<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">
    <channel>
        <title>Alevi Haberleri Sitesi</title>
        <link>https://www.alevihaberler.com.tr/</link>
        <description>Alevi Haberler, Son dakika Alevi haberleri, Alevi haberleri, Cemevi haberleri, Bektaşi haberleri, Aleviler</description>
        <language>tr</language>
                                <item>
                <title>Özgür Özel ve Veli Ağbaba neden kaçıyor? Fatih Atik&#039;ten iddialar</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ozgur-ozel-ve-veli-agbaba-neden-kaciyor-fatih-atikten-iddialar-3453</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ozgur-ozel-ve-veli-agbaba-neden-kaciyor-fatih-atikten-iddialar-3453</guid>
                <description><![CDATA[TGRT Haber Ankara Temsilcisi Gazeteci Fatih Atik, Gürkan Hacır’ın sunduğu Taksim Meydanı programında, CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’ne üye olarak bildirilmesiyle ilgili meclis kulislerinde konuşulan detayları aktardı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<iframe width="670" height="377" src="https://www.youtube.com/embed/5aVHon9-1Xc" title="#CANLI | MİT ve MASAK’tan Uluslararası Forex Şebekesine Dev Operasyon - Taksim Meydanı" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe><p><strong>TGRT Haber Ankara Temsilcisi Gazeteci Fatih Atik, Gürkan Hacır’ın sunduğu Taksim Meydanı programında, CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’ne üye olarak bildirilmesiyle ilgili meclis kulislerinde konuşulan iddia detayları aktardı.<br />
<a href="https://youtu.be/5aVHon9-1Xc?t=4106"><span style="color:#c0392b">FATİH ATİK'İN KONUYLA İLGİLİ AÇIKLAMASINI İZLEMEK İÇİN LÜTFEN AŞAĞIDAKİ RESME TIKLAYINIZ.</span></a></strong><br />
<br />
<a href="https://youtu.be/5aVHon9-1Xc?t=4106"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/image%20-%202026-09-19T092518_391.png" style="height:450px; width:800px" /></a></p>

<p><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">İLK KEZ GENEL BAŞKAN KENDİNİ YAZDIRDI</span></span></strong></p>

<p>Atik, Yeni Parti kurulmasının ardından ilk kez böyle bir uygulamanın yaşandığını belirterek şunları söyledi:</p>

<p><em><strong>“Meclis yetkililerine sordum. Sayın Genel Başkan Özgür Özel, parlamenterlik yaptığı için Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’ne kendisini ve Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’yı yazdırdı. Biz hepimiz şaşırdık. Çünkü hiç genel başkanlar böyle kendilerini yazdırmazlar.”</strong></em></p>

<p><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">DOKUNULMAZLIK İDDİASI VE KULİS YORUMLARI</span></span></strong></p>

<p>Atik, bu atamanın ardından meclis kulislerinde<em><strong> “Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi üyeliğinin Avrupa ülkelerinde geçerli farklı bir dokunulmazlık sağladığı ve yargılanmama imkânı yarattığı”</strong></em> yönünde yorumlar yapıldığını aktardı. Ancak kendisinin yaptığı araştırmada bunun doğru olmadığını ifade etti:</p>

<p><em><strong>“Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’ne üye olsanız bile, hakkınızda soruşturma varsa kendi ülkenizde yargılanıyorsunuz. Romanya’da ve başka bazı ülkelerde örnekleri var. Yani burada bir koruma kalkanı oluşturmuyor.”</strong></em></p>

<p><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">DİL BİLME ZORUNLULUĞU VE BELGE ŞARTI</span></span></strong></p>

<p>Dil bilme zorunluluğuna da dikkat çeken Atik, Meclis yönetmeliğinin 12. maddesine göre uluslararası kuruluşlara görevlendirilen milletvekillerinin yabancı dil bilmesi gerektiğini, bunun da belgeyle ispatlanması gerektiğini belirtti. Özgür Özel’in Almanca bildiğini,<strong> Veli Ağbaba</strong>’nın ise bilmediğini düşündüğünü söyledi.</p>

<p><strong><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;">FEZLEKELER VE RÜŞVET İDDİALARI</span></span></strong></p>

<p>Atik ayrıca her iki isim hakkında da çok sayıda fezleke bulunduğunu, son dönemde özellikle <strong>“zincirleme rüşvet alma” </strong>suçlamalarının yöneltildiğini, Ege Bölgesi’ndeki belediyelerden yüklü para transferi iddialarının gündeme geldiğini, yakın çevrelerinden bazı kişilerin gözaltına alındığını ve aile fertlerinden bir kısmına yurt dışı çıkış yasağı konulduğunu hatırlattı.</p>

<p><strong><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;">“NEDEN BÖYLE BİR ÜYELİK YAPILDI?”</span></span></strong></p>

<p>“<em><strong>Acaba bu üyelikle bir koruma kalkanı mı oluşturulmaya çalışılıyor diye baktık. Birincisi dil bilme şartı var, ikincisi haklarında çok sayıda fezleke bulunuyor, üçüncüsü de en önemlisi bu üyelik bir koruma sağlamıyor. O zaman neden böyle bir üyelik yapıldı? Bunu merak ediyoruz. Cevabını aramayı sürdüreceğiz”</strong></em> diyen Atik, konuyu takip edeceklerini belirtti.</p>

<p><a href="https://youtu.be/5aVHon9-1Xc?t=4106"><strong><span style="color:#c0392b">Kaynak: TGRT Haber – Taksim Meydanı programı İZLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ (YouTube)</span></strong></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 19 Sep 2026 09:12:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/09/ozgur-ozel-ve-veli-agbaba-neden-kaciyor-fatih-atikten-iddialar-1789799847.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Meloni: Putin, Avrupa’ya yönelik provokasyonları artırıyor</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/meloni-putin-avrupaya-yonelik-provokasyonlari-artiriyor-3452</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/meloni-putin-avrupaya-yonelik-provokasyonlari-artiriyor-3452</guid>
                <description><![CDATA[İtalya Başbakanı Giorgia Meloni Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Ukrayna’daki savaşta öngördüğü ve halkına vaat ettiği gibi gitmeyen durumu perdelemek için Avrupa’ya yönelik provokasyonları çoğalttığını belirtti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, 17 Eylül 2026 Perşembe günü Oslo’da Norveç Başbakanı Jonas Gahr Støre ile görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Ukrayna’daki savaşta öngördüğü ve halkına vaat ettiği gibi gitmeyen durumu perdelemek için Avrupa’ya yönelik provokasyonları çoğalttığını belirtti.</strong></p>

<p>Meloni, <em><strong>“Kimse Rusya’nın provokasyonlarının çoğaldığını fark etmezlik edemez. Son haftalarda birkaç tanesini gördük” </strong></em>dedi. Bunun nedenini şu şekilde açıkladı:<em><strong> “Moskova’nın provokasyonları çoğalıyor çünkü Putin, Ukrayna’daki savaş alanında öngördüğü, açıkladığı ve halkına vaat ettiği gibi gitmeyen durumdan dikkati dağıtmak için Avrupa ile bir tırmanış arıyor.”</strong></em></p>

<p>Başbakan, olası bir tırmanıştan kimin fayda sağlayacağını sormak gerektiğini vurguladı ve Avrupa’nın bu provokasyonlara yanıt vermemesi gerektiğini savundu:<em><strong> “Bu provokasyonlara yanıt vermenin Moskova’nın çıkarlarına Avrupa’nınkinden daha çok hizmet edeceğini düşünüyorum.”</strong></em> Meloni’nin bu değerlendirmeleri, NATO’nun doğu kanadında Rus hava sahası ihlalleri, drone’lar, sabotaj ve hibrit faaliyetlere dair artan endişelerin gölgesinde geldi.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;">AVRUPA İÇİN TEK TEMSİLCİ ÇAĞRISI</span></strong></span></span></span></p>

<p>Meloni, Ukrayna konusundaki diplomatik süreçte de Avrupa’nın daha güçlü bir sesle konuşması gerektiğini yineledi. Sürekli çoğalan formatlar, toplantılar ve muhatapların Avrupa’nın pozisyonunu zayıflattığını belirterek, Avrupa adına tek bir resmi temsilci atanmasını istedi.</p>

<p><em><strong>“Avrupa adına kimin konuşacağını belirlemek ve bunu resmiyet kazandırmak, Avrupa pozisyonunu netleştirir, basitleştirir ve güçlendirir”</strong></em> diyen Meloni, bu rolün sadece Avrupa Birliği’ni değil, daha geniş Avrupa’yı temsil etmesi gerektiğini vurguladı. Norveç ve Birleşik Krallık gibi AB üyesi olmayan ancak Ukrayna’yı destekleyen müttefiklerin kesinlikle dışlanmaması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Meloni’nin Oslo’daki açıklamaları, Ukrayna savaşının beşinci yılında hem sahadaki gelişmeler hem de diplomatik süreçler açısından Avrupa’nın tutumunu netleştirme çabalarını yansıtıyor. İtalya, savaşın başından bu yana Kiev’e güçlü destek veren ülkeler arasında yer alıyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 19 Sep 2026 06:28:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/09/meloni-putin-avrupaya-yonelik-provokasyonlari-artiriyor-1789791908.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Trump : ABD, Danimarka ve Grönland ile “Sonsuz Yaşam” anlaşması imzaladı</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/trump-abd-danimarka-ve-gronland-ile-sonsuz-yasam-anlasmasi-imzaladi-3451</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/trump-abd-danimarka-ve-gronland-ile-sonsuz-yasam-anlasmasi-imzaladi-3451</guid>
                <description><![CDATA[ABD Başkanı Donald Trump, ABD’nin Grönland’daki güvenlik ve diğer ihtiyaçlar üzerinde kalıcı kontrol sağlayan bir anlaşmayı Danimarka Krallığı ve Grönland ile imzaladığını açıkladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>ABD Başkanı Donald Trump, ABD’nin Grönland’daki güvenlik ve diğer ihtiyaçlar üzerinde kalıcı kontrol sağlayan bir anlaşmayı Danimarka Krallığı ve Grönland ile imzaladığını açıkladı.&nbsp;Trump, anlaşma kapsamında ABD’nin Grönland’da geniş bir askeri varlık oluşturma sürecini hemen başlatacağını da belirtti. Anlaşmanın ABD’ye ek maliyet getirmeyeceği ifade edildi.<br />
<br />
Trump, Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda şunları kaydetti:</p>

<p><em><strong>“ABD’nin; Grönland’daki güvenlik ve diğer tüm ihtiyaçlar üzerinde ABD’ye kalıcı kontrol sağlayan ve böylece ABD’nin pek çok endişesinin tamamını bütünüyle gideren bir anlaşmayı Danimarka Krallığı ve Grönland ile imzaladığını duyurmaktan memnuniyet duyuyorum.</strong></em></p>

<p><em><strong>Benim talimatımla, Grönland ve Danimarka temsilcileriyle birlikte çalışarak ABD’nin Grönland’ın ve Amerika Birleşik Devletleri’nin güvenliğini sağlamak ve savunmak için Grönland’da gerekli olan her şeyi yapma konusunda SONSUZA DEK tam yetkiye sahip olmasını güvence altına aldık.</strong></em></p>

<p><em><strong>Ayrıca bundan böyle, hiçbir ABD rakibinin açık yazılı onayımız olmadan Grönland’da asla bir üs kurmasına, askeri varlık bulundurmasına veya stratejik açıdan hassas yatırımlar yapmasına izin verilmeyecek.</strong></em></p>

<p><em><strong>100 yılı aşkın süredir başkanlar Grönland’ın stratejik öneminin farkındaydı ancak HİÇBİRİ bu konuda bir şey yapamadı.</strong></em></p>

<p><em><strong>Bu son derece önemli meseleyi kalıcı ve kesin bir şekilde çözüme kavuşturan başkan olmaktan gurur duyuyorum.</strong></em></p>

<p><em><strong>Bu bir ‘Sonsuz Yaşam’ Anlaşmasıdır; hiçbir sonu yoktur!”</strong></em></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 19 Sep 2026 01:18:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/09/trump-abd-danimarka-ve-gronland-ile-sonsuz-yasam-anlasmasi-imzaladi-1789770111.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Trakya Birlik, %44 yağ oranlı ayçiçeği için ön alım fiyatını 37 bin TL/ton olarak belirledi</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/trakya-birlik-44-yag-oranli-aycicegi-icin-on-alim-fiyatini-37-bin-tlton-olarak-belirledi-3450</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/trakya-birlik-44-yag-oranli-aycicegi-icin-on-alim-fiyatini-37-bin-tlton-olarak-belirledi-3450</guid>
                <description><![CDATA[Trakya Birlik, 2026/2027 sezonunda üretici ortaklarından alınacak uluslararası sözleşme standardı olan %44 yağ oranlı ayçiçeği için ön alım fiyatını 37.000 TL/ton olarak açıkladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Trakya Birlik, 2026/2027 sezonunda üretici ortaklarından alınacak uluslararası sözleşme standardı olan %44 yağ oranlı ayçiçeği için ön alım fiyatını 37.000 TL/ton olarak açıklad</strong>ı.<strong>Yapılan açıklamada </strong>"<em><strong>2026/2027 sezonunda üretici ortaklarımızdan alınacak uluslararası sözleşme standardı olan %44 yağ oranlı ayçiçeği için ön alım fiyatının 37.000 TL/Ton olarak belirlenmesi karar altına alınmıştır."</strong></em><strong>ifadelerine yer verildi.</strong><br />
<br />
<em><strong>Açıklama şöyle:</strong></em></p>

<p>Ağustos ayının ortalarında başlayan ayçiçeği hasadı, üretim bölgelerimizde her geçen gün yoğunlaşarak devam etmekte olup ülke genelindeki hasadın büyük ölçüde Eylül ayı sonuna kadar tamamlanması beklenmektedir. Birliğimiz, hasat süresince 48 kooperatifimize bağlı 109 alım merkezi ile iki fabrikamızda üreticilerimizin ürünlerini teslim almaya devam etmekte; bugün itibarıyla toplam 235.979 ton ayçiçeği mubayaası gerçekleştirmiş bulunmaktadır.</p>

<p>Ülkemizde uygulanan mevcut gümrük rejimi, dünya ayçiçeği üretimindeki gelişmeler ve uluslararası piyasalarda beklenen fiyat seviyeleri ile döviz kurlarının seyri, finansman maliyetleri ve fiyat oluşumuna etki eden diğer tüm unsurlar Birliğimizce kapsamlı şekilde değerlendirilmiştir.</p>

<p>Yapılan değerlendirmeler ve oluşan piyasa koşulları doğrultusunda, 2026/2027 sezonunda üretici ortaklarımızdan alınacak uluslararası sözleşme standardı ol<em><strong>an %44 yağ oranlı ayçiçeği için ön alım fiyatının 37.000 TL/Ton olarak belirlenmesi</strong></em> karar altına alınmıştır. Belirlenen bu fiyatla birlikte, hasat döneminde piyasanın sağlıklı işlemesine ve ürün fiyatlarında istikrarlı bir seviyenin oluşmasına katkı sağlanması amaçlanmaktadır.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 19 Sep 2026 00:54:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/09/trakya-birlik-44-yag-oranli-aycicegi-icin-on-alim-fiyatini-37-bin-tlton-olarak-belirledi-1789769681.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>CHP&#039;li Burhan Eptemli yazdı: CHP bölünmedi, arındı</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/chpli-burhan-eptemli-yazdi-chp-bolunmedi-arindi-3449</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/chpli-burhan-eptemli-yazdi-chp-bolunmedi-arindi-3449</guid>
                <description><![CDATA[CHP Ar-Ge ve Üretim Politikalarından Sorumlu Başkan Yardımcısı Burhan Eptemli, son dönemde sıkça dile getirilen “CHP bölündü” değerlendirmelerine yanıt verdi. Eptemli, www.turkiyeninsesihaber.com'da kaleme aldığı yazıda partinin bölünmediğini, aksine arındığını savundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>CHP Ar-Ge ve Üretim Politikalarından Sorumlu Başkan Yardımcısı Burhan Eptemli, son dönemde sıkça dile getirilen “CHP bölündü” değerlendirmelerine yanıt verdi. Eptemli, www.turkiyeninsesihaber.com'da kaleme aldığı yazıda partinin bölünmediğini, aksine arındığını savundu.</strong><br />
<br />
<strong>CHP &nbsp;Ar-Ge ve Üretim Politikalarından Sorumlu Başkan Yardımcısı Burhan Eptemli, son dönemde sıkça dile getirilen “CHP bölündü” değerlendirmelerine yanıt verdi. Eptemli, www.turkiyeninsesihaber.com'da kaleme aldığı yazıda partinin bölünmediğini, aksine arındığını savundu.</strong><br />
<br />
Eptemli, arınmanın kimseyi peşinen suçlamak veya yargı kararı olmadan hüküm vermek anlamına gelmediğini belirtti. Arınmayı, bir siyasi partinin kendi tarihine, kurucu değerlerine, ahlaki standardına ve seçmenine yeniden dönmesi olarak tanımladı.2023 Cumhurbaşkanlığı seçimlerine değinen Eptemli, Kemal Kılıçdaroğlu’nun ikinci turda 25,5 milyonu aşkın oy alarak yüzde 47,82’ye ulaştığını hatırlattı. Bu sonucun, yıllarca “İzmir’i kaybetmeyelim yeter” anlayışına sıkıştırılmak istenen CHP seçmenine Türkiye’yi yönetme umudu verdiğini ifade etti. Kılıçdaroğlu döneminde partinin dar bir çevrenin partisi olmaktan çıkıp muhafazakâr, milliyetçi, sosyal demokrat, genç, kadın ve emekli kesimleri kapsayan geniş bir iktidar alternatifine dönüştüğünü vurguladı.<br />
<br />
<br />
<a href="https://www.turkiyeninsesihaber.com/column/chp-bolunmedi-a-r-i-n-d-i">"<strong>CHP bölünmedi. CHP, kendi tarihine, ahlakına ve halkına yeniden dönmek için arındı." diyen Burhan Empemli'nin yazısını </strong><strong>www.turkiyeninsesihaber.com'da </strong><strong>okumak için lütfen tıklayınız:</strong></a><br />
<a href="https://www.turkiyeninsesihaber.com/column/chp-bolunmedi-a-r-i-n-d-i"><strong>https://www.turkiyeninsesihaber.com/column/chp-bolunmedi-a-r-i-n-d-i</strong></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 23:42:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/09/chpli-burhan-eptemli-yazdi-chp-bolunmedi-arindi-1789764296.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Devlet Bahçeli: Ahilik, tarihten yükselen en güçlü rehberdir</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/devlet-bahceli-ahilik-tarihten-yukselen-en-guclu-rehberdir-3448</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/devlet-bahceli-ahilik-tarihten-yukselen-en-guclu-rehberdir-3448</guid>
                <description><![CDATA[MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Ahilik Haftası dolayısıyla yayımladığı yazılı açıklamada, Ahilik sisteminin Anadolu’nun ruhunu dokuyan, Türk-İslam medeniyetinin özgün bir sosyo-ekonomik modeli olduğunu vurguladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p>MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Ahilik Haftası dolayısıyla yayımladığı yazılı açıklamada, Ahilik sisteminin Anadolu’nun ruhunu dokuyan, Türk-İslam medeniyetinin özgün bir sosyo-ekonomik modeli olduğunu vurguladı.</p>

<p>Bahçeli, Ahilik’in 13. yüzyıldan itibaren Asya’dan Anadolu’ya gelen Türklerin bu topraklara kök salmasını sağlayan, kentleşmeyi ve mesleki uzmanlaşmayı ahlakla buluşturan bir yapı olduğunu belirtti. Ahi Evran öncülüğünde kurumsallaşan sistemin, Bizans loncalarının katı hiyerarşisine tarihi bir yanıt niteliği taşıdığını ifade eden Bahçeli, şu değerlendirmelerde bulundu:</p>

<p><em><strong>“Ahilik; üretici ile tüketici, sermaye ile iş gücü, halk ile devlet arasında çatışma olmadığını göstermiştir. İnsanı, doğayı ve emeği merkeze alarak sürdürülebilir toplumsal dengeyi ve eşsiz bir sosyal güvenlik mekanizmasını hayata geçirmiştir.”</strong></em></p>

<p>Ahilik’in Sanayi Devrimi, 1838 Baltalimanı Antlaşması ve içsel sorunlar nedeniyle kan kaybettiğini belirten Bahçeli, mirasın tarih sayfalarına gömülemeyeceğini ifade etti. <em><strong>“Ahilik; sadece meta değeri veya sermaye birikimi üreten değil, insanı ve ahlakı merkeze koyan bütüncül bir dünya görüşüdür. Günümüz iş dünyasının etik krizlerine, kalite sorunlarına ve tüketici ihlallerine karşı tarihten yükselen en güçlü ve işlevsel rehberdir” </strong></em>dedi.</p>

<p>Bahçeli, Ahilik’in insan merkezli değerlerinin modern yönetim ilkeleriyle yeniden sentezlenerek geleceğin çalışma hayatının inşa edilmesi gerektiğini kaydetti. Açıklamasını, Ahilik kültürünün temel değerlerinin gelecek nesillere aktarılmasını temenni ederek, tüm esnaf ve sanatkârların Ahilik Haftası’nı kutladığı ve sağlık, huzur, bereket dilediği sözleriyle tamamladı.<br />
<br />
<strong>Devlet Bahçeli'nin açıklamasının tam metni şöyle:</strong><br />
Ahilik sistemi 13. yüzyıldan itibaren Anadolu’nun ruhunu dokuyan, Türk-İslam evren tasavvurunu mesleki ve etik ilkelerle mühürleyen muazzam bir medeniyet projesidir.<br />
Ahilik; Asya’dan Anadolu’ya akın eden insanımızın bu topraklara kök salmasını sağlayan, kentleşmeyi ve mesleki uzmanlaşmayı vicdan ve ahlakla buluşturan özgün bir sosyo-ekonomik modeldir. Ahi Evran’ın öncülüğünde kurumsallaşan bu yapı; Bizans loncalarının patron odaklı, katı hiyerarşik anlayışına adeta tarihi bir yanıt vermiştir. Ne demiştir Ahilik? Üretici ile tüketici, sermaye ile iş gücü, halk ile devlet çatışmak zorunda değildir! Aksine Ahilik; insanı, doğayı ve emeği merkeze alarak sürdürülebilir bir toplumsal dengenin, eşsiz bir sosyal güvenlik mekanizmasının adı olmuştur.<br />
Ahilik sisteminde eğitim sadece tezgâh başında bitmez; yaşam boyu süren bir olgunlaşma yolculuğudur.<br />
Ahlak ve Liyakatle Şekillenen Mesleki Hiyerarşi: Yamaklıktan ustalığa giden yolda, örneğin 1001 günlük o çetin çıraklık sürecinde sadece bilek gücü değil, karakter sınanır. Yeterliliğini ve ahlakını ispatlayan yiğitler, şed kuşanmatörenleriyle makam bulur.<br />
Gündüz Zanaat, Gece Hikmet: Ahiler gündüz iş yerlerinde "yaparak öğrenme" prensibiyle eğitilirken, akşamları zaviye ve yaren odalarında ilimle, edebiyatla, sanatla yoğrulmuştur.<br />
Gelecek Kaygısına Karşı Orta Sandığı:Ustalık payesine erişene esnafın ortak birikimi olan "orta sandığı" vasıtasıyla sermaye aktarılır; dükkân açma imkânı verilerek istihdam güvencesi altına alınırdı.<br />
Bu durumda şu soru kaçınılmaz olmaktadır. Bugün modern yönetim biliminin "yeni" diye önümüze koyduğu kavramlar gerçekten yeni midir?<br />
Bizim bugün ISO 9001 veya TSE standartları dediğimiz Kalite Yönetimi’nin ilk yazılı tohumları, 16. yüzyılın başındaki Bursa, İzmir ve Edirne İhtisab Kanunnameleriile bu topraklarda atılmadı mı? Hatalı üretim yapanın "pabucunu dama atan" o tavizsiz kalite anlayışı değil miydi?<br />
Bugün pazarlamada "dış müşteri memnuniyeti" dediğimiz şey, Ahinin müşteriyi "velinimet" sayan o derin saygısı değil midir?<br />
Usta ve kalfanın çırağa rehberlik etmesi, modern yönetim literatüründeki Mentorluk kuramının ta kendisi değil midir?<br />
Aynı zanaat kolunun aynı çarşıda toplanmasıyla sağlanan oto-kontrol ve adil fiyatlandırma, günümüzün kümelenme ve modern AVM modellerinin erken bir işareti değil midir?<br />
Ne yazık ki bu muazzam yapı; Sanayi Devrimi'nin ucuz seri üretimi, 1838 Baltalimanı gibi kapitülasyon antlaşmaları ve zamanla yaşanan içsel problemler karşısında kan kaybetmiştir. Fakat Ahiliğin bıraktığı mirası sadece tarih sayfalarına gömemeyiz.<br />
Ahilik; sadece metai değer veya sermaye birikimi üreten değil, insanı ve ahlakı merkeze koyanbütüncül bir dünya görüşüdür. Günümüz iş dünyasının boğuştuğu etik krizlere, kalite sorunlarına ve tüketici ihlallerine karşı Ahilik, tarihten yükselen en güçlü, en işlevsel rehberdir.<br />
Sadece geçmişi yâd etmekle kalmamalı; Ahiliğin insan merkezli değerlerini modern yönetim ilkeleriyle yeniden sentezleyerek geleceğin çalışma hayatını inşa etmeliyiz.<br />
Bu duygu ve düşüncelerle Ahilik kültürünün temel değerlerinin gelecek nesillere aktarılmasını temenni ediyor; tüm esnaf ve sanatkârlarımızın Ahilik Haftasını gönülden kutluyor, sağlık, huzur ve bereket diliyorum.<br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 21:16:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/09/devlet-bahceli-ahilik-tarihten-yukselen-en-guclu-rehberdir-1789761788.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kılıçdaroğlu’ndan borsa manipülasyonuna ilişkin sert çıkış</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kilicdaroglundan-borsa-manipulasyonuna-iliskin-sert-cikis-3447</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kilicdaroglundan-borsa-manipulasyonuna-iliskin-sert-cikis-3447</guid>
                <description><![CDATA[Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, borsada yaşanan ve yüz binlerce tasarruf sahibini mali olarak zor durumda bırakan olağanüstü fiyat hareketleri ve yaşanan çok hızlı fon büyümelerinin yaratacağı risklerle ilgili olarak bir araya gelen CHP Ekonomi Masası toplantısına başkanlık etti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, borsada yaşanan ve yüz binlerce tasarruf sahibini mali olarak zor durumda bırakan olağanüstü fiyat hareketleri ve yaşanan çok hızlı fon büyümelerinin yaratacağı risklerle ilgili olarak bir araya gelen CHP Ekonomi Masası toplantısına başkanlık etti. Toplantıya CHP Genel Başkan Yardımcıları Bülent Kuşoğlu ve Cemal Canpolat, CHP Grup Başkanı Faik Öztrak, Grup Başkanvekilleri Rahmi Aşkın Türeli ve Sevda Erdan Kılıç katıldı. Toplantının ardından kameraların karşısına geçen CHP Lideri Kılıçdaroğlu, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a borsa manipülasyonlarına ilişkin çok sert sorular yöneltti.</em></strong></p>

<p><em>CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:</em></p>

<p><em><strong>Değerli basın mensupları, Ekonomi Masamızı topladık ve bir değerlendirme yaptık Türkiye'deki sıcak ekonomik gelişmelerle ilgili. O nedenle sizlerle düşüncelerimizi bir basın toplantısıyla açıklama kararı verdik.</strong></em></p>

<p><em><strong>Bugün sermaye piyasalarında yaşanan kriz bir gecede ortaya çıkmadı. Aslında krizin çıkacağını herkes biliyordu. Bunu en iyi dillendiren de Hazine ve Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek, 4 Kasım 2025 tarihinde şu açıklamayı yapmıştı: "Özellikle bazı fonlar üzerinden manipülasyonlar yapıldığını biliyoruz. Düzenleme yapacağız."</strong></em></p>

<p><em><strong>Dikkat edilmesi gereken nokta; "manipülasyonlar yapıldığını biliyoruz" diyor. Bu kadar açık, bu kadar net Hazine ve Maliye Bakanı manipülasyonlardan haberdar olduğunu açıklıyor ve bunu engellemek için de "düzenlemeler yapacağız" diyor. Ne zaman? 4 Kasım 2025. Aradan uzun süre geçti, hiçbir düzenleme yapılmadı. Şimdi Sayın Bakan'a 7 sorumuz var. Sayın Bakan bulunduğu koltuğun hakkını vermek istiyorsa, gerçekten Hazine ve Maliye Bakanı olarak görevimi yapıyorum diyorsa bizim 7 sorumuza açık ve net yanıtlar vermeli.</strong></em></p>

<p><strong>“BEŞLİ ÇETELERDEN SONRA ŞİMDİ DE YEDİLİ BORSA ÇETELERİ ÇIKTI”</strong></p>

<p><strong>Birinci sorumuz şu: </strong>Sayın Bakan, mademki sorunları biliyordunuz, neden zamanında önlem almadınız? Uzun süre beklediniz. Ancak uluslararası endeks sağlayıcılarının uyarısı üzerine harekete geçtiniz. Dolayısıyla sizi engelleyen güç kimdi? Hangi otorite veya siyasi güç sizin görev yapmanızı engelledi? Kamu ihalelerinde beşli çeteler vardı. Bunu kamuoyu gayet iyi biliyor. Yolsuzluktan şikâyet edenlerin tamamı da çok iyi biliyor. Ama şimdi karşımıza beşli çetelerden farklı olarak "yedili borsa çeteleri" çıktı. Bu ülkede çetelerden, soygunculardan Sayın Bakan ne zaman kurtulacağız? Bugün yaşananlar bir gecede ortaya çıkmadığına göre yine size soruyorum: Sizi hangi otorite ya da hangi siyasi güç görev yapmanızı engelledi?</p>

<p><strong>BAKAN ŞİMŞEK’E YÖNELTİLEN 7 KRİTİK SORU</strong></p>

<p>Şimdi gelelim diğer sorulara:</p>

<p><strong>Soru 2:</strong> Bu vurgun sürecinde kimler, ne kadar kazandı? Bunu bilmek istiyoruz.</p>

<p><strong>Soru 3: </strong>Yaşanan rezaleti hangi kurumlar denetlemekle görevliydi ve bu kurumlar niçin görevlerini yapmadılar? Bunun da açık ve net yanıtını bekliyoruz.</p>

<p><strong>Soru 4:</strong> Siz yüz binlerce tasarruf mağdurunun mağduriyetini nasıl gidereceksiniz? Hangi kaynaklardan gidereceksiniz? Buna da ihtiyacımız var. Bu soruya yanıt vermeye ihtiyacımız var.</p>

<p><strong>Soru 5:</strong> Kaç yurttaşımızın parası, birikimleri, tasarrufları risk altında? Kaç vatandaşımız bu mağduriyeti yaşıyor?</p>

<p><strong>Soru 6:</strong> Toplam risk tutarı nedir? Yani halkımızın deyimiyle vurgunun parasal boyutu nedir? Buna da ihtiyacımız var.</p>

<p><strong>Soru 7:</strong> Bu yedili borsa çetelerinin gerçek ve likit mal varlıkları ne kadardır? Mal varlıklarına tedbir uygulayacak mısınız?</p>

<p><strong>ERDOĞAN’A ÇAĞRI: “DEVLET DENETLEME KURULUNU HAREKETE GEÇİRECEK MİSİNİZ?”</strong></p>

<p>Ve bir soru da Sayın Erdoğan'a... Ona bir soru soracağız: Bu yedili borsa çetesinin ve vurgunu yapan çetelerin arkasındaki bürokratik ve siyasi gücü ortaya çıkaracak mısınız? Bu bağlamda Devlet Denetleme Kurulunu (DDK) derhâl harekete geçirecek misiniz?</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 21:22:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/09/kilicdaroglundan-borsa-manipulasyonuna-iliskin-sert-cikis-1789756660.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>CHP&#039;li Gürsel Tekin: Atanan İl Başkanı Olarak Görevim Devam Ediyor</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/chpli-gursel-tekin-atanan-il-baskani-olarak-gorevim-devam-ediyor-3446</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/chpli-gursel-tekin-atanan-il-baskani-olarak-gorevim-devam-ediyor-3446</guid>
                <description><![CDATA[Gürsel Tekin, görevine ilişkin son duruma dair Bengü Türk TV muhabiri Dilruba Okutan'a açıklamalarda bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gürsel Tekin, görevine ilişkin son duruma dair Bengü Türk TV muhabiri Dilruba Okutan'a açıklamalarda bulundu.</strong><br />
<br />
8 Ekim 2023’te gerçekleştirilen İstanbul İl Kongresi’nin iptali için açılan davada mahkeme, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik ile mevcut yönetimi görevden almıştı. Mahkeme, seçimlerde usulsüzlük iddialarının<strong> “yaklaşık ispat”</strong> seviyesinde doğrulandığını belirterek kongrede seçilen il başkanı, yönetim kurulu ve disiplin kurulu üyelerini görevden uzaklaştırmıştı. Kararla birlikte kongrede seçilen 196 kurultay delegesi de görevden alınmış, yerine ihtiyati tedbir kararıyla Gürsel Tekin ve heyeti getirilmişti.</p>

<p>Gürsel Tekin, mahkeme tarafından verilen tedbiren görevinin kalktığını belirterek şunları söyledi:</p>

<p><em><strong>“Tedbiren göreve gelmemiz üzerine verilen karar kalktığı için bu noktada görevimiz sonlandı. Kemal Bey sonradan il başkanı olarak atadığı için ‘atanmış’ sıfatıyla görevim devam ediyor.”</strong></em></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 11:13:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/09/chpli-gursel-tekin-atanan-il-baskani-olarak-gorevim-devam-ediyor-1789719579.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>8 ilde 9 ayrı organize suç örgütüne yönelik düzenlenen operasyonlarda 76 şüpheli yakalandı</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/8-ilde-9-ayri-organize-suc-orgutune-yonelik-duzenlenen-operasyonlarda-76-supheli-yakalandi-3445</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/8-ilde-9-ayri-organize-suc-orgutune-yonelik-duzenlenen-operasyonlarda-76-supheli-yakalandi-3445</guid>
                <description><![CDATA[Ağrı, Aydın, Çanakkale, Kırklareli, Manisa, Samsun, Sivas ve Van İl Jandarma Komutanlıklarınca 9 ayrı organize suç örgütüne yönelik operasyonlar düzenlendi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Jandarma Genel Komutanlığı Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Başkanlığı ile Cumhuriyet Başsavcılıkları koordinesinde; Ağrı, Aydın, Çanakkale, Kırklareli, Manisa, Samsun, Sivas ve Van İl Jandarma Komutanlıklarınca 9 ayrı organize suç örgütüne yönelik operasyonlar düzenlendi.</strong></p>

<p>Operasyonlarda yakalanan şüphelilerin; Ağrı ve Samsun’da silah ve mühimmat kaçakçılığı yaptıkları, Kırklareli ve Çanakkale’de uyuşturucu madde ticaretini organize şekilde yürüttükleri, Aydın’da göçmen kaçakçılığı yaptıkları, Van, Sivas ve Manisa’da ise çeşitli yöntemlerle vatandaşlarımızı dolandırdıkları tespit edildi.</p>

<p>Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) incelemesi sonucunda şüphelilerin hesaplarında<strong> 3 milyar 230 milyon TL para hareketliliği</strong> tespit edildi.</p>

<p>Operasyonlar sonucunda çok sayıda dijital materyal, muhtelif miktarda mühimmat, doküman ve uyuşturucu madde ele geçirildi.</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 07:45:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/09/8-ilde-9-ayri-organize-suc-orgutune-yonelik-duzenlenen-operasyonlarda-76-supheli-yakalandi-1789707157.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Almanya Şansölyesi Merz&#039;den AfD&#039;ye: Göçmenler olmadan  hastaneler, huzurevleri ve restoranlar çalışamaz</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/almanya-sansolyesi-merzden-afdye-gocmenler-olmadan-hastaneler-huzurevleri-ve-restoranlar-calisamaz-3444</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/almanya-sansolyesi-merzden-afdye-gocmenler-olmadan-hastaneler-huzurevleri-ve-restoranlar-calisamaz-3444</guid>
                <description><![CDATA[Almanya Federal Şansölyesi Friedrich Merz, göçmenlerin ülke ekonomisi ve toplumsal hayattaki rolüne dikkat çekerek, yabancılara yönelik düşmanlığın Almanya’da yeri olmadığını vurguladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Almanya Federal Şansölyesi Friedrich Merz, göçmenlerin ülke ekonomisi ve toplumsal hayattaki rolüne dikkat çekerek, yabancılara yönelik düşmanlığın Almanya’da yeri olmadığını vurguladı.</strong></p>

<p>Merz, açıklamasında şunları söyledi:</p>

<p><em><strong>« Hiçbir hastane, hiçbir huzurevi, hiçbir şantiye, hiçbir restoran, hiçbir otel bugün, on yıllardır Almanya’da yaşayan, burada çalışan ve topluma tam anlamıyla entegre olmuş göçmenler olmadan işleyemez.</strong></em></p>

<p><em><strong>Bu kişilerin ülkemizin bir parçası olmasını istiyoruz. Bu yüzden, yabancılar karşısındaki düşmanlık Almanya’da yeri yoktur. »</strong></em></p>

<p>Şansölye, göçmen kökenli milyonlarca insanın vasıflı işlerde çalıştığını belirterek, <em><strong>“yeniden göç” </strong></em>politikasını savunanlara sert eleştiriler yöneltti. Merz, bu yaklaşımın ten rengi ve kökene dayalı bir etnik temizlik anlamına geldiğini savundu.</p>

<p>“Siz<strong> ‘yeniden göçü’ </strong>savunuyorsunuz ki bu, ten rengi ve kökene dayalı etnik temizlikten başka bir şey değil.<br />
<br />
<span style="color:#2980b9"><strong>MERZ AfD'Lİ İSİMLERE SESLENDİ</strong></span><br />
<strong><em>‘Yeniden göç’ kelimesi, köken ve ten rengine dayalı etnik temizliğin eş anlamlısından başka bir şey değil” </em></strong>diyen Merz, özellikle <strong>AfD’li i</strong>simlere seslendi:</p>

<p><em><strong>“Bay Chrupalla, siz de vasıflı işlerden geliyorsunuz. Vasıflı işçilerin altıda birinin yabancı pasaportu var. Eğer Almanya’da çalışanlar sizin ‘yeniden göçü’ savunmanız yüzünden ülkeyi tekrar terk etmek zorunda kalırlarsa, o zaman vasıflı işler Almanya’da artık faaliyet gösteremez; tek bir huzurevi, tek bir hastane, tek bir restoran bile çalışamaz. İşte bu, sizin ‘yeniden göç politikanızın’ sonucu olur.”</strong></em></p>

<p><em><strong>Merz, göç konusunda koalisyon içinde sorunların varlığını kabul ettiklerini de belirtti. Kalıcı oturma izni alamayan kişilerin sınır dışı edilmesi gerektiği konusunda fikir birliği bulunduğunu söyledi. Ancak çalışan, refaha katkı sağlayan ve Almanya’da hoş karşılanan kişiler ile kalıcı oturma hakkı bulunmayanlar arasında net bir ayrım yaptıklarını vurguladı:</strong></em></p>

<p><em><strong>“Göçmenlikle ilgili sorunlarımız olduğu, Almanya’da kalıcı oturma izni alamayan birçok insanımız olduğu, daha fazla insanı sınır dışı etmek zorunda kaldığımız konusunda koalisyon içinde bir fikir birliği var. Ancak, Almanya’da çalışan, refahımıza katkıda bulunan, Almanya’da hoş karşılanan kişilerle, kalıcı oturma izni alamayan ve ülkemizi tekrar terk etmek zorunda kalanlar arasında dikkatli bir ayrım yapıyoruz. Sizden farklı olarak bu ayrımı son derece dikkatli bir şekilde yapıyoruz.”</strong></em></p>

<p>Şansölye’nin bu açıklamaları, Almanya’da göç politikaları ve “yeniden göç” tartışmalarının sürdüğü bir dönemde geldi.<br />
<br />
MERZ'İN KONUŞMASI&nbsp;<a href="https://www.bundesregierung.de/breg-de/suche/bk-haushaltsgesetz-2027-2452202">https://www.bundesregierung.de/breg-de/suche/bk-haushaltsgesetz-2027-2452202</a>'de yayımlandı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 05:28:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/09/almanya-sansolyesi-merzden-afdye-gocmenler-olmadan-hastaneler-huzurevleri-ve-restoranlar-calisamaz-1789699523.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Trump: Kanada Avrupa Birliği&#039;ne üye olursa, Avrupa’ya çok ağır tarifeler koyarım</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/trump-kanada-avrupa-birligine-uye-olursa-avrupaya-cok-agir-tarifeler-koyarim-3443</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/trump-kanada-avrupa-birligine-uye-olursa-avrupaya-cok-agir-tarifeler-koyarim-3443</guid>
                <description><![CDATA[ABD Başkanı Donald Trump, Avrupa Birliği’nin Kanada’ya “ortak üye” statüsü teklif etmesine sert tepki gösterdi. North Carolina’da gazetecilere konuşan Trump, bu adımı “gülünç” olarak nitelendirdi ve Kanada’yı “berbat bir ticaret ortağı” olmakla suçladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>ABD Başkanı Donald Trump, <strong>Avrupa Birliği’nin Kanada’ya “ortak üye”</strong> statüsü teklif etmesine sert tepki gösterdi. North Carolina’da gazetecilere konuşan Trump, bu adımı “gülünç” olarak nitelendirdi ve Kanada’yı “berbat bir ticaret ortağı” olmakla suçladı.</p>

<p><strong>Trump’ın açıklamaları şöyle:</strong></p>

<p><em><strong>“Kanada’nın Avrupa Birliği’ne ortak üye olması konusunda… Bunu gülünç buluyorum. Kanada konusu… Kanada berbat bir ticaret ortağı oldu. Bunu görmek istemiyorum. Eğer bunu yaparlarsa ve ben bunu tamamen düşmanca bir hareket olarak görürsem, çok ciddi tarifeler koyarım veya Avrupa ile birçok şeyde ticareti durdururum. &nbsp;</strong></em></p>

<p><em><strong>Yani Avrupa bunu kötü niyetle yaparsa… İyi niyetle yaparsa sorun yok. Kötü niyetle yaparsa Avrupa’ya çok ağır tarifeler koyarız. Bu bir olasılık.”</strong></em></p>

<p>Bu açıklamalar, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in Kanada Başbakanı Mark Carney’e AB’nin ilk “ortak üyesi” olma çağrısı yapmasının ardından geldi. Trump’ın sözleri, ABD ile Kanada arasındaki mevcut ticaret geriliminin devam ettiği bir dönemde yapıldı.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 01:08:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/09/trump-kanada-avrupa-birligine-uye-olursa-avrupaya-cok-agir-tarifeler-koyarim-1789684986.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dr. İbrahim Halil Özak yazdı: AfD, göçmen işçi karşıtı bir partidir</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/dr-ibrahim-halil-ozak-yazdi-afd-gocmen-isci-karsiti-bir-partidir-3442</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/dr-ibrahim-halil-ozak-yazdi-afd-gocmen-isci-karsiti-bir-partidir-3442</guid>
                <description><![CDATA[Saksonya-Anhalt eyalet seçimlerinde Alternative für Deutschland (AfD – Almanya için Alternatif) partisinin birinci çıkması, Almanya’da ve Türkiye’de tartışmaları yeniden alevlendirdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="https://www.arti49.com/afd-gocmen-isci-karsiti-bir-partidir-2403078h.htm"><span style="color:#2980b9">Dr. İbrahim Halil Özak www.arti49.com'da </span></a>Alman AfD partisi ile ilgili bir makale yayımladı. Bilindiği gibi&nbsp;Saksonya-Anhalt eyalet seçimlerinde Alternative für Deutschland (AfD – Almanya için Alternatif) partisinin birinci çıkması, Almanya’da ve Türkiye’de tartışmaları yeniden alevlendirdi.</strong></p>

<p>Almanya’da CDU, SPD, Yeşiller ve Sol Parti taraftarlarının büyük kısmı <strong>AfD’yi faşist bir parti </strong>olarak nitelendirirken, Türkiye’deki bazı çevreler partiyi ulus devleti savunan, millî ve yalnızca kriminel mültecilere karşı olan bir yapı olarak görmeye devam ediyor. <strong>Elon Musk’ın </strong>2025’te Halle’deki seçim şenliğine dijital olarak katılarak destek vermesi ve ABD Başkanı Trump’ın Sachsen-Anhalt sonucunun ardından <strong>AfD’yi kutlaması </strong>da bu tartışmalara eklendi.</p>

<p>Ancak AfD’nin ekonomik ve göç politikaları incelendiğinde, partinin esas yönünün neoliberal olduğu ve büyük sermaye sahiplerinin çıkarlarını savunduğu görülüyor. Parti, miras yoluyla büyük servet sahibi olanlardan daha yüksek miras vergisi alınmasına karşı çıkarken, çalışanların vergilerinin düşürülmesine dair somut bir vaatte bulunmuyor.&nbsp;</p>

<p>AfD yetkililerinin “<em><strong>Ülkemizi geri alacağız</strong></em>” sloganı da benzer şekilde göçmenlere yönelik bir çağrı olarak yorumlanıyor.</p>

<p>Dr. İbrahim Halil Özak’ın değerlendirmesine göre AfD, nereye çevrilirse çevrilsin işçi ve göçmen karşıtı bir parti. Partinin kendi yöneticilerinin açıklamaları da bu görüşü destekliyor.</p>

<p>Dr. İbrahim Halil Özak'ın&nbsp;www.arti49.com'da kalame aldığı yazısı şöyle:</p>

<p><strong>AfD, göçmen işçi karşıtı bir partidir</strong></p>

<p>Saksonya-Anhalt eyalet seçimlerinde AfD (Alternative für Deutschland / Almanya için Alternatif) partisi seçimlerden birinci parti olarak çıktı. Böylece AfD hakkında hem Almanya'da hem de Türkiye'de tartışmalar başladı.</p>

<p>Almanya'da CDU (Christlich Demokratische Union / Hristiyan Demokrat Birliği), SPD (Sozialdemokratische Partei Deutschlands / Almanya Sosyal Demokrat Partisi), Bündnis 90/Die Grünen (Yeşiller Partisi) ve Die Linke (Sol Parti) taraftarlarının büyük bir çoğunluğuna göre AfD faşist bir parti.</p>

<p>Türkiye'deki bazı çevrelere göre ise AfD ulus devleti savunan, millî bir parti ve göçmen karşıtı olmayan; sadece kriminel mültecilere karşı olan bir parti.</p>

<p>AfD o kadar millîdir ki Elon Musk partinin 2025 yılında Halle şehrindeki seçim şenliğine dijital yoldan katılarak AfD'ye destek verdi. ABD Başkanı Trump, Sachsen-Anhalt seçimi sonrası AfD'yi kutladı.</p>

<p>AfD işçiler tarafından da desteklenmesine karşın, esas yönüyle neoliberal çizgide olup büyük sermaye sahiplerinin vergilerinin arttırılmasına karşı çıkıyor.</p>

<p>AfD, bir taraftan miras yoluyla büyük servet sahibi olanlardan daha yüksek oranda miras vergisi alınmasını reddederken, diğer taraftan çalışanlardan alınan vergilerin düşürülmesinin sözünü bile etmiyor.</p>

<p>Parti, Federal Hükümet'in Rusya politikasına karşı olmasına rağmen, esas yönüyle NATO içinde kalmayı savunan, NATO'ya karşı olmayan bir partidir.</p>

<p><strong>AfD, İŞÇİ KARŞITI BİR PARTİDİR</strong></p>

<p>Destatis (Statistisches Bundesamt - Almanya Federal İstatistik Dairesi) ve BAMF (Bundesamt für Migration und Flüchtlinge - Federal Göç ve Mülteciler Dairesi) verilerine göre Almanya'da çalışan nüfus 45 milyon kadar.</p>

<p>Almanya'daki göçmen kökenli nüfusun yaş ortalaması 37-38 arasında olup, Alman nüfusa göre daha genç bir nüfustur. Göçmen kökenlilerde emeklilik oranı yüzde 10-12 arası iken, Alman kökenlilerde emeklilik oranı ise yüzde 23 kadardır.</p>

<p>Toplam 45 milyon kadar çalışanın 17-18 milyonu kadarı göçmen kökenli çalışanlardır. Genç nüfusa sahip göçmen kökenliler, görece daha yaşlı nüfusa sahip Alman kökenlilerin emekliliklerinin finansmanında da önemli bir rol oynuyorlar.</p>

<p>Birkaç rakam daha verelim: Almanya'da aktif olarak çalışan 3,5 milyon şirket var. Bu şirketlerin 670-700 bin kadarı göçmen kökenliler tarafından kurulan şirketler.</p>

<p>Almanya nüfusunun 27 milyonu, yani neredeyse her üç kişiden biri göçmen kökenli. Bu göçmen kökenli nüfus, 2025 yılı rakamlarına göre Almanya'nın 4,2 trilyonluk Gayri Safi Millî Hasılası'nın 1,2 trilyonluk bölümünü yaratıyor.</p>

<p>En fazla 200 bin kadar olduğu tahmin edilen, iltica başvurusu reddedilen, bir suça karışmış (Almanya doğumlu olanlar hariç) ve Almanya'da yasal oturma izni olmayanlar vb. ülke dışına çıkarılırsa; göçmen kökenlilerin toplam sayısından şirket sahiplerini, işverenleri de çıkarsanız, geriye 17.000.000 (on yedi milyon) çalışan insan kalır.</p>

<p>AfD, Almanya'daki göçmen kökenlilere karşı çıkarken, 17 milyon çalışan insana ve işçiye karşı çıkıyor.</p>

<p>Bazı AfD yöneticilerinin arada bir “Biz çalışan göçmenlere karşı değiliz, kriminel olaylara karışanların, iltica başvuruları reddedilenlerin ülkeden çıkarılmasını istiyoruz” şeklindeki demeçleri gerçeği yansıtmıyor.</p>

<p><strong>AfD'NİN GÖÇMEN KARŞITI SÖYLEMLERİ</strong></p>

<p>Eğer AfD yöneticileri ileri sürdükleri gibi gerçekten çok dar bir göçmen kesime karşı olsaydı, neden AfD Eş Başkanı Alice Weidel her fırsatta, hatta federal parlamentoda hançeresi yırtılırcasına göçmenleri işaret ederek “Başörtülü kızlar, eli bıçaklı adamlar” diye bar bar bağırıyor?</p>

<p>AfD'nin Thüringen eyalet başkanı, partinin etnikçi çizgisinin önde gelenlerinden ve “remigrasyon” fikrinin ilk savunucularından Björn Höcke, 2023 yılında Gera şehrinde neden “Biz Almanya'da hiç sorun yaşamadan yüzde 20-30 daha az nüfusla yaşayabiliriz” dedi? Burada kastedilen göçmen nüfus değilse kimdir?</p>

<p>25 Kasım 2023 günü AfD Meclis Grubu Başkanı, bugün Sachsen-Anhalt eyaleti AfD başbakan adayı Ulrich Siegmund, Potsdam'da katıldığı bir toplantıda 20 milyon insanın Almanya'dan çıkarılmasının tartışıldığını, Siegmund'un sadece sığınmacıların değil, entegre olmamış Alman vatandaşı olan göçmenlerin ülkeden çıkarılmasını, “gönüllü” olarak çeşitli yöntemlerle göçmenlerin Almanya'yı terk etmeye zorlanmasını savunduğu belirtildi.</p>

<p>Birinin uyum sağlayıp sağlamadığına hangi ölçütlere göre kim karar verecek?</p>

<p>Ulrich Siegmund'a bir İsrail şirketinin bir Alman otomobil fabrikası ile birlikte silah üretmeye başlaması konusunda fikri sorulunca, “İç güvenliğimiz için ileride remigrasyon sürecinde ofensif askerî teçhizata ihtiyacımız olacağından askerî teçhizat üretimini şeytanlaştırmıyoruz, karşı değiliz” dedi.</p>

<p>Söz konusu olan saldırgan askerî teçhizata ihtiyaç ve remigrasyon, doğrudan göçmenler içindir. Siz hâlâ AfD'nin göçmenlere karşı olmadığını mı söylüyorsunuz?</p>

<p>Neden AfD yöneticileri her fırsatta “Ülkemizi geri alacağız!” diye bar bar bağırıyorlar? Kimden geri alacaklar Almanya'yı? AfD'li olmayan Almanlardan mı, yoksa göçmenlerden mi?</p>

<p>AfD'yi ulusal bir güç olarak göstermek çabası içinde olanlar boşu boşuna ham/beyhude işlerle uğraşıyorlar.</p>

<p>Nereye çevirirseniz çevirin, AfD işçi karşıtı, göçmen karşıtı bir partidir. Bunu zaten kendileri söylüyorlar.<br />
<a href="https://www.arti49.com/afd-gocmen-isci-karsiti-bir-partidir-2403078h.htm"><strong>Yazıyı orjinal kayn ağından okumak için tıklayınız<br />
&nbsp;https://www.arti49.com/afd-gocmen-isci-karsiti-bir-partidir-2403078h.htm</strong></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 23:42:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/09/dr-ibrahim-halil-ozaki-yazdi-afd-gocmen-isci-karsiti-bir-partidir-1789678950.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dodik, Netanyahu ile görüştü: İsrail ve Sırp Cumhuriyeti eşit ortaklar olacak</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/dodik-netanyahu-ile-gorustu-israil-ve-sirp-cumhuriyeti-esit-ortaklar-olacak-3441</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/dodik-netanyahu-ile-gorustu-israil-ve-sirp-cumhuriyeti-esit-ortaklar-olacak-3441</guid>
                <description><![CDATA[Sırp Cumhuriyeti (Republika Srpska) lideri Milorad Dodik, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve ekibiyle gerçekleştirdiği görüşmeyi “başarılı” olarak nitelendirdi. Dodik, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, görüşmenin önceki varsayımların olası anlaşmaların finalizasyonuna odaklandığını belirtti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sırp Cumhuriyeti (Republika Srpska) lideri Milorad Dodik, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve ekibiyle gerçekleştirdiği görüşmeyi “başarılı” olarak nitelendirdi. Dodik, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, görüşmenin önceki varsayımların olası anlaşmaların finalizasyonuna odaklandığını belirtti.</strong></p>

<p>Görüşmede öncelikle ekonomik işbirliği, kültür alanında işbirliği, tarım, yapay zeka ve yeni teknolojilerin transferi gibi konular ele alındı. Dodik, Netanyahu’dan onay ve teyit aldıklarını aktardı:<em><strong> “Önümüzdeki yıllarda hareket edeceğimiz çerçeveyi tasarlayıp düzenlemek için elinden gelen her şeyi yapacağını ve Sırp Cumhuriyeti’nin İsrail’e, İsrail’in de Sırp Cumhuriyeti’ne eşit ölçüde bir ortak olarak güvenebileceğini belirtti.”</strong></em></p>

<p>Dodik, İsrail’in sadece bölgesel değil, sürekli bir baskı atmosferinde bulunduğunu vurguladı. Son günlerde Birleşik Krallık’ın İsrail’i tehdit eden büyük operasyonlar yürüttüğünü ve ilişkilerin çok düşük seviyede olduğunu öğrendiklerini, <strong>Avrupa Birliği </strong>ülkelerinin de İsrail’in iç işlerine karışmaya meyilli olduğunu söyledi. “Bu hiçbir açıdan kabul edilemez” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Göçmenleri de karşı olduğu bilinen Dodik iki tarafın ortak noktasını ise şöyle özetledi:<em><strong> “Sırp Cumhuriyeti ve İsrail için ortak olan ve bugün de teyit ettiğimiz şey, halkın, devletin ve özgürlüğün çıkarlarını ön sıraya koymamızdır. Bu özgürlüğün garantisi, sağlam bir topluluk, sağlam kurumlar, sağlam bir yönetim ve sınırlardır. Bu bizim için de önemli, çünkü daha önce göçmenlerin Sırp Cumhuriyeti’nde kalmalarına izin vermedik; bu sayede bugün durumumuz, farklı olsaydı göreceğimizden daha kolay.”</strong></em></p>

<p>Dodik’in bu açıklaması, geçmişteki liderlere yönelik olumlu tutumuyla da dikkat çekiyor. Rus lider Vladimir Putin’i defalarca öven Dodik, onu <em><strong>“tarihi lider</strong></em>”, “özgür insanlık için umut ışığı” ve<em><strong> “mükemmel” </strong></em>gibi ifadelerle nitelemiş; Rusya’nın Sırp Cumhuriyeti’ne stratejik desteğini ve Dayton Anlaşması’na bağlılığını sık sık vurgulamıştı. ABD Başkanı Donald Trump’a da benzer şekilde destek vermiş,<strong> “Amerika First” sloganını</strong> “Sırp Cumhuriyeti First” şeklinde yorumlamış, Trump’ın egemenlik ve müdahaleciliğe karşı tutumunu övmüş ve yaptırımların kaldırılması nedeniyle teşekkür etmişti.</p>

<p>Dodik’in Netanyahu görüşmesi, Putin ve Trump’a yönelik bu olumlu çizgisinin devamı niteliğinde değerlendiriliyor.<br />
<a href="https://x.com/MiloradDodik/status/2100621382421774790"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/image%20-%202026-09-17T232003_223.png" style="height:715px; width:421px" /><br />
<br />
Kaynak link:&nbsp;https://x.com/MiloradDodik/status/2100621382421774790</a></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 23:14:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/09/dodik-netanyahu-ile-gorustu-israil-ve-sirp-cumhuriyeti-esit-ortaklar-olacak-1789677167.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Özzeybek’ten CEM Vakfı Onursal Başkanı Prof. Dr. İzzettin Doğan’a ziyaret</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ozzeybekten-cem-vakfi-onursal-baskani-prof-dr-izzettin-dogana-ziyaret-3440</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ozzeybekten-cem-vakfi-onursal-baskani-prof-dr-izzettin-dogana-ziyaret-3440</guid>
                <description><![CDATA[Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Kurucu Başkanı Dr. Ali Arif Özzeybek, Cumhuriyetçi Eğitim ve Kültür Merkezi (CEM) Vakfı Kurucusu ve Onursal Başkanı Prof. Dr. İzzettin Doğan’ı evinde ziyaret etti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Kurucu Başkanı Dr. Ali Arif Özzeybek, Cumhuriyetçi Eğitim ve Kültür Merkezi (CEM) Vakfı Kurucusu ve Onursal Başkanı Prof. Dr. İzzettin Doğan’ı evinde ziyaret etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Görüşmeyi sosyal medya hesabı üzerinden paylaştığı fotoğrafla duyuran Özzeybek, ziyaretin dostane bir atmosferde gerçekleştiğini belirtti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/aarif.JPG" style="height:566px; width:607px" /> </span></p>

<p><span style="color:#000000">Paylaşımında Doğan’ın Türkiye’deki Alevi-Bektaşi toplumunun hak arayışındaki rolüne dikkat çeken Özzeybek, şu ifadelere yer verdi:</span></p>

<p><span style="color:#000000">"<em><strong>Türkiye’de Alevilik-Bektaşilikle ilgili hak arayışlarının öncüsü olan CEM Vakfı’nın kurucusu Sayın İzzettin Doğan’ı evinde ziyaret etmekten duyduğum memnuniyeti paylaşmak istiyorum. Ziyaretim sırasında kendileriyle geçmişten bugüne birçok anıyı yâd ettik. Yaptığımız bu güzel sohbette soranlara selam iletmemi istedi. Sayın Doğan’a sevgi ve saygılarımla…</strong></em>"</span></p>

<p><span style="color:#000000">Gerçekleşen ziyarette iki isim, Alevi-Bektaşi toplumunun geçmişten günümüze uzanan süreci üzerine sohbet ederek anılarını paylaştı.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 18:22:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/09/ozzeybekten-cem-vakfi-onursal-baskani-prof-dr-izzettin-dogana-ziyaret-1789659342.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bülent Kara yazdı: Anadolu&#039;da bir kurucu akıl: Hacı Bektaş Veli</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bulent-kara-yazdi-anadoluda-bir-kurucu-akil-haci-bektas-veli-3439</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bulent-kara-yazdi-anadoluda-bir-kurucu-akil-haci-bektas-veli-3439</guid>
                <description><![CDATA[Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Sosyoloji Anabilim Dalı'nda eğitim çalışmalarını sürdüren Prof. Dr. Bülent Kara, "ANADOLU DA KURUCU BİR AKIL: HACI BEKTAŞ VELİ" makalesini sitemiz için yazdı. Prof. Dr. Kara, "Hacı Bektaş Velî’nin düşünsel mirası, tarihsel bağlamı ve kaynakların niteliği dikkate alınarak değerlendirildiğinde, günümüz toplumlarında barış, hoşgörü, toplumsal dayanışma ve birlikte yaşama kültürünün yeniden düşünülmesine katkı sağlayabilecek önemli bir kültürel kaynak olarak ele alınmalıdır" ifadelerini kullandı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000"><strong>ANADOLU DA KURUCU BİR AKIL: HACI BEKTAŞİ VELİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Milletlerin ontolojik inşası, dünyayı algılama biçimlerinin, dillerinin ve inanç sistemlerinin tarihsel bir süreç içerisinde sentezlenmesiyle gerçekleşir. Bu inşai sürecin Türk-İslam medeniyeti özelindeki kurucu aklı, Hacı Bektaş-ı Velî şahsiyetinde tebarüz etmiştir. Onun Ahmet Yesevî ekolünden devralarak Anadolu coğrafyasında sistematize ettiği "<strong><em>dört kapı kırk makam</em></strong>" öğretisi, Türklük ve Müslümanlık mefhumlarını birbiriyle bütünleştiren şahsiyet inşasını ve toplumsal dayanışmayı merkeze alan üst düzey bir irfan mektebidir. Bu bağlamda, kültürün taşıyıcısı olan dil ve edebî metinler, milletin varoluşsal şifrelerini barındıran kolektif bir hafıza alanı işlevi görür. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Yeniçeri ocağının ve Bektaşîliğin pîri olarak kabul edilen Hacı Bektaş-ı Velî, hakkında söylenenlere ve yazılanlara rağmen hakkıyla tanınamamıştır. Bu bilinmezlikte onun tarihî biyografisinin önüne geçen menkıbevî şahsiyetinin etkili olduğu düşünülebilir. Dolayısıyla Hacı Bektaş-ı Velî'nin tarihî biyografisi üzerindeki gerçek olmayan noktalar, bu kutlu şahsın siyasî ve ideolojik tartışmalara malzeme hâline gelmesine sebep olmuştur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye, bulunduğu jeokültürel konum itibarıyla sürekli bir sosyolojik dinamizm ve değişim sarmalı içindedir ancak bu değişim, toplumu kadim maddi ve manevi bağlarından, örfi temellerinden kopardığı takdirde anomiye ve kültürel çözülmeye yol açma riski taşır. Günümüzde Müslüman Türk'ün İslam'ı idrak ve yaşama biçimi olan tasavvufi epistemolojiden uzaklaşılması, derinlikli okuma ve tefekkür kültürünün yitirilmesiyle birleştiğinde, toplumda mekanik bir kutuplaşma yaratmaktadır. Dinin, bir "<em><strong>anlama, irade ve ahlak</strong></em>" süreci olmaktan çıkarılıp, sığ ideolojik algılarla devlet ve toplum mimarisinde bir tahakküm aracına dönüştürülmeye çalışılması toplumsal güveni zedelemektedir. Birlik ve beraberliği tehdit eden bu nefret söylemleri, İslam'ın özüne ve Türk tasavvufunun "<em><strong>Kendini bil!</strong></em>" ilkesine taban tabana zıttır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Hacı Bektaş-ı Velî'nin tarihî ve entelektüel biyografisinin, menkıbevi ve ideolojik tartışmaların gölgesinde kalarak asıl hüviyetinden uzaklaştırılması, Türkiye'nin kendi kurucu kodlarına yabancılaşması anlamına gelir. Oysa onun öğretisi, Türkiye Cumhuriyeti'nin gelecekteki ontolojik güvenliği için kusursuz bir yol haritası sunar. Bu haritanın en güçlü ontolojik sembolü, Hacı Bektaş'ın kucağında barış içinde resmedilen "<strong><em>aslan ve ceylan</em></strong>" imgesidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sosyolojik bir düzlemde okunduğunda Aslan; devleti, kudreti, nizamı ve yasayı temsil ederken, Ceylan; merhameti, sivil toplumu, zarafeti, farklılıkları ve çok sesliliği simgeler. Hacı Bektaş'ın kucağı ise bu iki zıt gibi görünen unsurun birbirini yok etmeden, birbirine tahakküm kurmadan bir arada yaşayabildiği "<strong><em>kurucu vatanı</em></strong>" (Anadolu'yu) ve "<em><strong>tesanütçü</strong></em>" (dayanışmacı) aklı ifade eder. Türkiye Cumhuriyeti'nin Türklük ve Müslümanlık eksenindeki devlet felsefesi güçlü olanın zayıfı ezmediği, farklı inanç ve kökenlere sahip vatandaşların (müslim ve gayrimüslim tebaanın tarihsel birlikteliğinde olduğu gibi) organik bir dayanışma içerisinde bütünleştiği bu aslan-ceylan paradigmasına muhtaçtır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hacı Bektaş-ı Velî'nin geniş hoşgörü çizgisi, toplumsal yapıyı bir arada tutan en güçlü sosyal bağdır. Bu bağlamda Anadolu topraklarını mayalayan Mevlevîlik, Bektaşîlik, Nakşibendilik gibi tasavvufi ekoller, aynı kaynaktan beslenen, birbirinin eksiğini gideren tamamlayıcı kurumlardır. Bu irfan mekteplerini farklı inanç sistemleri gibi sunmak veya birini diğerinin zıddı olarak konumlandırmak kadim Türk kültürü ve örfüne, milletin bütünlüğüne ve onu var eden kanaat önderlerine yapılabilecek en büyük ihanettir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sonuç olarak, Türkiye Cumhuriyeti devletinin sosyo-kültürel rotası, kutuplaştırıcı ve ötekileştirici modern siyasi diskurlardan sıyrılarak Müslüman Türk'ün yaşam şifrelerini elinde tutan bu irfan büyüklerinin aslan ve ceylanı aynı kucakta yaşatan dayanışmacı, kapsayıcı ve kurucu aklında yeniden tecessüm etmelidir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Günümüz Gerçekliğinde Ülkemizin Yaşadığı Coğrafyada Yeni Yol Haritası Nasıl Olmalıdır?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Hacı Bektaş Velî’nin düşünsel mirasında insan merkezli yaklaşım, hoşgörü, dayanışma, ahlaki sorumluluk ve nefsin denetimi gibi unsurlar öne çıkmaktadır. Kendisine atfedilen “<em><strong>İncinsen de incitme</strong></em>” anlayışı, bireyin karşılaştığı olumsuzluklara şiddet ve tahakküm yoluyla karşılık vermek yerine özdenetim ve karşılıklı saygıyı esas almasını ifade etmektedir. Bu anlayış toplumsal ilişkilerin düzenlenmesine yönelik bir ilke olarak da değerlendirilmelidir. Bireylerin ve toplumsal grupların birbirlerine karşı üstünlük kurmak yerine karşılıklı sorumluluk bilinciyle hareket etmeleri, farklılıkların çatışma kaynağı hâline gelmesini önleyebilecek bir toplumsal zeminin oluşmasına katkı sağlamaktadır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hacı Bektaş Velî’ye atfedilen aslan ve ceylan metaforu da bu düşünsel çerçevenin sembolik ifadelerinden biri olarak değerlendirilmelidir. Aslan güç ve kudreti, ceylan ise masumiyet ve kırılganlığı temsil eden unsurlar olarak ele alındığında doğal olarak karşıt konumda bulunan bu iki hayvanın aynı ortamda huzur içerisinde bulunması dikkat çekmektedir. Buradaki temel anlam, gücün ortadan kaldırılması değil gücün tahakküme dönüşmesini engelleyecek ahlaki bir özdenetimin geliştirilmesidir. Dolayısıyla metafor, güçlü olanın zayıf olan üzerindeki hâkimiyetini kaçınılmaz kabul etmek yerine gücün sorumlulukla sınırlandırılmasını ve farklı özelliklere sahip unsurların aynı yaşam alanında var olabilmesini ifade etmektedir. Bu yönüyle aslan ve ceylan, farklılıkların birbirini yok etmeden bir arada yaşayabilmesini sembolize etmektedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Toplumsal yaşam açısından değerlendirildiğinde farklılıklar, toplumların doğal ve kaçınılmaz özelliklerinden biridir. Etnik, dinî, mezhepsel, kültürel, ekonomik ve siyasal farklılıklar, uygun koşullar altında toplumsal çeşitliliği ve kültürel zenginliği artırabilirken ayrıştırıcı söylemler ve güç mücadeleleri içerisinde çatışma dinamiklerinin bir parçası hâline de gelebilmektedir. Özellikle Orta Doğu, tarihsel süreç içerisinde söz konusu farklılıkların siyasal ve toplumsal mücadelelerle kesiştiği bir coğrafya olmuştur. Farklı kimliklerin zaman zaman siyasal amaçlarla araçsallaştırılması, toplumsal gruplar arasındaki güven ilişkilerini zayıflatabilmekte ve karşılıklı tehdit algısının güçlenmesine neden olmaktadır. Bu durum, birlikte yaşama kültürünün ve toplumsal dayanışmanın zedelenmesine yol açmaktadır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu noktada Türk düşünce geleneği içerisinde gelişen tasavvufî yaklaşım, toplumsal barış ve birlikte yaşama açısından önemli bir kültürel referans sunmaktadır. İnsan merkezli anlayış, hoşgörü, dayanışma ve ahlaki sorumluluk gibi değerler, farklılıkların çatışmaya dönüşmesini engelleyebilecek bir toplumsal anlayışın oluşmasına katkı sağlamaktadır. Hacı Bektaş Velî’nin düşüncesi de bu bağlamda günümüz toplumlarının karşı karşıya olduğu farklılık, dayanışma ve birlikte yaşama sorunlarının değerlendirilmesinde yeniden yorumlanabilecek bir düşünsel kaynak olarak ele alınmalıdır. Burada amaç, tarihsel dönemin koşullarını günümüz toplumuna doğrudan aktarmak değil, bu düşüncenin temelindeki ahlaki ilkeleri çağdaş toplumsal ilişkiler açısından değerlendirmektir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye’nin geleceğine ilişkin toplumsal tahayyülün, siyasal ve ekonomik gücün yanı sıra toplumsal barış, adalet, bilim, üretim, kültürel çoğulculuk ve dayanışma ilkeleri üzerinden de kurulması önem taşımaktadır. Türkiye’nin yakın çevresi ve tarihsel ilişkileri dikkate alındığında farklı kimliklerin kendilerini güvende hissedebildiği, kültürel çeşitliliğin korunabildiği ve toplumsal kaynakların ortak refaha katkı sağlayabildiği bir anlayışın geliştirilmesi önem kazanmaktadır. Bu sürecin bilim insanlarının, eğitimcilerin, din insanlarının, sanatçıların, sanayicilerin ve sivil toplum aktörlerinin ortak sorumluluğu içerisinde ele alınması gerekmektedir. Bu bağlamda Türklük ve Müslümanlık kavramlarının barış, dayanışma, hoşgörü ve birlikte yaşama değerleriyle birlikte düşünülmesi, ortak toplumsal aidiyetlerin farklılıkları dışlamadan ele alınmasına katkı sağlamaktadır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Sonuç olarak, Hacı Bektaş Velî’ye atfedilen aslan ve ceylan metaforu, güç ile masumiyetin, farklılık ile birlikteliğin ve bireysel davranış ile toplumsal sorumluluğun aynı düşünsel çerçevede değerlendirilmesine imkân vermektedir. Hacı Bektaş Velî’nin düşünsel mirası, tarihsel bağlamı ve kaynakların niteliği dikkate alınarak değerlendirildiğinde, günümüz toplumlarında barış, hoşgörü, toplumsal dayanışma ve birlikte yaşama kültürünün yeniden düşünülmesine katkı sağlayabilecek önemli bir kültürel kaynak olarak ele alınmalıdır ayrıca Hacı Bektaş Velî’nin ceylan-aslan sembolü, Türk’ün yeniden coğrafyada ve dünyada şümullenmesinin temel ilkesi olmalıdır.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">PROF. DR. BÜLENT KARA</span></strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 16:50:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/09/bulent-kara-yazdi-anadoluda-bir-kurucu-akil-haci-bektas-veli-1789654552.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>16,1 milyon kişiye kanser taraması yapıldı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/161-milyon-kisiye-kanser-taramasi-yapildi-3438</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/161-milyon-kisiye-kanser-taramasi-yapildi-3438</guid>
                <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, Türkiye genelinde 16,1 milyon kişiye kanser taraması yapıldığını ve tetkikler sonucu 36 bin kişiye kanser tanısı konulduğunu açıkladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Sağlık Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre, Halk Sağlığı Haftası'nın yedinci gün teması "<strong><em>Kanserde Erken Teşhis Hayat Kurtarır</em></strong>" olarak belirlendi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye'de bugüne kadar 16,1 milyon kişiye&nbsp;kanser&nbsp;taraması yapılarak test sonuçları riskli bulunan kişiler ileri tetkikler için üst basamak sağlık kuruluşlarına yönlendirildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tetkikler sonucu 36 bin kişiye kanser tanısı konuldu. Mobil kanser tarama araçlarıyla da 515 binden fazla tarama hizmeti sunuldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kanser tarama ve farkındalık hizmetlerinin yürütüldüğü KETEM'lerde, erken tanı ve tarama programları uygulanıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Toplumda kanser farkındalığının artırılmasına yönelik&nbsp;eğitim&nbsp;ve danışmanlık hizmetleri de sunuluyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye'de Sağlıklı Hayat Merkezleri bünyesinde faaliyet gösteren 428 KETEM birimi ve 58 mobil KETEM tarama aracı olmak üzere 486 KETEM bulunuyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu merkezlerde yalnızca tarama değil, kanserden korunmaya yönelik eğitimler de verilerek, toplumda farkındalığın artırılması hedefleniyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Kanser taramaları ücretsiz yapılıyor</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye'de meme kanseri, kolorektal kanser (kalın&nbsp;bağırsak&nbsp;kanseri) ve serviks kanseri (rahim ağzı kanseri) için ücretsiz tarama programları yürütülüyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Sağlık Bakanlığı, Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri (KETEM), Sağlıklı Hayat Merkezleri (SHM), Toplum Sağlığı Merkezleri (TSM),&nbsp;Aile&nbsp;Sağlığı Merkezleri (ASM) aracılığıyla bu taramaları ücretsiz olarak sunuyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Taramalara ayrıca mobil KETEM tarama araçlarıyla da ulaşılabiliyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye'de sık görülen, erken teşhisle tedavi edilebilen ve önlenebilen kanser türleri için tarama programları yürütülüyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Belirli yaş ve cinsiyet gruplarına yönelik testler uygulanarak kanserin erken dönemde tespit edilmesi hedefleniyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>"Kendiniz ve sevdikleriniz için KETEM'lere davetlisiniz"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, konuyla ilgili sosyal&nbsp;medya&nbsp;hesabından yaptığı paylaşımda şunları kaydetti:</span></p>

<p><span style="color:#000000">"<em><strong>Sağlıklı beslenme, tütünsüz yaşam ve düzenli fiziksel aktiviteyi hayatımızın merkezine koyarken ücretsiz taramalarımızı da ihmal etmeyelim. Kendiniz ve sevdikleriniz için KETEM'lere davetlisiniz.</strong></em>"</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 14:13:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/09/161-milyon-kisiye-kanser-taramasi-yapildi-1789643973.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Prostat kanseri belirti hissettirmeden ilerleyebiliyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/prostat-kanseri-belirti-hissettirmeden-ilerleyebiliyor-3437</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/prostat-kanseri-belirti-hissettirmeden-ilerleyebiliyor-3437</guid>
                <description><![CDATA[Erkek üreme sisteminin önemli bir parçası olan prostat bezinde gelişen prostat kanseri, prostat dokusundaki hücrelerin kontrolsüz ve anormal çoğalması sonucunda ortaya çıkıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Erkek üreme sisteminin önemli bir parçası olan prostat bezinde gelişen prostat kanseri, prostat dokusundaki hücrelerin kontrolsüz ve anormal çoğalması sonucunda ortaya çıkıyor. Hastalığın gelişiminde yaş ve aile öyküsü başta olmak üzere çeşitli risk faktörleri rol oynarken, erken evrede herhangi bir belirti görülmemesi, tanının da gecikmesine neden olabiliyor.</p>

<p>İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Murat Arslan, prostat kanserinde belirtilerin ortaya çıkmasını beklemenin doğru olmadığını belirterek,&nbsp;“<em><strong>Prostat kanserinin erken dönemde çoğu zaman hiçbir belirti vermemesi, düzenli kontrollerin önemini daha da artırıyor. Bu nedenle ‘benim hiçbir şeyim yok’ demek, prostat kanseri açısından her şeyin yolunda olduğu anlamına gelmiyor. Özellikle 50 yaşından sonra erkeklerin prostat kanseri açısından hekim değerlendirmesinden geçmesini öneriyoruz. Ailesinde prostat kanseri öyküsü bulunan kişilerde ise kontrollere daha erken yaşlarda başlanması gerekebiliyor</strong></em>”&nbsp;diyor.</p>

<p><strong>PSA yüksekliği tek başına kanser anlamına gelmez&nbsp;</strong></p>

<p>Prostat kanseri tarama ve değerlendirilmesinde kullanılan önemli yöntemlerden biri olan PSA testi, basit bir kan testiyle gerçekleştiriliyor.</p>

<p>Ancak PSA yüksekliği tek başına prostat kanseri anlamına gelmiyor. Tanı sürecinin hastanın yaşı, aile öyküsü, muayene bulguları ve diğer tetkiklerle birlikte değerlendirilmesi önemli.</p>

<p>Günümüzde prostat kanseri şüphesinde prostat MR’ı ve gerektiğinde hedefe yönelik biyopsi gibi gelişmiş görüntüleme ve tanı yöntemlerinden de yararlanılıyor. Böylece hastalığın doğru şekilde değerlendirilmesi ve uygun tedavi planının oluşturulması sağlanabiliyor.&nbsp;</p>

<p><strong>İdrar şikâyetlerinin anlamı ne?</strong></p>

<p>Prof. Dr. Arslan, hastalığın ilerleyen dönemlerde bazı idrar ve cinsel fonksiyonla ilişkili şikâyetlere yol açabildiğini belirtiyor. İdrar yaparken ağrı veya yanma, idrarda ve menide kan görülmesi ve sertleşme sorunları bu belirtiler arasında. İleri evrelerde ise özellikle kemik ağrıları ortaya çıkabiliyor.</p>

<p>Bununla birlikte, bu şikâyetlerin yalnızca prostat kanserine özgü olmadığı; prostat büyümesi ya da prostatit gibi farklı prostat hastalıklarında da görülebileceği belirtiliyor. Bu nedenle belirtilerin varlığında doğru tanı için uzman hekim değerlendirmesi büyük önem taşıyor.</p>

<p><strong>Erken tanı, tedavide başarı şansını artırıyor</strong></p>

<p>Prostat kanseri erken evrede tespit edildiğinde tedavinin etkinliği de yükseliyor. Günümüzde tedavi seçenekleri hastanın yaşı, genel sağlık durumu ve hastalığın evresi gibi faktörlere göre kişiye özel hale getirilebiliyor.&nbsp;Bu yıl&nbsp;New England Journal&nbsp;of Medicine’da yayımlanan&nbsp;ileri evre prostat kanseriyle ilgili yeni bir araştırma ise, hastaların tümörlerindeki&nbsp;genetik özelliklere bakılarak tedavi seçilmesinin&nbsp;önemli bir fark yaratabileceğini gösteriyor.</p>

<p>Sonuçlar, prostat kanserinin her hastada aynı olmadığını ve tümörün genetik özelliklerinin tedavi seçiminde giderek daha önemli hale geldiğini ortaya koyuyor. Bunun anlamı şu; gelecekte prostat kanseri tedavisinde, “herkese aynı tedavi” yaklaşımının yerine, hastanın ve tümörünün özelliklerine göre şekillendirilen&nbsp;kişisel tedaviler gittikçe daha öne çıkacak.&nbsp;</p>

<p>Ayrıca cerrahi ve diğer tedavi yöntemlerinde yaşanan yeni gelişmeler sayesinde tedavide yalnızca kanserin kontrol altına alınması değil, hastaların yaşam kalitesinin korunması da güçlü bir hedef. Prostat kanseri tedavisinde, hastaların idrar kontrolünü, cinsel fonksiyonlarını ve yaşam kalitelerini mümkün olduğunca koruyabilmek de ön planda.</p>

<p><strong>Şikâyetinizin olmasını beklemeyin</strong></p>

<p>Prostat Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında erkeklere çağrıda bulunan Prof. Dr. Murat Arslan şunları söylüyor;&nbsp;“<strong><em>Şikâyetinizin olmasını beklemeyin. Yaşınıza ve risk durumunuza uygun prostat kontrollerinizi ihmal etmeyin. Prostat kanseri erken dönemde belirti vermeyebiliyor. Erken evrede tespit edildiğinde ise tedavisi daha etkin yürütülebiliyor. Bu nedenle düzenli kontrollerinizi ihmal etmeyin.</em></strong>”</p>

<p><strong>Kaynak:</strong> (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 13:53:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/09/prostat-kanseri-belirti-hissettirmeden-ilerleyebiliyor-1789642909.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>CHP heyeti Almanya&#039;da ziyaretlerini tamamladı</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/chp-heyeti-almanyada-ziyaretlerini-tamamladi-3436</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/chp-heyeti-almanyada-ziyaretlerini-tamamladi-3436</guid>
                <description><![CDATA[CHP heyeti Almanya’ya üç günlük bir ziyaret programı düzenledi. Avrupa’daki CHP örgütleriyle yapılan toplantılar yanında heyet üyeleri DİTİB, Köln Başkonsolosluğu ve AABF ile de bir araya geldi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Avrupa’daki yurt dışı örgütlenme çalışmalarını değerlendirmek ve Almanya’da yaşayan vatandaşların gündeme getirdiği sorunları yerinde dinlemek amacıyla üç günlük bir çalışma programı düzenledi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">CHP Yurt Dışından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Semra Dinçer, İstanbul Milletvekili Yüksel Mansur Kılınç, CHP Almanya Federasyonu Başkanı Özgür Uçma, CHP Düsseldorf Birliği Başkanı ve Almanya Federasyonu Yönetim Kurulu Üyesi Ayfer Başlık ile beraberindeki heyet, program kapsamında Almanya’da çeşitli temaslarda bulundu.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">HEYET, AVRUPA CHP ÖRGÜTLERİ İLE BULUŞTU</span></strong></p>

<p><strong><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/chpeu.png" style="height:450px; width:760px" /></span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Programın ikinci gününde CHP’nin Avrupa’daki yurt dışı örgütlenme çalışmalarına ilişkin toplantılar gerçekleştirildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Almanya’nın yanı sıra Fransa, Avusturya ve İsviçre’den CHP örgütlerinin temsilcileri ve yöneticileri de toplantılara katıldı. Görüşmelerde Avrupa’daki parti örgütlerinin yürüttüğü çalışmalar, karşılaşılan sorunlar ve önümüzdeki dönemde izlenmesi planlanan yol haritası değerlendirildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Örgüt yöneticileri, bulundukları bölgelerde gerçekleştirdikleri çalışmalar hakkında bilgi verirken, vatandaşların beklentileri ve örgütlenme süreçlerine ilişkin görüş ve önerilerini de paylaştı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ayrıca CHP Almanya örgüt yöneticileriyle ayrı bir toplantı yapılarak Almanya’daki örgütlenme faaliyetleri ele alındı.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">KURUMSAL KOORDİNASYON ANA TEMA</span></strong></p>

<p><strong><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/chpyd1.png" style="height:450px; width:760px" /></span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Üç günlük programın üçüncü gününde ise geniş katılımlı bir toplantı düzenlendi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Toplantıda CHP’nin yurt dışı örgütlenme modeli, Almanya ve Avrupa’daki çalışmaların daha etkin yürütülmesi, örgütler arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesi ve vatandaşlarla daha güçlü bağlar kurulmasına yönelik başlıklar değerlendirildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">CHP heyeti, yurt dışındaki parti çalışmalarının sürdürüleceğini ve örgütlerin daha güçlü ve koordineli bir yapıya kavuşturulmasına yönelik çalışmaların devam edeceğini bildirdi.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">AVRUPA'DAKİ TÜRKLERİN SORUNLARI VE TALEPLERİ</span></strong></p>

<p><strong><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/chpyd.png" style="height:450px; width:760px" /></span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Üç günlük program boyunca gerçekleştirilen temaslarda, Avrupa’da yaşayan vatandaşların sorunlarının doğrudan dinlenmesi ve bu sorunlara ilişkin çözüm önerilerinin geliştirilmesi öne çıkan başlıklardan biri oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">CHP, Avrupa’daki örgütlenme çalışmalarını sürdürme, örgütler arasındaki dayanışma ve koordinasyonu artırma ve yurt dışında yaşayan vatandaşların gündeme getirdiği sorunları ilgili platformlarda ele alma çalışmalarına devam edeceğini açıkladı.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">KÖLN BAŞKONSOLOSU İLE GÖRÜŞME</span></strong></p>

<p><strong><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/chpk%C3%B6lnb.png" style="height:450px; width:760px" /></span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">CHP heyeti daha sonra Türkiye’nin Köln Başkonsolosluğu’nu ziyaret etti. Heyet, Köln Başkonsolosu Hüseyin Kantem Al ile bir araya geldi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Görüşmede Almanya’da yaşayan vatandaşların sorunları, beklentileri ve gündeme getirdikleri çeşitli konular ele alındı. CHP heyeti, görüşme ve ev sahipliği nedeniyle Başkonsolos Hüseyin Kantem Al’a teşekkür etti.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">DİTİB GENEL MERKEZİNE ZİYARET</span></strong></p>

<p><strong><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/chpditib.png" style="height:450px; width:760px" /></span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Heyetin Almanya’daki ilk duraklarından biri Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DİTİB) Genel Merkezi ve Merkez Camii oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Gerçekleştirilen görüşmede DİTİB’in Almanya’daki faaliyetlerinin yanı sıra Türkiye kökenli vatandaşların karşılaştığı sorunlar ve beklentiler değerlendirildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">CHP Genel Başkan Yardımcısı Semra Dinçer, yurt dışında yaşayan vatandaşların sorunlarının çözümüne katkı sunmak amacıyla CHP olarak gerekli desteği vermeye hazır olduklarını ifade etti.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">AABF YÖNETİMİ İLE BULUŞMA</span></strong></p>

<p><strong><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/chpaabf.png" style="height:450px; width:760px" /></span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Program kapsamında Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) da ziyaret edildi. CHP heyeti, AABF Başkanı Hüseyin Mat ve beraberindeki heyetle görüştü.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Toplantıda karşılıklı görüş alışverişinde bulunulurken, siyasi yapılar ile sivil toplum kuruluşları arasındaki diyaloğun geliştirilmesi ve dayanışmanın güçlendirilmesinin önemi üzerinde duruldu.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 12:12:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/09/chp-heyeti-almanyada-ziyaretlerini-tamamladi-1789638065.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Cumhurbaşkanı Erdoğan Menderes, Zorlu ve Polatkan&#039;ı andı</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cumhurbaskani-erdogan-menderes-zorlu-ve-polatkani-andi-3435</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cumhurbaskani-erdogan-menderes-zorlu-ve-polatkani-andi-3435</guid>
                <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 27 Mayıs 1960 darbesinde idam edilen Başbakan Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan’ı, katledilmelerinin 65’inci yılında rahmetle andı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 27 Mayıs 1960 darbesinde idam edilen Başbakan Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan’ı, katledilmelerinin 65’inci yılında rahmetle andı.</strong></p>

<p>Erdoğan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>“<em><strong>Türk demokrasisine, milletin iradesine vurulmuş ağır bir darbe olan 27 Mayıs’ın cunta mahkemesi tarafından haksız, hukuksuz şekilde idama mahkûm edilen Başbakan Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan’ı, katledilmelerinin 65’inci yılında rahmetle yâd ediyorum. Rabb’im mekânlarını cennet, ruhlarını şad eylesin.</strong></em>”</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 11:13:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/09/cumhurbaskani-erdogan-menderes-zorlu-ve-polatkani-andi-1789633184.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İç Ege, Göller Yöresi ve Karadeniz’de kuvvetli yağış riski</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ic-ege-goller-yoresi-ve-karadenizde-kuvvetli-yagis-riski-3434</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ic-ege-goller-yoresi-ve-karadenizde-kuvvetli-yagis-riski-3434</guid>
                <description><![CDATA[Ülkemiz genelinin parçalı ve çok bulutlu, Marmara’nın doğusu, Güney ve İç Ege, Akdeniz, İç Anadolu, Batı ve Orta Karadeniz, Doğu Karadeniz kıyıları ile Adana çevreleri, Osmaniye, Kahramanmaraş ve Hatay'ın batı kesimlerinin sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından yapılan son değerlendirmelere göre: Ülkemiz genelinin parçalı ve çok bulutlu, Marmara’nın doğusu, Güney ve İç Ege, Akdeniz, İç Anadolu, Batı ve Orta Karadeniz, Doğu Karadeniz kıyıları ile Adana çevreleri, Osmaniye, Kahramanmaraş ve Hatay'ın batı kesimlerinin sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların; İç Ege, İç Anadolu'nun batısı, Batı Karadeniz'in iç kesimleri, Göller Yöresi ile Muğla, Antalya'nın batısı, Sinop, Samsun, Ordu, Amasya ve Çorum çev</strong>relerinde yerel olarak kuvvetli olması bekleniyor. Rüzgarın; Doğu Anadolu’nun batısında güneyli yönlerden kuvvetli olarak (30-50 km/sa) esmesi bekleniyor.</p>

<p><strong>HAVA SICAKLIĞI:</strong> Hava sıcaklıklarında önemli bir değişiklik olmayacağı, doğu kesimlerde mevsim normallerinin üzerinde, diğer yerlerde normalleri civarı ve yer yer altında seyredeceği tahmin ediliyor.</p>

<p><strong>RÜZGAR:</strong> Rüzgarın; genellikle kuzey yönlerden, doğu kesimlerde güney yönlerden hafif ara sıra orta kuvvette, Doğu Anadolu'nun batısında yer yer kuvvetli (30-50 km/sa) esmesi bekleniyor.</p>

<h2><strong>UYARILAR</strong></h2>

<p><strong>KUVVETLİ YAĞIŞ UYARISI:</strong> Yağışların İç Ege, İç Anadolu'nun batısı, Batı Karadeniz'in iç kesimleri, Göller Yöresi ile Muğla, Antalya'nın batısı, Sinop, Samsun, Ordu, Amasya ve Çorum çevrelerinde yerel olarak kuvvetli sağanak ve gök gürültülü sağanak yağış beklendiğinden sel, su baskını, yıldırım, yağış anında kuvvetli rüzgar, küçük çaplı dolu yağışı ve ulaşımda aksamalar gibi olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunmalıdır.</p>

<p><strong>KUVVETLİ RÜZGAR UYARSI : </strong>Rüzgarın; Doğu Anadolu’nun batısında güneyli yönlerden kuvvetli olarak (30-50 km/sa) esmesi beklendiğinden yaşanabilecek olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunmalıdır.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 09:20:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/09/ic-ege-goller-yoresi-ve-karadenizde-kuvvetli-yagis-riski-1789626385.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Büyük Britanya&#039;dan şok açıklama: Gazze’de Artık Seyirci Kalmayacağız</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/buyuk-britanyadan-sok-aciklama-gazzede-artik-seyirci-kalmayacagiz-3433</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/buyuk-britanyadan-sok-aciklama-gazzede-artik-seyirci-kalmayacagiz-3433</guid>
                <description><![CDATA[Birleşik Krallık Birinci Devlet Bakanı Louise Haigh, 15 Eylül 2026’da Brighton’da düzenlenen Sendikalar Kongresi’nde (Trades Union Congress - TUC) yaptığı konuşmada, hükümetinin Gazze’deki duruma yaklaşımını net bir şekilde ortaya koydu ve sert bir açıklamada bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Birleşik Krallık Birinci Devlet Bakanı Louise Haigh, 15 Eylül 2026’da Brighton’da düzenlenen Sendikalar Kongresi’nde (Trades Union Congress - TUC) yaptığı konuşmada, hükümetinin Gazze’deki duruma yaklaşımını net bir şekilde ortaya koydu ve sert bir açıklamada bulundu.</strong></p>

<p>Haigh, <em><strong>“Artık masum Filistinli aileler parçalanırken, Gazze’de masum çocuklar öldürülürken ve iki devletli çözüm umudu gözümüzün önünde buharlaşırken seyirci kalmayacağız” </strong></em>dedi.</p>

<p>Konuşmasında Başbakan’ın da belirttiği gibi Britanya’nın bu konuda<em><strong> “çok yavaş kaldığını”</strong></em> kabul eden Haigh, <em><strong>“Dünyaya kim olduğumuzu hatırlatmanın hiç bu kadar önemli olmadığı bir dönemde tereddüt ettik. Kongre, artık değil”</strong></em> ifadelerini kullandı.</p>

<p>Haigh, geçen hafta Dışişleri Bakanı Ed Miliband tarafından açıklanan yaptırımların rotayı değiştirmek amacıyla yapıldığını belirterek, yasa dışı yerleşimlere yönelik hedefli adımlar atıldığını, İsrail hükümeti üzerindeki baskının artırıldığını ve Orta Doğu’da barış umudunun canlı tutulmaya çalışıldığını söyledi.<br />
&nbsp;<br />
<strong>Louise Haigh şunları söyledi:</strong><br />
<em><strong>Masum Filistinli ailelerin parçalanmasına artık seyirci kalmayacağız…</strong></em></p>

<p><em><strong>Gazze'de masum çocuklar öldürülürken…</strong></em></p>

<p><em><strong>Ve iki devletli çözüm umudu gözlerimizin önünde yok olurken...</strong></em></p>

<p><em><strong>Ed Milliband'ın geçen hafta açıkladığı yaptırımlar, gidişatı değiştirmekle ilgili.</strong></em></p>

<p><em><strong>İsrail halkı, hükümetlerinin eylemlerinden sorumlu değildir…</strong></em></p>

<p><em><strong>Bu nedenle, yasadışı yerleşim yerlerini kasten hedef alıyoruz…</strong></em></p>

<p><em><strong>İsrail hükümeti üzerindeki baskı giderek artıyor…</strong></em></p>

<p><em><strong>Ve Ortadoğu'da barış umudunu canlı tutmaya yardımcı olmak.</strong></em></p>

<p><em><strong>Adaletsizliğe karşı duracağız.</strong></em></p>

<p><em><strong>Barış için mücadele edeceğiz.</strong></em></p>

<p><em><strong>Tek sesle konuşmak için uluslararası ortaklardan oluşan bir koalisyon kuracağız.</strong></em></p>

<p><em><strong>Ve dünyaya kim olduğumuzu hatırlatalım.</strong></em></p>

<p><em><strong>Ders açık ve net...</strong></em></p>

<p><em><strong>Toplu gücümüz önemlidir.</strong></em></p>

<p>Resmi kaynak:<br />
Konuşmanın tam metni Birleşik Krallık hükümetinin resmi internet sitesinde yayımlanmıştır: &nbsp;<br />
[<a href="https://www.gov.uk/government/speeches/first-secretary-of-state-louise-haighs-speech-to-the-trade-union-congress-2026">https://www.gov.uk/government/speeches/first-secretary-of-state-louise-haighs-speech-to-the-trade-union-congress-2026</a>](https://www.gov.uk/government/speeches/first-secretary-of-state-louise-haighs-speech-to-the-trade-union-congress-2026)</p>

<p>Kaynak: GOV.UK resmi konuşma metni.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 08:15:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/09/buyuk-britanyadan-sok-aciklama-gazzede-artik-seyirci-kalmayacagiz-1789623822.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Et ürünlerinde yeni dönem</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/et-urunlerinde-yeni-donem-3432</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/et-urunlerinde-yeni-donem-3432</guid>
                <description><![CDATA[Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, güvenilir gıda için et ürünlerine yeni standartlar getirdiklerini belirterek, "Sucuk ve pastırma gibi geleneksel lezzetlerimizin içine farklı katkılar katarak özünü bozanları engelliyor, dönerimizi 'yaprak' ve 'kıyma' olarak şeffafça etiketliyoruz." ifadesini kullandı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, güvenilir gıda için et ürünlerine yeni standartlar getirdiklerini belirterek, "Sucuk ve pastırma gibi geleneksel lezzetlerimizin içine farklı katkılar katarak özünü bozanları engelliyor, dönerimizi 'yaprak' ve 'kıyma' olarak şeffafça etiketliyoruz." ifadesini kullandı.</strong></p>

<p>Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hazırlanan "Türk Gıda Kodeksi Et, Hazırlanmış Et Karışımları ve Et Ürünleri Tebliği", Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.</p>

<p>Tebliğle, çiğ et, kıyma, kanatlı kıyma, hazırlanmış et karışımları, mekanik ayrılmış kanatlı eti ve et ürünlerinin, tekniğine uygun olarak üretilmesi, ambalajlanması ve piyasaya arzına ilişkin hususlar belirlendi.</p>

<p><strong>BURGER ÜRÜNÜNE KÖFTE KRİTERİ GETİRİLDİ</strong></p>

<p>Buna göre ürünlere et, süt, yumurta ve yoğurt haricinde protein ve azot kaynağı olabilecek diğer bileşenlerin eklenmesi engellendi.</p>

<p>Sucuk, pastırma ve kavurma gibi geleneksel ürünlerde tütsüleme işlemi ile fıstık ve peynir gibi çeşni maddelerinin kullanımı yasaklandı. Burger ürününün tanımı ve kriterleri belirlenerek köfte kriterlerine uygun şekilde üretilmesi sağlandı.</p>

<p>Döner adının etikette üretim şekline bağlı olarak "yaprak döner", "yaprak-kıyma döner" ve "kıyma döner" şeklinde belirtilmesi zorunlu hale getirildi.</p>

<p>Hazırlanmış kanatlı eti karışımları ile kanatlı eti dönerinin yağ oranı yüzde 20'den yüzde 15'e indirildi. Nişasta ve soya gibi dolgu maddelerinin ürün ağırlığını artırmak amacıyla kullanılmasını önlemek için kısıtlamalar getirildi.</p>

<p>Tebliğin yayımlanma tarihinden önce faaliyet gösteren gıda işletmecilerinin, 31 Mart 2027'ye kadar düzenleme hükümlerine uyum sağlamaları gerekiyor.</p>

<p><strong>"GÜVENİLİR GIDA İÇİN KARARLI ADIMLAR ATMAYA DEVAM EDİYORUZ"</strong></p>

<p>Bakan Yumaklı da söz konusu düzenlemeyi değerlendirdi.</p>

<p>Türk Gıda Kodeksi ile güvenilir gıda için kararlı adımlar atmaya devam ettiklerini, et ürünlerine yönelik yeni standartlar belirlediklerini ifade eden Yumaklı, şunları kaydetti:</p>

<p>"Ürün ağırlığını artırmak için etin içine soya ve nişasta katılması gibi uygulamalara son veriyoruz. Sucuk ve pastırma gibi geleneksel lezzetlerimizin içine farklı katkılar katarak özünü bozanları engelliyor, dönerimizi 'yaprak' ve 'kıyma' olarak şeffafça etiketliyoruz. Tavuk dönerdeki yağ oranını da yüzde 15'e çekerek hem sağlığı koruyor hem de standartları netleştiriyoruz. Sofralarımıza gelen her lokmanın güvenilir ve hak ettiği kalitede olması için denetimlerimizi ve düzenlemelerimizi kararlılıkla sürdüreceğiz."</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 07:28:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/09/et-urunlerinde-yeni-donem-1789619630.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sadece tam yağlı ve yağlı içme sütlerinde doğal ifadesi yer alabilecek</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/sadece-tam-yagli-ve-yagli-icme-sutlerinde-dogal-ifadesi-yer-alabilecek-3431</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/sadece-tam-yagli-ve-yagli-icme-sutlerinde-dogal-ifadesi-yer-alabilecek-3431</guid>
                <description><![CDATA[Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, gıda güvenilirliğinin temini, tüketicinin yanıltılmasının engellenmesi ve gıda işletmeleri arasında haksız rekabetin önlenmesi amacıyla Türk Gıda Kodeksi İçme Sütleri Tebliği'nde önemli değişikliklere gidildiğini duyurdu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, gıda güvenilirliğinin temini, tüketicinin yanıltılmasının engellenmesi ve gıda işletmeleri arasında haksız rekabetin önlenmesi amacıyla Türk Gıda Kodeksi İçme Sütleri Tebliği'nde önemli değişikliklere gidildiğini duyurdu.</strong></p>

<p>Bakan Yumaklı, yaptığı açıklamada, Türk Gıda Kodeksi İçme Sütleri Tebliği'ndeki değişikliğin Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdiğini bildirdi.</p>

<p><strong>Düzenlemeyle “süt bazlı içecek" tanımının Tebliğden çıkarıldığını belirten Yumaklı, şu bilgileri aktardı:</strong></p>

<p>“Süt bazlı içecek, 'miktar olarak son üründe en az yüzde elli oranında içme sütü içeren içeceği' şeklinde tanımlanıyordu. Ancak piyasada süt bazlı içecek olarak isimlendirilen herhangi bir ürün bulunmuyor. Süt içeren piyasaya arz edilmiş ürünler ya çeşnili/aromalı içme sütü veya süt içeren içecek olarak tanımlanıyor. Bu sebeple tanımı Tebliğden çıkarttık.</p>

<p>Tüketicilerin yanıltılmasının önlenmesi amacıyla içme sütlerinin yağlılık sınıflandırılması ile ilgili önemli değişiklik de yaptık. Daha önce yağlılık sınıflandırılmasında tam yağlı, yarım yağlı, yağsız sınıflarına uymayan ve etikete yağ miktarı<strong> ''% …yağlı' </strong>şeklinde yazılarak piyasaya arz edilen ara yağ sınıflandırmaları ortadan kaldırıldık. Yeni Tebliğ ile tam yağlı, yağlı, yarım yağlı ve yağsız şeklinde düzenleme yapıldı. Yeni sınıflandırmayla içme sütlerinin yağ sınıflandırması tüketiciler açısından daha anlaşılır hale getirildi. Bu sınıflandırma haricinde içme sütlerinde yağ sınıflandırması yapılması yasaklandı. Böylece tüketicinin yanıltılmasına sebep olabilecek çok farklı yağ oranlarıyla piyasaya içme sütü arz edilemeyecek."</p>

<p><strong>ÇEŞNİ VE ŞEKER ORANLARINDA DÜZENLEME</strong></p>

<p>Yumaklı, ayrıca çeşnili içme sütlerinde kullanılacak toplam çeşni oranına, kütlece en az yüzde 1 olacak şekilde ilk kez bir alt sınır getirildiği vurguladı.</p>

<p>İçme sütlerine ilave edilebilecek şeker oranının kütlece en fazla yüzde 5, ürünün toplam şeker oranının ise yüzde 9,5 olacak şekilde ilk kez sınırlandırıldığını altını çizen Yumaklı, şunları kaydetti:</p>

<p>“İçme sütlerine ilave edilecek<strong> 'şeker'</strong>, Türk Gıda Kodeksi Şeker Tebliği'nde tanımlanan yarı beyaz şeker, beyaz şeker ve ekstra beyaz şekerle sınırlandırılıyor. İçme sütlerine sakkaroz harici glukoz ve fruktoz şurubu gibi şeker türevlerinin eklenmesi artık engelleniyor. İçme sütlerinde aroma verici madde olarak sadece 'doğal aroma vericilerin' kullanılması yönünde düzenleme yapıldı.</p>

<p>Ayrıca içme sütlerinde 'doğal' ifadesinin kullanımına ilişkin düzenleme yapıldı. Buna göre; sadece tam yağlı ve yağlı içme sütlerinde doğal ifadesi kullanılabilecek. Doğal ifadesinin kullanılacağı içme sütleri katkı maddesi, çeşni maddesi, aroma verici vb. hiçbir ilave bileşen içermeyecek. Laktozsuz ya da laktozu azaltılmış içme sütlerinde 'doğal' ifadesi kullanılamayacak.</p>

<p>Yeni düzenlemelerimizin tüketicilerimiz ve sektörümüz için hayırlı, uğurlu olmasını temenni ediyorum. Gıda güvenilirliğinin temini, tüketicilerimizin yanıltılmasının engellenmesi ve gıda işletmeleri arasında haksız rekabetin önlenmesi amacıyla çalışmalarımız aralıksız devam ediyor."​</p>

<p>Tebliğin yayımından önce faaliyet gösteren gıda işletmeleri, yeni düzenlemeye 31 Mart 2027 tarihine kadar uyum sağlayacak.</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 07:20:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/09/sadece-tam-yagli-ve-yagli-icme-sutlerinde-dogal-ifadesi-yer-alabilecek-1789619165.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>AfD nasıl ABD ve İsrail yanlısı oldu? ABD ve İsrail karşıtlığından destekçiliğe</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/afd-nasil-abd-ve-israil-yanlisi-oldu-abd-ve-israil-karsitligindan-destekcilige-3430</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/afd-nasil-abd-ve-israil-yanlisi-oldu-abd-ve-israil-karsitligindan-destekcilige-3430</guid>
                <description><![CDATA[Jeopolitürk Gündem Tv’de Bora Özizmirli moderatörlüğünde, Almanya’da yükselen sağ dalganın merkezindeki AfD (Almanya için Alternatif) partisinin dış politika çizgisinde yaşanan değişim ele alındı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<iframe width="857" height="482" src="https://www.youtube.com/embed/QkSo2Mawvhk" title="AfD Nasıl ABD ve İsrail Yanlısı Oldu? ABD ve İsrail Karşıtlığından Destekçiliğe!" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe><p><strong>Jeopolitürk Gündem Tv’de Bora Özizmirli</strong> moderatörlüğünde, Almanya’da yükselen sağ dalganın merkezindeki AfD (Almanya için Alternatif) partisinin dış politika çizgisinde yaşanan değişim ele alındı. Programda Ali Rıza Özkan ve Umut Berhan Şen, partinin geçmişte ABD ve İsrail karşıtı tutumundan bugün Washington ve Tel Aviv hattına yakınlaşmasına giden süreci değerlendirdi.<br />
<br />
<strong><span style="color:#c0392b">AÇIKLAMAYI YOUTUBE ÜZERİNDEN İZLEMEK İÇİN AŞAĞIDAKİ GÖRSELİ TIKLAYINIZ:<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=QkSo2Mawvhk"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/image%20-%202026-09-16T234924_924.png" style="height:450px; width:800px" /></a></span></strong></p>

<p><strong>AFD’NİN İSRAİL TUTUMUNDAKİ TERSİNE DÖNÜŞ</strong></p>

<p>Ali Rıza Özkan, AfD’nin kuruluş döneminde İsrail’e karşı net bir tutum sergilediğini ve bu nedenle sürekli antisemitizm suçlamalarıyla karşılaştığını hatırlattı. <em><strong>“Bugün tam tersi oldu. AfD bugün İsrail’le Almanya’da belki de en yakın ilişki kuran parti” </strong></em>dedi. Özkan, benzer bir dönüşümün Yeşiller Partisi’nde de yaşandığını belirterek, partinin bir dönem sol değerleri savunduğunu ancak daha sonra Almanya tarihinin “en Amerikancı” Dışişleri Bakanı’nı çıkardığını ve Siyonist çevrelerle yakın ilişkiler kurduğunu söyledi.</p>

<p><strong>“TAÇ GİYEN BAŞ AKILLANIR” YORUMU</strong></p>

<p>Özkan, bu durumu “Taç giyen baş akıllanır” atasözüyle açıkladı: <em><strong>“Sistem dışına ya da sistemin kıyısında duran ve kitleselleşen partiler Almanya’da bir müddet sonra sisteme entegre ediliyor, sistem tarafından terbiye ediliyor. Şu anda AfD tam bunu yaşıyor.”</strong></em></p>

<p><strong>AVRUPA’DAKİ MİLLİYETÇİ PARTİLERİN ORTAK ÖZELLİKLERİ</strong></p>

<p>Bora Özizmirli, Avrupa’daki milliyetçi partilerin ortak özelliklerine dikkat çekti. AfD, İtalya’daki bazı isimler, İngiltere’deki Reform Partisi gibi oluşumların hem Putin yanlısı hem de İsrail ve Trump destekçisi göründüğünü belirterek,<em><strong> “Bu partiler Putin yanlısı diye anlatılıyor ama İsrail’i ve Trump’ı destekledikleri neden açıklanmıyor? Bu partiler aynı zamanda Müslüman karşıtı partiler” </strong></em>diye sordu. Özizmirli, AfD’nin HAMAS’ı terör örgütü olarak tanımlayan ve İsrail’i <em><strong>“sonuna kadar savunacağız” </strong></em>diyen açıklamalarını “dehşetle okuduğunu” ifade etti.</p>

<p><strong>RUSYA DESTEĞİNDEN SİSTEME ENTEGRASYONA</strong></p>

<p>Ali Rıza Özkan, bu partilerin küreselciliğin hakim olduğu dönemde yeşerdiğini ve Rusya’nın o dönemde küreselciliğe karşı bir direnç hattı oluşturmak amacıyla bazı milliyetçi ve aşırı milliyetçi yapılara destek verdiğini savundu. Ancak sürecin değiştiğini vurguladı:<em><strong> “Küreselcilik gerilerken bu partiler büyüdü. Toplumsal tepki devam ediyor ama yönetici sınıflarda entegrasyon söz konusu. Bu partiler sisteme entegre oluyor ve Rus etkisinden kurtuluyorlar.”</strong></em></p>

<p><strong>AFD’NİN RUSYA POLİTİKASINDAKİ YUMUŞAMA</strong></p>

<p>Özkan, AfD’nin Rusya politikasında da yumuşama yaşadığını, Alice Weidel dönemindeki söylemlerin “<em><strong>Ukrayna’da bir an önce barış istiyoruz” </strong></em>noktasına geldiğini belirtti. İngiltere, Fransa ve Almanya’daki benzer partilerde de aynı dönüşümün görüldüğünü savundu. Almanya’nın ABD’ye karşı bağımsız bir irade gösteremeyeceğini, dolayısıyla AfD’nin de ehlileşerek sisteme uyum sağladığını ifade etti.</p>

<p><strong>GÖÇMEN KARŞITI SÖYLEMLERİN GERÇEKÇİLİĞİ</strong></p>

<p>Göçmen karşıtı söylemlere de değinen Özkan, Almanya’daki yaklaşık 27 milyon yabancı kökenli nüfusun ülkeden gönderilmesinin ekonomik olarak imkânsız olduğunu savundu. <em><strong>“Bu, eğitimsiz Alman seçmeni kandırmak için kullanılan sloganlar. Almanya yabancılar olmasa kargo sisteminden sağlığa kadar birçok alanda durur” </strong></em>dedi. Özkan, Saksonya-Anhalt gibi eyaletlerde hükümet kurma ihtimalinin, partinin İsrail ve ABD ile ilişkilerde ve büyük sermayenin beklentileri doğrultusunda daha net bir dönüşüm göstereceğini ileri sürdü.</p>

<p>Programda AfD’nin dış politikadaki bu kırılmanın ardında jeopolitik hesaplar ve sisteme entegrasyon süreci olduğu görüşü öne çıktı.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 16 Sep 2026 23:16:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/09/afd-nasil-abd-ve-israil-yanlisi-oldu-abd-ve-israil-karsitligindan-destekcilige-1789591900.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yüksel Gülsoy yazdı: Veli’siz Aleviler!</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/yuksel-gulsoy-yazdi-velisiz-aleviler-3429</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/yuksel-gulsoy-yazdi-velisiz-aleviler-3429</guid>
                <description><![CDATA[Sosyolog ve Bektaşi Dervişi Yüksel Gülsoy, son günlerde süregiden tartışmalara yönelik kapsayıcı bir makale kaleme aldı. Temel duruş ve tutum konusunda son derece öğretici ve önemli yazıyı okurlarımızla paylaşıyoruz.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000"><strong>Veli’siz Aleviler</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugün Alevilik üzerinden yürütülen tartışmada karşımızda yalnızca “barış” kelimesiyle kodlanan bir siyasi gündem yok. Meseleyi farklı açılardan anlamaya ve yorumlamaya çalışan herkesin kolayca “barış karşıtı” veya “terör sevici” gibi başka ağır siyasi sıfatlarla etiketlenebildiği bir tartışma ortamındayız.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Oysa benim gördüğüm mesele çok daha derinde.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Asıl tartışmamız gereken, Alevilerin gelecekte hangi siyasal projenin içinde konumlandırılmak istendiğidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ve ben bu tartışma için şimdiden bir kavram ortaya koyuyorum:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Veli’siz Aleviler.</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>1. Bitlisi–Yavuz, İran ve Emperyalizm</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Son günlerde İdris-i Bitlisi–Yavuz Sultan Selim ittifakı üzerinden yapılan tarih okumalarını dikkatle izliyorum. Bu tarihsel referansın, özellikle İran'a yönelik olası bir hamle karşısında bir Sünni ittifak kurma çabası olarak okunması gerektiğini düşünüyorum.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yalnız bu ittifaka İdris-i Bitlisi–Yavuz Sultan Selim üzerinden destek istemek, Alevilerin tarihsel ve toplumsal hafızasını dikkate almayan ve kendini “Sünnilikle” sınırlayan bir yaklaşım olarak karşımıza çıkıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Fakat burada çok önemli bir ayrım yapmak gerekiyor; Anadolu Aleviliği, mezhepsel olarak zaten İran'daki Şii anlayışla aynı değildir. Anadolu Aleviliğinde çok eşlilik, kadının örtünmeye zorlanması veya mut'a nikâhı gibi uygulamalar belirleyici değildir. Dini otoritenin yani Seyyidlerin devletin tepesinde bulunması gerektiği yönündeki anlayış da Anadolu Aleviliğinin temel karakteristiği değildir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Dolayısıyla Alevilerin İran'ı mezhepsel olarak destekleyeceklerini düşünmek baştan itibaren hatalı bir yaklaşımdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ama bunun tersinden kurulacak bir denklem de yanlıştır: Alevilerin İran'la mezhepsel bir özdeşliği yoktur diye emperyalizme karşı İran'ın yanında durmayacakları sonucu da çıkarılamaz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bizim itirazımız tam da burada başlıyor:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Mesele İran değildir. Mesele emperyalizmdir.</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugün İran'ı hedef alan güçlerin yarın Türkiye Cumhuriyeti'ni de hedef almayacağının hiçbir garantisi yoktur. Hatta geçmişte açık olarak hedef almışlardı ve 15 Temmuz bunun açık delilidir. Eğer gerçekten amaç Türkiye Cumhuriyeti'nin bağımsızlığını ve güvenliğini korumaksa, Alevilerin herhangi bir devletin, istihbarat yapısının, bölgesel projenin veya siyasal hareketin kendi jeopolitik hesabına eklemlenmesine karşı çıkmak gerekir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Benim referans noktam budur:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Aleviler, başkasının jeopolitiğinin mezhep aparatına dönüştürülemez.</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>2. Tarihe Bir Bütün Olarak Bakmak</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Fakat tarih konuşacaksak, tarihi de tek taraflı konuşmayalım.</span></p>

<p><span style="color:#000000">“İdris-i Bitlisi–Yavuz ittifakı” diyerek yüzyıllar öncesine gidiyorsak, o tarihin devamını da konuşmak zorundayız.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Selçuklu'yu konuşuyorsak Selçuklu'nun sonunu da konuşacağız. Osmanlı'yı konuşuyorsak Osmanlı'nın çözülüşünü de konuşacağız. Fars ve Arap unsurlarla kurulan ilişkilerin, devletin belirli dönemlerde bu unsurların etkisine girmesinin ve bunun devletin çözülüşündeki rolünün nasıl tartışılabileceğini de konuşacağız.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tarih, bugünkü siyasi pozisyonumuza uygun sayfaları açıp diğerlerini kapatacağımız bir kitap değildir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Üstelik Alevilerin tarihsel hafızası yalnızca Yavuz'dan başlamaz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bizim hafızamızın kökleri çok daha geridedir. </span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Kerbela'ya kadar gider.</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>3. Alevilik ve Türklük Birbirinin Alternatifi Değildir</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">İşte tam burada Alevilik ile Türklük arasındaki ilişkiyi doğru kurmak gerekiyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevilik ile Türklüğü birbirinin alternatifi gibi sunmak, Anadolu'nun tarihini anlamamaktır.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Anadolu Aleviliği; Türk kültürü, Türk dili ve Türk tarihi demektir.</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi ozanlarının dili Türkçedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Pir Sultan'ın dili Türkçedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hacı Bektaş'ın Anadolu'daki mirası, Yesevi’den başlayarak Türk kültür dünyasının ta kendisidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kerbela'yı hafızasında taşıyan bu toplum, elbette kendi Türk tarihinin değerlerini de hafızasında taşıyacaktır. O tarih Türklerin Horasan’da Ehl-i Beyt’ten öğrendikleri mazlum insanın umudu olan İslam’dır. 300 yıl boyunca kabul etmedikleri zalimin İslamı olan Emevi İslam tarzı değildir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu nedenle Alevilik ile Türklük arasına bugün yapay bir duvar örmeye çalışmak, yalnızca siyasetle değil, tarihin kendisiyle de kavga etmektir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ehl-i Beyti seven bu Türkmenler tarafından kurulan Osmanlı ile Safeviler arasında 16. Yüzyılda yaşanan çatışma sonrasında Osmanlı, ciddi bir mezhebi anlayış değişikliği ile olası bir Safevi riskine karşı kendini katı Sünni bir çizgiye oturtmuş hatta bunu bir devlet dini haline dönüştürmüştür. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Doğudaki Kızılbaşlara karşı siyasi otoritesini devam ettirmek ve tekrar Kızılbaşlığa doğru herhangi bir yönelimi engellemek için de Kürtlerle sünni bir ittifak kurulmuştur. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ehl-i Beyti seven Türkmenler ise yüzlerce yıl bu sevgiyi korumak pahasına Osmanlı ve Osmanlı'nın doğudaki bekçiliğini yapan Kürt unsurların sünnileştirme politikalarına karşı direnmişlerdir. Hatta bir kısmı Kürtleşmiş olmalarına rağmen Ehl-i Beyt sevgilerini korumuşlardır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi köylerinin dağlarda, bellerde veya yolu izi olmayan yerlerde olmasının bir sebebinin de bu tarihsel süreçtir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>4. Cumhuriyet ve Ortak Yurttaşlık</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">İşte burada Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti'nin yüzlerce yıl ötelenmiş Alevi Türkmene söylediği şey şudur:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<strong>Sen de bu devletin kurucu asli unsurusun; biz aynıyız.”</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Üstelik bu söz “<strong>Cumhuriyet kimsesizlerin kimsesidir</strong>” denilerek Cumhuriyet vatandaşı olmayı kabul ve herhangi bir aidiyeti olmayan insanlar dahil herkese söylenmiştir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşu ile Aleviler, kendi bakış açımdan, yurttaşlık temelinde ortak bir statü kazanmışlardır. Devlet hayatının farklı alanlarında liyakat temelinde yer bulabilmiş, eğitim ve ticaret alanında önemli başarılar elde etmişlerdir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Şimdi Alevilere Osmanlı’nın kuruluşunda muteber olan kimlikleri değil veya Cumhuriyet ile birlikte 100 yıldan bu yana sahip çıktıkları vatandaşlık değerleri değil 400 yıl boyunca kabul görmeyen Türk ve Alevi kimlikleri hatırlatılmaktadır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bizler cumhuriyet ile 100 yıldan bu yana Türk vatandaşlığı ile kabul ettiğimiz hatta bundan gurur ve onur duyduğumuz bu kimliği neden inkâr edelim?</span></p>

<p><span style="color:#000000">“İnkâr” ile sert bir ifade kullandığımın farkındayım.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ama Alevi Türkmenler, bir üst kimlik olan Türk vatandaşlığı kimliği içinde her türlü vatandaşlık hakkından faydalanırken, neden kendini sürekli ayrışma ile kodlayan bir siyasi anlayışı desteklesinler?</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>5. Anayasal Türk Vatandaşlığı ve Ortak Aidiyet</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">İsim vermeden bir örnek üzerinden düşünelim.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yurt dışında yaşayan, farklı bir etnik kökenden gelen bir akademisyenin, başka bir ülkede yaşadığı bir anlaşmazlık sırasında kendisini savunurken “Ben Amerikan vatandaşıyım” dediğini düşünelim. (Bu gerçek bir vak’a ama isim açıklamayacağım)</span></p>

<p><span style="color:#000000">Burada “Amerikan vatandaşıyım” ifadesinin bir etnik soy beyanı olmadığını hepimiz biliriz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Amerikan vatandaşlığı bir etnik soy tarifinden ibaret değildir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Peki, aynı mantığı Türk Vatandaşlığı için neden kuramıyoruz?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Türk vatandaşlığını sürekli olarak bir ırk meselesine dönüştürmek, anayasal vatandaşlığın anlamını daraltmak değil midir?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Buradaki esas mesele şudur:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Anayasal Türk vatandaşlığı, farklı kökenlerden gelen insanları ortak bir siyasal aidiyet içerisinde buluşturur.</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Buna karşılık alt kimlikleri sürekli öne çıkarıp insanları “önce Kürt”, “önce Alevi”, “önce şu”, “önce bu” diye tarif etmek, benim kanaatimce toplumsal bütünlüğü güçlendirmez. Tam tersine, ayrışma riskini büyütür.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>6. Ali'siz Alevilik ve Kimliğin Parçalanması</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><u><strong>Ve biz bu ayrışmayı zaten deneyimledik.</strong></u></span></p>

<p><span style="color:#000000">Almanya'da yıllar önce yaşanan bir deneyim var. Alevilik ile Kürt siyasal kimliğini aynı zeminde buluşturmaya çalışan bazı yaklaşımların sonucunda ortaya çıkan <strong>Ali'siz Alevilik.</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu Kürtlerle beraber yol yürümek adına türetilmiş yeni Alevilik, hiçbir sorunu çözmedi. Belki Almanya veya Avusturya gibi ülkelerde diğer Müslüman topluluklardan farklı olarak çalışma hayatında, eğitim hayatında vs. bazı imtiyazlar elde etmiş olsalar bile bu Türkiye’de yaşayan Aleviler için yeni sorun alanları oluşturdu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Çünkü bir kez şu düşünceyi kabul ederseniz:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“Aleviliğin şu tarihsel unsurunu çıkarabiliriz.”</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yarın başka biri gelir:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“Bunu da çıkaralım.”</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sonra bir başkası:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“Şunu yeniden yorumlayalım.”</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bir diğeri:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“Bizim Aleviliğimiz daha eski.”</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bir başkası:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“Pirler aslında şöyleydi.”</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ve sonunda bir inanç ve kültür dünyası, kendi içinde yeni mikro kimliklere ayrılmaya başlar.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Luviciler…</span></p>

<p><span style="color:#000000">Işıkçılar…</span></p>

<p><span style="color:#000000">Pir Silvanusçular…</span></p>

<p><span style="color:#000000">Göbeklitepeciler…</span></p>

<p><span style="color:#000000">Mazdekçiler…</span></p>

<p><span style="color:#000000">Benim dikkat çektiğim sosyolojik mesele başka:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Parçalanmayı meşru bir yöntem hâline getirirseniz, parçalanmanın nerede duracağını artık siz belirleyemezsiniz.</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Bir kimlikten bir parçayı çıkarmak kolaydır. Fakat o parçanın yerine başka bir parçanın eklenmesini engellemek çok daha zordur.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>7. Bugünün Siyaseti ve Yeni “Yetmez Ama Evet” Arayışı</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Şimdi gelelim bugünün siyasetine.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ben siyasal Kürt hareketinin Alevilerden talep ettiği desteği yalnızca “barış” söylemi üzerinden okumuyorum.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Benim siyasi okumama göre bunun arkasında daha geniş bir seçmen ve güç dengesi hesabı da bulunabilir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Siyasal iktidar uzun yıllardır Sünni-muhafazakâr Türk seçmenden önemli bir destek alıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ben siyasal Kürt hareketinin arayışının bir boyutunun da bu geniş siyasal desteğin karşısına Alevi Türklerden gelecek yeni bir toplumsal ve siyasal destek alanı koymak olduğunu düşünüyorum.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu elbette benim siyasi değerlendirmemdir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yani mesele yalnızca belirli bir seçmen grubunun konsolidasyonu değildir. Mesele, daha geniş bir toplumsal ve siyasal taban oluşturma arayışı olarak da okunabilir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Burada geçmişteki “liberal yetmez ama evet” çevrelerinin hikâyesini hatırlamak gerekiyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ben bunu daha önce bir referandum tartışmasında da ifade etmiştim:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Bugünkü arayış, bir bakıma kendi yeni “yetmez ama evet”çi Alevilerini bulmaya çalışıyor.</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>8. Alevi Hafızası ve Üç Soru</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Fakat burada mutlaka hesaba katılması gereken bir şey var:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Alevilerin hafızası.</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">İyi ki Aleviler bugüne kadar herhangi bir siyasal desteği sorgusuz sualsiz vermediler.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Çünkü Alevilerde siyasi sloganlardan daha güçlü bir şey var:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Tarihsel hafıza.</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">İdris-i Bitlisi'den Yavuz'a…</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yavuz'dan Osmanlı'nın sonraki yüzyıllarına…</span></p>

<p><span style="color:#000000">Oradan Cumhuriyet'e…</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ve aslında tüm bunlardan daha geriye, Osmanlı’nın kuruluş dönemi ve Kerbela'ya kadar uzanan bir hafıza.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu hafıza Alevilere şunu söylüyor:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Devletler değişir. İttifaklar değişir. Siyasi aktörler değişir. Ama hafıza kalır.</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Cumhuriyet değerlerinin kendisini insan yerine, yurttaş yerine koyduğunu da unutmaz Alevi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugün “barış” kelimesiyle Alevilerden bir siyasi ittifaka destek istenebilir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi ise haklı olarak sorar:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Benden ne istiyorsun?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Beni nereye koyuyorsun?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Bugün kurduğun ittifak yarın değişirse beni nereye bırakacaksın?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>9. Veli'siz Aleviler: Benim Kavramsal Uyarım</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Bence asıl mesele tam da burada başlıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ali'siz Alevilik bir kez mümkün olduysa, yarın bazı Alevi topluluklarının siyasi tavırları birilerinin beklentileriyle uyuşmadığında “Veli'siz Aleviler” diye yeni bir Alevilik tanımının ortaya çıkarmayacağınızın garantisi nedir?</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İşte benim “Veli'siz Aleviler” kavramını ortaya atmamın nedeni tam olarak budur.</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugün Atatürk çizgisinde duran Aleviler ve Bektaşiler var.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Türk tarihinin, Cumhuriyet'in ve Atatürk'ün Alevilik açısından taşıdığı anlamı savunan insanlar var.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Peki yarın birileri çıkıp:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“Bunlar fazla Türk.”</span></p>

<p><span style="color:#000000">“Bunlar fazla Atatürkçü.”</span></p>

<p><span style="color:#000000">“Bunlar bizim yeni Alevilik anlayışımıza uymuyor.”</span></p>

<p><span style="color:#000000">derse?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sonra yeni bir Alevilik tanımı yapılırsa?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Önce Ali'yi çıkarırsınız. Alevilikten Ali'yi çıkaran anlayış, siyasi ihtiyaçları değiştiğinde Veli'yi de çıkarabilir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sonra Atatürk'ü, sonra Türk tarihini, sonra Aleviliğin Anadolu'daki tarihsel serüvenini Alevilikten çekip çıkarabilir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ve bir gün dönüp şunu söylemek zorunda kalırsınız:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<strong>Alevi aydınlardan yeterli desteği göremiyoruz?”</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">İşte ben bu söyleme karşı çıkıyorum.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Çünkü Aleviliğin başka bir siyasi kimliğin yedeğine dönüşmesini istemiyorum.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>10. Sonuç: Alevilik Başkasının Projesi Değildir</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Aleviliğin herhangi bir siyasi hareketin, devletin veya uluslararası aktörün kendi hesabına göre biçimlendirilmesini doğru bulmuyorum.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Aleviler kimsenin yan kuruluşu değildir.</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Aleviler kimsenin hazır oy deposu değildir.</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Aleviler başka bir siyasi projenin eksik parçası değildir.</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugün Alevilerden beklenen şey belki de çok basit görünüyor:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“Bizimle birlikte olun.”</span></p>

<p><span style="color:#000000">Benim cevabım da basit:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Önce nereye gittiğinizi söyleyin.</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Çünkü mesele yalnızca bugünün siyasi ittifakı değildir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Mesele, yarının Aleviliğinin kim tarafından ve hangi siyasi ihtiyaçlara göre tarif edileceğidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ben “Veli'siz Aleviler” kavramını tam da bu nedenle ortaya atıyorum.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu bir kehanet değil.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bir suçlama da değil.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Bir uyarıdır.</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Bir sosyolojik ihtimalin adıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kimlikleri sürekli yeniden tanımlayan siyasi süreçler, sonunda o kimliğin sahibini de kendi kimliğinin dışına itebilir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Aleviler buna izin vermemelidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kendi tarihlerini başkalarının siyasi ihtiyaçlarına göre yeniden yazdırmamalıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Çünkü tarihini başkasına yazdıran, bir süre sonra kimliğini de başkasına teslim eder.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevilik başkalarının siyasal projesinin içinde eriyecek kadar sahipsiz değildir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İşte bu yüzden:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Ne Ali'siz Alevilik…</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Ne Veli'siz Alevilik…</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Yüksel GÜLSOY<br />
Sosyolog</strong></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 16 Sep 2026 16:24:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/09/yuksel-gulsoy-yazdi-velisiz-aleviler-1789565916.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Öcalan “Yavuz Selim-İdris-i Bitlisi İttifakı”nı savundu</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ocalan-yavuz-selim-idris-i-bitlisi-ittifakini-savundu-3428</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ocalan-yavuz-selim-idris-i-bitlisi-ittifakini-savundu-3428</guid>
                <description><![CDATA[Alevilerin tepkisini çeken “Yavuz Sultan Selim - İdris-i Bitlisi ittifakı” benzetmesi hakkında açıklama yapan Abdullah Öcalan açıkça, amacının geçmişte kurulan ittifak anlayışını güncellemek olduğunu belirtti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Abdullah Öcalan’a ait olduğu belirtilen bazı görüşme notlarında, Yavuz Sultan Selim ile İdris-i Bitlisi arasında 16. yüzyılda bir ittifak yapıldığı ve bunun bugün Türkiye ile Kürtlerin ilişkilerinde model olabileceği fikri tartışma yaratmış ve Alevilerin tepkisini çekmişti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>SÖZLER ÖCALAN’A AİT DEĞİL DİYENLER YALANCI ÇIKTI!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Bilindiği gibi, Alevi Bektaşilerin “<em><strong>Yavuz Selim-İdris-i Bitlisi İttifakı</strong></em>” benzetmesine büyük tepki göstermesi üzerine, Öcalan adına yapılan bir “<strong><em>el yazısı</em></strong>” açıklamada, bu fikrin kendisine ait olmadığı ve “süreci sabote etmek isteyenler” tarafından metnin değiştirildiği iddia edilmişti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Öcalan’ın görüşlerinin çarpıtıldığını</strong></em>” iddia eden DEM Parti İmralı Heyeti, yaptığı açıklamada, yayımlanan metinlerde Abdullah Öcalan’a ait olmayan ifadelerin yer aldığını ve Alevileri sürece karşı konumlandırmak için yanlış algı yaratılmaya çalışıldığını belirtmişlerdi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Her ne kadar Öcalan’ın el yazısıyla bu açıklamanın kendisine ait olmadığı iddia edilse de, 13 Eylül 2026 tarihinde Öcalan’ı ziyaret eden DEM Parti İmralı Heyetinin açıkladığı mesajlarda “<em><strong>Yavuz Selim-İdris-i Bitlisi İttifakı</strong></em>” fikrinin Abdullah Öcalan’a ait olduğu bir kez daha teyit edilmiş oldu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Dolayısıyla, Alevilerin tepkilerinin yersiz ve temelsiz olduğunu iddia eden siyasetçiler ve gazeteciler bizzat Abdullah Öcalan tarafından boşa düşürülmüş oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ÖCALAN: DEDİM, AMA NİYE DEDİM, HELE BİR SOR!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">DEM Parti İmralı Heyeti tarafından açıklanan, “<strong><em>Yavuz Selim-İdris-i Bitlisi İttifakı</em></strong>” görüşlerini tekrarlayan Abdullah Öcalan’ın açıklaması şöyle:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>İdris-i Bitlisi’nin Sünni mirliklerle Osmanlı arasındaki ittifakını hatırlatmak, onu eksiklikleri ile beraber olduğu gibi yeniden canlandırmak değildir. Tam tersine, geçmişte mirlerin ve egemenlerin çıkarına kurulan ittifak anlayışını, bugün halkların ve inançların çıkarı doğrultusunda güncellemektir. Alevilerin tarihsel hafızasını ve bu nedenle oluşan kaygılarını elbette ciddiye almak gerekir. Buradaki amaç Aleviliği Sünnilik içinde eritmek değil, Kürtleri ve Alevileri kendi kimlikleri ve özgünlükleriyle bu yeni demokratik ittifakın kurucu öznesi haline getirmektir. Söz konusu olan mirlerin değil halkların ittifakıdır. Amaç egemenliğin değil eşitliğin ve özgürlüğün ittifakıdır. Alevi Rönesansı da bu ortak demokratik geleceğin en önemli sütunlarından biridir.</strong></em>”</span></p>

<p><span style="color:#000000">Görüldüğü gibi, Abdullah Öcalan Yavuz Sultan Selim ile İdris-i Bitlisi arasında Doğu Anadolu bölgesinin Kürtlere bırakılması karşılığında yapılması istenen Alevi-Kızılbaş katliamı üzerine işbirliğini savunarak, bunu “<em><strong>güncelllemek</strong></em>”ten söz ediyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Önceki görüşlerini terk etmediği açıkça görülen Öcalan, yapılan ittifak önerisi ile hiçbir bağlama sahip olmayan “<em><strong>Aleviliği Sünnilik içinde eritmek değil</strong></em>” ve “<strong><em>mirlerin değil halkların ittifakı</em></strong>” gibi tanımlamaları kullanarak, açıkça Alevileri kandırmaya çalışıyor.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 16 Sep 2026 14:42:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/09/ocalan-yavuz-selim-idris-i-bitlisi-ittifakini-savundu-1789559294.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bülent Gürsoy’un “Mutlak Butlan: Yüzleşme” kitabı raflarda</title>
                <category>KÜLTÜR SANAT</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bulent-gursoyun-mutlak-butlan-yuzlesme-kitabi-raflarda-3427</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bulent-gursoyun-mutlak-butlan-yuzlesme-kitabi-raflarda-3427</guid>
                <description><![CDATA[Bülent Gürsoy’un kaleme aldığı “Mutlak Butlan: Yüzleşme” kitabı yayımlandı ve okuyucuyla buluştu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi’nin Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) hakkında verdiği “<em><strong>Mutlak Butlan</strong></em>” kararı, detaylı bir inceleme ile kitaplaştırıldı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bülent Gürsoy imzasını taşıyan “<em><strong>Mutlak Butlan: Yüzleşme</strong></em>” kitabı, güncel siyasetin en çok konuşulan başlıklarından birini hukuk, demokrasi ve iletişim boyutlarıyla mercek altına alıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Mutlak Butlan: Yüzleşme</strong></em>”, konuyu yalnızca günlük siyasi tartışmalar üzerinden değil, siyasal iletişim, kriz yönetimi ve medya analizi ekseninde kapsamlı bir yaklaşımla ele alıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">2023 seçimleri öncesinden başlayarak 38. Kurultay ve sonrasındaki süreci tüm ayrıntılarıyla aktaran kitapta okuyuculara zengin bir arşiv sunuluyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Okur, başlangıç olarak bir ‘<em><strong>KRONOLOJİK AKIŞ</strong></em>’, ardından ‘<em><strong>SÜRECİN ÖZETİ</strong></em>’ ve devamında da sürecin tüm detaylarını içeren bir bütünlükte ‘<strong><em>SÜRECE DAİR TEMEL BİLGİLER</em></strong>’ ana bölümleri ile karşılaşıyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Metinlerde yer alan karekod bağlantıları sayesinde okuyucular, ilgili olayların videolarına, gazete kupürlerine ve sosyal medya paylaşımlarına doğrudan ulaşabiliyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kitabın son bölümünde, sürecin ana aktörlerinden Kemal Kılıçdaroğlu ile yapılmış oldukça derinlikle ve özel bir söyleşi yer alıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Parti iradesi, hukuki zemin ve siyasi sonuçları merak eden araştırmacılar ile takipçiler için başucu niteliği taşıyan “<strong><em>Mutlak Butlan: Yüzleşme</em></strong>”, okurları siyaset ve hukuk tarihindeki bu kritik aşamayla yüzleşmeye davet ediyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yazarın okuruna mesajı: “<em><strong>Sonuçta bu karara sebep olan asıl sorumluların, Kılıçdaroğlu’na yönelttikleri nefretin arkasına saklanarak o nefretin gölgesinde kendilerine iktidar aradıklarını ama gerçekle yüzleşildiğinde bunun o ekiple ve o ekibin; anlayışıyla, zihniyetiyle, birikimiyle mümkün olamayacağını anlayacaksınız.</strong></em>”</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 15 Sep 2026 23:35:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/09/bulent-gursoyun-mutlak-butlan-yuzlesme-kitabi-raflarda-1789504825.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bakü Fatihi Nuri Paşa kabri başında anıldı</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/baku-fatihi-nuri-pasa-kabri-basinda-anildi-3426</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/baku-fatihi-nuri-pasa-kabri-basinda-anildi-3426</guid>
                <description><![CDATA[Çepni Dernekleri Federasyonu, Azerbaycan Kültür Evi, Veteran Qadınlarına Sosial Yardım İçtimai Birliği üyeleri, Kafkas İslam Ordusu Komutanı ve Bakü Fatihi Nuri Paşa’yı (Killigil) vefatının yıl dönümünde Edirnekapı Şehitliği’ndeki kabri başında düzenlenen törenle andı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Edirnekapı Şehitliği'nde bir araya gelen Çepni Dernekleri Federasyonu,&nbsp;&nbsp;Azerbaycan Kültür Evi, Veteran Qadınlarına Sosial Yardım İçtimai Birliği üyeleri büyük komutan, milli bağımsızlığımızın neferi, Azerbaycan Fatihi Nuri Paşa'yı andı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bakü’nün düşman işgalinden kurtuluşunun 108. yılı münasebetiyle gerçekleştirilen anma törenine çok sayıda federasyon üyesi ve vatandaş katıldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Saygı duruşu ve dualarla başlayan programda, Nuri Paşa ve Kafkas İslam Ordusu’nun aziz şehitleri yâd edildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>KARDEŞLİĞİN SINIR TANIMADIĞINI GÖSTEREN BİR TARİH</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Törende konuşan Çepni Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Muhammet Arif Genç, 15 Eylül 1918 tarihinin yalnızca askerî bir zafer değil, Türk milletinin dayanışma simgesi olduğunu belirtti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Genç, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:</span></p>

<p><span style="color:#000000">"<strong><em>Bugün burada, Türk milletinin tarihindeki en anlamlı mücadelelerden birinin kahramanı olan Nuri Paşa’yı, bıraktığı büyük mirasın başında anmak için toplandık. 15 Eylül 1918’de Kafkas İslam Ordusu’nun Bakü’ye girişi; aynı milletin farklı coğrafyalardaki evlatlarının birbirine sahip çıktığı, kardeşliğin sınır tanımadığını gösteren bir tarihtir. Nuri Paşa komutasındaki ordumuz, Anadolu’dan Azerbaycan’a uzanan bir gönül köprüsü kurmuştur.</em></strong>"</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>TÜRK DÜNYASININ ORTAK TARİHİNE SAHİP ÇIKACAĞIZ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Tarihî mirası gelecek nesillere aktarma sorumluluğuna dikkat çeken Genç, Çepni boyunun vatanlaşma sürecindeki rolüne değinerek şunları kaydetti:</span></p>

<p><span style="color:#000000">"<em><strong>Bizler sadece bir tarihî şahsiyeti anmıyor; birlik, kardeşlik ve kültürümüze sahip çıkma anlayışını yaşatıyoruz. Çepniler, tarih boyunca devletinin ve milletinin yanında yer almış bir Oğuz boyudur. Nuri Paşa’nın ve şehitlerimizin aziz hatırası önünde söz veriyoruz: Türk dünyasının ortak tarihine sahip çıkacak, kültürümüzü ve kardeşlik bağlarımızı daima canlı tutacağız.</strong></em>"</span></p>

<p><span style="color:#000000">Program, Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Nuri Paşa, Kafkas İslam Ordusu neferleri ve tüm vatan şehitleri için yapılan duaların ardından sona erdi.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 15 Sep 2026 14:27:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/09/cepni-dernekleri-federasyonu-nuri-pasayi-kabri-basinda-andi-1789471913.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Başkan Ali Kaim’den Çankaya Köşkü’nde ziyaret</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/baskan-ali-kaimden-cankaya-koskunde-ziyaret-3425</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/baskan-ali-kaimden-cankaya-koskunde-ziyaret-3425</guid>
                <description><![CDATA[Hacıbektaş Belediye Başkanı Ali Kaim, Cumhurbaşkanlığı Sosyal ve Gençlik Politikaları Kurulu Üyesi ve Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Kurucu Başkanı Ali Arif Özzeybek’i Çankaya Köşkü’nde ziyaret etti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Hacıbektaş Belediye Başkanı Ali Kaim, Cumhurbaşkanlığı Sosyal ve Gençlik Politikaları Kurulu Üyesi ve Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Kurucu Başkanı Ali Arif Özzeybek’i Çankaya Köşkü’nde ziyaret etti.</strong><br />
<br />
<strong>Hacıbektaş Belediye Başkanı Ali Kaim,</strong> beraberindeki Hacıbektaş Belediyesi Meclis Üyeleri Merve Özgün Aloğlu ve Ali Batur ile birlikte Ankara’da bir ziyaret gerçekleştirdi.</p>

<p>Başkan Kaim ve beraberindeki heyet, Cumhurbaşkanlığı Sosyal ve Gençlik Politikaları Kurulu Üyesi ve Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Kurucu Başkanı Ali Arif Özzeybek tarafından Çankaya Köşkü’nde ağırlandı.</p>

<p>Gerçekleştirilen görüşmede <strong>Hacı Bektaş Veli Dergâhı </strong>ve Hacıbektaş ilçesiyle ilgili birçok konu üzerinde istişarelerde bulunuldu.</p>

<p><strong>Ali Arif Özzeybek</strong>, ziyaretin ardından yaptığı paylaşımda, Hacıbektaş Belediye Başkanı Ali Kaim ve çalışma arkadaşlarını Çankaya Köşkü’nde ağırladıklarını belirterek, gerçekleştirilen görüşme için teşekkür etti.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 15 Sep 2026 09:56:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/09/baskan-ali-kaimden-cankaya-koskunde-ziyaret-1789455566.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Büyük Aile Platformu, &quot;Ailem Güvende&quot; operasyonlarını desteklediğini açıkladı</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/buyuk-aile-platformu-ailem-guvende-operasyonlarini-destekledigini-acikladi-3424</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/buyuk-aile-platformu-ailem-guvende-operasyonlarini-destekledigini-acikladi-3424</guid>
                <description><![CDATA[Büyük Aile Platformu, son 7 yıldır yürüttüğü çalışmalar kapsamında, devlet kurumlarının “Ailem Güvende” operasyonlarını kararlılıkla desteklediğini kamuoyuna duyurdu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Büyük Aile Platformu, son 7 yıldır yürüttüğü çalışmalar kapsamında, devlet kurumlarının “Ailem Güvende” operasyonlarını kararlılıkla desteklediğini kamuoyuna duyurdu.</strong></p>

<p>Platformdan yapılan yazılı açıklamada, 81 ildeki sivil toplum kuruluşları ve il aile platformları aracılığıyla ailenin korunmasına yönelik farkındalık oluşturulduğu vurgulandı. Açıklamada, <em><strong>“Kurulduğumuz günden bu yana insanlığın varoluşuna, fıtratına ve bağımsızlığına kasteden küresel odaklara karşı amansız bir mücadele veriyoruz. Bu itibarla, devlet kurumlarımızın aile bütünlüğünü ve evlatlarımızı tehdit eden odaklara karşı hayata geçirdiği ‘Ailem Güvende’ operasyonlarını kararlılıkla desteklediğimizi açıkça ilan ediyoruz”</strong></em> denildi.</p>

<p>Açıklamada, akademik raporlar ve saha çalışmalarına atıfta bulunularak, küresel emperyalizmin ve uluslararası lobilerin yerel işbirlikçileri üzerinden yürüttüğü sosyo-kültürel politikalara dikkat çekildi. Cinsiyetsizleştirme politikaları, zehir tacirliği, fuhuş ve dijital bağımlılıklar gibi unsurların toplumları millî, manevî ve kültürel bağlarından koparmayı amaçladığı ifade edildi. Aileye yönelik bu tehditlerin tesadüfi olmadığı, organize bir süreç olduğu belirtildi.</p>

<p>Platform, emniyet ve yargı birimleri eliyle başlatılan operasyonların<em><strong> “küresel çetelerin ve yerel iş birlikçilerinin emellerine karşı atılmış tarihî ve millî bir adım” </strong></em>olduğunu kaydetti. Koruyucu çerçeveyi tamamlamak için kamusal alanlardan eğitim kurumlarına, medyadan dijital mecralara kadar LGBT propagandası, dayatması ve örgütlenmesinin hukuken yasaklanması; cinsiyetsizleştirme propagandasına karşı net yasal düzenlemelerin yapılması ve çocukların zihinsel-fiziksel gelişimini koruyacak kapsamlı bir hukukî çerçevenin hayata geçirilmesi talep edildi.<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/image%20-%202026-09-15T011220_870.png" style="height:732px; width:672px" /></p>

<p><br />
<strong>AÇIKLAMA ŞÖYLE:</strong><br />
Büyük Aile Platformu olarak, son 7 yıldır "LGBT Propagandası ve Dayatması"na karşı ilmî-fikri-akademik&nbsp;<br />
çalışmalar yürütmekte ve 81 ildeki sivil toplum kuruluşlarımız ve&nbsp;<br />
il aile platformlarının marifetiyle “ailenin korunması”na dair güçlü bir farkındalık oluşturmaktayız.&nbsp;<br />
Kurulduğumuz günden bu yana insanlığın varoluşuna, fıtratına ve bağımsızlığına kasteden küresel odaklara&nbsp;<br />
karşı amansız bir mücadele veriyoruz.&nbsp;<br />
Bu itibarla, devlet kurumlarımızın aile bütünlüğünü ve evlatlarımızı tehdit eden odaklara karşı&nbsp;<br />
hayata geçirdiği "AİLEM GÜVENDE" operasyonlarını kararlılıkla desteklediğimizi açıkça ilan ediyoruz.&nbsp;<br />
<br />
Akademik raporlarımızda ve saha çalışmalarımızda sürekli vurguladığımız üzere; bugün insanlık,&nbsp;<br />
küresel emperyalizmin ve onun aparatı olan uluslararası lobilerin yerel işbirlikçileri üzerinden yürüttüğü&nbsp;<br />
sosyo-kültürel terörü ve kuşatması altındadır. Hak ve özgürlük maskesi altında ambalajlanan&nbsp;<br />
cinsiyetsizleştirme politikaları, zehir tacirliği, fuhuş tuzağı, dijital bağımlılıklar vb. yozlaşmalar;&nbsp;<br />
toplumları millî-manevî-kültürel bağlarından kopararak köksüzleştirmeyi amaçlayan&nbsp;<br />
küresel emperyalizmin doğrudan yürüttüğü kirli projelerdir.&nbsp;<br />
Aile yapımıza karşı küresel tehditlerle ilgili müktesebatımız ve 81 ildeki sivil direnç odak noktalarımızla ortaya&nbsp;<br />
koyduğumuz gibi; ailemizi hedef alan bu saldırılar tesadüfi değil, organize bir insanlık suçudur.&nbsp;<br />
Devletimizin emniyet ve yargı birimleri marifetiyle başlattığı Ailem Güvende operasyonları,&nbsp;<br />
küresel çetelerin ve onların yerel iş birlikçilerinin kirli emellerine karşı atılmış tarihî ve millî bir adımdır.&nbsp;<br />
<br />
Küresel merkezlerin yürüttüğü bu ifsat politikalarına karşı devletimizin başlattığı idari adımların toplumsal&nbsp;<br />
huzurumuz ve geleceğimiz adına hayatî bir önemi olduğu açıktır.&nbsp;<br />
Ancak bu koruyucu çerçevenin eksiksiz tamamlanması ve kalıcı hâle gelmesi için;&nbsp;<br />
kamusal alanlardan-eğitim kurumlarına ve medyadan-dijital mecralara kadar&nbsp;<br />
her türlü LGBT propagandası, dayatması ve örgütlenmesinin hukukî olarak yasaklanması;&nbsp;<br />
açık, net ve tavizsiz bir şekilde cinsiyetsizleştirme propagandasına karşı yasal düzenlemenin yapılması,&nbsp;<br />
çocuklarımızın zihinsel ve fiziksel gelişimini koruyacak&nbsp;<br />
kapsamlı bir hukuki düzenlemenin hayata geçirilmesi büyük önem taşımaktadır.&nbsp;<br />
Bu kararlı duruş doğrultusunda kamuoyuna duyururuz ki:&nbsp;<br />
• Akademik ve hukuki mecralarda sürdürdüğümüz mücadeleyi kararlılıkla sürdüreceğiz.&nbsp;<br />
• Küresel çetelerin propaganda araçlarıyla çocuklarımızın zihnini ve fıtratını bozmasına izin vermeyeceğiz.&nbsp;<br />
• Aile yapımızı ve toplumsal dokumuzu hedef alan her türlü gayrî millî ve gayri ahlakî oluşumlara,&nbsp;<br />
dijital tehlikelere ve örtülü dayatmalara karşı milletimizin sesi olmayı sürdüreceğiz.&nbsp;<br />
• Devletimizin başlattığı "Ailem Güvende" operasyonlarının tavizsiz bir şekilde genişletilmesinin,&nbsp;<br />
küresel lobilerin finansal ve dijital uzantılarına karşı alınacak koruyucu-önleyici hukukî tedbirlerin en üst&nbsp;<br />
düzeyde uygulanmasını talep ediyoruz ve bu talebimizin takipçisi olacağız.&nbsp;<br />
• Geleceğimizin ve millî bağımsızlığımızın teminatı olan aile kurumunu muhafaza etmeye devam edeceğiz.&nbsp;<br />
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.&nbsp;<br />
BÜYÜK AİLE PLATFORMU&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 15 Sep 2026 09:37:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/09/buyuk-aile-platformu-ailem-guvende-operasyonlarini-destekledigini-acikladi-1789454378.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kılıçdaroğlu: Çocuklarımıza günde bir öğün yemek verilmesi artık bir zorunluluktur</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kilicdaroglu-cocuklarimiza-gunde-bir-ogun-yemek-verilmesi-artik-bir-zorunluluktur-3423</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kilicdaroglu-cocuklarimiza-gunde-bir-ogun-yemek-verilmesi-artik-bir-zorunluluktur-3423</guid>
                <description><![CDATA[CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Okullarımızda çocuklarımıza günde bir öğün sıcak yemek verilmesi artık bir zorunluluktur.  yalnızca iktidara seslenmiyorum. Nerede bir okulun temizlik ihtiyacı varsa Cumhuriyet Halk Partili bir belediye başkanı bunu derhâl ama derhâl sağlamak zorundadır. "dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 2026-2027 eğitim-öğretim yılının başladığı ilk gün parti genel merkezinde bir basın toplantısı düzenledi. Okullardaki hijyen ve temizlik personeli eksikliği, beslenme yetersizliği, müfredat ve istihdam planlaması ile beyin göçü gibi temel eğitim sorunlarını ele alan Kılıçdaroğlu, eğitimin iktidar politikalarından bağımsız bir devlet aklı ve vicdan meselesi olarak görülmesi gerektiğini belirtti.</strong><br />
<br />
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, <em><strong>"Okullarımızda çocuklarımıza günde bir öğün sıcak yemek verilmesi artık bir zorunluluktur. &nbsp;yalnızca iktidara seslenmiyorum. Nerede bir okulun temizlik ihtiyacı varsa Cumhuriyet Halk Partili bir belediye başkanı bunu derhâl ama derhâl sağlamak zorundadır. </strong></em>"dedi.<br />
<br />
Kılıçdaroğlu açıklamasında<em><strong> "</strong></em><em><strong>Okullarımızda çocuklarımıza günde bir öğün sıcak yemek verilmesi artık bir zorunluluktur. Gelir dağılımındaki bozulma ve asgari ücretin bile açlık sınırının altında kaldığı bu ülkede çocuklarına günde bir öğün sıcak yemek veremeyen bir iktidar için bu en büyük ayıptır. Bugün pek çok ailenin çocuğu okula aç gitmekte ya da yetersiz beslenerek derse girememektedir. Açlık utanılacak bir hâl değildir; açlığı görmezden gelmek utanılacak bir hâldir. Bir öğün yemek yalnızca bir sosyal yardım kalemi değildir; çocuğun derse odaklanabilmesinin, öğrenebilmesinin ve eşit şartlarda yarışabilmesinin ön koşuludur.&nbsp;</strong></em><br />
<br />
<em><strong>B</strong></em><em><strong>u kürsüden yalnızca iktidara seslenmiyorum. Biz de Cumhuriyet Halk Partisi olarak yönettiğimiz her belediyede, her kurumda bu sorumluluğu taşımak zorundayız ve taşıyoruz da. Nerede bir okulun temizlik ihtiyacı varsa Cumhuriyet Halk Partili bir belediye başkanı bunu derhâl ama derhâl sağlamak zorundadır." </strong></em>ifadelerini kullandı.<br />
<br />
<strong>Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun açıklamasının tam metni şöyle:</strong><br />
<br />
<strong>EĞİTİM; BİR MİLLETİN KENDİSİNE VE YARININA DUYDUĞU GÜVENİN ADIDIR</strong></p>

<p>Değerli basın mensupları; bir ülkenin en kıymetli varlığı evlatlarıdır. Evladınıza baktığınızda o ülkenin yarınını görürsünüz. Evladın okuluna baktığınızda da o ülkenin kendisine nasıl baktığını görürsünüz. Onun için eğitim, bir bakanlığın yıllık faaliyet raporuna sığdırılacak bir kalem değildir. Millî Eğitim partiler üstü bir anlayışla ele alınmak zorundadır. Millî Eğitim devlet aklı işidir, vicdan işidir. Bakanlığın adındaki millî sözcüğünün amacı da budur. Eğitim, bir ülkenin yalnızca müfredatı değildir, sınav sonucu değildir, diploma sayısı hiç değildir. Eğitim; bir milletin, bir ulusun kendisine ve yarınına duyduğu güvenin adıdır. O güven sarsıldığında sınıf da sarsılır, ev de sarsılır, sokak da sarsılır.</p>

<p><strong>“OKUL, ÇOCUĞA HECE ÖĞRETEN BİR DURAK DEĞİLDİR”</strong></p>

<p>Değerli basın mensupları; cumhuriyetimizin kurucu iradesi eğitimi yalnızca okuma yazma öğrenilsin diye tasarlamamıştı; aydınlanmış, üreten, kendi ayakları üzerinde duran bir toplum inşa edilsin diye tasarlamıştı. Okul, çocuğa hece öğreten bir durak değildir. Okul; bir ulusun kendisini yetiştirdiği, yenilediği, geliştirdiği bir yerdir. Bugün geldiğimiz noktada o iradenin çok gerisinde kaldığımızı üzülerek ifade etmek isterim. Bunu bir serzeniş olsun diye değil, bunun için söylemiyorum; bir uyarıyı yapma görevi nedeniyle söylüyorum. Eğitim, çocuğa yalnızca bilgi aktarmak değildir. Okul; adaleti, dürüstlüğü, emeğe saygıyı, özgür düşünceyi ve ortak yaşam sorumluluğunu da kazandırmaktır. Okulun temel görevi budur. Bu bağlamda değerler eğitimi, çocuğa tek bir hayat tarzını dayatmak değildir. Cumhuriyetin eşit yurttaşlık anlayışını, bilimi, demokrasiyi ve ulusumuzun ahlaki birikimini de aktarmak, öğretmek zorundadır.</p>

<p><strong>“DİPLOMALI İŞSİZLER VARSA AÇIK BİR PLANLAMA SORUNU VARDIR”</strong></p>

<p>Değerli basın mensupları; bir diğer mesele eğitimden çalışma hayatına geçiştir. Bir yandan sanayimiz nitelikli eleman ararken, diğer yandan diplomalı işsizlerimiz iş arıyorsa burada açık bir planlama sorunu vardır. Oysa çocuklarımızın yetenekleri erken yaşta görülmeli; mesleki eğitim, yükseköğretim ve istihdam ihtiyacı birlikte planlanmalıdır. Gençlerimize yalnızca diploma değil, kendi ülkelerinde kurabilecekleri bir gelecek de verilmelidir.</p>

<p><strong>“GEÇİCİ PERSONELLE KALICI HİJYEN SAĞLANAMAZ”</strong></p>

<p>Değerli basın mensupları; büyük stratejilerden ve planlamalardan önce konuşmamız gereken çok daha temel bir mesele var. Aslında bu basın toplantısının amacı da buydu: Çocuklarımız hijyenik olmayan koşullarda okullarına gidiyorlar. Bu bir iddia değil; ülkenin dört bir yanından gelen eğitim sendikalarının, veli derneklerinin ve öğretmenlerin defalarca dile getirdiği bir gerçektir. Okullarımızda yeterli ve kalıcı temizlik personeli istihdam edilmemektedir. Toplum Yararına Program adı altında geçici olarak çalıştırılan personel, eğitim yılı henüz dolmadan, bitmeden görevden ayrılmak zorunda kalıyor. Bu program; işsiz yurttaşların belli bir süre kamu işlerinde çalıştırıldığı geçici bir istihdam uygulamasıdır. Oysa okul süreklidir, çocuk her gün okula gitmektedir. Temizlik geçici bir iş değildir, geçici personelle kalıcı hijyen sağlanamaz.</p>

<p>Sonuç ortadadır: Tuvaletlerde sabun bulunmamaktadır, tuvalet kâğıdı bulunmamaktadır, hijyen malzemesi bulunmamaktadır. Daha acısı da bu ihtiyaçlar çoğu zaman velilerin cebinden karşılanmaktadır. Dar gelirli aileler ise çocuklarının temiz bir tuvalete gidebilmesi için okulun istediği katkı listesiyle karşılaşmaktadırlar. Böylece zaten daralan ev bütçesine bir kalem daha eklenmektedir. Sonuçta uygulama, çocuğun onuru, ailenin utancı hâline gelmektedir. Bu asla ve asla kabul edilemez!</p>

<p>Bir ülke düşünün; uluslararası sınavlarda puanını yükselttiği için övünçle bunu duyurmaktadır, ancak o sınava giren çocuk okulun tuvaletinde sabun bulamamaktadır. Bu eğitim başarısının krizi değildir; bu, devlet aklının krizidir. Çocuğa "yükseldik" denilmektedir ancak çocuk elini yıkayacak sabun aramaktadır. O tabloyu bir kez gören vicdan, kutlayacak bir şey bulamaz.</p>

<p><strong>“UYGARLIK İDDİASI ÇOCUĞUN ELİNİ YIKADIĞI MUSLUĞUN YANINDA KURULUR”</strong></p>

<p>Değerli basın mensupları; Millî Eğitim Bakanı bu konuda temmuz ayında konuştu. Kadrolu ve kalıcı bir çözüm olmadığını söyledi. Temizlik ve güvenlikte yeniden hizmet alımı modeline dönmek üzere bir süreç yürüttüklerini açıkladı. Yani çocuklarımızın okuldaki temizliği yine geçici bir iş, yine ihaleye emanet edilecek. Oysa okul binası kalıcıdır; çocuk her sabah o binaya gitmektedir. Temizlik ihale dönemine bağlanamaz, bu kabul edilemez! Bunu ivedilikle çözmek zorundayız. Devletin en temel görevi çocuklarımızın sağlıklı, güvenli ve onurlu bir ortamda eğitim görmelerini sağlamaktır. Bu bir lütuf da değildir, bir anayasal yükümlülüktür. Temiz tuvalet lüks değildir, sabun lüks değildir, tuvalet kâğıdı lüks değildir. Bunlar sadece ve sadece uygarlığın ölçüleridir. Uygarlık iddiası kürsüde kurulamaz; uygarlık iddiası çocuğun elini yıkadığı musluğun yanında kurulur.</p>

<p><strong>“AÇLIK DEĞİL, AÇLIĞI GÖRMEZDEN GELMEK UTANILACAK BİR HÂLDİR”</strong></p>

<p>Değerli basın mensupları; bununla birlikte bir talebimizi daha kamuoyuyla paylaşmak isterim: Okullarımızda çocuklarımıza günde bir öğün sıcak yemek verilmesi artık bir zorunluluktur. Gelir dağılımındaki bozulma ve asgari ücretin bile açlık sınırının altında kaldığı bu ülkede çocuklarına günde bir öğün sıcak yemek veremeyen bir iktidar için bu en büyük ayıptır. Bugün pek çok ailenin çocuğu okula aç gitmekte ya da yetersiz beslenerek derse girememektedir. Açlık utanılacak bir hâl değildir; açlığı görmezden gelmek utanılacak bir hâldir. Bir öğün yemek yalnızca bir sosyal yardım kalemi değildir; çocuğun derse odaklanabilmesinin, öğrenebilmesinin ve eşit şartlarda yarışabilmesinin ön koşuludur. Karnı boş çocuk dikkatini toplayamaz. Dikkatini toplayamayan çocuk öğrenemez. Öğrenemeyen çocuk yarışa geriden başlar. Sonra o çocuğa "başarısızsın" denir. Oysa başarısız olan o çocuk değildir; başarısız olan, o çocuğu aç bırakan düzendir. Bu düzenin Türkiye'nin ikinci yüzyılına asla ve asla yakışmadığını da söylemek zorundayız. Biz bu talebi bir lüks olarak değil, asgari bir insanlık standardı olarak dile getiriyoruz. Bir kâse çorba, bir öğün yemek, bir sabun... Bunlar bütçeyi sarsacak kalemler değildir. Bunlar iktidarın, yani devleti yönetenlerin çocuğuna bakıp bakmadığının ölçüsüdür. Dijital çağda hiçbir iktidarın bu olumsuz tabloyu yaratmaya hakkı yoktur.</p>

<p><strong>“İKTİDAR YAPAMIYORSA BİZ YAPACAĞIZ”</strong></p>

<p>Değerli basın mensupları; bu kürsüden yalnızca iktidara seslenmiyorum. Biz de Cumhuriyet Halk Partisi olarak yönettiğimiz her belediyede, her kurumda bu sorumluluğu taşımak zorundayız ve taşıyoruz da. Nerede bir okulun temizlik ihtiyacı varsa Cumhuriyet Halk Partili bir belediye başkanı bunu derhâl ama derhâl sağlamak zorundadır. Ve yapıyorlar da, hakkını teslim etmek lazım. Çünkü bu talimatı bütün belediye başkanlarımıza verdik. Nerede bir öğün yemek projesi varsa onu da belediye başkanlarımız sunmakla yükümlüdürler. İktidar yapamıyorsa onu biz yapacağız. Eleştirimizin gücü, aynı zamanda kendi sorumluluğumuzu da üstlenmektir. Kapımızın önünü süpürmeden sokağın tozunu konuşamayız. Bunu unutmadan yürüyeceğiz.</p>

<p><strong>“BU ÜLKENİN EVLATLARI NE YABANCILAŞMAYA NE İŞSİZLİĞE NE DE SABUNSUZ BİR OKULA MAHKÛM OLMAMALIDIR”</strong></p>

<p>Değerli basın mensupları; bir ülkenin geleceği, o ülkenin çocuklarına verdiği değerde saklıdır. Çocuğa verilen değer nutukla ölçülmez; okuldaki sabunla ölçülür, öğretmene gösterilen saygıyla ölçülür, mezuna açılan kapıyla ölçülür, karnı doyan çocuğun gözündeki dikkatle ölçülür. Değeri olmayan okul insan yetiştiremez. Sabunu olmayan okul onuru zedeler. Onuru zedelenen çocuk yarınını da küçümser. Yarınını küçümseyen genç ülkesine yabancılaşır, yabancılaşan genç ise gider. Gidenin ardından "Niçin, neden gitti?" diye soru sormak geç kalmaktır. Bir havaalanından elinde diplomasıyla ülkesinden ayrılan gencimize baktığımızda, o gencin sadece bir yolcu olmadığını görürüz. Onunla birlikte bu ülkenin yetiştirdiği bilgi, emek, umut ve gelecek de o uçağa binmektedir. O nedenledir ki biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu sorunların takipçisi olacağız. Bu ülkenin evlatları ne yabancılaşmaya ne işsizliğe ne de sabunsuz bir okula mahkûm olmamalıdır. Onlara bu ülkeyi hakkıyla, onuruyla ve umutla teslim etmek bizim boynumuzun borcudur.</p>

<p>Hepinize teşekkür ederim değerli basın mensupları.<br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 15 Sep 2026 09:15:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/09/kilicdaroglu-cocuklarimiza-gunde-bir-ogun-yemek-verilmesi-artik-bir-zorunluluktur-1789453389.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türkoğuz Kılıçgedik yazdı: Alevilerin, Ali&#039;sizleri sahiplenmesi yanlıştır</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/turkoguz-kilicgedik-yazdi-alevilerin-alisizleri-sahiplenmesi-yanlistir-3422</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/turkoguz-kilicgedik-yazdi-alevilerin-alisizleri-sahiplenmesi-yanlistir-3422</guid>
                <description><![CDATA[Araştırmacı yazar Türkoğuz Kılıçgedik, Alevi kimliğinin korunması gerektiğini vurgulayarak, “Ali’sizler” olarak tanımladığı kesimin sahiplenilmesinin stratejik ve teolojik açıdan ciddi bir hata olduğunu belirten bir yazı kaleme aldı. İşte Türkoğuz Kılıçgedik'in o yazısı:]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong>Alevi Kimliğinin Marjinal (Ali’siz/Ateist) Tehditler Karşısında Korunması Esastır</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong>Giriş</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Alevilik, İslam’ın Velayet geleneği olarak, tarihsel ve teolojik merkezine Hz. Ali’yi, On İki İmamlar’ı, Ehl-i Beyt sevgisini yerleştiren, Dört Kapı öğretisi ile sistemleşen kendine özgü bir inanç, kültür ve toplumsal örgütlenme sistemine sahiptir. Bu sistem, “yol” (dört kapı), “erkân” (cem), “soy” (ocakzadelik) ve “ikrar” (bağlılık yemini) gibi temel kurumlar üzerine inşa edilmiştir. Ancak, modern ve küreselleşen dünyada, her geleneksel dini topluluk gibi Alevi toplumu da içsel farklılaşmalar ve dışsal ideolojik etkilerle karşı karşıya kalmaktadır. Bu bağlamda, “Ali'sizler” olarak tanımlanan bir fenomen ortaya çıkmıştır. Bu terim, atası Alevilikten gelen kişilerce veya onları finanse eden kesimlerce Alevilik kökenliymiş gibi, ancak Hz. Ali merkezli Alevi öğretisini, tarihini ve İslami referanslarını reddeden; dolayısıyla Aleviliği ret eden, bunun yerine sosyalizm, radikal sekülerizm veya ateizm gibi ideolojilere yönelen bireyleri ve marjinal grupları ifade etmektedir. Bu çalışmanın temel tezi, Alevi toplumunun kendi kimliksel bütünlüğünü, toplumsal saygınlığını ve ulusal birlik içindeki konumunu koruyabilmesi için, bu Ali'siz kesimleri hangi koşulda olursa olsun sahiplenmenin stratejik ve teolojik açıdan ciddi bir hata olduğudur. Bu hata, yalnızca dini kimliğin aşınmasına değil, aynı zamanda Ali'sizlerin eylemlerinin Aleviliğe mal edilmesi yoluyla topluma ve devlete karşı zararlı bir algının oluşmasına da yol açabilir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<ol>
	<li style="list-style-type:none">
	<ol>
		<li style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong>Ali'sizlerin Teolojik ve İdeolojik Kimlik Bunalımı</strong></span></span></li>
	</ol>
	</li>
</ol>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ali'sizler homojen bir grup değildir; kendi içlerinde, sosyalizmden laikliğe, ateizme uzanan bir yelpazede dağılan birkaç marjinal gruba ayrılırlar. Ortak noktaları, Aleviliğin temelini oluşturan “soy, yol ve ikrar” birlikteliğin kurucu figürü ve “Mürşid”i Hz. Ali’ye ve dolayısıyla onun şahsında somutlaşan Alevilik, Velayet, Dört Kapı mirasına karşı olmalarıdır. Kendilerine tarihsel dayanak olarak Milattan Önceki Anadolu veya Mezopotamya inançlarını (örn.,Luvi, Zerdüştlük, Maniheizm) öne sürseler de, bu bağlantılar akademik olarak tutarsız ve spekülatiftir. Daha çok, modern ideolojilerin “maskesini” takarak Aleviliğe benzer bir sosyal düzen veya muhalif duruş sergilemeye çalışırlar.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bu durum, onları derin bir kimliksel bunalıma sürükler. Bir yandan, Aleviliğin “soy, yol ve ikrar” bağını reddederlerken, diğer yandan Alevi kültürel kimliğini taşımak veya onun sosyal sermayesinden faydalanmak isterler. İdeolojik olarak ise birbirine zıt dört kutba yakın dururlar: 1) Tarihsel olarak reddettikleri İslam öncesi pagan inançlar, 2) Seküler/laik modernizm, 3) Sosyalist/Marksist ideoloji ve 4) Pratikte, fıtratları gereği (argümana göre) Hz. Ali karşıtı olarak yakın hissettikleri tarihsel Yezit ve Muaviye çizgisi – ki bu, Alevi tarihyazımında zulüm ve hile ile özdeşleştirilmiştir. Bu dörtlü zıtlık, Ali'sizlerin tutarlı bir dünya görüşü veya kimlik inşa edememelerine neden olur. Sosyalleşmeleri de bu bunalımı yansıtır; ana mecraları sosyal medyanın anonim ve bireyselci alanları ile sosyalizm retoriğini benimsemiş bazı siyasi partilerin marjinal kanatlarıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<ol>
	<li style="list-style-type:none">
	<ol start="2">
		<li style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong>Ali'sizlerin Alevi Toplumuna ve Ulusal Birliğe Potansiyel Zararları</strong></span></span></li>
	</ol>
	</li>
</ol>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ali'sizlerin temel tehdidi, pasif ve bireysel görünmelerine rağmen, “Alevi” kimliği altında faaliyet göstermelerinden kaynaklanır. Herhangi bir siyasi veya toplumsal kriz anında, savundukları radikal seküler, anti-otoriter veya ulusal birlik karşıtı söylemler, kolaylıkla tüm Alevi toplumuna mal edilebilir. Sosyal medyada Ali'sizlerin yandaşları tarafından üretilen “Aleviler barış karşıtıdır” veya “Aleviler ulusal birliğe tabi değildir” gibi beyanlar, somut örneklerdir. Bu beyanlar iki yönlü zarar verir:</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong>1.&nbsp; “Alevi Kimliğine İçsel Zarar</strong>:” Alevi öğretisinin özünde barış (yetmiş iki milleti bir görmek), insan sevgisi (muhiplik) ve Hakk-Muhammet-Ali yolunda (Dört Kapı sistemi) birleşme vardır. Ali'sizlerin söylemleri, bu geleneksel değerleri çarpıtarak, Aleviliği politik bir radikalizmle özdeşleştirir. Bu, Alevi toplumunun kendi içindeki kuşaklararası aktarımını zedeler ve inançsal sürekliliği tehlikeye atar.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong>2.&nbsp; “Toplumsal ve Ulusal Zarar:”</strong> Türkiye gibi karmaşık etno-dinsel yapıya sahip bir ülkede, dini grupların ulusal bütünleşmeye katkısı hayati önem taşır. Ali'sizlerin Alevilik adına ürettiği ayrıştırıcı ve yıkıcı söylemler, sadece Alevilere karşı önyargıyı beslemekle kalmaz, aynı zamanda ülkenin sosyal dokusuna ve birlik-beraberlik ilkesine de zarar verir. Diğer toplum kesimleri, bu marjinal sesleri tüm Alevi toplumunun sesi sanabilir, bu da toplumsal polarizasyonu derinleştirir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Dolayısıyla, Ali'sizlerin “oyununa gelmek” veya onlara sessiz kalarak dolaylı destek vermek, Alevi toplumunu hem içerden aşındıran hem de dışarıda hedef haline getiren bir süreci besler.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<ol>
	<li style="list-style-type:none">
	<ol start="3">
		<li style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong>Teolojik ve Toplumsal Bir Zorunluluk Olarak Mesafe Koyma Stratejileri</strong></span></span></li>
	</ol>
	</li>
</ol>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Gerçek Alevilerin, Ali'sizlerle arasına net ve kesin bir mesafe koyması hem dini hem de stratejik bir zorunluluktur. Bu, bir “ötekileştirme” değil, bir “tanımlama” ve “korunma” eylemidir. Alevi geleneğindeki “düşkünlük” kurumu bu yaklaşımı destekler: Yola ve erkâna aykırı davranan, toplum birlikteliğine ve itibarına zarar veren bireyler, topluluk tarafından geçici veya sürekli olarak dışlanır (düşkün ilan edilir), ta ki tövbe edip yol kurallarına geri dönene kadar. Ali'sizler, Hz. Ali’yi ve Alevi yolunu reddetmekle, zaten kendilerini bu yolun dışına çıkarmışlardır. Toplumun yapması gereken, bu fiili durumu resmileştirerek, onların eylemlerinin sorumluluğunu üstlenmemektir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Pratikte bu mesafe şu stratejilerle oluşturulabilir:</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">1<strong>.“Sosyal Medya ve İletişim</strong>:” Ali'sizlerin sosyal medya hesaplarıyla bağlantılar kesilmeli, içerikleri paylaşılmamalı ve gerektiğinde engellenmelidir. Bu, onların söylemlerinin yayılmasını ve Alevilik adına meşrulaştırılmasını önler.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong>2.&nbsp; “Siyasi Tavır:”</strong>Ali'sizlerin yoğun olduğu veya onların söylemlerini benimseyen siyasi partilere karşı net bir tutum alınmalı, oy desteği verilmemelidir. Alevi oylarının, Alevi değerlerini savunan siyasi projelere kanalize edilmesi gerekir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong>3.&nbsp; “Tanımlama ve Teşhir:”</strong> “Ali'siz Alevilik” gibi hibrit ve yanıltıcı tanımlamalar reddedilmelidir. Bu kesim için sadece ve net bir şekilde “Ali'sizler” terimi kullanılmalıdır. Kamuoyu önünde, bu kesimin Alevi olmadığı ve beyanatlarının Alevi toplumunu temsil etmediği sürekli vurgulanmalı, zararlı beyanatlar teşhir edilmelidir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong>4.&nbsp; “Özerk Örgütlenme:”</strong> Alevi kurumları (dernekler, vakıflar, cemevleri), kendi içlerinde şeffaf ve demokratik, ancak Alevi öğretisinin temel değerlerine sıkı sıkıya bağlı, Dört Kapı öğretisi ve sistemine göre bir özerk örgütlenme modelini güçlendirmelidir. Bu, marjinal seslerin kurumsal yapıları ele geçirmesini engeller.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong>Sonuç</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Alevi toplumu, tarihsel olarak baskı ve asimilasyona maruz kalmış, ancak inanç ve kültürünü korumayı başarmış bir topluluktur. Günümüzde, kimliğine yönelik en sinsi tehditlerden biri, dışarıdan değil, içeriden, onun değerlerini çarpıtarak ve dilini kullanarak gelen Ali'sizlikfenomenidir. Tarihin, inancın, kültürün ve ulusal birlikteliğin “doğru, ilerici ve öncü yerinde” durmak isteyen Alevilerin, bu temel değerlerinden asla taviz vermemesi gerekir. Bu tavizsizliğin ilk adımı, Alevi gibi görünüp Aleviliğin özünü inkâr eden, toplumsal barışa ve ulusal birliğe zarar veren Ali'sizlere karşı net bir mesafe koymaktır. Onları sahiplenmek, kısa vadeli bir dayanışma gibi görünse de, uzun vadede Alevi kimliğinin erozyona uğramasına, toplumsal itibarın zedelenmesine ve Alevi toplumunun siyasi arenada marjinalleştirilmesine hizmet edecektir. Dolayısıyla, kimliksel bütünlüğün ve toplumsal sorumluluğun bir gereği olarak, Ali'sizleri sahiplenmek değil, onlardan bilinçli ve ilkeli bir şekilde ayrışmak, Alevi toplumunun geleceği için elzemdir.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 14 Sep 2026 09:49:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/09/turkoguz-kilicgedik-yazdi-alevilerin-alisizleri-sahiplenmesi-yanlistir-1789368828.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>DEM’li Hatimoğulları hain dediği Alevi kanaat önderleri ile görüştü</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/demli-hatimogullari-hain-dedigi-alevi-kanaat-onderleri-ile-gorustu-3421</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/demli-hatimogullari-hain-dedigi-alevi-kanaat-onderleri-ile-gorustu-3421</guid>
                <description><![CDATA[DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Hatay’da Alevi inanç ve kültür kurumlarının temsilcileri ile kanaat önderlerini ziyaret etti. Önceki dönemde, Hatay’daki Arap Alevi kanaat önderlerini “devlet ajanı” olarak yaftalayan Hatimoğulları bu kez, onlardan görüş ve öneriler almaya geldiğini söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Hatay’da bir dizi sürpriz ziyaretler yaptı. İmam Ali İnanç ve Kültür Derneği Başkanı Şeyh İbrahim Kanatlı, Ehl-i Beyt Kültür Dayanışma Vakfı Genel Başkanı Ali Yeral ve Samandağ Alevi Değerleri Koruma Derneği Başkanı Şeyh Zülfikar Çiftçi’yi ziyaret eden DEM’li Hatimoğulları terörsüz Türkiye süreci ile ilgili değerlendirmeleri almak istediğini söyledi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/ESK%C4%B0DEN%20%E2%80%9CDEVLET%C4%B0N%20AJANLARI%E2%80%9DYDI%2C%20%C5%9E%C4%B0MD%C4%B0%20%E2%80%9CDOST%E2%80%9D%20MU%20OLDU.png" style="height:450px; width:760px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">Hatimoğulları, Alevi kanaat önderleri Şeyh Nasrettin Eskiocak, Şeyh Ahmet Şahyazıcı ve Şeyh Muhammed Berber ile de bir araya geldi. Önceki zamanlarda şeyhleri tekfir eden, onları devlet ajanı olarak yaftalayan DEM’li Hatimoğulları bu kez, onları görüşlerine değer verdiğini vurgulamaya özen gösterdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Görüşmelerde, “Terörsüz Türkiye” sürecinde gelinen aşama, Alevilerin süreçteki yeri ve rolü, 6 Şubat depremlerinin ardından Hatay’da hâlâ giderilemeyen sorunlar ile siyasal ve toplumsal gelişmeler değerlendirildi. Hatimoğulları, kurum temsilcileri ve kanaat önderlerinin eleştiri, öneri ve değerlendirmelerini dinledi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/%E2%80%9CDEVLET%C4%B0N%20AJANLARI%E2%80%9D%20%C5%9E%C4%B0MD%C4%B0%20DOST%20MU%20OLDU.png" style="height:450px; width:760px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">Hatimoğulları, Ehl-i Beyt Kültür Dayanışma Vakfı Genel Başkanı Ali Yeral’ın “<strong><em>hiçbir ittifak ve barışın Alevilerin kanı üzerine kurulamayacağını; özellikle İbn-i Taymiye, İblis-i Bitlisi, İbn-i Kemal, Ubu’s – Suud, Müftü Hamza Sarıgörez gibi Alevi düşmanı Emevilerin Alevi katliamıyla ilgili resmi fetvalarının tarihin kanlı sayfalarında hala bulunduğunu</em></strong>” vurgulaması karşısında sessizliğini korudu.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 14 Sep 2026 00:57:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/09/demli-hatimogullari-hain-dedigi-alevi-kanaat-onderleri-ile-gorustu-1789337607.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Celal Fırat duyurdu: Cem Vakfı şubesi federasyona katıldı!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/celal-firat-duyurdu-cem-vakfi-subesi-federasyona-katildi-3420</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/celal-firat-duyurdu-cem-vakfi-subesi-federasyona-katildi-3420</guid>
                <description><![CDATA[Milletvekili olmasına rağmen inanç kurumu başkanlığı koltuğunu kimseye bırakmayan Celal Fırat sosyal medya hesabından Cem Vakfı Kıraç şubesinin Alevi Dernekleri Federasyonu’na katıldığını duyurdu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Garip Dede ibadethanesinin başkanlık koltuğunu kimseye bırakmayan DEM Parti milletvekili Celal Fırat sosyal medya hesabından ibret verici bir paylaşım yaptı.</p>

<p>Neredeyse 2 yıldır Cem Vakfı genel merkezi ile sorunlu olan Kıraç şubesi, Alevi Dernekler Federasyonu bünyesine katıldı.</p>

<p>Celal Fırat paylaşımında şu ifadeleri kullandı:</p>

<p><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/kIRA%C3%87.JPG" style="height:800px; width:571px" /></p>

<p>“<em><strong>Türkiye Alevi Federasyonumuzun bünyesine katılan Kıraç Cemevimizde canlarımızla bir araya gelerek muhabbetimizi ve lokmalarımızı paylaştık.</strong></em></p>

<p><em><strong>Cemevlerimiz; inancımızın, yolumuzun, kültürümüzün, dayanışmamızın ve ortak yaşam irademizin merkezidir. Eşit yurttaşlık talebimizin en temel amacı olan cemevlerimizin inanç merkezi olarak yasal statüye kavuşması için mücadelemizi sürdüreceğiz. </strong></em></p>

<p><em><strong>Kıraç Cemevi başkanı Evren Kaya ve yönetimine hizmetleri için teşekkür ediyoruz. Bu hakikat dayanışmamıza ışık olsun. Birliğimiz, dirliğimiz, muhabbetimiz daim olsun. </strong></em></p>

<p><em><strong>Aşk ile…</strong></em>”</p>

<p><strong>CEM VAKFI NE YAPACAK?</strong></p>

<p>Kendi içinde sorunlarla boğuşan Cem Vakfı gelişmeleri izlemekle yetiniyor. Vakfı yönetiminden konuyla ilgili herhangi bir açıklama yapılmadı.</p>

<p>Genel Başkan Vekili Ertuğrul Aslan tarafından mobbing uygulanarak görevden alınan genel müdür Süleyman Kılıç Kıraç şubesinin mülkiyetini Cem Vakfı adına almış, ancak yönetim şubeyi işgal altında tutan eski başkan Hasan Kaya ile mutabakat sağlayamamıştı.</p>

<p>Bu durumda, mülkiyeti Cem Vakfı’na ait olan Kıraç Cemevi, eski şube başkanı Hasan Kaya’nın yeğeni Evren Kaya’nın başkanı olduğu, aynı yerde hukuksuz bir şekilde kurulan bir dernek tarafından işgal edilerek kullanılacak.</p>

<p><strong>ERTUĞRUL ASLAN CEM VAKFI’NI NEREYE SÜRÜKLÜYOR?</strong></p>

<p>Eski genel müdürünün çalışmalarını sabote etmeyi kendisine iş edinen Genel Başkan Vekili Ertuğrul Aslan’ın elinde sahiplik belgeleri olduğu halde, Kıraç Cemevi’ni elinden kaçırması Cem Vakfı çevrelerinde de tepkiye yol açtı.</p>

<p>İşi çözüm bulmak olan genel başkan vekilinin işleri çözümsüzlüğe sürüklemesi, buna karşılık genel merkezde sorun çıkarması huzursuzluk yarattı.</p>

<p>Mütevelli üyelerinin genel başkan A. Rasim Tükek’i arayarak, Ertuğrul Aslan’ın görevden alınmasını istedikleri gelen bilgiler arasında.</p>

<p><strong>HUZURSUZLUK BÜYÜYOR, ŞUBELER AYRILMAK İSTİYOR</strong></p>

<p>Cem Vakfı’nın 30. kuruluş yılını dahi kutlamayan yönetime tepkiler her geçen gün artıyor.</p>

<p>Cem Vakfı yönetimi her hafta Ankara’da siyasilerle boy boy fotoğraf verse de, vakıf şubelerinde huzursuzluk giderek büyüyor.</p>

<p>Bize gelen bilgilere göre, pek çok şube Cem Vakfı’ndan ayrılmanın yolunu arıyor.</p>

<p>Çalışmalarına herhangi bir katkısı olmayan genel merkeze bağlılıklarının usulen devam ettiğini ifade eden şubeler, Cem Vakfı’nda Prof. Dr. İzzettin Doğan dönemindeki etkinliğin ve enerjinin kalmadığını vurguluyorlar.</p>

<p>Bir yanda, kurucusu ve onursal başkanı Prof. Dr. İzzettin Doğan’ın mirasını sahiplenmeyen yönetim, diğer yanda Cem Vakfı’nın 30 yıllık çizgisinin dışına çıkan, hatta Ali’siz Alevilik propagandasına kapı açan şubelerden rahatsızlık duyan taban arasında bölünen Cem Vakfı’nı zor günlerin beklediğinin habercisi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 13 Sep 2026 23:29:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/09/celal-firat-duyurdu-cem-vakfi-subesi-federasyona-katildi-1789332207.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bakan Fidan Şam&#039;da: Türkçe Suriye&#039;de seçmeli ders!</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bakan-fidan-samda-turkce-suriyede-secmeli-ders-3419</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bakan-fidan-samda-turkce-suriyede-secmeli-ders-3419</guid>
                <description><![CDATA[Şam'da Suriyeli mevkidaşı Şeybani ile konuyu görüştüğünü söyleyen Fidan, "Türkçenin seçmeli ders olarak müfredatta yer alması konusunda herhangi bir sıkıntı olmadığını kendileri bize ilettiler." dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Suriye'de Türkçenin seçmeli dil kategorisinden çıkarılarak yerine Fransızcanın getirilmesi tartışmalara neden olmuştu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Şam'da Suriyeli mevkidaşı Şeybani ile ortak basın toplantısı düzenleyen Bakan Fidan, iki ülke arasındaki kültürel ilişkileri değerlendirirken Türkçenin seçmeli ders olarak müfredatta yer almasına ilişkin görüşmenin detaylarını paylaştı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>FİDAN ŞEYBANİ İLE TÜRKÇE KONUSUNU GÖRÜŞTÜ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye ile Suriye arasındaki kültürel bağlardan söz eden Fidan, son günlerde kamuoyuna farklı şekilde yansıyan Türkçenin seçmeli ders olarak müfredatta yer alması konusunu Şeybani ile görüştüğünü söyledi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bakan Fidan, "<em><strong>Özellikle son günlerde yanlış anlaşılan, kamuoyuna farklı şekilde yansıyan Türkçenin seçmeli ders olarak müfredatta yer alması konusunda, o konuyu da belki kardeşim söyleyecektir. Bu konuda herhangi bir sıkıntı olmadığını kendileri bize ilettiler.</strong></em>" dedi.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">TÜRKÇE YERİNE FRANSIZCA GETİRİLMİŞTİ</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Suriye'de yeni eğitim-öğretim dönemi öncesinde açıklanan düzenlemede Türkçenin seçmeli dil kategorisinden çıkarılarak yerine Fransızcanın getirilmesi tartışmalara neden olmuştu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tepkilerin ardından Suriye Milli Eğitim Bakanlığı, yeni müfredatın eğitim dönemine yetişmemesi nedeniyle Esad dönemindeki müfredatın uygulandığını açıklamıştı.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">TÜRKİYE-SURİYE ARASINDA KÜLTÜREL BAĞ VURGUSU</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye'de uzun yıllar kalan Suriyelilerin iki ülkenin dilini ve kültürünü bildiğini belirten Bakan Fidan bunun ekonomik, kültürel ve sosyal ilişkileri güçlendiren önemli bir unsur olduğunu söyledi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye ile Suriye arasında çok sayıda alanda yoğun talep bulunduğunu ifade eden Bakan Fidan, iki ülke arasındaki çalışmaların hızlandırılması için ortak planlama ve koordinasyon mekanizmasının devreye alınacağını da açıkladı.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 13 Sep 2026 22:34:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/09/bakan-fidan-samda-turkce-suriyede-secmeli-ders-1789328669.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Horasan Erenleri Sarıçam Cemevi Derneği’nden birlik ve dayanışma buluşması</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/horasan-erenleri-saricam-cemevi-derneginden-birlik-ve-dayanisma-bulusmasi-3418</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/horasan-erenleri-saricam-cemevi-derneginden-birlik-ve-dayanisma-bulusmasi-3418</guid>
                <description><![CDATA[Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu bünyesinde faaliyet gösteren Horasan Erenleri Sarıçam Cemevi Derneği, üyelerini ve çok sayıda davetliyi ortak bir kahvaltı sofrasında buluşturdu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu bünyesinde faaliyet gösteren Horasan Erenleri Sarıçam Cemevi Derneği, üyelerini ve çok sayıda davetliyi ortak bir kahvaltı sofrasında buluşturdu. Birlik ve beraberlik mesajlarının ön plana çıktığı organizasyon, oldukça sıcak ve samimi bir ortamda gerçekleşti.</p>

<p><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/IMG-20260913-WA0010.jpg" style="height:404px; width:800px" /></p>

<p>Dernek Başkanı Çiçek Toprakezer’in öncülüğünde düzenlenen etkinliğin mutfağında Yönetim Kurulu Üyeleri Nuri Börüban, Rıza Beke, Fevzi Çınar ve Dernek Sekreteri Gülcan Özdemir yer aldı. Yoğun katılımla gerçekleşen programda davetliler, hem sohbet etme hem de toplumsal konular üzerine görüş alışverişinde bulunma fırsatı yakaladı.</p>

<p><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/IMG-20260913-WA0013.jpg" style="height:800px; width:728px" /></p>

<p>Etkinlikte konuşan Horasan Erenleri Sarıçam Cemevi Derneği Başkanı Çiçek Toprakezer, bu tür paylaşımların gönül bağlarını pekiştirdiğini vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>“Birlik ve beraberliğimizi güçlendiren, aynı sofrada buluşmamıza vesile olan etkinlikleri önemsiyoruz. Cemevimizin yalnızca inanç hizmetlerinin değil; dayanışmanın, paylaşmanın ve toplumsal birlikteliğin de güçlü bir adresi olmasını arzu ediyoruz. Katılım sağlayan tüm canlarımıza ve davetlilerimize teşekkür ediyorum.”</p>

<p>Sarıçam Cemevi Derneği’nin, toplumsal bağları kuvvetlendiren ve paylaşım kültürünü yaşatan benzer organizasyonlara önümüzdeki dönemde de devam edeceği bildirildi.</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 13 Sep 2026 15:26:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/09/horasan-erenleri-saricam-cemevi-derneginden-birlik-ve-dayanisma-bulusmasi-1789302858.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Alevilere Koyunbaba Dergahı’nda cem izni çıkmadı</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevilere-koyunbaba-dergahinda-cem-izni-cikmadi-3417</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevilere-koyunbaba-dergahinda-cem-izni-cikmadi-3417</guid>
                <description><![CDATA[Çorum’un Osmancık ilçesinde bulunan tarihi Koyunbaba Dergahı’nda cem ibadeti düzenlemek isteyen Alevi yurttaşlar, resmi kurumlardan izin alamayınca törenlerini dergâhın hemen yanındaki mesire alanı ve parkta gerçekleştirdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Çorum’un Osmancık ilçesinde bulunan tarihi Koyunbaba Dergahı’nda cem ibadeti düzenlemek isteyen Alevi yurttaşlar, resmi kurumlardan izin alamayınca törenlerini dergâhın hemen yanındaki mesire alanı ve parkta gerçekleştirdi.</strong></p>

<p>Osmancık Kaymakamlığı ve ilgili makamların engellemesi nedeniyle türbe ve dergâhın kapıları açılmadı. Bunun üzerine Alevi vatandaşlar, ağaçlık alanda toplanarak Birlik Cemi düzenledi. Cemde<strong> “Hak lokması” </strong>paylaşıldı, kurbanlar kesildi, semah dönüldü ve aşıkların deyişleri ile <strong>duaz-ı imamlar </strong>eşliğinde ibadet tamamlandı.</p>

<p>Törene Alevi dedesi Merzifonlu <strong>Şafak Coşkun, </strong>Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi emekli öğretim üyesi Prof. Dr. İbrahim Gül ve Dede Ali Karabaş önderlik etti. Zakir Mustafa Alegöz, Hamza Pektaş, Seydi Lafcı ve Aşık Veli Sayimi de ceme katıldı.</p>

<p>Karadeniz Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Muharrem Erkan, yaşananlara tepki gösterdi. Erkan, <em><strong>“Alevi dergahı Alevilere kapalı. Bu durum din ve vicdan hürriyetine, anayasal haklara aykırıdır. Koyunbaba Dergahı Alevi dergahıdır ve asimilasyon politikalarından en çok etkilenen yerlerden biridir. Geçmişte Nakşibendilere verilmiş, içine mescit açılıp kadrolu imam atanmıştır. Dergahın Alevilere verilmesi için açtığımız davalar sonuçsuz kaldı. Yanına cami yapılarak silueti değiştirildi. Alevi vatandaşların burada cem yapmasının kime zararı var? Anayasal hakkımız bile bize çok görülüyor” </strong></em>dedi.</p>

<p>Koyunbaba Türbesi ve Dergahı, Alevi-Bektaşi erenlerinden kabul edilen Koyunbaba’ya ait tarihi bir mekân olarak biliniyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 13 Sep 2026 08:12:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/09/alevilere-koyunbaba-dergahinda-cem-izni-cikmadi-ibadet-mesire-alaninda-yapildi-1789276729.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Yalova Şubesi Gastronomi Festivali düzenliyor</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/haci-bektas-veli-anadolu-kultur-vakfi-yalova-subesi-gastronomi-festivali-duzenliyor-3416</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/haci-bektas-veli-anadolu-kultur-vakfi-yalova-subesi-gastronomi-festivali-duzenliyor-3416</guid>
                <description><![CDATA[Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Yalova Şubesi tarafından geleneksel olarak düzenlenen Gastronomi Festivali, 23-26 Eylül 2026 tarihlerinde gerçekleştirilecek.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Yalova Şubesi tarafından geleneksel olarak düzenlenen Gastronomi Festivali, 23-26 Eylül 2026 tarihlerinde gerçekleştirilecek.</strong></p>

<p>Festival kapsamında Türk sanat müziğinin ünlü isimlerinden Serpil Efe sahne alacak. Etkinlik süresince her gün farklı ünlü sanatçılar ile yerel sanatçılar da sanatseverlerle buluşacak. Anadolu’nun çeşitli yörelerine özgü seçkin yemekler konukların beğenisine sunulacak.</p>

<p>Araştırmacı, yazar ve şairler, eserlerini imzalayarak okurlarıyla buluşmak üzere festivalde yer almaya davet ediliyor. Organizasyon, kültürün, sanatın, dayanışmanın ve paylaşmanın güzelliğini yaşatmayı amaçlıyor.</p>

<p>Davet metninde<em><strong> “Gelin canlar; bir olalım, iri olalım, diri olalım. Muhabbetimiz daim, lokmalarımız kabul olsun”</strong></em> ifadelerine yer verildi.</p>

<p>Etkinlikle ilgili detaylı bilgi için Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Yalova Şube Başkanı <strong>Ali Haydar Polat ile 0532 446 71 95</strong> numaralı telefondan irtibata geçilebilir.</p>

<p>Daveti, Araştırmacı Yazar ve Şair Binali Efe (Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Merkez Disiplin Kurulu Başkanı ve Döşemealtı Şube Başkanı) yayımladı.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 13 Sep 2026 07:50:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/09/haci-bektas-veli-anadolu-kultur-vakfi-yalova-subesi-gastronomi-festivali-duzenliyor-1789275943.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>CHP&#039;den AABF&#039;ye Ziyaret</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/chpden-aabfye-ziyaret-3415</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/chpden-aabfye-ziyaret-3415</guid>
                <description><![CDATA[CHP Genel Başkan Yardımcısı Semra Dinçer ve beraberindeki heyet, Köln temasları kapsamında AABF Eşit Başkanı Hüseyin Mat ile Özkan Lafatan ve Soner Solmaz’ı ziyaret etti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhuriyet Halk Partisi Yurtdışı Örgütlenmeden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Semra Dinçer, CHP heyetiyle birlikte gerçekleştirdiği Almanya temasları kapsamında Köln kentinde dikkat çeken bir buluşmaya imza attı.</p>

<p>Dinçer ve beraberindeki CHP heyeti, Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) ve Avrupa Alevi Konfederasyonu Eşit Başkanı Hüseyin Mat ile heyette yer alan Özkan Lafatan ve Soner Solmaz’ı makamında ziyaret etti. Basına ve kamuoyuna duyurulan görüşmede; Türkiye’nin içinden geçtiği güncel siyasi süreç, demokrasi mücadelesi ve gurbetteki vatandaşların dayanışma ağları ele alındı.</p>

<p>Gerçekleşen kritik temasa dair detayları resmi sosyal medya hesabından paylaşan Semra Dinçer, buluşmanın getirdiği dayanışma ruhuna vurgu yaparak şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>&nbsp;"Köln programımız kapsamında CHP Heyeti olarak, AABF ve Avrupa Alevi Konfederasyonu Eşit Başkanı Hüseyin Mat’ı ve beraberindeki heyette yer alan Özkan Lafatan ile Soner Solmaz’ı ziyaret ettik.</p>

<p>&nbsp;Sıcak ve samimi ev sahiplikleri için kendilerine yürekten teşekkür ediyoruz.</p>

<p>Partimizin içerisinden geçtiği siyasi süreci birlikte değerlendirdik, karşılıklı görüş alışverişinde bulunduk; bu tür buluşmaların bizlere verdiği gücün kıymetini bir kez daha hissettik.</p>

<p>&nbsp;Dünyanın neresinde olursa olsun Türkiye’deki demokrasi ve hukuk mücadelesi veren herkesle dayanışma içindeyiz.</p>

<p>Hak, hukuk ve adalet mücadelesinde omuz omuza, aynı davanın içerisinde olmaya ve bu mücadeleyi birlikte büyütmek için çaba göstermeye devam edeceğiz."</p>

<p>Sınırları Aşan Adalet ve Dayanışma Vurgusu</p>

<p>Görüşmenin odak noktasında Türkiye’deki siyasi gelişmeler, yargı bağımsızlığı ve temel haklar yer alırken; CHP heyeti yurtdışında yaşayan Türk toplumunun temsilcileriyle dirsek temasını artırma kararlılığını yineledi. Dinçer’in mesajında öne çıkan “dünyanın neresinde olursa olsun dayanışma” vurgusu, CHP’nin yurtdışı örgütlenme vizyonunun ve sivil toplum kuruluşlarıyla kurduğu stratejik bağların altını çizer nitelikte.</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 11 Sep 2026 23:25:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/09/chpden-aabfye-ziyaret-1789158548.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Nuri Paşa, kabri başında anılacak</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/nuri-pasa-kabri-basinda-anilacak-3414</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/nuri-pasa-kabri-basinda-anilacak-3414</guid>
                <description><![CDATA[İstanbul Azerbaycan Kültür Evi ve 'Veteranaan Qadınlarına Sosial Yardımı İctimai Birliyi' iş birliğiyle, Bakü Fatihi Nuri Paşa başta olmak üzere, vatan ve millet uğruna canını feda eden kahramanlarımızın anılacağı anlamlı bir etkinlik düzenleniyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Azerbaycan Kültür Evi ve 'Veteranaan Qadınlarına Sosial Yardımı İctimai Birliyi' iş birliğiyle, Bakü Fatihi Nuri Paşa başta olmak üzere vatan ve millet uğruna canını feda eden kahramanlarımızın anılacağı anlamlı bir etkinlik düzenleniyor.</p>

<p>Görselde yer alan bilgilere göre, 15 Eylül 2026 Pazartesi günü saat 12.30'da Edirnekapı Mezarlığı'nda gerçekleştirilecek törende, Nuri Paşa kabri başında yad edilecek.</p>

<p>Anma Töreni Detayları</p>

<p>* Tarih: 15 Eylül 2026</p>

<p>* Saat: 12.30</p>

<p>&nbsp;* Yer: Edirnekapı Mezarlığı</p>

<p>* Düzenleyen Kurumlar: İstanbul Azerbaycan Kültür Evi (2008) ve Veteranaan Qadınlarına Sosial Yardımı İctimai Birliyi (2017)</p>

<p>Şehitlerimizin İsimleri Yaşatılacak</p>

<p>Anma programı kapsamında, aralarında Nuri Killigil Paşa, Nazı Memimedoğlu, Musa K. Karacan, İsmail Köytürk, Cemiz Akar, İbrahim Gör, Nejdet Demirer, İsmail Günay, Murat Aydur, Yakup Altın, Arif Nitkali, Çayır Niyazlı, Hütem Öngel, M. Murat Kelik, Dursun Kılıç, Mustafa Reisoğlu, İbrahim Yakaçı, Kadir Özçeil ve İbrahim S. Öztepe'nin bulunduğu aziz şehitlerimiz de rahmet ve minnetle anılacak.</p>

<p>Tüm vatan ve millet sevdalıları, kahramanları anmak üzere Edirnekapı Mezarlığı'ndaki bu anlamlı buluşmaya davet ediliyor.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 11 Sep 2026 15:18:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/09/nuri-pasa-kabri-basinda-anilacak-1789129611.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>CEM Parti Genel Başkanı Kılıç: Cem Vakfı ve CEM TV ile bağımız yok, kapımız herkese açık</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cem-parti-genel-baskani-kilic-cem-vakfi-ve-cem-tv-ile-bagimiz-yok-kapimiz-herkese-acik-3413</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cem-parti-genel-baskani-kilic-cem-vakfi-ve-cem-tv-ile-bagimiz-yok-kapimiz-herkese-acik-3413</guid>
                <description><![CDATA[Alevihaberler.com.tr, Cumhuriyet Emek Partisi (CEM Parti) Genel Başkanı Mehmet Onur Kılıç ile bir röportaj gerçekleştirdi. Görüşmede CEM Parti’nin Cem Vakfı ve CEM TV ile ilişkisi, partinin Alevi kimliğiyle bağı, hedefleri ve ekonomi politikaları ele alındı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<iframe width="876" height="492" src="https://www.youtube.com/embed/FR-3B2CZOu4" title="CEM Parti Alevi partisi mi?" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe><p><strong>Alevihaberler.com.tr, Cumhuriyet Emek Partisi (CEM Parti) Genel Başkanı Mehmet Onur Kılıç ile bir röportaj gerçekleştirdi. </strong></p>

<p><strong>Görüşmede CEM Parti’nin Cem Vakfı ve CEM TV ile ilişkisi, partinin Alevi kimliğiyle bağı, hedefleri ve ekonomi politikaları ele alındı.<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-09-11%20at%2000_11_23.png" style="height:601px; width:800px" /></strong></p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">“CEM VAKFI VE CEM TV İLE HİÇBİR BAĞIMIZ YOK”</span></span></strong></span></p>

<p>Alevihaberler.com.tr Genel Yayın Yönetmeni Ali Rıza Özkan, toplumda <strong>CEM Parti, Cem Vakfı ve CEM TV </strong>isimleri arasında oluşan kafa karışıklığını hatırlatarak Kılıç’a bağlantı olup olmadığını sordu.</p>

<p>Mehmet Onur Kılıç, net bir cevap verdi: &nbsp;</p>

<p><strong><em>“Cumhuriyet Emek Partisi yani CEM Parti’nin CEM TV ile ya da Cem Vakfı ile herhangi bir bağı yok. Biz CEM TV’ye çıkış yaptık önce. Ama bu herhangi bir kanaldan da olabilirdi. Oradaki yöneticilerle aramızda olan diyalogtan dolayı sağ olsun bize de önayak oldular. Biz kullandık ama herhangi bir bağımız yok. Ticari ya da hukuki bir bağımız da yok. &nbsp;</em></strong></p>

<p><strong><em>Cem Vakfı ile hiç tanışmadım. Kimdir bilmem. İsmen tanırız. Çünkü biz çocuktuk, onlar vardı. Çok eski ve Alevi camiası için kurulmuş köklü bir vakıf. Ama tanışmadık. İnşallah tanışırız.”</em></strong></p>

<p>Kılıç, Cem Vakfı’ndan şu ana kadar hiçbir kişinin kendilerine ulaşmadığını da belirtti.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">“CEM PARTİ BİR ALEVİ PARTİSİ DEĞİLDİR”</span></span></strong></span></p>

<p>Özkan’ın <em><strong>“CEM ismi Alevilerle özdeşleşmiş. CEM Parti bir Alevi partisi midir?</strong></em>” sorusuna Kılıç şöyle yanıt verdi:</p>

<p><em><strong>“Değildir. Biz toplumun her kesimine kapımızı açtık. Tamam ben de Alevi kökenliyim, Tunceliliyim. Ama sadece Alevilere yönelik bir parti kurmadık. Kurulmaması da gerekiyor. Bizim kapımız herkese açık. &nbsp;<br />
<br />
Cem ismini ‘bir olalım, birlik olalım’ anlamında kullandık. Logomuzda da elimizi kalbimiz üzerine koyduk. Bu hem Türk örf ve âdetinde hem Alevi geleneğinde en çok kullanılan sembollerden biridir. &nbsp;<br />
<br />
Cem kelimesi Türkçe ve Farsça karışımıdır; cemaat, toplantı, birlik anlamlarına gelir. Biz bunu tercih ettik. Osmangazi’den Orhangazi’ye, Hacı Bektaş’a kadar örnek aldığımız önderlerin ‘bir olalım, birlik olalım’ anlayışından yola çıktık. &nbsp;<br />
Herhangi bir mezhebe dayalı parti olmadık, olmayacağız. Bugün milliyetçi de gelse, cemaatçi de gelse, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan herkese kapımız açıktır.”</strong></em></p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">“ÜRETİMİ HEDEFLİYORUZ, EMEĞİN KARŞILIĞINI BULDUĞU BİR TÜRKİYE HAYAL EDİYORUZ”</span></span></strong></span></p>

<p>Partinin ne istediği ve ne vaat ettiği sorulduğunda Kılıç, üretim ve emeğe vurgu yaptı:</p>

<p><em><strong>“Biz üretimi hedefliyoruz. Emeğin karşılığını bulduğu bir Türkiye hayal ediyoruz. Artık her şey hazır hale geldi; hazır aldık, hazır yaptık. Kimse çalışmıyor, kimse üretmiyor. Diğer siyasi partilerin politikalarında bir koltuk kavgası gidiyor. Kimse halkı düşünmüyor. &nbsp;</strong></em></p>

<p><em><strong>Gençlik unutuldu. Z kuşağı ‘işe yaramaz’ diye bir algı oluşturuldu. O kadar zeki gençler var ki, sadece imkân yok. O yüzden herkes yurt dışına kaçmak istiyor. Devletin bu politikaya daha fazla yönelmesi lazım.”</strong></em></p>

<p>Diğer partilerin de “üreten Türkiye” dedikleri hatırlatılınca Kılıç, farklarını şöyle anlattı:</p>

<p><em><strong>“Çoğu parti bunu demiyor bile. Kimisi bayrak alıp geziyor, proje görmüyorum. Kimisi koltuk kavgası yapıyor. En yenisi 10 yıllık milletvekili parti kuruyor; ‘yeni siyaset’ diyor ama daha önce ne yaptı? &nbsp;<br />
AK Parti ve MHP yöneten kesim. Devlet çalışıyor ama politika yanlış. Örnek veriyorum: Fındığın maliyeti 350 liraya çıkıyor, devlet 150 lira alıyor. Biz bunları ön plana çıkarıyoruz. &nbsp;</strong></em></p>

<p><em><strong>Gençlerin üniversiteyi bitirip iş aradığı bir Türkiye değil; her gencin ortaokuldan seviyesini belirleyip mesleki ortaokul ve liselere yönlendirildiği, emeğin olduğu bir Türkiye istiyoruz. Herkes üniversite mezunu oldu. 10 sene sonra tıraş olacağınız berber yok, usta yetişmiyor, tarımda işçi yok. Üniversite mezunu masa başı, araba ve yemek kartı istiyor.”</strong></em></p>

<p>Kılıç, partinin temel yaklaşımının <strong>“birlik” ve “üretim”</strong> üzerine kurulu olduğunu, herhangi bir etnik veya mezhepsel ayrım yapmadıklarını tekrar vurguladı.</p>

<p><a href="https://www.youtube.com/watch?v=FR-3B2CZOu4"><span style="color:#c0392b"><strong>Röportajın tamamı YouTube’da izlenebilir: https://www.youtube.com/watch?v=FR-3B2CZOu4</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 11 Sep 2026 13:20:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/09/cem-parti-genel-baskani-mehmet-onur-kilic-cem-vakfi-ve-cem-tv-ile-bagimiz-yok-kapimiz-herkese-acik-1789122872.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Gazeteci Sümen yazdı: Etkinlikler bitti, Hacıbektaş’ın soruları bitmedi</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/gazeteci-sumen-yazdi-etkinlikler-bitti-hacibektasin-sorulari-bitmedi-3412</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/gazeteci-sumen-yazdi-etkinlikler-bitti-hacibektasin-sorulari-bitmedi-3412</guid>
                <description><![CDATA[Haber Hacıbektaş sitesinin sahibi ve genel yayın yönetmeni Mustafa Sümen, Alevi Bektaşilerin kutsal şehri Hacıbektaş'ta yaz etkinliklerinin sona ermesinin ardından bir yazı kaleme aldı. Sümen, devlet, belediye ve Alevi Bektaşi kuruluşlarını daha fazla sorumluluk almaya davet etti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="color:#000000">Etkinlikler Bitti, Hacıbektaş’ın Soruları Bitmedi</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Hacıbektaş’ta ağustos ayı sona erdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Günlerce süren hareketlilik bitti. Konuklar ilçeden ayrıldı, sahneler söküldü, yollar yeniden sakinleşti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Şimdi biraz durup geriye bakma zamanı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Çünkü Hacıbektaş’ta yaşananlar sadece törenlerden, panellerden, konserlerden ve protokol konuşmalarından ibaret değildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Etkinliklerden yaklaşık 15-20 gün önce başlayan hareketlilik, ilçe halkı ve esnafında da ister istemez bir tedirginlik yarattı. Geçici konaklamalar, trafik, temizlik, kamu düzeni ve yoğunluk yine gündeme geldi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Emniyet güçlerinin hakkını teslim edelim. Bu yıl gerekli tedbirler alındı ve önceki yıllara göre daha görünür bir güvenlik organizasyonu vardı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ama Hacıbektaş gibi küçük bir ilçenin birkaç gün içinde olağan kapasitesinin çok üzerinde bir kalabalığı taşıması yine de kolay değil.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Üstelik mesele yalnızca güvenlik değil.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Trafik, otopark, temizlik, sağlık, su, atık yönetimi ve konaklama aynı anda yönetilmek zorunda.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu nedenle Hacıbektaş’ın her yıl yaşadığı bu yoğunluk artık geçici tedbirlerle değil, kalıcı bir şehir planlamasıyla ele alınmalı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Göçebeyi de bilmek zorundayız</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu tartışmada bir gerçeği de görmezden gelmemek gerekiyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Göçebe ve gezici topluluklar da bu kültürel coğrafyanın bir parçası. Yol ve erkâna uyanı da var, farklı biçimde yaşayanı da. İstesek de istemesek de bu gerçekliği bilmek ve doğru yönetmek zorundayız.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ancak bu inançsal ve kültürel aidiyet, ortak yaşam kurallarını ortadan kaldırmaz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hacıbektaş’a gelen herkes misafirimizdir. Fakat misafir olmak, ev sahibinin yaşam alanına ve ortak kullanım alanlarına saygı göstermemeyi gerektirmez.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu nedenle mesele insanların Hacıbektaş’a gelip gelmemesi değil; gelen insanların nerede, hangi koşullarda ve nasıl ağırlanacağıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yıllar önce Hacıbektaş Belediye Belediye Başkanı Mustafa Özcivan döneminde uygulanan çadır kent modeli de bu açıdan yeniden düşünülmeli. Elbette eski haliyle değil; bugünün şartlarına uygun, temiz, güvenli, altyapısı güçlü, duş ve tuvaletleri bulunan, atık yönetimi planlanmış çağdaş bir geçici konaklama alanı olarak.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Böyle bir düzenleme hem ilçe halkının yaşam alanlarını korur hem de gelen insanların daha düzenli koşullarda konaklamasını sağlar.</span></p>

<p><span style="color:#000000">“Konforu artırırsak daha fazla gelir, daha uzun süre kalırlar” şeklindeki yaklaşım ise bana göre doğru değil.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Herkesin kendi memleketinde kurduğu bir hayatı, işi ve düzeni var. Gelecekler gidecekler.</span></p>

<p><span style="color:#000000">“Burası sıradan bir ilçe değildir”</span></p>

<p><span style="color:#000000">Belediye Başkanı Ali Kaim’in konuşmasındaki en dikkat çekici ifadelerden biri buydu:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“Burası sıradan bir ilçe değildir.”</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kesinlikle değil.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ama bu sözün gereği de yerine getirilmeli.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sıradan bir ilçe değilsek, yıllardır aynı altyapı ve konaklama sorunlarını konuşmamalıyız.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Etkinlik döneminde nüfusu katlanan bir yerleşim için şehir planlaması da buna göre yapılmalı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Başkan Kaim’in de dikkat çektiği gibi Hacıbektaş, ziyaretçi yoğunluğunun oluşturduğu yük karşısında özellikle altyapı, şehirleşme ve konaklama alanlarında zorlanıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">O halde “sıradan bir ilçe değiliz” demek kadar, sıradan bir ilçe gibi yönetilmemek için ne yapıldığı da ortaya konulmalı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu sorunun muhatabı yalnızca belediye değil.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Merkezi yönetimin de burada ciddi sorumluluğu var.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Devletin sorumluluğu artık daha büyük</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın Hacıbektaş’taki varlığı artık yeni değil.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yaklaşık beş-altı yıldır devlet ve belediye tarafında ayrı programlar gerçekleştiriliyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Dolayısıyla artık “neden ayrı?” tartışmasından çok, bu yapının Hacıbektaş’a ne kattığına bakmak gerekiyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Devletin bu alanda bir Başkanlığı var.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kurumsal yapısı var. Personeli var. Bütçesi var. Yetkisi var.</span></p>

<p><span style="color:#000000">O halde sormak da lazım,</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hacıbektaş’ta kalıcı kültür ve inanç projeleri nerede?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi arşivi nerede?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sözlü tarih çalışmaları nerede?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Gençlere yönelik inanç ve kültür programları nerede?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Semahın geleceğine ilişkin somut adımlar nerede?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Balkanlardaki Bektaşi mirasının yanı sıra, Horasan’dan İran coğrafyasına, Anadolu’dan Balkanlara uzanan tarihsel ve kültürel bağlar da bu programın önemli başlıklarından biri olmalı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Devletin bu alandaki varlığı yalnızca ağustos ayındaki bir kaç programla ölçülemez.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Başkanlık kurulmuşsa artık sonuç üretmek zorunda.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Üstelik bu sonuçların başlangıç noktası Hacıbektaş olmalı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Çünkü burası Serçeşme.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Serçeşme’den başlamayan kültür politikası eksiktir</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın Türkiye’nin farklı bölgelerinde çalışmalar yürütmesi elbette önemli.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ancak inancın ve kültürün tarihsel merkezlerinden biri olan Hacıbektaş’ta örnek bir model oluşturulmadan bu çalışmaların eksik kalacağı da açık.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hacıbektaş’ta sürekli çalışan bir araştırma merkezi kurulabilir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi arşivi oluşturulabilir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Deyişler, nefesler, semahlar ve sözlü tarih kayıt altına alınabilir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Gençler için eğitim ve kültür programları hazırlanabilir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Balkanlar’daki Bektaşi mirasıyla ortak araştırmalar yürütülebilir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Farklı dillerde yayınlar hazırlanabilir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu inanç ve kültür Türkiye’ye ve dünyaya daha güçlü biçimde anlatılabilir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bunların hepsi mümkün.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ve bunun ilk adresi Hacıbektaş olmalı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Semah konusunda hâlâ cevap bekliyoruz</span></p>

<p><span style="color:#000000">Semah bu yıl özellikle üzerinde durduğumuz konulardan biriydi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Çünkü semah bir sahne gösterisi değil; Alevi-Bektaşi kültürünün yaşayan unsurlarından biri.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hacıbektaş’ta yıllardır faaliyet gösteren Kültür ve Turizm Bakanlığı Hacıbektaş Semah Topluluğu’nun geçmişte yaklaşık 30 kişilik bir yapıya sahipken bugün 2 kadın semahçı, 2 erkek semahçı ve 1 bağlamacı olmak üzere 5 personelle faaliyet göstermeye çalıştığını kamuoyunun gündemine taşıdık.</span></p>

<p><span style="color:#000000">5 ve 6 Temmuz’da CİMER üzerinden Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığına sorular yönelttik.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kadrolar neden azaldı?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yeni kadro olacak mı?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Gençler bu yapıya nasıl dahil edilecek?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Semah geleneğinin kurumsal geleceği için ne planlanıyor?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Etkinlikler geldi geçti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sorularımızın cevabı ise hâlâ ortada yok.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Buradaki mesele yalnızca beş personelin eksikliği değil.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bir ibadet ve kültürün nasıl korunacağı ve gelecek kuşaklara nasıl aktarılacağı meselesi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Etkinliği sanatçı listesine indirmek</span></p>

<p><span style="color:#000000">Etkinliğin iyi veya kötü olduğunu yalnızca konser programındaki isimlerle değerlendirmek de ciddi bir yanılgı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu kültürün içinde deyiş var, nefes var, semah var, cem var, sözlü tarih var, edebiyat var, felsefe var, tasavvuf var, ocak kültürü var, Bektaşilik tarihi var.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yüzyıllara yayılan büyük bir kültürel hafıza var.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bütün bunları bir kenara bırakıp “Kim konser verdi?” sorusuna sıkışmak, Hacı Bektaş Veli’nin mirasını küçültmek olur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sanatçı da olacak, konser de.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ama etkinliğin niteliği bunlarla ölçülmemeli.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Asıl mesele, bu büyük kültürel birikimin ne kadarının araştırıldığı, anlatıldığı, kayıt altına alındığı ve gençlere aktarıldığıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Uluslararası denilen etkinliğin eksiği</span></p>

<p><span style="color:#000000">63. Ulusal, 37. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri…</span></p>

<p><span style="color:#000000">İsim büyük.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Miras büyük.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ancak bu yıl etkinliğin uluslararası boyutu olması gereken ağırlığa ulaşmadı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hacı Bektaş Veli’nin düşüncesinin Balkanlar’daki izleri ortada.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ancak bu mirası yalnızca Balkanlarla sınırlı görmek de doğru değil. Horasan’dan İran coğrafyasına, Anadolu’dan Balkanlara uzanan uzun bir tarihsel ve kültürel yolculuktan söz ediyoruz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Arnavutluk’tan Bosna-Hersek’e, Kosova’dan Kuzey Makedonya’ya uzanan Bektaşi mirasının yanı sıra Horasan ve İran coğrafyasındaki düşünsel ve tasavvufi birikim de bu büyük kültürel hafızanın önemli parçaları.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hacıbektaş’taki uluslararası program da bu geniş coğrafyayı dikkate almalı; yalnızca bugünkü sınırlar üzerinden değil, bu kültürün tarih boyunca oluşturduğu bağlar üzerinden şekillenmeli.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Buna rağmen uluslararası boyutun etkinliğin ana omurgalarından biri haline geldiğini söylemek zor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">“Uluslararası” kelimesi programın başlığında değil, içeriğinde yaşamalı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Devletin Alevilik yaklaşımı tartışması</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bir başka önemli tartışmayı da görmezden gelemeyiz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bir kısım Alevi Bektaşi toplumu ve bazı Alevi kurumları, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın devlet eliyle kendi Alevilik anlatısını oluşturduğunu ve bunu topluma dayatmaya çalıştığını savunuyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Doğruluğu ayrıca tartışılabilir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Fakat ortaya önemli bir soru koyuyor:</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bir inancı ve kültürü yaşatmak ile o inanç kültürün ne olduğunu devlet adına tarif etmek aynı şey değildir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Başkanlığın görevi Aleviliği tek bir kalıba sokmak değil; farklı geleneklerin, ocakların, kurumların ve toplulukların kendisini ifade edebilmesine alan açmak olmalı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Devlet kültürün sahibi değil.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Koruyucusu ve destekçisi olmalı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi kurumları da kendi payına düşeni görmeli</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi kurumları yıllardır farklı pozisyonlarda duruyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kimi devlet programında, kimi belediye programında yer alıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kimi ise hiçbirinde yer almıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu farklılıkların tarihsel ve siyasi gerekçeleri olabilir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ama sonuç değişmiyor:</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bölünmüş bir yapı ortaya çıkıyor. Bugün gelinen noktada onlarca büyük yüzlerce küçük farklı Alevi Bektaşi kurumunun oluşu bunun kanıtı gibi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Devletin Başkanlığı başka bir yerde, belediye başka bir yerde, Alevi kurumları kendi içinde farklı yerlerde.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Peki bu bölünmüşlük Hacıbektaş’a ne kazandırıyor?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Farklı düşünmek mümkündür.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ama ortak kültürel mirasa sahip çıkmak da mümkündür. Bizde yol bir, sürek bin birdir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hacı Bektaş Veli’nin mirası hiçbir kurumun mülkü değildir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hacıbektaş bir rekabet alanı olmamalı</span></p>

<p><span style="color:#000000">Devletin programı, belediyenin programı, Alevi kurumlarının farklı etkinlikleri…</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kim daha büyük sahne kurdu?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kim daha fazla sanatçı getirdi?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kim daha kalabalık topladı?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bunlar artık asıl mesele olmamalı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Asıl soru şu:</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kim kalıcı bir değer üretti?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kim gençlere ulaştı?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kim kültürü kayıt altına aldı?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kim araştırma yaptı?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kim uluslararası bağ kurdu?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kim Hacıbektaş’ın gerçek sorunlarından birini çözdü?</span></p>

<p><span style="color:#000000">İşte bilanço burada.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İBB desteği ve yerel irade</span></p>

<p><span style="color:#000000">İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin organizasyona desteği de bu yıl yeniden tartışıldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Burada mesele İBB’nin destek vermesi değil.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Mesele, bu desteğin yerel iradeyle nasıl bir ilişki içerisinde yürüdüğü.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yetki paylaşımı, organizasyon yönetimi ve protokol düzeni üzerinden çeşitli tartışmalar yaşandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hacıbektaş Belediyesi’nin 63 yıllık bir geleneğin taşıyıcısı olduğu düşünüldüğünde, gelecek yıllarda organizasyon modelinin daha açık ve şeffaf biçimde ortaya konulması gerekiyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sonunda geriye ne kaldı?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Binlerce insan geldi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Semahlar döndü.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Deyişler söylendi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Paneller yapıldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Konserler düzenlendi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Devlet kendi programını yaptı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Belediye kendi programını yaptı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi kurumları farklı biçimlerde bu programlarda yer aldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sonra herkes gitti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hacıbektaş yine kendi gerçekliğiyle baş başa kaldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İşte asıl bilanço şimdi çıkarılmalı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Etkinlik Hacıbektaş’ta ne bıraktı?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bir araştırma merkezi için adım atıldı mı?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bir arşiv oluşturuldu mu?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Semahın geleceği konusunda somut bir karar alındı mı?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Uluslararası kalıcı bir kültür bağlantısı kuruldu mu?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Gençler için yeni bir alan oluşturuldu mu?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Konaklama ve altyapı sorunları için gelecek yıla bırakılmayacak bir plan ortaya çıktı mı?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu soruların cevabı, gelecek yıl sahneye çıkacak sanatçı listesinden çok daha önemli.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Çünkü etkinliğin gerçek başarısı, kalabalık dağıldıktan sonra ortaya çıkar.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sahneler söküldü.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kalabalık dağıldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hacıbektaş yeniden sakinleşti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ama sorular burada.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Devlet için de.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Belediye için de.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi kurumları için de.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Çünkü Hacı Bektaş Veli’yi anmak kolay.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Onun mirasına layık bir gelecek kurmak zor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Artık Etkinliğin Formatını Değiştirme Zamanı</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hacıbektaş’ta yıllardır yapılan anma törenlerinin artık yalnızca “daha büyük sanatçı, daha kalabalık program, daha büyük sahne” anlayışıyla sürdürülmesinin yeterli olmadığını düşünüyorum.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Çünkü mesele etkinliği büyütmek değil, etkinliğin niteliğini değiştirmek.</span></p>

<p><span style="color:#000000">“Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri” adı altında her şeyi aynı potada eritmek yerine, üç günü üç ayrı kimliğe kavuşturmanın zamanı geldi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">16 Ağustos anma günü olmalı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Gündüz kapalı alanda resmî açılış ve protokol programı yapılabilir. Siyasetçiler, devlet ve kurum temsilcileri burada yerini alabilir. Hacı Bektaş Veli’yi anlatan kısa film, konuşmalar, semah ve ödül bölümüyle tören tamamlanabilir. Burada siyaset kendi yerinde durur; kültür programının geri kalanına taşınmaz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ancak 16 Ağustos’un asıl ağırlığı akşam ortaya çıkmalı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Akşam Cumhuriyet Meydanı’nda, binlerce insanın katılımıyla büyük bir cem yapılmalı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu, sıradan bir sahne programı gibi tasarlanmamalı. Cem, kendi erkânına ve inanç esaslarına uygun biçimde, ilgili Alevi-Bektaşi kurumlarının öncülüğünde gerçekleştirilmelidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Burada Alevi-Bektaşi kurumlarına da açık bir çağrı yapmak gerekiyor:</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu konuda inisiyatif alın.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hacıbektaş’ta böylesine büyük bir cem organizasyonunun nasıl yapılabileceğini birlikte tartışın, erkânın gerektirdiği şartları belirleyin ve bu işi kurumların kendi sorumluluğunda sahiplenin.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Binlerce insanın aynı meydanda bir araya geldiği böyle bir cem, 16 Ağustos’un merkezine Hacı Bektaş Veli’nin mirasını yerleştirir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">17 Ağustos kültür, düşünce ve yaşam günü olabilir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hırka Dağı-Ardıç Ağacı yürüyüşünden gençlik ve kadın buluşmalarına; akademik forumlardan tiyatroya, kitap günlerinden imza programlarına, sokak sanatlarından sözlü tarih çalışmalarına kadar Hacıbektaş’ın tamamına yayılan bir program hazırlanabilir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Çilehane başka, Kadıncık Ana Parkı başka, Sevgi Yolu başka, Kültür Merkezi başka, Nilgün-Sırrı Bektaş Kültür Evi başka bir programın merkezi olabilir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Akşam ise konser yerine Serçeşme Muhabbeti yapılabilir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Balkanlardan ve farklı ülkelerden kültür insanları, akademisyenler ve Bektaşi kurumlarının temsilcileri davet edilebilir. Çeviri sistemi kurulabilir. Siyasetçiler de isterlerse bu programa konuk olarak katılabilir; ancak bu kez kürsünün sahibi siyaset değil, kültür olur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">18 Ağustos ise kültür ve sanat günü olarak tasarlanabilir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Üstelik sabahı boş bırakılabilir. İnsanlara nefes alacak, ilçeyi gezebilecek, Dergâh’ı ziyaret edebilecek bir zaman bırakılır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Saat 14.00’ten sonra tiyatro, sergi, edebiyat, söyleşi, atölye ve sokak sanatlarıyla program yeniden başlar.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ve üç günün sonunda, konser nihayet olması gereken yerde, kapanışta yerini alır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bunlar benim aklıma gelenler ve elbette çeşitlendirilip değiştirilebilir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Böyle bir modelde siyaset kültürün içine karışmaz; konser anmanın önüne geçmez; panel konser arasında kaybolmaz; tiyatro bir “yan etkinlik” olmaktan çıkar.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Her şey kendi yerinde olur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu yeni formatın hayata geçirilebilmesi için etkinliğin finansman modeli de baştan planlanmalı. Organizasyonun bütün yükünün belediyenin veya kamu kurumlarının bütçesine bırakılması yerine, kültür ve sanat alanına katkı sunabilecek kurumsal sponsorlarla şeffaf bir iş birliği modeli kurulmalı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sponsorlar yalnızca sahne ve konser giderleri için değil; araştırma merkezi, arşiv çalışmaları, gençlik programları, uluslararası konuklar, çeviri hizmetleri, sergiler, yayınlar, ulaşım ve teknik altyapı için de destek sağlayabilir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ancak sponsorluk süreci etkinliğin kimliğini ve bağımsızlığını zedelememeli. Hangi kurumun ne kadar destek verdiği, bu desteğin hangi alanda kullanıldığı ve etkinliğe ne kazandırdığı kamuoyuna açık biçimde paylaşılmalı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ayrıca bu büyük buluşmanın yalnızca Hacıbektaş’ta bulunanlarla sınırlı kalmaması gerekiyor. Etkinliğin özellikle anma programı, cem ve kapanış etkinliği çok sayıda televizyon kanalı tarafından canlı yayınlanmalı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ulusal kanalların yanı sıra kültür, haber ve yerel televizyonlar da bu yayına dahil edilmeli.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Böylece Hacı Bektaş Veli’nin düşüncesi yalnızca ilçeye gelen binlerce kişiye değil, Türkiye’nin ve dünyanın farklı yerlerindeki milyonlarca izleyiciye ulaştırılabilir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu yayınlar yalnızca konser görüntülerinden oluşmamalı. Cem, semah, söyleşiler, akademik oturumlar, sergiler, gençlik programları ve Hacıbektaş’ın tarihî mekânları da doğru bir anlatımla ekrana taşınmalı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bence artık Hacıbektaş’ın ihtiyacı daha fazla etkinlik değil.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Daha doğru tasarlanmış, daha güçlü finanse edilen ve daha geniş kitlelere ulaştırılan bir etkinlik.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Çünkü burası sıradan bir festival alanı değil.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Burası Serçeşme.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ve Serçeşme’de yapılacak programın ölçüsü de kaç kişinin geldiği, kaç sanatçının sahne aldığı veya kaç protokol konuşmasının yapıldığı olmamalı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ölçü; Hacı Bektaş Veli’nin mirasının ne kadar doğru anlatıldığı, kültürün ne kadar yaşatıldığı, etkinliğin ne kadar şeffaf ve sürdürülebilir biçimde finanse edildiği ve bu üç günün Hacıbektaş’a ne bıraktığı olmalı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bence artık bu tartışmayı yapmanın zamanı geldi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">2027’de aynı programı biraz değiştirerek tekrar etmek yerine, gerçekten yeni bir format ortaya koymak gerekiyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Elbette bunun kararını vermek bizim işimiz değil. Bizimki öneri.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Karar Hacıbektaş Belediyesi’nin ve Anma Komitesi’nin sorumluluğundadır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ancak bu öneriyi yalnızca belediyeye değil, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na da sunmak gerekiyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">O halde herkes kendi sorumluluk alanından elini taşın altına koymalı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kamu kurumları, belediyeler, Alevi-Bektaşi kurumları, kültür kuruluşları, sponsorlar ve medya kuruluşları ortak bir plan etrafında buluşmalı. Etkinliğin finansmanı, programı, canlı yayınları ve kalıcı kültür projeleri önceden belirlenmeli.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bizim görevimiz ise bu tartışmayı açmak.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Çünkü aynı şeyleri tekrar tekrar yapıp farklı bir sonuç beklemek yerine, artık cesaretle yeni bir model konuşmanın zamanı geldi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Burası Serçeşme.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Serçeşme’nin hakkı da yılda birkaç günlük törenlerden çok daha fazlasıdır.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">Mustafa Sümen/Haber Hacıbektaş</span></strong></p>

<p><strong><span style="color:#000000">11.09.2026</span></strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 11 Sep 2026 12:58:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/09/gazeteci-sumen-yazdi-etkinlikler-bitti-hacibektasin-sorulari-bitmedi-1789121513.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Alevi Aydınlar Bildirgesi’ne bir destek daha: Susmayacağız!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-aydinlar-bildirgesine-bir-destek-daha-susmayacagiz-3411</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-aydinlar-bildirgesine-bir-destek-daha-susmayacagiz-3411</guid>
                <description><![CDATA[31 Ağustos 2025 tarihinde 53 imza ile yayınlanan “Alevi Aydınlar Bildirgesi”ne bir destek daha geldi. Çeşitli kurumlarda yöneticilik yapmış bir grup aydın daha bildirgeye destek açıklaması yaptı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Kendilerini “<em><strong>Alevi-Bektaşi Hak Savunucuları</strong></em>” olarak tanımlayan bir grup aydın daha 31 Ağustos’ta yayımlanan “<em><strong>Alevi Aydınlar Bildirgesi</strong></em>”ne destek verdi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi Aydınlar Bildirgesi'ni imzalayanların kaygılarının anlaşıldığı ve bildirgenin kamuoyuna duyurulmasının desteklendiğini ifade eden “<strong><em>Alevi-Bektaşi Hak Savunucuları</em></strong>”, yapılan göndermelerin Alevi toplumunun hafızasındaki katliam ve sürgünlere ilişkin hassasiyetleri tetiklediğini belirttiler.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi Hak Savunucuları Bildirgesi'nde şu ifadelere yer verildi:&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">“Alevi Aydınlar Bildirgesini imzalayanların kaygılarını anlıyor ve bunun duyurulmasını destekliyoruz. Kürt sorununun çözümü için şiddetsiz bir siyasal ortamın oluşturulmasından ve bunun kalıcı bir barışa dönüşmesinden yanayız.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Uğruna mücadele verdiğimiz değerlerin ve hassasiyetlerimizin göz ardı edilmesi, bizi kaygılandırmaktadır. Bugün Suriye’de Alevilere yönelik katliam ve kadın kaçırmalar devam ederken aynısını topraklarımızda çağrıştıracak referans ve söylemler karşısında susmayacağız, kaygılarımızı sineye çekmeyeceğiz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kürt sorununun çözümü gündeme geldiğinde, tarafların temsilci ve yetkililerinin İdris-i Bitlisî ile Yavuz Sultan Selim arasındaki ittifaka atıfta bulunması adeta gelenek hâline gelmiştir. Bazen doğrudan isimler verilerek bazen de farklı kavramlar kullanılarak bu kanlı ittifaka vurgu yapması Alevi toplumunun belleğindeki katliam ve sürgünlere ilişkin hassasiyetlerinin tetiklenmesine vesile olmaktadır.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Mesele, Çaldıran’da gerçekleşen savaş değil; öncesinde başlayan ve sonrasında, yüzlerce yıl boyunca devam edegelen kıyım, sürgün, dışlama ve nefret siyasetidir. Çağlar boyu başta Aleviler olmak üzere, makbul görülmeyen topluluklar, yerel ve merkezî güçlerin her türlü kötülüğüne maruz kalmıştır.&nbsp; 16. yüzyıldan 20. yüzyıla kadar uzanan süreçte on binlerce insanın canına kıyılmış, yüz binlercesi yerinden edilmiş; bu topluluklar yok oluş ve asimilasyon kıskacına alınmıştır. Bu tarihsel sürece ve sonuçlarının belleklerindeki canlılığına rağmen insanlık suçlarını kapsayan bir ittifakın çeşitli sembol ve uygulamalarla günümüze taşınması ve siyasi bir çözüm olarak önerilmesi kabul edilemez. Bu tarz vurgular başta Aleviler olmak üzere toplumun genelini rahatsız etmektedir. Bu öneri “barış, eşit yurttaşlık ve insanca yaşam” gibi çağrıların doğasına aykırıdır. Buna karşı tepki vermek ve toplumun hassasiyetini dile getirmek hem bir hak hem de bir görevdir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">“Barış, demokrasi ve eşit yurttaşlık” esaslı “modern bir cumhuriyet”, çağın ruhundan uzak, imparatorluklar döneminin anlayışı ve kanlı ittifakı üzerine kurulamaz. Bugünün Türkiye’si, 500 yıl önceki bir sultan ile bir saray danışmanı ve temsilcisinin bakış açısı ile ele alınamaz; Türkiye’nin sorunları onların sığ ve kanlı uygulamaları ile çözülemez. Yeni bir dil, yeni bir yol gerekmektedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi halkının haklarını her alanda etkin bir şekilde savunmaya devam edeceğiz.”&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İmzacılar Listesi:</strong></span></p>

<ul>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Abbas Karakaya (Yazar, Çevirmen)</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Ahmet Koçak (Gazeteci - Yazar)</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Ali Akpınar (Eğitimci)</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Ali Şat (Oberfranken Akdeniz Alevileri Kültür Merkezi Başkanı)</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Alisultan Dinçer (Yaşam Ağacı Derneği Yöneticisi)</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Ayhan Aslan (Yüksek Fizikçi)</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Ayşe Acar (Felsefeci - Yazar)</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Bülent Büyükdağ (Avukat)</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Cafer Yılmaz (Kars Dev-Genç Kurucusu - 1978)</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Cemal Doğan (İnşaat Mühendisi)</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Cengiz Kurt (Marketler Zinciri Koordinatörü)</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Filiz Çelik (Anne-Çocuk Sağlığı ve İlk Yardım Uzmanı)</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Hamide Rencüs (Araştırmacı - Yazar)</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Handan Çelik (Bankacı)</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Hasan Gökyıldız (Avrupa Arap Alevileri Federasyonu / AAAF İkinci Başkanı)</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Dr. Heysem Kaya (Akademisyen)</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Hıdır Orhan (Eğitimci)</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Hüseyin Edemir (Yazar - Tarihçi - Sosyal Bilimci)</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">İnan Doğan (Vergi Uygulama)</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">İsa Sonay (Akdeniz Sosyal Kültür Derneği Yöneticisi)</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">İsmail Aslan (Dersim Dernekler Federasyonu Önceki Dönem Başkanı)</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">İsmail Kaplan (Sosyal Pedagog)</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">İsmail Zubari (Samandağ Yerel Gazeteci)</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">İsmibey Gülşeli (Eğitimci)</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Kazım Karakoç (PSAKD 12. Dönem Saymanı - 2 Temmuz Vakfı YK Üyesi)</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Kelime Ata (Yazar - Gazeteci)</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Lümeyse Dede (İHD Hatay Şube Eski Yöneticisi)</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Mesut Kılıç (Alevi Halk İnisiyatifi Sözcüsü)</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Metin Yıldız (Tunceliler Derneği Başkanı)</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Metin Yılmaz (Müzisyen - Şair)</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Musa Özuğurlu (Gazeteci - TV Program Yapımcısı)</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Nazım Eskili (Türkiye Akdeniz Aleviler Birliği Başkanı)</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Necdet Yüksekbaş (Şair)</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Necva Hadim (Eğitimci)</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Dr. Neval Oğan Balkız (Akademisyen)</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Nilgün Aşkar (SES Hatay Şube Eş Başkanı - Psikolog)</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Orhan Şahin (Gazeteci)</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Önder San (Ekonomist - Tercüman)</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Özkan Gönül (Siyaset Bilimci - SMMM)</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Polat Balkan (Avukat - Antalya Barosu Eski Başkanı)</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Recai Aksu (Avrupa Türk Gazeteciler Birliği Başkanı - Gazeteci)</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Reha Çamuroğlu (Yazar - Akademisyen - Eski Milletvekili)</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Said Diyab (İnşaat Mühendisi - AAAF Yönetim Kurulu Üyesi)</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Samut Karabulut (Halkevleri Eski GYK Üyesi)</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Sevinç Alkan (Pedagog)</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Süleyman Doğan (Çorum Alaca İmat Köyü Dayanışma Derneği Başkanı)</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Süleyman Okur (Arap Alevi Şeyhi)</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Süleyman Zaman (Yazar)</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Turgay Eminoğlu (SMMM)</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Uzay Özgün Sevindi (Baba İlyas Yol Yareni)</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Yavuz Selçuk (Erenler Eğitim ve Kültür Vakfı 11. Dönem Başkanı)</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Zeki Rüzgar (Avukat)</span></p>
	</li>
</ul>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 10 Sep 2026 14:25:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/09/alevi-aydinlar-bildirgesine-bir-destek-daha-susmayacagiz-1789040472.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>CHP liderine hakaret eden kişi PSAKD Pendik başkanı ve İBB çalışanı çıktı!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/chp-liderine-hakaret-eden-kisi-psakd-pendik-baskani-ve-ibb-calisani-cikti-3410</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/chp-liderine-hakaret-eden-kisi-psakd-pendik-baskani-ve-ibb-calisani-cikti-3410</guid>
                <description><![CDATA[CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik sosyal medyada yürütülen sistematik nefret ve hakaret söylemlerinin arkasından skandallar zinciri çıktı. Sosyal medyada sistematik olarak CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu aleyhine nefret söylemi yayan ve hakaret içeren paylaşımlar yapan Tuncay Parlak Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Pendik Şube Başkanı ve İBB çalışanı çıktı!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik sosyal medyada sistematik hakaret ve provokatif paylaşımlar yapan hesabın arkasındaki ismin Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Pendik Şube Başkanı Tuncay Parlak olduğu ortaya çıktı. Aynı zamanda İBB iştiraklerinden İGDAŞ’ta Satın Alma Şefi olarak görev yaptığı belirlenen Parlak’ın Alevi toplumunu kışkırtmaya yönelik ifadelerine karşı dernek yönetiminin sessiz kalması tepkileri artırırken; gözler PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe ve İBB yönetiminin alacağı idari ve hukuki tedbirlere çevrildi.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">SKANDALIN KİMLİĞİ DEŞİFRE OLDU</span></strong></p>

<p><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/TuncayParlak.jpg" style="height:800px; width:411px" /></p>

<p><span style="color:#000000">Kamuoyunda uzun süredir ana muhalefet liderine yönelik nefret söylemleri ile linç kampanyalarının belirli merkezlerden sevk ve idare edildiği yönündeki iddialar gündemdeki sıcaklığını korurken, çarpıcı bir gelişme yaşandı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Sosyal medya üzerinden Kılıçdaroğlu’na karşı suç teşkil eden provokatif ifadeler ve hakaretler yayımlayan kilit hesaplardan birinin arkasındaki isim netleşti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Yapılan incelemelerde, söz konusu paylaşımları yapan kişinin Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Pendik Şube Başkanı Tuncay Parlak olduğu belirlendi.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">ALEVİ TOPLUMUNU KIŞKIRTAN PAYLAŞIMLAR VE DERNEĞİN SESSİZLİĞİ</span></strong></p>

<p><strong><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/tp21.jpg" style="height:660px; width:303px" /></span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Tuncay Parlak’ın özellikle Alevi toplumunu kışkırtmaya ve kamuoyunda fay hatları oluşturmaya yönelik sosyal medya hamleleri geniş bir kesimin tepkisini çekti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Toplumsal barışı ve kamu huzurunu hedef alan bu fütursuz ifadelere karşın, yöneticisi olduğu Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin iddialar ve paylaşımlar karşısında derin bir sessizliğe bürünmesi tepkilerin dozunu daha da artırdı.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">İGDAŞ’TA SATIN ALMA ŞEFİ: SKANDALIN ADRESİ İBB İŞTİRAKİ</span></strong></p>

<p><strong><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/tp1.JPG" style="height:654px; width:800px" /></span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Skandalın boyutları sadece dernek yönetimiyle de sınırlı kalmadı. Yapılan araştırmalarda Tuncay Parlak’ın aynı zamanda bir kamu çalışanı olduğu ortaya çıktı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) iştiraklerinden İstanbul Gaz Dağıtım Sanayi ve Ticaret A.Ş. (İGDAŞ) bünyesinde Satın Alma Şefi olarak görev yapan Parlak’ın konumu, ana muhalefet liderine yönelik sistematik hakaretlerinin arkasındaki motivasyonu ve vesayet ilişkilerini daha da tartışmalı hale getirdi.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">GÖZLER PSAKD VE İBB YÖNETİMİNE ÇEVRİLDİ</span></strong></p>

<p><strong><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/Tuncay%20Parlak1.JPG" style="height:661px; width:701px" /></span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Söylemlerinde her fırsatta barış, hoşgörü ve liyakat vurgusu yapan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Cuma Erçe ile İBB Başkan Vekili Nuri Aslan’ın, ortaya çıkan bu somut tablo karşısında nasıl bir tutum sergileyecekleri merak konusu oldu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Kurumsal etik ilkelerin ve idari sorumlulukların hiçe sayıldığı bu süreçte, ilgili makamların alacağı idari ve hukuki tedbirler kamuoyu tarafından yakından takip ediliyor.Sürekli barıştan söz eden Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Cuma Erçe ve İBB Başkan Vekili Nuri Aslan’ın haberimiz üzerine nasıl tutum alacaklarını, alevihaberler.comçtr haber sitesi olarak dikkatle izleyeceğiz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sürekli barıştan söz eden Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Cuma Erçe ve İBB Başkan Vekili Nuri Aslan’ın haberimiz üzerine nasıl tutum alacaklarını, alevihaberler.com.tr haber sitesi olarak dikkatle izleyeceğiz.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 09 Sep 2026 22:02:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/09/chp-liderine-hakaret-eden-kisi-psakd-pendik-baskani-ve-ibb-calisani-cikti-1788981425.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yeni Parti&#039;li Kayışoğlu krizi Bursa&#039;dan Ankara&#039;ya sıçradı!</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/yeni-partili-kayisoglu-krizi-bursadan-ankaraya-sicradi-3409</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/yeni-partili-kayisoglu-krizi-bursadan-ankaraya-sicradi-3409</guid>
                <description><![CDATA[Bursa’da Alevi derneklerinin geleneksel pikniğinde Yeni Parti Bursa Milletvekili ve Genel Başkan Yardımcısı Nurhayat Altaca Kayışoğlu ile yaşanan tartışma büyüyerek Ankara’ya taşındı. Bursa Saati haber sitesinden Burhan Kurtulmuş'un haberine göre, Alevi derneklerinin Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel’den görüşme talep ettiği, ancak henüz randevu verilmediği de krizi tırmandıran başka bir faktör oldu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bursa Alevi Dernekleri Platformu’nun Kestel Yeşil Vadi Piknik Alanı’nda düzenlediği<span style="color:#000000"> geleneksel pikniğinde Yeni Parti Bursa Milletvekili ve Genel Başkan Yardımcısı&nbsp;Nurhayat Altaca Kayışoğlu’na söz verilmemesinin ardından&nbsp;</span>“<em><strong>Vekilim ulan ben vekilim</strong></em>”&nbsp;diye bağırması üzerine&nbsp;<span style="color:#000000">yaşanan çirkin olay, Ankara’da siyasi kulislerin gündemine taşındı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Piknikte yaşanan tartışmanın ardından yapılan açıklamalar ve sosyal medya paylaşımları, sürecin Yeni Parti Genel Merkezi’ne kadar uzanmasına neden oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yeni Parti Bursa Milletvekili ve Genel Başkan Yardımcısı&nbsp;Nurhayat Altaca Kayışoğlu&nbsp;olayın ardından yaptığı sosyal medya paylaşımı, gelen tepkiler sonrasında kaldırmak zorunda kaldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>TARTIŞMANIN GEÇMİŞİ ÜÇ YIL ÖNCESİNE UZANIYORMUŞ!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Bursa Saati haber sitesinden Burhan Kurtulmuş'un dernek yöneticilerinden aldığı bilgilere göre, Altaca Kayışoğlu ile yaklaşık 12 dernek başkanı arasında 31 Mart 2024 yerel seçimleri öncesinde gerçekleştirilen bir telekonferansta yaşanan tartışma, taraflar arasındaki ilişkilerde kırılma noktası oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Altaca Kayışoğlu da yaptığı paylaşımda üç yıl önce yaşandığını belirttiği olaya değinerek, belediye meclis üyeliği seçimleri sırasında bazı isimlerin bir kişiyi aday göstermesine karşı çıktığını ifade etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Altaca, bu tartışmaya dair<strong>&nbsp;</strong>“<strong><em>Nilüfer'de rant olduğu için önerdiğinizi bilmiyor muyum</em></strong>”<strong>&nbsp;</strong>şeklinde haykırdığını savunurken, yaşanan tartışmaya ilişkin bazı dernek yöneticilerine yönelik ağır ifadeler kullandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Paylaşımında ayrıca Bursa’daki bazı dernek yöneticilerinin siyasi çevrelerle ilişkilerine ilişkin iddialarda bulundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Altaca paylaşımında: “<strong><em>Sadece iki dernek başkanı ki birisi AKP'nin atadığı kayyumun yardımcısı olan kişinin yakınıymış, hakkımdaki yazıda adı geçiyor, diğeri de butlancılar ve&nbsp;AKP'lilerle her zaman sıcak ama bizlerle mesafeli duran&nbsp;(Ataevler ) diğer başkan bir anda üç yıl önceki konuşmamızdan bahisle anons etmeyeceklerini söyleyince bu nezaketsizlikleri karşısında kalktık ve ayrıldık</em></strong>” dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>GÖZLER YENİ PARTİ GENEL MERKEZİ’NE ÇEVRİLDİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Bursa’da yaşanan gelişmelerin ardından Alevi Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı’nın Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel’den görüşme talep ettiği öğrenildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İddiaya göre, görüşme talebinin ardından Nurhayat Altaca Kayışoğlu,&nbsp;Özgür Özel&nbsp;ile bir araya geldi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu görüşmenin ardından Altaca’nın tartışmaya ilişkin daha önce yaptığı sosyal medya paylaşımını kaldırdığı ve Özel ile birlikte fotoğraf paylaştığı belirtildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu gelişme, Bursa’da yaşanan olayın parti genel merkezi düzeyinde de gündeme geldiği şeklinde yorumlandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>RANDEVU KRİZİ İDDİASI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">İddialara göre Alevi Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı’nın Özgür Özel’den talep ettiği randevu henüz gerçekleşmedi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Randevunun kabul edilmemesi, bazı dernek yöneticilerinin tepkisine neden oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Derneklerin, Bursa’da yaşanan tartışmanın ardından konunun doğrudan Yeni Parti Genel Başkanı düzeyinde ele alınması beklentisinin karşılanmadığı yönünde değerlendirmeler yapıldığı iddia edildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ALEVİ DERNEKLERİ ORTAK AÇIKLAMA HAZIRLIĞINDA</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Öte yandan Bursa’daki Alevi derneklerinin yaşanan gelişmelere ilişkin ortak bir açıklama hazırlığında olduğu öğrenildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bursa’da başlayan ve Ankara’ya taşınan süreçte gözler şimdi Yeni Parti Genel Merkezi ile Alevi dernekleri arasında yapılması beklenen görüşmeye çevrildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Randevu talebinin kabul edilip edilmeyeceği ve Alevi derneklerinin hazırladığı belirtilen ortak açıklamada hangi mesajların verileceği, önümüzdeki günlerde sürecin seyrini belirleyecek.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 07 Sep 2026 21:57:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/09/yeni-partili-kayisoglu-krizi-bursadan-ankaraya-sicradi-1788809693.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Diyarbakır&#039;dan Minab&#039;a 3 bin kilometrelik pedal: Direniş kervanı yola çıkıyor!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/diyarbakirdan-minaba-3-bin-kilometrelik-pedal-direnis-kervani-yola-cikiyor-3408</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/diyarbakirdan-minaba-3-bin-kilometrelik-pedal-direnis-kervani-yola-cikiyor-3408</guid>
                <description><![CDATA[Ulusal Kanal’a konuk olan Bisiklet İnisiyatifi temsilcileri, DİRENİŞ KERVANI projesini duyurdu. Aktivistler, 2-20 Ekim 2026’da ABD saldırılarından etkilenen Minab’a ulaşmak için yaklaşık 3.000 kilometre pedal çevirecek.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Ulusal Kanal’ın Gün Ortası canlı yayınına konuk olan Bisiklet İnisiyatifi temsilcileri, önümüzdeki ay düzenlenecek olan&nbsp;DİRENİŞ KERVANI projesini kamuoyuna duyurdu. 2-20 Ekim 2026 tarihleri arasında gerçekleşecek olan bu anlamlı yolculukta pedal çevirecek olan aktivistler, ABD saldırganlığının kurbanı olmuş Minab’a ulaşmak üzere Diyarbakır'dan yola çıkarak, yaklaşık 3.000 kilometrelik bir rotayı geride bırakacak.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>"Heybe Yerine Okul Çantası Taşınacak"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Proje kapsamında bisikletliler, alışılagelmiş yolculuk ekipmanlarının ötesinde özel bir yük taşıyacak. İnisiyatif yetkilileri, organizasyonun amacını şu sözlerle ifade etti:</span></p>

<p><span style="color:#000000">&nbsp;"Bisikletlerin arkasında klasik heybeler yerine okul çantaları taşınacak ve bu çantalarda Türkiye'deki çocukların mektupları, resimleri, dayanışma mesajları Minab'a götürülecek."</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Özgür Kılıç da Kervana Katılıyor</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Bisikletle rahat bir günlük hayat yaşamak amacıyla 40 yaşından sonra İstanbul'dan Konya'ya yerleşen, coğrafya ve topografya bilgisinden istifade ederek Türkiye içinde orta yaşlı herkese uygun rotalar planlayıp pedallayan Özgür Kılıç (@gladiusliber) da bu kervanda yer alacağını açıkladı. Kılıç, duygularını şu sözlerle dile getirdi:</span></p>

<p><span style="color:#000000">&nbsp;"İkinci yurdum saydığım ve yalnız başıma defalarca gezip dostluklar kurduğum İran'a bu defa bu kervanla gideceğim inşallah."</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Çocukların Dayanışma Mesajları İçin Çağrı</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Organizasyon ekibi, Minab’daki çocuklara ulaştırılacak olan çantaları doldurmak adına duyarlı vatandaşlara çağrıda bulundu. Yolculuk öncesinde, ulaşılabilecek çocukların kaleme aldığı yazılar, çizdiği resimler ve akla gelebilecek diğer dayanışma nesneleri kabul edilecek.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Detaylı Bilgi ve Rota:</strong></span></p>

<p>&nbsp;* Bisiklet İnisiyatifi Resmi Web Sitesi:&nbsp;<a href="https://www.bisikletinisiyatifi.com/">https://www.bisikletinisiyatifi.com/</a></p>

<p>&nbsp;* Takribî Yolculuk Rotası:&nbsp;<a href="https://maps.app.goo.gl/XBkL3StSfhafBTLe9">https://maps.app.goo.gl/XBkL3StSfhafBTLe9</a></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 07 Sep 2026 12:21:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/09/diyarbakirdan-minaba-3-bin-kilometrelik-pedal-direnis-kervani-yola-cikiyor-1788774227.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Atatürk için mevlit okutan Müftü görevden alındı</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ataturk-icin-mevlit-okutan-muftu-gorevden-alindi-3407</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ataturk-icin-mevlit-okutan-muftu-gorevden-alindi-3407</guid>
                <description><![CDATA[Atatürk için mevlit duyurusu yapan Kocaeli Müftüsü Mehmet Sönmezoğlu görevden alındı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı kararlarıyla Diyanet İşleri Başkanlığı’nda geniş çaplı bir atama ve görev değişikliği dalgası yaşandı. 35 ilin müftülüğünde yapılan düzenlemeler kapsamında birçok il müftüsü yerinden edilirken, Kocaeli Müftüsü Mehmet Sönmezoğlu da bu isimler arasında yer aldı. Sönmezoğlu’nun yerine Bolu İl Müftüsü Hüseyin Demirtaş getirildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sönmezoğlu, kamuoyunun gündemine 10 Kasım 2025’te yaptığı bir duyuruyla girmişti. O gün, il genelindeki tüm camilerde Mustafa Kemal Atatürk, şehitler ve ebediyete intikal eden gaziler için Mevlid-i Şerif okutulacağını açıklamıştı. Duyurusunda, “10 Kasım 2025 Pazartesi günü saat 12.30’da tüm camilerimizde Mevlid-i Şerif okutulması hususunda, bilgi ve gereğini rica ederim” ifadelerine yer vermişti. Bu açıklama, dönemin tartışmaları arasında dikkat çekmiş ve isminin anılmasına neden olmuştu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yeni Kocaeli Müftüsü olarak atanan Hüseyin Demirtaş ise daha önce Bolu İl Müftüsü olarak görev yapıyordu. Demirtaş, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bir Cuma hutbesinin yargıya taşınması sürecinde sosyal medyada yaptığı değerlendirmelerle de öne çıkmıştı. Bu paylaşımlarında, hutbelerin denetiminde mahkemelerin değil Din İşleri Yüksek Kurulu’nun yetkili olması gerektiğini savunmuştu. Açıklamalarında özellikle “Laiklik, din karşıtı bir ideoloji değildir ve olmamalıdır” sözleriyle dikkat çekmiş, Diyanet’i ise “Millî mücadele günlerinin maneviyatından doğmuş, o ruhun kurumsal devamıdır” şeklinde tanımlamıştı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Aynı kararlar çerçevesinde Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde başka önemli değişiklikler de gerçekleşti. Diyanet Akademisi Başkanı Enver Osman Kaan görevden alınırken, yerine Ahmet Bostancı atandı. Resmi Gazete’de yalnızca Diyanet’le sınırlı kalmayan düzenlemeler yer aldı; Kültür ve Turizm Bakanlığı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı ile diğer kamu kurumlarında da üst düzey görev değişiklikleri yayımlandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu atamalar, Diyanet’te kapsamlı bir kadro yenilenmesi olarak değerlendiriliyor. Sönmezoğlu’nun görevden alınışı, Atatürk için mevlit okutulması duyurusunun ardından gelen gelişmeler arasında yer alması nedeniyle özellikle kamuoyunda yankı uyandırdı.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 23:32:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/09/ataturk-icin-mevlit-okutan-muftu-gorevden-alindi-1788727374.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Erdem Cömert yazdı: Aleviliğe saplanan hançer: Eşit yurttaşlık -1</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/erdem-comert-yazdi-alevilige-saplanan-hancer-esit-yurttaslik-1-3406</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/erdem-comert-yazdi-alevilige-saplanan-hancer-esit-yurttaslik-1-3406</guid>
                <description><![CDATA[Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Başkanı ve hukukçu Erdem Cömert, Alevi toplumuna empoze edilmek istenen "eşit yurttaşlık" kavramını Aydınlk gazetesindeki köşesinde ele aldı. İşte, o makale:]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Aleviliğe saplanan hançer: Eşit yurttaşlık – 1</span></p>

<p><span style="color:#000000">Aleviliğe yönelik en büyük tehlikelerden biri Alevilerin kendi tarihinden, kendi belleğinden ve kendi yol anlayışından koparılmasıdır. Bunun için her zaman açık bir saldırıya ihtiyaç yoktur. Bazen başka merkezlerde üretilen siyasal söylemler Alevilerin talebiymiş gibi sunulur. Bazen de ilk bakışta kulağa son derece güzel gelen ifadelerin içine başka anlamlar yerleştirilir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugün Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri’nde ellerinde “eşit yurttaşlık” pankartlarıyla yürüyen bazı çevrelere baktığımızda üzerinde durmamız gereken mesele tam da budur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Eşit yurttaşlık derken neyi kastediyorsunuz?</span></p>

<p><span style="color:#000000">İlk bakışta kulağa hoş gelen bir kavramdır eşit yurttaşlık. Kim eşitliğe karşı çıkabilir? Kim yurttaşların eşit haklara sahip olmasını istemez?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Fakat mesele kelimelerin güzelliğiyle bitmiyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">ANAYASA AÇIK</span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 10. maddesi son derece açıktır:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.”</span></p>

<p><span style="color:#000000">Aynı madde, hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamayacağını da söylüyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Öyleyse temel soru şudur:</span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarının eşitliği zaten Anayasa’nın açık hükmüyken neden yeni bir “eşit yurttaşlık” kavramına ihtiyaç duyuluyor?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Eğer anlatılmak istenen Alevilerin devlet karşısında diğer yurttaşlarla eşit haklara sahip olmasıysa, bunun adı zaten kanun önünde eşitliktir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu eşitliğin kâğıt üzerinde kalmaması için mücadele etmek elbette başka bir meseledir. Cemevlerinin hukuki statüsünü, Alevi inancının özgürce yaşanmasını, eğitim ve kültür alanındaki talepleri savunmak meşru ve gereklidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Fakat başka bir kavramı Alevilerin doğal ve tarihsel talebi haline getirmek farklı bir meseledir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">KAVRAMIN İDEOLOJİK KÖKENİ</span></p>

<p><span style="color:#000000">Burada artık yalnızca kelimenin kendisini değil, kelimenin arkasındaki siyasal düşünceyi konuşmak gerekiyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">“Eşit yurttaşlık” kavramının Türkiye’deki kullanılış biçimi, Cumhuriyetin ortak yurttaşlık anlayışından farklı bir siyasal zemine oturtulmak isteniyor. Özellikle Avrupa merkezlerinde, Almanya’da ve Batı’daki bazı siyasal çevrelerde şekillenen kimlik merkezli yaklaşımın Türkiye’ye taşınması dikkat çekiyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Başka merkezlerde üretilen kavramlar Türkiye’ye geliyor. Sonra bu kavramlar Alevi toplumunun tarihsel talebiymiş gibi sunuluyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İşte burada durmak gerekiyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Çünkü Aleviliğin kendi tarihinden gelen talepleri vardır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevilerin kendi sözü vardır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hacı Bektaş Veli’nin, Pir Sultan’ın, Yunus’un, Nesimi’nin bıraktığı büyük bir düşünce mirası vardır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Aleviliğin hak arayışını başka merkezlerin kavramlarına teslim etmeye ihtiyacı yoktur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">ALEVİLİĞE YENİ BİR SİYASAL DİL</span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye’de uzun yıllardır Aleviliğin sorunları üzerinden siyaset üretiliyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Burada Alevilerin gerçek sorunları ile Alevilik üzerinden kurulmak istenen siyasal projeyi birbirinden ayırmak gerekiyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Aleviler eşit haklar istiyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu hakların eksiksiz uygulanmasını istiyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Devletin inançlar karşısında adil davranmasını istiyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Cemevlerinin gerçek işleviyle tanınmasını istiyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bunların hepsi konuşulabilir ve savunulabilir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Fakat Aleviliği Cumhuriyetin ortak yurttaşlık hukukundan koparıp ayrı bir siyasal kimlik haline getiren her yaklaşım dikkatle incelenmelidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Çünkü Aleviliğin tarihsel özü, insanı kimliklere bölmekten çok insanı birleştiren bir anlayış üzerine kuruludur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">BİR YAZI DİZİSİNİN İLK YAZISI</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu yazı burada bitmiyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tam tersine, bir tartışmanın başlangıcını oluşturuyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Çünkü “eşit yurttaşlık” kavramının Türkiye’ye nasıl taşındığını, hangi ideolojik kaynaklardan beslendiğini ve hangi siyasal çevreler tarafından kullanıldığını anlamadan bugün yaşananları doğru okuyamayız.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bundan sonraki yazılarda bu kavramın ideolojik kökenlerine daha yakından bakacağız. Avrupa’daki kimlik siyasetiyle ilişkisini inceleyeceğiz. Almanya’daki Alevi örgütlenmeleri üzerinden Türkiye’ye taşınan siyasal dili ele alacağız.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Daha sonra bugünün Türkiye’sine bakacağız.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hangi oyun kuruluyor?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hangi kavramlar öne çıkarılıyor?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kimler hangi talepleri Alevilerin ortak talebiymiş gibi sunuyor?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ve bütün bunların sonunda Aleviliğin nereye taşınması isteniyor?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bunları tek tek konuşacağız.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Çünkü mesele yalnızca bir pankartta yazan iki kelime değildir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Mesele, o iki kelimenin arkasında nasıl bir Türkiye tasarlandığıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevilik kendi sözünü kendisi söylemelidir. Kendi tarihinden koparılmadan, başka merkezlerin siyasal projelerine eklemlenmeden ve Cumhuriyetin ortak yurttaşlık hukukundan uzaklaştırılmadan...</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu tartışmayı şimdi başlatıyoruz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Aşk ile..</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 22:43:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/09/erdem-comert-yazdi-alevilige-saplanan-hancer-esit-yurttaslik-1-1788724445.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yüksel Gülsoy yazdı: Ben de bu yayladan Pir&#039;e giderim!</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/yuksel-gulsoy-yazdi-ben-de-bu-yayladan-pire-giderim-3405</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/yuksel-gulsoy-yazdi-ben-de-bu-yayladan-pire-giderim-3405</guid>
                <description><![CDATA[Sosyolog ve Bektaşi Dervişi Yüksel Gülsoy, Arnavutluk'ta kurulacağı ilan edilen sözde Bektaşi devletinden yola çıkarak, sınır ötesi Alevi Bektaşi siyaset hakkında bizim de önemli bulduğumuz görüşlerini tartışmaya sunuyor. Yüksel Gülsoy'un tartışmaya açtığı görüşlerini okurlarımızın değerlendirmelerine sunuyoruz.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000"><strong>BEN DE BU YAYLADAN PÎR’E GİDERİM</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em>(Erdebil’den Tiran’a uzanan yeni bir çekim merkezi ihtimali)</em></span></p>

<p><span style="color:#000000">Arnavutluk’un başkenti Tiran’da Bektaşilik merkezli, Vatikan benzeri bir egemenlik yapısı oluşturulması fikri, yalnızca Balkanlar’ın dini ve siyasi haritasını ilgilendiren bir girişim olarak görülmemeli. Böyle bir yapının ortaya çıkması, özellikle Türkiye’de kendilerini Alevi ve Bektaşi olarak tanımlayan insanların yönelimleri, dış politika ve Türkiye’nin Arnavutluk, Balkanlar, İsrail, İran ve Amerika Birleşik Devletleri ile olan ilişkileri bakımından yeni bir tartışma alanı yaratabilir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Burada asıl mesele, kurulması düşünülen yapının ilk gününde ne kadar güçlü olacağı değildir. Asıl mesele, zaman içinde ne tür bir sembolik, kültürel ve siyasi çekim merkezi hâline gelebileceğidir. Çünkü tarih, dini merkezlerin zaman içerisinde siyasi bir kimlik kazanmasının, sınırların ötesindeki toplulukların aidiyetleri ve siyasi tercihleri üzerinde önemli sonuçlar doğurabildiğini bize göstermektedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu noktada akla gelen en çarpıcı tarihsel örneklerden biri Safevî hareketidir. Erdebil Tekkesi başlangıçta tasavvufi bir merkez iken zaman içerisinde siyasi bir güce dönüşmüş, Şah İsmail döneminde ise devletleşmiştir. Safevîlerin Anadolu’ya uzanan siyasi ve dini etkisi, Anadolu’daki bazı Türkmen ve Kızılbaş toplulukları üzerinde güçlü bir çekim meydana getirmiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">O dönemin insanı için siyasi bağlılığın arkasında bugünkünden farklı araçlar vardı. Vergi, güvenlik, himaye, inanç ve siyasi aidiyet birbirine yaklaşabiliyordu. Anadolu’daki bazı Kızılbaşların Safevîlere duyduğu sempatiyi ve Osmanlı-Safevî rekabetinin Anadolu’daki yansımalarını bu çerçevede değerlendirmek gerekir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Elbette XVI. yüzyıl ile XXI. yüzyılı birbirinin kopyası gibi görmek doğru değildir. Ancak tarihsel analojinin anlamı da zaten olayların birebir tekrarlanması değildir. Asıl mesele, benzer bir çekim mekanizmasının farklı araçlarla yeniden ortaya çıkıp çıkamayacağıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Geçmişte eksen Erdebil’den Anadolu’ya doğru uzanıyordu. Bugün ise tartışılan yeni eksen Tiran’a doğru kayıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ve burada şu kritik soru ortaya çıkıyor: Tiran’da kurulacak Bektaşi merkezli siyasi yapı yalnızca Arnavutluk’taki Bektaşiler için sembolik bir merkez olarak mı kalacak, yoksa Balkanlar, Türkiye ve Avrupa’daki Alevi ve Bektaşi toplulukları açısından daha geniş bir çekim merkezi hâline mi gelecek?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Benim asıl dikkat çekmek istediğim risk tam da burada başlıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Öncelikle Alevi ile Bektaşi kavramlarını birbirinden ayırmak zorundayız.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye’de tarihsel ve örgütlü Bektaşi kimliği ile Alevilik aynı şey değildir. Bu iki gelenek arasında tarihsel, kültürel ve inanç alanında önemli temaslar ve ortaklıklar bulunmasına rağmen, Alevi olmak ile Bektaşi olmak aynı kimliğin iki farklı adı değildir. Dolayısıyla “Alevi-Bektaşi” ifadesinin her durumda tek ve yekpare bir toplumsal kimliği tanımlıyormuş gibi kullanılması, bu ayrımı görünmez hâle getirebilir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tam da burada Tiran’da kurulması düşünülen Bektaşi devletinin doğurabileceği önemli bir risk ortaya çıkıyor. Türkiye’de Alevi ve Bektaşi kavramlarının sürekli birlikte anılması, yeni oluşumun kendisini Türkiye’deki çok daha geniş Alevi topluluğunun doğal siyasi veya manevi temsilcisi gibi sunmasına elverişli bir zemin oluşturabilir. Başka bir ifadeyle, kavramsal yakınlık siyasi bir araç hâline getirilebilir ve bu ortaklaştırma, Tiran merkezli yapının Türkiye’deki Alevilere ulaşmasını kolaylaştıracak biçimde suiistimal edilebilir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bektaşilerin sayısal büyüklüğü bu açıdan tek başına belirleyici değildir. Asıl önemli olan, Türkiye’de Alevilik ile Bektaşilik arasındaki tarihsel ve kültürel yakınlığın nasıl yorumlanacağı ve bunun yeni bir siyasi merkezin lehine nasıl kullanılabileceğidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Özellikle genç kuşak bakımından mesele daha da farklı bir zemine taşınabilir. Eğer dini-kültürel aidiyet ile eğitim, çalışma, seyahat, Avrupa’da yaşama ve kariyer imkânları aynı kanalda buluşursa, ortaya yalnızca sembolik değil, son derece somut bir çekim gücü çıkabilir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bir Alevi genci, Tiran merkezli bu yeni yapı üzerinden Avrupa’da daha kolay eğitim alabildiğini, İtalya’da çalışma imkânı bulduğunu veya Londra’da üniversiteye gitme yolunun açıldığını düşünmeye başlarsa, bunun zaman içerisinde yaratacağı toplumsal algıyı küçümsememek gerekir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İşte o noktada mesele artık “Tiran’da yeni bir dini merkez kuruluyor” meselesi olmaktan çıkar. Soru şuna dönüşür: Türkiye dışındaki bir merkez, Türkiye’de yaşayan gençlerin geleceğine ne ölçüde etki etmeye başlamıştır?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Daha ileri bir senaryo düşünelim.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu yapının ileride vatandaşlık vermeye başlaması veya vatandaşlıkla bağlantılı bazı ayrıcalıkların ortaya çıkması ve Avrupa ülkelerinin bu vatandaşlara serbest dolaşım, geçici oturum, eğitim ya da çalışma bakımından kolaylıklar sağlaması ihtimali gerçekleşirse, dini-kültürel aidiyet ile ekonomik fırsat birbirini besleyebilir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Geçmişte Anadolu’daki konar-göçer Türkmenler için Şah İsmail’in vergisiz yaylaları ve otlakları vergi, himaye ve siyasi bağlılık nasıl bir çekim oluşturduysa, bugün bunun karşılığı Tiran merkezli Bektaşi Devletinin sağlayacağı eğitim, kariyer, seyahat, oturum ve vatandaşlık imkânları olabilir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Böyle bir gelişme Türkiye açısından yalnızca diplomatik tanıma veya tanımama meselesi değildir. Türkiye Cumhuriyeti zaten kendisini de etkileyecek böyle bir din devletini tanımayacaktır. Buna rağmen diğer dünya devletlerinin tanıması ise Türkiye’nin dışında oluşan bu siyasi-kültürel merkezin, Türkiye’de yaşayan gençlerin eğitim ve kariyer tercihlerinde etkili olmaya başladığı anda, Türkiye’nin toplumsal ve siyasi yapısıyla da ilgili hâle gelecektir. Diplomatik tanımama da tek başına bir çözüm olmayacaktır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu tartışmanın İran boyutu da ayrıca önemlidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye’de son dönemde konuşulan bazı siyasi gelişmelerin Yavuz Sultan Selim ile İdris-i Bitlisî dönemindeki ittifaka benzetilmesi, ister istemez tarihsel hafızayı yeniden gündeme getiriyor. Bu benzetmenin Alevi ve Bektaşileri rahatsız ettiği son derece açıktır. Ancak burada dikkatli olmak gerekir: siyasetçilerin ve toplumsal aktörlerin söylemlerindeki sığlık, bu gelişmelerin asıl jeopolitik hedeflerinden birinin İran olabileceği ihtimalinin ve Türkiye’de yaşayan Alevi ve Bektaşiler üzerindeki olası etkilerinin gözden kaçırılmasına sebep olmaktadır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu gelişmelerin hedeflerinden birinin İran olduğu varsayımı üzerinden bakıldığında, Türkiye’deki Alevi topluluklarının İran ile kurabileceği kültürel veya siyasi bağların zayıflatılması, Tiran merkezli yeni bir yapının olası jeopolitik sonuçları arasında da değerlendirilebilir. Bu nedenle meseleyi yalnızca dini bir proje olarak okumak eksik kalabilir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Burada bir risk daha ortaya çıkıyor: Türkiye’de İran’a yakınlığı ile bilinen bazı topluluklar ile Alevi ve Bektaşiler arasında bir çatışma üretilmek istenmesi olasılığı da vardır. Böyle bir çatışmanın üretilmesi, farklı toplumsal kesimleri birbirine karşı konumlandırarak hem Türkiye’nin iç siyasetini hem de Alevi ve Bektaşi kimliklerinin algılanışını daha da karmaşık hâle getirebilir. Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığının oluşturduğu Danışma Kurulunun, oluşabilecek bir çatışma zemininin önlenmesinde önemli bir işlev görebileceği açıktır. Danışma Kurulunda yer alan Caferiler, Bektaşiler, Çelebiler ve Alevi Ocaklarınn kanaat önderleri, farklı toplumsal kesimler arasında ortak bir iletişim zeminini canlı tutabilirler.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bir de Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail boyutu var.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu konuda artık yalnızca soyut bir “destek ihtimali”nden söz etmek yerine, İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog’un Arnavutluk ziyareti sırasında Baba Mondi ile görüşmüş olması gibi somut siyasi temasların da tartışmanın parçası hâline geldiğini görüyoruz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Buradan hareketle, projenin arkasındaki stratejik hedeflere ilişkin daha ileri yorumlar yapılabilir. Bunlardan biri, İsrail’in bölgedeki siyasi ve kültürel meşruiyet alanını genişletme arayışı ve Müslüman toplumlar içerisinde kendisine daha yakın bir dini-kültürel söylem oluşturma çabasıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Daha iddialı bir yorum ise “Siyonist bir Müslümanlık” veya “Siyonist bir İslam Tasavvuf ekolü” oluşturulmak istendiği yönündedir. Böyle bir yorum, özellikle İsrail’in Gazze’de yürüttüğü savaş ve buna yönelik Müslüman dünyadaki tepki düşünüldüğünde, İsrail açısından Müslüman toplumlar içerisinde yeni bir meşruiyet alanı açma arayışı olarak okunabilir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ancak burada önemli olan, niyetleri kesinleşmiş gerçekler gibi sunmak değil; ortaya çıkan temasların ve siyasi yönelimin hangi sonuçlara hizmet edebileceğini sorgulamaktır. Bir köşe yazısının görevi de tam olarak budur: Görünen olayların arkasındaki ihtimalleri tartışmaya açmak.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye açısından bence en ciddi risk, Bektaşilerin sayısal büyüklüğünden bağımsız olarak, Alevi ve Bektaşi kimlik alanının, ama özellikle Alevilerin, Türkiye dışındaki yeni bir siyasi merkezin etkisine açılmasıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye’de Bektaşiliğin tarihsel merkezi Hacı Bektaş’tır. Hacı Bektaş Veli’nin adıyla özdeşleşen bu merkez Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisindedir. Dolayısıyla yazının başlığındaki “Pîr” ifadesi yalnızca edebi bir kelime değildir. Buradaki Pîr, Hacı Bektaş merkezli Selçuklu, Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti’ne uzanan tarihsel ve kültürel hafızaya işaret etmektedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">“Ben de bu yayladan Pîr’e giderim” sözü, tam da bu nedenle tarihsel bir karşılık taşıyor. Geçmişte “Şah’a gitmek” nasıl bir siyasi ve dini çekim ifadesine dönüşmüşse, bugün de “Pîr’e gitmek” üzerinden Türkiye’nin kendi tarihsel merkezinin nerede olduğu sorusunu sormak gerekiyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tiran’da oluşacak yeni merkezin zaman içerisinde kendisini Türkiye’deki Alevi ve Bektaşi dünyasının alternatif siyasi veya manevi adresi olarak sunması hâlinde, Türkiye’nin kendi tarihsel merkezleriyle yeni merkez arasında bir rekabet algısı oluşabilir. Bu rekabetin kendisi bile kimlik tartışmalarını derinleştirmeye yeter.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Gözden kaçabilecek bir başka risk ise beyin göçüdür.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye’de eğitimli, yabancı dil bilen ve uluslararası hareketliliğe açık gençlerin önemli bir bölümü zaten Avrupa’da eğitim ve çalışma imkânlarını araştırıyor. Eğer yeni Bektaşi siyasi yapısı bu hareketliliğe ek bir kanal sunarsa, dini-kültürel kimlik ile Avrupa’ya erişim arasında yeni bir bağ kurulabilir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu durumda mesele “kaç kişi vatandaş olacak?” sorusundan çok daha büyüktür. Asıl soru, Türkiye’nin yetişmiş insan kaynağının bir bölümünün başka bir siyasi-kültürel merkezin etrafında toplanmasını sağlayacak yeni bir ağ oluşup oluşmayacağıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu risk yalnızca Alevi gençleri açısından değil, Türkiye’nin genel beyin göçü sorunu açısından da önemlidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Peki Türkiye ne yapmalı?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Her şeyden önce, Türkiye Cumhuriyeti’nin vereceği cevap hukuk devleti sınırları içerisinde kalmalıdır. Alevi yurttaşların demokratik taleplerini baskılamak veya onları potansiyel bir güvenlik tehdidi gibi görmek, dışarıdaki çekim merkezlerinin etkisini azaltmak yerine artırabilir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Devletin yapması gereken, kimlikleri cezalandırmak değil; dışarıdan gelecek siyasi ve ekonomik çekimlere karşı Türkiye’deki meşru alanları güçlendirmektir. Eğitim ve istihdam imkânlarının artırılması, gençlerin uluslararası hareketliliğinin sağlıklı kanallarla desteklenmesi, kültürel kurumların güçlendirilmesi ve Alevi ile Bektaşi geleneklerinin Türkiye’deki tarihsel merkezleriyle bağlarının canlı tutulması bunun parçalarıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Vatandaşlık, oturum, eğitim ve çalışma imkânlarının yabancı siyasi-dini yapılar tarafından Türkiye’de siyasi nüfuz aracı hâline getirilmesi ihtimaline karşı da diplomatik ve hukuki mekanizmalar geliştirilmelidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Fakat burada çok önemli bir ayrım vardır: Türkiye’nin amacı Alevi gençlerin Avrupa’ya gitmesini engellemek olmamalıdır. Bir gencin Londra’da okumak, İtalya’da çalışmak veya başka bir Avrupa ülkesinde yaşamak istemesi doğal bir tercihtir. Devletin görevi bu tercihi cezalandırmak değil, kendi vatandaşlarına Türkiye’de de güçlü eğitim, kariyer ve gelecek imkânları sunmaktır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Asıl mesele, bu meşru bireysel tercihlerin zaman içerisinde başka bir siyasi merkeze bağlılık mekanizmasına dönüşüp dönüşmeyeceğidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tarih bize dini merkezlerin yalnızca ibadet mekânları olmadığını gösteriyor. Bazen kültürel hafızanın, siyasi bağlılığın ve toplumsal hareketliliğin merkezine dönüşebiliyorlar.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Erdebil’in Anadolu üzerindeki tarihsel etkisini bugün Tiran’a birebir taşımak elbette mümkün değildir. Fakat tarihsel deneyim bize, kimlik ile siyasi gücün aynı zeminde buluştuğu noktaların dikkatle izlenmesi gerektiğini öğretiyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugün sorulması gereken soru belki de şudur: Türkiye’deki Alevi ve Bektaşi dünyasının tarihsel ve kültürel hafızası Türkiye’nin kendi sınırları içerisinde ne kadar güçlü yaşatılabiliyor?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Eğer gençler geleceğe ilişkin umutlarını, eğitim ve kariyer imkânlarını veya kültürel aidiyetlerini başka bir merkezin sunduğu imkânlarla daha fazla ilişkilendirmeye başlarsa, bunun Türkiye açısından sonuçları ne olur?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ve belki de en önemlisi, bugün kimlerin bu yayladan Tahran’a veya Tiran’a gideceği değil, yarın kimin hangi yaylada daha güçlü bir çekim merkezi hâline geleceğidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bizim tercihimiz ise her daim Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu ve ilelebet payidar olacak olan Türkiye Cumhuriyeti’dir ve bu Cumhuriyetin manevi anlamda kökü, zemini ve aslı olan Pîr Hünkâr Hacı Bektaş Velî’dir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yüce Tanrı bizim bu tercihimizi herkes için en güçlü tercih hâline getirmesi dileği ile son sözümüz şudur:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“Ben de bu yayladan Pîr’e giderim!”</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">Yüksel GÜLSOY<br />
Sosyolog<br />
06.09.2026</span></strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 22:21:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/09/yuksel-gulsoy-yazdi-ben-de-bu-yayladan-pire-giderim-1788722926.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Nevşehir&#039;den Arnavutluk&#039;taki &quot;Bektaşi Devleti&quot; iddialarına ret!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/nevsehirden-arnavutluktaki-bektasi-devleti-iddialarina-ret-3404</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/nevsehirden-arnavutluktaki-bektasi-devleti-iddialarina-ret-3404</guid>
                <description><![CDATA[Nevşehir'in Hacıbektaş ilçesinde düzenlenen Alevi-Bektaşi forumunda yayımlanan bildirgede, Arnavutluk'ta kurulacağı iddia edilen "Bektaşi Devleti"ne tepki gösterildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Nevşehir'in Hacıbektaş ilçesinde düzenlenen Alevi-Bektaşi forumunda yayımlanan bildirgede, Arnavutluk'ta kurulacağı iddia edilen "Bektaşi Devleti"ne tepki gösterildi. Bektaşiliğin siyasi bir proje veya devlet olmadığı vurgulanan açıklamada, Baba Mondi olarak bilinen Edmond Brahimaj'ın kendisini küresel lider ilan etmesinin Bektaşi inancına ve hukukuna göre yok hükmünde olduğu belirtildi.</strong></p>

<p>Kültür ve Turizm Bakanlığı Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı himayesinde gerçekleştirilen "Tarihten Günümüze Anadolu ve Balkanlar'da Bektaşilik" forumunun sonuç bildirgesi ile Bektaşi inanç önderlerinin kamuoyu açıklaması yayımlandı. Etkinlikte, son günlerde uluslararası basında yer alan Arnavutluk'un başkenti Tiran'da bir<strong> "Bektaşi Devleti"</strong> veya "Bektaşi Vatikan'ı" kurulacağı yönündeki haberlere yanıt verildi.</p>

<p>Dünya Bektaşileri Lideri, Hünkar Hacı Bektaş Veli Dergahı Postnişini ve Halifebabaları adına yayımlanan bildirgede şu ifadelere yer verildi:</p>

<p><em>"Bektaşilik bir devlet, siyasi hareket veya milli-siyasi proje değildir. Bir inanç yolunun manevi otoritesi, siyasi egemenlik ilanı, toprak tahsisi veya pasaport basılması suretiyle var edilemez ve değiştirilemez. Arnavutluk'ta veya dünyanın herhangi bir yerinde bu kuralı yok sayan oluşumlar Bektaşi hukuku açısından bütünüyle hükümsüzdür. Hal böyleyken, Arnavutluk'ta<strong> 'Baba Mondi' </strong>olarak bilinen Edmond Brahimaj'ın kendisini küresel lider ilan etmesi, kendisine Halifebabalık icazeti dahi verilmemiş olması sebebiyle inancımızın hiyerarşik yapısına aykırıdır ve erkanımıza göre yok hükmündedir. Bu nedenle söz konusu siyasi yapının, Bektaşiliğin tamamını temsil ettiği iddiasını kesinlikle reddediyoruz."</em></p>

<p>Bildirgede, Bektaşilerin ortak ibadet dilinin Türkçe olduğu ve Dedebaba makamına oturacak mürşidin mutlak surette Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olup Türkiye'de ikamet etmesi zorunluluğu da hatırlatıldı.</p>

<p>Forumun sonuç bildirgesinde ayrıca, Bektaşi yolunun tarihi ve manevi merkezinin Hacıbektaş ilçesinde bulunan<strong> "Pir Evi"</strong> olduğu vurgulandı. Bu merkezin ve makamın dünyevi siyasi kararlarla başka bir coğrafyaya taşınamayacağının altı çizildi. Başta Arnavutluk'takiler olmak üzere dünyanın her yerindeki Bektaşiler ayrılığa değil birliğe davet edilirken, Bektaşiliğin evrensel sevgi ve hoşgörü dilinin hakim kılınmasına yönelik bilimsel ve kültürel faaliyetlerin sürdürüleceği kaydedildi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 04:10:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/09/nevsehirden-arnavutluktaki-bektasi-devleti-iddialarina-ret-1788657590.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Aydınlardan sonra Dedeler-Analar da tepkili</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/aydinlardan-sonra-dedeler-analar-da-tepkili-3403</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/aydinlardan-sonra-dedeler-analar-da-tepkili-3403</guid>
                <description><![CDATA[Alevi ve Bektaşi Ocakları mensupları, 31 Ağustos 2026 tarihinde yayımlanan Alevi Aydınlar Bildirgesi’ne destek verdiklerini açıkladı. Açıklamada, bildirgede yer alan haklı endişelerin paylaşıldığı ve daimi bir barış, huzur ile kardeşlik için taleplerin desteklendiği vurgulandı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Alevi ve Bektaşi Ocakları mensupları, 31 Ağustos 2026 tarihinde yayımlanan Alevi Aydınlar Bildirgesi’ne destek verdiklerini açıkladı. Açıklamada, bildirgede yer alan haklı endişelerin paylaşıldığı ve daimi bir barış, huzur ile kardeşlik için taleplerin desteklendiği vurgulandı.<br />
<br />
Destek metninde şu ifadelere yer verildi:<br />
<br />
<em><strong>“Biz, aşağıda imzası olan Alevi ve Bektaşi Ocakları mensupları olarak 31.08.2026 tarihinde yayınlanan Alevi Aydınlar Bildirgesindeki haklı endişeleri paylaşıyor, bildirgede ifade edilen talepleri daimi bir barış, huzur ve kardeşlik için destekliyoruz.”</strong></em><br />
<br />
Açıklamanın tam metni şöyle:<br />
Alevi Ocak Mensuplarından Alevi Aydınlar Bildirgesine Destek</p>

<p>Biz, aşağıda imzası olan Alevi ve Bektaşi Ocakları mensupları olarak 31.08.2026 tarihinde yayınlanan Alevi Aydınlar Bildirgesindeki haklı endişeleri paylaşıyor, bildirgede ifade edilen talepleri daimi bir barış, huzur ve kardeşlik için destekliyoruz.<br />
• &nbsp;Abbas Ulusoy (Hızır Şamut Baba Ocağı Evladı)<br />
• &nbsp;Ali Dedeoğlu (Sultan Sinemilli Ocağı Evladı)<br />
• &nbsp;Ali İhsan Argunşah (Ağuiçen Ocağı Evladı)<br />
• &nbsp;Ali Rıza Yıldırım (Şah İbrahim Veli Ocağı Evladı)<br />
• &nbsp;Ali Tamaç (Bava Şervan) (Kureşan Ocağı Evladı)<br />
• &nbsp;Ali Yeral (Arap Alevi Dedesi ve Ehl-i Beyt Kültür Dayanışma Vakfı (EHDAV) Genel Başkanı)<br />
• &nbsp;Ali Yoleri (Baba Mansur Ocağı Evladı)<br />
• &nbsp;Aliyar Özcan (Kureşan Ocağı Evladı)<br />
• &nbsp;Aşık Esrafi (Seyit Battal Gazi Evladı)<br />
• &nbsp;Aziz Güler (Ağuiçen Ocağı Evladı)<br />
• &nbsp;Baki Düzgün (Baba Mansur Ocağı evladı)<br />
• &nbsp;Emrah Çolak (Güvenç Abdal Ocağı Evladı)<br />
• &nbsp;Erdal Gül (Kureşan Ocağı Evladı)<br />
• &nbsp;Ergül Şanlı (Dede Kargın Ocağı Evladı)<br />
• &nbsp;Ethem Evisan (Sultan Sinemilli Ocağı Evladı)<br />
• &nbsp;Ethem Uğurlu (Hıdır Abdal Ocağı Evladı)<br />
• &nbsp;Garip Bozkurt (Kureşan Ocağı Evladı)<br />
• &nbsp;Gönül Erenler (Baba Mansur Ocağı evladı)<br />
• &nbsp;Gürsoy Bakır (Hıdır Abdal Ocağı Evladı)<br />
• &nbsp;Hasan Doğan (Cemal Abdal Ocağı Evladı)<br />
• &nbsp;Hasan Şahin (Kureşan Ocağı Evladı)<br />
• &nbsp;Hüseyin Aldoğan (Sultan Sinemilli Ocağı Evladı)<br />
• &nbsp;Hüseyin Eren (Arzuman Ocağı Evladı)<br />
• &nbsp;İsmail İlhan (Ağuiçen Ocağı Evladı)<br />
• &nbsp;İsmail Toprak (Ali Dost Ocağı Evladı)<br />
• &nbsp;Kamber Çakmak (Kureşan Ocağı Evladı)<br />
• &nbsp;Kemal Kılıç (Ağuiçen Ocağı Evladı)<br />
• &nbsp;Mansur Yalçın (Baba Mansur Ocağı evladı)<br />
• &nbsp;Mehmet Ali Göçer (Baba Mansur Ocağı evladı)<br />
• &nbsp;Mehmet Elibol (Seyit Garip Musa Ocağı Evladı)<br />
• &nbsp;Mehmet Güzel (Kureşan Ocağı Evladı)<br />
• &nbsp;Metin Ataç (Kureşan Ocağı Evladı)<br />
• &nbsp;Murat Bulut (Ali Dost Ocağı Evladı)<br />
• &nbsp;Musa Kazım Engin (Kureşan Ocağı Evladı)<br />
• &nbsp;Mustafa Sazcı (Kızıldeli Seyit Ali Sultan Ocağı Evladı)<br />
• &nbsp;Nursel Özsaltık Gezici (Sarısalık Ocağı Evladı)<br />
• &nbsp;Onur Erdem (Kureşan Ocağı Evladı)<br />
• &nbsp;Orhan Firik (Derviş Cemal Ocağı Evladı)<br />
• &nbsp;Sedat Korkmaz (Baba Mansur Ocağı Evladı)<br />
• &nbsp;Sefa Öztürk (Güvenç Abdal Ocağı Evladı)<br />
• &nbsp;Serdar Yıldız (Ağuiçen Ocağı Evladı)<br />
• &nbsp;Şahan Düzgün (Şeyh Ahmet Dede Ocağı Evladı)<br />
• &nbsp;Vedat Tekten (Ağuiçen Ocağı Evladı)<br />
• &nbsp;Yüksel Yıldırım (Baba Mansur Ocağı evladı)<br />
<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/d0f43584-7082-43c2-aeac-44d7f32f3684.jpg" style="height:536px; width:800px" /><br />
<br />
Alevi aydınlardan bildiri: Yavuz Selim-İdris-i Bitlisi ittifakı kabul edilemez!<br />
<br />
haberi için tıklayınız:&nbsp;<a href="https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-aydinlardan-bildiri-yavuz-selim-idris-i-bitlisi-ittifaki-kabul-edilemez-3390" target="_blank">https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-aydinlardan-bildiri-yavuz-selim-idris-i-bitlisi-ittifaki-kabul-edilemez-3390</a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 22:58:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/09/aydinlardan-sonra-dedeler-analar-da-tepkili-1788638991.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hacıbektaş’ta “Tarihten Günümüze Anadolu ve Balkanlarda Bektaşilik Forumu” düzenlendi</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/hacibektasta-tarihten-gunumuze-anadolu-ve-balkanlarda-bektasilik-forumu-duzenlendi-3402</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/hacibektasta-tarihten-gunumuze-anadolu-ve-balkanlarda-bektasilik-forumu-duzenlendi-3402</guid>
                <description><![CDATA[Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesinde uluslararası Bektaşi çevrelerin de katılımı ile “Tarihten Günümüze Anadolu ve Balkanlarda Bektaşilik Forumu” düzenlendi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Bektaşiliğin Anadolu’dan Balkanlara uzanan köklü tarihî yolculuğu, zengin kültürel mirası ve geleceğe dönük rolü, Hacıbektaş’ta düzenlenen “<strong>Tarihten Günümüze Anadolu ve Balkanlarda Bektaşilik Forumu”</strong> kapsamında geniş bir katılımla ele alındı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkçe ve İngilizce olarak çift dilde gerçekleştirilen uluslararası organizasyonun açılış konuşmasını Başkan Esma Ersin gerçekleştirdi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bektaşilik mirasının Anadolu ve Balkanlar arasındaki gönül bağlarını pekiştiren en güçlü harçlardan biri olduğuna dikkat çeken Ersin, konuşmasında bu kadim değerlerin geleceğe aktarılmasının ortak istikbal açısından taşıdığı kritik önemi vurguladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ÜÇ ANA OTURUMDA TARİHÎ VE TASAVVUFI BOYUTLAR ELE ALINDI </strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Yurt içinden ve yurt dışından çok sayıda akademisyen, araştırmacı ve davetlinin takip ettiği Forum, üç temel oturum halinde gerçekleştirildi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Oturumlarda uzmanlar şu başlıkları değerlendirdi:</span></p>

<ul>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Anadolu’dan Balkanlara Bektaşiliğin tarihsel ve tasavvufi kökleri,</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Balkanlardaki Bektaşi dergâhlarının mekân, kültür ve irade üzerindeki etkileri,</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Bektaşiliğin Balkanlar ile ilişkilerin gelişmesindeki rolü ve gelecek vizyonu.</span></p>
	</li>
</ul>

<p><span style="color:#000000">Program, değerlendirme oturumunun ardından sonuç bildirgesinin okunması ve icra edilen Bektaşi Nefesleri Dinletisi ile sona erdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>HÜNKÂR’IN HUZURUNDA ANLAMLI ZİYARET </strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Forum öncesinde, Başkan Esma Ersin’in de katılımıyla manevi değeri yüksek bir buluşma gerçekleşti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Arnavutluk Elbasan Büyük Tekkesi Postnişini Admir Selmani ile Halifebabalar Hacı Dursun Gümüşoğlu, Nevruz Akpınar, Salim Öztürk ve Gürkan Özen, Hacı Bektaş Veli Dergâhı’nda Hünkâr’ın huzuruna çıkarak niyazda bulundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Anadolu ve Balkanlar’ın dört bir yanından gelen yol ehli canları aynı gönül ikliminde buluşturan ziyaret; Hacı Bektaş Veli’nin “<em><strong>Bir olalım, iri olalım, diri olalım</strong></em>” çağrısı doğrultusunda, iki coğrafya arasındaki kadim kardeşlik ve birlik bağlarını bir kez daha tazeledi.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 04 Sep 2026 21:41:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/09/hacibektasta-tarihten-gunumuze-anadolu-ve-balkanlarda-bektasilik-forumu-duzenlendi-1788547568.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bahçeli: Barış ve kardeşlik iklimini zehirlemek isteyen dinamikler devrededir!</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bahceli-baris-ve-kardeslik-iklimini-zehirlemek-isteyen-dinamikler-devrededir-3401</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bahceli-baris-ve-kardeslik-iklimini-zehirlemek-isteyen-dinamikler-devrededir-3401</guid>
                <description><![CDATA[Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli yaptığı yazılı açıklamada, "İslami araştırma adı altında milletimizi köksüz, kişiliksiz, dinsiz bir toplum gibi gösterme gayreti büyük bir saptırma, önemli bir beşinci kol faaliyetidir." dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli yazılı açıklama yaptı.</p>

<p>MHP sosyal medya hesabından yayımlanan açıklama şöyle:</p>

<p>Son günlerde hedef kitlesi farklı olsa da maksadı aynı olan, emperyalizmin kuklası sözde araştırmacılar tarafından terörsüz Türkiye’nin oluşturduğu barış ve kardeşlik iklimini zehirlemeye dönük girişimler dikkat çekicidir.</p>

<p>Kürt Çalışmaları Merkezi (KSC) ile Rawest Araştırma işbirliği ve Friedrich-Ebert-Stiftung’un desteğiyle yürütülen çalışma olduğu ifade edilen “Kürtlerde Amedspor Algısı ve Taraftarlığı Araştırması” 28 Ağustos 2026 tarihinde açıklanmıştır.</p>

<p>Araştırma, Amedspor taraftarı, futbol ile kimlik arasındaki çizginin nasıl yoğunlaştırdığını iddia etmekte, bölücülük ihanetini zinde tutmaya çalışmaktadır.</p>

<p>Yine, güvenirliği sıfırlamış, ahlaken iflas etmiş bir araştırma ve danışmanlık şirketince kamuoyuna servis edilen bir başka ankette Türk milletinin Allah’a, Meleklere, Kur’an-ı Kerim’e, Peygamberimize, Kadere, Öldükten sonra dirileceğine ve hesaba çekileceğine olan inancı sözde araştırılmış ve olumsuz sonuçlar ortaya konulmuştur.</p>

<p>Türk milleti Müslüman bir millettir, manevi değerler üzerinde oynamalar, ancak düşmanları sevindirecektir.</p>

<p>İnsanlığı özlemini duyduğu adalete, huzura ve barışa kavuşturma ülküsüyle başlattığımız Terörsüz Türkiye hedefi, TBMM’nde kabul edilen “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun” ile önemli bir aşamaya gelmiştir.</p>

<p>Kanunun 467 milletvekilinin oyu ile kabul edilmiş olması milli iradenin izdüşümü; terörsüz Türkiye’ye, barışa, kardeşliğe, milli dayanışma ve toplumsal bütünleşmeye yönelik kararlılığın ve kapsamlı mutabakatın göstergesidir.</p>

<p>Terörsüz Türkiye kardeşlik, barış ve refah ümidi, gelecek Türk asırlarının müjdesidir.</p>

<p>Kalkınma irademize pusu kuran, ekmeğimizi küçülten, terör illetinden kurtulmak, kardeşliğimizin yeniden ve daha sağlam biçimde, Anadolu’nun her karışında kavileştirmektir.</p>

<p>Terörün tasfiye edildiği, güvenliğin kalıcı biçimde sağlandığı, şehirlerin ve kırsal alanların huzur iklimine kavuştuğu terörsüz Türkiye’de kalkınma hamlesinin önündeki en büyük engellerden biri ortadan kalkmış olacaktır.</p>

<p>Terörsüz Türkiye, terörsüz ve istikrarlı bölgeye açılan kapı, Emperyalist senaryolara vurulan darbe, bölge halklarının kendi geleceklerine sahip çıkma iradesidir.</p>

<p>Cumhuriyetimizin yeni yüzyılında Türk ve Türkiye yüzyılını inşa etme gayretinde ve kararlılığındayız.</p>

<p>Nitekim ülkemiz, bölgesel ve küresel ölçekte önemli bir aktör olarak öne çıkmaktadır.</p>

<p>Türkiye ekonomik ve sosyal hayatın canlandığı, huzur, güven ve refahın artığı, milletçe hep birlikte Türkiye olmanın hazzının alındığı, barış ve kardeşliğin kök saldığı bir iklimdedir.</p>

<p>Emek emek, ilmek ilmek örülen, milli birlik ve dayanışmanın, toplumsal bütünleşmenin güçlendiği böylesi bir ortamda çeşitli araştırma adı altında Türk milletinin milli ve manevi dinamikleriyle oynanmak, hayırlı gelişmeler sabote edilmek istenmektedir.</p>

<p>Barış ve kardeşlik iklimini zehirlemek isteyen dinamikler devrededir.</p>

<p>Spor; kardeşliğin, barışın, dayanışmanın ve toplumsal bütünleşmenin en güçlü araçlarından biridir. Bu nedenle spor alanının kimlik siyaseti, ayrıştırıcı söylemler veya siyasi amaçlarla kullanılmasından özenle kaçınılmalıdır.</p>

<p>Sporun temelinde rekabetin yanı sıra ahlak, fair-play, karşılıklı saygı ve toplumsal sorumluluk anlayışı bulunmalıdır. Başarı da kuşkusuz bu değerlerden taviz verilmeden elde edilmelidir.</p>

<p>Türkiye’nin toplumsal huzurunu, birlik ve beraberliğini güçlendirmeye yönelik hassasiyet gözetilmeli; spor kulüpleri ve spor organizasyonları, toplumsal barış konularında provokatif girişimlerin aracı hâline getirilmemelidir.</p>

<p>Bu çerçevede Amedspor da dâhil olmak üzere tüm spor kulüplerinin, sporun birleştirici ruhuna uygun hareket etmesi ve toplumsal gerilimleri artırabilecek tutum ve söylemlerden uzak durması önem taşımaktadır.</p>

<p>Sporun; siyasetin ve ayrıştırıcı kimlik tartışmalarının değil kardeşliğin, barışın, dayanışmanın ve ortak geleceğimizin meşru zemini olması gerekmektedir.</p>

<p>Spor kisvesiyle terörsüz Türkiye hedefini, barış, huzur ve kardeşlik iklimini zehirlemeye kimsenin hakkı yoktur.</p>

<p>Haddi de olmamalıdır.</p>

<p>Türk milletinin kritik ve hassas dönemini istismara kalkışanlar, zilleti toplumsal zemine indirmeye gayret edenler karşılarında Milliyetçi Hareket Partisi’ni ve Cumhur İttifakı’nı bulacaklardır.</p>

<p>Amedspor ‘un süper lige yükselme başarısı üzerine 4 Mayıs 2026 tarihinde Amedspor Başkanı Sayın Nahit Eren’e hitaben yaptığım açıklamada; “1990 yılında kurularak Türk sporuna renk, heyecan ve yeni bir soluk kazandıran Amedspor’un, kulüp tarihinde ilk kez Süper Lig’e yükselme başarısı göstermesini memnuniyetle karşılıyorum. Bu anlamlı başarıyı Diyarbakır’ımız ve Türk futbolu adına kıymetli bir gelişme olarak değerlendiriyorum.” demiştim ve aynı kararlılıktayız.</p>

<p>Ne olduğu belirsiz bir araştırmadan mülhem siyasetin, sporun ve kimliğin iç içe girdiğini söyleyerek sporu kimlikle eşleştirmek gaflettir.</p>

<p>Spora emek veren insanlara da büyük bir bühtandır.</p>

<p>Siyasi görüşü etnik kökeni, mezhebi, meşrebi ne olursa olsun spor birleştiren, bütünleştiren herkesi kucaklaması gereken bir aktivitedir.</p>

<p>Amed Sporun Süper lige yükselmesinden ve burada başarılı olmasından milletimiz memnuniyet duymaktadır.</p>

<p>Bir Anadolu takımının süper ligde kalıcı olması geçmişte benzer takımlarımızda olduğu gibi büyük bir beklentidir.</p>

<p>Bununla birlikte Amed Spor’u kirli projelerine alet etmek isteyenlerin olduğu anlaşılmaktadır ve bu provokasyona karşı en başta kulüp yetkililerinin ve Diyarbakır halkının tepki göstermesi gerekmektedir.</p>

<p>Bu girişimler terörsüz Türkiye’yi sabote planıdır.</p>

<p>Kardeşlik iklimini ve barışı zehirleme girişimidir.</p>

<p>Amed Spor süper ligdeki oyunuyla, elde ettiği başarılarla takdirle takip edilen Türkiye’nin bir futbol kulübüdür ve öyle kalmalıdır.</p>

<p>Futbol; kaliteli, ahlaklı, milli değerler etrafında dayanışmacı bir anlayışla ve uluslararası düzeyde yükselişlere, milli takım başarılarına odaklanan bir yaklaşımla ele alınmalıdır.</p>

<p>Spor siyasete ve karanlık emellere alet edilmemeli, edenlerden yasalar çerçevesinde hesap sorulmalıdır.</p>

<p>Başta Amed Spor yöneticileri olmak üzere terörsüz Türkiye’den yana olan herkesi bu konuda duyarlı olmaya, acilen tedbir almaya davet ediyoruz.</p>

<p>Tribünler terörsüz Türkiye karşıtlarının provokasyon alanı haline getirilmemelidir.</p>

<p>Taraftarlar arasına sızmalar önlenmelidir.</p>

<p>Amigo kılıklı ihanet şebekelerinin spor, siyaset ve kimlik gibi düzmece yönlendirmelerle barışı tehdit eden bir dil geliştirmesinin önüne geçilmelidir.</p>

<p>7595 sayılı Millî Dayanışma Ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun’un uygulama aşamasında bu gibi sabotajların önüne geçmek zorunludur.</p>

<p>Mezkûr kanunla kurulan komisyonlar bu tarz provokasyonları önleme konusunda titizlikle hareket etmeli, gerekli yaptırımlar ilgili kurumlarca uygulanmalıdır.</p>

<p>Sporla beraber İslami anket adı altında bir başka tahrik, tahribat ve yönlendirme eş zamanlı olarak gündeme sokulmuştur.</p>

<p>Yüzde 99’u Müslüman olan Türk milletini inancıyla, ibadetiyle, değerleriyle olduğundan farklı göstererek köklü medeniyetimizi inkar edecek bir tablo ile zihinler karıştırılmak istenmektedir.</p>

<p>Türk milletini köklerinden kopmuş, türedi topluluklar gibi göstermek maksatlıdır.</p>

<p>Bu asil milleti itikadından, imanından, inanç ve değerlerinden yoksun lanse etmek büyük kötülüktür.</p>

<p>Bunların kime ve hangi amaca hizmet ettikleri ifşa edilmelidir.</p>

<p>İslam milletçe müşerref olduğumuz son dindir.</p>

<p>Kutlu ceddimiz asırlar boyunca İslamın sancaktarı olmuştur.</p>

<p>İki cihan serveri Peygamber Efendimiz rehberimizdir.</p>

<p>Yahya Kemal Beyatlı’nın "Şu kopan fırtına Türk ordusudur yâ Rabbi, Senin uğrunda ölen ordu, budur yâ Rabbi.” mısralarında vurguladığı gibi Türk milleti zaferlerini şehit ve gaza ruhuyla, imanla, inançla kazanmıştır.</p>

<p>Gelecek Türk asırları da bilimde, ekonomide, dış politikada bu inanç, iman ve sadakatle gerçekleştirilecektir.</p>

<p>İslami araştırma adı altında milletimizi köksüz, kişiliksiz, dinsiz bir toplum gibi gösterme gayreti büyük bir saptırma, önemli bir beşinci kol faaliyetidir.</p>

<p>Türk milleti inançlıdır, ahlaklıdır, imanlıdır, dinine, diyanetine, geleneksel değerlerine, kültürel emanetlerine bağlı ve sadıktır.</p>

<p>Türk milletinin böylesi bir üslupla itham edilmesi, töhmet altında bırakılması ayıplı ve ahlaksız bir komplodur.</p>

<p>Bu anket şirketlerinin toplumda yapmaya çalıştıkları yönlendirme ve tahribat bütün yönleriyle araştırılmalıdır.</p>

<p>Milliyetçi Hareket Partisi olarak daha önce gündeme getirdiğimiz üzere, kamu ayu araştırması adı altında bilimsellikten ve gerçeklikten uzak, toplumu yönlendirmeye dönük olarak servis edilen çalışmaların önüne geçmek, bilimsel ve hukuki temelde bunları değerlendirecek ve denetleyecek, uygulamada doğru standartların belirlendiği bir yasal düzenleme yapılmasını öngörüyoruz.</p>

<p>Bu çerçevede kamuoyu araştırma kuruluşlarının ve araştırmacıların nitelik ve yeterliliklerine ilişkin esas ve usullerin belirlenmesini, yönlendirme veya etkileme maksadıyla yalan yanlış, yanıltıcı bilgiler sunanlara cezai yaptırımlar getirilmesini gerekli görüyoruz.</p>

<p>Dezenformasyonla ve algı operasyonlarıyla Türk milletinin kutlu yürüyüşünü durdurmaya, toplumsal mühendislik hesaplarıyla Türkiye'yi kargaşa ve kaos iklimine sokmaya, ülkemizin rotasını değiştirmeye kimsenin gücü yetmeyecektir.</p>

<p>Terörsüz Türkiye’den geriye dönüş olmayacaktır.</p>

<p>Muhatapları bilsin ki şer cephesinde kurulmaya çalışılan tuzakların farkındayız.</p>

<p>Türkiye’nin yaklaşık elli yıldır mücadele ettiği, birçok insanımızın canına ve malına sebep olan terörden ilelebet kurtulma fırsatı ihanet şebekelerini rahatsız etmektedir.</p>

<p>Kardeşliğimizin güçlendirilmesi, demokrasinin gelişmesi ve ülkemizin yükselişinin önündeki engellerin kaldırılması Türkiye hasımlarının uykularını kaçırmaktadır.</p>

<p>Terör, şiddet ve bölücülüğün zihinlerden de silinmesinden, birlik ve beraberliğin kök salmasından rahatsız olanlar sözde araştırmalar üzerinden toplumu enfekte etmeye çalışsa da milletimizin feraseti kirli oyunları bozacak güçtedir.</p>

<p>Terörün tamamen tasfiye edildiği bir Türkiye öngörülebilirliği ve yatırımcı güvenini artıracak, üretim kapasitesini güçlendirecek ve bölgesel ticaret ağlarının merkezinde vatandaşlarımızın refahını artıracaktır.</p>

<p>Türkiye’nin terör meselesini; iç cephesini kuvvetlendirmiş, milli birliğini, siyasi ve ekonomik istikrarını sağlamış olarak, milli iradesi içinde çözüme kavuşturması, temel arzumuz ve hedefimizdir.</p>

<p>O sebeple gerginlik ve kutuplaşmalara, toplumsal olaylara sebebiyet verebilecek girişimlerden kaçınılmasını hayati önemde görüyoruz.</p>

<p>Emperyalizmin etnik, dini, mezhep temelli ayrıştırıcılık ve kaosu süreklileştirerek siyasi, sosyal ve ekonomik istikrarsızlık üretme çabası bilinmektedir.</p>

<p>Terörsüz Türkiye, bölgemizdeki benzer tahriklere ve çatışmalara karşı da bölgesel istikrar ve barışı hedeflemektedir.</p>

<p>Milletimiz terörsüz Türkiye’nin yanında duruyor ve terörün bütün unsurlarıyla gündemimizden çıkmasını istiyor.</p>

<p>Terörün zehirli havasının siyasi iklimimizden temizlenmesini, ayrık otlarının güven ve huzur toprağımızdan sökülüp atılmasını diliyor.</p>

<p>Demokrasi, hukuk devleti, refah ve güven ikliminin pekişerek hiçbir ayrım gözetmeksizin tüm vatandaşlarımızı kuşatmasını ve kucaklamasını arzu ediyor.</p>

<p>İnanıyoruz ki milletçe provokasyonlara gelmeyecek, bir devlet politikası olan terörsüz Türkiye hedefi, Türk siyasetinin başarısı, inşallah da topyekün milletimizin eseri olacaktır.</p>

<p>Hep birlikte Türk milletiyiz, hepimiz Türkiye Cumhuriyeti’yiz.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 21:36:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/09/bahceli-baris-ve-kardeslik-iklimini-zehirlemek-isteyen-dinamikler-devrededir-1788374927.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Celal Fırat, Alevi aydınları eleştirdi: Tarihi cımbızlamayın!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/celal-firat-alevi-aydinlari-elestirdi-tarihi-cimbizlamayin-3400</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/celal-firat-alevi-aydinlari-elestirdi-tarihi-cimbizlamayin-3400</guid>
                <description><![CDATA[DEM Parti İstanbul Milletvekili ve Garip Dede Cemevi Başkanı Celal Fırat, İdris-i Bitlisi ittifakı önerisine karşı bildiri yayınlayan aydınları “tarihi cımbızlamakla” suçladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Türkiye’nin toplumsal bütünleşmesi için terörsüz Türkiye sürecinde önemli bir eşiğe gelindi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Özellikle Kürtçü ve İslamcı çevrelerden gelen, toplumsal bütünleşmenin örneğini Yavuz Sultan Selim’in İdris-i Bitlisi üzerinden Kürt beyleri ile yaptığı ittifakında aramak önerisi Alevi Bektaşi çevrelerde büyük tepki topladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Alevi Aydınlar Bildirgesi</strong></em>” başlığı ile 53 imzacının kamuoyu açıklaması en çok da DEM Parti çevrelerini rahatsız etti. Tuncer Bakırhan’ın nezaket kurallarını da bir yana bırakarak sarf ettiği sözler Alevi Bektaşilerle DEM Parti arasındaki mesafeyi açarken, DEM Milletvekili ve Garip Dede Cemevi Başkanı Celal Fırat’tan İdris-i Bitlis-i ittifakını destekleyici açıklama geldi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">The Independent Türkçe haber sitesine yazan Celal Fırat, Kürtlerin de Alevilerin de tarihinde acı hatıralar olduğunu belirterek, “<strong><em>bu hassas eşikte, bu iki toplumsal hafızayı birbirine karşı konumlandıran bir dil kurulmasını doğru bulmuyoruz.</em></strong>” ifadelerini kullandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Alevi Aydınlar Bildirgesi</strong></em>”nin, “<strong><em>ortak yaşam iradesi</em></strong>”ne gölge düşürecek bir yöntemle kaleme alındığını öne süren DEM Milletvekili Fırat, “<em><strong>Bildirge, geçmişten tek bir olayı alıp bağlamından koparmakta ve bugünün barış sürecine karşı bir gerekçe haline getirmektedir.</strong></em>” diye yazdı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tartışma ve tepkilere neden olan Yavuz Sultan Selim-İdris-i Bitlisi ittifakı önerisini sanki faşist terör örgütü lideri PKK ve çevreleri yapmamış gibi değerlendiren Fırat şöyle yazdı: “<em><strong>Tarihin bütünlüğünden koparılan tek bir kesit, ne kadar acı verici olursa olsun, bugünün siyasi denklemine keyfi biçimde yerleştirildiğinde artık tarihe değil, güncel bir polemiğe hizmet eder. Tarihi cımbızla seçip bugüne taşımanın hafifliği budur:&nbsp;</strong><em><strong><em>geçmişin karmaşıklığını, çok katmanlılığını yok sayıp onu tek bir cümlelik bir suçlamaya indirgemek.</em></strong>”</em></em></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 19:55:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/09/celal-firat-alevi-aydinlari-elestirdi-tarihi-cimbizlamayin-1788368695.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>PİRHA, DEM Eşbaşkanı Bakırhan&#039;ın konuşmasını niçin sansürledi?</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/pirha-dem-esbaskani-bakirhanin-konusmasini-nicin-sansurledi-3399</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/pirha-dem-esbaskani-bakirhanin-konusmasini-nicin-sansurledi-3399</guid>
                <description><![CDATA[Faşist terör örgütü PKK'ya yakın yayınlar yapan PİRHA haber sitesi, DEM Parti Eşbaşkanı Tuncer Bakırhan'ın İdris-i Bitlisi hakkındaki konuşmasını sansürledi. Alevilere yönelik yayın yapan PİRHA'nın sansürlediği bölümde, Bakırhan İdris-i Bitlisi'yi savunuyordu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>PKK/KCK terör örgütüne yakın çizgide, Belçika merkezli olarak Türkçe yayın yapan&nbsp;Medya Haber TV&nbsp;haber kanalında, Eylem Babayiğit'in sunduğu Eksen programına konuk olan DEM Parti Eşbaşkanı Tuncer Bakırhan,&nbsp;53 imza ile yayınlanan “Alevi Aydınlar Bildirgesi”ni hedef aldı.</p>

<p>Kesinliği doğrulanmamış bir metindeki bir cümlenin alınarak DEM Parti ve terör örgütü PKK'nın Alevilere karşı olduğu yönünde algı oluşturulmaya çalışılmasını “sabotaj” olarak nitelendiren Bakırhan,&nbsp;“Kimse bizi Alevilikle test edemez.” ifadesini kullandı.</p>

<p>Bildirgeyi imzalayan isimlere de tepki gösteren Bakırhan, özellikle daha önce DEM Parti'nin selefi örgütlerde milletvekili ve bakan olan kişilerin partiyi Alevi karşıtı gibi göstermeye çabaladıklarını iddia ederek, “Kürt halkının size verdiği oylar boğazınızda kalsın” dedi.</p>

<p>Konuşmasında daha önce HDP'den milletvekili olmuş, eski Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri Başkanı Müslüm Doğan'ı da hedef alan Bakırhan şu ifadeleri kullandı: “Vicdansız herif. Kürt halkı seni Alevi olduğun için bakan yapmış... Bakan olmuş, koskoca adam seçildiği partinin işte Alevi karşıtı olduğunu savunuyor. Bari başkaları yapsın sen yapma.”</p>

<p><strong>PİRHA BAKIRHAN'I SANSÜRLEDİ!</strong></p>

<p>Aynı çizgide, Alevilere yönelik yayın yapan PİRHA haber sitesi ise, Tuncer Bakırhan'ın konuşmasında önemli bir detayı sansürledi.</p>

<p>Bakırhan'ın açıklamalarını haber yapan PİRHA, açıklamada yer alan 26 saniyelik bir bölümü vermedi.</p>

<p>51. dakika 26 saniye ile 51. dakika 52 saniyelik bölümde Bakırhan şunları söylüyor: “İdris-i Bitlisi tarihte birisidir, iyilikleri, kötülükleri ortadadır. Yavuz Selim de Osmanlı'nın bir sultanıdır, padişahıdır. Yani ikisinin aynı kelime içerisinde geçiyor olmasından Alevi karşıtı bir şey yorumlamanın bağını kuramıyorum. Ben aslında bunu eleştiriyorum.”</p>

<p>Faşist terör örgütü PKK ve yandaşı örgütler her dönemde İdris-i Bitlisi'yi savundular. Abdullah Öcalan da pek çok konuşmasında Yavuz Sultan Selim ile İdris-i Bitlisi arasındaki ittifakı güncellemekten söz etmişti. Bu bağlamda, PİRHA'nın Alevi okurlarının gözünü boyamak için, bu cümleleri sansürlemesi gözlerden kaçmadı.</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 17:30:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/09/pirha-dem-esbaskani-bakirhanin-konusmasini-nicin-sansurledi-1788361778.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ali Rıza Özdemir yazdı: İdris-i Bitlisi tartışmalarına bir katkı</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ali-riza-ozdemir-yazdi-idris-i-bitlisi-tartismalarina-bir-katki-3398</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ali-riza-ozdemir-yazdi-idris-i-bitlisi-tartismalarina-bir-katki-3398</guid>
                <description><![CDATA[Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi önceki Başkanı, yazar Ali Rıza Özdemir de, son günlerde gündeme ağırlığını koyan Yavuz Sultan Selim/İdris-i Bitlisi tartışmalarına katıldı. Faşist terör örgütü PKK tarafından İdris-i Bitlisi'nin önceki dönemlerde de sahiplenildiğini belgeleyen Özdemir, "“Yavuz Sultan Selim-İdris-i Bitlisi ittifakının güncellenmesi” doğal olarak yeni okumayla gündeme taşınmak istenen “Erdoğan-Öcalan ittifakı” ifadesi daha doğum aşamasında iken silinmeli ve bir daha başını kaldıramamak üzere üzeri kapatılmalıdır" ifadelerini kullandı. İşte, o yazı:]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000"><strong>İDRİS-İ BİTLİSİ TARTIŞMALARINA KISA BİR KATKI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Son günlerde Alevi camiasında, narko-terör örgütünün başı Öcalan’ın “<em><strong>Yavuz Sultan Selim-İdrisi Bitlisi ittifakının güncellenmesi</strong></em>”ne dair açıklamaları hararetli şekilde tartışılıyor. Anlaşılan konu, bir süre daha tartışılacak. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Aslında bu yeni değil. Öcalan ve ona yakın çevreler, 2015 yılından beri aynı çağrıyı dönem dönem tekrarlayıp duruyor. 2015 yılındaki çağrısını biz de Geçmişten Geleceğe Kürt Aleviliği başlıklı kitabımızda eleştirmiştik. (Ekteki görsellerden okuyabilirsiniz.) </span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi toplumunun bu çağrıya tepki vermesi gayet doğal ve anlaşılır. Aslında tepki verilmemesi tuhaf olurdu. Konu zaten tartışılıyor, söylenecek ne varsa herkes söylüyor. Burada ben meseleye Alevilik açısından değil, başka bir perspektiften bakarak bu önermenin sakatlığını ifade etmek istiyorum. </span></p>

<p><span style="color:#000000">1) “<em><strong>Yavuz Sultan Selim-İdrisi Bitlisi ittifakı</strong></em>” ifadesi son derece sakattır. Çünkü ittifak eşitler arasında kurulan bir birliktir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">İdrisi Bitlisi önce Akkoyunlu Türkmen Devletinin emrinde çalışan vasat bir bürokrat, sonra Osmanlı Türk Devletinin emrinde görev verilen orta statüde bir bürokrattır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Yavuz Sultan Selim, üç kıtaya hükmetmiş büyük bir Türk devletinin, Osmanlı devletinin hükümdarıdır. Eşit olmadıkları gibi statüleri kıyas bile edilemez. </span></p>

<p><span style="color:#000000">2) “<em><strong>Yavuz Sultan Selim-İdrisi Bitlisi</strong></em>” sözde ittifakını bugün güncelleyip “<em><strong>Erdoğan-Öcalan ittifakı</strong></em>” şeklinde okumak, birincisinden daha sakattır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Sayın Cumhurbaşkanımız, Türkiye Cumhuriyeti devletinin cumhurbaşkanı, ordumuzun başkomutanıdır. Bu nedenle Recep Tayyip Erdoğan, sadece Recep Tayyip Erdoğan değildir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Türk sancağının selam durup eğildiği tek makam Cumhurbaşkanlığı makamıdır. Sancağın eğilmesi, Cumhurbaşkanın şahsında Türk tarihine ve kültürüne, Türkiye Cumhuriyeti Devletine, milli iradeye ve Başkomutanlık makamına yapılan bir selamdır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Abdullah Öcalan ise bir narko-terör örgütünün başıdır. Asker, polis, jandarma, korucu, öğretmen, mühendis demeden devlet görevlilerini şehit eden; kadın, çocuk, yaşlı demeden sivilleri katleden bir canidir. Bebek katilidir. (Liste uzun, bu kadarla iktifa edelim.) </span></p>

<p><span style="color:#000000">Böyle bir sözde “güncelleme” hem Türk tarihine hem Türkiye Cumhuriyeti Devletine hem de Sayın Cumhurbaşkanımıza hakarettir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu nedenle “<em><strong>Yavuz Sultan Selim-İdris-i Bitlisi ittifakının güncellenmesi</strong></em>” doğal olarak yeni okumayla gündeme taşınmak istenen “<em><strong>Erdoğan-Öcalan ittifakı</strong></em>” ifadesi daha doğum aşamasında iken silinmeli ve bir daha başını kaldıramamak üzere üzeri kapatılmalıdır.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">ALİ RIZA ÖZDEMİR</span></strong></p>

<p><strong><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/HRM2FE4XYAI3HVV.png" style="height:445px; width:536px" /></span></strong></p>

<p><strong><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/HRM2GpkW0AQry-V.png" style="height:467px; width:557px" /></span></strong></p>

<p><strong><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/HRM2KsIXsAMX0z41.jpg" style="height:554px; width:800px" /></span></strong></p>

<p><strong><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/HRM2O_vWwAQ9bqJ1.jpg" style="height:800px; width:369px" /></span></strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 16:57:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/09/ali-riza-ozdemir-yazdi-idris-i-bitlisi-tartismalarina-bir-katki-1788357972.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Amasya’da Hasan Koç Dede Cemevi törenle hizmete açıldı</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/amasyada-hasan-koc-dede-cemevi-torenle-hizmete-acildi-3397</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/amasyada-hasan-koc-dede-cemevi-torenle-hizmete-acildi-3397</guid>
                <description><![CDATA[Amasya’nın Köyceğiz köyünde yapımı tamamlanan Hasan Koç Dede Cemevi, protokol üyeleri ve vatandaşların yoğun katılımıyla düzenlenen törenle hizmete açıldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Amasya’nın Köyceğiz köyünde yapımı tamamlanan ve toplumsal birlik ile beraberliğin simgelerinden biri olan Hasan Koç Dede Cemevi, protokol üyeleri ve vatandaşların yoğun katılımıyla düzenlenen törenin ardından hizmete açıldı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Köyceğiz köyünün yanı sıra çevre köylerden de yoğun katılımın sağlandığı programda dayanışma ve kardeşlik mesajları ön plana çıktı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>GENİŞ KATILIMLI AÇILIŞ TÖRENİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Açılış programına; Amasya Valisi Önder Bakan, CHP Amasya Milletvekili Reşat Karagöz, Amasya Belediye Başkanı Turgay Sevindi, İl Emniyet Müdürü Ayhan Saraç, Amasya İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Erdin Acar ve CHP Amasya İl Başkanı İlker Küp katıldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Törende ayrıca İYİ Parti Amasya İl Başkanı Selçuk Demir, İYİ Parti Merkez İlçe Başkanı Fatih Baydır, MHP Amasya İl Başkanı Oğuzhan Sakızcı, siyasi partilerin il ve ilçe yöneticileri, Cem Vakfı Amasya Şubesi Başkanı Haydar Kılıç, Amasya İl Kültür Şube Müdürü Alp Osman Dişli, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı Amasya Sorumlusu Ferdi Fil ile Köyceğiz Köyü Muhtarı Hasan Akgül de yer aldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>BİRLİK VE BERABERLİK MESAJLARI VERİLDİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Törende Köyceğiz Köyü Muhtarı Hasan Akgül, Amasya Valisi Önder Bakan, Amasya Milletvekili Reşat Karagöz ve Amasya Belediye Başkanı Turgay Sevindi birer konuşma yaptı. Konuşmacılar, Hasan Koç Dede Cemevi’nin toplumsal birlik, beraberlik ve paylaşma kültürüne sunacağı katkılara vurgu yaparak, merkezin Köyceğiz köyüne ve bölge halkına hayırlı olmasını diledi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>AÇILIŞ DUASINI İSMET KILIÇ DEDE YAPTI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Cem Vakfı Amasya Şubesi dedelerinden İsmet Kılıç Dede’nin yaptığı açılış duasının ardından protokol üyeleri ve vatandaşlar tarafından kurdele kesilerek cemevi resmen hizmete açıldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>DEYİŞLER OKUNDU, SEMAH DÖNÜLDÜ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Kültürel ve inanç değerlerinin yaşatıldığı açılış etkinliğinde; sanatçı Emel Aşlı Aylak, Zakir Çağdaş Aykut ve Âşık Kul Beşir tarafından deyiş, duvaz ve mersiyeler seslendirildi. Ozan Sezgin Usta yönetimindeki Merzifon Piri Baba Semah Ekibi’nin sergilediği semah gösterisi ise katılımcılardan büyük ilgi gördü.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Program, hazırlanan lokmaların dualar eşliğinde paylaşılmasıyla sona erdi.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 17:36:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/09/amasyada-hasan-koc-dede-cemevi-torenle-hizmete-acildi-1788273772.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Cem Vakfı nereye gidiyor, taban tepkili!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cem-vakfi-nereye-gidiyor-taban-tepkili-3396</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cem-vakfi-nereye-gidiyor-taban-tepkili-3396</guid>
                <description><![CDATA[Cem Vakfı’nda, Kurucu ve Onursal Başkan Prof. Dr. İzzettin Doğan’ın sağlık sorunları nedeniyle aktif yönetimden çekilmesinin ardından başlayan belirsizlik ve yönetim tartışmaları derinleşiyor. Vakıf tabanında huzursuzluğa yol açan hukuki statü çıkışları, yayın organlarıyla ilgili belirsizlikler ve üst düzey hukuksuz görevden almalar, gözleri mevcut yönetime çevirdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Kurucusu ve Onursal Başkanı Prof. Dr. İzzettin Doğan’ın sağlık sorunları nedeniyle yönlendirici konumunun ortadan kalkmasından bu yana Cem Vakfı’nda işler iyi gitmiyor. Son yönetim de tabana güven veremedi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Prof. Dr. İzzettin Doğan’ın vakıftan uzaklaştırdığı Ertuğrul Aslan’ın ipleri eline aldığı ve Doğan’ın tüm kazanımlarına karşı savaş açtığı öne sürülüyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>DOĞAN’IN SAĞLIK SORUNLARI KÖTÜYE GİDİŞİN BAŞLANGICI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Cem Vakfı, Prof. Dr. İzzettin Doğan’ın öncülüğünde 90’lı yılların ortalarından itibaren, Alevi Bektaşilerin hak arama mücadelesinde “<em><strong>amiral gemisi</strong></em>” olmuştu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Devletin anayasa hükmü uyarınca, tüm inançlara eşit hizmet vermesi gerektiği noktasından hareketle başlatılan mücadele, iç hukuk imkanlarının tükenmesi ile, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne götürüldü. AİHM’in “<strong><em>İzzettin Doğan ve arkadaşları</em></strong>”nı haklı bulması ile Alevi Bektaşiler iç hukuku da yeniden düzenlemeye zorlayan büyük bir başarı elde ettiler.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Anayasa’nın 90. Maddesi uyarınca “<strong><em>usülünce yapılmış uluslararası anlaşmalar</em></strong>”ın kanun hükmünde geçerli olmasına dayanarak, Cem Vakfı şubeleri, 2022’de AK Parti’nin Alevi Bektaşiler lehine yaptığı düzenlemelerden çok önce elektrik, su giderlerinin ücretsiz olarak devlet tarafından karşılanması gibi haklardan faydalanmaya başlamışlardı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ancak, Prof. Dr. İzzettin Doğan’ın sağlık sorunları yüzünden eskisi gibi çalışmalara katılamayışı, bazı kesimlerde Cem Vakfı’nın uluslararası itibarını kişisel rant ve intikam emelleri için istismar etmeye fırsat verdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Vakıf çevresinde bulunan kötü niyetli kimileri milletvekili, belediye başkanı olabilmenin yolunu Cem Vakfı üzerinden açmaya çalışırken, kimi kesimler ise, doğrudan yönetimde etkin olarak, burayı bir sıçrama tahtası olarak kullanmaya yöneldi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>AİHM KAZANIMLARI VE İMAR MEVZUATI GERİLİMİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Prof. Dr. İzzettin Doğan öncülüğünde yürütülen hukuki mücadeleler sonucunda, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarıyla cemevlerinin ibadethane statüsü uluslararası ve ulusal düzeyde tescillenmişti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ancak son dönemde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından İmar Yasası’na bağlı olarak yapılan mevzuat değişikliği kapsamında cemevlerinin “<em><strong>kültürel sosyal tesis</strong></em>” olarak tanımlanmasına Cem Vakfı yönetiminin teşekkür mesajı yayımlaması, Alevi-Bektaşi kamuoyunda geniş çaplı tepkiye neden oldu. Yıllar süren hukuki mücadelelerle elde edilen hakların idari bir mevzuatla geriletilmesine yönetimin onay vermesi, tabanda büyük bir kırılma yarattı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Büyük emekle ve azimle elde edilen bir kazanımın yok edilmesini yine aynı Cem Vakfı’nın yönetiminin alkışlaması vakıf tabanında büyük bir öfkeye neden oldu. Cem Vakfı’nın 90’lardan beri başarıyla yürüttüğü ve kazandığı bir hakkın gasp edilmesine şimdi Cem Vakfı’nın yeni yöneticileri teşekkür mesajı yayınlıyordu!</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>CEM TV MÜLKİYETİ VE İSİM HAKKI BİLMECESİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Vakıf bünyesindeki bir diğer tartışma konusu ise Cem TV’nin yayın hakları ve mülkiyet yapısı üzerinde yoğunlaşıyor. RTÜK lisansı 2031 yılına kadar geçerli olan Renk Radyo Televizyon Yayıncılık Hizmetleri A.Ş. bünyesindeki kanala ilişkin belirsizlikler sürerken, Sünni bir iş insanına ait ONS TV’nin isim değişikliğiyle “<em><strong>Cem TV</strong></em>” adını kullanmasına yönetimin sessiz kalması eleştiriliyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Eski şirket hissedarlarının konuyla ilgili sorularına yanıt verilmediği, Başkan Vekili Ertuğrul Aslan’ın ise hissedarları yüksek borç yükü gerekçesiyle süreci sorgulamaktan vazgeçirmeye çalıştığı öne sürülüyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Aslan’a göre Cem TV’nin 70 milyon borcu vardı ve ortaklığını sorgulayan hisse sahipleri bu borcu ödemek zorunda kalabilirlerdi!</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hissedarlar ile resmi lisans sahibi şirket arasındaki hukuki bağların koparılmak istendiği iddiaları Aslan’ın çakma Cem TV ile nasıl bir bağının olduğu yönünde sorulara neden oluyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>KOCAELİ’DEKİ ARAZİ TAHSİSİ VE GENEL MÜDÜRÜN GÖREVDEN ALINMASI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Vakıf içerisindeki gerilim, Genel Müdür Süleyman Kılıç’ın usulsüz bir şekilde görevden alınmasıyla yeni bir boyuta taşındı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Görev süresi boyunca Ankara, Adana, Hacıbektaş ve İstanbul’da yeni cemevi projelerini başlatan Kılıç’ın, Kocaeli’de bulunan 12 bin metrekarelik stratejik bir arazinin Hazine’den ecrimisil bedeli karşılığında Cem Vakfı’na tahsis edilmesini sağlamasının ardından görevine son verildiği belirtiliyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Aynı araziyi TIR garajı yapmak isteyen çeşitli kesimlerin rekabetinde milyonlarca TL havada uçuşurken, Cem Vakfı Genel Müdürü Süleyman Kılıç, başarılı bir yöntemle, ecrimisil bedeli karşılığında arazinin Hazine’den Cem Vakfı’na tahsis edilmesini sağladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Milyar TL üzerinde değere sahip bu tahsis sürecinin ardından Kılıç’ın gerçek dışı iddialarla görevden uzaklaştırıldığı, Yönetim Kurulu önünde savunma yapma talebinin ise reddedildiği ifade ediliyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>FETÖ BAĞLANTILI NİYAZİ ÖKTEM’E “ONUR ÖDÜLÜ”NÜ KİM VERDİRDİ?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Hakkında Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ile bağlantılı olduğuna dair iddialar bulunan Prof. Dr. Niyazi Öktem’e, Alevi Vakıflar Federasyonu tarafından “<em><strong>onur ödülü</strong></em>” verilmesi Alevi-Bektaşi camiasında büyük bir tartışmanın fitilini ateşledi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Kamuoyunda geniş yankı bulan bu gelişme, Alevi Bektaşiler arasında derin bir rahatsızlık yaratırken, terör örgütleriyle anılan isimlerin bu tür değerlerle taltif edilmesinin kabul edilemez olduğu vurgulandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi Bektaşi çevrelerinde infiale yol açan bu adımın arkasındaki ana aktörün ise, Cem Vakfı Genel Başkan Vekili Ertuğrul Aslan olduğu öne sürülüyor. Ödül sürecinin planlanması ve hayata geçirilmesinde Aslan’ın doğrudan rol oynadığı iddiaları, vakıf içi ve federasyon düzeyindeki huzursuzluğu daha da tırmandırırken, sürecin nasıl ve hangi gerekçelerle yürütüldüğüne dair Aslan’dan tatmin edici bir açıklama bekleniyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ERTUĞRUL ASLAN’IN HEDEFİNDE NE VAR?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Cem Vakfı çevrelerinde sorulan soru şu: Prof. Dr. İzzettin Doğan’ın cemevlerinin yasal statüsü ile ilgili kazanımını çöpe attıran, Cem TV ile açıklanamayan ilişkisi açığa çıkan ve Cem Vakfı’nı büyüten genel müdürünü görevden aldıran Ertuğrul Aslan’ın hedefinde ne var?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kimileri Ertuğrul Aslan’ın Mart ayında yapılacak seçimde genel başkanlığa oynayacağını iddia ederken, farklı kesimlerden, Aslan’ın Cem Vakfı’ndaki rolünün bunun çok daha ötesinde olduğu iddiaları geliyor?</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>YÖNETİME YÖNELTİLEN KRİTİK SORULAR</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Genel Başkan Rasim Tükek’in ticari faaliyetlerine yoğunlaşması nedeniyle vakıf yönetiminde baskın hale geldiği iddia edilen Başkan Vekili Ertuğrul Aslan’a ve mevcut yönetime yönelik kamuoyunun yanıt beklediği temel sorular var.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Biz de, alevihaberler.com.tr olarak Ertuğrul Aslan’a soruyoruz:</span></p>

<p><span style="color:#000000">1- AİHM kararları iç hukukta da onaylanmış iken, cemevlerinin yasal statüsünü “<strong><em>kültürel sosyal tesis</em></strong>” düzeyine düşüren mevzuat değişikliğine neden teşekkür açıklaması yayınladınız?</span></p>

<p><span style="color:#000000">2) Cem TV’nin sahibi Cem Vakfı ve çevresi olduğu çok açık iken, neden hissedarlara “<em><strong>aman kurcalamayın, yoksa borçlar üstünüze kalır</strong></em>” şeklinde gerçek dışı bilgi verdiniz?</span></p>

<p><span style="color:#000000">3) Kocaeli’de, milyar TL değerindeki 12 dönüm arazinin Cem Vakfı’na geçmesinden neden rahatsız oldunuz ve genel müdürünüzü görevden aldınız?</span></p>

<p><span style="color:#000000">4) Genel Yayın Yönetmenimiz Ali Rıza Özkan hakkında neden “<strong><em>O&nbsp;PKK’lıdır</em></strong>” yalanını yayıyorsunuz? Ömrünü faşist terör örgütü PKK ile mücadeleye adadığı herkesçe bilinen Özkan hakkındaki bu uydurmanızın kaynağı nedir?</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 15:24:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/09/cem-vakfi-nereye-gidiyor-taban-tepkili-1788265829.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türkoğuz Kılıçgedik yazdı: Sosyalizm retoriği, ideolojik dönüşüm ve çözüm arayışları</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/turkoguz-kilicgedik-yazdi-sosyalizm-retorigi-ideolojik-donusum-ve-cozum-arayislari-3395</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/turkoguz-kilicgedik-yazdi-sosyalizm-retorigi-ideolojik-donusum-ve-cozum-arayislari-3395</guid>
                <description><![CDATA[Yazar Türkoğuz Kılıçgedik, kaleme aldığı makalede 1960 sonrası süreçte sosyalist söylemin Alevi toplumuyla ilişkisini, bu ilişkinin “ateizm” ve “Ali’siz Alevilik” gibi kavramlara dönüşümünü ve çözüm arayışlarını inceledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türkiye’nin sosyopolitik ve dini yapısında önemli bir yere sahip olan Alevilik, modern dönemde çeşitli siyasi aktörler tarafından farklı ideolojik çerçevelerde ele alındı. Yazar Türkoğuz Kılıçgedik, kaleme aldığı makalede 1960 sonrası süreçte sosyalist söylemin Alevi toplumuyla ilişkisini, bu ilişkinin “ateizm” ve “Ali’siz Alevilik” gibi kavramlara dönüşümünü ve çözüm arayışlarını inceledi.</strong><br />
<br />
&nbsp;Türkoğuz Kılıçgedik'in makalesinin tam metni şöyle:</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-size:11.5pt"><span style="font-family:&quot;inherit&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:#080809">ALEVİLİK VE SİYASİ AKTÖRLER</span></span></span></strong></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-size:11.5pt"><span style="font-family:&quot;inherit&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:#080809">Sosyalizm Retoriği, İdeolojik Dönüşüm ve Çözüm Arayışları</span></span></span></strong></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-size:11.5pt"><span style="font-family:&quot;inherit&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:#080809">Giriş</span></span></span></strong></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:11.5pt"><span style="font-family:&quot;inherit&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:#080809">Türkiye’nin sosyopolitik ve dini mozaiğinde Alevilik, tarihsel olarak hem bir inanç ve kültür sistemi hem de belirli toplumsal ilişkiler ağı içinde şekillenmiş bir kimlik olarak önemli bir yer tutar. Modern Türkiye siyasetinde ise Alevilik, çeşitli siyasi aktörler tarafından farklı ideolojik çerçeveler içinde ele alınmış, zamanla bu aktörlerin söylem ve stratejilerinin bir nesnesi haline gelmiştir. Bu çalışma, özellikle 1960 sonrası dönemde Anadolu’da yaygınlaşan sosyalist söylemin, Alevi toplumu ile ilişkisini ve bu ilişkinin zaman içinde “Ateizm” ve “Ali’siz Alevilik” gibi kavramsal dönüşümlere yol açan ideolojik bir stratejiye evriliş sürecini analiz etmeyi amaçlamaktadır. Temel argüman, sosyalizmin eşitlikçi ve kurtarıcı vaadinin, belirli örgüt ve partiler (PKK, HEP-HDP) eliyle araçsallaştırılarak, Aleviliğin geleneksel yapısını dönüştürmeye ve bölmeye yönelik bir manipülasyon aracına dönüştüğüdür. Bu süreç, nihayetinde, sorunun kaynağı olan aktörlerle çözüm üretmenin imkansızlığını ortaya koymakta ve çözümün ancak yeni bir zihniyetle, yeni bakış açıları ve sistem değişikliği ile mümkün olabileceğini göstermektedir. Makale, bu süreci tarihsel ve kavramsal bir perspektifle inceleyecek, mevcut siyasi yakınlaşmaların (AK Parti, MHP, DEM Parti) ve desteğin (CHP) yarattığı “Barış ve Milli Birlik” söyleminin bu bağlamdaki potansiyel rolünü değerlendirecek ve akademik bir çerçevede sonuçlandıracaktır.</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<ol>
	<li><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-size:11.5pt"><span style="font-family:&quot;inherit&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:#080809">Ana Bölümler</span></span></span></strong></span></span></span></li>
</ol>

<p style="margin-left:24px">&nbsp;</p>

<ol>
	<li style="list-style-type:none">
	<ol>
		<li><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-size:11.5pt"><span style="font-family:&quot;inherit&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:#080809">Sosyalizmin Anadolu’da Görünümü: İdeolojik Bir Maske Olarak İşlevi</span></span></span></strong></span></span></span></li>
	</ol>
	</li>
</ol>

<p style="margin-left:24px">&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:11.5pt"><span style="font-family:&quot;inherit&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:#080809">1960’lı yıllar, Türkiye’de sol düşüncenin kitlesel bir hareket olarak örgütlendiği bir dönemdir. Anadolu’nun kadim toplumsal ve inançsal düzenine (köylülük, toplum yapılanmaları, Alevilik, Sünnilik ve ayrımı) yabancı olan bu ideoloji, kendini ezilen sınıfların, kültürlerin ve inançların kurtarıcısı olarak sunmuştur. Teorik olarak sosyalizm, ekonomik sömürünün yanı sıra kültürel ve dini tahakküm mekanizmalarına da karşı çıkan, eşitlikçi ve kapsayıcı bir proje vaat eder. <strong>Ancak Türkiye bağlamında, bu vaadin pratiğe geçirilişi sorunlu olmuştur.</strong></span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:11.5pt"><span style="font-family:&quot;inherit&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:#080809">CHP ve DSP gibi geleneksel sol partiler, Kemalist ulusalcılık ile sosyal demokrat söylemi harmanlayan bir çizgi izlemiş, Alevi toplumu ile ilişkileri daha çok laiklik ekseninde ve seçmen tabanı olarak değerlendirme üzerinden kurmuştur. Bu partiler, Alevi kimliğini özerk bir sosyokültürel ve dini varlık olarak tanımak ve güçlendirmek yerine, ulusalcı bir üst kimlik içinde eritme eğilimini sürdürmüşler. Dolayısıyla, bu partiler sosyalizmin radikal eşitlikçi ve özgürleştirici potansiyelini hayata geçirememiş, bu ideolojiyi sembolik bir düzeyde tutmuştur.</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:11.5pt"><span style="font-family:&quot;inherit&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:#080809">Buna karşılık, 1990’lardan itibaren PKK ve onun siyasi uzantısı konumundaki HEP-HDP-DEM (ve öncülleri), sosyalist retoriği daha agresif bir şekilde sahiplenmiş ve bu retoriği Kürt ulusal hareketi ile Anadolu’daki diğer “ezilen” grupları, özellikle Alevileri, birleştirmek için bir araç olarak kullanmıştır. Burada sosyalizm, artık sınıfsal bir analizden ziyade, etno-dinsel bir ittifak diline dönüştürülmeye çalışılmıştır. Zamanla, bu hareketin sosyalizmi, vaat ettiği kurtarıcı rolünden sıyrılarak, stratejik ve trajedik bir “maske” görünümünü almıştır. Maskenin ardında, Alevi toplumunu kendi siyasi projesine eklemlemeye ve dönüştürmeye yönelik bir hedef yatmaktadır.</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<ol>
	<li style="list-style-type:none">
	<ol start="2">
		<li><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-size:11.5pt"><span style="font-family:&quot;inherit&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:#080809">İdeolojik Stratejinin Dönüşümü: “Ateizm” ve “Ali’siz Alevilik” Akımlarının İnşası</span></span></span></strong></span></span></span></li>
	</ol>
	</li>
</ol>

<p style="margin-left:24px">&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:11.5pt"><span style="font-family:&quot;inherit&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:#080809">1990-2012 ve sonrası dönem, söz konusu stratejinin somutlaştığı ve radikalleştiği bir evreyi temsil eder. PKK-HEP-HDP hattının popülaritesi arttıkça, bu hareket Aleviliği salt bir “ezilen inanç” olarak değil, ideolojik ve inanç olarak yeniden şekillendirilmesi gereken bir alan olarak görmeye başlamıştır. Geleneksel Alevilik, Hz. Ali sevgisi, On İki İmam inancı, Dört Kapı öğretili, cem ritüelleri ve dedelik kurumu gibi İslami Velayet gelenekle iç içe geçmiş unsurlarla tanımlanır. Ancak, marksist materyalist, etnik ulusalcı ve seküler bir dünya görüşünü benimseyen bu siyasi hareket için, <strong>Aleviliğin bu dini boyutları ve özelikle İslam ile olan derin bağı sorunlu hale gelmiştir.</strong></span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:11.5pt"><span style="font-family:&quot;inherit&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:#080809">Buradan, “Ateizm” ve “Ali’siz Alevilik” olarak adlandırılabilecek iki paralel akım doğmuştur. “Ateizm” akımı, Aleviliği tamamen dinsel bir çerçeveden çıkararak, onu seküler, hatta anti-teist bir kültürel direniş veya bir felsefe olarak yeniden tanımlamaya çalışmış. “Ali’siz Alevilik” ise, Aleviliğin İslami köklerini ve özellikle Hz. Ali merkezli inanç sistemini reddederek ederek, onu tarih öncesi Anadolu inançlarına, Zerdüştlüğe veya sadece bir “kültürel kimlik”e indirger. Bu yaklaşımlar, İsmail Beşikçi, Faik Bulut, Erdoğan Aydın gibi bazı Sünni kökenli yazarların “Alevilik İslam dışıdır” uydurma tezleriyle, Erdoğan Ç. gibi yazarların M. Önceki uydurulmuş tarih anlatılarıyla ve sosyal medyada K. S. / B. A. gibi anonim veya pseudonim hesapların yaydığı senaryolarla beslenmiş, karmaşık ve tutarsız bir söylemler ağı oluşturmuştur.</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:11.5pt"><span style="font-family:&quot;inherit&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:#080809">Bu stratejinin amacı, sosyalizmin eşit statü vaadini gerçekleştirmek değil, Alevi toplumunun inanç, kültür ve sosyal yapısını kendi içinde bölmek, geleneksel dedelik kurumu ile yeni seküler aydınlar arasında çatışma yaratmak ve nihayetinde bu toplumu, egemen Sünni-muhafazakar kesimlere karşı, kendi siyasi projesine tamamen bağımlı hale getirmektir. <strong>Bu, sosyalizme vurulan en büyük darbedir; çünkü bu ideoloji, ezilenleri özgürleştirmek yerine, onları yeni bir ideolojik tahakküm altına almak için kullanılmıştır.</strong>Paradoxal bir şekilde, <strong>bu süreç Alevi toplumunun hak taleplerini sekteye uğratıp itibarsızlaştırırken, söz konusu örgüt ve partiler popülerlik ve siyasi güç kazanmıştır.</strong></span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<ol>
	<li style="list-style-type:none">
	<ol start="3">
		<li><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-size:11.5pt"><span style="font-family:&quot;inherit&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:#080809">Çözüm Arayışlarının Çıkmazı: Sorun Yaratanlarla Çözüm Üretmek</span></span></span></strong></span></span></span></li>
	</ol>
	</li>
</ol>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:11.5pt"><span style="font-family:&quot;inherit&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:#080809">Tüm bu siyasi stratejiler zamanla kendi iç çelişkileri, tarihsel dayanaksızlığı ve toplumsal kabul görmeme sorunuyla karşılaşmıştır. “Altan Tan” ve şürekâsı olarak tanımlanan bu ağ (önceki sol örgütler, belirli yazarlar, HDP içindeki bu çizgiyi savunan kesimler), <strong>argümanlarını ve inandırıcılıklarını kaybetmiştir. Bunlara inanan Aleviler ise Aleviliğini kaybetmişlerdir.</strong> Ancak, Albert Einstein’ın “Sorunları, onları yaratırken kullandığımız düşünce yapısıyla çözemeyiz” sözünü doğrularcasına, bu kesimler sorunun kaynağı oldukları için çözüm üretme kapasitesinden yoksundur.</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:11.5pt"><span style="font-family:&quot;inherit&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:#080809">Bu yoksunluğun nedenleri şu şekilde analiz edilebilir:</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-size:11.5pt"><span style="font-family:&quot;inherit&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:#080809">“Çıkar Çatışması:”</span></span></span></strong><span style="font-size:11.5pt"><span style="font-family:&quot;inherit&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:#080809"> Sorunun devamı (Alevi toplumundaki bölünmüşlük ve kimlik krizi), bu aktörlere siyasi taban ve mobilizasyon aracı sağlamaktadır. Sorunun çözülmesi, onların bu araçsallığını ortadan kaldıracaktır.</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-size:11.5pt"><span style="font-family:&quot;inherit&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:#080809">“Kör Noktalar ve Ego Engeli:”</span></span></span></strong><span style="font-size:11.5pt"><span style="font-family:&quot;inherit&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:#080809"> Kendi ideolojik dogmaları ve “haklı çıkma” çabası, Alevi toplumunun gerçek taleplerini (inanç özgürlüğü, tanınma, ayrımcılıkla mücadele) görmelerine engel olur. Özeleştiri ve uzlaşma kapasiteleri düşüktür.</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-size:11.5pt"><span style="font-family:&quot;inherit&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:#080809">“Gelişim Direnci:”</span></span></span></strong><span style="font-size:11.5pt"><span style="font-family:&quot;inherit&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:#080809"> Değişime kapalı, katı bir ideolojik çerçeveye hapsolmuşlardır. Sonradan üretikleri, “Ali’siz Alevilik” gibi kurgusal kavramları terk etmek, temel dünya görüşlerini sorgulamak anlamına gelir.</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-size:11.5pt"><span style="font-family:&quot;inherit&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:#080809">Daha da çarpıcı olan, bu siyasi kesimlerin, kendi yarattıkları “Ateizm ve Ali’siz Alevilik” enkazının sorumluluğundan, onu yaratmamış “mazlumlar” gibi sıyrılmaya çalışmaları ve çözümü, 500 yıl önce Alevilere yönelik katliamlarla anılan Yavuz Sultan Selim ve İdris-i Bitlisi stratejilerine sarılarak aramalarıdır. Bu, hem tarihsel bir paradoks hem de çözümsüzlüğün itirafıdır. Sorun yaratanlarla çözüm olmayacağı ilkesi, burada açıkça tezahür etmektedir.</span></span></span></strong></span></span></span></p>

<ol>
	<li style="list-style-type:none">
	<ol start="4">
		<li><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-size:11.5pt"><span style="font-family:&quot;inherit&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:#080809">Gerçek Çözüm İçin Çerçeve: Yeni Bakış Açısı, Sistem Değişikliği ve Mevcut Siyasi Dinamikler</span></span></span></strong></span></span></span></li>
	</ol>
	</li>
</ol>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:11.5pt"><span style="font-family:&quot;inherit&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:#080809">Gerçek bir çözüm, sorunu yaşayan Alevi toplumunun kendisini, geleneksel temsilcilerini (dedeler, ocakzadeler) ve tarafsız akademik analizi merkeze alan yeni bir bakış açısı gerektirir.</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-size:11.5pt"><span style="font-family:&quot;inherit&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:#080809">“Yeni Bakış Açısı:”</span></span></span></strong><span style="font-size:11.5pt"><span style="font-family:&quot;inherit&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:#080809"> Sürece, duygusal ve ideolojik bağlardan azade,<strong>yeni bir zihniyetle ve objektif bir perspektifle bakabilmek esastır.</strong> Çözüm masasına, sorunun nesnesi değil öznesi olan devlet-hükümetle barışık Alevi kurumları ve sivil toplumu dâhil edilmelidir.</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-size:11.5pt"><span style="font-family:&quot;inherit&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:#080809">“Sistem Değişikliği:”</span></span></span></strong><span style="font-size:11.5pt"><span style="font-family:&quot;inherit&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:#080809"> Bireyler veya grupları (Ateizm, Ali’siz Alevilik, siyasi kutuplaşma) suçlamak yerine, bu yapıları ve sorunları var eden siyasi partilerin ve sistemin ideolojilerini farklı kesimlerinbirliğine hizmet edecek şekilde değiştirmek gerekir. Bu sistem, Aleviliğin hukuki tanınması, ibadethanelerinin (Cemevi) statüsü, zorunlu din dersi ve devlet-din ilişkileri gibi yapısal meseleleri içerir. <strong>Siyasi aktörlerin Aleviliği bir “oy deposu,” “ideolojik müttefik” veya "dönüştürülmesi gereken" bir topluluk olarak görmesine dayanan siyaset kültürünün değişmesi gerekir.</strong></span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-size:11.5pt"><span style="font-family:&quot;inherit&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:#080809">“Objektif Analiz:”</span></span></span></strong><span style="font-size:11.5pt"><span style="font-family:&quot;inherit&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:#080809"> Duygusal söylemler ve kişisel hesaplar yerine, özelikle "Dört Kapı sistemli" tarihsel veri, sosyolojik araştırma ve hukuki mantık çözümün temelini oluşturmalıdır.</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:11.5pt"><span style="font-family:&quot;inherit&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:#080809">Bu bağlamda, AK Parti, MHP ve DEM Parti (HDP’nin devamı olarak) arasındaki yakınlaşma ve CHP’nin desteğiyle oluşturulması öngörülen “Barış ve Milli Birlik” söylemi, ulusal bütünlüğü sağlamada önemli bir potansiyel taşımaktadır. Bu sürecin geleneksel çoğulculuğu kapsaması halinde, “Ateizm ve Ali’siz Alevilik” gibi marjinal ve bölücü akımlara karşı, “öz ve geleneksel Alevilik” lehine siyasete bir denge unsuru olabileceği beklenebilir. Devletin yürüttüğü bu tür bir birlik inşa faaliyetine Alevi kurumlarının destek vermesi, sorunun çözümünü devlet nezdinde meşru bir talep haline getirebilir ve yapısal değişiklikler için zemin hazırlayabilir.</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:11.5pt"><span style="font-family:&quot;inherit&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:#080809">Öte yandan, çoğunlukla DEM Parti tabanında var olan Aleviliğe ve Anadolu İslam geleneğine zarar veren “Ateizm ve Ali’siz Alevilik” eğilimleri, partinin bu yeni siyasi yakınlaşma içindeki konumu nedeniyle bir dönüşüm yaşayabilir. Ya parti, bu marjinal eğilimleri terk ederek ulusal birliği korumak için daha geleneksel Alevi söylemlerine yaklaşacak ve Alevi toplumu içinde yeni bir uzlaşı zemini yaratacaktır. Ya da bu eğilimler (Ateizm - Ali’siz Alevilik), parti içinde ve Alevi toplumunda daha da marjinalleşerek, yarattığı bölünme ve asimilasyon tehdidi zayıflayacaktır. Her iki senaryo da, Alevi toplumu için, manipülatif ideolojik müdahalelerden arınmış bir kimlik inşası sürecine katkı sağlayabilir.</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-size:11.5pt"><span style="font-family:&quot;inherit&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:#080809">Sonuç</span></span></span></strong></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:11.5pt"><span style="font-family:&quot;inherit&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:#080809">Türkiye’de Alevilik ve siyasi aktörler arasındaki ilişki, sosyalist ideolojinin araçsallaştırılması ve Aleviliğin kullandırılması üzerinden karmaşık ve çoğu zaman trajik bir seyir izlemiştir. <strong>1960’larda bir umut ve eşitlik vaadi olarak gelen sosyalizm, önceleri CHP, DSP, 1990’lar ve sonrasında ise PKK-HDP hattı tarafından, Alevi toplumunu dönüştürmek ve kendi siyasi projesine eklemlemek için bir stratejiye dönüştürülmüştür.</strong> Bu stratejinin ürünü olan <strong>“Ateizm,” “Ali’siz Alevilik” ve “siyasi kutuplaşma”</strong> akımları, Aleviliğin geleneksel dini ve kültürel dokusunu tahrip etmeyi, toplumu içten bölmeyi ve nihayetinde onu siyasi bir enstrümana indirgemeyi hedeflemiştir. Bu süreç, sosyalizmin özüne ihanet etmiş ve Alevi toplumunun gerçek eşitlik ve tanınma mücadelesine sekte vurmuştur.</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:11.5pt"><span style="font-family:&quot;inherit&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:#080809">Çözüm, sorunu yaratan aynı ideolojik çerçeve ve aktörlerden beklenemez. Albert Einstein’ın ilkesi burada geçerlidir: Yeni bir zihniyet-düşünce yapısı gereklidir. Bu yapı, sorunu yaşayan Alevi toplumunu merkeze alan, özerk (farklı) yapısını tanıyan yapısal ve sistemsel değişiklikleri hedefleyen, tarafsız ve veriye dayalı bir analizi temel almalıdır. Mevcut siyasi zeminde AK Parti, MHP, DEM Parti ve CHP’yi içeren “Barış ve Milli Birlik” arayışı, bu yeni bakış açısı için bir fırsat penceresi açabilir. Bu sürecin, Alevilerce desteklenmesi, devlet nezdinde Alevi sorununun çözümüne yönelik samimi bir girişime dönüşmesi ve Alevi toplumunun geleneksel, öz kimliğini koruyarak eşit yurttaşlık statüsüne kavuşması, Türkiye’nin demokratik konsolidasyonu için hayati önem taşımaktadır. Nihai çözüm, ideolojik ve bölücü maskelerin ardındaki manipülasyonlarda değil, diyalog, tanınma, demokrasi, birlik ve hukuki eşitlikte yatmaktadır.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 07:51:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/09/turkoguz-kilicgedik-yazdi-sosyalizm-retorigi-ideolojik-donusum-ve-cozum-arayislari-1788238559.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yeni Parti&#039;li vekili Aleviler konuşturmadı: Vekilim lan, ben!</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/yeni-partili-vekili-aleviler-konusturmadi-vekilim-lan-ben-3394</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/yeni-partili-vekili-aleviler-konusturmadi-vekilim-lan-ben-3394</guid>
                <description><![CDATA[Bursa’da düzenlenen Alevi Dayanışma Pikniği’nde konuşmacı listesinde olmadığı halde siyasi konuşma yapmak isteyen Yeni Parti Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu, katılımcıların ve Adaköy Cemevi Başkanı’nın tepkisi üzerine “Vekilim lan ben” diyerek gerginlik çıkardı ve alanı terk etti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bursa Kestel Yeşilvadi Piknik Alanı’nda 30 Ağustos 2026 Pazar günü gerçekleştirilen Bursa Alevi Dernekleri Platformu Dayanışma Pikniği’nde gergin anlar yaşandı.</p>

<p>Etkinliğe katılan Yeni Parti Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu, program sırasında söz alarak konuşma yapmak istedi. Ancak organizasyon yetkilileri ve bazı katılımcılar, Kayışoğlu’nun konuşmacı listesinde yer almadığını belirterek bu talebe karşı çıktı.</p>

<p>Katılımcılar, Kayışoğlu’na hitaben, “Burası siyasi propaganda yapılacak bir yer değil. Konuşmacı olarak davet edilmediniz. Misafir olarak geldiniz, hoş geldiniz; ancak burada siyasi konuşma yapamazsınız” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Sözlü itirazların ardından ortamda gerginlik tırmandı. Organizasyon yöneticileri arasında yer alan Adaköy Cemevi Başkanı tepkisini dile getirerek Kayışoğlu’na, “Bu yaptığınız çok yanlış, ayıp ediyorsunuz, pikniği provoke ediyorsunuz” dedi.Yaşanan tartışma sırasında Nurhayat Altaca Kayışoğlu itirazlara karşılık, “Vekilim lan, ben vekilim. Konuşacağım. Nasıl beni konuşturmazsınız burada?” şeklinde kaba bir üslupla tepki gösterdi. Tartışmanın büyümesi üzerine çevredeki vatandaşların araya girdiği, yaşanan gerginliğin ardından Kayışoğlu’nun piknik alanından ayrıldığı görüldü.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 23:20:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/08/yeni-partili-vekili-aleviler-konusturmadi-vekilim-lan-ben-1788208199.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Almanya&#039;da Yimpaş ve Kombassan mağdurları Hak e.V. çatısı altında buluşuyor</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/almanyada-yimpas-ve-kombassan-magdurlari-hak-ev-catisi-altinda-bulusuyor-3393</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/almanyada-yimpas-ve-kombassan-magdurlari-hak-ev-catisi-altinda-bulusuyor-3393</guid>
                <description><![CDATA[Almanya ve Avrupa’nın farklı ülkelerinde yaşayan Yimpaş ve Kombassan mağdurlarını bir araya getirmek, yıllardır devam eden bireysel hak arama girişimlerini daha örgütlü ve koordineli bir yapıya kavuşturmak amacıyla yeni bir sivil toplum girişimi başlatıldı. ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Yıllardır farklı ülkelerde bireysel olarak sürdürülen hak arama mücadelesi, Almanya’da kurulması planlanan HAK e.V. ile ortak bir çatı altında toplanıyor. Merkezi Gelsenkirchen’de olacak derneğin kuruluş çalışmalarını Avukat Engin İsmail Köse yürütüyor.&nbsp;</p>

<p>Almanya ve Avrupa’nın farklı ülkelerinde yaşayan Yimpaş ve Kombassan mağdurlarını bir araya getirmek, yıllardır devam eden bireysel hak arama girişimlerini daha örgütlü ve koordineli bir yapıya kavuşturmak amacıyla yeni bir sivil toplum girişimi başlatıldı.&nbsp;</p>

<p>“Hilfe für Aktionäre und Kapitalanleger – HAK” adıyla kurulması planlanan derneğin merkezi Gelsenkirchen olacak. Türkçeye “Hissedarlar ve Sermaye Yatırımcıları İçin Yardım” şeklinde çevrilebilecek HAK’ın kuruluş ve tescil işlemlerinin tamamlanmasının ardından HAK e.V. adıyla faaliyet göstermesi hedefleniyor.&nbsp;</p>

<p>Derneğin kuruluş sürecinin yanı sıra mağdurların bir araya gelerek sorunlarını doğrudan değerlendirebilmeleri ve bundan sonraki yol haritasını birlikte ele alabilmeleri amacıyla ilk geniş katılımlı halk buluşması, 27 Eylül 2026 tarihinde saat 12.00’de gerçekleştirilecek.&nbsp;</p>

<p>Toplantının, HAK’ın dernek merkezi olarak faaliyet göstermesi planlanan Uechtingstraße 106, Schalke – Gelsenkirchen adresinde yapılması planlanıyor.&nbsp;</p>

<p>AMAÇ: DAĞINIK HAK ARAMA MÜCADELESİNİ ORTAK BİR ÇATI ALTINDA TOPLAMAK&nbsp;</p>

<p>HAK e.V.’nin öncelikli hedefleri arasında Yimpaş ve Kombassan süreçlerinde mağduriyet yaşadığını belirten kişileri bir araya getirmek, mağdurlar arasındaki iletişim ve dayanışmayı güçlendirmek ve hak arama çalışmalarını daha sistemli bir yapıya kavuşturmak bulunuyor.&nbsp;</p>

<p>Dernek kapsamında mağdurların yaşadığı sorunların tespit edilmesi, ellerindeki bilgi ve belgelerin düzenli şekilde toplanması, hukuki süreçler hakkında bilgilendirme yapılması ve bundan sonraki olası adımların ortak bir değerlendirme zemini içerisinde ele alınması amaçlanıyor.&nbsp;</p>

<p>HAK’ın faaliyetlerinin yalnızca geçmişte yaşanan uyuşmazlıkların gündeme taşınmasıyla sınırlı kalmaması; aynı zamanda hissedarların bilgi alma, şeffaflık, hesap verebilirlik ve şirket yönetimindeki hakları konusunda farkındalık oluşturulması hedefleniyor.&nbsp;</p>

<p>BİREYSEL MÜCADELELERİN KURUMSAL BİR YAPIYA KAVUŞMASI GEREKİYOR&nbsp;</p>

<p>HAK e.V.’nin kuruluş çalışmalarını yürüten Avukat Engin İsmail Köse, girişimin amacı ve hedefleri hakkında yaptığı açıklamada, yıllardır devam eden bireysel mücadelelerin ortak bir organizasyon çatısı altında bir araya getirilmesi gerektiğine dikkat çekti.&nbsp;</p>

<p>Köse, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:&nbsp;</p>

<p>“Yaklaşık yirmi yıldır bu meselelerin hukuki boyutuyla ilgilenen bir avukat olarak şunu çok net gördüm: Dağınık bireysel mücadelelerin kurumsal ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşması gerekiyor. HAK e.V.’nin temel düşüncesi de buradan doğdu.&nbsp;</p>

<p>Amacımız yalnızca geçmişte yaşanan mağduriyetleri gündemde tutmak değil. Ortakların bilgi alma, şeffaflık, hesap verebilirlik ve şirket yönetiminde söz sahibi olma haklarını savunmak; gerektiğinde hukuki ve kurumsal girişimlerde bulunmak ve ortaklar arasında güçlü bir dayanışma ağı oluşturmaktır.&nbsp;</p>

<p>Bera Holding (Kombassan) özelinde ise meseleye yalnızca geçmişin hesabının sorulması olarak bakmıyoruz. Holdingin geleceği konusunda da söz söylemek istiyoruz. Bera’nın daha şeffaf, daha profesyonel, ortaklarının iradesine daha fazla değer veren ve yüksek teknoloji, AR-GE ve katma değerli üretime yönelen güçlü bir sanayi grubuna dönüşebileceğine inanıyoruz.&nbsp;</p>

<p>HAK e.V. bu nedenle yalnızca bir tepki hareketi değil; hak arayan, çözüm üreten ve geleceğe ilişkin somut öneriler ortaya koyan kurumsal bir sivil toplum girişimi olacaktır.&nbsp;</p>

<p>Yimpaş ve Kombassan mağdurları yıllardır farklı ülkelerde, çoğu zaman birbirlerinden habersiz şekilde haklarını aramaya çalışıyor. Amacımız insanlarımızı aynı çatı altında bir araya getirmek, bilgi kirliliğini azaltmak ve hak arama sürecini belgeli, şeffaf ve tamamen hukuk içerisinde yürütmektir.&nbsp;</p>

<p>Bu girişim yalnızca bir dernek kurma çalışması değildir. Yıllarca çalışarak elde ettikleri birikimlerini kaybettiğini belirten ve seslerini yeterince duyuramadığını düşünen insanların ortak akıl, dayanışma ve kararlılıkla hareket etme iradesidir.&nbsp;</p>

<p>Kimseye gerçekleşmesi mümkün olmayan vaatlerde bulunmayacağız. Mevcut hukuki durumu, karşılaşılabilecek güçlükleri ve kullanılabilecek hak arama yollarını açık biçimde ortaya koyacağız. Mağdurların elindeki bilgi ve belgeleri ortak bir merkezde toplayarak daha güçlü ve koordineli bir hak arama süreci yürütmeye çalışacağız.”&nbsp;</p>

<p>AVRUPA’DA YILLARA YAYILAN BİR MAĞDURİYET DOSYASI&nbsp;</p>

<p>1982 yılında Yozgat’ta kurulan Yimpaş – Yozgat İhtiyaç Maddeleri Pazarlama Anonim Şirketi ile 1989 yılında Konya’da faaliyete başlayan Kombassan – Konya Matbaa, Basım, Ambalaj İmalat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi, Anadolu’daki küçük tasarrufların bir araya getirilerek üretim ve yatırıma dönüştürülmesi düşüncesiyle ortaya çıkan çok ortaklı şirket modellerinin en bilinen örnekleri arasındaydı. Zaman içerisinde holdingleşen bu yapılardan Kombassan, 2017 yılında isim değişikliğine giderek Bera Holding A.Ş. adını aldı.&nbsp;</p>

<p>Her iki şirket yapılanması, özellikle 1990’lı yıllardan itibaren Avrupa’da yaşayan Türk vatandaşlarının tasarruflarına yöneldi. Almanya başta olmak üzere Belçika, Hollanda ve diğer Avrupa ülkelerinde yaşayan çok sayıda vatandaş, Türkiye’de fabrikalar kurulması, üretimin artırılması ve istihdam oluşturulması düşüncesiyle bu yapılara yatırım yaptığını belirtti.&nbsp;</p>

<p>Ancak sonraki yıllarda bu yatırımlara ilişkin çok sayıda hukuki uyuşmazlık ortaya çıktı.&nbsp;</p>

<p>Mağdurların anlatımlarına, çeşitli yargı dosyalarına ve kamuya yansıyan hukuki süreçlere göre, bazı yatırımcılara faizsiz kazanç, yüksek kâr payı, yatırılan paranın belirli şartlarda geri alınabilmesi ve Türkiye’de üretime katkı sağlanması gibi çeşitli vaatlerde bulunulduğu ileri sürüldü.&nbsp;</p>

<p>Para toplama faaliyetlerinin bazı durumlarda camilerde, hemşehri derneklerinde, ev toplantılarında ve Türk vatandaşlarının yoğun olarak bulunduğu sosyal çevrelerde gerçekleştirildiği yönünde iddialar da yıllar içerisinde gündeme geldi.&nbsp;</p>

<p>YATIRIMCILARIN ELİNDEKİ BELGELER YILLAR SONRA HUKUKİ UYUŞMAZLIKLARIN KONUSU OLDU&nbsp;</p>

<p>Ortaya çıkan uyuşmazlıkların önemli başlıklarından biri, yatırımcıların ellerindeki belgelerin hukuki niteliği ve bu belgelerin şirket ortaklığını ne ölçüde ortaya koyduğu oldu.&nbsp;</p>

<p>Bazı yatırımcılara makbuz, taahhütname veya hisse senedi devir sözleşmesi verildiği; buna karşılık kişilerin şirketlerin yasal pay defterlerine kaydedilip kaydedilmediği, hangi şirkete ve hangi oranda ortak oldukları ve yatırılan paraların hangi amaçlarla kullanıldığı konusunda yıllar içerisinde ciddi hukuki tartışmalar yaşandığı belirtildi.&nbsp;</p>

<p>Sermaye Piyasası Kurulu da usulsüz halka arzlarla ilgili değerlendirmelerinde, yatırımcılara kimi durumlarda yalnızca makbuz verilmesinin, kişilerin pay defterine kaydedilmemesinin ve bu nedenle ortaklığın ispatı konusunda sorun yaşanmasının önemli bir hukuki problem oluşturabildiğine dikkat çekiyor.&nbsp;</p>

<p>Yimpaş dosyalarına ilişkin çeşitli yargı kararlarında da Avrupa’da toplanan paralar, yatırımcıların şirket kayıtlarındaki hukuki statüsü, kâr dağıtımı ve yatırılan paraların geri ödenmesine ilişkin uyuşmazlıklar farklı yönleriyle ele alındı.&nbsp;</p>

<p>Kombassan bakımından da çok sayıda yatırımcı, hisse almak amacıyla verdikleri paraları geri alamadıkları veya hukuken geçerli bir ortaklık ilişkisinin kurulmadığı iddiasıyla çeşitli hukuki yollara başvurdu. Bu uyuşmazlıkların bir bölümü Anayasa Mahkemesi’ne yapılan bireysel başvurulara kadar taşındı.&nbsp;</p>

<p>FARKLI ÜLKELERDE, FARKLI HUKUKİ SÜREÇLER&nbsp;</p>

<p>Yimpaş ve Kombassan dosyalarını diğer birçok ticari uyuşmazlıktan ayıran en önemli unsurlardan biri ise süreçlerin yalnızca Türkiye ile sınırlı kalmaması oldu.&nbsp;</p>

<p>Yatırımcıların önemli bir bölümünün Avrupa ülkelerinde yaşaması, para transferlerinin farklı ülkeler üzerinden gerçekleştirilmesi, şirket yapılarının zaman içerisinde değişmesi, pay sahipliği ve ortaklık ilişkilerine yönelik hukuki tartışmalar ve yıllar içerisinde yürürlüğe giren farklı yasal düzenlemeler, dosyaların hukuki açıdan oldukça karmaşık bir nitelik kazanmasına neden oldu.&nbsp;</p>

<p>Aradan geçen uzun yıllara rağmen bazı yatırımcıların haklarına ilişkin uyuşmazlıkların tamamen çözüme kavuşmadığını belirtmesi, bu konunun yeniden ve daha sistemli biçimde ele alınması ihtiyacını gündeme getiriyor.&nbsp;</p>

<p>HAK e.V. işte bu noktada devreye girmeyi amaçlıyor.&nbsp;</p>

<p>HEDEF SADECE GEÇMİŞİ KONUŞMAK DEĞİL, GELECEĞE DE SÖZ SÖYLEMEK&nbsp;</p>

<p>HAK e.V.’nin uzun vadeli hedefleri arasında yalnızca Yimpaş ve Kombassan süreçlerinde mağduriyet yaşadığını belirten kişilerin bir araya getirilmesi bulunmuyor.&nbsp;</p>

<p>Dernek aynı zamanda yatırımcıların bilinçlendirilmesi, hissedar hakları konusunda farkındalık oluşturulması, sermaye yatırımlarından kaynaklanabilecek mağduriyetlerin önlenmesi ve yatırımcıların hukuki hak arama yolları konusunda daha doğru bilgiye ulaşabilmesi için çalışmalar yürütmeyi hedefliyor.&nbsp;</p>

<p>Bu kapsamda bilgi ve belgelerin belirli bir sistem içerisinde toplanması, hukuki süreçlerin uzmanlar tarafından değerlendirilmesi, yatırımcıların ortak sorunlarının belirlenmesi ve gerekli görülen durumlarda hukuki ve kurumsal girişimlerin değerlendirilmesi planlanıyor.&nbsp;</p>

<p>HAK e.V. ayrıca Bera Holding özelinde yalnızca geçmişte yaşanan sorunların değil, şirketin geleceğine ilişkin hissedarların görüş ve beklentilerinin de gündeme taşınmasını amaçlıyor.&nbsp;</p>

<p>Kuruluş çalışmalarını yürüten Avukat Engin İsmail Köse’nin ifadesiyle hedef, yalnızca tepki göstermek değil; “hak arayan, çözüm üreten ve geleceğe ilişkin somut öneriler ortaya koyan” bir sivil toplum yapısı oluşturmak.&nbsp;</p>

<p>İLK BULUŞMA 27 EYLÜL’DE GELSENKİRCHEN’DE&nbsp;</p>

<p>HAK e.V.’nin kuruluş sürecinin ilk önemli adımı olarak değerlendirilen geniş katılımlı buluşmada, Yimpaş ve Kombassan süreçlerinde mağduriyet yaşadığını belirten vatandaşların bir araya gelmesi, mevcut sorunların karşılıklı olarak değerlendirilmesi ve bundan sonraki süreçte izlenebilecek yol haritasının ele alınması bekleniyor.&nbsp;</p>

<p>27 Eylül 2026 Pazar günü saat 12.00’de, Gelsenkirchen­Schalke’de bulunan Uechtingstraße 106 adresinde yapılması planlanan toplantının, Almanya ve Avrupa’nın farklı bölgelerinde yaşayan mağdurların birbirleriyle doğrudan iletişim kurabilmeleri açısından önemli bir başlangıç olması hedefleniyor.&nbsp;</p>

<p>Yıllardır farklı şehirlerde ve ülkelerde, çoğu zaman birbirlerinden habersiz şekilde hak arayan yatırımcıların aynı masa etrafında buluşmasıyla birlikte, HAK e.V.’nin kuruluş sürecinin de yeni bir aşamaya taşınması amaçlanıyor.&nbsp;</p>

<p>HAK e.V.’nin çağrısı açık: “Yıllardır elinizde tuttuğunuz belgeler, yaşadığınız sorunlar ve bireysel olarak yürüttüğünüz hak arama mücadelesi artık ortak bir zeminde buluşsun.”&nbsp;</p>

<p>HAK e.V. kuruluş sürecinin, mağdurların seslerini daha güçlü duyurabilecekleri, bilgi ve belgelerini paylaşabilecekleri ve hak arama yollarını daha bilinçli biçimde değerlendirebilecekleri yeni bir dönemin başlangıcı olması hedefleniyor.&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 22:44:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/08/almanyada-yimpas-ve-kombassan-magdurlari-hak-ev-catisi-altinda-bulusuyor-1788205721.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Necdet Saraç yazdı: Alevilere karşı bitmeyen nefret</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/necdet-sarac-yazdi-alevilere-karsi-bitmeyen-nefret-3392</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/necdet-sarac-yazdi-alevilere-karsi-bitmeyen-nefret-3392</guid>
                <description><![CDATA[Gazeteci Kemal Öztürk’ün NTV’de katıldığı bir canlı yayında, “Bu Nusayrilerin (Arap Alevilerinin) hepsini katletseler yeridir diyesiniz geliyor” sözleriyle başlayan tartışma, Türkiye’de Alevilere yönelik nefret söyleminin hâlâ ne kadar canlı olduğunu bir kez daha gösterdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Yalnızca tarihler ve isimler değişiyor.</p>

<p>Gazeteci Kemal Öztürk’ün NTV’de katıldığı bir canlı yayında, “Bu Nusayrilerin (Arap Alevilerinin) hepsini katletseler yeridir diyesiniz geliyor” sözleriyle başlayan tartışma, Türkiye’de Alevilere yönelik nefret söyleminin hâlâ ne kadar canlı olduğunu bir kez daha gösterdi.</p>

<p>Öztürk, yükselen tepkiler üzerine önce sözlerinin Sednaya Hapishanesi’nde yaşananların yarattığı “duygusal tepki ve hissiyatı anlatmak” amacıyla kullanıldığını, sözlerinin çarpıtıldığını söyledi. Tepkilerin devam etmesi üzerine ise kendisini Adana’dan arayan “Nusayri bir dostunun” uyarısından söz ederek açıklamasını genişletti ve sonunda sözlerinden dolayı özür diledi.</p>

<p>Ancak burada insanın aklına ister istemez şu soru geliyor: Öztürk, Sednaya’daki mağdurların yaşadığı acıyı anlatmak için bu denli ağır bir ifadeyi kullanırken, daha bir yıl önce, Mart 2025’te Tartus, Lazkiye, Kirdaha, Humus ve Hama’da HTŞ ve El Nusra tarafından kadın, çocuk yaşlı demeden katledilen Arap ve Türkmen Alevileri için neden aynı “duygusal tepki ve hissiyatı” dile getirmedi?</p>

<p>Benzer bir tartışma Altan Tan’ın sözleri üzerinden de yaşandı. Yasa değişikliğine karşı çıkan çok sayıda kişi, çevre ve toplumsal grup ortadayken, “Hayır” cephesinin bütün faturasını Alevilere kesen Tan; üstelik bunu “Ateist Alevilik”, “Alisiz Alevilik” ve “sözde Alevilik” gibi ifadeler üzerinden yaptı. Kendisini “Kürt muhafazakâr bir İslamcı” olarak tanımlayan Tan, yükselen tepkiler karşısında ise bu kez Aleviliği kendi anlayışına göre tarif etmeye yöneldi.</p>

<p>Bütün bunlar tekil ve münferit örnekler olsaydı, söylenenleri kişisel bir dil sürçmesi, yanlış ifade ya da talihsiz bir açıklama olarak değerlendirmek mümkün olabilirdi. Fakat sorun tam da burada başlıyor: Gerçek maalesef bundan çok daha derin ve maalesef toplumda halen karşılık buluyor.</p>

<p>SORUN CEHALET DEĞİL</p>

<p>Türkiye’de Alevilere yönelik nefret, yüzlerce yılın birikimiyle toplumun bilinçaltına yerleşmiş, zaman zaman farklı biçimlerde yeniden ortaya çıkan köklü bir sorun.</p>

<p>Üstelik bu nefret dili çoğu zaman aşağıdan yukarıya doğru gelişmiyor. Tam tersine, önce toplumun “seçkinleri”, kanaat önderleri, yazarları, gazetecileri ve siyasetçileri üzerinden görünür hale geliyor; ardından yukarıdan aşağıya doğru toplumsal alana yayılıyor.</p>

<p>Bu nedenle meseleyi yalnızca “cahillik” ya da “bilgisizlik” üzerinden açıklamak yetersiz kalıyor. Sorunun kaynağında, tarih boyunca üretilmiş ve toplumsal hafızaya yerleşmiş derin bir Alevi nefreti bulunuyor. Bu nefretin kökleri de oldukça eski. 16. yüzyıldaki şeyhülislamların fetvalarından bugüne uzanan bir zihniyet dünyasından söz ediyoruz.</p>

<p>Son 30-35 yılda Alevilerin kamusal alanda daha görünür hale gelmesi, bu nefret dilini belirli ölçüde geriletti. Ancak nefret söylemlerinin cezai ya da etkili toplumsal yaptırımlarla karşılaşmaması, bu söylemin zaman zaman yeniden bilinçaltından çıkmasına ve adeta “doğal bir refleks” gibi dışa vurulmasına yol açıyor.</p>

<p>TARİHLER VE İSİMLER DEĞİŞİYOR</p>

<p>Bu tür açıklamalarda dikkat çeken bir başka ortak özellik daha var.</p>

<p>Önce ağır bir hakaret ya da suçlayıcı ifade kullanılıyor. Tepki yükselince “Ben öyle demedim”, “Yanlış anlaşıldım”, “Sözlerim çarpıtıldı” deniliyor. Ardından farklı inançlara ve kültürlere ne kadar saygılı olunduğu anlatılıyor. Ve neredeyse değişmez biçimde, geçmişten bir “Alevi dost” ortaya çıkıyor: Askerlik arkadaşı, üniversite arkadaşı, iş arkadaşı, komşu ya da aile dostu…</p>

<p>Sanki bir Alevi tanımak, Alevilere yönelik nefret söyleminin panzehiriymiş gibi!</p>

<p>Oysa mesele bir Aleviyle arkadaş olup olmamak değil. Mesele, Alevileri eşit yurttaşlar olarak görmek ve onların inançlarını, kimliklerini ve yaşam biçimlerini başkalarının onayına ihtiyaç duymadan kabul etmektir.</p>

<p>Bu hakaretlere etkili cezai ve maddi yaptırımlar uygulanmadığı, medya bu tür iftira ve hakaretleri teşhir etmek yerine sıradanlaştırdığı ve kanıksatıldığı sürece döngü değişmeyecektir. Değişen yalnızca hakaret edenlerin isimleri ve hakaretlerin tarihleri olacaktır.</p>

<p>Bazen Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun Nur Baba romanında, bazen Reşat Nuri Güntekin’in Balıkesir Muhasebecisi/Tanrı Dağı Ziyafeti metinlerinde, bazen Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın Toraman romanında, Ömer Seyfettin’in Harem öyküsünde, Haldun Taner’in Şişhane’ye Yağmur Yağıyordu kitabında, Prof. Nebahat Küyel’in Felsefeye Başlangıç kitabında ya da Türk Dil Kurumu’nun 2007 tarihli sözlüğünde karşımıza çıkan Alevi karşıtı ifadeler, farklı biçimlerde bugün de yeniden üretilebiliyor.</p>

<p>Bugün bu isimlerin yanına Kemal Öztürk ya da Altan Tan gibi isimler eklenebiliyor.</p>

<p>CUMHURİYET YURTTAŞLIĞI</p>

<p>Eğer yalnızca tarihler ve isimler değişecekse, yapılması gereken bellidir.</p>

<p>Devlet laikliği yeniden hatırlamalı; bütün yurttaşlara eşit mesafede durmalı ve hiç kimsenin etnik ya da dini kimliği nedeniyle nefret söylemine, ayrımcılığa veya hedef göstermeye maruz kalmasına izin vermemelidir. Laiklik yalnızca devlet ile din işlerinin birbirinden ayrılması değildir. Aynı zamanda devletin farklı inançlar karşısında tarafsız ve eşit mesafede durmasının, yurttaşların inançları nedeniyle birbirinden üstün ya da aşağı görülmemesinin güvencesidir.</p>

<p>Cumhuriyetin ikinci yüzyılı; kimlikler üzerinden kutuplaştırılan, nefret söylemlerinin normalleştirildiği ve birilerinin “ev sahibi”, diğerlerinin “misafir” sayıldığı bir Türkiye’yi değil, bütün yurttaşların kendisini eşit ve güvende hissettiği bir Türkiye’yi hak ediyor.</p>

<p>Farklı kimlikleri yok sayarak değil, onları tanıyarak ve Cumhuriyet yurttaşlığı temelinde buluşturarak ortak bir gelecek kurulabilir. İkinci yüzyılın Türkiye’si ancak devletin demokratikleştiği, hukuk karşısında herkesin eşit olduğu ve devletin bütün inançlara eşit mesafede durduğu bir anlayışla kurulabilir.</p>

<p>Gerisi lafügüzaftır!</p>

<p>31 Ağustos 2026</p>

<p>Necdet Saraç</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 21:37:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/08/necdet-sarac-yazdi-alevilere-karsi-bitmeyen-nefret-1788201685.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kemal Öztürk&#039;e Aleviler hakkındaki sözleri nedeniyle gözaltı kararı!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kemal-ozturke-aleviler-hakkindaki-sozleri-nedeniyle-gozalti-karari-3391</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kemal-ozturke-aleviler-hakkindaki-sozleri-nedeniyle-gozalti-karari-3391</guid>
                <description><![CDATA[Canlı yayında kullandığı provokatif ifadeler gazeteci Kemal Öztürk’ün başını derde soktu. NTV’de katıldığı bir programda Suriye’deki Nusayrilere yönelik sarf ettiği sözler üzerine harekete geçen yargı makamları, Öztürk hakkında adli süreç başlattı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Canlı yayında kullandığı provokatif ifadeler gazeteci Kemal Öztürk’ün başını derde soktu. NTV’de katıldığı bir programda Suriye’deki Nusayrilere yönelik sarf ettiği sözler üzerine harekete geçen yargı makamları, Öztürk hakkında adli süreç başlattı.</p>

<p>Soruşturma Samandağ’dan Başlatıldı</p>

<p>Gelişmeler, Hatay'ın Samandağ ilçesinde bir grup vatandaşın Kemal Öztürk’ün söylemlerinden rahatsız olarak Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunmasıyla başladı. Yapılan başvuruları değerlendirmeye alan Samandağ Cumhuriyet Başsavcılığı, şikayetçilerin ifadelerini tek tek kayda geçirerek resmi soruşturmayı başlattı.</p>

<p>SEGBİS Üzerinden İfade Vererecek</p>

<p>Soruşturmayı yürüten savcılık, dosya kapsamında dikkat çeken bir adım atarak Kemal Öztürk hakkında gözaltı kararı verdi. İşlemlerin yürütülebilmesi amacıyla İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına talimat yazısı gönderildi.</p>

<p>Talimata göre Öztürk, emniyet güçlerince gözaltına alınmasının ardından İstanbul’da adliyeye sevk edilecek. Gazeteci, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla Samandağ Cumhuriyet Başsavcılığına "mevcutlu" olarak bağlanarak ifade verecek.</p>

<p>Suçlama: Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik veya Aşağılama</p>

<p>Soruşturmanın, Türk Ceza Kanunu’nda yer alan toplumsal barışı ve kamu düzenini korumaya yönelik maddeler kapsamında yürütüldüğü öğrenildi.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 19:10:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/08/kemal-ozturke-aleviler-hakkindaki-sozleri-nedeniyle-gozalti-karari-1788192880.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Alevi aydınlardan bildiri: Yavuz Selim-İdris-i Bitlisi ittifakı kabul edilemez!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-aydinlardan-bildiri-yavuz-selim-idris-i-bitlisi-ittifaki-kabul-edilemez-3390</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-aydinlardan-bildiri-yavuz-selim-idris-i-bitlisi-ittifaki-kabul-edilemez-3390</guid>
                <description><![CDATA[Kürt sorunundan kaynaklı son kırk yıllık çatışma ve şiddet döneminin sona ermesine ilişkin taraflar arasındaki uzlaşmanın, silahlardan arınmış bir süreci başlatması elbette sevindiricidir.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Basına ve Kamuoyuna</p>

<p>Kürt sorunundan kaynaklı son kırk yıllık çatışma ve şiddet döneminin sona ermesine ilişkin taraflar arasındaki uzlaşmanın, silahlardan arınmış bir süreci başlatması elbette sevindiricidir.</p>

<p>Barışı yaşamın temel şiarı haline getirmiş bir inancın mensupları olarak, bu durum en çok bizi sevindirir.</p>

<p>TBMM’de yasal boyuttaki çalışmaları dikkatle izliyoruz. Demokrasiyi güçlendirecek yasal adımların atılması en samimi temennimizdir.</p>

<p>TBMM’de barış ve kardeşlikten söz edilirken, tarihin kanlı bir sürecini referans gösteren İmralı merkezli açıklamalar ise barışık bir toplum inşasına dair güven ve inandırıcılıktan uzaktır.</p>

<p>Bu açıklamalara karşı sürecin paydaşları ve uzlaşı bileşenlerinden herhangi bir tepki verilmemesi, barış ve kardeşlik isteyenleri kaygılandırmaktadır.</p>

<p>16. yüzyılın bir diliminde Yavuz Selim ile İdris-i Bitlisi’nin işbirliği sonucu on binlerce Alevi’nin katledilmesi ve Alevilerin yüzyıllarca sürecek can, mal ve namuslarına yönelik saldırıların başlaması, bu ittifakın en ağır sonuçlarındandır. Abdullah Öcalan’ın siyasi yol haritası için bu ilişkiyi referans göstermesi; insan hakları, evrensel değerler ve barış adına kabul edilemezdir.</p>

<p>Bu ittifak önerisi, bir yanıyla Ortadoğu coğrafyasının siyasal iklimini soluyan ülkemiz için kabulü mümkün olmayan ve Aleviler için tehlike potansiyeli taşıyan bir durumdur.</p>

<p>Suriye’de eski rejimin ardından gerçekleşen siyasal ittifak, Suriye’deki Alevilerin her türlü temel haklarından yoksun kalmasının ilk adımı olmuştur. Geçmişte IŞİD’le başlayan Alevi katliamlarının Şara yönetiminde de farklı boyutlarda devam etme olasılığı ciddi kaygılar doğurmuştur.</p>

<p>İmralı’nın -farklı tonlarda- etkisi altındaki bazı Alevi kurum ve aydınlarının, Öcalan tarafından arzulanan 21. yüzyıl Yavuz Selim–İdris-i Bitlisi ittifakı önerisine sessiz kalmaları, Alevi toplumunda şaşkınlık ve kaygıya yol açarken, Aleviler adına kurumsal temsiliyetleri de daha fazla sorgulanır hâle getirmiştir.</p>

<p>Bu süreçte bazı kurum ve aydınlar, Aleviliğin geleneksel tarihsel, inançsal ve kültürel hafızasını yok sayarak, yazılı kaynakları çarpıtıp bilgi kirliliği üzerinden Aleviliği yeni bir forma sokma çabası içine girmişlerdir. Kürt siyasetinin yandaş akademisyenleri -akademik etiği çiğneyerek- neredeyse İdris-i Bitlisi’yi bilge bir hümanist gibi tanımlayıp, tarihte katledilen Alevileri suçlu gösterme çabasına girmişlerdir.</p>

<p>Aleviler aleyhindeki bu gelişmeler planlı bir çalışmanın ürünü olarak karşımıza çıkmaktadır.</p>

<p>Biz, Alevilerin bağrından çıkmış Alevi aydınları olarak:</p>

<p>1. Yavuz Selim ve İdris-i Bitlisi referanslı arkaik ve kanlı ittifakı reddediyoruz. Kürt sorunundan kaynaklı şiddet ortamından uzaklaşmak istenirken, ülkemizde ve Suriye’deki Alevileri kaygılandıracak hiçbir dil ve söylemi kabul etmiyoruz.</p>

<p>2. Bu süreçte tüm Alevi kurum ve aydınlarını, sol, sosyalist ve demokrat çevreleri; demokratik yasal hakların güvenceye alınacağı barış ve kardeşlik için daha duyarlı olmaya çağırıyoruz.</p>

<p>3. Kürt sorununun çözümü doğrultusundaki yasal çalışmaları önemsiyoruz; ancak 16. yüzyıldan kalma arkaik ve kanlı bir referansla çözümü reddediyoruz. Evrensel değerlerle inşa edilecek demokratik ve seküler bir geleceğin, başta Türkiye olmak üzere Ortadoğu’daki tüm toplumların yararına olacağına inanıyoruz.</p>

<p>Barışa olan inancımızla;</p>

<p>Dün şiarımız barıştı, bugün de öyle, yarın da öyle olacak, diyoruz.</p>

<p>Alevi Aydınlar Bildirgesi</p>

<p>İmzacılar</p>

<p>* Şerafettin Halis ( TBMM 23. Dönem Milletvekili, Şair-Yazar)</p>

<p>* Müslüm Doğan ( TBMM 25. ve 26. Dönem Milletvekili, 63. Hükümet Kalkınma Bakanı, Araştırmacı-Yazar)&nbsp;</p>

<p>* Ahmet Koçak (Araştırmacı-Yazar)</p>

<p>* Ali Akdemir (Ressam)</p>

<p>* Ali Balkız (Araştırmacı-Yazar)</p>

<p>* Ali Bulut (Sarıyer İmam Hüseyin Cemevi Yönetim Kurulu Üyesi)</p>

<p>* Ali Ekber Ataş (Şair-Yazar)</p>

<p>* Ali Gültekin (Araştırmacı-Yazar)</p>

<p>* Ali Haydar Aşkın (Araştırmacı-Yazar)</p>

<p>* Ali Kaya (Tarihçi-Yazar)</p>

<p>* Ayhan Aydın (Araştırmacı-Yazar)</p>

<p>* Cafer Yıldız (Tarihçi-Yazar)</p>

<p>* Av. Cihan Söylemez (Hukukçu-Yazar)&nbsp;</p>

<p>* Doç. Dr. Daimi Cengiz (Akademisyen-Yazar, Etnomüzikolog)&nbsp;</p>

<p>* Erol Erkılınç (Araştırmacı-Yazar)</p>

<p>* Fatma Betül Günday (Araştırmacı-Yazar)</p>

<p>* Av. Fevzi Gümüş (Hukukçu)&nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;</p>

<p>* ⁠Gülser Han (Şair-Yazar)</p>

<p>* Hasan Dursun (Araştırmacı-Yazar)</p>

<p>* Hasan Küçük (Araştırmacı-Yazar)</p>

<p>* Haydar Ersöz (Araştırmacı-Yazar)</p>

<p>* Haydar Karataş (Araştırmacı-Yazar)&nbsp;</p>

<p>* Hülya Gür Güntaş (Yazar)</p>

<p>* Dr. Hüseyin Çağlayan (Akademisyen-Yazar)&nbsp;</p>

<p>* Hüseyin Elçi (Şair-Yazar)</p>

<p>* İbrahim Bahadır (Araştırmacı-Yazar)</p>

<p>* İsmail Pehlivan (Araştırmacı-Yazar, Gazeteci)</p>

<p>* Kadri Karagöz (Sanatçı)</p>

<p>* Kemal Cemgil (Yazar)</p>

<p>* Leyla Akgül (Yayıncı-Yazar)</p>

<p>* Mehmet Ercan (Şair-Yazar)</p>

<p>* Mesut Özcan (Araştırmacı-Yazar)</p>

<p>* Mustafa Fırat (Tarihçi-Yazar)</p>

<p>* Nurettin Aslan (Araştırmacı-Yazar)</p>

<p>* Rıza Aydın (Araştırmacı-Yazar)</p>

<p>* Sait Bakşi (Ozan-Yazar)</p>

<p>* Turan Fırat (Yazar)</p>

<p>* Turgut Yüksel (Almanya Sosyal Demokrat Partisi/SPD Hessen Eyaleti Milletvekili)</p>

<p>* Zafer Taşkın (Gazeteci)</p>

<p>* Mehmet Ali Güler/Zelemele Mem (Sanatçı)</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 00:39:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/08/alevi-aydinlardan-bildiri-yavuz-selim-idris-i-bitlisi-ittifaki-kabul-edilemez-1788126474.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>CHP&#039;li Orhan Sarıbal: Alevi Kültür Ve İnancına Saldırıları Kınıyorum</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/chpli-orhan-saribal-alevi-kultur-ve-inancina-saldirilari-kiniyorum-3389</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/chpli-orhan-saribal-alevi-kultur-ve-inancina-saldirilari-kiniyorum-3389</guid>
                <description><![CDATA[CHP Genel Başkan Yardımcısı Orhan Sarıbal, Alevilere yönelik ayrımcı ve nefret içeren açıklamaları kınayan bir yazılı açıklama yayımladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>CHP Genel Başkan Yardımcısı Orhan Sarıbal, Alevilere yönelik ayrımcı ve nefret içeren açıklamaları kınayan bir yazılı açıklama yayımladı.</strong></p>

<p>Sarıbal, Altan Tan’ın Alevileri&nbsp;<strong>“siyasal Alevilik”</strong>&nbsp;ve&nbsp;<strong>“Ali’siz ateist sözde Aleviler”</strong>&nbsp;gibi ifadelerle ayırmasını, bazı Alevilerin kimliğini yok sayarak onları İslam’la hesaplaşmak ve barış sürecini engellemekle suçlamasını kabul edilemez bulduğunu belirtti. “Hiç kimse Aleviliğin sınırlarını belirleyemez, kimin Alevi olup olmadığına karar veremez. İnanç da inançsızlık da her yurttaşın temel hakkıdır. İnsanları inançları, dünya görüşleri ve siyasal tercihleri üzerinden ‘gerçek’ ve ‘sahte’ diye ayırmak açık bir ayrımcılıktır” dedi.</p>

<p>NTV ekranında Kemal Öztürk’ün Arap Alevileri için kullandığı<strong>&nbsp;“Bu Nusayrilerin hepsini katletseler yeridir diyesiniz geliyor”</strong>&nbsp;sözünü ise bir inanç toplumunun tamamını kolektif biçimde suçlayan, katliamı meşrulaştıran açık bir nefret dili olarak nitelendirdi. Sonradan yapılan niyet açıklamasının, milyonların önünde söylenen bu sözün ağırlığını ve yarattığı tehlikeyi ortadan kaldırmadığını vurguladı.</p>

<p>Açıklamada, Alevilere yönelik her türlü ayrımcılığın, nefretin ve hedef göstermenin karşısında; eşit yurttaşlığın, inanç özgürlüğünün ve birlikte yaşamın yanında durmaya devam edileceği vurgulandı.<br />
<br />
<strong>CHP Genel Başkan Yardımcısı Orhan Sarıbal'ın açıklamasının tam metni şöyle:</strong></p>

<p><strong>Alevi kültür ve inancına saldırıları kınıyorum</strong></p>

<p>Altan Tan’ın Alevileri “siyasal Alevilik”, “Ali’siz ateist sözde Aleviler” gibi ifadelerle ayırması; bazı Alevilerin kimliğini yok sayarak onları İslam’la hesaplaşmak ve barış sürecini engellemekle suçlaması kabul edilemez.</p>

<p>Hiç kimse Aleviliğin sınırlarını belirleyemez, kimin Alevi olup olmadığına karar veremez. İnanç da inançsızlık da her yurttaşın temel hakkıdır. İnsanları inançları, dünya görüşleri ve siyasal tercihleri üzerinden “gerçek” ve “sahte” diye ayırmak açık bir ayrımcılıktır.</p>

<p>Kemal Öztürk’ün NTV ekranında Arap Alevileri için kullandığı, “Bu Nusayrilerin hepsini katletseler yeridir diyesiniz geliyor” sözü ise bir inanç toplumunun tamamını kolektif biçimde suçlayan, katliamı meşrulaştıran açık bir nefret dilidir.</p>

<p>Sonradan yapılan niyet açıklaması, milyonların önünde söylenen bu sözün ağırlığını ve yarattığı tehlikeyi ortadan kaldırmaz.</p>

<p>Bu ülke, Alevileri hedef gösteren sözlerin Maraş’ta, Çorum’da, Sivas’ta ve Gazi’de nelere yol açtığını acı biçimde yaşamıştır.</p>

<p>Katliamların zemini bir günde oluşmadı; ayrımcı sözlerle, hedef göstermelerle ve cezasızlıkla hazırlandı. Bu nedenle kullanılan dili sıradan bir siyasi tartışma veya düşünce açıklaması olarak göremeyiz.</p>

<p>Aleviler bu ülkenin eşit yurttaşları ve demokrasi mücadelesinin onurlu taşıyıcılarıdır. Kimliklerinin sorgulanmasına, inançlarının tarif edilmesine ve yaşam haklarını tehdit eden nefret diline teslim olmayacaklardır.</p>

<p>RTÜK, NTV’deki yayın hakkında derhal inceleme başlatmalı; ilgili adli makamlar nefret ve şiddeti meşrulaştıran ifadeler karşısında harekete geçmelidir. Medya kuruluşları da Alevi düşmanlığına ve toplumsal barışı tehdit eden söylemlere yayın zemini sunmamalıdır.</p>

<p>Alevilere yönelik her türlü ayrımcılığın, nefretin ve hedef göstermenin karşısında; eşit yurttaşlığın, inanç özgürlüğünün ve birlikte yaşamın yanında durmaya devam edeceğiz.<br />
<br />
<a href="https://x.com/orhansaribalchp/status/2093736212016038379"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/HQ5x_ANWEAAGMV3.jpg" style="height:800px; width:640px" /></a></p>

<p>Kaynak link:<a href="https://x.com/orhansaribalchp/status/2093736212016038379">https://x.com/orhansaribalchp/status/2093736212016038379</a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 30 Aug 2026 23:50:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/08/chpli-orhan-saribal-alevi-kultur-ve-inancina-saldirilari-kiniyorum-1788123392.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Siyasal Alevilik nedir? İnanç kimliğinden siyasal özneye: Alevi hareketinin Türkiye’deki dönüşümü</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/siyasal-alevilik-nedir-inanc-kimliginden-siyasal-ozneye-alevi-hareketinin-turkiyedeki-donusumu-3388</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/siyasal-alevilik-nedir-inanc-kimliginden-siyasal-ozneye-alevi-hareketinin-turkiyedeki-donusumu-3388</guid>
                <description><![CDATA[Siyasal Alevilik” çoğu zaman ne olduğu açıklanmadan, Alevi toplumunun belirli kesimlerini küçümseyen veya gayrimeşru ilan eden bir siyasi etiket olarak kullanılmaktadır. Oysa mesele daha ciddi ve daha akademik bir çerçevede ele alınabilir.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de son dönemde “siyasal Alevilik” kavramı yeniden gündeme geldi. Kavram özellikle Altan Tan’ın Aleviler ve “Terörsüz Türkiye” süreci hakkındaki açıklamaları sonrasında daha görünür hale geldi. Ancak tartışmanın önemli bir problemi bulunmaktadır: “Siyasal Alevilik” çoğu zaman ne olduğu açıklanmadan, Alevi toplumunun belirli kesimlerini küçümseyen veya gayrimeşru ilan eden bir siyasi etiket olarak kullanılmaktadır.</p>

<p>Oysa mesele daha ciddi ve daha akademik bir çerçevede ele alınabilir.</p>

<p>Alevi kimliği ne zaman siyasal bir kimliğe dönüşür?</p>

<p>Bir Alevinin siyasetle ilgilenmesi mi “siyasal Alevilik”tir?<br />
Alevi derneklerinin cemevlerinin hukuki statüsü için mücadele etmesi mi?<br />
Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yapısının değiştirilmesini talep etmek mi?<br />
Laikliği savunmak mı?<br />
Eşit yurttaşlık istemek mi?<br />
Yoksa Alevi kimliğini doğrudan bir siyasal programın temel unsuru haline getirmek mi?<br />
Bu soruların cevabı verilmeden “siyasal Alevilik” hakkında sağlıklı bir tartışma yürütülemez.</p>

<p>Siyasal Alevilik bir ideoloji midir?</p>

<p>İlk olarak kavramsal bir ayrım yapmak gerekir.</p>

<p>“Siyasal İslam” ile “siyasal Alevilik” aynı kategoriye konulmamalıdır.</p>

<p>Siyasal İslam, modern siyaset bilimi literatüründe İslami referansları siyasal düzenin ve kamu yönetiminin temel unsurlarından biri haline getirmeye çalışan çeşitli hareket ve düşünceleri tanımlayan geniş bir kategoridir.</p>

<p>“Siyasal Alevilik” ise böyle yekpare ve doktriner bir ideoloji değildir.</p>

<p>Akademik literatür daha çok Alevi hareketi, Alevi kimliğinin siyasallaşması, Alevi hak hareketi ve tanınma siyaseti kavramlarını kullanmaktadır. Oxford Handbook’da Ceren Lord, 1990’lardan itibaren Türkiye ve Avrupa’daki Alevi hareketinin Alevi kimliğinin görünürleştirilmesi, resmi tanınma ve eşit yurttaşlık talepleri etrafında örgütlendiğini ortaya koymaktadır.</p>

<p>Bu nedenle “siyasal Alevilik” kavramı kullanılacaksa onu öncelikle şöyle tanımlamak daha doğrudur:</p>

<p>Alevi kimliğinin bireysel bir inanç veya kültürel aidiyet olmanın ötesine geçerek kolektif hak taleplerinin, örgütlenmenin, temsil arayışının ve siyasal mobilizasyonun temel referanslarından biri haline gelmesi.</p>

<p>Bu tanım, kavramı hakaret olmaktan çıkarıp bir siyaset bilimi kategorisine dönüştürür.</p>

<p>Aleviler ne zaman siyasallaştı?</p>

<p>Alevilerin siyasallaşması yeni bir olay değildir.</p>

<p>Modern Türkiye’de bunun kökleri özellikle 1960’lar ve 1970’lerde hızlanan kentleşme, toplumsal hareketlilik ve sol siyasetin yükselişiyle yakından ilişkilidir.</p>

<p>Mehmet Ertan’ın araştırması, geleneksel kırsal Alevi topluluklarının kentleşme sürecinde dönüşürken birçok Alevinin sosyalist hareketlerle ilişki kurduğunu gösteriyor. Ancak Ertan önemli bir ayrım yapıyor: 1960–1980 arasındaki süreç doğrudan bağımsız bir “Alevi kimlik siyaseti”nden ziyade, Alevilerin sol hareketler içerisindeki siyasallaşması olarak açıklanmalıdır. Bu nedenle yazar bunu “latent politicization”, yani “örtük/gizil siyasallaşma” olarak kavramsallaştırıyor.</p>

<p>Bu tarihsel ayrım önemlidir.</p>

<p>Çünkü Alevilerin önemli bir bölümünün sol hareketlere yakınlığı, Aleviliğin zorunlu olarak sosyalist bir ideoloji olduğu anlamına gelmez.</p>

<p>Daha doğru açıklama şudur:</p>

<p>Alevi toplumsal kültürü ile dönemin sol siyasetinin bazı değerleri arasında belirli bir uyum ortaya çıkmıştır.</p>

<p>Dayanışma, eşitlik, otoriteye mesafeli olma, toplumsal adalet ve laiklik gibi temalar bazı Aleviler ile sol hareketler arasında siyasal bir yakınlaşma yaratmıştır.</p>

<p>Dolayısıyla Alevilerin sola yönelmesi, Aleviliğin doğrudan bir siyasi parti programına dönüşmesinden ziyade, tarihsel koşulların ürettiği bir siyasal ittifak ve toplumsal yakınlaşma olarak görülmelidir.</p>

<p>1980 sonrası: Kimlik siyasetinin doğuşu</p>

<p>Asıl büyük dönüşüm 1980 sonrasında gerçekleşmiştir.</p>

<p>1980 askeri darbesi ve Türkiye’de solun siyasal alanının daralması, Aleviler açısından da yeni bir örgütlenme ihtiyacını ortaya çıkarmıştır.</p>

<p>1990’lı yıllarda Alevi dernekleri, vakıfları, kültür merkezleri ve Avrupa’daki örgütlenmeler hızla gelişmiştir.</p>

<p>Bu süreç Aleviliği yalnızca özel alanda yaşanan bir inanç olmaktan çıkararak kamusal tanınma talebinde bulunan kolektif bir özneye dönüştürmüştür.</p>

<p>Oxford’daki çalışmalarda bu gelişim açık biçimde “recognition” yani tanınma siyaseti üzerinden açıklanmaktadır. Alevi hareketi, devlet politikalarına karşı hak talep eden ve kendi kimliğini kamusal alanda görünür kılmaya çalışan çok katmanlı bir toplumsal hareket haline gelmiştir.</p>

<p>Burada artık siyasallaşmanın yeni bir biçimi ortaya çıkmaktadır:</p>

<p>Aleviler yalnızca başka siyasi partilerin içinde siyaset yapan yurttaşlar değildir.<br />
Aynı zamanda Alevi kimliğini doğrudan bir hak ve temsil alanına dönüştüren örgütler oluşturmaya başlamıştır.<br />
İşte “siyasal Alevilik” kavramının en anlamlı kullanılabileceği alan burasıdır.</p>

<p>Siyasal Alevilik ne talep eder?</p>

<p>Alevi hareketlerinin bütününü tek bir siyasi programa indirgemek mümkün değildir.</p>

<p>Ancak akademik çalışmalar, Alevi örgütlenmelerinin başlıca mücadele alanlarının arasında tanınma, temsil, din özgürlüğü ve eşit yurttaşlığın bulunduğunu göstermektedir.</p>

<p>Bunların başında cemevlerinin statüsü gelmektedir. Alevi toplulukları uzun yıllardır cemevlerinin ibadethane olarak tanınmasını talep etmektedir.<br />
İkinci önemli konu, zorunlu din kültürü ve ahlak bilgisi dersleridir.<br />
Üçüncüsü Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yapısı ve kamu kaynaklarının farklı inançlara dağılımıdır.<br />
Dördüncüsü ise ayrımcılığa karşı eşit yurttaşlık talebidir.<br />
Bu taleplerin tamamına “siyasal Alevilik” diyebiliriz; ancak bunun siyasi ideoloji değil, kimlik temelli hak siyaseti olduğunu vurgulamak gerekir.</p>

<p>Alevi hareketi tek bir hareket değildir</p>

<p>Belki de en büyük hata Alevileri homojen bir topluluk olarak görmektir.</p>

<p>Alevi hareketinin içinde devletle daha fazla bütünleşmeyi savunan çevreler olduğu gibi, Diyanet’in yeniden yapılandırılmasını veya kaldırılmasını savunan gruplar da bulunmaktadır.</p>

<p>Jeremy F. Walton ve Çiçek İlengiz’in Oxford Handbook’daki çalışması, Alevi sivil toplumunun bu bakımdan çeşitli olduğunu; bazı örgütlerin devlet ve Diyanet içinde tanınma ve temsil ararken, diğerlerinin kurumsal ayrılığı savunduğunu ortaya koymaktadır. Aynı çalışma, Alevi hareketinin sağdan sola farklı siyasal eğilimleri barındırdığını da vurgular.</p>

<p>Bu nedenle:</p>

<p>“Siyasal Alevilik” tek bir siyasi çizgi değildir.</p>

<p>Alevi toplumunun içinde:</p>

<p>Sosyalist Aleviler vardır.<br />
Sosyal demokrat Aleviler vardır.<br />
Milliyetçi Aleviler vardır.<br />
Muhafazakâr Aleviler vardır.<br />
Liberal Aleviler vardır.<br />
Hiçbir partiyle özdeşleşmeyen Aleviler vardır.<br />
Ve bütün bunların üzerinde, kendi inançlarını özel ve bireysel biçimde yaşayan Aleviler vardır.<br />
Dolayısıyla Alevi kimliği ile siyasi tercih arasında zorunlu bir eşleşme kurmak sosyolojik olarak doğru değildir.</p>

<p>“Alevilik siyasallaştı” demek yanlış mı?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>Fakat bu cümleyi nasıl kullandığınız önemlidir.</p>

<p>Alevi kimliğinin siyasallaşması tarihsel olarak gözlemlenebilir bir olgudur.</p>

<p>Ancak “siyasallaşma” ile “siyaset tarafından araçsallaştırılma” aynı şey değildir.</p>

<p>Birincisi toplumsal hareketlerin doğal bir sonucudur.<br />
İkincisi ise siyasal manipülasyon anlamına gelebilir.<br />
Alevi yurttaşlar kendi haklarını savunmak üzere örgütleniyorsa bu demokratik siyasetin bir parçasıdır. Bir siyasi parti Alevi kimliğini seçim hesabı için araçsallaştırıyorsa bu başka bir meseledir.</p>

<p>Dolayısıyla bilimsel analiz, bu ikisini birbirinden ayırmak zorundadır.</p>

<p>“Siyasal Alevilik” ile laiklik arasındaki ilişki</p>

<p>“Siyasal Alevilik” tartışmalarında en çok karıştırılan konulardan biri de laikliktir.</p>

<p>Alevi hareketlerinin önemli bir bölümü laikliği güçlü biçimde savunmuştur.</p>

<p>Bunun tarihsel nedenleri vardır.</p>

<p>Aleviler, Türkiye’deki Sünni çoğunluk merkezli dini yapılanma içinde kendilerini zaman zaman dışlanmış hissetmişlerdir. Bu nedenle devletin herhangi bir mezhebi veya inanç yorumunu diğerine üstün kılmaması Alevi örgütlerinin önemli bir talebi olmuştur.</p>

<p>Fakat burada da genelleme yapılmamalıdır.</p>

<p>Her Alevi laik değildir.</p>

<p>Nasıl her Müslümanın aynı siyasal İslam anlayışını paylaşmadığı açıksa, her Alevinin de aynı laiklik modelini savunması beklenemez.</p>

<p>Bu nedenle “Alevilik = laiklik” denklemi de en az “Alevilik = sosyalizm” denklemi kadar indirgemecidir.</p>

<p>Alevilik ile sol arasındaki ilişki</p>

<p>Türkiye’deki Alevi hareketinin tarihsel gelişiminde sol siyaset önemli bir rol oynamıştır.</p>

<p>Fakat akademik çalışmalar bunun karşılıklı bir etkileşim olduğunu göstermektedir.</p>

<p>1970’lerde Alevi toplulukları sol hareketlerle ilişki kurarken, sol hareketler de Alevi topluluklarının toplumsal ağlarından ve siyasal kapasitesinden yararlanmıştır. Ertan’ın araştırmasının temel sonucu tam olarak budur.</p>

<p>Ancak 1980 sonrasında Alevi hareketinin bağımsız kimlik talepleri güçlenmiştir.</p>

<p>Bu dönemde Aleviliğin talepleri yalnızca “solun talepleri” olmaktan çıkmış, doğrudan Alevi hakları olarak ifade edilmeye başlanmıştır.</p>

<p>Bu dönüşüm son derece önemlidir.</p>

<p>Çünkü Alevilerin sosyal demokrat veya sosyalist partilere yönelmesi başka bir şeydir; Alevi hareketinin özerk bir kimlik siyaseti oluşturması başka bir şeydir.</p>

<p>Alevi-Kürt kimliği: Daha karmaşık bir tablo</p>

<p>Türkiye’nin siyasal hayatında Alevi-Kürt kesimler ayrıca incelenmesi gereken bir gruptur.</p>

<p>Burada iki ayrı kimlik siyaseti kesişmektedir: Alevilik ve Kürtlük.</p>

<p>Akademik araştırmalar, Alevi Kürtlerin 1960’lardan itibaren Türk sosyalist hareketleri ve seküler cumhuriyetçi partiler içinde önemli bir siyasal çekim yaşadığını; daha sonraki dönemlerde ise Alevi hak hareketleri ile Kürt siyasi hareketlerinin de yeni siyasal kanallar oluşturduğunu göstermektedir.</p>

<p>Bu durum, “Aleviler şu partiye aittir” şeklindeki basit siyasal kategorileri daha da anlamsız hale getirir.</p>

<p>Alevi Kürt ile Alevi Türkün siyasal davranışı aynı olmak zorunda değildir.<br />
Dindar Alevi ile seküler Alevinin siyasal tercihleri aynı olmak zorunda değildir.<br />
Genç kuşak ile yaşlı kuşağın Alevilik anlayışı da aynı olmak zorunda değildir.<br />
Dolayısıyla Alevi toplumunun içindeki çoğulculuk, “siyasal Alevilik” kavramının tek bir ideoloji olarak kullanılmasını imkânsız hale getirir.</p>

<p>Avrupa diasporasında siyasal Alevilik</p>

<p>Alevilerin siyasallaşmasını yalnızca Türkiye sınırları içerisinde değerlendirmek de yetersizdir.</p>

<p>Özellikle Almanya ve Avrupa’da Alevi örgütlenmesi transnasyonel bir karakter kazanmıştır.</p>

<p>Araştırmalar, Avrupa’daki Alevi topluluklarının önce göçmen ve emek hakları çevresinde örgütlenirken zaman içerisinde kültürel ve daha sonra inanç temelli Alevi kurumları oluşturduğunu göstermektedir.</p>

<p>Bu nedenle Avrupa’daki Alevi hareketi yalnızca Türkiye siyasetine bağlı değildir.</p>

<p>Avrupa’nın din özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü, azınlık hakları ve ayrımcılık karşıtı hukuk düzenleri de Alevi kimliğinin yeniden tanımlanmasını etkilemektedir.</p>

<p>Bu durum “siyasal Alevilik” kavramının aslında Türkiye’ye özgü kapalı bir siyasi kategori olmadığını göstermektedir.</p>

<p>Alevi kimliği artık transnasyonel bir toplumsal hareket niteliği de taşımaktadır.</p>

<p>Din özgürlüğü mü, kimlik siyaseti mi?</p>

<p>Burada başka bir temel soruya geliyoruz:</p>

<p>Alevilerin talepleri din özgürlüğü müdür, yoksa kimlik siyaseti midir?</p>

<p>Aslında ikisidir.</p>

<p>Din özgürlüğü bireyin hakkıdır.</p>

<p>Kimlik siyaseti ise bireylerin kolektif olarak bu hakkı savunmalarıdır.</p>

<p>Bir Alevi tek başına ibadetini yapmak istiyorsa bu bir din özgürlüğü meselesidir. On binlerce Alevi “cemevlerinin ibadethane olarak tanınmasını istiyoruz” diyorsa bu artık aynı zamanda bir kolektif hak ve temsil meselesidir.</p>

<p>Burada siyaset devreye girer.</p>

<p>Bu siyasallaşma demokratik toplumun doğal sonucudur.</p>

<p>“Siyasal Alevilik” neden bazı çevreleri rahatsız ediyor?</p>

<p>Çünkü kavram, Türkiye’de din ve devlet ilişkileri hakkındaki daha büyük çatışmaya dokunuyor.</p>

<p>Devletin Diyanet üzerinden Sünni-Hanefi din anlayışına merkezi bir konum vermesi gerektiğini düşünenler ile devletin bütün inançlara eşit mesafede olması gerektiğini savunanlar arasında ciddi bir ayrışma bulunmaktadır.</p>

<p>Oxford araştırması, Alevi sivil toplumunun da tam bu eksende iki geniş eğilim arasında farklılaştığını ortaya koymaktadır: Devlet ve Diyanet ile bütünleşme ve temsil arayanlar ile Diyanet’in kurumsal olarak ayrılmasını isteyenler.</p>

<p>Dolayısıyla “siyasal Alevilik” tartışmasının altında aslında çok daha büyük bir soru vardır:</p>

<p>Türkiye laik bir devlet olarak farklı inançlar arasında nasıl bir eşitlik sağlayacaktır?</p>

<p>Siyasal Alevilik demokrasiye tehdit midir?</p>

<p>Kendi başına hayır.</p>

<p>Bir kimliğin siyasal talepler geliştirmesi demokrasinin düşmanı değil, demokratik çoğulculuğun bir parçasıdır.</p>

<p>Sorun kimlik siyasetinin kendisi değildir.</p>

<p>Sorun, kimlik siyasetinin başka kimlikleri yok saymaya başladığı noktada ortaya çıkar.</p>

<p>Bir Alevi örgütünün kendi hakkını savunması demokratiktir.<br />
Bir Sünni örgütünün kendi hakkını savunması da demokratiktir.<br />
Bir Kürt siyasi hareketinin Kürt kimliği üzerinden siyasi talepler ileri sürmesi de demokratik olabilir.<br />
Ancak herhangi bir hareket, kendi kimliğini diğerlerinden üstün kabul ederek şiddeti veya ayrımcılığı savunuyorsa, demokratik meşruiyetini kaybetmeye başlar.</p>

<p>Dolayısıyla mesele:</p>

<p>“Alevilik siyasallaşmalı mı?” değildir.</p>

<p>Asıl mesele:</p>

<p>“Siyasal Alevilik hangi demokratik ilkeler üzerinde yükseliyor?” sorusudur.</p>

<p>Terörsüz Türkiye açısından siyasal Alevilik</p>

<p>Bugünkü “Terörsüz Türkiye” tartışması bu konuyu daha da önemli hale getiriyor.</p>

<p>Türkiye yeni bir siyasal döneme girerken Kürt meselesinin yanı sıra Alevi meselesinin de demokratik zeminde ele alınması gerekmektedir.</p>

<p>Çünkü toplumsal barış yalnızca Türkler ile Kürtler arasındaki ilişkinin normalleşmesiyle kurulamaz.</p>

<p>Türkiye’nin kalıcı barışı aynı zamanda Alevi-Sünni ilişkilerinin, seküler-dindar ayrışmasının ve farklı etnik ve kültürel kimliklerin eşit yurttaşlık temelinde yeniden düzenlenmesini gerektirir.</p>

<p>Bu nedenle Alevilerin siyasal taleplerini “sürece engel olan bir kimlik siyaseti” olarak görmek tehlikelidir.</p>

<p>Tam tersine, demokratik siyaset içinde örgütlenmiş Alevi hareketleri toplumsal barışın aktörlerinden biri olabilir.</p>

<p>Alevi hareketinin demokratik talepleri ile terör arasında otomatik bir bağ kurmak hem bilimsel hem siyasal açıdan yanlış olur.</p>

<p>Asıl mesele: Alevinin kendi kimliğini belirleme hakkı</p>

<p>“Siyasal Alevilik” tartışmasının en önemli sınırı burada ortaya çıkmaktadır.</p>

<p>Bir Alevi:</p>

<p>“Ben Müslümanım.” diyebilir.<br />
Bir başkası: “Ben Aleviyim ve kendimi ayrı bir inanç geleneğinin mensubu olarak görüyorum.” diyebilir.<br />
Bir başka Alevi: “Ben sekülerim.” diyebilir.<br />
Bir diğeri: “Ben sosyalistim.” diyebilir.<br />
Bir başkası: “Ben muhafazakârım.” diyebilir.<br />
Bunların tamamı aynı toplumsal kimliğin içinde var olabilir.</p>

<p>Dolayısıyla “siyasal Alevilik”, Alevilerin nasıl düşünmesi gerektiğini belirleyen bir doktrin haline getirilemez.</p>

<p>Bu kavram ancak Alevi kimliğinin siyasal alandaki kolektif ifadesini açıklayan analitik bir kavram olarak anlamlıdır.</p>

<p>Sonuç: Siyasal Alevilik bir tehdit değil, incelenmesi gereken bir toplumsal olgudur</p>

<p>Türkiye’de Aleviliğin siyasallaşması yeni değildir.</p>

<p>1960’larda ve 1970’lerde Alevilerin önemli bir bölümünün sol hareketlerle kurduğu ilişki bunun ilk güçlü biçimlerinden biriydi. 1980 sonrasında ise Alevi örgütleri giderek kendi kimlikleri ve hakları üzerinden bağımsız bir toplumsal hareket oluşturdu. 1990’lardan itibaren tanınma, eşit yurttaşlık ve din özgürlüğü talepleri bu hareketin merkezine yerleşti. Avrupa’daki Alevi örgütlenmeleri de bu süreci transnasyonel bir boyuta taşıdı.</p>

<p>Bu nedenle “siyasal Alevilik” hakkında sağlıklı bir değerlendirme yapmak için üç farklı kavramı birbirinden ayırmak gerekir:</p>

<p>Alevilik bir inanç ve kültürel gelenektir.<br />
Alevi hareketi bir toplumsal harekettir.<br />
Siyasal Alevilik ise Alevi kimliğinin siyasal talepler ve kolektif temsil için kullanılmasını anlatabilecek analitik bir kavramdır.<br />
Bu üçünü birbirine karıştırdığımız anda bilimsel analiz sona erer ve siyasi polemik başlar.</p>

<p>Bugün Türkiye’nin ihtiyacı Alevilerin siyasetten çekilmesi değil, siyasetin Alevilere eşit davranmasıdır.</p>

<p>Alevilerin kendi haklarını savunması demokrasiye tehdit değildir.<br />
Cemevlerinin statüsünü tartışmak demokrasiye tehdit değildir.<br />
Eşit yurttaşlık istemek demokrasiye tehdit değildir.<br />
Laikliği savunmak demokrasiye tehdit değildir.<br />
Diyanet’in yapısını eleştirmek demokrasiye tehdit değildir.<br />
Demokrasi açısından tehdit olan şey başka bir yerde başlar:</p>

<p>Bir yurttaşın kimliğini onun adına belirlemek ve ona “sen gerçek Alevi değilsin” demek.</p>

<p>İşte Türkiye’nin yeni toplumsal sözleşmesinde aşılması gereken zihniyet tam da budur.</p>

<p>“Terörsüz Türkiye” eğer gerçekten demokratik bir barış projesi olacaksa, yalnızca silahların bırakılmasını değil, kimliklerin özgürleşmesini de kapsamalıdır.</p>

<p>Çünkü kalıcı barışın temel şartı, yurttaşın yalnızca silahsız olması değil; aynı zamanda özgür olmasıdır.</p>

<p>Ve özgür yurttaşın en temel hakkı şudur:</p>

<p>Kendi kimliğini kendisi tanımlamak.</p>

<p>Siyasal Alevilik tartışmasının demokratik sınırı da, etik sınırı da, hukukî sınırı da burada başlamaktadır.</p>

<p>30 Ağustos 2026 Johannesburg / Güney Afrika</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 30 Aug 2026 22:14:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/08/siyasal-alevilik-nedir-inanc-kimliginden-siyasal-ozneye-alevi-hareketinin-turkiyedeki-donusumu-1788117669.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Amasya Köyceğiz Köyü Cemevi hizmete açıldı</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/amasya-koycegiz-koyu-cemevi-hizmete-acildi-3387</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/amasya-koycegiz-koyu-cemevi-hizmete-acildi-3387</guid>
                <description><![CDATA[Açılışa, Amasya valisi Önder Bakan, Amasya Yeni Parti Milletvekili Raşat Karagöz, Amasya Belediye Başkanı Turgay Sevindi, Amasya İl Emniyet Müdürü Ayhan Saraç, Amasya İl Özel İdare Genel Sekreteri Erdin Acar, Yeni Parti Amasya İl Başkanı İlker Küp, İyi Parti İl Başkanı Selçuk Demir, İyi Parti Merkez İlçe başkanı Fatih Baydır ile siyasi partilerin il ve ilçe yöneticileri, Cem Vakfı Amasya Şubesi Başkanı Haydar Kılıç, Amasya İl Kültür Şube Müdürü Alp Osman Dişli, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı Amasya sorumlusu Ferdi Fil ve Köyceğiz muhtarı Hasan Akgül katıldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Açılışa, Amasya valisi Önder Bakan, Amasya Yeni Parti Milletvekili RaşAat Karagöz, Amasya Belediye Başkanı Turgay Sevindi, Amasya İl Emniyet Müdürü Ayhan Saraç, Amasya İl Özel İdare Genel Sekreteri Erdin Acar, Yeni Parti Amasya İl Başkanı İlker Küp, İyi Parti İl Başkanı Selçuk Demir, İyi Parti Merkez İlçe başkanı Fatih Baydır ile siyasi partilerin il ve ilçe yöneticileri, Cem Vakfı Amasya Şubesi Başkanı Haydar Kılıç, Amasya İl Kültür Şube Müdürü Alp Osman Dişli, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı Amasya sorumlusu Ferdi Fil ve Köyceğiz muhtarı Hasan Akgül katıldı.</strong><br />
&nbsp;</p>

<p><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/5fed5c65-170e-4fb1-9a9f-3a8b97c53359.jpg" style="height:533px; width:800px" /><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/9394de4e-8aad-413a-acf8-c7e40f6fb8aa.jpg" style="height:533px; width:800px" /></p>

<p>Açılışta, Köy muhtarı Hasan Akgül, Amasya valisi Önder Bakan, Yeni Parti Amasya milletvekili Reşat Karagöz, Amasya Belediye Başkanı Turgay Sevindi birer konuşma yaptılar. Konuşmacılar, Cemevinin ülkemizin birlik ve beraberliğine katkıda bulunacağını belirterek, “Hayırlı olsun” dileklerinde bulundular.</p>

<p>Cem Vakfı Amasya Şubesi Dedelerinden İsmet Kılıç Dede’nin açılış duasını yaptığı Hasan Koç Dede Cemevi, kurdela kesiminden sonra hizmete açıldı. Açılışa Köyceğiz ve civar köylerden yoğun bir katılım sağlandı.</p>

<p>Köyceğiz Hasan Koç Dede Cemevinin açılış etkinliğinde Sanatçı Emel Aşlı Aylak, Zakir Çağdaş Aykut, Aşık Kul Beşir deyiş, duvaz ve mersiyeler okudular. Merzifon Piri Baba Semah ekibi, Ozan Sezgin Usta’nın yönetiminde semah döndüler. Etkinlik, lokmaların dağıtımı ile sona erdi.</p>

<p><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/5408fea2-fe3f-449c-bd3a-b47ae487e052.jpg" style="height:533px; width:800px" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 30 Aug 2026 14:50:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/08/amasya-koycegiz-koyu-cemevi-hizmete-acildi-1788091258.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Terörsüz Türkiye, Alevisiz bir Türkiye olmayacak!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/terorsuz-turkiye-alevisiz-bir-turkiye-olmayacak-3386</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/terorsuz-turkiye-alevisiz-bir-turkiye-olmayacak-3386</guid>
                <description><![CDATA[Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi kurucu başkanı Dr. Ali Arif Özzeybek, son günlerde Alevi Bektaşi toplumuna yönelik yapılan açıklamalara tepki gösterdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi kurucu başkanı Dr. Ali Arif Özzeybek, son günlerde Alevi Bektaşi toplumuna yönelik yapılan açıklamalara tepki gösterdi.<br />
<br />
<strong>Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi kurucu başkanı Dr. Ali Arif Özzeybek, son günlerde Alevi Bektaşi toplumuna yönelik yapılan açıklamalara tepki gösterdi.</strong><br />
<br />
Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı kurucu başkanı Dr. Ali Arif Özzeybek, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Alevi Bektaşilerin terörsüz Türkiye sürecine destek verdiklerinin altını çizerek, ancak bu süreci "Alevisiz Türkiye" olarak okumak isteyenleri de eleştirdi.<br />
<br />
Dr. Ali Arif Özzeybek'in açıklaması şöyle:<br />
<em><strong>"Terörsüz Türkiye sürecine odaklandığımız böylesine önemli bir tarihi kavşakta Alevisiz bir Türkiye niyetlerini içinde tutamayanlara karşı Türkiye’nin o eski Türkiye olmadığını hatırlatmak isterim.</strong></em></p>

<p><em><strong>Cumhurbaşkanımızın gönüllerimizi fetheden o vurgulu ifadesiyle; “Biz bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız. Birlikte kurduğumuz bu ülkeyi inşallah hep birlikte güzel yarınlara taşıyacağız.”</strong></em><br />
<a href="https://x.com/aliarifozzeybek/status/2093619003591655437"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/image%20-%202026-08-29T220929_755.png" style="height:270px; width:635px" /></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 30 Aug 2026 06:20:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/08/terorsuz-turkiye-alevisiz-bir-turkiye-olmayacak-1788060407.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İran&#039;da Köroğlu Festivali &#039;ne binlerce Türk katıldı</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/iranda-koroglu-festivali-ne-binlerce-turk-katildi-3385</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/iranda-koroglu-festivali-ne-binlerce-turk-katildi-3385</guid>
                <description><![CDATA[Köroğlu, bütün Türk dünyasında bilinen ve yaşayan ortak bir destan kahramanıdır. İran’da ise doğum yerinin Azerbaycan’ın Tikantepe (Tekab) ilçesi olduğuna inanılır. Bu inançla her yıl düzenlenen festival, bu yıl da yoğun katılımla gerçekleşti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Köroğlu, bütün Türk dünyasında bilinen ve yaşayan ortak bir destan kahramanıdır. İran’da ise doğum yerinin Azerbaycan’ın Tikantepe (Tekab) ilçesi olduğuna inanılır. Bu inançla her yıl düzenlenen festival, bu yıl da yoğun katılımla gerçekleşti.</strong></p>

<p>Avşar yurdu Tikantepe’deki Çemli Göl kıyısında yapılan Köroğlu Festivali’ne İran’ın dört bir yanından binlerce Türk geldi. İran Çepnileri de festivale yoğun ilgi gösterdi. Hemedan, Zencan, Erdebil, Tebriz, Meren, Hoy, Qoşaçay (Miandoab), Salmas, Sulduz, Sayınqala, Urmiye, Horasan, Kaşkay yurdu, Türkmen Sahrası, Şahsevenler ve diğer Türk bölgelerinden katılımcılar bir araya geldi.</p>

<p>Çeşitli kültürel ve sosyal grupların yer aldığı etkinlikte Türk topluluklarının dayanışması bir kez daha gözler önüne serildi. Festival alanı, Türk müziği, kültürü, kıyafetleri ve millî geleneklerinin sergilendiği canlı bir atmosfere dönüştü. Çemli Göl kıyısında coşkulu ve hareketli bir gün yaşandı.</p>

<p>Yoğun katılım, Köroğlu Festivali’ni bölgenin dikkat çeken kültürel etkinliklerinden biri hâline getirdi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 15:38:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/08/iranda-koroglu-festivali-ne-binlerce-turk-katildi-1788007425.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Davut Eskiocak&#039;tan gazeteci Kemal Öztürk&#039;e sert tepki!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/davut-eskiocaktan-gazeteci-kemal-ozturke-sert-tepki-3384</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/davut-eskiocaktan-gazeteci-kemal-ozturke-sert-tepki-3384</guid>
                <description><![CDATA[Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı Danışma Kurulu üyesi Davut Eskiocak, gazeteci Kemal Öztürk'ün açıklamalarına tepki gösterdi. Sosyal medya hesabından paylaşım yapan Alevi Nusayri Şeyhi Davut Eskiocak şu ifadeleri kullandı:]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı Danışma Kurulu üyesi Davut Eskiocak, gazeteci Kemal Öztürk'ün açıklamalarına tepki gösterdi. Sosyal medya hesabından paylaşım yapan Alevi Nusayri Şeyhi Davut Eskiocak şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>BASIN VE KAMUOYUNA</p>

<p>NTV ekranlarında ,27/Ağustos/2026 tarihinde yayınlanan bir programa konuk olarak katılan Kemal Öztürk’ün, Suriye’deki gelişmeleri değerlendirirken kullandığı "Bu Nusayrilerin hepsini katletseler, yeridir diyesiniz geliyor" seklindeki, Arap Alevi toplumunu hedef gösteren ve açık bir nefret suçu teşkil eden bu ifadeleri en sert şekilde kınıyorum.&nbsp;</p>

<p>İnsanları inancı, mezhebi veya kimliği üzerinden hedef alan, yaşam hakkını tartışmaya açan ve şiddeti meşrulaştırabilecek her türlü söylemi kesin bir dille reddediyor, ülkemizin birlik, beraberlik ve kardeşlik ortamına zarar veren; toplumumuzu mezhep ve kimlikler üzerinden ayrıştırmaya çalışan bu sorumsuz zihniyeti ayıplıyorum.</p>

<p>Alevi toplumunun yaşadığı acılara karşı sessiz kalmak nasıl mümkün değilse, bu acılar üzerinden ülkemizde yeni ayrışmalar ve toplumsal gerilimler yaratılmasına da sessiz kalamayız.</p>

<p>Ortak yaşam iradesine ve toplumsal birlikteliğe en çok ihtiyaç duyulan bu dönemde, bu tarz kışkırtıcı ve düşmanlaştırıcı söylemler ancak bozguncularin ifadesi olabilir.</p>

<p>&nbsp;Kullanılan bu tehlikeli dil; ülkemizde ihtiyaç duyduğumuz toplumsal bütünlüğe en büyük ihanettir.</p>

<p>Türkiye Cumhuriyeti; farklı inançların, kültürlerin ve kimliklerin ortak vatanıdır. Bu topraklarda bizi güçlü kılan, farklılıklarımıza rağmen aynı ülkenin geleceğine birlikte sahip çıkabilme irademizdir. Farklılıklarımızı ayrışma değil, kardeşliğimizin ve birlikte yaşama irademizin zenginliği olarak görmeliyiz. Bizlere düşen ise öfkeyi büyütmek değil, adaletin ve hukukun yanında durarak ortak yaşam irademizi daha da güçlendirmektir. Nefrete karşı hukuku, ayrışmaya karşı birlik ve beraberliği, düşmanlığa karşı kardeşliği savunmaya devam edeceğiz. Türkiye Cumhuriyeti hepimizin ortak çatısıdır ve bu çatının altında birbirimizin hukukuna sahip çıkmak hepimizin sorumluluğudur.</p>

<p>Bu doğrultuda;</p>

<p>Söz konusu şahsın tüm Alevi toplumundan derhal özür dilemesi ve gerekli yasal sürecin yetkililer tarafından başlatılması gerekmektedir.</p>

<p>Davut Eskiocak</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 14:57:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/08/davut-eskiocaktan-gazeteci-kemal-ozturke-sert-tepki-1788005092.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dr. Valentin Deniz Baki Yazıcıoğlu yazdı: Haddini aşmanın sessiz bedeli</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/dr-valentin-deniz-baki-yazicioglu-yazdi-haddini-asmanin-sessiz-bedeli-3383</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/dr-valentin-deniz-baki-yazicioglu-yazdi-haddini-asmanin-sessiz-bedeli-3383</guid>
                <description><![CDATA[Dr. Valentin Deniz Baki Yazıcıoğlu, Zümer Suresi’nin 53. ayetini merkeze alarak kaleme aldığı yazısında insanın kendi nefsine karşı işlediği hataların, başkalarına verdiği zararlardan daha ağır sonuçlar doğurabileceğini vurguladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dr. Valentin Deniz Baki Yazıcıoğlu, Zümer Suresi’nin 53. ayetini merkeze alarak kaleme aldığı yazısında insanın kendi nefsine karşı işlediği hataların, başkalarına verdiği zararlardan daha ağır sonuçlar doğurabileceğini vurguladı.Yazıcıoğlu, “kendi nefisleri aleyhine haddi aşanlar” ifadesinin, kişinin vicdanını susturması, değerlerinden uzaklaşması ve hayatını zorlaştırması anlamına geldiğini belirtti.</strong><br />
<br />
<strong>Dr. Valentin Deniz Baki Yazıcıoğlu'nın makalesinin tam metni şöyle:</strong><br />
&nbsp;</p>

<p>Kur’an-ı Kerim’de Zümer Suresi’nin 53. ayetinde şöyle buyurulur: <em><strong>“De ki: Ey kendi nefisleri aleyhine haddi aşan kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Şüphesiz Allah bütün günahları bağışlar. Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”</strong></em></p>

<p>Bu ayette beni en çok düşündüren ifade,<strong> “kendi nefisleri aleyhine haddi aşanlar”</strong> sözüdür. Çünkü insan her zaman başkasına karşı hata yapmaz. Bazen insanın yaptığı en ağır yanlış, doğrudan kendisine karşı işlediği yanlıştır. Kendi vicdanını susturur, kendi değerlerinden uzaklaşır, kendi hayatını zorlaştırır ve sonunda yaptığı tercihlerin ağırlığını yine kendisi taşır.</p>

<p>İnsanın hayatında had kavramının önemli bir yeri vardır. Had, yalnızca başkasına karşı konulan sınır değildir. Aynı zamanda insanın kendi nefsine koyması gereken ölçüdür. Allah, insanı yalnızca yaratmamış; ona doğru ile yanlışı ayırt edebilmesi için vahiy, peygamberler ve ahlaki ölçüler göndermiştir. İnsan bu ölçüleri bildiği hâlde nefsinin arzusuna teslim olduğunda, aslında yalnızca ilahi bir sınırı değil, kendi huzurunun sınırını da aşmış olur.</p>

<p>İnsan nefsinin istediği her şeyi yaptığında kendisini özgür zannedebilir. Oysa bu her zaman özgürlük değildir. Bazen insan, kendi arzularının esiri hâline gelir. Öfkesini kontrol edemeyen insan öfkesinin, hırsını kontrol edemeyen insan hırsının, intikam duygusunu kontrol edemeyen insan ise intikamının yönetimine girer. İnsan kendisini yönettiğini zannederken, aslında arzuları tarafından yönetiliyor olabilir.</p>

<p>Gerçek özgürlük, insanın istediği her şeyi yapabilmesi değildir. Asıl özgürlük, insanın istediği hâlde yanlış olanı yapmamayı başarabilmesidir. Öfkeli olduğu hâlde ölçülü davranabilmek, gururuna rağmen özür dileyebilmek, intikam alma imkânı varken bundan vazgeçebilmek ve nefsinin istediği bir şeyi sırf doğru olmadığı için terk edebilmek gerçek iradenin göstergesidir.</p>

<p>Bu mesele yalnızca İslam düşüncesinde ele alınmış değildir. İnsanlığın farklı inanç ve düşünce geleneklerinde de insanın kendi arzularını ve davranışlarını kontrol etmesi önemli bir ahlaki mesele olarak karşımıza çıkar. Ancak bu gelenekleri birbirinin aynısı olarak görmek doğru değildir. İslam, Budizm, Hristiyanlık, Yahudilik ve Konfüçyüs düşüncesi farklı inanç ve felsefi temellere dayanır. Buna rağmen insanın kendi iç dünyasıyla mücadelesi konusunda bazı dikkat çekici ortak noktalar bulunmaktadır.</p>

<p>Budist düşüncede arzu ve bağlanma, insanın huzursuzluğunun önemli kaynakları arasında değerlendirilir. İnsan bir şeyi elde ettiğinde kısa süreli bir tatmin yaşar; fakat ardından başka bir istek ortaya çıkar. Böylece insan sürekli yeni bir arzunun peşinden gider. Bu yaklaşım, İslam’daki nefis terbiyesi anlayışıyla aynı değildir. Fakat her iki gelenekte de insanın kontrolsüz arzularının onu huzursuzluğa sürükleyebileceği konusunda önemli bir benzerlik vardır.</p>

<p>Hristiyanlıkta insanın yalnızca dış davranışları değil, kalbi ve niyeti de önem taşır. Bu açıdan ahlaki sorumluluk yalnızca yapılan davranışlarla sınırlı değildir. İnsan içinde kin, öfke ve düşmanlık taşıdığında da kendi ruh dünyasıyla hesaplaşmak zorundadır. İslam’daki niyet ve kalp vurgusuyla burada bir karşılaştırma yapmak mümkündür; ancak iki geleneğin teolojik temelleri birbirinden farklıdır.</p>

<p>Tevrat geleneğinde ise insanın hayatını düzenleyen ilahi emirler ve sınırlar önemli bir yere sahiptir. Öldürmemek, çalmamak, yalancı şahitlik yapmamak ve başkasının hakkına göz dikmemek gibi emirler, insanın kendi arzusunu mutlak ölçü hâline getirmemesi gerektiğini gösterir. Buradaki temel ahlaki düşünce açıktır: İnsanın bir şeyi arzulaması, onu elde etmeye hakkı olduğu anlamına gelmez.</p>

<p>Konfüçyüs düşüncesinde ise insanın kendini eğitmesi, karakterini geliştirmesi ve davranışlarında ölçülü olması önemlidir. İnsan yalnızca bilgi sahibi olarak iyi bir insan hâline gelmez. Kendisini disipline etmesi, başkalarına karşı sorumluluk taşıması ve davranışlarını sürekli gözden geçirmesi gerekir. İslam’daki nefis terbiyesi ile Konfüçyüs düşüncesindeki ahlaki öz-disiplin aynı şey değildir; ancak insanın kendisini eğitmesi gerektiği konusunda belirgin bir paralellik vardır.</p>

<p>Dolayısıyla bu farklı gelenekler bize aynı dini veya aynı felsefeyi anlatmaz. Fakat hepsi, farklı kavramlarla da olsa, önemli bir insanlık sorusunun etrafında düşünür: İnsan kendi arzularının kölesi olmadan nasıl yaşayabilir?</p>

<p>Bu soru bugün de önemini koruyor. Teknoloji değişti, toplum değişti, insanların yaşam biçimleri değişti; fakat insanın öfkesi, hırsı, kıskançlığı, korkusu ve arzuları değişmedi. İnsan hâlâ kendi iç dünyasıyla mücadele ediyor.</p>

<p>Nefsine sürekli taviz veren insanın sınırları zamanla genişler. Dün yanlış gördüğü bir davranışı bugün savunabilir. Başkasında eleştirdiği bir davranışın aynısını kendisi yaptığında bunu açıklamak için çeşitli gerekçeler bulabilir. İnsan kendi hatasını kabul etmek yerine kendisini haklı çıkarmaya başladığında, asıl tehlike burada ortaya çıkar. Çünkü insan görmediği hatasını düzeltemez.</p>

<p>İnsanın başkalarını kandırması mümkündür. Fakat kendi vicdanından tamamen kaçması kolay değildir. İnsan toplum içinde normal hayatına devam edebilir; çalışabilir, gülebilir, insanlarla konuşabilir. Fakat kendi içinde taşıdığı huzursuzluk başka bir meseledir. Bazı yanlışların cezası mahkeme tarafından verilmez. İnsan onları yıllarca kendi içinde taşır.</p>

<p>Bu nedenle haz ile huzuru birbirinden ayırmak gerekir. Nefsin istediği şey çoğu zaman anlık bir tatmin sağlar. Fakat insanın ruhunun aradığı şey daha kalıcıdır. Bir anlık öfke uzun süreli bir pişmanlığa, bir anlık gurur yıllarca kurulmuş bir güvenin yıkılmasına, geçici bir arzu ise insanın kendi değerlerinden uzaklaşmasına neden olabilir.</p>

<p>İnsan bazen birkaç dakikalık bir kararın sonuçlarını yıllarca taşır.</p>

<p>Bu yüzden insanın hayatında yalnızca yaptığı davranışlar değil, o davranışlardan sonra kendisiyle nasıl yaşadığı da önemlidir.</p>

<p>Tam bu noktada tövbe kavramı önem kazanır. Tövbe, yalnızca dil ile <strong>“Estağfirullah” </strong>demekten ibaret değildir. İnsan önce kendi hatasıyla yüzleşmelidir. Yanlış yaptığını kabul etmeli, neden düştüğünü anlamalı ve aynı hataya yeniden düşmemek için iradesini güçlendirmelidir.</p>

<p>İnsan geçmişini değiştiremez. Fakat geçmişinden sonra nasıl yaşayacağını değiştirebilir. Bu nedenle tövbe yalnızca geçmişe yönelik bir pişmanlık değildir; aynı zamanda geleceğe yönelik bir iradedir.</p>

<p>Zümer Suresi’nin 53. ayetinin en güçlü tarafı da burada ortaya çıkar. Allah,<strong> “kendi nefisleri aleyhine haddi aşan”</strong> insanlara “Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin” diye seslenmektedir. Bu, yapılan yanlışı önemsiz görmek değildir. İnsanlara, hatalarının içinde sonsuza kadar kalmak zorunda olmadıklarını hatırlatmaktır.</p>

<p>İnsan düşebilir. Fakat düşmek, hayatının geri kalanını belirlemek zorunda değildir. İnsan nefsine yenilebilir. Fakat nefsinin mahkûmu olmak zorunda değildir. İnsan yanlış yapabilir. Fakat yanlışını hayatının son hükmü hâline getirmek zorunda değildir.</p>

<p>Rahmet, insanın hatasını inkâr etmesi değil, hatasından sonra dönüş imkânının bulunmasıdır.</p>

<p>Bu nedenle gerçek güç, başkalarına hükmetmekten önce insanın kendisine hükmedebilmesidir. Kendi öfkesini yönetebilmek, kendi hırsını sınırlayabilmek, kendi gururuyla mücadele edebilmek ve gerektiğinde “Ben yanlış yaptım” diyebilmek, insanın karakterini gösterir.</p>

<p>İnsan nefsini yok etmek zorunda değildir. Onu terbiye etmek zorundadır. Arzularını tamamen ortadan kaldırmak zorunda değildir; onları ölçülü hâle getirmelidir. Dünyadan uzaklaşmak zorunda değildir; dünyanın kendi kalbini yönetmesine izin vermemelidir.</p>

<p>Bence insanın gerçek özgürlüğü de burada başlar.</p>

<p>İnsan her istediğini yaptığı için değil, yanlış olanı yapmama iradesine sahip olduğu için özgürdür.</p>

<p>Sonuçta insan yine kendisiyle baş başa kalır. İnsanların ne söylediği, dünyanın ne düşündüğü bir noktadan sonra önemini kaybeder. Geriye insanın kendi vicdanı ve inancı kalır.</p>

<p>İşte o noktada Zümer Suresi’nin 53. ayeti yeniden anlam kazanır:</p>

<p>“Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin.”</p>

<p>Bu, insana verilmiş büyük bir imkândır. Çünkü insanın yaptığı hata, onun bütün hayatının özeti olmak zorunda değildir.</p>

<p>Haddini bilmek küçülmek değildir; insanın kendi sınırını ve sorumluluğunu bilmesidir. Nefsine hâkim olmak kendinden vazgeçmek değildir; kendini yeniden kazanabilmektir. Tövbe ise geçmişin önünde sonsuza kadar kalmak değil, geçmişten ders alarak yeniden doğru yola yönelmektir.</p>

<p>İnsan bazen kendi nefsi aleyhine haddi aşabilir. Fakat geri dönebilir. Hatasını kabul edebilir. Tövbe edebilir. Kendisiyle yeniden barışabilir.</p>

<p>Çünkü insanın hayatındaki en önemli mesele, kaç kez düştüğü değil, düştükten sonra ne yaptığıdır.</p>

<p>Ve belki de insanın gerçek huzuru, nefsinin istediği her şeyi elde ettiği gün değil; nefsinin istediği her şeyi yapmak zorunda olmadığını anladığı gün başlar.</p>

<p>Rabbimiz bizleri nefsinin esiri olanlardan değil, nefsine hâkim olanlardan; haddini aşanlardan değil, haddini bilenlerden; hatasının içinde kaybolanlardan değil, tövbe ederek yeniden doğrulanlardan eylesin.</p>

<p>28 Agustos 2023 - Berlin</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 14:22:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/08/dr-valentin-deniz-baki-yazicioglu-yazdi-haddini-asmanin-sessiz-bedeli-1788003520.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ömer Çelik&#039; ten Suriye&#039;nin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne destek</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/omer-celik-ten-suriyenin-egemenligine-ve-toprak-butunlugune-destek-3382</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/omer-celik-ten-suriyenin-egemenligine-ve-toprak-butunlugune-destek-3382</guid>
                <description><![CDATA[AK Parti Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Suriye’deki gelişmelere ilişkin önemli bir açıklama yaptı.Suriye politikasını vurgulayarak, ülkenin egemenliği ve toprak bütünlüğüne destek mesajı verdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Suriye’deki gelişmelere ilişkin önemli bir açıklama yaptı. Çelik, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Suriye politikasını vurgulayarak, ülkenin egemenliği ve toprak bütünlüğüne destek mesajı verdi.</strong></p>

<p><strong>Çelik, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şunları kaydetti:</strong></p>

<p>Sayın Cumhurbaşkanımız kardeş Suriye’nin üzerine karanlığın çöktüğü en zor günlerde, Suriyeli kardeşlerimizin tamamını terörden ve emperyalist saldırılardan korumak için büyük bir mücadele verdi. Bu soylu mücadeleye yıllar ve tarih şahittir.&nbsp;</p>

<p>Suriye’nin egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün korunmasını her zaman destekliyoruz. Suriye geleceğe bir ve bütün olarak ilerlemelidir.&nbsp;</p>

<p>SDG’nin feshedilmesinden sonra Suriye’nin iç bütünlüğünü güçlendirme açısından önemli bir eşik geçilmiş oldu.&nbsp;</p>

<p>Şara yönetiminin kapsayıcı yönetim adımları, Suriye’nin geçmişin karanlıklarından kurtulması ve sağlam bir geleceğe ilerlemesi yönünde çok önemli mesafeler katetmesini sağlıyor.&nbsp;</p>

<p>“Terörsüz Türkiye” ve “terörsüz bölge” hedeflerimiz, kendi çıkarları için yakın coğrafyamızı parçalamak ve yağmalamak isteyenlerin planlarını akamete uğratacak bir iradeyi temsil ediyor. Bu irade, yakın coğrafyamızdaki &nbsp; Kürt kardeşlerimiz için de aydınlık bir geleceği işaret ediyor.&nbsp;</p>

<p>Suriye’nin ve komşu ülkelerin istikrarı, güvenliği refahı için atılan her adımı, Cumhurbaşkanımızın inşa ettiği “kardeşlik siyaseti”mizin gereği olarak desteklemeye devam edeceğiz.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><a href="https://x.com/omerrcelik/status/2092570673130446888"><span style="color:#2980b9"><strong>Kaynak: [@omerrcelik](https://x.com/omerrcelik/status/2092570673130446888)</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 17:16:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/08/omer-celik-ten-suriyenin-egemenligini-ve-toprak-butunlugune-destek-1787754482.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kayseri Pınarbaşı’nda 4,1 büyüklüğünde deprem</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kayseri-pinarbasinda-41-buyuklugunde-deprem-3381</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kayseri-pinarbasinda-41-buyuklugunde-deprem-3381</guid>
                <description><![CDATA[Kayseri’nin Pınarbaşı ilçesinde sabah saatlerinde orta şiddette bir deprem kaydedildi. Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) verilerine göre sarsıntı, saat 09.53’te meydana geldi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kayseri’nin Pınarbaşı ilçesinde sabah saatlerinde orta şiddette bir deprem kaydedildi. Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) verilerine göre sarsıntı, saat 09.53’te meydana geldi.</strong></p>

<p>Depremin büyüklüğü 4,1 olarak ölçüldü. Odak derinliği ise 7 kilometre olarak belirlendi.&nbsp;</p>

<p>İlk belirlemelere göre deprem sonrasında bölgede herhangi bir olumsuzluk ya da hasar raporu bulunmuyor. Yetkililer gelişmeleri yakından takip ediyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 14:59:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/08/kayseri-pinarbasinda-41-buyuklugunde-deprem-1787746024.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kılıçdaroğlu: Türklerin, Kürtlerin ve Arapların ortak geleceği barıştadır!</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kilicdaroglu-turklerin-kurtlerin-ve-araplarin-ortak-gelecegi-baristadir-3380</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kilicdaroglu-turklerin-kurtlerin-ve-araplarin-ortak-gelecegi-baristadir-3380</guid>
                <description><![CDATA[Suriye'deki son gelişmeler ve bölge siyasetindeki hareketlilik üzerine değerlendirmelerde bulunan Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabı üzerinden kapsamlı bir açıklama yayınladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Suriye'deki son gelişmeler ve bölge siyasetindeki hareketlilik üzerine değerlendirmelerde bulunan Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabı üzerinden kapsamlı bir açıklama yayınladı. Suriye’deki entegrasyon süreçlerinden Türkiye’nin iç barışına ve Orta Doğu’daki diplomatik hamlelere kadar birçok kritik başlığa değinen Kılıçdaroğlu, kalıcı çözümün diyalog ve bölgesel iş birliğinden geçtiğini vurguladı.</strong></p>

<p>Yıllar önce gündeme getirdiği <strong>Ortadoğu Barış ve İş birliği Teşkilatı (OBİT)</strong> projesini hatırlatan Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin bölgede savaşın tarafı değil, barışın kurucu gücü olması gerektiğini belirtti.</p>

<h3>Kemal Kılıçdaroğlu’nun Açıklaması</h3>

<p><em><strong>"Suriye’de kalıcı barış ve istikrar yolunda atılan adımları memnuniyetle karşılıyorum.</strong></em></p>

<p><em><strong>SDG’nin silahlı yapılarının Suriye devletine entegrasyonu yönündeki gelişmeler, yalnızca Suriye’nin geleceği açısından değil, bölgemizin huzuru ve güvenliği açısından da büyük önem taşımaktadır.</strong></em></p>

<p><em><strong>Suriye Kürtlerinin kimliklerinin, temel hak ve özgürlüklerinin güvence altında olduğu; bütün etnik ve inanç gruplarının eşit yurttaşlık temelinde bir arada yaşayabildiği, demokratik ve toprak bütünlüğünü koruyan bir Suriye hem Türkiye’nin hem de bölge halklarının çıkarınadır.</strong></em></p>

<p><em><strong>Bu gelişmeler Türkiye açısından da önemli bir fırsat sunmaktadır.</strong></em></p>

<p><em><strong>Kürt meselesini silahın ve çatışmanın gölgesinden tamamen çıkararak demokratik siyasetin, hukukun ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin çatısı altında çözmek zorundayız.</strong></em></p>

<p><em><strong>Türkiye’de yürütülen sürecin silahların tamamen bırakılması, terörün sona ermesi, demokrasimizin güçlenmesi ve Türklerle Kürtler arasındaki tarihsel kardeşliğin daha da sağlamlaşmasıyla sonuçlanmasını yürekten diliyorum.</strong></em></p>

<p><em><strong>Türkiye’nin kendi iç barışını güçlendirmesi, yalnızca ülkemiz için değil, Orta Doğu’nun barış ve istikrarı açısından da çok önemli bir güvence olacaktır.</strong></em></p>

<p><em><strong>Yıllar önce bu anlayışla Ortadoğu Barış ve İş birliği Teşkilatı’nı, yani OBİT’i, önermiştim.</strong></em></p>

<p><em><strong>Türkiye, İran, Irak ve Suriye’nin öncülüğünde kurulacak, zaman içerisinde bölgenin diğer ülkelerini de kapsayacak bir barış ve iş birliği yapılanmasının Orta Doğu’nun geleceği açısından tarihî bir ihtiyaç olduğunu bugün de düşünüyorum.</strong></em></p>

<p><em><strong>Çünkü Orta Doğu’nun kaderini başka ülkelerin çıkar hesapları değil, bu coğrafyada yaşayan halkların ortak iradesi belirlemelidir.</strong></em></p>

<p><em><strong>Türkiye kendi içinde barışı, demokrasiyi ve kardeşliği güçlendirdiği ölçüde bölgesinde de barışın öncüsü olabilir.</strong></em></p>

<p><em><strong>Suriye’de kalıcı istikrarın sağlanması, Filistin’de kanın ve gözyaşının dinmesi, İran’a yönelik saldırıların sona ermesi ve bölgemizin yeni savaşların değil, diplomasinin, iş birliğinin ve ortak refahın coğrafyası hâline gelmesi mümkündür.</strong></em></p>

<p><em><strong>Bunun yolu daha fazla çatışmadan değil, daha fazla diyalogdan, diplomasiden ve bölgesel iş birliğinden geçmektedir.</strong></em></p>

<p><em><strong>Vakit kaybetmemeliyiz.</strong></em></p>

<p><em><strong>Türkiye, Orta Doğu’da savaşların tarafı değil, barışın kurucu gücü olmalıdır.</strong></em></p>

<p><em><strong>Türklerin, Kürtlerin ve Arapların ortak geleceği barıştadır.</strong></em></p>

<p><em><strong>Yaşasın halkların kardeşliği! "</strong></em></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 14:50:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/08/kilicdaroglu-turklerin-kurtlerin-ve-araplarin-ortak-gelecegi-baristadir-1787745370.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>TÜRKSOY Türk Dünyası Fotoğrafçılar Birliğinde Asılhan Abdirayım dönemi!</title>
                <category>KÜLTÜR SANAT</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/turksoy-turk-dunyasi-fotografcilar-birliginde-asilhan-abdirayim-donemi-3379</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/turksoy-turk-dunyasi-fotografcilar-birliginde-asilhan-abdirayim-donemi-3379</guid>
                <description><![CDATA[TÜRKSOY Türk Dünyası Fotoğrafçılar Birliğinde yeni bir dönem başladı. Birliğin liderliğine, Kazakistan basın ve fotoğraf camiasının tecrübeli ismi, El-Farabi Kazak Millî Üniversitesi Gazetecilik Fakültesi Kıdemli Öğretim Görevlisi Asılhan Abdirayım getirildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>TÜRKSOY çatısı altında ortak kültürel değerleri vizörden dünyaya aktaran Türk Dünyası Fotoğrafçılar Birliğinde yeni bir dönem başladı. Birliğin liderliğine, Kazakistan basın ve fotoğraf camiasının tecrübeli ismi, El-Farabi Kazak Millî Üniversitesi Gazetecilik Fakültesi Kıdemli Öğretim Görevlisi Asılhan Abdirayım getirildi.</p>

<p>Türk dili konuşan coğrafyalardaki kadim bağı fotoğraf sanatı üzerinden pekiştirmeyi hedefleyen Türk Dünyası Fotoğrafçılar Birliği; üye ülkelerden foto muhabirlerini ortak bir paydada buluşturuyor. Sınırları aşan bir mesleki dayanışma ağı kuran kuruluş; sergiler, ortak etnografik araştırmalar, kültür albümleri ve genç yeteneklere yönelik geliştirilen atölye çalışmalarıyla Türk dünyasının zengin tarihini ve somut olmayan mirasını küresel vitrine taşımayı sürdürüyor.</p>

<p>Foto muhabirliği alanında 30 yılı aşkın köklü bir geçmişe sahip olan Asılhan Abdirayım, meslek hayatı boyunca Kazakistan basınının en güçlü yayın organlarında kritik sorumluluklar üstlendi. "Jas Alaş", "Atameken" ve "Zan Gazeti" gibi basın kuruluşlarının yanı sıra "Parasat" ve "Kazakistan Kadınları" dergileri ile "Jeti Jargı" yayınevinde görev alarak Kazak görsel haberciliğine yön veren isimlerden biri oldu.</p>

<p>2010 yılından bu yana Kazakistan Foto Muhabirleri Kamu Birliği "Fotoöner"in başkanlığını yürüten Abdirayım, fotoğraf sanatının ülkesindeki kurumsal ve akademik gelişimine büyük katkılar sundu. Sektöre kazandırdığı "Foto Muhabirliği" ders kitabı ve "Kazak Basınının Fotoğraf Kronikleri" albümüyle genç nesillerin eğitimine de yön veren usta isim; Kazakistan Gazeteciler Birliği Ödülü, "Altın Yıldız" ve Kazakistan'ın "Emektar Sanatçısı" gibi saygın unvan ve ödüllerin de sahibidir.</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 11:06:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/08/turksoy-turk-dunyasi-fotografcilar-birliginde-asilhan-abdirayim-donemi-1787732210.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Cumhurbaşkanı Erdoğan: Dış politikamızı sadece Türk milleti belirler</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cumhurbaskani-erdogan-dis-politikamizi-sadece-turk-milleti-belirler-3378</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cumhurbaskani-erdogan-dis-politikamizi-sadece-turk-milleti-belirler-3378</guid>
                <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin komşularına yönelik destek politikasının devam edeceğini ve dış politikanın yalnızca Türk milletinin iradesiyle belirleneceğini vurguladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Türkiye’nin komşularına yönelik destek politikasının devam edeceğini ve dış politikanın yalnızca Türk milletinin iradesiyle belirleneceğini vurguladı.</strong></p>

<p>Erdoğan paylaşımında şu ifadeleri kullandı:</p>

<p><em><strong>“Biz elinde on binlerce masumun kanı olan cinayet şebekeleri rahatsız oluyor diye komşularımızın toparlanmasına destek olmaktan vazgeçecek değiliz.</strong></em></p>

<p><em><strong>Bu ülkenin dış politikasını sadece Türk milleti belirler, başka hiç kimse Türkiye’ye ve Türk dış politikasına rota ve sınır çizemez.”</strong></em></p>

<p>Cumhurbaşkanı’nın açıklaması, Türkiye’nin bölgesel politikalarına yönelik eleştirilere yanıt niteliği taşıyor.<br />
<br />
https://x.com/RTErdogan/status/2092341245251326217</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 01:52:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/08/cumhurbaskani-erdogan-dis-politikamizi-sadece-turk-milleti-belirler-1787698579.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kemal Kılıçdaroğlu: Çözümün tek adresi CHP!</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kemal-kilicdaroglu-cozumun-tek-adresi-chp-3377</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kemal-kilicdaroglu-cozumun-tek-adresi-chp-3377</guid>
                <description><![CDATA[CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu parti genel merkezinde düzenlenen CHP İl Başkanları Toplantısı’nda teşkilata yönelik dikkat çeken mesajlar verdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu parti genel merkezinde düzenlenen CHP İl Başkanları Toplantısı’nda teşkilata yönelik dikkat çeken mesajlar verdi.</strong></p>

<p>Türkiye’deki mevcut sorunların tek çözüm adresinin CHP olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, partinin temel ilkelerine ve ahlaki üstünlüğüne dikkat çekti. Kendilerine yönelik her türlü eleştirinin yapılabileceğini ancak dürüstlük ve ahlak konusunda kimsenin olumsuz bir söz söyleyemeyeceğini belirten Kılıçdaroğlu, milletin geleceği için azimle çalışmaları gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Siyasetin kişisel bir çıkar ya da zenginleşme kapısı olmadığını vurgulayan Kılıçdaroğlu, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:</p>

<p><em><strong>&nbsp;“CHP, bir makamın, bir dönemin ya da bir kadronun değil, milletin ortak geleceğine kilitlenmiş bir partidir. Biz millet için, vatandaş için çalışan bir kadroyuz. Siyaset, zenginleşme aracı değildir, bunu her yerde söyleyin.”&nbsp;</strong></em></p>

<p>Toplumun huzuru ve refahı için mücadele ettiklerini belirten Kılıçdaroğlu, partisinin duruşunu şu sözlerle aktardı:</p>

<p><em><strong>“Kim siyaset yapıp zenginleşiyorsa, bilin ki vatandaşın cebindeki parayı çalıyordur. Biz, beytülmale el uzatan bir gelenekten gelmiyoruz. Tek düşüncemiz, vatandaşın varlıklı olmasıdır. Evinde huzur içinde yaşaması, elektriğinin kapatılmaması, suyunun kesilmemesi, evine ekmek götürmesi, hiçbir çocuğun yatağa aç girmemesi, her evde huzurun ve bereketin olmasıdır. Bizim temel amacımız, temel felsefemiz budur.”</strong></em></p>

<p>Siyasette şahsi çekişmelerin yeri olmadığını dile getiren Kılıçdaroğlu, il başkanlarına parti içi gündemler ve ayrılıklar konusunda uyarılarda bulundu:</p>

<p><em><strong>“Eğer siyaseti kişisel hesaplaşmaya indirgersek vatandaşa güven vermeyiz. Biz neyi yapacağız, onu anlatacağız. Bizim derdimiz ayrı. CHP'den ayrılanlarla sakın ola ki tartışmaya girmeyin. Biz, kısır tartışmaları değil, ülkemizin sorunlarını çözmek için yola çıktık. Memleketin bu kadar sorunu varken biz bu sorunları çözmeye çalışacağız.”</strong></em></p>

<p>Yaklaşan olağan kurultay sürecine de değinen Kılıçdaroğlu, parti içi demokrasiyi pekiştirecek adımlar atacaklarını belirterek şunları söyledi:</p>

<p><em><strong>&nbsp;“Tüzüğümüzü değiştireceğiz, ön seçimi zorunlu hale getireceğiz.”</strong></em></p>

<p>Örgütün sahada aktif bir şekilde halkı ikna etmesi gerektiğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, il başkanlarına yüklenen sorumluluğu şu sözlerle özetledi:</p>

<p><em><strong>&nbsp;“CHP'yi tekrar kuruluşundaki ahlaki kodlara oturtacağız. Sizler, CHP'yi yeniden ahlaki kodlara kavuşturacak olan il başkanlarısınız. O nedenle gittiğiniz her yerde ahlaktan, erdemden, bilgelikten, güzellikten söz edeceksiniz. Bunu yaptığımız zaman güveni oluştururuz. İkna edemeyeceğimiz kimse yoktur. 30 kişiyi mi ikna edemiyorsunuz, 100 kişiyi mi ikna edemiyorsunuz, hemen bana telefon açacaksınız, onlarla konuşacağım ve tamamını ikna edeceğim.”&nbsp;</strong></em></p>

<p>Kamuoyunda "Çerçeve Yasa" olarak bilinen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun hakkında da değerlendirmelerde bulunan Kılıçdaroğlu, bu konudaki ilk ve en net duruşu CHP'nin sergilediğini belirterek konuşmasını şu sözlerle tamamladı:</p>

<p><em><strong>&nbsp;“Bu ülkenin huzurunu, barışını istiyoruz. Bu ülkenin kendi coğrafyasında ve komşu coğrafyalarda büyümesini istiyoruz.”</strong></em></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 01:35:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/08/kemal-kilicdaroglu-cozumun-tek-adresi-chp-1787698042.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kılıçdaroğlu 2 Eylül&#039;de İzmir&#039;de! Örgütle Buluşacak, Sahaya İnecek!</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kilicdaroglu-2-eylulde-izmirde-orgutle-bulusacak-sahaya-inecek-3376</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kilicdaroglu-2-eylulde-izmirde-orgutle-bulusacak-sahaya-inecek-3376</guid>
                <description><![CDATA[CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "arınacağız" söylemiyle başlattığı Türkiye genelindeki örgütlenme hamlesine İzmir’de devam ediyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "arınacağız" söylemiyle başlattığı Türkiye genelindeki örgütlenme hamlesine İzmir’de devam ediyor. Kentteki hem il hem de ilçe düzeyindeki teşkilatlanma çalışmalarını tamamlayan Kılıçdaroğlu, 2 Eylül Çarşamba günü İzmir’e bir ziyaret gerçekleştirecek.</strong></p>

<p><strong>İlk Durak İl Başkanlığı</strong></p>

<p>İzmir programı kapsamında CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun ilk adresi CHP İzmir İl Başkanlığı olacak. Burada parti örgütüyle bir araya gelecek olan Kılıçdaroğlu, tamamlanan yapılanma süreci ve gündemdeki gelişmeler üzerine teşkilat mensuplarıyla görüş alışverişinde bulunacak.</p>

<p><strong>Karşıyaka’da Sahaya İnecek</strong></p>

<p>Parti binasındaki buluşmanın ardından saha çalışmalarına geçecek olan Kılıçdaroğlu, Karşıyaka ilçesinde temaslarını sürdürecek. Program dahilinde bölgedeki dezavantajlı kesimlerle bir araya gelerek talepleri dinlemesi bekleniyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 18:14:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/08/kilicdaroglu-2-eylulde-izmirde-orgutle-bulusacak-sahaya-inecek-1787672337.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>36. Geleneksel Güre Sarıkız hayrı binlerce kişinin katılımıyla gerçekleştirildi</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/36-geleneksel-gure-sarikiz-hayri-binlerce-kisinin-katilimiyla-gerceklestirildi-3375</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/36-geleneksel-gure-sarikiz-hayri-binlerce-kisinin-katilimiyla-gerceklestirildi-3375</guid>
                <description><![CDATA[Edremit Belediyesi tarafından düzenlenen 36. Geleneksel Güre Sarıkız Hayrı, Kazdağları’nın eteklerinde bulunan Güre Mahallesi Kavurmacılar Mevkii’nde binlerce kişinin katılımıyla gerçekleştirildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Edremit Belediyesi tarafından düzenlenen&nbsp;<strong>36. Geleneksel Güre Sarıkız Hayrı</strong>, Kazdağları’nın eteklerinde bulunan Güre Mahallesi Kavurmacılar Mevkii’nde binlerce kişinin katılımıyla gerçekleştirildi.</p>

<p><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/photo_5789659621055205543_y.jpg" style="height:450px; width:800px" /></p>

<p>Kazdağları’nın en bilinen efsanelerinden Sarıkız’ın yaşadığına inanılan Kazdağları’nın eteklerinde ki eski Kavurmacılar Köyü’nde düzenlenen geleneksel hayır, Edremit’in kültürel mirasının önemli değerlerinden biri olarak bu yıl da vatandaşları bir araya getirdi.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Sarıkız anısına mevlit okunması ve duaların edilmesiyle başlayan programda, geleneksel&nbsp;<strong>kavurma,</strong>&nbsp;<strong>keşkek, nohut ve pilav</strong>&nbsp;ile şerbet ikramında bulunuldu. Hayra katılan vatandaşlar, Sarıkız’ın anısını yaşatmak ve birlik, beraberlik içerisinde dualar etmek için bir araya geldi.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>36. Geleneksel Güre Sarıkız Hayrı’na</strong>, ev sahibi Edremit Belediye Başkanı&nbsp;<strong>Mehmet Ertaş’ın</strong>&nbsp;yanı sıra İlçe Jandarma Komutanı Yarbay Serkan Özdemir, Edremit Ticaret Odası Başkanı Ahmet Çetin, Edremit Ziraat Odası Başkanı Ali Yılmaz Diker, Yeni Parti Edremit İlçe Başkanı Emin Yalçıntaş, ilçe protokolü, siyasi parti temsilcileri, belediye başkan yardımcıları, belediye meclis üyeleri, oda başkanları, muhtarlar, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve çok sayıda vatandaş katıldı.</p>

<p><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/photo_5789917417877213216_y.jpg" style="height:533px; width:800px" /></p>

<p><strong>BAŞKAN ERTAŞ: “KÜLTÜREL DEĞERLERİMİZİ GELECEK KUŞAKLARA AKTARMAYA DEVAM EDECEĞİZ”</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Edremit Belediye Başkanı Mehmet Ertaş, Sarıkız efsanesinin yüzyıllardır bölgenin kültürel hafızasında önemli bir yere sahip olduğunu belirterek, onun anısına bu tür geleneklerin yaşatılmasının önemine dikkat çekti.</p>

<p><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/photo_5789917417877213225_y.jpg" style="height:533px; width:800px" /></p>

<p>Başkan Ertaş, “Kazdağları’nın en bilinen efsanelerinden biri olan Sarıkız’ın anısına düzenlediğimiz 36. Geleneksel Güre Sarıkız Hayrı’nda hem dualarımızı ettik hem de yıllardır süregelen güzel bir geleneğimizi hep birlikte yaşattık. Geleneksel yemeklerimizi paylaşarak, aynı sofrada buluşarak birlik ve beraberliğimizi bir kez daha ortaya koyduk. Bu güzel günde bizlerle birlikte olan, hayrımıza katılarak dualarımıza ortak olan tüm hemşehrilerimize ve misafirlerimize teşekkür ediyorum” dedi.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Sarıkız Hayrı’nın yalnızca bir hayır etkinliği olmadığını ifade eden Ertaş,&nbsp;<strong>Edremit’in tarihini, kültürünü ve geleneklerini gelecek kuşaklara aktarmaya devam edeceklerini</strong>&nbsp;belirterek, organizasyonda emeği geçen belediye çalışanlarına, mahalle sakinlerine ve katkı sunan herkese teşekkür etti.<br />
<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/photo_5789917417877213256_y.jpg" style="height:533px; width:800px" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 16:31:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/08/36-geleneksel-gure-sarikiz-hayri-binlerce-kisinin-katilimiyla-gerceklestirildi-1787665302.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hüseyin Gazi türbesini tehdit eden yangının sebebi aşk çıktı</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/huseyin-gazi-turbesini-tehdit-eden-yanginin-sebebi-ask-cikti-3374</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/huseyin-gazi-turbesini-tehdit-eden-yanginin-sebebi-ask-cikti-3374</guid>
                <description><![CDATA[OdaTV’de yer alan habere göre, Ankara’nın Mamak ilçesi Başak Mahallesi’ndeki Hüseyingazi Türbe Yolu’nda çıkan yangın, kuru otların da etkisiyle hızla yayılarak Kara Kuvvetleri’ne bağlı 4. Kolordu Komutanlığı’nın bulunduğu General Eşref Akıncı Kışlası’na kadar ilerledi. Mühimmat depoları tehdit altına girdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="https://www.odatv.com/guncel/ankara-mamakta-yanginin-nedeni-ortaya-cikti-sarhosun-ask-acisi-4-kolorduyu-yakiyordu-120159929"><span style="color:#2980b9">OdaTV’de yer alan habere göre,</span></a> Ankara’nın Mamak ilçesi Başak Mahallesi’ndeki Hüseyingazi Türbe Yolu’nda çıkan yangın, kuru otların da etkisiyle hızla yayılarak Kara Kuvvetleri’ne bağlı 4. Kolordu Komutanlığı’nın bulunduğu General Eşref Akıncı Kışlası’na kadar ilerledi. Mühimmat depoları tehdit altına girdi. (FOTOĞRAF TEMSİLİDİR)</strong></p>

<p>Saat 18.00 sıralarında başlayan yangına 47 araç ve 148 personelle müdahale edildi. Alevler yaklaşık 9,5 saat sonra, gece 03.30’da kontrol altına alındı. Ekiplerin zamanında müdahalesiyle depoların yanması önlendi.</p>

<p>Yangının türbe ve cemevi yakınında başlaması nedeniyle ilk anda provokasyon şüphesi doğdu. Hüseyin Gazi Cemevi Dedesi Hüseyin Öz, geçmişte IŞİD’in dilek ağacına saldırısını hatırlatarak benzer bir olay olabileceğini düşündüklerini, ancak bunun söz konusu olmadığını belirtti.&nbsp;</p>

<p>OdaTV’nin aktardığına göre incelemelerde yangının iki sevgilinin pikniği sırasında çıktığı ortaya çıktı. Tartışma sonrası kız arkadaşının gitmesi üzerine öfkelenen ve alkollü olan şüpheli, otları ateşe verdi. Araç tespit edilerek sabah saatlerinde gözaltına alındı. Şüphelinin ifadesiyle olayın provokasyon olmadığı anlaşıldı.<br />
<br />
<a href="https://www.odatv.com/guncel/ankara-mamakta-yanginin-nedeni-ortaya-cikti-sarhosun-ask-acisi-4-kolorduyu-yakiyordu-120159929"><strong><span style="color:#2980b9">HABERİN DAHA DETAYLI HALİNİ ODA TV'DE OKUMAK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ:</span><br />
<span style="color:#2980b9">https://www.odatv.com/guncel/ankara-mamakta-yanginin-nedeni-ortaya-cikti-sarhosun-ask-acisi-4-kolorduyu-yakiyordu-120159929</span></strong></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 24 Aug 2026 22:38:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/08/huseyin-gazi-turbesini-tehdit-eden-yanginin-sebebi-ask-cikti-1787600890.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kürtçü şeriatçı Şeyh Said için çeşme yaptılar!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kurtcu-seriatci-seyh-said-icin-cesme-yaptilar-3373</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kurtcu-seriatci-seyh-said-icin-cesme-yaptilar-3373</guid>
                <description><![CDATA[Şeyh Said ve arkadaşlarının 1925 yılında sığındığı Kargapazarı köyünde bulunan ve yöre halkı tarafından yıllardır şifalı olduğuna inanılan su kaynağı, yeniden düzenlenerek hizmete açıldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Şeyh Said ve arkadaşlarının 1925 yılında sığındığı Kargapazarı köyünde bulunan ve yöre halkı tarafından yıllardır şifalı olduğuna inanılan su kaynağı, yeniden düzenlenerek hizmete açıldı.<br />
Şeriatçı bir devlet kurmak üzere silahlı isyan başlatan ve çok sayıda köylere baskın yaparak yöre halkını katleden Şeyh Said için "şifalı su" diyerek çeşme yapıldı.</strong><br />
Bingöl’ün Karlıova ilçesi ile Muş’un Varto ilçesi sınırlarında bulunan Kargapazarı’ndaki çeşme, Palevi Derneği tarafından yeniden inşa edildi ve “Şehit Şeyh Said Palevi Çeşmesi” adı verildi.<br />
<br />
<strong>KAÇAK KALDIĞI KÖYDE ÇEŞME YAPILDI&nbsp;</strong><br />
<br />
Yöre anlatılarına göre Şeyh Said, 1925’te beraberindekilerle Kargapazarı’nda yaklaşık 22 gün kaldı.<br />
Rivayete göre, Şeyh Said’in kaldığı yerde su ortaya çıktı ve kendisi ile beraberindekiler bu sudan yararlandı.<br />
Yıllar boyunca yöre halkı tarafından ziyaret edilen kaynak, özellikle hastalıklara iyi geldiğine inanılan bir su olarak kabul edildi.<br />
Yenilenen çeşmeye, 1925 sürecinde yaşamını yitirdiği belirtilen Kargapazarı köyü sakinlerinin isimleri de yazıldı. Böylece çeşme yalnızca bir su kaynağı değil, Kürtçü şeriatçı hafızayı ve geçmişte yaşanan acıları hatırlatan bir mekân haline getirildi.<br />
Palevi Derneği Başkanı Said Gökçe, çeşmenin çevre köylerden ziyaret edildiğini ve insanların buradan su götürdüğünü belirterek, çalışmanın hem çeşmenin yeniden kullanılmasını hem de geçmişin hatırlanmasını amaçladığını ifade etti.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 23 Aug 2026 13:46:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/08/kurtcu-seriatci-seyh-said-icin-cesme-yaptilar-1787482450.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Cihan Söylemez yazdı: İdris-i Bitlisî&#039;nin Alevileri olmayacağız!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cihan-soylemez-yazdi-idris-i-bitlisinin-alevileri-olmayacagiz-3372</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cihan-soylemez-yazdi-idris-i-bitlisinin-alevileri-olmayacagiz-3372</guid>
                <description><![CDATA[Hukukçu-yazar ve Tarih’in Öğrencisi Cihan Söylemez, İmralı’nın İdrisi Bitlisi merkezli güncel reel politik savunmasına karşı Alevi kurumlarının suskunluğunu eleştiren bir açıklama yayımladı. Söylemez, “İdrisi Bitlisi’nin Alevi’si olmadık, olmayacağız” diyerek Alevi toplumunun tarihsel onuru ve hafızasının siyaset malzemesi haline getirilmemesi gerektiğini vurguladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Hukukçu-yazar ve Tarih’in Öğrencisi Cihan Söylemez, İmralı’nın İdrisi Bitlisi merkezli güncel reel politik savunmasına karşı Alevi kurumlarının suskunluğunu eleştiren bir açıklama yayımladı. Söylemez, “İdrisi Bitlisi’nin Alevi’si olmadık, olmayacağız” diyerek Alevi toplumunun tarihsel onuru ve hafızasının siyaset malzemesi haline getirilmemesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p><strong>Cihan Söylemez'ın yazısının tam metni şöyle:</strong><br />
<br />
Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı ile benim kendilerini “Devlet’in Alevi’si Değiliz” diye tanımlamaları ile bildiğim Türkiye ve Avrupa Hareketinin Kurumları ;</p>

<p>- AABF</p>

<p>- ABF&nbsp;</p>

<p>- PSAKD&nbsp;</p>

<p>- ADFE&nbsp;</p>

<p>- TAF</p>

<p>- DAD olmak üzere hepsinin,</p>

<p>İmralı’nın “İdrisi Bitlisi” merkezli güncel reel politik savunmasına karşı tek kelime ettiğini görmüş değilim.</p>

<p>Neden suskunlar?</p>

<p>Şuan hepsi bu meselede Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı ile aynı saftalar mı? Değiller mi?&nbsp;</p>

<p>İdrisi Bitlisi ; aklı başında hiç bir Kürt’ü 21.yy’da temsil edemez, ortak bir değer falanda değildir.</p>

<p>Alevi Toplumunun tarihsel onuru ve hafızası,&nbsp;</p>

<p>TBMM’de üç beş koltuk kapmak için,</p>

<p>Koltuk etrafında müzikle dans ederek adeta yarışan 20-30 Alevi Kurum Başkanının ve bir kaç akademisyenin siyaset mezesi veya yeniden bilinç inşaa faaliyetinin kurbanı olamaz, olmamalıdır.&nbsp;</p>

<p>TBMM’de Çerçeve Yasa olarak bilinen yasaya destek vermiş bir yurttaş olarak,&nbsp;</p>

<p>Türkiye’de barış ve huzur ikliminin 16.yy dünyasının siyasal aktörleri üzerinden tartışılmaya çalışılmasını,&nbsp;</p>

<p>Sessiz kalarak destekleyen, sessizliği kurnazlık sanan ve akademi dünyasında Alevi Toplumuna “İdrisi Bitlisi’yi” adeta bir “Şirin Baba” gibi gösterme niyetinde olan,&nbsp;</p>

<p>İdrisi Bitlisi’nin Alevi/Kızılbaş/Şia/Batini kimlikleri karşıtı 16.yy’da inşaa ettiği Şafii Kürt kimliğini,</p>

<p>21.yy’da savunan ve Kürt Modernitesinin yarattığı seküler Kürt Kimliğine tercih eden,</p>

<p>İlgili Muhataplara,</p>

<p>Hatalarından dönmelerini ve 16.yy merkezli söylemleri terk etmelerini öneriyorum.</p>

<p>Türkiye’nin barışı ve huzuru için,</p>

<p>En büyük Birikim, Alevi Toplumunun Tarihsel Onuru ve Hafızasıdır. Bu hafızayı “yok etme” girişimlerine daha fazla ortak olunmamalıdır.&nbsp;</p>

<p>İdrisi Bitlisi’nin Alevi’si olmadık, olmayacağız.&nbsp;</p>

<p>Hukukçu-Yazar<br />
Tarih’in Öğrencisi&nbsp;<br />
Cihan Söylemez</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 23 Aug 2026 13:35:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/08/cihan-soylemez-yazdi-idris-i-bitlisinin-alevileri-olmayacagiz-1787481670.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kılıçdaroğlu&#039;nun konuğu Ali Şar Dede oldu</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kilicdaroglunun-konugu-ali-sar-dede-oldu-3371</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kilicdaroglunun-konugu-ali-sar-dede-oldu-3371</guid>
                <description><![CDATA[Celal Abbas Ocağı evladı Ali Şar Dede, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu makamında ziyaret etti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Celal Abbas Ocağı evladı Ali Şar Dede, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu makamında ziyaret etti.</strong></p>

<p>Alevi toplumunun inanç önderlerinden ve camianın yakından tanıdığı, saygı duyduğu isimlerden biri olan<strong> Ali Şar Dede,</strong> görüşmede son dönemde toplumun farklı kesimlerinde rahatsızlık yaratan toplumsal değerlerdeki aşınma ile bu durumun siyasi alana yansımaları konusundaki hassasiyetlerini dile getirdi.<br />
<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/2b7e1ed3-c7e1-44d9-b78e-814deff493d8.jpg" style="height:800px; width:600px" /></p>

<p>Ziyaretin ardından yapılan değerlendirmelerde, <strong>toplumsal dokuyu tehdit eden erozyona karşı ortak bir duruş sergilenmesinin</strong> önemine dikkat çekildi.</p>

<p>Ali Şar Dede, Kılıçdaroğlu’nun toplumsal değerlerde meydana gelen bozulmaya ve bunun siyaset kurumuna sirayet eden olumsuz etkilerine karşı<strong> “ahlakı önceleyen bir arınma”</strong> söylemini son derece kıymetli bulduklarını belirtti. Toplumsal huzur ve barışın ancak ahlaki ilkeler, adalet ve karşılıklı saygı temelinde yeniden inşa edilebileceğini vurgulayan Dede, Alevi toplumunun bu konudaki duyarlılığını da Kılıçdaroğlu’na aktardı.</p>

<p>Görüşmede, toplumsal yozlaşmaya karşı ahlaki ilkelerin siyasi ve sosyal yaşamın merkezine konulması gerektiği fikri öne çıktı. Ziyaretten duyulan memnuniyet ifade edildi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 21:49:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/08/kilicdaroglunun-konugu-ali-sar-dede-oldu-1787425277.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yüksel Gülsoy yazdı: Hâce değil, Hacı</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/yuksel-gulsoy-yazdi-hace-degil-haci-3370</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/yuksel-gulsoy-yazdi-hace-degil-haci-3370</guid>
                <description><![CDATA[​​​​​​​Yüksel Gülsoy, kaleme aldığı yazısında Hünkâr Hacı Bektaş Veli’nin “Hâce” olarak anılmasının yanlış olduğunu vurguladı. Gülsoy, bu unvanın Hünkâr’ın irşad ve velayet makamını karşılamadığını belirterek, doğru ifadenin “Hacı” olduğunu savundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yüksel Gülsoy, kaleme aldığı yazısında Hünkâr Hacı Bektaş Veli’nin “Hâce” olarak anılmasının yanlış olduğunu vurguladı. Gülsoy, bu unvanın Hünkâr’ın irşad ve velayet makamını karşılamadığını belirterek, doğru ifadenin “Hacı” olduğunu savundu.</strong><br />
<br />
&nbsp;</p>

<p><strong>Yüksel Gülsoy'un yazısının tam metni şöyle:<br />
HACI BEKTAŞ VELİ<br />
(HÂCE DEĞİL)</strong></p>

<p>•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Medrese hocalarına "hâce" denir. Aslen akademik bir unvan gibidir ve asla Hünkâr Hacı Bektaş Veli'nin irşad anlamında öğreticiliğini ve veliliğini kapsayacak bir kelime değildir.<br />
<br />
•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Bedri Noyan Dedebaba, Bektaşiler için Dedebaba'dır. Doçent olması ise onun akademik unvanıdır. Temelde Bektaşileri ilgilendirmez. Bu unvan Bedri Noyan Dedebaba sağ iken ona gitmiş olan hastalarını veya tıp camiasını ilgilendirir.<br />
<br />
•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Hâce kelimesinin Bektaşiler açısından daha sorunlu bir ifade olmasının diğer sebebi ise Nakşilerin hatta Hâlidilerin kendi mürşitlerine hâce demeleridir. Bektaşilere karşıtlığı ile bilinen bir tarikin (yolun) kavramları ile Bektaşilik tanımlanamaz ve tanımlanmamalıdır. (Nakşibendiliğin bir kolu olan Hâlidîlikte "hâce" (veya hâcegân) kavramı, tarikat silsilesindeki büyük mürşidleri ve hocaları ifade eder Örn.: Hâce BahâeddinNakşibend.)<br />
<br />
•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Hacı unvanı öğretmenlik gibi günlük kazancına dair mesleki bir kavram olmadığı gibi kişinin ahiretine yaptığı bir yatırımı ve kazancı içeren değerli bir kavramdır. Hacı olmak kişinin kendi tercihi ve çabasıdır. Her ne kadar bugün içi boşaltılmış olsa da benim çocukluğumda da gençliğimde de eğer bir kimse Hacc'a gitmiş ise döndükten sonra artık ticaret yapmaz, dünya işlerinden elini eteğini çeker yani şeriat kapısında, nefsani şeylerden sıyrılmış olarak toplum içerisinde güvenilir, emin bir kimse olmuş olurdu. Çünkü Hacc günümüzdeki gibi her parası olanın gidebildiği bir yer olmaktan ziyade imanı olanların gitmeyi göze alabildiği bir yerdi. Yolculuk uzun ve eziyetliydi. Kısaca Hacc farizası Hakk'a ibadet ile ulaşmak isteyenler için bir sıfırlanma-resetlenme yeni bir başlangıç noktasıydı.<br />
<br />
•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Hünkârımızın Hacı oluşu ve Cumhuriyet öncesi neredeyse tüm dedebabaların Hacı oluşu ise Bektaşiler açısından Hünkâr ile beraber onun izinden giden Bektaşi Dedebabalarının şeriat makamında da "Bektaşiler için" kutbiyeti temsil ettiğinin bir göstergesiydi.<br />
<br />
•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Bir Dedebabanın Hacc'a gitmesi ise yine Bektaşilerin de Vahdet-i Vücud nazariyesine bağlı oldukları düşünülür ise kemâlat dairesinin Kavsı-Nuzûl iniş yayı üzerinden düşünür isek Hakk'a yükselmiş kâmil bir kişinin artık halka yönelmesi biçiminde de değerlendirilebilir.<br />
<br />
•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Dolayısı ile Hünkâr Hacı Bektaş Velî hâce değil hacıdır. Bu onun Anadolu'yu tevellâ ve teberra üzerinden irşad ettiğini, veliliğini ve bu veliliğin elbette öğretmek anlamında hâceliği kapsadığı gerçeğini değiştirmez ama hâce diyerek sadece didaktik bir bilgi aktarımı öznesi olarak da Hünkâr Hacı Bektaş Veli sınırlanamaz. Çünkü Hâce onun öğretme vasfını, Hacı ise kemâl yolculuğundaki makamını ifade eden bir kavram olarak okunmalıdır; öğreticilik Hünkâr'ın velâyetini (veliliğini) kuşatmaz oysa Hünkâr'ın velâyeti onun öğreticiliğini kuşatır.<br />
&nbsp;</p>

<p><br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 00:09:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/08/yuksel-gulsoy-yazdi-hace-degil-haci-1787346866.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Faik Öztrak: Türkiye’nin brüt dış borcu 539 milyar dolara yükseldi</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/faik-oztrak-turkiyenin-brut-dis-borcu-539-milyar-dolara-yukseldi-3369</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/faik-oztrak-turkiyenin-brut-dis-borcu-539-milyar-dolara-yukseldi-3369</guid>
                <description><![CDATA[CHP TBMM Grup Başkanı Faik Öztrak, Türkiye’nin dış borç ve finansman göstergelerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Öztrak’ın açıklamasına göre, Türkiye’nin brüt dış borcu önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 11 artarak 539 milyar dolara ulaştı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>CHP&nbsp;TBMM Grup Başkanı</strong>&nbsp;<strong>Faik Öztrak, Türkiye’nin dış borç ve finansman göstergelerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Öztrak’ın açıklamasına göre, Türkiye’nin brüt dış borcu önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 11 artarak 539 milyar dolara ulaştı.</strong></p>

<p>Öztrak'a göre 2018’de&nbsp; bu yana toplam dış borç 127 milyar dolar, brüt kısa vadeli dış borç ise 78 milyar dolar arttı. Bu dönemdeki toplam dış borç artışının üçte ikisi kısa vadeli borçlardan kaynaklandı. 2018’de kısa vadeli borçların toplam dış borç içindeki payı yüzde 23 iken, “faiz sebep” politikalarının başlamasıyla bu oran yüzde 29’a, 2026’nın ikinci çeyreği itibarıyla ise yüzde 32’ye yükseldi.</p>

<p><br />
<strong>CHP TBMM Grup Başkanı Faik Öztrak'ın açıklamasının tam metni şöyle:</strong></p>

<p>1⃣ Türkiye’nin Brüt Dış Borcu,<br />
Önceki yılın aynı dönemine göre %11 artarak 539 milyar dolara ulaştı.</p>

<p>Tek kişilik rejime geçilen 2018’den bu yana;<br />
?Türkiye’nin toplam dış borcu 127 milyar dolar,<br />
?Brüt kısa vadeli dış borcu ise 78 milyar dolar arttı.</p>

<p>Bu dönemde;<br />
Toplam dış borç artışının üçte ikisi kısa vadeli borçlardan kaynaklanıyor.</p>

<p>Tek Kişilik Rejime geçtiğimiz 2018 yılında,<br />
Kısa vadelilerin toplam dış borç içindeki payı<br />
%23 idi.</p>

<p>Sarayın akıl dışı “Faiz sebep” politikaları başladığında %29’du.</p>

<p>2026’nın ikinci üç ayı itibariyle %32’ye yükseldi.</p>

<p>Saray’ın "faiz sebep" demesinden bu yana<br />
Türkiye’nin kısa vadeli brüt dış borcundaki artış 52 milyar dolar.<br />
Bunun 40 milyar doları,<br />
Özel kesimin kısa vadeli dış borcundaki artıştan kaynaklanıyor.</p>

<p>Nitekim, 2026 Mayıs ayında,<br />
Bankalar ve finansal kuruluşlar hariç şirketlerin net döviz açığı da 200 milyar doların üstünde…</p>

<p>Yılın ikinci üç ayı itibariyle,<br />
Türkiye’nin Uluslararası Yatırım Pozisyon Açığı ise 8 yılın zirvesinde: 403 milyar dolar!</p>

<p>2⃣ Haziran ayı itibariyle,<br />
Türkiye'nin bir yıl içinde ödenmesi gereken dış borç 240 milyar dolar.<br />
Finanse edilmesi gereken cari açık da 40 milyar dolar.<br />
Net Hata ve Noksan Hesabındaki (yapılan son revizyona rağmen) 20 milyar dolarlık çıkış da düşünüldüğünde</p>

<p>Önümüzdeki bir yıl içinde,<br />
Türkiye’nin cari açık, dış borç ödemesi ve diğer dış finansman ihtiyaçlarını karşılamak için bulması gereken para 300 milyar dolara ulaşıyor.</p>

<p>Buna karşın,<br />
Yılın ikinci üç ayında, önceki üç aya göre<br />
Yabancıların Türkiye’deki “Doğrudan Yatırım Stoku” 1,3 milyar dolar gerilemiş.</p>

<p>Konjonktürdeki ani bir değişimle her an dışarı kaçabilecek Portföy Yatırımları ise 12,5 milyar dolar artışla 155 milyar dolara yükselmiş.</p>

<p>Bu da dış açığın finansmanında kırılganlığın artığını gösteriyor.</p>

<p>3⃣ Merkez Bankası’nın brüt döviz rezervleri Haziran sonu itibariyle 149 milyar dolar.</p>

<p>Rezervlerin kısa vadeli dış borcu karşılama oranı geçtiğimiz yıl Haziran’da %91 idi.<br />
Bölgemizdeki savaşın da etkisiyle rezervlerin erimesi sonucunda,<br />
2026 Haziran itibariyle %87’ye geriledi.</p>

<p>4⃣ Türkiye’nin dış dengesi giderek kırılganlaşıyor.<br />
Bir yandan,<br />
Tek adam rejimine geçildikten sonra yaşanan güven bunalımı ve uzun süren yüksek faiz-düşük kur politikası,<br />
Bir yandan,<br />
Bölgemizdeki jeo-stratejik gelişmeler, dış yükümlülüklerimizi artırıyor.</p>

<p>İş ve aş yaratacak doğrudan yatırımlar azalıyor,<br />
Her an kaçabilecek sıcak para girişleri artıyor.<br />
Dış finansmanın kalitesi<br />
Ve rezerv yeterliliği göstergeleri bozuluyor.</p>

<p>Bu iktidar güven vermiyor.<br />
Oysa bu kırılganlığın ilacı güvendir.<br />
Gömleğin doğru iliklenmesi gereken düğmesi,<br />
Bir an evvel seçimdir.</p>

<p><a href="https://x.com/faikoztrak/status/2090712518071140440?s=48">https://x.com/faikoztrak/status/2090712518071140440?s=48</a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 22:54:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/08/faik-oztrak-turkiyenin-brut-dis-borcu-539-milyar-dolara-yukseldi-1787343024.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Cumhurbaşkanlığı Sosyal ve Gençlik Politikaları Kurulu, Türk Kızılay Genel Başkanı’nı ağırladı</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cumhurbaskanligi-sosyal-ve-genclik-politikalari-kurulu-turk-kizilay-genel-baskanini-agirladi-3368</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cumhurbaskanligi-sosyal-ve-genclik-politikalari-kurulu-turk-kizilay-genel-baskanini-agirladi-3368</guid>
                <description><![CDATA[Cumhurbaşkanlığı Sosyal ve Gençlik Politikaları Kurulu Üyesi Ali Arif Özzeybek, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Kurul’un Türk Kızılay Genel Başkanı Prof. Dr. Fatma Meriç Yılmaz ve heyetini misafir ettiğini duyurdu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Cumhurbaşkanlığı Sosyal ve Gençlik Politikaları Kurulu Üyesi Ali Arif Özzeybek, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Kurul’un Türk Kızılay Genel Başkanı Prof. Dr. Fatma Meriç Yılmaz ve heyetini misafir ettiğini duyurdu.</strong><br />
<br />
Kurul üyeleri, ihtiyaç sahiplerine umut ve dayanışma ulaştıran çalışmalarına ilişkin sunumu dinleyerek kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.</p>

<p>Özzeybek, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:</p>

<p><em><strong>Cumhurbaşkanlığı Sosyal ve Gençlik Politikaları Kurulu olarak, köklü geçmişi ve güçlü insani yardım geleneğiyle milletimizin en önemli değerlerinden biri olan Türk Kızılay’ın Genel Başkanı Sayın Prof. Dr. Fatma Meriç Yılmaz ve kıymetli heyetini misafir ettik.<br />
<br />
İhtiyaç sahiplerine umut ve dayanışma ulaştıran çalışmalarına ilişkin sunumlarını dinleyerek kapsamlı değerlendirmelerde bulunduk. Ülkemizde ve dünyanın dört bir yanında insanlığın hizmetinde büyük bir özveriyle çalışan Türk Kızılay’a, Sayın Genel Başkanımıza ve değerli heyetine çalışmalarında başarılar diliyor, katkıları için teşekkür ediyorum.</strong></em><br />
<em><strong><a href="https://x.com/aliarifozzeybek/status/2090839566450127015"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/image%20-%202026-08-21T224818_538.png" style="height:650px; width:509px" /></a></strong></em></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 22:39:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/08/cumhurbaskanligi-sosyal-ve-genclik-politikalari-kurulu-turk-kizilay-genel-baskanini-agirladi-1787341824.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Özgür Özel&#039;e çağrı: Bolu&#039;nun cemevi ne zaman yapılacak?</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ozgur-ozele-cagri-bolunun-cemevi-ne-zaman-yapilacak-3367</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ozgur-ozele-cagri-bolunun-cemevi-ne-zaman-yapilacak-3367</guid>
                <description><![CDATA[Bolu’da cemevi yapılması için yaklaşık 7 yıl önce başlayan süreç, verilen sözlerin tutulmaması nedeniyle çıkmaza girdi. Alevi Kültür Dernekleri Bolu Şubesi Başkanı Ramiz Güleç, sosyal medya üzerinden Yeni Parti  Genel Başkanı Özgür Özel’e seslenerek, Alevi toplumunun haksızlığa ve eşitsizliğe uğradığını belirtti ve Özel’i Bolu’ya davet etti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bolu’da cemevi yapılması için yaklaşık 7 yıl önce başlayan süreç, verilen sözlerin tutulmaması nedeniyle çıkmaza girdi. Alevi Kültür Dernekleri Bolu Şubesi Başkanı Ramiz Güleç, sosyal medya üzerinden Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel’e seslenerek, Alevi toplumunun haksızlığa ve eşitsizliğe uğradığını belirtti ve Özel’i Bolu’ya davet etti.</strong></p>

<p>Güleç, 4 Aralık 2019’da Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ın basına yaptığı<strong> “Talep olursa cami de yaparız, cemevi de yaparız”</strong> açıklamasına istinaden Alevilerin cemevi talep dilekçesini sunduklarını hatırlattı. Sünni vatandaşların cami talebinin bir yıl içinde karşılandığını vurgulayan Güleç, cemevi konusunda ise yıllardır oyalandıklarını söyledi.</p>

<p>Arsa sorununun Vali Abdulaziz Aydın’ın Hazine’den yer tahsisiyle çözüldüğünü belirten Güleç, buna rağmen arsa tahsisinin üzerinden bir yıl geçmesine rağmen sürecin ilerlemediğini ifade etti. Güleç şunları kaydetti:</p>

<p><em><strong>“Şimdi buradan Bolu’da yaşayan Aleviler olarak, 7 yıl boyunca oyalanarak ve kandırılarak haksızlığa uğramış olmuyor muyuz, eşitsizliğe maruz kalmamış mıyız? Türkiye’de Alevi olmak zordur ama Bolu’da Alevi olmak daha mı zormuş? Oy verdiğimiz parti belediyesi tarafından yok sayılmak, haksızlığa uğramanın nasıl bir duygu olduğunu yaşarken biz Aleviler, sizler bizlerden nasıl rızalık alıp helalleşeceksiniz?</strong></em></p>

<p><em><strong>Eğer ki bizlerden rızalık alıp helalleşecekseniz, sizleri Bolu’ya davet ediyoruz ve bu 7 yıl boyunca bize reva görülen oyalama zulmünü yerinde görmenizi talep ediyoruz. Verilen her söz namus sözüdür, herkes verilen sözün namusuna sahip çıksın.”</strong></em></p>

<p>Güleç, taleplerini hem sosyal medya hesapları hem de Genel Başkanı aracılığıyla ileteceklerini de sözlerine ekledi.<br />
<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-08-20%20at%2017_26_30.jpeg" style="height:616px; width:535px" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 20 Aug 2026 17:40:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/08/ozgur-ozele-cagri-bolunun-cemevi-ne-zaman-yapilacak-1787237372.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Altan Tan: Ali&#039;siz Aleviler panik içinde!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/altan-tan-alisiz-aleviler-panik-icinde-3366</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/altan-tan-alisiz-aleviler-panik-icinde-3366</guid>
                <description><![CDATA[MK Haber kanalında Veysi Dündar’ın Şura Siyaset programına konuk olan Eski HDP Milletvekili Altan Tan, DEM Parti’ye yanaşık duran Ali’siz Alevilerin büyük panik içerisinde olduğunu iddia etti. Tan’a göre DEM Parti Cumhur İttifakı ile birlikte hareket edecek.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Eski HDP Milletvekili Altan Tan, Türk siyasetinde dengelerin baştan aşağı değiştiğini ve geçmiş döneme ait tüm ittifak modellerinin artık tamamen geçerliliğini yitirdiğini açıkladı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">MK Haber kanalında muhalefet cephesine yönelik çarpıcı değerlendirmelerde bulunan Tan Yeni Parti, Türk solu ve özellikle DEM Parti’ye yanaşık duran “<em><strong>Ali’siz Aleviler</strong></em>” kesiminde büyük bir panik ve çaresizlik yaşandığını öne sürdü.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yeni Parti ve sol çevrelerin artık eski hesaplarla hareket edemeyeceğini vurgulayan Tan, “<em><strong>Bugün ... Özgür Özel tarafı da, Türk solu da, Ali’siz Aleviler de büyük bir panik içinde. Çünkü denge değişti. DEM Parti ile ... artık geçmişteki gibi bir seçim ittifakı mümkün değil</strong></em>” ifadelerini kullandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ERDOĞAN VE ÖCALAN EKSENİNDE YENİ BİR İTTİFAK DOĞDU</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Altan Tan’ın analizlerine göre, siyaset sahnesindeki bu köklü kırılmanın merkezinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Abdullah Öcalan hattında şekillenen yeni stratejik denklem yer alıyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Kurulan bu yeni temas ve ittifak arayışı, DEM Parti’nin de siyasetteki konumunu ve yönünü doğrudan etkiledi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">DEM Parti’nin Meclis’teki ve sandıktaki tutumuna ilişkin net öngörülerde bulunan Tan, partinin yeni dönemde Cumhur İttifakı ile birlikte hareket edeceğini belirtti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>DEM PARTİ CUMHUR İTTİFAKI’NA DESTEK VERECEK</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Önümüzdeki siyasi süreçte DEM Parti’nin izleyeceği rotayı çizen Altan Tan, sözlerini şöyle sürdürdü: “<strong><em>DEM Parti, Meclis’te alınacak bir erken seçim kararında da, sonrasında yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçiminde de Cumhur İttifakı’nı dolaylı veya direkt olarak destekleyecek. Birinci turda kendi adayını çıkarsa dahi seçim ikinci tura kaldığında bu destek açıkça görülecek. Daha önce 'böyle bir şey olmaz' diyenler şimdi bu gerçeği görüyor.</em></strong>”</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tan’ın bu açıklamaları, Erdoğan ve Öcalan ekseninde gelişen yeni siyasi ortaklığın, muhalefetin tüm seçim stratejilerini boşa çıkardığını ve Türkiye siyasetinde kartların yeniden dağıtıldığı yorumları yapılmasına neden oldu.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 20:29:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/08/altan-tan-alisiz-aleviler-panik-icinde-1787075044.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yeni Parti’li Umut Akdoğan viskili videosunu sosyal medyadan sildirdi!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/yeni-partili-umut-akdogan-viskili-videosunu-sosyal-medyadan-sildirdi-3365</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/yeni-partili-umut-akdogan-viskili-videosunu-sosyal-medyadan-sildirdi-3365</guid>
                <description><![CDATA[Yeni Parti Ankara Milletvekili Umut Akdoğan, Hz. Hüseyin ve yarenlerinin anısına tutulan oruçların ilk gününde paylaştığı Tolga Sağ ile birlikte türkü söylediği videosunu sosyal medya hesaplarından kaldırdı. Videoda viski bardağının olması Alevi Bektaşilerde büyük tepki toplamıştı. Akdoğan’ın tepki çeken videosunu Alevi Bektaşilerden özür dilemeden, sessizce kaldırması da ayrıca tepkiye yol açtı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<iframe width="1337" height="753" src="https://www.youtube.com/embed/ieCAM_xgwqI" title="UMUT AKDOĞAN VE TOLGA SAĞ&#39;DAN MUHARREM&#39;DE VİSKİLİ PAYLAŞIM" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe><p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / ANKARA</strong> – CHP Ankara Milletvekili Umut Akdoğan, müzisyen Tolga Sağ ve yanlarında bir de gariban yancının yer aldığı bir ev ortamında çekilen ve masadaki alkol detayının öne çıktığı video kaydı, kamuoyunda ve Alevi toplumunda çok sert tepkilere yol açmıştı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevilikte en kutsal ve yaslı dönemlerden biri olan, Peygamberimizin en sevdiği torunu İmam Hüseyin ve yarenlerinin katledildiği Muharrem Matemi’nin ilk gününe denk gelen paylaşım, sosyal medyada çığ gibi büyüyen bir tartışmanın fitilini ateşlemişti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi Bektaşiler, oruç başlarken bir siyasetçi ve bir müzisyenin birlikte içkili alemlerini paylaşmalarını, inançlarına saygısızlık olarak değerlendirip sert tepki gösterdiler. Alevi Bektaşi toplumunun oylarını alan, müzik eserleri ile zenginleşenlerin en kutsal matem gününde dahi saygı duymayan tavırları, Alevi Bektaşilerin bu çevreler tarafından istismar edildiği iddialarını güçlendirdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>MUHARREM’DE İÇKİ İÇEN DÜŞKÜNDÜR!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/Umut%20Akdo%C4%9FanGAB.JPG" style="height:800px; width:452px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Sert tepki gösteren çevreler ve Alevi kanaat önderleri, Muharrem ayının Kerbela'da şehit düşen Hz. Hüseyin ve 72 canın acısıyla kavrulunan bir matem dönemi olduğunu hatırlatarak sert eleştirilerde bulundular.</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Yol cümleden uludur</strong></em>” ilkesinin çiğnendiğini savunan eleştirmenler, kişisel keyfiyet ile inanç erkanının esnetilemeyeceğini belirterek Akdoğan ve Sağ’ı Alevi Bektaşi inancının öz değerlerine yabancılaşmakla suçladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Aleviliğin sırf bağlama çalınıp eğlenilecek bir folklorik öge veya mey masalarında meze yapılacak bir kültür olmadığını vurgulayan Alevi inanç önderleri de, Muharrem ayında sergilenen bu tutum “<em><strong>hürmetsizlik</strong></em>” ve yoldan sapma anlamında “<em><strong>düşkünlük</strong></em>” olarak nitelendirildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>UMUT AKDOĞAN SESSİZCE VİDEOYU KALDIRDI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/Umutakdao%C4%9Fn.JPG" style="height:675px; width:328px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Yeni Parti Ankara Milletvekili Umut Akdoğan ve Tolga Sağ kendisine yöneltilen eleştirilere karşı sessiz kalmayı tercih ederken, videonun da sessizce sosyal medya hesaplarından kaldırıldığı anlaşıldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Muharrem Matemi günlerinde Alevi Bektaşilere yaptıkları saygısızlık için özür dilemeyen Umut Akdoğan’ın videosunu her yerden kaldırıp, konuyu unutturmak istemesi de tepki aldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi Bektaşiler inanca saygısızlığını kibirle örtmeye kalkışan Yeni Parti Ankara Milletvekili Umut Akdoğan ve Tolga Sağ’dan kamuoyu önünde özür dilemelerini bekliyorlar.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 18:34:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/08/yeni-partili-umut-akdogan-viskili-videosunu-sosyal-medyadan-sildirdi-1787068071.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bulgaristan&#039;da faşistler Bektaşi türbesine saldırdı</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bulgaristanda-fasistler-bektasi-turbesine-saldirdi-3364</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bulgaristanda-fasistler-bektasi-turbesine-saldirdi-3364</guid>
                <description><![CDATA[İngiltere kökenli faşist örgüt Blood & Honour üyesi Bulgarlar, Filibe'de Enihan Baba Türbesine saldırdı. Saldırının, Bulgaristan güvenlik güçlerinin örgüt üyelerine karşı operasyon yapmasının ardından gelmesi dikkati çekti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://kircaalihaber.com/bulgaristan/bulgaristanda-asiri-sagin-yukselisi-neo-nazi-aglardan-milliyetci-eylemlere" rel="noopener" target="_blank">Kırcaali Haber</a> <span style="color:#000000">sitesinde Zeki Yaşar'ın kaleme aldığı habere göre; Bulgaristan'da son dönemde üst üste meydana gelen gelişmeler, aşırı sağ ve radikal milliyetçi grupların yeniden etki alanını genişlettiğine dair endişeleri artırıyor. Filibe kentinde uluslararası neo-Nazi yapılanması Blood &amp; Honour’a karşı yürütülen güvenlik operasyonu ve ardından gelişen radikal eylemler, ülkedeki aşırı sağ söylemin ulaştığı boyutları gözler önüne seriyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>FİLİBE'DE NEO-NAZİ ÖRGÜTÜNE OPERASYON: 18 GÖZALTI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Ağustos ayı içerisinde Filibe'de gerçekleştirilen kapsamlı operasyonda, uluslararası alanda tanınan neo-Nazi yapılanması Blood &amp; Honour bağlantılı 18 kişi gözaltına alındı. Uzun süredir bölgede faaliyet gösterdiği bilinen bu yapının müzik etkinlikleri, gençlik grupları ve sosyal medya ağları üzerinden üye devşirmeye çalıştığı ifade ediliyor. Güvenlik birimlerinin operasyonu, örgütün ülkedeki köklü yapılanmasını ortaya çıkarması açısından büyük önem taşıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>RODOPLAR’DA PROVOKATİF EYLEM VE ENİHAN BABA HEDEFİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Gözaltıların hemen ardından “Куберовъ воинъ” isimli radikal milliyetçi grubun adımları gündeme oturdu. Söylemlerinde sözde “neo-Osmanlıcılık ile mücadele” vurgusu öne çıkan grup, Rodoplar’da yer alan tarihi Enihan Baba Tekkesi önünde Bulgar bayraklı bir eylem düzenleyerek görüntüleri sosyal medyada paylaştı. Alevi-Bektaşi kültüründe önemli bir yere sahip olan Enihan Baba’yı hedef alan ve “işgalci” olarak nitelendiren sert söylemler, bölgedeki etnik ve dini dengeler açısından provokatif bir adım olarak değerlendiriliyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ŞİDDET SORUŞTURMALARININ SİYASALLAŞTIRILMASI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Söz konusu radikal yapılar, Filibe’deki Georgi Kuzev cinayetinin ardından "pedofil avcısı" olarak tanımlanan Alen Simeonov’a da açık destek verdiklerini ilan etti. Şiddet ve adli vakalar üzerinden sosyal medyada propaganda yürüten aşırı sağ gruplar, kamuoyu oluşturarak toplumsal fay hatlarını tetiklemeyi amaçlıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>TOPLUMSAL RADİKALLEŞME RİSKİ VE DEVLETİN SINAVI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Aşırı sağ ideolojilerin sosyal medya aracılığıyla geniş kitlelere ulaşması, Bulgaristan’daki toplumsal barış için ciddi bir tehdit oluşturuyor. Uzmanlar, klasik milliyetçilik ile neo-Nazi aşırıcılığının birbirinden ayrılması gerektiğine, ancak etnik ve dini azınlıklara yönelik düşmanca dille şiddetin normalleşmesinin demokrasiye zarar vereceğine dikkat çekiyor. Güvenlik güçlerinin yalnızca operasyon yapmakla kalmayıp, radikal grupların gençlik ağlarını, finans kaynaklarını ve dijital alandaki organizasyonlarını da tamamen çökertmesi gerektiği vurgulanıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Haberin tamamını okumak ve orijinal kaynağa ulaşmak için</span> <a href="https://kircaalihaber.com/bulgaristan/bulgaristanda-asiri-sagin-yukselisi-neo-nazi-aglardan-milliyetci-eylemlere" rel="noopener" target="_blank">Kırcaali Haber</a> <span style="color:#000000">sitesini ziyaret edebilirsiniz.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 15:20:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/08/bulgaristanda-fasistler-bektasi-turbesine-saldirdi-1787056266.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kılıçdaroğlu’ndan Hacı Bektaş Veli mesajı: Bir olalım, iri olalım, diri olalım</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kilicdaroglundan-haci-bektas-veli-mesaji-bir-olalim-iri-olalim-diri-olalim-3363</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kilicdaroglundan-haci-bektas-veli-mesaji-bir-olalim-iri-olalim-diri-olalim-3363</guid>
                <description><![CDATA[CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Hacı Bektaş Veli’yi anma dolayısıyla yaptığı açıklamada, büyük düşünürün bıraktığı mirasın ayrıştırmak değil birleştirmek, ötekileştirmek değil kucaklamak ve kin yerine sevgiyi büyütmek olduğunu vurguladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Hacı Bektaş Veli’yi anma dolayısıyla yaptığı açıklamada, büyük düşünürün bıraktığı mirasın ayrıştırmak değil birleştirmek, ötekileştirmek değil kucaklamak ve kin yerine sevgiyi büyütmek olduğunu vurguladı.<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p><strong>CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Hacı Bektaş Veli’yi anma dolayısıyla yaptığı açıklamada, büyük düşünürün bıraktığı mirasın ayrıştırmak değil birleştirmek, ötekileştirmek değil kucaklamak ve kin yerine sevgiyi büyütmek olduğunu vurguladı.</strong></p>

<p>Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı:</p>

<p><em><strong>"Hacı Bektaş Veli’nin yüzyıllar öncesinden bizlere bıraktığı en büyük miras; ayrıştırmak değil birleştirmek, ötekileştirmek değil kucaklamak, kin değil sevgiyi büyütmektir.</strong></em></p>

<p><em><strong>“Bir olalım, iri olalım, diri olalım” anlayışı bugün de yolumuzu aydınlatmaya devam ediyor.</strong></em></p>

<p><em><strong>Hacı Bektaş Veli’nin hoşgörü, kardeşlik, adalet ve insanı merkeze alan felsefesiyle; farklılıklarımızı zenginlik bilerek, aynı sofrada, aynı gönülde buluşacağımız aydınlık yarınları hep birlikte kuracağız.</strong></em></p>

<p><em><strong>Hacı Bektaş Veli’yi sevgi, saygı ve rahmetle anıyor; Hacıbektaş’tan yükselen barış ve kardeşlik çağrısını yüreğimizde taşıyoruz."</strong></em></p>

<p>Kılıçdaroğlu, açıklamasında Hacı Bektaş Veli’nin öğretilerinin günümüzde de birlik, hoşgörü ve kardeşlik için rehber niteliği taşıdığını belirterek, farklılıkların zenginlik olarak görülmesi gerektiğinin altını çizdi.<br />
<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/b9f7b387-8021-47ff-8af6-c56e865ef0f0%20(1).jpg" style="height:800px; width:640px" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 16 Aug 2026 18:10:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/08/kilicdaroglundan-haci-bektas-veli-mesaji-bir-olalim-iri-olalim-diri-olalim-1786893469.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Alevi-Bektaşi Danışma Kurulu ve “Ulusal Birlik” tartışması: Dört Kapı Öğretisi önerisi</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-bektasi-danisma-kurulu-ve-ulusal-birlik-tartismasi-dort-kapi-ogretisi-onerisi-3362</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-bektasi-danisma-kurulu-ve-ulusal-birlik-tartismasi-dort-kapi-ogretisi-onerisi-3362</guid>
                <description><![CDATA[Araştırmacı-yazar Türkoğuz Kılıçgedik, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı bünyesinde oluşturulan Danışma Kurulu’nu ve “ulusal birlik” vurgusunu ele alan kapsamlı bir değerlendirme yazısı yayımladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Araştırmacı-yazar&nbsp;Türkoğuz Kılıçgedik, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı bünyesinde oluşturulan Danışma Kurulu’nu ve “ulusal birlik” vurgusunu ele alan kapsamlı bir değerlendirme yazısı yayımladı. Yazıda, Türkiye’deki Sünni, Şii ve Alevi-Bektaşi gelenekleri arasında sürdürülebilir sosyal uyumun ancak Alevi-Bektaşi geleneğinin merkezinde yer alan “Dört Kapı” (Şeriat, Tarikat, Marifet, Hakikat) öğretisi çerçevesinde mümkün olabileceği savunuluyor.</strong></p>

<p>Yazara göre Alevi-Bektaşi Danışma Kurulu’nun “ulusal birlik” hedefi, bu tarihsel açığı kapatma fırsatı sunuyor. Bunun için kurul çalışmalarının Dört Kapı öğretisinin modern yorumuna dayandırılması öneriliyor: Sünni ve Şii yorumların Şeriat Kapısı olarak tanınması, Alevi-Bektaşi kurumlarının Tarikat Kapısı temsilcileri olarak resmi statü kazanması, Marifet Kapısı çerçevesinde diyalog programları ve Hakikat Kapısı idealinin üst hedef olarak benimsetilmesi. Danışma Kurulu’nun, bu sistemi bilen dede, baba, akademisyen ve ilahiyatçılardan oluşması gerektiği belirtiliyor.</p>

<p>Kılıçgedik, sonuç olarak Danışma Kurulu’nun asıl misyonunun, devleti ve toplumu bu kadim modeli güncelleyip uygulamaya ikna etmek olması gerektiğini savundu. Anadolu’da kalıcı barış ve birliğin ancak Dört Kapı sistemiyle mümkün göründüğünü, aksi takdirde daha derin istikrarsızlık riskinin devam edeceğini ifade etti.<br />
<br />
<strong>ALEVİ – BEKTAŞİ DANIŞMA KURULU<br />
1. Dört Kapı Öğretisi Çerçevesinde Alevi Danışma Kurulu ve Ulusal Birlik Arayışı: Tarihsel Bir Modelin Güncel Uygulanabilirliği<br />
Giriş</strong><br />
<br />
Türkiye Cumhuriyeti’nin son dönemde kurumsallaştırmaya çalıştığı Alevi-Bektaşi politikaları kapsamında, Alevi - Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı bünyesinde oluşturulan “Danışma Kurulu”, “Ulusal Birlik” vurgusu ile dikkat çekmektedir. Bu kurumsal adım, devletin Aleviliği tanıma ve diyalog sürecinde yeni bir aşamayı temsil etmekle birlikte, temel bir soruyu da beraberinde getirmektedir: Türkiye’nin heterojen dini-kültürel yapısı içinde, özellikle Sünni, Şii ve Alevi-Bektaşi gelenekleri arasında sürdürülebilir bir sosyal uyum ve ulusal birlik hangi kavramsal ve pratik çerçeve üzerinden inşa edilebilir? Bu makalenin temel argümanı, bahsi geçen “Ulusal Birlik” hedefinin, Alevi-Bektaşi geleneğinin epistemolojik ve sosyolojik merkezinde yer alan “Dört Kapı” (Şeriat, Tarikat, Marifet, Hakikat) öğretisi ve sistematiği dışında kalıcı ve kapsayıcı bir şekilde gerçekleştirilmesinin mümkün olmadığıdır. Tarihsel olarak Horasan ve Anadolu’da sosyal entegrasyonun başarılı bir modeli olarak işlev gören bu sistemin terk edilmesi, modern Türkiye’de derinleşen dini-kültürel kutuplaşmaların arka planını oluşturmuştur. Dolayısıyla, Alevi Başkanlığı’nın Danışma Kurulu aracılığıyla yürüttüğü proje, ancak Dört Kapı sisteminin güncel koşullara uyarlanmış, devlet destekli ve kurumsal bir çerçeve olarak yeniden hayata geçirilmesiyle anlamlı ve istikrarlı bir ulusal bütünleşme sağlayabilir. Aksi takdirde, tarihsel temelden yoksun yaklaşımlar, mevcut farklılıkları daha da tartışmalı ve istikrarsız hale getirme riskini taşımaktadır.<br />
<br />
<strong>1.1. &nbsp;Dört Kapı Öğretisinin Teorik Çerçevesi ve Sosyal Entegrasyon Modeli Olarak İşlevi </strong><br />
<br />
Dört Kapı öğretisi, Alevi-Bektaşi tasavvuf geleneğinin merkezinde yer alan, hem bireysel manevi tekamülü hem de toplumsal düzeni açıklayan hiyerarşik ve kapsayıcı bir sistemdir. Bu sistem, dini yaşamı ve toplumsal konumlanışları dört aşamalı bir süreç içinde tanımlar:<br />
<br />
<strong>1. &nbsp;“Şeriat Kapısı:” </strong>Dinin zahiri, hukuki ve kurallara dayalı boyutudur. Toplumun genelini bağlayan, dışsal ibadet ve sosyal düzeni düzenleyen temel katmandır. Önerilen analizde, Sünni ve Şii İslam anlayışlarının bu kapı çerçevesinde tanımlandığı ve meşru bir sosyolojik gerçeklik olarak kabul edildiği ileri sürülmektedir.<br />
<br />
<strong>2. &nbsp;“Tarikat Kapısı:”</strong> Manevi yol (yol erkanı) ve bir mürşide bağlanmayı içeren, içselleştirilmiş dini tecrübe aşamasıdır. Alevi-Bektaşi pratiklerinin ve cem kurumunun merkezinde bu kapı bulunur. Birey, şeriatın kurallarını aşarak tasavvufi bir disiplin içine girer.<br />
<br />
<strong>3. &nbsp;“Marifet Kapısı:” </strong>İlahi hakikate dair derin ve içsel bilgi (irfan) ve sezgi aşamasıdır. “Arif” mertebesini temsil eder. Burada içsel bilgi (kalp) ve tevhit anlayışı ön plana çıkar.<br />
<br />
<strong>4. &nbsp;“Hakikat Kapısı:”</strong> Mutlak gerçekliğe (Hak) ulaşma, fenafillah makamıdır. “Veli” veya “İnsanı Kamil” mertebesini ifade eder. Bu sistemin sosyal entegrasyon açısından devrimci niteliği, farklı dini pratik ve kimlikleri (Sünnilik, Şiilik, Alevilik-Bektaşilik) tek bir hiyerarşik bütünün birbirini tamamlayan, aşamalı parçaları olarak konumlandırmasıdır. Sistem, bu farklılıkları bir çatışma veya dışlama unsuru olarak değil, tekamül yolundaki farklı basamaklar veya aynı hakikatin farklı tezahürleri olarak görür. Böylece, toplumsal yapı, “öğreti-inanç farklarıyla beraber sistemli (aşamalı) olarak birbirine entegre” edilir. Bu model, katı bir homojenleştirme yerine, hiyerarşik bir çoğulculuk (pluralism within a hierarchy) sunar ve her gruba bütün içinde tanımlanmış bir yer ve meşruiyet alanı sağlar.<br />
<br />
<strong>1.2. &nbsp;Tarihsel Bağlam: Horasan ve Anadolu Erenlerinde Dört Kapı Sisteminin Uygulanması ve Başarısı</strong><br />
<br />
Tarihsel argümana göre, Ahmet Yesevi, Hacı Bektaş Veli ve diğer Horasan-Anadolu erenleri, Dört Kapı sistemini yalnızca bir tasavvuf öğretisi olarak değil, aktif bir sosyo-kültürel entegrasyon ve devletleşme projesi olarak uygulamışlardır. 11. yüzyıldan itibaren, göçebe Türk boylarının İslamlaşma süreci ve Anadolu’nun yurt edinilmesi, sadece askeri fetihlerle değil, bu kapsayıcı dini-sufi model sayesinde gerçekleşmiştir. Yesevi ve Bektaşi geleneği, Şeriat Kapısını göçebe/sınır toplulukları için katı bir şekilde uygulanması zor Sünni ortodoksisinin yerine, daha esnek olan Hz. Ali’ye verilen Velâyet öğretisi olan Dört Kapı sistemiyle uyumlu bir İslami çerçeve sunarak işlevsel kılmıştır. Tarikat Kapısı ise, bu toplulukları bir “ikrar” ve “yol” etrafında örgütleyerek hem kimlik hem de sosyal dayanışma ağı sağlamıştır.<br />
<br />
Bu sistem, Anadolu Selçuklu ve erken Osmanlı döneminde, farklı etnik ve dini grupları (Rum, Ermeni, yerli Hıristiyanlar) ve heterodoks İslami akımları, merkezi bir “Türk-İslam” kimliği ve kültürü potasında eritmeden, aşamalı bir bütünleşme sürecine dahil etmiştir. “Horasan ve Anadolu’nun İslam birliği ve Türk kültürü” bu esnek ve kademeli model sayesinde oluşmuştur. Dolayısıyla, Dört Kapı sistemi, tarihsel olarak sadece dini değil, aynı zamanda etno-kültürel ve siyasi bir bütünleşme aracı olarak kanıtlanmış bir modeldir.<br />
<br />
<strong>1.3. &nbsp;Modern Türkiye’de Sistemin Terki ve Ulusal Birliğin Krizi</strong><br />
<br />
Argüman, modern dönemde, özellikle Osmanlı modernleşmesi (Tanzimat) ve Cumhuriyet’in seküler ulus-devlet inşası sürecinde, Dört Kapı sisteminin resmi söylem ve kurumsal yapılardan dışlandığını ileri sürmektedir. Merkeziyetçi, homojenleştirici ve Sünni-Hanefi doktrini merkeze alan (ya da tamamen laik bir çerçeve çizen) devlet politikaları, bu geleneksel kademeli entegrasyon modelini geçersiz kılmıştır. Sonuç, Alevi-Bektaşi geleneğinin marjinalleşmesi, Sünni çoğunluk nezdinde “sapkın” bir mezhep olarak görülme eğiliminin artması ve Şii unsurların da benzer bir dışlanma tecrübesi yaşaması olmuştur.<br />
<br />
“Dört Kapı öğretisi ve sistemi Anadolu’da kapsam dışında kaldığı günden bu yana” ifadesiyle vurgulandığı üzere, modern Türkiye’nin tüm çabalarına rağmen “kapsamlı Ulusal bir birlik sağlamada etkili ve başarılı olamamış” olmasının nedeni, bu tarihsel ve psiko-sosyal olarak içselleştirilmiş entegrasyon modelinin kaybıdır. Yerine konan modeller (katı laiklik veya Sünni-İslamcılık), toplumsal dokuyu bütünleştirmekten ziyade, Alevi-Sünni kutuplaşmasını derinleştirmiş ve ulusal birliği sürekli bir tartışma ve gerilim konusu haline getirmiştir.<br />
<br />
<strong>1.4. &nbsp;Alevi Danışma Kurulu Projesi İçin Dört Kapı Modelinin Güncel Uygulanabilirliği ve Öneri </strong><br />
<br />
T.C. Alevi - Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın Danışma Kurulu’nu “Ulusal Birlik” vurgusuyla oluşturması, bu tarihsel açığı kapatma yönünde bir fırsat penceresi açmaktadır. Ancak, bu fırsatın anlamlı sonuçlar doğurabilmesi için kurulun çalışmalarının, Dört Kapı öğretisinin modern bir yorumu üzerine temellendirilmesi gerekmektedir.<br />
<br />
Bu, şu anlama gelir:<br />
<br />
<strong>1. &nbsp;“Tanıma ve Meşruiyet:” </strong>Devlet, Sünni ve Şii İslam yorumlarını “Şeriat Kapısı”nın meşru ve gerekli bir tezahürü olarak resmi söylemde açıkça tanımalı ve kabul etmelidir. Bu, onları yok sayan veya asimile etmeye çalışan bir laiklik anlayışından farklıdır.<br />
<br />
<strong>2. &nbsp;“Kurumsal Kimlik:” </strong>Alevi-Bektaşi kurumları (Cemevleri, Başkanlık), “Tarikat Kapı”sının çağdaş temsilcileri ve bu manevi yolun (yol erkanı) koruyucuları olarak tanımlanmalı ve bu kimlikle devlet nezdinde resmi statüye kavuşturulmalıdır. Danışma Kurulu’nun bileşimi de Dört Kapı öğretisini ve tüm sistemini bilen bu kapıların “İmam” “Pir” “arif” ve “veli” mertebesindeki saygın temsilcilerini (dede, babalar, akademisyenler) içermelidir.<br />
<br />
<strong>3. &nbsp;“Eğitim ve Diyalog:”</strong> “Marifet Kapısı”, farklı gruplar arasında karşılıklı anlayış ve derinlemesine diyalog programlarının (ortak irfan seminerleri, kültürel projeler) teorik çerçevesini oluşturmalıdır.<br />
<br />
<strong>4. &nbsp;“Üstün Hedef:” </strong>Nihai hedef “Hakikat Kapısı”nın işaret ettiği, “dini çoğulculuğun birlik içinde” aşkın bir ulusal birlik (Türk-İslam farklılığıyla yaşatılan birlik) idealinin topluma anlatılması ve benimsetilmesidir. Bu sistem, “bilgi sahibi kişilerce” (Alevi-Bektaşi ocakzadeleri, ilahiyatçılar, sosyal bilimciler) günümüzün çoğulcu demokratik toplum koşullarına uyarlanabilir. Devlet desteği ve Alevi Başkanlığı himayesinde, bir “yüksek irfan konseyi” benzeri bir yapıyla hayata geçirilebilir. Bu sayede, “Anadolu’nun kadim tarihi, öğretisi ve sistemi uygulamalı olarak korunur” ve statik bir folklorik unsur olmaktan çıkıp, dinamik bir sosyal barış aracına dönüşür.<br />
<br />
<strong>Sonuç</strong><br />
<br />
Alevi Danışma Kurulu’nun “Ulusal Birlik” vurgusu, Türkiye’nin kronikleşmiş dini-kültürel kutuplaşma sorununa yönelik geç ama önemli bir kurumsal adımdır. Ancak, bu adımın başarısı, kökleri Anadolu’nun sosyal hafızasında ve kurucu tasavvufi geleneğinde yatan bir modelin yeniden keşfedilmesine bağlıdır. Dört Kapı öğretisi, sadece Alevi-Bektaşi inancının içsel bir hiyerarşisi değil, aynı zamanda Sünni, Şii-Nusayri ve Alevi topluluklarını aşamalı ve birbirini tamamlayıcı bir bütün içinde konumlandıran, tarihsel olarak test edilmiş bir sosyal entegrasyon teorisidir. Modern Türkiye’nin ulusal birliği arayışı, bu tarihsel ve teorik derinlikten yoksun, pragmatik ve kısa vadeli politikalar üzerinden sürdürüldüğü müddetçe, “tartışmalı, karmaşık ve istikrarsız” sonuçlar üretmeye mahkumdur. Danışma Kurulu’nun asıl misyonu, devleti ve toplumu, bu kadim ve kapsayıcı sistemi güncellemeye ve uygulamaya ikna etmek olmalıdır. Zira, Anadolu’da kalıcı barış ve birlik, ancak kendi tarihsel kodlarına uygun bir sosyal yazılımla, yani Dört Kapı sistemiyle mümkün görünmektedir. Aksi, daha derin istikrarsızlıklar ve bölünmeler riskini içinde barındırmaktadır.<br />
<br />
<strong>Türkoğuz Kılıçgedik&nbsp;</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 16 Aug 2026 14:55:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/08/alevi-bektasi-danisma-kurulu-ve-ulusal-birlik-tartismasi-dort-kapi-ogretisi-onerisi-1786881963.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, Balkan basın heyetiyle Hacıbektaş’ta buluştu</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-bektasi-kultur-ve-cemevi-baskanligi-balkan-basin-heyetiyle-hacibektasta-bulustu-3361</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-bektasi-kultur-ve-cemevi-baskanligi-balkan-basin-heyetiyle-hacibektasta-bulustu-3361</guid>
                <description><![CDATA[Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ile Kültür ve Sanat Etkinlikleri kapsamında, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın davetiyle çeşitli Balkan ülkelerinden gelen basın heyetiyle Hacıbektaş Kültür Merkezi’nde bir araya geldi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ile Kültür ve Sanat Etkinlikleri kapsamında, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın davetiyle çeşitli Balkan ülkelerinden gelen basın heyetiyle Hacıbektaş Kültür Merkezi’nde bir araya geldi.</strong><br />
<br />
Toplantıda, Bektaşiliğin doğduğu yer ve küresel merkezi olan Hacıbektaş’ta, Hünkâr Hacı Bektaş Veli’nin manevi huzurunda buluşmanın önemi ve anlamı vurgulandı. Başkanlıkyetkilileri, Alevi-Bektaşi kültürünü ve inanç mirasını koruma, gelecek nesillere aktarma ve farklı bölgelerde tanıtma yönündeki çalışmalar hakkında bilgilendirme yaptı.</p>

<p>Programın sonunda ziyaretçi basın mensuplarının soruları yanıtlandı, karşılıklı görüş alışverişinde bulunuldu.</p>

<p>Başkanlık, Hacı Bektaş Veli’nin “Bilgiyle aydınlatılmayan yol karanlığa götürür” ilkesinden hareketle; bilgi, bilgelik, insan sevgisi ve kardeşlik temeline dayanan bu köklü mirası dünyanın dört bir yanındaki insanlarla paylaşmaya, tanıtmaya ve yaşatmaya devam edeceğini belirtti.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 16 Aug 2026 01:45:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/08/alevi-bektasi-kultur-ve-cemevi-baskanligi-balkan-basin-heyetiyle-hacibektasta-bulustu-1786834184.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı Danışma Kurulu üyeleri açıklandı</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-bektasi-kultur-ve-cemevi-baskanligi-danisma-kurulu-uyeleri-aciklandi-3360</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-bektasi-kultur-ve-cemevi-baskanligi-danisma-kurulu-uyeleri-aciklandi-3360</guid>
                <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla yayımlanan atama kararları kapsamında, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı Danışma Kurulu üyeliklerine yapılan atamalar resmiyet kazandı. ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>2023 yılından beri beklenen Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı Danışma Kurulu üyeleri açıklandı.<br />
<br />
HABER MERKEZİ/ ANKARA - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla yayımlanan atama kararları kapsamında, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı Danışma Kurulu üyeliklerine yapılan atamalar resmiyet kazandı.&nbsp;<br />
<br />
15 Ağustos 2026 tarihli ve 2026/235 sayılı karar doğrultusunda 11 isim kurula seçildi.&nbsp;<br />
1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 292/A maddesi uyarınca belirlenen Danışma Kurulu, önümüzdeki dönemde Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı çalışma stratejileri ve faaliyetlerine yönelik danışmanlık görevi üstlenecek.&nbsp;<br />
<br />
Resmi Gazete'de de yayımlanan ekli listede Metin Tarhan, Selahattin Özgündüz, Serdar Gazi Karababa ve Timur Can Ulusoy, Davut Eskiocak, Eşref Doğan, Hacı Dursun Gümüşoğlu, Yahya Kalender, Alemdar Mustafa Yalçın, Hüseyin Uğurlu ve Muharrem Ercan yer alıyor. Buna göre, Danışma Kurulu'nda 2 Kureyşan Ocağı, 1 Hacı Bektaş, 1 Kalender Veli, 1 Hıdır Abdal ve 1 Sinemilli Ocağı evladı bulunuyor. Kurul'da ayrıca, 1 Caferi, 1 Nusayri ve bir de Sünni üye yer alıyor.<br />
Kurulun ilk toplantı takvimi ve çalışma gündeminin önümüzdeki günlerde Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı tarafından duyurulması bekleniyor.<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/ed09d0d9-cbce-4b0d-8265-8a6cd5702d59.jpg" style="height:800px; width:533px" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 16 Aug 2026 00:50:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/08/alevi-bektasi-kultur-ve-cemevi-baskanligi-danisma-kurulu-uyeleri-aciklandi-1786831424.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>CHP Genel Başkan Yardımcısı Necdet Saraç yazdı: Hacı Bektaş Veli aydınlatmaya devam ediyor</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/chp-genel-baskan-yardimcisi-necdet-sarac-yazdi-haci-bektas-veli-aydinlatmaya-devam-ediyor-3359</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/chp-genel-baskan-yardimcisi-necdet-sarac-yazdi-haci-bektas-veli-aydinlatmaya-devam-ediyor-3359</guid>
                <description><![CDATA[CHP Genel Başkan Yardımcısı Necdet Saraç, Hacı Bektaş Veli ve Alevi-Bektaşi geleneğine ilişkin bir yazı kaleme aldı. Saraç, yazısında Hacı Bektaş Veli’nin felsefesinin günümüz Türkiye’si için önemine dikkat çekerek, “inancın dünyevileşebildiği” eşit yurttaşlık temelinde bir ülke çağrısı yaptı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="margin-right:-7px">CHP Genel Başkan Yardımcısı Necdet Saraç, Hacı Bektaş Veli ve Alevi-Bektaşi geleneğine ilişkin bir yazı kaleme aldı. Saraç, yazısında Hacı Bektaş Veli’nin felsefesinin günümüz Türkiye’si için önemine dikkat çekerek, <strong>“inancın dünyevileşebildiği”</strong> eşit yurttaşlık temelinde bir ülke çağrısı yaptı.<br />
<br />
Saraç, Hacı Bektaş Veli’nin Baba İshak, Baba İlyas, Yunus Emre, Lokman Perende, Taptuk Emre, Sarı Saltuk ve Barak Baba gibi hem düşün hem de eylem adamı çağdaşlarıyla birlikte anıldığını belirterek şunları kaydetti:<em><strong>“‘Yolumuz, ilim, irfan ve insanlık sevgisi üzerine kurulmuştur’ diyen Hacı Bektaş Veli, adları ne olursa olsun bütün Aleviler, Bektaşiler, Kızılbaşlar, Abdallar, Tahtacılar için serçeşmedir, bir Mürşit Kapısı’dır. Ana kaynaktır!”</strong></em><br />
<br />
<strong>CHP Genel Başkan Yardımcısı Necdet Saraç&nbsp;yazısında şunları kaydetti:&nbsp;</strong><br />
<br />
<span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:black"><strong><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">Hacı Bektaş Veli </span></strong><strong><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">aydınlatmaya devam ediyor…</span></strong></span></span></span></p>

<p>Alevi Bektaşi geleneğinin en önemli merkezlerinden biri Horasan<strong> “güneşin yükseldiği yer“ </strong>olarak kabul edilir!<br />
Rivayet odur ki, Hacı Bektaş Veli de güneşin yükseldiği yerden, Horasan’dan bir güvercin donunda uçup gelmiştir Sulucakarhöyük’e, yani şimdiki ismiyle Hacıbektaş İlçesi’ne...<br />
Tarihler 13. yüzyılı işaret etmektedir...<br />
<br />
Bu yüzyıldan itibaren Yunus Emre dergahta, Taptuk Emre Eskişehir’de, Abdal Musa Antalya’da,&nbsp;&nbsp;Ahi Evren Ankara’da, Karacaahmet Üsküdar’da, Barak Baba Çanakkale’de, Hızır Samut Bozok’ta, Hacım Sultan Uşak’ta, Güvenç Abdal Gümüşhane’de Hacı Bektaş Veli yolunda <strong>“aydınlanmanın ışığını” </strong>yakarlar…</p>

<p><strong>13. YÜZYIL VE ASR-I SAADET</strong></p>

<p>Kimin kimin öğrencisi olduğu, kimin mürşit ve “halife” olduğu konusunda farklı tespitler olsa da, Hacı Bektaş Veli, “asr-ı saadet” diye de anılan 13. yüzyıldaki çağdaşları olan, Baba İshak, Baba İlyas, Yunus Emre, Lokman Perende, Taptuk Emre, Sarı Saltuk, Barak Baba gibi hem düşün hem de eylem adamıdır.</p>

<p><strong>‘Yolumuz, ilim, irfan ve insanlık sevgisi üzerine kurulmuştur’ </strong>diyen Hacı Bektaş Veli, adları ne olursa olsun bütün Aleviler, Bektaşiler, Kızılbaşlar, Abdallar, Tahtacılar için serçeşmedir, bir Mürşit Kapısı’dır.<br />
Ana kaynaktır!<br />
<br />
Oradan yayılan ışık, daha sonra Avrupa’da da görülen aydınlanma ışığı ile paralellik oluşturur. Hem bu paralellikte, hem de Aleviliğin aydınlanma gücünde, yorumların ötesinde, o dönemde Anadolu’da yaşayan bütün inançlara ve kültürlere <strong>‘aynı nazarda’</strong> bakmasının, hayatın doğal devinimini, değişimini görerek hayatı her gün yeniden yorumlayabilmesinin ciddi rolü vardır…<br />
<br />
Ve bu öğreti, asıl olarak biçimsel dinin, özel olarak Sünni İslamın katı kurallarına, durgunluğuna ve donukluğuna, hayatın içinden bir müdahale olarak ortaya çıkan, akıp giden, hayata dair olan ve günlük yaşamda vücut bulan bir inanç ve yaşam biçimi olmuştur.<br />
<br />
Alevilik bu anlamıyla, aynı zamanda bir yaşam biçimi de olunca, hiç kimseye Aleviliği yalnızca mistik bir havada sunma ya da<strong> ‘incinsen de incitme’ </strong>edebiyatı ile anlatma şansı da vermemiştir. Canlı ve dinamik öğreti bu yaklaşımları fiili olarak hep reddetmiştir. Nitekim yüzlerce yıla yayılan ağır baskılara, yok etme girişimlerine ve asimilasyon hamlelerine direnme gücü de buradan kaynaklanmaktadır…</p>

<p><strong>İNANCI DÜNYEVİLEŞTİRMEK</strong></p>

<p>Hacı Bektaş Veli’nin 1209’da doğduğu, 1270’de Hak’ka yürüdüğü söylense de, doğumu ve ölümü ile ilgili farklı tarihler de vardır. Hacı Bektaş’ı hayatından daha çok felsefesi onu Hacı Bektaş Veli yapar!<br />
Hacı Bektaş Veli’ye inanmadan kuru övgüler dizmek yerine, onun felsefesini hakim kılmak, devleti bütün inançlara eşit mesafede duracak, her inancın istediği gibi inandığı, istediği yerde ibadet ettiği, Ayasofya gibi, Hacı Bektaş gibi, Mevlana gibi ortak mekanların <strong>“insanlığın ortak kültürel mirası” </strong>olarak kabul edildiği, dinin devletin kurumsal yapısı dışına çıkarıldığı, çifte standart yerine eşit yurttaşlığın olduğu “inancın da dünyevileşebildiği” bir Türkiye’ye götürür.</p>

<p>Bu Türkiye,&nbsp;&nbsp;ezberlenmiş ve sahici olmayan sözler yerine, <strong>"Nefsine ağır geleni kimseye uygulama"</strong>,&nbsp;<strong>"Yetmişiki milleti bir gör"</strong>, <strong>“Her ne arar isen, kendinde ara / Kudüs'te, Mekke'de, Hac'da değil”</strong> ve <strong>"Bilimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır"</strong> diyen Hacı Bektaş Veli’ye gerçekten kulak veren bir Türkiye olur!</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 15 Aug 2026 16:21:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/08/chp-genel-baskan-yardimcisi-necdet-sarac-yazdi-haci-bektas-veli-aydinlatmaya-devam-ediyor-1786801182.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kültür Bakanlığı semah topluluklarına ne oldu?</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kultur-bakanligi-semah-topluluklarina-ne-oldu-3358</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kultur-bakanligi-semah-topluluklarina-ne-oldu-3358</guid>
                <description><![CDATA[Haber Hacıbektaş sitesi genel yayın yönetmeni Mustafa Sümen, Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın sahip olduğu iki ayrı semah topluluğunun durumunu resmi yazıyla sordukları halde cevap alamadıklarını duyurdu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.haberhacibektas.com/bakan-ersoy-bugun-hacibektasta-semahlari-sorduk-cevap-bekliyoruz"><strong>Haber Hacıbektaş </strong></a>sitesi genel yayın yönetmeni Mustafa Sümen, Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın sahip olduğu iki ayrı semah topluluğunun durumunu resmi yazıyla sordukları halde cevap alamadıklarını duyurdu.<br />
<br />
İşte o haber:</p>

<p><br />
<strong>Bakan Ersoy Bugün Hacıbektaş'ta: Semahları Sorduk Cevap Bekliyoruz!</strong></p>

<p>Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ile Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı Esma Ersin bugün Hacıbektaş’ta düzenlenecek Hacı Bektaş Veli anma etkinliklerine katılacak. Haber Hacıbektaş olarak 5 ve 6 Temmuz tarihlerinde CİMER üzerinden iki ayrı başvuruyla resmi semah topluluklarının kadro ve faaliyet durumlarını sorduk. 14 Ağustos itibarıyla başvurularımıza henüz yanıt ulaşmadı.</p>

<p>Hacıbektaş’ta yıllardır faaliyet gösteren Kültür ve Turizm Bakanlığı Hacıbektaş Semah Topluluğunun personel yetersizliği sorununu daha önce kamuoyunun gündemine taşımıştık.</p>

<p>1997 yılında yaklaşık 30 kişilik kadroyla kurulan topluluk, yıllar içerisinde yaşanan emeklilikler, tayinler ve kurum değişiklikleri nedeniyle bugün 2 kadın semahçı, 2 erkek semahçı ve 1 bağlamacı olmak üzere toplam 5 personelle faaliyet göstermeye çalışıyor.</p>

<p>Bir dönem yaklaşık 30 kişilik kadroya sahip olan topluluğun bugün 5 personelle faaliyet göstermesi, doğal olarak bazı soruları beraberinde getiriyor.</p>

<p>Geriye kalan kadroların bugünkü durumu nedir?</p>

<p>Kadrolar boş mu?</p>

<p>Başka birimlerde mi değerlendirildi?</p>

<p>Yeniden personel alımı yapılacak mı?</p>

<p>Bu soruların yanıtını öğrenmek amacıyla 5 Temmuz’da CİMER üzerinden Kültür ve Turizm Bakanlığına başvurduk.</p>

<p><br />
<strong>KAMUOYUNUN ÇOĞUNUN BİLMEDİĞİ İKİNCİ BİR TOPLULUK DA VAR</strong></p>

<p>Araştırmamız sırasında, kamuoyunun büyük bölümünün yeterince bilgi sahibi olmadığı başka bir resmi semah yapılanmasının da bulunduğuna ilişkin bilgilere ulaştık.</p>

<p>Devlet Semah Topluluğu.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre dönemin Kültür Bakanı Fikri Sağlar döneminde oluşturulan Devlet Semah Topluluğu’nun yaklaşık 40 kişilik bir kadroya sahip olduğu belirtiliyor.</p>

<p>Ancak bu bilgilerin güncel ve resmi durumunu Bakanlığa özellikle sorduk.</p>

<p>Çünkü kamuoyunun bilmesi gereken önemli sorular var:</p>

<p>Devlet Semah Topluluğu bugün aktif olarak faaliyet gösteriyor mu?</p>

<p>Hangi etkinliklerde görev alıyor?</p>

<p>Son yıllarda kaç gösteri gerçekleştirdi?</p>

<p>Mevcut personel ve unvan dağılımı nedir?</p>

<p>Topluluğun faaliyetleri kamuoyuyla nasıl paylaşılıyor?</p>

<p>Bu soruların yanıtını henüz bilmiyoruz.</p>

<p>Bu nedenle Bakanlıktan resmi bilgi talep ettik.</p>

<p><br />
<strong>İKİ AYRI RESMİ YAPILANMA, BİRBİRİNDEN FARKLI İKİ TABLO</strong></p>

<p>Bugün ortaya çıkan tablo şu:</p>

<p>Bir tarafta Kültür ve Turizm Bakanlığı Hacıbektaş Semah Topluluğu bulunuyor.</p>

<p>1997 yılında yaklaşık 30 kişilik kadroyla kurulan toplulukta bugün yalnızca 5 personelin görev yaptığı belirtiliyor.</p>

<p>Diğer tarafta ise Devlet Semah Topluluğu bulunuyor.</p>

<p>Bu topluluğun yaklaşık 40 kişilik bir kadroya sahip olduğu yönündeki bilginin de resmi olarak açıklığa kavuşmasını bekliyoruz.</p>

<p>Dolayısıyla mesele yalnızca Hacıbektaş’taki 5 kişilik mevcut kadro değil.</p>

<p>Asıl soru, Bakanlık bünyesindeki semah yapılanmalarının bugün nasıl bir personel ve faaliyet yapısına sahip olduğu.</p>

<p><br />
<strong>2021’DE DE AYNI SORUN GÜNDEME GELMİŞTİ</strong></p>

<p>Hacıbektaş Semah Topluluğu’nun personel sorunu yeni değil.</p>

<p>2021 yılında dönemin Hacıbektaş Belediye Başkanı Arif Yoldaş Altıok, topluluğun personel eksikliğini dönemin Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’a bizzat ilettiğini açıklamıştı.</p>

<p>Altıok ayrıca belediye tarafından Bakanlığa resmi yazıyla başvuru yapıldığını ve topluluğun yeniden güçlendirilmesi gerektiğini ifade etmişti.</p>

<p>Aradan geçen yıllarda ise topluluğun personel sayısının daha da azaldığı görülüyor.</p>

<p>Bugün Hacıbektaş’ta resmi semah topluluğunda yalnızca 5 personelin görev yaptığı belirtiliyor.</p>

<p><br />
<strong>6 TEMMUZ’DA ALEVİ-BEKTAŞİ KÜLTÜR VE CEMEVİ BAŞKANLIĞINA DA SORDUK</strong></p>

<p>Konunun yalnızca Bakanlığın personel yapısıyla sınırlı olmadığını düşünerek 6 Temmuz’da ikinci CİMER başvurumuzu Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığına yönelttik.</p>

<p>Başkanlığın başında bulunan Esma Ersin de başvurumuzun muhatapları arasında yer aldı.</p>

<p>Başvuruda;</p>

<p>Hacıbektaş Semah Topluluğu’nun mevcut personel durumundan Başkanlığın haberdar olup olmadığını,</p>

<p>Personel eksikliğinin giderilmesi konusunda Bakanlık nezdinde herhangi bir çalışma yürütülüp yürütülmediğini,</p>

<p>Devlet Semah Topluluğu ile ilgili bilgi veya koordinasyon bulunup bulunmadığını,</p>

<p>Semah geleneğinin korunması ve yaşatılması için hangi çalışmaların yapıldığını,</p>

<p>Hacıbektaş’ta yetişen genç semahçıların resmi topluluklarda değerlendirilmesine yönelik bir çalışma bulunup bulunmadığını</p>

<p>sorduk.</p>

<p>14 Ağustos itibarıyla bu başvurumuza da henüz yanıt ulaşmadı.</p>

<p>5 VE 6 TEMMUZ’DA SORDUK, BUGÜN 14 AĞUSTOS</p>

<p>Kültür ve Turizm Bakanlığına yaptığımız başvurunun üzerinden yaklaşık 40 gün geçti.</p>

<p>Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığına yaptığımız ikinci başvurunun üzerinden de yaklaşık 39 gün geçti.</p>

<p>Başvurularımızda herhangi bir kişinin özel bilgilerini değil, kamu kurumlarının faaliyetleri ve resmi semah topluluklarının mevcut durumuyla ilgili kamuoyunu ilgilendiren bilgileri talep ettik.</p>

<p>Bugün itibarıyla iki başvurumuza da yanıt ulaşmadı.</p>

<p><br />
<strong>BUGÜN İKİ İSİM DE HACIBEKTAŞ’TA</strong></p>

<p>Bugün Hacıbektaş’ta dikkat çeken bir diğer konu ise sorularımızın muhataplarının ilçede bulunacak olması.</p>

<p>Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ile Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı Esma Ersin, Hacı Bektaş Veli anma etkinlikleri kapsamında bugün Hacıbektaş’ta olacak.</p>

<p>Biz de 5 ve 6 Temmuz’da ilgili kurumlara yönelttiğimiz soruların yanıtını, yetkililerin Hacıbektaş’ta bulunduğu bugün bir kez daha kamuoyunun gündemine taşıyoruz.</p>

<p><br />
<strong>BAKAN ERSOY’A SORUYORUZ</strong></p>

<p>Sayın Bakan;</p>

<p>2021 yılında dönemin Hacıbektaş Belediye Başkanı Arif Yoldaş Altıok tarafından size iletildiği açıklanan Hacıbektaş Semah Topluluğu’nun personel sorununun bugünkü durumu nedir?</p>

<p>30 kişilik kuruluş kadrosundan bugün 5 personele kadar düşen topluluğun eksilen kadroları hakkında Bakanlığınızın planı nedir?</p>

<p>Hacıbektaş Semah Topluluğu yeniden güçlendirilecek mi?</p>

<p>Hacıbektaş’ta bu kültür içerisinde yetişen gençlerin resmi semah topluluğunda değerlendirilmesine yönelik bir çalışma yapılacak mı?</p>

<p>Ve kamuoyunun yeterince bilgi sahibi olmadığı yaklaşık 40 kişilik olduğu belirtilen Devlet Semah Topluluğu bugün hangi faaliyetleri yürütüyor?</p>

<p><br />
<strong>ESMA ERSİN’E DE SORUYORUZ</strong></p>

<p>Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı Esma Ersin de bugün Hacıbektaş’ta olacak.</p>

<p>6 Temmuz’da Başkanlığın görev alanına ilişkin olarak yönelttiğimiz soruların yanıtlarını da bekliyoruz.</p>

<p>Başkanlığın Hacıbektaş Semah Topluluğu’nun personel sorunundan haberdar olup olmadığını, bu konuda Bakanlıkla herhangi bir çalışma yürütüp yürütmediğini ve semah geleneğinin geleceğine ilişkin planlarını kamuoyunun bilmesini istiyoruz.</p>

<p>Çünkü konu yalnızca bir personel eksikliği meselesi değil.</p>

<p>Konu, Alevi-Bektaşi kültürünün önemli unsurlarından biri olan semahın Hacıbektaş’taki kurumsal geleceği.</p>

<p><br />
<strong>SEMAHLAR UNESCO MİRASINDA</strong></p>

<p>Semah geleneği yalnızca Hacıbektaş’ın değil, Türkiye’nin kültürel mirasının önemli unsurlarından biri.</p>

<p>Semahlar, 2010 yılında UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsilî Listesi’ne kaydedildi.</p>

<p>Bu nedenle konu yalnızca bir personel meselesi olarak değerlendirilemez.</p>

<p>Semah geleneğinin kurumsal olarak nasıl korunacağı, bu kültürü yaşatan toplulukların nasıl destekleneceği ve yetişmiş gençlerin bu yapılar içerisinde nasıl değerlendirileceği de kamuoyunun bilmek istediği konular arasında.</p>

<p><br />
<strong>MASALARDA BULUŞMAK YETMEZ</strong></p>

<p>Son günlerde Hacıbektaş’ta Alevi-Bektaşi kültürünün önemi, birlik, kardeşlik ve kültürel mirasın gelecek kuşaklara aktarılması gerektiği yönünde önemli mesajlar verildi.</p>

<p>Biz de bu mesajların sahadaki karşılığını görmek istiyoruz.</p>

<p>Çünkü semah yalnızca bir gösteri değil; yaşayan bir kültürel miras.</p>

<p>Hacıbektaş’ta ise bu kültürü bilen, semah dönen ve gönüllü olarak çalışmalarını sürdüren gençler bulunuyor.</p>

<p>O halde soru açık:</p>

<p>Masalarda buluşmak yetmez. Bu kültürü yaşatan insanlara da sahip çıkılacak mı?</p>

<p><br />
<strong>ŞİMDİ CEVAP BEKLİYORUZ</strong></p>

<p>Haber Hacıbektaş olarak 5 ve 6 Temmuz tarihlerinde yaptığımız iki ayrı CİMER başvurusuyla sorularımızı ilgili kurumlara ilettik.</p>

<p>Bugün 14 Ağustos.</p>

<p>Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığından hâlâ cevap bekliyoruz.</p>

<p>Sorularımız açık:</p>

<p>Hacıbektaş Semah Topluluğu neden 5 kişiye kadar düştü?</p>

<p>Kuruluşta bulunan kadroların bugünkü durumu nedir?</p>

<p>Yaklaşık 40 kişilik olduğu belirtilen Devlet Semah Topluluğu bugün ne yapıyor?</p>

<p>Bu topluluk hangi etkinliklerde görev alıyor?</p>

<p>Hacıbektaş’ta semah kültürünü yaşatmaya hazır gençler varken, resmi semah topluluğunun güçlendirilmesine yönelik bir çalışma yapılacak mı?</p>

<p>Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığının yapacağı açıklamalara, kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi amacıyla aynı tarafsızlıkla yer vereceğiz.</p>

<p>Soruyoruz. Cevabını bekliyoruz.</p>

<p>Haber: Mustafa Sümen</p>

<p><a href="https://www.facebook.com/share/p/1HZ3SVQPeX/"><strong>Kaynak: Haber Hacıbektaş</strong></a></p>

<p><a href="https://www.facebook.com/share/p/1HZ3SVQPeX/"><strong>https://www.facebook.com/share/p/1HZ3SVQPeX/</strong></a><br />
<a href="https://www.haberhacibektas.com/bakan-ersoy-bugun-hacibektasta-semahlari-sorduk-cevap-bekliyoruz">https://www.haberhacibektas.com/bakan-ersoy-bugun-hacibektasta-semahlari-sorduk-cevap-bekliyoruz<br />
<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/e096cb7f-7bf5-4a75-a259-e37f122c1bec.jpg" style="height:635px; width:716px" /></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 14:00:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/08/kultur-bakanligi-semah-topluluklarina-ne-oldu-1786706110.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Cihan Söylemez: Hacı Bektaş Veli Anma Etkinlikleri Politize Edilmek İsteniyor</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cihan-soylemez-haci-bektas-veli-anma-etkinlikleri-politize-edilmek-isteniyor-3357</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cihan-soylemez-haci-bektas-veli-anma-etkinlikleri-politize-edilmek-isteniyor-3357</guid>
                <description><![CDATA[Hukukçu-yazar Cihan Söylemez, Hacı Bektaş Veli anma etkinliklerinin bazı kesimlerce politize edilerek Kemal Kılıçdaroğlu karşıtlığına dönüştürülmeye çalışıldığı yönünde uyarıda bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Hukukçu-yazar Cihan Söylemez, Hacı Bektaş Veli anma etkinliklerinin bazı kesimlerce politize edilerek Kemal Kılıçdaroğlu karşıtlığına dönüştürülmeye çalışıldığı yönünde uyarıda bulundu.<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p>Hukukçu-yazar Cihan Söylemez, Hacı Bektaş Veli anma etkinliklerinin bazı Alevi kurumları ve yeni bir parti tarafından politize edilerek Kemal Kılıçdaroğlu karşıtlığına dönüştürülmeye çalışıldığı yönünde uyarıda bulundu.</p>

<p>Cihan Söylemez, Alevi kamuoyunu Hacı Bektaş Veli anma törenleri öncesinde bu konuda duyarlı olmaya ve ortak bir tutum geliştirmeye çağırdı.</p>

<p>Söylemez yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:</p>

<p><em><strong>“Merhaba Canlar,</strong></em><br />
<em><strong>Hacı Bektaşi Veli Hazretlerini Anna Yıl Dönüm Etkinliğinde Yeni Parti ve Bazı Alevi Kurumları&nbsp;</strong></em><br />
<em><strong>Etkinliği tıpkı Garip Dede Cemevinde olduğu gibi politize ve Kemal Bey karşıtlığına çevirmek için çaba sarf edecekleri yönünde bir durum var.&nbsp;</strong></em><br />
<br />
<em><strong>Munzur Doğa ve Kültür Festivaline biz Dersimliler içinde duyarlı olanların tepkisi ve çağrısı ile Özgür Özel ve şürekası bir miting için gelemedi ve bazı kötü niyetlililetin hevesleri kursaklarında kaldı.&nbsp;</strong></em><br />
<br />
<em><strong>Şimdi Munzur Festivalinde yapamadıkları mitingi ve şovu&nbsp;</strong></em><br />
<em><strong>Serçeşmelerimizden biri olan Hünkâr Hacı Bektaşı Veli adına tertip edilen törenlerde kullanmak istiyorlar.&nbsp;</strong></em><br />
<br />
<em><strong>Hacı Bektaşi Veli Anma Etkinlikleri Saraçhane grubu tarafından destekleniyor ve oradan başlamak üzere tüm Aleviler arasında Sayın Kılıçdaroğlu’na karşı aleyhte bir kampanya ve dışlama faaliyeti bir kaç yıldır dikkat çeker şekilde gözümüzün önünde son üç senedir tekrar ediyor.</strong></em><br />
<br />
<em><strong>Bu bakımdan sayfada bulunan Canların bu hususa törenler öncesi bilhassa eğilmesi ve Hacı Bektaşı Veli Anma törenleri öncesi hem Alevi Kurumları düzeyinde hem de genel olarak &nbsp;bir kamuoyu yaratması gerektiğini (Alevi müzisyenlerin, aydınların, sanatçıların, STK temsilcilerinin bir arada olduğu bir toplu imza ve basın metni gibi &nbsp;çalışmalar olabilir…) düşünüyorum.</strong></em></p>

<p><em><strong>Hürmetler.”</strong></em></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 14:23:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/08/cihan-soylemez-haci-bektas-veli-anma-etkinlikleri-politize-edilmek-isteniyor-1786620491.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Özgür Özel şimdi de Hacıbektaş’ı bölecek!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ozgur-ozel-simdi-de-hacibektasi-bolecek-3356</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ozgur-ozel-simdi-de-hacibektasi-bolecek-3356</guid>
                <description><![CDATA[Gittiği her yerde Alevi Bektaşileri bölen, birbirine düşüren YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel’in Hacı Bektaş Veli Anma Etkinliklerine katılacağı öğrenildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, 16 Ağustos Pazar günü Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesini ziyaret edecek. Hacı Bektaş Veli Anma Etkinlikleri Alevi Bektaşilerin en önemli inanç etkinliği olarak kabul ediliyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Daha önce İmam Hüseyin ve yarenlerinin katledildiği Muharrem ayında Garip Dede Cemevi’nde, Çorum’da Alevilerin etkinliğinde, Sivas Katliamı anma yürüyüşünde, Tunceli’de ayrımcı konuşmaları ile Alevi-Bektaşiler arasında tepkilere yol açan YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel’in Hacı Bektaş Veli Anma Etkinliklerine katılacağı öğrenildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>BELEDİYE ETKİNLİKLERİ 4 GÜNE ÇIKARDI!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Geleneksel olarak 16, 17 ve 18 Ağustos günlerinde düzenlenen Hacı Bektaş Veli Anma Etkinlikleri bu yıl belediye tarafından 15 Ağustos’un da eklenmesiyle 4 güne çıkarıldı. Ancak, ilginç bir şekilde, Hacıbektaş Belediyesi programında 15 Ağustos günü sadece saat 18’de bir konser düzenleneceği görülüyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi Bektaşi sivil toplum örgütlerinin önemli bir kısmının etkinliklerin dışında tutulduğu programı Hacıbektaş Belediyesi İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bırakmış durumda.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ÖZEL 16 AĞUSTOS’DA SİYASİ MİTİNG YAPACAK</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">16 Ağustos Pazar günü saat 19’da ilan edilen “<strong><em>Protokol açılışı</em></strong>” öncesinde ise, YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel’e propaganda yapması için zaman ayrılmış. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye ve dünyanın dört bir yanından Alevi Bektaşilerin Hacıbektaş ilçesine geldiği ve en önemli inanç önderinin anısını yâd ettikleri bir günde, bir siyasi partinin etkinlik düzenlemesi tepki ile karşılandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Özgür Özel’in daha önce de katıldığı Alevilerin inanç etkinliklerinde yaşananları hatırlatan vatandaşlar, aynı tiyatronun bu kez Hacıbektaş’ta sahneye konulacağı endişelerini dile getirdiler.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Muharrem ayında, Sivas’ta, Çorum’da, Tunceli’de Alevi Bektaşilerin birbirine düşmesine neden olan Özel’in Hacıbektaş’ta da kışkırtma yapmaktan geri durmayacağına dikkati çeken çok sayıda Alevi, inanç mekanlarının siyasi partilerin gösteri alanı olmadığını, Özgür Özel’in de buna saygı duyması gerektiğini vurguladılar.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Anma etkinliklerinde tek bir vatandaşın dahi burnu kanarsa, bundan YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel’in sorumlu olacağını belirten vatandaşlar, Alevi Bektaşilerin inanç mekanlarının siyasatçiler tarafından istismar edilmesine tepki gösterdiler.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 07:29:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/08/ozgur-ozel-simdi-de-hacibektasi-bolecek-1786596856.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bülent Kara yazdı: Aleviliğin güncel paradigmalarının anatomik savruluşu ve CHP</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bulent-kara-yazdi-aleviligin-guncel-paradigmalarinin-anatomik-savrulusu-ve-chp-3355</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bulent-kara-yazdi-aleviligin-guncel-paradigmalarinin-anatomik-savrulusu-ve-chp-3355</guid>
                <description><![CDATA[Prof. Dr. Bülent Kara, alevihaberler.com.tr haber sitesi için kaleme aldığı yazısında, küresel emperyalist güçlerin Ortadoğu'da kışkırttığı Şii-Sünni kutuplaşmasına karşı direnmesi gereken Alevi kurumlarının, liyakatsizlik ve belediyelerle kurulan rant ilişkileri nedeniyle öz bağımsızlığını yitirip siyasete bağımlı hale geldiğini savunuyor. Yazıda, bu yozlaşma sonucu Alevi toplumunun tarihsel anti-emperyalist özünden kopup siyasi manipülasyonlara açık hale geldiği belirtilerek, kurtuluşun Horasan erenlerinin evrensel irfanına dayanan bağımsız bir paradigmaya dönmekle mümkün olacağı vurgulanmaktadır.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000"><strong>ALEVİLİĞİN GÜNCEL PARADİGMALARININ ANATOMİK SAVRULUŞU VE CHP</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Prof. Dr. Bülent KARA</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>1. Giriş</strong> </span></p>

<p><span style="color:#000000">Toplumsal inanç gruplarının ve kadim kültürlerin sosyo-politik serüvenleri kendi içsel dinamikleriyle ya da yerel siyasetin dar kalıplarıyla anlaşılamaz aksine içine doğdukları bölgesel çatışmaların ve küresel hegemonya mücadelelerinin dolaysız birer yansıması olarak görülürler. Günümüz dünyasında uluslararası ilişkiler sistemi ve jeopolitik güç dengeleri, köklü bir kriz ve yeniden yapılanma sürecinden geçmektedir. Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere ve İsrail ekseninde şekillenen küresel emperyalist blok ile Siyonist aklın, Ukrayna krizinde çok kutuplu dünyanın jeopolitik duvarına çarpması, Afrika kıtasında ise halkların yükselen anti-sömürgeci başkaldırısıyla askeri üslerinden sökülüp atılması, bu krizin en somut göstergelerindendir. Ortadoğu’da ise İran ve bölgesel direniş hattı karşısında net ve sürdürülebilir bir askeri başarı elde edilememesi, küresel ölçekte bir stratejik tıkanmışlık yaratabilmektedir. Mevcut hegemonya krizini gizlemek ve askeri yenilgileri maskelemek isteyen bu emperyalist merkezler, yegâne çıkış yolu olarak insanlık tarihinin en yıkıcı fay hattını, yani inanç ve mezhep eksenli çatışmaları yeniden alevlendirmeyi seçmişlerdir. Bu bağlamda, 7-8 Temmuz tarihlerinde NATO Zirvesi’nin Ankara’da toplanması yapısal bir tesadüf olmanın yanı sıra Doğu Akdeniz’den Mezopotamya’ya uzanan hattı ateşe verecek yeni kaos senaryosunun stratejik üssünün ilan edilmesi anlamını taşıyabileceği düşünülmektedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Genel bir bakış açısıyla bakıldığında askeri müdahalelerle boyun eğdirilemeyen bu kadim coğrafyayı içeriden çökertmek amacıyla kurulan bu "kirli laboratuvar", topyekûn bir Şii-Sünni savaşı çıkarmayı hedefleyebilmektedir. Bu stratejik mühendislikte, Türkiye ve Suriye yapay bir "Sünni-Emevi Bloku" teolojisiyle sahanın ana aktörleri olarak konumlandırılırken planın finansörlük ve lojistik yükü Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar gibi Körfez sermayesine ihale edilmiştir. Bu yapay eksenin karşısına ise İran, Irak, Yemen ve Lübnan’dan oluşan bir hat yerleştirilerek Ortadoğu'dan Kafkaslar'a, Balkanlar'dan Afrika'ya uzanan devasa bir coğrafyada yeni dönemin total mezhep savaşı ilmek ilmek işlenmektedir. Toplumun ve entelektüel çevrelerin gözden kaçırdığı en büyük tehlikelerden biri ise bu emperyalist laboratuvarların nüfuz kabiliyetleri olarak görülmektedir. İdeolojik rengi fark etmeksizin ister dini cemaatler ister siyasal İslamcı hareketler ister milliyetçi yapılar, isterse seküler ve sol topluluklar olsun her yapı, kitlelerin zihnine enjekte edilen bu sinsi kutuplaşmanın manipülasyonuna açık birer piyon haline getirilmektedir. Siyasal İslam’ın mezhepçi körlüğü, solun tarihsel miyopluğu ve Kürt siyasal hareketinin pragmatik denge arayışları, bölgeyi saran bu total kuşatmayı doğru okumaktan uzaktır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Genel olarak bu yazı böylesi bir varoluşsal kaosun ortasında kalan Alevi toplumunun sosyolojik savruluşunu ve kurumsal krizlerini analiz etmeyi amaçlamaktadır. Küresel ölçekte sipariş edilen Şii-Sünni kutuplaşmasını ideolojik olarak mahkûm etmesi gereken Alevi kurumları, bugün yerel siyasetin ve belediyelerin patronaj ağlarına hapsolmuş durumdadır. Aleviliğin kendi tarihsel genetiğine Ahmet Yesevi’nin hikmetine, Hacı Bektaş Veli’nin sevgisine, Şeyh Safiyüddin Erdebili’nin ahlakına, Ahi Evran’ın adaletine ve tüm Horasan erenlerinin evrensel irfanına dönerek, devletin ve egemenliğin kendisine biçtiği pasif role karşı nasıl sarsılmaz bir "teolojik anti-tez" ve yeni bir paradigma geliştirebileceğini tartışmaya açmaya çalışmaktır.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>2. Küresel Hegemonya Krizi ve Ortadoğu’da Yeni Fay Hatları</strong> </span></p>

<p><span style="color:#000000">Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere öncülüğündeki emperyalist blok ile Siyonist aklın, Ukrayna'da çok kutuplu dünyanın jeopolitik duvarına çarpması ve Afrika'daki anti-sömürgeci dalgayla mevzi kaybetmesi, Ortadoğu'da yeni bir kaos stratejisini zorunlu kılmıştır. İran ve bölgesel direniş hattı karşısında askeri bir egemenlik kuramayan bu merkezler çıkış yolunu İslam coğrafyasında topyekûn bir Şii-Sünni savaşı kışkırtmakta bulmuştur. NATO'nun Ankara zirvelerinde billurlaşan bu süreç, Doğu Akdeniz'den Mezopotamya'ya doğru uzanan bölgeyi ateşe vermeyi hedeflemek istediği düşünülmektedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu bağlamda, Türkiye ve Suriye merkezli yapay bir "Sünni-Emevi Bloku" inşa edilmeye çalışılırken, Körfez sermayesi bu yıkıcı mühendisliğin mali destekçi konumuna getirilmiştir. Bu küresel laboratuvar, ideolojik rengi ne olursa olsun (seküler, milliyetçi veya siyasal İslamcı) bölgesel aktörleri kendi stratejisinin birer piyonu haline getirmeyi amaçlamaktadır. Bu total kuşatmaya ve varoluşsal kaosa karşı Alevi toplumunun üstlenmesi gereken tarihsel rol ise bu yapay Şii-Sünni kutuplaşmasını reddederek Ahmet Yesevi'nin, Hacı Bektaş Veli'nin, Ahi Evran'ın ve Horasan erenlerinin evrensel mantığına dayanan, aşağıdan yukarıya örgütlenmiş anti-emperyalist bir halk barikatı inşa etmektir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>3. Kurumsal Yozlaşma</strong> </span></p>

<p><span style="color:#000000">Küresel düzlemdeki bu ağır tabloya karşın, Türkiye'deki Alevi toplumunu temsil etme iddiasındaki kurumların mevcut durumu derin bir sosyolojik çürümeye işaret etmektedir. Kurumların liyakatten uzak ve ranta dayalı bir yapıya bürünmesi, genel olarak temel sorunların başında gelmektedir. Genel anlamda kurum yöneticilerinin %95'ini aşan kesiminin akademik formasyondan yoksun olması bir yana, asıl kriz bu aktörlerin sorunlara genellikle "tüccar mantığı" ile yaklaşmasıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugün Alevi kurumları, Sivas, Maraş veya Çorum katliamlarının anma etkinliklerini bile siyasi partilerin ve belediyelerin maddi desteği olmadan organize edemeyecek denli kötürümleşmiştir. İnanç merkezlerinin ziyaret masraflarından aşure kazanlarının kaynatılmasına kadar her alan, belediye başkanlarının inisiyatifine terk edilmiştir. Son dönemde CHP içinde yaşanması muhtemel "temizlik" süreçleri karşısında bazı Alevi kurumlarının orantısız panik yaşamasının ardında yatan gerçek de inançsal hassasiyetler olmaktan ziyade bu kirli ihale ve istihdam ağlarının kesilme korkusu olarak görülebilmektedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>4. Siyasal Temsilde Çifte Standart</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Yerel siyasette Alevi kimliğinin araçsallaştırılması, en net biçimde Kemal Kılıçdaroğlu döneminde ve sonrasında yaşanan tartışmalarda kristalize olduğu görülebilmektedir. Kılıçdaroğlu'na yöneltilen siyasi eleştirilerin ve yürütülen linç kampanyasının (örneğin Çubuk'taki linç girişimi ile Sivas Katliamı zihniyeti arasındaki süreklilik) özünde, siyasi başarısızlık argümanlarının arkasına saklanmış sistematik bir "Alevi nefreti" yattığı gözlemlenebilmektedir. Geçmişte partiyi baraj altında bırakan Deniz Baykal ve Önder Sav gibi isimlerin Sünni kimlikleri siyasi bir eleştiri veya handikap konusu yapılmazken Kılıçdaroğlu'nun "seçilemezlik" kisvesi altında genel anlamda kimliğiyle hedefe konması profesyonel bir psikolojik harptir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Burada asıl sosyolojik boyut, farklı toplumsal kesimlerin kimlik saldırılarına verdiği refleks farklılıklarıdır. Sermayenin önemli bir figürü olan Rahmi Koç'un Kürt toplumunu hedef alan ifadeleri karşısında Kürt siyaseti ve halkı topyekûn bir boykot ve sarsılmaz bir korku eşiği yaratabilmiştir. Oysa Alevi toplumu, kendi kimliğine yönelik örtük veya açık saldırılarda entelektüel tuzaklara düşmekte, içeriden bölünmekte ve kendi kalelerini kendi elleriyle yıkmaktadır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu kimliksel karmaşa ve özgüven kaybı, Alevi tabanının siyasi yönelimlerinde de trajikomik bir "Stockholm Sendromu" yaratmıştır. "Partiyi Alevilerden kurtardık" mealinde açıklamalar yapan Ekrem İmamoğlu'na veya cuma günlerini siyasete alet eden Özgür Özel'e karşı Alevi kitlesinin radikal bir itiraz geliştirmek yerine onlara adeta "denize düşen yılana sarılır" misali sarılması, Alevi kurumsal aklının ve siyasi bilincinin ne derece felç olduğunu gösterebilmektedir. Bunların yanı sıra CHP Kayseri İl Başkanı Ümit Özer’in "Aleviler PKK'lı bu partinin düşmanı. Alevileri tanıdıkça MHP'lileri baş tacı ediyorum" şeklinde ifadeler kullandığına dair iddiaların bulunması, 5 Haziran 2026 tarihinde Trabzon’da “Biz yakarsak söndüremezler” pankartının açılması ve son olarak Özgür Özel’in Kemal Kılıçdaroğlu’nun basın danışmanı olan Atakan Sönmez’e “iğrenç bıyıklı” demesi ve tüm bu olanlara Alevilerin siyasal olarak bir tepki ortaya koymaması, tarihsel duyarlılık geliştirmemeleri bunlara bağlı olarak Aleviliğin geleceği hakkında endişe duyulabilmektedir. </span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>5. Kültürel Alanın İstilası</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Siyasal çürüme, kültürel üretim alanına da sıçramıştır. Dün siyasi güç odaklarındayken Kılıçdaroğlu'na övgüler düzen ancak rüzgâr tersine döndüğünde eserlerini yasaklayarak sahte bir "onurlu duruş" sergileyen popüler türkücülerin durumu bunun en somut örneğidir. Geçmişte CHP'li belediyelerden alınan yüksek bütçeli konser bedelleri ve kazanılan vekillik maaşları iade edilmezken kurulan şirketler aracılığıyla devasa bir kültürel tekelleşme yaratılmıştır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu menfaat şebekeleri, kendi biat halkasına girmeyen gerçek sanatçıları piyasadan dışlamakta ve ambargolarla boğmaktadır. Mahzuni Şerif'in "Adam olamadın gitti zevzek", Ahmet Kaya'nın "Rüzgâra tapar, dönekliğin tavan yapmış", Neşet Ertaş'ın "Gönül parayla alınmaz, rüzgarla dönülmez" şeklindeki tarihsel manifestoları, bugünün rantçı ve pervaneye dönüşmüş sözde sanatçılarına verilmiş en net tarihsel yanıtlardır.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>6. Sonuç</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">İlgili yazı, Türkiye'deki inanç gruplarının mevcut durumunun basit bir temsil veya özgürlük sorunundan ziyade küresel emperyalizm, yerel hegemonya ve asimilasyon sarmalında derinleşen ontolojik bir varoluş krizi olduğunu gözler önüne sermektedir. Ortadoğu'yu hedef alan mezhepsel kaos planlarına karşı tarihsel bir direnç merkezi olması gereken kurumsal yapılar maalesef siyasi ikbal peşinde koşan liyakatsiz kadroların tüccar zihniyetine esir düşmüştür. İnanç ritüellerinin ve kültürel faaliyetlerin devamlılığı bile yerel yönetimlerin bütçelerine bağlanmış bu ekonomik mecburiyet, kurumsal bağımsızlığı yok ederek topluluğu siyasi partilerin arka bahçesine dönüştürmüştür.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Söz konusu bağımlılık, siyaset sahnesindeki ikiyüzlülüğü de perçinlemektedir. Yakın geçmişte, partiyi başarısızlığa sürükleyen aktörlerin inanç kimlikleri asla sorgulanmazken Kemal Kılıçdaroğlu şahsında yürütülen "seçilemezlik" propagandası, aslında profesyonel bir psikolojik harp ve örtük bir ötekileştirme operasyonudur. Kürt toplumunun, kimliğine yönelik en ufak bir tehditte sergilediği sarsılmaz dayanışma ile kıyaslandığında bu kesimin kendi sözde aydınları eliyle içeriden parçalanması sosyolojik bir trajedidir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Mevcut karamsar tablodan çıkışın yegâne yolu egemen aklın ve yozlaşmış siyasetin dayattığı edilgen rolleri reddederek, kökleri kadim coğrafyaya uzanan sarsılmaz bir "anti-tez" geliştirmektir. İhtiyaç duyulan bu yeni teolojik paradigma, Tengricilikten ve Horasan erenlerinin evrensel irfanından beslenen senkretik heterodoks geleneğin ta kendisidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Dışarıdan bakıldığında atomize ve kırılgan sanılan ancak özünde muazzam bir dayanıklılık ile "düzensizliğin düzenini" barındıran bu seküler toplumsal yapı, tarihsel bir esnekliğe sahiptir. Tabanın ve aydınların bu potansiyeli idrak ederek, rantçı kurumsal yapıları tasfiye etmesi ve liyakati hâkim kılması elzemdir. Hiçbir inanç, yerel siyasetin ihale mezesi yapılamaz. Gerçek kurtuluş kılıç ve tahakküm kültürüne karşı vicdanı, emeği ve bir arada yaşamı merkeze alan kadim değerler üzerinde yeniden bağımsızca ayağa kalkmakla mümkündür.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 19:52:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/08/bulent-kara-yazdi-aleviligin-guncel-paradigmalarinin-savrulusu-ve-chp-1786381612.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dede dua verirken Özgür Özel&#039;den saygısızlık tepki çekti!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/dede-dua-verirken-ozgur-ozelden-saygisizlik-tepki-cekti-3354</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/dede-dua-verirken-ozgur-ozelden-saygisizlik-tepki-cekti-3354</guid>
                <description><![CDATA[Geçtiğimiz günlerde Ankara'nın Mamak ilçesinde cemevi temel atma töreninde, Dede dua verirlen YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel'in ellerini arkasında bağlaması tepki çekti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Mamak Belediyesi, YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel'in katılımıyla Kültür Merkezi ve Cemevi'nin temelini attı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Temel atma töreninde bol bol siyasi istismar yapan Özel'in temel atma töreni öncesinde Alevi Dedesinin dua verdiği esnada ellerini arkasında bağlaması tepki çekti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hoca dua verirken ellerini açan Özgür Özel'in Dede dua verirken ellerini arkasında bağlaması eleştirilere yol açtı. 25 Milyon Aleviyiz sayfasında konuya değinen bir yazıda şu ifadelere yer verildi:</span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye’de bir imam dua etmeye başladığında, o duanın içeriğini tam olarak bilmeyen insanlar bile çoğu zaman ellerini açar, avuçlarını yukarı çevirir ve “Âmin” diyerek duaya eşlik eder. Çünkü orada yapılan şey yalnızca bir dua değildir; aynı zamanda o inanca ve ritüele gösterilen saygının beden dilidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi geleneğinde de dede gülbank verdiğinde benzer bir durum söz konusudur. Gülbank, Alevi erkânının önemli bir parçasıdır. Orada bulunan kişinin, eğer ritüele katılıyorsa, o erkâna uygun biçimde durması; bazı yöre ve ocaklarda olduğu gibi elini kalp hizasına götürerek niyaz etmesi veya en azından ellerini önde, saygılı bir şekilde tutması beklenir. Elbette herkesin aynı hareketi yapmak zorunda olduğunu söylemiyorum. İnsan katılmayabilir. Ama katılmıyorsa bile bunu saygılı bir beden diliyle gösterebilir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Şimdi Ankara’da Mamak cemevinin açılış programında çekilen görüntüye bakalım.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Dede gülbank verirken çevrede bulunan insanların bir kısmı elini kalp hizasına götürmüş, bir kısmı ellerini önde tutarak erkâna uygun biçimde durmuş. Fakat Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel’in iki elini arkasında birleştirerek durduğu görülüyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Buradaki mesele Özgür Özel’in Alevi olup olmaması değildir. Mesele, bir cemevinde, Alevi inancına ait bir ritüel icra edilirken o ritüele ve orada bulunan insanlara karşı sergilenen beden dilidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bir camide imam dua ederken herkes ellerini açıyorsa, siz de o ritüele katılmıyorsanız en azından saygılı biçimde durursunuz. Aynı hassasiyetin bir cemevinde dede gülbank verirken de gösterilmesi gerekmez mi?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Üstelik konu sıradan bir ziyaret değil; Alevi yurttaşların ibadet ve erkân mekânı olan bir cemevinde gerçekleşen bir programdan söz ediyoruz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Siyasetçilerin farklı inançlara ve ritüellere karşı göstermesi gereken şey, sadece kürsüden söylenen güzel sözler değildir. Bazen asıl samimiyet, o inancın ritüeli karşısında nasıl durduğunuzda ortaya çıkar.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kimse Özgür Özel’den Alevi olmasını ya da inanmadığı bir duaya inanıyormuş gibi davranmasını istemiyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ama inanmak başka, saygı göstermek başka.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Katılmak istemiyorsanız katılmazsınız. Fakat bir ritüel icra edilirken iki elinizi arkanızda bağlayarak durmak, özellikle etrafınızdaki herkes o ritüele uygun bir biçimde dururken, hiç değilse görüntü itibarıyla son derece uygunsuz ve saygısız bir beden dili olarak değerlendirilebilir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Asıl soru da burada:</span></p>

<p><span style="color:#000000">Özgür Özel bir imam dua ederken gösterilmesi gereken saygıyı biliyor da, bir Alevi dedesi gülbank verirken gösterilmesi gereken saygıyı bilmiyor mu?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yoksa mesele Alevi ritüellerine gelince mi bu hassasiyet ortadan kalkıyor?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Özel'in etrafına kümelenmiş Alevi toplumunun yüz karaları Özgür Özel’e yapılması gerekeni anlatsınlar.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 15:55:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/08/dede-dua-verirken-ozgur-ozelden-saygisizlik-tepki-cekti-1786367015.webp"/>
            </item>
            </channel>
</rss>
