<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">
    <channel>
        <title>Alevi Haberleri Sitesi</title>
        <link>https://www.alevihaberler.com.tr/</link>
        <description>Alevi Haberler, Son dakika Alevi haberleri, Alevi haberleri, Cemevi haberleri, Bektaşi haberleri, Aleviler</description>
        <language>tr</language>
                                <item>
                <title>Kılıçdaroğlu&#039;dan Terörsüz Türkiye için 4 öneri</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kilicdarogludan-terorsuz-turkiye-icin-4-oneri-3350</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kilicdarogludan-terorsuz-turkiye-icin-4-oneri-3350</guid>
                <description><![CDATA[CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında çözüm sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kemal Kılıçdaroğlu, sürecin TBMM çatısı altında ve hukuki güvenceyle yürütülmesi gerektiğini vurguladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında çözüm sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kemal Kılıçdaroğlu, sürecin TBMM çatısı altında ve hukuki güvenceyle yürütülmesi gerektiğini vurguladı.</strong><br />
<br />
Kılıçdaroğlu, terörün sona ermesini cumhuriyet tarihi açısından “tarihsel bir fırsat” olarak nitelendirdi. Konuşmasında CHP’nin geçmişte attığı adımlara değinerek, partinin sorunun çözümüne öncülük ettiğini, Kürt raporları hazırladığını ve 2013 sürecinde de destek verdiğini hatırlattı. O dönemde de çözümün “gizli kapaklı” değil, Meclis’te ele alınması gerektiğini savunduklarını belirten Kılıçdaroğlu, 13 yıl sonra bu yaklaşımın hayata geçtiğini ifade etti.<br />
<br />
<strong>Gerçekçi bir çözüm mimarisinin en az dört temel unsuru içermesi gerektiğini savunan Kılıçdaroğlu, şu maddeleri sıraladı:</strong></p>

<p>-Terör örgütünün örgütsel tasfiyesi</p>

<p>-Türkiye’nin bütün yurttaşlarını kapsayan demokratik ve hukuki reformların hayata geçirilmesi</p>

<p>-Irak ve Suriye’deki bağlantılı yapıları da içeren bölgesel güvenliğin güçlendirilmesi</p>

<p>-Dış güçlere karşı egemenlik stratejisinin oluşturulması</p>

<p>Kılıçdaroğlu, sürecin yalnızca silah bırakma veya örgütün feshiyle sınırlı olmadığını, güvenlik mimarisi ile toplumsal barışın hukuk ve demokrasi temelinde kurulması gerektiğini belirtti.<strong> “Bu süreci cumhuriyeti demokrasiyle taçlandırma süreci olarak görüyoruz”</strong> diyen Kılıçdaroğlu, farklı toplumsal aidiyetlerin çatışma alanı olmaktan çıkarılıp ortak güvence altına alınması gerektiğini söyledi.<br />
Üniter devlet yapısının korunması ve terörün sona erdirilmesinin kırmızı çizgi olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, sürecin tüm aşamalarının TBMM merkezli yürütülmesini ve çerçeve yasanın açık hukuk ilkelerine dayanmasını istedi. Bu çerçevede atılacak adımların Türkiye’yi rahatlatacağını ve ülkenin bölgesel aktör olarak güçlenmesine katkı sağlayacağını ifade etti.<br />
Açıklamada, sürecin güvenlik, demokrasi, hukuk ve dış politika boyutlarının bir bütün olarak ele alınması gerektiği mesajı öne çıktı.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 03 Aug 2026 21:04:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/08/kilicdarogludan-terorsuz-turkiye-icin-4-oneri-1785781095.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Batı Azerbaycan’ın sesi: Genç araştırmacı Namık Muradov’un mücadelesi</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bati-azerbaycanin-sesi-genc-arastirmaci-namik-muradovun-mucadelesi-3349</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bati-azerbaycanin-sesi-genc-arastirmaci-namik-muradovun-mucadelesi-3349</guid>
                <description><![CDATA[Oktay Hacımusalı’nın kaleme aldığı yazısında, Batı Azerbaycan meselesinin artık sadece tarihî bir konu olmadığı, canlı bir hafıza, kaybedilmiş yurt özlemi ve geleceğe dönüş ümidi olduğu vurguladı. Hacımusalı  bu mücadelenin ön safında yer alan genç isimlerden biri olarak Namık Muradov’un faaliyetlerine dikkat çekti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Azerbaycanlı gazeteci Oktay Hacımusalı’nın kaleme aldığı yazısında, Batı Azerbaycan meselesinin artık sadece tarihî bir konu olmadığı, canlı bir hafıza, kaybedilmiş yurt özlemi ve geleceğe dönüş ümidi olduğu vurguladı. Hacımusalı&nbsp; bu mücadelenin ön safında yer alan genç isimlerden biri olarak Namık Muradov’un faaliyetlerine dikkat çekti.</p>

<p>Hacımusalı’nın yazısına göre, 1988 yılının 20 Aralık günü Bakü’de bir tren vagonunda dünyaya gelen Namık Muradov, hayatına mülteci damgasıyla başladı. Ailesi Batı Azerbaycan’ın Zengazur bölgesinin Kafan rayonundan zorunlu göçmenlerdendir. O dönemde doktorlar <strong>“bu çocuk yaşamayacak” </strong>dese de, Muradov bugün Batı Azerbaycan gerçeklerinin en aktif savunucularından biri haline geldi.<br />
<br />
<strong>Oktay Hacımusalı’nın makalesinin tam metni şöyle:</strong><br />
<br />
Bakü, 1 Ağustos 2026 – Batı Azerbaycan meselesi artık sadece tarihî bir konu değil. Bu, canlı bir hafıza, kaybedilmiş yurt özlemi ve geleceğe dönüş ümididir. Bu mücadelenin ön safında ise genç neslin en aktif isimlerinden biri yer alıyor: Namık Muradov.<br />
<br />
1988 yılının 20 Aralık günü Bakü’de, bir tren vagonunda dünyaya gelen Namık, hayatına mülteci damgasıyla başladı. Ailesi Batı Azerbaycan’ın Zengazur bölgesinin Kafan rayonundan zorunlu göçmenlerdendir. O dönemde doktorlar “bu çocuk yaşamayacak” dese de, Muradov bugün Batı Azerbaycan gerçeklerinin en aktif savunucularından birine dönüşmüş durumda.<br />
Batı Azerbaycan İcması'nın aktif üyesi olarak Namık Muradov salonları dolaşıyor, konferanslar düzenliyor, gençleri bir araya getiriyor. Konuşmalarında rakamlar ve arşiv belgeleri duygularla iç içe geçiyor. 1948-1953 ve 1988-1991 yıllarında Azerbaycanlıların deportasyonunu sadece tarih dersi gibi değil, kendi ailesinin kişisel dramı olarak anlatıyor.<br />
“Ailemiz trenle göçe zorlandı. Ben orada doğdum. Bu sadece kişisel bir hikâye değil, bütün Batı Azerbaycan’ın kaderidir” diyor Namık, röportajlarının birinde.<br />
<br />
Muradov sadece örgütleyici değil. Aynı zamanda Zengazur mahalının milli-kültürel dil olgularını derinlemesine araştırıyor. Bölgenin güneybatı diyalektinin fonetik özellikleri, eski Türk kökenli toponimler, folklor örnekleri – bayatılar, masallar ve atasözleri onun araştırma konuları arasında. Bu diyalektin Azerbaycan Türkçesinin en eski katmanlarından biri olduğunu vurgulayarak gençlere “dilimizi korumak yurdumuzu korumaktır” mesajını veriyor.<br />
<br />
Faaliyetleri Türk dünyasının geniş bağlamına da uzanıyor. Hunlardan başlayan entegrasyon yolunu günümüz Türk Devletleri Teşkilatı ile ilişkilendirerek, yok olma tehlikesi altındaki Türk dillerinin (Teleut, Gagauz, Kırım Tatarı vb.) belgelenmesi tecrübesini Zengazur folklorunun korunmasına uyarlamayı öneriyor.<br />
<br />
2025 yılının demografik tablosu ışığında – Azerbaycan’da nüfusun 10,3-10,4 milyona ulaşması ve Doğu Zengazur’daki imar çalışmaları – Namık Muradov “büyük dönüş” fikrini gençler arasında popüler hâle getiriyor. “Batı Azerbaycan Kupası” mini futbol turnuvaları, sergiler, yuvarlak masa toplantıları ve uluslararası görüşmeler onun bu yöndeki en renkli girişimlerinden.<br />
Namık Muradov’un yaklaşımı farklı: duygulara kapılmadan, ama yürekten konuşuyor. Uluslararası hukuk normlarına ve arşiv belgelerine dayanıyor, aynı zamanda genç dinleyici kitlesine anlayacağı dilden hitap ediyor. Bu yüzden faaliyeti sadece Batı Azerbaycan İcması içinde değil, genel olarak genç aydınlar arasında dikkat çekiyor.<br />
<br />
Batı Azerbaycan meselesi artık devlet politikasının önemli bir parçası hâline geldi. Ancak bu politikanın can damarları, işte Namık Muradov gibi gençlerin fedakârlığıdır. Onlar tarihî hafızayı koruyor, kültürel mirası yaşatıyor ve gelecek nesiller için “dönüş” yolunu hazırlıyorlar.<br />
<br />
Bu yolda Namık Muradov gibi gençlerin sayısı arttıkça, Batı Azerbaycan gerçekleri de sınırları aşarak daha nice insanlara ulaşacak.</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 02 Aug 2026 09:24:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/08/bati-azerbaycanin-sesi-genc-arastirmaci-namik-muradovun-mucadelesi-1785652809.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Elazığlı Ozan Aygün Çam’a bakanlıktan önemli ünvan</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/elazigli-ozan-aygun-cama-bakanliktan-onemli-unvan-3348</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/elazigli-ozan-aygun-cama-bakanliktan-onemli-unvan-3348</guid>
                <description><![CDATA[Kültür ve Turizm Bakanlığı Yaşayan Miras ve Kültürel Etkinlikler Genel Müdürlüğü tarafından Elazığlı ozan Aygün Çam, “Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı – Âşık / Halk Ozanı” ünvanına layık görüldü.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Aygün Çam, “Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı – Âşık / Halk Ozanı” unvanına layık görüldü</strong></p>

<p>Kültür ve Turizm Bakanlığı Yaşayan Miras ve Kültürel Etkinlikler Genel Müdürlüğü tarafından Elazığlı ozan Aygün Çam, <strong>“Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı – Âşık / Halk Ozanı” </strong>ünvanına layık görüldü.</p>

<p>37 yaşındaki Aygün Çam, aldığı unvanı<strong> “hayatının en anlamlı ve en kıymetli onurlarından biri” </strong>olarak nitelendirdi. Çam, binlerce yıllık ozanlık geleneğinin yalnızca bir hizmetkârı olduğunu vurgulayarak, <strong>“Ben ozanım, ben halk aşığıyım demeye dahi hicap duyarım. Çünkü ozanlık; bir unvandan önce edep, irfan, gönül ve hizmet yoludur” </strong>ifadelerini kullandı.</p>

<p>Yukarı Fırat Bölgesi, Elazığ ve kadim Harput’un ozanlık ve âşıklık geleneğinin yaşatılması adına bu ünvana layık görülmenin kendisi için büyük bir onur olduğunu belirten Çam, çocuk yaşta, 6 yaşındayken kendisini bağlama ile tanıştıran rahmetli babası Aydın Çam’ı rahmet ve minnetle andı.</p>

<p>Aygün Çam, teşekkürlerini de şöyle dile getirdi:</p>

<p><strong>“Yıllardır kapısını aşındırdığım, bu yolun irfanını, edebini ve sürekliliğini öğrenmeye gayret ettiğim Nimri Dede’nin kızı Suna Dehmen Bibime; Baskil Şeyh Hasan Köyü’nde yaşayan, Ulu Ozan Teslim Abdal soyundan gelen ve bana çok şey öğreten rahmetli Kul Mustafa (Mustafa Tosun) Dedeme; isimlerini tek tek zikredemediğim bütün kıymetli hocalarıma ve her daim yanımda olan aziz Elazığlı hemşehrilerime gönülden şükranlarımı sunuyorum.”</strong></p>

<p>Çam, bugüne kadar Elazığlı ozanlardan derlediği 400’den fazla eseri arşivleyerek gelecek kuşaklara ulaştırmaya çalıştığını, bundan sonra da yeni eserleri derlemeye, kayıt altına almaya ve bu kültürel mirası aktarmaya aynı kararlılıkla devam edeceğini açıkladı.</p>

<p>Kadim Türk kültürünün önemli taşıyıcılarından biri olan ozanlık geleneğine ömrü yettiğince hizmet etmeyi sorumluluk olarak gördüğünü ifade eden Aygün Çam, ünvanı layık gören Kültür ve Turizm Bakanlığı Yaşayan Miras ve Kültürel Etkinlikler Genel Müdürlüğü’ne ve süreçte emeği geçen herkese teşekkür etti.<br />
<br />
<br />
<strong>Aygün Çam'ın açıklamasının tam metni şöyle:</strong></p>

<p>Kamuoyuna Saygıyla Duyurulur</p>

<p>Kültür ve Turizm Bakanlığı Yaşayan Miras ve Kültürel Etkinlikler Genel Müdürlüğü tarafından “Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı – Âşık / Halk Ozanı” unvanına layık görülmüş bulunmaktayım.</p>

<p>Binlerce yıllık bu kadim geleneğin yalnızca bir hizmetkârı olduğuma inanırım. Bu sebeple “Ben ozanım, ben halk aşığıyım.” demeye dahi hicap duyarım. Çünkü ozanlık; bir unvandan önce edep, irfan, gönül ve hizmet yoludur.</p>

<p>Ancak Yukarı Fırat Bölgemizin, Elazığ’ımızın ve kadim Harput’umuzun ozanlık ve âşıklık geleneğinin yaşatılması adına bu unvana layık görülmek, hayatımın en anlamlı ve en kıymetli onurlarından biri olmuştur.</p>

<p>Henüz 37 yaşımda böylesine değerli bir unvana layık görülmenin mutluluğunu yaşarken; çocuk yaşta, altı yaşımdayken beni bağlama ile tanıştıran rahmetli babam Aydın Çam’ı rahmet ve minnetle yâd ediyorum.</p>

<p>Yıllardır kapısını aşındırdığım, bu yolun irfanını, edebini ve sürekliliğini öğrenmeye gayret ettiğim Nimri Dede’nin kızı Suna Dehmen Bibime; Baskil Şeyh Hasan Köyü’nde yaşayan, Ulu Ozan Teslim Abdal soyundan gelen ve bana çok şey öğreten rahmetli Kul Mustafa (Mustafa Tosun) Dedeme; isimlerini tek tek zikredemediğim bütün kıymetli hocalarıma ve her daim yanımda olan aziz Elazığlı hemşehrilerime gönülden şükranlarımı sunuyorum.</p>

<p>Bugüne kadar Elazığlı ozanlardan derlediğim 400’den fazla eseri arşivleyerek gelecek kuşaklara ulaştırmaya gayret ettim. Bundan sonra da yeni eserleri derlemeye, kayıt altına almaya ve bu kadim kültür hazinesini gelecek nesillere aktarmaya aynı inanç ve kararlılıkla devam edeceğim.</p>

<p>Kadim Türk kültürünün en önemli taşıyıcılarından biri olan ozanlık geleneğine ömrüm yettiğince hizmet etmeyi; sazımızla, sözümüzle ve gönlümüzle bu mirası yaşatmayı en büyük sorumluluğum olarak görüyorum.</p>

<p>Bu anlamlı unvana beni layık gören Kültür ve Turizm Bakanlığı Yaşayan Miras ve Kültürel Etkinlikler Genel Müdürlüğüne şükranlarımı sunuyor; bu süreçte emeği, duası ve desteği olan herkese en kalbi teşekkürlerimi ifade ediyorum.</p>

<p>Saygılarımla.</p>

<p>Aygün Çam<br />
Kültür ve Turizm Bakanlığı<br />
Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı – Âşık / Halk Ozanı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 01 Aug 2026 13:30:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/08/elazigli-ozan-aygun-cama-bakanliktan-onemli-unvan-1785580731.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kıraç Cemevi işgal edildi, Cem Vakfı seyrediyor!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kirac-cemevi-isgal-edildi-cem-vakfi-seyrediyor-3347</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kirac-cemevi-isgal-edildi-cem-vakfi-seyrediyor-3347</guid>
                <description><![CDATA[İstanbul’un Esenyurt ilçesinde bulunan Kıraç Cemevi’ne yönelik tahliye tebligatı, Alevi toplumunda geniş yankı uyandırdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p>İstanbul’un Esenyurt ilçesinde bulunan Kıraç Cemevi’ne yönelik tahliye tebligatı, Alevi toplumunda geniş yankı uyandırdı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın Cem Vakfı lehine aldığı tahsis kararına karşı açılan iptal davası hâlâ Bölge İdare Mahkemesi’nde devam ederken, cemevi yönetimine mahkeme sonucu beklenmeden tahliye bildirimi gönderildi. Bu idari işlemi “yargı sürecini yok saymak” olarak nitelendiren yüzlerce yurttaş, 31 Temmuz 2026’da cemevi bahçesinde Birlik Cemi düzenledi.</p>

<p>İstanbul’un çeşitli ilçelerinden cemevleri, demokratik kitle örgütleri, yöre dernekleri ve mahalle sakinlerinin katıldığı törende gülbanklar okundu, lokmalar paylaşıldı. Katılımcılar, cemevine sahip çıkacaklarını ve hukuki süreci sonuna kadar takip edeceklerini vurguladı.</p>

<p>Kıraç Cem Kültür Evi Derneği Başkanı Evren Kaya, konuşmasında sürecin basit bir mülkiyet anlaşmazlığı olmadığını belirtti. Alevi inancının temelinin “rızalık” olduğunu hatırlatan Kaya, cemevi binasının hiçbir kurumun desteğiyle değil, mahalle halkının ortak emeği, lokması ve alın teriyle inşa edildiğini söyledi. Cem Vakfı temsilcilerinin de Birlik Cemi’ne davet edildiğini ancak katılmadıklarını ifade etti.</p>

<p>Kaya’nın sözleri şöyle:</p>

<p>“Yolumuzun temeli sevgidir, rızalıktır. Kendi sorunlarımızı kendi meclisimizde, kendi cemimizde çözeriz. Bu cemevi hiçbir kurumun ya da bütçenin lütfuyla yapılmadı; mahalle halkının emeğiyle yükseldi. Mahkeme süreci devam ederken gönderilen tahliye tebligatını kabul etmiyoruz. Mesele yalnızca bir bina değil; inancımıza, emeğimize ve irademize sahip çıkma meselesidir. Hem hukuki hem de demokratik mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğiz.”</p>

<p>Olay, Alevi toplumunun cemevlerini “halkın ortak mekânı” olarak görme anlayışı ile idari tahsis kararları arasındaki gerilimi yeniden gündeme getirdi. Yargı süreci devam ederken yapılan tahliye işlemi, katılımcılar tarafından “mahalle iradesinin yok sayılması” olarak yorumlandı. Cemevinin fiili yönetiminin yıllardır mahalle sakinleri tarafından yürütüldüğü iddiası, tartışmanın mülkiyetten ziyade “rıza ve temsiliyet” boyutuna kaymasına neden oluyor. Süreç, hem mahkeme kararını hem de tarafların tutumunu yakından takip etmeyi gerektiriyor.</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 01 Aug 2026 10:29:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/08/kirac-cemevi-isgal-edildi-cem-vakfi-seyrediyor-1785570612.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Fetö&#039;cü Emre Uslu da Özel&#039;in Yeni Parti&#039;sini destekliyor</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/fetocu-emre-uslu-da-ozelin-yeni-partisini-destekliyor-3346</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/fetocu-emre-uslu-da-ozelin-yeni-partisini-destekliyor-3346</guid>
                <description><![CDATA[Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) firarisi, kırmızı bültenle aranan terörist Emre Uslu, sosyal medyadan yayınladığı videoda, Özgür Özel'in Genel Başkanı olduğu Yeni Parti'ye desteğini açıkladı. "Özgür Özel'in partisini alkışlıyorum, destekliyorum" dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) firarisi, kırmızı bültenle aranan terörist<strong> Emre Uslu, </strong>sosyal medyadan yayınladığı videoda, Özgür Özel'in Genel Başkanı olduğu Yeni Parti'ye desteğini açıkladı. "Özgür Özel'in partisini alkışlıyorum, destekliyorum" diyen Uslu, <strong>"Şartlar oluştuğunda, Erdoğan'a karşı bir sivil yapının olması değerli"</strong> ifadelerini kullandı.<br />
<br />
<strong>GÜVEN VE TOROS İLK İŞARETLERİ VERMİŞLERDİ</strong><br />
<br />
İlk çarpıcı açıklamayı yapan Almanya’da firari olarak Türkiye aleyhinde kara propaganda faaliyetlerini sürdüren<strong> Cevheri Güven oldu. </strong>Güven, Özgür Özel’e hitaben CHP’nin siyasi hayatını tamamladığını ve artık gündemden çıkarılması gerektiğini söyledi. Güven’in ardından YP’ye destek mesajı veren firari FETÖ’cü Tarık Toros da, “<em><strong>Her şey planlandığı gibi yürüyor. Ana muhalefet olduk” </strong></em>diyerek FETÖ’nün CHP’nin bölünmesinden ve Yeni Parti’nin kurulmasından dolayı memnuniyetini ortaya koydu.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 14:28:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/07/fetocu-emre-uslu-da-ozelin-yeni-partisini-destekliyor-1785497719.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Tarihçi ve Analist Umut Berhan Şen&#039;den enflasyonla mücadelede &quot;Osmanlı modeli denetim&quot; ve &quot;halk reyonu&quot; önerisi</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/tarihci-ve-analist-umut-berhan-senden-enflasyonla-mucadelede-osmanli-modeli-denetim-ve-halk-reyonu-onerisi-3345</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/tarihci-ve-analist-umut-berhan-senden-enflasyonla-mucadelede-osmanli-modeli-denetim-ve-halk-reyonu-onerisi-3345</guid>
                <description><![CDATA[Jeopolitürk Gündem TV’de değerlendirmelerde bulunan tarihçi ve analist Umut Berhan Şen, tarih boyunca enflasyonun ciddi bir toplumsal sorun olduğunu, ancak etkili denetim mekanizmaları sayesinde bu süreçlerin kontrol altına alınabildiğini vurguladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<iframe width="1060" height="596" src="https://www.youtube.com/embed/-A5EAiGh6oM" title="Osmanlı&#39;da Enflasyonla Mücadele:Fırsatçılara Osmanlı Usulü Ceza" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe><p>&nbsp;</p>

<p>Jeopolitürk Gündem TV’de değerlendirmelerde bulunan tarihçi ve analist Umut Berhan Şen, tarih boyunca enflasyonun ciddi bir toplumsal sorun olduğunu, ancak etkili denetim mekanizmaları sayesinde bu süreçlerin kontrol altına alınabildiğini vurguladı.</p>

<h3><strong>"Osmanlı’da Caydırıcı ve Etkin Bir Denetim Sistemi Vardı"</strong></h3>

<p>Tarihten örnekler vererek denetimin önemini anlatan Şen, Kanuni Sultan Süleyman dönemi ile Prof. Dr. Halil İnalcık ve Prof. Dr. Şevket Pamuk’un Osmanlı ekonomisi üzerindeki çalışmalarına atıfta bulundu:</p>

<p><em>"1566 yılındaki Zigetvar Seferinde elma fiyatının 3 akçeden birden 32 akçeye çıktığı görülmüş. Ancak o dönemde devlet kurumları enflasyonla mücadelede çok etkin çalışıyordu. Şehrin şehreminisi, kadısı, subaşısı ve defterdarından oluşan kurullar çarşıları bizzat gezerek fiyat ve kalite denetimi yapıyordu. Ebussuud Efendi ve Fatih Sultan Mehmet döneminde Kadı Hızır Çelebi örneklerinde olduğu gibi, devletin belirlediği fiyat endeksine (narh) uymayan ya da hileli ürün satan esnafa ticaretten men dahil çok caydırıcı cezalar veriliyordu."</em></p>

<h3><strong>"İller ve Ülke Bazında Enflasyonla Mücadele Kurulları Kurulmalı"</strong></h3>

<p>Bugün Türkiye’nin güçlü bir ekonomik büyüme hızına ve mükemmel dinamiklere sahip olduğunu belirten Şen, modern hukuk kuralları çerçevesinde benzer bir denetim mekanizmasının kurulabileceğini ifade etti:</p>

<p><em>"Osmanlı’daki gibi caydırıcı ve ciddi bir kontrol yapısına ihtiyacımız var. Bugün de iller ve ülke bazında koordineli çalışacak bir ‘Enflasyonla Mücadele Kurulu’ oluşturulmalıdır. Cumhurbaşkanlığı Ekonomi Politikaları Kurulu ve Sosyal Politikalar Kurulu’nun pratiğe dönüşecek somut yöntemler geliştirmesi şarttır."</em></p>

<h3><strong>"Gıda Fiyatları Barınma ve Kira Krizini Tetikliyor"</strong></h3>

<p>Gıda fiyatlarındaki artışın doğrudan konut ve kira fiyatlarına yansıdığını belirten Şen, bu iki sektörün birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini söyledi:</p>

<p><em>"Tarihin her döneminde gıda fiyatları barınma maliyetlerini etkilemiştir. Vatandaşın kuzu etini veya makarnayı uygun fiyata yiyememesi nihayetinde konut fiyatlarına yansır. Bu durum Eski Roma’da da Osmanlı’da da böyleydi, bugün de böyledir. Gıdadaki fahiş fiyatların önüne geçmeden barınma sorununu çözemeyiz."</em></p>

<h3><strong>"Halk Reyonları Projesi Bir An Önce Hayata Geçmeli"</strong></h3>

<p>Çözüm önerileri kapsamında Cumhurbaşkanı tarafından daha önce gündeme getirilen projelere de değinen Umut Berhan Şen, beklentilerini şu sözlerle dile getirdi:</p>

<p><em>"Cumhurbaşkanının geçen yıl dile getirdiği ‘Halk Reyonları’ projesi vatandaş tarafından halen bekleniyor. AVM’lerde ve zincir marketlerde temel gıda ürünlerinin (et, mercimek vb.) devlet eliyle piyasa fiyatının oldukça altında vatandaşa sunulması piyasayı dengeleyecektir. Sıkı denetim ve bu tür projelerle hayat pahalılığı sorununda kısa sürede somut sonuçlar alınabilir."</em></p>

<p>Programı izlemek için Youtube linki:</p>

<p><a href="https://youtu.be/-A5EAiGh6oM?si=JWl_FQiWktvSA1K6">https://youtu.be/-A5EAiGh6oM?si=JWl_FQiWktvSA1K6</a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 10:21:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/07/analist-umut-berhan-senden-enflasyonla-mucadelede-osmanli-modeli-denetim-ve-halk-reyonu-onerisi-1785482903.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>FETÖ&#039;cü Tarık Toros&#039;tan itiraf: Ana muhalefet olduk!</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/fetocu-tarik-torostan-itiraf-ana-muhalefet-olduk-3344</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/fetocu-tarik-torostan-itiraf-ana-muhalefet-olduk-3344</guid>
                <description><![CDATA[Özgür Özel liderliğinde CHP'den ayrılan 91 milletvekilinin kurduğu Yeni Parti, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde ana muhalefet konumuna yerleşti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Firari FETÖ'cü Tarık Toros'tan Yeni Parti açıklaması: "Her şey planlandığı gibi gidiyor, ana muhalefet olduk"</span></p>

<p><span style="color:#000000">Özgür Özel öncülüğünde CHP'den ayrılan 91 milletvekilinin kurduğu Yeni Parti, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde ana muhalefet koltuğuna oturdu. Bu gelişmenin hemen ardından firari FETÖ üyesi Tarık Toros'un sosyal medya üzerinden yaptığı canlı yayında kullandığı ifadeler büyük yankı uyandırdı. Toros, Yeni Parti'nin kuruluş sürecinin sorunsuz ilerlediğini ve her şeyin önceden planlandığı gibi gittiğini belirterek adeta itirafta bulundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Toros yayınında şu sözleri sarf etti: "Herhangi bir yol kazası olmadı. Parti onaylandı, kuruldu, her şey Meclis'te onaylandı. Ana muhalefet olduk." Konuşmasında ayrıca milletvekili sayısının artabileceğini vurgulayan Toros, "Şimdi 91 milletvekili geçti. Bu rakam birkaç kişi artabilir. Yeni Parti’nin ilk Meclis Grup toplantısıydı. Bunu bir şova dönüştürebilirlerdi. Birkaç yüz kişiyi çağırıp alkışlar, sloganlar eşliğinde bir nutuk atabilirdi. Özgür Özel geçtiğimiz hafta CHP grubuna veda etti, bu hafta yeni partinin ilk grubunu yaptı. Her şey planlandığı gibi yürüyor" dedi.<br />
Bu açıklamalar, Yeni Parti'nin CHP'den ayrılık sürecinin arkasındaki dinamikleri sorgulatan bir nitelik taşıyor. Toros'un kullandığı "planlandığı gibi" ifadesi, siyasi kulislerde geniş yankı bulurken, 15 Temmuz darbe girişiminin firari isimlerinden birinin ana muhalefet oluşumunu bu denli sahiplenmesi dikkatleri üzerine çekti. Toros ayrıca mevcut sistemde "ana muhalefet diye bir şey yok" diyerek de ilginç bir değerlendirmede bulundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Siyasi çevreler, bu gelişmeyi CHP'deki bölünmenin ötesinde daha geniş bir planın parçası olarak yorumlarken, Yeni Parti'nin Meclis'teki ilk grup toplantısını başarıyla tamamlamış olması ve milletvekili sayısının potansiyel artışı, önümüzdeki dönemde muhalefet arenasında yeni dengelerin oluşabileceğine işaret ediyor. Toros'un sözleri, FETÖ bağlantılı çevrelerin Türkiye'deki siyasi değişimleri yakından takip ettiğini ve belirli oluşumları destekleyici tutum takındığını göstermesi açısından da önem taşıyor.<br />
Olay, Türk siyasetinde ana muhalefet kavramının yeniden tanımlanmasına ve parti içi ayrılıkların yarattığı boşluklara dair tartışmaları da alevlendirdi. Kamuoyu, bu süreçte Yeni Parti'nin izleyeceği yol haritası ve olası genişlemeleri yakından takip ediyor.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 30 Jul 2026 13:49:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/07/fetocu-tarik-torostan-itiraf-her-sey-planlandigi-gibi-gidiyor-1785409423.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Orman yangınlarında 81 yangın kontrol altında</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/orman-yanginlarinda-81-yangin-kontrol-altinda-3343</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/orman-yanginlarinda-81-yangin-kontrol-altinda-3343</guid>
                <description><![CDATA[Türkiye’de yaz mevsimi boyunca orman yangınlarıyla mücadele devam ediyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de yaz mevsimi boyunca orman yangınlarıyla mücadele devam ediyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın paylaştığı bilgilere göre, bu yaz ülkemiz genelinde toplam 90 orman yangını meydana geldi. Bunlardan 59’u orman dışı alanlarda çıkarken, yangınların 81’i başarıyla kontrol altına alındı. Şu anda Muğla, Balıkesir, Antalya ve Çanakkale illerindeki aktif yangınların söndürülme çalışmaları yoğun bir şekilde sürüyor.<br />
Yangınlarla mücadelede oldukça geniş bir ekip ve araç filosu görev yapıyor. Toplam 21 uçak, 58 helikopter ve kara araçları olarak 420 arazöz, 142 su tankeri, 76 iş makinesi dahil olmak üzere 929 araç sahada aktif olarak kullanılıyor. Bu operasyonlara 3 bin 210 personel katılıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, çalışmaları yakından takip ettiklerini belirterek, yangından etkilenen tüm vatandaşlara geçmiş olsun dileklerini iletti.<br />
Erdoğan, vatandaşları da yangın önleme konusunda dikkatli olmaya çağırdı. Açık alanlarda ateş yakılmaması, ormanlara cam, sigara izmariti gibi yanıcı maddelerin atılmaması ve özellikle anız yakma uygulamasından vazgeçilmesi gerektiğini vurguladı. Orman girişlerinin yasak olduğu alanlara girilmemesi, herhangi bir duman veya yangın belirtisinde derhal 112 Acil Çağrı Merkezi’nin aranması ve orman yangınına sebep olmanın ağır cezai yaptırımları olduğu konuları da uyarılar arasında yer aldı.<br />
Tüm bu önlemlerin alınması ve farkındalığın artırılmasıyla yangınların minimize edilebileceğini ifade eden Erdoğan, orman yangınlarıyla mücadele eden ekiplere başarı dileklerini yineledi ve “Rabb’im ayaklarına taş değdirmesin” temennisinde bulundu. Ülke genelinde orman yangınlarına karşı alınan tedbirler ve müdahale çalışmaları, hem havadan hem karadan koordineli bir şekilde sürdürülüyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 30 Jul 2026 12:02:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/07/turkiyede-orman-yanginlariyla-mucadele-suruyor-81-yangin-kontrol-altinda-1785403073.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Muhacirkomu Köyü Cemevi hizmete açıldı</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/muhacirkomu-koyu-cemevi-hizmete-acildi-3342</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/muhacirkomu-koyu-cemevi-hizmete-acildi-3342</guid>
                <description><![CDATA[Erzincan’ın Tercan ilçesine bağlı Muhacirkomu Köyü’nde yapımı tamamlanan modern Muhacirkomu Köyü Cemevi, görkemli bir törenle hizmete açıldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Erzincan’ın Tercan ilçesine bağlı Muhacirkomu Köyü’nde yapımı tamamlanan modern Muhacirkomu Köyü Cemevi, görkemli bir törenle hizmete açıldı.</p>

<p>Açılış programına Tercan Kaymakamı <strong>Neslihan Kısa Duman, </strong>Tercan Belediye Başkanı Mehmet Yılmaz, Çadırkaya Belde Belediye Başkanı Sait Durgun, Muhacirkomu Köyü Cemevi Başkanı Ali Asker Özbey, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve çok sayıda vatandaş katıldı.<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/758469018_18113303372514629_4582742845707398252_n.jpg" style="height:533px; width:800px" /></p>

<p>Törende birlik, beraberlik ve toplumsal dayanışma mesajları ön plana çıktı. Protokol üyeleri ve davetliler, açılış kurdelesinin kesilmesinin ardından modern binayı gezerek yetkililerden bilgi aldı.</p>

<p>Yetkililer, yeni cemevinin köy halkının ibadet ritüellerini ve sosyal etkinliklerini daha uygun ve modern şartlarda gerçekleştirebilmesine önemli katkı sağlayacağını belirtti. Bölge halkının inanç ve kültürel yaşamını güçlendirecek olan Muhacirkomu Köyü Cemevi’nin ilçeye kazandırılması, vatandaşlar tarafından da memnuniyetle karşılandı.<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/758264561_18113303414514629_4087184697102378590_n.jpg" style="height:533px; width:800px" /><br />
<a href="https://www.facebook.com/share/p/1Ebu2KxviM/">https://www.facebook.com/share/p/1Ebu2KxviM/</a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 30 Jul 2026 11:07:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/07/muhacirkomu-koyu-cemevi-hizmete-acildi-1785399348.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Çepni Dernekleri Federasyonu’ndan Seydi Kureyş Türbesi’ne saldırıya sert kınama!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cepni-dernekleri-federasyonundan-seydi-kureys-turbesine-saldiriya-sert-kinama-3341</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cepni-dernekleri-federasyonundan-seydi-kureys-turbesine-saldiriya-sert-kinama-3341</guid>
                <description><![CDATA[.Seydi Kureyş Türbesi’ne gerçekleştirilen alçakça saldırıyı Çepni Dernekleri Federasyonu derin üzüntü ve tepkiyle karşıladı. Federasyon, saldırıyı “toplumsal barışa ve ortak kültürel mirasa yönelik saygısızlık” olarak nitelendirdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gaziantep’in Yavuzeli ilçesinde bulunan ve <strong>Alevi-Bektaşi inanç geleneği ile Antep Çepnileri </strong>açısından büyük bir kutsal mekan olarak kabul edilen Seyid Kureyş Türbesi, geçtiğimiz günlerde kimliği belirsiz kişi ya da kişilerin alçakça saldırısına uğramıştı.<strong>Seydi Kureyş Türbesi’ne</strong> gerçekleştirilen saldırıyı Çepni Dernekleri Federasyonu derin üzüntü ve tepkiyle karşıladı. Federasyon, saldırıyı “toplumsal barışa ve ortak kültürel mirasa yönelik saygısızlık” olarak nitelendirdi.</p>

<p>Federasyondan yapılan yazılı açıklamada, Seydi Kureyş Türbesi’nin inanç, kültür ve ortak tarihin önemli bir mirası olduğu vurgulandı. Türbenin sadece Çepni Türkmenleri için değil, farklı inanç ve kültürlerden insanların saygıyla ziyaret ettiği manevi bir değer taşıdığı belirtildi.</p>

<p>Açıklamada şu ifadelere yer verildi:</p>

<p><em><strong>“Bu kutsal mekâna yapılan saldırı yalnızca bir türbeye değil; toplumsal barışımıza, birlik ve beraberliğimize, ortak değerlerimize yönelik açık bir saygısızlıktır. Bu çirkin saldırıyı en güçlü şekilde kınıyoruz.”</strong></em></p>

<p>Federasyon, olayın provokatif bir girişim olduğunu ifade ederek, inançlara ve kutsal mekanlara yönelik her türlü saldırının kabul edilemez olduğunu kaydetti. Gaziantep’te yaşayan Çepni Türkmenlerinin önemli ziyaretgâhlarından biri olan türbeye yönelik saldırının, Türkiye’nin dört bir yanında yaşayan tüm Çepnileri derinden üzdüğü ve yaraladığı vurgulandı.</p>

<p><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">RESMİ SÜREÇLER DEVAM EDİYOR</span></span></strong></p>

<p>Konuyla ilgili resmi ve hukuki sürecin devam ettiği belirtilen açıklamada, Yavuzeli Kaymakamlığı ve İlçe Jandarma Komutanlığı ile görüşmeler yapıldığı, Yavuzeli’ndeki Çepni muhtarlarıyla istişare edildiği aktarıldı. Gaziantep Valiliği’nden türbedeki tahribatın onarılacağı bilgisinin iletildiği kaydedildi.</p>

<p>Çepni Dernekleri Federasyonu, olayın sonuna kadar takipçisi olacaklarını belirterek, <em><strong>“Anadolu’nun dört bir yanında yaşayan Çepni Türkleri olarak, manevi mirasımıza yönelik hiçbir saldırının karşılıksız kalmaması için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz” </strong></em>dedi.</p>

<p>Saldırıyla ilgili soruşturmanın sürdüğü öğrenildi.</p>

<p><br />
<strong>ÇEPNİ DERNEKLERİ FEDERASYONU GENEL MERKEZİ AÇIKLAMASI</strong></p>

<p><br />
<span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Çepni Dernekleri Federasyonu Genel Merkezi</span></span> tarafından yapılan kamuoyu açıklamasının tam metni şöyle:</p>

<p><strong>KAMUOYUNA DUYURU</strong></p>

<p>Gaziantep ili Yavuzeli ilçesinde bulunan Seydi Kureyş Türbesi'ne yönelik gerçekleştirilen saldırıyı derin bir üzüntü ve infialle öğrenmiş bulunuyoruz.</p>

<p>Seydi Kureyş Türbesi; inancımızın, kültürümüzün ve ortak tarihimizin önemli bir mirasıdır. Bu kutsal mekâna yapılan saldırı yalnızca bir türbeye değil; toplumsal barışımıza, birlik ve beraberliğimize, ortak değerlerimize yönelik açık bir saygısızlıktır. Bu çirkin saldırıyı en güçlü şekilde kınıyoruz.</p>

<p>Seydi Kureyş Türbesi sadece bir ziyaret noktası değil; farklı inanç ve kültürlerden insanların saygıyla ziyaret ettiği önemli bir manevi değerdir. İnançlara, kutsal mekânlara ve ortak kültürel mirasa yönelik her türlü saldırıyı kabul edilemez buluyor, toplumsal huzuru hedef alan provokatif girişimlerin karşısında olduğumuzu kamuoyuna ilan ediyoruz.</p>

<p>Konuyla ilgili resmi ve hukuki süreç devam etmektedir. Yavuzeli Kaymakamlığı ve İlçe Jandarma Komutanlığı ile görüşmeler gerçekleştirilmiş, ayrıca Yavuzeli'ndeki Çepni muhtarlarımızla yapılan istişareler sonucunda Gaziantep Valiliği tarafından türbede meydana gelen tahribatın onarılacağı bilgisi tarafımıza iletilmiştir.</p>

<p>Gaziantep'te yaşayan Çepni Türkmenlerinin önemli ziyaretgâhlarından biri olan Seydi Kureyş Türbesi'ne yapılan bu saldırı, Türkiye'nin dört bir yanında yaşayan tüm Çepnileri derinden üzmüş ve yaralamıştır.</p>

<p>Çepni Dernekleri Federasyonu olarak bu olayın sonuna kadar takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygıyla duyururuz. Bizler, Anadolu'nun dört bir yanında yaşayan, birlik ve beraberliği esas alan, kutsal değerlerine sahip çıkan ve birbirine kenetlenmeyi Oğuz töresi bilen Çepni Türkleri olarak, manevi mirasımıza yönelik hiçbir saldırının karşılıksız kalmaması için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.</p>

<p>Kamuoyuna saygıyla duyurulur.</p>

<p>ÇEPNİ DERNEKLERİ FEDERASYONU</p>

<p>GENEL MERKEZİ</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 29 Jul 2026 16:31:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/07/cepni-dernekleri-federasyonundan-seydi-kureys-turbesine-saldiriya-sert-kinama-1785332898.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Gaziantep’te Seyid Kureyş Türbesi saldırıya uğradı</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/gaziantepte-seyid-kureys-turbesi-saldiriya-ugradi-3340</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/gaziantepte-seyid-kureys-turbesi-saldiriya-ugradi-3340</guid>
                <description><![CDATA[Gaziantep'in Yavuzeli ilçesinde bulunan ve Antep Çepnileri ile Alevi-Bektaşi inanç geleneği içerisinde en önemli bir yeri olan Seyid Kureyş Türbesi kişi veya kişiler tarafından saldırıya uğradı. Alevi-Bektaşi kanaat önderleri saldırıyı bir arada yaşama iradesine yapılmış bir darbe olarak nitelendirdiler.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / GAZİANTEP-</strong> Gaziantep’in Yavuzeli ilçesinde bulunan ve Alevi-Bektaşi inanç geleneği ile Antep Çepnileri açısından büyük bir kutsal mekan olarak kabul edilen Seyid Kureyş Türbesi, kimliği belirsiz kişi ya da kişilerin alçakça saldırısına uğradı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">İnanç merkezine yönelik gerçekleştirilen bu tahribat, toplumsal barışı ve bir arada yaşama iradesini hedef alan açık bir provokasyon olarak nitelendirildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yavuzeli ilçesine bağlı Bülbül Mahallesi yakınlarında yer alan ve her gün yüzlerce yurttaş tarafından ziyaret edilen bu kutsal mekanda, mezar mermerlerinin kırıldığı ve yapıya ağır zararlar verildiği tespit edildi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bölgede yaşayan Alevilerin manevi değerlerini ve toplumsal huzuru doğrudan hedef alan bu çirkin saldırı bölgede büyük tepkiye yol açtı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>13. YÜZYILDAN BÜGÜNE ULAŞAN KUTSAL MİRAS HEDEF ALINDI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">13.yüzyıldan itibaren Anadolu’ya gelen Horasan kökenli Kureyşan Ocağı’nın inanç önderi olarak bilinen Seydi Kureyş’in türbesi, asırlardır Alevi Türkmenler, Çepni toplulukları ve Sünni vatandaşların da ortak ziyaret noktası konumundaydı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Daha önce Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ile KUDEB tarafından bakımı yapılan ve bölgenin simge inanç merkezlerinden biri olan türbenin tahrip edilmesi, bir arada yaşama kültürüne vurulmuş ağır bir darbe olarak değerlendirildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Olayın ardından güvenlik güçleri soruşturma başlatırken, Gaziantep Çepnileri Derneği de yazılı bir açıklama yaparak saldırıyı sert bir dille kınadı ve tüm yurttaşları sağduyuya davet etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>GAZİANTEP ÇEPNİLERİ DERNEĞİ’NİN AÇIKLAMASI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Gaziantep Çepnileri Derneği tarafından yapılan kamuoyu açıklamasının tam metni şöyle:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<strong>KAMUOYUNA</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Gaziantep Yavuzeli ilçesinde bulunan SEYDİ KUREYŞ TÜRBESİ’ne yapılan saldırıyı derin bir üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">SEYDİ KUREYŞ TÜRBESİ inancımızın, kültürümüzün ve ortak değerlerimizin mirasıdır. Bu tür saygısızlıklar toplumsal barışımıza ve birlik beraberliğimizi yapılan saygısızlıktır, kabul edilemez.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Seydi Kureyş Türbesi yalnızca bir ziyaret noktası değil; farklı inanç ve kültürlerden insanların saygıyla ziyaret ettiği önemli bir manevi değerdir. Bu nedenle inançlara, toplumsal değerlere ve ortak kültürel mirasa yönelik her türlü saldırıyı kabul edilemez buluyor; toplumsal huzuru hedef alan bu tür provokatif girişimleri kınıyoruz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Süreç ile ilgili resmi ve hukuki işlemler devam etmekte olup Yavuzeli Kaymakamı ve Jandarma Komutanlığı ile görüşüldü.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yavuzeli Çepni mahalle muhtarları ile birlikte yürütülen görüşmeler sonucunda Gaziantep Valiliği’nin oluşan tahribatların tadilatının yapacağını açıkladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu süre zarfında gereken herşey yapılacak olup bu saldırının tüm yönleriyle aydınlatılması için hukuki sürecin takipçi olacağız. Tüm canlarımızı sağduyulu olmaya davet ediyoruz."</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>SORUŞTURMA VE ONARIM SÜRECİ DEVAM EDİYOR</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Resmi makamlarca saldırganların tespiti ve yakalanması amacıyla başlatılan adli ve idari soruşturma sürdürülüyor. Gaziantep Valiliği, saldırı sonucu oluşan zararın giderilmesi için türbede tadilat çalışmalarının başlatılacağını bildirdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>SEYDİ KUREYŞ KİMDİR?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">İnanç kaynaklarında Seyyid Mahmûd-ı Kebîr olarak da anılan Seydi Kureyş’in, 13. yüzyılda Horasan’dan Anadolu’ya gelen Kureyşan Ocağı’nın önde gelen isimlerinden biri olduğu kabul ediliyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Seyyid Mahmûd-ı Kebîr (Kureyş), Ehl-i Beyt soyundan gelen, Alevilik-Bektaşilik inancındaki Kureyşan Ocağı’nın kurucusu ve atası olarak kabul edilen önemli bir İslam-Tasavvuf önderidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Adına kurulan Kureyşan Ocağı, Anadolu ve çeşitli bölgelere yayılarak Alevi-Bektaşi inanç ve kültüründe önemli bir ocağın temelini oluşturmuştur. Türbesi ve mekânları inanç merkezleri arasında yer alır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Soyu İmam Musa Kazım’a dayandırılan Seydi Kureyş, Anadolu’nun Türkleşmesinde ve Alevi-Bektaşi inanç geleneğinin şekillenmesinde tarihsel bir role sahiptir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Yaşamının son dönemini Yavuzeli’nde geçiren Seydi Kureyş’in naaşı bugün türbesinin yer aldığı alanda bulunmaktadır.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 28 Jul 2026 22:54:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/07/gaziantepte-seyid-kureys-turbesi-saldirya-ugradi-1785268621.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Cihan Söylemez: Munzur Festivali’ni neden boykot ediyorum?</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cihan-soylemez-munzur-festivalini-neden-boykot-ediyorum-3339</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cihan-soylemez-munzur-festivalini-neden-boykot-ediyorum-3339</guid>
                <description><![CDATA[24. Munzur Kültür ve Doğa Festivali çevresinde yürütülen tartışmalara hukukçu ve yazar Cihan Söylemez’in açıklaması yeni bir boyut kattı. Söylemez, “İtiraz ve reform taleplerine karşı empati ve uzlaşıcı yönü olmayan festival tertip komitesinin fotoğraf karesinde tek bir hukukçu, tek bir edebiyatçı, tek bir müzisyen, tek bir sahne sanatları temsilcisinin olmamasını kamuoyunun takdirine bırakıyorum. Bu tesadüf değil malumun ilanıdır.” ifadelerini kullandı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / TUNCELİ- Bu yıl 24. kez düzenlenecek olan </strong>Munzur Kültür ve Doğa Festivali’ne yönelik eleştiriler hız kesmiyor. Belirli bir grubun dayatması ve yerel kültürün inkarı temelinde yoğunlaşan eleştiriler, CHP’den ayrılan ekibe de programda geniş söz verildiğinin ortaya çıkmasıyla farklı bir boyut da kazandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nin inanç ve kültür çerçevesinden dışarı çıkmamasını savunan eleştiriler, festivale siyasi boyut katılmasına itiraz ederken, bu durumun kentte kamplaşma ve çatışmaya neden olacak gerginlik yaratmasından da endişe ediyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Programın açıklanmasının ardından eleştirilerini kamuoyu ile paylaşan hukukçu ve yazar Cihan Söylemez, yeni paylaşımında festivali boykot edeceğini açıkladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İşte, Söylemez’in açıklamasının tam metni:</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sevgili Canlar,</span></p>

<p><span style="color:#000000">2026 yılı Munzur Festivaline ilişkin sosyal medyadaki okuyucu yorumcu imzaları ile on binleri bulan Festivale dair İtiraz ve Reform Çağrısı başlıklı bildirinin neticesinde,</span></p>

<p><span style="color:#000000">Munzur Festival Tertip Komitesinin sözcüsü yapmış olduğu video açıklama ile kamuoyunda festivale yönelik tepkiler ve itirazlarını dile getiren yazar, hukukçu ve sanatçılara karşı negatif bir üslup kullanmıştır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İtiraz ve reform taleplerine karşı empati ve uzlaşıcı yönü olmayan festival tertip komitesinin fotoğraf karesinde tek bir hukukçu, tek bir edebiyatçı, tek bir müzisyen, tek bir sahne sanatları temsilcisinin olmamasını kamuoyunun takdirine bırakıyorum. Bu tesadüf değil malumun ilanıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sevgili Canlar,</span></p>

<p><span style="color:#000000">Festival Tertip Komitesinin bilimden, sanattan, edebiyattan, insan hakları düşüncesinden uzak düşünce beyanlarıyla üstenci, çatışmacı, polemikçi açıklamaları neticesinde ben Dersim Toplumunun bireyi; hukukçu ve yazar olarak</span></p>

<p><span style="color:#000000">Munzur adı kullanılarak yapılan siyasi istismarlara karşı, Festivali BOYKOT çağrısı yapıyorum.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İnsanların “Boykot Özgürlüğünü” kamuoyuna bir tehdit olarak göstermek ve anlatmak, adeta “Vatan, Millet, Festival” şiarı ile hareket edip, Dersimliler'in anayasal hak ve özgürlüklerini kullanmasına karşı soğuk savaş dönemi yöntem ve dilini kullanmak, doğru değildir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ben ilgili “negatif hukuk” yüklü açıklamaya kadar festival boyutunda bir boykot çağrısını düşünmüyordum. Ancak gelinen noktada “Boykot” isteyenleri hedef tahtasına oturtan, empati ve uzlaşıdan uzak insan hakları bilinci gelişmemiş zihniyete şahit olunca vaz geçtim.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Dersim'de tek bir kişi dahi “Boykot” dediği için dışlanıyorsa ben o insanın hak ve hukukunun yanındayım. Festival tertip komitesinin, Boykot isteyen Dersimliler'in hak ve hürriyetlerine karşı tavır ve davranışlarını bu nedenle kınıyorum.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Munzur Festivali Programına katılan müzisyen, sanatçı, yazarlara da şunu hatırlatmak isterim;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Özgürlük; karşıt fikirlerin tehdit, sansür ve baskıya maruz kalmadan başkasının ifade hürriyetini savunabilmesine olanak yaratmaktır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Özgürlük; festival tertip komitesinin sizleri “havuz kontenjana” razı etme ve sessizliği marifet gibi gösterme çalışması değildir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Her sessizlik, Dersimliler'in iç hukukunda Dersimliler'in hak ve hürriyetlerini daha fazla ihlale uğramasına neden olmaktadır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yukarıda ki değerlendirmelerim ışığında 24. Munzur Doğa ve Kültür Festivalini BOYKOT ediyor,</span></p>

<p><span style="color:#000000">Dersim Toplumunun “Boykot” çağrısını kendi içinde tartışmasını temenni ediyor ve Festival Tertip Komitesinin farklı fikirlere karşı tahammülsüzlüğünün insan hakları hukuku bilinci eksikliğinden geldiğini, kamuoyunun takdirine sunuyorum.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 26 Jul 2026 16:41:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/07/cihan-soylemez-munzur-festivalini-neden-boykot-ediyorum-1785073463.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Gürsel Tekin: FETÖ&#039;vari tezgahın sorumluları ortaya çıkarılmalı!</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/gursel-tekin-fetovari-tezgahin-sorumlulari-ortaya-cikarilmali-3338</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/gursel-tekin-fetovari-tezgahin-sorumlulari-ortaya-cikarilmali-3338</guid>
                <description><![CDATA[CHP İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin, CHP'ye katılım törenine ilişkin ortaya atılan iddiaların “kumpas” olduğunu ifade ederek, konuyla ilgili suç duyurusunda bulunduklarını açıkladı. Tekin, “Bu tuzağı kuran kimse savcılar dibine kadar gitsin. Bu FETÖ'vari tezgahın sorumluları ortaya çıkarılmalı” diye konuştu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / İSTANBUL-</strong> İstanbul İl Örgütünün düzenlediği ve CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun da katıldığı üye katılım töreninde “paralı figuran” iddiaları etrafında başlayan tartışmalar büyürken, CHP İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin konuya ilişkin sert açıklamalarda bulundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tekin, yaşanan olayları “<em><strong>Şeytanın aklına gelmeyecek bir şey</strong></em>” ve “<strong><em>FETÖ’vari bir tezgah</em></strong>” olarak nitelendirerek, sorumluların derhal ortaya çıkarılması gerektiğini belirtti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">CHP'ye yoğun katılım olduğunu belirten Tekin, son törene Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'nun da katıldığını ve farklı siyasi partilerden yüzlerce kişinin partisine üye olduğunu söyledi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tekin, partiye katılan kişilerin geçmişlerini araştırma imkanlarının bulunmadığını belirterek, organizasyonlarda yalnızca katılımcı isimlerinin alındığını ifade etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Salon kapasitesinin sınırlı olması nedeniyle katılımcı sayısının önceden bildirildiğini kaydeden Tekin, “<em><strong>Başta DEVA Partisi olmak üzere, İYİ Parti ve İşçi Partisi'nden belediye meclis üyelerinin de aralarında bulunduğu çok sayıda isim partimize katıldı. Kendilerine teşekkür ediyorum, baba ocağını büyüttüler</strong></em>” dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Gürsel Tekin’in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ŞEYTANIN AKLINA GELMEYECEK BİR TEZGAH</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Yaşananları organize bir kumpas olarak nitelendiren Gürsel Tekin, durumun sıradan bir iddia olmadığını belirterek şu ifadeleri kullandı:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<strong><em>O çeteleri açıklayacağım. Ajans, cast... Şeytanın aklına gelmeyecek bir şey yapmışlar. Şişli Gençlik Kolları Başkanımıza sorduk, tanıyor musunuz diye; 'Yok' dedi. Bu işi ancak iki kişi bilebilir: Birincisi bu kirli tuzağı kuran medya, ikincisi de soruşturma yaparak devletimizin savcıları. Bu FETÖ’vari tezgahın sorumluları mutlaka ortaya çıkarılmalıdır.</em></strong>”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>SAVCILIĞA SUÇ DUYURUSU YAPILDI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Olayın yargıya taşındığını ve resmi sürecin başlatıldığını vurgulayan Tekin, gece saatlerinde savcılığa başvuruda bulunduklarını açıkladı:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<strong><em>Gece hemen savcılığa suç duyurusunda bulunduk. Hiçbir zaman kirli tarafta olmadık, kimseye tuzak kurmadık. Bu tuzağı kuran kimse, kardeşim de olsa sayın savcılar sonuna kadar gitmelidir. Bu kurulan kumpasın arkasındaki odaklar yargı önünde hesap verene kadar bu işin peşini bırakmayacağız.</em></strong>”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>GÖNÜLLÜLÜK VURGUSU VE FİNANSAL İDDİALARA YANIT</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Partiye üye katılımlarında herhangi bir maddi çıkar ilişkisinin söz konusu olamayacağını dile getiren Tekin, iddiaların asılsız olduğunu belirterek şunları ekledi:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<strong><em>Biz 10 aydır adeta bir 'Bermuda üçgeni' ile mücadele ediyoruz. Birçok arkadaşımız kendi imkanlarıyla geliyor. Bir kısım genç arkadaşımız sayı çok olunca bizden sadece ulaşım desteği istedi. Bunun dışında herhangi bir para harcayacak durumumuz ve imkanımız da yok, olsa da böyle bir şey yapmayız. Partili olmak tamamen gönüllülüğe dayanır.</em></strong>”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>SARIYER BELEDİYESİ VE PROVOKASYON İDDİALARI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Törenin düzenlendiği mekan üzerinden yürütülen tartışmalara ve hedeflenen provokasyonlara da değinen Tekin, açıklamasını şöyle tamamladı:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<strong><em>Kendi belediyenizin salonunu kiralıyorsunuz ve belediye başkanınız linç ediliyor. Salona dışarıdan bir organizasyonla insan getirip Genel Başkan konuşurken negatif slogan attıracaklardı. Yapacağınız her türlü rezilliğin ağır bedellerini ödersiniz. CHP'deki iç kavgaların tarafı haline getirilmek istenen bu kurgulara karşı hem hukuki hem siyasi mücadelemizi sürdüreceğiz.</em></strong>”</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 26 Jul 2026 15:05:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/07/gursel-tekin-fetovari-tezgahin-sorumlulari-ortaya-cikarilmali-1785069061.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kuşoğlu: Arınma tamam, kurultay süreci Eylül’de başlıyor</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kusoglu-arinma-tamam-kurultay-sureci-eylulde-basliyor-3337</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kusoglu-arinma-tamam-kurultay-sureci-eylulde-basliyor-3337</guid>
                <description><![CDATA[Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kuşoğlu, TV100 ekranlarında hem parti içi disiplin süreçlerine ve yolsuzluk iddialarına hem de merakla beklenen kurultay takvimine dair dikkat çeken açıklamalarda bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / ANKARA-</strong> Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kuşoğlu, konuk olduğu TV100’de CHP’deki kurultay süreci hakkında önemli değerlendirmeler yaptı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Arınma sürecinin büyük ölçüde tamamlandığını belirten Kuşoğlu, yeniden toplanması gereken 38. Olağan Kurultay için çalışmaların da Eylül ayında başlatılacağı mesajını verdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>“ARINMA SÜRECİ BÜYÜK ÖLÇÜDE TAMAM”</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Kamuda ve yerel yönetimlerde adı iddialara karışan isimlerle ilgili konuşan Bülent Kuşoğlu, parti içindeki temizlenme sürecine vurgu yaptı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kamuda ve yerel yönetimlerde adı yolsuzluk iddialarına karışan isimler olduğunu kabul eden Kuşoğlu, bu durumun parti açısından sıkıntı yarattığını belirtti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">91 milletvekilinden yaklaşık 9'unun parti içinden tedbirli olarak uzaklaştırıldığını ifade eden Kuşoğlu, sıkıntılı olan diğer milletvekillerinin de ayrılmasıyla birlikte parti bünyesinde arınmanın büyük ölçüde sağlandığını dile getirdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>“KURULTAY SÜRECİ EYLÜL’DE BAŞLIYOR”</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Partinin kurultay takvimine ilişkin hukuki süreci ve izlenecek haritayı da değerlendiren Kuşoğlu, verilen sözlerin arkasında olduklarını belirtti:</span></p>

<p><span style="color:#000000">Mahkeme kararıyla 38. Kurultay'ın iptal edildiğini ve hukuki olarak 37. Kurultay’da seçilen yönetime dönüldüğünü hatırlatan Kuşoğlu, yıl sonuna doğru Yargıtay kararının kesinleşeceğinin öngörüldüğünü ifade ederek, bu takvim doğrultusunda hareket edeceklerini söyledi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Daha önce ilan edilen takvime sadık kalacaklarını vurgulayan Kuşoğlu, Eylül ayı itibarıyla kurultay sürecini resmi olarak başlatacaklarını duyurdu.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 26 Jul 2026 00:06:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/07/kusoglu-arinma-tamam-kurultay-sureci-eylulde-basliyor-1785013804.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Metin Lütfi Baydar, yeni parti kuruluş sürecini değerlendirdi</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/metin-lutfi-baydar-yeni-parti-kurulus-surecini-degerlendirdi-3336</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/metin-lutfi-baydar-yeni-parti-kurulus-surecini-degerlendirdi-3336</guid>
                <description><![CDATA[CHP Dış Politika ve Siyasi Komisyon Başkanı Metin Lütfi Baydar, Hacı Bayram Veli Camisinde Özgür Özel ve arkadaşları tarafından cuma namazı sonrası kuruluşu ilan edilen Yeni Parti sürecini değerlendirdi. Haziran ve Temmuz aylarına denk gelen Muharrem yası sürecinde cemevlerini ziyaret edip “hain Kemal” sloganları attıran Özgür Özel ekibinin parti kuruluşunu Hacı Bayram Camii’de ilan etmesi dikkatlerden kaçmadı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / ANKARA-</strong> Önceki dönem Aydın Milletvekili, CHP Dış Politika ve Siyasi Komisyon Başkanı Prof. Dr. Metin Lütfi Baydar, sosyal medya hesabında paylaştığı açıklamasında CHP’deki değişim sürecini değerlendirdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">2023 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin hemen ardından başlayan “<em><strong>değişim</strong></em>” hareketinin parti içindeki dengeleri altüst ettiğini öne süren Baydar, Zoom toplantılarından 38. Kurultay’a kadar uzanan süreçte CHP’nin DNA’sıyla oynandığını iddia etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yeni bir parti kurarak CHP’den ayrılan Özgür Özel ekibi, Haziran ve Temmuz aylarına denk düşen Hz. Hüseyin ve yarenlerinin katledildiği Muharrem yası sürecinde cemevlerini ziyaret ederek CHP liderine karşı vatandaşları kışkırtmış ve ekibine “<strong><em>hain Kemal</em></strong>” slogana attırmıştı. Özel ekibi dün Hacı Bayram Veli Camii’de cuma namazına katıldıktan sonra yeni parti kuruluşunu ilan etti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Camide bu kez Kılıçdaroğlu aleyhine sloganı attırılmaması, Özgür Özel ekibinin Alevileri kışkırtmak için, bilinçli olarak cemevlerinde slogan attırdıkları şeklinde değerlendirildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İşte, Prof. Dr. Metin Lütfi Baydar’ın paylaşımı:</span></p>

<p><span style="color:#000000">Palavrayı bırakalım. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Nasıl başladı bu “yürüyüş”? </span></p>

<p><span style="color:#000000">Herşey çok güzel olacak, dendi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Oldu mu? </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bakalım: </span></p>

<p><span style="color:#000000">1. Adamın birisi 2023 CB seçiminin kaybedildiği gecenin sabahında düğmeye bastı ve “CHP’de değişim” dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">2. ⁠Mütegallibenin partimize sızdığını ve örgütlendiğini 19 Temmuz 2023’te kamuoyuna sızdırılan zoom toplantısında öğrendik.</span></p>

<p><span style="color:#000000">3. ⁠Adamın birisi devam etti ve 9 Eylül 2023’te, “CHP değişecek, Türkiye değişecek” dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">4. ⁠Adamın birisi devam etti gene. CHP’nin DNA’sıyla oynadı ve 38. Kurultayı satın aldı ve “gel Özgür seni genel başkan yapıyoruz” dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">5. ⁠Adamın birisi karabasan gibi 100 yıllık partimize resmen çöktü.</span></p>

<p><span style="color:#000000">6. ⁠…Ve sahneye iki santroforlu teknik direktör olarak Özgür bey çıktı. Bir yanımda Ankara, bir yanımda İstanbul ve ortada ben Manisa pozuyla bir süre durumları idare etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">7. ⁠Adamın birisi huylandı. Ne Ankara’sı, ne Manisa’sı; İstanbul gibi nimet ortada dururken, diye kükredi. Aslan Özgür miyavladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">8. ⁠Daha ortada seçim meçim yokken, CB forsu genel merkezin bayrak direklerine çekilmişken, Manisa’nın mesir macunlarıyla İktidarın küçüklü büyüklü ortaklarıyla hediyeleşip halvet olmuşken olacak iş miydi bu? Bir kez daha miyavladı Aslan Özgür.</span></p>

<p><span style="color:#000000">9. ⁠Adamın birisi kararlıydı. Gene kükredi. “Seni ben oturttum o koltuğa, kodum mu oturturum, kıvırmayı bırak, hemen bir yolunu bul ve CHP’nin tek cumhurbaşkanı adayının “BEN” olduğunu açıkla!”dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">10. ⁠Aslan Özgür “çok demokratik” bir yol buldu. Tek adaylı önseçim! CHP tarihindeki “birinci ve tek” en demokratik önseçim budur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">11. ⁠Meğer adamın birisinin çok acelesi varmış. Kendisine yolsuzluk operasyonu yapılacağını taaa bir yıl önceden öğrenmiş. Kendi tayfasını toparlamış; neyi, nasıl, nereye sokuşturur da bu vartayı atlatırız planları yapıyormuş arka odalarda.</span></p>

<p><span style="color:#000000">12. ⁠Ama Aslan Özgür herşeyi bildiği halde halkımızın önüne çıktığında renk vermemiş.</span></p>

<p><span style="color:#000000">13. ⁠Dayanışmayı büyütmüş de büyütmüş. Bir de ne görelim, o çok demokratik önseçimi, ülke genelinde başlatılan fason dayanışma imzalarıyla taçlandırmasın mı?</span></p>

<p><span style="color:#000000">14. ⁠Adamın birisi partinin tek adayı, halkın gözbebeği olmanın verdiği özgüvenle, bir sabah erken, sanki hiçbir şeyden haberi yokmuş, ilk kez duyuyormuş gibi yaparak; evinin yatak odasından çektiği ikinci bir videoyla başlattı “direniş”ini! Biliyorsunuz ilk video “değişim” di.</span></p>

<p><span style="color:#000000">15. ⁠O saatten sonra herkes anladı kimin Aslan, kimin fare olduğunu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">16. ⁠Ama Aslan Özgür gene renk vermedi. Yürüdü karanlığın üstüne. Ara seçim dedi, erken seçim, dedi. Ha bugün dedi, ha gelecek bahara dedi. Dedi de dedi. Yürüdü de yürüdü. O yürüdükçe, hedef uzaklaştı. Yürümeyi bıraktı koştu. Hedef daha da uzaklaştı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">17. ⁠Bu arada bir de baktı ki, adamın birisinin kendisini kazığa oturtur gibi oturttuğu koltuk; partiyi ele geçirmek için taaa 3 yıl önceden yaptığı hileleri, desiseleri, adam ayartmaları kabak gibi ortaya çıkınca, altından kaymaya başladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">18. ⁠Aslan Özgür telaşlandı. Aldı mesir macunlarını karşı mahalledeki dostlarının kapısına dayandı; ben sizin kahramanınızım, bunu bana nasıl yaparsınız, diye çıkıştı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">19. ⁠Onlar da, sen hele bir şu terörsüz Türkiye işine gir, gerisini biz hallederiz, dediler. O da girdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">20. ⁠Ama adamın birisi pirelendi. Parti yönetimi, kendisinin direnişi varken ve hapisteyken “başkanım Özgür”başka bir sorunu nasıl gündeme taşırdı? Kükredi de kükredi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">21. ⁠Özgür pıstı. Terörsüz Türkiye sürecinin en önemli halkası olan İmralı ziyaretini -üstelik söz vermişken- yapamadı!</span></p>

<p><span style="color:#000000">22. ⁠Kader ağlarını örmüştü bir kere. Önce adamın ona hediye ettiği koltuk gitti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">23. ⁠Direndi Özgür. Arka planda olan bitenden habersiz yüzlerce, binlerce, milyonlarca masum insanı kandırarak umutsuz direnişlere kalkıştı. Yürüdü de yürüdü.</span></p>

<p><span style="color:#000000">24. ⁠Herşeyini kaybetmiş insanların son hamlelerini yaptı. Parti genel merkezini gasp etmeye kalkıştı. Olmadı. Adamın birisiyle arkadan döndürdüğü dolaplardan habersiz insanları, vicdan yaparak yollara dökmeye çalıştı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">25. ⁠Partinin TBMM ayağını felç etti. Orada da aklı sıra direndi. Orada da kendisine göre kurguladığı masallar anlattı. Yalanı doğru gibi söyledi. Yalanları başka yalanlarla doğruladı. Totoloji yaptı. Tıpkı Ahbap şarkıcı gibi zaman kazanmaya çalıştı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">26. ⁠Ama adamın birisinin tepesi atmıştı. Gene kükredi. Bırak partiyi yeni bir yol bul, dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">27. ⁠Fazla düşünmedi Özgür, uydurdu bir parti adı, buldu uyduruk bir logo, aldı eline kavalı, arkasında fareler; düştü yola aslan Özgür!</span></p>

<p><span style="color:#000000">28. ⁠Şimdi size yeni masallar anlatacak.</span></p>

<p><span style="color:#000000">29. ⁠Huzurunuzda Yeni -rakı- Partisi!</span></p>

<p><span style="color:#000000">Son? </span></p>

<p><span style="color:#000000">Hayır değil. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Devamı “Gelecek”. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Siz yürümeye devam edebilirsiniz. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Metin Lütfi BAYDAR </span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 25 Jul 2026 12:41:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/07/metin-lutfi-baydar-yeni-parti-kurulus-surecini-degerlendirdi-1784972832.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Alevi Federasyonları CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu ile bir araya geldi</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-federasyonlari-chp-lideri-kemal-kilicdaroglu-ile-bir-araya-geldi-3335</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-federasyonlari-chp-lideri-kemal-kilicdaroglu-ile-bir-araya-geldi-3335</guid>
                <description><![CDATA[Aralarında Anadolu Abdallar Cemevi Federasyonu, Anadolu Vakıfları Federasyonu, Afyonkarahisar Hacı Bektaş Veli Kültür Dernekleri Federasyonu, Ehl-i Beyt Dernekleri Federasyonu ve Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nu ziyaret ederek, Alevi-Bektaşi toplumunun güncel dilek ve talepleri hakkında görüş alışverişinde bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / ANKARA-</strong> Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Merkezi, çok önemli konukları ağırladı. Anadolu Abdallar Cemevi Federasyonu, Anadolu Vakıflar Federasyonu, Afyonkarahisar Hacı Bektaş Veli Kültür Dernekleri Federasyonu, Ehl-i Beyt Dernekleri Federasyonu ve Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu liderleri, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu makamında ziyaret etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Son derece samimi ve dostane bir havada geçen buluşmada, Alevi-Bektaşi toplumunun bugünkü istek ve beklentileri içtenlikle konuşuldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>CEMEVLERİ İÇİN BELEDİYELERDEN DESTEK BEKLENİYOR</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/ortak1.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Ziyarete federasyon başkanları Yunus Emre Durmuş, Mehmet Ali Ayyıldız, Mustafa Güllü, Hasan Kanaatlı ve Erdem Cömert katıldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Siyasetin son dönemde linç kültürüyle gerilmesinden duydukları endişeyi paylaşan liderler, cemevlerinin durumunu gündeme getirdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İmar Yasası’na eklenen maddeyle belediyelere ve mülki amirliklere cemevi bakım onarım yanında, yapım görevi de verildiğini hatırlatan başkanlar, CHP’li belediyelerin bu konuda harekete geçmesi için Kılıçdaroğlu’ndan destek istedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>KILIÇDAROĞLU: EN BÜYÜK SORUN CEMEVLERİNİN POLİTİKLEŞMESİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/ortak2.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Heyeti büyük bir misafirperverlikle karşılayan Kemal Kılıçdaroğlu, son 10 yılda cemevlerinin aşırı derecede politize olmasını en büyük sorun olarak gördüğünü belirtti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Son yıllarda Alevi ve Sünniler arasında çatışma potansiyelinin azaltılması konusunda aşama kaydedildiğini ve kentleşmenin toplumsal barışı desteklediğini belirten Kılıçdaroğlu, daha alınması gereken epeyi yol olduğunu ve bu alanda Alevi Bektaşi kuruluşlarının büyük sorumluluk alması gerektiğini de vurguladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kılıçdaroğlu, Alevi-Bektaşi vatandaşların toplum içinde eşit ve kardeşçe yaşamasının özeliikle de kendileri için hayati derecede önemli olduğunun altını çizdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>AYM’YE YAPILAN BAŞVURU İÇİN GERİ ÇEKİLME TALEBİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Görüşmenin en dikkat çekici noktalarından biri de Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı hakkındaki konuşmaydı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Federasyon başkanları, CHP’nin bu kurumun kuruluşuyla ilgili Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) açtığı iptal davasını masaya yatırdı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Başkanlığın öncelikle dini bir kurum değil, inanç mekanlarına hizmet götüren bir destek müdürlüğü gibi görülmesi gerektiğini savunan federasyon başkanları, aynı zamanda Diyanet ile Alevi toplumu arasında Diyanet’ten kaynaklanan mesafeye de dikkati çektiler. Alevi Bektaşilerin DİB içerisinde temsilinin pratik olarak mümkün olmadığını vurgulayan federasyon başkanları CHP liderinden, AYM’ye yapılan başvuruyu geri çekmelerini rica ettiler.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>CHP YÖNETİMİYLE TEMASLAR DEVAM ETTİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi federasyon başkanlarından oluşan heyet, temasları kapsamında CHP Genel Başkan Yardımcıları Bülent Kuşoğlu ve Cemal Canpolat ile de ayrı ayrı bir araya geldi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>KİRLETİLMİŞ SİYASET VE LİNÇ KÜLTÜRÜNE DİKKAT ÇEKİLDİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/KU%C5%9EO%C4%9ELU.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Kuşoğlu, Alevi federasyon başkanlarının ziyaretinden duyduğu memnuniyeti ifade ederek Türkiye'nin oldukça hassas bir dönemden geçtiğinin altını çizdi ve ülkenin büyük bir sınav vermekte olduğunu vurguladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Toplumu linç kültürü ile zehirlemek üzere özellikle medyada yoğun girişimler olduğuna dikkati çeken Kuşoğlu, Alevi-Sünni ve Türk-Kürt ayrımcılığının asıl hedefinin ulusal birliğimiz olduğunu ifade etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>YENİ PROJELER VE MİMARİ DETAYLAR GÖRÜŞÜLDÜ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/canpolat.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Daha sonra CHP Genel Başkan Yardımcısı Cemal Canpolat tarafından kabul edilen Alevi federasyon başkanları, Türkiye’nin birlik ve bütünlüğünü korumak konusundaki kararlılıklarını yinelediler. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Canpolat, cemevlerinin standart bir silüet kazanması ve işlevselliği konusundaki düşünce ve tecrübelerini paylaşırken; federasyon başkanları ise bu alandaki yenilikleri ve Hacıbektaş ilçesinde MHP lideri Devlet Bahçeli’nin hibe ettiği arsa üzerine inşa edilen dergahın mimari özelliklerini detaylarıyla aktardılar.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Sekreteri Ali Rıza Özkan ve Genel Başkan Danışmanı Süleyman Kılıç’ın da katıldığı bu verimli buluşma, birlikte çektirilen hatıra fotoğrafıyla tatlıya bağlandı.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 17:57:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/07/alevi-federasyonlari-chp-lideri-kemal-kilicdaroglu-ile-bir-araya-geldi-1784907082.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ali Rıza Özkan’dan CHP’den ayrılanlara sert eleştiri: CHP bunlardan kurtuldu!</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ali-riza-ozkandan-chpden-ayrilanlara-sert-elestiri-chp-bunlardan-kurtuldu-3334</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ali-riza-ozkandan-chpden-ayrilanlara-sert-elestiri-chp-bunlardan-kurtuldu-3334</guid>
                <description><![CDATA[Jeopolitürk Gündem TV’de açıklamalarda bulunan gazeteci ve yorumcu Ali Rıza Özkan, CHP’den ayrılarak yeni bir parti kurma hazırlığı içinde olan isimleri sert sözlerle eleştirdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<iframe width="845" height="475" src="https://www.youtube.com/embed/0z1RtBvM95Q" title="Siyasetin yeni oyunu: Yeni Parti projesi! AK Parti&#39;deki liberal kanadına da dikkat!" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe><p><a href="https://www.youtube.com/watch?v=0z1RtBvM95Q&amp;t=320s"><strong>Jeopolitürk Gündem TV’de</strong></a> açıklamalarda bulunan gazeteci ve yorumcu Ali Rıza Özkan, CHP’den ayrılarak yeni bir parti kurma hazırlığı içinde olan isimleri sert sözlerle eleştirdi.</p>

<p>Özkan, ayrılanların CHP’yi <strong>“tarihsel bagajlarından”</strong> kurtulmak istediklerini belirterek, <u><strong>“Aslında CHP kurtuldu. Çünkü bu ayrılanlar, CHP’den ayrılanlar demişler ki biz yeni parti ile CHP’nin tarihsel bagajlarından kurtuluyoruz. Yani onları bu yeni partiye katmamış olacağız. Yani onlar yük” </strong></u>dedi.<br />
<br />
Ali Rıza Özkan şunları söyledi:<br />
<br />
<em><strong>"Aslında CHP kurtuldu. Çünkü bu ayrılanlar, CHP’den ayrılanlar demişler ki biz yeni parti ile CHP’nin tarihsel bagajlarından kurtuluyoruz. Yani onları bu yeni partiye katmamış olacağız. Yani onlar yük.Peki nedir CHP’nin tarihsel bagajları? CHP’nin tarihsel bagajlarının en başında Türk devrimi gelir. Türk devrimi nedir? Türk milletinin bütün dünyaya kendi varlığını ispatladığı ve bağımsız milli bir devlet kurduğu, bir bayrak altında yaşamayı herkese kabul ettirdiği eylemdir. Bundan kurtulacaklar.Başka neden kurtulacaklar? Ya da kurtulmak istiyorlar herhalde. Altı ok. Çünkü hem Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin, cumhuriyetimizin hem de Cumhuriyet Halk Partisi’nin temel ilkeleridir. Altı ok ilkeleri yani bizi var eden ilkelerdir. Yani bu devletin ideolojisi nedir dediğimiz zaman bu devletin ideolojisi cumhuriyetçiliktir, devletçiliktir, laikliktir, milliyetçiliktir, devrimciliktir.Şimdi bunlar olmadan Türkiye Cumhuriyeti düşünülebilir mi? Bagaj bu. Yani kurtulacakları bagaj bu. E şimdi böyle baktığımız zaman olaya aslında ben diyorum ki iyi ki gidiyorlar. Gitmişler.Yani bunlar bagajsa eğer bunlar onun için problemse ki ben biliyorum Cumhuriyet Halk Partisi’nde bir süredir yani bir yaklaşık şu son en azından 5 yıldır diyebilirim. Milliyetçiyim diyene kötü gözle bakıyorlar. Ya senin altı okundan birisi milliyetçilik arkadaş. Sen milliyetçi bir partisin ama adamlar milliyetçiyim demekten utanıyorlardı. Milliyetçiyim diyenlere faşist gözüyle bakıyorlar. Aydan gelmiş gibi bakıyorlar. Vardı böyle bir kesim Cumhuriyet Halk Partisi’nde. İşte onlar gidecek zaten. Gidecekler onlar.Bu adamlar gidecek."</strong> </em><u><em>dedi.</em></u></p>

<p><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">&nbsp;“BAGAJ DEDİĞİNİZ TÜRK DEVRİMİ VE ALTI OK”</span></span></strong></p>

<p>Özkan, CHP’nin tarihsel bagajı olarak nitelendirilen unsurların başında Türk Devrimi’nin geldiğini vurguladı. Türk milletinin bağımsız bir devlet kurmasını ve varlığını dünyaya kabul ettirmesini simgeleyen bu devrimin, ayrılanlar tarafından yük olarak görüldüğünü söyledi.</p>

<p>Ayrıca Cumhuriyet’in temel ilkeleri olan Altı Ok’u (cumhuriyetçilik, halkçılık, milliyetçilik, laiklik, devletçilik, devrimcilik) işaret ederek, <u><em><strong>“Bunlar olmadan Türkiye Cumhuriyeti düşünülebilir mi? Bagaj bu. Yani kurtulacakları bagaj bu. E şimdi böyle baktığımız zaman olaya aslında ben diyorum ki iyi ki gidiyorlar”</strong></em></u> ifadelerini kullandı.</p>

<p>Özkan, son yıllarda CHP içinde milliyetçilik vurgusu yapanlara “faşist” gözüyle bakıldığını, milliyetçiyim demenin utanç kaynağı haline getirildiğini iddia etti ve bu kesimlerin ayrılmasının CHP açısından olumlu olduğunu savundu.</p>

<p><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">“YENİ PARTİ” ELEŞTİRİSİ</span></span></strong></p>

<p>Yeni parti girişimini ideolojik boşlukla suçlayan Özkan, parti isminin<strong> “Yeni” </strong>olmasını da tiye aldı:</p>

<p><em><strong>“Bir partinin adı yeni olur mu ya? Yeni rakı mısın sen kardeşim? Nesin yeni? Yeni bina mısın? Yeni lastik mi ya? Yeni parti diye parti mi olur ya?”</strong></em></p>

<p>Özkan, yeni oluşumun sağ-liberal bir çizgide konumlanacağını, ancak bunu açıkça söylemek yerine <strong>“demokrat, özgürlükçü”</strong> gibi ifadelerle gizlemeye çalışacağını öne sürdü. Liberalizmin sağcılık olduğunu, Mustafa Kemal Atatürk’ün de bundan yaklaşık 100 yıl önce bahsettiğini hatırlattı.</p>

<p>Partinin program eleştirisinde de<strong> “hiçbir şey söylemiyor”</strong> diyen Özkan, oluşumu “Sülün Osman partisi”ne benzetti. “Ekmek isteyene ekmek vereceğiz, su isteyene su vereceğiz” mantığıyla hareket edildiğini, halkçılığın ise belirli bir duruşu gerektirdiğini vurguladı.</p>

<p><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">KURULUŞ İLKELERİ ÖNEMLİ</span></span></strong></p>

<p>Ali Rıza Özkan, CHP’nin eğer gerçekten Kemal Kılıçdaroğlu’nun ifade ettiği gibi kuruluş ilkelerine, Altı Ok’a, milli devlete, milli ekonomiye ve Atatürk devrimciliğine dönecekse bunu selamladığını belirtti. <strong>“Başımın gözümün üstünde yeri var”</strong> dedi.</p>

<p>Türkiye’nin <strong>“milli muhalefet”</strong>e ihtiyacı olduğunu dile getiren Özkan, muhalefetin yapıcı olması, milletin ve milli devletin çıkarlarını savunması gerektiğini söyledi. Muhalefetin de iktidarın da her şeyden önce “milli duruş”a sahip olması gerektiğini ifade etti.</p>

<p><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">BAŞARI ŞANSI YOK</span></span></strong></p>

<p>Özkan, yeni partinin başarı şansını düşük gördüğünü, kurucuların Türk milletini tanımadığını söyledi. Parti isimlerinin bile fikir vermediğini, <strong>“Anavatan”</strong> ya da <strong>“Doğru Yol”</strong> gibi isimlerin anlam taşıdığını, “Yeni” isminin ise misyon oluşturmadığını belirtti.</p>

<p>Ayrıca AK Parti içindeki liberal kanadın bu yeni oluşumu<strong> “basamak” </strong>olarak kullanabileceğini, olası bir yeni anayasa sürecinde devreye sokulabileceğini iddia etti. Tarihten Bülent Ecevit dönemindeki milletvekili ayrılıklarına örnek vererek, benzer senaryolara dikkat çekti.</p>

<p>Recep Tayyip Erdoğan’ın kovduğu bir doktorun ve Cemal Enginyurt’un da yeni harekette yer alacağı yönünde haberler olduğunu belirten Özkan, oluşumun <strong>“ideolojisiz ve şekilsiz” </strong>bir çatı olacağını savundu.</p>

<p>Özkan, CHP’nin Atatürkçü tabanının son yıllarda sosyal medya manipülasyonuna maruz kaldığını ve bu kitlenin doğruyu bulmasının zaman alabileceğini de sözlerine ekledi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 23 Jul 2026 15:11:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/07/ali-riza-ozkandan-chpden-ayrilanlara-sert-elestiri-iyi-ki-gittiler-1784810317.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Alevi Bektaşi Güç Birliği Platformu’ndan Vatan Partisi’ne ziyaret</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-bektasi-guc-birligi-platformundan-vatan-partisine-ziyaret-3333</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-bektasi-guc-birligi-platformundan-vatan-partisine-ziyaret-3333</guid>
                <description><![CDATA[Alevi Bektaşi Güç Birliği Platformu Başkanı Ali Rıza Özdemir ve beraberindeki heyet, Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’i ziyaret ederek hazırladıkları kapsamlı “Alevi Raporu”nu sundu. Görüşmeye Horasan Erenleri Federasyonu Yönetim Kurulu Üyesi Ali Kel ile Alevi Bektaşi Güç Birliği Platformu Yönetim Kurulu Üyesi Zeynel Sönmez de katıldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Alevi Bektaşi Güç Birliği Platformu Başkanı Ali Rıza Özdemir ve beraberindeki heyet, Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’i ziyaret ederek hazırladıkları kapsamlı <strong>“Alevi Raporu”</strong>nu sundu. Görüşmeye Horasan Erenleri Federasyonu Yönetim Kurulu Üyesi Ali Kel ile Alevi Bektaşi Güç Birliği Platformu Yönetim Kurulu Üyesi Zeynel Sönmez de katıldı.<br />
&nbsp;<br />
<strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">“GERÇEK DIŞI TALEPLER KRİZ ALANI YARATMAK İÇİN İCAT EDİLDİ”</span></span></strong><br />
<br />
Ziyarette Alevi toplumunun gerçek beklentilerini dile getiren Platform Başkanı <strong>Ali Rıza Özdemir, </strong>kamuoyunda sıkça gündeme getirilen bazı taleplerin Alevilerin öz talepleri olmadığını vurguladı. Özdemir, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:<br />
<br />
<em>"Alevilerin gerçek talepleri; Diyanet İşleri Başkanlığı'nın veya zorunlu din derslerinin kaldırılması ya da Hacı Bektaş Veli Dergâhının birkaç sivil toplum kuruluşuna devredilmesi değildir. Bu tür iddialar, <strong>'Alisiz Aleviler' </strong>tarafından Alevilerle devletin arasını açmak ve suni kriz alanları yaratmak amacıyla icat edilmiştir."</em><br />
<br />
Alevi raporunda gerçek beklentilerin net bir şekilde ortaya konduğunu belirten Özdemir; bu taleplerin uygulanabilir, kolay ve kısa sürede hayata geçirilebilecek nitelikte olduğunu söyledi. Özdemir, Alevi toplumunun tüm taleplerini "devlete ve millete rağmen değil, devlet ve milletle birlikte" çözme iradesinde olduğunun altını çizdi.<br />
&nbsp;<br />
<strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">DOĞU PERİNÇEK: “CEMEVLERİ İSLAMİ İBADETHANEDİR”</span></span></strong><br />
<br />
Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek ise Alevi Bektaşi Güç Birliği Platformu’nun çalışmalarını yakından takip ettiklerini ve son derece değerli bulduklarını ifade etti.&nbsp;<br />
<br />
Sunulan rapordan parti politikalarında ve seçim beyannamelerinde faydalanacaklarını belirten Perinçek, cemevlerinin konumuna ilişkin açık bir mesaj verdi. Cemevlerinin öz ve hakiki birer İslami ibadethane olduğunu vurguladı. Alevi toplumunun birliği ve kucaklaşması yönünde atılan adımların destekçisi olmaya devam edeceklerini belirtti.<br />
<br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 23 Jul 2026 10:38:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/07/alevi-bektasi-guc-birligi-platformundan-vatan-partisine-ziyaret-1784792888.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hasan Bey Zerdabi adına Medya Ödülü onlara verildi</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/hasan-bey-zerdabi-adina-medya-odulu-onlara-verildi-3332</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/hasan-bey-zerdabi-adina-medya-odulu-onlara-verildi-3332</guid>
                <description><![CDATA[Azerbaycan'da Ulusal Basın Günü olarak kutlanıdı. Bu önemli günle alakalı Azerbaycan Gazeteciler Birliği'nde (AGB) Hasan Bey Zerdabi Medya Ödülü'nün takdim töreni gerçekleştirildi.
Çağrı.az sitesinin haberine göre, törende Azerbaycan Gazeteciler Birliği başkanı Elçin Şıhlı, Azerbaycan Matbuat Şurası başkanı Reşad Mecid, önemli medya yöneticileri, gazeteciler, sivil toplum örgütünün ve medyanın önemli temsilcileri katıldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Azerbaycan'da Ulusal Basın Günü</strong> olarak kutlanıdı. Bu önemli günle alakalı <strong>Azerbaycan Gazeteciler Birliği'nde (AGB) Hasan Bey Zerdabi Medya Ödülü'</strong>nün takdim töreni gerçekleştirildi.<br />
Çağrı.az sitesinin haberine göre, törende Azerbaycan Gazeteciler Birliği başkanı Elçin Şıhlı, Azerbaycan Matbuat Şurası başkanı Reşad Mecid, önemli medya yöneticileri, gazeteciler, sivil toplum örgütünün ve medyanın önemli temsilcileri katıldı.<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-07-22%20at%2017_12_53%20(1).jpeg" style="height:533px; width:800px" /><br />
<br />
Töreni açış konuşmasıyla başlatan AGB başkanı Elçin Şıhlı, Azerbaycan ulusal basınının 151 yıllık şerefli gelişim yolundan, Hasan Bey Zerdabi'nin Azerbaycan gazeteciliğinin oluşumu ve aydınlanma geleneklerinin temelinin atılmasındaki eşsiz hizmetlerinden bahsetti. O, Hasan Bey Zerdabi Ödülü'nün milli-manevi gazeteciliğin gelişimine, söz ve fikir özgürlüğünün güçlenmesine, mesleki gazetecilik ilkelerinin korunmasına katkı sağlayan medya temsilcilerinin emeklerine verilen yüksek değerin ifadesi olduğunun altını çizdi.<br />
<br />
Azerbaycan Matbuat Şurasının başkanı<strong> Reşad Mecid</strong> ise ulusal basının toplumun gelişimindeki rolünden, mesleki etik ilkelerinin korunmasının öneminden ve gazeteci dayanışmasının anlamından söz etti. O, Hasan Bey Zerdabi Medya Ödülü'nün medya camiasında meslekiyetin teşvikine önemli katkı sağladığını vurguladı.<br />
<br />
2026 yılı için Hasan Bey Zerdabi Medya Ödülünü alan gazetecilerin listesini sunuyoruz:<br />
<br />
Algış Hasanoğlu,Anar Nifteliyev,<br />
Aydın Tağıyev,Elçin Zahiroğlu;<br />
Ekber Qoşalı;<br />
Günel Habilkızı;<br />
Hüseynbala Selimov;<br />
Hanım Hatun;<br />
İlham Tumas;<br />
İqbal Memmedeliyev;<br />
Murat Akkoç;<br />
Mübariz Yunus,<br />
Nicat Abdullayev,<br />
Oktay Hacımusalı ve<br />
Zernişan Turan.<br />
Ayrıca iki kişi - Senuber Seher ve Sefure Çerkezkızı fahri diploma ile ödüllendirildi.<br />
Törenin sonunda katılımcılar hatıra fotoğrafı çekildiıer.<br />
<br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 23 Jul 2026 00:15:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/07/hasan-bey-zerdabi-adina-medya-odulu-onlara-verildi-1784755275.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kemal Özkiraz’dan dikkat çeken Kılıçdaroğlu detayı!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kemal-ozkirazdan-dikkat-ceken-kilicdaroglu-detayi-3331</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kemal-ozkirazdan-dikkat-ceken-kilicdaroglu-detayi-3331</guid>
                <description><![CDATA[Kemal Özkiraz, yapay zekâya bir “kesişim kümesi” oluşturmasını istediğini belirterek şu isimleri sıraladı: Zülfü Livaneli, Suavi, Selda Bağcan, Cahit Berkay, Onur Akın, Ali Atay, Ece Üner ve Halk TV.Özkiraz, bu isimlerin ortak özelliğinin Kemal Kılıçdaroğlu’na “eserlerimi kullanma” diyerek propaganda yapmaları olduğunu öne sürdü.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<iframe width="845" height="475" src="https://www.youtube.com/embed/-L-dvThNG84" title="#CANLI - Oğuzhan Uğur Savcılıkta Ne Dedi?" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe><p>Kemal Özkiraz, yapay zekâya bir <strong>“kesişim kümesi” </strong>oluşturmasını istediğini belirterek şu isimleri sıraladı: <strong>Zülfü Livaneli, Suavi, Selda Bağcan, Cahit Berkay, Onur Akın, Ali Atay, Ece Üner ve Halk TV.<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-07-21%20at%2019_57_42.jpeg" style="height:450px; width:800px" /></strong><br />
<br />
Özkiraz, bu isimlerin ortak özelliğinin <strong>Kemal Kılıçdaroğlu’na “eserlerimi kullanma”</strong> diyerek propaganda yapmaları olduğunu öne sürdü.<br />
Özkiraz, Ahbap Derneği’ne yönelik destekleri de <em><strong>“duygu istismarıyla dolandırılmış”</strong></em> şeklinde değerlendirerek, bu kişilerin muhalefete akıl vermeden önce kendi durumlarına bakmalarını önerdi ve <strong>“Yarım doktor yarım hoca gibiler” </strong>ifadesini kullandı.</p>

<p>Kemal Özkiraz, HaberTürk TV’de Sena Alkan’ın sunduğu “Açık ve Net” programında dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.</p>

<p>Özkiraz, yapay zekâya bir <strong>“kesişim kümesi”</strong> oluşturmasını istediğini belirterek şu isimleri sıraladı: Zülfü Livaneli, Suavi, Selda Bağcan, Cahit Berkay, Onur Akın, Ali Atay, Ece Üner ve Halk TV.</p>

<p>Bu isimlerin ortak özelliğinin Kemal Kılıçdaroğlu’na <strong>“eserlerimi kullanma”</strong> diyerek propaganda yapmaları olduğunu öne süren Özkiraz, şunları söyledi:</p>

<p><em><strong>&nbsp;“Bunların tamamı o dönemde evet, Haluk Levent’in o döneminde bence hepsi iyi niyetle yaptı. Ayrı mesele ama işte cehennemin yolları iyi niyet taşlarıyla döşeli. Bu insanlar hâlâ maalesef her konuda bilir kişi gibi yorum yapıp muhalefeti de dizayn etmeye çalışıyorlar. Bu insanların bir ortak özelliği daha var. Nedir biliyor musunuz? Buradaki isimlerin tamamı Kemal Kılıçdaroğlu’na ‘eserlerini, eserlerimi kullanma’ diye propaganda yapan insanlar.”</strong></em></p>

<p>Özkiraz, Kılıçdaroğlu’nu <strong>“öz eleştiri yapabilen bir insan”</strong> olarak nitelendirirken, listedeki isimleri şöyle devam etti:</p>

<p><em><strong>&nbsp;“Kemal Bey öz eleştiri yapabilen bir insan. Bu arkadaşlar maalesef her konuyu çok iyi biliyorlar. Niyeyse de Türkiye’nin siyasetinde 50 yıldır varlar. Yani siyasete doğrudan katılmadı, biri hariç, bildiğim kadarıyla Zülfü Livaneli hariç. Hiçbiri doğrudan katılmadı ama özellikle sol siyasetin üzerinde hepsi bilir kişiler.”</strong></em></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak link:https://www.youtube.com/watch?v=-L-dvThNG84</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 19:43:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/07/kemal-ozkirazdan-dikkat-ceken-kilicdaroglu-detayi-1784655467.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ali Rıza Özdemir yazdı: Alevi Partisi kurulmalı mı?</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ali-riza-ozdemir-yazdi-alevi-partisi-kurulmali-mi-3330</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ali-riza-ozdemir-yazdi-alevi-partisi-kurulmali-mi-3330</guid>
                <description><![CDATA[T. C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Önceki Dönem Başkanı, araştırmacı-yazar Alirıza Özdemir, son dönemde “Cem Parti” adıyla kurulan yeni siyasi oluşumu değerlendirdi. Özdemir, CEM TV’nin ardından aynı isimle bir partinin kurulmasını “çakma” ifadeleriyle eleştirdi ve Alevi kimliği eksenli bir siyasi parti fikrine karşı çıktığını belirtti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>T. C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Önceki Dönem Başkanı, araştırmacı-yazar<strong> Ali Rıza Özdemir,</strong> son dönemde <strong>“Cem Parti”</strong> adıyla kurulan yeni siyasi oluşumu değerlendirdi. Özdemir, CEM TV’nin ardından aynı isimle bir partinin kurulmasını “çakma” ifadeleriyle eleştirdi ve Alevi kimliği eksenli bir siyasi parti fikrine karşı çıktığını belirtti.<br />
<br />
Özdemir, yazısında, Malatyalı bir iş insanı tarafından kurulan CEM TV’nin ardından aynı isimle bir siyasi partinin hayata geçirildiğini hatırlattı. Partinin kurucularıyla CEM TV’nin bağlantılı olduğunu iddia eden Özdemir,<u> <strong>“Çakma CEM TV’den sonra çakma CEM Parti de kuruldu”</strong></u> değerlendirmesinde bulundu. CEM Vakfı’nın ise gelişmeleri yakından izlediğini kaydetti.<br />
<br />
<strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">“ALEVİ PARTİSİ” FİKRİNE SICAK BAKMIYOR</span></span></strong><br />
<br />
Makalesinde <strong>Alevi Partisi</strong> tartışmalarına da geniş yer veren Özdemir, bu yöndeki teklifleri sıkça aldığını ancak kimlik ve mezhep temelli bir partiye karşı olduğunu vurguladı. Özdemir’e göre, Alevi Partisi kurulması için kadro ve örgütlenme açısından imkân olsa da bu adımın birçok sakıncası bulunuyor:</p>

<ul>
	<li>Aleviliğin inanç ve irfan boyutunun siyasallaşarak yıpranması,</li>
	<li>İnancın seçim pazarlıklarına alet edilmesi,</li>
	<li>Toplum içinde mezhepsel bölünmenin derinleşmesi,</li>
	<li>Üniter devlet yapısına ve toplumsal entegrasyona zarar verilmesi,</li>
	<li>Alevi taleplerinin marjinalleşmesi riski.</li>
</ul>

<p>Özdemir, geçmişteki Birlik Partisi deneyimini de hatırlatarak “denenmişi denemenin anlamı olmadığını” ifade etti.<br />
<br />
<strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">“TALEPLER MİLLİ UZLAŞIYLA ÇÖZÜLMELİ”</span></span></strong><br />
<br />
Ali Rıza Özdemir, Alevi taleplerinin evrensel haklar çerçevesinde ve Türk milletinin birliği temelinde ele alınması gerektiğini savundu.<br />
<br />
<strong>“Ali’siz Alevilik” </strong>olarak nitelendirdiği radikal yaklaşımlara mesafe konulması çağrısı yapan Özdemir, taleplerin devletle barışık ve milli birliği pekiştiren bir nitelik taşıdığını dile getirdi.<br />
<br />
Özdemir, özellikle merkez sağ, milliyetçi ve muhafazakâr partilerin Alevi vatandaşlara kapılarını daha fazla açması ve temsilde adil davranması gerektiğini belirtti. Yazısında, son dönemde devletin attığı adımları (Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı gibi) olumlu bulduğunu ve konunun bir parti meselesi değil, milli uzlaşı konusu olması gerektiğini kaydetti.<br />
<br />
Cumhurbaşkanı’nın liderliğinde bu meselenin kardeşlik hukuku içinde çözülebileceğine inandığını belirten Özdemir, gerçek kanaat önderlerinin inisiyatif alması çağrısında bulundu.<br />
Ali Rıza Özdemir'İn makalesinin tam metni şöyle:<br />
<br />
<br />
<strong>“ALEVİ PARTİSİ” KURULMALI MI?</strong></p>

<p>AÇIK kaynaklara düşen haberlere göre Cem Parti adıyla yeni bir parti kurulmuş. Cem, malum olduğu üzere, Aleviliğin tarikat kapısında farklı zaman ve nedenlerle icra edilen toplu temel ibadetin adıdır. Bu nedenle partinin adındaki Alevilik çağrışımı dikkat çekici…</p>

<p>Değerli dostum gazeteci Ali Rıza Özkan, bu gelişmeyi Çakma CEM TV’den sonra, çakma CEM Parti de kuruldu! manşetiyle görmüş. Onun verdiği bilgilere göre, CEM TV’nin yasal yayın izni sağlayan lisansı devam ederken Malatya, Pütürgeli Kürt ve Sünni açıkgöz bir iş insanı tarafından sahibi olduğu ONS TV isim değiştirerek CEM TV adı ile yayına başlamasının ardından, yine CEM ismi ile bir de parti kuruldu! İlginç olan ise partinin de kurucularının aynı isimler olması. CEM Vakfı ise, her zamanki gibi gelişmeleri seyrediyor.</p>

<p>Kaynak Linki =</p>

<p>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cakma-cem-tvden-sonra-cakma-cem-parti-de-kuruldu-3314</p>

<p><strong>"ALEVİ PARTİSİ" NEDEN İSTENİYOR?</strong></p>

<p>Bu vesileyle müstakbel bir Alevi Partisi hakkındaki görüşlerimi paylaşmak isterim. Çünkü bu konu periyodik olarak üç-beş ayda bir önüme geliyor. Farklı heyetler, bir Alevi Partisi kurulması ve benim de bu partiye liderlik yapmam konusunda teveccühte bulunuyorlar. Hatta marşlarına kadar altyapısını hazırlayıp konuyu bize taşıyanlar oluyor, sağ olsunlar…</p>

<p>Bir Alevi Partisi kurulması konusunda ısrarcı olan ve konuyu belirli periyotlarla gündemimize taşıyan dostlarımız, birkaç gerekçe öne sürüyor. Bunlara sırasıyla bakalım.</p>

<p><strong>1- Taleplerin karşılanmaması ve çözümlere kulak tıkanması.</strong></p>

<p>Alevilerin kronikleşmiş talepleri, mevcut partilerce seçim dönemlerinde dinlense de seçim sonrası unutulmakta veya vaat düzeyinde kalmaktadır. Tam tekmil bir çalışma ve samimi bir ilgi söz konusu olamıyor.</p>

<p><strong>2- Temsiliyet yetersizliği.</strong></p>

<p>Alevi kimliğine sahip siyasetçilerin parti kadrolarında ve mecliste yeterli oranda yer bulamaması, özellikle sağ, milliyetçi ve muhafazakâr partilerde Alevilerin görünürlüğünün adeta sıfıra yakın olması, Alevileri siyasal sistemin dışında bırakmaktadır.</p>

<p><strong>3- Oyların siyasi pazarlık gücüne dönüşmemesi.</strong></p>

<p>Alevi oylarının tek bir partinin garantisi altında görülmesi, mevcut siyasi aktörlerin Alevi toplumunu Nasıl olsa bize oy verecekler diyerek, diğer partilerin de Ne de olsa Aleviler bize oy vermiyor anlayışı içinde hak taleplerine ciddiyetle yaklaşmamasına yol açmaktadır.</p>

<p><strong>4- Kimlik siyasetinin yaygınlaşması.</strong></p>

<p>Türkiye siyasetinde birçok kesimin kendi özgün kimlikleriyle siyaset arenasında temsil edilmesi ve parti kurması, Alevilerin de kendi kimlikleriyle bağımsız bir aktör olma hakkını doğurmaktadır.</p>

<p><strong>"ALEVİ PARTİSİ"NİN İMKÂNI</strong></p>

<p>Öncelikle ifade etmek gerekir ki, bir siyasi parti kurmak için iki araç lazım: Birincisi kadro, ikincisi bütçe. (Zaten iyi bir yönetici de kadrosundan en iyi şekilde verim alabilen ve bütçeyi doğru şekilde kullanabilen kişidir.)</p>

<p>Bu açıdan bakıldığında bizim açımızdan Alevi Partisi için kadro oluşturmak kolay iş. Çok kısa sürede Alevilerin yaşadığı il ve ilçelerde örgütlenmek mümkün. Bunu sağlayacak hem imkanımız hem de kudretimiz var.</p>

<p><strong>"ALEVİ PARTİSİ"NİN SAKINCALARI</strong></p>

<p>Yukarıda sayılan gerekçeler ve imkanlar, bir Alevi olarak, kulağıma mantıklı gelse de Alevi Partisi fikrine sıcak bakmayanlardanım. Çünkü kimlik ve mezhep merkezli bir siyasi partinin kurulması, birçok açıdan çeşitli riskler barındırmaktadır. Bunlar üzerinde kısaca duralım.</p>

<p><strong>1- İnancın siyasallaşması ve manevi özün silikleşmesi</strong></p>

<p>Alevilik; yolu, erkanı, irfani derinliği ve ahlaki ilkeleriyle bir inanç ve yaşam biçimidir. Bir siyasi partinin günlük polemiklerine, seçim pazarlıklarına ve parti disiplinine hapsedilmesi, Aleviliğin evrensel ve manevi boyutunun araçsallaşarak yıpranmasına neden olacaktır.</p>

<p><strong>2- Dinin siyasete alet edilmesi</strong></p>

<p>Seküler ve demokratik bir düzende din veya inanç eksenli siyaset yapmak, siyasetin doğası gereği pragmatik hesaplarla hareket etmeyi getirir. Kutsal sayılan değerlerin seçim kazanma hedefine indirgenmesi, inanç mensupları arasında da moral değerlerin aşınmasına yol açar.</p>

<p>Alevilik, bünyesinde farklı ocaklar, dedelik gelenekleri ve sosyo-politik eğilimler barındıran bir sosyolojik yapıdır. Tek bir partinin tüm Aleviler adına konuşma iddiası, gerçek veya makbul Alevilik tartışmalarını başlatarak topluluğun kendi içinde bölünmesine sebep olacaktır.</p>

<p><strong>3- Mezhepsel bölünme ve üniter yapının zarar görme tehlikesi</strong></p>

<p>Toplumsal kesimlerin etnik veya mezhepsel çizgilerle partileşmesi, siyasetin uzlaşı zemininden çıkıp sıfır toplamlı bir kimlik çatışmasına dönüşmesine yol açabilir. Türkiye’nin üniter yapısı ve toplumsal dokusu, Lübnan örneğindeki gibi kotayla yönetilen veya dinsel/mezhepsel fay hatlarına bölünen bir siyasal sistemde derin yaralar açabilir.</p>

<p><strong>4- Kutuplaşmanın derinleşmesi ve önyargıların katılaşması</strong></p>

<p>Bir Alevi partisinin varlığı, Alevi toplumunun geniş kitleler nezdinde farklı ve ayrı bir blok olarak algılanmasını hızlandırabilir. Bu durum var olan sosyolojik önyargıları besleyerek toplumsal entegrasyonu zorlaştırır. Sünni ve Alevi vatandaşlar arasındaki geçirgenliği azaltır.</p>

<p>Mezhepsel bir partinin, diğer toplumsal gruplarda katı bir karşı-kimlik inşasını tetikleme riski de vardır. Unutmayalım ki, Türkiye’deki “Alevi algısı” Yavuz Sultan Selim ve Kanuni Sultan Süleyman zamanında inşa edilen “Osmanlı mirası” üzerine oturur.</p>

<p>Her ne kadar, son dönemlerde milliyetçi ve sağ partilerde Alevilere yönelik olumlu ve ılımlı mesajlarda artış görülse de (ki bu çorbada bizim de hayli tuzumuz vardır), geçmişin mirasını görmezden gelmek, son derece yakıcı sonuçlar doğurabilir.</p>

<p><strong>5- Taleplerin marjinalleşmesi ve gerilemesi</strong></p>

<p>Alevi vatandaşların temel talepleri evrensel insan hakları ve anayasal haklar kapsamındadır. Bu hakların spesifik bir partinin ajandasına indirgenmesi, talepleri genel toplum nezdinde tüm vatandaşların sorunu olmaktan çıkarıp bir marjinal grubun özel isteği konumuna düşürme riskini taşımaktadır.</p>

<p>Hak arayışları bir siyasi parti çatısı altına girdiğinde, iktidarlar veya muhalif gruplar bu talepleri doğrudan bir siyasi rakip faaliyeti olarak kodlayabilir. Böylece meşru vatandaşlık talepleri, iktidar-muhalefet çekişmesine kurban edilerek çözümsüzlüğe terk edilebilir.</p>

<p><strong>DENENMİŞİ DENEMEK</strong></p>

<p>Bilindiği üzere Alevi toplumunun ve Türkiye’nin hafızasında Birlik Partisi tecrübesi halen yaşamaktadır. Alevi Partisi olarak kodlanan Birlik Partisi’nin Alevilerin talepleri konusunda bir arpa boyu mesafe alamaması, üstüne üstlük Aleviliğin siyasallaşması, kurucu aktörlerin birbirine düşmanlaşması hatta birbirlerini “yol düşkünü” ilan etmeleri gibi hususların hatıraları halen tazedir. O nedenle, denenmişi denemenin bir anlamı yoktur.</p>

<p><strong>NE YAPMALI?</strong></p>

<p>O halde ne yapmalı?</p>

<p>Bu konuda Alevi toplumuna ve siyasi aktörlere bazı görevler düşmektedir.</p>

<p>Alevi toplumunun hakiki talepleri; yüzyıllardır bu topraklara kök salmış, Ehl-i Beyt sevgisini ve irfanını merkezine alan inanç temelli taleplerdir. Ancak son dönemde bu inancı tarihsel, kültürel ve dini köklerinden koparmaya çalışan, Ali’siz Alevilik olarak da kavramsallaştırılan marjinal ve inkarcı anlayışlar, meseleyi ideolojik bir kavga alanına çekmeye çalışmaktadır.</p>

<p>Ali’siz Alevilerin temel amacı, Alevilerin taleplerini hayata geçirmek değildir; devlet ve Aleviler arasında yeni kriz alanları açmak, yeni fay hatları yaratmaktır.</p>

<p>Diyanet’in lağvedilmesi veya zorunlu din dersleri üzerinden yürütülen bazı radikal ve toptancı söylemler, Alevi toplumunun öz talebi olmaktan ziyade bu ideolojik odakların ajandasıdır.</p>

<p>Bu radikal söylemler, Sünni-muhafazakar kesimlerde ve devlet aklında inanç hakkı arayışından ziyade sistemle ve milli değerlerle çatışma algısı yaratmaktadır. Böylece makul ve meşru Alevi taleplerinin önüne aşılması güç bir duvar örmektedir.</p>

<p>Alevi toplumu ve gerçek temsilcileri; kendi inanç talepleri ile bu ideolojik savrulmalar arasına net bir çizgi çekmelidir. Hakiki arzunun devletle barışık, milli birliği pekiştiren bir nitelik taşıdığını Türk toplumuna sabırla ve doğru bir dille aktarmalıdır.</p>

<p>Alevilerin talepleri özünde marjinal talepler ya da ayrıştırıcı ayrıcalıklar değil, Türk milletinin birliğine, kardeşliğine ve ortak geleceğine hizmet eden son derece makul, insani ve inanç özgürlüğü kapsamındaki hususlardır. Bu gerçek her platformda dile getirilmelidir.</p>

<p>Alevi toplumunun hak ve talepleri; topluma rağmen veya toplumla çatışarak değil, Türk toplumunun geniş kesimlerinin rızası ve empatisi ile hayata geçirilebilecek türdendir. Anadolu irfanının temeli de zaten rızalık ve toplumsal helalleşme anlayışıdır.</p>

<p>Taleplerin meşruiyet zemini evrensel hakların ötesinde, bu toprakları vatan kılan ortak tarih, ortak kültür ve ortak bayrak paydasında ifadesini bulmaktadır.</p>

<p>Alevi vatandaşların sadece belirli bir siyasi yelpazeye mahkum edilmesi veya tek bir çizgi üzerinden temsil olunmaya çalışılması tarihsel bir hatadır. Alevilik, Türk milletinin ortak değeridir ve siyasetin geniş skalasında hak ettiği temsil alanını bulmalıdır.</p>

<p>Bu bağlamda özellikle merkez sağ, milliyetçi ve muhafazakar partilerin Alevi vatandaşlara kapılarını daha geniş şekilde açması, karar mekanizmalarında ve vitrinde Alevi aktörlere daha fazla yer vermesi son derece önem arz etmektedir.</p>

<p>Bu yaklaşım hem Alevi toplumunun siyasi gettoya hapsedilmesini engelleyecek hem de muhafazakar-milliyetçi seçmenin Alevi toplumuyla olan gönül bağını ve toplumsal geçirgenliğini yeniden tesis edecek büyük bir potansiyele sahiptir.</p>

<p>Açıkça ifade etmek gerekir ki, günümüz Türkiye’sinde oluşan siyasi atmosfer, Alevi meselesinin çözümü için tarihsel bir fırsat penceresi sunmaktadır.</p>

<p>Devletimizin kapsayıcı yaklaşımı (örneğin İçişleri Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde atılan adımlar, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın kurulması gibi kurumsal hamleler), devletin bu meseleyi kucaklama kararlılığını göstermektedir.</p>

<p>Cumhur İttifakı’nın ve muhalefet partilerinin Alevi taleplerine yapıcı şekilde yaklaşması, meselenin bir parti siyaseti değil, bir milli uzlaşı ve devlet meselesi olarak çözülebileceğini kanıtlamaktadır.</p>

<p>Yalancı aktörlerin, fitne odaklarının ve Ali’siz Haricilerin Alevi toplumu adına konuşma tekelinin kırılması, Aleviliğin özünde var olan Horasan irfanını, Ehl-i Beyt sevgisini ve vatan sevgisini temsil eden gerçek kanaat önderlerinin, dedelerin ve akademisyenlerin sahada ve siyasette inisiyatif almasıyla mümkündür.</p>

<p>Türk milletinin engin feraseti, devletimizin büyüklüğü ve Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliği; bu meseleyi fitne odaklarına yem etmeden, kardeşlik hukukunu pekiştirerek çözmeye muktedirdir.</p>

<p>Alirıza Özdemir 20/07/2026-Ankara</p>

<p>Kaynak link:<a href="https://x.com/etnojenez/status/2079271631407456281?s=20">https://x.com/etnojenez/status/2079271631407456281?s=20</a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 18:19:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/07/ali-riza-ozdemir-yazdi-alevi-partisi-kurulmali-mi-1784648864.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Horasan Erenleri Antalya’da inşaat alanında Aşure Lokması paylaştı</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/horasan-erenleri-antalyada-insaat-alaninda-asure-lokmasi-paylasti-3329</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/horasan-erenleri-antalyada-insaat-alaninda-asure-lokmasi-paylasti-3329</guid>
                <description><![CDATA[Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu üyesi Hacı Bektaş Veli Kültür ve Dayanışma Derneği’nin sürdürdüğü İmâm Rıza Cemevi ve Kültür Merkezi inşaat alanı, Kerbela şehitleri ruhuna ve İmam Zeynel Abidin’in kurtuluşu şerefine verilen Aşure lokması paylaşımına ev sahipliği yaptı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / ANTALYA</strong> – Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu üyesi İmâm Rıza Cemevi ve Kültür Merkezi inşaat alanında düzenlenen geleneksel Aşure etkinliğinde, protokol üyeleri ve cemevi gönüllüleri bir araya gelerek dayanışma örneği sergiledi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kazı ve hafriyat çalışmalarının tamamlandığı inşaat sahasında paylaşılan Aşure lokmasına kent protokolünden çok sayıda isim katıldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>PROTOKOL VE YURTTAŞLAR AYNI SOFRADA BULUŞTU</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/Ads%C4%B1z%20tasar%C4%B1m%20(41).png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Kazı ve hafriyat süreçlerinin tamamlanmasının ardından düzenlenen etkinliğe, Antalya Valisi Hulusi Şahin, Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocağöz, Kepez Kaymakamı Suat Dervişoğlu, Muratpaşa Belediye Başkan Yardımcısı Nuran Yılmaz, AK Parti İl Başkan Yardımcısı Özgür Özbek, AK Parti Döşemealtı önceki dönem ilçe başkanı ve belediye başkan adayı Bekir Kıvrım ile Zemzem Turizm Genel Müdürü Kürşat Bey katıldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Süreçte emeği geçen inanç önderleri, kurum yöneticileri ve gönüllülerin de yer aldığı buluşmada, dualar eşliğinde hazırlanan Aşure lokması misafirlere ve vatandaşlara ikram edildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>HER TÜRLÜ ENGELLEMELERE RAĞMEN BAŞARDIK!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/Ads%C4%B1z%20tasar%C4%B1m%20(39).png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Hacı Bektaş Veli Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Ergün Kurt yaptığı açıklamada, cemevi ve kültür merkezinin yapım sürecinde karşılaşılan zorluklara dikkat çekilerek şu ifadelere yer verdi:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Bu yıl Aşuremizi, her türlü engellemesine rağmen inşaatına başlayıp kazı ve hafriyat çalışmalarını bitirdiğimiz İmâm Rıza Cemevi Kültür Merkezi inşaat alanımızda paylaştık. Sürecin başından beri yanımızda olan ve her türlü desteğini esirgemeyen Valimize, belediye başkanlarımıza, kaymakamımıza, inanç önderlerimize, aileme ve tüm canlarımıza teşekkür ediyoruz. Hak hizmet edenlerin, destek verenlerin ve lokma sahiplerinin niyetlerini kabul eylesin.</strong>”</em></span></p>

<p><span style="color:#000000">Program, lokma paylaşımı ve cemevi inşaatının gelecekteki etaplarına dair yapılan temennilerin ardından sona erdi.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 12:01:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/07/horasan-erenleri-antalyada-insaat-alaninda-asure-lokmasi-paylasti-1784625314.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ankara’da Alevi kuruluşlarından birlik aşuresi</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ankarada-alevi-kuruluslarindan-birlik-asuresi-3328</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ankarada-alevi-kuruluslarindan-birlik-asuresi-3328</guid>
                <description><![CDATA[Ankara önemli bir etkinliğe tanıklık etti. Afyonkarahisar Hacı Bektaş-ı Veli Kültür Dernekleri Federasyonu, Alevi Bektaşi Güçbirliği Platformu, Alevi Vakıflar Federasyonu, Anadolu Abdallar Cemevi Federasyonu, Anadolu Dernekler Federasyonu, Anadolu Vakıflar Federasyonu, Engelli Dernekleri Federasyonu, Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu, Oğuz Çepni Boyu Dernekler Federasyonu ve Tahtacı Kültür Dernekleri Federasyonu Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı ev sahipliğinde birlik aşuresi paylaştı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / ANKARA</strong> - Muharrem ayı vesilesiyle dayanışma, birlik ve beraberlik duygularını pekiştirmek amacıyla Ankara’da anlamlı bir etkinlik gerçekleştirildi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı ev sahipliğinde, İmam Hüseyin Cemevi’nde Afyonkarahisar Hacı Bektaş-ı Veli Kültür Dernekleri Federasyonu, Alevi Bektaşi Güçbirliği Platformu, Alevi Vakıflar Federasyonu, Anadolu Abdallar Cemevi Federasyonu, Anadolu Dernekler Federasyonu, Anadolu Vakıflar Federasyonu, Engelli Dernekleri Federasyonu, Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu, Oğuz Çepni Boyu Dernekler Federasyonu ve Tahtacı Kültür Dernekleri Federasyonu hep birlikte Kerbela şehitlerini ve Hazreti Hüseyin’i dualarla andı ve ardından birlik aşuresi paylaştı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yoğun katılım altında Aytekin Özkuzukıran Dede, İbrahim Güzel Dede, Murtaza Şirin, Durkadim Bektaşoğlu Dede ve Yaşar Sevinçli Baba’nın birlikte dua verdikleri “Birlik Aşuresi”nde Hz. Hüseyin ve Kerbela şehitleri için mersiyeler seslendirildi, ardından hazırlanan aşureler birlik ve beraberlik temennileriyle katılımcılara ikram edildi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Aşurenin, farklılıkların bir araya gelerek oluşturduğu muazzam birlikteliği simgelediğini belirten Alevi kuruluşları temsilcileri toplumsal birliğin ve huzurun korunmasının önemine dikkat çekti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ALEVİ-SÜNNİ AYRIMI KALMADI, HEPİMİZ CANIZ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/ankara1.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Programda konuşma yapan Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı Genel Başkanı Özdemir Özdemir, Türkiye’de kutuplaşmadan uzak, kardeşçe bir anlayışın güçlenmesi gerektiğini vurguladı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi toplumu olarak ayrışma değil, birlik istediklerini ifade eden Özdemir, “<em><strong>Mevcut şartlarda Alevi-Sünni ayrımı kalmadı. “</strong>Hepimiz canız ve tek yumruğuz<strong>” diyoruz. Toplumun huzura ve kardeşliğe ihtiyacı var</strong></em>” dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>TOPLUMUN BİRLİĞE, KARDEŞLİĞE VE HUZURA İHTİYACI VAR</strong></span></p>

<p><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/Ankara3.png" style="height:450px; width:760px" /></p>

<p><span style="color:#000000">İslam dünyasının ortak acılarına ve tarihsel sürece değinen Özdemir, “<strong><em>İmam Hüseyin Efendimizin Kerbela’da şehit edildiği dönemden bu yana hep bir yas var. O zamanki Kerbela, 72 şehidimizin katledildiği, Muhammed Mustafa Efendimizin ‘reyhan gülleri’ diye sevdiği İmam Hüseyin Efendimizin ve Ehl-i beytin soyunun katledildiği yası tüm dünyadaki İslam alemi yaşıyor.</em></strong>”&nbsp;ifadelerini kullandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Toplumsal barış ve huzurun önemine dikkat çeken Özdemir, günlük siyasi tartışmaların ötesinde bir duruş sergilenmesi gerektiğini belirterek şunları kaydetti: “<em><strong>Toplumun birliğe, kardeşliğe ve huzura ihtiyacı var. Her şeyden önce bu toplumun bin yıllık kardeşliğinin devam etmesi gerekiyor. Art niyetli kişilerin toplumumuzu kutuplaştırdığını görüyoruz. Cumhuriyet’ten bu döneme kadar bu toplum, birliği ve kardeşliği için çok mücadele etti.</strong></em>”</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<strong><em>Atalarımız Çanakkale’de şehit oldu, 15 Temmuz’da şehitler verdik. Vatanı için canını feda eden tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum.</em></strong>”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>100 YILLIK CUMHURİYET DÖNEMİNİN EN BÜYÜK BAŞARISI</strong></span></p>

<p><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/Ankara2.png" style="height:450px; width:760px" /></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi toplumunun hakları ve devlet nezdinde temsili konusunda tarihi adımlar atıldığını dile getiren Özdemir, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın kurulmasının 100 yıllık Cumhuriyet döneminde çok büyük bir başarı ve kazanım olduğunu belirtti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Özdemir, bu kurumsal çatının hayata geçirilmesiyle birlikte Türkiye’deki cemevlerinin birçok sorununun aşıldığını ifade ederek, başkanlığı hayata geçiren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a teşekkürlerini sundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>SOYLU VE BAHÇELİ’YE ÖZEL TEŞEKKÜR</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/ankara5.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Özdemir, Alevi-Bektaşi Başkanlığı’nın kurulma sürecinde dönemin İçişleri Bakanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Süleyman Soylu’nun çok büyük bir emeği ve katkısı olduğunu vurgulayarak kendisine teşekkür etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Konuşmasında MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye de özel olarak değinen Özdemir, Bahçeli’nin Nevşehir Hacıbektaş’ta şahsına arsayı Alevi toplumuna bağışladığını hatırlattı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Hibe edilen arsa üzerine inşa edilen eserin Alevi ibadethaneleri arasındaki en büyük yapılardan biri olduğunu belirten Özdemir, “<strong><em>Devlet Bey’in Alevi toplumuna karşı gösterdiği bu hassasiyeti ve takdir toplayan yaklaşımı gerek CHP gerekse diğer tüm siyasi partilerden de bekliyorum. Şahsına tüm Alevi canlar adına teşekkürlerimi iletiyorum.</em></strong>” şeklinde konuştu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Duaların okunması ve aşure ikramlarının ardından program, toplumsal barış mesajlarıyla sona erdi.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 19 Jul 2026 14:25:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/07/ankarada-alevi-kuruluslarindan-birlik-asuresi-1784460674.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Cem Vakfı yöneticilerini sabıkalı duruma kim düşürdü?</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cem-vakfi-yoneticilerini-sabikali-duruma-kim-dusurdu-3327</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cem-vakfi-yoneticilerini-sabikali-duruma-kim-dusurdu-3327</guid>
                <description><![CDATA[Cem Vakfı’nın üç yöneticisi kendi şubeleri olan Pendik Kavakpınar cemevine girmek isterken yaşanan olaylarla ilgili olarak Anadolu 18. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından suçlu bulunularak mahkum oldular. Mahkumiyetin arka planında Cem Vakfı avukatının mahkemeye delil ve belgeleri sunmayışı iddiası var.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / İSTANBUL-</strong> Cem Vakfı yöneticilerinin İstanbul Pendik’te bulunan Kavakpınar şubesine giriş yapmak isterken meydana gelen tartışma ve itiş-kakışla ilgili dava sonuçlandı. İstanbul Anadolu 18. Asliye Ceza Mahkemesi, üç Cem Vakfı yöneticisini iştirak halinde “<em><strong>Basit Yaralama</strong></em>” suçundan suçlu bularak adli para cezasına çarptırdı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Cem Vakfı yöneticilerini temsil eden avukatın davayla ilgilenmeyişi, kritik delilleri dosyaya sunmadığı iddiası ve ortaya çıkan ağır faturanın vakıf üyelerinden gizlenmesi büyük tartışma yaratacak.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İşte dava dosyasından ve vakıf kulislerinden derlenen haberin detayları:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>CEM VAKFI YÖNETİCİLERİ ŞUBESİNE SOKULMADI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">21 Temmuz 2025 tarihinde İstanbul’un Pendik ilçesinde yer alan ve vakıf şubesi olan Kavakpınar Cemevi’ne gelen Cem Vakfı yöneticileri Ertuğrul Arslan, Hüseyin Doğan ve Süleyman Kılıç ile müşteki ve görevden alınan şube başkanı Mahmut Türkmen arasında gerginlik yaşandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Olay sonrasında Cem vakfı yöneticisi Ertuğrul Aslan ve görevden alınan şube başkanı Mahmut Türkmen darp raporu alarak karşılıklı suç duyurusunda bulundular.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ancak, açılan yargılama sonucunda, “<strong><em>sanıkların iştirak halinde hareket ederek Mahmut Türkmen’e vurdukları</em></strong>” yönünde hüküm kurulurken, davanın bu şekilde sonuçlanmasının arkasında ciddi bir dizi hukuki ihmal zincirinin yattığı iddiası gündeme getirildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>CEM VAKFINI AVUKAT İHMALİ Mİ YAKTI?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Cem Vakfı yöneticilerinin ceza almasıyla sonuçlanan süreçte, sanıkların avukatının dosya ile yeterince ilgilenmediği ve mahkemeye gerekli delil ile belgeleri ulaştırmadığı iddiası gündeme damga vurdu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Davanın seyrini etkileyen savunma zafiyetleri şu başlıklarla öne çıkıyor:</span></p>

<p><span style="color:#000000">- Sanıklardan Cem Vakfı Yöneticisi Ertuğrul Arslan’ın da olay günü yaralandığı ve Adli Tıp Kurumu’ndan (ATK) resmi darp raporu aldığı öğrenildi. Ancak avukatın bu raporu mahkeme dosyasına eklememesi sebebiyle, mahkeme heyetinin olaydaki karşılıklı yaralama veya meşru müdafaa ihtimallerini değerlendiremediği belirtiliyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">- Olayın yaşandığı yerin Cem Vakfı’na ait bir bina olduğu, yöneticilerin aslında kendi binalarına girişlerinin engellendiği ifade ediliyor. Buna rağmen mahkemenin, müşteki tarafın “binaya zorla giriş yapıldığı” yönündeki iddiasını ciddiye alarak hüküm kurduğu, avukatın ise yöneticilerin haklılığını ortaya koyacak mülkiyet ve yetki belgelerini mahkemeye ulaştırmayarak bu iddiayı çürütmediği anlaşılıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>TEBLİGAT ADRESİ HATASI VE DURUŞMALARA KATILMAMA İDDİASI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Dava sürecindeki avukat zafiyetinin tebligat aşamasında da kendisini gösterdiği öne sürülüyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Buna göre, Cem Vakfı yöneticisi olan sanıklardan Ertuğrul Arslan’a tebligat 15 yıldır uğramadığı Sivas adresine ve Süleyman Kılıç’a ise, Hekimhan’daki köyüne gönderilen tebligatlar adreslerinin mahkemeye yanlış bildirilmesi nedeniyle ulaştırılamadı ve “<em><strong>bila ikmal</strong></em>” (işlemi tamamlanamadan) geri döndü.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tebligatların yapılamaması ve avukatın müvekkillerini duruşmaya yönlendirmemesi sebebiyle sanıklar mahkemede hazır bulunamadı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu durum, mahkeme nezdinde olumsuz bir kanaat oluşmasına yol açtı. Mahkeme heyeti gerekçeli kararında, sanıkların duruşmalara katılarak pişmanlık algısı oluşturmaması sebebiyle, “<em><strong>Sanıklar hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi halinde ileride bir daha suç işlemekten kaçınacağına dair mahkememizde olumlu kanaat oluşmadığı</strong></em>” vurgusunu yaptı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu gerekçelerle sanıklar, cezanın ertelenmesini sağlayan CMK'nun 231. maddesindeki (HAGB) hükümlerinden de faydalandırılmadı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>TOPLAM FATURA: 37.480,00 TL + 45.000 TL KİM ÖDEYECEK?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Mahkeme, sunulan eksik deliller doğrultusunda sanıklar Hüseyin Doğan, Süleyman Kılıç ve Ertuğrul Arslan’ın eylemlerini sabit bularak her bir sanığa neticede 112 gün adli para cezası verdi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Sanıkların günlüğü 100,00 TL’den çarptırıldığı adli para cezası ve yargılama giderlerinin toplam dökümü ise şu şekilde gerçekleşti:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Kişi Başı Adli Para Cezası:</strong> 11.200,00 TL (3 sanık için toplam: 33.600,00 TL)</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Toplam Yargılama Gideri (Davetiye, ATK ve Uzlaştırma Ücreti):</strong> 3.880,00 TL</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Vekalet Ücreti Hariç Toplam Net Tutar:</strong> 37.480,00 TL (Sanıkların ödemek zorunda bırakıldığı adli para cezaları ve mahkeme masrafları toplamı)</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Karşı tarafın avukatına ödenecek olan maktu vekalet ücreti:</strong> 45.000,00 TL</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>BU OLAYIN SORUMLULUĞUNU KİM ÜSTLENECEK?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Mahkemenin kararının ardından Cem Vakfı tabanında ve üyeler arasında huzursuzluk baş gösterdi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Vakıf üyelerinin yüksek sesle dile getirdiği ve yanıt beklediği kritik sorular cemevi gündemine oturdu:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<strong><em>Şimdi şiddet uyguladıkları iddiasıyla her 3 yöneticinin de adli sicil kaydı alarak sabıkalı duruma düşmesinin yanında, hatalı süreç yönetimi yüzünden oluşan tüm bu maddi masrafları kim ödeyecek? Kendi binalarında engellenen ve avukat ihmali yüzünden kendilerini savunamayan yöneticileri ve dolayısıyla Cem Vakfı'nı bu duruma düşürmenin sorumluluğunu kim üstlenecek?</em></strong>”</span></p>

<p><span style="color:#000000">Gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde itiraz yolu açık. Vakıf üyeleri ve kamuoyu, savunma zafiyetine yol açan bu eksik belgeler ve sunulmayan ATK darp raporuyla birlikte üst mahkemeye yapılacak itiraz sürecini ve vakıf yönetiminin bu ihmallere karşı alacağı aksiyonu merakla bekliyor.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 13:24:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/07/cem-vakfi-yoneticilerini-sabikali-duruma-kim-dusurdu-1784370652.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Özgür Özel Munzur Festivali&#039;ni de böldü!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ozgur-ozel-munzur-festivalini-de-boldu-3326</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ozgur-ozel-munzur-festivalini-de-boldu-3326</guid>
                <description><![CDATA[Tunceli'de geleneksel olarak her yıl düzenlenen Munzur Festivali'nde Özgür Özel'in de katılacağının duyulması sert tartışmalara neden oldu. Aydınlar ve kanaat önderleri Özgür Özel'in festivale katılmasına karşı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><br />
<strong>HABER MERKEZİ / TUNCELİ- </strong>CHP'den ayrılarak merkez sağ bir parti kurma hazırlıklarını sürdüren Özgür Özel'in Munzur Festivali'nde konuşmacı olarak yer alacağının duyulması ilde ve Avrupa'da sert tartışmalara neden oldu.<br />
<br />
Hukukçu-Yazar Cihan Söylemez’in Özgür Özel'in festivalde konuşmasına karşı yaptığı açıklamaya yönelik olarak destekleyici görüşler beyan ediyor.<br />
Munzur Kültür ve Doğa Festivali'nin kurucularından olan eski belediye başkanları ile bölgedeki bazı bağımsız aydınlar ve demokratik kitle örgütleri temsilcileri, festivalin asli amacından sapmaması ve siyasi kliklerin şov arenasına dönüştürülmemesi gerektiği yönündeki eleştiri ve uyarılar yapıyor.<br />
<br />
Festivalin inanç, dil, kültür ve ekolojik hafıza merkezli kalması gerektiğini konusunda aydınlar hem fikir.<br />
<br />
<strong>ÖZGÜR ÖZEL TUNCELİ'Yİ DE BÖLDÜ!</strong><br />
<br />
Tunceli'de her yıl geleneksel olarak düzenlenen Munzur Doğa ve Kültür Festivali öncesinde, CHP'den ayrılarak merkez sağ bir parti kurma çalışmaları yürüten Özgür Özel’in konuşmacı olarak davet edilmesi ilde büyük bir krizin fitilini ateşledi.&nbsp;<br />
<br />
Hukukçu-Yazar Cihan Söylemez’in yaptığı tarihi uyarı, hem bölge genelinde hem de Alevi toplumu üzerinde yaratılacak muhtemel büyük tahribata dikkatleri çekiyor.&nbsp;<br />
Söylemez’in, inanç ve kültür merkezli bir festivalin siyasi hesaplara alet edilmesine karşı duruşu Tunceli ve Alevi kamuoyunda büyük takdir topladı.<br />
<br />
<strong>KILIÇDAROĞLU'NA KÜRESEL TUZAK!</strong><br />
<br />
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik parti içinde yürütülen sistemli itibarsızlaştırma &nbsp;operasyonları, <strong>38. Olağan Kurultay</strong> sürecinden bu yana hız kesmeden devam ediyor.&nbsp;<br />
Parti genel merkezini parayla satın alınan delegeler eliyle sakatladıkları iddiası mahkemeye taşınan ve tedbiren görevden el çektirilen Özgür Özel ve arkadaşları, asırlık çınar olan CHP’ye önce içeriden en büyük zararı vermeyi hedeflediği net şekilde görülüyor.&nbsp;<br />
<br />
Bu ekibin ana stratejisinin partiyi yıpratıp içini boşalttıktan sonra merkez sağ da konunlnacak ANAP benzeri yeni bir parti kurarak ayrılmak ve CHP’yi Türk siyasetinden tamamen silmek olduğu pek çok çevrenin ortak görüşü haline geldi.<br />
<br />
Cumhuriyetin kurucu partisini yok etmeyi amaçlayan bu tehlikeli stratejinin arkasında ise ABD kaynaklı küreselci odakların politikaları olduğu öteden beri biliniyor.&nbsp;<br />
Küresel güçlerin, yerli işbirlikçiler eliyle CHP'yi tasfiye etme projesinin bir ayağı da Alevi toplumunu ve Dersim coğrafyasını bu siyasi şovlara alet etme girişimi olduğu öne sürüldü.<br />
<br />
<strong>DERSİM VE ALEVİ TOPLUMU KÜRESELCİ TUZAĞA DÜŞECEK Mİ?</strong><br />
<br />
Özgür Özel’in, Kemal Kılıçdaroğlu’nu tasfiye eden ekibin başında yer alması nedeniyle Munzur Doğa ve Kültür Festivali'nde boy göstermesi, hem il halkında hem de Alevi toplumu üzerinde şimdiden olumsuz tepki yaratmış durumda.&nbsp;<br />
<br />
Kültürel ve inançsal hassasiyetleri olan bir organizasyonun, Kılıçdaroğlu’nu mağdur eden siyasi bir hizbin gövde gösterisine dönüştürülmek istenmesi, Dersim halkının iradesine ve değerlerine açık bir hakaret ve kışkırtma olarak değerlendiriliyor.<br />
<br />
Hukukçu-Yazar Cihan Söylemez, tam da bu hassas noktaya parmak basarak festivalin siyasi bir şov arenasına dönüştürülmesine sert tepki gösterdi.&nbsp;<br />
Söylemez, yayımladığı bildiride şu ifadelere yer verdi:<br />
<br />
"Munzur Doğa ve Kültür Festivalinde “Özgür Özel Gölgesi” düşmemeli;<br />
Sevgili Canlar,<br />
Son günlerde Munzur Festivali’nin Kültür ve Doğa merkezinden çıkarılarak Özgür Özel’in Şovuna dönüştürülmesi noktasında bir çalışma olduğuna ilişkin gelen bilgiler doğrultusunda;<br />
<strong>1) </strong>DEDEF’i bu siyasal krize dahil olmaması, destek ve teşvik vermemesi hususunda sorumluluğa davet ediyoruz,<br />
<strong>2)</strong> DEM Partinin yerel boyutta CHP içindeki siyasal krize müdahil olmasının doğru olmadığını ifade etmek isteriz,<br />
<strong>3)</strong> Dersim Emek ve Demokrasi Platformu bileşenlerinden bazı kurumların Munzur Festivalini bir siyasal hizbin şov arenasından dönüştürmesine geçit vermemesini temenni ediyoruz.<br />
Munzur Festivali bir Doğa ve Kültür Festivali’dir. CHP içindeki siyasal bir hizbin gölge düşüreceği bir festival olmamalıdır.<br />
Kamuoyuna ve İlgili Kurumlara Saygıyla Duyurulur.<br />
Hukukçu-Yazar Cihan Söylemez"<br />
<br />
<strong>TUNCELİ HALKINDAN SÖYLEMEZ'İN UYARILARINA DESTEK</strong><br />
<br />
Cihan Söylemez’in bu açıklaması, Tunceli'deki yerel dinamikler, çevre dernekleri ve inanç önderleri arasında da geniş yankı buldu.&nbsp;<br />
<br />
Festivalin kurucu iradesinde yer alan eski yerel yöneticiler ve bağımsız bölge aydınları, Munzur Festivali’nin yıllardır bir "mücadele, inanç ve kültür alanı" olduğunu hatırlatarak; dışarıdan dayatılan siyasi ajandaların bu kolektif hafızayı zedeleyeceği uyarısında bulundular.<br />
<br />
Bölgedeki kanaat önderleri, halkın Kemal Kılıçdaroğlu’na yapılan vefasıza ve haksızlığa karşı hassasiyetinin en üst düzeyde olduğunu belirterek, Özgür Özel ve ekibinin siyasi gövde gösterilerinin Munzur’un asil ruhunu gölgeleyeceği konusunda uyardılar.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 21:29:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/07/ozgur-ozel-munzur-festivalini-de-boldu-1784313778.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ayten Gülsever’den Özgür Çelik&#039;e çok sert tepki!</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ayten-gulseverden-ozgur-celike-cok-sert-tepki-3325</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ayten-gulseverden-ozgur-celike-cok-sert-tepki-3325</guid>
                <description><![CDATA[CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Ayten Gülsever, eski PM üyesi Sevgi Kılıç'a yönelik cinsiyetçi imalarda bulunan Özgür Çelik'i kınadı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h2><span style="font-size:12px">CHP Kadın Kolları Genel Başkanı<strong> Ayten Gülsever,</strong> önceki dönem<em> PM Üyes<strong>i Sevgi Kılıç’ı</strong></em><strong> </strong>hedef alan imalı ve cinsiyetçi paylaşımı nedeniyle parti üyesi<strong> Özgür Çelik’e</strong> sert tepki gösterdi. Gülsever, kadın siyasetçilere yönelik cinsiyetçi saldırılara asla geçit vermeyeceklerini açıkladı.</span></h2>

<h3>&nbsp;</h3>

<p>Kadın Kolları Genel Başkanı Ayten Gülsever, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, Özgür Çelik’in ifadelerinin parti tabanında ve kadın örgütlerinde yarattığı rahatsızlığı dile getirdi.<br />
<br />
<strong>Gülsever şunları kaydetti:</strong></p>

<p><em>"Parti üyemiz Özgür Çelik’in, önceki dönem Parti Meclisi üyemiz Sevgi Kılıç’ı hedef alan paylaşımı, başta kadın örgütlerimiz olmak üzere, tüm partililerimizi derinden üzmüştür. Kullanılan ifadenin taşıdığı cinsiyetçi ima, yalnızca bir kadın siyasetçiye değil, siyasette eşitlik ve saygınlık mücadelesi veren bütün kadınlara yönelmiş bir saldırıdır."</em></p>

<h3><strong><strong>Gülsever:&nbsp;</strong><strong>"CHP Cinsiyetçi Dili Normalleştiren Bir Yer Değildir" </strong></strong></h3>

<p>Açıklamasında Cumhuriyet Halk Partisi'nin kurumsal kimliğine ve kurucu değerlerine vurgu yapan Gülsever, parti içi demokrasinin ve tartışma kültürünün bu seviyeye düşürülmesini kabul etmeyeceklerini belirtti:</p>

<p><strong><strong>Değerler Vurgusu:</strong></strong>&nbsp;<em>"Cumhuriyet Halk Partisi; kadınları aşağılayan, cinsiyetçi dili normalleştiren ve siyasi tartışmayı hakarete indirgeyen bir anlayışın yeri değildir."</em></p>

<p><strong><strong>Atatürk Devrimleri Hatırlatması:</strong></strong>&nbsp;Partinin gücünü kadın-erkek eşitliğinden ve Mustafa Kemal Atatürk’ün kadınlara açtığı çağdaşlık yolundan aldığını hatırlattı.</p>

<p>&nbsp;<em>"Sevgi Kılıç’ın yanında olduğumuzu açıkça ifade ediyor, bu çirkin paylaşımı en güçlü biçimde kınıyoruz. Kimden gelirse gelsin, kadınlara yönelik cinsiyetçi dil karşısında susmayacağız, geri adım atmayacağız."</em></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 12:04:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/07/ayten-gulseverden-ozgur-celike-cok-sert-tepki-1784279734.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kepez’e İmam Rıza Cemevi ve Kültür Merkezi geliyor</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kepeze-imam-riza-cemevi-ve-kultur-merkezi-geliyor-3324</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kepeze-imam-riza-cemevi-ve-kultur-merkezi-geliyor-3324</guid>
                <description><![CDATA[Kepez’in Fevzi Çakmak Mahallesi’nde 1.650 metrekarelik alanda inşa edilecek Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Merkezi ile Sosyal Tesis için temel hazırlıkları başladı. Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu üyesi Antalya Hacı Bektaş Veli Kültür, Tanıtma Cemevi Derneği - İmam Rıza Cemevi ve Kültür Merkezi, yalnızca inanç hizmetlerinin sunulduğu bir ibadet mekanı değil; eğitim, kültür ve sosyal dayanışmayı güçlendirecek faaliyetlere de ev sahipliği yapacak çok amaçlı bir yaşam merkezi olarak hizmet verecek.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">haberimizvar.net sitesinin haberine göre,&nbsp;Kepez&nbsp;Belediyesi işbirliğiyle ilçeye önemli bir inanç ve kültür merkezi daha kazandırılıyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Fevzi Çakmak Mahallesi’nde, 27620 ada 4 parselde belediyeye ait hisse üzerine inşa edilecek İmam Rıza Cemevi ve Kültür Merkezi’nin temel kazı çalışmaları başladı.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kepez&nbsp;Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü ekipleri tarafından yürütülen kazı çalışmaların yaklaşık bir hafta içinde tamamlanması bekleniyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Kazı işlemlerinin tamamlanmasının ardından temeli atılacak olan cemevi ve kültür merkezi hayırseverlerin desteğiyle hızla yükselecek.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu proje ile Kepez’de yalnızca bir cemevi değil, aynı zamanda sosyal ve kültürel yaşamın merkezi olacak kapsamlı bir tesis hayata geçirilecek. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Zemin artı iki kat olarak inşa edilecek merkezde; konferans salonu, inanç ve kültür müzesi, başkanlık ofisi, Alevi Bektaşi kültürüne ait eserler, dergiler ve araştırma kaynaklarının yer alacağı kütüphane, derslikler, geleneksel lokma kültürünün yaşatılacağı aşevi, cem meydanı, misafir konuk odaları, morg, kültürel etkinlik alanları, derslikler ve mutfak yer alacak. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Tesis inanç hizmetlerinin yanı sıra eğitim, kültür ve sosyal dayanışmayı güçlendirecek faaliyetlere de ev sahipliği yapacak.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>KOCAGÖZ, AŞURE ETKİNLİĞİNDE MÜJDEYİ VERDİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Projenin hayata geçirilme süreci;&nbsp;Kepez&nbsp;Belediye Meclisi'nin 2025 yılı Temmuz ayı toplantısında ele alındı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Meclis gündemine taşınan karar kapsamında, 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun ilgili maddeleri doğrultusunda Fevzi Çakmak Mahallesi 27620 ada 4 parseldeki belediyeye ait hissenin, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Merkezi ile Sosyal Tesis Alanı yapılmak üzere Milli Emlak tarafından, Antalya&nbsp;Valiliği işbirliği ile Antalya Hacı Bektaş Veli Kültür, Tanıtma Cemevi Derneği - İmam Rıza Cemevi'ne 25 yıl süreyle tahsisi verilerek tahsis işlemlerinin yürütülmesi için de&nbsp;Kepez&nbsp;Belediye Başkanı Mesut Kocagöz’e yetki verildi.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kepez&nbsp;Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, Kepez’e yeni bir cemevi müjdesini meclis toplantısının ardından DokumaPark'ta düzenlenen&nbsp;Kepez&nbsp;Alevi Bektaşi Kültür Derneği'nin Aşure etkinliğinde vermişti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Etkinlikte birlik ve beraberlik mesajları veren Başkan Kocagöz, "<em><strong>Bizler aynı sazın telleriyiz, aynı ağacın dallarıyız. Bizim kökümüz Türkiye Cumhuriyeti</strong></em>" sözleriyle toplumsal dayanışmanın önemine dikkat çekmişti.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 16 Jul 2026 15:24:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/07/kepeze-imam-riza-cemevi-ve-kultur-merkezi-geliyor-1784205598.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Gülsever’den mevsimlik tarım işçilerine ziyaret</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/gulseverden-mevsimlik-tarim-iscilerine-ziyaret-3323</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/gulseverden-mevsimlik-tarim-iscilerine-ziyaret-3323</guid>
                <description><![CDATA[CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Ayten Gülsever, Sincan Germeç’te mevsimlik tarım işçilerini ziyaret etti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / ANKARA</strong> – CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Ayten Gülsever ve beraberindeki heyet, Ankara’nın Sincan ilçesine bağlı Germeç bölgesindeki mevsimlik tarım işçilerini çadırlarında ziyaret ederek sorunlarını yerinde inceledi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ziyaret sonrası açıklamalarda bulunan Gülsever, bölgede elektrik, su ve kanalizasyon gibi temel altyapı hizmetlerinin bulunmadığını, mobil sağlık ekiplerinin gelmediğini ve çocukların eğitim hakkından mahrum kaldığını belirtti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>GÜLSEVER, KADIN MEVSİMLİK İŞÇİLERLE BİRARAYA GELDİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Germeç’te çalışan kadın işçilerle bir araya gelerek taleplerini dinleyen CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Ayten Gülsever, tarım işçilerinin sadece hasat döneminde hatırlanıp sonrasında kaderlerine terk edilemeyeceğini vurguladı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Gülsever, yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Bugün burada, Sincan Germeç’te tanık olduğumuz tablo, sosyal devlet ilkesinin ne yazık ki yok sayıldığının açık bir kanıtıdır. Soframıza gelen her lokmanın ardında, burada toprağa dökülen ve çoğunlukla görünmeyen bir kadın emeği, bir insan emeği var.</strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Yaklaşık 100 çocuğumuz, akranları gibi okula gitmek yerine tarlada, hijyen koşullarından uzak çadırlarda sağlıksız bir ortamda büyüyor. Çocukların eğitim hakkı, kadınların insanca çalışma ve yaşam hakkı, emekçilerin güvenli barınma hakkı hiçbir gerekçeyle ertelenemez.</strong></em>”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>EMEKÇİLERİN SESİ OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Valilik ile ilgili bakanlıkları acilen göreve çağıran Gülsever, konuşmasında devamla şunları söyledi:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Sosyal devlet kürsülerde, boş söylemlerde değil; tarlada çamurun içinde, emekçinin yanı başında ve o çocuğun geleceğini güvence altına aldığında kendini gösterir. Emekçilerimizin, kadınlarımızın ve çocuklarımızın sesi olmaya devam edeceğiz.</strong></em>”</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 16 Jul 2026 15:15:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/07/gulseverden-mevsimlik-tarim-iscilerine-ziyaret-1784204357.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ayvalık’ta Horasan Erenleri’nden birlik aşuresi</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ayvalikta-horasan-erenlerinden-birlik-asuresi-3322</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ayvalikta-horasan-erenlerinden-birlik-asuresi-3322</guid>
                <description><![CDATA[Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu üyesi Ayvalık Hacı Bektaş Veli Kültür ve Dayanışma Derneği tarafından düzenlenen aşure paylaşımında Ayvalık’ta siyasi parti temsilcilerinden mülki erkana ve sivil toplum kuruluşlarına kadar toplumun her kesimi aynı sofrada bir araya geldi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / BALIKESİR –</strong> Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu üyesi Ayvalık Hacı Bektaş Veli Kültür ve Dayanışma Derneği ev sahipliğinde düzenlenen geleneksel Aşure Payı etkinliği, ilçede adeta bir toplumsal uzlaşı ve kardeşlik buluşmasına sahne oldu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Siyasi parti temsilcilerinden mülki erkan ve sivil toplum kuruluşlarına kadar her kesimi aynı sofrada bir araya getiren buluşma öncesinde, Federasyon heyeti Ayvalık Ticaret Odası’na (ATO) bir nezaket ziyareti gerçekleştirdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>TİCARET ODASI’NA TEŞEKKÜR VE DAVET ZİYARETİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/ATO1.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Aşure lokmasının paylaşımı öncesinde; Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Av. Erdem Cömert, Genel Sekreter Ali Rıza Özkan, YK üyesi Ali Kel ile Ayvalık Hacı Bektaş Veli Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Yüksel Kalkan ile birlikte Cem Vakfı eski Genel Müdürü Süleyman Kılıç ve Alevi Kültür Dernekleri eski YK üyesi Avukat Şebnem Özdemir’den oluşan heyet, Ayvalık Ticaret Odası (ATO) Başkanı Ali Uçar’ı makamında ziyaret etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ziyarette, ATO Başkanı Ali Uçar’a derneğin ve federasyonun çalışmalarına sunduğu yapıcı katkılar ve destekler için teşekkür edilerek Aşure Payı etkinliğinin daveti iletildi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">ATO Başkanı Uçar, bu kıymetli ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirerek sivil toplum kuruluşları ile yerel iş dünyasının ortak kentlilik bilincindeki iş birliğinin önemine vurgu yaptı.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">CÖMERT: GELENEĞİ SÜRDÜRME İRADESİYLE PAYLAŞMAYA GELDİK!</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/Erdem%20C%C3%B6mert.png" style="height:450px; width:760px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">Etkinliğe katılan canlara hitaben konuşan Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Av. Erdem Cömert, federasyonun kuruluş felsefesini çarpıcı sözlerle dile getirdi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Siyasi parti temsilcilerine ve tüm katılımcılara lokma paylaşımı için teşekkür ederek sözlerine başlayan Cömert, şunları söyledi:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<strong><em>Siyasi parti temsilcilerimiz var, hepinize buraya geldikleri, bu lokmayı bizimle paylaştıkları için teşekkür ediyorum.</em></strong></span></p>

<p><strong><span style="color:#000000"><em>Federasyonumuza Horasan Erenleri adını koyduk. Horasan Erenleri ne? Hepimiz Horasanlıyız. Horasan’dan çıktık. Orada bir olduk. Beraber Anadolu’ya geldik ve buraları yurt edindik. Bu yurtta da biz o erenlerden gelen şefaati, yardımlaşma, paylaşma, kardeşlik duygusunu buralara kadar taşıdık. Biz buralara Horasan irfanıyla beraber geldik...</em></span></strong></p>

<p><strong><span style="color:#000000"><em>Biz Türk Milletine bağlı olan insanlar olarak bu federasyonda bir araya geliyoruz. Türkiye’nin şu an 22 ayrı bölgesinde böyle derneklerimiz, cemevlerimiz var. En büyüğü de Hacıbektaş ilçesinde, kıymetli büyüğümüz Devlet Bahçeli’nin arsa bağışlarıyla yapılan, Türkiye’nin hatta dünyanın en büyük cemevi. O da 21 Haziran’da açıldı.</em></span></strong></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Ora merkez olmak üzere biz federasyon olarak o Anadolu Aleviliğini, o paylaşmacı, kardeşlik duygusunu; millete, vatanına, bayrağına, devletine bağlı olan o geleneği sürdürme iradesiyle bu lokmaları sizlerle beraber burada paylaşmaya geldik. İyi ki geldik, siz de iyi ki geldiniz. Hoş geldiniz, sefa geldiniz.</strong>”</em></span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">AHMET AKIN VE İSMAİL OK’TAN ANLAMLI TELGRAFLAR</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/Toplufoto.png" style="height:450px; width:760px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın ve AK Parti Balıkesir Milletvekili İsmail Ok yoğun programları nedeniyle etkinliğe katılamadıkları için mesajlarıyla Ayvalık’taki buluşmaya selam ve desteklerini ilettiler.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, gönderdiği mesajında şu ifadeleri paylaştı: </span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Sayın Yüksel Kalkan, Hacı Bektaş Veli Kültür ve Dayanışma Derneği Ayvalık Şube Başkanı; Düzenlediğiniz hayra katılamadığım için üzgünüm. Bu buluşmanın birliğimizi, beraberliğimizi ve kardeşliğimizi pekiştirmesini temenni ediyorum. Paylaşılan lokmaların ve edilen duaların Hakk katında kabul olmasını diler, size ve şahsınızda hayra katılan tüm canlara sevgi ve saygılarımı sunarım.</strong>”</em></span></p>

<p><span style="color:#000000">AK Parti Balıkesir Milletvekili İsmail Ok ise gönderdiği telgraf metninde şu ifadelere yer verdi:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Sayın Ayvalık Hacıbektaş Veli Kültür ve Dayanışma Derneği</strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Ayvalık Hacıbektaş Veli Kültür ve Dayanışma Derneği'nin düzenlediği matem aşure payı programı için nazik davetinize teşekkür ederim. Barışın ve insanlık sevgisinin daim olması dileğiyle programın hayırlara vesile olmasını temenni eder, şahsınızda Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Sayın Erdem Cömert'e, dernek yönetimine ve tüm konuklara selamlarımı iletirim. İsmail Ok - AK Parti Balıkesir Milletvekili</strong>”</em></span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">SİYASET, BÜROKRASİ VE SİVİL TOPLUM AYNI SOFRADA BULUŞTU</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/M%C3%BCft%C3%BC.png" style="height:450px; width:760px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">Ayvalık Hacı Bektaş Veli Kültür ve Dayanışma Derneği’nin Rose Stone kafe işletmesinde düzenlediği Aşure lokması paylaşımına, Edremit Körfezi genelinden ve çevre ilçelerden çok sayıda yurttaş ile temsilci katıldı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Siyasi ve idari yelpazenin her rengini buluşturan katılımcı listesinde şu isimler yer aldı:</span></p>

<ul>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Ayvalık Müftüsü Mehmet Yiğit,</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">AK Parti Ayvalık İlçe Başkanı Betül Akın adına Vekili Berrin Yarral ve Kemal Uçar,</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">MHP Ayvalık İlçe Başkanı Hasan Ustalı ve Yönetim Kurulu Üyeleri,</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Ayvalık Ticaret Odası (ATO) Başkanı Ali Uçar ve eşi Emel Uçar,</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Saadet Partisi Ayvalık İlçe Başkanı Hasan Memiş ve eşi,</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">DEVA Partisi Ayvalık İlçe Başkanı Yusuf Alp,</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Demokrat Parti (DP) Ayvalık İlçe Başkanı Hasan Otan,</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Vatan Partisi Balıkesir İl Başkanı Hüseyin Ayvataş ve Yönetim Kurulu Üyeleri,</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Vatan Partisi Ayvalık İlçe Başkanı Abdül Aziz Şenel ve Yönetim Kurulu Üyeleri,</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Ayvalık Kızılay Derneği Başkanı Osman Arslan,</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Ayvalık Lozan Mübadilleri Derneği Başkanı Neşe Albayrak,</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Ayvalık Gaziler Derneği Başkanı Hasan Kıranoğlu,</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Ayvalık Ülkü Ocakları Başkanı Mustafa Tosun,</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Dr. Neşe Zengin, eski TBB YK üyesi ve İstanbul Barosu Genel Sekreteri Hüseyin Özbek ve çevre ilçelerden gelen çok sayıda sivil toplum örgütü temsilcileri.</span></p>
	</li>
</ul>

<p><strong><span style="color:#000000">LOJİSTİK DESTEĞE VE EMEKÇİLERE ÖZEL TEŞEKKÜR</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/Kat%C4%B1l%C4%B1lmc%C4%B1lar.png" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">Etkinliğin kusursuz şekilde organize edilmesinde ve lokmanın canlara ulaştırılmasında büyük bir özveriyle çalışanlara gıyabında teşekkür eden Başkan Yüksel Kalkan, özellikle lojistik süreçte büyük katkı sunan Rose Stone işletmesinin sahibi Neşe Albayrak’a parantez açtı:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<strong><em>Bu büyük sofranın kurulmasında, lokmamızın kaynatılmasından canlara ulaştırılmasına kadar arka planda sessizce, büyük bir inanç ve sevgiyle lojistik desteğini esirgemeyen saygıdeğer Neşe Albayrak’a ve mutfakta, alanda emeği geçen tüm gizli kahramanlarımıza şükranlarımızı sunuyoruz. Onların bu özverili emeği olmasaydı bu birliği böylesine güçlü hissettiremezdik.</em></strong>”</span></p>

<p><span style="color:#000000">Dualar eşliğinde dağıtılan aşure payının ardından etkinlik, barış, kardeşlik ve adalet dualarıyla sona erdi.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 15 Jul 2026 15:46:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/07/ayvalikta-horasan-erenlerinden-birlik-asuresi-1784120458.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Toroslar Cemevi&#039;nde Aşure gönülleri birleştirdi</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/toroslar-cemevinde-asure-gonulleri-birlestirdi-3321</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/toroslar-cemevinde-asure-gonulleri-birlestirdi-3321</guid>
                <description><![CDATA[Mersin'de bulunan Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu üyesi Toroslar Cemevi Muharrem orucunun bitmesinin ardından geleneksel aşure birlik lokması etkinliğini düzenledi. Yoğun katılım gözlenen etkinlikte gönüller birlendi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / MERSİN –</strong> Toroslar Alevi Kültür Derneği tarafından Mersin Toroslar Cemevi’nde düzenlenen Aşure Etkinliği, yüzlerce yurttaşın katılımıyla adeta bir inanç ve kültür şölenine dönüştü. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Paylaşım, kardeşlik ve dayanışmanın simgesi olan aşure lokmalarının dağıtıldığı anlamlı gecede, kadim deyişler Toroslar’ın zirvesinde yankılandı.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">ANADOLU’NUN KADİM SESİ TOROSLAR’DA BULUŞTU</span></strong></p>

<p><strong><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/toroslar.png" style="height:450px; width:760px" /></span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Etkinliğin en çok ilgi çeken anlerinden biri, Anadolu halk müziği ile Alevi-Bektaşi deyişleri alanındaki çalışmalarıyla tanınan Hüseyin Albayrak ve bağlamadaki güçlü yorumuyla büyük beğeni toplayan Doğu Ekin’in sahne performansı oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İki usta sanatçı, yüzyıllardır kuşaktan kuşağa aktarılan nefesleri, türküleri ve Kerbela’nın manevi mirasını yaşatan deyişleri seslendirdi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Cemevini dolduran vatandaşlar, zaman zaman hüzünlü zaman zaman ise coşkulu anlar yaşatan eserlere hep bir ağızdan eşlik etti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Sanatçıların güçlü sahne performansı ve uyumu izleyicilerden yoğun alkış aldı.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">DOĞU PERİNÇEK’TEN "BİRLİK VE MÜCADELE" MESAJI</span></strong></p>

<p><strong><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/Toroslar2.png" style="height:450px; width:760px" /></span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Etkinliğe yoğun iş programı nedeniyle katılamayan Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, gönderdiği yazılı mesajla Toroslar Cemevi’ndeki canları selamladı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Aşurenin zulme karşı direnişi ve birliği simgeleyen gücüne değinen Perinçek, mesajında şu ifadelere yer verdi:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><em>"<strong>Aşure bizim zorluklara, zulme karşı ayakta kalmamızı ve onlara meydan okumamızı sağlayan büyük bir enerji kaynağı; bizi birleştiren büyük bir harçtır. Tarihte ve bugün de zalimler varsa, onların karşısında asla teslim olmayanlar da vardır. Bencilliğe, çürümeye, yozlaşmaya, vatansızlaşmaya karşı, paylaşmayı, erdemleri, namusu, cesareti, eşitliği bugüne getiren erenler her zaman vardır. Kerbela’dan beri mazlumların ve hakikatin yanındayız. Hz. Hüseyin’in mirasıyla meydan okuyoruz. Milli Devletimizi bölemezler, milletimizi parçalayamazlar, birliğimizi bozamazlar. Horasan Erenleri de Toroslar Erenleri de birliğimizin sigortasıdır. Toroslar Alevi Kültür Derneği Cemevi Başkanı Sayın Hüseyin Değerli’ye ve bütün canlara saygılarımı, sevgilerimi, selamlarımı iletiyorum.</strong>"</em></span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">"AŞURE, FARKLILIKLARIN BARIŞ İÇİNDE BİR ARADA YAŞAMASIDIR"</span></strong></p>

<p><strong><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/H%C3%BCseyin%20De%C4%9Ferli.png" style="height:450px; width:760px" /></span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Programın ev sahipliğini üstlenen Toroslar Alevi Kültür Derneği Başkanı Hüseyin Değerli, gecenin sonunda yaptığı konuşmada aşure lokmasının felsefi derinliğine vurgu yaptı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Değerli, şu ifadeleri kullandı:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><em>"<strong>Aşure, sadece bir tatlı değil; farklı malzemelerin, farklı tatların kendi kimliğini kaybetmeden bir araya gelerek oluşturduğu muazzam bir birlik, kardeşlik ve barış sembolüdür. Bugün burada sadece lokmamızı değil, acımızı, sevincimizi ve umudumuzu paylaştık. Bu anlamlı günde bizleri yalnız bırakmayan tüm canlara, bizlere mesajlarıyla güç veren siyasi liderlerimize ve yüreklerimizi deyişleriyle ısıtan sanatçılarımıza sonsuz teşekkürlerimizi sunuyoruz.</strong>"</em></span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">BELLEKLERDE İZ BIRAKAN ETKİNLİK</span></strong></p>

<p><strong><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/Toroslar1.png" style="height:450px; width:760px" /></span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Mersin’de toplumsal birliktelik ve dayanışma duygularının en üst seviyede hissedildiği etkinlik, dualar eşliğinde aşure lokmasının pay edilmesiyle son buldu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Toroslar Cemevi’nde yaşanan bu manevi ve kültürel atmosfer, kentin hafızasında uzun süre unutulmayacak anlamlı bir iz bıraktı.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 15 Jul 2026 13:51:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/07/toroslar-cemevinde-asure-gonulleri-birlestirdi-1784114425.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>FETÖ şirketlerinin satışından 1.5 milyar Dolar geldi</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/feto-sirketlerinin-satisindan-15-milyar-dolar-geldi-3320</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/feto-sirketlerinin-satisindan-15-milyar-dolar-geldi-3320</guid>
                <description><![CDATA[Ekonomim gazetesi yazarı Vahap Munyar FETÖ şirketlerinden elde edilen geliri açıkladı. Munyar, "FETÖ şirketlerinin satışından 1.5 milyar $ geldi, kalan 608 şirketin aktifleri 222 milyar ₺'yi aştı" dedi. İşte, Vahap Munyar'ın yazdığı o yazı:]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>15 TEMMUZ&nbsp;</strong>2016’daki hain darbe girişimi sonrası ilan edilen “1<strong>5 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü</strong>”nün 10’uncu yılında da daha önceki yıllarda olduğu gibi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) Başkanı Fatin Rüştü Karakaş’tan kayyımlık görevi aldıkları şirketlerin son durumuyla ilgili bilgi istedim.<strong>&nbsp;Fatin Rüştü Karakaş’</strong>a bilgi notu için şu soruları yönelttim:</p>

<ul>
	<li>
	<p><strong>Geçen 10 yıl içinde FETÖ bağlantılı kaç şirkete kayyım olarak atandınız?</strong></p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Aralarından kaçı tasfiye yoluna girdi?</strong></p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Kaçı ve hangileri mahkeme kararıyla eski sahiplerine iade edildi?</strong></p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Kaçı ve hangileri TMSF ihalesiyle yeni sahiplerini buldu? Ne kadar satış geliri elde edildi?</strong></p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>TMSF’de kaç şirket kaldı? Önde gelenlerin isimleri nedir?</strong></p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Halen TMSF kayyımlığında olan şirketlerin toplam aktif büyüklükler, ciroları, yarattıkları istihdam ne düzeydedir.</strong></p>
	</li>
</ul>

<p><strong>Karakaş</strong>, hemen şu yanıtı verdi:</p>

<p><strong>- TMSF Başkan Yardımcımız Enis Güçlü Şirin size bilgileri gönderecek.</strong></p>

<p><strong><a href="https://img.ekonomim.com/rcman/Cw850h479q95gc/storage/files/images/2026/07/14/1f5e970b-a796-485e-8197-a15092c028a-se4a.jpg" title="FETÖ şirketlerinin satışından 1.5 milyar $ geldi, kalan 608 şirketin aktifleri 222 milyar ₺'yi aştı - Resim : 1"><img alt="FETÖ şirketlerinin satışından 1.5 milyar $ geldi, kalan 608 şirketin aktifleri 222 milyar ₺'yi aştı - Resim : 1" src="https://img.ekonomim.com/rcman/Cw850h479q95gc/storage/files/images/2026/07/14/1f5e970b-a796-485e-8197-a15092c028a-se4a.jpg" style="height:479px; width:850px" /></a></strong></p>

<p>TMSF Başkan Yardımcısı&nbsp;<strong>Enis Güçlü Şirin</strong>, yanıtlara ve bilgi notuna şöyle girdi:</p>

<p><strong>- 15 Temmuz hain darbe girişimi sonrasında FETÖ/PDY’ye yönelik olarak yürütülen soruşturmalar kapsamında 1497 şirketin/mal varlığı değerinin kayyımlık görevi Fon’a verilmişti.</strong></p>

<p>Bu kapsamda halihazırda Fon’un, 42 ildeki toplam 608 şirkette kayyım olarak görev yaptığını belirtti:</p>

<p><strong>- Ayrıca Fon, 65 şirkete pay kayyımı, 92 gerçek kişinin de mal varlıklarına kayyım olarak atanmıştı.</strong></p>

<p>Söz konusu şirketlerin son durumlarıyla ilgili bilgilere geçti:</p>

<p><strong>- TMSF’nin kayyım olarak görevlendirildiği şirketlerden 667 şirketin/mal varlığı değerinin kayyımlık kararı ilgili yargı mercilerince kaldırılmıştır.</strong></p>

<p>Tasfiye edilenlerle ilgili verileri paylaştı:</p>

<p><strong>- Fonun kayyım olarak görevlendirildiği 125 şirketin tasfiye ve sicilden terkine ilişkin hazırlık işlemleri ile ilan ve bilançonun hazırlanması işlemlerinin başlatılmasına karar verilmiş, 40 şirketin tasfiye işlemleri tamamlanarak ticaret sicilinden terkin edilmiştir.</strong></p>

<p>TMSF’nin kayyımlığının sürdüğü şirketlerle ilgili verileri şöyle sıraladı:</p>

<ul>
	<li>
	<p><strong>Kurumumuzun kayyım olarak görevlendirildiği 608 şirketin devir tarihi itibariyle aktif büyüklükleri 50.7 milyar lira iken 31 Aralık 2025 itibariyle yüzde 338 büyüyerek 222.5 milyar liraya ulaştı.</strong></p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Söz konusu şirketlerin öz kaynak toplamı yüzde 395 büyüyerek 22 milyar liradan 110 milyar liraya çıktı.</strong></p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>608 şirketin toplam cirosu da 2025 yılı sonu itibariyle 143 milyar lirayı buldu.</strong></p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>TMSF yönetimi altındaki bu şirketlerde 19 bin 194 kişi istihdam ediliyor.</strong></p>
	</li>
</ul>

<p>Hisse satışı yapılan şirketlere değindi:</p>

<p><strong>- TMSF kayyımlık sürecinde 15 şirkette hisse satışları gerçekleşti. Bunlardan toplam 787 milyon 063 bin lira ve 15 milyon dolar satış hasılatı elde edildi.</strong></p>

<p>TMSF’nin kayyım olarak atandığı şirketlerden ticari ve iktisadi bütünlük (TİB) ihalelerine işaret etti:</p>

<p><strong>- İhalelerde 45 adet TİB, 16 milyar 587 milyon 180 bin lira ve 3.5 milyon&nbsp;<a href="https://www.ekonomim.com/finans/doviz/usd-trl-amerikan-dolari-turk-lirasi" target="_blank" title="dolar">dolar</a>&nbsp;muhammen bedelle satışa sunuldu. İhale neticesinde 18 milyar 397 milyon 747 bin 423 lira (KDV dahil 21 milyar 582 milyon 052 bin 670 lira) ve 7 milyon dolar satış hasılatına ulaşıldı.</strong></p>

<p>Mahkemelerce “müsadere” (devlet hazinesine geçiş) kararı verilen şirketlere dikkat çekti:</p>

<p><strong>- Ayrıca, 218 şirket ve 6 ortaklık payı hakkında ilgili mahkemelerce müsadere kararı verilmiş ve kesinleşmiştir. Bunların müsadere kararı öncesi terkin edilen ve birleşerek ticaret sicilinden silinenler dışında 200 şirketin yüzde 100 payları Hazine adına tescil edilmiştir.</strong></p>

<p>Koza-İpek Grubu’na ayrıca vurgu yaptı:</p>

<p><strong>- 200 şirket ve 6 ortaklık payından;</strong></p>

<p><strong>- Koza-İpek Grubu’na dahil 12 şirket Türkiye Varlık Fonu’na devredilmiş- 13’ü ihale yoluyla satılarak alıcılarına devredilmiş, 1 şirketin satış süreci devam etmektedir.</strong></p>

<p>Bunların dışında 174 şirketin ve 5 ortaklık payının satış ve tasfiye sürecinin devam ettiğinin altını çizdi:</p>

<p><strong>- Müsadere işlemleri devam eden şirketlerin 31 Mart 2026 itibariyle toplam aktif büyüklüğü 147.7 milyar lira, öz kaynak toplamı 62 milyar lira, ciro toplamı da 19.8 milyar liradır. Bu şirketlerde 6 bin 204 kişi istihdam edilmektedir.</strong></p>

<p>6758 sayılı kanunu irdeledi:</p>

<p><strong>- Müsaderesine karar verilen şirketlerin, ortaklık paylarının ve varlıkların satış veya tasfiyesi, 6758 sayılı Kanunun ilgili hükümleri çerçevesinde, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın onayı ile TMSF tarafından yerine getirilmektedir.</strong></p>

<p>Bu şirketlerin satış veya tasfiyesinden elde edilen gelirlerin Hazine’ye irat kaydedildiğine vurgu yaptı:</p>

<p><strong>- 15 Temmuz 2026 tarihi itibariyle toplam 49 milyar 068 milyon 055 bin 702 lira Hazine ve Maliye Bakanlığı’na aktarılmıştır.</strong></p>

<p>Haklarında müsadere kararı kesinleşen şirketlerin satış/tasfiye süreçlerine büyük bir titizlikle devam edildiğini aktardı:</p>

<p><strong>- Kurumumuzun internet sitesi, ulusal çapta yayın yapan gazeteler ve Resmi Gazete’de ilan edilerek satışa çıkarılan şirketlere gerek yurt içinden gerekse yurt dışından ilgi gösteren çok sayıda yatırımcı bulunmaktadır.</strong></p>

<p>TMSF Başkan Yardımcısı Güçlü Şirin’in verdiği bilgilerden, satışı gerçekleşen şirketlerden elde edilen gelirleri güncel kurlardan hesapladım.</p>

<p>1 milyar 66 milyon doları müsadere edilen şirketlerin satışından doğrudan Hazine’ye aktarılan olmak üzere 1 milyar 575 milyon doları bulduğu ortaya çıktı…</p>

<p><strong>“15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü”</strong>nün 10’un yılında, FETÖ/PDY soruşturması kapsamında TMSF’nin kayyım olarak atandığı şirketlerle ilgili son durum böyle…</p>

<p><strong>“15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü”</strong>&nbsp;kutlu olsun…</p>

<p>Ataşehir’de 3 yılda neler yaptık</p>

<p>BAFRA (Samsun) Kaymakamlığı döneminden tanıdığım Ataşehir Kaymakamı&nbsp;<strong>Bekir Dınkırcı,</strong>&nbsp;ilçeye veda mesajını bana da gönderdi. İstanbul Vali Yardımcılığı’na atanan&nbsp;<strong>Bekir Dınkırcı,</strong>&nbsp;Ataşehir’e veda mesajına şöyle girdi:<a href="https://img.ekonomim.com/rcman/Cw436h535q95gc/storage/files/images/2026/07/14/s-rwbz.jpg" title="FETÖ şirketlerinin satışından 1.5 milyar $ geldi, kalan 608 şirketin aktifleri 222 milyar ₺'yi aştı - Resim : 2"><img alt="FETÖ şirketlerinin satışından 1.5 milyar $ geldi, kalan 608 şirketin aktifleri 222 milyar ₺'yi aştı - Resim : 2" src="https://img.ekonomim.com/rcman/Cw436h535q95gc/storage/files/images/2026/07/14/s-rwbz.jpg" style="height:535px; width:436px" /></a></p>

<p><strong>- 19 Eylül 2023 tarihinde başladığım Ataşehir Kaymakamlığı görevimi, İstanbul Vali Yardımcılığı görevine atanmış olmam nedeniyle tamamlayarak ilçemizden ayrılıyorum.</strong></p>

<p><strong>Bekir Dınkırcı</strong>, Ataşehir Kaymakamlığı dönemindeki çalışmalarını şöyle özetledi:</p>

<ul>
	<li>
	<p><strong>Görev yaptığımız süre boyunca insanı merkeze alan, çözüm odaklı ve yönetişim anlayışını esas alan bir hizmet anlayışıyla hareket etmeye gayret ettik.</strong></p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Kamu kurumlarımız, yerel yönetimlerimiz, sivil toplum kuruluşlarımız ve vatandaşlarımızla işbirliği içerisinde ilçemizin gelişimine katkı sağlayacak çalışmalar yürüttük.</strong></p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Şehit ve gazi yakınlarımız, engelli vatandaşlarımız, devlet korumasındaki çocuklarımız ve büyüklerimize yönelik sosyal sorumluluk projelerini hayata geçirirken, eğitimden spora, kültürden sanata, çevreden afet bilincine kadar birçok alanda proje bazlı çalışmalar yaptık.</strong></p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Okul öncesi eğitimin yaygınlaştırılması, öğretmen-öğrenci-veli koordinasyonunun güçlendirilmesi, rehberlik hizmetlerinin etkinleştirilmesi, mesleki eğitimin desteklenmesi ve spor bilincinin geliştirilmesine yönelik önemli çalışmalar yürüttük.</strong></p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Her öğrencimizin sahip olduğu yeteneklerin keşfedilerek spor, müzik, resim ve sanatın farklı alanlarında en az bir hobi edinmesini teşvik etmeye özen gösterdik.</strong></p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>İstanbul Valiliğimiz tarafından yürütülen,&nbsp;</strong>“Spor Şehri İstanbul”, “Ben Okuyorum İstanbul Okuyor”&nbsp;<strong>ve</strong>&nbsp;“Enstrümansız Okul Kalmasın”&nbsp;<strong>projelerini ilçemizde titizlikle uygulayarak çocuklarımızın ve gençlerimizin gelişimine katkı sağlamaya çalıştık.</strong></p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>“Koruyucu Aile Projesi”, afet bilincinin artırılması, asayiş hizmetleri ve sosyal destek çalışmaları başta olmak üzere birçok alanda projeler hayata geçirildi ve bu çalışmaların önemli bir kısmı bugün de devam etmektedir.</strong></p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Çevre bilincinin geliştirilmesine özel önem vererek geri dönüşüm faaliyetleri, atık kağıtların ekonomiye kazandırılması, su kaynaklarının etkin ve verimli kullanılması ve çevre dostu yaşam alışkanlıklarının yaygınlaştırılmasına yönelik çalışmaları destekledik.</strong></p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Kamu hizmetlerinin daha etkin ve verimli sunulabilmesi amacıyla kurumlarımız arasındaki koordinasyonu güçlendirmeye, kurumsal aidiyet duygusunu geliştirmeye ve tüm süreçlerin bilimsel, analitik ve bütüncül yaklaşımla değerlendirilmesine gayret gösterdik.</strong></p>
	</li>
</ul>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 15 Jul 2026 12:14:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/07/feto-sirketlerinin-satisindan-15-milyar-dolar-geldi-1784107391.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>YTAK programı 750 milyara yükseldi!</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ytak-programi-750-milyara-yukseldi-3319</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ytak-programi-750-milyara-yukseldi-3319</guid>
                <description><![CDATA[Türkiye’nin stratejik ve döviz getirici alanlarda uygulamaya aldığı Yatırım Taahhütlü Avans Kredisinde (YTAK) limit 750 milyar TL’ye yükseltildi. Açıklama, 13 Temmuz günü yapılan Kabine toplantısının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından yapıldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Merkez Bankası kaynaklarından özel sektörün kamu strateji belgelerindeki alanlara yapacağı yatırımların finanse edildiği program 2020’de başladı. İlk tasarımda sadece üretim yatırımları hedeflenirken, daha sonra büyük&nbsp;</span><a href="https://www.ekonomim.com/sektorler/turizm" target="_blank" title="turizm"><span style="color:#000000">turizm</span></a><span style="color:#000000">&nbsp;yatırımları ile deprem bölgesindeki yatırımlar da kapsama alındı. YTAK, ilk başladığında her bir yıl için 100 milyar TL olmak üzere 300 milyar TL ayrılmıştı. Daha sonra Haziran 2025’te toplam tutar 500 milyar TL’ye yükseltildi. Bu kararla toplam limit 750 milyar TL’ye çıkarıldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Merkez Bankası verilerine göre, bu alanda kullandırılan fiili tutar Temmuz 2026 itibariyle 139 milyar 959 milyon TL’ye ulaştı. Bu tutar, tahsis edilen kredileri göstermiyor. Kredi tahsislerinin tutarına ya da sektörüne yönelik bir veri ya da rapor yayınlanmıyor. YTAK kredileri, 2020’de kredi tahsisi konusunda genel bankacılık kurallarıyla başlatılmıştı. 2023 sonunda ise Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı birlikte çalışarak, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yayınlanan 281 sanayi ürünü için yatırım planları ve yatırım şekline göre bir puanlama sistemiyle kurallı hale getirildi.</span></p>

<p><a href="https://img.ekonomim.com/rcman/Cw307h193q95gc/storage/files/images/2026/07/14/ekran-goruntusu-2026-07-14-213009-d2rc.png" title="YTAK programında tutar 750 milyara çıktı - Resim : 1"><span style="color:#000000"><img alt="YTAK programında tutar 750 milyara çıktı - Resim : 1" src="https://img.ekonomim.com/rcman/Cw307h193q95gc/storage/files/images/2026/07/14/ekran-goruntusu-2026-07-14-213009-d2rc.png" style="height:193px; width:307px" /></span></a></p>

<p><span style="color:#000000">Uygun maliyeti nedeniyle yatırım finansmanında en uygun durumdaki kredilerden biri olan YTAK’ta, asgari 1 milyar TL’lik projelere en fazla 5 milyar TL kredi sağlanıyor. Kredi faizleri, Merkez Bankası’nın politika faizine göre bir endekslemeyle belirleniyor ancak başvuran şirketin kredibilitesi, yatırıma yaptığı özkaynak, dış kredi bulması ve en önemli kriter olarak, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yayınlanmış ürün listesi ve teknolojik alan listesine uyumunu gözeten ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’ndan başvuran projenin değerlendirilmesiyle verilen Teknoloji/ Strateji Puanı ile düşüyor. Şu anda, mevcut&nbsp;faiz&nbsp;oranları yüzde 15 ile yüzde 30 arasında değişiyor. En yüksek puanla en yüksek uyumu gerçekleştiren bir proje yüzde 15 oranıyla yatırım kredisi bulabiliyor.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">Kullanım yeniden hızlandı</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">YTAK programına yönelik tahis, kullanım, yatırım gerçekleşme düzeyi vb. unsurların bulunduğu bir raporlama yapılmadı. Bu yönde düzenli bir rapor kararı da bulunmuyor. Diğer yandan, Merkez Bankası hesaplarında, firmaların yatırım yaptıkça tahsis içinden çektikleri tutarların toplamı görülebiliyor. Bu hesap tam kullanımları göstermese de, tahsis edilen kredileri kullanan yatırımcıların, yatırım yapma hızları açısından bir işaret niteliği taşıyor. Buna göre, 2024 yılı başında yeni sistemle yatırımlara başlanması öncesi kabul edilen kredilerin hızlı şekilde kullanıldığı görülüyor. 2020’de 781.6 milyon TL ile yıl kapatılırken, 2023 sonunda 86.2 milyar TL’ye ulaşıldı. Bu dönemde, dönemin Merkez Bankası Başkanı, tahsislerin de 100 milyar TL’yi aştığını duyurmuştu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">2024 ve 2025 yılları görece daha az kullanım yapılırken, 2025’te&nbsp;Ekonomi&nbsp;Koordinasyon Kurulu’nda YTAK kapsamındaki yatırımlara yönelik hızlandırma yönünde bir karar alındı. Son aylarda kredi kullanımının yeniden hızlandığı gözlendi. 2025 sonunda 104.7 milyar TL olan kullanımlar, Temmuz ayı başı itibariyle 139 milyar 959.7 milyon TL’ye ulaştı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">YTAK kredi programında, ana değerlendirme konusu olan Teknoloji/Strateji Puanına konu ürünler GTİP bazında Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yayınlandı. Bu listede 284 ürün bulunuyor. Yine teknoloji alanı olarak belirlenen&nbsp;AR-GE&nbsp;ağırlıklı yatırım alanları da Bakanlık tarafından yayınlandı. Burada da 261 teknoloji alanı-ürünü tanım olarak veriliyor</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 15 Jul 2026 11:59:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/07/ytak-programi-750-milyara-yukseldi-1784106771.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Suriye’de Yeni Dönem: Halk Meclisi çalışmalarına başladı</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/suriyede-yeni-donem-halk-meclisi-calismalarina-basladi-3318</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/suriyede-yeni-donem-halk-meclisi-calismalarina-basladi-3318</guid>
                <description><![CDATA[Suriye’de geçiş sürecinde devlet kurumlarının inşasının tamamlanması ve anayasal kurumların güçlendirilmesi yolunda tarihi bir adım atıldı. Suriye Halk Meclisi, kurtuluşun ve olağanüstü koşulların ardından geçici seçim sistemi kapsamında öngörülen anayasal geçiş mekanizması çerçevesinde ilk oturumunu gerçekleştirdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Suriye’de Esad rejiminin düşmesinin ardından yapılanan geçici yönetimin yeni bir devlet inşa etme sürecinde önemli bir adım atıldı. Ülkenin tüm farklı gruplarının temsil edildiği Suriye Halk Meclisi’nde, toplam 206 milletvekilinin eksiksiz katılımıyla düzenlenen tarihi ilk oturumda milletvekilleri yemin ederken, Meclis Başkanı ve Başkanlık Divanı üyeleri belirlendi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>YENİ MECLİS BAŞKANI ARTUKLU ÜNİVERSİTESİ’NDEN</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Yapılan oylama sonucunda milletvekili Dr. Abdülhamid Akil El-Avak, 99 oy alarak Suriye Halk Meclisi'nin ilk başkanı seçildi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Anayasa hukuku doktorasına sahip olan ve daha önce Mardin Artuklu Üniversitesi’nde doçentlik ile Adalet Bakanlığı’nda danışman yargıçlık gibi önemli görevlerde bulunan El-Avak’ın yanı sıra Meclis Başkanlığı için Müeyyed Hayil El-Kablavi ve Muhammed Ramiz Kevrec de aday olmuştu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Başkanlık Divanı için yapılan diğer seçimlerde ise şu isimler göreve getirildi:</span></p>

<ul>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>Birinci Başkan Yardımcısı:</strong> İdlib milletvekili olan ve insani/sosyal yardım alanındaki çalışmalarıyla bilinen eczacı Dr. Mustafa Musa (122 oy).</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>İkinci Başkan Yardımcısı:</strong> Akademisyen ve sivil toplum aktivisti olan, inşaat mühendisliği doktoru Dr. Madonna Bişara (67 oy).</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>Genel Sekreter:</strong> Siyaset bilimi mezunu ve "<em><strong>Mukarabat</strong></em>" Merkezi kurucularından Şam kırsalı/Daryya milletvekili Müeyyed Habib (87 oy).</span></p>
	</li>
</ul>

<p><span style="color:#000000"><strong>AHMET EL-ŞARA: SURİYE YENİ BİR TARİH YAZIYOR</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">İlk oturuma Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed El-Şara, Halk Meclisi Yüksek Seçim Komitesi Başkanı Muhammed Taha El-Ahmed ve kabine üyeleri de katıldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Meclis kürsüsünden milletvekillerine hitap eden Cumhurbaşkanı Ahmed El-Şara, “<em><strong>Suriye bugün medeniyetini, değerlerini ve tarihi mirasını yansıtan yeni bir tarih yazıyor; modern Suriye'nin inşasında yeni bir dönem başlıyor</strong>”</em> ifadelerini kullandı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Uzun yıllar süren baskı, savaş ve yıkımın ekonomi ve altyapı üzerinde bıraktığı ağır hasarlara dikkat çeken El-Şara, ulusal çıkarın her şeyin üzerinde tutulması ve ekip ruhuyla halka hizmet edilmesi gerektiğini vurguladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Maliye Bakanı Muhammed Yusr Berniyye de anayasal yetkilerin yeniden ilgili kuruma devredilmesiyle birlikte, 1952 tarihli yasa kapsamında yürüttüğü Meclis harcama ve tasfiye yetkilisi görevini Meclis Başkanı’nın seçilmesiyle dün itibarıyla tamamladığını ilan etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Halk Meclisi’nin yasal üye tam sayısına ulaşarak anayasal görevlerine başlaması, kalıcı bir anayasanın kabul edilmesi ve gelecekteki yeni yasama seçimlerinin gerçekleştirilmesi süreçleri için kritik bir kilometre taşı olarak değerlendiriliyor.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 14 Jul 2026 16:58:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/07/suriyede-yeni-donem-halk-meclisi-calismalarina-basladi-1784037898.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sefa Yürükel yazdı: 2 Temmuz Sivas ve 5 Temmuz Başbağlar katliamlarını birlikte analım</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/sefa-yurukel-yazdi-2-temmuz-sivas-ve-5-temmuz-basbaglar-katliamlarini-birlikte-analim-3317</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/sefa-yurukel-yazdi-2-temmuz-sivas-ve-5-temmuz-basbaglar-katliamlarini-birlikte-analim-3317</guid>
                <description><![CDATA[Etnolog, soykırım uzmanı, araştırmacı Sefa Yürükel, 2 Temmuz Sivas ve 5 Temmuz Başbağlar katliamlarını ortak anmak zorunluluğunu ele alan bir makale yazdı. Her iki katliamın da emperyalist odakların karanlık örgütü Gladyo ürünü olduğunu tespit eden Yürükel, bir de şiir yazdı. Bilindiği gibi, Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu bu yıl katliamların gerçekleştiği her iki yerde de anma etkinliklerine katılmıştı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000"><strong>AYNI ATEŞİN İKİ ALEVİ: 2 TEMMUZ SİVAS VE 5 TEMMUZ BAŞBAĞLAR KATLİAMLARININ ORTAK ANILMASI ÜZERİNE ALEVİ TÖRESİ VE İNSANLIK ÇAĞRISI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Acılar Arasında Ayrım Yapmanın Karanlık Stratejisi</span></p>

<p><span style="color:#000000">1993 yılının Temmuz ayında, üç gün arayla işlenen iki büyük insanlık suçu, yalnızca Türkiye Cumhuriyeti’nin yakın tarihine kanla kazınmakla kalmamış, aynı zamanda toplumsal hafızaya da stratejik bir tuzak olarak yerleştirilmiştir. 2 Temmuz 1993’te Sivas’ta Pir Sultan Abdal Kültür Etkinlikleri sırasında Madımak Oteli’nde 33 Alevi aydın, sanatçı ve yurttaşın vahşice katledilmesi ile 5 Temmuz 1993’te Erzincan’ın Başbağlar köyünde PKK terör örgütü tarafından 33 sivil köylünün kurşuna dizilmesi, aynı kontra-gerilla stratejisinin ikiz vecheleri olarak tezahür etmiştir. Ne var ki, bu iki katliamın birbirinin “rövanşı” olarak sunulması, karanlık operasyonun en sinsi boyutunu oluşturmaktadır. PKK terör örgütünün “Sivas’ın intikamını Başbağlar’da aldık” şeklindeki iğrenç propagandası, hem Madımak şehitlerinin aziz hatırasına yapılmış bir hakaret, hem de Başbağlar’ın masum köylülerinin acısını istismar eden alçakça bir tezgâhtır. İşte tam da bu noktada, Alevi toplumuna düşen tarihsel ve vicdani sorumluluk, bu ayrıştırma oyununu bozmak ve her iki katliamın kurbanlarını ortak bir hafızada, aynı adalet talebiyle buluşturmaktır.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">Aynı Gladyo, İki Farklı Operasyonel Kol</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Sivas ve Başbağlar katliamları, ilk bakışta taban tabana zıt ideolojik kampların ürünü gibi görünmektedir. Sivas’ta radikal dinci grupların mobilize edilmesiyle Alevi aydınlar hedef alınmış, Başbağlar’da ise etnik bölücü terör örgütü PKK eliyle Sünni köylüler katledilmiştir. Bu görünüşteki zıtlık, kontra-gerilla stratejisinin “makas stratejisi” olarak adlandırılan klasik uygulamasıdır: Toplumu oluşturan farklı kesimleri eşzamanlı olarak radikalleştirip birbirine karşı kışkırtmak ve merkezdeki ılımlı, uzlaşmacı geniş toplumsal kesimi iki uç arasında sıkıştırarak etkisizleştirmek.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Derinlemesine incelendiğinde, her iki katliamın da aynı merkezden yönetildiğini gösteren çok sayıda kanıt mevcuttur:</span></p>

<p><span style="color:#000000">· Zamanlamanın eşgüdümü: İki katliam arasındaki beş günlük süre, birinin diğerine “spontane” bir tepki olarak sunulmasına imkân tanıyacak, fakat aynı zamanda toplumsal infiali en üst düzeye çıkaracak biçimde hesaplanmıştır. Sivas’ın yaraları henüz sarılmamışken Başbağlar’ın vurulması, etnik ve mezhepsel temelli bir iç savaş dinamiğini tetiklemeye yöneliktir.<br />
· Güvenlik zafiyetlerinin örtüşmesi: Sivas’ta Madımak Oteli kuşatma altındayken güvenlik güçlerinin pasif kalması, itfaiyenin geç intikal etmesi ve takviye güç çağrılmaması ile Başbağlar’da saldırının gerçekleştiği bölgede “güvenlik” boşluğunun bulunması, her iki olayda da kontrollü bir ihmal zincirinin varlığına işaret etmektedir.<br />
· Psikolojik harp senaryosunun bütünlüğü: Sivas’ın ardından Başbağlar’ın “rövanş” olarak servis edilmesi, sanki önceden hazırlanmış bir senaryonun parçasıymışçasına, medyada ve siyasi söylemde iki olay arasında doğrudan bağlantı kuran yorumların dolaşıma sokulması, profesyonel bir algı yönetimi operasyonunun varlığını göstermektedir.<br />
· Soruşturmaların akim kalması: Her iki katliamda da yürütülen soruşturmaların engellenmesi, sorumluların korunması ve delillerin karartılması, devlet aygıtı içinde aynı illegal yapılanmanın nüfuzunu sürdürdüğünü kanıtlamaktadır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu veriler ışığında açıkça görülmektedir ki; Sivas’ta Madımak Oteli’ni ateşe veren gerici yobaz güruhunu sokağa döken illegal ağ ile Başbağlar’da PKK militanlarına lojistik, istihbarat ve operasyonel destek sağlayan derin yapılanma, aynı Gladyo’nun iki farklı operasyonel koludur. Biri inanç sömürüsünü, diğeri etnik ayrılıkçılığı kullanarak aynı ateşi Anadolu’nun iki ayrı noktasında yakmıştır.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">PKK’nın “İntikam” Propagandası: Bir İnsanlık Suçunun İstismarı</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">PKK terör örgütünün Başbağlar katliamını “Sivas’ın intikamı” olarak sunması, yalnızca tarihsel gerçeklerin çarpıtılması değil, aynı zamanda her iki katliamın kurbanlarına karşı işlenmiş ikinci bir insanlık suçudur. Bu iğrenç propaganda üç katmanlı bir istismar içermektedir:</span></p>

<p><span style="color:#000000">Birincisi, Sivas’ta yitirilen 33 canın hatırasını rehin almaktadır. Pir Sultan Abdal’ın “Gelin canlar bir olalım” çağrısını sazıyla taşıyan Muhlis Akarsu’nun, Anadolu’nun kadim ezgilerini derleyen Hasret Gültekin’in, ozanlık geleneğinin yaşayan çınarları Nesimi Çimen ve Edibe Sulari’nin ve diğer tüm Madımak şehitlerinin aziz hatırası, hiçbir etnik bölücü terör örgütünün meşruiyet kılıfı olamaz. Bu ozanlar hayattayken zalimin her türlüsüne karşı durmuş, insan sevgisini, barışı ve kardeşliği savunmuşlardır. Onların anısına sahip çıkmak, tam da bu nedenle, sivil halka yönelik her türlü şiddeti reddetmeyi gerektirir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İkincisi, Başbağlar’da katledilen 33 masum köylü olarak kadın, çocuk, yaşlı demeden köy meydanında kurşuna dizilen bu insanlar, PKK’nın etnik faşist ideolojisinin kurbanlarıdır. Onların ölümünü “rövanş” olarak adlandırmak, katliamı meşrulaştırmak anlamına gelir ki bu, en hafif ifadesiyle insanlık dışıdır. Başbağlar’ın köylüleri, Sivas’ta ateşi yakanlarla aynı karanlık güçlerin hedefi olmuşlardır; onların katilleri ile Sivas’ın failleri aynı kontra-gerilla yapılanmasının farklı enstrümanlarıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Üçüncüsü, Türkiye’deki insanları birbirine düşman etmeyi amaçlamaktadır. “Alevilere yapılana karşılık Sünnilere saldırıldı” şeklindeki algı operasyonu, etnik ve mezhepsel temelli bir iç savaşın fitilini ateşlemeye yöneliktir. PKK, bu propaganda ile hem Sünni Türkleri Alevilere karşı kışkırtmayı, hem de Alevileri kendi siyasi projesine eklemlemeyi hedeflemiştir. Oysa gerçek, her iki katliamın da Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlığını ve Türk milletinin bütünlüğünü hedef aldığıdır.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">Alevi Töresi ve İnancının Gereği: Ayrımsız Adalet ve İnsana Sahip Çıkmak</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi inancının ve töresinin temelinde, insanı yaratılmışların en şereflisi olarak gören ve her türlü ayrımcılığı reddeden evrensel bir adalet anlayışı yatar. Hacı Bektaş-ı Veli’nin “Yetmiş iki milleti bir gör, aynı nazarla bak” öğüdü, yalnızca hoşgörü çağrısı değil, aynı zamanda insanlar arasında etnik köken, inanç, mezhep farkı gözetmeksizin hakkaniyetle davranmayı emreden bağlayıcı bir ahlaki ilkedir. Pir Sultan Abdal’ın zulme karşı direnişi, zalimin kimliğine bakmaksızın haksızlığa karşı durmayı gerektirir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu ilkeler ışığında, Sivas katliamını anarken Başbağlar’ı görmezden gelmek veya Başbağlar’daki ölümleri “onların sorunu” olarak değerlendirmek, Alevi töresine açık bir ihanet teşkil eder. Eğer insana sahip çıkmakta seçici davranırsak, “bizim ölümüze yanıp sizin ölünüze sessiz kalırsak”, Hünkâr’ın dergâhında yüzümüz kalmaz. Madımak’ta yitirdiklerimizin kemiklerini sızlatırız. Çünkü onlar, yalnızca Alevi oldukları için değil, insan oldukları, düşünce özgürlüğünü savundukları, zalime başkaldırdıkları için katledildiler. Başbağlar’da katledilenler ise, etnik bir projenin masum hedefleri oldukları, sıradan köylüler olarak stratejik bir planın piyonu haline getirildikleri için öldürüldüler. Her iki durumda da kurbanlar masum, katiller ise aynı karanlık aklın taşeronlarıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi yolu, mazlumun yanında zalimin karşısında durmayı şart koşar. Mazlumun kimliğine bakılmaz. Başbağlar’ın köylüleri de en az Sivas’ın ozanları kadar mazlumdur. Onların acısını sahiplenmek, Alevi inancının “eline, beline, diline sahip ol” düsturunun doğal bir uzantısıdır; çünkü diline sahip olmak, acılar arasında ayrım yapmamayı, her mazlumun sesi olmayı gerektirir.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">Birlikte Anmanın Stratejik ve Vicdani Zorunluluğu</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Sivas ve Başbağlar katliamlarının birlikte anılması, yalnızca ahlaki bir tercih değil, aynı zamanda kontra-gerilla stratejisini boşa çıkarmanın en etkili yollarından biridir. Zira bu strateji, tam da acıların ayrıştırılması, mağdurların birbirine rakip hale getirilmesi ve ortak insanlık bağının koparılması üzerine kuruludur. Eğer birileri Aleviler olarak, “Sivas bizim acımız, Başbağlar onların acısı” derse, Gladyo’nun istediğini yapmış, onun oyununu sahnelemiş olur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Oysa yapılması gereken, her 2 Temmuz’da Madımak önünde toplanırken, kürsülerden yalnızca Muhlis Akarsu’nun, Hasret Gültekin’in, Nesimi Çimen’in değil, Başbağlar’da katledilen Ayşe’nin, Fatma’nın, Mehmet’in, yaşlı ninelerin, bebeklerin de isimlerini okumak; onların fotoğraflarını taşımak ve “Sivas’ın ateşiyle Başbağlar’ın mermileri aynı elden çıktı, 33+33 cana aynı and içtik, unutmayacağız, unutturmayacağız, hesaplaşacağız” diye haykırmaktır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu ortak anma pratiği, üç temel işlevi yerine getirecektir:</span></p>

<p><span style="color:#000000">· Stratejik işlev: Kontra-gerillanın “böl-parçala-yönet” taktiğini boşa çıkaracak, toplumu ayrıştırmak isteyenlere karşı birleşik bir cephe oluşturacaktır.<br />
· Vicdani işlev: Her iki katliamın kurbanlarına duyulan saygının eşitlenmesini sağlayacak, acılar arasında hiyerarşi kurulmasını engelleyecektir.<br />
· Tarihsel işlev: Her iki olayın aynı stratejik planın parçası olduğu gerçeğini toplumsal hafızaya kazıyacak, gelecek nesillerin bu tuzaklara düşmesini önleyecektir.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">Somut Öneriler: Ortak Hafıza ve Adalet Mücadelesi</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Sivas ve Başbağlar katliamlarının ortak anılması için atılabilecek somut adımlar şunlardır:</span></p>

<p><span style="color:#000000">1. Anma törenlerinin birleştirilmesi: Her yıl 2 Temmuz Sivas anmalarında, Başbağlar katliamı da resmen anılmalı; programlarda her iki katliamın kurbanlarına eşit yer verilmelidir. Mümkünse anma heyetlerinin 5 Temmuz’da Başbağlar’ı da ziyaret etmesi sağlanmalıdır.<br />
2. Ortak anıt ve müzeler: Sivas ve Başbağlar kurbanlarının isimlerinin birlikte yer alacağı anıtlar inşa edilmeli, belgesel ve arşiv çalışmalarıyla ortak hafıza mekânları oluşturulmalıdır.<br />
3. Deklarasyon yayımlanması: Alevi sivil toplum kuruluşları, kanaat önderleri ve dedeler tarafından, “Sivas’ın intikamı Başbağlar’da alınmadı, her iki katliam da aynı Gladyo’nun eseridir, hiçbir terör örgütü bizim adımıza konuşamaz” içerikli bir ortak deklarasyon yayımlanmalıdır.<br />
4. Eğitim ve yayın faaliyetleri: Her iki katliamın bağlantısını anlatan kitaplar, broşürler ve belgeseller hazırlanmalı; bu materyaller Alevi derneklerinde, cemevlerinde ve okullarda dağıtılmalıdır.<br />
5. Hukuki mücadele: Her iki katliamın da insanlığa karşı suç olarak tescili için ulusal ve uluslararası hukuk platformlarında ortak mücadele yürütülmelidir.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">Sonuç: Bir Olamayan Karanlığa Yenilir</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">2 Temmuz Sivas ve 5 Temmuz Başbağlar katliamları, aynı karanlık stratejinin, aynı kontra-gerilla yapılanmasının iki ayrı yüzüdür. Sivas’ta yakılan Madımak Oteli ile Başbağlar’da ateşe verilen köy evleri, aynı ateşin iki ayrı noktada parlayan alevleridir. PKK terör örgütünün “Sivas’ın intikamı” şeklindeki alçakça propagandası, bu iki vahşeti birbirinin karşıtı gibi sunarak toplumu bölmeyi amaçlayan karanlık bir tezgâhtan ibarettir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi toplumu olarak bizlere düşen, bu tuzağı bozmak, acılar arasında ayrım yapmamak ve Hacı Bektaş-ı Veli’nin “Yetmiş iki milleti bir gör” öğüdüne uygun biçimde, Sivas’ta ve Başbağlar’da yitirilen 66 masum canı aynı saygı ve aynı adalet talebiyle bağrımıza basmaktır. Pir Sultan Abdal’ın zalime karşı duruşu, zalimin kimliğine bakmaz; ister yobaz kılığına girsin ister etnik bölücü maskesi taksın, zulüm zulümdür, katil katildir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sivas’ta yitirdiğimiz ozanlarımızın ruhu, bizden ayrımsız bir adalet beklemektedir. Başbağlar’da yitirilen masum köylülerin ruhu, bizden dayanışma beklemektedir. Ve Anadolu’nun kadim vicdanı, bizden “bir olmayı” beklemektedir. Eğer bölemeyeceklerse, birleştirecekler; karanlığı dağıtacak olan, ortak acıda buluşan ortak vicdan olacaktır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Unutmayalım: Bir olamayan, karanlığa yenilir.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">Kaynakça:</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Akyol, H. (2015). Türkiye’de Kontrgerilla: Derin Devletin Kısa Tarihi. İstanbul: İleri Yayınları.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Aydın, E. (2009). Sivas Katliamı ve Devlet. İstanbul: Cumhuriyet Kitapları.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bozkurt, C. (2012). Derin Devlet ve 1993: Faili Meçhuller Dönemi. Ankara: Kripto Yayınları.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Çelik, M. (2020). Başbağlar Katliamı: Belgeler ve Tanıklıklar. İstanbul: Belge Yayınları.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Demirtaş, N. (2018). Alevi Kıyımları: Tarihsel Süreç ve Sivas Olayları. İzmir: Etki Yayınları.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ganser, D. (2005). NATO’nun Gizli Orduları: Gladio ve Terörizm. (Çev. M. Eriş). İstanbul: Güncel Yayıncılık.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Küçük, Y. (2011). Gladyo ve Kontrgerilla. Ankara: Berfin Yayınları.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Şener, N. (2004). Kırmızı Cuma: Sivas Katliamı. İstanbul: Günizi Yayıncılık.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye Büyük Millet Meclisi Araştırma Komisyonu Raporu. (1994). Sivas Olayları Meclis Araştırma Komisyonu Raporu. TBMM Yayınları.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye Büyük Millet Meclisi Araştırma Komisyonu Raporu. (2013). Başbağlar Katliamı Meclis Araştırma Komisyonu Raporu. TBMM Yayınları.</span></p>

<p><span style="color:#000000">---</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">Aynı Ateşin İki Alevi</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">2 Temmuz Sivas ve 5 Temmuz Başbağlar için Ağıt ve And&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sefa Yürükel</span></p>

<p><span style="color:#000000">Temmuzun bağrında üç gün arayla<br />
Aynı ateş düştü Anadolu'ya<br />
Madımak'ta canlar yanarken alaz alaz<br />
Başbağlar'da mermi yağdı körpe kıza<br />
Aynı karanlık el çizmişti rotayı<br />
Aynı Gladyo sürmüştü piyonları<br />
"İntikam" dediler, iğrenç bir yalan<br />
Oysa ikisi de aynı tezgâh, aynı plan</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sivas'ta ozanlar, pirler, dervişler<br />
Muhlis Akarsu elinde sazı<br />
Hasret Gültekin türkü söylerken<br />
Nesimi Çimen, Edibe Sulari<br />
Ateşle sınandı insanlıkları<br />
Ve Başbağlar'da adı sanı bilinmez<br />
Ayşe, Fatma, Mehmet, körpe bebekler<br />
Köy meydanında sıra sıra dizildi<br />
Aynı acıya kurban gitti bedenler</span></p>

<p><span style="color:#000000">Biri yobaz eliyle yaktı ateşi<br />
Diğeri bölücü tetik çekti sinsice<br />
Ama aynı merkez besledi her ikisini<br />
Aynı karanlık akıl yazdı bu senaryoyu<br />
Kardeşi kardeşe kırdırtmak<br />
Sonra "rövanş" deyip kini biledirtmek<br />
Bu alçak oyunu gördük biz<br />
"İntikam" diyen dilleri lanetliyoruz</span></p>

<p><span style="color:#000000">Çünkü Alevi töresi emreder bize<br />
Mazlumun kimliğine bakılmaz diye<br />
Hünkâr Hacı Bektaş "Yetmiş iki milleti<br />
Bir gör, aynı nazarla bak" buyurdu<br />
Pir Sultan zulme başkaldırdı<br />
Zalimin maskesini sormadı<br />
İster cübbe giysin ister puşi taksın<br />
Zulüm zulümdür, katil katildir<br />
Ve biz her mazlumun yanındayız</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ey Sivas'ın yitik canları<br />
Muhlis'in türküsü, Hasret'in nefesi<br />
Size söz veririz burada<br />
Sizin hatıranızı rehin aldırmayacağız<br />
Hiçbir terör örgütü sizin adınıza konuşamaz<br />
Ve ey Başbağlar'ın masum köylüleri<br />
Sessiz sedasız göçen nineler, bebeler<br />
Biz biriz, acımız birdir<br />
Katillerimiz aynı karanlığın farklı kollarıdır<br />
Hiçbirini affetmeyecek, hiçbirini unutmayacağız</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugün burada and içeriz<br />
İki Temmuz'u Beş Temmuz'dan ayırmayacağız<br />
Madımak'ın ateşini Başbağlar'ın mermileriyle<br />
Aynı anıta kazıyacağız<br />
Otuz üç artı otuz üç can<br />
Altmış altı yıldız olup göğe yükselecek<br />
Ve biz anmalarda hep bir ağızdan<br />
Hem ozanın türküsünü hem köylünün ağıtını<br />
Birlikte söyleyeceğiz</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kalk ey Anadolu'nun kadim vicdanı<br />
Kır zincirlerini ayrıştırma oyunlarının<br />
Bak, aynı ateşin iki aleviyiz<br />
Biri kavurdu yüreğimizi, diğeri deldi bağrımızı<br />
Ama ikisi de aynı cehennemden sıçradı<br />
Şimdi zaman bir olma zamanıdır<br />
Sivas'ın küllerinden Başbağlar'ın sessizliğine<br />
Bir insanlık çağrısı yükseltme zamanıdır</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ve bilsin karanlık odaklar<br />
Bölemeyecekler bizi, birleştirecekler<br />
Acıyı ayrıştıran her söze inat<br />
Biz Sivas'ı da Başbağlar'ı da<br />
Aynı yürekte, aynı adalet öfkesinde<br />
Aynı insanlık umudunda buluşturacağız<br />
Çünkü biliriz:<br />
Bir olamayan karanlığa yenilir<br />
Biz bir olacağız ve o karanlığı dağıtacağız</span></p>

<p><span style="color:#000000">Andolsun.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>SEFA YÜRÜKEL</strong></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 12 Jul 2026 12:28:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/07/sefa-yurukel-yazdi-2-temmuz-sivas-ve-5-temmuz-basbaglar-katliamlarini-birlikte-analim-1783849455.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>2.500 yıl önce göçebe İskitleri seçkin aileler yönetiyormuş</title>
                <category>TARİH</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/2500-yil-once-gocebe-iskitleri-seckin-aileler-yonetiyormus-3316</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/2500-yil-once-gocebe-iskitleri-seckin-aileler-yonetiyormus-3316</guid>
                <description><![CDATA[Yeni bir antik DNA çalışması, savaştaki vahşetleriyle tanınan ve tarih boyunca gizemini koruyan göçebe İskitlerin toplumsal yapısına dair ezber bozan gerçekleri ortaya çıkardı. Çeşitli göçebe kabilelerden oluşan İskitlerin, 2.500 yıldan uzun bir süre önce hem güçlü erkeklerin hem de kadınların yer aldığı seçkin hanedanlar etrafında örgütlendiği belirlendi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Arkeofili'nin aktardığı çalışmada araştırmacılar, coğrafi olarak dağınık bu grupların birbirleriyle ilişkilerini ve siyasi yapılarını anlamak için 85 Demir Çağı İskit bireyinin DNA’sını diziledi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Sonuçlar, bu göçebe grupları merkezi konumlardan yöneten seçkin aile hanedanlarının varlığını kanıtlarken, bozkırdaki toplumsal eşitsizliğin kökenlerinin Demir Çağı’na (yaklaşık MÖ 900) kadar uzandığını gösterdi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Genetik verilere göre, seçkin bireylerin birbirleriyle akraba olma olasılığı, halktan bireylerle akraba olma olasılığından tam 11 kat daha yüksek. Bu da bozkırı demir yumrukla yöneten güçlü ve geniş bir aristokrat aile ağını gözler önüne seriyor.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">GÜÇ İLİŞKİLERİ VE EŞİTSİZ TOPLUMUN DOĞUŞU</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">İskit DNA'sından elde edilen bu çarpıcı veriler, insanlık tarihindeki en büyük dönüşümlerden birine ışık tutuyor: Toplumsal eşitsizliğin kalıcı hale gelmesi. Toplumda güç, servet ve kaynaklar (ister toprak, ister hayvan sürüleri veya silah gücü olsun) azınlık bir grubun elinde toplandığında, kaçınılmaz olarak asimetrik bir güç ilişkisi doğar.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Gücü elinde bulunduran elitler, bu avantajı sadece kendi dönemlerinde korumakla kalmaz; yasalar, gelenekler ve genetik bağlar (akraba evlilikleri) yoluyla ayrıcalıklarını kurumsallaştırırlar. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Kaynaklara erişimi kısıtlanan geniş kitleler ise hayatta kalabilmek için egemen sınıfa bağımlı hale gelir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu durum, zenginliğin ve gücün babadan oğula (veya İskitlerde olduğu gibi seçkin aile bireylerine) geçtiği, yapısal ve aşılması imkansız toplumsal uçurumların yani eşitsiz bir toplumsal düzenin kemikleşmesine yol açar.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">SINIFLI TOPLUMLARIN BAŞLANGICI VE GÜÇLÜNÜN EGEMENLİĞİ</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">İnsanlığın erken dönemlerindeki görece eşitlikçi kabile yapılarından sınıflı toplumlara geçiş, her zaman güçlülerin zayıfları yönetmesi esasına dayanmıştır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Üretim fazlasının ortaya çıkması ve askeri gücün belirli ellerde toplanmasıyla başlayan sınıflı toplumlar, organize şiddeti ve otoriteyi elinde tutan "<strong><em>güçlü</em></strong>" azınlığın, korunmaya muhtaç veya silahsız "<em><strong>zayıf</strong></em>" çoğunluk üzerinde tahakküm kurmasının önünü açmıştır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İskitlerde de gördüğümüz üzere, hiyerarşinin en üstündeki hanedanlar, savaşçı yetenekleri ve ekonomik üstünlükleri sayesinde toplumsal kuralları koyan ve kitleleri yöneten meşru otoriteler haline gelmiştir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu başlangıç, insanlık tarihinin ilerleyen dönemlerindeki kölelik, feodalizm ve modern sınıflı yapıların da temel kurucu dinamiğini oluşturmuştur.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">İSKİT SAKALARININ KÖKENİ VE ETKİLİ OLDUĞU COĞRAFYALAR</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Peki tarih sahnesinde bu denli güçlü hanedanlar kuran İskitler (veya Doğu kaynaklarındaki adıyla Sakalar) kimlerdi?</span></p>

<p><span style="color:#000000">İskit/Saka topluluklarının kökeni, dilsel ve kültürel veriler ışığında ağırlıklı olarak Avrasya kökenli, Hint-Avrupa dillerinin Doğu İran koluna mensup kabileler ittifakına dayanır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ancak tek bir homojen ırktan ziyade, zamanla bozkır kültürünü benimsemiş farklı genetik kökenlerden gelen halkların birleşmesiyle (konfederasyon) oluşmuşlardır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İskitler, özellikle <strong>MÖ 8. yüzyıl ile MS 2. yüzyıl arasında</strong> (yaklaşık bin yıl boyunca) Avrasya tarihine damga vurmuşlardır. En parlak dönemlerini ise MÖ 7. ve 4. yüzyıllar arasında yaşamışlardır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Etki alanları inanılmaz derecede geniştir. Batıda Tuna Nehri ve Karadeniz’in kuzey kıyılarından (bugünkü Ukrayna ve Güney Rusya) başlar; Kafkaslar üzerinden Anadolu ve Orta Doğu'ya kadar uzanır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Doğuda ise Hazar Denizi'nin doğusu, Orta Asya bozkırları, Altay Dağları ve Tanrı Dağları'na (Saka kolları) kadar uzanan devasa bir coğrafyada at koşturmuşlardır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu son DNA araştırması, göçebe yaşam tarzının sanıldığı gibi her zaman eşitlikçi olmadığını, aksine bozkırın kalbinde de tıkır tıkır işleyen, kadınların da söz sahibi olduğu aristokratik bir sınıf sisteminin hüküm sürdüğünü kanıtlamış oldu.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 12 Jul 2026 12:03:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/07/2500-yil-once-gocebe-iskitleri-seckin-aileler-yonetiyormus-1783848036.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İsmail Engin yazdı: Humboldt, Gehlen ve Alevî-Bektaşî Düşüncesinde doğa, insan ve hakikat...</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ismail-engin-yazdi-humboldt-gehlen-ve-alevi-bektasi-dusuncesinde-doga-insan-ve-hakikat-3315</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ismail-engin-yazdi-humboldt-gehlen-ve-alevi-bektasi-dusuncesinde-doga-insan-ve-hakikat-3315</guid>
                <description><![CDATA[Alevi-Bektaşi araştırmalarının duayen isimlerinden İsmail Engin, Alman felsefesinin önemli isimlerinden Alexander von Humboldt ve Arnold Gehlen'in düşünce sistematiğini Alevi-Bektaşi düşüncesi ile karşılaştırdı. Engin'in karşılaştırmalı düşünce akımları analizleri alanında ender örneklerden birisi olan "Humboldt, Gehlen ve Alevî-Bektaşî Düşüncesinde Doğa, İnsan ve Hakikat..." makalesini okurlarımızın değerlendirmesine sunuyoruz.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000"><strong>Humboldt, Gehlen ve Alevî-Bektaşî Düşüncesinde Doğa, İnsan ve Hakikat..</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Alexander von Humboldt, 1845 yılında Stuttgart ve Tübingen’de yayımlanan “<strong><em>Kosmos. Entwurf einer physischen Weltbeschreibung</em></strong>” adlı eserinde doğayı, “<strong><em>içsel ve ebedî yasalara göre var olan</em></strong>” [»Bestehens nach inneren ewigen Gesetzen«] canlı bir bütün olarak tanımlar.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ona göre, doğa; “<em><strong>çokluk içinde birlik</strong></em>”tir; biçim ve yapı bakımından farklı görünen varlıkların birbirleriyle kurduğu organik ilişkinin bütünüdür.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Humboldt, doğanın yalnızca gözlemlenebilir olguların toplamı olmadığını, aynı zamanda görünüşlerin ardındaki düzeni ve bütünlüğü ifade eden bir varoluş alanı olduğunu vurgular. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Fiziksel araştırmanın temel amacının, çeşitlilik içinde birliği keşfetmek; tekil olgulardan hareketle evrensel düzeni kavramak; ayrıntılar arasında kaybolmadan doğanın ruhuna ulaşabilmek olduğunu savunur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Böylece, bilimsel araştırma, yalnızca duyusal dünyanın verilerini toplamakla yetinmez; ampirik gözlemi düşünsel kavrayışla birleştirerek doğanın içkin düzenini anlamaya yönelir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Humboldt’un doğaya ilişkin bu bütüncül yaklaşımı, kaçınılmaz olarak insanın söz konusu bütün içindeki konumunu da sorgulamayı gerektirir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Zira, doğanın birliği, insan bilincinden bağımsız olarak var olsa da, bu birliğin kavramsal olarak anlaşılması onu idrak edebilecek bir öznenin varlığını gerektirir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu noktada, Arnold Gehlen’in felsefî antropolojisi önemli bir açıklama zemini sunar :</span></p>

<p><span style="color:#000000">Gehlen’e göre insan, diğer canlılar gibi çevresine içgüdüsel olarak uyum sağlayan bir varlık değildir; aksine biyolojik bakımdan “<strong><em>eksik varlık</em></strong>” [“Mängelwesen”] olarak dünyaya gelir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Eksiklik, insanı; kültür üretmeye, kurumlar oluşturmaya ve anlam inşa etmeye zorlayan temel antropolojik koşuldur. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Dil, gelenek, semboller ve toplumsal kurumlar, insanın doğayla kurduğu ilişkinin ve kendi varoluşunu sürdürebilmesinin temel araçlarıdır.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">Alevî-Bektaşînin düşüncesi – irfanı :</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Gehlen’in insanın eksiklik durumuna ilişkin antropolojik çözümlemesiyle karşılaştırıldığında, bu eksikliği yalnızca biyolojik değil, aynı zamanda varoluşsal ve manevi bir açıklık olarak yorumlayan farklı bir perspektiftir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Burada, insanın eksikliği yalnızca biyolojik ya da evrimsel bir yetersizlik olarak değil, hakikate açık olmasının varoluşsal koşulu olarak değerlendirilir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İnsan, tamamlanmamış olduğu için öğrenir; öğrenebildiği için dönüşür; dönüşebildiği için de Hakk’ın tecellisini kendi varlığında idrak etme ve bunu ahlâkî bir dönüşüme dönüştürme imkânına sahip olur. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Dolayısıyla eksiklik, giderilmesi gereken bir kusur değil, kemâle yönelen insanın en temel imkânıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu bakış açısından Gehlen’in kültür kuramı, yeni bir anlam kazanır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Gehlen’e göre; kurumlar, insanın biyolojik eksikliğini telafi eden yapılardır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevî-Bektaşî inancı ve uygulamalarında – felsefesinde; cem, semah, musahiplik, ikrar ve görgü salt toplumsal dayanışmayı sağlayan kurumlar değildir. İnsanın “ben-merkezli” varoluştan “<em><strong>can</strong></em>” bilincine yönelmesini mümkün kılan irfan uygulamaları ve mekânlarıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Diğer bir ifadeyle, Gehlen için kurumlar, insanı doğanın belirsizliklerine karşı korurken; Alevî-Bektaşî için kurumlar, insanı nefsin sınırlayıcı eğilimlerinden özgürleştirmeyi amaçlar. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Böylece kurum, yalnızca toplumsal düzeni koruyan bir yapı olmaktan çıkar; insanın ontolojik dönüşümünü mümkün kılan bir eğitim ve olgunlaşma alanına evrilir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Söz konusu dönüşüm, insanın doğayla kurduğu ilişkiyi yeniden tanımlar.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Gehlen’in antropolojisinde insan, eksikliğini kültür – kurumları aracılığıyla gideren ve bu nedenle doğayı dönüştüren bir eylem varlığıdır [“Handlungswesen”]. Modern uygarlık, bu eylem kapasitesinin ürünüdür.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevî-Bektaşînin düşüncesindeyse bu eylem, tahakkümün değil, emanet bilincinin sınırları içinde anlam kazanır. Zira; doğa, insanın karşısında duran edilgin bir nesne değil; Hakk’ın isim ve sıfatlarının tecelli ettiği canlı bir varlık düzenidir. O nedenle, doğayı dönüştürmek, onu sahiplenmek anlamına gelemez. </span></p>

<p><span style="color:#000000">İnsan, doğanın bütünlüğünü zedelediği ölçüde kendi varoluşsal bütünlüğünü de zedeler. Humboldt’un doğada gördüğü “<strong><em>çokluk içinde birlik</em></strong>” ilkesi, Alevî-Bektaşî düşüncesinde etik bir ilkeye dönüşerek, insanın doğayla kurduğu ilişkinin temel ölçütü hâline gelir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu sentezin en belirgin sonucu, bilgi anlayışında ortaya çıkar :</span></p>

<p><span style="color:#000000">Humboldt için bilim, doğadaki çeşitlilik içinde işleyen düzeni keşfetme çabasıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Gehlen için bilgi, insanın çevresini anlamlandırmasını ve yaşamını sürdürebilmesini sağlayan kültürel bir araçtır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevî-Bektaşî içinse bilgi, bunların ötesinde insanın kendisini dönüştüren bir irfan biçimidir. Ve bilginin değeri yalnızca nesnesini açıklamasında değil, insanı hakikate ve ahlâkî olgunluğa yaklaştırmasında yatar. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Böylece, epistemoloji ile etik birbirinden ayrılmaz. Bilmek, varlığı nesneleştirmek değil; onunla aynı ontolojik bütünlüğü paylaştığını idrak ederek buna uygun bir yaşam sürmektir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">“<strong><em>Kendini bilen Hakk’ı bilir</em></strong>” ilkesi de o nedenle bireysel bir iç gözlemden ziyade, insanın kendi varlığını evrensel varlık düzeni içinde yeniden konumlandırmasını ifade eder.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu çerçevede, felsefî antropolojinin “<strong><em>insan nedir?</em></strong>” sorusu, Alevî-Bektaşî düşüncesinde “<em><strong>insan ne olabilir?</strong></em>” sorusuna dönüşür.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İnsan, verilmiş ve değişmez bir öz değil; hakikate yöneldikçe kendisini inşa eden, ahlâkî tercihleriyle biçimlenen ve kemâle doğru gelişen dinamik bir varoluştur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İnsan-ı kâmil, doğuştan sahip olunan metafizik bir ayrıcalık değil; biyolojik eksikliğini kültür, irfan, emek ve ahlâk yoluyla dönüştürebilen insanın ulaştığı varoluşsal yetkinliktir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Can</strong></em>” kavramı, Alevî-Bektaşî düşüncesinde yalnızca dinsel bir hitap değil; insan ile diğer varlıklar arasındaki ontolojik sürekliliği ifade eden temel bir anlam kategorisi olarak değerlendirilebilir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Böylece insan, doğanın dışında konumlanan ayrıcalıklı bir özne olmaktan çıkar; doğa, toplum ve Hakk ile kurduğu ilişkiler içinde anlam kazanan ilişkisel bir varlık hâline gelir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Onun üstünlüğü, diğer varlıklar üzerinde egemenlik kurmasında değil; Humboldt’un işaret ettiği doğadaki birliği kavrayabilmesinde, Gehlen’in tanımladığı eksikliğini kültür aracılığıyla aşabilmesinde ve Alevî-Bektaşînin öngördüğü biçimde bu idraki rıza, adalet ve muhabbet ekseninde yaşayabilmesinde yatar.</span></p>

<p><span style="color:#000000">O hâlde, Humboldt’un doğa felsefesi, Gehlen’in felsefî antropolojisi ve Alevî-Bektaşî irfanı birlikte okunduğunda ortak bir düşünsel çerçeve ortaya çıkar :</span></p>

<p><span style="color:#000000">Doğa, ontolojik bir birliktir; insan, bu birliği sembolik – düşünsel düzeyde kavrayabilecek varlıktır ve bu kavrayış, gerçek anlamına ancak etik bir dönüşüme yol açtığında ulaşır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Diğer bir ifadeyle, insan, bu bütünlüğü kavramsal olarak anlayabilen, anlamlandırabilen ve bu anlayışı etik bir sorumluluğa dönüştürebilen bir varlıktır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">İnsanın eksikliği, kültürün başlangıcı; kültürse hakikate yönelen irfanın taşıyıcısıdır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ve insanın eksikliği, salt giderilmesi gereken bir yetersizlik değil; kültür, irfan ve ahlâkî olgunlaşma yoluyla kendisini gerçekleştirmesinin temel imkânıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İnsanın en yüksek yetkinliği, doğaya egemen olmak değil; doğa, toplum ve Hakk arasındaki ontolojik birliği yaşayarak varoluşunu bilinçli, sorumlu ve dengeli, ahlâkî bir bütünlüğe dönüştürebilmektir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevî-Bektaşî düşüncesinde merkezi bir anlam taşıyan; insanın kendi sınırlarını bilmesi, varlığın bütünlüğüne saygı göstermesi ve hakikatle uyumlu bir yaşam sürmesinin temel ilkesi “<strong><em>edeb</em></strong>” kavramı da tam bu noktada ortaya çıkar; insanın doğa, toplum ve Hakk ile kurduğu ilişkinin ahlâkî ölçüsünü belirleyen merkezi bir kavram hâline gelir.&nbsp;<strong>@ismailenginhd [10.7.2026]</strong></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 12 Jul 2026 11:16:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/07/ismail-engin-yazdi-humboldt-gehlen-ve-alevi-bektasi-dusuncesinde-doga-insan-ve-hakikat-1783844847.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Çakma CEM TV’den sonra, çakma CEM Parti de kuruldu!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cakma-cem-tvden-sonra-cakma-cem-parti-de-kuruldu-3314</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cakma-cem-tvden-sonra-cakma-cem-parti-de-kuruldu-3314</guid>
                <description><![CDATA[CEM TV’nin yasal yayın izni sağlayan lisansı devam ederken Malatya, Pütürgeli Kürt ve Sünni açıkgöz bir iş insanı tarafından sahibi olduğu ONS TV isim değiştirerek CEM TV adı ile yayına başlamasının ardından, yine CEM ismi ile bir de parti kuruldu! İlginç olan ise partinin de kurucularının aynı isimler olması. CEM Vakfı ise, her zamanki gibi gelişmeleri seyrediyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;<span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / ANKARA-</strong> Medyaya yansıyan haberleri göre, CEM Parti adında yeni bir parti kuruldu. Cumhuriyet Emek Partisi (CEM Parti), İçişleri Bakanlığı’na kuruluş dilekçesini sunarak resmen kuruldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:#ffffff">Kurucu Genel Başkanlığı’nı Mehmet Onur Kılıç’ın üstlendiği&nbsp;Cumhuriyet Emek Partisi’nin &nbsp;kuruluş&nbsp;dilekçesinin İçişleri Bakanlığı tarafından kabul edilmesiyle birlikte yeni siyasi oluşum resmen siyaset sahnesindeki yerini aldı. Partinin kurucu kadrosu ve logosu da kamuoyuyla paylaşıldı.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>CEM PARTİ KURUCUSUNU ALEVİLER TANIMIYOR!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">CEM Partinin kurucu genel başkanı Mehmet Onur Kılıç siyasette ve kamuoyunda tanınmayan bir isim. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Partinin adı CEM olunca, Alevi Bektaşi çevrelerinden de sorduk, kimse tanımıyor!</span></p>

<p><span style="color:#000000">Mehmet Onur Kılıç isminin insanları düşünmeye sevk edecek tek özelliği Malatya, Pütürge ilçesinden olması! </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bilindiği gibi, ONS TV ismini değiştirerek CEM TV altında yayın yapan&nbsp;Serpulat Radyo ve Televizyon Yayıncılık A.Ş. sahibi, Sünni Kürt iş insanı Osman Özpulat da Malatya, Pütürgeli idi!</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">AİLE BOYU CEM HOLDİNG GELİYOR!</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Öte yandan, medyaya servis edilen parti tanıtım metninde yer alan bir bilgi daha, bizi kurulan parti hakkında daha detaylı düşünmeye sevk ediyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Buna göre, Genel başkan vekilliği makamına Leman Karadağ getirilirken, genel başkan yardımcılığı görevini ise yine Leman hanımın eşi olan Gazi Karadağ yürütecekmiş! </span></p>

<p><span style="color:#000000">Değerlendirmelerine baş vurduğumuz Alevi aydınları, Leman Çakın - Gazi Karadağ ikilisinin CEM TV</span><span style="color:#000000">’</span><span style="color:#000000">den sonra, şimdi de CEM Parti</span><span style="color:#000000">’</span><span style="color:#000000">de boy göstermesini </span><span style="color:#000000">“</span><strong><em><span style="color:#000000">Cem holding geliyor</span></em></strong><span style="color:#000000">”</span><span style="color:#000000"> yorumu ile karşıladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu arada, Cemtv adına açılan internet sitesinde Leman hanımın soy adı halen Çakın olarak gözükürken, parti tanıtım metninde neden “<strong><em>Karadağ</em></strong>” soyadı kullanılmış, anlam veremedik. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Yine aynı kanalın internet sitesinde yönetim kurulu başkanı olarak Leman Çakın gösterildiği halde, parti tanıtım metninde Gazi Karadağ’ın neden Cem TV’nin “<strong><em>sahibi</em></strong>” olarak gösterildiği hakkında da hiçbir fikrimiz yok!</span></p>

<p><span style="color:#000000">CEM TV adını alan Serpulat Radyo ve Televizyon Yayıncılık A.Ş.&nbsp;resmi belgelerinde Gazi Karadağ’ın herhangi bir hissesi veya görevi görünmüyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>CEM VAKFI NEDEN SUSKUN?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">ONS TV’nin RTÜK’e verilen bir dilekçe ile isminin CEM TV olarak değiştirildiği haberini yaptık. Cem Vakfı yönetimi görmezden geldi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Cem Vakfı neden susuyor, sorusunu gündeme taşıdık. Vakıftan göstermelik “<em><strong>CEM TV ile ilişkimiz yoktur</strong></em>” şeklinde bir açıklama geldi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ancak, yüzlerce Cem Vakfı üyesi ve destekçisinin ortağı olduğu bir medya kuruluşunu savunmak konusunda vakıf yönetimi herhangi bir adım atmadı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Halbuki, yüz milyonlarca TL bağış ve destekle, ortaklık payları ile kurulan ve yaşatılan ve Cem Vakfı ile özdeşleşmiş bir TV kanalı üzerindeki maddi ve manevi hakları savunmak en başta Cem Vakfı yönetiminin görevi olmalıydı!</span></p>

<p><span style="color:#000000">Cem Vakfı yönetiminin suskunluğu, kendisini CEM TV sahibi olarak lanse eden Gazi Karadağ’ı arka planda kimlerin yönlendirdiği konusunda da spekülasyonlara neden oldu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Gazi Karadağ’ın bir TV lisansı alacak, bir kanal kuracak maddi güce sahip olmadığını bütün Türkiye biliyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Gazi Karadağ’ın TV ile tek bağının, CEM TV yayında iken idare müdürü olan Mustafa Çim’in marka tescili yenileme başvurusunu yapmayışını fırsata çevirerek, CEM TV logosunu ticari marka olarak kendi üzerine tescil ettirmesinden ibaret olduğu iddia ediliyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>KAMUOYUNUN MERAK ETTİĞİ SORULAR</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Kamuoyu şu soruların cevabını arıyor:</span></p>

<p><span style="color:#000000">1-Bugünkü Cem Vakfı yönetimi ile de sıcak ilişkilere sahip olan Gazi Karadağ’ı, Sünni Kürt iş insanı Ozman Özpulat’ın iflas etmiş ONS TV kanalını devir almaya kim yönlendirdi?</span></p>

<p><span style="color:#000000">2-ONS TV’yi CEM TV yapacak isim tashihi başvurusunu RTÜK’ten bir gecede kim çıkarttı?</span></p>

<p><span style="color:#000000">3-CEM TV olarak yayına geçmesi için Osman Özpulat’a kimler ne tür vaadlerde bulundular?</span></p>

<p><span style="color:#000000">4-Halen Serpulat Radyo ve Televizyon Yayıncılık A.Ş. sahipliği altında bulunan TV kanalı hisseleri devredilmediği halde, resmiyette Leman Çakın, medyada ise Gazi Karadağ neden kimi zaman YK başkanı, kimi zaman da şirketin sahibi olarak lanse ediliyor?</span></p>

<p><span style="color:#000000">5-Sünni Kürt iş insanı Osman Özpulat’a verilden sözler ne zaman yerine getirilecek? Bu konuda “<em><strong>Ankara’dan</strong></em>” maddi destek beklendiği iddiaları doğru mudur?</span></p>

<p><span style="color:#000000">6-CEM TV’den sonra CEM Parti kuruluşunda da verilen bazı vaadler etkili olmuş mudur? Evet ise, bu vaadler nelerdir? Verilen vaadlerin Cem Vakfı ile ilişkisi nedir?</span></p>

<p><span style="color:#000000">7-CEM TV’nin usulsüz isim tashihi işlemi susan, kendi markasını bile korumayan, TV ortağı üyelerinin haklarını korumak amacıyla hukuki girişimlerden imtina eden Cem Vakfı yönetimi, CEM Parti’ye de sessiz kalacak mıdır?</span></p>

<p><span style="color:#000000">8-Cem Vakfı yönetiminin tüm bu hukuksuz ve gayrı meşru girişimlere sessiz kalışının bir veya birden fazla “<em><strong>sebebi</strong></em>” var mı?</span>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 08 Jul 2026 13:41:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/07/cakma-cem-tvden-sonra-cakma-cem-parti-de-kuruldu-1783509572.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sarıçam Horasan Erenleri Cemevi Derneği’nde Aşure bereketi</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/saricam-horasan-erenleri-cemevi-derneginde-asure-bereketi-3313</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/saricam-horasan-erenleri-cemevi-derneginde-asure-bereketi-3313</guid>
                <description><![CDATA[Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu üyesi Sarıçam Horasan Erenleri Cemevi Derneği, Adana, Meydan mahallesinde Aşure paylaşımı yaptı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>724medyagazetesinden İpek Pekdıranr'in haberine göre, Sarıçam Horasan Erenleri Cemevi Derneği tarafından Muharrem ayı dolayısıyla düzenlenen aşure etkinliği, yoğun katılımla ve birlik, beraberlik mesajları eşliğinde gerçekleştirildi.</p>

<p>Meydan Cemevi’nde düzenlenen programa çok sayıda vatandaş katılırken, paylaşmanın, dayanışmanın ve kardeşliğin simgesi olan aşure, katılımcılara ikram edildi. Etkinlikte birlik ve beraberlik vurgusu ön plana çıktı.</p>

<p>Sarıçam Horasan Erenleri Cemevi Derneği Başkanı Çiçek Toprakezer, yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>“Muharrem ayının manevi ikliminde canlarımızla aynı sofranın etrafında buluşmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Gelin canlar bir olalım, birliğimizi ve beraberliğimizi aynı kazanda harmanlayalım. Aşure; farklılıkların bir araya gelerek güzellik oluşturmasının, paylaşmanın, sevginin ve kardeşliğin en anlamlı simgelerinden biridir. Dilerim ki bu birlik ve beraberlik ruhu her zaman daim olsun.”</p>

<p>Program boyunca vatandaşlar hem Muharrem ayının manevi atmosferini birlikte yaşadı hem de birlik ve dayanışmanın önemine dikkat çekti. Katılımcılar, böylesine anlamlı bir organizasyonda bir araya gelmekten duydukları memnuniyeti dile getirirken, etkinlik toplu dua ve aşure ikramıyla sona erdi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 07 Jul 2026 21:23:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/07/saricam-horasan-erenleri-cemevi-derneginde-asure-bereketi-1783452291.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Özgür Özel Alevileri böldü, istifalar peşpeşe geldi!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ozgur-ozel-alevileri-boldu-istifalar-pespese-geldi-3312</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ozgur-ozel-alevileri-boldu-istifalar-pespese-geldi-3312</guid>
                <description><![CDATA[CHP içindeki siyasi güç savaşlarının ve hesaplaşmaların Alevi-Bektaşi toplumunun inanç merkezlerine taşınması, Alevi kurumlarında çok büyük bir kırılma ve sarsıntıya yol açtı. Trabzon, Çorum, İstanbul Garip Dede Dergâhı ve son olarak Sivas 2 Temmuz anma etkinliklerinde yaşanan provokatif eylemler, inanç önderleri ve federasyon yöneticilerinin sert tepkisini çekerken, kurumlardan peş peşe istifa haberleri gelmeye başladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / ANKARA-</strong> Özgür Özel ve ekibinin, parti içi mücadeleyi Alevi-Bektaşi inanç dünyasının dinamikleri üzerinden yürütme ısrarı, tabanda ve yönetim kademelerinde derin bir rahatsızlık uyandırdı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Trabzon’da düzenlenen bir etkinlikte açılan “<strong><em>Biz yakarsak kimse söndüremez</em></strong>” yazılı pankart ve Çorum’daki Rıza Şehri etkinliklerinde yaşananlar bardağı taşıran ilk damlalar oldu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Çorum Hitit Üniversitesi’nin de Özgür Özel’in Alevi Bektaşileri bölen girişimlerine sempozyumunda yer açması ise, dikkatlerden kaçmadı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ardından İstanbul Garip Dede Dergâhı’nda Aleviliğin yüzlerce yıllık hoşgörü, irfan ve rızalık kültürüne tamamen aykırı biçimde “<em><strong>hain Kemal</strong></em>” sloganlarının atılması, toplum içinde derin bir infial yarattı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Sivas’ta düzenlenen 2 Temmuz katliamını anma etkinliklerine de katılarak aynı tutumunu sürdüreceği endişesi, Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu gibi bazı Alevi kuruluşlarında ’in Alevi Bektaşi inancını istismar etmekte ısrarcı olduğu kanaatinin oluşmasına neden oldu ve bir bildiri yayınlayarak Özel’i Sivas’ta istemediklerini ilan ettiler.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Nitekim Horasan Erenleri’nin endişesi gerçek&nbsp;oldu ve Özel’in ekibi Sivas’ta düzenlenen anma etkinliğinde “<em><strong>hain Kemal</strong></em>” sloganları atmakta ısrar ettiler</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sivas’taki 2 Temmuz katliamı anma törenlerinde de siyasi sloganların devam ettirilmesi üzerine, Alevi federasyonlarında büyük bir istifa dalgası patlak verdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ANADOLU ALEVİ CANLAR FEDERASYONU’NDA İSTİFA</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/739276727_10164800462208909_3832090640146313149_n.jpg" style="height:800px; width:640px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Yaşanan provokasyonlara tepki gösteren Anadolu Alevi Canlar Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı Dr. Erdal Gür, yayınladığı basına ve kamuoyuna yönelik bildiride, ülkenin gerçek gündemi dışında yapay bir gündemle inançsal değerlerin istismar edildiğini vurguladı. Bazı Alevi kurumlarının bir partinin içindeki kaosun tarafı haline geldiğini belirten Dr. Erdal Gür, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Süreç öylesine kışkırtılarak provoke edilmiştir ki; Garip Dede Dergâhı’nda Alevi inanç ve değerlerine uymayan provokatif eylemler yapılmış, Akçaabat ilçesinde 'Biz yakarsak kimse söndüremez' pankartı açılmış, Malatya’da bir Alevi siyasetçinin fotoğrafına X (çarpı) işareti konularak daha önce yapılmış alevi katliamları tehdit olarak hatırlatılmış ve bu girişimler isteyerek ve bilerek siyaset malzemesi yapılmıştır. Bu tutum ve eylemlerden ötürü utanç duyuyor ve kınıyorum. Açıklanan nedenlerle; bu kurumlardaki tüm görev ve üyeliklerden üzülerek istifa ediyorum.</strong></em>”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ADFE’DE İSTİFA DALGASI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/738465032_4292350007651945_6130372298618425435_n.jpg" style="height:800px; width:533px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Benzer bir tepki ve istifa haberi de Alevi Dernekler Federasyonu (ADFE)’ndan geldi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Yönetim kurulu üyeliğinden istifa eden Hülya Güntaş, yayınladığı kamuoyu bilgisinde, inanç mekanlarının siyasal kamplaşmaların alanı haline getirilmesini sert bir dille eleştirdi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Güntaş, Sivas katliamının yıl dönümünde yaşanan kabul edilemez görüntülere dikkat çekerek şunlar kaydetti:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Son dönemde Alevi kurumları ve inanç mekânlarında yaşanan, toplumda ayrışma ve kırgınlık yaratan gelişmeler karşısında ortaya konulan sessizlik ve ilkesiz tutum; şahsım adına derin bir hayal kırıklığı yaratmıştır. Cemevleri ve dergâhlarımız; siyasi çekişmelerin değil, birlik, rızalık, kardeşlik ve toplumsal barışın mekânlarıdır. Temmuz 1993 tarihinde Sivas’ta, insanlık tarihinin en vahşi suçlarından birine tanıklık edilmiştir. Yas gününde, anma programında aynı güruh tarafından gülerek eğlenerek fotoğraf verilmiştir... Bu nedenle yürütmekte olduğum Türkiye Alevi Federasyonu Yönetim Kurulu üyeliğinden istifa ettiğimi kamuoyunun bilgisine saygıyla sunuyorum. Bu karar herhangi bir kişiye değil; ilkesizliğe, sessizliğe ve inanç değerlerinin siyasal çıkarlar uğruna yıpratılmasına yönelik bir itirazdır.</strong></em>”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>AKD GENEL MERKEZİ: HİÇBİR PARTİNİN ARKA BAHÇESİ OLMAYACAĞIZ!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/akd111.jpg" style="height:800px; width:600px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi Kültür Dernekleri Genel Merkezi de Ankara’dan çok net ve sert bir bildiri yayınlayarak Özgür Özel’in istismar çabalarına tepki gösterdi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi örgütlerinin tarihsel misyonlarına sadık kalması gerektiği vurgulanan resmi açıklamada, siyasi partilerin iç işleyişine müdahil olunmayacağı ve Alevilerin bir aparat olarak kullanılmasına müsaade edilmeyeceği aktarıldı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Genel Merkez bildirisinde şu kararlı vurgular yer aldı:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Son süreçte yaşanan yargı darbesi üzerinden Aleviler bölünmüş bir fotoğraf vermiştir. Bazı kurumlarımızın acele açıklama yapmaları izaha muhtaçtır. Bizler Alevi Kültür Dernekleri olarak ısrarla birlik vurgusu yaparak, bir siyasi partinin iç işleyişine müdahil olmadık. Zira gördük ki yoğun bir istismar anlayışı devreye sokuldu... Gelinen noktada özellikle Garip Dede Dergâhı’nda yaşananlar ve yaşatılanlar; hem yolumuza, hem dergâhımıza, hem birliğimize hem de bütünlüğümüze zarar vermiştir. Hep söylediğimiz 'Siyasetin arka bahçesi olmayacağız' ifadesinin, yolumuz ve inancımız açısından ne kadar önemli olduğunu süreç bize yaşatarak bir kez daha öğretmiş oldu. Hiçbir siyasi partinin arka bahçesi olmayacağız. İnancımız gereği; haklıdan, mazlumdan, doğrudan ve doğadan yana, doğru yerde durmaya devam edeceğiz.</strong></em>”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>KRİZ DERİNLEŞİYOR</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">ADFE Genel Sekreteri Ufuk Emre Bektaş’ın inanç kurumlarına siyasetin sokulmaması ve laiklik ilkelerinin savunulması adına gösterdiği tepki sonrası istifa etmek zorunda kalmasıyla başlayan süreç, Dr. Erdal Gür ve Hülya Güntaş gibi ağırlıklı isimlerin ayrılmasıyla devasa bir krize dönüşüyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Özgür Özel’in siyasi hedefleri uğruna Alevi-Bektaşi inancının irfan ve hoşgörü kültürünü hiçe sayan, toplumu bölen ve kamplaştıran politikalara karşı Alevi Bektaşi tabanındaki ve genel merkezler düzeyindeki direnişin ve ses yükseltme eylemlerinin artarak devam edeceği öngörülüyor.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 07 Jul 2026 17:56:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/07/ozgur-ozel-alevileri-boldu-istifalar-pespese-geldi-1783438765.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın: Cemevleri siyaset yeri değildir!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kocaeli-buyuksehir-belediye-baskani-tahir-buyukakin-cemevleri-siyaset-yeri-degildir-3311</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kocaeli-buyuksehir-belediye-baskani-tahir-buyukakin-cemevleri-siyaset-yeri-degildir-3311</guid>
                <description><![CDATA[Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın “Buradan eğri odun giremez. Bu kapı herkese açık. Buraya herkes girer siyasetçi de girer. Ama siyaset giremez. Camiye, kışlaya nasıl ki siyaset girmemesi gerekiyorsa cemevine de giremez. Bu da bizim ikinci tuğlamız” dedi .]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan ve 4 bin 45 m2 kapalı alana sahip Derince İmam Zeynel Abidin Cemevi’nde ilk cem yapıldı. Muharrem ayı ile birlikte kapılarını açan cemevi açılışında konuşan Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, “Birbirimize sımsıkı tutunduğumuzda güçlü oluruz” dedi.<br />
<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/1783238374-0a8c42f07b.jpeg" style="height:533px; width:800px" /><br />
<br />
&nbsp;</p>

<p><strong>İLK CEM YAPILDI, LOKMA DAĞITILDI</strong></p>

<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, il genelindeki ibadethanelerin ve kültür merkezlerinin yapımına verdiği desteklerle vatandaşların dini ve kültürel ihtiyaçlarını karşılıyor. Derince’de yaşayan Alevi canların, kültürel değerlerini yaşatabilecekleri ve tüm ihtiyaçlarının karşılanması için Yenikent Mahallesi’nde yapımına başlanan İmam Zeynel Abidin Cemevi’nin inşaatı tamamlandı. Cemevi, içinde bulunduğumuz Muharrem Ayı’nda kapılarını açtı, ilk cem yapıldı ve lokma dağıtıldı.<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p><strong>ALEVİLERDEN BÜYÜK İLGİ</strong></p>

<p>Derince İmam Zeynel Abidin Cemevi’nin tanıtım törenine Kocaeli Valisi İlhami Aktaş, AK Parti Kocaeli Milletvekili Prof. Dr. Sadettin Hülagü, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, BBP Genel Başkan Yardımcısı Durmuş Boztuğ, Kültür ve Turizm Bakanlığı Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı Esma Ersin, Cem Vakfı Genel Başkanı Ahmet Rasim Tükek, Cem Vakfı Alevi İslam İnanç Hizmetleri Başkanı Mesut Yıldırım, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Dr. Hayri Baraçlı, Büyükşehir Cemevleri Koordinatörü Mutlu Beyazgül, cemevlerinin başkan ve dedeleri ile çok sayıda Alevi vatandaşımız katıldı.<br />
<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/1783238263-e911af9665.jpeg" style="height:536px; width:800px" /></p>

<p><strong>BÜYÜKAKIN’DAN SELAM: “ÇOK KIYMETLİ CANLAR”</strong></p>

<p>Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan tanıtım töreninde konuşan Başkan Büyükakın, sözlerine “Çok kıymetli canlar. Hepinizi muhabbetle selamlıyorum” diyerek başladı. Belediyelerin halk için var olduğunu belirten Başkan Büyükakın, kendilerinin de bu anlayışla hizmet ettiğini vurguladı. Büyükakın, “Ben bu şehirdeki herkesin belediye başkanıyım. Oy verenin de vermeyenin de sevenin de sevmeyenin de başkanıyım. Yani ben mülkün sahibi değil halkın hizmetkarıyım. Sizin de vergilerinizin içinde olduğu bütçemden sizin de talep ettiği hizmetleri üretmekle mükellefim. Bu benim yükümlülüğüm, görevim. Bu bir lütuf değil” dedi.<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p><strong>“BELEDİYENİN BÜTÜN TUĞLALARI HALKINDIR”</strong></p>

<p>Cami, kışla ve cemevi gibi yerlerin siyaset yapma yeri olmadığının altını çizen Başkan Büyükakın’ın, “Buradan eğri odun giremez. Bu kapı herkese açık. Buraya herkes girer siyasetçi de girer. Ama siyaset giremez. Camiye, kışlaya nasıl ki siyaset girmemesi gerekiyorsa cemevine de giremez. Bu da bizim ikinci tuğlamız” sözleri büyük alkış aldı. Başkan Büyükakın konuşmasını şu ifadelerle sürdürdü: “Burası sizin ananızın ak sütü gibi helal hizmetinizdir. Burası tamamen belediyenin koyduğu tuğlalarla yapıldı. Ama belediyenin bütün tuğlaları sizin. Yani halkın.”</p>

<p><strong>“ZULMÜN OLDUĞU HER YER KERBELA’DIR“</strong></p>

<p>Biz bu şehirde yıllarca canlarımız için Sevgide Buluşalım etkinliği gerçekleştirdik. Çünkü biz birbirimize sımsıkı tutunduğumuzda bir ve diri olmuşuz. Bu kültürü yeniden inşa etmemiz lazım. Bunu bizden başka yapacak kimse yok. Bunu cesaretimizle yapacağız. Basiretimizle yapacağız. Biz hep diyoruz ki zulmün olduğu her yer Kerbela'dır. Ve biz zulmün karşısında duruyoruz. Bizim yolumuz Hakk'ın yolu. Bizim yolumuz adaletin yolu. Zulme karşı dik durmanın yolu. Mazlumun yanında olmanın yolu. Duam odur ki bu cemevi de mekanların en iyisi olsun. Ve burada beslenecek olan nesiller dünyaya huzuru barışı ve kardeşliği getirsin. Başta Peygamber Efendimiz(s.a.v), Hazreti Ali Efendimiz ve Ehli Beyt olmak üzere her birini rahmetle, minnetle anıyorum.”<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p><strong>VALİ VE BAŞKAN’A TEŞEKKÜR PLAKETİ</strong></p>

<p>Törende konuşan Vali İlhami Aktaş ile Milletvekili Sadettin Hülagü, bir ve beraber olmanın önemine değindi. Esma Ersin hem şehri imar eden hem de nesli ihya eden Başkan Büyükakın’a teşekkür etti, “Biz her cemevinin yanındayız. Başkan Büyükakın da her faaliyetimizde bizim yanımızda” dedi. Konuşmacılar Mesut Yıldırım ve Ahmet Rasim Tükek de cemevinin inşasını sağlayan Başkan Büyükakın’a teşekkürlerini sundu. Törenin sonunda, cemevinin açılmasında emekleri bulunan Vali Aktaş, Başkan Büyükakın ve Cemevleri Koordinatörü Mutlu Beyazgül’e plaket takdim edildi.<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/1783238223-8f8c3e1e83.jpeg" style="height:800px; width:533px" /><br />
&nbsp;</p>

<p><strong>5 KATLI, KOMPLE BİR CEMEVİ</strong></p>

<p>İlk cemin yapıldığı Derince İmam Zeynel Abidin Cemevi’nin inşaat alanı toplamda 4.045 metrekareyi kapsıyor. Proje, 800 metrekare alan üzerine 5 katlı olarak inşa edildi. Cemevinde, cenaze alanı, abdesthane, morg, gasilhane, bay-bayan tuvaletleri, yemekhane, mutfak, ürün satış ve fuaye alanı, idari ofis, kütüphane, sekretarya, yönetici odası, idari ofis, başkan odası, dede odası, konferans salonu, kulis, eğitim salonu, reji odası, cem salonu bay-bayan cem girişi ve lokma odası gibi bölümler yer alıyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 14:18:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/07/kocaeli-buyuksehir-belediye-baskani-tahir-buyukakin-cemevleri-siyaset-yeri-degildir-1783337222.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Horasan Erenleri: Başbağlar ve Madımak dosyaları yeniden açılsın!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/horasan-erenleri-basbaglar-ve-madimak-dosyalari-yeniden-acilsin-3310</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/horasan-erenleri-basbaglar-ve-madimak-dosyalari-yeniden-acilsin-3310</guid>
                <description><![CDATA[Başbağlar Katliamı'nın 33. yılı anmasında konuşan Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Erdem Cömert, Başbağlar ve Madımak dosyalarının yeniden açılarak birlikte yürütülmesi çağrısında bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Erzincan'ın Kemaliye ilçesine bağlı Başbağlar köyünde 5 Temmuz 1993'te teröristlerce katledilen 33 sivil, katliamın 33. yılında törenle anıldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Horasan Erenleri&nbsp;Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Erdem Cömert, yapılan anmada konuştu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Cömert konuşmasında Madımak ve Başbağlar katliamı dosyalarının yeniden açılması talebinde bulundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Cömert şöyle konuştu:</span></p>

<p><span style="color:#000000">"Üç gün önce Madımak Oteli'nin önündeydim, oradan geldik buraya. Madımak katliamında, o anma törenlerinde de haykırdık. Madımak katliamında katledilen 33 canımızla, Başbağlar'da şehit edilen 33 canımızın acısı aynı, bunları katleden failler de aynıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu gerçeği Madımak Oteli önünde haykırdığımız gibi Başbağlar'da da haykırıyoruz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ve sayın muhtarımızın az önce dediği gibi, bir hukukçu olarak da söylüyorum, Başbağlar dosyası yeniden açılmalıdır!<br />
Sivas katliamı dosyası da yeniden açılmalıdır!<br />
Ve bu iki dosya birleştirilerek yürümelidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Failin nerede olduğu açıktır, bellidir. Bizim milletimizi ayrıştırmak, bölüştürmek, Alevi canları Sünni canlara rakip göstermek, kırdırmak istediler ama başaramadılar. 33 yıldır hem Madımak'ta hem Başbağlar'da kalbimiz aynı derecede acıdı, içimiz aynı derecede yandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Biz Türkistan'dan göçümüzü beraber yükledik, Horasan'a geldik. Horasan'da Kelamullah'la bir olduk, Ehlibeyt sevgisiyle bir olduk. Anadolu'ya geldik, Türk milleti olduk. Bizim bu birliğimizi hiçbir katliam, hiçbir saldırı bölemeyecektir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sivas'tan Başbağlar'a kadar bütün Türk milleti, bu emperyalist odakların ülkemizdeki projelerine karşı tek bir millet olma bilinciyle karşı duracaktır."</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 09:06:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/07/horasan-erenlerinden-bakan-gurleke-katliam-dosyalarini-yeniden-acin-1783319229.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Prof. Dr. Ümit Yazıcıoğlu: En büyük hüküm insanların vicdanında verilir!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/prof-dr-umit-yazicioglu-en-buyuk-hukum-insanlarin-vicdaninda-verilir-3309</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/prof-dr-umit-yazicioglu-en-buyuk-hukum-insanlarin-vicdaninda-verilir-3309</guid>
                <description><![CDATA[Prof. Dr. Dr. Ümit Yazıcıoğlu, Madımak otelinde meydana gelen katliamda hafızalarımızı tazeliyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>MADIMAK OLAYI</p>

<p>Adli Vaka Dosyası / Tutanak Metni</p>

<p>Prof. Dr. Dr. Ümit Yazıcıoğlu&nbsp;</p>

<p>Dosya No: 02.07.1993 / Sivas</p>

<p>Konu: Toplumsal saldırı, yangın, ölüm, sonradan gelişen hukukî ve ahlâkî tartışmalar</p>

<p>1. OLAYIN TARİHİ VE YERİ</p>

<p>Olay, 2 Temmuz 1993 tarihinde, Sivas il merkezinde meydana gelmiştir. Yer, o günlerde bir konaklama mekânı olan Madımak Oteli’dir. Otele gelenlerin çoğu, Pir Sultan Abdal Şenlikleri dolayısıyla şehirde bulunan sanatçılar, yazarlar, ozanlar ve davetlilerdir. Gündüz başlayan gerginlik, akşam saatlerinde açık bir saldırıya dönüşmüştür.</p>

<p>Olayın ardından bina yanmış, içeride bulunanlardan 35 kişi yaşamını yitirmiştir.</p>

<p>Bu sayı, resmi kayıtlarda bir rakamdır. Fakat ölenlerin yakınları için bir rakam değildir. Her biri bir isimdir. Bir ses. Bir ev. Bir eksiklik.</p>

<p>2. OLAYIN NİTELİĞİ</p>

<p>Bu olay, yalnızca bir yangın değildir. Yalnızca bir toplumsal taşkınlık da değildir. O gün olanlar, uzun süredir biriken nefretin, kışkırtmanın, cezasızlık hissinin ve gecikmiş müdahalenin sonucudur.</p>

<p>Bazı olaylar bir anda olmaz. Öncesi vardır. Bakışlar vardır. Sözler vardır. Kalabalığın ağırlaşması vardır. Bir kentte aynı gün içinde herkesin bildiği ama kimsenin açıkça durdurmadığı şeyler vardır.</p>

<p>Madımak’ta olan da buydu.</p>

<p>Kalabalık büyüdü. Tehdit arttı. Otel kuşatıldı. İçeride bulunanlar, bir binanın içinde değil, bir yargının içinde sıkıştı. Dışarıda insanlar vardı. İçeride insanlar vardı. Ortada ise geç kalmış bir devlet vardı.</p>

<p>3. TANIK ANLATIMLARINDAN ÇIKAN ORTAK NOKTALAR</p>

<p>Tanık beyanlarında bazı ayrıntılar değişmektedir. Bu normaldir. İnsanlar korku anlarını aynı biçimde hatırlamaz. Fakat ortak olan şey değişmez:</p>

<p>Kalabalığın giderek sertleştiği,</p>

<p>Sloganların yükseldiği,</p>

<p>Güvenlik müdahalesinin geciktiği,</p>

<p>Otelin kuşatmadan çıkarılamadığı,</p>

<p>Yangının engellenemediği.</p>

<p>Bunlar, olayın teknik tarafıdır. Bir de insan tarafı vardır. O taraf çoğu zaman tutanaklara sığmaz.</p>

<p>İçeride kalanlar dışarı çıkamadı.</p>

<p>Bu cümle, bütün olayın en soğuk özetidir.</p>

<p>4. HAYATINI KAYBEDENLER</p>

<p>Yangın sonrası 33 aydın ve sanatçı ile 2 otel görevlisi hayatını kaybetmiştir. Toplam kayıp 35 kişidir.</p>

<p>Bu kişilerin adları yıllar boyunca anmalarda tekrarlandı. Çünkü isim, burada yalnızca kimlik değildir. Bir direnç biçimidir. Unutulmaya karşı son savunmadır.</p>

<p>Ölenlerin her biri ayrı bir hayatı temsil ediyordu: düşünceyi, edebiyatı, müziği, inancı, emeği, gündelik hayatı. Bir toplumda bunların birlikte var olması gerekir. O gün bu birlikte var olma hâli, ateşe verildi.</p>

<p>5. MÜDAHALE VE GECİKMELER</p>

<p>Olayın en çok tartışılan yönlerinden biri müdahaledir. Kalabalık büyürken, tehdit açıkken ve otel kuşatılmışken, engelleme gücünün neden yeterli olmadığı sorusu yıllar boyunca soruldu.</p>

<p>Bu soru hâlâ tam cevaplanmış değildir.</p>

<p>Çünkü bazen asıl mesele, ne olduğu değil, neden önlenmediğidir.</p>

<p>Bir ülkede insanlar bir binanın içinde ölüyorsa, yalnızca saldırganlar değil, zamanında hareket etmeyen bütün yapılar da sorgulanır. Madımak bu yüzden sadece bir facia değil, aynı zamanda bir kurumsal sessizlik dosyasıdır.</p>

<p>6. HUKUKÎ SÜREÇ</p>

<p>Olaydan sonra uzun süren davalar açılmış, süreçler yıllarca devam etmiştir. Fakat hukuk her zaman hafıza kadar uzun soluklu değildir. Bazı dosyalar kapanmıştır. Bazı sanıklar cezalandırılmıştır. Bazı sorumluların tamamı ise hiçbir zaman tam anlamıyla hesap vermemiştir.</p>

<p>Bu, olayın en ağır tarafıdır.</p>

<p>Çünkü ceza yalnızca failin cezası değildir. Aynı zamanda toplumun kendi sınırını çizmesidir. O sınır çizilmezse, geriye yalnızca tekrar ihtimali kalır.</p>

<p>Zamanaşımı sözcüğü bu hikâyede çok ağır durur. Soğuktur. Yasın karşısında tekniktir. O yüzden Madımak dosyası, hukukta tamamlanmış görünse de vicdanda açık kalmıştır.</p>

<p>7. TOPLUMSAL SONUÇ</p>

<p>Bu olaydan sonra ülkede yalnızca bir otel değil, bir güven duygusu da yandı.</p>

<p>Alevi yurttaşlar açısından bu olay, bir saldırıdan fazlası olarak kaldı. Düşünce özgürlüğü bakımından da bir kırılma noktası oldu. Bir arada yaşama fikri, o gün ağır bir yara aldı.</p>

<p>Sonraki yıllarda her anma töreni, aslında tek bir cümleye dayanıyordu:</p>

<p>Bu unutulmadı.</p>

<p>Bu cümle, bir teselli değil; bir itirazdır.</p>

<p>Anmalar bu yüzden önemlidir. Çünkü anma, yalnızca ölüleri hatırlamak değildir. Aynı zamanda yaşayanların neyi kabul etmediğini söylemesidir.</p>

<p>8. HER YIL YENİLENEN TANIKLIK</p>

<p>2 Temmuz geldiğinde insanlar yeniden toplanır. Karanfiller bırakılır. İsimler okunur. Fotoğraflar taşınır. Konuşmalar yapılır. Sesler yükselir, sonra sessizleşir.</p>

<p>Bir otelin önünde yapılan bu hareket, aslında bir tören değildir yalnızca. Bir dosyanın kapanmadığını hatırlatma biçimidir.</p>

<p>Madımak’ın önünde duran herkes şunu bilir:</p>

<p>Burada yalnızca insanlar ölmedi.</p>

<p>Burada adalet duygusu, kamusal vicdan ve birlikte yaşama iradesi de sınandı.</p>

<p>Ve bu sınavın sonucu hâlâ tartışmalıdır.</p>

<p>9. SONUÇ</p>

<p>Madımak Olayı, bir tarih sayfası değildir yalnızca. Bir uyarıdır.</p>

<p>Bir toplum, kendi karanlığını açıkça konuşmadığında, o karanlık bir sonraki nesle miras kalır.</p>

<p>Bu yüzden Madımak, yalnızca hatırlanmaz. Aynı zamanda anlaşılmak zorundadır.</p>

<p>Çünkü bazı olaylarda en büyük hüküm, mahkeme salonunda değil, insanların vicdanında verilir.</p>

<p>Ve orada karar hâlâ tamamlanmamıştır.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 04 Jul 2026 23:22:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/07/prof-dr-umit-yazicioglu-en-buyuk-hukum-insanlarin-vicdaninda-verilir-1783197932.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Aktaş: İnancı temsil etmek yerine, siyasetin aparatı oluyorlar!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/aktas-inanci-temsil-etmek-yerine-siyasetin-aparati-oluyorlar-3308</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/aktas-inanci-temsil-etmek-yerine-siyasetin-aparati-oluyorlar-3308</guid>
                <description><![CDATA[Alevi sivil toplum kuruluşlarının iktidar veya muhalefet ayrımı gözetmeksizin her türlü siyasi yönetimle kurduğu ilişkilerin inancı siyasetin aparatı haline getirme riski taşıdığının altını çize Sosyolog Ali Aktaş, bu makalesinde bazı kuruluşlar tarafından siyasi angajmanın ifadesi olarak kullanılan "Devletin Alevisi olmayacağız" söyleminin kavramsal bir yanılgıdan ibaret olduğu savunuyor. Aktaş, "Devlet ve Alevilik adına kullanılan ifadelere baktığımızda, Uğur Mumcu’nun şu sözleri “bilgi sahibi olmadan, fikir sahibi olmak” sözü konunun özünü açıkça ortaya koymaktadır" ifadeleri aslında, Alevi kuruluşlarını yönetenlerin durumunu objektif olarak ortaya koyuyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000"><strong>“DEVLETİN ALEVİSİ OLMAYACAĞIZ” SÖYLEMİNİN KAVRAMSAL VE HUKUKİ ANALİZİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Ali Aktaş-Sosyolog</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>DEVLET KAVRAMI VE TEMEL UNSURLARI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Devlet</strong>, belirli bir toprak parçası (ülke) üzerinde yaşayan organize bir insan topluluğunun, egemenlik hakkına sahip olarak kurduğu, yasa koyma ve uygulama tekelini elinde bulunduran siyasi ve hukuki bir tüzel kişiliktir. Bir devletin varlığından söz edebilmek için üç temel unsura: yani bir <strong><em>insan topluluğuna</em> </strong>(<em>sınırlar içerisinde yaşayan, ortak bir vatandaşlık bağıyla devlete bağlı olan halka/millete/ulusa</em>); bir <strong><em>ülkeye</em> </strong>(<em>bu topluluğun üzerinde egemenliğini sürdürdüğü, sınırları uluslararası alanda belirlenmiş coğrafi alan olan toprağa</em>); bir <strong><em>egemenliğe</em></strong> (<em>devletin içişlerinde bağımsız, dış ilişkilerinde ise başka bir devlete bağlı olmayan, en üstün siyasi ve hukuki otorite olma gücüne</em>) sahip olması ve bir arada bulunması şarttır. Modern devletlerin varoluş amacı, toplumsal düzeni sağlamak ve bireylerin temel hak ve hürriyetlerini korumaktır. Bunu yapabilmesi için başlıca işlevleri şunlardır: <strong><em>Hukuku ve adaleti sağlama</em></strong> <strong><em>işlevi </em></strong>(<em>yasalar çerçevesinde adaleti sağlama, suçları önleme ve uyuşmazlıkları çözme</em>); <strong><em>güvenliği sağlama</em></strong> <strong><em>işlevi </em></strong>(<em>ülke sınırlarını dış tehditlere karşı savunma, iç huzuru ve kamu düzenini koruma</em>); <strong><em>sosyal ve ekonomik hizmetleri yerine getirme</em></strong> <strong><em>işlevi </em></strong>(<em>eğitim, sağlık, altyapı ve sosyal refah gibi temel hizmetleri sunma</em>).</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>HÜKÜMET SİSTEMLERİ VE GÖREVLERİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Hükümet </strong>ise, devletin işlerini yürütmek, yasaları uygulamak ve ülkeyi yönetmekle görevli en üst düzey idari organdır. Hükümetlerin yapısı ve gücü kullanma biçimleri, ülkelerin benimsediği yönetim sistemine göre doğrudan değişiklik göstermektedir. Yürütme gücü tamamen halk tarafından doğrudan seçilen devlet başkanına (başkana) ait olduğu ve başkanın, bakanları meclis dışından atadığı ve kabinenin doğrudan başkana karşı sorumlu olduğu<strong> <em>başkanlık sistemi </em></strong>(Örneğin: ABD, Türkiye); yürütme gücü iki başlı olduğu ve sembolik bir devlet başkanı (cumhurbaşkanı veya kral) ile yürütmenin asıl başkanı olan başbakan ve bakanlar kurulunun olduğu yani hükümetin meclis içinden çıktığı ve meclise karşı sorumlu olduğu <strong><em>parlamenter sistem</em></strong> (Örneğin: Almanya, Birleşik Krallık); hem halk tarafından seçilen güçlü bir devlet başkanı hem de meclise karşı sorumlu bir başbakan ve hükümetin bir arada bulunduğu; yürütme gücünün bu iki aktör arasında paylaşıldığı <strong><em>yarı başkanlık sistemi</em></strong> (Örneğin: Fransa) gibi yönetim sistemleri bulunmaktadır. Ancak tüm bu yönetim sistemlerinde<strong><em> hükümetin temel görevleri</em></strong>nden<strong> </strong>ilki “<em>meclisin çıkardığı yasaları uygulamak ve devleti yönetme</em> yani, <strong><em>yürütme gücünü kullanma</em></strong>”; ikincisi “<em>ülkenin ekonomi, eğitim, sağlık ve dış politika stratejilerini belirleme</em> yani <strong><em>politika üretme konusunda çalışmalar yürütme</em></strong>”; üçüncüsü <strong>“</strong><em>devlet kurumlarını koordine ederek halka temel hizmetleri ulaştırma<strong> </strong></em>yani <strong><em>kamu hizmetini yerine getirme</em></strong>”; görevlerden<strong><em> dördüncüsü </em></strong>ise “<em>ülke gelirlerini toplamak ve kamu giderleri için harcamaları planlamak</em> yani <strong><em>bütçe yönetimi gerçekleştirme</em></strong>” olarak tanımlamak olanaklıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>GÜÇLER AYRILIĞI VE DEMOKRATİK DENETİM MEKANİZMALARI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Demokratik devletler “<strong><em>güçler ayrılığı</em></strong>” ilkesine dayanır. <em>Hükümet</em> (<em>yürütme</em>), diğer iki temel organla sürekli bir denge içindedir. Meclis kanunları yapar, hükümet ise bu kanunları uygular. Parlamenter sistemlerde hükümet meclisin güvenine dayanırken, başkanlık sistemlerinde yasama ve yürütme birbirine karşı daha sert ve keskin sınırlarla ayrılmıştır. Yargı, hükümetten tamamen bağımsızdır. <strong><em>Hükümetin aldığı kararlar, yaptığı atamalar ve uygulamalar hukuka uygun olmak zorundadır</em></strong>. Vatandaşlar, hükümetin uygulamalarından zarar gördüklerinde idari mahkemelere başvurarak bu kararları iptal ettirebilirler. Hükümetlerin yetkilerini kötüye kullanmasını önlemek ve şeffaflığı sağlamak adına demokratik sistemlerde çeşitli denetim mekanizmaları işletilir. En temel denetim mekanizması<strong><em> siyasi denetim yani seçimler</em></strong>dir. Halk, başarısız veya politikasını beğenmediği hükümetleri seçim yoluyla değiştirir. Ayrıca <strong><em>meclis soru önergeleri, meclis araştırmaları, meclis soruşturmaları ve bütçe hakkı (hükümetin para harcama yetkisini onaylama veya reddetme) yoluyla </em></strong>hükümetin faaliyetlerini denetler. Yine <strong><em>hükümetin tüm eylem ve işlemleri, anayasa mahkemeleri ve idari mahkemeler (Danıştay gibi) tarafından hukuka uygunluk açısından denetlenir </em></strong>ve hukuka aykırı işlemler iptal edilir. Son olarak da <strong><em>bağımsız medya, sivil toplum kuruluşları ve vatandaşlar; hükümetin icraatlarını tartışarak, eleştirerek ve protesto hakkını kullanarak </em></strong>toplumsal bir denetim baskısı oluşturur.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>DEVLET VE YÖNETSEL EGEMEN ARASINDAKİ FARKLAR</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><em>Devlet ile hükümet arasındaki fark ise</em>: “<em>kalıcılık”, “yapı” ve “işlev”</em></strong> açısından farklılık gösterir. <strong><em>Birinci fark</em></strong>, devlet kalıcı ve süreklidir; hükümet ise seçimlerle değişebilen geçici bir yönetim kadrosu olmasıdır. <strong><em>İkinci fark</em></strong>, devlet soyut bir hukuki tüzel kişiliktir; hükümet ise bu tüzel kişiliği somut olarak yürüten siyasi iradedir. <strong><em>Üçüncü fark</em></strong> ise, devlet otoritenin kendisidir; hükümet ise bu otoriteyi halk adına kullanan bir araçtır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sonuç olarak “<strong><em>yönetsel egemen</em></strong>” (<strong><em>yöneten kadro/hükümet</em></strong>) ile “<strong><em>devlet</em></strong>” arasındaki fark, aslında <strong>gücü geçici olarak kullananlar</strong> ile <strong>gücün kalıcı ve hukuki kaynağı</strong> arasındaki farktır. Yani <strong><em>devlet</em>,</strong> kalıcı, sürekli ve soyut bir hukuki tüzel kişiliktir. Sınırları, anayasası, kurumları ve halkı ile bir bütündür; kişilerden bağımsız olarak varlığını sürdürür. <strong><em>Yönetsel egemen</em></strong> ise geçici bir siyasi aktördür. Seçimler, lider değişimleri veya sistem değişiklikleri ile görev süresi biter ve yerini bir başkasına bırakır. Yine<strong> <em>devlet</em>, </strong>egemenlik gücünün asıl ve nihai <strong>sahibidir</strong>. Meşru şiddet kullanma yetkisi, yasa yapma gücü ve yargılama hakkı devlete aittir. <strong><em>Yönetsel egemen</em></strong> açısından ise, egemenlik gücünün sahibi değil, yalnızca belirli bir süre için o gücü devlet adına uygulayan <strong>kullanıcısıdır</strong>. Bu gücü anayasa ve yasaların çizdiği sınırlar dâhilinde, devlet adına emaneten yürütür. Ayrıca<strong> <em>devlet</em></strong> soyut bir kavramdır. Görünmez, dokunulmaz ancak kurumları, pasaportu, bayrağı ve yasalarıyla varlığı hissedilir.<strong> </strong>Oysa<strong> <em>yönetsel egemen</em></strong> ise somuttur. Devletin kurumlarının başında oturan, kararlar alan, genelgeler yayımlayan canlı siyasi figürlerden (cumhurbaşkanı, başbakan, bakanlar kurulu, bürokrasi şefleri) oluşur. Son olarak da <strong><em>devlet</em></strong> uluslararası hukukta tanınan, iç hukukta ise en üstün otorite olan meşru yapıdır. Devlet hata yapmaz; devlet adına hareket edenlerin hukuka aykırı eylemleri olur.<strong><em> Yönetsel egemen</em></strong> ise aldığı kararlardan hem siyasi olarak (seçmene karşı) hem de hukuki olarak (yargıya karşı) sorumludur. Meşruiyetini yasalara ve halkın desteğine bağlı olarak korur; hukukun dışına çıktığında meşruiyetini kaybeder.<strong> Özetle;</strong> Devlet bir bilgisayarın işletim sistemi (hiç değişmeyen ana yapı) ise, yönetsel egemen o bilgisayarı belirli bir dönem kullanan ve kendi tercihlerine göre programları çalıştıran operatördür.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>SİVİL TOPLUM SÖYLEMLERİNDE KAVRAMSAL YANILGILAR: ALEVİLİK ÖRNEĞİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevilik alanında yer alan gerek sivil toplum kuruluşlarının adına açıklama yapan yönetim kurulu başkan ve üyelerinin kullandığı “<strong><em>Devletin Alevisi olmayacağız</em></strong>” ifadesi, <strong><em>devlet</em></strong> ve <strong><em>yönetsel egemen/hükümet/yerel yönetim</em></strong> kavramları hakkında bilgi sahibi olmadıklarını göstermektedir. İster ulusal, isterse yerel düzeyde yönetenin karşılığı “<strong><em>yönetsel egemen</em></strong>”dir. <em>Yönetsel egemenin başı</em> <em>ulusal açıdan</em> <strong><em>Devlet Başkanı/Kral/Kraliçe</em></strong> ve/veya <strong><em>Başbakan</em></strong>’dır; yerel açıdan da<em> </em>atanmış/seçilmiş <strong><em>Vali </em></strong>ve/veya <strong><em>Belediye Başkanı</em></strong>’dır. Bu yapı ulusalda bir hükümet ve yerelde encümen ile kararları alarak uygular. Ancak her ikisi de geçici süreliğine ulusalda ve yerelde devletin yönetimidir. Kısaca STK'lar bu ifadeyi kullanırken aslında “<strong><em>Hükümetin/İktidarın güdümüne girmeyeceğiz</em></strong>” kastını taşısalar da, bunu kavramsal olarak yanlış ifade etmektedirler. Ayrıca hükümet ile birlikte yapılmayan işbirliği, hükümete muhalif bir belediye ile birlikte yapılıyorsa bu süreçte de bir takım tavizler verilmektedir. Farkında olmadan veya farkında olarak “<strong><em>yola hizmet edeceğiz diye bir makama hizmet edilmekte</em></strong>”; dahası “<strong><em>iktidar partisine değil de muhalefet partisine</em></strong>” ya da tam tersi “<strong><em>muhalefet partisine değil de iktidar partisine</em></strong>” destek olarak “<strong><em>inancı temsil etmek yerine siyasetin aparatı</em></strong>” olabilmektedirler. Kısaca her türlü yönetsel egemen ile kurulan ilişkiler iktidar/muhalefet ayrımından bağımsız olarak devletin yönetimiyle yapılan işbirlikleri olup, bu sürecin inanç temsilini siyasetin aparatı haline getirme riski bulunmaktadır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sonuç olarak; ulusalda iktidarda olan hükümet veya yerelde ister iktidar yanlısı isterse muhalefet yanlısı belediye başkanları devletin yönetiminden sorumlu olandır. Bunlarla yapılan her türlü işbirliği devletle yapılmış olur. Tüm bu bilgilerden sonra Devlet ve Alevilik adına kullanılan ifadelere baktığımızda, Uğur Mumcu’nun şu sözleri “<strong><em>bilgi sahibi olmadan, fikir sahibi olmak</em></strong>” sözü konunun özünü açıkça ortaya koymaktadır.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">ALİ AKTAŞ / SOSYOLOG</span></strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 04 Jul 2026 22:39:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/07/aktas-inanci-temsil-etmek-yerine-siyasetin-aparati-oluyorlar-1783194836.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Horasan Erenleri’nden Başbağlar katliamı anma törenine çağrı</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/horasan-erenlerinden-basbaglar-katliami-anma-torenine-cagri-3307</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/horasan-erenlerinden-basbaglar-katliami-anma-torenine-cagri-3307</guid>
                <description><![CDATA[Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu, Başbağlar Katliamı’nın 33. yılı dolayısıyla yazılı bir basın açıklaması yayımlayarak, herkesi Başbağlar katliamı anma törenine katılmaya davet etti. Açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Emperyalist odakların ülkemizi bölme ve kardeş kavgası çıkarma heveslerine karşı en güçlü cevabı tek yürek olarak vermek amacıyla, tüm halkımızı 5 Temmuz 2026 tarihinde Başbağlar köyünde düzenlenecek olan 33 Şehidimizi Anma Töreni’ne katılmaya davet ediyoruz.”]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / ERZİNCAN–</strong> Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu, Başbağlar Katliamı’nın 33. yılı dolayısıyla yazılı bir basın açıklaması yayımlayarak milli birlik ve bütünleşme çağrısında bulundu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Federasyon Genel Başkanı Erdem Cömert imzasıyla yayımlanan açıklamada, 2 Temmuz Sivas ve 5 Temmuz Başbağlar katliamlarının ardındaki gücün “<em><strong>Atlantik emperyalizmi ve NATO'nun gayri nizami harp aygıtı Gladyo</strong></em>” olduğu vurgulandı ve tüm vatandaşlar 5 Temmuz günü Başbağlar köyünde yapılacak anma törenine davet edildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>SİVAS VE BAŞBAĞLAR BİRBİRİNİ TAMAMLAYAN İKİZ TERTİPLERDİR</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">5 Temmuz 1993 tarihinde Erzincan’ın Kemaliye ilçesine bağlı Başbağlar köyünde düzenlenen ve 33 vatandaşımızın hayatını kaybettiği katliamın Türkiye’nin toplumsal barışını hedef aldığını belirten Erdem Cömert, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<strong><em>5 Temmuz 1993 tarihinde gerçekleştirilen bu vahşet, tek bir merkezin planı doğrultusunda hayata geçirilmiştir. Çok iyi biliyoruz ki, 2 Temmuz Sivas Katliamı ile 5 Temmuz Başbağlar Katliamı birbirini tamamlayan, planlayıcısı ve azmettiricisi aynı olan ikiz tertiplerdir. Bu katliamların arkasındaki irade, Atlantik emperyalizminin küresel şiddet örgütü ve NATO’nun gayri nizami harp aygıtı olan Gladyo’dur.</em></strong>”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>MİLLETİMİZ HAİN EMELLERE GEÇİT VERMEDİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Açıklamada, Gladyo ve emperyalist odakların temel hedefinin Alevi-Sünni ve Türk-Kürt ayrımcılığını ve çatışmasınıkörüklemek olduğu ifade edildi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Etnik ve inançsal farklılıklar üzerinden Türkiye'de bir iç kargaşa ortamı yaratılmak istendiğine dikkat çeken Cömert, Türk milletinin ferasetiyle bu tezgahın bozulduğunu ve hain emellere geçit verilmediğini belirtti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>BAŞBAĞLAR KÖYÜ’NDE BİRLİK ÇAĞRISI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugün en büyük sorumluluğun bölücü planlara karşı milli birlik ve bütünleşmeyi kararlılıkla savunmak olduğunu vurgulayan Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Erdem Cömert, ayrımsız herkesi 5 Temmuz 2026’da Başbağlar'da tek yürek olmaya çağırdı:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Emperyalist odakların ülkemizi bölme ve kardeş kavgası çıkarma heveslerine karşı en güçlü cevabı tek yürek olarak vermek amacıyla, tüm halkımızı 5 Temmuz 2026 tarihinde Başbağlar köyünde düzenlenecek olan 33 Şehidimizi Anma Töreni’ne katılmaya davet ediyoruz. Başbağlar’da şehitlerimizi omuz omuza, hep birlikte anmak; aramıza sokulmak istenen nifak tohumlarını kurutacak ve milli kenetlenmemizi tüm dünyaya bir kez daha ilan edecektir.</strong></em>”</span></p>

<p><span style="color:#000000">İşte, açıklamanın tam metni:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>EMPERYALİST OYUNLARA KARŞI MİLLİ BİRLİK VE BERABERLİK ÇAĞRISI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye’nin toplumsal barışına, kardeşliğine ve milli bütünlüğüne kasteden karanlık odakların en kanlı tertiplerinden biri olan Başbağlar Katliamı’nın 33. yılında, yitirdiğimiz 33 canımızı rahmet ve minnetle anıyoruz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">5 Temmuz 1993 tarihinde Erzincan’ın Kemaliye ilçesine bağlı Başbağlar köyünde gerçekleştirilen bu vahşet, tek bir merkezin planı doğrultusunda hayata geçirilmiştir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Çok iyi biliyoruz ki, 2 Temmuz Sivas Katliamı ile 5 Temmuz Başbağlar Katliamı birbirini tamamlayan, planlayıcısı ve azmettiricisi aynı olan ikiz tertiplerdir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu katliamların arkasındaki irade, Atlantik emperyalizminin küresel şiddet örgütü ve NATO’nun gayri nizami harp aygıtı olan Gladyo’dur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Gladyo’nun ve emperyalist odakların temel hedefi, Alevi-Sünni, Türk-Kürt ayrımcılığını körüklemek, etnik ve inançsal farklılıklar üzerinden ülkemizde bir iç kargaşa ve çatışma ortamı yaratmaktır. Ancak aziz milletimiz, engin ferasetiyle bu tezgahı görmüş ve hain emellere geçit vermemiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugün bizlere düşen en büyük sorumluluk, bu bölücü planlara karşı milli birlik ve bütünleşmenin gereğini kararlılıkla yerine getirmektir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Emperyalist odakların ülkemizi bölme ve kardeş kavgası çıkarma heveslerine karşı en güçlü cevabı tek yürek olarak vermek amacıyla, tüm halkımızı 5 Temmuz 2026 tarihinde Başbağlar köyünde düzenlenecek olan 33 Şehidimizi Anma Töreni’ne katılmaya davet ediyoruz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Başbağlar’da şehitlerimizi omuz omuza, hep birlikte anmak; aramıza sokulmak istenen nifak tohumlarını kurutacak ve milli kenetlenmemizi tüm dünyaya bir kez daha ilan edecektir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Şehitlerimizin ruhu şad, milletimizin birliği daim olsun.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Saygılarımızla,</span></p>

<p><span style="color:#000000">Erdem CÖMERT</span></p>

<p><span style="color:#000000">Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Başkanı</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 04 Jul 2026 11:21:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/07/horasan-erenlerinden-basbaglar-katliami-anma-torenine-cagri-1783154352.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Cem Vakfı başarılı genel müdürü ile yollarını ayırdı!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cem-vakfi-basarili-genel-muduru-ile-yollarini-ayirdi-3306</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cem-vakfi-basarili-genel-muduru-ile-yollarini-ayirdi-3306</guid>
                <description><![CDATA[Son on yılda Cam Vakfı’nda görev alanlar içerisinde en başarılı genel müdür olarak gösterilen Süleyman Kılıç, skandal bir opersyonla görevden alındı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / İSTANBUL-</strong> Prof. Dr. İzzettin Doğan’ın öncülüğünde kurulan Cumhuriyetçi Eğitim ve Kültür Merkezi Vakfı (CEM Vakfı) kan kaybetmeye devam ediyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Son on yılın en başarılı genel müdürü olarak gösterilen Süleyman Kılıç, skandal bir uygulama ile görevden alındığı iddia edildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>HİÇBİR BAŞARI CEZASIZ KALMAZ!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">2025 yılının Mayıs ayında göreve başlayan Süleyman Kılıç kısa zamanda Cem Vakfı’nın kan kaybetmesi sürecini durdurmuş ve vakfı yeniden büyütme yönüne çevirmişti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İstanbul-Kıraç ve Pendik-Sülüntepe gibi şubelerde yıllara yayılmış sorunları çözen Kılıç, Ankara, Adana, Kocaeli gibi kentlerde de Cem Vakfı’nın atılım yapmasını sağlamıştı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Cem Vakfı’nda gözler görülür hareketlilik şubelere ve tabana özgüven kazandırmış, uzun süredir üzerindeki “ölü toprağı”nın atıldığı ve yeniden Alevi topluma hizmet vermeye başladığı yorumları yapılmıştı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>KILIÇ SKANDAL YÖNTEMLE GÖREVDEN ALINDI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Kocaeli Büyükşehir Belediyesi sınırlarında bulunan bir arazinin yıllardır yapılamayan devrini de gerçekleştiren Kılıç’ın bu başarısı, görevden alınması için gerekçe gösterildiği öğrenildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İddialara göre, vakıf yönetiminde bu arazinin devrini engellemek isteyen bazı kesimler, ihale gününün son saatlerine kadar yatırılması gereken teminatın havalesini engelledi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kılıç’ın yardımsever dostlarından borç alarak ihaleyi kazanması ise, kendisi için Cem Vakfı’ndaki genel müdür görevinde sonun başlangıcı oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Cem Vakfı yönetim kurulu tarafından Kılıç’a yöneltilen “<em><strong>suçlama</strong></em>” şöyle: “<strong><em>Teminat bedellerini Vakıf Yönetim Kurulu’nun bilgisi dışında, bu konuda herhangi bir kurum kararı olmaksızın, bireysel insiyatifinizle bazı üçüncü şahıslar tarafından yatırılmasını sağladığınız,</em></strong>”…</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>3 TEMMUZ TARİHİ TEBLİGATI 2 TEMMUZ’DA GÖNDERDİLER!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Süleyman Kılıç’ın Cem Vakfı’ndaki görevden alınma sürecinde yaşanan skandalların bununla da bitmediği öğrenildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Başarıları nedeniyle savunması istenen Kılıç’tan kurtulmak arzusuyla yaşanan diğer skandal ise, 2 saat içerisinde savunmasını vermesi istenirken, daha önceden hazırlanan işten çıkarma belgesinin de “<strong><em>whatsapp</em></strong>” üzerinden imzasız olarak gönderilmesi oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Anlaşılan, savunmasını vermesi ile, yönetim kurulunda bazı üyelerin fikirlerini değiştirmesi ihtimali, Kılıç’tan kurtulmak isteyenlerin gözünü korkutmuştu!</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ancak, 2 Temmuz 2026 tarihi akşam saatlerinde gönderilen imzasız “<em><strong>GÖREVDEN ALINMA (İLİŞİK KESME) BİLDİRİMİ</strong></em>” 3 Temmuz 2026 tarihliydi!</span></p>

<p><span style="color:#000000">Üstelik, görevden alınma gerekçesi olarak da, Süleyman Kılıç’ın “<em><strong>savunmadan imtina etmiş</strong></em>” olması gösterilmişti!</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ALEVİ KURUMU SKANDALLAR KURUMU OLDU!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">1996 yılında kurulan Cumhuriyetçi Eğitim Vakfı (CEM Vakfı) kurucusu ve Onursal Başkanı Prof. Dr. İzzettin Doğan’ın hastalığı nedeniyle yıllardır yönetilemez durumda.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yeni oluşturulan yönetim kurulları kişisel çekişmelerin ve hırsların girdabında işlevsizleşirken, vakıf da sürekli kan kaybediyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Şubeler Cem Vakfı’ndan bağımsızlaşma arayışlarına girerken, vakıf merkezi olan Yenibosna Cemevi her gün “<strong><em>taht kavgaları</em></strong>” ile sarsılıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Geçtiğimiz aylarda hiçbir meşruiyeti olmadan ve RTÜK'e yanlış beyan verilerek yayına başlayan Cem TV kanalına karşı sessizliğini koruyan ve yüzlerce vakıf üyesi ortağının haklarını dahi savunmayan Cem Vakfı yönetimi, son olarak polisiye yöntemlerle <span style="background-color:white">Bahçelievler Hacı Bektaş Veli Kültür ve Tanıtma Derneği’nin kullandığı yapıyı yıkmak ile tehdit ederek gündeme gelmişti.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Kamuoyunda büyük tepki toplayan yıkım girişiminin, Bahçelievler Cemevi Başkanı Ufuk Emre Bektaş’ın Özgür Özel’in Garip Dede Cemevi’nda siyasi istismar içeren konuşması ve CHP’nin iç kavgalarını cemevine taşınması girişimine kararlı bir şekilde itiraz etmesi sonrası gelmesi ise dikkatlerden kaçmadı.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Konuyu izleyen Alevi aydınları, Bektaş’ın Özgür Özel’e eleştirileri nedeniyle Cem Vakfı üzerinden cezalandırılmak istendiği yorumunu yaptılar.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Son 3 ayda yaşanan 3 ayrı skandal Cem Vakfı’nın yönetilemez bir noktaya doğru hızla savrulduğu şeklinde değerlendirilmesine neden oldu.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Başarılı genel müdüründen “<em><strong>kurtulan</strong></em>” Cem Vakfı’nın “<strong><em>hangi sulara yelken açacağı</em></strong>” ise, merak konusu oldu.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 08:50:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/07/cem-vakfi-basarili-genel-muduru-ile-yollarini-ayirdi-1783058399.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Horasan Erenleri Özgür Özel&#039;e uyarısında haklı çıktı</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/horasan-erenleri-ozgur-ozele-uyarisinda-hakli-cikti-3305</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/horasan-erenleri-ozgur-ozele-uyarisinda-hakli-cikti-3305</guid>
                <description><![CDATA[Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu, CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel’in Madımak anmasına katılmasına yönelik günler öncesinden yaptıkları "siyasi istismar" uyarısında haklı çıktıklarını açıkladı. Federasyon, Sivas'taki anma sırasında atılan siyasi sloganların ve yaşanan tartışmaların, 33 aydının anısının manevi hatırasına ve yakınlarının acılarına zarar verdiğini belirtti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / SİVAS</strong> – Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu, 1 Temmuz'da yaptığı açıklamada Özgür Özel'in 2 Temmuz Madımak anmasına katılmasının acıların siyasi istismarına yol açacağını belirterek, "<strong><em>Sizi 2 Temmuz anma etkinliklerinde görmek istemiyoruz. Acımız üzerinden siyaset yapmayı bırakın.</em></strong>" çağrısında bulunmuştu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ANMA PROGRAMINDA SİYASİ HESAPLAŞMA GÖLGESİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">2 Temmuz'da Sivas'ta yaşanan gelişmelerin ardından Federasyon, uyarılarının haklı çıktığını açıkladı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Federasyondan yapılan değerlendirmede, anma programının siyasi sloganların gölgesinde kaldığı, kamuoyuna yansıyan görüntülerde CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel'in yürüyüşü sırasında yanındaki grubun "<em><strong>Hain Kemal</strong></em>" sloganları attığı, bu durumun anma programının manevi havasına zarar verdiği ifade edildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>"ACIMIZIN PROPAGANDA MALZEMESİ YAPILMASINI DOĞRU BULMUYORUZ"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Federasyon açıklamasında, "<strong><em>2 Temmuz, siyasi hesaplaşma günü değil, 33 aydını anma günüdür. Ortak acımızın siyasi propaganda malzemesi yapılmasını doğru bulmuyoruz. Günler öncesinden dile getirdiğimiz kaygılar ne yazık ki yaşanan olaylarla doğrulanmıştır.</em></strong>" denildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>VATANDAŞLARDAN SİYASİ SLOGANLARA TEPKİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Açıklamada, Sivas'ta çok sayıda vatandaşın siyasi sloganlara tepki gösterdiği belirtilerek, "<em><strong>Toplumun beklentisi, 2 Temmuz'un ayrıştırıcı söylemlerden uzak, birlik ve kardeşlik duygusuyla anılmasıdır. Acılarımızın istismar edilmesine karşı durmaya devam edeceğiz.</strong></em>" ifadelerine yer verildi.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 23:09:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/07/horasan-erenleri-ozgur-ozele-uyarisinda-hakli-cikti-1783023632.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Özel’den Sivas’ta yine siyasi istismar!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ozelden-sivasta-yine-siyasi-istismar-3304</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ozelden-sivasta-yine-siyasi-istismar-3304</guid>
                <description><![CDATA[Özgür Özel, Sivas'ta 2 Temmuz 1993'te çıkan olaylarda yaşamını yitirenler anısına düzenlenen programda tepkiyle karşılandı. Anma programında siyaset yaptığı için Özgür Özel'e sinirlenen bir vatandaş, "Burada acımızı yaşıyoruz, siz neyin peşindesiniz? Çıkın, dışarıda yapın siyasetinizi!" diyerek tepki gösterdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<iframe width="1012" height="569" src="https://www.youtube.com/embed/eyLkYKR8B9M" title="ACIMIZA DA SAYGILARI YOK! KATLİAM ANMASINI DA İSTİSMAR ETTİLER!" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe><p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / SİVAS-</strong> 2 Temmuz 1993’te Sivas’ta Madımak otelinin kudaklanması sonucu yaşamını yitiren Alevi ve Sünni canlar, düzenlenen programla anıldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Sivas Valisi Yılmaz Şimşek, TBMM AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, Belediye Başkanı Adem Uzun, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı Esma Ersin</span> ve şehir protokolü tarafından yapılan anma töreninin ardından, Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu da, katliamın meydana geldiği otelin içinde oluşturulan anı köşesinde saygı duruşunda bulundu ve karanfiller bıraktı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Seyrantepe Mahallesi’nde toplanarak yürüyüş korteji oluşturan bir başka etkinliğe ise, bazı Alevi kuruluşlarının yanında Özgür Özel de katıldı.</span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000">Sloganlar atan grup, Mevlana Caddesi güzergahından eski Madımak Oteli'nin bulunduğu sokağın girişine kadar yürüdü.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">KATLİAM ANMASINDA “HAİN KEMAL” SLOGANLARI</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Özgür Özel destekçilerinin yürüyüş esnasında “<em><strong>hain Kemal</strong></em>” sloganları attıkları görüldü.</span></p>

<p><span style="color:#000000">CHP Genel Başkanına karşı nefret söylemi içeren sloganlar atılırken, Özgür Özel’in, Garip Dede dergahında olduğu gibi, herhangi bir müdahalede bulunmadığı görüldü.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Madımak otelinde katledilen canları anarken, Özgür Özel ve taraftarlarının burayı da siyasi propaganda için istismar etmesi büyük tepki yarattı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ÇIKIN, DIŞARIDA YAPIN SİYASETİNİZİ!</strong></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000">Özgür Özel, eski Madımak otelinin önüne geldiğinde vatandaşların tepkisiyle karşılaştı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Özel’e tepki cep telefonu kameralarına da yansıdı. Görüntülerde, rahatsız olan bazı vatandaşların Özel’e tepki gösterdiği görüldü.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Özgür Özel’e tepki gösteren bir vatandaş, “<em><strong>Burada acımızı yaşıyoruz, siz neyin peşindesiniz? Çıkın, dışarıda yapın siyasetinizi!</strong></em>” dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ÖZEL GELİNCE KALABALIK DAĞILDI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Bir vatandaş, “<strong><em>Ne oluyor ya? Hayırdır? Özgür Başkan bu ne biçim bir şey ya?</em></strong>” sözleriyle tepkisini dile getirdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Anma töreni sırasında Özgür Özel’in alana gelişiyle birlikte oluşan kalabalığın dağılması da dikkat çekti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>“SİZİ 2 TEMMUZ ANMA ETKİNLİKLERİNDE GÖRMEK İSTEMİYORUZ”</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">2 Temmuz olaylarının yıl dönümü programına katılacağı duyulunca, Özel’e Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu’ndan da tepki gelmişti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Federasyon adına açıklama yapan Genel Sekreter Ali Rıza Özkan, “<strong><em>2 Temmuz gibi, emperyal odakların tertibiyle kaybettiğimiz Alevi-Sünni canlarımızı anacağımız acılı bir günümüzü siyasi bir propaganda arenasına çevireceği konusundaki kuşkularımızın temel kaynağıdır. Sayın Özel, Alevileri istismar ettiğiniz yeter. Sizi 2 Temmuz anma etkinliklerinde görmek istemiyoruz</em></strong>” ifadelerini kullanmıştı.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 21:47:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/07/ozelden-sivasta-yine-siyasi-istismar-1783018918.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Cem Vakfı Amasya şubesinden Aşure</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cem-vakfi-amasya-subesinden-asure-3303</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cem-vakfi-amasya-subesinden-asure-3303</guid>
                <description><![CDATA[Amasya Belediyesi ve Cem Vakfı Amasya Şubesi aşure etkinliği düzenledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Amasya Belediyesi ve Cem Vakfı Amasya Şubesi ile ortaklaşa düzenlenen etkinliğe Ak Parti, CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi il yöneticileri ve binlerce vatandaş katılım sağladı.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Amasya merkez, Şehzadeler Gezi Yolunda düzenlenen aşure etkinliğine binlerce yurttaş katıldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kerbela şehitlerini anma etkinliğinde, Amasya Belediye Başkan yardımcısı Bektemir İşbilir ve Cem Vakfı Amasya Şubesi Başkanı Haydar Kılıç Dede birer konuşma yaptılar. Konuşmalarda, Kerbela katliamı şehitleri rahmetle anıldı. Katliamcılara ise, lanet edildi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Her iki konuşmacı da Hz. Hüseyin’in Kerbela’daki direnişinin zalimlere karşı, mazlumların hakkını savunmak olduğunu belirttiler.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Etkinlikte Cem Vakfı Amasya Şubesi Dedelerinden İsmet Kılıç, lokma duası verdi. Zakir Aziz Şimşek ise, Kerbela katliamını anlatan deyişler okudu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Etkinlik, Amasya Belediye Başkan Yardımcısı Bektemir İşbilir, Amasya Emniyet Müdürü Ayhan Saraç, Amasya İl Jandarma Komutanı Albay Ramazan Yiğit, CHP Amasya İl Başkanı İlker Küp, AK Parti il Başkan Yardımcısı Ömer Gelen’in halka aşure dağıtımı ile sona erdi.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 20:48:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/07/cem-vakfi-amasya-subesinden-asure-1782928277.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Destici: Sivas olayları ve Başbağlar katliamı aydınlatılsın!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/destici-sivas-olaylari-ve-basbaglar-katliami-aydinlatilsin-3302</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/destici-sivas-olaylari-ve-basbaglar-katliami-aydinlatilsin-3302</guid>
                <description><![CDATA[Alevi-Bektaşi Güçbirliği Platformu'nun Sivas katliamı dosyasının yeniden açılması yönünde Adalet Bakanı Akın Gürlek'e yaptığı çağrının ardından, BBP Genel Başkanı Destici de, Sivas olayları ve Başbağlar Katliamı’na ilişkin dosyaların yeniden açılarak tüm yönleriyle aydınlatılması çağrısında bulundu. Destici, “Sivas olayları ve Başbağlar katliamı aydınlatılsın. Bu büyük provokasyon ortaya çıkarılmalı” dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında Sivas olayları ve Başbağlar Katliamı’na ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Destici, her iki olayın da yeniden ele alınması gerektiğini belirterek dosyaların tüm yönleriyle aydınlatılması çağrısında bulundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Destici, "<em><strong>Sivas olayları</strong></em>" ve "<strong><em>Başbağlar Katliamı</em></strong>"na ilişkin, "<em><strong>Biz, bu iki olayın da tekrar dosyalarının açılıp, tüm çıplaklığıyla aydınlatılmasını ve bu büyük provokasyonun ortaya çıkarılmasını istiyoruz.</strong></em>" dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Destici, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, Türkiye'nin karada ve denizlerde hakimiyetini güçlü şekilde sürdürdüğünü belirtti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Son yıllarda savunma sanayisinde atılan adımlara dikkati çeken Destici, bu adımların ve üretilen silahların tüm Türk ve İslam coğrafyasında büyük bir sevinçle karşılandığını söyledi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Mustafa Destici, bir milletin kendini savunacak gücü, silahları olmadığı takdirde işgal ile karşı karşıya kalınacağını kaydetti ve Gazze'deki soykırıma dikkati çekti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Destici, ayrıca İsrail hükümetinin, Ermenilerin 1915 olaylarıyla ilgili iddialarına yönelik aldığı karara tepki göstererek, "<strong><em>Bu tamamen siyasi bir karardır. Gerçekle ilgisi olmadığını kendileri de biliyor. Asıl soykırımcının kendileri olduğunu en iyi kendileri biliyor.</em></strong>" ifadesini kullandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hakkında soruşturma başlatılan Deniz Göktaş ile ilgili de konuşan Destici, "<strong><em>Bir ölçü var, bir kırmızı çizgi var, ister sunuculuk, ister komedyenlik yap, sen bu milletin kutsallarına dil uzatamazsın. Ölçü burası. Sen sadece Türkiye'deki 85 milyonun değil dünyadaki 2 milyarın üzerindeki insanın 'kutsal kitabım' dediği, hayatını ona göre yaşadığı Kur-an'ı Kerim'e dil uzatamazsın, onu mizah edemezsin.</em></strong>" değerlendirmesinde bulundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Mustafa Destici, 2 Temmuz ve 5 Temmuz'da gerçekleşen, "<strong><em>Sivas Olayları</em></strong>" ve "<strong><em>Başbağlar Katliamı</em></strong>"nda hayatını kaybedenleri anarak, "<strong><em>Biz, bu iki olayın da tekrar dosyalarının açılıp, tüm çıplaklığıyla aydınlatılmasını ve bu büyük provokasyonun ortaya çıkarılmasını istiyoruz. Bu ülkede Sünni'nin Alevi ile problemi yok. Alevi'nin de Sünni ile bir problemi yok.</em></strong>" diye konuştu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Destici, konuşmasının ardından BBP'ye katılan Hülya Üstüner ve Abdulkadir Kötüce'ye rozetlerini taktı.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 19:24:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/07/destici-sivas-olaylari-ve-basbaglar-katliami-aydinlatilsin-1782923607.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Horasan Erenleri’nden Özgür Özel’e: Acımız üzerinden siyaset yapmayı bırak!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/horasan-erenlerinden-ozgur-ozele-acimiz-uzerinden-siyaset-yapmayi-birak-3301</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/horasan-erenlerinden-ozgur-ozele-acimiz-uzerinden-siyaset-yapmayi-birak-3301</guid>
                <description><![CDATA[Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Sekreteri Ali Rıza Özkan, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Sivas katliamı anma etkinliklerine katılım planına sert tepki gösterdi. Özkan, yaptığı yazılı açıklamada, Özel’in ziyaretinin “siyasi istismar” amacı taşıdığını iddia ederek, “Sizi 2 Temmuz anma etkinliklerinde görmek istemiyoruz. Lütfen acımız üzerinden siyaset yapmayı bırakın” çağrısında bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:#fdfcfc"><span style="background-color:#fdfcfc">HABER MERKEZİ / SİVAS- Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Sekreteri Ali Rıza Özkan tarafından yapılan basın açıklamasında Özgür Özel’in 2 Temmuz anma törenlerine katılmak üzere kente geleceğinin öğrenildiği belirtildi.</span></span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:#fdfcfc">Özgür Özel’in geçmiş dönemde ziyaret ettiği Alevi kurumlarında kışkırtmalara yol açtığını ve toplumsal huzuru zedelediğini öne süren Özkan, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:#fdfcfc">“<strong><em><span style="background-color:#fdfcfc">Özgür Özel’in Sivas katliamını anma bahanesi ile ilimize gelmeye kalkışmasının, yine Alevi vatandaşlarımızı birbirine düşürecek, bölüp parçalayacak bir plan olduğu kanaatindeyiz. Özgür Özel, ne yazık ki cemevlerimizde Cumhuriyetimizin en temel ilkelerinden laiklik ilkesini ayaklar altına alarak siyasi propaganda yapmakta, daha da ötesi siyasi iç kavgalarını da cemevlerimize taşımaktadır.</span></em></strong>”</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><span style="background-color:#fdfcfc"><span style="background-color:#fdfcfc">ÖZKAN: HASSASİYETİMİZE SAYGI GÖSTERİN!</span></span></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:#fdfcfc"><span style="background-color:#fdfcfc">2 Temmuz'un hassasiyetine dikkat çekilen açıklamada,</span> Özel’in cemevlerinde laiklik ilkesini ihlal ettiğini ve partiler arası veya parti içi siyasi çatışmaları bu mekanlara taşıdığını savunan Özkan, bugüne kadar yapılan hiçbir uyarının Özel tarafından dikkate alınmadığını belirtti. </span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:#fdfcfc"><span style="background-color:#fdfcfc">Özkan,</span> “<em><strong>2 Temmuz gibi, emperyal odakların tertibi ile kaybettiğimiz Alevi-Sünni canlarımızı anacağımız acılı bir günümüzün siyasi bir propaganda arenasına çevireceği konusundaki kuşkularımız tamdır</strong></em>”&nbsp;diyerek tepkisini dile getirdi.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><span style="background-color:#fdfcfc">2 TEMMUZ ANMA TÖRENİNDE PROVOKASYON İSTEMİYORUZ!</span></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:#fdfcfc">2 Temmuz anma törenlerinin provokasyonlardan uzak tutulması gerektiğini vurgulayan Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Sekreteri Ali Rıza Özkan, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:</span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:#fdfcfc">“<em><strong>2 Temmuz, emperyal odakların tertibiyle kaybettiğimiz Alevi-Sünni canlarımızı anacağımız acılı bir günümüzdür. Sayın Özel’in bu günü siyasi bir propaganda arenasına çevireceği konusunda ciddi kuşkularımız var. Kendisine sesleniyoruz: Alevileri istismar ettiğiniz yeter. Lütfen acımız üzerinden siyaset yapmayı bırakın.</strong></em>”</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 11:23:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/07/horasan-erenlerinden-ozgur-ozele-acimiz-uzerinden-siyaset-yapmayi-birak-1782894888.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bakan Gürlek&#039;e çağrı: Madımak davası yeniden açılsın!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bakan-gurleke-cagri-madimak-davasi-yeniden-acilsin-3300</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bakan-gurleke-cagri-madimak-davasi-yeniden-acilsin-3300</guid>
                <description><![CDATA[Alevi-Bektaşi Güçbirliği Platformu Adalet Bakanı Akın Gürlek'e çağrıda bulunarak Sivas katiamı davasının yeniden açılmasını talep etti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Alevi-Bektaşi Güçbirliği Platformu tarafından Adalet Bakanı Akın Gürlek'e bir çağrı yayınlandı.</p>

<p>Sivas katliamı davasının toplumsal bir yara olarak halen hafızalarda olumsuz olarak yaşandığına dikkati çekilen açıklamada, "<strong><em>Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu olarak Adalet Bakanı Sayın Akın Gürlek’e açıkça çağrıda bulunuyoruz: Toplumsal barışın tesisi ve kamu vicdanının bir nebze olsun teskin edilmesi adına Sivas Madımak Katliamı dava dosyasının yeniden açılmasını talep ediyoruz. İnsanlığa karşı işlenen suçlarda zamanaşımının kabul edilemeyeceği evrensel hukuk ilkesinden hareketle, bu karanlık tertibin tüm sorumluları yargı önüne çıkarılmalıdır.</em></strong>" ifadelerine yer verildi.</p>

<p>İşte, o açıklamanın tam metni:</p>

<p>Madımak Katliamı Davası yeniden açılsın!</p>

<p>Değerli Basın Mensupları,<br />
Değerli Canlar;</p>

<p>Bundan tam 33 yıl önce, 2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas’ta, insanlık tarihinin en karanlık ve en utanç verici sayfalarından biri yazılmıştır. Pir Sultan Abdal Şenlikleri’ne katılmak üzere Sivas’a giden canlarımız, organize bir tertibin neticesinde Madımak Oteli’nde diri diri yakılarak katledilmiştir.</p>

<p>Şiddet, insanoğlunun hem kendine hem de toplumuna karşı işleyebileceği en büyük hıyanettir. Karanlık emellerini nefretle, ateşle ve yıkımla besleyen şiddet sarmalı, toplumların geleceğini çürütür, geride telafisi imkânsız yaralar bırakır. Şiddetin ve vahşetin panzehri ise şüphesiz ki adalettir. Adalet, mülkün temeli olduğu kadar toplumsal barışın, huzurun ve vicdanın da en yüce teminatıdır. Adaletin tam manasıyla tecelli etmediği her gün, ortak vicdan kanamaya devam eder. Gerçek bir adalet, yalnızca suçluların cezalandırılması değil, geleceğin de temiz bir vicdanla inşa edilmesi demektir.</p>

<p>Ne yazık ki, Madımak Katliamı’nın ardından yürütülen adli süreçler ve verilen kararlar, Alevi kamuoyunda ve geniş halk kitlelerinin vicdanında asla karşılık ve yer bulmamıştır. Davanın zamanaşımı zırhıyla kapatılmaya çalışıldığı iddiaları, arkasındaki karanlık odakların hakkıyla üzerine gidilmediği kanaati vicdanları yaralamaya devam etmektedir. “Bu katliamı devlet Alevilere karşı yaptı” iftirası, kamu kurumlarımız tarafından çürütülmeli ve katliam tüm boyutlarıyla aydınlatılmalıdır.</p>

<p>Bu bağlamda, Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu olarak Adalet Bakanı Sayın Akın Gürlek’e açıkça çağrıda bulunuyoruz: Toplumsal barışın tesisi ve kamu vicdanının bir nebze olsun teskin edilmesi adına Sivas Madımak Katliamı dava dosyasının yeniden açılmasını talep ediyoruz. İnsanlığa karşı işlenen suçlarda zamanaşımının kabul edilemeyeceği evrensel hukuk ilkesinden hareketle, bu karanlık tertibin tüm sorumluları yargı önüne çıkarılmalıdır.</p>

<p>Madımak’ta yükselen o kara dumanların üzerinden henüz üç gün geçmişken, 5 Temmuz 1993’te Erzincan’ın Başbağlar köyünde sivil ve masum 33 canımızın terör örgütü tarafından kurşuna dizilerek ve yakılarak katledilmesi de aynı karanlık senaryonun ve ortak acımızın bir diğer yüzüdür. Madımak ve Başbağlar, bu topraklarda kardeşliği, bir arada yaşama iradesini ve toplumsal barışı hedef alan organize bir fitnenin birbirini tamamlayan iki kanlı sahnesidir. Bizler için acının rengi, mezhebi veya coğrafyası yoktur; insanlığa karşı işlenen bu iki büyük katliamın acısını vicdanımızda ve hafızamızda diri tutuyoruz.</p>

<p>Bu vesile ile Madımak Oteli’nde ve Başbağlar Katliamında yitirdiğimiz tüm canlarımızı rahmet, saygı ve özlemle anarken, adaletin tecelli edeceği güne kadar mücadelemizi sürdüreceğimizi tüm kamuoyuna saygıyla duyururuz.</p>

<p>Aşk-ı niyazlarımızla.&nbsp;<br />
Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu</p>

<p><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-07-01%20at%2009_34_48.jpeg" style="height:698px; width:496px" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 10:05:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/07/alevilerden-bakan-gurleke-cagri-madimak-davasi-yeniden-acilsin-1782890320.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ufuk Emre Bektaş genel sekreterlikten istifa etti!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ufuk-emre-bektas-genel-sekreterlikten-istifa-etti-3299</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ufuk-emre-bektas-genel-sekreterlikten-istifa-etti-3299</guid>
                <description><![CDATA[Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Genel Sekreteri Ufuk Emre Bektaş, Garip Dede'de Özgür Özel'in siyasi istismarı sonrasında gelişen tartışmaların ardından görevini bıraktı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Garip Dede Türbesi'nin de üyesi olduğu Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE)'nda yaşayan tartışmaların ardından istifa geldi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">ADFE Genel Sekreteri ve Bahçelievleri Cemevi Derneği Başkanı Ufuk Emre Bektaş, Garip Dede Türbesinde Özgür Özel ekibinin siyasi istismarda bulunmasına itiraz etmişti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bektaş, istifasını sosyal medya hesabından şu sözlerle duyurdu: "<em><strong>Türkiye Alevi Federasyonu Genel Sekreterliği görevinden istifa ettiğimi kamuoyuna saygıyla bildiriyorum. Bu karar herhangi bir kişiye değil, ilkesizliğe; herhangi bir siyasi görüşe değil, kurumsal sessizliğe yönelik bir itirazdır. Mücadelem bundan sonra da Alevi toplumunun eşit yurttaşlık, laiklik ve demokrasi mücadelesinin yanında devam edecektir.</strong></em>"</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ufuk Emre Bektaş'ın açıklaması şöyle:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>KAMUOYUNA</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/HMDxlazXUAASb8H.jpg" style="height:800px; width:640px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevilik zalimin karşısInda, mazlumun yanında durmanın; hakikati makamların, koltukların ve hesapların üstünde tutmanın yoludur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Garipdede Dergâhı'nda gerçekleşen ve toplumun önemli bir kesiminde derin rahatsızlık yaratan siyasi sloganlar karşısında, Alevi kurumlarının kurumsal düzeyde açık, net ve ilkesel bir tutum ortaya koymaması Alevi toplumunda büyük bir hayal kırıklığı yaratmıştır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi kurumları günlük siyasetin aparatı olamaz. Dergâhlarımız ve cemevlerimiz, kin ve kutuplaşmanın değil; rızalığın ve toplumsal barışın mekânlarıdır. Kimden gelirse gelsin, hangi siyasi görüş adına yapılırsa yapılsın, toplumu ayrıştıran ve Alevi kurumlarını siyasal kamplaşmaların sahnesi haline getiren anlayışlara karşı ilkesel bir duruş sergilemek zorundayız. Alevi kurum yöneticileri olarak kendi Alevisini yaratmak isteyen her odağın ve organizasyonun karşısında durabilmeliyiz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevilikte ikrar vermek kadar, ikrarın gereğini yerine getirmek de esastır. Susmak, haksızlık karşısında tarafsız kalmak anlamına gelir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu nedenle yürütmekte olduğum Türkiye Alevi Federasyonu Genel Sekreterliği görevinden istifa ettiğimi kamuoyuna saygıyla bildiriyorum.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu karar herhangi bir kişiye değil, ilkesizliğe; herhangi bir siyasi görüşe değil, kurumsal sessizliğe yönelik bir itirazdır. Mücadelem bundan sonra da Alevi toplumunun eşit yurttaşlık, laiklik ve demokrasi mücadelesinin yanında devam edecektir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Unutulmasın ki; YOL CÜMLEDEN ULUDUR..</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ufuk Emre Bektaş<br />
Bahçelievler Cemevi Başkanı</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 20:18:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/ufuk-emre-bektas-genel-sekreterlikten-istifa-etti-1782840930.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Horasan Erenleri&#039;nden 10 Muharrem için anma programı</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/horasan-erenlerinden-10-muharrem-icin-anma-programi-3298</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/horasan-erenlerinden-10-muharrem-icin-anma-programi-3298</guid>
                <description><![CDATA[Horasan Erenleri Dernekleri Federasyonu ile Hüseyin Gazi Dergahı birlikte İmam Hüseyin ve Kerbela şehitlerini anma programı düzenledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / ANKARA –</strong> Horasan Erenleri Dernekleri Federasyonu, Ankara'nın en önemli Alevi dergahlarından biri olarak kabul edilen Hüseyin Gazi Dergahı’nda anlamlı bir anma programına imza attı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Hz. Hüseyin ve 72 yâranının Kerbela’da katledilişinin yıl dönümü olan 10 Muharrem dolayısıyla düzenlenen programda, Kerbela faciası ve bu acının günümüze uzanan yansımaları ele alındı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>GÖNÜLLER KERBELA ACISIYLA BİRLEŞTİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/hgazi.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi inancına sahip vatandaşların yanı sıra toplumun her kesiminden yoğun bir katılımın gözlendiği anma programı, birlik ve beraberlik mesajlarına sahne oldu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Hüseyin Gazi Dergahı’nın manevi atmosferinde bir araya gelen vatandaşlar, Kerbela şehitlerini dualarla andı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>MERSİYELER YÜREKLERİ DAĞLADI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/hgazi3.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Programda kürsüye çıkan Alevi dedeleri, İmam Hüseyin’in duruşunu, adalete olan bağlılığını ve Kerbela faciasının İslam tarihindeki derin izlerini anlattı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Dedelerin konuşmalarının ardından sahne alan aşıklar, İmam Hüseyin ve Kerbela şehitleri için yazılan mersiyeleri seslendirdi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Deyişler ve mersiyeler eşliğinde salonda duygusal anlar yaşandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">"<em><strong>Kerbela, sadece geçmişte yaşanmış bir acı değil; adaletin, zulme karşı direnişin ve onurlu bir duruşun zamansız sembolüdür.</strong></em>"</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>YOĞUN KATILIM VE BİRLİK MESAJI</strong></span></p>

<p><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/hgazi4.png" style="height:450px; width:760px" /></p>

<p><span style="color:#000000">Geniş bir katılımcı profiline ev sahipliği yapan etkinlik, Kerbela acısının ortak bir hüzün olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Katılımcılar, bu tür anma programlarının toplumsal barışa ve kardeşlik bağlarının güçlenmesine katkı sağladığını ifade etti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Program, paylaşılan lokmalar ve edilen dualarla sona erdi.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 00:40:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/horasan-erenlerinden-10-muharrem-icin-anma-programi-1782684108.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Haydar Şahin: Ramazan da bizim, Muharrem de bizim!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/haydar-sahin-ramazan-da-bizim-muharrem-de-bizim-3297</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/haydar-sahin-ramazan-da-bizim-muharrem-de-bizim-3297</guid>
                <description><![CDATA[Türkiye Uzlaşı ve Toplumsal Kalkınma Vakfı, Cihannüma Derneği ile birlikte düzenlediği Muharrem matemi oruç açma programında kürsüye gelen Vakıf Mütevelli Heyet Başkanı Haydar Şahin, konuşmasında Alevi-Bektaşi toplumunun beklentilerine yer verdi. Şahin "Hüseyini duruşun bugünkü ifadesi; bizi kendilerinin belirlediği biçimde şekillendirmek isteyenlere biat etmeyeceğimizi, Filistin başta olmak üzere dünyanın dört yanında mazlumlara dönük zalimliğe karşı duracağımızı, inancımız, ahlakımız, değerlerimiz uğruna bedel ödemekten kaçınmayacağımızı, “Vatan söz konusu ise gerisi teferruattır” diyen anlayışla canımızı feda etmekten kaçınmayacağımızı birlikte haykırmak için buradayız." ifadelerini kullandı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Türkiye Uzlaşı ve Toplumsal Kalkınma Vakfı, Cihannüma Derneği ile birlikte İstanbul'da, Fatih Sultan Mehmet Vakfı Üniversitesi kampüsü çinde yer alan Yenikapı Mevlevihanesi'nde Muharrem matemi nedeniyle tutulan oruçlar için bir program düzenledi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ve İlim Yayma Vakfı Başkanı Bilal Erdoğan'ın da katıldığı programda, Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu, Anadolu Abdalları Cemevi Federasyonu ve Anadolu Vakıflar Federasyonu da davetliler arasındaydı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye Uzlaşı ve Toplumsal Kalkınma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Haydar Şahin programda yaptığı konuşmada Alevi-Bektaşi toplumunun beklentilerine yer verdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugünün dünyasında Hüseyini duruş ne olmalı sorusu sorulmadığında, anlam ve mana yitimi oluşacağını vurgulayan Şahin, "<strong><em>Aleviliği İslam dışı, din dışı göstererek aramıza fitne ve fesat çıkaranlara karşı, “Alevilik İslam’ın özüdür” demek için buradayız</em></strong>" dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İşte o konuşma:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>AÇILIŞ KONUŞMASI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">———— ◆ ————</span></p>

<p><span style="color:#000000"><em>20 Yıl, Bizi Birleştiren Ortak Değer</em></span></p>

<div>
<p><span style="color:#000000"><strong>İNANCIMIZ</strong></span></p>
</div>

<p><span style="color:#000000">Muharrem ayı, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (S.A.V.) tarafından “Allah’ın ayı” olarak ifade edilen faziletli bir aydır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Aynı zamanda Hz. İmam Hüseyin ve Ehl-i Beyt’in Kerbela’da şehit edilmesi nedeniyle yas, matem, hüzün ayıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hz. İmam Hüseyin’in Kerbela’da duruşu ve ölümü göze alışı bize neyi ifade ediyor:</span></p>

<ul>
	<li style="text-align:justify">
	<p style="text-align:left"><span style="color:#000000">Biat etmemeyi! Yezid’in hilafetini meşru bulmama,</span></p>
	</li>
	<li style="text-align:justify">
	<p style="text-align:left"><span style="color:#000000">Haksızlığa karşı duruşu,</span></p>
	</li>
	<li style="text-align:justify">
	<p style="text-align:left"><span style="color:#000000">Adalet ve inanç uğruna bedel ödemeyi,</span></p>
	</li>
	<li style="text-align:justify">
	<p style="text-align:left"><span style="color:#000000">İnandıklarından vazgeçmekten ve canını feda etmekten kaçınmamayı!</span></p>
	</li>
</ul>

<p><span style="color:#000000">Elbette ki acımızı, yasımızı, matemimizi tutacak, hüznümüzü yaşayacağız. Ancak kendimize şu soruyu sormadığımız zaman anlam ve mana yitimi yaparız.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugünün dünyasında Hüseyini duruş ne olmalı? Hak-Muhammed-Ali yolunda inancını yaşamaya devam edenlerin ya da Allah inancı, Kur’an-ı Kerim’in insanlık için rehberliğine ve Peygamber Efendimizin yol göstericiliğini gönülden, yürekten ve aklen kendileri için vazgeçilmez görenlerin ölen bitenlere karşı duruşu ne olmalı?</span></p>

<div>
<p><span style="color:#000000"><strong>SÖZ EYLEME DÖNÜŞMEZSE ANLAMINI YİTİRİR:</strong></span></p>
</div>

<ul>
	<li style="text-align:justify">
	<p style="text-align:left"><span style="color:#000000">Cami, namaz, oruç, hac gibi inancın figürlerine Alevileri yabancılaştırarak karşıtlık üretenlere karşı buradayız.</span></p>
	</li>
	<li style="text-align:justify">
	<p style="text-align:left"><span style="color:#000000">Aleviliği İslam dışı, din dışı göstererek aramıza fitne ve fesat çıkaranlara karşı, “Alevilik İslam’ın özüdür” demek için buradayız.</span></p>
	</li>
	<li style="text-align:justify">
	<p style="text-align:left"><span style="color:#000000">Etnik ve mezhep temelli ayrışmalar üzerinden ülkemizin birlik ve beraberliğini bozmak isteyenlere karşı, “Biz hep birlikte Türkiye’yiz” demek için buradayız.</span></p>
	</li>
	<li style="text-align:justify">
	<p style="text-align:left"><span style="color:#000000">Dışarıda ülkesini ve devletini şikayet edip, ülkesinin Cumhurbaşkanına hakaret edenlere sesini çıkarmayanlara karşı; milli ve yerli duruş sergileyenlerden olmak için buradayız.</span></p>
	</li>
	<li style="text-align:justify">
	<p style="text-align:left"><span style="color:#000000">İçeriden ve dışarıdan gelen tehdit ve saldırılara karşı “İç cephenin tahkimi” diyen Devletimizin ve siyasi liderin yanındayız demek için buradayız.</span></p>
	</li>
	<li style="text-align:justify">
	<p style="text-align:left"><span style="color:#000000">Alevilerin tanınmasının önündeki engelleri kaldırmak için “Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı”nın kurulmasını sağlayan Sayın Cumhurbaşkanımızın ve “Aleviler cemevlerini ibadethane olarak görüyorsa, bizim kabulümüzdür” diyen Sayın Devlet Bahçeli’nin iradelerini görmezden gelip yok sayanlara karşı buradayız.</span></p>
	</li>
	<li style="text-align:justify">
	<p style="text-align:left"><span style="color:#000000">Alevi toplumunu Suriye, Irak ve diğer yerlerde yaşanan provokasyonlar üzerinden bölerek Devletle karşı karşıya getirmek isteyen şer odaklarına, “Bu oyuna gelmeyeceğiz” demek için buradayız.</span></p>
	</li>
	<li style="text-align:justify">
	<p style="text-align:left"><span style="color:#000000">Dış devletlerin beslediği örgütler eliyle Alevileri İslam dışı, farklı din, Alisizilik üzerinden tanımlamaya, şekillendirmeye çalışanlara karşı inançlı Aleviler olarak sizlerle birlikte ses yükseltmek için buradayız.</span></p>
	</li>
	<li style="text-align:justify">
	<p style="text-align:left"><span style="color:#000000">Alevilerin inançlarını yaşamak ve yaşatmak konusunda atılmış adımları görmezden gelmeden, siyasi iktidarın “Alevilerin kamusal alandan dışlanması” konusunda birlikte çözüm bulmak için buradayız.</span></p>
	</li>
	<li style="text-align:justify">
	<p style="text-align:left"><span style="color:#000000">Avrupalıların yayınladığı raporlarla Türkiye’yi yanlış ve haksız yere eleştirip, aramızda ayrışma ve bölünme yaratmak isteyen zihniyete karşı; “Siz kendi içinizdeki yabancı düşmanlığına, İslam karşıtlığına, faşist partileri ve yapıları besleyen sisteminize bakın” demek için buradayız.</span></p>
	</li>
	<li style="text-align:justify">
	<p style="text-align:left"><span style="color:#000000">İsrail siyonizminin ve soykırım politikalarının arkasında durarak destek verenlere ve bugünün dünyasının Yezidlerinin zulmüne, insanlık dışı uygulamalarına hep birlikte karşı çıkmak için buradayız.</span></p>
	</li>
	<li style="text-align:justify">
	<p style="text-align:left"><span style="color:#000000">Dünya nüfusunun 3,5 milyarı açlık, yoksulluk, susuzluk ve barınma sorunları yaşarken “Komşusu açken tok yatan bizden değildir” diyen inancın sesini bütün dünyaya duyurmak için buradayız.</span></p>
	</li>
	<li style="text-align:justify">
	<p style="text-align:left"><span style="color:#000000">Dünyanın çivisi çıkmış, düzeni bozulmuşken ve etrafımız ateş çemberine dönmüşken; ülkesi, vatanı ve bayrağı söz konusu ise tek yürek, tek vücut olmak için buradayız.</span></p>
	</li>
	<li style="text-align:justify">
	<p style="text-align:left"><span style="color:#000000">Alevisi, Sünnisi, seküleri, dindarı, Türk’ü, Kürt’ü hep beraber; 600 yıllık Osmanlı mirası, 103 yıllık Türkiye Cumhuriyeti geçmişimize sahip çıkarak, değişen dünyada geleceğe yürüyen kutup başı Türkiye, önder ülke Türkiye idealine sahip çıkmak için buradayız.</span></p>
	</li>
	<li style="text-align:justify">
	<p style="text-align:left"><span style="color:#000000">Yedi düvele ve emperyalizme karşı savaşarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kuran Mustafa Kemal Atatürk’ün yolunda; bizi küreselcilere ve emperyalist odaklara pazarlamak isteyenlere karşı “Yaşasın Tam Bağımsız Türkiye” demek için buradayız.</span></p>
	</li>
	<li style="text-align:justify">
	<p style="text-align:left"><span style="color:#000000">Muhalif olmayı, siyasi rekabeti içeride ve dışarıda düşmanlığa ve hasımlığa kadar ilerletenler yerine; “Bizim Orta Doğu’dan Kafkaslara, Asya’dan Avrupa’ya ve Altaylardan Tuna’ya uzanan sözümüz, başkalarının işaretiyle değil, bu milletin kendi öz gücüyle söylenir. Şehitlerimizin kanıyla sulanmış, gönül bağımız olan hiçbir coğrafyada Türkiye Cumhuriyeti’ni sıkıştırmaya gücünüz yetmez” diyenlerden olmak için buradayız.</span></p>
	</li>
	<li style="text-align:justify">
	<p style="text-align:left"><span style="color:#000000">Hüseyini duruşun bugünkü ifadesi; bizi kendilerinin belirlediği biçimde şekillendirmek isteyenlere biat etmeyeceğimizi, Filistin başta olmak üzere dünyanın dört yanında mazlumlara dönük zalimliğe karşı duracağımızı, inancımız, ahlakımız, değerlerimiz uğruna bedel ödemekten kaçınmayacağımızı, “Vatan söz konusu ise gerisi teferruattır” diyen anlayışla canımızı feda etmekten kaçınmayacağımızı birlikte haykırmak için buradayız.</span></p>
	</li>
</ul>

<p><span style="color:#000000"><strong>Son söz: Ramazan da bizim, Muharrem de bizim.</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">———— ❖ ————</span></p>

<p><span style="color:#000000"><em>Aşk-ı Niyazlarımla, selam ve dua ile.</em></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 28 Jun 2026 23:10:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/haydar-sahin-ramazan-da-bizim-muharrem-de-bizim-1782678376.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>6 federasyondan ortak açıklama: Cemevleri siyasi miting alanı değildir!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/6-federasyondan-ortak-aciklama-cemevleri-siyasi-miting-alani-degildir-3296</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/6-federasyondan-ortak-aciklama-cemevleri-siyasi-miting-alani-degildir-3296</guid>
                <description><![CDATA[6 Alevi federasyonu ortak bir açıklama ile İstanbul Küçükçekmece’de bulunan Garip Dede Dergahı’nda Özgür Özel ekibinin gövde gösterisi yaparak Kemal Kılıçdaroğlu aleyhine slogan attırılmasını kınadı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">İstanbul Küçükçekmece’de bulunan Garip Dede Dergahı’nda yaşanan siyasi gerilim, Alevi kurumlarının sert tepkisine yol açtı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Özgür Özel’i destekleyen bir grubun dergahta adeta gövde gösterisi yaparak CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu aleyhine sloganlar atması üzerine, 6 Alevi federasyonu ortak bir bildiri yayımladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yayımlanan metinde, ibadethanelerin siyasi hesaplaşmalara alet edilmesi sert bir dille kınanırken, sorumlular edep ve erkana davet edildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>CEMEVLERİ SİYASİ MİTİNG ALANI DEĞİLDİR!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Afyonkarahisar Hacı Bektaş Veli Kültür Dernekleri Federasyonu, Anadolu Abdallar Cemevi Federasyonu, Anadolu Vakıflar Federasyonu, Ehl-i Beyt Dernekleri Federasyonu, Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu ve Tahtacı Kültür Dernekleri Federasyonu tarafından yapılan açıklamada, cemevi alanının bazı siyasi aktörler ve taraftarları tarafından adeta bir miting alanına çevrildiği belirtildi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Yaşananları “<em><strong>nefret suçu</strong></em>” olarak nitelendiren Alevi kuruluşları yaptıkları ortak açıklamada şu ifadelere yer verdi:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Bir cemevinde asla ve kat’a olmaması gereken bir nefret suçu işlenerek, bir siyasetçi aleyhine çirkin sloganlar atılmıştır. Sosyal medyada paylaşılan videolarda üzüntüyle gördük ki, bütün bu olaylar esnasında ne alanda bulunan siyasetçiler ve ne de Garip Dede Dergâhı yöneticileri bu nefret suçu içeren saygısızlığa müdahale etme gereği duymamıştır.</strong></em>”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İNANÇ İSTİSMARI VE KIŞKIRTMALARA KARŞI UYARIYORUZ!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Açıklamada, Alevi-Bektaşiler üzerinden uzun yıllardır hayata geçirilmek istenen mezhep çatışması planlarının bu olayla yeni bir boyut kazandığı vurgulandı. Kutsal değerlerin siyasi ikballere alet edilmesine karşı şu uyarılar sıralandı:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<strong><em>1-Cemevlerimizde hangi siyasi görüşten olursa olsun siyasi propaganda yapılmasını kesinlikle onaylamıyoruz.</em></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><em>2-Tüm İslam aleminin ve Alevi-Bektaşilerin ortak yas günü olan 10 Muharrem gibi kutsal bir günde, değerlerimizi hiçe sayarak inancımızı istismar edenleri şiddetle kınıyoruz.</em></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><em>3-Hem milletvekilliği yapıp hem de inatla dini bir kurumun başkanlığını sürdürmeye devam eden şahıs başta olmak üzere, bu duruma göz yuman Garip Dede Dergâhı yöneticilerini protest ediyoruz.</em></strong>”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İNCİNSEN DE İNCİTME! YOL DÜSTURUMUZDUR!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi inancının temelini Hünkar Hacı Bektaş Veli’nin “<em><strong>İncinsen de incitme</strong></em>” felsefesinin oluşturduğunu hatırlatan federasyonlar, cemevlerinin nefret söylemlerinin mekanı olamayacağını belirtti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">“<strong><em>Eline, beline, diline sahip ol</em></strong>” düsturuna dikkat çekilen açıklamada, Garip Dede Dergahı yöneticilerine şu nasihatte bulunuldu:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<strong><em>Postunda oturduğunuz kutsal mekânlar, ayrışmanın değil, '</em></strong><em>72 millete bir nazarla bakmanın'</em><strong><em> ve ikilikten kurtulup '</em></strong><em>bir olmanın</em><strong><em>' meydanıdır. Bu ağır sorumluluğun farkına varılarak, inancımızın asıl özüne, edep ve erkânına ivedilikle dönülmesi, kırılan gönüllerin onarılması en büyük temennimiz ve nasihatimizdir.</em></strong>”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İŞTE, ORTAK AÇIKLAMANIN TAM METNİ:</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>KAMUOYUNA VE ALEVİ-BEKTAŞİ TOPLUMUNA</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Garip Dede Dergâhı’nda meydana gelen ve inancımızın kutsallığına gölge düşüren üzücü olaylara ilişkin, aşağıda imzası bulunan Alevi-Bektaşi kurumları olarak ortak açıklamamızdır:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>1. CEMEVLERİ SİYASİ MİTİNG ALANI DEĞİLDİR!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Son yaşanan olaylarda, bazı siyasi aktörler ve taraftarları tarafından cemevi alanı adeta bir siyasi miting alanına çevrilmiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bununla da kalınmamış, bir cemevinde asla ve kat’a olmaması gereken bir nefret suçu işlenerek, bir siyasetçi aleyhine çirkin sloganlar atılmıştır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Sosyal medyada paylaşılan videolarda üzüntüyle gördük ki, bütün bu olaylar esnasında ne alanda bulunan siyasetçiler ve ne de Garip Dede Dergâhı yöneticileri bu nefret suçu içeren saygısızlığa müdahale etme gereği duymamıştır.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>2. İNANÇ İSTİSMARI VE KIŞKIRTMALARA KARŞI UYARIYORUZ!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşiler üzerinden yıllardır hayata geçirilmek istenen mezhep çatışması kışkırtma planları, bu olayla birlikte ne yazık ki, yeni bir boyut kazanmıştır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Biz Alevi-Bektaşi kuruluşları olarak;</span></p>

<p><span style="color:#000000">1-Cemevlerimizde hangi siyasi görüşten olursa olsun <strong>siyasi propaganda yapılmasını kesinlikle onaylamıyoruz.</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">2-Tüm İslam aleminin ve Alevi-Bektaşilerin ortak yas günü olan <strong>10 Muharrem gibi kutsal bir günde</strong>, değerlerimizi hiçe sayarak inancımızı siyasi ikballerine alet ve istismar edenleri şiddetle kınıyoruz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">3-Hem milletvekilliği yapıp, hem de inatla dini bir kurumun başkanlığını sürdürmeye devam eden şahıs başta olmak üzere, bu duruma göz yuman <strong>Garip Dede Dergâhı yöneticilerini protesto ediyoruz.</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>3. İNCİNSEN DE İNCİTME! YOL DÜSTURUMUZDUR!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi değerleri, Serçeşmemiz Hünkar Hacı Bektaş Veli’nin <em>“İncinsen de incitme”</em> düsturuna dayanır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bir ibadethane olan cemevi alanının, siyasi hesaplaşmaların, nefret söylemlerinin ve hakaretlerin mekânı haline getirilmesi inancımızın özüyle bağdaşmaz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bizim yolumuz “Eline, beline, diline sahip ol” diyen, “Gönül kırmayı Kâbe yıkmak” ile bir tutan Hünkâr Hacı Bektaş Veli’nin rızalık yoludur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Garip Dede Dergâhı yöneticisi olan canlarımıza hatırlatmak isteriz ki, postunda oturduğunuz kutsal mekânlar, ayrışmanın değil, “72 millete bir nazarla bakmanın” ve ikilikten kurtulup “bir olmanın” meydanıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu ağır sorumluluğun farkına varılarak, inancımızın asıl özüne, edep ve erkânına ivedilikle dönülmesi, kırılan gönüllerin onarılması en büyük temennimiz ve nasihatimizdir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kamuoyuna saygıyla duyurulur.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>AFYONKARAHİSAR HACI BEKTAŞ VELİ KÜLTÜR DERNEKLERİ FEDERASYONU</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ANADOLU ABDALLAR CEMEVİ FEDERASYONU</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ANADOLU VAKIFLAR FEDERASYONU</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>EHL-İ BEYT DERNEKLERİ FEDERASYONU</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>HORASAN ERENLERİ DERNEKLER FEDERASYONU</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>TAHTACI KÜLTÜR DERNEKLERİ FEDERASYONU</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/garipdedeortaka%C3%A7%C4%B1klama.png" style="height:800px; width:566px" /></strong></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 27 Jun 2026 10:57:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/6-federasyondan-ortak-aciklama-cemevleri-siyasi-miting-alani-degildir-1782548367.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>10 Muharrem yasında Özgür Özel’den siyasi şov!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/10-muharrem-yasinda-ozgur-ozelden-siyasi-sov-3295</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/10-muharrem-yasinda-ozgur-ozelden-siyasi-sov-3295</guid>
                <description><![CDATA[İstanbul Küçükçekmece’de bulunan Garip Dede Dergahı’nda düzenlenen 10 Muharrem Yas-ı Matem Orucu programına “hain Kemal” sloganları eşiliğinde katılan Özgür Özel sert tepkilere neden oldu. İstanbul Tunceli Kültür ve Dayanışma Derneği, Hz. Hüseyin ve 72 yarânın katledildiği 10 Muharrem için İstanbul'da bulunan Garip Dede Dergahı'nda düzenlenen Özgür Özel taraftarlarının "Hain Kemal" sloganı atmasına sert tepki verdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">CHP’yi terk edip, ANAP benzeri 4 eğilimi birleştiren merkez sağ bir parti kuracağını açıklayan Özgür Özel, İstanbul Küçükçekmece’de bulunan Garip Dede Dergahı’nda düzenlenen 10 Muharrem Yas-ı Matem Orucu programına katıldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Aralarında CHP’li yöneticiler ve bazı sanatçıların da yer aldığı katılımcılar programda “<em><strong>hain Kemal</strong></em>” sloganları attı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Özel’in bu slogana herhangi bir müdahalede bulunmaması veya mesafe koymaması, adeta zımni bir onay olarak yorumlandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>DİNİ VE DİNİ MEKANI SİYASETE İSTİSMAR ETTİLER!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Muharrem ayı, özellikle Alevi-Bektaşi inancında yas ve matem dönemi olarak büyük önem taşırken, Garip Dede Dergahı gibi kutsal kabul edilen bir mekanda siyasi sloganlar ve parti propagandası yapılması, olayın dini niteliğini gölgede bıraktı. Sosyal medyada tepkiler çığ gibi büyüdü.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Özgür Özel’in Alevilerin ibadethanesine siyasi hesaplaşmalarını taşıyan bir figür olarak boy göstermesi, üstelik CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na karşı nefret içeren sözlerle slogan atılması kınandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ÖZGÜR ÖZEL LAİKLİĞİ SAVUNUYOR MU?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Tarihsel olarak laiklik ilkesinin en önemli savunucusu olduğu iddiasıyla hareket eden bir parti için bu tablo büyük bir çelişki yaratıyor. Yeni partisi için açıkladığı çizgisi ile birlikte düşününce, Özel’in ilerleyen zamanlarda da laikliği hiçe sayan girişimlerde bulunması mümkün görünüyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Laiklik, din ve devlet işlerinin ayrılması, dini mekanların siyasi araçsallaştırılmaması anlamına gelir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bir cemevi bahçesinde “<em><strong>hain</strong></em>” ithamlarıyla dolu sloganların atılması ve parti liderinin buna sessiz kalması, laik cumhuriyetin temel ilkelerinden birine açıkça aykırı düşüyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Özgür Özel ve çevresinin CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na karşı yürüttükleri itibarsızlaştırma propagandasında kullandıkları “<strong><em>hain Kemal</em></strong>” sloganını bir ibadethane içerisine taşımaları laiklik ilkesi açısından da kabul edilemez bir durum.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Dini hassasiyetlerin yüksek olduğu bir ortamda siyasi kavganın körüklenmesi, hem Alevi toplumuna hem de laiklik ilkesine zarar veriyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ÖZEL’E VE EKİBİNE TEPKİLER BÜYÜYOR</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Sosyal medyada büyük tepkiye neden olan bu durum “<em><strong>Dini toplantı siyasi şova çevrilemez</strong></em>” diyerek Özel eleştirildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi kanaat önderleri ve laiklik savunucuları da benzer görüşleri dile getirerek, cemevlerinin ibadet ve birlik mekanları olduğunu, siyasi hesaplaşma alanı haline getirilmemesi gerektiğini vurguladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İstanbul Tunceli Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Metin Yıldız, Özgür Özel ve taraftarlarının 10 Muharrem gününü İstanbul'da Garip Dede Dergahı'nda siyasi gösteriye dönüştürmesine sert tepki verdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Başkan Metin Yıldız tarafından yapılan açıklamada olayların sorumlusunun Garip Dede Dergahı Başkanı ve DEM Milletvekili Celal Fırat olduğu vurgulanırken, "​<em><strong>Cemevi gibi inanç merkezlerinde siyasi nezaketten uzak, kırıcı ve hedef gösterici tavırların sergilenmesi, Alevilik öğretisinin özüne aykırıdır. Bu tür eylemleri kabul etmediğimizi, bu anlayışı reddettiğimizi ve yaşananları nefretle kınadığımızı kamuoyuna bildiririz.</strong></em>" ifadelerine yer verildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İşte, açıklamanın tam metni:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>KAMUOYUNA SAYGIYLA DUYURULUR</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">​Son günlerde Garip Dede Cemevi önünde yaşanan ve vicdanları yaralayan olaylar, kurumumuz ve tüm Alevi toplumu tarafından büyük bir üzüntü ve tepkiyle karşılanmıştır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">​Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik olarak, kutsal bir mekan olan Cemevi'nin kapısında "hain" ifadesiyle atılan sloganlar, inancımıza, kültürümüze ve "yol bir sürek binbir" düsturuna hiçbir şekilde sığmamaktadır. Bir Cemevi'nin kapısı, ayrıştırıcı ve hakaret içerikli söylemlerin değil; birliğin, sevginin ve hoşgörünün mekanı olmalıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">​Bu yaşananların sorumlusu, Garip Dede Cemevi Başkanı Sayın Celal Fırat'tır. Kurumun en üst düzey yetkilisi olarak, mekanın önünde gerçekleşen bu çirkin olay karşısında sessiz kalmak veya buna zemin hazırlamak, sorumluluktan kaçmak anlamına gelmektedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">​Cemevi gibi inanç merkezlerinde siyasi nezaketten uzak, kırıcı ve hedef gösterici tavırların sergilenmesi, Alevilik öğretisinin özüne aykırıdır. Bu tür eylemleri kabul etmediğimizi, bu anlayışı reddettiğimizi ve yaşananları nefretle kınadığımızı kamuoyuna bildiririz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">​Sayın Celal Fırat'a açık çağrımızdır: Derhal kamuoyundan özür dilemeli ve yaşanan bu hadiseye karşı gerekli açıklamayı yaparak sorumluluğunu yerine getirmelidir. Aksi takdirde, Garip Dede Cemevi kapısına siyah çelenk bırakacağımızı, bu durumu tüm sokaklara taşıyacağımızı ve kurumun mevcut durumuna karşı gerekli tüm protesto çalışmalarını başlatacağımızı ilan ediyoruz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Garip Dede Cemevi'nin artık bir inanç merkezi olmaktan çıkarak hakaretlerin ve çirkin saldırıların merkezi haline gelmesini, yola ve erkana uygun olmayan kişilerin orada barındırılmasını kabul etmiyoruz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hırsızın, arsızın ve edep dışı tutum sergileyenlerin bu kutsal mekanlarda yerinin olmadığını hatırlatır; aksi takdirde üzerimize düşen her türlü meşru tepkiyi göstermekte kararlı olduğumuzu kamuoyunun bilgisine sunarız.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Saygılarımızla,</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>​Metin Yıldız<br />
İstanbul Tunceli Kültür ve Dayanışma Derneği</strong></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 10:45:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/10-muharrem-yasinda-ozgur-ozelden-siyasi-sov-1782462596.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>OdaTV, Horasan Erenleri Dergahının bilinmeyen hikayesini yazdı</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/odatv-horasan-erenleri-dergahinin-bilinmeyen-hikayesini-yazdi-3294</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/odatv-horasan-erenleri-dergahinin-bilinmeyen-hikayesini-yazdi-3294</guid>
                <description><![CDATA[Popüler haber sitesi OdaTV, “Bahçeli'nin Hacıbektaş’taki "Horasan" sırrı: Bilinmeyen hikayesi” başlığı altında, Hacıbektaş ilçesinde yapımı tamamlanan ve geçtiğimiz günlerde düzenlenen Muharrem orucu açma etkinliği ile hizmete giren Horasan Erenleri Dergahı Cemevi’nin bilinmeyen hikayesini yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">OdaTV’den Sezim Sungur’un tanıklıklara dayalı olarak hazırladığı “<em><strong>röportaj-haber</strong></em>”i, “<strong><em>Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesinde yükselen Horasan Erenleri Cemevi’nin hikayesi, sadece tuğla ile örülen bir yapı olmadığını gözler önüne seriyor... MHP lideri Devlet Bahçeli'nin Kayseri'ye giderken Hacıbektaş tabelasını görmesiyle başlayan o an 12 yıl öncesine dayanıyor...</em></strong>” ifadeleri ile başlıyor.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000">Haber şöyle:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Hacıbektaş’ın Bala Mahallesi, Dedebağ mevkii. Bugün 6 bin metre arsa üzerinde 6 bin 600 metrekare kapalı alanı, 12 köşeli tavanı ve kırlangıç modeli ahşap süslemeleriyle Anadolu’nun inanç coğrafyasına mühür vuran&nbsp;Horasan Erenleri&nbsp;Cemevi’nin yükseldiği o topraklar, aslında yıllar öncesine dayanan sessiz bir tanıklığın eseri… </span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Bu hikâye, Ankara’nın soğuk koridorlarında ya da resmi protokol koltuklarında değil; Hacıbektaş’ın henüz esnaflarının kepenk açmadığı, sisli ve dingin bir sabah vaktinde, Devlet&nbsp;Bahçeli’nin yol üstünde o tabelayı görmesiyle başladı…</span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white"><strong>KADINLARDAN BAHÇELİ’YE SİTEM</strong></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Yıllar önce, takvimler henüz bu büyük projelerin uzağındayken, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli yanındaki kurmaylarıyla birlikte Kayseri’ye doğru bir yolculuğa çıkmıştı. Sabahın çok erken saatleriydi. Yolun kenarında, bozkırın ortasında Hacıbektaş tabelası belirdi. Bahçeli, direksiyondaki arkadaşlarına ansızın bir talimat verdi: “<strong><em>İlçeye girelim.</em></strong>”</span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Günün ilk ışıkları ilçenin üzerine düşerken sokaklar bomboştu. Henüz hiçbir esnaf kepenklerini açmamış, sokaklarda insan kalabalığı ve hareketlilik başlamamıştı. Bahçeli, aracın camından sessizce dışarıyı seyrederek Hacıbektaş sokaklarında tur attı. Yollar kötüydü, altyapı yetersizdi; koca bir inanç tarihinin kalbi olan bu ilçe, derin bir sahipsizlik ve sefalet içinde uyuyordu. İlçenin bu ihmal edilmiş, gelişmemiş hali Bahçeli’nin içine dokundu.</span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Güneş biraz yükselip sokaklar yavaş yavaş hareketlenmeye başladığında, sabah kahvaltısı için küçük bir esnaf dükkanına, bir gözlemeciye oturdular. İşte ne olduysa o mütevazı sofrada oldu. Bahçeli’yi karşılarında gören Hacıbektaşlı kadınlar, ne yapacaklarını şaşırıp bir anda etrafını sardılar. Yüzlerinde hem şaşkınlık hem de candan bir Anadolu misafirperverliği vardı. </span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Kadınlardan biri, elindeki hamuru bırakıp sitemkâr ama sevgi dolu bir sesle Bahçeli’ye seslendi: “<strong><em>Niye haber vermediniz geldiğinizi? Kahvaltı hazırlardık, size gözlemeler yapardık, şunu yapardık, bunu yapardık...</em></strong>”</span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Bahçeli, Alevi analarının bu habersiz, hesapsız sıcaklığı karşısında derinden sarsıldı. Böyle bir ilgi ve şefkat beklemiyordu; biraz da çekinerek girdiği bu ilçede gördüğü o samimi çehreler karşısında oldukça duygulandı.</span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">O günün tanığı Danışmanı Alevi Dedesi Ali Şar’dı… Bahçeli Şar’a döndü ve net bir talimat verdi: “<em><strong>Bana buradan bir arsa alın.</strong></em>” </span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Ali Şar, ilk başta mütevazı bir düşünceyle yola çıktıklarını belirterek o anı şöyle anlattı:</span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">“<em><strong>Ben kendisine dedim ki: 'Sayın Genel Başkanım, bir yer yaptırmak istiyorum. Üstünde insanların geldiği zaman kalacağı... İnsanlar çünkü Hacıbektaş anma törenlerine geldiğinde dışarıda yatıyorlar, arabada yatıyorlar. Yani barınma yerleri mağduriyeti yaşıyorlar. Zatıaliniz ne buyurur?' İşte bir dönüm içerisine böyle bir şey yapmak istiyoruz dedim.</strong></em>”</span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Bahçeli’nin Şar’a yanıtı “<strong><em>Daha büyük düşünelim</em></strong>” oldu.</span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Devamını Ali Şar anlattı: “<em><strong>Ondan sonra biz araştırmaya başladık, arsa araştırmaya başladık. Fuat Doğan ismindeki bir vatandaştan bugün külliyenin yükseldiği Bala Mahallesi’ndeki o 6 dönümlük büyük araziyi satın aldık.</strong></em>”</span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white"><strong>2022'DEKİ YENİDEN DOĞUŞ</strong></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Arsa alınmıştı ama dönemin yerel yönetimleri ve belediye başkanı projeye set çekti. Şehir plancıları götürüldü, özel imarlar geçirilmeye çalışıldı ancak duvarlar aşılmadı.</span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Arsa tam 7 yıl boyunca Ali Şar’ın üzerinde kaldı. Sonunda Bahçeli’nin işaretiyle partili Mehmet Oruçöz’e devredildi. </span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Devlet Bahçeli, arsayı sessizce muhafaza ederken bir yandan da Türkiye’deki inanç iklimini ve Alevi toplumunun dinamiklerini dikkatle izliyordu.</span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Özellikle Avrupa merkezli fonlarla beslenen, köklerini unutturmaya çalışan “<strong><em>Alisiz Alevilik</em></strong>” tartışmalarına karşı, milli, vatansever, Horasan irfanına bağlı Türkmen ve Oğuz Alevilerinin bir araya gelerek 2022 yılında Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu’nu kurması, Ankara’da Bahçeli’nin dikkatinden kaçmadı.</span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white"><strong>MERSİN’DEKİ ŞOK GÖRÜŞME</strong></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Sürecin asıl büyük kırılma noktası, 2023 seçimlerine doğru yaklaşırken, 18 Aralık 2022’de Mersin’de yaşandı. MHP’nin Mersin mitingi öncesinde, Devlet Bahçeli federasyon yönetimini bizzat davet etti. </span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Hilton Oteli’nde kurulan o masada, yıllar önce Hacıbektaş’ın esnafı açılmamış sokaklarında filizlenen o fikir, nihai meyvesini verecekti.</span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Dönemin Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Başkanı Mehmet Şahin tanıklığını şu sözlerle anlattı:</span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">“<strong><em>Mersin'de kendisiyle buluştuk, konuştuk miting öncesinde. Ve dedi ki, </em></strong>“<em>Ben 12 yıl önce bir arsa satın almıştım Hacıbektaş'tan. Bu arsayı bugüne kadar beklettim, bundan sonra bu arsanın başka bir amaçla kullanılmasını düşünmüyordum. Ben size Horasan Erenleri Federasyonu olarak hibe ediyorum</em>”&nbsp;<strong><em>dedi. Yani bizim Sayın Devlet Bahçeli'den </em></strong>“<em>Bize arsa ver ki cemevi yapalım… Bir inşaat yapalım, edelim, tutalım</em>”<strong><em> diye bir talebimiz olmadı. Bu talep olmadan bize böyle bir jest yaptı kendisi.</em></strong>”</span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Görüşmenin tanıklarından Hüseyin Gazi Vakfı Başkanı ve Alevi dedesi Hüseyin Öz, Bahçeli’nin masadaki tavrını şu cümlelerle anlattı:</span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">“<em><strong>Bizim kamuoyuna yaptığımız açıklamalar Sayın Bahçeli’nin dikkatini çeker. Genel Başkan Yardımcısı'nı bize gönderdi; </strong></em>“<em>Bunları tanı, en kısa zamanda da ben kabul edeceğim</em>”<em><strong> demişler. Bir müddet sonra Mersin’de programları vardı, bizi davet etti Mersin’e. Hilton Oteli’nde oturduk, konuştuk. Dedi ki: </strong></em>“<em>Arkadaşlar, ben size, hepinizin hangi siyasi partiye, hangi siyasi gruba mensup olup olmadığınız beni ilgilendirmiyor. Sizin milli duruşunuz benim dikkatimi çekti. Bir de bu Horasan ismi beni çok cezbetti. Ben</em>”<em><strong> dedi, </strong></em>“<em>Hacıbektaş’taki bu araziyi bedelsiz, karşılıksız, herhangi bir karşılık beklemeden size hediye ediyorum. Ben bu yaştan sonra ne yapacağım arsayı?</em>”<em><strong> Hepimiz şaşırdık, şok olduk</strong></em>”</span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Masada bir başka önemli konu daha açıldı, isim meselesi… </span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Alevi dedeleri, bu büyük jest karşısında cemevine Devlet Bahçeli’nin adını vermeyi teklif ettiler. Hatta 12 sene önce arazi alındığını Ali Şar da kapılardan birine “<em><strong>Bahçeli Kapısı</strong></em>” ismini önermişti. Ancak Bahçeli, bu teklifleri anında reddetti.</span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Mehmet Şahin, Bahçeli’nin o tavrını şöyle aktardı: “<em><strong>Burayı yapalım ve sizin isminizi verelim dedim Devlet Bey'e. 'O, </strong></em>“<em>asla ben bunu kabul etmem, çünkü bu siyasi polemik konusu olur. Horasan Erenleri'nden kimin ismini verirseniz verin ama benim ismimi burada geçirmeyin dedi. Ben size bu arsayı veriyorum ve projenin yapılması için de elimden gelen desteği de vereceğim</em>”<em><strong> dedi.</strong></em>”</span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Başkanı Av. Erdem Cömert de bu tavrın altını çizerek ekledi: “<strong><em>Bahçeli </em></strong>“<em>Bizim böyle bir siyasi niyetimiz yok. MHP'ye oy gelsin diye değil. Siz kendi bulun ismini</em>”<strong><em> diye isminin verilmesini reddiyor. Sonra buraya federasyonun adı konuldu.</em></strong>”</span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white"><strong>TAPU TESLİMİ ANKARA’DA YAPILDI</strong></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Mersin’deki o tarihi kararın ardından, federasyon yönetimi büyük bir heyecanla Ankara’ya davet edildi. MHP'nin Sivil Toplum Kuruluşları ve Kâr Amacı Gütmeyen Kuruluşlardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yaşar Yıldırım’ın öncülüğünde resmi işlemler tamamlandı ve 6 dönümlük arazinin tapusu Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu’na teslim edildi.</span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Tapu teslim edilirken Bahçeli, o toprağa ne yapılacağını sordu. Mehmet Şahin, “<strong><em>Burayı biz cemevi yaparız</em></strong>”&nbsp;diye yanıt verdiğini anlattı: “<em><strong>Burası sadece bir ibadethane değil, bilimsel temele oturtulmuş akademik bir çalışma alanı, bir dergâh olmalıydı.</strong></em>”</span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Bahçeli projenin yapımını da bizzat üstlendi. O dönem MHP’de olan Etimesgut Belediye Başkanı Enver Demirel’in talimatıyla belediyenin Fen İşleri Müdürü Burak Aksel'in başında bulunduğu bir ekibe özel bir proje çizdirildi.</span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Hüseyin Öz, ortaya çıkan eserin mimari ihtişamını ve inançsal derinliğini şu sözlerle tarif etti:</span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">“<em><strong>Cemevinin Alevi anlayışının bütün unsurlarını içeren bir mimarisi var. Dört kapı kırk makamı temsil eden sütunlar... Çok muhteşem bir eser çıktı.</strong></em>”</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:whitesmoke"><strong>HER BİR PARÇADA TASAVVUF FELSEFESİ</strong></span></span></p>

<p><span style="color:#000000">Mehmet Şahin projedeki her bir ahşap parçasının tasavvufi felsefeyle yapıldığını dile getirdi:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Dört kapı kırk makam dediğimiz bir üst şeyimiz vardır bizim. Şeriat, tarikat, marifet ve hakikat... Bu düşünceyle dedik ki </strong></em><span style="background-color:white">“</span><em>Burayı ifade eden bir yer olsun</em><span style="background-color:white">”&nbsp;</span><em><strong>ve dolayısıyla o dergahın şu an 4 tane giriş kapısı vardır. Ana giriş kapısı, hakikat kapısı dediğimiz kapıdır. 40 tane tonoz dediğimiz bölümden meydana gelmiştir o yapı. Hatta mimarımız dedi ki: </strong></em><span style="background-color:white">“</span><em>Abi burada 38 tane çıkıyor.</em><span style="background-color:white">”</span><em><strong>&nbsp;</strong></em><span style="background-color:white">“</span><em>Yok</em><span style="background-color:white">”</span><em><strong> dedim, </strong></em><span style="background-color:white">“</span><em>40 olacak. 39 da olmaz, 41 de olmaz</em><span style="background-color:white">”</span><em><strong> dedim, </strong></em><span style="background-color:white">“</span><em>Ona göre küçültün büyütün</em><span style="background-color:white">”</span><em><strong> diye böyle bir konu geçti. </strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Üç parça yaptık biz orayı: Ya Allah, ya Muhammed, ya Ali deriz biz, üçünü bir görürüz. Bir tarafında morg ve gasilhane var. Hacıbektaş’ta 5 tane cemevi var, bir tane morg yok orada biliyor musun? Ölüm de doğum gibi kutsaldır. Diğer tarafı akademik olsun istedik, kütüphane ve toplantı salonları koyduk. Cemevi kısmı ise 375 metrekare. 12 imamı temsil eden 12 köşeden meydana gelmiştir. En üstünde 12 köşeli teslim taşı vardır. Yedi kat yerin altı, yedi kat yerin üstünü anlatan yedi kat kırlangıç modeli ahşap tavan yapıldı.</strong></em>”</span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white"><strong>“DERGAHIMIZA SAHİP ÇIKACAĞIZ”</strong></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Av. Erdem Cömert de 21 Haziran'daki açılış törenine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu: “Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu'nun öncülüğünde; çok sayıda Alevi kurumu, inanç önderi ve devlet büyüklerimizin katılımıyla dergâhımız resmen ve fiilen faaliyetlerine başladı. </span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Tapusu Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu'na ait olan bu yapı, herhangi bir kişi ya da kurumun değil; bütün canlarımızın hizmetinde olacak bir inanç, kültür ve birlik merkezidir. </span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Bu anlayışla başta Alevi dedelerimiz ve inanç önderlerimiz olmak üzere derneklerimiz, vakıflarımız ve federasyonlarımızla iş birliği protokolleri imzalıyor; ortak faaliyetlerin önünü açıyoruz.</span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Dergâhımızın kapıları tüm canlarımıza açıktır. Her isteyen burada ibadetini yapabilecek, cemini yürütebilecek, lokmasını paylaşabilecek ve muhabbet sofrasında yerini alabilecektir. </span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Bizim anlayışımızda dergâh da sofra da paylaşmanın ve birliğin mekânıdır. Kıymetli büyüğümüz Sayın Devlet Bahçeli'nin bu anlamlı bağışına layık olmak, bu emaneti en iyi şekilde korumak ve gelecek nesillere taşımak konusunda federasyon yönetimimiz ve federasyonumuza bağlı tüm derneklerimizin yöneticileri büyük bir kararlılık içindedir. </span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Bizler, Hakk-Muhammed-Ali yoluna bağlı canlarımızla birlikte bu dergâhı Anadolu Aleviliğinin irfan, kültür ve dayanışma merkezi olarak geliştireceğiz. Dergâhımız, yalnızca bir ibadet mekânı değil; aynı zamanda akademisyenlerin, araştırmacıların, sanatçıların ve kanaat önderlerinin buluştuğu, Alevi-Bektaşi kültürünün bilimsel ve kültürel çalışmalarla güçlendirildiği önemli bir merkez olacaktır.</span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Hedefimiz; kökleri Anadolu'nun bin yıllık irfan geleneğine dayanan Alevi-Bektaşi anlayışını yaşatmak, birlik ve kardeşliği güçlendirmek, milli ve manevi değerler etrafında toplumsal dayanışmaya katkı sunmaktır. Bu doğrultuda Horasan Erenleri Dergâhı'nın ülkemizin kültürel ve inanç hayatında önemli bir merkez haline gelmesi için çalışmalarımızı sürdüreceğiz.</span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white"><strong>HABERİN LİNKİ:</strong>&nbsp;</span></span><a href="https://www.odatv.com/guncel/bahcelinin-hacibektastaki-horasan-sirri-120152296">https://www.odatv.com/guncel/bahcelinin-hacibektastaki-horasan-sirri-120152296</a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 15:53:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/odatv-horasan-erenleri-dergahinin-bilinmeyen-hikayesini-yazdi-1782393475.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Cumhurbaşkanı Erdoğan: Kerbela&#039;nın acısı hala yüreğimizde</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cumhurbaskani-erdogan-kerbelanin-acisi-hala-yuregimizde-3293</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cumhurbaskani-erdogan-kerbelanin-acisi-hala-yuregimizde-3293</guid>
                <description><![CDATA[Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde “Mah-ı Muharrem Oruç Açma Lokması” programında konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Kerbela’nın acısı hala yüreğimizde. Kederi 14 asırdır o günkü gibi yaşıyoruz.” dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:#fdfcfc"><strong>HABER MERKEZİ / ANKARA –</strong> Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde Alevi-Bektaşi toplumunun temsilcileri, kanaat önderleri ve davetlilerin katılımıyla gerçekleştirilen Muharrem Orucu İftar Programı’na ev sahipliği yaptı. </span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:#fdfcfc">Alevi ve Bektaşi toplumunun temsilcileri ile çok sayıda davetlinin katıldığı programda, Kerbela olayının İslam tarihindeki yerine ve birlik beraberlik mesajlarına vurgu yapıldı. Katılımcılarla birlikte oruç açan Erdoğan, ardından gündeme ve günün anlamına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:#fdfcfc"><strong>KERBELA’NIN ACISI HALA YÜREĞİMİZDE</strong></span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:#fdfcfc">Konuşmasında İslam tarihinin en büyük trajedilerinden biri olan Kerbela olayına değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hazreti Hüseyin ve beraberindeki şehitlerin rahmetle anıldığını belirtti. Erdoğan, şunları kaydetti:</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:#fdfcfc">“Kerbela'nın acısı hala yüreğimizde. Kederi 14 asırdır o günkü gibi yaşıyoruz. Hz. Hüseyin efendimizin ve canlarının şehadeti, bizlere adaleti, haksızlığa karşı durmayı ve birliği miras bırakmıştır.”</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Erdoğan'ın konuşması şu şekilde;</strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000">Müslümanlar, olarak yarın inşallah Aşure Günü'nü idrak edeceğiz. Şehadetlerinin 1387. seneidevriyesinde Serdar-ı Şehidan, Şah-ı Kerbela Hazreti Hüseyin Efendimiz'i ve 70'i aşkın yol arkadaşını rahmetle, hürmetle yâd ediyorum. Kerbela'nın acısını yüreğimizde hâlâ taşıyoruz. Kerbela'nın hüznünü, burukluğunu, gam ve melalini kalbimizin derinliklerinde hâlâ hissediyoruz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Gönüller Sultanı'nın "Benim dünyadaki çiçeğim." diyerek öpüp kokladığı Hazreti Hüseyin Efendimiz'in ve yarenlerinin şehit edilmesinin kederini tam 14 asırdır o günkü gibi yaşıyoruz. Hicri 61 yılının 10 Muharrem gününde bedenler bir bir toprağa düşse de hak ve hakikat yere düşmemiştir. Çadırlar ateşe verilse de Ehl-i Beyt muhabbetinin çırağı hiç ama hiç sönmemiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Şu hakikati hepimiz çok iyi biliyoruz. Ehl-i Beyt'e duyulan hürmet ve bağlılık bu milletin özüdür. Mayasıdır. Anadolu'nun her karışı Ehl-i Beyt sevdasıyla, bu aşkla canlanmıştır. Muhabbet bağımızın her gülü, Peygamber Efendimiz'in bizlere emaneti olan Ehl-i Beyt sevgisiyle açmış. Bu güller, medeniyet coğrafyamızın tamamına nebevi bir rayiha yaymıştır. Burada şunu da önemle vurgulamak isterim. Rabbimiz, "Ey müminler. Hepiniz birlikte Allah'ın ipine sımsıkı sarılın ve ayrılığa düşmeyin." emri, nifak girişimlerine karşı en güçlü kalkanımızdır. Mümin, mümin kardeşi için birbirine sımsıkı kenetlenmiş tuğlalardan oluşan bir bina gibidir." buyurmuştur. Peygamberimizin tavsiyesi kurtuluş reçetemizdir. Hünkâr Hacı Bektaş-ı Veli'nin "Bir olalım. İri olalım. Diri olalım." çağrısı millet olarak ebedi kardeşliğimizin mayasıdır. Bunlara ne kadar sıkı tutunursak Allah'ın izniyle o derece huzurlu oluruz. Fitne odaklarının heveslerini kursaklarında bırakmaya devam ederiz.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>"ALEVİ CANLARIMIZI ASLA İHMAL ETMEDİK"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Sevgili canlar, aziz kardeşlerim. Milletimizin teveccühüyle Türkiye'yi yönetme vazifesini devraldığımız ilk günden itibaren bu ülkenin her vatandaşına aynı hissiyatla yaklaştık. İnancından, mezhebinden, meşrebinden, dünya görüşünden ötürü kimseye farklı bir muamelede bulunmadık. Herkese Yunusça nazar kıldık. Bilhassa Alevi canlarımızı asla ihmal etmedik. Her türlü sorunlarıyla çok yakından ilgilendik. 2022'de ihdas ettiğimiz Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ile cemevlerimizdeki hizmetlerin kurumsal bir zeminde etkin ve verimli bir surette yürütülmesi için çalışmalarımızı yoğunlaştırdık. Bugün itibarıyla ülkemizin dört bir yanındaki 1133 cemevinin aydınlatma gideri başkanlığımızca karşılanıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>"YIL SONUNA KADAR 500 CEMEVİMİZE HİZMETLERİ SUNACAĞIZ"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Son 3 yılda 533 cemevinin bakım ve onarım işleri ile tefrişat alımlarına 800 milyon lira tutarında önemli bir destek verdik. 2026 Mart ayı itibarıyla 311 cemevinin bakım, onarım ve tefrişat talebini işleme aldık. Yıl sonuna kadar 500 cemevimize hizmetleri sunacağız. 6 Şubat depremlerinden etkilenen 11 ilimizdeki 113 cemevinin yine bu kalemler dâhilindeki ihtiyaçlarını devlet olarak karşıladık. 7 ilimizdeki yıkılan veya ağır hasar gören 13 cemevimizin inşa ve ihya çalışmaları ise devam ediyor. Bunlar da inşallah çok kısa bir süre içerisinde tamamlanmış olacak. Alevi vatandaşlarımızın yanında olmayı, siz kıymetli canlarımızla hemhâl ve hemdert olmayı bundan sonra da kararlılıkla sürdüreceğiz. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Şu samimi muhabbetimiz, şu arı duru kardeşliğimiz inşallah daim olsun diyorum. Bu düşüncelerle Hazreti Hüseyin Efendimiz'i ve Kerbela şehitlerimizi bir kez daha kemal-i edeple anıyorum. Mâh-ı Muharrem oruçlarımızın birlik ve beraberliğimizin güçlenmesine vesile olmasını diliyorum. Soframızı teşrif ettiğiniz için sizlere teşekkür ediyor, hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. Sağ olun. Var olun. Kalın sağlıcakla.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:#fdfcfc"><strong>BİRLİK VE BERABERLİK MESAJI</strong></span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:#fdfcfc">Erdoğan, Muharrem ayının ve tutulan oruçların İslam dünyasındaki kardeşliği pekiştirmesi gerektiğine dikkat çekerek, bu mübarek günlerin ortak acılar etrafında kenetlenmeyi, tefrikaya düşmemeyi ve kardeşlik bağlarını güçlendirmeyi hatırlatan en önemli vesilelerden biri olduğunu vurguladı.</span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:#fdfcfc">Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde gerçekleşen iftar programı, tutulan oruçların kabulü ve İslam aleminin huzuru için edilen duaların ardından sona erdi.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 12:42:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/cumhurbaskani-erdogan-kerbelanin-acisi-hala-yuregimizde-1782380690.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’dan 10 Muharrem açıklaması</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/chp-genel-baskani-kilicdarogludan-10-muharrem-aciklamasi-3292</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/chp-genel-baskani-kilicdarogludan-10-muharrem-aciklamasi-3292</guid>
                <description><![CDATA[Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İslam Peygamberi Hz. Muhammed’in torunu Hz. Hüseyin ve 72 yarânının Hicrî 62, Miladî 680 yılının 10 Muharrem gününde katledilmesi hakkında bir açıklama yayınladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu Kerbela faciası hakkında bir açıklama yayınladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İşte o açıklamanın tam metni:</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ehl-i Beyt’in asil soyunu ve ahlakını göğsünde taşıyan kıymetli kardeşlerim, İnancımızın hadimi saygıdeğer inanç önderleri,</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yüreği Kerbela’nın dinmeyen ateşiyle yanan, Hüseyni duruşu rehber edinen resulü Zişan’ın can evlatları; Hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugün buraya, İslam tarihinin ve tüm insanlığın kalbine kor bir ateş gibi düşen o büyük acıya, Kerbela’ya yüreğimizi açmaya geldik.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Konuşmaya değil, aslında susarak kalplerimizin feryadını dinlemeye geldik. Gözyaşlarımızı birbirimizin yarasına merhem kılmaya geldik.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Peygamber efendimizin reyhanı ve ciğer paresi, zulme karşı açan gönüller çiçeği Hz. Zeynep’in gözünün nuru, Cennet gençlerinin efendisi olan Şah-ı Şehidan Hz. Hüseyin’in ve yoldaşlarının aziz ve temiz ruhları huzurunda saygı ve minnetle eğiliyorum.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tuttuğunuz oruçlar, akıttığınız gözyaşları, Şah-ı Merdan Ali’nin ve Fatıma anamızın divanına yazılsın.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Mateminiz Hakk katında kabul ve makbul olsun.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Değerli Kardeşlerim, Can Yoldaşlarım;</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Kerbela; üzerinden asırlar geçse de sönmeyen bir kordur, kor sıcağında her Muharrem ayında yüreğimizi dağlayan yürek coğrafyasıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bizler bugün sadece bir insanlık katliamını anmıyoruz; bizler bugün Fırat’ın kenarında susuz bırakılarak şehit edilen, insanlığın adalet mücadelesini anıyoruz. Sadakati, insanlık onurunu ve ahlakı anıyoruz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kardeşlerim;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kerbela’da, güçlü olana, hırsı sahiplenenlere, dünya malına ve zalime tapan bir Yezit ordusu vardı; diğer yanda ise sadece ahlakı, kardeşlerim bakınız ahlakı ve hakkı ve insanlığı müdafaa eden, müdafaa ederken canından vazgeçen ama onurundan asla ödün vermeyen Hz. Hüseyin ve canlar vardı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kardeşlerim, Kerbela’da insana üflenen ruha ihanet etmeyen, Yezitlerin zulmüne karşı canını verip onurunu yerde bırakmayan bir ruh vardı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Orada dostlarım, bizler vardık ve bizler hep orada ve hep o ruhla var olacağız.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Can kardeşlerim,</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Bizler bu topraklarda Horasan harcıyla, Hacı Bektaş-ı Veli’nin, Hz. Ali’nin ve Ehli Beyt’in nefesiyle büyüdük.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu nefesin ruhu bir cümlede saklıdır: <strong>"Eline, beline, diline sahip olmak."</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Eline sahip olmak;</strong> yetim malına, kul hakkına el uzatmamaktır. Zulmün kılıcını kuşanmamak, harama el sürmemektir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Beline sahip olmak;</strong> nefsinin kölesi olmamak, ahlaktan, edepten, iffetten ve sadakatten zerre kadar sapmamaktır.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Diline sahip olmak ise;</strong> yalana, iftiraya, fitneye, gıybete geçit vermemektir. İncinsek de incitmemek, her sözü hakikat süzgecinden geçirerek söylemektir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Dostlarım,</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugün dünyanın dört bir yanında yeni Kerbelalar yaşanıyor. Mazlumlar yine susuz, masum çocuklar yine ağlıyor. İnsanlık onuru ayaklar altına alınmak isteniyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bizim safımız, dün Kerbela’da olduğu gibi bugün de yarın da tereddütsüz mazlumun yanıdır. Mezhebine, meşrebine, inancına, etnik kökenine bakmaksızın, haksızlığa uğrayan her canın feryadı bizim feryadımızdır. Caferi kardeşlerimizin yüreğindeki bu kor ateş, hepimizin ortak acısı, ortak matemi ve ortak onurudur. Bizi mezhep fitnesiyle bölmek isteyenlere, aramıza nifak tohumları ekmeye çalışanlara karşı en büyük kalkanımız; bu meydandaki tek yürek, tek bilek oluşumuzdur.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Değerli Canlar,</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Sözlerimi bitirirken, yüreğimizi yakan o büyük acıyı bir kez daha tazeliyor; İmam Hüseyin’i, Zeyneb-i Kübra’yı, Ali Ekber’i, Ali Asgar’i ve Kerbela’nın tüm aziz şehitlerini sonsuz bir saygı, rahmet ve minnetle anıyorum.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Amerika işgaline canını vererek ama işgale geçit vermeyerek şehadete yürüyen Ali Hamaney’i, emperyalistlerin saldırısında cennete kuş olup uçan 175 evladımızı ve işgalcilere geçit vermemek adına toprağa düşen her bir canı saygı ve rahmetle anıyorum. Ruhları şad mekanları cennet olsun.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Cenab-ı Hak bizleri Ehli Beyt’in yolundan, Hz. Hüseyin’in ahlakından ve adaletinden ayırmasın. Bu muazzam merasimi düzenleyerek acımızı ve inancımızı ortaklaştıran kıymetli isimlere ve emeği geçen tüm canlara şükranlarımı sunuyorum. Matemimiz kabul, birliğimiz ve kardeşliğimiz daim olsun. Hepinizi en derin saygılarımla, sevgilerimle ve hürmetle selamlıyorum.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ve son olarak buradan bütün dünyaya sesleniyorum, Evet Yezidler bitmez ama yezitlere baş eğmeyen Hüseyni ruhlar hep var olacaktır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Eline, beline ve diline sahip olanlara bin selam olsun.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>CHP Genel Başkanı</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Kemal Kılıçdaroğlu</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/HLpBTuIWkAAs2I2.jpg" style="height:800px; width:566px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/HLpBTt_WgAAPBM2.jpg" style="height:800px; width:566px" /></strong></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 10:55:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/chp-genel-baskani-kilicdarogludan-10-muharrem-aciklamasi-1782374514.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dr. İhsan Ünlü yazdı: Hz. Hüseyin’i an(la)mak</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/dr-ihsan-unlu-yazdi-hz-huseyini-anlamak-3291</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/dr-ihsan-unlu-yazdi-hz-huseyini-anlamak-3291</guid>
                <description><![CDATA[Akademik çalışmaları ve tarihsel perspektifiyle dikkat çeken Araştırmacı-Yazar Dr. İhsan Ünlü, İslam tarihinin en hüzünlü ve öğretici hikâyelerinden biri olan İmam Hüseyin’in Kûfe yolculuğunu analiz etti. Dr. Ünlü, bu yolculuğu salt bir göç olarak değil, zulme karşı "izzetli bir duruşun" sembolü olarak tanımlıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h5 style="text-align:justify"><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Akademik çalışmaları ve tarihsel perspektifiyle dikkat çeken Araştırmacı-Yazar Dr. İhsan Ünlü, İslam tarihinin en hüzünlü ve öğretici hikâyelerinden biri olan İmam Hüseyin’in Kûfe yolculuğunu analiz etti. Dr. Ünlü, bu yolculuğu salt bir göç olarak değil, zulme karşı "izzetli bir duruşun" sembolü olarak tanımlıyor.<br />
<br />
Dr. İhsan Ünlü'nün yazısı şöyle:<br />
<br />
Sıffin Savaşı için yola çıkan Hz. Ali, kendisine durgunluğunun nedenini soran adamlarına şöyle demişti: </span></span></span></h5>

<h5 style="text-align:justify"><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">“Yol uzun, düşman hileli, dostlar cahil.” </span></span></span></h5>

<h5 style="text-align:justify"><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Bu tarihten 23 yıl sonra Kûfe’ye hicret yolculuğuna çıkan Hz. Peygamberin damadı İmam Ali’nin ve kızı Fatıma’nın yiğit oğlu, gözünün nuru İmam Hüseyin de aynı duygular içerisindeydi.</span></span></span></h5>

<h5 style="text-align:justify"><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Çok sevdiği mübarek dedesinin beldesi Medine sokakları ona dar ediliyordu.</span></span></span></h5>

<h5 style="text-align:justify"><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Sürekli takip ediliyor, zamanın zalim yöneticisine biat etmesi için baskı yapılıyordu.</span></span></span></h5>

<h5 style="text-align:justify"><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">İmamın bu saltanat düzenine ve hakkaniyetsiz keyfi uygulamalara itirazı vardı.</span></span></span></h5>

<h5 style="text-align:justify"><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Hiç kimse bu kokuşmuş düzene sesini çıkarmasa da, bu yolda yapayalnızlık da kalsa bir peygamber torunu olarak sesini yükseltecekti.</span></span></span></h5>

<h5 style="text-align:justify"><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">“Aman efendim gitmeyin ne olur! O yol tehlikelerle dolu” diyenlere, “Zillet içinde yaşamaktansa izzetli bir ölümü tercih ederim” diyerek kararlılığını gösteriyordu.</span></span></span></h5>

<h5 style="text-align:justify"><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Ceddi Muhammed Mustafa (as) da aynı kaderi müşrikler eliyle yaşamış, onların zulüm ve baskılarından dolayı çok sevdiği şehri Mekke’yi terk etmek zorunda kalmıştı.</span></span></span></h5>

<h5 style="text-align:justify"><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Aynı şekilde babası Hz. İmam Ali de kendisine daha emin ve stratejik nokta olarak gördüğü Kûfe’ye yerleşmişti.</span></span></span></h5>

<h5 style="text-align:justify"><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Şimdi hicranlı sinelerle hicret etmek sırası ona gelmişti.</span></span></span></h5>

<h5 style="text-align:justify"><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Yol uzun, düşman hileli, dostlar cahildi.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span></span></span></h5>

<h5 style="text-align:justify"><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Cahilden öte, vefasız, hain ve arkadan vuracak kadar alçak ve kahpeydi.</span></span></span></h5>

<h5 style="text-align:justify"><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">“Aman efendim fitne çıkmasın, bazı şeyleri görmeyiverin” diyenlere, “Eğer ben bu yola çıkmasam korkarım ki benden sonra kimse adaletsizliğe, zulme başkaldırmaz.“ diyerek hak bildiği yolda yürümeye devam edecekti.</span></span></span></h5>

<h5 style="text-align:justify"><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Yunus’ un, “Menzili ırak bu yolun bu yola kim varası/ müşkili çok bu hâlün bunu kim başarası” dizelerinde ifadesini bulan bir müşkilin içine düşürülmüştü İmam.</span></span></span></h5>

<h5 style="text-align:justify"><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Kendisine biat sözü veren binlerce taraftarı zoru görünce sıvışıvermişti.</span></span></span></h5>

<h5 style="text-align:justify"><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Gücün yanında yer alanlar bir bir ayrılıyor, ufacık bir rüzgârla patır patır dökülüyorlardı.</span></span></span></h5>

<h5 style="text-align:justify"><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Belli ki Hüseyin’in söyledikleri karın doyurmuyordu! Karın doyuracak iş, aş, makam, mevki, kariyer vb şeyler ağır basıyordu.</span></span></span></h5>

<h5 style="text-align:justify"><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Karşılarında bir peygamber torunu da olsa, “hemen, şimdi” olanı arzuluyor, camı elmasa tercih ediyorlardı.</span></span></span></h5>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 10:12:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/dr-ihsan-unlu-yazdi-hz-huseyini-anlamak-1782373259.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ahmet Yesevi Dergisi’nden akademik dünyaya çağrı</title>
                <category>KÜLTÜR SANAT</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ahmet-yesevi-dergisinden-akademik-dunyaya-cagri-3290</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ahmet-yesevi-dergisinden-akademik-dunyaya-cagri-3290</guid>
                <description><![CDATA[Ahmet Yesevi Dergisi akademik dünyaya bilimsel makaleleri ile katkıda bulunma çağrısı yaptı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / ANKARA-</strong> Alevilik, Bektaşilik ve Türk kültürü üzerine yaptığı nitelikli yayınlarla tanınan uluslararası hakemli Ahmet Yesevi Dergisi, dijital altyapısını modernize ederek yeni arayüzüyle yayın hayatına devam ediyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Yenilenen web sitesiyle birlikte dergi, alanındaki özgün bilimsel çalışmalara kapılarını açarak yeni bir makale çağrısı yaptı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>KÜLTÜREL MİRASIN AKADEMİK GÜCÜ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-06-25%20at%2009_33_50.jpeg" style="height:437px; width:800px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Uluslararası hakemli bir yayın olan Ahmet Yesevi Dergisi, Türk kültürünün en köklü ve zengin damarlarından olan Alevilik ve Bektaşilik başta olmak üzere, Türk kültür coğrafyasına ait tarihi, sosyolojik ve edebi değerleri bilimsel bir süzgeçten geçirerek geleceğe taşımayı amaçlıyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Dergi, akademik dünyada saygın bir yer edinerek, alanında otorite kabul edilen özgün araştırmaları, arşiv belgelerini ve akademik incelemeleri uluslararası indeks standartlarına uygun şekilde bilim dünyasına sunmaktadır.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>MAKALE BAŞVURULARI KOLAYLAŞTIRILDI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Duyuruya göre, yenilenen kullanıcı dostu arayüz sayesinde araştırmacılar artık çalışmalarını ahmetyesevidergisi.com adresi üzerinde bulunan “<strong><em>Makale Gönder</em></strong>” bağlantısını kullanarak kolayca sisteme yükleyebilecekler. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Dergi yönetimi, Türk kültürü ve inanç dünyasına ışık tutacak yeni akademik çalışmaları sistem üzerinden beklediklerini ifade etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ATIF SİSTEMİ GÜNCELLENDİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Yenilenen platformda araştırmacılar için önemli bir duyuruya da yer verildi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Yapılan açıklamaya göre Ahmet Yesevi Dergisi, Aralık 2026 sayısından itibaren akademik yazımda standardizasyonu artırmak ve bilimsel atıf güvenirliğini en üst seviyeye çıkarmak adına “<em><strong>ISNAD 2. Edisyon</strong></em>” atıf sistemini zorunlu olarak kullanmaya başlayacak.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kültür mirasını akademik disiplinle harmanlayan dergi, yeni dönemde de uluslararası yayın kalitesini artırmayı ve araştırmacılara daha dinamik bir dijital platform sunmayı hedefliyor.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 09:39:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/ahmet-yesevi-dergisinden-akademik-dunyaya-cagri-1782370245.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Amasya, Baba İlyas Cemevi inşaatında sona yaklaşıldı</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/amasya-baba-ilyas-cemevi-insaatinda-sona-yaklasildi-3289</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/amasya-baba-ilyas-cemevi-insaatinda-sona-yaklasildi-3289</guid>
                <description><![CDATA[2022’de temeli atılan Baba İlyas Cemevi inşaatında sona yaklaşıldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / AMASYA</strong>- Amasya’da inanç ve kültür dünyası için önemli bir merkez olacak olan Baba İlyas Cemevi inşaatında sona yaklaşıldı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Cem Vakfı Amasya Şubesi ile Amasya Belediyesi arasında imzalanan protokol kapsamında Gök Medrese Mahallesi’nde Aralık 2022’de temeli atılan projede hummalı bir çalışma yürütülüyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>CEMEVİNİN KABA İNŞAATI TAMAMLANDI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/CEMEV%C4%B02.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Büyük ölçüde şekillenen cemevinin kaba inşaatı tamamen bitirildi. Şu sıralar ince işçilik ve detaylar üzerinde hızla çalışılıyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Projenin tamamen hizmete geçirilebilmesi için şu an acil olarak tamamlanması gereken kısımlar şunlar:</span></p>

<p><span style="color:#000000">-Asansör montajı</span></p>

<p><span style="color:#000000">-Dış cephe sıva işlemleri</span></p>

<p><span style="color:#000000">-Mantolama ve yalıtım çalışmaları</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kaba ve ince işlerin tamamlanmasının ardından, cemevinin iç mekan malzemelerinin imalatı ve montaj aşamasına geçilecek.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>HAYDAR KILIÇ DEDE’DEN DAYANIŞMA ÇAĞRISI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/CEMEV%C4%B01.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Amasya Belediyesi’nin yanı sıra, tamamen vatandaşların katkıları ve imecesiyle yükselen inşaat için Cem Vakfı Amasya Şubesi Başkanı Haydar Kılıç Dede bir çağrıda bulundu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Cemevinin eksik kalan kısımlarının hızla bitirilmesi için duyarlı ve hayırsever vatandaşları dayanışmaya davet eden Haydar Kılıç Dede, katkıda bulunmak isteyenler için vakfın resmi hesap bilgilerini paylaştı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Destek Olmak İsteyenler İçin Hesap Bilgileri:</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hesap Adı: Cumhuriyetçi Eğitim ve Kültür Merkezi Vakfı</span></p>

<p><span style="color:#000000">Banka: Vakıfbank</span></p>

<p><span style="color:#000000">IBAN: TR06 0001 5001 5800 7296 9054 41</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 09:01:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/amasya-baba-ilyas-cemevi-insaatinda-sona-yaklasildi-1782367702.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Canpolat: İslam coğrafyasında direniş varsa, sebebi Kerbela’dır!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/canpolat-islam-cografyasinda-direnis-varsa-sebebi-kerbeladir-3288</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/canpolat-islam-cografyasinda-direnis-varsa-sebebi-kerbeladir-3288</guid>
                <description><![CDATA[Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesinde Horasan Erenleri Dergahı Cemevi’nde düzenlenen “Muharrem Ayı Oruç Açma ve Lokma Paylaşımı Programı”na katılan CHP Genel Başkan Yardımcısı Cemal Canpolat, “Bugün İslam coğrafyası, halen zulme karşı mukavemet ediyorsa, bunun en önemli sebebi Kerbela’dır, Hüseyni duruştur, Hüseyin’in mazlumdan yana tavır almasıdır” dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white"><strong>HABER MERKEZİ / NEVŞEHİR-</strong> Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin hibe ettiği arazi üzerine inşa edilen Horasan Erenleri Dergâhı Cemevi’nde düzenlenen “<em><strong>Muharrem Ayı Oruç Açma ve Lokma Paylaşımı Programı</strong></em>”nda Türkiye’nin dört bir yanından gelen canlar, bakanlar, valiler, belediye başkanları, <span style="background-color:white">Alevi-Bektaşi inanç önderleri</span> ve siyasi parti temsilcileri aynı kardeşlik sofrasında buluştu.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Programa katılan Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı Cemal Canpolat, konuşmasına “<em><strong>Siyasi partilerin temsilcileri, sevgili dedeler, babalar, Hacı Bektaş’ın ocağında hepinize Genel Başkanım Sayın Kemal Kılıçdaroğlu adına saygı ve sevgilerimi sunuyorum</strong></em>” sözleri ile başladı.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">CHP Genel Başkan Yardımcısı Cemal Canpolat, arazi bağışından dolayı MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye de teşekkürlerini iletti. Canpolat, Osmanlı’nın kuruluşundaki ana kurucu unsurun da burası olduğunu belirterek “<strong><em>İşte bu mücadelenin ilim merkezi Hacı Bektaş Veli’dir. Yeniçeri Ocağı’dan Edebali’ye, Hacı Bektaş’a kadar siyasi, kültürel, askeri, inançsal olarak ana omurga burada çakılmıştır. O nedenle bu cemevinin Hacı Bektaş’ta olması, bu ana omurganın yeniden ayağa kalkması adına çok önemlidir. Hayata geçirilmesine katkı sunan herkese teşekkür ediyorum</em></strong>” şeklinde konuştu.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><span style="background-color:white">‘KERBELA MAZLUM İLE ZALİM ARASINDA BİR TERCİHTİR’</span></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Hazreti Muhammed’in torunu Hazreti Hüseyin ve ailesinin Irak’ın Kerbela Çölü’nde Emevi Halifesi Yezid tarafından işkence edilerek, susuz bırakılarak katledilmesinin yıl dönümünde bugünlerin matem günü olduğunu vurgulayan Cemal Canpolat, “<strong><em>Kerbela matemi, mazlum ile zalim arasında bir tercihtir. Peygamberimizin torunu Hazreti Hüseyin, saltanatı tercih ederek, hanı-hamamları tercih ederek hayatta kalabilirdi. Neyi tercih etti Hazreti Hüseyin? Mazlumun, sahipsizin, kimsesizin, mağdurun yanında yer alarak ölümü tercih etti</em></strong>” ifadelerini kullandı.&nbsp; </span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><span style="background-color:white">‘O İNANÇ VE KARARLILIK HÜSEYİN’E AİT’</span></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Hazreti Hüseyin ve ailesinin Kerbela’dan tüm dünyaya yayılan direnişlerinin bugün aynı coğrafyada izlerini görmenin mümkün olduğunu vurgulayan Cemal Canpolat, “<em><strong>Bugün İslam coğrafyasında dışlanan, itilen, ister Filistin’de, ister Lübnan’da, ister İran’da mazlum olan herkesin inanç ve kararlılığı Hüseyin’in inanç ve kararlılığıdır. Çünkü o, zalime karşı mazlumun, ezilenin yanında durmak için şehit edildi</strong></em>” dedi. </span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><span style="background-color:white">‘BU COĞRAFYADA DİRENİŞ VARSA SEBEBİ KERBELA’DIR’</span></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">CHP Genel Başkan Yardımcısı Cemal Canpolat, “<strong><em>Bugün İslam coğrafyası, halen zulme karşı mukavemet ediyorsa, bunun en önemli sebebi Kerbela’dır, Hüseyni duruştur, Hüseyin’in mazlumdan yana tavır almasıdır</em></strong>” dediği konuşmasını “<em><strong>İşte bu nedenle Hazreti Hüseyin’in, Hazreti Zeynep’in sevgisi üzerinize olsun, hepinize saygılar sunuyorum</strong></em>” ifadeleriyle noktaladı.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 13:10:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/canpolat-bu-cografya-halen-zulme-direniyorsa-huseyinin-kararliligindandir-1782123840.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hacıbektaş’ta Horasan Erenleri öncülüğünde büyük buluşma</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/hacibektasta-horasan-erenleri-onculugunde-buyuk-bulusma-3287</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/hacibektasta-horasan-erenleri-onculugunde-buyuk-bulusma-3287</guid>
                <description><![CDATA[Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesinde, inanç ve kültür dünyamızın müstesna dönemlerinden biri olan Muharrem ayı vesilesiyle “Muharrem Ayı Oruç Açma ve Lokma Paylaşımı Programı” gerçekleştirildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin hibe ettiği arazi üzerine inşa edilen Horasan Erenleri Dergâhı Cemevi’nde düzenlenen “Muharrem Ayı Oruç Açma ve Lokma Paylaşımı Programı”nda Türkiye’nin dört bir yanından gelen canlar, bakanlar, valiler, Hacıbektaş Belediye Başkanı Ali Kaim ve çevre ilçe belediye başkanları, <span style="background-color:white">Alevi-Bektaşi inanç önderleri</span> ve siyasi parti temsilcileri aynı kardeşlik sofrasında buluştu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İlçeye programa katılmak amacıyla gelen İçişleri Bakanı Mustafa Çiftci ile Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in Hacıbektaş’ta ilk durağı Hacı Bektaş Veli Dergâhı oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/H%C3%9CNKAR.png" style="height:450px; width:760px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">Toplumsal birlik ve beraberlik mesajlarının damga vurduğu “Muharrem Ayı Oruç Açma ve Lokma Paylaşımı Programı”, sivil toplum kuruluşlarının tek yürek olduğu ortaklaşma ve paylaşıma sahne oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>YEDİ BÜYÜK KURULUŞTAN TARİHİ ORTAKLIK VE HORASAN ERENLERİ VURGUSU</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Anadolu topraklarının kadim hoşgörü ve irfan geleneğinden beslenen bu tarihi etkinlik, Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu başta olmak üzere, Anadolu Abdallar Cemevi Federasyonu, Anadolu Vakıflar Federasyonu, Afyonkarahisar Hacı Bektaş Veli Kültür Dernekleri Federasyonu, Oğuz Çepni Boyları Dernekler Federasyonu, Tahtacı Kültür Dernekleri Federasyonu ve Türkiye Uzlaşı ve Toplumsal Kalkınma Vakfı’nın ortak katkıları ve güçlü iş birliğiyle hayata geçirildi. </span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/H%C3%9CNKAR2.png" style="height:450px; width:760px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">Organizasyonda lokmalarını paylaşan kitleler, ayrım gözetmeksizin bir arada olmanın gücünü sergilerken, federasyonlar adına yapılan ortak değerlendirmelerde toplumsal uzlaşının ve Horasan kültürünün birleştirici misyonunun önemine dikkat çekildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>BAKANLARDAN TÜRKİYE YÜZYILI VE VEFA MESAJLARI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Mah-ı Muharrem’in hüzünlü, vakur ve manevi ikliminde, Hakk’a niyetle tutulan oruçları açmak, lokmaları paylaşmak, duaları birleştirmek ve gönülleri aynı muhabbet halkasında buluşturmak üzere bir araya geldiklerini</span> belirten İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, devletin kapısının da gönlünün de milletin her bir ferdine her daim açık olduğunu belirterek, “Bu topraklarda yaşayan her bir kardeşimizin inancı devletimizin güvencesi altındadır. Horasan’dan gelen erenler; bu topraklara kılıçtan önce gönül, hükümden önce hikmet, sözden önce edep taşımıştır. İnşallah Türkiye Yüzyılı’nı da huzuru büyüterek, güveni tahkim ederek ve kardeşliğimizi güçlendirerek inşa edeceğiz.” ifadelerini kullandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/MUSTAFA%C3%87%C4%B0FT%C3%87%C4%B0.png" style="height:450px; width:760px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">Türk Milletinin gönül dünyasının Ehl-i Beyt muhabbeti ile yoğrulduğunu belirten Bakan Çiftçi, “<span style="background-color:white">Fırat’ın kıyısında susuz bırakılan, iki cihan serveri Efendimiz’in gözünün nuru, cennet gençlerinin efendisi Hazreti Hüseyin efendimiz ve 72 yaranı, asırlardır sönmeyen bir duruşu, tükenmeyen bir izzeti ve Hakk uğruna ödenen en yüce bedelin şerefini bizlere miras bırakmıştır.</span>” şeklinde konuştu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ise konuşmasında, cemevine dönüştürülen bu anlamlı arsayı hibe eden MHP Lideri Devlet Bahçeli'ye teşekkürlerini ileterek, “Sayın Bahçeli'ye gösterdiği bu büyük kucaklayıcı vizyon ve vefa için şükranlarımı sunuyorum. Bizler bin yıldır bu topraklarda birbirimizin yaralarını sararak, birlik içinde geleceğe yürüyoruz.” dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/YUSUFTEK%C4%B0N.png" style="height:450px; width:760px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Anadolu irfanının Kerbela’yı yüreğinde taşırken onu bir ahlak mektebine dönüştürdüğünü belirten </span>Bakan Tekin, “<span style="background-color:white">Alevi-Bektaşi canlarımız da bu hikmetin ortaklarımızdan, milletimizin aslı ve yardımlarındandır. İrfanı, ocağı ve erkanı, ortak uygarlığımızın en kadimleri arasında yer alır Madem öyle, bu hazineye sahip olmak da ilkin devlete düşen bir vecibedir. işte biz vazifelerdendir. bu görevi, hakkın teslimi ve kardeşlik hukukunun gereğini yürütüyoruz.</span>” İfadelerini kullandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>SİYASİ PARTİLERDEN BİR ARADA YAŞAMA VE KARDEŞLİK VURGUSU</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/belginuygur.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white"><span style="background-color:white">3 yıl gibi kısa bir süre içerisinde her türlü teferruatın düşünüldüğü muhteşem cemevinin, dergahın bütün canların kullanımına, istifadesine açıldığını görmekten mutluluk duyduklarını</span> belirten AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Belgin Uygur, <span style="background-color:white">başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli olmak üzere emeği geçenlere şükranlarını sunduğu konuşmasında “Ehl-i Beyt sevgisi Sayın Cumhurbaşkanı</span>’<span style="background-color:white">mızın da ifade ettiği gibi bize Peygamber Efendimizden emanettir. Bizim ezeli ve ebedi kardeşliğimizin temelinde ehlibeyt sevgisi vardır. Gazze başta olmak üzere dünyanın dört bir köşesinde büyük zulümlere şahitlik ediyoruz. Haklının güçlü olduğu bir dünya mümkün oluncaya kadar biz Sayın Cumhurbaşkanı</span>’<span style="background-color:white">mızın ifade ettiği gibi, onun öncülüğünde işte bu ebedi ve ezeli kardeşliğimizden almış olduğumuz güçle ve ilhamla zulmün karşısında durmaya, hakkın yanında durmaya inşallah devam edeceğiz.</span>” İfadelerine yer verdi.</span></span></p>

<p><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/ya%C5%9Fary%C4%B1ld%C4%B1r%C4%B1m1.png" style="height:450px; width:760px" /></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white"><span style="background-color:white">Hacıbektaş Horasan Erenleri Dergahı Cemevi</span>’<span style="background-color:white">nin işlevini yerine getirmesinin önemli olduğunu belirten</span> MHP Genel Başkanı Yardımcısı Yaşar Yıldırım, katılımcılara MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin selamlarını ilettiği konuşmasında, “Biz buraya siyasete de gelmedik, ticarete de gelmedik. Biz buraya “Hakk Muhammed Ali” diyen canlara hizmet için geldik. Onlar inançlarını, geleneklerini daha rahat yaşasın, öğrensin, bilsin diye de bu dergah yapıldı. Burasına, önce Devlet Bahçeli’nin aldığı arsada bir cemevi yapılmak üzere başlanmış, daha sonra Cumhur İttifakı sahip çıkmış, devlet sahip çıkmıştır. Önemli olan bundan sonra buranın nasıl çalışacağı, önemli olan buranın işlevini yerine getirmesidir.” İfadelerini kullandı.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ERDEM CÖMERT: İMAM HÜSEYİN<span style="background-color:white">’E DUYDUĞUMUZ ACI BİR</span></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><span style="background-color:white"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/ERDEMCM%C3%96ERT.png" style="height:450px; width:760px" /></span></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Av. Erdem Cömert, dergâhın faaliyete geçmesinden duyduğu memnuniyeti ve organizasyonun esas amacını şu sözlerle özetledi: “<span style="background-color:white">Bir yol açıldı. 2022 yılında Sayın Cumhurbaşkanı’mız Recep Tayyip Erdoğan’ın Ankara Hüseyin Gazi’de bizim bir muharrem oruç açma etkinliğimize katılıp bizlerle lokma paylaşmasıyla bu yol açıldı. Ardından Sayın Devlet Bahçeli, kıymetli büyüğümüz bize bu arsayı, bu binayı bağışladı. Başta Cumhurbaşkanı’mız olmak üzere Sayın Devlet Bahçeli’ye bize bu binayı, bu hizmeti sunduğu için teşekkürü bir borç biliyoruz. Bizim Allah’ımız, Peygamberimiz, kitabımız, bayramlarımız, yas-ı matemlerimiz, İmam Hüseyin’e duyduğumuz acı bir. Bu acıyı ve yası tuttuğumuz günlerde sizinle bu lokmayı paylaşmayı büyük bir şeref olarak biliyoruz.</span>” </span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/DERGAH1.png" style="height:450px; width:760px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">Dedegarkın Ocağı dedelerinden Hüseyin Dedekargınoğlu’nun destur vermesiyle vatandaşların oruçlarını açtığı programda, sanatçı Öznur Ağbaba da deyişleri, mersiyeleri ve ağıtlarıyla sahne aldı.</span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Programda, Nevşehir Valisi Hüseyin Kök, <span style="background-color:white">Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkan Yardımcısı Esin Saykan</span>, CHP Genel Başkan Yardımcısı Cemal Canpolat, BBP Genel Başkan Yardımcısı Durmuş Boztuğ, Vatan Partisi Genel Sekreteri Özgür Bursalı, Türkiye Uzlaşı ve Toplumsal Kalkınma Vakfı adına Haydar Şahin ve gazeteci Ayhan Bilgin de konuşma yaptı.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 09:21:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/hacibektasta-horasan-erenleri-onculugunde-buyuk-bulusma-1782111720.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yenikapı Mevlevihanesi’nde ortak acı Kerbela</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/yenikapi-mevlevihanesinde-ortak-aci-kerbela-3286</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/yenikapi-mevlevihanesinde-ortak-aci-kerbela-3286</guid>
                <description><![CDATA[Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi çatısı altında hizmet veren Yenikapı Mevlevihanesi’nde Muharrem matemi vesilesiyle bir araya gelen sivil toplum kuruluşları ve devlet ricali buluşmasında toplumsal uzlaşının ve köklü kültürel kodların aktarımının önemi vurgulandı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / İSTANBUL—&nbsp;</strong>Yenikapı Mevlevihanesi düzenlenen istisnai bir buluşmayla toplumsal birlik ve beraberlik mesajlarının merkez üssü haline geldi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Cihannüma Derneği ile Türkiye Uzlaşı ve Toplumsal Kalkınma Vakfı tarafından düzenlenen “<em><strong>Muharrem Ayı Oruç Açma ve Lokma Paylaşımı</strong></em>” programı, farklı kesimlerden kanaat önderlerini, devlet ricalini ve sivil toplum temsilcilerini aynı sofrada buluşturarak yüzlerce yıldı süren bir geleneği bugünün toplumsal barış vizyonuyla yeniden harmanladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Programın moderasyonunda ve konuşmalarında, Muharrem ayının sadece tarihsel bir yas dönemi olarak sınırlandırılmaması gerektiği, aksine bugünün dünyasına adalet ve haksızlığa karşı direnç mesajı taşıdığı sıklıkla vurgulandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Anadolu Vakıflar Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Ali Ayyıldız, Anadolu Abdallar Cemevi federasyonu Genel Başkanı Yunus Emre Durmuş ve Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Erdem Cömert programda ortak acıları ortaklaşmanın önemine vurgu yaptılar.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/mehmet%20ali%20ayy%C4%B1ld%C4%B1z.png" style="height:450px; width:760px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/yunus%20emre%20durmu%C5%9F.png" style="height:450px; width:760px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/erdem%20c%C3%B6mert.png" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">Cihannüma Derneği Genel Başkanı Selim Cerrah, Hz. Hüseyin’in mücadelesine öykünmenin ve zalime karşı durmanın önemine değinirken, Türkiye Uzlaşı ve Toplumsal Kalkınma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Haydar Şahin ise Kerbela’nın insana bugüne yönelik sorumluluklarını hatırlatan bir adalet ve inanç bedeli olduğunu kaydetti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/selim%20cerrah.png" style="height:450px; width:760px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/haydar%20%C5%9Fahin.png" style="height:450px; width:760px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">Etkinliğin entelektüel zeminini derinleştiren konuşmasında Türkiye Uluslararası İslam, Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Görmez ise, ezber bozan bir yaklaşımla, Kerbela’nın mezhepsel bir zümreye ait kılınamayacağını, tüm Müslümanların ortak mektebi olduğunu belirtti. Görmez, sadece senede bir kez yas tutarak yetinmek yerine, “Hüseyince yaşamanın” formüllerinin aranması gerektiğini savundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/mehmet%20g%C3%B6rmez.png" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">Görmez şöyle dedi: “<strong><em>Bu mektep sadece Sünnilerin, Şiilerin, Alevilerin mektebi değil, mümin olan her insanın ortak mektebidir. Kerbela, Hz. Hüseyin’in uğruna canını verdiği adaleti, özgürlüğü ve merhameti yeniden ihya etmek için başvuracağımız bir ibret okuludur.</em></strong>”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/yusuf%20tekin.png" style="height:450px; width:760px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Yusuf Tekin konuşmasında, toplumsal ihtiyaçlar ve değerler eğitimi süzgecinden geçirilerek onay süreçleri tamamlanan 12 yeni eğitim modülünü tanıttı. Manevi ve kültürel mirasın yarınlara nitelikli bir şekilde aktarılmasını hedeflediklerinin altını çizen Prof. Dr. Tekin, “<strong><em>Alevilik ve Bektaşiliğin Temel Esasları 96 saatlik bir modül, Alevi-Bektaşilikte Yol-Erkan 104 saat, Alevi-Bektaşi Tarihi 92 saat, Alevilik-Bektaşilikte Toplumsal Kurumlar 80 saat, Alevi-Bektaşi Edebiyatı 96 saat, Alevilik-Bektaşilikte Ocaklar ve Dergahlar 112 saat, Alevi-Bektaşi Halk Aşıkları, Ulu Ozanları 96 saat, Alevi-Bektaşi Müziği 90 saat. 13 yaş altı çocuklarımız için ise Alevilik-Bektaşilikte Edebiyat ve Sanat 30 saat, Alevilik-Bektaşilikte Semah 30 saat, Alevilik-Bektaşiliğe Giriş 35 saat, yolun izinde, değerler, dostluk ve gönül bağı 30 saat olmak üzere oluşan 12 modül şu anda Milli Eğitim Bakanlığımızın onay süreçleri tamamlandı ve süreç başlayacak</em></strong>”&nbsp;diye konuştu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Gözlemcilerin ve davetlilerin yoğun katılımıyla gerçekleşen programda konuşan İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan, Kerbela hadisesinin İslam dünyası üzerindeki tarihsel etkilerine dikkat çekti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Kerbela'yı “<em><strong>Müslümanlar için büyük bir imtihan</strong></em>” olarak nitelendiren Erdoğan, o dönemden bugüne miras kalan nifak tohumlarının panzehirinin ancak iletişimi güçlendirmek ve ortak alanlarda daha fazla bir araya gelmek olduğunu ifade etti. </span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/bilal%20erdo%C4%9Fan.png" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">Anadolu topraklarının barındırdığı köklü değerlerin altını çizen Erdoğan, “<em><strong>Dünyada kötülük ve belanın kol gezdiği bu zaman diliminde, dünyaya umut vadedecek değerleri bu topraklarda yaşatmamız lazım. Çünkü dünyada mayası böylesine temiz başka yer yok</strong></em>” diyerek Anadolu insanının tarihsel sorumluluğuna işaret etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Şimşek ile Zeytinburnu Belediye Başkanı Ömer Arısoy ve Esenler Belediye Başkanı Tevfik Göksu gibi yerel yöneticilerin de hazır bulunduğu anlamlı buluşma, akşam ezanının okunmasıyla birlikte açılan oruçlar ve paylaşılan lokmalar eşliğinde son buldu. </span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 21 Jun 2026 00:31:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/yenikapi-mevlevihanesinde-ortak-aci-kerbela-1781993513.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Prof. Dr. Ümit Yazıcıoğlu yazdı: Pirin ışığı</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/prof-dr-umit-yazicioglu-yazdi-pirin-isigi-3285</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/prof-dr-umit-yazicioglu-yazdi-pirin-isigi-3285</guid>
                <description><![CDATA[Hukuk ve siyaset bilimi alanındaki başarıları ile dünya çapında takdir edilen bilimcilerimizden olan Prof. Dr. Ümit Yazıcıoğlu, Erzurum'un Tekman ilçesinde geçirdiği çocukluk yıllarından anılarından yola çıkarak "Aleviler ne istiyor?" sorusuna cevap aradı. İşte, o yazı:]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000"><strong>O sabahı hatırlıyorum.</strong>&nbsp;Mart 1973. Tekman’da kış hâlâ hüküm sürüyordu. Kar ilçenin üzerine çökmüştü, yollar kapalıydı, evlerin bacalarından tüten duman bile donuyordu. Babam&nbsp;<strong>Abdulbaki Yazıcıoğlu</strong>, o yıllarda&nbsp;<strong>Tekman Belediye Başkanı</strong>’ydı ve CHP’den yeniden adaydı. Seçimlere aylar vardı, ama siyasetin nefesi her sabah erkenden evimize dolardı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Güneş doğmamıştı. Kapı çalındı. Babam henüz kahvesini içmemişti. Açtım. Karşıda, Kuruca’nın soğuğundan gelmiş, üzerinde ince bir ceket, elinde baston, sakalları buz tutmuş bir ihtiyar duruyordu:&nbsp;<strong>Baba Hasan</strong>. Babamın&nbsp;<strong>piri</strong>. Onu tanırdım. Köyümüzün en yaşlı&nbsp;<strong>eren</strong>lerinden biriydi. Ama onu bu saatte, bu soğukta Tekman’da görmek alışılmış bir şey değildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Babam koşarak çıktı: “Baba Hasan, ne işin var burada bu saatte? Yollar kapalı, hava buz gibi. Nasıl geldin?” Baba Hasan gülümsedi. Nefesi buhar olup havada kayboldu.&nbsp;<strong>“Yürüdüm evladım,”</strong>&nbsp;dedi.&nbsp;<strong>“Kuruca’dan Tekman’a yürüdüm. Çünkü sana bir şey söylemem lazım.”</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Babam onu içeri aldı, sobanın yanına oturttu. Elleri hâlâ titriyordu. Babam bir bardak sıcak su verdi. İçti. Sustu. Sonra doğruldu ve babamın gözlerinin içine baktı.&nbsp;<strong>“Abdulbaki,”</strong>&nbsp;dedi. Sesinde dağların yankısı vardı.&nbsp;<strong>“Dün gece bir rüya gördüm. Rüyada bir pınar vardı. Kuruca’nın yukarısındaki pınar. Ama bu pınardan su değil, ışık akıyordu. Işık, taşların arasından süzülüp Tekman’a doğru yayılıyordu. Bütün ilçe o ışıkla aydınlanıyordu. Ve o ışığın ortasında sen duruyordun. Elinde bir bayrak vardı. Bayrakta ne yazıyordu biliyor musun?”</strong>&nbsp;Babam sessizdi. Başını iki yana salladı.&nbsp;<strong>“Hak”</strong>&nbsp;yazıyordu, Abdulbaki. Sadece&nbsp;<strong>“hak”</strong>. Ne partinin adı, ne bir isim. Sadece&nbsp;<strong>“hak”</strong>.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Baba Hasan ellerini babamın omzuna koydu.&nbsp;<strong>“Bu rüya bana sana gelmemi söyledi. Kesinen kazanacaksın. Şüphen olmasın. Ama kazanman yeterli değil. Kazandığında, bu ışığı unutma. Suyu, yolu, hakkı unutma. Kuruca’nın susuzluğunu unutma. Çünkü pirin ışığı, makamda değil, hizmette parlar.”</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Babamın gözleri doldu. O soğuk sabah, sobamızın yanında, iki adam birbirine sessizce baktı. Baba Hasan cebinden küçük bir tesbih çıkardı, babamın eline verdi:&nbsp;<strong>“Bunu sakla. Dua ettim senin için. Şimdi ben gideyim, yol uzun.”</strong>&nbsp;Babam itiraz etti: “Kalmayacak mısın? Kahvaltı etmedin.”&nbsp;<strong>“Yolum var,”</strong>&nbsp;dedi Baba Hasan.&nbsp;<strong>“Kuruca’da sabah namazına yetişmem lazım.”</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Kapıyı açtı, soğuk yüzüne vurdu. Bir an durdu, arkasına döndü ve babama son sözünü söyledi:&nbsp;<strong>“Pir, yalnızca yol gösteren değildir; halkın derdini omzunda taşıyandır. Bunu unutma, evladım.”</strong>&nbsp;Ve yürüyüp gitti. Karın içinde kayboldu. Babam, elindeki tesbihle uzun süre kapıda bekledi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">O yıl, 1973 seçimlerinde babam CHP’den Tekman Belediye Başkanı olarak yeniden seçildi. Seçim gecesi, ilk iş olarak Kuruca’ya telefon açtı:&nbsp;<strong>“Baba Hasan’a söyleyin, ışık geldi.”</strong>&nbsp;Baba Hasan o gece çoktan ölmüştü. Kuruca’da sabah namazına yetiştiği günün akşamı gözlerini yummuştu. Ama&nbsp;<strong>rüyası tuttu</strong>.&nbsp;<strong>Işık, su gibi aktı.</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Babam, belediye başkanlığı boyunca o&nbsp;<strong>tesbihi</strong>&nbsp;hep yanında taşıdı. Ne zaman bir dilekçe gelse, ne zaman bir köylü kapısını çalsa, Baba Hasan’ın o sabahki sesini hatırladı:&nbsp;<strong>“Hak.”</strong>&nbsp;Onun başkanlığı, sadece bir makam değil, bir&nbsp;<strong>hizmet</strong>&nbsp;anlayışıydı. Suyu, yolu, hakkı önceleyen bir yönetimdi. Çünkü o, pirinin sözünü tuttu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugün Tekman’da kimse o sabahı hatırlamaz. Ama&nbsp;<strong>Kuruca’nın susuzluğu</strong>&nbsp;hâlâ devam eder. Kuruca, Tekman’ın dağları arasında, Erzurum’un doğusunda, dört yüz yıldır aynı yerde duran bir köydür. Ama durmak, yaşamak değildir. Kuruca’da yaşamak, her sabah su için uyanmak demektir. Dört yüz yıl boyunca değişen tek şey, suyun azalmasıdır. Gerisi hep aynı kalmıştır:&nbsp;<strong>kova, sırt, ter, umut ve her seferinde kırılan bir sabır.</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Köyün ortasında bir&nbsp;<strong>çeşme</strong>&nbsp;vardır. 1962 yılında döşenmiş demir borularla dağdaki bir kaynağa bağlanmıştır. O tarihten beri ne borular değişmiş, ne de suyun tadı. Köylüler, içtikleri suyun&nbsp;<strong>arsenikli</strong>&nbsp;olduğunu söyler. Kimse bunu teyit etmemiş, kimse analiz yaptırmamıştır. Zira analiz yapmak, önce orada yaşayanları&nbsp;<strong>görmek</strong>&nbsp;demektir. Ve Kuruca, görülmeyen köylerdendir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Eylül ve ekim aylarında çeşme tamamen susar.</strong>&nbsp;Damla bile düşmez. O günlerde köyde hayat durur. Evlere su girmez. Banyo yapılmaz, çamaşır yıkanmaz, bulaşık durur, hayvanlar susuz kalır. Her şey, o tek çeşmenin başında, kadınların omzunda taşınan kovalarla yürür.&nbsp;<strong>Naime Yolla</strong>, yetmiş yaşında, her gün çeşmeden eve su taşır. “Su çekip banyo mu yapalım, su çekip çamaşır mı yıkayalım?” der. Bu soru cevap beklemez. Sadece bir tespittir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Köy halkı, yıllar boyunca tam&nbsp;<strong>yüz dilekçe</strong>&nbsp;vermiştir. Kaymakamlığa, valiliğe, Tekman Belediyesi’ne. Her dilekçede aynı kelimeler yazar:&nbsp;<strong>“Su yok, yardım isteniyor.”</strong>&nbsp;Her dilekçenin altında aynı imzalar, aynı mühürler. Ve her dilekçenin üzerine aynı cevap yazılır:&nbsp;<strong>“Yakında yaparız.”</strong>&nbsp;Bu “yakında” ilk kez 1980’lerde söylenmiştir. 1989 yılında köy üç gün boyunca tamamen susuz kalmıştır. Yetkililerden tanker istenmiştir. Tanker gelmemiştir. “Yakında” denmiştir. 1990’larda bir sondaj yapılmış, “su var” denmiş, ardından analizlerde&nbsp;<strong>“yeterli kaynak bulunmadığı”</strong>&nbsp;söylenerek borular sökülüp götürülmüştür. Köylüler bir kez daha umutlanmış, bir kez daha ellerinde kovalarla çeşmenin başında bulmuşlardır kendilerini.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bingöl dağından su getirilmesi önerilmiştir. Cevap:&nbsp;<strong>“Çok uzak.”</strong>&nbsp;Oysa Tekman’a yol yapılmış, okul yapılmış, hastane yapılmıştır.&nbsp;<strong>Uzaklık, sadece su için bahane olmuştur.</strong>&nbsp;Çünkü yol, okul ve hastane seçmendir; su ise sadece susuzdur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Köyde kırk hane varken, şimdi üç hane kalmıştır. Yazın bile ancak on bir hane dolabilmektedir. İnsanlar&nbsp;<strong>göç</strong>&nbsp;etmiştir. Gençler şehre gitmiş, yaşlılar ölmüş, evler harabe olmuştur. Göç edenlerin ardından ocaklar sönmüş,&nbsp;<strong>cemler</strong>&nbsp;azalmış, cemevine suyu yukarıdaki depodan taşımak zorunda kalmışlardır. Hayvanlar susuzluktan telef olmuş, meralar kurumuş, tarlalar verimsizleşmiştir. Köy, adım adım bir&nbsp;<strong>hayalet köye</strong>&nbsp;dönüşmektedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Muhtar Hasan Yolla</strong>, elinde kalın bir dosyayla yetkililerin kapısını her çaldığında aynı sözleri duyar:&nbsp;<strong>“Dilekçeniz alındı, değerlendirilecek.”</strong>&nbsp;Dosya kalınlaşır, su azalır. Değerlendirme süresi, köyün ömründen uzundur.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Oy zamanı yetkililer gelir.</strong>&nbsp;Vali gelir, kaymakam gelir, belediye başkanı gelir. Fotoğraf çektirirler, çocukları okşarlar, kahve içerler,&nbsp;<strong>“sorunlarınızı biliyoruz”</strong>&nbsp;derler. Oy bitince kapı bir daha çalınmaz. Ne telefon ederler, ne uğrarlar, ne de su gelir.&nbsp;<strong>Urfiye Aslan</strong>, köyün en yaşlı kadınlarından biri, bunu en net söyleyendir:&nbsp;<strong>“Biz de insanız. Aleviyiz diye insan değil miyiz?”</strong>&nbsp;Soruyu sorarken sesi titremez, çünkü titremeyi çoktan bırakmıştır.&nbsp;<strong>“Oy zamanı geliyorlar, hal hatır soruyorlar; oy bitince kimse kapımızı çalmıyor. Biz kimseden ayrıcalık istemiyoruz. Sadece su, yol, hizmet istiyoruz.”</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Yol yapılmıştır, ama su yapılmamıştır. Hizmet denilen şey, sadece seçim afişlerinde kalmıştır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Köylüler,&nbsp;<strong>Baba Hasan</strong>’ı anar. O, bu köyden çıkmış bir pir olarak bilinir. Rivayet ederler ki, bir gün genç Ali’ye şöyle demiştir:&nbsp;<strong>“Pir, hakikatin suyunu insanlara ulaştıran bir pınardır. Gerçek pir, insanlara hükmeden değil, onlara hizmet edendir. Bir gönül kırılmışsa onarır, bir yetim varsa başını okşar, bir insan karanlıkta kalmışsa ona yol olur.”</strong>&nbsp;Bu sözler köyün duvarlarında asılıdır. Ama bu sözler, ne kaymakamlığın raporlarına girmiş, ne valiliğin bütçesine, ne de belediyenin planlarına. Çünkü&nbsp;<strong>devlet, pirlikle değil, kanunlarla yönetilir.</strong>&nbsp;Ve kanunlar, susuz köyleri değil, oy çokluğunu görür.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kuruca’da her kova su, aslında bir&nbsp;<strong>belgedir</strong>. Taşınan her damla, devletin yok saydığı bir gerçekliktir. Kadınların omuzlarındaki nasırlar, mahkeme tutanaklarına geçmeyen bir davadır. Çocukların susuzluktan hasta olması, istatistiklere girmeyen bir ölçüttür. Ve her yıl tekrarlanan&nbsp;<strong>“yakında”</strong>, zaman aşımına uğramış bir sözdür.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yetkililer, köyü haritada gösterirler. Ama haritada su yoktur. Haritada sadece çizgiler vardır. O çizgilerin arasında Kuruca kaybolur. Tıpkı dilekçelerin dosya raflarında kaybolduğu gibi. Tıpkı sondaj makinelerinin sökülüp götürüldüğü gibi. Tıpkı umutların her seçim dönemi yeniden canlanıp, her seçim sonrası öldüğü gibi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">1989’daki üç günlük susuzluk, köyün&nbsp;<strong>kolektif hafızası</strong>dır. O günleri yaşayanlar hâlâ anlatır:&nbsp;<strong>“Tanker istedik, gelmedi. Yetkililer ‘yakında’ dedi, ama o yakında hiç gelmedi.”</strong>&nbsp;O günden bugüne, otuz yedi yıl geçmiştir. Otuz yedi yıl boyunca aynı demir borulardan arsenikli su akmış, aynı kovalar taşınmış, aynı dilekçeler yazılmıştır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Köyün yaşlıları, Baba Hasan’ın bir başka sözünü hatırlar:&nbsp;<strong>“Pir, yalnızca yol gösteren değil; halkın derdini omzunda taşıyandır.”</strong>&nbsp;Bugün Kuruca’nın derdini omzunda taşıyan kimse yoktur. Kaymakam oturduğu makamda&nbsp;<strong>“yakında”</strong>&nbsp;der, Vali uzaktan&nbsp;<strong>“biliyoruz”</strong>&nbsp;der, Belediye bütçesinde&nbsp;<strong>“kalem yok”</strong>&nbsp;der. Ve devlet, tüm bu söylemlerin arkasında, sessizce durur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Oysa&nbsp;<strong>susuzluk, bir doğa olayı değildir. Susuzluk, bir tercihtir.</strong>&nbsp;Bir köyün susuz kalması, o köyün seçmen değeri ile orantılıdır. Kuruca’nın seçmen değeri düşüktür, çünkü nüfusu azalmıştır. Nüfusu azalmıştır, çünkü su yoktur. Su yoktur, çünkü seçmen değeri düşüktür. Bu&nbsp;<strong>kısır döngü</strong>, dört yüz yıldır işlemektedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Cemevi</strong>, köyün en yüksek yerindedir. Oraya su çıkmaz. İbadet için gidenler, yanlarında su götürmek zorundadır. Cem sırasında okunan dualar, susuzluğu gidermez. Ama dualar, yetkililerin kapısından daha çok işitilir. Çünkü dualar, makam tanımaz. Oysa devlet, makamı tanır.&nbsp;<strong>Makam, susuz köyleri duymaz.</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Köylüler, Bingöl dağından su getirme önerisini hâlâ hatırlar. O proje, bir rapor olarak kalmıştır. Raporda “uzaklık” yazar. Aynı rapor, yol için&nbsp;<strong>“yakın”</strong>&nbsp;der, okul için&nbsp;<strong>“makul”</strong>&nbsp;der, hastane için&nbsp;<strong>“gerekli”</strong>&nbsp;der. Ama su için hep&nbsp;<strong>“uzak”</strong>&nbsp;der. Çünkü su, siyasi değildir.&nbsp;<strong>Su, sadece yaşamdır.</strong>&nbsp;Ve yaşam, siyasetin dışındadır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Baba Hasan, ölmeden önce son sözünü söylemiş rivayete göre:&nbsp;<strong>“Pirlik makamla değil, gönülle olur. Bir insanın büyüklüğü, kaç kişiye hükmettiğiyle değil, kaç gönüle dokunduğuyla ölçülür.”</strong>&nbsp;Kuruca’da bugün hiçbir makam gönüle dokunmamıştır. Sadece susuzluk dokunmuştur. Ve susuzluk, her gün biraz daha derine işlemiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Köyün&nbsp;<strong>mezarlığı</strong>, yamacın ucundadır. Orada yatanlar, su hasretiyle ölmüşlerdir. Taşlarında su damlası figürü yoktur. Sadece isimler, tarihler ve bir cümle:&nbsp;<strong>“Suya hasret.”</strong>&nbsp;Bu cümle, köyün resmî tarihine yazılmamıştır. Ama her mezar, bir belgedir. Her mezar, bir şikâyettir. Ve her mezar, devletin sustuğu bir tanıktır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kuruca halkı, artık yetkililerden bir şey beklemez. Çünkü beklemek, bir zaman sonra&nbsp;<strong>umutsuzluğa</strong>&nbsp;dönüşür. Naime Yolla, her sabah çeşmeye gider, kovasını doldurur, eve taşır.&nbsp;<strong>Yusuf Yola</strong>, İzmir’den sağlık sebebiyle köye dönmüştür, ama döndüğüne pişmandır.&nbsp;<strong>“Hayat su üzerinde kuruludur,”</strong>&nbsp;der.&nbsp;<strong>“Su olmayınca hayat duruyor.”</strong>&nbsp;Ve hayat durdukça, köy boşalır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yetkililere sorulur:&nbsp;<strong>“Kuruca’ya su niçin gelmez?”</strong>&nbsp;Cevap hazırdır:&nbsp;<strong>“Bütçe yok, altyapı yetersiz, proje aşamasında.”</strong>&nbsp;Aynı cevaplar, 1989’da da verilmiştir. 1990’da da, 2000’de de, 2010’da da, 2020’de de. Değişen tek şey, bütçenin büyüklüğü ve altyapının yaşıdır. Ama su, hâlâ gelmemiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Oysa aynı yetkililer, bir başka köye asfalt yapmış, bir başka ilçeye hastane dikmiş, bir başka beldeye park kurmuştur. Kuruca’ya sadece&nbsp;<strong>söz</strong>&nbsp;gelmiştir. Sözler de tıpkı demir borular gibi paslanmıştır. Paslanan sözler, içilemez. Ama yetkililer, paslı sözlerle yetinir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Baba Hasan’ın&nbsp;<strong>pirin ışığı</strong>, hâlâ köyün üzerindedir. Ama ışık, su değildir. Işık, sadece gösterir; susuzluğu gidermez. Köylüler, Baba Hasan’ın adını anarken, aslında bir&nbsp;<strong>adalet</strong>&nbsp;ararlar. Adalet, suyun herkese eşit akmasıdır. Ama Kuruca’da su eşit akmaz, hiç akmaz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sonuçta, bir köy susuz kalır. İnsanlar göç eder. Evler yıkılır. Cemevi boşalır. Mezarlık dolar. Ve yetkililer,&nbsp;<strong>“yakında”</strong>&nbsp;demeye devam eder. Yakında, belki bir gün, su gelir. Ama o gün gelene kadar, Kuruca bir hatıra olur. Tıpkı Baba Hasan gibi. Sadece anlatılan, ama yaşanmayan.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ve köyün yaşlıları, torunlarına şöyle der:&nbsp;<strong>“Baba Hasan yaşasaydı, önce suyu değil, insanların gönlünü sorardı. Ama bilirdi ki gönül de su gibi, susuz kalınca kurur.”</strong>&nbsp;Bugün Kuruca’nın gönlü kurumuştur. Geriye sadece kovalar, dilekçeler ve paslı borular kalmıştır. Ve bu borular, hâlâ arsenikli su taşımaktadır. Devlet ise, o boruları değiştirmemektedir. Çünkü değiştirmek,&nbsp;<strong>görmek</strong>&nbsp;demektir. Ve görmek,&nbsp;<strong>sorumluluk</strong>&nbsp;demektir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Sorumluluk, susuz köylerde değil, raporlarda durur.</strong>&nbsp;Raporlar ise, yakında yapılacakların listesidir. O liste hiç bitmez. Tıpkı Kuruca’nın susuzluğu gibi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ben, Prof. Dr. Dr. Ümit Yazıcıoğlu, her seçim dönemi o soğuk mart sabahını ve Baba Hasan’ın yürüdüğü o buzlu yolu düşünürüm. Çünkü&nbsp;<strong>bir pir, sadece rüya görmez. Bir pir, yürür.</strong>&nbsp;Kuruca’dan Tekman’a, soğuğun ortasında, hakkı söylemek için yürür. Ve o yürüyüş, bugün hâlâ bitmemiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Babam Abdulbaki Yazıcıoğlu, o yürüyüşü anlamıştı. O,&nbsp;<strong>pirinin ışığını</strong>&nbsp;makamında değil, hizmetinde taşıdı. Suyu, yolu, hakkı önceleyen bir belediye başkanıydı. Onun döneminde Tekman, susuz köylerini unutmadı. Çünkü o, Baba Hasan’ın şu sözünü hiç unutmadı:&nbsp;<strong>“Pir, yalnızca yol gösteren değildir; halkın derdini omzunda taşıyandır.”</strong>&nbsp;Babam, bu derdi omzunda taşıdı. Ve bu yüzden, onu minnetle anıyorum.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Aleviler</strong>&nbsp;ise, bu toprakların en kadim halklarından biridir. Onlar, susuzlukla, ihmal ve ayrımcılıkla imtihan edilmişlerdir. Ama&nbsp;<strong>Urfiye Aslan</strong>’ın dediği gibi:&nbsp;<strong>“Biz de insanız.”</strong>&nbsp;Onlar, kimseden ayrıcalık istemez; sadece su, yol, hizmet isterler. Onların sabrı, insanlık onurunun en yalın ifadesidir. Babam, onların bu onurlu duruşunu bilirdi. Ve onlara hizmet etmeyi, pirinin bir emri sayardı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Baba Hasan</strong>&nbsp;ise, bu yazının ruhudur. O, yalnızca bir rüya görmedi; o, o rüyanın peşinden yürüdü. Kuruca’nın soğuğunda, Tekman’a kadar yürüdü. Çünkü biliyordu ki,&nbsp;<strong>pir, hakikatin suyunu insanlara ulaştıran pınardır.</strong>&nbsp;Onun sözleri, bugün hâlâ Kuruca’nın duvarlarında asılıdır. Ve onun ışığı, hâlâ o köyün üzerindedir. Ama ışık, yetmez. Su gerekir. Adalet gerekir. Ve devletin, susuz köyleri görme sorumluluğu gerekir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">O mart sabahı, Baba Hasan’ın babama verdiği tesbih, hâlâ bizdedir. Babam, onu hep yanında taşıdı. Ve ben, bu tesbihi her elime aldığımda, o soğuk sabahı, o yürüyüşü, o&nbsp;<strong>“hak”</strong>&nbsp;kelimesini hatırlarım. Çünkü hak, su gibidir. Susuz kalan her yerde, o hak da susar. Ama Baba Hasan’ın ışığı, susmayan tek şeydir. Ve o ışık, bugün hâlâ Kuruca’nın üzerinde parlamaktadır. Ta ki su gelene kadar. Ta ki adalet sağlanana kadar.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 20 Jun 2026 22:54:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/prof-dr-umit-yazicioglu-yazdi-pirin-isigi-1781986492.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Anadolu Vakıflar Federasyonu’ndan Yas-ı Matem etkinliği</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/anadolu-vakiflar-federasyonundan-yas-i-matem-etkinligi-3284</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/anadolu-vakiflar-federasyonundan-yas-i-matem-etkinligi-3284</guid>
                <description><![CDATA[Anadolu Vakıflar Federasyonu, Muharrem ayı vesilesiyle düzenlediği “Yas-ı Matem Oruç Açma Lokması” programında devlet kurumlarını, siyasi partileri ve sivil toplum kuruluşlarını aynı sofrada buluşturdu. Yoğun katılımla gerçekleşen programda birlik, beraberlik ve kardeşlik mesajları ön plana çıktı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / ANKARA –</strong> Anadolu Vakıflar Federasyonu, Ankara’da anlamlı bir buluşmaya ev sahipliği yaptı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Muharrem ayı dolayısıyla düzenlenen “<em><strong>Yas-ı Matem Oruç Açma Lokması</strong></em>” programı, Başkent Öğretmenevi Angora Salonu’nda düzenlendi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yaklaşık 200 seçkin davetlinin katıldığı program siyaset, bürokrasi, sivil toplum ve inanç dünyasını bir araya getirerek, Ankara’da özlenen toplumsal uzlaşının ve kardeşliğin en güzel örneklerinden birini sergiledi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>MİLLİ EĞİTİM BAKANI TEKİN MÜJDEYİ VERDİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/YT1.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Programa katılarak geniş yankı uyandıran bir konuşma yapan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Muharrem ayının asırlardır milletin ortak hafızasında derin anlamlar taşıyan müstesna bir zaman dilimi olduğunu vurguladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Aynı lokmayı paylaşmanın ortak kaderi paylaşma iradesi olduğunu belirten Bakan Tekin, konuşmasında Alevi vatandaşları doğrudan ilgilendiren çok önemli bir müjdeyi paylaştı: </span></p>

<p><span style="color:#000000">“<strong><em>Alevi-Bektaşi vatandaşlarımızın, kardeşlerimizin dini hassasiyetlerini, inanç ve kültür ögelerini sağlıklı bir şekilde öğrenebilecekleri bir mekanizmanın eksikliğinden hareketle biz de Milli Eğitim Bakanlığı olarak bir girişimde bulunduk. Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü üzerinden yürüyecek 12 modül yazdık.</em></strong>” </span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığının kurulmasını devrimsel bir adım olarak nitelendiren Bakan Tekin, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında milli birlik ve beraberliği güçlendirecek adımlar atmaya devam edeceklerini ifade etti. </span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>HZ. HÜSEYİN’İN MÜBAREK BAŞI TÜM MÜSLÜMANLARIN OMUZLARINDA</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/YT2.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Programda konuklara hitap eden Anadolu Vakıflar Federasyonu Başkanı Mehmet Ali Ayyıldız ise Kerbela’nın sadece tarihsel bir acı değil, insanlığın vicdan sınavı olduğunu vurguladığı bir konuşma yaptı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ayyıldız, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Bu akşam aynı sofrada oturuyoruz ama aslında gönüllerimiz Kerbela çölünde… Bugün paylaştığımız lokma sıradan bir lokma değildir; içinde susuz bırakılan çocukların ahı, evlat acısıyla yanan anaların gözyaşı, hakikat uğruna can verenlerin emaneti vardır. Kerbela, insanlığın vicdanının sınandığı gündür. Gözyaşımız her çağın mazlumuna, haksızlığına ve yalnız bırakılan Hüseyinlerine akar.</strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Tarih boyunca Hz. Hüseyin efendimizin mübarek başının nereye gömüldüğü tartışılmıştır; Medine mi, Necef mi, Kahire mi? Hayır; doğrusu Hz. Hüseyin’in mübarek başı, mezhebi ve meşrebi ne olursa olsun bütün Müslümanların omuzlarının üstündedir. Gelin bu akşam birbirimizin elini, birbirimizin acısını duyalım. Hiçbir çocuğun susuz kalmadığı, hiçbir insanın ötekileştirilmediği bir dünya için birleşelim.</strong></em>”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ANKARA’DA BİRLİK SOFRASI KURULDU</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/YT3.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Anadolu Vakıflar Federasyonu bünyesinde yer alan Atatürkçü Düşünce ve Laik Eğitim Vakfı, Anadolu Erenleri Kültür ve Sanat Vakfı, Engelli Eğitim Kültür Sağlık Spor Vakfı gibi üye vakıfların ev sahipliğindeki organizasyona katılım oldukça yoğundu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Geceye çok sayıda vatandaşın yanı sıra milletvekilleri, akademisyenler, Alevi dedeleri ve babaları, kanaat önderleri ve basın mensupları katıldı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Öte yandan, programa devlet kurumları da üst düzey katılım sağladı. Paylaşılan lokma sofrasında T.C. Milli Eğitim Bakanlığı, T.C. Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, T.C. Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Politikaları Kurulu, T.C. Cumhurbaşkanlığı Sosyal Politikalar Kurulu, Vakıflar Genel Müdürlüğü, Ankara Bölge Müdürlüğü ve Vakıflar Meclis Üyeleri temsilcileri yer aldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>SİYASET ÜSTÜ BULUŞMA VE DESTEK</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/YT4.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Farklı fikirlerin ve siyasi görüşlerin matem ayının manevi ikliminde bir araya geldiği organizasyona 13 siyasi parti katılım gösterdi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Adalet ve Kalkınma Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi, İyi Parti, Büyük Birlik Partisi, DEVA, Gelecek, Saadet, Yeniden Refah, DSP, Vatan Partisi, Anadolu Birliği Partisi ve Yenilik Partisi temsilcileri aynı masayı paylaşarak Yas-ı Matem lokmasına ortak oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Öte yandan, Alevi ve Bektaşi camiasının önde gelen federasyon ve vakıflarının yanı sıra toplumsal dayanışma örgütleri de programda hazır bulundu. Alevi Vakıflar Federasyonu, Cem Vakfı, Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu, Anadolu Abdallar Cemevi Federasyonu, Oğuz Çepni Boyu Dernekler Federasyonu ve Tahtacı Kültür Dernekleri Federasyonu başta olmak üzere toplam 17 güçlü sivil toplum kuruluşu, verdikleri beraberlik mesajıyla geceye damga vurdu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi dedelerinin ve babalarının eşliğinde, dualarla açılan oruçlar ve paylaşılan lokmaların ardından; Muharrem ayının dünyaya barış, hoşgörü ve adalet getirmesi temennileriyle program son buldu.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 20 Jun 2026 00:36:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/anadolu-vakiflar-federasyonundan-yas-i-matem-etkinligi-1781905722.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bahçeli&#039;nin hibe ettiği arsaya yapılan cemevi açılıyor!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bahcelinin-hibe-ettigi-arsaya-yapilan-cemevi-aciliyor-3283</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bahcelinin-hibe-ettigi-arsaya-yapilan-cemevi-aciliyor-3283</guid>
                <description><![CDATA[Anadolu Ajans'ından Betül Bilsel'in haberine göre, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin Horasan Erenleri Dernekler Federasyonuna bağışladığı Nevşehir'deki arsada inşa edilen cemevi, 21 Haziran'da düzenlenecek programla tam kapasite hizmet vermeye başlayacak.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Nevşehir'in Hacıbektaş ilçesi Bala Mahallesi Dedebağ mevkisindeki yaklaşık 6 dönümlük arsa, MHP Genel Başkanı Bahçeli tarafından Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu yönetimine bağışlanmıştı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Temeli 2 Eylül 2023'te atılan cemevinin ilk etabı, 11 Ekim 2025'te düzenlenen törenle hizmete açıldı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Mobilya ve iç mekan tasarım çalışmalarının da tamamlanmasıyla, ikinci etap tamamlanmış olarak dergah hizmete açılacak.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">DERGAH TAM KAPASİTE HİZMETE AÇILIYOR</span></strong></p>

<p><strong><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/HORASAN1.png" style="height:450px; width:760px" /></span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Muharrem ayının 6'ncı gününe denk gelen 21 Haziran'da cemevinin bahçesinde düzenlenecek program kapsamında muharrem orucu açılacak. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Programla cemevi de tam kapasite hizmete girecek.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi inanç ve kültürüne ait unsurları bünyesinde barındıran yaklaşık 6 bin metrekarelik alanda inşa edilen cemevi, mimari yapısı, fiziki büyüklüğü ve çok yönlü kullanım alanlarıyla Türkiye'nin ve dünyanın en büyük cemevi projeleri arasında gösteriliyor.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">TÜRK ALEVİ MİMARİSİ ÖRNEK ALINDI</span></strong></p>

<p><strong><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/hORASAN2.png" style="height:450px; width:760px" /></span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu ile Alevi dedelerinin de katkı sunduğu proje kapsamında inşa edilen yapı, bodrum, zemin ve birinci kat olmak üzere üç kattan oluşuyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hoca Ahmet Yesevi'nin "<em><strong>Dört kapı, kırk makam</strong></em>" öğretisi ise yapının dış cephesinde yer alan sütunlarla mimariye yansıtıldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">"<strong><em>Ya Allah, Ya Muhammed, Ya Ali</em></strong>" anlayışına atfen üç ayrı kapalı bölüme sahip yapının 307 metrekarelik merkezi alanı cem ibadetleri için kullanılacak.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi kültürünün yaşatılması ve toplumsal birlik ile dayanışmanın güçlendirilmesi amacıyla hayata geçirilen Horasan Erenleri Dergah Cemevi'nin cem salonu temsil taşından esinlenilerek 12 köşeli inşa edilirken, tavanında kullanılan kırlangıç motifiyle yedi kat gökyüzü simgelendi.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">DERGAH SADECE CEMEVİ DEĞİL</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Salonda sönmeyen ateş ve su figürlerinin yer aldığı özel bölümler bulunurken, tesis bünyesinde 50 araçlık kapalı ve 15 araçlık açık otopark, 160 kişilik çok amaçlı toplantı salonu, fuaye alanı, dede odası, sohbet odası, yemek salonu, sanayi tipi mutfak, kurban kesim alanı, gasilhane ve morg yer alıyor. Ayrıca 50 yatak kapasiteli 22 odadan oluşan misafirhane ile iki atölye bulunuyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Dergahın yıl boyunca yurt içinden ve dışından gelecek ziyaretçilere açık olması, Hacıbektaş'a gelen ziyaretçilerin konaklama ve sosyal ihtiyaçlarını karşılamaya katkı sağlaması hedefleniyor.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 15:54:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/bahcelinin-hibe-ettigi-arsaya-yapilan-cemevi-aciliyor-1781874202.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>TÜRKSOY Atatürk’ün Baba Ocağında</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/turksoy-ataturkun-baba-ocaginda-3282</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/turksoy-ataturkun-baba-ocaginda-3282</guid>
                <description><![CDATA[Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı (TÜRKSOY) Genel Sekreter Yardımcısı Sayit Yusuf Kocacık köyünü ziyaret etti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / KUZEY MAKEDONYA –</strong> Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı (TÜRKSOY) Genel Sekreter Yardımcısı Sayit Yusuf, Kuzey Makedonya’ya gerçekleştirdiği çalışma ziyareti kapsamında Merkez Jupa Belediyesini ve Türk dünyası için büyük bir tarihî öneme sahip olan Kocacık köyünü ziyaret etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sayit Yusuf ve beraberindeki heyetin programı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün baba soyunun kökenlerinin dayandığı Kocacık köyü ile başladı. </span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ATATÜRK’ÜN BABASININ EVİNE ZİYARET</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/km1.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Heyet, köyde yer alan ve Türk Dünyası açısından özel bir anlam taşıyan Ali Rıza Efendi Anı Evi’ni ziyaret etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Müze Müdürü Deniz Hasan tarafından karşılanan TÜRKSOY heyetine müzenin tarihçesi, yürütülen çalışmalar ve bölgenin kültürel mirası hakkında detaylı bilgi verildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tarihî kaynaklara göre, Atatürk’ün dedesi Kızıl Hafız Ahmet Efendi’nin de Kocacık Yörüklerinden olduğu bilinmektedir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Atatürk’ün babası Ali Rıza Efendi’nin doğduğu bu ev, Atatürk’ün ailesinin tarihine ışık tutan en önemli kültürel mekânlardan biri olarak kabul ediliyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bölge, Türk tarihinin ve Balkanlardaki ortak kültürel mirasın yaşayan en önemli sembolleri arasında yer alıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>JUPA BELEDİYESİ İLE GÖRÜŞME</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/km2.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Anı evi ziyaretinin ardından Merkez Jupa Belediyesine geçen Sayit Yusuf ve heyeti, Belediye Başkanı Ariyan İbraim ve Belediye Konseyi Başkanı Halime Süleyman ile bir araya geldi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Resmî görüşmede şu ana başlıklar öne çıktı:</span></p>

<p><span style="color:#000000">-Bölgenin kültürel değerlerinin korunması,</span></p>

<p><span style="color:#000000">-Ortak Türk kültür mirasının gelecek nesillere aktarılması,</span></p>

<p><span style="color:#000000">-Kültür alanındaki yeni iş birliği imkânlarının değerlendirilmesi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Toplantıda, Türk Dünyası’nın ortak tarihî hafızasının yaşatılmasının büyük bir önem taşıdığı vurgulanırken, TÜRKSOY ile yerel kurumlar arasındaki kültürel bağların daha da geliştirilmesi yönünde kararlılık mesajı verildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ziyaret programı, günün anısına gerçekleştirilen karşılıklı hediye takdimi ve hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 13:55:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/turksoy-ataturkun-baba-ocaginda-1781872801.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Prof. Dr. Bülent Kara yazdı: Alevi toplumu için özeleştiri ve gelecek perspektifi</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/prof-dr-bulent-kara-yazdi-alevi-toplumu-icin-ozelestiri-ve-gelecek-perspektifi-3281</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/prof-dr-bulent-kara-yazdi-alevi-toplumu-icin-ozelestiri-ve-gelecek-perspektifi-3281</guid>
                <description><![CDATA[Prof. Dr. Bülent Kara, Cumhuriyet Halk Partisi içinde son dönemde ortaya çıkan iç kavgalar bağlamında, Alevilik inancı üzerinden siyasi parti rekabetinde var olmanın zararlarına dair uyarılarda bulundu. Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Sosyoloji Anabilim Dalı'nda eğitim çalışmalarını sürdüren Prof. Dr. Kara, "Sosyal medya linçleriyle demokratik mücadele verilmez. Bugün ihtiyaç duyulan şey; daha çok bağırmak değil, daha derin görmek, daha doğru konuşmak ve ortak geleceği birlikte kurabilecek bir siyasal olgunluk geliştirmektir." dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">TÜRKİYE’DE SİYASAL MÜHENDİSLİĞİN YENİ BİÇİMİ: </span></p>

<p><span style="color:#000000">ALEVİ TOPLUMU ve CHP EKSENİNDE SİYASAL ÇATIŞMA DİNAMİKLERİ1 </span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">Prof. Dr. Bülent KARA</span></strong></p>

<p><strong><span style="color:#000000">Sosyolog</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye’de Siyasal Tartışmaların Tarihsel Arka Planı </span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye’nin son dönemlerde yaşadığı siyasal tartışmalar, yalnızca günlük parti rekabeti, liderlik mücadelesi ya da sosyal medya polemikleri üzerinden okunamayacak kadar derin bir arka plana sahiptir. Bugün görünürde Cumhuriyet Halk Partisi, Alevi toplumu, Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik eleştiriler, bazı vakıf ve dernek çevrelerinin karşılıklı suçlamaları yahut sosyal medyada büyütülen linç kampanyaları tartışılıyor gibi görünse de meselenin daha derininde Türkiye’nin uzun yıllardır maruz kaldığı bir siyasal mühendislik biçimi yatmaktadır. Bu mühendislik, geçmişte karşıt ideolojik kamplar oluşturarak toplumsal enerjiyi iç çatışmalara yönlendirmiş; bugün ise daha tehlikeli bir aşamaya geçerek aynı kimlik, aynı inanç ve aynı siyasal aidiyet havzası içindeki insanları birbirine düşürme yolunu seçmiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye’nin yakın tarihi, dış bağlantılı, vesayetçi ya da iç siyasal dengeleri yönlendirmeye çalışan yapıların toplumsal ayrışmalardan beslendiğini gösteren örneklerle doludur. Komünizmle Mücadele Derneği gibi Soğuk Savaş döneminin ideolojik yapıları, FETÖ benzeri uzun vadeli örgütlenmeler ve farklı dönemlerde farklı adlar altında ortaya çıkan siyasaltoplumsal mühendislik mekanizmaları, Türkiye’nin kendi doğal gelişim enerjisini sürekli iç gerilimlerle tüketmiştir. Ülkenin refahı, kalkınması, demokratikleşmesi, medeniyet yürüyüşü ve toplumsal huzuru için kullanılması gereken enerji; yıllarca kardeşi kardeşe, komşuyu komşuya, aynı ülkenin evlatlarını birbirine karşı konumlandıran gerilimlere harcanmıştır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu noktada dikkat edilmesi gereken husus şudur: Geçmişte kurulan karşıtlıklar çoğunlukla iki ayrı cephe üzerinden işletiliyordu. Bir taraf diğerine karşı konumlandırılıyor, siyaset de bu karşıtlık üzerinden düzenleniyordu. Fakat bu yöntemin artık yeterince etkili olmadığı görülmüş olmalı ki bugün daha içeriden, daha ince ve daha zehirli bir yöntem devreye sokulmaktadır. Artık çatışma, yalnızca farklı ideolojik kamplar arasında değil; aynı kimliğin, aynı inanç dünyasının, aynı siyasal aidiyet alanının içinde üretilmektedir. Bu durum, özellikle Alevi toplumu ve Cumhuriyet Halk Partisi çevresinde yaşanan son tartışmalarda açık biçimde görülmektedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Komünizmle Mücadele Derneği’nden Günümüze Uzanan Çizgi </span></p>

<p><span style="color:#000000">Yaklaşık 50 yıl önce Komünizmle Mücadele Derneği çevresinde şekillenen siyasal iklim ile günümüzde ortaya çıkan bazı ilişkiler dikkat çekicidir. Derneği yönetenlerin çocukları ile o dönemde mağdur edilen kesimlerin çocuklarının günümüzde çeşitli ittifaklar ve yakınlaşmalar içerisinde bulunmaları dikkatle değerlendirilmesi gereken bir durumdur. Tarih, bazen aktörleri değiştirse de yöntemlerini koruyabilmektedir. Bu durum siyasal hafızanın önemini ortaya koymaktadır. Dün toplumsal kesimleri birbirine karşı konumlandıran anlayışın, bugün farklı yöntemlerle benzer sonuçlar üretmeye çalışabileceği göz ardı edilmemelidir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Karşıt Grupların Çatışmasından Aynı Kimlik İçindeki Çatışmaya </span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye’de geçmişte sağ-sol, laik-dindar, Alevi-Sünni, milliyetçi-devrimci gibi karşıtlıklar üzerinden işletilen çatışma siyaseti, bugün aynı sosyolojik zemin içinde çatlaklar üretme biçiminde yeniden sahneye konulmaktadır. Eskiden karşıt gruplar birbirine düşürülüyor, çatışma iki ayrı kamp arasında örgütleniyordu. Bugün ise aynı tarihsel acıları paylaşan, aynı kültürel hafızadan beslenen, aynı demokratik talepleri dile getiren çevrelerin kendi içlerinde parçalanması hedeflenmektedir. Bu, daha sinsi ve daha yıkıcı bir yöntemdir. Çünkü karşıt gruplar arasındaki çatışma belli ölçülerde tanınabilir, sınırları görülebilir ve yönetilebilirken; aynı kimlik havzası içindeki çatışmalar hem daha duygusal hem daha derin hem de daha kontrolsüzdür. Gerçek kardeş kavgası da tam burada başlar.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">ALEVİLİK, YOL ERKÂNI VE İÇ TARTIŞMALAR </span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Aleviliğin Temel Değerleri ve Yol Anlayışı </span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevilik tarihsel olarak yalnızca bir inanç kimliği değil; aynı zamanda adalet, mazlumiyet, yol erkânı, rıza, edep, insan sevgisi ve zulme karşı duruş gibi değerlerle şekillenmiş derin bir kültürel havzadır. Bu havzanın en temel ilkelerinden biri, yolun kişisel hırsların ve günlük siyasal kavgaların üzerinde görülmesidir. “Yol cümleden uludur” anlayışı, Alevi irfanının merkezinde yer alır. Bu anlayış, kişisel ihtirasları, grup çıkarlarını, geçici siyasal pozisyonları ve sosyal medya öfkelerini aşan bir ahlakı ifade eder. Dolayısıyla Alevilik içinden konuştuğunu iddia eden kişi, yapı ya da çevrelerin, bu yol ahlakını siyasal kavga malzemesi hâline getirmesi son derece tehlikelidir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi Toplumu İçerisinde Derinleşen Ayrışmalar </span></p>

<p><span style="color:#000000">Son dönemlerde bazı Alevi çevrelerinde, vakıf, dernek, örgüt, kanaat grubu ya da sosyal medya aktörleri üzerinden yürüyen tartışmaların, haklı eleştiri sınırını aşarak bir tür iç linç kültürüne dönüştüğü görülmektedir. Burada sorun, herhangi bir siyasal figürün eleştirilmesi değildir. Elbette Kemal Kılıçdaroğlu da başka bir siyasal aktör de, parti yöneticileri de, kanaat önderleri de eleştirilebilir. Demokratik siyasetin doğası bunu gerektirir. Fakat eleştiri ile itibarsızlaştırma, siyasal değerlendirme ile kimlik imhası, fikir ayrılığı ile inanç içi mahkûmiyet arasında ciddi bir fark vardır. Bugün tehlikeli olan, bu sınırların bilinçli ya da bilinçsiz biçimde ortadan kaldırılmasıdır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bazı çevreler kendi haklılıklarını ispatlama çabasıyla hareket ederken, aslında kendi toplumsal zeminlerini zayıflatmakta ve kendilerini inkâr etmektedirler. Kendi gibi düşünenleri savunmak yerine, kendinden olmayanların rüzgârı arkasında savrularak hareket etmek; Aleviliğe, doğruluğa ve ortak değerlere hizmet etmekten çok, bunları zayıflatan sonuçlar doğurmaktadır. Bu nedenle özellikle Alevi inancından beslenen kanaat önderleri ve Cumhuriyet değerlerine sahip çıkan kesimler son derece dikkatli ve uyanık olmak zorundadır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">“Düşkünlük” Kavramının Siyasal Amaçlarla Kullanılması </span></p>

<p><span style="color:#000000">Vahim olan husus, bazı kişi ve çevrelerin siyasal gerekçelerle “düşkünlük” gibi Aleviliğin en ağır inanç içi kavramlarını devreye sokmasıdır. Düşkünlük, Alevi yolunda sıradan bir suçlama ya da günlük bir siyasal mahkûmiyet ifadesi değildir. Yol, erkân, görgü, ocak, rıza, cem ve topluluk düzeni içinde anlam kazanan ciddi bir inanç hükmüdür. Böyle bir kavramın sosyal medya öfkesiyle, parti içi hizipçilikle, kişisel kırgınlıklarla ya da ideolojik hesaplaşmalarla kullanılması, Aleviliğin kendi iç hukukunu ve irfanî derinliğini aşındırır. Ocaktan gelmeyen, erkân bilmeyen, yolun inceliklerini tanımayan, görgü ve rıza düzenini idrak etmeyen bazı çevrelerin siyasal gerekçelerle insanları “düşkün” ilan etmeye kalkışması, Aleviliği korumak değil; tam tersine Aleviliğin içini boşaltmaktır. Bu noktada temel sorular şunlardır: </span></p>

<p><span style="color:#000000">+ Bu kişileri düşkün ilan edenler kimlerdir? </span></p>

<p><span style="color:#000000">+ Hangi yetkiyle ve hangi erkâna göre hareket etmektedirler? </span></p>

<p><span style="color:#000000">+ Düşkünlüğün koşulları nelerdir? </span></p>

<p><span style="color:#000000">+ Görgü, rıza ve ocak sistemi olmadan böyle bir hüküm verilebilir mi? </span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">CHP, KEMAL KILIÇDAROĞLU VE SİYASAL DİL TARTIŞMASI </span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">CHP İçindeki Tartışmalar ve Vesayet Sorunu </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugün bazı çevrelerin farkında olmadan içine düştüğü en büyük yanılgı, kendinden olanı yıpratmayı siyasal cesaret sanmasıdır. Oysa siyasal cesaret, kendi mahallesini körü körüne savunmak değildir; fakat kendi mahallesini başkalarının hesapları adına parçalamak da değildir. Gerçek siyasal erdem, hem eleştirel aklı korumak hem de ortak tarihsel zemini tahrip etmemektir. Kendi gibi düşünen, aynı inanç ve değer dünyasından beslenen insanları, karşıt mahallenin alkışları uğruna yok etmeye çalışmak, siyasal doğruluk değil; tarihsel basiretsizliktir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu bağlamda Cumhuriyet Halk Partisi içinde yaşanan tartışmalar da yalnızca parti içi rekabet olarak görülemez. CHP, Türkiye’de yalnızca bir parti değildir; Cumhuriyet’in kuruluş hafızasını, laiklik ilkesini, sosyal demokrasiyi, halkçılığı, hukuk devleti idealini ve farklı toplumsal kesimlerin demokratik temsil arayışını bünyesinde taşıyan tarihsel bir yapıdır. Böyle bir partide değişim, yenilenme ve liderlik tartışmaları elbette olacaktır. Fakat bu tartışmalar, vesayet ilişkileri, dışarıdan yönlendirilen algı operasyonları, cezaevi merkezli siyasal gölgeler, medya mühendisliği ya da sosyal medya linçleri üzerinden yürütülürse, ortaya sahici bir demokratik yenilenme değil, kontrollü bir iç hesaplaşma çıkar.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Liderlik meselesi de burada ayrıca ele alınmalıdır. Liderlik yalnızca makam elde etmek değildir. Başkalarının silahlarıyla, başkalarının talihiyle, başkalarının gölgesiyle elde edilen makamlar kısa vadede parlak görünebilir; fakat uzun vadede kalıcı bir siyasal meşruiyet üretmez. Machiavelli’nin Prens’te işaret ettiği gibi, başkalarının gücüyle kazanılan iktidarlar kırılgandır; çünkü onların dayanağı kişinin kendi erdemi, kendi kabiliyeti ve kendi toplumsal karşılığı değildir. Türkiye siyasetinde de vesayet altında lider olduğunu sananların ve bu vesayete bilinçli ya da bilinçsiz biçimde çanak tutanların tarihsel akıbeti iyi okunmalıdır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Liderlik; </span></p>

<p><span style="color:#000000">+ Meziyet, </span></p>

<p><span style="color:#000000">+ Erdem, </span></p>

<p><span style="color:#000000">+ Ahlak, </span></p>

<p><span style="color:#000000">+ Dürüstlük, </span></p>

<p><span style="color:#000000">+ Fazilet, </span></p>

<p><span style="color:#000000">+ Sabır, </span></p>

<p><span style="color:#000000">+ Feraset, </span></p>

<p><span style="color:#000000">+ Toplumsal sorumluluk gerektirir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu noktada geçmiş siyasal örnekler üzerinden yapılan değerlendirmeler de seçici olmamalıdır. Dün Turgut Özal-Yıldırım Akbulut ilişkisi üzerine ağır ironiler yapanların, bugün başka türden vesayet ilişkilerini görmezden gelmeleri ciddi bir tutarsızlıktır. Eğer bir dönemde vesayet, gölge liderlik, emanetçilik ya da irade devri eleştiriliyorsa, aynı ölçütler bugün de uygulanmalıdır. Aksi hâlde siyasal ahlak ilkeli olmaktan çıkar, konjonktürel bir araca dönüşür. Bugün cezaevinden, medya gücünden, örgütlü algıdan ya da sosyal medya dalgasından beslenen her türlü siyasal yönlendirme, aynı dikkatle sorgulanmalıdır. </span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">ALEVİ TOPLUMU İÇİN ÖZELEŞTİRİ VE GELECEK PERSPEKTİFİ </span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Üstünlük Söylemleri Yerine Somut Davranışlar </span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi toplumunun; </span></p>

<p><span style="color:#000000">+ “Biz daha demokratız” </span></p>

<p><span style="color:#000000">+ “Biz daha özgürlükçüyüz” </span></p>

<p><span style="color:#000000">+ “Biz daha dürüstüz” </span></p>

<p><span style="color:#000000">+ “Biz daha cesuruz” </span></p>

<p><span style="color:#000000">+ “Biz daha evrenseliz” gibi soyut üstünlük iddialarından çok, bu değerleri somut davranışlarla göstermesi gerektiği ifade etmek gerekir. Demokrasi yalnızca karşı tarafın baskısına karşı çıkmak değil, kendi içindeki farklı görüşlere de adaletle yaklaşabilmektir. Özgürlükçülük kendi içindeki farklı sesleri de koruyabilmektir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu nedenle Alevi toplumu ve demokratik çevreler, bugün daha sade, daha kuşatıcı, daha anlamlı ve daha kendi kendini anlatabilen bir siyasal dile ihtiyaç duymaktadır. Kirli, mübalağalı, küçümseyici, hakaret yüklü ve kendini sürekli ahlaki üstünlük üzerinden kuran dil, toplumu ikna etmez; aksine onu yorar. Apolitik öfkeyi politik tavır sanmak, sosyal medya hırçınlığını devrimcilik diye sunmak, kişisel kırgınlıkları tarihsel dava gibi göstermek, inanç kavramlarını siyasal mühimmat hâline getirmek bu topluma fayda sağlamaz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sosyal Medya, Linç Kültürü ve Kişisel Çıkarlar </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bazı kanaat önderleri ve sosyal medya kullanıcıları, bireysel çıkarlarını toplumun çıkarları gibi sunabilmekte ve bu durum bir önemsenme yanılsaması yaratabilmektedir. Sosyal medya hırçınlığını devrimcilik, kişisel kırgınlıkları tarihsel dava ve inanç kavramlarını siyasal mühimmat hâline getirmek toplumsal fayda üretmemektedir. Kirli, mübalağalı, küçümseyici ve hakaret içeren dil yerine daha sade, daha kuşatıcı ve daha anlamlı bir siyasal dil geliştirilmesi gerekmektedir. </span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">SONUÇ: KARDEŞ KAVGASINA KARŞI ORTAK AKIL </span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Bugün Türkiye açısından en büyük tehlikelerden biri, artık karşıt kampların çatışması değildir. Aynı kimliğin, aynı inancın ve aynı siyasal hafızanın kendi içerisinde parçalanmasıdır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu nedenle: </span></p>

<p><span style="color:#000000">+ Yolun, </span></p>

<p><span style="color:#000000">+ Erkânın, </span></p>

<p><span style="color:#000000">+ Rızanın, </span></p>

<p><span style="color:#000000">+ Edebin, </span></p>

<p><span style="color:#000000">+ Tarihsel sorumluluğun yeniden hatırlanması gerekmektedir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugün asıl ihtiyaç, Alevi toplumunun kendi içinden yükselen serinkanlı, erdemli ve yol ahlakına bağlı bir ortak akıldır. Bu ortak akıl, ne eleştiriyi yasaklamalı ne de haksız linçlere izin vermelidir. Ne kişileri kutsamalı ne de onları kimlikleri üzerinden değersizleştirmelidir. Ne parti içi tartışmaları bastırmalı ne de bu tartışmaların kardeş kavgasına dönüşmesine göz yummalıdır. Özellikle kanaat önderleri, ocakzadeler, dernek ve vakıf temsilcileri, siyasal aktörler ve sosyal medya etkileyicileri, kullandıkları dilin yalnızca kendi şahıslarını değil, temsil ettikleri tarihsel hafızayı da etkilediğini unutmamalıdır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye’nin önündeki en büyük tehlikelerden biri, artık yalnızca karşıt kampların çatışması değil; aynı mahallenin, aynı kimliğin, aynı inancın ve aynı siyasal hafızanın kendi içinde parçalanmasıdır. Bu parçalanma, sıradan bir fikir ayrılığı değildir; yönetilmediği takdirde tarihsel bir kırılmaya dönüşebilir. Bu nedenle özellikle Alevi toplumu içinde yolun, erkânın, rızanın, edebin ve tarihsel sorumluluğun yeniden hatırlanması gerekir. Cumhuriyet değerlerine bağlı, demokratik siyaseti önemseyen, Aleviliğin irfanî derinliğini bilen ve Türkiye’nin ortak geleceğini önceleyen herkes, bu yeni çatışma mühendisliğine karşı dikkatli olmalıdır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye’nin siyasal geleceği açısından da mesele yalnızca Alevi toplumu ya da CHP ile sınırlı değildir. Aynı kimlik havzası içinde çatışma üretme yöntemi, bugün bir yerde deneniyorsa yarın başka bir yerde de denenebilir. Bugün Alevi toplumu içinde ayrışma üreten akıl, yarın milliyetçi çevrelerde, muhafazakâr yapılarda, Kürt siyasetinde, sosyal demokratlarda, sendikalarda, cemaatlerde, meslek örgütlerinde ya da akademik çevrelerde benzer çatlaklar üretmeye çalışabilir. Çünkü yöntem aynıdır: Ortak değerleri olan insanları birbirine karşı konumlandırmak; güveni yok etmek; temsil kabiliyetini kırmak; enerjiyi dışa değil içe yöneltmek; sonunda da toplumsal bütünlüğü zayıflatmak. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Kardeş kavgasını önlemenin yolu, eleştiriyi susturmak değildir; eleştiriyi ahlakla, bilgiyle, tarihsel bilinçle ve ortak sorumluluk duygusuyla yapabilmektir. Kendi içindeki insanı yok ederek haklı olunmaz. İnanç kavramlarını siyasal öfkeye teslim ederek yol korunmaz. Sosyal medya linçleriyle demokratik mücadele verilmez. Vesayet ilişkilerini görmezden gelerek özgür siyaset kurulmaz. Bugün ihtiyaç duyulan şey, daha çok bağırmak değil; daha derin görmek, daha doğru konuşmak ve aynı tarihsel kaderi paylaşan insanların birbirine karşı değil, birlikte geleceğe yürümesini sağlayacak bir siyasal olgunluk geliştirmektir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Kendi içindeki insanı yok ederek haklı olunmaz. İnanç kavramlarını siyasal öfkeye teslim ederek yol korunmaz. Sosyal medya linçleriyle demokratik mücadele verilmez. Bugün ihtiyaç duyulan şey; daha çok bağırmak değil, daha derin görmek, daha doğru konuşmak ve ortak geleceği birlikte kurabilecek bir siyasal olgunluk geliştirmektir. Eğer burada bir taraf, bir yan olacaksa, kendin gibi düşünenleri savunmak öncelik olmalıdır. </span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 18:15:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/prof-dr-bulent-kara-yazdi-alevi-toplumu-icin-ozelestiri-ve-gelecek-perspektifi-1781796984.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Derince Cemevi açılışa gün sayıyor</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/derince-cemevi-acilisa-gun-sayiyor-3280</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/derince-cemevi-acilisa-gun-sayiyor-3280</guid>
                <description><![CDATA[Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, Derince'de yapımı tamamlanan İmam Zeynel Abidin Cemevi'nde son incelemelerini gerçekleştirdi. Cem Vakfı Alevi İslam İnanç Hizmetleri Başkanı Mesut Yıldırım ve bölge sakinleri, Başkan Büyükakın'a teşekkürlerini iletti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, Derince’de yapımı tamamlanan İmam Zeynel Abidin Cemevi’nde önemli incelemelerde bulundu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Açılış için gün sayan cemevindeki son hazırlıkları yerinde denetleyen Başkan Büyükakın’a, Cem Vakfı Alevi İslam İnanç Hizmetleri Başkanı Mesut Yıldırım ve bölge halkı eşlik etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin ibadethane ve kültür merkezi destekleri kapsamında inşa edilen Derince İmam Zeynel Abidin Cemevi, Yenikent Mahallesi’nde 4.045 metrekarelik bir alanda, 5 katlı olarak yükseldi. </span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">CEM VAKFI'NDAN BAŞKAN BÜYÜKAKIN'A TEŞEKKÜR</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi vatandaşların kültürel değerlerini yaşatması ve tüm ihtiyaçlarını karşılaması hedeflenen yapının inşaatı tamamlandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İncelemeler sırasında Başkan Büyükakın’a eşlik eden Cem Vakfı Alevi İslam İnanç Hizmetleri Başkanı Mesut Yıldırım ve vatandaşlar, bölgeye kazandırılan bu güzel cemevi için teşekkürlerini dile getirdi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Başkan Büyükakın ise cemevinin Alevi vatandaşlara hayırlı olmasını dileyerek, Muharrem ayında tutulan oruçların kabul olmasını temenni etti.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">MODERN DONANIMLI EKSİKSİZ BİR MERKEZ</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Toplam 800 metrekare inşaat alanına sahip 5 katlı cemevinde, cenaze alanı, abdesthane, morg, gasilhane, bay-bayan tuvaletleri, yemekhane, mutfak, ürün satış ve fuaye alanı gibi birçok bölüm bulunuyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ayrıca idari ofisler, kütüphane, sekretarya, yönetici ve başkan odaları, dede odası, konferans salonu, kulis, eğitim salonu, reji odası, cem salonu ve lokma odası gibi tüm donatılar eksiksiz bir şekilde yer alıyor.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 17:14:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/derince-cemevi-acilisa-gun-sayiyor-1781792711.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Horasan Erenleri&#039;nden birliğe davet!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/horasan-erenlerinden-birlige-davet-3279</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/horasan-erenlerinden-birlige-davet-3279</guid>
                <description><![CDATA[Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu, Muharrem ayı matemi vesilesiyle birlik, beraberlik ve kardeşlik bağlarını pekiştirmek amacıyla Hacıbektaş ilçesinde bulunan Horasan Erenleri Dergahı Cemevi'nde anlamlı bir oruç açma programı düzenliyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu, Muharrem ayı matemi vesilesiyle birlik, beraberlik ve kardeşlik bağlarını pekiştirmek amacıyla anlamlı bir iftar programı düzenliyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">"<strong><em>Birliğe Davet</em></strong>" başlığıyla yayımlanan afişte, Hz. Hüseyin ve Kerbela şehitlerinin acısını yüreklerinde taşıyan tüm canlar, Muharrem matemi orucunu birlikte açmaya davet edildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>"Birlikte Daha Güçlüyüz, Birlikte Daha Umutluyuz"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Av. Erdem Cömert’in öncülüğünde gerçekleştirilecek programla ilgili yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:</span></p>

<p><span style="color:#000000">"<em><strong>Yüreklerimizde Hz. Hüseyin ve Kerbela şehitlerinin acısını taşırken; birlik, beraberlik ve kardeşlik bağlarımızı pekiştirmek adına; Muharrem matemi orucumuzu açma programında bir araya geliyoruz ve siz değerli canlarımızı aramızda görmekten onur duyarız.</strong></em>"</span></p>

<p><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-06-10%20at%2022_48_03.jpeg" style="height:800px; width:533px" /></p>

<p><strong><span style="color:#000000">Program Detayları ve Konum:</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Nevşehir'in Hacıbektaş ilçesinde gerçekleştirilecek olan bu anlamlı buluşmanın program bilgileri ise şöyle:</span></p>

<p><span style="color:#000000">* Tarih: 21 Haziran 2024 Cuma<br />
* Saat: 20:00<br />
* Yer: Horasan Erenleri Dergâhı Cemevi<br />
* Adres: Savat Mahallesi, Dedebağ Sokak, Hacıbektaş / NEVŞEHİR</span></p>

<p><span style="color:#000000">Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu, "<em><strong>Birlikte daha güçlüyüz, birlikte daha umutluyuz</strong></em>" mesajıyla tüm vatandaşları bu manevi iklimi paylaşmaya çağırıyor.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 15:22:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/horasan-erenlerinden-birlige-davet-1781785941.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ABD-İran mutabakat zaptının tam metni</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/abd-iran-mutabakat-zaptinin-tam-metni-3278</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/abd-iran-mutabakat-zaptinin-tam-metni-3278</guid>
                <description><![CDATA[ABD, İran ile savaşı sona erdirmek için varılan anlaşmanın tam metnini yayınladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start"><span style="color:#000000">ABD'li üst düzey bir yetkili, mutabakat zaptı (MOU) olarak bilinen anlaşmayı BBC de dahil olmak üzere medyaya okudu.</span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000">Anlaşma, her iki tarafın da önümüzdeki 60 gün içinde nihai bir anlaşmaya varmak için görüşmelere devam etme taahhüdünü içeriyor ve ayrıca Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasına ve ABD'nin İran'a uyguladığı yaptırımları kaldırmasına da değiniyor.</span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000">Aşağıda anlaşmanın 14 maddesinin tamamı yer almaktadır.</span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><strong>1. Madde:</strong>&nbsp;Amerika Birleşik Devletleri ve İran İslam Cumhuriyeti ve mevcut savaştaki müttefikleri, bu Mutabakat Zaptı'nı imzalayarak, Lübnan da dahil olmak üzere tüm cephelerdeki askeri operasyonların derhal ve kalıcı olarak sona erdiğini ilan eder ve bundan böyle birbirlerine karşı herhangi bir savaş veya askeri operasyon başlatmamayı, birbirlerine karşı güç tehdidinde bulunmaktan veya güç kullanmaktan kaçınmayı ve Lübnan'ın toprak bütünlüğünü ve egemenliğini güvence altına almayı taahhüt ederler. Nihai anlaşma, Lübnan da dahil olmak üzere tüm cephelerdeki savaşın kalıcı olarak sona ermesini ve bu paragrafın diğer hükümlerini teyit edecektir.</span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><strong>2. Madde:</strong>&nbsp;Amerika Birleşik Devletleri ve İran İslam Cumhuriyeti, birbirlerinin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı göstermeyi ve birbirlerinin iç işlerine müdahale etmekten kaçınmayı taahhüt ederler.</span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><strong>3. Madde:</strong>&nbsp;Amerika Birleşik Devletleri ve İran İslam Cumhuriyeti, karşılıklı mutabakatla uzatılabilecek şekilde, en fazla 60 gün içinde nihai anlaşmaya varmak için müzakere etmeyi taahhüt ederler.</span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><strong>4. Madde:</strong>&nbsp;Bu Mutabakat Zaptı'nın imzalanmasının hemen ardından, Amerika Birleşik Devletleri, İran İslam Cumhuriyeti'ne karşı uyguladığı deniz ablukasını ve her türlü rahatsızlığı veya engeli kaldırmaya başlayacak ve deniz ablukasını 30 gün içinde tamamen sona erdirecektir. Bu süre zarfında, gemi trafiği, İran İslam Cumhuriyeti tarafından yeniden tesis edilen savaş öncesi trafik sayısıyla orantılı olacaktır. Amerika Birleşik Devletleri ayrıca, nihai anlaşmanın ardından 30 gün içinde kuvvetlerini İran İslam Cumhuriyeti yakınlarından çekmeyi taahhüt eder.</span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><strong>5. Madde:</strong>&nbsp;Bu Mutabakat Zaptı'nın imzalanmasının ardından, İran İslam Cumhuriyeti, ticari gemilerin 60 gün boyunca, yalnızca Basra Körfezi'nden Umman Denizi'ne ve Umman Denizi'nden Basra Körfezi'ne ücretsiz olarak güvenli geçişini sağlamak için azami gayreti gösterecektir. Ticari gemi trafiği derhal başlayacak ve İran İslam Cumhuriyeti tarafından taktiksel ve askeri engellerin kaldırılması ve mayın temizleme ihtiyacı göz önünde bulundurularak 30 gün içinde faaliyete geçirilecektir. İran İslam Cumhuriyeti, Hürmüz Boğazı'ndaki gelecekteki yönetim ve denizcilik hizmetlerini tanımlamak için Umman Sultanlığı ile diyalog kuracak ve ilgili uluslararası hukuka uygun olarak diğer Basra Körfezi kıyı devletleriyle görüşmelerde bulunacaktır. Hürmüz Boğazı kıyı devletlerinin egemenlik hakları.</span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><strong>Madde 6:</strong>&nbsp;Amerika Birleşik Devletleri, bölgesel ortaklarla birlikte İran İslam Cumhuriyeti'nin yeniden inşası ve ekonomik kalkınması için en az 300 milyar dolar (225 milyar sterlin) tutarında kesin ve karşılıklı olarak kabul edilmiş bir plan geliştirmeyi taahhüt eder. Bu planın uygulanmasına yönelik mekanizma, 60 gün içinde nihai bir anlaşmanın parçası olarak kesinleştirilecektir. İlgili finansal işlemler için gerekli tüm lisanslar, muafiyetler ve izinler Amerika Birleşik Devletleri tarafından verilecektir.</span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><strong>7. Madde:</strong>&nbsp;Amerika Birleşik Devletleri, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararları, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) Yönetim Kurulu kararları ve tüm tek taraflı ABD yaptırımları (birincil ve ikincil) dahil olmak üzere, İran İslam Cumhuriyeti'ne karşı uygulanan her türlü yaptırımı, üzerinde mutabık kalınan bir takvime göre sona erdirmeyi taahhüt eder. Nihai anlaşmanın bir parçası olarak, İran İslam Cumhuriyeti ve Amerika Birleşik Devletleri, yukarıda belirtilen yaptırımların sona erdirilmesi konusunun kritik önemini kabul eder ve bu konularda karşılıklı anlaşmaya varmak için müzakerelerde derhal bu konuları ele alma niyetlerini ifade ederler.</span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><strong>8. Madde:</strong>&nbsp;İran İslam Cumhuriyeti, nükleer silah edinmeyeceğini veya geliştirmeyeceğini yeniden teyit eder. Amerika Birleşik Devletleri ve İran İslam Cumhuriyeti, yedinci paragrafta belirtilen takvime uygun olarak karşılıklı olarak üzerinde anlaşılacak bir mekanizma uyarınca, stoklanmış zenginleştirilmiş malzemenin tasfiyesi konusunda anlaşmaya varmışlardır; minimum yöntem, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) gözetiminde yerinde karıştırma olacaktır. İki taraf ayrıca, nihai anlaşmada üzerinde anlaşılacak tatmin edici bir çerçeve temelinde, İran İslam Cumhuriyeti'nin nükleer ihtiyaçlarıyla ilgili olarak zenginleştirme ve diğer karşılıklı olarak üzerinde anlaşılan konuları görüşmeyi kabul etmiştir. Nihai anlaşma, bu paragrafın hükümlerini teyit edecektir. Amerika Birleşik Devletleri ve İran İslam Cumhuriyeti, yukarıda belirtilen nükleer konuların kritik önemini kabul etmekte ve bu konularda karşılıklı anlaşmaya varmak için müzakerelerde derhal bu konuları ele alma niyetlerini ifade etmektedirler.</span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><strong>9. Madde:</strong>&nbsp;Nihai anlaşmaya varılana kadar, Amerika Birleşik Devletleri ve İran İslam Cumhuriyeti mevcut durumu koruma konusunda anlaşmışlardır. İran İslam Cumhuriyeti nükleer programının mevcut durumunu koruyacak ve Amerika Birleşik Devletleri yeni yaptırımlar uygulamayacak ve bölgeye ek kuvvet konuşlandırmayacaktır.</span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><strong>10. Madde:</strong>&nbsp;Amerika Birleşik Devletleri, bu Mutabakat Zaptı'nın imzalanmasının hemen ardından ve yaptırımların sona ermesine kadar, ABD Hazine Bakanlığı'nın İran ham petrolü, petrol ürünleri ve türevlerinin ihracatı ve bankacılık, işlemler, sigortalar, ulaşım vb. dahil olmak üzere tüm ilgili hizmetler için muafiyetler vereceğini taahhüt eder.</span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><strong>Madde 11:</strong>&nbsp;Amerika Birleşik Devletleri, Mutabakat Zaptı'nın uygulanması üzerine İran İslam Cumhuriyeti'nin dondurulmuş veya kısıtlanmış fonlarını ve varlıklarını tamamen kullanıma açmayı taahhüt eder. Amerika Birleşik Devletleri ve İran İslam Cumhuriyeti, bu fonların serbest bırakılmasıyla ilgili prosedürler konusunda karşılıklı olarak anlaşacaklardır. Müzakereler sırasında, bu fonlar, ister asıl hesapta tutulsun ister transfer edilsin, İran İslam Cumhuriyeti Merkez Bankası tarafından belirlenen nihai alıcıya ödeme için tamamen kullanılabilir hale getirilecektir. Amerika Birleşik Devletleri, buna göre gerekli tüm lisans ve yetkilendirmeleri vermeyi taahhüt eder.</span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><strong>12. Madde:</strong>&nbsp;Amerika Birleşik Devletleri ve İran İslam Cumhuriyeti, bu Mutabakat Zaptı'nın başarılı bir şekilde uygulanmasını ve nihai anlaşmaya uyulmasını izlemek üzere bir yürütme mekanizması kurulması konusunda anlaştılar.</span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><strong>Madde 13:</strong>&nbsp;Mutabakat Zaptı'nın imzalanmasının ardından ve bu Mutabakat Zaptı'nın bir, dört, beş, on ve on birinci paragraflarının uygulanmasına başlanması ve bu önlemlerin uygulanmaya devam edilmesi şartıyla, Amerika Birleşik Devletleri ve İran İslam Cumhuriyeti, nihai anlaşmaya ilişkin müzakerelere münhasır olarak başlayacaktır.</span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><strong>14. Madde:</strong>&nbsp;Nihai anlaşma, bağlayıcı bir Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) kararıyla onaylanacaktır.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 14:20:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/abd-iran-mutabakat-zaptinin-tam-metni-1781782526.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Halk ozanları Hacıbektaş&#039;ta bir araya geliyor!</title>
                <category>KÜLTÜR SANAT</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/halk-ozanlari-hacibektasta-bir-araya-geliyor-3277</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/halk-ozanlari-hacibektasta-bir-araya-geliyor-3277</guid>
                <description><![CDATA[Hacı Bektaş Veli Kültür Derneği tarafından her yılı Hacıbektaş ilçesinde düzenlenen geleneksel "Halk Ozanları Hacıbektaş Buluşması"nın 20-21 Haziran 2026 tarihlerinde yapılacağı açıklandı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Hacı Bektaş Veli Kültür Derneği, bu yıl büyük bir kültürel etkinliğe ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Dernek tarafından geleneksel hale getirilen ve bu yıl 16’ncısı düzenlenecek olan "<strong><em>Halk Ozanları Hacıbektaş Buluşması</em></strong>", 20-21 Haziran 2026 tarihlerinde gerçekleştirilecek.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Uluslararası boyutta organize edilen bu dev etkinlik, Balkanlar’dan Orta Asya’ya kadar uzanan geniş bir coğrafyanın köklü Halk Ozanlığı (Aşıklık) geleneğini yeniden gündeme taşıyacak.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ANA TEMA: YUNUS EMRE</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu yılki buluşmanın sempozyum ana teması, Türk şiirinin ve tasavvufunun ölümsüz ismi "<strong><em>YUNUS EMRE</em></strong>" olarak belirlendi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Etkinlik kapsamında, Yunus Emre’nin felsefesi, eserleri ve ozanlık geleneğine olan etkileri derinlemesine ele alınacak.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Program, üç oturumdan oluşan bilimsel bir sempozyum ve kulakların pasını silecek özel bir gece programı ile katılımcılara zengin bir içerik sunacak.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>DÜNYADAN HALK BİLİMCİLER HACIBEKTAŞ’TA BULUŞACAK</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/AFIS-LOGOSUZ-2026-scaled.jpg" style="height:800px; width:565px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Etkinliğin sempozyum bölümü, uluslararası düzeyde çok sayıda değerli akademisyen ve araştırmacıyı ağırlayacak.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hindistan, Azerbaycan, Özbekistan ve Kırgızistan’dan gelecek olan halk bilimciler, kendi coğrafyalarındaki aşıklık geleneklerini ve Yunus Emre kültürünü masaya yatıracaklar.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>GECE PROGRAMINDA ULUSLARARASI SAHNE</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Buluşmanın gece programı ise adeta bir müzik ziyafetine dönüşecek. Sazı ve sözüyle dünyaya kültür köprüleri kuran Polonyalı sanatçı <strong>Petra NACHTMANOVA</strong>, <strong>Ozan-Der Grubu</strong> ve <strong>Anadolu Müzik Kültürleri Derneği Bağlama Akademisi</strong> sahne alarak katılımcılara unutulmaz anlar yaşatacak.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>"TÜM DOSTLARI BEKLİYORUZ"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/DAVETIYE-ARKA-YUZ.jpg" style="height:800px; width:381px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Hacı Bektaş Veli Kültür Derneği yetkilileri, etkinlik öncesi yaptıkları açıklamada kültüre ve sanata gönül veren herkese açık bir davette bulundu:</span></p>

<p><span style="color:#000000">"<em><strong>Hacıbektaş’a ve Hacı Bektaş Veli’ye gönül veren tüm dostları bu anlamlı buluşmada aramızda görmeyi bekliyoruz.</strong></em>"</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 14:00:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/halk-ozanlari-hacibektasta-bir-araya-geliyor-1781781025.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kılıçdaroğlu, Muharrem Yas-ı Matem mesajı yayınladı</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kilicdaroglu-muharrem-yas-i-matem-mesaji-yayinladi-3276</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kilicdaroglu-muharrem-yas-i-matem-mesaji-yayinladi-3276</guid>
                <description><![CDATA[Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, bugün başlayan Muharrem matemi ve orucu nedeniyle bir mesaj yayınladı. Hz. Hüseyin ve birlikte katledilen 72 canın anıldığı mesajın Kılıçdaroğlu "yas günlerinde tutulan oruçların, dağıtılan lokmaların, edilen duaların ve paylaşılan acıların kardeşliğimizi, dayanışmamızı ve toplumsal barışımızı güçlendirmesini diliyorum" ifadelerini kullandı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Bugün, 16 Haziran/1 Muharrem günü İslam aleminde yaşanan büyük bir facia için Müslümanlar yas tutuyor. İslam Peygamberi Hz. Muhammed'in en sevdiği torunu Hz. Hüseyin ve beraberindeki 72 kişinin katledildiği Kerbela çölündeki kuşatma, susuz bırakma ve sonunda katledilmeye gidecek sürecin da başlangıcı olarak kabul ediliyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, bugün başlayan Muharrem matemi ve orucu nedeniyle bir mesaj yayınladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kılıçdaroğlu'nun mesajı şöyle:</span></p>

<p><span style="color:#000000">"<em><strong>Kerbela’da zulme karşı hakikatin yanında duran Hz. Hüseyin’i ve yol arkadaşlarını rahmet ve saygıyla anıyor; bu yas günlerinde tutulan oruçların, dağıtılan lokmaların, edilen duaların ve paylaşılan acıların kardeşliğimizi, dayanışmamızı ve toplumsal barışımızı güçlendirmesini diliyorum.</strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Tutulan matem oruçlarının Hak katında kabul olmasını diliyor, canlarımızın Muharrem ayını saygı ve hüzünle selamlıyorum.</strong></em>"</span></p>

<p><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/K%C4%B1l%C4%B1%C3%A7daro%C4%9Flu.JPG" style="height:654px; width:540px" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 15:12:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/kilicdaroglu-muharrem-yas-i-matem-mesaji-yayinladi-1781612838.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Alevihaberler.com.tr araştırdı: Muharrem orucu nasıl tutulur?</title>
                <category>İNANÇ</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevihaberlercomtr-arastirdi-muharrem-orucu-nasil-tutulur-3275</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevihaberlercomtr-arastirdi-muharrem-orucu-nasil-tutulur-3275</guid>
                <description><![CDATA[Muharrem matemi orucu, İslam tarihinde ve özellikle Alevilik-Bektaşilik geleneğinde çok derin tarihi, manevi ve vicdani anlamlar taşıyan bir ibadettir. Muharrem orucunun nasıl ve neden tutulduğu merak ediliyor. Alevihaberler.com.tr olarak, Muharrem orucu hakkında merak edilenleri sizler için derledik.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Muharrem matemi orucunun en önemli ve belirleyici sebebi, Hicri 61 yılının 10 Muharrem gününde gerçekleş Kerbela Katliamında Hz. Muhammed’in torunu Hz. Hüseyin ve beraberindeki 72 yakınının Emevi halifesi Yezid’in ordusu tarafından günlerce susuz bırakılarak şehit edilmesidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu oruç, sadece bir ibadet değil, aynı zamanda Hz. Hüseyin ve Ehlibeyt’in uğradığı zulme karşı duyulan derin hüznün, matemin ve dayanışmanın bir ifadesidir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Son zamanlarda çok sayıda Hanefi mezhebine bağlı Müslümanların da tuttuğu oruçla inanç sahipleri bu günlerde safını mazlumdan yana belli eder ve zalime karşı bir duruş sergiler.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>MUHARREM ORUCU İSLAM ÖNCESİNDE VAR MIYDI?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Muharrem ayı, İslamiyet öncesinde de kutsal kabul edilen ve “<strong><em>haram aylar</em></strong>” (savaşmanın yasak olduğu aylar) arasında yer alan bir zamandır. Bunlar: Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Recep aylarıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Haram aylar ile ilgili bilinmesi gereken temel detaylar şunlardır:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Zilkade:</strong> Hac hazırlıklarının başladığı, kabilelerin savaş ve saldırılardan uzak durduğu barış ve oturma ayıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Zilhicce:</strong> Hac ibadetinin ve kurban kesiminin gerçekleştirildiği en kutsal aylardandır.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Muharrem:</strong> Hicri takvimin ilk ayıdır. Aynı zamanda aşure ayı olarak bilinir ve manevi değeri çok yüksektir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Recep:</strong> Üç ayların ilki olup, tek başına gelen haram aydır</span></p>

<p><span style="color:#000000">İslam geleneğine göre, Muharrem ayının 10. günü olan Aşure Günü, birçok peygamberin dertlerinden ve zulümlerden kurtulduğu gün olarak kabul edilir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hz. Adem’in tövbesinin kabul edilmesi,</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hz. Nuh’un gemisinin tufandan kurtulup Cudi Dağı’na oturması,</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hz. İbrahim’in Nemrut’un ateşinden kurtulması,</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hz. Musa ve kavminin Firavun’un zulmünden kurtulması gibi önemli olayların bu ayda olması nedeniyle, şükür amacıyla da oruç tutulmuştur.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>HZ. MUHAMMED MUHARREM ORUCU TUTTU MU?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Evet, Hz. Muhammed Muharrem orucu tutmuştur. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Hatta bu oruç, Ramazan orucu farz kılınmadan önce Müslümanlar için zorunlu olan ilk oruçtur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İslam’ın güvenilir kaynaklarından olan Sahih-i Buhari’ye göre, İslamiyet öncesinde Mekke’deki Kureyş kabilesi Muharrem ayının 10. günü olan Aşure Günü’nde oruç tutuyordu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Hz. Muhammed de peygamberlik öncesinde ve Mekke döneminde bu geleneğe uyarak Aşure günü orucunu tutmuştur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hz. Muhammed Medine’ye hicret ettiğinde, oradaki Yahudilerin de Muharrem ayının 10. gününde oruç tuttuklarını gördü. Onlara bunun sebebini sorduğunda Yahudiler:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Bugün hayırlı bir gündür. Allah, bugün İsrailoğulları’nı düşmanlarından (Firavun'dan) kurtardı. Hz. Musa da şükür amacıyla bugün oruç tuttu,</strong></em>” dediler.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bunun üzerine Hz. Muhammed, “<em><strong>Biz Musa’ya (ve onun sünnetine) sizden daha layığız</strong></em>” diyerek hem kendisi oruç tuttu hem de Müslümanlara bu orucu tutmalarını emretti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi geleneğinde, Hz. Muhammed’in tuttuğu bu oruç ve peygamberlerin kurtuluş günlerine gösterilen hürmet esastır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ancak hicretin 61. yılında yaşanan Kerbela Katliamı’ndan sonra, bu oruç aynı zamanda Hz. Hüseyin ve Ehlibeyt için tutulan 12 günlük bir Matem Orucuna dönüşmüştür. </span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>MUHARREM ORUCU NASIL TUTULUR?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Muharrem orucu tutulurken sadece aç ve susuz kalınmaz; aynı zamanda Kerbela’da yaşanan susuzluğu ve acıyı hissetmek adına belli yas kurallarına uyulur:</span></p>

<p><span style="color:#000000">- Oruç süresince (genellikle 12 gün) saf su içilmez; su ihtiyacı çorba, ayran, çay gibi sıvılardan karşılanır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">- Canlı feda edilmez, kurban kesilmez ve et yenmez.</span></p>

<p><span style="color:#000000">- Düğün, eğlence, tıraş olmak veya süslenmek gibi neşeli ya da dünyevi faaliyetlerden kaçınılır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">- Kalp kırmamak, gıybet etmemek ve eline-diline-beline sadık kalmak bu ayın en temel ahlaki prensipleridir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Muharrem orucu, peygamberlerin kurtuluş günlerine hürmet etmenin yanı sıra, Hz. Hüseyin’in şahsında adaleti, doğruluğu, mazlumun yanında olmayı ve haksızlığa karşı direnç göstermeyi hatırlatan bir vicdan ve matem orucudur. </span></p>

<p><span style="color:#000000">12 günlük orucun ardından, Kerbela katliamından yaralı kurtulan ve Ehl-i Beyt soyunun devamını sağlayan Hz. Zeynel Abidin için şükür amacıyla kurban kesilir, Aşure çorbası kaynatılır ve pay edilir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>MUHARREM ORUCU TUTMANIN KATKISI NEDİR?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Muharrem orucunun insan üzerindeki katkıları, hem tıbbi ve biyolojik, hem de manevi, psikolojik ve toplumsal boyutlarıyla ele alınabilir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Özellikle bu orucun kendine has “yas ve nefsi terbiye etme” kuralları, onu diğer oruçlardan farklı kılan özelliğidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Muharrem orucunun insan üzerindeki katkılarını şöyle sıralayabiliriz:</span></p>

<p><span style="color:#000000">1. Manevi ve psikolojik katkılar:</span></p>

<p><span style="color:#000000">- Empati ve Vicdan Eğitimi: Muharrem orucu, temelinde Kerbela’da yaşanan susuzluğu ve zulmü hissetme ibadetidir. Bu sayede insan, mazlumun halini anlar, adaletsizliğe karşı duyarlılık kazanır ve vicdani bir derinlik elde eder.</span></p>

<p><span style="color:#000000">- Nefis Terbiyesi ve Sadeleşme: Oruç süresince et yenmemesi, eğlenceden uzak durulması ve lükse kaçılmaması, insana azla yetinmeyi ve dünyevi hırslardan arınmayı (riyazet) öğretir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">- Öfke Kontrolü ve Dilin Terbiyesi: Bu ayda kalp kırmamak, gıybet etmemek, eline-diline-beline sahip olmak (Eline, Diline, Beline sadık kalmak felsefesi) esastır. Bu da bireyin içsel huzurunu bulmasına ve öfke yönetimini geliştirmesine yardımcı olur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">2. Toplumsal katkıları:</span></p>

<p><span style="color:#000000">- Birlik, Beraberlik ve Dayanışma: Oruç süresince cemevlerinde veya toplu alanlarda kurulan muhabbet sofraları, insanların bir araya gelmesini sağlar. Kırgınlıklar barıştırılır, toplumsal bağlar güçlenir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">- Paylaşım Kültürü (Aşure): Orucun bitiminde kaynatılan Aşure çorbası, hiçbir ayrım gözetmeksizin konu komşuya, fakire fukaraya dağıtılır. Bu gelenek, toplumsal barışı ve "birlikte yaşama" kültürünü pekiştirir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">3. Sağlık açısından fiziksel ve biyolojik katkıları:</span></p>

<p><span style="color:#000000">Muharrem orucu, özellikle hayvansal gıdalardan (et, süt, yumurta vb.) uzak durularak tutulduğu için modern tıpta “<em><strong>vegan detoksu</strong></em>” veya “<strong><em>aralıklı oruç</em></strong>” (intermittent fasting) olarak adlandırılan süreçlerle büyük benzerlikler gösterir:</span></p>

<p><span style="color:#000000">- Vücudun Arınması (Detoks): Gün boyu süren açlık, hücrelerin kendi kendisini yenilemesini (otofaji) tetikler. Hasarlı hücreler temizlenir ve bağışıklık sistemi güçlenir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">- Sindirim Sisteminin Dinlenmesi: Hayvansal protein ve yağların sindirimi vücut için oldukça yorucudur. 12 gün boyunca et ve hayvansal gıdalardan uzak durmak, karaciğeri ve sindirim sistemini ciddi anlamda rahatlatır, kolesterolün dengelenmesine yardımcı olur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">- Kalp ve Damar Sağlığı: Lifli gıdalar, sebze ve meyve ağırlıklı beslenme sayesinde damar sağlığı olumlu etkilenir ve kan basıncı (tansiyon) dengelenir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Muharrem orucu bedeni hayvansal gıdalardan ve sürekli sindirim yükünden kurtararak fiziki bir hafifleme ve temizlik sağlarken; ruhu da bencillikten, öfkeden ve hırstan arındırarak manevi bir olgunluğa ulaştırır.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 14:31:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/alevihaberlercomtr-arastirdi-muharrem-matemi-orucu-nasil-tutulur-1781610212.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Beyaz ette fahiş fiyata ceza geldi!</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/beyaz-ette-fahis-fiyata-ceza-geldi-3274</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/beyaz-ette-fahis-fiyata-ceza-geldi-3274</guid>
                <description><![CDATA[Ticaret Bakanlığı Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu, beyaz et piyasasında gerçekleştirilen denetimlerin ardından bazı market işletmelerine idari para cezası uygulanmasına karar verdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Ticaret Bakanlığı Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu, beyaz et piyasasında gerçekleştirilen denetimlerin ardından bazı market işletmelerine idari para cezası uygulanmasına karar verdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bakanlıktan yapılan açıklamada, vatandaşların ekonomik menfaatlerinin korunması, iç piyasada adil ve rekabetçi ticaret ortamının sürdürülmesi ve fahiş fiyat uygulamalarının önlenmesi amacıyla denetim faaliyetlerinin devam ettiği belirtildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Açıklamaya göre, yaz aylarında beyaz ete yönelik talebin artmasıyla birlikte sektörde kapsamlı inceleme ve denetimler yeniden başlatıldı. Ticaret Bakanlığı İstanbul İl Müdürlüğü ekiplerinin sahada yaptığı denetimlerde elde edilen bulgular, Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu'nun 49. toplantısında ele alındı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kurul tarafından yapılan değerlendirmeler sonucunda, fahiş fiyat artışı yaptığı tespit edilen İstanbul’da faaliyet gösteren ulusal ve yerel market işletmelerine toplam 10 milyon 114 bin 595 lira idari para cezası uygulanmasına karar verildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ticaret Bakanlığı, temel gıda ürünlerine erişimin makul fiyatlarla sağlanması amacıyla üretimden tüketime kadar uzanan tedarik zincirindeki fiyat hareketlerini izlemeyi ve gerekli idari tedbirleri uygulamayı sürdüreceğini bildirdi.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 13:38:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/beyaz-ette-fahis-fiyata-ceza-geldi-1781606650.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Erdem Cömert yazdı: Kerbela’dan Gazze’ye Hüseyni duruş</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/erdem-comert-yazdi-kerbeladan-gazzeye-huseyni-durus-3273</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/erdem-comert-yazdi-kerbeladan-gazzeye-huseyni-durus-3273</guid>
                <description><![CDATA[Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Erdem Cömert, Aydınlık gazetesinde Muharrem matemi orucunun başlaması nedeniyle bir yazı kaleme aldı. Cömert, "Kerbela’dan Gazze’ye Hüseyni duruş" başlıklı yazısında "Kerbela, zulüm karşısında alınan tavrın adıdır" diyerek, bizlerin de günümüzdeki saflaşmaya Hüseyni duruşu sahiplenmemiz gerektiği belirtti. İşte, o yazı:]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Muharrem ayı yarın başlıyor. On iki gün boyunca oruç tutacağız, yas tutacağız, düşüneceğiz. Bugün Hicri takvimin ilk günü. Takvimler değişiyor ama Kerbela’nın bize verdiği ders, Kerbela’da yükselen ses değişmiyor.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">ÖLÜMÜ GÖZE ALMAK</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Hz. Hüseyin, Yezid’e biat etmedi. Karşısındaki gücün büyüklüğünü de biliyordu, sonunun şehadet olacağını da. Buna rağmen geri çekilmedi. Saklanmadı. Pazarlık yapmadı. Kerbela çölünde susuz bırakıldı, ailesiyle ve yoldaşlarıyla birlikte katledildi. Ama diz çökmedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tarih, Hz. Hüseyin gibi ölüm karşısında eğilmeyen insanlarla doludur. Sokrates baldıran zehrini içerken düşüncelerinden vazgeçmedi. Jan Hus ateşe yürüdü. Thomas More idam sehpasına çıktı. Jeanne d’Arc yakılacağını bilerek geri adım atmadı. Salvador Allende darbecilere teslim olmak yerine başkanlık sarayında direnmeyi seçti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu insanların ortak noktası zafer kazanmaları değildir. Onları tarihe taşıyan şey, ölüm tehdidi karşısında inançlarını ve ilkelerini hayatlarından üstün tutmalarıdır. Tarih çoğu zaman galipleri değil, ölüm karşısındaki tavrı hatırlar.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">YOLUMUZUN HÜSEYİNLERİ</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Pir Sultan Abdal serini verdi. Nesimi derisini verdi. Hallac-ı Mansur canını verdi. Ama hiçbiri hak bildiği yoldan dönmedi. Hiçbiri zulme boyun eğmedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Mustafa Kemal Atatürk’ün Çanakkale’de söylediği “Size ölmeyi emrediyorum” sözü de aynı ruhun ifadesidir. Çünkü bazı zamanlarda ölüm korkusunu yenmek, zaferin ön şartı haline gelir. Çanakkale’de ve Kurtuluş Savaşı’nda bu millet, canını ortaya koyan insanların fedakârlığıyla ayakta kaldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Deniz Gezmiş ve arkadaşları da idam sehpasına yürürken korkuya teslim olmadılar. İnandıkları davadan vazgeçmediler. Onları hatırlatan şey ölüm biçimleri değil, ölüm karşısındaki duruşlarıdır. Hüseyin İnan’ın idama giderken “Biz korkuyu Kerbela’da bıraktık” dediği anlatılır.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">GEÇMİŞE SAPLANMADAN BUGÜNE BAKMAK</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Muharrem günlerinde Kerbela’yı anacağız. Acıyı hatırlayacağız. Fakat Kerbela’yı yalnızca tarihin bir sayfasına hapsetmeyeceğiz. Çünkü Kerbela bir olaydan çok daha fazlasıdır. Kerbela, zulüm karşısında alınan tavrın adıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Nerede zulüm varsa orası Kerbela’dır. Her Kerbela’yı yaratan bir Yezid olduğu gibi, ona boyun eğmeyen Hüseyinler de olacaktır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugün ABD emperyalizmi ve İsrail siyonizmi bölgemizi ateşe vermektedir. Gazze’yi büyük bir Kerbela’ya çevirdiler. İran’ı hedef aldılar. Bütün Batı Asya’yı istikrarsızlaştırmaya çalışıyorlar. Bu tehdit Türkiye’nin kapısına kadar dayanmıştır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Son günlerde İran’a yönelik saldırılar sırasında Ayetullah Ali Hamaney’in tavrı da dikkat çekiciydi. Öldürülme tehdidi açıkça ortadaydı. Buna rağmen ülkesini terk etmedi, geri çekilmedi, teslimiyet görüntüsü vermedi. Bir sığınak ya da mahsene bile saklanmadı. Halkım füzelere hedefken ben saklanamam dedi. Şehit edildi. Zafer yalnızca silahla kazanılmaz. Bazen zafer, ölüm korkusunu yenebilen iradeyle kazanılır. Bir millet ancak liderleri ve halkı ölümden korkmadığında direnebilir.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">BİZE DÜŞEN GÖREV</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Bize düşen görev Hüseyni duruşu kuşanmaktır. Hz. Hüseyin gibi sonuç ne olursa olsun zulme boyun eğmemektir. Haksızlık karşısında sessiz kalmamaktır. Zalimin karşısında dik durabilmektir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Muharrem ayı bize bunu hatırlatıyor. Hayatı korumak uğruna her şartta ilkelerden vazgeçmek doğru değildir. İnsan bazen bedel ödemeyi göze alabildiği ölçüde tarihte iz bırakır. Kerbela’nın asırlardır unutulmamasının sebebi de budur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugün Kerbela’dan Gazze’ye uzanan çizgide kendimize şu soruyu sormalıyız:</span></p>

<p><span style="color:#000000">Biz hangi taraftayız?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Aşk ile.</span></p>

<p><a href="https://www.aydinlik.com.tr/koseyazisi/kerbeladan-gazzeye-huseyni-durus-580350"><span style="color:#c0392b">YAZININ KAYNAK LİNKİ</span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 12:43:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/erdem-comert-yazdi-kerbeladan-gazzeye-huseyni-durus-1781604394.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu&#039;ndan Muharrem Ayı ve Kerbela Matemi açıklaması</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-bektasi-guc-birligi-platformundan-muharrem-ayi-ve-kerbela-matemi-aciklamasi-3272</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-bektasi-guc-birligi-platformundan-muharrem-ayi-ve-kerbela-matemi-aciklamasi-3272</guid>
                <description><![CDATA[Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu, İslam âlemi ve insanlık tarihi açısından derin anlamlar barındıran Muharrem ayı ve Yas u Matem günleri dolayısıyla yazılı bir basın açıklaması yayımladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / ANKARA —</strong> Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu, İslam âlemi ve insanlık tarihi açısından derin anlamlar barındıran Muharrem ayı ve Yas u Matem günleri dolayısıyla yazılı bir basın açıklaması yayımladı. Platform, inancın doğru temellerde yürütülmesi ve toplumda sıklıkla birbirine karıştırılan "oruç" ile "matem" kavramlarının rükünlerinin net bir şekilde ortaya konulması amacıyla bu açıklamayı kurumsal ve vicdani bir vazife olarak gördüklerini belirtti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>"Oruç ve Matem Birbirinden Bütünüyle Farklıdır"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Yapılan açıklamada, Muharrem orucunun Hz. Muhammed’in bir sünneti olduğu, hadis kaynaklarında Müslümanların, Hz. Peygamber'in ve Ehlibeyt’in bu ayda oruç tuttuklarının açıkça kayıtlı olduğu hatırlatıldı. Orucun temel şartının belirli sürelerde yeme içmeden kesilmek, maddi ve manevi tüm azaları günahlardan korumak olduğu ifade edilirken; kâmil manada orucun ele, bele, dile ve fikre sahip çıkmak anlamına geldiği vurgulandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Matem kavramının ise rükünleri ve doğası itibarıyla oruçtan tamamen farklı olduğuna dikkat çekilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:</span></p>

<p><span style="color:#000000">"İmam Hüseyin ve hane halkının Kerbela'da susuz bırakılarak vahşice şehit edilmesiyle birlikte, Muharrem ayında oruç ile matem üst üste binmiştir."&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tarihi kayıtlara göre İmam Hüseyin'in şehadet haberinin Cenab-ı Hakk tarafından henüz hayattayken Hz. Resulullah'a bildirildiği, onun da bu haberi Hz. Ali ve Hz. Fatıma ile paylaşarak birlikte yas tuttukları aktarıldı. Bu doğrultuda İmam Hüseyin için yas tutmanın bizzat Hz. Muhammed'in sünneti, Hz. Fatıma ve Hz. Ali'nin mirası olduğu belirtildi. Toplumda bu süreçte uygulanan et yememek, doğrudan su içmemek, saç ve sakal kesmemek gibi pratiklerin orucun kuralları değil, şehitlerin acısını kalbinde hissetmekle ilgili "matem hususları" olduğu açıklandı. Matem boyunca mersiyeler, Maktel-i Hüseyn ve Gülzar-ı Hasaneyn metinleri okunarak Kerbela'nın aziz hatırasının diri tutulması gerektiği çağrısında bulunuldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>"Hüseyni Kıyam Evrensel Bir Felsefedir"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Kerbela'da yaşananların bin küsur yıl önce bitmiş kronolojik bir hadise veya kuru bir gözyaşından ibaret olmadığı ifade edilen açıklamada, Hüseyni kıyamın zalimle, zulümle, ihanetle ve yozlaşmayla mücadelede tüm insanlık için evrensel bir felsefe ve rehber olduğu dile getirildi. İmam Hüseyin'in, İslam ahkâmını tahrif eden Emevi zihniyetinin temsilcisi Yezit'e biat etmeyi "zillet" sayarak dünya malı veya saltanat için değil; İslam'ın namusunu ve adalet mefkûresini ihya etmek için başını feda ettiği vurgulandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Açıklama, "Her gün Aşura, her yer Kerbela" şiarıyla, zulmün olduğu her yerde mazlumun safında yer alınarak İmam Hüseyin'in hürriyet felsefesinin kalplerde yaşatıldığı belirtilerek, tutulan oruçların ve çekilen yasların kabul olması niyazıyla son buldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Basın Açıklamasının Tam Metni</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/HK1bOmUW0AEuTYa.png" style="height:800px; width:565px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">ALEVİ-BEKTAŞİ GÜÇ BİRLİĞİ PLATFORMU</span></p>

<p><span style="color:#000000">"Zillet bizden uzaktır."</span></p>

<p><span style="color:#000000">Basın açıklaması: 5</span></p>

<p><span style="color:#000000">Değerli Basın Mensupları, Değerli Canlar;</span></p>

<p><span style="color:#000000">İslam âlemi ve insanlık tarihi açısından derin manalar barındıran Muharrem ayını ve Yas u Matem günlerini yeniden idrak ediyoruz. Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu olarak, bu önemli günlerin idrakine varılması, inancımızın doğru temellerde yürütülmesi ve sıklıkla birbirine karıştırılan oruç ile matem kavramlarının rükünlerinin net bir şekilde ortaya konulması amacıyla bu açıklamayı yapmayı kurumsal ve vicdani bir vazife addediyoruz.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">İlk olarak belirtmek gerekir ki; Muharrem orucu, Aziz Peygamberimiz Hazreti Muhammed Mustafa'nın sünnetidir. &nbsp;Hadis kaynaklarında Müslümanların Muharrem ayında oruç tuttukları açıkça kayıtlıdır. Dolayısıyla Hazreti Peygamber ve Ehlibeyt bu ayda oruç tutmuşlardır. Orucun şartları bellidir; belli sürelerde yeme içmeden kesilmek, maddi ve manevi tüm azaları günahlardan korumaktır. &nbsp;Yüce Allah'a, Peygamber efendimize ve Ehlibeyt'e yalan isnat etmek dahi orucu sakatlayan amellerdendir. Kâmil manada oruç; elimize, belimize, dilimize, fikrimize sahip çıkmaktır.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Matem ise rükünleri ve doğası itibarıyla oruçtan bütünüyle farklıdır. İmam Hüseyin ve hane halkının Kerbela'da susuz bırakılarak vahşice şehit edilmesiyle birlikte, Muharrem ayında oruç ile matem üst üste binmiştir. Tarihi kayıtlara göre İmam Hüseyin'in şehadet haberi gayb bilgisi olarak Cenab-ı Hakk tarafından Hazreti Resulullah'a bildirilmiş; o hazret de bu çileli haberi Hazreti Ali ve Hazreti Fatıma ile paylaşarak daha Hazreti İmam Hüseyin hayattayken birlikte yas tutmuşlardır. Dolayısıyla İmam Hüseyin için yas tutmak bizzat Hazreti Muhammed'in sünneti, Hazreti Fatıma ve Hazreti Ali'nin mirasıdır. Toplumumuzda bu süreçte et yememek, doğrudan su içmemek, saç ve sakal kesmemek gibi uygulamalar orucun kuralları değil, şehitlerin acısını kalbinde hissetmekle ilgili matem hususlarıdır. &nbsp;Bu iki kavrama kafa karışıklığına mahal vermeden yaklaşılmalı; Yas u Matem boyunca mersiyeler, Maktel-i Hüseyn ve Gülzar-ı Hasaneyn metinleri okunarak Kerbela'nın aziz hatırası diri tutulmalıdır.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hazreti İmam Hüseyin'in Kerbela çöllerinde yazdığı destan, bin küsur yıl önce yaşanıp bitmiş kronolojik bir hadise veya kuru bir gözyaşından ibaret değildir. Hüseyni kıyam; zalimle, zulümle, ihanetle ve yozlaşmayla mücadelede tüm insanlık için mükemmel bir rehber ve evrensel bir felsefedir. Şah-ı Şehidan İmam Hüseyin; iktidarı gayrimeşru yollarla ele geçiren, haramı helal kılan, İslam ahkâmını tahrif eden Emevi zihniyetinin temsilcisi Yezit'e biat etmeyi "zillet" saymıştır. O, dünya malı, makam veya saltanat peşinde değil; ceddi Resulullah'ın ve babası Ali bin Ebî Talib'in hidayet yolunu, İslam'ın namusunu ve adalet mefkûresini ihya etmek için başını feda etmiştir. Şan ve şerefle yükseltilen bu kızıl sancak, bugün de gökyüzünde dalgalanmaktadır.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">"Her gün Aşura, her yer Kerbela" şiarıyla; zulmün olduğu her günü Aşura, zalimin karşısında mazlumun saf tuttuğu her yeri Kerbela bilerek, İmam Hüseyin'in hürriyet felsefesini kalplerimizde yaşatıyoruz. İmam Hüseyin'in buyurduğu gibi: "Başkasının kölesi olma, çünkü Allah seni hür yaratmıştır."&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu vesileyle, Allah rızası için tutulacak oruçların, çekilecek yasların ve Ehlibeyt sevgisiyle çarpan yüreklerin amellerinin Cenab-ı Allah'ın huzurunda kabulünü niyaz ediyoruz. Şah-ı Şehidan İmam Hüseyin'e, hane halkına ve Kerbela'nın aziz yoldaşlarına sonsuz selam olsun; Ehlibeyt'in hukukuna kastedenlere ve zalimlerin safında yer tutanlara lanet olsun.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Aşk-ı niyazlarımızla. &nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu, 15 Haziran 2026</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 00:03:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/alevi-bektasi-guc-birligi-platformundan-muharrem-ayi-ve-kerbela-matemi-aciklamasi-1781558246.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Gülay Sormageç yazdı: Özbekistan gezimizin son durağı Taşkent</title>
                <category>KÜLTÜR SANAT</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/gulay-sormagec-yazdi-ozbekistan-gezimizin-son-duragi-taskent-3271</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/gulay-sormagec-yazdi-ozbekistan-gezimizin-son-duragi-taskent-3271</guid>
                <description><![CDATA[Yazar ve Şair Gülay Sormageç bu yazısında Özbekistan gezisinin son durağı Taşkent ve çevresi hakkında meraklı okura bilgiler veriyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="color:#000000">TAŞKENT – ŞAŞ</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">İstanbul’un Kardeş Kenti: “<em><strong>Taşkent</strong></em>”, Özbekistan gezimizin son durağıydı. Başkent olması dolayısıyla diğer şehirlerden daha hareketli ve kalabalık; ziyaretçisi bol bir şehir. Alman ve İsveç turistlerin de uğrak yeri olan Taşkent, Özbekistan’ın kalbinin attığı yer! Rehberlerimiz hem gezdiriyor hem de bilgilendiriyordu. Ben de siz kıymetli okurlarımla bizde kalanları paylaşmak istiyorum.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Köklü tarihi, zengin kültürü, mimarisi ve doğal güzellikleriyle bir cazibe merkezi olan Taşkent, müzeleri, sanat galerileri ve konser salonlarıyla da ünlüdür. Tarihin en önemli ticaret yolu olan İpek Yolu üzerinde bulunan şehirde, dünyanın en büyük iki Kur’an-ı Kerim’inden birine ev sahipliği yapan Barak Han Müzesi her yıl çok sayıda ziyaretçi ağırlar. Taşkent’i kuşbakışı görebileceğiniz Televizyon Kulesi de şehrin dikkat çeken yapıları arasındadır. Özellikle 1990’lı yıllarda dünyanın en uzun üçüncü kulesi olma özelliğine sahip olan bu yapı, hâlâ şehrin simgelerinden birisi olma özelliğini korumaktadır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Orta Asya’nın en zengin mutfaklarından birine sahip olan Taşkent’te farklı kültürlerin etkilerini görmek mümkündür. Her öğünün yeşil çayla açılıp yeşil çayla kapandığı şehirde; Özbek pilavı, lagman, samsa, Özbek mantısı, piti, shurpa, chuchvara, şaşlık, şakarap, çakçak tatlısı, kumys, çöl kavunu ve shivit oshi gibi lezzetler mutlaka denenmelidir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Özbekistan’ın başkenti Taşkent’in eski adı Şaş (tarihi kaynaklarda Çâç olarak da geçer), etimolojik olarak “taş” veya “taş ülkesi” anlamına gelmektedir. 10. yüzyılda ise bugünkü adıyla Taşkent olarak anılmaya başlanmıştır.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">HAZRETİ İMAM KÜLLİYESİ</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Bu külliye, adını 10. yüzyılda yaşamış ünlü İslam âlimi ve Taşkent’in ilk imamlarından biri olan Ebubekir Muhammed Kaffal Eş-Şaşi’den almaktadır. Kendisinin kabri de bu külliyede bulunmaktadır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">2008 yılında Taşkent’in 2250. kuruluş yıl dönümü kutlanmış ve Özbekistan’ın ilk Cumhurbaşkanı İslam Kerimov’un girişimleriyle bu alan büyük bir külliye hâline getirilmiştir. Karşımızda gördüğümüz ana cami, 2007-2008 yılları arasında yine Kerimov döneminde inşa edilmiştir. Caminin her biri 57 metre yüksekliğinde iki minaresi vardır. Bu minarelerden biri Semerkantlı, diğeri ise Harezmli ustalar tarafından yapılmıştır. Her iki minarenin inşası bir ay gibi çok kısa bir sürede tamamlanmıştır. Harezmli ustalar kendi minarelerini 28 günde bitirirken, Semerkantlı ustalar 30 günde tamamlamıştır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Geçmiş dönemlerde bugünkü gibi ses sistemleri ve mikrofonlar bulunmadığı için ezan sesinin duyurulabilmesi amacıyla minareler oldukça yüksek inşa edilirdi. Günümüzde ise daha ince ve zarif bir mimari benimsenmiştir. Genel anlamda Özbekistan’da geleneksel mimari ve inşaat kültürü aktif bir şekilde yaşatılmaya devam etmektedir.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">SADUM</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Sovyetler Birliği döneminde Özbek, Kazak ve diğer Orta Asya cumhuriyetlerindeki Müslümanların din işlerini yürütmek amacıyla kurulan idari merkez de Taşkent’tedir. Resmî adı Orta Asya ve Kazakistan Müslümanları Dinî İdaresi (kısaca SADUM) olan bu kurum, 1943 yılında İkinci Dünya Savaşı’nın yol açtığı şartlar gereği bizzat Sovyet hükûmeti tarafından kurulmuştur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Özbekistan, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan ve Türkmenistan olmak üzere beş Sovyet cumhuriyetinin dinî faaliyetleri tek merkezden buradan yönetilmiştir. Sovyetler Birliği’nin 1991 yılında dağılmasından sonra SADUM da işlevini yitirmiş ve her bağımsız cumhuriyet kendi ulusal müftülüğünü kurmuştur. Taşkent’teki bu merkezden ayrılmıştır. Günümüzde bu bina Özbekistan Diyanet İşleri Başkanlığı’nın ana merkezi olarak faaliyet göstermektedir.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">ALMAZAR</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Taşkent’in Almazar ilçesindeyiz. Yaklaşık 500.000 nüfusa sahip olan bu ilçede Özbekler, Ruslar, Tatarlar, Kazaklar ve Kırgızlar başta olmak üzere pek çok farklı milletten insan bir arada yaşamaktadır. Almazar, “Barak han Camisi ”ne ev sahipliği yapmaktadır.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">BARAKHAN MEDRESESİ</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">İhtişamıyla dikkat çeken Barak Han Medresesi, Taşkent’in önemli yapıları arasında yer alır. 15. ve 16. yüzyılda inşa edilen medrese, şehrin en büyük medresesi olma özelliğini taşır. Geniş bir avlusu ve etrafında çok sayıda bina bulunan medresenin bir kısmı Özbekistan Müftülüğü ’ne tahsis edilmiştir. Diğer kısmı ise halkın ziyaretine açıktır. Dünyanın en büyük iki Kur’an-ı Kerim’inden birine ev sahipliği yapan medrese, özellikle bu nedenle her yıl çok sayıda ziyaretçi ağırlar.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Barak Han Medresesi, ismini “<em><strong>bereket</strong></em>” kelimesinden almıştır. Medreseler, o dönemin üniversiteleri konumundaydı. 16. yüzyıla ait bu tarihî eseri, kendi döneminin Harvard Üniversitesi gibi düşünebilirsiniz. Medreselerde üç aşamalı bir eğitim sistemi bulunmaktaydı. Bir çocuk beş yaşından yedi yaşına kadar temel okul eğitimini aldıktan sonra medreseye başlardı. Bu üç aşamalı sistemde her bölüm yedi yıl sürerdi. Yani bir öğrenci toplamda yirmi bir yıl eğitim aldıktan sonra imam olarak yetişirdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yaşanan büyük depremde yapının özellikle kapı kısımları hasar görmüştür. 1993 yılından sonra kapsamlı bir şekilde restore edilmiş ve UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne dâhil edilmiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Medresenin desenlerinde İran mimarisinin etkileri görülmektedir. Bu desenlerin üzerinde Kûfi hat sanatıyla Allah’ın isimleri yazılıdır. Rehberimiz, bu yazıların fotoğraflarını çekmemizi önererek daha detaylı inceleme yapabileceğimizi söyledi. Günümüzde medrese eğitim amaçlı</span></p>

<p><span style="color:#000000">kullanılmamaktadır. Yapı içerisindeki bazı hücreler ise aktif durumdadır. Sanatkârlar, atalarından miras kalan çömlekçilik ve seramik mesleğini burada sürdürmektedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Biz de rehberimizin tavsiyesine uyarak her biri ayrı bir sanat eseri olan atölyeleri gezdik. Bütçemize uygun alışverişimizi de yaptık.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">EMİR TİMUR MEYDANI VE MÜZESİ</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Emir Timur, askerî ve siyasî bir deha olarak kabul edilmektedir. Özbekistan için önemli bir lider olan Emir Timur’un adını taşıyan Emir Timur Müzesi, yine aynı adı taşıyan Emir Timur Meydanı’nda yer almaktadır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">1996 yılında ziyarete açılan müze, Özbekistan tarihinin önemli belgeleri ve eserlerine ev sahipliği yapmaktadır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Emir Timur’un soy ağacı ve imza attığı diplomatik belgeler sergilenmektedir. Ayrıca geçmişten günümüze gelen madenî eşyalar, sikkeler, el işi eserler, silahlar ve minyatürler de müzede görülebilir.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">ÇARŞU PAZAR</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Taşkent’in ve aynı zamanda Özbekistan’ın en büyük pazarı olan Çarşu Pazarı, birbirinden bağımsız birçok bölümüyle ziyaretçilerini karşılar. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Sokak lezzetleri, kıyafet, et ve tohum bölümlerinin yanı sıra yöresel giysilerin satıldığı pek çok alan mevcuttur; kısacası burada aradığınız hemen her şeyi bulabilirsiniz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sebze–meyve bölümünde görülen düzen ve intizam, insanı hem şaşırtır hem de hayran bırakır. Oysa Çarşu Pazarı her gün açıktır. Esnafı güler yüzlü, pazarlığa açıktır ve yadırgamaz; fahiş fiyatlandırma yapılmaz. Biz de “çam sakızı, çoban armağanı” misali alışverişimizi yaptık. Galiba alışveriş insana iyi geliyor; hele yılların özlemiyle geldiğimiz kardeş vatan topraklarında olunca daha da iyi geliyor. Belki de bir çeşit terapi!</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ata tohumları dikkat çekiciydi. Bahçesi olanlar bu fırsatı değerlendirdi, olmayanlar ise yakınlarına hediye olarak aldı. Çarşu Pazarı’nda kuru yemişten baharata, giysiden el emeği tablolar, örtüler, halılar ve seramiklere kadar çok çeşitli ürün bulmak mümkündür.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">AZATLIK ALANI</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Özbek halkı için anlamı büyük olan Bağımsızlık Meydanı, Taşkent’in en çok ziyaret edilen yerlerinden biridir. Geniş bir alan üzerinde kurulu meydanda çok sayıda heykel, bisiklet yolları, yürüyüş parkurları, uzun ağaçlar, yeşil düzlükler ve su gösterilerinin yapıldığı havuzlar bulunur. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Her yıl 1 Eylül’de bağımsızlık kutlamaları yapılır. Rehberimiz, ziyaretin bu tarihe denk getirilmesini önererek çimler üzerinde dinlenebileceğimizi, bisiklet sürebileceğimizi ve spor yapabileceğimizi söyledi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu arada bembeyaz bir at binicisiyle güzel bir gösteri yapıyordu. İsteyenler ata binebiliyordu. Türk kültüründe önemli bir yere sahip olan at bu topraklarda hala ihtişamını, kıymetini korumaktadır.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">MUTSUZ ANNE HEYKELİ</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">1920–1922 yıllarında Sovyetler döneminde inşa edilen bu meydanın eski adı Kızıl Meydan’dır. O dönemde Lenin heykeli bulunmaktaydı. 1991’de bağımsızlık kazanıldıktan sonra heykel St. Petersburg’a gönderilmiş, yerine “Mutsuz Anne” anıtı yerleştirilmiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Revakların altındaki demir kitabelerde İkinci Dünya Savaşı’na gönderilen yaklaşık iki milyon Özbek askerden yalnızca 500 bininin adı yazılıdır; geriye kalan bir buçuk milyon kişinin akıbeti hâlâ bilinmemektedir. Bu durum meydanın hüzünlü anlamını derinleştirir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugün “<em><strong>Azatlık Meydanı</strong></em>” olarak bilinen bu alan, Özbekistan’ın bağımsızlık hafızasında büyük önem taşır. 1936–1937’deki Ceditçilik hareketi sırasında yaklaşık 15 bin kişinin katledilmesi de meydanın tarihî yükünü artırır. Bağımsızlık sonrası Cumhurbaşkanlığı Sarayı (Ak Saray) burada inşa edilmiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Meydanın en çarpıcı unsuru ise Mutsuz Anne Heykeli’dir. İkinci Dünya Savaşı’na giden ve dönmeyen oğullarını ömrü boyunca bekleyen, ama kavuşamadan vefat eden Özbek annelerini simgeler. Heykelin önünde 1991’den bu yana hiç sönmeyen Sonsuz Ateş yanmaktadır. Rehberimizin anlatımı sırasında ben de söz alarak bu ateşi annenin yüreğindeki sönmeyen evlat hasretine benzettim. Rehberimiz de bu yorumun meydanın anlamını çok güzel ifade ettiğini söyledi.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">SİYAH ARABA</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Özbekistan’ın başkentindeki Kurbanlar Hatırası Müzesi (Qatagʻon Qurbonlari Xotirasi Muzeyi) bünyesinde sergilenen “<em><strong>Kara Makin</strong></em>” adlı siyah araba, Stalin döneminin acı hatıralarını taşır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">O dönemde bu araçlarla insanlar evlerinden alınır, götürülür ve çoğu katledilirdi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugün müzede sergilenen tek örnek, hırpalanmış toprakların, gözyaşlarının ve özgürlük özleminin ve ödenen bedelin sessiz şahididir.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">HEPİNİZ YOŞSUNUZ, HEPİNİZ ZORSUNUZ</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Özbekçede “<em><strong>yoş</strong></em>” kelimesi “<em><strong>genç</strong></em>”, “<strong><em>zor</em></strong>” ise “<em><strong>harika</strong></em>” anlamına gelir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu nedenle rehberimizin “<em><strong>Hepiniz yoşsunuz, hepiniz zorsunuz</strong></em>” sözü, meydanın atmosferine neşeli bir dokunuş katmıştır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ayrıca “<em><strong>yoşlar</strong></em>” ifadesi “<em><strong>gençler</strong></em>” demektir. Dil farklılıkları, kültürel bağlarımızı daha da ilgi çekici hale getirmektedir.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 23:18:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/gulay-sormagec-yazdi-ozbekistan-gezimizin-son-duragi-taskent-1781555857.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bora Özizmirli: Göçmen karşıtlığında ABD, İsrail ve Rusya hattı </title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bora-ozizmirli-gocmen-karsitliginda-abd-israil-ve-rusya-hatti-3270</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bora-ozizmirli-gocmen-karsitliginda-abd-israil-ve-rusya-hatti-3270</guid>
                <description><![CDATA[Analist yazar Bora Özizmirli, İngiltere’de yaşanan ırkçı şiddet olaylar ile ilgili dikkat çeken bir yazı kaleme aldı. Özizmirli yazısında ırkçı gruplardaki Washington- Tel Aviv- Moskova ve Errol Musk hattına dikkat çekti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Analist yazar Bora Özizmirli, İngiltere’de yaşanan ırkçı şiddet olaylar ile ilgili dikkat çeken bir yazı kaleme aldı. Özizmirli yazısında ırkçı gruplardaki Washington- Tel Aviv- Moskova ve Errol Musk hattına dikkat çekti.<br />
<br />
<strong>Bora Özizmirli'nin yazısının sonunda dipnotlar bölümünde kaynaklar verdiği yazısı şöyle:</strong><br />
&nbsp;</p>

<p>Daha önceki yazılı ve videolu açıklamalarımda ABD ile İngiltere arasında büyük bir ayrışma olduğunu aktarmıştım. İngiltere liderliğindeki Avrupa, hem ABD hem Rusya hem de İsrail tehdidi altında… Bu tehditlerin canlı örneği ise İngiltere’de yaşanan ırkçı sokak eylemleridir. Çünkü İngiltere'deki insanları göçmenlere karşı kışkırtan ırkçı grupların liderleri hem Trump, hem İsrail hem de Putin hayranlığı&nbsp; ile Errol Musk'a yakınlığı ile biliniyor.</p>

<p><br />
<strong><span style="color:#2980b9">İNGİLTERE'DE GÖÇMEN VE MÜSLÜMAN KARŞITI EYLEMLER</span></strong><br />
<br />
Bilindiği gibi İngiltere yaklaşık bir haftadır ırkçı grupların başlattığı göçmen ve Müslüman karşıtı eylemlerle yanıyor. Sokaklar, evler ve arabalar ateşe verilmiş durumda.</p>

<p>İngiltere’de ırkçı çoğunlukla maskeli gruplar “Yabancılar dışarı!” ve “Tüm Müslümanları öldürün!” sloganları attı.&nbsp;</p>

<p>İşyerleri ve araçlar deri rengine göre kontrol edilerek hedef seçildi. Kapı kapı dolaşıp “yabancı” veya “siyah derili” olan evleri yaktılar.</p>

<p>Hedef alınan gruplar arasında Sudanlı, Ugandalı, Orta Doğulu, Müslüman ve diğer etnik azınlık aileleri yer alıyor.</p>

<p>İngilizler bu olayın arkasında ABD’nin olduğunu vurguluyor. Hatta ABD, İsrail ve Rusya’nın amacının İngiltere’yi kendilerine biat ettirmek için bu eylemleri başlattığını söylüyorlar.</p>

<p>İngilizler bu üç ülkeye tepkili. Hatta daha çok Trump’a, Elon Musk’a ve Errol Musk’a tepkililer.<br />
<br />
<span style="color:#2980b9"><strong>ELON MUSK'IN SOKAK EYLEMLERİNİN LİDERLERİNDEN OLAN ROBİNSON'A DESTEK PAYLAŞIMI</strong></span><br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/724163936_1534767331331053_5732768965678008141_n.jpg" style="height:783px; width:738px" /></p>

<p><br />
<br />
İngiltere Başbakanı Starmer, Elon Musk’ı İngiltere’nin iç işlerine karışmak, bölücülük yapmak ve yalan/dezenformasyon yaymakla suçladı.&nbsp;</p>

<p>Starmer şöyle dedi: &nbsp;<br />
<em><strong>“Musk son günlerde yine politikamıza müdahale ediyor, bölücülük kışkırtıyor. Bu İngiltere’de bizim kimliğimiz değil.”</strong></em></p>

<p>Öte yandan İngiltere’deki sokak eylemlerini başlatan ve organize eden iki önemli isim var. Bunlardan biri <strong>“Tel Aviv Robinson” </strong>lakaplı Tommy Robinson, diğeri ise Rupert Lowe’dur.</p>

<p>Bu iki isim hakkında daha önceki ve şu anki açıklamalarımı araştırdım; ortaya önemli detaylar çıktı. Rupert Lowe’un görüşleri Robinson’a yakın olduğu için bu yazıda daha çok <strong>Tommy Robinson</strong> hakkında bilgi vereceğim.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>&nbsp;“TEL AVİV ROBINSON” LAKAPLI TOMMY ROBINSON</strong></span></p>

<p>Tommy Robinson, hem Trump’a hem İsrail’e hem de Rusya ile bağlantılarıyla ön plana çıkan bir isim. İngiltere’nin en bilinen aşırı sağcı/anti-göç aktivistidir.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;">İSRAİL YANDAŞLIĞI&nbsp;</span></strong></span></span></span></p>

<p>Tommy Robinson çok güçlü bir İsrail destekçisidir. İsrail’i defalarca ziyaret etmiş, Gazze savaşında İsrail’in yanında yer almıştır. Hamas’ı “ölüm kültü” olarak nitelendirmiş, İsrail’in kendini savunduğunu savunmuştur.<br />
&nbsp;</p>

<p>Aşdağıdaki görselde ise Robinson'un İsrail ziyareti ile ilgili paylaşımı( Görseli tıklayarak orjinal linke ulaşabilirsiniz)<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-06-14%20at%2008_28_36.jpeg" style="height:702px; width:590px" /><br />
<br />
Tommy Robinson başka bir videolu açıklamasında ise: "ANLAMIYOR MUSUN? Eğer İsrail düşerse... hepimiz düşeriz. Eğer İslami uluslar savaşı kazanıp İsrail'i ve Yahudileri yok etse, durmayacaklar ve bir sonrakinde New York ve Londra'ya devam edecekler."ifadelerini kullandı.<br />
<br />
<a href="https://x.com/smile2jannah/status/2057470118007910838"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-06-14%20at%2008_50_08.jpeg" style="height:607px; width:578px" /></a></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#2980b9">TRUMP DESTEKÇİLİĞİ</span></span></strong></span></span><br />
Tommy Robinson aynı zamanda Trump ve Putin hayranıdır. Trump yönetimi Robinson’ı ağırlamış, onunla görüşmeler gerçekleştirmiştir. Robinson, Trump’ın tabanına hitap eden anti-Müslüman ve “ifade özgürlüğü” söylemini kullanmaktadır.</p>

<p><br />
<span style="color:#2980b9"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><strong>RUSYA,PUTİN VE ERROL MUSK DESTEKÇİLİĞİ</strong></span></span></span></span><br />
<br />
Tommy Robinson defalarca Rusya’yı ziyaret etmiştir. 2022’de Putin’i<strong> “güçlü bir lider”</strong>, <strong>“ülkesinin savunucusu” </strong>ve “Batı’da yeterince güçlü erkek kalmadı” diyerek övmüştür.</p>

<p>Şubat 2020’de kısa bir gezi için Rusya’ya gitmiş, <strong>Moskova ve St. Petersburg’da </strong>bir dizi görüşme, toplantı ve basın açıklaması yapmıştır. Bu gezi sırasında Özgürlükçü Parti konferansında konuşmuştur.</p>

<p>Rus gazetesi Vechernyaya Moskva’ya verdiği röportajda <strong>“Gelin Avrupa Birliği’ni birlikte yok edelim” </strong>açıklamasında bulunmuştur.</p>

<p><em><strong>&nbsp;“Birleşik Krallık AB’den ayrıldıktan sonra Rusya önemli bir ortak haline gelebilir. Özellikle cihatçılıkla mücadelede. Bu Avrupa’da büyük bir sorun. Hristiyan değerlerimizi, kültürümüzü ve kimliğimizi korumak için işbirliği yapabiliriz. Ruslar Putin’i ülkenin koruyucusu olarak görüyor. O güçlü bir politikacı.”</strong></em></p>

<p>&nbsp;Putin ile görüşmek ister miydiniz sorusuna ise,<br />
<em><strong>“Elbette, görüşmek isterim. ‘Vladimir, bir bira içelim’ derdim. Batı’nın en güçlü adamı o. Putin’den ülkesine karşı kullanılan sansür ve propagandaya karşı mücadele etmesini isterdim. Ondan Rus televizyonunda bana bir program vermesini isterdim.” </strong></em>cevabını vermiştir.</p>

<p>Ayrıca Robinson, Rusya’nın Ukrayna işgalinde Ukrayna’yı suçlamaktadır.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>ERROL MUSK İLE GÖRÜŞMESİ VE İKİLİNİN VİDEOLU PAYLAŞIMI</strong></span><br />
<br />
Öte yandan 9 Haziran Belfast olayları sırasında Moskova’daydı. Elon Musk’ın babası Errol Musk ile lüks bir otelde görüldü. Oradan <strong>“Rusya Britanya’nın düşmanı değil” </strong>dedi ve Rusya’yı “<strong>medeni, uygar bir toplum”</strong> olarak övdü. Rus milliyetçi grupların videolarını paylaştı.</p>

<p>Aynı Robinson, ırkçı sokak eylemleri sırasında Errol Musk ile beraber X’te videolu açıklamada bulunuyordu.&nbsp;( Görseli tıklayarak videoya ulaşabilirsiniz)</p>

<p><a href="https://x.com/nexta_tv/status/2065353410891976876"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/724114193_1534355104705609_1602739910237441416_n.jpg" style="height:800px; width:637px" /></a><br />
İkili arasında şu diyalog yaşandı:<br />
<br />
Robinson (kameraya gülerek): “Güzel bir gün geçiriyorum…” &nbsp;<br />
Robinson: “Bu benim X abonelerim için. Errol, onlara merhaba de.” &nbsp;<br />
Errol Musk (gülerek): “Tommy’nin X abonelerine merhaba.” &nbsp;<br />
Robinson(kahkaha atarak): “Biraz sorun çıkaracağız / kaos yaratacağız.” &nbsp;<br />
Errol Musk:“Sorun değil, işleri doğru yapıyoruz.” &nbsp;<br />
Robinson: “Elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyoruz…”<br />
<br />
<a href="https://x.com/TRobinsonNewEra/status/2065441147745362378"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-06-14%20at%2009_55_17.jpeg" style="height:694px; width:593px" /></a><br />
<br />
DİPNOTLAR:<br />
<br />
1- Robinson'un Rusya'da "Robinson: Gelin Avrupa Birliği'ni birlikte yok edelim" başlıklı yayımlanmış makalesi:<br />
<br />
<a href="https://vm.ru/society/782421-britanskij-politik-robinson-davajte-razvalim-evrosoyuz-vmeste">https://vm.ru/society/782421-britanskij-politik-robinson-davajte-razvalim-evrosoyuz-vmeste</a><br />
<br />
2-&nbsp;Robinson ile ilgili 9 Haziran 2026 tarihinde RIA NOVOSTI'DA "Bir İngiliz aktivist, medeniyeti görmek için Rusya'yı ziyaret ettiğini söyledi."&nbsp;başlıklı yayımlanmış haber:<br />
<a href="https://ria.ru/20260609/aktivist-2098033984.html">https://ria.ru/20260609/aktivist-2098033984.html</a><br />
<br />
3- İngiltere'de&nbsp; hopenothate.org.uk'de yayımlanan "Tommy Robinson: Putin'in Kullanışlı Aptalı mı?" başlıklı analiz.<br />
<br />
&nbsp;<a href="https://hopenothate.org.uk/2022/03/17/tommy-robinson-putins-useful-idiot/">https://hopenothate.org.uk/2022/03/17/tommy-robinson-putins-useful-idiot/</a><br />
<br />
4- The Guardian'da "Tommy Robinson, Moskova'da Elon Musk'ın babasıyla görüştü." başlıklı haber<br />
&nbsp;<a href="https://www.theguardian.com/uk-news/2026/jun/09/tommy-robinson-meets-elon-musk-father-moscow">https://www.theguardian.com/uk-news/2026/jun/09/tommy-robinson-meets-elon-musk-father-moscow</a></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 14 Jun 2026 08:22:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/bora-ozizmirli-gocmen-karsitliginda-abd-israil-ve-rusya-hatti-1781418037.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ay-Yıldızlılar 2026 Dünya Kupasında sahneye çıkıyor</title>
                <category>SPOR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ay-yildizlilar-2026-dunya-kupasinda-sahneye-cikiyor-3269</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ay-yildizlilar-2026-dunya-kupasinda-sahneye-cikiyor-3269</guid>
                <description><![CDATA[A Millî Futbol Takımımız, tüm Türkiye’nin kalbini peşinden sürükleyerek Kuzey Amerika semalarında tarihi bir yürüyüşe başlıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000"><strong>ÖZEL HABER / VANCOUVER–</strong> Ay-Yıldızlılar, 2026 FIFA Dünya Kupası D Grubu’ndaki ilk büyük sınavında bu sabah (Türkiye saati ile 07.00’de) Kanada'nın Vancouver şehrindeki BC Place Stadyumu'nda Avustralya karşısına çıkıyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Turnuvanın Amerika Birleşik Devletleri, Kanada ve Meksika’da ortaklaşa düzenlenmesiyle birlikte, kıtada yaşayan yüz binlerce vatandaşımız da kırmızı-beyaz renklerin etrafında kenetlendi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu büyük spor şöleni, sadece yeşil sahadaki bir mücadeleyi değil, inancı, kökeni ve mezhebi ne olursa olsun hepimizin bütün renklerimizle oluşturduğumuz muazzam Anadolu mozaiğinin birlikte atan kalbini de simgeliyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>"HÜNKÂR HACI BEKTAŞ’IN HOŞGÖRÜSÜYLE BİZ BİRİZ, TÜRKİYE’YİZ"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/6a0c4ef49119ed6aa5a50813.jpg" style="height:422px; width:750px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Kuzey Amerika genelindeki Türk dernekleri ve inanç toplulukları da bu tarihi gün için hazırlıklarını tamamladı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Kıtadaki Alevi sivil toplum örgütleri ve canlar da, millî takımın birleştirici gücüne vurgu yaparak tribünlerde ve ekran başında tam destek mesajı yayınladılar.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Görüştüğümüz Alevi dernek temsilcileri yaptıkları ortak açıklamada şu ifadelere yer verdi:</span></p>

<p><span style="color:#000000">"<em><strong>Bizler haksızlığa karşı duruşu, sevgiyi ve hoşgörüyü Hünkâr Hacı Bektaş-ı Veli’den, Şah-ı Merdan Ali’den öğrendik. Bizim felsefemizde '72 millete bir nazarla bakmak' vardır. Bugün yeşil sahada ter dökecek olan evlatlarımız, Edirne’den Kars’a, amiyane tabirle yetmiş iki milletten canın, cananın, bu toprakların öz çocuklarının ortak umududur. Kırmızı ve beyaz yan yana geldiğinde, bizim için akan sular durur. Canlar olarak dualarımızla, aşkla ve inançla çocuklarımızın yanındayız. Bu birlik, Anadolu'nun sarsılmaz kardeşliğinin en güzel resmidir.</strong></em>"</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>SAHADA MÜCADELE, TRİBÜNDE İNANÇ BİRLİĞİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/6a0c4ef49119ed6aa5a50811.jpg" style="height:422px; width:750px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Turnuva öncesinde yapılan hazırlık kamplarından bu yana, "<strong><em>Siz Hepiniz Biz Türkiye</em></strong>" marşı eşliğinde kenetlenen millî takım kafilesi, gurbetteki vatandaşların bu coşkulu ve kapsayıcı desteğinin kendilerine ekstra bir güç verdiğini belirtiyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Özellikle ABD ve Kanada'da yaşayan Alevi canların yoğun katılım göstermesi beklenen maç organizasyonlarında, tribünlerde sadece futbol değil, asırlardır süregelen o bir arada yaşama ve omuz omuza durma iradesi de sergilenecek.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hakan Çalhanoğlu, Arda Güler, Kerem Aktürkoğlu gibi yıldızlarımızın önderliğinde sahaya çıkacak olan Ay-Yıldızlı ekibimiz, Avustralya karşısında sadece D Grubu’nun ilk puanlarını aramayacak; aynı zamanda okyanusun ötesinde birbirine sarılan binlerce canın gururu olacak.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>A MİLLİ TAKIM DÜNYA KUPASI GENİŞ KADROSU</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/6a0c4ef49119ed6aa5a5080f.jpg" style="height:752px; width:602px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">A Milli Takım Teknik Direktörü Vincenzo Montella tarafından belirlenen 35 kişilik geniş aday kadroda şu futbolcular yer alıyor:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Kaleci</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Altay Bayındır (Manchester United), Ersin Destanoğlu (Beşiktaş), Mert Günok (Fenerbahçe), Muhammed Şengezer (RAMS Başakşehir), Uğurcan Çakır (Galatasaray)</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Defans</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Abdülkerim Bardakcı (Galatasaray), Ahmetcan Kaplan (NEC Nijmegen), Çağlar Söyüncü (Fenerbahçe), Eren Elmalı (Galatasaray) Ferdi Kadıoğlu (Brighton &amp; Hove Albion), Merih Demiral (Al-Ahli), Mert Müldür (Fenerbahçe), Mustafa Eskihellaç (Trabzonspor), Ozan Kabak (Hoffenheim), Samet Akaydin (Çaykur Rizespor), Yusuf Akçiçek (Al-Hilal), Zeki Çelik (Roma)</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Orta saha</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Atakan Karazor (Stuttgart), Demir Ege Tıknaz (Braga), Hakan Çalhanoğlu (Inter), İsmail Yüksek (Fenerbahçe), Kaan Ayhan (Galatasaray), Orkun Kökçü (Beşiktaş), Salih Özcan (Borussia Dortmund)</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Forvet</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Aral Şimşir (Midtjylland), Arda Güler (Real Madrid), Barış Alper Yılmaz (Galatasaray), Can Uzun (Eintracht Frankfurt), Deniz Gül (Porto), İrfan Can Kahveci (Kasımpaşa), Kenan Yıldız (Juventus), Kerem Aktürkoğlu (Fenerbahçe), Oğuz Aydın (Fenerbahçe), Yunus Akgün (Galatasaray), Yusuf Sarı (RAMS Başakşehir)</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Haydi Türkiye! </strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Hakk yardımcınız, dualarımız sizinle olsun, Canlar. </strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Yürekler sizinle çarpıyor!</strong></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 19:43:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/ay-yildizlilar-2026-dunya-kupasinda-sahneye-cikiyor-1781369371.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ali Aktaş yazdı: Bir Alevi Cumhurbaşkanının portresi</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ali-aktas-yazdi-bir-alevi-cumhurbaskaninin-portresi-3268</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ali-aktas-yazdi-bir-alevi-cumhurbaskaninin-portresi-3268</guid>
                <description><![CDATA[Sosyolog yazar Ali Aktaş, bu kez, tarihin karanlıkta kalmış bir tartışmasını araladı. Alevilere yakınlığı ile bilinen Türkiye Cumhuriyeti 4. Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel'in Alevi bir aileden geldiğini ortaya çıkardı. Kendi aile tarihinden gelen bilgileri de yazısında değerlendiren Aktaş’a göre, “aile aslen Dersim (Tunceli) bölgesinin en köklü ve inançsal olarak en saygın Ocaklarından biri olan Şıx Delil-i Berxécân Ocağı’na bağlı Pilvenk (Pilvankan) aşiretine mensuptur.”]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Türkiye Cumhuriyeti'nin 4. Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel kökeni, aile geçmişi ve görev süresindeki yaklaşımları nedeniyle Aleviliği sıkça tartışılır. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Dönemin tanıklarının ve yakınlarının aktardığı tarihi kayıtlara göre Cemal Gürsel, kendisine yöneltilen “<strong><em>Alevi misiniz?</em></strong>” sorularına bizzat, “<strong><em>Ben aslen Alevi değilim; ama okudum, gördüm, tartıştım ve Aleviliği/Alevi kültürünü benimsiyorum</em></strong>” biçiminde yanıt vermiştir. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Bu durum, dönemin siyasi konjonktürü gereği gerçek kimliği gizleme zorunluluğu olarak da yorumlanmaktadır</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">27 Mayıs 1960 darbesinin ardından Çankaya Köşkü’ne çıkan Gürsel çiftinin dönemi, Köşk tarihinin en mütevazı ama inanç tarihi açısından en devrimci dönemlerinden biridir. Cumhuriyet tarihinde Alevi toplumuna en açık ve kucaklayıcı yaklaşan liderlerden biri olur. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Cemal Gürsel, cumhurbaşkanlığı döneminde Çankaya Köşkü’nün kapılarını tarihte ilk kez resmi olarak Alevi toplumuna açmıştır. Dönemin ünlü Alevi ozanlarını Köşk’e davet edip dinlemiştir. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Onun, cumhurbaşkanlığı döneminde Alevilerin inanç merkezlerini ve kültürlerini koruyabilmeleri adına Hacıbektaş adını taşıyan ilk resmi derneklerin kurulmasına ön ayak olunmuştur. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde bir “<strong><em>Mezhepler Masası</em></strong>” kurulmasını ve Aleviliğin de burada temsil edilmesi için yasal adımlar atmaya çalışmıştır. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">4. Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel'in ailesi Dersim'den Erzurum Hınıs Meydan köyüne yerleşir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Erzurum genelinde ve özellikle Hınıs ilçesinde Zaza konuşan Alevi inancına bağlı köyler bulunmaktadır. Meydan Köyü de bölgedeki bu yerleşim yerlerinden biridir. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Kısaca aile aslen Dersim (Tunceli) bölgesinin en köklü ve inançsal olarak en saygın Ocaklarından biri olan Şıx Delil-i Berxécân Ocağı’na bağlı Pilvenk (Pilvankan) aşiretine mensuptur. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Ailesi, daha sonra Osmanlı dönemindeki iç göç hareketleriyle İstanbul’a yerleşir. Babası Abidin Bey ise bir Osmanlı subayı olur.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Eşi Melahat Gürsel'in kökenine dair genel olarak yalnızca “<strong><em>Hamidiye Kruvazörü'nün çarkçıbaşısının (başmühendisinin) kızı</em></strong>” olduğu bilgisi yer alır. Ancak ailesi Erzincan Şehirsürbahan (Beşsaray) köyünden İstanbul’a yerleşir ve Kırmo Yusuf’un yakın akrabalarıdır. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">İşin ilginç yanı Cemal Gürsel’in oğlu Mehmet Özdemir Gürsel ise iki evlilik yapar. İlk eşi Birgen Hanım ile yaptığı evlilikten çocuğu olmaz. İlk eşinden boşandıktan sonra Kırmo Yusuf’un oğlu Mehmet Ali Özkan eşi Emine Özkan’ın altı kızından biri olan Türkan Özkan ile evlenir. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Özdemir Gürsel'in Türkan Özkan ile olan ikinci evliliğinden iki kız çocuğu dünyaya gelir. Kızları Melkan Gürsel ve Özdem Gürsel’dir. Bu Kırmo Yusuf silsilesi ve Özkan/Aktaş ailesi gibi köklü akrabalık bağları, ailenin İstanbul'a göç etse de taşradaki kökleriyle bağını koparmadığının bir kanıtıdır. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><em><strong>Özetle</strong></em>; Köy, akrabalık ilişkileri ve isimler (Erzincan Merkez Beşsaray/Şehirsürbahan köyü ve Kırmo Yusuf ailesi), doğrudan bölgenin köklü Kızılbaş/Alevi geleneklerine işaret eder. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Bu durum, konunun neden geçmişte karıştırıldığını netleştirmektedir. Erzincan'ın bu bölgesi tarihsel olarak yoğun bir Alevi nüfus barındırır. Kırmo Yusuf silsilesi ve Özkan/Aktaş aileleri, bölgenin bilinen Alevi ailelerindendir. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Babasının Osmanlı bürokrasisinde (Hamidiye Zırhlısı'nda başmühendislik gibi) üst düzey bir görevde yer alması, ailenin erken dönemde modern eğitim alıp İstanbul'a/merkeze entegre olduğunu göstermektedir. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Cemal Gürsel ve eşi Melahat Hanım yaptığı evlilik, aslında benzer coğrafi ve kültürel kökenlerden (Erzurum-Dersim-Erzincan hattı) gelen iki köklü ailenin birleşmesi sürecidir. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Melahat Hanım, Türkiye’nin en az göz önünde olan, protokolden en çok kaçınan First Lady'si olarak bilinir. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Köşk’ün lüks harcamalarını tamamen kısar, saray şatafatını red eder ve tutumlu yapısıyla öne çıkar. Çankaya’da bir derviş olgunluğu ve sadeliğiyle yaşar. Kendi inanç dünyasını hiçbir zaman siyasi bir malzeme yapmaz, sessiz ve saygın bir geleneksel anne/asker eşi profili çizer. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Cemal Gürsel'in 1966'daki hastalığı ve vefatının ardından Melahat Hanım Çankaya'dan ayrılır, ömrünün son yıllarını yine büyük bir sadelik içinde İzmir Karşıyaka'da geçirir. İnançsal ya da mezhepsel kimliğini hiçbir zaman siyasi veya kamusal bir figür olarak öne çıkarmaz. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Resmi biyografilerinde aile kökenlerinin bu derin ayrıntılarına pek yer vermemiştir. 1975'teki vefatına kadar da bu asil ve sessiz duruşunu korumuşur. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><em><strong>Sonuç olarak</strong></em>; Erzincan, Dersim ve Erzurum üçgeni, Doğu Anadolu’daki Alevi-Bektaşi topluluklarının tarih boyunca en yoğun hareket ettiği, nüfus ve inanç alışverişinde bulunduğu coğrafyadır. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Hem Melahat Hanım’ın ailesi hem de Cemal Bey’in ailesi, askeri ve teknik bürokrasi kanalıyla (biri deniz mühendisi, diğeri kara subayı olarak) erken dönemde Osmanlı’nın elit tabakasına dahil olurlar. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">1927 yılında gerçekleşen evlilikleri, cumhuriyetin kurucu subay kuşağının kendi içindeki evlilik ağlarına uymakla birlikte, arka planda benzer köken hafızasına (Doğu Anadolu Alevi-Kızılbaş elit göçü) sahip iki ailenin yollarının İstanbul/Ankara'da kesişmesidir. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Bu şecere, cumhuriyetin kurucu askeri bürokrasisinin ardındaki saklı kalan zengin kültürel ve toplumsal mozaikleri anlamak açısından muazzam bir tarihsel vesikadır. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><em><strong>Özetle</strong></em>; halk arasında “<em><strong>Alevi Cumhurbaşkanı</strong></em>” olarak anılır ve benimsenir.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 18:48:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/ali-aktas-yazdi-bir-alevi-cumhurbaskaninin-portresi-1781368044.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İsrail, Selim Narlı’yı özel temsilci olarak atadı!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/israil-selim-narliyi-ozel-temsilci-olarak-atadi-3267</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/israil-selim-narliyi-ozel-temsilci-olarak-atadi-3267</guid>
                <description><![CDATA[İsrailli stratejist Tom Wegner’in kurduğu Abrahamic Movement (İbrahimi Hareket), Narlı’nın “Türkiye’deki Alevi Toplumu Özel Temsilcisi” olarak atandığını duyurdu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / ANKARA-</strong> Mart 2025’te Suriye’nin Lazkiye ve Tartus bölgelerinde yaşanan olaylar sırasında&nbsp;İsrail’e müdahale çağrısıyla gündeme gelen sahte şeyh Selim Narlı, bu kez de İsrailli bir oluşumun atamasıyla dikkat çekti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">İsrailli stratejist Tom Wegner’in kurduğu Abrahamic Movement (İbrahimi Hareket), Narlı’nın “<strong><em>Türkiye’deki Alevi Toplumu Özel Temsilcisi</em></strong>” olarak atandığını duyurdu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Duyuru, İbrahimi Hareket’in kurucusu Wegner tarafından sosyal medyadan paylaşıldı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Açıklamada, görevinin 9 Haziran itibarıyla resmen başladığı belirtilirken, Narlı’nın Türkiye’deki Alevi toplumu ile İbrahimi Hareket arasındaki ilişkileri geliştireceği belirtildi.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">WEGNER'İN İLGİNÇ GEÇMİŞİ</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Narlı’yı görevlendiren Tom Wegner, İsrail’de uzun yıllardır siyasal iletişim alanında faaliyet gösteren bir isim. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Wegner’in özgeçmişinde; Eski İsrail Başbakanı Ehud Barak’ın sözcülüğü, Peres Barış Merkezi’ndeki danışmanlık görevi ve çeşitli İsrail merkezli düşünce kuruluşlarında yürüttüğü çalışmalar yer alıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Wegner tarafından 2025 yılında kurulan İbrahimi Hareket, kendisini İsrail ile Müslüman toplumlar arasında diyalog ve işbirliğini geliştirmeyi amaçlayan uluslararası bir hareket olarak tanımlıyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Hareket, İbrahim Anlaşmaları çizgisinde faaliyet yürüttüğünü ifade ediyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="Sahte şeyhe İsrail’den görev - Resim : 1" src="https://img.aydinlik.com.tr/rcman/Cw774h727q95gm/storage/files/images/2026/06/11/08-manset-foto-1-lkw3.jpg" style="height:727px; width:774px" /></span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">YENİ BİR TOPLUM MÜHENDİSLİĞİ GİRİŞİMİ</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Arap basınında yayınlanan değerlendirmelerde de hareketin bölgedeki faaliyetleri tartışma konusu olmuş. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Al Mayadeen’de yayınlanan bir analizde, hareketin Suriye’deki faaliyetleri “<em><strong>yeni bir toplumsal mühendislik girişimi</strong></em>” olarak niteleniyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Söz konusu analizde, hareketin yalnızca dinlerarası diyalog ya da kültürel etkileşim hedefleyen bir yapı olmadığı, İbrahim Anlaşmaları’nın toplumsal tabanını genişletmeyi amaçlayan siyasi bir proje niteliği taşıdığı kaydediliyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Yazıda özellikle Suriye’de Aleviler, Dürziler ve diğer azınlık topluluklarıyla kurulan ilişkilerin, İsrail’in bölgedeki nüfuz alanını genişletme stratejisinin bir parçası olduğu vurgulanıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Arapça yayın yapan çeşitli platformlarda yer alan değerlendirmelerde de hareketin İsrail ile Müslüman toplumlar arasında yeni ilişkiler geliştirme hedefinin ötesine geçerek, yerel topluluklar içinde temsilcilikler ve etki ağları oluşturmaya çalıştığı belirtildi. </span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">ORTADOĞU’DA AĞ KURUYOR</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Bu çerçevede İbrahimi Hareket’in Suriye sahasındaki girişimleri ve İsrail bağlantıları tartışma konusu oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Öte yandan Wegner de İsrail basınına verdiği röportajlarda hedeflerinin yalnızca devletler arası diplomatik ilişkiler kurmak olmadığını açıkça dile getiriyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">İbrahimi Hareket’in devletler arasında imzalanan İbrahim Anlaşmaları’nı toplumlar düzeyinde de yaygınlaştırmayı amaçladığını belirten Wegner, farklı ülkelerde taban düzeyinde ilişkiler geliştirmeye çalıştıklarını ifade ediyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ynet’e verdiği bir röportajda hareketin “<em><strong>hükümetlerin ötesinde halklar arasında da bir İbrahimi ağ oluşturmayı</strong></em>” hedeflediğini söyleyen Wegner, Suriye dahil birçok ülkede bağlantılar kurduklarını anlattı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Aynı röportajda hareketin farklı dini ve etnik topluluklarla doğrudan temas kurduğunu belirten Wegner, İbrahim Anlaşmaları’nı destekleyen uluslararası bir toplumsal taban oluşturmayı hedeflediklerini söyledi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Hareketin faaliyet gösterdiği ülkelerde yerel temsilciler ve kanaat önderleriyle çalıştığını kaydeden Wegner, bu yapıyı “<strong><em>küresel bir İbrahimi ağ</em></strong>” olarak tanımladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İSRAİL ADINA FAALİYET YÜRÜTEN ALEVİ ŞEYHİ!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Daha önce Türkiye’nin Samandağ ilçesinden yaptığı çağrıda Suriye'nin sahil bölgesinde yaşanılan ölümlü olayları istismar ederek İsrail’den yardım talep eden Selim Narlı, Suriye’de uydurma özerklik ilanıyla gündeme gelmişti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Narlı,geçen yıl yaptığı provokatif açıklamasında “<strong><em>Bugün tarihi bir adım attık. Halkımız, Suriye’nin sahil bölgesinde özerk yönetim ilan etmiştir</em></strong>” açıklamasında bulunmuştu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Selim Narlı'nın bu açıklaması Türkiye ve Suriye Alevileri arasında tepkiye neden olmuştu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>NARLI İSRAİL'DEN DESTEK İSTEMİŞTİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Bilindiği gibi 2025 Mart ayında Hatay'ın Samandağ ilçesinde kendisinin “<strong><em>Şeyh</em></strong>” olduğunu iddia eden Selim Narlı, Samandağ Abdullah Cömert Parkı’ndaki açıklamalarının &nbsp;görüntüleri sosyal medyada yayınlanmıştı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Narlı, İsrail’e seslenerek destek talebinde bulunmuştu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Selim Narlı açıklamasında; "<em><strong>Ya Türkiye Cumhuriyeti Silahlı Kuvvetleri müdahale edip oradaki zulmü durdurur ya da ben, resmi olarak görevlendirildiğim için İsrail Hükûmeti’nden talepte bulunurum. Oradaki mazlum halkın zulmüne son verilmesi için.</strong></em>” ifadelerine yer vermişti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Narlı'nın bu açıklaması özellikle "<em><strong>İsrail'den talep</strong></em>" kısmı bir çok çevreden tepkiye neden olmuştu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Selim Narlı daha sonra gizlice Türkiye dışına çıktı.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 23:49:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/israil-selim-narliyi-ozel-temsilci-olarak-atadi-1781298999.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Seyit Ali Sultan Dergahı’nın işgalcileri Pontus Soykırımı anmasında!</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/seyit-ali-sultan-dergahinin-isgalcileri-pontus-soykirimi-anmasinda-3266</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/seyit-ali-sultan-dergahinin-isgalcileri-pontus-soykirimi-anmasinda-3266</guid>
                <description><![CDATA[Alevi Bektaşi inancının Balkanlardaki en önemli merkezlerinden birisi olan Batı Trakya’daki Seyit Ali Sultan Dergahı’nı işgal altında tutan Ahmet Kara Hüseyin, Türk düşmanı Yunan ırkçılarının Pontus Soykırımı tiyatrosunda boy gösterdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Yunanistan’ın Batı Trakya’daki Müslüman Türk varlığına yönelik asimilasyon, baskı ve böl-yönet politikaları kirli bir ittifakı daha gözler önüne serdi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi inancının en kutsal merkezlerinden biri olan Seyit Ali Sultan Dergâhı’nı<strong> </strong>yıllardır gayrimeşru şekilde işgal altında tutan Ahmet Kara Hüseyin</span><span style="color:#000000">, bu kez de Yunan ırkçılarının sözde “<strong><em>Pontus Soykırımı</em></strong>” yalanlarının mezesi oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yunan emekli korgeneral Lazaros Kampouridis’in sosyal medya hesabından paylaştığı skandal fotoğraflar, Batı Trakya Müslüman Türk azınlığı üzerinde oynanan tehlikeli oyunun ve uygulanan faşizan baskının açık bir kanıtı niteliğinde.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İNANÇ İŞGALCİSİ VE KUKLA AHMET KARA HÜSEYİN</strong></span></p>

<p><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/karahmet.JPG" style="height:776px; width:677px" /></p>

<p><span style="color:#000000">Seyit Ali Sultan Dergâhı, hiçbir dini vasfı, soydan “<em><strong>dedelik</strong></em>” ya da dergahtan “<em><strong>babalık</strong></em>” icazeti olmayan Ahmet Kara Hüseyin ve ailesi tarafından adeta esir alınmış durumda. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Dergâhın gerçek hak sahibi olan postnişin Mehmet Koç Dede’yi türlü entrikalarla, hatta fiziki şiddet uygulayarak kutsal mekandan uzaklaştıran Kara Hüseyin, şimdi de Yunan derin devletinin Müslüman azınlığı bölmek için kullandığı bir kukla olarak sahneye çıkıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sufli’deki 50. Mekanize Tugay bünyesinde düzenlenen ve Türk düşmanlığıyla bilinen emekli korgeneral Kampouridis’in baş konuşmacı olduğu sözde “<strong><em>Pontus Soykırımı</em></strong>” anma etkinliğine koşa koşa katılan Kara Hüseyin, kendi soyuna ve inancına ihanet ederken yakalandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>LOZAN ANTLAŞMASI AYAKLAR ALTINDA: MADDE 45 NEREDE?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Yunanistan devleti, Seyit Ali Sultan Dergâhı’nın yeniden gerçek Alevi-Bektaşi dede ve babalarının yönetimine geçmesini engelleyerek uluslararası hukuku açıkça çiğniyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Lozan Antlaşması’nın 45. Maddesi’ne göre, Yunanistan, Türkiye'nin gayrimüslim azınlığa tanıdığı tüm hakları, kendi topraklarındaki Müslüman azınlığa aynen tanımakla yükümlüdür.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ancak Atina, Türkiye’deki Rum azınlığın vakıf ve dini özgürlüklerine karşılık, Batı Trakya’da tam bir hak gaspı uyguluyor. Kendi müftüsünü seçmek isteyen Müslüman Türk azınlığa hapis cezaları yağdıran, yeri geldiğinde faşist Altın Şafak üyelerini azınlığı korkutmak ve göçe zorlamak için sokaklara salan Yunanistan, şimdi de “özel hukuk kapsamında dini tüzel kişilik” oyunuyla Alevi Türkleri öz yurtlarında yalnızlaştırmaya çalışıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>KÜSTAH İTİRAF: ANKARA’NIN EMELLERİNE ZIT...</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Emekli korgeneral Kampouridis’in sosyal medyadaki küstah paylaşımları, Yunanistan’ın asıl niyetini ve bölgedeki Müslüman Türk azınlığı nasıl bir tehdit olarak gördüğünün de itirafı niteliğinde. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Kampouridis’in şu sözleri, Batı Trakya’daki asimilasyon politikasının dışa vurumudur:</span></p>

<ul>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Bu, Ankara'nın Yunan Trakya'sındaki emellerine zıt olarak, Yunan Hükümeti tarafından yapılan çok önemli bir tanımadır.</strong></em>”</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">“<strong><em>Yunan'ın kalbi her yerde atıyor!! Komotini'deki (Gümülcine) Türk Başkonsolosluğundan gelen baskıya rağmen bunu haykıran Yunanlılar varsa, ses daha da yükseliyor.</em></strong>”</span></p>
	</li>
</ul>

<p><span style="color:#000000"><strong>YUNANİSTAN ATEŞLE OYNUYOR!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Kendi kişisel menfaatleri ve koltuk sevdası uğruna, asırlık Türk-İslam mirası olan Seyit Ali Sultan Dergâhı’nı Yunan generalinin “<em><strong>Trakya’da gür bir şekilde esen Yunan ruhu</strong></em>” propagandasının malzemesi yapan Ahmet Kara Hüseyin ve çevresindeki birkaç kişiyi kullanan ırkçı Yunan odakları hesapsız ve ölçüsüz tahrikleri ile en büyük zararı Yunanistan’a veriyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye’nin yanında, Arnavutluk, Kuzey Makedonya, Bulgaristan da dahil olmak üzere tüm komşuları ile sorunlu olan Yunanistan’ın gerilim politikasında ısrarcı olması sonunda kaybedeceği açık olan bir kışkırtmadır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Atina, uluslararası hukuku ve Lozan’ı hiçe sayan bu faşizan tiyatrolardan derhal vazgeçmeli, işgal altındaki Seyit Ali Sultan Dergâhı’nı gerçek sahiplerine, yani Alevi-Bektaşi toplumuna iade etmelidir!</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 18:06:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/seyit-ali-sultan-dergahinin-isgalcileri-pontus-soykirimi-anmasinda-1781191767.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Üç Avaz’dan &quot;Hubların Şahı&quot; yakında yayında!</title>
                <category>KÜLTÜR SANAT</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/uc-avazdan-hublarin-sahi-yakinda-yayinda-3265</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/uc-avazdan-hublarin-sahi-yakinda-yayinda-3265</guid>
                <description><![CDATA[Müzik yolculuğuna iddialı bir giriş yapmaya hazırlanan Üç Avaz grubu, ilk teklileri "Hubların Şahı" ve merakla beklenen video klipleriyle dinleyicilerle buluşmak için gün sayıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Mert Karaboya, Özgür Bakış Süer ve Uğur Süer tarafından kurulan Üç Avaz, Anadolu’nun köklü söz ve nefes geleneğini modern bir müzikal anlayışla yeniden yorumluyor. Grubun uzun süredir titizlikle üzerinde çalıştığı ilk single çalışması "<em><strong>Hubların Şahı</strong></em>", çok yakında tüm dijital platformlarda ve video klibiyle YouTube’da müzikseverlerin beğenisine sunulacak.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Mutfakta Deneyimli İsim: Deniz İlgün</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Geleneksel ruhu çağdaş bir sound ile buluşturan eserin müzikal sorumluluğu deneyimli bir isime emanet edildi. "<strong><em>Hubların Şahı</em></strong>" deyişinin müzik yönetmenliğini Deniz İlgün üstlendi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Projenin yapımcılığını ise grubun üyelerinden Mert Karaboya gerçekleştirdi. Güçlü vokaller ve zengin enstrümantal altyapı, bu profesyonel mutfaktan geçerek klasik çizgilerin ötesinde modern bir yapıma dönüştü.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Görsel Bir Şölen Yolda: "Hubların Şahı" Klibi</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Şarkının ruhunu görsel bir hikayeyle taçlandıran video klip, deyişin barındırdığı derin felsefeyi ve mistik atmosferi ekranlara taşıyacak. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Üç Avaz üyelerinin performanslarıyla renklenen klip, estetik sinematografisi ve güçlü görselliğiyle çıkışıyla birlikte adından söz ettirmeyi hedefliyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>"Anadolu’nun Sesi, Üç Farklı Avazda Birleşti"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-06-11%20at%2013_45_47.jpeg" style="height:800px; width:800px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Grubun kuruluş felsefesini aktaran grup üyeleri, ilk teklileri öncesi heyecanlarını şu sözlerle dile getiriyor:</span></p>

<p><span style="color:#000000">"<em><strong>Biz Anadolu’nun kadim sözlerini, kendi içsel yolculuğumuz ve müzikal kimliğimizle harmanlamak istedik. 'Hubların Şahı' bizim için sadece bir başlangıç. Üç farklı avazın tek bir yürekte birleştiği bu yolculukta, dinleyicilerimizi çok yakında derin bir nefes almaya davet edeceğiz.</strong></em>"</span></p>

<p><span style="color:#000000">Üç Avaz’ın ilk göz ağrısı "<em><strong>Hubların Şahı</strong></em>" deyişi ve video klibi, çok yakında tüm dijital müzik platformlarında ve grubun resmi YouTube kanalında eş zamanlı olarak yayında olacak.</span></p>

<p><a href="https://www.youtube.com/@suermuzikyapim"><span style="color:#c0392b">KANALA ULAŞMAK İÇİN TIKLAYIN</span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 17:00:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/uc-avazdan-hublarin-sahi-yakinda-yayinda-1781187442.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Horasan Erenleri: Zalime boyun eğmeyen çağımızın Hüseyinlerine selam olsun!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/horasan-erenleri-zalime-boyun-egmeyen-cagimizin-huseyinlerine-selam-olsun-3264</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/horasan-erenleri-zalime-boyun-egmeyen-cagimizin-huseyinlerine-selam-olsun-3264</guid>
                <description><![CDATA[Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Erdem Cömert, Muharrem Matemi ve orucu vesilesiyle bir basın açıklaması yaptı. Cömert, Kerbela’da sergilenen onurlu duruşun günümüzde de rehber olması gerektiğini vurgularken, 2026 yılı Muharrem ayı oruç takvimine dair önemli detaylar paylaştı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Erdem Cömert, İslam Peygamberi Hz. Muhammed'in torunu Hz. Hüseyin ve beraberindekilerin 680 yılında Kerbela'da katledilmesini anmak adına tutulan yas oruçlarının, Hakk katında kabul olmasını diledi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>KERBELA, ZALİME KARŞI DİRENENLERİN DESTANIDIR</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Açıklamasında Kerbela’nın tarihsel ve manevi önemine değinen Erdem Cömert, günümüz dünyasındaki mazlum halkların mücadelesine de dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:</span></p>

<p><span style="color:#000000">"<em><strong>Bugün her zaman olduğundan daha fazla Hz. Hüseyin'den öğrenmek, onun zalime boyun eğmeyen tavrını tekrarlamak görevimiz var. İran'da, Filistin'de, Afrika'da ABD emperyalizmine ve İsrail siyonizmine karşı dik duran çağımızın Hüseyinlerine selam olsun.</strong></em>"</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>2026 YILI MUHARREM ORUCU TAKVİMİ BELİRLENDİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-06-11%20at%2015_05_30.jpeg" style="height:709px; width:549px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu yılın ibadet ve matem günlerinin detaylarını aktaran Cömert, Muharrem orucunun aşamaları hakkında da bilgi verdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Açıklanan takvime göre ibadet süreci şu şekilde ilerleyecek:</span></p>

<ul>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>12 - 14 Haziran:</strong> 3 günlük Masum-u Paklar Orucu</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>15 Haziran Pazartesi:</strong> Fatma Ana Orucu</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>16 Haziran Salı:</strong> 12 günlük Muharrem Orucu’nun başlangıcı (1. Gün)</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>25 Haziran Perşembe:</strong> İmam Hüseyin’in Şehadeti</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>27 Haziran Cumartesi:</strong> Muharrem Orucu’nun son günü (12. Gün)</span></p>
	</li>
</ul>

<p><span style="color:#000000"><strong>YARIM GÜN ORUÇ, ŞÜKÜR KURBANI VE AŞURE BİR BÜTÜNDÜR</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Muharrem ayının 12. gününde (27 Haziran Cumartesi) yarım gün oruç tutulduğuna dikkati çeken Başkan Erdem Cömert, bu özel günün ritüellerine dair, <strong>"<em>Oruçların tamamlanmasının arkasından tığlanan şükür kurbanı ve canlarla paylaşılarak dağıtılan aşure de bu kutsal oruç ibadetinin ayrılmaz birer parçasıdır</em>"</strong> diyerek açıklamasını tamamladı.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 15:25:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/horasan-erenleri-zalime-boyun-egmeyen-cagimizin-huseyinlerine-selam-olsun-1781180976.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Özel’in Trabzon buluşmasında Alevilere tehdit!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ozelin-trabzon-bulusmasinda-alevilere-tehdit-3263</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ozelin-trabzon-bulusmasinda-alevilere-tehdit-3263</guid>
                <description><![CDATA[Özgür Özel’in Trabzon’daki buluşmasında 'Biz yakarsak söndüremezler' yazılı pankart açıldığı ortaya çıktı. Kışkırtma girişimine tepki yağdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Cumhuriyet Halk Partisi (CHP)’nde mutlak butlan gerilimi yükselirken&nbsp;Özgür Özel&nbsp;ve Ekrem İmamoğlu destekçilerinin Trabzon’da tehlikeli bir kışkırtma girişiminde bulunduğu ortaya çıktı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">ANKA Haber Ajansı ile yerel medyaya yansıyan görüntülere göre, 5 Haziran 2026’da Özgür Özel’i Trabzon Havalimanında karşılayan kalabalıkta, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na ve yakın tarihte Alevilere yönelik gladyo saldırılarına atfen “<em><strong>Biz yakarsak söndüremezler</strong></em>” yazan bir pankart açıldı. Pankartta “<em><strong>CHP Akçaabat</strong></em>” imzası dikkat çekti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Haberimiz yayına girdiği ana kadar CHP içinde kışkırtmayı yapan tarafın lideri konumundaki Özgür Özel’den özür gelmediği anlaşıldı.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">KIŞKIRTMA TARİHİ 5 HAZİRAN CUMA GÜNÜ</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">ANKA Haber Ajansı ve yerel medyada çıkan görüntüler incelendiğinde Alevilere yönelik nefret suçu içeren pankartın 5 Haziran 2026 Cuma günü Özgür Özel’in Trabzon buluşmasında açıldığını açıkça anlaşılıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">CHP Akçaabat İlçe Başkanlığına bağlı bir grup tarafından açıldığı öne sürülen pankartla Sivas, Çorum ve Maraş’taki Türkiye’nin birliğine kast eden Alevi katliamlarına atıf yapılıyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Kemal Kılıçdaroğlu’na Alevilerin yaşadığı acılar üzerinden tehdit mesajı veriliyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Nefret pankartı Özel havalimanına indiği sırada havaya kaldırılıyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Pankartın havada olduğu anlarda Eski Kadın Kolları Başkanı ve Osmaniye Milletvekili Asu Kaya ile Eski Gençlik Kolları Genel Başkanı Cem Aydın’ın da alanda olduğu görülüyor.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">SOSYAL MEDYADA TEPKİ YAĞDI</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Kemal Kılıçdaroğlu üzerinden Alevilere nefret kusan ve tehdit eden kışkırtmaya sosyal medyada tepki yağdı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Çok sayıda CHP’li mezhepçi imada bulunan pankarta ve “<strong><em>CHP Akçaabat</em></strong>” imzasıyla kışkırtma girişimine ateş püskürdü.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Olayın ortaya çıkmasının ardından bazı görüntülerin silindiği öğrenildi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Olaya dair Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu cephesinden herhangi bir açıklama gelmezken pankartın açıldıktan bir süre sonra alandaki bazı CHP’lilerin tepkisi üzerine indirildiği ve kenara götürüldüğü aktarıldı.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 22:53:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/ozelin-trabzon-bulusmasinda-alevilere-tehdit-1780948939.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ali Rıza Özkan Ermenistan seçimlerini önceden bilmişti!</title>
                <category>DÜNYA</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ali-riza-ozkan-ermenistan-secimlerini-onceden-bilmisti-3262</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ali-riza-ozkan-ermenistan-secimlerini-onceden-bilmisti-3262</guid>
                <description><![CDATA[Ermenistan’ın 7 Haziran 2026’da gerçekleştirdiği kritik parlamento seçimlerini Nikol Paşinyan kazandı. Gazeteci Ali Rıza Özkan, seçimlerden 5 gün önce JeopoliTürk Gündem Tv’de yaptığı analizde Paşinyan’ın galibiyetini net bir şekilde öngörmüştü.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<iframe width="640" height="360" src="https://www.youtube.com/embed/sel0pnm4Y9E" title="ERMENİSTAN&#39;A BİLE SÖZ GEÇİREMEYEN RUSYA. ERMENİSTAN SEÇİMLERİ RUS JEOPOLİTİĞİNİN ÇÖKÜŞÜ MÜDÜR?" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe><p>Ermenistan’ın 7 Haziran 2026’da gerçekleştirdiği kritik parlamento seçimlerini Nikol Paşinyan kazandı. Gazeteci Ali Rıza Özkan, seçimlerden 5 gün önce JeopoliTürk Gündem Tv’de yaptığı analizde Paşinyan’ın galibiyetini net bir şekilde öngörmüştü.<br />
<br />
Özkan'ın dikkat çeken bir cümlesi de:"<em><strong>“Düşünün ki Paşinyan’ı kendisine düşman alan bir Rusya’dan söz ediyoruz… Eğer Ermenistan’a dahi sözünüz geçmiyorsa, oturup geri döneceksiniz. Bizim jeopolitiğimizde ne sorun var diyeceksiniz” </strong></em>oldu.<br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=sel0pnm4Y9E"><span style="color:#c0392b"><strong>ALİ RIZA ÖZKAN'IN AÇIKLAMASINI İZLEMEK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ</strong></span></a></p>

<p>7 Haziran 2026 Pazar günü sandık başına giden Ermenistan’da seçim sonuçları Paşinyan’ın zaferiyle sonuçlandı. Bu gelişme, seçimlerden önce JeopoliTürk Gündem Tv’de yayınlanan özel programda Gazeteci Ali Rıza Özkan tarafından çarpıcı bir öngörüyle dile getirilmişti.</p>

<p>Programda <strong>Analist Gazeteci Bora Özizmirli’nin</strong> moderatörlüğünde, Analist Yazar <strong>Umut Berhan Şen ve Gazeteci Ali Rıza Özkan</strong>, Ermenistan seçimlerini değerlendirdi. Özkan, Rusya’nın Ermenistan ile yaşadığı gerilimi merkeze alarak, Rus jeopolitiğinin çöküş sürecine girdiğini savundu ve Paşinyan’ın seçimleri kazanacağını açıkça ifade etti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">ALİ RIZA ÖZKAN’IN SEÇİM ÖNCESİ DEĞERLENDİRMESİ</span></span></span></strong></p>

<p>Ali Rıza Özkan programda şu açıklamalarda bulunmuştu:</p>

<p>&nbsp;<em><strong>“Önümüzdeki hafta Ermenistan’da seçimler var. 6 Haziran sanıyorum ya da 7 Haziran. Şimdi bu seçimleri de göreceğiz. Büyük ihtimalle Paşinyan, şu anda görünen o şekilde onun için söylüyorum, Paşinyan kazanacak.”</strong></em></p>

<p>Özkan, Rusya’nın 3 milyon nüfuslu küçük ve zayıf bir ülke olan Ermenistan’la kavga etmesinin, Moskova’nın jeopolitik doktrininin iflası anlamına geldiğini vurguladı. Rusya’nın Çarlık ve SSCB döneminden kalan <strong>“tahakküm”</strong> anlayışıyla 21. yüzyılda başarılı olamayacağını belirten Özkan, Ermenistan’ın coğrafi konumunu da analiz etti.</p>

<p>Ermenistan’ın Gürcistan, Azerbaycan, Türkiye ve İran ile çevrili olduğunu hatırlatan Özkan, bu ülkelerin hiçbirisiyle köklü stratejik ittifak kurmasının mümkün olmadığını, Rusya’nın ise bu ülkeyle bile baş edemediğini dile getirdi.</p>

<p><em><strong>“Düşünün ki Paşinyan’ı kendisine düşman alan bir Rusya’dan söz ediyoruz… Eğer Ermenistan’a dahi sözünüz geçmiyorsa, oturup geri döneceksiniz. Bizim jeopolitiğimizde ne sorun var diyeceksiniz”</strong></em></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">&nbsp;“RUS JEOPOLİTİĞİNİN ÇÖKÜŞÜ”</span></span></span></strong></p>

<p>Özkan, Rus jeopolitiğinin temel sorununun çevre ülkelerini “doğal egemenlik alanı” olarak görmesi ve onları tahakküm altına alma yaklaşımı olduğunu belirtti. Bunun 21. yüzyılda yürümeyeceğini savunarak, Ukrayna Savaşı’nın başlangıcını bu çöküşün miladı olarak nitelendirdi.</p>

<p>Türkiye’nin ise tam tersi bir yaklaşımla eşitlik temelinde ilişkiler kurduğunu örnek veren Özkan, Paşinyan’ın zaferinin hem Ermenistan halkı hem de bölge için, özellikle Türkiye için önemli kazanımlar sağlayacağını ifade etti.</p>

<p><em><strong>&nbsp;“Paşinyan’ın kazanması demek başka bir manada Türkiye’nin kazanması demek… Güney Kafkasya’da barışı sağlayan, barışın şemsiyesini kuran ülke oluyoruz.”</strong></em></p>

<p>Özkan, programın sonunda Paşinyan’ı şimdiden tebrik ederek sözlerini noktalamıştı.</p>

<p>Seçim sonuçları, Ali Rıza Özkan’ın analizini doğrular nitelikte oldu. Paşinyan’ın galibiyeti, Güney Kafkasya’daki güç dengeleri ve Türkiye-Ermenistan ilişkileri açısından yeni bir dönemin başlangıcı olarak değerlendiriliyor.</p>

<p><strong><a href="https://www.youtube.com/watch?v=sel0pnm4Y9E">Kaynak: JeopoliTürk Gündem Tv (2 Haziran 2026 tarihli yayın)</a></strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 18:02:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/ali-riza-ozkan-ermenistan-secimlerini-onceden-bilmisti-1780932022.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Anadolu Vakıflar Federasyonu’ndan Metin Tarhan’a tebrik ziyareti</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/anadolu-vakiflar-federasyonundan-metin-tarhana-tebrik-ziyareti-3261</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/anadolu-vakiflar-federasyonundan-metin-tarhana-tebrik-ziyareti-3261</guid>
                <description><![CDATA[Anadolu Vakıflar Federasyonu heyeti, AK Parti, Kültür ve Sanat Politikaları Başkan Yardımcılığı görevine atanan Metin Tarhan’ı yeni görevinde tebrik etti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / ANKARA</strong> — Anadolu Vakıflar Federasyonu heyeti, Kültür ve Sanat Politikaları Başkan Yardımcılığı görevine atanan Metin Tarhan’a hayırlı olsun ziyaretinde bulundu. Samimi ve verimli bir atmosferde gerçekleşen görüşmede, federasyona bağlı vakıfların projeleri ve geleceğe yönelik iş birlikleri masaya yatırıldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>PROJELER VE GELECEK VİZYONU MASADAYDI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Ziyaret kapsamında federasyon yönetimi, bünyelerinde yer alan vakıfların tanıtımını yaparak; yürütülmekte olan sosyal sorumluluk, kültür ve sanat projeleri hakkında Metin Tarhan’a detaylı bilgi sundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Görüşmede federasyonun toplumsal katkı sağlayan çalışmalarını takdirle karşılayan Tarhan, bu projelerin geliştirilmesi ve toplumun daha geniş kesimlerine ulaştırılması noktasında değerli görüş ve önerilerini paylaştı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Karşılıklı fikir alışverişinin yapıldığı toplantı, oldukça olumlu ve yapıcı bir seyirde tamamlandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>BOZATLI HIZI YAR VE YARDIMCISI OLSUN</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Görüşmenin ardından Anadolu Vakıflar Federasyonu tarafından yapılan açıklamada, ziyaretin kendilerini ziyadesiyle memnun ettiği belirtilerek şu ifadelere yer verildi:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“Sayın Metin Tarhan’a yeni görevinde başarılar diliyor; Bozatlı Hızır’ın yar ve yardımcısı olmasını temenni ediyoruz.”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Ziyarete Katılan Federasyon Heyeti şu isimlerden oluşuyordu:</strong></span></p>

<ul>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>Abdurahman Kurtaslan</strong> (Kurucu ve Onursal Genel Başkan)</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>Mehmet Ali Ayyıldız</strong> (Başkan)</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>Bektaş Avcı</strong> (Başkan Yardımcısı)</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>İbrahim Güzel</strong> (Yağmur Baba)</span></p>
	</li>
</ul>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 21:35:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/anadolu-vakiflar-federasyonundan-metin-tarhana-tebrik-ziyareti-1780684687.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu, Yayman’a “Alevi Raporu”nu sundu</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-bektasi-guc-birligi-platformu-yaymana-alevi-raporunu-sundu-3260</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-bektasi-guc-birligi-platformu-yaymana-alevi-raporunu-sundu-3260</guid>
                <description><![CDATA[AK Parti genel merkezini ziyaret eden Ali Rıza Özdemir başkanlığındaki Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu heyeti, Kültür ve Sanat Politikaları Başkanı Hüseyin Yayman’a “Alevi Raporu” hakkında kapsamlı bir bilgilendirme sundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="display:none">&nbsp;</span><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / ANKARA –</strong> Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu Başkanı Ali Rıza Özdemir ve beraberindeki heyet, AK Parti Genel Merkezi’ne önemli bir ziyarette bulundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Heyet, AK Parti Genel Merkez Kültür ve Sanat Politikaları Başkanı Hüseyin Yayman ile bir araya gelerek, platform tarafından bir yıllık süreçte, geniş katılımla ve titizlikle hazırlanan “<em><strong>Alevi Raporu</strong></em>” hakkında kapsamlı bir bilgilendirme sundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>RAPORUN DETAYLARI PAYLAŞILDI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/YAYMAN1.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Özdemir’in Alevi-Bektaşi toplumunun taleplerini, beklentilerini ve çözüm önerilerini içeren raporun detaylarını sunduğu görüşmede, inançların özgürce yaşanması, kültürel mirasın korunması, cemevlerinin yasal statüsünün güçlendirilmesi ve toplumsal birlikteliğin pekiştirilmesi için atılabilecek somut adımlar üzerinde istişarelerin sürdürülmesi temennisi ifade edildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu tarafından siyasi partilerler ve kamuoyu ile paylaşılan “<strong><em>Alevi Raporu</em></strong>”nun hazırlanma sürecinde inanç ve kanaat önderlerinin, hukukçu ve akademisyenlerden oluşan Alevi aydınlarının ve STK temsilcilerinin rol aldığını ifade eden Özdemir, toplumsal istişarenin sonucu olarak ortaya çıkan belgenin yeni hazırlanacak AK Parti çalışma programında dikkate alınması temennisini dile getirdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ERDOĞAN’IN LİDERLİĞİ ALEVİLER İÇİN BİR ŞANS</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-06-04%20at%2017_08_12%20(4).jpeg" style="height:800px; width:632px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi toplumunun haklı taleplerinin hayata geçirilmesi açısından AK Parti iktidarları döneminde atılan adımların toplumda memnuniyetle karşılandığını ifade eden Özdemir, “<em><strong>Alevi toplumunun tüm taleplerinin hayata geçirilmesi bakımından Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğini bir imkan ve şans olarak görüyoruz</strong></em>” dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İSTİŞARE SÜREÇLERİ DEĞERLİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-06-04%20at%2017_08_12%20(5).jpeg" style="height:790px; width:800px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren AK Parti Kültür ve Sanat Politikaları Başkanı Hüseyin Yayman, toplumsal barış ve kültürel zenginliğin korunması adına bu tür istişare süreçlerinin büyük önem taşıdığını vurguladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu Başkanı Ali Rıza Özdemir ise kabulden dolayı Yayman’a teşekkür ederek, raporun hayırlara vesile olmasını temenni etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ziyaret, karşılıklı iyi niyet temennileri ve hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.</span><span style="display:none">&nbsp;</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 11:55:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/alevi-bektasi-guc-birligi-platformu-ak-partide-alevi-raporunu-sundu-1780650024.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu’ndan Metin Tarhan’a tebrik ziyareti</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-bektasi-guc-birligi-platformundan-metin-tarhana-tebrik-ziyareti-3259</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-bektasi-guc-birligi-platformundan-metin-tarhana-tebrik-ziyareti-3259</guid>
                <description><![CDATA[Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu, AK Parti Genel Merkez Kültür ve Sanat Politikaları Başkan Yardımcılığı görevine atanan Avukat Metin Tarhan’ı makamında ziyaret etti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / ANKARA –</strong> Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu, AK Parti Genel Merkezi’nde önemli bir nezaket ziyareti gerçekleştirdi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Platform Başkanı Ali Rıza Özdemir liderliğindeki heyet, yakın zamanda AK Parti Genel Merkez Kültür ve Sanat Politikaları Başkan Yardımcılığı görevine atanan Avukat Metin Tarhan’ı makamında ziyaret etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>YENİ GÖREV İÇİN TEBRİK</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/MET%C4%B0N%20TARHAN.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu Başkanı Ali Rıza Özdemir ve beraberindeki heyet, Avukat Metin Tarhan’a yeni görevinin hayırlı olması temennisinde bulunarak başarı dileklerini iletti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Toplumsal birlik ve beraberlik mesajlarının ön plana çıktığı ziyarette, kültürel ve sanatsal politikalar ve Alevi toplumunun talepleri üzerine de karşılıklı görüş alışverişinde bulunuldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>DİYALOG VE İŞBİRLİĞİ SÜRECEK</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/MET%C4%B0%C4%B0N%20TARHAN.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren AK Parti Kültür ve Sanat Politikaları Başkan Yardımcısı Avukat Metin Tarhan, nazik ziyaretleri için Özdemir ve heyetine teşekkür etti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Tarhan, kültürel zenginliklerin korunması ve toplumun tüm kesimleriyle diyalog kanallarının açık tutulması yönünde çalışmalarını kararlılıkla sürdüreceklerini ifade etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ziyaret, karşılıklı iyi niyet temennileri ve günün anısına çekilen hatıra fotoğrafıyla sona erdi.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 11:10:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/alevi-bektasi-guc-birligi-platformundan-metin-tarhana-tebrik-ziyareti-1780647834.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bora Özizmirli: Küba tarihinin en ağır yakıt ve elektrik krizini yaşıyor</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bora-ozizmirli-kuba-tarihinin-en-agir-yakit-ve-elektrik-krizini-yasiyor-3258</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bora-ozizmirli-kuba-tarihinin-en-agir-yakit-ve-elektrik-krizini-yasiyor-3258</guid>
                <description><![CDATA[Analist gazeteci Bora Özizmirli, JeopoliTürk Gündem Tv’de Küba’daki derin yakıt ve enerji krizini masaya yatırdı. Haziran 2026 itibarıyla Küba, tarihinin en ciddi yakıt ve elektrik krizlerinden birini yaşıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<iframe width="640" height="360" src="https://www.youtube.com/embed/8BplTAcb7Hw" title="KÜBA&#39;DA YAKIT VE ELEKTRİK KRİZİ! KÜBADA DURUM VAHİM! RUSYA KÜBA&#39;YA YAKIT GÖNDERMEKTEN ACİZ DURUMDA" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe><p>Analist gazeteci Bora Özizmirli, JeopoliTürk Gündem Tv’de Küba’daki derin yakıt ve enerji krizini masaya yatırdı.</p>

<p>Haziran 2026 itibarıyla Küba, tarihinin en ciddi yakıt ve elektrik krizlerinden birini yaşıyor. Milyonlarca Kübalı, sürekli elektrik kesintileri, susuzluk ve temel ihtiyaçlara erişimde büyük zorluklarla mücadele ediyor.</p>

<p>Küba Enerji ve Madenler Bakanı, 14 Mayıs 2026’da devlet televizyonunda yaptığı açıklamada krizi resmen duyurdu:<em><strong> “Kesinlikle yakıt yok, kesinlikle benzin yok, kesinlikle dizel yok. Stoklarımız ve rezervlerimiz tamamen tükendi.”</strong></em><br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=8BplTAcb7Hw&amp;t=45s"><span style="color:#c0392b"><strong>BORA ÖZİZMİRLİ'NİN AÇIKLAMASINI İZLEMEK İÇİN LÜTFEN AŞAĞIDAKİ&nbsp; FOTOĞRAFA TIKLAYINIZ!</strong></span></a><br />
<br />
<em><strong><a href="https://www.youtube.com/watch?v=8BplTAcb7Hw&amp;t=45s"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-06-04%20at%2019_20_13%20(1).jpeg" style="height:424px; width:800px" /></a></strong></em></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>YAKIT YOK-ELEKTRİK YOK-SU YOK</strong></span></p>

<p>Bora Özizmirli’nin aktardığına göre, elektrik kesintileri nedeniyle mahalleler ve sokaklar geceleri karanlığa gömülüyor. Buzdolapları çalışmadığı için yiyecekler bozuluyor. Su pompaları elektrik ve yakıt eksikliği yüzünden devre dışı kalınca, şebeke suyu ancak 20 günde bir birkaç saat verilebiliyor. Vatandaşlar su tankerleri önünde uzun kuyruklar oluşturmak zorunda kalıyor.</p>

<p>Hastanelerde elektrik olmaması nedeniyle ameliyatlar erteleniyor, hastalar risk altında. Okullar ve üniversiteler kapalı, eğitim durmuş durumda. İş yerlerinde üretim sekteye uğradı. Turistik bölgeler ise bomboş; hava yolu şirketleri Küba’ya uçuşlarını iptal etti. Toplu taşıma araçları ve benzin istasyonları yakıt yokluğu nedeniyle felç oldu.</p>

<p><strong>RUSYA, KÜBA'YA BİR DAMLA PETROL GÖNDERMEKTEN ACİZ DURUMDA</strong></p>

<p>Bora Özizmirli, krizin temel sebeplerini şöyle açıkladı: Küba uzun yıllar Venezuela’dan gelen petrol desteğiyle ihtiyaçlarını karşılamaktaydı. Ancak ABD’nin Venezuela Devlet Başkanı Maduro’yu <strong>“kaçırıp hapsetmesi”</strong> sonrası bu sevkiyat durma noktasına geldi. 20 Ocak 2026’da Trump yönetimi, Küba’ya yönelik yakıt ablukası başlatarak petrol ve enerji taşıyan gemileri hedef aldı.</p>

<p>Özizmirli, Küba’nın müttefikleri Rusya ve Çin’in bu kritik dönemde adaya bir damla petrol dahi gönderememesini eleştirerek, “<strong>Rusya gibi büyük petrol rezervlerine sahip bir ülkenin Küba’ya yardım edememesi düşündürücü”</strong> dedi. Bu durum, dünya kamuoyunda “Ukrayna karşılığında Küba ve Venezuela’nın gözden çıkarıldığı” tartışmalarını da beraberinde getirdi.</p>

<p>Analist, Trump’ın <strong>1800’lü yıllardaki Monroe Doktrini’ni </strong>güncelleyerek Batı Yarımküre’yi kendi etki alanı ilan ettiğini ve bölgedeki baskıyı artırdığını belirtti.</p>

<p>Bora Özizmirli, enerjinin modern hayatın can damarı olduğunu vurgulayarak, krizin aydınlatma dışında sağlık, eğitim, üretim, ulaşım ve turizm gibi birçok alanda ağır sonuçlar doğurduğuna dikkat çekti.</p>

<p>Küba’daki kriz ve gelişmeler uluslararası kamuoyu tarafından yakından takip ediliyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 04 Jun 2026 19:15:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/bora-ozizmirli-kuba-tarihinin-en-agir-yakit-ve-elektrik-krizini-yasiyor-1780592777.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dr. İhsan Ünlü yazdı: Pakistan izlenimleri</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/dr-ihsan-unlu-yazdi-pakistan-izlenimleri-3257</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/dr-ihsan-unlu-yazdi-pakistan-izlenimleri-3257</guid>
                <description><![CDATA[Türkiye Diyanet Vakfı (TDV) vekâletle kurban organizasyonu kapsamında Kurban Bayramı’nda Pakistan’a giden Dr. İhsan Ünlü, ziyaretine dair duygu ve gözlemlerini paylaştı. Ünlü, mazlum din kardeşleriyle kurulan gönül köprülerinden duyduğu huzuru ve ülkede gözlemlediği gelir adaletsizliğinden kaynaklanan hüznü bir arada dile getirdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Diyanet Vakfı (TDV) vekâletle kurban organizasyonu kapsamında Kurban Bayramı’nda Pakistan’a giden Dr. İhsan Ünlü, ziyaretine dair duygu ve gözlemlerini paylaştı. Ünlü, mazlum din kardeşleriyle kurulan gönül köprülerinden duyduğu huzuru ve ülkede gözlemlediği gelir adaletsizliğinden kaynaklanan hüznü bir arada dile getirdi.<br />
<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/8e00ab70-af09-4dda-b314-d2662ca35d14.jpg" style="height:533px; width:800px" /><br />
<br />
Dr. İhsan Ünlü, yazısında kurban ibadetinin et dağıtımından öte, kalpleri yaklaştırma ve mesafeleri kapatma vesilesi olduğunu vurguladı. Emanetleri sahiplerine ulaştırmanın tarifsiz lezzetini yaşadığını belirten Ünlü, özellikle çocukların, yoksulların, dul ve yetimlerin gözlerindeki ışığın tüm yorgunluğunu aldığını ifade etti.<br />
<br />
<strong>Dr. İhsan Ünlü, yazısında şunları kaydetti:</strong><br />
<br />
<strong>PAKİSTAN İZLENİMLERİ</strong><br />
<br />
Kurban bayramında TDV vekâletle kurban organizasyonu için Pakistan’a gittim.<br />
Bir tarafıyla huzurlu, bir tarafıyla hüzünlü, çok farklı duygu ve düşüncelerle döndüm.<br />
Huzurluydum çünkü mazlum din kardeşlerimizle gönül köprüleri kurdum.<br />
Kurbanın, adı üzerinde kalpleri yaklaştırmaya, mesafeleri yakınlaştırmaya vesile olduğunu yakinen gördüm.<br />
Kurban ibadetinin bir et parçası alışverişinden öte gönüller arasında sevgi transferi olduğunu bir kez daha müşahede ettim.<br />
Emanetleri yerine teslim etmenin verdiği tarifsiz lezzeti tattım.<br />
Çocukların, yoksulların, dul ve yetimlerin gözlerinde gördüğüm ışık, bütün yorgunluğumu çoktan alıp götürdü bile...<br />
<br />
Hüzünlüydüm çünkü maalesef gittiğim bölgelerde insanların bir kısmı, yapılan yardımları öğrenilmiş çaresizlik olarak kabul ediyordu.<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/bfcc3f38-05e9-48e4-b458-5144f0d4bd47.jpg" style="height:800px; width:600px" /><br />
<br />
Pakistan, dünyanın sayılı ekonomilerinden olmasına rağmen, kişi başına düşen milli geliri çok az olan ülkelerden biri.<br />
Müslüman ülkelerin çoğunda rastlanan sosyal adalet yoksunluğu burada da çok açık olarak kendini gösteriyor.<br />
Aynı bölgede bakıyorsunuz bir tarafta villalarda oturan varlıklı insanlar, hemen az ötede varoş mahallelerde oturan yoksul aileler.<br />
Bir tarafta çocuklarını özel okullarda okutan elitler, öbür tarafta çocuklarını devlet okullarına gönderen avam kesimler.<br />
İşte tam da burada hikmet-i ilahi zekât, fitre, sadaka, bağış, kurban gibi İslam’ın emrettiği mali ibadetler devreye giriyor, insanlara nefes aldırıyor.<br />
<br />
Görev bölgemiz Faisalabad’da kendini hayır işlerine vakfetmiş ortak kuruluş Saylani vakfının gül yüzlü insanları bizi karşıladı.<br />
Çok verimli, çok bereketli bir organizasyona tanık oldum.<br />
İşlerini mükemmel yaptıkları gibi, insani yaklaşımları ve engin cömertlikleri beni oldukça etkiledi.<br />
Şunu fark ettim ki bu vakfın vakıf yürekli insanları yalnızca kurbanla ilgilenmiyor; sair zamanlarda da yoksul ve mağdurların her türlü ihtiyaçları için seferber olmuş durumdalar.<br />
Yaptıkları güzel işler ve insani duyarlılıkları sayesinde halkın umudu olmuşlar.<br />
Burada Türklere karşı çok büyük bir sevgi ve hayranlık var.<br />
Bir başka bölgede görev yapan arkadaşımız bu sevginin kaynağını sormuş.<br />
“Sizinle aramızda binlerce kilometre olduğu halde neden bizi seviyorsunuz?”<br />
Verilen cevap her şeyi özetliyor: “Biz sizi Allah için görmeden sevdik!”<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/12b3e057-e928-4f09-be46-8b5ad0a70ef5.jpg" style="height:533px; width:800px" /><br />
Kurban eti dağıtımı yaptığımız yerlerde insanlar bizi kardeş gibi görerek, “Zindabad Türkiye” yani “Yaşasın Türkiye” sloganıyla selamladılar.<br />
<br />
Burada, resmi dilleri olan Urducanın yanında İngilizce de yaygın olarak kullanılıyor.<br />
Resmi dilden öte, gönül diliyle konuştuğumuz için çok iyi anlaştık ve kısa zamanda kaynaştık.&nbsp;<br />
Sözün özü; dost ülke Pakistan’da binlerce insanın hayır duasını aldık, gönüller inşa ettik.<br />
Bedenen bizimle olamayan ama vekâletleri ve gönülleri bizimle olan kurban bağışçılarımıza da dualar edildi, hayırla yâd edildiler.<br />
Benim açımdan farklı bir deneyim ve hayır faaliyeti oldu.<br />
Rabbim dergah-ı izzetinde makbul ve mebrur eylesin.<br />
Vesile olan DİB-TDV başta olmak üzere herkese şükranlarımı sunuyorum.<br />
Orada çok güzel bir iklim oluşturan Pakistan (İslamabad) Büyükelçisi Doç. Dr. İrfan Neziroğlu’na ve İslamabad Din Hizmetleri Müşaviri Dr. Abdurrahman Akkuş'a teşekkür ediyorum.<br />
Pakistanlıların deyimiyle, “İyd mübarek”, bayramınız mübarek olsun!<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/8c271f43-b16b-4232-bd66-638d887e640d.jpg" style="height:800px; width:360px" /></p>

<p>02.06.2026<br />
Dr. İhsan ÜNLÜ</p>

<p><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/02f8caa3-c8b6-4fa8-a87f-c761cace3fc1.jpg" style="height:532px; width:800px" /><br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 04 Jun 2026 15:05:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/dr-ihsan-unlu-yazdi-pakistan-izlenimleri-1780575842.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Arap Aleviler: Bize en büyük zararı Esad verdi!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/arap-aleviler-bize-en-buyuk-zarari-esad-verdi-3256</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/arap-aleviler-bize-en-buyuk-zarari-esad-verdi-3256</guid>
                <description><![CDATA[Gazeteci Yılmaz Bilgen,Suriye'deki Aleviler ile röportaj yaparak  Türkiye Gazetesi'nde çarpıcı önemli bir habere imza attı.Dedelerinin Osmanlı döneminde asker olarak birçok cephede savaştığını söyleyen Suriye’deki Aleviler “Türklerle bir sıkıntımız yok. Bize en büyük zararı Esad ailesi verdi” dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="https://www.turkiyegazetesi.com.tr/dunya/suriyedeki-nusayriler-gazetemize-konustu-bize-en-buyuk-zarar-esad-verdi-1794741?s=2"><span style="color:#2980b9">Gazeteci Yılmaz Bilgen, </span></a> Suriye'deki Aleviler ile röportaj yaparak, <a href="https://www.turkiyegazetesi.com.tr/dunya/suriyedeki-nusayriler-gazetemize-konustu-bize-en-buyuk-zarar-esad-verdi-1794741?s=2"><span style="color:#2980b9">Türkiye Gazetesi'nde</span></a>&nbsp;çarpıcı önemli bir habere imza attı.Dedelerinin Osmanlı döneminde asker olarak birçok cephede savaştığını söyleyen Suriye’deki Aleviler “Türklerle bir sıkıntımız yok. Bize en büyük zararı Esad ailesi verdi” dedi.<br />
<br />
Bu önemli haber için Yılmaz Bilgen ve Türkiye Gazetesi'ne tebrik ediyoruz.<br />
<br />
Yılmaz Bilgen'in haberi&nbsp;<a href="https://www.turkiyegazetesi.com.tr/dunya/suriyedeki-nusayriler-gazetemize-konustu-bize-en-buyuk-zarar-esad-verdi-1794741?s=2">Türkiye Gazetesi'nde şöyle kaydedildi:</a></strong><br />
<br />
&nbsp;</p>

<p>Türkiye gazetesi, Suriye’nin Lazkiye şehrindeki Nusayri köylerine girdi. Gazetemize konuşan Nusayri köylüler, bölünmeyi istemediklerini ve Suriye halkının bileşeni olarak kalacaklarını söyledi.</p>

<p>Devrim sonrası AFAD ve Türk STK’ların Nusayri köylerine yardım dağıttığını söyleyen Nusayriler&nbsp;<strong>“Türkiye ve Türklerle ne geçmişte sorun yaşadık ne de bundan sonra yaşarız. Türkiye’nin gelişmişliği hepimizin gurur kaynağı”</strong>&nbsp;ifadesini kullandı.<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/280347c7-2816-4809-b97d-bae05bab208d.png" style="height:500px; width:500px" /></p>

<h3><span style="color:#2980b9">Gazeteci Yılmaz Bilgen</span><br />
<br />
<strong>ETLE TIRNAK GİBİYİZ</strong></h3>

<p>Gezdiğimiz Nusayri köylerinden 3000 nüfuslu Bellura’nın muhtarı Cemal Ali Hatim, kendisinin Osmanlıda ilim ehli El Hatim ailesine mensup olduğunu anlattı. “<strong>Osmanlı bize zulmetmedi”</strong>&nbsp;diyen 65 yaşındaki Cemal Ali Hatim şunları söyledi:<br />
<br />
<em>"Dedelerimiz, Türklerle birçok cephede Osmanlı askeri olarak aynı safta savaştı. Türklerle geçmişte hiçbir sıkıntımız olmadı. Bundan sonra da olmaz. Avrupa’da birçok şehri gezdim. İstanbul’a hayran kaldım. Türkiye’nin gelişmişliği hepimizi gururlandırıyor. Dayım, halam ve kuzenlerim Hatay, Mersin, İstanbul gibi şehirlerde yaşıyor.&nbsp;<strong>Tüm bu müştereklerimize rağmen aramızda fitne tohumları ekmeye çalışıyorlar. Buna izin vermemeliyiz.</strong>&nbsp;Özellikle sosyal medyada üretilen yalanlar kardeşliğimize, birliğimize zarar vermek isteyen harici merkezlerin işi. Burada Bayırbucak Türkmenleriyle de tarihî komşuluğumuz var. Hepsiyle etle tırnak gibiyiz. Yıllarca Türkmen köylerinde öğretmenlik yaptım. Tarihimiz ortak, kültürel olarak da yakınız"</em><br />
<br />
Şam yönetimi için tehdit olmadıklarını ifade eden Hatim&nbsp;<strong>“Hatta devrime destek amaçlı 400 kişilik bir toplantı düzenledik. Bu devlet, Suriye hepimizin”</strong>&nbsp;diye konuştu. Cemal Ali Hatim, Suriyeli Nusayrilere en büyük zulmü 1970’ten 2024’e kadar yönetimde kalan Esad ailesinin yaptığını ifade etti.<br />
<br />
&nbsp;</p>

<h3><strong>BİZİ BİRBİRİMİZE DÜŞÜRMEK İSTEDİLER</strong></h3>

<p>Muhtar Hatim’e benzer ifadeler kullanan bölgenin Nusayri kanaat önderlerinden İbrahim Ali Kermu “Birileri Nusayriler ve Türkler düşman olsun istiyor. Farklı merkezlerde hazırlanan nefret senaryolarını burada tatbik etmeye çalışıyorlar. Ama inanın Türkiye’ye karşı çok güçlü bir sevgi bağımız var. Burada Sünni ve Nusayriler yüzlerce yıldır kardeşçe yaşıyoruz. Ülkede büyük bir siyasi dönüşüm var. Nusayrileri tahrik ederek Suriye’yi parçalamak istediler.<br />
<br />
Mihraç Ural gibi kuklalar da kullanılarak iç savaş çıkarmaya çalıştılar.<strong>&nbsp;Esad ailesinin siyasi hatalarının bedelini tüm Nusayrilere ödetmek istediler</strong>. Bu odaklar bir yandan Nusayrileri Sünnilere karşı kışkırtırken diğer yandan da Sünnilere karşı propaganda yaptılar. Bunlar çoğunlukla farklı ülke istihbarat servisleri tarafından üretilen ve yönetilen faaliyetler. İçerideki iş birlikçiler sadece piyon. Şimdi ırk, din, mezhep ayrımı yapmadan el birliğiyle ülkemizi yeniden ayağa kaldırmalıyız. Başka gidecek yerimiz yok.<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p>Savaş ağır bir fatura çıkardı. Maddi anlamda ciddi sıkıntılar var. Bu sebeple imkân bulanlar çalışmak için yurt dışına gidiyor. Ancak Nusayriler bu halkın ve devletin bir parçası.<strong>&nbsp;Her ne kadar zaman zaman istenmeyen olaylar yaşansa da topraklarımızı terk etmeyeceğiz. Esad yönetiminin yanlışlarından tüm Nusayriler sorumlu tutulamaz. Bize tarihin en büyük zararını Esad hanedanlığı verdi</strong>” dedi.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaos amaçlı faaliyet yürütenlerin farklı ülkeler tarafından fonlandığını vurgulayan İbrahim Ali Kermu “<strong>Dağlarda video çeken provokatörler Nusayri-Alevileri temsil etmiyor. Arkalarında karanlık güçler var. Türkiye’deki kardeşlerimiz de bu gerçekleri bilsin</strong>” diye konuştu.<br />
<br />
<a href="https://www.turkiyegazetesi.com.tr/dunya/suriyedeki-nusayriler-gazetemize-konustu-bize-en-buyuk-zarar-esad-verdi-1794741?s=2"><strong>Kaynak ve yazının orjinalini okumak için lütfen tıklayınız:<br />
https://www.turkiyegazetesi.com.tr/dunya/suriyedeki-nusayriler-gazetemize-konustu-bize-en-buyuk-zarar-esad-verdi-1794741?s=2</strong></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 04 Jun 2026 13:50:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/arap-aleviler-bize-en-buyuk-zarari-esad-verdi-1780571225.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Cem Vakfı: Cem TV ile herhangi bir bağımız yok!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cem-vakfi-cem-tv-ile-herhangi-bir-bagimiz-yok-3255</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cem-vakfi-cem-tv-ile-herhangi-bir-bagimiz-yok-3255</guid>
                <description><![CDATA[CEM Vakfı, yeniden yayına geçtiği şeklinde tanıtımı yapılan Cem TV ile herhangi bir bağlantıları olmadığını açıkladı. Cem Vakfı’ndan yapılan açıklamada, “Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi amacıyla açıkça belirtmek isteriz ki; hâlihazırda yayın yapmakta olan ve “Cem TV” ismini kullanan televizyon kuruluşu ile Cem Vakfı arasında herhangi bir organik, hukuki, mali, idari veya kurumsal bağ bulunmamaktadır.” ifadelerine yer verildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Malatya, Pütürgeli&nbsp; Alevi olmayan bir iş insanına ait ONS TV kanalının RTÜK tarafından bir günde verilen isim değişikliği izni ile “<strong><em>Cem</em></strong>” yapılmasının ardından süregiden tartışmalara Cem Vakfı son noktayı koydu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Cem Vakfı’ndan, yayınlarımız üzerine yapılan resmi açıklamada, şu anda yayında olan Cem TV kanalının vakıfla hiçbir bağının olmadığı vurgulandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Geçmişte Cem TV’nin kurulması, yaşatılması ve Alevi-Bektaşi inanç dünyasının sesi hâline gelmesinde Cem Vakfı kurucularının, yöneticilerinin, bağışçılarının ve gönül dostlarının büyük emekleri, fedakârlıkları ile maddi ve manevi katkıları bulunmaktadır.</strong></em>” ifadelerinin yer aldığı açıklamada,&nbsp;“<strong><em>Cem Vakfı olarak; toplumumuzun ortak değerlerini, kurumsal birikimini ve geçmişten bugüne taşınan emanetlerini koruma sorumluluğuyla hareket ediyor, kamuoyunda oluşan hassasiyetleri ve gelişmeleri dikkatle takip ediyoruz.</em></strong>” denildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İŞTE O AÇIKLAMA:</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">CEM VAKFI GENEL MERKEZİ’NDEN</span></p>

<p><span style="color:#000000">KAMUOYUNA DUYURU</span></p>

<p><span style="color:#000000">Son günlerde “Cem TV” adıyla yayın faaliyetinde bulunan televizyon kuruluşu hakkında çeşitli haberler ve değerlendirmeler kamuoyunda yer almaktadır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi amacıyla açıkça belirtmek isteriz ki; hâlihazırda yayın yapmakta olan ve “Cem TV” ismini kullanan televizyon kuruluşu ile Cem Vakfı arasında herhangi bir organik, hukuki, mali, idari veya kurumsal bağ bulunmamaktadır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Cem Vakfı’nın söz konusu kuruluşun ortaklık yapısında, yönetiminde, yayın politikasında veya faaliyetlerinde doğrudan ya da dolaylı herhangi bir temsil yetkisi, ortaklığı veya sorumluluğu bulunmamaktadır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Geçmişte Cem TV’nin kurulması, yaşatılması ve Alevi-Bektaşi inanç dünyasının sesi hâline gelmesinde Cem Vakfı kurucularının, yöneticilerinin, bağışçılarının ve gönül dostlarının büyük emekleri, fedakârlıkları ile maddi ve manevi katkıları bulunmaktadır. Bu emek ve katkılar, Alevi toplumunun ortak hafızasında ve kurumsal tarihimizde son derece kıymetli bir yer tutmaktadır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Cem Vakfı olarak; toplumumuzun ortak değerlerini, kurumsal birikimini ve geçmişten bugüne taşınan emanetlerini koruma sorumluluğuyla hareket ediyor, kamuoyunda oluşan hassasiyetleri ve gelişmeleri dikkatle takip ediyoruz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kamuoyuna saygıyla duyurulur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">CEM VAKFI GENEL MERKEZİ</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 22:21:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/cem-vakfi-cem-tv-ile-herhangi-bir-bagimiz-yok-1780515468.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>CEM TV yayında, Cem Vakfı suskun!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cem-tv-yayinda-cem-vakfi-suskun-3254</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cem-tv-yayinda-cem-vakfi-suskun-3254</guid>
                <description><![CDATA[Cem TV adıyla yeniden yayına başladığı iddia edilen televizyon kanalıyla ilgili gizem giderek büyüyor. Şirket kayıtlarındaki çelişkiler, tehdit iddiaları ve Cem Vakfı’nın sessizliği ise akıllarda soru işaretleri yaratıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / İSTANBUL-</strong> Malatya, Pütürgeli Alevi olmayan bir iş insanına ait olan ONS TV’nin RTÜK’e 10 Mart 2026 tarihinde isim değişikliği başvurusu yapması ve bu dilekçenin sadece 1 günde onay almasıyla başlayan Cem TV’nin yeniden yayına başlaması süreci, Cem Vakfı’nın tüm gelişmelere ve kamuoyunda artan sorulara rağmen sessiz kalması ile arkasındaki gerçek isimlerin kim olduğu sorusunu yeniden gündeme getirdi. </span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>CEM TV’NİN GERÇEK SAHİBİ KİM BİLMECESİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/Gazi%20Karada%C4%9F.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Serpulat Radyo ve Televizyon Yayıncılık A.Ş. çatısı altında yayın hayatına başladığı belirtilen kanalla ilgili resmi veriler ile açıklamalar birbirini tutmuyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Örneğin, Durak Medya kanalın Yönetim Kurulu Başkanlığı koltuğunda Gazi Karadağ’ın oturduğunu, Genel Yayın Yönetmenliğini ise Leman Çakın’ın üstlendiğini duyurmuştu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Aynı şekilde, kanalın stüdyolarını ziyaret eden ünlü gazeteci Barış Yarkadaş da sosyal medya hesabından, “<em><strong>CEM TV’nin Yönetim Kurulu Başkanı Gazi Karadağ</strong>”&nbsp;</em>ifadesini kullanmıştı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Fakat Cem TV adına açılmış resmi internet sitesinde ise durum tamamen farklı. Sitede yönetim kurulu başkanı olarak Leman Çakın’ın ismi yer alıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ŞİRKETİN TİCARİ KAYITLARINA ULAŞTIK!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Tüm bu çelişkili açıklamalara rağmen Serpulat Radyo ve Televizyon Yayıncılık A.Ş.’nin resmi hisse sahiplerinin değişmediğini ortaya çıkardık. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevihaberler.com.tr’nin yaptığı araştırmalara göre, resmi ticari kayıtlarda şirketin hissedarları halen Osman Özpulat ve Hüseyin Özpulat olarak görünmeye devam ediyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Dolayısıyla, şimdi yayın yapan kanalın eski Cem TV’nin kurucuları ve ortakları ile herhangi bir bağı olmadığı anlaşılıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu durum, “<em><strong>Cem TV’nin arkasındaki gerçek güç kim?</strong>”</em> sorusunu derinleştiriyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ARAŞTIRMACI YAZAR AYHAN AYDIN: TEHDİT EDİLDİM!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/ayhanayd%C4%B1n.JPG" style="height:544px; width:685px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Sosyal medyada yeniden yayına başlayan kanalın aidiyeti tartışılırken, çarpıcı bir iddia daha gündeme bomba gibi düştü. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Cem TV’nin kuruluş döneminde de görev almış, kanalda yüzlerce röportaj ve yayına imza atmış araştırmacı yazar Ayhan Aydın, sosyal medyadan yaptığı paylaşımda, kanalın durumunu sorguladığı için Gazi Karadağ tarafından tehdit edildiğini ileri sürdü.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Karadağ’a yine sosyal medya hesabından cevap veren Aydın şu ifadeleri kullandı: “<strong><em>Sağda solda, “</em></strong><em>Ayhan Aydın’ı mahkemeye vereceğiz</em><strong><em>” ucuz tehditlerini savuran Gazi Karadağ sen 20 yıllık Cem Tv.’de şu anda yaşananları kamuoyuyla paylaş, fazla uzatma...</em></strong>”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>CEM VAKFI ÇEVRESİ DE SORUYOR: CEM TV KİMİN?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Eski Cem TV'nin kurulması ve yaşatılması için geçmişte yüzlerce ortağın ve bağışçının milyonlarca TL fedakarlık yaptığı biliniyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Şimdi ise kim olduğu tam olarak bilinmeyen kişilerin, Cem TV’nin 20 yıllık markasını ve emeğini sömürerek yayın yapması özellikle Cem Vakfı tabanında büyük bir huzursuzluk yaratmış durumda.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Haber sitemize ulaşan Cem Vakfı kurucu heyetinden önemli isimler, yeniden yayına geçtiği iddia edilen bu televizyon kanalı hakkında hiçbir bilgiye sahip olmadıklarını aktardılar.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>CEM VAKFI YÖNETİMİ NEDEN AÇIKLAMA YAPMIYOR?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/Cem%20Vakf%C4%B1.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Geçtiğimiz Mart ayından bu yana kamuoyunu meşgul eden yeniden yayına geçtiği iddia edilen Cem TV hakkındaki tüm tartışmalarına karşın, Cem Vakfı yönetiminin ısrarla sessiz kalması da şaşkınlıkla karşılanıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Cem TV’yi kuran bağışçıların ve eski hissedarların neredeyse tamamının Cem Vakfı kurucusu veya üyesi olduğu biliniyor. Yüzlerce hissedarın ve binlerce bağışçının el emeği göz nuru olan televizyon kanalına Cem Vakfı’nın sahip çıkmaması endişelere yol açıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kamuoyunda ve izleyiciler arasında, “<em><strong>Mevcut yönetim kurulundan birilerinin bu yeni yayınla gizli bir bağlantısı mı var?</strong>”</em> sorusu da yüksek sesle dile getirilmeye başlandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Cem TV hissedarları, bağışçıları, çalışanları ve izleyicileri akıllardaki şüphelerin giderilmesi için Cem Vakfı’ndan acil ve şeffaf bir açıklama bekliyor.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 18:56:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/cem-tv-yayinda-cem-vakfi-suskun-1780503032.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Prof. Dr. Şahin Filiz yazdı: O “düşkün” de, Sen “İnsan-ı Kamil” misin?</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/prof-dr-sahin-filiz-yazdi-o-duskun-de-sen-insan-i-kamil-misin-3253</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/prof-dr-sahin-filiz-yazdi-o-duskun-de-sen-insan-i-kamil-misin-3253</guid>
                <description><![CDATA[Antalya Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Şahin Filiz, Cumhuriyet Halk Partisi içinde süren çatışmada Aleviler ve Aleviliğin sürekli istismar edilmesine tepki gösterdi. Prof. Dr. Filiz'in Hergün Medya haber sitesinde yayınlanan makalesini okurlarımızla paylaşıyoruz.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="color:#000000">Postmodern Vesayet ve Milli Direnç Kıskacında CHP: Kılıçdaroğlu’nun Tarihsel Yüzleşmesi</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Beni hor görme kardeşim<br />
<strong>Sen altınsın ben tunç muyum?</strong><br />
Aynı vardan var olmuşuz<br />
Sen gümüşsün ben sac mıyım?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ne var ise sende bende<br />
Aynı varlık her bedende<br />
Yarın mizan kurulanda<br />
<strong>Sen altınsın ben tunç muyum?</strong></span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">AŞIK VEYSEL</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Türk siyaseti, bugün kurumsal rasyonalitenin sarsıldığı ve hakikat algısının karmaşık operasyonel süreçlerle gölgelendiği kritik bir dönemçten geçmektedir. CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’na dair tartışmaların ve "<strong><em>mutlak butlan</em></strong>" (hukuken yok hükmünde sayılma) iddiasının yargı zeminine taşınması, Kemal Kılıçdaroğlu’nun hukuki statüsünün yeniden gündeme gelmesi, basit bir görev değişimi ya da parti içi rekabetin çok ötesindedir. Bu durum; Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu felsefesini ve üniter yapısını merkeze alan <em><strong>"geleneksel siyasi akıl</strong></em>" ile modern dönemde farklı odaklarla uyumlu görünen yeni siyasal yaklaşımlar arasındaki temel ayrışmanın bir yansımasıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kılıçdaroğlu’nun CHP Genel Merkezi önünde dile getirdiği "<strong><em>Hesap soracağım!</em></strong>" çıkışı, yalnızca bir siyasi geri dönüş hamlesi değil; aynı zamanda bir "<strong><em>kurumsal onarım</em></strong>" ve geçmişteki stratejik hatalarla yüzleşme iradesinin beyanıdır. Bugün Kılıçdaroğlu; hem parti içi yapısal dönüşümün aktörleri hem de siyasi kimliğini inanç değerleri üzerinden tartışmaya açan kesimler tarafından yoğun bir eleştiri yağmuruna tutulmaktadır. Bu metin, Kılıçdaroğlu’nun uğradığı iddia edilen haksızlıkları, kendisine yönelik "<em><strong>düşkünlük</strong></em>" ithamının sosyolojik arka planını ve mevcut CHP yönetiminin izlediği siyasetin devletin temel kolonları üzerindeki etkilerini analiz etmeyi amaçlamaktadır.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İnanç Değerlerinin Siyasallaşması: "Düşkünlük" Kavramı Üzerine</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Kılıçdaroğlu’nun siyasetten tasfiye edilme sürecinde, en hassas noktalardan biri olan inançsal değerler bir yıpratma aracı olarak kullanılmaktadır. Alevilik geleneğinde derin bir karşılığı olan "<strong><em>düşkünlük</em></strong>" kavramı, siyasi bir yaptırım gibi sunulmaya çalışılmaktadır. Ancak bu kavramın özü; eline, beline, diline sahip çıkmayan, toplumsal ahlaka aykırı davranan ve "<strong><em>Yol</em></strong>"un temel ilkelerini çiğneyenler için bir iç disiplin mekanizmasıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Nesnel bir değerlendirme yapıldığında; ömrünü devletin üst kademelerinde, mali ve bürokratik denetim süreçlerinde tertemiz bir geçmişle tamamlamış, mütevazı bir yaşamı tercih etmiş bir siyasetçiyi bu kavramla yan yana getirmek ciddi bir tutarsızlıktır. Eğer siyasi ahlakın ölçüsü dürüstlük ve kul hakkına riayet ise, Kılıçdaroğlu’nun bu noktadaki duruşu tartışmaya yer bırakmayacak kadar nettir. Onu bu kavram üzerinden hedef alanların asıl motivasyonu, Kılıçdaroğlu’nun son dönemde sergilemeye çalıştığı milli hassasiyetleri baskılamaktır. İnanç değerlerinin siyasi bir aforoz mekanizmasına dönüştürülmesi, hem demokratik bir hukuk devletine hem de o inancın adalet ve rızalık temeline zarar vermektedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Özeleştiri ve Milli Çizgiye Dönüş</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Kılıçdaroğlu’nun son dönemdeki "<em><strong>FETÖ yapılanmasına dair gecikmiş farkındalık</strong></em>" açıklaması ve halktan dilediği özür, siyasetin pek alışık olmadığı bir dürüstlük düzeyidir. Bu itiraf, geçmişteki hatalı ittifakların ve kuşatmanın kırıldığının işaretidir. Türkiye’de benzer kandırılma açıklamaları daha önce devletin en üst kademelerinde yapılmış ve bir "devlet refleksi" olarak kabul görmüştür. Aynı samimiyetin Kılıçdaroğlu tarafından gösterilmesi, bir zaaf değil, aksine milli bir uyanışın tezahürüdür.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hatasını kabul edip milletine dönen bir siyasetçiyi "düşkün" saymak yerine, bu dönüşün devletin güvenliği açısından kıymetini görmek gerekir. Oysa mevcut yönetimin bu karanlık yapıların oluşturduğu "<em><strong>algı iklimiyle</strong></em>" hesaplaşmak yerine, bu iklimden faydalanan bir görüntü vermesi endişe vericidir. Kılıçdaroğlu’nun hatasını kabul ederek gösterdiği direnç, onu lince açık hale getirse de etik bir duruşu temsil etmektedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Stratejik Yaklaşımlar ve Üniter Yapı Hassasiyeti</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">CHP’nin mevcut genel başkanlık makamındaki söylemler, devletin kurucu ilkeleri açısından riskli bir zemine kaymaktadır. "<strong><em>Türkiye Cumhuriyeti devletinin sahibi olmayı vadetmek</em></strong>" gibi ifadeler, ilk bakışta bir kapsayıcılık gibi görünse de üniter yapının temellerini tartışmaya açma potansiyeli taşımaktadır. 1923’te kurulan Cumhuriyet, etnik veya bölgesel kompartımanlar üzerine değil, eşit vatandaşlık ve tekil egemenlik üzerine inşa edilmiştir. Belirli kesimlere "<strong><em>devlet vadetmek</em></strong>", devleti bir ortaklık payı gibi sunmak, kurucu partinin ideolojik kökleriyle çelişmektedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Özgür Özel’in bazı ayrılıkçı söylemlere gösterdiği esneklik ve devletin güvenlik birimlerini hedef alan açıklamalara karşı tutumu, devletin bekası açısından soru işaretleri yaratmaktadır. Kılıçdaroğlu’nun bu riskli siyaset tarzına karşı bir bariyer oluşturma çabası, onu mevcut yapı içerisinde bir hedef haline getirmiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Küresel İlişkiler ve Yerel Siyaset Dengesi</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Ekrem İmamoğlu örneğinde görülen siyaset tarzı, yerel yönetim sınırlarını aşarak uluslararası bir ağın parçası olma eğilimi taşımaktadır. Chatham House gibi uluslararası kuruluşlarla kurulan temaslar ve dış politika odaklı görüşmeler, bir belediye başkanının görev alanının ötesinde, farklı bir siyasal tasarımın habercisi olarak yorumlanmaktadır. Bu tür yapılar, tarihsel olarak ulus-devletlerin egemenlik alanlarını sorgulayan stratejilerin mutfağı olarak bilinir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İmamoğlu’nun temsil ettiği "<strong><em>yeni nesil siyaset</em></strong>", rasyonaliteden ziyade görselliğe ve dış destekli bir algı yönetimine dayanmaktadır. Bu yapıda, geleneksel devlet terbiyesi ve kurumsal sadakat ikinci plana atılmaktadır. Kılıçdaroğlu’nun bu "<em><strong>postmodern</strong></em>" siyaset tarzına ve küresel vesayet görüntüsü veren ağlara mesafeli durması, maruz kaldığı tasfiye operasyonunun temel nedenlerinden biridir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Kurultay Tartışmaları ve Hukuki Sorumluluk</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Kurultay sürecinde yaşandığı iddia edilen usulsüzlükler ve delegelerin iradesine yönelik müdahaleler, meselenin sadece bir tüzük kavgası olmadığını göstermektedir. Mahkemeye yansıyan "<strong><em>mutlak butlan</em></strong>" tartışması, CHP’nin iç demokrasisinin nasıl bir mühendislik çalışmasına maruz kaldığının bir kanıtı olarak sunulmaktadır. Her ne kadar YSK’nın bu konudaki nihai yetkisi hukuki bir tartışma konusu olsa da kurultayın meşruiyetine dair oluşan bu derin kuşku, siyasetin şeffaflığına gölge düşürmüştür.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kılıçdaroğlu, bu hukuki ve siyasi sorumluluğun bilinciyle hareket ederek, partisini dış etkilerden ve kurucu değerlerden sapmalardan korumak için bir direnç noktası oluşturmaktadır. Onun koltuk sevdasıyla hareket ettiğini savunmak, geçmişteki mütevazı ve dürüst yaşamıyla çelişmektedir. Kılıçdaroğlu’nun bugün üstlendiği rol, partisini bir "<em><strong>proje</strong></em>" aparatına dönüşmekten kurtarma çabasıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Milli Bir Direnç Odağı Olarak Kılıçdaroğlu</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Sonuç olarak, Kemal Kılıçdaroğlu’nun "<strong><em>Hesap soracağım</em></strong>" beyanı, Atatürk’ün CHP’sine ve Cumhuriyet’in fabrika ayarlarına dönüş çağrısıdır. Bu, partiyi üniter yapıdan koparmaya çalışanlardan, dış destekli değişim vaatleriyle devletin temellerini sarsanlardan hesap sorma iradesidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kılıçdaroğlu’nun yaşadığı süreç, aslında Türk milletinin kendi kurumları üzerindeki iradesinin bir testidir. Bir tarafta hatalarıyla yüzleşmiş, dürüstlüğünden taviz vermemiş ve bu yüzden hedef tahtasına konulmuş bir figür; diğer tarafta ise parlatılmış ancak köklerinden koparılmış bir "<strong><em>değişim</em></strong>" projesi durmaktadır. Onu "<strong><em>düşkün</em></strong>" ilan ederek itibarsızlaştırmaya çalışanların kullandığı dil, toplumsal barışa hizmet etmemektedir. Kılıçdaroğlu, bu siyasi karmaşa içerisinde, haksızlığa uğramış olsa da "<strong><em>vatan ve liyakat</em></strong>" ekseninde ayağa kalkan vakur bir devlet adamı profilini korumaktadır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İşte, yazının linki:&nbsp;</span><a href="https://www.hergunmedya.com/haber/prof-dr-sahin-filiz-hergun-medyada-88583">https://www.hergunmedya.com/haber/prof-dr-sahin-filiz-hergun-medyada-88583</a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 14:11:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/prof-dr-sahin-filiz-yazdi-o-duskun-de-sen-insan-i-kamil-misin-1780488375.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hacıbektaş’ta büyük vefasızlık: Kılıçdaroğlu’nun ismini sildiler!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/hacibektasta-buyuk-vefasizlik-kilicdaroglunun-ismini-sildiler-3252</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/hacibektasta-buyuk-vefasizlik-kilicdaroglunun-ismini-sildiler-3252</guid>
                <description><![CDATA[Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesinde, siyasi vefa duygusunu derinden yaralayan ve “bunu da gördük” dedirten bir karara imza atıldı. Kültür Merkezinden Kılıçdaroğlu’nun ismini sildiler!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / HACIBEKTAŞ-</strong> Hacıbektaş Belediye Meclisi, gerçekleştirdiği olağanüstü toplantıda, <strong>Kültür Merkezi</strong><strong>nden</strong> <strong>Kemal Kılıçdaroğlu </strong>isminin kaldırılması talebini oy çokluğuyla kabul etti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ancak bu karar, sadece bir isim değişikliği değil; Türk siyasetinin en çirkin yüzü olan <strong>vefasızlık</strong> ve güce tapma anlayışının açık bir kanıtı olarak kayıtlara geçti.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">KILIÇDAROĞLU İSMİNİN VERİLMESİNİ İSTEMEMİŞTİ!</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Hafızaları tazelemekte fayda var: Dönemin CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, mütevazı siyaset anlayışı gereği, kendi isminin Hacıbektaş’taki bu kültür merkezine verilmesini <strong>hiçbir zaman onaylamamıştı.</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Ancak o dönem belediye yönetiminde koltuk sahibi olanlar, Kılıçdaroğlu’nun iradesini hiçe sayarak, tamamen “<strong><em>kendisine yaranmak ve göze girmek</em></strong>” amacıyla bu yola başvurmuş, merkeze alelacele onun ismini vermişlerdi.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">KILIÇDAROĞLU İSMİNİ KALDIRIP KİME YARANACAKLAR?</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Zaman değişti, CHP genel merkezindeki dengeler farklılaştı ve dün Kılıçdaroğlu’na yaranmak için sıraya giren zihniyet, bugün yine “<em><strong>birilerine yaranmak ve yeni güç oda</strong><strong>ğı olduğuna inandıkları bir kesime</strong></em><strong><em> şirin görünmek</em></strong>” için harekete geçti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kemal Kılıçdaroğlu’nun isminin kültür merkezinden kaldırılması teklifi, tam da bu hesaplarla belediye meclisinin gündemine getirildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yapılan oylamada meclis üyelerinin büyük bir kısmı, siyasi vefa ve ahlakı bir kenara bırakarak ismin silinmesi yönünde el kaldırdı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Kültür merkezinden Kılıçdaroğlu’nun adını silme yarışına giren meclis üyelerinin oy dağılımı ise siyasi tarihe bir “<em><strong>vefasızlık belgesi</strong></em>” olarak geçecek nitelikte:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İşte Oylamanın Anatomisi:</strong></span></p>

<ul>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>KABUL (İsmin kaldırılmasını isteyenler):</strong> Abidin Tunçbilek (CHP), Cafer Mutlu (CHP), Naciye Şenlik (CHP), Dede Göçer (Bağımsız), Ali Batur (Bağımsız), Merve Özgün Aloğlu (TİP), Leyla Kındış (TİP).</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>RED (Vefadan yana saf tutanlar):</strong> Fethi Mutlu (Bağımsız).</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>ÇEKİMSER:</strong> Ali Kaim (Belediye Başkanı).</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>KATILMAYAN:</strong> Gülşen Salman (İYİ Parti).</span></p>
	</li>
</ul>

<p><strong><span style="color:#000000">KÜLTÜR MERKEZİ ŞİMDİ İSİMSİZ KALDI!</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Toplantının en trajikomik kısmı ise Kemal Kılıçdaroğlu’nun ismini silmek için olağanüstü toplanan meclisin, kültür merkezine verilecek <strong>yeni isim konusunda hiçbir karar alamamış</strong> olması oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Meclis üyeleri, yeni ismin belirlenmesini ilerleyen sürece erteledi. Bu durum, amacın Hacıbektaş’a hizmet etmek veya merkeze daha uygun bir isim bulmak olmadığını, asıl gayenin sadece ve sadece Kılıçdaroğlu ismini tasfiye ederek bazı güç odaklarına “<strong><em>selam göndermek</em></strong>” olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kamuoyunda yoğun tartışmalara ve tepkilere neden olan bu “<em><strong>vefasızlık</strong></em>” kararı, Hacıbektaş halkının ve sağduyulu siyaset takipçilerinin vicdanında derin bir yara açtı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Dün yaranmak için isim verenlerin, bugün yine yaranmak için o ismi silmesi, siyasi tutarsızlığın ve vefasızlığın en somut örneği olarak tarihteki yerini aldı.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 12:32:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/hacibektasta-buyuk-vefasizlik-kilicdaroglunun-ismini-sildiler-1780480613.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Özzeybek&#039;ten Hasan Doğan&#039;a teşekkür</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ozzeybekten-hasan-dogana-tesekkur-3251</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ozzeybekten-hasan-dogana-tesekkur-3251</guid>
                <description><![CDATA[Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı Kurucu Başkanı Dr. Ali Arif Özzeybek, "Milletin Evinde" ve "Gönül Sofralarında" programları kapsamında gerçekleştirilen büyük buluşmanın ardından, sürece büyük destek veren Büyükelçi Prof. Dr. Hasan Doğan’a teşekkür etti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>HABER MERKEZİ / ANKARA –</strong> Cumhurbaşkanlığı Külliyesi bünyesindeki "<em><strong>Milletin Evi</strong></em>" tarihi buluşmalardan birine daha ev sahipliği yaptı. Düzenlenen 40 farklı etkinlik kapsamında Türkiye'nin dört bir yanından gelen vatandaşlar Başkent Ankara'da ağırlandı.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre; "<em><strong>Milletin Evinde</strong></em>" ve "<strong><em>Gönül Sofralarında</em></strong>" programları vesilesiyle Türkiye'nin 46 farklı ilinden gelen 700'ü aşkın katılımcı Canlar Ankara'da misafir edildi.</p>

<p><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/%C3%96%C3%87zzeybek2.png" style="height:450px; width:760px" /></p>

<p>Birlik, beraberlik ve toplumsal kardeşlik bağlarının pekiştirilmesinin amaçlandığı bu geniş çaplı organizasyon büyük bir coşku ve memnuniyetle tamamlandı.</p>

<p><strong>ÖZZEYBEK'TEN HASAN DOĞAN'A ŞÜKRAN MESAJI</strong></p>

<p><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/Ali%20Arif%20%C3%96zzeybek1.JPG" style="height:742px; width:546px" /></strong></p>

<p>Organizasyonun başarıyla nihayete ermesinin ardından sosyal medya hesabı üzerinden bir açıklama yapan Cumhurbaşkanlığı Sosyal ve Gençlik Politikaları Kurulu Üyesi ve T.C. Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı Kurucu Başkanı Dr. Ali Arif Özzeybek, paylaştığı fotoğrafla birlikte Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürü Büyükelçi Prof. Dr. Hasan Doğan'a özel olarak teşekkürlerini sundu.</p>

<p>Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürü Büyükelçi Prof. Dr. Hasan Doğan'a yapılan etkinliklere katkılarından dolayı&nbsp;şükranlarını dile getiren Özzeybek, mesajında şu ifadelere yer verdi:</p>

<p><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/%C3%96zzeybek3.png" style="height:450px; width:760px" /></p>

<p><em>“<strong>‘Milletin Evinde’ ve ‘Gönül Sofralarında’ programlarında 46 ilden 700 kişiyi aşan bir katılımla Başkentimizde misafir ettiğimiz değerli Canlarımızla bir araya gelmiş olmanın mutluluğunu yaşıyoruz.</strong></em></p>

<p><em><strong>Bu mutluluğumuza hem vesile hem de destek olan, programlarımızın her aşamasında varlığını can-ı gönülden hissettiğimiz, dostluğu, samimiyeti ve rehberliğiyle her adımımıza güç katan Büyükelçi Sayın Prof. Dr. Hasan Doğan hocamıza teşekkür eder, kendilerine esenlikler dilerim.</strong>”</em></p>

<p><em><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/%C3%96zzeybek1.png" style="height:450px; width:760px" /></em></p>

<p>46 ilin temsilcilerini, dedelerini ve kanaat önderlerini bir araya getiren "<em><strong>Gönül Sofraları</strong></em>" buluşması, toplumsal dayanışma ruhunun en üst düzeyde sergilenmesi açısından tarihi bir adım olarak kayıtlara geçti.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 11:27:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/ozzeybekten-hasan-dogana-tesekkur-1780476530.webp"/>
            </item>
            </channel>
</rss>
