<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">
    <channel>
        <title>Alevi Haberleri Sitesi</title>
        <link>https://www.alevihaberler.com.tr/</link>
        <description>Alevi Haberler, Son dakika Alevi haberleri, Alevi haberleri, Cemevi haberleri, Bektaşi haberleri, Aleviler</description>
        <language>tr</language>
                                <item>
                <title>IMF raporu: Türkiye zirveye yerleşecek!</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/imf-raporu-turkiye-zirveye-yerlesecek-3198</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/imf-raporu-turkiye-zirveye-yerlesecek-3198</guid>
                <description><![CDATA[IMF’nin güncel projeksiyonlarına göre Türkiye bu yıl Gayri Safi Yurt İçi Hasılasının yükselişiyle nüfusu Müslüman olan ülkeler arasında fark atarak ilk sıraya yerleşecek. Yıllardır lider olan Endonezya'nın geride kalmasıyla dengeler değişecek.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">TGRT Haber'de Türkiye ekonomisinin geleceğine dair dikkat çekici bir iddiaya yer verildi. Haberde, Uluslararası Para Fonunun (IMF) son verilerine göre Türkiye'de nominal Gayri Safi Yurt İçi Hasılanın (GSYH) 1,64 trilyon dolara çıkacağı öngörülürken Türkiye, bu ekonomik büyüklükle nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan ülkeler arasında ilk sırada yer alacak, denildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>DÜNYA EKONOMİK GÖRÜNÜMÜ RAPORUNDA DİKKAT ÇEKEN VERİLER</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">IMF, nisan ayında yayımladığı Dünya Ekonomik Görünümü raporuna ilişkin veri haritasında, ülkelerin nominal GSYH'lerine dair güncel projeksiyonlara yer verdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Buna göre Türkiye'de GSYH'nin bu yıl 1,64 trilyon dolar seviyesine yükseleceği tahmin edildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Söz konusu projeksiyonda, Türkiye'nin ekonomik büyüklüğünün nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan ülkeler arasında zirvede yer alması dikkati çekti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Uzun süredir bu alanda sürdürdüğü liderliğini IMF'nin 2025 yılı tahminlerine göre Türkiye'ye kaptıran Endonezya'nın GSYH'sinin bu sene 1,54 trilyon dolar olacağı öngörüldü.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan ülkelerin ekonomik büyüklük sıralamasında Türkiye ve Endonezya'nın ardından gelen Suudi Arabistan'ın 2026'da 1,39 trilyon dolarlık GSYH'ye ulaşacağı tahmin edildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>YALNIZCA 3 EKONOMİ DİKKAT ÇEKTİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu gruptaki trilyon dolarlık ekonomiye sahip olan ülkeler Türkiye, Endonezya ve Suudi Arabistan ile sınırlı kaldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Listenin devamında, yaklaşık 622 milyar dolarlık hacmiyle Birleşik Arap Emirlikleri, 516 milyar dolarla Malezya ve yaklaşık 511 milyar dolarla Bangladeş yer aldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kuzey Afrika'nın en büyük ekonomilerinden Mısır'ın GSYH'sinin 2026'da yaklaşık 430 milyar dolara çıkacağı tahmin edildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">IMF'nin güncel projeksiyonunda Pakistan'a ilişkin 2026 GSYH tahmini yer almazken ülkenin geçen yıl 408 milyar dolarlık bir ekonomik büyüklüğe ulaştığı öngörüldü.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="IMF raporunda dikkat çeken detay: Türkiye Müslüman ülkeler arasında zirveye yerleşecek" src="https://i.tgrthaber.com/images/2026/5/1/imf-raporunda-dikkat-ceken-detay-turkiye-musluman-ulkeler-arasinda-zirveye-yerlesecek-3297780_202605012243_3.png" style="height:1113px; width:1280px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>TÜRKİYE'NİN GSYH VERİLERİNDE SIÇRAMA</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Analistler, Türkiye'nin GSYH verisindeki öngörülen sıçramada, imalat sanayisindeki genişleme, turizmdeki toparlanma, ihracat artışları ve dolar kuru etkilerinin ana unsurlar olarak öne çıktığını belirtti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu unsurların bir araya gelmesinin Türkiye'nin nominal GSYH'sini nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan ülkelerin önüne geçirdiğine işaret eden analistler, nüfus avantajı ve doğal kaynak zenginliğine rağmen Endonezya'nın bazı sektörlerdeki yavaşlama ve küresel emtia fiyatlarındaki dalgalanmalardan etkilendiğini ifade etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Analistler, bu ülke grubundaki diğer büyük ekonomilerin daha çok ham madde ve enerji ihracatına dayalı bir yapı sergilediğini vurgulayarak, Türkiye'nin sanayi ve hizmet ile çeşitlendirilmiş ekonomik yapısının büyüme ivmesini sürdürülebilir kıldığını kaydetti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">IMF, ocak ayındaki tahminlerinde Türkiye ekonomisinin 2026'da yüzde 4,2 büyüyeceğini öngörmüştü.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Nisan ayında ise yüksek petrol ve doğal gaz fiyatlarının ekonomik faaliyeti olumsuz etkileyeceğini belirten IMF, Türkiye için 2026 reel büyüme tahminini yüzde 3,4'e revize etmişti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><em>IMF'nin güncel projeksiyonlarına göre nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan ülkelerin ekonomik büyüklük (milyar dolar) sıralaması şöyle:</em></span></p>

<p><em><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/tgrt.JPG" style="height:457px; width:773px" /></span></em></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 02 May 2026 11:04:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/imf-raporu-turkiye-zirveye-yerlesecek-1777709653.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Almanya&#039;da camiye saldırdılar</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/almanyada-camiye-saldirdilar-3197</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/almanyada-camiye-saldirdilar-3197</guid>
                <description><![CDATA[Almanya'da bir caminin mermer duvarı tahrip edildi, mermerin üzerindeki hilale domuz başı yerleştirilerek kanla caminin girişi kirletildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">HABER MERKEZİ / ALMANYA- Münih yakınlarındaki Memmingen ilçesinde bulunan Diyanet İşleri Türk İslam Birliğine (DİTİB) yönelik saldırıyla ilgili polisten yapılan yazılı açıklamada, saldırıyla ilgili soruşturma başlatıldığı bildirildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Açıklamada, gece yerel saatle 04.30 sularında, caminin tepesinde hilal bulunan yaklaşık 1,5 metre yükseklikteki mermer duvarının tahrip edildiği belirtildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>HİLALİN ÜZERİNE DOMUZ BAŞI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Saldırıda kimliği belirsiz kişilerin muhtemelen hayvan kanıyla dolu balonları giriş kapısına attıkları ve hilal sembolünün üzerine kesilmiş bir domuz başı yerleştirdikleri aktarılan açıklamada, saldırının ardından faillerin kaçtığı ifade edildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Delillerin toplanmasının ardından Federal Kriminal Dairesince soruşturma başlatıldığı belirtilerek, alanın Memmingen İtfaiyesi ve Memmingen Belediyesi tarafından temizlendiği bilgisi paylaşıldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Memmingen polisi, görgü tanıkları ya da olayla ilgili bilgi verebilecek kişilerin kendilerine ulaşabileceğini kaydetti.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 01 May 2026 21:44:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/almanyada-camiye-saldirdilar-1777661611.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Şam&#039;ın Seyyide Zeynep bölgesinde patlama- ölü ve yaralı var!</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/samin-seyyide-zeynep-bolgesinde-patlama-olu-ve-yarali-var-3196</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/samin-seyyide-zeynep-bolgesinde-patlama-olu-ve-yarali-var-3196</guid>
                <description><![CDATA[Şam'ın Şii nüfusun yoğunluğuyla bilinen Seyyide Zeynep bölgesinde bugün meydana gelen şiddetli bir patlama sonrasında Seyyide Zeynep Türbesi’nde hatip olarak görev yapan Ferhan Hassan el-Mansur'un hayatını kaybettiği öğrenildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / ŞAM-</strong> Suriye’nin başkenti Şam’ın kırsalında yer alan ve Şii nüfusun yoğunluğuyla bilinen Seyyide Zeynep bölgesinde bugün şiddetli bir patlama meydana geldi. İlk belirlemelere göre olayda bir sivil yaralanırken, bölgenin tanınmış din adamlarından Ferhan Hassan el-Mansur hayatını kaybetti.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">OLAYIN GELİŞİMİ</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Görgü tanıklarından alınan bilgilere göre, seyir halindeki sivil bir araca kimliği belirsiz kişi veya kişilerce <strong>el bombası</strong> atıldı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Saldırının hemen ardından araçta büyük bir patlama meydana geldi.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">CAN KAYBI VE YARALILAR</span></strong></p>

<ul>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>Ferhan Hassan el-Mansur:</strong> Seyyide Zeynep Türbesi’nde hatip olarak görev yapan Şii din adamının, patlayan aracın içerisinde olduğu ve olay yerinde yaşamını yitirdiği bildirildi.</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>Sivil Yaralanma:</strong> Patlama sırasında çevrede bulunan bir sivilin yaralandığı ve bölgedeki en yakın hastaneye sevk edildiği öğrenildi.</span></p>
	</li>
</ul>

<p><strong><span style="color:#000000">GÜVENLİK ÖNLEMLERİ VE SORUŞTURMA</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Patlamanın ardından iç güvenlik güçleri bölgeyi kordon altına alarak giriş-çıkışları kapattı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Olay yerine intikal eden uzman ekipler, enkaz üzerinde teknik incelemelere başladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yetkililer, olayın planlı bir <strong>suikast</strong> mı olduğu yoksa araçtaki bir mühimmatın <strong>kazara</strong> infilak etmesi sonucu mu yaşandığı üzerinde titizlikle duruyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Şu ana kadar saldırıyı üstlenen herhangi bir grup olmazken, güvenlik birimlerinin geniş çaplı soruşturması devam ediyor. Bölgedeki gergin bekleyiş sürüyor.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 01 May 2026 21:30:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/samin-seyyide-zeynep-bolgesinde-patlama-olu-ve-yarali-var-1777660557.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Necmettin Kahya: Yolun sahibi devlet değil, canlardır!</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/necmettin-kahya-yolun-sahibi-devlet-degil-canlardir-3174</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/necmettin-kahya-yolun-sahibi-devlet-degil-canlardir-3174</guid>
                <description><![CDATA[SEÇEK Azınlık Eğitim ve Kültür Derneği Başkanı Necmettin Kahya, Alevilik-Bektaşiliğin temel değerlerinden Batı Trakya’daki toplumsal yapıya, kamuoyuna yansıyan söylemlerden yeni yasal düzenlemelere kadar birçok başlıkta GÜNDEM’e değerlendirmelerde bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">SEÇEK Azınlık Eğitim ve Kültür Derneği Başkanı Necmettin Kahya, Alevilik-Bektaşiliğin temel değerlerinden Batı Trakya’daki toplumsal yapıya, kamuoyuna yansıyan söylemlerden yeni yasal düzenlemelere kadar birçok başlıkta GÜNDEM’e değerlendirmelerde bulundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Birlik ve bütünlük vurgusunun öne çıktığı söyleşide Kahya, özellikle “<strong><em>yolun erkânı</em></strong>”, rızalık ilkesi ve inanç önderliğinin belirlenmesi konularında dikkat çeken mesajlar verdi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Tartışmaların odağındaki konulara ilişkin görüşlerini açık bir dille paylaşan Kahya, hem inanç pratiğinin doğru anlaşılması hem de toplum içindeki dengelerin korunması gerektiğine işaret etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>GÜNDEM: Alevilik-Bektaşilik nedir? Temel inanç ve düşünce yapısını nasıl tanımlarsınız?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Necmettin KAHYA:</strong>&nbsp;Alevilik-Bektaşilik, kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim’e ve Ehl-i Beyt’e bağlılığı merkeze alan, tasavvufi bir İslam yorumudur. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu yol, Horasan erenlerinin getirdiği tasavvufi anlayış ile Türk kültürünün ve değerlerinin birleşmesiyle şekillenmiştir. Aynı zamanda Türk halk İslam’ı olarak da ifade edilir. Yani sadece bir inanç sistemi değil bir yaşam biçimi, bir ahlak ve irfan yoludur.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>GÜNDEM: Alevilik ve Bektaşilik arasında bir fark var mıdır?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Necmettin KAHYA:</strong>&nbsp;Evet, bu konuda önemli bir ayrım vardır. Alevi, Alevi anne ve babadan doğar; yani bir soy bağı söz konusudur. Ancak Bektaşilikte durum farklıdır. Bektaşi olmak için ikrar vermek gerekir. Yani kişi kendi rızasıyla bu yola girer, bir mürşide bağlanır ve bu yolun gereklerini kabul eder. Dolayısıyla Bektaşilik daha çok gönüllülük esasına dayanır.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>GÜNDEM: Batı Trakya’daki Bektaşiler hakkında neler söyleyebilirsiniz?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Necmettin KAHYA:</strong>&nbsp;Batı Trakya’daki Bektaşiler, statüsü Lozan Antlaşması ile belirlenmiş olan Müslüman Türk azınlığının ayrılmaz bir parçasıdır. 15’ten fazla köyde yaşayan canlarımız vardır. Bu topluluk sadece bir köyden ibaret değildir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>GÜNDEM: Geçen mart ayında Alevilik Bektaşilik ve kanunlaşan dini tüzel kişilik hakkında Yunan ulusal basınında bir röportaj yer aldı. Bu konuşmayı ve söylemlerini nasıl değerlendiriyorsunuz?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Necmettin KAHYA:</strong>&nbsp;Konuşmanın içeriğine baktığımızda bazı hususların eksik ve yanlış aktarıldığını görüyoruz. Her insan kendi yaşadığını anlatır, buna sözümüz yok. Ancak bir kişinin yaşadıklarını bütün bir topluma mal etmek doğru değildir. Hanımefendinin ifadeleri ve temsil ettiği yaklaşım, Batı Trakya’daki tüm Alevi-Bektaşi canları temsil etmez. Aksine bu ve benzeri söylemler, yaklaşık 10 yıl önce toplum içinde ayrışmaya sebep olmuştur. Alevi-Bektaşi toplumunu ikiye bölmüştür.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ayrıca bu anlatım biçimi, sanki Alevi-Bektaşiler bütünüyle baskı altındaymış ve diğer Müslümanlardan kopukmuş gibi bir algı oluşturuyor. Bu da toplumu ayrıştıran bir dil ortaya çıkarıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Üzülerek ifade ediyorum ki hanımefendinin bu açıklamaları etik olmayan, talihsiz açıklamalardır. Yapılan değerlendirmeler, doğup büyüdüğü çevreyle ve bu yolun yaşandığı gerçeklikle örtüşmemektedir. Kendisine, özüne ve sözde temsil ettiği çevreye dönüp bakmasını tavsiye ederim.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>GÜNDEM: Bu bölünmeden neyi kastediyorsunuz?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Necmettin KAHYA:</strong>&nbsp;Şunu açıkça ifade edelim: Batı Trakya’daki Alevi-Bektaşilerin tamamı bu söylemleri paylaşmamaktadır. Geriye kalan büyük kesim, kendisini Müslüman Türk azınlığın bir parçası olarak görmektedir ve bu bütünlük içinde yaşamaktadır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ayrıca Alevi-Bektaşi toplumu sadece bir köyden ibaret değildir. 15’ten fazla köyde yaşayan canlarımız vardır. Bu geniş yapıyı tek bir temsil üzerinden anlatmak doğru değildir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>GÜNDEM: Söz konusu röportajda yer alan kadın, başörtüsü ve ibadet konularındaki ifadeler hakkında ne düşünüyorsunuz?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Necmettin KAHYA:</strong>&nbsp;Bu konularda da bazı yanlış anlamalara kapı aralanmıştır. Başörtüsü meselesi, dediğim gibi, geçmiş yüzyılın kısır tartışmalarındandır. Bizim yolumuzu bunun üzerinden tarif etmek doğru değildir. Aynı şekilde “<strong><em>namaz kılınmıyor</em></strong>” gibi bir algı oluşuyor. Bu da yanlıştır. Bizim yolumuzda ibadet vardır, namaz da vardır. “<strong><em>Dört Kapı Kırk Makam</em></strong>” öğretisinin birinci kapısı olan şeriat kapısı bunun açık göstergesidir. Biz ibadeti inkâr etmeyiz, aksine onu derinleştiririz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sürekli dile getirdikleri baskıdan dolayı cem ibadetimizi gizli yapmak zorunda kalıyoruz, söylemi de tamamen yanlıştır. Cem ibadeti zaten ikrarsız kişilere kapalıdır, ancak katılabilmek için o cemaatin rızası gerekmektedir. Var olan gizlilik bu yüzdendir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>GÜNDEM: Geçen mart ayında Yunan ulusal basınında yer alan röportajda, Sünni toplumla ilgili “</strong>baskı<strong>” vurgusu hakkında ne düşünüyorsunuz?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Necmettin KAHYA:</strong>&nbsp;Her toplumda münferit sıkıntılar olabilir. Ancak bunu genelleştirip bir toplumu diğerine karşı konumlandırmak doğru değildir. Yüzyıllardır birlikte yaşayan bir toplumu “<em><strong>baskı</strong></em>” dili üzerinden anlatmak, yeni kırılmalar doğurur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hünkârımız Hacı Bektaş-ı Veli’nin şu sözünü unutmamak gerekir. “<em><strong>İncinsen de, incitme.</strong></em>”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>GÜNDEM: Ağustos 2025’te kabul edilen Alevi-Bektaşi dini tüzel kişiliği yasası hakkında görüşünüz nedir?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Necmettin KAHYA:</strong>&nbsp;Bu konu çok daha ciddi bir meseledir. Bu düzenleme, bir hak verme gibi sunulsa da özünde azınlığı bölmeye yönelik bir girişimdir. Çünkü Lozan Antlaşması ile herhangi bir izne ve denetime tabi olmadan ibadetlerimizi yapabiliyoruz. Üstelik kabul edilen maddeler, bizim yolumuzun usul ve erkânına açıkça aykırıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>GÜNDEM: Bu aykırılık en çok nerede görülüyor?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Necmettin KAHYA:</strong>&nbsp;En açık örnek dedelerin belirlenmesi meselesidir. Bu yasaya göre dedeler; tüzel kişiliğin belirlediği üç kişi ile devletin, yani Eğitim ve Din İşleri Bakanlığının atayacağı iki kişiden oluşan bir komite tarafından seçilecektir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu, bizim “<em><strong>El ele, el Hakk’a</strong></em>” ilkemize tamamen aykırıdır. Dedelik makamı, devletin atamasıyla belirlenmez. Bu yol rızalıkla yürür, bürokrasiyle değil.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>GÜNDEM: Bu durumu nasıl nitelendiriyorsunuz?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Necmettin KAHYA:</strong>&nbsp;Bu, bizim inancımız açısından düşkünlük sebebidir. Çünkü yolun erkânına müdahale vardır. İnanç önderini devlet belirliyorsa, orada artık yolun kendi iradesinden söz edemeyiz.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>GÜNDEM: Daha geniş bir açıdan baktığınızda bu süreci nasıl yorumluyorsunuz?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Necmettin KAHYA:</strong>&nbsp;Bu, devlet eliyle asimilasyonun en net örneklerinden biridir. Bir toplumu tanıdığını söyleyip, onun içyapısını değiştirmek, erkânını dönüştürmek bu kabul edilemez.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>GÜNDEM: Son olarak ne söylemek istersiniz?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Necmettin KAHYA:</strong>&nbsp;Alevi-Bektaşi yolu; birlik, rıza ve hakikat yoludur. Bu yol dışarıdan şekillendirilemez. Yolun sahibi devlet değil, talibi ve canlarıdır. Tüzel kişiliğin ve benzeri yaklaşımların da bu gerçeği göz önünde bulundurması gerekir. Yol, ayrıştırarak değil birleştirerek yaşar.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 16 Apr 2026 22:05:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/necmettin-kahya-yolun-sahibi-devlet-degil-canlardir-1776369050.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kerkük’ün yeni valisi ITC Başkanı Mehmet Seman Ağa oldu</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kerkukun-yeni-valisi-itc-baskani-mehmet-seman-aga-oldu-3173</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kerkukun-yeni-valisi-itc-baskani-mehmet-seman-aga-oldu-3173</guid>
                <description><![CDATA[Irak’ın Kerkük vilayeti valiliği görevine, Irak Türkmen Cephesi (ITC) Başkanı Mehmet Seman Ağa seçildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Irak Türkmen Cephesi (ITC) Genel Başkanı Mehmet Seman Ağa, Kerkük İl Meclisi üyeleri tarafından yapılan oylama sonucunda vali olarak seçildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu gelişmeyle birlikte, yaklaşık 100 yıl aradan sonra Kerkük’ü bir Türkmen vali yönetecek.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kerkük İl Meclisi’nin sabah saatlerinde gerçekleştirmeyi planladığı oturum, yasal çoğunluk sağlanamadığı için yapılamadı. Oturum daha sonra saat 18.00’e ertelendi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu süreçte ITC Genel Başkanı Mehmet Seman Ağa, yoğun ilgi ve kalabalık eşliğinde Kerkük Valiliği binasına ulaştı. İl meclisi çevresinde hareketli anlar yaşandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Akşam saatlerinde gerçekleştirilen oturumun ardından Mehmet Seman Ağa, Kerkük İl Meclisi üyeleri tarafından yapılan oylama sonucunda resmen vali olarak seçildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Siyasi anlaşmalar gereği Kerkük’te dönüşümlü valilik sistemine geçildi.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 16 Apr 2026 21:42:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/kerkuk-valisi-irak-turkmen-cephesi-baskani-muhammed-seman-aga-oldu-1776365366.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hizbullah Lideri: Türkiye’de Sünni-Şii geriliminin arkasında ABD, İsrail var!</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/hizbullah-lideri-turkiyede-sunni-sii-geriliminin-arkasinda-abd-israil-var-3167</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/hizbullah-lideri-turkiyede-sunni-sii-geriliminin-arkasinda-abd-israil-var-3167</guid>
                <description><![CDATA[Hizbullah Genel Sekreteri Şeyh Naim Kasım, İsrail’le yürütülen diplomatik temasları “teslimiyet süreci” olarak nitelendirerek reddetti; ulusal birlik çağrısı yapıp çözümün ancak direniş ve güç dengesiyle mümkün olacağını vurguladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / İSTANBUL-</strong> Hizbullah Genel Sekreteri Şeyh Naim Kasım’dan Ankara’yı da içine alan kirli bir "<em><strong>psikolojik harp</strong></em>" senaryosuna dair çarpıcı ifşalar geldi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Kasım, Türkiye’nin adının karıştırılmaya çalışıldığı "<em><strong>mezhepsel fitne</strong></em>" operasyonunun bizzat ABD ve İsrail tarafından yönetildiğini ilan etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>"İsrail'in uşakları başarısız olacak"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Şeyh Naim Kasım, son dönemde özellikle sosyal medya üzerinden körüklenen "<strong><em>Türkiye’nin Sünni-Şii gerilimini tetiklediği</em></strong>" yönündeki iddiaların, direniş cephesini ve bölge ülkelerini parçalamaya yönelik bir tuzak olduğunu belirtti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Lübnan medyasında (Al Mayadeen) geniş yankı uyandıran açıklamasında Kasım şunları söyledi:</span></p>

<p><span style="color:#000000">"<strong><em>Türkiye'nin Sünniler ile Şiiler arasında sorun yarattığına dair dezenformasyon yayıyorlar. Bu fitnenin arkasında Amerikalılar, İsrailliler ve onların yerli uşakları var. Tek amaçları; bizi birbirimize kırdırıp, her iki taraftan da kurtulmak.</em></strong>"</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Türkiye mesajı: "Sünni kardeşlerimizle tek yüreğiz"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Kasım, Türkiye’nin bölgedeki Sünni dünyası için taşıdığı önemi ve iki toplum arasındaki tarihsel bağları şu sözlerle pekiştirdi:</span></p>

<p><span style="color:#000000">"<em><strong>Biz, Sünni kardeşlerimizle tek yüreğiz. Bu ihtilafı başaramayacaklar. İhtilafın başını kaldırmasına asla izin vermeyeceğiz.</strong></em>"</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İsrail’in "Sözlü Savaşı"na karşı stratejik kalkan</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">İsrail hükümetinin son dönemde Türkiye'ye karşı açtığı sözlü savaşa ve Ankara'yı hedef alan provokatif açıklamalara dikkat çeken uzmanlar, Kasım'ın bu çıkışını "<em><strong>stratejik bir kalkan</strong></em>" olarak nitelendiriyor.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 15 Apr 2026 13:07:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/hizbullah-lideri-turkiyede-sunni-sii-geriliminin-arkasinda-abd-israil-var-1776248400.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ardan Zentürk: Rusya-Çin İttifakı İran Savaşı’nda kopuşa uğradı</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ardan-zenturk-rusya-cin-ittifaki-iran-savasinda-kopusa-ugradi-3137</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ardan-zenturk-rusya-cin-ittifaki-iran-savasinda-kopusa-ugradi-3137</guid>
                <description><![CDATA[Deneyimli gazeteci Ardan Zentürk, Rusya Federasyonu ile Çin Halk Cumhuriyeti arasındaki uzun yıllardır gelişen stratejik ittifakın, İran Savaşı nedeniyle ilk ciddi gerilimi yaşadığını belirtti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<iframe width="820" height="461" src="https://www.youtube.com/embed/Cw17ia42el4" title="TRUMP ÇİN&#39;İN ELİNE DÜŞTÜ! ATEŞKES İÇİN TEK İSİM ÇİN LİDERİ Şİ!PEKİN AÇIKLAMALARI VE RUSYA&#39;DAN KOPMA" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe><p><strong>Deneyimli gazeteci Ardan Zentürk,</strong> Rusya Federasyonu ile Çin Halk Cumhuriyeti arasındaki uzun yıllardır gelişen stratejik ittifakın, İran Savaşı nedeniyle ilk ciddi gerilimi yaşadığını belirtti.<br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=Cw17ia42el4"><span style="color:#c0392b"><strong>ARDAN ZENTÜRK'ÜN AÇIKLAMASINI YOUTUBE ÜZERİNDEN İZLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ</strong></span></a></p>

<p>Zentürk, Rusya’nın bu çatışmanın uzamasından yana olduğunu Çin’in ise tam tersi bir tutum içinde olduğunu vurguladı:<em><strong> “Çin Halk Cumhuriyeti ‘Bir an önce bitirelim bu işi’</strong></em> diyor.<em><strong> Çünkü ben dünyanın tedarik merkeziyim; petrol fiyatları yükseliyor, dünya ekonomisi birbirine girdi, ben ne yapacağım?”</strong></em> dedi.</p>

<p>Zentürk’e göre, <strong>Şi Jinping ile Donald Trump</strong> arasında planlanan zirve, savaşın başlaması üzerine Mayıs ayına ertelenirken, Trump’ın bu görüşmeyi öne çekmesi gerektiğini savundu. Çin’in Ortadoğu politikasının, ABD’nin savaştaki sıkışmışlığını rahatlatabilecek nitelikte olduğunu dile getirdi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">ÇİN’İN TEMEL ÖNCELİĞİ: HÜRMÜZ BOĞAZI VE ENERJİ FİYATLARI</span></span></span></strong></p>

<p>Çin’in bir yandan İran’la stratejik ortaklığını korurken, diğer yandan Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar gibi Körfez ülkeleriyle ekonomik ilişkilerini güçlendirdiğini hatırlatan Zentürk, Pekin’in öncelikli hedefinin <strong>Hürmüz Boğazı’nın </strong>açık kalması ve enerji fiyatlarının kontrolden çıkmaması olduğunu belirtti.</p>

<p>Çin’in Ortadoğu Özel Elçisi<strong> Zhai Jun’un</strong> (Zai Jun) son açıklamalarına dikkat çeken Zentürk, şu ifadeleri aktardı:</p>

<p><em><strong>“Savaş hiç başlamamalıydı. Askeri operasyonlar derhal durdurulmalı. Pandora’nın kutusu açıldıysa sonuçları yıkıcı olur. Savaş devam ederse kimse kazanmaz, bölge halkı kaybeder.”</strong></em></p>

<p>Zhai Jun’un Körfez ülkelerine yönelik açıklamalarında egemenlik ve güvenlik vurgusu yaptığını, İran’a da <em><strong>“Körfez ülkelerine yönelik saldırıları rafa kaldır” </strong></em>çağrısında bulunduğunu kaydeden Zentürk, Çinli diplomatın <strong>“Zili kim bağladıysa o çözmeli” </strong>sözünü öne çıkardı. Bu ifadeyle çatışmayı başlatan taraf olarak ABD ve İsrail’i işaret ettiğini belirtti.<br />
Zhai Jun’un açıklamasını aktaran Zentürk,<em><strong>“Körfez işbirliği ülkelerinin egemenliğinin ve güvenliğinin korunması gerektiği açıktır. Bu ülkeler hiç ortak olmadıkları bir savaşta hiç hak etmedikleri bir acı çekmektedirler” i</strong></em>fadelerini kullandığını belirtti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">PETROL GERÇEĞİ: ÇİN ALTERNATİF BULABİLİR</span></span></span></strong></p>

<p>Zentürk, Çin’in İran petrol ithalatına dair rakamları da paylaştı: Çin, İran’ın petrol ihracatının yaklaşık %87’sini (günde 1,38 milyon varil) alıyor ve bu, Çin’in toplam petrol ithalatının yalnızca %13’ünü oluşturuyor.&nbsp;</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">“ÇİN HERKESİN LAFINI DİNLEYECEĞİ BİR GÜÇ”</span></span></span></strong></p>

<p>Ardan Zentürk, Çin’in ekonomik ve askeri açıdan her tarafla diyalog kurabilen bir süper güç olduğunu belirterek, Zhai Jun üzerinden daha atak diplomatik adımlar atabileceğini öngördü. <em><strong>“Koskoca Çin’den bahsediyoruz. Herkesin lafını dinleyeceği bir adam”</strong></em> ifadesini kullandı.</p>

<p>Zentürk, Çin’in hem İran’la 40 milyar dolarlık stratejik ilişkisini hem de Körfez ülkeleriyle güçlü ekonomik bağlarını dengeli şekilde yönettiğini sözlerine ekledi.</p>

<p>Analizinde Zentürk, Çin’in tarafsızlık ve diplomasi vurgusu yapan tutumunun, bölgedeki gerilimin azalması için önemli bir potansiyel taşıdığını ifade ederek sözlerini tamamladı.<br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=Cw17ia42el4"><span style="color:#c0392b"><strong>ARDAN ZENTÜRK'ÜN AÇIKLAMASINI YOUTUBE ÜZERİNDEN İZLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 28 Mar 2026 10:47:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/ardan-zenturk-rusya-cin-ittifaki-iran-savasinda-kopusa-ugradi-1774684956.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’dan Erdoğan’a teşekkür ve dayanışma mesajı</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/iran-cumhurbaskani-pezeskiyandan-erdogana-tesekkur-ve-dayanisma-mesaji-3132</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/iran-cumhurbaskani-pezeskiyandan-erdogana-tesekkur-ve-dayanisma-mesaji-3132</guid>
                <description><![CDATA[İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşykiyan, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “saldırgan Siyonist rejimi” kınama konusundaki kararlı tutumunu övdü.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın<strong> “saldırgan Siyonist rejimi”</strong> kınama konusundaki kararlı tutumunu övdü.</p>

<p>Pezeşkiyan, X (Twitter) hesabından yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:</p>

<p><em><strong>&nbsp;“T.C. Cumhurbaşkanı, aziz kardeşim Sayın R.T. Erdoğan’ın saldırgan Siyonist rejimi kınama konusundaki kararlı tutumu takdire şayandır. Kardeş Türk milleti, uzun yıllardır İslam ümmetiyle dayanışmada önemli bir rol üstlenmiştir. Bu şerefli yolu, ilahî lütufla birlikte devam edeceğiz.”</strong></em></p>

<p>Açıklamada, Türkiye ile İran arasındaki kardeşlik vurgusu ön plana çıkarılarak, iki ülkenin İslam dünyası ile dayanışmasının süreceği mesajı verildi.</p>

<p>Bu mesaj, İran’ın son dönemde bölgedeki gelişmelere ilişkin Türkiye ile ortak tutum sergilediği bir dönemde geldi. Pezeshkian’ın paylaşımı, iki ülke arasındaki siyasi ve stratejik yakınlaşmayı bir kez daha teyit etti.<br />
<br />
Kaynak link:&nbsp;<a href="https://x.com/drpezeshkian/status/2036752643981279550">https://x.com/drpezeshkian/status/2036752643981279550</a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 26 Mar 2026 04:07:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/iran-cumhurbaskani-pezeskiyandan-erdogana-tesekkur-ve-dayanisma-mesaji-1774487610.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dünyada bir ilk: Çin’de polis bir robotu gözaltına aldı!</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/dunyada-bir-ilk-cinde-polis-bir-robotu-gozaltina-aldi-3130</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/dunyada-bir-ilk-cinde-polis-bir-robotu-gozaltina-aldi-3130</guid>
                <description><![CDATA[Çin’de bir robotun yaşlı bir kadını rahatsız etmesi üzerine, polis müdahale etti. Olayda robot kontrol altına alındı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Çin’in Makao kentinde yaşanan olay, teknoloji ve güvenlik tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. Yerel saatle 21.00 sıralarında bir konut kompleksinin dışında meydana gelen olayda, Unitree G1 tipi bir robotun 70’li yaşlardaki bir kadını rahatsız ettiği öne sürüldü. İhbar üzerine olay yerine gelen polis ekipleri, robota müdahale ederek cihazı bulunduğu yerden uzaklaştırdı ve inceleme süreci başlatıldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Yaşlı kadının tepkisi dikkat çekti</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Görgü tanıklarının aktardığına göre, robot kadına yaklaşarak tekrarlayan hareketler sergiledi. Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde, yaşlı kadının robota bağırdığı ve elindeki çantayı sallayarak tepki gösterdiği görülüyor. Kadının, “Kalp atışlarımı hızlandırıyorsun! Yapacak bir sürü işin var, bununla ne uğraşıyorsun? Delirdin mi sen?” şeklinde bağırdığı anlar da kayıtlara yansıdı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Polis yetkilileri, kadının o sırada telefonuna bakmak için durduğunu ve robotun arkasında beklediğini belirtti. Yaşlı kadının, robotun kendisini sessiz şekilde takip ettiğini fark etmesi üzerine paniğe kapıldığı ifade edildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Robot operatörüne teslim edildi</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Olayın ardından robot resmi olarak “gözaltına alınmasa” da polis ekipleri tarafından bulunduğu yerden kaldırılarak kontrol altına alındı. Daha sonra cihaz, 50’li yaşlarında olduğu belirtilen operatörüne teslim edildi. Yetkililer, operatöre daha dikkatli olması yönünde uyarıda bulundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kadının ise robotun operatörü hakkında şikâyetçi olmayacağını söylediği bildirildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Robotun bir eğitim merkezine ait olduğu açıklandı</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Yetkililer, robotun yakınlardaki bir eğitim merkezine ait olduğunu açıkladı. Söz konusu merkezin, tanıtım faaliyetleri kapsamında Unitree G1 model robotu kullandığı belirtildi. Eğitim merkezinin sözcüsü Towin Mak, robotun bölgeden ayrılırken yaşlı kadınla karşılaştığını ifade etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Mak, olay sırasında robotun hem otonom programlama hem de uzaktan kontrol sistemiyle yönetildiğini belirtti. Robotun operatörü de yaşanan rahatsızlıktan dolayı kamuoyundan özür diledi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Olay sosyal medyada gündem oldu</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Yaşanan olayın görüntüleri kısa sürede sosyal medyada geniş yankı uyandırdı. Kullanıcılar, özellikle insanların bulunduğu alanlarda kullanılan robotların güvenliği ve denetimi konusunda tartışma başlattı. Bazı kullanıcılar, yapay zekâ destekli sistemlerin daha sıkı kurallara tabi tutulması gerektiğini savundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Robot güvenliği yeniden tartışılıyor</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Uzmanlar, kamuya açık alanlarda kullanılan robotların belirli güvenlik ve etik kurallar çerçevesinde çalışması gerektiğine dikkat çekiyor. Bu tür cihazların davranışlarının düzenli olarak denetlenmesi ve olası risklerin önceden tespit edilmesi gerektiği vurgulanıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yetkililer, olayla ilgili incelemenin sürdüğünü ve robotun bu davranışı sergilemesine neden olan teknik ya da yazılımsal bir sorun olup olmadığının araştırıldığını açıkladı. Olay, gelişen robot teknolojilerinin günlük yaşamda nasıl kullanılacağına ilişkin tartışmaları yeniden gündeme getirdi.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 25 Mar 2026 15:38:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/dunyada-bir-ilk-cinde-polis-bir-robotu-gozaltina-aldi-1774442563.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Batı Trakya Türk Azınlığı temsilcileri sorunlarını AGİT&#039;e taşıdı</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bati-trakya-turk-azinligi-temsilcileri-sorunlarini-agite-tasidi-3125</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bati-trakya-turk-azinligi-temsilcileri-sorunlarini-agite-tasidi-3125</guid>
                <description><![CDATA[Batı Trakya Türk Azınlığı temsilcileri, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı tarafından Viyana’da düzenlenen 2026 yılı 1. Tamamlayıcı İnsani Boyut Toplantısı’na katılarak, Azınlık haklarına ilişkin sorunları uluslararası platforma taşıdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Batı Trakya Türk Azınlığı temsilcileri, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı tarafından Viyana’da düzenlenen 2026 yılı 1. Tamamlayıcı İnsani Boyut Toplantısı’na katılarak, Azınlık haklarına ilişkin sorunları uluslararası platforma taşıdı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Demokratik Dayanıklılık için Yasa Yapımı</strong></em>” başlıklı toplantı Açılış Oturumunun ardından çalışma oturumları ile devam etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Toplantının “<em><strong>Demokrasileri Korumak: Demokratik Yasa Yapımı ve Uluslararası Aktörlerin Rolü</strong></em>” konulu ilk oturumunda BTAYTD temsilcisi söz alarak uluslararası korumanın azınlıkların dilini, kültürünü ve kimliğinin muhafazasındaki önemine değindi. Temsilci, Batı Trakya Türk Azınlığının haklarının uluslararası Lozan Antlaşması ile koruma altına alındığını, ancak Yunanistan’ın uluslararası yükümlülüklerinin aksine Türk azınlığın eğitim, kültürel ve vakıf mallarının idaresi alanında haklarını ihlal ettiğini ifade etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Toplantının “<em><strong>Demokratik Yasa Yapımını Savunmada Sivil Toplum ve Bağımsız Denetim</strong></em>” başlıklı ikinci oturumunda Seçek Azınlık Eğitim ve Kültür Derneği temsilcisi söz alarak Türk Azınlığın statüsünü ve haklarını belirleyen Lozan Antlaşmasının ulusal yasalarla değiştirilemeyeceğini belirtti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Batı Trakya’da yaşayan Alevi-Bektaşilerin Türk azınlıktan ayrı bir topluluk olarak değerlendirilemeyeceği ifade edilirken, 2025 Ağustosunda azınlık temsilcileri ile istişare edilmeden Yunan Parlamentosunda kabul edilen yasanın Türk Azınlık mensubu Alevi-Bektaşilerin beklentilerini karşılamaktan uzak olduğu belirtildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Aynı oturumda söz alan BTAYTD temsilcisi ise azınlıkların yasa yapım süreçlerine dahil edilmesinin önemini vurguladı. Bu doğrultuda Yunanistan’ın Türk azınlığın sorunlarını çözmek için azınlığın genelinin temsilci olarak kabul ettiği Batı Trakya Türk Azınlığı Danışma Kurulu’nun talep ve endişelerini göz önünde bulundurması gerektiğini belirtti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Toplantı &nbsp;“<strong><em>Demokratik Yasa Yapımında Yargısal Denetim ve Hesap Verebilirlik</em></strong>” konulu oturumla devam etti. Bu oturumda DEB Partisi temsilcisi söz alarak Türk Azınlığın dernekleşme özgürlüğü, anadilde eğitim hakkı ve dini liderini seçme hakkı alanında karşılaştığı hak ihlallerini dile getirdi. DEB Partisinin Yunanistan’da insan ve azınlık hakları merkezli siyaset yapan, parti içi yönetimde kadın-erkek eşitliğini gözeten Türk azınlığın tek siyasi partisi olduğunu vurguladı. DEB Partisi Yunanistan’a Türk azınlık ile diyalog kurmaya, hukukun üstünlüğü ve demokratik ilkelere saygı duyma çağrısında bulundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Aynı oturumda BTAYTD temsilcisi bir daha söz alarak Yunanistan’daki hukuki denetim mekanizmalarının yetersizliklerine değindi. Bu doğrultuda Türk Dernekleri alanında yıllardır uygulanmayan AİHM kararlarını örnek vererek AGİT katılımcı devletlerini gerekli yargı düzenlemelerini yapması için Yunanistan’a çağrıda bulunmaya davet etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Her oturum sonunda cevap hakkını kullanan Yunanistan Batı Trakya’da yaşayan azınlığın Müslüman azınlık olduğunu ve eşit Yunan vatandaşları olarak her türlü haktan ve pozitif ayrımcılıklardan yararlandığını iddia etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İki gün süren toplantı kapanış oturumu ile son buldu.&nbsp;</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 23 Mar 2026 14:30:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/bati-trakya-turk-azinligi-temsilcileri-sorunlarini-agite-tasidi-1774265830.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Müslüman ülkeler dış işleri bakanları İsrail&#039;i kınadı!</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/musluman-ulkeler-dis-isleri-bakanlari-israili-kinadi-3114</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/musluman-ulkeler-dis-isleri-bakanlari-israili-kinadi-3114</guid>
                <description><![CDATA[Türkiye, 12 Müslüman ülkenin Dışişleri Bakanı'nın Riyad'daki toplantısının sonunda duyurulan ortak açıklamaya, savaşın esas sorumlusunun İsrail olduğunu ekletti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Türkiye, Azerbaycan, Suriye, Bahreyn, Mısır, Ürdün, Kuveyt, Lübnan, Pakistan, Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) dışişleri bakanları, İran'ın Körfez ülkelerine yönelik saldırılarını ele almak üzere Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'da bir istişare toplantısı yaptılar.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">KÖRFEZ ÜLKELERİNE YAPILAN İRAN SALDIRILARINA TEPKİ</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Körfez ülkeleri, İran'ın kendilerini hedef alarak ABD'ye karşı şantaj aracı olarak kullanmak istemesinden duyduğu rahatsızlığı dile getirdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Edinilen bilgilere göre, ABD ve İsrail tarafından İran'a yönelik saldırıların ise toplantının konusu olmadığı kaydedildi.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">TÜRKİYE DEVREYE GİRDİ, İSRAİL'E TEPKİ AÇIKLAMAYA EKLETİLDİ</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Ancak bu noktada Türkiye devreye girdi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Toplantı sonrası yapılan ortak açıklamaya, İsrail'i eleştiren kısmı Ankara ekletti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye, savaşın gerçek sorumlusu olarak İsrail'in yayılmacı politikalarına işaret edilmesini sağladı.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">TÜRKİYE, İRAN KONUSUNDA SOĞUKKANLI VE SAĞDUYULU</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Bilindiği üzere, Türkiye'nin İran konusunda soğukkanlı ve sağduyulu bir politikası var. </span></p>

<p><span style="color:#000000">İran'dan ateşlenen füzelere rağmen Türkiye soğukkanlılığını şu ana kadar korudu ve İran'ı doğrudan hedef almadı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ancak Ankara, İran'ın Körfez ülkelerine yaptığı saldırılardan da rahatsız. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu saldırıların, bölgedeki gerilimi daha fazla artırdığını ve&nbsp;ekonomik istikrarsızlık başta olmak üzere gelişmelerin&nbsp;dünyayı kötü etkilediğini söylüyor.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">AÇIKLAMA METNİ ŞU ŞEKİLDE:</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">1. Türkiye Cumhuriyeti, Azerbaycan Cumhuriyeti, Bahreyn Krallığı, Mısır Arap Cumhuriyeti, Ürdün Haşimi Krallığı, Kuveyt Devleti, Lübnan Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti, Katar Devleti, Suudi Arabistan Krallığı, Suriye Arap Cumhuriyeti, ve Birleşik Arap Emirlikleri Dışişleri Bakanları, İran saldırılarına ilişkin olarak hicri 29 Ramazan 144, miladi 18 Mart 2026 Çarşamba günü Riyad’da istişari bir bakanlar toplantısı gerçekleştirmiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">2. Bakanlar, İran'ın Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerine, Ürdün Haşimi Krallığı'na, Azerbaycan Cumhuriyeti'ne ve Türkiye Cumhuriyeti'ne yönelik saldırılarını ele almış; balistik füzeler ve insansız hava araçlarıyla gerçekleştirilen ve yerleşim alanlarını, sivil altyapıyı -petrol tesisleri, tuzdan arındırma tesisleri, havalimanları, konut binaları ve diplomatik misyonlar dahil- hedef alan bu kasıtlı İran saldırılarını kınadıklarını ve reddettiklerini teyit etmişlerdir. Bakanlar, bu tür saldırıların hiçbir gerekçeyle veya hiçbir şekilde meşrulaştırılamayacağını vurgulamışlardır. Ayrıca devletlerin, Birleşmiş Milletler Şartı'nın 51. maddesi uyarınca kendilerini savunma hakkına sahip olduklarını ifade etmişlerdir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">3. Bakanlar, İran'a saldırılarını derhal durdurma çağrısında bulunmuş ve uluslararası hukuk, uluslararası insancıl hukuk ve iyi komşuluk ilkelerine saygı gösterilmesinin, tırmanmanın sona erdirilmesi, bölgenin güvenlik ve istikrarının sağlanması ve krizlerin çözümünde diplomasinin teşvik edilmesi için ilk adım olduğunu vurgulamışlardır. Bakanlar ayrıca İran ile ilişkilerin geleceğinin, devletlerin egemenliğine saygı gösterilmesine, iç işlerine karışılmamasına, egemenliklerinin veya topraklarının herhangi bir şekilde ihlal edilmemesine ve askeri kabiliyetlerin bölge ülkelerini tehdit edecek şekilde kullanılmaması veya geliştirilmemesine bağlı olduğunu belirtmişlerdir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">4. Bakanlar, İran'ın, tüm saldırıların derhal durdurulmasını, komşu devletlere yönelik her türlü provokatif eylem veya tehdidin koşulsuz biçimde sona erdirilmesini ve İran'ın kendi hedeflerine hizmet etmek üzere Arap ülkelerindeki bağlantılı milisleri destekleme, finanse etme ve silahlandırma faaliyetlerini durdurmasını öngören 2817 (2026) sayılı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Kararı'nı uygulama yükümlülüğüne uyması gerektiğini vurgulamışlardır. Ayrıca İran'ın, Hürmüz Boğazı'nda uluslararası deniz trafiğini kapatmaya veya engellemeye yönelik herhangi bir tedbir veya tehdide başvurmaktan ve Bab el-Mendeb'de deniz güvenliğini tehlikeye atmaktan kaçınması gerektiğini ifade etmişlerdir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>5. Bakanlar, Lübnan'ın güvenliği, istikrarı ve toprak bütünlüğüne desteklerini yinelemiş; Lübnan devletinin egemenliğinin ülkenin tüm topraklarında etkinleştirilmesini ve silahların devletin tekelinde tutulmasına ilişkin Lübnan hükümeti kararını desteklediklerini belirtmişlerdir. Ayrıca İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırganlığını ve bölgedeki yayılmacı politikasını kınamışlardır.</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">6. Bakanlar, gelişmeleri izlemek ve ortaya çıkan meseleleri değerlendirmek amacıyla bu konudaki yoğun istişare ve koordinasyonu sürdürme kararlılıklarını teyit etmiş; ortak tutumların oluşturulmasını ve güvenlik, istikrar ve egemenliklerini korumak, İran’ın topraklarına yönelik HAİN saldırılarını durdurmak için gerekli meşru tedbir ve uygulamaların benimsenmesini sağlayacak şekilde çalışmalarını sürdüreceklerini ifade etmişlerdir."</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 19 Mar 2026 16:56:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/musluman-ulkeler-dis-isleri-bakanlari-israili-kinadi-1773928928.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Marjorie Taylor Greene, Trump&#039;ın İran politikasına sert tepki gösterdi</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/marjorie-taylor-greene-trumpin-iran-politikasina-sert-tepki-gosterdi-3108</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/marjorie-taylor-greene-trumpin-iran-politikasina-sert-tepki-gosterdi-3108</guid>
                <description><![CDATA[ABD Temsilciler Meclisi'nin eski üyesi Marjorie Taylor Greene, Başkan Donald Trump'ın İran'a yönelik olası askeri hamlelerine karşı sert bir çıkış yaptı. Greene, "Çoğu Amerikalı bu savaşa tamamen karşı" diyerek, ülkenin iç sorunlarının öncelikli olduğunu vurguladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Marjorie Taylor Greene, Trump'ın İran Politikasına Sert Tepki Gösterdi: "Amerika Önce" İlkesi Unutuldu</strong></p>

<p>ABD Temsilciler Meclisi'nin eski üyesi Marjorie Taylor Greene, Başkan Donald Trump'ın İran'a yönelik olası askeri hamlelerine karşı sert bir çıkış yaptı. Greene, "Çoğu Amerikalı bu savaşa tamamen karşı" diyerek, ülkenin iç sorunlarının öncelikli olduğunu vurguladı.</p>

<p>Greene, Megyn Kelly'ye verdiği röportajda öfkesini şu sözlerle dile getirdi:</p>

<p><em><strong>"Normal hayatlarımızı yaşıyoruz ve İran tarafından tehdit edildiğimizi hissetmiyoruz. Amerikalıların odaklandığı konular şunlar: Amerikalıların yüzde 72'si sağlık sigortasını karşılayamıyor, yüzde 58'i araba sigortasını ödeyemiyor, yüzde 67'si maaş çekiyle geçiniyor, yüzde 31'i geçmiş vergilerini ödeyemiyor, yüzde 50'si kredi kartı borcu içinde. İşte Amerika'nın bugünkü hali bu."</strong></em></p>

<p>Make America Great Again (MAGA) hareketinin en ön saflarında yer aldığını hatırlatan Greene, hareketin temel prensibini eleştirdi:</p>

<p><em><strong>"MAGA, 'Amerika önce' olmalıydı; İsrail önce değil, hiçbir yabancı ülke önce değil, hiçbir yabancı halk önce değil… Sorunlarımızda Amerikan halkı önce olmalıydı."</strong></em></p>

<p>Greene, tepkisini daha da sertleştirerek şöyle devam etti:</p>

<p><em><strong>"Kızgınım, bu konuda öfkeli ve çıldırmış durumdayım. Yaklaşık 40 trilyon dolar borcumuz var. Bu savaş bize ne kadara mal olacak? Amerikan askerlerimizin yabancı ülkeler için öldüğünü ve katledildiğini yeterince gördük. Daha fazla ölü ve katledilmiş Amerikan askeri görmek istemiyorum."</strong></em></p>

<p><em><strong>Son olarak Greene, "Amerika'nın yara bandını yırtma zamanı geldi" diyerek, ülkenin mevcut durumuna ve karar alma mekanizmalarına ilişkin ciddi bir yüzleşme çağrısında bulundu:</strong></em></p>

<p><em><strong>"Bu ülkede neler olup bittiğini, bu kararların kim için alındığını ve kim tarafından alındığını ciddi şekilde konuşmamız gerekiyor."</strong></em></p>

<p>Greene'in açıklamaları, Trump yönetiminin dış politika tercihleri konusunda parti içindeki görüş ayrılıklarını bir kez daha gün yüzüne çıkardı.<br />
<a href="https://x.com/wideawake_media/status/2033846318469136722"><strong>(Kaynak: Wide Awake Media / Megyn Kelly röportajı)</strong></a><br />
Kaynak link:&nbsp;<a href="https://x.com/wideawake_media/status/2033846318469136722">https://x.com/wideawake_media/status/2033846318469136722</a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 17 Mar 2026 22:43:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/marjorie-taylor-greene-trumpin-iran-politikasina-sert-tepki-gosterdi-1773777051.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İran Dışişleri Bakanı Arakçı&#039;dan Türkiye&#039;ye teşekkür mesajı</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/iran-disisleri-bakani-arakcidan-turkiyeye-tesekkur-mesaji-3103</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/iran-disisleri-bakani-arakcidan-turkiyeye-tesekkur-mesaji-3103</guid>
                <description><![CDATA[İran Dışişleri Bakanı Seyed Abbas Arakçı, Ramazan ayının mübarek günlerinde Türkiye’den gelen destek ve dualar için teşekkür mesajı yayınladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İran Dışişleri Bakanı Seyed Abbas Arakçı, Ramazan ayının mübarek günlerinde Türkiye’den gelen destek ve dualar için teşekkür mesajı yayınladı.</p>

<p>Sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada Arakçı, şu ifadeleri kullandı:</p>

<p><em><strong>“Ramazan’ın bu mübarek günlerinde kardeş Türk milletinin ve dost Türkiye Cumhuriyeti’nin İran halkı için ettiği dualar ve gösterdiği dayanışma bizler için büyük bir güç ve moral kaynağıdır. İran, egemenliğini ve halkının güvenliğini kararlılıkla savunmaya devam edecektir.”</strong></em></p>

<p>Bakan, mesajının devamında adalet ve barış vurgusu yaparak şunları ekledi:</p>

<p><em><strong>“Adaletin ve barışın galip geleceğine inanıyoruz. Dualarınız ve desteğiniz için içtenlikle teşekkür ederiz.”</strong></em></p>

<p>Araghchi’nin açıklaması, Türkiye’de İran’a yönelik dayanışma gösterileri ve duaların arttığı dönemde dikkat çekti.<br />
<br />
<a href="https://x.com/araghchi/status/2032513523201220713"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-03-14%20at%2016_27_42.jpeg" style="height:246px; width:452px" /></a><br />
Kaynak:&nbsp;<a href="https://x.com/araghchi/status/2032513523201220713">https://x.com/araghchi/status/2032513523201220713</a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 14 Mar 2026 16:27:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/iran-disisleri-bakani-arakcidan-turkiyeye-tesekkur-mesaji-1773495380.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Taylor Greene, Trump&#039;ı İran saldırıları nedeniyle yerden yere vurdu: Önce Amerika vaadi ihanete uğradı!</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/taylor-greene-trumpi-iran-saldirilari-nedeniyle-yerden-yere-vurdu-once-amerika-vaadi-ihanete-ugradi-3079</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/taylor-greene-trumpi-iran-saldirilari-nedeniyle-yerden-yere-vurdu-once-amerika-vaadi-ihanete-ugradi-3079</guid>
                <description><![CDATA[Eski Kongre Üyesi Marjorie Taylor Greene (MTG), bir zamanlar Donald Trump'ın en sadık müttefiklerinden biri olarak bilinen isim, şimdi eski başkanına karşı en sert eleştirilerini yöneltti. Trump'ın İran'a yönelik askeri saldırıları başlatması üzerine Greene, X platformunda (eski adıyla Twitter) yayınladığı dört uzun ve ateşli paylaşımda, Trump yönetimini "Amerika Önce" (America First) sloganının en büyük ihanetçisi olarak nitelendirdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>HABER: BORA ÖZİZMİRLİ<br />
<br />
Eski Kongre Üyesi Marjorie Taylor Greene (MTG),</strong> bir zamanlar Donald Trump'ın en sadık müttefiklerinden biri olarak bilinen isim, şimdi eski başkanına karşı en sert eleştirilerini yöneltti. Trump'ın<br />
İran'a yönelik askeri saldırıları başlatması üzerine Greene, X platformunda (eski adıyla Twitter) yayınladığı dört uzun ve ateşli paylaşımda, Trump yönetimini <strong>"Amerika Önce" (America First)</strong> sloganının en büyük ihanetçisi olarak nitelendirdi. Greene, saldırıları <em><strong>"yalanlar üzerine kurulu yabancı savaş"</strong></em> olarak tanımlayarak, Trump'ı <em><strong>"elitlerin çıkarlarını önceleyen"</strong></em> bir lidere dönüştüğünü iddia etti.</p>

<p>Bu çıkış, MAGA (Make America Great Again) tabanında derin bir kırılma yarattı. Özellikle genç nesillerin ( X, Y ve Z) öfkesini dile getiren Greene, Trump'ın Baby Boomer kuşağının hatalarını tekrarladığını ve Amerika'nın iç sorunlarını görmezden gelerek İran'da rejim değişikliği peşinde koştuğunu savundu. Paylaşımları, binlerce beğeni ve paylaşım aldı; #MTGvsTrump etiketi hızla trend oldu.</p>

<p><br />
<span style="color:#2980b9"><strong>1. Nesiller Arası Öfke: "Siz Milyardersiniz, Oy Verenler İflasın Eşiğinde"</strong></span></p>

<p>Greene, Trump'a hitaben <strong><em>"Harika Sayın Başkan. İyi iş çıkardınız" </em></strong>diye başlayan alaycı bir paylaşımla başladı. Trump'ın milyarder statüsünü vurgulayarak,<em><strong> "Size oy veren İran halkı değil, Amerikan halkı. Ama onlar milyarder değil; çoğu iflas etmiş durumda, rekor kredi kartı borcu içinde, sağlık ve araba sigortası bile karşılayamıyor. Gençler ev alamıyor, kira ödeyemiyor"</strong></em> dedi.</p>

<p>Baby Boomer kuşağını (1946-1964 doğumlular) suçlayan Greene, <em><strong>"Sizin kuşağınız tek maaşla geçinebiliyordu. Şimdi ise bekar anneler bile hayatta kalamıyor. 10 yıl sonra siz emekli olunca veya vefat edince, biz genç nesiller iflas etmiş Sosyal Güvenlik sistemi, 50 trilyon dolar borç ve değersiz dolarla baş başa kalacağız" </strong></em>uyarısında bulundu. "Önce Amerika" sloganıyla kampanya yürüttüklerini hatırlatan Greene, <em><strong>"Bu olanlar o değil"</strong></em> diye isyan etti.</p>

<p><br />
<span style="color:#2980b9"><strong>2. Kongre Güçsüz, Beyaz Saray Keyfi: "Zorbalıkla Koalisyon Tutulmaz"</strong></span></p>

<p>İkinci paylaşımda Greene, Kongre'yi<em><strong> "güçsüz, etkisiz ve tamamen yürütmenin kontrolünde"</strong></em> olarak tanımladı. İran saldırıları için Beyaz Saray'ın Kongre'ye gerekçe bile sunmadığını, Gang of Eight'in sadece 5 üyesinin bilgilendirildiğini belirtti. Savaş Yetkileri Kararı için oylama çağrısı yaptı ama "Onlar istediklerini yapar, karşı çıkarsan panikçi veya hain ilan edilirsin" dedi.</p>

<p><strong><em>"İnsanlar artık umursamayı bırakıyor" </em></strong>uyarısında bulunan Greene, <em><strong>"Zorbalık ve hakaretle koalisyonları tutamazsınız. Bu uzun sürmeyecek"</strong></em> ifadelerini kullandı.</p>

<p><br />
<strong><span style="color:#2980b9">3. En Uzun ve En Sert Eleştiri: "Bu En Kötü İhanet"</span></strong></p>

<p>Üçüncü paylaşım, Greene'in manifestosu niteliğindeydi. Trump'ın mitinglerde defalarca tekrarladığı <em><strong>"Artık Yabancı Savaş Yok, Artık Rejim Değişikliği Yok!"</strong></em> sloganlarını hatırlatarak başladı:<em><strong> "Trump, Vance ve tüm yönetim buna kampanya yürüttü. Ama şimdi İran halkını 'özgürleştiriyoruz'. Lütfen! 93 milyon İranlı kendi kendini özgürleştirsin."</strong></em></p>

<p>Nükleer tehdit iddialarını <strong>"on yıllardır yutturulan yalan" </strong>olarak niteleyen Greene, Trump'ın geçen yazki bombalamada her şeyi yok ettiğini söylediğini hatırlattı. <em><strong>"Her zaman yalan, her zaman Amerika Sonra (America Last). Ama bu seferki ihanet en kötüsü, çünkü farklı olduğuna inandığımız adamdan geliyor" </strong></em>dedi.</p>

<p>Greene, listeye iç sorunları ekledi: COVID karantinalarında küçük işletmelerin batması, aşı zararları, rekor intiharlar, Epstein dosyalarının açıklanmaması, enflasyon, sağlık sistemi, ev fiyatları, AI iş kayıpları, ruh sağlığı krizi ve uyuşturucu salgını...<em><strong> "İran savaşı hiçbirini çözmüyor. Ama saatler içinde 40 masum İranlı kız öğrencinin İsrail bombalarıyla öldüğü bildirildi. Gazze'de binlerce çocuğu öldürdüler, umursamıyorlar. Çocuklarımızı da umursamıyorlar" </strong></em>diye haykırdı.</p>

<p><br />
<br />
<span style="color:#2980b9"><strong>4. Vance ve Gabbard'a Çağrı: "Sessiz Kalmayın!"</strong></span></p>

<p>Son paylaşımda Greene, Başkan Yardımcısı J.D. Vance ve Tulsi Gabbard'ı etiketleyerek doğrudan seslendi: <em><strong>"İran savaşına karşı sesinizi yükseltmelisiniz. Sessizlik işe yaramaz. Siz defalarca İran savaşı karşıtıydınız. Charlie Kirk de öyleydi. Amerikalılar ölüyor. Bu, kampanya yürüttüğümüz şeyin tam tersi. NO MORE FOREIGN WARS dedik. Tek istediğimiz Önce Amerika'ydi. Bu değil!"</strong></em></p>

<p><br />
<br />
<span style="color:#2980b9"><strong>Trump'ın Karşılığı: "Hamaney Öldü, Adalet Yerini Buldu"</strong></span></p>

<p>Greene'in eleştirilerine rağmen Trump, X'te İran'ın Yüce Lideri Ayetullah Ali Hamaney'in öldürüldüğünü duyurarak zafer ilan etti: <em><strong>"Tarihin en kötü insanlarından biri öldü. Bu, İran halkı ve tüm büyük Amerikalılar için adalet. İran halkı ülkesini geri alma şansı yakaladı. Orta Doğu'da, dünyada barış!"</strong></em></p>

<p>Trump'ın bu paylaşımı, Greene'in "ihanet" suçlamalarını daha da alevlendirdi. Analistler, bu kırılmanın MAGA tabanını genç ve savaş karşıtı seçmenlerden uzaklaştırabileceğini belirtiyor. Greene'in eski müttefiklerine meydan okuması, Trump'ın ikinci döneminde ilk büyük iç isyan olarak kayıtlara geçti.</p>

<p>Kaynaklar: Greene'in X paylaşımları (@FmrRepMTG), Trump'ın açıklamaları ve çeşitli Amerikan medyası raporları.<br />
<br />
Green'in açıklamasının tam metni şöyle:<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p>1-Harika Sayın Başkan. İyi iş çıkardınız.<br />
Siz bir milyardersiniz ve size oy veren İran halkı değil, Amerikan halkı milyarder değil.<br />
Aslında birçoğu tamamen iflas etmiş durumda, rekor seviyede kredi kartı borcu içindeler, sağlık sigortası veya araba sigortası bile karşılayamıyorlar ve çoğu genç insan ev satın almayı veya kira ödemesini bile karşılayamıyor. Sizin kuşağınız, yani Baby Boomer'lar, aileleriniz tek gelirle geçinebiliyordu ve şimdi bu, Amerikan ailelerinin büyük çoğunluğu için neredeyse imkansız. Hele ki bekar bir anne olmayı düşünün.<br />
Eminim ki, en çok sizi destekleyenler, sizin gibi 1946-1964 yılları arasında doğmuş (baby boomer) kuşağından olan arkadaşlarınız ve destekçilerinizdir.<br />
Ama biz genç nesiller, X kuşağı (benim kuşağım), Y kuşağı ve özellikle Z kuşağı, bu saçmalığı nefretle karşılıyoruz.<br />
Çünkü hepimiz biliyoruz ki, Amerika'nın tüm felaket kararlarından sorumlu olan Baby Boomer kuşağı 10 yıl sonra emekli olduğunda veya vefat ettiğinde, biz genç nesiller sosyal güvenlik ödemelerinden mahrum kalacağız çünkü sistem iflas etmiş olacak, 50 trilyon dolardan fazla borç içinde olacak ve doların hiçbir değeri kalmayacak.<br />
Biz, yani siz ve ben, "Önce Amerika" sloganıyla kampanya yürüttük.<br />
Ve bu, olay bu değil.</p>

<p>Kaynak: https://x.com/FmrRepMTG/status/2027873558903537854</p>

<p>2-Kongre güçsüz, etkisiz hale getirilmiş, tamamen yürütme organının kontrolü altında ve Beyaz Saray'a itaat ediyor.</p>

<p>Tamamen zaman kaybı, ne yazık ki. Sizce neden bu kadar çok insan ayrılıyor?</p>

<p>Beyaz Saray, İran'a saldırmasının nedenlerini Kongre'ye bildirme zahmetine bile girmedi ve sekiz kişilik grubun sekiz üyesinden sadece beşini bilgilendirdi.</p>

<p>Savaş Yetkileri Kararı hakkında oylama yapılmalı ama bu bile yönetimin istediğini yapmasını engelleyemez do.</p>

<p>Onlar istediklerini yaparlar ve onlarla birkaç konuda bile aynı fikirde olmamaya cüret ederseniz, panikçi veya hain ilan edilirsiniz.</p>

<p>Ama bu uzun sürmeyecek. İnsanları zorbalıkla ve hakaretle kendi tarafınıza çekmeye çalışıp, tüm koalisyonların tekrar Cumhuriyetçilere oy vermesini bekleyemezsiniz.</p>

<p>İnsanlar artık umursamayı bırakıyorlar.</p>

<p>Kaynak: https://x.com/FmrRepMTG/status/2028113938525597918</p>

<p>3-“Artık Yabancı Savaş Yok, Artık Rejim Değişikliği Yok!” dedik. Bunu mitinglerde, konuşmalarda defalarca tekrarladık. Trump, Vance ve temelde tüm yönetim bunun üzerine kampanya yürüttü ve Amerika'yı ÖNCE koyacaklarını ve Amerika'yı Yeniden Büyük Yapacaklarını vaat etti.<br />
Benim neslim tüm yetişkin hayatımız boyunca hükümetimiz tarafından hayal kırıklığına uğratıldı, istismar edildi ve kullanıldı; çocuklarımızın nesli ise kelimenin tam anlamıyla terk ediliyor.<br />
Benim kuşağımdan binlerce Amerikalı, bitmek bilmeyen anlamsız dış savaşlarda öldürüldü ve yaralandı ve biz "artık yeter" dedik. Ama İran halkını özgürleştiriyoruz.<br />
Lütfen.<br />
İran'da 93 milyon insan var, bırakın kendilerini özgürleştirsinler. Ama İran nükleer silahlara sahip olmanın eşiğinde.<br />
Evet, elbette.<br />
Bu yalan bize on yıllardır aşılandı ve Trump da geçen yaz yaptığı bombalamanın bunların hepsini tamamen yok ettiğini söyledi.<br />
Bu her zaman bir yalan ve her zaman Amerika en sonda gelir. Ama bu seferki ihanet en kötüsü gibi geliyor çünkü bu yalan, farklı olduğuna inandığımız ve artık yeter dediğimiz adamdan ve yönetimden geliyor.<br />
2024'te kazanılan zaferin, nihayet Amerika'yı önceliklendirme zamanının geldiği anlamına geleceğini düşünmüştük.<br />
Biz de bunun sıradan Amerikalı erkek ve kadınları ve çocuklarını kapsadığını düşündük.<br />
Elitler değil.<br />
Amerika acı çekti ve onlar umursamıyor bile.<br />
Yüz binlerce Amerikalı küçük işletme sahibi, Trump döneminde salgının yayılmasını yavaşlatmak için 15 gün süreyle başlatılan ve Biden ile Demokratlar döneminde de devam eden zalimce Covid karantinaları sırasında emekleriyle kazandıkları işletmelerini kaybetti. Aralarında hiçbir fark yok.<br />
Aşı kaynaklı yaralanmalar, ölümler, gecikmeler ve vergi mükelleflerinin parasıyla finanse edilen eğitimde kayıplar, rekor seviyede intiharlar, rekor seviyede büyük ilaç şirketlerinin karları ve MAGA Amerika Önce Yönetiminden hiç kimsenin hesap vermemesi, üstelik aynı anda savaşlar başlatıp barışı sağlamaya çalışıyorlar.<br />
Krizi ve çözümü aynı anda yaratın, sonra da kâr elde etmek için apartmanlar inşa edin. MAGA!<br />
Yıllarca Epstein dosyalarının yayınlanmasını, dünyanın en zengin ve en güçlü adamlarından binlerce mağdur, kadın ve çocuk için şeffaflık ve adalet talep ettik ve bunu başarmak için Trump'ın kendisiyle mücadele etmek zorunda kaldık, hatta hepimiz bu konuda kampanya yürütmüş olmamıza rağmen. Ve tek bir kişi bile tutuklanmadı ve muhtemelen de tutuklanmayacak; hesap sorulmadı, adalet sağlanmadı.<br />
Bunun yerine, İsrail adına İran'la bir savaş çıkar ve bu savaş İran'da rejimin kurulmasıyla sonuçlanacaktır.<br />
Yabancı halklar için, yabancı rejim değişikliği amacıyla yapılan bir başka yabancı savaş.<br />
Ne için?<br />
Hükümetimizin neden olduğu enflasyonu düşürür mü? Hem Demokratların hem de Cumhuriyetçilerin on yıllarca süren yolsuz hükümet harcamalarıyla hepimizi yaklaşık 40 trilyon dolarlık borca ​​mahkum eden ve dolarımızın değerini sıfıra indiren enflasyonu. Hayır, İran'la savaş enflasyonu düşürmez ve yaşam maliyetini uygun hale getirmez.<br />
İran'la savaş sağlık sistemimizi düzeltecek ve Amerikalılar için sağlık sigortasını daha uygun fiyatlı hale getirecek mi?<br />
İran'la savaş olmaması bunu sağlamaz ve MAGA yönetimi ile Cumhuriyetçiler bu konuda ciddi bir şekilde çalışmıyorlar bile.<br />
İran'la savaş, yapay zekanın işinizi elinizden almasını engeller mi? Hayır.<br />
İran'la savaş ev satın almanıza olanak sağlar mı? Hayır, ama Gazze yeniden inşa edildiğinde TikTok'ta güzel çatı katı dairelerinin videolarını göreceksiniz.<br />
İran'la savaş Amerika'daki ruh sağlığı krizine veya uyuşturucu bağımlılığı salgınına yardımcı olur mu? Hayır.<br />
İran'la savaş, Amerikan ailelerinin bir arada kalmasına ve hayatta kalmasına yardımcı oluyor mu? Hayır, kesinlikle hayır.<br />
Ancak İran'la savaşın başlamasından saatler sonra, İran'da yaklaşık 40 masum kız çocuğunun, okul öğrencisinin, İsrail'den atılan bombalarla öldürüldüğü bildirildi.<br />
Ve umursamıyorlar bile, Gazze'de binlerce masum çocuğu öldürdüler ve görünüşe göre barış yanlısı yönetimimiz de umursamıyor.<br />
Ve Amerika'nın sorunlarını çözmeyeceklerine göre, açıkça çocuklarımızı da umursamıyorlar.<br />
Şimdi ise Amerika'ya, Amerikan "Barış" Başkanı ve Barış Yanlısı yönetimin, iktidara geldikten sadece bir yıl sonra bu yıl tekrar savaşa girme nedenleri olarak öne sürdüğü tüm "asil" gerekçeler zorla anlatılacak ve manipüle edilecek.<br />
Baş döndürücü ama maga.</p>

<p>Kaynak: https://x.com/FmrRepMTG/status/2027746247684075987</p>

<p>4-@JDVance<br />
&nbsp;ve&nbsp;<br />
@TulsiGabbard<br />
&nbsp;ikiniz de İran'daki savaşa karşı sesinizi yükseltmelisiniz.</p>

<p>İnsanlar dikkatle, hem de çok yakından izliyorlar. Sessizlik işe yaramayacak.</p>

<p>İkiniz de defalarca, alenen ve yüksek sesle İran'la savaşa girmeye karşıydınız.</p>

<p>Arkadaşımız Charlie Kirk, İran'la savaşa kesinlikle karşıydı.</p>

<p>Sessiz kalamazsınız.</p>

<p>Amerikalılar ölüyor.</p>

<p>İkiniz de bunun kampanya yürüttüğümüz şey olmadığını ve kesinlikle olmayacağını söylediğimiz şeyin %100 bu olduğunu biliyorsunuz.</p>

<p>Biz dedik, ben dedim, sen dedin:</p>

<p>ARTIK YABANCI SAVAŞLARA VE REJİM DEĞİŞİKLİĞİNE SON.</p>

<p>Bizim tek istediğimiz önce Amerika'ydı.</p>

<p>Bu, o değil.</p>

<p>Kaynak: https://x.com/FmrRepMTG/status/2028171922861597125</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 01 Mar 2026 22:37:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/taylor-greene-trumpi-iran-saldirilari-nedeniyle-yerden-yere-vurdu-once-amerika-vaadi-ihanete-ugradi-1772394968.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Tucker Carlson&#039;dan sert çıkış: ABD hükümeti Netanyahu&#039;nun yanında, vatandaşlarının değil</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/tucker-carlsondan-sert-cikis-abd-hukumeti-netanyahunun-yaninda-vatandaslarinin-degil-3069</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/tucker-carlsondan-sert-cikis-abd-hukumeti-netanyahunun-yaninda-vatandaslarinin-degil-3069</guid>
                <description><![CDATA[Tucker Carlson, ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee ile yaptığı röportajda, Amerika'nın İsrail hükümetine yönelik tutumunu sert bir şekilde eleştirdi. Gazeteci Tucker Carlson konuşmasında" Amerika'da, İsrail'i eleştirirseniz, hükümetiniz sizi sansürlemek için çalışacaktır. Eğer sizinle Netanyahu arasında bir gerginlik çıkarsa, ABD hükümetinin kimin tarafını tutacağını biliyorsunuz: Netanyahu'nun tarafını." ifadelerini kullandı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<iframe width="884" height="497" src="https://www.youtube.com/embed/XS7itdfgNnU" title="Tucker Confronts Mike Huckabee on America’s Toxic Relationship With Israel" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe><p>Tucker Carlson, ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee ile yaptığı röportajda, Amerika'nın İsrail hükümetine yönelik tutumunu sert bir şekilde eleştirdi.&nbsp;Gazeteci Tucker Carlson konuşmasında" Amerika'da, İsrail'i eleştirirseniz, hükümetiniz sizi sansürlemek için çalışacaktır. Eğer sizinle Netanyahu arasında bir gerginlik çıkarsa, ABD hükümetinin kimin tarafını tutacağını biliyorsunuz: Netanyahu'nun tarafını." ifadelerini kullandı.</p>

<p>Carlson, şu ifadeleri kullandı:</p>

<p><em>"Amerika'da yaşayan bir vatandaş olarak, hükümetinizin her zaman İsrail hükümetinin tarafını tutacağını ve sizin tarafınızı tutmayacağını çok net bir şekilde görebiliyoruz. Bu durum, ABD'deki Amerikalıların günlük deneyiminden gerçekten farklı mı?</em></p>

<p><em>Hükümetinizin, sizin hükümetiniz olduğunu ve yalnızca sizi temsil etmek, sizin çıkarlarınızı korumak için var olduğunu düşünüyorsunuz. İran'la olası bir çatışmada bile, hükümetinizin sizin tarafınızı tutmasını bekliyorsunuz. Ancak gerçekte tam tersi yaşanıyor.</em></p>

<p><em>Eğer ülkenizde<strong> İsrail politikalarını </strong>veya hükümetini eleştirirseniz, kendi hükümetiniz sizi sansürlemek için devreye giriyor. Sizinle İsrail Başbakanı Netanyahu (Bibi) arasında bir anlaşmazlık çıktığında, hükümetinizin kimin yanında duracağını herkes biliyor: Netanyahu'nun yanında.</em></p>

<p><em>Bu durum sürdürülebilir değil. Bu, son derece aşağılayıcı ve doğal düzenin tamamen tersine çevrilmiş hali. Hükümetiniz, vatandaşları için vardır; yabancı bir hükümet için değil. Ancak hem ABD'de hem de İsrail'de gördüğümüz tablo tam olarak bu değil. İşte asıl öğrenmemiz gereken gerçek bu."</em></p>

<p>Carlson'ın bu sözleri, Tucker Carlson Network üzerinden yayınlanan ve İsrail'de çekilen uzun röportajın bir bölümünden alınmış olup, ABD'nin İsrail'e yönelik "öncelikli" politikasını ve bunun Amerikan vatandaşları üzerindeki etkisini sorguluyor. Röportaj, özellikle <strong>"America First"</strong> ile "Israel First" tartışmalarını alevlendirmiş durumda.<br />
<br />
Kaynak:&nbsp;<a href="https://www.youtube.com/watch?v=XS7itdfgNnU">https://www.youtube.com/watch?v=XS7itdfgNnU</a><br />
<a href="https://x.com/ConflictTR/status/2026604062519574672">https://x.com/ConflictTR/status/2026604062519574672</a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 25 Feb 2026 14:54:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/tucker-carlsondan-sert-cikis-abd-hukumeti-netanyahunun-yaninda-vatandaslarinin-degil-1772023093.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İtalya Başbakanı Giorgia Meloni: Rusya&#039;nın Ukrayna&#039;daki talepleri tamamen temelsiz ve mantıksız</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/italya-basbakani-giorgia-meloni-rusyanin-ukraynadaki-talepleri-tamamen-temelsiz-ve-mantiksiz-3064</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/italya-basbakani-giorgia-meloni-rusyanin-ukraynadaki-talepleri-tamamen-temelsiz-ve-mantiksiz-3064</guid>
                <description><![CDATA[İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, Ukrayna-Rusya barış görüşmeleri ve güvenlik garantileri konusunda önemli ilerlemeler kaydedilmesine rağmen, asıl sorunun hâlâ çözüme uzak olduğunu vurguladı. Meloni, Rusya'nın toprak taleplerinin "tamamen temelsiz" ve "mantıksız" olduğunu belirterek, gerçek bir barışın ancak adil koşullarda mümkün olabileceğini ifade etti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, Ukrayna-Rusya barış görüşmeleri ve güvenlik garantileri konusunda önemli ilerlemeler kaydedilmesine rağmen, asıl sorunun hâlâ çözüme uzak olduğunu vurguladı. Meloni, Rusya'nın toprak taleplerinin "tamamen temelsiz" ve "mantıksız" olduğunu belirterek, gerçek bir barışın ancak adil koşullarda mümkün olabileceğini ifade etti.</p>

<p><strong>İtalyan lider, son açıklamalarında şu detaylı ifadeleri kullandı:</strong></p>

<p><em>&nbsp;"Güvenlik garantileri konusunda belgelerde önemli adımlar atıldığını görüyorum. Özellikle İtalya'nın önerdiği modelle – NATO Antlaşması'nın 5. Maddesi'ne benzer şekilde Kiev'e yönelik güvenlik garantileri üzerine çok iyi çalışmalar yapıldı. Ukrayna'nın yeniden inşası konusunda da çalışmalar sürüyor ve kağıt üzerinde birçok konuyu ele alan bir barış planı mevcut. Ancak ana sorunu yani toprak meselesini&nbsp; çözmekten hâlâ çok uzağız.<strong> Rusya </strong>burada tamamen temelsiz taleplerde bulunmaya devam ediyor; bence bunlar tamamen <strong>mantıksız</strong> talepler."</em></p>

<p>Meloni, barışın sadece herhangi bir barış değil, <strong>mutlaka adil bir barış</strong> olması gerektiğini tekrarladı. Konuşmasının devamında uluslararası hukukun ihlal edilmesinin sonuçlarına dikkat çekti:</p>

<p><em>&nbsp;"Barışa ulaşmalıyız, ancak adil bir barışa. Uluslararası <strong>hukukun ihlali,</strong> giderek büyüyen bir kaos ortamı yaratıyor. Böyle bir dünya bizim çıkarlarımıza uygun değil."</em></p>

<p>Bu açıklamalar, ABD'nin aracılık ettiği barış girişimlerinin yanı sıra Avrupa Birliği liderler zirvesi öncesi geldi. Meloni, İtalya'nın <strong>Ukrayna'ya</strong> yönelik desteğini sürdürdüğünü, Moskova'nın savaş tazminatı ödemesi gerektiğini ve Avrupa'nın herhangi bir adımının sağlam hukuki temellere dayanması gerektiğini de vurguladı. İtalya Başbakanı, daha önceki konuşmalarında da Ukrayna'ya askeri, ekonomik ve siyasi destek vermeye devam edeceğini belirtmişti.</p>

<p>Meloni'nin bu tutumu, son dönemde Ukrayna'ya yönelik güvenlik garantileri, yeniden inşa fonları ve olası ateşkes müzakereleri tartışılırken Avrupa'daki genel çizgiyi yansıtıyor.&nbsp;<br />
<br />
<a href="https://x.com/BohuslavskaKate/status/2026003105083478180"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-02-24%20at%2008_43_08%20(1).jpeg" style="height:557px; width:488px" /></a></p>

<p>Kaynak: <a href="https://x.com/BohuslavskaKate/status/2026003105083478180">https://x.com/BohuslavskaKate/status/2026003105083478180</a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 24 Feb 2026 08:37:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/italya-basbakani-giorgia-meloni-rusyanin-ukraynadaki-talepleri-tamamen-temelsiz-ve-mantiksiz-1771912126.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Lahey Belediyesi DAB-DER’e sosyal merkez statüsü verdi</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/lahey-belediyesi-dab-dere-sosyal-merkez-statusu-verdi-3061</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/lahey-belediyesi-dab-dere-sosyal-merkez-statusu-verdi-3061</guid>
                <description><![CDATA[Hollanda’nın duayen gazetecilerinden İlhan Karaçay’ın bildirdiğine göre, Lahey Belediyesi Alevi Bektasi Kültür ve Tanıtma Derneği DAB-DER’e “Geleceğin Mahalle Evi” statüsü verdi. Böylece, DAB-DER artık Belediye tarafından tanınan, desteklenen ve mahalleye açılan bir kamusal merkez haline geldi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Hollanda’nın duayen Türk gazetecilerinden İlhan Karaçay’ın haberine göre, Lahey Belediyesi,&nbsp;Alevi Bektasi Kültür ve Tanıtma Derneği DAB-DER’in binasını mahalleye açık bir sosyal merkez olarak konumlandırarak, göçmen kökenli bir sivil toplum kuruluşuna kamusal rol tanıyan dikkat çekici bir adım attı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Lahey Belediyesi’nin Alevi Bektasi Kültür ve Tanıtma Derneği&nbsp;DAB-DER’e verdiği,&nbsp;“<strong><em>Buurthuis van de Toekomst</em></strong>”&nbsp;(Geleceğin Mahalle Evi)&nbsp;statüsü, Hollanda’daki göçmen kurumları açısından yeni bir dönemin kapısını aralıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Karaçay’a göre bu haber, Hollanda’da yerel yönetim modeli ile toplum merkezlerinin kesiştiği noktada ortaya çıkan yeni bir kamusal rolün hikayesidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>“<strong>BELEDİYE İÇİNDE BELEDİYE” VEYA “İKİNCİ BİR BELEDİYE BİNASI MI”</strong></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Buurthuis van de Toekomst</strong></em>”&nbsp;modeli, Belediyenin klasik mahalle evi anlayışını yenileyerek bazı sivil adresleri, mahallede herkesin girebildiği ve faaliyet üretebildiği bir&nbsp;<strong>“</strong><strong>kamusal buluşma noktası”</strong>&nbsp;haline getirmeyi hedefliyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu, adeta&nbsp;“<em><strong>Belediye içinde Belediye</strong></em>”&nbsp;veya&nbsp;“<em><strong>İkinci bir Belediye binası</strong></em>”&nbsp;oluyor!</span></p>

<p><span style="color:#000000">Elbette hukuken belediye değil. İmza yetkisi yok. Resmi kamu gücü yok. Ancak fiiliyatta, Belediyenin mahalleye dönük sosyal hizmetlerinin bir kısmı burada görünür hale geliyor. Belediyenin desteklediği ve Belediyenin hedeflerine bağlanan bir işlev üstleniyor. Bu da sıradan bir&nbsp;“<em><strong>dernek lokali</strong></em>”&nbsp;tanımını aşıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu merkezler, Belediyenin mahalleye dönük sosyal faaliyetlerinin yürütüldüğü, vatandaşın kapısını çalabildiği ve toplumun kendi kendine örgütlenebildiği bir alan haline geliyor.<br />
Bir başka ifadeyle, Belediye hizmetlerinin yerel ölçekte hissedildiği bir&nbsp;“<strong><em>toplumsal temas noktası</em></strong>”&nbsp;oluşuyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>BUURTHUIS VAN DE TOEKOMST NEDİR</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Buurthuis van de Toekomst</strong></em>”&nbsp;kavramı Hollanda’da yıllardır konuşulan bir mahalle politikası yaklaşımıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ama bu bir isim değildir. Bu bir rol tanımıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu statü verilen yerlerden beklenen temel şey şudur:&nbsp;Kapı yalnızca üyeye değil, mahallede yaşayan herkese açık olacak. İnsanlar sadece katılımcı olmayacak. İsterlerse faaliyet düzenleyebilecek. Toplumsal ihtiyaçlara cevap verecek programlar üretilecek.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu merkezlerde şu faaliyetler önceliklidir.<br />
* Gençler için eğitim ve yönlendirme çalışmaları.<br />
* Yaşlılar için sosyal buluşmalar.<br />
* Kadınlara yönelik destek ve dayanışma programları.<br />
* Mahalle sakinlerini bir araya getiren kültürel etkinlikler.<br />
* Gönüllülük ve katılımı güçlendiren projeler.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu model, klasik anlamda bir ruhsat ya da özel bir imtiyaz değildir. Belediyenin, mahallede zaten aktif olan bir kurumu kamusal sosyal buluşma noktası olarak tanımasıdır. Yani burada verilen şey bir ayrıcalık değil, mahalleye açık olma ve toplumsal sorumluluk üstlenme çerçevesidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>DAB-DER ÖRNEĞİ NEDEN ÖNEMLİ?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Lahey’deki&nbsp;Alevi Bektasi Kültür ve Tanıtma Derneği&nbsp;DAB-DER,&nbsp;bu modelin göçmen toplum üzerinden hayata geçtiği en dikkat çekici örneklerden biri oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Derneğin binası, Belediyenin katkısıyla kapsamlı biçimde yenilendi. Zeminler, tuvaletler, etkinlik alanları ve mutfak modern hale getirildi. Bu süreç 2018 yılında başladı ve 2020 sonunda tamamlandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Belediye daha sonra bu yapıya&nbsp;“<em><strong>Buurthuis van de Toekomst</strong></em>”&nbsp;etiketi verdi. Etiketin sunumu için Belediye yöneticilerinin katıldığı bir program düzenlendi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu adım, göçmen kökenli bir kültür kurumunun mahalle ölçeğinde kamusal rol üstlenmesi açısından önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">DAB-DER,&nbsp;kendisini yalnızca bir inanç merkezi olarak değil, sosyal ve kültürel faaliyetler yürüten bir toplum kurumu olarak tanımlıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kuruluşun yaklaşık 27 yıllık geçmişi bulunuyor. Gençlere yönelik eğitim faaliyetleri, yaşlılara yönelik sosyal programlar ve kültürel etkinlikler uzun yıllardır devam ediyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>LAHEY / İLHAN KARAÇAY</strong></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 23 Feb 2026 13:23:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/lahey-belediyesi-dab-dere-sosyal-merkez-statusu-verdi-1771842594.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Putin&#039;in Özel Temsilcisi Kirill Dmitriev: 12 değil,14 trilyon dolarlık ABD ile işbirliği söz konusu</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/putinin-ozel-temsilcisi-kirill-dmitriev-12-degil14-trilyon-dolarlik-abd-ile-isbirligi-soz-konusu-3044</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/putinin-ozel-temsilcisi-kirill-dmitriev-12-degil14-trilyon-dolarlik-abd-ile-isbirligi-soz-konusu-3044</guid>
                <description><![CDATA[Rusya Doğrudan Yatırım Fonu (RDIF) CEO'su ve Rusya Devlet Başkanı'nın yatırım ve ekonomik işbirliği özel temsilcisi Kirill Dmitriev, ABD'ye yönelik yaptırımların kaldırılması gerektiğini savunarak, bu adımın Amerikan işletmelerine fayda sağlayacağını belirtti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>&nbsp;Rusya'dan ABD'ye Yaptırımların Kaldırılması Çağrısı: 14 Trilyon Dolarlık Potansiyel Projeler Masada</strong></p>

<p>Rusya Doğrudan Yatırım Fonu (RDIF) CEO'su ve Rusya Devlet Başkanı'nın yatırım ve ekonomik işbirliği özel temsilcisi Kirill Dmitriev, ABD'ye yönelik yaptırımların kaldırılması gerektiğini savunarak, bu adımın Amerikan işletmelerine fayda sağlayacağını belirtti. Dmitriev, yaptırımların ABD'li şirketlere 300 milyar dolardan fazla zarar verdiğini iddia etti.&nbsp;Dmitriev açıklamasında, ABD ile ortak projelerin <strong>12 trilyon dolarlık değil, 14 trilyon dolar üzerine</strong> olduğunu belirtti.<br />
&nbsp;</p>

<p>Dmitriev'in açıklaması, BRICS News hesabının paylaştığı bir habere yanıt olarak geldi. Söz konusu haberde, Rusya'nın yaptırımların kaldırılması karşılığında <strong>ABD'ye 12 trilyon dolarlık </strong>anlaşma teklif ettiği iddia edilmiş, bu bilgi The Economist dergisine dayandırılmıştı. Ancak Dmitriev, bunu <strong>"sahte haber"</strong> olarak nitelendirerek yalanladı. Dmitriev açıklamasında, ABD ile ortak projelerin <strong>12 trilyon dolarlık değil, 14 trilyon dolar üzerine</strong> olduğunu belirtti.</p>

<p>Sosyal medya platformu X'te (eski adıyla Twitter) yaptığı paylaşımda Dmitriev, şu ifadeleri kullandı:<em><strong> "ABD er ya da geç yaptırımları kaldıracak, çünkü Rusya'ya yönelik yaptırımlar ABD'li işletmelere 300 milyar dolardan fazla zarar verdi. Rusya'ya yaptırımların kaldırılması ABD'nin çıkarına. ABD-Rusya potansiyel projelerinin portföyü 14 trilyon doların üzerinde. ?????"</strong></em></p>

<p>Bu açıklama, Rusya ve ABD arasındaki ekonomik ilişkilerin yeniden canlandırılması tartışmalarını alevlendirdi. Dmitriev'in vurguladığı potansiyel projeler, enerji, teknoloji ve altyapı gibi alanları kapsıyor. Uzmanlar, yaptırımların kaldırılmasının küresel ekonomi üzerinde olumlu etkiler yaratabileceğini, ancak jeopolitik gerilimler nedeniyle zorlu bir süreç olabileceğini belirtiyor.</p>

<p>Rusya'nın bu çağrısı, ABD'de Donald Trump'ın başkanlık dönemine atıfta bulunan görüntülerle de ilişkilendiriliyor. Paylaşılan bir fotoğrafta, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile eski ABD Başkanı Trump'ın el sıkışırken görüldüğü an, iki ülke arasındaki olası işbirliğinin simgesi olarak yorumlanıyor.<br />
<br />
<a href="https://x.com/kadmitriev/status/2024219802177249390"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-02-19%20at%2006_57_41.jpeg" style="height:727px; width:498px" /></a></p>

<p>Dmitriev'in paylaşımı, kısa sürede binlerce etkileşim aldı ve tartışmalara yol açtı. Bazı kullanıcılar Rusya-ABD ortaklığını desteklerken, diğerleri ekonomik faydaların sınırlı olacağını savundu.&nbsp;<br />
<br />
Kaynak link:&nbsp;<a href="https://x.com/kadmitriev/status/2024219802177249390">https://x.com/kadmitriev/status/2024219802177249390</a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 19 Feb 2026 06:47:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/putinin-ozel-temsilcisi-kirill-dmitriev-12-degil14-trilyon-dolarlik-abd-ile-isbirligi-soz-konusu-1771473654.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Pezeşkiyan&#039;dan Çin ve Rusya&#039;ya sert eleştiri: Vaat edilen finansman gelmedi</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/pezeskiyandan-cin-ve-rusyaya-sert-elestiri-vaat-edilen-finansman-gelmedi-3043</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/pezeskiyandan-cin-ve-rusyaya-sert-elestiri-vaat-edilen-finansman-gelmedi-3043</guid>
                <description><![CDATA[İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Çin'in İran'a vaat ettiği büyük çaplı finansman desteğinin gerçekleşmemesinden duyduğu hayal kırıklığını dile getirdi. Pezeşkiyan'ın açıklaması, Tahran'ın ekonomik baskılar ve uluslararası yaptırımlar altında dış kaynak arayışını sürdürdüğü bir dönemde dikkat çekti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan,</strong> Çin'in İran'a vaat ettiği büyük çaplı finansman desteğinin gerçekleşmemesinden duyduğu hayal kırıklığını dile getirdi. Pezeşkiyan'ın açıklaması, Tahran'ın ekonomik baskılar ve uluslararası yaptırımlar altında dış kaynak arayışını sürdürdüğü bir dönemde dikkat çekti.<br />
<a href="https://x.com/yunuspaksoy/status/2024190571305169225"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-02-19%20at%2006_11_12.jpeg" style="height:598px; width:629px" /></a></p>

<p><strong>CNN Türk ve Hürriyet'in ABD Temsilcisi Yunus Paksoy'un paylaştığı videoda, Pezeşkiyan bir yetkili şu ifadeleri kullandı:</strong></p>

<p><em>"Çin, İran'a büyük miktarda finansman sağlaması gerekiyordu, ama yapmıyor. 'Kim isterse gitsin finansman sağlasın' demek kadar basit değil bu iş."</em></p>

<p>Yetkili, açıklamasını şu sözlerle sürdürdü:</p>

<p><em>"Şimdi ilan ediyorum: Finansman sağlamak isteyen biri varsa gitsin sağlasın. Bizden ne istiyorsunuz? Hemen imzalarım, gidin sağlayın."</em></p>

<p>Bu açıklama,<strong> İran'ın </strong>ekonomik baskılar ve uluslararası yaptırımlar altında dış finansman arayışını sürdürdüğü bir dönemde geldi. <strong>Çin ile İran </strong>arasındaki 25 yıllık kapsamlı iş birliği anlaşmasının finansal boyutlarının bekleneni karşılamadığı yönündeki eleştiriler, Tahran yönetiminin alternatif kaynaklara yönelme sinyali olarak yorumlanıyor.<br />
<br />
Öte yandan Pezeşkiyan, <strong>Rusya'ya </strong>yönelik de benzer sitemlerde bulundu. Dost olarak görülen bazı ülkelerin (dolaylı olarak Rusya ve Çin'i işaret ederek) İran'a beklenen yardımı yapmadığını vurguladı. Özellikle ekonomik ve stratejik destek konusundaki eksiklikler, Tahran yönetiminin "dost ülkeler"den duyduğu memnuniyetsizliği artırıyor.<br />
<br />
Pezeşkiyan'ın bu yöndeki eleştirileri, İran'ın Rusya ile stratejik ortaklık anlaşmasını uygulamaya yönelik çabalarına rağmen, beklenen somut yardımların gelmemesi bağlamında yorumlanıyor.Bu açıklamalar, İran'ın hem Doğu hem de Batı bloklarıyla ilişkilerinde yaşadığı zorlukları ve alternatif finansman kaynakları arayışını bir kez daha gözler önüne seriyor. Tahran, yaptırımların derinleştirdiği ekonomik krizde Çin ve Rusya gibi müttefiklerden daha fazla destek beklerken, bu ülkelerin temkinli tutumu gerilimi artırıyor.<br />
<br />
Kaynak:&nbsp;<a href="https://x.com/yunuspaksoy/status/2024190571305169225">https://x.com/yunuspaksoy/status/2024190571305169225</a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 19 Feb 2026 05:58:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/pezeskiyandan-cin-ve-rusyaya-sert-sitem-vaat-edilen-finansman-gelmedi-1771470864.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ardan Zentürk değerlendirdi: Bakü-Moskova krizi!</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ardan-zenturk-degerlendirdi-baku-moskova-krizi-3042</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ardan-zenturk-degerlendirdi-baku-moskova-krizi-3042</guid>
                <description><![CDATA[Deneyimli gazeteci Ardan Zentürk, Azerbaycan-Rusya ilişkilerindeki gerilimi ve Kafkasya'daki son gelişmeleri değerlendirdiği açıklamasında, Bakü-Moskova hattındaki krizin derinleştiğini vurguladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<iframe width="820" height="461" src="https://www.youtube.com/embed/ViYYrvGJ-d0" title="BAKÜ-MOSKOVA KRİZİ! ALİYEV: RUSYA KİEV&#39;DEKİ ELÇİLİĞİMİZİ BİLEREK VURUYOR!" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe><p>Deneyimli gazeteci <strong>Ardan Zentürk,</strong> Azerbaycan-Rusya ilişkilerindeki gerilimi ve Kafkasya'daki son gelişmeleri değerlendirdiği açıklamasında, Bakü-Moskova hattındaki krizin derinleştiğini vurguladı.<br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=ViYYrvGJ-d0"><strong>ARDAN ZENTÜRK'ÜN AÇIKLAMASININ TAMAMINI İZLEMEK İÇİN AŞAĞIDAKİ FOTOĞRAFINI TIKLAYINIZ:</strong></a><br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=ViYYrvGJ-d0"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-02-19%20at%2005_38_06.jpeg" style="height:315px; width:800px" /></a><br />
&nbsp;</p>

<p>Zentürk'e göre, Rusya'nın Kafkasya'yı <strong>"arka bahçesi"</strong> olarak görmesine rağmen Azerbaycan'ın bağımsız tutumu ve Türkiye ile kardeşlik ittifakı Moskova'yı rahatsız ediyor. Özellikle 2024 sonunda Grozni üzerinde Rus hava savunma sistemleri tarafından vurulan Azerbaycan Hava Yolları'na ait yolcu uçağı olayı, ilişkileri kopma noktasına getirdi. Uçağın hasarlı halde Hazar Denizi'ne yönlendirilmeye çalışıldığı, ancak pilotların kahramanlığıyla Kazakistan'a indirildiği belirtilen açıklamada, Rusya'nın olayı örtbas etmeye çalıştığı savunuldu. İlham Aliyev'in <strong>"özür dile ve tazminat öde"</strong> resti karşısında Putin'in "kol kırılır yen içinde" yaklaşımı krizi büyüttü.</p>

<p><strong>Zentürk, Azerbaycan'ın Rusya'ya karşı direncini şu olaylarla örnekledi:</strong></p>

<p>- Rusya'ya protesto notası verilmesi ve Kremlin'e yakın medya organlarının Azerbaycan'a yönelik aşağılayıcı ifadeleri.<br />
<br />
- İlham Aliyev'in Bağımsız Devletler Topluluğu ve Avrasya Ekonomik Zirvesi'ne katılmaması.<br />
<br />
- Münih Güvenlik Konferansı'nda Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenski ile özel görüşme yapılması ve bu görüşmenin kamuoyuna duyurulması.</p>

<p>Azerbaycan'ın savaşın başından beri Ukrayna'nın toprak bütünlüğünü desteklediği, Kırım'ın ilhakını tanımadığı hatırlatıldı. Buna karşılık Rusya'nın Ukrayna'daki Azerbaycan enerji yatırımlarını <strong>(SOCAR depoları, boru hatları vb.) </strong>bilinçli olarak hedef aldığı öne sürüldü.</p>

<p>Zentürk'ün aktardığı en çarpıcı kısım, İlham Aliyev'in Münih'te <strong>Ukrainska Pravda</strong>'ya verdiği demeç oldu. Aliyev, Ukrayna'daki Azerbaycan enerji altyapısına üç saldırı düzenlendiğini ve Kiev'deki Azerbaycan Büyükelçiliği ile diplomatik misyonlara da üç kez saldırı yapıldığını belirtti. İlk saldırıyı kaza olarak değerlendirip tüm koordinatları<strong> (büyükelçilik, konsolosluk, kültür merkezleri dahil)</strong> Rusya'ya ilettiklerini, ancak buna rağmen iki saldırı daha gerçekleştiğini ifade etti. Bu durumu <strong>"kasıtlı saldırı" </strong>ve <strong>"dostane olmayan tutum" </strong>olarak nitelendirdi. Diplomatik nota verildiği, büyükelçinin çağrıldığı ancak başka adım atılamayacağı vurgulandı.</p>

<p>Zentürk, bu gelişmelerin zincirleme bir süreç olduğunu belirterek, <strong>Paşinyan-Aliyev-Trump </strong>masasındaki Zengezur ve barış anlaşması girişimlerinin de Rusya'yı dışladığına işaret etti. Rusya'nın Azerbaycan'ı hâlâ eski Sovyet eyaleti gibi gördüğünü savunan gazeteci, Aliyev'in Putin'e karşı haysiyetli duruşunu takdir etti.</p>

<p>Sonuç olarak Ardan Zentürk, Kafkasya'nın Rusya için<strong> "giderek kaybedilmiş bir alan" </strong>haline geldiğini ifade ederek açıklamasını tamamladı. Azerbaycan'ın Ukrayna ile enerji ve ikili ilişkileri derinleştirme yönündeki iradesi de görüşmede teyit edildi.<br />
<br />
KAYNAK:&nbsp;<a href="https://www.youtube.com/watch?v=ViYYrvGJ-d0">https://www.youtube.com/watch?v=ViYYrvGJ-d0</a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 19 Feb 2026 05:25:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/ardan-zenturk-degerlendirdi-baku-moskova-krizi-1771469020.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Rus siyasi analist Tatiana Stanovaya: Putin iktidarda kaldığı sürece Ukrayna savaşı devam edecek</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/rus-siyasi-analist-tatiana-stanovaya-putin-iktidarda-kaldigi-surece-ukrayna-savasi-devam-edecek-3039</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/rus-siyasi-analist-tatiana-stanovaya-putin-iktidarda-kaldigi-surece-ukrayna-savasi-devam-edecek-3039</guid>
                <description><![CDATA[Ünlü Rus siyasi analist ve R.Politik'in kurucusu Tatiana Stanovaya, Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik savaşının Putin'in iktidarda olduğu sürece sona ermeyeceğini savundu. Stanovaya, sosyal medya platformu X'te paylaştığı bir yazıda, savaşın devam etmesinin temel nedenlerini açıkladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Ünlü Rus siyasi analist ve R.Politik'in kurucusu<strong> Tatiana Stanovaya,</strong> Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik savaşının Putin'in iktidarda olduğu sürece sona ermeyeceğini savundu. Stanovaya, sosyal medya platformu X'te paylaştığı bir yazıda, savaşın devam etmesinin temel nedenlerini açıkladı.</p>

<p>Stanovaya'ya göre, Vladimir Putin iktidarda kaldığı, Rusya'da yaygın protestolarla ülke felç olmadığı ve bütçede silahlar için en azından biraz para kaldığı sürece savaş sürecek. Kremlin'in, uzun süreli bir mali ve ekonomik krizle karşı karşıya kalsa bile önemli tavizler vermeyeceğini belirten analist, böyle bir krizin önce siyasi değişime yol açacağını, ardından yeni liderliğin savaş hedeflerini gözden geçireceğini vurguladı.</p>

<p>Analist, yakın gelecekte nihai bir anlaşmanın olmayacağını ifade ederek,<em><strong> "Müzakereler yoğunlaşabilir, kısa vadeli bir ateşkes mümkün olabilir ve hatta belgeler imzalanabilir. Ancak genel olarak bu müzakere simülasyonu, sadece ateşkes simülasyonuna ve anlaşma simülasyonuna yol açabilir</strong></em>" dedi.</p>

<p>Rusya'nın saldırganlığının ana kaynağının Batı'ya duyulan derin güvensizlik ve Batı'nın Rusya'ya "<strong>stratejik yenilgi"</strong> yaşatmayı amaçladığına dair kesin inanç olduğunu belirten Stanovaya, bu korku elitler ve toplum tarafından paylaşıldığı sürece savaşın bitmeyeceğini kaydetti.</p>

<p><strong>Stanovaya şu paylaşımı yaptı:</strong><br />
<br />
Putin iktidarda olduğu sürece, Rusya yaygın protestolarla felç olmadığı sürece ve bütçede silahlar için en azından bir miktar para kaldığı sürece savaş devam edecektir. Kremlin, uzun süreli bir mali ve ekonomik krizle karşı karşıya kalsa bile önemli tavizler vermeyecektir. Aksine, böyle bir kriz ortaya çıkarsa, öncelikle siyasi değişime ve ancak ondan sonra ülkenin yeni liderliği tarafından savaşın hedeflerinin yeniden gözden geçirilmesine yol açacaktır.<br />
<br />
Bu, şu anda veya öngörülebilir gelecekte nihai bir anlaşmaya varılmayacağı anlamına geliyor. Müzakereler yoğunlaşabilir, kısa süreli bir ateşkes mümkün olabilir ve hatta belgeler imzalanabilir. Ancak genel olarak, bu müzakere simülasyonu yalnızca bir ateşkes simülasyonuna ve bir anlaşma simülasyonuna yol açabilir.<br />
<br />
Rus saldırganlığının temel kaynağı, Batı'ya duyulan derin güvensizlik ve Batı'nın Rusya'ya "stratejik bir yenilgi" yaşatmayı amaçladığına dair kesin inançtır. Bu korku devam ettiği sürece (ve hem elitler hem de toplumun geneli tarafından paylaşıldığı sürece), savaş sona ermeyecektir.<br />
<br />
<a href="https://x.com/Stanovaya/status/2024084276442984837"><strong>Kaynak:&nbsp;https://x.com/Stanovaya/status/2024084276442984837</strong></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 18 Feb 2026 20:47:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/rus-siyasi-analist-tatiana-stanovaya-putin-iktidarda-kaldigi-surece-ukrayna-savasi-devam-edecek-1771437622.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ABD&#039;de MAGA Hareketi İran Savaşına isyan ediyor: Marjorie Taylor Greene öncü rolünde</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/abdde-maga-hareketi-iran-savasina-isyan-ediyor-marjorie-taylor-greene-oncu-rolunde-3038</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/abdde-maga-hareketi-iran-savasina-isyan-ediyor-marjorie-taylor-greene-oncu-rolunde-3038</guid>
                <description><![CDATA[Amerika Birleşik Devletleri'nde Donald Trump'ın "Make America Great Again" (MAGA) tabanında, İran'a yönelik olası bir askeri müdahaleye karşı muhalefet giderek güçleniyor. Özellikle eski Kongre Üyesi Marjorie Taylor Greene, bu seslerin en etkili ve tanınmış temsilcilerinden biri olarak öne çıkıyor. ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Amerika Birleşik Devletleri'nde Donald Trump'ın</strong> "Make America Great Again" (MAGA) tabanında, İran'a yönelik olası bir askeri müdahaleye karşı muhalefet giderek güçleniyor. Özellikle eski Kongre Üyesi Marjorie Taylor Greene, bu seslerin en etkili ve tanınmış temsilcilerinden biri olarak öne çıkıyor.<strong>&nbsp; "Make America Great Again" (MAGA)</strong> hareketi siyonizme ve İsrail'e karşıtlığı ile biliniyor ve gün geçtikçe ABD'de taraftar topluyor.<br />
<br />
Bilindiği gibi Trump'ın en büyük seçim vaadlerinden bir tanesi ise, savaşları durduracağını söylemiş olmasıydı. İşte MAGA hareketi, Trump'ın seçim vaadlerine sadık kalmasını istiyor ve İsrail çıkarları için İran ile savaşılmaması gerektiğini dile getiriyorlar.</p>

<p>Greene, sosyal medya platformu X'te yaptığı paylaşımda, Trump'ın Orta Doğu'ya gönderdiği devasa askeri yığınak haberlerini alıntılayarak net bir mesaj verdi:<strong> "Amerikalılar İran'la savaşa girmek istemiyor!!! Hayatlarını karşılayabilmek, ilerlemek, mutlu olmak ve hayattan zevk almak istiyorlar. Hükümetlerinin elit pedofilleri hapse atmasını istiyorlar. Ve 'DAHA FAZLA YABANCI SAVAŞ YOK VE DAHA FAZLA REJİM DEĞİŞİKLİĞİ YOK' diye oy verdiler."</strong></p>

<p>Bu açıklama, MAGA hareketi içinde "America First" (Önce Amerika) ilkesinin yabancı savaşlara karşı tutumunu yeniden alevlendirdi. Greene'in paylaşımı kısa sürede on binlerce beğeni ve binlerce etkileşim aldı; birçok MAGA destekçisi, Trump'ın seçim vaatlerine sadık kalınmasını talep ederken, savaş yanlısı yorumlar da<strong> "MAGA'yı bölüyor"</strong> eleştirilerine yol açtı.&nbsp;</p>

<p>Greene, Trump'ın en sadık isimlerinden biri olarak bilinen ve "America First" söylemini sıkça vurgulayan bir figür olmasına rağmen, son dönemde İran'a yönelik askeri hazırlıklara karşı en sert ve yüksek profilli muhalefeti sergileyen isimlerden biri haline geldi. Bu tutumu, hareket içindeki izolasyonist (dış müdahalelere karşı) kanadın sesini güçlendiriyor ve Trump yönetiminin Orta Doğu politikalarına dair iç tartışmaları derinleştiriyor.</p>

<p>Axios'un haberine göre, Trump'ın <strong>"armadası</strong>" iki uçak gemisi, düzinelerce savaş gemisi, yüzlerce jet ve gelişmiş hava savunma sistemlerini kapsıyor. Bölgeye 150'den fazla askeri kargo uçağıyla silah sevkiyatı yapılırken, son 24 saatte 50 savaş uçağı daha gönderildi. Bu yığınak, İran'la gerilimin tırmanması halinde doğrudan müdahale ihtimalini artırıyor.</p>

<p>MAGA tabanındaki bu yükselen muhalefet, Greene gibi etkili isimlerin öncülüğünde, "Önce Amerika" sloganı altında savaş karşıtlığı hareketin ana akım taleplerinden biri olarak daha da belirginleşiyor.<br />
<br />
Kaynak:&nbsp;<a href="https://x.com/FmrRepMTG/status/2024098075292094547">https://x.com/FmrRepMTG/status/2024098075292094547</a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 18 Feb 2026 20:11:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/abdde-maga-hareketi-iran-savasina-isyan-ediyor-marjorie-taylor-greene-oncu-rolunde-1771435758.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Almanya’da terörist Apo resmi altında Hızır etkinliği!</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/almanyada-terorist-apo-resmi-altinda-hizir-etkinligi-3037</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/almanyada-terorist-apo-resmi-altinda-hizir-etkinligi-3037</guid>
                <description><![CDATA[Faşist terör örgütü PKK’nın Almanya’daki yan örgütü FEDA-Demokratik Alevi Federasyonu Mannheim şehrinde kışkırtmalarına yeni bir halka ekledi. FEDA tarafından düzenlenen Hızır etkinliği terörist Apo’nun resmi ile yapıldı!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Faşist terör örgütü PKK Aleviler içerisinde bölücülük faaliyetlerini sürdürmek için ayrı örgütleniyor. Faşist terör örgütü PKK’nın Alevileri bölmek için Avrupa’da kurduğu FEDA-Demokratik Alevi Federasyonu ile isim benzerliği taşıyan Türkiye’de de Demokratik Alevi Dernekleri var. DAD’ın da, şubelerinde ve genel kurullarında faşist terör örgütü PKK militanlarının resmini astığı biliniyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">FEDA, Hızır etkinliği düzenleme bahanesi ile Almanya’nın Mannheim şehrinde yaptığı bir propaganda organizasyonunda terörist Apo’nun resmini kullanarak, yeni bir kışkırtmaya da imza attı!</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ALİ BARAN GERİ ADIM ATTI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/baran1.JPG" style="height:800px; width:535px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Öte yandan, etkinlikte zakirlik yapan Tuncelili ocak evladı Mahmut Baran’ın oğlu halk müziği sanatçısı Ali Baran da sayfasında yaptığı açıklamada, pişman olduğunu ifade etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kendisine etkinliğin içeriğinin önceden anlatılmadığını iddia eden Baran açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “<strong><em>Dernekler kendi Siyasi meenfatleri için var olmak için ,Her etkinliği yapmada özgürler ama Hızırı inancını ve Sanatçıları ve en başta Alevi inancındaki Halkı eylemleri için katık etmelerini doğru bulmuyorum.</em></strong>”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>TEPKİLER ÇIĞ GİBİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/serpil.JPG" style="height:600px; width:540px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevilerin kutsal ayı Hızır’ın terör örgütünün yan kolu FEDA tarafından istismar edildiğinin sosyal medya duyulması şiddetli tepkilere neden oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Pek çok sosyal medya kullanıcısı faşist terör örgütü PKK’nın Alevi inancını istismar ettiği etkinliği ve etkinliğe katılanları protesto ettiler.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Serpil Kazoluk adlı hesaptan yapılan bir paylaşımda şu ifadeler kullanıldı:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Alevi toplumunu Öcalan ve PKK'nın peşine takmaya çalışmak en ucuzundan alçaklıktır... FEDA Öncülüğünde 15 Şubat'ta Mannheim Kürt Toplum Merkezi'nde Xızır Lokması dağıtılmış. Kürsünün arkasında Öcalan ve PKK posterleri var... Pir sıfatıyla Mehmet Yaman, Aziz Tunç ve Eser Balıkaya konuşma yapmışlar, Ali Baran beyitler söylemiş. Hepsine de katılanlara da düzenleyenlere de yazıklar olsun...</strong></em>”</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 18 Feb 2026 14:49:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/almanyada-terorist-apo-resmi-altinda-hizir-etkinligi-1771415649.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hasret Gültekin’in eşi Yeter Gültekin Hakk’a yürüdü</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/hasret-gultekinin-esi-yeter-gultekin-hakka-yurudu-3036</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/hasret-gultekinin-esi-yeter-gultekin-hakka-yurudu-3036</guid>
                <description><![CDATA[Madımak Katliamı’nda katledilen halk müziği sanatçısı ve bağlama virtüözü Hasret Gültekin’in eşi Yeter Gültekin, tedavi gördüğü kanser hastalığı nedeniyle hayatını kaybetti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>2 Temmuz 1993 Sivas Katliamı’nda katledilen halk müziği sanatçısı ve bağlama virtüözü Hasret Gültekin’in eşi Yeter Gültekin’in Almanya’da hayatını kaybettiği öğrenildi.</p>

<p>Eşini kaybetmesinin ardından 30 yılı aşkın süredir adalet mücadelesinden vazgeçmeyen Yeter Gültekin, onurlu duruşuyla hafızalarda yer etti.</p>

<p>Hayatının merkezine koyduğu Hasret Gültekin belgeselini tamamlayamadan Hakk’a yürüyen Yeter Gültekin’e Allah’tan rahmet diliyoruz.</p>

<p>Tüm sevenlerinin başı sağ olsun.</p>

<p>Yeter Gültekin’in Köln’de defnedileceği öğrenildi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 18 Feb 2026 14:13:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/hasret-gultekinin-esi-yeter-gultekin-hakka-yurudu-1771413764.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ABD&#039;li  kadın isyan etti: Vergilerimizle hem ambulans ücreti ödüyoruz hem de soykırımı finanse ediyoruz!</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/abdli-kadin-isyan-etti-vergilerimizle-hem-ambulans-ucreti-oduyoruz-hem-de-soykirimi-finanse-ediyoruz-3032</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/abdli-kadin-isyan-etti-vergilerimizle-hem-ambulans-ucreti-oduyoruz-hem-de-soykirimi-finanse-ediyoruz-3032</guid>
                <description><![CDATA[ABD'de yaşayan bir kadın, sosyal medyada paylaştığı videoda Amerikan vergi sistemini ve dış politikayı hedef aldı. Konuşmacı, ABD'nin İsrail'e geçen yıl yaklaşık 18 milyar dolar yardım gönderdiğini belirterek, bu paranın Filistin'deki olayları (soykırım olarak nitelendirdiği) finanse ettiğini savundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Son anketler ve kamuoyu yoklamaları, <strong>Amerika Birleşik Devletleri'nde </strong>İsrail'e yönelik desteğin rekor düşük seviyelere gerilediğini ve halkın büyük bir kısmının Gazze'deki olaylara <strong>soykırım olarak nitelendirilen</strong>&nbsp;tepki gösterdiğini ortaya koyuyor. Özellikle gençler, MAGA hareketi ve bağımsız seçmenler arasında İsrail hükümetine karşı olumsuz görüşler zirve yapmış durumda. Bu durum, ABD'nin İsrail'e yaptığı devasa yardımlara (milyarlarca dolar askeri ve mali destek) rağmen, iç politikada "uyanış" olarak yorumlanıyor.<br />
<br />
Halkın öfkesi sokaklara, üniversitelere ve sosyal medyaya yansıyor. Kampüs protestoları, boykot çağrıları ve "soykırım finanse etmeyin" sloganları artarken, ABD içindeki Siyonizm karşıtlığı yeni bir döneme giriyor. Birçok yorumcu, bu değişimin uzun vadede ABD dış politikasını etkileyeceğini söylüyor: <strong>"Halk uyanıyor, milyarlarca dolarlık yardımlar sorgulanıyor!"</strong><br />
<br />
ABD'de yaşayan bir kadın ise, sosyal medyada paylaştığı videoda Amerikan vergi sistemini ve dış politikayı hedef aldı. Konuşmacı, ABD'nin İsrail'e geçen yıl yaklaşık<strong> 18 milyar dolar </strong>yardım gönderdiğini belirterek, bu paranın Filistin'deki olayları soykırım olarak nitelendirdiği&nbsp; finanse ettiğini savundu.</p>

<p>Kadın, ironik bir şekilde şu karşılaştırmayı yaptı: ABD'de evrensel sağlık sistemi bulunmazken, İsrail vatandaşları bu yardımlar sayesinde ücretsiz sağlık hizmeti, ambulans ve eğitim gibi imkanlardan yararlanıyor. Ortalama bir Amerikalının ise hayat pahalılığı, öğrenci kredileri, tıbbi borçlar ve iflas riskiyle mücadele ettiğini vurguladı.</p>

<p><strong>"Vergilerimiz İsrail'e gidiyor, onlar bedava sağlık alıyor; biz ise hem ambulans parası ödüyoruz hem de bombalanan çocuklara para gönderiyoruz" ifadeleriyle tepkisini dile getiren kadın, izleyicilere "Şok edici değil mi?" </strong>diye sordu.</p>

<p><br />
Yayımlanan videoda kadın şunları söyledi:<br />
<br />
ABD'nin soykırımı finanse etmesi tartışılıyor.</p>

<p>ABD inanılmaz bir şekilde şok edici bir gerçek ister misin? Tamam.</p>

<p>ABD hükümetinin vatandaşları için evrensel bir kamu sağlık sistemi olmadığını biliyor musun?</p>

<p>Kamu sağlık sistemi olmadığını biliyor musun.</p>

<p>ABD hükümetinin vergi mükelleflerinin parasından soykırımı finanse etmek için, İsrail devletine milyarlar gönderdiğini biliyor musun!</p>

<p>Geçen yıl 18 milyar dolar gönderdiğini biliyor musun!</p>

<p>Peki vatandaşları için bir kamu evrensel sağlık sistemi olan ülkenin hangisi olduğunu biliyor musun?</p>

<p>Aynen.</p>

<p>İsrail.</p>

<p>Yeni bir duyurum ki ortalama Amerikalı vergi mükellefi.</p>

<p>Hayat pahalılığı kriziyle boğuşurken,</p>

<p>Ailenin sofrasına yemek koymakta zorlanırken,</p>

<p>On binlerce ya da yüz binlerce dolar borç içindeyken,</p>

<p>Öğrenci kredilerini ödemeden ya da, Allah korusun.</p>

<p>Sağlık masrafları yüzünden iflas etmişken,</p>

<p>İsrail hükümetinin soykırımı finanse etmek için.</p>

<p>Canlı önlü da bombalanıyor,</p>

<p>Canını ortaya koyup çalışıyor,</p>

<p>Filistinli çocukların üzerine bomba yağdırırken,</p>

<p>Oysa İsrail vatandaşı olmak,</p>

<p>Amerika'daki ortalama vatandaşın durumunda daha iyi durumda.</p>

<p>İsrail'de ambulans için ödeme yapmazsın.</p>

<p>Amerika'da yaparsın.</p>

<p>Hem ambulansa hem de soykırıma para ödersin.<br />
<br />
<strong><a href="https://x.com/turkcedusunuyor/status/2023808866245369989">Kaynak:&nbsp;https://x.com/turkcedusunuyor/status/2023808866245369989</a></strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 17 Feb 2026 22:45:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/abdli-kadin-isyan-etti-vergilerimizle-hem-ambulans-ucreti-oduyoruz-hem-de-soykirimi-finanse-ediyoruz-1771358452.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Berlin&#039;de Hızır cemine davet var</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/berlinde-hizir-cemine-davet-var-3030</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/berlinde-hizir-cemine-davet-var-3030</guid>
                <description><![CDATA[Aleviyol Cemevleri Destekleme Derneği Berlin'de Hızır cemine tüm Canları davet ediyor. 22 Şubat pazar günü yapılacak Hızır cemi, Sonnenallee 271 adresinde.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Aleviyol Cemevleri Destekleme Derneği Berlin'de yaşayan canları Hızır ceminde bir olmaya davet etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hızır ayının sonunda yapılan Hızır cemi görgü cemlerinin ardından yola bağlığı ifade ediyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Aleviyol Cemevleri Destekleme Derneği tarafında yapılan duyuru şöyle:</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hızır Cemi ve Lokması</span></p>

<p><span style="color:#000000">İnancımızda dara düşenin yoldaşı, umudun ve paylaşmanın adı olan Hızır için tutulan oruçların ardından, birlik ve rızalıkla yürütülen Hızır Cemi erkânı Berlin Sonnenallee 271 12057 Berlin adresinde yürütülecektir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">“Kul kulun Hızır’ı olmalı” anlayışı ile paylaşmanın, dayanışmanın ve kardeşliğin sembolü olan Hızır Lokmasına tüm canlarımızı; birliğimizi büyütmeye, lokmamızı paylaşmaya ve bu kadim geleneğin bir parçası olmaya davet ediyoruz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Rızalıkla… Birlikle… Lokmayla…</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="?" src="https://static.xx.fbcdn.net/images/emoji.php/v9/t7e/1/16/1f4c5.png" style="height:16px; width:16px" /> 22 Şubat Pazar</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="?" src="https://static.xx.fbcdn.net/images/emoji.php/v9/tae/1/16/1f556.png" style="height:16px; width:16px" /> Saat: 16.00</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="?" src="https://static.xx.fbcdn.net/images/emoji.php/v9/t2d/1/16/1f4cd.png" style="height:16px; width:16px" /> Sonnenallee 271, 12057 Berlin</span></p>

<p><span style="color:#000000">Aleviyol Cemevleri Destekleme Derneği</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 17 Feb 2026 13:55:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/berlinde-hizir-cemine-davet-var-1771326106.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dr. İ. Halil Özak yazdı: Göç ve göçmenler olmasaydı Almanya’da yaşam nasıl olurdu? (2)</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/dr-i-halil-ozak-yazdi-goc-ve-gocmenler-olmasaydi-almanyada-yasam-nasil-olurdu-2-3026</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/dr-i-halil-ozak-yazdi-goc-ve-gocmenler-olmasaydi-almanyada-yasam-nasil-olurdu-2-3026</guid>
                <description><![CDATA[Dr. İ. Halil Özak'ın Almanya merkezli arti49.com'da yayımlanan yazı dizisinin ikinci bölümünde, "Göç ve göçmenler olmasaydı Almanya’da yaşam nasıl olurdu?" başlığıyla Almanya'daki göçmen tartışmalarını ele aldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Dr. İ. Halil Özak'ın Almanya merkezli arti49.com'da yayımlanan yazı dizisinin ikinci bölümünde, "Göç ve göçmenler olmasaydı Almanya’da yaşam nasıl olurdu?" başlığıyla Almanya'daki göçmen tartışmalarını ele aldı. Özak'In yazısı göç karşıtı söylemlerin gerçekleri tersyüz ettiğini vurguluyor.<br />
<br />
<strong>Dr. İ. Halil Özak'ın yazısının tam metni şöyle:</strong><br />
&nbsp;</p>

<p>Bazı yeni rakamlarla devam ediyoruz: Almanya’da aktif olarak çalışan 437-440 bin arasında doktor var. Bunların yüzde 50,1’i kadın doktor. Aktif olarak çalışan doktorlar arasında, yabancı pasaportlu doktorların oranı yüzde 16 kadar ve bu da 69 bin doktor demek.</p>

<p>Göçmen kökenli doktorlar da bu sayıya eklenince , Almanya’da Alman kökenli olmayan doktor sayısı, yüzde 23-24 arası bir oranla 115-117 bini buluyor. Yani neredeyse her dört doktordan biri göçmen kökenli.</p>

<p>Almanya genelinde her doktor 193-195 arası kişiye bakıyor ama, kırsal alanlarda ve doğu eyaletlerinde doktor başına düşen kişi sayısı 240'a kadar çıkabiliyor.</p>

<p>Almanya’da çalışan doktorların yüzde 23’ü 60 yaşını üzerinde. Bu, önümüzdeki 5 ile 7 yıl arasında, çalışan yaklaşık her dört doktordan birinin emekli olacağı anlamına da geliyor.</p>

<p>Bir tıp öğrencisinin hiç sınıfta kalmadan, doktor olarak çalışabilmesi için geçen süre 6,5 ile 7 yıl arasında. Almanya’daki toplam tıp fakültelerinden her yıl 10 bin-10 bin 500 arası öğrenci mezun oluyor.</p>

<p>Bu demektir ki, önümüzdeki 7 yıl içinde çalışan 440 bin doktordan 110 bini emekli olacak, ama 7 yıl içinde 70 bin, en fazla 75 bin yeni doktor göreve başlayabilecek. Böylece, ortaya çıkacak en az 40 bin doktor açığını Almanya, dışından gelen doktorlarla karşılamaya çalışacak.</p>

<p>Bu verilerden çıkan sonuçla: Almanya’da 25-26 milyon insana, neredeyse her üç kişiden birine, göçmen kökenli doktorlar hizmet veriyor. Almanya’da doğum oranının düşük olduğunu biliyoruz, emekli ve bakıma muhtaç insan sayısının artmasıyla birrlikte, ülkenin göçmen kökenli doktor gereksiniminin her yıl daha da artacağını öngörmemiz mümkün..</p>

<p>Son yıllarda Almanya’nın sağlık personeli ve doktora gereksinimi gereği, gelen doktorlar arasında 7-8 bin kadarı Suriyeli, 4 bin 700 Romanyalı, 3 bin 200 Türk, 3 bin 100 Rus, 3 bin 100 Avusturyalı ve 3 bin kadar da Yunan doktor var. Bu doktorların yüzde 71-73 kadarı hastanelerde çalışıyorlar.</p>

<h2><strong>Doğu Almanya’daki göçmen doktorlar</strong></h2>

<p>Almanya’nın doğusunda yer alan eyaletlerin hemen hemen tamamında göçmenlere karşı daha yoğun bir tepki var. Bu tepkinin nedenleri, bu nedenlerin kaynakları, gerçeğe dayanıp, dayanmaması vb. aslında kapsamlı bir yazı konusu. Ancak bu olgu bu yazının konusunu çok aşacağı için, burada sadece konuya değinerek bırakıyorum.</p>

<p>Yaşamın bir çelişkisi olarak, Almanya’nın doğusunda göçmenlere tepki daha fazla. Göçmen karşıtı, Almanya için Alternatif (AfD) partisi, bazı eyaletlerde birinci parti ve neredeyse başbakan çıkaracak seviyede. Ancak Doğu Almanya’da yaşayan insanları Batı’ya oranla daha çok yabancı uyruklu doktor tedavi ediyor.</p>

<ul>
	<li>
	<p>Thüringen eyaleti, 2025 sonu verilerine göre 2 bin 100 kadar&nbsp;<strong>“göçmen”</strong>&nbsp;doktorla ilk sırada. Almanya genelinde her sekiz doktordan biri yabancı pasaportlu ama, Thüringen eyaletinde her beş doktordan biri yabancı pasaportlu. Bu oran hastanelerde her dört doktordan birine çıkıyor.</p>
	</li>
	<li>
	<p>Mecklenburg-Vorpommern eyaletinde de hastahanelerdeki doktorların oranı bazen yüzde 33’e kadar varıyor.</p>
	</li>
	<li>
	<p>Yine Brandenburg eyaletinde her 5 doktordan biri yabancı pasaportlu.</p>
	</li>
	<li>
	<p>Doğu eyaletlerinde Suriyeli doktorlar başta olmak üzere, genellikle Romanyalı, Ukraynalı ve Rus doktorlar çalışıyor.</p>
	</li>
</ul>

<p>Doğu eyaletlerinde emekli olan doktorların yerine o bölgenin genç doktorları gitmiyor. Yabancı doktor olmazsa birçok hastane, bazı bölümlerini kapatmak zorunda kalacak. Doğu eyaletleri doktor, hemşire, yaşlı ve engellilere bakan personel, hatta mutfak personeli için bile yabancı ülkelere ilan veriyorlar.</p>

<p>Kısa bir süre önce bir yakınımı doğu eyaletlerinden birine, bir rehabilitasyon merkezine götürdüm. Burada yakınımı muayene eden ilk doktor Arnavutluk’tan bir bayan doktordu. Akşam yemeğini getiren ise, benimle kafa göz yararak Türkçe konuşmaya çalışan Özbek bir personal.</p>

<h2><strong>Hasta ve yaşlı bakıcıları</strong></h2>

<p>Hasta ve yaşlılara bakıcıların eğitimi için Almanya, bakıcı başına yıllık 42 bin ile 46 bin 500 euro arasında bir masraf ediyor. Yıllık eğitim masrafı eyaletten eyalete farklılıklar gösteriyor. Şöyle:</p>

<ul>
	<li>
	<p>Bakıcılık eğitimi alan öğrenciler, eğitimleri süresince 1300 ile 1500 euro arasında bir aylık alıyorlar.</p>
	</li>
	<li>
	<p>Almanya’da 2025 yılı sonunda çalışan, yabancı bir ülke vatandaşı bakıcı sayısı 300 binden fazla ve çalışan tüm bakıcılara oranı yüzde 18-19 kadar. Yani, ortalama her 5 bakıcıdan biri göçmen ama hâlâ yabancı bir ülke vatandaşı.</p>
	</li>
	<li>
	<p>Bu bakıcıların yüzde 21’i, yaşlıların bakımında, yüzde 17’si de hastanelerde çalışıyor.</p>
	</li>
	<li>
	<p>Bunlara bir de göçmen kökenli, ancak Alman vatandaşı olan bakıcılar eklenince sayı 550 bine kadoar çıkıyor. Yani Almanya’daki her 3 bakıcıdan biri göçmen kökenli.</p>
	</li>
</ul>

<h2><strong>Mültecilerin durumu</strong></h2>

<p>Federal Çalışma Ajansı’nın (Bundesagentur für Arbeit) verilerine göre, sadece 2024 sonuna kadar iltica başvurusu yapan mültecilerden 21 bini bakım hizmetlerinde çalışıyordu. Bunların 6 bin 600 kadarı kalifiye personel, 5 bin 300 kadarı sağlık hizmetleri eğitimi alıyor, geri kalanları da hastabakıcı yardımcısı olarak çalışıyor.</p>

<ul>
	<li>
	<p>2024 yılı verilerine göre yaşlı ve engellilere bakım alanında çalışan Suriyeli sayısı 10 kat artarak 17 bine çıktı.</p>
	</li>
	<li>
	<p>Sağlık hizmetlerinde çalışan mülteciler arasında birinci sırada Suriye vatandaşları, ikinci sırada Afganistanlılar geliyor.</p>
	</li>
</ul>

<p>2022 yılından sonra, bakım hizmetlerinde çalışanların sayısının artması, ancak yabancı bir ülkenin pasaportunu taşıyan çalışanlar sayesinde gerçekleşti.</p>

<h2><strong>Göçmen sağlıkçıların ekonomik katkısı</strong></h2>

<p>Bir konuyu açıkça ifade etmek gerekiyor: Göçmenlerin Almanya’daki sağlık hizmetlerine yük olduğu bir efsanedir. Ortada bazı siyasi çevreler tarafından üretilen, kasıtlı bir uydurma var.</p>

<p>Almanya’da toplam nüfus içinde yüzde 31’i, yani toplam 26 milyon kadar göçmen kökenli nüfus, göreceli olarak daha genç olan nüfustur. Genç nüfus, doğal olarak, sağlık hizmetlerinden daha az yararlanmaktadır.</p>

<p>Almanya bir taraftan göçmen kökenli, göreceli genç nüfus için, sağlık alanında daha az harcama yapıyor. Diğer taraftan da, hiçbir masrafa girmeden, eğitimine, uzmanlaşmasına hiçbir katkısının olmadığı göçmen kökenli sağlık personeli çalıştırarak, milyarlarca euro masraf etmiyor.</p>

<p>Bu somut duruma iki örnek:</p>

<p><strong>a- Göçmen kökenli doktorlar:</strong></p>

<p>Dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi, Almanya’da da tıp eğitimi pahalı bir eğitim. Bir öğrencinin tıp fakültesine başlayıp, stajını da yaptıktan sonra, asistan doktor olarak çalışmaya başladığı geçen süre için devletin harcadığı para 250 bin ile 320 bin euro arasında. Bazı kaynaklar bu rakamı 450 bin euro olarak da veriyor. Çeşitli kurumlar yapılan toplam eğitim masrafı olarak, farklı dönemlerde, farklı kriterleri esas aldıklarından ortaya farklı rakamlar çıkıyor.</p>

<p>Model hesaplamamız için, bir tıp fakültesi öğrencisine eğitim süresince devletin harcadığı parayı 280 bin euro olarak alalım.</p>

<p>69 bin (yabancı pasaportlu) doktorun eğitimi için Almanya’nın, normal koşullarda, 69.000 x 280.000 euro = 19 milyar 525 milyon euro ödemesi gerekirdi.</p>

<p>Bazı kaynaklar yabancı pasaportlu, göçmen doktorların sayısını 76 bin olarak veriyorlar. Bu doktorlar için Almanya, 76.000 x 280. 000 euro eğitim masrafı olarak, toplamda 21 milyar 280 milyon euro ödemedi.</p>

<p>Hangi model hesaplama sonucunu alırsak alalım, Almanya’nın yabancı doktor çalıştırmaktaki kârı 20 milyar euro kadardır.</p>

<p>Ayrıca 69 bin yabancı pasaportlu doktorun, 15-16 bini uzman doktor.</p>

<p>Bir asistan doktorun 6 yıllık bir süre içinde, yani konusunda uzman doktor haline gelinceye kadar da aldığı maaş ve eğitim giderlerinin toplamı, yani Almanya’ya maliyeti toplam 600 bin eurodan fazladır. Bu model hesaplamaya göre de: 15.000 x 600.000 = 9 milyar euro.</p>

<p>Bu verilerden çıkan sonuç: Hangi model hesaplamayı esas alırsak alalım, Almanya milyarlarca euro eğitim ücreti ödemeden, on binlerce doktora sahip olmanın yanında, bir de yine hiçbir masraf etmeden 15-16 bin kadar uzman doktora sahip oluyor.</p>

<p>Ayrıca göçmen kökenli Alman vatandaşı olan doktorlar arasında da, Almanya dışındaki ülkelerde tıp okuyan, hatta uzman doktor olduktan sonra Almanya’ya gelen doktorlar var. Bunlar model hesaplamamızın dışında.</p>

<p>Bunları da eklediğimizde ortaya çok daha büyük bir tasarruf veya&nbsp;<strong>“kâr”</strong>&nbsp;çıkar. Bu, Almanya’nın tasarrufu veya&nbsp;<strong>“kârıdır”</strong>. Aklımızda tutalım.</p>

<p><strong>b- Hastabakıcılar</strong></p>

<p>2025 sonu verilerine göre bakıcı eğitimin yıllığı 46 bin ile 48 bin euro arasında, bakıcı eğitimi 3 yıl sürüyor. Yıllık eğitim süresi 3 x 46.000 euro = 138.000 euro.</p>

<p>Toplam 550 bin göçmen kökenli bakıcıdan, 370 bini Alman vatandaşı değil.</p>

<p>Almanya, 370.000 x 138.000 euro = 51 milyar 60 milyon euro eğitim masrafı ödemeden, çeşitli sağlık kurumlarında çalıştırabileceği 370 bin bakıcı personel kazanıyor.</p>

<p>Bunların dışında, bir de Almanya için maddi getirisini hesaplamadığım sağlık kesimleri var.</p>

<p><strong>1- Ebeler:</strong>&nbsp;Almanya’da toplam 30 bin kadar ebe var ve bu ebelerin yüzde 19-20 kadarı göçmen kökenli. Neredeyse her 5 ebeden biri göçmen kökenli. Ayrıca aktif çalışan ebelerin yüzde 9-10 kadarı yabancı bir ülkenin pasaportuna sahip.</p>

<p><strong>2- Eczacılar:</strong>&nbsp;Almanya genelinde toplam eczacı sayısı 70 bin kadar. Göçmen kökenli eczacıların oranı, yüzde 24-25 civarında ve 16 bin 500 ile 17 bin 500 arasında. Dolayısıyla, her 4-5 eczacıdan birinin göçmen kökenli olduğunu söyleyebiliriz.</p>

<p>Bu eczacıların 12 binden daha fazlası yabancı pasaportlu. Bunların arasında örneğin 2 bin 500 Suriyeli eczacı var. Geri kalan eczacılar da İran, Mısır, Yunanista, Türkiye ve Romanya’dan gelenler. Bir eczacının staj dönemi de dahil, Almanya’ya toplu eğitim masrafı, 150 ile 200 bin euro arasında. Bu masrafı 180 bin olarak alalım. 12 bin yabancı pasaportlu eczacı x 180.000 euro= 2 milyar 160 milyon euro.</p>

<p>Demek ki, Almanya yabancı pasaportlu 12 bin eczacı için de hiçbir eğitim masrafı ödemediği gibi, eczacılık eğitimini ülkesinde alıp Alman vatandaşlığına geçen eczacılar için de hiçbir masrafta bulunmuyor.</p>

<p><strong>3- Diş doktorları:</strong>&nbsp;Almanya’da toplam 74-75 bin arasında diş doktoru var. Bunların yüzde 10 kadarı yabancı pasaportlu. Yani Almanya’da 7 bin 500 kadar yabancı pasaportlu, göçmen kökenli diş doktoru var. Almanya her diş doktorunun eğitimi için toplam 300 bin euro ödüyor. 7.500 x 300.000 = 2 milyar 250 milyon euro. Almanya 7 bin 500 diş doktoru için de hiçbir eğitim masrafı ödemedi.</p>

<p><strong>4- Kayıt dışı bakıcılar:</strong>&nbsp;Yaşlıların ve emeklilerin bakımında yarı açık, yarı gizli bir alan var. Genellikle Polonya, Romanya, Bulgaristan gibi Doğu Avrupa ülkelerinden kadınlar bakıcılar, evlerde aileyle birlikte yaşayarak yaşlı ve engellilere bakıyorlar. Evlerde verilen bu bakım hizmeti, 24 saat verilen bir hizmet ve genellikle kayıt dışı.</p>

<p>Alman Sendikalar Birliği (DGB) ve bağlı sendikaların tahminlerine göre bu kayıt dışı alanda da 300 ile 600 bin arasında&nbsp;<strong>“yatılı”</strong>&nbsp;bakıcı çalışıyor. Bu yatılı çalışanların en fazla yüzde 15'i sisteme kayıtlı.<br />
Kayıt dışı bakıcıların sayısını en az 300 bin olarak alsak dahi, Almanya’nın eğitimine hiçbir masrafta bulunmadan hizmet aldığı bakıcıların sayısı 300 bin daha artar.</p>

<h2><strong>Geçici bilanço için bir ara sonuç</strong></h2>

<p>Büün bu hesaplardan hareketle bazı şeylerin altını çizebiliriz.</p>

<p>Yabancı pasaportlu doktorların, hasta ve engelli bakıcılarının, diş doktorlarının, ebelerin ve eczacıların Almanya için ekonomik bir getirileri daha var: Bu insanlar işe başladıkları andan itibaren sağlık ve emeklilik sigortasına kesinti ödüyorlar. Ayrıca diş doktorları, eczacılar ve diş doktorları kendi muayenehanelerinde elaman çalıştırarak sağlık ve emeklilik sigortalarına da prim ödüyorlar.</p>

<p>Demek ki, Almanya bir taraftan, kendi çıkarına göçmen sağlık personeli çalıştırarak, hiçbir eğitim ve uzmanlık masrafı ödemeden yetişkin insan gücünü istihdam ediyor. Diğer taraftan da, bu personeli büyük ekonomik zorluklara katlanarak yetiştiren ülkelerin insan gücünü ellerinden alıyor.</p>

<p>Sonuç: Yabancı pasaportlu göçmenler, Almanya’ya eğitim süresince hiçbir masraf çıkarmamış, göreceli olarak daha genç, mesleki olarak tecrübeli ve işe başladığı saatten başlayarak sigortalara prim ödeyen, neredeyse 500 binden daha fazla, evet, yarım milyondan daha fazla bir sağlıkçı ordusu armağan ediyor.</p>

<p>Yabancı pasaportu veya Alman vatandaşı göçmenler sağlık hizmetlerinde Almanya için bir sorun değil, Almanya’da sağlık sorunları için bir çözüm, büyük bir şanstır.</p>

<p>O halde yabancı düşmanı efsanelerin gerçeği tersyüz ettiğini açıkça ilan etmek gerekiyor.</p>

<p><strong>Dr. İ. Halil Özak</strong></p>

<p>ARTI49<br />
<br />
<a href="https://www.arti49.com/goc-ve-gocmenler-olmasaydi-almanyada-yasam-nasil-olurdu-ii-2400601h.htm">Kaynak ve yazının orjinalini okumak için tıklayınız<br />
ARTI49</a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 16 Feb 2026 19:38:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/dr-i-halil-ozak-yazdi-goc-ve-gocmenler-olmasaydi-almanyada-yasam-nasil-olurdu-2-1771260384.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İran&#039;dan ABD&#039;ye teklif: Yüksek kârlı alanlarda ortak çalışalım</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/irandan-abdye-teklif-yuksek-karli-alanlarda-ortak-calisalim-3025</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/irandan-abdye-teklif-yuksek-karli-alanlarda-ortak-calisalim-3025</guid>
                <description><![CDATA[İran Dışişleri Bakanlığı Ekonomik Diplomasi Yardımcısı Hamid Ghanbari, Tahran ile Washington arasındaki görüşmelerin kapsamını açıkladı.  Ghanbari, "Petrol ve doğalgaz alanlarındaki ortak çıkarlar, ortak sahalar, madencilik yatırımları ve hatta uçak alımı müzakerelere dahil edildi"dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İran Dışişleri Bakanlığı Ekonomik Diplomasi Yardımcısı <strong><strong>Hamid Ghanbari</strong></strong>, İran Ticaret Odası'nda düzenlenen toplantıda, Tahran ile Washington arasındaki görüşmelerin kapsamını açıkladı.<br />
<br />
Hamid Ghanbari, <strong><em>"Petrol ve doğalgaz alanlarındaki ortak çıkarlar, ortak sahalar, madencilik yatırımları ve hatta uçak alımı müzakerelere dahil edildi"</em></strong> diyerek sözlerine şöyle devam etti<em><strong>: "Bu kez, anlaşmanın sürdürülebilir olması için, Amerika Birleşik Devletleri'nin de yüksek ve hızlı ekonomik getiri sağlayan alanlardan faydalanabilmesi şarttır."</strong></em></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Ghanbari'ye göre müzakereler yalnızca nükleer konuları değil, aynı zamanda <strong><strong>petrol ve doğalgaz sahalarındaki ortak çıkarlar</strong></strong><strong><strong>, ortak sahalar</strong></strong><strong><strong>, madencilik yatırımları</strong></strong>&nbsp;ve hatta <strong><strong>uçak alımları</strong></strong>&nbsp;gibi ekonomik alanları da kapsıyor.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Fars Haber Ajansı'na (Fars) konuşan Ghanbari, 2015'teki anlaşmanın ABD'ye ekonomik fayda sağlamadığı deneyimine işaret ederek şu vurguyu yaptı:</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>　 "Bu kez anlaşmanın sürdürülebilir olması için, Amerika Birleşik Devletleri'nin de yüksek ve hızlı ekonomik getiri sağlayan alanlardan faydalanabilmesi şarttır."</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Ghanbari, önerilen ekonomik işbirliği alanlarının iç hassasiyeti en düşük seviyede tutacak şekilde seçilmesi gerektiğini belirterek örnekler verdi: enerji sektörü, petrol ve doğalgaz sahaları, hızlı sonuç veren madencilik yatırımları, kentsel gelişim projeleri ve uçak alımları.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Ayrıca bloke edilmiş veya sınırlı kaynakların da anlaşmanın parçası olacağını ifade eden Ghanbari, bunların serbest bırakılmasının <strong><strong>sembolik veya geçici değil, gerçek ve kullanılabilir</strong></strong>&nbsp;olması gerektiğini vurguladı. Bu serbest bırakmanın adım adım veya tek seferde gerçekleşebileceğini, İran'ın gerekirse borçları teminat olarak gösterebileceğini belirtti.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Ghanbari, görüşmelerin ciddi bir anlaşmaya ulaşma amacıyla yürütüldüğünü ancak hiçbir kurumun müzakereler gerekçesiyle normal faaliyetlerini durdurmaması gerektiğini söyledi. Ülkenin her türlü senaryoya hazırlıklı olması gerektiğini, aynı zamanda müzakerelerin ciddiyetle sürdürüldüğünü ekledi.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><a href="https://fararu.com/fa/news/949292/%D8%AC%D8%B2%D8%A6%DB%8C%D8%A7%D8%AA-%D8%AC%D8%AF%DB%8C%D8%AF-%D9%85%D8%B0%D8%A7%DA%A9%D8%B1%D9%87-%D8%A7%DB%8C%D8%B1%D8%A7%D9%86-%D8%A2%D9%85%D8%B1%DB%8C%DA%A9%D8%A7-%D8%A7%D8%B2-%D8%AE%D8%B1%DB%8C%D8%AF-%D9%87%D9%88%D8%A7%D9%BE%DB%8C%D9%85%D8%A7-%D8%AA%D8%A7-%D8%B3%D8%B1%D9%85%D8%A7%DB%8C%D9%87-%DA%AF%D8%B0%D8%A7%D8%B1%DB%8C-%D9%87%D8%A7%DB%8C-%D9%85%D8%B9%D8%AF%D9%86%DB%8C"><strong>Kaynak: Fararu.com (16 Şubat 2026)</strong></a><br />
https://fararu.com/fa/news/949292/%D8%AC%D8%B2%D8%A6%DB%8C%D8%A7%D8%AA-%D8%AC%D8%AF%DB%8C%D8%AF-%D9%85%D8%B0%D8%A7%DA%A9%D8%B1%D9%87-%D8%A7%DB%8C%D8%B1%D8%A7%D9%86-%D8%A2%D9%85%D8%B1%DB%8C%DA%A9%D8%A7-%D8%A7%D8%B2-%D8%AE%D8%B1%DB%8C%D8%AF-%D9%87%D9%88%D8%A7%D9%BE%DB%8C%D9%85%D8%A7-%D8%AA%D8%A7-%D8%B3%D8%B1%D9%85%D8%A7%DB%8C%D9%87-%DA%AF%D8%B0%D8%A7%D8%B1%DB%8C-%D9%87%D8%A7%DB%8C-%D9%85%D8%B9%D8%AF%D9%86%DB%8C</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 16 Feb 2026 18:17:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/irandan-abdye-teklif-yuksek-karli-alanlarda-ortak-calisalim-1771256079.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Azerbaycan&#039;dan Sırbistan&#039;a dev enerji hamlesi: Sırbistan&#039;a ve Avrupa&#039;ya doğal gaz santrali geliyor!</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/azerbaycandan-sirbistana-dev-enerji-hamlesi-sirbistana-ve-avrupaya-dogal-gaz-santrali-geliyor-3023</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/azerbaycandan-sirbistana-dev-enerji-hamlesi-sirbistana-ve-avrupaya-dogal-gaz-santrali-geliyor-3023</guid>
                <description><![CDATA[Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, 15 Şubat 2026 tarihinde Sırbistan'a gerçekleştirdiği resmi ziyaret kapsamında Belgrad'da Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vučić ile bir araya geldi. İki lider, baş başa ve heyetler arası görüşmelerin ardından ortak basın toplantısı düzenledi. Görüşmelerde ikili ilişkilerin güçlendirilmesi, stratejik ortaklık ve çeşitli alanlardaki işbirliği konuları ele alındı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, 1</strong>5 Şubat 2026 tarihinde Sırbistan'a gerçekleştirdiği resmi ziyaret kapsamında Belgrad'da Sırbistan Cumhurbaşkanı <strong>Aleksandar Vučić</strong> ile bir araya geldi. İki lider, baş başa ve heyetler arası görüşmelerin ardından ortak basın toplantısı düzenledi. Görüşmelerde ikili ilişkilerin güçlendirilmesi, stratejik ortaklık ve çeşitli alanlardaki işbirliği konuları ele alındı.</p>

<p>Vučić, konuşmasında Aliyev'<strong>i "sevgili dostum" </strong>diye hitap ederek ziyaretinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. İki ülke arasındaki ticaret hacminin 2012'ye kıyasla 16 kat arttığını vurguladı. Enerji, tarım, turizm ve askeri-teknik işbirliği alanlarında önemli adımlar atıldığını belirtti. Özellikle SOCAR ile Sırp doğalgaz şirketi arasında imzalanan anlaşma çerçevesinde, Sırbistan'ın Niş çevresinde (muhtemel Kruševac bölgesi) 500 MW kapasiteli doğalgaz yakıtlı elektrik santrali inşasının planlandığını, projenin 2029 yılına kadar tamamlanacağını açıkladı. Santralin iki yılda 1890 MW kapasiteye ulaşan Azerbaycan örneklerinden ilham aldığını ifade etti. Ayrıca 3 Mayıs 2026 itibarıyla Air Serbia'nın Belgrad-Bakü direkt uçuşlarını başlatacağını duyurdu.<br />
<br />
<a href="https://president.az/az/articles/view/71615"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/1771168084_671894d0eb82b9af5753e42a51ce15bb.jpg" style="height:533px; width:800px" /></a><br />
<br />
Vučić, Azerbaycan'ın EXPO 2027 Belgrad etkinliğine katılımını memnuniyetle karşıladıklarını ve Sırbistan vatandaşlarını<strong> Bakü'yü</strong> ziyaret etmeye davet etti.</p>

<p>Aliyev ise teşekkür konuşmasında, Sırbistan'ın Devlet Günü'nü tebrik ederek Vučić'in liderlik niteliklerini övdü. İki ülkenin birbirinin toprak bütünlüğü ve egemenliğini uluslararası platformlarda desteklediğini hatırlattı. Azerbaycan-Sırbistan Stratejik Konseyi'nin ilk toplantısının yapıldığını belirterek, enerji alanında işbirliğinin derinleştiğini vurguladı. Azerbaycan'ın Sırbistan'a doğal gaz ihracatını artıracağını, 2032'ye kadar 8 GW ek yenilenebilir enerji kapasitesi oluşturacağını ve bunun büyük kısmının Avrupa'ya ihracata ayrılacağını ifade etti. Ortak elektrik santrali projesinin Sırbistan'ın olumlu yatırım ortamı sayesinde mümkün olduğunu belirtti. Aliyev, Vučić'i Azerbaycan'a davet etti ve yakın dönemde birden fazla görüşme gerçekleştireceklerini söyledi.</p>

<p><strong>Ziyaret kapsamında düzenlenen törenle çeşitli anlaşmalar imzalandı:</strong></p>

<p>Gıda Güvenliği Alanında İşbirliği Anlaşması<br />
Sırbistan'da Gaz Türbinli Enerji Santrali Tasarımı, İnşaatı ve İşletmesi Anlaşması<br />
&nbsp;Ekonomi Bakanlıkları arasında Mutabakat Anlaşması<br />
&nbsp;Medya ve İletişim Alanında İşbirliği Mutabakat Zaptı<br />
2026-2030 Kültür Alanında İşbirliği Mutabakatı<br />
Spor Alanında Mutabakat Anlaşması<br />
Sağlık Sigortası Sistemleri Alanında İşbirliği Mutabakat Zaptı</p>

<p>İki ülke arasında bugüne kadar imzalanan belge sayısı 57'yi aşarken, bu ziyaretle ilişkiler yeni bir ivme kazandı. Liderler, enerji güvenliği, ekonomik yatırımlar ve kültürel bağların güçlendirilmesiyle gelecekte daha yakın işbirliği hedeflediklerini vurguladı.</p>

<p><strong>Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Sırbistan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Aleksandar Vučić, 15 Şubat'ta Belgrad'da basına açıklamalarda bulundular.&nbsp;</strong></p>

<p><strong>Öncelikle Sırbistan Cumhurbaşkanı bir açıklama yaptı.</strong></p>

<p>Başkan Aleksandar Vucic:<br />
-Sayın Cumhurbaşkanı Aliyev, sevgili dostum.</p>

<p>Ziyaretiniz için teşekkür ederim. Ne kadar yoğun ve önemli bir programınız olduğunu biliyorum. Kendinizi evinizde gibi hissetmenizi rica ediyorum.</p>

<p>Çinli dostlarımız, böyle yağmur yağdığında her zaman büyük bir şeyin başlayacağının iyi bir işareti olduğunu söylüyorlar. Umarım kötü havaya rağmen, bu olayı kendi çıkarlarımız doğrultusunda en iyi şekilde karşılarız ve hem Sırbistan hem de Azerbaycan için, en azından ikili ilişkilerimiz söz konusu olduğunda, önümüzde parlak bir gelecek olduğunu görürüz.</p>

<p>Azerbaycan halkına ve size, saygıdeğer Cumhurbaşkanımıza, büyük saygılarımı sunmak istiyorum. Ayrıca Sırbistan halkına ve elbette Azerbaycan halkına şunu söylemek istiyorum ki, sizinle her konuştuğumda çok şey öğreniyorum, birçok konuyu deneyimli bir devlet adamının, gerçek bir liderin farklı bakış açısından gözlemleme fırsatı buluyorum. Bu nedenle, bilginizi benimle her zaman paylaştığınız, ülkemin, liderliğini yaptığım ülkenin çok şey öğrenebileceği ilişkiler kurduğunuz için size teşekkür ediyorum.</p>

<p>Bugün Cumhurbaşkanı Aliyev ile dünyadaki ve Avrupa'daki tüm önemli konular hakkında konuştum. Birbirimizle istişare ettik, ondan çok şey öğrendim. Bazı süreçleri kendim gözlemlediğimden daha iyi, daha derinlemesine anladım. Kriz çıktığında birbirimize açık olduğumuz ve birbirimizle konuştuğumuz bir ilişkimiz var. İş birliğimiz hayatın her alanında gelişiyor. 2012 yılına kıyasla, hizmet sektöründeki ticaret hacmimiz 16 kat daha yüksek, yüzde 16 değil, 16 kat. Ayrıca, stratejik ortaklık sayesinde Azerbaycan ile yeni, mümkün olan en yakın ilişkileri kurduk. Bunun Sırbistan Cumhuriyeti ve vatandaşları için son derece önemli olduğuna inanıyorum.</p>

<p>Sosyal yaşamın çeşitli alanlarındaki iş birliğimiz daha önemli ve daha büyük olabilir ve olmalıdır. Daha fazla çalışma ve çabayla, daha özenli bir yaklaşımla gelecekte daha da iyi sonuçlar elde edeceğimize inanıyorum. Bugüne kadar 57 belge imzaladık ve buna bugün imzalanan onlarca belgeyi de ekleyebiliriz. Bu belgeler, sosyal yaşamın tüm alanlarındaki ilişkilerimizi geliştirmek için sağlam bir temel oluşturmalıdır.</p>

<p>Eylül ayında Azerbaycan'da düzenlenecek yatırım forumuna katılımı görüştük ve öncesinde Azerbaycan'ı ziyaret edeceğim. Bunun iş çevrelerimiz, bankacılarımız ve temsilcilerimiz için Azerbaycan'ı ziyaret etme fırsatı olacağına ve ülkemizin EXPO'yu tanıtması için bir fırsat olacağına inanıyorum. Çünkü o gün EXPO'ya birkaç ay kalmış olacak. Bu etkinlik, 2027'de Sırbistan'da düzenlenecek en büyük ve bizim için en önemli etkinliktir. Azerbaycan'ın EXPO 2027'ye katılımını teyit etmesinden dolayı minnettarız ve eminim ki güzel ülkelerini 2027'de Belgrad'da en iyi şekilde tanıtacaklardır.</p>

<p>Aynı zamanda, dikkatinizi bazı gerçeklere çekmek istiyorum. İki ülke arasındaki turizmin artması ve Air Serbia'nın 3 Mayıs'ta Belgrad ile Bakü arasında direkt uçuş başlatması buna özel bir katkı sağlayacaktır. Şahsen tüm Sırbistan vatandaşlarına Bakü'nün güzel bir şehir olduğunu söyleyebilirim. Orada birçok yenilik görebilirsiniz. Şehir Hazar Denizi kıyısında yer almaktadır. Temiz ve düzenli bir şehirdir. Bakü'yü her ziyaret ettiğimde, Cumhurbaşkanı Aliyev'in Azerbaycan hükümetiyle birlikte inşa ettiği yeni harikalar, yeni ve güzel yerler görüyorum. Orada muhteşem müzeler var. Bulvarlar, dost canlısı insanlar, güvenlik en üst düzeyde. Bu nedenle, bu Sırbistan vatandaşlarına Azerbaycan'ı ziyaret etmeleri için açık bir davettir. Azerbaycan vatandaşlarını da Sırbistan'ı ziyaret etmeye, bu ülkeyi sevmeye davet etmek istiyorum. Sırbistan, Avrupa kıtasında en yüksek güvenlik seviyesine sahip ülkeler arasında yer almaktadır. Azerbaycan halkıyla kardeşçe ve dostane ilişkilerimiz var. Ülkemizde ziyaret edebileceğiniz birçok yer olduğunu düşünüyorum. Sadece Belgrad'ı değil, diğer şehirleri, dağ tatil yerlerini, gölleri ve diğer yerleri de kastediyorum.</p>

<p>Ekonomik iş birliği, tarım ve tarım ürünleri değişimi konularını görüştük. Azerbaycan'ın Zira köyünde yetişen domates ve salatalıkları ilk tattığımda, hatta daha öncesinde Azerbaycan'ın özel bölgesi Nahçıvan'dan gelen ürünleri tattığımda çok beğenmiştim. Çok beğendim ve Azerbaycan'ın bu ürünleri diğer kaynaklardan gelen ürünlere kıyasla önemli bir indirimle tedarik ettiğini duydum. Halkımıza bu ürünleri bu kadar düşük fiyata sağlamanın mümkün olup olmadığını merak ediyorum! Hükümette oturanlar bunu düşünmemişlerse, düşünsünler. Azerbaycanlı dostlarımızdan vatandaşlarımıza daha uygun fiyatlarla kaliteli ürünler sağlama sorununu çözmenizi rica ediyorum. Aynı zamanda, kendi ürünlerimizi de bu şekilde sağlamalıyız. Şimdiye kadar bu olmuyor. Eminim ki biz de Azerbaycan'a birçok ürün sağlayabiliriz. Ama bunu henüz yapmadık ve bu konuya dikkatli yaklaşmadık. Bu bir tutum. Zaman geçiyor ve hiçbir şey düşünmüyoruz.</p>

<p>En önemli konulardan biri, elektrik çağına giriyor olmamızdır. Cumhurbaşkanı Aliyev'den bu projeye bizzat katılarak bize yardımcı olmasını rica ettim. Eğer öyle olursa, işi daha hızlı bitirebiliriz. Buradaki insanlar 20 yıl önce de elektrik olduğunu düşünebilir. Ama o zamanlar yakıtı konteynerlerle alıyorduk. Sonra elektrik 6 saatliğine veriliyor, sonraki 6 saat için de kısıtlamalarla veriliyordu. Bugün ise ülkemizde daha önce hiç görülmemiş bir disiplin var. Ama aynı durum yarın aynı olmayabilir. Elektrik çağı başlıyor ve birden fazla elektrik kaynağına ihtiyacımız var. Daha fazla elektrik üretmemiz gerekiyor. Azerbaycan gigawatt cinsinden ölçülen elektriğe sahip olacak. Ama soru şu: İthalatı için gerekli iletim hatları olacak mı?! Azerbaycan tarafıyla önemli konularda anlaşmaya vardık. Bugün Sırp doğalgaz şirketi ve SOCAR bu konuda görüşmeler yaptı ve bir iş birliği anlaşması imzalandı. Her bir sorunu iki veya üç ay içinde çözmeye çalışacağız ki, hemen ardından proje dokümantasyonu hazırlanıp inşaat başlayabilsin. İnşaat iki yıldan fazla sürecek. 2029 yılına kadar doğalgazla çalışan bir enerji santrali açacağımıza inanıyoruz. Niş şehri çevresinde üç yer seçildi. Temiz enerjiden bahsediyoruz. Avrupa Birliği de bunu kabul ediyor. Kısacası, inşaatın Tripale, Kruşti veya Niška Banja'da gerçekleşmesi bekleniyor. Ama bence Kruşti en uygunu. Santralin 500 megavatlık bir enerji üretim kapasitesi olacak. Cumhurbaşkanı Aliyev bana bu konuyla bizzat ilgileneceğine söz verdi. İnanmayabilirsiniz ama iki yılda toplam 1890 megavatlık bir enerji üretim kapasitesi oluşturmayı başardılar.</p>

<p>Belki Azerbaycan halkı bunu bilmiyor, bu güçler mümkün olan en kısa sürede oluşturuldu. Azerbaycan şirketleri burada kontrol çalışmalarını yürütecek. Sırp şirketleri de çalışmalara katılacak. Her iki taraf da %50 oranında çalışacak. 500 megavatlık bir doğalgaz santrali inşa edilecek. Bu iyi bir örnek olacak. Gelecekte daha fazla doğalgaz santrali inşa etmeliyiz. Küçük modüler reaktörler kurulacak. Veri merkezleri olacak ve diğer sorunlar çözülecek. Amerikalılarla görüşmelere başladım ve Karadağ'daki Bar limanından başlayarak petrol ve doğalgaz boru hatları döşeseler, veri merkezleri inşa etseler, bu çalışmaları Prijepolje'den Zlatibor dağları üzerinden Belgrad'a kadar yapsalar iyi olurdu. Veri merkezleri kurulmalı. Yapay zekanın yeteneklerini kullanmazsak, ülke olarak geride kalacağız. Elon Musk, iki ay içinde her şeyin dramatik bir şekilde değişeceğini söylüyor. Sadece insanlar bunu henüz görmüyor ve bilmiyor. Bu nedenle çalışmalar hızlandırılmalı ve Azerbaycanlı dostlarımıza destekleri için minnettarız.</p>

<p>Vaktinizin büyük bir kısmını aldık. Askeri-teknik işbirliğini görüştük. İşbirliği iyi gidiyor. Dışişleri bakanlıklarımız düzeyinde istişareler yapılıyor. Anlaşmalar ve sürekli destek ortada. En zor konularda bile Sırbistan Azerbaycan'ın yanında yer aldı ve bizi destekledi. Bu durum gelecekte de devam edecek. Çok zor konuları çözdük. Cumhurbaşkanı Aliyev'in sözlerine tamamen inanıyoruz. Bence o da ülkemize aynı duygularla yaklaşıyor. Bu ilişkiyi olduğu gibi sürdüreceğiz. Bugün ve yarın ek görüşmeler için fırsat olacak. Yarın çalışma kahvaltısı yapmamız bekleniyor ve dostum ve Sırbistan'ın dostu Cumhurbaşkanı Aliyev ile bu kadar çok zaman geçirebildiğimiz için çok memnunum. Gördüğünüz gibi, esnekliğimizden her zaman memnun değilim. Daha canla başla çalışmalı, her şeyi hızlandırmalıyız. Eskisinden daha fazla iş yapabildik ve iyi sonuçlar elde ettik. Devlet Günü vesilesiyle tüm Sırbistan vatandaşlarını tebrik etmek istiyorum. Bugün Sırbistan takvimdeki en önemli bayramlardan birini kutluyor. Bu bizim için çok önemli bir bayram. Tebrikleriniz için teşekkür ederiz.</p>

<p>Sayın Cumhurbaşkanı, ziyaretiniz için teşekkür ederiz, bizi onurlandırdınız. Ortak çalışmalarımızla Azerbaycan ve Sırbistan halklarının çıkarları için en iyi sonuçları elde edeceğimize inanıyorum. Çok teşekkür ederim. <strong>Yaşasın Sırp-Azerbaycan dostluğu!</strong></p>

<p>Sayın Başkan, teşekkür ederiz ve evinize hoş geldiniz.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Ardından Azerbaycan Cumhurbaşkanı bir açıklama yaptı.</p>

<p>Cumhurbaşkanı İlham Aliyev :<br />
-Sayın Başkan, sevgili dostum.</p>

<p>Sayın bayanlar ve baylar.</p>

<p>Öncelikle Sayın Başkan, davetiniz ve misafirperverliğiniz için teşekkürlerimi sunmak isterim. Bugün sizin ulusal bayramınız, Devlet Günü. Buna rağmen Azerbaycan heyetini kabul ediyorsunuz. Bunu yüksek ilişkilerin bir göstergesi olarak değerlendiriyoruz. İki dost ülke olan Sırbistan ve Azerbaycan her zaman birbirlerinin yanındadır.</p>

<p>Bu vesileyle, Devlet Günü vesilesiyle sizi ve tüm dost Sırp halkını tebrik etmek istiyorum. Bu bayramın böyle adlandırılması tesadüf değil. Çünkü Sırp halkının devlet egemenliğini korumak ve güçlendirmek için her zaman büyük çabalar ve fedakarlıklar gösterdiğini biliyorum. Sevgili dostum, siz Sırbistan Cumhurbaşkanı olarak devleti ve devlet çıkarlarını her şeyin üstünde tuttunuz. Bu nedenle, sizin liderliğiniz altında Sırbistan başarılı bir şekilde gelişiyor, hem uluslararası alanda büyük saygı kazanıyor hem de ekonomik ve sosyal alanlarda büyük reformlar gerçekleştiriliyor. Sonuç olarak, bugün doğal kaynakları olmayan bir ülke olan Sırbistan, kendi gücüne dayanarak ve hiçbir yerden yardım almadan ekonomik olarak başarılı bir şekilde gelişiyor. Günümüz koşullarında, özellikle Avrupa'da bulunan bir ülke için bu özel bir faktör olarak değerlendirilmelidir. Burada Cumhurbaşkanı Vučić'in çok yüksek liderlik niteliklerine dikkat çekmek istiyorum. Bildiğiniz gibi, uzun yıllardır temas halindeyiz. Birbirimizi iyi tanıyoruz, samimi sohbetler yapıyoruz ve dostane ilişkilerimiz var. Cumhurbaşkanı Vučić'in Sırp halkına, devletine ve ulusal çıkarlarına ne kadar bağlı olduğunu biliyorum ve her ülkenin başarısının ardındaki faktörler de bunlardır. Elbette, Sırbistan'ın dostları olarak bunu çok takdir ediyoruz ve bundan mutluluk duyuyoruz.</p>

<p>Sevgili dostum, görüştüğümüz konulara değindi. Tekrar etmek istemiyorum. Nitekim, Sırbistan-Azerbaycan Stratejik Konseyi'nin ilk toplantısında bugün birçok konu ele alındı. Bundan önce, birebir görüşmemizde de geniş bir yelpazede konulara değinmiştik. Geleceğe yönelik net planlarımız da var. Bunlar, siyasi, ekonomik ve enerji alanlarında ilişkilerimizi daha da güçlendirmek, uluslararası platformlarda ve uluslararası kuruluşlar içinde birbirimizin toprak bütünlüğünü ve egemenliğini desteklemeye devam etmek, ortak yatırım projeleri uygulamak, enerji ve ulaştırma sektörlerinde yeni yaratılan fırsatlardan yararlanmak ve daha ileriye bakarak çok güçlü bir sinerji yaratmaktır.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Vučić, ortaklaşa inşa edilen elektrik santralinin geleceğine zaten değinmişti. Cumhurbaşkanının da belirttiği gibi, bu konuyu kontrol altında tutmaya karar verdik. Bu elektrik santralinin oluşturulma süreci, Sırbistan'da mevcut olan yatırım fırsatlarına dayanmaktadır. Çünkü yatırım ortamı olumlu olmasaydı, Sırbistan yabancı yatırımcılar için bu kadar cazip olmazdı. Tam da reformlar sonucunda Azerbaycan da dahil olmak üzere birçok ülke Sırbistan'a büyük miktarlarda yatırım yapmaya hazır.</p>

<p>Enerji santrallerinin inşası, yeniden inşası ve rehabilitasyonu her ülkenin gelecekteki gelişimini güvence altına alır. Özellikle doğal kaynakları olmayan ülkeler genellikle bağımlılık durumuna düşerler. Bu nedenle, yerli enerjinin varlığı, üretim kapasitesi her ülkenin enerji güvenliğini sağlar ve bu projenin uygulanmasında Cumhurbaşkanı Vučić'in özel rolünü belirtmek isterim.</p>

<p>Genel olarak, enerji sektöründeki ilişkilerimiz çok yönlü bir biçimde gelişiyor. Bir süre önce Sırbistan'a doğal gaz ihracatına başladık ve bugün ihracat hacmini artırmaya karar verdik. Şimdi Sırbistan da ihraç edilecek gazı elektriğe dönüştürerek temiz elektrik elde edecek. Bu, hem Sırbistan pazarı hem de gelecekteki ihracat için fırsatlar yaratacaktır. Bugün Azerbaycan'ın enerji sektöründeki ihracat potansiyeli 2 gigawatt'tır. Bu rakam artacaktır. Çünkü şu anda birçok yenilenebilir enerji santralinin inşasıyla meşgulüz ve bu alanda Sırbistan ile iş birliğine hazırız.</p>

<p>2032 yılına kadar 8 gigawatt ek enerji kapasitesi elde edeceğiz ve bunun büyük bir kısmı ihracata gidecek. Bunun için yeni ve daha büyük iletim hatlarına ihtiyacımız var. Çünkü ana ihracat hedefimiz Avrupa.</p>

<p>Diğer konulara gelince, tekrar ediyorum, arkadaşım bu konuda zaten konuştu. Vaktinizi fazla almak istemiyorum. Resmi ziyaretimin sonuçlarının çok geçmeden ortaya çıkacağına inanıyorum. Yakın gelecekte tekrar görüşeceğiz. Cumhurbaşkanı Vučić'i ve Sırp heyetini Azerbaycan'a davet ettim. Bu yıl birkaç kez görüşeceğimizden eminim - hem Azerbaycan'da hem de belki tekrar Sırbistan'a geleceğim. Çünkü ben ve Azerbaycan heyetinin burada kendilerini evlerinde gibi hissettiklerinden eminim. Sırbistan'a birçok kez gittim ve Cumhurbaşkanı Vučić'in liderliğinde Sırbistan'da gerçekleşen gelişmeleri kendi gözlerimle görüyorum. Bu nedenle, Sırp dostlarımızı bir kez daha içtenlikle tebrik etmek ve Cumhurbaşkanı Vučić'in sloganına katılmak istiyorum: <strong>Yaşasın Sırbistan! Yaşasın Azerbaycan! Yaşasın Sırp-Azerbaycan dostluğu!<br />
<br />
Kaynak linkler:&nbsp;</strong>https://president.az/az/articles/view/71616<br />
https://president.az/az/articles/view/71615</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 15 Feb 2026 22:53:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/azerbaycandan-sirbistana-dev-enerji-hamlesi-sirbistana-ve-avrupaya-dogal-gaz-santrali-geliyor-1771186342.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Solovyov Estonyalıları hedef aldı: Sizi Yahudileri öldüren Nazi ibneleri. Herkesi yok edeceğiz!</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/solovyov-estonyalilari-hedef-aldi-sizi-yahudileri-olduren-nazi-ibneleri-herkesi-yok-edecegiz-3022</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/solovyov-estonyalilari-hedef-aldi-sizi-yahudileri-olduren-nazi-ibneleri-herkesi-yok-edecegiz-3022</guid>
                <description><![CDATA[Rusya'nın önde gelen propaganda figürlerinden Vladimir Solovyov, Estonya Başbakanı Kaja Kallas'ı ağır şekilde hedef aldı. Rus devlet televizyonunda yayınlanan programda Solovyov, Kallas'a hitaben öfkeli bir tirad attı ve Estonya'yı "Nazi varisleri" olarak nitelendirdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Rusya'nın önde gelen propaganda figürlerinden Vladimir Solovyov, Estonya Başbakanı Kaja Kallas'ı ağır şekilde hedef aldı. Rus devlet televizyonunda yayınlanan programda Solovyov, Kallas'a hitaben öfkeli bir tirad attı ve Estonya'yı <strong>"Nazi varisleri" </strong>olarak nitelendirdi. Solovyov konuşurken<em><strong> “Kaja Kallas… pislik,"&nbsp;</strong></em>Ukrayna’yla ilgili klasik Rus propagandası klişelerini sıralıyor: Banderecı naziler, şeytanın çocukları vs. Konuşurken sesi titriyor, bağırıyor, masaya vuruyor, <strong>tam bir sinir kriz</strong>i geçiriyor.</p>

<p>"<em>Sen, Nazilerin varisleri, topraklarını Almanlar gelmeden <strong>Judenfrei (Yahudesiz)</strong> hale getirenler! Almanlar gelmeden önce. Ve sen, pislik, kısmen Sovyet halkından inmişsin. Ama <strong>Yahudileri öldürenlerden</strong>; komiserlerden ve komünistlere yakın olmayanlardan." </em>diyen Solovyov'un konuşmasında öne çıkan ifadeler şöyle:</p>

<p>- Rusya'nın askeri gücünün komşuları için sorun yarattığını kabul ederek,<strong> "Biz herhangi bir uzlaşmaya hazır değiliz"</strong> dedi ve Kallas'ın bunu anlaması gerektiğini vurguladı.<br />
<br />
- Estonya'yı<strong> "Nazi canavarlarıyla uzlaşma" </strong>peşinde olmakla suçladı.<br />
<br />
- "Rus halkının güvenliğini sağlamak ve Rusya'nın devletliğinin devamını güvence altına almak" amacıyla "şeytanlığa karşı adil ve kurtarıcı savaş" başlattıklarını iddia etti.<br />
<br />
- Kallas'ı <strong>"Sovyet ailesini ihanet eden"</strong> ve "üst düzey yetkililerin yavrusu" olarak hakaret etti.<br />
<br />
- Taleplerinin karşılanmaması halinde<strong> "herkesi yok edeceklerini" </strong>tehdit etti.<br />
<br />
- Estonya'yı "Yahudileri öldürenlerin torunları" ve<strong> "kısmen Sovyet halkından inmiş pislik" </strong>diye aşağıladı; Nazi dönemi terimi "Judenfrei"yi (Yahudesiz) kullanarak Estonya'nın geçmişini suçladı.<br />
<br />
- Konuşmasını "Ukraynalılardan herhangi birinin kalıp kalmayacağı" sorusunu gündeme getirerek bitirdi ve Kallas'ı <strong>"Nazi ibne" ve "pislik"</strong> diye sonlandırdı.</p>

<p>Bu açıklama, Rus medyasında sıkça görülen propaganda üslubunu yansıtıyor: Batılı liderleri Nazi'lerle özdeşleştirme, tehditkar dil ve tarihi çarpıtma. Solovyov'un yayını, Rusya'nın Baltık ülkelerine yönelik agresif söylemini pekiştiren örneklerden biri olarak değerlendiriliyor. Konuşma, sosyal medyada paylaşılan bir video klipte yer alıyor ve yaklaşık 3 dakika sürüyor.<br />
<br />
<strong>Vladimir Solovyov'un konuşmasının metni şöyle:</strong><br />
<br />
Rus ordusunun büyüklüğü, tüm komşuları için bir sorun. Rusya'nın askeri bütçesinin büyüklüğü ise herkes için bir sorun. Bu yüzden, hangi uzlaşmaya hazır olduklarını gerçekten görmek zorundayız. Biz herhangi bir uzlaşmaya hazır değiliz ve Kaja Kallas bunu her Avrupalı gibi anlamalı.<br />
<br />
Programımızı dikkatle izlemeni istiyorum ki Rusça'sını henüz unutmasın<strong>. Estonya Nazi </strong>canavarlarıyla uzlaşma koşullarında barışla ilgilenmiyoruz.<br />
<br />
Bizim ilgilendiğimiz şey, meşru taleplerimizi yerine getirmek ve Rus halkının güvenliğini sağlamak; Rusya'nın devletliğinin yüzyıllar boyu devam etmesini güvence altına almak. İşte bu yüzden, bu adil ve kurtarıcı savaşı, <strong>şeytanlığa k</strong>arşı başlattık.<br />
<br />
Ve senin düşündüğün tüm o saçmalıklar... Dinle ve anla diyorum, Sovyet ailesini ihanet eden sen, üst düzey yetkililerin yavrusu. Rus ordusunun sayısının ne olacağına sen karar veremezsin. Düşündüğün her şeye zerre kadar umursamıyoruz. Taleplerimiz yerine getirilmezse<strong> herkesi yok edeceğiz.</strong> Rusya'nın işlerine karışmaya çalışabilirsin, ama yapamazsın.<br />
<br />
Slav Ortodoks halklarımızla çok karmaşık bir ilişkimiz var. Tam da bizim gibi. Aynada savaşıyoruz. Anlaşmazlıklarımız senin karışmana göre değil. Ama karışırsan seni<strong> korkunç bir şekilde yok edeceğiz.</strong> Ukrayna'da olduğu gibi, operasyonlar yürütürken hiçbir şeyi dikkatle kesmeyeceğiz.<br />
<br />
Bize karşı aşırı zalim olduğumuzu haykırıyorlar, ama hepsi yalan!<strong> Piçler! Yalan! Sen, Nazilerin varisleri,</strong> topraklarını Almanlar gelmeden <strong>Judenfrei (Yahudesiz) </strong>hale getirenler! Almanlar gelmeden önce. Ve sen, pislik, kısmen Sovyet halkından inmişsin.&nbsp; Yahudileri öldürenlerden; komiserlerden ve komünistlere yakın olmayanlardan.<br />
<br />
Her savaş uzlaşmayla bitmez. İç savaşlar korkunç bir şekilde biter. Ve U<strong>krayna ordusunun büyüklüğüne </strong>biz karar vereceğiz. Trajedi başka.<br />
<br />
Ordu hakkında değil, Ukraynalılardan herhangi birinin<strong> kalıp kalmayacağı </strong>hakkında düşünmeliyiz.<br />
<br />
Çünkü Avrupalı efendilerinin aptallığı yüzünden onları cehenneme atıyorlar. Her kelimeyi anlıyor musun, sen pislik? Kelimelerinin her birini. Bu ülkenin temsilcileri tarafından anlaşılıyor. Çok küçük ölçüde, az sayıda taktik yükle. Her şeyi anladın. Okumamı<strong>ş, aptal. Nazi ibne. Pislik.<br />
<a href="https://x.com/JayinKyiv/status/2022786250151797150"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-02-15%20at%2021_39_12.jpeg" style="height:542px; width:482px" /></a><br />
Kaynak:&nbsp;</strong><a href="https://x.com/JayinKyiv/status/2022786250151797150">https://x.com/JayinKyiv/status/2022786250151797150</a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 15 Feb 2026 21:20:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/solovyov-estonyalilari-hedef-aldi-sizi-yahudileri-olduren-nazi-ibneleri-herkesi-yok-edecegiz-1771180842.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sergey Mardan: Zelenky&#039;nin değiştirilmesi çözüm değil. Ukrayna komple yok edilmeli</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/sergey-mardan-zelenkynin-degistirilmesi-cozum-degil-ukrayna-komple-yok-edilmeli-3021</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/sergey-mardan-zelenkynin-degistirilmesi-cozum-degil-ukrayna-komple-yok-edilmeli-3021</guid>
                <description><![CDATA[Rus devlet televizyonu propagandisti Sergey Mardan, Ukrayna'ya yönelik savaşın gerçek amacını açıkça dile getirerek büyük tepki çekti. Mardan, Rusya'nın Ukrayna'yı yalnızca askeri yöntemlerle yenmekle yetinmeyeceğini, "ülkenin tamamen devlet olarak yok edilmesi" gerektiğini savundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Rus devlet televizyonu propagandisti Sergey Mardan, Ukrayna'ya yönelik savaşın gerçek amacını açıkça dile getirerek büyük tepki çekti. Mardan, Rusya'nın Ukrayna'yı yalnızca askeri yöntemlerle yenmekle yetinmeyeceğini, <strong>"ülkenin tamamen devlet olarak yok edilmesi" </strong>gerektiğini savundu.</p>

<p><strong>Zelenksy'nin değiştirilmesi çözüm değil</strong> diyen Rusya'nın önde gelen propaganda kanallarından birinde yayınlanan programda konuşan Mardan, şu çarpıcı ifadeleri kullandı:</p>

<p>- Eskiden "pro-Rus Ukrayna"dan bahsedildiğini, askeri ve siyasi yöntemlerin birleştirileceğini söyleyenlerin artık yanıldığını anladığını belirtti.<br />
<br />
- Rusya'nın savaşın siyasi hedeflerine ulaşması için <strong>Ukrayna devlet oluşumunun tamamen ortadan kaldırılması</strong> gerektiğini vurguladı.<br />
<br />
-Ukrayna'nın topraklarında tüm organize siyasi ve toplumsal hayatın <strong>kökünden sökülmesi</strong>, dekonstrükte edilmesi gerektiğini ifade etti.<br />
<br />
-Ukrayna'nın SSCB'nin harabeleri üzerinde doğan bir devlet olarak tamamen parçalanması gerektiğini söyledi.<br />
<br />
-İdeal olarak Ukrayna'nın<strong> bir kâbus, bir canavar (kimera) gibi yok olması</strong> gerektiğini öne sürdü.<br />
<br />
- <strong>Zelenskiy'in </strong>değiştirilmesi, Yermak gibi isimlerin yerlerine başkalarının getirilmesi gibi <strong>"aptalca"</strong> yaklaşımlarla kendini kandırmamak gerektiğini belirterek, asıl meselenin <strong>Ukrayna gibi bir başkent ve Ukrayna gibi bir hayatın olmaması</strong> olduğunu iddia etti.</p>

<p>Mardan'ın bu sözleri, Rus medyasında sıkça dile getirilen aşırı milliyetçi ve yayılmacı görüşleri yansıtıyor. Ukrayna'nın bağımsız bir devlet olarak varlığını sürdüremeyeceğini, topraklarının Rusya için "sanitary zone" (salgın önleme bölgesi) haline getirilmesi gerektiğini savunan benzer açıklamalar daha önce de yapılmıştı. Sergey Mardan, bu seferki ifadeler, Ukrayna'nın<strong> "varlığının tamamen sona erdirilmesi"</strong> yönündeki niyeti en net şekilde ortaya koyuyor.</p>

<p>Söz konusu video, Ukraynalı gazeteci Denis Kazansky&nbsp; tarafından X (eski Twitter) hesabından paylaşılarak uluslararası kamuoyuna şöyle bir yorumda bulundu:<br />
<em><strong>Rus devlet televizyonu sunucusu Sergei Mardan, Rusya'nın gerçek amacının sadece Ukrayna'daki hükümeti değiştirmek değil, Ukrayna'yı bir devlet olarak tamamen yok etmek olduğunu belirtti. Putin ile müzakerelerin başarısız olmasının nedeni bu. O barış istemiyor. Ukraynalıların soykırımını ve Ukrayna devletinin tamamen yok edilmesini istiyor. Bugün Rusya'nın politikalarını destekleyen veya haklı çıkaran ya da Putin ile işbirliği yapan herkes bu soykırımı destekliyor demektir. Bu kötülüğü durdurmanın tek bir yolu var: Batı dünyası yaptırımları güçlendirmeli ve Putin'i savaş yürütmek için gerekli kaynaklardan mahrum bırakmalıdır.</strong></em><br />
<br />
&nbsp;Rusya'nın resmi söyleminde giderek sertleşen <strong>"Ukrayna'yı yok etme" düşüncesinin&nbsp;</strong>bir parçası olarak değerlendiriliyor.<br />
<a href="https://x.com/den_kazansky/status/2023002616477684135"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-02-15%20at%2020_18_15%20(1).jpeg" style="height:581px; width:306px" /></a><br />
<br />
Kaynak:&nbsp;<a href="https://x.com/den_kazansky/status/2023002616477684135">https://x.com/den_kazansky/status/2023002616477684135</a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 15 Feb 2026 20:09:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/sergey-mardan-zelenkynin-degistirilmesi-cozum-degil-ukrayna-komple-yok-edilmeli-1771176512.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio: Eski dünya gitti, yeni bir jeopolitik çağ başladı</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/abd-disisleri-bakani-marco-rubio-eski-dunya-gitti-yeni-bir-jeopolitik-cag-basladi-3015</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/abd-disisleri-bakani-marco-rubio-eski-dunya-gitti-yeni-bir-jeopolitik-cag-basladi-3015</guid>
                <description><![CDATA[ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Almanya'nın Münih kentinde başlayacak olan Münih Güvenlik Konferansı öncesi yaptığı açıklamada, küresel düzenin kökten değiştiğini vurguladı. Rubio, "Dünya gözümüzün önünde çok hızlı değişiyor. Eski dünya gitti... Artık yeni bir jeopolitik çağda yaşıyoruz" dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Almanya'nın Münih kentinde başlayacak olan Münih Güvenlik Konferansı öncesi yaptığı açıklamada, küresel düzenin kökten değiştiğini vurguladı. Rubio, <em>"Dünya gözümüzün önünde çok hızlı değişiyor. Eski dünya gitti... Artık yeni bir jeopolitik çağda yaşıyoruz"</em> dedi.</p>

<p><strong>Devlet Bakanlığı tarafından paylaşılan kısa videoda Rubio, basın mensuplarına hitaben şunları söyledi:</strong></p>

<p><em>&nbsp;"Dünya gözümüzün önünde çok hızlı değişiyor. Eski dünya gitti – dürüst olmak gerekirse, benim büyüdüğüm dünya – ve biz yeni bir jeopolitik çağda yaşıyoruz. Bu, hepimizin neye benzediğini ve rolümüzün ne olacağını yeniden gözden geçirmemizi gerektirecek."</em></p>

<p>Rubio'nun sözleri, Trump yönetiminin ikinci döneminde ABD'nin dış politika yaklaşımındaki değişimi yansıtıyor. Bakan, konferansta Avrupa liderleriyle yapacağı görüşmelerde, <em>"dürüst diplomasi" </em>ve ittifakların yeniden yapılandırılması mesajını vereceğini belirtti.</p>

<p>Bu açıklama, ABD'nin geleneksel müttefikleriyle ilişkilerinde yeni bir döneme işaret ediyor. Münih Güvenlik Konferansı, Ukrayna savaşı, Çin-ABD rekabeti ve küresel güvenlik tehditleri gibi konuları ele alacak. Rubio, "Bu konferans çok önemli. Tanımlayıcı bir anda gerçekleşiyor" ifadelerini kullandı.<br />
<br />
Kaynak:&nbsp;<a href="https://x.com/StateDept/status/2022113561871564901">https://x.com/StateDept/status/2022113561871564901</a></p>

<p>Video, ABD Dışişleri Bakanlığı'nın resmi X hesabından paylaşıldı ve kısa sürede milyonlarca kez görüntülendi. Uluslararası medyada geniş yankı bulan sözler, Avrupa'da hem endişe hem de yeni işbirliği fırsatları tartışmalarını tetikledi.</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 13 Feb 2026 23:51:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/abd-disisleri-bakani-marco-rubio-eski-dunya-gitti-yeni-bir-jeopolitik-cag-basladi-1771017131.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kosova’da yeni hükümette Türk Başbakan Yardımcısı görev alacak</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kosovada-yeni-hukumette-turk-basbakan-yardimcisi-gorev-alacak-3014</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kosovada-yeni-hukumette-turk-basbakan-yardimcisi-gorev-alacak-3014</guid>
                <description><![CDATA[Kosova’da ilk kez bir Türk, Başbakan Yardımcılığı görevine getirildi. Fikrim Damka, Kosova tarihinde bir ilke imza atarak Azınlıklardan Sorumlu Başbakan Yardımcılığı görevini üstlendi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Kosova’da 28 Aralık’ta gerçekleştirilen genel seçimlerin ardından hükümet kurma süreci tamamlandı. Cumhurbaşkanı Vjosa Osmani’den hükümeti kurma görevini alan Başbakan Albin Kurti, yeni kabinesini açıkladı. Meclise sunulan hükümet programı ve bakanlar listesi, yapılan oylamada 66 kabul oyuna karşı 49 ret oyu alarak onaylandı. Böylece Kurti liderliğindeki yeni hükümet resmen göreve başladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>FİKRİM DAMKA TARİHE GEÇTİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Kosova Demokratik Türk Partisi Genel Başkanı Fikrim Damka, ülke tarihinde başbakan yardımcılığı görevine getirilen ilk Türk siyasetçi oldu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Seçimlerde topluluklar arasında en fazla oyu alarak mecliste iki milletvekiliyle temsil hakkı kazanan KDTP, yeni hükümette de yer aldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Damka yaptığı açıklamada, Türk toplumunun bugüne kadar üstlendiği en yüksek görev olan başbakan yardımcılığı makamına gelmenin önemli bir sorumluluk olduğunu vurguladı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Hem toplulukların haklarının korunması hem de ekonomik alanlarda Kosova’ya katkı sunmak için çalışacaklarını belirten Damka, Türkiye ile ekonomik ilişkilerin geliştirilmesine de özel önem vereceklerini ifade etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>KOSOVA TÜRKLERİ İKİ MİLLETVEKİLİYLE TEMSİL EDİLECEK</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">KDTP’den Fatma Taçi ve Ergül Mazrek, Kosova Türk toplumunu mecliste temsil edecek isimler oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Mamuşa’dan seçilen ilk kadın milletvekili olan Taçi, aynı zamanda 22 yaşında Kosova Meclisinin en genç milletvekili unvanını aldı. Taçi yaptığı açıklamada, “<em><strong>Kosova’nın en genç Türk milletvekili olmaktan gurur duyuyorum. Türk toplumu için çalışmalarımıza devam edeceğiz.</strong></em>” dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Mazrek ise seçmenlere teşekkür ederek, Kosova Türk toplumu için çalışmalarını sürdüreceklerini ifade etti.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 13 Feb 2026 21:09:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/kosovada-yeni-hukumette-turk-basbakan-yardimcisi-gorev-alacak-1771006679.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Seyit Ali Sultan Dergahı Postnişini Apti’den BAKEŞ’e ziyaret</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/seyit-ali-sultan-dergahi-postnisini-aptiden-bakese-ziyaret-3010</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/seyit-ali-sultan-dergahi-postnisini-aptiden-bakese-ziyaret-3010</guid>
                <description><![CDATA[Batı Trakya’da yayınlanan Gündem gazetesinin haberine göre, Seyit Ali Sultan (Kızıldeli) Dergâhı Postnişini Hasan Apti, Batı Trakya Azınlığı Kültür ve Eğitim Şirketini (BAKEŞ) ziyaret etti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Seyit Ali (Kızıldeli) Sultan Dergâhı Postnişini Hasan Apti, bugün (12 Şubat Perşembe) Batı Trakya Azınlığı Kültür ve Eğitim Şirketini (BAKEŞ) ziyaret etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Gerçekleşen ziyarette BAKEŞ’in çalışmaları hakkında görüş alışverişinde bulunulurken, Batı Trakya Türk toplumunun kültürel ve eğitsel faaliyetlerine ilişkin değerlendirmeler yapıldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ziyaret kapsamında araştırmacı yazar İbrahim Baltalı tarafından hazırlanan üç ciltlik Batı Trakya Köyler Ansiklopedisi Hasan Apti’ye hediye edildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>BAKEŞ KİMDİR?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Resmi sitelerinden aldığımız bilgiye göre,&nbsp;B.A.K.E.Ş.&nbsp;7 Mayıs 2007 tarihinde 44 kurucu üyeyle İskeçe’de kurulmuş kar amacı gütmeyen, vakıf niteliğinde bir şirkettir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Batı Trakya ve Türk azınlık ile ilgili bilimsel araştırma ve kültürel çalışmaları desteklemek, şirket tüzüğüne uygun olarak yerli ve yabancı kurum ve kuruluşlarla iş birliği yapmak, eğitim kurumları açarak Batı Trakya Türk Azınlığının eğitim ve kültür seviyesinin yükseltmek BAKEŞ’in temel misyonudur.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 13 Feb 2026 12:55:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/seyit-ali-sultan-dergahi-postnisini-aptiden-bakese-ziyaret-1770977095.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Solovyov&#039;un &quot;Birleşik Rus-Amerikan Ordusu Avrupa Birliği&#039;ne karşı savaşacak&quot;  açıklaması gündem oldu</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/solovyovun-birlesik-rus-amerikan-ordusu-avrupa-birligine-karsi-savasacak-aciklamasi-gundem-oldu-3009</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/solovyovun-birlesik-rus-amerikan-ordusu-avrupa-birligine-karsi-savasacak-aciklamasi-gundem-oldu-3009</guid>
                <description><![CDATA["Putin'in sesi" olarak bilinen Rusya'nın önde gelen devlet televizyonu sunucusu ve Kremlin'in propagandistlerinden Vladimir Solovyov, son açıklamasında oldukça dikkat çekici ve provokatif bir senaryo dile getirdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>"Putin'in sesi" olarak bilinen Rusya'nın önde gelen devlet televizyonu sunucusu ve Kremlin'in propagandistlerinden Vladimir Solovyov, son açıklamasında oldukça dikkat çekici ve provokatif bir senaryo dile getirdi.</p>

<p>Solovyov, Avrupa'da olası bir askeri çatışma durumunda <strong>Rusya ile Amerika Birleşik Devletleri'nin ortak bir ordu </strong>oluşturabileceğini iddia etti. Bu birleşik Rus-Amerikan gücünün, Avrupa Birliği ordusuna karşı savaşabileceğini öne sürdü.</p>

<p>Programında şu ifadeleri kullandı:</p>

<p><em><strong>&nbsp;“Avrupa’daki askeri harekât alanında bir savaş çıkma ihtimalini tamamen dışlamıyorum. Birleşik Rus-Amerikan ordusu, Avrupa Birliği ordusuna karşı savaşacak.”</strong></em></p>

<p>Solovyov, örnek olarak Almanya'nın Ramstein Hava Üssü'ne yönelik bir hamle yapabileceğini veya Avrupa'daki Amerikan askerlerini kovmaya karar verebileceğini belirtti. Böyle bir durumda ABD Başkanı Donald Trump'ın Rusya'dan yardım isteyebileceğini savundu.</p>

<p>Bu senaryoda Rusya'nın, tarihî komutan Aleksandr Suvorov'un Alpler'i geçişine atıfta bulunarak,<em><strong> “öfkeli Avrupa birlikleri tarafından kuşatılmış Amerikalıları kurtarmak” </strong></em>için Avrupa'ya yürüyeceğini söyledi.&nbsp; Rus propaganda devi Solovyov, <strong>"Trump bize "Yardım edin" derse Avrupa'ya yürürüz!"</strong> dedi. Konuşmasını şu sözlerle tamamladı:</p>

<p><em><strong>&nbsp;“Biz de tıpkı Suvorov’un Alpler’i aşması gibi Avrupa’ya yürüyüp... Yaşlı Suvorov, o gri perçemiyle hâlâ kılıcını sallaya sallaya, mucizevi savaşçılarını ileri sürecek. Güzel mi? Cazip mi? Çok cazip!”</strong></em><br />
<br />
Solovyov'un konuşmasında bahsettiği<em>&nbsp;</em><strong>Aleksandr Suvorov (tam adıyla Aleksandr Vasilyeviç Suvorov),</strong> Rus askeri tarihinin en ikonik ve efsanevi figürlerinden biridir. Özellikle Osmanlı-Rus savaşlarındaki başarıları ile ön plandadır.</p>

<p>Solovyov'un bu açıklamaları, sosyal medyada ve uluslararası platformlarda geniş yankı uyandırdı.&nbsp;</p>

<p>Kaynak:&nbsp;<a href="https://x.com/Gerashchenko_en/status/2021908741864526308">https://x.com/Gerashchenko_en/status/2021908741864526308</a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 12 Feb 2026 19:14:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/solovyovun-birlesik-rus-amerikan-ordusu-avrupa-birligine-karsi-savasacak-aciklamasi-gundem-oldu-1770913491.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Florida adayı James Fishback&#039;tan sert tepki: Tehdit ederseniz sizi AR-15 ile vururuz</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/florida-adayi-james-fishbacktan-sert-tepki-tehdit-ederseniz-sizi-ar-15-ile-vururuz-3004</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/florida-adayi-james-fishbacktan-sert-tepki-tehdit-ederseniz-sizi-ar-15-ile-vururuz-3004</guid>
                <description><![CDATA[İsrail’e giden ödenekleri keseceğini söyleyen Cumhuriyetçi Florida valisi aday adayı James Fishback, tehdit edildi.Florida Valiliği için Cumhuriyetçi Parti'den aday olan James Fishback, evine yönelik olduğu iddia edilen kundaklama girişiminin ardından sosyal medyada yayınladığı videoda oldukça sert bir açıklama yaptı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İsrail’e giden ödenekleri keseceğini söyleyen <strong>Cumhuriyetçi Florida valisi aday adayı James Fishback</strong>, tehdit edildi.Florida Valiliği için Cumhuriyetçi Parti'den aday olan James Fishback, evine yönelik olduğu iddia edilen kundaklama girişiminin ardından sosyal medyada yayınladığı videoda oldukça sert bir açıklama yaptı.</p>

<p>31 yaşındaki Fishback, Pazar akşamı (9 Şubat) evinin bahçesinde çıkan yangının kasıtlı olarak çıkarıldığını öne sürdü. Kampanya ekibi ve kendisi evdeyken yangının ev yönüne yayıldığını belirten Fishback, olayı siyasi bir saldırı olarak nitelendirdi. Yerel medya organları olayı <strong>"kundaklama girişimi iddiası"</strong> olarak duyurdu; ancak Madison County yetkilileri henüz resmi bir soruşturma başlatmadıklarını açıkladı.</p>

<p>Fishback, yangın sonrası çektiği yaklaşık 35 saniyelik videoda elinde<strong> AR-15 tarzı</strong> yarı otomatik tüfek<strong> (Ruger AR-556) </strong>tutarak şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>&nbsp;<em><strong>"Bizi tehdit ederseniz, gönüllülerimizden veya personelimizden birine bile el kaldırırsanız… polisi beklemeyeceğiz. Sizi AR-15 ile vuracağız. Görüş alanına girmeden vurup öldüreceğiz. Kendimizi savunma hakkımız var."</strong></em></p>

<p>Video, Fishback'in evinin önünde, destekçilerinin tezahüratları eşliğinde kaydedildi. Aday, açıklamasını İkinci Anayasa Değişikliği (silah taşıma hakkı) çerçevesinde savunma hakkı olarak sundu.</p>

<p><br />
<strong>Arka Plan: İsrail Karşıtı Söylemler</strong><br />
<br />
Fishback, son dönemde<strong> İsrail'e yönelik sert</strong> eleştirileriyle gündeme gelmişti. Bir önceki videosunda Florida eyaletinin İsrail tahvillerine 385 milyon dolar yatırdığını belirterek, seçilmesi halinde bu yatırımları keseceğini ve parayı Floridalıların konut sorununa yönlendireceğini açıklamıştı. Netanyahu'ya hitaben <em><strong>"Seni ahlaksız savaş suçlusu, paramız nerede?"</strong></em> diyeceğini söyleyen Fishback, bu tutumu nedeniyle bazı kesimlerden ağır eleştiri ve tehdit aldığı iddiasında bulunuken ABD'deki siyonizm ile mücadelenin net bir örneği olarak gösteriliyor.</p>

<p>Kundaklama iddiası ve AR-15'li video, özellikle<strong> "America First"</strong> ve <strong>MAGA</strong> çevrelerinde büyük destek görürken, ana akım medya ve sol/liberal kesimlerde<strong> "şiddet çağrısı"</strong> ve<strong> "tehdit"</strong> olarak yorumlanıyor. Bazı yorumcular, Fishback'in açıklamalarının yasal sınırları zorladığını savunuyor.</p>

<p>James Fishback, Florida Valiliği yarışında henüz düşük profilli bir isim olsa da, anti-AIPAC, H-1B vize karşıtı ve <strong>"Florida Önce"</strong> odaklı söylemleriyle dikkat çekmeye devam ediyor. Olayla ilgili resmi soruşturma sonuçları bekleniyor.</p>

<p><a href="https://x.com/j_fishback/status/2021279159897518358"><strong>Kaynaklar:&nbsp; Fishback'in sosyal medya paylaşımları</strong></a><br />
<a href="https://x.com/j_fishback/status/2021279159897518358"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-02-11%20at%2020_02_41.jpeg" style="height:600px; width:449px" /></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 11 Feb 2026 19:55:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/florida-adayi-james-fishbacktan-sert-tepki-tehdit-ederseniz-sizi-ar-15-ile-vururuz-1770830433.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Florida adayından Netanyahu&#039;ya şok çağrı: Seni ahlaksız savaş suçlusu, paramız nerede?</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/florida-adayindan-netanyahuya-sok-cagri-seni-ahlaksiz-savas-suclusu-paramiz-nerede-3001</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/florida-adayindan-netanyahuya-sok-cagri-seni-ahlaksiz-savas-suclusu-paramiz-nerede-3001</guid>
                <description><![CDATA[ABD'de Florida valiliğine Cumhuriyetçi aday James Fishback, İsrail'e yapılan mali yardımları sert bir dille eleştirdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>ABD'de Florida valiliğine Cumhuriyetçi aday <a href="https://x.com/j_fishback/status/2020337647735161185">James Fishback,</a> İsrail'e yapılan mali yardımları sert bir dille eleştirdi.</p>

<p>Fishback, Florida eyaletinin son iki yılda İsrail hükümet tahvillerine yaklaşık 385 milyon dolar yatırım yaptığını belirterek, bu paranın "aptalca" bir şekilde İsrail'e gönderildiğini savundu. Aday, seçilmesi halinde bu yatırımları ilk gününde tamamen geri çekeceğini ve parayı Florida'daki genç evli çiftlere konut yardımı için kullanacağını açıkladı.</p>

<p>Konuyla ilgili yaptığı konuşmada Fishback, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu'ya hitaben şu ifadeleri kullandı:</p>

<p><em><strong>&nbsp;"Paramızın 385 milyon doları aptalca İsrail'e gönderildi. Benjamin Netanyahu'ya yapacağım tek telefon görüşmesi şu olacak: 'Param nerede? Sen ahlaksız / aşağılık savaş suçlusu, paramız nerede?'"</strong></em></p>

<p>Fishback'in bu açıklamaları,<strong> "America First"</strong> (Önce Amerika) temelli kampanyasının bir parçası olarak dikkat çekti. Aday ayrıca, seçilirse İsrail'i resmi ziyarette bulunmayacağını ve "Duvar'ı öpmek için" gitmeyeceğini belirtti.</p>

<p>Bu çıkış, ABD'deki İsrail yanlısı lobiler ve bazı Cumhuriyetçi kesimler tarafından tepkiyle karşılanırken, <strong>"Önce Amerika"</strong> yanlıları tarafından destekleniyor. Fishback'in kampanyası, eyalet fonlarının yabancı ülkelere değil, Florida halkına harcanması gerektiğini vurguluyor.<br />
<br />
<a href="https://x.com/j_fishback/status/2020337647735161185"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-02-10%20at%2020_03_04.jpeg" style="height:378px; width:433px" /></a></p>

<p><a href="https://x.com/j_fishback/status/2020337647735161185"><strong>(Kaynak: Fishback'in Florida First Gala'daki konuşması ve çeşitli haber paylaşımları, Şubat 2026)</strong></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 10 Feb 2026 19:48:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/florida-adayindan-netanyahuya-sok-cagri-seni-ahlaksiz-savas-suclusu-paramiz-nerede-1770743097.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Pezeşkiyan&#039;dan İran meydasına uyarı: Komşu ülkelere hakaret etmeyin</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/pezeskiyandan-iran-meydasina-uyari-komsu-ulkelere-hakaret-etmeyin-2991</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/pezeskiyandan-iran-meydasina-uyari-komsu-ulkelere-hakaret-etmeyin-2991</guid>
                <description><![CDATA[İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, komşu ülkelerle ilişkilerin korunması konusunda önemli uyarılarda bulundu. İran İslam Cumhuriyeti'nin komşu ülkelerle olumlu ilişkilerine işaret eden Pezeşkiyan, medyanın bu ülkelere yönelik aşağılayıcı veya küçük düşürücü ifadelerden kaçınması gerektiğini belirtti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.irna.ir/news/86072724/%D8%A7%D9%81%D8%B2%D8%A7%DB%8C%D8%B4-%D8%B9%DB%8C%D8%AF%DB%8C-%DA%A9%D8%A7%D8%B1%DA%A9%D9%86%D8%A7%D9%86-%D8%A8%D8%A7-%D8%AA%D8%B5%D9%88%DB%8C%D8%A8-%D9%87%DB%8C%D8%A7%D8%AA-%D8%AF%D9%88%D9%84%D8%AA"><strong>İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, </strong></a>komşu ülkelerle ilişkilerin korunması konusunda önemli uyarılarda bulundu.</p>

<p>İran resmi haber ajansı IRNA'nın Cumhurbaşkanlığı Bilgi Merkezi'nden aldığı bilgiye göre, hükümet konseyinin 151. toplantısı 19 Şubat 1404 Pazar akşamı (8 Şubat 2026) Pezeşkiyan başkanlığında gerçekleştirildi.</p>

<p>Toplantıda konuşan Pezeşkiyan, Dışişleri Bakanı ve ekibinin çabalarını takdir ederken, resmi platformlarda konuşan kişilerin ulusal çıkarları gözetmesi gerektiğini vurguladı. Cumhurbaşkanı, "Resmi tribünlere erişimi olan kişiler, sözlerinin ülkenin çıkarlarıyla, özellikle komşu ülkelerle çelişmemesini sağlamalıdır" dedi.</p>

<p>İran İslam Cumhuriyeti'nin komşu ülkelerle olumlu ilişkilerine işaret eden Pezeşkiyan, medyanın bu ülkelere yönelik aşağılayıcı veya küçük düşürücü ifadelerden kaçınması gerektiğini belirtti. Pezeşkiyan şöyle devam etti:</p>

<p><em><strong>"Medyada komşu ülkeleri aşağılayan veya küçük düşüren açıklamalar yapılması uygun değildir. Oysa bu ülkelerin cumhurbaşkanları ve yetkilileri, ülkemizle iş birliği içinde temas kurarak gerilimleri azaltmada rol oynamaya istekli olduklarını ifade etmişlerdir. Bölgede savaşı önlemeyi ve sorunları diyalog ile müzakere yoluyla çözmeyi vurgulamışlardır."</strong></em></p>

<p>Pezeşkiyan'ın açıklamaları, İran'ın komşu ülkelerle gerilimsiz ve iş birliğine dayalı ilişkiler geliştirme politikasının altını çiziyor.<br />
<br />
Kaynak:&nbsp;<a href="https://www.irna.ir/news/86072724/%D8%A7%D9%81%D8%B2%D8%A7%DB%8C%D8%B4-%D8%B9%DB%8C%D8%AF%DB%8C-%DA%A9%D8%A7%D8%B1%DA%A9%D9%86%D8%A7%D9%86-%D8%A8%D8%A7-%D8%AA%D8%B5%D9%88%DB%8C%D8%A8-%D9%87%DB%8C%D8%A7%D8%AA-%D8%AF%D9%88%D9%84%D8%AA">https://www.irna.ir/news/86072724/%D8%A7%D9%81%D8%B2%D8%A7%DB%8C%D8%B4-%D8%B9%DB%8C%D8%AF%DB%8C-%DA%A9%D8%A7%D8%B1%DA%A9%D9%86%D8%A7%D9%86-%D8%A8%D8%A7-%D8%AA%D8%B5%D9%88%DB%8C%D8%A8-%D9%87%DB%8C%D8%A7%D8%AA-%D8%AF%D9%88%D9%84%D8%AA</a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 09 Feb 2026 23:43:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/pezeskiyandan-iran-meydasina-uyari-komsu-ulkelere-hakaret-etmeyin-1770670496.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dr. İ. Halil Özak yazdı: &quot;Göç ve göçmenler olmasaydı Almanya’da yaşam nasıl olurdu? (I)</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/dr-i-halil-ozak-yazdi-goc-ve-gocmenler-olmasaydi-almanyada-yasam-nasil-olurdu-i-2989</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/dr-i-halil-ozak-yazdi-goc-ve-gocmenler-olmasaydi-almanyada-yasam-nasil-olurdu-i-2989</guid>
                <description><![CDATA[Dr. İ. Halil Özak'ın Almanya merkezli arti49.com'da yayımlanan yazı dizisinin ilk bölümünde, "Göç ve göçmenler olmasaydı Almanya’da yaşam nasıl olurdu?" başlığıyla Almanya'daki göçmen tartışmalarını ele aldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.arti49.com/goc-ve-gocmenler-olmasaydi-almanyada-yasam-nasil-olurdu-i-2400500h.htm"><span style="color:#2980b9"><strong>Dr. İ. Halil Özak'ın Almanya merkezli arti49.com'da </strong></span></a>yayımlanan yazı dizisinin ilk bölümünde, "Göç ve göçmenler olmasaydı Almanya’da yaşam nasıl olurdu?" başlığıyla Almanya'daki göçmen tartışmalarını ele aldı. Özak,Almanya'nın 50 yıldan fazla süre göçmen ülkesi gerçeğini inkar ettiğini, son 20 yılda ise AfD hariç tüm partilerin bunu utangaçça kabul ettiğini belirtti. Ancak bu kabulün, göçmenlerin katkılarını ve zorluklarını tam anlamıyla kavramadan yapıldığını vurguladı.<br />
<br />
<strong>Dr. İ. Halil Özak'ın yazısının tam metni şöyle:</strong><br />
&nbsp;</p>

<p>Alman politikacıların çok büyük kesimi, 50 yıldan fazla bir zaman Almanya’nın göçmen ülkesi olduğunu kabul etmedi. Son 20 yıl içinde utangaç bir şekilde de olsa, kenarından köşesinden dolaşarak da olsa, Almanya’nın bir göç ilkesi olduğu,&nbsp;<strong>“Almanya için Alternatif”</strong>&nbsp;(AfD) hariç, bütün partiler tarafından kabul edildi.</p>

<p>Ancak siyasi çevrelerin çoğu için bu kabullenme, göçmen ülkesi olmanın gerçeklerini, gereklerini ve zorluklarını kavramadan bir kabullenme.</p>

<p>Her akşam Almanya’daki oturma odalarında, televizyon kanallarınca göçmenlerin olumsuzluğu, uyumsuzluğu, topluma ekonomik yük oldukları vb. anlatılıyor da, anlatılıyor. Sınır kapılarının bu olumsuz ve uyumsuzlara karşı artık zapturapt altına alındığı açıklanıyor.</p>

<p>Bu haberlerde en önemli iki konu, Almanya’ya gelen göçmenleri (hiçbir ayrım yapılmadan) geri gönderme ve göçmenlerin Almanya’ya ekonomik bir yük olmaları.</p>

<p>AfD,&nbsp;<strong>“60 milyon Almanya’ya yeter”</strong>&nbsp;diyor ve iktidara gelince 26 milyon göçmen kökenli insanı göndereceğini söylüyor. Ya diğerleri? Federal Başbakan Friedrich Merz, İçişleri Bakanı, koalisyon ortakları, muhalefetin önemli bir kesimi, göçmenleri geri göndermekten söz ediyorlar. Ne kadarını, kaçını geri gönderecekler?</p>

<p>Belli değil!</p>

<p>Ortada farklı rakamlar dolaşıyor. 10, 20, 30, 100 bin mi, yoksa bazı çevrelerce dillendirilen 300 bin mi?</p>

<p>Afganistan’dan, Fas’tan, Suriye’den vb. ülkelerden gelip Almanya’da şeriat devleti kurmak isteyen “üstün zekâlıyı’’ gönder, elinizi tutan mı var?</p>

<p>Almanya’ya uyuşturucu ticareti yapmak için gelenleri yakalayınca gönder. Seni engelleyen, yoluna duran mı var? Hayır.</p>

<p>Bu göçmenlerin sayıları 300 bin de olsa, yasaların sınırları içinde kalarak, göndereceksen gönder de bu perde kapansın. Böylece her akşam oturma odalarındaki televizyon erkranlarında&nbsp;<strong>“Göçmenler de göçmenler!”</strong>&nbsp;diyen, Almanya’ya göçün tarihini, göçü ve göçmenliği, hatta göçmenlerin bu topluma katkılarını bilmeyen çığırtkanların sesi belki kesilir.</p>

<h2><strong>Ortak payda ve yalın gerçek</strong></h2>

<p>Göçmen ve Alman kökenlilerin ortak yaşamda ortak bir paydası, ortak bir çimentosu var: Alman Anayasası.</p>

<p>Bu anayasa Alman, göçmen ayrımı yapmadan hepimizi bağlıyor. Yasalara uymayanlara, yasalardaki yaptırımlar uygulanır. Birkaç aymaz, kendini bilmez dışında,&nbsp;<strong>“Hayır, göçmenlere ayrı, Almanlara ayrı yasalar uygulansın”</strong>&nbsp;diyen göçmen var mı? Hayır.</p>

<p>Bundan dolayı her akşam bıkıp usanmadan&nbsp;<strong>“Gönderdik, gitmiyorlar, kaçıp saklanıyorlar, nereden geldikleri belli değil, pasaportlarını imha etmişler, geldikleri ülkeler de geri almıyor”</strong>&nbsp;tartışmaları, partiler arasındaki propaganda çatışmalarıdır. Bu tür tartışmaların Almanya toplumuna hiçbir yararı yoktur. Yasalar önünde bir değeri de yoktur.</p>

<p>Bir diğer konu ise, göçmenlerin Almanya ekonomisine yük olmaları.</p>

<p>Zannedersiniz ki, Almanlar üretiyor, göçmenler tüketiyor. Böyle bir görüntü, böyle bir sav baştan sona yanlıştır. Göçmenler Almanya’da hayatın her alanında aktif olarak bulunan, üreten ve tüketen insanlardır.</p>

<p>Göçmenler, Almanya’daki üretimin ve sosyal hizmetlerin her aşamasında, hem geçmişte hem de bugün aktif olarak varlar. Bir gruptan sadece getirisinin olmasını ama hiçbir götürüsünün olmamasını beklemek, hayatın gerçeğine uymaz.</p>

<p>Göçmenlerin Almanya’ya, 1950’lilerin sonundan başlayarak bugüne kadar hem getirisi hem de götürüsü oldu. Getiri tarafı her zaman ağır basan taraftır. Hem de kat kat ağır basan taraf.</p>

<p>Amacımız da, bütün içinde getirileri ortaya çıkarmak.</p>

<p>Bu yazı ile başlayarak, göçmenlerin bütün içinde getirileri ortaya çıkarmaya, tek tek birçok alanda Almanya’ya katkılarını göstermeye çalışacağım. Önce göçmenlerin sağlık alanında Almanya’ya katkıları üzerine konuşalım.</p>

<h2><strong>AB içindeki en yaşlı nüfus</strong></h2>

<p>Bu yazıda kullanılan veriler, Alman Devlet İstatastik Kurumu, İş ve İşçi Bulma Kurumu gibi kurumlardan, açık kaynaklarından alınmıştır. Bunlar kaynaklardan 2025 yılı sonu rakamları alınmış, 2025 yılı sonu rakamlarının olmadığı durumlarda, daha önceki yılların rakamlarına başvurulmuştur. Bir alanda, örneğin yaşlılara bakım alanında beklenenden çok daha fazla sayıda göçmenin istihdam edilmesi, o yılın açıklanmamış tahmini verilerini büyük ölçüde etkileyebilir. Bu gibi durumlardan dolayı, bazı alanlarda verilen rakamlarda yüzde 3-4 arası hata payı ayırmak uygun olabilir.</p>

<p>Almanya’da yaşlıların oranı günden güne daha da artıyor. Almanya Avrupa Birliği (AB) üyeleri arasında en yaşlı nüfusa sahip olan ülke. Alman Devlet İstastastik Kurumu’nun 2 Şubat 2026 tarihli basın açıklamasında da bu verilere yer verildi. Buna karşılık doğum oranları oldukça düşük. 2024 yılında kadın başına düşen çocuk sayısı 1,35 çocuk. Bu oran Alman kökenli kadınlarda 1,23 iken, göçmen kökenli kadınlarda 1,84 tür. Alman ve göçmen kökenli kadınlar arasında doğurganlık bakımından bir fark olmasına karşın, doğurganlık günden güne her iki kesimde daha da azalıyor.</p>

<p>Anne olma yaşı Almanya da 30 ile 31,8 yıl arasında. Bir tarafta geç anne olma durumu ve doğurganlığın düşük olması, öte taraftan yaşlıların sayısının hızla artması, yaşlı-genç nüfus dengesinde bir istikrarsızlık yaratıyor.</p>

<p>Almanya’da bir yaşından altında bebek ölüm oranları, yılda en fazla 2 bin 400 çocukla dünya ölçütlerinden çok düşük olmasına karşın, yaşlı ve genç nüfus arasındaki açık kapatılamıyor.</p>

<p>Almanya’daki yaşlı ve genç nüfus arasındaki sayısal dengesizlik, başka bir deyişle, emekli aylığı alanlar ile, emeklilik sigorasına her ay pirim ödeyerek, yaşlıların emekli aylığını finanse eden çalışanlar arasındaki sayısal dengesizlik, emeklilik sigortasının en önemli sorunlarından biri, hatta en önemli sorunu.</p>

<p>Bu durum hem Alman kökenliler, hem de göçmenler açısından çok önemli bir sorun olduğu için, yazı dizimizde ayrı bir yazının konusu olacaktır.</p>

<h2><strong>Sağlık kurumlarında göçmenler</strong></h2>

<p>Bu yazının amacı Almanya’daki çeşitli sağlık kurumlarının işleyişini, kalitesini, içinde bulundukları durumu, varsa bölgeler arasındaki hizmet farklılıklarını vs. irdelemek değil.</p>

<p>Yazının amacı, Almanya’da sağlık kurumlarında çalışan göçmenler ve onların sağlık hizmetlerine olan toplam katkılarını ortaya çıkarmaya çalışmak.</p>

<p>Almanya’da sağlık sektörü, içinde en fazla çalışanı istihdam eden sektörlerden biri. Bu sektör doktorluk, eczacılık, hastabakıcılık, hemşirelik, yaşlı ve engellilere bakım, her türlü rehabilİtasyon merkezi gibi bölümleri de kapsayan bir sektördür. Sektörü aşağıdaki şekilde irdeleyebiliriz.</p>

<h2><strong>Bakımevlerinde durum</strong></h2>

<p>Almanya’da toplam olarak 32 bin bakımevi var. Bakımevleri sağlık sektöründe çalışan göçmenlerin, en yoğun çalıştığı alanlardan biri.</p>

<p>Bu bakımevleri şu şekilde sınıflandırılabilir:</p>

<p><strong>a-</strong>&nbsp;Yaşlı bakımevi/huzurevi diye Türkçeye çevirebileceğimiz (Pflegeheim/Altenheim) bu kurumlarda yaşlılar gerekli tedavileri görüyorlar ve sürekli olarak burada yaşıyorlar.</p>

<p><strong>b-</strong>&nbsp;Yatılı bakım merkezleri diye Türkçeye çevirebileceğimiz (Stationäre Einrichtungen) bu bölümlerde yaşayanlar genellikle tamamen tıbbi bakıma muhtaç olan insanlardır.</p>

<p><strong>c-</strong>&nbsp;Gündüz bakımevleri diye Türkçeye çevirebileceğimiz (Teilstationäre Einrichtungen). Gündüzleri kuruma gelen ve bakımı yapılan, akşam kendi evinde kalan hastaların bulunduğu kurum.</p>

<p><strong>d-</strong>&nbsp;Destekli yaşam/Hizmetli konutlar diye Türkçeye çevirebileceğimiz konutlar da var. Bu konutlar, birçok ödeme şekilleri ve verilen hizmetler bakımından birçok farklılıklar göstermesine karşın, yaşlı bakımevi ile birkaç emeklinin bir arada oturduğu, bazı hizmetlerin verildiği, oturanların kendi günlük yaşamlarını kendilerinin de organize ettiği konutlardır. Bunların sayısı da 11 bin kadardır.</p>

<p>Bir de yukardaki bakımevlerinden başka, sadece bir hastalık dönemi süresince&nbsp;<strong>“kısa süreli bakım”</strong>&nbsp;için bakımevlerinde kalma yöntemi var. Bu hastalar yaşlı bakımevlerinde, yatılı bakım merkezlerinde kalıyorlar. Hastaların sağlık durumları düzelince, bu kurumları terk ediyorlar.</p>

<p>Bu kurumların sayısı, 2025 sonu verilerine göre, 16 bin 500 kadar ve genellikle de yatılılar. Yatak kapasiteleri 900 bin civarında. İnsanlar bu kurumlarda sürekli kalıyorlar. Bu insanların bir kesimi gündüzleri bu kuruma geliyor, geceleri de evlerine dönüyor.</p>

<h2><strong>Özel bakım şirketleri</strong></h2>

<p>Yatılı olan kurumların yanında, toplam bakım kurumlarının yüzde 50’si, yani 16 bin 500 kadarı da özel bakım şirketleri.</p>

<p>Bu kurumlar hasta, yaşlı ve emeklilere kendi evlerinde, tıbbi hizmetler veriyorlar. Ev işlerinde destek oluyorlar, hasta veya yaşlı biriyle beraber doktora, alışverişe, gezmeye giderek, onların evlerinden dışarı çıkmalarını, sosyal hayattan kopmamalarını sağlıyorlar.</p>

<p>Bu kurumlar hastalık ve emeklilik sigortalarından hastanın hastalık derecesi ve bakımın sınıflandırılması temelinde ücret alıyorlar.</p>

<p>Özel kurumlar, parayı veren kurumun kontrolü altında çalışan ve kâr amaçlı kurumlar. Bu özel kurumlar arasında önemli bir pay, yaklaşık yüzde 45 ile Katolik Kilisesinin kamu yararına bir sosyal kurumu olan Caritas, Protestan Kilisenin aynı işlevi olan Diakoni ve Türklerin Türk-Danış adı altında tanıdığı, Türkçeye&nbsp;<strong>“İşçi Yardımlaşma Kurumu”</strong>&nbsp;olarak çevirebileceğimiz Arbeiter Wohlfahrt (AWO) gibi kurumların elinde. Çok küçük bir kesim olmakla birlikte, bu gruba giren bakım hizmetlerinde, belediyelerin de yüzde 2-3 arasında bir payı var.</p>

<h2><strong>Bakıma gereksinimi olanlar</strong></h2>

<p>Kurumların yaşlı ve engelli bireyleri farklı sınıflandırmalarından dolayı, bu insanların sayısı hakkında farklı rakamlar var. Ancak ortada farklı rakamlar, farklı sınıflandırmalar olmakla birlikte, 2025 yılı sonu verilerine göre Almanya’da en az 5,5 ile 5,7 milyon arasında, çeşitli seviyelerde bakıma muhtaç insan olduğunu söylemek yanıltıcı olmaz.</p>

<p>Bu insanların büyük çoğunluğuna, yani yaklaşık yüzde 85-86 kadarına kendi evlerinde bakılıyor. Evde bakılan insanların, 3 milyon 100 binine aileleri, genellikle de kadınlar bakıyor. Zaman zaman aileler ve özel bakım şirketleri, bakımı ortak üstleniyorlar. Bu durum sık sık rastlanan bir bakım şekli.</p>

<p>Bu arada 1 milyon 100 bin ile 1 milyon 300 bin arasında bakıma muhtaç insana da, uzman bakım şirketleri tarafından hizmet veriliyor. Bu alanda özel sektörün payı yüzde 50’den daha fazla ve bu kuruluşlar, yaklaşık 650 bin kadar insana hizmet veriyorlar.</p>

<p>Bu özel şirketlerin toplam içindeki payı yüzde 53-55 arasında ve toplam 15 bin 400 kadar olan gezici bakım servisinden 8 bin 200 kadarı özel bakım şirketlarine aittir.</p>

<h2><strong>Almanya’da sağlık sektörü çalışanları</strong></h2>

<p>Alman İstatistik Dairesi'nin 27 Ocak 2026 tarihli açıklamasına göre, Almanya ’da tüm sağlık sektöründe 6 milyon 200 binin üzerinde insan çalışıyor. Bu çalışanların yüzde 74’ ten fazlası kadın çalışan. Toplam çalışanların 4 milyon 400 bini, yani yüzde 72 kadarı tam gün çalışıyor.</p>

<p>Hemşireler, hastabacılar, labaratuvar çalışanları, teknik elemanlar vb. gibi yaşlı ve engellilere verilen bakım hizmetleri de önemli bir alan.</p>

<p>Yaşlı ve hastalara verilen bakım hizmetlerinde toplam 1 milyon 720 ile 1 milyon 800 bin arasında görevli kişi çalışıyor. Bu çalışanların,</p>

<ul>
	<li>
	<p>600-630 bin kadarı hastanelerde,</p>
	</li>
	<li>
	<p>520 bini yatılı bakımevleri/huzurevleri vb. kurumlarda,</p>
	</li>
	<li>
	<p>300 bin kadarı evde verilen sağlık servislerinde,</p>
	</li>
	<li>
	<p>370 bin kadarı da sağlık daireleri ve rehabilitasyon merkezlerinde görev yapıyor.</p>
	</li>
</ul>

<h2><strong>Yaşlı ve engellilere verilen hizmetlerde göçmenlerin yeri</strong></h2>

<p>Yaşlı ve hastalara verilen bakım hizmetlerinde çalışan tüm personelin yüzde 32’si, yani bu alanda çalışanın neredeyse üçte biri, 1 milyon 720 bin kişinin 550 bin kadarı, göçmen kökenli. Göçmen kökenli bu 550 bin kişinin yüzde 33’ü yaşlıların ve engellilerin bakımında çalışıyorlar.</p>

<p>Göçmen kökenli sağlık çalışanları arasında:</p>

<ul>
	<li>
	<p>1. Grup: Polonya, Romanya, Hırvatistan, Bosna Hersek, Sırbistan Arnavutluk ve Ukrayna kökenli, göçmen sağlık çalışanları yüzde 45’lik bir paya sahip.</p>
	</li>
	<li>
	<p>2. Grup: Türkiye, Filipinler, Hindistan, Vietnam gibi tamamı AB dışındaki ülkelerden gelen göçmen sağlık çalışanları. Hindistan, Vietnam ve Filipinler’den gelen sağlık çalışanları Almanya ile yapılan özel anlaşmalar sonucu bu ülkeda çalışıyor.</p>
	</li>
	<li>
	<p>3. Grup: Sağlık hizmetlerinde çalışan mülteciler. Bu grupta Suriye’den gelenler başta olmak üzere (17 bin kişi), sırasıyla Afganistan, Irak, Eritre, Somalya ve Ukrayna kökenliler var.</p>
	</li>
</ul>

<p>Toplam 550 bin göçmen kökenli çalışandan 370 bini Alman vatandaşı değil. Bir karşılaştırma yapmak gerekirse 2013 yılında bu sayı 75 bin kadardı. Aradan geçen 12-13 yıl içinde bu sayının neredeyse beş katına çıktığı anlaşılıyor.</p>

<p>Sonuç: Almanya toplumu gün geçtikçe hızlı bir şekilde yaşlanmakta ve daha fazla bakıcı sağlık personeline gereksinim söz konusu.</p>

<p>Bu olgulara karşın, göçmenleri Almanya’dan atmak isteyen popülist kişiler, siyasi örgütler ve AfD gibi partiler var. Göçmen kökenli bakıcılar olmadığı zaman bakılmayan, bakılamayan, bakıma muhtaç insanları bakım için Polonya’ya, İspanya’ya, Romanya’ya mı göndereceksiniz, yoksa onları ölüme mi terk edeceksiniz diye sormak gerekir.</p>

<h2><strong>Göçmenler yoksa sağlık sektörü de yok</strong></h2>

<ul>
	<li>
	<p>Özellikle kırsal alanlardaki doktor muayenehanelerinde ve küçük kliniklerde Suriyeli ve İranli doktorlar olmadan temel sağlık hizmetlerin karşılanması olanak dışı.</p>
	</li>
	<li>
	<p>Kırsal alanda çalışan göçmen kökenli doktor sayısı şehirlerden daha fazla. Çünkü Alman kökenli doktorlar genellikle kırsal alanlara gitmiyorlar.</p>
	</li>
	<li>
	<p>Hastanelerde her çalışan 6 kişiden biri göçmen kökenli.</p>
	</li>
	<li>
	<p>Evlerde bakım hizmeti veren her 4 sağlık çalışanından biri ise göçmen kökenli.</p>
	</li>
	<li>
	<p>Göçmen kökenli sağlık çalışanlarının diplomalarını denkleştirmeleri zorunlu. Bu denkleştirme islemi süresince yabancı doktorlar hastabakıcı olarak çalıştırıldılar.</p>
	</li>
</ul>

<p>Bu alandaki saptamalarımızı sonraki yazımızda sürdüreceğiz.</p>

<p>Dr. İ. Halil Özak</p>

<p><a href="https://www.arti49.com/goc-ve-gocmenler-olmasaydi-almanyada-yasam-nasil-olurdu-i-2400500h.htm">Kaynak ve yazının orjinalini okumak için tıklayınız<br />
ARTI49</a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 09 Feb 2026 20:40:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/dr-i-halil-ozak-yazdi-goc-ve-gocmenler-olmasaydi-almanyada-yasam-nasil-olurdu-i-1770660385.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Azerbaycan, Rusya&#039;ya protesto notası verdi</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/azerbaycan-rusyaya-protesto-notasi-verdi-2987</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/azerbaycan-rusyaya-protesto-notasi-verdi-2987</guid>
                <description><![CDATA[6 Şubat 2026 tarihinde gerçekleşen görüşmede, Rus Devlet Duması milletvekili Konstantin Zatulin'in Azerbaycan'a yönelik son açıklamalarına sert tepki gösterildi ve Rus tarafına resmi bir protesto notası verildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı, Rusya Federasyonu'nun Bakü Büyükelçisi Mihail Yevdokimov'u bakanlığa çağırdı.</p>

<p>6 Şubat 2026 tarihinde gerçekleşen görüşmede, Rus Devlet Duması milletvekili <strong>Konstantin Zatulin</strong>'in Azerbaycan'a yönelik son açıklamalarına sert tepki gösterildi ve Rus tarafına resmi bir protesto notası verildi.</p>

<p>Bakanlıktan yapılan açıklamada, Zatulin'in<strong> 5 Şubat'ta yaptığı açıklamalar</strong> kınandı. Zatulin'in, Azerbaycan'da yargılanarak mahkum edilen Ermenistan vatandaşları (özellikle Karabağ'daki eski ayrılıkçı rejim yöneticileri) hakkındaki ifadeleri "kabul edilemez" olarak nitelendirildi.</p>

<p><strong>Açıklamada şu ifadelere yer verildi:</strong></p>

<p><em>-Konstantin Zatulin'in uzun süredir Azerbaycan'ın egemenliği ve toprak bütünlüğü aleyhine açıklamalar yaptığı,<br />
<br />
-Ayrılıkçılığa açık destek verdiği,<br />
<br />
-Mahkeme kararlarını çarpıtmaya çalıştığı,<br />
<br />
-Ermenistan'ın Azerbaycan'a karşı askeri saldırganlığı sonucu işlenen barışa ve insanlığa karşı suçlar ile savaş suçlarından mahkum edilen Ermenistan vatandaşları hakkında kabul edilemez beyanlarda bulunduğu vurgulandı.</em></p>

<p>Bu tutumların şiddetle kınandığı belirtilen açıklamada, Zatulin gibi kişilerin <strong>bölgedeki barış ve istikrarı bozduğu,</strong> Azerbaycan-Rusya ilişkilerine zarar verdiği kaydedildi.</p>

<p>Azerbaycan tarafı, Rusya'dan bu tür yıkıcı faaliyetlere son verilmesi için gerekli önlemlerin alınmasını talep etti.</p>

<p>Görüşme, Azerbaycan'ın egemenlik ve toprak bütünlüğü konusundaki kararlı tutumunu bir kez daha ortaya koydu.<br />
<br />
<strong>Aerbaycanın Dışişleri Bakanlığı'nın açıklamasının tam metni şöyle:</strong><br />
<br />
No: 029/26, Rusya Federasyonu'nun ülkemizdeki Büyükelçisinin Dışişleri Bakanlığına çağrılmasına ilişkin basın açıklaması<br />
06 Şubat 2026 18:14</p>

<p>6 Şubat 2026 tarihinde, Rusya Federasyonu'nun Azerbaycan Cumhuriyeti Büyükelçisi Mihail Yevdokimov Dışişleri Bakanlığı'na çağrıldı.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>5 Şubat'ta Rus büyükelçisiyle yapılan görüşmede, iktidardaki Birleşik Rusya Partisi üyesi ve Rusya Federasyonu Devlet Duması Bağımsız Devletler Topluluğu, Avrasya Entegrasyonu ve Vatandaşlarla İlişkiler Komitesi Birinci Başkan Yardımcısı Konstantin Zatulin'in ülkemizde Ermenistan Cumhuriyeti vatandaşlarının mahkum edilmesiyle ilgili açıklamasına sert bir protesto dile getirildi ve Rus tarafına ilgili bir nota sunuldu.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>K. Zatulin'in Azerbaycan Cumhuriyeti'nin egemenliği ve toprak bütünlüğüne karşı uzun süredir devam eden açıklamaları, ayrılıkçılığa açık desteği, mahkeme kararlarını çarpıtma girişimleri ve Ermenistan'ın Azerbaycan Cumhuriyeti'ne karşı askeri saldırısı sonucu barışa ve insanlığa karşı suçlar ile savaş suçlarından suçlu bulunan Ermenistan Cumhuriyeti vatandaşları hakkında kabul edilemez ifadeler kullanması şiddetle kınanmıştır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Toplantıda, Rus tarafına, bölgedeki barış ve istikrarı, ayrıca Azerbaycan ve Rusya arasındaki ilişkileri baltalamaya çalışan Zatulin gibi kişilerin yıkıcı faaliyetlerine son vermek için uygun önlemleri alması çağrısında bulunuldu.<br />
<br />
<a href="https://www.mfa.gov.az/az/news/no02926"><strong>Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı'nın orjinal metni için lütfen tıklayınız:<br />
https://www.mfa.gov.az/az/news/no02926</strong></a><br />
<br />
<strong><a href="https://zatulin.ru/zayavlenie-mezhdunarodnogo-lazarevskogo-kluba-2/">Zatuli'inin kendi internet sayfasındaki açıklama için lütfen tıklayınız:<br />
https://zatulin.ru/zayavlenie-mezhdunarodnogo-lazarevskogo-kluba-2/</a></strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 09 Feb 2026 00:03:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/azerbaycan-rusyaya-protesto-notasi-verdi-1770586414.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Umut Berhan Şen yazdı: Çin&#039;de Konfüçyüs’ten Xi’ye: Retorikten mekaniğe dönüşüm</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/umut-berhan-sen-yazdi-cinde-konfucyusten-xiye-retorikten-mekanige-donusum-2986</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/umut-berhan-sen-yazdi-cinde-konfucyusten-xiye-retorikten-mekanige-donusum-2986</guid>
                <description><![CDATA[Global Savunma Dergisi Dış Haberler Müdürü Umut Berhan Şen, Çin'deki derin dönüşümü çarpıcı bir şekilde ele aldığı yazısında, binlerce yıllık Konfüçyüsçü gelenekten Xi Jinping dönemindeki mekanik ve disiplin odaklı sisteme geçişi "medeniyetin sinir sisteminin baştan yazılması" olarak tanımlıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Global Savunma Dergisi Dış Haberler Müdürü <a href="https://umutberhansen.substack.com/p/cinde-konfucyusten-xiye-retorikten"><span style="color:#2980b9"><strong>Umut Berhan Şen,</strong></span></a> Çin'deki derin dönüşümü çarpıcı bir şekilde ele aldığı yazısında, binlerce yıllık Konfüçyüsçü gelenekten Xi Jinping dönemindeki mekanik ve disiplin odaklı sisteme geçişi <strong>"medeniyetin sinir sisteminin baştan yazılması"</strong> olarak tanımlıyor.</p>

<p>Şen, bu dönüşümün en net yansımasının Çin Halk Kurtuluş Ordusu'ndaki son tasfiyelerde görüldüğünü vurguluyor. Yolsuzlukla mücadele kampanyasının artık sadece yolsuzluk avı değil, mutlak sadakat testi haline geldiğini ifade ediyor. Özellikle Xi'ye en yakın isimlerden<strong> Zhang Youxia</strong> (Merkezi Askeri Komisyon Başkan Yardımcısı) ve Liu Zhenli (Ortak Kurmay Dairesi Başkanı) gibi üst düzey generallerin Ocak 2026'da <strong>"ciddi disiplin ve yasa ihlalleri" </strong>gerekçesiyle soruşturulması, Pekin yönetimindeki kırılganlığı ortaya koyuyor.<br />
<br />
Umut Berhan Şen<em><strong>,"Çin Halk Kurtuluş Ordusu’nda son dönemde tanıklık ettiğimiz o “sessiz ama derin” tasfiyeyi sadece bir “yolsuzluk operasyonu” olarak okumak, jeopolitik körlük olur.Karşımızda, 21. yüzyılın astropolitik ve dijital savaş vizyonuna ayak uyduramayanların veya “sadakat” sınavında sınıfta kalanların tasfiyesi var." </strong></em>ifadelerini kullandı.&nbsp;</p>

<p><strong>Umut Berhan Şen'in makalesinin tam metni şöyle:</strong><br />
<br />
&nbsp;</p>

<h1><span style="font-size:14px"><strong>ÇİN’DE KONFÜÇYÜS’TEN Xİ’YE: RETORİKTEN MEKANİĞE DÖNÜŞÜM</strong></span></h1>

<h3><strong>Xi Jinping'in Ordu İçerisindeki Üst Düzey Tasfiyelerini Nasıl Okumalı?</strong></h3>

<p>ÇİN, tarih sahnesinde nadiren görülen bir medeniyet kırılmasına sahne oluyor. Pekin yönetimi, binlerce yıllık birikimini yeniden kodluyor. Konfüçyüs’ün “ren” (insanlık, merhamet) ve “li” (töre, ritüel) üzerine kurulu yumuşak, ahlaki, insan-merkezli dünya tasavvuru; yerini Xi Jinping’in disiplinli, merkezi, veri-mekanik ve parti-odaklı “yeni çağa” bırakıyor. Bu, basit bir ideolojik revizyon değil; medeniyetin sinir sisteminin baştan yazılmasıdır. Konfüçyüs’ün öğretisi, esasen bir retorik sanatıydı. “Efendi’nin yolu” (junzi dao), sözün gücüyle, örnek davranışla, karşılıklı saygıyla toplumun kendiliğinden düzenlenmesiydi. Hatta ‘Hükümdar erdemli olursa gök bile ona uyum sağlar’, denirdi. Yönetim, ikna ve ahlak mühendisliğiydi. Savaş yerine “de” (erdem) ile kazanmak, en yüksek zafer sayılırdı. Bu yüzden Han’dan Tang’a, Song’dan Ming’e Çin’in altın çağları hep Konfüçyüsçü retorikle döşenmişti. Devlet, bir nevi ahlaki tiyatro sahnesiydi ve imparator da başrol oyuncusuydu.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>20. yüzyılın ilk yarısında tüm tarihsel retorik yerle bir oldu. Mao, Konfüçyüs’ü feodal kalıntı ilan etti, tapınaklarını yıktı, “Dört Eski”yi (eski adetler, eski kültür, eski alışkanlıklar, eski fikirler) hedef aldı. Kültürel Devrim’de Kızıl Muhafızlar Konfüçyüs heykellerini kırarken, aslında Çin’in kendi hafızasını kırmaya çalışıyordu. Ama Mao bile tamamen kopamadı; “kitle hattı”nda, “halktan öğrenip halka öğretmek”te hâlâ Konfüçyüs’ün “öğren ve öğret” ahlakının soluk bir yankısı vardı.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Esasen kritik dönüm noktası 2012 yılıydı. Zira, Xi Jinping’in 18. Kongre’yle birlikte sahneye çıkmasıyla Çin, tam manasıyla retorikten mekaniğe geçti. Xi’nin Çin’i artık sözle değil, sistemle yönetiliyor. “Xi Jinping Düşüncesi”nin anayasaya girmesi tesadüf değil. Bu, Konfüçyüs’ün “yol” (dao) kavramının yerine “mekanizma”nın (jizhi) konulmasıdır. Zaten Sosyal Kredi Sistemi, dijital gözetim ağı, parti hücresi örgütlenmesi, sıfır-COVID’den sıfır-toleranslı güvenlik anlayışına uzanan zincir, tüm yönetim argümanları dahil, hepsi birer mekanik dişli. Dolayısıyla retorik ikna yerini algoritmik zorunluluğa bıraktı.</p>

<p>Konfüçyüs<strong> “insan doğası iyidir, eğitimle şekillenir”</strong> derdi. Xi’nin Çin’inde ise insan doğası potansiyel risktir; eğitimden çok kontrol ile şekillenir. Konfüçyüs’ün “li”si (ritüel) törensel bir zarafetti. Buna karşın, Xi’nin “li”si ise “disiplin” ve “sadakat” kodu haline geldi. Eskiden “gök-alttaki insan” dengesi (tianxia) yumuşak bir kozmolojiydi. Bugün tianxia, “Kuşak ve Yol” üzerinden sert altyapı ve finansal bağımlılık ağına dönüştü. En çarpıcı dönüşüm ise liderlik anlayışında. Konfüçyüs ideal hükümdarı “rüzgâr gibi” tarif eder: <strong>“Rüzgâr eser, otlar eğilir.”</strong> Xi ise tam tersi: fırtına değil, çelik yapı. Çünkü, demir yollar, 5G kuleleri, yapay zekâ veri merkezleri, hipersonik füzeler dikiyor.</p>

<p>Konfüçyüs’ün hükümdarı erdemle örnek olurdu; Xi’ninki <strong>“parti disiplini”</strong> ve <strong>“milli yeniden doğuş”</strong> ile örnek oluyor. Tabii bu mekanik dönüşümün bedeli oldukça ağır. Toplumun hafızası siliniyor. Konfüçyüs Enstitüleri yurtdışında yumuşak güç aracı olarak açılırken, içeride Konfüçyüsçü klasikler bile <strong>“Xi yorumu” </strong>filtresinden geçmeden okunamıyor.<strong> “Tianxia”</strong>(Çin’in antik ve klasik dünya görüşünde ‘göklerin altındaki her şey’) yani evrensel düzen kavramı evrensel uyum idealiyken, şimdi “Çin tipi modernleşme”nin ambalajı haline geldi. Dolayısıyla retorik ikna, yerini “anlatılan hikâyeye inanma zorunluluğuna” bıraktı. Tabii son dönemde, bu mekanik düzenin en çıplak yüzü orduda görülüyor. Xi’nin yolsuzlukla mücadele kampanyası, artık sadece yolsuzluk avı değil; mutlak sadakat testi haline geldi.</p>

<p>Çin Halk Kurtuluş Ordusu’nda son dönemde tanıklık ettiğimiz o <strong>“sessiz ama derin” </strong>tasfiyeyi sadece bir<strong> “yolsuzluk operasyonu”</strong> olarak okumak, jeopolitik körlük olur. Karşımızda, 21. yüzyılın astropolitik ve dijital savaş vizyonuna ayak uyduramayanların veya “sadakat” sınavında sınıfta kalanların tasfiyesi var. Çin, devlet ve partinin omuz omuza, hatta iç içe geçtiği bir yapıya sahip. Lakin son dönemde Zhang Youxia ve Liu Zhenli gibi en üst düzey isimlerin (ki bunlar Xi Cinping’e en yakın halkadaydı) görevden alınması, bu yapının içinde ciddi sorunların başladığını gösteriyor. Xi, ordunun sadece “modern” değil, aynı zamanda “partiye mutlak itaatkar” olmasını istiyor.</p>

<p>Hiç kuşkusuz bu tasfiyeler, mekanik düzenin kusursuzluğunu değil, kırılganlığını gösteriyor. Xi, orduyu 2027 modernizasyon hedefine yetiştirmek isterken, sadakat paranoyası yüzünden kendi komuta kademesini boşaltıyor. Konfüçyüs’ün “erdem rüzgârı” yerine, şimdi korku ve şüphe rüzgârı esiyor. Üstelik bu rüzgâr otları eğdirmek yerine kökünden söküyor. Peki bu dönüşüm kalıcı olur mu? Nihayetinde Çin medeniyeti, dışarıdan ne kadar sert darbe alsa da, eninde sonunda kendi yumuşak damarını yeniden bulur diye düşünüyorum. Tabii, Xi Jinping dönemi, belki de Konfüçyüs’ün binlerce yıllık gölgesinin en yoğun bastırıldığı dönem oldu. Ama aynı zamanda o gölgenin en çok özlendiği dönem olabilir. Çünkü mekanik düzen ne kadar kusursuz görünürse görünsün, insan ruhu hâlâ “ren” yani merhamet duygusu arayacaktır.<br />
<br />
Kaynak:&nbsp;<a href="https://umutberhansen.substack.com/p/cinde-konfucyusten-xiye-retorikten">https://umutberhansen.substack.com/p/cinde-konfucyusten-xiye-retorikten</a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 08 Feb 2026 19:17:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/umut-berhan-sen-yazdi-cinde-konfucyusten-xiye-retorikten-mekanige-donusum-1770570205.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kanada Başbakanı Carney: Türkiye, küresel üretimde ve savunma sanayinde lider ülke</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kanada-basbakani-carney-turkiye-kuresel-uretimde-ve-savunma-sanayinde-lider-ulke-2982</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kanada-basbakani-carney-turkiye-kuresel-uretimde-ve-savunma-sanayinde-lider-ulke-2982</guid>
                <description><![CDATA[Kanada Başbakanı Mark Carney, Türkiye'yi NATO'nun hayati bir ortağı olarak nitelendirdi ve iki ülke arasındaki ticari ilişkilerin derinleştirilmesi için "muazzam fırsatlar" bulunduğunu vurguladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kanada Başbakanı Mark Carney, Türkiye'yi NATO'nun hayati bir ortağı olarak nitelendirdi ve iki ülke arasındaki ticari ilişkilerin derinleştirilmesi için "muazzam fırsatlar" bulunduğunu vurguladı.Bu açıklamalar, Kanada'nın Türkiye ile stratejik ve ekonomik bağlarını güçlendirme yönündeki yaklaşımını yansıtıyor.</p>

<p>Vaughan kentinde düzenlediği basın toplantısında konuşan Carney, Türkiye'nin NATO içindeki stratejik önemine dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>"Türkiye, NATO'nun hayati bir ortağıdır. Dünyanın çok önemli ve bazen zorlu bir bölgesinde hayati bir ortak konumundadır."</p>

<p>Carney, Kanada ile Türkiye arasında ticaret, ileri üretim, savunma ve nükleer alanlarda işbirliğinin güçlendirilebileceğini belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:</p>

<p><em>"Bunda birkaç şeyi pekiştireyim. Birincisi, Türkiye NATO'da hayati bir ortak, dünyanın çok önemli ve bazen zorlu bir bölgesinde hayati bir ortak.Ayrıca, muazzam bir fırsat var. Türkiye ile ticari ilişkilerimizi derinleştirmek için bir dizi fırsatımız var; bunlar arasında ileri üretim, savunma işbirliği ve nükleer işbirliği yönleri de dahil.Sadece şu gözlemi yapayım ki, burada olduğumuza göre, Türkiye küresel olarak üretimde lider ülkelerden biri, ileri üretim dahil. Kuşkusuz ortaklık yapabileceğimiz alanlar var."</em></p>

<p>Daha önce New York'ta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile bu konuları görüştüğünü hatırlatan Carney, görüşmelerin devam edeceğini ve işbirliğinin oldukça geniş bir yelpazeye yayılabileceğini ifade etti.<br />
<br />
Kaynak:&nbsp;<a href="https://x.com/ConflictTR/status/2019660567984873855">https://x.com/ConflictTR/status/2019660567984873855</a></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 07 Feb 2026 22:11:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/kanada-basbakani-carney-turkiye-kuresel-uretimde-ve-savunma-sanayinde-lider-ulke-1770492521.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ardan Zentürk: Ruslar cephede Starlink’i kullanamayınca bugün hiçbir saldırı kaydı alamadık</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ardan-zenturk-ruslar-cephede-starlinki-kullanamayinca-bugun-hicbir-saldiri-kaydi-alamadik-2976</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ardan-zenturk-ruslar-cephede-starlinki-kullanamayinca-bugun-hicbir-saldiri-kaydi-alamadik-2976</guid>
                <description><![CDATA[Deneyimli gazeteci Ardan Zentürk, YouTube kanalında yayınladığı son analizde, Ukrayna-Rusya savaşında Starlink uydu internet sisteminin cephedeki belirleyici rolünü vurguladı. Zentürk, Elon Musk'ın SpaceX şirketi tarafından yönetilen Starlink'in, savaşın seyrini değiştiren bir teknoloji olduğunu belirterek, son gelişmeleri "vahim" olarak nitelendirdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<iframe width="782" height="440" src="https://www.youtube.com/embed/KI3kEMhlrX8" title="GÜÇ TEKNOLOJİDE! MUSK&#39;TAN JEOPOLİTİK GÖSTERİ! DÜĞMEYE BASTI RUS ORDUSUNU ÇÖKERTTİ! STARLİNK..." frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe><p><a href="https://www.youtube.com/watch?v=KI3kEMhlrX8&amp;t=18s"><strong>Deneyimli gazeteci Ardan Zentürk, YouTube </strong></a>kanalında yayınladığı son analizde, Ukrayna-Rusya savaşında Starlink uydu internet sisteminin cephedeki belirleyici rolünü vurguladı. Zentürk, Elon Musk'ın SpaceX şirketi tarafından yönetilen Starlink'in, savaşın seyrini değiştiren bir teknoloji olduğunu belirterek, son gelişmeleri "vahim" olarak nitelendirdi.</p>

<p>Zentürk'ün açıklamasına göre, savaşın başından itibaren Ukrayna, Rusya'nın yoğun saldırıları nedeniyle geleneksel internet altyapısında büyük çöküş yaşadı. Ancak Elon Musk'ın müdahalesiyle Starlink uyduları devreye girerek Ukrayna'ya kesintisiz iletişim sağladı. Bu sistem sayesinde Ukrayna ordusu dron operasyonlarını sürdürebildi, günlük hayat devam etti ve cephede <strong>"internet cephesi</strong>" oluşturuldu. Zentürk, bunu <strong>"bir şahsın devletler üstü güç kazanmasının ilk modellerinden biri"</strong> olarak tanımladı.</p>

<p>Ancak sorun, Rus güçlerinin de kayıt dışı yollarla Starlink terminallerine erişmesiydi. Zentürk, cephe görüntülerinden örnek vererek Rus askerlerinin at sırtında bile terminal taşıdığını, bu sayede dron saldırılarını koordine ettiklerini anlattı. Ukrayna Savunma Bakanı Mykhailo Fedorov'un teknoloji danışmanı Serhiy Beskrestnov'un Ocak 2026'da yaptığı açıklamada, Rus<strong> "Şahit"</strong> tipi dronların Starlink üzerinden kontrol edildiği iddiası ortaya atılmıştı.</p>

<p>Bunun üzerine Elon Musk, Fedorov'un talebi üzerine hızlıca harekete geçti. SpaceX, yetkisiz Rus kullanımını engellemek için teknik önlemler aldı. Musk, 1 Şubat 2026'da "Rusya'nın izinsiz Starlink kullanımını durdurma adımlarımızın sonuç verdiği görünüyor" açıklamasını yaptı. Ukrayna tarafı ise<strong> "beyaz liste"</strong> sistemi getirdi: Bakanlar Kurulu kararıyla yalnızca doğrulanmış ve kayıtlı terminaller çalışacak, diğerleri <strong>(özellikle Ruslara ait olanlar)</strong> bağlantıdan kesilecek.<br />
<br />
<strong>RUSLAR SALDIRILARINI BİR ÇOK YERDE&nbsp; DURDURMAK ZORUNDA KALDI</strong><br />
<br />
Ardan Zentürk,<em>"5 Şubat’ta Rus kuvvetleri için toplu olarak çalışmayı durdurduğu bildirildi. Bu feci bir şey.<br />
<br />
Ruslar cephede Starlink’i kullanamayınca bugün hiçbir saldırı kaydı alamadık. Drone saldırıları açısından hiçbir kayıt yok.Ruslar bağlantıyı yeniden kuramadıklarını ve bunun tüm cephe hattı boyunca koordinasyonlarını etkilediğini söylemişler.<br />
<br />
Cephedeki düşman için bu sadece bir sorun değil, bir felaket. Komuta ve kontrol tamamen çöktü. Birçok bölgede taarruz operasyonları durdurulmuş." </em>ifadelerini kullandı.</p>

<p>Sonuç olarak, 5 Şubat 2026 itibarıyla Rus kuvvetlerine ait Starlink terminalleri toplu olarak çalışmayı durdurdu. Zentürk, bunu "Putin açısından feci bir gelişme" diye yorumladı:</p>

<p>- Cephede Rus dron saldırılarında bugün (analiz tarihi itibarıyla) hiçbir kayıt alınmadı.<br />
- Rus birlikleri bağlantıyı yeniden kuramadı; tüm cephe hattında koordinasyon çöktü.<br />
- Komuta-kontrol sistemleri felç oldu, birçok bölgede taarruz operasyonları durduruldu.<br />
- Rus sosyal medyasında "Şubat 2022'ye geri döndük" şikayetleri yaygınlaştı; iletişim tamamen kesildi.</p>

<p>Zentürk, Ukrayna ordusunda da bazı terminallerin zamanında kayıt yenilenmemesi nedeniyle sorunlar yaşandığını, ancak işlemlerin devam ettiğini belirtti.</p>

<p>Analizini şu sözlerle bitirdi: <strong>"Bir adam dünyanın en zenginiyim diye saçmalıklar yapıyor, sevmiyoruz, faşistin teki diyoruz... Ama elindeki güç bir Rusya'yı çökertti. Bunu görmeden geçemeyiz. Demek ki teknoloji esas oluyor."</strong></p>

<p>Kaynak: Ardan Zentürk'ün YouTube videosu: <a href="https://www.youtube.com/watch?v=KI3kEMhlrX8&amp;t=18s"><strong>https://www.youtube.com/watch?v=KI3kEMhlrX8&amp;t=18s</strong></a></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 06 Feb 2026 20:18:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/ardan-zenturk-ruslar-cephede-starlinki-kullanamayinca-bugun-hicbir-saldiri-kaydi-alamadik-1770402050.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Elon Musk&#039;ın Starlink&#039;i kapatması sonrası Rus saldırıları durma noktasına geldi</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/elon-muskin-starlinki-kapatmasi-sonrasi-rus-saldirilari-durma-noktasina-geldi-2974</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/elon-muskin-starlinki-kapatmasi-sonrasi-rus-saldirilari-durma-noktasina-geldi-2974</guid>
                <description><![CDATA[Rus devlet televizyonunun önde gelen propagandisti Vladimir Solovyov, Starlink'in Rus güçlerinden kesilmesinin ardından Elon Musk ve Starlink uydularına yönelik sert tehditlerde bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Rus devlet televizyonunun önde gelen propagandisti <strong>Vladimir Solovyov,</strong> Starlink'in Rus güçlerinden kesilmesinin ardından Elon Musk ve Starlink uydularına yönelik sert tehditlerde bulundu.<br />
<br />
Şubat 2026 başlarında SpaceX'in Ukrayna Savunma Bakanlığı ile işbirliği yaparak yetkisiz (kaçak) Starlink terminallerini devre dışı bırakması, Rus ordusunun cephedeki iletişimini ciddi şekilde aksattı ve Rus ordusunun <strong>dron ve topçu sistemleri</strong> ile saldırı yapamaz haline gtirdi.<br />
<br />
Starlink'in Rus güçlerinden kesilmesi Rus ordusuna önemli bir zarar verdi. Bu gelişme üzerine Solovyov, programında Trump'ın Musk'ı arayıp <strong>"durumu düzeltmesini"</strong> talep etti ve aksi takdirde saldırı tehditlerinde bulundu. Solovyov, Starlink'in Rus güçlerinden kesilmesine tepki göstererek, ABD Başkanı Donald Trump'ın Musk'ı arayıp uyarmasını istedi.</p>

<p>Solovyov'un açıklamalarına göre, Trump Musk'a<strong> "Aklını başına topla" </strong>demeli ve Starlink'i sadece Ruslar için değil, tamamen herkes için kapatmasını sağlamalı. Aksi takdirde, Musk'ın şirketlerine (özellikle Starlink üretim fabrikalarına ve uydularına) saldırı düzenlenebileceğini öne sürdü.</p>

<p><strong>Rusya'da pek çok isim Starlink'in Rus ordusuna kapatma sonrası Elon Musk'a tepki gösterdi.<br />
Programda Solovyov ise şu ifadeleri kullandı:</strong></p>

<p><em>"Trump, Musk'ı aramalı. Bir noktada ilişkileri bozuldu.Bu yüzden sakin ve sessizce ona açıklamalı: "aklını başına topla"demeli.<br />
<br />
Sadece Ruslar için Starlink'i kesme&nbsp; tamamen herkes için kapat.Palantir'den o adamı (Peter Thiel'i) ara ve sor: sen kendi savaşını mı yapıyorsun?Çünkü eğer kendi savaşını yapıyorsan... garanti edemem...<br />
<br />
Mesela, Starlink üreten fabrikalara saldırı düzenlesek ne olur?Ya da yörüngede saldırı yapsak?<br />
<br />
Bu seçici değil, yani elbette bizim uydularımız da yanar&nbsp; ama umurumda değil, cehenneme kadar yolu var.<br />
Birilerinin neler olup bittiğini anlaması gerekiyor.Sanki sopayı tutan ele değil de sopaya vurabileceğimizi düşünüyorlar." dedi.</em></p>

<p>Solovyov, Starlink'in Ukrayna'ya sağladığı bağlantıyı <strong>"Rusya'ya karşı savaş" </strong>olarak nitelendirerek, Musk'ı "kişisel düşman" konumuna getirdiğini ima etti. Bu olay, Rus ordusunun Starlink'e olan bağımlılığını (kaçak terminallerle dron ve iletişim için) ortaya koydu ve kesinti cephede somut bir darbe vurdu.</p>

<p>Kaynak:<a href="https://x.com/Gerashchenko_en/status/2019425876329238737">https://x.com/Gerashchenko_en/status/2019425876329238737</a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 06 Feb 2026 07:34:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/elon-muskin-starlinki-kapatmasi-sonrasi-rus-saldirilari-durma-noktasina-geldi-1770353833.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Suriye Yükseköğretim Bakanlığı ile Ağa Han Ağı arasında Hemşirelik iş birliği</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/suriye-yuksekogretim-bakanligi-ile-aga-han-agi-arasinda-hemsirelik-is-birligi-2971</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/suriye-yuksekogretim-bakanligi-ile-aga-han-agi-arasinda-hemsirelik-is-birligi-2971</guid>
                <description><![CDATA[SANA'da (Suriye Arap Haber Ajansı) yayımlanan habere göre Suriye Yükseköğretim ve Bilimsel Araştırma Bakanı Mervan El-Halebi, Pakistan’daki Ağa Han Üniversitesi Akademik İşlerden Sorumlu Rektör Yardımcısı Anjum Halai başkanlığındaki Ağa Han Kalkınma Ağı heyetiyle bir araya geldi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>SANA'da </strong>(Suriye Arap Haber Ajansı) yayımlanan habere göre&nbsp;Suriye&nbsp;Yükseköğretim ve Bilimsel Araştırma Bakanı Mervan El-Halebi,&nbsp;Pakistan’daki Ağa Han Üniversitesi Akademik İşlerden Sorumlu Rektör Yardımcısı Anjum Halai başkanlığındaki İsmailî Alevilerin temsilcisi&nbsp; Ağa Han Kalkınma Ağı heyetiyle bir araya gelerek, üniversite ile bakanlık arasındaki iş birliği alanlarını ve olanaklarını, eğitim ve hemşirelik alanında çalışanların geliştirilmesini ve Suriye’de bir hemşirelik fakültesi kurulması ihtimalini ele aldı.<br />
&nbsp;</p>

<p><strong>Ortak anlaşma taslağı hazırlanması</strong></p>

<p>Şam’da Bakanlık binasında gerçekleştirilen görüşmede Bakan el-Halebi, bakanlığın üniversiteyle eğitim ve öğretim, gençlerin becerilerinin geliştirilmesi ve iş gücü piyasasına hazırlanması alanlarında iş birliğine hazır olduğunu ifade etti. El-Halebi, ayrıca bakanlık ile kurum arasındaki iletişim komitesinin etkinleştirilmesi ve tarafların üzerinde mutabık kaldığı maddeleri içeren bir anlaşma taslağının hazırlanması gerektiğini belirtti.</p>

<p>Bakan El-Halebi, Ağa Han Üniversitesi’nin Suriye’de yeni bir hemşirelik fakültesi açma isteğini memnuniyetle karşıladığını ifade ederek, bu kapsamda Şam’daki Hemşirelik Okulu’ndan yararlanma imkânına işaret etti. Okulun hastanelere yakınlığı ve fakülteye dönüştürülmeye uygun şekilde iyi donanımlı olması ile bu alandaki ihtiyacın varlığına dikkat çekti.</p>

<p>El-Halebi, bilimsel araştırma alanında iş birliğinin önemine vurgu yaparak, toplumdaki boşlukların giderilmesi amacıyla uygulamalı bilimsel araştırma alanında deneyim paylaşımının ve üniversitenin bu alandaki tecrübesinden yararlanılmasının önemini dile getirdi. Ayrıca iş gücü piyasasıyla bağlantı ve yüksek istihdam oranına ulaşma mekanizmaları, güvenilirlik ve kalite, eğitim kalitesinin denetlenmesi ve müfredatların geliştirilmesi konularına değindi. El-Halebi, üniversitenin araştırma hatlarının incelenmesi ve bakanlığın bu çalışmalara ortak olarak dâhil olma imkânına işaret ederek, üniversiteler bünyesinde yabancı dil, bilişim ve beceri eğitimleri gibi alanlarda bilimsel merkezler açılması için gerekli kolaylıkların sağlanacağını belirtti.</p>

<p><strong>Suriye’de hemşirelik fakültesi</strong></p>

<p>Halai ise, hemşirelik alanındaki çalışmalarıyla tanınan Ağa Han Üniversitesi’nin, özellikle hemşirelik ve beceri geliştirme alanlarında sağlık sektöründe Yükseköğretim Bakanlığı ile ortaklık kurma, eğitim, bilimsel araştırma, öğrenci yetiştirme, eğitim ve öğretim alanında çalışanların becerilerinin geliştirilmesi ve yapay zekânın devreye girmesiyle birlikte çocuk eğiticilerinin yetiştirilme yöntemlerinin geliştirilmesi konularında iş birliği yapma arzusunu teyit etti.</p>

<p>Halai, üniversitenin Suriye’de bir hemşirelik fakültesi açma isteğine, belirtilen alanlarda iş birliğini kapsayan bir anlaşmanın bakanlıkla imzalanmasına, üniversiteler içinde herkese açık programlarla dil eğitimi, bilişim ve beceri alanlarında bilimsel merkezler kurulmasına, müfredatların geliştirilmesine ve yabancı dil yetersizliği nedeniyle zorluklar yaşayan Suriyeli öğrencilere burslar sağlanmasına da dikkat çekti.</p>

<p>Ağa Han Üniversitesi (AKU), 1983 yılında özel ve kâr amacı gütmeyen bir üniversite olarak kurulan, sağlık bilimleri, eğitim ve insani kalkınma alanlarına odaklanan, kaliteye, (liyakat esasına göre) erişilebilirliğe ve araştırma mükemmeliyetine bağlı, uluslararası düzeyde öncü bir eğitim ve araştırma kurumudur. Üniversite her yıl binlerce hemşire ve sağlık çalışanı mezun etmekte olup, kalkınma, sağlık ve eğitim alanlarında ortak projeler aracılığıyla Suriye’deki varlığını güçlendirmek için çalışmalar yürütmektedir.</p>

<p>Görüşmeye, bakan yardımcıları, bakanlık Kültürel İlişkiler Müdürü, Ağa Han Kalkınma Ağı’nın Suriye’deki yerleşik temsilcisi Gıtfan Acub, Ağa Han Vakfı Suriye Eğitim ve Erken Çocukluk Sorumlusu Razan eş-Şihavi ile ağdan çok sayıda yetkili katıldı.<br />
<br />
Kaynak:&nbsp;<a href="https://sana.sy/tr/syria-and-the-world/2281493/">https://sana.sy/tr/syria-and-the-world/2281493/</a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 04 Feb 2026 21:57:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/suriye-yuksekogretim-bakanligi-ile-aga-han-agi-arasinda-hemsirelik-is-birligi-1770231817.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Rusya Dışişleri Bakanlığı, ABD&#039;ye &quot;ortak işbirliğine&quot; yönelik öneriler sunduklarını açıkladı</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/rusya-disisleri-bakanligi-abdye-ortak-isbirligine-yonelik-oneriler-sunduklarini-acikladi-2968</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/rusya-disisleri-bakanligi-abdye-ortak-isbirligine-yonelik-oneriler-sunduklarini-acikladi-2968</guid>
                <description><![CDATA[Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Rusya ile Amerika Birleşik Devletleri arasında kapsamlı işbirliği fırsatlarının ön plana çıktığı bir dönemde ilişkilerin normalleşmesi sürecine dair önemli mesajlar verdi. Lavrov'un açıklamaları, Donald Trump yönetiminin pragmatik yaklaşımıyla ivme kazanan diyaloğun, özellikle ekonomik ve stratejik alanlardaki karşılıklı fayda odaklı işbirliği tekliflerini vurguladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://mid.ru/ru/foreign_policy/news/2076307/#13"><strong>Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov,</strong></a> Rusya ile Amerika Birleşik Devletleri arasında kapsamlı işbirliği fırsatlarının ön plana çıktığı bir dönemde ilişkilerin normalleşmesi sürecine dair önemli mesajlar verdi. Lavrov'un açıklamaları, Donald Trump yönetiminin pragmatik yaklaşımıyla ivme kazanan diyaloğun, özellikle ekonomik ve stratejik alanlardaki karşılıklı fayda odaklı işbirliği tekliflerini vurguladı.</p>

<p><em><strong>"Öncelikle, ABD Yönetiminin göreve geldiği ilk günlerden itibaren Ukrayna çözümünü ilerletmek için gösterdiği hedefli çabaları takdir ediyoruz." </strong></em>diyen<em><strong>&nbsp;</strong></em>Lavrov, Trump'ın Beyaz Saray'a dönüşü sonrası iki ülkenin, başkanlar arası telefon görüşmeleri, 15 Ağustos 2025'te Anchorage'daki (Alaska) tarihi zirve ve uzman ekipler düzeyindeki temasların yüksek tempoda sürdüğünü ifade etti. ABD tarafının, büyük güçlerin ulusal çıkar çatışmalarında farklılıkların çatışmaya dönüşmemesi, ortak hedeflerin ise karşılıklı faydalı projelere dönüştürülmesi gerektiği yönündeki tutumunu memnuniyetle karşıladıklarını vurguladı.<br />
<br />
Ortak işbirliklerinden de söz eden Lavrov,<em><strong>"Amerikalılar, özellikle kendileri için, Trump Yönetimi'nin öncelikleri arasında saydığı alanlarda&nbsp; hidrokarbonlar, kritik mineraller ve nadir toprak elementleri, Arktik'te iş birliği, yapay zeka, uzay ve daha fazlası&nbsp; bizimle iş birliği için çok umut verici ve faydalı fırsatlara sahip olacaklardır."</strong></em>dedi.</p>

<p><strong>İşbirliği Alanlarında Somut Teklifler&nbsp;&nbsp;</strong><br />
<br />
Lavrov, diplomatik misyonlardaki kısıtlamaların ötesine geçilerek pratik adımların atılması gerektiğini belirterek, Moskova ve Washington arasında doğrudan hava seferlerinin yeniden başlatılması, el konulan diplomatik mülklerin iadesi gibi engellerin kaldırılmasını önerdiklerini açıkladı. Bu adımların atılması halinde, Rusya'nın ABD'ye sunduğu "umut verici ve karşılıklı faydalı" işbirliği fırsatlarının ön plana çıkacağını belirtti.<br />
<br />
Özellikle Trump yönetiminin öncelik verdiği alanlarda hidrokarbonlar, kritik mineraller ve nadir toprak elementleri, Arktik bölgesinde işbirliği, yapay zeka ile uzay araştırmaları gibi stratejik sektörlerde iki ülkenin birlikte çalışmasının her iki taraf için de son derece verimli olacağını kaydetti. Lavrov, bu tekliflerin ABD tarafına iletildiğini ve Trump ekibinin bu fırsatları değerlendireceğine inandıklarını ifade etti.</p>

<p>Ukrayna krizi bağlamında da Lavrov, Trump'ın NATO'nun doğuya genişlemesi gibi kök nedenleri açıkça ele alan tutumunu takdir ederek, Anchorage zirvesinde geliştirilen formülün korunması halinde müzakere yoluyla kalıcı çözüme yaklaşılabileceğini söyledi. Ancak asıl vurgu, krizden bağımsız olarak ikili ilişkilerde geniş kapsamlı işbirliğinin mümkün olduğuna yapıldı.</p>

<p><strong>Engeller ve Kararlılık&nbsp;&nbsp;</strong><br />
<br />
Sürecin kolay olmadığını kabul eden Lavrov, Washington'daki<strong> "derin devlet"</strong> unsurları ve Rus karşıtlığı nedeniyle güvenin yeniden inşasının zaman alacağını belirtti. Ekim 2025'te Rosneft ve Lukoil'e yönelik yeni yaptırımların "beklenmedik" olduğunu hatırlatarak, normalleşme iradesinden herkesin memnun olmadığını ve bazı çevrelerin engelleme çabası gösterdiğini ifade etti. Buna rağmen Rusya'nın, eşitlik ve karşılıklı saygı temelinde diyaloğu sürdürmeye kararlı olduğunu vurguladı.</p>

<p>Lavrov,<strong> "Eşit ve karşılıklı saygı şartıyla Rusya-ABD normalleşmesini ve özellikle önerdiğimiz işbirliği alanlarında atılımı memnuniyetle karşılarız"</strong> diyerek, Moskova'nın Washington'a sunduğu somut işbirliği tekliflerinin ön planda tutulması gerektiğini bir kez daha ortaya koydu. Açıklamalar, 2025 sonu ve 2026 başındaki temasların ekonomik-stratejik işbirliğine odaklandığını ve bu yönde önemli fırsat pencerelerinin açıldığını gösteriyor.<br />
<br />
<a href="https://mid.ru/ru/foreign_policy/news/2076307/#13"><span style="color:#2980b9"><strong>Kaynak: Rusya Dışişleri Bakanlığı Resmi İnternet Sayfası</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 03 Feb 2026 22:05:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/rusya-disisleri-bakanligi-abdye-ortak-isbirligine-yonelik-oneriler-sunduklarini-acikladi-1770146809.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İran Dışişleri Bakanı Arakçi: Türkiye&#039;nin barış çabalarına minnettarız</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/iran-disisleri-bakani-arakci-turkiyenin-baris-cabalarina-minnettariz-2962</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/iran-disisleri-bakani-arakci-turkiyenin-baris-cabalarina-minnettariz-2962</guid>
                <description><![CDATA[İran Dışişleri Bakanı Seyyid Abbas Arakçi, İstanbul ziyaretinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile gerçekleştirdiği görüşmelerin ardından Türkiye'ye teşekkürlerini öne çıkararak paylaştı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İran Dışişleri Bakanı Seyyid Abbas Arakçi, İstanbul ziyaretinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile gerçekleştirdiği görüşmelerin ardından Türkiye'ye teşekkürlerini öne çıkararak paylaştı.</p>

<p>Arakçi, X hesabından yaptığı açıklamada özellikle şu ifadeleri kullandı:</p>

<p><em><strong>"Kardeş komşularımızla birlikte Türkiye, bölgede barış ve istikrar arayışında iyi niyet girişimlerini sürdürmektedir. İslam Cumhuriyeti İranı bu çabalara minnettardır ve onları memnuniyetle karşılamaktadır."</strong></em></p>

<p>Bakan, İran'ın bölgesel işbirliğine açık olduğunu vurgulayarak, <em><strong>"İran, bölgemizdeki barış ve istikrarı korumak, yasadışı saldırganlıktan uzak tutmak için bölgesel devletlerle her zaman diyaloga hazırdır" </strong></em>dedi.</p>

<p>Arakçi aynı paylaşımda İran'ın nükleer programına ilişkin de net mesajlar verdi:</p>

<p>- İran'ın hiçbir zaman nükleer silah peşinde olmadığını tekrarladı.<br />
- Halkının meşru çıkarlarını karşılayacak adil ve dengeli bir nükleer anlaşmaya hazır olduklarını belirtti.<br />
-Böyle bir anlaşmanın iki temel unsuru olması gerektiğini ifade etti: &nbsp;<br />
“Nükleer Silah Yok” ilkesinin garanti altına alınması &nbsp;<br />
&nbsp; Yaptırımların tamamen kaldırılması</p>

<p>Görüşmelerde İran-Türkiye ikili ilişkileri ile ortak bölgesel konular da ele alındı.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Arakçı'nın açıklaması şöyle:<br />
İran-Türkiye ikili ilişkileri ve ortak ilgi alanına giren bölgesel konular hakkında Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Fidan ile görüş alışverişinde bulunmaktan her zaman memnuniyet duyarım.<br />
<br />
Görüşmelerimizde, İran'ın hiçbir zaman nükleer silah edinme amacı gütmediğini ve halkımızın meşru çıkarlarını karşılayan adil ve eşitlikçi bir nükleer anlaşmayı benimsemeye hazır olduğunu yineledim; bu, 'Nükleer Silah Yok' ilkesinin güvence altına alınmasını ve yaptırımların kaldırılmasını da içeriyor.<br />
<br />
Türkiye, diğer kardeş komşularıyla birlikte, bölgede barış ve istikrarın sağlanması amacıyla arabuluculuk faaliyetlerini yürütmüştür.İran İslam Cumhuriyeti bu çabalardan dolayı minnettardır ve bunları memnuniyetle karşılamaktadır.<br />
<br />
İran, bölgemizde barış ve istikrarı korumak ve onu yasa dışı saldırılardan korumak için bölgesel devletlerle işbirliği yapmaya her zaman hazırdır.<br />
<br />
<a href="https://x.com/araghchi/status/2017458448514884081"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-01-31%20at%2018_58_29.jpeg" style="height:622px; width:395px" /><br />
<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/G_9zxGGXoAAiKmV%20(1).jpg" style="height:627px; width:800px" /></a><br />
<br />
Kaynak:<a href="https://x.com/araghchi/status/2017458448514884081">https://x.com/araghchi/status/2017458448514884081</a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 31 Jan 2026 18:54:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/01/iran-disisleri-bakani-arakci-turkiyenin-baris-cabalarina-minnettariz-1769876110.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ardan Zentürk: Türkiye&#039;nin Batı Afrika atağı. Nijerya dev jeopolitik!</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ardan-zenturk-turkiyenin-bati-afrika-atagi-nijerya-dev-jeopolitik-2958</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ardan-zenturk-turkiyenin-bati-afrika-atagi-nijerya-dev-jeopolitik-2958</guid>
                <description><![CDATA[Deneyimli gazeteci Ardan Zentürk, son analizinde İsrail ile sorun yaşayan ülkelerin kapısını çaldığı yerin Ankara olduğunu vurgulayarak, Nijerya Cumhurbaşkanı Bola Ahmed Tinubu'nun Türkiye ziyaretiyle yaşanan gelişmeleri "Türkiye'nin Batı Afrika atağı" olarak nitelendirdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<iframe width="782" height="440" src="https://www.youtube.com/embed/SgHY8q2wikk" title="İSRAİL İLE BAŞI DERTTE OLAN ANKARA&#39;YA GELİYOR!TÜRKİYE&#39;NİN BATI AFRİKA ATAĞI: NİJERYA! DEV JEOPOLİTİK" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe><p>Deneyimli gazeteci Ardan Zentürk, son analizinde İsrail ile sorun yaşayan ülkelerin kapısını çaldığı yerin Ankara olduğunu vurgulayarak, Nijerya Cumhurbaşkanı<strong> Bola Ahmed Tinubu'</strong>nun Türkiye ziyaretiyle yaşanan gelişmeleri<strong> "Türkiye'nin Batı Afrika atağı"</strong> olarak nitelendirdi.</p>

<p>Zentürk'ün YouTube kanalında yayınladığı konuşmasında, Nijerya'nın İsrail'e karşı sert tutumu nedeniyle hedef haline geldiğini belirtti. Nijerya'nın, Gazze'deki olaylar nedeniyle Filistin davasını desteklemesi ve iki devletli çözüm çağrısı yapması üzerine, İsrail lobisinin (Zentürk'ün ifadesiyle "İsrail lobisi") Washington'da başlattığı kampanyayla <em><strong>"Nijerya'da Müslüman radikaller Hristiyanlara soykırım yapıyor" i</strong></em>ddiasını yaydığını ifade etti. Bu iddianın eski ABD Başkanı Donald Trump'a söyletildiğini, ancak Boko Haram'ın asıl Müslümanları hedef aldığının bilindiğini hatırlatan Zentürk, bu sürecin Nijerya'yı Türkiye'ye yaklaştırdığını vurguladı.<br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=SgHY8q2wikk"><strong>Ardan Zentürk'ün açıklamasının tamamını izlemek için tıklayınız</strong></a></p>

<p><strong>"İsrail'le başı dertte olan mutlaka Ankara'ya geliyor"</strong></p>

<p>Zentürk, konuşmasının en çarpıcı kısmında şu tespiti yaptı:<em><strong> "İsrail'e bir meselesi olan mutlaka Ankara'ya geliyor, diyor ki 'Aman abi beni şey yapın.'" </strong></em>Bu ifade, İsrail'le sorun yaşayan ülkelerin Türkiye'ye yöneldiğini ve savunma alanında işbirliği aradığını özetliyor. Nijerya'nın bu kapsamda Türkiye ile stratejik ortaklık anlaşmaları imzaladığını, aralarında savunma, ekonomi ve medya-iletişim alanlarında toplam<strong> 9 anlaşma </strong>bulunduğunu belirtti.</p>

<p>Savunma sanayi boyutunda, Nijerya'nın halihazırda 6 adet T-129 ATAK taarruz helikopteri v Bayraktar TB2 SİHA'ları kullandığını, bunlarla Boko Haram'a karşı Türk Silahlı Kuvvetleri desteğiyle başarılı operasyonlar gerçekleştirdiğini aktardı. Daha fazla ATAK helikopteri alımı gündemdeyken, bu işbirliğinin Nijerya ordusuna büyük avantaj sağladığını dile getirdi.</p>

<p><strong>230 milyon nüfuslu dev pazar</strong></p>

<p>Zentürk, 230 milyon nüfuslu Nijerya'nın yükselen orta sınıfıyla Türk malları için<strong> "kapış kapış gidecek"</strong> bir pazar olduğunu vurguladı. Mevcut 2 milyar dolarlık ticaret hacminin düşük kaldığını, müteahhitlerin 3 milyar dolarlık projeler yürüttüğünü ancak ortak ticaretin <strong>10 milyar dolara</strong> çıkmasının kaçınılmaz olduğunu ifade etti. Nijerya'nın ECOWAS'ın (Batı Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğu) lideri konumunda olması nedeniyle, Türkiye'nin gözlemci üyelikle Fransa'nın terk ettiği bölgede omuz omuza konumlanacağını savundu.</p>

<p>Türkiye'nin Doğu Afrika'daki (Somali-Sudan merkezli) başarılı politikalarının Batı Afrika'ya sıçradığını belirten Zentürk, bu hamlenin önümüzdeki 10 yılın belirleyici unsuru olacağını öngördü. Batılıların ziyareti yakından izlediğini ve Türkiye'nin<strong> "inanılmaz kabiliyet"</strong> kazandığını sözlerine ekledi.</p>

<p>Zentürk'ün analizi, Türkiye'nin Afrika'daki yükselişinin İsrail ve müttefikleri için meydan okuma yarattığını, ancak sömürge geçmişi olmayan Türkiye'nin rahat hareket edebildiğini gösteriyor. Nijerya ziyareti, bu bağlamda "İsrail'le başı dertte olanların Ankara kapısını çalması" tezinin somut bir örneği olarak öne çıkıyor.<br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=SgHY8q2wikk"><strong>Ardan Zentürk'ün açıklamasının tamamını izlemek için tıklayınız</strong></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 30 Jan 2026 22:15:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/01/ardan-zenturk-turkiyenin-bati-afrika-atagi-nijerya-dev-jeopolitik-1769801290.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Çin ve İngiltere&#039;den &quot;Uzun vadeli kapsamlı stratejik ortaklık&quot; vurgusu</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cin-ve-ingiltereden-uzun-vadeli-kapsamli-stratejik-ortaklik-vurgusu-2956</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cin-ve-ingiltereden-uzun-vadeli-kapsamli-stratejik-ortaklik-vurgusu-2956</guid>
                <description><![CDATA[Pekin'de gerçekleşen görüşmede Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile İngiltere Başbakanı Keir Starmer, iki ülke arasında uzun vadeli, istikrarlı ve kapsamlı bir stratejik ortaklığın geliştirilmesi konusunda mutabık kaldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Pekin'de gerçekleşen görüşmede Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile İngiltere Başbakanı Keir Starmer, iki ülke arasında uzun vadeli, istikrarlı ve kapsamlı bir stratejik ortaklığın geliştirilmesi konusunda mutabık kaldı.</p>

<p>Çin'in Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Fu Cong'un sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, her iki ülkenin de Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin daimi üyeleri ve büyük ekonomiler olarak dünya barışını ve istikrarını korumak, aynı zamanda iki ülkenin ekonomisi ile halklarının refahını artırmak amacıyla diyalog ve işbirliğini güçlendirmesi gerektiği belirtildi.</p>

<p>Açıklamada ayrıca şu ifadelere yer verildi: <em><strong>"Uluslararası hukuk, ancak tüm ülkeler özellikle büyük ülkeler buna uyduğunda gerçekten etkili olabilir. Aksi takdirde dünya, orman kanunlarına geri dönebilir."</strong></em></p>

<p>Görüşme sırasında Xi Jinping ve Starmer'ın el sıkıştığı fotoğraflar da paylaşıldı. Bu buluşma, iki ülke arasındaki ilişkilerin güçlendirilmesi yönündeki çabaların son halkası olarak değerlendiriliyor.<br />
<a href="https://x.com/ChinaAmbUN/status/2016886295734210624"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-01-30%20at%2019_34_42.jpeg" style="height:566px; width:410px" /></a><br />
Kaynak:&nbsp;<a href="https://x.com/ChinaAmbUN/status/2016886295734210624">https://x.com/ChinaAmbUN/status/2016886295734210624</a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 30 Jan 2026 19:24:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/01/cin-ve-ingiltereden-uzun-vadeli-kapsamli-stratejik-ortaklik-vurgusu-1769790931.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Küresel kaosta işbirliği mesajı: Çin ve İngiltere&#039;den stratejik ortaklık vurgusu</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kuresel-kaosta-isbirligi-mesaji-cin-ve-ingiltereden-stratejik-ortaklik-vurgusu-2954</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kuresel-kaosta-isbirligi-mesaji-cin-ve-ingiltereden-stratejik-ortaklik-vurgusu-2954</guid>
                <description><![CDATA[29 Ocak 2026 tarihinde Pekin'deki Büyük Halk Salonu'nda gerçekleşen görüşme, bir İngiliz başbakanının Çin'e 2018'den beri yaptığı ilk resmi ziyaret olarak öne çıktı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>29 Ocak 2026 tarihinde Pekin'deki Büyük Halk Salonu'nda gerçekleşen görüşme, bir İngiliz başbakanının Çin'e 2018'den beri yaptığı ilk resmi ziyaret olarak öne çıktı. Keir Starmer'ın dört günlük Çin ziyareti, son yıllarda gerilimler nedeniyle<strong><em> "buz çağı"</em></strong> olarak nitelendirilen Çin-İngiltere ilişkilerinde önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Ziyaret, her iki tarafın da pragmatik bir yaklaşımla ekonomik işbirliğini ön plana çıkardığı bir "reset" (yeniden başlama) girişimi olarak yorumlanıyor.</p>

<p><strong>*Xi Jinping: "Değişim ve Kaos İçindeki Dünyada Diyalog ve İşbirliği Şart"*</strong></p>

<p>Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, görüşmede mevcut uluslararası ortamı<em><strong> "değişim ve kaosla iç içe geçmiş, türbülanslı ve akışkan"</strong></em> olarak tanımladı. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi daimi üyeleri olan iki ülkenin, dünya barışı ve istikrarını koruma ile halkların ekonomik büyüme ve refahını artırma konusunda daha fazla diyalog ve işbirliği yapması gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Xi, son yıllarda iki ülke ilişkilerinde yaşanan "iniş çıkışlar ve zorlukların" her iki tarafın da çıkarlarına hizmet etmediğini belirterek, "Tarihe daha geniş bir perspektiften bakmalı, farklılıkları aşarak birbirimize saygı göstermeli ve zamanın sınavından geçen uzun vadeli bir ilişki kurmalıyız" dedi. Çin lideri, Starmer'ın ziyaretinin büyük ilgi çektiğini, yanında yaklaşık 60 büyük İngiliz şirketi ve kültür temsilcisinin bulunduğunu ve bu heyetin Çin'de büyüme ile genişleme arzusu taşıdığını ifade etti. Xi, iki ülkenin "uzun vadeli, tutarlı ve kapsamlı bir stratejik ortaklığa" ihtiyaç duyduğunu, Çin'in küresel sahnede önemli bir aktör olduğunu ve ilişkilerin "daha olgun, sofistike ve stratejik" bir seviyeye taşınmasının hayati önem taşıdığını vurguladı.<br />
&nbsp;<br />
<strong>"ÇİN, İNGİLTERE İLE BİRLİKTE ÇALIŞMAYA HAZIRDIR"</strong><br />
<br />
Öte yanda Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mao Ning'in X hesabından Çin İngiltere ile birlikte çalışmaya hazırız" diye paylaşımda bulundu:<br />
<br />
&nbsp;Mao Ning şu açıklamada bulundu: <strong>"Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, Çin'e yaptığı resmi ziyaret sırasında İngiltere Başbakanı Keir Starmer ile görüştü. Her iki taraf da Çin ve İngiltere arasında uzun vadeli ve tutarlı kapsamlı bir stratejik ortaklık geliştirme konusunda anlaştı. Çin, tarihe daha geniş bir perspektiften bakmak, farklılıkların üstesinden gelmek, birbirlerine saygı duymak ve Çin-İngiltere işbirliğinin muazzam potansiyelini gerçek ilerlemeye dönüştürmek için İngiltere ile birlikte çalışmaya hazırdır."&nbsp;</strong></p>

<p><br />
<strong>Keir Starmer: "Daha Sofistike ve Olgun Bir Stratejik Ortaklık İnşa Etmek İstiyoruz"</strong></p>

<p>İngiltere Başbakanı Keir Starmer, görüşmenin başında ve sonrasında yaptığı açıklamalarda, Çin ile "daha sofistike, olgun ve kapsamlı bir stratejik ortaklık" inşa etmek istediklerini belirtti. Starmer,<strong> "Çin önemli bir küresel aktördür ve bizimle uzun vadeli, tutarlı bir ilişki kurmak ulusal çıkarlarımıza hizmet ediyor" </strong>diyerek, iklim değişikliği, küresel istikrar, ticaret, yatırım ve teknoloji gibi alanlarda işbirliğinin artırılmasını savundu.</p>

<p>Görüşme planlanandan uzun sürdü (yaklaşık 80 dakika) ve <strong>"verimli"</strong> olarak nitelendirildi. Starmer, insan hakları gibi hassas konuları da<strong> "saygılı bir şekilde" </strong>gündeme getirdiğini ifade etti. İki liderin sohbeti sırasında futbol ve Shakespeare gibi konular da konuşuldu, bu da görüşmenin samimi geçtiğine işaret etti.</p>

<p><br />
<br />
<strong>Somut Adımlar ve Anlaşmalar: Vizesiz Seyahat, Tarife İndirimleri ve Yatırımlar</strong></p>

<p>Görüşmenin en dikkat çeken sonuçları arasında Çin'in İngiltere vatandaşlarına 30 güne kadar vizesiz giriş imkanı sağlamayı <strong>"aktif olarak değerlendireceği"</strong> ve kısa sürede hayata geçireceği açıklaması yer aldı. Ayrıca viski gibi ürünlerde Çin tarifelerinin yarıya indirilmesi, AstraZeneca'nın Çin'e 15 milyar dolarlık yatırım açıklaması ve düzensiz göç (küçük teknelerle geçişler) konusunda bilgi paylaşımı işbirliği gibi adımlar duyuruldu.</p>

<p>İki taraf, küresel belirsizliklerin (özellikle ABD'deki Trump yönetiminin yarattığı dalgalanmaların) arttığı bir dönemde, karşılıklı yarar odaklı bir yaklaşımın önemini vurguladı.</p>

<p><br />
<strong>Arka Plan: Gerilimlerden Pragmatizme Geçiş</strong></p>

<p>Bu buluşma, çeşitli nedenlerle gerilen ilişkilerde "pragmatik diplomasi"nin zaferi olarak görülüyor. Starmer'ın ziyareti, İngiltere'nin ekonomik büyüme ve yatırım ihtiyaçları doğrultusunda Çin'le daha dengeli ilişkiler kurma çabasını yansıtıyor. Xi'nin mesajları ise Çin'in Batı ile karşılıklı saygıya dayalı, istikrarlı ilişkiler arzusunu ortaya koyuyor.</p>

<p>Görüşmeden paylaşılan video (Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mao Ning'in X hesabında yer alan), Xi Jinping'in diplomatik nezaket çerçevesindeki konuşmasını içeriyor ve iki ülke arasındaki potansiyel işbirliğinin altını çiziyor. Bu gelişme, küresel güç dengelerindeki değişimde İngiltere ve Çin'in ortak zemin arayışını simgeliyor.<br />
<br />
Kaynak:<a href="https://x.com/SpoxCHN_MaoNing/status/2016826324061687865">https://x.com/SpoxCHN_MaoNing/status/2016826324061687865</a><br />
Kaynak 2:&nbsp;<a href="https://x.com/SpoxCHN_MaoNing/status/2016772505764327472">https://x.com/SpoxCHN_MaoNing/status/2016772505764327472</a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 29 Jan 2026 20:46:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/01/kuresel-kaosta-isbirligi-mesaji-cin-ve-ingiltereden-stratejik-ortaklik-vurgusu-1769709620.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ardan Zentürk: Dugin, Orta Asya Türk devletlerinin egemenliğini tanımıyor</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ardan-zenturk-dugin-orta-asya-turk-devletlerinin-egemenligini-tanimiyor-2948</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ardan-zenturk-dugin-orta-asya-turk-devletlerinin-egemenligini-tanimiyor-2948</guid>
                <description><![CDATA[Ardan Zentürk, son yorumunda Rusya'da yükselen faşist eğilimler ve özellikle Alexander Dugin'in etkisiyle Orta Asya ve Kafkasya'daki yayılmacı söylemlere dikkat çekti. Ukrayna Savaşı'nın uzaması ve Donald Trump'ın politikalarının yarattığı tetiklenmeyle "Rus faşizmi"nin öne çıktığını belirten Zentürk, bu sürecin Dugin ve Vladimir Solovyov gibi isimler üzerinden somutlaştığını vurguladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<iframe width="820" height="461" src="https://www.youtube.com/embed/EPwdWFKUIqc" title="TRUMP&#39;IN SÖMÜRGECİLİĞİ RUS FAŞİZMİNİ CANLANDIRDI! AZERBAYCAN/ORTA ASYA&#39;YA TEHDİT ALİYEV:GÜÇ GEÇERLİ" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe><p>Ardan Zentürk, son yorumunda Rusya'da yükselen faşist eğilimler ve özellikle Alexander Dugin'in etkisiyle Orta Asya ve Kafkasya'daki yayılmacı söylemlere dikkat çekti. Ukrayna Savaşı'nın uzaması ve Donald Trump'ın politikalarının yarattığı tetiklenmeyle "Rus faşizmi"nin öne çıktığını belirten Zentürk, bu sürecin Dugin ve Vladimir Solovyov gibi isimler üzerinden somutlaştığını vurguladı.<br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=EPwdWFKUIqc"><strong>Ardan Zentürk'ün bu açıklamasını YOUTUBE üzerinden izlemek için&nbsp; tıklayanız:</strong></a><br />
<br />
<br />
Bilindiği gibi geçtiğimiz günlerde Dugin, bir canlı yayında<em><strong>"&nbsp;Bizim amacımız, dünyada en önemli güç merkezi olmak.</strong></em><em><strong>Bu yüzden egemen bir Ermenistan'ın, ya da egemen bir Gürcistan'ın, ya da egemen bir Azerbaycan'ın varlığına razı olunamaz.Egemen bir Kazakistan, egemen bir Özbekistan, Tacikistan ya da Kırgızistan. Bu yeni modelde hiçbir şey egemen olamaz."</strong></em> ifadelerini kullanmıştı. Dugin'in bu ifadeleri dünya gündemine oturmuştu.</p>

<p>Zentürk'ün analizine göre, Alexander Dugin kendini felsefeci olarak tanımlasa da, <strong>"Putin beni dinler"</strong> imajıyla Kremlin'e yakın bir konumda görünüyor. Ancak Dugin'in maceracı fikirlerinin Putin tarafından ne ölçüde benimsendiği konusunda şüpheleri olduğunu ifade eden Zentürk, asıl tehlike olarak Vladimir Solovyov'u gösterdi. Solovyov'un Putin'in bilgisi dışında böyle açıklamalar yapamayacağını kaydeden gazeteci, Rus Ortodoks Kilisesi'nin son dönem söylemleriyle birlikte Slav-Rus milliyetçiliğinin yükseldiğini belirtti.</p>

<p>Bu milliyetçi akımın yayılmacı karakter taşıdığını vurgulayan Zentürk, Rusya'nın tarihsel imparatorluk geçmişine işaret etti: Sovyetler Birliği'nin aslında Çarlık Rusyası'nın başka bir ideolojik zeminde devamı olduğunu, 300 yıl boyunca günde ortalama 4 km² büyüyerek bugünkü hacme ulaştığını hatırlattı. Dugin ve Solovyov'un son dönemde Özbekistan, Azerbaycan gibi ülkelerin <strong>"bağımsızlık hak etmediği"</strong>, Rusya'nın<strong> "arka bahçesi"</strong> olduğu ve bu devletlerin Rusya'ya bağlı yaşaması gerektiği yönündeki açıklamalarını <strong>"fantezi değil, gerçek tehdit</strong>" olarak niteledi.</p>

<p>Orta Asya devletlerinin bu söylemlere net cevap alamaması, bölgedeki endişeyi artırıyor. Zentürk, Davos'ta Trump'ın barış konseyi imza töreninde Türkiye'yi temsilen Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yanı sıra özel olarak Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev, Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevkat Mirziyoyev ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in seçilmesini anlamlı buldu. Bu liderlerin Trump ile ikili görüşmeler yapmasını, Kremlin ve Pekin'e "maceracı kimliğinizi bu bölgelere fazla sokmayın" mesajı olarak yorumladı.</p>

<p>Siyaset bilimci İlhan Şahinoğlu'nun görüşüne de yer veren Zentürk, <strong>Dugin ve Solovyov</strong>'un Güney Kafkasya ile Orta Asya ülkelerinin bağımsız olmaması gerektiğini savunduğunu, gerçekte Rus İmparatorluğu veya Sovyetler Birliği'nin yeniden inşasını istediklerini aktardı. Şahinoğlu'na göre bu isimler gerçeklikten kopmuş durumda; imparatorluklar halkların bağımsızlık talebiyle çökmüştü ve yeniden diriltilemez.</p>

<p>Zentürk, İlham Aliyev'in Davos açıklamasını öne çıkararak Azerbaycan'ın bağımsızlığına kararlı olduğunu vurguladı. Aliyev'in <em><strong>"Uluslararası ilişkiler artık hukukun üstünlüğü değil, gücün hukuku dönemine giriyor; ülkeler stratejilerini geniş işbirliği ağı üzerine kurmalı" </strong></em>sözlerini, geniş tabanlı bölgesel ittifak arayışının işareti olarak değerlendirdi.</p>

<p>Sonuç olarak Ardan Zentürk, Ukrayna Savaşı nedeniyle umduğunu bulamayan Rusya'nın elit ve siyasetinin Kafkasya ile Orta Asya'da tehdit oluşturduğunu, olayın ne zaman ve nerede patlayacağının belirsiz olduğunu ifade etti. Trump'ın Grönland ilhakı gibi adımlarını Kırım üzerinden okuduğunu, Kremlin'in teşvikiyle bu yönde ilerlerse Rusya'nın yayılmacılığının sınırlarının garanti edilemeyeceğini savundu.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 28 Jan 2026 07:25:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/01/ardan-zenturk-turk-devsetser-ozbekistan-ve-azerbaycan-bagimsizlik-hak-etmiyor-diyor-1769575282.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Umut Berhan Şen yazdı: Almanya&#039;nın yeni askeri stratejisi -3</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/umut-berhan-sen-yazdi-almanyanin-yeni-askeri-stratejisi-3-2932</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/umut-berhan-sen-yazdi-almanyanin-yeni-askeri-stratejisi-3-2932</guid>
                <description><![CDATA[Analist ve yazar Umut Berhan Şen, yayınladığı yeni yazısında, Almanya'nın 2026 yılındaki savunma politikalarını ve Avrupa'nın jeopolitik dönüşümünü detaylı bir şekilde ele aldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Analist ve yazar <a href="https://umutberhansen.substack.com/p/almanyanin-yeni-askeri-stratejisi-7ae"><span style="color:#2980b9"><u>Umut Berhan Şen,</u></span></a> yayınladığı yeni yazısında, Almanya'nın 2026 yılındaki savunma politikalarını ve Avrupa'nın jeopolitik dönüşümünü detaylı bir şekilde ele aldı.</strong></p>

<p>Şen'e göre, Şansölye Friedrich Merz liderliğindeki hükümetle birlikte Almanya'nın <strong>"Zeitenwende"</strong> (dönüm noktası) süreci soyut bir kavram olmaktan çıkarak somut ve hesaplanabilir bir askeri dönüşüme evrildi. 2026'da Almanya'nın savunma harcamaları 108 milyar Euro seviyesini aştı; bunun yaklaşık 83 milyar Euro'su normal bütçeden, 25 milyar Euro'su ise Zeitenwende özel fonundan karşılanıyor. Uzmanlara göre bu rakam, 2029 yılına kadar 150-160 milyar Euro bandına yükselecek. Bu seviye, Avrupa'daki en yüksek savunma bütçesi olup Fransa'nın harcamalarının neredeyse iki katına denk geliyor.</p>

<p>Personel açısından da iddialı hedefler var: 2030'lara gelindiğinde aktif personel sayısının 260 bin, rezervlerle birlikte toplam savaş gücünün 460 bin seviyesine çıkarılması planlanıyor. 18 yaşındaki erkekler için askerlik kaydı zorunlu hale getirildi; gönüllü sistem yetersiz kalırsa "ihtiyaç temelli zorunlu askerlik" devreye girecek.</p>

<p>1945 sonrası "utanç ve kısıtlama" kültürünün yerini<strong> "kriegstüchtig"</strong> (savaşabilecek kapasitede) olma iddiasına bıraktığını belirten Şen, Almanya'nın güçlü ulusal orduyu temel alarak NATO liderliği ve seçici Avrupa işbirliği modelini tercih ettiğini vurguluyor. Ancak bu durum, AB'nin siyasal olarak büyük ama askeri olarak hâlâ zayıf kalması nedeniyle asimetri yaratıyor.</p>

<p>Yazının en çarpıcı bölümlerinden biri, Grönland krizinin Avrupa savunmasını hızlandıran etkisi. ABD Başkanı Donald Trump'ın ikinci döneminde Grönland'ı "her ne şekilde olursa olsun" ele geçirme ısrarı, Rusya ve Çin tehdidi, Arktik hakimiyeti, nadir mineraller ve füze savunması gerekçeleriyle NATO içinde tarihi bir kırılma yarattı. 14 Ocak 2026'daki Washington görüşmeleri temel anlaşmazlıkla sonuçlandı. Danimarka Dışişleri Bakanı Rasmussen, Trump'ın "fethetme arzusu"nun net olduğunu ifade etti.</p>

<p>Umut Berhan Şen, tam saha hazır oluşun 2029-2030 yıllarını bulacağını belirterek, Almanya'nın Zeitenwende kapsamında Avrupa'nın en güçlü konvansiyonel ordusunu inşa etme yolunda kararlı adımlar attığını vurguluyor.<br />
<br />
Umut Berhan Şen'in makalesinin tam metni şöyle:</p>

<h1><span style="font-size:16px"><strong>ALMANYA'NIN YENİ ASKERİ STRATEJİSİ -3</strong></span></h1>

<h3><strong>AB'nin Savunması ve 2026 Gerçekliği</strong></h3>

<p>Almanya’nın Zeitenwende'si (dönüm noktası) artık soyut bir kavram olmaktan çıktı. 2026'da somut, hesaplanabilir ve Avrupa'nın jeopolitik dengelerini derinden sarsan bir dönüşüme evrildi. Friedrich Merz hükümeti altında savunma bütçesi 108 milyar Euro’yu aşmış durumda. Üstelik normal bütçe 83 milyar, Zeitenwende özel fonu ise 25 milyar Euro civarında. 2029'a kadar bu rakamın 150-160 milyar Euro bandına oturması bekleniyor. Tabii bu, Avrupa'nın en büyük savunma harcaması ve Fransa'nın neredeyse iki katı. F-35'lerin ilk teslimatları bu yıl başlıyor, Tomahawk entegreli Typhoon'lar derin taarruz kabiliyeti kazandırıyor ve Litvanya'daki kalıcı Alman tugayı 2027'ye kadar tam kapasiteye ulaşabilir. Rheinmetall ve Hensoldt gibi devler hava savunma üretimini ikiye katladı. Personel hedefi ise net: 2030'larda aktif 260 bin, rezervlerle 460 bin savaş gücü. 18 yaşındaki erkekler için kayıt zorunluluğu devrede, gönüllü sistem yetersiz kalırsa "ihtiyaç temelli zorunlu askerlik" mekanizması hazır.</p>

<p>1945 sonrası utanç ve kısıtlama kültürü yerini "kriegstüchtig" (savaşabilecek kapasitede) olma iddiasına bırakıyor. Merz'in "Avrupa'nın en güçlü konvansiyonel ordusu" sloganı artık retorikten öte, somut plan. Dolayısıyla, 2026-2030 için savunmada yeni dalga hızlanıyor. Nükleer denizaltıdan kuantum teknolojilerine, insansız sistemlerden entegre hava-füze savunmasına kadar birçok silah sisteminin yürürlüğe girmesi planlanıyor.</p>

<p>Almanya AB savunması açısından elbette lokomotif rolünde lakin bir "Avrupa ordusu"ndan ziyade güçlü ulusal ordu + NATO liderliği + seçici Avrupa işbirliği formülünü tercih ediyor. Bu asimetri biraz rahatsız edici: Zira Almanya askeri olarak büyüyor ve AB siyasal olarak hâlâ büyük ama askeri olarak küçük kalıyor. Tam bu noktada Grönland krizi her şeyi hızlandırdı. Trump'ın ikinci döneminde "her ne şekilde olursa olsun" Grönland'ı ele geçirme ısrarı, Rusya/Çin tehdidi, Golden Dome füze savunması, nadir mineraller, Arktik hakimiyeti gerekçesiyle, NATO içinde tarihi bir kırılma yarattı. 14 Ocak 2026'daki Washington görüşmeleri "temel anlaşmazlık"la bitti. Danimarka Dışişleri Bakanı Rasmussen "Trump'ın Grönland'ı fethetme arzusu net" dedi.</p>

<p>ABD askeri seçenekleri masada tutuyor. Trump "iki kızak köpeği" alaycılığıyla Danimarka'yı küçümsüyor. Avrupa'nın cevabı sembolik ama kararlı: Danimarka davetiyle Almanya 13 kişilik keşif timi (15 Ocak’ta Grönland başkenti Nuuk'a ulaştı), Fransa 15 asker, Norveç, İsveç, Finlandiya ve Hollanda küçük katkılarla katıldı. 2026 boyunca "Arctic Endurance"(Arktik Dayanıklılık) tatbikatları genişleyecek ve uçak, gemi, asker kapasitesi arttırılacak. Tabii ki bunlar, askeri olarak ABD'yi durduramaz (Thule Üssü'nde zaten 150 ABD askeri var) ama siyasi mesaj çok güçlü: "Bir NATO ülkesinin toprağına zorla el koyarsan ittifak biter."</p>

<p><br />
Merz ve Macron öncülüğünde Avrupa "ABD'ye rağmen kendi kıtasını koruyabiliriz" diyor. ABD-Almanya-Fransa ilişkileri şu an tarihin en dip noktasında. Grönland yüzünden transatlantik güven krizi derinleşti; Trump'ın Venezuela hamlesi sonrası "her şeyi yaparız" havası Avrupa'da "ABD öngörülemez ve tehdit edici" algısını pekiştirdi. Doğrudan sıcak çatışma ihtimali düşük olsa da bir "soğuk kopuş" riski yüksek. Diplomatik uzlaşma (ABD'ye daha fazla erişim hakkı, Avrupa savunma yatırımı artışı gibi) muhtemel çıkış yolu olarak görünse de, NATO'nun temeli derinden sarsılıyor.</p>

<p>Sonuç: 2026, Avrupa savunma tarihinde eşik yılı. Almanya yeniden silahlanıyor, Avrupa kendi ayakları üzerinde durmaya çalışıyor. Ani şekilde Trump'ın Grönland hamlesi bunu ateşledi, tıpkı Rusya'nın Ukrayna işgali gibi. Yeni bir Haçlı ordusu yok; ama yeni bir Avrupa savunma iradesi artık mevcut.</p>

<p>EK- Almanya’nın yeni silah envanteri: 2026 itibarıyla ana tedarikler ve kısa özet</p>

<p>- Schützenpanzer Puma: 687 adet üretilmesi hedefleniyor (662 savaş + 25 eğitim versiyonu) ve 2035’e kadar teslimat planlanıyor. En büyük kara aracı yatırımı.<br />
- Rheinmetall üretimi 561 adet Skyranger-30 hava savunma sistemi.<br />
- F-35A: Mevcut 35 + ek 15 adet (toplam ~50’ye yaklaşabilir), her türlü görev için.<br />
- Eurofighter: 20+ yeni uçak + modernizasyon.<br />
- Leopard 2A8: 18+ adet yeni tank, modernizasyon devam ediyor.<br />
- Hava savunma: 14 IRIS-T SLM bataryası + yüzlerce füze (IRIS-T SLM/SLS), Patriot ve Arrow-3 stok artışı.<br />
- Uzun menzil füzeler: Joint Strike Missile (F-35 için), Tomahawk (gemiler için).<br />
- RCH 155 kundağı motorlu obüs tedariği.</p>

<p>Neticede Almanya, Zeitenwende kapsamında 2026’da 108 milyar Euro savunma bütçesiyle (düzenli + özel fon) Avrupa’nın en güçlü konvansiyonel ordusunu hedefliyor. Tedarikler hız kazandı. Ancak tam saha hazır oluşu 2029-2030 yıllarını bulacak.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><a href="https://umutberhansen.substack.com/p/almanyanin-yeni-askeri-stratejisi-7ae"><strong>Kaynak link:<br />
https://umutberhansen.substack.com/p/almanyanin-yeni-askeri-stratejisi-7ae</strong></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 24 Jan 2026 16:42:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/01/umut-berhan-sen-yazdi-almanyanin-yeni-askeri-stratejisi-3-1769263087.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Peter Germanos yazdı: Türkiye&#039;nin Levant bölgesindeki eşi benzeri görülmemiş stratejik başarısı</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/peter-germanos-yazdi-turkiyenin-levant-bolgesindeki-esi-benzeri-gorulmemis-stratejik-basarisi-2923</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/peter-germanos-yazdi-turkiyenin-levant-bolgesindeki-esi-benzeri-gorulmemis-stratejik-basarisi-2923</guid>
                <description><![CDATA[Lübnan kökenli Uluslararası ilişkiler uzmanı Peter Germanos'un X platformunda paylaştığı analiz, Türkiye'nin son on yılda Suriye ve geniş Levant bölgesinde elde ettiği stratejik başarıyı vurguladı. Germanos, Türkiye'nin karşı karşıya kaldığı zorlu koşullardan nasıl zaferle çıktığını detaylandırarak, bu başarıyı modern Orta Doğu tarihinde benzersiz bir örnek olarak nitelendirdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Lübnan kökenli Uluslararası ilişkiler uzmanı Peter Germanos'un X platformunda paylaştığı analiz, Türkiye'nin son on yılda Suriye ve geniş Levant bölgesinde elde ettiği stratejik başarıyı vurguladı. Germanos, Türkiye'nin karşı karşıya kaldığı zorlu koşullardan nasıl zaferle çıktığını detaylandırarak, bu başarıyı modern Orta Doğu tarihinde benzersiz bir örnek olarak nitelendirdi.&nbsp; Peter Germanos,&nbsp;Orta Doğu jeopolitiği üzerine yorum yapan önemli bir analist olarak bilinmektedir.</p>

<p>Analize göre, 2018 yılında Türkiye, güney sınırında Rusya-İran-Esad ekseni ve Batı destekli PKK/YPG oluşumu tarafından kuşatılmış bir konumdaydı. Bu tehditler, CENTCOM'un tam siyasi, askeri ve istihbarat desteğiyle güçlenmişti. Ancak Ankara, diplomasi, istihbarat ve askeri koordinasyon sayesinde bu çevrelenmeyi tersine çevirmeyi başardı. Rusya ve İran'ı dengeli diplomasi ve sınırlı güç kullanımıyla sınırlayan Türkiye, ABD'nin Kürt projesini ise sürekli askeri baskı ve siyasi izolasyonla etkisiz hale getirdi.</p>

<p>Germanos, Türkiye'nin yalnızca sınırlarını güvence altına almakla kalmayıp, Suriye içinde meşru bir yönetim gücü oluşturduğunu belirtiyor. Ankara tarafından eğitilen, silahlandırılan ve yapılandırılan muhalif gruplar, dağınık milislerden ülkenin baskın siyasi-askeri otoritesine dönüştü. Bu, bölgede başka hiçbir gücün -İran, İsrail veya Körfez ülkelerinin- başaramadığı bir başarı olarak öne çıkıyor.</p>

<p>Stratejik açıdan Türkiye, <strong>çökmüş bir devleti işgal veya ilhak yoluyla değil, </strong>yerel aktörler üzerinden kontrollü devlet inşasıyla yeniden şekillendirdi. Suriye artık Türkiye için bir tehdit unsuru değil, bir tampon bölge ve stratejik etki alanı haline geldi. Bu başarı, aynı anda<strong> Rusya, İran ve ABD'nin</strong> bölgesel mimarisine karşı elde edildiği için Türkiye'yi benzersiz bir konuma yerleştiriyor. Türkiye, doğrudan <em>emperyal yönetim olmadan komşu bölgelerin </em>siyasi düzenini yeniden tasarlayabilen nadir devletlerden biri olarak tarih yazıyor.<br />
<br />
&nbsp;Peter Germanos'un yazısının tam metni şöyle:</p>

<p><strong>Türkiye'nin Levant'taki Benzeri Görülmemiş Stratejik Başarısı</strong></p>

<p>Türkiye'nin son on yılda Suriye'de ve daha geniş Levant bölgesinde başardıkları, modern Orta Doğu tarihinde emsali olmayan niteliktedir.</p>

<p>2018'de Türkiye, eşi benzeri görülmemiş derecede düşmanca bir stratejik ortamla karşı karşıyaydı. Güney sınırı fiilen kuşatılmıştı: bir tarafta İdlib ve Suriye çölünün merkezinden genişleyen <strong>Rusya-İran-Esad ekseni, </strong>diğer tarafta ise CENTCOM'dan tam siyasi, askeri ve istihbarat desteği alan Batı destekli <strong>PKK/YPG</strong> oluşumu. Benzer koşullar altında stratejik yenilgiden kaçınabilen, hatta güç dengesini tersine çevirebilen devlet sayısı azdır.</p>

<p>Ancak Ankara, bu neredeyse kuşatma durumunu kapsamlı bir<strong> jeopolitik başarıya </strong>dönüştürmeyi başardı. Diplomasi, istihbarat servisleri ve askeri komuta arasında nadir görülen bir koordinasyon sayesinde Türkiye, herhangi bir büyük güçle doğrudan savaşa girmeden her iki tehdidi de kademeli olarak ortadan kaldırdı. Moskova ve Tahran, ölçülü diplomasi ve sınırlı güç kullanımıyla kontrol altında tutuldu; Washington'ın Kürt projesi ise sürekli askeri baskı ve siyasi izolasyon yoluyla etkisiz hale getirildi.</p>

<p>En dikkat çekici sonuç, Türkiye'nin sadece sınırlarını güvence altına almakla kalmayıp, Suriye içinde meşru bir yönetim gücü yaratmış olmasıdır. Ankara tarafından eğitilen, silahlandırılan ve yapılandırılan muhalif gruplar, parçalanmış milislerden ülkenin baskın siyasi-askeri otoritesine dönüştü. Bu olağanüstü bir başarıdır:<strong> İran, İsrail veya Körfez ülkelerinden </strong>hiçbiri, bir vekil gücü komşu bir devletin egemen çekirdeğine dönüştürmeyi başaramamıştır.</p>

<p>Stratejik açıdan bakıldığında, Türkiye<strong> Levant'ta </strong>eşsiz bir şey başardı: çökmüş bir devleti işgal veya ilhak yoluyla değil, güvenlik doktriniyle uyumlu yerel aktörler tarafından yürütülen kontrollü devlet inşası yoluyla yeniden şekillendirdi. Suriye bugün artık bir tehdit unsuru değil, bir tampon bölge ve Türk etkisinin stratejik bir uzantısıdır.</p>

<p><strong>Rusya, İran ve Amerika Birleşik Devletleri'nin</strong> bölgesel yapılanmasına karşı eş zamanlı olarak elde edilen bu başarı düzeyi, Türkiye'yi kendi başına ayrı bir kategoriye yerleştiriyor. Türkiye sadece Levant'ta faaliyet gösteren bölgesel bir güç değil; modern tarihte doğrudan emperyal yönetim olmaksızın komşularının siyasi düzenini yeniden şekillendirebilen az sayıdaki devletten biri haline geldi.<br />
<br />
Kaynak:&nbsp;<a href="https://x.com/GermanosPeter/status/2014041758871454133">https://x.com/GermanosPeter/status/2014041758871454133</a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 22 Jan 2026 17:03:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/01/peter-germanos-yazdi-turkiyenin-levant-bolgesindeki-esi-benzeri-gorulmemis-stratejik-basarisi-1769091384.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Barrack’tan Abdi’ye tepki: İsrail’i devreye sokma!</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/barracktan-abdiye-tepki-israili-devreye-sokma-2914</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/barracktan-abdiye-tepki-israili-devreye-sokma-2914</guid>
                <description><![CDATA[Middle East Eye haber sitesi, ABD Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın SDG Komutanı Mazlum Abdi’yi İsrail’i Suriye’nin iç işlerine dâhil etmeye çalışmakla suçladığını iddia etti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Barrack, kapalı kapılar ardında yapılan bir toplantıda SDG Komutanı Mazlum Abdi’yi İsrail’i Suriye’nin iç işlerine dâhil etmeye çalışmakla suçladı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Middle East Eye sitesinde yer alan bir habere göre, Tom Barrack, SDG’nin Suriye ordusuna entegre edilmesini öngören Mart 2025 tarihli anlaşmanın geciktirilmesi ve yabancı güçlere dayanılması nedeniyle Mazlum Abdi’yi sert şekilde eleştirdi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Barrack, İsrail’in devreye sokulmasının yıkıma yol açacağını ve ABD’nin kilit müttefikleri olan Türkiye ile İsrail arasında gerilime neden olabileceği uyarısında bulundu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Mesud Barzani ise Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile yaptığı son görüşmeyi olumlu olarak nitelendirdi ve Kürt sivillerin korunması çağrısında bulundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Kaynak: Middle East Eye </strong></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 21 Jan 2026 12:58:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/01/barracktan-abdiye-tepki-israili-devreye-sokma-1768989706.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Suriye Cumhurbaşkanı Şara Berlin’de protesto edildi</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/suriye-cumhurbaskani-sara-berlinde-protesto-edildi-2911</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/suriye-cumhurbaskani-sara-berlinde-protesto-edildi-2911</guid>
                <description><![CDATA[30 kadar dernek ve siyasi partinin çağrısı ile toplanan yaklaşık bin kişilik bir grup, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmet Şara’nın Berlin’e ziyaretini protesto etti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Aralarında Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu da olmak üzere 30 kadar kuruluş, Suriye geçici Cumhurbaşkanı Ahmet eş-Şara’nın Başbakan Christian Merz ile görüşmek üzere Berlin’e yapacağı açıklanan ziyareti protesto etmek amacıyla Alman Parlamentosu Recihstag yakınlarında bulunan Brandenburger Tor önünde toplandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/616191892_1345587677609447_7329279292344170749_n.jpg" style="height:800px; width:572px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">Yaklaşık bin kadar kişiden oluşan mitingde Berlin Demokrasi Platformu adına konuşan AABF üyesi Berlin Cemevi 2. Başkanı Kadir Şahin, Şara yönetimini sert sözlerle kınadı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Suriye geçici Cumhurbaşkanı Şara, ülkedeki gelişmeler nedeniyle Berlin’e yapmayı planladığı ziyaretini ertelediğini açıkladığı halde, Berlin Demokrasi Platformu Federal hükümete ve Başbakan Friedrich Merz’e mesaj vermek amacıyla eylem kararından vazgeçmediğini açıkladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İsrail, sahte Alevi devleti ve Irak KBY bayraklarının taşındığı gösteriye CHP, DEM Parti, TİP ve SOL Parti de destek verdi.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 20 Jan 2026 13:11:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/01/suriye-cumhurbaskani-sara-berlinde-protesto-edildi-1768904599.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Suriye Hükümeti&#039;nden SDG&#039;ye sert uyarı: Terör meselesi siyasi şantaj aracı olamaz</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/suriye-hukumetinden-sdgye-sert-uyari-teror-meselesi-siyasi-santaj-araci-olamaz-2906</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/suriye-hukumetinden-sdgye-sert-uyari-teror-meselesi-siyasi-santaj-araci-olamaz-2906</guid>
                <description><![CDATA[SANA'da yayımlanan açıklamaya göre; Şam yönetimi, kuzeydoğu Suriye'deki sözde "Özerk Yönetim" (SDG kontrolündeki yapı) tarafından 17 Ocak 2026 tarihinde yapılan ve IŞİD cezaevlerindeki güvenlik risklerine dikkat çeken açıklamaya sert tepki gösterdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>SANA'da yayımlanan açıklamaya göre;&nbsp;Şam yönetimi, kuzeydoğu Suriye'deki sözde "Özerk Yönetim" (SDG kontrolündeki yapı) tarafından 17 Ocak 2026 tarihinde yapılan ve IŞİD cezaevlerindeki güvenlik risklerine dikkat çeken açıklamaya sert tepki gösterdi.<br />
<br />
<strong>Suriye resmi haber ajansı SANA'nın 19 Ocak 2026 tarihinde yayımladığı resmi açıklamada, hükümet şu ifadeleri kullandı:</strong><br />
<br />
Suriye hükumeti, 17 Ocak 2026 tarihinde sözde “Özerk Yönetim” tarafından yayımlanan ve uluslararası kamuoyunu yanıltmayı ve durumu çarpıtmayı amaçlayan çeşitli yanlış bilgiler ve suçlamaları içeren bildiriyi yakından takip etmiştir. Buna istinaden, hükümet bu iddialara yanıt olarak, terör konusunun uluslararası toplum karşısında siyasi veya güvenlik&nbsp;amaçlı bir baskı aracı olarak kullanılmasına yönelik her türlü girişimi kesin bir dille reddettiğini ve aşağıdaki hususları bildirmektedir:</p>

<p>Suriye hükumeti, terör konusunu güvenlik baskısı aracı olarak kullanma girişimlerini kesin bir dille reddetmekte ve “Özerk Yönetim”in&nbsp;IŞİD&nbsp;cezaevleriyle ilgili uyarılarının, terör meselesini siyasi bir araç olarak kullanmaktan ve bir tür güvenlik baskısı ve şantaj uygulamaktan öteye gitmediğini vurgulamaktadır. Hukukun uygulanması ve devletin meşruiyetinin yeniden tesis edilmesi girişimlerini, terör hücrelerinin yeniden canlanma riskiyle ilişkilendirme ısrarı, gerçeği çarpıtmayı ve silah zoruyla dayatılmış bir otoritenin devamını sağlamak amacıyla çatışmayı kışkırtmayı hedefleyen açık bir girişimdir.</p>

<p>Suriye hükumeti, askeri ve güvenlik kurumları aracılığıyla, terörle mücadele görevlerini yerine getirmeye tam anlamıyla hazır olduğunu vurgulamakta; “IŞİD” terör örgütü ve diğer terör yapılanmalarının ortadan kaldırılmasını hedefleyen uluslararası çabalar çerçevesinde üzerine düşen sorumlulukları üstlendiğini teyit etmektedir. Ayrıca Suriye devleti, tüm gözaltı merkezlerinin uluslararası kabul görmüş standartlara uygun şekilde güvenliğini sağlamayı ve tutuklu bulunan IŞİD mensuplarından hiçbirinin kaçmasına ya da yeniden sahaya dönmesine izin vermemeyi taahhüt etmektedir. Bu tutum, Suriye’nin ulusal güvenliğine, bölgesel güvenliğe ve uluslararası barış ve güvenliğe yönelik sorumluluklarından kaynaklanmaktadır.</p>

<p>Bu çerçevede Suriye hükumeti, "SDG"&nbsp;liderliğini; IŞİD mensubu tutukluların kaçışını kolaylaştırmak ya da cezaevlerini misilleme amacıyla veya siyasi baskı aracı olarak açmak gibi pervasız adımlara başvurmaması konusunda uyarmaktadır. Bu cezaevlerinde meydana gelebilecek herhangi bir güvenlik ihlalinin doğrudan sorumluluğu, hâlihazırda kontrolü elinde bulunduran tarafa ait olacaktır. Suriye devleti, bu tür her türlü fiili, Suriye’nin ve tüm bölgenin güvenliğini tehdit eden bir savaş suçu ve terörle doğrudan iş birliği olarak değerlendirecek ve buna göre muamele edecektir.</p>

<p>Suriye hükumeti, askeri operasyonlarının yalnızca güvenliği ve istikrarı yeniden tesis etmeyi, sivilleri korumayı ve her türlü terörün geri dönmesini engellemeyi hedeflediğini vurgulamaktadır. hükumeti ayrıca, uluslararası insancıl hukuk kurallarına tam bağlılığını, kritik altyapıların korunmasını ve tüm Suriyelilerin haklarının hiçbir ayrım gözetilmeksizin garanti altına alınmasını yeniden teyit etmektedir.</p>

<p>Suriye hükumeti, yasallığı temsil eden devlet kurumlarının Suriye’nin tamamındaki hukukun üstünlüğünü yeniden tesis etmesinin, IŞİD sorununu kökten sona erdirmenin, göç ve yerinden edilmeyi kapatmanın ve toplumsal barışı adalet, tam ulusal egemenlik ve tüm Suriyeliler arasında eşit vatandaşlık temelinde yeniden inşa etmenin tek ve nihai teminatı olduğunu vurgulamaktadır.<br />
<br />
<a href="https://sana.sy/tr/syria/2279343/"><span style="color:#2980b9"><strong>KAYNAK:Suriye Arap Haber Ajansı (SANA) - 19 Ocak 2026</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 19 Jan 2026 19:37:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/01/suriye-hukumetinden-sdgye-sert-uyari-teror-meselesi-siyasi-santaj-araci-olamaz-1768841201.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Katar Eğitim Bakanı Alkhater, Kanada Sanayi Bakanı Joly ile görüşme gerçekleştirdi</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/katar-egitim-bakani-alkhater-kanada-sanayi-bakani-joly-ile-gorusme-gerceklestirdi-2905</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/katar-egitim-bakani-alkhater-kanada-sanayi-bakani-joly-ile-gorusme-gerceklestirdi-2905</guid>
                <description><![CDATA[Katar Eğitim ve Yüksek Öğretim Bakanı Lolwah Alkhater, Kanada Sanayi Bakanı ve Quebec Bölgeleri Ekonomik Kalkınma Sorumlusu Mélanie Joly ile bir araya geldi. Görüşme, Katar'ın başkenti Doha'da gerçekleşti ve iki ülke arasındaki ikili ilişkilerin güçlendirilmesi, bilimsel araştırma, inovasyon, eğitim alanlarında işbirliği fırsatlarının ele alınmasına odaklandı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Katar Eğitim Bakanı Alkhater, Kanada Sanayi Bakanı Joly ile Görüşme Gerçekleştirdi: Kanada Başbakanı Carney'den Katar'la Stratejik Ortaklık Açıklaması</p>

<p>Katar Eğitim ve Yüksek Öğretim Bakanı Lolwah Alkhater, Kanada Sanayi Bakanı ve Quebec Bölgeleri Ekonomik Kalkınma Sorumlusu Mélanie Joly ile bir araya geldi. Görüşme, Katar'ın başkenti Doha'da gerçekleşti ve iki ülke arasındaki ikili ilişkilerin güçlendirilmesi, bilimsel araştırma, inovasyon, eğitim alanlarında işbirliği fırsatlarının ele alınmasına odaklandı.</p>

<p>Bakan Alkhater, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı:<em><strong> "Bugün Kanada Sanayi Bakanı ve Quebec Bölgeleri Ekonomik Kalkınma Sorumlusu Sayın Mélanie Joly ile buluştum. Görüşmemiz, iki dost ülke arasındaki ikili ilişkileri daha da güçlendirmeye odaklandı. Bilimsel araştırma ve inovasyon alanlarında işbirliği fırsatlarını keşfettik. Ayrıca, kurumsal ortaklıkları destekleme, uzmanlık alışverişini artırma ve bilgi temelli, inovasyon odaklı bir ekonomi inşa etme konusundaki ortak hedeflerimizi ilerletme yollarını ele aldık."</strong></em><br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/c177261c-e179-4c56-8302-fa72750c56a6.jpg" style="height:623px; width:406px" /></p>

<p>Bu toplantı, Kanada Başbakanı Mark Carney'nin 18 Ocak 2026 tarihinde gerçekleştirdiği tarihi Katar ziyareti kapsamında gerçekleşen yoğun diplomatik trafiğin bir parçası olarak öne çıkıyor. Başbakan Carney, Katar Emiri Sheikh Tamim bin Hamad Al Thani ile yaptığı görüşmelerde, iki ülke arasında yeni bir <strong>"stratejik ortaklık"</strong> ilan etti. Carney, bu ortaklığın ticaret, yatırım, savunma, yapay zeka ve ekonomik işbirliği alanlarında derinleşeceğini vurgulayarak, Katar'ın Kanada'nın büyük altyapı ve ulus inşası projelerine <strong>"önemli stratejik yatırımlar"</strong> yapmayı taahhüt ettiğini açıkladı.</p>

<p>Carney'nin açıklamasında, yıllardır süren müzakerelerin ardından Kanada-Katar Yatırım Teşviki ve Koruma Anlaşması'nın (FIPA) 2026 yazı itibarıyla tamamlanacağı, savunma ataşeliği ofisinin Doha'da açılacağı, hava taşımacılığı anlaşmasının genişletileceği ve 2026 FIFA Dünya Kupası güvenlik işbirliği için niyet mektubu imzalandığı belirtildi. Ayrıca, Katar'ın 2026 Kültür Yılı kapsamında Kanada ile kültürel bağların güçlendirileceği ifade edildi.</p>

<p>Bu stratejik ortaklık, Kanada'nın ticaret ve yatırım çeşitlendirme politikalarının önemli bir adımı olarak değerlendiriliyor. Carney, Katar'ı<strong> "barış ve istikrar için kritik bir ortak"</strong> olarak nitelendirerek, iki ülkenin Ukrayna'dan Orta Doğu'ya kadar ortak hedeflerde birlikte çalıştığını vurguladı.</p>

<p>Alkhater ve Joly'nin görüşmesi, bu üst düzey ziyaretin yarattığı ivmeyle eğitim ve inovasyon gibi sivil alanlarda somut işbirliklerini pekiştirmesi açısından önem taşıyor. Paylaşılan fotoğraflarda bakanların Katarlı liderlerin portreleri önünde ve Kanada bayrağı eşliğinde poz verdiği görüldü.</p>

<p>Bu gelişmeler, Katar ve Kanada arasındaki ilişkilerin yeni bir seviyeye taşındığını gösteriyor ve önümüzdeki dönemde daha fazla ekonomik, kültürel ve güvenlik işbirliği bekleniyor.<br />
<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/de7221d1-01c8-4532-a9ca-cf8ceb5d3bae.jpg" style="height:440px; width:495px" /><br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/50f80ba7-081e-4795-b43a-1d4edc6c3e26.jpg" style="height:504px; width:494px" /><br />
&nbsp;</p>

<p>*Kaynak: Lolwah Alkhater'in X hesabı (@Lolwah_Alkhater), Kanada Başbakanlığı resmi açıklamaları</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 19 Jan 2026 18:50:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/01/katar-egitim-bakani-alkhater-kanada-sanayi-bakani-joly-ile-gorusme-gerceklestirdi-1768839943.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kanada, ABD tehditleri altında Katar ile stratejik ortaklığa yöneliyor</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kanada-abd-tehditleri-altinda-katar-ile-stratejik-ortakliga-yoneliyor-2903</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kanada-abd-tehditleri-altinda-katar-ile-stratejik-ortakliga-yoneliyor-2903</guid>
                <description><![CDATA[Kanada Başbakanı Mark Carney, son dönemde ABD'nin ekonomik baskıları ve tarifeleri altında kalan ülkesinin, Çin ve Türkiye'nin yakın müttefiki Katar ile stratejik ortaklık kurduğunu açıkladı. Bu hamle, Kanada'nın geleneksel müttefiklerinden uzaklaşarak yeni ekonomik fırsatlar arayışını yansıtırken, aynı zamanda İsrail'in Gazze planına karşı çıkan tutumunu da pekiştiriyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kanada Başbakanı Mark Carney, son dönemde <strong>ABD'nin </strong>ekonomik baskıları ve tarifeleri altında kalan ülkesinin, Çin ve Türkiye'nin yakın müttefiki Katar ile stratejik ortaklık kurduğunu açıkladı. Bu hamle, Kanada'nın geleneksel müttefiklerinden uzaklaşarak yeni ekonomik fırsatlar arayışını yansıtırken, aynı zamanda İsrail'in Gazze planına karşı çıkan tutumunu da pekiştiriyor.</p>

<p>Carney'nin resmi açıklamalarına göre, <strong>Kanada-Çin ilişkileri,</strong> Pasifik'in her iki yakasında da refah ve fırsatlar yaratmış durumda.<em><strong> "Bugün, yeni bir stratejik ortaklık kuruyoruz. Bu, geçmişimizin en iyisini temel alıyor ve bugünün dünyasını yansıtıyor&nbsp; her iki halkın yararına," </strong></em>diyen Carney, ilişkileri stratejik, pragmatik ve kararlı bir şekilde yeniden yapılandırdıklarını vurguladı. Çin'in dünyanın ikinci en büyük ekonomisi olarak Kanada için büyük fırsatlar sunduğunu belirten Başbakan, enerji, tarım, imalat ve ticaret alanlarında işbirliğini artıracaklarını ifade etti.</p>

<p>Bu Çin odaklı adımların ardından, Carney Doha'da Katar ile yeni bir stratejik ortaklık ilan etti.<em><strong> "Kanada, Katar ile yeni bir stratejik ortaklık kuruyor. Birlikte, Kanadalı şirketlerin burada operasyonlarını genişletmesine yardımcı oluyoruz ve bu dinamik 290 milyar dolarlık ekonomiden yatırım çekiyoruz,"</strong></em> diyen Carney, Katar'ın Kanada'nın büyük altyapı projelerine büyük yatırımlar yapacağını duyurdu. Bu yatırımlar, projelerin daha hızlı tamamlanmasını sağlayacak, enerji sektörünü canlandıracak ve binlerce iyi ücretli iş yaratacak.</p>

<p>ABD Başkanı Donald Trump'ın Kanada'ya yönelik tarifeleri ve ekonomik baskıları, bu pivotun arkasındaki ana etken olarak görülüyor. Kanada, ABD'nin bu<strong> "hedef alma"</strong> politikalarına karşı, Çin ve Türkiye'nin yakın müttefiki Katar gibi ülkelerle bağlarını güçlendirerek ekonomik bağımsızlığını korumayı hedefliyor. Katar, Türkiye ile stratejik askeri ve ekonomik ittifakları yanı sıra Çin ile de yakın ticari ilişkileriyle biliniyor; bu da Kanada'nın yeni yönelimini çok kutuplu bir stratejiye dönüştürüyor.</p>

<p>Öte yandan, Carney hükümeti,<strong> İsrail'in Gazze</strong> planına karşı net bir tutum sergiliyor. Kanada, Gazze'deki insani krize dikkat çekerek, İsrail'in önerdiği planlara karşı çıkıyor ve uluslararası hukuk ile Filistin haklarının korunmasını savunuyor. Bu pozisyon, Kanada'nın Orta Doğu politikasında da bağımsız bir çizgi izlediğini gösteriyor.</p>

<p>Uzmanlar, bu gelişmelerin Kanada'nın küresel konumunu yeniden tanımlayabileceğini belirtiyor. Ancak muhalifler, Çin ve Katar gibi ülkelerle yakınlaşmanın ulusal güvenlik riskleri taşıdığını savunuyor. Carney ise, bu ortaklıkların Kanada halkının yararına olduğunu ve işbirliğinin barışçıl kalkınmayı teşvik edeceğini vurguluyor.</p>

<p>Kaynak: Kanada Başbakanlığı resmi açıklamaları.<br />
https://x.com/MarkJCarney/status/2012093713422438720<br />
https://x.com/MarkJCarney/status/2012093491011068298<br />
https://x.com/MarkJCarney/status/2012935443763908988<br />
https://x.com/MarkJCarney/status/2012262694779326562<br />
https://x.com/MarkJCarney/status/2012958989613469742<br />
https://x.com/MarkJCarney/status/2013034920499720286</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 19 Jan 2026 14:13:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/01/kanada-abd-tehditleri-altinda-katar-ile-stratejik-ortakliga-yoneliyor-1768822833.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ahmed eş Şara&#039;dan Kürt halkına çağrı: Zorla göç ettirilenler silahsız dönüş yapabilir</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ahmed-es-saradan-kurt-halkina-cagri-zorla-goc-ettirilenler-silahsiz-donus-yapabilir-2894</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ahmed-es-saradan-kurt-halkina-cagri-zorla-goc-ettirilenler-silahsiz-donus-yapabilir-2894</guid>
                <description><![CDATA[Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, Kürt halkına yönelik önemli bir mesaj yayınladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara,&nbsp; Kürt halkına yönelik önemli bir mesaj yayınladı.</p>

<p>Eş-Şara, yayımladığı videoda şu ifadeleri kullandı:</p>

<p><em><strong>&nbsp;"Ey Kürt halkımız, Salahaddin’in torunları! Sakın fitne hikayelerine inanmayın; biz Kürt halkımıza kötülük istiyormuşuz diye. Allah’a yemin olsun ki size kötülük dokunduran, kıyamet gününe kadar bizim hasmımızdır."</strong></em></p>

<p>Eş-Şara, konuşmasında etnik üstünlük iddialarını reddederek Kur’an’dan Hucurat Suresi 13. ayeti hatırlattı ve <em><strong>“Allah katında en üstün olanınız en takvalı olanınızdır” </strong></em>diyerek, Arabın, Kürdün, Türkün veya başka bir milletin üstünlüğünün olmadığını, üstünlüğün ancak takva ve ahlak temizliğiyle olduğunu vurguladı.</p>

<p><strong>Önemli açıklamalar ve kararlar:</strong></p>

<p>* Kürt halkının haklarını ve bazı özelliklerini yasa metniyle garanti altına alan özel bir kararname çıkarıldığını duyurdu.<br />
* Zorla yerinden edilen tüm vatandaşları, silahtan başka hiçbir şart ve kısıtlama olmaksızın güvenli ve onurlu bir şekilde evlerine dönmeye davet etti.<br />
* Kürt halkını, ülkenin yeniden inşası, imarı, gelişmesi ve birliğinin korunmasında tam ve etkili katılım sağlamaya çağırdı.</p>

<p><strong>Ahmet eş Şara'nın açıklamasının tam metni şöyle:</strong></p>

<p>Bismillahirrahmanirrahim.</p>

<p>Allah Teâlâ şöyle buyurdu: "Sizi milletler ve kabileler haline getirdik ki birbirinizi tanıyasınız. Şüphesiz Allah katında en değerli olanınız, en takvalı olanınızdır. Şüphesiz Allah her şeyi bilendir, her şeyden haberdardır."</p>

<p>Yani, Allah'a yemin olsun ki bir Arabın, bir Kürdün, bir Türkün veya başkasının üstünlüğü yoktur; ancak takva ile ve kişinin siretinin temizliğiyle, hangi milletten olursa olsun.</p>

<p>Ey Kürt halkımız, Salahaddin'in torunları, sakın fitne hikayelerine inanmayın; biz Kürt halkımıza kötülük istiyormuşuz diye. Allah'a yemin olsun ki size kötülük dokunduran, kıyamet gününe kadar bizim hasmımızdır. Hayatımız hayatınız, biz sadece ülkenin ve halkın ıslahını, gelişmesini, imarını ve birliğini istiyoruz; kimse bu hayırdan payını kaçırmasın.</p>

<p>Bugün Kürt halkımız için özel bir kararname çıkardığımı ilan etmekten şeref duyarım; bu kararname haklarını ve bazı özelliklerini yasa metniyle garanti altına alır. Zorla toprağından göç ettirilen herkesi, silahtan başka hiçbir şart veya kısıtlama olmaksızın güvenli ve selametle dönmeye davet ediyorum. Bu vatanın inşasında tam ve etkili katılım sağlayın, selameti ve birliğinin korunmasında.</p>

<p>Biz buna gücümüz yettiğince çaba sarf edeceğiz.</p>

<p>Ve Allah başarıya ulaştırandır.<br />
<br />
Kaynak:<a href="https://x.com/AH_AlSharaa/status/2012232539901960403">https://x.com/AH_AlSharaa/status/2012232539901960403</a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 17 Jan 2026 22:50:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/01/ahmed-es-saradan-kurt-halkina-cagri-zorla-goc-ettirilenler-silahsiz-donus-yapabilir-1768679912.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Umut Berhan Şen yazdı: Almanya&#039;&#039;nın yeni askeri stratejisi-1</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/umut-berhan-sen-yazdi-almanyanin-yeni-askeri-stratejisi-1-2873</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/umut-berhan-sen-yazdi-almanyanin-yeni-askeri-stratejisi-1-2873</guid>
                <description><![CDATA[Analist ve yazar Umut Berhan Şen, Almanya’nın son dönemde yaşadığı köklü askeri dönüşümü çarpıcı bir şekilde ele aldığı yazısında, Berlin’in II. Dünya Savaşı sonrası barış odaklı politikasından vazgeçerek Avrupa’nın en güçlü konvansiyonel ordusunu kurma yolunda emin adımlarla ilerlediğini vurguladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="color:#2980b9">Analist ve yazar Umut Berhan Şen,</span></strong> Almanya’nın son dönemde yaşadığı köklü askeri dönüşümü çarpıcı bir şekilde ele aldığı yazısında, Berlin’in II. Dünya Savaşı sonrası barış odaklı politikasından vazgeçerek Avrupa’nın en güçlü konvansiyonel ordusunu kurma yolunda emin adımlarla ilerlediğini vurguladı.<br />
<br />
Umut Berhan Şen'in makalesinin tam metni şöyle:<br />
<br />
<strong>ALMANYA''NIN YENİ ASKERİ STRATEJİSİ-1</strong><br />
<br />
Almanya, son yıllarda bir hareketlilik içinde: “Yeni Silah Sistemlerini Edinme ve Güncelleme” çalışmaları tüm Hızıyla devam ediyor. Aslında, 2. Dünya Savaşı sonrasında barışçıl bir dış politika benimseyen, NATO'da genellikle "arkadan gelen" üye olarak bilinen bu ülke, şimdi tanklarını, füzelerini ve savunma bütçesini arttırma amacı ile bir dönüşüm gerçekleştiriyor. Bu adayın adı "Zeitenwende". Yani dönüm noktası.</p>

<p>Esasen, eski Şansölye Olaf Scholz'un 2022'de Rusya'nın Ukrayna işgali sonrasında ilan ettiği bu kavram, Almanya'nın güvenlik politikasında köklü bir değişim ifade etmektedir. Artık Berlin, Avrupa'nın en güçlü konvansiyonel ordusunu inşa etme yolunda hızla ilerlemektedir. Zira 2022-2025 arası süreçte jeopolitik gerçekler hızla büyümekte. Rusya'nın agresif davranışı, ABD'nin NATO'daki rolüne ilişkin sonuçlar ve Avrupa'nın kendi savunmasını üstlenmenin başlatılması, Almanya'yı harekete geçirmemiştir. 2024'te ilk kez NATO'nun yüzde 2 GSYİH hedefini karşılayan ülke, 2025'te bunu pekiştirmiş ve sonunda yıl sonuna gelindiğinde savunma harcamaları rekor seviyeye ulaştı.</p>

<p>2025'te yaklaşık 90-95 milyar Euro civarında olan harcama, 2026 Ocak ayı itibarıyla 108-117 milyar Euro'ya yaklaşmıştır. Özel fonlar ve borçlanma freni esnetmeleriyle finanse edilen bu artış, 2029'a kadar yüzde 3,5'e, uzun vadeli daha yükseğe çıkmayı hedeflemektedir. Elbette, bu rakamlardan sonra Soğuk Savaş'ın büyük askeri birimleri işaretlenmektedir. Tanklar konusunda Almanya, Leopard ailesini merkeze almıştı ve Leopard 2A8, bu sürecin yıldızı oldu. 2025'te Hollanda Amsterdam'da bulunan dev savunma sanayi holdingi KNDS ile imzalanan sözleşmelerle üretim hızı sağlanmıştır. Kasım 2025'te ilk sıfırlanan Leopard 2A8 tanıtıldı. 2027'den başlayarak, 2025-2026 arası mühimmat stokları yenilenmiş Rheinmetall'den yüz yıllık Euro'luk 120 mm mermi siparişleri verilmiştir. Litvanya'daki kalıcı Alman tugayı için görünürlük tanındı; Toplam filo 400+ tank hedefine yaklaşılıyor. Ek siparişler tartışıldı: 75-105 adet daha Leopard 2A8 için hazırlıklar yapıldı. Puma zırhlı muharebe araçları ve Boxer'lar paketine eklendi; 2025 sonunda 50 milyar euroluk dev paketlerde bunlardan öne çıktı. Eski Leopard 1'ler Ukrayna'ya giderken, Almanya kendi stoklarını güçlendirdi. Satın almalar, sadece sayı değil, kalite odaklıdır. Aktif koruma sistemleri, yeni sensörler ve dijital entegrasyonla donatılıyor.</p>

<p>Füzeler ise hava ve derin vuruş kapasitesinin anahtarıdır. 2025, hava savunmasının yılı oldu. Patriot sistemlerini güçlendirip güçlendiriyor. Bir gelişme ise Arrow 3'te gerçekleşti: Aralık 2025'te İsrail'de ilk batarya teslim edildi ve Holzdorf üssüne konuşuldu. Ek sözleşmelerle 3 milyar dolarlık aşan alım, balistik tehditlere karşı üst katman savunması sağlandı. Spike tanksavar füzeleri için 2 milyar Euro'luk siparişler de cabası. Ama asıl dikkat edilmesi gereken, TAURUS füzesi oldu. Jammerlara direnç navigasyon sistemi ve Eurofighter özeti tamamlandı. Yeni nesil TAURUS NEO ise Aralık 2025'te dönüm noktasında yaşandı. Taurus Systems ile seri üretim hazırlık sözleşmesi imzalanmıştır. Hedef 600 adet, maliyeti 2-2,4 milyar Euro tutarında olan bu proje kapsamında Taurus'un menzili artırıldı ve savaş hakimiyeti güçlendirildi. İlk teslimatlar 2029'da planlanıyor ama 2025-2026 hazırlık yatırımlarıyla üretim hattı kurulmuş durumda. Tabii, Taurus füzesi, Almanya'nın "derin vuruşu" (askeri terminolojide düşmanın derinliklerine hassas taarruz anlamına gelir) taarruz Avrupa'nın en ileri düzeyde taşıyacak menzile sahip bir caydırıcı silah olarak öne çıkıyor.</p>

<p>Ukrayna taleplerine Berlin temkinli ve evvela kendi caydırıcılığını önce yapıyor. Bu silahlanma, sadece teknik değil, bir dönüşüm oluşturuyor. Litvanya tugayı 2026'da tam kapasiteye ulaşacak. Ordu gücünü artırma planları, gönüllülerin hizmet modelleri tartışılıyor. merkezli ve Avrupa'nın en büyük 10. savunma şirketi olan Rheinmetall, Almanya'da rekor sözleşmeler alıyor ve bu süreçte ekonomide ödemeyi kapıyor. Ancak eleştiriler de var: Tarihsel yük nedeniyle bazı kesimler tedirgin. Fransa ile rekabet, AB içindeki dengeleri değişiyor. Rusya tehdidi gerçek olsa da, bu hız herkes hoşuna gitmiyor. 2026'ya gelindiğinde Almanya, Avrupa'nın savunması omurgası haline geliyor. NATO'nun doğu kanadı küresel, dengeler Berlin'in adımlarına bağlı. Silahlanma güçlerini azaltacak ama sorumluluk da. Peki, Almanya bu dansı barış için mi yoksa yeni gerilimler için mi yapıyor? Çok yakında bunun öğrenildiğini düşünüyorum.<br />
<br />
<strong><a href="https://umutberhansen.substack.com/p/almanyanin-yeni-askeri-stratejisi"><span style="color:#2980b9">Kaynak:&nbsp;https://umutberhansen.substack.com/p/almanyanin-yeni-askeri-stratejisi</span></a></strong></p>

<p><br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 11 Jan 2026 02:28:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/01/umut-berhan-sen-yazdi-almanyanin-yeni-askeri-stratejisi-1-1768089333.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Trump&#039;tan Venezuela petrolü açıklaması: ABD&#039;ye 30-50 milyon varil petrol devredilecek</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/trumptan-venezuela-petrolu-aciklamasi-abdye-30-50-milyon-varil-petrol-devredilecek-2857</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/trumptan-venezuela-petrolu-aciklamasi-abdye-30-50-milyon-varil-petrol-devredilecek-2857</guid>
                <description><![CDATA[ABD Başkanı Donald Trump, Venezuela'daki geçici yönetimle varılan anlaşma doğrultusunda, ülkenin 30 ila 50 milyon varil yüksek kaliteli yaptırımlı petrolünün ABD'ye devredileceğini duyurdu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>ABD Başkanı Donald Trump, Venezuela'daki geçici yönetimle varılan anlaşma doğrultusunda, ülkenin 30 ila 50 milyon varil yüksek kaliteli yaptırımlı petrolünün ABD'ye devredileceğini duyurdu. Trump'ın bu açıklaması tepki topladı.</p>

<p>Trump, sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı:</p>

<p><em><strong>"Venezuela'daki Geçici Yetkililerin, Amerika Birleşik Devletleri'ne 30 ila 50 MİLYON varil Yüksek Kaliteli, Yaptırımlı Petrolü devredeceğini duyurmaktan memnuniyet duyuyorum. Bu petrol piyasa fiyatından satılacak ve elde edilen para, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı olarak benim kontrolümde olacak; böylece Venezuela ve Amerika Birleşik Devletleri halklarının yararına kullanılmasını sağlayacağım. Enerji Bakanı Chris Wright'tan bu planı derhal uygulaması talimatı verdim. Petrol, depolama gemileriyle alınacak ve doğrudan Amerika Birleşik Devletleri'ndeki boşaltma limanlarına getirilecek. Bu konuya gösterdiğiniz ilgi için teşekkür ederim!"</strong></em></p>

<p><strong>DONALD J. TRUMP&nbsp;&nbsp;<br />
AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ BAŞKANI</strong></p>

<p>Bu açıklama, Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro'nun ABD güçleri tarafından yakalanarak ülkeden çıkarılmasının ardından geldi. Petrolün devri, Venezuela'nın ağır ham petrol stoklarından sağlanacak ve piyasa değeri yaklaşık 1,6 ila 2,8 milyar dolar arasında tahmin ediliyor.</p>

<p>Orijinal paylaşım: <a href="https://truthsocial.com/@realDonaldTrump/posts/115850817778602689">https://truthsocial.com/@realDonaldTrump/posts/115850817778602689</a>(Truth Social platformunda, 7 Ocak 2026 tarihinde yayımlandı).</p>

<p><a href="https://truthsocial.com/@realDonaldTrump/posts/115850817778602689"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-01-07%20at%2013_42_13%20(1).jpeg" style="height:607px; width:727px" /></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 07 Jan 2026 14:53:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/01/trumptan-venezuela-petrolu-aciklamasi-abdye-30-50-milyon-varil-petrol-devredilecek-1767787638.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Güney Kore Cumhurbaşkanı Lee Jae-myung:Birbirimize yaklaştıkça Kore-Çin ilişkileri de daha çok ısınıyor.</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/guney-kore-cumhurbaskani-lee-jae-myungbirbirimize-yaklastikca-kore-cin-iliskileri-de-daha-cok-isiniyor-2847</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/guney-kore-cumhurbaskani-lee-jae-myungbirbirimize-yaklastikca-kore-cin-iliskileri-de-daha-cok-isiniyor-2847</guid>
                <description><![CDATA[Güney Kore'nin 21. Cumhurbaşkanı Lee Jae-myung, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ve eşi Peng Liyuan ile çektiği bir selfie'yi sosyal medya platformu X üzerinden paylaştı. Fotoğrafta, Cumhurbaşkanı Lee'nin Gyeongju'da hediye olarak aldığı Xiaomi telefonla selfie çektiği görülüyor. Paylaşım, iki ülke arasındaki ilişkilerin ısınmaya başladığına işaret eden olumlu bir mesaj içeriyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Güney Kore'nin 21. Cumhurbaşkanı Lee Jae-myung, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ve eşi Peng Liyuan ile çektiği bir selfie'yi sosyal medya platformu X üzerinden paylaştı. Fotoğrafta, Cumhurbaşkanı Lee'nin Gyeongju'da hediye olarak aldığı Xiaomi telefonla selfie çektiği görülüyor. Paylaşım, iki ülke arasındaki ilişkilerin ısınmaya başladığına işaret eden olumlu bir mesaj içerdiği gibi ABD müttefiki olan Güney Kore'nin liderinin Çin lideriyle olan bu paylaşımı, dünyada jeopolitik bir kırılmanın göstergesi olduğu ve ABD'nin de yalnızlaştığı şeklinde yorumlanıyor.</p>

<p>Lee Jae-myung, paylaşımında şu ifadelere yer verdi:<em><strong> "Görüntü kalitesi kesin mi? &gt; Gyeongju'da hediye olarak aldığım Xiaomi telefonuyla Başkan Xi Jinping ve eşiyle çektiğim bir selfie. Sayenizde hayatımın fotoğrafını çektim ㅎㅎ Birbirimize yaklaştıkça Kore-Çin ilişkileri de daha çok ısınıyor. Gelecekte daha sık iletişim kuracağız ve daha çok işbirliği yapacağız ^</strong></em></p>

<p>Bu paylaşım, son dönemde gerilen Kore-Çin ilişkilerinde bir yumuşama sinyali olarak yorumlanıyor. Lee Jae-myung'un Çin'e yaptığı ziyaret sırasında gerçekleşen buluşma, ekonomik işbirliği ve diplomatik diyaloğu artırma amacıyla düzenlendi. Ziyaret kapsamında 200'den fazla Güney Koreli şirket temsilcisinin de Çin'e gittiği biliniyor.</p>

<p>Uzmanlar, bu tür samimi jestlerin iki ülke arasındaki ticaret hacmini artırabileceğini belirtiyor. Güney Kore ve Çin, Asya-Pasifik bölgesindeki en büyük ticaret ortaklarından biri konumunda. Paylaşım, kısa sürede binlerce beğeni ve retweet aldı, sosyal medyada olumlu yankılar uyandırdı.<br />
<a href="https://x.com/Jaemyung_Lee/status/2008187260437680381"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-01-06%20at%2002_07_00.jpeg" style="height:626px; width:487px" /></a></p>

<p><strong><a href="https://x.com/Jaemyung_Lee/status/2008187260437680381"><span style="color:#2980b9">Kaynak: Cumhurbaşkanı Lee Jae-myung'un resmi X hesabı.</span></a></strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 06 Jan 2026 01:46:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/01/guney-kore-cumhurbaskani-lee-jae-myungbirbirimize-yaklastikca-kore-cin-iliskileri-de-daha-cok-isiniyor-1767656234.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Umut Berhan Şen yazdı: Maduro operasyonunun düşündürdükleri</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/umut-berhan-sen-yazdi-maduro-operasyonunun-dusundurdukleri-2844</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/umut-berhan-sen-yazdi-maduro-operasyonunun-dusundurdukleri-2844</guid>
                <description><![CDATA[Analist-yazar Umut Berhan Şen, kaleme aldığı makalesinde ABD'nin Maduro operasyonunu modern tarihin en çarpıcı askeri müdahalelerinden biri olarak nitelendirdi. 1989’daki Panama’daki Noriega vakasına benzeten Şen, bir devlet başkanının başkentinde ele geçirilmesinin nadir görüldüğünü vurguladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Analist-yazar Umut Berhan Şen</strong>, kaleme aldığı makalesinde ABD'nin Maduro operasyonunu modern tarihin en çarpıcı askeri müdahalelerinden biri olarak nitelendirdi. 1989’daki Panama’daki Noriega vakasına benzeten Şen, bir devlet başkanının başkentinde ele geçirilmesinin nadir görüldüğünü vurguladı.<br />
<br />
<strong>Umut Berhan Şen'in makalesinin tam metni şöyle:</strong><br />
<br />
<strong><span style="font-size:16px">MADURO OPERASYONUNUN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ</span></strong></p>

<h3><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12px"><strong>ABD Delta Force</strong> timinin gerçekleştirdiği Maduro operasyonunda yaşananlar, modern tarihin en çarpıcı askeri operasyonlarından biri olarak kayıtlara geçti. 3 Ocak 2026 sabahı erken saatlerde, ABD Başkanı Donald Trump, Truth Social üzerinden duyurdu: Amerika Birleşik Devletleri, Venezuela’ya yönelik büyük ölçekli bir saldırı düzenleyerek, Devlet Başkanı Nicolás Maduro ve eşi Cilia Flores’i yakalamış ve ülkeden çıkardı. Operasyon, aylardır süren gerilimin doruk noktasıydı ve Panama’daki 1989 Noriega vakasına benzer şekilde, doğrudan bir devlet başkanının başkentinde ele geçirilmesiyle sonuçlandı.</span></span></h3>

<p>Olayın arka planı, Trump’ın ikinci döneminde Venezuela’ya uyguladığı maksimum baskı politikasına dayanıyor. Hatırlayalım; 2020’den beri Maduro hakkında narko-terörizm suçlamaları vardı; ABD Adalet Bakanlığı, başına 50 milyon dolar ödül koymuştu. Trump, Maduro’yu <strong>“narko-devlet” </strong>yönetmekle, Amerika’ya kokain akışını sağlamakla ve göç krizini tetiklemekle suçluyordu. Son aylarda Karayipler’de uyuşturucu teknelerine yönelik onlarca saldırı, savaş gemileriyle abluka ve asker yığınağı yapılmıştı. 3 Ocak’ta ise iş bir özel kuvvet operasyonuna evrildi. Caracas’ta patlamalar duyuldu, Fuerte Tiuna askeri üssünde yangınlar çıktı ve La Carlota hava üssünde hava savunma sistemleri vuruldu. Delta Force gibi elit birlikler, Maduro’nun kaldığı korunaklı bölgeye baskın düzenledi. Trump’ın paylaştığı fotoğrafta Maduro, kelepçeli ve gözleri bağlı halde USS Iwo Jima gemisinde görülüyor ve çift, New York’ta narko-terörizm ve uyuşturucu suçlamalarıyla yargılanmak üzere ABD’ye getiriliyordu.</p>

<p>Trump, basın toplantısında operasyonu<em><strong> “mükemmel planlanmış, hiçbir Amerikan kaybı olmadan tamamlanmış”</strong></em> diye övdü. Ama asıl dikkat çeken kısmı, geleceğe dair açıklamalarıydı: <em><strong>“Venezuela’yı bir süre biz yöneteceğiz, güvenli bir geçiş sağlanana kadar. Petrol altyapısını yeniden inşa edeceğiz, Amerikan şirketleri milyarlarca dolar yatırım yapacak ve çok para kazanacağız.”</strong></em> Dolayısıyla, petrol açıkça masada. Venezuela, dünyanın en büyük proven rezervlerine sahip ama yıllardır yaptırımlar ve kötü yönetim yüzünden üretim çökmüş durumda. Trump, Exxon ve Chevron gibi şirketlerin devreye gireceğini ima etti. Bu, klasik “America First” yaklaşımı: Uyuşturucu ve göç bahanesiyle müdahale, ama arka planda enerji kaynaklarını kontrol etme.</p>

<p>Venezuela içindeki tablo oldukça karmaşık. Maduro’nun yardımcısı Delcy Rodríguez, devlet televizyonunda <em><strong>“Maduro’nun nerede olduğunu bilmiyoruz, hayatta olduklarına dair kanıt istiyoruz”</strong></em> dedi ve olağanüstü hal ilan etti. Maduro yanlısı milisler sokaklarda devriye geziyor, bazı bölgelerde protestolar var. Öte yandan muhalefet tarafında kutlamalar başladı; María Corina Machado gibi isimler<em><strong> “özgürlük zamanı” </strong></em>mesajları attı. Ayrıca Edmundo Gonzalez gibi diğer muhalifler de umutlu, fakat güç boşluğu riski büyük: Ordu içinde bölünme, kartellerin karışması veya iç çatışma ihtimali var.</p>

<p>Uluslararası tepkiler de oldukça karmaşık. Cumhuriyetçiler operasyonu alkışlıyor, <em><strong>“Trump sözünü tuttu, Amerika geri döndü”</strong></em> diyorlar. Demokratlar ve bazı Cumhuriyetçiler ise<em><strong> “Kongre onayı olmadan savaş ilanı, anayasaya aykırı”</strong></em> diye eleştiriyor. Latin Amerika’da Meksika, Brezilya, Şili gibi ülkeler<em><strong> “emperyalist saldırı”</strong></em> diye kınadı. Çin, Rusya, Küba ve İran’dan sert ve kaygılı tepkiler geldi. Avrupa’da Macron<em><strong> “Maduro diktatörlüğünden kurtulduk”</strong></em> derken, İngiltere ve Almanya daha temkinli, uluslararası hukuka vurgu yapıyorlar. BM’den eleştiriler yükseldi ve hatta bazı uzmanlar bu operasyonu savaş suçu olarak değerlendiriyor.</p>

<p>Peki, bu operasyonun anlamı ne? Trump’ın gayet bariz bir şekilde<em><strong> “para yerde, alacağız” </strong></em>tavrı, Monroe Doktrini’nin 21. yüzyıldaki Post-Modern versiyonu gibi. Tabii bir nebze de kolonyalist tutumu sebebiyle postmodern bir Roma zihniyetinin açığa çıktığını görüyoruz. Bu sıradışı operasyon sonrası belki kısa vadede uyuşturucu akışı kesilebilir ve göç azalabilir. Amerikan şirketleri yüz milyarlarca dolar kazanabilir. Ama uzun vadede ne olacak? Venezuela’da istikrar mı gelir yoksa yeni bir kaos mu başlar? Rusya ve Çin’in etkisi azalır ama bir ihtimal misilleme yapabilirler. Lakin bölgeye ciddi gözdağı verildi ve bundan sonra Meksika ve Küba’da Trump’ın radarında.</p>

<p>Nihayetinde, Trump büyük bir kumar oynadı ve şimdilik kazandı gibi duruyor. İç politikada puan topladı, tabanını coşturdu. Ama bu, ABD’nin küresel rolünü yeniden tanımlayan bir adım. Venezuela halkı için kaos mu yoksa yeni bir bağımlılık mı getirir, bunu zaman gösterecek. Kuşkusuz tarihi bir kırılma noktası yaşadık ve önümüzdeki günler daha da hareketli geçebilir.</p>

<p><strong><a href="https://umutberhansen.substack.com/p/maduro-operasyonunun-dusundurdukleri">Yazıyı kaynağından okumak için lütfen tıklayınız:<br />
https://umutberhansen.substack.com/p/maduro-operasyonunun-dusundurdukleri</a></strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 04 Jan 2026 19:14:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/01/umut-berhan-sen-yazdi-maduro-operasyonun-dusundurdukleri-1767546262.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Paşinyan&#039;dan yeni yıl konuşması: Bizi Türkiye ve Azerbaycan yanlısı olmakla suçluyorlar</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/pasinyandan-yeni-yil-konusmasi-bizi-turkiye-ve-azerbaycan-yanlisi-olmakla-sucluyorlar-2834</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/pasinyandan-yeni-yil-konusmasi-bizi-turkiye-ve-azerbaycan-yanlisi-olmakla-sucluyorlar-2834</guid>
                <description><![CDATA[Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, 2026 Yeni Yıl mesajında, kendisini ve hükümetini "Türkiye yanlısı ve Azerbaycan yanlısı olmakla" suçlayan kesimlere sert yanıt verdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, 2026 Yeni Yıl mesajında, kendisini ve hükümetini "Türkiye yanlısı ve Azerbaycan yanlısı olmakla" suçlayan kesimlere sert yanıt verdi.</p>

<p>Paşinyan, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:</p>

<p><em><strong>"Bizi Türkiye yanlısı ve Azerbaycan yanlısı olmakla suçluyorlar, oysa görevimiz, bölgemizi ve çevremizi kendi gözlerimizle görüp bilmek, tarihievet, haklı korkularımızın bizi manipüle etmesine izin vermemek ve bağımsız ve egemen olma irademizi kırmaktır. Ve bu amaca ulaşmışızdır. Bugün Ermenistan Cumhuriyeti, her zamankinden daha bağımsız, her zamankinden daha egemen, her zamankinden daha güvenli bir devlettir."</strong></em></p>

<p>Başbakan, bu suçlamalara karşı, Ermenistan'ın dış politikasının korkularla değil, gerçekçi bir vizyonla şekillendiğini vurguladı. Bölgedeki değişime dikkat çeken Paşinyan, <em><strong>"Bağımsızlıktan bu yana ilk kez trenler Azerbaycan topraklarından Ermenistan Cumhuriyeti'ne yük taşıyor, Azerbaycan'la ikili ticarette ilk işaretler ortaya çıkıyor" </strong></em>dedi.</p>

<p>2025 yılını "ateşli çatışma sonucu hiçbir kayıp vermediğimiz ilk takvim yılı" olarak nitelendiren Paşinyan, Azerbaycan ile ilişkilerde önemli ilerlemeler kaydedildiğini belirtti.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Paşinyan, <strong>"Bu, yazılan yeni bir tarihtir ve bu barış tarihidir" </strong>diyerek, Ermenistan'ın <strong>"Gerçek Ermenistan"</strong> ideolojisi doğrultusunda devletini güçlendirdiğini ve ulusal kimliğini koruduğunu savundu.</p>

<p>Konuşmasında ekonomik başarılara da değinen Başbakan, 2025'te yüksek büyüme kaydedildiğini, sağlık sigortası sisteminin devreye girdiğini ve eğitim yatırımlarının devam edeceğini müjdeledi.</p>

<p>Paşinyan mesajını, <strong>"Şehitlere şan olsun ve yaşasın Ermenistan Cumhuriyeti. Mutlu Yıllar ve Mutlu Noeller" </strong>sözleriyle tamamladı.<br />
<br />
<a href="https://www.primeminister.am/hy/congratulatory/item/2025/12/31/Nikol-Pashinyan-Congratulatory-Message-on-New-Year/"><strong><span style="color:#c0392b">Kaynak: Ermenistan Başbakanlığı resmi internet sayfası</span></strong></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 02 Jan 2026 22:36:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/01/pasinyandan-yeni-yil-konusmasi-bizi-turkiye-ve-azerbaycan-yanlisi-olmakla-sucluyorlar-1767383464.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İran Cumhurbaşkan Pezeşkiyan: Kur’an’a göre, halkın sorunlarını çözemezsek cehenneme gideriz</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/iran-cumhurbaskan-pezeskiyan-kurana-gore-halkin-sorunlarini-cozemezsek-cehenneme-gideriz-2826</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/iran-cumhurbaskan-pezeskiyan-kurana-gore-halkin-sorunlarini-cozemezsek-cehenneme-gideriz-2826</guid>
                <description><![CDATA[İran Cumhurbaşkanı Masoud Pezeşkiyan, ülke televizyonu YJC News Channel'da katıldığı bir programda halkın sorunlarına yönelik çarpıcı bir açıklama yaptı. Pezeşkiyan, Kur'an-ı Kerim'e dayandırdığı sözlerinde, yönetimin halkın sorunlarını çözememesi halinde cehenneme gideceklerini vurguladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İran Cumhurbaşkanı Masoud Pezeşkiyan, ülke televizyonu YJC News Channel'da katıldığı bir programda halkın sorunlarına yönelik çarpıcı bir açıklama yaptı. Pezeşkiyan, Kur'an-ı Kerim'e dayandırdığı sözlerinde, yönetimin halkın sorunlarını çözememesi halinde cehenneme gideceklerini vurguladı. Aynı zaman Pezeşkiyan<em><strong>,&nbsp;&nbsp;"İran olarak üzerinde ganimetler oturuyoruz ama halk geçim sorunu yaşıyor ve memnun değil. Eğer halk memnun değilse, suç bizdedir; ABD'yi veya başkalarını suçlamayın. Bizler halka hizmet etmekle yükümlüyüz ki halk bizden memnun olsun."</strong></em>ifadelerini kullandı.<br />
<br />
Pezeşkiyan'ın tam ifadesi şöyle: <em><strong>"Kur’an’a göre, halkın sorunlarını çözemezsek cehenneme gideriz." </strong></em>Bu sözler, İran'da ekonomik zorluklar, enflasyon ve sosyal sorunların arttığı bir dönemde geldi.&nbsp;</p>

<p><strong>Sunucu (erkek moderatör):</strong><br />
Sayın Cumhurbaşkanı, bazıları diyor ki <em><strong>"Bu hükümet reformcu bir hükümet değil." Siz bu eleştirilere nasıl yanıt verirsiniz?</strong></em></p>

<p><strong>İran Cumhurbaşkanı Masoud Pezeşkiyan:&nbsp;&nbsp;</strong><br />
<em>Bakın, biz reformcu hükümetiz diye bir iddia ortaya koymadık ki. Biz diyoruz ki, halkın sorunlarını çözmek için buradayız. Halkın sorunlarını çözeceğiz. Eğer halkın sorunlarını çözemezsek, Kur'an'a göre cehenneme gideriz. &nbsp;</em></p>

<p><em>Kur'an diyor ki: "Eğer bir toplumun sorunlarını çözmezseniz, Allah sizi cezalandırır." Bizim görevimiz halka hizmet etmek. Halkın refahı, halkın sorunlarının çözümü önceliğimiz. &nbsp;</em></p>

<p><em>Reformcu olup olmadığımızı halk karar verecek. Biz çalışıyoruz, çabalarımız ortada. Sonuçları halk görecek.</em><br />
<br />
<br />
<em>Kaynak:&nbsp;</em><a href="https://x.com/ConflictTR/status/2006687939812798661">https://x.com/ConflictTR/status/2006687939812798661</a><br />
<br />
&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 01 Jan 2026 16:46:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/01/iran-cumhurbaskan-pezeskiyan-kurana-gore-halkin-sorunlarini-cozemezsek-cehenneme-gideriz-1767278493.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Esad&#039;ın kuzeni Rami Mahluf&#039;tan Alevilere çağrı: Evlerinizde kalın</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/esadin-kuzeni-rami-mahluftan-alevilere-cagri-evlerinizde-kalin-2824</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/esadin-kuzeni-rami-mahluftan-alevilere-cagri-evlerinizde-kalin-2824</guid>
                <description><![CDATA[Baas rejimi döneminde Suriye'nin en zengin iş insanlarından biri olan ve devrik lider Beşşar Esed'in kuzeni Rami Mahluf, Alevi (Nusayri) topluma yönelik önemli bir mesaj yayınladı. Mahluf, yayınladığı videoda Alevileri sakin olmaya ve evlerinden çıkmamaya çağırarak, Şeyh Gazal el-Gazal gibi figürlerin peşinden gitmemeleri uyarısında bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Devrik lider Beşşar Esed'in kuzeni Rami Mahluf, Suriye'deki Alevi (Nusayri) topluma yönelik önemli bir mesaj yayınladı. Mahluf, yayınladığı videoda Alevileri sakin olmaya ve evlerinden çıkmamaya çağırarak, Şeyh Gazal el-Gazal gibi figürlerin peşinden gitmemeleri uyarısında bulundu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Mahluf, mevcut durumu<strong> "tehlikeli bir oyun"</strong> olarak nitelendirdi ve federalizm taleplerinin Alevileri felakete sürükleyebileceğini vurguladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Mahluf'un açıklamaları, Suriye'deki iç karışıklıkların gölgesinde Alevi toplumunun geleceğine dair endişeleri yansıtıyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>"GERİ DÖNÜŞÜ OLMAYAN BİR YERE SÜRÜKLENİYORUZ"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Sosyal medya yayınladığı videoda Alevilerin sessiz kalması gerektiğini belirten Mahluf, şu ifadeleri kullandı:</span></p>

<p><span style="color:#000000">"<em><strong>Bu, alışılmadık bir zamanda gerçekleşen bir çıkıştır. Sebebi ise biz Alevi toplumunu çevreleyen tehlikeli koşullar ve olaylardır. Maalesef bazı insanlar bizi geri dönüşü olmayan, çok tehlikeli bir yere doğru sürüklüyor. Alevilerin asla ilişkilendirilmemesi gereken meselelere adımızı karıştırıyorlar.</strong></em>"</span></p>

<p><span style="color:#000000">Mahluf, medyada boy gösteren bazı şahısların Alevi toplumunu nereye götürmek istediğini sorgulayarak, "<em><strong>Bu hareketliliğin amacı nedir? Defalarca uyardım: Bu dönemde büyük bir tehlike var. Ey halkımız, sakin olun, nefsinize hakim olun, evlerinizden çıkmayın ve sessiz kalın. Rica ediyorum,</strong></em>" dedi.</span><br />
<a href="https://x.com/RBursa/status/2006350417404305840"><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/image%20-%202026-01-01T124137_771.png" style="height:635px; width:482px" /></span></a></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ŞEYH GAZAL'A ELEŞTİRİ: SENİ KİM KORUYACAK?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Şeyh Gazal el-Gazal'ı doğrudan eleştiren Mahluf, onun "<em><strong>çıplak göğüslerle direniş</strong></em>" çağrısını ironik bir şekilde yorumladı: "<em><strong>Harika! Peki bu ne demek? Hepimiz yok mu olalım? Ne için? Federalizm için mi? Tamam, diyelim ki federalizm oldu. Federalizmin ne demek olduğunu biliyor musunuz? İdari bağımsızlık demektir. Peki ya askeri ve güvenlik durumu ne olacak? Eğer seni koruyacak bir güç yoksa, bölge düzeyinde seni kim koruyacak?</strong></em>"</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>"HZ. ALİ'NİN Mİ, ŞEYH GAZAL'IN PEŞİNDEN Mİ GİDELİM?"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Dini referanslara da başvuran Mahluf, Hz. Ali'nin bir sözünü hatırlattı:<em> </em>"<em><strong>Ben defalarca uyarmadım mı? Efendimiz Müminlerin Emiri Ali buyurmuştur ki: 'Şam fitnesi baş gösterdiğinde, evlerinizin demirbaşları olun (evlerinizden ayrılmayın).' Bu ne demektir? Ben şimdi Efendime, Müminlerin Emiri'ne, Resulullah'a ve Ehl-i Beyt'e karşı gelip, Şeyh Gazal'ın peşinden mi gideyim?</strong></em>"</span></p>

<p><span style="color:#000000">Federalizm konusuna değinen Mahluf, koruyucu bir güç olmadan bunun Aleviler için değersiz olacağını belirtti: "<em><strong>Biz Aleviler neden bu davanın yakıtı oluyoruz? Silahlarımızı teslim ettik, savaşmayı reddettik. Ben bu tavrı anlıyorum; yenilmiş ve dışlanmış Beşşar’ın bizi içine soktuğu o iğrenç durumdan hepimiz tiksindik.</strong></em>"</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>"SAHİLİ ÖZGÜRLEŞTİRECEĞİZ DİYENLER KATLİAMA SEBEP OLDU!"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Geçmişteki tutumlarını savunan Mahluf, Alevilerin kendi iradeleriyle silahlarını teslim ettiklerini ve barış içinde yaşamayı tercih ettiklerini söyledi: "<em><strong>Biz kendi irademizle her türlü silaha sahiptik ama onları teslim ettik ve 'Kendi bölgemizde, kendi toprağımızda yaşayacağız, bizi kim yönetirse yönetsin gerçeğimize razı olacağız' dedik. Mesajımız bu değil miydi? Bazıları kalkıp 'sahili özgürleştireceğiz' diyerek büyük işler yapacağını iddia etti ve sonuç büyük bir katliam oldu.</strong></em>"</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>"SÖYLENENLERİN ÇOĞU YALANDIR. HEPSİ NİFAKTIR!"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Mahluf, söylenenlerin çoğunun yalan ve nifak olduğunu iddia ederek,<em> </em>"<em><strong>Bilin ki, söylenenlerin çoğu yalandır. Hepsi nifaktır. Bazı insanlar bu mezhebi bilinmeze sürüklüyor. Allah şahidimdir ki 30 yıl boyunca halkıma hizmet ettim. 2012 yılında tüm mal varlığımı insani ve hayır işlerine vakfettim ki ülkemde kalabileyim, halkımın, devletimin ve ordumun çökmemesi için yanlarında durabileyim. Görevimde başarılı oldum, sadık kaldım. Bana ihanet edenin kim olduğu malumdur,</strong></em>" diye konuştu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>"ALEVİLER MEZHEPÇİLİK YAPMAZ!"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevilerin hoşgörüsüyle tanındığını vurgulayan Mahluf, "<em><strong>Lütfen bana güvenin. Ben samimi bir nasihatçiyim. Bugün bir din adamının peşinden sürüklenemeyiz. Din adamlarına saygımız sonsuzdur ama bugün körü körüne bir sürünün peşinden gider gibi gidemeyiz. Biz Aleviler, tüm mezhep ve inançlara açık olmamızla, hoşgörümüzle tanınırız. Suriye’yi 60 yıl biz yönettik. Şimdi bizi aşırılıkçı bir mezhep gibi mi gösterecekler?</strong></em>" ifadelerini kullandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Durumun tehlikeli olduğunu tekrarlayan Mahluf,<em> </em>"<em><strong>Vallahi ben samimi bir nasihatçiyim. Bazılarının izlediği bu yol, tüm mezhebi felakete götürür. Bugün elimizde hiçbir şey kalmadı. Ama sabredin, Allah'ın izniyle çözümler yakındır,</strong></em>"<em> </em>dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>"ŞEYH GAZAL HZ. ALİ'YE MUHALEFET EDİYOR!"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Şeyh Gazal'a doğrudan seslenen Mahluf, "<em><strong>Sen bir din adamısın, rehberin Müminlerin Emiri olmalı. Neden ona muhalefet ediyorsun? Eğer bu yolda devam edersen, senden teberri ederim (bağımı keserim). Sen benim temsilcim olamazsın,</strong></em>" uyarısında bulundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>"BAŞKALARININ AJANDALARINA YAKIT OLMAYIN!"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Son olarak, Alevilere ve Suriye halkına çağrıda bulunan Mahluf,<em> </em>"<em><strong>Ey halkımız, ey canlarımız; çözümler vallahi geliyor. Ama bu yolla değil. Başkalarının ajandalarına yakıt olmayın. Suriye'nin her yerindeki, her mezhepten halkımıza saygımız var. Ama her bir Alevinin kanı benim için çok değerlidir.</strong></em>"<em>&nbsp;</em>dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Mahluf, nisan ayından itibaren çözümlerin kademeli olarak başlayacağını belirterek, "<em><strong>Lütfen sabredin. Yılın dördüncü ayından itibaren (Nisan ve sonrası) çözümler kademeli olarak başlayacak. Allah'ın izniyle çok önemli ve seçkin bir konumumuz olacak. Ama bu tehlikeli dönemde kendinizi koruyun. Sizi olayların içine çekmek istiyorlar, parçası olmayın. Sessiz kalın, evlerinizde oturun. Birkaç ay sabredin, Rabbim ferahlık verecektir. Sahil bölgesindeki Sünni kardeşlerimize de sesleniyorum; sizler de bizim halkımızsınız, beraber barış içinde yaşamaya devam edelim. Geçmişin sayfasını kapatalım, kan dökülmesine engel olalım,</strong>"</em> sözleriyle mesajını tamamladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu açıklama, Suriye'deki mezhep gerilimlerini ve Alevi toplumunun konumunu yeniden gündeme getirirken, konuyla ilgili gelişmeler yakından takip ediliyor.<br />
Kaynak</span>:<a href="https://x.com/RBursa/status/2006350417404305840">https://x.com/RBursa/status/2006350417404305840</a><br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 01 Jan 2026 12:20:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/01/esadin-kuzeni-rami-mahluftan-alevilere-cagri-evlerinizde-kalin-1767262275.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Şam: SDG’ye karşı sabrımız bitti!</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/sam-sdgye-karsi-sabrimiz-bitti-2810</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/sam-sdgye-karsi-sabrimiz-bitti-2810</guid>
                <description><![CDATA[Türkiye gazetesi yazarı, deneyimli gazeteci Yılmaz Bilgen, Suriye'deki gözlemlerini kaleme aldı. Suriye yönetiminin terör örgütü YPG/SDG ile ilgili kararını açıklamaya hazırlandığı saatlerde Lazkiye merkez, Ceble, Banyas ve Humus’un bazı bölgelerinde yapılan gösterilere dikkati çeken Bilgen, bunun rastlantı olmadığının altını çizdi. İşte, o yazı:]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Suriye yönetimine bağlanmamakta direnen PKK’nın Suriye kolu SDG için artık son günler… </span></p>

<p><span style="color:#000000">Suriye lideri Şara’nın bugün SDG’ye seslenmesi ve “<em><strong>Ya işgal ettiğin yerlerden çekil ya da savaş</strong></em>” mesajı vermesi bekleniyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Suriyeli yetkililer, “<em><strong>SDG’ye karşı sabrımız tükendi. Gereken cevabı sahada vereceğiz</strong></em>” diyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Suriye’de Şara yönetimi ülkenin Kuzey aksını işgalde direnen terör örgütü&nbsp;<strong>PKK’nın uzantısı SDG</strong>&nbsp;yönetimini “<em><strong>askerî yöntemle</strong></em>” yola getirmeye kararlı… </span></p>

<p><span style="color:#000000">Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın eylül ayında yaptığı, “<strong><em>SDG aralık sonuna kadar Suriye’ye entegrasyonda ayak sürümeye devam ederse büyük bir askerî operasyona hazır olsun</em></strong>” şeklindeki açıklamaya göre SDG’ye tanınan süre artık dolmak üzere. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Cumhurbaşkanı Ahmet El Şara’nın Suriye’ye entegre olmamakta direnen SDG’ye, bugün “<em><strong>Ya işgal ettiğin topraklardan çekil, ya da savaş</strong></em>” mesajı vermesi bekleniyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Şam’da konuştuğumuz eş-Şara’ya yakın bir isim, terör örgütü PKK/SDG kanadının 10 Mart mutabakatını istismar aracına dönüştürdüğünü söyledi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Kuzeyde oluşan ve Esad rejiminin varlığından beslenen defacto durum devrimle birlikte bütün varlık şartlarını kaybetti. Suriye bir bütün olma hedefinden vazgeçmeyecek</strong></em>” diyen yetkili şöyle devam etti:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>HER TÜRLÜ ŞANSI TANIDIK</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Orada fiilî bir durum üretildi ancak bu durumun devam etme şansı yok. Mevcut uluslararası konjoktür de, yerel ve bölgesel dinamikler de buna hiçbir biçimde müsait değil. Yönetim olarak hiçbir şantaja boyun eğmeyeceğiz. Biz kan dökülmeden entegrasyonun sağlanması adına tüm esnekliği gösterdik. Halkımızın iradesine ipotek konulmasına asla müsaade etmeyeceğiz. Süre doluyor. Yeniden zaman kazanma taleplerine kapalıyız. Ordu teyakkuz hâlinde ve son derece kararlıyız. Silahsız anlaşma yoluna razı olmamaları durumunda ülkenin bütünlüğü için ordumuz gerekeni yapmakta tereddüt etmeyecek. Özellikle medya üzerinden SDG-PKK cephesinin yaydığı Şam çaresiz kaldı, istediğimizi aldık, otonom bir bölge kuruluyor gibi propagandaya karşı cevabımızı masada ve sahada vereceğimizi herkes görecek.”</span></p>

<p><span style="color:#000000">Suriyeli eski Savunma Bakanı General Hasan Hammadi ise, SDG’ye net mesajlar gönderiyor: “Şam’da sabır ve silahsız çözüm stratejisinin sonuna gelindi. Ordu hareketli. Sevkiyatlar başladı. Kuzeye yapılacak harekatın Suveyda ve Lazkiye-Tartus aksında zaaf olarak görülmemesi adına da tedbirler artırıldı. Öncelikle Rakka, Deyrizor, Halep ve Deir Hafir ekseninde SDG varlığına karşı müdahale yapılacak.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>TÜRKİYE DE MÜDAHİL OLACAK</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">“Daha sonra Haseke, Ayn İsa ekseninden Irak sınırına uzanan hatta yönelik ikinci aşamaya geçileceğini düşünüyorum. Şayet Rakka, Halep, Deyrizor’dan sökülen terör örgütü ile ya yeni bir masa kurulur veya savaş bütün sahaya yayılır. Bu durumda Türkiye’nin de sınırdan Ayn el-Arab, Malikiye ve Kamışlı işgal hattına müdahil olmasını bekliyoruz. Aksi hâlde Suriye için büyük bir risk ve tehdit unsuru olduğu kadar Türkiye için tehlike arz eden sınır problemi devam eder. Örgütün Irak’la ve Türkiye ile sınır bağının mutlak manada kopması gerekiyor.”</span></p>

<p><a href="https://www.turkiyegazetesi.com.tr/gundem/sara-bugun-teror-orgutune-ya-cekil-ya-savas-diyecek-sdgye-karsi-sabrimiz-bitti-1758987"><span style="color:#c0392b"><strong>KAYNAĞINDAN OKUMAK İÇİN TIKLAYIN</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 29 Dec 2025 11:34:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/12/sam-sdgye-karsi-sabrimiz-bitti-1766998439.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İsrail provokasyonu yeniden sahnede!: Lazkiye&#039;de Türk bayrağı yakıldı!</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/israil-provokasyonu-yeniden-sahnede-lazkiyede-turk-bayragi-yakildi-2809</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/israil-provokasyonu-yeniden-sahnede-lazkiyede-turk-bayragi-yakildi-2809</guid>
                <description><![CDATA[Suriye'nin Lazkiye kentinde, Nusayri (Alevi) toplumunun dini lideri Şeyh Gazel Gazel'in destekçileri tarafından düzenlenen protestolarda Türk bayrağı yakıldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Suriye'nin <strong>Lazkiye</strong> kentinde, Nusayri (Alevi) toplumunun dini lideri <strong>Şeyh Gazel Gazel'in</strong> destekçileri tarafından düzenlenen protestolarda Türk bayrağı yakıldı. Ezheri Meydanı'nda gerçekleşen eylem, sosyal medyada hızla yayılırken, benzer provokasyonların daha önce de İsrail bağlantılı gruplar tarafından tekrarlandığı vurgusuyla dikkat çekti.</p>

<p>Görüntülere göre, protestocular Türk bayrağını ateşe vererek yaktı. Eylem, Suriye'deki mezhepsel gerilimlerin arttığı bir dönemde meydana gelirken, bazı kaynaklar bu tür olayların dış güçler tarafından kışkırtıldığını iddia ediyor. Özellikle, <strong>İsrail'in</strong> yönlendirmesiyle hareket eden grupların Suriye'yi bölme amacıyla benzer provokasyonlara daha önce de başvurduğu belirtiliyor.</p>

<p>Suriye'deki yerel gözlemciler ve sosyal medya paylaşımları, protestoların <strong>Şeyh Gazel Gazel'in </strong>çağrısıyla başladığını ve federalizm talepleriyle bağlantılı olduğunu aktarıyor. Ancak, Türk bayrağının hedef alınması, eylemin arkasında Türkiye karşıtı dış etkenlerin olabileceğini işaret ediyor. Geçmişte de İsrail bağlantılı olduğu öne sürülen grupların benzer bayrak yakma ve kışkırtma eylemleriyle Suriye'de kaos yaratmaya çalıştığına dair iddialar sıkça dile getirilmişti.<br />
<br />
Diğer taraftan provokasyona katılanlar&nbsp;&nbsp;“Kanımız,Canımız sana feda olsun Ey İsrail!” sloganları attıkları öğrenildi.<br />
<a href="https://x.com/kulliyatX/status/2005251069727941098?s=20"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/image%20(24)(1).png" style="height:489px; width:441px" /></a></p>

<p>Protesto sırasında şiddet olayları rapor edilmezken, eylemin sembolik boyutu bölgesel gerilimi artırdı. Suriye yetkilileri ve uluslararası gözlemciler, bu tür provokasyonların ülkedeki istikrarı tehdit ettiğini belirtiyor. Gelişmeler yakından takip ediliyor.<br />
<br />
<a href="https://x.com/ibrahimbozanTR/status/2005260213029601766?s=20"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/image%20(23)(2).png" style="height:501px; width:472px" /><br />
<br />
Kaynak link:</a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 28 Dec 2025 18:36:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/12/israil-provokasyonu-yeniden-sahnede-lazkiyede-turk-bayragi-yakildi-1766937098.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Japonya Bakan Yardımcısı Arfiya Eri&#039;den Türk devletleri ile bağları güçlendiren paylaşım</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/japonya-bakan-yardimcisi-arfiya-eriden-turk-devletleri-ile-baglari-guclendiren-paylasim-2808</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/japonya-bakan-yardimcisi-arfiya-eriden-turk-devletleri-ile-baglari-guclendiren-paylasim-2808</guid>
                <description><![CDATA[Japonya Dışişleri Bakan Yardımcısı Arfiya Eri,sosyal medya platformu X üzerinden Orta Asya ülkelerinin dilleri hakkında dikkat çekici bir paylaşım yaptı. Eri, bu ülkelerin büyükelçileriyle iletişim kurarken Uygurca, Özbekçe veya Türkçe kullandığını belirterek, dil benzerliklerinin diplomatik ilişkilerde önemli bir rol oynadığını vurguladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://x.com/eri_arfiya/status/2003385915474055282"><span style="color:#2980b9"><strong>Japonya Dışişleri Bakan Yardımcısı Arfiya Eri,sosyal medya platformu X </strong></span></a>üzerinden Orta Asya ülkelerinin dilleri hakkında dikkat çekici bir paylaşım yaptı. Eri, bu ülkelerin büyükelçileriyle iletişim kurarken Uygurca, Özbekçe veya Türkçe kullandığını belirterek, dil benzerliklerinin diplomatik ilişkilerde önemli bir rol oynadığını vurguladı.<br />
<br />
<a href="https://x.com/eri_arfiya/status/2003385915474055282"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/image%20(21)(2).png" style="height:450px; width:547px" /></a></p>

<p>Eri'nin paylaşımı, bir başka kullanıcının Orta Asya dilleri üzerine yaptığı yoruma yanıt niteliğindeydi. Kullanıcı, Özbekçe, Kırgızca, Kazakça ve Türkmence'nin Türk dilleri ailesine mensup olduğunu ve Uygurca ile yakın akraba olduğunu belirtmişti. Türkçe'nin de aynı aileden geldiğini ekleyen kullanıcı, Tacikçe'nin ise bölgedeki beş ülkeden tek farklı dil olduğunu, Farsça ve Kürtçe gibi dillere yakın olduğunu ifade etmişti.Eri, bu yoruma tam destek vererek, <strong>"Bu ülkelerin Japonya büyükelçileriyle her zaman Uygurca, Özbekçe veya Türkçe üzerinden iletişim kuruyorum. Türkçe'nin geçtiği Azerbaycan ile de öyle!"</strong> diye yazdı. Paylaşımına #OrtaAsya etiketini ekleyen Eri, dil becerilerinin diplomatik bağları güçlendirdiğini ima etti.</p>

<p>Bu paylaşım, Türkçe'nin geniş coğrafyada milyonlarca insan arasında köprü kurma gücünüve Türk dünyasının kültürel birliğini vurguluyor. Özbekçe, Kazakça, Kırgızca, Türkmence ve Uygurca gibi dillerin Türkçe ile yüksek oranda karşılıklı anlaşılabilirliği, diplomatik ilişkilerde tercümana ihtiyaç duymadan doğrudan iletişim imkanı sağlıyor.<br />
<br />
Uygur kökenli babası ve Özbek kökenli annesiyle Türk dünyasının bir parçası olan Arfiya Eri, Japonya'nın ilk Türk kökenli milletvekili olarak tanınıyor. Çok dilli yapısı sayesinde Japonya'nın Orta Asya Türk cumhuriyetleri ve Türkiye ile ilişkilerini güçlendiren önemli bir köprü görevi üstleniyor. TIME dergisi tarafından 2023'te "Geleceğin 100 Lideri" arasında gösterilen Eri, son dönemde Tokyo'da düzenlenen <strong>Orta Asya + Japonya Zirvesi</strong>&nbsp; gibi etkinliklerde de aktif rol aldı.</p>

<p>Japonya, son yıllarda <strong>Orta Asya Türk devletleriyle </strong>stratejik ortaklığını derinleştiriyor. Aralık 2025'te gerçekleşen ilk liderler zirvesi, ekonomik, enerji ve kültürel iş birliğini yeni bir seviyeye taşıdı. Eri'nin dil becerileri ve paylaşımı, bu bağların sadece resmi protokollerle değil, kültürel ve dilsel yakınlıkla da güçlendiğini gösteriyor.</p>

<p>Sosyal medyada büyük ilgi gören paylaşım, binlerce beğeni aldı. Kullanıcılar, "<em><strong>Türkçe'nin gücü!" ve "Türk dünyası ile Japonya arasındaki bağlar giderek kuvvetleniyor" </strong></em>yorumlarında bulundu.</p>

<p>Türkçe'nin Asya'dan Avrupa'ya uzanan geniş coğrafyadaki etkisi, Arfiya Eri gibi isimler sayesinde uluslararası diplomaside de kendini gösteriyor ve Japonya-Türk devletleri ilişkilerine yeni bir ivme kazandırıyor.<br />
<br />
Kaynak&nbsp;<a href="https://x.com/eri_arfiya/status/2003385915474055282"><strong>X paylaşımı.&nbsp;</strong></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 28 Dec 2025 16:08:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/12/japonya-bakan-yardimcisi-arfiya-eriden-turk-devletleri-ile-baglari-guclendiren-paylasim-1766930917.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Libya&#039;nın Yeni Genelkurmaybaşkanı Selahaddin en-Nemruş oldu</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/libyanin-yeni-genelkurmaybaskani-selahaddin-en-nemrus-oldu-2801</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/libyanin-yeni-genelkurmaybaskani-selahaddin-en-nemrus-oldu-2801</guid>
                <description><![CDATA[Libya Ulusal Birlik Hükümeti, Genelkurmay Başkanı Muhammed Ali el-Haddad'ın Ankara'daki uçak kazasında hayatını kaybetmesinin ardından yeni atama yaptı. Libya Savunma Bakan Yardımcısı Selahaddin en-Nemruş, Genelkurmay Başkanı olarak göreve getirildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>### Libya'da Yeni Genelkurmay Başkanı Ataması: Selahaddin en-Nemruş Göreve Getirildi</p>

<p>Libya Ulusal Birlik Hükümeti, Genelkurmay Başkanı Muhammed Ali el-Haddad'ın Ankara'daki uçak kazasında hayatını kaybetmesinin ardından yeni atama yaptı. Libya Savunma Bakan Yardımcısı Selahaddin en-Nemruş, Genelkurmay Başkanı olarak göreve getirildi.</p>

<p><a href="https://x.com/nevzatcicek/status/2004315683098673436"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202025-12-27%20at%2019_31_25.jpeg" style="height:555px; width:505px" /></a></p>

<p>Atama, sosyal medyada da geniş yankı buldu. Gazeteci Nevzat Çiçek, X platformunda yaptığı paylaşımda, Nemruş'un Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne<strong> "çok daha yakın"</strong> bir profil olduğunu vurguladı. Çiçek, Nemruş'un geçmişteki rolünü hatırlatarak, bu değişikliğin Libya-Türkiye ilişkileri açısından önemine dikkat çekti.<br />
<br />
Nemruş, 2020 yılında General Halife Hafter'in güçleri ile Wagner paralı askerlerinin Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Rusya ve Fransa desteğiyle Trablus'a düzenlediği saldırılarda savunma operasyonlarını komuta etmişti. Türkiye'ye yakın bir isim olarak bilinen Nemruş'un atanması, Libya'daki siyasi ve askeri dengeleri etkileyebilecek bir gelişme olarak değerlendiriliyor.</p>

<p>Libya'daki iç savaş sonrası dönemde, Türkiye'nin Trablus hükümetine verdiği destek biliniyor. Yeni Genelkurmay Başkanı'nın atanmasıyla ilgili resmi makamlardan detaylı bir açıklama henüz yapılmadı. Gelişmeler, bölgedeki jeopolitik dinamikler açısından yakından takip ediliyor.<br />
<br />
KAYNAK:<a href="https://x.com/nevzatcicek/status/2004315683098673436">https://x.com/nevzatcicek/status/2004315683098673436</a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 27 Dec 2025 19:22:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/12/libyanin-yeni-genelkurmaybaskani-selahaddin-en-nemrus-1766853310.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sahil Olayları davasında ikinci açık duruşma başladı</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/sahil-olaylari-davasinda-ikinci-acik-durusma-basladi-2772</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/sahil-olaylari-davasinda-ikinci-acik-durusma-basladi-2772</guid>
                <description><![CDATA[Suriye resmi haber ajansı SANA tarafından bildirildiğine göre, Halep kentinde bulunan Adalet Sarayı’nda, mart ayında yaşanan ve “Sahil Olayları” olarak bilinen şiddet olaylarıyla bağlantılı sanıkların ikinci açık duruşması bugün başladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">6 Mart’ta Suriye’nin sahil bölgelerinde yaşanan ve güvenlik güçleri ile silahlı gruplar arasında çatışmalara dönüşen olaylar sırasında hak ihlallerinde bulunmakla suçlanan kişileri kapsıyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Yetkililere göre, davalar kamuoyuna açık şekilde yürütülüyor. Suriye Sahil Olayları Ulusal Soruşturma ve Gerçekleri Araştırma Komisyonu Başkanı Yargıç Cuma El-Anazi, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, açık duruşmaların kalıcı bir yargılama yöntemi olarak benimsendiğini belirtti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">El-Anazi, bunun amacının yargı süreçlerinde şeffaflığı artırmak, sanık haklarını güvence altına almak ve kamuoyunun adli süreci izlemesini sağlamak olduğunu vurguladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Duruşmaları Birleşmiş Milletler temsilcileri ile uluslararası ve yerel insan hakları kuruluşlarının da takip edeceği bildirildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>DURUŞMALAR 18 HAZİRAN'DA BAŞLAMIŞTI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Aynı davaya ilişkin ilk duruşma, 18 Haziran’da yine Halep Adalet Sarayı’nda gerçekleştirilmişti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">İlk oturuma, sanıkların yanı sıra olaylarda hayatını kaybedenlerin yakınları da katılmıştı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Toplam 14 sanık, sahil bölgelerindeki olaylar sırasında çeşitli ihlallerle suçlanıyor</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">SAHİL OLAYLARI NEDİR?</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Ulusal ve Bağımsız Sahil Olayları Soruşturma ve Gerçekleri Araştırma Komisyonu’nun 22 Temmuz’da yayımladığı rapora göre, 6 Mart’ta devrik rejime bağlı unsurların, ordu ve güvenlik güçlerine ait noktalara yönelik eş zamanlı ve geniş çaplı saldırılar düzenlediği belirtildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Raporda, Lazkiye, Tartus ve Hama illerinde 238 asker ve güvenlik görevlisinin hayatını kaybettiği ifade edildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Komisyon, olaylarla bağlantılı 265 şüpheliyi, cinayet, işkence, silahlı soygun, mezhepsel kışkırtma ve ülkenin toprak bütünlüğünü hedef alan faaliyetler gibi ağır suçlarla ilişkilendirdi</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">KOMİSYON KURULDU</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Suriye Cumhurbaşkanlığı, olayların ardından 9 Mart’ta ulusal ve bağımsız Sahil Olayları Soruşturma ve Gerçekleri Araştırma Komisyonu’nu kurdu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Cumhurbaşkanı Ahmed El-Şerra, 10 Nisan’da yayımladığı kararla komisyonun görev süresini son kez olmak üzere üç ay uzattı.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 18 Dec 2025 18:42:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/12/sahil-olaylari-davasinda-ikinci-acik-durusma-basladi-1766072882.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yunus Paksoy bildirdi: Beyaz Saray çatırdıyor!</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/yunus-paksoy-bildirdi-beyaz-saray-catirdiyor-2766</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/yunus-paksoy-bildirdi-beyaz-saray-catirdiyor-2766</guid>
                <description><![CDATA[CNN TÜRK'ün muhabiri Yunus Paksoy, canlı yayında Washington'dan çarpıcı haberleri duyurdu. ABD Başkanı Donald Trump'ın en yakınındaki isim, Beyaz Saray Özel Kalem Müdürü Susie Wiles, Vanity Fair dergisine verdiği 11 ayrı röportajda yönetim içindeki derin çatlakları ve çarpıcı eleştirileri ortaya döktü.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<iframe width="853" height="480" src="https://www.youtube.com/embed/MePwSfIquBg" title="SON DAKİKA?Trump&#39;ın 1 Numarası Trump&#39;ı Sattı! Özel Kalem Buz Kadın, Öyle Şeyler Söyledi Ki..." frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe><p>CNN Türk Washington Temsilcisi Yunus Paksoy'un analiziyle:</p>

<p>CNN TÜRK'ün Washington Temsilcisi <strong>Yunus Paksoy, c</strong>anlı yayında Washington'dan çarpıcı haberleri duyurdu. ABD Başkanı Donald Trump'ın en yakınındaki isim, Beyaz Saray Özel Kalem Müdürü Susie Wiles, <strong>Vanity Fair</strong> dergisine verdiği 11 ayrı röportajda yönetim içindeki derin çatlakları ve çarpıcı eleştirileri ortaya döktü.<strong>&nbsp; "Buz Kadın" </strong>lakaplı Wiles'ın açıklamaları, Trump'ın ikinci döneminde nadir görülen bir iç kriz yaratırken, Beyaz Saray'ı savunma moduna geçirdi.<br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=MePwSfIquBg"><span style="color:#c0392b"><strong>CNN Türk Washington Temsilcisi Yunus Paksoy'un açıklamasının tamamını izlemek için lütfen tıklayınız:</strong></span></a><br />
<br />
<br />
CNN Türk Washington Temsilcisi Yunus Paksoy, canlı yayında <em><strong>"Beyaz Saray gerçekten çatırdıyor, abartmıyorum. Bu itiraflar Trump'ı zor durumda bırakabilir"</strong></em> yorumunu yaptı. Paksoy, Wiles'ın tecrübeli bir isim olmasına rağmen böyle bir "hesap" peşinde olabileceğini belirterek, krizin nasıl yönetileceğini merak konusu olduğunu vurguladı.</p>

<p>Wiles, alkol kullanmayan Trump'ı<strong> "alkolik bir kişiliğe sahip"</strong> olarak nitelendirdi ve babasının alkol bağımlılığı nedeniyle başkanla çalışabildiğini söyledi. Başkanın siyasi rakiplerinden intikam alma eğilimini eleştiren Wiles, ilk 90 günde bu hesaplaşmaları bitirme sözü aldığını ancak Trump'ın dinlemediğini itiraf etti.</p>

<p><strong>Yönetimdeki isimlere ağır eleştiriler:</strong><br />
<br />
* Başkan Yardımcısı JD Vance'i<strong> "10 yıldan fazla süredir komplo teorilerine inanan biri" </strong>olarak tanımladı ve Trump yanlısı tutumunun siyasi çıkarlar için olduğunu ima etti.<br />
<br />
* Adalet Bakanı Pam Bondi'yi Jeffrey Epstein dosyalarını<strong> "tamamen beceriksizce"</strong> yönetmekle suçladı.<br />
<br />
* Elon Musk'ı<strong> "tuhaf bir adam" ve "uyuşturucu kullanan biri" </strong>olarak eleştirdi; USAID'in kapatılmasından şok olduğunu belirtti.<br />
<br />
* Gümrük vergileri ve sınır dışı politikalarında Trump'ı vazgeçirmeye çalıştığını ancak başarısız olduğunu anlattı.</p>

<p>Röportajın yayımlanmasının hemen ardından Wiles, ifadelerinin "kasıtlı olarak çarpıtıldığını" ve bağlamından koparıldığını savunarak,<strong> "Bu bir karalama operasyonu" </strong>dedi. Trump'ı "tarihin en iyi başkanı" olarak öven Wiles, yönetimi savundu.</p>

<p>Beyaz Saray'dan jet hızıyla yalanlama geldi: Sözcü Karoline Leavitt, haberi "samimiyetsiz" olarak nitelendirdi. Kabine üyeleri sosyal medyada peş peşe Wiles'a destek mesajları yayınladı. Başkan Trump ise Wiles'ı "harika" diye savunarak röportajı okumadığını belirtti.</p>

<p>Dergi yazarı Chris Whipple ise tüm röportajların kaydedildiğini ve ifadelerin doğru bağlamda olduğunu vurguladı; ses kayıtlarının varlığı iddiaları güçlendiriyor.<br />
<br />
Yunus Paksoy şunları söyledi:<br />
<br />
<strong><em>Abartmıyorum. Hatta eksiği var, fazlası yok. Donald Trump'ın özel kalemi... Donald Trump'ın özel kalemi, bir hanımefendi: Susie Wiles. Hatta biz geçtiğimiz sene, Donald Trump'ın kabinesi belli oluyorken ilk belli olan isim bu hanımefendiydi. "Buz Kadın" olarak bir lakabı var. Susie Wiles, özel kalem müdürü. Özel kalem müdürü deyip geçmemek lazım. Beyaz Saray'ın 2 numaralı ismi. 1 numaralı ismi Trump, 2 numaralı ismi Susie. Bütün politikaları belirleyen, Donald Trump kiminle görüşecek, ofise kim girebilir, kim giremez, kim girecek, kim çıkacak? Hepsini bu belirler. Politikaları bu yönlendirir. Yani normalde özel kalem müdürü Beyaz Saray'da çok büyük bir role sahiptir.<br />
<br />
Şimdi bunlar birkaç hafta önce Vanity Fair diye bir dergi var, dünyaca ünlü bir dergi bu. Biraz böyle profil çalışırlar, magazin de vardır. Biraz daha yumuşak işlerle haşır neşir olurlar ama gerçekten dünyaca ünlü bir dergi. Bunlara röportaj veriyorlar. Susie Wiles, Beyaz Saray'dan birçok isim, öyle şeyler söylemiş ki... 11 röportaj vermiş farklı zamanlarda. 11 röportaj. Neden? Çünkü daha geniş bir profil çalışması yapılabilsin diye.Bu röportajlarda "Donald Trump'ın kişiliği bir alkol bağımlısının kişiliği gibi. Benim babam da alkol bağımlısıydı, sağlığa zararlı olan alkol bağımlısıydı. Ondan dolayı onunla çalışabiliyorum" diyor. Daha sonra diyor ki Donald Trump siyasi intikam peşinde.&nbsp;</em></strong><br />
<br />
&nbsp;</p>

<p>Bu skandal, Trump yönetiminin iç dinamiklerini gözler önüne sererken, Washington'da yankıları sürüyor. Gelişmeler yakından takip ediliyor.<br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=MePwSfIquBg"><span style="color:#c0392b"><strong>CNN Türk Washington Temsilcisi Yunus Paksoy'un açıklamasının tamamını izlemek için lütfen tıklayınız:</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 17 Dec 2025 16:38:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/12/yunus-paksoy-bildirdi-beyaz-saray-catirdiyor-1765979872.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ABD&#039;li ünlü gazeteci Tucker Carlson: Rusya, ABD için en iyi müttefik</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/abdli-unlu-gazeteci-tucker-carlson-rusya-abd-icin-en-iyi-muttefik-2760</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/abdli-unlu-gazeteci-tucker-carlson-rusya-abd-icin-en-iyi-muttefik-2760</guid>
                <description><![CDATA[Tucker Carlson, YOUTUBE kanalında ABD'nin dış politika önceliklerini sorgulayan tartışmalı bir videolu açıklamada bulundu. Carlson, ulusal çıkarlar açısından bakıldığında Rusya'nın ABD'nin "en mantıklı ve en yakın müttefiki" olabileceğini savunarak büyük yankı uyandırdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<iframe width="741" height="417" src="https://www.youtube.com/embed/qd_LN4fDf6s" title="Why Are We Defending Mass Murder in Gaza? Because Our Greatest Ally Demands It" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe><p>Amerika'nın en tanınmış gazetecilerinden<strong> Tucker Carlson,</strong> YOUTUBE kanalında ABD'nin dış politika önceliklerini sorgulayan tartışmalı bir videolu açıklamada bulundu. Carlson, ulusal çıkarlar açısından bakıldığında Rusya'nın ABD'nin "en mantıklı ve en yakın müttefiki" olabileceğini savunarak büyük yankı uyandırdı. Tucker Carlson'un bu çıkışı Rus düşünür <strong>Aleksandr Dugin'in</strong> Trump ve ABD'ye yönelik övgü dolu açıklamalarıyla dikkat çeken paralellikler taşıyor.<br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=qd_LN4fDf6s"><span style="color:#c0392b"><strong>TUCKER CARLSON AÇIKLAMASINI YOUTUBE'DA İZLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ:</strong></span></a><br />
<br />
<br />
Carlson, konuşmasında "Amerika önce" perspektifini temel alarak şu ifadeleri kullandı<em><strong>: "Safça düşünürsek, en bariz müttefik Rusya olurdu. Dünyanın en büyük ülkesi, devasa kara parçası ve muazzam petrol, gaz, altın ile maden rezervleri var. Avrupa'nın en büyük ordusu ve devasa üretim kapasitesi bulunuyor. Eğer bir çatışmada güçlü bir ortağa veya hava üssü gibi stratejik avantajlara ihtiyacınız varsa, Rusya açık ara en iyisi olur." </strong></em>dedi.<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p>Carlson'ın Rusya'yı öne çıkarması, Aleksandr Dugin'in Trump dönemi ABD'sini Rusya ile ortak noktaları olan bir güç olarak görmesiyle örtüşüyor.<br />
<br />
Dugin, geçmişte ve son dönemde yaptığı açıklamalarda Trump'ı sıkça övmüş, <strong>ABD-Rusya </strong>yakınlaşmasını savunmuştur.<br />
<br />
Örneğin:Dugin, Trump'ı "çok özel bir şey" olarak nitelendirerek şöyle demiştir: <em><strong>"Trump,</strong> benim görüşüme göre, çok özel bir şey. Sadece karizmatik bir lider değil, dünyadaki güç dengesini değiştiren bir ideolojiyi temsil ediyor. Ve bu yeni koşullar, bence Putin’in Rusya’sının ve <strong>Putin’in kişisel olarak</strong> asıl düşman, asıl kötü adam olmaktan çıktığını gösteriyor. Dolayısıyla Trumpçıların, Trump’ın takipçilerinin Rusya’nın ne olduğunu, Putin’in kim olduğunu ve politikalarımızın motivasyonunu çok daha iyi anlayacağını düşünüyorum. Yani şimdi, <strong>Amerika Birleşik Devletleri </strong>ile ortak olan birçok noktayı hemen keşfettik: Trump’ın Amerika’sı ve Putin’in Rusya’sı." demişti.</em><br />
<br />
- 2016'da <strong>"In Trump We Trust"</strong> videosunda Trump'ı desteklemiş ve "America First" politikasını övmüştür.<br />
<br />
- Trump'ın zaferlerini "konservatif devrim" olarak tanımlamış, ABD-Rusya diyaloğunu savunmuştur.<br />
<br />
- Son dönemde (2025) Trump ile görüşmeleri <strong>"büyük fikir"</strong> olarak nitelendirmiş ve Rusya'nın Trump'a "nazik" yaklaşmasını vurgulamıştır.<br />
<br />
- 2025'te yayımlanan <strong>"The Trump Revolution"</strong> kitabında Trump'ı <strong>"devrim" </strong>olarak tanımlamış ve multipolar dünyada ABD-Rusya diyaloğunu savunmuştur.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Carlson'ın Rusya'yı öne çıkarması, mevcut jeopolitik gelişmelerde ABD-Rusya iş birliğinin yeniden gündeme gelebileceği tartışmalarını alevlendirdi. Özellikle enerji kaynakları, askeri güç ve üretim kapasitesi açısından Rusya'nın<strong> "rakipsiz" </strong>avantajlarına dikkat çekti.</p>

<p>Bu açıklamalar, ABD dış politikasında <strong>"ulusal çıkar odaklı"</strong> bir yeniden değerlendirme çağrısı olarak yorumlanıyor. Sosyal medyada ve siyasi çevrelerde yoğun tartışma yaratan monolog, ABD-Rusya ilişkilerinin olası normalleşme ve işbirliği senaryolarını bir kez daha gündeme taşıdı.&nbsp;<br />
<br />
Kaynak:<a href="https://www.youtube.com/watch?v=qd_LN4fDf6s">https://www.youtube.com/watch?v=qd_LN4fDf6s</a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 16 Dec 2025 20:47:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/12/abdli-unlu-gazeteci-tucker-carlsondan-rusya-abd-icin-en-iyi-muttefik-1765909583.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hakan Fidan: Trump&#039;ın Monreo Doktrine dönüşü küresel dengeleri değiştirecek</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/hakan-fidan-trumpin-monreo-doktrine-donusu-kuresel-dengeleri-degistirecek-2755</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/hakan-fidan-trumpin-monreo-doktrine-donusu-kuresel-dengeleri-degistirecek-2755</guid>
                <description><![CDATA[Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, ABD Başkanı Donald Trump'ın 2025 Ulusal Güvenlik Strateji belgesini değerlendirerek, belgenin özellikle "Trump Corollary" adıyla Monroe Doktrini'ne dönüşü öne çıkardığını ve bunun küresel dengeleri kökten etkileyeceğini belirtti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<iframe width="745" height="419" src="https://www.youtube.com/embed/bM60N3UqV3Q" title="Dışişleri Bakanı Hakan Fidan son noktayı koydu: Bundan asla vazgeçmeyeceğiz!" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe><p>TVNET'te yayınlanan Net Bakış Özel'de Serhat İbrahimoğlu'nun konuğu olan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türkiye'nin dış politikasına, özellikle Orta Doğu'da takındığı tavra dair önemli noktalara değindi.</p>

<p><a href="http://&lt;iframe width=&quot;745&quot; height=&quot;419&quot; src=&quot;https://www.youtube.com/embed/bM60N3UqV3Q&quot; title=&quot;Dışişleri Bakanı Hakan Fidan son noktayı koydu: Bundan asla vazgeçmeyeceğiz!&quot; frameborder=&quot;0&quot; allow=&quot;accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share&quot; referrerpolicy=&quot;strict-origin-when-cross-origin&quot; allowfullscreen&gt;&lt;/iframe&gt;"><span style="color:#c0392b"><strong>HAKAN FİDAN'IN AÇIKLAMASINI TVNET'İN YOUTUBE KANALINDA İZLEMEK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ</strong></span></a></p>

<p>Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, ABD Başkanı Donald Trump'ın ikinci döneminde yayımlanan 2025 Ulusal Güvenlik Strateji belgesini değerlendirerek, belgenin özellikle<strong> "Trump Corollary" </strong>adıyla <strong>Monroe Doktrini'ne</strong> dönüşü öne çıkardığını ve bunun küresel dengeleri kökten etkileyeceğini belirtti.</p>

<p>Bakan Fidan, Trump'ın Batı Yarımküre'yi (Kuzey, Güney Amerika ve Karayipler) ABD'nin hayati çıkar alanı ilan etmesini ve buraya dış etki kabul etmemesini Monroe Doktrini'ne Trump'ın kendi ilaveleriyle güçlü bir dönüş olarak nitelendirdi. Fidan<strong><span style="background-color:#ffffff">,<em> "Batı yarımküre diye tabir ettiği bütün Amerika kıtasını Amerika’nın hayati çıkar alanı ilan etmesi ve buraya Amerika’nın dışında başka bir etki alanını kabul etmemesi de aslında Monroe Doktrini’ne yeniden Trump’ın ilaveleriyle dönüş olarak görüyoruz. Bu 'Trump Corollary', ABD'nin bölgedeki yabancı nüfuzu engelleme ve preeminence'ı yeniden tesis etme kararlılığını yansıtıyor"</em> </span></strong>dedi.</p>

<p>Fidan, Trump'ın son 60 yıldaki ABD politikalarını ideolojik bir mercekle sorguladığını vurgulayarak, <em><strong>"Özellikle Trump’ın Amerika’da iktidara gelmesi ve sadece iç politikada değil, dış politikada Amerika’nın son 60 yılda yürüttüğü bütün politikaları belli bir ideolojik mercekle büyüteç altına alması, sorgulaması ve yeniden bunlara 'ayar vermesi'... En son yayınlanan Ulusal Güvenlik Strateji belgesiyle de gördük. Bu aslında önem arz eden, gördüğümüz birçok konuda yeni bir sayfa açar durumda" </strong></em>değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p>Bu dönüşün transatlantik ilişkileri de değiştireceğine işaret eden Fidan,<em><strong> "Avrupa-Amerika transatlantik ilişkilerinin artık seyrinin eskisi gibi olmayacağını biz sürekli söylüyorduk. Trump’ın ilk döneminden de bunun işaretlerini görmüştük. Tabii Trump artık ilk döneminde dillendirdiği konuları bu ikinci döneminde kurumsallaştırma ve pratiğe geçirme aşamasında; buna yönelik ciddi adımlar attığını görüyoruz" </strong></em>diye konuştu.</p>

<p>Çin rekabetinin strateji belgesinde merkezde yer aldığını belirten Bakan, <em><strong>"Çin’le rekabetin merkezde olması, Güney Çin Denizi’ndeki ulaştırma yollarının hayati önem oluşturması ve Asya-Pasifik’te Japonya, Avustralya, Kore ile Çin’e karşı bir blok oluşturma arayışını görüyoruz. Soğuk Savaş döneminde Rusya’ya yönelik ne yapıldıysa, aynı modelin farklı şekillerde Çin’e karşı uygulanmaya yönelik emareler var" </strong></em>ifadelerini kullandı.</p>

<p>Fidan, bu gelişmelerin cevapsız kalamayacağını ve Türkiye'ye yansımaları olacağını vurgulayarak,<em><strong> "Bütün bunlar dengeleri değiştiriyor. Deklare edildiği zaman sonuçsuz kalan konular olamaz. Avrupa-Amerika, Amerika-Çin ilişkilerinin Türkiye’ye yansıyan kısmı olacak. Bütün bunların hepsinin Türkiye’ye bir yansıması olacak"</strong></em> dedi.</p>

<p>Türkiye'nin risk ve fırsat analiziyle hareket edeceğini belirten Fidan, <em><strong>"Türkiye olarak biz bütün bu gelişmeleri risk analizleri yaparak –bizim için riskler neler, fırsatlar neler? Genel dış politika çizgimiz hesaba katarak yolumuza devam edeceğiz. 2026’da bizi heyecanlı, yoğun, risklere açık ama fırsatlar sunan bir yıl bekliyor"</strong></em> şeklinde konuştu.</p>

<p>Bakan Fidan, 2026 değerlendirmesinde ise "Risk analizi yapıyoruz mutlaka; hem fırsat kısmını değerlendiriyoruz hem risklere karşı hazırlıklıyız kısmının altını çizmek lazım" vurgusu yaptı.</p>

<p>Fidan'ın açıklamaları, Trump'ın Monroe Doktrini odaklı yaklaşımının yarattığı yeni jeopolitik gerçeklikte Türkiye'nin proaktif ve dengeli bir dış politika izleyeceği mesajını verdi.</p>

<p>Bakan Fidan'ın konuyla ilgili açıklaması şöyle:</p>

<p><em>"Özellikle <strong>Trump’ın Amerika’da iktidara </strong>gelmesi ve sadece iç politikada değil, dış politikada Amerika’nın son 60 yılda yürüttüğü bütün politikaları belli bir ideolojik mercekle büyüteç altına alması, sorgulaması ve yeniden bunlara tırnak içinde ayar vermesi... En son yayınlanan Ulusal Güvenlik Strateji belgesiyle de gördük. Bu aslında önem arz eden, gördüğümüz birçok konuda yeni bir sayfa açar durumda.</em></p>

<p><em><strong>Avrupa-Amerika transatlantik ilişkilerinin</strong> artık seyrinin eskisi gibi olmayacağını biz hani sürekli söylüyorduk. Yani bu dışişleri olarak bizim görüşümüzdü ki Trump’ın ilk döneminden de bunun işaretlerini görmüştük. Tabii Trump artık ilk döneminde dillendirdiği konuları bu ikinci döneminde kurumsallaştırma ve pratiğe geçirme gibi bir aşamada; buna yönelik ciddi adımlar attığını görüyoruz.</em></p>

<p><em>Batı yarımküre diye tabir ettiği bütün <strong>Amerika kıtasını –kuzey, güney ve Karayipler–</strong> Amerika’nın hayati çıkar alanı ilan etmesi ve buraya Amerika’nın dışında başka bir etki alanını kabul etmemesi de aslında Monroe Doktrini’ne yeniden Trump’ın ilaveleriyle dönüş olarak tabii görüyoruz.</em></p>

<p><em>Çin’le rekabetin merkezde olması, Güney Çin Denizi’ndeki ulaştırma yollarının, koridorların hayati önem oluşturuyor olması da ve bu deklarasyonda Amerika için aslında oradaki ittifakları da yeni bir <strong>NATO vari,</strong> Asya-Pasifik’te Japonya’yla, Avustralya’yla, Kore ile bir Çin’e karşı blok oluşturma arayışını görüyoruz. Soğuk Savaş döneminde Rusya’ya yönelik ne yapıldıysa aslında aynı modelin farklı şekillerde Çin’e karşı yine bölgesel düzlemde Asya-Pasifik’te yapılmaya yönelik bir emare var, arayış var.</em></p>

<p><em>Şimdi bütün bunlar tabii dengeleri değiştiriyor. Bunlar çünkü deklare edildiği zaman sonuçsuz kalan, cevapsız kalan konular olamaz. <strong>Avrupa-Amerika ilişkilerinin Türkiye’ye yansıyan</strong> kısmı olacak. Avrupa-Rusya ilişkilerinin, Avrupa-Asya Pasifik, Amerika-Çin ilişkilerinin; bütün bunların hepsinin Türkiye’ye bir yansıması olacak.</em></p>

<p><em>Türkiye olarak biz bütün bu gelişmeleri <strong>risk analizleri</strong> yaparak&nbsp; bizim için riskler neler, fırsatlar neler?Genel dış politika çizgimiz de belli zaten, hesaba katarak inşallah yolumuza devam edeceğiz. Yani 2026’da da bizi heyecanlı, oldukça yoğun, risklere açık ama aynı zamanda fırsatlar sunan bir yıl bekliyor olacak.</em></p>

<p><em>Evet. 2026’yı bu anlamda değerlendirecek olursak , risk analizi yapıyoruz mutlaka; hem fırsat kısmını değerlendiriyoruz hem risklere karşı hazırlıklıyız kısmının altını çizmek lazım."</em></p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>"MONROE DOKTRİNİ" NEDİR?</strong></span></p>

<p><em>Gazeteci Bora Özizmirtli'ye göre Monreo Doktrini'ni kaleme aldığı yazısında,</em></p>

<p>"Türkiye'de yeterince bilinmeyip tartışılmayan konulardan birisi ABD'nin ünlü <strong>"Monroe Doktrini"</strong>dir. Bu doktrinin özünde, ABD devletinin Avrupa'yı kendisini "tehdit" olarak algılaması yatar.</p>

<p>Doktrin, <strong>ABD Başkanı James Monroe</strong> tarafından ortaya atılmıştır. Kökeni, ABD'nin İngiltere'ye karşı verdiği bağımsızlık savaşına dayanır. ABD, Avrupa'nın sanayisini, teknolojisini ve stratejisini kendisine rakip olarak görür ve kendi çıkarlarını ön planda tutar.</p>

<p>Bu doktrinin temel ilkesi, ABD'nin <em><strong>“Siz Avrupa’da bize karışmayın, biz de size karışmayız” </strong></em>anlayışıdır. Yani ABD, Avrupa’nın iç işlerine (savaşlar, ittifaklar, monarşi-cumhuriyet çatışmaları) karışmama politikası izler.</p>

<p>Buna karşılık, Avrupa’nın Amerika kıtasına <strong>(Kuzey, Orta, Güney Amerika ve Karayipler) </strong>herhangi bir askeri veya politik müdahalesini kendi güvenliğine doğrudan tehdit olarak görür ve buna kesinlikle karşı çıkacağını ilan eder.</p>

<p>Monroe Doktrini’ne göre ABD’nin Avrupa politikası şu şekildedir:<em><strong> “Avrupa kendi kıtasında ne yaparsa yapsın, ama Amerika kıtasına burnunu sokmasın. Biz de sizin iç işlerinize karışmıyoruz.”" ifadelerini kullanmıştı.</strong></em></p>

<p><a href="https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bora-ozizmirli-yazdi-abdnin-monroe-doktrini-geri-mi-donuyor-2739"><span style="color:#c0392b">Bora Özizmirli'nin yazısını okumak için lütfen tılklayınız:</span></a><br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 15 Dec 2025 15:38:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/12/hakan-fidan-trumpin-monreo-doktrine-donusu-kuresel-dengeleri-degistirecek-1765803872.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Jeffrey Sachs: Trump&#039;ın Yeni Monroe Doktrini, Avrupa ve Türkiye&#039;yi dışlıyor</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/jeffrey-sachs-trumpin-yeni-monroe-doktrini-avrupa-ve-turkiyeyi-disliyor-2754</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/jeffrey-sachs-trumpin-yeni-monroe-doktrini-avrupa-ve-turkiyeyi-disliyor-2754</guid>
                <description><![CDATA[Profesör Jeffrey Sachs, büyük güçlerin dünyayı "bölüşmesinin" tehlikeli bir oyun olduğunu savunurken, Trump'ın önerdiği "çekirdek beş" grubunun (ABD, Japonya, Çin, Rusya, Hindistan) Avrupa'yı ve Türkiye'yi tamamen dışladığını vurguladı. Bu planın, "uygar bir Monroe Doktrini" yerine yeni bir emperyalist paylaşım olduğunu iddia etti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<iframe width="745" height="419" src="https://www.youtube.com/embed/-cAPBgQOXfQ" title="Jeffrey Sachs: Trump’s Distorted Version of the Monroe Doctrine" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe><p><a href="https://www.youtube.com/watch?v=-cAPBgQOXfQ"><em><strong>Ünlü ekonomist Profesör Jeffrey Sachs,</strong></em></a> Trump yönetiminin yeni ulusal güvenlik stratejisinde yeniden canlandırdığı <strong>**Monroe Doktrini**'ni</strong> sert bir dille eleştirdi. Sachs, doktrinin orijinal anti-emperyalist ruhunu tamamen çarpıttığını ve ABD'nin Batı Yarımküre'de hegemonya kurma aracı haline getirdiğini belirtti. Bu yaklaşımın,&nbsp; Avrupa'yı dışladığı gibi, küresel ekonomik platformlarda Türkiye'yi de masadan uzak tuttuğunu vurguladı.<em><strong><a href="https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bora-ozizmirli-yazdi-abdnin-monroe-doktrini-geri-mi-donuyor-2739"><span style="color:#c0392b">(Gazeteci Bora Öizmirli'nin Monroe Doktrini ile ilgili yazısını okumak için lütfen tıklayınız)</span></a></strong></em><br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=-cAPBgQOXfQ"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/image%20-%202025-12-15T143558_009.png" style="height:450px; width:800px" /></a><br />
Dünya ekonomisi ve dış politika uzmanı Profesör <strong><strong>Jeffrey Sachs</strong></strong>, Trump yönetiminin küresel güç paylaşımını eleştirdiği röportajında şok edici açıklamalar yaptı. Sachs, büyük güçlerin dünyayı "bölüşmesinin" tehlikeli bir oyun olduğunu savunurken, Trump'ın önerdiği "çekirdek beş" grubunun (ABD, Japonya, Çin, Rusya, Hindistan ile oluşan birliktelik) Avrupa'yı ve Türkiye'yi tamamen dışladığını vurguladı. Bu planın,<strong> "uygar bir Monroe Doktrini"</strong> yerine yeni bir emperyalist paylaşım olduğunu iddia etti.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><a href="https://www.youtube.com/watch?v=-cAPBgQOXfQ"><span style="color:#2980b9"><em><strong>Glenn Diesen'in YouTube</strong></em></span></a> kanalındaki mülakatta Sachs, Diesen'in <em><strong>"Büyük güçlerin dünyayı bölüşmesi olumsuz olabilir ama&nbsp; birbirlerinin arka bahçelerinden uzak durmak, çıkarları uyumlaştırmak"</strong></em> sözlerine yanıt vererek konuyu derinleştirdi. Sachs, bu yaklaşımın "iyi huylu" görünse de aslında dışlayıcı ve kibirli bir yapı taşıdığını belirtti:<em><strong> "Büyük güçler dünyayı kendi aralarında paylaşıyor gibi görünebilir, ancak Trump'ın planı 1.5 milyar Afrikalıyı, 700 milyon Güneydoğu Asyalıyı ve Latin Amerika'yı yok sayıyor. En çarpıcısı, Türkiye gibi yüz milyonlarca insanı temsil eden orta ölçekli güçleri masadan kaldırıyor!"</strong></em></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Sachs, Trump'ın G7'ye alternatif olarak <strong>"çekirdek beş"i </strong>(ABD, Japonya, Çin, Rusya, Hindistan) savunduğunu ve Avrupa'nın bile listede olmadığını hatırlatarak, <em><strong>"Bu dışlayıcı liste, Türkiye'yi, Endonezya'yı, Brezilya'yı ve Güney Afrika'yı kasıtlı olarak dışarı bırakıyor. Trump, Johannesburg G20 zirvesini boykot etti çünkü bu ülkeleri masada istemiyor ,bu ırkçı ve vulgar bir tutum!"</strong></em> diye konuştu.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Trump'ın bu planının, orijinal Monroe Doktrini'ni çarpıtan bir versiyon olduğunu savunan Sachs, "Büyük güçler dünyayı paylaşırsa, küçük parçalar kolay organize olur diyorlar ama gerçekte bu, hegemonik bir bölüşüm. Türkiye gibi yükselen güçler çok kutuplu dünyada daha fazla özerklik kazanacak, Trump'ın dışlaması ters tepecek" uyarısında bulundu.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bu iddialar, uluslararası arenada büyük yankı uyandırırken, Trump yönetiminin dışlayıcı politikalarının küresel gerilimleri artıracağı öngörülüyor. Sachs'ın sözleri, Türkiye'nin G20'deki rolünü ve çok kutuplu dünyanın dinamiklerini bir kez daha gündeme taşıdı.</p>

<p>Glenn Diesen'in YouTube kanalındaki röportajda Sachs, Trump'ın "Trump Corollary" adını verdiği yeni versiyonun, dış güçleri&nbsp; Batı Yarımküre'den dışlamayı amaçladığını ancak bunun aslında ABD'nin zorbalık hakkı iddiası olduğunu söyledi. Sachs, "Orijinal Monroe Doktrini 1823'te Avrupa sömürgeciliğine karşıydı ve karşılıklılık içeriyordu: Siz bize karışmayın, biz de size karışmayız. Şimdi ise 'Biz patronuz, herkes dışarı' diyor" şeklinde konuştu.</p>

<p>Sachs, bu dışlayıcı yaklaşımın küresel ekonomiye de yansıdığını belirterek, Trump'ın G20'yi bozmaya çalıştığını ve Türkiye gibi ülkeleri dışladığını öne sürdü. "Trump, Johannesburg'daki G20 zirvesini boykot etti çünkü Endonezya, Brezilya, Güney Afrika ve Türkiye gibi ülkeleri masada istemiyor. Bu ülkeler yüz milyonlarca insanı temsil ediyor" diyen Sachs, Trump'ın alternatif bir "Core Five" (ABD, Çin, Rusya, Hindistan, Japonya) grubu düşündüğünü ancak bunun da dışlayıcı olduğunu ifade etti.</p>

<p>Sachs'ın yorumları, Trump'ın Monroe Doktrini'ni Avrupa'yı dışlama aracı olarak kullandığı gibi, küresel karar alma mekanizmalarında Türkiye'yi de marjinalleştirmeye çalıştığını gösteriyor. Bu gelişmeler, uluslararası ilişkilerde yeni gerilimlere işaret ediyor.<br />
<br />
<em><strong>Mülakatın ilgili kısmı şöyle:</strong></em><br />
<br />
<strong>Glenn Diesen:</strong> Büyük güçlerin dünyayı bölüşmesi olumsuz olabilir ama benign formda birbirlerinin arka bahçelerinden uzak durmak, çıkarları uyumlaştırmak. Küçük parçalar sonra kolay organize olur. Trump yönetiminin G7 alternatifi istediği raporlar var, çünkü G7 ana ekonomiler değil artık. Çekirdek beş: ABD, Japonya, Çin, Rusya, Hindistan. Avrupa listede değil ama bu beş ülkenin formül bulması. Bu uygar Monroe Doktrini yaratabilir mi?<br />
<br />
<strong>Jeffrey Sachs: </strong>Militarizasyon ile ekonomi arasında önemli ayrım var, ben ikisini ayrı tutmayı tercih ederim ama şu an tersi oluyor. Her şey ekonomide askeriyle ilgili, ticaret çöküyor çünkü her şey çift kullanımlı. Teknoloji silaha gidebilir diye ticaret yok, tedarik zinciri yok, uluslararası sistemi parçalıyoruz. Büyük hata, paranoid hata, generalleri ekonominin başına koymak.Büyük güç uzlaşması hayati, nükleer silahlar yüzünden, silahlar tehlikeli, otonom silahlar, uzay silahları, siber savaş, dijital çağın yeni savaşı, drone sürüleri. Büyük güç çatışması riski yüksek, Batı gazeteciliğinde savaş davulları şok edici. New York Times birkaç gün önce editöryel kurulu "savaşın geleceğine hazırlanmak" diye yazı yazdı, iğrenç.Evet, dört-beş büyük güç otursun, güvenlik kürelerini çözsün: Birbirinizi provoke etmeyi bırakın, ABD-Çin çatışmasını, ABD-Rusya çatışmasını provoke etmeyi bırakın.Ekonomide ise beşlinin doğru beş olduğuna ikna değilim, ekonomi için özel düzen yok. Ekonomi kazan-kazan olmalı, kolektif refah. G20 var, Trump şu an bozmak istiyor çünkü Endonezya, Brezilya, Güney Afrika, Türkiye'yi masada istemiyor. Trump boykot etti son G20'yi Johannesburg'da, ırkçı, bigot, tabanı öyle seviyor. Afrika Birliği'ni G20'ye eklemek harika, 1.5 milyar insan, ama Trump "Hayır, başka liste" diyor, dışlayıcı.<br />
<br />
<strong>Glenn Diesen:</strong> Endonezya, Türkiye gibi ülkelerin küçük parçalar olduğu fikri, hatta Brezilya gibi dev ülkenin ABD etki alanı altında olması, yeni güç dağılımında rasyonel değil. Çok kutuplu dünyada orta boy ülkeler daha fazla özerklik kazanacak.Son hızlı soru: Yeni Trump Monroe Doktrini Çin ve Rusya'nın Batı Yarımküre'de olmamasına yönelik. Belgeden, Trump'ın yeni Monroe Doktrini altında Çin ve Rusya'ya ne rol "izin verilir"?<br />
<br />
Kaynak:<a href="https://www.youtube.com/watch?v=-cAPBgQOXfQ">https://www.youtube.com/watch?v=-cAPBgQOXfQ</a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 15 Dec 2025 13:59:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/12/jeffrey-sachs-trumpin-yeni-monroe-doktrini-avrupa-ve-turkiyeyi-disliyor-1765798853.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Oslo&#039;da Nobel Barış Ödülü tartışması büyüyor</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/osloda-nobel-baris-odulu-tartismasi-buyuyor-2745</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/osloda-nobel-baris-odulu-tartismasi-buyuyor-2745</guid>
                <description><![CDATA[Norveç Nobel Komitesi, bu yılki Nobel Barış Ödülü sahibi onuruna düzenlenen geleneksel meşale yürüyüşünü iptal ettiğini açıkladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Norveç Nobel Komitesi, bu yılki Nobel Barış Ödülü sahibi onuruna düzenlenen geleneksel meşale yürüyüşünü iptal ettiğini açıkladı.</p>

<p>Aynı hafta içinde, 2014 yılında Alfred Nobel’in vasiyetini korumak amacıyla kurulan “Silahlarınızı Bırakın” (Lay Down Your Arms) örgütü, Venezuelalı muhalif lider Maria Corina Machado’ya ödül verilmesini protesto etmek için Oslo’da çeşitli gösteriler düzenleyeceğini duyurdu.</p>

<p>Örgüt, salı günü Oslo’da gerçekleştirdiği basın toplantısında, 2025 Nobel Barış Ödülü’nün Maria Corina Machado’ya verilmesi kararına karşı Norveç Nobel Komitesi’ne resmi şikâyet başvurusunda bulunduğunu açıkladı.</p>

<p><strong>“Silahlarınızı Bırakın” </strong>örgütü temsilcisi <em><strong>John Jones</strong></em> şu ifadeleri kullandı:</p>

<p><em><strong>“Nobel Komitesi’nin bu üzücü ödül sahibi seçimi, Alfred Nobel’in vasiyetindeki sözlerin yanlış yorumlanmasıdır. Maria Corina Machado’nun eylemleri yanlış bir şekilde tanımlanmış ve övülmüştür.”</strong></em></p>

<p>Protestoların önümüzdeki günlerde Oslo’da devam etmesi bekleniyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 11 Dec 2025 15:37:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/12/osloda-nobel-baris-odulu-tartismasi-buyuyor-1765457348.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Lavrov&#039;dan Trump&#039;a övgü: İnsan haklarını gerçekten önemseyen tek batılı lider</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/lavrovdan-trumpa-ovgu-insan-haklarini-gercekten-onemseyen-tek-batili-lider-2741</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/lavrovdan-trumpa-ovgu-insan-haklarini-gercekten-onemseyen-tek-batili-lider-2741</guid>
                <description><![CDATA[Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Federasyon Konseyi'nde yaptığı konuşmada, ABD Başkanı Donald Trump'ı övdü ve onu "Ukrayna'daki insan haklarını gerçekten önemseyen tek Batılı lider" olarak nitelendirdi. Lavrov, Trump'ın barış planındaki yaklaşımını överken, Avrupa Birliği'ni (AB) Ukrayna'ya yönelik insan hakları yükümlülüklerini yumuşatmakla suçladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov,</strong> Federasyon Konseyi'nde yaptığı konuşmada, ABD Başkanı Donald Trump'ı övdü ve onu "Ukrayna'daki insan haklarını gerçekten önemseyen tek Batılı lider" olarak nitelendirdi. Lavrov, Trump'ın barış planındaki yaklaşımını överken, Avrupa Birliği'ni (AB) Ukrayna'ya yönelik insan hakları yükümlülüklerini yumuşatmakla suçladı. Konuşmasında Avrupa ve Ukrayna'ya nisbet <strong>"Farkı hissedin" </strong>diyerek ironik bir vurgu yaptı.</p>

<p>Lavrov'un açıklaması, Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff'un Moskova ziyareti sırasında tartışılan ABD barış tekliflerine dayanıyor. Venezüela krizi ile gündemde olan Trump için yaptığı bu değerlendirme şaşkınlık uyandırdı.&nbsp;</p>

<p><strong>Lavrov'un Tam Konuşma Metni :</strong></p>

<p><em>"</em>"Ukrayna'daki insan hakları meselesine gelince, bunu gerçekten önemsediği bilinen tek Batılı lider ABD Başkanı Donald Trump'tır.<br />
<br />
O, bu anlamsız savaşı sona erdirmenin gerekliliğini defalarca dile getirdi ve Amerikan paralarının Kiev rejimini desteklemek için harcanmaması gerektiğini vurguladı.<br />
<br />
Trump'tan farklı olarak, Avrupa Birliği yakın zamanda Ukrayna ile yapılan anlaşmanın metnini değiştirdi ve bu metinden Ukrayna'nın Avrupa Birliği insan hakları standartlarına uyması yönündeki referansları çıkardı. Bu değişiklik, Ukrayna'nın insan haklarını sistematik olarak ihlal ettiği gerçeğini özellikle de Rusça konuşan nüfusun hakların&nbsp; gizlemek için özellikle yapıldı. Farkı hissedin" dedi.</p>

<p>Lavrov'un sözleri, sosyal medyada ve dünya basınında geniş yankı buldu.&nbsp;</p>

<p><span style="color:#2980b9"><em><strong>Kaynak:Rusya Dışişleri Bakanlığı Resmi İnternet Sitesi</strong></em></span><br />
<a href="https://www.mid.ru/ru/press_service/video/view/2064590/">https://www.mid.ru/ru/press_service/video/view/2064590/</a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 10 Dec 2025 20:12:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/12/lavrovdan-trumpa-ovgu-insan-haklarini-gercekten-onemseyen-tek-batili-lider-1765388788.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Uyarıyoruz: Hüseyin Mat AABF’yi dağılmaya götürüyor!</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/uyariyoruz-huseyin-mat-aabfyi-dagilmaya-goturuyor-2740</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/uyariyoruz-huseyin-mat-aabfyi-dagilmaya-goturuyor-2740</guid>
                <description><![CDATA[Avrupa’da binbir emekle kurulan Alevi örgütlenmesi zor günler yaşıyor. Şubat 2023 depremi sonrasında Avrupa’da toplanan bağışların nerelere harcandığının şeffaflıkla ve belgelerle açıklanamayışı örgütü içinden çıkılmaz bir kaosa sürüklüyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu Denetim Kurulu’nun 19-20 Ekim 2024 tarihinde düzenlenen 16. Olağan Genel Kurul’a sunduğu raporda Şubat 2023 depremi mağdurları için toplanan bağışların akıbeti ile ilgili soru işaretleri bulunduğu vugulanmıştı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hüseyin Mat ekibinin genel kurul salonunda delegelerin önünden toplattığı Denetim Kurulu raporunda ilgili bölümler alevihaberler.com.tr haber sitesinde yayınlanması üzerine, Alevi kamuoyu durumdan haberdar oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">AABF üyelerinin talepleri ve kamuoyunun baskısına rağmen Hüseyin Mat ve ekibi şeffaf ve belgelere dayalı bir açıklama yapmaktan bugüne kadar kaçındılar.</span></p>

<p><span style="color:#000000">AABF Disiplin Kurulu’nun konuyu yargıya götüreceğini açıklaması ise, tartışmayı yeni bir aşamaya taşıdı. Federasyon içinde hesap vermeyen, dar meydanı kurulması çağrısına sessiz kalan Hüseyin Mat, şimdi Alman yargısına hesap verecek.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>HESAP VERMEMEK İÇİN ÖRGÜT İÇİNDE ÇATIŞMA ÇIKARIYOR</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Hüseyin Mat ve ekibinin son hamlesi ise, Disiplin Kurulu’na karşı kadınlar koluna açıklama yaptırmak oldu!</span></p>

<p><span style="color:#000000">AABF Disiplin Kurulu’nu yetkisiz olmakla suçlayan kendisi yetkisiz Avrupa Alevi Kadınlar Birliği yayınladığı açıklamada, Hüseyin Mat ve ekibinin neden hesap vermediğini sorgulamak yerine, açıklama isteyen talepleri “<em><strong>Alevi örgütlülüğünün gücünü hedef alan daha büyük bir planın parçası</strong></em>” olarak ilan ediyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hüseyin Mat ve ekibi hesap vermekten kaçmak için yeni bir taktiğe baş vurmuş görünüyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Avrupa’da Alevi kurumlarını birbirleri ile çatıştırarak, oluşacak kargaşayı siyasi motiflerle süsleyip aradan sıyrılacak!</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hüseyin Mat ve ekibinin hesap vermekten kaçmak için Alevi kurumlarını birbirine kırdırmaya hazır olduğu anlaşılıyor!</span></p>

<p><span style="color:#000000">Uyarıyoruz: Alevi kurumlarını birbiri ile çatışma haline sürüklemek binlerce Alevinin büyük fedakarlıklarla meydana getirdiği, ayağa kaldırdığı Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu’nu dağılmaya götürür.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>HESAP VERMEKTEN KAÇAMAZSINIZ!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Halbuki soru çok nettir ve başka bir yorum yapılmasına da müsait değildir: Deprem mağdurlarına yardım için toplanan bağışların nerelere harcandığını kanıtlayacak belgeleri gösterin!</span></p>

<p><span style="color:#000000">Öyle, Kayseri Hacı Bektaş-ı Veli Vakfı başkanı Abbas Tan’dan, Alevi Dernekler G-Federasyonu Başkanı Zeynel Abidin Koç’tan alınan üzerinde “<em><strong>şu kadar&nbsp;aldım</strong></em>” yazan beyaz kağıtlar belge değildir ve olamaz. 21. yüzyılda bu şekilde belge oluşturduğunu sanmak ancak komedi konusu olabilir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Rıza Zarrab’tan aldığı iddia edilen, o günün parasıyla 300.000 İsviçre Frankı değerindeki kol saati için de Zafer Çağlayan bir kağıda yazılmış birkaç kelimeyi kanıt olarak gösterme girişimini hatırlayınca, beyaz kağıt üzerine yazılanı belge olarak sunanların kimin öğrencisi olduğunu da böylece anlıyoruz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hüseyin Mat ve ekibine çağrımız: İyi niyetinizi göstermek istiyorsanız, gelin dar meydanı kuralım. Kim haksız çıkarsa, yedi ceddi düşkün olsun! Var mısınız?</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>HÜSEYİN MAT HESAP VER: DEPREM PARALARI NEREDE?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Hesap soran herkesi düşmanlaştıran söylemlerle sindirme taktiği izleyen Hüseyin Mat ve ekibi, örneğin 6 Nisan 2023 kuruna göre 3.500 Avro (73.919 TL)’dan alındığı iddia edilen konteynerlerin neden bugün, yani 10.11.2025 tarihinde 45-55.000 TL’den satıldığını açıklayabiliyor mu? </span></p>

<p><span style="color:#000000">İki yılda ortalama resmi enflasyon rakamlarını kabul etsek dahi, bugün en az 115.000 TL’den satılması gereken konteynerlerin güncel fiyatının (Genel kurula bildirilen 73.919 TL’lik satış fiyatı doğruysa) olması gerekenin yarısından daha aza satılması sizce ne anlam ifade ediyor?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hayatında konteyner yapmamış, şimdi de yapmayan Malatya Battalgazi Organize Sanayi Bölgesinde işyeri olan bir gıda makineleri tamir atölyesinin üretici firma olarak gösterilmesi, yine Malatya, Akçadağ Kürecik’in Ören köyünde fırıncının kullandığı ve fotoğrafları paylaşılan 3 tanesi dışında, 200’den fazla dağıtıldığı iddia edilen konteynerlerin nerede olduğunu gören, duyan kimsenin olmayışı da mı size bir şey söylemiyor?</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>AABF TÜM ZORLUKLARI AŞACAK GÜÇTEDİR!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Hüseyin Mat ve ekibi dünyanın bütün diktatörlerini kıskandıracak yöntemlere baş vursa da, bu yöntemlerin Avrupa’da yaşayan Alevilerde tutmayacağı açıktır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sivil toplum örgütlenme deneyimi yüksek ve haklarını koruma bilinci içinde örgütünü savunan Alevilerin deprem bağışlarının akıbeti gibi bir lekeyi AABF’nin üzerinde kalmasına izin vermeyeceğine inancımız tamdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hüseyin Mat ve ekibi son kozlarını oynuyor. Avrupa’da örgütü birbirine düşürüp, “<em><strong>canbaza bak</strong></em>” taktiği ile oluşacak kargaşayı kendi lehlerine kullanacaklar. Ama, bu planları da tutmayacak. AABF’ye sahip çıkan Aleviler tüm zorlukları aşacak tecrübe ve güce sahiptir.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 10 Dec 2025 18:43:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/12/uyariyoruz-huseyin-mat-aabfyi-dagilmaya-goturuyor-1765382459.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Erdebil Muhakkık Üniversitesi Türk akademisyenlerle işbirliğine hazır</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/erdebil-muhakkik-universitesi-turk-akademisyenlerle-isbirligine-hazir-2737</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/erdebil-muhakkik-universitesi-turk-akademisyenlerle-isbirligine-hazir-2737</guid>
                <description><![CDATA[İran’ın Erdebil şehrindeki Erdebil Muhakkık Üniversitesi, Türkiye’den gelen akademisyenler ve Alevi kanaat önderleriyle gerçekleştirdiği tarihi toplantıyı kendi resmi internet sitesinde geniş yer vererek duyurdu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://uma.ac.ir/find.php?content_id=38448"><em><strong>İran’ın Erdebil şehrindeki Erdebil Muhakkık Üniversitesi, </strong></em></a>Türkiye’den gelen akademisyenler ve Alevi kanaat önderleriyle gerçekleştirdiği tarihi toplantıyı kendi resmi internet sitesinde geniş yer vererek duyurdu.<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/e7dfc898-1ac8-40b0-a89c-9b41a62ef6e2.jpeg" style="height:450px; width:760px" /><br />
Türkiye’de Alevilik, Bektaşilik ve Safevilik alanında araştırmalar yürüten bir grup akademisyen, İran’ın Tebriz, Erdebil, Tahran, Kum, Meşhed ve Nişabur şehirlerini kapsayan bir ziyaret gerçekleştirdi.<br />
<br />
Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu ve Hüseyin Gazi Kültür ve Sanat Vakfı tarafından düzenlenen ve Samsun 19 Mayıs Üniversitesi, Kayseri Erciyes Üniversitesi ile Tunceli Munzur Üniversitesi’nden akademisyenlerin katıldığı İran üniversiteleri ile istişare ve işbirliği amaçlı gezi İran akademi dünyasında da heyecanla karşılandı.<br />
<br />
<strong>ALEVİLİK ÇALIŞAN TÜRK AKADEMİSYENLER İRAN’DA</strong><br />
<br />
Şah İsmail’in şehri ve Safevî devletinin de ilk başkenti olan Erdebil’de bulunan Muhakkık Üniversitesi’nin resmi sayfasında <a href="https://uma.ac.ir/find.php?content_id=38448"><em><strong>(https://uma.ac.ir/find.php?content_id=38448) </strong></em></a>yayımlanan bir haberde, Türk akademisyenler heyetinin İran’a yaptığı “Alevilik, Bektaşilik ve Safevilik” gezisine geniş yer verildi.<br />
<br />
19 Mayıs Üniversitesi’nden Prof. Dr. Harun Yıldız, Erciyes Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ali Selçuk ve Prof. Dr. Havva Selçuk ve Munzur Üniversitesi’nden, Alevilik Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Doç. Dr. Aziz Altı’dan oluşan akademisyenler, Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu ile Hüseyin Gazi Kültür ve Sanat Vakfı’nın organizasyonunda İran’da Alevilik, Bektaşilik ve Safevilik araştırmaları yapan akademisyenlerle buluşmuştu.<br />
<br />
Alevihaberler.com.tr sitemizde yer verdiğimiz haberimizde Türk akademisyenler “Erdebil Muhakkık Üniversitesi ile ortak bilimsel projeler yürütmeye, İran-Türkiye arasında uluslararası Safevi ve Alevilik sempozyumları düzenlemeye hazırız” ifadelerini kullanmıştı.<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/48227323-9c9f-426f-8d88-182451ff232d.jpeg" style="height:534px; width:800px" /><br />
<strong>ERDEBİL MUHAKKIK ÜNİVERSİTESİ İŞBİRLİĞİNE HAZIR</strong><br />
<br />
Erdebil Muhakkık Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Muhammed Hasanzade, Alevilik Bektaşilik alanında uzman akademisyenler heyeti ile görüşmenin ardından üniversitenin resmi sitesine yaptığı açıklamasında şu çarpıcı ifadeleri kullandı:<br />
<br />
<em><strong>“Erdebil Muhakkık Üniversitesi, Türkiye’deki üniversiteler ve Alevilerle bilimsel iş birliğine hazırdır. Şah İsmail Hatayî’nin türbesinin Erdebil’de olması bizi büyük bir mutlulukla dolduruyor ve Türk Alevileriyle buluşmaya yöneltiyor.”</strong></em><br />
<br />
Erdebil Muhakkık Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hasanzade, üniversitenin resmi sayfasından şu tarihi kararları da ilk kez kamuoyu ile paylaştı:<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/848f3aa8-eceb-4a1d-9c01-e198be24be19.jpeg" style="height:534px; width:800px" /><br />
- Azerbaycan Kültür Araştırmaları Merkezi,<strong> “Safevi Çalışmaları Merkezi”</strong>ne dönüştürülecek.&nbsp;<br />
<br />
- Dünyada Safevi çalışmaları denince başvurulan dergi artık Erdebil’den, Erdebil Muhakkık Üniversitesi’nde yayımlanacak.&nbsp;</p>

<p>- Erdebil’de “Safevi Çalışmaları Kütüphanesi” kurulacak; dünyanın her yerinden Safevilerle ilgili tüm eserler burada toplanacak.<br />
<br />
<strong>İKİ TARAFTA DA ORTAK VURGU: TARİHİ BAŞLANGIÇ</strong><br />
<br />
Bu buluşma, Şah İsmail Hatayî’nin mirası üzerinden İran ve Türkiye arasında köklü bir bilimsel iş birliğinin başlangıcı olacak.<br />
Üniversitenin resmi sitesinde şu cümleler özellikle vurgulandı:</p>

<p><em><strong>“Safevi Çalışmaları ve Alevilik alanında bilimsel otorite artık Erdebil Muhakkık Üniversitesi olacaktır.”</strong></em><br />
Türkiye’den gelen akademisyenler ve Alevi dedeleri de üniversitenin resmi haberinde geniş yer buldu. Türk heyeti, Erdebil Muhakkık Üniversitesi ile ortak projeler yürütmeye, İran-Türkiye arasında uluslararası Safevi ve Alevilik sempozyumları düzenlemeye hazır olduklarını bildirdi.<br />
<br />
Erdebil Muhakkık Üniversitesi’nin kendi resmi internet sitesinde yayımladığı haber, İran devlet haber ajanslarının da servis ettiği bu buluşma, iki ülke arasında yeni bir bilimsel köprünün kurulduğunun en somut işareti olarak görülüyor.<br />
<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/a9f5b586-330a-4bdb-9060-a92feb3aec40.jpeg" style="height:599px; width:800px" /></p>

<p><a href="https://uma.ac.ir/find.php?content_id=38448"><em><strong>Resmi Kaynak: &nbsp;<br />
Mohaghegh Erdabili Üniversitesi – https://uma.ac.ir/find.php?content_id=38448</strong></em></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 10 Dec 2025 15:37:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/12/erdebil-muhakkik-universitesi-turk-akademisyenlerle-isbirligine-hazir-1765370725.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ABD-Rusya yakınlaşması: Ardan Zentürk’ten “Avrupa hamburger olacak” yorumu</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/abd-rusya-yakinlasmasi-ardan-zenturkten-avrupa-hamburger-olacak-yorumu-2735</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/abd-rusya-yakinlasmasi-ardan-zenturkten-avrupa-hamburger-olacak-yorumu-2735</guid>
                <description><![CDATA[Deneyimli fazeteci-yazar Ardan Zentürk, YouTube kanalında yayınladığ Donald Trump yönetiminin yeni Ulusal Güvenlik Stratejisi belgesi ile Rusya’nın bu belgeye verdiği olumlu tepkileri değerlendirerek çarpıcı bir tablo çizdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<iframe width="745" height="419" src="https://www.youtube.com/embed/Jr-zrlyKFLU" title="YENİ KÜRESEL PARADİGMA: AVRUPA BURGER! ABD-RUS BİRLİKTE PİŞİRİYOR, UKRAYNA&#39;DA YENİ CEPHELEŞME..." frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe><p><em><a href="https://www.youtube.com/watch?v=Jr-zrlyKFLU"><strong>Gazeteci-yazar Ardan Zentürk, </strong></a></em>YouTube kanalında yayınladığı <strong>“YENİ KÜRESEL PARADİGMA: AVRUPA BURGER! ABD-RUS BİRLİKTE PİŞİRİYOR, UKRAYNA’DA YENİ CEPHELEŞME...” </strong>başlıklı videosunda, Donald Trump yönetiminin yeni Ulusal Güvenlik Stratejisi belgesi ile Rusya’nın bu belgeye verdiği olumlu tepkileri değerlendirerek çarpıcı bir tablo çizdi.</p>

<p>Zentürk, <em><strong>“Bir gün Rusya’dan Amerika’ya dönük böyle bir açıklama geleceğini söyleseler ‘Vay canına!’ derdim”</strong></em> diyerek Soğuk Savaş döneminde hayal bile edilemeyecek bir yakınlaşmaya dikkat çekti.</p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">KREMLİN: “TRUMP’IN DEĞİŞİKLİKLERİ BİZİM VİZYONUMUZLA ÖRTÜŞÜYOR”</span></span></strong><br />
<br />
Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov, Trump’ın yayımladığı 33 sayfalık yeni Amerikan Ulusal Güvenlik Stratejisi’nin birçok maddesinin Rusya’nın görüşleriyle uyumlu olduğunu açıkladı. Peskov, özellikle Ukrayna’daki çatışmaların müzakere yoluyla hızla sona erdirilmesi, Rusya ile Avrupa arasında çatışma riskinin azaltılması ve NATO’nun sürekli genişlemesinin durdurulması yönündeki ifadeleri övdü. Peskov, “Gördüğümüz değişikliklerin çoğu aslında bizim vizyonumuzla örtüşüyor” dedi.</p>

<p>Zentürk bu durumu, <em><strong>“Ruslarla Amerikalılar aynı düşünüyor. Bu ürkütücü bir şey. Demek ki biz (Avrupa ve arada kalan ülkeler) giderek bir tür ‘sandviç’ pozisyonuna giriyoruz; iki ekmeğin arasına hamburger köftesini koyup kapatacaklar ve yiyecekler”</strong></em> sözleriyle yorumladı.</p>

<p><br />
<span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong>“AVRUPA 20 YIL İÇİNDE YOK OLACAK” ORTAK GÖRÜŞÜ&nbsp;</strong></span></span><br />
<br />
Zentürk, hem Trump’ın hem de Putin’in yıllardır Avrupa’nın çöküşünü öngördüğünü vurguladı. Trump’ın Avrupa demokrasilerini aşağıladığını, Putin’in ise göç ve medeniyet çöküşü üzerinden aynı görüşü savunduğunu belirtti. Zentürk, “İşin bir tarafında iki taraf açısından da Avrupa var."<em><strong>&nbsp;</strong></em>dedi.<br />
<br />
Zentük açıklamasında, <em>"Şimdi Rusya bir açıklama yaptı. Benim bütün hayatım, daha doğrusu 1955-1991 arası, yani 36 yılım bu gezegende Soğuk Savaş yıllarında geçti: Sovyetler Birliği, Amerika… Bir gün Rusya’dan, Amerika’ya dönük böyle bir açıklama geleceğini bana söyleseler, <strong>“Vay canına!” </strong>derdim.<br />
<br />
Kremlin, Başkan Donald Trump yönetimi tarafından yayımlanan yeni revize edilmiş Amerikan Ulusal Güvenlik Stratejisi’nin bazı bölümlerinin Rus görüşleriyle örtüştüğünü belirtmiş. Ruslarla Amerikalılar aynı düşünüyorlar. Bu aslında ürkütücü bir şey. Rus’un ne olduğu belli, Trump’ın ne olduğu da belli. Demek ki biz giderek bir tür <strong>“sandviç” </strong>pozisyonuna giriyoruz; iki ekmeğin arasına hamburger köftesini koyup kapatacaklar ve yiyecekler. Hikâye buraya gidiyor.Beyaz Saray’ın yayınladığı belgede, Washington’un Ukrayna’daki düşmanlıkların hızla sona erdirilmesi için müzakere yürütülmesi, Rusya ile Avrupa ülkeleri arasında çatışma riskinin azaltılması, NATO’nun sürekli genişleyen bir ittifak olduğu algısının ve gerçekliğinin ortadan kaldırılması gibi ifadeler vardı.Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov, dün Pavel Zarubin’e verdiği röportajda, Trump’ın politikalarının önceki yönetimlere kıyasla oldukça büyük bir dönüşüm olduğunu söylemiş. <strong>“Gördüğümüz değişikliklerin çoğu aslında bizim vizyonumuzla örtüşüyor” </strong>demiş. Peskov, çatışmaya karşı diyalog ve iyi ilişkilerin sürdürülmesinden yana ifadeler kullanıyor.Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de aynı şeyi söylüyor. Bu, kaliteli bir “palavra”. Yani Peskov aslında Trump’a</em><strong><em> “Putin seni çok tuttu, ha çok güzel, böyle devam et”</em> </strong>diyor.</p>

<p><br />
<span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong>AVRUPA’DAN ACİL HAMLE</strong></span></span><br />
<br />
Videoyu hazırladığı sırada Londra’da önemli bir toplantı gerçekleştiğini aktaran Zentürk, İngiltere Başbakanı Keir Starmer’ın ev sahipliğinde Almanya Başbakanı Friedrich Merz, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski’nin bir araya geldiğini bildirdi. Zelenski’nin Londra’dan sonra Brüksel’e geçerek NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve AB Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas ile görüşeceğini belirten Zentürk, bu toplantıları “Avrupa’nın ‘Bizi hamburger köftesi gibi yiyemezsiniz’ mesajı” olarak nitelendirdi.</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong>TÜRKİYE’YE “TARAFINI SEÇ” BASKISI UYARISI</strong></span></span><br />
<br />
Zentürk konuşmasını şu uyarıyla tamamladı: &nbsp;<br />
<em><strong>“Bu çok özel bir dönem. Belki de büyük olasılıkla ortada kalmaya çalışan Türkiye gibi devletler, gün geldiğinde üçlü-dörtlü güç grupları tarafından ‘Tarafını seç!’ baskısıyla karşılaşabilecek. Yeni bir dönem, yeni stratejileri konuşmamız gerekiyor. Gerçekten yavaş yavaş eskileri unutmanın zamanı geldi.”</strong></em></p>

<p><a href="https://www.youtube.com/watch?v=Jr-zrlyKFLU"><span style="color:#c0392b"><em><strong>Ardan Zentürk’ün analizi, YouTube kanalında kısa sürede yoğun ilgi gördü.<br />
<br />
ARDAN ZENTÜRK'ÜN AÇIKLAMASINI YOUTUBE KANALI ÜZERİNDEN İZLEMEK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ</strong></em></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 09 Dec 2025 18:56:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/12/abd-rusya-yakinlasmasi-ardan-zenturkten-avrupa-hamburger-olacak-yorumu-1765296869.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Putin&#039;den ABD şirketleri ve Ukrayna Operasyonu açıklamaları</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/putinden-abd-sirketleri-ve-ukrayna-operasyonu-aciklamalari-2722</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/putinden-abd-sirketleri-ve-ukrayna-operasyonu-aciklamalari-2722</guid>
                <description><![CDATA[Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Hindistan merkezli bir medya kuruluşuna verdiği özel röportajda, ABD ile ekonomik ilişkilerin yeniden canlandırılmasına dair Rusya için umut verici olduğunu söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin,</strong> Hindistan merkezli bir medya kuruluşuna verdiği özel röportajda, ABD ile ekonomik ilişkilerin yeniden canlandırılmasına dair Rusya için umut verici olduğunu söyledi. Röportaj,<a href="http://en.kremlin.ru/events/president/news/78649"><strong> Kremlin'in</strong></a> resmi sayfasında yayınlandı, uluslararası arenada yankı uyandırdı. Ayrıca, Ukrayna'daki<strong> "özel askeri operasyon"</strong>un Batı'nın başlattığı bir savaşı bitirme girişimi olduğunu vurgulayarak, Moskova'nın barış çabalarını savundu. Putin, Trump'ın insani niyetler ile barış elçisi olduğunu dile getirdi. Ancak bu açıklama"iki emperyalist devletin yeni paylaşım savaşlarında anlaştığına" şeklinde şüphe doğurdu.<br />
<br />
<a href="http://en.kremlin.ru/events/president/news/78649"><span style="color:#c0392b"><strong>Putin'in açıklamasının tamamını Kremlin resmi internet sayfasından okumak için lütfen tıklayınız:</strong></span></a></p>

<p><br />
<strong>ABD ŞİRKETLERİ RUSYA'YA DÖNMEK İSTİYOR: "MEKTUPLAR MASAMIZDA"</strong><br />
<br />
Putin, röportajın ekonomi kısmında, büyük Amerikan şirketlerinin Rusya pazarına geri dönme arzusu taşıdığını açıkladı. Hindistanlı gazetecilere hitaben, <em><strong>"ABD ve Rusya arasında ekonomik ilişkileri restore etmenin her iki tarafa da fayda sağlayacağı pek çok alan var"</strong></em> diyen Putin, masasında yatan mektupları işaret etti.</p>

<p>Rus lider, <em><strong>"Büyük ABD şirketlerinden mektuplar aldık. Tabii ki varlıklarını hatırlamalıyız. Tüm sorunlar çözülene kadar bekliyorlar ve dönmeye hazırlar. Bizi unutmamamızı istiyorlar. Mektuplar burada, ne kadar şaşırtıcı ki? Pek çok şirket dönmek istiyor" </strong></em>şeklinde konuştu.&nbsp;<br />
<br />
Rus lider, bu şirketlerin isimlerini kamuoyuyla paylaşmasa da, söz konusu firmaların <strong>“küresel çapta tanınan, çok büyük oyuncular” </strong>olduğunu vurguladı. Putin, ABD ile Rusya arasındaki ekonomik ilişkilerin yeniden tesis edilmesinin her iki tarafın da çıkarına olacağını belirterek, <strong><em>“Çok sayıda alan var ki, ilişkilerimizi restore edersek hem ABD hem Rusya kazanır” </em></strong>dedi.</p>

<p>Bu açıklamalar, Batı yaptırımlarına rağmen Rusya ekonomisinin direncini ve küresel şirketlerin pragmatik yaklaşımını öne çıkarıyor. Analistler, olası bir Trump yönetimiyle ilişkilerin yumuşayabileceğini belirtiyor.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Putin'in açıklamasında şu ifadeleeri kullandı:<em> "<strong>Başkan Trump'ın</strong> samimi niyetleri olduğundan kesinlikle şüphem yok (bunların nedenlerini veya neden ortaya çıktıklarını burada tartışmayacağız, ancak kesinlikle mevcutlar). Hem Amerika Birleşik Devletleri hem de Başkan Trump'ın bunun neden hızla çözülmesi gerektiği konusunda kendi anlayışları var.</em></p>

<p><em>Üstelik, bu arada,<strong> insani gerekçelerle </strong>de. Başkan Trump'ın bu konudaki eylemlerinin ardındaki sebeplerden birinin bu olduğuna gerçekten inanıyorum çünkü sürekli olarak kayıpları en aza indirme arzusundan bahsediyor ve<strong> samimiyetinin</strong> gerçek olduğuna eminim. Kararlarını verirken şüphesiz bu insani kaygıları göz önünde bulunduruyor.</em></p>

<p><em>Ancak, başka faktörler de devreye giriyor: siyasi kaygılar ve ekonomik çıkarlar. Bu nedenle, ABD'nin bu soruna aktif olarak bir çözüm aradığına inanıyorum."</em></p>

<p><strong>Soru-Geeta Mohan : <em>"</em></strong><em>Evet, niyetlerinden bahsetti, haklısınız. Savaşları ve çatışmaları sona erdireceğini iddia etmişti - Hindistan ile Pakistan arasında barış getirdiğini iddia ettiğinde Hindistan'da büyük bir şaşkınlığa neden olmuştu, şimdi de Rusya ve Ukrayna'ya bakıyor. Gerçekten <strong>bir barış elçisi </strong>olduğunu düşünüyor musun?"</em></p>

<p><strong>Vladimir Putin:</strong>&nbsp;<em>"Ukrayna'daki durumla ilgili olarak, evet, bir kez daha tekrar edeyim, <strong>kesinlikle eminim ki,</strong> hiçbir şüphem yok, samimi olarak barışçıl bir çözüm hedefliyor.</em></p>

<p><em>Tekrar vurgulayayım. ABD'nin bunun için çeşitli nedenleri olabilir - Trump için kişisel olarak insani nedenler, çünkü o gerçekten düşmanlıkları sona erdirmek ve <strong>daha fazla can kaybını</strong> önlemek istiyor, ancak Rusya ile Ukrayna arasındaki çatışmayı sona erdirmeye bağlı siyasi çıkarlar veya ekonomik nedenler de olabilir. Bu arada, bunlar enerji alanında ve diğer alanlarda olabilir. ABD ile Rusya arasındaki ekonomik ilişkilerin yeniden tesis edilmesinin her iki tarafa da fayda sağlayacağı birçok alan var."</em></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="color:#000000"><strong>"ORTAK PARA BİRİMİ GÜNDEMİMİZDE YOK"</strong></span><br />
<br />
Rus lider, BRICS'in önceliğinin, üye ülkeler arası ticarette ulusal para birimlerini (örneğin ruble, rupi, yuan) daha fazla kullanmak olduğunu vurguladı.<em><strong> "BRICS'te tek bir para birimi getirme hedefimiz yok, bu sakin bir süreç olmalı" </strong></em>şeklinde konuştu.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>UKRAYNA KRİZİ: "BİZ SAVAŞI BAŞLATMADIK, BATI'NIN SAVAŞINI BİTİRİYORUZ"</strong></p>

<p><br />
Röportajın ikinci bölümünde Putin, Ukrayna'daki gelişmelere değinerek sert ifadeler kullandı.<em><strong> "Bizi hatırlatayım, bu savaşı biz başlatmadık. Batı, Ukrayna'yı kışkırttı ve darbe girişimlerini destekledi" </strong></em>diyen Putin, Kırım olaylarının ve Donbass'taki çatışmaların bu darbeden kaynaklandığını savundu.</p>

<p>Rusya'nın 8 yıl boyunca barışçıl çözümler aradığını belirten Putin,<em><strong> "Minsk anlaşmalarını imzaladık, umut ettik ki barışçıl yollarla çözülsün. Ama Batı liderleri sonradan itiraf etti: Anlaşmaları sadece Ukrayna'nın silahlanmasını sağlamak için imzaladılar, bize karşı savaşmaya devam etsin diye"</strong></em> dedi.</p>

<p>Putin, operasyonu tanımlarken ise çarpıcı bir benzetme yaptı: <em><strong>"Özel askeri operasyonumuz bir savaşın başlangıcı değil. Batı'nın Ukrayna milliyetçilerini kullanarak başlattığı savaşı bitirme girişimidir."</strong></em></p>

<p><br />
<strong>Röportajın Yankıları: Küresel Medya Gündeminde</strong><br />
&nbsp;</p>

<p>Uzmanlar, Putin'in açıklamalarının, olası ABD seçim sonuçlarına göre jeopolitik dengeleri etkileyebileceğini öngörüyor. Röportajın tam metni, Kremlin resmi sayfasından erişilebilir durumda.<br />
<br />
<a href="http://en.kremlin.ru/events/president/news/78649"><span style="color:#c0392b"><strong>Putin'in açıklamasının tamamını Kremlin resmi internet sayfasından okumak için lütfen tıklayınız:</strong></span></a></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 05 Dec 2025 06:48:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/12/putinden-abd-sirketleri-ve-ukrayna-operasyonu-aciklamalari-1764910759.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>AABF&#039;nin deprem bağışları skandalı mahkemeye taşındı!</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/aabfnin-deprem-bagislari-skandali-mahkemeye-tasindi-2716</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/aabfnin-deprem-bagislari-skandali-mahkemeye-tasindi-2716</guid>
                <description><![CDATA[Geçen yıl yapılan olağan genel kurulda delegelerden kaçırılan Denetleme Kurulu Raporu'nda yer alan deprem bağışlarının usulsüz harcanması ile ilgili haberimiz ile kamuoyunun öğrendiği skandal yargıya taşındı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Geçen yıl yapılan olağan genel kurulda delegelerden kaçırılan Denetleme Kurulu Raporu'nda yer alan deprem bağışlarının usulsüz harcanması ile ilgili haberimiz ile kamuoyunun öğrendiği skandal yargıya taşındı.<br />
<br />
AABF Merkez Disiplin Kurulu, genel merkez yönetimini <strong>“kurumsal hesap verme yükümlülüğünü sistematik olarak ihlal etmekle”</strong> suçladı ve özellikle 2023 Deprem Yardımları ve Madımak Belgeseli harcamalarına ilişkin bilgi ve belge taleplerinin aylardır yanıtsız bırakıldığını belirterek, ihtilafın yargıya taşındığını duyurdu.<br />
<br />
AABF Merkez Disiplin Kurulu, kamuoyuna yaptığı açıklamada AABF’nin Almanya’da<strong> "Körperschaft des öffentlichen Rechts"</strong> (devlet tarafından resmen tanınan ve kamu sorumluluğu taşıyan tüzel kişilik) statüsüne sahip olduğunu hatırlatarak, bu statünün yönetime yasal olarak şeffaflık, mali disiplin ve hesap verebilirlik zorunluluğu yüklediğini vurguladı.<br />
<br />
<strong>DENETLEME KURULU RAPORUNUN GEREĞİ YAPILSIN!</strong><br />
<br />
19-20 Ekim 2024 tarihlerinde Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu 16. Olağan Genel Kurulu'na sunulan Denetim Kurulu raporunda, Türkiye'yi sarsan ve 11 ilimizde büyük yıkımlara neden olan 6 Şubat 2023 depremlerinin ardından AABF aracılığıyla toplanan 2,5 milyon Avro üzerindeki deprem bağışlarının yerinde ve amacına uygun olarak kullanımına ilişkin ciddi belge eksiklikleri ve kayıt tutarsızlıkları tespit edildiği belirtilmişti.&nbsp;<br />
<br />
Denetleme Kurulu aylarca süren çalışmalarında ulaşabildiği kişi ve belgelere dayanarak yaptığı tespitlerde;<br />
<br />
<strong>1)</strong> Konteyner alımlarına ilişkin hiçbir sözleşme, irsaliye veya teslim tutanağı bulunmadığını,<br />
<br />
<strong>2)</strong> Tedarikçi firmanın konteyner üretimi konusunda deneyiminin ve ruhsatının olmadığını,<br />
<br />
<strong>3)</strong> Akrabalık ilişkileri içeren bağlantılar üzerinden alım yapıldığını,<br />
<br />
<strong>4)</strong> Nakliye işlemlerine dair tek bir resmi belge dahi olmadığını,<br />
<br />
<strong>5)</strong> Banka hareketleri ile harcama kalemleri arasında tutarsızlıklar bulunduğunu vurgulamıştı.<br />
<br />
Hüseyin Mat'ın başını çektiği ekip ise, acele ile Denetim Kurulu raporunu masalardan toplatmış ve delegelerin sağlıklı bir tartışma ve bilgilendirme yürütmesini önlemek istemişti.<br />
<br />
Genel kurulda aynı anda hem Denetim Kurulu raporu kabul edilmiş ve hem de geçmiş yönetim kurulu aklanmış ve böylece dünyada örneği az bulunur bir garabet durum ortaya çıkmıştı.<br />
<br />
Disiplin Kurulu, yönetimin bilgi taleplerini yanıtsız bırakmasını “denetimden kaçınma ve yasal yükümlülüklerin açık ihlali” olarak değerlendirdi.<br />
<br />
<strong>MERKEZ DİSİPLİN KURULU HAREKETE GEÇTİ</strong><br />
<br />
Genel kurulda delegelerden kaçırılan Denetleme Kurulu raporunu yayınlanmamız üzerine hem genel yayın yönetmenimiz Ali Rıza Özkan ve hem de haber sitemize karşı iftira ve karalama kampanyası düzenleyen Hüseyin Mat ve ekibi aylarca insanları bizim yalan söylediğimiz, AABF'yi bölmeye çalıştığımız, ajan olduğumuz ve benzeri uydurdukları ipe sapa gelmez yalanları suçlarını örtmek için kullandılar.<br />
<br />
Bu yöntemle başarısız ve etkisiz kalınca, suçlamalara karşı belge sunmak yerine, Alevi Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Zeynel Abidin Koç, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Başkanı Cuma Erçe, Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Mustafa Aslan, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ercan Geçmez ve Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz'ı sahaya sürerek, onların ağzından kendisini aklattırma yolunu deneyen Hüseyin Mat'ın bu taktiği de tutmadı.<br />
<br />
Merkez Disiplin Kurulu, AABF Genel Başkanı Hüseyin Mat'ın hesap vermeyi reddeden tavrına nokta koyarak, konuyu yargıya taşımaya karar verdi.<br />
<br />
Önümüzdeki süreçte yargı kararları ortaya çıkınca, Hüseyin Mat'a siper olan yukarıdaki isimlerin Alevi kamuoyuna ne gerekçe sunacakları şimdiden merak konusu oldu.<br />
<br />
<strong>MADIMAK BELGESELİ MALİYETİ DE İNANDIRICI DEĞİL!</strong><br />
<br />
AABF 16. Olağan Genel Kurulu'na sunulan Denetim Kurulu raporunda yer alan ve tartışma yaratan diğer konu ise Madımak belgeseli için gösterilen maliyet ile ilgili idi.<br />
<br />
Genel Kurulda 496 bin Avro olarak açıklanan Madımak belgeseli maliyetinin nasıl ve hangi kaynaklardan karşılandığı sorusu halen cevaplanmadığı gibi, gösterilen maliyet rakamı da tutarsız.<br />
<br />
Denetleme Kurulu'na 271 bin 469 Avro olarak bildirilen maliyet genel kurulda YK tarafından 496 bin Avro olarak açıklandı. Daha sonra yaklaşık 200 bin Avro daha ödeme yapılacağı ortaya çıkınca Madımak belgeselinin yaklaşık 600 bin Avro'yu bulacağı anlaşıldı.<br />
Ancak, Türkiye'de film sektöründeki uzmanlar bu rakam ile en az 3 sinema filmi yapılabileceğini belirtirken, çok yakında sinemalarda gösterime girecek Aşık Veysel filminin (belgesel değil, sinema!) sadece 10 milyon TL (200 bin Avro) civarında bir maliyetle çekildiğine dikkati çekiyorlar.<br />
<br />
<strong>HER AABF ÜYESİ SAVCILIĞA ŞİKAYET DİLEKÇESİ VEREBİLİR!</strong><br />
<br />
Merkez Disiplin Kurulu konuyu yargıya taşımaya karar verdiğini açıkladı ancak, belirtmek gerekir ki, AABF üyesi her birey de AABF'nin merkezinin bulunduğu Köln-West Vergi Dairesi'ne (Finanzamt Köln-West) veya Köln Savcılığına (Landesanwaltschaft) şikayet dilekçesi verebilir.</p>

<p>Almanya'da yaşayan ve AABF'ye bağlı herhangi bir derneğin üyesi olan herkesin kişisel bilgilerini ekleyerek vergi dairesine vereceği örnek bir şikayet dilekçesi hazırladık.</p>

<p>Alman yasalarına göre, dernekler ve benzeri sivil toplum kuruluşlarını denetleme organı vergi daireleridir. Vergi dairesi usulsüzlük tespit ederse, konuyu mahkemeye taşıyabilir.<br />
&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">An das Finanzamt Köln-West</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">Haselbergstraße 20</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">50931 Köln</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:right"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">Köln, den 04.12.2025</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">Betreff: Dringliche Prüfung der Mittelverwendung durch die Alevitische Gemeinde Deutschland (Körperschaft des öffentlichen Rechts) im Zusammenhang mit Spendenaktionen für die Erdbebenopfer in der Türkei</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">Sehr geehrte Damen und Herren,</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">im Hinblick auf international geltende Vorschriften zur Transparenz und ordnungsgemäßen Mittelverwendung bei Spendenüberweisungen ins Ausland, bitte ich das Finanzamt Köln-West mit höchster Priorität und Dringlichkeit, die nachstehenden Sachverhalte zu überprüfen. Die Berücksichtigung der ordnungsgemäßen Verwendung dieser Spendenmittel ist nicht nur von erheblicher rechtlicher Bedeutung, sondern liegt auch im öffentlichen Interesse und in der moralischen Verpflichtung der Behörden, das Vertrauen der Öffentlichkeit in gemeinnützige Organisationen zu wahren.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">Hiermit möchte ich Sie auf mögliche Unregelmäßigkeiten bei der Spendenverwendung durch die Alevitische Gemeinde Deutschland e. V. (Körperschaft des öffentlichen Rechts), mit Sitz in der Stolberger Straße 317, 50933 Köln, aufmerksam machen. Medienberichten zufolge fand am 19. und 20. Oktober 2024 die 16. Generalversammlung der Alevitischen Gemeinde in Neuss statt.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">Gemäß Informationen der türkischen Nachrichtenplattform www.alevihaberler.com.tr vom 31. Oktober 2024 wurde bei dieser Generalversammlung ein Bericht des Aufsichtsrates vorgelegt, der erhebliche Zweifel an der ordnungsgemäßen Verwendung der Spendenaufkommen lässt, die im Zuge eines Aufrufs zur Unterstützung der Betroffenen des Erdbebens vom 6. Februar 2023 in der Türkei gesammelt wurden. Der Bericht kann unter folgendem Link eingesehen werden: https://www.alevihaberler.com.tr/haber/aabf-deprem-bagislarini-nereye-harcadi-762.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">Laut dem Aufsichtsratsberich tbeläuft sich die Höhe der gesammelten Spenden auf insgesamt 2.259.781,80 Euro. Die Entscheidung über die Verwendung dieser Gelder soll ausschließlich durch den Vorstandsvorsitzenden, Herrn Hüseyin Mat, getroffen worden sein, teilweise offenbar durch informelle Nachrichten über WhatsApp. Diese Verfahrensweise lässt erhebliche Zweifel an der Transparenz und Rechtmäßigkeit der Mittelverwendung aufkommen und widerspricht den internationalen Standards zur Verwaltung von Hilfsgeldern, insbesondere der Anforderungen an die Dokumentation und Nachvollziehbarkeit bei Spendenüberweisungen ins Ausland.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">Es wurde dem Aufsichtsrat lediglich eine begrenzte Anzahl an Dokumenten vorgelegt, die die Mittelverwendung belegen sollen. Darunter befanden sich Belege aus einem Alevitischen Gebetshaus in Kayseri und einem weiteren in Istanbul, die jedoch nicht zu den direkt vom Erdbeben betroffenen Gebieten gehören. Die Art und Weise der Spendenverwendung erscheint daher intransparent und weckt Zweifel hinsichtlich der Mittelbindung im Sinne der Zweckbestimmung.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">Die Alevitische Gemeinde Deutschland gab an, von den gesammelten Spendengeldern 5.000 Schultaschen an erdbebenbetroffene Kinder verteilt und dafür einen Betrag von insgesamt 265.940,52 Euro aufgewendet zu haben. Der Aufsichtsrat kritisiert jedoch, dass weder der Zeitpunktnoch der konkrete Ort dieser Verteilungen dokumentiert wurde. Darüber hinaus erscheint der angegebene Stückpreis von 53,18 Euro pro Schultasche, gemessen an den Marktpreisen in der Türkei, unverhältnismäßig hoch. Diese Diskrepanz ist anhand der türkischen Handelsplattform Trendyol ersichtlich: https://www.trendyol.com/sr?wb=33&amp;wc=104204&amp;sst=PRICE_BY_ASC.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">Die mangelnde Nachvollziehbarkeit und Transparenz in der Mittelverwendung weckt erhebliche Bedenken und erfordert eine zeitnahe und umfassende Prüfung. Internationale Normen, wie beispielsweise die FATF (Financial Action Task Force) Standards, sowiedie DSGVO und die Grundsätze ordnungsgemäßer Buchführung im Gemeinnützigkeitsrecht verlangen eine lückenlose Dokumentation bei der Mittelweiterleitung ins Ausland, insbesondere bei humanitären Hilfsprojekten, um Missbrauch und Zweckentfremdung von Spenden zu verhindern.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">Vor diesem Hintergrund und unter Berücksichtigung der moralischen Verpflichtung der Behörden, im Interesse des Gemeinwohls und des öffentlichen Vertrauens zu handeln, ersuche ich das Finanzamt Köln-West,&nbsp; die dargestellten Sachverhalte und die Berichte des Aufsichtsrates der Alevitischen Gemeinde Deutschland (Körperschaft des öffentlichen Rechts) unverzüglich zu prüfen und gegebenenfalls rechtliche Schritte einzuleiten. Es obliegt der Verantwortung und Sorgfaltspflicht der Behörde, den hiervorgebrachten Bedenken nachzugehen und durch eine gründliche Untersuchung sicherzustellen, dass die Spendenmittel ihrem vorgesehenen Zweck entsprechend verwendet wurden.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">Die Dringlichkeit dieser Bitte ergibt sich aus der Notwendigkeit, das Vertrauen der Öffentlichkeit in gemeinnützige Einrichtungen zu stärken und sicherzustellen, dass solche Institutionen ihrer Verantwortung gegenüber der Gesellschaftund den Spendern gerecht werden.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">Mit vorzüglicher Hochachtung</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">[VornameNachname]</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">[Adresse]</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">[Kontaktinformationen]<br />
<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/image%20(96).png" style="height:721px; width:505px" /><br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/image%20(97).png" style="height:732px; width:509px" /><br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/image%20(98).png" style="height:717px; width:491px" /><br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/image%20(100).png" style="height:723px; width:497px" /></span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 02 Dec 2025 15:23:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/12/aabfnin-deprem-bagislari-skandali-mahkemeye-tasindi-1764679315.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ABD&#039;li Senatör Graham&#039;dan Venezuela&#039;ya tehditkar mesaj</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/abdli-senator-grahamdan-venezuelaya-tehditkar-mesaj-2705</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/abdli-senator-grahamdan-venezuelaya-tehditkar-mesaj-2705</guid>
                <description><![CDATA[ABD Başkanı Donald Trump'ın Venezuela politikasına tam destek veren Güney Carolina Senatörü Lindsey Graham, sosyal medya platformu X'te yaptığı paylaşımda, ülkeyi yöneten Nicolás Maduro'yu "uyuşturucu halifeliği"nin lideri olarak damgalayarak sert bir üslupla hedef aldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>### ABD'li Senatör Graham'dan Venezuela'ya Tehditkar Mesaj: "Uyuşturucu Halifeliği"ni Trump'la Ezmek İstiyoruz, Kaçış Yeri Olarak Türkiye ve İran Önerisiyle Alay</p>

<p>ABD Başkanı Donald Trump'ın Venezuela politikasına tam destek veren Güney Carolina Senatörü Lindsey Graham, sosyal medya platformu X'te yaptığı paylaşımda, ülkeyi yöneten Nicolás Maduro'yu "uyuşturucu halifeliği"nin lideri olarak damgalayarak sert bir üslupla hedef aldı. Graham'ın sözleri, ABD'nin Latin Amerika'daki müdahaleci yaklaşımını bir kez daha gözler önüne sererken, paylaşımın sonundaki Maduro'nun Türkiye veya İran'a kaçabileceği esprisi&nbsp; diplomatik ilişkileri gerebilecek bir provokasyon olarak yorumlandı. Eleştirmenler, bu tür açıklamaların barışçıl çözümleri baltaladığını ve ABD'nin iç çelişkilerini gizlemeye çalıştığını savunuyor.</p>

<p>Graham'ın paylaşımı, Trump'ın Venezuela'ya yönelik "kararlı tutumunu" övüyor ve Maduro rejimini "narko-terörist bir devlet" olarak nitelendiriyor. Senatör, Maduro'yu "ABD mahkemelerinde uyuşturucu kaçakçılığıyla suçlanan yasadışı bir lider" diye tanımlarken, rejimin Hizbullah gibi uluslararası terör örgütleriyle ittifak kurduğunu iddia ediyor. "On yıldan fazla süredir Maduro, Amerika'yı zehirleyen bir korku saltanatı kurdu" diyerek, Trump'ın müdahalesinin "sayısız Amerikan hayatını kurtaracağını" ve Venezuelalılara "yeni bir hayat şansı vereceğini" öne süren Graham, paylaşımını şu alaycı cümleyle bitiriyor: "Türkiye ve İran bu mevsimde harika yerlermiş..."</p>

<p>Bu sözler, ABD'nin dış politika tutarsızlığını bir kez daha su yüzüne çıkarıyor. Trump yönetimi altında, Venezuela'ya yönelik ekonomik yaptırımlar ve muhaliflere destek zaten yıllardır ülkeyi kaosa sürüklerken, Graham'ın "halifelik" benzetmesi, Bush dönemi "terörle savaş" retoriğini andıran bir şahinlik içeriyor. Oysa eleştirmenlere göre, ABD'nin kendi içindeki uyuşturucu sorunları –örneğin, son dönemde Trump'ın bir uyuşturucu baronunu affetmesi gibi skandallar– bu tür ahlaki üstünlük iddialarını hiçe sayıyor. Graham'ın Türkiye ve İran'a atıf yapması ise, özellikle Ankara-Washington ilişkilerindeki gerilimi artırabilecek bir diplomatik gaf olarak değerlendiriliyor.</p>

<p>Paylaşım, kısa sürede binlerce etkileşim aldı ve eleştirilerin odağı haline geldi. Demokrat vekiller ve uluslararası gözlemciler, Graham'ı "savaş kışkırtıcısı" olarak suçlarken, bazı yorumcular ABD'nin Venezuela politikalarının arkasında petrol lobilerinin yattığını ima ediyor. Örneğin, bir kullanıcı, "Trump dün bir uyuşturucu lordunu affetti, şimdi Venezuela'yı bombalayacakmış gibi konuşuyorlar" diye yazarak ikiyüzlülüğü vurguladı. Başka bir tepki ise, "Bu, uyuşturucudan ziyade petrol için bir bahane" şeklinde özetlendi.</p>

<p>Uzmanlar, Graham'ın açıklamalarının Trump'ın ikinci dönemindeki agresif dış politika sinyallerini yansıttığını belirtiyor. Ancak bu yaklaşım, Latin Amerika'da anti-ABD duygularını körükleyerek bölgesel istikrarsızlığı derinleştirebilir. Maduro rejimi henüz resmi bir yanıt vermese de, Caracas'tan gelen ilk sinyaller, "ABD emperyalizmi"ne karşı direnişi güçlendireceklerini gösteriyor. Graham'ın paylaşımı, ABD'nin "demokrasi ihracı" kisvesi altındaki müdahaleciliğinin yeni bir örneği olarak tarihe geçecek gibi duruyor – peki ya o ironik "kaçış rotası" önerisi? Bu, diplomatik nezaketten uzak bir küstahlık mı, yoksa bilinçli bir provokasyon mu? Sorular havada asılı kalırken, dünya bir sonraki hamleyi bekliyor.&nbsp;</p>

<p><a href="https://x.com/LindseyGrahamSC/status/1994791771805454628"><span style="color:#2980b9"><em><strong>*(Kaynak: X platformu, Lindsey Graham paylaşımı)*<br />
<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/image%20(93).png" style="height:692px; width:461px" /></strong></em></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 29 Nov 2025 21:57:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/11/abdli-senator-grahamdan-venezuelaya-tehditkar-mesaj-1764450418.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Suriye&#039;de Aleviler bölünmeye karşı: Devletimizin yanındayız</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/suriyede-aleviler-bolunmeye-karsi-devletimizin-yanindayiz-2702</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/suriyede-aleviler-bolunmeye-karsi-devletimizin-yanindayiz-2702</guid>
                <description><![CDATA[Suriye'nin Lazkiye kırsalındaki Hadide nahiyesine bağlı Alevi köylerinin muhtarları, yeni kurulan Suriye devletine tam sadakatlerini açıklayan bir bildiri yayımladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Suriye'nin Lazkiye kırsalındaki Hadide nahiyesine bağlı Alevi köylerinin muhtarları, yeni kurulan Suriye devletine tam sadakatlerini açıklayan bir bildiri yayımladı. Grup, devlet bayrağı önünde toplanarak okudukları metinde, mezhepçi ve bölgeci provokasyonlara karşı net bir duruş sergiledi. Bildiri, Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara liderliğindeki yönetime güveni vurgularken, tüm Suriyelilerin birliğini savundu.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Suriye Gazetecisi <a href="https://x.com/HalidAbdo/status/1993398172606218680"><strong>Halid Abdo'nun X (eski adıyla Twitter</strong>)</a> hesabında paylaşılan videoda, muhtarlar bir evin önünde Suriye bayrağı altında poz vererek toplu bir açıklama yaptı. Yaklaşık 1,5 dakika süren kayıtta, muhtarlar adına konuşan kişi, <em><strong>"Özgür Suriye için biz Hadide nahiyesi aileleri ve muhtarları, devletin uyanık gözetiminde tam güvenle yaşıyoruz" </strong></em>diyerek sözlerine başladı. Konuşmacı, grubun devletle "kan ve can" bağına vurgu yaparak, "Çocuğundan şeyhine kadar herkes cihat içindedir" ifadesini kullandı.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bildiride, Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara'ya hitaben şu satırlara yer verildi: "<em><strong>Tüm Suriyelilere sesleniyoruz: Güvenlik, askeri ve idari liderliğe söz veriyoruz ki, devletimizle birlikte kalacağız. Suriye'nin her koşulda yanında olacağız. Devlet için kanat ve kol olacağız, her Suriyeli için." Muhtarlar, dış mihrakların ve "baştan çıkarıcı" unsurların etkisine karşı koyacaklarını belirterek, "Devlete sevgimiz, liderliğinin hükmüyle pekişmiştir"</strong></em> dediler.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Açıklamanın en çarpıcı bölümü, mezhepçilik ve bölgecilik eleştirisiydi. Konuşmacı, "Güvenlik adamları ve muhtarlar olarak taassuba ve bölgeciliğe tamamen uzak duruyoruz. Suriye'nin selameti için uyanık olacağız. Hayır taassuba, hayır bölgeciliğe, hayır kasıtlı sürgünlere!" diye haykırdı. Grup, <em><strong>"Hiç kimse irademize ulaşamayacak, toplumumuzu inşa ederken birliğimizi bozamayacak"</strong></em> diyerek, yeni devletin inşasına katkı sözü verdi.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bu açıklama, Suriye'de son dönemde artan mezhep gerilimlerine karşı önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Alevi topluluğunun yoğun olduğu Lazkiye kırsalı, geçmişte çatışmaların odak noktasıydı. Muhtarların beyanı, yeni yönetimin kapsayıcı politikalarına destek olarak yorumlanıyor. Bildiri,<strong> "Güvenlik liderliğine ve Hadide çevresinin uyanıklığına teşekkür ediyoruz. Devlet, Suriyeli vatandaştan tam olarak bunu bekler" </strong>sözleriyle sona erdi.<br />
<br />
Açıklamanın tam metni şöyle:<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p><em>“Biz Hadide nahiyesi aileleri, şeyhleri, muhtarları ve ileri gelenleri olarak,<br />
Özgür Suriye Devleti’ne ve onun liderliğine, başta Cumhurbaşkanımız Sayın Ahmed eş-Şara olmak üzere, tam bir sadakatle bağlıyız. Devletin uyanık gözetimi altında tam bir güven ve huzur içinde yaşıyoruz.<br />
Çocuğundan şeyhine, gencinden yaşlısına kadar hepimiz bu devlet için cihat içindeyiz.<br />
Kanımızla, canımızla devletimizin yanındayız. Tüm Suriye halkına sesleniyoruz:<br />
Güvenlik liderliğimize, askeri liderliğimize, idari liderliğimize söz veriyoruz;<br />
Her şartta devletimizin yanında olacağız.<br />
Devletimize kanat olacağız, kol olacağız.<br />
Her Suriyeli için devletimize sahip çıkacağız. Dışarıdan gelen fitnelere, baştan çıkarıcılara, provokatörlere karşı uyanığız.<br />
Devletimize sevgimiz, liderimizin hükmüyle daha da pekişmiştir.<br />
Kimse irademizi kıramaz, birliğimizi bozamaz.<br />
Toplumumuzu yeniden inşa ederken, kimse bizi birbirimize düşüremeyecek. Biz güvenlik adamları ve muhtarlar olarak şunu açıkça ilan ediyoruz:<br />
Mezhepçiliğe hayır!<br />
Bölgeciliğe hayır!<br />
Kasıtlı sürgünlere hayır!<br />
Fitneye hayır!<br />
Taassuba hayır! Suriye’nin selameti, birliği ve beraberliği için gece gündüz uyanığız.<br />
Güvenlik liderliğimize ve Hadide çevresindeki tüm uyanık gözlere teşekkür ediyoruz.<br />
Devlet tam da bunu bekler vatandaşından: Sadakat, birlik ve dirlik. Yaşasın Özgür Suriye Devleti!<br />
Yaşasın liderimiz Ahmed eş-Şara!<br />
Yaşasın Suriye halkının birliği!”(Ardından grup hep bir ağızdan “Yaşasın Suriye! Yaşasın birliğimiz!” diye bağırıyor ve tekbir getiriyor.)</em></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9"><em>Kaynak: X platformu kullanıcısı @HalidAbdo'nun paylaşımı.</em></span></strong><br />
<a href="https://x.com/HalidAbdo/status/1993398172606218680">https://x.com/HalidAbdo/status/1993398172606218680</a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 29 Nov 2025 01:51:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/11/suriyede-aleviler-bolunmeye-karsi-devletin-yanindalar-1764371249.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Trump, &quot;Liberal yargıçlar suçluları serbest bırakıyor&quot; dedi</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/trump-liberal-yargiclar-suclulari-serbest-birakiyor-dedi-2693</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/trump-liberal-yargiclar-suclulari-serbest-birakiyor-dedi-2693</guid>
                <description><![CDATA[ABD Başkanı Donald Trump, Şikago'da bir tren yolculuğu sırasında benzinle yakılarak ağır yaralanan 26 yaşındaki Bethany MaGee olayını gündeme getirerek, kentin suç sorununu sert bir dille eleştirdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>ABD Başkanı Donald Trump, Şikago'da bir tren yolculuğu sırasında benzinle yakılarak ağır yaralanan 26 yaşındaki <strong>Bethany MaGee</strong> olayını gündeme getirerek, kentin suç sorununu sert bir dille eleştirdi. Beyaz Saray'ın Hızlı Müdahale hesabı <a href="https://x.com/RapidResponse47/status/1993372699477922158"><span style="color:#2980b9"><em><strong>(@RapidResponse47)</strong></em></span></a> tarafından paylaşılan videoda Trump, saldırganın 72 kez tutuklanmış olmasını vurgulayarak, "liberal yargıçlar"ı suçladı ve Şikago'yu "hızla güvenli hale getirebileceklerini" savundu. Olay, ABD'nin en kalabalık üçüncü şehrinde artan şiddet dalgasını bir kez daha gözler önüne sererken, MaGee'nin ailesi yaralanan kızları için yardım kampanyası başlattı.<br />
<br />
Olay, ulusal medyada geniş yer buldu. X platformunda (eski Twitter), #JusticeForBethany etiketiyle binlerce paylaşım yapıldı; bazı kullanıcılar <strong>"Soros'u tutuklayın"</strong> gibi teorilere sardı. Şikago polisi, soruşturmayı federal yetkililere devretti; Reed'in duruşması 5 Aralık'ta.<br />
<br />
<strong>Trump'ın Videolu Tepkisi: "Chicago'yu Kaybedeceğiz"</strong><br />
<br />
Beyaz Saray'ın resmi hızlı müdahale hesabından paylaşılan 1 dakika 30 saniyelik videoda, Trump bir konuşma sırasında olayı ele alıyor. ABD bayrakları önünde kürsüde konuşan Trump, şöyle dedi: "<em>Dün gece ve evvelsi gece yaşanan suçları gördük. Trende seyahat eden bu <strong>güzel kadını</strong> yaktılar. Bir adam<strong> 72 kez tutuklanmış</strong> – düşünün! Liberal <strong>yargıçlar onu yine salıverir. </strong>Chicago'da neler oluyor, korkunç. Vali, bu hafta sadece yedi kişinin öldüğünü harika buluyor. Ama biz Chicago'ya doğru ilerliyoruz. Dört haftada, sekiz-on haftada tamamen güvenli hale getirebiliriz. Halk bizi istiyor. Son iki haftada Chicago'da neler oldu, her gazetenin manşetinde. Kontrolden çıkmış. Belediye başkanı yetersiz, vali ise şişman bir tembel. Bizi davet etsin, 'Lütfen Chicago'yu güvenli kılın' desin. Yoksa bu harika şehri kaybedeceğiz."</em><br />
&nbsp;</p>

<p><strong>Olayın Arka Planı: Şikago'nun Kronik Suç Sorunu &nbsp;</strong><br />
<br />
Şikago, yıllardır yüksek suç oranlarıyla mücadele ediyor. FBI verilerine göre, 2025'in ilk dokuz ayında kentte cinayet sayısı %12 artarken, toplu taşıma araçlarında işlenen saldırılar da rekor kırdı.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Genişleyen Tartışma: Siyasi ve Toplumsal Yankılar &nbsp;</strong></p>

<p>Trump'ın yorumu, 2026 ara seçimleri öncesi suç politikalarını alevlendirebilir. Beyaz Saray yetkilileri, <em><strong>"Başkan, Amerikan şehirlerini korumak için hazır" mesajı verdi. MaGee'nin durumu stabilleşirken, ailesi "Adaletin gecikmemesini"</strong></em> diliyor. Şikago'nun sokakları, bir kez daha sessiz bir feryatla yankılanıyor: Ne zamana kadar?<br />
<br />
<a href="https://x.com/RapidResponse47/status/1993372699477922158"><em><strong><span style="color:#2980b9">Kaynak:</span><span style="color:#2980b9">https://x.com/RapidResponse47/status/1993372699477922158</span></strong></em></a></p>

<p><br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 26 Nov 2025 08:11:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/11/trump-liberal-yargiclar-suclulari-serbest-birakiyor-dedi-1764135827.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Halep’li Türkmenlerden Milletvekili Cevizci’ye Zülfikar hediyesi</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/halepli-turkmenlerden-milletvekili-cevizciye-zulfikar-hediyesi-2673</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/halepli-turkmenlerden-milletvekili-cevizciye-zulfikar-hediyesi-2673</guid>
                <description><![CDATA[Halep Milletvekili Dr. Tarık Sülo Cevizci’yi tebrik etmek amacıyla ziyaret eden Tileyli köyü Türkmenleri kendisine Zülfikar hediye ettiler.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Suriye seçimlerinde Halepli Türkmenlerin büyük desteği ile Şam’da faaliyetlerine başlayacak kurucu meclise seçilen Dr. Tarık Sülo Cevizci’nin bugün çok değerli konukları vardı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Halep’in Tileyli köyünden Cafer ailesi, milletvekili seçilen Dr. Tarık Sulo Cevizci’ye tebrik ziyaretinde bulundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Cafer ailesi üyeleri ziyaret sırasında, Türk-İslam kültüründe derin bir anlamı bulunan Hz. Ali’nin sembolik Zülfikar kılıcını Halep Milletvekili Dr. Cevizci’ye hediye etmeleri dikkat çekti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/586639473_2209569372786448_3542477654368959233_n.jpg" style="height:197px; width:800px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">Milletvekili Dr. Cevizci, Cafer ailesinin bu jestinin kendisini son derece duygulandırdığını belirterek, hem aileye, hem de Türkmen toplumu içindeki güçlü kardeşlik bağlarına vurgu yaptı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Halep Milletvekili Dr. Cevizci, Cafer ailesinin ziyaretini ve değerli hediyesini sosyal medyada paylaşırken “<em><strong>Bu hediye, hem Cafer ailesinin kadim dostluğunu hem de Türkmen toplumu içindeki kardeşlik bağlarımızın ne kadar güçlü olduğunu bir kez daha göstermiştir. Başta Hasan Cafer olmak üzere, bu ince düşünceyi gösteren tüm değerli akrabalarıma gönülden teşekkür ediyor, destek ve muhabbetleri için şükranlarımı sunuyorum.</strong></em>” ifadelerini kullandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Suriye Türkmenlerinin mecliste lideri olması beklenen Halep Milletvekili Dr. Tarık Sülo Cevizci son dönemde ülkenin tüm illerini gezerek Türkmenlerin sorunlarını ve taleplerini değerlendiriyor.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 23 Nov 2025 18:36:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/11/halepli-turkmenlerden-milletvekili-cevizciye-zulfikar-hediyesi-1763912617.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Pentagon Eski Başdanışmanı Douglas Macgregor: Japonya ve Kore bizi nazikçe kovuyor</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/pentagon-eski-basdanismani-douglas-macgregor-japonya-ve-kore-bizi-nazikce-kovuyor-2670</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/pentagon-eski-basdanismani-douglas-macgregor-japonya-ve-kore-bizi-nazikce-kovuyor-2670</guid>
                <description><![CDATA[Pentagon Eski Başdanışmanı Douglas Macgregor, Judge Andrew Napolitano’nun YouTube programında Japonya, Güney Kore, Almanya ve genel olarak ABD’nin Asya-Pasifik ve Avrupa’daki askeri varlığına ilişkin dikkat çekici açıklamalarda bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<iframe width="745" height="419" src="https://www.youtube.com/embed/tOPA0ZrK3Xo" title="COL. Douglas Macgregor  :  War Is Coming Soon" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe><p><a href="https://www.youtube.com/watch?v=tOPA0ZrK3Xo&amp;t=3s"><span style="color:#2980b9"><em><strong>Pentagon Eski Başdanışmanı Douglas Macgregor, Judge Andrew Napolitano’nun YouTube programında</strong></em></span></a> Japonya, Güney Kore, Almanya ve genel olarak ABD’nin Asya-Pasifik ve Avrupa’daki askeri varlığına ilişkin dikkat çekici açıklamalarda bulundu.</p>

<p><br />
<span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#2980b9"><strong>JAPONYA: “ARTIK AMERİKAN ŞEMSİYESİNE İHTİYACIMIZ YOK”</strong></span></span></span><br />
<br />
Macgregor’a göre Japonya, İkinci Dünya Savaşı’nın bitiminden 80 yıl sonra tam bağımsızlığa kavuşmak istiyor. &nbsp;<br />
<br />
* Japonya yıllardır nükleer silah üretebilecek teknolojik kapasiteye sahip; “bir gecede nükleer güç olabilir” ancak bunu kimseyle savaşmak için değil, bağımsız aktör olmak için istiyor. &nbsp;<br />
<br />
* Başbakan’ın Çin’e yönelik sert çıkışları “imparatorluk bürokrasisi” tarafından hemen frenlendi; Japonya ile Çin arasında ilişkiler tamir ediliyor. &nbsp;<br />
<br />
* Japonlar, ABD’ye karşı son derece kibar bir üslupla “İşimiz bitti, lütfen fark edin ve çekilin” mesajı veriyor. &nbsp;</p>

<p>* Kuril Adaları meselesinde bile Japonlar, “Rusya adaları verse bile Amerikalılar oraya üs kurar” korkusuyla barış anlaşması yapamıyor. &nbsp;</p>

<p>* Trump döneminde Japon yetkililer açıkça, “Rusya’ya ambargo uygulamayacağız, petrol ve gaz almaya devam edeceğiz” demişti. &nbsp;<br />
Macgregor: “Kuzeydoğu Asya’da biz artık kalkan değil, çatışma katalizörüyüz.”</p>

<p><br />
<strong><span style="color:#2980b9"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">GÜNEY KORE: “YARIMADADA KALICI BARIŞ ANCAK ABD GİDERSE MÜMKÜN”</span></span></span></strong><br />
<br />
Macgregor, Güney Kore’de de aynı eğilimin hakim olduğunu vurguladı. Mevcut liberal-milliyetçi hükümetin ABD askerlerinin ülkeden ayrılmasını istediğini, Kore Yarımadası’nda kalıcı barışın ancak Amerikan varlığının sona ermesiyle mümkün olacağını belirtti.</p>

<p><br />
<strong><span style="color:#2980b9"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">ALMANYA: “NATO VE AB’DEN AYRILMAK ZORUNDA KALACAK”</span></span></span></strong><br />
<br />
Alman dış politikasına ilişkin değerlendirmelerinde Macgregor şu tespitlerde bulundu: &nbsp;<br />
<br />
* Mevcut küreselci düzen İkinci Dünya Savaşı’nın mirasıdır ve Almanya bu düzenden bıkmıştır. &nbsp;</p>

<p>* “NATO’nun amacı Rusları dışarıda, Almanları aşağıda tutmak” söylemi tamamen geçerlizdir. &nbsp;</p>

<p>* Alman genç nesil, sürekli aşağılanmaktan ve “Avrupa’nın inek sağmalı” olmaktan usandı. &nbsp;</p>

<p>* Sanayisizleştirme ve yoksullaşma Alman toplumunda milliyetçi dalgayı güçlendiriyor. &nbsp;</p>

<p>* AfD’nin yanı sıra ardı ardına “Almanya öncelikli” hükümetler gelecek. &nbsp;<br />
<br />
* Almanya NATO’dan ve AB’den ayrılacak, ayrıldıktan hemen sonra Rusya ile ilişkilerini düzeltecek. &nbsp;</p>

<p>* Tarihsel olarak son 400 yılın büyük kısmında Almanya-Rusya ilişkileri çok iyiydi; iki dünya savaşı istisnaydı. &nbsp;</p>

<p>* Almanya-Rusya yakınlaşması, Fransa ve İngiltere’yi stratejik olarak önemsiz hale getirecek. &nbsp;<br />
Macgregor, bu köklü değişimin mevcut Başbakan Merz döneminde değil, onun kısa süre içinde ayrılmasından sonra gerçekleşeceğini öngördü.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">Trump ve Epstein dosyaları</span></strong><br />
<br />
Programın sonunda Napolitano’nun, Trump’ın Epstein dosyalarıyla ilgili öfkeli basın toplantısı görüntülerini sorması üzerine Macgregor şu yorumu yaptı: &nbsp;<br />
<br />
<em><strong>“Trump’ın duygularıyla hareket etme ve anında ateş etme alışkanlığı kötü bir huy. Epstein dosyaları muhtemelen büyük oranda karartılmış çıkacak. ‘Evet, genç kızları severim’ deseydi belki geçiştirirdi ama bu tepkisi kendi kendini mahkûm etmek oldu. Birkaç ay önce biri bana ‘Epstein, Trump’ı bitirecek’ demişti; o zaman inanmamıştım, şimdi maalesef mümkün görünüyor.”</strong></em></p>

<p>Emekli Albay Macgregor, ABD’nin Soğuk Savaş sonrası kurduğu düzenin hızla çöktüğünü ve Washington’un artık ne parası ne de halk desteğiyle bu düzeni sürdürebileceğini vurguladı.<br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=tOPA0ZrK3Xo&amp;t=3s"><em><strong><span style="color:#2980b9">Kaynak:&nbsp;</span><span style="color:#2980b9">&nbsp;Judge Andrew Napolitano’nun YouTube </span><span style="color:#2980b9">kanalı</span></strong></em></a><br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=tOPA0ZrK3Xo&amp;t=3s">https://www.youtube.com/watch?v=tOPA0ZrK3Xo&amp;t=3s</a><br />
<br />
İlgili söyleşi şöyle gerçekleşti:</p>

<p><strong>Judge Napolitano:</strong><br />
Ukrayna ve Rusya konusuna geçmeden önce hızlıca bir Japonya sorusu: Japonya ABD nükleer silahlarına ev sahipliği yapmalı mı? Japonya Başbakanı, Çin’in Tayvan üzerindeki hâkimiyetini artırdığı takdirde Çin’e saldırı tehdidinde bulunmalı mı?<br />
<br />
<strong>&nbsp;Macgregor:</strong><br />
Japonlar başbakanı bu konuda zaten frenledi. Japonya’da dış ve savunma politikası gerçekte “imparatorluk bürokrasisi” tarafından belirlenir. Yüzyıllardır aynı aristokrat aileler bu bürokrasiyi yönetir, imparatora sadıktırlar. Başbakan biraz ileri gitti, Japon heyetleri Çin’e gitti, kırgınlıklar tamir ediliyor.Japonya ve Çin (aynı şekilde Kore ve Çin) asla müttefik olmayacak ama birbirleriyle savaşmanın son derece aptalca ve verimsiz olduğunun da farkındalar. Başbakan azarlandı, “Otur ve sus” dendi, konu kapatıldı.Asıl mesele şu: Japonya ve Kore, bizim gitmemizi bekliyor. Amerikalılara tuhaf gelebilir ama Kuzeydoğu Asya’da insanlar son derece kibar. Biz onların işini çoktan gördük. Japonya, Amerika’nın askeri şemsiyesi sayesinde muazzam kazanç sağladı ama artık buna ihtiyacı yok. Japonya yıllardır nükleer silah yapabilecek kapasitede. Bir gecede nükleer güç olabilir. Bunu kimseye kullanmak için değil, bağımsız aktör olmak için istiyor.Trump döneminde Japonya’ya gittiğinde özel görüşmelerde çok net söylediler: “Sizi çok seviyoruz, destekliyoruz ama Rusya’ya ambargo uygulamayacağız, Rus petrolü ve gazı almaya devam edeceğiz.” Bir Japon milletvekili mecliste açıkça şunu söyledi: “Rusya ile barış anlaşması yapamıyoruz çünkü adaları geri verseler bile Amerikalılar oralara askeri üs kurar.” Bu meşru bir Rus korkusu. Ama Japonların da o adalara Amerikan üssü istememesi meşru.Kısacası Japonya 2. Dünya Savaşı’nın bitmesinin üzerinden 80 yıl geçtikten sonra bağımsız olmak istiyor. Bizi nazikçe kovmak istemiyorlar, bizim fark etmemizi ve çekilmemizi tercih ediyorlar. Kore’de de aynı şey geçerli. Mevcut liberal-milliyetçi hükümet bizim gitmemizi istiyor. Yarımadada kalıcı barış ancak biz giderek mümkün. Artık kalkan değil, çatışma katalizörüyüz.Çin, Japonya’dan bizden daha çok korkuyor. Japonya hemen kıyısında ve “uyuyan süper güç”. Çin karada, Japonya denizde hâkim olacak; bu kabul edilmiş bir gerçek. Biz hâlâ 2. Dünya Savaşı sonrası atmosferde yaşamaya çalışıyoruz. Buna ne paramız yeter ne de ihtiyacımız var.<br />
<br />
<strong>Judge Napolitano:</strong><br />
Son olarak: Almanya NATO’dan ve AB’den ayrılıp yeniden bağımsız olacak mı?<br />
<br />
<strong>Macgregor:</strong><br />
Mecbur kalacak, başka çaresi yok. Mevcut küreselci düzen 2. Dünya Savaşı’nın mirası. “NATO’nun amacı Rusları dışarıda, Almanları aşağıda tutmak” palavrası vardı. 1990’larda bu lafı duydukça çıldırırdım; oysa Almanlar NATO’nun en sadık, en güvenilir üyesiydi.Almanlar bıktı. Mevcut hükümet gidince yerine milliyetçi hükümetler gelecek; sadece AfD değil, ardı ardına “Almanya öncelikli” hükümetler. Almanlar “Avrupa’nın inek sağmalı” olmaktan usandı. İtalya’ya, Fransa’ya gidin; her şeyi Almanlara suçluyorlar. Almanlar odaya başları önde girip “Biz Alman’ız, kötüyüz, ne kadar para istiyorsunuz?” diyorlardı. Bu bitti.Genç nesil bu aşağılanmadan bıktı. Sanayisizleştirildiler, yoksullaştırıldılar. NATO’nun güvenliklerine katkısı sıfır. “NATO ya bizim imparatorluk maceralarımıza katılacak ya da işlevsiz kalacak” denmişti. Almanlar hiçbirine katılmak istemedi, Afganistan’da bile tel örgülerin içinde bira içmekle yetindiler.Almanya NATO’dan ve AB’den ayrılacak. Ayrılınca Rusya ile ilişkilerini düzeltecek. Son 400 yılın büyük kısmında Almanya-Rusya ilişkileri çok iyiydi (önlenebilir iki dünya savaşı hariç). Biz hep bunu tehdit olarak gördük; oysa değil. Almanya-Rusya yakınlaşması Fransa ve İngiltere’yi stratejik olarak önemsiz kılar. Ruslar da aslında Avrupa’yla, özellikle Almanya’yla ilişkileri yeniden kurmak istiyor ama şimdilik bunu mümkün görmüyor, bu yüzden tüm dikkatlerini Avrasya’ya çevirdiler.Bu değişimler Merz döneminde olmaz. Merz de kısa sürede “emekliye” ayrılacak. Ondan sonra her şey mümkün.<br />
<br />
<strong>Judge Napolitano:</strong><br />
Son olarak hafif bir soru: Ruslar, Çinliler, Japonlar, Güney Koreliler, ABD Başkanı böyle davrandığında ne düşünüyor? (Epstein dosyalarıyla ilgili basın toplantısındaki öfkeli çıkışını oynatır)<br />
<br />
<strong>Macgregor:</strong><br />
Duygularıyla hareket etme, anında ateş etme alışkanlığı var. Kötü bir huy. Epstein dosyaları çıktığında muhtemelen sayfalarca karartılmış metin göreceğiz. “Evet, genç kızları severim” deseydi belki geçiştirirdi ama bu tepkisi kendi kendini mahkûm etmek oldu.Birkaç ay önce biri bana “Epstein, Trump’ı bitirecek” demişti, o zaman inanmamıştım. Şimdi maalesef mümkün görünüyor.<br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=tOPA0ZrK3Xo&amp;t=3s"><em><strong><span style="color:#2980b9">Kaynak:&nbsp;</span><span style="color:#2980b9">&nbsp;Judge Andrew Napolitano’nun YouTube </span><span style="color:#2980b9">kanalı</span></strong></em></a><br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=tOPA0ZrK3Xo&amp;t=3s">https://www.youtube.com/watch?v=tOPA0ZrK3Xo&amp;t=3s</a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 23 Nov 2025 06:05:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/11/pentagon-eski-basdanismani-douglas-macgregor-japonya-ve-kore-bizi-nazikce-kovuyor-1763868038.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Von der Leyen: Erdoğan ile toplantı &quot;mükemmel&quot;</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/von-der-leyen-erdogan-ile-toplanti-mukemmel-2669</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/von-der-leyen-erdogan-ile-toplanti-mukemmel-2669</guid>
                <description><![CDATA[Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, G20 Zirvesi kapsamında Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile gerçekleştirdiği görüşmeyi "mükemmel" olarak nitelendirdi. Görüşmede Ukrayna barış süreci, göç yönetimi, ikili ilişkiler ve iklim değişikliği gibi kritik konular ele alındı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, G20 Zirvesi kapsamında Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile gerçekleştirdiği görüşmeyi<strong> "mükemmel" </strong>olarak nitelendirdi. Görüşmede Ukrayna barış süreci, göç yönetimi, ikili ilişkiler ve iklim değişikliği gibi kritik konular ele alındı.</p>

<p>Von der Leyen, X (eski adıyla Twitter) hesabından paylaştığı açıklamada, Erdoğan'ın Ukrayna'daki barış müzakerelerine kişisel katkısını takdir ettiklerini vurguladı. <em><strong>"Türkiye, Avrupa için kilit bir ortak ve Doğu Akdeniz rotasındaki göç yönetiminde vazgeçilmez rol oynuyor" </strong></em>diyen AB Komisyonu Başkanı, sınır yönetimi ve göçmen kaçakçılığıyla mücadelede iş birliğinin derinleştirilmesinin önemine işaret etti.</p>

<p>Görüşmede, Aralık 2024'teki AB-Türkiye Zirvesi'nden bu yana ikili ilişkilerin ilerleme kaydettiği belirtildi. Ticaret ve ekonomi alanındaki diyaloglar, bu ilerlemenin somut örnekleri olarak öne çıkarıldı. Von der Leyen, Türkiye'nin 2026 yılında ev sahipliği yapacağı COP (İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Taraflar Konferansı) için Erdoğan'ı tebrik ederek, "Bu etkinliğin başarısı için size destek veriyoruz" ifadelerini kullandı.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><a href="https://x.com/vonderleyen/status/1992199188277248371"><span style="color:#2980b9"><em><strong>*(Kaynak: Ursula von der Leyen'in resmi X paylaşımı)*</strong></em></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 23 Nov 2025 05:32:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/11/von-der-leyen-erdogan-ile-toplanti-mukemmel-1763865773.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ardan Zentürk: Avrupa pes etmiyor. Trump&#039;ın Ukrayna üzerinde gücü kalmadı</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ardan-zenturk-avrupa-pes-etmiyor-trumpin-ukrayna-uzerinde-gucu-kalmadi-2668</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ardan-zenturk-avrupa-pes-etmiyor-trumpin-ukrayna-uzerinde-gucu-kalmadi-2668</guid>
                <description><![CDATA[Gazeteci Ardan Zentürk, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski'nin mevcut durumunu ve Donald Trump yönetiminin Rusya ile hazırladığı iddia edilen barış planını değerlendirdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<iframe width="745" height="419" src="https://www.youtube.com/embed/rjHPxb2yUL4" title="ZELENSKİ SOĞUKKANLI, TRUMP&#39;IN &quot;RUSYA&#39;YA SATIŞ PLANINI&quot; ZORLAYACAK GÜCÜ YOK, AVRUPA TESLİM OLMUYOR!.." frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe><p><a href="https://www.youtube.com/watch?v=rjHPxb2yUL4"><span style="color:#2980b9"><em><strong>Gazeteci Ardan Zentürk, YouTube kanalında yayımladığı videoda,</strong></em></span></a> Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski'nin mevcut durumunu ve Donald Trump yönetiminin Rusya ile hazırladığı iddia edilen barış planını değerlendirdi.<br />
<br />
Zentürk açıklamasında,<em><strong>“Amerika şu anda Ukrayna alanında tanzim edici güce sahip değil. Avrupa teslim olmuyor. Zelenski de pes etmiyor.” </strong></em>değerlendirmesinde bulundu.<br />
(<em><strong><a href="https://www.youtube.com/watch?v=rjHPxb2yUL4"><span style="color:#2980b9">Ardan Zentürk'ün açıklamasının tamamını YOUTUBE'dan izlemek için lütfen tıklayınız:</span></a>)</strong></em></p>

<p>Zentürk’ün öne çıkan tespitleri şu şekilde:</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="color:#2980b9"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;">TRUMP-PUTİN İŞ BİRLİĞİ İDDİASI</span></strong></span></span></span><br />
<br />
Donald Trump’ın göreve gelir gelmez petrol lobisiyle birlikte Vladimir Putin’le enerji ve doğal kaynak alanında iş birliği kurma niyetini açıkça ortaya koyduğunu belirten Zentürk, “Böyle bir başkanın Ukrayna’yı desteklemeyeceği, tam tersine ilk fırsatta ‘satacağı’ çoktan bilinen bir gerçekti” dedi.</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#2980b9"><strong>28 MADDELİK “SATIŞ PLANI”</strong></span></span></span><br />
<br />
Steve Witkoff (Trump’ın özel temsilcisi) ile Kremlin yetkilileri arasında hazırlandığı öne sürülen 28 maddelik planın, Rusya’nın 2022 işgalinin hemen öncesinde sunduğu taleplerle birebir örtüştüğünü vurgulayan Zentürk, planın temel maddelerini şöyle sıraladı:</p>

<p><em>* Kırım ve Donbas’ın (Luhansk-Donetsk) tamamen Rusya’ya bırakılması &nbsp;<br />
<br />
* Herson ve Zaporijya’da mevcut temas hattının sınır haline getirilmesi &nbsp;</em></p>

<p><em>* Ukrayna ordusunun 1.2 milyondan 600 bin kişiye indirilmesi &nbsp;</em></p>

<p><em>* Ukrayna’nın NATO’ya alınmaması &nbsp;<br />
<br />
* Ateşkes durumunda Avrupa ordularının Ukrayna topraklarına girmemesi &nbsp;</em></p>

<p><em>* ABD’nin tek taraflı belirlediği “garantörlük” çerçevesinde Ukrayna’nın varlığını sürdürmesi &nbsp;</em></p>

<p>Zentürk, bu planın Kiev’e danışılmadan, Avrupa’nın ise ancak basına sızdıktan sonra haberdar olduğu bir metin olduğunu vurguladı ve<strong><em> “Bu, işgalin meşrulaştırılması, saldırganın ödüllendirilmesi, direnen milletin cezalandırılmasıdır”</em></strong> ifadelerini kullandı.</p>

<p><br />
<span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#2980b9"><strong>“ATATÜRK’ÜN ASKERİYİM DİYENLER UKRAYNA KONUSUNDA SESSİZ KALIYORSA…”</strong></span></span></span><br />
<br />
Zentürk, Türk Kurtuluş Savaşı benzetmesi yaparak şöyle konuştu: &nbsp;<br />
<em><strong>“Eğer 26 Ağustos-30 Ağustos Büyük Taarruz’u başaramasaydık, Türk milleti esaret altına girecek, ülkenin üçte biri Yunan toprağı olacaktı. Şu anda Ukrayna milletinin başına gelen tam olarak budur. ‘Biz Atatürk’ün askerleriyiz’ diyenler, Rusya’nın Donbas ve Kırım’ı ilhak etmesine sessiz kalıyorsa, Mustafa Kemal’i hiç tanımamış demektir.”</strong></em></p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">ZELENSKİ’NİN SOĞUKKANLI HAMLESİ&nbsp;&nbsp;</span></span></strong></span><br />
<br />
Zelenski’nin önceki dönemlerde Trump’a sert tepki verdiğini, hatta bir ziyaretinde Beyaz Saray’dan kovulduğunu hatırlatan Zentürk, bu kez farklı bir tabloyla karşılaştıklarını belirtti: &nbsp;<br />
<em><strong>“Zelenski bu kez gayet soğukkanlı bir açıklama yaptı: ‘Bu planı Donald Trump’la konuşacağım.’ Ne suçlama var ne sert tepki. Böylece destek cephesinde parçalanma riskini ortadan kaldırdı.”</strong></em></p>

<p><br />
<span style="color:#2980b9"><strong>“Trump’ın Ukrayna Üzerinde Belirleyici Gücü Kalmadı”</strong></span><br />
<br />
Zentürk’ün en çarpıcı tespiti ise ABD’nin mevcut durumu oldu: &nbsp;<br />
<em><strong>“Trump, göreve gelir gelmez Ukrayna’ya silah yardımını tamamen durdurdu. Şu anda ABD’den Ukrayna’ya tek bir mermi bile gitmiyor. Ukrayna’nın tüm silah ihtiyacı iki kaynaktan karşılanıyor: &nbsp;<br />
1) Avrupa ülkeleri (ABD silahlarını peşin parayla alıp Ukrayna’ya veriyor) &nbsp;<br />
2) Ukrayna’nın kendi ürettiği silahlar &nbsp;</strong></em></p>

<p>Dolayısıyla Trump’ın bu planı dayatma gücü yok. Zelenski büyük ihtimalle Trump’a<em><strong> ‘Artık Ukrayna meselesinde belirleyici aktör siz değilsiniz’ </strong></em>mesajını verecek. Asıl oyun Londra-Berlin-Paris üçgeninde oynanıyor. Zelenski soğukkanlı bir şekilde Avrupa’yı bu işin içine çekiyor.”</p>

<p>Zentürk videoyu şu sözlerle tamamladı: &nbsp;<br />
<em><strong>“Amerika şu anda Ukrayna alanında tanzim edici güce sahip değil. .”<br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=rjHPxb2yUL4"><span style="color:#2980b9">Ardan Zentürk'ün açıklamasının tamamını YOUTUBE'dan izlemek için lütfen tıklayınız:</span></a></strong></em></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 22 Nov 2025 19:28:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/11/ardan-zenturk-avrupa-pes-etmiyor-trumpin-ukrayna-uzerinde-gucu-kalmadi-1763830654.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Alman Şansölyesi Merz: Bildiğimiz dünya düzeni bugün sona erdi</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alman-sansolyesi-merz-bildigimiz-dunya-duzeni-bugun-sona-erdi-2653</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alman-sansolyesi-merz-bildigimiz-dunya-duzeni-bugun-sona-erdi-2653</guid>
                <description><![CDATA[Alman Şansölyesi Friedrich Merz, çarpıcı mesajlar vererek, “Batı’da son 80 yıldır, Doğu’da ise son 35 yıldır bildiğimiz dünya düzeni, bugün, burada bulunduğumuz bu günlerde kesin olarak sona erdi.” ifadelerini kullandı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#2980b9"><em><strong>Alman Şansölyesi Friedrich Merz,</strong></em></span> Süddeutsche Zeitung Ekonomi Zirvesi’nde yaptığı açılış konuşmasında dünyaya adeta bir manifesto niteliğinde çarpıcı mesajlar vererek,&nbsp;<strong>“Batı’da son 80 yıldır, Doğu’da ise son 35 yıldır bildiğimiz dünya düzeni, bugün, burada bulunduğumuz bu günlerde kesin olarak sona erdi.” ifadelerini kullandı.</strong><br />
<br />
SZ Wirtschaftsgipfel’de yaptığı bu konuşma, Almanya’da ve Avrupa’da geniş yankı uyandırırken, Merz’ün “eski düzenin bittiği” tespiti uluslararası medyada da manşetlere taşındı.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Merz, salonu dolduran iş dünyası liderlerine ve davetlilere seslenirken, tarihin en köklü kırılma anlarından birinde olduğumuzu vurguladı ve şu çarpıcı tespiti yaptı:</p>

<p><em><strong>"Her nesil bir dünya düzeninin çöküşüne ve yenisinin doğuşuna tanıklık etti. Büyük büyükbabalarımızdan beri süren bu döngü, şimdi bizim neslimize denk geldi. Şu anda yeni bir dünya düzeninin şafağındayız. Birkaç yıl içinde nasıl görüneceğini henüz bilmiyoruz ama şunu çok net biliyoruz: Eski düzen bitti. Tamamen bitti.”</strong></em></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">&nbsp;“YA NESNE OLACAĞIZ YA DA ÖZNE”</span></span></strong></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Şansölye Merz, bu büyük dönüşüm karşısında Avrupa’nın ve özellikle Almanya’nın yapacağı seçimin tarihin akışını belirleyeceğini şu sözlerle ifade etti:</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><em><strong>“Önümüzde çok net bir soru var: Gelecekteki siyasi ve ekonomik düzenin nesnesi mi olacağız, yoksa aktif öznesi mi? Bu soruya vereceğimiz cevap, sadece Avrupa’yı değil, tüm dünyayı etkileyecek.”</strong></em></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Merz, yeni dünya düzeninin şekillenmesinde Avrupa’nın birliğini ve stratejik özerkliğini tek çıkış yolu olarak gösterdi:</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><em><strong>“Bu düzeni ancak Avrupa’da, Avrupalı komşularımızla birlikte kurabiliriz. Bunun için dijital egemenlik diyoruz, Avrupa savunma politikası diyoruz, kritik hammaddelerin güvenliğini diyoruz. Yarın Berlin’de Sayın Macron ile düzenleyeceğimiz Dijital Zirve de bu kararlılığın somut bir adımıdır.”</strong></em></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">&nbsp;“AVRUPA YENİDEN EYLEM KAPASİTESİNE KAVUŞMALI”</span></span></span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Konuşmasının en sert kısmında Almanya ve Avrupa Birliği’nin acilen uyanması gerektiğini vurgulayan Merz, şunları söyledi:</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><em><strong>“Avrupa Birliği, ekonomik politikada, iç politikada, dış politikada ama her şeyden önce stratejik olarak yeniden harekete geçme yeteneğine kavuşmalıdır. Çünkü dünya artık eskisi gibi değil. Özellikle jeopolitik merkezde bulunan biz Almanlar için bu bir varoluş meselesidir.”</strong></em></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Alman Şansölyesi, konuşmasını şu tarihi cümleyle noktaladı:</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><em><strong>“Ya bu yeni dünya düzenini birlikte inşa edeceğiz, ya da başkalarının inşa ettiği düzenin içinde yaşamak zorunda kalacağız. Tercih bizim.”</strong></em></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>SZ Wirtschaftsgipfel’de yaptığı bu konuşma, Almanya’da ve Avrupa’da geniş yankı uyandırırken, Merz’ün “eski düzenin bittiği” tespiti uluslararası medyada da manşetlere taşındı.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><a href="https://www.bundesregierung.de/breg-de/aktuelles/kanzler-wirtschaftsgipfel-sz-2394206"><strong><span style="color:#2980b9"><em>*Kaynak: Alman Federal Hükümeti (bundesregierung.de)*</em></span></strong><br />
https://www.bundesregierung.de/breg-de/aktuelles/kanzler-wirtschaftsgipfel-sz-2394206</a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 20 Nov 2025 06:02:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/11/alman-sansolyesi-merz-bildigimiz-dunya-duzeni-bugun-sona-erdi-1763609078.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ABD&#039;li Kongre Üyesi Marjorie Taylor Greene: Amerikalı Hristiyanlar İsrail propagandasıyla kandırılıyor</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/abdli-kongre-uyesi-marjorie-taylor-greene-amerikali-hristiyanlar-israil-propagandasiyla-kandiriliyor-2652</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/abdli-kongre-uyesi-marjorie-taylor-greene-amerikali-hristiyanlar-israil-propagandasiyla-kandiriliyor-2652</guid>
                <description><![CDATA[ABD’nin Cumhuriyetçi Kongre üyelerinden Marjorie Taylor Greene, Amerikan kiliselerinde ve muhafazakâr medyada yıllardır sürdürülen “İsrail’e koşulsuz destek” propagandasını “büyük bir aldatmaca” olarak nitelendirdi ve bu propagandanın Amerikan Hristiyanlarını “İsrail hükümetine ve ordusuna köle gibi bağladığını” söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>ABD’nin en tartışmalı Cumhuriyetçi Kongre üyelerinden <a href="https://www.youtube.com/watch?v=DPPla5e_fRU"><span style="color:#2980b9"><em><strong>Marjorie Taylor Greene, ABD'de tanınmış gazeteci Tucker Carlson’ın</strong></em></span></a> YouTube programında canlı yayında çok sert açıklamalar yaptı. Greene, özellikle Amerikan kiliselerinde ve muhafazakâr medyada yıllardır sürdürülen <strong>“İsrail’e koşulsuz destek”</strong> propagandasını <strong>“büyük bir aldatmaca” </strong>olarak nitelendirdi ve bu propagandanın Amerikan Hristiyanlarını <em><strong>“İsrail hükümetine ve ordusuna köle gibi bağladığını” </strong></em>söyledi.<br />
<br />
Marjorie Taylor Greene’in açıklamaları, özellikle <strong>muhafazakâr-evangelist</strong> tabanda büyük yankı uyandırdı. ABD’de uzun yıllardır tabu kabul edilen<strong> “İsrail’e eleştiri”</strong> konusu, ilk kez bu kadar açık ve sert bir şekilde ana akım muhafazakâr bir platformda dile getirilmiş oldu. Greene’in <em><strong>“Hristiyanlar artık uyanıyor”</strong></em> sözleri, 2026 ara seçimleri ve 2028 başkanlık yarışı öncesi Amerikan sağında ciddi bir kırılmaya işaret ediyor.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong>“CENNETE GİTMENİN TEK YOLU İSRAİL’E PARA GÖNDERMEK DEĞİL, İSA MESİH’TİR”</strong></span></span></span></p>

<p>Greene, Carlson’a şunları söyledi:</p>

<p><em>“Amerikalı Hristiyanlara yıllardır kilise kürsülerinden, televizyonlardan ve politikacılardan şunu söylüyorlar: ‘İ<strong>srail’e ne kadar çok para</strong> gönderirseniz, ne kadar çok onun savaşlarını desteklerseniz, o kadar çok cennete gidersiniz. Amerika İsrail’i terk ederse lanetlenecek.’ Bu tam bir yalandır, büyük bir aldatmacadır. &nbsp;<br />
Cennete gitmenin <strong>tek yolu İsa Mesih’tir.</strong> O çarmıhta öldü, üçüncü gün dirildi, Baba’nın sağında oturuyor ve bir gün yaşayanları ve ölüleri yargılamak için geri gelecek. Bunun İsrail hükümetiyle, İsrail ordusuyla ya da herhangi bir politikacıyla hiçbir ilgisi yoktur.”</em></p>

<p>Greene, özellikle <strong>“Hristiyan Siyonist” </strong>evanjelik çevrelerin bu yalana kanmış “harika insanlar” olduğunu ancak liderlerinin “ya parayla satın alındığını ya da beyinlerinin yıkandığını” vurguladı.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">“BATI ŞERİA VE GAZZE’DE HRİSTİYANLARA ZULMEDİLİYOR, AMERİKAN KİLİSELERİ SESSİZ”</span></span></strong></span></p>

<p>Greene, Gazze ve Batı Şeria’daki Filistinli Hristiyanların yaşadıklarını da gündeme getirdi:</p>

<p><em>“<strong>Batı Şeria’dak</strong>i Hristiyanlarla dün gece bir görüşme yaptım. IDF’nin ve yerleşimcilerin onlara yaptığı zulmü kendi ağızlarından dinledim. Kiliselerine saldırılıyor, evleri gasp ediliyor, bazıları öldürülüyor. Bunlar savaş propagandası değil, gerçek. &nbsp;<br />
Amerikan kiliseleri ise bu gerçekleri görmezden gelip hâlâ<strong> ‘İsrail ne yaparsa yapsın destekleyeceğiz’ </strong>diyor. Bu utanç verici bir ikiyüzlülüktür.”</em></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#2980b9">“AIPAC PARASIYLA SATIN ALINAN KONGRE ÜYELERİ %70’İ BULUYOR”</span></span></strong></span></span></p>

<p>Greene, İsrail lobisinin (AIPAC) Amerikan Kongresi’ni nasıl kontrol ettiğini de açıkça ifade etti:</p>

<p><em>“Kongre’nin yaklaşık <strong>%70’i AIPAC’ten</strong> para alıyor. Artık bunu gizli kanallardan yapıyorlar ki kampanya finansman raporlarında görünmesin. İnsanlar bu oyunu gördü ve bıktı. &nbsp;<br />
Eğer bir yabancı ülke lobisi Amerikan siyasetini bu kadar açıkça satın alıyorsa, bu demokrasinin sonu demektir.”</em></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#2980b9">“MAGA HAREKETİ ELE GEÇİRİLMEK İSTENİYOR”</span></span></strong></span></span></p>

<p>Greene, Trump’ın 2016’dan beri savunduğu<em><strong> “America First” (Önce Amerika) </strong></em>ilkelerinin hızla terk edildiğini, özellikle Cumhuriyetçi Parti içinde İsrail yanlısı neocon kanadın yeniden güç kazandığını iddia etti. Ted Cruz, Lindsey Graham ve Mark Levin gibi isimleri “MAGA karşıtı” olarak niteledi ve “Bunlar Trump’tan nefret ediyor, sadece korktukları için susuyorlar” dedi.</p>

<p>Marjorie Taylor Greene’in bu açıklamaları, özellikle muhafazakâr-evangelist tabanda büyük yankı uyandırdı. ABD’de uzun yıllardır tabu kabul edilen “İsrail’e eleştiri” konusu, ilk kez bu kadar açık ve sert bir şekilde ana akım muhafazakâr bir platformda dile getirilmiş oldu. Greene’in “Hristiyanlar artık uyanıyor” sözleri, 2026 ara seçimleri ve 2028 başkanlık yarışı öncesi Amerikan sağında ciddi bir kırılmaya işaret ediyor.<br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=DPPla5e_fRU"><span style="color:#2980b9"><em><strong>Tucker Carlson’ın YouTube kanalından açıklamanın tamamını izlemek için lütfen tıklayınız:</strong></em></span></a><br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=DPPla5e_fRU">https://www.youtube.com/watch?v=DPPla5e_fRU</a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 19 Nov 2025 01:39:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/11/marjorie-taylor-greene-amerikali-hristiyanlar-israil-propagandasiyla-kandiriliyor-1763507714.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Suriye’de “Sahil Olayları” duruşmaları başladı</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/suriyede-sahil-olaylari-durusmalari-basladi-2645</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/suriyede-sahil-olaylari-durusmalari-basladi-2645</guid>
                <description><![CDATA[Suriye’de yılın ilk aylarında sahil bölgesinde yaşanan olaylar sırasında işlenen ihlallerle suçlanan kişiler için açık yargılamaların ilk duruşması Halep Adliyesi’nde başladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Suriye’de eski rejimin yıkılmasının ardından, 2025 yılının ilk aylarında ülkenin sahil bölgelerinde yaşayan Alevilere yönelik işlenen suçlarla ilgili olarak tutuklu sanıkların yargılanmaları Halep Adalet Sarayı’nda başladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Saat 10.00’da başlayan duruşmaya Yargıç Zekeriya Bakkar başkanlık ederken, kendisine Danışmanlar Hüseyin El-Şerif ve Ahmed Muhlis El-Mahmud eşlik etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Suriye resmi haber ajansı SANA tarafından bildirildiğine göre, sanıklara yöneltilen suçlamalar mezhep fitnesi çıkarmak, hırsızlık, iç güvenlik güçlerine ve Suriye Arap Ordusu birliklerine saldırıda bulunmak. </span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/lazkiye.png" style="height:450px; width:760px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">Lazkiye bölgesindeki olaylar sırasında ihlallerde bulunmakla suçlanan 14 sanığa yönelik açık yargılamaların ilk duruşması, Halep Adalet Sarayı’nda yapılıyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Halep’teki duruşmaların, olaylara karışan tüm şüphelilerin kamuya açık şekilde yargılanması sürecinin başlangıcı olduğu belirtildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Halep Adalet Sarayı’ndaki ilk açık yargılamanın sonunda hâkim, duruşmanın 25 Aralık 2025 tarihine ertelenmesine karar verdi.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 18 Nov 2025 17:31:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/11/suriyede-sahil-olaylari-durusmalari-basladi-1763476526.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ABD&#039;li analizci Scott Ritter’dan sert uyarılar: Trump’ın barış sözleri yalan</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/abdli-analizci-scott-ritterdan-sert-uyarilar-trumpin-baris-sozleri-yalan-2643</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/abdli-analizci-scott-ritterdan-sert-uyarilar-trumpin-baris-sozleri-yalan-2643</guid>
                <description><![CDATA[Eski BM Silah Denetçisi ve ABD Deniz Piyade İstihbarat Eski Subayı Scott Ritter, Judge Andrew Napolitano’nun “Judging Freedom” programında çarpıcı açıklamalarda bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<iframe width="745" height="419" src="https://www.youtube.com/embed/WXtjMDaj-gE" title="Scott Ritter :  NATO’s Ukraine Strategy Is Collapsing" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe><p>Rusya yanlısı görüşleri ile bilinen BM Silah&nbsp;Esk Denetçisi ve ABD Deniz Piyade İstihbarat Eski Subayı <a href="https://www.youtube.com/watch?v=WXtjMDaj-gE"><span style="color:#2980b9"><em><strong>Scott Ritter, Judge Andrew Napolitano’nun “Judging Freedom” </strong></em></span></a>programında çarpıcı açıklamalarda bulundu. Moskova’dan bağlanan Ritter, ABD’nin Venezuela’ya yönelik olası askeri hamlelerinden NATO’nun Ukrayna stratejisine, Trump’ın “barış” söyleminden Rusya ekonomisine kadar birçok kritik konuyu değerlendirdi.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Venezuela açıklarında ABD donanması: “Tamamen gözdağı, yasadışı bir saldırı olur”&nbsp;</strong></span><br />
<br />
Ritter, Gerald R. Ford uçak gemisi liderliğindeki ABD filosunun Venezuela kıyılarındaki varlığını “saf bir gözdağı” olarak niteledi. Böyle bir operasyonun maliyetinin yüz milyonlarca, hatta milyarlarca doları bulacağını belirten Ritter, <em><strong>“Venezuela’ya karşı savaş, Kongre’nin onaylamadığı, anayasal ve uluslararası hukuka aykırı bir saldırganlık savaşı olur. Maduro’ya ‘ülkeyi terk et’ demek için pazarlık yapılacaksa bu da tamamen zorbalıktır”</strong></em> dedi.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">NATO geniş savaş mı istiyor? “Hayır, kapasitesi yok”&nbsp;</span></strong></p>

<p>Ritter, NATO’nun Rusya ile daha geniş bir savaşı ne istediğini ne de buna askeri kapasitesinin olduğunu vurguladı. “2029-2030’da savaş” söylemlerinin tamamen iç politikaya yönelik korku pompası olduğunu belirten Ritter,<em><strong> “Gerçek bir tehdit varsa 5 yıl sonrasına ertelenmez”</strong></em> diye ekledi.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Avrupa ülkelerinden Ukrayna’ya asker var mı?</strong></span><br />
<br />
Şu anda NATO ülkelerinden Ukrayna’da yalnızca çok sınırlı sayıda “ileri keşif” ekibinin bulunabileceğini, ateşkes olmadan hiçbir Avrupa ülkesinin asker göndermeyeceğini söyledi. <em><strong>“Avrupa, ABD garantisi olmadan tek bir asker bile göndermez, ABD de bunu desteklemiyor” </strong></em>dedi.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Zelenski’nin koltuğu sallanıyor mu?</strong></span><br />
<br />
Ritter, yolsuzluk skandallarının Zelenski’ye şu an için yapışmadığını, çünkü Avrupa'nın hâlâ onu desteklediğini belirtti. <strong>“Avrupa ‘yeter’ </strong>dediği gün Zelenski biter. Şu anda Teflon başkan” ifadelerini kullandı.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">Avrupa, Ukrayna ordusunun çöküşünü görüyor mu?&nbsp;</span></strong><br />
<br />
Ritter’a göre istihbarat uzmanları gerçeği görüyor ancak siyaseten inkâr ediliyor. İngilizlerin yürüttüğü büyük bilgi savaşı operasyonunun hâlâ devam ettiğini, fakat Alman medyasında bile “Ukrayna için her şey bitti” yazıları çıkmaya başladığını aktardı.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Trump gerçekten barış mı istiyor?&nbsp;</strong></span><br />
<br />
Scott Ritter, Trump’ın barış söylemlerine sert çıktı: &nbsp;<br />
<em><strong>“Trump yalan söylüyor. İstediği barış değil, Rusya’nın teslimiyeti. Birinci döneminde Ukrayna’ya saldırı silahları veren, CIA’in 20’den fazla üs kurmasına izin veren kendisiydi. Bu savaş Trump’ın savaşıdır, Biden sadece tetiği çekti. Trump hâlâ Rusya’yı zayıflatıp Putin’i devirme politikasını güdüyor. Yeni yaptırımlar da bunun kanıtı.”</strong></em></p>

<p><br />
<span style="color:#2980b9"><strong>Rusya ekonomisi yaptırımlardan çöktü mü?</strong></span><br />
<br />
Ritter, Rusya’da iki hafta geçirdiğini ve görüştüğü herkesin yaptırımların <strong>“ısırdığını”</strong> ancak ekonominin büyümeye devam ettiğini söyledi. Rusya’nın %4,8 büyüme oranıyla ABD’nin (%1,6-1,8) çok önünde olduğunu vurguladı. <em><strong>“Yaptırımlar Rusya’yı değil, Avrupa’yı boğuyor. Trump bu aptallığa devam ederse yalnız kalan ABD olacak” </strong></em>dedi.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Lavrov-Rubio görüşmesi ve diplomasi&nbsp;&nbsp;</strong></span><br />
Lavrov’un Marco Rubio ile yaptığı telefon görüşmesinde sert konuştuğu ve Rubio’nun görüşmeyi kestiği iddialarını doğrulayan Ritter, Kremlin’in Lavrov’a tam güvenini yinelediğini belirtti. <em><strong>“Rusya’nın tek çıkış yolu Ukrayna’da %100 zaferdir. Aksi takdirde Ukrayna Batı’nın Rusya’yı tehdit aracı olarak kullanılmaya devam eder”</strong></em> diye konuştu.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Scott Ritter, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: &nbsp;<br />
<em><strong>“Trump yönetimi barış değil, ‘güçle barış’ diyor ama bu sadece laftan ibaret. Gerçek barış ancak Rusya’nın Ukrayna’da kesin zaferi ile mümkün.”</strong></em></p>

<p>Program, Ritter’ın Şükran Günü’nde ABD’ye döneceğini açıklamasıyla sona erdi.<br />
<br />
<span style="color:#2980b9"><strong>Scott Ritter Kimdir?</strong></span></p>

<p>William Scott Ritter Jr., (15 Temmuz 1961 doğumlu) Amerikalı eski bir ABD Deniz Piyade Birliği (US Marine Corps) istihbarat subayı, Birleşmiş Milletler Özel Komisyonu (UNSCOM) silah müfettişi, yazar ve siyasi yorumcudur. Kariyeri boyunca Orta Doğu politikaları, özellikle Irak ve nükleer silah denetimleri üzerine yoğunlaşmış, ancak son yıllarda Rusya yanlısı görüşleri ve ABD dış politikası eleştirileriyle dikkat çekmiştir.<br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=WXtjMDaj-gE"><span style="color:#2980b9"><em><strong>Kaynak:&nbsp;Judge Andrew Napolitano’nun “Judging Freed</strong></em></span></a><em><strong><a href="https://www.youtube.com/watch?v=WXtjMDaj-gE">om” </a>kanalı</strong></em><br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=WXtjMDaj-gE"><span style="color:#2980b9"><em><strong>https://www.youtube.com/watch?v=WXtjMDaj-gE</strong></em></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 18 Nov 2025 03:40:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/11/abdli-analizci-scott-ritterdan-sert-uyarilar-trumpin-baris-sozleri-yalan-1763429818.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Donald Trump, Kolombiya&#039;ya yönelik sert açıklama yaptı</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/donald-trump-kolombiyaya-yonelik-sert-aciklama-yapti-2642</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/donald-trump-kolombiyaya-yonelik-sert-aciklama-yapti-2642</guid>
                <description><![CDATA[ABD Başkanı Donald Trump, Kolombiya'daki kokain üretim fabrikalarına yönelik sert bir açıklama yaparak, bu tesisleri vurmayı kişisel olarak gurur duyacağı bir eylem olarak nitelendirdi. Trump'ın bu açıklaması, Kolombiya ile ABD arasında artan gerilimlere ve uyuşturucu ticareti konusundaki tartışmalara ışık tutuyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://x.com/ConflictTR/status/1990522248537780560"><em><strong>ABD Başkanı Donald Trump,</strong></em></a> Kolombiya'daki kokain üretim fabrikalarına yönelik sert bir açıklama yaparak, bu tesisleri vurmayı kişisel olarak gurur duyacağı bir eylem olarak nitelendirdi. Trump'ın bu açıklaması, Kolombiya ile ABD arasında artan gerilimlere ve uyuşturucu ticareti konusundaki tartışmalara ışık tutuyor.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Detaylar:</strong></span><br />
<br />
Trump şu ifadeleri kullanıyor:<em><strong> "Kolombiya'da kokain üreten fabrikalar var. Bu fabrikaları vurur muydum? Bunu yapmakla kişisel olarak gurur duyardım." </strong></em>Bu sözler, Trump'ın Kolombiya'ya yönelik daha sert önlemler almaya hazır olduğunu gösteriyor.</p>

<p>Trump, daha önce de Kolombiya'ya yönelik yaptırımları artırma ve ülkeye verilen yardımları kesme kararlarını açıklamıştı. Trump, Kolombiya Devlet Başkanı Gustavo Petro'yu <em><strong>"uyuşturucuyla mücadelede hiçbir şey yapmamakla" </strong></em>suçlamış ve Kolombiya'yı <em><strong>"uyuşturucu üretimi makinesi" </strong></em>olarak tanımlamıştı.Trump'ın bu tür açıklamaları, uluslararası arenada tartışmalara yol açmaya devam ediyor.<br />
<br />
<span style="color:#2980b9"><strong>Gustavo Petro'nun Venezuela ve Gazze Açıklamaları:</strong></span><br />
<br />
Öte yandan Gustavo Petro, uluslararası arenada özellikle Venezuela ve Gazze konularında radikal bir duruş sergiliyor. Venezuela'nın siyasi krizine ilişkin olarak, Petro, ülkedeki diyalog sürecini desteklemek ve demokratik bir çözüm bulmak için çabalıyor. Nisan 2025'te Bogotá'da düzenlenen bir zirvede, Venezuela'nın siyasi krizine çözüm arayışında aktif rol oynadı. Bu zirvede, Maduro hükümeti ve muhalefet arasında diyalogu teşvik etmeye çalıştı, ancak bu çabalar ABD tarafından yeterince desteklenmedi.<br />
<br />
Gaza konusunda ise Petro, daha da sert bir tavır aldı. Eylül 2025'te Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, İsrail'in Gaza'daki eylemlerini "soykırım" olarak nitelendirdi ve uluslararası bir silahlı müdahale çağrısında bulundu. Petro,<em><strong> "İnsanlık Gaza'daki soykırımı durdurmak zorunda. Netanyahu ve ABD ile Avrupa'daki müttefiklerinin bu suçtan kurtulmasına izin veremeyiz" </strong></em>dedi. Bu konuşma, ABD ve bazı Batılı ülkeler tarafından eleştirilirken, küresel çapta bazı kesimler tarafından destek gördü.<br />
<br />
<a href="https://x.com/ConflictTR/status/1990522248537780560"><em><strong><span style="color:#2980b9">Kaynak:&nbsp;https://x.com/ConflictTR/status/1990522248537780560</span></strong></em></a></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 18 Nov 2025 02:56:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/11/donald-trump-kolombiyaya-yonelik-sert-aciklama-yapti-1763425487.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ukrayna ve Fransa arasında tarihi savunma anlaşması imzalandı</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ukrayna-ve-fransa-arasinda-tarihi-savunma-anlasmasi-imzalandi-2637</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ukrayna-ve-fransa-arasinda-tarihi-savunma-anlasmasi-imzalandi-2637</guid>
                <description><![CDATA[Ukrayna Devlet Başkanı Volodymyr Zelenskyy ve Fransa Devlet Başkanı Emmanuel Macron, Ukrayna'nın savunma kapasitesini güçlendirmek amacıyla tarihi bir anlaşma imzaladı. Anlaşma, Ukrayna'nın 2035 yılına kadar 100 adet Rafale  savaş uçağı, SAMP/T hava savunma sistemleri, hava savunma radarları, hava-hava füzeleri ve hava bombaları gibi askeri teçhizatı Fransa'dan temin etmesini mümkün kılıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><em><strong><a href="https://x.com/ZelenskyyUa/status/1990387419158303117"><span style="color:#2980b9">Ukrayna Devlet Başkanı Volodymyr Zelenskyy </span></a></strong></em>ve Fransa Devlet Başkanı Emmanuel Macron, Ukrayna'nın savunma kapasitesini güçlendirmek amacıyla tarihi bir anlaşma imzaladı. Anlaşma, Ukrayna'nın 2035 yılına kadar <strong>100 adet Rafale&nbsp; savaş uçağı, </strong>SAMP/T hava savunma sistemleri, hava savunma radarları, hava-hava füzeleri ve hava bombaları gibi askeri teçhizatı Fransa'dan temin etmesini mümkün kılıyor.</p>

<p>İki lider, Villacoublay Hava Üssü'nde düzenlenen bir törenle, Ukrayna'nın savunma ekipmanı temini konusunda işbirliğini öngören bir niyet beyanı imzaladı. Anlaşma, ayrıca bu yıl içinde başlayacak ortak savunma projelerini de kapsıyor. Buna göre, Ukrayna ve Fransa, interceptor drone'ların ortak üretimine ve Ukrayna drone'larına entegre edilebilecek kritik teknolojilerin geliştirilmesine odaklanacak.</p>

<p>Zelenskyy, anlaşmayı<em><strong> "ordumuzu ve ülkemizi güçlendirmek için yeni bir adım" </strong></em>olarak nitelendirerek, Fransa'ya, Macron'a ve Fransız halkına teşekkür etti. Anlaşma, Ukrayna'nın uzun vadeli askeri kapasitesini artırmayı hedeflerken, aynı zamanda iki ülke arasındaki savunma işbirliğini derinleştiriyor.<br />
<br />
<a href="https://x.com/ZelenskyyUa/status/1990387419158303117"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/image%20(83).png" style="height:625px; width:399px" /></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 17 Nov 2025 15:18:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/11/ukrayna-ve-fransa-arasinda-tarihi-savunma-anlasmasi-imzalandi-1763382399.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ardan Zentürk: Zorbalık çağı! ABD Venezuela&#039;yı bombalamayı tartışıyor</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ardan-zenturk-zorbalik-cagi-abd-venezuelayi-bombalamayi-tartisiyor-2633</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ardan-zenturk-zorbalik-cagi-abd-venezuelayi-bombalamayi-tartisiyor-2633</guid>
                <description><![CDATA[Gazeteci Ardan Zentürk, ABD'nin Venezuela'ya yönelik olası askeri operasyonlarını ve Devlet Başkanı Nicolas Maduro'yu hedef alma ihtimallerini eleştirdi. Zentürk, bunu "zorbalık çağı" olarak nitelendirerek, uluslararası hukuka aykırı bulduğunu vurguladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<iframe width="745" height="419" src="https://www.youtube.com/embed/TJXdjlWbtTE" title="ZORBALIK ÇAĞI! ABD VENEZUELA&#39;YI BOMBALAMAYI, MADURO&#39;YU ÖLDÜRMEYİ AÇIK TARTIŞIYOR! GEREKÇE/HUKUK YOK!" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe><p><a href="https://www.youtube.com/watch?v=TJXdjlWbtTE"><span style="color:#2980b9"><em><strong>Gazeteci Ardan Zentürk, kendi YouTube kanalında yayımladığı</strong></em></span></a> <strong>"ZORBALIK ÇAĞI! ABD VENEZUELA'YI BOMBALAMAYI, MADURO'YU ÖLDÜRMEYİ AÇIK TARTIŞIYOR! GEREKÇE/HUKUK YOK!" </strong>başlıklı videoda, ABD'nin Venezuela'ya yönelik olası askeri operasyonlarını ve Devlet Başkanı Nicolas Maduro'yu hedef alma ihtimallerini eleştirdi. Zentürk, bunu <strong>"zorbalık çağı"</strong> olarak nitelendirerek, uluslararası hukuka aykırı bulduğunu vurguladı.<a href="https://www.youtube.com/watch?v=TJXdjlWbtTE"><span style="color:#2980b9"><em><strong>(Ardan Zentürk'ün açıklamasının tamamanı YOUTUBE 'dan&nbsp;izlemek için lütfen tıklayınız)</strong></em></span></a></p>

<p><br />
Videoda Zentürk, Venezuela'nın dünyanın en büyük petrol rezervlerine sahip olduğunu, ancak halkının fakirlik içinde yaşadığını belirtti. Ülkenin Bolivarist yönetim anlayışıyla yönetildiğini hatırlatan Zentürk, bu ideolojinin 19. yüzyıl Latin Amerika devrimcisi Simon Bolivar'dan geldiğini ve anti-emperyalist bir karakter taşıdığını ifade etti. Ancak Maduro rejimini <strong>"otokratik ve demokrasiyi aşağılayan"</strong> olarak eleştirdi. Benzer rejimleri 20. yüzyıldaki Baas örnekleriyle karşılaştıran Zentürk, bunların <strong>"berbat"</strong> olduğunu söyledi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ABD'nin Askeri Yığınağı ve Tehdit Algısı</span></strong><br />
<br />
Zentürk, ABD'nin Venezuela'yı ilgilendiren bir tehdit algısı yaratmadan bölgeye USS Gerald Ford uçak gemisi ve 15 bin deniz piyadesi gönderdiğini aktardı. Bu gemini<strong>n "orta ölçekli bir ülkeyi tek başına ortadan kaldırabilecek"</strong> güce sahip olduğunu vurguladı. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde Venezuela ile ilgili herhangi bir karar veya toplantı olmadığını hatırlatan Zentürk, <em><strong>"Süper güç, 'tehdit algılıyorum' diyerek asker yığıyor, ama Venezuela ABD'ye hiçbir tehdit oluşturmadı" </strong></em>dedi.</p>

<p>Maduro'nun savaş tehdidi kullanmadığını, aksine <strong>"kendimi savunacağım, barış içinde görüşmeliyiz" </strong>dediğini belirten Zentürk, olası bir ABD bombardımanının ülkeyi kaosa sürükleyeceğini öngördü.</p>

<p><br />
<span style="color:#2980b9"><strong>Trump'ın Açıklamaları ve Rejim Değişikliği Politikası</strong></span><br />
<br />
ABD Başkanı Donald Trump'ın göreve döndükten sonraki brifingler sonrası Venezuela konusunda karar aldığını, ancak bunu medyayla paylaşmayacağını söylediğini aktaran Zentürk, Trump'ın<em><strong> "Maduro'yu devirmek kolay olmayacak, yeniden inşası karmaşık" ifadelerine tepki gösterdi: "Venezuela'nın yeniden inşasından sana ne? Bu zombi sömürgecilik."</strong></em></p>

<p>Zentürk, rejim değişikliğinin ABD'nin II. Dünya Savaşı sonrası<em><strong> "tedavi edilemeyen siyasal hastalığı" </strong></em>olduğunu savundu. Venezuela' daki muhalefet lideri olarak nitelendirdiği bir kişinin<em><strong> "ABD işgal etsin, beni başa getirsin"</strong></em> dediğini belirterek bunun ardından Trump'ın damadının gayrimenkul fırsatları peşinde koşacağını öne sürdü.</p>

<p><br />
<span style="color:#2980b9"><strong>İstifa ve Hedefli Saldırı İddiaları</strong></span><br />
<br />
ABD Güney Kuvvetleri Komutanı'nın ay başında istifa ettiğini belirten Zentürk, komutanın<em><strong> "Bana söylenenleri yapamam, bunda hukuk yok" </strong></em>gerekçesini kullandığını söyledi. Eski ABD Venezuela Büyükelçisi James Story'nin açıklamalarına atıf yapan Zentürk, olası operasyonun 2020'de İranlı General Kasım Süleymani'nin öldürülmesine benzer şekilde Maduro'nun yakın bir müttefikini hedef alabileceğini aktardı<strong>. "Esas hedef Maduro"</strong> diyen Zentürk, bunun tek taraflı zorbalık olduğunu ve hukuki dayanağı bulunmadığını vurguladı.</p>

<p>ABD'nin Venezuela'yı <em><strong>"uyuşturucuya karışmakla"</strong></em> suçladığını, ancak tek bir belge ortaya koymadığını belirten Zentürk, ABD güçlerinin birkaç saat içinde Venezuela'nın hava, deniz ve füze sistemlerini devre dışı bırakabileceğini, hükümeti devirebileceğini ifade etti. Ancak gerekçenin olmadığını yineledi.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Küresel Uyarı ve Türkiye Bağlantısı</strong></span><br />
<br />
Zentürk, bu durumun<strong> "yeni bir çağ" </strong>olduğunu ve 20. yüzyıl başına dönüş anlamına geldiğini savunarak, Türkiye'de yeterince tartışılmadığını eleştirdi.<em><strong> "Yarın bu zorbalık bize gelir; Gerald Ford İzmir limanında belirir ve 'onu öldüreceğim' der"</strong></em> uyarısında bulundu.</p>

<p>Video, Zentürk'ün "Hoşça kalın" sözleriyle sona erdi.<br />
<br />
<strong><a href="http://Video https://www.youtube.com/watch?v=TJXdjlWbtTE"><span style="color:#2980b9"><em>(Kaynak: YouTube - Ardan Zentürk Kanalı, Video </em></span></a></strong><a href="http://Video https://www.youtube.com/watch?v=TJXdjlWbtTE"><strong>https://www.youtube.com/watch?v=TJXdjlWbtTE)</strong></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 17 Nov 2025 05:19:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/11/ardan-zenturk-zorbalik-cagi-abd-venezuelayi-bombalamayi-tartisiyor-1763353864.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Pentagon Eski Başdanışmanı Douglas Macgregor: ABD&#039;nin İsrail&#039;in eylemlerini desteklemesi utanç verici</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/pentagon-eski-basdanismani-douglas-macgregor-abdnin-israilin-eylemlerini-desteklemesi-utanc-verici-2632</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/pentagon-eski-basdanismani-douglas-macgregor-abdnin-israilin-eylemlerini-desteklemesi-utanc-verici-2632</guid>
                <description><![CDATA[Pentagon Eski Başdanışmanı ve emekli Albay Douglas Macgregor, yargıç Andrew Napolitano'nun "Judging Freedom" programında ABD'nin Ortadoğu, Ukrayna, Venezuela ve hatta Nijerya'daki askeri maceralarını eleştirdi. Macgregor, İsrail'in Gazze'deki eylemlerini "soykırım" olarak nitelendirerek, ABD'nin bu politikaları desteklemesini "utanç verici" bulduğunu belirtti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<iframe width="745" height="419" src="https://www.youtube.com/embed/LVSywVibiLU" title="COL. Douglas Macgregor  :  Trump And His Wars." frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe><p><a href="https://www.youtube.com/watch?v=LVSywVibiLU"><em><strong>Eski ABD Savunma Bakanlığı danışmanı ve emekli Albay Douglas Macgregor, yargıç Andrew Napolitano'nun "Judging Freedom" </strong></em></a>programında ABD'nin Ortadoğu, Ukrayna, Venezuela ve hatta Nijerya'daki askeri maceralarını eleştirdi. Macgregor, İsrail'in Gazze'deki eylemlerini "soykırım" olarak nitelendirerek, ABD'nin bu politikaları desteklemesini "utanç verici" bulduğunu belirtti. Programda, ABD'nin 38 trilyon dolarlık borcu, sınırsız savaş harcamaları ve genç neslin radikalleşmesi gibi konular da masaya yatırıldı.<br />
<br />
Macgregor, ABD'nin<strong> "ulusal çıkarları" </strong>yerine "donörlerin ve yabancı lobilerin" çıkarlarını koruduğunu belirterek, "80 yılda hiçbir işgal başarı getirmemiştir" dedi.<br />
Programda, New York'un yeni seçilen belediye başkanına gençlerin %75'inin oyunu aldığı belirtilerek, gençlerin "sınırsız İsrail desteği, savaşlar ve borçlanmaya" isyan ettiği vurgulandı. Macgregor, <em><strong>"Gençler radikalleşecek, çünkü hayatları düzeltilmiyor" </strong></em>dedi ve üçüncü bir siyasi yolun gerekliliğini savundu.</p>

<p><br />
<span style="color:#2980b9"><strong>İsrail'e Silah Sevkiyatı Devam Ediyor mu?</strong></span><br />
<br />
Napolitano'nun "ABD, İsrail'e günlük 2-3 kargo uçağıyla askeri malzeme gönderiyor mu?" sorusuna Macgregor, <em><strong>"Evet, durdurmak için hiçbir neden yok" </strong></em>yanıtını verdi. Albay, Gazze'deki sözde ateşkesin "kurgu" olduğunu savunarak, İsrail'in Gazze'nin %52'sinden %58'ine kadar kontrolü genişlettiğini ve Filistinlileri "tamamen yok etme" hedefini sürdürdüğünü iddia etti.</p>

<p><br />
<span style="color:#2980b9"><strong>Gazze Ateşkesinin Perde Arkası: ABD "Dolandırıldı" mı?</strong></span><br />
<br />
Macgregor, ABD'nin ateşkes sürecinde <strong>"kandırıldığı"</strong> iddialarını reddederek, "<em><strong>ABD baştan beri bu oyunun içindeydi. Katar ve İran'a yönelik İsrail saldırılarında da aynı tiyatro sergilendi" </strong></em>dedi. İsrail'in hedefinin <em><strong>"Gazze ve Batı Şeria'daki Filistinlileri yok etmek" </strong></em>olduğunu vurgulayan Macgregor, "Barış değil, etnik temizlik istiyorlar" ifadesini kullandı.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>IDF İçindeki Tecavüz Skandalı: Netanyahu'dan "İmaj" Endişesi</strong></span><br />
<br />
Programda, IDF askerlerinin Filistinli tutukluya tecavüzünü videoya alıp yayınlaması skandalı gündeme geldi. Tecavüzü doğrulayan ve videoyu yayınlatan IDF Baş Hukuk Danışmanı Tümgeneral Yifat Tomer-Yerushalmi'nin istifa edip intihar girişiminde bulunduğu, ardından tutuklandığı belirtildi. Netanyahu'nun skandalı "İsrail'in uluslararası imajına zarar" olarak nitelendirmesini eleştiren Macgregor, <em><strong>"Hırsız yakalanınca pişman olur, çaldığı için değil, yakalandığı için"</strong></em> benzetmesini yaptı. Albay, İsrailli toplumun %80'inin Filistinlilere yönelik eylemleri desteklediğini ve "derin nefretin" değişmeyeceğini savundu.</p>

<p><br />
Macgregor,&nbsp; Washington'ın Tel Aviv'in ajanları aracılığıyla kontrol edildiğini öne sürdü. Programda, Trump yanlısı yorumcu Charlie Kirk'in Tucker Carlson'ı "Yahudi düşmanı" diye hedef alması da ele alındı. Macgregor, <em><strong>"Biz Yahudilerden nefret etmiyoruz, ABD tarih boyunca Yahudilere kucak açtı. Ama İsrail'in vahşetini desteklemeyeceğiz" </strong></em>dedi.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>İran'a Saldırı Planı: Petrol ve Gaz İçin mi?</strong></span><br />
"ABD ve İsrail İran'ı işgal mi edecek?" sorusuna Macgregor<em><strong>, "İşgal değil, yok etmek istiyorlar. Hedef, petrol ve gaz sahalarını kontrol etmek" </strong></em>yanıtını verdi. Washington'daki kaynakların, İran ve Venezuela'nın kaynaklarını<em><strong> "38 trilyon dolarlık borcu teminat altına almak"</strong></em> için kullanma planını doğruladığını aktaran albay, "Bunu ancak işgal edip yöneterek yapabilirsiniz, ama bunu başaramayız" uyarısında bulundu.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Venezuela: "Narko-Terör" Bahane, Petrol Gerçek</strong></span><br />
Venezuela'daki askeri yığınağı<strong> "narko-terörle mücadele"</strong> olarak gösteren ABD'yi eleştiren Macgregor, <strong>"Bu bir örtbas. Gerçek hedef petrol" </strong>dedi. Maduro'yu devirip CIA-Mossad destekli bir kukla hükümet kurma planının mümkün olduğunu, ancak uzun vadede "nefret ve isyan" doğuracağını belirtti.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Nijerya Tehdidi: Trump'tan "Hızlı ve Acımasız" Müdahale</strong></span><br />
<br />
Trump'ın Nijerya'daki Hristiyan katliamları nedeniyle "yardımları kesme ve müdahale" tehdidini yorumlayan Macgregor, <em><strong>"Carpet bombing mi yapacağız? Bu sorun değil, çözüm değil" </strong></em>dedi. Nijerya'nın Hristiyan azınlığının uzun süredir baskı altında olduğunu hatırlatan albay, diplomatik yolların tercih edilmesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Sonsuz Savaşlar ve Borç Batağı</strong></span><br />
Macgregor, ABD'nin Ukrayna, Gazze, Venezuela ve potansiyel Nijerya savaşlarıyla "<strong>her yerde aynı anda savaşamayacağını"</strong> belirterek, ordunun "tükenmiş" olduğunu söyledi. 38 trilyon dolarlık borcun faizini ödemek için borçlanıldığını hatırlatan albay, <em><strong>"Sınırsız harcama bizi yok edecek" </strong></em>uyarısında bulundu.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><a href="https://www.youtube.com/watch?v=LVSywVibiLU"><em><strong>Kaynak: Judging Freedom YouTube Kanalı&nbsp;</strong></em></a><br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=LVSywVibiLU">https://www.youtube.com/watch?v=LVSywVibiLU</a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 17 Nov 2025 04:33:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/11/pentagon-eski-basdanismani-douglas-macgregor-abdnin-israilin-eylemlerini-desteklemesi-utanc-verici-1763345045.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kalaşnikov tüfeğinin mucidi Türk mü?</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kalasnikov-tufeginin-mucidi-turk-mu-2623</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kalasnikov-tufeginin-mucidi-turk-mu-2623</guid>
                <description><![CDATA[Dünya çapında ünlü Rus otomatik tüfeği AK-47 veya herkesin bildiği adıyla Kalaşnikov tüfeğinin mucidi Mikail Timofeyeviç Kalaşnikov’un Türk olduğu öne sürüldü.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Rusya medyasında dünya çağında 100 milyonda fazla satıldığı bilinen ünlü Kaleşnikov silahlarının mucidi Mikail Timofeyeviç Kalaşnikov’un Türk kökenli olduğu tartışılıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>KALAŞNİKOV TÜRK BÖLGESİNDE DOĞDU</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Mikail Timofeyeviç Kalaşnikov Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği’ne bağlı “<em><strong>Altay Krayı</strong></em>”nın Kurya köyünde, Aleksandra Frolovna Kalaşnikova (kızlık soyadı Kaverina) ve Timofey Aleksandroviç Kalaşnikov’un 19 çocuğunun on yedinci çocuğu olarak doğdu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu bölge Türklerin ana vatanı olarak bilinmektedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>KALAŞNİK KELİMESİNİN KÖKÜ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Rus Türkologlar “<em><strong>kalaşnikov</strong></em>” tüfeğinin mucidi Mikail Timofeyeviç Kalaşnikov’un soy adının “<em><strong>Kalaşnik</strong></em>” kelimesinden türediğini belirtiyorlar.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kalaşnik kelimesinin kökü ise “<em><strong>калач</strong></em>” (kalaç) kelimesinden geliyor. Rusça da kullanılan “<em><strong>Kalaç</strong></em>” kelimesi bir ekmek türü anlamına gelir, dolayısıyla Kalaşnik “<strong><em>ekmekçi</em></strong>” veya “<strong><em>fırıncı</em></strong>” gibi bir mesleğe karşılık geliyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>KALAÇ KELİMESİ ESKİ TÜRKÇE</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Rus Türkologların ittifakla kabul ettikleri bir başka nokta ise “<em><strong>Kalaç</strong></em>” kelimesinin eski Türkçe kökenli oluşu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Orta Asya Türk lehçelerinde de (Orta Türkçe ve Kıpçak Türkçesi) “<em><strong>Kalaç</strong></em>” eski metinlerde “<em><strong>kalın ekmek</strong></em>” veya “<strong><em>yuvarlak, kalın pide</em></strong>” anlamında kullanılıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkologlar, “<em><strong>Kalaç</strong></em>” kelimesinin Yusuf Hac Hacib’in “<strong><em>Kutadgu Bilig</em></strong>” eserinde geçmediğini ancak Kaşgarlı Mahmut tarafından yaklaşık aynı dönemde yazılan “<em><strong>Divanü Lugati't-Türk</strong></em>” eserinde benzer kelimelerle ilişkilendirilebileceğini vurguluyorlar. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Aynı ifade, Osmanlıca metinlerde de yaygın olarak bulunuyor ve “<em><strong>kalaç</strong></em>” şeklinde yazılarak susamlı kalın ekmek için kullanılıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Mikail Timofeyeviç Kalaşnikov’un Türk olduğunu öne süren Ruslar mucidin fiziki görüntüsünün de Altay Bölgesi Türklerinin fenotipi olduğuna dikkati çekiyorlar.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 16 Nov 2025 14:33:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/11/kalasnikov-tufeginin-mucidi-turk-mu-1763293344.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bakan Fidan: Ukrayna-Rusya savaşı bitmeye en yakın noktada</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bakan-fidan-ukrayna-rusya-savasi-bitmeye-en-yakin-noktada-2622</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bakan-fidan-ukrayna-rusya-savasi-bitmeye-en-yakin-noktada-2622</guid>
                <description><![CDATA[Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, A Haber canlı yayınında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.Fidan, Ukrayna-Rusya savaşının 4. yılını tamamlamak üzere olduğunu belirterek, "21. yüzyılda Avrupa'nın ortasında bu kadar hayata ve maliyete mal olan bir savaş, en son Dünya Savaşı'nda olur dediğimiz bir şey" değerlendirmesinde bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<iframe width="745" height="419" src="https://www.youtube.com/embed/EKkUjlutpPs" title="Bakan Fidan: Rusya-Ukrayna savaşı durmaya yakın noktada | A Haber" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe><p><a href="http://Fidan, Ukrayna-Rusya savaşının 4. yılını tamamlamak üzere olduğunu belirterek, &quot;21. yüzyılda Avrupa'nın ortasında bu kadar hayata ve maliyete mal olan bir savaş, en son Dünya Savaşı'nda olur dediğimiz bir şey&quot; değerlendirmesinde bulundu. Bakan Fidan, savaşın küresel etkilerinin fazla hissedildiğini, 1 milyondan fazla insanın ölümüne, şehirlerin yıkımına, milyonlarca mülteciye, dünya enerji piyasası ve gıda güvenliğinin tehdit edilmesine yol açtığını vurguladı."><span style="color:#2980b9"><em><strong>Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, A Haber canlı yayınında</strong></em></span></a> gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Ukrayna-Rusya savaşının 4. yılını tamamlamak üzere olduğunu belirterek, <em><strong>"21. yüzyılda Avrupa'nın ortasında bu kadar hayata ve maliyete mal olan bir savaş, en son Dünya Savaşı'nda olur dediğimiz bir şey" </strong></em>değerlendirmesinde bulundu. Bakan Fidan, savaşın küresel etkilerinin fazla hissedildiğini, 1 milyondan fazla insanın ölümüne, şehirlerin yıkımına, milyonlarca mülteciye, dünya enerji piyasası ve gıda güvenliğinin tehdit edilmesine yol açtığını vurguladı.</p>

<p>Fidan, Türkiye'nin baştan beri savaşın durmasını istediğini ancak Amerika ve Avrupa'da bunu istemeyen güçlü çevreler olduğunu söyledi. <em><strong>"Şimdi Amerika da günün sonunda bizim olduğumuz yere geldi. Trump yönetimiyle beraber. Avrupalı liderler de bunu istiyor. En son İngiliz Başbakanı, Almanya Şansölyesi bu konuda Sayın Cumhurbaşkanımızla önemli görüşmelerde bulundu"</strong></em> diyen Fidan, savaşın durmaya en yakın noktada olduğunu ifade etti.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>&nbsp;<br />
"En Karanlık Anını Yaşıyoruz"</strong></span><br />
<br />
Savaşın şu anda en karanlık anını yaşadığını belirten Fidan, her iki tarafın da ulaştırma ve enerji altyapılarını yok etmeye odaklandığını, normal askeri hedeflerde kilitlenme yaşandığını ve çatışmaların drone savaşlarına döndüğünü anlattı. <em><strong>"Fiber optikli dronlar, kamikaze dronlarla kimse hareket edemiyor. Ukrayna gerileme içerisine girebiliyor, Rusların kazanımları büyük insan maliyetleriyle oluyor"</strong></em> dedi.</p>

<p>Rusların Ukrayna enerji altyapısına, Ukraynalıların ise Rus petrol üretim sahalarına saldırdığını kaydeden Fidan, önümüzdeki kış nedeniyle barış ve ateşkes için bütün şartların ortada olduğunu ancak tarafların zayıf görünmemek için niyet beyanında bulunamadığını vurguladı.<em><strong> "Bunu anlayan aktörlerin devreye girerek çözümleme yapması gerekiyor. Buna yönelik çalışmalarımız var, inşallah yakında göreceksiniz"</strong></em> ifadelerini kullandı.</p>

<p><br />
<span style="color:#2980b9"><strong>"Bitmesini İstemeyenler Vardı, Artık Bitecek"</strong></span><br />
<br />
Savaşın bitmesini istemeyen çevrelerin (savaş sanayii ve diğer aktörler) 3-4 yıl boyunca etkili olduğunu ancak artık durumun değiştiğini belirten Fidan,<em><strong> "Savaş yıpratma savaşına dönüştü, kimsenin fazla bir şey kazandığı yok. Avrupa parasıyla desteğiyle savaşın içinde, Rusya'yla ticaret yapmıyor, enerji almıyor. Bu maliyet siyasi maliyet üretiyor, seçimlerde iktidarlar değişiyor" </strong></em>dedi.</p>

<p>Fidan, savaşın coğrafi yayılma (Rusya topraklarına taşınması, Baltık ülkeleri ve Polonya olayları) ve silah yayılma (kitle imha silahları riski) tehditlerini artırdığını belirtti. Avrupa'da 1 trilyon euroluk silahlanma harcamasının eğitim, sağlık, ulaştırma gibi alanlardan kısıntı getireceğini, vergilerde artış ve hayat pahalılığı yaratacağını söyledi.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Trump Etkisi ve Maliyet Sorunu</strong></span></p>

<p>Trump yönetiminin<em><strong> "Bedava silah yok, para verin" </strong></em>yaklaşımını anımsatan Fidan, Avrupalıların dondurulan Rus varlıklarını (faizlerini) kullanma tartışmasında ihtilaf yaşadığını, Belçika'nın rezerv koyduğunu aktardı.<em><strong> "İnsan maliyeti, siyasi maliyetler taşınabilir olmaktan çıktı. Ateşkes olmaması daha büyük kayıplara yol açabilir"</strong></em> uyarısında bulundu.</p>

<p>Savaşa hazır olunması ancak diplomasinin barışı mümkün kılacak şekilde yönetilmesi gerektiğini vurgulayan Fidan,<em><strong> "Savaş en son çare, Allah kimsenin başına vermesin"</strong></em> dedi.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>"Barış Masası Kurulacağına İnanıyorum"</strong></span><br />
<br />
Bir soru üzerine, barış masasının kurulacağına inandığını söyleyen Fidan,<em><strong> "Türkiye'de olur, başka yerde olur ama barışın sadece olması gerektiğine değil, olacağına inanıyorum"</strong></em> şeklinde konuştu. Detaylara giremeyeceğini belirten Fidan, somut gelişmelerin yakında görüleceğini ima etti.</p>

<p><a href="http://Fidan, Ukrayna-Rusya savaşının 4. yılını tamamlamak üzere olduğunu belirterek, &quot;21. yüzyılda Avrupa'nın ortasında bu kadar hayata ve maliyete mal olan bir savaş, en son Dünya Savaşı'nda olur dediğimiz bir şey&quot; değerlendirmesinde bulundu. Bakan Fidan, savaşın küresel etkilerinin fazla hissedildiğini, 1 milyondan fazla insanın ölümüne, şehirlerin yıkımına, milyonlarca mülteciye, dünya enerji piyasası ve gıda güvenliğinin tehdit edilmesine yol açtığını vurguladı."><em><span style="color:#2980b9"><strong>*(Kaynak: YouTube - A HABER Yayını, 16 Kasım 2025)*</strong></span></em></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 16 Nov 2025 07:36:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/11/bakan-fidan-ukrayna-rusya-savasi-bitmeye-en-yakin-noktada-1763269110.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Trump ve Greene arasında Epstein dosyaları gerginliği</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/trump-ve-greene-arasinda-epstein-dosyalari-gerginligi-2619</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/trump-ve-greene-arasinda-epstein-dosyalari-gerginligi-2619</guid>
                <description><![CDATA[ABD Başkanı Donald Trump, uzun süredir desteklediği Cumhuriyetçi Temsilci Marjorie Taylor Greene ile yollarını ayırdığını duyurarak, Georgia eyaletinden gelen bu etkili isme desteğini çekti. Gerginliğin merkezinde, Jeffrey Epstein ile ilgili belgelerin açıklanması için verilen mücadele yer alıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>ABD Başkanı Donald Trump, uzun süredir desteklediği Cumhuriyetçi Temsilci Marjorie Taylor Greene ile yollarını ayırdığını duyurarak, Georgia eyaletinden gelen bu etkili isme desteğini çekti. Gerginliğin merkezinde, Jeffrey Epstein ile ilgili belgelerin açıklanması için verilen mücadele yer alıyor. Greene, Trump’ın bu hamlesinin, önümüzdeki hafta Temsilciler Meclisi’nde yapılacak oylama öncesi diğer Cumhuriyetçileri korkutmak için bir "örnek" teşkil ettiğini savundu.<br />
<br />
ABD siyasetinde Epstein dosyalarının açığa çıkarılması tartışmalarını alevlendirirken, Cumhuriyetçi Parti’nin birliği ve Trump’ın liderliği ciddi bir sınavla karşı karşıya.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Epstein Dosyaları Tartışması Zirve Yaptı</strong></span><br />
<br />
Greene, bugün X platformunda paylaştığı bir mesajda, Trump’ın kendisine yönelik saldırılarının, daha önce DJT (Donald J. Trump) tarafından gönderilen bir metin mesajıyla başladığını belirtti. Söz konusu mesajda,<em><strong> "Epstein’in uçağının uçuş kayıtlarını kontrol et. Bill Clinton orada 26 kez! Hillary de öyle! Bizim için bu dosyaların açıklanması, Jeffrey Epstein’in kurbanı olan kadınlar içindi, ama aynı zamanda Demokrat kötü adamlar gibi Clintonların onunla bağlantılı ve dahil olduğunu düşündüğümüz için de. Epstein, derin devletin ağı ören örümcekti. Buna sarıl,"</strong></em> ifadeleri yer alıyor. Greene, bu mesajın Trump’ı çileden çevirdiğini ve kendisine yönelik sert bir tavır almasına neden olduğunu iddia etti.<br />
<br />
Konuyla ilgili&nbsp;Marjorie Taylor Greene şu açıklamasa bulundu:</p>

<p><em><strong>Başkan Trump az önce bana saldırdı ve hakkımda yalan söyledi. Onu hiç aramadım ama bugün bu mesajları attım. Anlaşılan onu çileden çıkaran da bu olmuş.</strong></em></p>

<p><em><strong>Epstein dosyaları.</strong></em></p>

<p><em><strong>Ve tabii ki, önümüzdeki hafta Epstein dosyalarının yayınlanması için yapılacak oylama öncesinde diğer tüm Cumhuriyetçileri korkutmak için bana sert bir şekilde saldıracak.</strong></em></p>

<p><em><strong>Epstein dosyalarının ortaya çıkmasını engellemek için ne kadar çok mücadele ettiği ve bu seviyeye nasıl geldiği gerçekten şaşırtıcı.</strong></em></p>

<p><em><strong>Ama aslında çoğu Amerikalı, onun yabancı savaşlardan ve yabancı davalardan bıkmış, ailelerini geçindirmeye çalışırken iflas eden ve Amerikan rüyasını gerçekleştirme umudunu yitiren unutulmuş Amerikalı erkeklere ve kadınlara yardım etmek için bu kadar sıkı mücadele etmesini isterdi.</strong></em></p>

<p><em><strong>Ben de ona oy verdim.</strong></em></p>

<p><em><strong>Değerli zamanımdan ve paramdan çok fazlasını vererek Başkan Trump'ı destekledim ve neredeyse diğer tüm Cumhuriyetçiler sırt çevirip onu kınadığında bile onun için daha çok mücadele ettim.</strong></em></p>

<p><em><strong>Ama ben Donald Trump'a tapmıyorum veya hizmet etmiyorum.</strong></em></p>

<p><em><strong>Ben Tanrı'ya ibadet ediyorum, İsa kurtarıcımdır ve bölgem GA14'e ve Amerikan halkına hizmet ediyorum.</strong></em></p>

<p><em><strong>Bugün de her zaman olduğum gibi aynıyım ve bu yönetimin başarılı olması için dua etmeye devam edeceğim çünkü Amerikan halkı oy verdiği şeyi fazlasıyla hak ediyor.</strong></em></p>

<p><em><strong>Benim için Amerika Önce ve Amerika Sadece!!!"dedi.</strong></em></p>

<p><br />
<span style="color:#2980b9"><strong>Trump’tan "Wacky" Benzetmesi</strong></span><br />
<br />
Trump, Truth Social platformunda yaptığı açıklamada Greene’i <strong>"Wacky Marjorie" (Çılgın Marjorie)</strong> olarak nitelendirerek, onun sadece "şikayet, şikayet, şikayet" ettiğini öne sürdü. Trump, Greene’in Senato veya valilik yarışına girmemesi gerektiğini savunan bir anketin kendisine sadece %12 destek verdiğini, ancak kendi desteğinin olmaması durumunda şansı olmadığını belirtti. Ayrıca, Greene’in kendisini her gün arayan "çıldırmış bir deli" olduğunu ve buna vakit ayırmayacağını ifade etti. Trump, Georgia’daki bölgesinde Greene’e karşı birincil seçimde rakip çıkması halinde tam destek vereceğini duyurdu.</p>

<p><br />
<strong><span style="color:#2980b9">Greene’den Karşı Hamle: Güvenlik Uyarısı</span></strong><br />
<br />
Greene, Trump’ın kendisine yönelik agresif söylemlerinin güvenlik riski oluşturduğunu belirterek, özel güvenlik firmalarından "güvenlik uyarısı" aldığını açıkladı. "<em><strong>Dünyanın en güçlü adamı tarafından tehditler körükleniyor. Kadın olarak erkeklerden gelen tehditleri ciddiye alıyorum. Epstein’in kurbanı olan kadınların korkusunu şimdi biraz anlıyorum,"</strong></em> diyen Greene, Trump’ı desteklediğini ancak ona tapmadığını vurguladı. Temsilci, "<em><strong>Tanrı’ya taparım, İsa kurtarıcımdır ve GA14 bölgem ile Amerikan halkına hizmet ederim," </strong></em>diyerek duruşunu netleştirdi.<br />
<br />
<em><strong>Marjorie Taylor Greene:</strong></em></p>

<p><em><strong>"Dünyanın en güçlü adamı tarafından bana yönelik tehditlerin körüklenmesi ve kışkırtılması nedeniyle, güvenliğim konusunda uyarılarda bulunmak üzere özel güvenlik şirketleri tarafından aranıyorum.</strong></em></p>

<p><em><strong>Desteklediğim ve seçilmesine yardımcı olduğum adam.</strong></em></p>

<p><em><strong>Bana yönelik saldırgan söylemler, tarihsel olarak ölüm tehditlerine ve aynı söylemin şu anda bana yöneltilmesiyle radikalleşen erkeklerin çok sayıda mahkumiyetine yol açtı.</strong></em></p>

<p><em><strong>Bu sefer ABD Başkanı tarafından.</strong></em></p>

<p><em><strong>Bir kadın olarak erkeklerin tehditlerini ciddiye alıyorum.</strong></em></p>

<p><em><strong>Artık Jeffrey Epstein ve onun gizli örgütünün kurbanı olan kadınların hissettiği korku ve baskıyı az da olsa anlayabiliyorum.</strong></em></p>

<p><em><strong>Başkan Trump'ın yasa tasarıları ve gündemine ezici bir çoğunlukla oy veren bir Cumhuriyetçi olarak, bana karşı saldırganlığı ve aynı zamanda radikal internet trollerinin (çoğu ücretli) zehirli doğasını körüklemesinden dolayı, bu durum herkes için tamamen şok edici.</strong></em></p>

<p><em><strong>Telefonum sürekli harika destekle dolu. Çok minnettarım!</strong></em></p>

<p><em><strong>Siyasi Endüstriyel Kompleks ve Amerikan siyasetinin zehirli şiddet doğası sona ermelidir.</strong></em></p>

<p><em><strong>Ülkemiz kurtarılmaya değerdir ve bunu ancak hep birlikte hareket edip kendimizi kurtarırsak başarabiliriz."</strong></em>dedi.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">Epstein Dosyalarının Açığa Çıkarılması İçin Oylama Yaklaşırken</span></strong><br />
<br />
Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson’ın önümüzdeki hafta Epstein dosyalarının açıklanması için bir oylama düzenleyeceği belirtiliyor. Greene, bu dosyaların açıklanmasının kadın kurbanlar için bir adalet adımı olduğunu ve derin devletin açığa çıkarılmasında kritik rol oynayacağını savundu. Ancak Trump’ın bu hamlesi, Cumhuriyetçi Parti içinde bir bölünmeye yol açabileceği yorumlarına neden oldu.</p>

<p><br />
<span style="color:#2980b9"><strong>Halkın Tepkisi ve Gelecek</strong></span></p>

<p>Greene, Amerikan halkının Trump’tan yabancı savaşlar ve ekonomik zorluklar yerine iç meselelere odaklanmasını beklediğini ifade etti. Destekçileriyle iletişimde olduğunu ve tehditlere rağmen "America First, America Only" (Amerika Önce, Sadece Amerika) ilkesiyle yola devam edeceğini belirtti. Trump ile ilişkisinin tamamen kopup kopmayacağı ise belirsizliğini koruyor.</p>

<p>Bu gelişmeler, ABD siyasetinde Epstein dosyalarının açığa çıkarılması tartışmalarını alevlendirirken, Cumhuriyetçi Parti’nin birliği ve Trump’ın liderliği ciddi bir sınavla karşı karşıya. Gelişmeler yakından takip ediliyor.<br />
<br />
Kaynaklar:https://x.com/RepMTG/status/1989518703507963940<br />
https://x.com/RepMTG/status/1989787898665750756<br />
https://x.com/RepMTG/status/1989735360524345421</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 15 Nov 2025 23:49:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/11/trump-ve-greene-arasinda-epstein-dosyalari-gerginligi-1763240832.webp"/>
            </item>
            </channel>
</rss>
