğünü, toplumsal saygınlığını ve ulusal birlik içindeki konumunu koruyabilmesi için, bu Ali'siz kesimleri hangi koşulda olursa olsun sahiplenmenin stratejik ve teolojik açıdan ciddi bir hata olduğudur. Bu hata, yalnızca dini kimliğin aşınmasına değil, aynı zamanda Ali'sizlerin eylemlerinin Aleviliğe mal edilmesi yoluyla topluma ve devlete karşı zararlı bir algının oluşmasına da yol açabilir.

 

Ali'sizlerin Teolojik ve İdeolojik Kimlik Bunalımı

 

Ali'sizler homojen bir grup değildir; kendi içlerinde, sosyalizmden laikliğe, ateizme uzanan bir yelpazede dağılan birkaç marjinal gruba ayrılırlar. Ortak noktaları, Aleviliğin temelini oluşturan “soy, yol ve ikrar” birlikteliğin kurucu figürü ve “Mürşid”i Hz. Ali’ye ve dolayısıyla onun şahsında somutlaşan Alevilik, Velayet, Dört Kapı mirasına karşı olmalarıdır. Kendilerine tarihsel dayanak olarak Milattan Önceki Anadolu veya Mezopotamya inançlarını (örn.,Luvi, Zerdüştlük, Maniheizm) öne sürseler de, bu bağlantılar akademik olarak tutarsız ve spekülatiftir. Daha çok, modern ideolojilerin “maskesini” takarak Aleviliğe benzer bir sosyal düzen veya muhalif duruş sergilemeye çalışırlar.

 

Bu durum, onları derin bir kimliksel bunalıma sürükler. Bir yandan, Aleviliğin “soy, yol ve ikrar” bağını reddederlerken, diğer yandan Alevi kültürel kimliğini taşımak veya onun sosyal sermayesinden faydalanmak isterler. İdeolojik olarak ise birbirine zıt dört kutba yakın dururlar: 1) Tarihsel olarak reddettikleri İslam öncesi pagan inançlar, 2) Seküler/laik modernizm, 3) Sosyalist/Marksist ideoloji ve 4) Pratikte, fıtratları gereği (argümana göre) Hz. Ali karşıtı olarak yakın hissettikleri tarihsel Yezit ve Muaviye çizgisi – ki bu, Alevi tarihyazımında zulüm ve hile ile özdeşleştirilmiştir. Bu dörtlü zıtlık, Ali'sizlerin tutarlı bir dünya görüşü veya kimlik inşa edememelerine neden olur. Sosyalleşmeleri de bu bunalımı yansıtır; ana mecraları sosyal medyanın anonim ve bireyselci alanları ile sosyalizm retoriğini benimsemiş bazı siyasi partilerin marjinal kanatlarıdır.

 

Ali'sizlerin Alevi Toplumuna ve Ulusal Birliğe Potansiyel Zararları

 

Ali'sizlerin temel tehdidi, pasif ve bireysel görünmelerine rağmen, “Alevi” kimliği altında faaliyet göstermelerinden kaynaklanır. Herhangi bir siyasi veya toplumsal kriz anında, savundukları radikal seküler, anti-otoriter veya ulusal birlik karşıtı söylemler, kolaylıkla tüm Alevi toplumuna mal edilebilir. Sosyal medyada Ali'sizlerin yandaşları tarafından üretilen “Aleviler barış karşıtıdır” veya “Aleviler ulusal birliğe tabi değildir” gibi beyanlar, somut örneklerdir. Bu beyanlar iki yönlü zarar verir:

1.  “Alevi Kimliğine İçsel Zarar:” Alevi öğretisinin özünde barış (yetmiş iki milleti bir görmek), insan sevgisi (muhiplik) ve Hakk-Muhammet-Ali yolunda (Dört Kapı sistemi) birleşme vardır. Ali'sizlerin söylemleri, bu geleneksel değerleri çarpıtarak, Aleviliği politik bir radikalizmle özdeşleştirir. Bu, Alevi toplumunun kendi içindeki kuşaklararası aktarımını zedeler ve inançsal sürekliliği tehlikeye atar.

2.  “Toplumsal ve Ulusal Zarar:” Türkiye gibi karmaşık etno-dinsel yapıya sahip bir ülkede, dini grupların ulusal bütünleşmeye katkısı hayati önem taşır. Ali'sizlerin Alevilik adına ürettiği ayrıştırıcı ve yıkıcı söylemler, sadece Alevilere karşı önyargıyı beslemekle kalmaz, aynı zamanda ülkenin sosyal dokusuna ve birlik-beraberlik ilkesine de zarar verir. Diğer toplum kesimleri, bu marjinal sesleri tüm Alevi toplumunun sesi sanabilir, bu da toplumsal polarizasyonu derinleştirir.

Dolayısıyla, Ali'sizlerin “oyununa gelmek” veya onlara sessiz kalarak dolaylı destek vermek, Alevi toplumunu hem içerden aşındıran hem de dışarıda hedef haline getiren bir süreci besler.

 

Teolojik ve Toplumsal Bir Zorunluluk Olarak Mesafe Koyma Stratejileri

 

Gerçek Alevilerin, Ali'sizlerle arasına net ve kesin bir mesafe koyması hem dini hem de stratejik bir zorunluluktur. Bu, bir “ötekileştirme” değil, bir “tanımlama” ve “korunma” eylemidir. Alevi geleneğindeki “düşkünlük” kurumu bu yaklaşımı destekler: Yola ve erkâna aykırı davranan, toplum birlikteliğine ve itibarına zarar veren bireyler, topluluk tarafından geçici veya sürekli olarak dışlanır (düşkün ilan edilir), ta ki tövbe edip yol kurallarına geri dönene kadar. Ali'sizler, Hz. Ali’yi ve Alevi yolunu reddetmekle, zaten kendilerini bu yolun dışına çıkarmışlardır. Toplumun yapması gereken, bu fiili durumu resmileştirerek, onların eylemlerinin sorumluluğunu üstlenmemektir.

 

Pratikte bu mesafe şu stratejilerle oluşturulabilir:

1.“Sosyal Medya ve İletişim:” Ali'sizlerin sosyal medya hesaplarıyla bağlantılar kesilmeli, içerikleri paylaşılmamalı ve gerektiğinde engellenmelidir. Bu, onların söylemlerinin yayılmasını ve Alevilik adına meşrulaştırılmasını önler.

2.  “Siyasi Tavır:”Ali'sizlerin yoğun olduğu veya onların söylemlerini benimseyen siyasi partilere karşı net bir tutum alınmalı, oy desteği verilmemelidir. Alevi oylarının, Alevi değerlerini savunan siyasi projelere kanalize edilmesi gerekir.

3.  “Tanımlama ve Teşhir:” “Ali'siz Alevilik” gibi hibrit ve yanıltıcı tanımlamalar reddedilmelidir. Bu kesim için sadece ve net bir şekilde “Ali'sizler” terimi kullanılmalıdır. Kamuoyu önünde, bu kesimin Alevi olmadığı ve beyanatlarının Alevi toplumunu temsil etmediği sürekli vurgulanmalı, zararlı beyanatlar teşhir edilmelidir.

4.  “Özerk Örgütlenme:” Alevi kurumları (dernekler, vakıflar, cemevleri), kendi içlerinde şeffaf ve demokratik, ancak Alevi öğretisinin temel değerlerine sıkı sıkıya bağlı, Dört Kapı öğretisi ve sistemine göre bir özerk örgütlenme modelini güçlendirmelidir. Bu, marjinal seslerin kurumsal yapıları ele geçirmesini engeller.

 

Sonuç

Alevi toplumu, tarihsel olarak baskı ve asimilasyona maruz kalmış, ancak inanç ve kültürünü korumayı başarmış bir topluluktur. Günümüzde, kimliğine yönelik en sinsi tehditlerden biri, dışarıdan değil, içeriden, onun değerlerini çarpıtarak ve dilini kullanarak gelen Ali'sizlikfenomenidir. Tarihin, inancın, kültürün ve ulusal birlikteliğin “doğru, ilerici ve öncü yerinde” durmak isteyen Alevilerin, bu temel değerlerinden asla taviz vermemesi gerekir. Bu tavizsizliğin ilk adımı, Alevi gibi görünüp Aleviliğin özünü inkâr eden, toplumsal barışa ve ulusal birliğe zarar veren Ali'sizlere karşı net bir mesafe koymaktır. Onları sahiplenmek, kısa vadeli bir dayanışma gibi görünse de, uzun vadede Alevi kimliğinin erozyona uğramasına, toplumsal itibarın zedelenmesine ve Alevi toplumunun siyasi arenada marjinalleştirilmesine hizmet edecektir. Dolayısıyla, kimliksel bütünlüğün ve toplumsal sorumluluğun bir gereği olarak, Ali'sizleri sahiplenmek değil, onlardan bilinçli ve ilkeli bir şekilde ayrışmak, Alevi toplumunun geleceği için elzemdir.

İlginizi Çekebilir

TÜM HABERLER