© Alevi Haberler

Yüksel Gülsoy yazdı: Devriniz daim olsun!

Bektaşî yol muhibbi Yüksel Gülsoy, Alevi-Bektaşilerin arasına sokulan "devr-i daim olsun" deyimini ele aldı. Alevi-Bektaşi yolu ile uyuşmayan bu deyim ve benzerlerini kullanmamak üzere uyarılarda bulunan Gülsoy, ruh ve madde ilişkisini de makalesinin eksenine koyuyor.

Bir halden bilmez cahile,
Kul eyledi zaman bizi.                                                                               

                                         Pir Sultan Abdal

Asıl kaynaklarından Aleviliği görmüş ve öğrenmiş ve içine doğmuş biri olarak her ne kadar başlıktaki “devri daim olsun” ifadesine tepkili olsam da bu yazı boyunca fikirlerimi sakin bir biçimde aktarmak istiyorum.

Yeni duymaya başladığımız ve bazılarının sık sık kullandığı sözlerden biri de "Devri Daim Olsun" sözü...

Öncelikle bu söze dair bazı sorular sorarak ilerleyelim; "bu sözün içeriğindeki ölen kimseye dair devredilmesi istenen şey nedir?"

Kastedilen sırf maddi beden ise devrin daim olmasını istesek de istemesek de doğa kanunları, fizik yasalar ve maddenin korunumu kanunu gereği beden çözülmeye başladığında ortaya çıkan organik hücreler ve maddesel içerikleri zaten madde olarak, enerjiye dönüşmediği sürece doğada hep var olur.

Dolayısı ile “su engine aksın” derseniz zaten olmakta olan bir şeyi yani suya dair en temel özelliklerden birini bir temenniye dönüştürmüş olursunuz veya "su 100 derecede kaynasın!" demeye benzeyen bir ifade olur bu.

Bu yazdıklarımı okuyanlar şöyle cevap verebilirler: "Devreden şeye biz can diyoruz".

Can dediğinizde de zuhur âlemine ya da bu âleme çıkan canlı ve "hayy" olanı ifade etmekte kullanılan bir kavram hatta cem meydanında bedene dair olan dişilik ve kişilik ifadelerinden kaçınıldığı için nefsinden olabildiğince arınmış ve saf ruha yaklaşmış bir varlık anlatılmaya çalışılmaktadır.

O hâlde "devri daim olsun" diyerek sürekli devretmesini dilediğiniz şey madde ise buna bir sözüm yok eğer ona "can" diyorsanız bunun da maddi bedenin ölümü ile bir ilgisi yok.

Asıl önemli soru ise şu; bu can dediğiniz şeyde değişmeyen ve devretmesini temenni ettiğiniz şey ne?

Tekrar ediyorum; kastınız madde ise bu maddede ölmeden önce kendisine “sen” diyebileceğiniz özel bir kimlik yok. Karbon atomu vücutta da karbon atomu, kömürde de karbon atomu ve zaten devredip duruyor veya belli formlarda ve belli etkiler altında ısıl enerjiye dönüşebiliyor.

Bu temennideki olsun ifadesindeki 3. Tekil şahıs olan “o” öyle ise madde değil, can da değil.

Peki nedir?

Şimdi buraya bir Bektaşi fıkrası farz oldu: Bektaşinin biri camide vaazı dinlerken hoca da anlatıyormuş: "Allah ne yerdedir ne göktedir, yemez, içmez, yatmaz, uyumaz, doğmamış, doğurulmamıştır, mekânı yoktur, eli, kulağı, dili yoktur…” bütün bu öyle değildir, böyle değildir gibi olumsuzluk ifadelerinden sonra Bektaşi dayanamamış ve demiş ki: “Hoca, hoca! Öyle bir anlatıyorsun ki -haşa!- yok diyeceksin de dilin varmıyor.”

Kastedilen şey madde değil ise ve can da değil ise “o” diye devretmesini istediğimiz şey nedir?

Söyleyeyim; ruhtur.

Aslında yine Bektaşiler tarafından vefat eden bir kişi ile ilgili olarak “ruhu şad olsun”, “ruh-u revanları şad u handan olsun” gibi pek çok ruha dair ifadeler, temenniler kullanılır.

Ruhtan bahsedilmeyen bir devir ise materyalist bir düzlemde kalmaya zorunludur.

Bir başka ifade ile Alevi inancının temelinde yer alan yaratıcı olan Allah ve Allah'ın yarattığı ruh ile olan bağ koparılmış olur.

Bu ifadeyi sıklıkla kullananların birçoğunun kastının da Yüce Tanrı'nın kitabında "kendi ruhumdan üfledim" dediği ruh olmadığı açık.

Eğer bu temenni ile birileri “ruh” devrini kastediyor ise bu kez de ona eşlik eden başka zorunlu kavramlar devreye girmek zorunda; ahiret, adalet, cennet, cehennem vs. gibi.

Modernlik gayretindeki birçok Alevinin gereksiz anlam yükledikleri bu söz yine Vahdet-i Vücûd ve Devir Nazariyelerini bilmeden Bektaşilikten yanlış kopyalanmış ya da daha da kötüsü "bilerek" yanlış kopyanmış bir söz olmaktan öteye geçemiyor.

Neden?

Öncelikle Bektaşiler "Devri daim olsun" demezler çünkü tekâmül(kemâlat) sistemi içermeyen bir devir temennisi ölene bela okumaktan farksızdır.

Dünya âleminde devreden bir maddenin ötesinde devreden şey  eğer bir ruh ise bu sürekli devir temennisi de anlamsız olur çünkü amaçsızlık veya rastlantısallık içerir.

Rastlantısallığın olduğu yerde ilahi irade yoktur. Yaratım ve hatta evrim süreçleri başıboş süreçler değildir.

Öyle ise durmadan(daim-daima) olarak devreden şey (ruh veya her ne ise) neye göre ve niçin devredecek?

Üstelik 10-15 yıl öncesine kadar hiç bir Alevinin "Devri Daim Olsun" dediğini veya aynı diğer köşe yazımda belirttiğim gibi "Işıklar İçinde Uyusun" dediğini hiç bir yerde duymadım.

Bu sözleri hiç bir klasik metinde de göremezsiniz ve görmeniz de mümkün değildir.

Oysa Bektaşiler yüzlerce yıldır “devir ile ilgili” ölen kişilere dair bazı temennilerde bulunurlar ama "Devri Daim Olsun!" demezler. (Ne dediklerini buraya yazmayacağım çünkü yazdığım anda birileri alıp o sözün de içini boşaltıp kopyalayacak ve gerekli-gereksiz her yerde kullanacak.

Örneğin; "Hakk'a Yürüdü" ifadesi Bektaşilikten kopyalandığı için kopyanın doğası gereği gerçek bağlamından koparılarak ikrarlı-ikrarsız, nasipli-nasipsiz, Alevi-Sünni-Şii kullanılan bu ifade artık herkes için hatta hayatı boyunca Alevilerden nefret etmiş ve kendini onlara karşıt olarak konumlandırmış kişiler için de kullanılıyor.)

Bektaşilerin algıladıkları biçimi ile Vahdet-i Vücud nazariyesi ve bu nazariyenin ruh ve ölüm üzerine söylediklerini de buraya yazmayacağım (merak eden bulup okur gerçi Das Kapital'i okumamış Alevi görünümlü Marksistler merak edip Vahdet-i Vücud ile ilgili de okuma yapmayacaklardır) ama Bektaşiler ölen kişiye dair içinde İslam’a aykırı ifadeler olan temennilerde bulunmazlar.

Dolayısı ile de "devri daim olsun" diyerek, Allah'ı, Kur’an’ı, Peygamberi, Ehli Beyti, ahireti, cennet ve cehennemi, ceza ve mükâfatı ve ruhu içeremeyen ifadeler de kullanmazlar.

Sözün amacı üzerine düşünür isek tekraren soruyorum: diyelim ki tam bir materyalistsiniz ya da Marksistsiniz…

Bu söz ile evrim ve doğal seleksiyonu kastetseniz bile "devri daim olsun" diye nitelediğiniz bu cümlede devreden "gizli özne" nedir?

Materyalizm açısından bir özne olması mümkün mü?

Hayır. Peki, ısrarla kullanılmasının sebebi nedir?

Bunun da cevabını vereyim: tüm amaç materyalist bir dünya görüşünü güya Aleviliğe aitmiş gibi görünen kavramlarla Aleviliğin içine sinsi bir biçimde yerleştirmek.

Materyalizme ve evrime inanıyorsanız ruhun devrinden niye bahsediyorsunuz?

Ruha ve ruhun ölümsüzlüğüne inanmıyor iseniz devirden niye bahsediyorsunuz?

Birçok kendine Alevi diyen ateiste söylüyorum o hâlde; sizin inançsızlığınıza göre insan ölünce vücut bütünlüğü bozuluyor ve madde boyutunda doğaya karışıyor ise temenniye ne gerek var?

"Evren ve yaşam döngüsü onu atomlarına ayrıştırdı" deyin meselâ…

Veya "Doğa ana onun yaşam enerjisini aldı ve bir müddet sonra ağaca, bitkiye, taşa, eşeğe, maymuna, domuza verecek" deyin. (Bilemiyorum artık ne diyecekseniz).

Bektaşilerden sürekli kopyalanan bu dualar ve temenniler ise Bektaşilik içerisinde kategoriktir ve her ölen kimseye aynı sözler ile temennide bulunulmaz. 

Göçen kişi Bektaşi değil ise "Allah rahmet etsin" denir.

Kişi Bektaşi ise başka bir şey denir dahası Bektaşiliğin içindeki mertebelere bağlı olarak da farklı farklı temenniler vardır.

Bu tip durumlarda kavram dünyanızın kirlenmemesi için kadim olana, basit olana dönmek en iyisidir; "Allah rahmet eylesin!" dersiniz ve bu yeterlidir.

Bu sözleri cem-cemaat görmüş Alevilere kolayca söyletemezsiniz. Hazreti Ali’ye katil dedirtemeyeceğiniz gibi.

Buna karşılık kadim olan Alevilikten habersiz ve farklı olduğunu hissettirmek adına koca koca adamların, yıllarını Aleviliğe vakfetmiş dedelerin veya ocakzadelerin aslında Aleviliğin inanç felsefesine ait olmayan bu sözlerden uzak durmalarını da ben temenni ediyorum.

Çok isteyen var ise devirleri hep daim olsun, hiç bitmesin maden, bitki ve hayvan âleminde dolanıp dursunlar.

İlginizi Çekebilir

TÜM HABERLER