<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">
    <channel>
        <title>Alevi Haberleri Sitesi</title>
        <link>https://www.alevihaberler.com.tr/</link>
        <description>Alevi Haberler, Son dakika Alevi haberleri, Alevi haberleri, Cemevi haberleri, Bektaşi haberleri, Aleviler</description>
        <language>tr</language>
                                <item>
                <title>CHP’li Konya Ereğli belediyesi Alevileri işten attı!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/chpli-konya-eregli-belediyesi-alevileri-isten-atti-3210</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/chpli-konya-eregli-belediyesi-alevileri-isten-atti-3210</guid>
                <description><![CDATA[Konya Yenigün gazetesinden Tülin Şeker’in haberine göre, Mahalli İdareler Seçimleri sonrası Konya Ereğli’de belediye yönetiminin parti değiştirmesinin ardından yaşandığı iddia edilen işten çıkarma ve mobbing iddiaları, yerel siyasette geniş yankı uyandırdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Ereğli Belediyesi bünyesindeki kız yurdunun kapanmasının ardından Zabıta Müdürlüğü’ne atanan ve aylar sonra hiçbir gerekçe gösterilmeksizin Temizlik İşleri Müdürlüğü’ne görevlendirilen Yeliz Doğan, yaşadıklarını "<em><strong>siyasi ve inanç temelli bir tasfiye</strong></em>" olarak nitelendirerek çarpıcı açıklamalarda bulundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>YÖNETİM DEĞİŞİMİ VE GÖREV YERİ DEĞİŞİKLİĞİ İDDİASI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Aslen Tunceli Pülümürlü olan ve bir Kıbrıs gazisinin kızı olan Yeliz Doğan, 2024 yılında Ereğli Belediyesi’ne bağlı kız yurdunda çalışmaya başladığını belirtti. Yerel seçimlerin ardından belediye yönetiminin MHP’den CHP’ye geçmesiyle birlikte sürecin aleyhine döndüğünü iddia eden Doğan, seçim döneminde eski belediye başkanı Hüseyin Oprukçu’ya bir ziyaret sırasında çiçek vermesinin "<strong><em>suç</em></strong>" gibi aleyhine kullanıldığını savundu. Doğan, yurdun kapatılmasının ardından göreve başladığı zabıta biriminden temizlik işlerine gönderilerek sistematik bir mobbinge maruz kaldığını öne sürdü.</span></p>

<p><a href="https://konyayeniguncom.teimg.com/konyayenigun-com/uploads/2026/05/whatsapp-image-2026-05-06-at-151440-3.jpeg" title="Whatsapp Image 2026 05 06 At 15.14.40 (3)"><span style="color:#000000"><img alt="Whatsapp Image 2026 05 06 At 15.14.40 (3)" src="https://konyayeniguncom.teimg.com/konyayenigun-com/uploads/2026/05/whatsapp-image-2026-05-06-at-151440-3.jpeg" style="height:893px; width:670px" /></span></a></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>"ALTI ARKADAŞIMIZIN ORTAK NOKTASI ALEVİ OLMAMIZ"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">İşten çıkarma sürecinde yalnız olmadığını dile getiren Doğan, kendisiyle birlikte toplam altı işçinin benzer uygulamalarla karşılaştığını ifade etti. Bu işçilerden üçünün zorla emekliliğe sevk edildiğini, diğer üçünün ise görev yeri değişikliği sonrası işten çıkarıldığını belirten Doğan, "<em><strong>Dikkat çekici olan şudur ki; altımız da Aleviydik. Ereğli’de yüksek oranla CHP’ye oy veren üç Alevi köyünün iradesi ve bizlerin emeği yok sayılmıştır</strong></em>" diyerek, kararların ideolojik ve inanç temelli olduğunu iddia etti.</span></p>

<p><a href="https://konyayeniguncom.teimg.com/konyayenigun-com/uploads/2026/05/whatsapp-image-2026-05-06-at-151437-6.jpeg" title=""><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://konyayeniguncom.teimg.com/konyayenigun-com/uploads/2026/05/whatsapp-image-2026-05-06-at-151437-6.jpeg" style="height:591px; width:473px" /></span></a></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>GAZİ ÇOCUĞUNA "MEZARDAN ÇIKSA BİLE" YANITI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Yaşanan mağduriyetin giderilmesi için Alevi Bektaşi dernekleri ve milletvekillerinin devreye girdiğini ancak sonuç alınamadığını savunan Doğan, Ereğli Belediye Başkanı Umut Akpınar’ın "<strong><em>Babası mezardan çıksa bile kimseyi değiştirmem</em></strong>" şeklinde bir ifade kullandığını öne sürdü. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bir gazi çocuğu olarak emeğinin hiçe sayıldığını söyleyen Doğan, kendisinden boşalan pozisyona ertesi gün MHP’ye yakınlığıyla bilinen bir ismin alınmasının ise "<strong><em>alaycı bir yaklaşım</em></strong>" olduğunu belirtti.</span></p>

<p><a href="https://konyayeniguncom.teimg.com/konyayenigun-com/uploads/2026/05/whatsapp-image-2026-05-06-at-151438-6.jpeg" title="Whatsapp Image 2026 05 06 At 15.14.38 (6)"><span style="color:#000000"><img alt="Whatsapp Image 2026 05 06 At 15.14.38 (6)" src="https://konyayeniguncom.teimg.com/konyayenigun-com/uploads/2026/05/whatsapp-image-2026-05-06-at-151438-6.jpeg" style="height:523px; width:640px" /></span></a></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>"26 YILDIR SAĞ PARTİLERLE ÇALIŞTIK, BÖYLE ZULÜM GÖRMEDİK"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Daha önce Erzincan Refahiye Belediyesi’nde beş yıl boyunca sekreterlik yaptığını ve sağ partili belediye başkanları döneminde hiçbir haksızlığa uğramadığını ifade eden Doğan, eşinden şiddet gördüğü için ailesinin yanına dönmek zorunda kalan bir kadın olarak ekmeğiyle oynandığını vurguladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Mağdur ailelerden birinin "<strong><em>26 yıldır sağ partilerle çalıştık ama böyle bir zulüm görmedik</em></strong>" sözlerini aktaran Doğan, bu durumun bölgedeki üç Alevi köyünde büyük bir kırgınlığa ve CHP’ye karşı tepkiye yol açtığını dile getirdi.</span></p>

<p><a href="https://konyayeniguncom.teimg.com/konyayenigun-com/uploads/2026/05/whatsapp-image-2026-05-06-at-151437.jpeg" title=""><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://konyayeniguncom.teimg.com/konyayenigun-com/uploads/2026/05/whatsapp-image-2026-05-06-at-151437.jpeg" style="height:600px; width:600px" /></span></a></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>‘İFTİRALARLA YILDIRMAYA ÇALIŞTILAR!’</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Aynı zamanda bekar bir kadın olarak kendisine iftira da atıldığını aktaran Doğan, bir kadın olarak ilçede ekmeğinin peşinde çalıştığını ancak arkasından konuşulan söylemlerin devlet makamındaki kişilere yakışmadığını ifade etti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu tür iftiralarla yıldırılmaya çalışıldığını ancak bu süreçte de suç duyurusunda bulunduğunu aktaran Doğan, belgeleriyle ispatlamaya hazır olduğu bu sürecin bir an önce incelenmesini ve uğradığı haksızlığın giderilmesini talep ediyor.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 09 May 2026 13:31:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/chpli-konya-eregli-belediyesi-alevileri-isten-atti-1778323342.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bora Özizmirli: Azerbaycan&#039;dan dev İtalya çıkarması! Gümbür gümbür geliyor</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bora-ozizmirli-azerbaycandan-dev-italya-cikarmasi-gumbur-gumbur-geliyor-3209</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bora-ozizmirli-azerbaycandan-dev-italya-cikarmasi-gumbur-gumbur-geliyor-3209</guid>
                <description><![CDATA[Analist Gazeteci Bora Özizmirli, JeopoliTürk Gündem Tv YouTube kanalında yaptığı değerlendirmede, Azerbaycan’ın devlet enerji şirketi SOCAR'ın, İtaliana Petroli şirketinin %99,82’sini devraldığını, bu anlaşmayla 4.500 benzin istasyonu, 2 rafineri ve tüm lojistik varlıklarını bünyesine kattığını belirtti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<iframe width="1071" height="602" src="https://www.youtube.com/embed/iaelv2yF2KQ" title="AZERBAYCAN GÜMBÜR GÜMBÜR GELİYOR. MELONİ&#39;NİN AZERBAYCAN  ZİYARETİ.SOCAR&#39;IN ALDIĞI PETROL ŞİRKETİ" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe><p>Analist Gazeteci Bora Özizmirli, JeopoliTürk Gündem Tv YouTube kanalında yaptığı değerlendirmede, İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’nin 4 Mayıs 2026’da Azerbaycan’a gerçekleştirdiği ziyareti mercek altına aldı. Ziyaretin, 13 yıl aradan sonra bir İtalya Başbakanı’nın Azerbaycan’a yaptığı ilk ziyaret olması nedeniyle ayrı bir önem taşıdığını vurgulayan Özizmirli, iki ülke arasındaki <strong>“güvenilir ortak”</strong> ilişkisine dikkat çekti.<br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=iaelv2yF2KQ"><span style="color:#c0392b"><strong>BORA ÖZİZMİRLİ'NİN BU AÇIKLAMASINI İZLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ</strong></span></a></p>

<p>Özizmirli, Azerbaycan’ın Avrupa’daki enerji varlığına ilişkin çarpıcı veriler paylaştı. 2025 verilerine göre Azerbaycan, İtalya’ya yaklaşık <strong>9,5 milyon metre küp </strong>doğalgaz satışı gerçekleştirdi. Bu miktar, İtalya’nın ithal ettiği gazın yaklaşık <strong>%16’sına</strong> denk geliyor ve Azerbaycan’ı, Avrupa Birliği içinde bu ülkeye en fazla gaz satan ülke konumuna taşıyor.</p>

<p><br />
<span style="color:#2980b9"><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">SOCAR’IN BÜYÜK HAMLESİ</span></span></strong></span><br />
<br />
Azerbaycan’ın devlet enerji şirketi SOCAR, İtalya’da önemli bir satın alma gerçekleştirdi. Şubat ayında İtaliana Petroli&nbsp;şirketinin %99,82’sini devralan SOCAR, bu anlaşmayla 4.500 benzin istasyonu, 2 rafineri ve tüm lojistik varlıklarını bünyesine kattı. Özizmirli, bu hamleyi <strong>“gerçekten çok çok önemli” </strong>olarak nitelendirdi.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">ENERJİ KRİZİNDE AZERBAYCAN’IN YÜKSELEN ROLÜ</span></span></strong></span><br />
<br />
Meloni’nin ziyaretini, küresel enerji güvenliği açısından kritik bir adım olarak değerlendiren Özizmirli, İran’daki savaş nedeniyle Hürmüz Boğazı’nda yaşanan risklere işaret etti.<br />
<br />
Avrupa’da doğalgaz stoklarının eridiğini, alternatif enerji kaynaklarının öneminin arttığını belirten Özizmirli, şu ifadeleri kullandı:</p>

<p><em><strong>&nbsp;“Değerli dostlar, abartı değil kardeş. Azerbaycan Avrupa’da ve özellikle İtalya’da gümbür gümbür geliyor.”</strong></em></p>

<p>Özizmirli, <strong>TANAP ve TAP</strong> projeleriyle Azerbaycan doğalgazının Türkiye üzerinden Avrupa’ya ulaştığını hatırlatarak, bu durumun hem Azerbaycan’ın hem de Türkiye’nin jeostratejik önemini artırdığını vurguladı. Türkiye’nin Doğu-Batı enerji koridorunda merkez ülke haline geldiğini ifade eden Özizmirli,<em><strong> “Azerbaycan sadece kendi gazını satmıyor, aynı zamanda Türkiye’yi merkez ülke yapıyor” </strong></em>dedi.</p>

<p><br />
<span style="color:#2980b9"><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">KARDEŞ ÜLKE VURGUSU VE ELEŞTİRİLER</span></span></strong></span><br />
<br />
Bora Özizmirli, sosyal medyada Azerbaycan’a yönelik eleştirileri de değerlendirdi. Bunların, Azerbaycan’ın stratejik önemini yıpratmaya yönelik kampanyalar olduğunu savunarak,<em><strong> “Azerbaycan bizim kardeş ülkemiz. Yangında, depremde hep bizim yanımızda oldu. Azerbaycan’ın güçlenmesi demek Türkiye’nin güçlenmesi demektir”</strong></em> diye konuştu.</p>

<p><strong>“Tek millet iki devlet” </strong>anlayışıyla hareket edilmesi gerektiğini belirten Özizmirli, iki ülke arasındaki ortak projelerin ön plana çıkarılması çağrısında bulundu. Kazakistan ve Türkmenistan gazının da ilerleyen dönemde Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşınmasının gündeme geleceğini ifade eden Özizmirli, bu süreçte Türkiye’nin güvenilir bir liman ve enerji hub’ı olarak öne çıktığını söyledi.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">JEOPOLİTİK DEĞERLENDİRME</span></span></strong></span><br />
Özizmirli açıklamasında şu noktalara da değindi:<br />
-Rusya-Ukrayna savaşı ve Orta Doğu’daki çatışmalar nedeniyle alternatif ticaret ve enerji rotalarının Anadolu üzerinden geçtiği,<br />
- Türkiye’nin dünyada en fazla askeri üsse sahip ikinci ülke olduğu (133 üs),<br />
- Hürmüz Boğazı’nın kapanma riskinin gıda sektörünü bile etkileyebileceği ve Azerbaycan gazının bu noktada kritik rol üstlendiği.</p>

<p>Analist Gazeteci Bora Özizmirli, Azerbaycan ve Türkiye’nin önünün açık olduğunu belirterek,<em><strong> “Azerbaycanlı kardeşlerimizin attığı her adım hem bizi gururlandırıyor hem de bizi yukarı taşıyor” </strong></em>sözleriyle değerlendirmesini tamamladı.<br />
<br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=iaelv2yF2KQ"><span style="color:#c0392b"><strong>BORA ÖZİZMİRLİ'NİN BU AÇIKLAMASINI İZLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 09 May 2026 07:05:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/bora-ozizmirli-azerbaycandan-dev-italya-cikarmasi-gumbur-gumbur-geliyor-1778302007.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>SEÇEK Derneği Ankara’ya çıkarma yaptı</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/secek-dernegi-ankaraya-cikarma-yapti-3208</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/secek-dernegi-ankaraya-cikarma-yapti-3208</guid>
                <description><![CDATA[SEÇEK Azınlık Eğitim ve Kültür Derneği, heyeti Ankara’da bir dizi resmi ziyaret ve temas gerçekleştirdi. Dernek Başkanı Necmettin Kahya başkanlığındaki heyette, Seyyid Ali Sultan Dergahı Postnişini Hasan Apti ile birlikte yol uluları Dede Ahmet Paşa, Dede Apti Pencal ve Dede Mehmet Koç yer aldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Batı Trakya'da yayınlanan Gündem gazetesinin haberine göre, SEÇEK Azınlık Eğitim ve Kültür Derneği, heyeti Ankara’da bir dizi resmi ziyaret ve temas gerçekleştirdi.</p>

<p>Dernek Başkanı Necmettin Kahya başkanlığındaki heyette, Seyyid Ali Sultan Dergahı Postnişini Hasan Apti ile birlikte yol uluları Dede Ahmet Paşa, Dede Apti Pencal ve Dede Mehmet Koç yer aldı.</p>

<p>Ziyaret programı kapsamında heyet, Türkiye Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ile görüştü. Heyet ayrıca Türkiye Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Serdar Çam ile de bir araya geldi.</p>

<p>Ankara temasları çerçevesinde heyet, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve önceki dönem CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile de görüşmeler gerçekleştirdi.</p>

<p>SEÇEK heyeti ayrıca, Türkiye Kültür ve Turizm Bakanlığı Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı görevini yürüten Esma Ersin’i makamında ziyaret etti. Görüşmede karşılıklı fikir alışverişinde bulunulduğu ve temasların verimli geçtiği belirtildi.</p>

<p>Heyet, temaslar kapsamında gösterilen ilgi ve misafirperverlikten dolayı yetkililere teşekkür etti.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 07 May 2026 23:33:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/secek-dernegi-ankaraya-cikarma-yapti-1778186414.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Fırat: Abdal Musa anma törenine siyaset gölgesi düşmesin!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/firat-abdal-musa-anma-torenine-siyaset-golgesi-dusmesin-3207</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/firat-abdal-musa-anma-torenine-siyaset-golgesi-dusmesin-3207</guid>
                <description><![CDATA[Araştırmacı-Yazar Mustafa Fırat, yaklaşan Abdal Musa Sultan’ı anma etkinlikleri öncesinde çarpıcı bir uyarıda bulundu. Geçen yıl Antalya’da yaşanan "siyasi propaganda" görüntülerine dikkat çeken Fırat, Alevi-Bektaşi anmalarının siyasetin tahakkümünden kurtarılması çağrısını yaptı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / ANTALYA –</strong> Antalya’nın Elmalı ilçesine bağlı Tekke Köyü’nde yaklaşık iki ay sonra gerçekleştirilecek olan Abdal Musa Sultan’ı anma etkinlikleri öncesinde, etkinliklerin düzenlenme biçimine dair tartışmalar yeniden alevlendi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Araştırmacı-Yazar Mustafa Fırat, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, inanç merkezli törenlerin siyasi şovlara alet edilmemesi gerektiğini vurguladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>"Geçen Yıl Etkinlik İpotek Altına Alınmıştı"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Geçtiğimiz yıl düzenlenen törenlerde Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in yoğun siyasi propaganda yürüttüğünü hatırlatan Fırat, tören alanının ve Antalya yolunun tamamen belediye başkanının posterleriyle donatıldığını belirtti. Fırat, o dönem Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı Alirıza Özdemir’in tüm uyarılarına rağmen, bazı sivil toplum kuruluşlarının bu duruma sessiz kalarak siyasete alan açtığını ifade etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>"Camide Olmadığı Gibi Cemevinde de Siyaset İstemiyoruz"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Mustafa Fırat, bugün gelinen noktada Muhittin Böcek hakkındaki hukuki sürece ve iddialara da değinerek, inanç önderlerinin anmalarının kişilerden ve siyasi konjonktürden bağımsız olması gerektiğini savundu. Fırat, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:</span></p>

<p><span style="color:#000000">"<strong>Nasıl ki camide siyaset görmek istemiyorsak, cemevlerinde de erenlerimizin anma törenlerinde de siyasetçilerin ve siyasetin gölgesini görmek istemiyoruz. Alevi-Bektaşi erenlerinin anma törenlerinden siyasetin gölgesi tamamen kaldırılmalıdır.</strong>"</span></p>

<p><span style="color:#000000">Haberin sonunda, bu yılki etkinliklerde geçmiş hataların tekrarlanmaması ve Alevi kurumlarının üzerindeki siyasi baskının son bulması temennisi dile getirildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İŞTE MUSTAFA FIRAT'IN PAYLAŞIMININ TAM METNİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-05-07%20at%2022_59_05.jpeg" style="height:800px; width:584px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">"ALEVİ-BEKTAŞİ ERENLERİNİN ANMA TÖRENLERİNDEN SİYASETİN GÖLGESİ KALDIRILMALIDIR</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yaklaşık iki ay sonra Antalya’nın Elmalı Tekke Köyü’nde Abdal Musa Sultan’ı anma etkinlikleri yapılacak. Geçen yılki anmalar, Antalya Büyükşehir eski Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in siyasi propagandasına sahne olmuştu. Antalya’dan anma törenin yapıldığı yere kadar her yer, Muhittin Böcek’in posterleri ile donatılmıştı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Muhittin Böcek adeta anmalara ipotek koymaya çalışmış, dönemin Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı Alirıza Özdemir’in tüm çaba ve uyarılarına rağmen etkinlikte söz sahibi olan STK’lar ve diğer sorumlular bu ikazları kulak ardı etmişti. Böcek’in gölgesinde mevzilenen Ali’siz Aleviler, aynı etkinlikte rol kapmaya çalışmıştı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugün ise Muhittin Böcek tutuklu ve hakkındaki iddialar yenilir yutulur cinsten değil. Elbette ne kadarı doğru ne kadarı doğru değil, bilemeyiz. Yargılama sonucunda her şey ortaya çıkacaktır. Bu sürecin toplamının bize öğrettiği şey, Alevi-Bektaşi erenlerinin anma törenlerinden siyasetin gölgesinin kaldırılması gerektiğidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Nasıl ki, camide siyaset görmek istemiyorsak cemevlerinde de erenlerimizin anma törenlerinde de siyasetçilerin ve siyasetin gölgesini görmek istemiyoruz. Umarız geçen yıl yapılan hatalar bu yıl tekrarlanmaz ve siyasetin gölgesi Alevi kurum ve anmalarının üzerinden kalkar."</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 07 May 2026 23:16:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/firat-abdal-musa-anma-torenine-siyaset-golgesi-dusmesin-1778185819.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Umut Berhan Şen: Yıldırımhan, Türkiye&#039;nin kıtalararası gücünün tescili</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/umut-berhan-sen-yildirimhan-turkiyenin-kitalararasi-gucunun-tescili-3206</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/umut-berhan-sen-yildirimhan-turkiyenin-kitalararasi-gucunun-tescili-3206</guid>
                <description><![CDATA[JeopoliTürk Gündem Tv’de konuşan analist ve yazar Umut Berhan Şen, Türkiye’nin geliştirdiği kıtalararası balistik füze Yıldırım Han’ı değerlendirdi. Şen, füzenin savunma sanayii açısından stratejik bir dönüm noktası olduğunu belirterek, bunun Türkiye’yi küresel bir güç konumuna taşıdığını vurguladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<iframe width="1071" height="602" src="https://www.youtube.com/embed/dPArzOwhiq8" title="TÜRKİYE&#39;NİN KITALARARASI HİPERSONİK BALİSTİK FÜZESİ YILDIRIMHAN VE ÖZELLİKLERİ" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe><p><strong>JeopoliTürk Gündem Tv’de</strong> konuşan analist ve yazar <strong>Umut Berhan Şen</strong>, Türkiye’nin geliştirdiği kıtalararası balistik füze Yıldırım Han’ı değerlendirdi. Şen, füzenin savunma sanayii açısından stratejik bir dönüm noktası olduğunu belirterek, bunun Türkiye’yi küresel bir güç konumuna taşıdığını vurguladı.<br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=dPArzOwhiq8&amp;t=12s"><span style="color:#2980b9"><strong>UMUT BERHAN ŞEN'İN AÇIKLAMASINI YOUTUBE'DAN İZLEMEK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ:</strong></span></a></p>

<p><strong>Şen, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:</strong></p>

<p><em><strong>“Bugün konumuz son günlerde savunma sanayide oldukça ilgi uyandıran bir gelişme olan Yıldırım Han Balistik Füzesi. Artık günümüzde en önemli realite hard power yani sert güç realitesi. 21. yüzyıl, John Mearsheimer’in deyimiyle ‘saldırgan realizm çağı’ ve güç kullanmanın en rasyonel araç olduğu bir dönem. Türkiye Cumhuriyeti’nin balistik füze kapasitesine ulaşması bu açıdan kritik öneme sahip.” </strong></em>dedi.</p>

<p><span style="color:#c0392b"><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">6.000 KM MENZİL VE 25 MACH HIZ</span></span></strong></span></p>

<p>Analist Şen, Saha Expo 2026’da dikkat çeken Yıldırım Han’ın **6.000 kilometre** menzile sahip olduğunu hatırlatarak, “Ankara’dan fırlatılan bir mühimmatın Londra’yı, Delhi’yi ya da Afrika’nın kalbine ulaşabilmesi demek” dedi. Füzenin, Türkiye’nin caydırıcı taarruz kapasitesine geçtiğinin net ilanı olduğunu kaydetti.</p>

<p>Şen, teknik özelliklere de değinerek, <em><strong>“Türkiye’nin ilk sıvı roket yakıtlı füzesi. Terminal aşamada 25 Mach hıza ulaşıyor. Bu hızdaki bir objeyi mevcut hava savunma sistemleriyle durdurmak neredeyse imkânsız” </strong></em>ifadelerini kullandı. Tasarımında yer alan <strong>Yıldırım Beyazıt Han tuğrası ve Mustafa Kemal Atatürk</strong> imzası ise “tarihsel süreklilik mesajı” olarak yorumlandı.</p>

<p><strong><span style="color:#c0392b"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">JEOPOLİTİK ETKİ: COĞRAFYA ARTIK KADER OLMAKTAN ÇIKTI</span></span></span></strong></p>

<p>Umut Berhan Şen, füzenin dünya gündemini sarsan etkisine işaret ederek şöyle konuştu:</p>

<p><em><strong>“Yıldırımhan’la beraber coğrafya artık bir kader olmaktan çıktı, yönetilebilir bir stratejik sah haline gelecek. Türk mühendisliği mızrağın ucunu küresel statükonun tam kalbine bıraktı. Artık bölgesel bir güç değiliz; küresel bir oyuncuya evrilişimizin ifadesi.”</strong></em></p>

<p>Doğu Akdeniz’den Orta Asya’ya, Avrupa’dan Afrika’ya uzanan geniş bir coğrafyada stratejik kırılma yarattığını belirten Şen, füzenin İsrail ve Yunanistan medyasında yarattığı paniğin de tesadüf olmadığını söyledi.<em><strong> “Ankara uçak kaldırmadan kritik merkezleri etki alanına alabilen bir kapasiteye erişti. Bu jeopolitik satrançta şah çekebilme iradesidir”</strong></em> dedi.</p>

<p><strong><span style="color:#c0392b"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">“SEÇKİNLER KULÜBÜNÜN EN YENİ ÜYESİ”</span></span></span></strong></p>

<p>Şen, Türkiye’nin İHA/SİHA teknolojisindeki liderliğinin ardından kıtalararası balistik füze kapasitesiyle<strong> “seçkinler kulübüne”</strong> katıldığını vurguladı. Yıldırım Han’ın diplomatik gücün arkasındaki en büyük fiziksel teminat haline geldiğini sözlerine ekledi.</p>

<p>Analist, ilerleyen günlerde savunma sanayii ve jeopolitik gelişmeleri değerlendirmeye devam edeceğini belirterek konuşmasını sonlandırdı.</p>

<p><a href="https://www.youtube.com/watch?v=dPArzOwhiq8&amp;t=12s"><span style="color:#2980b9"><strong>Kaynak: JeopoliTürk Gündem Tv<br />
<br />
UMUT BERHAN ŞEN'İN AÇIKLAMASINI YOUTUBE'DAN İZLEMEK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ:</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 07 May 2026 03:21:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/umut-berhan-sen-yildirimhan-turkiyenin-kitalararasi-gucunun-tescili-1778114280.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bora Özizmirli: Ön planda İran var, oysa arka planda küresel ekonomiler hedefte</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bora-ozizmirli-on-planda-iran-var-oysa-arka-planda-kuresel-ekonomiler-hedefte-3205</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bora-ozizmirli-on-planda-iran-var-oysa-arka-planda-kuresel-ekonomiler-hedefte-3205</guid>
                <description><![CDATA[JeopoliTürk Gündem Tv YouTube kanalında değerlendirmelerde bulunan Analist Gazeteci Bora Özizmirli, İran’daki savaşın devam ettiği süreçte Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalmasının küresel ekonomi üzerindeki yıkıcı etkilerine dikkat çekti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<iframe width="1071" height="602" src="https://www.youtube.com/embed/VvF2kLsJr-c" title="BM&#39;DEN HÜRMÜZ BOĞAZI AÇIKLAMASI   İNSANLIK AÇLIKLA KARŞILAŞABİLİR    KÜRESEL EKONOMİ HEDEFTE!" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe><p><strong>JeopoliTürk Gündem Tv, YouTube</strong> kanalında değerlendirmelerde bulunan Analist Gazeteci <strong>Bora Özizmirli,</strong> İran’daki savaşın devam ettiği süreçte Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalmasının küresel ekonomi üzerindeki yıkıcı etkilerine dikkat çekti.<br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=VvF2kLsJr-c"><strong><span style="color:#c0392b">BORA ÖZİZMİRLİ'NİN 6 DK.LIK AÇIKLAMASINI YOUTUBE'DA İZLEMEK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ:</span></strong></a></p>

<p>Özizmirli, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’in önemli uyarısını hatırlatarak, <em><strong>“Eğer Hürmüz Boğazı Haziran 2026’ya kadar kapalı kalırsa 45 milyon insan aç kalacak, 32 milyon insan ise yoksulluğa itilecek” d</strong></em>edi. BM uyarısına göre gübre fiyatlarının <strong>yüzde 15 ile 46</strong> arasında arttığını belirten Özizmirli, bunun özellikle Güneydoğu Asya, Afrika ve Latin Amerika’daki küçük çiftçileri vurduğunu, hasadın azalmasıyla gıda fiyatları ve enflasyonun yükseldiğini kaydetti. Sudan, Yemen, Somali, Kenya ve Bangladeş gibi kırılgan ülkelerde etkinin çok daha yıkıcı olduğunu vurguladı.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;">&nbsp;“KALICI BARIŞ BEKLEMEK İYİMSERLİK”</span></strong></span></span></span></p>

<p>Ortadoğu’da kalıcı bir barış öngörmediklerini dile getiren Özizmirli, <em><strong>“Ön planda İran gözüküyor fakat arka planda küresel ekonomiler hedef alınıyor. ABD ve İsrail’in amacı savaşı uzatarak Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalmasını sağlamak ve petrol piyasasındaki mevcut tekeli yıkıp kendi tekellerini kurmaktır” </strong></em>değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p>Özizmirli, Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) OPEC’ten ayrılmasının da bu sürece hizmet ettiğini ve en çok Suudi Arabistan’ı etkiledeğini belirtti. Trump’ın bu karardan memnuniyet duyduğunu hatırlatan Özizmirli, dünyanın en büyük petrol rezervlerine sahip ülkelerinin ABD’nin çevreleme stratejisiyle karşı karşıya olduğunu ifade etti. Bu ülkeleri şöyle sıraladı:</p>

<p>1<strong>-Venezuela: </strong>ABD’nin müdahalesiyle petrol şirketleri hakimiyet kurdu.<br />
<strong>2-Suudi Arabistan:</strong> İran saldırılarından ve Hürmüz’ün kapanmasından en fazla etkilenen ülkelerden.<br />
<strong>3-İran:</strong> Savaş nedeniyle petrol üretimi ve satışı engelleniyor.<br />
<strong>4-Kanada: </strong>Trump’ın hedefinde.<br />
<strong>5-Irak: </strong>Sürekli istikrarsızlık ve Amerikan etkisi altında.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">ENERJİ KRİZİ KÜRESEL ÜRETİM ZİNCİRİNİ VURDU</span></span></strong></span></p>

<p>Nisan ayında Katar ve Kuveyt’in petrol satmadığına işaret eden Özizmirli, bunun <em>Pakistan, Bangladeş, Sri Lanka ve Vietnam</em> gibi ülkelerde ciddi enerji krizlerine yol açtığını, sanayi üretiminin kısıldığını ve uzaktan çalışmaya geçildiğini söyledi. Avrupa’da da durumun kritik olduğunu belirten Özizmirli, <strong>Hollanda’da doğalgaz stoklarının %8’e </strong>düştüğünü, Fransa ve Almanya’nın kritik seviyelerde olduğunu, jet yakıtı stoklarının bir aylık kaldığını ve 20 bine yakın uçuşun iptal edildiğini aktardı.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">TÜRKİYE İÇİN FIRSAT PENCERESİ</span></span></strong></span></p>

<p>Bora Özizmirli, Türkiye’nin İran Savaşı’ndaki aklıselim tutumuna dikkat çekerek, <em><strong>“Hürmüz Boğazı kapalı kalırsa geriye Türkiye yolu kalıyor. Kalkınma Yolu’nun önemi artıyor”</strong></em> dedi. Kuzeyde Rusya-Ukrayna savaşı, güneyde ise ABD-İsrail kaynaklı sorunlar nedeniyle alternatif rotaların kapandığını belirten Özizmirli, bu durumun <strong>Türkiye’nin güvenli liman </strong>konumunu güçlendireceğini ve yeni ticaret yolları oluşturacağını kaydetti.</p>

<p>Uzun vadede İsrail’in bölgede yalnızlaştığını savunan Özizmirli, <em><strong>“Kısa vadede Amerika ve İsrail saldırıyor gibi gözükse de uzun vadede bu adımlar kendi halkına da zarar veriyor”</strong></em> yorumunu yaptı.</p>

<p>Özizmirli, Hürmüz Boğazı krizinin dünya için büyük risk taşıdığını ancak Türkiye açısından önemli bir fırsat yarattığını sözlerine ekledi.<br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=VvF2kLsJr-c"><strong><span style="color:#c0392b">BORA ÖZİZMİRLİ'NİN 6 DK.LIK AÇIKLAMASINI YOUTUBE'DA İZLEMEK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ:</span></strong></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 07 May 2026 02:28:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/bora-ozizmirli-on-planda-iran-var-oysa-arka-planda-kuresel-ekonomiler-hedefte-1778111844.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Cem Vakfı: Veli Ağbaba cemevimize çökmeye kalktı!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cem-vakfi-veli-agbaba-cemevimize-cokmeye-kalkti-3204</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cem-vakfi-veli-agbaba-cemevimize-cokmeye-kalkti-3204</guid>
                <description><![CDATA[Cem Vakfı tarafından Malatya’da Cemevi ve Kültür Merkezi  projesinde Veli Ağbaba’ya yönelik iddialar gündemi sarstı. Cemevi meselesinde açıklamalarla kriz daha da büyüdü.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatyakalitehaber sitesinden Kenan Kaya tarafından yapılan habere göre,&nbsp;Malatya’da Cem Vakfı tarafından yürütülen Cemevi ve Kültür Merkezi projesi, son dönemde özellikle CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba hakkında ortaya atılan iddialar ve karşılıklı sert açıklamalarla yeniden gündemin en sıcak başlıklarından biri haline geldi.</p>

<p>Projenin maddi sıkıntılar nedeniyle ilerleyememesi tartışmaları büyütürken, Cem Vakfı Malatya Şube Müdürü İzzettin Şahin’in yaptığı açıklamalar dikkat çekti. Şahin, projeye destek sürecinde yaşanıldığını iddia ettiği gelişmeleri detaylarıyla anlattı.</p>

<p>Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in isteği üzerine kendileri ile bir araya geldiklerini belirten Vakıf Müdürü İzzettin Şahin, “<strong><em>Maddi imkânsızlıklardan dolayı inşaat istediğimiz gibi gitmiyordu, Özgür Özel Adıyaman’a gelmişti, kendisi ile orada görüşüp destek istedik. Özgür Beyde, Veli beye dönerek, “</em></strong><em>Bu işi sen hallet istersen halledersin. Birçok işadamı ve belediyemiz var. Onlarda destek al. Bu inşaatı bitir abi. Hem açılışa da Kemal Kılıçtaroğlu’nu çağırın birlikte açalım</em><strong><em>” diyerek bize destek vermesini istedi. Veli Bey de ilgileneceğini gerekeni yapacağını söyledi. O görüşmede Sayın Ekrem İmamoğlu’da vardı ve kendisi de inşaata ciddi bir destek vereceğini söyledi. Ama ondan sonra gözaltına alındı ve tutuklandı. Fakat Veli Bey sözünü yerine getirmedi</em></strong>” ifadelerini de kullandı.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyakalitehaber.com/files/uploads/1777841427-f95cd.jpeg" /></p>

<p>Malatya Kalite Haber’e konu ile ilgili olarak özel açıklamalarda bulunan İzzettin Şahin, vekil Veli Ağbaba’nın inşaatın tamamlanması için destek sözü verdiğini, daha sonra yönetime adam koymak istediğini, hesapları kendi arkadaşlarının denetiminde olması gerektiğini söylediğini ileri sürerek, “<em><strong>Bu taleplerinin hepsini kabul ettik. Yönetime söylediği isimleri aldık, tüm hesapları kendilerine bıraktık, bu seferde farklı talepler ortaya attılar.&nbsp; Adeta yönetimi bizi yok saymaya çalıştılar. İnşaat bahanesi ile Cem Vakfına çökmeye çalıştılar</strong></em>” dedi.</p>

<p>Temel Atma töreninde Milletvekili Veli Ağbaba’nın demir ve beton desteğinde bulunduğunun da altını çizen Cem Vakfı Malatya Şube Müdürü İzzettin Şahin, Ağbaba hakkında çarpıcı iddialarını şöyle sürdürdü:</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyakalitehaber.com/files/uploads/1777841450-4f3f8.jpg" /></p>

<p>“İnşaatın tamamlanması için birçok siyasiden bize o kadar çok sözler verildi ki, bir milyona yaklaşmış nüfusu olan Malatya'nın 250 bin Alevi kardeşimiz ama Aleviler burada sahipsiz bırakılıyor. En önemli darbeyi de CHP Malatya milletvekili Veli Ağbaba'dan yedik. Kendisi de Alevi olan Veli Ağbaba buraya geldi, bizimle oturdu, sohbet etti. Cem evi ve kültür merkezi inşaatını bitireceğini söyledi. Ama bazı şartlar öne sürdü. Biz yönetim olarak Sayın Milletvekili Veli Ağbaba'nın söylediği bütün şartları kabul ettik. Size sunduğum belgelerle kendisi Cem Vakfı'na 6 tane yönetici konulmasını istedi. İnşaatı denetlemeleri, çalışmaları takip etmeleri için olduğunu söyledi. Alınan kararla ve genel merkezimizin onayıyla Veli Ağababa'nın gösterdiği altı arkadaşı yönetimimize aldık. Bu kez kalkıp, girdi- çıktılar, muhasebe işlerinin bütün defter incelemelerinin bu arkadaşlar tarafından idare edilmesini istedi. Biz bunu da kabul ettik. En son ise yıllardır buraya mücadele eden, hatta cebinden para harcayan müteahhit Bahattin Canbay'ın gönderilmesini istedi. Kendisi bir müteahhit getirecekmiş. İşte biz orada durun dedik ve bunu kabul etmedik.</p>

<p><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/1775308990-f975c.jpeg" style="height:540px; width:800px" /></p>

<p>Kendisine o zaman bizim müteahhit kalsın, yanına bir müteahhit daha getirin dedik. Bunu kabul etmedi. En son buranın bitmesi için Bahattin beyin isteği doğrultusunda, tamam Bahattin Bey'i gönderelim ama alacakları var, onu ne yapacağız dedik. Sessiz kaldılar. Bahattin Bey'i buradan gönderdiğimizde Bahattin Bey'in adı lekelenecekti. Buna müsaade etmedik. O günden beri Veli Ağababa buraya uğramıyor. Hatta aldığımız duyumlara göre bir yerlerde ‘ben orayı yapacaktım, istemediler, engel oldular’ diyormuş.”</p>

<p>Şahin ayrıca açıklamasının devamında çok daha sert ifadeler kullanarak şu sözleri dile getirdi:</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyakalitehaber.com/files/uploads/1777841507-0f579.jpeg" /></p>

<p>“Veli Ağbaba'nın ve arkadaşlarının neyi planladığını anlamadık, adeta buraya Cem Vakfı'na çökmeye çalıştılar. Reklam yapmak istiyorsa yapaydı ama burayı da bitireydi. Şimdi biz kime gitsek, hangi kapıyı çalsak, ‘sizin Veli Ağbabanız var. Neden size destek olmuyor’ diyorlar. Şimdi bütün bunları bırakalım, bize yapılan saygısızlığı unutmaya hazırız. Biz buranın bitmesini istiyoruz. Buranın bitmesi Malatya'nın yüz akı olacak. Veli Ağbaba'ya da sesleniyorum, diğer vekillere de sesleniyorum. Malatya'da Alevileri sahipsiz bırakmayın. Bu devasa, görkemli ve birçok anlamda vatandaşımıza hizmet edecek Cem Vakfı'na ait Cemevi ve kültür merkezinin bitmesini sağlayın. Sayın Sami Er'e de sesleniyorum. Asli görevi burayı yapmak. Çünkü Sayın Cumhurbaşkanımızın bu konuda talimatı var. Kültür evlerini, cemevlerini belediyeler gereken desteği verip ve yapmak zorundalar.”</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyakalitehaber.com/files/uploads/1777841534-e5c04.jpeg" /></p>

<p>Bu açıklamaların ardından Cem Vakfı Malatya Şube Başkanı ve Alevi dedesi Eşref Doğan da sürece ilişkin değerlendirmede bulundu:</p>

<p>“Ben çok konuşmak istemiyorum. Biz burayı öyle ya da böyle bitireceğiz. Ama buradan reklam yapanlara müsaade etmeyeceğim. İzzettin Bey'in söylediklerine katılıyorum. O dönemde benim arkadaşlarımı ezmeye, yok etmeye, yok görmeye çalıştılar. Ben de buna müsaade etmedim, etmeyeceğim. Kim olursa olsun, Cem Vakfı'nda ve bu inşaatta emeği geçen hiçbir arkadaşımı hor göremez, dışlayamaz, yok sayamaz. Bu milletvekili de olsa. ”</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyakalitehaber.com/files/uploads/1777841560-2bf3c.jpeg" /></p>

<p><strong>PROJENİN AMACI VE TEMEL ATMA SÜRECİ:</strong></p>

<p>Tüm bu tartışmaların odağında yer alan proje ise, aslında geniş kapsamlı bir sosyal ve kültürel merkez olarak planlanmıştı.</p>

<p>Cem Vakfı tarafından hayata geçirilmesi hedeflenen Cemevi ve Kültür Merkezi, Malatya’nın Cemal Gürsel Mahallesi’nde 6 bin 200 metrekarelik alan üzerinde inşa edilmek üzere projelendirilmişti.</p>

<p>Proje kapsamında bin kişilik cem ibadethanesi, 6 adet saz ve müzik eğitim sınıfı, derslikler, üniversite öğrencileri için etüt merkezleri, 40 kız öğrencilik yatılı yurt, 4 taziye evi, 2 mescit, aynı anda 10 cenazenin kaldırılabileceği merasim alanı, 600 kişilik taziye salonu ve 1500 kişilik yemekhane gibi çok sayıda sosyal alan yer alıyordu.</p>

<p>Cemevi ve Kültür Merkezi’nin temel atma töreni ise 2022 yılının Ekim ayında geniş katılımla gerçekleştirilmişti. Törene dönemin Malatya milletvekilleri, yerel yöneticiler, kanaat önderleri ve çok sayıda vatandaş katılmış; programda dualar okunmuş, kurban kesilmiş ve protokol üyeleri tarafından temel atma butonuna birlikte basılmıştı.</p>

<p>Törende yapılan konuşmalarda projenin Malatya’da birlik, beraberlik ve kültürel dayanışmaya katkı sunacağı vurgulanmıştı.</p>

<p>Ancak gelinen noktada proje hem maddi sıkıntılar hem de siyasi iddialar nedeniyle ilerleyemeyerek yeniden tartışmaların merkezine oturdu.</p>

<p><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/1774606046-84ecc.jpeg" style="height:514px; width:800px" /></p>

<p>İnşaatın müteahhitliğini üstlenen Bahattin Canbay ise yaptığı konuşmada, “<em><strong>Yeter ki bu inşaat biteydi ben gideydim. Arkadaşlarımın kabul etmemelerine rağmen vekil beyden gelen teklifi kabul ettim. Ancak inşaata cebimden harcadığım paralar var madem gideceğim onu verin dedim. Teklifi mi kabul etmediler. Veli beyin aramıza soktuğu kişilerin asıl amaçları neydi bilmiyorum, ama bu inşaatın bitmemesi için uğraştılar. Veli bey tarafından yönetime sokulan kişiler, bize çok kötü davrandı. Amaçları gerçekten inşaatı bitirmek olsaydı sürekli sorun çıkarmalardı.</strong></em>” ifadelerini kullandı.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 05 May 2026 13:59:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/cem-vakfi-veli-agbaba-cemevimize-cokmeye-kalkti-1777979775.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İsmet Abbasoğlu&#039;ndan Aleviliğin arınması çağrısı</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ismet-abbasoglundan-aleviligin-arinmasi-cagrisi-3203</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ismet-abbasoglundan-aleviligin-arinmasi-cagrisi-3203</guid>
                <description><![CDATA[Fransa’nın Bordeaux kentinde faaliyet gösteren Bordeaux Cemevi Başkanı ve Avrupa Alevi Düşünce Derneği Genel Başkanı İsmet Abbasoğlu, Aleviliğin son dönemde çeşitli kesimlerin hedefi haline geldiğini belirterek, inancın özünden uzaklaştırılmak istendiği uyarısında bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Fransa’nın Bordeaux kentinde faaliyet gösteren Bordeaux Cemevi Başkanı ve Avrupa Alevi Düşünce Derneği Genel Başkanı <strong>İsmet Abbasoğlu,</strong> Aleviliğin son dönemde çeşitli kesimlerin hedefi haline geldiğini belirterek, inancın özünden uzaklaştırılmak istendiği uyarısında bulundu.<br />
<br />
Abbasoğlu yaptığı yazılı açıklamada, Aleviliğin etnik, bölgesel, ulusal ve kimlik temelli farklı versiyonlarla yeniden dizayn edilmeye çalışıldığını ifade etti. Bu yapıların ortak amacının Aleviliğin inanç sistemini yok etmek olduğunu savunan Abbasoğlu, söz konusu organizasyonun arkasında Siyonizm’in olduğunu iddia etti.<br />
<br />
<strong>İsmet Abbasoğlu'nun yazılı açıklamasının yam metni şöyle:</strong><br />
<br />
<strong><span style="color:#2980b9">Aleviliğin Arınma Mücadelesi</span></strong><br />
<br />
Alevilik son dönemde birçok kişinin, ülkenin ve örgütün iştahını kabartmakta ve kendilerine göre Alevilik dizayn etmektedirler. Oluşturulan bu Alevilikler; etnik, bölgesel, ulusal ve kimliksel olarak çoğalmaya başlamıştır. Hepsinin ortak özelliği, Aleviliğin inanç sistemini yok etmektir. Bu organizasyonun arkasındaki karanlık güç Siyonizm’dir. Maalesef var olan kurumların çoğunluğu, Siyonizm’in oluşturduğu bu yapıların birer parçası hâline gelmiştir. Bu çok vahim bir durumdur. Bu durum, Siyonizm’in Alevilerin dönüşümü konusundaki başarısını göstermektedir. Aleviler ise bağlı oldukları kurumların bu teslimiyetlerinin farkında değiller. Alevileri temsil ettiğini söyleyen sözde başkanlar, siyasetin merkezinde kendilerine yer bularak menfaatlerini Aleviliği kullanarak gerçekleştirmektedirler. Aleviliği ticari bir meta olarak gören kurum başkanları da ayrı bir problemdir. Bu kadar çürümüşlüğün içindeki Alevilik, kendini arındırmalı ve özüne dönmelidir. Bunu yapabilmek için Alevilik, dernek kafesinden çıkartılarak ocaklara teslim edilmeli ve gerçek dedelerle yeniden yol bulmalıdır. Alevilerin inancının özünde İslam’ın ahlaki naifliği ve Allah’a bağlılığı vardır. Siyonizm’in istediği şey ise bunları Alevilerden koparmaktır. Yeni oluşturulan “Kürt Aleviliği” ile alisiz ve ateist Alevilik inşa etmek istemektedirler. Aleviler inançlı ve özüne bağlı bin yıldır bu yolda yürüyen, İslam’ın özü ve Türklerdir. Bir an önce kirlenmiş ve Aleviliğe zarar veren tüm unsurları içinden atmalı ve yeniden yapılanmalıdır.</p>

<p>İsmet Abbasoğlu<br />
Avrupa Alevi Düşünce Derneği Genel Başkanı<br />
Fransa Bordeaux Cemevi Başkanı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 05 May 2026 13:36:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/ismet-abbasoglundan-aleviligin-arinmasi-cagrisi-1777978471.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Konya&#039;da &quot;İstiklal Harbinde Mevleviler ve Bektaşiler&quot; konferansı yapıldı</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/konyada-istiklal-harbinde-mevleviler-ve-bektasiler-konferansi-yapildi-3202</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/konyada-istiklal-harbinde-mevleviler-ve-bektasiler-konferansi-yapildi-3202</guid>
                <description><![CDATA[Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) Konya Şubesi, kültürel etkinlikler takvimi kapsamında Karatay Belediyesi katkılarıyla ve Mevlana ve ailesinin Konya’ya geliş yıldönümü münasebetiyle düzenlenen, "İstiklal Harbinde Mevleviler ve Bektaşiler" başlıklı konferansa ev sahipliği yaptı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">TYB Konya Şubesi D. Mehmet Doğan Kütüphanesi’nde gerçekleştirilen programın düzenleyiciliğini Prof. Dr. Murat Ak üstlenirken, Necmettin Erbakan Üniversitesi Ahmet Keleşoğlu İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hülya Küçük konuşmacı olarak yer aldı. Programda Türk istiklalinin kazanılmasında tasavvuf ehlinin üstlendiği tarihi ve stratejik sorumluluklar detaylarıyla ele alındı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>TBMM BAŞKAN VEKİLLİĞİ VE TEMSİL MAKAMI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Meclis yapısındaki din adamı ağırlığına değinen Küçük, “Meclis kurulduğu zaman bu hareketi bir merkezden yönetmek için öncelikle din adamlarına veriyorlar mebusluğu. Bizim konumuz olan Abdülhalim Çelebi ve Ahmet Cemalettin Çelebi başkan vekili seçilecekler. Abdülhalim Çelebi çok yüksek bir oyla, 120 mebustan 91'inin oyuyla birinci başkan vekili seçilmiş. Bektaşi Çelebisi ise 30 oy almış. Ahmet Cemalettin Çelebi aslında hasta, yoğun bir cilt hastalığından mustarip ve evinden çıkamayacak durumda olmasına rağmen Alevileri onunla kontrol edecekleri için mecliste tutuluyor. Abdülhalim Çelebi ise TBMM’nin kuruluşunda ve açılışında çok aktif, isyanlarda hep aracı durumunda ve sürekli haberleşerek bilgi veriyor” dedi</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>YOKSULLUKLA İMTİHAN: "ALTIN ÇUVALLARI" EFSANESİNE KARŞI ACI GERÇEKLER</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Hülya Küçük, tarih yazımında sıkça karşılaşılan "dergahlardan çıkan altınlar" anlatısının gerçeği yansıtmadığını, belgelerin çok daha dramatik bir tablo çizdiğini ifade ediyor. Dergahların yardım etmek bir yana, devletin "muhtaçlar defterine" kayıtlı olduğunu hatırlatan Küçük, durumu "Mustafa Kemal ve arkadaşları Hacı Bektaş’ı ziyaret ettiğinde 'dergahta çuval çuval altınlar vardı, arabalara yükleyip gönderdiler' deniyor. Çuval çuval altın yoktu? Adamlar açlıktan ölüyor. Hacı Bektaş yakınlarındaki tuz madenindeki haklarını, 'tuz paylarını' bile en küçük oranına kadar istiyorlar; biriken ve verilmeyen eski haklarının peşine düşüyorlar. Kimsenin altın verecek hali de yok. Zaten Dünya Savaşı’ndan çıkılmış, insanlar kendilerini toparlayamıyor. Dergahlardan asıl istenen maddi yardım değil, askeri destek için 'insan kaynağı' idi."sözleriyle anlattı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>MİLLİ MÜCADELE’DE KADINLARIN VE DERGAHLARIN MADDİ DAYANIŞMASI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">İstiklal Harbi yıllarında Mevlevi dergahlarının, Bektaşi tekkelerine oranla maddi açıdan biraz daha imkan sahibi olduğunu belirten Prof. Dr. Hülya Küçük konuya ilişkin şunları söyledi: “Daha sonraki yıllarda, Kastamonu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Kadınlar Kolu Katibesi Saime Ayoğlu’nun bir gazete röportajındaki ifadeleri oldukça dikkat çekicidir. Ayoğlu, cemiyet reisi Zekiye Hanım hakkında konuşurken, onun bir şey bildiği için değil, ‘forsundan ve parasından’ faydalanmak için reis yapıldığını bizzat ifade etmiştir. ‘Şeyh hanımı olduğu için biz onun forsundan ve maddi yardımından faydalanıyorduk’ diyerek durumu açıklar. Buradan anlıyoruz ki, Mevlevi dergahları o dönemde Bektaşi dergahları kadar fakir değildi ve Milli Mücadele’ye maddi yönden de ciddi desteklerde bulunabiliyorlardı. Bunlar, Mevleviliğin alt planında devam eden ve mücadelenin finansmanına katkı sunan önemli çalışmalardır.”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.konyaolay.com/images/files/2026/05/69f8992a1e310.jpeg" /></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İSTANBUL VE ANADOLU ARASINDAKİ MÜCADELE: VELET ÇELEBİ’NİN ROLÜ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Velet Çelebi’nin Milli Mücadele dönemindeki faaliyetlerini ve Ankara’ya geçiş sürecini değerlendiren Küçük, “Abdülhalim Çelebi ile bir bakıma yarış içinde olan Velet Çelebi’nin durumu oldukça şaşırtıcıdır. Mücadele 1919’da başlamış olmasına rağmen, o 1921 gibi geç bir tarihte İstanbul’dan Anadolu’ya geçmiştir. İstanbul’dayken eliniz kolunuz bağlıdır, asıl mücadele Anadolu’dadır. Ankara’da ona bir yer veriliyor ancak kendisi doğrudan savaşla değil, daha çok Türk dili üzerine çalışmalarla ilgileniyor. Meclis’teki özgeçmişinde de kendisini Türk dili uzmanı olarak tanımlıyor. Daha sonra Türkiye devletleşme sürecine girdiğinde, Türkçe ile ilgili kurulan komisyonlarda görev alacaktır. Bazıları onun görevinin ilmiye sınıfı gereği bu olduğunu savunabilir; ancak aynı sınıftan olan Bektaşi Sami Rıfat, hem dil çalışmalarında ön plandayken hem de insanları savaşa yönlendirmek için mitinglerde ateşli konuşmalar yapmıştır. Velet Çelebi ise daha çok akademik ve kültürel bir çizgide kalmayı tercih etmiştir” şeklinde konuştu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İSTANBUL BEKTAŞİLERİ, HÜRRİYET VE İTİLAF TARAFTARLIĞI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Milli Mücadele karşıtı faaliyetler içinde yer alan bazı gruplara dikkat çeken Küçük, “İstanbul merkezli Bektaşiler arasında durum biraz farklıydı. Bazıları Hürriyet ve İtilaf Fırkası taraftarıydı. Kiraz Hamdi gibi isimler tarafından kurulan 'Tarikat-ı Salahiye' gibi yapılar, Milli Mücadele aleyhine çok farklı bir tutum içindeydiler. Hatta bu grubun içindeki bazı isimler, savaşın sonunda vatan hainliği gerekçesiyle '150’likler' listesine girerek sınır dışı edildiler. Tabii Mevleviler arasında da 150’likler listesine girenler vardır ancak Bektaşi kaynaklarına, özellikle Fahrettin Erdoğan veya Hüsamettin Ertürk’ün anılarına bu konularda ihtiyatla yaklaşmak gerekir. Zira bu eserlerde bilgilerin büyük bir bölümünün çarpıtıldığını ve tarafgir bir dille yazıldığını görmekteyiz.” diyerek konuşmasını sürdürdü.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Programın sonunda Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ali Temizel tarafından, Prof. Dr. Hülya Küçük’e değerli sunumu ve katkıları anısına Katılım Beratı takdim edildi. Etkinlik, toplu hatıra fotoğrafı çekimi ile sona erdi.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 05 May 2026 13:10:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/konyada-istiklal-harbinde-mevleviler-ve-bektasiler-konferansi-yapildi-1777976326.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bakan Tekin açıkladı: Ara tatil kalkıyor mu?</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bakan-tekin-acikladi-ara-tatil-kalkiyor-mu-3200</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bakan-tekin-acikladi-ara-tatil-kalkiyor-mu-3200</guid>
                <description><![CDATA[Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, okullarda ara tatillere ilişkin yeni bir açıklamada yaptı. Ara tatilin yeni eğitim yılında kaldırılabileceğini söyleyen Tekin, "Eylül ayındaki başlangıcı biraz daha geç, haziran ayındakini biraz daha erkene almış olacağız" dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Milli Eğitim Bakanı&nbsp;Yusuf Tekin'den&nbsp;ara tatil&nbsp;açıklaması geldi. Tekin, ara tatilin yaz tatiline eklenmesinin gündemde olduğunu belirterek, "<strong><em>Eylül ayındaki başlangıcı biraz daha geç, haziran ayındakini biraz daha erkene almış olacağız.</em></strong>" ifadelerini kullandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>"HAZİRAN AYINDAKİNİ BİRAZ DAHA ERKENE ALMIŞ OLACAĞIZ"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Tekin, "<strong><em>Ara tatilleri kaldırdığımızda çocuklarımızın&nbsp;eğitim öğretim&nbsp;hayatı iki hafta uzamayacak.</em></strong>" ifadesini kullandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">"<em><strong>Eylül ayındaki başlangıcı biraz daha geç, haziran ayındakini biraz daha erkene almış olacağız.</strong></em>" diyen Bakan Tekin, "<strong><em>Böylece öğrencilerimiz daha uzun tatil yapmış olacaklar.</em></strong>" şeklinde konuştu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>OKULLARDA EK GÜVENLİK ÖNLEMİ ALINACAK</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, 2026-2027 Eğitim Öğretim Yılı başında bir dizi yeni tedbirin daha hayata geçirileceğini de söyledi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kahramanmaraş'taki okul saldırısının ardından okul güvenliğine dair alınan tedbirlere yenileri eklenecek.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İçişleri Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı'nın okul saldırıları ile ilgili soruşturma sürecine dahil olduğunu anlatan Bakan Tekin, şu açıklamaları yaptı:</span></p>

<p><span style="color:#000000">"- Kamuoyunda çok konuşulan sebepler; çocukların sosyal medya, oyun siteleri vesaire üzerinden yönlendirilmesi. Onlar tamam ama sonuçta bu işin fitilini ateşleyen bir mekanizma var. Yani bir şey var orada. Onun bütün boyutlarıyla ortaya çıkması lazım.</span></p>

<p><span style="color:#000000">- Bu hem kriminal bir durum olduğu için, eğer böyle bir suç işleyen birisi varsa suçun cezalandırılması açısından, adalet açısından gerekli hem de bizim bundan sonra almayı planladığımız tedbirlerle ilgili olarak bizim için önemli bir referans kaynağı olacak, ona odaklanmamız gerekecek.</span></p>

<p><span style="color:#000000">- O yüzden hem&nbsp;Milli Eğitim Bakanlığı&nbsp;Teftiş Kurulu Başkanlığı hem İçişleri Bakanlığı Mülkiye Teftiş Kurulu ortaklaşa bu süreci derinlemesine araştırıyorlar. Sürekli biz de bu konuda hassas olmaları gerektiği hususunda kendileriyle konuşuyoruz. Benim için önemli o kısım."</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bakan Tekin, okullarda kolluk kuvvetlerinin görevlendirilmesinin ise geçici bir tedbir olduğunu belirtti, "Kalıcı bir çözüm değil." dedi.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 02 May 2026 13:25:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/bakan-tekin-acikladi-ara-tatil-kalkiyor-mu-1777717877.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türkiye’de son 38 yılın yağış rekoru</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/turkiyede-son-38-yilin-yagis-rekoru-3199</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/turkiyede-son-38-yilin-yagis-rekoru-3199</guid>
                <description><![CDATA[Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından paylaşılan bilgilere göre Türkiye'de, 1 Ekim ile 31 Mart arasındaki tarım sezonunda yağışlar, uzun yıllar ortalamasına göre yüzde 25, geçen yıla göre yüzde 87 arttı. Türkiye geneli yağışlar son 38 yılın en yüksek seviyesinde kayıtlara geçti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün paylaştığı bilgilere göre, Türkiye'de uzun yıllar su/tarım yılı ekim-mart yağışları (1991-2020) 374,3 milimetre ölçüldü. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Yağışlar, geçen yılın aynı döneminde 250,2, bu yıl aynı dönemde ise ortalama 468,8 milimetre olarak kayıtlara geçti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu dönemde yağışlar uzun yıllar ortalamasına göre yüzde 25, geçen yıla göre yüzde 87 arttı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>SON 38 YILIN REKORU</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye geneli yağışlar son 38 yılın en yüksek seviyesinde kayıtlara geçti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Yağışlar Kastamonu, Gümüşhane, Bayburt ve Artvin çevrelerinde yer yer normaline göre yüzde 20'nin üzerinde azalırken, İzmir, Balıkesir, Antalya, Mersin, Adana, Diyarbakır, Siirt, Şırnak, Van ve Hakkari çevrelerinde yüzde 60'ın üzerinde arttı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yağışlar tüm bölgelerde normalin ve geçen yıl yağışlarının üzerinde gerçekleşirken, en fazla artış yüzde 39 ile Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yaşandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İLLERE GÖRE YAĞIŞ ORANLARI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Ege ve İç Anadolu bölgelerinde yağışlar son 11 yılın en yüksek seviyesinde kaydedildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İl genelinde ise en fazla yağış 904,5 milimetre ile Antalya’da gerçekleşti, sezon normaline göre en fazla artış yüzde 74 ile Şırnak'ta kayıtlara geçti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Su/tarım yılı yağışlarında en az yağış alan il 199,5 milimetre ile Iğdır, normaline göre en fazla azalış gösteren il ise yüzde 17 ile Rize oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">2026 su/tarım yılı yağışlarında Ordu'da son 58, Ağrı'da son 38, Düzce'de ve Zonguldak'ta son 31, İzmir ve Manisa'da son 27 yılın en yüksek seviyesi kayıtlara geçti.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 02 May 2026 13:19:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/turkiyede-son-38-yilin-yagis-rekoru-1777717485.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Alevi-Bektaşi Güçbirliği Platformu’ndan Destici’ye ziyaret</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-bektasi-gucbirligi-platformundan-desticiye-ziyaret-3195</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-bektasi-gucbirligi-platformundan-desticiye-ziyaret-3195</guid>
                <description><![CDATA[Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, Alevi-Bektaşi Güçbirliği Platformu temsilcilerini kabul etti. Ali Rıza Özdemir başkanlığındaki heyet, hazırladıkları Alevi Raporunu Destici’ye sundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>HABER MERKEZİ / ANKARA</strong> – Alevi-Bektaşi toplumunun taleplerini siyasetin merkezine taşımayı hedefleyen <strong>Alevi-Bektaşi Güçbirliği Platformu</strong>, siyasi parti ziyaretleri kapsamında Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Merkezi’ni ziyaret etti.</p>

<p>Platform Başkanı Ali Rıza Özdemir başkanlığındaki heyet, görüşmede Alevi toplumunun beklentilerini içeren kapsamlı raporu sundu.</p>

<p><strong>BİR SAATLİK KRİTİK ZİRVE </strong></p>

<p><strong>Başkan Ali Rıza Özdemir</strong> ve beraberindeki platform temsilcileri, BBP lideri Mustafa Destici ile yaklaşık bir saat süren verimli bir görüşme gerçekleştirdi.</p>

<p>Görüşmenin ana gündem maddesini, platform tarafından hazırlanan ve Alevilik politikalarına dair somut öneriler içeren rapor oluşturdu.</p>

<p><strong>ANAYASAL VATANDAŞLIK VURGUSU</strong></p>

<p><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/PLATFORM.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></p>

<p>Görüşmenin en dikkat çekici noktalarından biri, vatandaşlık tanımına yaklaşım oldu. Bilgilendirme toplantısında, son günlerde gündeme getirilen ve şüpheyle yaklaşılan eşit vatandaşlık algısı yerine “<strong>anayasal vatandaşlık</strong>” kavramının ön plana çıkarılması gerektiği vurgulandı.</p>

<p>Raporda yer alan tüm hususlar bu vizyon çerçevesinde Genel Başkan Destici’ye aktarılırken, taleplerin Türkiye’nin milli birliğini sarsan değil, tam tersine bu birliği tahkim eden, yapıcı ve hukuki talepler olduğu ifade edildi.</p>

<p><strong>DESTİCİ: "RAPORU SEÇİM BEYANNAMEMİZDE DEĞERLENDİRECEĞİZ" </strong></p>

<p>Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, Alevi-Bektaşi toplumunun Türk milletinin asli ve büyük bir parçası olduğunu hatırlattı. Sunulan taleplerin değerlendirileceğini belirten Destici, çözüm yolunda diyaloğun önemine değindi.</p>

<p>Toplantıda ayrıca BBP Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Durmuş Boztuğ da hazır bulunarak raporun detayları üzerine heyetle teknik değerlendirmelerde bulundu.</p>

<p><strong>SİYASİ TEMASLAR GENİŞLEYEREK SÜRECEK </strong></p>

<p>Başkan Ali Rıza Özdemir, görüşmenin ardından yaptığı değerlendirmede temel amaçlarının tüm siyasi partilerin Alevilik politikalarını bilimsel ve toplumsal veriler ışığında inşa etmek olduğunu vurguladı. Özdemir, şu açıklamada bulundu:</p>

<p>“<strong><em>Alevi Raporu'muzdaki önerilerin hayata geçmesi için siyasi partiler, inanç önderleri, kanaat önderleri ve konuya katkı sunabilecek tüm kurumlarla görüşmeye devam edeceğiz. Ortak bir konsorsiyum ve milli bir mutabakat oluşana dek bu bilgilendirme ziyaretlerimizi kararlılıkla sürdüreceğiz.</em></strong>”</p>

<p>Platform üyelerinin sürece sunduğu katkılardan dolayı teşekkürlerini ileten Özdemir, diyalog kanalının açık kalmasının önemine dikkat çekti.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 09:48:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/alevi-bektasi-gucbirligi-platformundan-desticiye-ziyaret-1777532934.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Adana Tahtacıları Kültür Derneği genel kurulunu yaptı</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/adana-tahtacilari-kultur-dernegi-genel-kurulunu-yapti-3194</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/adana-tahtacilari-kultur-dernegi-genel-kurulunu-yapti-3194</guid>
                <description><![CDATA[Tahtacı örgütlenmesinin Adana’daki ayağı Adana Tahtacıları Derneği genel kurulda güç tazeledi: Hüseyin Şapkalı yeniden başkan.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / ADANA</strong> – Tahtacı kültürünün yaşatılması ve bu kadim mirasın kurumsal bir yapıyla geleceğe taşınması hedefiyle çalışmalarını sürdüren <strong>Adana Tahtacıları Kültür Derneği</strong>, 2. Olağan Genel Kurulu’nu gerçekleştirdi. Birliğin ve dayanışmanın ön plana çıktığı kongre, Tahtacı toplumunun üst düzey temsiline sahne oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>DİVAN BAŞKANLIĞINI GENEL BAŞKAN YOLCU BİLGİNÇ ÜSTLENDİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/tahtac%C4%B11.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Genel kurulun en dikkat çeken detayı, <strong>Tahtacı Kültür Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Yolcu Bilginç</strong>’in bizzat katılımı oldu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Kongrede Divan Başkanlığı görevini üstlenen Bilginç, sürecin demokratik ve kültürel değerlere uygun bir şekilde yürütülmesine rehberlik etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>RIZALIK USULÜYLE TAM MUTABAKAT</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Seçimlerde Tahtacı geleneğinin en önemli unsurlarından biri olan <strong>“rızalık”</strong> yöntemi esas alındı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Genel Kurul’da alınan tüm kararlar oybirliğiyle geçerken, rızalık esasıyla hazırlanan tek liste delegelerin tamamının desteğini aldı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Mevcut başkan <strong>Hüseyin Şapkalı</strong> ve yönetim kurulu, üyelerin güvenini tazeleyerek 3 yıllığına yeniden göreve seçildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ADANA’DA KÜLTÜR VE AKADEMİ ZİYARETLERİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/Tahtac%C4%B12.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Genel kurulun ardından Genel Başkan Yolcu Bilginç ve Adana Dernek Başkanı Hüseyin Şapkalı, Adana’da bir dizi resmi temas gerçekleştirdi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Heyet, dünyanın en büyük müze komplekslerinden biri olan <strong>Adana Müzesi</strong>’nde, <strong>İl Kültür ve Turizm Müdürü Emre Duru</strong>’yu makamında ziyaret ederek bölgedeki kültürel faaliyetler üzerine görüş alışverişinde bulundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ziyaret sırasında, orada bulunan <strong>Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Adnan Sözen</strong> ile de Tahtacı kültürünün akademik ve kültürel boyutu üzerine değerlendirme yapıldı. </span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>TOROSLAR'DAN TÜM TÜRKİYE'YE SELAM</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Dernekten yapılan açıklamada, Adana’nın Tahtacı kimliğinin "<strong><em>ana yurdu</em></strong>" olduğu hatırlatılarak şu ifadelere yer verildi:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><em>"<strong>Ecdadımızın at sırtında Toroslar'ı aşarak Ege'den Marmara'ya uzattığı bu kadim yolun savunucularıyız. Mesafeler bizim için engel değil; Tahtacı örgütlülüğü her geçen gün daha da büyüyor. Bu kültüre gönül veren herkese selam olsun.</strong>"</em></span></p>

<p><span style="color:#000000">Yeni dönemde Hüseyin Şapkalı ve ekibine başarı dileklerinin iletildiği kongre, hatıra fotoğraflarının çekilmesiyle sona erdi.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 23:59:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/adana-tahtacilari-kultur-dernegi-genel-kurulunu-yapti-1777410969.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Horasan Erenleri’nden Çankaya Köşkü’ne ziyaret</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/horasan-erenlerinden-cankaya-koskune-ziyaret-3193</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/horasan-erenlerinden-cankaya-koskune-ziyaret-3193</guid>
                <description><![CDATA[Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Erdem Cömert, Cumhurbaşkanlığı Sosyal ve Gençlik Politikaları Kurulu Üyesi ve Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı Kurucu Başkanı Dr. Ali Arif Özzeybek ile Çankaya Köşkü’nde bir araya geldi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / ANKARA –</strong> Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Erdem Cömert, Cumhurbaşkanlığı Sosyal ve Gençlik Politikaları Kurulu Üyesi ve Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı Kurucu Başkanı Dr. Ali Arif Özzeybek ile Çankaya Köşkü’nde bir araya geldi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>STRATEJİK GÖRÜŞ ALIŞVERİŞİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Genel Başkan Erdem Cömert’in göreve gelmesi vesilesiyle gerçekleşen ziyarette, Hacıbektaş Horasan Erenleri Dergahı Cemevi’nin açılış süreci ve sonrasındaki işlevselliği üzerine kapsamlı bir görüşme yapıldı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Oldukça samimi bir atmosferde geçen buluşmada, merkezin toplumsal ve kültürel hayata sunacağı katkılar üzerine stratejik değerlendirmelerde bulunuldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>DOĞRUDAN DİYALOG VURGUSU</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Görüşme sırasında, Alevi-Bektaşi örgütlerinin sorunlarını iletebilecekleri kurumsal muhatap bulma noktasında gelinen aşama ele alındı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Cumhurbaşkanlığı düzeyinde kurulan sık temasların ve çözüm odaklı yaklaşımın, sahadaki taleplerin doğrudan iletilmesi açısından önemli bir mekanizma olduğu gözlemlendi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>BİRLİĞİMİZ DAİM OLSUN MESAJI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Ziyaretin ardından sosyal medya hesabından bir paylaşım yapan Dr. Ali Arif Özzeybek, şu ifadeleri kullandı: “<em><strong>Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Sayın Erdem Cömert’i Çankaya Köşkü’nde misafir ettik. Sayın Cömert’e nazik ziyaretleri için teşekkür eder; yeni görevinde başarılar dilerim. Birliğimiz daim olsun.</strong></em>”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>TEŞEKKÜR VE İŞ BİRLİĞİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Federasyon Genel Başkanı Erdem Cömert ise Dr. Ali Arif Özzeybek’e nazik daveti, Çankaya Köşkü’ndeki misafirperverliği ve hoşsohbeti için teşekkürlerini sundu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Görüşmede, kültürel mirasın korunması ve kurumsal iş birliğinin güçlendirilmesi konusundaki kararlılık bir kez daha teyit edildi.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 23:12:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/horasan-erenleri-dernekler-federasyonundan-cankaya-koskune-ziyaret-1777407589.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı çalışıyor!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-bektasi-kultur-ve-cemevi-baskanligi-calisiyor-3192</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-bektasi-kultur-ve-cemevi-baskanligi-calisiyor-3192</guid>
                <description><![CDATA[Sabah gazetesinden Murathan Yıldırım, "Cemevleri 4 yılda ihya edildi" başlığı ile, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı'nın çalışmalarını gündeme taşıdı. Haberde verilen bilgilere göre, cemevlerinin yarısından biraz fazlasının elektrik giderlerinin karşılandığı görülüyor. Deprem bölgesinde de 117 cemevinin bakım ve onarım işleri tamamlanmış. İşte o haber:]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">2022 yılında devlet eliyle kurulan Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, toplum içerisinde birlik-beraberliği pekiştiren önemli adımlar atmaya devam ediyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Halihazırda devlet eliyle elektrik faturası karşılanan cemevi sayısı 1115'e ulaştı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi toplumuna yönelik tarihin en büyük yatırım, bakım-onarım ve ihya çalışmaları da son 4 yılda gerçekleşti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Başkanlık eliyle son 4 yılda toplam 897 cemevinin bakım-onarım ve tefrişatının tamamlandığı öğrenildi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu cemevlerinin 117'si&nbsp;deprem&nbsp;bölgesinde yer alıyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Halihazırda 311 cemevindeki ihya süreci de titizlikle devam ediyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Başkanlık, cemevlerinde kütüphane birimleri kurulmak üzere 27 bin bin kitap temin ederek, dağıtımına başladı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Kurum dergisi olan NİYAZ'ın ilk sayısı ise geçen sene yayımlandı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ayrıca 2025 yılında 3 büyük sempozyum ve 81 ilden gelen binlerce misafirle 'Balım Sultan Sohbetleri' düzenlendi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bağlama kursu ve semah eğitimi faaliyetleri de başkanlıkta başlatıldı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi toplumunun inanç ve kanaat önderleriyle sık sık buluşmalar da düzenlenerek talep ve beklentiler not ediliyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>MURATHAN YILDIRIM / SABAH</strong></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 21:53:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/alevi-bektasi-kultur-ve-cemevi-baskanligi-calisiyor-1777403393.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ali Aktaş yazdı: Alevilere yönelik kin, nefret ve ayrıştırıcı dil</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ali-aktas-yazdi-alevilere-yonelik-kin-nefret-ve-ayristirici-dil-3191</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ali-aktas-yazdi-alevilere-yonelik-kin-nefret-ve-ayristirici-dil-3191</guid>
                <description><![CDATA[Sosyolog Ali Aktaş, Cumhuriyet gazetesi yazarı Mine G. Kırıkkanat’ın kendi sosyal medya hesabında paylaştığı eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu hedef alan “kripto kılıç artığı” ifadeleri üzerinden Alevilere yönelik kin, nefret ve ayrıştırıcı dil kullanımını masaya yatırdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Mine Kırıkkanat konu ile ilgili olarak hesabından “<strong><em>Sosyal medya platformu X’te yaptığım yanlış bir paylaşım, önce şahsıma, ardından Türkiye Cumhuriyeti’nin en değerli belleği, ilkelerinin temsilcisi gazetemiz Cumhuriyet’e haksız ve çirkin saldırılara yol açtı; ölçüsüz, vicdansız bir lince dönüştü. Tümüyle beni bağlayan ve hata yaptığımı ne yazık ki geç anladığım, Andımız’ın kaldırılmasına dolaylı onay verdiğine ilişkin iddialar üzerine eleştirmek istediğim </em><em>Kemal Kılıçdaroğlu</em><em>’nun soyadına gönderme yaptığım “</em><em>kılıç artığı”</em><em> söyleminin tarihteki katliamlarla ilgisini bilmiyordum. Hiçbir insan, en bilgelerimiz bile her şeyi bilemez. Bilenler uyarınca gönderiyi sildim ve özür diledim.</em></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Alevilik, Türk toplum yapısında en saygı duyduğum inanç ve kültür katmanıdır. Dahası, en yakın akrabalarım Alevidir. Alevilerin tarihi ve uğradıkları zulme ilişkin sayısız makalem, yazı dizim, hatta kitabım var. Okurlarım, benim mezhepçilik yapmayacağımı, herhangi bir siyasetçiyi mezhebi üzerinden eleştirmeyeceğimi bilir. Buna rağmen yanlış kanı uyandırdığım okurum varsa onlardan zor durumda bıraktığım Cumhuriyet yoldaşlarımdan tekrar özür dilerim</strong>”</em> biçiminde özür dileyerek, eleştirildiği yazıyı silse de nafile...</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>TEHLİKENİN FARKINDA MIYIZ?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Son zamanlarda, ne yazık ki alışık olduğumuz bir tablo yeniden karşımızda: Alevilere yönelik kin, nefret ve ayrıştırıcı dil kullanımı… </span></p>

<p><span style="color:#000000">Toplumu bir arada tutması gereken şahsiyetler, kimi zaman en derin yaraları açabilecek kişiliklere dönüşmektedir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Birleştirmek yerine ayrıştırmaya yönelik kullanılan söz; yani bir fikir, hakikati aramak yerine öfkeyi büyütüyorsa, yalnızca bir kişiye değil, bir inanca, bir toplumsal hafızaya da zarar veriyorsa tehlike büyüktür. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bundan dolayı yazarlar, akademisyenler, gazeteciler, siyasetçiler ve sanatçılar vb. gibi toplumun göz önünde olan kişileri söylediklerine, yazdıklarına çok daha dikkat etmelidirler. Ancak son zamanlarda bu kesim içinde yer alanların Alevilere karşı daha özensiz, daha dikkatsiz ve yaralayıcı olmaya başladıkları görülmektedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ÖTEKİLEŞTİRMEYİ MÜBAH GÖRMEK</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Mine Kırıkkanat’ın, ana muhalefet partisinin eski liderine yönelik kullandığı “<em><strong>Kılıç-artığı</strong></em>” ifadesi, basit bir dil sürçmesi veya kişisel bir husumet değil bir topluluğun tarihsel acılarını hedef alarak; bu toprakların kadim kimliklerine karşı beslenen yani Alevi toplumuna yönelik tarihsel nefretin/zihniyetin dışa vurumudur. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye’nin siyasal iklimine uzun süredir yerleşen ve “<em><strong>çağdaşlık</strong></em>” iddiasını toplumu homojenleştirme refleksiyle birleştiren çapsız anlayış, kimi zaman gazetecilik etik değerlerini, kimi zaman da siyasi etik değerlerini hiçe sayan bir dejenerasyon ile birlikte pazarlanmaktadır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Kısaca bu tür söylemler, toplumsal hakikati arama çabasından koparıp, kendi siyasal dogmalarını koruma pahasına her türlü ötekileştirmeyi mubah gören bir “<em><strong>yandaşlık</strong></em><em>”</em> biçimine dönüştürmektedir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Buradaki yandaşlık, yalnızca iktidara veya herhangi bir siyasi oluşuma eklemlenmekle sınırlı değildir; kendi ideolojik döngüsüne hapsolmuş, toplumun çoğulcu yapısını bir “<em><strong>tehdit</strong></em>” olarak kodlayan kalıplaşan bir zihniyetin yandaşlığıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>NEFRET DİLİNİN YARATTIĞI BİLGİ KİRLİLİĞİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu zihniyet, insana ait değerleri toplumsal bir barış anlayışından uzaklaşarak, kimi zaman sekülerizmi, kimi zamanda kendi dinsel kalıplarını ve ön yargılarını bir dinî dogma gibi kurgulayarak, bu tanımın dışındaki her türlü etnik ve inançsal kimliği “<em><strong>habis bir ur</strong></em>” gibi görme eğilimindedir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Kürtleri, Alevileri, Romanları, Karadenizlileri ve Gayrimüslimleri açıkçası <em><strong>kendisine benzemeyen unsurları/kendisinden olmayanları</strong></em> bu coğrafyanın kurucu zenginliği olarak benimsemek yerine, mücadele edilmesi gereken “<em><strong>zararlı unsurlar/olanlar</strong></em>”&nbsp;olarak tanımlayan yaklaşım, modern Türkiye’nin demokratikleşme sancılarının asıl kaynağıdır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Söz konusu “<strong><em>Kılıç-artığı</em></strong>” nitelemesi, hiç şüphesiz doğrudan Alevi kimliğine ve bu kimliğin temsil ettiği tarihsel derinliğe yönelik bir tasfiye arzusunu içinde barındırmaktadır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu durum, akademisyeninden siyasetçisine, gazetecisinden inanç temsilcilerine kadar geniş bir entelektüel kitlenin, rasyonel siyaset üretmek yerine kitleleri nefretle konsolide etme çabasını ve içine düştükleri vizyoner çapsızlığı açıkça teşhir etmektedir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Yani kullanılan bu nefret dili, yalnızca bireyleri değil, bu coğrafyanın bir arada yaşama iradesini hedef alan bir bilgi kirliliğine de hizmet etmektedir. Kendini “<em><strong>aydın</strong></em>” olarak tanımlayan ancak ırkçılığın soft/yumuşak bir tarzının arkasına saklanarak saldıran bu aktörler, hitap ettikleri dar çevrenin onayını alabilmek adına her türlü çirkefliğin içerisine yatmaktan imtina etmemektedirler. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ezberlenmiş bir retorikten beslenen siyasi terminolojiyi bir silah gibi kullanan bu yapı, toplumsal barışı tesis edecek demokratik bir dil yerine, içselleştirdikleri arkaik korkuları “<em><strong>entelektüellik</strong></em>” veya “<em><strong>dindarlık</strong></em>” kılıfıyla pazarlamaktadırlar. </span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>BİZ KILIÇ ARTIĞI DEĞİLİZ!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Sözün özü bilinmelidir ki biz Kızılbaş/Aleviler ne birilerinin “<strong><em>oy deposuyuz</em></strong>” ne de bir başkasının “<strong><em>stratejik ortağız</em></strong>”; biz, 72 millete bir nazarla bakan, adaleti vicdanlarda arayan bir toplumuz. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Biz Kızılbaş/Aleviler; hür irademizle, inancımızla, kadim kültürümüzle ve bitmek bilmeyen insanlık sevdamızla bu topraklarda var olmaya devam edeceğiz. Kimsenin çizdiği sınırlara sığmayacak kadar geniş, kimsenin kılıcıyla yok edilemeyecek kadar köklüyüz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kısaca<em><strong> Kılıç artığı değiliz</strong></em>, bizler, tarihin karanlık dehlizlerinden süzülüp gelen ama asla o karanlığın içinde kaybolmayan bir inancın mirasçılarıyız. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bize “<strong><em>kılıç artığı</em></strong>” diyerek mağduriyet üzerinden bir kimlik biçmeye çalışanlar, ne tarihimizi ne de gönül köprülerimizi anlayabilirler. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Biz bir yıkımın kalıntısı değiliz; kökü adalete, dalı insana, meyvesi sevgiye uzanan devasa bir çınarın kendisiyiz. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bizim yolumuz; sazın tellerinde yankılanan hakikatız, <strong><em>Semah</em></strong>ın dönüşündeki evrensel nizamın ve “<em><strong>incinsen de incitme</strong></em>” diyen <strong><em>Hünkar</em></strong>’ın nefesiyiz. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Biz, nefretin ve şiddetin çölünde değiliz, iyilik ve güzellik deryasının serin sularıyız. Bu derya ne kurur ne de kirlenir; çünkü kaynağımız insan sevgisi, suyumuzu ise bin yıllık bir irfandan alırız.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu nedenle bize karşı kullanılan “<em><strong>Kılıç artı</strong></em><em><strong>ğ</strong></em><em><strong>ı</strong></em>” sözü bir dil sürçmesi değildir; tarih boyunca biriktirilen, kuşaktan kuşağa aktarılan kin, nefret ve düşmanlığın kontrol dışı dışa vurumudur. </span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Kılıç artığ</strong></em><em><strong>ı</strong></em>” masum bir söz değildir ve katliamlardan sağ kalanlar için söylenir. Özellikle de Aleviler ve Ermeniler için kullanılmaktadır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu söz, Kılıçdaroğlu’nu hedef alırken onun kimliği üzerinden milyonları aşağılamaktadır. Yakın tarihimize baktığımızda; Maraş, Çorum, Madımak… bu katliamlar kendiliğinden oluşmaz. Bunlar yıllarca beslenen gizli nefretin sonucu ortaya çıkmaktadır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Kısaca Mine Kırıkkanat bir <em><strong>istisna</strong></em> değil, <em><strong>sonuç</strong></em>tur. Ve bu tür çıkışlar toplumsal bütünleşmeye değil; tam aksine, toplumun farklı katmanları arasına aşılması güç duvarlar örmeye ve toplumsal dejenerasyonu derinleştirmeye yönelik dezenformasyonlardır.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>NEFRET DİLİ SİYASAL ÇAPSIZLIĞIN SONUCUDUR</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em>Sonuç olarak</em>, Türkiye’nin demokratik geleceği, bu tür fosilleşmiş ve nefret dili ifadeleri sunanların entelektüel anlamda tasfiye edilmesi gerekmektedir. Kendi siyasal/inançsal/etnik kimliğini evrensel insan hakları ve demokratik değerlerin üzerinde tutan bu dar kadrocu zihniyetlerin, günümüz toplumsal gerçekliğiyle bağı bulunmamaktadır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugün “<em><strong>Kılıç-artığı</strong></em>” gibi ifadelerle gündeme sokulan bu nefret dili, kuşkusuz derin bir acizliğin ve siyasal bir çapsızlığın sonucudur. Kısaca kişi hakkında inancı üzerinden kullan ifade; eleştirinin sınırlarını aşan, doğrudan bir kimliği hedef alan bir söylem olarak hafızalara kazınır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Eleştiri yaftası ile, bir insanı inancı üzerinden hedef almak; ne gazetecilikle, ne fikir özgürlüğüyle, ne de demokratik kültürle açıklanabilir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu tür söylemler, yalnızca bir kişiye yönelmiş gibi görünse de, aslında milyonlarca Alevi yurttaşı incitmektedir. Çünkü sorun bir isim değil, bir kimliktir. Bir inancın küçümsenmesi, toplumun ortak vicdanında derin çatlaklar oluşturmaktadır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Toplumsal barış, yalnızca büyük sözlerle değil; küçük ama net tavırlarla korunur. Bir hakaret karşısında gösterilecek duruş, yalnızca bugünü değil, yarının toplumsal iklimini de belirler. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi toplumu, tarih boyunca bu ülkenin vicdanı olmuş; sevgi, hoşgörü ve insan merkezli bir inanç anlayışıyla varlığını sürdürmektedir. Bu nedenle Alevilere yönelik her nefret söylemi; yalnızca bir topluluğa değil, bu ülkenin birlik ruhuna yönelen bir tehdittir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugün ihtiyaç duyulan şey; daha fazla öfke değil, daha fazla sorumluluktur. Daha fazla ayrıştırma değil, daha güçlü bir toplumsal birliktir. Kalemler kırılmak için değil, köprü kurmak için vardır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ve unutulmamalıdır ki; söz yaralar açabilir, ama doğru söz, o yaraları da iyileştirebilir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Şimdi herkes için bir sınav zamanı: Ya susarak bu dili büyüteceğiz, ya da açık ve net bir duruşla, bu dili tarihe gömeceğiz. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu topraklar, ilkel kodlardan arınmış, kimlikleri düşmanlaştıran değil, coğrafyanın zenginliği olarak gören rasyonel ve ahlaki bir siyasal dili inşa etmek zorundadır. Aksi takdirde, bu çapsızlık ve nefret sarmalı, zaten sorunlu olan toplumlar arası barış ve hoşgörü zemini zehirlemeye devam edecektir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu ülkenin yakın ve uzak tarihini bilen, yazan, yorumlayanın böyle bir ifadenin anlamını bilmediğini iddia etmesi, akla ve vicdana sığmamaktadır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu yaklaşım, sorumluluktan kaçmanın ve yapılanın üzerini örtmenin bir yoludur. Bu sözler, yalnızca bireysel bir hatanın ötesinde, toplumsal barışı zedeleyen ve birlikte yaşam iradesini yaralayan bir anlayışın ürünüdür. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Böylesine ağır ve tarihsel olarak nefret dilini normalleştiren, katliamların dilini gündelik siyasetin parçası haline getiren bir ifadeyi kullanan Mine Kırıkkanat’ın, kamuoyuna yansıyan ifadelerini ve sonrasında yaptığı açıklamayı büyük bir üzüntü ve derin bir kaygıyla karşılıyorum.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ALİ AKTAŞ - SOSYOLOG</strong></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 16:12:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/ali-aktas-yazdi-alevilere-yonelik-kin-nefret-ve-ayristirici-dil-1777296056.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hacı Kureyş Dergahı’nın Birlik Cemi’ne yoğun ilgi</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/haci-kureys-dergahinin-birlik-cemine-yogun-ilgi-3190</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/haci-kureys-dergahinin-birlik-cemine-yogun-ilgi-3190</guid>
                <description><![CDATA[Hacı Kureyş Dergahı ve Büyükada Cemevi’nin birlikte düzenlediği Birlik Cemi yoğun ilgi gördü. Birlik cemine adanın gayri müslim vatandaşlar da katıldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ /İSTANBUL –</strong> 26 Nisan 2026 Pazar günü, Büyükada Cemevi anlamlı bir buluşmaya ev sahipliği yaptı. Seyyid Hacı Kureyş Dergahı ile Büyükada Cemevi’nin ortaklaşa düzenlediği “<em><strong>Birlik Cemi</strong></em>”, farklı inanç ve kökenlerden yüzlerce insanı aynı sofrada buluşturdu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>BİRLİK RUHU ADADA HAYAT BULDU</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/KUREY%C5%9ES.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Büyükada Cemevi Başkanı Özcan Doğan ve dergah yetkililerinin koordinasyonunda gerçekleştirilen etkinliğe katılım oldukça yoğundu. Yaklaşık 350-400 kişinin katıldığı törende, inanç ritüellerinin ardından birlik ve beraberlik mesajları verildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Program, geleneksel cem töreninin bağlanmasıyla başladı. Duanın ve deyişlerin ardından, hazırlanan lokmalar katılımcılara pay edilerek sofralar ve gönüller bereketlendirildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hacı Kureyş Dergahı İstanbul Şubesi’nin daveti üzerine İstanbul’un dört bir yanından gelen farklı ocaklara mensup Aleviler, ceme katılmaktan duydukları memnuniyeti dile getirerek birliğin önemine vurgu yaptılar.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İLK KEZ CEME KATILAN GAYRİ MÜSLİMLER</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/KUREY%C5%9E.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Etkinliğin en dikkat çekici yanı ise Büyükada’nın çok kültürlü yapısını yansıtan katılımcı profiliydi. Törene katılan gayrimüslim vatandaşlar, hayatlarında ilk kez bir cem ibadetine tanıklık ettiklerini belirttiler.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ceme katılan bir gayri müslim duygularını şöyle ifade etti: “<strong><em>Alevilik ve cem ibadeti hakkında daha önce bu kadar kapsamlı bilgimiz yoktu. Burada karşılaştığımız misafirperverlik ve ibadetin samimiyeti bizleri çok etkiledi. Katıldığımız için çok mutluyuz.</em></strong>”</span></p>

<p><span style="color:#000000">Büyükada’nın huzur ikliminde gerçekleşen bu buluşma, toplumsal barış ve kültürel kaynaşma adına hafızalarda iz bırakan bir gün olarak kayıtlara geçti.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 13:47:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/haci-kureys-dergahinin-birlik-cemine-yogun-ilgi-1777287102.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Alevi ve Bektaşi federasyonlarından Yazar Mine Kırıkkanat’a sert tepki!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-ve-bektasi-federasyonlarindan-yazar-mine-kirikkanata-sert-tepki-3189</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-ve-bektasi-federasyonlarindan-yazar-mine-kirikkanata-sert-tepki-3189</guid>
                <description><![CDATA[Alevi ve Bektaşi yurttaşlara yönelik incitici ifadeler kullandığı gerekçesiyle Cumhuriyet Gazetesi yazarı Mine G. Kırıkkanat’a tepki yağdı. Alevi ve Bektaşi federasyonları, ortak bir basın açıklaması yayımlayarak Kırıkkanat’ın eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu üzerinden kullandığı üslubu kınadı. Kırıkkanat’ın ifadelerinin hiçbir haklı gerekçesi olamayacağının vurgulandığı açıklamada, “Bu tür yaklaşımlar, sadece inanç sahiplerini değil, Türkiye’nin bir arada yaşama kültürüne inanan her bir ferdini sarsmaktadır. Beklentimiz, bu hatanın farkına varılarak samimi bir sağduyu sergilenmesidir.” ifadelerine yer verildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Alevi ve Bektaşi yurttaşlara yönelik incitici ifadeler kullandığı gerekçesiyle <strong>Cumhuriyet Gazetesi yazarı Mine G. Kırıkkanat’a</strong> tepki yağdı. Birçok Alevi ve Bektaşi federasyonları, ortak bir basın açıklaması yayımlayarak Kırıkkanat’ın eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu üzerinden kullandığı üslubu kınadı.Açıklamada, Kırıkkanat’ın Kılıçdaroğlu’na yönelik ifadelerinin Alevi ve Bektaşi inancına ve kimliğine zarar verdiği belirtildi.<br />
<br />
Açıklamada ayrıca, tarihsel misyonu nedeniyle Cumhuriyet değerlerinin savunucusu olan Cumhuriyet Gazetesi yönetimi de göreve çağrıldı:&nbsp;<em><strong>“Yayın organlarının, toplumu kutuplaştıran değil, birleştiren bir dilin tesisi noktasında daha hassas davranmaları demokratik bir zorunluluktur.” </strong></em>ifadelerine yer verildi.<br />
<br />
<strong>Basın açıklamasının tam metni şöyle:</strong><br />
<br />
Cumhuriyet Gazetesi yazarı Sayın Mine G. Kırıkkanat’ın, CHP 7. Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Adayı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu üzerinden Alevi ve Bektaşi yurttaşlarımıza yönelik kullandığı ifadeler, üzüntüyle takip ettiğimiz bir ayrıştırma diline neden olmuştur. Toplumumuzun kadim değerlerinden olan Alevi ve Bektaşi inancına ve kimliğine yönelik kullanılan bu incitici ifadeler, toplumsal barış idealimize zarar vermektedir.<br />
<br />
<span style="color:#2980b9"><strong>1. Ortak Değerlerimize Saygı Esastır</strong></span><br />
<br />
Milyonların iradesini temsil eden ve siyasi hayatı boyunca "toplumsal uzlaşı" ile "helalleşme" kültürünü savunan Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik bu üslup, sadece bir şahsı değil, bu coğrafyanın birliğini hedef almaktadır. Kullanılan tabirler, toplumsal hafızamızdaki hassasiyetleri gözetmeyen ve demokratik nezaketle bağdaşmayan bir yaklaşımın sonucudur.<br />
<br />
<span style="color:#2980b9"><strong>2. Yapıcı Bir Dil ve Empati Bekliyoruz</strong></span><br />
<br />
Barışın, hoşgörünün ve kadim Anadolu ve Balkanlara uzanan bir irfanın temsilcisi olan Alevi ve Bektaşi vatandaşlarımızı derinden etkileyen bu söylemlerin hiçbir haklı gerekçesi olamaz. Bu tür yaklaşımlar, sadece inanç sahiplerini değil, Türkiye’nin bir arada yaşama kültürüne inanan her bir ferdini sarsmaktadır. Beklentimiz, bu hatanın farkına varılarak samimi bir sağduyu sergilenmesidir.<br />
<br />
<strong><span style="color:#2980b9">3. Cumhuriyet Gazetesi’ni Değerlerine Sahip Çıkmaya Davet Ediyoruz</span></strong><br />
<br />
Tarihsel misyonu ve adı itibarıyla Cumhuriyet değerlerinin savunucusu olma sorumluluğunu taşıyan Cumhuriyet Gazetesi yönetiminin, bünyesindeki bu ayrıştırıcı dile karşı sessiz kalmayacağına inanıyoruz. Yayın organlarının, toplumu kutuplaştıran değil, birleştiren bir dilin tesisi noktasında daha hassas davranmaları demokratik bir zorunluluktur.<br />
<br />
<strong>Sonuç Olarak;</strong><br />
<br />
Toplumsal barışımıza, inanç hürriyetimize ve karşılıklı saygı kültürümüze yönelik her türlü olumsuz tutum karşısında demokratik tepkimizi sürdüreceğimizi belirtmek isteriz. Hiç kimsenin Alevi ve Bektaşi yurttaşlarımızın değerlerini ve onurunu tartışmaya açma hakkı yoktur. Bu sürecin takipçisi olacağımızı, adaletin ve nezaketin savunucusu kalmaya devam edeceğimizi kamuoyunun bilgisine sunarız.<br />
İnancımızla, kültürümüzle ve ortak geleceğimize olan güvenimizle buradayız.<br />
<br />
<strong><span style="color:#2980b9">İMZACILAR:</span></strong><br />
ABDALLAR FEDERASYONU&nbsp;<br />
AFYONKARAHİSAR HACI BEKTAŞ VELİ DERNEKLERİ FEDERASYONU<br />
ALEVİ OCAKLARI FEDERASYONU<br />
EHL-İ BEYT DERNEKLERİ FEDERASYONU<br />
HORASAN ERENLERİ DERNEKLER FEDERASYONU&nbsp;<br />
RUMELİ BEKTAŞİ DERNEKLERİ FEDERASYONU&nbsp;<br />
TAHTACI KÜLTÜR DERNEKLERİ FEDERASYONU</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 26 Apr 2026 19:27:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/alevi-ve-bektasi-federasyonlarindan-yazar-mine-kirikkanata-sert-tepki-1777221877.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yeni Cem TV kanalının arkasında kim var?</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/yeni-cem-tv-kanalinin-arkasinda-kim-var-3188</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/yeni-cem-tv-kanalinin-arkasinda-kim-var-3188</guid>
                <description><![CDATA[Kısa bir süre önce, sosyal medyada verilen reklamlarla, Cem TV’nin “yeniden” yayına geçeceği ilan edildi. Ancak, “yeni” Cem TV’nin arkasındaki mali ve siyasi gücün kim olduğu belirsizliğini korumaya devam ediyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">1 Nisan 2026 tarihinden itibaren “<em><strong>yeniden</strong></em>” yayınlarına başlayacağı ilan edilen Cem TV’nin, önceki dönemdeki gibi Cem Vakfı ile organik bir bağı olmadığı öne sürüldü. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu durumda, 100’ün üzerinde Cem Vakfı üyesinin mali katkıları ile kurulan Cem TV’nin “<strong><em>yeni</em></strong>”&nbsp;sahibinin kim olduğu da tartışma yarattı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>CEM TV’Yİ CEM VAKFI KURDU!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye’nin ilk “<em><strong>Alevi</strong></em>” temalı kanalı olarak 2 Aralık 2005 tarihinde Prof. Dr. İzzettin Doğan’ın öncülüğünde ve Cem Vakfı üyelerinin katılımı ile kurulan Cem TV Asya’dan, Afrika’ya, Ortadoğu’dan ve Avrupa’ya 67 ülkede izlenebilen bir televizyon kuruluşu idi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Renk Radyo ve Televizyon Yayıncılık Hizmetleri Ticaret Anonim Şirketi ticari ünvanı altında RTÜK lisansına (yayın iznine) sahip olan Cem TV 1 Aralık 2023 tarihinde TÜRKSAT’a olan borcu nedeniyle yayınları kesilmiş ve o tarihten bugüne kadar da kapalıydı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Cem Vakfı’nın da kurucusu ve onursal başkanı olan Prof. Dr. İzzettin Doğan’ın uzun süredir sağlık sorunları nedeniyle inzivaya çekilmek zorunda kalması, vakfın olduğu gibi, televizyon kanalının da faaliyetleri konusunda belirsizliğe neden oluyordu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>CEM TV “YENİDEN” YAYINA GEÇTİ Mİ?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/Ekran%20Al%C4%B1nt%C4%B1s%C4%B1.JPG" style="height:788px; width:566px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Ancak bugün, aynı logoyu kullanan, aynı isimle yayın yapan “<strong><em>yeni</em></strong>” bir oluşum var. </span></p>

<p><span style="color:#000000">İddialı fragmanlar, nostaljik görüntüler... </span></p>

<p><span style="color:#000000">Peki, bu kanal gerçekten Cem TV mi?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hemen yanıt verelim: Kesinlikle hayır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu haberimizde, “<em><strong>yeniden</strong></em>” yayına geçtiği iddia edilen Cem TV logosu ile yayın yapan kanalı mercek altına aldık.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>CEM VAKFI İLE HİÇBİR BAĞLARI YOK!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Öncelikle belirtmemiz gereken ilk konu, Cem Vakfı çevresinden, üyelerinden veya kanalın kurumsal kimliğinden bu girişime destek veren tek bir kişi dahi yok. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Kaldı ki, Cem Vakfı çevresinden milyonlarca TL katkı ile kurulan Cem TV’nin lisans hakkının Renk Radyo ve Televizyon Yayıncılık Hiz. Tic.A. Ş.’de olduğunu bilen Cem Vakfı çevresinin böyle bir girişime destek vermesini beklemek hayatın olağan akışına da aykırı olurdu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Dolayısıyla, lisans hakkı Cem Vakfı bünyesinde kurulan bir şirkete ait olan Cem TV’nin logosunu kullanan yayın kuruluşu kimdir, sorusu büyük önem kazanıyordu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>YENİ CEM TV’NİN ARKASINDAKİ İSİM, MALATYALI İŞ İNSANI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/TESC%C4%B0L.png" style="height:750px; width:550px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Araştırmalarımız sonucunda, “<em><strong>yeniden</strong></em>” yayına geçtiği iddia edilen “<strong><em>yeni Cem TV</em></strong>”nin, Malatya’lı bir iş insanına ait olduğunu bulduk. </span></p>

<p><span style="color:#000000">“<strong><em>Yeni Cem TV</em></strong>”, Malatya’nın Pütürge ilçesinden Osman Özpulat adında bir iş insanına ait olan “<strong>Serpulat Radyo ve Televizyon Yayıncılık A.Ş.</strong>”ye ait! </span></p>

<p><span style="color:#000000">Osman Özpulat, Malatya’da yerel yayın yapan kendisine ait olan ONS TV kanalının lisansında “<strong><em>isim tashihi</em></strong>” yoluyla “<strong><em>Cem</em></strong>” yaparak, televizyon yayınlarına başlamış!</span></p>

<p><span style="color:#000000">Osman Özpulat’ın bu “<em><strong>faaliyetinde</strong></em>” kendisinin en büyük yardımcısı ise, bir dönem Cem TV’da çalışan Gazi Karadağ. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Çünkü, Gazi Karadağ 31.05.2019 tarihinde, yani Renk Radyo ve Televizyon Yayıncılık Hiz. Tic. A. Ş. Cem TV olarak yayıncılık yaparken, televizyon kanalının logosunu “<em><strong>ticari marka</strong></em>” olarak kendi adına tescillemiş!</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İSİM DÜZELTME BAŞVURUSUNA RTÜK’TEN 1 GÜNDE ONAY!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/1%20G%C3%9CNDE%20ALINAN%20%C4%B0S%C4%B0M%20DE%C4%9E%C4%B0%C5%9ET%C4%B0RME%20%C4%B0ZN%C4%B0!.png" style="height:750px; width:550px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Marka tescili, televizyon yayıncılığı faaliyetine esas olamayacağı halde, RTÜK lisansı başka bir şirkete ait olan “<em><strong>Cem TV</strong></em>” yayın hakkını görmezden gelerek, ONS TV’nin isim tashihi başvurusuna onay vermiş.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hem de, sadece 1 gün içerisinde!</span></p>

<p><span style="color:#000000">Elimizdeki belgeye göre, Serpulat Radyo ve Televizyon Yayıncılık A.Ş.’nin ONS TV’yi, “<strong><em>Cem</em></strong>” şeklinde değiştirmek için yaptığı isim tashihi başvurusu 10 Mart 2026 tarihinde gerçekleşmiş. </span></p>

<p><span style="color:#000000">RTÜK ise, 11 Mart 2026 tarihinde olumlu cevap vererek, Serpulat Radyo ve Televizyon Yayıncılık A.Ş.’nin lisansında yayıncılık ismini Cem olarak düzeltmiş!</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ALEVİ OLMAYAN OSMAN ÖZPULAT’TAN ALEVİ TV</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/ons-tv-6.jpg" style="height:774px; width:630px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Malatya’nın Pütürge ilçesinden bir iş insanı olan Osman Özpulat inanç aidiyeti bakımından Alevi değil. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Esasen ticari faaliyetlerinin de ağırlıklı olarak medya sektörü ile bağlantısı yok.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sadece 1 yıl önce, yine 1 Nisan 2025 tarihinde ONS TV’yi kuran Osman Özpulat’ın asıl mesleği tekstil sektörü. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ailesi de tekstil sektöründe köklü bir geçmişe sahip olan Özpulat’ın ONS TV için büyük yatırım yaptığı da biliniyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yayıncılıkla ilgili görüşlerini 1 yıl önce “<strong><em>Yayın temamız haber, bilgilendirme ve bölgemizin tanıtımı içerikli olacak. Türkiye’nin tüm illeri ve Avrupa ülkelerinde yaşayan vatandaşlarımız, kendi şehirlerinin ve Türkiye genelinin sıcak haberlerini, yaşanan tüm gelişmeleri ONS TV aracılığıyla sıcağı sıcağına takip edebilecek</em></strong>” şeklinde açıklayan Osman Özpulat’ın bir yıl içinde fikir değiştirmesi ve Alevi temalı yayıncılığa geçmesi şaşkınlıkla karşılandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>SORUYORUZ: “YENİ” CEM TV’NİN GERÇEK SAHİBİ KİM?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Cem Vakfı çevresinin ve lisans sahibi Renk Radyo ve Televizyon Yayıncılık A.Ş.’nin “<strong><em>bizimle bir ilgisi yok</em></strong>” dediği bu yeni yapı, aslında kime hizmet ediyor? </span></p>

<p><span style="color:#000000">RTÜK’ün bir günde onay verdiği bu isim operasyonunun arkasında hangi siyasi veya mali güçler var?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Cem TV’nin ismini ve logosunu kullanarak kamuoyunu yanıltarak kurulduğu şüphesi uyandıran bu yeni yapı, Cem Vakfı’nın ve Alevi toplumunun iradesini temsil edemeyeceği vurgulanıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Şimdi tüm gözler, bu oldu bittinin gerçek mimarlarına ve RTÜK’ün neden bu denli hızlı hareket ettiğine çevrilmiş durumda.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Cem Vakfı çevreleri Ozman Özpulat’ın da arkasında, onu yayıncılık faaliyetini değiştirmesine yönlendiren başkalarının olduğu kanaatinde. </span></p>

<p><span style="color:#000000">RTÜK’ten yalnızca bir günde isim tashihi onayını alması, Özpulat’ın Alevi temalı bir yayıncılık için başkaları tarafından yönlendirildiği iddialarını güçlendiriyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">* * *</span></p>

<p><span style="color:#000000">O halde, <strong>Alevihaberleri.com.tr olarak biz de soruyoruz:</strong> Cem TV’nin meşru lisans sahibi olan şirketle bağı bulunmayan, Cem Vakfı’nın onayını almayan bu “<strong><em>yeni</em></strong>” Cem TV’nin gerçek sahibi kim? </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu gölge operasyonun arkasındaki güçler, Alevi toplumunun belleğine neden bu denli pervasızca müdahale ediyor?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu sorular cevabını bulana kadar, “<strong><em>yeni</em></strong>” Cem TV bir televizyon kanalı değil, ancak bir soru işaretidir.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 25 Apr 2026 12:53:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/yeni-cem-tv-kanalinin-arkasinda-kim-var-1777112176.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Alevi Bektaşi Güç Birliği Platformu Kılıçdaroğlu’nu ziyaret etti</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-bektasi-guc-birligi-platformu-kilicdaroglunu-ziyaret-etti-3187</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-bektasi-guc-birligi-platformu-kilicdaroglunu-ziyaret-etti-3187</guid>
                <description><![CDATA[Alevi Bektaşi Güç Birliği Platformu Cumhuriyet Halk Partisi eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu ziyaret ederek, hazırlanan “Alevi Raporu”nu sundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / ANKARA –</strong> Alevi Bektaşi Güç Birliği Platformu, toplumsal barış ve milli birlik vizyonuyla hazırladığı kapsamlı “<strong><em>Alevi Raporu</em></strong>”nu, CHP eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na sundu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ankara’da, eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun çalışma ofisinde gerçekleşen görüşmede, Alevi-Bektaşi toplumunun anayasal vatandaşlık temelindeki talepleri ve çözüm önerileri masaya yatırıldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>GENİŞ KATILIMLI HEYET, ORTAK İRADE</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Platform Başkanı Ali Rıza Özdemir başkanlığındaki heyette yönetim kurulu üyeleri Ali Şar, Aytekin Kuzukıran, Zeynel Sönmez, Mustafa Fırat ve Şahin Kamber yer aldı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Görüşmede sunulan raporun, 30 Ocak, 7 federasyon ve 130 vakıf/derneği kapsayan toplam 167 kuruluşun ortak iradesini yansıtması, metnin temsil gücünü ortaya koyan en önemli unsur olarak dikkat çekti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>RAPORUN KALBİ: ZİHNİYET DEĞİŞİMİ VE DOĞRU BİLGİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Raporun temel hareket noktası, Alevi-Bektaşi toplumuna yönelik tarihsel önyargıların yıkılması ve bir “<em><strong>zihniyet değişimi</strong></em>” gerçekleştirilmesi olarak belirlendi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Metinde öne çıkan temel vizyon şu şekilde özetlendi:<br />
- Aleviliğin gerçek çehresinin Türk toplumuna objektif bir şekilde anlatılması.<br />
- Anayasal vatandaşlık çerçevesinde hakların iadesi.<br />
- Milli birlik ve beraberliğin, etnik ayrımcılıktan uzak, kucaklayıcı bir zeminde pekiştirilmesi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>KILIÇDAROĞLU: TOPLUMA DOĞRU ANLATMAK ŞART!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren eski CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Alevi toplumunun milli birlik içindeki kilit rolüne değindi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Kılıçdaroğlu, özellikle toplumdaki yanlış algıların düzeltilmesi adına bilimsel ve kültürel çalışmaların önemini vurgulayarak, platformun çalışmalarını desteklediğini ifade etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>BAŞKAN ÖZDEMİR’DEN KARARLILIK MESAJI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Platform Başkanı Ali Rıza Özdemir, raporun yüksek katılımla hazırlandığını hatırlatarak, “<strong><em>Taleplerimiz ayrıştırıcı değil, birleştiricidir. Devletle bütünleşen, anayasal haklarını kullanan bir toplum yapısı ülkemizin en büyük kazancı olacaktır</em></strong>” dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi Bektaşi Güç Birliği Platformu tarafından hazırlanan raporun ve çözüm önerilerinin diğer siyasi temsilciler ve devlet makamlarıyla paylaşmaya devam edileceği öğrenildi.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 20:00:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/alevi-bektasi-guc-birligi-platformu-kilicdaroglunu-ziyaret-etti-1777050214.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Celal Abbas Ulusoy toprağa sırlandı</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/celal-abbas-ulusoy-topraga-sirlandi-3186</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/celal-abbas-ulusoy-topraga-sirlandi-3186</guid>
                <description><![CDATA[Hacı Bektaş Veli evlatlarından Celal Abbas Ulusoy ziyaret için gittiği Almanya’da, Hakk’a yürüdü.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Hünkar Hacı Bektaş Veli evlatlarından, merhum postnişin Ahmet Cemalettin Çelebi’nin torunu, merhum Cemalettin ve Arife Ulusoy’un evladı, Timur Can Ulusoy ve Hülya Ulusoy Aksoy’un kardeşi Celal Abbas Ulusoy, 17 Nisan 2026 tarihinde ziyaret için bulunduğu Almanya’da Hakk’a yürüdü.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/CELAL%20ABBAS.png" style="height:450px; width:760px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">Merhum Celal Abbas Ulusoy’un cenaze erkanı 23 Nisan Perşembe günü Hacıbektaş Dergahı, Üçler Cemevi’nde yapılarak, Çilehane’de bulunan aile mezarlığında toprağa sırlandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/cELALABBAS.png" style="height:450px; width:760px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevihaberler.com.tr olarak Ulusoy ailesinin acısını paylaşıyor ve tüm Alevi-Bektaşi toplumuna baş sağlığı diliyoruz.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/CELALABBAS1.png" style="height:450px; width:760px" /></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 12:48:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/celal-abbas-ulusoy-topraga-sirlandi-1777024364.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Tekirdağ milletvekili Avşar cemevlerinin statüsü için kanun teklifi verdi</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/tekirdag-milletvekili-avsar-cemevlerinin-statusu-icin-kanun-teklifi-verdi-3185</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/tekirdag-milletvekili-avsar-cemevlerinin-statusu-icin-kanun-teklifi-verdi-3185</guid>
                <description><![CDATA[CHP Tekirdağ Milletvekili Cem Avşar, cemevlerinin ibadethane olarak statüsünün tanımlanmasını ve diğer ibadethanelere tanınan haklardan yararlanmasını sağlayacak bir dizi değişiklikleri içeren bir kanun teklifini TBMM Başkanlığına sundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Cemevlerinin ibadethane statüsünü pekiştirecek birçok yasada değişiklik yapılmasını içeren kanun teklifi CHP Tekirdağ Milletvekili Cem Avşar tarafından&nbsp;Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunuldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Avşar, kanun teklifinin gerekçesine Anayasa'daki "<em><strong>eşitlik</strong></em>" ilkesine vurgu yaparak;&nbsp;<em>"<strong>Türkiye'nin önemli bir bölümünü oluşturan Alevi toplumunun inanç özgürlüğü ve eşit yurttaşlık taleplerinin karşılanması ertelenemez Anayasal bir haktır. Bununla birlikte (Avrupa İnsan Haklan Mahkemesinin (AÎHM) cemevlerinin ibadethane niteliğini tanıyan kararları, devletin tüm inanç topluluklarına eşit yaklaşma yükümlülüğünü açık bir biçimde ortaya koymaktadır</strong>"</em>&nbsp;ifadelerini kullandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">CHP Tekirdağ Milletvekili Cem Avşar tarafından verilen teklifin gerekçesinde şu ifadeler yer aldı:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<strong><em>Anayasa'nın değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez hükümlerinden olan 2. maddesi devleti laik ve sosyal bir hukuk devleti olarak tanımlamıştır. 10. maddesi Kanun önünde eşitlik başlığıyla "</em></strong><em>Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayınm gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.</em><strong><em>", şeklindedir. 24. maddesi ise; "</em></strong><em>Herkes, vicdan, dini inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir.</em><strong><em>" hükmü ile din ve vicdan özgürlüğünü güvence altına almıştır.</em></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><em>Bu çerçevede toplumsal uzlaşma ve çoğulcu demokrasinin gereği olarak, Türkiye'nin önemli bir bölümünü oluşturan Alevi toplumunun inanç özgürlüğü ve eşit yurttaşlık taleplerinin karşılanması ertelenemez Anayasal bir haktır. Bununla birlikte (Avrupa İnsan Haklan Mahkemesinin (AÎHM) cemevlerinin ibadethane niteliğini tanıyan kararları, devletin tüm inanç topluluklarına eşit yaklaşma yükümlülüğünü açık bir biçimde ortaya koymaktadır. Alevilerin yıllardır dile getirdiği barışçıl, demokratik ve eşitlikçi talepler, toplumsal barışın güçlendirilmesi ve kamusal hizmetlerde ayrımcılığın sona erdirilmesi için somut adımlar atılmasını zorunlu kılmaktadır.</em></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>“<em>Türkiye'nin hemen hemen her yerinde hizmet veren yüzlerce cemevi kanun önünde resmi ibadethane olarak tanımlanmadığından imar sorunları ve temel giderler bakımından birçok sıkıntı yaşamakta ve gerekli desteği alamamaktadır. Bu bakımdan meri mevzuatta "</em></strong><em>ibadet yeri</em><strong><em>" ifadesine tanım anlamında açıklık getirilmeli, hangi yerlerin "</em></strong><em>ibadet yeri</em><strong><em>" olduğu isimlendirilerek düzenlenmelidir. Bu düzenleme diğer kanunlarda geçen tüm "</em></strong><em>ibadet yeri</em><strong><em>" tanımlarına teşmil edilmelidir. Böylece Anayasal bir sorumluluk olan devletin tüm inançlara ve mezheplere eşit mesafede yaklaşması sağlanacaktır.</em></strong>”</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 00:14:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/tekirdag-milletvekili-avsar-cemevlerinin-statusu-icin-kanun-teklifi-verdi-1776979777.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Metin Uysal yazdı: Sümerler hakkında bir</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/metin-uysal-yazdi-sumerler-hakkinda-bir-3184</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/metin-uysal-yazdi-sumerler-hakkinda-bir-3184</guid>
                <description><![CDATA[Metin Uysal'ın kaleme aldığı "Sümerler Hakkında Bir" başlıklı yazı, tarih yazımının öznelliğini ve Sümer uygarlığının insanlık tarihindeki öncü rolünü ele alıyor. Yazar, Batı merkezli tarih anlatılarının Sümer katkılarını göz ardı ettiğini savunarak dikkat çekici bir değerlendirme yapıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Metin Uysal'ın kaleme aldığı<strong> "Sümerler Hakkında Bir"</strong> başlıklı yazı, tarih yazımının öznelliğini ve Sümer uygarlığının insanlık tarihindeki öncü rolünü ele alıyor. Yazar, Batı merkezli tarih anlatılarının Sümer katkılarını göz ardı ettiğini savunarak dikkat çekici bir değerlendirme yapıyor.<br />
<br />
&nbsp;Uysal, tarihin <strong>"gerçeklerin değil, yazanların anlatımı" </strong>olduğunu vurguluyor. Özellikle antik dönemlerde kağıdın ve matbaanın yokluğu nedeniyle sıradan insanların değil, özel yetiştirilmiş<strong> "yazıcılar"</strong>ın tarihi kayıt tuttuğunu belirtiyor. Bu durum, yazı ve kayıtların halkın iradesi dışında geliştiğini gösteriyor. Yazara göre tarih bilimi, diğer bilimlerden farklı olarak gelecekteki bilgilere en çok ihtiyaç duyan ve aynı zamanda en acil olan alandır; bu da onu ulusların<strong> "silahı"</strong> veya<strong> "kalkanı" </strong>haline getiriyor.<br />
<br />
Bu yazı, Sümerlerin medeniyetin beşiği olarak taşıdığı önemi ve tarih anlatılarındaki önyargıları sorgulayan eleştirel bir bakış açısı sunuyor. Uysal, arkeolojik bulgular ve tabletlerle desteklenen iddialarıyla, insanlık tarihinin kökenlerine dair tartışmayı yeniden alevlendiriyor.<br />
<br />
<strong><span style="color:#2980b9">Metin Uysal'ın makalesinin tam metni şöyle:</span><br />
<br />
Tarih ; </strong>gerçeklerin değil yazanların anlatımıdır. Her kim eline kalem alıp yazmışsa durup dururken veya sadece bilimsel amaçlar için yapmamıştır .<br />
<br />
Özellikle yazının ve matbaanın olmaması veya yaygınlaşmaması nedeni ile sıradan insanlar için yaşadıkları dönemle ilgili bir şeyler karalamaları mümkün değildi.Unutmayalım o dönemlerde kağıt yoktu ,kağıt ve matbaa çok geç insanlığın faydalandığı gelişmelerdir.Kağıt yerine çok pahalı olan deriden yapılan parşömenler vardı( elbette başka yazılacak nesneler de vardı papirüs gibi) . Yine günümüzde çok ucuza alıp kullandığımız tükenmez kalemler yerine divit ( ve benzerleri) ile özel imal edilmiş mürekkepler kullanılmıştır yani kısacası halkın kitap yazması mümkün değildi. Daha geriye gidersek özellikle Sümer Dönemine , artık sadece halk değil &nbsp;yönetenler dahi yazamazdı ve okumasını bilmeyenler de &nbsp;vardı. Tarihi kitabelere veya diğer devlet evrakları olan yazılanlara <strong>“YAZICI” </strong>denilen kişiler yapardı. Bunlar özel olarak yetiştirilmiştir. Benzeri olayın Çin’de de çok sonraları uygulandığını biliyoruz. Uzatmadan sadece tarih yazımı değil her tür yazı halkın bilgisi ve iradesi dışında gelişmiştir.</p>

<p>Tarihte şimdiye kadar ki bilgilerimize göre yazıyı ilk defa <strong>Sümerler</strong> icat etmiştir.Yazının bulunma sebebi açıkça görülüyor ki “ekonomiktir” .<br />
<br />
İnsanlık malı mülkü ürettiği artınca önce sayma ihtiyacı doğmuş zaten var olan basit sayma işlemi zamanla gelişmiş fakat çeşitli malların tasnifi &nbsp;içinde önceleri resimler yapılarak yapılmaya çalışılmış ancak bu durumun sürmesi mümkün olmadığından adım adım yazı icat edip geliştirilmiştir.</p>

<p>Bu durumda yazıyı icat eden Sümerlerin o tarihlerdeki en ileri toplum olduğu apaçık bellidir.Muhakkak ki dünyada geçerli olan <strong>“ EŞİTSİZ GELİŞİM YASASI “ </strong>bu gelişme içinde geçerli olduğundan bu ileri olma durumunun hayatın tüm safhalarında olması da mümkün değildir.</p>

<p>Sümerlerin geçmişi apayrı bir konudur ancak bu durum aydınlatılmadan bu müthiş gelişmeyi de izah etmek zordur. Bu yazıda bu ilginç olayı ve etkileri ile köklerini açıklamaya gayret edeceğim fakat çok sayıda kişinin kalem oynattığı bu sahada her yapanın maruz kaldığı kişisel gelişim özellikleri ile ait olduğu kültürün etkilerinden sıyrılarak &nbsp;yazmak gerçekten çok zordur . Bu bilinç ile yazıya devam edeyim…<br />
<br />
Tarih ; bildiğimiz kadarı ile var olandır! &nbsp;Hiçkimse bu bilgilerin değişmeyeceğini ve özellikle artmayacağını düşünemez. Fakat tarih her ele alındığı dönemin etkisinde yazılır. Öyle sanıyorum ki bu durum uzun bir süre devam edecektir. Diğer bilim dallarından özünden gelen derin aykırılıkları nedeniyle tarih bilimi her zaman özellikle milletlerin oluşmasından sonra bir ulusun diğer uluslara karşı bir nevi silahıdır bazende kalkanı.</p>

<p>Neden tarih biliminin bu özelliği belirgindir? Çünkü sosyal olayları fizik veya kimya gibi formüle etmek imkansızdır. Matematik gibi hatasız işlem yapmak mümkün değildir. Tarih bilimi bütün bilimler içinde gelecekteki bilgilere en çok ihtiyaç duyanıdır fakat aciliyeti de en fazla olanlarındandır , özellikle yönetici kesim için bu belirgindir. İşte bu çelişik durum ; yani gelecekte ortaya çıkacak gerçekler ile bugünkü &nbsp;meseleleri ; olanla olması gerekenin kavgasıdır.</p>

<p><strong>Artık esas yazımıza girebiliriz…</strong><br />
<br />
Sümerler çok uzun süreler egemen olmasına ve insanlığa muazzam gelişmeler hediye etmesine rağmen iktidardan gitmelerinden bir kaç yüzyıl geçince unutulmaya başlamış hatta bugünkü Batı Medeniyetinin temelini oluşturan Yahudi ve Yunan Kültürlerince de asla varlığı bilinmeden günümüze sadece bize bıraktıkları kalan ( yazı,devlet,okul,resmi kurumlar,Kanun,tarım vb.) öksüz kalmışları ile adı bilinmeden yaşatılmış hayalet halktır. Nasıl ki hayaletler görülemez artık bu halk da görünmez olmuş, ancak onların bize bıraktığı yüzlerce uygulamalar yaşatılmıştır fakat işin acı veren tarafı da vardır. Yaptıkları pek çok &nbsp;icat veya gelişme özellikle Batılılarca başka toplumlara mal edilmiş ve bu durum halen sürüp gitmektedir.Birkaç örnek sıralayalım ;<br />
<br />
<strong>1-)</strong> Batılı bilim insanları ile bunların etkilediği aydınlara göre bütün medeni gelişmeler ya Yunan Uygarlığı ya da İbranilere aittir!</p>

<p><strong>2-) </strong>Yine aynı kişilere göre din denen olgu aynı toplumlar sayesinde vardır!</p>

<p><strong>3-) </strong>Yine aynı kişilere göre matematik,fizik,astronomi,takvim,biyoloji vs.bu toplumların eseridir!</p>

<p><strong>4-) </strong>Yine aynı kişilere göre sanat da aynı şekildedir!</p>

<p>Burada keseyim sanırım meramım anlaşılmıştır.Şimdi her biri için bazı örnekler vererek gerçeği ortaya çıkarmaya çalışalım ;&nbsp;</p>

<p><strong>1-) </strong>Yunan Uygarlığı MÖ 400 lü yıllarda ortaya çıkmıştır.Oysa Sümerlerin ortaya çıkışı en az MÖ 3.500 yıllarıdır.Arada yüzyıllar değil bin yıllar mevcuttur.Böyle bir medeniyet nasıl olur da kurucu medeniyet olabilir?</p>

<p><strong>2-) </strong>Sümer yazıtlarından açıkça görüleceği üzere derli toplu din inançları vardır ve yazılıdır ve Batının iddia ettiği ve semavi din diye yücelttikleri din de bu Sümer inanışlarının sadece devamı durumundadır. Mesela Tufan Destanında bütün semavi dinlerin ana kaynağı olduğunu her okuyan rahatça çıkarabilir.</p>

<p><strong>3-)</strong> Sadece tek bir örnek ; sözde Pisagor o meşhur teoremi bulduğu öne sürülür ,insaf yani! Bu adamdan en az iki bin yıl önce yazılmış tabletlerde bu kuram var ve yazılmış…</p>

<p><strong>4-)</strong> Sanat biraz algıya bağlıdır ancak sadece Mısır eski eserlerine şimdi bile bakmak sadece hayranlık uyandırır Batının dayattığı uygarlık ile arada yine binlerce yıl var. Sümerlerin zigguratlarını ve daha yüzlerce bulunan kıymetli eserlerine girmiyorum.</p>

<p>Şimdi bu yazının yanlış anlaşılmasını istemiyorum. Amacım Yunan Uygarlığını sıfırlamak değil.Sadece gerçeğe ulaşmaya çalışıyorum Batının fanatik düşüncelerinin temelsiz olduğunu göstermek istiyorum. Batının en büyük avantajı birkaç yüzyıldır öne geçmiş olmasıdır fakat bu durum onların bütün insanlık tarihini yeni baştan yazmalarını gerektirmez.</p>

<p>NOT: Yazı devam edecek</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 22 Apr 2026 17:36:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/metin-uysal-yazdi-sumerler-hakkinda-bir-1776868816.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yüksel Gülsoy yazdı: Devriniz daim olsun!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/yuksel-gulsoy-yazdi-devriniz-daim-olsun-3182</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/yuksel-gulsoy-yazdi-devriniz-daim-olsun-3182</guid>
                <description><![CDATA[Bektaşî yol muhibbi Yüksel Gülsoy, Alevi-Bektaşilerin arasına sokulan "devr-i daim olsun" deyimini ele aldı. Alevi-Bektaşi yolu ile uyuşmayan bu deyim ve benzerlerini kullanmamak üzere uyarılarda bulunan Gülsoy, ruh ve madde ilişkisini de makalesinin eksenine koyuyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000"><strong><em>Bir halden bilmez cahile,<br />
Kul eyledi zaman bizi.&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;</em></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><em>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp; &nbsp; &nbsp; Pir Sultan Abdal</em></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Asıl kaynaklarından Aleviliği görmüş ve öğrenmiş ve içine doğmuş biri olarak her ne kadar başlıktaki “devri daim olsun” ifadesine tepkili olsam da bu yazı boyunca fikirlerimi sakin bir biçimde aktarmak istiyorum.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yeni duymaya başladığımız ve bazılarının sık sık kullandığı sözlerden biri de "<strong><em>Devri Daim Olsun</em></strong>" sözü...</span></p>

<p><span style="color:#000000">Öncelikle bu söze dair bazı sorular sorarak ilerleyelim; "<strong><em>bu sözün içeriğindeki ölen kimseye dair devredilmesi istenen şey nedir?</em></strong>"</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kastedilen sırf maddi beden ise devrin daim olmasını istesek de istemesek de doğa kanunları, fizik yasalar ve maddenin korunumu kanunu gereği beden çözülmeye başladığında ortaya çıkan organik hücreler ve maddesel içerikleri zaten madde olarak, enerjiye dönüşmediği sürece doğada hep var olur. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Dolayısı ile “<em><strong>su engine aksın</strong></em>” derseniz zaten olmakta olan bir şeyi yani suya dair en temel özelliklerden birini bir temenniye dönüştürmüş olursunuz veya "<strong><em>su 100 derecede kaynasın!</em></strong>" demeye benzeyen bir ifade olur bu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu yazdıklarımı okuyanlar şöyle cevap verebilirler: "<em><strong>Devreden şeye biz can diyoruz</strong></em>".</span></p>

<p><span style="color:#000000">Can dediğinizde de zuhur âlemine ya da bu âleme çıkan canlı ve "<em><strong>hayy</strong></em>" olanı ifade etmekte kullanılan bir kavram hatta cem meydanında bedene dair olan dişilik ve kişilik ifadelerinden kaçınıldığı için nefsinden olabildiğince arınmış ve saf ruha yaklaşmış bir varlık anlatılmaya çalışılmaktadır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">O hâlde "<strong><em>devri daim olsun</em></strong>" diyerek sürekli devretmesini dilediğiniz şey madde ise buna bir sözüm yok eğer ona "<em><strong>can</strong></em>" diyorsanız bunun da maddi bedenin ölümü ile bir ilgisi yok.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Asıl önemli soru ise şu; bu can dediğiniz şeyde değişmeyen ve devretmesini temenni ettiğiniz şey ne?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tekrar ediyorum; kastınız madde ise bu maddede ölmeden önce kendisine “<em><strong>sen</strong></em>” diyebileceğiniz özel bir kimlik yok. Karbon atomu vücutta da karbon atomu, kömürde de karbon atomu ve zaten devredip duruyor veya belli formlarda ve belli etkiler altında ısıl enerjiye dönüşebiliyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu temennideki olsun ifadesindeki 3. Tekil şahıs olan “<em><strong>o</strong></em>” öyle ise madde değil, can da değil.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Peki nedir?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Şimdi buraya bir Bektaşi fıkrası farz oldu: Bektaşinin biri camide vaazı dinlerken hoca da anlatıyormuş: "<strong><em>Allah ne yerdedir ne göktedir, yemez, içmez, yatmaz, uyumaz, doğmamış, doğurulmamıştır, mekânı yoktur, eli, kulağı, dili yoktur…</em></strong>” bütün bu öyle değildir, böyle değildir gibi olumsuzluk ifadelerinden sonra Bektaşi dayanamamış ve demiş ki: “<em><strong>Hoca, hoca! Öyle bir anlatıyorsun ki -haşa!- yok diyeceksin de dilin varmıyor.</strong></em>”</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kastedilen şey madde değil ise ve can da değil ise “<em><strong>o</strong></em>” diye devretmesini istediğimiz şey nedir?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Söyleyeyim; ruhtur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Aslında yine Bektaşiler tarafından vefat eden bir kişi ile ilgili olarak “<em><strong>ruhu şad olsun</strong></em>”, “<strong><em>ruh-u revanları şad u handan olsun</em></strong>” gibi pek çok ruha dair ifadeler, temenniler kullanılır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ruhtan bahsedilmeyen bir devir ise materyalist bir düzlemde kalmaya zorunludur. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bir başka ifade ile Alevi inancının temelinde yer alan yaratıcı olan Allah ve Allah'ın yarattığı ruh ile olan bağ koparılmış olur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu ifadeyi sıklıkla kullananların birçoğunun kastının da Yüce Tanrı'nın kitabında "<strong><em>kendi ruhumdan üfledim</em></strong>" dediği ruh olmadığı açık.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Eğer bu temenni ile birileri “<em><strong>ruh</strong></em>” devrini kastediyor ise bu kez de ona eşlik eden başka zorunlu kavramlar devreye girmek zorunda; ahiret, adalet, cennet, cehennem vs. gibi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Modernlik gayretindeki birçok Alevinin gereksiz anlam yükledikleri bu söz yine Vahdet-i Vücûd ve Devir Nazariyelerini bilmeden Bektaşilikten yanlış kopyalanmış ya da daha da kötüsü "<strong><em>bilerek</em></strong>" yanlış kopyanmış bir söz olmaktan öteye geçemiyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Neden?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Öncelikle Bektaşiler "<em><strong>Devri daim olsun</strong></em>" demezler çünkü tekâmül(kemâlat) sistemi içermeyen bir devir temennisi ölene bela okumaktan farksızdır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Dünya âleminde devreden bir maddenin ötesinde devreden şey&nbsp; eğer bir ruh ise bu sürekli devir temennisi de anlamsız olur çünkü amaçsızlık veya rastlantısallık içerir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Rastlantısallığın olduğu yerde ilahi irade yoktur. Yaratım ve hatta evrim süreçleri başıboş süreçler değildir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Öyle ise durmadan(daim-daima) olarak devreden şey (ruh veya her ne ise) neye göre ve niçin devredecek?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Üstelik 10-15 yıl öncesine kadar hiç bir Alevinin "<strong><em>Devri Daim Olsun</em></strong>" dediğini veya aynı diğer köşe yazımda belirttiğim gibi "<strong><em>Işıklar İçinde Uyusun</em></strong>" dediğini hiç bir yerde duymadım.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu sözleri hiç bir klasik metinde de göremezsiniz ve görmeniz de mümkün değildir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Oysa Bektaşiler yüzlerce yıldır “<em><strong>devir ile ilgili</strong></em>” ölen kişilere dair bazı temennilerde bulunurlar ama "<strong><em>Devri Daim Olsun!</em></strong>" demezler. (Ne dediklerini buraya yazmayacağım çünkü yazdığım anda birileri alıp o sözün de içini boşaltıp kopyalayacak ve gerekli-gereksiz her yerde kullanacak. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Örneğin; "<em><strong>Hakk'a Yürüdü</strong></em>" ifadesi Bektaşilikten kopyalandığı için kopyanın doğası gereği gerçek bağlamından koparılarak ikrarlı-ikrarsız, nasipli-nasipsiz, Alevi-Sünni-Şii kullanılan bu ifade artık herkes için hatta hayatı boyunca Alevilerden nefret etmiş ve kendini onlara karşıt olarak konumlandırmış kişiler için de kullanılıyor.)</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bektaşilerin algıladıkları biçimi ile Vahdet-i Vücud nazariyesi ve bu nazariyenin ruh ve ölüm üzerine söylediklerini de buraya yazmayacağım (merak eden bulup okur gerçi Das Kapital'i okumamış Alevi görünümlü Marksistler merak edip Vahdet-i Vücud ile ilgili de okuma yapmayacaklardır) ama Bektaşiler ölen kişiye dair içinde İslam’a aykırı ifadeler olan temennilerde bulunmazlar. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Dolayısı ile de "<em><strong>devri daim olsun</strong></em>" diyerek, Allah'ı, Kur’an’ı, Peygamberi, Ehli Beyti, ahireti, cennet ve cehennemi, ceza ve mükâfatı ve ruhu içeremeyen ifadeler de kullanmazlar.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sözün amacı üzerine düşünür isek tekraren soruyorum: diyelim ki tam bir materyalistsiniz ya da Marksistsiniz… </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu söz ile evrim ve doğal seleksiyonu kastetseniz bile "<strong><em>devri daim olsun</em></strong>" diye nitelediğiniz bu cümlede devreden "<strong><em>gizli özne</em></strong>" nedir?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Materyalizm açısından bir özne olması mümkün mü? </span></p>

<p><span style="color:#000000">Hayır. Peki, ısrarla kullanılmasının sebebi nedir?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bunun da cevabını vereyim: tüm amaç materyalist bir dünya görüşünü güya Aleviliğe aitmiş gibi görünen kavramlarla Aleviliğin içine sinsi bir biçimde yerleştirmek.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Materyalizme ve evrime inanıyorsanız ruhun devrinden niye bahsediyorsunuz?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ruha ve ruhun ölümsüzlüğüne inanmıyor iseniz devirden niye bahsediyorsunuz?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Birçok kendine Alevi diyen ateiste söylüyorum o hâlde; sizin inançsızlığınıza göre insan ölünce vücut bütünlüğü bozuluyor ve madde boyutunda doğaya karışıyor ise temenniye ne gerek var?</span></p>

<p><span style="color:#000000">"<em><strong>Evren ve yaşam döngüsü onu atomlarına ayrıştırdı</strong></em>" deyin meselâ…</span></p>

<p><span style="color:#000000">Veya "<strong><em>Doğa ana onun yaşam enerjisini aldı ve bir müddet sonra ağaca, bitkiye, taşa, eşeğe, maymuna, domuza verecek</em></strong>" deyin. (Bilemiyorum artık ne diyecekseniz).</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bektaşilerden sürekli kopyalanan bu dualar ve temenniler ise Bektaşilik içerisinde kategoriktir ve her ölen kimseye aynı sözler ile temennide bulunulmaz.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Göçen kişi Bektaşi değil ise "<strong><em>Allah rahmet etsin</em></strong>" denir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kişi Bektaşi ise başka bir şey denir dahası Bektaşiliğin içindeki mertebelere bağlı olarak da farklı farklı temenniler vardır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu tip durumlarda kavram dünyanızın kirlenmemesi için kadim olana, basit olana dönmek en iyisidir;&nbsp;"<strong>Allah rahmet eylesin</strong>!" dersiniz ve bu yeterlidir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu sözleri cem-cemaat görmüş Alevilere kolayca söyletemezsiniz. Hazreti Ali’ye katil dedirtemeyeceğiniz gibi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Buna karşılık kadim olan Alevilikten habersiz ve farklı olduğunu hissettirmek adına koca koca adamların, yıllarını Aleviliğe vakfetmiş dedelerin veya ocakzadelerin aslında Aleviliğin inanç felsefesine ait olmayan bu sözlerden uzak durmalarını da ben temenni ediyorum.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Çok isteyen var ise devirleri hep daim olsun, hiç bitmesin maden, bitki ve hayvan âleminde dolanıp dursunlar.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 22 Apr 2026 10:58:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/yuksel-gulsoy-yazdi-devriniz-daim-olsun-1776846430.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Alevi hassasiyetini inkar istifa getirdi!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-hassasiyetini-inkar-istifa-getirdi-3181</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-hassasiyetini-inkar-istifa-getirdi-3181</guid>
                <description><![CDATA[Hacı Bayram Veli Üniversitesi, Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Sadullah Gülten görevinden istifa etti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Daha önce terör örgütü PKK'nın üyesi olarak hüküm giyen eski HDP milletvekili ve DEM Parti Ankara Büyükşehir Belediyesi "eş başkan" adayı Kemal Bülbül'ü panelist yapması ile gündeme gelen Hacı Bayram Veli Üniversitesi, Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Sadullah Gülten'in rektörlüğe istifasını sunduğu öğrenildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi toplumunda büyük tepki yaratan "panelist skandalı" sonrasında Prof. Dr. Gülten'in bir sosyal medya yayınında Alevi-Bektaşilerin Hz. Ali'nin katledilmesinde parmağı olduğu gerekçesiyle tepkili oldukları Muaviye'ye "hazret" diyerek saygı ifade etmesi infiale neden olmuştu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Prof. Dr. Sadullah Gülten sitemizin uyarıcı haberini de dikkate almayarak, sosyal medya hesabından "Hz. Muaviye'ye Hazreti Muaviye dedim diye haber konusu oldum" ifadelerini paylaşmıştı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sitemizi, Alevi-Bektaşilere yönelik hizmet ve çalışma yürüten bir makamda Muaviye'ye hazret ifadelerini haberleştirdiğimiz için, "halk içinde kin ve nefret yaymak" suçlaması ile tehdit eden Prof. Dr. Sadullah Gülten'in talep üzerine istifasını sunduğu öğrenildi.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 22 Apr 2026 08:33:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/alevi-hassasiyetini-inkar-istifa-getirdi-1776836410.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Tahtacı Kültür Dernekleri Federasyonu’nda Yolcu Bilginç yeniden başkan!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/tahtaci-kultur-dernekleri-federasyonunda-yolcu-bilginc-yeniden-baskan-3180</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/tahtaci-kultur-dernekleri-federasyonunda-yolcu-bilginc-yeniden-baskan-3180</guid>
                <description><![CDATA[Tahtacı Kültür Dernekleri Federasyonu 19 Nisan 2026 tarihinde yaptığı olağan genel kurulunda yeni yönetimini belirledi. Tek liste ile girilen seçimlerde mevcut başkan Yolcu Bilginç güven tazeledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / İZMİR</strong> – Tahtacı Kültür Dernekleri Federasyonu, 19 Nisan 2026, Pazar günü Bademler Köyü’nde yapılan 4. Olağan Genel Kurul Toplantısı ile yeni yönetimini belirledi. Geniş katılımla ve “muhabbet” havasında geçen genel kurulda, birlik ve beraberlik mesajları ön plana çıktı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>BADEMLER KÖYÜNDE ANLAMLI BULUŞMA</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/CEMAL%20CANPOLAT.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Bademler Köyü Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Tesisleri’nde düzenlenen kongreye; İzmir, Balıkesir, Aydın, Muğla, Antalya ve Adana gibi Türkiye’nin dört bir yanından gelen üye dernek delegeleri katıldı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Divan Başkanlığını Cemal Canpolat’ın üstlendiği genel kurulda, tüm maddeler oybirliğiyle kabul edildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>TAHTACILAR’DAN VEFA VE TEŞEKKÜR PLAKETLERİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Genel kurulda, Tahtacı kültürüne ve federasyon çalışmalarına katkı sunan isimlere teşekkür plaketleri verildi:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Tunç Soyer:</strong> Tahtacı belgeseline sunduğu katkılardan dolayı plaketi, eşi Neptün Soyer ve kızı Defne Soyer’e takdim edildi. </span><span style="color:#000000">Soyer ailesinin duygusal konuşmaları genel kurula damga vurdu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/tun%C3%A7soyer.png" style="height:450px; width:760px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Turgay Esen:</strong> İzmir Sivil Toplum İlişkiler Müdürü, çözüm odaklı yaklaşımları nedeniyle onur konuğu olarak ağırlandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/tURGAY%20ESEN.png" style="height:450px; width:760px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Sinan Kahyaoğlu:</strong> Tahtacı kültürünü akademik ve sosyolojik olarak en iyi anlatan isimlerden biri olan Kahyaoğlu’na emekleri için teşekkür edildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/S%C4%B0NAN%20KAHYAO%C4%9ELU.png" style="height:450px; width:760px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>TEK LİSTE, TAM MUTABAKAT!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">"Rızalık" ilkesiyle hazırlanan tek liste, delegelerin tamamının oyunu alarak göreve seçildi. Yolcu Bilginç, güven tazeleyerek yeniden Genel Başkanlık makamına getirildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Yeni Yönetim Kurulu Şu İsimlerden Oluştu:</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Yolcu Bilginç (Genel Başkan), Zülfikar Metin, Sinan Kahyaoğlu, Güneş Erol, Bektaş Elteş, Ali Kırmızigül, Hüseyin Şapkalı, Mehmet Baki, Özgür Çamlıdağ, Mehmet Çakmak, Süleyman Erdoğan, Ali Türkeli, Ahmet Gelgit, Meryem İnce, Gürkan Gemici.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>MAHMUT TÜRKMENOĞLU BÜSTÜ ÖNÜNDE ANLAMLI KARE</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/MAHMUT%20T%C3%9CRKMENO%C4%9ELU.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Seçim sonuçlarının ardından yeni yönetim ve delegeler, Tahtacı toplumunun önemli değerlerinden, eski Gümrük ve Tekel Bakanı Mahmut Türkmenoğlu’nun büstü önünde toplu fotoğraf çektirerek kendisini andılar.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Genel Başkan Yolcu Bilginç, kapanış konuşmasında; “<em><strong>Temsil ettiğimiz toplum her şeyin en iyisini hak ediyor. Yeni kadromuzla güzel işler yapmaya devam edeceğiz. Varlığımız ve birliğimiz daim olsun</strong>”</em> ifadelerini kullandı.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 20 Apr 2026 11:34:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/tahtaci-kultur-dernekleri-federasyonunda-yolcu-bilginc-yeniden-baskan-1776674592.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Çinlilerin Adana ve Muğla&#039;da buldukları elmaslar! Merkez ise Denizli</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cinlilerin-adana-ve-muglada-bulduklari-elmaslar-merkez-ise-denizli-3179</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cinlilerin-adana-ve-muglada-bulduklari-elmaslar-merkez-ise-denizli-3179</guid>
                <description><![CDATA[Bora Özizmirli, “Türkiye’de elmas var mı?” sorusuna net bir yanıt verdi: "Evet, Türkiye’de elmas vardır ve bu artık bilimsel raporlarla kanıtlanmıştır. Çinli bilim insanlarının ağırlıklı olduğu bir ekip, Adana Pozantı ve Muğla Köyceğiz bölgelerinde elmas varlığını tespit etmiştir."dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<iframe width="1410" height="793" src="https://www.youtube.com/embed/5Y4tT9H2vFA" title="Çinli Bilim İnsanlarının Adana ve Muğla&#39;da Bulduğu Elmaslar. Türkiye&#39;&#39;deki Lamproitler" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe><p>Gazeteci Bora Özizmirli,<a href="https://www.youtube.com/watch?v=5Y4tT9H2vFA"><strong> JeopoliTürk Gündem Tv YouTube</strong></a> kanalında Türkiye’nin yeraltı zenginlikleri, özellikle değerli taşlar konusundaki potansiyelini belge ve bilimsel referanslarla ele aldı.&nbsp;<br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=5Y4tT9H2vFA"><strong><span style="color:#c0392b">BORA ÖZİZMİRLİ'NİN 7 DAKİKALIK AÇIKLAMASINI YOUTUBE ÜZERİNDEN İZLEMEK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINI</span></strong></a><span style="color:#c0392b"><strong>Z</strong></span><br />
&nbsp;</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">TÜRKİYE’DE ELMAS VARLIĞI TESCİLLENDİ</span></span></strong></span><br />
<br />
Özizmirli, “Türkiye’de elmas var mı?” sorusuna net bir yanıt verdi:<br />
<br />
<em><strong>"Evet, Türkiye’de elmas vardır ve bu artık bilimsel raporlarla kanıtlanmıştır. Çinli bilim insanlarının ağırlıklı olduğu bir ekip, Adana Pozantı ve Muğla Köyceğiz bölgelerinde mikro elmas varlığını tespit etmiştir. Bu keşifte sadece elmas değil, elmas kadar nadir ve değerli mozanit taşları daraporlara yansımıştır. " i</strong></em>fadelerini kullandı ve daha önce “yok” kabul edilen bu kaynakların artık kapanmış bir tartışma olduğunu vurguladı..</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">LAMPROİT BACALARI: ELMASIN YENİ KAYNAĞI</span></span></span></strong><br />
<br />
Bora Özizmirli yaptığı açıklamasında; geleneksel olarak elmasın yalnızca kimberlit bacalarında bulunduğu düşünülürken, son yıllarda lamproit bacalarının da önemli bir elmas kaynağı olduğu ortaya çıkmıştır. Avustralya’daki ünlü Argyle lamproiti bu konuda öncü örnek olmuştur.&nbsp;</p>

<p>Özizmirli şunları söyledi:<em><strong><br />
<br />
"Türkiye, lamproitler açısından zengin bir coğrafyadır. Yabancı bilim insanlarının akademik makalelerinde Denizli, Isparta, Muğla ve Kütahya bölgeleri “lamproitler ülkesi” olarak tanımlanmaktadır. Denizli’de değerli taş arayıcısı Metin Uysal’ın saha çalışmaları sonucunda 17 adet lamproit bacası keşfedilmiştir. Lamproitler sadece elmas değil, savunma sanayii için kritik öneme sahip maden ve elementleri de barındırmaktadır."&nbsp;</strong></em>ifadelerini kullandı.<br />
<br />
Bora Özizmirli, konuşmasının belgeli ve bilimsel makalelere dayandığını belirterek, esas merkezin <strong>Denizli </strong>olduğunu vurgulasyarak, Denizli’nin bu konuda büyük bir potansiyele sahip olduğunu tekrarladı. Konuyla ilgili önümüzdeki videolarda daha fazla detay vereceğini söyledi.</p>

<p><br />
<strong><span style="color:#2980b9"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">YAKUT VE SAFİR ZENGİNLİĞİ</span></span></span></strong><br />
<br />
Özizmirli, Türkiye’de yakut ve safir tartışmalarına da açıklık getirdi. Bu taşların ham maddesi olan emery madeninin dünya rezervlerinin <strong>yaklaşık %65’i </strong>Türkiye’dedir. Emery içine krom girdiğinde kırmızı yakut, titanyum gibi elementler girdiğinde ise safir oluşur. Ülkenin hem emery hem de krom açısından zengin olması nedeniyle yakut ve safir bolluğu olması gerektiği belirtti. Ancak bu potansiyel uzun yıllar “yok” kabul edilmiş ve çeşitli engellerle karşılaşmıştır. Amatör değerli taş arayıcıları tarafından birçok kez bulundukları ifade etti.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">TARİHİ VE EKONOMİK BOYUT</span></span></strong></span><br />
Özizmirli konuşmada tarihi bir detaya da yer verdi: Dünyadaki ilk elmas kaynaklarından birinin kökeni, <strong>Osmanlı</strong> döneminde Cezayir Valisi (Dayısı) olan Denizli doğumlu <strong>Hüseyin Paşa’ya</strong> dayandırıldığını, bu konunun Fransız ve Cezayir kaynaklarında geçmekte olduğunu ve ayrı bir video konusu olarak değerlendirileceğini belirtti.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">EKONOMİK POTANSİYEL VE ÇAĞRI</span></span></strong></span><br />
<br />
Türkiye’de yüz binlerce kişinin değerli taş arayıcılığı yaptığına dikkat çeken Özizmirli, bu kişilerin <strong>Maden Tetkik ve Arama (MTA)</strong> ile işbirliği yapması gerektiğini vurguladı. Gemoloji uzmanı <strong>Prof. Dr. Murat Hatipoğlu’nun </strong>3-4 yıl önceki açıklamasına atıfta bulunarak, basit kesim makineleri ve sınırlı sermaye ile bir ailenin ekonomik kriz döneminde bile ayda <strong>3-4 bin dolar</strong> gelir elde edebileceğini hatırlattı. Takı sektörü dünya çapında önemli bir sektördür ve Denizli’nin ilçeleriyle birlikte Türkiye’nin bu alanda söz sahibi olabilecek potansiyeli bulunduğu ifade edildi.</p>

<p>Lamproit bölgelerinin sadece değerli taş değil, savunma sanayii için vazgeçilmez madenleri de içerdiği tekrarlanarak, bu kaynakların ekonomiye kazandırılması için devletin üzerine düşeni yapması gerektiği çağrısında bulunuldu.</p>

<p><br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=5Y4tT9H2vFA"><span style="color:#c0392b"><strong>Kaynak: JeopoliTürk Gündem Tv YouTube kanalı – “Çinli Bilim İnsanlarının Adana ve Muğla’da Bulduğu Elmaslar. Türkiye’deki Lamproitler” başlıklı video (17 Nisan 2026).</strong></span></a></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 18 Apr 2026 13:52:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/cinlilerin-adana-ve-muglada-bulduklari-elmaslar-merkez-ise-denizli-1776511664.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Erdoğan’dan Bulgaristan seçimlerine katılma çağrısı</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/erdogandan-bulgaristan-secimlerine-katilma-cagrisi-3178</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/erdogandan-bulgaristan-secimlerine-katilma-cagrisi-3178</guid>
                <description><![CDATA[19 Nisan’da Bulgaristan'da yapılacak milletvekili seçimleri hakkında açıklama yapan Balkan Rumeli Bektaş-i Dernekleri Federasyonu kurucu Genel Başkanı Recep Osman Erdoğan Türkiye'de yaşayan çifte vatandaşları sandığa gidip oy kullanmaları çağrısı yaptı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Bulgaristan pazar günü beş yıl içinde sekizinci parlamento seçimlerine gidiyor ve eski cumhurbaşkanı Rumen Radev'in yeni partisi, birçok kişinin kronik siyasi istikrarsızlığı sona erdireceğini umduğu oylamada anketlerde önde gidiyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">19 Nisan’daki seçimin büyük önem taşıdığını vurgulayan Erdoğan, Bulgaristan vatandaşı Türklerin haklarını almalarının siyasi gelişmelere müdahil olmalarıyla mümkün olduğunun altını çizdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Birlik oldukça güçleniriz. Birlik oldukça var oluruz</strong></em>” ifadellerini kullanan Balkan Rumeli Bektaş-i Dernekleri Federasyonu kurucu Genel Başkanı Recep Osman Erdoğan, kullanılacak her oyun, Türklerin Bulgaristan’daki varlığının teminatı anlamına geleceğini belirtti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bulgaristan’da miras ve emeklilik haklarının korunabilmesi için seçimlere katılmanın önemine dikkati çeken Erdoğan, “<em><strong>Sandık başına gidelim. Oy hakkımızı kullanalım</strong></em>” diye konuştu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-04-17%20at%2019_22_12.jpeg" style="height:800px; width:595px" /></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 18 Apr 2026 11:39:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/erdogandan-bulgaristan-secimlerine-katilma-cagrisi-1776501827.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Gülistan Doku soruşturmasında eski vali Tuncay Sonel&#039;e soruşturma açıldı</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/gulistan-doku-sorusturmasinda-eski-vali-tuncay-sonele-sorusturma-acildi-3176</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/gulistan-doku-sorusturmasinda-eski-vali-tuncay-sonele-sorusturma-acildi-3176</guid>
                <description><![CDATA[Gülistan Doku soruşturmasında adı geçen eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel hakkında “suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” şüphesiyle soruşturma başlatıldı. Soruşturma kapsamında Sonel açığa alındı. Öte yandan Sonel’in oğlu da aynı soruşturma kapsamında gözaltına alındı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Tunceli'de 5 Ocak 2020'den itibaren kendisinden haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku ile ilgili yürütülen soruşturmada geçtiğimiz günlerde 13 kişi gözaltına alınmıştı.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">VALİNİN OĞLU GÖZALTINDA</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Şahısların arasında&nbsp;Gülistan Doku'nun erkek arkadaşı Zeinal A, Zeinal'ın annesi Cemile Y. ve üvey babası Engin Y. ile Uğurcan A, Celal A, Nurşen A. ve Ferhat Hanedan G, dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel ile Vali Sonel'in o dönem korumalığını yapan Şükrü E. de&nbsp;bulunuyordu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Dün akşam 2 kişi tutuklanırken, 2 isim hakkında da adli kontrol kararı verildi. Eski valinin oğlunun da aralarında olduğu diğer şüpheliler ise bu sabah adliyeye sevk edildi.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">ESKİ VALİ HAKKINDA SORUŞTURMA: SUÇ ŞÜPHESİNE ULAŞILDI</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Soruşturmada yeni bir gelişme yaşandı. Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığınca Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilen yazıda, mevcut delil durumu itibarıyla dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in "<em><strong>suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme suçu</strong></em>" eylemlerini gerçekleştirdiğine dair yeterli suç şüphesine ulaşıldığı bilgisi yer aldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı Bakanlık Muhabere Bürosu tarafından Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığına "<em><strong>Vali Tuncay Sonel</strong></em>" konulu yazı gönderildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Başsavcılığın yazısında, "<em><strong>2020/52</strong></em>" soruşturma sayılı dosya üzerinden 5 Ocak 2020 suç tarihli "<strong><em>kasten insan öldürme</em></strong>", "<strong><em>cinsel saldırı</em></strong>", "<strong><em>suç delillerinin gizlenmesi-yok edilmesi</em></strong>", "<em><strong>bilişim sistemine hukuka aykırı olarak girmek suretiyle verileri yok etme-bozma</strong></em>", "<strong><em>kişiyi hürriyetinden yoksun kılma</em></strong>", "<strong><em>suçu bildirmeme</em></strong>", "<em><strong>suçluyu kayırma</strong></em>" suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel'in de aralarında bulunduğu 13 şüphelinin gözaltına alındığı hatırlatıldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yazıda, şunlar kaydedildi:</span></p>

<p><span style="color:#000000">"Ekte sunulan bilgi ve belgelerden mevcut delil durumu itibarıyla dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in TCK'nin 281/1-2 (suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme suçu) maddesinde düzenlenen eylemleri gerçekleştirdiğine dair yeterli suç şüphesine ulaşıldığı ancak Tuncay Sonel'e ilişkin isnat ve iddiaların kişisel suç niteliğinde olduğu, 5271 sayılı CMK'nin 161/6. maddesi gereğince valilerin kişisel suçlarından dolayı soruşturma yetkisinin suç tarihinde görev yaptıkları ilin bağlı olduğu Bölge Adliye Mahkemesinin bulunduğu yerdeki İl Cumhuriyet Başsavcılığına ait olduğu şeklinde düzenleme bulunması sebebiyle Cumhuriyet Başsavcılığınızca, Tuncay Sonel hakkında mevcut delil durumuna göre değerlendirme yapılmak üzere gereğinin takdir ve ifası rica olunur."</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">AÇIĞA ALINDI</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">İçişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada Sonel'in soruşturma kapsamında açığa alındığı belirtildi.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">ANNE DOKU: HER ŞEYİ OĞLU YAPTI</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Dün adliye önünde bekleyen Gülistan Doku'nun annesi Bedriye Doku, soruşturmanın baş şüphelisinin dönemin&nbsp;Tunceli Valisi Tuncay Sonel&nbsp;olduğunu iddia ederek,&nbsp;"<strong><em>Her şeyi oğlu yapmış, oğlanı tatile göndermiş.</em></strong>" dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Doku, şunları söyledi: "<em><strong>Ben bir anneyim, sizin de çocuklarınız var, iki saat, bir saat, yarım saat kendinizi benim yerime koyun. Çocukları okula gönderin, o sizin çocuklarınız okuldan gelmezse ne yaparsınız? Ben bir anneyim, Allah için bunu yakalayın.</strong></em>"</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bedriye Doku, kızının kemiklerini istediğini belirterek,<strong>&nbsp;</strong>"<em><strong>Ben kızımın kemiklerini almadan ölüme kadar burada oturacağım.</strong></em>" ifadesini kullandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>"GÖZALTINA ALINMASI GEREKEN KİŞİ TUNCAY SONEL'DİR"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Abla Aygül Doku da eski valinin tüm soruşturmanın bilinçli olarak seyrini değiştirdiğini öne sürmüş ve şunları söylemişti: "<strong><em>Dönemin valisi bir ailenin kızını bulmak ve görevini yapmakla yükümlüyken, sırf oğlunu korumak için devletin bütün imkanlarını kullanıp bizi o köprü başında tam 220 gün boyunca bekletti.&nbsp;Bizi orada bekletirken Gülistan'ın intihar ettiğine inanalım diye dönemin Valisi Tuncay Sonel botla geziyordu. Bütün bunların hesabının sorulmasını istiyoruz. Başsavcımızın çalışmasına çok büyük bir saygı duyuyorum ama şu anda&nbsp;gözaltına alınması gereken kişilerden biri dönemin Valisi Tuncay Sonel'dir.&nbsp;Bizim başımıza ne getirdiyse dönemin Valisi Tuncay Sonel getirmiştir. Bunun üstünün örtülmesini istemiyoruz.</em></strong>"</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 13:44:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/gulistan-doku-sorusturmasinda-eski-vali-tuncay-sonele-sorusturma-acildi-1776423308.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bora Özizmirli: SSCB gençlik çeteleriyle neden baş edemedi?</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bora-ozizmirli-sscb-genclik-ceteleriyle-neden-bas-edemedi-3172</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bora-ozizmirli-sscb-genclik-ceteleriyle-neden-bas-edemedi-3172</guid>
                <description><![CDATA[Son dönemde Türkiye'de okullarda yaşanan şiddet olayları ve çocuk yaştaki gençlerin çeteleşmesi sıkça gündeme geliyor. Bu tablo, analist Bora Özizmirli  makalesinde ise,  dikkat çektiği üzere, ister istemez 1980'lerin sonlarında Sovyetler Birliği'nde yaşananları akla getiriyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Son dönemde Türkiye'de okullarda yaşanan şiddet olayları ve çocuk yaştaki gençlerin çeteleşmesi sıkça gündeme geliyor. Bu tablo, analist Bora Özizmirli &nbsp;makalesinde ise, &nbsp;dikkat çektiği üzere, ister istemez 1980'lerin sonlarında Sovyetler Birliği'nde yaşananları akla getiriyor.<br />
<br />
<strong>Bora Özizmirli'nin makalesi şöyle:</strong><br />
<br />
<br />
Son dönemde okullarımızda yaşanan şiddet olayları ve çocuk yaştaki gençlerin çeteleşmesi sıkça gündeme geliyor. Bu manzara, ister istemez 1980'lerin sonlarında Sovyetler Birliği'nde yaşananları hatırlatıyor.</p>

<p><strong>Mihail Gorbaçov'un </strong>iktidara gelmesiyle birlikte uygulanan <strong>“glasnost” (açıklık) ve “perestroyka”</strong> (yeniden yapılanma) politikaları, SSCB'de köklü değişimlere yol açtı. Uzun yıllar kapalı kalan sistem, bir anda Batı kültürüne, tüketim toplumuna ve <strong>Hollywood</strong> filmlerine kapılarını araladı. Bu hızlı açılımın sonuçlarından biri de <strong>mafyalaşma</strong> oldu. Özellikle <strong>13-15 yaşlarındaki çocuklar</strong>, bu kültürel selin en savunmasız kurbanları haline geldi. Mahalle mahalle örgütlenen, şiddet içeren filmlerden ve Batı'dan ithal edilen <strong>“cool”</strong> çete kültüründen etkilenen gençler, kısa sürede <strong>organize suçun</strong> en alt kademelerine sürüklendiler.</p>

<p>Bugün de benzer bir tabloyla karşı karşıyayız. <strong>21. yüzyılın getirdiği </strong>sosyal medya, yapay zeka, hızlı kültürel değişim ve değer erozyonu, birçok devleti hazırlıksız yakaladı. Suç türleri ve yöntemleri kökten değişti. Geleneksel suç anlayışının yerini, <strong>dijital dünyada</strong> şekillenen yeni nesil suçlar ve organize yapılar aldı.</p>

<p>Asıl dikkat çekmek istediğim nokta, Sovyetler Birliği'nin<strong> 80'li yıllarda </strong>kendi gençliğini nasıl kontrol edemediği gerçeğidir. O dönemde yaşanan hızlı sistem değişikliği, toplumun özellikle genç kesimini adeta <strong>savunma mekanizmasından </strong>yoksun bıraktı. Devlet, kültürel ve <strong>sosyal çöküşü</strong> öngöremediği gibi, bu çöküşü yönetecek araçlara da sahip değildi.</p>

<p>Bugün Türkiye'de okullardaki şiddet ve gençlerin çeteleşmesi, sadece bir <strong>“gençlik sorunu”</strong> olmanın ötesinde, devletin ve toplumun<strong> 21. yüzyılın</strong> yeni gerçeklerine karşı hazırlıksızlığının somut bir yansımasıdır. SSCB'nin 40 yıl önceki tecrübesi, bize bu süreçlerin ne kadar hızlı ve yıkıcı olabileceğini gösteriyor.</p>

<p>Dünya artık eski dünya değil. Sanki bir <strong>eşikten geçtik</strong> ve bambaşka bir çağa ayak bastık. Bu değişim, jeopolitiği, iç siyaseti, günlük yaşam biçimlerimizi, <strong>iş hayatımızı, </strong>hatta sevinçlerimizi ve üzüntülerimizi bile derinden etkiledi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">21. YÜZYILIN TEHDİTLERİNE 20. YÜZYIL ÇÖZÜMLERİ YETMEZ</span></span></span></strong></p>

<p>20. yüzyılın değerleri ile 21. yüzyılın gerçekleri arasında uçurumlar var. Suç türleri bile başkalaştı. En çarpıcı örnek: <strong>Dijital dolandırıcılık.</strong> Çoğumuzun haftada birkaç kez karşılaştığı bir gerçek haline geldi. Telefonumuza gelen <strong>sahte mesajlar,</strong> internetteki tuzaklar,<strong> yapay zekâ</strong> destekli yeni sahtekârlık yöntemleri… Eskiden böyle bir tehdit yoktu; şimdi ise neredeyse her gün yeni bir versiyonuyla karşılaşıyoruz.</p>

<p>Devlet, artık namuslu vatandaşını bu görünmez <strong>dolandırıcılara </strong>karşı aktif şekilde korumak zorunda. Bu da <strong>emniyet ve yargı </strong>gibi kurumların kendisini hızla yenilemesinden geçer. Kurumlar kendini yenilemezse,<em> 21. yüzyılın tehditlerine</em> 20. yüzyılın çözümleriyle karşılık vermeye çalışır ve bu toplumları kaçınılmaz olarak gerilemeye, hatta yok oluşa sürükler.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">ÇOCUK YAŞTAKİ ÇETELERLE BAŞ EDEMEYEN SSCB</span></span></strong></span></p>

<p>Sovyetler Birliği'nde suçların cezasız kalması toplumsal birliği doğrudan hedef aldı. <strong>Devlet 80'lerde,</strong> Gorbaçov'un politikaları nedeniyle market fiyatlarını ve stokçuluğu dahi kontrol edemiyordu. Sorun, <strong>13-15 yaşlarındaki</strong> gençlerine de söz geçiremeyecek noktaya varmıştı.</p>

<p>Adalet sistemindeki her açık, toplumda infiale neden olabiliyor. Bu infiallerden biri de <strong>80'li yıllarda Sovyetler Birliği'nde</strong> yaşandı. İşlenen suçların cezasız kalması <strong>toplumsal birliği</strong> doğrudan etkiledi.</p>

<p>Gorbaçov'un <strong>glasnost ve perestroyka</strong> politikaları ülke denetimini büyük ölçüde zayıflattı. Dünyanın en büyük ordularından birine sahip olan<strong> Sovyetler Birliği</strong> içten içe çözülmeye başladı. Neoliberal yaklaşımlar nedeniyle market fiyatlarını ve stokçuluğu denetleyemeyen devlet, gençliğini de kontrol edemez hale geldi. Artan fiyatlara müdahale edemediği gibi,<strong> 13-15 yaşlarındaki</strong> gençlerine de disiplin sağlayamıyordu. Bu, devletteki çürümenin son aşamasıydı.</p>

<p>Ekonomik zorluklar yaşayan Sovyet devleti, <strong>Batı kültürünün </strong>sınırlar içine girmesiyle birlikte toplumda yozlaşmanın arttığını gördü. Gelir dağılımındaki adaletsizlik iyice belirginleşti. <strong>Gorbaçov'un </strong>uygulamaları sonucunda ekonomik buhran ve adaletsizlik yaygınlaştı; Sovyet gençliği <strong>kolay para kazanma y</strong>ollarına başvurdu. Gençlerin ilgi çekici işler, tatmin edici konut, <strong>araba</strong> ve tüketim mallarına talebi, Sovyet ekonomisinin bunu karşılayamaması <strong>büyük bir hayal kırıklığı </strong>ve yoksunluk hissine yol açtı.</p>

<p>Bu yoksunluk hissi, adalet sistemindeki açıklarla birleşince <strong>18 yaş altı gençlerin</strong> mahalle mahalle çeteler kurmasına neden oldu. Çeteler çoğunlukla <strong>13-15 yaşlarındaki </strong>çocuklardan oluşuyordu ve kolay para kazanan gençler simgeleştiriliyordu.</p>

<p>Özellikle Kazan şehrinde her mahallede yaklaşık <strong>100'er kişilik çeteler</strong> türedi. Bu çeteler, Batı toplumlarında görülen kavga, <strong>hırsızlık ve rüşvet</strong> gibi olaylarla Sovyet toplumunu dehşete düşürdü. Kazan'da başlayan çeteleşme <strong>(Kazan fenomeni)</strong>, diğer Sovyet şehirlerine de yayıldı. Bu çeteler günümüzde bile araştırmacıların konusu olmaya devam ediyor. Rusya'da 2023'te bu çeteleri konu alan <strong>“Slovo patsana. Krov na asfalte” (Bir Delikanlının Sözü: Asfaltta Kan)</strong> isimli 8 bölümlük mini dizi yayımlandı. Dizi, <strong>14 yaşındaki sessiz,</strong> sakin ve okulunda başarılı bir öğrencinin, sokak çetelerinin darpları sonucu kendini korumak için <strong>başka bir çeteye </strong>katılmasını anlatıyor.</p>

<p>Araştırmalar, çetelerin yaygınlaşmasının bir nedenini <strong>Sovyet Devleti'nin </strong>gençliğin güvenliğini sağlayamamasına ve gençlerin kendini koruma içgüdüsüyle çetelere katılmasına bağlıyor.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;">BÜYÜK AFLAR VE CEZASIZLIK</span></span></span></strong></p>

<p>Sokak suçlarının artmasında önemli bir rol oynayan etkenlerden biri, hükümetin mahkûmlara yönelik aflarıydı. <strong>Robert Garayev </strong>gibi araştırmacılar, sokak suçlarının ortaya çıkmasını hükümetin mahkûmlara af çıkarmasına bağlıyor. Gorbaçov, <strong>“masum hüküm giymiş kişilere özgürlük” </strong>diyerek neredeyse tüm suçluları serbest bıraktı. Bu aflar özellikle hırsızlık, darp ve adam öldürme gibi asayiş suçlarını kapsıyordu. Yeraltı yaşam tarzını benimsemiş suçlular topluma döndü ve kötü değerleri gençliğe yaydı.(1)</p>

<p>Sovyetlerde büyük afların temeli Kruşçev dönemine <strong>(Stalin'in ölümünden sonra 1953 affı) </strong>uzanır. Diğer önemli aflar <strong>1977 ve Gorbaçov </strong>döneminde gerçekleşti. Gorbaçov'un afı sonrası durum keskin şekilde kötüleşti. Sokaklar tehlikeli hale geldi, polis etkisiz kaldı. <strong>1985-1989</strong> arasında mahkeme kararları azalsa da suç oranı arttı. Yargı ya çalışmıyordu ya da yozlaşmıştı. Dönemin tanıkları, suçluların kamuoyu önünde <strong>ceza almadığını,</strong> saldırıların cezasız kaldığını anlatıyor.<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p>Sovyet vatandaşları için sokağa çıkmak bile çok tehlikeliydi. Polis etkisizdi. 1985 ile 1989 yılları arasında mahkeme kararlarının sayısı azalmasına rağmen suç oranı iyice arttı. Yargı neredeyse çalışmıyordu veya yozlaşmıştı. Örneğin o dönemi anlatan bir Rus vatandaşı, şu açıklamada bulunmuştu:</p>

<p><em><strong>"1989'da bir suçlu tarafından saldırıya uğradım ve suçlunun saldırısından mucizevi bir şekilde kurtuldum. Arkadaşlarımdan biri evinin bahçesinde bir suçludan 18 bıçak yarası aldı ve suçlu yargılanmadı. Bu Gorbaçov'un zamanıydı."(2)&nbsp;</strong></em></p>

<p>Aileler, eğitimciler ve polis olaylara müdahalede çaresizdi. Polis, organize çetelerle yüzleşmeye hazır değildi. Tataristan eski ceza soruşturması başkan yardımcısı <strong>Alexander Avvakumov'</strong>un ifadelerine göre, bir tabur polis gönderilse bile liderleri suçlamak imkânsızdı; yasal dayanak yoktu.(3)<br />
<br />
Organize suç kavramı SSCB Ceza Kanunu'nda yer almıyordu (ancak 1997'de Rusya Federasyonu'nda kabul edildi). Çetelerin doğuşunda, örneğin<strong> Zilka suç örgütünün lideri Khaidar Zakirov'u</strong>n hikayesi gibi, gençlerin kendini koruma amacıyla şiddete başvurduğu ve liderleştiği vakalar görülüyordu.(4)</p>

<p>Eskiden SSCB basınında suç haberleri neredeyse hiç yer almazdı.<strong> 1930-1940'larda Nathan Berman'ın</strong> belirttiği gibi, gençler geleceğe dair kaygı taşımazdı; suç konuları gazetelerde göze çarpmayan köşelere sıkıştırılırdı.(5)<br />
<br />
Ancak 1980'lerde bu tablo tamamen değişti.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;">21. YÜZYILA DERSLER</span></span></strong></span></p>

<p>Sovyet deneyimi gösteriyor ki, hızlı sistem değişikliği toplumun özellikle <strong>genç kesimini </strong>savunma mekanizmasından yoksun bırakabiliyor. Devlet, <strong>kültürel ve sosyal çöküşü</strong> öngöremediği ve yönetemediği için yıkıcı sonuçlarla karşılaştı.</p>

<p>Bugün Türkiye'de okullardak<strong>i şiddet ve çeteleşme,</strong> yalnızca <strong>“gençlik sorunu” </strong>değil; devletin ve toplumun <strong>21. yüzyılın dijital suçları, sosyal medya etkileri </strong>ve değer erozyonuna karşı hazırlıksızlığının yansımasıdır. Dijital dolandırıcılıktan yeni nesil organize suçlara kadar tehditler değişti. Emniyet ve yargı kurumlarının hızla yenilenmesi şarttır.</p>

<p>Sovyetler Birliği'nin <strong>40 yıl önceki tecrübesi,</strong> önlemlerin zamanında alınmaması halinde süreçlerin ne kadar hızlı ve yıkıcı olabileceğ<strong>ini hatırlatıyor. Gençlerimizi gelecek kaygısından uzak, ruhen ve bedenen sağlıklı geliştirmek; onları </strong>suçlulara karşı korumak, devlet ve milletin en temel görevlerindendir.</p>

<p>Bu süreçler, <strong>sosyologlar, hukukçular </strong>ve siyasetçiler tarafından daha derinlemesine araştırılmalı ve gerekli önlemler ivedilikle alınmalıdır. Çünkü adaletin ve önlemlerin gecikmesi, en çok masum gençleri ve toplumsal birliği etkiler.<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p><strong>DİPNOTLAR:</strong></p>

<p>1-<a href="https://www.rbth.com/history/336989-how-were-teenage-gangs-in-ussr-organised"><span style="color:#3498db"><strong>https://www.rbth.com/history/336989-how-were-teenage-gangs-in-ussr-organised</strong></span></a><br />
2-<a href="https://www.rbth.com/history/336989-how-were-teenage-gangs-in-ussr-organised">https://www.quora.com/Why-didnt-the-Soviet-Union-have-a-problem-with-street-gangs</a><br />
3-<a href="https://www.rbth.com/history/336989-how-were-teenage-gangs-in-ussr-organised">https://www.rbth.com/history/336989-how-were-teenage-gangs-in-ussr-organised</a><br />
4-<a href="https://www.degruyterbrill.com/document/doi/10.7591/9781501701689-013/html">https://www.degruyterbrill.com/document/doi/10.7591/9781501701689-013/html</a><br />
5-<a href="https://scholarlycommons.law.northwestern.edu/cgi/viewcontent.cgi?article=2854&amp;context=jclc">https://scholarlycommons.law.northwestern.edu/cgi/viewcontent.cgi?article=2854&amp;context=jclc</a></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 16 Apr 2026 12:03:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/bora-ozizmirli-sscb-genclik-ceteleriyle-neden-bas-edemedi-1776333569.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>CHP’li Ayvalık Belediye Başkanı Ergin neden susuyor?</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/chpli-ayvalik-belediye-baskani-ergin-neden-susuyor-3171</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/chpli-ayvalik-belediye-baskani-ergin-neden-susuyor-3171</guid>
                <description><![CDATA[Ayvalık’ın tanınmış gazetecisi ve Hacı Bektaş Veli Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Yüksel Kalkan 10 Nisan 2026 günü Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin’in kuzeni ve korumalarının da içinde olduğu bir grup tarafından darp edildi. Saldırı sonrasında iki kişi tutuklanırken, Başkan Ergin yalandan da olsa, şiddet olayını kınamadı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">CHP’li Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin’in kuzeni ve koruması ile birlikte 6 kişilik bir grup gazeteci ve Hacı Bektaş Veli Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Yüksel Kalkan’a saldırdı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Belediyede dönen usulsüzlükleri açıkladığı için darp edildiği bildirilen Kalkan’a yönelik saldırı ile ilgili olarak Başkan Ergin 6 gündür herhangi bir kınama açıklaması yapmadı. Bunun yerine, sosyal medyada kendisini emekli astsubay olarak tanıtan Mustafa Karakaşlar isimli hesaptan, saldırıyı haklı göstermeye kalkışan tehditvari bir yayın yapıldı. Başkan Ergin’e ve Karakaşlara tepki çığ gibi büyüdü.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ÖZKAN: YÜKSEL KALKAN YALNIZ DEĞİLDİR!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Gazeteci Yüksel Kalkan başkanı olduğu Hacı Bektaş Veli Kültür ve Dayanışma Derneği’nin bağlı bulunduğu Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Sekreteri Ali Rıza Özkan, kanun tarafında yer alması gereken bir devlet memuru emeklisinin şiddeti haklı çıkarmaya kalkışmasını eleştirdi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Özkan, Karakaşlar’ın yayını ile ilgili olarak yaptığı yorumunda şöyle dedi: “Hem de astsubayım, diyorsunuz. Yazıklar olsun, size! Kanun tarafında değil, şiddet tarafında yer alıyorsunuz. Video kayıtları var. Bir insan küfür dahi etse, şiddetin cezası olduğunu bildiğiniz halde, manipülasyon yapıyorsunuz. Ayvalık halkını böyle sindirmek mi istiyorsunuz? Kim bizi eleştirirse, böyle yaparız, mı demek istiyorsunuz? Kimi tehdit ediyorsunuz? Pir Sultan Abdal’ın ismini bile söyleyemediğiniz halde, Aleviler hakkında atıp tutuyorsunuz. Yüksel Kalkan yalnız değildir. Ayvalık’ta herkes aklını başına alsın. Meydanı boş bulan birilerini dövecekse, birileri de sizin gibi, yayın açıp, o da haddini bilseydi, diyecekse, bu iş çok su kaldırır. Size tavsiyem, eski bir devlet memuru olarak, olmanız gereken yerde olun. Birilerinin tetikçisi olmayın. Şerefli ordumuzun bir mensubuna böyle yayınlar, böyle tehditvar uslup yakışmaz.”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>YILDIZ: KARAKAŞLAR’IN YAYINI KAMUOYUNU YANILTMAYA YÖNELİK!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">İstanbul Gazete ve Haberciler Federasyonu Başkanı Ali Rıza Yıldız da, Mustafa Karakaşlar’ın şiddeti haklı çıkarmaya çalışan yayınına sert tepki gösterdi. Yıldız, “<strong><em>Sırf bir belediye başkanına nasıl yaranırım düşüncesiyle, meslektaşınız olan bir gazetecinin maruz kaldığı ağır saldırıyı görmezden gelmeniz, sizin hangi seviyede durduğunuzu fazlasıyla göstermektedir</em></strong>” ifadelerini kullandı. Yıldız’ın açıklaması şöyle:</span></p>

<p><span style="color:#000000">Anlattıklarınızı ve Türkçenizi anlayabilmek, çözebilmek için adeta bir tercüman ordusuna ihtiyaç var. En temel bir olayı bile açık, anlaşılır ve tutarlı şekilde ifade edemeyen birinin kalkıp millete “<em><strong>sözde gazeteci</strong></em>” yaftası yapıştırmaya çalışması, kamuoyunun takdirine bırakılacak bir trajedi-komedidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bir gazeteci, üstelik 7–8 kişinin saldırısına uğramış, saldırganlardan iki tanesi tutuklanmış, ortada açık bir şiddet olayı varken; siz bütün bunları yok sayıp meseleyi hafifletmeye, itibarsızlaştırmaya ve gerçeği bulandırmaya çalışıyorsunuz. Bu yaklaşımın gazetecilikle uzaktan yakından bir ilişkisi yoktur. Sırf bir belediye başkanına nasıl yaranırım düşüncesiyle, meslektaşınız olan bir gazetecinin maruz kaldığı ağır saldırıyı görmezden gelmeniz, sizin hangi seviyede durduğunuzu fazlasıyla göstermektedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bir televizyon kanalında “<strong><em>genel müdürlük yaptım</em></strong>” diye iddiada bulunuyorsunuz; fakat mesleğin en temel süreçlerinden, basın kartı mevzuatından, uygulama usullerinden bile bihabersiniz. Üstelik “<em><strong>basın kartını altı ayda almış olacak</strong></em>” ya da “<strong><em>altı ayda aldı</em></strong>” şeklindeki iddianız, yönetmeliği hiç okumadığınızı açıkça ortaya koyuyor. Basın kartının hangi aşamalardan geçtiğini bilmeden başkalarına hüküm dağıtmanız, gazeteciliğin nasıl cehalet ve bilgisizlikle erozyona uğratıldığının canlı bir örneğisiniz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Meslektaşınız saldırıya uğramış; siz ise sanki hiçbir şey olmamış gibi, gerçekleri ters yüz eden cümlelerle olayı çarpıtmaya çalışıyorsunuz. Bu mesleğin “<em><strong>ıvır zıvır</strong></em>” dediğiniz unsurları bile, sizden çok daha onurlu, daha tutarlı ve daha vicdanlı bir duruş sergiliyor. İnsan, en azından yaşanan bir şiddet olayı karşısında biraz utanır, biraz ar eder. Fakat sizin olaylara bakışınız ve yorumlama çabanız, ne kadar boş, içi boş ve mesleki anlamda “<em><strong>yok hükmünde</strong></em>” olduğunuzu açıkça ortaya koyuyor. Bugüne kadar doğru düzgün bir haberi olmayan birinin kalkıp gazetecilik dersi vermesi cidden trajiktir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bir kişiye sokakta saldırılmış; bununla ilgili dahi en ufak bir empati kurmadan, hiçbir araştırma yapmadan, meselenin özünü çarpıtacak yorumlar üretmek hem etik dışıdır hem de kamuoyunu yanıltmaya yönelik “<em><strong>sorumsuz beyan</strong></em>” niteliği taşır. Umarım bir gün aynı durum sizin başınıza geldiğinde, bugün başkalarına kolayca yönelttiğiniz “<strong><em>sözde</em></strong>” söylemlerinin ne kadar haksız ve ölçüsüz olduğunu bizzat görürsünüz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ayrıca federasyonlarla ilgili yaptığınız yorumlar da en az diğer ifadeleriniz kadar bilgi dışıdır. “<strong><em>Her dernek federasyona üye olmak zorundadır</em></strong>” gibi bir kural yoktur; zaten Türkiye’deki derneklerin ancak yüzde 2–3’ü federasyonlara bağlıdır. En basit mevzuatı bile bilmeden ahkâm kesmeniz, bu alandaki bilgisizliğinizin boyutunu açıkça göstermektedir. Bu kadar temelsiz bilgiyle siz hangi kanalda, hangi mantıkla çalıştırıldınız, esas sorgulanması gereken budur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Gelelim Ayvalık Belediye Başkanı’nı savunma gayretinize… Bir yöneticinin arkasında, konudan bu kadar kopuk, basın mevzuatını bilmeyen, mesleki yeterlilikten uzak kişilerin duruyor olması, en çok o yöneticinin sorgulaması gereken bir durumdur. Zira bilinir ki:</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kılavuzu karga olanın…</span></p>

<p><span style="color:#000000">Cümlenin geri kalanı her şeyi açıklamaya yeter.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sonuç olarak; gazetecilik iddiasında bulunmak ekranlarda unvan saymakla değil, bilgi, mevzuat bilgisi, birikim ve kamu yararını gözeten etik duruşla mümkündür. Bunlar yoksa geriye sadece gürültü ve kirlilik kalır; gazetecilik değil.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Meslektaşlarım adına söylemek gerekirse: Bu yaklaşımı kınıyor, ayıplıyor ve reddediyorum.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ali Rıza Yıldız<br />
İstanbul Gazete ve Haberciler Federasyonu Başkanı</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 16 Apr 2026 09:56:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/chpli-ayvalik-belediye-baskani-ergin-neden-susuyor-1776322940.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>TÜMER, TDT üyesi ülkelerin STK platformunu ziyaret etti</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/tumer-tdt-uyesi-ulkelerin-stk-platformunu-ziyaret-etti-3170</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/tumer-tdt-uyesi-ulkelerin-stk-platformunu-ziyaret-etti-3170</guid>
                <description><![CDATA[TÜMER, Türk Devletler Teşkilatı üyesi ülkelerin STK platformunu ziyaret etti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Azerbaycan Milli Meclisi milletvekili ve Türk Devletleri Teşkilatı üyesi ülkelerin STK Platformu Genel Sekreteri Azer Allahveranov, Türkiye'den gelen TÜMER heyetini kabul etti.</p>

<p>Görüşmede, Türk devletlerindeki sivil toplum kuruluşları arasında ilişkilerin geliştirilmesi, ortak projelerin hayata geçirilmesi ve Türk dünyasının dayanışmasının güçlendirilmesi konuları ele alındı.</p>

<p>Azer Allahveranov, konuşmasında şu vurguyu yaptı:</p>

<p>“<em><strong>Müasir şartlarda Türk devletlerinde faaliyet gösteren STK'lar arasında ilişkilerin geliştirilmesi ve ortak konularda işbirliğinin derinleştirilmesi, Türk dünyasının birlik ve beraberliğine büyük katkı sağlar.</strong></em>”</p>

<p>“Xocalı Soykırımını Tanıtma” Kamu Birliği Başkanı Şamil Sabiroğlu, TÜMER ile bundan sonra daha sıkı işbirliği yapacaklarını, ortak projeler gerçekleştireceklerini ve Türk dünyasının ortak değerlerini tanıtma çalışmalarını sürdüreceklerini belirtti.</p>

<p>TÜMER Dış İlişkiler Koordinatörü Oktay Hacımusalı, kurumlarının uluslararası işbirliğine özel önem verdiğini ve Azerbaycan’daki kuruluşlarla ilişkileri genişletmek istediklerini ifade etti.</p>

<p>TÜMER Başkanı Onur Beyhan, Azerbaycan ziyaretinden duyduğu memnuniyeti dile getirerek şöyle konuştu:</p>

<p>“<em><strong>Bu ziyaret sırasında yapılan görüşmeler, Türk dünyası ile ilgili gelecekteki önemli adımlar ve ortak faaliyetler için sağlam bir temel oluşturuyor. Bundan sonra da Azerbaycan’daki ortaklarımızla aynı istek ve kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz.</strong></em>”</p>

<p>Görüşme, karşılıklı bilgi alışverişinin artırılması ve işbirliğinin geliştirilmesi konusunda mutabakatla sona erdi. Katılımcılar, hatıra fotoğrafı çektirdi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 16 Apr 2026 09:37:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/tumer-tdt-uyesi-ulkelerin-stk-platformunu-ziyaret-etti-1776321922.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Üç ülkeden canlar buluştu, Akın Çetin Dede posta oturdu</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/uc-ulkeden-canlar-bulustu-akin-cetin-dede-posta-oturdu-3169</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/uc-ulkeden-canlar-bulustu-akin-cetin-dede-posta-oturdu-3169</guid>
                <description><![CDATA[Seyyid Ali Sultan (Kızıldeli) Ocağı’da geçtiğimiz günlerde, tarihi bir olay yaşandı. 3 ülkeden dedelerinin katılımı ve onayı ile yürütülen erkan ile Akın Çetin dede postuna oturdu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / EDİRNE</strong> – Edirne Seyyid Ali Sultan (Kızıldeli) Ocağı’nda Trakya, Balkanlar ve Avrupa’daki Alevi-Bektaşi toplumunu bir araya getiren anlamlı bir erkan yürütüldü. </span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/A%C3%874.png" style="height:450px; width:760px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">Yunanistan, Bulgaristan ve Türkiye’den gelen inanç önderleri ile çok sayıda canın katılımıyla düzenlenen törende, <strong>Akın Çetin</strong>&nbsp;Musayiplik Erkanı ve rızalık alınmasıyla “<strong><em>Dedelik Postu</em></strong>”nu teslim aldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Balkanlar’ın İnanç Önderleri Şahitlik Etti</strong></span></p>

<p><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/A%C3%873.png" style="height:450px; width:760px" /></p>

<p><span style="color:#000000">Yaklaşık 250 kişinin katılımıyla gerçekleşen bu tarihi buluşma, üç ülkedeki inanç birliğini bir kez daha perçinledi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Trakya ve Bulgaristan Başdedesi <strong>Mustafa Çetin</strong>’in önderliğinde yürütülen erkanda, Yunanistan Başdedesi <strong>Hasan Apti </strong><strong>Dede</strong>, <strong>Apti Pençal Dede</strong>, <strong>Ahmet Paşa Dede</strong>, <strong>Mehmet Koç Dede</strong> ve Seçek Azınlık Eğitim ve Kültür Derneği Başkanı <strong>Necmettin K</strong><strong>a</strong><strong>hya</strong> hazır bulundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bulgaristan heyetinden ise Kırcaali Cemevi Başkanı <strong>Mustafa Ali Mustafa</strong>, Koşukavak’tan <strong>Ali Bodur Dede</strong> ve Alvanlar’dan <strong>Veli Horasan</strong> <strong>Dede</strong> törene iştirak ederek bu manevi sorumluluğa şahitlik ettiler.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Erkan ve El Verme Geleneği Yaşatıldı</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/A%C3%872.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Bölgenin önemli inanç merkezlerinden temsilcilerin katıldığı törende, inancın kadim geleneği olan “<strong><em>el verme</em></strong>” ritüeli gerçekleştirildi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Zakirler Başkanı <strong>Hasan Hocaoğlu</strong>, Eskikadın Köyü Seyyid Ali Sultan Cemevi Dedesi <strong>Mustafa Uslu</strong>, Yeniköy Dedesi <strong>Ferudun Özkan</strong>, Meriç Karababa Tekkesi Dedesi <strong>Hüseyin Öner</strong> ve Türbedar <strong>Ali İhsan Arabacı</strong> gibi isimlerin huzurunda, Akın Çetin canların onayı ve dedelerin duasıyla dedelik postuna oturdu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Kurbanlar Kesildi, Lokmalar Paylaşıldı</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/A%C3%871.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Üç ülkeyi manevi bir köprüyle bağlayan tören, Musahiplik Erkanı’na uygun olarak kesilen kurbanlar ve hazırlanan lokmaların paylaşılmasıyla devam etti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Katılımcılar, bölgedeki Alevi-Bektaşi kültürünün canlılığını korumasından duydukları memnuniyeti dile getirirken, Akın Çetin Dede’nin yeni görevinin hayırlara vesile olmasını temenni ettiler.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 15 Apr 2026 17:34:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/uc-ulkeden-canlar-bulustu-akin-cetin-dede-posta-oturdu-1776263990.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Alevi derneği başkanı gazeteciyi CHP’liler darp etti!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-dernegi-baskani-gazeteciyi-chpliler-darp-etti-3166</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-dernegi-baskani-gazeteciyi-chpliler-darp-etti-3166</guid>
                <description><![CDATA[Balıkesir’in Ayvalık ilçesinde, CHP’li belediyenin faaliyetlerini haber yapan gazeteci Yüksel Kalkan, 4 gün önce sabah saatlerinde bir saldırıya uğradı. İddialara göre, belediye başkanının özel koruması ve kuzeni dahil 6 kişilik grup tarafından darp edilen Kalkan’ın yüzü kanlar içinde kaldı. Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin’in olayın üzerinden 4 gün geçmesine rağmen herhangi bir açıklama yapmaması Ayvalık halkı tarafından tepki ile karşılandı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">CHP Alevilere yönelik yeni bir skandala imza attı! Balıkesir’e bağlı Ayvalık ilçe belediyesindeki usulsüzlük iddialarını ve Ticaret Odası seçimlerindeki baskı çarkını gün yüzüne çıkaran gazeteci Yüksel Kalkan, Başkan Mesut Ergin’in kuzeni ve korumasının da içinde bulunduğu bir grup tarafından saldırıya uğradı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yükselen Haber Web TV’nin sahibi ve TRT ilçe muhabiri de olan Yüksel Kalkan, saldırı sonrasında Ayvalık Devlet Hastanesi’ne giderek darp raporu aldı ve şikayetçi oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/HF3s-izbwAAFfLx.jpg" style="height:800px; width:662px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">Ayvalık belediyesinde son dönemde gündeme gelen usulsüzlüklerle ilgili korkusuz haberleri ile tanınan Kalkan,&nbsp;“<em><strong>Ayvalık Belediyesi’ne karşı yaptığım haberlerden dolayı, belediyenin koruması ve yanında getirdiği 6-7 kişi tarafından saldırıya uğradım</strong></em>”&nbsp;dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Gazeteci Yüksel Kalkan’ı, ağır şekilde darp eden saldırganlardan, CHP Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin’in kuzeni Faruk Ergin ve Kubilay Kılıç’ın tutuklandığı diğer 2 kişi Ali Zabun ve Arda Bayri’nin ise adli kontrol şartı ile serbest bırakıldıkları öğrenildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>BAŞKAN ERGİN’İN SESSİZLİĞİ SUÇU İKRAR MI?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Yüzü kanlar içinde kalan Kalkan, yaşananları sosyal medyada paylaşırken olayın çarşı ortasında, polis ekiplerine yakın bir noktada ve güvenlik kameralarının bulunduğu alanda gerçekleştiği belirtildi. Saldırı basın camiasında ve siyasi çevrelerde tepkiyle karşılandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kuzeni Faruk Ergin’in de aralarında bulunduğu 6 kişi tarafından darbedilen Kalkan’ın kamerası kırılırken, Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin’in saldırı konusunda hiçbir tepki göstermemesi, saldırı emrini asıl kim verdi, sorusunu da gündeme taşıdı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>GAZETECİ KALKAN, ALEVİ DERNEĞİ BAŞKANI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Gazeteci Yüksel Kalkan, aynı zamanda Ayvalık Hacı Bektaş Veli Kültür ve Dayanışma Derneği’nin de başkanı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Aynı zamanda Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu üyesi olan Ayvalık Hacı Bektaş Veli Kültür ve Dayanışma Derneği başkanı Kalkan ilçede yoğun ilgi gören Aşure etkinlikleri ve ihtiyaç sahibi öğrencilere yönelik düzenlediği yardım kampanyaları ile tanınıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>HORASAN ERENLERİ KALKAN’A SAHİP ÇIKTI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Saldırının duyulmasının ardından açıklama yapan Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Erdem Cömert faillerin mutlaka hesap vereceğini vurgularken, CHP’li belediyelerin Alevilere yönelik yaklaşımı açısından örnek teşkil eden saldırı konusunda Özgür Özel’i özür dilemeye çağırdı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<strong><em>Ayvalık gibi bir yerde üyemize saldırı bize de yapılmış demektir. Özgür Özel CHP’sinin Alevilere bakış açısının da bir göstergesidir</em></strong>” ifadelerini kullanan Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Cömert “<strong><em>menfur saldırıyı kınamamaları halinde, CHP’ye karşı çok daha etkili tepki vereceğimizi herkes bilmelidir</em></strong>” dedi.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 22:36:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/alevi-dernegi-baskani-gazeteciyi-chpliler-darp-etti-1776196899.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Seyyid Hacı Kureyş Dergâhı’ndan Cuma Rıza Gecesi’ne davet</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/seyyid-haci-kureys-dergahindan-cuma-riza-gecesine-davet-3165</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/seyyid-haci-kureys-dergahindan-cuma-riza-gecesine-davet-3165</guid>
                <description><![CDATA[Seyyid Hacı Kureyş Dergâhı Derneği, "Cuma Rıza Gecesi Muhabbet Cemi" kapsamında Muhammed bin Vasi’nin hayatı ve menkıbeleri üzerine bir sohbet düzenliyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / ANKARA–</strong> Seyyid Hacı Kureyş Dergâhı Derneği, manevi iklimin paylaşıldığı geleneksel buluşmalarına devam ediyor. Dernek binasında düzenlenecek olan "<strong><em>Cuma Rıza Gecesi Muhabbet Cemi</em></strong>", bu hafta da canları bir araya getirmeye hazırlanıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Evliyaların İzinde Bir Muhabbet: Muhammed bin Vasi</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">16 Nisan 2026 Perşembe günü gerçekleştirilecek olan programda, İslam tasavvuf tarihinin önemli eserlerinden biri olan Tezkiretü’l-Evliya’dan seçkin hatıralar paylaşılacak. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu haftaki sohbetin merkezinde, takvası ve hikmetli sözleriyle tanınan büyük arif Muhammed bin Vasi’nin hayatı ve menkıbeleri yer alacak.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Gönül bağlarının güçleneceği bu anlamlı akşamda, evliyaların yaşamlarından süzülen dersler ve hatıralar eşliğinde manevi bir yolculuğa çıkılacak.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Program Bilgileri:</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Seyyid Hacı Kureyş Dergâhı Derneği tarafından yapılan açıklamada, tüm canlar bu rıza lokmasına ve muhabbet sofrasına davet edildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tarih: 16 Nisan 2026<br />
Saat: 16.00 – 20.00<br />
Konu: Tezkiretü’l-Evliya (Evliyalardan Hatıralar) – Muhammed bin Vasi<br />
Yer: İlkiz Sokak No: 20/4 Sıhhiye / ANKARA</span></p>

<p><span style="color:#000000">"<em><strong>Gelin canlar bir olalım,</strong></em>" şiarıyla düzenlenen bu özel buluşmada, Ankara Sıhhiye’deki dernek merkezinde tüm dostlar ve gönüldaşlar bekleniyor.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 17:58:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/seyyid-haci-kureys-dergahindan-cuma-riza-gecesine-davet-1776179434.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Gülistan Doku’nun katil veya katilleri bulundu mu?</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/gulistan-dokunun-katil-veya-katilleri-bulundu-mu-3163</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/gulistan-dokunun-katil-veya-katilleri-bulundu-mu-3163</guid>
                <description><![CDATA[Adalet Bakanı Akın Gürlek, Gülistan Doku’nun kaybolmasına ilişkin yürütülen soruşturmada gelinen son noktaya dair dikkat çeken bir açıklama yaptı. Sosyal medya hesabından paylaşımda bulunan Gürlek, Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında önemli bir adım atıldığını ve gözaltı işlemlerinin gerçekleştirildiğini bildirdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / TUNCELİ</strong> – 5 Ocak 2020’den bu yana kendisinden haber alınamayan Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku soruşturmasında, dosyanın seyrini tamamen değiştiren bir operasyon gerçekleştirildi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatıyla 7 ilde düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda, aralarında kamu görevlilerinin yakınlarının da bulunduğu 11 kişi gözaltına alındı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Cinayet ve Örtbas Şüphesi: 11 Gözaltı</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Adalet Bakanı Akın Gürlek, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada soruşturmada "<strong><em>önemli bir adım</em></strong>" atıldığını duyurdu. "<em><strong>Kayıp</strong></em>" dosyasından "<strong><em>cinayet</em></strong>" şüphesine evrilen soruşturma kapsamında, Doku’nun erkek arkadaşı <strong>Z.A.</strong>, Z.A.’nın eski polis olan üvey babası <strong>E.Y.</strong> ve dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in oğlu <strong>M.T.S.</strong>’nin de aralarında bulunduğu 11 şüpheli yakalandı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Toplam 13 isim hakkında gözaltı kararı bulunduğu öğrenildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Gizli Tanık "Şubat"ın İfadeleri Dosyayı Sarsıttı</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Soruşturmanın seyrini değiştiren en önemli gelişme, 2025 yılında ortaya çıkan "<strong><em>Şubat</em></strong>" kod adlı gizli tanığın beyanları oldu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Gizli tanık, Doku’nun olay günü öldürüldüğünü, cansız bedeninin bulunmaması için birden fazla kez yer değiştirildiğini iddia etti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu ifadeler doğrultusunda yapılan yer altı görüntüleme çalışmalarında, mezar görünümü taşıyan şüpheli boşluklar saptandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Kayıp Dosyasından Organize Suç Şüphesine</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Soruşturma birimlerinin odağında artık sadece bir kaybolma hadisesi değil,&nbsp;<strong>kasten öldürme, delil karartma, dijital verilerin silinmesi ve kamu nüfuzunun kullanılması</strong> iddiaları bulunuyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Dosyaya giren yeni detaylara göre:</span></p>

<ul>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Gülistan Doku’ya ait SIM kartın, Valilik tarafından aileden teslim alındığı ancak soruşturma makamlarına verilmediği iddia ediliyor.</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Dönemin Valisi’nin oğlu M.T.S.’nin olay gecesine ait araç hareketlerinin teknik incelemeye alındığı belirtiliyor.</span></p>
	</li>
</ul>

<p><span style="color:#000000"><strong>Süreçte Ne Olmuştu?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">5 Ocak 2020’de Tunceli’de kaybolan Gülistan Doku için Munzur Çayı ve Uzunçayır Baraj Gölü’nde yapılan aylarca süren aramalardan sonuç alınamamıştı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Dosyanın baş şüphelisi Zeinal Abakarov daha önce adli kontrolle serbest bırakılmış, polis olan üvey babası E.Y. ise kişisel verileri hukuka aykırı yaymaktan meslekten ihraç edilmişti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Operasyonun, yıllardır süren karanlık noktaları aydınlatması bekleniyor.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 15:43:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/gulistan-dokunun-katil-veya-katilleri-bulundu-mu-1776170993.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Çepni Dernekleri Federasyonu’ndan önemli panel: &quot;Kayıp Türkler&quot; tarih yolculuğuna çıkıyor</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cepni-dernekleri-federasyonundan-onemli-panel-kayip-turkler-tarih-yolculuguna-cikiyor-3162</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cepni-dernekleri-federasyonundan-onemli-panel-kayip-turkler-tarih-yolculuguna-cikiyor-3162</guid>
                <description><![CDATA[Çepni Dernekleri Federasyonu (ÇEPFED), Anadolu tarihinin derinliklerine ışık tutacak önemli bir panel serisine başlıyor. Serinin ilk programında, araştırmacı-yazar Ali Rıza Özdemir konuk edilerek, Osmanlı arşivlerindeki çarpıcı belgeler ışığında Türkmen aşiretlerinin tarihsel dönüşümü ele alınacak.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Çepni Dernekleri Federasyonu (ÇEPFED), Anadolu tarihinin derinliklerine ışık tutacak önemli bir panel serisine başlıyor. Serinin ilk programında, araştırmacı-yazar Ali Rıza Özdemir konuk edilerek, Osmanlı arşivlerindeki çarpıcı belgeler ışığında Türkmen aşiretlerinin tarihsel dönüşümü ele alınacak.</p>

<p><strong>Tarihin Gizli Sayfaları Aralanıyor</strong></p>

<p>Panelin ana gündem maddesini, Ali Rıza Özdemir’in büyük ses getiren "Kayıp Türkler: Kürtleşen Türkmen Aşiretleri" kitabı oluşturuyor. Etkinlikte; Osmanlı arşivlerinde "Türkmen" kaydıyla yer alan ancak zamanla kültürel ve dilsel etkileşimlerle Zazaca ve Kürtçe öğrenen aşiretlerin sosyolojik ve tarihsel serüveni detaylandırılacak.</p>

<p>ÇEPFED Başkanı Muhammet Arif Genç'in öncülüğünde düzenlenen bu dijital buluşma, kimlik ve kültür tarihine ilgi duyan herkesi bir araya getirmeyi hedefliyor.</p>

<p><strong>Etkinlik Detayları ve Katılım Bilgileri</strong></p>

<p>Pandemi sonrası dijitalleşen bilgi paylaşım ağını etkin kullanan federasyon, paneli <strong>Zoom</strong> platformu üzerinden canlı olarak gerçekleştirecek.</p>

<p><strong>&nbsp; Tarih:</strong> 11 Nisan 2026, Cumartesi<br />
<strong>&nbsp; Saat:</strong> 21:00 (TSİ)<br />
&nbsp;<strong> Konuşmacı:</strong> Ali Rıza Özdemir<br />
<strong>&nbsp; Moderatör/Ev Sahibi:</strong> Muhammet Arif Genç (ÇEPFED Genel Başkanı)</p>

<p><strong>Canlı Yayına Katılım İçin:</strong><br />
<strong>Toplantı Bağlantısı</strong>:<a href="https://www.google.com/search?q=https://us05web.zoom.us/j/89757306728%3Fpwd%3DqDVtabqLVi9Ku6ykSQo6ZarWWIpGvI.1"><span style="color:#2980b9"><strong> [Buraya Tıklayın](https://www.google.com/search?q=https://us05web.zoom.us/j/89757306728%3Fpwd%3DqDVtabqLVi9Ku6ykSQo6ZarWWIpGvI.1)</strong></span></a><br />
Toplantı Kimliği: 897 5730 6728<br />
Parola:8Ju8mX</p>

<p>Tarihin tozlu raflarından bugüne uzanan bu köklü hikâyeyi birinci ağızdan dinlemek ve merak edilen sorulara yanıt bulmak isteyen tüm tarih dostları davetlidir.<br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 11 Apr 2026 16:59:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/cepni-dernekleri-federasyonundan-onemli-panel-kayip-turkler-tarih-yolculuguna-cikiyor-1775916592.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bora Özizmirli: Türk Avrasyacılığı, devletimizin temel dış politikası olmalıdır</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bora-ozizmirli-turk-avrasyaciligi-devletimizin-temel-dis-politikasi-olmalidir-3161</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bora-ozizmirli-turk-avrasyaciligi-devletimizin-temel-dis-politikasi-olmalidir-3161</guid>
                <description><![CDATA[Bora Özizmirli meslektaşı Ali Rıza Özkan ile beraber uzun yıllardır üzerinde çalıştıkları “Türk Avrasyacılığı” kavramını bir kez daha gündeme taşıdı. Özizmirli, klasik Rus Avrasyacılığı’ndan ayrılan “Türk Avrasyacılığı”nın merkezine Türk milletini ve Müslüman dünyayı yerleştirdiğini, vurguladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bora Özizmirli meslektaşı <strong>Ali Rıza Özkan</strong> ile beraber uzun yıllardır üzerinde çalıştıkları <strong>“Türk Avrasyacılığı” </strong>kavramını bir kez daha gündeme taşıdı. Özizmirli, klasik Rus Avrasyacılığı’ndan ayrılan “Türk Avrasyacılığı”nın merkezine Türk milletini ve Müslüman dünyayı yerleştirdiğini, vurguladı.&nbsp;<br />
<br />
Bora Özizmirli’ye göre, bugün<strong> Siyonizm ve emperyalizm</strong> tehdidi altında bulunan coğrafyanın Türk Avrasyacılığı düşüncesine ve ittifakına şiddetle ihtiyacı var. Bu nedenle kavramın Türkiye’nin dış politikasının temel ilkesi haline getirilmesi ve devlet politikası yapılması gerektiğini savundu.<br />
<br />
<strong>Bora Özizmirli'nin yazısının tam metni şöyle:</strong><br />
<br />
Değerli büyüğüm ve meslektaşım <strong>Ali Rıza Özkan’ın</strong> yıllar önce bana bahsettiği ve &nbsp;yıllardır birlikte üzerinde fikir yürüttüğümüz “Türk Avrasyacılığı” kavramını ele almak istiyorum.</p>

<p>Bu düşünce, klasik <strong>Rus Avrasyacılığı’ndan </strong>farklıdır. Merkezinde Türk milleti ve Müslüman dünya yer alır; ancak Rusya’yı da dost olarak gören kapsayıcı bir yaklaşımdır. Ne körü körüne <strong>Rus sevdalısıyız </strong>ne de katıksız Rus düşmanıyız. Bizim için asıl önemli olan, Türkiye’nin ve ezilen coğrafyanın geleceğidir.</p>

<p>Bugün Siyonizm ve emperyalizm tehdidi altında bulunan coğrafyanın, Türk Avrasyacılığı düşüncesine ve ittifakına şiddetle ihtiyacı vardır. Bu nedenle <strong>Türk Avrasyacılığı’nı</strong> dış politikamızın temel ilkesi haline getirmeli ve devlet politikası yapmalıyız.</p>

<p><strong>Türk Avrasyacılığı,</strong> Büyük Türk Milleti’nin Avrasya’daki devletler ve ezilen milletlerle kuracağı çok boyutlu ittifakın adıdır. Bu ittifak; siyasi, askeri, ekonomik ve kültürel alanlarda derinleşmelidir.</p>

<p><strong>Doğal etki alanımız üç halkadan oluşur: </strong>&nbsp;<br />
<br />
<strong>1. İlk halka:</strong> Türk devletleri &nbsp;<br />
<strong>2. İkinci halka: </strong>Osmanlı coğrafyasında kurulan devletler &nbsp;<br />
<strong>3. Üçüncü halka:</strong> Geniş Müslüman dünya &nbsp;</p>

<p>Türk Avrasyacılığı yalnızca Türk milletinin değil, bütün ezilen milletlerin de yararınadır. Atalarımızdan miras aldığımız cesaret, bilgelik, <strong>yardımlaşma</strong> ve fedakârlık gibi değerler, bugün tüm insanlığın en büyük ihtiyacı haline gelmiştir. Özellikle savaş ve kriz dönemlerinde dünya, Türklerin adalet anlayışına, paylaşma geleneğine ve fedakârlığına yeniden ihtiyaç duymaktadır.</p>

<p><em><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Türk Avrasyacısı, ülkelerin bağımsızlığına ve egemenliğine saygılıdır.</span></span></strong></em><br />
<br />
<strong>ABD-İSRAİL, AVRUPA BİRLİĞİ’Nİ DE HEDEFE KOYMUŞTUR</strong></p>

<p>Bu fikir bizden önce de çeşitli vesilelerle dile getirildi. Ancak <strong>Trump-Netanyahu</strong> işbirliğinin yarattığı yeni saldırganlık ortamı göz ardı edildiği sürece, Türk Avrasyacılığı’nın neden bu kadar acil bir ihtiyaç olduğu tam olarak anlaşılamaz.</p>

<p><strong>ABD-İsrail ittifakı, </strong>yakın gelecekte Türkiye’yi ve Türk coğrafyasını hedef almaktadır. Hedeflerinde sadece Türkler değil, bütün ezilen milletler vardır. Müslüman ve Türk cumhuriyetleri ile birlikte <strong>Avrupa Birliği </strong>de bu tehdidin kapsamındadır. İşin diğer tarafı ABD'nin Avrupa Birliği'ni hefede koyduğunu 2022'den beri yazıyorum.</p>

<p>Aslında ABD-İsrail ekseninin bir numaralı hedefleri arasında Türkiye, Arap coğrafyası, Azerbaycan ve Orta Asya Türk devletleri öne çıkmaktadır. Bu durum, Türk devletleriyle birlikte <strong>Rusya’nın</strong> stratejik önemini de artırmaktadır. <strong>Trump-Netanyahu</strong> işbirliğinin hedefindeki tüm ülkelerle dostluk ve işbirliğini geliştirmek, artık bir zorunluluk haline gelmiştir.</p>

<p>Öte yandan aynı ittifak, <strong>Avrupa’yı da </strong>hedef tahtasına koymuştur. Trump’ın izlediği politika, <strong>Monroe Doktrini’ne</strong> benzer şekilde Avrupa’yı da kendi etki alanı ilan etme eğilimindedir. İngiltere, İspanya, Almanya gibi ülkelerle sorun yaşamaktadır. Eğer <strong>Avrupa Birliği, </strong>ABD’nin bu baskılarına direnecekse, Türkiye’nin tecrübesine ve liderliğine ihtiyaç duyacaktır.</p>

<p>15 Temmuz’dan bu yana <strong>Sayın Cumhurbaşkanımızın </strong>liderliğinde Türkiye, ABD ile dişe diş bir mücadele vermektedir. Avrupa’nın da bu mücadelede <strong>Türkiye’nin</strong> birikimlerinden yararlanması elzemdir. Aksi takdirde koskoca <strong>Avrupa,</strong> ABD’nin sömürgesi haline düşme riskiyle karşı karşıya kalacaktır.</p>

<p>Unutulmamalıdır ki;<strong> Cumhurbaşkanımızın önderliğindeki</strong> Türkiye, bugün sadece Türklerin değil, bütün mazlum milletlerin en önemli koruyucusu konumundadır. Geçmişte Avrupa’nın Türklere ve Müslümanlara yönelik hataları olsa da, bugün Avrupa’nın Türkiye’nin yardımına ihtiyacı vardır.</p>

<p>Sadece Rusya ve direnen Avrupa değil; ABD’nin hedefindeki her ülke, <strong>Türk Avrasyacılarının </strong>doğal müttefikidir. Rusya, <em><strong>Afganistan, Endonezya, Pakistan, İran, Avrupa</strong></em>… Amerika’nın karşısında yer alan herkesle dostluk ve işbirliğine açığız.</p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;">TÜRK AVRASYACILIĞI RUSYA’NIN DA YARARINADIR</span></span></strong></p>

<p>Rusya konusunda net olmalıyız: Ne körü körüne <strong>Rusya’yı desteklemeli </strong>ne de onu dışlamalıyız. Rusya’yı da kucaklayan bir anlayışa sahip olmalıyız.</p>

<p>Rusya açısından bakıldığında, <strong>Orta Asya’daki Türk devletlerinin</strong> bağımsızlığına saygı göstermek zorundadır. Eski Sovyetler Birliği’ni örnek göstererek Türk cumhuriyetlerinin egemenliğine gölge düşürecek herhangi bir tutum, hem Türk devletleriyle ilişkileri bozar hem de siyonizmin ve emperyalizminin ekmeğine yağ sürer.</p>

<p>Bu nedenle <strong>Türkler ile Rusların</strong> kader birliği yapması ve karşılıklı saygıya dayalı bir dostluk kurması en sağlıklı ve zorunlu yoldur. Özellikle <strong>Rusya’nın Azerbaycan ve Kazakistan </strong>konusunda zaman zaman sergilediği üstenci tavırlar rahatsız edicidir. Rusya, Türk dünyasında etkili olmak istiyorsa, Türkistan coğrafyasını kendi arka bahçesi olarak görmekten vazgeçmelidir.</p>

<p>Karşılıklı egemenliğe saygı temelinde atılacak her adım, Rusya’nın da uzun vadeli yararına olacaktır. Dugin gibi isimlerin Trump’ı öven ve hatta <strong>“Trump Devrimi” </strong>kitabı yazan yaklaşımları ise bu süreçte yanlıştır.</p>

<p>Önümüzdeki dönemde geliştirmemiz gereken jeopolitik vizyon şudur:</p>

<p>- Türk Avrasyacılığı <strong>anti-emperyalist ve anti-siyonisttir. &nbsp;</strong><br />
- Türk Avrasyacılığı <strong>tam bağımsızlıkçıdır. &nbsp;</strong><br />
- Türk Avrasyacılığı <strong>Atlantik blokuna karşıdır.</strong> &nbsp;<br />
- Türk Avrasyacılığı, sadece Türklerin değil, <strong>ABD VE İSRAİL'İn</strong> sömürmek ve ezmek istediği tüm milletlerin dostu ve müttefikidir. &nbsp;<br />
- Türk Avrasyacılığı, bütün devletlerin bağımsızlığını ve refahını koruyan yeni bir dünya anlayışının adıdır.</p>

<p>Türk Avrasyacılığı; devletimizin temel dış politikası olmalıdır.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 21:04:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/bora-ozizmirli-turk-avrasyaciligi-devletimizin-temel-dis-politikasi-olmalidir-1775845605.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Aytekin Özkuzukıran Dede ve akademisyen Coşkun Kökel’e çirkin iftira!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/aytekin-ozkuzukiran-dede-ve-akademisyen-coskun-kokele-cirkin-iftira-3160</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/aytekin-ozkuzukiran-dede-ve-akademisyen-coskun-kokele-cirkin-iftira-3160</guid>
                <description><![CDATA[Kimliği belirsiz kişi veya kişilerin, akademisyen Dr. Coşkun Kökel ve Şah Kalander Veli Ocağı evladı Aytekin Özkuzukıran Dede’yi hedef alan ağır hakaret ve iftiraları büyük tepki topladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ - ANKARA</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Bir sosyal medya platformu üzerinden, isimlerini gizleyen kişi veya kişilerin, Munzur Üniversitesi Sosyoloji Ana Bilim Dalı’nda görevli öğretim üyesi Dr. Coşkun Kökel ve Şah Kalander Veli Ocağı evladı Aytekin Özkuzukıran Dede’yi hedef alan ağır hakaret ve iftiraları büyük tepki topladı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bilimsel çalışmaları ve ocak evladı olarak tanınan isimlere yönelik başlatılan “itibar suikastı” girişimi, skandal bir karalama kampanyası olarak nitelendiriliyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İSİMSİZ KLAVYELERİN KAHRAMANLARI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Herhangi bir somut delil sunmadan, bir “<strong><em>uyarı metni</em></strong>” görüntüsü altında yayılan mesajlarda, akademisyen Coşkun Kökel ve Aytekin Özkuzukıran hakkında “<em><strong>dolandırıcılık</strong></em>” ve “<strong><em>sahte kimlik</em></strong>” iddiaları ortaya atıldı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Mesajı yayanların kendi isimlerini gizlemesi, yapılan saldırının etik dışı ve korkakça bir iftira operasyonu olduğunu gözler önüne serdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Haber sitemize açıklama yapan Şah Kalender Veli Ocağı evladı Aytekin Özkuzukıran Dede, bu paylaşımdan Mahmutoğlan köyünden Mustafa Güney vasıtası ile haberdar olduğunu ve bu iftirayı atanın mutlaka “<strong><em>dâr meydanı</em></strong>”nda hesap vereceğini, vurguladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>HUKUKİ SÜREÇ BAŞLIYOR</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Hedef alınan mağdurlar ve yakın çevrelerinden edinilen bilgilere göre, bu çirkin iddiaların odağındaki isimler konuyu yargıya taşımaya hazırlanıyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Yapılan açıklamada, dijital izlerin takip edildiği ve bu iftiraları üreten, yayan ve destekleyen tüm odakların Türk Ceza Kanunu’nun “<em><strong>Hakaret</strong></em>” ve “<strong><em>İftira</em></strong>” suçlarını düzenleyen maddeleri uyarınca adalet önünde hesap vereceği belirtildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>TOPLUMDAN TEPKİ YAĞIYOR!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Yıllardır Çubuk bölgesinin kültürel mirası ve inanç yapısı üzerine akademik ve saha çalışmaları yürüten akademisyen Dr. Kökel’in ve Ocak evladı Aytekin Özkuzukıran Dede’nin bu şekilde hedef gösterilmesi, yöre dernekleri ve sivil toplum kuruluşları tarafından da kınandı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Çubuk yöresinden sitemize konuşan konu hakkında bilgi sahibi kişiler, “<strong><em>Yıllardır tanıdığımız, emeklerine şahit olduğumuz insanlara yönelik bu karanlık ağızla yazılmış metinleri reddediyoruz. Bu bir skandaldır</em></strong>”, diyerek mağdurlara destek verdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bilimsel ve inançsal çalışmaları engellemek amacıyla başvurulan bu provokasyonun, hangi karanlık odakların eliyle hayata geçirildiğinin yargı kararıyla gün yüzüne çıkarılması bekleniyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İŞTE; O İFTİRA PAYLAŞIMI!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-04-08%20at%2019_05_31(1).jpeg" style="height:800px; width:372px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">“Değerli muhtarım ve dernek başkanlarım herkese merhabalar, son zamanlarda yöremiz üzerinde kirli düşünceleri olan bir takım insanların yöreye gelerek ya da sizleri arayarak bazı yerlere davet ettiğini biliyoruz. Bu kişiler için araştırmalarımızı derinlemesine yapmış ve kim olduklarını gayet iyi bilmekteyiz. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Birinci isim Coşkun Kökel bu adam yöremize araştırmacıyım diyip, dedeyim diyip dadanmış durumda. Araştırmalarımız sonucunda bu adamın Alevi köy ve derneklerini dolandırdığını ayrıca bununla ilgili bir çok dava dosyasının olduğunu öğrendik. Sizlerin bu konuda hassasiyet göstereceğinden eminim. </span></p>

<p><span style="color:#000000">2. İsim ise Aytekin Özkuzukıran diye birisi kargın köylü olduğunu iddaa eden bu şahısı kargin köyünden kimse tanımıyor ve bu arkadaşta diğerleri gibi kendini dedeyim diye tanıtıyor. Bu şahısta diğeri gibi bir çok kişiyi dolandıran birisi. Dolandırdıkları kişiler ise yine yöremizden kişiler.,</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu isimler sizi aradığında gereken bir sert üslupla cevap verip telefonu suratlarına kapatmanız gayet gereken uygun olacaktır.<br />
Herkese iyi günler dilerim.”</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 08 Apr 2026 21:11:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/aytekin-ozkuzukiran-dede-ve-akademisyen-coskun-kokele-cirkin-iftira-1775672542.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Deprem bağışları tartışması Türkiye’ye sıçradı!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/deprem-bagislari-tartismasi-turkiyeye-sicradi-3159</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/deprem-bagislari-tartismasi-turkiyeye-sicradi-3159</guid>
                <description><![CDATA[Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu genel kurulunda gizlenen denetim kurulu raporu ileortaya çıkan deprem bağışlarının usulsüz kullanıldığı iddiası Türkiye’ye sıçradı. Mahmur Erdoğan isimli bir sosyal medya hesabından yapışan paylaşımda, “ABF Başkanı Mustafa Aslan’a, Hacıbektaş Vakfı Başkanı Cuma Erce’ye, Alevi Dernekler Federasyonu Başkanı Zeynel Abidin Koç’a ve Alevi Kültür Dernekleri Başkanı Seher Şengüllü Yılmaz’a — yaklaşık 100 bin Euro civarında “sus payı” dağıtıldığı” iddia edildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">2023 Kahramanmaraş merkezli büyük depremin üzerinden bir ay geçmeden başlayan deprem bağışları tartışması Türkiye’ye de sıçradı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Mahmut Erdoğan isimli bir sosyal medya hesabından Türkiye’deki bazı “<em><strong>Alevi</strong></em>” tabelalı kuruluşlara “<strong><em>sus payı</em></strong>” verildiği iddia edildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">PSAKD ve ABF’de genel başkan yardımcısı olan İbrahim Karakaya ile daha önce telefonda görüştüğünü ve kendisinden teyitleştiğini iddia eden Mahmut Erdoğan, PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe için 22 bin Avro ayrıldığını ve bu paranın faiz gelirinin Erçe tarafından kişisel harcamaları için kullanıldığını da iddia etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İŞTE MAHMUT ERDOĞAN’IN PAYLAŞIMI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-04-07%20at%2015_35_31.jpeg" style="height:489px; width:800px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">“İbrahim Karakaya, sana sorduğum soruya neden doğrudan cevap vermiyorsun?<br />
Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu’nun deprem sonrası zarar gören canlar için topladığı 3,5 milyon Euro’dan; depremle hiçbir ilgisi olmadığı hâlde Türkiye’deki bazı Alevi kurum başkanlarına — ABF Başkanı Mustafa Aslan’a, Hacıbektaş Vakfı Başkanı Cuma Erce’ye, Alevi Dernekler Federasyonu Başkanı Zeynel Abidin Koç’a ve Alevi Kültür Dernekleri Başkanı Seher Şengüllü Yılmaz’a — yaklaşık 100 bin Euro civarında “sus payı” dağıtıldığı iddiaları doğru mu, yanlış mı?<br />
Bu paradan 22 bin Euro’nun Cuma Erce’nin kullanımına ayrılarak senin özel hesabında tutulduğu, vadeli olarak değerlendirilip faiz gelirinin kişisel harcamalar için kullanıldığı doğru mu? Yanlış mı? Daha önce telefon konuşmamızda bunu teyit etmiştin, ancak bir kez daha burada kamuoyunun önünde soruyorum.<br />
Buradan bir kez daha soruyorum:<br />
Hesabında bulunan 22.000 Euro, depremin üzerinden 3 yıl geçmiş olmasına rağmen hâlâ vadeli hesapta duruyor mu, durmuyor mu? Deprem mağdurlarına aktarılması gerekirken bu paranın hesabında tutulduğu doğru mu, değil mi?<br />
Açık ve net cevap ver.<br />
Soruyu sağa sola kıvırarak gerçeklerden kaçma.”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>KARAKAYA İDDİALARI KISMEN REDDETTİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/%C4%B0brahim%20Karakaya.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">İbrahim Karakaya ise, Mahmut Erdoğan isimli sosyal medya hesabına verdiği cevapta iddiaların bazılarını kabul etti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Daha önce alevihaberler.com.tr haber sitesinde de gündeme getirdiğimiz ve elimizde belgelerin olduğunu ve gerekirse mahkemeye sunacağımızı vurguladığımız gibi, her 3 kuruluşa “<em><strong>eşit miktarlarda katkı yapıldığı</strong></em>” iddiasının gizli bilgi olmadığını belirten Karakaya, deprem bağışlarının Türkiye’ye akışının “<strong><em>koordinasyon merkezi</em></strong>” olarak Abbas Tan’ın başkanlığını yaptığı Kayseri Cemevi’ni işaret etti! </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu itirafın önemi, Abbas Tan’ın Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu’na kendi el yazısıyla yaptığ beyanı dışında resmi bir belge, fatura vs sunmaması nedeniyle, Hüseyin Mat’ın söylem ve savunmalarını da çürütecek olması.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Karakaya’nın, “<strong><em>Bu konuda niye yardım ettiğinizin cevabını Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu yönetim kurulu vermelidir</em></strong>” cümlesi ise, hem paranın usulsüz kullanımının itirafı ve hem de ateş topunu Hüseyin Mat’ın kucağına bırakmak olarak değerlendirildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">“Mahmut Erdoğan, hayatımda tanıdığım en karaktersiz kişisin. Bunları söylediğim için de Pirim beni affetsin. Deprem dolayısıyla Avrupa dan toplanan ve Türkiye de kullanılan paranın hesabını Avrupa örgütü versin. Deprem dolayısıyla Türkiye de koordinasyon merkezi Kayseri Cemevi idi, gerekli açıklamaları kendileri yapmalıdır. Bir çok defa sen ve bu konuda soru soranlara Avrupa ve Türkiye den bir heyet oluşturalım, deprem bölgesine giderek rapor tutalım, kim kusurlu ve suistimal yapmışsa Açığa çıkaralım hata orada deprem enkazlarının altına gömelim. Bu konuyu malzeme yapmak daha verimli olduğu için hiç biriniz de yanaşmadı. Hodri meydan gelin yinede yapalım. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Diğer konu, Türkiye deki Alevi Kurumlarına Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu nun yaptığı yardımlar/ katkı ödemeleri... </span></p>

<p><span style="color:#000000">1- ABF, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Alevi kültür dernekleri, Hacı Bektaş Veli Vakfı ve Alevi Dernekleri Federasyonu na eşit miktarlarda katkı yapıldığı gizli bir bilgi değildir. Kurumlar bunu kendi şubeleri olmak üzere genel kurullarda da paylaştılar.<br />
Bu konuda niye yardım ettiğinizin cevabını Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu yönetim kurulu vermelidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">2- Türkiye de ki Alevi Kurumlarına yapılan yardımlar bazı Kurumların kurum hesaplarına haciz uygulandığı için, bu kurumların normal şartlarda yönetim kurullarının bilgileri dahilinde üç kişinin adına açılan hesaplar üzerinden işlemler yapılmaktadır. Örneğin Pir Sultan Abdal Kültür Derneği'nin 2014 yılından bu yana süren, elektrik faturalarını ödememe eylemi nedeniyle derneğin ve şubelerin tüm hesapları bloke edilmiştir. Bu konular örgütün tüm Şubelerinin bilgisi dahilindedir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">3- Avrupa'dan gelen yardım paraları bu hesaplar üzerinden gelmiştir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">4- Bu konularda benim ne kişi olarak nede kişisel hiçbir hesabım yoktur. Seni benim adıma gelen bir havale veya hesabımın olduğunu ispat etmeye davet ediyorum. İspat ederseniz ben kendimi dara çekeceğim ve düşkün ilan edeceğim. İspat edemezseniz tüm kamuoyu önünde özür dileyeceksin... Benim gözümde zaten bir değerin kalmamıştır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Son söz, benimle ilgili iddialarını kanıtlamak zorundasınız.<br />
Soruların da bendeki cevabını veriyorum. Senden de bekliyorum.”</span></p>

<p><span style="color:#000000">Mahmut Erdoğan isimli sosyal medya hesabının Cuma Erçe ile ilgili iddiası hakkında ise Karakaya’nın cevabı şöyle oldu:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“Mahmut Erdogan Bak Mahmut, ben neden üç kişi üzerinde hesap açıldığının gerekçeleri ile de sana izah etmiştim. Ne diye şimdi benim kendi hesabıma paranın geldiğini ve üç yıldır faizini Cuma Erçe ile birlikte yediğimizi yazıyorsun. Açıkla ve hesabımın olup olmadığını söyle... </span></p>

<p><span style="color:#000000">Sana bundan sonra cevap vermeyeceğim.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Benim kişiliğime uymayan üsluptan dolayı da tüm Canlardan özür dilerim.”</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">DEPREM BAĞIŞLARI YİYENLERİN BOĞAZINA DİZİLECEK!</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Avrupa ülkelerinde yardımsever Alevi vatandaşlardan toplanan milyonlarca Avro deprem bağışlarının sahiplerine ulaştırılmak yerine, farklı amaçlarla kullanıldığı şüphesi, Mahmut Erdoğan isimli sosyal medya hesabının iddiaları ile Türkiye’ye de sıçramış oldu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Almanya</span>’<span style="color:#000000">da mahkeme süreci için adımlar atıldı. Anlaşılan, Türkiye</span>’<span style="color:#000000">de de benzer bir yargı sürecine tanık olacağız.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu tartışmayı daha da ilginç kılan durum ise, İbrahim Karakaya’nın İstanbul Anadolu yakasında kendilerini “<strong><em>Çerağan Bileşenleri</em></strong>” olarak adlandıran bir grubun kurucusu ve sözcüsü olması. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bilindiği gibi, önceki başkan Ali Rıza Özdemir döneminde protesto açıklamaları yayınlayan Çerağan Bileşenleri, halen görevdeki Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı Esma Ersin’in atamasının yayınlanmasının ardından 13 Temmuz 2025 tarihinde bir otobüsle Ankara’ya giderek, başkanlığın önünde kutlama yapmışlardı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Daha da ilginç bir durum ise, atamanın üzerinden yaklaşık bir buçuk ay geçtikten sonra, PSAKD Başkanı Cuma Erçe’nin Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın kapısında yeni başkan Esma Ersin tarafından güllerle karşılanması ile ortaya çıkmıştı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Mahmut Erdoğan ise, Ali’siz Aleviciliği yayan Turgut Öker’in ekibinden ve Hüseyin Mat’a karşı Sivas katliamı anmasında yaptığı provoksayonla akıllara kazınan bir isim.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İbrahim Karakaya’nın hedef alınmasındaki amacın önümüzdeki günlerde açığa çıkması bekleniyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tek dileğimiz, deprem mağdurlarına ulaşması gereken bağışları usulsüz kullananların hem yargı önünde, hem de ulu divanda yaptıklarının cezasını çekmeleri.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 08 Apr 2026 14:25:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/deprem-bagislari-tartismasi-turkiyeye-sicradi-1775649059.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bakan Tekin, İstanbul’da Alevi Bektaşi temsilcilerle bir araya geldi</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bakan-tekin-istanbulda-alevi-bektasi-temsilcilerle-bir-araya-geldi-3157</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bakan-tekin-istanbulda-alevi-bektasi-temsilcilerle-bir-araya-geldi-3157</guid>
                <description><![CDATA[Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Yusuf Tekin, İstanbul’da Alevi Bektaşi STK temsilcileri ile “Anadolu İrfanı Değerleri” adı altında düzenlenen kahvaltıda bir araya geldi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Bakan Tekin, Beykoz’daki Sabancı Öğretmenevi’nde düzenlenen “<em><strong>Anadolu İrfanı Değerleri Kahvaltı Buluşmaları</strong></em>” kapsamında, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile yapılan değişiklikleri anlatmak ve talepleri dinlemek üzere Alevi Bektaşi sivil toplum kuruluşu (STK) temsilcileriyle bir araya geldi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bakan Tekin bakanlığın çalışma vizyonu hakkında sunum yapmasının ardından söz alan Alevi Bektaşi STK temsilcileri eğitim ve öğretim alanındaki beklentilerini ifade ettiler.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ATATÜRK YOLUNDA MİLLİ BİR EĞİTİM POLİTİKASI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">2014'ten itibaren Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ni yazarken, kurgularken, 1. Maarif Kongresi’nde Mustafa Kemal Atatürk’ün söylediği, “<em><strong>Milli seciyeyi esas alan, bize ait bir eğitim politikası inşa etmek zorundayız</strong></em>” kurgusundan hareketle hem müfredatı, hem de toplumsal yaşantıdaki her olayı değerlendirmeye özen gösterdiklerinin altını çizen Bakan Tekin, “<strong><em>Etnik ya da dini sebeplerle toplumda ayrışmanın, çatışmanın varlığından siyasal ya da ekonomik çıkar elde eden kitleler, bu çatışmayı körükleyen, devam ettirmeye çalışan politikaları takip ettiler. Alevi, Sünni, Türk, Kürt başta olmak üzere bu çatışma kültürünün, kendi siyasal ve ekonomik çıkarlarını devam ettirme arzusundaki kişiler tarafından körüklendiğini hep beraber biliyoruz.</em></strong>” ifadelerini kullandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>YASAKSIZ BİR TÜRKİYE İNŞA ETMEK İSTİYORUZ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">“<strong><em>Belli siyasal grupların kendi siyasi iktidarları için toplumun içerisine ektikleri nifak tohumlarının temizlendiği, tedavi edildiği bir Türkiye’yi, hem etnisite anlamında hem de dini referanslarla yasaksız bir Türkiye’yi inşa etmek, Sayın Cumhurbaşkanı’mızın 2001 yılından itibaren uyguladığı bir politikadır</em></strong>” şeklinde konuşan Bakan Tekin, “<em><strong>Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı bence bu anlamda Cumhuriyet tarihindeki en önemli devrimlerden bir tanesi. Ama bu tek başına değerlendirildiğinde belki çok anlamlı bir okuma yapamayabiliriz. O yüzden 2002’den itibaren bu anlamda demokrasi ve insan hakları perspektifinden atılan adımların hepsiyle beraber düşünüp geldiğimiz noktayı ona göre analiz etmemiz gerekir.</strong></em>” dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bir soru üzerine, Küçükçekmece’de bulunan Hacı Bektaş Veli Anadolu Lisesi’nin bazı bölümlerinin kullanıma açılması konusunda önlerinde iki seçenek bulunduğunu, ya söz konusu bölümleri Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na devredeceklerini veya Alevi Bektaşi STK’ların ortak kullanımını sağlayacak bir formül bulacaklarını belirten Bakan Tekin, ayrıca tüm Alevi Bektaşi STK’lara da çağrıda bulunarak, MEB olarak işbirliği protokolleri geliştirmeye hazır oldukları mesajını verdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu süreçte yaptıkları çalıştaylara, etkinliklere, programlara, raporların yazılmasına katkı veren dernek, vakıf, konfederasyon, federasyon başkanlarına ve Alevi dedelerine teşekkür eden Tekin, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin açtığı bu devrim niteliğindeki Terörsüz Türkiye yolunu nihayete erdirecek adımları hep beraber atacaklarını kaydetti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>STK TEMSİLCİLERİ: DAHA FAZLA KATILIM</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in açış konuşmasının ardından söz alan STK temsilcileri eğitim ve öğretim alanındaki beklenti ve önerilerini dile getirdiler.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Halk Eğitim Merkezlerinde Alevilik Bektaşilik referanslı yeni derslerin açılması konusundaki gecikmenin sebebini soran STK temsilcileri, Din Kültür ve Ahlak Bilgisi ders kitaplarında Alevilik Bektaşilik için ayrılan bölüm ve ünitelerin artırılmasını istediler.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tüm ders kitaplarının toplumsal barış ve milli birlik perspektifi ile revize edilmesi gerektiğini vurgulayan STK temsilcileri, MEB personeline yönelik 81 ilde hizmet içi eğitimlerle Alevilik ve Aleviler hakkında bilgilendirilmesinin toplumsal barışa katkı sağlayacağını belirttiler.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Okullarda mezhep çatışmalarının toplumsal barışa ve milli birliğe zararlarına dikkati çeken ve farkındalık yaratan etkinlik haftaları düzenlenmesini öneren STK temsilcileri, yönetici personel alanında da elle tutulur somut sonuçlar görmek istediklerini ifade ettiler.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Gençler arasında bağımlılıkla mücadelede ortak projeler geliştirmek istediklerini vurgulayan STK temsilcileri, eğitim alanında da işbirliğini artırmak yönünde MEB’den yaklaşım beklediklerini ifade ettiler.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Son günlerde medyada yer alan, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın bir FETÖ projesi olan Mamak Tuzluçayır’daki binaya taşınması konusunu da gündeme getiren STK temsilcileri, başkanlığın kapatılması veya işlevsizleştirilmesi yönünde bir takım girişimlerin varlığına dikkat çekerek bu konuda önlem alınmasını istediler.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>KATILIMCI STK TEMSİLCİLERİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Anadolu İrfanı Değerleri</strong></em>” buluşmasında Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ile birlikte,&nbsp;AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Şen, Cumhurbaşkanlığı Sağlık Politikaları Kurulu Üyesi Füsun Kümet, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı Esma Ersin, MEB Müşaviri Erdal Özyol,&nbsp;Hisar Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkanı Ayhan Bilgen ile birlikte, Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu, Anadolu Vakıflar Federasyonu, Abdallar Cemevleri Federasyonu, Oğuz Çepni Dernekleri Federasyonu, Ehl-i Beyt Dernekleri Federasyonu, Tahtacı Kültür Dernekleri Federasyonu, Anadolu Kültürünü Koruma Vakfı, Adıyaman Cemevleri ve Ziyaretleri Vakfı, Zeynel Abidin Türbesi Kültür Vakfı, Türkiye Uzlaşı ve Toplumsal Kalkınma Vakfı ve Dede Garkın Ocağı Derneği, Seyyid Sultan Sücaaddin Veli Derneği, Alevi Gençler Derneği başkanları ile Dede Garkın Ocağı’ndan Hüseyin Dedekargınoğlu Dede, Kureyşan Ocağı’ndan Serdar Gazi Karababa,&nbsp;Celal Abbas Ocağı’ndan Ali Şar Dede, Ağuiçen Ocağı’ndan İbrahim Yağmur Dede, akademisyenler Nazan Aydoğdu ve Anıl Durdu hazır bulundu.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 10:35:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/bakan-tekin-istanbulda-alevi-bektasi-temsilcilerle-bir-araya-geldi-1775548399.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dr. İhsan Ünlü: En güçlü kitle imha silahı cehalettir, panzehiri ilimdir</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/dr-ihsan-unlu-en-guclu-kitle-imha-silahi-cehalettir-panzehiri-ilimdir-3153</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/dr-ihsan-unlu-en-guclu-kitle-imha-silahi-cehalettir-panzehiri-ilimdir-3153</guid>
                <description><![CDATA[Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) tarafından düzenlenen 4. Uluslararası Alevilik ve Bektaşilik Çalışmaları Bilim Ödülleri programında konuşan Diyanet İşleri Başkanlığı Müşaviri Dr. İhsan Ünlü, cehaletin toplumlar üzerindeki yıkıcı etkisine dikkat çekerek ilim ve irfanın önemini vurguladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF)</strong> tarafından düzenlenen 4. Uluslararası Alevilik ve Bektaşilik Çalışmaları Bilim Ödülleri programında konuşan Diyanet İşleri Başkanlığı Müşaviri Dr. İhsan Ünlü, cehaletin toplumlar üzerindeki yıkıcı etkisine dikkat çekerek ilim ve irfanın önemini vurguladı.<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/660621502_27382077374713869_184213710521622523_n.jpg" style="height:533px; width:800px" /></p>

<p>Programda ödül de alan Dr. İhsan Ünlü, konuşmasına emeği geçenlere teşekkür ederek başladı. Ödülü, ömrünü hakka ve hakikate adamış merhum babasına ithaf ettiğini belirten Ünlü, Hacı Bektaş Veli’nin <em><strong>“İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır”</strong></em> sözünü hatırlatarak bilimsel çalışmaların ve bilim insanlarının desteklenmesinin önemine işaret etti.<br />
<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/666863188_27382077831380490_8964150097374227561_n.jpg" style="height:533px; width:800px" /></p>

<p><em><strong>Dr. Ünlü, konuşmasında şu değerlendirmelerde bulundu:</strong></em></p>

<p><em>“En güçlü kitle imha silahı nedir diye sorsam akla askeri silahlar gelebilir. Ancak insanlık tarihi göstermiştir ki en güçlü kitle imha silahı cehalettir. Panzehiri ise ilimdir, irfandır, kısaca eğitimdir. Cehalet sessiz bir yıkımdır; sirenler çalmaz, dumanlar yükselmez ama akıl körelir, vicdan susar ve insan insanlıktan uzaklaşır.”</em></p>

<p>Hz. Ali’nin <strong>“Kişi bilmediğinin düşmanıdır”</strong><em> </em>sözünü anımsatan Ünlü, ilmin evrenselliğine ve aydınlatıcılığına vurgu yaptı. Âşık Daimi’nin dizelerini örnek göstererek, Sünni-Alevi ayrımının ötesinde ilim ve irfanın herkes için gerekli olduğunu belirtti:</p>

<p><em>“Göremiyor isem gerçek varlığı &nbsp;<br />
Sünniyisem Aleviysem ne çıkar… &nbsp;<br />
Gelmedikçe cehaletten beriye &nbsp;<br />
Sünniyisem Aleviysem ne çıkar”</em></p>

<p>Dr. İhsan Ünlü, kendi akademik yolculuğuna da değinerek,<strong> “İlmin yaşı yoktur”</strong> diyerek doktora çalışmalarını tamamladıklarını ve tez sürecinde ortak inanç noktalarını gördüklerini ifade etti.</p>

<p><strong><em>“Yaşanan son hadiseler göstermiştir ki bugün ayrılıkları kaşıma zamanı değil, ortak noktalara vurgu yapma zamanıdır. Birbirimizi ötekileştirecek söylemler yerine farklılıklarımıza saygı duyarak, empatiyle ve kardeşçe yaşama vaktidir”</em></strong> diyen Ünlü, aynı coğrafyada kader birliği yapan toplumların ayrıntılarda takılıp birbirine sırt çevirmesinin hain güçlerin ekmeğine yağ süreceğini belirtti.</p>

<p>Konuşmasının sonunda Dr. Ünlü, bu tür bilimsel organizasyonların artırılmasının birlik ve beraberlik için önemli olduğunu vurgulayarak, programın hayırlara vesile olmasını diledi.</p>

<p>Dr. İhsan Ünlü'nün konuşmasının tam metni şöyle:<br />
&nbsp;</p>

<p>Bugün burada bu güzide topluluk huzurunda olmaktan dolayı son derece bahtiyar olduğumu ifade etmek isterim.<br />
Bu güzel organizasyonda emeği geçen AVF yönetimine, ekibine ve emeği geçen herkese teşekkür ederim.<br />
Bana bu anlamlı ödülü layık gören bilim kuruluna şükranlarımı sunuyorum.<br />
Bu ödülü, ömrünü hakka ve hakikate adamış hak aşığı merhum babama ithaf etmek istiyorum. Yetişmemizde, bu günlere gelmemizde büyük emeği olan rahmetlinin ve tüm geçmişlerimizin ruhu şad olsun.&nbsp;<br />
<br />
En güçlü kitle imha silahı nedir? Diye sorsam, sanırım herkesten askeri terminolojide kullanılan farklı silah isimleri gelecektir.<br />
Ancak insanlık tarihi de göstermiştir ki en güçlü kitle imha silahı; cehalettir.<br />
<br />
Panzehiri ise ilimdir, irfandır, kısaca eğitimdir.<br />
<br />
Bazı yıkımlar sessiz olur. Ne sirenler çalar, ne dumanlar yükselir. Ama o sessiz ve karanlık ortamda akıl körelir, vicdan susar, insan insanlıktan uzaklaşır. İşte cehalet, böyle bir yıkımdır. Ne sınır tanır, ne zaman bilir. Sessiz gelir, ama toplumları ayırt etmeden topyekûn çökertir.<br />
<br />
Bugün burada icra edilen tam da bu noktada Hünkâr Hacı Bektaş Velinin “ilimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır” gerçeğinden hareketle, bilimsel çalışmaları ayağa kaldırmak ve bilim insanlarını yüreklendirmektir.&nbsp;<br />
Burada ödül alan aslında bilimin kendisidir.<br />
Çünkü bizim inancımıza ve kültürümüze göre, bilenlerle bilmeyenler bir olmadığı gibi, ilim Çin gibi en uzak mesafede bile olsa bulup alınması gereken bir değerdir.<br />
<br />
İlmin kapısı ve hikmet evinin reisi Hz. Ali’nin, “kişi bilmediğinin düşmanıdır” sözünden hareketle bilimin aydınlatıcılığı yanında evrenselliği söz konusudur.<br />
Âşık Daimi’nin dediği gibi bu ilim ve irfan her eve, herkese lazımdır.<br />
Âşık Davut Sulari’nin çırağı olan Âşık Daimi şöyle ifade ediyor bu gerçeği;<br />
“Göremiyor isem gerçek varlığı<br />
Sünniyisem Aleviysem ne çıkar<br />
Sanat edindiysem sahtekârlığı<br />
Sünniyisem Aleviysem ne çıkar</p>

<p>İnsanlık giderken hep ileriye<br />
Bizler inadına kaldık geriye<br />
Gelmedikçe cehaletten beriye<br />
Sünniyisem Aleviysem ne çıkar</p>

<p>Kemaletim, hidayetim olmazsa<br />
Marifet suyundan kabım dolmazsa<br />
Benden insanlığa eser kalmazsa<br />
Sünniyisem Aleviysem ne çıkar”<br />
Biz de bu gerçekten hareketle; karanlığa sövmektense bir mum da biz yakalım diye düşündük.&nbsp;<br />
Ve yine, ilmin yaşı yoktur diyerek yaşımıza başımıza aldırmadan doktora yolunda çalışmalara başladık.<br />
Uzun uğraşların sonunda hamdolsun zorlu süreci tamamlayarak tezimizi ortaya koyduk.<br />
<br />
Sonunda şunu gördük ki, bazı yorum farkları olsa da aynı Allah’a ve Kitaba inanıyoruz, aynı peygambere tabiyiz, aynı kıbleye yöneliyoruz ve hepimiz Ehl-i Beyt sevdalısıyız.</p>

<p>Yaşanan şu son hadiseler de göstermiştir ki, bugün ayrılıkları konuşma ve kaşıma zamanı değil; ortak noktalara vurgu yapma zamanıdır.<br />
<br />
Birbirimizi ötekileştirecek söylemler yerine farklılıklarımıza saygı duyarak, empati yapma ve birlikte kardeşçe yaşama vaktidir.<br />
Aynı coğrafyada kader birliği yapanların, ayrıntı konulara takılarak birbirine sırt çevirmesi hain güçlerin ekmeğine yağ sürmekten başka bir işe yaramaz.<br />
<br />
Bu oyunları boşa çıkarmanın yolu, bu tür bilimsel faaliyetleri ve organizasyonları artırmaktan geçer.<br />
Ben bu vesileyle, tekrar bu güzel organizasyonda emeği geçen herkesi tebrik ediyor, programın hayırlara vesile olmasını diliyorum.</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 20:52:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/dr-ihsan-unlu-en-guclu-kitle-imha-silahi-cehalettir-panzehiri-ilimdir-1775498929.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>AVF, 4. Uluslararası Alevilik ve Bektaşilik Çalışmaları Bilim Ödülleri verildi</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/avf-4-uluslararasi-alevilik-ve-bektasilik-calismalari-bilim-odulleri-verildi-3152</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/avf-4-uluslararasi-alevilik-ve-bektasilik-calismalari-bilim-odulleri-verildi-3152</guid>
                <description><![CDATA[Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) tarafından dört yıldır düzenlenen Uluslararası Alevilik ve Bektaşilik Çalışmaları Bilim Ödülleri İstanbul Atatürk Kültür Merkezi’nde sahiplerini buldu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) tarafından düzenlenen 4. Uluslararası Alevilik ve Bektaşilik Çalışmaları Bilim Ödülleri töreni, İstanbul Atatürk Kültür Merkezi’nde akademi çevrelerinin ve kanaat önderlerinin katılımı ile yapıldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevilik ve Bektaşilik alanına bilimsel katkı sunan araştırmacılar ödüllerini alırken Alevilik Bektaşilik alanında öncülük eden isimlere de onur ve özel ödülleri verildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ÖDÜLLER VE KAZANANLARIN İSİMLERİ ŞÖYLE:</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">MAKALE – 3.lük Ödülleri</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hatice Çifçi, Makale alanında 3.lük ödülü</span></p>

<p><span style="color:#000000">Doç. Dr. Aziz Altı, Makale alanında 3.lük ödülü</span></p>

<p><span style="color:#000000">YÜKSEK LİSANS – 3.lük Ödülü</span></p>

<p><span style="color:#000000">İpek Acar Yıldız, Yüksek Lisans alanında 3.lük ödülü</span></p>

<p><span style="color:#000000">DOKTORA – 3.lük Ödülleri</span></p>

<p><span style="color:#000000">Dr. Emel Şimşek, Doktora alanında 3.lük ödülü</span></p>

<p><span style="color:#000000">Dr. İhsan Ünlü, Doktora alanında 3.lük ödülü</span></p>

<p><span style="color:#000000">MAKALE – 2.lik Ödülü</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ufuk Ali Kaftanlı, Makale alanında 2.lik ödülü</span></p>

<p><span style="color:#000000">YÜKSEK LİSANS – 2.lik Ödülü</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tuna Taştekin, Yüksek Lisans alanında 2.lik ödülü</span></p>

<p><span style="color:#000000">DOKTORA – 2.lik Ödülü</span></p>

<p><span style="color:#000000">Dr. Ali Tanrıverdi, Doktora alanında 2.lik ödülü</span></p>

<p><span style="color:#000000">MAKALE – 1.lik Ödülü</span></p>

<p><span style="color:#000000">Prof. Dr. Fikret Yılmaz, Makale alanında 1.lik ödülü</span></p>

<p><span style="color:#000000">YÜKSEK LİSANS – 1.lik Ödülü</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sevilay Yavuzer, Yüksek Lisans alanında 1.lik ödülü</span></p>

<p><span style="color:#000000">DOKTORA – 1.lik Ödülü</span></p>

<p><span style="color:#000000">Dr. Daria Zhigulskaya, Doktora alanında 1.lik ödülü</span></p>

<p><span style="color:#000000">AVF Özel Ödülü</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tören’de ayrıca, İran, Erdebil Muhakkık Üniversitesi’nden Doç. Dr. Seccad Hüseyni’ye, “<em><strong>Hatai Dîvânı’nın Şah İsmail’e atfının geçerliliğinin Gérard Genette’in paratekst kuramı çerçevesinde değerlendirilmesi</strong></em>” başlıklı çalışması için “<strong><em>Özel Ödül</em></strong>” verildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bilim İnsanı Onur Ödülü</span></p>

<p><span style="color:#000000">Prof. Dr. Niyazi Öktem, Bilim İnsanı Onur Ödülü</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yol’a Hizmet Onur Ödülü</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tacım Bakır Dede, Yol’a Hizmet Onur Ödülü</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 05 Apr 2026 22:56:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/avf-4-uluslararasi-alevilik-ve-bektasilik-calismalari-bilim-odulleri-verildi-1775419689.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Gaziosmanpaşa’da cemevi sorununu Cem Vakfı çözecek</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/gaziosmanpasada-cemevi-sorununu-cem-vakfi-cozecek-3151</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/gaziosmanpasada-cemevi-sorununu-cem-vakfi-cozecek-3151</guid>
                <description><![CDATA[Gaziosmanpaşa Belediye Başkan Vekili Eray Karadeniz, İstanbul Milletvekili Süleyman Soylu ve AK Parti Gaziosmanpaşa İlçe Başkanı İsmail Ergüneş’i Cem Vakfı yöneticileri ile buluşturduğu önemli bir toplantıya ev sahipliği yaptı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:#f8f8f8">Cem Vakfı yöneticilerinin Gaziosmanpaşa Belediye Başkan Vekili Eray Karadeniz’in ev sahipliğinde gerçekleşen toplantıda AK Parti temsilcilerine ilçedeki cemevi ihtiyacını aktardıkları öğrenildi.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:#f8f8f8">Cem Vakfı Genel Başkanı Ahmet Rasim Tükek başta olmak üzere</span>, Başkan Yardımcısı Ertuğrul Arslan, Genel Müdür Süleyman Kılıç, Gaziosmanpaşa Şube Başkanı Şahin Çolak ve Şube Başkan Yardımcısı Orhan Çolak’ın da yer aldığı görüşmede, toplumsal dayanışma, yerel yönetim iş birlikleri ve kültürel çalışmalar üzerine değerlendirmelerde bulunuldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Gerçekleşen toplantının verimli geçtiğini belirten Gaziosmanpaşa Belediye Başkan Vekili Eray Karadeniz, ilçede birlik ve beraberliği güçlendirecek projeler üzerinde istişarelerin sürdüğünü ifade etti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Katılımcılar, ortak akıl ve iş birliğiyle Gaziosmanpaşa’da önemli çalışmalara imza atılması konusunda görüş birliğine vardı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Cem Vakfı’ın yapılan açıklamada ise şu ifadelere yer verildi:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong><span style="background-color:white">Gaziosmanpaşa’da yaşayan Alevi canlarımızın ihtiyaçları doğrultusunda cemevi yer tahsisi konusu ele alınmış; yapılan görüşmeler neticesinde yer tahsisi konusunda prensipte mutabakata varılmıştır.</span></strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong><span style="background-color:white">Cemevlerimizin toplum içerisindeki yeri ve önemi doğrultusunda, bu yöndeki çalışmalarımız kararlılıkla devam edecektir.</span></strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong><span style="background-color:white">Nazik ev sahiplikleri ve yapıcı yaklaşımları dolayısıyla görüşmeye katılan tüm yetkililere teşekkür ederiz.</span></strong></em>”</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 04 Apr 2026 01:00:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/gaziosmanpasada-cemevi-sorununu-cem-vakfi-cozecek-1775254028.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bora Özizmirli: İngiltere’nin oyunu, NATO’nun ölümü ve ABD&#039;nin tasfiye süreci</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bora-ozizmirli-ingilterenin-oyunu-natonun-olumu-ve-abdnin-tasfiye-sureci-3150</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bora-ozizmirli-ingilterenin-oyunu-natonun-olumu-ve-abdnin-tasfiye-sureci-3150</guid>
                <description><![CDATA[Analist Bora Özizmirli, makalesinde NATO’nun fiilen ölme sürecine girdiği ve bunu NATO’nun en yetkin üyesi İngiltere’nin başlattığını vurguladı. Özizmirli, İngiltere’nin ABD’den hem Monroe Doktrini’nin hem de 1956 Süveyş Kanalı Krizi’nin hesabını sorduğunu öne sürdü.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Analist Bora Özizmirli, makalesinde&nbsp;<strong>NATO’nun fiilen ölme</strong> sürecine girdiği ve bunu NATO’nun en yetkin üyesi <strong>İngiltere’nin </strong>başlattığı vurguladı. Özizmirli, İngiltere’nin ABD’den hem Monroe Doktrini’nin hem de<strong> 1956 Süveyş Kanalı Krizi’nin</strong> hesabını sorduğunu öne sürdü.<br />
<br />
Bu süreçte İngiltere, Almanya, Avusturya ve İsviçre gibi önemli Avrupa ülkelerini de yanına alarak <strong>ABD’ye karşı diplomatik</strong> ve askeri bir cephe oluşturdu; hava sahalarının ABD’ye kapatılmasıyla Washington <strong>“çıplak” </strong>bırakıldı.<br />
<br />
Özizmirli'ye göre, <strong>ne Biden’ın ne de Trump’ın </strong>politikaları ABD'nin bu düşüşü durdurabildi.<br />
<br />
NATO ve ABD-İngiltere arasındaki derinleşen çatlaklar, <strong>Türkiye </strong>açısından önemli bir fırsat penceresi açıyor. Özizmirli, Türkiye’nin kendi bağımsız eksenini kurma ve<strong> “kendi hikayesini yazma” </strong>imkânı doğduğunu ifade etti.<br />
<br />
<br />
<br />
<strong>Bora Özizmirli makalesinin tam metni şöyle:</strong><br />
<br />
Bizim <strong>sol cenahta </strong>hâlen hastalık derecesinde bir ideolojik bakış hâkim. Her dış gelişmeyi öncelikle ideolojik bir çerçevede yorumlama eğilimindeler. Oysa devletler arası ilişkilerde asıl belirleyici olan ideoloji değil, milli çıkarlardır.</p>

<p>Tarih bunun en açık örnekleriyle doludur. Eğer ideoloji belirleyici olsaydı, zıt ideolojilerin temsilcileri olan <strong>ABD ile SSCB</strong> İkinci Dünya Savaşı’nda asla ittifak kuramazdı. Aynı şekilde, aynı ideolojiyi paylaştıkları halde SSCB ile Macaristan, Çekoslovakya arasındaki gerilimler ya da Mao dönemi <strong>Çin-Sovyet</strong> çatışması yaşanmazdı.</p>

<p>Bugün yaşanan çatışma ve gerilimlerde de durum farklı değildir. İdeoloji yine arka plandadır. Asıl mesele güç ve çıkardır.</p>

<p>Bu bağlamda son dönemde dikkat çeken en önemli gelişme, <strong>NATO’nun fiilen </strong>ölme sürecine girmesidir. Üstelik bunu NATO’nun kendi içinde ve en yetkin üyesi olan İngiltere gerçekleştirmiştir. Yakın zamanda İngiltere meselesi kamuoyunda daha geniş şekilde tartışılacaktır.</p>

<p>İngiltere, ABD’den hem Monroe Doktrini’nin hem de <strong>1956 Süveyş Kanalı Krizi’nin</strong> hesabını öyle bir biçimde sormuştur ki, ABD’nin ne itibarı ne de prestiji kalmıştır. Sadece kendisi değil; İngiltere, <strong>Almanya, </strong>Avusturya, İsviçre gibi önemli Avrupa ülkelerini de sıraya dizerek, hava sahalarını ABD’ye kapattırmış ve Washington’ı diplomatik ve askeri anlamda “<strong>çıplak”</strong> bırakmıştır. Son dönemde İngiliz medyasındaki ABD karşıtı söylem ve haberlerin belirgin şekilde artması da bu sürecin bir yansımasıdır.</p>

<p>İngiltere’nin İkinci Dünya Savaşı sonrası zaten zayıflamış olan dünya hâkimiyeti, asıl olarak<strong> 1956 Süveyş Kanalı Krizi’yle</strong> kırılmıştır. O dönemde<strong> İngiltere ve Fransa</strong>, Süveyş Kanalı’na askeri müdahale kararı almış, ancak ABD onları yalnız bırakarak İngiltere’nin büyük bir yenilgi almasına yol açmıştı.</p>

<p>Şimdi benzer bir senaryo tersine dönmüş durumda.<strong> İran</strong> meselesinde yalnız kalan taraf ABD’dir. Bu andan itibaren <strong>ABD’nin</strong> hep geriye gideceğini söylemek yanlış olmaz. Ne Biden’ın yöntemleri ne de Trump’ın yaklaşımı bu düşüşü durdurabilmiştir.</p>

<p>Elbette yukarıdaki analiz bir İngiliz propagandası değildir. Yaşanan olguları doğru tahlil ettiğimizde, içinde bulunduğumuz riskleri ve fırsatları daha net görebiliriz. Bu süreç, <strong>İngiliz devlet aklının</strong> hâlâ boş bir akıl olmadığını bir kez daha göstermiştir.</p>

<p>Diğer yandan, <strong>NATO ve ABD-İngiltere</strong> arasındaki derinleşen çatlaklar, Türkiye açısından önemli bir fırsat penceresi açmaktadır. Kendi hikayemizi yazma ve bağımsız bir eksen kurma imkânı doğmaktadır. <strong>Türk Devletleri Teşkilatı’nı </strong>güçlendirmek, Afrika’da etkin stratejiler geliştirmek ve <strong>Balkanlar’da</strong> daha aktif olmak bu yeni dönemde büyük kazanımlar sağlayabilir. Bu jeopolitik dönüşüm, beraberinde yeni fırsatları da getirmektedir.</p>

<p>Ancak bu fırsatlar varken, Türkiye’nin kendi <strong>eksenini </strong>kurmasını istemeyen güç odakları da harekete geçecektir. Afrika’da, Balkanlar’da ve Türk coğrafyasında <strong>Türkiye’nin varlığın</strong>ı istemeyen çevreler olacaktır. Bunlar, Türkiye’yi kendi bağımsız hattı yerine başka ülkelerin eksenine çekmeye çalışacaktır. Bu tür girişimlere karşı uyanık olmak, milli çıkarlarımızı her şeyin üstünde tutmak zorundayız.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 09:11:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/bora-ozizmirli-ingilterenin-oyunu-natonun-olumu-ve-abdnin-tasfiye-sureci-1775197542.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İsmet Abbasoğlu: Aleviliği Siyonizm ve çıkar odaklı yapılara karşı koruyacağız</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ismet-abbasoglu-aleviligi-siyonizm-ve-cikar-odakli-yapilara-karsi-koruyacagiz-3149</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ismet-abbasoglu-aleviligi-siyonizm-ve-cikar-odakli-yapilara-karsi-koruyacagiz-3149</guid>
                <description><![CDATA[Avrupa Alevi Düşünce Derneği Genel Başkanı İsmet Abbasoğlu, derneğin kuruluş amacı ve mücadele kararlılığına ilişkin önemli bir açıklama yaptı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Avrupa Alevi Düşünce Derneği Genel Başkanı <strong>İsmet Abbasoğlu,</strong> derneğin kuruluş amacı ve mücadele kararlılığına ilişkin önemli bir açıklama yaptı.</p>

<p>Abbasoğlu açıklamasında, derneğin Avrupa’da ortaya çıkan ve <strong>Aleviliği</strong> kendi özünden uzaklaştırmaya yönelik, Siyonizm’in dizayn ettiği yaklaşımlara karşı durmak ve Alevi inancının tarihsel ile kültürel değerlerini korumak amacıyla kurulduğunu belirtti.</p>

<p>“Bu doğrultuda yaklaşık 10 yıldır kararlılıkla mücadelemizi sürdürmekteyiz ve sürdürmeye devam edeceğiz” diyen Abbasoğlu, Aleviliğin binlerce yıllık Anadolu irfanının bir parçası olduğunu vurguladı. Ahmet Yesevi ile başlayan ve Hacı Bektaş Veli ile Anadolu’da şekillenen bu inancın köklü bir geçmişe sahip olduğunu ve varlığını sürdüreceğini ifade etti.</p>

<p>Derneğin hiçbir siyasi parti ya da oluşum tarafından kurulmadığını kaydeden Abbasoğlu, kurucu başkanlar ve inancına bağlı yol erenleriyle tamamen bağımsız bir şekilde yola çıktıklarını dile getirdi. Bu nedenle düşüncelerini özgürce ifade etmeyi temel ilke olarak benimsediklerini aktardı.</p>

<p><strong>Açıklamada şu ifadelere yer verildi:</strong></p>

<p>"Avrupa Alevi Düşünce Derneği’nin kuruluş amacı; Avrupa’da ortaya çıkan ve Aleviliği kendi özünden uzaklaştırmaya yönelik siyonizimin dizayn ettiği yaklaşımlara karşı durmak, Alevi inancının tarihsel ve kültürel değerlerini korumaktır. Bu doğrultuda yaklaşık 10 yıldır kararlılıkla mücadelemizi sürdürmekteyiz ve sürdürmeye devam edeceğiz.</p>

<p>Alevilik, binlerce yıllık Anadolu irfanının bir parçasıdır. Ahmet Yesevi ile başlayan ve Hacı Bektaş Veli ile Anadolu’da şekillenen bu inanç, köklü bir geçmişe sahiptir ve varlığını sürdürmeye devam edecektir. Hiçbir kişi ya da yapı bu inancı ortadan kaldıramaz.</p>

<p>Derneğimiz, hiçbir siyasi parti ya da oluşum tarafından kurulmamıştır. Kurucu başkanlarımız ve inancına bağlı yol erenleriyle birlikte tamamen bağımsız bir şekilde yola çıkılmıştır. Bu nedenle düşüncelerimizi özgürce ifade etmeyi temel ilke olarak benimsiyoruz.</p>

<p>Aleviliğin siyasallaştırılmasına, değiştirilmesine veya herhangi bir yapının, örgütün, Parti'nin ve özellikle Siyonizmin arka bahçesi haline getirilmesine karşıyız. İnancın, bireysel veya kurumsal çıkarlar için kullanılmasını doğru bulmuyoruz.</p>

<p>Bizler her daim Hak, Muhammed, Ali yolunda yürümeye devam edeceğiz. Aleviliği kendi menfaatleri doğrultusunda kullanmaya çalışan anlayışlara karşı duruşumuzu sürdüreceğiz.</p>

<p>Avrupa’da faaliyet gösteren derneğimiz, yeni şubeleriyle birlikte, Avrupa'da varlığını sürdüren ve arkasında ki kötülüğün ve siyonizm desteği ile aleviligin inanç sömürüsüne, yozlaşmaya ve Aleviliğin özünden uzaklaştırılmasi için kurulan konfederasyona karşı mücadelesini kararlılıkla devam ettirecektir.</p>

<p>Aleviliği maddi ya da manevi çıkar aracı haline getiren kişi ve kurumlara karşı her zaman ilkeli ve dik bir duruş sergilemeye devam edeceğiz.</p>

<p>İsmet Abbasoğlu<br />
Avrupa Alevi Düşünce Derneği Genel Başkanı<br />
Fransa Bordeaux Cemevi Başkanı</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 07:59:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/ismet-abbasoglu-aleviligi-siyonizm-ve-cikar-odakli-yapilara-karsi-koruyacagiz-1775193220.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ali Rıza Özkan’dan “her yer cemevi doldu” diyenlere sert tepki!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ali-riza-ozkandan-her-yer-cemevi-doldu-diyenlere-sert-tepki-3148</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ali-riza-ozkandan-her-yer-cemevi-doldu-diyenlere-sert-tepki-3148</guid>
                <description><![CDATA[Alevihaberler.com.tr haber sitesi genel yayın yönetmeni Ali Rıza Özkan, Şah TV’de katıldığı yayında Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın mevcut yapısına ve kurum içindeki skandal söylemlere dair çarpıcı açıklamalarda bulundu. Mustafa Fırat’ın sorularını yanıtlayan Özkan, kurumun kuruluş amacından saptığına ve liyakatsiz ellerde işlevsizleştiğine dikkat çekerek, “Biri omurga problemi yaşıyor, öbürünün Muaviye aşkı var, öbürü diyor ki, “Cemevi doldu”, öbürü “Alevilik 5-6 seneye kalmaz” diyor. Nereye düştük biz canlar? Bizi izleyen Aleviler, dedeler; nereye düştük?” ifadelerini kullandı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Alevihaberler.com.tr haber sitesi genel yayın yönetmeni Ali Rıza Özkan, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı bünyesinde yükselen “<em><strong>cemevi sayısı çok fazla</strong></em>” söylemlerine adeta ateş püskürdü. </span></p>

<p><span style="color:#000000">ŞAH TV’de Mustafa Fırat’ın sorularını yanıtlayan Özkan, mevcut rakamların ihtiyacın sadece %1’ine tekabül ettiğini belirterek, kurumsal liyakatsizliğe dikkat çekti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ÖZKAN: RAHATSIZ OLAN O KOLTUĞU TERK ETSİN!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Özkan, kurum içerisinden kendisine ulaşan “<em><strong>Her taraf cemevi doldu</strong></em>” şeklindeki şikayetleri “<strong><em>akıl tutulması</em></strong>” olarak nitelendirdi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Topluma hizmet etmekle yükümlü bir kurumun, temel ihtiyaç olan ibadethanelerin varlığından rahatsızlık duymasını sert bir dille eleştiren Özkan şöyle konuştu:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<strong><em>Arkadaş, her taraf cemevi dolduysa senin o makamda ne işin var? Eğer bu sayıdan şikayet ediyorsanız yanlış yerdesiniz, gidin kendinize başka iş arayın! Burası bir hizmet makamıdır, Alevi toplumunun hizmetkarı olmak zorundasınız.</em></strong>”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>CEMEVİ SAYISI İHTİYACIN ÇOK GERİSİNDE</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye’deki cemevi sayılarına ilişkin güncel verileri paylaşan Özkan, durumun iddia edilenen aksine yetersiz olduğunu vurguladı:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Şu an Türkiye’de yaklaşık 2200 cemevi var; ancak bunların büyük bir kısmı kışın kapalı olan köy cemevleri. Aktif hizmet veren sayı ise 1200-1300 civarında. Türkiye’de 90 milyon insana 90 bin cami düşerken, oransal olarak baktığımızda en az 10-15 bin cemevine ihtiyaç var. Mevcut sayı, olması gerekenin %1’i bile değil.</strong></em>”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>KURUM İÇİNDEN SKANDAL İFADELER: 5 SENEYE ALEVİLİK KALMAZ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Özkan, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı bünyesinde çalışan bazı yetkililerin Alevi toplumuna bakış açısını sert sözlerle eleştirdi. Kurum içinden kendisine ulaşan bilgileri paylaşan Özkan, “<em><strong>5 seneye Alevilik kalmaz</strong></em>” gibi ifadelerin kullanıldığını iddia etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>5 seneye kadar Alevilik kalmaz</strong></em>” diyen zihniyetin, kurumu içeriden işlevsizleştirdiğini savunan Özkan, şu yorumu yaptı:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>5 seneye Alevilik kalmaz diyen arkadaşa söylüyorum; sen kalmazsın ama Alevilik 800 yıldır olduğu gibi kalır! Kendi cemevini kendisine yük gören, toplumun yok olacağını iddia eden bir anlayışın bu başkanlıkta yeri yoktur.</strong></em>”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ÖZKAN: BU KURUM BİZİMDİR, SAHİP ÇIKACAĞIZ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Ali Rıza Özkan, kurumun 2022 yılındaki kuruluşunu bir “<em><strong>devrim</strong></em>” olarak nitelediğini ve hâlâ bu adımın arkasında olduğunu hatırlatarak sözlerini şöyle tamamladı:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<strong><em>Bu kurum 2022’de açıklandığı zaman gerçekten coşkuyla destekledik, “</em></strong><em>devrimdir</em><strong><em>” dedim, hala da arkasındayım. Cumhurbaşkanı’nı destekledim, Devlet Bahçeli’yi destekledim, bugün de destekliyorum... Burada bir müdahale gerektiği açık. Bu kurum bizim kurumumuz, devlet nasıl bizimse, bu kurum da bizim... Biz bu kurumu gözümüz gibi koruyoruz ve koruyacağız.</em></strong>”</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 23:05:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/ali-riza-ozkandan-her-yer-cemevi-doldu-diyenlere-sert-tepki-1775160779.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>3 oyla kazanan AKD başkanı muhalifleri biçmeye başladı!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/3-oyla-kazanan-akd-baskani-muhalifleri-bicmeye-basladi-3147</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/3-oyla-kazanan-akd-baskani-muhalifleri-bicmeye-basladi-3147</guid>
                <description><![CDATA[Alevi Kültür Dernekleri olağanüstü genel kurulunda sadece 3 oyla kazanan Seher Şengünlü Yılmaz muhalif şubeleri görevden almaya başladı. İlk olarak Aydın Söke şubesini görevden alan Yılmaz ilçede büyük direnişle karşılaştı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Alevi Kültür Dernekleri’nde usulsüz işlemleri ve başkanı olduğu derneğin dahi tabela derneği olduğu ortaya çıkan Seher Şengünlü Yılmaz, tabanın tepkisi ile gidilen olağanüstü genel kurulda 3 oy farkla seçimi kazanmıştı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bir sonraki seçimi garanti altına almayı hedefleyen Seher Şengünlü Yılmaz, muhalif şubeleri görevden alarak, koltuğunu garanti altına almayı hedefliyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İlk olarak Söke şubesini görevden alan Seher Şengünlü Yılmaz’ın burada başarılı olması halinde, diğer muhalif şubeleri de görevden alması bekleniyor.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">İLÇEDE İSYAN VAR!</span></strong></p>

<p><strong><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/657268796_1342543031229951_8758725232868982826_n.jpg" style="height:800px; width:637px" /></span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Söke Alevi Kültür Derneği Başkanı Şevki Kaya’nın görevden alınması ilçede büyük tepkiye neden oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Genel Merkez tarafından yapılan açıklamada, Şevki Kaya’nın “<strong><em>genel ahlak ve Alevi edebine aykırı tutum ve davranışlar</em></strong>” içerisinde bulunduğu gerekçesiyle görevden alındığı belirtilmişti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İlçeye gelen yeni genel sekreter Mehmet Bozkurt’un üzerine yürüyen üyeler, haksız uygulamanın derhal geri çekilmesini istediler.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>KAYA: SAVUNMA HAKKIM YOK SAYILDI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Karara ilişkin yazılı açıklama yapan Kaya, hakkında herhangi bir disiplin süreci işletilmediğini vurguladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Soruşturma açılmadığını, savunmasının alınmadığını ve kendisine ifade hakkı tanınmadığını belirten Kaya, bu durumun kabul edilemez olduğunu dile getirdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alınan kararın usule uygun olmadığını ifade eden Kaya, Alevi geleneğinde yargısız infaz anlayışının bulunmadığını söyledi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Her bireyin kendini ifade etme hakkı olduğunu belirten Kaya, bu hakkın yok sayılmasının hem hukuki hem de inançsal açıdan yanlış olduğunu ifade etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ŞEVKİ KAYA’NIN AÇIKLAMASININ TAMAMI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">BASINA VE KAMUOYUNA</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ben, Aydın Söke Cemevi Başkanı Şevki Kaya olarak, Alevi Kültür Dernekleri Genel Merkezi tarafından 29 Mart 2026 tarihinde alınan bir kararla, herhangi bir disiplin süreci işletilmeden ve tarafıma savunma hakkı tanınmadan görevden alındığım tarafıma tebliğ edilmiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Söz konusu karar, hem hukuki açıdan hem de yolumuzun temelini oluşturan adalet, rızalık ve hakkaniyet ilkeleri açısından kabul edilemez bir uygulamadır. Hakkımda herhangi bir disiplin soruşturması başlatılmadan, ifade alma süreci işletilmeden ve savunma hakkım tanınmadan alınan bu karar, açıkça usule ve hukuka aykırıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İnancımızda ve geleneğinde “yargısız infaz” yoktur. Her canın kendini ifade etme hakkı vardır. Bu temel ilkenin yok sayılması, yalnızca şahsıma değil, temsil ettiğimiz değerlere de zarar vermektedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Adımın ve şahsıma yöneltilen mesnetsiz iddiaların sosyal medyada dolaşıma sokulması, kişilik haklarıma açık bir saldırı niteliğindedir. Bu nedenle hem hukuki haklarımı kullanacağımı hem de sürecin takipçisi olacağımı kamuoyuna saygıyla bildiririm.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu süreçte tek talebim; hukukun, adaletin ve Alevi erkânının gerektirdiği şekilde şeffaf, adil ve usule uygun bir değerlendirme yapılmasıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kamuoyunun bilgisine saygıyla sunarım.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Şevki Kaya<br />
Aydın Söke Cemevi Başkanı</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 17:00:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/3-oyla-kazanan-akd-baskani-muhalifleri-bicmeye-basladi-1775138713.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dünyanın en alçak, en şerefsiz kişisini bulduk!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/dunyanin-en-alcak-en-serefsiz-kisisini-bulduk-3146</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/dunyanin-en-alcak-en-serefsiz-kisisini-bulduk-3146</guid>
                <description><![CDATA[Suriye Arap Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Ahmet el-Şara’nın Berlin ziyaretini protesto mitingi düzenlemeyen Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu eleştirilerin odağında.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu Suriye Arap Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Ahmet el-Şara’nın Berlin ziyaretini protesto mitingi düzenlemedi.</p>

<p>Genel olarak Şara’ya tepki gösterilerinin zayıf kaldığı Almanya’da, Şara’ya destek için yapılan mitinglere onbinlerce Suriyeli mültecinin katılması ise şaşkınlık yarattı.</p>

<p>Bu durum, AABF içinde kendisine bağlı bir hizip oluşturmak için uzun süredir çalışan eski genel başkan Turgut Öker’e tam aradığı fırsatı vermişti.</p>

<p>Göre yaptığı dönemde AABF içinde ABD patentli “<strong><em>Alisiz Alevilik</em></strong>” akımının yaygınlaşmasına yol veren Turgut Öker, zaten deprem bağışlarının akıbeti ile ilgili olarak başı dertte olan Hüseyin Mat’a salvo atmak için tereddüt etmedi.</p>

<p>Öker’e göre,</p>

<p>“<strong><em>Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu’ndan tek bir yönetici bile bu katilin protesto eylemlerinde yer almamıştır.</em></strong>”</p>

<p>“<strong><em>Alevi toplumu, kişisel gelecek hesapları uğruna bilinçli olarak tavırsızlığa ve suskunluğa itilmiştir.</em></strong>”</p>

<p>“<strong><em>Bu zihniyeti temsil edenler bir gün bile daha görevde kalmamalıdır.</em></strong>”</p>

<p>“<em><strong>Gününü gün eden, maaşını alan, kişisel gelecek hesabı yapan bu yönetim anlayışı derhal değiştirilmelidir.</strong></em>”</p>

<p><strong>ÖZKAN: AABF ALMAN DEVLETİNİN KONTROLÜNDEDİR!</strong></p>

<p><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/tg1.JPG" style="height:610px; width:540px" /></strong></p>

<p>Öker’in kendi sosyal medya hesabından yaptığı fırsatçı paylaşımının altında görüşlerini açıklayan alevihaberler.com.tr genel yayın yönetmeni Ali Rıza Özkan ise, Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu’nun iradesinin Alman devlet tarafından gasp edildiğine dikkati çeken şu yorumu yapmıştı:</p>

<p>“<em><strong>AABF, İsrail Filistin halkına soykırım yaparken, Alman İçişleri Bakanı talimatıyla Filistin'i kınayan ve İsrail'i destekleyen bildiriye imza attı. AABF'nin iradesi Alman devleti tarafından gasp edilmiştir. Bu gerçeği söylemeden, şimdiki yöneticileri suçlamak hedef saptırmaktır.</strong></em>”</p>

<p>Gerçekten de, sorunu “<strong><em>sokağa çıkıp çıkmamaya</em></strong>” indirgeyen Öker aslında Hüseyin Mat’a yüklenirken özenle Alman devletinin AABF üzerindeki rolünü gizliyordu!</p>

<p><strong>ÖKER KONTROLDEN ÇIKTI: ALÇAK, ŞEREFSİZ!</strong></p>

<p>Özkan’ın AABF’nin bağımsız tutum alamayacağı ve Alman devletinin kontrolü vurgusu ise eski başkan Turgut Öker’i çıldırtmaya yetti.</p>

<p>Öker, Özkan’ın yorumuna cevabı ibretlikti:</p>

<p>“<strong><em>Elinde öyle bir belge var olupta kamuoyu ile paylaşmayan kişiyi dünyanın en alçak,en şerefsiz kişisi olarak ilan ediyorum Ali Rıza Özkan.</em></strong>”</p>

<p>Halbuki, Alman devletinin AABF’yi kontrolünün neticesi olarak miting yapılmadığı vurgusu, hakikati ifade ettiği için ve Almanya’da Alevilerin Alman devletinin kontrolüne geçirilmesinde kendi sorumluluğunu da hatırlaması Turgut Öker’in okların kendisine de yöneleceği endişesine sebep olmuştu.</p>

<p><strong>İŞTE BELGELERİN KAYNAĞI: ALMAN DEVLETİ</strong></p>

<p><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/T%C3%BCm%20Sayfa.JPG" style="height:800px; width:365px" /></strong></p>

<p>Alman devleti Filistinlilere yönelik katliamlara gözlerini kapayarak “<em><strong>anti-semitizm ile mücadele</strong></em>” kisvesi altında İsrail’i desteklemeyi “<strong><em>devlet politikası</em></strong>” yaptığı için, kendi belgelerini gizleme ihtiyacı duymuyor.</p>

<p>Daha doğrusu, Almanya’nın en çok satan gazetesi Bild, 16 Ekim 2023 tarihinde Berlin’de İçişleri Bakanı Faeser’in gizli bir “<strong><em>İslam Zirvesi</em></strong>” topladığını haber yapınca, İçişleri Bakanlığı’na bağlı olarak Müslüman kuruluşları denetleyen “<em><strong>Deutsche Islam Konferenz</strong></em>” (Alman İslam Konferansı) da kendi sitesine fotoğraflı bir bilgilendirme koymuştu.</p>

<p>Şuraya, kaynağımızın linkini de koyalım:&nbsp;<a href="https://www.deutsche-islam-konferenz.de/SharedDocs/Meldungen/DE/ImDialog/erklaerung-islamische-verbaende.html?nn=598134">https://www.deutsche-islam-konferenz.de/SharedDocs/Meldungen/DE/ImDialog/erklaerung-islamische-verbaende.html?nn=598134</a></p>

<p><strong>KAYNAK: ALMAN İSLAM KONFERANSI RESMİ SİTESİ</strong></p>

<p>“<em><strong>Deutsche Islam Konferenz</strong></em>” DIK, (Alman İslam Konferansı) doğrudan Alman İçişleri Bakanlığı’na bağlı ve Almanya’da faaliyet gösteren Müslüman STK’ları içinde barındırıyor.</p>

<p>Buraya katılım zorunlu değildir. Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu da kendi isteği ile DIK’in kuruluşundan bu yana üyesidir.</p>

<p>Alisiz Alevilik kara propagandası yapan bir kuruluşun nasıl olup da, Müslüman STK’lar ile birlikte aynı çatı altında bir organizasyon içerisinde yer aldığı sorusu bile, tek başına AABF’nin Alman devleti ile ilişkisindeki dengeyi açıklıyor.</p>

<p>Bild gazetesinde “<em><strong>gizli zirve</strong></em>” haberinin yapılmasının ardından, Alman İslam Koferansı resmi sitesinde, bizim haberimizde de kullandığımız fotoğrafla birlikte şu ifadelere yer verilmişti:</p>

<p>“<em><strong>17 Ekim 2023 tarihinde, Devlet Sekreteri Juliane Seifert ve Devlet Sekreteri Hans-Georg Engelke, Müslüman kuruluşların temsilcilerini Berlin’deki Federal İçişleri Bakanlığı’nda (BMI) bir toplantıya davet etti. Görüşmeler, Orta Doğu’daki güncel olayların Almanya’daki toplumsal birlikte yaşam ve güvenlik üzerindeki etkilerine odaklandı. Toplantı, kısa süreli belirlenmiş ve yerleşik görüşme formatlarına dayanarak düzenlendi. Görüş alışverişi açık ve yapıcı geçti. Katılan Müslüman dernekler ve topluluklar, burada yayınlanan bildiriyi ortaklaşa kaleme aldılar.</strong></em>”</p>

<p>Söz konusu “<em><strong>ortaklaşa kaleme alınan</strong></em>” bildiriye imza atanlar ise, şu Müslüman kuruluşlardı:</p>

<p>- Ahmadiyya Muslim Jamaat Deutschland K.d.ö.R. (AMJ)</p>

<p>- Alevitische Gemeinde Deutschland K.d.ö.R. (AABF)</p>

<p>- Bündnis Malikitische Gemeinde Deutschland&nbsp;e.V.&nbsp;(BMG)</p>

<p>- Islamische Gemeinschaft der Bosniaken in Deutschland – Zentralrat&nbsp;e.V.&nbsp;(IGBD)</p>

<p>- Islamrat für die Bundesrepublik Deutschland&nbsp;e.V.&nbsp;(IRD)</p>

<p>- Liberal-Islamischer Bund&nbsp;e.V.&nbsp;(LIB)</p>

<p>- MTO Shahmaghsoudi K.d.ö.R.</p>

<p>- Türkisch-Islamische Union der Anstalt für Religion&nbsp;e.V.&nbsp;(DITIB)</p>

<p>- Union der Islamisch-Albanischen Zentren in Deutschland&nbsp;e.V.&nbsp;(UIAZD)</p>

<p>- Verband der Islamischen Kulturzentren&nbsp;e.V.&nbsp;(VIKZ)</p>

<p>- Zentralrat der Marokkaner in Deutschland&nbsp;e.V.&nbsp;(ZRMD)</p>

<p><strong>İŞTE AABF’NİN İMZA ATTIĞI BİLDİRİ!</strong></p>

<p><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/A%C3%A7%C4%B1klama.JPG" /></strong></p>

<p>İşte, AABF’nin de imza attığı Alman İçişleri Bakanlığı tarafından hazırlanan bildirinin Türkçe çevirisi:</p>

<p>“<em><strong>Hamas’ın 7 Ekim’de İsrail’e düzenlediği terör saldırısı hepimizi derinden sarstı. Bu vahşeti en güçlü şekilde kınıyoruz.</strong></em></p>

<p><em><strong>Bu saldırı sonucunda aile üyelerini veya arkadaşlarını kaybedenler veya aile üyeleri veya arkadaşları rehin alınanlar için yas tutuyoruz. Onların derhal serbest bırakılmasını talep ediyoruz.</strong></em></p>

<p><em><strong>İsrail ve Filistin tarafında ve bölgede yaşayan tüm insanlar için daha fazla sivil kaybı ve acının önlenmesi gerekmektedir.</strong></em></p>

<p><em><strong>Almanya’da, toplumumuzda barış içinde bir arada yaşama sorumluluğumuz var. Bu hedefe hep birlikte bağlıyız.</strong></em></p>

<p><em><strong>Demokrasimizin temel bir özelliği, ifade özgürlüğü ve toplanma özgürlüğünün güvencesidir. Ancak, nefrete, kışkırtmaya ve şiddete teşvik söz konusu olduğunda bu haklar sınırlıdır. Antisemitizmin Almanya’da yeri yoktur. Bu ilke doğrultusunda diyaloğumuza devam edeceğiz.</strong></em>”</p>

<p><strong>ŞİMDİ SORU ŞU: DÜNYANIN EN ALÇAK, EN ŞEREFSİZ KİŞİSİ KİM?</strong></p>

<p><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/%C4%B0%C5%9ETE%20ALMAN%20GAZETELER%C4%B0NDEK%C4%B0%20HABERLER.png" style="height:800px; width:566px" /></strong></p>

<p>Biz, doğrudan Alman devleti tarafından yayınlanan belgelere dayanan bu haberimizden sonra “<em><strong>dünyanın en alçak, en şerefsiz kişisi</strong></em>”nin kimliği konusunda bir şüphe kalmadığını düşünüyoruz.</p>

<p>Ancak, hem Avrupa’da ve hem de Türkiye’de Alevileri kendi gerçek haklarını alması mücadelesi engelleyen, Alevileri PKK’nın kucağına itmek için türlü operasyonlarda yer alan, “<strong><em>Hz. Ali ile Alevilerin alakası yoktur, Aleviler takiyye yapıyor</em></strong>” diyerek Alisiz Aleviliğin önünü açan, Alman ve ABD istihbaratı ve devlet görevlileri ile türlü toplantılarda boy gösteren Turgut Öker de, şimdi AABF ile Alman devleti arasındaki ilişkiye dikkati çeken alevihaberler.com.tr genel yayın yönetmeni Ali Rıza Özkan’a verdiği sözün arkasında durarak, “<strong><em>dünyanın en alçak, en şerefsiz kişisi</em></strong>”ni kabul edecek mi?</p>

<p>Yoksa, kasaba tüccarı politikacıları gibi, kafasını kuma gömerek “<strong><em>üç maymun</em></strong>” tiyatrosuna mı baş vuracak?</p>

<p>Merakla bekliyoruz!</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 15:34:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/dunyanin-en-alcak-en-serefsiz-kisisini-bulduk-1775135516.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kemal Bülbül Solingen’den Cumhuriyet’e nefret kustu!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kemal-bulbul-solingenden-cumhuriyete-nefret-kustu-3144</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kemal-bulbul-solingenden-cumhuriyete-nefret-kustu-3144</guid>
                <description><![CDATA[Hacı Bayram Veli Üniversitesi’ne bağlı Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından düzenlenmesi planlanan “Sultan Nevruz Paneli”ne konuşmacı olarak davet edilen PKK terör örgütü hükümlüsü ve eski HDP Milletvekili Kemal Bülbül, Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) üyesi Solingen Alevi Kültür Merkezi etkinliğinde Türkiye Cumhuriyeti’ne “faşist ve soykırımcı” olarak hakaret etti!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">AABF üyesi Solingen Alevi Kültür Merkezi’nde düzenlenen etkinlikte konuşan Kemal Bülbül, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş ilkelerini, anayasayı ve milli kimliği hedef alan skandal açıklamalara imza attı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Biz Müslüman değiliz</strong></em>” diyerek Alisiz Alevilik propagandası yapan AABF Genel Başkanı Hüseyin Mat’a hiçbir tepki vermeyen Bülbül, Türkiye Cumhuriyeti anayasasının değiştirilemez maddelerini ve Tekke ve Zaviyelerin Yasaklanması Kanunu’nu hedef aldı, Tunceli Yasasını ise&nbsp;“<em><strong>faşizm</strong></em>” ve “<em><strong>soykırım</strong></em>” olarak adlandırdı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bülbül’ün sözleri, hem siyasi etik hem de toplumsal birliktelik açısından büyük bir provokasyon olarak değerlendirildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye Cumhuriyeti’nin 1923’ten bu yana Aleviliği “<em><strong>yasakladığını</strong></em>” iddia eden Bülbül, “<strong><em>Türkiye Cumhuriyeti yasalarında Tekke ve Zaviyeler Kanunu'na göre Alevilik yasaktır. Şu anda da yasaktır. AKP kendinden menkul uyduruk bir '</em></strong><em>Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı'</em><strong><em> kurmuş olabilir; bu Aleviliğin serbest olduğu, inancının serbest olduğu, inanç mekanının tanındığı anlamına gelmez.</em></strong>” ifadelerini kullandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>BÜLBÜL: CHP’YE OPERASYON ALEVİLERE OPERASYONDUR</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">25 Mart 2026 tarihinde, Hacı Bayram Veli Üniversitesi’ne bağlı Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından düzenlenmesi planlanan “<strong><em>Sultan Nevruz Paneli</em></strong>”ne konuşmacı olarak davet edilmesi nedeniyle tartışmaya neden olan, eski HDP Milletvekili Kemal Bülbü, konuşmasında CHP belediyeleri ile ilgili de konuştu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">CHP’ye yapılan operasyonun aslında Alevilere yapıldığını iddia eden Bülbül’ün konuyla ilgili sözleri şöyle:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<strong><em>Bakın şu anda CHP'ye yapılan operasyon, aslında CHP nezdinde bir anlamda Alevilere yapılan operasyondur da değerli arkadaşlar.</em></strong>” </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bülbül, Tunceli Belediyesi’ne kayyum atanmasını ise “<em><strong>faşizm ve soykırım</strong></em>” olarak niteledi:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Dersim Belediyesine ikide bir operasyon yapılması, kayyum atanması Tunceli Kanunu'nun bir gereğidir. Tunceli Kanunu ırkçılıktır, faşizmdir, inkardır, katliamdır, soykırımdır.</strong></em>”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>BÜLBÜL, TERÖR ÖRGÜTÜ ÜYELİĞİNDEN CEZA ALDI MI?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Kemal Bülbül, hakkında yaptığımız haberden sonra çeşitli çevrelere aslında terör örgütü üyeliğinin söz konusu olmadığını iddia etse de, belgeler farklı bir gerçeği gösteriyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Daha önce Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ve Alevi Bektaşi Federasyonu’nda yöneticilik yapan Kemal Bülbül, 2018 yılında HDP’den milletvekili seçilmişti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nin Bülbül hakkında “<strong><em>terör örgütü PKK üyeliği</em></strong>” nedeniyle 26 Kasım 2020’de verdiği 6 yıl 3 ay hapis cezası, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesi tarafından da “<em><strong>delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu saptandığından</strong></em>” onandı ve hüküm kesinleşti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>BÜLBÜL, MUHİTTİN BÖCEK’TEN PARA ALDI MI?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Öte yandan, Kemal Bülbül’ün yeniden medyada görünür olması ile birlikte, hakkındaki çeşitli iddialar da gündeme getiriliyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Veryansın TV Genel Yayın Yönetmeni Erdem Atay, 30 Mart 2026 tarihinde yaptığ bir video yayınında, Kemal Bülbül ile tutuklu Antalya eski Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek arasındaki akçeli ilişkilere değindi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kemal Bülbül’ün aslında HDP’de atıldığını iddia eden Erdem Atay’ın konuyla ilgili sözleri şöyle: “<strong><em>Ayrıntılarını vermeyeceğim, sadece şunu söyleyeceğim: Ey Kemal Bülbül, anlat bize gerçekleri. Sen Antalya'da belediye başkanlığı seçiminde Muhittin Böcek'le bir ilişkin var mıydı? Acaba Muhittin Böcek kazansın diye parti çalışması yapmadın mı? Bunun için bir rant sağladın mı kendine? Sana sorular soruyorum. Hadi buyur cevapla. Acaba bunu HDP öğrendi de sana gereğini mi yaptı? İhraç bundan mı oldu? Bir söyle bakalım.</em></strong>”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>“BÜLBÜL VAK’ASI” KİMLER İÇİN DERS OLACAK?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Binlerce Alevi ve Sünni vatan evladını katleden terör örgütü PKK’ya karşı tek bir eleştiri getirmeyip, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni “<strong><em>soykırımcı</em></strong>” ve “<strong><em>faşist</em></strong>” ilan eden terör örgütü hükümlüsü Kemal Bülbül’ü, sanki Aleviler arasında konuya vakıf akademisyen ve aydınlar arasında başka kimse yokmuş gibi, Hz. Ali ve Nevruz konulu bir panele konuşmacı yapmaya kalkışan Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Uygulama ve Araştırma Merkezi yöneticileri bu olanlardan ders almış mıdır, bilemiyoruz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ankara’nın kalbinde, Hacı Bayram Veli gibi manevi bir iklimde PKK ile iltisaklı olduğu belirtilen isimlere alan açılması girişimi, üniversite öğrencilerinin ve duyarlı kamuoyunun duvarına çarpmıştır. Panelin iptal edilmesi, sadece bir etkinliğin durdurulması değil; terör sevici zihniyetin akademik ve kültürel alanlara sızma girişimine verilmiş net bir cevaptır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu iptal kararı, bu tür panelleri düzenleyenlere ve bu isimleri meşrulaştırmaya çalışanlara bir ders olmalıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Türk milleti ve Alevi toplumu, terörle arasına mesafe koymayanların ve şahsi ikbal uğruna siyaseti rant kapısına çevirenlerin inanç değerlerini kullanmasına asla izin vermeyecektir.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 31 Mar 2026 18:47:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/kemal-bulbul-solingenden-cumhuriyete-nefret-kustu-1774973212.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ali Rıza Özkan: Gündemimiz Ramazan Cemi değil, buharlaşan yardımlardır!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ali-riza-ozkan-gundemimiz-ramazan-cemi-degil-buharlasan-yardimlardir-3142</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ali-riza-ozkan-gundemimiz-ramazan-cemi-degil-buharlasan-yardimlardir-3142</guid>
                <description><![CDATA[Alevihaberler.com.tr genel yayın yönetmeni Ali Rıza Özkan, Şah TV kanalında Haftaya Bakış programına konuk oldu. Özkan, olmayan Ramazan Cemi hakkında basın açıklaması yapan kuruluşları, Alevi Bektaşilerin içerisindeki hırsızlara, yolsuzlara da tepki göstermeye davet etti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000"><strong>İSTANBUL HABER MERKEZİ –</strong> ŞAH TV’de yayınlanan “<strong><em>Haftaya Bakış</em></strong>” programına konuk olan Ali Rıza Özkan, Alevi kurumları içindeki mali belirsizlikler ve son dönemde ortaya atılan “<em><strong>Ramazan Cemi</strong></em>” tartışmaları hakkında çarpıcı açıklamalarda bulundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Özkan, bazı federasyonların gündemi değiştirmek amacıyla yapay tartışmalar yarattığını, asıl odaklanılması gereken konunun depremzedeler için toplanan milyonlarca Avronun akıbeti olduğunu savundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İşte Ali Rıza Özkan’ın açıklamalarından öne çıkan başlıklar:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>RAMAZAN CEMİ TARTIŞMASI PERDELEME TAKTİĞİDİR!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevihaberler.com.tr genel yayın yönetmeni Ali Rıza Özkan, Alevi toplumunun gündeminde “<strong><em>Ramazan Cemi</em></strong>” diye bir sorun olmadığını belirterek, bu tartışmanın bazı kurumlar tarafından “<strong><em>canbaza bak</em></strong>” taktiğiyle ortaya atıldığını ifade etti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Özkan, “<em><strong>Alevi toplumunun geleneksel bir Ramazan Cemi ritüeli yoktur. Bu iddia, asıl yolsuzluk ve şeffaflık tartışmalarını örtmek, halkın dikkatini başka yöne çekmek için üretilmiştir</strong></em>”, dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>DEPREM YARDIMLARININ AKIBETİ NEDİR?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">6 Şubat depremleri sonrası Avrupa’daki Alevi kuruluşları tarafından toplanan yardımlara dikkat çeken Özkan, Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) içindeki denetleme kurullarının bile bu paraların akıbetini netleştiremediğini söyledi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Özkan, başlangıçta 500 bin Avro olarak açıklanan rakamın daha sonra 2,5 milyon Avroya ulaştığının anlaşıldığını, ancak bu paranın ve ayni yardımların (giysi, ayakkabı, elektronik eşya) nereye harcandığına dair somut bir rapor sunulmadığını vurguladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>KONTEYNER ALIMLARINDA FAHİŞ FİYAT GÖSTERİLMİŞ!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Yardım paralarıyla yaptırıldığı söylenen konteynerlerin fiyatları konusunda ciddi tutarsızlıklar olduğunu belirten Özkan, “<em><strong>O günkü şartlarda piyasa fiyatı 15 bin ile 45 bin lira arasında değişen konteynerlerin, kayıtlarda 75 bin liraya alınmış gibi gösterildiğini tespit ettik. Bugün bile aynı konteynerler 60 bin lira seviyesindeyken, üç yıl önce bu fiyatların yazılması büyük bir şüphe uyandırmaktadır</strong></em>”, açıklamasında bulundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ALEVİ KÜLTÜR DERNEKLERİ’NDE BUHARLAŞAN AVROLAR</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Özkan, mali usulsüzlük iddialarını Türkiye’deki kuruluşlardan verdiği örneklerle de genişletti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi Kültür Dernekleri'nin (AKD) geçmişte bir AB projesi için aldığı 175 bin Avronun projenin yapılmaması üzerine geri istendiğini, paranın iade edilmemesi nedeniyle açılan davanın kaybedildiğini ve bu borcu şimdi derneğin tabanının ödemek zorunda kalacağını vurguladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu tarafından 2023 yılında AKD’ye gönderilen 600 bin TL bir kaynağın, AKD, Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri ve Alevi Bektaşi federasyonu YK üyelerinin şahsi hesapları arasında eşit olarak bölüşüldüğünü belirten Özkan, “<strong><em>Kurumsal işleyişte paranın şahıs hesaplarına gönderilmesinin hiçbir hukuki açıklaması olamaz</em></strong>”, dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ASIL MESELE: HIRSIZLARA KARŞI NASIL BİRLEŞECEĞİZ?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Konuşmasının sonunda Ramazan Cemi tehlikesi diyerek basın açıklaması yayınlayan Alevi kuruluşlarının sessizliğini eleştiren Özkan, asıl meselenin “<strong><em>asimile ediliyoruz</em></strong>” korkusu yaymak değil, toplumun emaneti olan kaynakları korumak olduğunu söyledi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Özkan, “<strong><em>Toplumun parasını yiyenlere, şeffaf olmayanlara karşı sessiz kalarak birlik sağlanamaz. Gerçek meselemiz halkın malına sahip çıkmaktır</em></strong>”, diyerek sözlerini tamamladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Haber Kaynağı:</strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="color:#1f1f1f"><span style="font-family:Google Sans Text,sans-serif"> </span></span><a href="https://www.youtube.com/watch?v=920QiFHezII" target="_blank"><span style="color:#0b57d0"><span style="font-family:Google Sans Text,sans-serif">Ali Rıza Özkan ile HAFTAYA BAKIŞ. 3. BÖLÜM</span></span></a></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 30 Mar 2026 17:13:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/ali-riza-ozkan-gundemimiz-ramazan-cemi-degil-buharlasan-yardimlardir-1774880394.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Şah-ı Merdan Hz. Ali Paneli ve Sultan Nevruz Cemi düzenlendi</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/sah-i-merdan-hz-ali-paneli-ve-sultan-nevruz-cemi-duzenlendi-3141</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/sah-i-merdan-hz-ali-paneli-ve-sultan-nevruz-cemi-duzenlendi-3141</guid>
                <description><![CDATA[Alevi Gençler Derneği ve Erenlerin İzinde Genç Topluluğu’nun iş birliğiyle düzenlenen “Sözlü ve Yazılı Geleneğimizde Şah-ı Merdan Hz. Ali Paneli ve Deyiş Dinletisi”, Munzur Üniversitesi’nde yoğun katılımla gerçekleştirildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12px">Alevi Gençler Derneği ve Erenlerin İzinde Genç Topluluğu’nun iş birliğiyle düzenlenen <em>“Sözlü ve Yazılı Geleneğimizde Şah-ı Merdan Hz. Ali Paneli ve Deyiş Dinletisi”</em>, Munzur Üniversitesi’nde yoğun katılımla gerçekleştirildi. Etkinlik kapsamında Kerbela ziyareti ve kitap çekilişleri yapılırken, günün sonunda Sorpiyan Cemevi’nde Sultan Nevruz Cemi düzenlendi.<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/0bc6c059-6e70-4bd0-8a77-5242ac5ee1c8.jpg" style="height:800px; width:600px" /></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12px">Munzur Üniversitesi Kongre ve Kültür Merkezi, dün anlamlı bir buluşmaya ev sahipliği yaptı. Alevi Gençler Derneği ve Erenlerin İzinde Genç Topluluğu tarafından organize edilen panelde, Alevi-Bektaşi inancının temel direği olan Hz. Ali’nin sözlü ve yazılı gelenekteki yeri akademik ve inançsal boyutlarıyla ele alındı.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12px"><strong>Protokol ve Gençlerden Yoğun İlgi</strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12px">Panele Munzur Üniversitesi Rektörü <strong>Prof. Dr. Kenan Peker</strong>, Rektör Yardımcısı <strong>Prof. Dr. Gülderen Kurt</strong>, bölgenin önde gelen kanaat önderleri, çok sayıda öğrenci ve vatandaş katıldı. Açılış konuşmalarının ardından gerçekleştirilen panelde, Hz. Ali’nin evrensel mesajları ve Anadolu irfanındaki yeri vurgulandı. Panel, katılımcılardan büyük beğeni toplayan deyiş dinletisiyle devam etti.<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/3fc14e99-f9d9-4c36-a53f-058de3ac05e2.jpg" style="height:800px; width:600px" /></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12px"><strong>Gençlere Kerbela Turu ve Kültür Hizmeti</strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12px">Etkinlik sonunda yapılan çekilişle, inanç turizmine ve kültürel gelişime destek amacıyla 3 kişiye <strong>Kerbela turu</strong> hediye edildi. Ayrıca 10 katılımcıya, Eşref Doğan Dede ve Hasan Çelik tarafından kaleme alınan <strong>"Kavramlar ve Tasavvufî İzahlar Açısından Aleviliğin El Kitabı"</strong> eseri takdim edilerek inanç literatürünün genç kuşaklara ulaştırılması hedeflendi.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12px"><strong>Sorpiyan Cemevi’nde Birlik Cemi</strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12px">Üniversitedeki programın ardından katılımcılar ve kanaat önderleri Sorpiyan Cemevi’nde bir araya geldi. Baharın ve yeniden doğuşun simgesi olan <strong>Sultan Nevruz</strong> vesilesiyle düzenlenen Cem erkanında, birlik ve beraberlik mesajları verildi. Lokmaların paylaşıldığı ve duaların edildiği törenle program sona erdi.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12px">Alevi Gençler Derneği yetkilileri, gençlerin öz değerleriyle buluşmasını sağlayan bu tür etkinliklerin artarak devam edeceğini belirterek, destek veren tüm kurumlara ve canlara teşekkürlerini sundu.<br />
<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/c41fb926-8b74-42ba-a9f6-ba8d9584e00d.jpg" style="height:450px; width:800px" /><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-03-30%20at%2006_27_43.jpeg" style="height:786px; width:800px" /><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/a03e6106-0ec5-4edc-b5d4-ce793af2fbbd.jpg" style="height:800px; width:600px" /></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 30 Mar 2026 06:21:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/sah-i-merdan-hz-ali-paneli-ve-sultan-nevruz-cemi-duzenlendi-1774841424.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ali Rıza Özdemir yazdı: Alevi-Bektaşi irfanında “doksan bin ayet” ve “doksan bin kelam” sırrı</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ali-riza-ozdemir-yazdi-alevi-bektasi-irfaninda-doksan-bin-ayet-ve-doksan-bin-kelam-sirri-3140</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ali-riza-ozdemir-yazdi-alevi-bektasi-irfaninda-doksan-bin-ayet-ve-doksan-bin-kelam-sirri-3140</guid>
                <description><![CDATA[T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi önceki dönem başkanı ve yazar Ali Rıza Özdemir sosyal medya hesabında, Alevi-Bektaşi irfan geleneğindeki önemli bir kavram olan “doksan bin kelam” ve “doksan bin ayet” tabirinin manevi anlamını, Hz. Peygamber’in Miraç yolculuğuna ve Dört Kapı öğretisine bağlayarak açıklıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi geleneksel irfanında, Buyruk metinleri ve ulu ozanların nefeslerinde sıkça geçen “<strong><em>doksan bin kelam</em></strong>” ya da “<em><strong>doksan bin ayet</strong></em>” kavramı, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi önceki dönem başkanı ve yazar Ali Rıza Özdemir’in sosyal medya hesabında paylaştığı makalesinin konusu oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hz. Peygamber’in Miraç yolculuğunda Cenab-ı Hakk ile gerçekleştirdiği mülakatta 90 bin kelam konuştuğu kabul ediliyor. İslam inancında Allah’ın her sözünün bir ayet hükmünde değerlendirilmesi nedeniyle bu ilahi diyalog, Alevi literatüründe “<em><strong>doksan bin ayet</strong></em>” olarak da anılıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Temel kaynaklardan Şeyh Safi Buyruğu’na (1612) göre bu kelamlar, Alevi-Bektaşi yolunun “<strong><em>Dört Kapı</em></strong>” müfredatına göre şöyle tasnif ediliyor:</span></p>

<p><span style="color:#000000">- 30 bin kelam şeriat kapısına,<br />
- 30 bin kelam tarikat kapısına,<br />
- 30 bin kelam ise hakikat kapısına aittir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Dört Kapı’nın üçüncüsü olan marifet kapısına dair kelamlar ise “<em><strong>sır</strong></em>” kabul edildiği için kişiye özel irfan, keşif ve sezgiler yoluyla aktarılıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu gizli hakikat, Şeyh Safi Buyruğu’nda Hz. Ali’nin kudret nurunda saklı tutulduğu ve ancak Şah-ı Merdan Hz. Ali tarafından açıklanabildiği ifade ediliyor.<br />
<br />
Şeriat kapısındaki kelamlar “<em><strong>kavil</strong></em>” (söz), tarikat kapısındaki kelamlar “<strong><em>yo</em></strong>l”, hakikat kapısındaki kelamlar ise “<em><strong>hal</strong></em>” olarak nitelendiriliyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Hakikat kapısına eren kişi, evliya mertebesine ulaşarak hakikati oturuşu, kalkışı ve davranışlarıyla tecelli ettiriyor. Hz. Peygamber’in “<strong><em>Hakikat benim halimdir</em></strong>” buyruğu da bu olgunluk düzeyine işaret ediyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Büyük mutasavvıf Yunus Emre, bir beytinde bu sırra şöyle değiniyor:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<strong><em>Doksan bin kelimeyi Hak söyleyecek Habib ile, Otuz bini sır olacak, ben o sır olandaydım.</em></strong>”</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi - Kızılbaş geleneğinin önemli ozanlarından Kul Himmet de kelamların bir kısmının gizli (nihan), bir kısmının ise aşikar olduğunu vurguluyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">19. yüzyılda yaşayan Hamdullah Çelebi ise taksimatı “<em><strong>Otuz bini şeriatte, otuz bini tarikatta, otuz bini hakikatte, bilenler bildi vallahi</strong></em>” diyerek özetliyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Uzmanlar, bazı eski kayıtlarda “seksen bin” şeklinde geçen ifadelerin muhtemelen yazım yanlışı olduğunu, aslının her kapıya otuz bin düşecek şekilde toplam doksan bin olduğunu belirtiyor. Bu sayısal sembolizm, yolun katmanlı ve derin irfanını hatırlatıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi kültüründe manevi tekamülün temel taşlarından biri olarak değerlendirilen konuya dair Ali Rıza Özdemir’in sosyal medya hesabındaki makalesi şöyle:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ALEVİ-BEKTAŞİ İRFANINDA “DOKSAN BİN AYET”, “DOKSAN BİN KELAM” SIRRI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi inanç dünyasında, özellikle Buyruk metinlerinde ve ulu ozanların nefeslerinde sıkça karşımıza çıkan doksan bin kelam veya doksan bin ayet tabiri; yolun özünü ve zahirden batına uzanan o derin hikmeti temsil eden en temel kavramlardan biridir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu kavramın mahiyetini tam manasıyla kavrayabilmek için öncelikle Hz. Peygamber Efendimizin Miraç hadisesini ve bu kutlu yolculuğun Alevi irfanındaki karşılığını bilmek gerekir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi inancına göre Hz. Peygamber, Miraç yolculuğu esnasında Cenab-ı Hakk ile mülaki olmuş ve bu görüşme sırasında Allah ile doksan bin kelam konuşmuştur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İslam inancında Allah’ın her sözü bir ayet hükmünde kabul edildiği için, bu ilahi diyalog Alevi literatüründe “<strong><em>doksan bin ayet</em></strong>” olarak da adlandırılır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bin altı yüz on iki tarihli Şeyh Safi Buyruğu gibi temel kaynaklarda bu kelamların dağılımı, yolun “<em><strong>Dört Kapı</strong></em>” müfredatına göre şu şekilde tasnif edilir:</span></p>

<p><span style="color:#000000">Otuz bin kelam şeriat kapısı hakkındadır.<br />
Otuz bin kelam tarikat kapısı hakkındadır.<br />
Otuz bin kelam ise hakikat kapısı üzerinedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Peki, Dört Kapı’nın üçüncüsü olan marifet kapısına ne olmuştur?</span></p>

<p><span style="color:#000000">İrfan geleneğimizde marifet kapısına dair bilgiler; genellikle kişiye özel tecrübeler, keşifler ve sezgiler (irfan) yoluyla verildiği için bunlar “<strong><em>sır</em></strong>” olarak kabul edilmiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Şeyh Safi Buyruğu’na göre bu marifet kelamı, Hz. Ali’nin kudret nurunda gizlenmiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu gizli hakikati insanlara ancak ilmin kapısı olan Şah-ı Merdan Hz. Ali açıklamıştır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Şeriat kapısındaki otuz bin kelam “<strong><em>kavil</em></strong>” yani sözdür; tarikat kapısındakiler ise “<em><strong>yol</strong></em>”dur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ancak hakikat kapısındaki otuz bin kelam “<em><strong>hal</strong></em>” olarak nitelendirilir. Zira hakikat kapısına eren kişi artık bir evliyadır, bir velidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Onun hakikati, özel bir çaba sarf etmesine gerek kalmadan; oturuşunda, kalkışında, tavır ve davranışlarında tecelli eder. Hz. Peygamber’in “<strong><em>Hakikat benim halimdir</em></strong>” buyruğu da tam olarak bu olgunluk mertebesine işaret eder.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu kutlu öğreti, tarih boyunca ozanlarımızın gönül süzgecinden geçerek şiirlere ve deyişlere dökülmüştür. Büyük mutasavvıf Yunus Emre, bir beytinde bu sırra şöyle dokunur:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<strong><em>Doksan bin kelimeyi Hak söyleyecek Habib ile,Otuz bini sır olacak, ben o sır olandaydım.</em></strong>”</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yine Kızılbaş geleneğinin önemli temsilcilerinden Kul Himmet, bu kelamların bir kısmının gizli (nihan), bir kısmının ise açık (aşikar) olduğunu vurgulayarak; şeriatın belli, tarikatın ise bir rehber eliyle sürülen bir erkan olduğunu dile getirir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">On dokuzuncu yüzyılda yaşamış olan Hamdullah Çelebi de otuzar binlik bu taksimatı; “<em><strong>Otuz bini şeriatte, otuz bini tarikatta, otuz bini hakikatte, bilenler bildi vallahi</strong></em>” diyerek mühürlemiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Özetle; doksan bin kelam, Hz. Peygamber’in Miraç’ta Allah’tan aldığı ve insanlığın manevi tekamülüne sunulan ilahi öğretinin bütünüdür.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bazı eski kayıtlarda “<em><strong>seksen bin</strong></em>” olarak geçmesi muhtemelen bir yazım yanlışıdır; zira aslı her kapıya otuz bin düşecek şekilde toplamda doksan bindir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu sayısal sembolizm, aslında yolun ne kadar derin, kurallı ve katmanlı bir irfana sahip olduğunu bizlere hatırlatmaktadır.<br />
<br />
<strong>Kaynak:</strong></span> https://t.co/CtMA3tEfsQ</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 29 Mar 2026 21:21:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/ali-riza-ozdemir-yazdi-alevi-bektasi-irfaninda-doksan-bin-ayet-ve-doksan-bin-kelam-sirri-1774809754.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İsmet Abbasoğlu: Muaviye’ye ‘Hazret’ demek Aleviler için kırmızı çizgidir</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ismet-abbasoglu-muaviyeye-hazret-demek-aleviler-icin-kirmizi-cizgidir-3139</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ismet-abbasoglu-muaviyeye-hazret-demek-aleviler-icin-kirmizi-cizgidir-3139</guid>
                <description><![CDATA[Avrupa Alevi Düşünce Derneği Genel Merkezi, Alevilik üzerine eserler verdiğini belirten bir profesörün Muaviye’ye “hazret” demesine karşı sessiz kalan Alevi kurumlarını eleştirdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Fransa – Avrupa Alevi Düşünce Derneği Genel Merkezi, Alevilik üzerine eserler verdiğini belirten bir profesörün Muaviye’ye “hazret” demesine karşı sessiz kalan Alevi kurumlarını eleştirdi.</p>

<p>Dernek adına yazılı açıklama yapan İsmet Abbasoğlu (Avrupa Alevi Düşünce Derneği Genel Merkezi Başkanı ve Fransa Bordeaux Cemevi Başkanı), konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı:<br />
<br />
Sessizlik Alevilik ile ilgili eserler ürettiğini söyleyen ve bu konudada odalı olduğunu ovunerek belirten bir profesörün, üstüne basa basa Aleviler için kırmızı çizgi olan şeytan ve Allah tarafından lanetlenmis olan Muaviye'ye hazret demesi karşısında, tüm Alevi kurumlarinin ( sayıları binlerle ifade edilen) hiç ses çıkarmamış olmasını ve sadece biz kurum olarak ilk duydugumuz andan itibaren resmi olarak tepkimizi belirtmemize rağmen hala hiç bir kurumdan ses çıkmaması düsündürücü bir durumdur.<br />
<br />
Her bir olayda özellikle devlet aleyhine olan her olayda ortalığı yaygaraya çeviren güya sözüm ona Aleviliği koruyan koca koca kurumlar ses çıkarmıyor. Ya korkuyorlar yada Muaviye'nin hazret olarak adlandırılması da onay veriyorlar. O zaman niye kurumları var ediyorsunuz niye o kurumlardan Aleviliği dizayn ediyorsunuz siz Ali'nin Ehlibeyt'in katiline verilen bu unvanı nasıl sineye cekiyorsunuz. Muaviye şeytani Alevilerin kutsallarina zulm etmiştir sizlerde susarak bu suça ortak olmuşsunuzdur yazıktır günahtır. Bugün konusmayacaksaniz ne zaman konuşacaksıniz. Bu lakirdiyi yapan kişi özür bile dememiştir ve bu kişinin yazdığı alevi kitaplarını binlerce kişi okumakta ve referans almaktadır. Bizler Aleviliğe zarar veren her hareketin karşında olacağız Avrupa alevi düşünce derneği genel merkezi olarak Alevilerin ve devletimizin yanında olacağız. Bu cizgimiz asla sasmayacaktir. Muaviye'ye hazret diyenler ve buna susanlar bilinki her bir alevi muaviyeye binlerce lanet etmektedirler</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>İsmet Abbasoğlu</p>

<p>Avrupa Alevi Düşünce Derneği Genel Merkezi</p>

<p>Fransa Bordeaux Cemevi Başkanı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 28 Mar 2026 12:17:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/ismet-abbasoglu-muaviyeye-hazret-demek-aleviler-icin-kirmizi-cizgidir-1774690032.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türkoğuz Kılıçgedik yazdı: Alevilik-Bektaşiliğin yönetim modeli</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/turkoguz-kilicgedik-yazdi-alevilik-bektasiligin-yonetim-modeli-3138</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/turkoguz-kilicgedik-yazdi-alevilik-bektasiligin-yonetim-modeli-3138</guid>
                <description><![CDATA[Alevi-Bektaşi araştırmacı Türkoğuz Kılıçgedik, Alevilik-Bektaşiliğin tarihsel öğretisinde yer alan Velayet sisteminin, İslam toplumunun yönetiminde Halifelikten ayrı ve özgün bir devlet modeli oluşturduğunu savunuyor. Kılıçgedik’e göre bu model, Miraç hadisesiyle Hz. Ali’ye verilen Velayet üzerinden şekillenmiş ve Dört Kapı (Şeriat, Tarikat, Marifet, Hakikat) ile Kırk Makam öğretisine dayanıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Alevi-Bektaşi araştırmacı Türkoğuz Kılıçgedik, Alevilik-Bektaşiliğin tarihsel öğretisinde yer alan Velayet sisteminin, İslam toplumunun yönetiminde Halifelikten ayrı ve özgün bir devlet modeli oluşturduğunu savunuyor. Kılıçgedik’e göre bu model, Miraç hadisesiyle Hz. Ali’ye verilen Velayet üzerinden şekillenmiş ve Dört Kapı (Şeriat, Tarikat, Marifet, Hakikat) ile Kırk Makam öğretisine dayanıyor.<br />
<br />
<strong>Türkoğuz Kılıçgedik'in makalesinin tam metni şöyle:</strong><br />
<br />
&nbsp;</p>

<p><strong>ALEVİLİK-BEKTAŞİLİĞİN DEVLET YÖNETME MODELİ</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<ol>
	<li><strong>Alevilik-Bektaşiliğin Tarihsel Öğretisi ve Sistemi</strong></li>
</ol>

<p>Peygamberlik sona erip Velayetin başlaması, Velayet öğreti ve sistemin belirlemesi için Hz. Muhammed Hak tarafından Miraca çağrıldı. Bu amaçla Miraç olayı Peygamberliğin sonlandırılıp Velayetin başladığı en üst kademe olan Hakk’ın huzuru ve Hakk’ın huzurunda Velayetle ilgili yeni, kesin, değişmez ve ebediyen sürecek kararların alınmasını teşkil ediyor.</p>

<p>Bu dönem, Hz. Muhammed’in ölümüne yakın bir zamana denk geldiği için, İslam toplumunun yönetimi Peygamberlik dönemini kapsayan Velayet yoluyla belirlenmiştir. Dolayısıyla, Velayet, Miraç sırasında Allah tarafından Hz. Ali'ye verilmiş ve Miraç dönüşü Hz. Ali'nin önderliğinde kırk kişiden oluşan bir meclis kurulmuştur.</p>

<p>Hakk’ın Hz. Muhammed’i Miraca çağırması ve Velayetin Miraçta Hz. Ali’ye verilmesi konusu, İmam Cafer Sadık buyruğun içinde yer alan “Kırklar Cemi” başlığı altında; "Hz Muhammed bir sabah (gece-şafağa doğru) Miraca gittiğini, Miraç da Hak ile Doksan bin söz konuştuğu, bu sözlerden otuz bini Şeriat Kapı üzerine indiği. Doksan bin sözden kalan altmış bin sözün ise Hz. Ali'de sır oldu” şeklinde açıklayarak Hz. Ali’nin Hz. Muhammed’le beraber Miraçta olduğunu ve Dört Kapı ve altmış bin sözle Velayet görevini aldığını vurgulamaktadır, &nbsp;(Vaktıdolu, 2018, 13. “bz.”21-26-27).</p>

<p>Ayrıca, 1700-1800 yıllarında yaşamış “Hasreti” yazdığı Cönklerinde yer alan “Mirat-i Miraçname”de, Kırklar Cemi anlatımına benzer olarak “Hakk’ın Hz. Muhammed’i Miraca çağırdığı ve Hak ile görüştüğünü tespit edilmesi için önceden nişan olarak Hz. Muhammed’e ait yüzüğün (hatem) Melek Cebrail vasıtasıyla Hakk’a gönderilmesi emredilmiş. Hz. Muhammed ile Hakk’ın Miraçtaki görüşmesinde Hz. Muhammed Miraçta kendi yüzüğünü Hak elinde görmüş. Aynı yüzük Kırklar Ceminde Hz. Ali parmağında çıkması üzerine, Hakk’ın Miraç da Hz. Ali’de tecelli olduğunu, dolayısıyla Hz. Ali’nin Miraç da olduğu ve bu tecelli sırasında Hakk’ın belirlediği Velayetin tüm öğreti ve sistemin Hz. Ali’ye geçtiğini” (Özmen, 1998, s. 206-208) sır ve şifreli bir dille açıklamaya çalışmaktadır.</p>

<p>Bu tecelli ile Velayetin tüm öğreti ve sistemin Hz. Ali’ye geçmesi, Hz. Ali’nin Hakk’ın Velisi konumunda Velayet aldığına vurgu yapmaktadır Pir Sultan gibi ozanlar ve Miraçnameler gibi anlatımların birçoğu Hz. Ali’nin Miraçta Velayet alıp Dört Kapı öğretisi üzerinden görev aldığına sır ve şifreli bir dile açıklama getirmeye çalışıyorlar.</p>

<p>Tüm Alevi yazılı tarihi kayaklarında Hz. Ali’ye verilen Velayet ve ilgili öğreti ve sistemin sır ve şifreli olarak anlatmasının temel nedeni Velayet öğretisi ve yönetim şekli kendi içinde birçok sırlar taşımakla beraber, bu öğreti ve yönetimin Velayet sahipleri dışında yorumlanmaması ve art niyetli kişilerin eline geçmeyip istismar edilmemesi içindir.</p>

<p>Özelikle Hz. Muhammed’in ölümünden sonra Velayete karşı ortaya çıkan Halifelik, Velayet için büyük tehlike arz ediyordu. Velayet öğretisi ve sistemi tarih boyunca bu gibi tehlikelere karşı hep sır ve şifreli olarak yazılı kaynaklara geçti. Bu durum Velayet ile Halifeliğin aynı şey olmadığı, arada öğreti ve yönetim farklılığının da olduğunu açıklayan birçok tarihi ayrışma ve çatışmalarla da kanıtlanmış durumdadır.</p>

<p>Velayet, Hak ve Hz. Muhammed tarafından Hz. Muhammed daha hayata iken sosyal düzeni ve adaleti sağlayan beli bir öğreti ve sistemle ve ilahi bir kudretle Hz. Ali’ye verilerek bu amaçlı Hz. Ali ve devam soyuna özgü dokunulmazlık zırh ile yürürlüğe girdi. Halifelik ise Hak ve Hz. Muhammed’den habersiz ve Hz. Muhammed’in ölümünden hemen sonra birkaç kişilik beşeri şura toplantısıyla belirlenip egemenlerden yana olan gelişi güzel bir sistemle yürürlüğe girdi. İki başlı bir İslam yönetimine neden olan bu durum tarih boyunca İslam içi bölünme ve çatışmaların temel sebebi ve kaynağını oluşturuyor.</p>

<p>Ayrıca Velayet ve ilgili öğretisi ve sistemi Hak ve Hz. Muhammed tarafından meşru yollarla Hz. Ali’ye verildiği için Hz. Ali, Ehli Beyti Kırklar ve On İki İmamlara ve devam soyu olan Aleviliğe özgü, özel ve ayrıcalıklı olarak kurumlaştığı için dokunulmaz ve değişmez bir sonsuzluğa sahip iken. Halifelik ise birkaç kişilik şura ile meşru olmayan yoldan kurumsallaştığı için hile, savaş, zor, cebir gibi meşru olmayan yollarla el değiştirebilir ve her el değiştirdikçe öğreti ve tüm unsurlarıyla her defasında değiştirilen bir yapıya sahipti.</p>

<p>&nbsp;</p>

<ol>
	<li><strong>Alevi-Bektaşi Öğreti ve Sistemin, Devlet Yönetim Modeli</strong></li>
</ol>

<p>Velayet öğreti ve sistemi tamamen Ahiretlikdüzenden esinlenip dünyanın insan düzeniyle harmanlanarak, bir dünya düzenine dönüştürmeyi hedefleyen bir yapıdır. Bu öğretinin, dünyevi biçiminde karşılığı dört kademeden oluşur. Birinci kademe Peygamberlik öğretisi, ikinci kademe Velayet öğretisi, üçüncü kademe Ariflik (Melek Cebrail) öğretisi, dördüncü kademe Velilik (Hak) öğretisidir.</p>

<p>Bu dört öğretinin dünyevi yapısı, Hz. Hz. Ali’ye verilen Velayet öğretisi ve sistemi olan Dört Kapı ile kademelendirilerek birbirine entegre edilmişler. Ahiretliğin dünyevi karşılığı olarak açıklanan bu öğretinin, Ahiretlik olan batın boyutu, insanların anlayamayacağı kadar farklı olduğu için tamamen sır ve gizli kalmıştır.</p>

<p>Hz. Muhammed’in Peygamberlik dönemi olan 22 yıl içinde gelen vahiylerin insanlara tebliği ile farklı inançlardan çok sayıda insan İslam’ı benimsemiş. Bu insanlardan İslam toplumu doğmuştu. Her geçen gün çoğalarak büyüyen İslam nüfusun yasama, yürütme, yargı ve ilgili yönetme şekli Miraçta Velayet üzerinden belirlenip Hz. Muhammed daha hayata iken yürürlüğe girmişti.</p>

<p>Alevi-Bektaşi yazılı tarih kaynakları yakından incelenip doğru ve sistematik bir şekilde yorumlandığında, Velayet öğretisi ve sistemi Dört Kapı Kırk Makamla bile çok kolayca tanımlanabilir. Bu öğreti ve sisteme dayalı bir "yasama, yürütme ve yargı" yapısının varlığı çok kolaylıkla gözlemlenebilir. Bunlardan, Hacı Bektaşi Veli’ye ait Makalat eserinde belirtilen Dört Kapı ve ilgili dört kademeli toplum entegrasyonu (Abid, Zahid, Arif, Mühip) ile ilgili açıklamaları ve bu açıklamaları onaylayan diğer birçok Alevi yazılı kayakla beraber önemli bir örnek ve kanıt teşkil etmektedir.</p>

<p>Aynı bağlamda, yasama, yürütme ve yargıyla ilgili İmam Cafer Sadık Buyruğunda Kırklar Cemi başlığı altında yayınlanan Kırklar Meclisin kurumsal varlığı ve ayrıca tarih içinde Alevi ocak, tekke, dergâhların derviş merkezli kurumsal yapısı gibi birçok oluşum, Velayet yönetim biçimini açıklayan önemli örnekler ve deliller olarak hizmet vermişler. Bunlardan en canlı ve çarpıcı örneklerden ve kanıtlardan biri de Alevi-Bektaşi topluluğunun sosyal yapısı, inançları, kültürü ve bunlarla ilgili norm ve ritüelleridir.</p>

<p>İmam Cafer Sadık Velayet öğretisi ve Dört Kapı sistemin yönetim modelin temel kaynağı hakkında kısaca şu bilgiyi veriyor; “Muhammed Mustafa ve Aliyyel Murtaza cümleye rahmet geldiler, dini zahir eylediler. Erkân koydular. Şeriat zahir oldu. Tarikat (Marifet) ve Hakikat sırrı oldu. Şeriat Muhammed’in oldu. Tarikat (Marifet) ve Hakikat Ali’nin şanına geldi”(Vaktıdolu, 2018, 21). Şeyh Safi ve diğer Alevi ozanların eserlerinde "doksan bin söz" ve artı "otuz bin söz" olarak anılan Kur'an ayetlerine ait sözlerin, Dört Kapıya bölünerek yorumlanmasına değinerek, Velayet öğreti, sistemin ve ilgili yasama, yürütme ve yargı yapıları Dört Kapı içinde Kur’an ayetleriyle de desteklenecek şekilde kurumsallaştığı anlaşılmaktadır. Bu konudaki Şeyh Safı açıklaması şu şekildedir. “Muhammed Mustafa Sallahlahüteala aleyhi vesellem Miraca varıncak Hak Celle ve ala hazretleri doksan bin kelamı söyleşti. Otuz bini şeriatta ve otuz bini tarikatta ve otuz bini hakikatta ya ma’rifet kelamı kanı dirsen…?</p>

<p>Doksan bin kelamın otuz bini şeriat kalidir. Otuz bini tarikat yoludur ve otuz bini hakikat halidir. Ma’rifet sırrı emirdir ve ma’rifetin kelamı Hak teala erenlerin ve Ali’nin kudret nurunda sırritmişdir. Erenlerin sırrını müşahide idüb onlarda görmek gerek” (Koçak, 2004, 67).</p>

<p>Hak tarafından belirlenen Velayet öğretisi ve sistemi ve ilgili yönetim şekli yasama, yürütme ve yargı yapısını Dört Kapı denilen Şeriat Kapısı, Tarikat Kapısı, Marifet Kapısı ve Hakikat Kapısı öğreti kademelerinden oluşuyordu. Birinci kademe olan Şeriat Kapının yasama, yürütme ve yargı yapısı Müslüman olmuş tüm kesimi kapsayacak şekilde Hz. Muhammed dönemindeki Peygamberlik öğretisi üzerinden düzenlenip kurumsallaşmış. Bu öğreti ve kurumsallaşmanın günümüz dili ile açıklaması Hz. Muhammed bu öğretinin sahibi ve ilgili devletin kurucusu ve başıdır.</p>

<p>İkinci kademe olan Tarikat Kapının yasama, yürütme ve yargı yapısı, Hz. Ali Vilayeti ve Kırklar Meclisin öğretileriyle belirlenen, devletin kurumsal ve sosyal yapısını oluşturan, devlet kurumun kendisi ve Şeriat Kapı kurumsalın üzerindeki üst yönetimdir. Bu kurumsal yapının günümüz modern karşılığı Meclis ve onun bünyesinde atanan Başbakan, Bakanlar ve bu Bakanlar kabinesi ve bağlı devlet kurumlarıdır.</p>

<p>Birinci (Şeriat Kapısı) ve ikinci kademelerin (Tarikat Kapısı) dünyevi öğretisi Peygamberlik ve Velayet öğretisi üzerinden açıklanırken, bu öğretinin Ahiretlikteki karşılığı sır ve gizli (batın) tutulmuştur.</p>

<p>Üçüncü kademe olan Marifet Kapı yasama, yürütme ve yargı yapısı Melek Cebrail’in Melek konumu ve öğretisi üzerinden düzenlenmiş. Devlet kurumsal yapısından daha bağımsız, dünyevi hırslardan soyutlanmış gönül gözü gelişmiş olarak belirlenerek devlet kurumsalını bağımsız ve tarafsız olarak denetleyen ve düzenleyen bir yapı içinde kurumsallaşmıştır. Dördüncü kademe olan Hakikat Kapı yasama, yürütme ve yargı yapısı Hakk’ın yaratılışa bakışı ve ilgiliöğretisi üzerinden düzenlenmiş. Marifet Kapıyla beraber (Melek ile Hak) koordineli çalışan Hakikat Kapı kurumsalı, devletten bağımsız olarak, devleti, İslam ve İslam olmayan her kesimi ve tüm yaratılışı kapsayacak şekilde geniş bir görev sorumluğuyla en üst yönetim olarak evrensel ilkeler üzerine kurumsallaşmıştır. (Günümüz tabiriyle birleşmiş milletler, Avrupa insan hakları mahkemesi, Anayasa mahkemesi ve benzeri bir yapıya sahiptir).</p>

<p>Bu kurumsal yapının zahir ve dünyevi tanımı Ariflik ve Velilik öğretisiyle açıklanırken, batın ve Ahiretlik tanımı ise insanların anlayamamağı öğreti olan Melek ve Hak öğretisiyle açıklanabilir içerikte kendi içinde sırdır.</p>

<p>Dört Kapın tüm bu sistemi, tüm boyutlarıyla birbirine entegre edilerek kademelendirilmiştir. Yani her kapı kademesi hem kendi içinde kendine özgü ve bağımsız bir yasama, yürütme ve yargı yapısı vardır. Hem de Dört Kapı öğreti ve sistemine göre kademeli ve birbirine bağlı entegrasyonlu bir yasama, yürütme ve yargı yapısı vardır.</p>

<p>Bu öğreti ve sistem Peygamberlik öğretisini kapsayacak şekilde Velayet üzerinden kurumsallaşıp devletleştiği için “günümüz tabiriyle” Başbakan Hz. Ali’dir. Hz. Muhammed ölümün sonrasındaki süreçte devletin kurucusu ve onursal Başkanıdır. Bakanlar ise ilgili Kırklar Meclisidir ve tüm alt kurumlarıyla Başbakana yani Hz. Ali’ye bağlıdır. Kırklar Meclisi on yedisi kadın, yirmi üçü erkek Bakandan oluşmuş. Kırk Bakan, kadın ve erkek sayısına göre eşit sayıda Dört Kapı içinde bulunan her kapıda onar Bakanla görevlendirilmiş.</p>

<p>Tüm bu tarihsel bilgilere göre, Hz. Muhammed daha hayata iken bu dönemde devletin yönetim ve kurumsal yapısı Hakikat Kapısında (Miraçta) Hak tarafından belirlenmiş. Hz. Muhammed Peygamberliğiyle Şeriat Kapı öğretisiyle bu devletin temelleri atılmış. Hz. Ali Velâyetiyle devletin yasal, kurumsal ve sosyal yapısı Tarikat Kapı öğretisi ve Kırklar Meclisiyle (Alevilik) kurulmuş. Melek Cebrail tarafından bu devlet Marifet Kapı öğretisine göre denetlenip tüm unsurlarıyla yürürlüğe girmiştir. Hz. Ali Hakk’ın Velisi (Velayeti) olduğu için Başbakan ve Kırklar Meclisi Bakanlar kurulu düzeyinde bu devletin Dört Kapı öğretisi ve sistemi olan tüm yasama, yürütme ve yargı bilgisine sahiptir.</p>

<p>Yazılı tarih kaynakları, Hz. Muhammed Miraca çıktığında on sekiz bin âlemi gördüğünü belirtir. Miraç görüşmesinde Hak tarafından kurumsallaştırılan Velayet ve Dört Kapı öğretisi ve sistemin Ahiretlik bir yaşamın modelin dünyevi karşılığı olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre, Ahirette dört kademeli bir sosyal yapı vardır. Bu sosyal yapısının dünyevi toplumsal karşılığı; “Abid (Müslüman), Zahid (Alevi-Bektaşi), Arif (Melek) ve Mühip-Veli (Hak) (Güzel, 2011, 74) olarak tanımlanıp kademelendirilmiş. Velayet öğretisine göre kişi bu dünyada Dört Kapının hangi kademesinde ise Ahirete de o kademede yer alacağını ve o kademeye göre sorgu sualden geçecektir</p>

<p>&nbsp;</p>

<ol>
	<li><strong>Şeriat Kapısında, Temel Yapılanma</strong></li>
</ol>

<p>İslamiyet’in ilk döneminden başlayarak, diğer dinlerden Müslümanlığa geçen insanların, yeni bir düzen olan İslam'a entegre edilmesi süreci, Müslüman ilkeleri çerçevesinde verilen ilk eğitim yoluyla dini ve sosyal yapıya dahil edilmeleri. Ve böylece kendi içinde kurumsal bir örgütlenmenin oluşturulması hayati önem taşımaktaydı. Bu nedenle, Şeriat öğretisi içinde, bu amaca uygun hizmetin sağlanması için bazı önemli başlangıç ​​ve genel ilkeler belirlenmiştir. Bu konuma uygun tutarlı ve öncelikli olan ilkeler, sağlam temeller üzerine, kurumsal ve sosyal bir düzen oluşturulmuş ve bu düzene göre faaliyet yürürmüştür.</p>

<p>Bu ilkeler kısaca şöyle özetlenebilir; “İman, ilim, salat (namaz), zekât, oruç, hac, askerlik, yasak cinsi münasebetten kaçınma, üretim, helal kazanç, faizin yasaklanması, paylaşım, nikâh, aile, toplum, sünnet, musahip, kirve, dünür ilişkilerin gelişimi. Sevgi, saygı, temiz yemek, temiz giyinmek, iyilik, yaramaz işlerden sakınmak” (Güzel, 2011, s. 293-1011) gibi ve benzer ana ilkeler ile belirtilmiştir. Pir Sultan Abdal bu ilkelerin İslamiyet’in öncelikli yapısıyla ilgili genel bir değerlendirmesini şu dizelerle açıklamaya çalışmıştır. ”Gönül gel karardan şaşma / Sözüm sana meveddettir / (…) Şeriattan edep öğren / ilim ile üstat olur oğlan / Kimi farz kimi sünnettir” (Gölpınarlı-Boratav. 2010, s. 103-104).</p>

<p>Özelikle bu ilkelerin önceliğe alınmasının başlıca nedeni bu ilkeler ve içinde yer alan tüm önemli ayrıntılar İslam’dan önce ya hiç yoktu. Ya da egemen yönetimlerin işine gelmediği için hiçbir şekilde önemsenmiyordu. Bundan dolayı bu ilkeler, bir başlangıç olarak belirlenmesi önemli bir değişimi getirmekle beraber, İslam’dan önceki önemli sorunlarında bu öncelikli ilkeler ve ilgili ayrıntılarıyla çözüme kavuşturulması hedeflenmiştir.</p>

<p>Bu ilkelerin tüm ayrıntılarının, Hz. Muhammed zamanında Velayet sahibi olanlar tarafından Şeriat Kapı kurumsalı içinde eğitim ve öğretim yoluyla topluma yayılması ve uygulanması amaçlanmıştır. Kırklar Meclisi'nden on Bakanın önderliğinde, bu ilkelerle ilgili sorunları çözmek ve toplumun hızla bu ilkeli düzene uyması için yasama, yürütme ve yargı organların tüm imkânları seferber edilmiş.</p>

<p>Başlangıçta dini okullar (medreseler), Mescitler ve Camiler gibi merkezi yerler kurulmuş ve bu amaçlı kullanılmıştır. Dört Kapı öğreti ve sistemin ilk seviyesi olan Şeriat Kapısında, Hz. Muhammed Müslüman topluluğunun başı olarak Peygamber, yardımcısı Hz. Ali'yi İmam ve Velayet makamın sahibi olarak kabul edilir. Velayetin bu yönetim modeli, Halifelik yönetiminden farklı olduğu için Halifelik yönetimin sert baskılarına rağmen kısmen gizli olarak Velayet öğretisi aracılığıyla On İki İmam döneminde ve sonrasındaki tekke ve dergahlar yoluyla uzun yıllar boyunca devam etmiştir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<ol start="2">
	<li><strong>Tarikat Kapısında, Devletin Kurumsal Yapısı ve İşleyişi</strong></li>
</ol>

<p>İlk kademe olan Şeriat Kapısı öğretisi, Müslümanlığı kabul eden her sıradan insan için Müslüman öğreti ve yasalarını askeri düzeyde belirleyip düzenleyen ve yöneten başlangıç ​​ve alt bir kademedir.</p>

<p>Dört Kapı içinde, ikinci kademe olan Tarikat Kapısı öğretisi ve ilgili aşamaları, devlet düzeyinde özellikle belirleyicidir. Çünkü Tarikat Kapısı sistemi hem devleti yöneten kurumsal bir yapıdır hem de devleti yönetenleri yetiştirmiş ve atamasını yapmış merkezi bir kurumdur. Başka bir deyişle, devlet büyük ölçüde Tarikat Kapısı öğretisi ve sistemine göre yönetilmiştir. Bu nedenle, devletin her kurumunda ve kadrosunda görev yapan her kişinin Tarikat Kapısı'ndan mezun olup Tarikat Kapı öğretisine göre görev yürütmesi gerekiyordu. Bunun en açık örneği, Hz. Ali'nin Velayet görevini almasıyla birlikte, Tarikat Kapısı kurumu içinde yer alan Kırklar Meclisi'nin, Dört Kapı öğreti ve aşamalarıyla oluşturulan devlet yapısı içinde bu günkü deyimiyle Bakanlık düzeyinde görevler yüklemesidir.</p>

<p>Kırklar Meclisi, Şeriat Kapı öğretisini edinmekle beraber, Tarikat Kapı öğretisi içinde belirlenen ana ilkeler olan; Mürit, musahip, talip, rehber, pir, mürşit kutsal ikrar ve manevi bağ ilişkileri içinde Alevilik esaslarına göre yapılanmıştır. Nefsi duygularından soyutlanmış, Derviş konumunda tamamen hizmet odaklı görevler edinmiş. Tarikat Kapı ibadeti olan Cem ibadet ve toplantılarına eksiksiz katılım sağlamış. Birçok farklı eğitim ve deneyimden geçerek birçok farklı ilimle aydınlanmış. Toplumun her kademesiyle uyum içinde yol gösteren muhabbet sahibi bir görev ve kişilik edinmişler. Bu öğretiyle iç dünyası aşk, şevk, sefa ve ilgili saflığa, fakirliğe (Kılıçgedik, 2025, s 171-179) kavuşarak dünyevi oluşumdan farklı olan Ahiretliğe özgü pişerek olgunlaşmış bir kişiliğe kavuştuklarından, bu kişilere Bakanlık düzeyinde devletin farklı kurumlarında ve üst düzeylerde önemli görevler verilmiş.</p>

<p>Alevi yazılı metinlerinden anlaşıldığı kadarıyla; Tarikat Kapı öğretisi, Kırklar Meclisinde olduğu gibi devlet içinde görev alanları ilk etapta nefsi duygulardan arındıran bir eğitim vererek kişiyi dünyevi isteklerden soyutlamış bir derviş veya rehber, pir konumuma eriştirerek mezun ediyor. Bu konumuyla devlet kurumlarında görev alanlar mülkiyet edinmede muaf tutularak bir Derviş misali yaşam sürmek durumunda görev yürütüyordu. Bu eğitim, okul ve dershane konumunda görev yürüten ocak, tekke ve dergâh yapılanmaları içinde veriliyordu.</p>

<p>Böylece ocak, tekke ve dergâhlarda mezun olan Dervişler devletle ilgili aldığı görevlerde altı gurupta görev almıştır. Birinci gurup, devletin tüm kurumsal mekanizmalarında görev alan kadroyu, Dervişlik kişiliği ve görevine erişene kadar eğitim, öğretimden geçirip mezun ederek eğitim düzeyine göre ihtiyaç duyulan kurumlarda görev veriyordu. Pir Sultan Abdal Tarikat Kapının bu eğitim sistemini kısaca şu dizelerle dile getirmiş. “…Tarikat bir oddur yakar / Kimi ham kimi has çıkar / Çerağın yakan üstadadır / Tarikata kâmil olan / ilim ile âlim olan / Evvel mertebe hizmettir…” (Gölpınarlı-Boratav. 2010, s. 103-104). Tarikat Kapı kurumsalın bu konumundan dolayı, görev verdiği tüm bu kadroyla işbirliği içinde devletin yasama, yürütme, yargı, ekonomik, sosyal düzen, inanç gibi her alanda eşit, adil ve paylaşımcı düzeni oluşturup devam etmeyi sağlayan merkezi bir yapısı vardı.</p>

<p>İkinci gurup, Kırklar Meclisinde olduğu gibi Bakanlık düzeyinde ve ilgili üst kademelerde sabit ve yerleşik görevler alırken. Üçüncü gurup, Devletin askeri ve diğer güvenlik içerikli alanlarında görev alıyordu. Dördüncü gurup, tarım, üretim, esnaf, zanaat, ticaret gibi devleti ayakta tutan ekonomik unsurlar içinde görevlendirilmiş. Beşinci gurup, din, inanç ve kültürel konularında görev almış. Altıncı gurup, devlet adına çok sayıda farklı görevler alarak ulaşım ve haberleşmenin olmadığı bu dönemde bu görevlerini gezgin bir şekilde yürüterek halkın her kesimine ulaşıp halkın sorunlarını çözmeye odalı çalışmıştır.</p>

<p>Velayet ve ilgili Dört Kapı öğreti ve sistemine göre kurulan bu devlet modeli, Hz. Muhammed döneminde yürürlüğe girmiş. Hz. Muhammed vefatından hemen sonra, Halifelik devlet yönetimine geçilince, Velayet yönetim modeli devlet dışına itilmiş. Dolayısıyla, bu yönetim modeli sivil ve içe kapalı ocak, tekke, dergâh yapılanması ve sistemi içine girmiş. Halifelik yönetiminden kaçınmayı gerektirecek bir yöntemle varlığını sürdürmeyi sağlamıştır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<ol start="3">
	<li><strong>Marifet ve Hakikat Kapı Gereği, Devlet Denetimi ve Düzeni</strong></li>
</ol>

<p>Tarikat Kapı öğretisini alıp devletin birçok kurumunda ve kadrosunda, Hak aşkı ile görev alanlar Dört Kapı kuralları içinde gösterdiği çaba, yaptığı hizmetler, edindiği tercüme ve donanımlar oranında içsel ve ruhsal olarak gelişerek, Marifet Kapı kademesine geçiyordu. Daha çok bu hizmetlerle Marifet ve Hakikat Kapı kademesine erişen bu insanların iç duyuları Hakk’ın sevgisiyle dolup, Hakk’ın gözü ve gönlüyle tüm insanlara ve varlığa bir gözle bakan esaslar üzerinde hizmet etme görevi alıyordu.</p>

<p>Eline geçen mülkiyeti ve devlet olanaklarını din, dil, ırk ayırımı yapmadan yoksul ve yardıma muhtaç kesime eşit oranda harcamak ve bu kesimin hayat seviyesini yükselten bu yöneticiler, tamamen Hakk’ın rızası için çalışıyordu. Buradaki amaç, geçici olan dünya hayatından farklı olan sonsuz Ahiretlik yaşam biçimini, bu dünyada yaşayıp tecrübe edinerek Ahirete en iyi şekilde hazırlanmaktır. Velayet devlet yönetimi olan Ahiretlik yaşam biçimi, din, dil, ırk ayırımı yapmadığı için, Velayetin devlet yönetimi altında yaşayan farklı din, inanç ve kültürden insanlar, diğer faklı düzenlere nazaran bu yönetim altında kendini daha fazla emniyete ve huzur içinde bulabiliyordu.</p>

<p>Velayet ve ilgili yönetim şekli olan devlet kurumları içinde hizmet çabası içinde olup yaptığı hizmetler, edindiği tercüme ve donanımlar oranında içsel ve ruhsal olarak gelişen insanlar; Marifet Kapı kurumsalı içinde devlet kurumlarını denetleyip toplumun memnuniyetine göre düzenleyen görevliler tarafından belirlenerek, Marifet Kapı kurumsalına dâhil ediliyor. Ve daha çok devlet kurumlarını denetleyip düzenleme üzerinden görev veriliyordu. Böylece Marifet Kapı öğretisine göre yetişen Arif sayısı artıkça Marifet Kapı kurumsalı güçlenip toplumun eğitim seviyesi ve oranı daha çok bu kapıya göre değerlendiriliyordu.</p>

<p>Marifet Kapı öğretisine sahip kişi “Bencillik, kin ve garezden uzak durup, edep ve içsel olan içi dünya ilmi gelişmiş. Perhizkârlık (aşırı istekleri sınırlanmış), sabır, kanaat, hayâ, cömertlik, hoşgörü, kendi özünü bilmek” (Güzel, 2011, s. 293-312) gibi ilkeler ve ilgili haller kişide hâsıl olmuş. Ve bu âlemde bir Melek ve Evliya konumuna erişmiş kişilerden belirleniyordu. Bu kişiler devletin yasama, yürütme ve yargı ve her kurumsal organlarını denetleme ve düzenleme yetkisine sahipti.</p>

<p>En üst kademe olan Hakikat Kapı öğretisine sahip kişi; “Toprak gibi alçak gönüllü olup, kimsenin ayıbını görmemeden, yetmiş iki milleti bir görüp, yapabileceği her türlü iyiliği hiçbir varlıktan esirgemez. Hakk’ın her yarattığını severek, güven verip Hak yolunda itibar görerek, başta kendisi ve tüm insanlar olmak üzere her varlığı birliğe yönlendirme çabası içinde hizmet veren kişiliğe erişmiş. Gerçeği gizlemeden İlahi sır ve manayı bilerek İlahi varlığa ulaşabilme” (Kılıçgedik, 2025, s.193-203) konumuna erişmişse, bu kişilerden oluşan Hakikat Kapı kurulu devlet adına her konuda evrensel içerikte karar alma ve yetki verme konumuna sahipti. Bu karar ve yetkilendirme devletin tüm kurumları üzerinde etkili ve bağlayıcıydı.</p>

<p>Tarafsız ve adıl olan böyle bir kişilik devleti yöneten kurumsal organlarıda aynı tarafsızlıkta ve adalette denetleyip düzenleyerek toplumu refaha kavuşturması için görev yapıyordu. İçsel ve Haksal olan bu durum Marifet Kapısında Meleklerin, Hakikat Kapısında Hakk’ın adına görev alıp bu amaçlı bir yasama, yürütme ve yargı anlayışı içinde oldukları gibi devletin yasama, yürütme ve yargı yapısının da bu seviyede yürütülmesi için çalışıyorlardı.</p>

<p>Bu makama ulaşanlara devlet desteğiyle çok daha fazla imkân verilerek, halkın hoşnutluğunu kazandıkları oranda, Meleklerin ve Hakk’ın hoşnutluğu kazanılmış oluyordu. Bu durum evrensel ilkelerin gelişmesi ve yaygınlaşmasına imkân tanıtılıyordu. Böylece yapılan hizmetler ve elde edinilen hoşnutluk, el ele el Hakka desturuyla Hakikat Kapı öğretisinin en üst makamı olan, “Hakk’ın insanda tecelli olduğunun” bir yansıması ve delili olarak değerlendiriliyordu.</p>

<p>Hakikat Kapında görev alıp bu kapının öğretiyi eksiksiz uygulayanların başarısı devletin tüm kademelerine yansıyıp eşitlik, hak, hukuk, adalet gibi evrensel ilkelerin yaygınlaşması, insanlarda içselleşmesini ve uygulanmasını garantiye alıyordu. Ahiret yönetim şeklinden tasarlanan ve dünyevi olanaklarla yürütülen bu yönetim şeklin, Ahiretteki karşılığı ruh, Melek ve Hak merkezli bir yönetim modeliydi. Pir Sultan Abdal bu yönetim modelini kısaca şöyle açıklıyordu. “…Hakikat genç-i nihandır / Marifet gevher-i kandır / Yedi yüz yetmiş mizandır / Ötesi ilm-i hikmettir (…) Mürebb’ olan Ali gerek / Dört Kapıda eli gerek / Zira Ali Muhammed’dir”(Gölpınarlı-Boratav.2010, s. 103-104).</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Kaynakça</strong></p>

<ol>
	<li>Özmen, İsmail. <em>Alevi-Bektaşi Şiirleri Antolojisi.</em>Ankara. 1998. Kültür Bakanlığı Yayınları</li>
	<li>Koçak, Yunus. <em>Menâkıb-ı Şeyh Safî, İbrahim ocağı’ndan gelen bir Şeyh Safi buyruğu.</em> Hacı Bektaş Veli Araştırma Dergisi 30/2004.</li>
	<li>Güzel, Abdurrahman. <em>Hacı Bektaş Veli El Kitabı,</em>Ekçağ basım yayın, 2011. Ankara.</li>
	<li>Kılıçgedik, Türkoğuz. <em>Alevilik, Bektaşiliğin Gayb Olan Öğretisi Ve Sistemi</em> 2025. İstanbul. Taş Baskı yayın.</li>
	<li>Özdemir Alirıza <em>“Alevi-Bektaşi Yolunda Dört Kapı Kırk Makam”.</em> 2024, Efsus yayınları. İstanbul.</li>
	<li>Yaman, Mehmet. <em>Makalat ve Müslümanlık, </em>Gülbay yayın, İstanbul. 1985</li>
	<li>Gölpınarlı, Abdulbaki. Boratav, Pertev Nail. <em>Pir Sultan Abdal.</em>2010. İstanbul.</li>
	<li>Yaman, Mehmet, <em>Buyruk (Şeyh Seyyid Safi Menakıbı),</em> Cem Vakfı Yayın 2013 İstanbul.</li>
	<li>Alşan, Hakan Alşan.<em>Horasan Erenleri.</em> 2012 İstanbul.</li>
	<li>Kılıçgedik, Türkoğuz. <em>Seçilmiş Toplum Alevilik</em>(Alevi, Dersim, Xormecık veKarêr Tarihi. 2020.İstanbul. Kahve kültür yayınları.</li>
	<li>Bozkurt, Fuat. <em>İmam Cafer Sadık Buyruğu,</em> 2020 İstanbul. Salon yayınları.</li>
	<li>Vaktidolu, Ali Adil Atalay. <em>İmam Cafer Sadık Buyruğu,</em> 2018. İstanbul. Can yayınları.</li>
	<li>Yaman, Mehmet, <em>Buyruk (Şeyh Seyyid Safi Menakıbı). </em>&nbsp;2013. İstanbul. Cem Vakfı Yayınları.</li>
	<li>Sarıkaya, Mehmet Hazırlayan. <em>Fütüvvetname-i Cafer Sadık,</em> 2008.İstanbul. Horasan yayınları.</li>
</ol>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 28 Mar 2026 12:07:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/turkoguz-kilicgedik-yazdi-alevilik-bektasiligin-yonetim-modeli-1774689247.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nda “Sessiz Tasfiye Operasyonu”!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-bektasi-kultur-ve-cemevi-baskanliginda-sessiz-tasfiye-operasyonu-3136</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-bektasi-kultur-ve-cemevi-baskanliginda-sessiz-tasfiye-operasyonu-3136</guid>
                <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan ve MHP Lideri Bahçeli’nin “toplumsal bütünleşme” hamlesi olarak kurulan Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, bir süredir içeriden ve dışarıdan gelen “sembolik ve idari budama” iddialarıyla çalkalanıyor. Ankara kulislerinde konuşulan senaryolar, kurumun önce işlevsizleştirilip ardından “mezhepçi odaklar”ın isteği doğrultusunda kapatılmak istendiğine işaret ediyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı binasında dikkat çekici bazı hamleler, başkanlığın kapatılmasının hedeflendiği iddialarını gündeme getirdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Başkanlığın merkez binasıyla ilgili atılan adımlar, “<em><strong>alan daraltma</strong></em>” operasyonunun ilk işareti olarak yorumlanıyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Kültür ve Turizm Bakanlığı İç Denetim Birimi Başkanlığı’nın, hali hazırda binlerce metrekarelik bir binada hizmet vermesine ve hiçbir alan sorunu yaşamamasına rağmen, Başkanlığın 6. katına yerleşmek için harekete geçtiği iddia ediliyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu hamle, kurumun kendi binasında “<em><strong>sığıntı</strong></em>” konumuna düşürülmek istendiği şeklinde eleştiriliyor.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">ALEVİLERİ ANKARA’NIN MERKEZİNDEN KOVMA OPERASYONU!</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı binasına bakanlığın farklı bir birimi taşınırken, aynı anda kuruma ait daire başkanlıkları ise dışarı gönderilmek isteniyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">İddialara göre, hayati daire başkanlıkları binadan çıkarılacak. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Binada yeterli alan olduğu halde, Kültür, Sosyal ve Dış İlişkiler ile Eğitim ve Yayın Daire Başkanlıklarının da farklı bir yere taşınmasının planlandığı iddialar arasında. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ankara’nın merkezinden uzaklaştırılmak istenen kurumun nihai durağının, toplumda hafıza yarası olarak duran FETÖ döneminin Mamak-Tuzluçayır’daki “<strong><em>Cami-Cemevi Projesi</em></strong>” binası olduğu öne sürülüyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi aydınlar, bu adımın kurumu toplumun gözünden uzaklaştırıp marjinalize etme projesi olduğunu savunuyor.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">MEZHEPÇİ ODAKLAR MI DEVREDE?</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi çevreleri, bu operasyonun arkasında “<strong><em>İdris-i Bitlisi İttifakı</em></strong>” olarak adlandırılan ve kurumun kuruluşundan beri varlığından rahatsız olan mezhepçi yapıların bulunduğunu belirtiyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Cumhurbaşkanı Erdoğan ve MHP lideri Devlet Bahçeli’nin Alevi Bektaşilere el uzatmasından rahatsız olan bazı çevrelerin varlığına dikkat çekiliyor ve “<em><strong>bu kesimlerin en rahatsız olduğu konu Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın kurulmasıdır</strong></em>” deniyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Sosyal medyadaki kutuplaştırıcı dil ile eş zamanlı yürütülen bu hamlelerin, devletin zirvesinin attığı barışçıl adımları sabote etmeyi amaçladığı vurgulanıyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bazı Alevi Bektaşi STK yöneticilerinin değerlendirmesi şöyle:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Bu sadece bir bina meselesi değil; Alevi Bektaşilerin kamuda artan görünürlüğüne tahammül edemeyenlerin bir tasfiye girişimidir. Devlet, Ortadoğu’yu ateşe veren mezhepçi zihniyetin içerideki yansımalarına “</strong>dur<strong>” demelidir.</strong></em>”</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">ESMA ERSİN’İN ETKİSİZLİĞİ TEPKİ TOPLUYOR</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Tüm bunlar olurken, konuyla en çok ilgili ve sorumlu makamda oturan Esma Ersin’in nasıl tutum aldığı bilinmiyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ersin’in sessizliği yapılanları onayladığı şeklinde yorumlanıyor ve Alevi Bektaşi toplumunda büyük bir tepki oluşmasına neden oluyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ersin, daha önce de kritik konularda etkisiz kalmakla suçlanmıştı:</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ersin’in Cemevlerinin yapı mevzuatına “<strong><em>ibadet alanı</em></strong>” yerine “<em><strong>kültür alanı</strong></em>” olarak girmesi sürecini engelleyememesi ve 12 Şubat 2026 tarihli kararname ile kurum personelinin “<em><strong>özel uzmanlık</strong></em>” yerine düz GİH memuru statüsüne düşürülerek maddi ve manevi hak kaybına uğratılmasına sessiz kalması tepkilere neden olmuştu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Esma Ersin hem Alevi Bektaşi toplumunun ve hem de Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı personelinin sorunlarına ve taleplerine ilgisizliği ve etkisizliği ile neden olduğu zararlarla anılmaya başladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi Bektaşiler, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ve MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin duruma el koymasını beklediklerini ifade ettiler.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 27 Mar 2026 19:46:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/alevi-bektasi-kultur-ve-cemevi-baskanliginda-sessiz-tasfiye-operasyonu-1774630560.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yüksel Gülsoy yazdı: Siz &quot;hazret&quot; diyebilirsiniz!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/yuksel-gulsoy-yazdi-siz-hazret-diyebilirsiniz-3135</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/yuksel-gulsoy-yazdi-siz-hazret-diyebilirsiniz-3135</guid>
                <description><![CDATA[Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü ve Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı tarafından yürütülen Alevilik Bektaşilik Ansiklopedisi (ABA) Yazı Kurulu üyesi Prof. Dr. Sadullah Gülten'in Alevilikle ilgili bir video programında Muaviye'den hazret olarak söz etmesine yönelik tepkiler dinmiyor. Durumun basına yansıması sonrasında, Prof. Dr. Gülten'in, "Hz. Muaviye'ye Hz. Muaviye dediğim için" şeklinde kendisini savunmaya kalkışması ve ifadesini eleştirenleri "halkı kin ve düşmanlığa sevk etmek" suçlaması ile tehdit etmesi Alevi aydınlarda ve kuruluşlarda, Alevi Bektaşileri hassasiyetlerine saygısı olmayan birisinin nasıl olup da, Alevi Bektaşilere hizmet veren kurumlarda müdür ve yönetici olabildiği sorusunun sorgulanmasına neden oldu. Bektaşî yol muhibbi Yüksel Gülsoy, Alevi Bektaşilerin hassasiyetlerinin kökeni hakkında kaleme aldığı makaleyi okurlarımızla paylaşıyoruz.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000"><strong>SİZ HAZRET DİYEBİLİRSİNİZ...</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Ebu Süfyan ve karısı Hind, doğduğu andan itibaren İslamiyetin en büyük düşmanlarıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Oğulları Muaviye ve karısı Meysun de öyledir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Torunları Yezid de öyledir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Muaviye bin Ebû Süfyan, miladî 630 yılında, Mekke'nin Fethi esnasında babası Ebû Süfyan ve ailesiyle birlikte Müslüman olmuştur, yani bu aile peygamberin yaşamının son 2 yılında ancak kılıç zoru ile Müslüman olmuştur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">23 yıllık risaletin 21 yılı en ön safta peygambere, ailesine ve İslamiyete karşı savaşmışlardır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Muaviye'nin annesi Hind, Vahşi denilen kiralık katile Uhud Savaşında Hz. Hamza'yı öldürterek ciğerlerini yemiştir. (Bu Vahşi'ye "<em><strong>Hazret</strong></em>" diyen sümüklü biri vardı hatırlarsanız, o da Türkiye Cumhuriyetinin başına belâ olmuştu malumunuz olduğu üzere)</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bunun asıl sebeplerinden biri de Hz. Hamza'nın Bedir Savaşı'nda Ümeyyeoğullarından Şeybe bin Rebîa'yı (Hind'in amcası) doğrudan öldürmüş, Hind bint Utbe'nin babası Utbe bin Rebîa'nın da öldürülmesine yardımcı olması ile Hz. Ali'nin Hind'in kardeşi Velid bin Utbe'yi öldürmüş olmasıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Demem o ki bu ailenin genetiğine işlemiş bir Ehl-i Beyt düşmanlığı zaten görülmektedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ayrıca Mekke'nin Fethinde Hz. Peygamber, amcasının katili olan bu insanlara "<strong><em>tulekâ</em></strong>" yani gözüme görünmeyin demiş ve Hind'in yüzünü görmemek için de bir perde arkasından el ele tutuşmadan su dolu bir kabın içine elini daldırarak biat almıştır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Muaviye'nin katipliği konusuna gelince; okur-yazar adamların azlığı ile Muaviye, bazı yazışmalarda vs. yardım amacıyla kullanılmıştır ama sır katipliği veya vahiy katipliği gibi ifadeler uydurmadır ve Muaviye'ye paye kazandırma girişimleridir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Oğlu Yezid'e halifeliği bırakmak maksadı ile Hz. Hasan ile yaptığı antlaşmada geçen "<strong><em>halifelik çocuklara bırakılamaz</em></strong>" maddesini geçersiz kılmak üzere Hz. Hasan'ı kendi eşine zehirletmiş ve Hz. Hasan'ın ölümü ile bu maddenin geçersiz hâle geldiğini söyleyerek kendi oğlu Yezid'in halifeliğini meşrulaştırmaya çalışmıştır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">3. Halife Osman'ı korumak için Hz. Ali, oğulları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin'i görevlendirmesine rağmen Muaviye Osman'ı korumak için hiç bir şey yapmadığı gibi Osman'ın öldürülmesi sonrası Hz. Ali'yi bu konuda suçlamıştır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Osman'ın kanını sormak maksadı ile Hakem Olayını planlamış ve adaleti satın alarak, seçilmiş olan Hz. Ali'nin meşru halifeliğine gölge düşürmüş ve Şam'da "<strong><em>paralel</em></strong>" bir halifelik oluşturmuştur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kuru bir çulun üstünde dahi oturarak devleti yönetebilen Hz. Peygamber ve Hz. Ali'den sonra İslamiyeti bir saray dinine çeviren ve Şam'da bir saray yaptıran Muâviye’ye giderek itiraz eden Ebu Zerr; “<strong><em>Eğer bunu Allah’ın malından yaptıysan bu bir hıyanettir. Kendi malından yaptıysan da bu bir israftır</em></strong>” demiştir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Hatta Ebû Zerr’in tepkisi sadece bu sarayın yapılmasıyla sınırlı da değildir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ona göre ihtiyaç fazlası mal, fakirlere verilmelidir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu konuda “<strong><em>Altın ve gümüşü biriktirip Allah yolunda sarf etmeyenlere can yakıcı bir azabı müjdele.</em></strong>” (Tevbe, 9: 34) âyetini de delil göstermekteydi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bunların üzerine birilerinin "<em><strong>hazret</strong></em>" demeyi sevdiği Muaviye, Ebu Zerr'i 3. Halife Osman'a şikayet etti ve Medine'ye çağırılan Ebu Zerr, Rebeze çölüne sürgün edillerek ölüme mahkum edilmiş oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tüm bunlara ek olarak Muaviye, "<strong><em>Sen bize Bizansın veya Sasanilerin babadan oğula geçen krallık biçimindeki yönetimlerini getirmeye çalışıyorsun</em></strong>" diye itiraz eden gerçek sahabeleri ya susturmuş ya da katlettirmiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Peki bir insana sahabe demek için Hz. Peygamberi baş gözü ile görmüş olması yeterli midir? </span></p>

<p><span style="color:#000000">Hz. Muhammed'i bir çok kişi görmüştür ve savaştığı düşmanları da elbette onu görmüştür. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Peygamberi görmüş olmakla kimseye pâye verilemez. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Peygamberin yolundan yürümekle ve Peygambere duyulan muhabbeti daim kılmakla ancak peygamberin sahabesi olunabilir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bir kimsenin sevdiği kişinin sevdiklerini sevmesine tevella, sevmediklerini sevmemesine de teberra diyoruz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Dostunuzun düşmanını seviyorsanız eğer, sizde bir "<strong><em>sıkıntı</em></strong>" var demektir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sonuç; Hz. Peygamberin getirdiği dini tersine çevirmiş bir karşı-devrimciye ben hazret filan demem, diyenden de hiç hazzetmem kardeşim.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 27 Mar 2026 16:48:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/yuksel-gulsoy-yazdi-siz-hazret-diyebilirsiniz-1774620921.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Malatya Cem Evi Kültür Merkezi inşaatı 3 yıldır bitmiyor!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/malatya-cem-evi-kultur-merkezi-insaati-3-yildir-bitmiyor-3134</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/malatya-cem-evi-kultur-merkezi-insaati-3-yildir-bitmiyor-3134</guid>
                <description><![CDATA[Görkemli törenle temeli atılan Malatya Cem Evi Kültür Merkezi, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın ilgisizliği, maddi sıkıntılar ve destek eksikliği nedeniyle tamamlanamıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatyakalitehaber sitesinden Kenan Kaya’nın haberine göre, Malatya’da yaklaşık 250 bin Alevi vatandaşın kültürel, dini ve eğitim ihtiyaçlarını karşılaması planlanan Cem Vakfı Malatya Cem Evi Kültür Merkezi, üç yıldan uzun süredir tamamlanamıyor. Cemal Gürsel Mahallesi’nde 2022 Ekim ayında Cem Vakfı tarafından temeli atılan ve 6020 metrekarelik alanda inşa edilen merkez, maddi sıkıntılar ve destek eksikliği nedeniyle adeta durma noktasına geldi.</p>

<p>O dönemde Yeşilyurt Belediye Başkanı, Battalgazi Belediye Başkanı, Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı, Malatya Valisi ve CHP’li milletvekilleri de katılım göstererek görkemli bir törenle temelin atıldığı merkezin tamamlanamaması, Malatya Alevi toplumu ve kamuoyunda büyük tepkilere yol açtı.</p>

<p>Merkezde 1000 kişilik ibadet salonu, altı adet saz etüt merkezi, dershaneler ve üniversite öğrencileri için etüt merkezleri bulunuyor. Ayrıca öğrencilerin birebir eğitim alabileceği salonlar, kültürel eğitim alanları ve çok amaçlı eğitim merkezleri yer alıyor. Aynı anda 10 cenaze merasimi düzenlenebiliyor ve cenazeler geçici olarak muhafaza edilebiliyor. Cenaze hizmetleri, Sünni inancına sahip vatandaşları da kapsayacak şekilde planlanmış ve toplumlar arası hizmet anlayışı benimsenmiş.</p>

<p>Merkezde ayrıca üç adet 600 kişilik taziye salonu, bin kişilik ayrı bir taziye salonu, kadın ve erkeklere özel mescid alanları, 750 kişilik yemekhane, adak kesimhane, üniversite öğrencilerinin eğitim göreceği ve araştırmalarını sürdürebileceği 6000 metrekarelik bilim yuvası bulunuyor. İl dışından gelen misafirler için 12 kişilik yatakhaneler ve konaklama alanları da ayrılmış. 40 kız öğrenciyi ücretsiz olarak barındıracak yatılı yurtta yer alacak. Böylece merkez, sadece ibadet yeri değil, kültürel, eğitim ve sosyal hizmet merkezi olma niteliği taşıyor.</p>

<p><strong>İZZETTİN ŞAHİN: BİZİ YALNIZ BIRAKTILAR!</strong></p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyakalitehaber.com/files/uploads/1774605944-ce67c.jpg" /></p>

<p>Malatya’da yaklaşık 250 bin Alevi’nin yaşadığı bir şehirde böyle önemli bir projenin yarım bırakıldığını söyleyen Müteahhit ve aynı zamanda Alevi olan Bahattin Canbay ile Cem Vakfı Malatya şubesinin 12 yıldır müdürlüğünü yapan İzzettin Şahin, oldukça çarpıcı açıklamalarda bulundu.</p>

<p>İzzettin Şahin, siyasilerin projeyi sadece “görsel ve reklam aracı” olarak kullandığını belirterek şunları ifade etti:</p>

<p>Siyasilerin burayı reklam aracı gördüğünü, arada bir gelip görseller çekip sosyal medyalarında paylaştıklarını ifade eden İzzettin Şahin, ‘Bizi resmen yalnız ve sahipsiz bıraktılar. Yaklaşık 1 milyon nüfusun olduğu Malatya’da 250 bin Alevi kardeşimiz var ki biz burada sünni kardeşlerimize de cenazelerinde hizmet edeceğiz. O şekilde tasarlanıyor. Artı gençlerimize kültürel eğitim vereceğiz. Üniversite öğrencilerimiz, İnönü Üniversitesi'ndeki Alevi Kültür Enstitüsü öğrencileri gelip burada birebir eğitim alacaklar. Sadece ibadethane, Cem Evi değil, bir kültür merkezi olacak. Açılışta gövde gösterisi yapanlar, iş para harcamaya gelince bizi duymuyor, bize sahip çıkmıyorlar. Bu bize değil, 250 bin Alevi vatandaşa saygısızlık.</p>

<p><strong>SADECE BAKAN MURAT KURUM DESTEK OLDU!</strong></p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyakalitehaber.com/files/uploads/1774605977-19eda.jpg" /></p>

<p>Malatya Büyükşehir Belediyesi'ne gidiyoruz, Sami Başkan'la görüşüyoruz, yapacağız diyor, sonrası yok.</p>

<p>Yeşilyurt Belediye Başkanı İlhan Geçle gidiyoruz. Ben Malatya'da kendi bölgemdeki tüm camilere yardım yapıyorum. Onlardan birine yaptığım yardımı size de yapıyorum, yaparım. Komik rakamlar diyor. Biz diyoruz ki, o kadar cami yapılıyor. Bir tane Cemevi yapılıyor. Bize biraz fazla verin. Ama hiçbir şey verdikleri yok.</p>

<p>Milletvekilleri geliyorlar, bizimle konuşuyorlar, bilgiler alıyorlar, görselleri paylaşıyorlar. Sonrası yok.</p>

<p>Allah razı olsun. Murat Kurum 5 artı 5 milyon olmak üzere bize katkı sağladı.</p>

<p><strong>ESMA ERSİN BÜTÇEM YOK, DEDİ!</strong></p>

<p>Cemevleri daire başkanı hanımefendiyle görüştüğümüzde bize bütçelerinin olmadığını söylüyor. Niye o kurum var? Neden o kurumun başındasın? Söylediği, Biz eksiklikleri gideriyoruz. Yeni yapılacağa karışamayız.</p>

<p>İlginç bir durumdayız. Esma Ersin Hanım böyle diyor. Sami Er bütçemiz yok diyor.</p>

<p>Sayın Valimize gidiyoruz. O da gerekeni yapacağım diyor. Peki sonrası? Biz yoğun bakıma girdik. Şu an beton alamıyoruz. İnşaatımız durdu aylardır. Ben şunu söylemek istiyorum. Müteahhitimiz Bahattin Canbay kendi cebinden 11-12 milyon lira harcadı inşaat devam etsin diye.</p>

<p>Sayın vekillere... Sayın yetkililere sesleniyorum. Siz Alevleri görmezlikten gelemezsiniz.</p>

<p><strong>KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI BİZİ YALNIZ BIRAKTI!</strong></p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyakalitehaber.com/files/uploads/1774606015-5ea2f.jpg" /></p>

<p>Böyle devasa Malatya için olmazsa olmaz Cem ve Kültür Vakfı'na sahip çıkmak zorundasınız. Kültür Bakanlığı'na sesleniyorum. Bizi size bağladılar ya. Neredesiniz? Neden sahip çıkmıyorsunuz? Neden bizi yalnız bıraktınız?’”</p>

<p>Malatya’daki devasa inşaatın dört yıldır müteahhitliğini yapan ve kendi cebinden de para harcayan Bahattin Canbay ise Malatya Kalite Haber’e yaptığı açıklamada şunları dile getirdi:</p>

<p>“Ben buranın bitmesi için ne gerekiyorsa yapacağım, elimi taşın altına koydum, koyduğunu söyleyip kaçanlara inat ne gerekiyorsa yapacağım, ama bize sahip çıkın. Biz Malatya için, inanç için, yüzbinler için burayı inşa ediyoruz, bizi yalnız bırakmayın. Şu ana kadar 12-13 milyon civarında bir destek gördük, 26 milyon harcandı. Diğer parayı ben şahsi cebimden harcadım, bir lira istemiyorum. Yeter ki burası bitsin. Özellikle Kültür ve Turizm Bakanına sesleniyorum. Burayı bitireceğinin sözünü verdi. Buyurun bitirin.”</p>

<p><strong>CEMEVİ İNŞAATINI TAMAMLAMAK MALATYA BÜYÜKŞEHİRİN GÖREVİDİR!</strong></p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyakalitehaber.com/files/uploads/1774606046-84ecc.jpeg" /></p>

<p>Cem Vakfı Şube Müdürü İzzettin Şahin de Belediye Başkanı Sami Er’e seslenerek, projeye sahip çıkılması gerektiğini vurguladı:</p>

<p>“Komada olan Malatya Cem Evi Kültür Merkezi’ni kurtarmak senin görevin. Cumhurbaşkanlığı talimatı ve kanunlarda yer alan maddeye göre inanca, ibadete ve Alevilere, Cem evlerine ödenek ayırmak kanunda var. Bunu artık yerine getir.”</p>

<p>Cem Vakfı Malatya Şube Başkanı Eşref Doğan’ın projesi olan ve vakıf yönetiminin de büyük destek verdiği bu merkez, Malatya için kritik bir hizmet olarak öne çıkıyor. Ancak, siyasilerin ve belediye yetkililerinin projeye sahip çıkmamaları, destek vermemeleri ve bürokratik engeller, inşaatı adeta “yoğun bakıma” soktu.</p>

<p>Malatya halkı, sadece ibadet değil, gençlerin eğitim ve kültürel gelişimlerini de kapsayan, aynı anda çok sayıda cenazenin hizmet alabileceği, saz etüt merkezlerinden bilim yuvasına kadar geniş bir alanı kapsayan bu devasa merkezin bir an önce tamamlanmasını bekliyor. Müteahhit ve vakıf yetkilileri, yaptıkları çağrılar ve bireysel fedakârlıklarla süreci sürdürmeye çalışıyor, ancak merkezi tamamlamak için resmi destek ve kararlılık şart.”</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 27 Mar 2026 16:03:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/malatya-cem-evi-kultur-merkezi-insaati-3-yildir-bitmiyor-1774618546.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Abdullah Çiftçi: Trump’ın amacı, Körfez-İran savaşı çıkartmak</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/abdullah-ciftci-trumpin-amaci-korfez-iran-savasi-cikartmak-3133</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/abdullah-ciftci-trumpin-amaci-korfez-iran-savasi-cikartmak-3133</guid>
                <description><![CDATA[Analist Abdullah Çiftçi, İran-ABD-İsrail gerilimiyle ilgili dikkat çeken bir değerlendirmede bulundu. Çiftçi’ye göre, Trump’ın bu süreçten kurtuluşu, savaşı uzatarak Körfez Araplarını çatışmaya sürükleyip ardından lojistik destek vererek geri çekilmekten geçiyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<iframe width="820" height="461" src="https://www.youtube.com/embed/w3JOb12Mhic" title="BEKLENMEYEN GELİŞMELER! SÜRPRİZ SONUÇLAR! İRAN, ABD, İSRAİL, KÖRFEZ!" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe><p><span style="color:#2980b9"><strong>Analist Abdullah Çiftçi,</strong></span> İran-ABD-İsrail gerilimiyle ilgili dikkat çeken bir değerlendirmede bulundu. Çiftçi’ye göre, Trump’ın bu süreçten kurtuluşu, savaşı uzatarak Körfez Araplarını çatışmaya sürükleyip ardından lojistik destek vererek geri çekilmekten geçiyor.<br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=w3JOb12Mhic"><strong><span style="color:#c0392b">ABDULLAH ÇİFTÇİ'NİN AÇIKLAMASINI YOUTUBE'DAN İZLEMEK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ</span></strong></a></p>

<p>Çiftçi, Trump yönetiminin planını şöyle özetledi: &nbsp;<br />
<em><strong>“Trump, ‘Siz savaşın, ben size lojistik destek vereyim’ yaklaşımıyla Körfez’in Arap ülkelerini İran’a karşı savaşa sokmayı ve sonra Amerikan kamuoyuna ‘Araplarla İranlılar kapıştı, biz müttefiklerimize destek verdik. Biz savaşta değiliz, ben söz verdim’ diyebilmeyi hedefliyor.” </strong></em>dedi.</p>

<p>Analiste göre Amerikan halkının büyük bir kısmı bu gelişmelerden habersiz. Çiftçi, <em><strong>“Amerikan halkının bundan haberi var mı? Hiç zannetmiyorum. İran’ın nerede olduğunu Amerikalıların yüzde 90’ı gösteremez. Böyle bir savaştan haberdar olduklarını bile sanmıyorum” </strong></em>ifadelerini kullandı.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">AMERİKA’NIN ENERJİ HESABI TUTMADI</span></span></strong></span></p>

<p>Çiftçi, ABD’nin enerji denkleminde yönetimi ele geçirme hesabının şu ana kadar gerçekleşmediğini belirtti. <em><strong>“Tabii ki bu bir savaş. Maç 90 dakika sürer, neler gelişeceğini bilemiyoruz. Çok fazla denklem var”</strong></em> diyerek sürecin öngörülemezliğine dikkat çekti.</p>

<p>Bölgesel diplomasi açısından ise Türkiye, Mısır ve Pakistan’ın ABD ile İran arasında arabuluculuk görüşmeleri yürüttüğünü aktaran Çiftçi, bu ülkelerin bölgede Suudi Arabistan’la birlikte ortak projeleri olduğunu hatırlattı.<br />
<br />
Çiftçi açıklamasında,<em><strong>"Şimdi Türkiye, Mısır, Pakistan Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasında görüşme yapıyor. Çünkü bu bölgede Türkiye, Suudi Arabistan, Pakistan, Mısır'ın ortak projeleri var. Yanan bu bölge" </strong></em>ifadelerini kullandı.</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#2980b9">KÖRFEZ İŞBİRLİĞİ TEŞKİLATI’NIN AÇIKLAMASI</span></span></strong></span></span></p>

<p>Körfez İşbirliği Teşkilatı sözcüsünün açıklamasına değinen Çiftçi, <em><strong>“İran, Körfez’e 5 bin roket ve bomba attı. Toplam atışlarının yüzde 85’i Körfez’e yapıldı”</strong></em> bilgisini paylaştı. Güney Kıbrıs’ın da İran’dan gelen tehdit karşısında panikle Hizbullah’ın istihbaratına başvurduğunu ve <em><strong>“İran’a söyleyin, lütfen bize bomba atmasın” </strong></em>mesajı ilettiğini belirtti.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">ARAP ÜLKELERİNE UYARI</span></span></strong></span></p>

<p>Trump ekibinin süreyi uzatarak Arapları savaşa itekleyip itemeyeceğini sorgulayan Abdullah Çiftçi, Birleşik Arap Emirlikleri’nden <strong>“evet biz varız”</strong> yönünde açıklamalar geldiğini hatırlattı. Ancak Arap ülkelerinin bu savaşa girmemesi gerektiğini vurguladı:</p>

<p><em><strong>“Araplar bu savaşa girmemeli. Dışişleri Bakanımızın bu konuda yoğun mesai sarf ettiğini düşünüyorum. Arapların sabretmesi lazım. İran ne kadar bomba atarsa atsın. Şu anda zararı sınırlı; savaşa girdiklerinde zarar çok büyük olacak ve bu bir kan davasına dönüşecek.”</strong></em></p>

<p>Çiftçi’ye göre Arapların İsrail’le kader birliği yapması mevcut mücadeleyi derinleştirecek. ABD’nin ise savaştan çekilerek bölgede daha büyük bir yıkım istediğini savundu. <em><strong>“Şu an Amerika’nın hesapları tutmadı. İsrail’in hesabı ise kısmen tutuyor. Hala İran’da rejim değişikliği ve Körfez’de yeni bir ittifak beklentileri var”</strong></em> dedi.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Stratejik Çıkarlar ve Korkular</strong></span></p>

<p>Analist, Hürmüz Boğazı’nın kapanma ihtimalinin ve Hindistan-Ortadoğu-Avrupa ekonomik koridoru üzerinden boru hatları geçirme planlarının ABD ve İsrail için önemini vurguladı. Ancak Trump’ın savaşı hızlı bitirememesi halinde hem Amerika’da hem dünyada ciddi sonuçlar doğacağını belirtti. İran'ın savretmesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p><a href="https://www.youtube.com/watch?v=w3JOb12Mhic"><span style="color:#c0392b"><strong>Kaynak:Abdullah Çiftçi’nin YouTube kanalı – “BEKLENMEYEN GELİŞMELER! SÜRPRİZ SONUÇLAR! İRAN, ABD, İSRAİL, KÖRFEZ!” başlıklı video (26 Mart 2026).&nbsp;</strong></span></a></p>

<p>Bu analiz, bölgedeki hızlı gelişmelerin Türkiye ve Körfez ülkeleri için taşıdığı risklere dikkat çekiyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 27 Mar 2026 11:58:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/abdullah-ciftci-trumpin-amaci-korfez-iran-savasi-cikartmak-1774602812.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>O panel yapılamadı!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/o-panel-yapilamadi-3131</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/o-panel-yapilamadi-3131</guid>
                <description><![CDATA[Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından Ankara’da yapılacağı duyurulan “Sultan Nevruz Paneli” rektörlüğün müdahalesi ile son anda iptal edildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Türkiye’nin akademik dünyasında Alevilik araştırmaları konusunda ilk merkez olma unvanını taşıyan Hacı Bayram Veli Üniversitesi’ne bağlı “<strong><em>Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Uygulama ve Araştırma Merkezi</em></strong>”, 25 Mart 2026 tarihinde düzenleneceği ilan edilen “<em><strong>Sultan Nevruz Paneli</strong></em>” ile büyük bir skandala imza atmaya hazırlanıyordu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Alisiz Alevilik savunucusu ve terör örgütü PKK üyesi olarak 6 yıl 7 ay kesinleşmiş hapis cezası olan eski HDP Milletvekili ve şimdi “<strong><em>DEM</em></strong>”li Kemal Bülbül panelist yapılmıştı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Üniversite rektörü Prof. Dr. Mehmet Naci Bostancı’nın da katılımıyla düzenleneceği ilan edilen programda, nevruziyeler, nefesler ve semahların seslendirilmesinin yanında bir de panel yer alıyordu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Prof. Dr. Armağan Coşkun’un oturum başkanlığında düzenlenecek olan panelde “<strong><em>Şairlerin dilinde Nevruz</em></strong>” başlığı altında konuşacak olan Kemal Bülbül’ün Alisiz Alevilik savunucusu olması ve terör örgütü PKK üyeliği nedeniyle hakkında 6 yıl 7 ay kesinleşmiş hapis cezası olması, devletin imkanlarıyla düzenlenen panelin katılımcı listesini öğrenen akademik camiada ve Alevi toplumunda infiale yol açtı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Konuyu gündeme taşıyan alevihaberler.com.tr haber sitesinin haberi üzerine rektörlük duruma müdahale ederek, bir skandalın yaşanmasını önledi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Başta, Hacı Bayram Veli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Naci Bostancı olmak üzere, panelin iptal edilmesinde emeği geçen tüm ilgililere haber sitemiz ve Alevi Bektaşiler adına, halkımızın hassasiyetlerini dikkate aldıkları için teşekkür ediyoruz.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>SADULLAH GÜLTEN ANSİKLOPEDİDEN DE UZAKLAŞTIRILDI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Sultan Nevruz Paneli</strong></em>”ne terör hükümlüsünü davet eden Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Sadullah Gülten, bir skandalın etkileri geçmeden, başka bir skandalla da gündeme gelmişti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Berlin’de yaşayan Alevi kökenli bir akademisyen ile birlikte yaptıkları video yayınında Hz. Ali dönemindeki çatışmalardan söz ederken “<em><strong>Hazreti Muaviye</strong></em>” olarak hitabı yine Alevi Bektaşileri incitmiş ve gönülleri yaralamıştı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ancak, hitabının Alevi Bektaşileri incittiğini dikkate almayan Prof. Dr. Gülten üslubunu düzeltmek konusunda adım atmadı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Daha da ileri giden Prof. Dr. Gülten kendisini uyaran ve eleştiren kimi akademisyenleri ve aydınları tehdit etme yoluna baş vurdu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Haber sitemize de tehdit savurmayı ihmal etmeyen Prof. Dr. Gülten “<em><strong>Öte yandan, kötü niyetli düşünürse, haberin “halkı kin ve nefret” suçuna teşvik eden, ülkemizin birliği ve dirliği için olumsuz sonuçlar doğurabilecek gereksiz lakırdıdan ibaret olduğunu ifade etmem gerekir.</strong></em>” diyerek, kendi özrünü haber yapmamızı “<strong>suç</strong>” kategorisine sokmaya çalıştı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Hâlâ tutumunda ısrarını sürdüren Prof. Dr. Gülten’e göre, kendisinin Alevi Bektaşilerin izlediği bir programda, Alevi Bektaşilerin tarihini anlatırken ve Hz. Ali’nin dönemini anlatırken Muaviye’den “<strong><em>hazret</em></strong>” diyerek söz etmesi nedeniyle Alevi Bektaşilerin incinmeye hakkı yoktu! </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ama, biz bu konuyu haber yaptığımızda&nbsp;“<em><strong>ülkemizin birliği ve dirliği için olumsuz sonuçlar doğurabilecek gereksiz lakırdı</strong></em>” oluyordu!</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevilerin “<em><strong>Aleviyim</strong></em>” demesini dahi “<strong><em>bölücülük</em></strong>” kapsamında değerlendiren bu “<em><strong>yaklaşım</strong></em>” bize hiç de yabancı değildi!</span></p>

<p><span style="color:#000000">Öte yandan, Hacı Bayram Veli Üniversitesi yönetiminin paneli iptal ederek oluşabilecek bir skandalı önlemesinin ardından, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nda da durum değerlendirmesi yapılarak, Prof. Dr. Sadullah Gülten’in Alevilik Bektaşilik Ansiklopedisi (ABA) kapsamındaki görevinin sonlandırıldığı bildirildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>HABER SİTEMİZDEN ÖNEMLİ AÇIKLAMA</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Prof. Dr. Sadullah Gülten’le ilgili her iki haberimiz sonrasında, bize ulaşan bazı dedikodulardan kimi çevrelerin “<strong><em>kişisel husumet</em></strong>” üretme çabasında olduğunu fark ettik.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu vesile ile, bizi izleyen, takip eden okurlarımıza şu konuda temin ederiz ki, hiçbir haberimiz herhangi bir kişisel husumet üzerinden veya vesile kılınarak üretilmemiştir ve bundan sonra da üretilmeyecektir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sitemizi karalayanlara ve genel yayın yönetmenimize binbir çeşit iftiralar atanlara dahi hiçbir zaman kişisel husumet zaviyesinden yaklaşmadığımız gibi, haberciliğimizin temel ilkesi de Alevi Bektaşi toplumunun ve ülkemizin yüksek çıkarları üzerine kuruludur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kendi hatalarını kabul edip, kamuoyundan özür dilemek yerine, kibirlerine yenilenler, “<strong><em>kişisel husumet</em></strong>” veya farklı hayali gerekçeler bulabilirler. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ancak, biz Alevi Bektaşi toplumuna, devletimize ve milletimize bağlılığımızı ve sadakatımızı her şeyden üstün tutarak haberciliğimize devam edeceğiz.</span>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 26 Mar 2026 00:38:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/o-panel-yapilamadi-1774476194.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Horasan Erenleri’nde genel başkan tartışması yok, işte belgesi!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/horasan-erenlerinde-genel-baskan-tartismasi-yok-iste-belgesi-3129</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/horasan-erenlerinde-genel-baskan-tartismasi-yok-iste-belgesi-3129</guid>
                <description><![CDATA[Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu’nda genel başkan kim olduğu konusunda herhangi bir şüphe veya ihtilaf olmadığı bildirildi. Horasan Erenleri tarafından konuyla ilgili Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü’nün resmi belgesi paylaşıldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu’nda görevden alınan eski genel başkanın sosyal medyada yaptığı bazı paylaşımlar suç duyurusuna konu oldu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Görevden alınan eski genel başkan Mehmet Şahin kendi sosyal medyasında Ramazan ve Nevruz bayramları ile ilgili paylaşımlarını “<em><strong>genel başkan</strong></em>” sıfatı ile yapmıştı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ardından Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu antetli kağıdını kullanarak yaptığı ve sosyal medyada paylaştığı açıklamada ise, kendisinin halen genel başkan olduğunu iddia etmiş ve Horasan Erenleri içerisinde 300 milyonluk bir çıkar kavgası olduğunu iddia etmişti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Görevden alınan ve sahte dede olarak kendisini tanıtarak Alevi toplumunu kandırdığı iddia edilen Mehmet Şahin’in sözünü ettiği 300 milyon TL’nin Hacıbektaş ilçesinde yapımı bitmek üzere olan cemevi inşaatı için çeşitli resmi kurumlardan ve bağışlardan elde edilen destek miktarı olduğunu ve tamamının tek bir kuruş dahi federasyonun çalışmalarına ayrılmadan inşaatta kullanıldığını ifade eden Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu yetkilileri, Şahin’in de görevden alınmasını artık kabullenmesi gerektiğini, resmi olarak genel başkanın Erdem Cömert olduğunu belirterek, Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü’nün belgesini paylaştılar.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Horasan Erenleri’nden konuyla ilgili yapılan açıklama şöyle:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Kendisini Alevi Dedesi ve Federasyon Genel Başkanı olarak tanıtan kişilerin yaptıkları açıklamaların hiçbir değeri yoktur. Kamuoyunca sosyal medya paylaşımlarına itibar edilmemesi gerekmektedir. Söz konusu kişi Federasyonumuz disiplin kurulu tarafından yolumuza uymayan davranışları nedeniyle Federasyondan ihraç edilmiştir. Dostlarımızın kafa karışıklığı yaşamaması ve tartışmalara son vermek için İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğünün barkotlu faaliyet belgesini paylaşıyorum. Federasyonumuzun Genel Başkanı Av. Erdem Cömert'tir.</strong></em>”</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 25 Mar 2026 14:26:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/horasan-erenlerinde-genel-baskan-tartismasi-yok-iste-belgesi-1774438234.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Alevi Gençler Derneği İsmail Pehlivan’a karşı suç duyurusu yapacak</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-gencler-dernegi-ismail-pehlivana-karsi-suc-duyurusu-yapacak-3128</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-gencler-dernegi-ismail-pehlivana-karsi-suc-duyurusu-yapacak-3128</guid>
                <description><![CDATA[Alevi Gençler Derneği, sosyal medyada yaptığı paylaşımlar nedeniyle gazeteci İsmail Pehlivan’a karşı suç duyurusunda bulunacaklarını açıkladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Alevi Gençler Derneği Başkanı Songül Kayar’ın derneğe gönüllü bağış çağrısına karşı gazeteci İsmail Pehlivan’ın sosyal medya hesabındaki paylaşımı suç duyurusuna konu oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi Gençler Derneği, yayınladığı basın açıklaması ile, gazeteci İsmail Pehlivan hakkında sosyal medyada yaptığı paylaşım nedeniyle suç duyurusunda bulunacaklarını belirtti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Kurulduğumuz günden bu yana inancımızın özüne sadık kalarak, gençlerimizin geleceği için hiçbir siyasi ve şahsi ikbal gözetmeksizin hizmet vermekteyiz</strong></em>” ifadelerini kullanan Alevi Gençler Derneği’nin İsmail Pehlivan’ın “<em><strong>tek taraflı bir karalama kampanyası</strong></em>” yaptığını belirttiği açıklamada “<strong><em>Başkanımızı ve derneğimizi hedef alan bu çirkin algı operasyonlarına karşı, en yakın zamanda suç duyurusunda bulunulacak ve maddi-manevi tazminat davası süreci başlatılacaktır</em></strong>” denildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Açıklamanın tam metni:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>BASIN AÇIKLAMASI: ALEVİ GENÇLİĞİNİN EMEĞİ VE ONURU HİÇBİR İFTİRAYA TESLİM EDİLMEYECEKTİR!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi Gençler Derneği (Eski ismiyle Üniversiteli Alevi Gençler Derneği) olarak, kurulduğumuz günden bu yana inancımızın özüne sadık kalarak, gençlerimizin geleceği için hiçbir siyasi ve şahsi ikbal gözetmeksizin hizmet vermekteyiz.&nbsp;23.03.2026&nbsp;tarihinde&nbsp;<em>“gazeteci” </em>İsmail Pehlivan tarafından sosyal medya üzerinden başlatılan asılsız iddialar ve Dernek Başkanımız Songül Kayar üzerinden derneğimize yönelik gerçekleştirilen itibar suikastı üzerine bu açıklamayı yapma zarureti doğmuştur.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Gazetecilik Değil, Algı Operasyonu!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">İsmail Pehlivan, <em>"gazetecilik" </em>etik değerlerini hiçe sayarak, paylaşım nedenini sormak üzere kendisini arayan Dernek Başkanımız Songül Kayar’ın telefonlarına cevap vermemiş, dahası başkanımızın gerçekleri anlattığı yorumları silerek tek taraflı bir karalama kampanyası yürütmüştür. Gerçeklerden kaçan, muhatabının söz hakkını engelleyen bir tavrın adı <em>"gazetecilik"</em> değil, art niyetli bir algı operasyonudur.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Asimilasyon İftirasına Karşı Hakikatler</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Bizi asimilasyona hizmet etmekle suçlayanlara soruyoruz:</strong></span></p>

<ul>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Hacıbektaş’ta gençler olarak gerçekleştirdiğimiz Hızır Cemi mi asimilasyona hizmet ediyor?</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Amasya Göynücek’te düzenlediğimiz Hz. Hüseyin’i Anma Programı mı asimilasyona hizmet ediyor?</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">İstanbul’da gençlerimizi Hızır Lokması’nda buluşturmamız ve topluma ışık tutan <em>"Gençlik Raporu"</em> yayınlamamız mı asimilasyona hizmet ediyor?</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Gençlerimizin kaleminden çıkan, inancımızı ve kültürümüzü yaşatan dergilerimiz mi asimile ediyor?</span></p>
	</li>
</ul>

<p><span style="color:#000000">Oysaki en büyük asimilasyon; inancımızı Kur’an’dan ve Ehlibeyt’ten uzaklaştıranlar, kapalı kapılar ardında gizli görüşmeler yürütenler, siyasi partilerin etkinliklerine koşan ve onların paylaşımlarını yapan kurum başkanları tarafından bizzat yapılmaktadır.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Maddi Bağımsızlık ve Kurumsal Gerçekler</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">İsmail Pehlivan, derneğimizi Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığına sırtını dayayan bir yapı olarak göstermeye çalışmaktadır. Oysa yaptığımız hiçbir etkinlikte başkanlıktan maddi veya lojistik bir destek almadık. Ayrıca derneğimizi İçişleri Bakanlığına yakın olmakla itham eden İsmail Pehlivan’a hatırlatırız: Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre kurulan her dernek gibi biz de Dernekler Masası'na bağlıyız. Bu bir tercih değil, yasal bir zorunluluktur. Yoksa diğer kurumlar başka bir yere bağlı da sadece biz mi İçişleri Bakanlığı’na bağlıyız? Bu cehalet dolu iddia, art niyetin en açık göstergesidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Fedakârlıkla Ayakta Duran Bir Gençlik İradesi</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Derneğimiz, birçok harcamayı ve hatta yönetim kurulumuzun kendi yol ücretlerini dahi kendi cebinden karşıladığı, büyük bir fedakârlıkla yürütülen onurlu bir yapıdır. <em>"Gönüllü Destek Ağı"</em> çağrımız, tam da bu bağımsızlığı korumak, kimseye minnet etmemek içindir. Maalesef bugün, kendi gençliğine sahip çıkmayan, hatta kendi evlatlarına ihanet eden bir toplum yapısıyla karşı karşıyayız. Biz bu anlayışa teslim olmayacağız.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Hukuki Süreç Başlatılıyor</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Başkanımızı ve derneğimizi hedef alan bu çirkin algı operasyonlarına karşı, en yakın zamanda suç duyurusunda bulunulacak ve maddi-manevi tazminat davası süreci başlatılacaktır.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><em>Sonuç olarak;</em> Bizim alnımız ak, meydanımız açık. Tüm canları 28 Mart Cumartesi günü Hz. Ali Panelimize ve gelecek etkinliklerimize davet ediyoruz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Saygılarımızla,</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">ALEVİ GENÇLER DERNEĞİ</span></strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 25 Mar 2026 12:29:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/alevi-gencler-dernegi-ismail-pehlivana-karsi-suc-duyurusu-yapacak-1774431221.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ali Rıza Özdemir’in “Kayıp Türkler” kitabının 15. baskısı çıktı!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ali-riza-ozdemirin-kayip-turkler-kitabinin-15-baskisi-cikti-3127</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ali-riza-ozdemirin-kayip-turkler-kitabinin-15-baskisi-cikti-3127</guid>
                <description><![CDATA[Destek Yayınları etiketiyle okurların beğenisine sunulan “Kayıp Türkler”, yazar Ali Rıza Özdemir’in imzasını taşıyan eserinin 15. baskısıyla raflara dönüyor. Etnik coğrafya açısından Türkmen aşiretlerinin tarihsel dönüşümünü ele alan kitap, ön satışa açıldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Destek Yayınları etiketiyle okurların beğenisine sunulan “Kayıp Türkler”, yazar Ali Rıza Özdemir’in imzasını taşıyan eserinin 15. baskısıyla raflara dönüyor. Etnik coğrafya açısından Türkmen aşiretlerinin tarihsel dönüşümünü ele alan kitap, ön satışa açıldı.</p>

<p>Yazar Ali Rıza Özdemir, coğrafyacı-öğretmen kimliğinin yanı sıra T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi 2. Başkanı olarak da tanınıyor.<strong> “Kayıp Türkler: Etnik Coğrafya Bakımından Kürtleşen Türkmen Aşiretleri” </strong>alt başlığını taşıyan eser, Osmanlı coğrafyasındaki Türkmen topluluklarının etnik ve kültürel serüvenini bilimsel bir yaklaşımla inceliyor.</p>

<p>Kitabın 15. baskısı, Destek Yayınları’nın resmi satış sitesinde ön siparişe açıldı.<br />
Okurlar,<a href="http://https://destekdukkan.com/magaza/urun/kayip-turkler"><strong> https://destekdukkan.com/magaza/urun/kayip-turkler</strong></a> adresinden kitaba ulaşabiliyor.</p>

<p>Yazarın sosyal medya hesabından yaptığı duyuruda,<em><strong> “KAYIP TÜRKLER kitabımızın 15. baskısı Destek Yayınları markası ile ön satışa çıktı. Soran dostlara duyurulur” </strong></em>ifadelerine yer verildi. Eser, daha önceki baskılarında geniş okur kitlesine ulaşmış ve Türk tarih-coğrafya literatüründe önemli bir referans olarak kabul görmüştü.</p>

<p>“Kayıp Türkler”, tarih meraklıları, akademisyenler ve kültür araştırmacıları için vazgeçilmez bir kaynak olmaya devam ediyor. 15. baskının okurla buluşmasıyla birlikte kitabın yeniden gündeme gelmesi bekleniyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 24 Mar 2026 18:45:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/ali-riza-ozdemirin-kayip-turkler-kitabinin-15-baskisi-cikti-1774367627.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Avrupa Alevi Düşünce Derneği&#039;nden sert açıklama: Özür bekliyoruz!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/avrupa-alevi-dusunce-derneginden-sert-aciklama-ozur-bekliyoruz-3126</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/avrupa-alevi-dusunce-derneginden-sert-aciklama-ozur-bekliyoruz-3126</guid>
                <description><![CDATA[Avrupa Alevi Düşünce Derneği Genel Merkezi, Alevi Bektaşi toplumunda büyük tepkiye neden olan Hazreti Muaviye ifadesine yönelik bir açıklama yayınladı. Aleviliğin varoluşundaki en önemli değerin Hz. Ali olduğunu vurgulayarak, bazı çevrelerde Muaviye'nin (Allah'ın lanetlediği bir zat olarak nitelendirilen) Hz. Ali'nin hazret makamına konulmasının kabul edilemez olduğunu belirtti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Avrupa Alevi Düşünce Derneği Genel Merkezi adına yapılan yazılı açıklamada,<em><strong>"Aleviliğin varolusundaki en önemli değer Hz Ali'dir, tüm dünyadaki Alevilerin, Muaviye denen Allahın lanetlediği bir zatı hazret makamına koymak ise, Hz Ali'ye yapılmış en büyük alçaklıktır."</strong></em><em><strong> </strong></em>ifadelerine yer verildi.</p>

<p>Bu tutumun, Alevilerin geleceğini şekillendirecek kamusal bir çalışmada yer almasının ise<em><strong> "çok vahim bir durum"</strong></em> olduğu kaydedildi.<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/AADD1.JPG" style="height:800px; width:666px" /></p>

<p>"<em><strong>Alevilerin geleceğini kimlere emanet ediyoruz? Bu tür yaklaşımları dillendiren bir kişinin Alevi toplumunun geleceğini etkileyecek çalışmalarda yer alması kabul edilebilir mi?</strong></em>" sorusunu soran&nbsp;Avrupa Alevi Düşünce Derneği Genel Merkezi, ilgili profesörün derhal söz konusu çalışmadan çıkarılmasını ve tüm Alevi camiasından özür dilemesini talep etti.</p>

<p>Dernek,<strong> Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı'nın</strong> temel amacının Aleviliği ve Hz. Ali'yi korumak olduğunu hatırlatarak, bu tür yaklaşımlara karşı net bir duruş sergiledi.</p>

<p>Açıklamanın tamamı şöyle:</p>

<p>"<em><strong>Aleviliğin varoluşundaki en önemli değer Hz Ali'dir, tüm dünyadaki Alevilerin, Muaviye denen Allahin lanetledigi bir zaatı hazret makamına koymak ise, Hz Aliye yapılmış en büyük alçaklıktır. Ve bunu dillendiren kişinin Alevilerin geleceğini şekillendirecek kamusal bir çalışmada var olması çok vahim bir durumdur. O zaman sormamız lazım Alevilerin geleceğini kimlere emanet ediyoruz. Biz Avrupa Alevi Düşünce Derneği Genel merkezi olarak bu profesör denen zaatin derhal bu çalışmadan çıkartılarak tüm Alevi camiasından özür dilemesini istiyoruz. Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığının amacı Aleviliği ve Hz Ali'yi korumaktır.</strong></em>"</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 23 Mar 2026 22:53:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/avrupa-alevi-dusunce-derneginden-sert-aciklama-ozur-bekliyoruz-1774296154.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Muaviye’ye hazret diyen profesör Alevi Bektaşi Ansiklopedisi yöneticisi!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/muaviyeye-hazret-diyen-profesor-alevi-bektasi-ansiklopedisi-yoneticisi-3124</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/muaviyeye-hazret-diyen-profesor-alevi-bektasi-ansiklopedisi-yoneticisi-3124</guid>
                <description><![CDATA[Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı tarafından yaptırılan Alevilik Bektaşilik Ansiklopedisi (ABA) koordinatörü Prof. Dr. Sadullah Gülten’in bir kanalda yaptığı konuşmada İslam’ı fitneye düşüren Muaviye b. Ebû Süfyan’dan söz ederken sürekli “Hazreti Muaviye” olarak söz etmesi tepkilere neden oldu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı Alevilik Bektaşilik Ansiklopedisi (ABA) hazırlatıyor. Ansiklopedi çalışmaları önceki başkan Ali Rıza Özdemir döneminde başlatılmıştı. Ancak, yeni başkan Esma Ersin göreve gelir gelmez, önce ansiklopedi çalışmalarını durdurmuş, sonra da tüm yöneticileri değiştirmişti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yeniden başlatılan Alevilik Bektaşilik Ansiklopedisi (ABA) çalışmalarında&nbsp;Prof. Dr. Alemdar Yalçın ile birlikte Prof. Dr. Sadullah Gülten de yönetici ekibinde yer alıyor. Ekipte Prof. Dr. Ali Yaman da var.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Daha önce ansiklopedi çalışmalarını mezhepçi bir tepki göstererek “<em><strong>Sünni akademisyenlere teslim edildiği</strong></em>” iddiası ile eleştiren Prof. Dr. Ali Yaman ise, ekipte Sünni kökenli akademisyenler,n yer almasına herhangi bir eleştiri getirmedi. Hatta, Muaviye’ye “<em><strong>hazret</strong></em>” diyen akademisyene bile sesini çıkarmadı! Çünkü, bu kez kendisi de yürütme ekibine alınmıştı!</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı isyancı girişimleri nedeniyle yargılanarak idam edilen Seyit Rıza’yı “<em><strong>büyük devlet adamı</strong></em>” olarak öven makale yazarını danışman olarak tutmaya devam ediyor. Bakalım, “<strong><em>Alevi kızı</em></strong>” Esma Ersin Muaviye’ye “<em><strong>hazret</strong></em>” diye hitap eden akademisyenle ilgili ne gibi tasarrufta bulunacak?</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>“HAZRET” DEMEDEN MUAVİYE’Yİ ANMIYOR!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/PROF_%20DR_%20SADULLAH%20G%C3%9CLTEN.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Aynı zamanda, Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Uygulama ve Araştırma Merkezi müdürü Prof. Dr. Sadullah Gülten’in 3 Ocak 2021 tarihinde, Berlin’de çalışmalarını sürdüren Dr. Fatma Yıldız ile katıldığı bir video yayınında, Hz. Ali’yi ve pek çok sahabeyi katlettiren, İslam’ın içine etkileri bugünlere kadar süren fitneyi yayan Muaviye’ye saygı ifadesi olan “<strong><em>hazret</em></strong>” kelimesini kullandığı ortaya çıktı!</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yayında, kendisinden Aleviliğin nasıl ortaya çıktığı sorulduğunda, Prof. Dr. Gülten “<strong><em>sonrasında Hazreti Muaviye ile mücadelesi var Hazreti Ali’nin. Sıffin savaşı biliyorsunuz</em></strong>” ifadelerini kullanıyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Prof. Dr. Gülten devamla şöyle konuşuyor: “<strong><em>Bu Sıffin savaşına daha sonra üçüncü bir grup daha dahil oluyor. Bunlar da Hariciler. Hariciler Hazreti Ali’ye karşı çıkıyorlar. Hem Hazreti Ali’ye hem Hazreti Muaviye’ye karşı çıkıyorlar.</em></strong>”</span></p>

<p><span style="color:#000000">İnternette de yayınlanan videonun 7:53 ile 8:07 dakikaları arasında yer alan bu konuşma Aleviler arasında büyük tepkiye neden oldu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Konu hakkında bilgisine baş vurduğumuz Alevi Bektaşi inanç önderleri, Muaviye’ye “<em><strong>hazret</strong></em>” diye hitap eden Prof. Dr. Sadullah Gülten’in Alevilik alanındaki çalışmalarına da bu ifadeleri nedeniyle bundan böyle kuşkuyla yaklaşacaklarını belirttiler.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>MUAVİYE GERÇEKTE KİMDİ?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/ansiklopedi1.JPG" style="height:722px; width:548px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">İslam tarihinin en tartışmalı figürlerinden birisi olan Muaviye, İslam’ın ilk yıllarında Müslümanları işkencelerle katleden, Hz. Muhammed’e hakaretler içeren şiirler yazan Mekkeli zenginlerin en önemlilerinden bir tüccar olan Ebu Süfyan’ın oğludur. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bedir, Uhud ve Hendek savaşlarını kışkırtan, Müslümanlara karşı paralı askerlerden oluşan ordu kurup yüzlerce Müslüman katleden Ebu Süfyan’ın karısı ve Muaviye’nin annesi Hind bint Utbe de Uhud savaşında Hz. Hamza’yı öldürtüp ciğerini yemesi ile bilinir. Bu olay, İslam tarihinde vahşetin ve kinin sembolü olarak görülür.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hind bint Utbe bununla da yetinmeyip, Uhud savaşından sonra şehit Müslümanların kulak ve burunlarını kesmişti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">640 yılında Halife Ömer tarafından Şam’a vali olarak atanan Muaviye’ye Halife Osman da Filistin ve Ürdün’ün yönetimini verdi. Şam’da kendine ekonomik ve askeri güç yaratan Muaviye, Halife Osman’ın katledilmesini bahane ederek tüm İslam dünyasının hükümdarı olmak için ilk fitneyi yarattı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ardından Cemel ve Sıffin savaşları ile Müslümanları birbirine kırdıran Muaviye’nin Hz. Ali’nin katledilmesi için Haricileri kışkırttığı da söylenmektedir. Daha sağlığında bile Hz. Ali’ye minberlerde hakaret (sebb) edilmesini emrettiği tüm güvenilir kaynaklarda belirtilir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hz. Ali’nin Hakk’a yürümesinin ardından büyük oğlu Hz. Hasan’ı zehirleten, Ali’ye bağlılığı nedeniyle Hucr bin Adiy’i 6 arkadaşı ile birlikte katlettiren, Hz. Ebû Bekir’in oğlu Muhammed’i katlettirip sonra bir eşek ölüsünün içine koyup yaktıran, İslam tarihinin efsane komutanlarından Malik el-Eşter’i zehirlettiren, Halid bin Velid’in oğlu Abdurrahman’ı zehirlettiren, Peygamber’in en sevdiği sahabelerden 90 yaşındaki Ammar bin Yasir’i Sıffin savaşında katlettiren ve daha onlarca benzeri suikast ve cinayetle İslam dünyasını kan ve göz yaşına boğan Muaviye’dir.</span></p>

<p><strong><a href="https://www.youtube.com/live/yKbiL-L57GE"><span style="color:#c0392b">PROF. DR. SADULLAH GÜLTEN’İN MUAVİYE’YE HAZRET DİYE HİTAP ETTİĞİ YAYINI İZLEMEK İÇİN TIKLAYIN</span></a></strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 23 Mar 2026 02:13:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/muaviyeye-hazret-diyen-profesor-alevi-bektasi-ansiklopedisi-yoneticisi-1774221907.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bora Özizmirli yazdı: İran&#039;ın stratejik hatası</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bora-ozizmirli-yazdi-iranin-stratejik-hatasi-3123</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bora-ozizmirli-yazdi-iranin-stratejik-hatasi-3123</guid>
                <description><![CDATA[Analist gazeteci Bora Özizmirli, son dönemde Körfez ülkeleri ile İran arasındaki gerilimi değerlendirdiği yazısında, İran'ın Körfez enerji altyapısına yönelik saldırılarını "stratejik hata" olarak nitelendirdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Analist gazeteci Bora Özizmirli, son dönemde Körfez ülkeleri ile İran arasındaki gerilimi değerlendirdiği yazısında, İran'ın Körfez enerji altyapısına yönelik saldırılarını<strong> "stratejik hata" </strong>olarak nitelendirdi.</p>

<p>Özizmirli'ye göre, son 3-4 yılda Körfez monarşileri<strong> (özellikle Suudi Arabistan, Katar, Kuveyt ve Bahreyn)</strong>, ABD karşıtlığını artık gizlemiyor ve ekonomik güçlerini kullanarak Türkiye ile Pakistan gibi alternatif ortaklara yöneliyor. Bu ülkeler, ABD'nin askeri operasyonları için üslerini açmayı reddederek bağımsız bir çizgi izlemeye çalışıyor.</p>

<p>Ancak Riyad'da düzenlenen kritik toplantı, gündeminde İran'ı taşıyordu. <strong>İran'ın, İsrail ve ABD'nin</strong> saldırılarına misilleme amacıyla Körfez ülkelerindeki petrol rafinerileri, gaz tesisleri, LNG sahaları ve Aramco gibi hayati enerji altyapılarını hedef alması, Arap ülkelerinde büyük tepki yarattı. Bu saldırılar, Körfez ülkeleri tarafından<strong> "ekmek teknemiz" </strong>olarak görülen tesislerin doğrudan tehdit altına girmesi anlamına geliyor.<br />
<br />
<strong>Bora Özizmirli'nin yazısının tam metni şöyle:</strong></p>

<p><strong>İRAN'IN STRATEJİK HATASI</strong><br />
<br />
Körfez ülkelerindeki son 3-4 yılda artan <strong>ABD karşıtlığı artık</strong> gizli saklı değil; Körfez monarşileri, özellikle ekonomik güçlerini kullanarak<strong> Türkiye ve Pakistan</strong> gibi alternatif ortaklara yöneliyor. Bu süreçte, Körfez ülkelerinin ABD'nin askeri operasyonlarına üslerini açmayı reddetmesi dikkat çekici bir adım olarak öne çıkıyor.<br />
<br />
Ancak geçtiğimiz günlerde Riyad'da düzenlenen kritik toplantının ana gündemi İran oldu. İran'ın, İsrail ve ABD'nin saldırılarına misilleme olarak Körfez ülkelerindeki petrol rafinerileri, gaz tesisleri ve enerji altyapısını hedef alması, Arap ülkelerinde büyük tepki çekti. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Kuveyt ve Bahreyn gibi ülkelerde son dönemde yaşanan İHA ve füze saldırıları, özellikle petrol tesislerini vurması nedeniyle <strong>"ekmek teknemiz"</strong> olarak nitelendirilen bu altyapıların doğrudan tehdit altında olduğu vurgulanıyor.<br />
<br />
Toplantıya katılan 12 ülke ortak bildiri yayımlayarak İran'ın sivil altyapıya, yerleşim alanlarına, su arıtma tesislerine, havalimanlarına ve diplomatik temsilciliklere yönelik balistik füze ile İHA saldırılarını kınadı. Bildiride, İran'a<strong> "saldırıları derhal durdurma"</strong> çağrısı yapılırken, Körfez ülkelerinin bu eylemlerden duyduğu rahatsızlık net bir şekilde ifade edildi.<br />
<br />
Trump ve İsrail cephesi ise hem Avrupa'yı hem Körfez'i köşeye sıkıştırıyor: <strong>"Gelin, İran'a karşı bize katılın!"</strong> baskısı dorukta. Ama Körfez ülkeleri ABD'nin yanında saf tutmuyor; tam tersine, İran'la bile bir tür denge arayışındalar. Derken İran kalkıp Körfez ülkelerin petrol rafinerilerine, LNG tesislerine, Aramco'ya, Katar'ın dev gaz sahalarına füze ve drone yağdırıyor.&nbsp;<br />
<br />
Elbette İran'ın ABD üslerini vurması kadar doğal bir şey yok. Ancak Arap liderler açıkça diyor ki:<strong> "Bizim petrol tesislerimiz, rafinerilerimiz, ekonomimizin can damarı &nbsp;vurma!"</strong> İran'a net mesaj: <strong>"Bize dokunma, yoksa bedeli ağır olur."</strong><br />
<br />
Diğer taraftan İran'In müttefiki Çin'in tavrı burada dikkat çekici. Çin'de Körfez ülkelerine yönlelik saldırıları kınıyor ve<strong> "durun" </strong>diyor. Çin Dışişleri Bakanlığı son bir haftadır İran'ın bu eylemlerini net şekilde eleştiriyor; bizimkilerden pek farklı değiller. Aynı zamanda Körfez ülkelerini sakinleştirmeye, gerilimi düşürmeye çalışıyorlar.<br />
<br />
Ama maalesef Türkiye'de hâlâ aynı nakarat tekrarlanıyor<strong>."Aaa neden İran'ı kınıyorsunuz?"</strong> oluyor. &nbsp;<br />
<br />
Gerçek şu ki ,Körfez, ABD'nin güvenlik şemsiyesine sığınmak yerine kendi çıkarını korumaya çalışıyor. İran ise bu hassas dengeyi baltalıyor. Kendi ekmek teknesine saldırarak Körfez'i daha da uzaklaştırıyor, <strong>ABD-İsrail ittifakını</strong> güçlendiriyor ve bölgedeki kendi pozisyonunu zayıflatıyor.<br />
<br />
İran, Körfez'i düşman ilan etmek yerine, en azından petrol tesislerini hedef almamalıydı. Körfez ülkeleri şimdi hem ABD baskısı altında eziliyorlar, hem İran'dan darbe yiyorlar.&nbsp;<br />
Kısaca, Körfez ülkeleri<strong>"ABD'den kurtulalım" derken, İran "gelin sizi de ben vurayım" </strong>diyor. Bu mantıksızlığın faturasını İran dahil herkes ödüyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 21 Mar 2026 22:41:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/bora-ozizmirli-yazdi-iranin-stratejik-hatasi-1774124110.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ali Haydar Ercan Dedebaba&#039;dan Nevruz Bayramı mesajı</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ali-haydar-ercan-dedebabadan-nevruz-bayrami-mesaji-3121</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ali-haydar-ercan-dedebabadan-nevruz-bayrami-mesaji-3121</guid>
                <description><![CDATA[Hünkar Hacı Bektaş Veli Dergâhı Postnişini ve Dedebaba Ali Haydar Ercan, Sultan Nevruz Bayramı dolayısıyla anlamlı bir mesaj yayımladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Hünkar Hacı Bektaş Veli Dergâhı Postnişini ve<strong> Ali Haydar Ercan </strong> <strong>Dedebaba, </strong>Sultan Nevruz Bayramı dolayısıyla anlamlı bir mesaj yayımladı.</p>

<p>Dedebaba Ercan mesajında, Nevruz'u "Nevruz-u Sultan, mevlüd-ü Şah-ı Merdan" olarak nitelendirerek, Hz. İmam Ali'nin (a.s.) doğum günüyle doğanın uyanışını bir arada kutlamanın manevi derinliğine vurgu yaptı.<br />
<br />
Dedebaba Ali Haydar Ercan mesajıyla, Bektaşi geleneğinde Nevruz'un hem doğa uyanışı hem de Hz. Ali'nin doğum günü olarak kutlanmasının manevi önemini yansıttı.. Dedebaba Ercan, barış, adalet ve birlik vurgusuyla tüm canlara Nevruz Bayramı'nı kutladı.</p>

<p><strong>Dedebaba Ali Haydar Ercan mesajı şöyle:</strong></p>

<p>"Nevruz-u Sultan, mevlüd-ü Şah-ı Merdan"</p>

<p>Savaşların sona erdiği, Doğa'nın ve masumların korunduğu, adaletli, huzurlu, bereketli günler getirmesi dileği ile, bayram günlerimiz kutlu olsun.</p>

<p>Hayırlara, ilahi lütuflara aracı olması niyazı ile, tabiatın uyanışı ve &nbsp;Hazreti İmam Ali'nin doğumu Sultan Nevruz kutlu olsun.&nbsp;</p>

<p>Orta Asya, Anadolu &nbsp;ve Balkanlarda, &nbsp;Nevruz’un yansıttığı birlik &nbsp;duygusunun; &nbsp;güvenli, müreffeh ve adil bir Dünya geleceğine dair umut verici olmasını diliyoruz.</p>

<p>Pirimiz Hünkar Hacı Bektaş Veli'nin yolu; ilmi ve hümanist ilkelerle, sevgi anlayışını ve Hakikat'e ulaşmayı temel alır. Yeni Gün'de, doğanın uyanışının, &nbsp;"Hakikat"e &nbsp;uyanmaya vesile olması ve iç alemimizi aydınlatması dualarımızla, Peygamber efendimizin ve Alî-yyel-Murtaza'nın &nbsp;ruhani himmetlerine mazhar olalım.</p>

<p>Bismişah, Allah Allah!</p>

<p>Ya muhavvil-el havli vel ahval, Havvil halena ila ahsen-ül hal, Ya Mukallibul kulübi vel ebsar, Ya Müdebbir el leyli ven- nehar. İlahi bi hakkı, Hayder-i &nbsp;Kerrar.</p>

<p>Vakitler hayr’ola, hayırlar feth’ola, şerler def’ola, ikilikçiler mat ola. Hak erenler yıllarımızı, yolumuzu &nbsp;mübarek eyleye. Hazır, gaib, zahir, batın cümle erenlerin hayır-himmetleri, pirimiz kutbul aktab Hacı Bektaş Veli' nin nazarları üzerlerimize gölgelik ola.<br />
Cümle erenlerin gül cemallerine, demine, keremine gerçeğe hü !</p>

<p>Meydanlarınız açık olsun. İlahi feyze layık olmak için; salat-ı daimun'da niyazdayız.</p>

<p>Muhabbetlerimle,<br />
Ali Haydar Ercan Dedebaba</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 21 Mar 2026 17:58:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/ali-haydar-ercan-dedebabadan-nevruz-bayrami-mesaji-1774107344.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Şahinbey Abdallar Cemevinde korkutan patlama</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/sahinbey-abdallar-cemevinde-korkutan-patlama-3120</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/sahinbey-abdallar-cemevinde-korkutan-patlama-3120</guid>
                <description><![CDATA[Gaziantep'in Şahinbey ilçesinde bulunan Abdallar Cemevi'nde korkutan bir patlama meydana geldi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Gaziantep'in Şahinbey ilçesinde bulunan Abdallar Cemevi'nde korkutan bir patlama meydana geldi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ünaldı Mahallesi'ndeki cemevinde gece saatlerinde gerçekleşen patlamada şans eseri can kaybı yaşanmazken, binada büyük çapta maddi hasar oluştu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>GECE GEÇ SAATLERDE OLUŞAN PATLAMA</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Edinilen bilgiye göre, Abdallar Cemevi'nin mutfak ve oturma alanlarının bulunduğu bölümde henüz belirlenemeyen bir nedenle şiddetli bir patlama yaşandı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Patlamanın etkisiyle binanın camları kırıldı, eşyalar etrafa savruldu ve duvarlarda hasar oluştu. Olay sırasında cemevinde kimsenin bulunmaması olası bir faciayı önledi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>KARALAR: SÜRECİN TAKİPÇİSİYİZ!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Patlamanın ardından olay yerine giderek incelemelerde bulunan Abdallar Birliği Genel Başkanı Mahmut Karalar, yaptığı basın açıklamasında sağduyu çağrısında bulundu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Karalar, yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:</span></p>

<p><span style="color:#000000">"<em><strong>En büyük tesellimiz; olay sırasında cemevinde kimsenin bulunmaması ve herhangi bir can kaybının yaşanmamış olmasıdır. Abdallar Birliği olarak bu süreçte hiçbir kişi ya da kurumu suçlamıyoruz. Olayın tüm yönleriyle, şeffaf ve titiz bir şekilde araştırılmasını önemsiyoruz.</strong></em>"</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İNCELEMELER SÜRÜYOR</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Olay yerine gelen emniyet ve itfaiye ekipleri, patlamanın nedenini belirlemek için geniş çaplı bir soruşturma başlattı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Doğalgaz sızıntısı, tüp patlaması veya dışsal faktörler dahil tüm ihtimaller uzman ekiplerce inceleniyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Genel Başkan Karalar, olayın aydınlatılması ve benzer durumların tekrar yaşanmaması adına sürecin sonuna kadar takipçisi olacaklarını vurgulayarak kamuoyunu bilgilendirdi.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 21 Mar 2026 15:34:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/sahinbey-abdallar-cemevinde-korkutan-patlama-1774097004.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Mustafa Fırat yazdı: Mehmet Şerif Fırat ve Fırat Ailesinin &quot;Hakikat&quot; Kavgası</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/mustafa-firat-yazdi-mehmet-serif-firat-ve-firat-ailesinin-hakikat-kavgasi-3119</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/mustafa-firat-yazdi-mehmet-serif-firat-ve-firat-ailesinin-hakikat-kavgasi-3119</guid>
                <description><![CDATA[Eğitimci ve yazar Mustafa Fırat bu makalesinde Mehmet Şerif Fırat'la başlayan aile içi çatışmalara ışık tutuyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Cumhuriyet tarihinin en tartışılan ve üzerine en çok araştırma yapılan figürlerinden biri olan, <em><strong>"Doğu İlleri ve Varto Tarihi"</strong></em> kitabının yazarı <em><strong>Mehmet Şerif Fırat,</strong></em> ölümünden onlarca yıl sonra bile fikirleri ve ailesi üzerinden yürütülen ideolojik tartışmaların merkezinde yer almaya devam ediyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Son günlerde sosyal medya platformlarında Fırat ailesi mensupları tarafından yapılan açıklamalar, aile içindeki görüş ayrılıklarını ve tarihsel şahsiyetlere yönelik <em><strong>"itibar suikastı"</strong></em> iddialarını yeniden gündeme taşıdı.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/1-%20Mehmet%20%C5%9Eerif%20F%C4%B1rat.png" style="height:251px; width:800px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">Resimler: 1- Mehmet Şerif Fırat, 2- Şeyh Sait İsyanı Sırasında Fer Ailesi, 3- İki yakın dost İsmet İnönü ve Ali Haydar Dikmen</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>1- İdeolojik Kutuplaşma ve "İstimal" Tartışması</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Mehmet Ali Fırat tarafından kaleme alınan ve aile üyeleri tarafından desteklenen açıklamalarda, özellikle <em><strong>"Kürtçü Feranlılar"</strong></em> olarak tabir edilen gruba yönelik sert eleştiriler dikkat çekiyor. İddiaların odağında, ailenin tarihsel kökenlerinin ve geçmişteki önemli isimlerinin (Ali Haydar Dikmen, A. Hikmet Yurtsever vb.) güncel siyasi ajandalar uğruna manipüle edilmesi yer alıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Açıklamada öne çıkan temel noktalar şunlar:</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>a) Tarihsel Şahsiyetlerin Savunulması</strong>: Cumhuriyet’in kuruluşunda ve çok partili hayata geçiş sürecinde Doğu illerinde önemli katkıları olan, İsmet İnönü’nün yakın dostu Ali Haydar Dikmen’in "<em><strong>tetikçi</strong></em>" olarak yaftalanması ve Dr. Arif Hikmet Yurtsever’in Çorum/Maraş katliamlarıyla ilişkilendirilme çabalarına karşı sert bir reddiye sunuluyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>b) Gelenek ve Sadakat</strong>: Fırat ailesinin "<strong><em>feodal bir ruh haliyle değil, tarihsel metodoloji ve aydın perspektifiyle</em></strong>" kendi geçmişine sahip çıktığı vurgulanıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>c) Siyasi Eleştiri:</strong> Kürt milliyetçiliği üzerinden yapılan siyasetin, ailenin gerçek tarihini gölgelediği ve "<strong><em>iftira siyaseti</em></strong>" güdüldüğü savunuluyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>2- Mehmet Şerif Fırat: Bir Devrin Portresi</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/siyasi.jpg" style="height:500px; width:319px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu tartışmaların merkezindeki isim olan Mehmet Şerif Fırat, sadece bir yazar değil, aynı zamanda Cumhuriyet’in bölgedeki en sadık savunucularından biriydi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">a) <strong>Mücadelesi</strong>: 1899 Varto doğumlu olan Fırat, bölgedeki aşiret yapısını ve tarihsel kökenlerini inceleyerek "<strong><em>Kürtlerin Türklüğü</em></strong>" tezini savunan en önemli yerel figürlerden biri olmuştur. Bu duruşu, onu dönemindeki ayrılıkçı hareketlerin doğrudan hedefi haline getirmiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">b) <strong>Eserleri:</strong> Bingöllerin Sesi, Hayat ve Hatıratım, Doğu İlleri ve Varto Tarihi, kitapları ile 1947 yılında Tanin gazesinde yayımlanan Varto Mektubu makelesinin yazarıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Varto Mektubu:</strong> çok partili hayata geçiş sürecinde, yaşanan gelişmelere “<em><strong>milliyetçi ve cumhuriyetçi</strong></em>” karşı çıkışın en önemli yazısı olmuştur. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Mektup, Türk siyasi hayatında ve basında “<em><strong>Kürtçülüğe dayanan rejim karşıtlığını</strong></em>”<em> </em>merkez alan sert tartışmalara yol açmıştır. Torunu Mustafa Fırat, “<em><strong>Siyasi Bir Cinayetin Anatomisi</strong></em>” adındaki kitabında; Şeyh Sait İsyanının bastırılmasındaki rolü, Doğu İlleri ve Varto Tarihi kitabındaki tezleri ve Mektup’ta ileri sürdüğü görüşleri nedeniyle öldürüldüğünü iddia etmektedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Doğu İlleri ve Varto Tarihi:</strong> Dönemin devlet politikalarına kaynaklık etmiş, bölgenin antropolojik ve sosyolojik yapısını "öz Türk" perspektifiyle ele alan temel bir eserdir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Trajik Sonu:</strong> Varto Mektubu’nun çok partili hayata geçiş sürecinde yarattığı gerilimler ve tartışmalar sonucunda Fırat, 1949 yılında bir suikast sonucu hayatını kaybetmiştir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu ölüm, kimilerine göre bir kan davası, kimilerine göre ise siyasi bir infazdı. Ancak bugün gelinen noktada, onun ölümünün bile ideolojik savaşların bir parçası olduğunu göstermektedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>3- Aile İçindeki "Fay Hattı”</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Paylaşılan yorumlarda dikkat çeken en çarpıcı unsur, aile içindeki derin bölünme. Cevdet Fırat ve Hasan Kaplanseren gibi isimlerin destek verdiği mesajlarda, "<em><strong>kendi değerlerine yabancılaşan</strong></em>" aile bireylerine yönelik sitemler, sosyolojik bir vakayı gözler önüne seriyor:</span></p>

<p><span style="color:#000000">*Bir ailenin, tarihsel mirası paylaşamama ve farklı siyasi kutuplara savrulma sancısı.*</span></p>

<p><span style="color:#000000">-"<strong><em>Sütümüz bozuk değil ki, boğazımızdan giren helal lokma ve ceddiyle övünenler olarak çamur at izi kalsın algısı bize işlemez.</em></strong>" — torunu, *TC Mehmet Şerif Fırat*</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Sonuç: Tarih Kimin İçin Yazılır?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/wh_cc634675d.jpg" style="height:315px; width:200px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Mehmet Şerif Fırat ve haleflerinin yaşadığı bu süreç, Türkiye’nin yakın tarihinin ne kadar canlı ve çatışmalı olduğunu kanıtlıyor. Bir yanda <strong>"<em>devletçi ve birlikçi</em>"</strong> bir tarih okumasını savunan Fırat geleneği, diğer yanda bu geleneği <strong>"<em>asimilasyoncu</em></strong>" bulup reddeden veya dönüştürmeye çalışan yeni nesil yaklaşımlar...</span></p>

<p><span style="color:#000000">Görünen o ki, Varto’nun karlı dağlarından başlayan bu hikaye, sadece bir ailenin değil, koca bir coğrafyanın kimlik arayışının ve hakikat mücadelesinin bir özeti olarak kalmaya devam edecek.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 21 Mar 2026 00:11:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/mustafa-firat-yazdi-mehmet-serif-firat-ve-firat-ailesinin-hakikat-kavgasi-1774043077.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Mete Yarar: İran, Körfez ülkelerine yönelik saldırılar yaparak hata yapıyor</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/mete-yarar-iran-korfez-ulkelerine-yonelik-saldirilar-yaparak-hata-yapiyor-3118</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/mete-yarar-iran-korfez-ulkelerine-yonelik-saldirilar-yaparak-hata-yapiyor-3118</guid>
                <description><![CDATA[Mete Yarar, Haber Global'in "Hilal Özdemir ile Mesele" programına konuk olarak Ortadoğu'daki tansiyonu ve İran'ın son hamlelerini detaylı bir şekilde değerlendirdi. Güvenlik politikaları uzmanı Yarar, İran'ın Körfez ülkelerine yönelik enerji altyapısı saldırılarının bölgede yarattığı kaosun en büyük kazananının İsrail* olduğunu vurguladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<iframe width="884" height="497" src="https://www.youtube.com/embed/TRKqrScrPdA" title="TAHRAN İNTİHAR EDİYOR! Arap Orduları Teyakkuzda! Mete Yarar&#39;dan Çok Kritik İstihbarat!" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe><p>Mete Yarar, Haber Global'in<strong> "Hilal Özdemir ile Mesele"</strong> programına konuk olarak Ortadoğu'daki tansiyonu ve İran'ın son hamlelerini detaylı bir şekilde değerlendirdi. Güvenlik politikaları uzmanı Yarar, İran'ın Körfez ülkelerine yönelik enerji altyapısı saldırılarının bölgede yarattığı kaosun en büyük kazananının İsrail olduğunu vurguladı.<br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=TRKqrScrPdA"><strong><span style="color:#c0392b">METE YARAR'IN AÇIKLAMASINI İZLEMEK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ.</span></strong></a><br />
<br />
Uzman isim, İran'ın mevcut tutumunun bölgeyi daha da istikrarsızlaştırdığını, Körfez ülkeleriyle diplomasi yerine çatışmayı tercih etmenin tarihi bir hata olduğunu belirterek sözlerini tamamladı: İran'ın bu politikalarıyla aslında kendi ayağına sıkmakta olduğunu ve nihai kazancın İsrail'e kaldığını bir kez daha yineledi. Program, Ortadoğu'daki gerilimin Körfez'e sıçraması ve potansiyel bölgesel savaş riskini en net şekilde ortaya koyan yayınlardan biri olarak dikkat çekti.</p>

<p>Yarar, programda şu çarpıcı ifadeleri kullandı: &nbsp;<br />
<em><strong>"Bu savaşın bugüne kadar geldiği noktada İran'ın kazançlı çıkma şansı yok. Buradan kazançlı çıkacak tek ülke İsrail. Bölge ülkeleri de bunu böyle söylüyor, diğer aktörler de aynı görüşte. İran'ın bölge ülkelerini şiddetli şekilde vurmaya devam etmesi, özellikle enerji altyapılarını hedef alması, aslında İsrail'in farklı bir yapıyla herkesi birbirine düşürmesini sağlıyor ve bunu başarıyla yapıyor." </strong></em>ifadelerini kullandı.<br />
<br />
Yarar devamında:<em><strong> "Bir müddet sonra ülkeler karşı tedbirle saldırıya başlayacaklar. Yani kendilerinden saldırı yapacaklar. Kime? İran'a karşı. hiç istemediğiniz, Ortadoğu'da hiç isteyemeyeceğiniz bir ortamı aslında İsrail'le verecekler"</strong></em></p>

<p>Yarar, İran'ın bu politikasıyla Körfez ülkelerini doğrudan karşısına aldığını belirterek, özellikle Katar örneğini öne çıkardı. Katar'ın bugüne kadar İran konusunda en fazla arabuluculuk yapan, saldırı girişiminde bulunmamış ve uyumlu ilişkiler sürdüren bir ülke olduğunu hatırlatan Yarar, şu değerlendirmeyi yaptı: &nbsp;<br />
<em><strong>"İran, dost ve müttefik olarak gördüğü Katar'ı tamamen karşısına aldı. Katarlı Dışişleri Bakanı ile toplantıdaydık; çok ilginç bir tabir kullandı. Katar gibi arabuluculuk yapan bir ülkeyi karşısına almak, İran'ın stratejik bir hata yaptığının açık göstergesidir."</strong></em></p>

<p>Programda Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın açıklamalarına da atıfta bulunan Yarar, Fidan'ın ABD ile İran arasındaki askeri-teknolojik üstünlüğün kıyaslanamayacağını söylediğini aktardı. Fidan'ın sözlerini şöyle özetledi: &nbsp;<br />
<br />
<em><strong>"Amerika Birleşik Devletleri ile İran'ı askeri ve teknolojik olarak karşılaştırmak mümkün değil. Çok doğru bir tabir. Peki bu boşluğu İran nasıl doldurmalıydı? Askeri boşluğu diplomasi ve stratejiyle doldurmalıydı. Türkiye bu fırsatı verdi: Gelin sorunu beraber çözecek masalar kuralım, İstanbul’da önerildi."</strong></em></p>

<p>Ancak İran'ın bu diplomatik yolu tercih etmeyip askeri denge kurmaya yöneldiğini belirten Yarar, bunun büyük bir strateji eksikliği olduğunu vurguladı: &nbsp;<br />
<em><strong>"Stratejiden vazgeçip sadece askeri dengeyle sağlamaya kalkarsanız, İran'ın stratejisinin tutma ihtimali yok. Bu yol, ülkeyi daha da yalnızlaştırıyor ve zayıflatıyor."</strong></em></p>

<p>Yarar, sürecin en kritik sonucunun Körfez ülkelerinin İran'a karşı doğrudan harekete geçme riski olduğunu ifade etti. Trump'ın daha önce "Bu savaşa katılacak müttefikler arıyoruz" dediğini hatırlatarak, artık müttefik aramaya gerek kalmayabileceğini söyledi: &nbsp;<br />
<em><strong>"Dünkü yansıyan görüntüler ve toplantılardaki hava şuraya işaret ediyor: Körfez ülkeleri bundan sonraki aşamada kendiliğinden karşı tedbir alacak, hatta saldırıya geçecek. Hiç istemediğimiz bir senaryo gerçekleşiyor; Körfez ülkeleri İran'a karşı savaşa dahil olacak. İsrail bu ortamı 'ekmeğin üzerine tereyağı ve bal sürerek' yarattı."</strong></em></p>

<p>Hilal Özdemir'in <em><strong>"Körfez ülkelerinin İran'a yanıt vermesi ve doğrudan savaş çıkması senaryosundan mı söz ediyorsunuz?" </strong></em>sorusuna Yarar net bir şekilde <em><strong>"Aynen öyle. Savaşa dahil olmaları"</strong></em> yanıtını verdi.<br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=TRKqrScrPdA"><strong><span style="color:#c0392b">METE YARAR'IN AÇIKLAMASINI İZLEMEK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ.</span></strong></a><br />
&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 20 Mar 2026 22:34:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/mete-yarar-iran-korfez-ulkelerine-yonelik-saldirilar-yaparak-hata-yapiyor-1774039231.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı’ndan Ramazan bayramı mesajı</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/turkmen-alevi-bektasi-vakfindan-ramazan-bayrami-mesaji-3117</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/turkmen-alevi-bektasi-vakfindan-ramazan-bayrami-mesaji-3117</guid>
                <description><![CDATA[Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı Ramazan Bayramı mesajı yayınladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı Başkanı Özdemir Özdemir, Ramazan bayramı mesajı yayınladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Özdemir, yayınladığı bayram mesajında, “<em><strong>Ramazan Bayramınızı en içten dileklerimle kutlar, sağlık mutluluk ve esenlikler dilerim</strong></em>” ifadelerine yer verdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-03-19%20at%2015_14_02.jpeg" style="height:800px; width:672px" /></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 19 Mar 2026 22:28:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/turkmen-alevi-bektasi-vakfindan-ramazan-bayrami-mesaji-1773948996.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hacıbektaş ve Türkistan “Kardeş Şehir” olacak</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/hacibektas-ve-turkistan-kardes-sehir-olacak-3116</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/hacibektas-ve-turkistan-kardes-sehir-olacak-3116</guid>
                <description><![CDATA[TBMM Türk Devletleri Parlamenter Asamblesi (TÜRKPA) heyetiyle birlikte Kazakistan’ın Türkistan şehrinde temaslarda bulunan CHP Tokat Milletvekili Kadim Durmaz, Türkistan Belediye Başkanı Turashbekov Abdisattarovich ile şehri Hacıbektaş ilçesi ile kardeş şehir yapmak üzere görüştüğünü ve olumlu cevap aldığını açıkladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Sekizinci Gün Gazetesi’nin haberine göre, TBMM Türk Devletleri Parlamenter Asamblesi (TÜRKPA) heyetiyle birlikte Kazakistan’ın Türkistan şehrinde temaslarda bulunan CHP Tokat Milletvekili Kadim Durmaz, Orta Asya’dan Anadolu’ya uzanan bin yıllık manevi mirası güçlendirecek önemli bir adım attı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Durmaz, Hacı Bektaş Veli’nin diyarı Hacıbektaş ile Hoca Ahmed Yesevi’nin şehri Türkistan’ın “<em><strong>kardeş şehir</strong></em>” olması için ilk resmi görüşmelerin gerçekleştirildiğini açıkladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Türk-İslam irfan geleneğinin önemli merkezlerinden biri olan Türkistan’da çeşitli ziyaretlerde bulunan TÜRKPA heyeti, bölgedeki tarihi ve manevi mirasa dikkat çekti. Heyet, Yesevi geleneğinin önemli isimlerinden Arslan Baba’nın türbesini de ziyaret etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ziyaret kapsamında açıklamalarda bulunan Kadim Durmaz, Anadolu’nun manevi mimarları olarak kabul edilen Horasan erenlerinin mirasına vurgu yaptı. Hoca Ahmed Yesevi’nin “<em><strong>Nerde görsen gönlü kırık, merhem ol; öyle mazlum yolda kalsa, yoldaşı ol</strong></em>” ve Hacı Bektaş Veli’nin “<strong><em>İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır</em></strong>” sözlerini hatırlatan Durmaz, bu değerlerin günümüzde de toplumun ortak hafızasında yaşadığını ifade etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Durmaz, “<em><strong>Hacı Bektaş Veli başta olmak üzere Sarı Saltuk, Ahi Evran, Abdal Musa ve nice gönül insanının bıraktığı miras; birlik, kardeşlik, adalet, ahlak ve emek anlayışımızın temelini oluşturmaktadır</strong></em>” dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ziyaretin en dikkat çekici gelişmelerinden biri ise Hacıbektaş ile Türkistan arasında “<strong><em>kardeş şehir</em></strong>” ilişkisi kurulması yönündeki girişim oldu. Kadim Durmaz, bu öneriyi Türkistan Belediye Başkanı Turashbekov Abdisattarovich ile paylaştıklarını belirtti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Söz konusu girişimin kültürel ve turistik iş birliklerini artıracağını vurgulayan Durmaz, “<em><strong>Bu adımın gönül bağımızı daha da güçlendireceğine inanıyoruz. Hayata geçirmek için üzerimize düşen görevi kararlılıkla sürdüreceğiz</strong></em>” ifadelerini kullandı.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 19 Mar 2026 22:04:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/hacibektas-ve-turkistan-kardes-sehir-olacak-1773947503.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Horasan Erenleri’nden Ramazan Bayramı mesajı</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/horasan-erenlerinden-ramazan-bayrami-mesaji-3115</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/horasan-erenlerinden-ramazan-bayrami-mesaji-3115</guid>
                <description><![CDATA[Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Ramazan Bayramı dolayısıyla kutlama mesajı yayınladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Ramazan Bayramı dolayısıyla yayınladığı kutlama metninde, “<em><strong>zalimlere karşı birlik olma, mezhepçiliğe ve her türlü ayrışmaya karşı millet olarak kenetlenme</strong></em>” mesajı verdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İŞTE, O MESAJ:</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Türk Milletinin ve İslam dünyasının Ramazan Bayramı kutlu olsun!</span></p>

<p><span style="color:#000000">Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu olarak, zalimlere karşı birlik olma, mezhepçiliğe ve her türlü ayrışmaya karşı millet olarak kenetlenme bilinciyle, Ramazan Bayramı’nın birlik, kardeşlik ve dayanışma duygularını güçlendiren bir vesile olmasını gönülden temenni ediyoruz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bayram günlerinde mazlumların yanında olmanın, insanî değerleri ve adaleti yaşatmanın önemini bir kez daha hatırlıyor, başta emperyalizmin ve siyonizmin saldırı ve tehditi altındaki İran ve Filistin halkları olmak üzere, tüm Müslümanların bayramını kutluyoruz.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/T%C3%BCrk%20Milletinin%20ve%20%C4%B0slam%20d%C3%BCnyas%C4%B1n%C4%B1n.png" style="height:800px; width:800px" /></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 19 Mar 2026 17:27:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/horasan-erenlerinden-ramazan-bayrami-mesaji-1773931024.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ardan Zentürk: Putin&#039;in Küba konusunda Trump&#039; a söyleyeceği fazla bir lafı yok</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ardan-zenturk-putinin-kuba-konusunda-trump-a-soyleyecegi-fazla-bir-lafi-yok-3113</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ardan-zenturk-putinin-kuba-konusunda-trump-a-soyleyecegi-fazla-bir-lafi-yok-3113</guid>
                <description><![CDATA[Ardan Zentürk, YouTube kanalında yayınladığı sert analizde, Rusya ve özellikle Vladimir Putin'i Küba krizi bağlamında ağır şekilde eleştirdi. Zentürk, Rusya'nın geleneksel müttefiki Küba'ya karşı gösterdiği acizliği, "tam bir utanç tablosu" ve "stratejik çöküşün somut kanıtı" olarak nitelendirdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<iframe width="820" height="461" src="https://www.youtube.com/embed/k_qTu6nKa70" title="MADURO&#39;YU KORUYAMADI, İRAN&#39;A Bİ&#39;ŞEY YAPAMADI, ŞİMDİ YENİ SINAV: KÜBA! TRUMP&#39;IN PUTİN&#39;İ &quot;SİLKELİYOR!&quot;" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe><p>Ardan Zentürk, YouTube kanalında yayınladığı sert analizde, Rusya ve özellikle Vladimir Putin'i Küba krizi bağlamında ağır şekilde eleştirdi. Zentürk, Rusya'nın geleneksel müttefiki Küba'ya karşı gösterdiği acizliği, "tam bir utanç tablosu" ve "stratejik çöküşün somut kanıtı" olarak nitelendirdi.<br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=k_qTu6nKa70"><span style="color:#c0392b"><strong>ARDAN ZENTÜRK'ÜN VİDEOLU AÇIKLAMASINI İZLEMEK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ</strong></span></a><br />
<br />
<br />
<strong>"RUSYA, BİR DAMLA PETROLÜ KÜBA'YA GÖNDEREMİYOR"</strong><br />
<br />
Zentürk, analizini <strong>"Avrasyacı dostlarım ne diyecek acaba?" </strong>sorusunu sorarak Rusya'nın pozisyonunu "yenilgi üstüne yenilgi" olarak özetledi.<br />
<br />
Ardan Zentürk açıklamasında şunları kaydetti:<br />
<br />
<em><strong>"Rusya zaten bir petrol ülkesi. Yani Rusya'nın elindeki petrolle Küba ihya doluşur değil mi? Venezuela lideri Nicolas Maduro'nun Ocak ayı başında etkisiz hale getirilmesinden bu yana Venezuela'dan Küba'ya akmakta olan petrol damlası gitmiyor.&nbsp; Bir yasal petrol tankeri. Hadi gölge tanker demeyelim. Nasıl gidip de petrol alamıyor Rusya'dan? Çünkü şu anda Küba'da elektrik kesintileri artık tamamen sabitlenmiş durumda. Ülkede hayat bitmek üzere ve bu noktaya gelene kadar Rusya hiçbir şey yapamadı. Hiçbir şey yapamadı."dedi.</strong></em><br />
<br />
Ardan Zentürk açıklamasının devamında ise, <em><strong>"Rusya'nın Ukrayna'da düşmüş olduğu durumun açık bir örneğidir.Aklınıyla çalışan liderler bu hale gelmez. 4 yıldır bir savaşı sürdürüyor ve bu savaşı lehine sonuçlandırabilmek için Putin'in Amerikan başkanı Trump'ın kendisine duymakta olduğu sempatiye ihtiyacı var. Ama aynı Trump Putin'i habire sirkeliyor."</strong></em> ifadelerini kullandı.</p>

<p><br />
Zentürk, ABD Başkanı Donald Trump'ın Küba'ya yönelik küstah açıklamasını hatırlattı: Trump, ambargo ve baskıyla adayı içten çürüttüğünü belirterek, <em><strong>"Artık Küba'ya ne istersem onu yaparım. Onu onuruyla teslim almaya hazırlanıyorum"</strong></em> dediğini aktardı. Bu sözlere Kremlin'den gelen yanıtın ise <em><strong>"boş laf"</strong></em> olduğunu vurgulayan Zentürk, Sözcü Dmitriy Peskov'un <em><strong>"Her türlü yardıma hazırız, Küba ile uzman düzeyinde temas sürüyor, insani sorunları çözmekte kararlıyız"</strong></em> açıklamasını alaycı bir dille yorumladı: <em><strong>"Petrol ülkesi Rusya, Küba'ya bir damla mazot gönderemiyor ama 'yardım etmeye hazırız' diyor. Bu, resmen maskara olma hali!"</strong></em></p>

<p>Analizinde Rusya'nın başarısızlıklarını sıralayan Zentürk, şu noktalara özellikle yüklendi:</p>

<p>* Venezuela'da Nicolas Maduro'yu koruyamayan Rusya, Maduro'nun Ocak 2026 başında "etkisiz hale getirilmesi" sonrası Küba'ya giden petrol akışını tamamen kaybetti. <em><strong>"Maduro sırtını Rusya ve Çin'e dayamış, 'Amerikan emperyalizmine direniyorum' sanıyordu; şimdi New York'ta hapiste, karısının akıbeti meçhul. Bu, Putin ve Çin için utanç verici bir hezimet!"</strong></em></p>

<p>* İran'da da benzer bir fiyasko yaşandığını belirten Zentürk, Çin'le yapılan 25 yıllık 40 milyar dolarlık petrol anlaşması, Kuşak ve Yol Girişimi (BRI) ve Şanghay İşbirliği Örgütü gibi <strong>"ABD-NATO alternatifi" </strong>yapıların hiçbir işe yaramadığını söyledi. <em><strong>"İran'da adamı vuruyorlar, öldürüyorlar, sürekli suikastlar… Putin yakında İran'da tanıdık yüz bulamayacak. Karşılığında? Büyük bir süper sessizlik! Ne işe yarıyor bu ittifaklar?"</strong></em></p>

<p>, En ağır eleştiriyi ise Küba'ya yönelik yaptı: <em><strong>"Soğuk Savaş'tan beri, 1950'lerden itibaren kayıtsız şartsız en sadık müttefikiniz Küba. 1962 Füze Krizi'nde nükleer işgal tehdidine rağmen Fidel Castro ve Che Guevara sayesinde ayakta kaldı. Şimdi elektrik kesintileri sabitlenmiş, ülke çöküşün eşiğinde, hayat bitmek üzere… Ve sen, petrol devi Rusya, hâlâ tek bir tanker yollayamıyorsun! 18 Şubat'ta Küba Dışişleri Bakanı Moskova'ya gelip Lavrov'la görüştü; ne oldu? Hiçbir şey! Bu, Putin'in 4 yıldır Ukrayna batağında saplanıp kaldığının, beynini kullanamayan bir lider olduğunun açık ispatı!"</strong></em></p>

<p>Zentürk, Trump'ın Putin'i sürekli "sirkeler" nitelikte açıklamalar yaptığını, Marco Rubio'nun <em><strong>"Küba'yı finalize ediyoruz; yönetim değişecek, bizim lafımızı dinleyen adam gelecek, Komünist Parti kalsa da umurumuzda değil" </strong></em>sözlerini aktararak, <em><strong>"İş fiilen kaybedilmiş. Kremlin hâlâ 'muhataplarımızla görüşüyoruz' </strong></em>diye oyalanıyor" dedi.</p>

<p>Küba Devlet Başkanı'nın <em><strong>"ABD her gün anayasal düzeni devirme tehdidi yapıyor, 60 yılı aşkın ambargo altında yaşamaya alıştık, Venezuela gibi olmayacağız; gelenler devrimci direnişle karşılaşır" yanıtını anımsatan Zentürk, buna rağmen Rusya'nın hiçbir somut adım atamadığını belirterek sözlerini tamamladı: "Putin'in Küba konusunda Trump'a söyleyecek tek kelimesi bile yok. Ukrayna'da kendi çukuruna düşen bu adam, artık müttefiklerini de kurtaramıyor. Bu, tam bir stratejik iflas ve rezalet!"dedi.</strong></em><br />
<br />
İran'ı da örnek gösteren Zentürk, Çin ile 25 yıllık 40 milyar dolarlık petrol anlaşması yapan, Kuşak ve Yol Girişimi (BRI) ve Şanghay İşbirliği Örgütü gibi yapılarla ABD-NATO alternatifi oluşturmaya çalışan İran'da sürekli suikast ve saldırıların yaşandığını, Putin ve Çinlilerin tanıdık isim bulamayacak noktaya gelebileceğini, buna karşılık büyük bir <strong>"sessizlik" </strong>olduğunu belirtti.<br />
<br />
ABD tarafında Marco Rubio'nun<em><strong> "Küba işini finalize etmek üzereyiz, yönetim değişecek, bizim lafımızı dinleyen adam gelecek, Komünist Parti kalabilir ama umurumuzda değil" </strong></em>dediğini aktaran Zentürk, Küba Devlet Başkanı'nın ise "ABD her gün anayasal düzeni zorla devirme tehdidi yapıyor, 60 yılı aşkın ambargo altında yaşamaya alıştık, Venezuela gibi olmayacağız, buraya gelenler devrimci direnişle karşılaşır" yanıtını verdiğini hatırlattı.<br />
<br />
Sonuç olarak Zentürk, Ukrayna savaşında kendi batağına saplanan Putin'in Küba konusunda da Trump'a karşı söyleyecek fazla sözü olmadığını, işin fiilen kaybedildiğini savundu ve analizini<strong> "Hoşça kalın"</strong> diyerek bitirdi.<br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=k_qTu6nKa70"><span style="color:#c0392b"><strong>ARDAN ZENTÜRK'ÜN VİDEOLU AÇIKLAMASINI İZLEMEK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ</strong></span></a></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 19 Mar 2026 00:12:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/ardan-zenturk-putinin-kuba-konusunda-trump-a-soyleyecegi-fazla-bir-lafi-yok-1773869651.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Şah-ı Merdan Hz. Ali Paneli ve Sultan Nevruz Cemi düzenleniyor</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/sah-i-merdan-hz-ali-paneli-ve-sultan-nevruz-cemi-duzenleniyor-3112</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/sah-i-merdan-hz-ali-paneli-ve-sultan-nevruz-cemi-duzenleniyor-3112</guid>
                <description><![CDATA[Alevi Gençler Derneği ve Erenlerin İzinde Genç Topluluğu, inanç dünyasının önemli merkezlerinden Tunceli’de geniş kapsamlı bir etkinlik programına imza atmaya hazırlanıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Aptos,&quot;sans-serif&quot;">Alevi Gençler Derneği ve Erenlerin İzinde Genç Topluluğu, inanç dünyasının önemli merkezlerinden Tunceli’de geniş kapsamlı bir etkinlik programına imza atmaya hazırlanıyor. <strong>28 Mart 2026</strong> tarihinde gerçekleştirilecek organizasyon, hem akademik bir paneli hem de manevi bir buluşma olan Sultan Nevruz Cemi’ni bir araya getirecek.<br />
<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-03-18%20at%2021_19_00.jpeg" style="height:640px; width:800px" /></span></span></p>

<p><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Aptos,&quot;sans-serif&quot;"><strong>Panel ve Deyiş Dinletisi ile Kültürel Yolculuk</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Aptos,&quot;sans-serif&quot;">Etkinliğin ilk bölümü, saat <strong>13:00’te Munzur Üniversitesi Kongre ve Kültür Merkezi’nde</strong> başlayacak. <em>"Sözlü ve Yazılı Geleneğimizde Şah-ı Merdan Hz. Ali"</em> başlığıyla düzenlenecek olan panelde, Hz. Ali’nin tarihsel ve inançsal boyutu genç isimler tarafından ele alınacak. Panel programı, kültürel mirası notalara döken bir deyiş dinletisiyle taçlanacak.</span></span></p>

<p><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Aptos,&quot;sans-serif&quot;">Organizasyon komitesinden yapılan açıklamada, panel sonunda katılımcılara yönelik sürpriz çekilişlerin gerçekleştirileceği bildirildi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Aptos,&quot;sans-serif&quot;"><strong>Sultan Nevruz Coşkusu Cemevinde Yaşanacak</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Aptos,&quot;sans-serif&quot;">Günün ikinci bölümünde ise manevi iklim, <strong>SorpiyanCemevi’ne</strong> taşınacak. Sultan Nevruz vesilesiyle bir araya gelecek olan canlar, saat <strong>16:00’da</strong> kurulacak lokma sofrasında paylaşımın ve birliğin tadına varacak. Ardından saat <strong>17:00 itibarıyla</strong> başlayacak olan <strong>Sultan Nevruz Cemi</strong> ile program sona erecek.<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-03-18%20at%2021_19_00%20(1).jpeg" style="height:800px; width:566px" /></span></span></p>

<p><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Aptos,&quot;sans-serif&quot;"><strong>Gençlerden Birlik ve Beraberlik Çağrısı</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Aptos,&quot;sans-serif&quot;">Alevi Gençler Derneği ve Erenlerin İzinde Genç Topluluğu temsilcileri, Tunceli’deki tüm canları bu anlamlı günde bir arada olmaya davet ederek; geleneğin gelecek nesillere aktarılmasının ve inanç değerlerinin yaşatılmasının önemine dikkat çekti.</span></span></p>

<p><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Aptos,&quot;sans-serif&quot;"><strong>PROGRAM AKIŞI:</strong></span></span></p>

<ul>
	<li><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Aptos,&quot;sans-serif&quot;"><strong>Tarih:</strong> 28 Mart 2026</span></span></li>
	<li><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Aptos,&quot;sans-serif&quot;"><strong>13:00:</strong> Panel ve Deyiş Dinletisi (Munzur Üni. Kongre ve Kültür Merkezi)</span></span></li>
	<li><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Aptos,&quot;sans-serif&quot;"><strong>16:00:</strong> Lokma Dağıtımı (SorpiyanCemevi)</span></span></li>
	<li><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Aptos,&quot;sans-serif&quot;"><strong>17:00:</strong> Sultan Nevruz Cemi (SorpiyanCemevi)</span></span></li>
</ul>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 18 Mar 2026 23:18:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/sah-i-merdan-hz-ali-paneli-ve-sultan-nevruz-cemi-duzenleniyor-1773865480.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Mustafa Fırat yazdı: Yol’un Sırrı: Gönül birliği ve köklere dönüş</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/mustafa-firat-yazdi-yolun-sirri-gonul-birligi-ve-koklere-donus-3111</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/mustafa-firat-yazdi-yolun-sirri-gonul-birligi-ve-koklere-donus-3111</guid>
                <description><![CDATA[Eğitimci ve eski Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkan Danışmanı Mustafa Fırat, Alevilerin ve Aleviliğin geleceği konusunda dikkat çeken bir makale kaleme aldı. Fırat’ın makalesini alevihaberler.com.tr haber sitesi olarak bu konuyu gündeme getirmek ve tartışmaya açmak amacıyla yayınlıyoruz. Umarız, Alevi Bektaşi toplumu kendi geleceğini ancak kendisinin belirleyebileceği bilinci ile fikir üreterek yolumuzun güçlenmesine katkı verir. Aksi halde, başkalarının yazdığı senaryoların esiri olmak dışında seçenek yoktur.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="color:#000000">YOLUN SIRRI: GÖNÜL BİRLİĞİ VE KÖKLERE DÖNÜŞ</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Anadolu toprakları, yüzyıllardır farklı renklerin, inançların ve seslerin bir arada yoğrulduğu devasa bir vicdan kazanıdır. Bu kazanın en kıymetli harçlarından biri kuşkusuz Alevilik inancıdır. Son dönemde akademik ve siyasi mecralarda sıkça tartışılan “Alevi kurumlarının siyasallaşması” meselesine, gelin bugün karamsar gözlüklerimizi çıkarıp, ortak geleceğimizin aydınlık penceresinden bakalım.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">TARİHİN İMBİKLERİNDEN SÜZÜLEN KARDEŞLİK</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Alevilik, Horasan’dan Anadolu’ya süzülen, göçebelikten yerleşik hayata geçişin o tertemiz İslamlaşma neşesidir. Bu yol; “Hakk-Muhammed-Ali” sevgisiyle örülmüş, insanı merkezine alan, barışı ve sevgiyi esas kılan bir gönül yolculuğudur. Osmanlı’dan Cumhuriyet’e kadar geçen sürede çeşitli zorluklar yaşanmış olsa da, Alevi toplumu Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte modern Türkiye’nin eşit yurttaşları olma yolunda dev bir adım atmıştır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugün dönüp geriye baktığımızda, Maraş’tan Çorum’a, Sivas’tan metropollerdeki gecekondulaşma sancılarına kadar pek çok acı hatıra görebiliriz. Ancak bu acılar, bizi birbirimize düşürmek yerine, demokratik hak ve özgürlükler zemininde daha sıkı kenetlenmemiz gerektiğini hatırlatan acı birer tecrübe olmalıdır. Kırsaldan kente göçle birlikte sarsılan “ocak sistemi” ve geleneksel yapı, aslında modern dünyada kendini yeniden var etme mücadelesi vermektedir.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">SİYASETİN ÖTESİNDE HAKİKAT</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Günümüzde Alevi kurumlarının siyasallaşması, bazen inancın özünü gölgeleyen bir gerilim hattına dönüşebiliyor. Özellikle Avrupa merkezli bazı oluşumların, Aleviliği tarihsel ve inançsal köklerinden kopararak, onu bir “kültürel kimlik” veya siyasi bir enstrüman gibi sunma çabaları dikkat çekicidir. Aleviliği İslam dışı göstermeye çalışan “Alisiz Alevilik” gibi yapay kurgular, sadece inanca değil, bu toprakların bin yıllık kardeşlik hukukuna da zarar vermektedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ancak umut tam da burada yeşeriyor: Alevi toplumu, kendi içindeki bu marjinal ve ayrıştırıcı söylemleri fark edecek derin bir irfana sahiptir. Küresel operasyonların veya etnik ayrılıkçı hareketlerin gölgesinde kalmak yerine, kendi öz değerlerine; yani barışa, adalete ve devletle bütünleşen milli birliğe sarılmak, bu toplumun genetik kodlarında mevcuttur.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">DEVLET VE TOPLUM EL ELE: YENİ BİR DÖNEM</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Son yıllarda atılan adımlar, geleceğe dair umutlarımızı tazelemektedir. 2009-2010 yıllarındaki Alevi Çalıştayları ile başlayan süreç, 2022 yılında <strong>Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı</strong>'nın kurulmasıyla kurumsal bir boyut kazanmıştır. Belki tüm talepler henüz tam anlamıyla karşılanmamış, cemevlerinin statüsü konusundaki tartışmalar nihayete ermemiş olabilir; ancak “diyalog kapısının” ardına kadar açılmış olması bile başlı başına bir devrimdir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi toplumunun haklı talepleri bellidir:</span></p>

<ul>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Cemevlerinin yasal statüsünün tam olarak netleşmesi.</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Eğitim müfredatında inancın doğru temsili.</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Kamu istihdamında liyakatin esas alınması.</span></p>
	</li>
</ul>

<p><span style="color:#000000">Bu talepler, sadece Alevilerin değil, daha demokratik ve adil bir Türkiye özlemi duyan her vatandaşın ortak arzusudur. Devletin bu taleplere temkinli yaklaşmasının ardındaki “güven bunalımı” aşıldıkça, çözümlerin sağanak gibi yağacağına şüphe yoktur.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">YARINLARA BAKARKEN</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Sonuç olarak, Alevi kurumları aşırı siyasallaşmanın yarattığı toz bulutundan sıyrıldıkça, Anadolu’nun o duru pınarı yeniden gür akmaya başlayacaktır. Çözüm; Avrupa’nın başkentlerinden ithal edilen yapay ideolojilerde değil, Hacı Bektaş-ı Veli’nin “Bir olalım, iri olalım, diri olalım” düsturundadır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Eğer Alevi toplumu, kendi haklı mücadelesini siyasi ikballerine alet edenlerden arınır ve devlet de kucaklayıcı tavrını somut adımlarla pekiştirirse, bu topraklarda hiçbir güç kardeşliğimizi bozamaz. Gün, birbirimizin eksikliğini arama günü değil; ortak değerlerimizde buluşma günüdür.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Gelecek, samimiyetle kurulan köprülerin üzerinde yükselecektir. Ve o köprüden hep beraber, el ele geçeceğiz.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">MUSTAFA FIRAT / ANKARA</span></strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 18 Mar 2026 21:53:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/mustafa-firat-yazdi-yolun-sirri-gonul-birligi-ve-koklere-donus-1773861896.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Herkesi mezhepçi ayrışmalara karşı uyanık olmaya davet ediyoruz!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/herkesi-mezhepci-ayrismalara-karsi-uyanik-olmaya-davet-ediyoruz-3110</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/herkesi-mezhepci-ayrismalara-karsi-uyanik-olmaya-davet-ediyoruz-3110</guid>
                <description><![CDATA[Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu, kamuoyu ile paylaştığı basın açıklamasında, ülkemizde ve bölgemizde kışkırtılan mezhepçiliğe dikkati çekerek “Ülkemizin ve bölgemizin sorunlarının çözümü, bin yıllık yaraları kaşımaktan değil; insan haklarından, hukuktan, akıldan, bilimden, demokrasiden ve adaletten geçer” ifadelerini kullandı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu, bölgemizdeki gelişmeler hakkında basın açıklaması yaptı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Son dönemde ülkemizde ve bölgemizde mezhepçiliğin kışkırtıldığına dikkati çeken Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu açıklamasında, “Devletimizin; emperyalist ve siyonist odakların bölgeyi parçalama stratejilerine karşı sergilediği dik duruşu ve Sayın Cumhurbaşkanımızın mezhepçilik konusundaki “tehlikeli cephe” uyarılarını kıymetli buluyor; bu kararlı tutumun sürdürülmesini bekliyoruz.” ifadelerine yer verildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Basın açıklamasının tam metni şöyle: </span></p>

<p><span style="color:#000000">“Bir köyde bir insan açlıktan ölürse, bütün köy katildir.” </span></p>

<p><span style="color:#000000">Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesi, bir dış politika yaklaşımı olduğu kadar bölgemizdeki birliğin ve dirliğin de en temel güvencesidir. Alevi-Bektaşi yolu, insanı mezhebiyle değil “can” oluşuyla görmeyi esas alır. Bugün Orta Doğu’da yaşanan krizler, yalnızca siyasi bir mesele değil; aynı zamanda insani ve vicdani bir sınavdır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugüne kadar devletimiz ve hükümetimiz, çevremizdeki savaşlarda tarafsız kalarak ve barışın tesisine yönelik güçlü girişimlerde bulunarak büyük takdir toplamıştır. Devletimizin; emperyalist ve siyonist odakların bölgeyi parçalama stratejilerine karşı sergilediği dik duruşu ve Sayın Cumhurbaşkanımızın mezhepçilik konusundaki “tehlikeli cephe” uyarılarını kıymetli buluyor; bu kararlı tutumun sürdürülmesini bekliyoruz. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Komşu ülkelerin egemenliği ve toprak bütünlüğü, Türkiye’nin güvenliğiyle doğrudan ilintilidir. Özellikle İran’ın toprak bütünlüğünün korunması, bölgesel dengeler ve ülkemizin uzun vadeli istikrarı açısından stratejik bir zorunluluktur. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Öte yandan, dışarıdan dayatılan müdahaleler ve seçilmiş yöneticilere yönelik suikast girişimleri, uluslararası hukukun açık bir ihlalidir. Bugün İran üzerinden yürütülen siyasal ve askerî baskıları yalnızca bir ülkenin iç işi olarak görmek mümkün değildir. Her millet, kendi istikametini kendi iradesi ve demokrasisi ile tayin etmelidir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Dijital mecralar üzerinden körüklenen mezhep karşıtlığı, emperyalist odaklarca beslenen ve milli birliğimizi hedef alan açık bir provokasyon çabasıdır. Zulüm, kimden gelirse gelsin zulümdür. Gazze’de yaşanan insanlık suçu, Suriye’de sivillere yönelik katliamlar ve İran’a yapılan saldırılar aynı netlikle reddedilmelidir. Müminlerin emiri Hz. Ali’nin “Bir köyde bir insan açlıktan ölürse, bütün köy katildir” buyruğu, zihniyet inşamızın temel yapı taşlarından biridir. Bu bağlamda mazlumun yanında olmak bizler için bir tercih değil, Kerbela’dan bugüne taşıdığımız tarihsel bir davranış biçimidir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu olarak; dini siyasete, mezhebi ise çatışma alanına dönüştüren her türlü yaklaşımı yanlış ve zararlı bulduğumuzu açıkça ifade ediyoruz. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Mezhepçilik, hakikati perdeleyen bir körlüktür. Tüm kesimleri; mezhepçi ayrışmalara karşı sağduyuya, birliğe ve dezenformasyona karşı uyanık olmaya davet ediyoruz. Ülkemizin ve bölgemizin sorunlarının çözümü, bin yıllık yaraları kaşımaktan değil; insan haklarından, hukuktan, akıldan, bilimden, demokrasiden ve adaletten geçer. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu vesileyle, şanlı tarihimizin büyük destanlarından Çanakkale Zaferi’nin yıl dönümünde, başta büyük komutan ve devlet adamı Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, tüm şehit ve gazilerimizi saygı, rahmet ve minnetle anıyoruz. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Saygılarımızla. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu </span></p>

<p><span style="color:#000000">18 Mart 2026</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/Bas%C4%B1nA%C3%A7%C4%B1klamas%C4%B12026.JPG" style="height:800px; width:566px" /></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 18 Mar 2026 14:18:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/herkesi-mezhepci-ayrismalara-karsi-uyanik-olmaya-davet-ediyoruz-1773832886.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ali Rıza Özkan: Başkanlığın hatasını biz düzelteceğiz!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ali-riza-ozkan-baskanligin-hatasini-biz-duzeltecegiz-3109</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ali-riza-ozkan-baskanligin-hatasini-biz-duzeltecegiz-3109</guid>
                <description><![CDATA[Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu ve Alevi Haberler Genel Yayın Yönetmeni Ali Rıza Özkan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın imar yönetmeliğinde cemevleri ile ilgili yaptığı son değişiklikleri masaya yatırdı. Programda özellikle Ocak 2026'da Resmî Gazete'de yayımlanan Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği değişikliği yoğun eleştiriye maruz kaldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<iframe width="782" height="440" src="https://www.youtube.com/embed/FBdVytYtn_w" title="Ali Rıza Özkan ile HAFTAYA BAKIŞ.  2. BÖLÜM" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe><p>Gazeteci Bora Özizmirli’nin moderatörlüğünde,<strong> ŞAH TV YouTube kanalında</strong> yayınlanan<strong> “Haftaya Bakış” </strong>programında, Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu ve Alevi Haberler Genel Yayın Yönetmeni Ali Rıza Özkan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın imar yönetmeliğinde cemevleri ile ilgili yaptığı son değişiklikleri masaya yatırdı. Programda özellikle Ocak 2026'da Resmî Gazete'de yayımlanan Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği değişikliği yoğun eleştiriye maruz kaldı.<br />
<br />
<a href="https://youtu.be/FBdVytYtn_w?t=189"><span style="color:#c0392b"><strong>ALİ RIZA ÖZKAN'IN AÇIKLAMASINI YOUTUBE ÜZERİNDEN İZLEMEK İÇİN LÜTFEN RESME TIKLAYINIZ</strong></span></a><br />
<br />
<a href="https://youtu.be/FBdVytYtn_w?t=189"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-03-17%20at%2023_45_24.jpeg" style="height:415px; width:800px" /></a><br />
ŞAH TV YouTube kanalında yayınlanan <strong>“Haftaya Bakış” </strong>programı gazeteci Bora Özizmirli’nin moderatörlüğünde Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu ve alevihaberler.com.tr haber sitesi Genel Yayın Yönetmen<strong>i Ali Rıza Özkan’ın</strong> katılımı ile sürüyor.<br />
<br />
2022 yılında torba yasa ile İmar Kanunu'na eklenen Ek 10. madde sayesinde cemevlerinin<strong> ilk kez resmi statü kazandığını </strong>ve inşaat iznine tabi hale geldiğini hatırlatan Ali Rıza Özkan, önceki dönemde cemevlerinin yasal statüsü olmamasına rağmen devlet kurumlarının yıkım girişiminde bulunmadığını belirtti. Bu adımın Cumhuriyet tarihinde önemli bir eşik olduğunu vurgulayan Özkan, 3 yıldır beklenen yönetmeliğin çıktığını, fakat <strong>“dağ fare doğurdu” </strong>diyerek, Alevi Bektaşiler arasında hayal kırıklığına yol açtığını dile getirdi.<br />
<br />
<strong>CEMEVLERİ “KÜLTÜREL TESİS” DEĞİLDİR!</strong><br />
<br />
Cemevlerini yalnızca<strong> “kültürel tesis”</strong> kategorisine ekleyerek hiçbir somut ilerleme sağlanmadığını belirten Özkan, bu eklemenin 3 yıl beklemeye değmediğini savunarak <em><strong>“Madem bu şekilde yapacaktınız, neden 3 yıl beklediniz?”</strong></em> sorusunu sordu.<br />
<br />
Alevi Bektaşi toplumunda oluşan büyük tepkinin asıl kaynağının Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın yönetmelikte değişikliği<strong> Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın</strong> görüş ve önerilerini doğrultusunda yapıldığını açıklaması olduğunu vurgulayan Özkan, bu ifadeyi “yanlış anlaşılacak bir şey yok” diye nitelendirerek, başkanlığın Alevi toplumu ile devlet arasında köprü olması gerektiğini, ancak cemevlerinin ibadethane niteliğini göz ardı eden bir yaklaşıma onay verdiğini iddia etti.<br />
<br />
<strong>YAPI MEVZUATI İBADETHANE OLARAK DEĞİŞTİRİLMELİDİR!</strong><br />
<br />
İbadethaneler için yapı mevzuatı ne ise, <strong>cemevleri</strong> için de aynısının olması gerektiğini olarak tanımlanması gerektiğini, kilise, sinagog veya cami gibi aynı kriterlerin geçerli olması gerektiğini dile getiren Özkan, <strong>kültür merkezi,</strong> yüzme havuzu veya spor salonu gibi tesislerle aynı cemevlerinin aynı kategoriye sokulmasının Alevilerin gönlünü kıracağını ifade etti.<br />
<br />
<strong>ERDOĞAN VE BAHÇELİ’YE TEŞEKKÜR</strong><br />
<br />
2022’de Cumhurbaşkanı<strong> Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin</strong> desteğiyle atılan adımlara teşekkür ederek sevincinin bozulmadığını, önemli bir eşiğin aşıldığını belirten Özkan, başkanlığın bu süreci yönlendirici rol oynaması gerektiğini ve Alevi Bektaşi toplumla devlet arasında köprü vazifesi görmesi gerektiğini söyledi.<br />
<br />
<strong>BAŞKANLIĞIN HATASINI BİZ DÜZELTECEĞİZ!</strong><br />
<br />
Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın hatasını sivil toplum kuruluşları olarak düzeltmeye çalıştıklarını dile getiren Özkan, devletin <strong>“Ali geldi değiştirir, Veli gitti değiştirir” </strong>mantığıyla hareket etmeyeceği için omuzlarına hesapta olmayan bir yük bindirildiğini belirtti.<br />
<br />
Konuşmasının sonunda jeopolitik iç cephe birliği vurgusu yapan Özkan, kritik dönemden geçerken Alevi Bektaşilerin tepkisini çekecek kararların şaşırtıcı olduğunu ifade etti.<br />
<br />
<a href="https://youtu.be/FBdVytYtn_w?t=189"><span style="color:#c0392b"><strong>ALİ RIZA ÖZKAN'IN AÇIKLAMASINI YOUTUBE ÜZERİNDEN İZLEMEK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 17 Mar 2026 23:38:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/ali-riza-ozkan-baskanligin-hatasini-biz-duzeltecegiz-1773780814.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Özdemir Özdemir: Cumhurbaşkanımız ve ekibine destek olmalıyız!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ozdemir-ozdemir-cumhurbaskanimiz-ve-ekibine-destek-olmaliyiz-3107</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ozdemir-ozdemir-cumhurbaskanimiz-ve-ekibine-destek-olmaliyiz-3107</guid>
                <description><![CDATA[Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı Başkanı Özdemir Özdemir, bu yıl da ihtiyaç sahibi ailelere Ramazan yardımlarını ulaştırdıklarını söyledi. Özdemir, konuya ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, yardımların ulaştırılmasında emeği geçen herkese teşekkür etti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">25 yıldır amaçlarının gönüllere dokunmak olduğunu belirten Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı Başkanı Özdemir Özdemir, "Her zaman söyledik; ‘Ülkemiz dünya coğrafyasının en hassas, en kırılgan ve her anlamda en kıymetli bölgesidir, etrafı ateş çemberi, bizzat coğrafyanın kendisi barut fıçısı gibidir’ diye. Nihayet o ateş alev aldı ve alan alev sonucu o barut fıçısı patladı. Amerika destekli siyonist İsrail’in komşumuz İran’a saldırması ile, din kardeşliği bir tarafa, bin yıllardır komşu olmanın da ötesinde, 40 milyon Türk soydaşımızın yaşadığı bir ülkedir İran aynı zamanda. O nedenle bizim için durum çok daha nazik ve önemlidir" açıklamasında bulundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>"Değerli büyüklerimizin itidalli ve vakur duruşuna destek olmalıyız"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Millet olarak bir olunması gerektiğini vurgulayan Özdemir, "Bölge yangın yerine dönmüşken millet olarak iri, diri ve birlik olmalı, şu ana kadar soğuk kanlı bir şekilde tarafları sakinleştirmeye ve masum insanların pisi pisine ölmesinin önüne geçmeye çalışan başta Cumhurbaşkanımız sayın Recep Tayyip Erdoğan ve ekibine destek olmalıyız. Önümüzde kılıçtan keskin, kıldan ince bir yol vardır, bu yolda tökezlemek ölüm demektir, yıkım demektir, göz yaşı- keder demektir ülkemiz için. O nedenle içte başta din adamı kisvesine bürünmüş bazı şarlatan ve zevatın ayrıştırıcı diline ve tahriklerine, dışta sözde dost görünen siyonist ajanların vaatlerine kanmamalı, onlara inat Şeyh Edebali’nin de dediği gibi bizleri idare eden değerli büyüklerimizin itidalli ve vakur duruşuna destek olmalıyız" ifadelerini kullandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>"Haksız çıkarılan savaşı cinayet saydığımız gibi, ülkemize yapılacak en ufak bir saldırıyı da mazur karşılamamız mümkün değildir"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Özdemir, haksız ve gereksiz çıkarılan savaşı cinayet saydıklarını aktararak şu ifadeleri kullandı:</span></p>

<p><span style="color:#000000">"Ülkemizin banisi Mustafa Kemal Atatürk ne demişti? ‘Gerekmedikçe savaş cinayettir.’ O cinayeti her şeyden habersiz okuluna giden 160 kız öğrencinin İsrail füzelerinin düştüğü ilkokulun bahçesinde gördük. 160 masum çocuk ve 160 gülen yüz. Şimdi yoklar. Temennimiz, yüce Rabbimizin böyle bir acıyı bize yaşatmaması yönünde ancak tüm dünya bilmelidir ki gereksiz ve haksız çıkarılan savaşı cinayet saydığımız gibi, ülkemize yapılacak en ufak bir saldırıyı da mazur karşılamamız mümkün değildir. Hal böyle iken Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı olarak tekrar ederiz ki, başta hala sükunetini koruyup tarafların ateş kesmeleri için çaba sarf eden ve şu ana kadar aldığı kararlarla ülkemizi kaynayan kazandan uzak tutan Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve ekibinin alacağı her türlü kararın arkasında ve yanında saf tutacağız. Bu vesile ile; İslam alemi için ‘bin aydan daha hayırlı’ olarak müjdelenen, Kur’an-ı Kerim’in indirilmeye başlandığı mukaddes Kadir Gecesi tüm Türk-İslam alemine mübarek olsun."</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 17 Mar 2026 21:10:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/ozdemir-ozdemir-cumhurbaskanimiz-ve-ekibine-destek-olmaliyiz-1773771668.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Alevi Vakıfları Federasyonu genel kurulu yapıldı</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-vakiflari-federasyonu-genel-kurulu-yapildi-3106</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-vakiflari-federasyonu-genel-kurulu-yapildi-3106</guid>
                <description><![CDATA[Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) 9. Olağan Genel Kurulunu Kartal Cemevi toplantı salonunda yaptı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) 9. Olağan Genel Kurulu, 15 Mart 2026 Pazar günü saat 13.00’te Kartal Cemevi Kültür Eğitim ve Sosyal Dayanışma Vakfı’nda yapıldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Federasyona bağlı vakıfların temsilcileri ve delegelerinin katılımıyla gerçekleşen Genel Kurul’da; federasyonumuzun yürüttüğü çalışmalar, yapılan görüşmeler, gerçekleştirilen ziyaretler ve faaliyetler hakkında kapsamlı bilgilendirmeler sunuldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Delegeler söz alarak görüş ve önerilerini paylaştı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ercan Güvenç’in başkanlığında oluşturulan divan kurulunun yönettiği genel kurul saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Genel Başkanı Haydar Baki Doğan’ın sunduğu faaliyet raporunun ve Bektaş Avcı'nın denetim kurulu raporunun ibra edilmesinin ardından, seçimlere geçildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tek adayla seçime gidilen Genel Kurul’da, Haydar Baki Doğan güven tazeledi.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 17 Mar 2026 15:26:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/alevi-vakiflari-federasyonu-genel-kurulu-yapildi-1773751081.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Özkan: İran savaşıyla birlikte Azerbaycan düşmanlığı yaratıldı</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ozkan-iran-savasiyla-birlikte-azerbaycan-dusmanligi-yaratildi-3102</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ozkan-iran-savasiyla-birlikte-azerbaycan-dusmanligi-yaratildi-3102</guid>
                <description><![CDATA[Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Sekreteri ve Alevi Haberler Genel Yayın Yönetmeni Ali Rıza Özkan, Lider Haber TV'de Ayşegül Şengül'ün sunduğu "İkna Noktası" programında, sosyal medyada pompalanan Azerbaycan düşmanlığına sert tepki gösterdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<iframe width="820" height="461" src="https://www.youtube.com/embed/lyXujoKFZPc" title="Ali Rıza Özkan: Sosyal Medyadan Azerbaycan Düşmanlığı Yapılması Kabul Edilemez" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe><p><strong>HABER: BORA ÖZİZMİRLİ</strong><br />
<br />
Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Sekreteri ve Alevi Haberler Genel Yayın Yönetmeni Ali Rıza Özkan, Lider Haber TV'de Ayşegül Şengül'ün sunduğu <strong>"İkna Noktası"</strong> programında, sosyal medyada pompalanan Azerbaycan düşmanlığına sert tepki gösterdi.<br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=lyXujoKFZPc"><span style="color:#c0392b"><strong>ALİ RIZA ÖZKAN'IN LİDER HABER'DEKİ AÇIKLAMASINI YOUTUBE ÜZERİNDEN İZLEMEK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ</strong></span></a><br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=lyXujoKFZPc"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-03-13%20at%2008_24_03.jpeg" style="height:450px; width:800px" /></a><br />
<span style="color:#2980b9"><strong>"BİZİM SOSYAL MEDYAMIZ ELE GEÇİRİLMİŞ DURUMDA"</strong></span></p>

<p>Özkan, özellikle İran savaşı bağlamında Türkiye'de sosyal medyada <strong>Azerbaycan'a yönelik düşmanlığın </strong>kasıtlı olarak yaratıldığını ve yoğun şekilde yayıldığını vurguladı. Bu kışkırtmanın, <strong>Devlet Bahçeli ve Cumhurbaşkanı Erdoğan</strong> tarafından da fark edilip uyarıldığını hatırlatarak, sosyal medyanın<strong> "ele geçirilmiş"</strong> durumda olduğunu, milli olmayan unsurların resmen operasyon yürüttüğünü ifade etti. <em><strong>"Bizim sosyal medyamız elegeçirilmiş durumda, milli olmayan kuvvetler operasyon yapıyor" </strong></em>diyen Özkan, bu provokasyonların Türkiye-Azerbaycan kardeşliğini bozmayı hedeflediğini belirtti.<br />
<br />
<strong>Özkan konuyla ilgili şunları söyledi:</strong><br />
<br />
<em>"Türkiye Cumhuriyeti'nde <strong>İran savaşıyla</strong> bağlantılı olarak özellikle&nbsp; bir Azerbaycan düşmanlığı yaratıldı ve bu pompalanıyor sosyal medyada. Buna dikkat çekmek zorundayız. Bakın maalesef salı günü Sayın Devlet Bahçeli konuya dikkati çekti. Dün Sayın Cumhurbaşkanımız konuya dikkati çekti. Türkiye içerisinde özellikle de sosyal medyada özellikle ama özellikle<strong> sosyal medyada</strong> bir kışkırtma yapılıyor. Bunu görmemiz lazım. Biz kendimiz Türkiye Cumhuriyeti'nde bu konuyu çözmek zorundayız. Bizim sosyal medyamız ele geçirilmiş durumda. Bizim medyamızda <strong>milli olmayan</strong> kuvvetler resmen operasyon yapıyor."</em>dedi.<br />
<br />
<strong><span style="color:#2980b9">"MEDYA MENSUPLARINA ÖNEMLİ GÖREVLER DÜŞÜYOR"</span></strong></p>

<p><strong>Medya </strong>mensuplarına çağrıda bulunan Özkan, Azerbaycan'la <strong>dostluk, kardeşlik </strong>ve birliği zedeleyecek söylemlere karşı durmaları gerektiğini vurguladı. Sadece Azerbaycan düşmanlığı olmadığını, <strong>Alevi-Sünni </strong>mezhep çatışmasının da aynı merkezlerden sosyal medyada sürekli pompalanarak Türkiye'de olmayan bir sorunu varmış gibi gösterildiğini savundu. Bu iki kışkırtmanın aynı kaynaklardan yönetildiğini düşündüğünü dile getirerek,<strong> medya ve toplumun</strong> bu konularda daha uyanık ve cesur olması gerektiğini söyledi.<br />
<br />
<br />
<strong>Medya mensuplarına doğrudan çağrıda bulunan Özkan, şu ifadeleri kullandı:</strong><br />
<br />
<em>"Türkiye Cumhuriyeti içerisinde bizim Azerbaycan'la <strong>dostluğumuzu,</strong> kardeşliğimizi, birliğimizi bozacak söylemlere karşı öncelikle bizim medya olarak bunu söylüyorum. Birinci planda buna karşı durabilmemiz lazım. Buna karşı bir <strong>tepki geliştirebilmemiz</strong>, gösterebilmemiz lazım.&nbsp;<br />
<br />
İkincisi, bakın dikkat edin. Geçen programda da yine aynı konuyu söyledim ama özellikle hem Sayın <strong>Devlet Bahçeli'nin </strong>hem de Sayın <strong>Cumhurbaşkanımızın </strong>konuşmalarından sonra daha cesur bir şekilde söylemek istiyorum. Mesele sadece Azerbaycan'la düşmanlık da değil. Bakın <strong>Alevi Sünni </strong>meselesini de getirmeye çalışıyorlar. Orada bir mezhep çatışması Türkiye'nin normal koşullarda böyle bir sorunu yok. Fakat bu sürekli <strong>sosyal medyada</strong> pompalanıyor. Bunu Sayın Devlet Bahçeli de gördü. Sayın Cumhurbaşkanımız da gördü ve bu konuda uyarılarını yaptılar.<br />
<br />
Bizim de ama medya olarak özellikle bunu <strong>medyaya bir görev </strong>olarak söylemek istiyorum. Bizim de bu konuda uyanık olmamız lazım. Şimdi ben bununla yani Alevi Sünni kışkırtmasıyla Azerbaycan'a yönelik olan nefret söyleminin, kışkırtmanın aynı merkezlerden yürüdüğünü düşünüyorum. Bu benim kanaatimdir. Dolayısıyla bizim bu konularda dikkat etmemiz lazım."</em>dedi.<br />
<br />
Programda Türk dünyası dayanışmasına da değinen Özkan, Kerkük'teki şehit cenazesi gibi olaylarda Türkiye, Azerbaycan ve diğer Türk coğrafyalarında aynı acının paylaşıldığını,<strong> "iki devlet bir millet" </strong>şuurunun güçlü olduğunu ifade etti. Azerbaycan'da yaşanan bir trafik kazasının bile Brezilya veya Almanya'dakinden farklı bir üzüntü yarattığını örnek göstererek, bu ortak duygunun milyonlarca insan tarafından taşındığını belirtti.<br />
<br />
Ayrıca KKTC tanınması konusunu Türkiye'nin Ankara politikası olarak niteleyen Özkan, Azerbaycan'ı suçlamak için kullanılmaması gerektiğini, Cumhurbaşkanı'nın adımlarıyla diğer Türk devletlerinin de tanıyabileceğini ekledi. Kıbrıs meselesinin öncelikle Türkiye'nin meselesi olduğunu ve <strong>kartların nasıl oynanacağına </strong>Türkiye'nin karar vereceğini vurguladı.</p>

<p>Özkan'ın açıklamaları, sosyal medya üzerinden yürütülen bölücü operasyonlara karşı medya ve kamuoyunun uyanıklığını artırma çağrısıyla dikkat çekti.<br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=lyXujoKFZPc"><span style="color:#c0392b"><strong>ALİ RIZA ÖZKAN'IN LİDER HABER'DEKİ AÇIKLAMASINI YOUTUBE ÜZERİNDEN İZLEMEK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 08:12:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/ozkan-iran-savasiyla-birlilte-azerbaycan-dusmanligi-yaratildi-1773380364.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hacı Bayram Veli Üniversitesi’nde skandal: Terör hükümlüsünü panelist yaptılar!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/haci-bayram-veli-universitesinde-skandal-teror-hukumlusunu-panelist-yaptilar-3101</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/haci-bayram-veli-universitesinde-skandal-teror-hukumlusunu-panelist-yaptilar-3101</guid>
                <description><![CDATA[Türkiye’nin akademik dünyasında Alevilik araştırmaları konusunda ilk merkez olma unvanını taşıyan Hacı Bayram Veli Üniversitesi’ne bağlı “Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Uygulama ve Araştırma Merkezi”, 25 Mart 2026 tarihinde düzenlenecek olan “Sultan Nevruz Paneli” ile büyük bir skandala imza atmaya hazırlanıyor. Alisiz Alevilik savunucusu ve terör örgütü PKK üyesi olarak 6 yıl 7 ay kesinleşmiş hapis cezası olan eski HDP Milletvekili ve şimdi “DEM”li Kemal Bülbül panelist yapıldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Hacı Bayram Veli Üniversitesi’ne bağlı “<em><strong>Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Uygulama ve Araştırma Merkezi</strong></em>”, 25 Mart 2026 tarihinde “<em><strong>Şah-ı Merdan Ali’nin Doğumu</strong></em>” üst başlığı ile “<em><strong>Sultan Nevruz Paneli</strong></em>” düzenliyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Üniversite rektörü Prof. Dr. Mehmet Naci Bostancı’nın da katılımıyla düzenlenen programda, nevruziyeler, nefesler ve semahların seslendirilmesinin yanında bir de panel düzenleniyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Prof. Dr. Armağan Coşkun’un oturum başkanlığında düzenlenecek olan panelin konuşmacıları ise, Bektaşi Babası Haluk Derinöz, Dede Garkın Ocağı evlatlarından Hüseyin Dedekargınoğlu, Prof. Dr. Sadullah Gülten ve Kemal Bülbül. </span></p>

<p><span style="color:#000000">“<strong><em>Şairlerin dilinde Nevruz</em></strong>” başlığı altında konuşacak olan Kemal Bülbül’ün Alisiz Alevilik savunucusu olması ve terör örgütü PKK üyeliği nedeniyle hakkında 6 yıl 7 ay kesinleşmiş hapis cezası olması, devletin imkanlarıyla düzenlenen panelin katılımcı listesini öğrenen akademik camiada ve Alevi toplumunda infiale yol açtı. </span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">TERÖR ÖRGÜTÜ ÜYESİNİ ÜNİVERSİTEDE PANELİST YAPTILAR</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Kamuoyu tarafından yakından bilindiği üzere, eski HDP Antalya Milletvekili ve şimdi DEM Parti’de siyaset yapan Kemal Bülbül<strong> </strong>“<em><strong>terör örgütü PKK üyesi olmak</strong></em>” suçundan 6 yıl 7 ay hapis cezasına çarptırılmış ve bu cezası yargı tarafından da onanmış bir isim. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Terör örgütü PKK ise, binlerce Alevinin katili olması nedeniyle toplumda büyük bir nefrete sahip.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bir devlet üniversitesinin çatısı altında, terör örgütü üyeliğinden tescilli bir şahsın panelist olarak ağırlanacak olması, “<em><strong>Akademi nereye gidiyor?</strong></em>” sorusunu akıllara getirdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Onlarca Alevi aydın, şair, inanç önderi ve Nevruz edebiyatı alanında uzman akademisyen varken, Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Sadullah Gülten’in tercihinin bir terör örgütü hükümlüsü olması Alevi toplumunda şaşkınlıkla ve tepkiyle karşılandı.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">ALEVİLİĞE DE HAKARET: ALİSİZ ALEVİLİK SAVUNUCUSU NEVRUZ ANLATACAK!</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Panelde tepki yaratan bir diğer konu ise, Kemal Bülbül’ün inanç dünyasındaki tartışmalı konumu oldu. Çünkü, Kemal Bülbül Aleviliği İslam dışı olarak tanımlıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Aleviliği İslam dışı bir oluşum gibi göstermeye çalışan ve Hz. Ali’ye hürmeti reddeden “<strong><em>Alisiz Alevilik</em></strong>” akımının savunucularından biri olan Bülbül’ün, Hz. Ali’nin doğumuna ithaf edilen bir panelde “<strong><em>Şairlerin Dilinde Nevruz</em></strong>” başlığıyla konuşma yapacak olması Alevi toplumuna bir hakaret olarak değerlendiriliyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi Bektaşi edebiyatının köklü geleneklerinden olan Nevruziyeleri anlatacak onlarca liyakatli akademisyen, aydın ve inanç önderi varken, bu ismin sahneye sürülmesi akıllarda soru işaretleri bıraktı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bilindiği gibi, “<em><strong>terörsüz Türkiye</strong></em>” sürecinde terör örgütü ile Alevileri aynı masada bir araya getirmeye yönelik DEM Parti ve CHP kesimlerinden çeşitli girişimler olmuştu. Alevileri temsil eden çok sayıda federasyon ve cemevleri bu girişime itiraz etmişler ve kamuoyunda oluşan büyük tepki ile birlikte, “<strong><em>terörsüz Türkiye</em></strong>” sürecini sulandırma girişimleri önlenmişti.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">PANELİST AKADEMİSYENLER VE İNANÇ ÖNDERLERİ NE DİYECEK?</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Panelde yer alan diğer Alevi kökenli akademisyen ve dedelerin, yanlarında oturacak kişinin hem hukuki hem de itikadi durumunu bildikleri halde bu duruma itiraz etmemeleri hayretle karşılandı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Hz. Ali’nin Doğumu</strong></em>” ve “<em><strong>Sultan Nevruz</strong></em>” gibi kutsal değerlerin anılacağı bir etkinlikte, bu değerlere mesafeli, hatta karşı duruşu olan bir figürle aynı fotoğraf karesine girmeleri, katılımcıların samimiyetinin sorgulanmasına neden olacak.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Öte yandan, kendisini her platformda “<strong><em>Türk milliyetçisi</em></strong>” olarak tanımlayan Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Uygulama ve Araştırma Merkezi<strong> </strong>yeni müdürü Prof. Dr. Sadullah Gülten’in<strong> </strong>binlerce Alevinin katili bir terör örgütüne üyeliği hükümlüsü ve hem de Türklük ve İslam ile yoğrulmuş Alevi kültürünü köklerinden koparmaya çalışan bir ismi neden konuşmacı yaptığı da merak konusu oldu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu durumun bir “<em><strong>hata</strong></em>” mı yoksa bilinçli bir “<strong><em>arka plan çalışması</em></strong>” mı olduğu kamuoyu tarafından sorgulanıyor.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">ÜNİVERSİTE AÇIKLAMA YAPACAK MI?</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Hacı Bayram Veli gibi bir ismin adını taşıyan üniversitede, milli birlik ve beraberliği hedef alan ve binlerce Alevinin katili bir yapının mensubuna söz hakkı verilmesi hususunda üniversite yönetiminden ve Rektörlükten bir açıklama bekleniyor.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 12 Mar 2026 12:52:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/haci-bayram-veli-universitesinde-skandal-teror-hukumlusunu-panelist-yaptilar-1773309667.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bora Özizmirli: Aliyev&#039;e yönelik saldırılar organize</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bora-ozizmirli-aliyeve-yonelik-saldirilar-organize-3100</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bora-ozizmirli-aliyeve-yonelik-saldirilar-organize-3100</guid>
                <description><![CDATA[Haber Koordinatörümüz Bora Özizmirli'nin, Türk Stratejik Düşünme Merkezi(TÜMER)’de yayımlanan röportajında, , Türkiye’de sosyal medyada Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’e yönelik yoğun saldırıların arkasındaki dinamikleri değerlendirdi. “Türkiye Batı Emperyalizmini Konuştu, Rus Emperyalizmini Unuttu” başlıklı mülakatta, bu saldırıların bilinçli ve organize olduğunu savunan Özizmirli, Türk milliyetçiliğinin yalnızca Batı’ya değil, tüm emperyalizmlere karşı olması gerektiğini vurguladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Haber Koordinatörümüz Bora Özizmirli'nin, <a href="https://tumer.org/aliyeve-yonelik-saldirilarin-arkasinda-ne-var/"><strong><span style="color:#2980b9">Türk Stratejik Düşünme Merkezi(TÜMER)’de</span></strong></a> yayımlanan röportajında, Türkiye’de sosyal medyada Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’e yönelik yoğun saldırıların arkasındaki dinamikleri değerlendirdi. <strong>“Türkiye Batı Emperyalizmini Konuştu, Rus Emperyalizmini Unuttu” </strong>başlıklı mülakatta, bu saldırıların bilinçli ve organize olduğunu savunan Özizmirli, Türk milliyetçiliğinin yalnızca Batı’ya değil, tüm emperyalizmlere karşı olması gerektiğini vurguladı.<br />
<br />
Özizmirli, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki kardeşlik bağını hatırlatarak söze başladı:<strong><em> “Türkiye güçlü olursa Azerbaycan güçlü olur, Azerbaycan güçlü olursa Türkiye güçlü olur. İki ülke birbirine muhtaçtır.” </em></strong>Kurtuluş Savaşı’nda Azerbaycanlıların verdiği desteği anımsatan Özizmirli, son dönemde sosyal medyada Aliyev’e yöneltilen eleştirilerin organize bir kampanya olduğunu ifade etti.<br />
<br />
Bora Özizmirli'nin Tümer'de yayımlanan röportajı şöyle:<br />
<br />
<strong>“Türkiye Batı Emperyalizmini Konuştu, Rus Emperyalizmini Unuttu”*</strong></p>

<p><br />
<span style="color:#2980b9"><em><strong>Soru: Son dönemde Türkiye’de sosyal medyada Aliyev’e yönelik sürekli saldırılar görüyoruz. Hocam, bunlar özellikle mi yapılıyor? Arkasında kimler var sizce? Bunu bizim için açar mısınız?</strong></em></span></p>

<p><strong>Bora Özizmirli: </strong>Öncelikle Türkiye’den Azerbaycanlı kardeşlerimize saygı ve selamlarımı iletiyorum.</p>

<p><em>“Türkiye güçlü olursa Azerbaycan güçlü olur, Azerbaycan güçlü olursa Türkiye güçlü olur.”</em><br />
İki ülke birbirine muhtaçtır. İki kardeş ülke arasındaki bağları bu noktadan ele almak gerekir. Kardeşliğimiz yıllarca sınandı. Kurtuluş Savaşı’nda Azerbaycanlı büyüklerimizin yaptığı yardımları ve destekleri biliyoruz.</p>

<p>Ancak son dönemdeki bazı gelişmelere her vatansever gibi ben de kahroluyorum. Uzun bir mülakat olacak ve bana içimi dökme fırsatı verdiğiniz için ayrıca teşekkür ederim.</p>

<p>Sorunuza gelince; Sayın Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’e yönelik saldırıların bilinçli ve organize şekilde yapıldığı anlaşılıyor. Aslında bu biraz da bizim eksikliğimiz. Çünkü Türkiye’de millici kesimler olarak yıllarca Batı emperyalizmini gündeme taşıdık ama <strong>Rus emperyalizmini </strong>unuttuk.</p>

<p>Türkiye’nin milliyetçi ve vatansever kesimleri Batı propagandalarına karşı mücadele etti. Ancak bugün geldiğimiz noktada Rus propagandalarına karşı da mücadele etmek zorunda kalıyoruz. Üzülerek söylüyorum ki medyamız Rus propagandacılarıyla dolmuş durumda.</p>

<p>Unutmamamız gereken şey şudur: Her ülkenin tehdit algısı farklıdır. Türkiye’de<strong> ABD ve İsrail tehdidi</strong> daha öncelikli görülürken Azerbaycan veya başka Türk devletleri için tehdit algısı farklı olabilir. İnsanlarımız bu farkı kavrayamıyor.</p>

<p>Batı emperyalizminin <strong>Doğu Akdeniz’dek</strong>i hamleleri, Suriye’nin kuzeyindeki gelişmeler, PKK’ya verilen destek ve 15 Temmuz darbe girişimi Türkiye toplumunda Batı’ya karşı büyük bir tepki oluşturdu. Bu nedenle birçok kişi Batı tehditlerine odaklandı. Ancak bu süreçte <strong>Rus emperyalizmi</strong> gözden kaçtı.</p>

<p>Oysa milliyetçilik yalnızca Batı emperyalizmine karşı olmak değildir. Emperyalizmin her türüne karşı olmak gerekir.</p>

<p>Ben şahsen Rus medyasını takip ederek Rusya’da Türklere yönelik tehditlerin dile getirildiğini gördüm. ABD’den gelen tehditler Türkiye’de büyük haber olurken Dugin veya Solovyov gibi isimlerin Türk dünyasına yönelik tehditleri neredeyse hiç gündeme gelmiyor.</p>

<p>Rusya’nın son dönemde Azerbaycan’a yönelik saldırıları ve tehditleri Türk medyasında çoğu zaman geçiştirildi. Bu da ciddi bir algı sorunu oluşturuyor.</p>

<p>Bugün sosyal medya neredeyse bir <strong>Rus propaganda</strong> çöplüğüne dönüşmüş durumda. <em>“Putin Kur’an’ı okullarda serbest bıraktı”, “Rusya emperyalizme karşı savaşıyor” </em>gibi doğruluğu olmayan haberler dolaşıyor. Rusya’da bile olmayan açıklamalar Türkiye’de paylaşılıyor.</p>

<p>Sonuçta bazı insanlar Rusya’yı adeta bir<strong> melek </strong>gibi görmeye başladı. Bu son derece yanlış bir yaklaşım.</p>

<p>Ben Rus düşmanı değilim. Hiçbir millete düşmanlığım olamaz. Hatta<strong> Türklerle Rusların iyi geçinmesi</strong> gerektiğini savunurum. Ama olmayan açıklamaları Rusya’yı övmek için kullanmak insanları kandırmaktır.</p>

<p><br />
<span style="color:#2980b9"><em><strong>Soru: Bu durumun Azerbaycan’ın Türk dünyasında artan etkisiyle bir ilgisi var mı? Rusya-İran-Çin üçgeni Türk topluluklarının uyanmasından mı korkuyor?</strong></em></span></p>

<p><strong>Bora Özizmirli: </strong>Türkler ne zaman birleşmeye kalksa Rusya, Çin ve İran karşımıza çıkacaktır. Hiçbir ülke melek değildir. Devletler arasında çıkar ilişkileri vardır.</p>

<p>Türkiye ve Azerbaycan arasında ise çıkar değil kardeşlik vardır.</p>

<p>Bu ülkelerle dost da olabiliriz. Ama bunun için Türk devletlerinin bağımsız olduğunu ve hiçbir ülkenin arka bahçesi olmadığını kabul etmeleri gerekir.</p>

<p>Bugün Türkiye ve Azerbaycan’ın <strong>Türk ve Müslüman</strong> coğrafyasında artan etkisi söz konusu. Sayın İlham Aliyev, Türk Devletleri Teşkilatı’nın baş mimarlarından biridir.</p>

<p>Türkistan coğrafyasındaki yakınlaşmada, ortak projelerde ve iş birliklerinde Aliyev’in önemli katkıları vardır. Enerji kaynakları ve insan potansiyeli Türkistan’dadır. Gelecek bu coğrafyada şekillenecektir.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Aliyev bu sürecin baş mimarlarıdır. Bu nedenle Aliyev sürekli hedef alınmaktadır.</p>

<p>Bugün dünya Türk eksenini konuşuyor.</p>

<p>Türkiye bugün yalnız değildir. Afrika’da 35 ülkeyle askeri anlaşmalar imzalanmıştır. Savunma sanayi iş birlikleri genişlemiştir. Somali, Kamerun ve Kongo gibi ülkelerde önemli projeler yürütülmektedir.</p>

<p>Pakistan, Bangladeş, Endonezya ve Katar gibi ülkelerle de iş birlikleri gelişmektedir.</p>

<p>Bu genişleme toprak işgali üzerine değil, kazan-kazan ilişkisi üzerine kuruludur.</p>

<p>Azerbaycan ise bu eksenin en önemli parçasıdır. SOCAR yatırımları ve savunma sanayi iş birlikleri bunun en açık örnekleridir.</p>

<p>Azerbaycan’ın Pakistan’dan <strong>40 adet JF-17</strong> savaş uçağı sipariş etmesi bile bu stratejik iş birliklerinin göstergesidir.</p>

<p>Azerbaycan olmadan Türk ekseni kurulamaz.</p>

<p>Türkiye ve Azerbaycan Başka Bir Gücün Arka Bahçesi Olmaz<br />
<br />
<br />
<span style="color:#2980b9"><em><strong>Soru: Türkiye’de bazı Avrasyacı çevrelerin ve İran yanlılarının birlikte hareket ettiğini görüyoruz. Bunun nedeni nedir?</strong></em></span></p>

<p><strong>Bora Özizmirli:</strong> Ulusalcı demekten ziyade Avrasyacı demek daha doğru olur. Hatta Rus yanlısı<strong> Avrasyacılar</strong> demek daha doğru olabilir.</p>

<p>Rusya veya Çin ile iş birliği savunmak ayrı bir şeydir; onların güdümüne girmek ayrı bir şeydir.</p>

<p>Türkiye hiçbir ülkenin güdümüne girmek istemez. Ne Batı’nın ne de Rusya’nın.</p>

<p>Bugün Türkiye Balkanlar’dan Afrika’ya, Güney Asya’dan Orta Asya’ya kadar kendi eksenini kurmaktadır.</p>

<p>Bu nedenle Türkiye’nin başka bir eksene girmesi mümkün değildir.</p>

<p>Türkiye ve Azerbaycan Birbirine Muhtaçtır<br />
<br />
<span style="color:#2980b9"><em><strong>Soru: Azerbaycan’a yönelik saldırılar karşısında Aliyev’in aldığı tedbirlerin eleştirilmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?</strong></em></span></p>

<p><strong>Bora Özizmirli:</strong> Azerbaycan’a zarar vermeye çalışıyorlar. Ülkesi vurulan Aliyev elbette tedbir alacaktır.</p>

<p>Savaş ilan etmiyor, sadece tedbir alıyor. Ama buna bile saldırılıyor.</p>

<p>Asıl amaç <strong>Türkiye ile Azerbaycan’ın</strong> arasını açmaktır.</p>

<p>Eğer Türkiye ve Azerbaycan birlik olursa ABD, Rusya ve İsrail’e bağımlı kalmayız. Ama aramızdaki bağ koparsa o zaman bu güçlerin etkisine gireriz.</p>

<p>Bu nedenle birbirimize muhtacız.</p>

<p><br />
<span style="color:#2980b9"><em><strong>Soru: Bu propagandalarla mücadele etmek için ne yapılmalı?</strong></em></span></p>

<p><strong>Bora Özizmirli:&nbsp;</strong>Türkiye ve Azerbaycan arasında medya iş birliği artırılmalıdır.</p>

<p>Liyakat sahibi, vatansever gazeteciler ortak hareket etmelidir. Ortak programlar yapılmalı ve yalan haberler anında çürütülmelidir.</p>

<p>Bugün Azerbaycan’da yapılan birçok önemli gelişme Türkiye’de haber bile olmuyor. Bu büyük bir eksikliktir.</p>

<p>Oysa Azerbaycan 1990’ların başında ordusu bile olmayan bir ülkeydi. Bugün ise güçlü bir devlet haline geldi.</p>

<p>Bu başarıyı herkesin bilmesi gerekir.</p>

<p>Türk Ekseni<br />
Mülakatın sonunda şunu söylemek isterim:</p>

<p>Türk Ekseni yalnızca Türklerin değil, tüm ezilen milletlerin umududur.</p>

<p>Türk Ekseni:</p>

<p>antiemperyalisttir<br />
tam bağımsızlıkçıdır<br />
mazlumdan yanadır<br />
tüm milletlerin bağımsızlığını savunur<br />
Atalarımızdan miras kalan cesaret, bilgelik ve dayanışma bugün insanlığın en büyük ihtiyacıdır.</p>

<p>Bizler de bu bilinçle mücadele etmeliyiz.</p>

<p>Röportaj için teşekkür ederim.</p>

<p>Selam ve saygılarımı iletiyorum.</p>

<p>Bora Özizmirli<br />
<br />
<strong><span style="color:#2980b9">RÖPORTAJI ORJİNAL KAYNAĞINDAN OKUMAK İÇİN:</span><br />
<a href="https://tumer.org/aliyeve-yonelik-saldirilarin-arkasinda-ne-var/"><span style="color:#2980b9">https://tumer.org/aliyeve-yonelik-saldirilarin-arkasinda-ne-var/</span></a></strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 11 Mar 2026 12:00:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/bora-ozizmirli-aliyeve-yonelik-saldirilar-organize-1773221473.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Cihat Yaycı: İran&#039;dan Azerbaycan&#039;ı vuracaklar. Türkleri çıkartıp PJAK&#039;ı yerleştiriyorlar</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cihat-yayci-irandan-azerbaycani-vuracaklar-turkleri-cikartip-pjaki-yerlestiriyorlar-3099</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cihat-yayci-irandan-azerbaycani-vuracaklar-turkleri-cikartip-pjaki-yerlestiriyorlar-3099</guid>
                <description><![CDATA[Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı, İran yönetimindeki Siyonist etkilere dikkat çekerek çarpıcı iddialarda bulundu. Yaycı, İran'ın Türklerim bulundu bazı İranlı yetkililerin İsrail yanlısı unsurlar olarak hareket ettiğini, bu yapıların Türk nüfusu bölgeden çıkarmaya çalıştığını ve yerine PJAK terör örgütü unsurlarını yerleştirdiğini vurguladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<iframe width="820" height="461" src="https://www.youtube.com/embed/Pb0n3LphIp4" title="Amiral Cihat Yaycı’dan kritik çağrı: İran’dan Azerbaycan’ı vuracaklar" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe><p><a href="https://www.youtube.com/watch?v=Pb0n3LphIp4&amp;t=45s"><span style="color:#2980b9"><strong>GZT Youtube kanalına çıkan Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı,</strong></span></a> İran yönetimindeki Siyonist etkilere dikkat çekerek çarpıcı iddialarda bulundu. Yaycı, İran'ın kuzeybatısındaki <strong>Batı Azerbaycan&nbsp;</strong>bölgesinde (özellikle Urmiye ve Sulduz gibi ilçelerde) bazı İranlı yetkililerin İsrail yanlısı (Siyonist) unsurlar olarak hareket ettiğini, bu yapıların Türk nüfusu bölgeden çıkarmaya çalıştığını ve yerine PJAK terör örgütü unsurlarını yerleştirdiğini vurguladı.<br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=Pb0n3LphIp4&amp;t=45s"><span style="color:#c0392b"><strong>CİHAT YAYCI'NIN GZT YOUTUBE KANALINDAN İZLEMEK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ:</strong></span></a><br />
<br />
İran yönetimindeki siyonist unsurlara dikkat çeken Yaycı şunları söyledi: '<em>İran yönetiminin içerisinde kimler var demiştik aslında. İsrail ajanları cirit atıyor. İsrail adına iş yapan üst düzey yöneticiler var.Ahmedinejad ne diyor? <strong>''Biz Mossad ile mücadele birimi kurduk istihbarat servisinde, başındaki adam Mossad ajanı çıktı'&nbsp;</strong>diyor.<br />
<br />
Şimdi İran'ın içerisinde gerçekten <strong>ABD ve İsrail yanlısı kişiler</strong> var, yöneticiler. Zaten bunu hiç unutmamak lazım. Fakat bunlar, bunların etkisiyle bu bölgedeki Türkleri dışarıya atmaya çalıştılar. Buraya kimleri getirdiler biliyor musunuz? PJAK. PJAK'ı getirdiler. PJAK şu Türkiye'nin sınır karakollarının bir kısmını da PJAK'a verildiği söylentisi vardı. Ki gerçekten Urumiye'de, Türk kenti Urumiye'ye PJAK'lıları getirdiler ve PJAK bir Kürt kentidir falan demeye kalktılar. Kürt değil aslında. Sakın ha! <strong>Kürt-Türk çatışmasına</strong> dönüşmesin bu iş. Öyle değil. Bu Siyonistler bunu bir araç olarak kullanıyorlar. Yani Siyonistler... Bu PJAK'ların hiçbir onurlu bir duruşu yoktur. Bunlar buraya yerleşerek, gördüğünüz gibi İsrail'in ve Amerika'nın adamlarıdır.Buraya geliyorlar. Yahu bunu artık halkımızın bunu görmesi lazımdır.<strong> PKK, PJAK, PYD, YPG, SDG, PÇDK, </strong>Irak'ın kuzeyindeki yönetim... Bunların hepsi Amerika ve İsrail'in aparatlarıdır. Bunu görüyorsunuz. İşte buraya PJAK'lıları yerleştirdiler ve buradan kovmaya çalıştılar. Ve şimdi burasını sözde Rojhilat onların deyimiyle Doğu Kürdistan... Rojava, Batı Kürdistan, Rojhilat, Doğu Kürdistan. Burayı Batı Azerbaycan'ı Doğu Kürdistan olarak ilan etmeye kalktılar. Ve geçtiğimiz birkaç gündür de çok ciddi harita yayınlamaya başladılar."</em></p>

<p><strong>Yaycı'nın GZT ve diğer yayınlardaki açıklamalarına göre ana noktalar şöyle:</strong></p>

<p>&nbsp;İran içindeki MOSSAD sızmaları ve İsrail yanlısı üst düzey yöneticilerin etkisiyle, kadim Türk yurtlarında Türkler dışarıya itiliyor. Eski Cumhurbaşkanı Ahmedinejad'ın bile <em><strong>"MOSSAD ile mücadele birimi kurduk ama başındaki adam Mossad ajanı çıktı" </strong></em>dediğini hatırlatan Yaycı, bu sızmanın PJAK'ın bölgeye yerleşmesinde kilit rol oynadığını savundu.</p>

<p>- Bölgenin <em><strong>"Doğu Kürdistan (Rojhilat)"</strong></em> olarak ilan edilmeye çalışıldığını, sahte haritalar yayınlandığını belirten Yaycı, bu sürecin Türk nüfusunu azaltıp Kürt unsurları <em><strong>(aslında PKK/PJAK aparatı) </strong></em>yerleştirmek amacıyla yürütüldüğünü ifade etti. Urmiye gibi Türk kentlerinin "Kürt kenti" diye gösterilmeye çalışıldığını, bunun etnik çatışma tuzağı olduğunu vurguladı.</p>

<p>- İran nüfusunun en a<em><strong>z %42'sinin Türk (35-40 milyon)</strong></em> olduğunu hatırlatan Yaycı, Türklerin <em><strong>"Azeri, Türkmen, Horasanlı" </strong></em>gibi ayrı gruplar olarak gösterilmesinin de aynı amaca hizmet ettiğini, Türk birliğini engellemek için CIA ve Siyonistlerin stratejisi olduğunu söyledi.</p>

<p>- Bu yer değiştirme ve yerleştirme politikasının <strong>Büyük İsrail Projesi (BİP) </strong>kapsamında olduğunu savunan Yaycı, Türkiye-Azerbaycan hattını koparmak, tampon bölge oluşturmak ve Türk dünyasını zayıflatmak amacıyla yapıldığını belirtti.</p>

<p>- Özellikle Azerbaycan'a doğrudan uyarı yapan Yaycı, <em><strong>"PJAK İran'da yerleşti, yarın Azerbaycan'a da gelecek. Petrol ve doğalgazınız için huzursuzluk çıkaracaklar. İsrail ve ABD'nin dostluğu yoktur, uyanık olun!"</strong></em> çağrısında bulundu. Örgütün Suriye, Irak ve Türkiye'de yaptığı gibi Azerbaycan'ı da hedef alacağını vurguladı.</p>

<p>- Türklerin Irak ve Suriye'de silahsız bırakılarak benzer senaryolara maruz kaldığını hatırlatan Yaycı, İran'daki Türklerin de organize olması, gerekirse silahlanarak kendilerini savunması gerektiğini ifade etti. <em><strong>"İran yönetimi PJAK'a alan açıyorsa, aynı model burada da tekrarlanır"</strong></em> uyarısını yaptı.</p>

<p>Yaycı, konuşmasını Türk milletinin etnik-mezhep ayrımı yapmaksızın tek yumruk olması gerektiği çağrısıyla tamamladı: "<em><strong>Milli kimliğimiz Türk milletidir."</strong></em></p>

<p>Bu açıklamalar, bölgedeki terör hareketliliğinin jeopolitik bir proje olduğunu ve Türk dünyasını doğrudan tehdit ettiğini öne süren sert uyarılarla gündeme oturdu.</p>

<p><a href="https://www.youtube.com/watch?v=Pb0n3LphIp4&amp;t=45s"><span style="color:#2980b9"><strong>(Kaynak: GZT YouTube yayını ve ilgili programlar - https://www.youtube.com/watch?v=Pb0n3LphIp4)</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 15:51:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/cihat-yayci-irandan-azerbaycani-vuracaklar-turkleri-cikartip-pjaki-yerlestiriyorlar-1773150086.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Özkan: Azerbaycan&#039;a yönelik nefret söylemi karşısında bizi bulacaktır</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ozkan-azerbaycana-yonelik-nefret-soylemi-karsisinda-bizi-bulacaktir-3097</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ozkan-azerbaycana-yonelik-nefret-soylemi-karsisinda-bizi-bulacaktir-3097</guid>
                <description><![CDATA[Horasan Erenleri Dernekler Fedarasyonu Genel Sekreteri Ali Rıza Özkan, Azerbaycan'a yönelik geliştirilmeye başlanan nefret söylemine sert tepki gösterdi. Özkan, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki tarihsel ve kültürel bağları vurgulayarak, bu tür söylemlerin Alevi canlarını doğrudan karşısında bulacağını ifade etti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<iframe width="782" height="440" src="https://www.youtube.com/embed/0CU1RgXVJX4" title="Ali Rıza Özkan ile HAFTAYA BAKIŞ-1" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe><p><strong>HABER: BORA ÖZİZMİRLİ<br />
Horasan Erenleri Dernekler Fedarasyonu Genel Sekreteri Ali Rıza Özkan, </strong>Azerbaycan'a yönelik geliştirilmeye başlanan nefret söylemine sert tepki gösterdi. Özkan, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki tarihsel ve kültürel bağları vurgulayarak, bu tür söylemlerin Alevi canlarını doğrudan karşısında bulacağını ifade etti.<br />
<br />
<a href="https://youtu.be/0CU1RgXVJX4?t=727"><strong><span style="color:#c0392b">ALİ RIZA ÖZKAN'IN AÇIKLAMASINI YOUTUBE'DAN İZLEMEK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-03-10%20at%2002_04_12.jpeg" style="height:382px; width:800px" /></span></strong></a></p>

<p>Şah TV'de yaptığı açıklamada Özkan, <em><strong>"Azerbaycan'a yönelik herhangi bir nefret söylemi aynı zamanda bizi karşısında bulmalıdır, bulacaktır" </strong></em>diyerek net bir duruş sergiledi. Konuşmasında, Azerbaycan'ın kardeş devlet olduğunu, mezhep farklılığına rağmen Türkiye-Azerbaycan birliğinin emperyalist odakların ortak düşmanlığında hedef alındığını belirtti.</p>

<p>Ali Rıza Özkan açıklamasında<em><strong>"Azerbaycan ve Türkiye arasındaki birliğin düşmanları aslında aynı odaklar. Yani hangi odaklar? Emperyalist odaklar. Şimdi bunlar yeri gelir Rus kılıfı altında, yeri gelir İsrail kılıfı altında, yeri gelir Amerika, Almanya, İngiltere, Fransa kılıfı altında tezahür edebilir. Fakat bir gerçek var. Tamam, doğrudur. Azerbaycan'ın mezhebi farklılığı olabilir ama Azerbaycan bizim kardeş devletimiz."</strong></em>ifadelerine yer verdi.</p>

<p>Özkan, Alevi toplumu açısından Azerbaycan'ın özel önemine dikkat çekti: <strong>Şah İsmail Hatayi,</strong> Fuzuli ve Seyit Nesimi gibi büyük aydınların hem Azerbaycan kültürünün hem de Alevi inancının baş tacı olduğunu hatırlattı. Cem ibadetlerinin Şah İsmail Hatayi’siz başlayıp bitmeyeceğini, Seyit Nesimi'den deyişler okunduğunu belirten Özkan, bu bağların Türkiye, Balkanlar, Suriye ve Irak'taki Alevi Bektaşi topluluklarını tarihsel derinlikle birleştirdiğini vurguladı.</p>

<p>Ayrıca, Azerbaycan devletinin Suriye'nin Halep kentinde harabeye dönmüş Seyyid İmadettin Nesimi türbesini onarmak için Şam hükümetiyle sözleşme yaptığını, Azerbaycanlı mimar ve uzmanların bu çalışmayı yürüteceğini aktaran Özkan, bu adım nedeniyle Azerbaycan devletine minnet borcu olduğunu söyledi.<strong> "Ne kadar güzel bir şey bu" </strong>diyerek Azerbaycan'a teşekkürlerini sundu ve tarihsel derinliğin sahiplenilmesi çağrısında bulundu.</p>

<p>Özkan, geçmişte<strong> Turgut Özal</strong> döneminde Bakü işgali sırasında yardım taleplerine "Şii" gerekçesiyle olumsuz yanıt verildiğini de hatırlatarak, bugün emperyalist odakların (Rusya, İsrail, ABD, Almanya, İngiltere, Fransa kılıflarıyla) aynı şekilde Türkiye-Azerbaycan birliğini hedef aldığını savundu.</p>

<p><strong><a href="http://ALİ RIZA ÖZKAN'IN AÇIKLAMASINI YOUTUBE'DAN İZLEMEK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ"><span style="color:#c0392b">Kaynak: Şah TV YouTube kanalı (https://www.youtube.com/watch?v=0CU1RgXVJX4)</span></a></strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 01:58:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/ozkan-azerbaycana-yonelik-nefret-soylemi-karsisinda-bizi-bulacaktir-1773097601.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İzmir’de 8 Mart: Kadınlar dayanışmayla bir araya geldi</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/izmirde-8-mart-kadinlar-dayanismayla-bir-araya-geldi-3096</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/izmirde-8-mart-kadinlar-dayanismayla-bir-araya-geldi-3096</guid>
                <description><![CDATA[İzmir’de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında bir dizi önemli etkinlik gerçekleştirildi. Türkiye’de yaşayan Azerbaycanlı kültür elçisi, diaspor alanında aktivist ve sanatçı Roza İbadova Kocamaz, hem Türkiye’deki hem de Azerbaycan’daki kadınlar ve gençlerle bir araya gelerek kültürel ve sosyal dayanışmayı güçlendirdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İzmir’de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında bir dizi önemli etkinlik gerçekleştirildi. Türkiye’de yaşayan Azerbaycanlı kültür elçisi, diaspor alanında aktivist ve sanatçı Roza İbadova Kocamaz, hem Türkiye’deki hem de Azerbaycan’daki kadınlar ve gençlerle bir araya gelerek kültürel ve sosyal dayanışmayı güçlendirdi.<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/5d73c24b-a80d-43d3-8fc7-96dfe4929782.jpg" style="height:800px; width:600px" /><br />
<br />
<strong>“Cesaretin Adı: Kadın – 103 Yıllık Cesaret” Zirvesi</strong><br />
<br />
İzmir Büyükşehir Belediyesi, Batı Anadolu Sanayici ve İş İnsanları Dernekleri Federasyonu (BASİFED) ve TOBB İzmir Kadın Girişimciler Kurulu tarafından kadınların ekonomik hayattaki rolünü güçlendirmek ve ilham verici başarı hikâyelerini görünür kılmak amacıyla “Cesaretin Adı: Kadın – 103 Yıllık Cesaret” zirvesi düzenlendi.<br />
Zirve, iş dünyasının temsilcilerini, kadın girişimcileri, akademisyenleri, sanatçıları, medya mensuplarını ve gençleri aynı çatı altında topladı. Etkinlikte, kadın girişimciliğinden liderliğe; yapay zekâ ve toplumsal cinsiyet ilişkisinden iş dünyası ve medyada kadının rolüne kadar pek çok önemli konu ele alındı. İlham verici hikâyelerin yanı sıra, somut çözüm önerileri, iyi uygulama örnekleri ve iş birliği modelleri de katılımcılarla paylaşıldı.<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/6ae2f7d0-b9c8-41b3-8ef0-d4f673429f13(1).jpg" style="height:600px; width:800px" /><br />
Zirveye İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, zirvenin fikir lideri eşi Öznur Tugay, BASİFED Yönetim Kurulu Başkanı Semiha Güneş, TOBB İzmir Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Deniz Celep, İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır ve Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay katıldı. Etkinlik, iş dünyası, girişimcilik, sanat, medya ve sivil toplum alanlarında ülkemize değer katan önemli isimlerin panel ve konuşmalarıyla devam etti.<br />
<br />
Etkinliğe ayrıca Roza İbadova Kocamaz da katıldı. Kocamaz gazetemize yaptığı açıklamada şunları söyledi:<br />
“Bu tür zirveler, kadınların toplumsal ve ekonomik alanda güçlenmesi açısından büyük önem taşıyor. İzmir’de farklı alanlardan gelen kadınların bir araya gelmesi ve deneyimlerini paylaşması ilham verici bir dayanışma örneğidir. Bir millet, iki devlet anlayışıyla kardeş Azerbaycanlılar olarak bu etkinliklerde yer almak bizler için gurur kaynağıdır.”<br />
<strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/8a38c46a-9536-4fb3-a9fb-7c528379de79.jpg" style="height:800px; width:600px" /><br />
Azerbaycanlı Hanımlar ve Gençlerle Özel Etkinlik</strong><br />
<br />
Roza İbadova Kocamaz ayrıca 8 Mart’ta İzmir’de yaşayan Azerbaycanlı hanımlar ve öğrencilerle özel bir etkinlik düzenledi. Etkinlik Cafe Delmattino’da gerçekleştirildi ve Türkiye’de eğitim gören gençler ile hanımlar bir araya gelerek her iki ülkede sevilen şarkılar seslendirdi, şiirler okudu ve kültürel dayanışmayı pekiştirdi.<br />
Etkinliğe İzmir Azerbaycan Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı ve Federasyon Başkan Yardımcısı Eşref Tuna da katıldı. Tuna, Türkiye ve Azerbaycan’dan gelen hanımlara ve öğrencilere çiçekler takdim etti, İzmir’de aktif olan gençlere plaketler verdi ve Roza İbadova Kocamaz’a etkinliği organize ettiği için teşekkürlerini iletti.<br />
Manisa’da eğitim alan öğrenci Ali Polatzade performansıyla herkesi eğlendirdi. Gençler ve hanımlar etkinlikte coşkuyla şarkılara ve programın diğer aktivitelerine eşlik etti.<br />
Etkinlik, iki kardeş ülke arasındaki kültürel ve sosyal bağları güçlendiren, ilham verici ve unutulmaz bir gün olarak tamamlandı.<br />
<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/98383ff7-9d39-4abe-838d-ad29b55c3940.jpg" style="height:800px; width:450px" /><br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-03-09%20at%2021_39_45.jpeg" style="height:800px; width:402px" /><br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/c31ab97f-e877-47fd-aa1e-2a3ad7c9c5f1(1).jpg" style="height:800px; width:600px" /><br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/2c80607d-a1ff-40dc-a2ca-5405c191edb8.jpg" style="height:800px; width:450px" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 00:36:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/izmirde-8-mart-kadinlar-dayanismayla-bir-araya-geldi-1773092818.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Terör hükümlüsü eski vekil Kemal Bülbül cemevi yöneticisine küfür etti!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/teror-hukumlusu-eski-vekil-kemal-bulbul-cemevi-yoneticisine-kufur-etti-3095</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/teror-hukumlusu-eski-vekil-kemal-bulbul-cemevi-yoneticisine-kufur-etti-3095</guid>
                <description><![CDATA[27. Dönem HDP Antalya Milletvekili ve terör örgütüne üye olmaktan hükümlü Kemal Bülbül, Kürt terörüne dikkati çeken cemevi yöneticisine küfür ile karşılık verdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Kendisi de 2020'de faşist “<em><strong>PKK silahlı terör örgütüne üye olmak</strong></em>” suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası alıp, 2022'de bu cezası onanan Kemal Bülbül, kendisine Kürt terörünü hatırlatan cemevi yöneticisinin annesine sinkaflı küfür ederek karşılık verdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu üyesi Antalya Hacı Bektaş-ı Veli Kültür Tanıtma ve Cemevi Derneği yöneticisi İsmail Baki’nin “<strong><em>Kürt terörü</em></strong>” hatırlatmasına, “<em><strong>Ananın hamam avlusunda puşt</strong></em>” sözleri ile cevap verdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-03-09%20at%2016_26_27%20(1).jpeg" style="height:800px; width:359px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">Terör örgütü hükümlüsü Kemal Bülbül daha önce de Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Başkanı ve Alevi Bektaşi Federasyonu Genel sekreteri görevlerinde bulunmuştu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tüm vekilliği döneminde de, tamamen tribünlere oynamayı seçen, meclis kürsüsünden türkü söyleyen ve Alevi Bektaşi toplumun temel sorunlarına dair herhangi bir kanun teklifi hazırlamayan Bülbül, sadece “<strong><em>Sivas İl Merkezindeki Madımak Otelinin Madımak Utanç Müzesi Yapılmasına Dair Kanun Teklifi</em></strong>” ve “<em><strong>24 Aralık'ın Maraş Katliamında Hayatını Kaybedenleri Anma ve Yas Günü İlan Edilmesi Hakkında Kanun Teklifi</strong></em>” sundu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bülbül, aynı zamanda tarikatçıların bazı işbirlikçi Alevileri kullanarak ortadan kaldırmayı planladıkları 677 sayılı “<strong><em>Tekke ve Zaviyeler ile Türbelerin Seddine ve Türbedarlar ile Bazı Unvanların Men ve İlgasına Dair Kanun</em></strong>”un kaldırılmasına da destek verenler arasında.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>HORASAN ERENLERİ’NDEN SERT TEPKİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/ERDEMC%C3%96MERT1.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Erdem Cömert, haber sitemize yaptığı açıklamada, terör hükümlüsü eski milletvekilinin cemevi yöneticisine küfür etmesine sert tepki verdi. Horasan Erenleri olarak bu küfrünün Kemal Bülbül’ün yanına kalmayacağını belirten Cömert, kanun önünde Bülbül’ün mahkum edilmesi için tüm girişimleri yapacaklarını duyurdu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Küfürün ahlaki bir zaafiyet olduğunun altını çizen Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Erdem Cömert, “<strong><em>bizi üzen asıl konu, bu şahsın bazı Alevi kuruluşlarında üst düzeyde yöneticilik yapmış olmasıdır</em></strong>” dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>BAKİ: HALKIM BU İNSANLARI TANISIN!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/%C4%B0SMA%C4%B0L%20BAK%C4%B0.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Haber sitemize konuşan, Antalya Hacı Bektaş-ı Veli Kültür Tanıtma ve Cemevi Derneği yöneticisi İsmail Baki de şunları söyledi: “<strong><em>Kendi sayfasında İran halkını terörist olarak niteleyince ben de “Kürt terörü de var”, dedim. Bana küfür edip, bir milletvekili, halkın vekili olarak şahsıma, halkın bir bireyine anasına küfür etmesi, halkın vicdanında onun kirli ahlakının bir beyanıdır. Kınıyorum. Halkımın böyle insanları tanımasını istiyorum.</em></strong>”</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 09 Mar 2026 17:51:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/teror-hukumlusu-eski-vekil-kemal-bulbul-cemevi-yoneticisine-kufur-etti-1773068379.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Egemen Bağış: Dünyada körüklenmeye çalışılan ciddi bir Sünni-Şii kavgası var</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/egemen-bagis-dunyada-koruklenmeye-calisilan-ciddi-bir-sunni-sii-kavgasi-var-3093</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/egemen-bagis-dunyada-koruklenmeye-calisilan-ciddi-bir-sunni-sii-kavgasi-var-3093</guid>
                <description><![CDATA[Eski Bakan ve Büyükelçi Egemen Bağış, Necmettin Erbakan Üniversitesi (NEÜ) Siyasal Bilgiler Fakültesi ve Küresel Politikalar Topluluğu iş birliğiyle düzenlenen ‘Değişen Dünya Düzeninde Türk Dış Politikası’ konferansında öğrencilerle bir araya geldi. Bağış “Dünyada körüklenmeye çalışılan ciddi bir Sünni-Şii kavgası var.” dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Eski Bakan ve Büyükelçi Egemen Bağış, Necmettin Erbakan Üniversitesi (NEÜ) Siyasal Bilgiler Fakültesi ve Küresel Politikalar Topluluğu iş birliğiyle düzenlenen ‘Değişen Dünya Düzeninde Türk Dış Politikası’ konferansında öğrencilerle bir araya geldi.</p>

<p>Konferansın konuşmacısı olan Büyükelçi Egemen Bağış, değişen uluslararası sistemde Türkiye’nin rolüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Türkiye’nin dış politikasını anlamak için ülkenin geçirdiği değişimin iyi okunması gerektiğini belirten Bağış, “Eskiden dış politikamız biraz Batı’ya bağımlıydı. Türkiye NATO üyesi ve Avrupa Birliği aday ülkesi olarak uzun yıllar müzakerelere başlamak için tarih bile alamamıştı. Türkiye Batı’nın gözünde büyüdükçe budanan, kurudukça sulanan bir ağaç gibiydi. Onların gözünde Türkiye, ‘ne olsun, ne ölsün ama hep bize bağımlı olsun’ anlayışı vardı. Ama şimdi durumumuz değişti ve geliştik. Bir dönem ordumuzun kullandığı savunma ekipmanlarının yaklaşık yüzde 85’ini yurt dışından temin ediyorduk. Bugün bu oran yüzde 15’lere kadar geriledi. İnsansız hava araçları gibi alanlarda dünyanın en ileri ülkelerinden biri haline geldik. Ben sizin yaşınızdayken birisi 'Türkiye drone teknolojisinde dünyanın en iyilerinden olacak' dese hayal görüyorsun derdim. Ama inandık ve yaptık. Siz de inanırsanız başarabilirsiniz; bu ülkenin bakanları, rektörleri, büyükelçileri olabilirsiniz” dedi.</p>

<p><strong>‘TÜRKİYE, KÜRESEL KRİZLERDE DİYALOG VE DİPLOMASİ KANALLARINI AÇIK TUTMAYA ÇALIŞAN BİR ÜLKE’</strong></p>

<p>Türkiye’nin uluslararası krizlerde aktif diplomasi yürüttüğünü belirten Bağış, Türkiye’nin arabuluculuk rolüne dikkat çekti. Bağış, “Rusya-Ukrayna savaşında iki tarafın dışişleri bakanlarını bir araya getirebilen tek ülke Türkiye oldu. Dünyanın farklı bölgelerinde yaşanan krizlerde de Türkiye çoğu zaman diyalog ve diplomasi kanallarını açık tutmaya çalışan bir ülke olarak öne çıkıyor. Şu anda hepimizin aklında İran, İsrail, Amerika savaşı var. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanımız Hakan Fidan günlerdir uyku uyumadan muazzam bir diplomasi trafiği yürütüyorlar. Bir an evvel bu krizin son bulması için, akan kanın durması için. Çünkü ölenler maalesef bizim din kardeşlerimiz. Dünyadaki diğer krizlere baktığınız zaman da Afganistan'la Pakistan birbirlerine geçen hafta savaş ilan ettiler. Araya giren kim oldu? Onları yatıştırmak için uğraşan yine Türkiye Cumhuriyeti. Dünyada körüklenmeye çalışılan ciddi bir Sünni-Şii kavgası var. Aslında bu mübarek günlerde bu ümmeti birbirine düşürmek için uğraşanların neler yaptığını iyi kötü hepimiz takip ediyoruz” şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>'ÖNCELİĞİMİZ HER ZAMAN TÜRKİYE OLMALI'</strong></p>

<p>Konuşmasını birlik ve beraberlik mesajıyla bitiren Bağış, Mehmet Akif Ersoy’un ‘Girmeden tefrika bir millete, düşman giremez; toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez’ sözünü hatırlatarak, “Farklılıklarımız olacak. Alevi, Sünni, Doğulu, Batılı, Fenerbahçeli ya da Galatasaraylı olacağız ama önceliğimiz her zaman Türkiye olacak” dedi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 07 Mar 2026 18:55:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/egemen-bagis-dunyada-koruklenmeye-calisilan-ciddi-bir-sunni-sii-kavgasi-var-1772900152.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Alevi örgütlerinden İran Büyükelçiliği’ne taziye ziyareti</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-orgutlerinden-iran-buyukelciligine-taziye-ziyareti-3092</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-orgutlerinden-iran-buyukelciligine-taziye-ziyareti-3092</guid>
                <description><![CDATA[Alevi toplumunu temsil eden çeşitli kuruluşlar İran İslam Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliği’ni ziyaret ederek, ABD ve İsrail tarafından şehit edilen İran dini lideri Ayetullah Ali Hamaney için açılan taziye defterine İran halkına baş sağlığı dileklerini ve desteklerini bildirdiler.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu, Anadolu Vakıflar Federasyonu, Hüseyin Gazi Kültür ve Sanat Vakfı ve Ankara Alevi Birlik Grubu İran İslam Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliği’ni ziyaret ederek İran&nbsp;Büyükelçisi Muhammed Hasan Habibullahzade’ye Alevilerin birlik ve dayanışma duygularını ilettiler.</p>

<h2><strong>HÜSEYNİ DURUŞUMUZ VE DİRENCİMİZ ONLARI MAHVEDECEK!</strong></h2>

<p><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/%C4%B0ran3.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></p>

<p>Horasan Erenler Dernekler Federasyonu (HERFED) Genel Başkanı Avukat Erdem Cömert, taziye defterine şunları yazdı: “<em><strong>Horasandan bu yana sevincimiz, acılarımız ve kaderimiz aynı. Şehidiniz şehidimiz, acınız acımızdır. ABD emperyalizmi ve İsrail Siyonizmi zamane Yezididir. Hüseyni duruşumuz ve direncimiz onları mahvedecektir.</strong></em>”</p>

<p>Taziye defterine “<em><strong>Hepimiz Horasanlıyız. Biz farklı dilleri konuşan ama aynı mücadelenin içinde olan, aynı kaderi yaşayan, geçmişte kederleri, sevinçleri, tasaları ortak olan aynı milletin insanlarıyız.</strong></em>” şeklinde yazan&nbsp;Horasan Erenler Dernekler Federasyonu (HERFED) Genel Başkanı Erdem Cömert&nbsp; devamla “<em><strong>Ve çağımızın Yezidi emperyalizme karşı birlikte Hüseyni duruş sergilemek üzere bu ziyareti gerçekleştirdik.</strong></em>” dedi.</p>

<h2><strong>MANEVİ OLARAK İRAN TOPLUMUNUN YANINDAYIZ!</strong></h2>

<p><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-03-06%20at%2016_19_19.jpeg" style="height:600px; width:800px" /></strong></p>

<p>İran İslam Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliği’ni ziyaret eden Hüseyin Gazi Vakfı Başkanı Ali Timurtaş Özmen de şunları söyledi: “<em><strong>Ali Hamaney bizim için çok önemli bir isim. Hem Alevi Bektaşi Dedesi olarak hem de gerçekten Hak Muhammed Ali yoluna inanan, o yolda mücadele eden bir insan olarak. Ali Hamaney’in ve İran toplumunun Ehl-i Beyt’e bağlılığı bizim her zaman İran toplumuna karşı dostane ve kardeşçe bir bakış açısına sahip olmamıza neden olmuştur. O nedenle bugün Amerikan Emperyalizminin ve İsrail Siyonizminin İran’a uyguladığı terör bizi çok derinden üzmektedir. Biz manevi olarak İran toplumunun yanındayız, acılarını paylaşıyoruz.</strong></em>”</p>

<p><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/%C4%B0ran1.png" style="height:450px; width:760px" /></p>

<p>Anadolu Vakıflar Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Ali Ayyıldız ve Alevi Birlik Grubu adına Bektaş Avcı da, ziyaret sonrası şu mesajı paylaştı: “<em><strong>Emperyalizme ve Siyonizme karşı onurlu bir direniş sergileyen İran halkının yanında olduğumuzu bir kez daha ifade ediyoruz. Bu zor günlerde İran milletinin gösterdiği metanet ve kararlılığın tüm mazlum halklara ilham verdiğine inanıyoruz. İran İslam Cumhuriyeti’nin dini lideri Ali Hamaney ve hayatını kaybeden tüm şehitlere Allah’tan rahmet diliyor, kederli ailelerine ve dost ve kardeş İran halkına en içten başsağlığı dileklerimizi iletiyoruz. Acınızı paylaşıyor, dayanışma ve kardeşlik duygularımızı ifade ediyoruz.</strong></em>”</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 07 Mar 2026 15:38:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/alevi-orgutlerinden-iran-buyukelciligine-taziye-ziyareti-1772888688.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türk jandarmasında bir ilk: Gülden Mat Şakir tuğgeneralliğe yükseldi!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/turk-jandarmasinda-bir-ilk-gulden-mat-sakir-tuggenerallige-yukseldi-3091</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/turk-jandarmasinda-bir-ilk-gulden-mat-sakir-tuggenerallige-yukseldi-3091</guid>
                <description><![CDATA[Türk Jandarma tarihinde ilk kez bir kadın tuğgeneralliğe terfi ederek adını bir kez daha tarihe yazdırdı. İl jandarma komutanı Gülden Mat Şakir, kadınların en zorlu askeri görevlerde de başarı gösterebileceğini vurguladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">1997 yılında Kara Harp Okulu’ndan jandarma teğmen rütbesiyle mezun olan Gülden Mat Şakir, Türkiye’nin farklı bölgelerinde çeşitli birlik ve karargâhlarda görev yaptı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">16 Ağustos 2024 tarihli Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle Çankırı İl Jandarma Komutanı olarak atanan Şakir, bu görevle Türk jandarma tarihinde ilk kadın il jandarma komutanı oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">30 Temmuz 2025’te yayımlanan kararnameyle kıdemli albaylıktan tuğgeneralliğe terfi eden Şakir, Jandarma Genel Komutanlığı’nın ikinci kadın generali unvanını aldı.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">BU GÖREV BENİM İÇİN BÜYÜK BİR ONUR!</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Çankırı İl Jandarma Komutanlığı görevini büyük bir gururla yürüttüğünü belirten Şakir, meslek hayatında birçok zorlu görev üstlendiğini söyledi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Görevin hem fiziksel hem de psikolojik dayanıklılık gerektirdiğini ifade eden Şakir, zor koşullarda soğukkanlı kalmayı ve çözüm odaklı çalışmayı öğrendiğini dile getirdi.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">DİSİPLİN VE AZİM BAŞARIYI GETİRİR!</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Kadınların askeri görevlerde de başarı gösterebileceğini vurgulayan Şakir, sahada belirleyici olanın cinsiyet değil disiplin, eğitim ve görev bilinci olduğunu söyledi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kadın personel sayısının jandarma teşkilatında her geçen yıl arttığını belirten Şakir, bunun kuruma güç kattığını ifade etti.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">KADINLAR TOPLUMU AYAKTA TUTAN EN GÜÇLÜ DEĞERDİR!</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla da mesaj veren Tuğgeneral Şakir, kadınların emeği, fedakârlığı ve cesaretiyle toplumun en güçlü değerlerinden biri olduğunu belirtti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Şakir, kadın subaylara ise görevlerini vatan sevgisi ve sorumluluk bilinciyle yerine getirmeleri çağrısında bulundu.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 07 Mar 2026 14:58:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/turk-jandarmasinda-bir-ilk-gulden-mat-sakir-tuggenerallige-yukseldi-1772885598.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Mete Yarar: Aliyev&#039;e neden bu kadar saldırıyorsunuz?  Neden hedef yapıyorsunuz?</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/mete-yarar-aliyeve-neden-bu-kadar-saldiriyorsunuz-neden-hedef-yapiyorsunuz-3090</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/mete-yarar-aliyeve-neden-bu-kadar-saldiriyorsunuz-neden-hedef-yapiyorsunuz-3090</guid>
                <description><![CDATA[Mete Yarar, kendi YouTube kanalında yayınladığı videoda, Azerbaycan'ın Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti'ne İran'dan atıldığı iddia edilen füze/İHA düşmesi olayına ilişkin sert tepkisini savundu ve Türkiye'deki sosyal medyada İlham Aliyev'e yönelik yoğun eleştirilere tepki gösterdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<iframe width="800" height="450" src="https://www.youtube.com/embed/sjph1hsjjQ4" title="NEDEN AZERBAYCAN&#39;A KIZIYORSUNUZ ?" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe><p><strong>HABER: BORA ÖZİZMİRLİ</strong><br />
Mete Yarar, kendi YouTube kanalında yayınladığı videoda, Azerbaycan'ın Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti'ne İran'dan atıldığı iddia edilen füze/İHA düşmesi olayına ilişkin sert tepkisini savundu ve Türkiye'deki sosyal medyada İlham Aliyev'e yönelik yoğun eleştirilere tepki gösterdi. Yarar ayrıca sahte vbayrak operasyonunun nasıl olabileceğini de sözlerine ekledi.<br />
<br />
<a href="https://youtu.be/sjph1hsjjQ4?t=720"><span style="color:#c0392b"><strong>METE YARAR'IN AÇIKLAMASINI YOUTUBE ÜZERİNDEN İZLEMEK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ:</strong></span></a></p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;">NAHÇIVAN'A DÜŞEN İRAN KÖKENLİ FÜZE/İHA OLAYI VE AZERBAYCAN'IN TEPKİSİ</span></span></span></strong></span></p>

<p>Güvenlik politikaları uzmanı Mete Yarar, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in, Nahçıvan'da sivil alanlara (havalimanı ve okul yakınlarına) düşen <strong>İran menşeli İHA/füze parçaları</strong> sonrası verdiği misilleme talimatını ve sert açıklamalarını haklı bulduğunu belirtti. Yarar, <em>"Azerbaycan çok sert bir tepkiyi tek başına vermek zorunda kaldı. Ele geçirilen <strong>füzeler İran füzesi.</strong> Kendi topraklarına, <strong>alakasız ve tarafsızlığını</strong> koruyan bir ülkeye füze atılması durumunda herkes tepki gösterir"</em> ifadelerini kullandı.<br />
<br />
<strong>Mete Yarar şunları söyledi:</strong><br />
<br />
<em>"Ortaya düşen bir şey var arkadaşlar<strong>, bir füze</strong> var. Ve bu atılan füzelerde İran'dan atıldığı belli. Ele geçirilen füzeler de İran füzesi. Şimdi siz olsanız tepki gösterir misiniz, göstermez misiniz? Yani burada niye <strong>Azerbaycan devletine</strong> bu kadar kızıldığını ben açıkçası anlamış değilim. Türkiye'de düşmüş olsaydı birçok kişi tepki gösterecekti. Bakın sorguyu yapmış olmanına rağmen önce bir tepki göstereceklerdi. Yani siz tedbir almayacak mısınız? İşte bununla ilgili misilleme ile ilgili tedbir alınmasıyla ilgili talimat vermeyecekmisiniz?&nbsp;<strong>Azerbaycan devlet başkanı</strong> olarak niye buna bu kadar kızıldı?"dedi.</em><br />
<br />
<span style="color:#2980b9"><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">ALİYEV'E SALDIRIYORLAR. OYSA MÜTTEFİK VE DOST KOLAY MI BULUNUYOR?</span></span></strong></span></p>

<p>Yarar, Türkiye'de benzer bir olay yaşansa tepkilerin çok daha sert olacağını vurgulayarak, Azerbaycan'a yönelik eleştirileri anlamadığını dile getirdi. Sosyal medyada <strong>Aliyev'e ve Azerbaycan </strong>devletine yönelik "aşırı sert üslup" kullanıldığını, bunun haksız olduğunu savundu. <strong>"Çok sağduyulu insanlar bile Aliyev'e saldırıyor. Müttefik ve dost kolay mı bulunuyor? Azerbaycan, Türk cumhuriyetleri içinde en yakın müttefikimiz"</strong> dedi.<br />
<br />
Yarar açıklamasının devamında,"<em>&nbsp;Azerbaycan<strong> savaş ilan</strong> etmedi. Kendi topraklarına düşen, hiç alakası olmayan ki bugüne kadar <strong>tarafsızlığını</strong> korumuş olan Azerbaycan'ı niye bu kadar <strong>sosyal medyada </strong>görüyorum.Çok iyi bildiğim sağduyulu insanlar bile çok sert üsluplarla Aliyev'e saldırıyorlar. Ya sevgili arkadaşlar siz dost çok kolay edinlir falan mı zannediyorsunuz? Yani müttefik çok kolay mı bulunuyor zannediyorsunuz?" </em>ifadelerini kullandı.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;">AZERBAYCAN'IN GEÇMİŞ DESTEKLERİ VE İRAN'LA YAŞANAN GERİLİMLERİ HATIRLATTI</span></strong></span></span></span></p>

<p>Yarar, Azerbaycan'ın Türkiye'ye yönelik geçmiş tutumlarını hatırlatarak eleştirilere karşı çıktı: &nbsp;<br />
- Kıbrıs konusunda Türkiye'nin yanında yer aldı. &nbsp;<br />
- Deprem ve yangın felaketlerinde destek verdi. &nbsp;<br />
- Türkiye'ye en büyük yatırımları yapan ülke konumunda. &nbsp;<br />
<br />
<strong>Mete Yarar konuyla ilgili şunları söyledi:</strong><br />
<br />
<em>"Türk cumhuriyetleri içerisinde bizim <strong>en iyi anlaştığımız,</strong> bugüne kadar da beraber rahat bir şekilde yol yürüdüğümüz en önemli devlet <strong>Azerbaycan </strong>devleti. Şimdi bu kadar niye sertleşiyoruz kendi üslubumuzda? Ben ciddi söylüyorum anlamadım. Bakın şunu söyleyebilirsiniz. Aliyev'e diyebilirsiniz ki <strong>kardeşim sakin </strong>olun. Hani bu bir <strong>sahte bayrak operasyonu</strong> olabilir filan. Yok öyle değil. Bu üslup bir üst boyuta geçti. Direkt Azerbaycan devletini ve <strong>Aliyev'i direkt hedefe koyan </strong>bir konuşma tarzı.<br />
<br />
Valla adam <strong>Kıbrıs konusunda</strong> Türkiye'nin yanında oldu. <strong>Deprem </strong>konusunda Türkiye'nin yanında oldu. İşte ne diyeyim yangın olur Türkiye'nin yanında olur. En büyük <strong>yatırımı </strong>Türkiye'ye yapar Azerbaycan devleti. Yani bugüne kadar hani biz ne gördük de bir anda Azerbaycan devletine bu kadar çok yüksek tondan<strong> sosyal medyada</strong> bu kadar çok yüksek boyutta bir saldırıya geçtik. Ben ciddi söylüyorum anlamış değilim.&nbsp;<br />
<br />
Ne oldu da Azerbaycan konusunda <strong>savunma işbirliği</strong> anlaşması imzaladığımız, herhangi bir saldırıda birbirimizi destekleyeceğimizi düşündüğümüz iki devletin arasında bu kadar sert bir üslup çıktı. Devletler arasında demiyorum, insanların ve sosyal medyanın. Ben anlamıyorum. Kızabilirsiniz. Bir kez daha söylüyorum. Katılmayq daabilirsiniz. Katılıdlada bililirsiniz.<br />
<br />
Ama Azerbaycan ayrı bir devlet arkadaşlar. Azerbaycan bizim pekimiz filan değil. <strong>Kıbrıs Türk Cumhuriyeti </strong>yavru vatan diyoruz. Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde her şeyi aynı paralellikle gittiğinimi zannediyorsunuz.&nbsp; Ya orası da bir ayrı devlet ve onun da kendi karar organları var. Kendi vatandaşları var. Bakın bir sürü yardım yapıyoruz. Ama sonuçta orası <strong>ayrı bir devlet </strong>arkadaşlar. Azerbaycan'la ilgili konuşurken de Azerbaycan'ın bir ayrı devlet olduğunu ben hatırlatırım. Yani orası <strong>ayrı bir devlet. </strong>Evet. Kardeşlik hukukumuz var. Soydaşlığımız var. Doğru. Ama orası ayrı bir devlet arkadaşlar. Biz şöyle bir tabir kullanmadık. Tek devlet, tek millet demedik arkadaşlar. Tamam.<strong> İki devlet, tek millet </strong>dedik. Söylediğimiz tek şey bu. O yüzden de farklı karar alabilirler. "</em>dedi.<br />
<br />
<span style="color:#2980b9"><strong>GEÇMİŞTE İRAN'IN AZERBAYCAN'A TEHDİT ETTİĞİNİ HATIRLATTI</strong></span></p>

<p>Ayrıca İran'ın tarihsel olarak Azerbaycan'a karşı tutumunu örnek gösterdi: Ermenistan-Azerbaycan savaşında Ermenistan'ı desteklemesi, silah ve petrol sevkiyatı, sınırda asker yığması, Zengezur Koridoru tehditleri ve İran'daki Azerbaycan konsolosluğuna baskın sonucu şehitler verilmesi gibi olayları sıraladı. <em><strong>"Biraz da onlar kızsın. Size roket atılsa siz de tepki vermez misiniz?" </strong></em>sorusunu yöneltti.<br />
<br />
<strong>Mete Yarar şunları söyledi:</strong><br />
<br />
<em>"Azerbaycan bugüne kadar<strong> İran konusunda</strong> en çok çeken ülkelerden bir tanesi. Düşünün <strong>Ermenistan Azerbaycan Savaşı'</strong>nda Ermenistan'ı tuttu. Ermenistan'a <strong>silah sevkiyatı </strong>yaptı. Petrol sevkiyatı yaptı. Yetmedi. Azerbaycan'ın sınırına, Azerbaycan'ın sınırına. Ermenistan Azerbaycan savaşı Ermenistan sınırına asker yığdı. Asker yığdı. Bitmedi. Eğer çok ilerlerseniz, ilerlerseniz müdahale oluruz diye tehdit etti. Toprak bütünlüğü ile ilgili. Sonra <strong>Zengezur koridoruyla </strong>ilgili tehditler etti. <strong>Hem Türkiye'yi hem Azerbaycan'ı</strong>. Arkasından İran'daki konsolosluğuna baskın düzenlendi ve içerideki vatandaşları şehit edildi. E arkadaşlar bana söyler misiniz? E biraz da onlar kızsınlar ya. Yani niye kızıyorsunuz ki? Niye kızıyorsunuz ki? Size de bunların aynısını başka bir devlet yapsa veya üstüne üstlükte hiçbir şey yapmadığınız bir yerde yine size roket fırlatmış olsa siz de iki kelam edersiniz arkadaşlar. Yani ben anlamıyorum. <strong>Ciddi söylüyorum.</strong> Anlamıyorum. Anlamıyorum. "</em>dedi.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">DEVLETLER ARASI İLİŞKİLERDE GERÇEKÇİ BAKIŞ VE 'İKİ DEVLET, TEK MİLLET' VURGUSU</span></span></strong></span></p>

<p>Yarar, Azerbaycan'ı <strong>"yavru vatan" </strong>gibi gören yaklaşımlara karşı uyararak,<em><strong> "Azerbaycan ayrı bir devlettir. 'İki devlet, tek millet' dedik, tek devlet demedik. Kendi karar organları, vatandaşları var. Farklı karar alabilir, sert tepki verebilir"</strong></em> dedi. Diğer ülkelerle (Suudi Arabistan, BAE, Mısır, Suriye) ilişkilerde bile tam uyum olmadığını, müttefiklerin her konuda aynı düşünmesinin beklenemeyeceğini belirtti.<br />
<br />
<strong>Mete Yarar konuşmasını şöyle sürdürdü:</strong><br />
<br />
"<em>Yani bütün beraber çalıştığınız devletlerin <strong>hepsi sizinle </strong>beraber mi? Mesela <strong>Suudi Arabistan</strong> sizinle her türlü konuda aynı fikri mi düşünüyor? Birleşik Arap Emirlikler şu anda tutuyoruz aynı yerde birçok yerde. Mısır'la aynı çizgide miyiz arkadaşlar? Ya yapmayın. Suriye ile bile şu anda bile <strong>Suriye ile bile </strong>aynı paralellikte mi gidiyoruz? Hep bizim söylediğimiz mi yapıyorlar ya? Böyle bir şey var mı ya?Şimdi şu ana kadar benim söyleyebileceğim tek şey <strong>Azerbaycan'ın çıkışından</strong> daha çok bunun bir sahte bayrak operasyonu olabileceği konusunda."</em> dedi.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;">SAHTE BAYRAK OPERASYONU İHTİMALİ ÜZERİNDE DURDU</span></strong></span></span></span></p>

<p>Yarar, olayın bir <strong>"sahte bayrak operasyonu"</strong> olabileceğini öne sürerek detaylı analiz yaptı. İran'ın "mozaik yapı" savunma taktiğini (merkezi kontrolsüz, bağımsız sektör komutanları) anlattı ve bu yapının avantajı yanında büyük risk taşıdığını ifade etti: Satın alınmış veya yönlendirilmiş bir komutan, İran füzesini İran içinden atarak suçu tamamen Tahran'a yükleyebilir.</p>

<p><strong>"İran füzesini İranlı komutana attırıp ihaleyi İran'a bırakmak, ayırt edilemeyecek sahte bayrak operasyonudur. Mossad veya ABD'nin içerde adamları varsa, bu mümkün. Sonra Azerbaycan'ı veya Türkiye'yi savaşa çekmeye çalışırlar"</strong> uyarısında bulundu. Gerçek füze ve komutanın İran kökenli olması nedeniyle ispatlamanın zor olduğunu vurguladı.</p>

<p>Yarar, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:<em><strong> "Kızabilirsiniz, katılmayabilirsiniz ama Azerbaycan'ı bu kadar yüksek tondan hedef almak anlaşılır değil. Dostluk ve müttefiklik kolay değil."</strong></em><br />
<a href="https://youtu.be/sjph1hsjjQ4?t=720"><span style="color:#c0392b"><strong>METE YARAR'IN AÇIKLAMASINI YOUTUBE ÜZERİNDEN İZLEMEK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ:</strong></span></a><br />
<br />
&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 07 Mar 2026 06:12:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/mete-yarar-aliyeve-neden-bu-kadar-saldiriyorsunuz-neden-hedef-yapiyorsunuz-1772855126.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Mete Yarar: Rusya ve Çin, İran&#039;ı yalnız bıraktı. ABD ve İngiltere arasında çıkar çatışması var</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/mete-yarar-rusya-ve-cin-irani-yalniz-birakti-abd-ve-ingiltere-arasinda-cikar-catismasi-var-3089</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/mete-yarar-rusya-ve-cin-irani-yalniz-birakti-abd-ve-ingiltere-arasinda-cikar-catismasi-var-3089</guid>
                <description><![CDATA[Güvenlik politikaları uzmanı Mete Yarar, Haber Global'de canlı yayın konuğu oldu. Yarar, son dönemde Ortadoğu'daki gerilimlerde ABD ile İngiltere arasındaki derin çekişmenin belirleyici rol oynadığını vurguladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<iframe width="782" height="440" src="https://www.youtube.com/embed/hc9PY7eL3zM" title="CANLI YAYIN | Mete Yarar, Oytun Orhan, Salih Nayman | ABD İran&#39;a Kara Harekatına Mı Hazırlanıyor?" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe><p><strong>Güvenlik politikaları uzmanı Mete Yarar, Haber Global'de </strong>canlı yayın konuğu oldu. Yarar, son dönemde Ortadoğu'daki gerilimlerde ABD ile İngiltere arasındaki derin çekişmenin belirleyici rol oynadığını vurguladı.&nbsp; Yarar'a göre, Körfez bölgesinde yaşanan gelişmelerde yalnızca <strong>ABD-Çin </strong>rekabeti değil, aynı zamanda İngiltere'nin nüfuz mücadelesi de etkili oluyor. Yarar açıklamasında ABD ve İngiltere'nin çıkarlarının çatışdığını belirtti.<br />
<br />
M<a href="https://youtu.be/hc9PY7eL3zM?t=12488"><strong><span style="color:#2980b9">ETE YARAR'IN AÇIKLAMASINI YOUTBE ÜZERİNDEN İZLEMEK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ</span></strong></a></p>

<p>Yarar, Kuveyt, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve Umman gibi ülkelerin İngiltere'nin tarihi ve devam eden etkisi altında olduğunu belirterek, bu ülkelerde para akışlarının, danışmanlıkların ve hatta medya kuruluşlarının büyük ölçüde <strong>İngiliz ekolünden g</strong>eldiğini ifade etti. Özellikle BAE-Suudi Arabistan geriliminin arkasında bile İngiltere-ABD çıkar çatışmasının yattığını öne sürdü.</p>

<p>Yarar, İngiltere'nin Çin ile yeni bir ortaklık yapısı kurmaya çalıştığını ve bunun ABD tarafından hoş karşılanmadığını belirterek,<em><strong> "İngiltere küçük bir ülke gibi görünse de dünyanın her yerinde nüfuzu var. En etkin istihbarat örgütlerinden birine sahip ve karar vericiler üzerinde etkisi devam ediyor"</strong></em> dedi.&nbsp;<br />
<br />
ABD ve İngiltere'nin çıkarlarının çatışdığını belirten Mete Yarar, <strong>İngiltere ve Çin'in</strong> yeni ortaklıklar yapısı oluşturmaya çalıştığını ve ABD'nin de sıcak bakmadığını vuguladı.<br />
<br />
<strong>Mete Yarar şunları söyledi:&nbsp;</strong><br />
<br />
<em>"İngiltere faktörünü anlatırken Amerika'yla çekişmeyi anlatırken yalnızca<strong> İngiltere Amerika</strong> şu anda bu coğrafyada bu kapışmayı yapmıyor. Aynı zamanda şu anda saldırılan ülkelerin tamamında <strong>İngiltere nüfuzu</strong> olan ülkeler bunlar: Kuveyt, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve Umman. İngiltere'nin etkisinin olduğu ülkeler. Suudi Arabistan ana ülke olarak ABD etkisindedir ama diğerleri İngiliz etkisindedir. Mesela paralar mı orada? Londra'da mı? Hem paralar anlamında hem de danışmanlıklar anlamında hala geçmişten gelen kökler anlamında İngiliz ekolüyle kapışır. Mesela son dönemde Birleşik Arap Emirlikleri-Suudi Arabistan geriliminin bile arkasında <strong>İngiltere ile Amerika'nın</strong> çekişmesi olduğu söyleniyor.<br />
<br />
Siz buraya gelirken dediniz ya hani Amerika'yla beraber ortak hareket etmedi diye. E çünkü çıkarlar çatışıyor. <strong>Çıkarlar çatışıyor</strong> ve bir müddet sonra bu çıkarlar daha da çatışmaya devam edecek. <strong>Çünkü İngiltere Çin'le </strong>yeni bir ortaklık yapısı oluşturmaya çalışıyor ve buna Amerika Birleşik Devletleri çok da sıcak bakmıyor. Ya kapışmanın hani biz bir tek <strong>ABD ile Çin arasında</strong> büyük bir kavga var diye düşünüyoruz ama yo, İngiltere çap olarak küçük bir ülke olabilir. Çok büyük bir askeri gücü olmayabilir şu anda baktığınızda. Ama dünyanın her yerinde nüfuzu olan bir devlettir. Ve ben hala iddia ederim dünyadaki en etkin istihbarat örgütlerinden bir tanesine hala sahiptir. Çünkü karar vericilerin üzerinde etkinliği olan insanlara sahip ve bu ekolü hala devam ettiriyor."</em>&nbsp;dedi.<br />
<br />
<strong>RUSYA VE ÇİN, İRAN'I YALNIZ BIRAKTI</strong></p>

<p>Öte yandan Yarar, İran'ın mevcut rejim değişikliği baskılarının arkasında Çin'in Kuşak ve Yol projelerindeki kritik rolünün bulunduğunu ifade etti. İran'ın yalnız bırakılmasını ise "stratejik bir hata" olarak nitelendirdi. Çin ve Rusya'nın İran'a askeri destek vermemesini eleştiren Yarar, şu noktaları öne çıkardı:</p>

<p>- Çin, Pakistan'a gelişmiş silahlar ve teknolojiler verirken (örneğin Hindistan'a karşı kullanılan uçaklar), en büyük ortağı konumundaki İran'a benzer desteği sağlamadı. İran'ın modern hava kuvveti eksikliği bu nedenle dikkat çekici.<br />
- Rusya da benzer şekilde İran'ı yalnız bıraktı; İran'ın Rusya'ya Ukrayna savaşında verdiği desteğe karşılık gelmedi.<br />
- Yarar, "Çin verebilirdi, Rusya verebilirdi ama vermediler. Zamanları da vardı, vermediler" diyerek, bu tutumu çözemediğini belirtti. Hindistan-İsrail yakınlaşması karşısında Çin'in bölgedeki ayağını zayıflattığını savundu.<br />
<br />
<strong>Mete Yarar şunları söyledi:</strong><br />
<br />
<em>"Ben hani stratejik bir hata yaptıklarını düşünüyorum. İran'ı bu kadar <strong>yalnız bırakmış</strong> olmaları gerçekten çok sürpriz. Gerçekten çok sürpriz. Yani Pakistan'a bu kadar gelişmiş silah verirken İran'a vermemeleri. Çin'in İran'a, işte Pakistan savaşı'nda Hindistan'a karşı kullandığı uçakların tamamını İran alamaz mıydı? Çok rahat bir şekilde alabilirdi. Bak dikkat söylüyorum. Vermediler ya. Bak vermediler. Şu anda İran'ın elinde modern bir hava kuvveti yok. Bunu <strong>Çin veremez miydi?</strong> Verebilirdi. En büyük partneri İran'ın ama gördüğünüz gibi vermedi. Tek denge üzerine kur ya neden bunu yaptığını ben hala bakıp söylüyorum çözmüş değilim.Çin en büyük ortağı<strong> İran'ı </strong>desteklemiyor. Bölgedeki ayağını da kesmiş oldu. Yani bunu çözdüğümüzde açık söylüyorum bunun cevabını inanın öğrenmek istiyorum. Okuyorum, araştırıyorum, bakıyorum. Pakistan'a da aynı şeyi yapabilirdi. Pakistan da aynı ambargolarla boğuşuyor ama <strong>Pakistan'a</strong> verdiği teknolojinin on birini bile vermedi İran'a. Aktif olarak verebilir miydi? Zamanı var mıydı? Vardı ve vermedi. Aynısı <strong>Rusya</strong> için de geçerli. Rusya da vermedi."</em></p>

<p>Yarar, konuşmasında genel olarak şu mesajı verdi: Bölgedeki olaylar tekil değil, büyük güçlerin (ABD-İngiltere çekişmesi, Çin'in enerji ve rezerv para kaygıları) çıkar çatışmalarıyla iç içe. İran'ın yalnızlığı da bu büyük oyunun bir parçası olarak değerlendirilmeli.<br />
<br />
K<a href="https://youtu.be/hc9PY7eL3zM?t=12487"><span style="color:#2980b9"><strong>aynak: Haber Global YOUTUBE Kanalı</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 05 Mar 2026 18:24:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/mete-yarar-rusya-ve-cin-irani-yalniz-birakti-abd-ve-ingiltere-arasinda-cikar-catismasi-var-1772725671.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İsmet Abbasoğlu&#039;ndan Dugin&#039;e tokat gibi cevap: Anadolu mayasıyız, vatan için can veririz!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ismet-abbasoglundan-dugine-tokat-gibi-cevap-anadolu-mayasiyiz-vatan-icin-can-veririz-3088</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ismet-abbasoglundan-dugine-tokat-gibi-cevap-anadolu-mayasiyiz-vatan-icin-can-veririz-3088</guid>
                <description><![CDATA[Avrupa Alevi Düşünce Derneği Genel Başkanı ve Fransa Bordeaux Cemevi Başkanı İsmet Abbasoğlu, Rus düşünür Alexander Dugin'in son dönemde Alevilere yönelik ima ettiği açıklamalara sert tepki gösterdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Avrupa Alevi Düşünce Derneği Genel Başkanı ve Fransa Bordeaux Cemevi Başkanı İsmet Abbasoğlu, Rus düşünür Alexander Dugin'in son dönemde Alevilere yönelik ima ettiği açıklamalara sert tepki gösterdi.</p>

<p>Abbasoğlu, Dugin'in sözlerini <em><strong>"Alevileri ateşe atma projesine Rusya'dan müdahale"</strong></em> olarak nitelendirdi. Dugin'in Alevilerin ismini özellikle zikrederek Ortadoğu'daki kaosu Anadolu'ya da taşıma niyetinde olduğunu belirten Abbasoğlu, bu yaklaşımı şiddetle kınadı.&nbsp;<br />
Avrupa'da yaşayan Alevi toplumu adına konuşan Abbasoğlu, Alevilerin tarih boyunca vatanseverlikleriyle öne çıktığını ve bu tür dış müdahalelere karşı dimdik duracaklarını kaydetti.</p>

<p>Yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:</p>

<p><em><strong>"</strong>Alevileri ateşe atma projesine bir de<strong> Rusya'dan</strong> müdahale geldi <strong>Alexander Dugin’in </strong>yaptığı açıklama alevilerin ismini zikrederek Ortadoğu cehennimine anadoluyu da müdahil etmektir Yanlız bu zat şunu bilmiyor <strong>Aleviler Türkiye Cumhuriyeti'nin </strong></em>y<em>urtseverleridir. Başkaları gibi hain degildir, binlerce yıl önce yurt edindikleri bu coğrafyada <strong>Anadolu'nun</strong> mayasını oluşturmuş ve her dönemde vatansever olmuşlardır gözünü kırpmadan vatanları için canlarını vermişlerdi.<br />
<br />
Bu zat, sanırım alevileri baskalarina benzetmiş, özellikle anadolu Alevileri bu ülkenin temel direğidir. Türktür ve İslam'ın özüdür herkes bunu bilsin. <strong>Alevilerde</strong> hain çıkmaz. Ve bu zat-ı şiddetle kınıyoruz ve bu sözlerinden dolayı kendisini lanetliyoruz"</em></p>

<p>İsmet Abbasoğlu, Alevilerin tarih boyunca vatanseverlikleriyle öne çıktığını vurgulayarak, Dugin'in bu tür provokatif söylemlerinin Anadolu'nun birlik ve beraberliğine zarar veremeyeceğini ifade etti.</p>

<p>Avrupa'da yaşayan Alevi toplumu adına konuşan<strong> Abbasoğlu, </strong>Türkiye'nin temel değerlerine sahip çıkma çağrısında bulundu.<br />
<br />
Benzer tepkiler, Alevi toplumu içinden diğer isimlerden de geldi.<br />
<br />
Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Sekreteri Ali Rıza Özkan, Dugin'e yönelik <em><strong>"Biz neyi, ne zaman ve nasıl yapacağımızı biliyoruz. Bize karışma, emir vermeye çalışma!"</strong></em> şeklinde net bir cevap verdi.<br />
<br />
Ayrıca Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı'nda görev yapmış Ali Rıza Özdemir de benzer şekilde provokasyonlara karşı durarak, Alevilerin Türk ve Müslüman kimliğini vurgulayan açıklamalarda bulundu; Aleviliğin<strong> İslam'ın özü olduğunu</strong> ve provokasyonlara gelmeyeceğini ifade etti.Alevi temsilcileri, Dugin'in açıklamalarının Anadolu'nun birlik ve beraberliğine zarar veremeyeceğini belirterek, Türkiye'nin temel değerlerine sahip çıkma çağrısında bulundu.</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 04 Mar 2026 23:24:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/ismet-abbasoglundan-dugine-tokat-gibi-cevap-anadolu-mayasiyiz-vatan-icin-can-veririz-1772663648.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ali Rıza Özdemir&#039;den Dugin&#039;e tepki: Aklını kendine saklasın</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ali-riza-ozdemirden-dugine-tepki-aklini-kendine-saklasin-3087</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ali-riza-ozdemirden-dugine-tepki-aklini-kendine-saklasin-3087</guid>
                <description><![CDATA[Rus stratejist Alexander Dugin’in X (eski Twitter) hesabından yaptığı “Türk Alevi/Bektaşi halkının seferber olma zamanı geldi. Sesinizi yükseltin” çağrısı, Alevi-Bektaşi toplumunda zincirleme tepkilere yol açtı. Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Önceki Dönem Başkanı, yazar Ali Rıza Özdemir, Dugin'e sert tepki  gösterdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Rus stratejist <strong>Alexander Dugin’in</strong> X (eski Twitter) hesabından yaptığı <em><strong>“Türk Alevi/Bektaşi halkının seferber olma zamanı geldi. Sesinizi yükseltin” </strong></em>çağrısı, Alevi-Bektaşi toplumunda zincirleme tepkilere yol açtı. Dugin’in çağrısı, Alevileri<em><strong> “uluslararası siyasette piyon” </strong></em>gibi görme girişimi olarak değerlendirilirken, toplumun önde gelen isimleri art arda sert yanıtlar verdi.</p>

<p>İlk tepki, gazeteci Ali Rıza Özkan’dan geldi. Özkan, Dugin’e doğrudan hitap ederek şu yanıtı yayınladı:</p>

<p><em><strong>&gt; “Sevgili Alexander, lütfen dünyaya emir vermeye çalışmaktan vazgeç! Biz, Türkiye’nin Alevi-Bektaşileri olarak, ne yapacağımızı, ne zaman yapacağımızı ve nasıl yapacağımızı biliyoruz. İyi günler.”</strong></em></p>

<p>Özkan, açıklamasında Dugin’in geçmişteki emperyalist söylemlerine de dikkat çekerek, <u><strong>“Rus faşizminin piyonu olmayacağız” </strong></u>vurgusu yaptı. (Kaynak: alevihaberler.com.tr)</p>

<p>Özkan’ın bu net tavrının ardından, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Önceki Dönem Başkanı, yazar Ali Rıza Özdemir&nbsp; devreye girdi.<br />
<br />
Özdemir açıklamasında&nbsp;Dugin’in paylaşımını doğrudan alıntılayarak şu çarpıcı açıklamayı yaptı:</p>

<p>&nbsp;<em><strong>“Alevi ve Bektaşi toplumu, dün Filistinlilerin yanında olduğu gibi bugün de mazlumun ve haklının yanındadır. Zalimin ve siyonist-emperyalist cephenin karşısındadır. Kimsenin aklına ihtiyaç duymadan ne zaman ne yapacağını bilir çünkü kimsenin mayın eşeği değildir. Herkes aklını kendine saklasın.”</strong></em></p>

<p>Özdemir’in sözleri, <strong>Alevi-Bektaşi</strong> camiasının bağımsız duruşunu bir kez daha gözler önüne serdi. Toplumun, <strong>ne Rus ne de Batı emperyalizminin</strong> yönlendirmesine ihtiyaç duymadığı, kendi iradesiyle hareket ettiği mesajı net bir şekilde verildi.</p>

<p>Dugin’in çağrısının ardından Özkan ve Özdemir’in art arda gelen tepkileri, Alevi-Bektaşi kesiminde tepkinin giderek büyüdüğünü gösterdi.Camia,<strong> “Dışarıdan emir almayız, kendi yolumuzu biliriz” </strong>tavrını kararlılıkla ortaya koyuyor.<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-03-04%20at%2022_04_05.jpeg" style="height:256px; width:484px" /></p>

<p>Kaynaklar:&nbsp;&nbsp;<br />
Dugin’in çağrısı:<a href="http://https://x.com/AGDugin/status/2029159075758420416  "> https://x.com/AGDugin/status/2029159075758420416 &nbsp;</a><br />
Özdemir’in yanıtı: <a href="https://x.com/etnojenez/status/2029211053997916203"><strong>https://x.com/etnojenez/status/2029211053997916203 &nbsp;</strong></a><br />
Özkan’ın açıklaması: <a href="https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ozkandan-dugine-cevap-bize-karisma-emir-vermeye-calisma-3086">https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ozkandan-dugine-cevap-bize-karisma-emir-vermeye-calisma-3086</a></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 04 Mar 2026 21:38:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/ali-riza-ozdemirden-dugine-tepki-aklini-kendine-saklasin-1772651079.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Özkan’dan Dugin’e cevap: Bize karışma, emir vermeye çalışma!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ozkandan-dugine-cevap-bize-karisma-emir-vermeye-calisma-3086</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ozkandan-dugine-cevap-bize-karisma-emir-vermeye-calisma-3086</guid>
                <description><![CDATA[Rusya lideri Putin’e yakınlığı ile bilinen stratejist Alexander Dugin’in Türk Alevi-Bektaşiler hakkındaki paylaşımı tepkilere neden oldu. Alevihaberler.com.tr haber sitesinin genel yayın yönetmeni Ali Rıza Özkan Dugin’e “Biz neyi, ne zaman ve nasıl yapacağımızı biliyoruz” sözleri ile tepki gösterdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Rusya lideri Putin’e yakınlığı ile bilinen stratejist Alexander Dugin’in Türk Alevi-Bektaşiler hakkındaki paylaşımı tepkilere neden oldu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevihaberler.com.tr haber sitesinin genel yayın yönetmeni Ali Rıza Özkan Dugin’e <strong>“Biz neyi, ne zaman ve nasıl yapacağımızı biliyoruz”</strong> sözleri ile tepki gösterdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Rus avrasyacılığının sözcülerinden Alexander Dugin sosyal medya hesabından Türk Alevi-Bektaşilere yönelik yaptığı paylaşım Türkiye’de tepkiye yol açtı.</span><br />
<a href="https://x.com/AGDugin/status/2029159075758420416"><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-03-04%20at%2019_35_26.jpeg" style="height:266px; width:634px" /></span></a><br />
<br />
<span style="color:#000000">Alevihaberler.com.tr haber sitesi genel yayın yönetmeni Ali Rıza Özkan Alexander Dugin’e cevap verdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alexander Dugin sosyal medya hesabından şöyle bir paylaşım yapmıştı: “<em><strong>Türk Alevi/Bektaşi halkının seferber olma zamanı geldi. Sesinizi yükseltin.”</strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000">Hem Türkiye’nin iç işlerine müdahale ve hem de Alevi-Bektaşileri uluslararası &nbsp;siyasette piyon gibi gören bu mesaja alevihaberler.com.tr haber sitesinin genel yayın yönetmeni Ali Rıza Özkan ise şöyle cevap verdi:<em><strong> “Sevgili Alexander, lütfen dünyaya emir vermeye çalışmaktan vazgeç! Biz, Türkiye'nin Alevi-Bektaşileri olarak, ne yapacağımızı, ne zaman yapacağımızı ve nasıl yapacağımızı biliyoruz. İyi günler.”</strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>RUS STRATEJİSTLERİN YARATTIĞI CANAVAR: TRUMP!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Dugin’e verdiği cevabı kısa sürede büyük destek alan Özkan’a tepkisinin nedenlerini sorduk. Özkan, Kremlin’in yanlış politikalarının Gazze’de, Suriye’de ve İran’da dökülen kanlardan sorumlu olduğunu vurgulayarak, Dugin’in <strong>“Trump Devrimi”</strong> başlığı ile kitap yazdığını hatırlattı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>“'Trump Devrimi' diye kitap yazacak kadar zırvalayan birinden Türk Alevi-Bektaşilerinin öğreneceği tek bir harf bile yok”</strong></em> diye konuşan Özkan, Dugin ile Batı emperyalizminin zihniyetinin aslında aynı olduğunu, Rusya için <strong>“kutsal imparatorluk”</strong> hayaliyle Dugin’in de hayalinin ezici, <strong>tahakkümcü,</strong> milletleri yok emperyalist bir dünya düzeni olduğunu belirtti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>DUGİN’İN HİÇBİR MİLLETE SAYGISI YOK!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Dugin’in daha önce &nbsp;Kazakistan, Özbekistan, Tacikistan, Kırgızistan gibi Türk devletlerinin egemenlik haklarına tecavüz eden açıklamaları da olduğunu vurgulayan Özkan, <em><strong>“Dugin’e göre aslında ne Türk milleti, ne Alevi-Bektaşi toplumu, ne de herhangi bir halk egemen olabilir. Hepsi ya Rus gölgesinde erimeli ya da Batı’nın liberal faşizmi altında yok olmalı”</strong></em> ifadelerini kullandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Dugin’in daha önce Ukrayna halkına soykırım çağrıları yaptığını da hatırlatan Özkan<em><strong>, “Öldürün, öldürün, öldürün! Ukraynalıları öldürmek lazım, öldürmek, öldürmek…” </strong></em>diye paylaşım yapan birisinden akıl alacak değiliz” dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>TÜRK ALEVİ-BEKTAŞİLER KENDİ YOLUNDA YÜRÜR!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Batı emperyalizmi gibi, Rus hegemonyacılığının da milletleri, inançları ve kimlikleri yok sayan sömürgeci tahakküm politikaları yürüttüğünün altını çizen Özkan,<em><strong> “Biz Türkiye’nin Alevi-Bektaşileri olarak ne Rus faşizminin piyonu oluruz, ne Batı’nın liberal totalitarizminin bekçisi oluruz. Ne Moskova’nın “kutsal imparatorluğu”na, ne Washington’ın “küresel demokrasi” maskeli hegemonyasına boyun eğeriz. Türk Alevi-Bektaşi toplumu kendi yolunda, kendi iradesiyle, her türlü emperyalizme karşı dimdik yürür.”</strong></em> ifadelerini kullandı.</span><br />
<br />
<a href="https://x.com/AGDugin/status/2029159075758420416">https://x.com/AGDugin/status/2029159075758420416</a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 04 Mar 2026 19:30:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/ozkandan-dugine-cevap-bize-karisma-emir-vermeye-calisma-1772703979.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Alevi Bektaşi Federasyonu: İran halklarının yanındayız!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-bektasi-federasyonu-iran-halklarinin-yanindayiz-3084</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-bektasi-federasyonu-iran-halklarinin-yanindayiz-3084</guid>
                <description><![CDATA[Alevi Bektaşi Federasyonu yayınladığı açıklama ile ABD ve İsrail’in İran’a karşı saldırılarını kınadı ve “ ABD Emperyalizmi'nin ve İsrail Siyonizmi'nin saldırısına karşı İran halklarının yanındayız” dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını kınayan bir açıklama yayınladı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">ABF tarafından yayınlanan açıklamada, “<em><strong>Emperyalist ABD ve ortağı İsrail’in İran’a saldırısı, sadece İran’ı değil; Büyük Orta Doğu Projesi (BOP) adı altında yürütülen politikalarla, ülkemiz de dahil olmak üzere, bütün bölge halklarını hedef almakta ve tehdit etmektedir</strong></em>” ifadelerine yer verildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">ABD ve İsrail saldırganlığı “<em><strong>Aleviler başta olmak üzere, azınlık toplulukları büyük tehdit altında bırakan sonuçlar doğurmaktadır</strong></em>” denilen açıklamada, “<strong><em>ABD Emperyalizmi'nin ve İsrail Siyonizmi'nin saldırısına karşı İran halklarının yanındayız</em></strong>” ifadeleri de kullanıldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İşte, o açıklama:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ABD EMPERYALİZMİ VE İSRAİL SİYONİZMİ’NİN SALDIRILARINA KARŞI İRAN HALKLARININ YANINDAYIZ !</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Orta Doğu, bir kez daha, ABD Emperyalizmi ve İsrail Siyonizmi zorbalığının hedefinde. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Son yıllarda “kitle imha silahı”, “terörle mücadele”, “insani müdahale ve demokrasi ihracı” gibi yalanlarla, Irak, Afganistan, Libya ve Suriye’yi kana bulayan ABD emperyalizmi, şimdi de, “nükleer program” gerekçesiyle bir kez daha İran’a saldırdı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">İran ve ABD hükümet yetkilileri, bölge ülkelerinin arabuluculuğunda, İran’ın nükleer programı ile ilgili anlaşmazlıkları çözmek için, son birkaç haftadır müzakereler yürütürken, İsrail hükümeti ve ABD tarafından yoğun füze ve hava saldırıları gerçekleşti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Saldırılar sonucunda sivil yerleşim alanları zarar gördü, yüzlerce insan hayatını kaybetti ve milyonlarca insan savaş korkusuyla karşı karşıya kaldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">ABD Emperyalizmi, bu saldırının amacını; İran’ın nükleer ve füze kapasitesini yok etmek ve aynı zamanda İran’da rejim değişikliği sağlamak olduğunu açıkladı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Afganistan’da Taliban, Suriye’de Şeriatçı HTŞ teröristlerini iktidara taşıyan ABD’nin, İran’da Molla diktatörlüğüne karşı halkı ayaklanmaya çağırması, iki yüzlülükten başka bir şey değildir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">İran’da gerici molla rejiminin halklara, kadınlara ve emekçilere uyguladığı zulümü biliyoruz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Fakat bu, emperyalist saldırganlığa gerekçe olamaz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İran’da rejimi değiştirmek, İran halklarının iradesinde olmalıdır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Emperyalist güçler, mazlum halkları özgürleştirmez; zenginliklerini talan eder, yoksullaştırır ve kendisine koşulsuz boyun eğen kukla rejimler kurarlar. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bir rejim değişikliğinden bahsedilecekse, önce ABD, dünya halklarına düşman kendi rejimini değiştirmelidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Emperyalist ABD ve ortağı İsrail’in İran’a saldırısı, sadece İran’ı değil ; Büyük Orta Doğu Projesi (BOP) adı altında yürütülen politikalarla, ülkemiz de dahil olmak üzere, bütün bölge halklarını hedef almakta ve tehdit etmektedir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugüne kadar, İran İslam Cumhuriyeti’nin vahşetine karşı İran halklarının yanında yer aldığımız gibi, bugün de, ABD Emperyalizmi'nin ve İsrail Siyonizmi'nin saldırısına karşı İran halklarının yanındayız. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Savaş ve işgal politikalarını reddediyoruz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Çünkü; savaş politikaları; halkları birbirine düşman eden, inançları hedef haline getiren ve özellikle Aleviler başta olmak üzere, azınlık toplulukları büyük tehdit altında bırakan sonuçlar doğurmaktadır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Orta Doğu’da çıkar hesapları uğruna yürütülen her müdahale, milyonlarca insanın yerinden edilmesi ve katliam riskinin büyümesi anlamına gelmektedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi Kurumları olarak,</span></p>

<p><span style="color:#000000">Emek, Barış ve Demokrasi Güçleriyle Birlikte; Savaşa Karşı Barışı, Emperyalizme ve Militarizme Karşı Bağımsızlık ve Demokrasiyi Savunmaya Devam Edeceğiz !</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ALEVİ BEKTAŞİ FEDERASYONU</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/645308087_1241601891447495_7186487224168994717_n.jpg" style="height:787px; width:800px" /></strong></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 03 Mar 2026 19:39:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/alevi-bektasi-federasyonu-iran-halklarinin-yanindayiz-1772556398.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Cem Vakfı: Ortadoğu’da savaşa ve yıkıma hayır diyoruz!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cem-vakfi-ortadoguda-savasa-ve-yikima-hayir-diyoruz-3083</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cem-vakfi-ortadoguda-savasa-ve-yikima-hayir-diyoruz-3083</guid>
                <description><![CDATA[Cem Vakfı, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını protesto eden bir açıklama yayınladı. “ABD’nin küresel güç politikaları ve İsrail’in bölgede yürüttüğü saldırgan tutum, Ortadoğu’da barışı değil çatışmayı derinleştirmekte, bölge halklarının huzurunu tehdit etmektedir” ifadelerinin kullanıldığı açıklamada, “barış insanı olan Mustafa Kemal ATATÜRK’ün “ Yurtta Barış, Dünyada Barış ” ilkesinin, tüm dünya için kalıcı bir yol gösterici olmasını temenni ediyoruz” denildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">İşte, o açıklama:</span></p>

<p style="text-align:center"><span style="color:#000000"><u><strong>KAMUOYUNA AÇIKLAMA</strong></u></span></p>

<p style="text-align:center"><span style="color:#000000"><strong>ORTADOĞU’DAKİ SAVAŞA VE YIKIMA HAYIR DİYORUZ.</strong></span></p>

<p style="text-align:center"><span style="color:#000000"><strong>“YURTTA BARIŞ, DÜNYADA BARIŞ” İSTİYORUZ.</strong></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Ortadoğu’da yaşanan son gelişmeler, sivilleri de derinden etkileyen yeni bir çatışma sürecine işaret etmektedir. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Uluslararası hukukun temel ilkelerinden biri olan “<strong>Güç Kullanma Yasağı</strong>”, Birleşmiş Milletler sistemi içinde açıkça tanımlanmıştır. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Bu çerçevede, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararına dayanmayan, uluslararası hukuk düzenini yok sayan her türlü güç kullanımı hukuka aykırıdır.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Hiçbir devlet, bir başka devletin egemenlik hakkını yok sayamaz. Sivillerin yaşam hakkı hiçbir koşulda göz ardı edilemez. Keyfi askeri müdahaleler kabul edilemezdir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">CEM VAKFI olarak açıkça ifade ediyoruz ki;</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">ABD’nin küresel güç politikaları ve İsrail’in bölgede yürüttüğü saldırgan tutum, Ortadoğu’da barışı değil çatışmayı derinleştirmekte, bölge halklarının huzurunu tehdit etmektedir. Bir tek insanın hayatı dahi en büyük değeri ifade ederken, bu hukuk dışı adımların kabul edilmesi mümkün değildir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Bugün yaşanan gelişmeler karşısında, hukukun rehberliğinde, haksızlığa uğrayan İran halkının yanında olduğumuzu açıkça ifade ediyoruz. Sivillerin korunması, insan hayatının kutsallığı ve bölgesel barış, her türlü siyasi hesabın üzerinde tutulmalıdır.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">CEM VAKFI olarak;</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">&nbsp;&nbsp;&nbsp;•&nbsp;&nbsp;&nbsp;Birleşmiş Milletler Şartı’nın temeli olan “<strong>Güç Kullanma Yasağı</strong>” nın ve Uluslararası Hukukun ihlal edilmesine,</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">&nbsp;&nbsp;&nbsp;•&nbsp;&nbsp;&nbsp;Sivil halkın hedef alınmasına,</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">&nbsp;&nbsp;&nbsp;•&nbsp;&nbsp;&nbsp;Bölgesel gerilimi arttıran askeri müdahalelere,</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">karşı olduğumuzu açıkça ilan ediyoruz.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Türkiye’nin tarihsel sorumluluğu ve bölgesel konumu gereği, yaşanmakta olan çatışmaların sona erdirilmesine yönelik yürüttüğü etkin çabayı takdirle karşılıyoruz.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">CEM VAKFI olarak; barış insanı olan Mustafa Kemal ATATÜRK’ün “ <strong>Yurtta Barış, Dünyada Barış </strong>” ilkesinin, tüm dünya için kalıcı bir yol gösterici olmasını temenni ediyoruz.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">İnsan hayatının her geçen gün daha da değersizleştiği bu ortamda, Birleşmiş Milletler’in kuruluş amacına uygun şekilde,<strong> </strong>“<strong> savaşları engelleyen ve milletleri birleştiren </strong>” etkin bir rol üstlenmesini; keyfi güç kullanımını derhal durduracak adımlar atmasını bekliyoruz.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Bölgemizde ve dünyada barışın egemen olması için her platformda desteğimizi sürdüreceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><strong>CEM VAKFI GENEL MERKEZİ</strong></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 03 Mar 2026 12:13:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/cem-vakfi-ortadoguda-savasa-ve-yikima-hayir-diyoruz-1772529669.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Adana Horasan Erenleri: Zulme karşı direnişin yanındayız!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/adana-horasan-erenleri-zulme-karsi-direnisin-yanindayiz-3082</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/adana-horasan-erenleri-zulme-karsi-direnisin-yanindayiz-3082</guid>
                <description><![CDATA[Adana, Sarıçam Horasan Erenleri Cemevi Derneği, Ortadoğu’da yaşanan gelişmelere ilişkin kamuoyuna yönelik yazılı bir basın açıklaması yayımladı. Dernek Başkanı Çiçek Toprakezer imzasıyla yapılan açıklamada, İsrail’in bölgedeki askeri faaliyetleri ve ABD’nin politikaları sert ifadelerle eleştirildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Adanamuhalif.com haber sitesinde yayınlanan açıklamada, Horasan Erenleri geleneğinin “<em><strong>zulmün karşısında durma</strong></em>” anlayışıyla hareket ettiği belirtilerek, İsrail’in bölge halklarının egemenliğini hedef alan saldırılar gerçekleştirdiği ifade edildi. Söz konusu müdahalelerin yalnızca askeri değil, aynı zamanda insanlık onuruna yönelik bir saldırı olduğu vurgulandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Dernek tarafından yapılan açıklamada, İran İslam Cumhuriyeti’nin bölgedeki tutumunun İslam dünyası açısından önemli görüldüğü belirtilerek, İsrail’e karşı verilen karşılığın “<strong><em>haysiyet müdafaası</em></strong>” olarak değerlendirildiği kaydedildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">ABD’nin Ortadoğu politikalarının da eleştirildiği metinde, Washington yönetiminin bölgedeki gerilimi artırdığı savunularak, uluslararası toplumun yaşanan gelişmelere karşı daha net bir tutum alması çağrısında bulunuldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Açıklamada ayrıca, Filistin meselesine dikkat çekilerek İslam ülkeleri başta olmak üzere dünya devletlerinin İsrail ve ABD politikalarına karşı ortak tavır geliştirmesi gerektiği ifade edildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sarıçam Horasan Erenleri Cemevi Derneği, açıklamasının sonunda tarihsel ve kültürel miraslarına atıfta bulunarak, “<strong><em>hakkın yanında, zulmün karşısında durmaya devam edeceklerini</em></strong>” paylaştı.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 03 Mar 2026 11:48:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/adana-horasan-erenleri-zulme-karsi-direnisin-yanindayiz-1772528532.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Tunceli’de Vecihi Timuroğlu Kütüphanesi dayanışma bekliyor</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/tuncelide-vecihi-timuroglu-kutuphanesi-dayanisma-bekliyor-3081</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/tuncelide-vecihi-timuroglu-kutuphanesi-dayanisma-bekliyor-3081</guid>
                <description><![CDATA[Bulunduğu belediye binasının satılması üzerine kapanma riski ile karşı karşıya kalan Tunceli Vecihi Timuroğlu Kütüphanesi faaliyetlerini sürdürebilmek için maddi yardım ve dayanışma bekliyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:#ffffff">Tunceli’de özgün modeliyle kentin kültürel belleğinin en önemli duraklarından biri olan Vecihi Timuroğlu Kütüphanesi ve Sergi Salonu, 1 Mart 2026 itibarıyla kapılarını kapatmak zorunda kaldı.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:#ffffff">Kütüphanenin faaliyet gösterdiği Belediye binasının satışının gerçekleşmesi ve mülkiyetin el değiştirmesiyle birlikte bünyesinde binlerce nadide eser barındıran kütüphane sahipsiz kalma riskiyle karşı karşıya geldi.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:#ffffff">Kütüphane, 2021 yılında araştırmacı-yazar Mesut Özcan tarafından, dönemin Tunceli Belediye Başkanı Mehmet Fatih Maçoğlu ile imzalanan protokol çerçevesinde kurulmuştu. </span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:#ffffff">Özcan, Türkiye’nin farklı kentlerinden şair, yazar ve siyasetçilerin kişisel kütüphanelerini ve arşivlerini kendi olanaklarıyla toplayarak Tunceli’ye taşımış; ortaya özgün bir kütüphane ve arşiv modeli çıkmıştı. </span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:#ffffff">Bugün gelinen noktada kütüphanede Vecihi Timuroğlu, Adnan Yücel, Prof. Dr. Cevat Geray, Abdullah Nefes, Işıtan Gündüz, Dr. Mehmet Yıldırım, Dr. Ali Nejat Ölçen gibi önemli isimlerin de aralarında bulunduğu birçok isme ait kütüphaneler ve kitaplıklar bulunan kütüphanede yaklaşık 50 bin kitap yer alıyor.&nbsp; </span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:#ffffff">Kütüphanede ayrıca, farklı ressamlara ait çok sayıda eser de sergileniyor.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><span style="background-color:#ffffff">BİNLERCE BELGE VE ÖZGÜN ARŞİV</span></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><span style="background-color:#ffffff"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/TUU1.png" style="height:450px; width:760px" /></span></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:#ffffff">Vecihi Timuroğlu Kütüphanesi; şair ve yazarlara ait kütüphaneler ve kitaplıkların yanı sıra mektuplar, fotoğraflar, kişisel eşyalar, video kayıtları ve çeşitli objeleri bünyesinde barındırıyor.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:#ffffff">Kütüphane, Alevi ve Bektaşi kültürü ile Tunceli’nin tarihi ve kültürel belleğine ilişkin zengin içerikleriyle dikkat çekiyor.&nbsp;&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:#ffffff">Kurulduğu günden bu yana çok sayıda ziyaretçiyi ağırlayan ve akademik çalışmalara kaynaklık eden kütüphane, müze niteliği taşıyan yapısıyla özgün bir kültürel merkez olarak öne çıkıyor.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><span style="background-color:#ffffff">SETKAV YENİDEN KURACAK</span></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/TUU3.png" style="height:450px; width:760px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:#ffffff">Tunceli Belediyesince binanın satılmasına ve kütüphanenin kapanmasına karar verilmesinin ardından açıklama yapan Mesut Özcan, 1 Mart tarihinden itibaren kütüphanenin artık kapandığını söyleyerek, söz konusu kültürel mirasın Tunceli’de kalması gerektiğini vurguladı. </span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:#ffffff">Başkanı olduğu ve merkezi Tunceli’de bulunan Sanat, Edebiyat, Tarih ve Kültür Araştırmaları Vakfı (SETKAV) aracılığıyla kütüphanenin yeniden açmak istediklerini söyleyerek, “<em><strong>Ülkemizin en özgün kütüphanelerinden ve arşivlerinden biri olan bu kütüphane Tunceli’de kalmalı ve yeniden Tunceli’de açılmalı</strong></em>” diyen Özcan, başta Tuncelililer olmak üzere tüm duyarlı kişi ve kurumlara SETKAV ile dayanışma çağrısında bulundu.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><span style="background-color:#ffffff">DAYANIŞMA VE BAĞIŞ GÜNLERİ DÜZENLENECEK</span></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><span style="background-color:#ffffff"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/TUU2.png" style="height:450px; width:760px" /></span></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:#ffffff">SETKAV’ın kütüphaneyi yeniden kurabilmesi için ekonomik desteğe ihtiyaç duyduğunu belirten Özcan, bu kapsamda ilk etapta Ankara’da bir dayanışma ve bağış günü düzenleneceğini, ardından farklı şehirlerde benzer etkinlik ve sergilerin gerçekleştirileceğini açıkladı.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 03 Mar 2026 10:44:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/tuncelide-vecihi-timuroglu-kutuphanesi-dayanisma-bekliyor-1772525451.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Horasan Erenleri: Zalimin karşısında, mazlumların yanındayız!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/horasan-erenleri-zalimin-karsisinda-mazlumlarin-yanindayiz-3080</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/horasan-erenleri-zalimin-karsisinda-mazlumlarin-yanindayiz-3080</guid>
                <description><![CDATA[Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu, ABD ve İsrail tarafından İran’a karşı yürütülen saldırıları protesto eden bir basın açıklaması yayınladı. İran İslam Cumhuriyeti lideri Seyyid Ali Hamaney’e ve hayatını kaybeden İran vatandaşlarına Allah’tan rahmet dileyen açıklamada, “İslam dünyasının ve emperyalizme karşı savaşan dünya halklarının başı sağ olsun” ifadelerine yer verildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu, İran İslam Cumhuriyeti lideri Seyyid Ali Hamaney’in ABD ve İsrail saldırılarında şehit edilmesi nedeniyle bir basın açıklaması yayınladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu olarak, İran İslam Cumhuriyeti lideri Seyyid Ali Hamaney ve emperyalist-siyonist saldırılarda şehit düşen İran vatandaşlarına Allah’tan rahmet diliyoruz. İslam dünyasının ve emperyalizme karşı savaşan dünya halklarının başı sağ olsun</strong></em>” ifadelerinin yer aldığı açıklamada, “<strong><em>Bugün İran’a yönelik gerçekleştirilen saldırılar, yalnızca tek bir ülkeye karşı değil; doğrudan İslam dünyasına, insanlığa, bölgedeki tüm güç dengelerine ve küresel barışa karşı yapılmış bir saldırıdır</em></strong>” denildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>HORASAN ERENLERİ DERNEKLER FEDERASYONU BASIN AÇIKLAMASININ TAMAMI ŞÖYLE:</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">ORTADOĞU’DA YIKIM VE KATLİAMLARA HAYIR!</span></p>

<p><span style="color:#000000">ZALİMİN KARŞISINDA, MAZLUMLARIN YANINDAYIZ!</span></p>

<p><span style="color:#000000">İnsan yaşamını ve ulusların egemenlik haklarını hiçe sayan ABD emperyalizmi ve onun Ortadoğu’daki karakolu İsrail’in kanlı ortaklığı, henüz diplomatik görüşmeler sürerken İran’a savaş açarak asıl niyetinin barış değil, topyekûn bir bölgesel yıkım olduğunu tüm dünyaya ilan etmiştir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu olarak, İran İslam Cumhuriyeti lideri Seyyid Ali Hamaney ve emperyalist-siyonist saldırılarda şehit düşen İran vatandaşlarına Allah’tan rahmet diliyoruz. İslam dünyasının ve emperyalizme karşı savaşan dünya halklarının başı sağ olsun.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Şurası açıktır ki; Bugün İran’a yönelik gerçekleştirilen saldırılar, yalnızca tek bir ülkeye karşı değil; doğrudan İslam dünyasına, insanlığa, bölgedeki tüm güç dengelerine ve küresel barışa karşı yapılmış bir saldırıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Uluslararası hukuku tanımayan, devletlerin üniter yapılarını ve halkların bağımsızlığını hedef alan bu kanlı ortaklığa karşı durmak, sadece siyasi bir görev değil, Hüseynî duruşumuz ve Kuvâ-yi Milliye ruhumuzla yoğrulmuş karakterimizin bir gereğidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Geçmişte Suriye’de ve Afganistan’da yaşanan acı tecrübeler hafızamızdaki tazeliğini korumaktadır. Günümüzün Yezitleri ABD ve İsrail’in bölge halklarını kışkırtarak kardeşi kardeşe kırdırmayı amaçlayan politikalara geçit vermeyeceğimizi açıkça ilan ediyoruz. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye, bölgedeki çatışma ortamının son bulması, diplomasiye dönülmesi ve başta İran halkı olmak üzere tüm komşu ve kardeş halkların hak ettiği huzura kavuşması için kararlı mücadelesini sürdürmeye devam etmelidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Küresel Yezitlerin bölgemizi istikrarsızlaştırma çabalarına karşı, Türkiye Cumhuriyeti tarihsel mirasından aldığı güçle emperyalist-siyonist saldırganlığa karşı mücadelenin öncüsü olmalıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Emperyalist güçlere ve bölgedeki taşeronlarına bir kez daha hatırlatıyoruz: Türk Milleti, vatan sevgisi ve bağımsızlık yeminiyle her türlü yıkım planını bozacak güçtedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kamuoyuna saygıyla duyurulur.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/%C4%B0RAN%20BASIN%20B%C4%B0LD%C4%B0R%C4%B0S%C4%B0%202026.JPG" style="height:776px; width:594px" /></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 12:14:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/horasan-erenleri-zalimin-karsisinda-mazlumlarin-yanindayiz-1772443033.webp"/>
            </item>
            </channel>
</rss>
