Türkoğuz Kılıçgedik yazdı: Dört Kapı Öğretisi-Ders 5
GÜNDEMAlevi-Bektaşi toplumunun önde gelen yazarlarından Türkoğuz Kılıçgedik, "Dört Kapı Öğretisi" serisinin beşinci dersinde Şeriat Kapısı'nın on makamını detaylı bir şekilde ele aldığı yeni bir makale kaleme aldı.Kılıçgedik'in makalesinde, Şeriat Kapısı'nın on temel ilkesinin Velayet ve Dört Kapı öğretisine göre yorumu öne çıkıyor.
Alevi-Bektaşi toplumunun önde gelen yazarlarından Türkoğuz Kılıçgedik, "Dört Kapı Öğretisi" serisinin beşinci dersinde Şeriat Kapısı'nın on makamını detaylı bir şekilde ele aldığı yeni bir makale kaleme aldı.Kılıçgedik'in makalesinde, Şeriat Kapısı'nın on temel ilkesinin Velayet ve Dört Kapı öğretisine göre yorumu öne çıkıyor.
Türkoğuz Kılıçgedik, bu ilkelerin Müslümanlığın temel öğretisini özetlerken, tam anlamıyla içselleştirilmesinin ancak Tarikat, Marifet ve Hakikat kapılarıyla mümkün olduğunu vurguadı.
DÖRT KAPI ÖĞRETİSİ
Ders; 5.
Konu; Şeriat Kapı On Makamı ve Açıklaması
Giriş
Şeriat Kapı öğretisine özgü biçimde belirlenen ve “makam” olarak tanımlanan on ilke bu kapının en önemli ve üst ilkeleri olarak belirlenmiş. Şeriat Kapı öğretisi bu ilkelerle beraber, Müslümanlığın tüm öğretisini kapsıyor. Bu ilkeler bir yandan Müslümanlığı bu üst referanslarla kısaca özetlerken bir yandan da bu ilkeler içinde bulunan içeriğin geniş anlamı ve açıklamasının ancak Velayet ve ilgili Dört Kapı öğretisine göre doğru yorumlanması gerekliğini vurgular.
Bu nedenle, Velayet sahibi Kırklar Meclisinden on kişi hem Şeriat Kapı öğretisi ve sisteminden hem de her biri her ilke içeriğine sahip bilgiden sorumlu tutulup görevlenmişti. Şeriat Kapısına (İslam’a) ilk giren kişi veya kişiler, önce bu ilkelerin bilgisinden sorumlu olan kişiler tarafından eğitilirdi. Her bir ilkenin konusu hakkındaki tüm bilgiyi edinip uygulanması sağlanırdı.
Şeriat Kapının on ilkesinden her biride tıpkı Dört Kapıda olduğu gibi, bu kapı içinde sırayla kademeli bir yapısı vardır. Her ilke kademesi aşıldıkça kişinin eğitim öğretim seviyesi yükselip Tarikat Kapısına geçmeye hazır hale gelir.
Şeriat Kapı on temel ilkesi ve Dört Kapı öğretisine göre açıklaması ve yorumu şöyle;
Makam: İman getirmek
İman kavramın sözcük anlamı; “güven içinde bulunmak, korkusuz güven duygusu içinde tasdik etmek ve kesin olarak kabul etmek anlamındadır.
”İman kelimesinin sözlük anlamından anlaşıldığı gibi “iman ilkesi” Hakk’ın tekliğine ve yaratıcı olduğunu, (Melek Cebrail’in Hakk’ın Vahiy Meleği olduğunu), Hz, Muhammed’in Hakk’ın elçisi, Peygamber olduğunu, Hz. Ali’nin Hakk’ın Velisi ve Hz. Muhammed Velayetin devamlığı olduğunu kesin olarak tasdik ve kabul edip iman getirip buna inanmayı esas alır. Bu amaçlı tüm bu kapsamlı bilgiler bu ilkenin geniş açıklaması içinde değerlendirilir. Örneğin Kur’an’a iman etmek, meleklere iman etmek gibi birçok alt başlıklar ve uzantıların ayrıntılı bilgisi “iman ilkesi” yorumu içindedir.
İman ilkesi söz olarak (kelime-i şehadet) Arapçada kısaca “Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve resûlüh, eşhedü enne Aliyyen Veliyullah” olarak okunurken, Alevilik-Bektaşilik öğretinde ise “Ya Allah, ya Muhammed, ya Ali” kavramı içinde özetlenmiş. Bu durum, "iman" kavramın Şeriat Kapısında "söz" ile başladığını ve diğer kapı öğretileriyle beraber içselleşerek daha kapsamlı olarak devam ettiğini gösteriyor.
İman ilkesi geniş ve çok önemli birçok bilgiyi kendi içinde barındırır. Bu ilkenin “makam” olarak tanımlanmasının başlıca nedeni Kırklar Meclisinden bir kişinin özelikle İman konusundaki tüm oluşum ve bilgiden sorumlu tutulması, bu amaçlı görev verilmesi ve bu ilkenin Şeriat Kapı öğretisi içinde ilk ve en önemli konuma sahip olması ile ilgilidir.
İman kelime anlamından da anlaşıldığı gibi kişi bu isimlere iman ederken hiçbir kaygı duymadan, tam bir güven içinde kesin olarak tasdik edip kabul etmesi gerekir. Ancak bütün yönleriyle üst seviyede anlamı olan ve içselleşmesi gereken "iman" makamı ile ilgili ayrıntılar yalnız Şeriat Kapı öğretisiyle elde edilmesi mümkün olmadığı için Tarikat, Marifet ve Hakikat Kapı öğretilerine de ihtiyaç vardır
Makam: İlim öğrenmektir
Sözcük anlamıyla ilim, “bir şeyin hakikat ve mahiyetini kavrayıp idrak etmektir.” Dört Kapı öğretisine göre Dört Kapı ilmi Şeriat Kapı öğretisiyle başlar. Şeriat Kapı ilmi ilk kademe olma itibariyle zahirdir ve bu kapıya ait öğreti, toplum, Kur’an ayetleri ve farz, sünnet gibi zahir olan ilmi kapsar. Dolayısıyla Şeriat Kapısında alınan zahir bilgiden Tarikat Kapısına ait batın bilgiye geçilir. Bu amaçla Şeriat Kapısı aynı zamanda Dört Kapının zahir ilmiyle batın ilmine geçiş ilmini kapsar.
Bu bilgi Velayet sahipleri ile Dört Kapının doğru esasları üzerinde kişiye öğretilir. Kişi bu bilgiyi bu amacı içinde doğru anlayıp içselleştirdiğin de Tarikat Kapısına geçer. Aksi durumda kişi sonsuza kadar Şeriat Kapısında kalır.
Şeriat Kapısının Dört Kapıya göre doğru bilgi tanımı; Hz. Muhammed dönemindeki tüm öğretiyi kapsadığı gibi bu dönemde yürürlüğe giren Kırklar Meclisi, Velayet ve öğretisi olan Dört Kapı öğreti ve sistemin kademeli ilk basamağı olan Şeriat Kapı öğretisinin bu amaçlı doğru tanımlanmasını zorunlu kılar. Ayrıca Velayet üzerinden Kırklar Meclisinden on kişinin Şeriat Kapı içinde aldığı sorumluluk ve görev gibi detaylı konular bu öğretinin kurumsal ve sosyal tüm boyutlarıyla açıklamasını kolaylaştırıp detaylandırır.
Şeriat Kapısının ilk ilkesinde “İman” kimlere verilmişse ikinci ilke olan “ilim” bu verilen imana göre şekillenir. İman, Hakk’ın yaratıcılığına iman etmekle başlar, Hz. Muhammed elçiliğine iman etmekle bir din ve inanç öğretisine dönüşür. Hz. Ali’ye ve Velayetine iman etmek ile bu öğreti, din, inanç bir eğitim öğretim, edinim, deneyim ve sorumluluğa dönüşür. Bütün bunlar On İki İmamlar silsilesi üzerinden devam eder.
Böylece Şeriat kapısındaki iman ve ilgili ilim daha geniş kapsamıyla bu sürecin hepsine inanmayı ve bu süreçteki ilimi devam ettiren isim ve öğretilerin tamamını kapsar. Dolayısıyla Dört Kapı öğretisi ve sistemi imanda ve ilimde kalıcı ve devamlı kalmayı esas alan bir yol ve yöntem izler.
Şeriat Kapı ilimi ancak bu dört kademeye ve ilgili sürece açık olduğunda gerçek amacına ulaşır. Aksi halde eksik ve yetersiz bir bilgi ile şekillenerek geniş kapsamlı olan din ve inancın çok gerisinde kalır ve hiçbir zaman gerçek amacına ulaşamaz. İslam kesimin günümüzde halen İslam öncesi alışkanlıkları terk etmeyip sürdürmesi çoğunlukla Velayet ve ilgili Dört Kapı öğretisi ve sistemi dışında ve sadece Şeriat Kapı öğretisine bağlı kalmasıyla ilgilidir. Diğer bir deyişle zahirden batına geçmemekle ilgilidir.
Makam: Salat getirmek (namaz), zekât vermek, oruç tutmak, gücü yetene hacca gitmek, seferberlik olunca kaçmayıp düşmana karşı gelmek
Velayet sahipleri olan Alevi-Bektaşi yol ulularına göre bu ibadet şekillerin tamamı Velayet ve ilgili Dört Kapı öğretisine göre yapılır. Yani Cami veya Mescitler de yapılan Salat-Namazı gibi ibadet, Zekâtın verileceği merciler, hac ve seferberlik organizasyonları” gibi ibadet ve oluşumların tamamı Dört Kapı öğretisine uygun ve Velayet sahipleri olan Kırlar Meclisi gibi öncülerden oluşan belli bir kurumsal kural ve düzen içinde gerçekleşir. Bu kurumsal yapının devamı ise tekke ve dergâh gibi oluşumlarla devam etmiş.
Makam: Helal kazanmak ve faizi haram bilmektir
Her ne kadar bu ilke kişiye özgü olarak tanımlansa da, din ve ilgili devletin düzen ve yasaların sağladığı ekonomik ve sosyal düzen bu gibi ilkelerde belirleyici olandır. Yani helal kazanma yolları sosyal düzen içinde açıksa, faizi haram bilmek toplumsal düzen içinde yasaklanıp denetleniyorsa bu ilkeleri edinip içselleştirmek ve kalıcı hale getirmek mümkün olur. Aksi halde bu ilke tek başına kişiye özgü olarak pek fazla bir şey ifade etmez.
Bu durumda Dört Kapının kırk ilkeleri birey veya toplumsal gelişmeyi esas almakla beraber din, devlet kurumsal yönetim biçimini de kapsamaktadır. Bu ilkeler sadece bireysel tercihlere sunulmayacak kadar önemli ve kapsayıcıdır. Bu sebeple din ve ilgili devlet yasaları içinde yürürlükte olup, teşvik edilerek denetlenebilen konumda uygulanmıştır. Dolayısıyla Kırlar Meclisinden on kişinin Şeriat Kapısı içinde görev alması ve her birinin bu ilkelerden birini insanlara öğretmesi, içselleşmesini sağlaması, denetleyip uygulanabilir yapması, Velayet öğretisi ve sistemin din ve devlet kurumsallığı ile yapılmıştır.
Makam: Nikâh kıymaktır
İslam’dan önce kadınların köle ve bir meta gibi kullanması ve İslam döneminde kadına nikâh hakkı tanıtılmasıyla kadınlar bu sefaletten kurtarılıp önce aile içinde korunmuş ve zamanla toplum içinde önemli bir konuma kavuşmuştur. Ayrıca fuhuş gibi toplum ve inanç dışı uygulamalar yasaklanarak resmi nikâh ile evliliklerin zorunlu hale gelmesi ile aile oluşumu yaygınlaştırılmış. İslam’ın ilk dönemlerinde oluşan bu zorunlu durum birden fazla kadınla evlenme zorunluğuna da neden olmuştur. Her bireyin evlenme ve aile kurma zorunluğu yaygınlaştıkça evlilikler zamanla tek eşe kadar düşmüştür.
Aile yapısının önemi, kadının ailedeki önemli rolü, aile içinde yetişen çocukların korunup sağlıklı yetişip gelişmesi ve topluma sağlıklı bireyler olarak kazandırılması gibi tüm eğitim ve uygulamalar her alanda denetlenip aile ve toplum kurumsalı içinde yürütülmüştür.
Evlilik dışı ilişkilerin tamamı haram sayılarak yasaklanmış. Bu gibi faaliyet içinde olanlar ağır cezalara çarptırılmış. Bu amaçlı bireysel ve toplumsal ahlak düzeyi saflaşıp temizlenerek zamanla istenilen seviyeye getirilmeye çalışılmıştır.
İslam’ın ilk dönemlerinde Kırklar Meclisinden bir kişinin özelikle aile yapılanması ve aile dışı ilişkilerin yasaklanması gibi konular üzerinden görev alması kadın ve aile kavramın Dört Kapı öğretisinde önemli bir yere sahip olduğunu gösterir.
Makam: Hayz ve loğusalıkta cinsi münasebetti haram bilmek, cenabetten temizlenmek
Kadınların özel hallerinde ilişkiden uzak durulması, cenabetlik durumlardan kaçınmak ve yıkanıp temizlenmenin önemi bu ilke ile dile gerilmiş.
Makam: Sünnet ve cemaat (ehl-i sünnet ve’l-cemaat) ehlinden olmak
Bireylerin tüm ortak toplumsal değerlerini doğru kavraması ve bu değerlere uyması, bu değerler ile öne çıkıp toplum içinde kabul görmesi, toplumsal değerleri yüceltmesini belirleyen bir ilkedir. Toplumsal inanç, norm, ibadet oluşumu içinde söz, davranış ve eylem içinde olan her birey topluma mal olmuş bir insani değer olarak kabul görüp cemaat ve toplum ehlinden sayılmıştır.
Makam: Şefkattir
Aile ve toplum kavramına önem verilen Dört Kapının Şeriat Kapı öğretisinde bu yapılar içinde sevgi, saygı gibi insani değerlere, akrabalık, dünür, kirvelik, musahiplik gibi kutsal bağlarla yakın ilişki içinde şefkat kavramın gelişmesine önem verilmiştir. Bu amaçla sevgi-şefkat, saygı gibi duygu bağları ile gelişen insanlar ancak aile ve toplum değerleri ile uyumlu yaşayıp aile ve toplum bağlarını güçlendirip devamlı olmasını sağlamışlar.
Makam: Temiz yemek, temiz giyinmek
Kul hakkı ve haramdan kaçınıp helal ve sağlıklı yemekler yenilmenin önemi ve vücudu örten göze gönülle ve toplumsal değerlere özgü giyinmenin önemi bu ilke ile açıklanmaya çalışılmıştır. Ayrıca Şeriat Kapı öğretisinin en önemli ilkelerinde biri temizliktir. Bu amaçla Şeriat Kapı kişisi sürekli suyla temas halindedir.
Makam: Emr-i bi’l-ma’ruf nehyi an’il-münker; yani iyiliği emredip yaramaz işlerden sakındırmaktır
Şeriat Kapı öğretisinin üst makamı olan onuncu ilkeye ulaşan kişi bu kapı içindeki olgunluğa kavuşup kapı öğretisi içinde söz sahibidir. Bu aşamaya gelmiş kişiler sofu, Şeyh ve İmam olarak tanımlanmışlar. Dolayısıyla Şeriat Kapı öğretisi içinde iyi ve doğru söz, davranış ve eylemin ne olduğunu bilecek kademededir. Bu sebeple hem örnek kişiyi temsil etmektedir hem de Şeriat Kapı öğretisinin iyi ve doğru bilgisini öğretme konumundadır.
İyiliği emredip yaramaz işlerden sakınmak ilkesi, kişinin onuncu makamda eriştiği üst kademeyi ve bu kademede aldığı eğitimci görevine vurgu yapmaktadır.
Şeriat Kapı öğretisinin tüm bu önemli üst ilkeleri İslam öncesi toplumun yaşam şeklinin İslam’la birlikte ne kadar değişime uğradığının da yansımasıdır. Örneğin iman, ilim, aile, şefkat, temizlik, cemaat, iyilik gibi ilkeler Şeriat Kapı öğretisinin üst ve önemli ilkeleri sayılmışsa bunun nedeni İslam’dan önce bu ilkelerin çoğunun ya hiç olmadığı ya da büyük ölçüde yok sayıldığının göstergesidir. Bu amaçla bu ilkeler önemli sayılıp öncelikli hale getirilerek Kırklar Meclisinden on kişiden, birer kişi özelikle her bir ilkeden geniş kapsamlı olarak sorumlu tutulup ilgili sorunların istenilen seviyede çözü
Sonuç
Şeriat Kapının tüm öğretisi ikinci makam olan “ilim öğrenmek” ilkesi altında verilmesi gerekmekle birlikte ayrı ve tarihsel bir başlık altında ayrıca bu öğretiyi açıklamak daha uygundur. Kısaca konu edilen Şeriat Kapı on makam öğretisi günümüz Sünni ve Şii öğretisinden farklı olarak Velayet-Alevilik ve ilgili Dört Kapı öğretisine göredir.
Bu öğretiyi ve ilgili ilkeleri destekleyen ayrıca Kur’an ayetleri, bu kapı içindeki toplumsal ve ilgili sosyal yapı, musahip kavramı, şeyh, imam görevleri, Abid kavramı, avam kavramı, yakin ilmi gibi birçok kavram ve açıklamayla çok daha kapsamlıdır.
Şeriat Kapı öğretisinin farklı bir boyutu olan Sünni ve Şii öğretisi olan Şeriat öğretisi de vardır. Dört Kapı Şeriat Kapı öğretisi ile Sünni ve Şii Şeriat öğreti farkı, Velayet öğretisine ait Şeriat Kapı ile Halifelik öğretisine ait Şeriat öğretisi farkından ve ilgili tüm tarihsel süreçten kaynaklanmaktadır. Bu iki oluşum arasındaki farklar tüm tarihsel gerçeğiyle aydınlanması kendi başına tarihsel bir ilimi, birikim ve deneyimi içermektedir.
Bütün bunlar ve daha fazlası olan Şeriat Kapı öğretisi Velayet ve Halifelik ayrışmalarından dolayı Alevilik-Bektaşiliğin iç esaslarında tarihsel bazı tecrübeler doğurmuş. Bundan dolayı bu öğretinin çoğu konuları örneğin ibadet konusu sürekli tartışma konusu olmuştur. Ancak bu öğretinin ana esasların çoğunu inançsal ana ilke haline getirerek bu öğretiyi daha çok Tarikat Kapı öğretisi içine taşıyarak bu kapı ve Dört Kapı öğretisine özgü uygulamıştır.
İlginizi Çekebilir