<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">
    <channel>
        <title>Alevi Haberleri Sitesi</title>
        <link>https://www.alevihaberler.com.tr/</link>
        <description>Alevi Haberler, Son dakika Alevi haberleri, Alevi haberleri, Cemevi haberleri, Bektaşi haberleri, Aleviler</description>
        <language>tr</language>
                                <item>
                <title>Canpolat: İslam coğrafyasında direniş varsa, sebebi Kerbela’dır!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/canpolat-islam-cografyasinda-direnis-varsa-sebebi-kerbeladir-3288</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/canpolat-islam-cografyasinda-direnis-varsa-sebebi-kerbeladir-3288</guid>
                <description><![CDATA[Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesinde Horasan Erenleri Dergahı Cemevi’nde düzenlenen “Muharrem Ayı Oruç Açma ve Lokma Paylaşımı Programı”na katılan CHP Genel Başkan Yardımcısı Cemal Canpolat, “Bugün İslam coğrafyası, halen zulme karşı mukavemet ediyorsa, bunun en önemli sebebi Kerbela’dır, Hüseyni duruştur, Hüseyin’in mazlumdan yana tavır almasıdır” dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white"><strong>HABER MERKEZİ / NEVŞEHİR-</strong> Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin hibe ettiği arazi üzerine inşa edilen Horasan Erenleri Dergâhı Cemevi’nde düzenlenen “<em><strong>Muharrem Ayı Oruç Açma ve Lokma Paylaşımı Programı</strong></em>”nda Türkiye’nin dört bir yanından gelen canlar, bakanlar, valiler, belediye başkanları, <span style="background-color:white">Alevi-Bektaşi inanç önderleri</span> ve siyasi parti temsilcileri aynı kardeşlik sofrasında buluştu.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Programa katılan Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı Cemal Canpolat, konuşmasına “<em><strong>Siyasi partilerin temsilcileri, sevgili dedeler, babalar, Hacı Bektaş’ın ocağında hepinize Genel Başkanım Sayın Kemal Kılıçdaroğlu adına saygı ve sevgilerimi sunuyorum</strong></em>” sözleri ile başladı.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">CHP Genel Başkan Yardımcısı Cemal Canpolat, arazi bağışından dolayı MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye de teşekkürlerini iletti. Canpolat, Osmanlı’nın kuruluşundaki ana kurucu unsurun da burası olduğunu belirterek “<strong><em>İşte bu mücadelenin ilim merkezi Hacı Bektaş Veli’dir. Yeniçeri Ocağı’dan Edebali’ye, Hacı Bektaş’a kadar siyasi, kültürel, askeri, inançsal olarak ana omurga burada çakılmıştır. O nedenle bu cemevinin Hacı Bektaş’ta olması, bu ana omurganın yeniden ayağa kalkması adına çok önemlidir. Hayata geçirilmesine katkı sunan herkese teşekkür ediyorum</em></strong>” şeklinde konuştu.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><span style="background-color:white">‘KERBELA MAZLUM İLE ZALİM ARASINDA BİR TERCİHTİR’</span></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Hazreti Muhammed’in torunu Hazreti Hüseyin ve ailesinin Irak’ın Kerbela Çölü’nde Emevi Halifesi Yezid tarafından işkence edilerek, susuz bırakılarak katledilmesinin yıl dönümünde bugünlerin matem günü olduğunu vurgulayan Cemal Canpolat, “<strong><em>Kerbela matemi, mazlum ile zalim arasında bir tercihtir. Peygamberimizin torunu Hazreti Hüseyin, saltanatı tercih ederek, hanı-hamamları tercih ederek hayatta kalabilirdi. Neyi tercih etti Hazreti Hüseyin? Mazlumun, sahipsizin, kimsesizin, mağdurun yanında yer alarak ölümü tercih etti</em></strong>” ifadelerini kullandı.&nbsp; </span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><span style="background-color:white">‘O İNANÇ VE KARARLILIK HÜSEYİN’E AİT’</span></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Hazreti Hüseyin ve ailesinin Kerbela’dan tüm dünyaya yayılan direnişlerinin bugün aynı coğrafyada izlerini görmenin mümkün olduğunu vurgulayan Cemal Canpolat, “<em><strong>Bugün İslam coğrafyasında dışlanan, itilen, ister Filistin’de, ister Lübnan’da, ister İran’da mazlum olan herkesin inanç ve kararlılığı Hüseyin’in inanç ve kararlılığıdır. Çünkü o, zalime karşı mazlumun, ezilenin yanında durmak için şehit edildi</strong></em>” dedi. </span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><span style="background-color:white">‘BU COĞRAFYADA DİRENİŞ VARSA SEBEBİ KERBELA’DIR’</span></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">CHP Genel Başkan Yardımcısı Cemal Canpolat, “<strong><em>Bugün İslam coğrafyası, halen zulme karşı mukavemet ediyorsa, bunun en önemli sebebi Kerbela’dır, Hüseyni duruştur, Hüseyin’in mazlumdan yana tavır almasıdır</em></strong>” dediği konuşmasını “<em><strong>İşte bu nedenle Hazreti Hüseyin’in, Hazreti Zeynep’in sevgisi üzerinize olsun, hepinize saygılar sunuyorum</strong></em>” ifadeleriyle noktaladı.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 13:10:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/canpolat-bu-cografya-halen-zulme-direniyorsa-huseyinin-kararliligindandir-1782123840.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hacıbektaş’ta Horasan Erenleri öncülüğünde büyük buluşma</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/hacibektasta-horasan-erenleri-onculugunde-buyuk-bulusma-3287</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/hacibektasta-horasan-erenleri-onculugunde-buyuk-bulusma-3287</guid>
                <description><![CDATA[Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesinde, inanç ve kültür dünyamızın müstesna dönemlerinden biri olan Muharrem ayı vesilesiyle “Muharrem Ayı Oruç Açma ve Lokma Paylaşımı Programı” gerçekleştirildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin hibe ettiği arazi üzerine inşa edilen Horasan Erenleri Dergâhı Cemevi’nde düzenlenen “Muharrem Ayı Oruç Açma ve Lokma Paylaşımı Programı”nda Türkiye’nin dört bir yanından gelen canlar, bakanlar, valiler, Hacıbektaş Belediye Başkanı Ali Kaim ve çevre ilçe belediye başkanları, <span style="background-color:white">Alevi-Bektaşi inanç önderleri</span> ve siyasi parti temsilcileri aynı kardeşlik sofrasında buluştu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İlçeye programa katılmak amacıyla gelen İçişleri Bakanı Mustafa Çiftci ile Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in Hacıbektaş’ta ilk durağı Hacı Bektaş Veli Dergâhı oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/H%C3%9CNKAR.png" style="height:450px; width:760px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">Toplumsal birlik ve beraberlik mesajlarının damga vurduğu “Muharrem Ayı Oruç Açma ve Lokma Paylaşımı Programı”, sivil toplum kuruluşlarının tek yürek olduğu ortaklaşma ve paylaşıma sahne oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>YEDİ BÜYÜK KURULUŞTAN TARİHİ ORTAKLIK VE HORASAN ERENLERİ VURGUSU</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Anadolu topraklarının kadim hoşgörü ve irfan geleneğinden beslenen bu tarihi etkinlik, Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu başta olmak üzere, Anadolu Abdallar Cemevi Federasyonu, Anadolu Vakıflar Federasyonu, Afyonkarahisar Hacı Bektaş Veli Kültür Dernekleri Federasyonu, Oğuz Çepni Boyları Dernekler Federasyonu, Tahtacı Kültür Dernekleri Federasyonu ve Türkiye Uzlaşı ve Toplumsal Kalkınma Vakfı’nın ortak katkıları ve güçlü iş birliğiyle hayata geçirildi. </span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/H%C3%9CNKAR2.png" style="height:450px; width:760px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">Organizasyonda lokmalarını paylaşan kitleler, ayrım gözetmeksizin bir arada olmanın gücünü sergilerken, federasyonlar adına yapılan ortak değerlendirmelerde toplumsal uzlaşının ve Horasan kültürünün birleştirici misyonunun önemine dikkat çekildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>BAKANLARDAN TÜRKİYE YÜZYILI VE VEFA MESAJLARI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Mah-ı Muharrem’in hüzünlü, vakur ve manevi ikliminde, Hakk’a niyetle tutulan oruçları açmak, lokmaları paylaşmak, duaları birleştirmek ve gönülleri aynı muhabbet halkasında buluşturmak üzere bir araya geldiklerini</span> belirten İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, devletin kapısının da gönlünün de milletin her bir ferdine her daim açık olduğunu belirterek, “Bu topraklarda yaşayan her bir kardeşimizin inancı devletimizin güvencesi altındadır. Horasan’dan gelen erenler; bu topraklara kılıçtan önce gönül, hükümden önce hikmet, sözden önce edep taşımıştır. İnşallah Türkiye Yüzyılı’nı da huzuru büyüterek, güveni tahkim ederek ve kardeşliğimizi güçlendirerek inşa edeceğiz.” ifadelerini kullandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/MUSTAFA%C3%87%C4%B0FT%C3%87%C4%B0.png" style="height:450px; width:760px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">Türk Milletinin gönül dünyasının Ehl-i Beyt muhabbeti ile yoğrulduğunu belirten Bakan Çiftçi, “<span style="background-color:white">Fırat’ın kıyısında susuz bırakılan, iki cihan serveri Efendimiz’in gözünün nuru, cennet gençlerinin efendisi Hazreti Hüseyin efendimiz ve 72 yaranı, asırlardır sönmeyen bir duruşu, tükenmeyen bir izzeti ve Hakk uğruna ödenen en yüce bedelin şerefini bizlere miras bırakmıştır.</span>” şeklinde konuştu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ise konuşmasında, cemevine dönüştürülen bu anlamlı arsayı hibe eden MHP Lideri Devlet Bahçeli'ye teşekkürlerini ileterek, “Sayın Bahçeli'ye gösterdiği bu büyük kucaklayıcı vizyon ve vefa için şükranlarımı sunuyorum. Bizler bin yıldır bu topraklarda birbirimizin yaralarını sararak, birlik içinde geleceğe yürüyoruz.” dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/YUSUFTEK%C4%B0N.png" style="height:450px; width:760px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Anadolu irfanının Kerbela’yı yüreğinde taşırken onu bir ahlak mektebine dönüştürdüğünü belirten </span>Bakan Tekin, “<span style="background-color:white">Alevi-Bektaşi canlarımız da bu hikmetin ortaklarımızdan, milletimizin aslı ve yardımlarındandır. İrfanı, ocağı ve erkanı, ortak uygarlığımızın en kadimleri arasında yer alır Madem öyle, bu hazineye sahip olmak da ilkin devlete düşen bir vecibedir. işte biz vazifelerdendir. bu görevi, hakkın teslimi ve kardeşlik hukukunun gereğini yürütüyoruz.</span>” İfadelerini kullandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>SİYASİ PARTİLERDEN BİR ARADA YAŞAMA VE KARDEŞLİK VURGUSU</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/belginuygur.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white"><span style="background-color:white">3 yıl gibi kısa bir süre içerisinde her türlü teferruatın düşünüldüğü muhteşem cemevinin, dergahın bütün canların kullanımına, istifadesine açıldığını görmekten mutluluk duyduklarını</span> belirten AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Belgin Uygur, <span style="background-color:white">başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli olmak üzere emeği geçenlere şükranlarını sunduğu konuşmasında “Ehl-i Beyt sevgisi Sayın Cumhurbaşkanı</span>’<span style="background-color:white">mızın da ifade ettiği gibi bize Peygamber Efendimizden emanettir. Bizim ezeli ve ebedi kardeşliğimizin temelinde ehlibeyt sevgisi vardır. Gazze başta olmak üzere dünyanın dört bir köşesinde büyük zulümlere şahitlik ediyoruz. Haklının güçlü olduğu bir dünya mümkün oluncaya kadar biz Sayın Cumhurbaşkanı</span>’<span style="background-color:white">mızın ifade ettiği gibi, onun öncülüğünde işte bu ebedi ve ezeli kardeşliğimizden almış olduğumuz güçle ve ilhamla zulmün karşısında durmaya, hakkın yanında durmaya inşallah devam edeceğiz.</span>” İfadelerine yer verdi.</span></span></p>

<p><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/ya%C5%9Fary%C4%B1ld%C4%B1r%C4%B1m1.png" style="height:450px; width:760px" /></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white"><span style="background-color:white">Hacıbektaş Horasan Erenleri Dergahı Cemevi</span>’<span style="background-color:white">nin işlevini yerine getirmesinin önemli olduğunu belirten</span> MHP Genel Başkanı Yardımcısı Yaşar Yıldırım, katılımcılara MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin selamlarını ilettiği konuşmasında, “Biz buraya siyasete de gelmedik, ticarete de gelmedik. Biz buraya “Hakk Muhammed Ali” diyen canlara hizmet için geldik. Onlar inançlarını, geleneklerini daha rahat yaşasın, öğrensin, bilsin diye de bu dergah yapıldı. Burasına, önce Devlet Bahçeli’nin aldığı arsada bir cemevi yapılmak üzere başlanmış, daha sonra Cumhur İttifakı sahip çıkmış, devlet sahip çıkmıştır. Önemli olan bundan sonra buranın nasıl çalışacağı, önemli olan buranın işlevini yerine getirmesidir.” İfadelerini kullandı.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ERDEM CÖMERT: İMAM HÜSEYİN<span style="background-color:white">’E DUYDUĞUMUZ ACI BİR</span></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><span style="background-color:white"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/ERDEMCM%C3%96ERT.png" style="height:450px; width:760px" /></span></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Av. Erdem Cömert, dergâhın faaliyete geçmesinden duyduğu memnuniyeti ve organizasyonun esas amacını şu sözlerle özetledi: “<span style="background-color:white">Bir yol açıldı. 2022 yılında Sayın Cumhurbaşkanı’mız Recep Tayyip Erdoğan’ın Ankara Hüseyin Gazi’de bizim bir muharrem oruç açma etkinliğimize katılıp bizlerle lokma paylaşmasıyla bu yol açıldı. Ardından Sayın Devlet Bahçeli, kıymetli büyüğümüz bize bu arsayı, bu binayı bağışladı. Başta Cumhurbaşkanı’mız olmak üzere Sayın Devlet Bahçeli’ye bize bu binayı, bu hizmeti sunduğu için teşekkürü bir borç biliyoruz. Bizim Allah’ımız, Peygamberimiz, kitabımız, bayramlarımız, yas-ı matemlerimiz, İmam Hüseyin’e duyduğumuz acı bir. Bu acıyı ve yası tuttuğumuz günlerde sizinle bu lokmayı paylaşmayı büyük bir şeref olarak biliyoruz.</span>” </span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/DERGAH1.png" style="height:450px; width:760px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">Dedegarkın Ocağı dedelerinden Hüseyin Dedekargınoğlu’nun destur vermesiyle vatandaşların oruçlarını açtığı programda, sanatçı Öznur Ağbaba da deyişleri, mersiyeleri ve ağıtlarıyla sahne aldı.</span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Programda, Nevşehir Valisi Hüseyin Kök, <span style="background-color:white">Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkan Yardımcısı Esin Saykan</span>, CHP Genel Başkan Yardımcısı Cemal Canpolat, BBP Genel Başkan Yardımcısı Durmuş Boztuğ, Vatan Partisi Genel Sekreteri Özgür Bursalı, Türkiye Uzlaşı ve Toplumsal Kalkınma Vakfı adına Haydar Şahin ve gazeteci Ayhan Bilgin de konuşma yaptı.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 09:21:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/hacibektasta-horasan-erenleri-onculugunde-buyuk-bulusma-1782111720.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yenikapı Mevlevihanesi’nde ortak acı Kerbela</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/yenikapi-mevlevihanesinde-ortak-aci-kerbela-3286</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/yenikapi-mevlevihanesinde-ortak-aci-kerbela-3286</guid>
                <description><![CDATA[Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi çatısı altında hizmet veren Yenikapı Mevlevihanesi’nde Muharrem matemi vesilesiyle bir araya gelen sivil toplum kuruluşları ve devlet ricali buluşmasında toplumsal uzlaşının ve köklü kültürel kodların aktarımının önemi vurgulandı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / İSTANBUL—&nbsp;</strong>Yenikapı Mevlevihanesi düzenlenen istisnai bir buluşmayla toplumsal birlik ve beraberlik mesajlarının merkez üssü haline geldi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Cihannüma Derneği ile Türkiye Uzlaşı ve Toplumsal Kalkınma Vakfı tarafından düzenlenen “<em><strong>Muharrem Ayı Oruç Açma ve Lokma Paylaşımı</strong></em>” programı, farklı kesimlerden kanaat önderlerini, devlet ricalini ve sivil toplum temsilcilerini aynı sofrada buluşturarak yüzlerce yıldı süren bir geleneği bugünün toplumsal barış vizyonuyla yeniden harmanladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Programın moderasyonunda ve konuşmalarında, Muharrem ayının sadece tarihsel bir yas dönemi olarak sınırlandırılmaması gerektiği, aksine bugünün dünyasına adalet ve haksızlığa karşı direnç mesajı taşıdığı sıklıkla vurgulandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Anadolu Vakıflar Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Ali Ayyıldız, Anadolu Abdallar Cemevi federasyonu Genel Başkanı Yunus Emre Durmuş ve Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Erdem Cömert programda ortak acıları ortaklaşmanın önemine vurgu yaptılar.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/mehmet%20ali%20ayy%C4%B1ld%C4%B1z.png" style="height:450px; width:760px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/yunus%20emre%20durmu%C5%9F.png" style="height:450px; width:760px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/erdem%20c%C3%B6mert.png" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">Cihannüma Derneği Genel Başkanı Selim Cerrah, Hz. Hüseyin’in mücadelesine öykünmenin ve zalime karşı durmanın önemine değinirken, Türkiye Uzlaşı ve Toplumsal Kalkınma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Haydar Şahin ise Kerbela’nın insana bugüne yönelik sorumluluklarını hatırlatan bir adalet ve inanç bedeli olduğunu kaydetti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/selim%20cerrah.png" style="height:450px; width:760px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/haydar%20%C5%9Fahin.png" style="height:450px; width:760px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">Etkinliğin entelektüel zeminini derinleştiren konuşmasında Türkiye Uluslararası İslam, Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Görmez ise, ezber bozan bir yaklaşımla, Kerbela’nın mezhepsel bir zümreye ait kılınamayacağını, tüm Müslümanların ortak mektebi olduğunu belirtti. Görmez, sadece senede bir kez yas tutarak yetinmek yerine, “Hüseyince yaşamanın” formüllerinin aranması gerektiğini savundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/mehmet%20g%C3%B6rmez.png" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">Görmez şöyle dedi: “<strong><em>Bu mektep sadece Sünnilerin, Şiilerin, Alevilerin mektebi değil, mümin olan her insanın ortak mektebidir. Kerbela, Hz. Hüseyin’in uğruna canını verdiği adaleti, özgürlüğü ve merhameti yeniden ihya etmek için başvuracağımız bir ibret okuludur.</em></strong>”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/yusuf%20tekin.png" style="height:450px; width:760px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Yusuf Tekin konuşmasında, toplumsal ihtiyaçlar ve değerler eğitimi süzgecinden geçirilerek onay süreçleri tamamlanan 12 yeni eğitim modülünü tanıttı. Manevi ve kültürel mirasın yarınlara nitelikli bir şekilde aktarılmasını hedeflediklerinin altını çizen Prof. Dr. Tekin, “<strong><em>Alevilik ve Bektaşiliğin Temel Esasları 96 saatlik bir modül, Alevi-Bektaşilikte Yol-Erkan 104 saat, Alevi-Bektaşi Tarihi 92 saat, Alevilik-Bektaşilikte Toplumsal Kurumlar 80 saat, Alevi-Bektaşi Edebiyatı 96 saat, Alevilik-Bektaşilikte Ocaklar ve Dergahlar 112 saat, Alevi-Bektaşi Halk Aşıkları, Ulu Ozanları 96 saat, Alevi-Bektaşi Müziği 90 saat. 13 yaş altı çocuklarımız için ise Alevilik-Bektaşilikte Edebiyat ve Sanat 30 saat, Alevilik-Bektaşilikte Semah 30 saat, Alevilik-Bektaşiliğe Giriş 35 saat, yolun izinde, değerler, dostluk ve gönül bağı 30 saat olmak üzere oluşan 12 modül şu anda Milli Eğitim Bakanlığımızın onay süreçleri tamamlandı ve süreç başlayacak</em></strong>”&nbsp;diye konuştu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Gözlemcilerin ve davetlilerin yoğun katılımıyla gerçekleşen programda konuşan İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan, Kerbela hadisesinin İslam dünyası üzerindeki tarihsel etkilerine dikkat çekti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Kerbela'yı “<em><strong>Müslümanlar için büyük bir imtihan</strong></em>” olarak nitelendiren Erdoğan, o dönemden bugüne miras kalan nifak tohumlarının panzehirinin ancak iletişimi güçlendirmek ve ortak alanlarda daha fazla bir araya gelmek olduğunu ifade etti. </span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/bilal%20erdo%C4%9Fan.png" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">Anadolu topraklarının barındırdığı köklü değerlerin altını çizen Erdoğan, “<em><strong>Dünyada kötülük ve belanın kol gezdiği bu zaman diliminde, dünyaya umut vadedecek değerleri bu topraklarda yaşatmamız lazım. Çünkü dünyada mayası böylesine temiz başka yer yok</strong></em>” diyerek Anadolu insanının tarihsel sorumluluğuna işaret etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Şimşek ile Zeytinburnu Belediye Başkanı Ömer Arısoy ve Esenler Belediye Başkanı Tevfik Göksu gibi yerel yöneticilerin de hazır bulunduğu anlamlı buluşma, akşam ezanının okunmasıyla birlikte açılan oruçlar ve paylaşılan lokmalar eşliğinde son buldu. </span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 21 Jun 2026 00:31:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/yenikapi-mevlevihanesinde-ortak-aci-kerbela-1781993513.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Prof. Dr. Ümit Yazıcıoğlu yazdı: Pirin ışığı</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/prof-dr-umit-yazicioglu-yazdi-pirin-isigi-3285</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/prof-dr-umit-yazicioglu-yazdi-pirin-isigi-3285</guid>
                <description><![CDATA[Hukuk ve siyaset bilimi alanındaki başarıları ile dünya çapında takdir edilen bilimcilerimizden olan Prof. Dr. Ümit Yazıcıoğlu, Erzurum'un Tekman ilçesinde geçirdiği çocukluk yıllarından anılarından yola çıkarak "Aleviler ne istiyor?" sorusuna cevap aradı. İşte, o yazı:]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000"><strong>O sabahı hatırlıyorum.</strong>&nbsp;Mart 1973. Tekman’da kış hâlâ hüküm sürüyordu. Kar ilçenin üzerine çökmüştü, yollar kapalıydı, evlerin bacalarından tüten duman bile donuyordu. Babam&nbsp;<strong>Abdulbaki Yazıcıoğlu</strong>, o yıllarda&nbsp;<strong>Tekman Belediye Başkanı</strong>’ydı ve CHP’den yeniden adaydı. Seçimlere aylar vardı, ama siyasetin nefesi her sabah erkenden evimize dolardı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Güneş doğmamıştı. Kapı çalındı. Babam henüz kahvesini içmemişti. Açtım. Karşıda, Kuruca’nın soğuğundan gelmiş, üzerinde ince bir ceket, elinde baston, sakalları buz tutmuş bir ihtiyar duruyordu:&nbsp;<strong>Baba Hasan</strong>. Babamın&nbsp;<strong>piri</strong>. Onu tanırdım. Köyümüzün en yaşlı&nbsp;<strong>eren</strong>lerinden biriydi. Ama onu bu saatte, bu soğukta Tekman’da görmek alışılmış bir şey değildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Babam koşarak çıktı: “Baba Hasan, ne işin var burada bu saatte? Yollar kapalı, hava buz gibi. Nasıl geldin?” Baba Hasan gülümsedi. Nefesi buhar olup havada kayboldu.&nbsp;<strong>“Yürüdüm evladım,”</strong>&nbsp;dedi.&nbsp;<strong>“Kuruca’dan Tekman’a yürüdüm. Çünkü sana bir şey söylemem lazım.”</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Babam onu içeri aldı, sobanın yanına oturttu. Elleri hâlâ titriyordu. Babam bir bardak sıcak su verdi. İçti. Sustu. Sonra doğruldu ve babamın gözlerinin içine baktı.&nbsp;<strong>“Abdulbaki,”</strong>&nbsp;dedi. Sesinde dağların yankısı vardı.&nbsp;<strong>“Dün gece bir rüya gördüm. Rüyada bir pınar vardı. Kuruca’nın yukarısındaki pınar. Ama bu pınardan su değil, ışık akıyordu. Işık, taşların arasından süzülüp Tekman’a doğru yayılıyordu. Bütün ilçe o ışıkla aydınlanıyordu. Ve o ışığın ortasında sen duruyordun. Elinde bir bayrak vardı. Bayrakta ne yazıyordu biliyor musun?”</strong>&nbsp;Babam sessizdi. Başını iki yana salladı.&nbsp;<strong>“Hak”</strong>&nbsp;yazıyordu, Abdulbaki. Sadece&nbsp;<strong>“hak”</strong>. Ne partinin adı, ne bir isim. Sadece&nbsp;<strong>“hak”</strong>.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Baba Hasan ellerini babamın omzuna koydu.&nbsp;<strong>“Bu rüya bana sana gelmemi söyledi. Kesinen kazanacaksın. Şüphen olmasın. Ama kazanman yeterli değil. Kazandığında, bu ışığı unutma. Suyu, yolu, hakkı unutma. Kuruca’nın susuzluğunu unutma. Çünkü pirin ışığı, makamda değil, hizmette parlar.”</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Babamın gözleri doldu. O soğuk sabah, sobamızın yanında, iki adam birbirine sessizce baktı. Baba Hasan cebinden küçük bir tesbih çıkardı, babamın eline verdi:&nbsp;<strong>“Bunu sakla. Dua ettim senin için. Şimdi ben gideyim, yol uzun.”</strong>&nbsp;Babam itiraz etti: “Kalmayacak mısın? Kahvaltı etmedin.”&nbsp;<strong>“Yolum var,”</strong>&nbsp;dedi Baba Hasan.&nbsp;<strong>“Kuruca’da sabah namazına yetişmem lazım.”</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Kapıyı açtı, soğuk yüzüne vurdu. Bir an durdu, arkasına döndü ve babama son sözünü söyledi:&nbsp;<strong>“Pir, yalnızca yol gösteren değildir; halkın derdini omzunda taşıyandır. Bunu unutma, evladım.”</strong>&nbsp;Ve yürüyüp gitti. Karın içinde kayboldu. Babam, elindeki tesbihle uzun süre kapıda bekledi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">O yıl, 1973 seçimlerinde babam CHP’den Tekman Belediye Başkanı olarak yeniden seçildi. Seçim gecesi, ilk iş olarak Kuruca’ya telefon açtı:&nbsp;<strong>“Baba Hasan’a söyleyin, ışık geldi.”</strong>&nbsp;Baba Hasan o gece çoktan ölmüştü. Kuruca’da sabah namazına yetiştiği günün akşamı gözlerini yummuştu. Ama&nbsp;<strong>rüyası tuttu</strong>.&nbsp;<strong>Işık, su gibi aktı.</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Babam, belediye başkanlığı boyunca o&nbsp;<strong>tesbihi</strong>&nbsp;hep yanında taşıdı. Ne zaman bir dilekçe gelse, ne zaman bir köylü kapısını çalsa, Baba Hasan’ın o sabahki sesini hatırladı:&nbsp;<strong>“Hak.”</strong>&nbsp;Onun başkanlığı, sadece bir makam değil, bir&nbsp;<strong>hizmet</strong>&nbsp;anlayışıydı. Suyu, yolu, hakkı önceleyen bir yönetimdi. Çünkü o, pirinin sözünü tuttu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugün Tekman’da kimse o sabahı hatırlamaz. Ama&nbsp;<strong>Kuruca’nın susuzluğu</strong>&nbsp;hâlâ devam eder. Kuruca, Tekman’ın dağları arasında, Erzurum’un doğusunda, dört yüz yıldır aynı yerde duran bir köydür. Ama durmak, yaşamak değildir. Kuruca’da yaşamak, her sabah su için uyanmak demektir. Dört yüz yıl boyunca değişen tek şey, suyun azalmasıdır. Gerisi hep aynı kalmıştır:&nbsp;<strong>kova, sırt, ter, umut ve her seferinde kırılan bir sabır.</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Köyün ortasında bir&nbsp;<strong>çeşme</strong>&nbsp;vardır. 1962 yılında döşenmiş demir borularla dağdaki bir kaynağa bağlanmıştır. O tarihten beri ne borular değişmiş, ne de suyun tadı. Köylüler, içtikleri suyun&nbsp;<strong>arsenikli</strong>&nbsp;olduğunu söyler. Kimse bunu teyit etmemiş, kimse analiz yaptırmamıştır. Zira analiz yapmak, önce orada yaşayanları&nbsp;<strong>görmek</strong>&nbsp;demektir. Ve Kuruca, görülmeyen köylerdendir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Eylül ve ekim aylarında çeşme tamamen susar.</strong>&nbsp;Damla bile düşmez. O günlerde köyde hayat durur. Evlere su girmez. Banyo yapılmaz, çamaşır yıkanmaz, bulaşık durur, hayvanlar susuz kalır. Her şey, o tek çeşmenin başında, kadınların omzunda taşınan kovalarla yürür.&nbsp;<strong>Naime Yolla</strong>, yetmiş yaşında, her gün çeşmeden eve su taşır. “Su çekip banyo mu yapalım, su çekip çamaşır mı yıkayalım?” der. Bu soru cevap beklemez. Sadece bir tespittir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Köy halkı, yıllar boyunca tam&nbsp;<strong>yüz dilekçe</strong>&nbsp;vermiştir. Kaymakamlığa, valiliğe, Tekman Belediyesi’ne. Her dilekçede aynı kelimeler yazar:&nbsp;<strong>“Su yok, yardım isteniyor.”</strong>&nbsp;Her dilekçenin altında aynı imzalar, aynı mühürler. Ve her dilekçenin üzerine aynı cevap yazılır:&nbsp;<strong>“Yakında yaparız.”</strong>&nbsp;Bu “yakında” ilk kez 1980’lerde söylenmiştir. 1989 yılında köy üç gün boyunca tamamen susuz kalmıştır. Yetkililerden tanker istenmiştir. Tanker gelmemiştir. “Yakında” denmiştir. 1990’larda bir sondaj yapılmış, “su var” denmiş, ardından analizlerde&nbsp;<strong>“yeterli kaynak bulunmadığı”</strong>&nbsp;söylenerek borular sökülüp götürülmüştür. Köylüler bir kez daha umutlanmış, bir kez daha ellerinde kovalarla çeşmenin başında bulmuşlardır kendilerini.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bingöl dağından su getirilmesi önerilmiştir. Cevap:&nbsp;<strong>“Çok uzak.”</strong>&nbsp;Oysa Tekman’a yol yapılmış, okul yapılmış, hastane yapılmıştır.&nbsp;<strong>Uzaklık, sadece su için bahane olmuştur.</strong>&nbsp;Çünkü yol, okul ve hastane seçmendir; su ise sadece susuzdur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Köyde kırk hane varken, şimdi üç hane kalmıştır. Yazın bile ancak on bir hane dolabilmektedir. İnsanlar&nbsp;<strong>göç</strong>&nbsp;etmiştir. Gençler şehre gitmiş, yaşlılar ölmüş, evler harabe olmuştur. Göç edenlerin ardından ocaklar sönmüş,&nbsp;<strong>cemler</strong>&nbsp;azalmış, cemevine suyu yukarıdaki depodan taşımak zorunda kalmışlardır. Hayvanlar susuzluktan telef olmuş, meralar kurumuş, tarlalar verimsizleşmiştir. Köy, adım adım bir&nbsp;<strong>hayalet köye</strong>&nbsp;dönüşmektedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Muhtar Hasan Yolla</strong>, elinde kalın bir dosyayla yetkililerin kapısını her çaldığında aynı sözleri duyar:&nbsp;<strong>“Dilekçeniz alındı, değerlendirilecek.”</strong>&nbsp;Dosya kalınlaşır, su azalır. Değerlendirme süresi, köyün ömründen uzundur.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Oy zamanı yetkililer gelir.</strong>&nbsp;Vali gelir, kaymakam gelir, belediye başkanı gelir. Fotoğraf çektirirler, çocukları okşarlar, kahve içerler,&nbsp;<strong>“sorunlarınızı biliyoruz”</strong>&nbsp;derler. Oy bitince kapı bir daha çalınmaz. Ne telefon ederler, ne uğrarlar, ne de su gelir.&nbsp;<strong>Urfiye Aslan</strong>, köyün en yaşlı kadınlarından biri, bunu en net söyleyendir:&nbsp;<strong>“Biz de insanız. Aleviyiz diye insan değil miyiz?”</strong>&nbsp;Soruyu sorarken sesi titremez, çünkü titremeyi çoktan bırakmıştır.&nbsp;<strong>“Oy zamanı geliyorlar, hal hatır soruyorlar; oy bitince kimse kapımızı çalmıyor. Biz kimseden ayrıcalık istemiyoruz. Sadece su, yol, hizmet istiyoruz.”</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Yol yapılmıştır, ama su yapılmamıştır. Hizmet denilen şey, sadece seçim afişlerinde kalmıştır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Köylüler,&nbsp;<strong>Baba Hasan</strong>’ı anar. O, bu köyden çıkmış bir pir olarak bilinir. Rivayet ederler ki, bir gün genç Ali’ye şöyle demiştir:&nbsp;<strong>“Pir, hakikatin suyunu insanlara ulaştıran bir pınardır. Gerçek pir, insanlara hükmeden değil, onlara hizmet edendir. Bir gönül kırılmışsa onarır, bir yetim varsa başını okşar, bir insan karanlıkta kalmışsa ona yol olur.”</strong>&nbsp;Bu sözler köyün duvarlarında asılıdır. Ama bu sözler, ne kaymakamlığın raporlarına girmiş, ne valiliğin bütçesine, ne de belediyenin planlarına. Çünkü&nbsp;<strong>devlet, pirlikle değil, kanunlarla yönetilir.</strong>&nbsp;Ve kanunlar, susuz köyleri değil, oy çokluğunu görür.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kuruca’da her kova su, aslında bir&nbsp;<strong>belgedir</strong>. Taşınan her damla, devletin yok saydığı bir gerçekliktir. Kadınların omuzlarındaki nasırlar, mahkeme tutanaklarına geçmeyen bir davadır. Çocukların susuzluktan hasta olması, istatistiklere girmeyen bir ölçüttür. Ve her yıl tekrarlanan&nbsp;<strong>“yakında”</strong>, zaman aşımına uğramış bir sözdür.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yetkililer, köyü haritada gösterirler. Ama haritada su yoktur. Haritada sadece çizgiler vardır. O çizgilerin arasında Kuruca kaybolur. Tıpkı dilekçelerin dosya raflarında kaybolduğu gibi. Tıpkı sondaj makinelerinin sökülüp götürüldüğü gibi. Tıpkı umutların her seçim dönemi yeniden canlanıp, her seçim sonrası öldüğü gibi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">1989’daki üç günlük susuzluk, köyün&nbsp;<strong>kolektif hafızası</strong>dır. O günleri yaşayanlar hâlâ anlatır:&nbsp;<strong>“Tanker istedik, gelmedi. Yetkililer ‘yakında’ dedi, ama o yakında hiç gelmedi.”</strong>&nbsp;O günden bugüne, otuz yedi yıl geçmiştir. Otuz yedi yıl boyunca aynı demir borulardan arsenikli su akmış, aynı kovalar taşınmış, aynı dilekçeler yazılmıştır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Köyün yaşlıları, Baba Hasan’ın bir başka sözünü hatırlar:&nbsp;<strong>“Pir, yalnızca yol gösteren değil; halkın derdini omzunda taşıyandır.”</strong>&nbsp;Bugün Kuruca’nın derdini omzunda taşıyan kimse yoktur. Kaymakam oturduğu makamda&nbsp;<strong>“yakında”</strong>&nbsp;der, Vali uzaktan&nbsp;<strong>“biliyoruz”</strong>&nbsp;der, Belediye bütçesinde&nbsp;<strong>“kalem yok”</strong>&nbsp;der. Ve devlet, tüm bu söylemlerin arkasında, sessizce durur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Oysa&nbsp;<strong>susuzluk, bir doğa olayı değildir. Susuzluk, bir tercihtir.</strong>&nbsp;Bir köyün susuz kalması, o köyün seçmen değeri ile orantılıdır. Kuruca’nın seçmen değeri düşüktür, çünkü nüfusu azalmıştır. Nüfusu azalmıştır, çünkü su yoktur. Su yoktur, çünkü seçmen değeri düşüktür. Bu&nbsp;<strong>kısır döngü</strong>, dört yüz yıldır işlemektedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Cemevi</strong>, köyün en yüksek yerindedir. Oraya su çıkmaz. İbadet için gidenler, yanlarında su götürmek zorundadır. Cem sırasında okunan dualar, susuzluğu gidermez. Ama dualar, yetkililerin kapısından daha çok işitilir. Çünkü dualar, makam tanımaz. Oysa devlet, makamı tanır.&nbsp;<strong>Makam, susuz köyleri duymaz.</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Köylüler, Bingöl dağından su getirme önerisini hâlâ hatırlar. O proje, bir rapor olarak kalmıştır. Raporda “uzaklık” yazar. Aynı rapor, yol için&nbsp;<strong>“yakın”</strong>&nbsp;der, okul için&nbsp;<strong>“makul”</strong>&nbsp;der, hastane için&nbsp;<strong>“gerekli”</strong>&nbsp;der. Ama su için hep&nbsp;<strong>“uzak”</strong>&nbsp;der. Çünkü su, siyasi değildir.&nbsp;<strong>Su, sadece yaşamdır.</strong>&nbsp;Ve yaşam, siyasetin dışındadır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Baba Hasan, ölmeden önce son sözünü söylemiş rivayete göre:&nbsp;<strong>“Pirlik makamla değil, gönülle olur. Bir insanın büyüklüğü, kaç kişiye hükmettiğiyle değil, kaç gönüle dokunduğuyla ölçülür.”</strong>&nbsp;Kuruca’da bugün hiçbir makam gönüle dokunmamıştır. Sadece susuzluk dokunmuştur. Ve susuzluk, her gün biraz daha derine işlemiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Köyün&nbsp;<strong>mezarlığı</strong>, yamacın ucundadır. Orada yatanlar, su hasretiyle ölmüşlerdir. Taşlarında su damlası figürü yoktur. Sadece isimler, tarihler ve bir cümle:&nbsp;<strong>“Suya hasret.”</strong>&nbsp;Bu cümle, köyün resmî tarihine yazılmamıştır. Ama her mezar, bir belgedir. Her mezar, bir şikâyettir. Ve her mezar, devletin sustuğu bir tanıktır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kuruca halkı, artık yetkililerden bir şey beklemez. Çünkü beklemek, bir zaman sonra&nbsp;<strong>umutsuzluğa</strong>&nbsp;dönüşür. Naime Yolla, her sabah çeşmeye gider, kovasını doldurur, eve taşır.&nbsp;<strong>Yusuf Yola</strong>, İzmir’den sağlık sebebiyle köye dönmüştür, ama döndüğüne pişmandır.&nbsp;<strong>“Hayat su üzerinde kuruludur,”</strong>&nbsp;der.&nbsp;<strong>“Su olmayınca hayat duruyor.”</strong>&nbsp;Ve hayat durdukça, köy boşalır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yetkililere sorulur:&nbsp;<strong>“Kuruca’ya su niçin gelmez?”</strong>&nbsp;Cevap hazırdır:&nbsp;<strong>“Bütçe yok, altyapı yetersiz, proje aşamasında.”</strong>&nbsp;Aynı cevaplar, 1989’da da verilmiştir. 1990’da da, 2000’de de, 2010’da da, 2020’de de. Değişen tek şey, bütçenin büyüklüğü ve altyapının yaşıdır. Ama su, hâlâ gelmemiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Oysa aynı yetkililer, bir başka köye asfalt yapmış, bir başka ilçeye hastane dikmiş, bir başka beldeye park kurmuştur. Kuruca’ya sadece&nbsp;<strong>söz</strong>&nbsp;gelmiştir. Sözler de tıpkı demir borular gibi paslanmıştır. Paslanan sözler, içilemez. Ama yetkililer, paslı sözlerle yetinir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Baba Hasan’ın&nbsp;<strong>pirin ışığı</strong>, hâlâ köyün üzerindedir. Ama ışık, su değildir. Işık, sadece gösterir; susuzluğu gidermez. Köylüler, Baba Hasan’ın adını anarken, aslında bir&nbsp;<strong>adalet</strong>&nbsp;ararlar. Adalet, suyun herkese eşit akmasıdır. Ama Kuruca’da su eşit akmaz, hiç akmaz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sonuçta, bir köy susuz kalır. İnsanlar göç eder. Evler yıkılır. Cemevi boşalır. Mezarlık dolar. Ve yetkililer,&nbsp;<strong>“yakında”</strong>&nbsp;demeye devam eder. Yakında, belki bir gün, su gelir. Ama o gün gelene kadar, Kuruca bir hatıra olur. Tıpkı Baba Hasan gibi. Sadece anlatılan, ama yaşanmayan.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ve köyün yaşlıları, torunlarına şöyle der:&nbsp;<strong>“Baba Hasan yaşasaydı, önce suyu değil, insanların gönlünü sorardı. Ama bilirdi ki gönül de su gibi, susuz kalınca kurur.”</strong>&nbsp;Bugün Kuruca’nın gönlü kurumuştur. Geriye sadece kovalar, dilekçeler ve paslı borular kalmıştır. Ve bu borular, hâlâ arsenikli su taşımaktadır. Devlet ise, o boruları değiştirmemektedir. Çünkü değiştirmek,&nbsp;<strong>görmek</strong>&nbsp;demektir. Ve görmek,&nbsp;<strong>sorumluluk</strong>&nbsp;demektir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Sorumluluk, susuz köylerde değil, raporlarda durur.</strong>&nbsp;Raporlar ise, yakında yapılacakların listesidir. O liste hiç bitmez. Tıpkı Kuruca’nın susuzluğu gibi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ben, Prof. Dr. Dr. Ümit Yazıcıoğlu, her seçim dönemi o soğuk mart sabahını ve Baba Hasan’ın yürüdüğü o buzlu yolu düşünürüm. Çünkü&nbsp;<strong>bir pir, sadece rüya görmez. Bir pir, yürür.</strong>&nbsp;Kuruca’dan Tekman’a, soğuğun ortasında, hakkı söylemek için yürür. Ve o yürüyüş, bugün hâlâ bitmemiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Babam Abdulbaki Yazıcıoğlu, o yürüyüşü anlamıştı. O,&nbsp;<strong>pirinin ışığını</strong>&nbsp;makamında değil, hizmetinde taşıdı. Suyu, yolu, hakkı önceleyen bir belediye başkanıydı. Onun döneminde Tekman, susuz köylerini unutmadı. Çünkü o, Baba Hasan’ın şu sözünü hiç unutmadı:&nbsp;<strong>“Pir, yalnızca yol gösteren değildir; halkın derdini omzunda taşıyandır.”</strong>&nbsp;Babam, bu derdi omzunda taşıdı. Ve bu yüzden, onu minnetle anıyorum.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Aleviler</strong>&nbsp;ise, bu toprakların en kadim halklarından biridir. Onlar, susuzlukla, ihmal ve ayrımcılıkla imtihan edilmişlerdir. Ama&nbsp;<strong>Urfiye Aslan</strong>’ın dediği gibi:&nbsp;<strong>“Biz de insanız.”</strong>&nbsp;Onlar, kimseden ayrıcalık istemez; sadece su, yol, hizmet isterler. Onların sabrı, insanlık onurunun en yalın ifadesidir. Babam, onların bu onurlu duruşunu bilirdi. Ve onlara hizmet etmeyi, pirinin bir emri sayardı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Baba Hasan</strong>&nbsp;ise, bu yazının ruhudur. O, yalnızca bir rüya görmedi; o, o rüyanın peşinden yürüdü. Kuruca’nın soğuğunda, Tekman’a kadar yürüdü. Çünkü biliyordu ki,&nbsp;<strong>pir, hakikatin suyunu insanlara ulaştıran pınardır.</strong>&nbsp;Onun sözleri, bugün hâlâ Kuruca’nın duvarlarında asılıdır. Ve onun ışığı, hâlâ o köyün üzerindedir. Ama ışık, yetmez. Su gerekir. Adalet gerekir. Ve devletin, susuz köyleri görme sorumluluğu gerekir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">O mart sabahı, Baba Hasan’ın babama verdiği tesbih, hâlâ bizdedir. Babam, onu hep yanında taşıdı. Ve ben, bu tesbihi her elime aldığımda, o soğuk sabahı, o yürüyüşü, o&nbsp;<strong>“hak”</strong>&nbsp;kelimesini hatırlarım. Çünkü hak, su gibidir. Susuz kalan her yerde, o hak da susar. Ama Baba Hasan’ın ışığı, susmayan tek şeydir. Ve o ışık, bugün hâlâ Kuruca’nın üzerinde parlamaktadır. Ta ki su gelene kadar. Ta ki adalet sağlanana kadar.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 20 Jun 2026 22:54:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/prof-dr-umit-yazicioglu-yazdi-pirin-isigi-1781986492.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Anadolu Vakıflar Federasyonu’ndan Yas-ı Matem etkinliği</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/anadolu-vakiflar-federasyonundan-yas-i-matem-etkinligi-3284</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/anadolu-vakiflar-federasyonundan-yas-i-matem-etkinligi-3284</guid>
                <description><![CDATA[Anadolu Vakıflar Federasyonu, Muharrem ayı vesilesiyle düzenlediği “Yas-ı Matem Oruç Açma Lokması” programında devlet kurumlarını, siyasi partileri ve sivil toplum kuruluşlarını aynı sofrada buluşturdu. Yoğun katılımla gerçekleşen programda birlik, beraberlik ve kardeşlik mesajları ön plana çıktı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / ANKARA –</strong> Anadolu Vakıflar Federasyonu, Ankara’da anlamlı bir buluşmaya ev sahipliği yaptı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Muharrem ayı dolayısıyla düzenlenen “<em><strong>Yas-ı Matem Oruç Açma Lokması</strong></em>” programı, Başkent Öğretmenevi Angora Salonu’nda düzenlendi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yaklaşık 200 seçkin davetlinin katıldığı program siyaset, bürokrasi, sivil toplum ve inanç dünyasını bir araya getirerek, Ankara’da özlenen toplumsal uzlaşının ve kardeşliğin en güzel örneklerinden birini sergiledi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>MİLLİ EĞİTİM BAKANI TEKİN MÜJDEYİ VERDİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/YT1.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Programa katılarak geniş yankı uyandıran bir konuşma yapan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Muharrem ayının asırlardır milletin ortak hafızasında derin anlamlar taşıyan müstesna bir zaman dilimi olduğunu vurguladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Aynı lokmayı paylaşmanın ortak kaderi paylaşma iradesi olduğunu belirten Bakan Tekin, konuşmasında Alevi vatandaşları doğrudan ilgilendiren çok önemli bir müjdeyi paylaştı: </span></p>

<p><span style="color:#000000">“<strong><em>Alevi-Bektaşi vatandaşlarımızın, kardeşlerimizin dini hassasiyetlerini, inanç ve kültür ögelerini sağlıklı bir şekilde öğrenebilecekleri bir mekanizmanın eksikliğinden hareketle biz de Milli Eğitim Bakanlığı olarak bir girişimde bulunduk. Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü üzerinden yürüyecek 12 modül yazdık.</em></strong>” </span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığının kurulmasını devrimsel bir adım olarak nitelendiren Bakan Tekin, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında milli birlik ve beraberliği güçlendirecek adımlar atmaya devam edeceklerini ifade etti. </span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>HZ. HÜSEYİN’İN MÜBAREK BAŞI TÜM MÜSLÜMANLARIN OMUZLARINDA</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/YT2.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Programda konuklara hitap eden Anadolu Vakıflar Federasyonu Başkanı Mehmet Ali Ayyıldız ise Kerbela’nın sadece tarihsel bir acı değil, insanlığın vicdan sınavı olduğunu vurguladığı bir konuşma yaptı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ayyıldız, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Bu akşam aynı sofrada oturuyoruz ama aslında gönüllerimiz Kerbela çölünde… Bugün paylaştığımız lokma sıradan bir lokma değildir; içinde susuz bırakılan çocukların ahı, evlat acısıyla yanan anaların gözyaşı, hakikat uğruna can verenlerin emaneti vardır. Kerbela, insanlığın vicdanının sınandığı gündür. Gözyaşımız her çağın mazlumuna, haksızlığına ve yalnız bırakılan Hüseyinlerine akar.</strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Tarih boyunca Hz. Hüseyin efendimizin mübarek başının nereye gömüldüğü tartışılmıştır; Medine mi, Necef mi, Kahire mi? Hayır; doğrusu Hz. Hüseyin’in mübarek başı, mezhebi ve meşrebi ne olursa olsun bütün Müslümanların omuzlarının üstündedir. Gelin bu akşam birbirimizin elini, birbirimizin acısını duyalım. Hiçbir çocuğun susuz kalmadığı, hiçbir insanın ötekileştirilmediği bir dünya için birleşelim.</strong></em>”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ANKARA’DA BİRLİK SOFRASI KURULDU</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/YT3.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Anadolu Vakıflar Federasyonu bünyesinde yer alan Atatürkçü Düşünce ve Laik Eğitim Vakfı, Anadolu Erenleri Kültür ve Sanat Vakfı, Engelli Eğitim Kültür Sağlık Spor Vakfı gibi üye vakıfların ev sahipliğindeki organizasyona katılım oldukça yoğundu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Geceye çok sayıda vatandaşın yanı sıra milletvekilleri, akademisyenler, Alevi dedeleri ve babaları, kanaat önderleri ve basın mensupları katıldı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Öte yandan, programa devlet kurumları da üst düzey katılım sağladı. Paylaşılan lokma sofrasında T.C. Milli Eğitim Bakanlığı, T.C. Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, T.C. Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Politikaları Kurulu, T.C. Cumhurbaşkanlığı Sosyal Politikalar Kurulu, Vakıflar Genel Müdürlüğü, Ankara Bölge Müdürlüğü ve Vakıflar Meclis Üyeleri temsilcileri yer aldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>SİYASET ÜSTÜ BULUŞMA VE DESTEK</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/YT4.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Farklı fikirlerin ve siyasi görüşlerin matem ayının manevi ikliminde bir araya geldiği organizasyona 13 siyasi parti katılım gösterdi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Adalet ve Kalkınma Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi, İyi Parti, Büyük Birlik Partisi, DEVA, Gelecek, Saadet, Yeniden Refah, DSP, Vatan Partisi, Anadolu Birliği Partisi ve Yenilik Partisi temsilcileri aynı masayı paylaşarak Yas-ı Matem lokmasına ortak oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Öte yandan, Alevi ve Bektaşi camiasının önde gelen federasyon ve vakıflarının yanı sıra toplumsal dayanışma örgütleri de programda hazır bulundu. Alevi Vakıflar Federasyonu, Cem Vakfı, Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu, Anadolu Abdallar Cemevi Federasyonu, Oğuz Çepni Boyu Dernekler Federasyonu ve Tahtacı Kültür Dernekleri Federasyonu başta olmak üzere toplam 17 güçlü sivil toplum kuruluşu, verdikleri beraberlik mesajıyla geceye damga vurdu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi dedelerinin ve babalarının eşliğinde, dualarla açılan oruçlar ve paylaşılan lokmaların ardından; Muharrem ayının dünyaya barış, hoşgörü ve adalet getirmesi temennileriyle program son buldu.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 20 Jun 2026 00:36:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/anadolu-vakiflar-federasyonundan-yas-i-matem-etkinligi-1781905722.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bahçeli&#039;nin hibe ettiği arsaya yapılan cemevi açılıyor!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bahcelinin-hibe-ettigi-arsaya-yapilan-cemevi-aciliyor-3283</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bahcelinin-hibe-ettigi-arsaya-yapilan-cemevi-aciliyor-3283</guid>
                <description><![CDATA[Anadolu Ajans'ından Betül Bilsel'in haberine göre, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin Horasan Erenleri Dernekler Federasyonuna bağışladığı Nevşehir'deki arsada inşa edilen cemevi, 21 Haziran'da düzenlenecek programla tam kapasite hizmet vermeye başlayacak.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Nevşehir'in Hacıbektaş ilçesi Bala Mahallesi Dedebağ mevkisindeki yaklaşık 6 dönümlük arsa, MHP Genel Başkanı Bahçeli tarafından Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu yönetimine bağışlanmıştı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Temeli 2 Eylül 2023'te atılan cemevinin ilk etabı, 11 Ekim 2025'te düzenlenen törenle hizmete açıldı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Mobilya ve iç mekan tasarım çalışmalarının da tamamlanmasıyla, ikinci etap tamamlanmış olarak dergah hizmete açılacak.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">DERGAH TAM KAPASİTE HİZMETE AÇILIYOR</span></strong></p>

<p><strong><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/HORASAN1.png" style="height:450px; width:760px" /></span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Muharrem ayının 6'ncı gününe denk gelen 21 Haziran'da cemevinin bahçesinde düzenlenecek program kapsamında muharrem orucu açılacak. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Programla cemevi de tam kapasite hizmete girecek.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi inanç ve kültürüne ait unsurları bünyesinde barındıran yaklaşık 6 bin metrekarelik alanda inşa edilen cemevi, mimari yapısı, fiziki büyüklüğü ve çok yönlü kullanım alanlarıyla Türkiye'nin ve dünyanın en büyük cemevi projeleri arasında gösteriliyor.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">TÜRK ALEVİ MİMARİSİ ÖRNEK ALINDI</span></strong></p>

<p><strong><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/hORASAN2.png" style="height:450px; width:760px" /></span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu ile Alevi dedelerinin de katkı sunduğu proje kapsamında inşa edilen yapı, bodrum, zemin ve birinci kat olmak üzere üç kattan oluşuyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hoca Ahmet Yesevi'nin "<em><strong>Dört kapı, kırk makam</strong></em>" öğretisi ise yapının dış cephesinde yer alan sütunlarla mimariye yansıtıldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">"<strong><em>Ya Allah, Ya Muhammed, Ya Ali</em></strong>" anlayışına atfen üç ayrı kapalı bölüme sahip yapının 307 metrekarelik merkezi alanı cem ibadetleri için kullanılacak.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi kültürünün yaşatılması ve toplumsal birlik ile dayanışmanın güçlendirilmesi amacıyla hayata geçirilen Horasan Erenleri Dergah Cemevi'nin cem salonu temsil taşından esinlenilerek 12 köşeli inşa edilirken, tavanında kullanılan kırlangıç motifiyle yedi kat gökyüzü simgelendi.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">DERGAH SADECE CEMEVİ DEĞİL</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Salonda sönmeyen ateş ve su figürlerinin yer aldığı özel bölümler bulunurken, tesis bünyesinde 50 araçlık kapalı ve 15 araçlık açık otopark, 160 kişilik çok amaçlı toplantı salonu, fuaye alanı, dede odası, sohbet odası, yemek salonu, sanayi tipi mutfak, kurban kesim alanı, gasilhane ve morg yer alıyor. Ayrıca 50 yatak kapasiteli 22 odadan oluşan misafirhane ile iki atölye bulunuyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Dergahın yıl boyunca yurt içinden ve dışından gelecek ziyaretçilere açık olması, Hacıbektaş'a gelen ziyaretçilerin konaklama ve sosyal ihtiyaçlarını karşılamaya katkı sağlaması hedefleniyor.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 15:54:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/bahcelinin-hibe-ettigi-arsaya-yapilan-cemevi-aciliyor-1781874202.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Prof. Dr. Bülent Kara yazdı: Alevi toplumu için özeleştiri ve gelecek perspektifi</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/prof-dr-bulent-kara-yazdi-alevi-toplumu-icin-ozelestiri-ve-gelecek-perspektifi-3281</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/prof-dr-bulent-kara-yazdi-alevi-toplumu-icin-ozelestiri-ve-gelecek-perspektifi-3281</guid>
                <description><![CDATA[Prof. Dr. Bülent Kara, Cumhuriyet Halk Partisi içinde son dönemde ortaya çıkan iç kavgalar bağlamında, Alevilik inancı üzerinden siyasi parti rekabetinde var olmanın zararlarına dair uyarılarda bulundu. Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Sosyoloji Anabilim Dalı'nda eğitim çalışmalarını sürdüren Prof. Dr. Kara, "Sosyal medya linçleriyle demokratik mücadele verilmez. Bugün ihtiyaç duyulan şey; daha çok bağırmak değil, daha derin görmek, daha doğru konuşmak ve ortak geleceği birlikte kurabilecek bir siyasal olgunluk geliştirmektir." dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">TÜRKİYE’DE SİYASAL MÜHENDİSLİĞİN YENİ BİÇİMİ: </span></p>

<p><span style="color:#000000">ALEVİ TOPLUMU ve CHP EKSENİNDE SİYASAL ÇATIŞMA DİNAMİKLERİ1 </span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">Prof. Dr. Bülent KARA</span></strong></p>

<p><strong><span style="color:#000000">Sosyolog</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye’de Siyasal Tartışmaların Tarihsel Arka Planı </span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye’nin son dönemlerde yaşadığı siyasal tartışmalar, yalnızca günlük parti rekabeti, liderlik mücadelesi ya da sosyal medya polemikleri üzerinden okunamayacak kadar derin bir arka plana sahiptir. Bugün görünürde Cumhuriyet Halk Partisi, Alevi toplumu, Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik eleştiriler, bazı vakıf ve dernek çevrelerinin karşılıklı suçlamaları yahut sosyal medyada büyütülen linç kampanyaları tartışılıyor gibi görünse de meselenin daha derininde Türkiye’nin uzun yıllardır maruz kaldığı bir siyasal mühendislik biçimi yatmaktadır. Bu mühendislik, geçmişte karşıt ideolojik kamplar oluşturarak toplumsal enerjiyi iç çatışmalara yönlendirmiş; bugün ise daha tehlikeli bir aşamaya geçerek aynı kimlik, aynı inanç ve aynı siyasal aidiyet havzası içindeki insanları birbirine düşürme yolunu seçmiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye’nin yakın tarihi, dış bağlantılı, vesayetçi ya da iç siyasal dengeleri yönlendirmeye çalışan yapıların toplumsal ayrışmalardan beslendiğini gösteren örneklerle doludur. Komünizmle Mücadele Derneği gibi Soğuk Savaş döneminin ideolojik yapıları, FETÖ benzeri uzun vadeli örgütlenmeler ve farklı dönemlerde farklı adlar altında ortaya çıkan siyasaltoplumsal mühendislik mekanizmaları, Türkiye’nin kendi doğal gelişim enerjisini sürekli iç gerilimlerle tüketmiştir. Ülkenin refahı, kalkınması, demokratikleşmesi, medeniyet yürüyüşü ve toplumsal huzuru için kullanılması gereken enerji; yıllarca kardeşi kardeşe, komşuyu komşuya, aynı ülkenin evlatlarını birbirine karşı konumlandıran gerilimlere harcanmıştır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu noktada dikkat edilmesi gereken husus şudur: Geçmişte kurulan karşıtlıklar çoğunlukla iki ayrı cephe üzerinden işletiliyordu. Bir taraf diğerine karşı konumlandırılıyor, siyaset de bu karşıtlık üzerinden düzenleniyordu. Fakat bu yöntemin artık yeterince etkili olmadığı görülmüş olmalı ki bugün daha içeriden, daha ince ve daha zehirli bir yöntem devreye sokulmaktadır. Artık çatışma, yalnızca farklı ideolojik kamplar arasında değil; aynı kimliğin, aynı inanç dünyasının, aynı siyasal aidiyet alanının içinde üretilmektedir. Bu durum, özellikle Alevi toplumu ve Cumhuriyet Halk Partisi çevresinde yaşanan son tartışmalarda açık biçimde görülmektedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Komünizmle Mücadele Derneği’nden Günümüze Uzanan Çizgi </span></p>

<p><span style="color:#000000">Yaklaşık 50 yıl önce Komünizmle Mücadele Derneği çevresinde şekillenen siyasal iklim ile günümüzde ortaya çıkan bazı ilişkiler dikkat çekicidir. Derneği yönetenlerin çocukları ile o dönemde mağdur edilen kesimlerin çocuklarının günümüzde çeşitli ittifaklar ve yakınlaşmalar içerisinde bulunmaları dikkatle değerlendirilmesi gereken bir durumdur. Tarih, bazen aktörleri değiştirse de yöntemlerini koruyabilmektedir. Bu durum siyasal hafızanın önemini ortaya koymaktadır. Dün toplumsal kesimleri birbirine karşı konumlandıran anlayışın, bugün farklı yöntemlerle benzer sonuçlar üretmeye çalışabileceği göz ardı edilmemelidir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Karşıt Grupların Çatışmasından Aynı Kimlik İçindeki Çatışmaya </span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye’de geçmişte sağ-sol, laik-dindar, Alevi-Sünni, milliyetçi-devrimci gibi karşıtlıklar üzerinden işletilen çatışma siyaseti, bugün aynı sosyolojik zemin içinde çatlaklar üretme biçiminde yeniden sahneye konulmaktadır. Eskiden karşıt gruplar birbirine düşürülüyor, çatışma iki ayrı kamp arasında örgütleniyordu. Bugün ise aynı tarihsel acıları paylaşan, aynı kültürel hafızadan beslenen, aynı demokratik talepleri dile getiren çevrelerin kendi içlerinde parçalanması hedeflenmektedir. Bu, daha sinsi ve daha yıkıcı bir yöntemdir. Çünkü karşıt gruplar arasındaki çatışma belli ölçülerde tanınabilir, sınırları görülebilir ve yönetilebilirken; aynı kimlik havzası içindeki çatışmalar hem daha duygusal hem daha derin hem de daha kontrolsüzdür. Gerçek kardeş kavgası da tam burada başlar.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">ALEVİLİK, YOL ERKÂNI VE İÇ TARTIŞMALAR </span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Aleviliğin Temel Değerleri ve Yol Anlayışı </span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevilik tarihsel olarak yalnızca bir inanç kimliği değil; aynı zamanda adalet, mazlumiyet, yol erkânı, rıza, edep, insan sevgisi ve zulme karşı duruş gibi değerlerle şekillenmiş derin bir kültürel havzadır. Bu havzanın en temel ilkelerinden biri, yolun kişisel hırsların ve günlük siyasal kavgaların üzerinde görülmesidir. “Yol cümleden uludur” anlayışı, Alevi irfanının merkezinde yer alır. Bu anlayış, kişisel ihtirasları, grup çıkarlarını, geçici siyasal pozisyonları ve sosyal medya öfkelerini aşan bir ahlakı ifade eder. Dolayısıyla Alevilik içinden konuştuğunu iddia eden kişi, yapı ya da çevrelerin, bu yol ahlakını siyasal kavga malzemesi hâline getirmesi son derece tehlikelidir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi Toplumu İçerisinde Derinleşen Ayrışmalar </span></p>

<p><span style="color:#000000">Son dönemlerde bazı Alevi çevrelerinde, vakıf, dernek, örgüt, kanaat grubu ya da sosyal medya aktörleri üzerinden yürüyen tartışmaların, haklı eleştiri sınırını aşarak bir tür iç linç kültürüne dönüştüğü görülmektedir. Burada sorun, herhangi bir siyasal figürün eleştirilmesi değildir. Elbette Kemal Kılıçdaroğlu da başka bir siyasal aktör de, parti yöneticileri de, kanaat önderleri de eleştirilebilir. Demokratik siyasetin doğası bunu gerektirir. Fakat eleştiri ile itibarsızlaştırma, siyasal değerlendirme ile kimlik imhası, fikir ayrılığı ile inanç içi mahkûmiyet arasında ciddi bir fark vardır. Bugün tehlikeli olan, bu sınırların bilinçli ya da bilinçsiz biçimde ortadan kaldırılmasıdır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bazı çevreler kendi haklılıklarını ispatlama çabasıyla hareket ederken, aslında kendi toplumsal zeminlerini zayıflatmakta ve kendilerini inkâr etmektedirler. Kendi gibi düşünenleri savunmak yerine, kendinden olmayanların rüzgârı arkasında savrularak hareket etmek; Aleviliğe, doğruluğa ve ortak değerlere hizmet etmekten çok, bunları zayıflatan sonuçlar doğurmaktadır. Bu nedenle özellikle Alevi inancından beslenen kanaat önderleri ve Cumhuriyet değerlerine sahip çıkan kesimler son derece dikkatli ve uyanık olmak zorundadır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">“Düşkünlük” Kavramının Siyasal Amaçlarla Kullanılması </span></p>

<p><span style="color:#000000">Vahim olan husus, bazı kişi ve çevrelerin siyasal gerekçelerle “düşkünlük” gibi Aleviliğin en ağır inanç içi kavramlarını devreye sokmasıdır. Düşkünlük, Alevi yolunda sıradan bir suçlama ya da günlük bir siyasal mahkûmiyet ifadesi değildir. Yol, erkân, görgü, ocak, rıza, cem ve topluluk düzeni içinde anlam kazanan ciddi bir inanç hükmüdür. Böyle bir kavramın sosyal medya öfkesiyle, parti içi hizipçilikle, kişisel kırgınlıklarla ya da ideolojik hesaplaşmalarla kullanılması, Aleviliğin kendi iç hukukunu ve irfanî derinliğini aşındırır. Ocaktan gelmeyen, erkân bilmeyen, yolun inceliklerini tanımayan, görgü ve rıza düzenini idrak etmeyen bazı çevrelerin siyasal gerekçelerle insanları “düşkün” ilan etmeye kalkışması, Aleviliği korumak değil; tam tersine Aleviliğin içini boşaltmaktır. Bu noktada temel sorular şunlardır: </span></p>

<p><span style="color:#000000">+ Bu kişileri düşkün ilan edenler kimlerdir? </span></p>

<p><span style="color:#000000">+ Hangi yetkiyle ve hangi erkâna göre hareket etmektedirler? </span></p>

<p><span style="color:#000000">+ Düşkünlüğün koşulları nelerdir? </span></p>

<p><span style="color:#000000">+ Görgü, rıza ve ocak sistemi olmadan böyle bir hüküm verilebilir mi? </span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">CHP, KEMAL KILIÇDAROĞLU VE SİYASAL DİL TARTIŞMASI </span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">CHP İçindeki Tartışmalar ve Vesayet Sorunu </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugün bazı çevrelerin farkında olmadan içine düştüğü en büyük yanılgı, kendinden olanı yıpratmayı siyasal cesaret sanmasıdır. Oysa siyasal cesaret, kendi mahallesini körü körüne savunmak değildir; fakat kendi mahallesini başkalarının hesapları adına parçalamak da değildir. Gerçek siyasal erdem, hem eleştirel aklı korumak hem de ortak tarihsel zemini tahrip etmemektir. Kendi gibi düşünen, aynı inanç ve değer dünyasından beslenen insanları, karşıt mahallenin alkışları uğruna yok etmeye çalışmak, siyasal doğruluk değil; tarihsel basiretsizliktir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu bağlamda Cumhuriyet Halk Partisi içinde yaşanan tartışmalar da yalnızca parti içi rekabet olarak görülemez. CHP, Türkiye’de yalnızca bir parti değildir; Cumhuriyet’in kuruluş hafızasını, laiklik ilkesini, sosyal demokrasiyi, halkçılığı, hukuk devleti idealini ve farklı toplumsal kesimlerin demokratik temsil arayışını bünyesinde taşıyan tarihsel bir yapıdır. Böyle bir partide değişim, yenilenme ve liderlik tartışmaları elbette olacaktır. Fakat bu tartışmalar, vesayet ilişkileri, dışarıdan yönlendirilen algı operasyonları, cezaevi merkezli siyasal gölgeler, medya mühendisliği ya da sosyal medya linçleri üzerinden yürütülürse, ortaya sahici bir demokratik yenilenme değil, kontrollü bir iç hesaplaşma çıkar.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Liderlik meselesi de burada ayrıca ele alınmalıdır. Liderlik yalnızca makam elde etmek değildir. Başkalarının silahlarıyla, başkalarının talihiyle, başkalarının gölgesiyle elde edilen makamlar kısa vadede parlak görünebilir; fakat uzun vadede kalıcı bir siyasal meşruiyet üretmez. Machiavelli’nin Prens’te işaret ettiği gibi, başkalarının gücüyle kazanılan iktidarlar kırılgandır; çünkü onların dayanağı kişinin kendi erdemi, kendi kabiliyeti ve kendi toplumsal karşılığı değildir. Türkiye siyasetinde de vesayet altında lider olduğunu sananların ve bu vesayete bilinçli ya da bilinçsiz biçimde çanak tutanların tarihsel akıbeti iyi okunmalıdır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Liderlik; </span></p>

<p><span style="color:#000000">+ Meziyet, </span></p>

<p><span style="color:#000000">+ Erdem, </span></p>

<p><span style="color:#000000">+ Ahlak, </span></p>

<p><span style="color:#000000">+ Dürüstlük, </span></p>

<p><span style="color:#000000">+ Fazilet, </span></p>

<p><span style="color:#000000">+ Sabır, </span></p>

<p><span style="color:#000000">+ Feraset, </span></p>

<p><span style="color:#000000">+ Toplumsal sorumluluk gerektirir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu noktada geçmiş siyasal örnekler üzerinden yapılan değerlendirmeler de seçici olmamalıdır. Dün Turgut Özal-Yıldırım Akbulut ilişkisi üzerine ağır ironiler yapanların, bugün başka türden vesayet ilişkilerini görmezden gelmeleri ciddi bir tutarsızlıktır. Eğer bir dönemde vesayet, gölge liderlik, emanetçilik ya da irade devri eleştiriliyorsa, aynı ölçütler bugün de uygulanmalıdır. Aksi hâlde siyasal ahlak ilkeli olmaktan çıkar, konjonktürel bir araca dönüşür. Bugün cezaevinden, medya gücünden, örgütlü algıdan ya da sosyal medya dalgasından beslenen her türlü siyasal yönlendirme, aynı dikkatle sorgulanmalıdır. </span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">ALEVİ TOPLUMU İÇİN ÖZELEŞTİRİ VE GELECEK PERSPEKTİFİ </span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Üstünlük Söylemleri Yerine Somut Davranışlar </span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi toplumunun; </span></p>

<p><span style="color:#000000">+ “Biz daha demokratız” </span></p>

<p><span style="color:#000000">+ “Biz daha özgürlükçüyüz” </span></p>

<p><span style="color:#000000">+ “Biz daha dürüstüz” </span></p>

<p><span style="color:#000000">+ “Biz daha cesuruz” </span></p>

<p><span style="color:#000000">+ “Biz daha evrenseliz” gibi soyut üstünlük iddialarından çok, bu değerleri somut davranışlarla göstermesi gerektiği ifade etmek gerekir. Demokrasi yalnızca karşı tarafın baskısına karşı çıkmak değil, kendi içindeki farklı görüşlere de adaletle yaklaşabilmektir. Özgürlükçülük kendi içindeki farklı sesleri de koruyabilmektir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu nedenle Alevi toplumu ve demokratik çevreler, bugün daha sade, daha kuşatıcı, daha anlamlı ve daha kendi kendini anlatabilen bir siyasal dile ihtiyaç duymaktadır. Kirli, mübalağalı, küçümseyici, hakaret yüklü ve kendini sürekli ahlaki üstünlük üzerinden kuran dil, toplumu ikna etmez; aksine onu yorar. Apolitik öfkeyi politik tavır sanmak, sosyal medya hırçınlığını devrimcilik diye sunmak, kişisel kırgınlıkları tarihsel dava gibi göstermek, inanç kavramlarını siyasal mühimmat hâline getirmek bu topluma fayda sağlamaz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sosyal Medya, Linç Kültürü ve Kişisel Çıkarlar </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bazı kanaat önderleri ve sosyal medya kullanıcıları, bireysel çıkarlarını toplumun çıkarları gibi sunabilmekte ve bu durum bir önemsenme yanılsaması yaratabilmektedir. Sosyal medya hırçınlığını devrimcilik, kişisel kırgınlıkları tarihsel dava ve inanç kavramlarını siyasal mühimmat hâline getirmek toplumsal fayda üretmemektedir. Kirli, mübalağalı, küçümseyici ve hakaret içeren dil yerine daha sade, daha kuşatıcı ve daha anlamlı bir siyasal dil geliştirilmesi gerekmektedir. </span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">SONUÇ: KARDEŞ KAVGASINA KARŞI ORTAK AKIL </span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Bugün Türkiye açısından en büyük tehlikelerden biri, artık karşıt kampların çatışması değildir. Aynı kimliğin, aynı inancın ve aynı siyasal hafızanın kendi içerisinde parçalanmasıdır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu nedenle: </span></p>

<p><span style="color:#000000">+ Yolun, </span></p>

<p><span style="color:#000000">+ Erkânın, </span></p>

<p><span style="color:#000000">+ Rızanın, </span></p>

<p><span style="color:#000000">+ Edebin, </span></p>

<p><span style="color:#000000">+ Tarihsel sorumluluğun yeniden hatırlanması gerekmektedir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugün asıl ihtiyaç, Alevi toplumunun kendi içinden yükselen serinkanlı, erdemli ve yol ahlakına bağlı bir ortak akıldır. Bu ortak akıl, ne eleştiriyi yasaklamalı ne de haksız linçlere izin vermelidir. Ne kişileri kutsamalı ne de onları kimlikleri üzerinden değersizleştirmelidir. Ne parti içi tartışmaları bastırmalı ne de bu tartışmaların kardeş kavgasına dönüşmesine göz yummalıdır. Özellikle kanaat önderleri, ocakzadeler, dernek ve vakıf temsilcileri, siyasal aktörler ve sosyal medya etkileyicileri, kullandıkları dilin yalnızca kendi şahıslarını değil, temsil ettikleri tarihsel hafızayı da etkilediğini unutmamalıdır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye’nin önündeki en büyük tehlikelerden biri, artık yalnızca karşıt kampların çatışması değil; aynı mahallenin, aynı kimliğin, aynı inancın ve aynı siyasal hafızanın kendi içinde parçalanmasıdır. Bu parçalanma, sıradan bir fikir ayrılığı değildir; yönetilmediği takdirde tarihsel bir kırılmaya dönüşebilir. Bu nedenle özellikle Alevi toplumu içinde yolun, erkânın, rızanın, edebin ve tarihsel sorumluluğun yeniden hatırlanması gerekir. Cumhuriyet değerlerine bağlı, demokratik siyaseti önemseyen, Aleviliğin irfanî derinliğini bilen ve Türkiye’nin ortak geleceğini önceleyen herkes, bu yeni çatışma mühendisliğine karşı dikkatli olmalıdır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye’nin siyasal geleceği açısından da mesele yalnızca Alevi toplumu ya da CHP ile sınırlı değildir. Aynı kimlik havzası içinde çatışma üretme yöntemi, bugün bir yerde deneniyorsa yarın başka bir yerde de denenebilir. Bugün Alevi toplumu içinde ayrışma üreten akıl, yarın milliyetçi çevrelerde, muhafazakâr yapılarda, Kürt siyasetinde, sosyal demokratlarda, sendikalarda, cemaatlerde, meslek örgütlerinde ya da akademik çevrelerde benzer çatlaklar üretmeye çalışabilir. Çünkü yöntem aynıdır: Ortak değerleri olan insanları birbirine karşı konumlandırmak; güveni yok etmek; temsil kabiliyetini kırmak; enerjiyi dışa değil içe yöneltmek; sonunda da toplumsal bütünlüğü zayıflatmak. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Kardeş kavgasını önlemenin yolu, eleştiriyi susturmak değildir; eleştiriyi ahlakla, bilgiyle, tarihsel bilinçle ve ortak sorumluluk duygusuyla yapabilmektir. Kendi içindeki insanı yok ederek haklı olunmaz. İnanç kavramlarını siyasal öfkeye teslim ederek yol korunmaz. Sosyal medya linçleriyle demokratik mücadele verilmez. Vesayet ilişkilerini görmezden gelerek özgür siyaset kurulmaz. Bugün ihtiyaç duyulan şey, daha çok bağırmak değil; daha derin görmek, daha doğru konuşmak ve aynı tarihsel kaderi paylaşan insanların birbirine karşı değil, birlikte geleceğe yürümesini sağlayacak bir siyasal olgunluk geliştirmektir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Kendi içindeki insanı yok ederek haklı olunmaz. İnanç kavramlarını siyasal öfkeye teslim ederek yol korunmaz. Sosyal medya linçleriyle demokratik mücadele verilmez. Bugün ihtiyaç duyulan şey; daha çok bağırmak değil, daha derin görmek, daha doğru konuşmak ve ortak geleceği birlikte kurabilecek bir siyasal olgunluk geliştirmektir. Eğer burada bir taraf, bir yan olacaksa, kendin gibi düşünenleri savunmak öncelik olmalıdır. </span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 18:15:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/prof-dr-bulent-kara-yazdi-alevi-toplumu-icin-ozelestiri-ve-gelecek-perspektifi-1781796984.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Derince Cemevi açılışa gün sayıyor</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/derince-cemevi-acilisa-gun-sayiyor-3280</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/derince-cemevi-acilisa-gun-sayiyor-3280</guid>
                <description><![CDATA[Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, Derince'de yapımı tamamlanan İmam Zeynel Abidin Cemevi'nde son incelemelerini gerçekleştirdi. Cem Vakfı Alevi İslam İnanç Hizmetleri Başkanı Mesut Yıldırım ve bölge sakinleri, Başkan Büyükakın'a teşekkürlerini iletti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, Derince’de yapımı tamamlanan İmam Zeynel Abidin Cemevi’nde önemli incelemelerde bulundu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Açılış için gün sayan cemevindeki son hazırlıkları yerinde denetleyen Başkan Büyükakın’a, Cem Vakfı Alevi İslam İnanç Hizmetleri Başkanı Mesut Yıldırım ve bölge halkı eşlik etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin ibadethane ve kültür merkezi destekleri kapsamında inşa edilen Derince İmam Zeynel Abidin Cemevi, Yenikent Mahallesi’nde 4.045 metrekarelik bir alanda, 5 katlı olarak yükseldi. </span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">CEM VAKFI'NDAN BAŞKAN BÜYÜKAKIN'A TEŞEKKÜR</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi vatandaşların kültürel değerlerini yaşatması ve tüm ihtiyaçlarını karşılaması hedeflenen yapının inşaatı tamamlandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İncelemeler sırasında Başkan Büyükakın’a eşlik eden Cem Vakfı Alevi İslam İnanç Hizmetleri Başkanı Mesut Yıldırım ve vatandaşlar, bölgeye kazandırılan bu güzel cemevi için teşekkürlerini dile getirdi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Başkan Büyükakın ise cemevinin Alevi vatandaşlara hayırlı olmasını dileyerek, Muharrem ayında tutulan oruçların kabul olmasını temenni etti.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">MODERN DONANIMLI EKSİKSİZ BİR MERKEZ</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Toplam 800 metrekare inşaat alanına sahip 5 katlı cemevinde, cenaze alanı, abdesthane, morg, gasilhane, bay-bayan tuvaletleri, yemekhane, mutfak, ürün satış ve fuaye alanı gibi birçok bölüm bulunuyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ayrıca idari ofisler, kütüphane, sekretarya, yönetici ve başkan odaları, dede odası, konferans salonu, kulis, eğitim salonu, reji odası, cem salonu ve lokma odası gibi tüm donatılar eksiksiz bir şekilde yer alıyor.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 17:14:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/derince-cemevi-acilisa-gun-sayiyor-1781792711.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Horasan Erenleri&#039;nden birliğe davet!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/horasan-erenlerinden-birlige-davet-3279</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/horasan-erenlerinden-birlige-davet-3279</guid>
                <description><![CDATA[Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu, Muharrem ayı matemi vesilesiyle birlik, beraberlik ve kardeşlik bağlarını pekiştirmek amacıyla Hacıbektaş ilçesinde bulunan Horasan Erenleri Dergahı Cemevi'nde anlamlı bir oruç açma programı düzenliyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu, Muharrem ayı matemi vesilesiyle birlik, beraberlik ve kardeşlik bağlarını pekiştirmek amacıyla anlamlı bir iftar programı düzenliyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">"<strong><em>Birliğe Davet</em></strong>" başlığıyla yayımlanan afişte, Hz. Hüseyin ve Kerbela şehitlerinin acısını yüreklerinde taşıyan tüm canlar, Muharrem matemi orucunu birlikte açmaya davet edildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>"Birlikte Daha Güçlüyüz, Birlikte Daha Umutluyuz"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Av. Erdem Cömert’in öncülüğünde gerçekleştirilecek programla ilgili yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:</span></p>

<p><span style="color:#000000">"<em><strong>Yüreklerimizde Hz. Hüseyin ve Kerbela şehitlerinin acısını taşırken; birlik, beraberlik ve kardeşlik bağlarımızı pekiştirmek adına; Muharrem matemi orucumuzu açma programında bir araya geliyoruz ve siz değerli canlarımızı aramızda görmekten onur duyarız.</strong></em>"</span></p>

<p><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-06-10%20at%2022_48_03.jpeg" style="height:800px; width:533px" /></p>

<p><strong><span style="color:#000000">Program Detayları ve Konum:</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Nevşehir'in Hacıbektaş ilçesinde gerçekleştirilecek olan bu anlamlı buluşmanın program bilgileri ise şöyle:</span></p>

<p><span style="color:#000000">* Tarih: 21 Haziran 2024 Cuma<br />
* Saat: 20:00<br />
* Yer: Horasan Erenleri Dergâhı Cemevi<br />
* Adres: Savat Mahallesi, Dedebağ Sokak, Hacıbektaş / NEVŞEHİR</span></p>

<p><span style="color:#000000">Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu, "<em><strong>Birlikte daha güçlüyüz, birlikte daha umutluyuz</strong></em>" mesajıyla tüm vatandaşları bu manevi iklimi paylaşmaya çağırıyor.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 15:22:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/horasan-erenlerinden-birlige-davet-1781785941.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kılıçdaroğlu, Muharrem Yas-ı Matem mesajı yayınladı</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kilicdaroglu-muharrem-yas-i-matem-mesaji-yayinladi-3276</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kilicdaroglu-muharrem-yas-i-matem-mesaji-yayinladi-3276</guid>
                <description><![CDATA[Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, bugün başlayan Muharrem matemi ve orucu nedeniyle bir mesaj yayınladı. Hz. Hüseyin ve birlikte katledilen 72 canın anıldığı mesajın Kılıçdaroğlu "yas günlerinde tutulan oruçların, dağıtılan lokmaların, edilen duaların ve paylaşılan acıların kardeşliğimizi, dayanışmamızı ve toplumsal barışımızı güçlendirmesini diliyorum" ifadelerini kullandı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Bugün, 16 Haziran/1 Muharrem günü İslam aleminde yaşanan büyük bir facia için Müslümanlar yas tutuyor. İslam Peygamberi Hz. Muhammed'in en sevdiği torunu Hz. Hüseyin ve beraberindeki 72 kişinin katledildiği Kerbela çölündeki kuşatma, susuz bırakma ve sonunda katledilmeye gidecek sürecin da başlangıcı olarak kabul ediliyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, bugün başlayan Muharrem matemi ve orucu nedeniyle bir mesaj yayınladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kılıçdaroğlu'nun mesajı şöyle:</span></p>

<p><span style="color:#000000">"<em><strong>Kerbela’da zulme karşı hakikatin yanında duran Hz. Hüseyin’i ve yol arkadaşlarını rahmet ve saygıyla anıyor; bu yas günlerinde tutulan oruçların, dağıtılan lokmaların, edilen duaların ve paylaşılan acıların kardeşliğimizi, dayanışmamızı ve toplumsal barışımızı güçlendirmesini diliyorum.</strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Tutulan matem oruçlarının Hak katında kabul olmasını diliyor, canlarımızın Muharrem ayını saygı ve hüzünle selamlıyorum.</strong></em>"</span></p>

<p><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/K%C4%B1l%C4%B1%C3%A7daro%C4%9Flu.JPG" style="height:654px; width:540px" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 15:12:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/kilicdaroglu-muharrem-yas-i-matem-mesaji-yayinladi-1781612838.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Erdem Cömert yazdı: Kerbela’dan Gazze’ye Hüseyni duruş</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/erdem-comert-yazdi-kerbeladan-gazzeye-huseyni-durus-3273</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/erdem-comert-yazdi-kerbeladan-gazzeye-huseyni-durus-3273</guid>
                <description><![CDATA[Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Erdem Cömert, Aydınlık gazetesinde Muharrem matemi orucunun başlaması nedeniyle bir yazı kaleme aldı. Cömert, "Kerbela’dan Gazze’ye Hüseyni duruş" başlıklı yazısında "Kerbela, zulüm karşısında alınan tavrın adıdır" diyerek, bizlerin de günümüzdeki saflaşmaya Hüseyni duruşu sahiplenmemiz gerektiği belirtti. İşte, o yazı:]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Muharrem ayı yarın başlıyor. On iki gün boyunca oruç tutacağız, yas tutacağız, düşüneceğiz. Bugün Hicri takvimin ilk günü. Takvimler değişiyor ama Kerbela’nın bize verdiği ders, Kerbela’da yükselen ses değişmiyor.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">ÖLÜMÜ GÖZE ALMAK</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Hz. Hüseyin, Yezid’e biat etmedi. Karşısındaki gücün büyüklüğünü de biliyordu, sonunun şehadet olacağını da. Buna rağmen geri çekilmedi. Saklanmadı. Pazarlık yapmadı. Kerbela çölünde susuz bırakıldı, ailesiyle ve yoldaşlarıyla birlikte katledildi. Ama diz çökmedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tarih, Hz. Hüseyin gibi ölüm karşısında eğilmeyen insanlarla doludur. Sokrates baldıran zehrini içerken düşüncelerinden vazgeçmedi. Jan Hus ateşe yürüdü. Thomas More idam sehpasına çıktı. Jeanne d’Arc yakılacağını bilerek geri adım atmadı. Salvador Allende darbecilere teslim olmak yerine başkanlık sarayında direnmeyi seçti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu insanların ortak noktası zafer kazanmaları değildir. Onları tarihe taşıyan şey, ölüm tehdidi karşısında inançlarını ve ilkelerini hayatlarından üstün tutmalarıdır. Tarih çoğu zaman galipleri değil, ölüm karşısındaki tavrı hatırlar.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">YOLUMUZUN HÜSEYİNLERİ</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Pir Sultan Abdal serini verdi. Nesimi derisini verdi. Hallac-ı Mansur canını verdi. Ama hiçbiri hak bildiği yoldan dönmedi. Hiçbiri zulme boyun eğmedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Mustafa Kemal Atatürk’ün Çanakkale’de söylediği “Size ölmeyi emrediyorum” sözü de aynı ruhun ifadesidir. Çünkü bazı zamanlarda ölüm korkusunu yenmek, zaferin ön şartı haline gelir. Çanakkale’de ve Kurtuluş Savaşı’nda bu millet, canını ortaya koyan insanların fedakârlığıyla ayakta kaldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Deniz Gezmiş ve arkadaşları da idam sehpasına yürürken korkuya teslim olmadılar. İnandıkları davadan vazgeçmediler. Onları hatırlatan şey ölüm biçimleri değil, ölüm karşısındaki duruşlarıdır. Hüseyin İnan’ın idama giderken “Biz korkuyu Kerbela’da bıraktık” dediği anlatılır.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">GEÇMİŞE SAPLANMADAN BUGÜNE BAKMAK</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Muharrem günlerinde Kerbela’yı anacağız. Acıyı hatırlayacağız. Fakat Kerbela’yı yalnızca tarihin bir sayfasına hapsetmeyeceğiz. Çünkü Kerbela bir olaydan çok daha fazlasıdır. Kerbela, zulüm karşısında alınan tavrın adıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Nerede zulüm varsa orası Kerbela’dır. Her Kerbela’yı yaratan bir Yezid olduğu gibi, ona boyun eğmeyen Hüseyinler de olacaktır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugün ABD emperyalizmi ve İsrail siyonizmi bölgemizi ateşe vermektedir. Gazze’yi büyük bir Kerbela’ya çevirdiler. İran’ı hedef aldılar. Bütün Batı Asya’yı istikrarsızlaştırmaya çalışıyorlar. Bu tehdit Türkiye’nin kapısına kadar dayanmıştır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Son günlerde İran’a yönelik saldırılar sırasında Ayetullah Ali Hamaney’in tavrı da dikkat çekiciydi. Öldürülme tehdidi açıkça ortadaydı. Buna rağmen ülkesini terk etmedi, geri çekilmedi, teslimiyet görüntüsü vermedi. Bir sığınak ya da mahsene bile saklanmadı. Halkım füzelere hedefken ben saklanamam dedi. Şehit edildi. Zafer yalnızca silahla kazanılmaz. Bazen zafer, ölüm korkusunu yenebilen iradeyle kazanılır. Bir millet ancak liderleri ve halkı ölümden korkmadığında direnebilir.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">BİZE DÜŞEN GÖREV</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Bize düşen görev Hüseyni duruşu kuşanmaktır. Hz. Hüseyin gibi sonuç ne olursa olsun zulme boyun eğmemektir. Haksızlık karşısında sessiz kalmamaktır. Zalimin karşısında dik durabilmektir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Muharrem ayı bize bunu hatırlatıyor. Hayatı korumak uğruna her şartta ilkelerden vazgeçmek doğru değildir. İnsan bazen bedel ödemeyi göze alabildiği ölçüde tarihte iz bırakır. Kerbela’nın asırlardır unutulmamasının sebebi de budur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugün Kerbela’dan Gazze’ye uzanan çizgide kendimize şu soruyu sormalıyız:</span></p>

<p><span style="color:#000000">Biz hangi taraftayız?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Aşk ile.</span></p>

<p><a href="https://www.aydinlik.com.tr/koseyazisi/kerbeladan-gazzeye-huseyni-durus-580350"><span style="color:#c0392b">YAZININ KAYNAK LİNKİ</span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 12:43:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/erdem-comert-yazdi-kerbeladan-gazzeye-huseyni-durus-1781604394.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu&#039;ndan Muharrem Ayı ve Kerbela Matemi açıklaması</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-bektasi-guc-birligi-platformundan-muharrem-ayi-ve-kerbela-matemi-aciklamasi-3272</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-bektasi-guc-birligi-platformundan-muharrem-ayi-ve-kerbela-matemi-aciklamasi-3272</guid>
                <description><![CDATA[Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu, İslam âlemi ve insanlık tarihi açısından derin anlamlar barındıran Muharrem ayı ve Yas u Matem günleri dolayısıyla yazılı bir basın açıklaması yayımladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / ANKARA —</strong> Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu, İslam âlemi ve insanlık tarihi açısından derin anlamlar barındıran Muharrem ayı ve Yas u Matem günleri dolayısıyla yazılı bir basın açıklaması yayımladı. Platform, inancın doğru temellerde yürütülmesi ve toplumda sıklıkla birbirine karıştırılan "oruç" ile "matem" kavramlarının rükünlerinin net bir şekilde ortaya konulması amacıyla bu açıklamayı kurumsal ve vicdani bir vazife olarak gördüklerini belirtti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>"Oruç ve Matem Birbirinden Bütünüyle Farklıdır"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Yapılan açıklamada, Muharrem orucunun Hz. Muhammed’in bir sünneti olduğu, hadis kaynaklarında Müslümanların, Hz. Peygamber'in ve Ehlibeyt’in bu ayda oruç tuttuklarının açıkça kayıtlı olduğu hatırlatıldı. Orucun temel şartının belirli sürelerde yeme içmeden kesilmek, maddi ve manevi tüm azaları günahlardan korumak olduğu ifade edilirken; kâmil manada orucun ele, bele, dile ve fikre sahip çıkmak anlamına geldiği vurgulandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Matem kavramının ise rükünleri ve doğası itibarıyla oruçtan tamamen farklı olduğuna dikkat çekilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:</span></p>

<p><span style="color:#000000">"İmam Hüseyin ve hane halkının Kerbela'da susuz bırakılarak vahşice şehit edilmesiyle birlikte, Muharrem ayında oruç ile matem üst üste binmiştir."&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tarihi kayıtlara göre İmam Hüseyin'in şehadet haberinin Cenab-ı Hakk tarafından henüz hayattayken Hz. Resulullah'a bildirildiği, onun da bu haberi Hz. Ali ve Hz. Fatıma ile paylaşarak birlikte yas tuttukları aktarıldı. Bu doğrultuda İmam Hüseyin için yas tutmanın bizzat Hz. Muhammed'in sünneti, Hz. Fatıma ve Hz. Ali'nin mirası olduğu belirtildi. Toplumda bu süreçte uygulanan et yememek, doğrudan su içmemek, saç ve sakal kesmemek gibi pratiklerin orucun kuralları değil, şehitlerin acısını kalbinde hissetmekle ilgili "matem hususları" olduğu açıklandı. Matem boyunca mersiyeler, Maktel-i Hüseyn ve Gülzar-ı Hasaneyn metinleri okunarak Kerbela'nın aziz hatırasının diri tutulması gerektiği çağrısında bulunuldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>"Hüseyni Kıyam Evrensel Bir Felsefedir"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Kerbela'da yaşananların bin küsur yıl önce bitmiş kronolojik bir hadise veya kuru bir gözyaşından ibaret olmadığı ifade edilen açıklamada, Hüseyni kıyamın zalimle, zulümle, ihanetle ve yozlaşmayla mücadelede tüm insanlık için evrensel bir felsefe ve rehber olduğu dile getirildi. İmam Hüseyin'in, İslam ahkâmını tahrif eden Emevi zihniyetinin temsilcisi Yezit'e biat etmeyi "zillet" sayarak dünya malı veya saltanat için değil; İslam'ın namusunu ve adalet mefkûresini ihya etmek için başını feda ettiği vurgulandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Açıklama, "Her gün Aşura, her yer Kerbela" şiarıyla, zulmün olduğu her yerde mazlumun safında yer alınarak İmam Hüseyin'in hürriyet felsefesinin kalplerde yaşatıldığı belirtilerek, tutulan oruçların ve çekilen yasların kabul olması niyazıyla son buldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Basın Açıklamasının Tam Metni</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/HK1bOmUW0AEuTYa.png" style="height:800px; width:565px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">ALEVİ-BEKTAŞİ GÜÇ BİRLİĞİ PLATFORMU</span></p>

<p><span style="color:#000000">"Zillet bizden uzaktır."</span></p>

<p><span style="color:#000000">Basın açıklaması: 5</span></p>

<p><span style="color:#000000">Değerli Basın Mensupları, Değerli Canlar;</span></p>

<p><span style="color:#000000">İslam âlemi ve insanlık tarihi açısından derin manalar barındıran Muharrem ayını ve Yas u Matem günlerini yeniden idrak ediyoruz. Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu olarak, bu önemli günlerin idrakine varılması, inancımızın doğru temellerde yürütülmesi ve sıklıkla birbirine karıştırılan oruç ile matem kavramlarının rükünlerinin net bir şekilde ortaya konulması amacıyla bu açıklamayı yapmayı kurumsal ve vicdani bir vazife addediyoruz.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">İlk olarak belirtmek gerekir ki; Muharrem orucu, Aziz Peygamberimiz Hazreti Muhammed Mustafa'nın sünnetidir. &nbsp;Hadis kaynaklarında Müslümanların Muharrem ayında oruç tuttukları açıkça kayıtlıdır. Dolayısıyla Hazreti Peygamber ve Ehlibeyt bu ayda oruç tutmuşlardır. Orucun şartları bellidir; belli sürelerde yeme içmeden kesilmek, maddi ve manevi tüm azaları günahlardan korumaktır. &nbsp;Yüce Allah'a, Peygamber efendimize ve Ehlibeyt'e yalan isnat etmek dahi orucu sakatlayan amellerdendir. Kâmil manada oruç; elimize, belimize, dilimize, fikrimize sahip çıkmaktır.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Matem ise rükünleri ve doğası itibarıyla oruçtan bütünüyle farklıdır. İmam Hüseyin ve hane halkının Kerbela'da susuz bırakılarak vahşice şehit edilmesiyle birlikte, Muharrem ayında oruç ile matem üst üste binmiştir. Tarihi kayıtlara göre İmam Hüseyin'in şehadet haberi gayb bilgisi olarak Cenab-ı Hakk tarafından Hazreti Resulullah'a bildirilmiş; o hazret de bu çileli haberi Hazreti Ali ve Hazreti Fatıma ile paylaşarak daha Hazreti İmam Hüseyin hayattayken birlikte yas tutmuşlardır. Dolayısıyla İmam Hüseyin için yas tutmak bizzat Hazreti Muhammed'in sünneti, Hazreti Fatıma ve Hazreti Ali'nin mirasıdır. Toplumumuzda bu süreçte et yememek, doğrudan su içmemek, saç ve sakal kesmemek gibi uygulamalar orucun kuralları değil, şehitlerin acısını kalbinde hissetmekle ilgili matem hususlarıdır. &nbsp;Bu iki kavrama kafa karışıklığına mahal vermeden yaklaşılmalı; Yas u Matem boyunca mersiyeler, Maktel-i Hüseyn ve Gülzar-ı Hasaneyn metinleri okunarak Kerbela'nın aziz hatırası diri tutulmalıdır.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hazreti İmam Hüseyin'in Kerbela çöllerinde yazdığı destan, bin küsur yıl önce yaşanıp bitmiş kronolojik bir hadise veya kuru bir gözyaşından ibaret değildir. Hüseyni kıyam; zalimle, zulümle, ihanetle ve yozlaşmayla mücadelede tüm insanlık için mükemmel bir rehber ve evrensel bir felsefedir. Şah-ı Şehidan İmam Hüseyin; iktidarı gayrimeşru yollarla ele geçiren, haramı helal kılan, İslam ahkâmını tahrif eden Emevi zihniyetinin temsilcisi Yezit'e biat etmeyi "zillet" saymıştır. O, dünya malı, makam veya saltanat peşinde değil; ceddi Resulullah'ın ve babası Ali bin Ebî Talib'in hidayet yolunu, İslam'ın namusunu ve adalet mefkûresini ihya etmek için başını feda etmiştir. Şan ve şerefle yükseltilen bu kızıl sancak, bugün de gökyüzünde dalgalanmaktadır.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">"Her gün Aşura, her yer Kerbela" şiarıyla; zulmün olduğu her günü Aşura, zalimin karşısında mazlumun saf tuttuğu her yeri Kerbela bilerek, İmam Hüseyin'in hürriyet felsefesini kalplerimizde yaşatıyoruz. İmam Hüseyin'in buyurduğu gibi: "Başkasının kölesi olma, çünkü Allah seni hür yaratmıştır."&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu vesileyle, Allah rızası için tutulacak oruçların, çekilecek yasların ve Ehlibeyt sevgisiyle çarpan yüreklerin amellerinin Cenab-ı Allah'ın huzurunda kabulünü niyaz ediyoruz. Şah-ı Şehidan İmam Hüseyin'e, hane halkına ve Kerbela'nın aziz yoldaşlarına sonsuz selam olsun; Ehlibeyt'in hukukuna kastedenlere ve zalimlerin safında yer tutanlara lanet olsun.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Aşk-ı niyazlarımızla. &nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu, 15 Haziran 2026</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 00:03:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/alevi-bektasi-guc-birligi-platformundan-muharrem-ayi-ve-kerbela-matemi-aciklamasi-1781558246.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bora Özizmirli: Göçmen karşıtlığında ABD, İsrail ve Rusya hattı </title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bora-ozizmirli-gocmen-karsitliginda-abd-israil-ve-rusya-hatti-3270</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bora-ozizmirli-gocmen-karsitliginda-abd-israil-ve-rusya-hatti-3270</guid>
                <description><![CDATA[Analist yazar Bora Özizmirli, İngiltere’de yaşanan ırkçı şiddet olaylar ile ilgili dikkat çeken bir yazı kaleme aldı. Özizmirli yazısında ırkçı gruplardaki Washington- Tel Aviv- Moskova ve Errol Musk hattına dikkat çekti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Analist yazar Bora Özizmirli, İngiltere’de yaşanan ırkçı şiddet olaylar ile ilgili dikkat çeken bir yazı kaleme aldı. Özizmirli yazısında ırkçı gruplardaki Washington- Tel Aviv- Moskova ve Errol Musk hattına dikkat çekti.<br />
<br />
<strong>Bora Özizmirli'nin yazısının sonunda dipnotlar bölümünde kaynaklar verdiği yazısı şöyle:</strong><br />
&nbsp;</p>

<p>Daha önceki yazılı ve videolu açıklamalarımda ABD ile İngiltere arasında büyük bir ayrışma olduğunu aktarmıştım. İngiltere liderliğindeki Avrupa, hem ABD hem Rusya hem de İsrail tehdidi altında… Bu tehditlerin canlı örneği ise İngiltere’de yaşanan ırkçı sokak eylemleridir. Çünkü İngiltere'deki insanları göçmenlere karşı kışkırtan ırkçı grupların liderleri hem Trump, hem İsrail hem de Putin hayranlığı&nbsp; ile Errol Musk'a yakınlığı ile biliniyor.</p>

<p><br />
<strong><span style="color:#2980b9">İNGİLTERE'DE GÖÇMEN VE MÜSLÜMAN KARŞITI EYLEMLER</span></strong><br />
<br />
Bilindiği gibi İngiltere yaklaşık bir haftadır ırkçı grupların başlattığı göçmen ve Müslüman karşıtı eylemlerle yanıyor. Sokaklar, evler ve arabalar ateşe verilmiş durumda.</p>

<p>İngiltere’de ırkçı çoğunlukla maskeli gruplar “Yabancılar dışarı!” ve “Tüm Müslümanları öldürün!” sloganları attı.&nbsp;</p>

<p>İşyerleri ve araçlar deri rengine göre kontrol edilerek hedef seçildi. Kapı kapı dolaşıp “yabancı” veya “siyah derili” olan evleri yaktılar.</p>

<p>Hedef alınan gruplar arasında Sudanlı, Ugandalı, Orta Doğulu, Müslüman ve diğer etnik azınlık aileleri yer alıyor.</p>

<p>İngilizler bu olayın arkasında ABD’nin olduğunu vurguluyor. Hatta ABD, İsrail ve Rusya’nın amacının İngiltere’yi kendilerine biat ettirmek için bu eylemleri başlattığını söylüyorlar.</p>

<p>İngilizler bu üç ülkeye tepkili. Hatta daha çok Trump’a, Elon Musk’a ve Errol Musk’a tepkililer.<br />
<br />
<span style="color:#2980b9"><strong>ELON MUSK'IN SOKAK EYLEMLERİNİN LİDERLERİNDEN OLAN ROBİNSON'A DESTEK PAYLAŞIMI</strong></span><br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/724163936_1534767331331053_5732768965678008141_n.jpg" style="height:783px; width:738px" /></p>

<p><br />
<br />
İngiltere Başbakanı Starmer, Elon Musk’ı İngiltere’nin iç işlerine karışmak, bölücülük yapmak ve yalan/dezenformasyon yaymakla suçladı.&nbsp;</p>

<p>Starmer şöyle dedi: &nbsp;<br />
<em><strong>“Musk son günlerde yine politikamıza müdahale ediyor, bölücülük kışkırtıyor. Bu İngiltere’de bizim kimliğimiz değil.”</strong></em></p>

<p>Öte yandan İngiltere’deki sokak eylemlerini başlatan ve organize eden iki önemli isim var. Bunlardan biri <strong>“Tel Aviv Robinson” </strong>lakaplı Tommy Robinson, diğeri ise Rupert Lowe’dur.</p>

<p>Bu iki isim hakkında daha önceki ve şu anki açıklamalarımı araştırdım; ortaya önemli detaylar çıktı. Rupert Lowe’un görüşleri Robinson’a yakın olduğu için bu yazıda daha çok <strong>Tommy Robinson</strong> hakkında bilgi vereceğim.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>&nbsp;“TEL AVİV ROBINSON” LAKAPLI TOMMY ROBINSON</strong></span></p>

<p>Tommy Robinson, hem Trump’a hem İsrail’e hem de Rusya ile bağlantılarıyla ön plana çıkan bir isim. İngiltere’nin en bilinen aşırı sağcı/anti-göç aktivistidir.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;">İSRAİL YANDAŞLIĞI&nbsp;</span></strong></span></span></span></p>

<p>Tommy Robinson çok güçlü bir İsrail destekçisidir. İsrail’i defalarca ziyaret etmiş, Gazze savaşında İsrail’in yanında yer almıştır. Hamas’ı “ölüm kültü” olarak nitelendirmiş, İsrail’in kendini savunduğunu savunmuştur.<br />
&nbsp;</p>

<p>Aşdağıdaki görselde ise Robinson'un İsrail ziyareti ile ilgili paylaşımı( Görseli tıklayarak orjinal linke ulaşabilirsiniz)<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-06-14%20at%2008_28_36.jpeg" style="height:702px; width:590px" /><br />
<br />
Tommy Robinson başka bir videolu açıklamasında ise: "ANLAMIYOR MUSUN? Eğer İsrail düşerse... hepimiz düşeriz. Eğer İslami uluslar savaşı kazanıp İsrail'i ve Yahudileri yok etse, durmayacaklar ve bir sonrakinde New York ve Londra'ya devam edecekler."ifadelerini kullandı.<br />
<br />
<a href="https://x.com/smile2jannah/status/2057470118007910838"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-06-14%20at%2008_50_08.jpeg" style="height:607px; width:578px" /></a></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#2980b9">TRUMP DESTEKÇİLİĞİ</span></span></strong></span></span><br />
Tommy Robinson aynı zamanda Trump ve Putin hayranıdır. Trump yönetimi Robinson’ı ağırlamış, onunla görüşmeler gerçekleştirmiştir. Robinson, Trump’ın tabanına hitap eden anti-Müslüman ve “ifade özgürlüğü” söylemini kullanmaktadır.</p>

<p><br />
<span style="color:#2980b9"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><strong>RUSYA,PUTİN VE ERROL MUSK DESTEKÇİLİĞİ</strong></span></span></span></span><br />
<br />
Tommy Robinson defalarca Rusya’yı ziyaret etmiştir. 2022’de Putin’i<strong> “güçlü bir lider”</strong>, <strong>“ülkesinin savunucusu” </strong>ve “Batı’da yeterince güçlü erkek kalmadı” diyerek övmüştür.</p>

<p>Şubat 2020’de kısa bir gezi için Rusya’ya gitmiş, <strong>Moskova ve St. Petersburg’da </strong>bir dizi görüşme, toplantı ve basın açıklaması yapmıştır. Bu gezi sırasında Özgürlükçü Parti konferansında konuşmuştur.</p>

<p>Rus gazetesi Vechernyaya Moskva’ya verdiği röportajda <strong>“Gelin Avrupa Birliği’ni birlikte yok edelim” </strong>açıklamasında bulunmuştur.</p>

<p><em><strong>&nbsp;“Birleşik Krallık AB’den ayrıldıktan sonra Rusya önemli bir ortak haline gelebilir. Özellikle cihatçılıkla mücadelede. Bu Avrupa’da büyük bir sorun. Hristiyan değerlerimizi, kültürümüzü ve kimliğimizi korumak için işbirliği yapabiliriz. Ruslar Putin’i ülkenin koruyucusu olarak görüyor. O güçlü bir politikacı.”</strong></em></p>

<p>&nbsp;Putin ile görüşmek ister miydiniz sorusuna ise,<br />
<em><strong>“Elbette, görüşmek isterim. ‘Vladimir, bir bira içelim’ derdim. Batı’nın en güçlü adamı o. Putin’den ülkesine karşı kullanılan sansür ve propagandaya karşı mücadele etmesini isterdim. Ondan Rus televizyonunda bana bir program vermesini isterdim.” </strong></em>cevabını vermiştir.</p>

<p>Ayrıca Robinson, Rusya’nın Ukrayna işgalinde Ukrayna’yı suçlamaktadır.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>ERROL MUSK İLE GÖRÜŞMESİ VE İKİLİNİN VİDEOLU PAYLAŞIMI</strong></span><br />
<br />
Öte yandan 9 Haziran Belfast olayları sırasında Moskova’daydı. Elon Musk’ın babası Errol Musk ile lüks bir otelde görüldü. Oradan <strong>“Rusya Britanya’nın düşmanı değil” </strong>dedi ve Rusya’yı “<strong>medeni, uygar bir toplum”</strong> olarak övdü. Rus milliyetçi grupların videolarını paylaştı.</p>

<p>Aynı Robinson, ırkçı sokak eylemleri sırasında Errol Musk ile beraber X’te videolu açıklamada bulunuyordu.&nbsp;( Görseli tıklayarak videoya ulaşabilirsiniz)</p>

<p><a href="https://x.com/nexta_tv/status/2065353410891976876"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/724114193_1534355104705609_1602739910237441416_n.jpg" style="height:800px; width:637px" /></a><br />
İkili arasında şu diyalog yaşandı:<br />
<br />
Robinson (kameraya gülerek): “Güzel bir gün geçiriyorum…” &nbsp;<br />
Robinson: “Bu benim X abonelerim için. Errol, onlara merhaba de.” &nbsp;<br />
Errol Musk (gülerek): “Tommy’nin X abonelerine merhaba.” &nbsp;<br />
Robinson(kahkaha atarak): “Biraz sorun çıkaracağız / kaos yaratacağız.” &nbsp;<br />
Errol Musk:“Sorun değil, işleri doğru yapıyoruz.” &nbsp;<br />
Robinson: “Elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyoruz…”<br />
<br />
<a href="https://x.com/TRobinsonNewEra/status/2065441147745362378"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-06-14%20at%2009_55_17.jpeg" style="height:694px; width:593px" /></a><br />
<br />
DİPNOTLAR:<br />
<br />
1- Robinson'un Rusya'da "Robinson: Gelin Avrupa Birliği'ni birlikte yok edelim" başlıklı yayımlanmış makalesi:<br />
<br />
<a href="https://vm.ru/society/782421-britanskij-politik-robinson-davajte-razvalim-evrosoyuz-vmeste">https://vm.ru/society/782421-britanskij-politik-robinson-davajte-razvalim-evrosoyuz-vmeste</a><br />
<br />
2-&nbsp;Robinson ile ilgili 9 Haziran 2026 tarihinde RIA NOVOSTI'DA "Bir İngiliz aktivist, medeniyeti görmek için Rusya'yı ziyaret ettiğini söyledi."&nbsp;başlıklı yayımlanmış haber:<br />
<a href="https://ria.ru/20260609/aktivist-2098033984.html">https://ria.ru/20260609/aktivist-2098033984.html</a><br />
<br />
3- İngiltere'de&nbsp; hopenothate.org.uk'de yayımlanan "Tommy Robinson: Putin'in Kullanışlı Aptalı mı?" başlıklı analiz.<br />
<br />
&nbsp;<a href="https://hopenothate.org.uk/2022/03/17/tommy-robinson-putins-useful-idiot/">https://hopenothate.org.uk/2022/03/17/tommy-robinson-putins-useful-idiot/</a><br />
<br />
4- The Guardian'da "Tommy Robinson, Moskova'da Elon Musk'ın babasıyla görüştü." başlıklı haber<br />
&nbsp;<a href="https://www.theguardian.com/uk-news/2026/jun/09/tommy-robinson-meets-elon-musk-father-moscow">https://www.theguardian.com/uk-news/2026/jun/09/tommy-robinson-meets-elon-musk-father-moscow</a></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 14 Jun 2026 08:22:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/bora-ozizmirli-gocmen-karsitliginda-abd-israil-ve-rusya-hatti-1781418037.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ali Aktaş yazdı: Bir Alevi Cumhurbaşkanının portresi</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ali-aktas-yazdi-bir-alevi-cumhurbaskaninin-portresi-3268</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ali-aktas-yazdi-bir-alevi-cumhurbaskaninin-portresi-3268</guid>
                <description><![CDATA[Sosyolog yazar Ali Aktaş, bu kez, tarihin karanlıkta kalmış bir tartışmasını araladı. Alevilere yakınlığı ile bilinen Türkiye Cumhuriyeti 4. Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel'in Alevi bir aileden geldiğini ortaya çıkardı. Kendi aile tarihinden gelen bilgileri de yazısında değerlendiren Aktaş’a göre, “aile aslen Dersim (Tunceli) bölgesinin en köklü ve inançsal olarak en saygın Ocaklarından biri olan Şıx Delil-i Berxécân Ocağı’na bağlı Pilvenk (Pilvankan) aşiretine mensuptur.”]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Türkiye Cumhuriyeti'nin 4. Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel kökeni, aile geçmişi ve görev süresindeki yaklaşımları nedeniyle Aleviliği sıkça tartışılır. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Dönemin tanıklarının ve yakınlarının aktardığı tarihi kayıtlara göre Cemal Gürsel, kendisine yöneltilen “<strong><em>Alevi misiniz?</em></strong>” sorularına bizzat, “<strong><em>Ben aslen Alevi değilim; ama okudum, gördüm, tartıştım ve Aleviliği/Alevi kültürünü benimsiyorum</em></strong>” biçiminde yanıt vermiştir. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Bu durum, dönemin siyasi konjonktürü gereği gerçek kimliği gizleme zorunluluğu olarak da yorumlanmaktadır</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">27 Mayıs 1960 darbesinin ardından Çankaya Köşkü’ne çıkan Gürsel çiftinin dönemi, Köşk tarihinin en mütevazı ama inanç tarihi açısından en devrimci dönemlerinden biridir. Cumhuriyet tarihinde Alevi toplumuna en açık ve kucaklayıcı yaklaşan liderlerden biri olur. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Cemal Gürsel, cumhurbaşkanlığı döneminde Çankaya Köşkü’nün kapılarını tarihte ilk kez resmi olarak Alevi toplumuna açmıştır. Dönemin ünlü Alevi ozanlarını Köşk’e davet edip dinlemiştir. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Onun, cumhurbaşkanlığı döneminde Alevilerin inanç merkezlerini ve kültürlerini koruyabilmeleri adına Hacıbektaş adını taşıyan ilk resmi derneklerin kurulmasına ön ayak olunmuştur. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde bir “<strong><em>Mezhepler Masası</em></strong>” kurulmasını ve Aleviliğin de burada temsil edilmesi için yasal adımlar atmaya çalışmıştır. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">4. Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel'in ailesi Dersim'den Erzurum Hınıs Meydan köyüne yerleşir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Erzurum genelinde ve özellikle Hınıs ilçesinde Zaza konuşan Alevi inancına bağlı köyler bulunmaktadır. Meydan Köyü de bölgedeki bu yerleşim yerlerinden biridir. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Kısaca aile aslen Dersim (Tunceli) bölgesinin en köklü ve inançsal olarak en saygın Ocaklarından biri olan Şıx Delil-i Berxécân Ocağı’na bağlı Pilvenk (Pilvankan) aşiretine mensuptur. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Ailesi, daha sonra Osmanlı dönemindeki iç göç hareketleriyle İstanbul’a yerleşir. Babası Abidin Bey ise bir Osmanlı subayı olur.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Eşi Melahat Gürsel'in kökenine dair genel olarak yalnızca “<strong><em>Hamidiye Kruvazörü'nün çarkçıbaşısının (başmühendisinin) kızı</em></strong>” olduğu bilgisi yer alır. Ancak ailesi Erzincan Şehirsürbahan (Beşsaray) köyünden İstanbul’a yerleşir ve Kırmo Yusuf’un yakın akrabalarıdır. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">İşin ilginç yanı Cemal Gürsel’in oğlu Mehmet Özdemir Gürsel ise iki evlilik yapar. İlk eşi Birgen Hanım ile yaptığı evlilikten çocuğu olmaz. İlk eşinden boşandıktan sonra Kırmo Yusuf’un oğlu Mehmet Ali Özkan eşi Emine Özkan’ın altı kızından biri olan Türkan Özkan ile evlenir. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Özdemir Gürsel'in Türkan Özkan ile olan ikinci evliliğinden iki kız çocuğu dünyaya gelir. Kızları Melkan Gürsel ve Özdem Gürsel’dir. Bu Kırmo Yusuf silsilesi ve Özkan/Aktaş ailesi gibi köklü akrabalık bağları, ailenin İstanbul'a göç etse de taşradaki kökleriyle bağını koparmadığının bir kanıtıdır. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><em><strong>Özetle</strong></em>; Köy, akrabalık ilişkileri ve isimler (Erzincan Merkez Beşsaray/Şehirsürbahan köyü ve Kırmo Yusuf ailesi), doğrudan bölgenin köklü Kızılbaş/Alevi geleneklerine işaret eder. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Bu durum, konunun neden geçmişte karıştırıldığını netleştirmektedir. Erzincan'ın bu bölgesi tarihsel olarak yoğun bir Alevi nüfus barındırır. Kırmo Yusuf silsilesi ve Özkan/Aktaş aileleri, bölgenin bilinen Alevi ailelerindendir. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Babasının Osmanlı bürokrasisinde (Hamidiye Zırhlısı'nda başmühendislik gibi) üst düzey bir görevde yer alması, ailenin erken dönemde modern eğitim alıp İstanbul'a/merkeze entegre olduğunu göstermektedir. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Cemal Gürsel ve eşi Melahat Hanım yaptığı evlilik, aslında benzer coğrafi ve kültürel kökenlerden (Erzurum-Dersim-Erzincan hattı) gelen iki köklü ailenin birleşmesi sürecidir. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Melahat Hanım, Türkiye’nin en az göz önünde olan, protokolden en çok kaçınan First Lady'si olarak bilinir. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Köşk’ün lüks harcamalarını tamamen kısar, saray şatafatını red eder ve tutumlu yapısıyla öne çıkar. Çankaya’da bir derviş olgunluğu ve sadeliğiyle yaşar. Kendi inanç dünyasını hiçbir zaman siyasi bir malzeme yapmaz, sessiz ve saygın bir geleneksel anne/asker eşi profili çizer. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Cemal Gürsel'in 1966'daki hastalığı ve vefatının ardından Melahat Hanım Çankaya'dan ayrılır, ömrünün son yıllarını yine büyük bir sadelik içinde İzmir Karşıyaka'da geçirir. İnançsal ya da mezhepsel kimliğini hiçbir zaman siyasi veya kamusal bir figür olarak öne çıkarmaz. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Resmi biyografilerinde aile kökenlerinin bu derin ayrıntılarına pek yer vermemiştir. 1975'teki vefatına kadar da bu asil ve sessiz duruşunu korumuşur. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><em><strong>Sonuç olarak</strong></em>; Erzincan, Dersim ve Erzurum üçgeni, Doğu Anadolu’daki Alevi-Bektaşi topluluklarının tarih boyunca en yoğun hareket ettiği, nüfus ve inanç alışverişinde bulunduğu coğrafyadır. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Hem Melahat Hanım’ın ailesi hem de Cemal Bey’in ailesi, askeri ve teknik bürokrasi kanalıyla (biri deniz mühendisi, diğeri kara subayı olarak) erken dönemde Osmanlı’nın elit tabakasına dahil olurlar. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">1927 yılında gerçekleşen evlilikleri, cumhuriyetin kurucu subay kuşağının kendi içindeki evlilik ağlarına uymakla birlikte, arka planda benzer köken hafızasına (Doğu Anadolu Alevi-Kızılbaş elit göçü) sahip iki ailenin yollarının İstanbul/Ankara'da kesişmesidir. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Bu şecere, cumhuriyetin kurucu askeri bürokrasisinin ardındaki saklı kalan zengin kültürel ve toplumsal mozaikleri anlamak açısından muazzam bir tarihsel vesikadır. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><em><strong>Özetle</strong></em>; halk arasında “<em><strong>Alevi Cumhurbaşkanı</strong></em>” olarak anılır ve benimsenir.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 18:48:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/ali-aktas-yazdi-bir-alevi-cumhurbaskaninin-portresi-1781368044.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İsrail, Selim Narlı’yı özel temsilci olarak atadı!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/israil-selim-narliyi-ozel-temsilci-olarak-atadi-3267</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/israil-selim-narliyi-ozel-temsilci-olarak-atadi-3267</guid>
                <description><![CDATA[İsrailli stratejist Tom Wegner’in kurduğu Abrahamic Movement (İbrahimi Hareket), Narlı’nın “Türkiye’deki Alevi Toplumu Özel Temsilcisi” olarak atandığını duyurdu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / ANKARA-</strong> Mart 2025’te Suriye’nin Lazkiye ve Tartus bölgelerinde yaşanan olaylar sırasında&nbsp;İsrail’e müdahale çağrısıyla gündeme gelen sahte şeyh Selim Narlı, bu kez de İsrailli bir oluşumun atamasıyla dikkat çekti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">İsrailli stratejist Tom Wegner’in kurduğu Abrahamic Movement (İbrahimi Hareket), Narlı’nın “<strong><em>Türkiye’deki Alevi Toplumu Özel Temsilcisi</em></strong>” olarak atandığını duyurdu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Duyuru, İbrahimi Hareket’in kurucusu Wegner tarafından sosyal medyadan paylaşıldı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Açıklamada, görevinin 9 Haziran itibarıyla resmen başladığı belirtilirken, Narlı’nın Türkiye’deki Alevi toplumu ile İbrahimi Hareket arasındaki ilişkileri geliştireceği belirtildi.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">WEGNER'İN İLGİNÇ GEÇMİŞİ</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Narlı’yı görevlendiren Tom Wegner, İsrail’de uzun yıllardır siyasal iletişim alanında faaliyet gösteren bir isim. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Wegner’in özgeçmişinde; Eski İsrail Başbakanı Ehud Barak’ın sözcülüğü, Peres Barış Merkezi’ndeki danışmanlık görevi ve çeşitli İsrail merkezli düşünce kuruluşlarında yürüttüğü çalışmalar yer alıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Wegner tarafından 2025 yılında kurulan İbrahimi Hareket, kendisini İsrail ile Müslüman toplumlar arasında diyalog ve işbirliğini geliştirmeyi amaçlayan uluslararası bir hareket olarak tanımlıyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Hareket, İbrahim Anlaşmaları çizgisinde faaliyet yürüttüğünü ifade ediyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="Sahte şeyhe İsrail’den görev - Resim : 1" src="https://img.aydinlik.com.tr/rcman/Cw774h727q95gm/storage/files/images/2026/06/11/08-manset-foto-1-lkw3.jpg" style="height:727px; width:774px" /></span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">YENİ BİR TOPLUM MÜHENDİSLİĞİ GİRİŞİMİ</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Arap basınında yayınlanan değerlendirmelerde de hareketin bölgedeki faaliyetleri tartışma konusu olmuş. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Al Mayadeen’de yayınlanan bir analizde, hareketin Suriye’deki faaliyetleri “<em><strong>yeni bir toplumsal mühendislik girişimi</strong></em>” olarak niteleniyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Söz konusu analizde, hareketin yalnızca dinlerarası diyalog ya da kültürel etkileşim hedefleyen bir yapı olmadığı, İbrahim Anlaşmaları’nın toplumsal tabanını genişletmeyi amaçlayan siyasi bir proje niteliği taşıdığı kaydediliyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Yazıda özellikle Suriye’de Aleviler, Dürziler ve diğer azınlık topluluklarıyla kurulan ilişkilerin, İsrail’in bölgedeki nüfuz alanını genişletme stratejisinin bir parçası olduğu vurgulanıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Arapça yayın yapan çeşitli platformlarda yer alan değerlendirmelerde de hareketin İsrail ile Müslüman toplumlar arasında yeni ilişkiler geliştirme hedefinin ötesine geçerek, yerel topluluklar içinde temsilcilikler ve etki ağları oluşturmaya çalıştığı belirtildi. </span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">ORTADOĞU’DA AĞ KURUYOR</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Bu çerçevede İbrahimi Hareket’in Suriye sahasındaki girişimleri ve İsrail bağlantıları tartışma konusu oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Öte yandan Wegner de İsrail basınına verdiği röportajlarda hedeflerinin yalnızca devletler arası diplomatik ilişkiler kurmak olmadığını açıkça dile getiriyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">İbrahimi Hareket’in devletler arasında imzalanan İbrahim Anlaşmaları’nı toplumlar düzeyinde de yaygınlaştırmayı amaçladığını belirten Wegner, farklı ülkelerde taban düzeyinde ilişkiler geliştirmeye çalıştıklarını ifade ediyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ynet’e verdiği bir röportajda hareketin “<em><strong>hükümetlerin ötesinde halklar arasında da bir İbrahimi ağ oluşturmayı</strong></em>” hedeflediğini söyleyen Wegner, Suriye dahil birçok ülkede bağlantılar kurduklarını anlattı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Aynı röportajda hareketin farklı dini ve etnik topluluklarla doğrudan temas kurduğunu belirten Wegner, İbrahim Anlaşmaları’nı destekleyen uluslararası bir toplumsal taban oluşturmayı hedeflediklerini söyledi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Hareketin faaliyet gösterdiği ülkelerde yerel temsilciler ve kanaat önderleriyle çalıştığını kaydeden Wegner, bu yapıyı “<strong><em>küresel bir İbrahimi ağ</em></strong>” olarak tanımladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İSRAİL ADINA FAALİYET YÜRÜTEN ALEVİ ŞEYHİ!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Daha önce Türkiye’nin Samandağ ilçesinden yaptığı çağrıda Suriye'nin sahil bölgesinde yaşanılan ölümlü olayları istismar ederek İsrail’den yardım talep eden Selim Narlı, Suriye’de uydurma özerklik ilanıyla gündeme gelmişti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Narlı,geçen yıl yaptığı provokatif açıklamasında “<strong><em>Bugün tarihi bir adım attık. Halkımız, Suriye’nin sahil bölgesinde özerk yönetim ilan etmiştir</em></strong>” açıklamasında bulunmuştu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Selim Narlı'nın bu açıklaması Türkiye ve Suriye Alevileri arasında tepkiye neden olmuştu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>NARLI İSRAİL'DEN DESTEK İSTEMİŞTİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Bilindiği gibi 2025 Mart ayında Hatay'ın Samandağ ilçesinde kendisinin “<strong><em>Şeyh</em></strong>” olduğunu iddia eden Selim Narlı, Samandağ Abdullah Cömert Parkı’ndaki açıklamalarının &nbsp;görüntüleri sosyal medyada yayınlanmıştı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Narlı, İsrail’e seslenerek destek talebinde bulunmuştu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Selim Narlı açıklamasında; "<em><strong>Ya Türkiye Cumhuriyeti Silahlı Kuvvetleri müdahale edip oradaki zulmü durdurur ya da ben, resmi olarak görevlendirildiğim için İsrail Hükûmeti’nden talepte bulunurum. Oradaki mazlum halkın zulmüne son verilmesi için.</strong></em>” ifadelerine yer vermişti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Narlı'nın bu açıklaması özellikle "<em><strong>İsrail'den talep</strong></em>" kısmı bir çok çevreden tepkiye neden olmuştu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Selim Narlı daha sonra gizlice Türkiye dışına çıktı.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 23:49:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/israil-selim-narliyi-ozel-temsilci-olarak-atadi-1781298999.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Horasan Erenleri: Zalime boyun eğmeyen çağımızın Hüseyinlerine selam olsun!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/horasan-erenleri-zalime-boyun-egmeyen-cagimizin-huseyinlerine-selam-olsun-3264</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/horasan-erenleri-zalime-boyun-egmeyen-cagimizin-huseyinlerine-selam-olsun-3264</guid>
                <description><![CDATA[Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Erdem Cömert, Muharrem Matemi ve orucu vesilesiyle bir basın açıklaması yaptı. Cömert, Kerbela’da sergilenen onurlu duruşun günümüzde de rehber olması gerektiğini vurgularken, 2026 yılı Muharrem ayı oruç takvimine dair önemli detaylar paylaştı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Erdem Cömert, İslam Peygamberi Hz. Muhammed'in torunu Hz. Hüseyin ve beraberindekilerin 680 yılında Kerbela'da katledilmesini anmak adına tutulan yas oruçlarının, Hakk katında kabul olmasını diledi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>KERBELA, ZALİME KARŞI DİRENENLERİN DESTANIDIR</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Açıklamasında Kerbela’nın tarihsel ve manevi önemine değinen Erdem Cömert, günümüz dünyasındaki mazlum halkların mücadelesine de dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:</span></p>

<p><span style="color:#000000">"<em><strong>Bugün her zaman olduğundan daha fazla Hz. Hüseyin'den öğrenmek, onun zalime boyun eğmeyen tavrını tekrarlamak görevimiz var. İran'da, Filistin'de, Afrika'da ABD emperyalizmine ve İsrail siyonizmine karşı dik duran çağımızın Hüseyinlerine selam olsun.</strong></em>"</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>2026 YILI MUHARREM ORUCU TAKVİMİ BELİRLENDİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-06-11%20at%2015_05_30.jpeg" style="height:709px; width:549px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu yılın ibadet ve matem günlerinin detaylarını aktaran Cömert, Muharrem orucunun aşamaları hakkında da bilgi verdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Açıklanan takvime göre ibadet süreci şu şekilde ilerleyecek:</span></p>

<ul>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>12 - 14 Haziran:</strong> 3 günlük Masum-u Paklar Orucu</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>15 Haziran Pazartesi:</strong> Fatma Ana Orucu</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>16 Haziran Salı:</strong> 12 günlük Muharrem Orucu’nun başlangıcı (1. Gün)</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>25 Haziran Perşembe:</strong> İmam Hüseyin’in Şehadeti</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>27 Haziran Cumartesi:</strong> Muharrem Orucu’nun son günü (12. Gün)</span></p>
	</li>
</ul>

<p><span style="color:#000000"><strong>YARIM GÜN ORUÇ, ŞÜKÜR KURBANI VE AŞURE BİR BÜTÜNDÜR</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Muharrem ayının 12. gününde (27 Haziran Cumartesi) yarım gün oruç tutulduğuna dikkati çeken Başkan Erdem Cömert, bu özel günün ritüellerine dair, <strong>"<em>Oruçların tamamlanmasının arkasından tığlanan şükür kurbanı ve canlarla paylaşılarak dağıtılan aşure de bu kutsal oruç ibadetinin ayrılmaz birer parçasıdır</em>"</strong> diyerek açıklamasını tamamladı.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 15:25:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/horasan-erenleri-zalime-boyun-egmeyen-cagimizin-huseyinlerine-selam-olsun-1781180976.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Özel’in Trabzon buluşmasında Alevilere tehdit!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ozelin-trabzon-bulusmasinda-alevilere-tehdit-3263</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ozelin-trabzon-bulusmasinda-alevilere-tehdit-3263</guid>
                <description><![CDATA[Özgür Özel’in Trabzon’daki buluşmasında 'Biz yakarsak söndüremezler' yazılı pankart açıldığı ortaya çıktı. Kışkırtma girişimine tepki yağdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Cumhuriyet Halk Partisi (CHP)’nde mutlak butlan gerilimi yükselirken&nbsp;Özgür Özel&nbsp;ve Ekrem İmamoğlu destekçilerinin Trabzon’da tehlikeli bir kışkırtma girişiminde bulunduğu ortaya çıktı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">ANKA Haber Ajansı ile yerel medyaya yansıyan görüntülere göre, 5 Haziran 2026’da Özgür Özel’i Trabzon Havalimanında karşılayan kalabalıkta, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na ve yakın tarihte Alevilere yönelik gladyo saldırılarına atfen “<em><strong>Biz yakarsak söndüremezler</strong></em>” yazan bir pankart açıldı. Pankartta “<em><strong>CHP Akçaabat</strong></em>” imzası dikkat çekti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Haberimiz yayına girdiği ana kadar CHP içinde kışkırtmayı yapan tarafın lideri konumundaki Özgür Özel’den özür gelmediği anlaşıldı.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">KIŞKIRTMA TARİHİ 5 HAZİRAN CUMA GÜNÜ</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">ANKA Haber Ajansı ve yerel medyada çıkan görüntüler incelendiğinde Alevilere yönelik nefret suçu içeren pankartın 5 Haziran 2026 Cuma günü Özgür Özel’in Trabzon buluşmasında açıldığını açıkça anlaşılıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">CHP Akçaabat İlçe Başkanlığına bağlı bir grup tarafından açıldığı öne sürülen pankartla Sivas, Çorum ve Maraş’taki Türkiye’nin birliğine kast eden Alevi katliamlarına atıf yapılıyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Kemal Kılıçdaroğlu’na Alevilerin yaşadığı acılar üzerinden tehdit mesajı veriliyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Nefret pankartı Özel havalimanına indiği sırada havaya kaldırılıyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Pankartın havada olduğu anlarda Eski Kadın Kolları Başkanı ve Osmaniye Milletvekili Asu Kaya ile Eski Gençlik Kolları Genel Başkanı Cem Aydın’ın da alanda olduğu görülüyor.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">SOSYAL MEDYADA TEPKİ YAĞDI</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Kemal Kılıçdaroğlu üzerinden Alevilere nefret kusan ve tehdit eden kışkırtmaya sosyal medyada tepki yağdı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Çok sayıda CHP’li mezhepçi imada bulunan pankarta ve “<strong><em>CHP Akçaabat</em></strong>” imzasıyla kışkırtma girişimine ateş püskürdü.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Olayın ortaya çıkmasının ardından bazı görüntülerin silindiği öğrenildi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Olaya dair Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu cephesinden herhangi bir açıklama gelmezken pankartın açıldıktan bir süre sonra alandaki bazı CHP’lilerin tepkisi üzerine indirildiği ve kenara götürüldüğü aktarıldı.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 22:53:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/ozelin-trabzon-bulusmasinda-alevilere-tehdit-1780948939.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Anadolu Vakıflar Federasyonu’ndan Metin Tarhan’a tebrik ziyareti</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/anadolu-vakiflar-federasyonundan-metin-tarhana-tebrik-ziyareti-3261</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/anadolu-vakiflar-federasyonundan-metin-tarhana-tebrik-ziyareti-3261</guid>
                <description><![CDATA[Anadolu Vakıflar Federasyonu heyeti, AK Parti, Kültür ve Sanat Politikaları Başkan Yardımcılığı görevine atanan Metin Tarhan’ı yeni görevinde tebrik etti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / ANKARA</strong> — Anadolu Vakıflar Federasyonu heyeti, Kültür ve Sanat Politikaları Başkan Yardımcılığı görevine atanan Metin Tarhan’a hayırlı olsun ziyaretinde bulundu. Samimi ve verimli bir atmosferde gerçekleşen görüşmede, federasyona bağlı vakıfların projeleri ve geleceğe yönelik iş birlikleri masaya yatırıldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>PROJELER VE GELECEK VİZYONU MASADAYDI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Ziyaret kapsamında federasyon yönetimi, bünyelerinde yer alan vakıfların tanıtımını yaparak; yürütülmekte olan sosyal sorumluluk, kültür ve sanat projeleri hakkında Metin Tarhan’a detaylı bilgi sundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Görüşmede federasyonun toplumsal katkı sağlayan çalışmalarını takdirle karşılayan Tarhan, bu projelerin geliştirilmesi ve toplumun daha geniş kesimlerine ulaştırılması noktasında değerli görüş ve önerilerini paylaştı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Karşılıklı fikir alışverişinin yapıldığı toplantı, oldukça olumlu ve yapıcı bir seyirde tamamlandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>BOZATLI HIZI YAR VE YARDIMCISI OLSUN</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Görüşmenin ardından Anadolu Vakıflar Federasyonu tarafından yapılan açıklamada, ziyaretin kendilerini ziyadesiyle memnun ettiği belirtilerek şu ifadelere yer verildi:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“Sayın Metin Tarhan’a yeni görevinde başarılar diliyor; Bozatlı Hızır’ın yar ve yardımcısı olmasını temenni ediyoruz.”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Ziyarete Katılan Federasyon Heyeti şu isimlerden oluşuyordu:</strong></span></p>

<ul>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>Abdurahman Kurtaslan</strong> (Kurucu ve Onursal Genel Başkan)</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>Mehmet Ali Ayyıldız</strong> (Başkan)</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>Bektaş Avcı</strong> (Başkan Yardımcısı)</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>İbrahim Güzel</strong> (Yağmur Baba)</span></p>
	</li>
</ul>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 21:35:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/anadolu-vakiflar-federasyonundan-metin-tarhana-tebrik-ziyareti-1780684687.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu, Yayman’a “Alevi Raporu”nu sundu</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-bektasi-guc-birligi-platformu-yaymana-alevi-raporunu-sundu-3260</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-bektasi-guc-birligi-platformu-yaymana-alevi-raporunu-sundu-3260</guid>
                <description><![CDATA[AK Parti genel merkezini ziyaret eden Ali Rıza Özdemir başkanlığındaki Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu heyeti, Kültür ve Sanat Politikaları Başkanı Hüseyin Yayman’a “Alevi Raporu” hakkında kapsamlı bir bilgilendirme sundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="display:none">&nbsp;</span><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / ANKARA –</strong> Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu Başkanı Ali Rıza Özdemir ve beraberindeki heyet, AK Parti Genel Merkezi’ne önemli bir ziyarette bulundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Heyet, AK Parti Genel Merkez Kültür ve Sanat Politikaları Başkanı Hüseyin Yayman ile bir araya gelerek, platform tarafından bir yıllık süreçte, geniş katılımla ve titizlikle hazırlanan “<em><strong>Alevi Raporu</strong></em>” hakkında kapsamlı bir bilgilendirme sundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>RAPORUN DETAYLARI PAYLAŞILDI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/YAYMAN1.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Özdemir’in Alevi-Bektaşi toplumunun taleplerini, beklentilerini ve çözüm önerilerini içeren raporun detaylarını sunduğu görüşmede, inançların özgürce yaşanması, kültürel mirasın korunması, cemevlerinin yasal statüsünün güçlendirilmesi ve toplumsal birlikteliğin pekiştirilmesi için atılabilecek somut adımlar üzerinde istişarelerin sürdürülmesi temennisi ifade edildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu tarafından siyasi partilerler ve kamuoyu ile paylaşılan “<strong><em>Alevi Raporu</em></strong>”nun hazırlanma sürecinde inanç ve kanaat önderlerinin, hukukçu ve akademisyenlerden oluşan Alevi aydınlarının ve STK temsilcilerinin rol aldığını ifade eden Özdemir, toplumsal istişarenin sonucu olarak ortaya çıkan belgenin yeni hazırlanacak AK Parti çalışma programında dikkate alınması temennisini dile getirdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ERDOĞAN’IN LİDERLİĞİ ALEVİLER İÇİN BİR ŞANS</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-06-04%20at%2017_08_12%20(4).jpeg" style="height:800px; width:632px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi toplumunun haklı taleplerinin hayata geçirilmesi açısından AK Parti iktidarları döneminde atılan adımların toplumda memnuniyetle karşılandığını ifade eden Özdemir, “<em><strong>Alevi toplumunun tüm taleplerinin hayata geçirilmesi bakımından Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğini bir imkan ve şans olarak görüyoruz</strong></em>” dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İSTİŞARE SÜREÇLERİ DEĞERLİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-06-04%20at%2017_08_12%20(5).jpeg" style="height:790px; width:800px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren AK Parti Kültür ve Sanat Politikaları Başkanı Hüseyin Yayman, toplumsal barış ve kültürel zenginliğin korunması adına bu tür istişare süreçlerinin büyük önem taşıdığını vurguladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu Başkanı Ali Rıza Özdemir ise kabulden dolayı Yayman’a teşekkür ederek, raporun hayırlara vesile olmasını temenni etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ziyaret, karşılıklı iyi niyet temennileri ve hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.</span><span style="display:none">&nbsp;</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 11:55:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/alevi-bektasi-guc-birligi-platformu-ak-partide-alevi-raporunu-sundu-1780650024.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu’ndan Metin Tarhan’a tebrik ziyareti</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-bektasi-guc-birligi-platformundan-metin-tarhana-tebrik-ziyareti-3259</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-bektasi-guc-birligi-platformundan-metin-tarhana-tebrik-ziyareti-3259</guid>
                <description><![CDATA[Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu, AK Parti Genel Merkez Kültür ve Sanat Politikaları Başkan Yardımcılığı görevine atanan Avukat Metin Tarhan’ı makamında ziyaret etti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / ANKARA –</strong> Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu, AK Parti Genel Merkezi’nde önemli bir nezaket ziyareti gerçekleştirdi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Platform Başkanı Ali Rıza Özdemir liderliğindeki heyet, yakın zamanda AK Parti Genel Merkez Kültür ve Sanat Politikaları Başkan Yardımcılığı görevine atanan Avukat Metin Tarhan’ı makamında ziyaret etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>YENİ GÖREV İÇİN TEBRİK</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/MET%C4%B0N%20TARHAN.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu Başkanı Ali Rıza Özdemir ve beraberindeki heyet, Avukat Metin Tarhan’a yeni görevinin hayırlı olması temennisinde bulunarak başarı dileklerini iletti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Toplumsal birlik ve beraberlik mesajlarının ön plana çıktığı ziyarette, kültürel ve sanatsal politikalar ve Alevi toplumunun talepleri üzerine de karşılıklı görüş alışverişinde bulunuldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>DİYALOG VE İŞBİRLİĞİ SÜRECEK</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/MET%C4%B0%C4%B0N%20TARHAN.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren AK Parti Kültür ve Sanat Politikaları Başkan Yardımcısı Avukat Metin Tarhan, nazik ziyaretleri için Özdemir ve heyetine teşekkür etti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Tarhan, kültürel zenginliklerin korunması ve toplumun tüm kesimleriyle diyalog kanallarının açık tutulması yönünde çalışmalarını kararlılıkla sürdüreceklerini ifade etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ziyaret, karşılıklı iyi niyet temennileri ve günün anısına çekilen hatıra fotoğrafıyla sona erdi.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 11:10:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/alevi-bektasi-guc-birligi-platformundan-metin-tarhana-tebrik-ziyareti-1780647834.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bora Özizmirli: Küba tarihinin en ağır yakıt ve elektrik krizini yaşıyor</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bora-ozizmirli-kuba-tarihinin-en-agir-yakit-ve-elektrik-krizini-yasiyor-3258</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bora-ozizmirli-kuba-tarihinin-en-agir-yakit-ve-elektrik-krizini-yasiyor-3258</guid>
                <description><![CDATA[Analist gazeteci Bora Özizmirli, JeopoliTürk Gündem Tv’de Küba’daki derin yakıt ve enerji krizini masaya yatırdı. Haziran 2026 itibarıyla Küba, tarihinin en ciddi yakıt ve elektrik krizlerinden birini yaşıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<iframe width="640" height="360" src="https://www.youtube.com/embed/8BplTAcb7Hw" title="KÜBA&#39;DA YAKIT VE ELEKTRİK KRİZİ! KÜBADA DURUM VAHİM! RUSYA KÜBA&#39;YA YAKIT GÖNDERMEKTEN ACİZ DURUMDA" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe><p>Analist gazeteci Bora Özizmirli, JeopoliTürk Gündem Tv’de Küba’daki derin yakıt ve enerji krizini masaya yatırdı.</p>

<p>Haziran 2026 itibarıyla Küba, tarihinin en ciddi yakıt ve elektrik krizlerinden birini yaşıyor. Milyonlarca Kübalı, sürekli elektrik kesintileri, susuzluk ve temel ihtiyaçlara erişimde büyük zorluklarla mücadele ediyor.</p>

<p>Küba Enerji ve Madenler Bakanı, 14 Mayıs 2026’da devlet televizyonunda yaptığı açıklamada krizi resmen duyurdu:<em><strong> “Kesinlikle yakıt yok, kesinlikle benzin yok, kesinlikle dizel yok. Stoklarımız ve rezervlerimiz tamamen tükendi.”</strong></em><br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=8BplTAcb7Hw&amp;t=45s"><span style="color:#c0392b"><strong>BORA ÖZİZMİRLİ'NİN AÇIKLAMASINI İZLEMEK İÇİN LÜTFEN AŞAĞIDAKİ&nbsp; FOTOĞRAFA TIKLAYINIZ!</strong></span></a><br />
<br />
<em><strong><a href="https://www.youtube.com/watch?v=8BplTAcb7Hw&amp;t=45s"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-06-04%20at%2019_20_13%20(1).jpeg" style="height:424px; width:800px" /></a></strong></em></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>YAKIT YOK-ELEKTRİK YOK-SU YOK</strong></span></p>

<p>Bora Özizmirli’nin aktardığına göre, elektrik kesintileri nedeniyle mahalleler ve sokaklar geceleri karanlığa gömülüyor. Buzdolapları çalışmadığı için yiyecekler bozuluyor. Su pompaları elektrik ve yakıt eksikliği yüzünden devre dışı kalınca, şebeke suyu ancak 20 günde bir birkaç saat verilebiliyor. Vatandaşlar su tankerleri önünde uzun kuyruklar oluşturmak zorunda kalıyor.</p>

<p>Hastanelerde elektrik olmaması nedeniyle ameliyatlar erteleniyor, hastalar risk altında. Okullar ve üniversiteler kapalı, eğitim durmuş durumda. İş yerlerinde üretim sekteye uğradı. Turistik bölgeler ise bomboş; hava yolu şirketleri Küba’ya uçuşlarını iptal etti. Toplu taşıma araçları ve benzin istasyonları yakıt yokluğu nedeniyle felç oldu.</p>

<p><strong>RUSYA, KÜBA'YA BİR DAMLA PETROL GÖNDERMEKTEN ACİZ DURUMDA</strong></p>

<p>Bora Özizmirli, krizin temel sebeplerini şöyle açıkladı: Küba uzun yıllar Venezuela’dan gelen petrol desteğiyle ihtiyaçlarını karşılamaktaydı. Ancak ABD’nin Venezuela Devlet Başkanı Maduro’yu <strong>“kaçırıp hapsetmesi”</strong> sonrası bu sevkiyat durma noktasına geldi. 20 Ocak 2026’da Trump yönetimi, Küba’ya yönelik yakıt ablukası başlatarak petrol ve enerji taşıyan gemileri hedef aldı.</p>

<p>Özizmirli, Küba’nın müttefikleri Rusya ve Çin’in bu kritik dönemde adaya bir damla petrol dahi gönderememesini eleştirerek, “<strong>Rusya gibi büyük petrol rezervlerine sahip bir ülkenin Küba’ya yardım edememesi düşündürücü”</strong> dedi. Bu durum, dünya kamuoyunda “Ukrayna karşılığında Küba ve Venezuela’nın gözden çıkarıldığı” tartışmalarını da beraberinde getirdi.</p>

<p>Analist, Trump’ın <strong>1800’lü yıllardaki Monroe Doktrini’ni </strong>güncelleyerek Batı Yarımküre’yi kendi etki alanı ilan ettiğini ve bölgedeki baskıyı artırdığını belirtti.</p>

<p>Bora Özizmirli, enerjinin modern hayatın can damarı olduğunu vurgulayarak, krizin aydınlatma dışında sağlık, eğitim, üretim, ulaşım ve turizm gibi birçok alanda ağır sonuçlar doğurduğuna dikkat çekti.</p>

<p>Küba’daki kriz ve gelişmeler uluslararası kamuoyu tarafından yakından takip ediliyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 04 Jun 2026 19:15:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/bora-ozizmirli-kuba-tarihinin-en-agir-yakit-ve-elektrik-krizini-yasiyor-1780592777.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Arap Aleviler: Bize en büyük zararı Esad verdi!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/arap-aleviler-bize-en-buyuk-zarari-esad-verdi-3256</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/arap-aleviler-bize-en-buyuk-zarari-esad-verdi-3256</guid>
                <description><![CDATA[Gazeteci Yılmaz Bilgen,Suriye'deki Aleviler ile röportaj yaparak  Türkiye Gazetesi'nde çarpıcı önemli bir habere imza attı.Dedelerinin Osmanlı döneminde asker olarak birçok cephede savaştığını söyleyen Suriye’deki Aleviler “Türklerle bir sıkıntımız yok. Bize en büyük zararı Esad ailesi verdi” dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="https://www.turkiyegazetesi.com.tr/dunya/suriyedeki-nusayriler-gazetemize-konustu-bize-en-buyuk-zarar-esad-verdi-1794741?s=2"><span style="color:#2980b9">Gazeteci Yılmaz Bilgen, </span></a> Suriye'deki Aleviler ile röportaj yaparak, <a href="https://www.turkiyegazetesi.com.tr/dunya/suriyedeki-nusayriler-gazetemize-konustu-bize-en-buyuk-zarar-esad-verdi-1794741?s=2"><span style="color:#2980b9">Türkiye Gazetesi'nde</span></a>&nbsp;çarpıcı önemli bir habere imza attı.Dedelerinin Osmanlı döneminde asker olarak birçok cephede savaştığını söyleyen Suriye’deki Aleviler “Türklerle bir sıkıntımız yok. Bize en büyük zararı Esad ailesi verdi” dedi.<br />
<br />
Bu önemli haber için Yılmaz Bilgen ve Türkiye Gazetesi'ne tebrik ediyoruz.<br />
<br />
Yılmaz Bilgen'in haberi&nbsp;<a href="https://www.turkiyegazetesi.com.tr/dunya/suriyedeki-nusayriler-gazetemize-konustu-bize-en-buyuk-zarar-esad-verdi-1794741?s=2">Türkiye Gazetesi'nde şöyle kaydedildi:</a></strong><br />
<br />
&nbsp;</p>

<p>Türkiye gazetesi, Suriye’nin Lazkiye şehrindeki Nusayri köylerine girdi. Gazetemize konuşan Nusayri köylüler, bölünmeyi istemediklerini ve Suriye halkının bileşeni olarak kalacaklarını söyledi.</p>

<p>Devrim sonrası AFAD ve Türk STK’ların Nusayri köylerine yardım dağıttığını söyleyen Nusayriler&nbsp;<strong>“Türkiye ve Türklerle ne geçmişte sorun yaşadık ne de bundan sonra yaşarız. Türkiye’nin gelişmişliği hepimizin gurur kaynağı”</strong>&nbsp;ifadesini kullandı.<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/280347c7-2816-4809-b97d-bae05bab208d.png" style="height:500px; width:500px" /></p>

<h3><span style="color:#2980b9">Gazeteci Yılmaz Bilgen</span><br />
<br />
<strong>ETLE TIRNAK GİBİYİZ</strong></h3>

<p>Gezdiğimiz Nusayri köylerinden 3000 nüfuslu Bellura’nın muhtarı Cemal Ali Hatim, kendisinin Osmanlıda ilim ehli El Hatim ailesine mensup olduğunu anlattı. “<strong>Osmanlı bize zulmetmedi”</strong>&nbsp;diyen 65 yaşındaki Cemal Ali Hatim şunları söyledi:<br />
<br />
<em>"Dedelerimiz, Türklerle birçok cephede Osmanlı askeri olarak aynı safta savaştı. Türklerle geçmişte hiçbir sıkıntımız olmadı. Bundan sonra da olmaz. Avrupa’da birçok şehri gezdim. İstanbul’a hayran kaldım. Türkiye’nin gelişmişliği hepimizi gururlandırıyor. Dayım, halam ve kuzenlerim Hatay, Mersin, İstanbul gibi şehirlerde yaşıyor.&nbsp;<strong>Tüm bu müştereklerimize rağmen aramızda fitne tohumları ekmeye çalışıyorlar. Buna izin vermemeliyiz.</strong>&nbsp;Özellikle sosyal medyada üretilen yalanlar kardeşliğimize, birliğimize zarar vermek isteyen harici merkezlerin işi. Burada Bayırbucak Türkmenleriyle de tarihî komşuluğumuz var. Hepsiyle etle tırnak gibiyiz. Yıllarca Türkmen köylerinde öğretmenlik yaptım. Tarihimiz ortak, kültürel olarak da yakınız"</em><br />
<br />
Şam yönetimi için tehdit olmadıklarını ifade eden Hatim&nbsp;<strong>“Hatta devrime destek amaçlı 400 kişilik bir toplantı düzenledik. Bu devlet, Suriye hepimizin”</strong>&nbsp;diye konuştu. Cemal Ali Hatim, Suriyeli Nusayrilere en büyük zulmü 1970’ten 2024’e kadar yönetimde kalan Esad ailesinin yaptığını ifade etti.<br />
<br />
&nbsp;</p>

<h3><strong>BİZİ BİRBİRİMİZE DÜŞÜRMEK İSTEDİLER</strong></h3>

<p>Muhtar Hatim’e benzer ifadeler kullanan bölgenin Nusayri kanaat önderlerinden İbrahim Ali Kermu “Birileri Nusayriler ve Türkler düşman olsun istiyor. Farklı merkezlerde hazırlanan nefret senaryolarını burada tatbik etmeye çalışıyorlar. Ama inanın Türkiye’ye karşı çok güçlü bir sevgi bağımız var. Burada Sünni ve Nusayriler yüzlerce yıldır kardeşçe yaşıyoruz. Ülkede büyük bir siyasi dönüşüm var. Nusayrileri tahrik ederek Suriye’yi parçalamak istediler.<br />
<br />
Mihraç Ural gibi kuklalar da kullanılarak iç savaş çıkarmaya çalıştılar.<strong>&nbsp;Esad ailesinin siyasi hatalarının bedelini tüm Nusayrilere ödetmek istediler</strong>. Bu odaklar bir yandan Nusayrileri Sünnilere karşı kışkırtırken diğer yandan da Sünnilere karşı propaganda yaptılar. Bunlar çoğunlukla farklı ülke istihbarat servisleri tarafından üretilen ve yönetilen faaliyetler. İçerideki iş birlikçiler sadece piyon. Şimdi ırk, din, mezhep ayrımı yapmadan el birliğiyle ülkemizi yeniden ayağa kaldırmalıyız. Başka gidecek yerimiz yok.<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p>Savaş ağır bir fatura çıkardı. Maddi anlamda ciddi sıkıntılar var. Bu sebeple imkân bulanlar çalışmak için yurt dışına gidiyor. Ancak Nusayriler bu halkın ve devletin bir parçası.<strong>&nbsp;Her ne kadar zaman zaman istenmeyen olaylar yaşansa da topraklarımızı terk etmeyeceğiz. Esad yönetiminin yanlışlarından tüm Nusayriler sorumlu tutulamaz. Bize tarihin en büyük zararını Esad hanedanlığı verdi</strong>” dedi.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaos amaçlı faaliyet yürütenlerin farklı ülkeler tarafından fonlandığını vurgulayan İbrahim Ali Kermu “<strong>Dağlarda video çeken provokatörler Nusayri-Alevileri temsil etmiyor. Arkalarında karanlık güçler var. Türkiye’deki kardeşlerimiz de bu gerçekleri bilsin</strong>” diye konuştu.<br />
<br />
<a href="https://www.turkiyegazetesi.com.tr/dunya/suriyedeki-nusayriler-gazetemize-konustu-bize-en-buyuk-zarar-esad-verdi-1794741?s=2"><strong>Kaynak ve yazının orjinalini okumak için lütfen tıklayınız:<br />
https://www.turkiyegazetesi.com.tr/dunya/suriyedeki-nusayriler-gazetemize-konustu-bize-en-buyuk-zarar-esad-verdi-1794741?s=2</strong></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 04 Jun 2026 13:50:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/arap-aleviler-bize-en-buyuk-zarari-esad-verdi-1780571225.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Cem Vakfı: Cem TV ile herhangi bir bağımız yok!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cem-vakfi-cem-tv-ile-herhangi-bir-bagimiz-yok-3255</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cem-vakfi-cem-tv-ile-herhangi-bir-bagimiz-yok-3255</guid>
                <description><![CDATA[CEM Vakfı, yeniden yayına geçtiği şeklinde tanıtımı yapılan Cem TV ile herhangi bir bağlantıları olmadığını açıkladı. Cem Vakfı’ndan yapılan açıklamada, “Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi amacıyla açıkça belirtmek isteriz ki; hâlihazırda yayın yapmakta olan ve “Cem TV” ismini kullanan televizyon kuruluşu ile Cem Vakfı arasında herhangi bir organik, hukuki, mali, idari veya kurumsal bağ bulunmamaktadır.” ifadelerine yer verildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Malatya, Pütürgeli&nbsp; Alevi olmayan bir iş insanına ait ONS TV kanalının RTÜK tarafından bir günde verilen isim değişikliği izni ile “<strong><em>Cem</em></strong>” yapılmasının ardından süregiden tartışmalara Cem Vakfı son noktayı koydu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Cem Vakfı’ndan, yayınlarımız üzerine yapılan resmi açıklamada, şu anda yayında olan Cem TV kanalının vakıfla hiçbir bağının olmadığı vurgulandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Geçmişte Cem TV’nin kurulması, yaşatılması ve Alevi-Bektaşi inanç dünyasının sesi hâline gelmesinde Cem Vakfı kurucularının, yöneticilerinin, bağışçılarının ve gönül dostlarının büyük emekleri, fedakârlıkları ile maddi ve manevi katkıları bulunmaktadır.</strong></em>” ifadelerinin yer aldığı açıklamada,&nbsp;“<strong><em>Cem Vakfı olarak; toplumumuzun ortak değerlerini, kurumsal birikimini ve geçmişten bugüne taşınan emanetlerini koruma sorumluluğuyla hareket ediyor, kamuoyunda oluşan hassasiyetleri ve gelişmeleri dikkatle takip ediyoruz.</em></strong>” denildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İŞTE O AÇIKLAMA:</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">CEM VAKFI GENEL MERKEZİ’NDEN</span></p>

<p><span style="color:#000000">KAMUOYUNA DUYURU</span></p>

<p><span style="color:#000000">Son günlerde “Cem TV” adıyla yayın faaliyetinde bulunan televizyon kuruluşu hakkında çeşitli haberler ve değerlendirmeler kamuoyunda yer almaktadır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi amacıyla açıkça belirtmek isteriz ki; hâlihazırda yayın yapmakta olan ve “Cem TV” ismini kullanan televizyon kuruluşu ile Cem Vakfı arasında herhangi bir organik, hukuki, mali, idari veya kurumsal bağ bulunmamaktadır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Cem Vakfı’nın söz konusu kuruluşun ortaklık yapısında, yönetiminde, yayın politikasında veya faaliyetlerinde doğrudan ya da dolaylı herhangi bir temsil yetkisi, ortaklığı veya sorumluluğu bulunmamaktadır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Geçmişte Cem TV’nin kurulması, yaşatılması ve Alevi-Bektaşi inanç dünyasının sesi hâline gelmesinde Cem Vakfı kurucularının, yöneticilerinin, bağışçılarının ve gönül dostlarının büyük emekleri, fedakârlıkları ile maddi ve manevi katkıları bulunmaktadır. Bu emek ve katkılar, Alevi toplumunun ortak hafızasında ve kurumsal tarihimizde son derece kıymetli bir yer tutmaktadır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Cem Vakfı olarak; toplumumuzun ortak değerlerini, kurumsal birikimini ve geçmişten bugüne taşınan emanetlerini koruma sorumluluğuyla hareket ediyor, kamuoyunda oluşan hassasiyetleri ve gelişmeleri dikkatle takip ediyoruz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kamuoyuna saygıyla duyurulur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">CEM VAKFI GENEL MERKEZİ</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 22:21:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/cem-vakfi-cem-tv-ile-herhangi-bir-bagimiz-yok-1780515468.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>CEM TV yayında, Cem Vakfı suskun!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cem-tv-yayinda-cem-vakfi-suskun-3254</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cem-tv-yayinda-cem-vakfi-suskun-3254</guid>
                <description><![CDATA[Cem TV adıyla yeniden yayına başladığı iddia edilen televizyon kanalıyla ilgili gizem giderek büyüyor. Şirket kayıtlarındaki çelişkiler, tehdit iddiaları ve Cem Vakfı’nın sessizliği ise akıllarda soru işaretleri yaratıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / İSTANBUL-</strong> Malatya, Pütürgeli Alevi olmayan bir iş insanına ait olan ONS TV’nin RTÜK’e 10 Mart 2026 tarihinde isim değişikliği başvurusu yapması ve bu dilekçenin sadece 1 günde onay almasıyla başlayan Cem TV’nin yeniden yayına başlaması süreci, Cem Vakfı’nın tüm gelişmelere ve kamuoyunda artan sorulara rağmen sessiz kalması ile arkasındaki gerçek isimlerin kim olduğu sorusunu yeniden gündeme getirdi. </span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>CEM TV’NİN GERÇEK SAHİBİ KİM BİLMECESİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/Gazi%20Karada%C4%9F.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Serpulat Radyo ve Televizyon Yayıncılık A.Ş. çatısı altında yayın hayatına başladığı belirtilen kanalla ilgili resmi veriler ile açıklamalar birbirini tutmuyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Örneğin, Durak Medya kanalın Yönetim Kurulu Başkanlığı koltuğunda Gazi Karadağ’ın oturduğunu, Genel Yayın Yönetmenliğini ise Leman Çakın’ın üstlendiğini duyurmuştu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Aynı şekilde, kanalın stüdyolarını ziyaret eden ünlü gazeteci Barış Yarkadaş da sosyal medya hesabından, “<em><strong>CEM TV’nin Yönetim Kurulu Başkanı Gazi Karadağ</strong>”&nbsp;</em>ifadesini kullanmıştı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Fakat Cem TV adına açılmış resmi internet sitesinde ise durum tamamen farklı. Sitede yönetim kurulu başkanı olarak Leman Çakın’ın ismi yer alıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ŞİRKETİN TİCARİ KAYITLARINA ULAŞTIK!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Tüm bu çelişkili açıklamalara rağmen Serpulat Radyo ve Televizyon Yayıncılık A.Ş.’nin resmi hisse sahiplerinin değişmediğini ortaya çıkardık. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevihaberler.com.tr’nin yaptığı araştırmalara göre, resmi ticari kayıtlarda şirketin hissedarları halen Osman Özpulat ve Hüseyin Özpulat olarak görünmeye devam ediyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Dolayısıyla, şimdi yayın yapan kanalın eski Cem TV’nin kurucuları ve ortakları ile herhangi bir bağı olmadığı anlaşılıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu durum, “<em><strong>Cem TV’nin arkasındaki gerçek güç kim?</strong>”</em> sorusunu derinleştiriyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ARAŞTIRMACI YAZAR AYHAN AYDIN: TEHDİT EDİLDİM!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/ayhanayd%C4%B1n.JPG" style="height:544px; width:685px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Sosyal medyada yeniden yayına başlayan kanalın aidiyeti tartışılırken, çarpıcı bir iddia daha gündeme bomba gibi düştü. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Cem TV’nin kuruluş döneminde de görev almış, kanalda yüzlerce röportaj ve yayına imza atmış araştırmacı yazar Ayhan Aydın, sosyal medyadan yaptığı paylaşımda, kanalın durumunu sorguladığı için Gazi Karadağ tarafından tehdit edildiğini ileri sürdü.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Karadağ’a yine sosyal medya hesabından cevap veren Aydın şu ifadeleri kullandı: “<strong><em>Sağda solda, “</em></strong><em>Ayhan Aydın’ı mahkemeye vereceğiz</em><strong><em>” ucuz tehditlerini savuran Gazi Karadağ sen 20 yıllık Cem Tv.’de şu anda yaşananları kamuoyuyla paylaş, fazla uzatma...</em></strong>”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>CEM VAKFI ÇEVRESİ DE SORUYOR: CEM TV KİMİN?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Eski Cem TV'nin kurulması ve yaşatılması için geçmişte yüzlerce ortağın ve bağışçının milyonlarca TL fedakarlık yaptığı biliniyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Şimdi ise kim olduğu tam olarak bilinmeyen kişilerin, Cem TV’nin 20 yıllık markasını ve emeğini sömürerek yayın yapması özellikle Cem Vakfı tabanında büyük bir huzursuzluk yaratmış durumda.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Haber sitemize ulaşan Cem Vakfı kurucu heyetinden önemli isimler, yeniden yayına geçtiği iddia edilen bu televizyon kanalı hakkında hiçbir bilgiye sahip olmadıklarını aktardılar.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>CEM VAKFI YÖNETİMİ NEDEN AÇIKLAMA YAPMIYOR?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/Cem%20Vakf%C4%B1.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Geçtiğimiz Mart ayından bu yana kamuoyunu meşgul eden yeniden yayına geçtiği iddia edilen Cem TV hakkındaki tüm tartışmalarına karşın, Cem Vakfı yönetiminin ısrarla sessiz kalması da şaşkınlıkla karşılanıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Cem TV’yi kuran bağışçıların ve eski hissedarların neredeyse tamamının Cem Vakfı kurucusu veya üyesi olduğu biliniyor. Yüzlerce hissedarın ve binlerce bağışçının el emeği göz nuru olan televizyon kanalına Cem Vakfı’nın sahip çıkmaması endişelere yol açıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kamuoyunda ve izleyiciler arasında, “<em><strong>Mevcut yönetim kurulundan birilerinin bu yeni yayınla gizli bir bağlantısı mı var?</strong>”</em> sorusu da yüksek sesle dile getirilmeye başlandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Cem TV hissedarları, bağışçıları, çalışanları ve izleyicileri akıllardaki şüphelerin giderilmesi için Cem Vakfı’ndan acil ve şeffaf bir açıklama bekliyor.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 18:56:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/cem-tv-yayinda-cem-vakfi-suskun-1780503032.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Prof. Dr. Şahin Filiz yazdı: O “düşkün” de, Sen “İnsan-ı Kamil” misin?</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/prof-dr-sahin-filiz-yazdi-o-duskun-de-sen-insan-i-kamil-misin-3253</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/prof-dr-sahin-filiz-yazdi-o-duskun-de-sen-insan-i-kamil-misin-3253</guid>
                <description><![CDATA[Antalya Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Şahin Filiz, Cumhuriyet Halk Partisi içinde süren çatışmada Aleviler ve Aleviliğin sürekli istismar edilmesine tepki gösterdi. Prof. Dr. Filiz'in Hergün Medya haber sitesinde yayınlanan makalesini okurlarımızla paylaşıyoruz.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="color:#000000">Postmodern Vesayet ve Milli Direnç Kıskacında CHP: Kılıçdaroğlu’nun Tarihsel Yüzleşmesi</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Beni hor görme kardeşim<br />
<strong>Sen altınsın ben tunç muyum?</strong><br />
Aynı vardan var olmuşuz<br />
Sen gümüşsün ben sac mıyım?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ne var ise sende bende<br />
Aynı varlık her bedende<br />
Yarın mizan kurulanda<br />
<strong>Sen altınsın ben tunç muyum?</strong></span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">AŞIK VEYSEL</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Türk siyaseti, bugün kurumsal rasyonalitenin sarsıldığı ve hakikat algısının karmaşık operasyonel süreçlerle gölgelendiği kritik bir dönemçten geçmektedir. CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’na dair tartışmaların ve "<strong><em>mutlak butlan</em></strong>" (hukuken yok hükmünde sayılma) iddiasının yargı zeminine taşınması, Kemal Kılıçdaroğlu’nun hukuki statüsünün yeniden gündeme gelmesi, basit bir görev değişimi ya da parti içi rekabetin çok ötesindedir. Bu durum; Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu felsefesini ve üniter yapısını merkeze alan <em><strong>"geleneksel siyasi akıl</strong></em>" ile modern dönemde farklı odaklarla uyumlu görünen yeni siyasal yaklaşımlar arasındaki temel ayrışmanın bir yansımasıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kılıçdaroğlu’nun CHP Genel Merkezi önünde dile getirdiği "<strong><em>Hesap soracağım!</em></strong>" çıkışı, yalnızca bir siyasi geri dönüş hamlesi değil; aynı zamanda bir "<strong><em>kurumsal onarım</em></strong>" ve geçmişteki stratejik hatalarla yüzleşme iradesinin beyanıdır. Bugün Kılıçdaroğlu; hem parti içi yapısal dönüşümün aktörleri hem de siyasi kimliğini inanç değerleri üzerinden tartışmaya açan kesimler tarafından yoğun bir eleştiri yağmuruna tutulmaktadır. Bu metin, Kılıçdaroğlu’nun uğradığı iddia edilen haksızlıkları, kendisine yönelik "<em><strong>düşkünlük</strong></em>" ithamının sosyolojik arka planını ve mevcut CHP yönetiminin izlediği siyasetin devletin temel kolonları üzerindeki etkilerini analiz etmeyi amaçlamaktadır.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İnanç Değerlerinin Siyasallaşması: "Düşkünlük" Kavramı Üzerine</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Kılıçdaroğlu’nun siyasetten tasfiye edilme sürecinde, en hassas noktalardan biri olan inançsal değerler bir yıpratma aracı olarak kullanılmaktadır. Alevilik geleneğinde derin bir karşılığı olan "<strong><em>düşkünlük</em></strong>" kavramı, siyasi bir yaptırım gibi sunulmaya çalışılmaktadır. Ancak bu kavramın özü; eline, beline, diline sahip çıkmayan, toplumsal ahlaka aykırı davranan ve "<strong><em>Yol</em></strong>"un temel ilkelerini çiğneyenler için bir iç disiplin mekanizmasıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Nesnel bir değerlendirme yapıldığında; ömrünü devletin üst kademelerinde, mali ve bürokratik denetim süreçlerinde tertemiz bir geçmişle tamamlamış, mütevazı bir yaşamı tercih etmiş bir siyasetçiyi bu kavramla yan yana getirmek ciddi bir tutarsızlıktır. Eğer siyasi ahlakın ölçüsü dürüstlük ve kul hakkına riayet ise, Kılıçdaroğlu’nun bu noktadaki duruşu tartışmaya yer bırakmayacak kadar nettir. Onu bu kavram üzerinden hedef alanların asıl motivasyonu, Kılıçdaroğlu’nun son dönemde sergilemeye çalıştığı milli hassasiyetleri baskılamaktır. İnanç değerlerinin siyasi bir aforoz mekanizmasına dönüştürülmesi, hem demokratik bir hukuk devletine hem de o inancın adalet ve rızalık temeline zarar vermektedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Özeleştiri ve Milli Çizgiye Dönüş</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Kılıçdaroğlu’nun son dönemdeki "<em><strong>FETÖ yapılanmasına dair gecikmiş farkındalık</strong></em>" açıklaması ve halktan dilediği özür, siyasetin pek alışık olmadığı bir dürüstlük düzeyidir. Bu itiraf, geçmişteki hatalı ittifakların ve kuşatmanın kırıldığının işaretidir. Türkiye’de benzer kandırılma açıklamaları daha önce devletin en üst kademelerinde yapılmış ve bir "devlet refleksi" olarak kabul görmüştür. Aynı samimiyetin Kılıçdaroğlu tarafından gösterilmesi, bir zaaf değil, aksine milli bir uyanışın tezahürüdür.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hatasını kabul edip milletine dönen bir siyasetçiyi "düşkün" saymak yerine, bu dönüşün devletin güvenliği açısından kıymetini görmek gerekir. Oysa mevcut yönetimin bu karanlık yapıların oluşturduğu "<em><strong>algı iklimiyle</strong></em>" hesaplaşmak yerine, bu iklimden faydalanan bir görüntü vermesi endişe vericidir. Kılıçdaroğlu’nun hatasını kabul ederek gösterdiği direnç, onu lince açık hale getirse de etik bir duruşu temsil etmektedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Stratejik Yaklaşımlar ve Üniter Yapı Hassasiyeti</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">CHP’nin mevcut genel başkanlık makamındaki söylemler, devletin kurucu ilkeleri açısından riskli bir zemine kaymaktadır. "<strong><em>Türkiye Cumhuriyeti devletinin sahibi olmayı vadetmek</em></strong>" gibi ifadeler, ilk bakışta bir kapsayıcılık gibi görünse de üniter yapının temellerini tartışmaya açma potansiyeli taşımaktadır. 1923’te kurulan Cumhuriyet, etnik veya bölgesel kompartımanlar üzerine değil, eşit vatandaşlık ve tekil egemenlik üzerine inşa edilmiştir. Belirli kesimlere "<strong><em>devlet vadetmek</em></strong>", devleti bir ortaklık payı gibi sunmak, kurucu partinin ideolojik kökleriyle çelişmektedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Özgür Özel’in bazı ayrılıkçı söylemlere gösterdiği esneklik ve devletin güvenlik birimlerini hedef alan açıklamalara karşı tutumu, devletin bekası açısından soru işaretleri yaratmaktadır. Kılıçdaroğlu’nun bu riskli siyaset tarzına karşı bir bariyer oluşturma çabası, onu mevcut yapı içerisinde bir hedef haline getirmiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Küresel İlişkiler ve Yerel Siyaset Dengesi</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Ekrem İmamoğlu örneğinde görülen siyaset tarzı, yerel yönetim sınırlarını aşarak uluslararası bir ağın parçası olma eğilimi taşımaktadır. Chatham House gibi uluslararası kuruluşlarla kurulan temaslar ve dış politika odaklı görüşmeler, bir belediye başkanının görev alanının ötesinde, farklı bir siyasal tasarımın habercisi olarak yorumlanmaktadır. Bu tür yapılar, tarihsel olarak ulus-devletlerin egemenlik alanlarını sorgulayan stratejilerin mutfağı olarak bilinir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İmamoğlu’nun temsil ettiği "<strong><em>yeni nesil siyaset</em></strong>", rasyonaliteden ziyade görselliğe ve dış destekli bir algı yönetimine dayanmaktadır. Bu yapıda, geleneksel devlet terbiyesi ve kurumsal sadakat ikinci plana atılmaktadır. Kılıçdaroğlu’nun bu "<em><strong>postmodern</strong></em>" siyaset tarzına ve küresel vesayet görüntüsü veren ağlara mesafeli durması, maruz kaldığı tasfiye operasyonunun temel nedenlerinden biridir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Kurultay Tartışmaları ve Hukuki Sorumluluk</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Kurultay sürecinde yaşandığı iddia edilen usulsüzlükler ve delegelerin iradesine yönelik müdahaleler, meselenin sadece bir tüzük kavgası olmadığını göstermektedir. Mahkemeye yansıyan "<strong><em>mutlak butlan</em></strong>" tartışması, CHP’nin iç demokrasisinin nasıl bir mühendislik çalışmasına maruz kaldığının bir kanıtı olarak sunulmaktadır. Her ne kadar YSK’nın bu konudaki nihai yetkisi hukuki bir tartışma konusu olsa da kurultayın meşruiyetine dair oluşan bu derin kuşku, siyasetin şeffaflığına gölge düşürmüştür.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kılıçdaroğlu, bu hukuki ve siyasi sorumluluğun bilinciyle hareket ederek, partisini dış etkilerden ve kurucu değerlerden sapmalardan korumak için bir direnç noktası oluşturmaktadır. Onun koltuk sevdasıyla hareket ettiğini savunmak, geçmişteki mütevazı ve dürüst yaşamıyla çelişmektedir. Kılıçdaroğlu’nun bugün üstlendiği rol, partisini bir "<em><strong>proje</strong></em>" aparatına dönüşmekten kurtarma çabasıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Milli Bir Direnç Odağı Olarak Kılıçdaroğlu</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Sonuç olarak, Kemal Kılıçdaroğlu’nun "<strong><em>Hesap soracağım</em></strong>" beyanı, Atatürk’ün CHP’sine ve Cumhuriyet’in fabrika ayarlarına dönüş çağrısıdır. Bu, partiyi üniter yapıdan koparmaya çalışanlardan, dış destekli değişim vaatleriyle devletin temellerini sarsanlardan hesap sorma iradesidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kılıçdaroğlu’nun yaşadığı süreç, aslında Türk milletinin kendi kurumları üzerindeki iradesinin bir testidir. Bir tarafta hatalarıyla yüzleşmiş, dürüstlüğünden taviz vermemiş ve bu yüzden hedef tahtasına konulmuş bir figür; diğer tarafta ise parlatılmış ancak köklerinden koparılmış bir "<strong><em>değişim</em></strong>" projesi durmaktadır. Onu "<strong><em>düşkün</em></strong>" ilan ederek itibarsızlaştırmaya çalışanların kullandığı dil, toplumsal barışa hizmet etmemektedir. Kılıçdaroğlu, bu siyasi karmaşa içerisinde, haksızlığa uğramış olsa da "<strong><em>vatan ve liyakat</em></strong>" ekseninde ayağa kalkan vakur bir devlet adamı profilini korumaktadır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İşte, yazının linki:&nbsp;</span><a href="https://www.hergunmedya.com/haber/prof-dr-sahin-filiz-hergun-medyada-88583">https://www.hergunmedya.com/haber/prof-dr-sahin-filiz-hergun-medyada-88583</a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 14:11:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/prof-dr-sahin-filiz-yazdi-o-duskun-de-sen-insan-i-kamil-misin-1780488375.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hacıbektaş’ta büyük vefasızlık: Kılıçdaroğlu’nun ismini sildiler!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/hacibektasta-buyuk-vefasizlik-kilicdaroglunun-ismini-sildiler-3252</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/hacibektasta-buyuk-vefasizlik-kilicdaroglunun-ismini-sildiler-3252</guid>
                <description><![CDATA[Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesinde, siyasi vefa duygusunu derinden yaralayan ve “bunu da gördük” dedirten bir karara imza atıldı. Kültür Merkezinden Kılıçdaroğlu’nun ismini sildiler!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / HACIBEKTAŞ-</strong> Hacıbektaş Belediye Meclisi, gerçekleştirdiği olağanüstü toplantıda, <strong>Kültür Merkezi</strong><strong>nden</strong> <strong>Kemal Kılıçdaroğlu </strong>isminin kaldırılması talebini oy çokluğuyla kabul etti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ancak bu karar, sadece bir isim değişikliği değil; Türk siyasetinin en çirkin yüzü olan <strong>vefasızlık</strong> ve güce tapma anlayışının açık bir kanıtı olarak kayıtlara geçti.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">KILIÇDAROĞLU İSMİNİN VERİLMESİNİ İSTEMEMİŞTİ!</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Hafızaları tazelemekte fayda var: Dönemin CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, mütevazı siyaset anlayışı gereği, kendi isminin Hacıbektaş’taki bu kültür merkezine verilmesini <strong>hiçbir zaman onaylamamıştı.</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Ancak o dönem belediye yönetiminde koltuk sahibi olanlar, Kılıçdaroğlu’nun iradesini hiçe sayarak, tamamen “<strong><em>kendisine yaranmak ve göze girmek</em></strong>” amacıyla bu yola başvurmuş, merkeze alelacele onun ismini vermişlerdi.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">KILIÇDAROĞLU İSMİNİ KALDIRIP KİME YARANACAKLAR?</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Zaman değişti, CHP genel merkezindeki dengeler farklılaştı ve dün Kılıçdaroğlu’na yaranmak için sıraya giren zihniyet, bugün yine “<em><strong>birilerine yaranmak ve yeni güç oda</strong><strong>ğı olduğuna inandıkları bir kesime</strong></em><strong><em> şirin görünmek</em></strong>” için harekete geçti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kemal Kılıçdaroğlu’nun isminin kültür merkezinden kaldırılması teklifi, tam da bu hesaplarla belediye meclisinin gündemine getirildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yapılan oylamada meclis üyelerinin büyük bir kısmı, siyasi vefa ve ahlakı bir kenara bırakarak ismin silinmesi yönünde el kaldırdı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Kültür merkezinden Kılıçdaroğlu’nun adını silme yarışına giren meclis üyelerinin oy dağılımı ise siyasi tarihe bir “<em><strong>vefasızlık belgesi</strong></em>” olarak geçecek nitelikte:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İşte Oylamanın Anatomisi:</strong></span></p>

<ul>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>KABUL (İsmin kaldırılmasını isteyenler):</strong> Abidin Tunçbilek (CHP), Cafer Mutlu (CHP), Naciye Şenlik (CHP), Dede Göçer (Bağımsız), Ali Batur (Bağımsız), Merve Özgün Aloğlu (TİP), Leyla Kındış (TİP).</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>RED (Vefadan yana saf tutanlar):</strong> Fethi Mutlu (Bağımsız).</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>ÇEKİMSER:</strong> Ali Kaim (Belediye Başkanı).</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>KATILMAYAN:</strong> Gülşen Salman (İYİ Parti).</span></p>
	</li>
</ul>

<p><strong><span style="color:#000000">KÜLTÜR MERKEZİ ŞİMDİ İSİMSİZ KALDI!</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Toplantının en trajikomik kısmı ise Kemal Kılıçdaroğlu’nun ismini silmek için olağanüstü toplanan meclisin, kültür merkezine verilecek <strong>yeni isim konusunda hiçbir karar alamamış</strong> olması oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Meclis üyeleri, yeni ismin belirlenmesini ilerleyen sürece erteledi. Bu durum, amacın Hacıbektaş’a hizmet etmek veya merkeze daha uygun bir isim bulmak olmadığını, asıl gayenin sadece ve sadece Kılıçdaroğlu ismini tasfiye ederek bazı güç odaklarına “<strong><em>selam göndermek</em></strong>” olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kamuoyunda yoğun tartışmalara ve tepkilere neden olan bu “<em><strong>vefasızlık</strong></em>” kararı, Hacıbektaş halkının ve sağduyulu siyaset takipçilerinin vicdanında derin bir yara açtı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Dün yaranmak için isim verenlerin, bugün yine yaranmak için o ismi silmesi, siyasi tutarsızlığın ve vefasızlığın en somut örneği olarak tarihteki yerini aldı.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 12:32:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/hacibektasta-buyuk-vefasizlik-kilicdaroglunun-ismini-sildiler-1780480613.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Özzeybek&#039;ten Hasan Doğan&#039;a teşekkür</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ozzeybekten-hasan-dogana-tesekkur-3251</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ozzeybekten-hasan-dogana-tesekkur-3251</guid>
                <description><![CDATA[Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı Kurucu Başkanı Dr. Ali Arif Özzeybek, "Milletin Evinde" ve "Gönül Sofralarında" programları kapsamında gerçekleştirilen büyük buluşmanın ardından, sürece büyük destek veren Büyükelçi Prof. Dr. Hasan Doğan’a teşekkür etti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>HABER MERKEZİ / ANKARA –</strong> Cumhurbaşkanlığı Külliyesi bünyesindeki "<em><strong>Milletin Evi</strong></em>" tarihi buluşmalardan birine daha ev sahipliği yaptı. Düzenlenen 40 farklı etkinlik kapsamında Türkiye'nin dört bir yanından gelen vatandaşlar Başkent Ankara'da ağırlandı.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre; "<em><strong>Milletin Evinde</strong></em>" ve "<strong><em>Gönül Sofralarında</em></strong>" programları vesilesiyle Türkiye'nin 46 farklı ilinden gelen 700'ü aşkın katılımcı Canlar Ankara'da misafir edildi.</p>

<p><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/%C3%96%C3%87zzeybek2.png" style="height:450px; width:760px" /></p>

<p>Birlik, beraberlik ve toplumsal kardeşlik bağlarının pekiştirilmesinin amaçlandığı bu geniş çaplı organizasyon büyük bir coşku ve memnuniyetle tamamlandı.</p>

<p><strong>ÖZZEYBEK'TEN HASAN DOĞAN'A ŞÜKRAN MESAJI</strong></p>

<p><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/Ali%20Arif%20%C3%96zzeybek1.JPG" style="height:742px; width:546px" /></strong></p>

<p>Organizasyonun başarıyla nihayete ermesinin ardından sosyal medya hesabı üzerinden bir açıklama yapan Cumhurbaşkanlığı Sosyal ve Gençlik Politikaları Kurulu Üyesi ve T.C. Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı Kurucu Başkanı Dr. Ali Arif Özzeybek, paylaştığı fotoğrafla birlikte Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürü Büyükelçi Prof. Dr. Hasan Doğan'a özel olarak teşekkürlerini sundu.</p>

<p>Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürü Büyükelçi Prof. Dr. Hasan Doğan'a yapılan etkinliklere katkılarından dolayı&nbsp;şükranlarını dile getiren Özzeybek, mesajında şu ifadelere yer verdi:</p>

<p><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/%C3%96zzeybek3.png" style="height:450px; width:760px" /></p>

<p><em>“<strong>‘Milletin Evinde’ ve ‘Gönül Sofralarında’ programlarında 46 ilden 700 kişiyi aşan bir katılımla Başkentimizde misafir ettiğimiz değerli Canlarımızla bir araya gelmiş olmanın mutluluğunu yaşıyoruz.</strong></em></p>

<p><em><strong>Bu mutluluğumuza hem vesile hem de destek olan, programlarımızın her aşamasında varlığını can-ı gönülden hissettiğimiz, dostluğu, samimiyeti ve rehberliğiyle her adımımıza güç katan Büyükelçi Sayın Prof. Dr. Hasan Doğan hocamıza teşekkür eder, kendilerine esenlikler dilerim.</strong>”</em></p>

<p><em><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/%C3%96zzeybek1.png" style="height:450px; width:760px" /></em></p>

<p>46 ilin temsilcilerini, dedelerini ve kanaat önderlerini bir araya getiren "<em><strong>Gönül Sofraları</strong></em>" buluşması, toplumsal dayanışma ruhunun en üst düzeyde sergilenmesi açısından tarihi bir adım olarak kayıtlara geçti.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 11:27:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/ozzeybekten-hasan-dogana-tesekkur-1780476530.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>“Ortak Türk Mirası: Batı Azerbaycan’ın ve Kars Bölgesinin Milli Giyim Kültürü” projesi Ankara’da</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ortak-turk-mirasi-bati-azerbaycanin-ve-kars-bolgesinin-milli-giyim-kulturu-projesi-ankarada-3250</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ortak-turk-mirasi-bati-azerbaycanin-ve-kars-bolgesinin-milli-giyim-kulturu-projesi-ankarada-3250</guid>
                <description><![CDATA[4-5 Haziran 2026 tarihlerinde Batı Azerbaycan İcması Kadınlar Şurası’nın organizatörlüğünde “Ortak Türk Mirası: Batı Azerbaycan’ın ve Kars Bölgesinin Milli Giyim Kültürü” projesi çerçevesinde Ankara’da bir dizi etkinlik düzenlenecek.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>HABER MERKEZİ / ANKARA-</strong> 4-5 Haziran 2026 tarihlerinde Batı Azerbaycan İcması Kadınlar Şurası’nın organizatörlüğünde “<em><strong>Ortak Türk Mirası: Batı Azerbaycan’ın ve Kars Bölgesinin Milli Giyim Kültürü</strong></em>” projesi çerçevesinde Ankara’da&nbsp;bir dizi etkinlik düzenlenecek.<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-06-03%20at%2011_14_05%20(3).jpeg" style="height:800px; width:729px" /><br />
<br />
Etkinliklerde Batı Azerbaycan İcması Kadınlar Şurası’nın başkanı, Azerbaycan Milli Meclis milletvekili ve proje başkanı Melahat İbrahimkızı, Batı Azerbaycan İcması İdare Heyeti’nin üyesi, Azerbaycan Devlet Pedagoji Üniversitesi prorektörü, profesör Mahire Hüseynova, Kadınlar Şurası’nın üyesi, uluslararası ilişkiler koordinatörü, Milli Meclis milletvekili Tenzile Rüstemhanlı, Milli Meclis’te Batı Azerbaycan’a Dönüş İnisiyatif Grubu’nun üyesi, milletvekili Sebina Salmanova, Kadınlar Şurası başkan yardımcısı, Azerbaycan Devlet Pedagoji Üniversitesi dekanı, doçent Könül Hasanova, Batı Azerbaycan İcması Aydınlar Şurası’nın üyesi, Azerbaycan Diller Üniversitesi kürsü başkanı ve Batı Azerbaycan Araştırmaları Merkezi’nin yöneticisi, doçent Hakikat Hacıyeva, Bakü Devlet Üniversitesi doçenti, Kadınlar Şurası üyesi Hatira Mehdiyeva, Azerbaycan Milli Tarih Müzesi departman başkanı, milli giyim konusunda etnoğraf bilim insanı, doçent Gülzade Abdulova ve Kadınlar Şurası üyesi Ülviyye Allahverdiyeva temsil edilecekler.<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-06-03%20at%2011_14_04%20(1).jpeg" style="height:534px; width:800px" /><br />
<br />
Proje çerçevesinde Ankara Üniversitesi’nin ev sahipliğinde Batı Azerbaycan İcması Kadınlar Şurası ile Üniversitenin Güzel Sanatlar Fakültesi’nin ortak organizatörlüğü ile “Ortak Türk Mirası: Batı Azerbaycan’ın ve Kars Bölgesinin Milli Giyim Kültürü” konulu uluslararası konferans düzenlenecek.</p>

<p>Etkinlik çerçevesinde batı azerbaycanlıların, özellikle de İrevan Han Sarayı’nın milli giyim kültürünü yansıtan örneklerden oluşan sergi düzenlenecek, ayrıca katılımcılar Batı Azerbaycan mutfağının zengin örneklerinin sunulacağı kokteyle davet edilecekler.</p>

<p>Batı Azerbaycan’ın milli giyim mirasına ve somut olmayan kültürel mirasına adanmış böyle bir etkinliğin Azerbaycan sınırları dışında ilk kez düzenlendiği öğrenildi.</p>

<p>Projenin temel amacı yüzyıllar boyunca Batı Azerbaycan’da yaşamış Azerbaycan Türklerinin yarattığı zengin kültürel mirasın tanıtılması, teşviki ve uluslararası kamuoyuna ulaştırılması olarak açıklandı.</p>

<p>Etkinliklerle Türk kültürel mirasının ayrılmaz bir parçası olan Batı Azerbaycan mirasının Türkiye kamuoyuna tanıtılması ile birlikte, Azerbaycan Türklerinin dünya medeniyetine verdiği katkıların uluslararası düzeyde sunulması da hedefleniyor.<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-06-03%20at%2011_14_05%20(4).jpeg" style="height:534px; width:800px" /><br />
<br />
Bilindiği üzere, XX. yüzyıl boyunca Batı Azerbaycan’da yaşayan Azerbaycan Türkleri Ermeni daşnakları tarafından, bir dizi yabancı Ermeni yanlısı güçlerin desteğiyle dört defa deportasyona ve etnik temizliğe maruz kalmışlardı. Bu saldırıların sonucu olarak, bugünkü Ermenistan devleti oluşturulmuş, yüz binlerce Azerbaycanlı, atalarının binlerce yıl boyunca yaşadığı tarihi topraklardan zorla çıkarılmıştı.</p>

<p>Son deportasyon sırasında – 1987-1991 yıllarında 22 il ve 300’e yakın köyde kompakt şekilde yaşayan yaklaşık 300 bin Azerbaycanlı doğup büyüdükleri yurtlarından kovulmuştu.</p>

<p>Bu süreç&nbsp; yalnızca bölgenin Türksüzleştirilmesi ile sınırlı kalmamış, aynı zamanda Azerbaycan halkının yüzlerce yıllık tarihi-kültürel mirası da sistematik şekilde yok edilmişti.</p>

<p>Ankara’da düzenlenecek etkinlikler bu gerçeklerin uluslararası örgütlerin, özellikle de UNESCO gibi kurumların dikkatine sunulmasına da hizmet etmektedir.</p>

<p>2022 yılında Azerbaycan &nbsp;Cumhurbaşkanı Sayın İlham Aliyev’in teşebbüsü ve desteğiyle kurulan Batı Azerbaycan İcması barış yoluyla, onurlu ve uluslararası hukuka uygun dönüşü hedefleyen Dönüş Konsepsiyonu’nda belirlenen doğrultularda faaliyet göstermektedir.</p>

<p><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/Azer.png" style="height:450px; width:760px" /></p>

<p>Batı Azerbaycanlıların kendi yurtlarına dönüş hakkının restorasyonu, ayrıca Batı Azerbaycan gerçeklerinin uluslararası kamuoyuna ulaştırılması yönünde İcma tarafından son yıllarda önemli çalışmalar yapılmış ve önemli sonuçlar elde edilmiştir.</p>

<p>Kültür diplomasisinin önemli örneklerinden biri olan Ankara etkinlikleri de bu amaçlara hizmet etmektedir. Azerbaycan Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı, Haydar Aliyev Vakfı’nın başkanı Mihriban Aliyeva’nın kültür diplomasisi aracılığıyla Karabağ gerçeklerinin ve Hocalı soykırımının uluslararası arenada tanıtılması yönünde eşsiz hizmetleri olmuş ve bu faaliyet bugün de başarıyla devam ettirilmektedir.</p>

<p>Ziyaret çerçevesinde heyet tarafından Türkiye Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi’ne Batı Azerbaycan İcması adına Batı Azerbaycan’ın tarihi, kültürel mirası ve dönüş ideolojisine dair bir dizi bilimsel ve popüler yayın hediye edilecektir. Ayrıca heyetin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bir dizi görüşme gerçekleştirmesi de planlanmaktadır.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 10:48:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/ankarada-ortak-turk-mirasi-bati-azerbaycanin-ve-kars-bolgesinin-milli-giyim-kulturu-projesi-tanitilacak-1780476242.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hz. Ali Cemevi 15. yılını kutluyor: Yol’da Birlik Gönül’de Dirlik</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/hz-ali-cemevi-15-yilini-kutluyor-yolda-birlik-gonulde-dirlik-3249</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/hz-ali-cemevi-15-yilini-kutluyor-yolda-birlik-gonulde-dirlik-3249</guid>
                <description><![CDATA[Hazreti Ali İnanç ve Kültür Derneği 15. kuruluş yılını görkemli bir etkinlik ile kutluyor. 5 Haziran, Cuma günü, saat 20:00'de, İBB Sultangazi Hoca Ahmet Yesevi Kültür Merkezi'nde başlayacak olan etkinlikte Özge Çam Doğan ve Cem Doğan sahne alacaklar.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Hazreti Ali İnanç ve Kültür Derneği bünyesinde faaliyet gösteren <strong>Hz. Ali Cemevi</strong>, kuruluşunun 15. yıl dönümünü özel bir programla kutlamaya hazırlanıyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">"<em><strong>Yol’da Birlik Gönül’de Dirlik</strong></em>" şiarıyla düzenlenecek olan bu anlamlı etkinlik, tüm canları bir araya getirecek.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">SANAT VE MUHABBET BİR ARADA!</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Etkinlikte, Türk halk müziğinin ve deyişlerin sevilen sesleri <strong>Özge Çam Doğan</strong> ve <strong>Cem Doğan</strong> sahne alarak katılımcılara müzik ve muhabbet dolu anlar yaşatacak. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Programın sunuculuğunu ise <strong>Ezgi Bayar</strong> ve <strong>Gülçin Çelen Alkan</strong> üstlenecek.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">ETKİNLİK DETAYLARI VE İLETİŞİM</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Programın detayları şu şekilde açıklandı:</span></p>

<ul>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>Tarih:</strong> 05 Haziran 2026 Cuma</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>Saat:</strong> 20:00</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>Yer:</strong> İBB Sultangazi Hoca Ahmet Yesevi Kültür Merkezi</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>Açık Adres:</strong> Esentepe Mah. Hoca Ahmet Yesevi Cad. No: 38 Sultangazi / İSTANBUL</span></p>
	</li>
</ul>

<p><span style="color:#000000"><strong>Bilgi ve İletişim İçin:</strong> Etkinlikle ilgili detaylı bilgi almak isteyenler, Hz. Ali Cemevi Başkanı <strong>Deniz Bayar</strong> ile <strong>0534 260 32 03</strong> numaralı telefon üzerinden iletişime geçebilirler.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/714882070_2421098531731022_1984481953715161558_n.jpg" style="height:800px; width:785px" /></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 23:24:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/hz-ali-cemevi-15-yilini-kutluyor-yolda-birlik-gonulde-dirlik-1780432739.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hüseyin Kaya yazdı: Gadir Hum - Bir yol ayrımında yükselen ses</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/huseyin-kaya-yazdi-gadir-hum-bir-yol-ayriminda-yukselen-ses-3248</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/huseyin-kaya-yazdi-gadir-hum-bir-yol-ayriminda-yukselen-ses-3248</guid>
                <description><![CDATA[Yazar Hüseyin Kaya, haber sitemiz için Gadir Hum bayramını ele alan bir makale kaleme aldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Tarih bazen bir çöl sıcağında, bazen bir dağın yamacında, bazen de bir insanın kalbinde şekillenir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">İslam tarihinin en çok konuşulan ve üzerinde en çok düşünülen duraklarından biri de Gadir Hum'dur. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Hicretin onuncu yılıydı. Allah Resûlü Hz. Muhammed (sav), Veda Haccı'nı tamamlamış, Medine'ye dönmek üzere yola çıkmıştı. Mekke ile Medine arasında bulunan Gadir Hum denilen bölgede kafileyi durdurdu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Sıcak öylesine yakıcıydı ki insanlar ayaklarını korumak için elbiselerini yere seriyordu. İşte böylesine unutulmaz bir günde Peygamber Efendimiz, ümmetine önemli bir hitapta bulundu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Rivayetlere göre Hz. Ali'nin elini kaldırarak şöyle buyurdu: "<strong><em>Ben kimin mevlası isem, Ali de onun mevlasıdır. Allah'ım, onu seveni sev, ona düşmanlık edene düşman ol.</em></strong>" </span></p>

<p><span style="color:#000000">Asırlardır bu sözlerin manası üzerinde düşünülüyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Kimileri burada Hz. Ali'nin manevi ve siyasi liderliğine işaret edildiğini söylerken, kimileri de Peygamberimizin Hz. Ali'ye duyulan sevgiyi, bağlılığı ve saygıyı ümmete hatırlattığını ifade eder. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Farklı yorumlar olsa da herkesin üzerinde birleştiği bir hakikat vardır: Gadir Hum, Hz. Ali'nin yüce şahsiyetinin ve Resûlullah'ın ona duyduğu güvenin ilan edildiği büyük bir buluşmadır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Belki de Gadir Hum'u anlamanın en güzel yolu, onu bir makam veya yetki tartışmasının ötesinde okumaktır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Çünkü Peygamberimiz o gün insanlara sadece bir isim göstermedi; sadakatin, adaletin, ilmin ve vefanın temsil ettiği bir ahlakı işaret etti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Hz. Ali denildiğinde akla cesaret gelir. Hikmet gelir. Yetimin başını okşayan merhamet gelir. Hakkın yanında dimdik duran bir duruş gelir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Resûlullah'ın "<strong><em>Ben ilmin şehriyim, Ali de onun kapısıdır</em></strong>" diye övdüğü o büyük insan gelir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugün Gadir Hum'u anarken aslında kendimize şu soruyu sormalıyız: Biz, Peygamberimizin emanet bıraktığı sevgi ve kardeşlik iklimini ne kadar yaşatabiliyoruz? </span></p>

<p><span style="color:#000000">Farklılıklarımızı ayrılık sebebi değil, zenginlik vesilesi görebiliyor muyuz? </span></p>

<p><span style="color:#000000">Çünkü Gadir Hum'un çöl sıcağında yükselen sesi yalnızca o günün insanlarına değil, çağları aşarak bizlere de ulaşmaktadır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">O ses, kalpleri birbirine yaklaştıran sevginin sesidir. O ses, adaletin ve vefanın sesidir. O ses, Resûlullah'ın ümmetine bıraktığı birlik çağrısının sesidir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Aradan asırlar geçti. Çöl yolları değişti, şehirler büyüdü, insanlar çoğaldı. Ama Gadir Hum'da söylenen sözler hâlâ gönüllerde yankılanıyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Çünkü hakikat zamanla eskimez. Sevgi unutulmaz. Vefa kaybolmaz. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ve belki de Gadir Hum'un bize bıraktığı en büyük ders şudur: İnsanlar makamlarla değil, sadakatleriyle büyürler. Kalpler ise sevgiyle birleşir.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 22:51:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/huseyin-kaya-yazdi-gadir-hum-bir-yol-ayriminda-yukselen-ses-1780430765.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Alevi Bektaşi Güç Birliği Platformu’ndan Zafer Partisi’ne ziyaret</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-bektasi-guc-birligi-platformundan-zafer-partisine-ziyaret-3247</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-bektasi-guc-birligi-platformundan-zafer-partisine-ziyaret-3247</guid>
                <description><![CDATA[Alevi Bektaşi Güç Birliği Platformu Başkanı Ali Rıza Özdemir başkanlığındaki bir heyet, Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ’ı ziyaret etti. 300’e yakın Alevi kuruluşunun imzaladığı, Platform tarafından Alevi Bektaşilerin talep ve beklentilerini duyurmak amacıyla hazırlanan Alevi Raporu’nu sunan Özdemir, tüm siyasi partileri ve kanaat önderlerini ziyaret ederek, Alevi Bektaşi toplumunun taleplerinin hayata geçirilmesi için geniş bir ortak akıl ve konsensüs oluşturmayı amaçladıklarını belirtti. ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Alevi Bektaşi Güç Birliği Platformu Başkanı Ali Rıza Özdemir başkanlığındaki bir heyet, Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ’ı ziyaret etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ziyarette, Alevi Bektaşi toplumunun beklentilerini içeren “Alevi Raporu” Genel Başkan Özdağ’a takdim edildi. Heyet, Cumhuriyet’imizin ikinci yüz yılında Alevi toplumunun devletten olan makul ve meşru taleplerini dile getirdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Platform Başkanı Ali Rıza Özdemir, ziyaret sırasında yaptığı açıklamada, Alevi-Bektaşi toplumunun taleplerinin milli birlik ve bütünlüğümüzü güçlendirecek nitelikte olduğunu vurguladı. Taleplerin, Türkiye’nin birliğinden ve Türk milli birliğinden yana olan herkesin ortak paydası olduğunu, Türk toplumunun tüm kesimlerine doğru ve sağlıklı bir şekilde aktarmak istediklerini ifade etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Özdemir, tüm siyasi partileri ve kanaat önderlerini ziyaret ederek, Alevi Bektaşi toplumunun taleplerinin hayata geçirilmesi için geniş bir ortak akıl ve konsensüs oluşturmayı amaçladıklarını belirtti.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Özdemir, son yıllarda Alevi toplumunun talepleri kapsamında devlet tarafından önemli adımlar atıldığını, bunların toplum tarafından memnuniyetle karşılandığını ancak cumhuriyetin ikinci yüz yılında da yapılması gereken işler olduğunu söyledi.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ ise ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, raporu parti politikalarının ve seçim beyannamelerinin hazırlanmasında değerlendireceklerini ifade etti.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 22:43:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/alevi-bektasi-guc-birligi-platformundan-zafer-partisine-ziyaret-1780429770.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yüksel Gülsoy yazdı: Düşkün ilan etmek kimin yetkisinde?</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/yuksel-gulsoy-yazdi-duskun-ilan-etmek-kimin-yetkisinde-3246</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/yuksel-gulsoy-yazdi-duskun-ilan-etmek-kimin-yetkisinde-3246</guid>
                <description><![CDATA[Bektaşî yol muhibbi Yüksel Gülsoy, son dönemde özellikle de siyasi polemiklerde hakaret ifadesi olarak kullanılan "düşkünlük" nedir, nasıl oluşur, düşkün ilan etmenin koşullarını yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Geride bıraktığımız Kurban Bayramı ve bayrama dair öne çıkan küskünlerin barışması ve iletişim kurma kavramları üzerinden toplum olarak en fazla ihtiyaç duyduğumuz şeylerden biri, birbirimizi daha dikkatli dinleyebilmektir. Bu nedenle baştan ifade etmek isterim ki burada ne bir siyasi lideri savunma niyetindeyim ne de herhangi bir siyasi tarafın sözcülüğünü yapıyorum. Meseleye Aleviliğin kendi kavramları ve Alevi yol erkânı açısından bakmaya çalışıyorum.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Son yıllarda dikkatimi çeken bir eğilim var. Siyasi tartışmaların içine Aleviliğin en temel kavramları taşınıyor ve çoğu zaman da anlamlarından koparılarak kullanılıyor. Bunun en çarpıcı örneği ise "<strong><em>düşkün ilan etme</em></strong>" meselesidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sünni gelenekte tarih boyunca büyük tartışmalara yol açan bir "t<em><strong>ekfir</strong></em>" mekanizması vardır. Bir kişiyi din dışı ilan etmek, onu inanç topluluğunun dışına itmek anlamına gelir ve hatta bazı görüşlere göre katledilmesi bile dinen uygun hâle gelmiş olur. Bu anlayışın yol açtığı yaralar İslam tarihi açısından dikkate değerdir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevilikte ise bunun birebir karşılığı yoktur. Ancak bazı yönleriyle benzerlik kurulabilecek bir kurum vardır: düşkünlük.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Fakat burada çok önemli bir ayrım bulunur. Düşkünlük, herhangi bir kişinin sevmediği insanlar veya siyasi kişilikler için sosyal medyada oturduğu yerden verebileceği bir karar değildir. Düşkünlük, yolun kendi iç hukukuna ait son derece ciddi bir müessesedir. Kişisel öfkenin, siyasi tercihin ya da grup aidiyetinin aracı değildir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugün ne yazık ki kimi çevrelerde, işine gelmeyen herhangi bir kişiyi "<strong><em>düşkün</em></strong>" ilan etme alışkanlığı ortaya çıkmış durumda. Dün Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı olduğu için ve sırf Milliyetçi hassasiyetleri olduğu için Ali Rıza Özdemir'e yöneltilen düşkünlük iddiaları benzer bir alışkanlıkla bugün de Kemal Kılıçdaroğlu'na yöneltiliyor. Yarın aynı mekanizma şüphesiz başka birileri için de işletilecektir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Oysa sorulması gereken ilk soru şudur:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Bu hükmü verme yetkisini size kim verdi?</strong></em>”</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevilikte yol, erkân, ocak sistemi, ikrar, rehber, pir, mürşid, musahiblik, görgü ve sorgu vardır. Rızalık alıp verme vardır. Ama bunlar yolda yürüyen canlar için vardır. Malum olduğu üzere Aleviyim demekle Alevi olunmuyor çünkü günümüz toplumunda birçok insan bu inanç sisteminin gereklerini yerine getirmiyor. Tüm bu inanç sistemine dair mekanizmaları yok sayarak insanları düşkün ilan etmeye kalkışmak, aslında Aleviliğin kurumsal hafızasını ve yüzyıllar içinde oluşmuş kendi erkânını-iç hukukunu yok saymak anlamına gelir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kendi örneğimden hareket edecek olursam; Kızılbaş aidiyetim üzerinden Ağuiçen Ocağı'na bağlı bir ocakzade olarak çok iyi biliyorum ki herhangi bir yol kusuru veya şikâyet durumunda süreç bellidir. Konu önce kişinin bağlı olduğu rehbere gider. Çözüm üretilemezse pir ve mürşid makamlarına taşınır. Nihai değerlendirmeyi de ilgili ocağın mürşid makamı yine o kişinin yol kardeşlerine danışarak gerçekleştirir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Düşkünlük kararı beğenmediğiniz birisinin siyasi tercihleri üzerinden, X anketi vasıtası ile bir Facebook paylaşımıyla veya bir YouTube yayınıyla verilemez.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Dahası, düşkünlük Alevilikte mutlak ve sonsuz bir dışlama da değildir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Çünkü Aleviliğin amacı insanı kaybetmek değil kazanmaktır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yoldan (dardan) düşenin, işlediği kusurun ağırlığına göre dara durması, sorgudan geçmesi, hatasını telafi etmesi ve yeniden kendi topluluğuna dönmesi mümkündür. Bu yönüyle düşkünlük bir cezalandırma mekanizmasından çok ahlaki bir yüzleşme ve toplumsal onarım mekanizmasıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugün yaşadığımız tartışmalarda ise bambaşka bir tablo görüyoruz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kendisinin yolda olup olmadığı bile belli olmayan kişiler, yine yolda olup olmadığı bilinmeyen başka insanları Aleviliğin dışına atmaya çalışıyorlar. Bu durum, düşkünlükten çok başlangıçta bahsettiğim tekfire benziyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İşte dikkat çekmek istediğim nokta tam da burasıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bir insanın siyasi tercihlerini eleştirebilirsiniz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bir liderin söylemlerine karşı çıkabilirsiniz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bir kurumun kararlarını yanlış bulabilirsiniz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bunların hepsi demokratik tartışmanın doğal parçalarıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ancak Aleviliğin yüzyıllar boyunca oluşturduğu kutsal kavramları günlük siyasi tartışmaların malzemesi hâline getirdiğiniz anda hem siyaseti kirletmiş hem de yolu yıpratmış olursunuz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hatırlayalım; daha düne kadar bazı çevrelerin "<strong><em>Piro</em></strong>" diyerek hitap ettiği insanlara bugün ağır hakaretler yöneltiliyor. Bu dönüşüm yalnızca siyasi bir fikir değişikliği değil aynı zamanda “<strong><em>Pirlik</em></strong>” gibi bir yol kavramının da aşındırılmasıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Gerekli gereksiz her bir siyasi kavgada tarafların birbirlerinin Alevi kimlikleri üzerinden düşkün ilan etmeleri düşkünlük kurumuna da zarar vermekte tüm bu kavramların içini boşaltarak siyasi bir malzemeye dönüştürmektedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu nedenle Aleviliğin kavramlarını siyasetin gündelik sertliğinden korumak zorundayız. Yol kavramlarını siyasi sloganlara dönüştürmek ne Aleviliğe hizmet eder ne de toplumsal barışa. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Belki de bugün hepimizin kendisine sorması gereken soru şudur: Bir başkasının düşkünlüğünü konuşmadan önce, kendi yol duruşumuzun muhasebesini yapıyor muyuz? </span></p>

<p><span style="color:#000000">Çünkü Alevi geleneğinde asıl görgü önce insanın kendisinden başlar.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Burada basit temel sorular sorarak ilerleyelim;</span></p>

<ul>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Birini düşkün olarak şikâyet etmek için önce onunla aynı ocaktan olmanız gerekir çünkü nihayetinde bu şikâyeti götüreceğiniz en üst makam rehber ve pir ocaklarının bağlı olduğu en üst makam olan mürşid ocağıdır. Bir başka ocağın talibini de şikâyet edecekseniz ancak o ocağın mürşid ocağına şikâyet etmeniz gerekir.</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Şikâyet edilen kişi bir yol evlâdı mıdır? Yani ikrarlı ve musahipli midir? Üstelik aynı durum şikâyet eden için de geçerlidir. Örneğin dışarıdan biri sırf bir Alevi bir cana zarar vermek için veya onu kötülemek, onunla ilgili olumsuz bir zan oluşturmak için o canı kendi topluluğuna şikâyet edebilir mi?</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Aslında yıllık görgü-sorgu erkânında okunan gülbank, Aleviliğin bakış açısının önce talibin kendini kendi vicdanı ile denetlemesi üzerine kurulduğunu bize gösterir. Öz denetimin sonrasında ise talip olan kişi yol kardeşlerinin rızasını almalıdır. Hatta gülbangın içerisindeki “benden incinmiş olan” derken kişinin kendine dair yapıp etmelerinin bilgisinin dışında, bilemediği veya hesaplayamadığı durumlardan dolayı bir diğer cana zara vermiş olabilme olasılığı dahi yani talibin kendi eksikliğini peşinen kabul ederek rızalık istemesi gerekmektedir.</span></p>
	</li>
</ul>

<p style="margin-left:24px"><span style="color:#000000">Elim erde, yüzüm yerde, özüm darda.<br />
Hakk-Muhammed-Ali yolunda,<br />
Erenler meydanında,<br />
Pir divanında dâra durdum.<br />
<br />
Canım kurban, tenim tercüman.<br />
On İki İmam, On Dört Masum-u Pak aşkına,<br />
Ehl-i Beyt’in dostlarına dost, düşmanlarına düşman olmak üzere,<br />
Bu yola ikrar verdim.</span></p>

<p style="margin-left:24px"><span style="color:#000000">Özüm darda, yüzüm yerde.<br />
Benden incinen, bende hakkı kalan var ise<br />
Gelsin hakkını talep eylesin.</span></p>

<p style="margin-left:24px"><span style="color:#000000">Hak meydanında, pir huzurunda,<br />
Görgüden geçmek için durdum dâra,<br />
Kusurum varsa affola,<br />
Eğrim varsa doğrula.</span></p>

<p style="margin-left:24px"><strong><span style="color:#000000">Allah, eyvallah.<br />
Gerçeğe Hû.</span></strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 19:06:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/yuksel-gulsoy-yazdi-duskun-ilan-etmek-kimin-yetkisinde-1780330927.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ali Aktaş yazdı: Hangi Ali?</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ali-aktas-yazdi-hangi-ali-3244</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ali-aktas-yazdi-hangi-ali-3244</guid>
                <description><![CDATA[Sosyolog yazar Ali Aktaş, Alevi Bektaşiler arasında bit fitne gibi yayılmaya çalışılan "iki Ali" metaforunu inceledi. Hz. Muhammed'in amcasının oğlu Ali ile Alevilere farklı olduğu iddia edilen Ali'nin tıpa tıp aynı kişiler olduğunun altını çizen Aktaş, yazısında, "Alevileri aptal yerine koymaya çalışan bu yaklaşımların kökeninde etnik tanımlamalardan kaynaklanan bir ırkçılık yatmaktadır" ifadelerini kullandı. İşte, o yazı:]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><strong>NE YARADANI ÇAĞIRAN PİRLER AYNI, NE DE CEMLER AYNI: REDDEDİLEN ALİ</strong></span><em><strong><a class="sdfootnoteanc" href="#sdfootnote1sym" name="sdfootnote1anc"><span style="color:#000000">1</span></a></strong></em></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><em>Kızılbaş/Alevi</em> yazılı ve sözlü kaynaklarında <em>Hz. Ali</em> için; <em>Hz. Muhammed</em>’in kızı <em>Hz. Fatıma</em> ile evli ve <em>Hz. Hasan</em>, <em>Hz. Hüseyin</em> ve <em>Hz. Zeynep</em> adlarında üç çocuğu olduğu yazılıdır/söylenmektedir. Ancak son dönemde Hz. Ali ile iki ayrı <em>kişilikten/kişiden</em> söz eden açıklamalara rastlanmaktadır: Arapların<em> Hz. Ali</em>’si ve <em>Kızılbaş/Alevilerin</em> uydurduğu <em>Hz. Ali</em> olarak iki ayrı kişilik tanımlaması yapılmaktadır. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Tesadüfün bu kadarı her iki <em>Hz. Ali’</em>nin de eşi ve çocukları aynı isimlere sahiptir. Herhalde bu durum tam bir mucizedir ya da <em>Alevileri</em> aptal yerine koymaya çalışan bu yaklaşımların kökeninde etnik tanımlamalardan kaynaklanan bir ırkçılık yatmaktadır. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Etnik kökeni <em>Arap</em> olan ve <em>Arapça</em> konuşan <em>Hz. Ali</em> ile <em>Kürt</em>, <em>Türk</em>, <em>Zaza</em> ve diğer “<strong><em>dilleri konuşan</em></strong>”/”<em>etnik kökenli</em>” topluluklar arasında bağı etnisite üzerinden kurulan bir bağa indirgeme yanlışlığı yaşanmaktadır. <em>Kızılbaş/Alevilerin</em> ağırlıklı olarak soy esaslı tanımlanmasında görmezden gelinen aslında <em>Hz. Ali’nin gelme</em> bir kız alıp verme sürecidir. Bu sürecin benzeri bir kız alıp verme olayı tüm etnik gruplar ve dinsel/inançsal gruplar arasında olan/olabilecek son derece olağan bir durumdur. İki düşman kavim/topluluk savaşları durdurmak adına topluluk liderlerinin birinin kızını diğerinin oğlu vermesi biçiminde tarihte birçok olay gerçekleşir. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Örneğin Fransa ve İngiltere gibi büyük ülkeler arasında birçok kez gerçekleşen bir kız alıp verme toplumsal olayından dolayı ne Fransızlar kendini İngiliz, ne de İngilizler kendini Fransız olarak kabul ederler. Mensup olduğu etnisiteden dolayı ben <em>Hz. Ali'ye</em> karşıyım deme cesareti olmayanların son zamanlarda sık sık dile getirdiği bu yaklaşım buram buram ırkçılık kokmaktadır. Çünkü <em>Hz. Ali</em>’ye inanarak onun izinden giden <em>Kızılbaş/Alevilere </em>bu seçim hiçbir kazanç sağlamadığı gibi, bir üstünlük/ayrıcalıkta sağlamaz.<em> Kızılbaş/Aleviler</em> adına bu tür yapılan gereksiz açıklamalar, ifadeler ve keskin tanımlamalar bu topluluğun ne kadar anlamsız mecraya sürüklendiğini de göstermektedir. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Kısaca <em>“<strong>Ziyaret </strong></em><strong>aynı </strong><em><strong>ziyaret</strong></em><strong>te, dilekler, istekler değişmiş, </strong><em><strong>Niyaz</strong></em><strong> aynı </strong><em><strong>Niyaz</strong></em><strong>da, lokmanın tadı değişmiş, </strong><em><strong>On iki İmamlar</strong></em><strong> aynıda, </strong><em><strong>Yol</strong></em><strong>, </strong><em><strong>İkrar</strong></em><strong> değişmiş</strong>” sözleri bize gelinen noktayı göstermektedir. Bu yapılanla <em>Kızılbaş/Alevilik, “<strong>Ali’siz</strong></em>” ve “<em><strong>Ali’li” </strong></em>diye ikiye ayrıştırılmaya çalışılmaktadır. Gerek mitolojik anlatımlarda, gerek dinsel anlatımlarda, gerekse bilimsel/tarihsel anlatımlarda yer alan <em><strong>Ali</strong></em>, yalnızca ve yalnızca <em>Hz. Ali</em>’dir. <strong>Mitik</strong> anlatımlarda “<em><strong>Ejderha ile Savaşan</strong></em>”, <strong>dini</strong> anlatımlarda “<em><strong>Hayber Kalesinin Kapısını Söküp Kalkan Şeklinde Kullanarak Savaşan</strong></em>”, <strong>tarihsel</strong> olarak “<em><strong>Bedir’de Savaşan</strong></em>” tam da aynı <em>Hz. Ali</em>’dir. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Bu anlatımların tamamı ona sevgi gönül bağı ile bağlanan insanların her şeyi olma yolundaki <em>Hz. Ali</em>’yi içinden nasıl geldiyse ve geçmişten gelen tüm sözlü kültürüne nakşederek anlatımıdır. <em>Kızılbaş/Aleviler</em>deki bu sevgi anlatılarda “Amcasının oğlu Peygamber Hz. Muhammed’in: <em>Benim ruhum ve nurum Ali’nin nuru ve ruhuyla aynı nurdan yaratıldı, Âdem doğmadan 14 bin yıl evvel yeşil kandile konuldu</em>” sözü ifade edilir. Bu anlatım tasavvufta ve Alevilik ve Bektaşilik geleneğinde çok önemli bir yere sahip olan “<em><strong>Nur-ı Muhammedi</strong></em>/<em><strong>Muhammed'in Nuru</strong></em>” ve “<em><strong>Hakk-Muhammed-Ali</strong></em>” inancının temelini oluşturmaktadır. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Bu anlatımla “<em><strong>Hz. Muhammed ve Hz. Ali’nin ruhsal olarak aynı özden ve aynı nurdan var edildiğini</strong></em>”, “<em><strong>Bu nurun, ilk insan ve ilk peygamber olan Hz. Âdem yaratılmadan binlerce yıl önce de var olduğunu</strong></em>”, “<em><strong>yeşil kandille</strong></em><strong>,</strong> <em><strong>kâinatın henüz maddi olarak var olmadığı, yalnızca ruhlar ve nurlar âleminde parladığı ilahi bir makamı veya arşı simgelediği</strong></em>” anlatılmaktadır. Kısaca Alevi ve Bektaşi edebiyatında bu tema, <em>deyişler/nefesler</em>de sıklıkla işlenen “<em>Nübüvvet/Peygamberlik</em>” ve “<em>Velayet</em>/<em>Velilik</em>” makamlarının aslında aynı nurun iki farklı tecellisi olduğu vurgulanır. Tasavvufta evrenin yaratılış nedeni olarak bu ilk nur görülür ve her şeyin bu özden türediğine inanılır. Ancak tüm bunlarla anlatılmak istenen yalnızca Hz. Ali’dir. Ve <em><strong>Ali’miz tektir.</strong></em></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><strong>KENDİNİ İNKÂR ETME VE ALEVİLİĞE YABANCILAŞARAK SÜNNİLİĞE ENTEGRE OLMA HALİ</strong></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><em>Alevilik </em>yalnızca folklorik bir aidiyet, ritüeller bütünü ya da kültürel bir etiket ötesinde; tarih boyunca baskı kuran <em>Sünni İslam </em>anlayışını dayatmaya çalışılan egemen siyasi-ideolojik-sınıfsal iktidara, inkâra ve tahakküme karşı gelişen bir süreci içermektedir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken bir başka boyut <em>Kızılbaş/Aleviliğin</em> demokratik, özgürlükçü ve eşitlikçi yönlerle ifade edilmeye çalışması sırasında inancın tamamen yok sayıldığı bir “<em>sapma</em>”ya da neden olan süreçler yaşanabilmektedir. Bunlardan: </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><em><strong>Birincisi</strong></em> <em>Kızılbaş/Aleviliğin</em> <em>tarihsel-inançsal-felsefi-bilimsel</em> derinliğinin yeterince ön plana çıkarılamamasından; </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><em><strong>İkincisi</strong></em> <em>Alevi topluluğa </em>ait toplumsal hafıza uzun süre inkâr, imha ve asimilasyon politikalarına maruz kalması sonucunda; <em>Alevi</em> adı altında sözde <em>Devletçi</em>, <em>Kemalist</em>, <em>Milliyetçi</em>, <em>Ülkücü</em>, <em>Turancı </em>yapılar<em> ve</em> bunların dışında <em>Erkek Egemen</em>, <em>Militarist</em>, hatta <em>Mafyatik</em> yapılarında ortaya çıkmasından;</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><em><strong>Üçüncüsü</strong></em> ise günümüzde <em>Aleviliği</em>, “<em>yalnızca soy bağına bağlamak”</em>, “<em>nostaljik ritüellere ya da devletin tanıdığı sınırlar içine hapsetmek</em>” veya “<em>salt bazı kavramlara takılmak</em>” veyahut “<em>inancın kendilerinin tekelindeymiş davranılmasından</em>”;</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><em><strong>Dördüncüsü</strong></em> ise Alevilerin ciddi bir bölümünün en temel sıkıntısı “<em><strong>düşünüş ve eylem biçimlerindeki çelişkiler yumağı, sağlıklı olmayan düşünüş biçimi ve yönsüzlüğü; </strong></em>yani <em>Alevilerin</em> <em><strong>sürekli</strong></em> <em><strong>kendini Sünni</strong></em> <em><strong>topluma beğendirme, yaranma ve onların toplumsallığına ait olmaya çalışma</strong></em> çabasıdır. Bu çaba sürekli <em>kendini en iyi Müslüman olarak tarif etme, gerçek Müslümanlığın Alevilik olduğunu söyleyerek uyguladıkları Sünni davranış kalıplarını meşrulaştırma ve onlardan farklı gözükse de benzer davranış kalıplarıyla davranmasından/yarışmasından </em>kaynaklanan farklı sorunlar yaşanmaktadır. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Bu sorunu <em><strong>Ramazan ayındaki toplu oruç İftarları ve çorba dağıtımları</strong></em>na<em><strong> </strong></em>benzer davranış kalıplarını günümüzde her gün gerçekleştirilen <em><strong>Muharrem ayı Oniki İmam Oruçları açmaları ve ardından her gün aşure dağıtmaları </strong></em>Sünni davranış kalıplarıyla birebir örtüşür hatta yarışır halde gelmesi üzerinden örneklendirebiliriz. Yine ne kadar demokrat ve farklı olanlara saygı adı altında olsa Alevi kurumlarınca verilen <em><strong>Ramazan İftarları</strong></em>, zamanla Alevilerin davranış kalıplarına dönüşeceği düşünülmeden yapılmaktadır. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">İşin ilginç yanı ise Diyanet İşleri Başkanlığı veya ona bağlı il müftülükleri kurulduğundan bu yana <em><strong>Muharrem ayı Oniki İmam Orucu </strong></em>için Alevileri davet ederek Oruç Açmaya yönelik yemek düzenleme çabasına hiç gerek duymamış olmalarıdır. Aslında bu durum ciddi bir asimilasyon sürecini içermektedir. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Sonuç olarak derin bir dışlanmışlık psikolojisiyle birlikte gelişen bu durumlar, kendi(leri)ni yalnız hissetmemek için, fark etmeden <em><strong>aidiyet duygusu ve kökeninden uzak durma/farklı davranma kalıplarının gelişmesine neden olur</strong></em>. Son aşamada bu durumla <em><strong>mücadele etmekten kaçarak asimile olma pahasına kendini inkâr etme ve Aleviliğe yabancılaşarak Sünniliğe entegre olmaktadırlar</strong></em>.</span></p>

<div>
<p style="margin-left:19px; text-align:justify"><a class="sdfootnotesym" href="#sdfootnote1anc" name="sdfootnote1sym">1</a><span style="font-family:Candara,sans-serif"><span style="font-size:8pt"> Öncelikle başlıkta kullanılan Ali ifadesi bir ironiyi anlatmak için kullanıldı. Şahsım olarak Hz. Ali’ye sevgim, bağlılığım ve inancımın sorgulanması için adımın Ali olarak Hz. Ali’den geldiğini, oğullarım Denizali Aktaş ve Ateşali Aktaş’ın bu sevginin tezahürü olduğunu açıklamam gerekir. 2006 yılında Gazi Üniversitesinde yapılan “</span></span><span style="font-family:Candara,sans-serif"><span style="font-size:8pt"><em>II. Alevilik-Bektaşilik Bilgi Şöleni</em></span></span><span style="font-family:Candara,sans-serif"><span style="font-size:8pt">”nde Sayın Prof. Dr. Hamid Algar hocanın, Prof.Dr. Muhan Bali’ye metinlerinde çokça Ali sözcüğü geçirmesinden dolayı söz alarak “İnancın ve erdemin mihenk taşı olan Hz. Ali’ye Ali diye hitap edemeyeceği ile ilgili sert ve bilimsel çıkışı hale dün gibi hafızamda yer almaktadır. Bu çıkış bizim Hz. Ali’nin takipçileri olarak çok açık olarak nerede durmamız gerektiğini göstermektedir. </span></span></p>
</div>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 17:00:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/ali-aktas-yazdi-hangi-ali-1780324780.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Alevi Gençler Derneği &quot;Modern Çağda Hüseyni Duruşu Nasıl Sergileriz&quot; başlıklı webinar düzenleyecek</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-gencler-dernegi-modern-cagda-huseyni-durusu-nasil-sergileriz-baslikli-webinar-duzenleyecek-3243</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-gencler-dernegi-modern-cagda-huseyni-durusu-nasil-sergileriz-baslikli-webinar-duzenleyecek-3243</guid>
                <description><![CDATA[Alevi Gençler Derneği, yaklaşan Muharrem ayı vesilesiyle 6 Haziran tarihinde webinar düzenleyecek. Webinar'da, Hz. Hüseyin’in mesajı  ve günümüz dünyasındaki karşılığı ele alınacak.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Alevi Gençler Derneği, yaklaşan Muharrem ayı vesilesiyle 6 Haziran tarihinde webinar düzenleyecek.&nbsp;</p>

<p>Webinar'da, Hz. Hüseyin’in mesajı &nbsp;ve günümüz dünyasındaki karşılığı ele alınacak.</p>

<p>Çevrim içi (webinar) olarak gerçekleştirilecek etkinlikte, moderatörlüğünü Alevi Gençler Derneği Başkanı Songül Kayar üstlenirken, oturumun konuk konuşmacısı ise Uğurcan Özkara Dede olacak.<br />
<br />
<a href="https://docs.google.com/forms/d/e/1FAIpQLSeMlfGFU9ikTB8ScWxrk4GuHWoljZ-704FbG3sdQKvvqsaB1A/viewform?utm_source=ig&amp;utm_medium=social&amp;utm_content=link_in_bio"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-06-01%20at%2013_43_52.jpeg" style="height:800px; width:640px" /></a></p>

<p><strong>Etkinlik Detayları:</strong><br />
<strong>Tarih:</strong> 6 Haziran 2026, Cumartesi<br />
<strong>Saat: </strong>20:00 - 21:00</p>

<p><strong>Önemli Not: </strong>Webinara katılım sağlamak için önceden kayıt yaptırılması gerekmektedir. Katılım linki, kayıt işlemlerini tamamlayan katılımcılara e-posta yoluyla iletilecektir.&nbsp;</p>

<p><a href="https://docs.google.com/forms/d/e/1FAIpQLSeMlfGFU9ikTB8ScWxrk4GuHWoljZ-704FbG3sdQKvvqsaB1A/viewform?utm_source=ig&amp;utm_medium=social&amp;utm_content=link_in_bio"><strong>Kayıt için:<br />
<br />
https://docs.google.com/forms/d/e/1FAIpQLSeMlfGFU9ikTB8ScWxrk4GuHWoljZ-704FbG3sdQKvvqsaB1A/viewform?utm_source=ig&amp;utm_medium=social&amp;utm_content=link_in_bio</strong></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 16:30:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/alevi-gencler-dernegi-modern-cagda-huseyni-durusu-nasil-sergileriz-baslikli-webinar-duzenleyecek-1780320828.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Almus Cemevi törenle hizmete açıldı</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/almus-cemevi-torenle-hizmete-acildi-3242</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/almus-cemevi-torenle-hizmete-acildi-3242</guid>
                <description><![CDATA[Yapımı tamamlanan Tokat, Almus Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi törenle hizmete açıldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Tokat’ın Almus ilçesinde yapımı tamamlanan Almus Cemevi, düzenlenen görkemli bir törenle kapılarını açtı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan törende, Alevi Cem Dedesi ve protokol üyeleri dualar eşliğinde açılış kurdelasını kesti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Almus Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi'nin açılış törenine Almus Belediye Başkanı Bekir Özer, MHP İlçe Başkanı Orhan Altundağ, CHP İl Başkanı Çağdaş Kurtgöz, Avcılar Eski Belediye Başkanı Turan Hançerli, Tokat Belediyesi Meclis üyesi Leyla Doğan, Kınık Belediye Başkanı Hacı Yusuf Geçene, Gölgeli Belediye Başkanı Hayati Turan, STK temsilcileri,&nbsp;belde belediye başkanları ve çok sayıda vatandaş katıldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Açılış kurdelasının kesilmesinin ardından program, Almus Barajı kenarında bulunan Belediye Düğün Salonu’nda devam etti. Yoğun katılımın gerçekleştiği programda semah ekibi dönülen semahlarla büyük beğeni toplarken, davetlilere geleneksel kurban pilavı ikram edildi. Türk Halk Müziği’nin güçlü sesi Gülcihan Koç ise seslendirdiği türküler ve deyişlerle salondakilere coşkulu ve duygu dolu anlar yaşattı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>“YILLARDIR BU ÖZLEMİ ÇEKİYORDUK”</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/Almus1.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Törenin açılış konuşmasını yapan Almus Cemevi Başkanı Hüseyin Çoban, ilçede uzun yıllardır bir cemevi eksikliği hissedildiğini belirterek, “<strong><em>Yıllardır bizim Almus’ta bir cemevimiz yoktu. En sonunda Allah’a çok şükür bu cemevine de kavuştuk. Cemevimizi yaptık, ibadetlerimizi gerçekleştirdik. Hepinizi candan kutluyor, hoş geldiniz diyorum</em></strong>” ifadelerini kullandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>“ALMUSTA BİR EŞİTSİZLİK ORTADAN KALKTI”</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/Almus2.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Konuşmasında adalet ve eşitlik vurgusu yapan eski Avcılar Belediye Başkanı Turan Hançerli, doğduğu topraklarda bulunmaktan gurur duyduğunu belirterek, “<em><strong>Eşitliğin ve adaletin olmadığı yerde mutluluk olmaz. Ülkemizde inançlar konusunda eşitsizliklerle karşı karşıya kalan en önemli gruplardan biri de Aleviler. Ama bugün burada, Almus’ta bir eşitsizlik, bir adaletsizlik ortadan kalktı. Almus Belediye Başkanımız da herkese eşit davranıyor, kendisine teşekkür ediyorum. Bu adımın ülkemize örnek olmasını diliyorum</strong></em>” dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>“SAĞCISI, SOLCUSUYLA TÜM CANLAR BURADA”</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/Almus3.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Birlik ve beraberlik mesajı veren Almus Belediye Başkanı Bekir Özer, Anadolu topraklarının harcında yatan ortak değerlere dikkat çekti. Özer, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<strong><em>Biz Anadolu’ya geldiğimizde Hoca Ahmet Yesevi, Hacı Bektaş Veli, Hacı Bayram Veli, Hübyar Sultan ve Pir Sultan Abdal ile geldik. Bu toprakları imar ederken eğitime, medreselere önem verdik. Hz. Ali Efendimiz, ‘Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum’ demiştir. ‘Gelin canlar bir olalım’ dedik; işte sağcısıyla, solcusuyla, Alevisiyle, Sünnisiyle tüm canlar bugün burada. Biz Almus’ta bu birliği sağlamışız, Allah’a şükürler olsun.</em></strong>”</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 16:12:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/almus-cemevi-torenle-hizmete-acildi-1780320633.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hakk’a yürüyüşünün 60. yılında Ape Aziz Dede anıldı</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/hakka-yuruyusunun-60-yilinda-ape-aziz-dede-anildi-3241</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/hakka-yuruyusunun-60-yilinda-ape-aziz-dede-anildi-3241</guid>
                <description><![CDATA[Adıyaman’ın Yedioluk (Şahmir) Köyü’nde, Ağuiçen Ocağı pirlerinden Ap Aziz Dede’nin (Dede Aziz) Hakk’a yürüyüşünün 60. yıl dönümü dolayısıyla görkemli bir anma töreni düzenlendi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Ağuiçen Ocağı’nın ulu pirlerinden Seyyid Aziz Dede (Ape Aziz), Hakk’a yürüyüşünün 60. yıl dönümünde yüzlerce kişinin katıldığı anlamlı bir programla anıldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Dede Aziz Türbesi Koruma ve Güzelleştirme Derneği’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen törene binlerce kişi katıldı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Anma programına Adıyaman Valisi Abdullah Küçük, Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere, Adıyaman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Keleş, Dede Aziz Türbesi Koruma ve Güzelleştirme Derneği Başkanı Zeki Akdağ, siyasi parti temsilcileri, sivil toplum kuruluşları ve bölge halkı yoğun ilgi gösterdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V.) soyundan gelen Ehlibeyt’ten Büyük Veli Apaziz’in anıldığı etkinlikte, Alevi-Bektaşi geleneklerine uygun olarak dualar okundu, nefesler-deyişler söylendi, semahlar dönüldü ve lokmalar dağıtıldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tören alanında kurulan semah meydanında, geleneksel kıyafetleriyle dedeler ritüeli icra ederken, çevredeki tepeler ve tarihi yapıların önünde toplanan kalabalık, büyük bir coşku ve sevgi içinde izledi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Etkinlikte, Dede Aziz’in manevi mirasına sahip çıkma ve birlik-beraberlik mesajları ön plana çıktı.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">“AZİZ DEDE’NİN GÖNÜL MİRASI YAŞATILMAYA DEVAM EDECEK”</span></strong></p>

<p><strong><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/APE1.png" style="height:450px; width:760px" /></span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Programda konuşan Adıyaman Valisi Abdullah Küçük, Ap Aziz Dede’yi rahmet ve minnetle andıklarını belirterek, Adıyaman’ın yalnızca tarihi ve doğal güzellikleriyle değil, yetiştirdiği manevi şahsiyetlerle de öne çıkan bir şehir olduğunu söyledi. Aziz Dede gibi gönül insanlarının bu değerlerin yaşatılmasında önemli rol üstlendiğini belirten Vali Küçük, onların bıraktığı mirasın gelecek kuşaklara aktarılmasının büyük önem taşıdığını kaydetti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Toplumsal dayanışma ve kardeşliğin korunmasının önemine dikkat çeken Vali Abdullah Küçük, “<em><strong>Bu toprakların mayasında muhabbet, dayanışma ve insan sevgisi vardır. Aziz Dede gibi gönül erleri, bu değerleri kuşaktan kuşağa aktarmış ve toplumun her kesimine ulaştırmıştır</strong></em>” dedi.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sevgiye, kardeşliğe ve dayanışmaya sahip çıkıldığı sürece Aziz Dede’nin gönül mirasının yaşamaya devam edeceğini ifade eden Küçük, programın düzenlenmesinde emeği geçen herkese teşekkür etti. </span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">“BU MİRAS HEPİMİZİN SORUMLULUĞU”</span></strong></p>

<p><strong><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/APE2.png" style="height:450px; width:760px" /></span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere ise Yedioluk’ta oluşan manevi atmosferin altını çizerek, “<em><strong>Ape Aziz ve bu toprakların tüm evliyaları, yolumuzu aydınlatan birer ışık. Onların sevgi, barış ve kardeşlik üzerine kurulu mirasını yaşatmak ve gelecek kuşaklara aktarmak hepimizin görevi,</strong></em>” ifadelerini kullandı.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">“BULUŞMA BİRLİĞİ PEKİŞTİRİYOR”</span></strong></p>

<p><strong><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/APE3.png" style="height:450px; width:760px" /></span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Dede Aziz Türbesi Koruma ve Güzelleştirme Derneği Başkanı Zeki Akdağ da anma törenlerinin her geçen yıl daha geniş katılımla gerçekleştirildiğini belirterek, “<em><strong>Bu buluşma, halkımızın birlik ve beraberliğini pekiştiriyor. Sevgiyle başlayan bu yolculuğun tüm dünyaya barış ve umut getirmesini diliyoruz,</strong></em>” dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yöresel ve ulusal katılımcıların yoğun ilgi gösterdiği anma programı, dualar ve lokma dağıtımıyla sona erdi.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 14:05:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/hakka-yuruyusunun-60-yilinda-ap-aziz-dede-anildi-1780313049.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı Genel Başkanı Özdemir’den birlik vurgusu</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/turkmen-alevi-bektasi-vakfi-genel-baskani-ozdemirden-birlik-vurgusu-3240</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/turkmen-alevi-bektasi-vakfi-genel-baskani-ozdemirden-birlik-vurgusu-3240</guid>
                <description><![CDATA[Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı Genel Başkanı Özdemir Özdemir, yayımladığı Kurban Bayramı mesajında birlik, beraberlik ve kardeşlik vurgusu yaptı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Bayramların toplumsal dayanışmanın güçlendiği özel günler olduğuna dikkat çeken Özdemir, mesajında vatandaşların Kurban Bayramı’nı en içten dilekleriyle kutladığını ifade etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Toplumsal huzur, barış ve dayanışma temennilerinde bulunan Özdemir, bayramların sevgi, paylaşma ve hoşgörü duygularını pekiştirmesi gerektiğini belirtti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı tarafından yayımlanan bayram mesajı, vatandaşlara sağlık, mutluluk ve esenlik dilekleriyle sona erdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Özdemir mesajının sonunda şu ifadeler yer aldı:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Kurban Bayramınızı en içten dileklerimle kutlar, sağlık, mutluluk ve esenlikler dilerim.</strong></em>”</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 28 May 2026 15:49:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/turkmen-alevi-bektasi-vakfi-genel-baskani-ozdemirden-birlik-vurgusu-1779972828.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Özdemir: Alevilikte “Düşkünlük” istismar edilmesin!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ozdemir-alevilikte-duskunluk-istismar-edilmesin-3239</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ozdemir-alevilikte-duskunluk-istismar-edilmesin-3239</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>HABER MERKEZİ / ANKARA-</strong> Meltem TV’nin sosyal medya hesabından yapılan “<strong><em>Alevi dedeleri Kılıçdaroğlu’nu düşkün ilan etti</em></strong>” başlıklı paylaşım, Alevilik inancında “<strong><em>düşkünlük</em></strong>” kavramını yeniden gündeme getirdi.</p>

<p>Gazeteci Hasan Hüseyin Tekin’in iddiasına dayandırılan haber, Alevilik camiasında tepki çekti.</p>

<p>Konuyla ilgili detaylı bir açıklama yapan Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Önceki Dönem Başkanı, yazar Ali Rıza Özdemir, iddianın Alevilik inancının temel kurallarına aykırı olduğunu belirtti.</p>

<p>Özdemir, “<em><strong>Edep ya Hû!</strong></em>” diyerek başladığı açıklamasında şu vurguları yaptı:</p>

<p>“<em><strong>Alevilikte düşkünlük, basit ve keyfi bir uygulama değildir. Her önüne gelen bir kişiyi düşkün ilan edemez. &nbsp;</strong></em></p>

<p><em><strong>Sadece ikrarlı olan ve her yıl görgüden geçen bir canı, yalnızca kendi ocağının dedeleri düşkün ilan edebilir. &nbsp;</strong></em></p>

<p><em><strong>Her suç düşkünlük gerektirmez; canını sıkan herkesi düşkün ilan etmek gibi bir lüks yoktur.</strong></em>”</p>

<p>Özdemir, Kılıçdaroğlu’nun mensubu olduğu Kureyşan Ocağı dedelerinin kısa süre önce yaptığı açıklamayı da hatırlattı.</p>

<p>Ocak dedeleri, Kemal Kılıçdaroğlu’nu “<strong><em>ocağın saygın bir mensubu</em></strong>” olarak deklare etmişti.</p>

<p>Ayrıca Özdemir, Aleviliğin ve Kılıçdaroğlu’nun kişisel inancının CHP’nin iç siyasetine ve gündelik polemiğe alet edilmemesi gerektiğini belirterek, “<em><strong>Bu tür tartışmalar üzerinden toplumsal fayda sağlamak mümkün değildir</strong></em>” dedi.</p>

<p><strong>Tam Metin (Orijinal Paylaşım):</strong></p>

<p><strong>EDEP YA HÛ!</strong></p>

<p>Yazmayım diyorum ama habire saçma sapan paylaşımlar önüme düşüyor. Konu Alevilikle ilgili olunca da, bilip yazmamak hayli rahatsız ediyor.Alevilikte düşkünlük basit bir uygulama değildir. Her önüne gelen bir diğerini düşkün ilan edemez.</p>

<p>Bir kişi ikrarlı ise, her yıl görgüden geçiyorsa ancak bağlı olduğu ocağın dedeleri o kişiyi düşkün edebilir.</p>

<p>Ayrıca her suç düşkünlüğü gerektirmez. Canını sıkan herkesi düşkün ilan etmek gibi bir lüks yoktur.</p>

<p>Düşkünlükle ilgili detaylar için bk.</p>

<p>Ali Rıza Özdemir yazdı: Alevilikte 'düşkün' kime denir?<br />
<a href="https://t.co/2d0r76vr80">https://t.co/2d0r76vr80</a></p>

<p>Bu bağlamda Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nu, ikrarlı ise ve düşkünlük gerektirecek bir suç işlemişse sadece kendi ocak dedeleri düşkün ilan edebilir. Herhangi bir Alevi dedesi kendi ocağına bağlı olmayan başka birini düşkün ilan edemez.</p>

<p>Bundan kısa bir süre önce Kılıçdaroğlu'nun mensup olduğu Kureyşan Ocağı dedeleri, Kılıçdaroğlu'nun ocağın saygın bir mensubu olduğunu deklare ettiler.</p>

<p>Açıklamanın tam metni için bk.<br />
Seyyid Hacı Kureyş Dergahı’ndan Sağduyu Açıklaması<br />
<a href="https://t.co/DV8Zp2zSLf">https://t.co/DV8Zp2zSLf</a></p>

<p>Kılıçdaroğlu'nun Aleviliği ve Alevilik, CHP'nin iç meselelerinin ve siyasetin bir konusu değildir, olmamalıdır. Siyaset de Aleviliğin hele ki inanç alanının bir konusu değildir. Bu türden tartışmalar üzerinden toplumsal fayları büyütmenin bir anlamı da yoktur.</p>

<p>Zaten Kılıçdaroğlu da Aleviliğini ifade etmekle birlikte Alevileri ve Aleviliği temsil noktasında bir iddia sahibi olmamıştır.</p>

<p>O nedenle, her bakımdan bu saçma sapan konuşmalara son vermek gerekir. CHP'nin iç meselelerini ve gündelik siyaseti inanç alanının dışında konuşmak herkesin üzerine düşen ortak bir ödevdir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 28 May 2026 14:35:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/ozdemir-alevilikte-duskunluk-istismar-edilmesin-1779968821.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ali Aktaş yazdı: Alevi inancının geleceği üzerine</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ali-aktas-yazdi-alevi-inancinin-gelecegi-uzerine-3238</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ali-aktas-yazdi-alevi-inancinin-gelecegi-uzerine-3238</guid>
                <description><![CDATA[Alevi-Bektaşi inancının geleceğine dair akademik çevrede süren tartışmalara Sosyolog Ali Aktaş da makalesi ile katıldı. Aktaş'ın haber sitemiz için kaleme aldığı makalesini okurlarımıza sunuyoruz.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Günümüzde <em><strong>Alevilik</strong></em> ve <em><strong>Alevilere</strong></em> hatta <em><strong>inancın kutsallarına</strong></em> yönelik olarak; <em><strong>geçmişi ile hatta kendisinin dahi ne olduğu konusunda kendi içinde uzlaşamayan, bütün değerlerini değersizleştiren, toplum nezlinde geçerliliğini yitiren, hükmünü kaybeden, işe yaramayan veya değerini düşüren bir yapı ile karşı karşıyayız</strong></em>. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Tutarsızlık açısından önceki gün söylediğini dün, dün söylediğini bugün “<strong><em>geçersiz</em></strong>” ilan eden bir zihniyet, ne “<strong><em>geleneksel kendine özgü bir gelecek</em></strong>”, ne de “<strong><em>kendi dinamikleriyle işleyen bir yapı</em></strong>” kurulabilir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Kısaca ezelden ebede, kadimden postmoderniteye kadar <em>Alevilik</em> ve <em>Alevlerle</em> ilgili her şeyi darmadağın ederek; akıl tutulması yaşatan, belleklerin dumura uğratan; etnisiteden, toplumsal ve tarihsel olgulara, ekonomik alanda, dilde, özet olarak kolektif bilinçte ve bellekte giderek daha fazla ayrışan/ayrıştırılan Aleviler, bugün; ciddi ciddi “<em><strong>Alevilerin ve Aleviliğin geleceğini</strong></em>” tartışmaktadır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Üstelik tartışırken bile; kolektif bellekte ve bilinçte yeni, derin fay hatları açmaktadırlar. “<em><strong>Hacı</strong></em>” mıydı “<em><strong>Hace</strong></em>” miydi, “<em><strong>Türk</strong></em>” müydü “<em><strong>Kürt</strong></em>” müydü, “<em><strong>Özgün</strong></em>” müydü “<em><strong>Değil</strong></em>” miydi, “<em><strong>Din</strong></em>” miydi “<em><strong>Mezhep</strong></em>” miydi, “<em><strong>Kültür</strong></em>” müydü “<em><strong>Dünya Görüşü</strong></em>” müydü, “<em><strong>Şii</strong></em>” miydi “<em><strong>Zerdüşt</strong></em>” müydü.. umudumuz bu durumu ve düğümü çözecek <em><strong>Alevi Bektaşi Ansiklopedileri </strong></em>çözecek, ancak her görüşün kendine özgü <em>ansiklopedileri</em> ve <em>ansiklopedistleri</em> (<em>yazarları</em>) var.</span><a class="sdfootnoteanc" href="#sdfootnote1sym" name="sdfootnote1anc"><span style="color:#000000">1</span></a></p>

<p><span style="color:#000000">Son dönemde sanal ortamda <em><strong>Alevilik</strong></em> ve <em><strong>Alevilere</strong></em> hatta <em><strong>inancın kutsallarına</strong></em> yönelik olarak düzeysiz yorumlara, seviyesiz söz sarf etmelere ve yayınlanan yazıların altına düşülen anlamsız notlarla sık sık karşılaşılmaktadır. Bu açıdan baktığımızda karşımızdaki bu durumu tam bir kaos olarak tanımlamak ve yorumlamak olanaklıdır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Birbirine üstün gelmeye çalışmanın dışında günümüzde, <em>Alevilik</em> ve <em>Alevilere</em> hatta <em>inancın kutsallarına</em> yönelik düşünsel katkılarıyla tartışmayı daha anlamlı ve verimli bir zemine çekmeye çalışanlara büyük görevler düşmektedir. Bundan dolayı <em><strong>Alevilik</strong></em> <em><strong>ve Alevilere hatta inancın kutsallarına yönelik olarak</strong></em> hâlâ düşünmek, tartışmak, üretmek ve ortak akıl geliştirmek adına önemli bir birikim olan <em><strong>kıt insan kaynaklarının</strong></em> <em><strong>doğru kullanımı ilk çıkış noktası olmalıdır. </strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu alanda tartışmayı sürdürmek ve katkı sunmak için de, <em><strong>Alevilik</strong></em> <em><strong>ve</strong></em> <em><strong>Alevilerin</strong></em> <em><strong>geleceğine</strong></em> <em><strong>dair</strong></em> temel ilkeler belirlemek gerekmektedir. Temel ilkeleri belirlerken “<strong><em>ezbere konuşmayı sonlandırmak</em></strong>”, “<strong><em>düşünsel üretim yerine slogan tekrarlarına son vermek</em></strong>” ve “<strong><em>yapılanları/yapılacakları</em> <em>bir yerlere (yeniden) gelme hesabı</em></strong>” olarak görmemek gerekmektedir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Tüm bunlar yapılırken kişisel pozisyonlar değil, Alevi hareketinin geleceğine dair tarihsel sorumluluk duygusu temel belirleyici olmalıdır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu süreçte<em><strong> Alevilik</strong></em> <em><strong>ve</strong></em> <em><strong>Alevilerin</strong></em> <em><strong>geleceğine</strong></em> <em><strong>dair</strong></em> düşünsel yönelimler, dijital süreçler, algoritma ve yapay zekâ gibi araçlar kullanarak perspektif oluşturma çabaları yeni dönemin belirleyici yüzünü oluşturacaktır. Daha önceki birikimler -<em>geçmişteki sempozyum, çalıştay, kurultay, toplantı, panel ve söyleşiler</em>- yeniden raporlanarak <em><strong>Alevilik</strong></em> <em><strong>ve</strong></em> <em><strong>Alevilerin</strong></em> </span><em><span style="color:#000000">Güçlü Yönleri</span><a class="sdfootnoteanc" href="#sdfootnote2sym" name="sdfootnote2anc"><span style="color:#000000">2</span></a></em><span style="color:#000000">, </span><em><span style="color:#000000">Zayıf Yönleri</span><a class="sdfootnoteanc" href="#sdfootnote3sym" name="sdfootnote3anc"><span style="color:#000000">3</span></a></em><span style="color:#000000">, </span><em><span style="color:#000000">Fırsatları</span><a class="sdfootnoteanc" href="#sdfootnote4sym" name="sdfootnote4anc"><span style="color:#000000">4</span></a></em><span style="color:#000000">, </span><em><span style="color:#000000">Tehditleri</span><a class="sdfootnoteanc" href="#sdfootnote5sym" name="sdfootnote5anc"><span style="color:#000000">5</span></a></em><span style="color:#000000"> analiz edilerek değerlendirmeli ve stratejik hedefler belirleyerek bir planlama yapılmalıdır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu analizin kısa adı da <strong>SWOT </strong><em><strong>Analizi</strong></em>dir. Böylece Stratejik kararlar almadan önce güçlü yönleri fırsatlarla eşleştirmek, zayıf yönleri iyileştirmek ve olası tehditlere karşı önlem alabilmek için dört temel soruyu yanıtlamak gerekmektedir: </span></p>

<ul>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">“<em>Hangi konularda/alanlarda diğer inanışlardan daha iyi/farklı? Bu konudaki kaynakları neler?</em>” <strong>[Güçlü Yönler/İçsel]</strong></span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">“<em>Hangi alanlarda eksikler var? Neler geliştirilmelidir?</em>” <strong>[Zayıf Yönler/İçsel]</strong></span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">“<em>Bu alanda henüz tam değerlendirilmeyen ne tür boşluklar var? Alevilik ve Aleviler içerisinde belirli bir süre boyunca yaygınlaşan, yoğun ilgi gören eğilimler, moda akımları veya kolektif davranış biçimlerden hangileri fayda sağlayabilir?</em>” <strong>[Fırsatlar/Dışsal]</strong></span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">“Diğer inançlar ne yapıyor? İnanç alanındaki ekonomik, teknolojik veya yasal riskler neler?”<strong> [Tehditler/Dışsal]</strong></span></p>
	</li>
</ul>

<p><span style="color:#000000">Kısaca <em><strong>geçici veya kalıcı eğilimlerin</strong></em> yaşam tarzı gibi alanlarda ortak akılla üretilenlerin daha uzun vadeli popülerliğinin sağlanması/geçerli olması sağlanacak; <em><strong>toplumsal yaygınlık açısından</strong></em> <em>Alevilik</em> <em>ve</em> <em>Alevilerin</em> benzer şeyleri tercih etmesiyle, benzer biçimde davranması gerçekleşecek; <em><strong>sosyal medya ve dijital dünya</strong></em><strong>da </strong>-<em>TikTok, Instagram veya X (Twitter) gibi platformlarda</em>- içeriklerin, etiketlerin (#hashtags) veya konuların yüksek etkileşim alması (Trend Topic-TT) ve Aleviliğin gündemde kalması sağlanacaktır. Böylece inançsal yönelim açısından, bütünleşme ve birlikte hareket etme eğilimin arttığı bir dönemsel süreç de yaşanabilecektir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><em>Alevilik</em> <em>ve</em> <em>Alevileri</em> açısından olan biteni tüm yönleriyle eksiksiz ve anlaşılır bir biçimde ortaya koymak için yanıtlanması gereken diğer sorular: </span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Alevilik nedir?</strong></em>”, (Ne)</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Aleviler nerede yaşamaktadır?</strong></em>”, (Nerede) </span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Alevilik ve Aleviler ne zamandır var?</strong></em>”, (Ne zaman)</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Alevilik ve Alevilerle ilgili olaylar nasıl gelişti/gerçekleşti?</strong></em>”, (Nasıl)</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Alevilik ve Aleviler için yapılanlar neden/niçin yapıldı ve bunlar neden yaşandı?</strong></em>”, (Neden/Niçin)</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Alevilik ve Aleviler için kim ne yaptı veya Alevilik ve Aleviler bundan nasıl etkilendi?</strong></em>” (Kim)</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu soruları yanıtlamak üzere kullanılan <strong>5N1K yöntemi</strong>, karmaşık konuları basitleştirmek, eksik bilgileri tespit etmek ve detaylı bir araştırma yapmak için ideal bir tekniktir. Ancak unutulmaması gereken geleceğe dair bu arayışların yalnız bugün başlatıldığını düşünmek; dün yapılanları tümden yok saymak olacağı gibi, toplumsal belleği de yok saymak anlamı içerecek bu tür çıkışların yarar yerine zarar vereceğini görmezden gelmek olacaktır. Bu yöntemi de kullanırken <strong>SWOT</strong> <strong>analizi</strong> yapılırken kullanılan daha önceki birikimlerle -<em>geçmişteki sempozyum, çalıştay, kurultay, toplantı, panel ve söyleşilerle</em>- biçimlenen ve kamuoyuna mal olan bilgiler göz ardı edilmemeli, ancak kullanılacak veriler <em><strong>karşılaştırmalı analitik/çözümlemeci yaklaşımla</strong></em> ele alınmalıdır. Gerekirse belli bir algoritma ve yapay zekâ gibi araçlar kullanarak bu çalışmalar daha kısa sürede ve daha az zaman harcanarak gerçekleştirilmelidir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bunun için öncelikle <em><strong>Veri Yönetim Platformu</strong></em> oluşturulmalı, kullanıcı verilerini toplayan, sınıflandıran ve doğru kişiye doğru bilgilerin ulaşmasını sağlayan veri merkezinin temeli atılmalıdır. Manuel formlar, e-postalar ve Alevilik üzerine olan konuların seçimlerinde kişisel tercihler yerine her şey yazılımlarla otomatik halledilebilecek duruma gelecektir. Bu süreç tek bir yazılımla değil, birbiriyle entegre çalışan platformlar -<em>Alevi internet siteleri</em>- üzerinden yürütülerek, hedef kitle seçimi doğru yapılarak, kullanıcıların demografik özelliklerini, ilgi alanlarını ve konumunu anlık olarak analiz ederek; bir kullanıcının web sitesine veya mobil uygulamaya girdiği anda saliseler/milisaniyeler içinde gerçekleşen adımlarla ona ulaşılabilmeyi hedeflemelidir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Gerektiğinde veriler kitlesel değil; tamamen kişilerin anlık ilgi alanlarına, kullandığı cihazlara ve davranışlarına göre kişiselleştirilebilmelidir. Anlık izlenen performanslar içinde düşük olan görseller, bilgiler anında değiştirilebilir. Bu uygulamalar yalnızca web sitelerinde değil; mobil uygulamalarda, videolarda, dijital açık hava panolarında (DOOH) ve akıllı TV'lerde (Connected TV) aynı anda yayınlanabilmelidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>5N1K yöntemi </strong>ve<strong> SWOT analizi </strong>ile elde edilen veriler, farklı kesimlerden bir araya gelen akademisyenler, yazarlar, inanç önderleri ve kurum temsilcileriyle <em><strong>ortak akıl </strong></em>üretilmedir. Böylece dile getirilen düşünsel sonuçlar, kişisel heveslerin değil; uzun yıllara dayanan kolektif bir birikimin sonucu olacaktır. Uzlaşma sağlaması sürecinde bilgi ve tecrübelerini birleştirmesiyle ortaya çıkan en doğru ve kapsayıcı karar süreci içeren -<em>bireysel egoların geri planda bırakıldığı, uzlaşmayı ve ortak bir sinerji yaratmayı hedefleyen</em>- bu yapının ortaya koyduğu bu çalışmalar; “<strong><em>tek bir kişinin göremeyeceği detayların, geniş bir bakış açısıyla değerlendirilmesini sağlayarak karar alma süreçlerinde yapılan bireysel hataları minimize eder</em></strong>” ve “<strong><em>alınan kararların veya uygulanan politikaların, sürece dahil olan topluluklar tarafından daha kolay benimsenmesinde etkili olur</em></strong>”.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevilik ve Alevilerin bir tezi, yürüttükleri programları, ortaya koydukları gelecek perspektifi ve kendi iç muhasebesini yapma konusunda bir yetkinliğe ve yeterliliğe ulaşması gerekir. Düşünsel üretim yerine slogan kolaycılığı, yalnızca eleştirme ve suçlamaya yönelik çıkışlar; <em>Alevilik</em> ve <em>Alevilerin</em> itibarını yitirmesine, genç kuşaklarla duygusal bağ zayıflamasına yol açmaktadır.</span></p>

<div>
<p style="margin-left:19px"><a class="sdfootnotesym" href="#sdfootnote1anc" name="sdfootnote1sym"><span style="color:#000000">1</span></a><span style="color:#000000"> İsmail Engin, “<em>böyle bir şey mümkün olabilir mi?</em>”, 17 Mayıs 2026 Pazar, https://ismail-engin.blogspot.com/2026/05/ismail-engin-boyle-bir-sey-mumkun.html?fbclid=IwY2xjawR3pq5leHRuA2FlbQIxMABicmlkETFlN3BMdjk0czRvZkphajI0c3J0YwZhcHBfaWQQMjIyMDM5MTc4ODIwMDg5MgABHqm1gXNW3SnovHzSp0_hX-FSxWgt7MIyG88_3ImowsMEXKTCJIyHZrFQrMr6_aem_285HQQjInNwBXIpDN3DRvg</span></p>
</div>

<div>
<p style="margin-left:19px"><a class="sdfootnotesym" href="#sdfootnote2anc" name="sdfootnote2sym"><span style="color:#000000">2</span></a><span style="color:#000000"> <strong>S</strong>trengths (Diğer inanışlara kıyasla avantaj sağlayan içsel özellikleri)</span></p>
</div>

<div>
<p style="margin-left:19px"><a class="sdfootnotesym" href="#sdfootnote3anc" name="sdfootnote3sym"><span style="color:#000000">3</span></a><span style="color:#000000"> <strong>W</strong>eaknesses (Diğer inanışlara kıyasla geliştirilmesi gereken, dezavantaj yaratan içsel eksiklikleri)</span></p>
</div>

<div>
<p style="margin-left:19px"><a class="sdfootnotesym" href="#sdfootnote4anc" name="sdfootnote4sym"><span style="color:#000000">4</span></a><span style="color:#000000"> <strong>O</strong>pportunities (Diğer inanışlara kıyasla değerlendirilebilecek dışsal avantajları)</span></p>
</div>

<div>
<p style="margin-left:19px"><a class="sdfootnotesym" href="#sdfootnote5anc" name="sdfootnote5sym"><span style="color:#000000">5</span></a><span style="color:#000000"> <strong>T</strong>hreats (Diğer inanışlara kıyasla başarıyı riske atabilecek dış faktörler ve engelleri)</span></p>
</div>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 26 May 2026 00:52:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/ali-aktas-yazdi-alevi-inancinin-gelecegi-uzerine-bir-model-onerisi-1779746553.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu: Canım Hakk’a kurban olsun</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-bektasi-guc-birligi-platformu-canim-hakka-kurban-olsun-3237</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-bektasi-guc-birligi-platformu-canim-hakka-kurban-olsun-3237</guid>
                <description><![CDATA[Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu, Kurban Bayramı vesilesiyle bayram mesajı yayınladı. “Canım Hakk’a kurban olsun” temasıyla tüm insanlığa barış, huzur ve muhabbet dileklerinin iletildiği açıklamada, "Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu olarak; bu mübarek Kurban Bayramı vesilesiyle tüm insanlığa adalet, rızalık, birliğe ve sevgiye davet ediyoruz." ifadeleri kullanıldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / ANKARA-</strong> Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu, Kurban Bayramı vesilesiyle yayımladığı basın açıklamasında, kurban ibadetinin anlamı, adalet, birlik ve kardeşlik vurgusu yaptı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Platform, “<em><strong>Canım Hakk’a kurban olsun</strong></em>” temasıyla tüm insanlığa barış, huzur ve muhabbet dileklerini iletti.Platformun açıklamasında, Kuran-ı Kerim’deki “<strong><em>Biz, her ümmete rızık olarak verdiğimiz hayvanlar üzerine Allah’ın adını ansınlar diye kurban kesmeyi meşru kıldık</em></strong>” ayetine atıf yapıldı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi inancında kurbanın, “<em><strong>ibadet, salt bir şekilden ibaret olmayıp, derin bir irfani derinliğe</strong></em>” dayandığı belirtildi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Açıklamada şu ifadelere yer verildi:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<strong><em>Kurbanı gönderir delil / Cebrail önünce gelir / Ben senden cömerdim Halil / Kaldır İsmail’i dedi!</em></strong>” (Şah Hatâyî)</span></p>

<p><span style="color:#000000">Platform, kurban ibadetini iki büyük hakikat bağlamında ele aldı:</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bütün canlıların rızkı ve kesilen kurbanın helal ve temiz olması, Canlıların hakkının gözetilmesi, adalet ve eşitlik.</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Elimde yok kantar ile terazi, herkes oldu mu hakkına razı?</strong></em>” sorusuyla, toplumda adalet ve eşitlik çağrısı yapıldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi irfanının, “<strong><em>kamusal olanı ile toplumun her ferdine eşit şekilde</em></strong>” yaklaştığı ifade edildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Açıklama şöyle devam etti:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu olarak; bu mübarek Kurban Bayramı vesilesiyle tüm insanlığa adalet, rızalık, birliğe ve sevgiye davet ediyoruz. Tiğlanan kurbanların, Hakk için dağıtılan lokmaların, kabir başında okunan duaların Hak katında kabul ve makbul olmasını niyaz ediyoruz. Bu bayramın ülkemize, İslam alemine ve tüm insanlığa kalıcı barış, huzur ve muhabbet getirmesini diliyoruz.</strong></em>”</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tam Metin (Basın Açıklaması):</span></p>

<p><span style="color:#000000">ALEVİ-BEKTAŞİ GÜÇ BİRLİĞİ PLATFORMU</span></p>

<p><span style="color:#000000">Basın açıklaması: 4</span></p>

<p><span style="color:#000000">“Canım Hakk’a kurban olsun”</span></p>

<p><span style="color:#000000">Değerli Basın Mensupları,</span></p>

<p><span style="color:#000000">Değerli Canlar; &nbsp;Yüce Kitabımız Kur’ân-ı Kerim’de, Hac Suresi’nin 34. ayetinde buyurulduğu üzere: “Biz, her ümmete rızık olarak verdiğimiz hayvanlar üzerine Allah’ın adını ansınlar diye kurban kesmeyi meşru kıldık. İlahınız tek bir ilah’tır. O’na teslim olun.” Bu ilahi kelamın ışığında kurban; Hakka yakınlaşmanın, O’nun rızasında fani olmanın ve teslimiyetin en somut tezahürüdür. Alevi-Bektaşi inanç dünyasında kurban ibadeti, salt bir şekilden ibaret olmayıp, derin bir irfani derinliğe, Hz. İbrahim ile oğlu Hz. İsmail arasındaki o muazzam sadakat ve fedakârlık kıssasına dayanır. &nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">“Kurbanı gönderir delil / Cebrail önünce gelir / Ben senden cömerdim Halil / Kaldır İsmail’i dedi!” — Şah Hatâyî</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bizim inanç iklimimizde kurban, iki büyük hakikat kapısından süzülerek topluma ulaşır: Bunlardan ilki, Kurban Bayramı’nda eziyet edilmeden, incitilmeden dualarla ve tekbirlerle tiğlanan (kesilen) sağlam ve kusursuz kanlı kurbanlardır. İkincisi ise canlarımızın kendi rızalarıyla meydanımıza getirdiği, lokmayı hizmeti gören canlarımızın eliyle eşitsiz pay edilen her türlü gıda maddesinden oluşan “lokma” yani kansız kurbanlardır. Hayatımız her deminde var olan kurban ve lokma, toplumsal birliğimizin ve kardeşliğimizin harçlarından biridir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Cem meydanında lokmalar pay edilirken söylenen, “Elimde yok kantar ile terazi, herkes oldu mu hakkına razı?” avazı, Alevi-Bektaşi irfanının hakikati koruyan, kamusal olanı rızalık esasına dayanan en önemli göstergesidir. Bu nizam, hak sahiplerinin hakkını koruyan, kamusal olanı ile toplumun her ferdine eşit şekilde üleştiren Şah-ı Merdan Hz. Ali’nin Beyt-ul Mal (kamu hazinesi) uygulamalarının asırlardır süregelen asli bir yansımasıdır. Bizler, kişilik kançanağın emeğe bırakıldığı, toplumsal ve kurumsal imkânların ise adilane paylaşıldığı bir dünya ahlakını bu meydanda yaşatıyoruz. &nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">“Erenter lokması nurdur / Lokmaya elini sundur / Pir Sultan’ım doğru yoldur / Ali’m kendi yolu ile” — Pir Sultan Abdal</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu olarak; bu mübarek Kurban Bayramı vesilesiyle tüm insanlığa adalet, rızalık, birliğe ve sevgiye davet ediyoruz. Tiğlanan kurbanların, Hakk için dağıtılan lokmaların, kabir başında okunan duaların Hak katında kabul ve makbul olmasını niyaz ediyoruz. Bu bayramın ülkemize, İslam alemine ve tüm insanlığa kalıcı barış, huzur ve muhabbet getirmesini diliyoruz; tüm canlarımızın bayramını en kalbi duygularımızla tebrik ediyoruz. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Aşk-ı niyazlarımızla. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu<br />
26 Mayıs 2026</span></p>

<p><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/Kurbans.JPG" style="height:800px; width:563px" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 26 May 2026 00:40:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/alevi-bektasi-guc-birligi-platformu-canim-hakka-kurban-olsun-1779745768.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kocaeli Büyükşehir, İmam Zeynel Abidin Cemevi’ni Cem Vakfı’na devretti</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kocaeli-buyuksehir-imam-zeynel-abidin-cemevini-cem-vakfina-devretti-3236</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kocaeli-buyuksehir-imam-zeynel-abidin-cemevini-cem-vakfina-devretti-3236</guid>
                <description><![CDATA[Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından Derince’de inşa edilen 5 katlı İmam Zeynel Abidin Cemevi, düzenlenen protokolle Cem Vakfı’na devredildi. Gerçekleştirilen devirle birlikte Alevi-Bektaşi toplumunun inançsal ve kültürel ihtiyaçlarına katkı sunacak önemli bir hizmet daha resmiyet kazandı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ile Cem Vakfı arasında gerçekleştirilen protokol töreninde imzalar, Büyükşehir Bele</span><span style="color:#000000">diyesi Genel Sekreteri Dr. Hayri Baraçlı ile Cem Vakfı Genel Başkanı Ahmet Rasim Tükek tarafından atıldı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Protokol kapsamında Büyükşehir tarafından yapımı tamamlanan İmam Zeynel Abidin Cemevi resmen Cem Vakfı’na devredildi.</span></p>

<p><a href="https://bugunkocaelicomtr.teimg.com/bugunkocaeli-com-tr/uploads/2026/05/derincedeki-cemevi-cem-vakfina-devredildi-2.jpg" title="Derince’deki Cemevi, Cem Vakfı’na Devredildi (2)"><span style="color:#000000"><img alt="Derince’deki Cemevi, Cem Vakfı’na Devredildi (2)" src="https://bugunkocaelicomtr.teimg.com/bugunkocaeli-com-tr/uploads/2026/05/derincedeki-cemevi-cem-vakfina-devredildi-2.jpg" style="height:405px; width:720px" /></span></a></p>

<p><strong><span style="color:#000000">“TAHİR BÜYÜKAKIN’IN DESTEĞİ KIYMETLİ”</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Cem Vakfı Genel Başkanı Ahmet Rasim Tükek, yapılan hizmetin Alevi-Bektaşi inanç dünyası açısından önemli bir kazanım olduğunu belirterek, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkür etti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Tükek, Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın’ın sürece verdiği desteğin son derece kıymetli olduğunu ifade etti.</span></p>

<p><a href="https://bugunkocaelicomtr.teimg.com/bugunkocaeli-com-tr/uploads/2026/05/derincedeki-cemevi-cem-vakfina-devredildi.jpg" title="Derince’deki Cemevi, Cem Vakfı’na Devredildi"><span style="color:#000000"><img alt="Derince’deki Cemevi, Cem Vakfı’na Devredildi" src="https://bugunkocaelicomtr.teimg.com/bugunkocaeli-com-tr/uploads/2026/05/derincedeki-cemevi-cem-vakfina-devredildi.jpg" style="height:405px; width:720px" /></span></a></p>

<p><strong><span style="color:#000000">“TOPLUMSAL DAYANIŞMAYA KATKI SUNACAK”</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Tükek açıklamasında, “<em><strong>Gerçekleştirilen bu anlamlı adım; Alevi-Bektaşi inanç dünyasının birlik, kardeşlik ve toplumsal dayanışma anlayışına önemli bir katkı sunarken, Cem Vakfı’nın inanç hizmetleri alanındaki çalışmalarına da güçlü bir destek olmuştur</strong></em>” ifadelerini kullandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yeni hizmetin toplumun inançsal ve kültürel ihtiyaçlarına cevap vereceğini belirten Tükek, birlik, beraberlik, sevgi, hoşgörü ve rızalık anlayışının güçlenmesine vesile olmasını temenni etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/derince-imam-zeynel-abidin-cemevi%20(1).jpg" style="height:467px; width:800px" /></span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">“ALEVİ-BEKTAŞİ TOPLUMUNA HAYIRLI OLSUN”</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Dr. Hayri Baraçlı da kültürel ve dini merkez olarak hizmet verecek Cemevi’nin Alevi-Bektaşi toplumuna hayırlı olmasını diledi.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 23 May 2026 18:18:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/kocaeli-buyuksehir-imam-zeynel-abidin-cemevini-cem-vakfina-devretti-1779549991.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Seyyid Hacı Kureyş Dergahı’ndan sağduyu çağrısı</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/seyyid-haci-kureys-dergahindan-sagduyu-cagrisi-3235</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/seyyid-haci-kureys-dergahindan-sagduyu-cagrisi-3235</guid>
                <description><![CDATA[Seyyid Hacı Kureyş Dergahı, son günlerde sosyal medya platformlarında CHP  Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu üzerinden Alevi-Bektaşi inanç değerlerine ve köklü geleneklerine yönelik “organize ve çirkin” bir saldırı yürütüldüğünü belirten bir kamuoyu açıklaması yayımladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Seyyid Hacı Kureyş Dergahı tarafından kamuoyu ile paylaşılan açıklamada, kutsal değerlerin ve manevi önderlerin kısır siyasi ikballere alet edilmek istendiği vurgulanarak saldırılar şiddetle kınandı ve sağduyu çağrısı yapıldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><em>“Kureyşan Ocağı Güncel Siyasetin Üstündedir”</em></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Açıklamada, Kemal Kılıçdaroğlu’nun 12. yüzyıldan bu yana Anadolu irfanının kökleşmesinde tarihi bir rol oynayan Kureyşan Ocağı’nın saygın bir evladı ve mensubu olduğu hatırlatıldı. Demokrasi gereği ocak mensuplarının her türlü siyasi kulvarda yer alabileceği belirtilirken, ocağın manevi kimliğinin günlük siyasetin ve parti aidiyetlerinin üzerinde olduğu ifade edildi. Kureyşan Ocağı’nın Ehl-i Beyt’e uzanan nurani silsilesinin devlet arşivlerindeki Nakibüleşraf kayıtları ve kadim şecerelerle somut olarak belgelendiği aktarıldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>“Erenler Meclisine Havale Ediyoruz”</strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000">Dergah yönetiminin açıklamasında, Kureyşan Ocağı’nın tarih boyunca hiçbir siyasi partinin ya da ideolojik kamplaşmanın arka bahçesi olmadığına dikkat çekilerek şu ifadelere yer verildi:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Manevi önderlerimizi ve inanç merkezlerimizi kendi kısır siyasi ikballerine alet etmek isteyenleri, sosyal medya üzerinden pervasızca inancımıza saldıranları şiddetle protesto ediyor ve kınıyoruz. Yolumuza, erkanımıza ve ocağımıza dil uzatan asılsız, cahilane ve de gönül kırıcı iddialarda bulunanları ulu divana ve de erenler meclisine havale ediyoruz.</strong></em>”</span></p>

<p><span style="color:#000000">İşte, kamuoyu duyurusunun tam metni:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>KAMUOYUNA DUYURU</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Son günlerde sosyal medya mecraları üzerinden, Alevi-Bektaşi inancının ve tarihsel hafızamızın en önemli mihenk taşlarından biri olan Kureyşan Ocağı evladı ve mensubu Sayın Kemal Kılıçdaroğlu üzerinden sosyal medya da inanç değerlerimize ve köklü geleneklerimize yönelik organize ve çirkin bir saldırı yürütüldüğünü esefle müşahede etmekteyiz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kureyşan Ocağı; 12. yüzyıldan itibaren Horasan’dan süzülüp gelerek Anadolu topraklarını yurt edinmiş, bu coğrafyanın mayasını oluşturan “Anadolu irfanının” kökleşmesinde önemli bir rol oynamıştır. Ocağımız; nübüvvet makamının sahibi Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V.) Efendimizin kızı, kainatın kadınlarının seyyidesi Hz. Fatma Anamız ile velayet makamının şahı, ilmin kapısı Hz. Ali Efendimizin kutsal soyundan (Ehl-i Beyt) gelen ve asırlardır bu mukaddes yolu tavizsiz süren şerefli bir silsilenin adıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu irfan meşalesi, today yüz binlerce mensubuyla Gaziantep’ten Adıyaman’a, Tunceli’den Muş’a, Erzincan’dan Elazığ’a, Konya’dan Afyon’a kadar Anadolu’nun dört bir yanını sarmış, bu toprakların dirlik ve birliğinin teminatı olmuştur. Kureyşan Ocağı’nın bu köklü varlığı ve Ehli-i Beyt’e uzanan nurani silsilesi, devlet arşivlerinde yer alan Nakibüleşraf kayıtları, tarihi vesikalar ve ocağımızın elinde bulunan kadim şecerelerle de açıkça belgelenmiş somut bir hakikattir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kureyşan Ocağı, İslam’ın özünü, adaletini ve ahlakını sevgi potasında eriten, insanı merkeze alan bir irfan mektebidir. Ocağımız, hiçbir siyasi partinin, güncel polemiğin ya da ideolojik kamplaşmanın arka bahçesi olmamıştır, tarih boyunca da bu tür sığ alanlara hapsedilemeyecek kadar büyük bir misyon taşımıştır. Bizler, Anadolu irfanının, hoşgörünün ve Alevi-Bektaşi yolunun yılmaz bekçileriyiz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sayın Kemal Kılıçdaroğlu, ocağımızın saygın bir mensubudur. Demokrasinin bir gereği olarak, ocağımıza mensup her bir birey farklı siyasi partilerde, farklı kulvarlarda siyaset yapma hakkına tam bir hürriyetle sahiptir. Ancak ocağımızın manevi ve kutsal kimliği, her türlü günlük siyasetin, parti aidiyetinin ve kişilerin üstündedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Manevi önderlerimizi ve inanç merkezlerimizi kendi kısır siyasi ikballerine alet etmek isteyenleri, sosyal medya üzerinden pervasızca inancımıza saldıranları şiddetle protesto ediyor ve kınıyoruz. Yolumuza, erkanımıza ve ocağımıza dil uzatan asılsız, cahilane ve de gönül kırıcı iddialarda bulunanları ulu divana ve de erenler meclisine havale ediyoruz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hakk-Muhammed-Ali sevgisiyle ve hürmetlerimizle.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>SEYYİD HACI KUREYŞ DERGAHI</strong></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 23 May 2026 17:42:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/seyyid-haci-kureys-dergahindan-sagduyu-cagrisi-1779548308.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Alevi kuruluşlarından inancın siyasete alet edilmesine tepki</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-kuruluslarindan-inancin-siyasete-alet-edilmesine-tepki-3234</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-kuruluslarindan-inancin-siyasete-alet-edilmesine-tepki-3234</guid>
                <description><![CDATA[Çok sayıda Alevi kuruluşu ortak bir açıklama yaparak CHP içindeki tartışmalarda bazı Alevi kuruluşlarının taraf olmasını kınadı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:left"><span style="color:#000000">Aralarında Anadolu Abdallar Cemevi Federasyonu, Anadolu Vakıflar Federasyonu, Afyonkarahisar Hacı Bektaş-ı Veli Kültür Dernekleri Federasyonu, Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu, Tahtacı Kültür Dernekleri Federasyonu, Alevi Yol ve Erkan Derneği’nin yer aldığı Alevi kuruluşları Cumhuriyet Halk Partisi içerisinde süregiden iç tartışmalarda bazı Alevi kuruluşlarının taraf olarak açıklama yapmasını kınadı.</span></p>

<p style="text-align:left"><span style="color:#000000">“<strong><em>Bir siyasi partinin iç çekişmelerinde Alevi-Bektaşi kimliğinin ve bazı Alevi örgütlerinin taraf olarak sahaya sürülmesini büyük bir endişe ve üzüntüyle takip etmekteyiz</em></strong>” ifadelerinin yer aldığı ortak açıklamada, inanç olarak Alevilik-Bektaşiliğin hiçbir siyasi partinin arka bahçesi ya da taraftarı olamayacağı vurgulandı.</span></p>

<p style="text-align:left"><span style="color:#000000">Alevi kuruluşların siyasi partilerin iç işlerine müdahale derecesinde karışmalarının “<strong><em>hem Alevilere hem laiklik ilkesine hem de toplumsal barışımıza açıkça zarar vermektedir</em></strong>” ifadelerinin kullanıldığı ortak açıklamada, “<strong><em>Kemal Kılıçdaroğlu’nun geçmişte ve bugün Alevi inancı üzerinden hedef alınmasını ve inanç aidiyeti üzerinden siyasi malzeme yapılmasını kesin bir dille kınıyoruz</em></strong>” denildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<strong><em>Cumhuriyet Halk Partisi’nin iç işleyişinde, kurultay süreçlerinde yaşanan tartışmaların tek ve asıl muhatabı yine CHP’nin kendi kurumsal kimliği ve delegeleridir</em></strong>” vurgusunun yer aldığı ortak açıklamada, Alevi-Bektaşi inanç kimliğinin bir siyasi partinin içinde meydana gelen tartışmaların içinde çekilmesinin “<em><strong>sadece adı geçen partinin toplum önündeki algısına değil, topyekun ülkemizin toplumsal dokusuna ve birliğine dinamit koyduğunu hatırlatır; inancımızın ve kimliğimizin siyaset üstü kalması gerektiği irademizi kamuoyunun takdirine saygıyla sunarız.</strong></em>” denildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İşte, o açıklamanın tam metni:</span></p>

<p style="text-align:left"><strong><span style="color:#000000">KAMUOYUNUN DİKKATİNE</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Ülkemiz toplumsal, ekonomik ve siyasal olarak büyük bir dönüşüm sürecinden geçmektedir. Bu kritik süreçte en çok ihtiyaç duyduğumuz değer; toplumsal bütünlüğümüzü, barış içerisinde bir arada yaşama irademizi korumak ve güçlendirmektir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ancak son dönemde, bir siyasi partinin iç çekişmelerinde Alevi-Bektaşi kimliğinin ve bazı Alevi örgütlerinin taraf olarak sahaya sürülmesini büyük bir endişe ve üzüntüyle takip etmekteyiz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bazı Alevi örgütlerinin CHP içindeki parti içi yarışta taraf konumuna gelmesi kabul edilemez bir durumdur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu vahim tablo karşısında aşağıdaki hususları kamuoyuyla paylaşmayı bir görev addediyoruz:</span></p>

<p><span style="color:#000000">1- Alevilik-Bektaşilik, asırlık köklere sahip bir inanç olarak hiçbir siyasi partinin arka bahçesi ya da taraftarı olamaz. Bir inanç grubunun, siyasi partilerin iç çatışmalarında taraf haline getirilmesi çok daha büyük bir vebaldir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">2- Bu tutum, Alevilerin bir inanç grubu olarak yalnızca belirli bir siyasi parti ile anılmasına yol açmaktadır. Bu durum hem Alevilere hem laiklik ilkesine hem de toplumsal barışımıza açıkça zarar vermektedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">3- CHP’nin 7. Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun geçmişte ve bugün Alevi inancı üzerinden hedef alınmasını ve inanç aidiyeti üzerinden siyasi malzeme yapılmasını kesin bir dille kınıyoruz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">4- Cumhuriyet Halk Partisi’nin iç işleyişinde, kurultay süreçlerinde yaşanan tartışmaların tek ve asıl muhatabı yine CHP’nin kendi kurumsal kimliği ve delegeleridir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sonuç Olarak; Alevi-Bektaşi kimliği adı altında faaliyet gösteren hiçbir kuruluşun ya da yapının, hiçbir siyasi partinin iç çekişmelerinde taraf olmasını onaylamıyoruz. Alevi-Bektaşi kimliğinin bu tartışmaların içerisine çekilmesini, inanç kimliğimizin açıkça istismar edilmesi olarak görüyor ve bu durumu şiddetle protesto ediyoruz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu siyasi savrulmanın sadece adı geçen partinin toplum önündeki algısına değil, topyekun ülkemizin toplumsal dokusuna ve birliğine dinamit koyduğunu hatırlatır; inancımızın ve kimliğimizin siyaset üstü kalması gerektiği irademizi kamuoyunun takdirine saygıyla sunarız.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İmzacı kuruluşlar:</span></p>

<p><span style="color:#000000">Anadolu Abdallar Cemevi Federasyonu</span></p>

<p><span style="color:#000000">Anadolu Vakıflar Federasyonu</span></p>

<p><span style="color:#000000">Afyonkarahisar Hacı Bektaş-ı Veli Kültür Dernekleri Federasyonu</span></p>

<p><span style="color:#000000">Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tahtacı Kültür Dernekleri Federasyonu</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi Yol ve Erkan Derneği</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/KAMUOYU%20A%C3%87IKLAMASI%2023%20MAYIS%202026.png" style="height:800px; width:566px" /></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 23 May 2026 16:20:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/alevi-kuruluslarindan-inancin-siyasete-alet-edilmesine-tepki-1779543257.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Cuma Erçe’ye büyük tepki: Aleviliği ve koltuğunu siyasete alet ediyor!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cuma-erceye-buyuk-tepki-aleviligi-ve-koltugunu-siyasete-alet-ediyor-3233</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cuma-erceye-buyuk-tepki-aleviligi-ve-koltugunu-siyasete-alet-ediyor-3233</guid>
                <description><![CDATA[Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Cuma Erçe, CHP’nin var olan yönetimini hükümsüz kılan ve 38. Olağan Kongre’nin tekrarlanmasını ön gören “mutlak butlan” kararı sonrası yayınladığı Özgür Özel’e destek bildirisi nedeniyle Alevi Bektaşi toplumunun tepkisini çekti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / ANKARA -</strong>Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Cuma Erçe yayınladığı 21 Mayıs 2026 tarihli bir bildiriyle dernek adına CHP’ye yönelik “<em><strong>hukuk darbesi</strong></em>” iddiası ile siyasi bir açıklama yayınladı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Kamuoyuna ve cümle canlara</strong></em>” hitabıyla başlayan ve derneğin resmi logosuyla paylaşılan bildiride, laiklik, demokrasi ve halk iradesi vurgusu yapılırken doğrudan Özel ve İmamoğlu ekibine destek veriliyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ancak aralarında dernek üyelerinin de bulunduğu Alevi kamuoyu, Erçe’nin bu davranışını sert bir dille eleştirdi. Sosyal medyada konuyla ilgili yapılan yorumlar, Cuma Erçe’nin Aleviliği ve dernek başkanlığını siyasete alet ettiğini ortaya koyuyor.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">DESTEK BİLDİRİSİNE TEPKİLER YOĞUN</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Bir kullanıcı doğrudan “<em><strong>Siyaset yapacaksanız kurum koltuklarını boşaltın</strong></em>” diyerek, dernek başkanının siyasi açıklamalar yapmadan önce pozisyonunu bırakması gerektiğini belirtti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Başka bir yorumda ise “<em><strong>Utanmaz, Düşkünler</strong></em>” ifadesi kullanılarak, bu tür siyasi angajmanın Alevi inancında “<em><strong>düşkünlük</strong></em>” (topluluktan dışlanma) anlamına gelebileceği ima edildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bir Alevi vatandaş ise net bir soru sordu: “<em><strong>Kaç tane İBB meclis üyeniz var ve hala kaç tanesi derneğinize yönetici? Art niyet yok sadece soru.</strong></em>” </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu soru, derneğin hem belediye meclisinde hem de kültürel kurumda aynı anda konumlanmasının yarattığı çıkar çatışmasını gündeme getiriyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yorumlarda ayrıca derneğin siyasi tweet’lerinin “<strong><em>kaça</em></strong>” (ne kadar paraya) paylaşıldığı soruluyor; bu da söz konusu açıklamanın organik bir Alevi tepkisinden ziyade organize bir siyasi hamle olduğu algısını güçlendiriyor.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">ALEVİLİK İNANÇTIR, SİYASİ PARTİ DEĞİL!</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Eleştirilerin odak noktası Alevilik inançtır, parti bildirisi değildir, noktasında oluşuyor. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği gibi köklü bir Alevi kurumunun, bir siyasi partiye yönelik “<strong><em>hukuk darbesi</em></strong>” değerlendirmesi yapması, Aleviliği siyasete alet etmek olarak değerlendiriliyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevilik, tarihsel olarak ezilen ve dışlanan bir inanç olarak eşitlik ve adalet arayışını simgeler; ancak bu arayışın belirli bir partinin savunuculuğuna indirgenmesi, Alevi toplumunu tek tipleştirme ve siyasal araç haline getirme riski taşıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Cuma Erçe’nin hem dernek genel başkanı hem de siyasi açıklamaların öncüsü olması, kurumun tarafsızlığını zedeliyor. Aleviliği “<strong><em>canlara</em></strong>” hitap ederek siyasallaştırmak, inancı kutuplaştırmaktan başka bir işe yaramıyor.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">DESTEĞİN NEDENİ MENFAAT İLİŞKİSİ Mİ?</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Dernek koltuğunda oturan bir kişinin aynı anda parti siyaseti yürütmesi, Alevi kurumlarının asli görevinden (kültür, inanç, cem evleri, eğitim) uzaklaşmasına yol açıyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi toplumunun büyük bir bölümü, inancın siyasal çıkarlara kurban edilmesine karşı çıkıyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Gelen tepkiler, Cuma Erçe’nin bu tutumunun Alevilik adına değil, kişisel ve siyasal hesaplar adına yapıldığını gösteriyor. Alevilik siyasete alet edilemez. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Aleviler ne bir partinin oy deposu ne de bir derneğin siyasi bildirisine mahkûmdur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Cuma Erçe ve benzeri isimler, ya dernek koltuğunu boşaltıp açıkça siyaset yapacak ya da Aleviliği siyasete alet etmekten vazgeçecek. Aksi takdirde “<em><strong>düşkün</strong></em>” eleştirileri boşuna değildir.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 22 May 2026 23:46:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/cuma-erceye-buyuk-tepki-aleviligi-ve-koltugunu-siyasete-alet-ediyor-1779483141.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>GAB’dan tepki: O koltukları başınıza yıkmasını biliriz!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/gabdan-tepki-o-koltuklari-basiniza-yikmasini-biliriz-3232</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/gabdan-tepki-o-koltuklari-basiniza-yikmasini-biliriz-3232</guid>
                <description><![CDATA[Genç Aleviler Birliği (GAB), Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri ve Alevi Bektaşi Federasyonu’nu Özgür Özel’i destek açıklamaları nedeniyle hedef aldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Genç Aleviler Birliği (GAB) sosyal medya hesabından yayınlanan bir açıklamada, Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri ve Alevi Bektaşi Federasyonu CHP’de yargının “<strong><em>mutlak butlan</em></strong>” kararı sonrasında oluşan yeni durumda Kemal Kılıçdaroğlu’na karşı Özgür Özel’i destekleyen basın açıklamaları yapmaları sert ifadelerle eleştirildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İşte o açıklama:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>BASINA VE KAMUOYUNA....</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/HI8azQlXEAAZ_bj.jpg" style="height:800px; width:565px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">​Alevi Halkının İnancı Satılık Değildir: O Koltukları Başınıza Yıkmasını Biliriz!</span></p>

<p><span style="color:#000000">​Alevilik; Kerbela’dan beri eğilmeyen başların, mazlumun ve onurlu direnişin sancağıdır. Bugün tabelasında "Alevi" yazan PSAKD, Hacı Bektaş Vakfı ve PSAK Federasyonu gibi yapılar, bu mukaddes inancı şahsi menfaatleri ve burjuva siyasetçilerinin ikbali için pazarlık masasına sürmüştür.</span></p>

<p><span style="color:#000000">​Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu gibi düzen siyasetçilerinin arkasına hizalanan, belediye fonlarıyla beslenen ve adeta birer tetikçi gibi hareket eden bu sözde liderler, Alevi halkının iradesini ipotek altına alamaz!</span></p>

<p><span style="color:#000000">​Soruyoruz:</span></p>

<p><span style="color:#000000">​Suriye’de Aleviler gerici çetelerce katledilirken neden sustunuz?</span></p>

<p><span style="color:#000000">​Siyasi troller inancımıza ve halkımıza hakaret yağdırırken, koltuklarınızı korumak için neden bu alçaklığa ortak oldunuz?</span></p>

<p><span style="color:#000000">​Sizler bu halkın ve devrimci geleneklerimizin temsilcisi değilsiniz, olamazsınız! İnancımızı belediye bütçelerine ve siyasi ranta kurban eden o kirli fon ağlarınız için devletin ve yargının derhal harekete geçmesini talep ediyoruz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">​O Kurumların Başındaki Menfaatçilere İhtarımızdır:</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi gençliği, inancının asaletine leke sürülmesine izin vermeyecektir. Gözünü rant bürümüş tasfiyeci kadroları uyarıyoruz: Sabrımız tükendi. Halkın değerlerini çiğneyenleri, o çok güvendikleri koltuklardan al aşağı etmesini çok iyi biliriz!</span></p>

<p><span style="color:#000000">​Bu asimilasyon ve ihanet tezgahını gençliğin çelikten iradesiyle darmadağın edeceğiz!</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>​GENÇ ALEVİLER BİRLİĞİ (GAB) YÖNETİMİ</strong></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 22 May 2026 22:19:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/gabdan-tepki-o-koltuklari-basiniza-yikmasini-biliriz-1779478197.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Alevi Gençler Derneği: Siyasi paylaşımların bizimle ilgisi yoktur</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-gencler-dernegi-siyasi-paylasimlarin-bizimle-ilgisi-yoktur-3230</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-gencler-dernegi-siyasi-paylasimlarin-bizimle-ilgisi-yoktur-3230</guid>
                <description><![CDATA[Alevi Gençler Derneği, son günlerde sosyal medyada dernek adına yapıldığı iddia edilen siyasi içerikli paylaşımlar nedeniyle kamuoyuna açıklamada bulunuldu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Alevi Gençler Derneği, son günlerde sosyal medyada dernek adına yapıldığı iddia edilen siyasi içerikli paylaşımlar nedeniyle kamuoyuna açıklamada bulunuldu.<br />
<br />
Dernekten yapılan yazılı açıklamada, çeşitli kişi ve gruplar tarafından yapılan siyasi paylaşımların kendileriyle hiçbir ilgisinin olmadığı vurgulandı.Açıklamada şu ifadelere yer verildi:<br />
<br />
<strong>KAMUOYUNA ZORUNLU AÇIKLAMA</strong><br />
<br />
Son günlerde sosyal medyada ve çeşitli platformlarda yer alan siyasi içerikli paylaşımlar ve açıklamalar nedeniyle bu bilgilendirmeyi yapma zorunluluğu doğmuştur.<br />
<br />
Farklı kişi, grup veya oluşumlar tarafından yapılan ve kamuoyunda kafa karışıklığına yol açan bu paylaşımlarla Alevi Gençler Derneği olarak hiçbir bağımız bulunmamaktadır. Söz konusu beyanlar tamamen yapan şahısları veya yapıları bağlamakta olup, derneğimizin kurumsal görüşünü yansıtmamaktadır.<br />
<br />
Alevi Gençler Derneği;<br />
Hem resmi tüzüğü hem de değişmez vizyonu gereği siyaset üstü bir kurumdur.<br />
Hiçbir siyasi tartışmanın, kutuplaşmanın veya partisel faaliyetin tarafı ya da parçası değildir.<br />
Tek amacı ve varlık sebebi; inancımıza, kültürümüze ve gençlerimizin geleceğine hizmet etmektir.<br />
İsmimizi veya kurumsal kimliğimizi bu tür tartışmaların içine çekmeye çalışan ya da yanlış anlaşılmalara sebebiyet veren paylaşımlara değerli halkımızın ve gençliğimizin itibar etmemesini önemle rica ederiz.<br />
Çizgimiz dün olduğu gibi bugün de ilim, irfan ve inancımızın kuralları doğrultusunda temiz ve net kalmaya devam edecektir.<br />
<br />
Saygılarımızla,<br />
Alevi Gençler Derneği Yönetim Kurulu</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 22 May 2026 21:13:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/alevi-gencler-dernegi-siyasi-paylasimlarin-bizimle-ilgisi-yoktur-1779473855.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ali Rıza Özdemir yazdı: Cumhuriyet&#039;in Birinci Yüzyılında Devlet ve Aleviler</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ali-riza-ozdemir-yazdi-cumhuriyetin-birinci-yuzyilinda-devlet-ve-aleviler-3229</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ali-riza-ozdemir-yazdi-cumhuriyetin-birinci-yuzyilinda-devlet-ve-aleviler-3229</guid>
                <description><![CDATA[Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi önceki dönem başkanı Ali Rıza Özdemir, Fikirtepe Medya adlı haber sitesi için "Cumhuriyet'in Birinci Yüzyılında Devlet ve Aleviler" başlıklı bir makale kaleme aldı. Özdemir, Cumhuriyet'in kuruluşundan itibaren devlet nezdinde Alevilerin temsili için yürütülen çalışmaları değerlendirdiği makalesinde, "Bugün gelinen noktada, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı'nın kurulması, inanç merkezlerinin yasal bir statüye kavuşması ve devlet bütçesinden pay alması, Cumhuriyet tarihindeki en somut kurumsallaşma adımları olarak değerlendirilebilir" ifadelerini kullandı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">HABER MERKEZİ / İSTANBUL – Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi önceki dönem başkanı Ali Rıza Özdemir, Fikirtepe Medya için kaleme aldığı kapsamlı makalede Türkiye Cumhuriyeti’nin birinci yüzyılında devlet aygıtı ile Alevi-Bektaşi toplumu arasındaki ilişkileri, tarihi kırılma noktaları ve hukuki reform girişimleri üzerinden masaya yatırdı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Yazıda, Atatürk döneminden günümüze kadar Alevilerin kamusal alandaki temsili ve inanç hürriyeti arayışları kronolojik bir perspektifle değerlendirildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Tarihsel Reform Girişimleri ve Siyasi Dirençler</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Makalede öne çıkan bilgilere göre, 1924 yılında kurulan Diyanet İşleri Başkanlığı’nın (DİB) zamanla sadece Sünni mezheplere hizmet götürmesi, toplumsal yapıda derin bir boşluk doğurdu. Bu eksikliği gidermek adına ilk hamlenin 1936 yılında bizzat Mustafa Kemal Atatürk tarafından yapıldığı, Bektaşi babası Mümtaz Bababalım’a modern bir talimatname hazırlama görevi verildiği ancak dönemin şartları ve Atatürk’ün hastalığı sebebiyle bu girişimin akim kaldığı aktarıldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Benzer şekilde 1963 yılında Cemal Gürsel döneminde DİB bünyesinde bir "<em><strong>Mezhepler Müdürlüğü</strong></em>" kurulmasının planlandığı, ancak sağ siyasi çevrelerin ve medyanın baskısıyla tasarının geri çekildiği vurgulandı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">1975 yılında ise Cumhuriyet Senatosu üyesi Bahriye Üçok’un sunduğu "<em><strong>Mezhepler Dairesi</strong></em>" önergesinin de "<strong><em>milli birliği zedeleme</em></strong>" iddialarıyla reddedildiği hatırlatıldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>AİHM Kararı&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Kentleşmeyle birlikte cemevlerinin birer inanç merkezi olarak görünürlük kazandığı belirtilen yazıda, Prof. Dr. İzzettin Doğan ve Cem Vakfı öncülüğünde yürütülen hukuki mücadelenin önemi vurgulandı. 2016 yılında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Dairesi inanç özgürlüğü ve ayrımcılık yasağı ihlali kararı vermesi anlatıldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>AK Parti Dönemi Adımları&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki AK Parti hükümetlerinin somut adımlar attığı ifade edildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">2009'daki Alevi çalıştaylarının ardından 2022 yılında kurulan Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesindeki Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ile cemevlerinin giderlerinin genel bütçeden karşılanması ve yasal statü kazanması gibi adımların altı çizildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yazar Ali Rıza Özdemir, bu adımları Cumhuriyet tarihindeki en somut kurumsallaşma adımları olarak değerlendirirken; toplumsal barışın kalıcı hale getirilmesi için devletin "<strong><em>herkese eşit hizmet</em></strong>" ilkesine daha da yaklaşması gerektiğinin altını çizdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İŞTE, MAKALENİN TAM METNİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">CUMHURİYETİN BİRİNCİ YÜZYILINDA DEVLET VE ALEVİLER – Ali Rıza Özdemir</span></p>

<p><span style="color:#000000">Giriş</span></p>

<p><span style="color:#000000">Devlet, geleneksel anlamda düzeni koruyan ve güvenliği sağlayan bir aygıttır. Bu doğru. Ancak devletin bir başka boyutu da bünyesinde barındırdığı farklı toplumsal kesimlerin inanç ve vicdan hürriyetini güvence altına alan hukuki bir organizasyon olmasıdır. Modern devlet anlayışında toplumsal barışın tesisi, devletin tüm vatandaşlarına eşit mesafede durması ve inanç hizmetlerini kapsayıcı bir modelle sunmasıyla mümkündür.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Cumhuriyetin ilanından bugüne kadar Alevi-Bektaşi toplumunun inanç dünyasının kamusal alanda nasıl konumlandırılacağı meselesi, siyasetin ve hukukun en yakıcı gündem maddelerinden biri olmuştur. Diyanet İşleri Başkanlığı'nın (DİB) kuruluşundan itibaren bu kurumsal yapının dışında kalan veya kendini bu yapıda yeterince temsil edilemiyor hisseden Alevi-Bektaşi toplumu için çözüm arayışları, Atatürk döneminden günümüze kadar farklı siyasi hamlelerle şekillenmiştir.&nbsp;<br />
Yazıya iki öznemizden biri olan devlet kavramının genel çerçevesini çizerek başlamak istiyorum.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Devletin Temel Özellikleri</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Devletin varlığından söz edebilmek için uluslararası hukukta ve siyaset biliminde kabul görmüş dört temel unsurun bir arada bulunması gerekir.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu unsurlardan birincisi milletin yani ortak ülküler etrafında birleşmiş, ortak gelecek tasavvuruna sahip bir insan topluluğunun varlığıdır. Aralarında dil, kültür, tarih, vatan, ülkü birliği olan insan topluluğuna millet denir.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">İkincisi ise ülkedir yani sınırları çizilmiş bir toprak parçasıdır. Ülke, devletin üzerinde egemenlik kurduğu, sınırları belirlenmiş coğrafi alanı ifade eder. Kara parçasının yanında günümüzde “<em><strong>mavi vatan</strong></em>” ve “<em><strong>gök vatan</strong></em>” olarak ifade edilen iç sular, denizler ve hava sahası juga ülke kavramına dahil edilir.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Devletin üçüncü temel unsuru egemenlik yani iktidardır. Devletin hem kendi sınırları içinde en üstün güce sahip olması hem de dış dünyada diğer devletlerle eşit ve bağımsız olması egemenlik kavramının açılımıdır.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sonuncu unsur ise yönetim aygıtıdır. Toplumu yönetmek, düzeni sağlamak ve devletin amaçlarını gerçekleştirmek için kurulan kurumsal yapıdır. Yasama, yürütme ve yargı organları aracılığıyla devletin iradesi somutlaşır.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Modern devletlerde bu dört unsura iki unsur daha eklenir: Bunlardan ilki hukuktur. Devletin tüm eylem ve işlemlerinin hukuk kurallarına bağlı olması, keyfiliğin önlenmesidir. Hukuka uyan organizasyonlar devlet, uymayanlar ise çete veya suç örgütü olarak kabul edilir. İkincisi ise meşruiyettir. Devletin kullandığı gücün, halkın rızasına veya hukuki bir temele dayanmasıdır. Modern devletlerde bu meşruiyet demokratik seçimlerle sağlanır.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Devletin Topluma Karşı Görevleri</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Modern devlet anlayışında devletin millete karşı sorumlulukları, toplumsal düzeni tesis etmenin yanında toplumun refahını, güvenliğini ve özgürlüğünü de güvence altına almayı da kapsar.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu kapsamda devlet; öncelikle güvenlik ve adaletin sağlanması görevini üstlenerek huzur ortamını korur. Bireylerin yaşam hakkı, ifade ve inanç özgürlüğü gibi en temel hak ve özgürlüklerini koruma altına almak devletin asli sorumluluklarındandır. “<strong><em>Sosyal Devlet</em></strong>” ilkesi gereği; eğitim, sağlık ve istihdam gibi alanlarda fırsatlar yaratarak sosyal ve ekonomik refahı artırır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Aynı zamanda ulaşım, haberleşme ve şehircilik gibi altyapı ile kamu hizmetlerini sunarak yaşam kalitesini yükseltirken; gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakmak adına kültürel mirasın ve çevrenin korunması noktasında da aktif bir rol oynar.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Alevilerin ve Bektaşilerin Devlette Görünürlüğü</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu noktada ülkemizde din ve inanç özgürlüğü kapsamında Alevi-Bektaşilerin durumuna bakmak istiyorum.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Cumhuriyetin kurulduğu yıllarda, 3 Mart 1924 tarihinde, laiklik ilkesi doğrultusunda din hizmetlerini yapılandırmak amacıyla Diyanet İşleri Başkanlığı hayata geçirildi. Mustafa Kemal Atatürk'ün direktifleriyle, kaldırılan Şeriyye ve Evkaf Vekâleti'nin görevlerini devralmak üzere 429 sayılı kanunla tesis edilen kuruma; İslam'ın temel prensipleri, ibadet düzeni ve ahlaki esaslarının yönetimi görevi verildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ne var ki, kurulduğu günden bugüne değin sadece Sünni mezheplilere hizmet götürdüğü ve Aleviler ve Bektaşiler gibi Sünni olmayan toplumlara hizmet götürmediği için her zaman tartışmaların odağında oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Atatürk Döneminde Yapılan Girişim</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Diyanet görevlilerinin Alevi-Bektaşi toplumuna hizmet götürme konusundaki isteksiz tavırları ve toplumun kuruma karşı duyduğu ilgisizlik, Alevilerin dini hizmetleri alanında büyük bir boşluk doğurmuştur. Günümüze ulaşan bazı hatıralar, Atatürk'ün bu meseleyi çözmek adına Aleviler ve Bektaşiler için Diyanet İşleri Başkanlığı'nın dışında, müstakil bir yapı kurmayı tasarladığını göstermektedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">1936 yılında Atatürk'ün, bu konuda somut ve önemli bir hamlesi olmuştur. Bu girişim, Atatürk'ün Bektaşi babası Mümtaz Bababalım'a bizzat görev vermesiyle şekillenmiştir. Mümtaz Bababalım'ın aktardığı hatıralara göre Atatürk, kendisine, günün şartlarına uygun bir talimatname hazırlamasını ve bu esaslar doğrultusunda Bektaşiliği yeniden ihya etmek istediğini söylemiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Mümtaz Bababalım, bu konuşmadan sonra kendisini böylesine kapsamlı bir işi yapacak yetkinlikte görmemiş; bu sırada Atatürk'ün hastalığının şiddetlenmesiyle de iş sonuçsuz kalmıştır. Şakir Keçeli ise meselenin farklı bir boyutuna değinerek; söz konusu reform girişiminin, diğer Bektaşi babalarının sergilediği şiddetli muhalefet nedeniyle hayata geçirilemediğini belirtmiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Cemal Gürsel Döneminde Yapılan Girişim</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi toplumunun dini hizmetleri konusunda akim kalan bir girişim de Cemal Gürsel döneminde yaşanmıştır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">DİB'in 1961 Anayasası ile anayasal bir statü kazanmasıyla birlikte, hukuk ve siyaset dünyasında Başkanlığın temsil kabiliyeti sert tartışmaların odağı haline gelmiştir. Kuruma yöneltilen temel eleştiri, devletin bir kurumu olmasına rağmen yalnızca Sünni inancına hizmet etmesi ve toplumun önemli bir kesimini oluşturan Alevileri dışarıda bırakmasıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Dönemin Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel, Alevilik konusundaki ılımlı ve destekleyici açıklamalarıyla bu meselenin kamusal alanda daha cesurca konuşulmasına ön ayak olmuştur. Bu siyasi iklim, Alevilerin hak arayışlarını ve kurum içerisindeki temsil taleplerini de görünür kılmıştır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">DİB için hazırlanan 1963 Yasa Tasarısında merkez teşkilatı içinde bir “<strong><em>Mezhepler Müdürlüğü</em></strong>” kurulmasını öngörüyordu. Tasarıya göre müdürlüğün görevleri şu şekildeydi:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Mezhepler Müdürlüğü, Müslüman cemaati tam bir eşitlikle mütalaa ederek aslında İslam dininin esaslarında hiçbir fark gözetmeden Şii ve Sünni mezheplerin coğrafya ve yerleşmiş bulundukları yer özellikleri icabı teferruatta taalluk eden mesele ve farklı tezahürlerini hurafelerden arınmış olarak İslam akidelerine uygun şekilde halletmek, saliklerini tenvir ve irşat etmek hususlarında gerekli işlemleri yapmak, bu müdürlüğün görevlerindendir.</strong></em>”</span></p>

<p><span style="color:#000000">Müdürlük, farklı mezhepleri devlet nezdinde tanıma potansiyeli taşıdığı için özellikle kimi Sünni tarikat ve cemaat çevrelerinde büyük bir tepkiye yol açmış ve tasarı bu siyasi direnç nedeniyle yasalaşamamıştır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Mezhepler Müdürlüğü</strong></em>” kurulmasını içeren kanun teklifi, o dönem sağ siyasi çizgide yer alan yayın organlarında sert eleştirilerin hedefi olmuştur. Bu medya baskısı ve gelen tepkiler neticesinde İnönü hükümeti geri adım atarak tasarıyı gündemden düşürmek zorunda kalmıştır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hükümetin tasarıyı geri çekmesi, Ankara Üniversitesi'nde eğitim gören Seyfi Oktay ve Mustafa Timisi gibi Alevi kökenli öğrencilerin tepkisini çekmiştir. Öğrencilerin yayınladığı ve “<strong><em>Büyük Türk Ulusuna</em></strong>” başlığıyla başlayan destek bildirisi kamuoyunda büyük yankı uyandırırken, bu dayanışma Alevi toplumunun kurumsallaşma sürecini tetiklemiştir. Aynı yıl içinde Ankara ve Hacıbektaş'ta ilk Alevi derneklerinin temelleri atılarak örgütlü yapılanmanın fitili ateşlenmiş nihayet bu süreç 17 Ekim 1966 tarihinde kurulan Birlik Partisi ile siyasi bir mecraya çekilmiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Bahriye Üçok Tarafından Yapılan Girişim</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Bir başka girişim Bahriye Üçok tarafından hayata geçirilmiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">1975 yılında Cumhuriyet Senatosu üyesi Bahriye Üçok, Diyanet İşleri Başkanlığı (DİB) yasasında değişiklik öngören görüşmeler sırasında kurumsal bir “<strong><em>Mezhepler Dairesi</em></strong>” kurulmasını teklif etmiştir. Üçok'un temel gerekçesine göre devlet bütçesinin sadece Hanefi mezhebine yönelik harcanmasının, diğer mezheplere mensup vatandaşlarda dışlanmışlık ve “<strong><em>üvey evlat</em></strong>” duygusu yaratmıştı. Kurulacak bir “<em><strong>danışma masası</strong></em>” niteliğindeki yapının mezhepleri ayrıştırmayacağını, aksine inanç grupları arasındaki gerginliği ve fitneyi ortadan kaldırarak toplumsal uzlaşıyı sağlayacağını belirtmiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Üçok'un bu hamlesine hükümet kanadından sert itirazlar gelmiştir. Devlet Bakanı Hasan Aksay, karşı argüman olarak DİB'in sadece bir mezhebin temsilcisi olduğu görüşünü reddederek bu tür bir düzenlemenin millî birliği zedeleyeceğini, mezhepler arası rekabeti körükleyeceğini ve huzur ortamını bozarak toplumu böleceğini savunmuştur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sonuç olarak senatoda yapılan oylama neticesinde Bahriye Üçok'un sunduğu önerge kabul görmemiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Cem Vakfı ve İzzettin Doğan'ın Katkıları</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">1950 yılından sonra köyden kente göçün hızlı bir ivme kazanması Türkiye'nin toplumsal yapısında büyük değişimler yaratmıştır. Çoğunlukla köylerde yaşayan Alevi toplumu da kentleşmeye başlamış ve toplumun sosyal yapısı hızla değişmiştir. Kentlerde cemevi adı verilen başta ibadet olmak üzere çok amaçlı yapıların ortaya çıkması da bu sosyolojik değişimin bir sonucudur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Prof. Dr. İzzettin Doğan'ın da aralarında bulunduğu çok sayıda Alevi yurttaş 22 Haziran 2005 tarihinde Başbakanlığa bireysel olarak dilekçe vermiş ve Alevilerin din hizmetleri bakımından eşitsizliğe uğradığını ifade ederek bazı taleplerde bulunmuştur. Alevi inancının bir kamu hizmeti olarak kabul edilmesini, cemevlerine ibadethane statüsü verilmesini ve genel bütçeden Alevi inancına sahip vatandaşlar için de pay ayrılmasını talep etmişlerdir. Başbakanlık Halkla İlişkiler Daire Başkanlığı ise cevabi yazısında, değişik gerekçelerle söz konusu taleplerin kabul edilemeyeceğinin bildirilmiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Konuyu mahkemeye taşıyan ve silsile ile (Danıştay'ın 2 Şubat 2010 tarihinde verdiği ve 24 Mart 2010 tarihinde başvuranlara tebliğ ettiği kararla) tüm iç hukuk yollarını tüketen 203 Alevi yurttaş, konuyu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne taşımıştır. (Başvuru no: 62649/10)</span></p>

<p><span style="color:#000000">AİHM Büyük Dairesi, “<em><strong>İzzettin Doğan ve Diğerleri vs. Türkiye</strong></em>” davasında 26 Nisan 2016 verdiği kararda Türkiye'nin 9. Madde (Din ve Vicdan Özgürlüğü) ile 14. Maddeyi (Ayrımcılık Yasağı) ihlal ettiğine hükmetmiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Böylece Alevi toplumunun hakları bağlamında İzzettin Doğan'ın başını çektiği heyet, uluslararası hukukta bağlayıcılığı en üst düzeyde bir karar alınmasına vesile olmuştur.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Recep Tayyip Erdoğan Döneminde Atılan Adımlar</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında kurulan AK Parti hükümetleri döneminde, önce 2009 yılında dönemin Devlet Bakanı Faruk Çelik koordinesinde başlatılan Alevilik çalıştaylarıyla birlikte bu alanda kapsamlı bir süreç yürütülmüştür. 2022 yılı itibarıyla da bu çalıştayların sonuçları somut adımlarla hayata geçirilmeye başlanmıştır.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu süreçte atılan en kritik adımlardan biri, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı'nın kurulması ve cemevlerine yasal statü kazandırılması olmuştur. Bu kurumsal yapı ile birlikte cemevlerinin aydınlatma, elektrik, bakım, onarım ve tefrişat gibi temel giderlerinin genel bütçeden karşılanmasının önü açılmıştır.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kültürel ve akademik alanda ise Millî Eğitim Bakanlığı müfredatında Aleviliğe yer verilmiş; Alevilik ve Bektaşilik Ansiklopedisi, yazılı kaynakların derlenmesi, ocak bazlı cem erkanı kayıtları ve sözlü tarih çalışmaları gibi büyük projelere imza atılmıştır. Ayrıca sosyal, kültürel ve bilimsel faaliyetlerin genel bütçe üzerinden desteklenmesi sağlanmıştır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi toplumunun büyük kısmı, atılan bu adımları takdirle karşılasa da yeterli görmemektedir. Taleplerin devlet aklıyla ve kapsayıcı bir şekilde ele alınmasında ısrar etmekte ve sürdürülebilir bir yapılanma talep etmektedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Sonuç</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Atatürk'ün 1936'daki ihya arayışından 1960'lı yılların “Mezhepler Müdürlüğü” tartışmalarına, Bahriye Üçok'un senato önergelerinden İzzettin Doğan'ın öncülük ettiği uluslararası hukuk zaferine kadar geçen süreç, Alevi-Bektaşi toplumunun demokratik hak arama mücadelesinin tarihidir. Uzun yıllar boyunca Diyanet İşleri Başkanlığı üzerinden yürütülen eksik hizmet anlayışı, toplumda ciddi bir temsil boşluğu yaratmış, bu boşluk zamanla örgütlü bir sivil mücadeleye dönüşmüştür.<br />
Bugün gelinen noktada, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı'nın kurulması, inanç merkezlerinin yasal bir statüye kavuşması ve devlet bütçesinden pay alması, Cumhuriyet tarihindeki en somut kurumsallaşma adımları olarak değerlendirilebilir. AİHM kararlarıyla tescillenen inanç özgürlüğü ve ayrımcılık yasağı çerçevesinde atılan bu adımlar, devletin “<strong><em>herkese eşit hizmet</em></strong>” ilkesine yaklaşması bakımından tarihsel bir dönüşümü ifade etmektedir. Bu süreç, Türkiye'nin çok sesli inanç yapısının devlet nezdinde kabul görmesi ve toplumsal barışın kalıcı hale getirilmesi yolunda aşılmış kritik bir eşiktir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İleri Okumalar İçin Kaynakça</strong><br />
•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Aydın, Ömür. (2019). Diyanet İşleri Başkanlığı Üzerine Bir Tartışma: Temsil Meselesi. İktisadi ve İdari Bilimler Dergisi, 33(3), 891-912.<br />
•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Berkes, Niyazi. (2004), Türkiye'de Çağdaşlaşma, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul.<br />
•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Diyanet İşleri Reisliği. (1959, 13 Nisan). Alevilerin cenaze namazlarının imamlar tarafından kaldırılması gerektiği [Belge]. Kurum Kodu: 51-0-0-0, Yer Bilgisi: 4-33-7.<br />
•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Hakyemez, Cemil. (2014), “Tekke ve Zaviyeler Kanunu Çerçevesinde Alevîlik-Bektaşîlik” Hitit Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 13 (25), ss.161-174.<br />
•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Kahraman, Selçuk. (2026). Çok partili hayata geçişte Alevi siyasallaşması: Nurcular, Diyanet ve Ortaca (1946-1966). Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 26(1), 269-288.<br />
•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Koca, Bayram. (2014). Diyanet İşleri Başkanlığı ve Aleviler arasındaki meseleye liberal bir bakış. Liberal Düşünce, 19(73-74), 39-61.<br />
•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Kurtarır, Erhan &amp; Ökten, Ayşe Nur. (2018). Planlama kurumunun görmedikleri; kimlik ve ibadet mekânı olarak cemevleri. METU Journal of the Faculty of Architecture (METU JFA), 35(1), 157-182.<br />
•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Kutlu, Sönmez. (2001). Alevilik-Bektaşiliğin Diyanet'te temsili problemi. İslâmiyât, 4(1), 21-40.<br />
•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Özdemir, Ali Rıza (2020). Atatürk'ün Dervişleri. İstanbul: Efsus.<br />
•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Rençber, Fevzi. (2012), “Alevi Geleneğinde “Cem Evinin” Tarihsel Kökeni”, Dinbilimleri Akademik Araştırma Dergisi, 12 (3), ss.73-86.<br />
•&nbsp;&nbsp; &nbsp;T.C. Devlet Bakanlığı, (2010), Alevi Çalıştayları Nihai Rapor, Ankara<br />
•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Zengin Arslan, Berna. (2015). Aleviliği tanımlamak: Türkiye'de dinin yönetimi, sekülerlik ve Diyanet. Mülkiye Dergisi, 39(1), 135-158.<br />
(Kaynak: https://www.fikirtepemedya.com/kultur-sanat/cumhuriyetin-birinci-yuzyilinda-devlet-ve-aleviler/)</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 22 May 2026 17:19:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/ali-riza-ozdemir-yazdi-cumhuriyetin-birinci-yuzyilinda-devlet-ve-aleviler-1779460949.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Horasan Erenleri Dergahı Cemevi gün sayıyor</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/horasan-erenleri-dergahi-cemevi-gun-sayiyor-3227</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/horasan-erenleri-dergahi-cemevi-gun-sayiyor-3227</guid>
                <description><![CDATA[Hacıbektaş ilçesinde yapımı süren Horasan Erenleri Dergahı Cemevi’nin kısa bir süre sonra tüm birimleri ile hizmet vermeye başlayacağı öğrenildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ/NEVŞEHİR</strong> - Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu heyeti, Hacıbektaş ilçesinde yapımı hızla devam eden ve tamamlanma aşamasına gelen Horasan Erenleri Dergahı Cemevi’ndeki son durumu yerinde incelemek üzere ilçeyi ziyaret etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Federasyon Genel Başkanı <strong>Erdem Cömert</strong>, Mali Sayman <strong>Ayhan Türk</strong> ve Genel Sekreter <strong>Ali Rıza Özkan</strong>’dan oluşan heyetin ilçedeki ilk durağı Hünkar Hacı Bektaş Veli Türbesi oldu. Hünkar’a niyaz ederek programlarına başlayan heyet, daha sonra inşaat çalışmalarında sona gelinen külliye alanına geçti.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">DÜNYANIN EN BÜYÜK VE EN KAPSAMLI CEMEVİ KÜLLİYESİ</span></strong></p>

<p><strong><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/HOIRASAN22.png" style="height:450px; width:760px" /></span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin kendi şahsi arsasını hibe etmesi, bu tarihi projenin hayata geçmesindeki en önemli dönüm noktası ve lokomotif gücü oldu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bahçeli'nin bu anlamlı ve birleştirici adımıyla başlayan süreçte yükselen proje, tamamlandığında <strong>dünyanın en büyük ve en kapsamlı cemevi külliyesi</strong> olma özelliğini taşıyacak.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İnşaattaki son gelişmeleri yerinde inceleyen ve külliyenin çok kısa bir süre sonra tüm birimleriyle hizmet vermeye başlayacağının müjdesini veren Genel Başkan Erdem Cömert, MHP Genel Başkan Yardımcısı Yaşar Yıldırım'ın projenin fikir aşamasından bugünlere gelmesindeki büyük çabalarına vurgu yaparak,&nbsp;“<em><strong>Alevilerin ve Bektaşilerin sahibi oldukları ve inşallah sonsuza dek hizmet alacakları, dünyada benzeri olmayan bu yapıyı bize kazandıran, içinde tek damla dahi alınteri olan herkese teşekkürlerimle minnet duygularımı sizin aracılığınızla ifade etmek istiyorum</strong></em>” dedi.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">HACI BEKTAŞ VELİ SEVGİSİNDEN BESLENEN HERKESE AİTTİR</span></strong></p>

<p><strong><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/hORASAN21.png" style="height:450px; width:760px" /></span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Genel Başkan Erdem Cömert, incelemeler sonrası yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Horasan Erenleri Dergahı Cemevi, Hacı Bektaş Veli sevgisinden beslenen bütün Alevilere aittir. Hz. Muhammed'den Hacı Bektaş Veli'ye kadar Ehl-i Beyt sevgisini sahiplenen, Türkiye Cumhuriyeti'nin temel değerleri ve yasalarıyla husumeti olmayan herkes buradan hizmet alabilir.</strong></em>”</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">24 SAAT AYRIMSIZ HİZMET VE KARDEŞLİK DERGAHI</span></strong></p>

<p><strong><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/horasan23.png" style="height:450px; width:760px" /></span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Dergahın kapılarının ayrım gözetmeksizin herkese açık olacağını belirten Cömert, sözlerini şöyle tamamladı:</span></p>

<ul>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>7/24 Açık Kapı:</strong> “<em><strong>Kapımız 24 saat ve ayrımsız herkese açıktır.</strong></em>”</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>Birlik ve Beraberlik:</strong> “<em><strong>Bu dergah, bütün Alevilerin ve Bektaşilerin kendi sürekleri ile var olabileceği bir kardeşlik ve birlik dergahı olacaktır.</strong></em>”</span></p>
	</li>
</ul>

<p><span style="color:#000000">Külliyenin çevre düzenlemesi ve iç tefrişatının da tamamlanmasının ardından, yakın zamanda görkemli bir açılışla kapılarını tüm dünyaya açması bekleniyor.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 20 May 2026 16:49:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/horasan-erenleri-dergahi-cemevi-gun-sayiyor-1779285275.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hacıbektaş’ta fener alayı: Alevi Gençler Derneği de yürüdü</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/hacibektasta-fener-alayi-alevi-gencler-dernegi-de-yurudu-3226</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/hacibektasta-fener-alayi-alevi-gencler-dernegi-de-yurudu-3226</guid>
                <description><![CDATA[ 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı, Hacıbektaş’ta düzenlenen anlamlı etkinliklerle büyük bir coşkuyla kutlandı. Kutlamaların en dikkat çeken anlarından biri, Hacıbektaş İlçe Gençlik ve Spor Müdürlüğü tarafından 18 Mayıs akşamı gerçekleştirilen geleneksel Fener Alayı yürüyüşü oldu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Aptos,&quot;sans-serif&quot;"><strong>19 Mayıs Coşkusu Hacıbektaş’ta Fener Alayı ile Taçlandı: Alevi Gençler Derneği de Yürüdü</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Aptos,&quot;sans-serif&quot;">&nbsp;19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı, Hacıbektaş’ta düzenlenen anlamlı etkinliklerle büyük bir coşkuyla kutlandı. Kutlamaların en dikkat çeken anlarından biri, Hacıbektaş İlçe Gençlik ve Spor Müdürlüğü tarafından 18 Mayıs akşamı gerçekleştirilen geleneksel Fener Alayı yürüyüşü oldu.<br />
<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/082bb437-7890-43ed-982b-e43b292a649c.jpg" style="height:450px; width:800px" /></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Aptos,&quot;sans-serif&quot;">Ellerinde meşaleler ve Türk bayraklarıyla ilçeyi aydınlatan gençlerin yürüyüşüne, <strong>Alevi Gençler Derneği</strong> de katılım sağlayarak destek verdi. Cumhuriyet coşkusunu ve gençliğin dinamizmini Hacıbektaş sokaklarında renkli görüntüler oluşturdu.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Aptos,&quot;sans-serif&quot;"><strong>"Cumhuriyetimizin Meşalesini Gururla Taşıyoruz"</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Aptos,&quot;sans-serif&quot;">Etkinliğin ardından bir açıklama yapan Alevi Gençler Derneği temsilcileri, bayram coşkusunu Hacıbektaş’ta hep birlikte yaşamaktan duydukları mutluluğu dile getirdi. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Aptos,&quot;sans-serif&quot;"><em>"Alevi Gençler Derneği olarak, 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı coşkusunu Hacıbektaş’ta hep birlikte yaşadık! Hacıbektaş İlçe Gençlik ve Spor Müdürlüğü tarafından düzenlenen Fener Alayı yürüyüşüne derneğimizle katılım sağladık. Cumhuriyetimizin meşalesini gençliğin enerjisiyle taşımanın gururunu yaşıyoruz. Başta biz gençlerin ve tüm milletimizin bayramı kutlu olsun!"<br />
<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-05-20%20at%2005_59_19.jpeg" style="height:468px; width:800px" /></em></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 20 May 2026 05:50:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/hacibektasta-fener-alayi-alevi-gencler-dernegi-de-yurudu-1779246113.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kanaat önderi Avukat Metin Tarhan&#039;a kritik görev</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kanaat-onderi-avukat-metin-tarhana-kritik-gorev-3225</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kanaat-onderi-avukat-metin-tarhana-kritik-gorev-3225</guid>
                <description><![CDATA[AK Parti bünyesinde dikkat çeken bir görev değişimi gerçekleşti. 7. Olağan Dönem MKYK Üyesi olan Av. Metin Tarhan, AK Parti Genel Merkez Kültür ve Sanat Politikaları Başkan Yardımcılığı görevine atandı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Daha önce Erikli Baba Dergahı, Garip Dede Dergahı ve Alevi Dernekleri Federasyonu gibi, Alevi-Bektaşilerin inanç merkezlerinin kuruluşunda ve yapılandırılmasında öncü görevler üstlenen Avukat Metin Tarhan, AK Parti Genel Merkez Kültür ve Sanat Politikaları Başkan Yardımcılığı görevine atandı.</p>

<p>Atama kararı, Kültür ve Sanat Politikaları Başkanı Hüseyin Yayman’ın önerisi ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tensipleriyle resmiyete kavuştu.</p>

<p>Kültür ve sanat alanında yürütülecek faaliyetlerin daha etkin ve verimli bir şekilde sürdürülmesini hedefleyen bu görevlendirme, parti tabanında ve kültür-sanat camiasında memnuniyetle karşılandı.</p>

<p><strong>"Büyük ve Güçlü Türkiye İçin Var Gücümle Çalışacağım"</strong></p>

<p>Yeni görevinin ardından sosyal medya hesabı üzerinden bir açıklama yapan Av. Metin Tarhan, kendisine duyulan güvenden ötürü teşekkürlerini iletti.</p>

<p>Tarhan, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:</p>

<p>“<em><strong>Önemsemediğim ve faydalı olacağıma inandığım bir alanda çalışmama imkan tanıyan Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a ve Genel Merkez Kültür ve Sanat Politikaları Başkanımız Sayın Hüseyin Yayman’a sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Her yönüyle kalkınmış Büyük ve Güçlü Türkiye için var olan gücümle çalışacağımı ifade ediyor; görevlendirmemin ülkemize, milletimize ve partimize hayırlı olmasını Cenab-ı Hakk’tan niyaz ediyorum.</strong></em>”</p>

<p>Alevi camiasının önde gelen isimlerinden olan Metin Tarhan’ın ataması toplumda memnuniyetle karşılanırken, Türkiye’nin kültürel kalkınma hamlelerine ve vizyon projelerine bilgi birikimi ve deneyimiyle önemli katkılar sunması bekleniyor.</p>

<p><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/HIsSVGEXMAAHsLv%20(1).jpg" style="height:800px; width:596px" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 19 May 2026 22:23:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/kanaat-onderi-avukat-metin-tarhana-kritik-gorev-1779218804.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Horasan Erenleri: Aleviliğin etnik siyasete alet edilmesine izin vermeyeceğiz!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/horasan-erenleri-aleviligin-etnik-siyasete-alet-edilmesine-izin-vermeyecegiz-3223</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/horasan-erenleri-aleviligin-etnik-siyasete-alet-edilmesine-izin-vermeyecegiz-3223</guid>
                <description><![CDATA[Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu, İngiltere’nin başkenti Londra’da düzenlenen “Alevilik ve Gelecek” başlıklı toplantıya yönelik sert bir yazılı açıklama yayımladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Erdem Cömert imzasıyla paylaşılan bildiride, İngiltere’nin başkenti Londra’da düzenlenen&nbsp;<strong><em>“Alevilik ve Gelecek”</em>&nbsp;</strong>başlıklı&nbsp;toplantının Anadolu Aleviliğinin özünden kopuk olduğu ve derin bir kaygıyla takip edildiği vurgulandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Genel Başkan Erdem Cömert tarafından yapılan açıklamada, Aleviliğin geleceğinin tartışıldığı bir zeminde, inancın köklerini temsil eden ocakların, dedelerin, kanaat önderlerinin ve gerçek Alevi kurumlarının yok sayılmasının kabul edilemez bir durum olduğu ifade edildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>“Alevilik Bir İnanç ve Kardeşlik Yoludur</strong></em>”</span></p>

<p><span style="color:#000000">Açıklamada, Aleviliğin tarihsel ve manevi misyonuna dikkat çekilerek şu ifadelere yer verildi:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><em>“Alevilik Hz. Ali sevgisinin, Ehlibeyt bağlılığının, kardeşliğin, insan sevgisinin ve bu vatana sadakatin yoludur. Alevilik hiçbir zaman etnik bölücülüğün ya da küresel siyasal projelerin aparatı olmamıştır.”</em></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Etnik Siyaset ve Kimlik Projelerine Eleştiri</strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000">Toplantıda öne çıkan söylemlerin eleştirildiği Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu açıklamasında, bazı çevrelerin Aleviliği kendi tarihinden ve inanç temelinden kopararak etnik kimlik siyasetine mahkûm etmek istediği savunuldu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ana dilde eğitim, etnik siyasal talepler ve Türkiye’nin milli birliğini tartışmaya açan söylemlerin Alevilerin temel meselesi gibi sunulmaya çalışıldığını belirten Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Erdem Cömert,&nbsp;Alevilerin asıl gündeminin kardeşlik, birlik, adalet ve inanç özgürlüğü olduğunu hatırlattı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><em>“Alevilerin Kendi Kaderini Tayin Hakkı Küçük Çevrelere Teslim Edilemez”</em></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Açıklamada öne çıkan diğer önemli başlıklar ise şöyle sıralandı:</span></p>

<p><span style="color:#000000">Toplantıda, Aleviliğin geleceğinin Alevi olmayan siyasal aktörler eliyle şekillendirilmeye çalışılmasının doğru bulunmadığı; Alevilerin kendi kaderi hakkında konuşma hakkının küçük ideolojik çevrelere teslim edilemeyeceği belirtildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Aleviliğin, Türkiye’nin birliğinin ve kardeşliğinin en önemli harçlarından biri olduğu, emperyalizmin yön verdiği kimlik projelerine asla teslim edilmeyeceği vurgulandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hz. Ali’nin adalet anlayışı, Hacı Bektaş Veli’nin birleştirici öğretisi ve Anadolu erenlerinin kardeşlik çağrısının savunulmaya devam edileceği, köklerinden koparma girişimlerine karşı durulacağı ifade edildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>“İzin Vermeyeceğiz”</strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000">Basın açıklaması, Genel Başkan Erdem Cömert’in&nbsp;<strong><em>“Alevilik bu milletin ortak mayasıdır. Kimsenin Aleviliği etnik siyasetin aparatı haline getirmesine izin vermeyeceğiz.”</em></strong>&nbsp;sözleriyle son buldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-05-19%20at%2018_17_17.jpeg" style="height:800px; width:533px" /></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 19 May 2026 17:58:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/horasan-erenleri-aleviligin-etnik-siyasete-alet-edilmesine-izin-vermeyecegiz-1779203944.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Alevi Gençler Derneği, Muğla’daki &quot;Arayı Kapatalım&quot; forumuna katıldı</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-gencler-dernegi-mugladaki-arayi-kapatalim-forumuna-katildi-3222</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-gencler-dernegi-mugladaki-arayi-kapatalim-forumuna-katildi-3222</guid>
                <description><![CDATA[Alevi Gençler Derneği, sivil toplumun güçlendirilmesi ve aktivistler arasındaki bağların sıkılaştırılması amacıyla düzenlenen önemli bir buluşmada yerini aldı. Dernek başkanı Songül KAYAR, 10-12 Mayıs tarihleri arasında Muğla’da gerçekleştirilen Avrupa Birliği Sivil Düşün "Arayı Kapatalım" forumuna katılım sağladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Alevi Gençler Derneği, sivil toplumun güçlendirilmesi ve aktivistler arasındaki bağların sıkılaştırılması amacıyla düzenlenen önemli bir buluşmada yerini aldı. Dernek başkanı <strong>Songül KAYAR, 10-12 </strong>Mayıs tarihleri arasında Muğla’da gerçekleştirilen Avrupa Birliği Sivil Düşün <strong>"Arayı Kapatalım" </strong>forumuna katılım sağladı.<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-05-15%20at%2016_56_39.jpg" style="height:534px; width:800px" /></p>

<p><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">STK’LAR VE AKTİVİSTLER ORTAK ÇÖZÜMLER İÇİN BULUŞTU</span></span></strong></p>

<p>Farklı sivil toplum kuruluşlarını ve bağımsız aktivistleri bir araya getiren forumda, toplumsal meseleler ve sahada karşılaşılan zorluklar masaya yatırıldı. Üç gün süren etkinlik boyunca katılımcılar, <strong>"arayı kapatmak"</strong> mottosuyla hem birbirleriyle olan iletişimlerini güçlendirdi hem de ortak sorunlara yönelik sürdürülebilir çözüm önerileri geliştirdi.<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/65de6c36-9c0b-4cf5-8a15-7b780765137d.jpg" style="height:533px; width:800px" /></p>

<p><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">"DERTLERİMİZE DERMAN ARADIK"</span></span></strong></p>

<p>Etkinlik sonrası değerlendirmelerde bulunan Alevi Gençler Derneği yetkilileri, buluşmanın dayanışma ruhuna vurgu yaptı. Farklı disiplinlerden gelen hak savunucularıyla bir arada olmanın önemine değinilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi:</p>

<p><strong><em>"Farklı STK ve aktivistlerin bir araya geldiği bu kıymetli buluşmada, toplumsal meselelerimizi ve çözüm yollarını konuşma fırsatı bulduk. Ortak dertlerimize derman aradığımız, tecrübelerimizi paylaştığımız oldukça verimli bir süreç geçirdik. Bu birleştirici organizasyonda emeği geçen tüm Sivil Düşün ekibine ve katılımcılara teşekkür ederiz."</em></strong></p>

<p>Haberin devamında, derneğin önümüzdeki süreçte de bu tür sivil ağlarda aktif rol almaya devam edeceği ve forumda elde edilen çıktıların yerel çalışmalara entegre edileceği belirtildi.<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-05-15%20at%2016_56_25.jpg" style="height:533px; width:800px" /><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/8be87242-7794-4702-9164-87460c0f93e3~1.jpg" style="height:533px; width:800px" /><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/6cd88b81-0ee9-4f41-9abe-715ebdd3103d.jpg" style="height:533px; width:800px" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 15 May 2026 23:39:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/alevi-gencler-dernegi-mugladaki-arayi-kapatalim-forumuna-katildi-1778878498.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İsmet Abbasoğlu&#039;ndan sert eleştiriler: Alevilik kazanç kapısına dönüştürüldü</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ismet-abbasoglundan-sert-elestiriler-alevilik-kazanc-kapisina-donusturuldu-3221</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ismet-abbasoglundan-sert-elestiriler-alevilik-kazanc-kapisina-donusturuldu-3221</guid>
                <description><![CDATA[Fransa’da yaşayan Avrupa Alevi Düşünce Derneği Genel Başkanı ve Bordeaux Cemevi Başkanı İsmet Abbasoğlu, Alevilikteki kurumsallaşma sürecini ağır şekilde eleştirdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Fransa’da yaşayan Avrupa Alevi Düşünce Derneği Genel Başkanı</strong> ve Bordeaux Cemevi Başkanı İsmet Abbasoğlu, Alevilikteki kurumsallaşma sürecini ağır şekilde eleştirdi.<br />
<br />
Abbasoğlu, dernekleştirilen Aleviliğin inanç boyutunu kaybettiğini ve kişisel çıkarlara alet edildiğini belirterek, mevcut durumun “içler acısı” bir noktaya geldiğini ifade etti.<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p><span style="color:#c0392b"><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">ALEVİLİĞİ KAZANÇ KAPISINA ÇEVİRENLER</span></span></strong></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Maalesef dernekleştirilen Aleviliğin geldiği son nokta içler acısıdır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Her önüne gelenin kurumsallaştırdığı Alevilik, Alevilik adına bir faciaya dönüşmüştür. Bu dönüşüm ile birlikte inançsızlaştırılan Alevilik ön plana çıkmıştır. Pirlerin yönettiği bir Alevilik yerine, başkanların yönettiği bir Alevilik çoğalmaya başlamıştır. Bu yeni anlayış, Aleviliği kullanarak kendi amaçlarını ve kişisel ikballerini ön planda tutan bir çalışma başlatmıştır. Siyasi partilerin peşinde koşan, kendilerini ön plana taşıyan bu güruhun tek malzemesi Aleviliktir. Güya Aleviler için mücadele eden bu zatlar, Alevilerin en büyük düşmanlarıdır. Gittikçe hızlı bir şekilde çoğalan bu anlayış, kendi kitlesini çoğaltmaktadır. Asıl vahim durum da budur.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Yeni Alevi nesli inançtan uzak, politik, saygısız ve edepten uzak bir yola doğru gitmektedir. Siyasetin sokaktaki yüzü olmaya aday bir durum söz konusudur. Alevilerin kurumsallaşması yeniden gözden geçirilmelidir. Alevi inanç merkezleri tez elden bu kişilerden alınarak yolun gerçek önderi olan pirlere devredilmeli ve dergâh sistemine geçilmelidir. Bu dergâhlarda para pul işleri yasaklanmalı, gönülden hizmet fikri getirilmelidir. Alevi inanç merkezleri birer ticarethane olmaktan arındırılmalıdır. Birilerinin kişisel kazanç ve dertlerinin karşılandığı yerler olmaktan çıkarılmalıdır. Alevi inanç merkezlerinin adları derhal yeniden tanımlanmalı, bunlarla ilgili yasal düzenleme gerekmektedir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Dergâh açma izni ocaklara verilmeli, ocağın gerçek evladı olan dedeler tarafından yönetilmeli, ocaklar tarafından denetlenmeli, taliplere karşı sorumlu olunmalı ve kesinlikle maddi işlerden uzak durulmalıdır. Alevi dernekleri ise sadece Alevilik adına kültürel ve sosyal faaliyet yürütmeli, inanç işlerine karışmamalıdır. Dernekler ile dergâhların bir bağı olmamalıdır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Çok zor olan bu durum yapılmadığı sürece mevcut sistem sahada büyüyerek inanılmaz bir inanç yok oluşuna doğru gitmektedir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bizden söylemesi.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Hak Muhammed Ali tüm canların yoldaşı olsun. Alevilik kuşatma altındadır ve bu kuşatma Siyonizmin en büyük projesidir. İnançsız bir Alevilik onlar adına büyük bir başarıdır. Hayber’in öcünün alınmasıdır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>İsmet Abbasoğlu</p>

<p>Avrupa Alevi Düşünce Derneği Genel Başkanı</p>

<p>Fransa Bordeaux Cemevi Başkanı</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 15 May 2026 23:31:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/ismet-abbasoglundan-sert-elestiriler-alevilik-kazanc-kapisina-donusturuldu-1778877460.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hüseyin Doğan Dede Malatya&#039;da anılacak</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/huseyin-dogan-dede-malatyada-anilacak-3220</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/huseyin-dogan-dede-malatyada-anilacak-3220</guid>
                <description><![CDATA[Hüseyin Doğan Dede, Hakk'a Yürüyüşünün 43. Yılında Malatya'da anılacak.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / MALATYA –</strong> Alevi-Bektaşi dünyasının önemli manevi önderlerinden, Ehl-i Beyt soyundan gelen Mürşid-i Kâmil Hüseyin Doğan Dede, vefatının 43. yıl dönümünde memleketi Malatya’da düzenlenecek özel bir törenle anılacak.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Cem Vakfı Malatya Şubesi tarafından organize edilen anma programı, 17 Mayıs 2026 Pazar günü gerçekleştirilecek. Yeşilyurt ilçesine bağlı Kırlangıç Mahallesi'nde yapılacak olan tören, saat 10.00’da başlayacak.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Cem Vakfı Malatya Şube Başkanı Eşref Doğan, yaptığı açıklamada Hüseyin Doğan Dede’nin yaşamı boyunca toplumsal barış, hoşgörü ve inanç yolunda verdiği hizmetlerin önemine değinerek, tüm canları ve sevenlerini bu onurlandırıcı törene davet etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Etkinlik Detayları:</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Tarih: 17 Mayıs 2026, Pazar<br />
•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Saat: 10.00<br />
•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Yer: Kırlangıç Mah. Yeşilyurt / MALATYA<br />
•&nbsp;&nbsp; &nbsp;İletişim (LCV): 0533 949 23 81</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hüseyin Doğan Dede, bıraktığı manevi miras ve öğretileriyle sadece bölge halkı için değil, Türkiye genelindeki Alevi toplumu için yol gösterici bir figür olma özelliğini sürdürüyor.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 15 May 2026 10:28:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/huseyin-dogan-dede-malatyada-anilacak-1778831117.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Adıyaman’da Büyük Veli Apaziz (Dede Aziz) dualarla anılacak</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/adiyamanda-buyuk-veli-apaziz-dede-aziz-dualarla-anilacak-3219</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/adiyamanda-buyuk-veli-apaziz-dede-aziz-dualarla-anilacak-3219</guid>
                <description><![CDATA[Adıyaman’ın Yedioluk (Şahmir) köyünde, Hz. Muhammed’in soyundan (Ehlibeyt) gelen Büyük Veli Apaziz (Dede Aziz) için vefatının 60. yıl dönümünde kapsamlı bir anma etkinliği düzenleniyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>HABER MERKEZİ / ADIYAMAN– </strong>Adıyaman ve çevresinde&nbsp;önemli manevi değerlerinden biri olan Büyük Veli Apaziz (Dede Aziz), hakka yürüyüşünün 60. yılında Adıyaman’da düzenlenecek özel bir programla anılacak.</p>

<p><strong>31 Mayıs’ta Büyük Buluşma</strong></p>

<p>Dede Aziz Türbesini Koruma ve Güzelleştirme Derneği tarafından organize edilen etkinlik, 31 Mayıs 2026 Pazar günü gerçekleştirilecek. Program, Adıyaman il merkezine bağlı Yedioluk (Şahmir) Köyü'nde saat 10.00 itibarıyla başlayacak.</p>

<p><strong>Dernek Başkanı Akdağ’dan Davet</strong></p>

<p>Anma törenine ilişkin bir açıklama yapan Dede Aziz Türbesini Koruma ve Güzelleştirme Derneği Başkanı Zeki Akdağ, tüm vatandaşları bu manevi atmosfere ortak olmaya davet etti. Akdağ, davet mesajında şu ifadelere yer verdi:</p>

<p>"<em><strong>Paygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V.) soyundan gelen Büyük Veli Apaziz (Dede Aziz)’in hakka yürüyüşünün 60. yıl dönümünde düzenlenecek anma etkinliğinde sizleri aramızda görmek bizleri onurlandıracaktır.</strong></em>"</p>

<p>Türbe çevresinde geniş bir katılımın beklendiği programda, duaların okunması ve Dede Aziz'in hayatı ile manevi mirasının yad edilmesi bekleniyor.</p>

<p><strong>Etkinlik Detayları:</strong></p>

<p>Tarih:31 Mayıs 2026, Pazar<br />
Saat: 10.00<br />
Yer: Yedioluk (Şahmir) Köyü, Adıyaman</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 15 May 2026 10:11:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/adiyamanda-buyuk-veli-apaziz-dede-aziz-dualarla-anilacak-1778829330.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Eskişehir Türk Ocağı’nda Özdemir’den Konferans: Devlet ve Aleviler</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/eskisehir-turk-ocaginda-ozdemirden-konferans-devlet-ve-aleviler-3218</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/eskisehir-turk-ocaginda-ozdemirden-konferans-devlet-ve-aleviler-3218</guid>
                <description><![CDATA[Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın önceki dönem başkanı, araştırmacı-yazar Ali Rıza Özdemir, Eskişehir Türk Ocağı’na konuk oldu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın önceki dönem başkanı, araştırmacı-yazar Ali Rıza Özdemir, Eskişehir Türk Ocağı’nın davetlisi olarak "<strong><em>Aleviler ve Devlet</em></strong>" konulu kapsamlı bir konferans verdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Akademisyenler, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve çok sayıda vatandaşın katıldığı etkinlikte, Alevi toplumunun tarihsel süreçteki devlet algısı, hukuki kazanımları ve gelecek vizyonu derinlemesine ele alındı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Devletin Temel Unsurları ve Vatandaşlık Bağı</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Konuşmasına devlet kavramının bilimsel ve hukuki temellerini açıklayarak başlayan Ali Rıza Özdemir; millet, ülke, egemenlik ve siyasi teşkilatlanma unsurlarının modern devletlerde hukuk ve meşruiyetle taçlanması gerektiğini belirtti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Özdemir, modern bir devletin en temel görevinin inanç özgürlüğünü korumak ve sosyal refahı tüm vatandaşlarına eşit şekilde sunmak olduğunu ifade etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Cumhuriyet Tarihindeki Arayışlar: Atatürk’ten Günümüze</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevilerin devlet nezdinde temsiliyet çabalarına dair tarihi bir perspektif sunan Özdemir, Mustafa Kemal Atatürk’ün 1936 yılında Bektaşi babası Mümtaz Bababalım’a verdiği "<strong><em>Bektaşiliği modern şartlara göre ihya etme</em></strong>" talimatının, Atatürk’ün vefatı ve dönemin dirençleri nedeniyle akim kaldığını hatırlattı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ardından 1963 yılında Cemal Gürsel döneminde gündeme gelen "<em><strong>Mezhepler Müdürlüğü</strong></em>" tasarısının ve 1975’te Bahriye Üçok’un Senato’ya sunduğu "<strong><em>Mezhepler Dairesi</em></strong>" önerisinin sağ siyasi baskılar ve kutuplaşmalar neticesinde hayata geçirilemediğini belgeleriyle anlattı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Hukuki Kırılma Noktası: İzzettin Doğan Davası ve AK Parti Reformları</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Yakın tarihteki en büyük hukuki kazanımın Prof. Dr. İzzettin Doğan ve arkadaşlarının açtığı dava olduğunu belirten Özdemir, 2016 yılında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Türkiye’yi ayrımcılık yasağını ihlalden mahkûm etmesinin bir dönüm noktası olduğunu söyledi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">AK Parti hükümetleri döneminde 2009’da başlayan Alevi çalıştaylarının meyvesini 2022 yılında verdiğini ifade eden yazar, Cemevlerine yasal statü verilmesi ve Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın kurulması gibi adımların devrim niteliğinde olduğunu vurguladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Gelecek Vizyonu: "Zihniyet Dönüşümü ve Kurumsal Tahkimat"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Cumhuriyetin ikinci yüzyılı için bir yol haritası çizen Ali Rıza Özdemir, şu kritik önerilerde bulundu:</span></p>

<p><span style="color:#000000">Din kültürü derslerinin yanı sıra tarih ve edebiyat derslerinde de Alevi öğretisine geniş yer verilmeli, üniversitelerde ihtisas merkezleri güçlendirilmelidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, Kültür Bakanlığı bünyesinden çıkarılarak doğrudan Cumhurbaşkanlığına bağlanmalıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Dedelerin eğitimi "<em><strong>usta-çırak</strong></em>" geleneği korunarak yapılmalı, akademik destek devlet tarafından sağlanmalı, dedeler özerk yapıda bir devlet memurluğu kadrosunda istihdam edilmeli, dedelerin idari denetimi devlet tarafından yapılmalı inançsal denetim ocakların kendi otonom yapısına bırakılmalıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sosyal medyada ve yayınlarda Alevi kimliğine yönelik nefret söylemlerine karşı caydırıcı yasal yaptırımlar getirilmelidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Konferansın sonunda, Eskişehir Türk Ocağı Başkanı Prof. Dr. Nedim Ünal, Türk kültürünün ayrılmaz bir parçası olan Alevi-Bektaşi geleneğinin doğru anlaşılmasının toplumsal birliktelik açısından hayati önem taşıdığını vurguladı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ali Rıza Özdemir’e değerli sunumları ve toplumsal barışa katkıları vesilesiyle günün anısına bir hediye ve şükran belgesi takdim etti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Özdemir, "<em><strong>Samimiyet, saygı ve güven temelinde atılacak adımların Alevi toplumunda karşılık bulacağını</strong></em>" belirterek konuşmasını tamamladı.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 15 May 2026 10:00:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/eskisehir-turk-ocaginda-ozdemirden-konferans-devlet-ve-aleviler-1778828798.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Umut Berhan Şen: Kuzey Kore&#039;den sarsıcı anayasal değişiklik</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/umut-berhan-sen-kuzey-koreden-sarsici-anayasal-degisiklik-3217</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/umut-berhan-sen-kuzey-koreden-sarsici-anayasal-degisiklik-3217</guid>
                <description><![CDATA[Analist-Yazar Umut Berhan Şen, Kuzey Kore'nin anayasasında yaptığı kritik değişikliği değerlendirdi. Pyongyang yönetimi, nükleer doktrinini stratejik bir tercih olmaktan çıkararak varoluşsal bir refleks haline getirdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<iframe width="1071" height="602" src="https://www.youtube.com/embed/k3JFvNozfH8" title="KUZEY KORE ANAYASASINDA NÜKLEER SİLAHLARLA İLGİLİ DEĞİŞİKLİK!  KIYAMET SENARYOSU OLABİLİR Mİ?" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe><p><strong>Kuzey Kore'den Sarsıcı Anayasal Değişiklik: Nükleer Silahlar "Ölü El" Sistemine Bağlandı</strong></p>

<p><strong>JeopoliTürk Gündem Tv -</strong> Analist-Yazar Umut Berhan Şen, Kuzey Kore'nin anayasasında yaptığı kritik değişikliği değerlendirdi. Pyongyang yönetimi, nükleer doktrinini stratejik bir tercih olmaktan çıkararak varoluşsal bir refleks haline getirdi.<br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=k3JFvNozfH8"><strong><span style="color:#c0392b">UMUT BERHAN ŞEN'İN AÇIKLAMASINI DİNLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ</span></strong></a></p>

<p>Şen'e göre, yeni düzenlemeyle Kuzey Kore lideri Kim Jong-un veya liderlik kadrosuna yönelik herhangi bir suikast girişimi ya da operasyon durumunda, nükleer füzelerin ateşlenmesi için herhangi bir yetkili onayı gerekmeyecek. Bu sistem, Soğuk Savaş döneminin en karanlık senaryolarından<strong> "Dead Hand" (Ölü El) </strong>mekanizmasının 21. yüzyıl füze teknolojisiyle güncellenmiş hali olarak nitelendiriliyor.</p>

<p>Analist, bu hamlenin özellikle Güney Kore'nin kamuoyuna açıkladığı<strong> "kafa kopartma operasyonu" </strong>(liderlik kadrosunu hedef alan operasyon) planlarına doğrudan bir yanıt olduğunu vurguladı. Kuzey Kore,<em><strong> "Beni yok etmeye teşebbüs ederseniz sizi de beraberimde götürürüm"</strong></em> mesajı veriyor.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">TEKNİK KAPASİTE VE RİSKLER</span></span></span></strong></p>

<p>Umut Berhan Şen, Kuzey Kore'nin artık 90'ların ilkel teknolojisinden uzaklaştığına dikkat çekti. Ülkenin elindeki Hwasong-18 ve Hwasong-19 gibi katı yakıtlı kıtalararası balistik füzeler, mobil fırlatıcılardan dakikalar içinde ateşlenebiliyor ve ABD ana karasına, örneğin New York'a ulaşabiliyor. Ayrıca nükleer kapasiteli seyir füzeleri ile denizaltından fırlatılan taktik sistemler de envanterde yer alıyor.</p>

<p>Bu füzelerin otomatik karşılık mekanizmasına bağlanması, nükleer bir kıyamet riskini önemli ölçüde artırıyor. Şen, şu tehlikelere işaret etti:</p>

<p>-Yazılım hatası<br />
-Siber saldırı<br />
- Yanlış radar alarmı</p>

<p>gibi tetikleyicilerin bile otomatik fırlatmaya yol açabileceğini belirtti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">&nbsp;"CANLI NÜKLEER BOMBA" VE JEOPOLİTİK SONUÇLAR</span></span></span></strong></p>

<p>Analiste göre Kim Jong-un, kendi hayatını nükleer silahların ateşleme pimiyle eşitleyerek kendini <strong>"canlı nükleer bomba kumandanı"</strong> konumuna getirdi. Bu anayasal değişiklik, Kuzey Kore'nin nükleer devlet statüsünü geri dönülemez kılıyor ve silahsızlanma görüşmelerini fiilen sona erdiriyor.</p>

<p>Şen, Washington açısından durumun artık çok daha karmaşık hale geldiğini ifade etti:<em><strong> "ABD’nin karşısında rasyonel bir müzakere ortağı değil, kendi imhasını dünyanın sonuyla mühürlemiş mekanik bir savunma duvarı var."</strong></em></p>

<p>Umut Berhan Şen, değerlendirmesini şöyle tamamladı:<em><strong> “Jeopolitik dengelerin bu denli keskin bir otomatizme devredildiği bir dünyada, kazananı olmayan bir oyunun en tehlikeli hamlesine şahitlik ediyoruz. Artık hamle sırası insan da olmayabilir.”</strong></em></p>

<p>Bu gelişme, küresel güvenlik mimarisi açısından en sert uyarılarından biri olarak değerlendiriliyor. Kuzey Kore’nin son hamlesi, Asya-Pasifik bölgesindeki gerilimi yeni bir boyuta taşıyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 14 May 2026 07:33:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/umut-berhan-sen-kuzey-koreden-sarsici-anayasal-degisiklik-1778733942.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bora Özizmirli: ABD petrol tekelini kırıp, hegemonyasını kurmak istiyor</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bora-ozizmirli-abd-petrol-tekelini-kirip-hegemonyasini-kurmak-istiyor-3216</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bora-ozizmirli-abd-petrol-tekelini-kirip-hegemonyasini-kurmak-istiyor-3216</guid>
                <description><![CDATA[Analist Gazeteci Bora Özizmirli, Jeopolitürk Gündem TV YouTube kanalında İran’daki savaş nedeniyle Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının küresel ekonomiye ağır darbe vurduğunu belirterek, Hindistan Başbakanı Narendra Modi’nin tasarruf çağrısını değerlendirdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<iframe width="1071" height="602" src="https://www.youtube.com/embed/eiVAvUTzS9c" title="HÜRMÜZ BOĞAZI&#39;NIN KAPALI KALMASI DÜNYA EKONOMİSİNİ TEHDİT EDİYOR. HİNDİSTAN&#39;DA KORKUTAN AÇIKLAMA" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe><p>Analist Gazeteci <strong>Bora Özizmirli, Jeopolitürk Gündem TV YouTube kanalında </strong>İran’daki savaş nedeniyle Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının küresel ekonomiye ağır darbe vurduğunu belirterek, Hindistan Başbakanı Narendra Modi’nin tasarruf çağrısını değerlendirdi.&nbsp;<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=eiVAvUTzS9c"><span style="color:#c0392b"><strong>BORA ÖZİZMİRLİ'NİN VİDEOLU AÇIKLAMASINI İZLEMEK İÇİN AŞAĞIDAKİ RESME TIKLAYINIZ!</strong></span></a><br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=eiVAvUTzS9c"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-05-14%20at%2005_59_14.jpeg" style="height:450px; width:800px" /></a></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Özizmirli, Modi’nin açıklamasının beklenen bir gelişme olduğunu ifade ederek şöyle konuştu: <em><strong>“Arkadaşlar olumlu bir haber olmasa da beklenen açıklama geldi ve bu açıklamayı Hindistan Başbakanı Modi yaptı. Modi halkına Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalması ve mevcut küresel enerji krizi nedeniyle tasarruf çağrısı yaptı.”</strong></em></p>

<p><strong>Modi’nin çağrısının ana başlıklarını aktaran Özizmirli, şu detayları verdi: </strong>&nbsp;<br />
-Petrol ve dizel tüketimini mümkün olduğunca azaltın, gereksiz araç kullanımından kaçının. &nbsp;<br />
-Metro ve toplu taşımayı, yük taşımada ise trenleri tercih edin. &nbsp;<br />
- Elektrikli araçları yaygınlaştırın. &nbsp;<br />
- COVID dönemindeki gibi uzaktan çalışmaya ve online toplantılara dönün. &nbsp;<br />
- En az bir yıl düğün ve benzeri etkinliklerde altın almayın. &nbsp;<br />
- Yerli ürünleri tercih edin.</p>

<p>Bora Özizmirli, konunun Türkiye medyasında yeterince işlenmediğine dikkat çekti. <em><strong>“Ülkemiz medyasında pek bu konu değinilmese de İran’daki savaş ve Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalması en çok dünya ekonomisini vurdu. Ön planda İran hedefte ama arka tarafta dünya ekonomisi hedefteydi”</strong></em> dedi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">“ABD, PETROL TEKELİNİ KIRMAK VE HEGEMONYASINI KURMAK İSTİYOR”</span></span></span></strong></p>

<p>Özizmirli’ye göre savaşın arka planında ABD’nin küresel hegemonyasını yeniden tesis etme amacı yatıyor. Körfez ülkelerinin ABD’den uzaklaşması, Avrupa ile yaşanan ayrışma ve Çin’in ekonomik yükselişi karşısında Washington’un ticaret ve enerji yollarını sekteye uğratarak güç kazanmayı hedeflediğini belirtti.</p>

<p>Dünyanın en büyük petrol rezervlerine sahip ilk beş ülkeyi sıralayan Özizmirli, ABD’nin bu ülkeler üzerinden strateji yürüttüğünü savundu:<strong> Venezuela, Suudi Arabistan, İran, Kanada ve Irak. </strong>Bu ülkelerde kontrol sağlanması halinde dünya petrol piyasasının ABD’nin eline geçeceğini ve enerjiye bağımlı diğer ülkelerin diz çökeceğini ifade etti.</p>

<p>Güneydoğu Asya ülkeleri (Hindistan, Vietnam, Pakistan, Sri Lanka) ile Avrupa’nın enerji ithalatına bağımlı yapısına işaret eden Özizmirli, Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının bu bölgelerde enerji krizi yarattığını ve uzaktan çalışma uygulamalarının teşvik edildiğini kaydetti. Körfez ülkelerinin de petrol satmakta zorlandığını vurguladı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">TÜRKİYE’NİN JEOPOLİTİK ÖNEMİ ARTIYOR</span></span></span></strong></p>

<p>Analist, Asya-Avrupa ticaretinde alternatif güzergahların kapanmasıyla Türkiye’nin<strong> “tek güvenli liman” </strong>konumuna yükseldiğini dile getirdi. <em><strong>“Anadolu Türkiye. Tek güvenli liman Türkiye kalıyor. Bu bizim için avantaj. Savunma sanayimiz ve ordumuzun yanında jeopolitik önemimiz var. Birçok küresel firma ve devlet Türkiye’ye yanaşmak zorunda”</strong></em> değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p>Özizmirli, sözlerini şu uyarıyla tamamladı: <em><strong>“Müneccim değiliz. Amerika’nın planı bu diyorum. Ha bu plan %100 başarılı olacaktı anlamını söylemiyorum. Dünyada bu plana karşı çıkacak güçler de olacaktır.”</strong></em></p>

<p>Bora Özizmirli’nin açıklaması, Hürmüz Boğazı krizinin küresel ekonomik yansımaları, enerji güvenliği ve değişen jeopolitik dengeler konusunda dikkat çeken bir değerlendirme olarak öne çıkıyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 14 May 2026 05:48:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/bora-ozizmirli-abd-petrol-tekelini-kirip-hegemonyasini-kurmak-istiyor-1778729765.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bora Özizmirli: ABD ile Avrupa arasındaki ayrışma derinleşiyor, Türkiye’nin önemi artıyor</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bora-ozizmirli-abd-ile-avrupa-arasindaki-ayrisma-derinlesiyor-turkiyenin-onemi-artiyor-3215</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bora-ozizmirli-abd-ile-avrupa-arasindaki-ayrisma-derinlesiyor-turkiyenin-onemi-artiyor-3215</guid>
                <description><![CDATA[Jeopolitürk Gündem TV’de konuşan analist gazeteci Bora Özizmirli, ABD Başkanı Donald Trump’ın Almanya’dan 5 bin asker çekme kararı sonrası Avrupa’da yaşanan tepkileri ve jeopolitik gelişmeleri değerlendirdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Jeopolitürk Gündem TV’de konuşan analist gazeteci Bora Özizmirli, ABD Başkanı Donald Trump’ın <strong>Almanya’dan 5 bin asker</strong> çekme kararı sonrası Avrupa’da yaşanan tepkileri ve jeopolitik gelişmeleri değerlendirdi.<br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=3V3Kk2t-Rv8&amp;t=300s"><span style="color:#c0392b"><strong>BORA ÖZİZMİRLİ'NİN AÇIKLAMASINI İZLEMEK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ</strong></span></a></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Özizmirli, Batı dünyasında <strong>derin bir ayrışma ve çözülme</strong> yaşandığını vurgulayarak, özellikle ABD ile Avrupa arasındaki gerilimin yeni bir safhaya geçtiğini belirtti. Trump’ın iktidara gelmesiyle Avrupa’yı Ukrayna konusunda yalnız bıraktığını ve Rusya’ya yakın bir siyaset izlediğini hatırlatan Özizmirli, Avrupa’nın da İran Savaşı’nda ABD’yi yalnız bıraktığını ifade etti.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><em><strong>“Trump’ın Avrupa’yı ve NATO üyelerini hiç danışmadan İran’a saldırması, en büyük zararı Avrupa’ya verdi” </strong></em>diyen Özizmirli, Avrupa’nın enerji bağımlılığı nedeniyle Hürmüz Boğazı’nın kapanmasıyla derin bir kriz yaşadığını, doğalgaz stoklarının eridiğini ve jet yakıtı stoklarının bile kritik seviyeye düştüğünü aktardı. Avrupa’nın “Senin attığın bu İran saldırısı aynı zamanda bana da saldırıdır” yaklaşımıyla ABD’ye karşı cephe aldığını kaydetti.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">&nbsp;AVRUPA LİDERLERİNDEN SERT TEPKİLER</span></span></span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Almanya Başbakanı Frederik Mers’in, ABD’nin İran politikasını “stratejik hata” olarak nitelendirdiğini, ABD’nin İran tarafından küçük düşürüldüğünü ve savaşın düşünülmeden yapıldığını söylediğini belirten Özizmirli, bu açıklamaların Trump’ı kızdırdığını ve Almanya’dan asker çekme kararını tetiklediğini dile getirdi.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Asker çekme kararına gelen ilk tepkileri de aktaran Özizmirli şu değerlendirmelerde bulundu:</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>• *<strong><strong>Almanya Savunma Bakanı:</strong></strong>&nbsp;Kararı “öngörülebilir” bulduklarını belirterek <em><strong>“Almanya doğru yolda”</strong> </em>mesajı verdi.</p>

<p>• <strong><strong>Fransa Cumhurbaşkanı Macron:</strong></strong>ABD’nin kararını fırsat olarak gördüklerini ifade ederek <em><strong>“Avrupalılar kendi kaderlerini kendi ellerine alıyor”</strong></em> dedi.</p>

<p>• <strong><strong>Polonya Başbakanı Donald Tusk:</strong></strong>&nbsp;NATO’nun <strong><em>“içten dağılması”</em> </strong>uyarısında bulundu ve ciddi bir kriz yaşandığını belirtti.</p>

<p>• <strong><strong>İspanya Savunma Bakanı:</strong></strong>&nbsp;Trump’ın açıklamalarını <em><strong>“gereksiz fazlalık”</strong></em> olarak nitelendirdi, <strong>“Hiç kimseden ders almıyoruz”</strong> yanıtını verdi. İran savaşının uluslararası hukuka aykırı olduğunu ve İspanya’nın böyle bir savaşa destek vermeyeceğini vurguladı.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">&nbsp;“AVRUPA HEM ABD HEM RUSYA TARAFINDAN SIKIŞTIRILIYOR”</span></span></span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Özizmirli, Avrupa’nın<strong> hem ABD hem de Rusya </strong>tarafından sıkıştırıldığını, Rusya’nın <strong>Avrupa’yı tehdit olarak </strong>gördüğünü, ABD’nin de benzer tutum sergilediğini söyledi. Rusya’da da ABD ile enerji sektöründe ortak projeler geliştirildiği yönünde açıklamalar yapıldığını hatırlattı.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bu konjonktürde <strong><strong>Türkiye’nin öneminin arttığını</strong></strong>vurgulayan Özizmirli, şu değerlendirmeyi yaptı:</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><em><strong>“Avrupa şu anda hem Amerika tarafından hem Rusya tarafından kendisini sıkıştırılmış olarak görüyor. Türkiye’siz olmaz. Bunu en çok Avrupalıların kendileri biliyor. Bu durum Avrupa’nın Türkiye’ye yakınlaşmasına yol açacaktır.”</strong></em></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Azerbaycan doğalgazının Türkiye üzerinden Avrupa’ya ulaşacak olmasının Türkiye’yi enerji koridorunda merkez ülke konumuna getirdiğini belirten Özizmirli, İtalya’nın Azerbaycan gazından tükettiğinin yüzde 16’sını aldığını ve bu oranı artırmak istediğini, yeni gaz yollarının Türkiye üzerinden geçeceğini ifade etti.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><em><strong>“Avrupa Rus gazına muhtaç kalmak istemiyor. Türkiye hakikaten hem Azerbaycan hem Türkiye enerji noktasında merkez ülke haline geldi. Bütün yollar bizden geçiyor. Avrupa’nın bizimle yakınlaşması dışında bir seçeneği yok”</strong></em> diyen Özizmirli, konjonktürün Türkiye karşıtlarını zor durumda bıraktığını, şartların Avrupa’yı Türkiye’ye yaklaştıracağını savundu.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">TÜRKİYE’NİN YÜKSELEN JEOPOLİTİK GÜCÜ</span></span></strong></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Özizmirli, Türkiye’nin savunma sanayi ve milli savunma alanında birçok Avrupa ülkesini geride bıraktığını, jeopolitik gücünü etkin kullandığını belirterek Balkanlar ve Baltık ülkeleriyle ekseninin genişleyeceğini öngördüğünü kaydetti. İtalya ve İspanya ile süren ortak projelerin yanı sıra İngiltere ile kurulan stratejik ortaklık ve Eurofighter anlaşmalarını da bu gelişmelerin olumlu işaretleri olarak gösterdi.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Sonuç olarak Bora Özizmirli, Türkiye’nin önünün açık olduğunu ve yeni şartlara göre politikaların güncellenmesi gerektiğini vurguladı.<br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=3V3Kk2t-Rv8&amp;t=300s"><span style="color:#c0392b"><strong>BORA ÖZİZMİRLİ'NİN AÇIKLAMASINI İZLEMEK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 12 May 2026 11:19:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/bora-ozizmirli-abd-ile-avrupa-arasindaki-ayrisma-derinlesiyor-turkiyenin-onemi-artiyor-1778575692.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Cumhuriyet’in 2. Yüzyılında Aleviler-Bektaşiler Sempozyumu yapıldı</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cumhuriyetin-2-yuzyilinda-aleviler-bektasiler-sempozyumu-yapildi-3214</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cumhuriyetin-2-yuzyilinda-aleviler-bektasiler-sempozyumu-yapildi-3214</guid>
                <description><![CDATA[Etimesgut Belediyesi ve Dede Korkut Kültür ve Cem Evi Derneği’nin ev sahipliğinde Türk Tarih Müzesi ve Parkı’nda düzenlenen Cumhuriyetin 2. Yüzyılında Aleviler-Bektaşiler Sempozyumu büyük ilgi gördü.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Etimesgut Belediyesi ve Dede Korkut Kültür ve Cem Evi Derneği’nin ev sahipliğinde, Anadolu Vakıflar Federasyonu ve Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu destekleri ile&nbsp;Türk Tarih Müzesi ve Parkı’nda düzenlenen Cumhuriyetin 2. Yüzyılında Aleviler-Bektaşiler Sempozyumuna ilgi büyüktü.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Dernek başkanı Gülağ Öz, Prof. Dr. M. Fuat Bozkurt, Prof. Dr. Hava Selçuk, Prof. Dr. Ali Selçuk, Doç. Dr. Aziz Altı ve İbrahim Bahadır’dan oluşan düzenleme kurulunun titiz çalışmalarıyla sempozyum başarıyla tamamlandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/sempoz1.png" style="height:450px; width:760px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">Ankara’da bilimsel bir şölen havasında geçen bu anlamlı etkinlik, akademik derinliği ve toplumsal barışa sunduğu vizyonla büyük bir başarıya imza atarken, tarihsel köklerin modern gelecekle harmanlandığı bu buluşma toplumsal hafızayı diri tutma ve demokratik olgunluğu pekiştirme yolunda kritik bir kilometre taşı niteliği taşıdı.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sempozyumun en dikkat çeken anlarından birinde, Türkiye'de Alevilik Bektaşilik alanındaki bilimsel çalışmaların öncüsü Prof. Dr. M. Fuat Bozkurt'a "<strong><em>Üstün Hizmet Ödülü</em></strong>" takdim edildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/Sempoz3.png" style="height:450px; width:760px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">Etkinlik boyunca düzenlenen oturumlarda Araştırmacı-Yazar İbrahim Bahadır, Prof. Dr. Mustafa Şen, Prof. Dr. M. Fuat Bozkurt, Prof. Dr. Bülent Kara ve Halifebaba H. Dursun Gümüşoğlu gibi isimler Cumhuriyet dönemindeki kimlik inşasından toplumsal travmalara kadar pek çok önemli konuyu ele aldılar. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Sempozyumda Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi önceki Başkanı Ali Rıza Özdemir, Prof. Dr. Ali Selçuk, Alevi Dedesi Hüseyin Dedekargınoğlu, Dr. Öğr. Üyesi Kibar Taş, Doç. Dr. Aziz Altı, Prof. Dr. Caner Işık, Gazeteci-Yazar Ali Rıza Özkan, Dr. Nazan Aydoğdu, Prof. Dr. Armağan Coşkun, Dr. Öğr. Üyesi Hüseyin Kara, Dr. Şan Ararat Halis, Araştırmacı-Yazar Cengiz Yıldırım, Doç. Dr. Nail Elhan, Doç. Dr. Murat Alandağlı, Prof. Dr. Hayrettin İvgin ve Avukat Erdem Cömert sundukları bildirilerle inanç, hukuk, sanat ve yayıncılık alanlarında geniş bir perspektif sundular.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/Sempoz2.png" style="height:450px; width:760px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">Geleceği inşa etme adına ortaya konan bu akademik birikim, sadece geçmişe ışık tutmakla kalmayıp, aynı zamanda Cumhuriyetin ikinci yüzyılında daha kapsayıcı, aydınlık ve eşitlikçi bir toplumsal yapının temellerini atan stratejik bir rehber işlevi gören sempozyum başarı ile sona erdi.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 11 May 2026 22:07:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/cumhuriyetin-2-yuzyilinda-aleviler-ve-bektasiler-sempozyumu-yapildi-1778528201.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ali Rıza Özdemir, Eskişehir Türk Ocağı’nda &quot;Devlet ve Aleviler&quot;i anlatacak</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ali-riza-ozdemir-eskisehir-turk-ocaginda-devlet-ve-alevileri-anlatacak-3213</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ali-riza-ozdemir-eskisehir-turk-ocaginda-devlet-ve-alevileri-anlatacak-3213</guid>
                <description><![CDATA[Eskişehir Türk Ocağı’nın gelenekselleşen "Perşembe Sohbetleri" programı, bu hafta önemli bir konuğu ve başlığı ağırlamaya hazırlanıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Bakanlık Müşaviri, araştırmacı-yazar Ali Rıza Özdemir, "<em><strong>Devlet ve Aleviler</strong></em>" konulu konferansıyla Eskişehirlilerle buluşacak.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Etkinlik Detayları</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye’nin toplumsal yapısı ve kültürel tarihine dair çalışmalarıyla tanınan Özdemir, devlet-toplum ilişkileri bağlamında Alevilik konusunu derinlemesine ele alacak. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Etkinliğe dair bilgiler şu şekildedir:</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tarih: 14 Mayıs 2026, Perşembe<br />
Saat: 20.00<br />
Yer: Türk Ocağı Konağı, Odunpazarı / Eskişehir</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Canlı Yayın Seçeneği</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Odunpazarı’ndaki tarihi Türk Ocağı Konağı’nda gerçekleştirilecek olan sohbet, fiziki katılımın yanı sıra dijital platformlar üzerinden de takip edilebilecek. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Program, eş zamanlı olarak canlı yayınla izleyicilere ulaştırılacak.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Eskişehir Türk Ocağı tarafından düzenlenen ve 114. yıl etkinlikleri kapsamında gerçekleştirilen bu sohbet serisi, bölgenin kültürel ve akademik hayatına katkı sunmaya devam ediyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Konuya ilgi duyan tüm vatandaşların davetli olduğu belirtildi.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 11 May 2026 22:03:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/ali-riza-ozdemir-eskisehir-turk-ocaginda-devlet-ve-alevileri-anlatacak-1778526398.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Seyyid Hacı Ali Turabi Hazretleri 27. kez anılacak</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/seyyid-haci-ali-turabi-hazretleri-27-kez-anilacak-3212</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/seyyid-haci-ali-turabi-hazretleri-27-kez-anilacak-3212</guid>
                <description><![CDATA[Çankırı’nın manevi duraklarından biri olan Mart Köyü, büyük bir buluşmaya ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Seyyid Hacı Ali Turabi 27. Anma Etkinliği, 7 Haziran 2026 Pazar günü gerçekleştirilecek.</span></p>

<p><span style="color:#000000">T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın katkılarıyla düzenlenen program, saat 10:00 ile 16:00 arasında Turabi Türbe Cemevi’nde halka açık olarak icra edilecek.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Kültürel ve Manevi Şölen</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Ezgi Özdemir’in sunumunu üstleneceği etkinlikte, hem yerel zâkirler hem de Türk halk müziğinin değerli sanatçıları sahne alacak. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Programda yer alan isimler ve gruplar şöyle:</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sanatçılar:Erkan Çanakçı, Ezgi Özdemir, Ezgi Saykan, Caner Gülsüm, Cankat Erdoğan, Olcay Özer, Sefa Ulusoy, Hüseyin Çufadar, Naki Bektaş &amp; Murat Sarıoğlu.<br />
Seyyid Hacı Ali Turabi Semah Ekibi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Katılım ve Ulaşım Detayları</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Anma etkinliğine katılmak isteyen vatandaşlar için Ankara’dan özel otobüsler kaldırılacaktır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Organizasyon heyeti, kurban bağışı yapmak isteyenler için kurban bedelini 10.000 TL olarak belirlemiştir.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">Etkinlik Bilgileri Özeti:</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Tarih: 7 Haziran 2026<br />
Yer: Mart Köyü, Turabi Türbe Cemevi / ÇANKIRI<br />
İletişim: Mehmet Dedeoğlu: 0555 699 08 11<br />
Hüseyin Akbayıroğlu: 0535 310 68 76<br />
Bektaş Özdemiroğlu: 0536 322 41 45</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 11 May 2026 21:46:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/seyyid-haci-ali-turabi-hazretleri-27-kez-anilacak-1778525496.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dr. İhsan Ünlü&#039;den bildiri: &quot;İslam Medeniyetinde Birlikte Yaşama kültürü Bağlamında Alevi Sünni Birlikteliği-Erzincan Örneği&quot;</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/dr-ihsan-unluden-bildiri-islam-medeniyetinde-birlikte-yasama-kulturu-baglaminda-alevi-sunni-birlikteligi-erzincan-ornegi-3211</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/dr-ihsan-unluden-bildiri-islam-medeniyetinde-birlikte-yasama-kulturu-baglaminda-alevi-sunni-birlikteligi-erzincan-ornegi-3211</guid>
                <description><![CDATA[Erzincan’da Alevi ve Sünni vatandaşlar, İslam medeniyetinin birlikte yaşama tecrübesini Muharrem ayında en güzel şekilde ortaya koyuyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Erzincan’da Alevi ve Sünni vatandaşlar, İslam medeniyetinin birlikte yaşama tecrübesini Muharrem ayında en güzel şekilde ortaya koyuyor. Dr. İhsan Ünlü’nün hazırladığı bildiride, kutsal günler ve geleneklerin toplumları diri tuttuğu vurgulanırken, Erzincan örneği üzerinden Alevi-Sünni birlikteliğinin somut yansımaları ele alınıyor.Ünlü, bildirisinde Ramazan, kandiller ve kurban gibi ortak değerlerin yanı sıra Alevilerin Hızır günleri, Nevruz ve Yas-ı Matem gibi özel günlerini de hatırlatarak, birlikte yaşama tecrübesinin en önemli örneğinin Muharrem ayı olduğunu belirtiyor. Yapılan alan araştırmaları ve gözlemler, her iki kesimin de bu aya büyük önem verdiğini gösteriyor.<br />
<br />
Dr. İhsan Ünlü'nün bildirisi şöyle:&nbsp;<br />
<br />
İSLAM MEDENİYETİNDE BİRLİKTE YAŞAMA TECRÜBESİ BAĞLAMINDA ALEVİ-SÜNNİ BİRLİKTELİĞİ -ERZİNCAN ÖRNEĞİ-<br />
BİLDİRİ ÖZETİ<br />
Toplumların hayatında onları diri tutan inanç birliktelikleri ve tarihten getirdikleri bir takım önemli kültürel unsurlar, kutsal gün ve geceler ve mabetler vardır.<br />
Topluluklar, bu günlerde cereyan ettiğine inandıkları olaylar sebebiyle birtakım anmalar/kutlamalar yapar, törenler düzenlerler. Bu bağlamda Ramazan ve Muharrem ayı, kandil günleri ve geceleri, kurban günleri sayılabilir.&nbsp;<br />
Bildiri konumuz olan Erzincan’da Alevi vatandaşlar açısından bakıldığında Hızır günleri, Nevruz, Yas-ı Matem günleri ve birlik cemlerini işin içine sokmamız gerekecektir.&nbsp;<br />
Birlikte yaşama tecrübesi noktasında bu sayılanlardan en önemlisi muharremdir diyebiliriz. Yapılan alan araştırmaları ve bizim de Erzincan’da yaptığımız araştırmalar ve gözlemler, Alevilerin ve Sünnilerin Muharrem ayına verdikleri önemi açıkça ortaya koymaktadır.&nbsp;<br />
Bu ay içerisinde pişirilen aşurenin Erzincan merkezde ayrı bir yeri ve önemi vardır. Bu günlerde camilerde hutbe ve vaazların konusu genellikle aşûre ve Kerbela hadisesi olmaktadır.&nbsp;<br />
Alevi’siyle Sünni’siyle insanların farklı niyetlerle de olsa bu günleri oruçla geçirdiği, sonunda ise aşûrelerin kaynatılarak fark gözetmeksizin herkese ikramda bulunulduğu görülmektedir.&nbsp;<br />
Aşurenin Erzincan merkezde ayrı bir yeri ve önemi vardır. Burada artık geleneksel hale gelen, her kurumun kendisine özgü bir organizasyonu ve daveti vardır.&nbsp;<br />
Erzincan belediyesi başta olmak üzere diğer kurumlar ve cemevleri aşure etkinlikleri düzenler. Özellikle son yıllarda Erzincan belediyesi şehrin merkezi yerinde kurduğu teşkilatla gelen davetlilere ve yoldan geçen herkese aşure ikramında bulunur.&nbsp;<br />
Burada yapılan törene ilin valisi başta olmak üzere diğer kurum amirleri ve mülki erkân, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, siyasi parti temsilcileri ve halk katılır.<br />
Günün anlam ve önemini anlatan konuşmalar yapılır ve il müftüsü tarafından dua edilir. Sonunda pişirilen aşûre konuklara ikram edilir.&nbsp;<br />
Öte yandan merkezde ve merkeze bağlı beldelerdeki cemevlerinde de aşûreler pişirilir ve ikram edilir. Buraya da yine geleneksel hale gelmiş bulunan protokol ziyaretleri gerçekleştirilir.&nbsp;<br />
Başta vali olmak üzere, belediye başkanı, emniyet müdürü ve diğer kurum amirleri ile sivil toplum kuruluşu temsilcileri katılırlar. Burada sohbetler edilir, dualarla pişirilen aşûreler hep birlikte yenir. &nbsp;<br />
Alevi inanışa göre, 12 yıl boyunca üst üste orucu tam tutanlar (12 imamlar) şükran nişanesi olarak kurban keserler. Lokma dedikleri et yemeği aşureyle birlikte gelen konuklara ikram edilir.<br />
Bu bildiride aşûrenin de ruhuna uygun olarak farklılıkları koruyarak bir arada yaşama bilincinin yükseltildiği anlar, gözlemci bir bakış açısıyla ortaya konulacaktır.<br />
İnsanlar arasında iyi ilişkiler kurabilmenin asgari şartı, insanların birbirlerine güven duymalarıdır.&nbsp;<br />
Bugün İslam Medeniyetinde Birlikte Yaşama Tecrübesinden söz ediyorsak, birbirimize güvenmek zorundayız.<br />
Riya, insanlar arasındaki bu güven ortamının oluşmasına engel olur. Karşılıklı olarak birbirine güvenemeyen insanların, sağlıklı ilişkiler kurabilmesi mümkün olmaz.&nbsp;<br />
Tarihte yaşanan Kerbela vb. elim hadiseler, bizim ayrışma nedenimiz değil bir araya gelip kaynaşma değerimiz olmalıdır.&nbsp;<br />
Asırlardır aynı Allah’a, aynı Kitab’a, aynı Peygamber’e inanan, aynı kıbleye yönelen, sevinçte ve tasada aynı duyguları yaşayan bu vatanın insanları bazı yorum farkları yüzenden birbirini ötekileştirme lüksüne sahip değildir.&nbsp;<br />
Hepimiz bu ülkede ev sahibiyiz, kardeşiz. Geçmişin ihtilaflı hadiseleri bugüne taşınarak yeni çatışmalara fırsat verilmemeli; sanki bugün birileri hadisenin tarafıymış gibi karşı tarafı itham edici söz ve tavırlardan kaçınılmalıdır.&nbsp;<br />
Yaşanan bu olumsuz hadiseler bizi birbirimizden koparmamalı, aksine daha çok kenetlenmemizi sağlamalıdır. Bu noktada Erzincan’da güzel bir geleneğin başlatılıp devam ettirildiğini sevinçle gördük/görüyoruz.<br />
Kerbela hadisesinden sağ olarak kurtulan İmam Zeynelabidin’e şükran nişanesi de sayılan aşûre çorbası ve kesilen kurban etlerinin hep birlikte yenmesi, Ehl-i Beyt için birlikte sevinilip birlikte hüzün duyulması birliğimize ve dirliğimize önemli katkılar sunuyor.&nbsp;<br />
Öbür yandan, camiye Alevi vatandaşlarımızın da gitmesi, cemevine Sünni vatandaşlarımızın da girmesi, bunları birbirinin alternatifi olarak değil, tamamlayıcı unsuru olarak görmesi önemlidir.<br />
Bu bağlamada, “Cami de bizim, cemevi de bizim”, “Ramazan da bizim Muharrem de bizim” söylemi anlamlı ve kıymetlidir.<br />
Bugün kimse çocuğuna Yezid ismi vermez ama Alevisiyle Sünnisiyle çocuklarımıza verdiğimiz Ehl-i Beyt isimleri, Hz. Peygambere olan hürmet ve muhabbetimizin en canlı tezahürüdür.<br />
Bu durum, aslında hepimizin ortak değerinin sandığımızdan çok daha fazla olduğunu, tarihi süreç içerisinde örülen sûnî duvarların artık yıkılması gerektiğini bize gösteriyor.&nbsp;<br />
Muharrem ayında yaşadığımız aşûre geleneğimiz, toplumumuzun birlik ve beraberliğinin açık bir göstergesidir. Aşûre; paylaşmanın, dayanışmanın, birlikteliğin simgesi olmuştur.<br />
Sonsöz; İslam medeniyetinin tarih boyunca kundaklanmaya çalışıldığı yorum farklılıkları üzerinden nüksedecek sendromlara karşı bugün birlik ve dayanışma aşısını geliştirmek zorundayız.&nbsp;<br />
Bunun yolu da farklılıklarımızla birlikte yaşama bilincini ve tecrübesini geçmişten geleceğe taşımaktan geçer.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 11 May 2026 07:29:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/dr-ihsan-unluden-bildiri-islam-medeniyetinde-birlikte-yasama-kulturu-baglaminda-alevi-sunni-birlikteligi-erzincan-ornegi-1778480180.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>CHP’li Konya Ereğli belediyesi Alevileri işten attı!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/chpli-konya-eregli-belediyesi-alevileri-isten-atti-3210</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/chpli-konya-eregli-belediyesi-alevileri-isten-atti-3210</guid>
                <description><![CDATA[Konya Yenigün gazetesinden Tülin Şeker’in haberine göre, Mahalli İdareler Seçimleri sonrası Konya Ereğli’de belediye yönetiminin parti değiştirmesinin ardından yaşandığı iddia edilen işten çıkarma ve mobbing iddiaları, yerel siyasette geniş yankı uyandırdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Ereğli Belediyesi bünyesindeki kız yurdunun kapanmasının ardından Zabıta Müdürlüğü’ne atanan ve aylar sonra hiçbir gerekçe gösterilmeksizin Temizlik İşleri Müdürlüğü’ne görevlendirilen Yeliz Doğan, yaşadıklarını "<em><strong>siyasi ve inanç temelli bir tasfiye</strong></em>" olarak nitelendirerek çarpıcı açıklamalarda bulundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>YÖNETİM DEĞİŞİMİ VE GÖREV YERİ DEĞİŞİKLİĞİ İDDİASI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Aslen Tunceli Pülümürlü olan ve bir Kıbrıs gazisinin kızı olan Yeliz Doğan, 2024 yılında Ereğli Belediyesi’ne bağlı kız yurdunda çalışmaya başladığını belirtti. Yerel seçimlerin ardından belediye yönetiminin MHP’den CHP’ye geçmesiyle birlikte sürecin aleyhine döndüğünü iddia eden Doğan, seçim döneminde eski belediye başkanı Hüseyin Oprukçu’ya bir ziyaret sırasında çiçek vermesinin "<strong><em>suç</em></strong>" gibi aleyhine kullanıldığını savundu. Doğan, yurdun kapatılmasının ardından göreve başladığı zabıta biriminden temizlik işlerine gönderilerek sistematik bir mobbinge maruz kaldığını öne sürdü.</span></p>

<p><a href="https://konyayeniguncom.teimg.com/konyayenigun-com/uploads/2026/05/whatsapp-image-2026-05-06-at-151440-3.jpeg" title="Whatsapp Image 2026 05 06 At 15.14.40 (3)"><span style="color:#000000"><img alt="Whatsapp Image 2026 05 06 At 15.14.40 (3)" src="https://konyayeniguncom.teimg.com/konyayenigun-com/uploads/2026/05/whatsapp-image-2026-05-06-at-151440-3.jpeg" style="height:893px; width:670px" /></span></a></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>"ALTI ARKADAŞIMIZIN ORTAK NOKTASI ALEVİ OLMAMIZ"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">İşten çıkarma sürecinde yalnız olmadığını dile getiren Doğan, kendisiyle birlikte toplam altı işçinin benzer uygulamalarla karşılaştığını ifade etti. Bu işçilerden üçünün zorla emekliliğe sevk edildiğini, diğer üçünün ise görev yeri değişikliği sonrası işten çıkarıldığını belirten Doğan, "<em><strong>Dikkat çekici olan şudur ki; altımız da Aleviydik. Ereğli’de yüksek oranla CHP’ye oy veren üç Alevi köyünün iradesi ve bizlerin emeği yok sayılmıştır</strong></em>" diyerek, kararların ideolojik ve inanç temelli olduğunu iddia etti.</span></p>

<p><a href="https://konyayeniguncom.teimg.com/konyayenigun-com/uploads/2026/05/whatsapp-image-2026-05-06-at-151437-6.jpeg" title=""><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://konyayeniguncom.teimg.com/konyayenigun-com/uploads/2026/05/whatsapp-image-2026-05-06-at-151437-6.jpeg" style="height:591px; width:473px" /></span></a></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>GAZİ ÇOCUĞUNA "MEZARDAN ÇIKSA BİLE" YANITI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Yaşanan mağduriyetin giderilmesi için Alevi Bektaşi dernekleri ve milletvekillerinin devreye girdiğini ancak sonuç alınamadığını savunan Doğan, Ereğli Belediye Başkanı Umut Akpınar’ın "<strong><em>Babası mezardan çıksa bile kimseyi değiştirmem</em></strong>" şeklinde bir ifade kullandığını öne sürdü. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bir gazi çocuğu olarak emeğinin hiçe sayıldığını söyleyen Doğan, kendisinden boşalan pozisyona ertesi gün MHP’ye yakınlığıyla bilinen bir ismin alınmasının ise "<strong><em>alaycı bir yaklaşım</em></strong>" olduğunu belirtti.</span></p>

<p><a href="https://konyayeniguncom.teimg.com/konyayenigun-com/uploads/2026/05/whatsapp-image-2026-05-06-at-151438-6.jpeg" title="Whatsapp Image 2026 05 06 At 15.14.38 (6)"><span style="color:#000000"><img alt="Whatsapp Image 2026 05 06 At 15.14.38 (6)" src="https://konyayeniguncom.teimg.com/konyayenigun-com/uploads/2026/05/whatsapp-image-2026-05-06-at-151438-6.jpeg" style="height:523px; width:640px" /></span></a></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>"26 YILDIR SAĞ PARTİLERLE ÇALIŞTIK, BÖYLE ZULÜM GÖRMEDİK"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Daha önce Erzincan Refahiye Belediyesi’nde beş yıl boyunca sekreterlik yaptığını ve sağ partili belediye başkanları döneminde hiçbir haksızlığa uğramadığını ifade eden Doğan, eşinden şiddet gördüğü için ailesinin yanına dönmek zorunda kalan bir kadın olarak ekmeğiyle oynandığını vurguladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Mağdur ailelerden birinin "<strong><em>26 yıldır sağ partilerle çalıştık ama böyle bir zulüm görmedik</em></strong>" sözlerini aktaran Doğan, bu durumun bölgedeki üç Alevi köyünde büyük bir kırgınlığa ve CHP’ye karşı tepkiye yol açtığını dile getirdi.</span></p>

<p><a href="https://konyayeniguncom.teimg.com/konyayenigun-com/uploads/2026/05/whatsapp-image-2026-05-06-at-151437.jpeg" title=""><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://konyayeniguncom.teimg.com/konyayenigun-com/uploads/2026/05/whatsapp-image-2026-05-06-at-151437.jpeg" style="height:600px; width:600px" /></span></a></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>‘İFTİRALARLA YILDIRMAYA ÇALIŞTILAR!’</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Aynı zamanda bekar bir kadın olarak kendisine iftira da atıldığını aktaran Doğan, bir kadın olarak ilçede ekmeğinin peşinde çalıştığını ancak arkasından konuşulan söylemlerin devlet makamındaki kişilere yakışmadığını ifade etti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu tür iftiralarla yıldırılmaya çalışıldığını ancak bu süreçte de suç duyurusunda bulunduğunu aktaran Doğan, belgeleriyle ispatlamaya hazır olduğu bu sürecin bir an önce incelenmesini ve uğradığı haksızlığın giderilmesini talep ediyor.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 09 May 2026 13:31:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/chpli-konya-eregli-belediyesi-alevileri-isten-atti-1778323342.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bora Özizmirli: Azerbaycan&#039;dan dev İtalya çıkarması! Gümbür gümbür geliyor</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bora-ozizmirli-azerbaycandan-dev-italya-cikarmasi-gumbur-gumbur-geliyor-3209</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bora-ozizmirli-azerbaycandan-dev-italya-cikarmasi-gumbur-gumbur-geliyor-3209</guid>
                <description><![CDATA[Analist Gazeteci Bora Özizmirli, JeopoliTürk Gündem Tv YouTube kanalında yaptığı değerlendirmede, Azerbaycan’ın devlet enerji şirketi SOCAR'ın, İtaliana Petroli şirketinin %99,82’sini devraldığını, bu anlaşmayla 4.500 benzin istasyonu, 2 rafineri ve tüm lojistik varlıklarını bünyesine kattığını belirtti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<iframe width="1071" height="602" src="https://www.youtube.com/embed/iaelv2yF2KQ" title="AZERBAYCAN GÜMBÜR GÜMBÜR GELİYOR. MELONİ&#39;NİN AZERBAYCAN  ZİYARETİ.SOCAR&#39;IN ALDIĞI PETROL ŞİRKETİ" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe><p>Analist Gazeteci Bora Özizmirli, JeopoliTürk Gündem Tv YouTube kanalında yaptığı değerlendirmede, İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’nin 4 Mayıs 2026’da Azerbaycan’a gerçekleştirdiği ziyareti mercek altına aldı. Ziyaretin, 13 yıl aradan sonra bir İtalya Başbakanı’nın Azerbaycan’a yaptığı ilk ziyaret olması nedeniyle ayrı bir önem taşıdığını vurgulayan Özizmirli, iki ülke arasındaki <strong>“güvenilir ortak”</strong> ilişkisine dikkat çekti.<br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=iaelv2yF2KQ"><span style="color:#c0392b"><strong>BORA ÖZİZMİRLİ'NİN BU AÇIKLAMASINI İZLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ</strong></span></a></p>

<p>Özizmirli, Azerbaycan’ın Avrupa’daki enerji varlığına ilişkin çarpıcı veriler paylaştı. 2025 verilerine göre Azerbaycan, İtalya’ya yaklaşık <strong>9,5 milyon metre küp </strong>doğalgaz satışı gerçekleştirdi. Bu miktar, İtalya’nın ithal ettiği gazın yaklaşık <strong>%16’sına</strong> denk geliyor ve Azerbaycan’ı, Avrupa Birliği içinde bu ülkeye en fazla gaz satan ülke konumuna taşıyor.</p>

<p><br />
<span style="color:#2980b9"><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">SOCAR’IN BÜYÜK HAMLESİ</span></span></strong></span><br />
<br />
Azerbaycan’ın devlet enerji şirketi SOCAR, İtalya’da önemli bir satın alma gerçekleştirdi. Şubat ayında İtaliana Petroli&nbsp;şirketinin %99,82’sini devralan SOCAR, bu anlaşmayla 4.500 benzin istasyonu, 2 rafineri ve tüm lojistik varlıklarını bünyesine kattı. Özizmirli, bu hamleyi <strong>“gerçekten çok çok önemli” </strong>olarak nitelendirdi.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">ENERJİ KRİZİNDE AZERBAYCAN’IN YÜKSELEN ROLÜ</span></span></strong></span><br />
<br />
Meloni’nin ziyaretini, küresel enerji güvenliği açısından kritik bir adım olarak değerlendiren Özizmirli, İran’daki savaş nedeniyle Hürmüz Boğazı’nda yaşanan risklere işaret etti.<br />
<br />
Avrupa’da doğalgaz stoklarının eridiğini, alternatif enerji kaynaklarının öneminin arttığını belirten Özizmirli, şu ifadeleri kullandı:</p>

<p><em><strong>&nbsp;“Değerli dostlar, abartı değil kardeş. Azerbaycan Avrupa’da ve özellikle İtalya’da gümbür gümbür geliyor.”</strong></em></p>

<p>Özizmirli, <strong>TANAP ve TAP</strong> projeleriyle Azerbaycan doğalgazının Türkiye üzerinden Avrupa’ya ulaştığını hatırlatarak, bu durumun hem Azerbaycan’ın hem de Türkiye’nin jeostratejik önemini artırdığını vurguladı. Türkiye’nin Doğu-Batı enerji koridorunda merkez ülke haline geldiğini ifade eden Özizmirli,<em><strong> “Azerbaycan sadece kendi gazını satmıyor, aynı zamanda Türkiye’yi merkez ülke yapıyor” </strong></em>dedi.</p>

<p><br />
<span style="color:#2980b9"><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">KARDEŞ ÜLKE VURGUSU VE ELEŞTİRİLER</span></span></strong></span><br />
<br />
Bora Özizmirli, sosyal medyada Azerbaycan’a yönelik eleştirileri de değerlendirdi. Bunların, Azerbaycan’ın stratejik önemini yıpratmaya yönelik kampanyalar olduğunu savunarak,<em><strong> “Azerbaycan bizim kardeş ülkemiz. Yangında, depremde hep bizim yanımızda oldu. Azerbaycan’ın güçlenmesi demek Türkiye’nin güçlenmesi demektir”</strong></em> diye konuştu.</p>

<p><strong>“Tek millet iki devlet” </strong>anlayışıyla hareket edilmesi gerektiğini belirten Özizmirli, iki ülke arasındaki ortak projelerin ön plana çıkarılması çağrısında bulundu. Kazakistan ve Türkmenistan gazının da ilerleyen dönemde Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşınmasının gündeme geleceğini ifade eden Özizmirli, bu süreçte Türkiye’nin güvenilir bir liman ve enerji hub’ı olarak öne çıktığını söyledi.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">JEOPOLİTİK DEĞERLENDİRME</span></span></strong></span><br />
Özizmirli açıklamasında şu noktalara da değindi:<br />
-Rusya-Ukrayna savaşı ve Orta Doğu’daki çatışmalar nedeniyle alternatif ticaret ve enerji rotalarının Anadolu üzerinden geçtiği,<br />
- Türkiye’nin dünyada en fazla askeri üsse sahip ikinci ülke olduğu (133 üs),<br />
- Hürmüz Boğazı’nın kapanma riskinin gıda sektörünü bile etkileyebileceği ve Azerbaycan gazının bu noktada kritik rol üstlendiği.</p>

<p>Analist Gazeteci Bora Özizmirli, Azerbaycan ve Türkiye’nin önünün açık olduğunu belirterek,<em><strong> “Azerbaycanlı kardeşlerimizin attığı her adım hem bizi gururlandırıyor hem de bizi yukarı taşıyor” </strong></em>sözleriyle değerlendirmesini tamamladı.<br />
<br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=iaelv2yF2KQ"><span style="color:#c0392b"><strong>BORA ÖZİZMİRLİ'NİN BU AÇIKLAMASINI İZLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 09 May 2026 07:05:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/bora-ozizmirli-azerbaycandan-dev-italya-cikarmasi-gumbur-gumbur-geliyor-1778302007.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>SEÇEK Derneği Ankara’ya çıkarma yaptı</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/secek-dernegi-ankaraya-cikarma-yapti-3208</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/secek-dernegi-ankaraya-cikarma-yapti-3208</guid>
                <description><![CDATA[SEÇEK Azınlık Eğitim ve Kültür Derneği, heyeti Ankara’da bir dizi resmi ziyaret ve temas gerçekleştirdi. Dernek Başkanı Necmettin Kahya başkanlığındaki heyette, Seyyid Ali Sultan Dergahı Postnişini Hasan Apti ile birlikte yol uluları Dede Ahmet Paşa, Dede Apti Pencal ve Dede Mehmet Koç yer aldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Batı Trakya'da yayınlanan Gündem gazetesinin haberine göre, SEÇEK Azınlık Eğitim ve Kültür Derneği, heyeti Ankara’da bir dizi resmi ziyaret ve temas gerçekleştirdi.</p>

<p>Dernek Başkanı Necmettin Kahya başkanlığındaki heyette, Seyyid Ali Sultan Dergahı Postnişini Hasan Apti ile birlikte yol uluları Dede Ahmet Paşa, Dede Apti Pencal ve Dede Mehmet Koç yer aldı.</p>

<p>Ziyaret programı kapsamında heyet, Türkiye Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ile görüştü. Heyet ayrıca Türkiye Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Serdar Çam ile de bir araya geldi.</p>

<p>Ankara temasları çerçevesinde heyet, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve önceki dönem CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile de görüşmeler gerçekleştirdi.</p>

<p>SEÇEK heyeti ayrıca, Türkiye Kültür ve Turizm Bakanlığı Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı görevini yürüten Esma Ersin’i makamında ziyaret etti. Görüşmede karşılıklı fikir alışverişinde bulunulduğu ve temasların verimli geçtiği belirtildi.</p>

<p>Heyet, temaslar kapsamında gösterilen ilgi ve misafirperverlikten dolayı yetkililere teşekkür etti.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 07 May 2026 23:33:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/secek-dernegi-ankaraya-cikarma-yapti-1778186414.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Fırat: Abdal Musa anma törenine siyaset gölgesi düşmesin!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/firat-abdal-musa-anma-torenine-siyaset-golgesi-dusmesin-3207</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/firat-abdal-musa-anma-torenine-siyaset-golgesi-dusmesin-3207</guid>
                <description><![CDATA[Araştırmacı-Yazar Mustafa Fırat, yaklaşan Abdal Musa Sultan’ı anma etkinlikleri öncesinde çarpıcı bir uyarıda bulundu. Geçen yıl Antalya’da yaşanan "siyasi propaganda" görüntülerine dikkat çeken Fırat, Alevi-Bektaşi anmalarının siyasetin tahakkümünden kurtarılması çağrısını yaptı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / ANTALYA –</strong> Antalya’nın Elmalı ilçesine bağlı Tekke Köyü’nde yaklaşık iki ay sonra gerçekleştirilecek olan Abdal Musa Sultan’ı anma etkinlikleri öncesinde, etkinliklerin düzenlenme biçimine dair tartışmalar yeniden alevlendi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Araştırmacı-Yazar Mustafa Fırat, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, inanç merkezli törenlerin siyasi şovlara alet edilmemesi gerektiğini vurguladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>"Geçen Yıl Etkinlik İpotek Altına Alınmıştı"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Geçtiğimiz yıl düzenlenen törenlerde Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in yoğun siyasi propaganda yürüttüğünü hatırlatan Fırat, tören alanının ve Antalya yolunun tamamen belediye başkanının posterleriyle donatıldığını belirtti. Fırat, o dönem Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı Alirıza Özdemir’in tüm uyarılarına rağmen, bazı sivil toplum kuruluşlarının bu duruma sessiz kalarak siyasete alan açtığını ifade etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>"Camide Olmadığı Gibi Cemevinde de Siyaset İstemiyoruz"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Mustafa Fırat, bugün gelinen noktada Muhittin Böcek hakkındaki hukuki sürece ve iddialara da değinerek, inanç önderlerinin anmalarının kişilerden ve siyasi konjonktürden bağımsız olması gerektiğini savundu. Fırat, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:</span></p>

<p><span style="color:#000000">"<strong>Nasıl ki camide siyaset görmek istemiyorsak, cemevlerinde de erenlerimizin anma törenlerinde de siyasetçilerin ve siyasetin gölgesini görmek istemiyoruz. Alevi-Bektaşi erenlerinin anma törenlerinden siyasetin gölgesi tamamen kaldırılmalıdır.</strong>"</span></p>

<p><span style="color:#000000">Haberin sonunda, bu yılki etkinliklerde geçmiş hataların tekrarlanmaması ve Alevi kurumlarının üzerindeki siyasi baskının son bulması temennisi dile getirildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İŞTE MUSTAFA FIRAT'IN PAYLAŞIMININ TAM METNİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-05-07%20at%2022_59_05.jpeg" style="height:800px; width:584px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">"ALEVİ-BEKTAŞİ ERENLERİNİN ANMA TÖRENLERİNDEN SİYASETİN GÖLGESİ KALDIRILMALIDIR</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yaklaşık iki ay sonra Antalya’nın Elmalı Tekke Köyü’nde Abdal Musa Sultan’ı anma etkinlikleri yapılacak. Geçen yılki anmalar, Antalya Büyükşehir eski Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in siyasi propagandasına sahne olmuştu. Antalya’dan anma törenin yapıldığı yere kadar her yer, Muhittin Böcek’in posterleri ile donatılmıştı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Muhittin Böcek adeta anmalara ipotek koymaya çalışmış, dönemin Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı Alirıza Özdemir’in tüm çaba ve uyarılarına rağmen etkinlikte söz sahibi olan STK’lar ve diğer sorumlular bu ikazları kulak ardı etmişti. Böcek’in gölgesinde mevzilenen Ali’siz Aleviler, aynı etkinlikte rol kapmaya çalışmıştı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugün ise Muhittin Böcek tutuklu ve hakkındaki iddialar yenilir yutulur cinsten değil. Elbette ne kadarı doğru ne kadarı doğru değil, bilemeyiz. Yargılama sonucunda her şey ortaya çıkacaktır. Bu sürecin toplamının bize öğrettiği şey, Alevi-Bektaşi erenlerinin anma törenlerinden siyasetin gölgesinin kaldırılması gerektiğidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Nasıl ki, camide siyaset görmek istemiyorsak cemevlerinde de erenlerimizin anma törenlerinde de siyasetçilerin ve siyasetin gölgesini görmek istemiyoruz. Umarız geçen yıl yapılan hatalar bu yıl tekrarlanmaz ve siyasetin gölgesi Alevi kurum ve anmalarının üzerinden kalkar."</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 07 May 2026 23:16:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/firat-abdal-musa-anma-torenine-siyaset-golgesi-dusmesin-1778185819.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Umut Berhan Şen: Yıldırımhan, Türkiye&#039;nin kıtalararası gücünün tescili</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/umut-berhan-sen-yildirimhan-turkiyenin-kitalararasi-gucunun-tescili-3206</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/umut-berhan-sen-yildirimhan-turkiyenin-kitalararasi-gucunun-tescili-3206</guid>
                <description><![CDATA[JeopoliTürk Gündem Tv’de konuşan analist ve yazar Umut Berhan Şen, Türkiye’nin geliştirdiği kıtalararası balistik füze Yıldırım Han’ı değerlendirdi. Şen, füzenin savunma sanayii açısından stratejik bir dönüm noktası olduğunu belirterek, bunun Türkiye’yi küresel bir güç konumuna taşıdığını vurguladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<iframe width="1071" height="602" src="https://www.youtube.com/embed/dPArzOwhiq8" title="TÜRKİYE&#39;NİN KITALARARASI HİPERSONİK BALİSTİK FÜZESİ YILDIRIMHAN VE ÖZELLİKLERİ" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe><p><strong>JeopoliTürk Gündem Tv’de</strong> konuşan analist ve yazar <strong>Umut Berhan Şen</strong>, Türkiye’nin geliştirdiği kıtalararası balistik füze Yıldırım Han’ı değerlendirdi. Şen, füzenin savunma sanayii açısından stratejik bir dönüm noktası olduğunu belirterek, bunun Türkiye’yi küresel bir güç konumuna taşıdığını vurguladı.<br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=dPArzOwhiq8&amp;t=12s"><span style="color:#2980b9"><strong>UMUT BERHAN ŞEN'İN AÇIKLAMASINI YOUTUBE'DAN İZLEMEK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ:</strong></span></a></p>

<p><strong>Şen, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:</strong></p>

<p><em><strong>“Bugün konumuz son günlerde savunma sanayide oldukça ilgi uyandıran bir gelişme olan Yıldırım Han Balistik Füzesi. Artık günümüzde en önemli realite hard power yani sert güç realitesi. 21. yüzyıl, John Mearsheimer’in deyimiyle ‘saldırgan realizm çağı’ ve güç kullanmanın en rasyonel araç olduğu bir dönem. Türkiye Cumhuriyeti’nin balistik füze kapasitesine ulaşması bu açıdan kritik öneme sahip.” </strong></em>dedi.</p>

<p><span style="color:#c0392b"><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">6.000 KM MENZİL VE 25 MACH HIZ</span></span></strong></span></p>

<p>Analist Şen, Saha Expo 2026’da dikkat çeken Yıldırım Han’ın **6.000 kilometre** menzile sahip olduğunu hatırlatarak, “Ankara’dan fırlatılan bir mühimmatın Londra’yı, Delhi’yi ya da Afrika’nın kalbine ulaşabilmesi demek” dedi. Füzenin, Türkiye’nin caydırıcı taarruz kapasitesine geçtiğinin net ilanı olduğunu kaydetti.</p>

<p>Şen, teknik özelliklere de değinerek, <em><strong>“Türkiye’nin ilk sıvı roket yakıtlı füzesi. Terminal aşamada 25 Mach hıza ulaşıyor. Bu hızdaki bir objeyi mevcut hava savunma sistemleriyle durdurmak neredeyse imkânsız” </strong></em>ifadelerini kullandı. Tasarımında yer alan <strong>Yıldırım Beyazıt Han tuğrası ve Mustafa Kemal Atatürk</strong> imzası ise “tarihsel süreklilik mesajı” olarak yorumlandı.</p>

<p><strong><span style="color:#c0392b"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">JEOPOLİTİK ETKİ: COĞRAFYA ARTIK KADER OLMAKTAN ÇIKTI</span></span></span></strong></p>

<p>Umut Berhan Şen, füzenin dünya gündemini sarsan etkisine işaret ederek şöyle konuştu:</p>

<p><em><strong>“Yıldırımhan’la beraber coğrafya artık bir kader olmaktan çıktı, yönetilebilir bir stratejik sah haline gelecek. Türk mühendisliği mızrağın ucunu küresel statükonun tam kalbine bıraktı. Artık bölgesel bir güç değiliz; küresel bir oyuncuya evrilişimizin ifadesi.”</strong></em></p>

<p>Doğu Akdeniz’den Orta Asya’ya, Avrupa’dan Afrika’ya uzanan geniş bir coğrafyada stratejik kırılma yarattığını belirten Şen, füzenin İsrail ve Yunanistan medyasında yarattığı paniğin de tesadüf olmadığını söyledi.<em><strong> “Ankara uçak kaldırmadan kritik merkezleri etki alanına alabilen bir kapasiteye erişti. Bu jeopolitik satrançta şah çekebilme iradesidir”</strong></em> dedi.</p>

<p><strong><span style="color:#c0392b"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">“SEÇKİNLER KULÜBÜNÜN EN YENİ ÜYESİ”</span></span></span></strong></p>

<p>Şen, Türkiye’nin İHA/SİHA teknolojisindeki liderliğinin ardından kıtalararası balistik füze kapasitesiyle<strong> “seçkinler kulübüne”</strong> katıldığını vurguladı. Yıldırım Han’ın diplomatik gücün arkasındaki en büyük fiziksel teminat haline geldiğini sözlerine ekledi.</p>

<p>Analist, ilerleyen günlerde savunma sanayii ve jeopolitik gelişmeleri değerlendirmeye devam edeceğini belirterek konuşmasını sonlandırdı.</p>

<p><a href="https://www.youtube.com/watch?v=dPArzOwhiq8&amp;t=12s"><span style="color:#2980b9"><strong>Kaynak: JeopoliTürk Gündem Tv<br />
<br />
UMUT BERHAN ŞEN'İN AÇIKLAMASINI YOUTUBE'DAN İZLEMEK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ:</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 07 May 2026 03:21:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/umut-berhan-sen-yildirimhan-turkiyenin-kitalararasi-gucunun-tescili-1778114280.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bora Özizmirli: Ön planda İran var, oysa arka planda küresel ekonomiler hedefte</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bora-ozizmirli-on-planda-iran-var-oysa-arka-planda-kuresel-ekonomiler-hedefte-3205</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bora-ozizmirli-on-planda-iran-var-oysa-arka-planda-kuresel-ekonomiler-hedefte-3205</guid>
                <description><![CDATA[JeopoliTürk Gündem Tv YouTube kanalında değerlendirmelerde bulunan Analist Gazeteci Bora Özizmirli, İran’daki savaşın devam ettiği süreçte Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalmasının küresel ekonomi üzerindeki yıkıcı etkilerine dikkat çekti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<iframe width="1071" height="602" src="https://www.youtube.com/embed/VvF2kLsJr-c" title="BM&#39;DEN HÜRMÜZ BOĞAZI AÇIKLAMASI   İNSANLIK AÇLIKLA KARŞILAŞABİLİR    KÜRESEL EKONOMİ HEDEFTE!" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe><p><strong>JeopoliTürk Gündem Tv, YouTube</strong> kanalında değerlendirmelerde bulunan Analist Gazeteci <strong>Bora Özizmirli,</strong> İran’daki savaşın devam ettiği süreçte Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalmasının küresel ekonomi üzerindeki yıkıcı etkilerine dikkat çekti.<br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=VvF2kLsJr-c"><strong><span style="color:#c0392b">BORA ÖZİZMİRLİ'NİN 6 DK.LIK AÇIKLAMASINI YOUTUBE'DA İZLEMEK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ:</span></strong></a></p>

<p>Özizmirli, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’in önemli uyarısını hatırlatarak, <em><strong>“Eğer Hürmüz Boğazı Haziran 2026’ya kadar kapalı kalırsa 45 milyon insan aç kalacak, 32 milyon insan ise yoksulluğa itilecek” d</strong></em>edi. BM uyarısına göre gübre fiyatlarının <strong>yüzde 15 ile 46</strong> arasında arttığını belirten Özizmirli, bunun özellikle Güneydoğu Asya, Afrika ve Latin Amerika’daki küçük çiftçileri vurduğunu, hasadın azalmasıyla gıda fiyatları ve enflasyonun yükseldiğini kaydetti. Sudan, Yemen, Somali, Kenya ve Bangladeş gibi kırılgan ülkelerde etkinin çok daha yıkıcı olduğunu vurguladı.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;">&nbsp;“KALICI BARIŞ BEKLEMEK İYİMSERLİK”</span></strong></span></span></span></p>

<p>Ortadoğu’da kalıcı bir barış öngörmediklerini dile getiren Özizmirli, <em><strong>“Ön planda İran gözüküyor fakat arka planda küresel ekonomiler hedef alınıyor. ABD ve İsrail’in amacı savaşı uzatarak Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalmasını sağlamak ve petrol piyasasındaki mevcut tekeli yıkıp kendi tekellerini kurmaktır” </strong></em>değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p>Özizmirli, Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) OPEC’ten ayrılmasının da bu sürece hizmet ettiğini ve en çok Suudi Arabistan’ı etkiledeğini belirtti. Trump’ın bu karardan memnuniyet duyduğunu hatırlatan Özizmirli, dünyanın en büyük petrol rezervlerine sahip ülkelerinin ABD’nin çevreleme stratejisiyle karşı karşıya olduğunu ifade etti. Bu ülkeleri şöyle sıraladı:</p>

<p>1<strong>-Venezuela: </strong>ABD’nin müdahalesiyle petrol şirketleri hakimiyet kurdu.<br />
<strong>2-Suudi Arabistan:</strong> İran saldırılarından ve Hürmüz’ün kapanmasından en fazla etkilenen ülkelerden.<br />
<strong>3-İran:</strong> Savaş nedeniyle petrol üretimi ve satışı engelleniyor.<br />
<strong>4-Kanada: </strong>Trump’ın hedefinde.<br />
<strong>5-Irak: </strong>Sürekli istikrarsızlık ve Amerikan etkisi altında.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">ENERJİ KRİZİ KÜRESEL ÜRETİM ZİNCİRİNİ VURDU</span></span></strong></span></p>

<p>Nisan ayında Katar ve Kuveyt’in petrol satmadığına işaret eden Özizmirli, bunun <em>Pakistan, Bangladeş, Sri Lanka ve Vietnam</em> gibi ülkelerde ciddi enerji krizlerine yol açtığını, sanayi üretiminin kısıldığını ve uzaktan çalışmaya geçildiğini söyledi. Avrupa’da da durumun kritik olduğunu belirten Özizmirli, <strong>Hollanda’da doğalgaz stoklarının %8’e </strong>düştüğünü, Fransa ve Almanya’nın kritik seviyelerde olduğunu, jet yakıtı stoklarının bir aylık kaldığını ve 20 bine yakın uçuşun iptal edildiğini aktardı.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">TÜRKİYE İÇİN FIRSAT PENCERESİ</span></span></strong></span></p>

<p>Bora Özizmirli, Türkiye’nin İran Savaşı’ndaki aklıselim tutumuna dikkat çekerek, <em><strong>“Hürmüz Boğazı kapalı kalırsa geriye Türkiye yolu kalıyor. Kalkınma Yolu’nun önemi artıyor”</strong></em> dedi. Kuzeyde Rusya-Ukrayna savaşı, güneyde ise ABD-İsrail kaynaklı sorunlar nedeniyle alternatif rotaların kapandığını belirten Özizmirli, bu durumun <strong>Türkiye’nin güvenli liman </strong>konumunu güçlendireceğini ve yeni ticaret yolları oluşturacağını kaydetti.</p>

<p>Uzun vadede İsrail’in bölgede yalnızlaştığını savunan Özizmirli, <em><strong>“Kısa vadede Amerika ve İsrail saldırıyor gibi gözükse de uzun vadede bu adımlar kendi halkına da zarar veriyor”</strong></em> yorumunu yaptı.</p>

<p>Özizmirli, Hürmüz Boğazı krizinin dünya için büyük risk taşıdığını ancak Türkiye açısından önemli bir fırsat yarattığını sözlerine ekledi.<br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=VvF2kLsJr-c"><strong><span style="color:#c0392b">BORA ÖZİZMİRLİ'NİN 6 DK.LIK AÇIKLAMASINI YOUTUBE'DA İZLEMEK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ:</span></strong></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 07 May 2026 02:28:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/bora-ozizmirli-on-planda-iran-var-oysa-arka-planda-kuresel-ekonomiler-hedefte-1778111844.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Cem Vakfı: Veli Ağbaba cemevimize çökmeye kalktı!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cem-vakfi-veli-agbaba-cemevimize-cokmeye-kalkti-3204</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cem-vakfi-veli-agbaba-cemevimize-cokmeye-kalkti-3204</guid>
                <description><![CDATA[Cem Vakfı tarafından Malatya’da Cemevi ve Kültür Merkezi  projesinde Veli Ağbaba’ya yönelik iddialar gündemi sarstı. Cemevi meselesinde açıklamalarla kriz daha da büyüdü.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatyakalitehaber sitesinden Kenan Kaya tarafından yapılan habere göre,&nbsp;Malatya’da Cem Vakfı tarafından yürütülen Cemevi ve Kültür Merkezi projesi, son dönemde özellikle CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba hakkında ortaya atılan iddialar ve karşılıklı sert açıklamalarla yeniden gündemin en sıcak başlıklarından biri haline geldi.</p>

<p>Projenin maddi sıkıntılar nedeniyle ilerleyememesi tartışmaları büyütürken, Cem Vakfı Malatya Şube Müdürü İzzettin Şahin’in yaptığı açıklamalar dikkat çekti. Şahin, projeye destek sürecinde yaşanıldığını iddia ettiği gelişmeleri detaylarıyla anlattı.</p>

<p>Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in isteği üzerine kendileri ile bir araya geldiklerini belirten Vakıf Müdürü İzzettin Şahin, “<strong><em>Maddi imkânsızlıklardan dolayı inşaat istediğimiz gibi gitmiyordu, Özgür Özel Adıyaman’a gelmişti, kendisi ile orada görüşüp destek istedik. Özgür Beyde, Veli beye dönerek, “</em></strong><em>Bu işi sen hallet istersen halledersin. Birçok işadamı ve belediyemiz var. Onlarda destek al. Bu inşaatı bitir abi. Hem açılışa da Kemal Kılıçtaroğlu’nu çağırın birlikte açalım</em><strong><em>” diyerek bize destek vermesini istedi. Veli Bey de ilgileneceğini gerekeni yapacağını söyledi. O görüşmede Sayın Ekrem İmamoğlu’da vardı ve kendisi de inşaata ciddi bir destek vereceğini söyledi. Ama ondan sonra gözaltına alındı ve tutuklandı. Fakat Veli Bey sözünü yerine getirmedi</em></strong>” ifadelerini de kullandı.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyakalitehaber.com/files/uploads/1777841427-f95cd.jpeg" /></p>

<p>Malatya Kalite Haber’e konu ile ilgili olarak özel açıklamalarda bulunan İzzettin Şahin, vekil Veli Ağbaba’nın inşaatın tamamlanması için destek sözü verdiğini, daha sonra yönetime adam koymak istediğini, hesapları kendi arkadaşlarının denetiminde olması gerektiğini söylediğini ileri sürerek, “<em><strong>Bu taleplerinin hepsini kabul ettik. Yönetime söylediği isimleri aldık, tüm hesapları kendilerine bıraktık, bu seferde farklı talepler ortaya attılar.&nbsp; Adeta yönetimi bizi yok saymaya çalıştılar. İnşaat bahanesi ile Cem Vakfına çökmeye çalıştılar</strong></em>” dedi.</p>

<p>Temel Atma töreninde Milletvekili Veli Ağbaba’nın demir ve beton desteğinde bulunduğunun da altını çizen Cem Vakfı Malatya Şube Müdürü İzzettin Şahin, Ağbaba hakkında çarpıcı iddialarını şöyle sürdürdü:</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyakalitehaber.com/files/uploads/1777841450-4f3f8.jpg" /></p>

<p>“İnşaatın tamamlanması için birçok siyasiden bize o kadar çok sözler verildi ki, bir milyona yaklaşmış nüfusu olan Malatya'nın 250 bin Alevi kardeşimiz ama Aleviler burada sahipsiz bırakılıyor. En önemli darbeyi de CHP Malatya milletvekili Veli Ağbaba'dan yedik. Kendisi de Alevi olan Veli Ağbaba buraya geldi, bizimle oturdu, sohbet etti. Cem evi ve kültür merkezi inşaatını bitireceğini söyledi. Ama bazı şartlar öne sürdü. Biz yönetim olarak Sayın Milletvekili Veli Ağbaba'nın söylediği bütün şartları kabul ettik. Size sunduğum belgelerle kendisi Cem Vakfı'na 6 tane yönetici konulmasını istedi. İnşaatı denetlemeleri, çalışmaları takip etmeleri için olduğunu söyledi. Alınan kararla ve genel merkezimizin onayıyla Veli Ağababa'nın gösterdiği altı arkadaşı yönetimimize aldık. Bu kez kalkıp, girdi- çıktılar, muhasebe işlerinin bütün defter incelemelerinin bu arkadaşlar tarafından idare edilmesini istedi. Biz bunu da kabul ettik. En son ise yıllardır buraya mücadele eden, hatta cebinden para harcayan müteahhit Bahattin Canbay'ın gönderilmesini istedi. Kendisi bir müteahhit getirecekmiş. İşte biz orada durun dedik ve bunu kabul etmedik.</p>

<p><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/1775308990-f975c.jpeg" style="height:540px; width:800px" /></p>

<p>Kendisine o zaman bizim müteahhit kalsın, yanına bir müteahhit daha getirin dedik. Bunu kabul etmedi. En son buranın bitmesi için Bahattin beyin isteği doğrultusunda, tamam Bahattin Bey'i gönderelim ama alacakları var, onu ne yapacağız dedik. Sessiz kaldılar. Bahattin Bey'i buradan gönderdiğimizde Bahattin Bey'in adı lekelenecekti. Buna müsaade etmedik. O günden beri Veli Ağababa buraya uğramıyor. Hatta aldığımız duyumlara göre bir yerlerde ‘ben orayı yapacaktım, istemediler, engel oldular’ diyormuş.”</p>

<p>Şahin ayrıca açıklamasının devamında çok daha sert ifadeler kullanarak şu sözleri dile getirdi:</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyakalitehaber.com/files/uploads/1777841507-0f579.jpeg" /></p>

<p>“Veli Ağbaba'nın ve arkadaşlarının neyi planladığını anlamadık, adeta buraya Cem Vakfı'na çökmeye çalıştılar. Reklam yapmak istiyorsa yapaydı ama burayı da bitireydi. Şimdi biz kime gitsek, hangi kapıyı çalsak, ‘sizin Veli Ağbabanız var. Neden size destek olmuyor’ diyorlar. Şimdi bütün bunları bırakalım, bize yapılan saygısızlığı unutmaya hazırız. Biz buranın bitmesini istiyoruz. Buranın bitmesi Malatya'nın yüz akı olacak. Veli Ağbaba'ya da sesleniyorum, diğer vekillere de sesleniyorum. Malatya'da Alevileri sahipsiz bırakmayın. Bu devasa, görkemli ve birçok anlamda vatandaşımıza hizmet edecek Cem Vakfı'na ait Cemevi ve kültür merkezinin bitmesini sağlayın. Sayın Sami Er'e de sesleniyorum. Asli görevi burayı yapmak. Çünkü Sayın Cumhurbaşkanımızın bu konuda talimatı var. Kültür evlerini, cemevlerini belediyeler gereken desteği verip ve yapmak zorundalar.”</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyakalitehaber.com/files/uploads/1777841534-e5c04.jpeg" /></p>

<p>Bu açıklamaların ardından Cem Vakfı Malatya Şube Başkanı ve Alevi dedesi Eşref Doğan da sürece ilişkin değerlendirmede bulundu:</p>

<p>“Ben çok konuşmak istemiyorum. Biz burayı öyle ya da böyle bitireceğiz. Ama buradan reklam yapanlara müsaade etmeyeceğim. İzzettin Bey'in söylediklerine katılıyorum. O dönemde benim arkadaşlarımı ezmeye, yok etmeye, yok görmeye çalıştılar. Ben de buna müsaade etmedim, etmeyeceğim. Kim olursa olsun, Cem Vakfı'nda ve bu inşaatta emeği geçen hiçbir arkadaşımı hor göremez, dışlayamaz, yok sayamaz. Bu milletvekili de olsa. ”</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyakalitehaber.com/files/uploads/1777841560-2bf3c.jpeg" /></p>

<p><strong>PROJENİN AMACI VE TEMEL ATMA SÜRECİ:</strong></p>

<p>Tüm bu tartışmaların odağında yer alan proje ise, aslında geniş kapsamlı bir sosyal ve kültürel merkez olarak planlanmıştı.</p>

<p>Cem Vakfı tarafından hayata geçirilmesi hedeflenen Cemevi ve Kültür Merkezi, Malatya’nın Cemal Gürsel Mahallesi’nde 6 bin 200 metrekarelik alan üzerinde inşa edilmek üzere projelendirilmişti.</p>

<p>Proje kapsamında bin kişilik cem ibadethanesi, 6 adet saz ve müzik eğitim sınıfı, derslikler, üniversite öğrencileri için etüt merkezleri, 40 kız öğrencilik yatılı yurt, 4 taziye evi, 2 mescit, aynı anda 10 cenazenin kaldırılabileceği merasim alanı, 600 kişilik taziye salonu ve 1500 kişilik yemekhane gibi çok sayıda sosyal alan yer alıyordu.</p>

<p>Cemevi ve Kültür Merkezi’nin temel atma töreni ise 2022 yılının Ekim ayında geniş katılımla gerçekleştirilmişti. Törene dönemin Malatya milletvekilleri, yerel yöneticiler, kanaat önderleri ve çok sayıda vatandaş katılmış; programda dualar okunmuş, kurban kesilmiş ve protokol üyeleri tarafından temel atma butonuna birlikte basılmıştı.</p>

<p>Törende yapılan konuşmalarda projenin Malatya’da birlik, beraberlik ve kültürel dayanışmaya katkı sunacağı vurgulanmıştı.</p>

<p>Ancak gelinen noktada proje hem maddi sıkıntılar hem de siyasi iddialar nedeniyle ilerleyemeyerek yeniden tartışmaların merkezine oturdu.</p>

<p><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/1774606046-84ecc.jpeg" style="height:514px; width:800px" /></p>

<p>İnşaatın müteahhitliğini üstlenen Bahattin Canbay ise yaptığı konuşmada, “<em><strong>Yeter ki bu inşaat biteydi ben gideydim. Arkadaşlarımın kabul etmemelerine rağmen vekil beyden gelen teklifi kabul ettim. Ancak inşaata cebimden harcadığım paralar var madem gideceğim onu verin dedim. Teklifi mi kabul etmediler. Veli beyin aramıza soktuğu kişilerin asıl amaçları neydi bilmiyorum, ama bu inşaatın bitmemesi için uğraştılar. Veli bey tarafından yönetime sokulan kişiler, bize çok kötü davrandı. Amaçları gerçekten inşaatı bitirmek olsaydı sürekli sorun çıkarmalardı.</strong></em>” ifadelerini kullandı.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 05 May 2026 13:59:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/cem-vakfi-veli-agbaba-cemevimize-cokmeye-kalkti-1777979775.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İsmet Abbasoğlu&#039;ndan Aleviliğin arınması çağrısı</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ismet-abbasoglundan-aleviligin-arinmasi-cagrisi-3203</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ismet-abbasoglundan-aleviligin-arinmasi-cagrisi-3203</guid>
                <description><![CDATA[Fransa’nın Bordeaux kentinde faaliyet gösteren Bordeaux Cemevi Başkanı ve Avrupa Alevi Düşünce Derneği Genel Başkanı İsmet Abbasoğlu, Aleviliğin son dönemde çeşitli kesimlerin hedefi haline geldiğini belirterek, inancın özünden uzaklaştırılmak istendiği uyarısında bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Fransa’nın Bordeaux kentinde faaliyet gösteren Bordeaux Cemevi Başkanı ve Avrupa Alevi Düşünce Derneği Genel Başkanı <strong>İsmet Abbasoğlu,</strong> Aleviliğin son dönemde çeşitli kesimlerin hedefi haline geldiğini belirterek, inancın özünden uzaklaştırılmak istendiği uyarısında bulundu.<br />
<br />
Abbasoğlu yaptığı yazılı açıklamada, Aleviliğin etnik, bölgesel, ulusal ve kimlik temelli farklı versiyonlarla yeniden dizayn edilmeye çalışıldığını ifade etti. Bu yapıların ortak amacının Aleviliğin inanç sistemini yok etmek olduğunu savunan Abbasoğlu, söz konusu organizasyonun arkasında Siyonizm’in olduğunu iddia etti.<br />
<br />
<strong>İsmet Abbasoğlu'nun yazılı açıklamasının yam metni şöyle:</strong><br />
<br />
<strong><span style="color:#2980b9">Aleviliğin Arınma Mücadelesi</span></strong><br />
<br />
Alevilik son dönemde birçok kişinin, ülkenin ve örgütün iştahını kabartmakta ve kendilerine göre Alevilik dizayn etmektedirler. Oluşturulan bu Alevilikler; etnik, bölgesel, ulusal ve kimliksel olarak çoğalmaya başlamıştır. Hepsinin ortak özelliği, Aleviliğin inanç sistemini yok etmektir. Bu organizasyonun arkasındaki karanlık güç Siyonizm’dir. Maalesef var olan kurumların çoğunluğu, Siyonizm’in oluşturduğu bu yapıların birer parçası hâline gelmiştir. Bu çok vahim bir durumdur. Bu durum, Siyonizm’in Alevilerin dönüşümü konusundaki başarısını göstermektedir. Aleviler ise bağlı oldukları kurumların bu teslimiyetlerinin farkında değiller. Alevileri temsil ettiğini söyleyen sözde başkanlar, siyasetin merkezinde kendilerine yer bularak menfaatlerini Aleviliği kullanarak gerçekleştirmektedirler. Aleviliği ticari bir meta olarak gören kurum başkanları da ayrı bir problemdir. Bu kadar çürümüşlüğün içindeki Alevilik, kendini arındırmalı ve özüne dönmelidir. Bunu yapabilmek için Alevilik, dernek kafesinden çıkartılarak ocaklara teslim edilmeli ve gerçek dedelerle yeniden yol bulmalıdır. Alevilerin inancının özünde İslam’ın ahlaki naifliği ve Allah’a bağlılığı vardır. Siyonizm’in istediği şey ise bunları Alevilerden koparmaktır. Yeni oluşturulan “Kürt Aleviliği” ile alisiz ve ateist Alevilik inşa etmek istemektedirler. Aleviler inançlı ve özüne bağlı bin yıldır bu yolda yürüyen, İslam’ın özü ve Türklerdir. Bir an önce kirlenmiş ve Aleviliğe zarar veren tüm unsurları içinden atmalı ve yeniden yapılanmalıdır.</p>

<p>İsmet Abbasoğlu<br />
Avrupa Alevi Düşünce Derneği Genel Başkanı<br />
Fransa Bordeaux Cemevi Başkanı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 05 May 2026 13:36:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/ismet-abbasoglundan-aleviligin-arinmasi-cagrisi-1777978471.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Konya&#039;da &quot;İstiklal Harbinde Mevleviler ve Bektaşiler&quot; konferansı yapıldı</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/konyada-istiklal-harbinde-mevleviler-ve-bektasiler-konferansi-yapildi-3202</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/konyada-istiklal-harbinde-mevleviler-ve-bektasiler-konferansi-yapildi-3202</guid>
                <description><![CDATA[Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) Konya Şubesi, kültürel etkinlikler takvimi kapsamında Karatay Belediyesi katkılarıyla ve Mevlana ve ailesinin Konya’ya geliş yıldönümü münasebetiyle düzenlenen, "İstiklal Harbinde Mevleviler ve Bektaşiler" başlıklı konferansa ev sahipliği yaptı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">TYB Konya Şubesi D. Mehmet Doğan Kütüphanesi’nde gerçekleştirilen programın düzenleyiciliğini Prof. Dr. Murat Ak üstlenirken, Necmettin Erbakan Üniversitesi Ahmet Keleşoğlu İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hülya Küçük konuşmacı olarak yer aldı. Programda Türk istiklalinin kazanılmasında tasavvuf ehlinin üstlendiği tarihi ve stratejik sorumluluklar detaylarıyla ele alındı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>TBMM BAŞKAN VEKİLLİĞİ VE TEMSİL MAKAMI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Meclis yapısındaki din adamı ağırlığına değinen Küçük, “Meclis kurulduğu zaman bu hareketi bir merkezden yönetmek için öncelikle din adamlarına veriyorlar mebusluğu. Bizim konumuz olan Abdülhalim Çelebi ve Ahmet Cemalettin Çelebi başkan vekili seçilecekler. Abdülhalim Çelebi çok yüksek bir oyla, 120 mebustan 91'inin oyuyla birinci başkan vekili seçilmiş. Bektaşi Çelebisi ise 30 oy almış. Ahmet Cemalettin Çelebi aslında hasta, yoğun bir cilt hastalığından mustarip ve evinden çıkamayacak durumda olmasına rağmen Alevileri onunla kontrol edecekleri için mecliste tutuluyor. Abdülhalim Çelebi ise TBMM’nin kuruluşunda ve açılışında çok aktif, isyanlarda hep aracı durumunda ve sürekli haberleşerek bilgi veriyor” dedi</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>YOKSULLUKLA İMTİHAN: "ALTIN ÇUVALLARI" EFSANESİNE KARŞI ACI GERÇEKLER</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Hülya Küçük, tarih yazımında sıkça karşılaşılan "dergahlardan çıkan altınlar" anlatısının gerçeği yansıtmadığını, belgelerin çok daha dramatik bir tablo çizdiğini ifade ediyor. Dergahların yardım etmek bir yana, devletin "muhtaçlar defterine" kayıtlı olduğunu hatırlatan Küçük, durumu "Mustafa Kemal ve arkadaşları Hacı Bektaş’ı ziyaret ettiğinde 'dergahta çuval çuval altınlar vardı, arabalara yükleyip gönderdiler' deniyor. Çuval çuval altın yoktu? Adamlar açlıktan ölüyor. Hacı Bektaş yakınlarındaki tuz madenindeki haklarını, 'tuz paylarını' bile en küçük oranına kadar istiyorlar; biriken ve verilmeyen eski haklarının peşine düşüyorlar. Kimsenin altın verecek hali de yok. Zaten Dünya Savaşı’ndan çıkılmış, insanlar kendilerini toparlayamıyor. Dergahlardan asıl istenen maddi yardım değil, askeri destek için 'insan kaynağı' idi."sözleriyle anlattı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>MİLLİ MÜCADELE’DE KADINLARIN VE DERGAHLARIN MADDİ DAYANIŞMASI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">İstiklal Harbi yıllarında Mevlevi dergahlarının, Bektaşi tekkelerine oranla maddi açıdan biraz daha imkan sahibi olduğunu belirten Prof. Dr. Hülya Küçük konuya ilişkin şunları söyledi: “Daha sonraki yıllarda, Kastamonu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Kadınlar Kolu Katibesi Saime Ayoğlu’nun bir gazete röportajındaki ifadeleri oldukça dikkat çekicidir. Ayoğlu, cemiyet reisi Zekiye Hanım hakkında konuşurken, onun bir şey bildiği için değil, ‘forsundan ve parasından’ faydalanmak için reis yapıldığını bizzat ifade etmiştir. ‘Şeyh hanımı olduğu için biz onun forsundan ve maddi yardımından faydalanıyorduk’ diyerek durumu açıklar. Buradan anlıyoruz ki, Mevlevi dergahları o dönemde Bektaşi dergahları kadar fakir değildi ve Milli Mücadele’ye maddi yönden de ciddi desteklerde bulunabiliyorlardı. Bunlar, Mevleviliğin alt planında devam eden ve mücadelenin finansmanına katkı sunan önemli çalışmalardır.”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.konyaolay.com/images/files/2026/05/69f8992a1e310.jpeg" /></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İSTANBUL VE ANADOLU ARASINDAKİ MÜCADELE: VELET ÇELEBİ’NİN ROLÜ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Velet Çelebi’nin Milli Mücadele dönemindeki faaliyetlerini ve Ankara’ya geçiş sürecini değerlendiren Küçük, “Abdülhalim Çelebi ile bir bakıma yarış içinde olan Velet Çelebi’nin durumu oldukça şaşırtıcıdır. Mücadele 1919’da başlamış olmasına rağmen, o 1921 gibi geç bir tarihte İstanbul’dan Anadolu’ya geçmiştir. İstanbul’dayken eliniz kolunuz bağlıdır, asıl mücadele Anadolu’dadır. Ankara’da ona bir yer veriliyor ancak kendisi doğrudan savaşla değil, daha çok Türk dili üzerine çalışmalarla ilgileniyor. Meclis’teki özgeçmişinde de kendisini Türk dili uzmanı olarak tanımlıyor. Daha sonra Türkiye devletleşme sürecine girdiğinde, Türkçe ile ilgili kurulan komisyonlarda görev alacaktır. Bazıları onun görevinin ilmiye sınıfı gereği bu olduğunu savunabilir; ancak aynı sınıftan olan Bektaşi Sami Rıfat, hem dil çalışmalarında ön plandayken hem de insanları savaşa yönlendirmek için mitinglerde ateşli konuşmalar yapmıştır. Velet Çelebi ise daha çok akademik ve kültürel bir çizgide kalmayı tercih etmiştir” şeklinde konuştu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İSTANBUL BEKTAŞİLERİ, HÜRRİYET VE İTİLAF TARAFTARLIĞI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Milli Mücadele karşıtı faaliyetler içinde yer alan bazı gruplara dikkat çeken Küçük, “İstanbul merkezli Bektaşiler arasında durum biraz farklıydı. Bazıları Hürriyet ve İtilaf Fırkası taraftarıydı. Kiraz Hamdi gibi isimler tarafından kurulan 'Tarikat-ı Salahiye' gibi yapılar, Milli Mücadele aleyhine çok farklı bir tutum içindeydiler. Hatta bu grubun içindeki bazı isimler, savaşın sonunda vatan hainliği gerekçesiyle '150’likler' listesine girerek sınır dışı edildiler. Tabii Mevleviler arasında da 150’likler listesine girenler vardır ancak Bektaşi kaynaklarına, özellikle Fahrettin Erdoğan veya Hüsamettin Ertürk’ün anılarına bu konularda ihtiyatla yaklaşmak gerekir. Zira bu eserlerde bilgilerin büyük bir bölümünün çarpıtıldığını ve tarafgir bir dille yazıldığını görmekteyiz.” diyerek konuşmasını sürdürdü.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Programın sonunda Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ali Temizel tarafından, Prof. Dr. Hülya Küçük’e değerli sunumu ve katkıları anısına Katılım Beratı takdim edildi. Etkinlik, toplu hatıra fotoğrafı çekimi ile sona erdi.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 05 May 2026 13:10:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/konyada-istiklal-harbinde-mevleviler-ve-bektasiler-konferansi-yapildi-1777976326.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bakan Tekin açıkladı: Ara tatil kalkıyor mu?</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bakan-tekin-acikladi-ara-tatil-kalkiyor-mu-3200</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bakan-tekin-acikladi-ara-tatil-kalkiyor-mu-3200</guid>
                <description><![CDATA[Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, okullarda ara tatillere ilişkin yeni bir açıklamada yaptı. Ara tatilin yeni eğitim yılında kaldırılabileceğini söyleyen Tekin, "Eylül ayındaki başlangıcı biraz daha geç, haziran ayındakini biraz daha erkene almış olacağız" dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Milli Eğitim Bakanı&nbsp;Yusuf Tekin'den&nbsp;ara tatil&nbsp;açıklaması geldi. Tekin, ara tatilin yaz tatiline eklenmesinin gündemde olduğunu belirterek, "<strong><em>Eylül ayındaki başlangıcı biraz daha geç, haziran ayındakini biraz daha erkene almış olacağız.</em></strong>" ifadelerini kullandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>"HAZİRAN AYINDAKİNİ BİRAZ DAHA ERKENE ALMIŞ OLACAĞIZ"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Tekin, "<strong><em>Ara tatilleri kaldırdığımızda çocuklarımızın&nbsp;eğitim öğretim&nbsp;hayatı iki hafta uzamayacak.</em></strong>" ifadesini kullandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">"<em><strong>Eylül ayındaki başlangıcı biraz daha geç, haziran ayındakini biraz daha erkene almış olacağız.</strong></em>" diyen Bakan Tekin, "<strong><em>Böylece öğrencilerimiz daha uzun tatil yapmış olacaklar.</em></strong>" şeklinde konuştu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>OKULLARDA EK GÜVENLİK ÖNLEMİ ALINACAK</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, 2026-2027 Eğitim Öğretim Yılı başında bir dizi yeni tedbirin daha hayata geçirileceğini de söyledi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kahramanmaraş'taki okul saldırısının ardından okul güvenliğine dair alınan tedbirlere yenileri eklenecek.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İçişleri Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı'nın okul saldırıları ile ilgili soruşturma sürecine dahil olduğunu anlatan Bakan Tekin, şu açıklamaları yaptı:</span></p>

<p><span style="color:#000000">"- Kamuoyunda çok konuşulan sebepler; çocukların sosyal medya, oyun siteleri vesaire üzerinden yönlendirilmesi. Onlar tamam ama sonuçta bu işin fitilini ateşleyen bir mekanizma var. Yani bir şey var orada. Onun bütün boyutlarıyla ortaya çıkması lazım.</span></p>

<p><span style="color:#000000">- Bu hem kriminal bir durum olduğu için, eğer böyle bir suç işleyen birisi varsa suçun cezalandırılması açısından, adalet açısından gerekli hem de bizim bundan sonra almayı planladığımız tedbirlerle ilgili olarak bizim için önemli bir referans kaynağı olacak, ona odaklanmamız gerekecek.</span></p>

<p><span style="color:#000000">- O yüzden hem&nbsp;Milli Eğitim Bakanlığı&nbsp;Teftiş Kurulu Başkanlığı hem İçişleri Bakanlığı Mülkiye Teftiş Kurulu ortaklaşa bu süreci derinlemesine araştırıyorlar. Sürekli biz de bu konuda hassas olmaları gerektiği hususunda kendileriyle konuşuyoruz. Benim için önemli o kısım."</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bakan Tekin, okullarda kolluk kuvvetlerinin görevlendirilmesinin ise geçici bir tedbir olduğunu belirtti, "Kalıcı bir çözüm değil." dedi.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 02 May 2026 13:25:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/bakan-tekin-acikladi-ara-tatil-kalkiyor-mu-1777717877.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türkiye’de son 38 yılın yağış rekoru</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/turkiyede-son-38-yilin-yagis-rekoru-3199</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/turkiyede-son-38-yilin-yagis-rekoru-3199</guid>
                <description><![CDATA[Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından paylaşılan bilgilere göre Türkiye'de, 1 Ekim ile 31 Mart arasındaki tarım sezonunda yağışlar, uzun yıllar ortalamasına göre yüzde 25, geçen yıla göre yüzde 87 arttı. Türkiye geneli yağışlar son 38 yılın en yüksek seviyesinde kayıtlara geçti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün paylaştığı bilgilere göre, Türkiye'de uzun yıllar su/tarım yılı ekim-mart yağışları (1991-2020) 374,3 milimetre ölçüldü. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Yağışlar, geçen yılın aynı döneminde 250,2, bu yıl aynı dönemde ise ortalama 468,8 milimetre olarak kayıtlara geçti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu dönemde yağışlar uzun yıllar ortalamasına göre yüzde 25, geçen yıla göre yüzde 87 arttı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>SON 38 YILIN REKORU</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye geneli yağışlar son 38 yılın en yüksek seviyesinde kayıtlara geçti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Yağışlar Kastamonu, Gümüşhane, Bayburt ve Artvin çevrelerinde yer yer normaline göre yüzde 20'nin üzerinde azalırken, İzmir, Balıkesir, Antalya, Mersin, Adana, Diyarbakır, Siirt, Şırnak, Van ve Hakkari çevrelerinde yüzde 60'ın üzerinde arttı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yağışlar tüm bölgelerde normalin ve geçen yıl yağışlarının üzerinde gerçekleşirken, en fazla artış yüzde 39 ile Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yaşandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İLLERE GÖRE YAĞIŞ ORANLARI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Ege ve İç Anadolu bölgelerinde yağışlar son 11 yılın en yüksek seviyesinde kaydedildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İl genelinde ise en fazla yağış 904,5 milimetre ile Antalya’da gerçekleşti, sezon normaline göre en fazla artış yüzde 74 ile Şırnak'ta kayıtlara geçti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Su/tarım yılı yağışlarında en az yağış alan il 199,5 milimetre ile Iğdır, normaline göre en fazla azalış gösteren il ise yüzde 17 ile Rize oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">2026 su/tarım yılı yağışlarında Ordu'da son 58, Ağrı'da son 38, Düzce'de ve Zonguldak'ta son 31, İzmir ve Manisa'da son 27 yılın en yüksek seviyesi kayıtlara geçti.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 02 May 2026 13:19:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/turkiyede-son-38-yilin-yagis-rekoru-1777717485.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Alevi-Bektaşi Güçbirliği Platformu’ndan Destici’ye ziyaret</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-bektasi-gucbirligi-platformundan-desticiye-ziyaret-3195</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-bektasi-gucbirligi-platformundan-desticiye-ziyaret-3195</guid>
                <description><![CDATA[Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, Alevi-Bektaşi Güçbirliği Platformu temsilcilerini kabul etti. Ali Rıza Özdemir başkanlığındaki heyet, hazırladıkları Alevi Raporunu Destici’ye sundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>HABER MERKEZİ / ANKARA</strong> – Alevi-Bektaşi toplumunun taleplerini siyasetin merkezine taşımayı hedefleyen <strong>Alevi-Bektaşi Güçbirliği Platformu</strong>, siyasi parti ziyaretleri kapsamında Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Merkezi’ni ziyaret etti.</p>

<p>Platform Başkanı Ali Rıza Özdemir başkanlığındaki heyet, görüşmede Alevi toplumunun beklentilerini içeren kapsamlı raporu sundu.</p>

<p><strong>BİR SAATLİK KRİTİK ZİRVE </strong></p>

<p><strong>Başkan Ali Rıza Özdemir</strong> ve beraberindeki platform temsilcileri, BBP lideri Mustafa Destici ile yaklaşık bir saat süren verimli bir görüşme gerçekleştirdi.</p>

<p>Görüşmenin ana gündem maddesini, platform tarafından hazırlanan ve Alevilik politikalarına dair somut öneriler içeren rapor oluşturdu.</p>

<p><strong>ANAYASAL VATANDAŞLIK VURGUSU</strong></p>

<p><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/PLATFORM.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></p>

<p>Görüşmenin en dikkat çekici noktalarından biri, vatandaşlık tanımına yaklaşım oldu. Bilgilendirme toplantısında, son günlerde gündeme getirilen ve şüpheyle yaklaşılan eşit vatandaşlık algısı yerine “<strong>anayasal vatandaşlık</strong>” kavramının ön plana çıkarılması gerektiği vurgulandı.</p>

<p>Raporda yer alan tüm hususlar bu vizyon çerçevesinde Genel Başkan Destici’ye aktarılırken, taleplerin Türkiye’nin milli birliğini sarsan değil, tam tersine bu birliği tahkim eden, yapıcı ve hukuki talepler olduğu ifade edildi.</p>

<p><strong>DESTİCİ: "RAPORU SEÇİM BEYANNAMEMİZDE DEĞERLENDİRECEĞİZ" </strong></p>

<p>Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, Alevi-Bektaşi toplumunun Türk milletinin asli ve büyük bir parçası olduğunu hatırlattı. Sunulan taleplerin değerlendirileceğini belirten Destici, çözüm yolunda diyaloğun önemine değindi.</p>

<p>Toplantıda ayrıca BBP Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Durmuş Boztuğ da hazır bulunarak raporun detayları üzerine heyetle teknik değerlendirmelerde bulundu.</p>

<p><strong>SİYASİ TEMASLAR GENİŞLEYEREK SÜRECEK </strong></p>

<p>Başkan Ali Rıza Özdemir, görüşmenin ardından yaptığı değerlendirmede temel amaçlarının tüm siyasi partilerin Alevilik politikalarını bilimsel ve toplumsal veriler ışığında inşa etmek olduğunu vurguladı. Özdemir, şu açıklamada bulundu:</p>

<p>“<strong><em>Alevi Raporu'muzdaki önerilerin hayata geçmesi için siyasi partiler, inanç önderleri, kanaat önderleri ve konuya katkı sunabilecek tüm kurumlarla görüşmeye devam edeceğiz. Ortak bir konsorsiyum ve milli bir mutabakat oluşana dek bu bilgilendirme ziyaretlerimizi kararlılıkla sürdüreceğiz.</em></strong>”</p>

<p>Platform üyelerinin sürece sunduğu katkılardan dolayı teşekkürlerini ileten Özdemir, diyalog kanalının açık kalmasının önemine dikkat çekti.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 09:48:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/alevi-bektasi-gucbirligi-platformundan-desticiye-ziyaret-1777532934.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Adana Tahtacıları Kültür Derneği genel kurulunu yaptı</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/adana-tahtacilari-kultur-dernegi-genel-kurulunu-yapti-3194</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/adana-tahtacilari-kultur-dernegi-genel-kurulunu-yapti-3194</guid>
                <description><![CDATA[Tahtacı örgütlenmesinin Adana’daki ayağı Adana Tahtacıları Derneği genel kurulda güç tazeledi: Hüseyin Şapkalı yeniden başkan.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / ADANA</strong> – Tahtacı kültürünün yaşatılması ve bu kadim mirasın kurumsal bir yapıyla geleceğe taşınması hedefiyle çalışmalarını sürdüren <strong>Adana Tahtacıları Kültür Derneği</strong>, 2. Olağan Genel Kurulu’nu gerçekleştirdi. Birliğin ve dayanışmanın ön plana çıktığı kongre, Tahtacı toplumunun üst düzey temsiline sahne oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>DİVAN BAŞKANLIĞINI GENEL BAŞKAN YOLCU BİLGİNÇ ÜSTLENDİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/tahtac%C4%B11.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Genel kurulun en dikkat çeken detayı, <strong>Tahtacı Kültür Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Yolcu Bilginç</strong>’in bizzat katılımı oldu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Kongrede Divan Başkanlığı görevini üstlenen Bilginç, sürecin demokratik ve kültürel değerlere uygun bir şekilde yürütülmesine rehberlik etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>RIZALIK USULÜYLE TAM MUTABAKAT</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Seçimlerde Tahtacı geleneğinin en önemli unsurlarından biri olan <strong>“rızalık”</strong> yöntemi esas alındı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Genel Kurul’da alınan tüm kararlar oybirliğiyle geçerken, rızalık esasıyla hazırlanan tek liste delegelerin tamamının desteğini aldı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Mevcut başkan <strong>Hüseyin Şapkalı</strong> ve yönetim kurulu, üyelerin güvenini tazeleyerek 3 yıllığına yeniden göreve seçildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ADANA’DA KÜLTÜR VE AKADEMİ ZİYARETLERİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/Tahtac%C4%B12.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Genel kurulun ardından Genel Başkan Yolcu Bilginç ve Adana Dernek Başkanı Hüseyin Şapkalı, Adana’da bir dizi resmi temas gerçekleştirdi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Heyet, dünyanın en büyük müze komplekslerinden biri olan <strong>Adana Müzesi</strong>’nde, <strong>İl Kültür ve Turizm Müdürü Emre Duru</strong>’yu makamında ziyaret ederek bölgedeki kültürel faaliyetler üzerine görüş alışverişinde bulundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ziyaret sırasında, orada bulunan <strong>Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Adnan Sözen</strong> ile de Tahtacı kültürünün akademik ve kültürel boyutu üzerine değerlendirme yapıldı. </span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>TOROSLAR'DAN TÜM TÜRKİYE'YE SELAM</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Dernekten yapılan açıklamada, Adana’nın Tahtacı kimliğinin "<strong><em>ana yurdu</em></strong>" olduğu hatırlatılarak şu ifadelere yer verildi:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><em>"<strong>Ecdadımızın at sırtında Toroslar'ı aşarak Ege'den Marmara'ya uzattığı bu kadim yolun savunucularıyız. Mesafeler bizim için engel değil; Tahtacı örgütlülüğü her geçen gün daha da büyüyor. Bu kültüre gönül veren herkese selam olsun.</strong>"</em></span></p>

<p><span style="color:#000000">Yeni dönemde Hüseyin Şapkalı ve ekibine başarı dileklerinin iletildiği kongre, hatıra fotoğraflarının çekilmesiyle sona erdi.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 23:59:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/adana-tahtacilari-kultur-dernegi-genel-kurulunu-yapti-1777410969.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Horasan Erenleri’nden Çankaya Köşkü’ne ziyaret</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/horasan-erenlerinden-cankaya-koskune-ziyaret-3193</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/horasan-erenlerinden-cankaya-koskune-ziyaret-3193</guid>
                <description><![CDATA[Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Erdem Cömert, Cumhurbaşkanlığı Sosyal ve Gençlik Politikaları Kurulu Üyesi ve Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı Kurucu Başkanı Dr. Ali Arif Özzeybek ile Çankaya Köşkü’nde bir araya geldi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / ANKARA –</strong> Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Erdem Cömert, Cumhurbaşkanlığı Sosyal ve Gençlik Politikaları Kurulu Üyesi ve Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı Kurucu Başkanı Dr. Ali Arif Özzeybek ile Çankaya Köşkü’nde bir araya geldi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>STRATEJİK GÖRÜŞ ALIŞVERİŞİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Genel Başkan Erdem Cömert’in göreve gelmesi vesilesiyle gerçekleşen ziyarette, Hacıbektaş Horasan Erenleri Dergahı Cemevi’nin açılış süreci ve sonrasındaki işlevselliği üzerine kapsamlı bir görüşme yapıldı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Oldukça samimi bir atmosferde geçen buluşmada, merkezin toplumsal ve kültürel hayata sunacağı katkılar üzerine stratejik değerlendirmelerde bulunuldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>DOĞRUDAN DİYALOG VURGUSU</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Görüşme sırasında, Alevi-Bektaşi örgütlerinin sorunlarını iletebilecekleri kurumsal muhatap bulma noktasında gelinen aşama ele alındı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Cumhurbaşkanlığı düzeyinde kurulan sık temasların ve çözüm odaklı yaklaşımın, sahadaki taleplerin doğrudan iletilmesi açısından önemli bir mekanizma olduğu gözlemlendi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>BİRLİĞİMİZ DAİM OLSUN MESAJI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Ziyaretin ardından sosyal medya hesabından bir paylaşım yapan Dr. Ali Arif Özzeybek, şu ifadeleri kullandı: “<em><strong>Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Sayın Erdem Cömert’i Çankaya Köşkü’nde misafir ettik. Sayın Cömert’e nazik ziyaretleri için teşekkür eder; yeni görevinde başarılar dilerim. Birliğimiz daim olsun.</strong></em>”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>TEŞEKKÜR VE İŞ BİRLİĞİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Federasyon Genel Başkanı Erdem Cömert ise Dr. Ali Arif Özzeybek’e nazik daveti, Çankaya Köşkü’ndeki misafirperverliği ve hoşsohbeti için teşekkürlerini sundu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Görüşmede, kültürel mirasın korunması ve kurumsal iş birliğinin güçlendirilmesi konusundaki kararlılık bir kez daha teyit edildi.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 23:12:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/horasan-erenleri-dernekler-federasyonundan-cankaya-koskune-ziyaret-1777407589.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı çalışıyor!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-bektasi-kultur-ve-cemevi-baskanligi-calisiyor-3192</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-bektasi-kultur-ve-cemevi-baskanligi-calisiyor-3192</guid>
                <description><![CDATA[Sabah gazetesinden Murathan Yıldırım, "Cemevleri 4 yılda ihya edildi" başlığı ile, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı'nın çalışmalarını gündeme taşıdı. Haberde verilen bilgilere göre, cemevlerinin yarısından biraz fazlasının elektrik giderlerinin karşılandığı görülüyor. Deprem bölgesinde de 117 cemevinin bakım ve onarım işleri tamamlanmış. İşte o haber:]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">2022 yılında devlet eliyle kurulan Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, toplum içerisinde birlik-beraberliği pekiştiren önemli adımlar atmaya devam ediyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Halihazırda devlet eliyle elektrik faturası karşılanan cemevi sayısı 1115'e ulaştı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi toplumuna yönelik tarihin en büyük yatırım, bakım-onarım ve ihya çalışmaları da son 4 yılda gerçekleşti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Başkanlık eliyle son 4 yılda toplam 897 cemevinin bakım-onarım ve tefrişatının tamamlandığı öğrenildi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu cemevlerinin 117'si&nbsp;deprem&nbsp;bölgesinde yer alıyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Halihazırda 311 cemevindeki ihya süreci de titizlikle devam ediyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Başkanlık, cemevlerinde kütüphane birimleri kurulmak üzere 27 bin bin kitap temin ederek, dağıtımına başladı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Kurum dergisi olan NİYAZ'ın ilk sayısı ise geçen sene yayımlandı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ayrıca 2025 yılında 3 büyük sempozyum ve 81 ilden gelen binlerce misafirle 'Balım Sultan Sohbetleri' düzenlendi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bağlama kursu ve semah eğitimi faaliyetleri de başkanlıkta başlatıldı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi toplumunun inanç ve kanaat önderleriyle sık sık buluşmalar da düzenlenerek talep ve beklentiler not ediliyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>MURATHAN YILDIRIM / SABAH</strong></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 21:53:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/alevi-bektasi-kultur-ve-cemevi-baskanligi-calisiyor-1777403393.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ali Aktaş yazdı: Alevilere yönelik kin, nefret ve ayrıştırıcı dil</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ali-aktas-yazdi-alevilere-yonelik-kin-nefret-ve-ayristirici-dil-3191</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ali-aktas-yazdi-alevilere-yonelik-kin-nefret-ve-ayristirici-dil-3191</guid>
                <description><![CDATA[Sosyolog Ali Aktaş, Cumhuriyet gazetesi yazarı Mine G. Kırıkkanat’ın kendi sosyal medya hesabında paylaştığı eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu hedef alan “kripto kılıç artığı” ifadeleri üzerinden Alevilere yönelik kin, nefret ve ayrıştırıcı dil kullanımını masaya yatırdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Mine Kırıkkanat konu ile ilgili olarak hesabından “<strong><em>Sosyal medya platformu X’te yaptığım yanlış bir paylaşım, önce şahsıma, ardından Türkiye Cumhuriyeti’nin en değerli belleği, ilkelerinin temsilcisi gazetemiz Cumhuriyet’e haksız ve çirkin saldırılara yol açtı; ölçüsüz, vicdansız bir lince dönüştü. Tümüyle beni bağlayan ve hata yaptığımı ne yazık ki geç anladığım, Andımız’ın kaldırılmasına dolaylı onay verdiğine ilişkin iddialar üzerine eleştirmek istediğim </em><em>Kemal Kılıçdaroğlu</em><em>’nun soyadına gönderme yaptığım “</em><em>kılıç artığı”</em><em> söyleminin tarihteki katliamlarla ilgisini bilmiyordum. Hiçbir insan, en bilgelerimiz bile her şeyi bilemez. Bilenler uyarınca gönderiyi sildim ve özür diledim.</em></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Alevilik, Türk toplum yapısında en saygı duyduğum inanç ve kültür katmanıdır. Dahası, en yakın akrabalarım Alevidir. Alevilerin tarihi ve uğradıkları zulme ilişkin sayısız makalem, yazı dizim, hatta kitabım var. Okurlarım, benim mezhepçilik yapmayacağımı, herhangi bir siyasetçiyi mezhebi üzerinden eleştirmeyeceğimi bilir. Buna rağmen yanlış kanı uyandırdığım okurum varsa onlardan zor durumda bıraktığım Cumhuriyet yoldaşlarımdan tekrar özür dilerim</strong>”</em> biçiminde özür dileyerek, eleştirildiği yazıyı silse de nafile...</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>TEHLİKENİN FARKINDA MIYIZ?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Son zamanlarda, ne yazık ki alışık olduğumuz bir tablo yeniden karşımızda: Alevilere yönelik kin, nefret ve ayrıştırıcı dil kullanımı… </span></p>

<p><span style="color:#000000">Toplumu bir arada tutması gereken şahsiyetler, kimi zaman en derin yaraları açabilecek kişiliklere dönüşmektedir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Birleştirmek yerine ayrıştırmaya yönelik kullanılan söz; yani bir fikir, hakikati aramak yerine öfkeyi büyütüyorsa, yalnızca bir kişiye değil, bir inanca, bir toplumsal hafızaya da zarar veriyorsa tehlike büyüktür. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bundan dolayı yazarlar, akademisyenler, gazeteciler, siyasetçiler ve sanatçılar vb. gibi toplumun göz önünde olan kişileri söylediklerine, yazdıklarına çok daha dikkat etmelidirler. Ancak son zamanlarda bu kesim içinde yer alanların Alevilere karşı daha özensiz, daha dikkatsiz ve yaralayıcı olmaya başladıkları görülmektedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ÖTEKİLEŞTİRMEYİ MÜBAH GÖRMEK</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Mine Kırıkkanat’ın, ana muhalefet partisinin eski liderine yönelik kullandığı “<em><strong>Kılıç-artığı</strong></em>” ifadesi, basit bir dil sürçmesi veya kişisel bir husumet değil bir topluluğun tarihsel acılarını hedef alarak; bu toprakların kadim kimliklerine karşı beslenen yani Alevi toplumuna yönelik tarihsel nefretin/zihniyetin dışa vurumudur. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye’nin siyasal iklimine uzun süredir yerleşen ve “<em><strong>çağdaşlık</strong></em>” iddiasını toplumu homojenleştirme refleksiyle birleştiren çapsız anlayış, kimi zaman gazetecilik etik değerlerini, kimi zaman da siyasi etik değerlerini hiçe sayan bir dejenerasyon ile birlikte pazarlanmaktadır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Kısaca bu tür söylemler, toplumsal hakikati arama çabasından koparıp, kendi siyasal dogmalarını koruma pahasına her türlü ötekileştirmeyi mubah gören bir “<em><strong>yandaşlık</strong></em><em>”</em> biçimine dönüştürmektedir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Buradaki yandaşlık, yalnızca iktidara veya herhangi bir siyasi oluşuma eklemlenmekle sınırlı değildir; kendi ideolojik döngüsüne hapsolmuş, toplumun çoğulcu yapısını bir “<em><strong>tehdit</strong></em>” olarak kodlayan kalıplaşan bir zihniyetin yandaşlığıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>NEFRET DİLİNİN YARATTIĞI BİLGİ KİRLİLİĞİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu zihniyet, insana ait değerleri toplumsal bir barış anlayışından uzaklaşarak, kimi zaman sekülerizmi, kimi zamanda kendi dinsel kalıplarını ve ön yargılarını bir dinî dogma gibi kurgulayarak, bu tanımın dışındaki her türlü etnik ve inançsal kimliği “<em><strong>habis bir ur</strong></em>” gibi görme eğilimindedir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Kürtleri, Alevileri, Romanları, Karadenizlileri ve Gayrimüslimleri açıkçası <em><strong>kendisine benzemeyen unsurları/kendisinden olmayanları</strong></em> bu coğrafyanın kurucu zenginliği olarak benimsemek yerine, mücadele edilmesi gereken “<em><strong>zararlı unsurlar/olanlar</strong></em>”&nbsp;olarak tanımlayan yaklaşım, modern Türkiye’nin demokratikleşme sancılarının asıl kaynağıdır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Söz konusu “<strong><em>Kılıç-artığı</em></strong>” nitelemesi, hiç şüphesiz doğrudan Alevi kimliğine ve bu kimliğin temsil ettiği tarihsel derinliğe yönelik bir tasfiye arzusunu içinde barındırmaktadır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu durum, akademisyeninden siyasetçisine, gazetecisinden inanç temsilcilerine kadar geniş bir entelektüel kitlenin, rasyonel siyaset üretmek yerine kitleleri nefretle konsolide etme çabasını ve içine düştükleri vizyoner çapsızlığı açıkça teşhir etmektedir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Yani kullanılan bu nefret dili, yalnızca bireyleri değil, bu coğrafyanın bir arada yaşama iradesini hedef alan bir bilgi kirliliğine de hizmet etmektedir. Kendini “<em><strong>aydın</strong></em>” olarak tanımlayan ancak ırkçılığın soft/yumuşak bir tarzının arkasına saklanarak saldıran bu aktörler, hitap ettikleri dar çevrenin onayını alabilmek adına her türlü çirkefliğin içerisine yatmaktan imtina etmemektedirler. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ezberlenmiş bir retorikten beslenen siyasi terminolojiyi bir silah gibi kullanan bu yapı, toplumsal barışı tesis edecek demokratik bir dil yerine, içselleştirdikleri arkaik korkuları “<em><strong>entelektüellik</strong></em>” veya “<em><strong>dindarlık</strong></em>” kılıfıyla pazarlamaktadırlar. </span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>BİZ KILIÇ ARTIĞI DEĞİLİZ!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Sözün özü bilinmelidir ki biz Kızılbaş/Aleviler ne birilerinin “<strong><em>oy deposuyuz</em></strong>” ne de bir başkasının “<strong><em>stratejik ortağız</em></strong>”; biz, 72 millete bir nazarla bakan, adaleti vicdanlarda arayan bir toplumuz. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Biz Kızılbaş/Aleviler; hür irademizle, inancımızla, kadim kültürümüzle ve bitmek bilmeyen insanlık sevdamızla bu topraklarda var olmaya devam edeceğiz. Kimsenin çizdiği sınırlara sığmayacak kadar geniş, kimsenin kılıcıyla yok edilemeyecek kadar köklüyüz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kısaca<em><strong> Kılıç artığı değiliz</strong></em>, bizler, tarihin karanlık dehlizlerinden süzülüp gelen ama asla o karanlığın içinde kaybolmayan bir inancın mirasçılarıyız. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bize “<strong><em>kılıç artığı</em></strong>” diyerek mağduriyet üzerinden bir kimlik biçmeye çalışanlar, ne tarihimizi ne de gönül köprülerimizi anlayabilirler. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Biz bir yıkımın kalıntısı değiliz; kökü adalete, dalı insana, meyvesi sevgiye uzanan devasa bir çınarın kendisiyiz. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bizim yolumuz; sazın tellerinde yankılanan hakikatız, <strong><em>Semah</em></strong>ın dönüşündeki evrensel nizamın ve “<em><strong>incinsen de incitme</strong></em>” diyen <strong><em>Hünkar</em></strong>’ın nefesiyiz. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Biz, nefretin ve şiddetin çölünde değiliz, iyilik ve güzellik deryasının serin sularıyız. Bu derya ne kurur ne de kirlenir; çünkü kaynağımız insan sevgisi, suyumuzu ise bin yıllık bir irfandan alırız.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu nedenle bize karşı kullanılan “<em><strong>Kılıç artı</strong></em><em><strong>ğ</strong></em><em><strong>ı</strong></em>” sözü bir dil sürçmesi değildir; tarih boyunca biriktirilen, kuşaktan kuşağa aktarılan kin, nefret ve düşmanlığın kontrol dışı dışa vurumudur. </span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Kılıç artığ</strong></em><em><strong>ı</strong></em>” masum bir söz değildir ve katliamlardan sağ kalanlar için söylenir. Özellikle de Aleviler ve Ermeniler için kullanılmaktadır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu söz, Kılıçdaroğlu’nu hedef alırken onun kimliği üzerinden milyonları aşağılamaktadır. Yakın tarihimize baktığımızda; Maraş, Çorum, Madımak… bu katliamlar kendiliğinden oluşmaz. Bunlar yıllarca beslenen gizli nefretin sonucu ortaya çıkmaktadır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Kısaca Mine Kırıkkanat bir <em><strong>istisna</strong></em> değil, <em><strong>sonuç</strong></em>tur. Ve bu tür çıkışlar toplumsal bütünleşmeye değil; tam aksine, toplumun farklı katmanları arasına aşılması güç duvarlar örmeye ve toplumsal dejenerasyonu derinleştirmeye yönelik dezenformasyonlardır.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>NEFRET DİLİ SİYASAL ÇAPSIZLIĞIN SONUCUDUR</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em>Sonuç olarak</em>, Türkiye’nin demokratik geleceği, bu tür fosilleşmiş ve nefret dili ifadeleri sunanların entelektüel anlamda tasfiye edilmesi gerekmektedir. Kendi siyasal/inançsal/etnik kimliğini evrensel insan hakları ve demokratik değerlerin üzerinde tutan bu dar kadrocu zihniyetlerin, günümüz toplumsal gerçekliğiyle bağı bulunmamaktadır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugün “<em><strong>Kılıç-artığı</strong></em>” gibi ifadelerle gündeme sokulan bu nefret dili, kuşkusuz derin bir acizliğin ve siyasal bir çapsızlığın sonucudur. Kısaca kişi hakkında inancı üzerinden kullan ifade; eleştirinin sınırlarını aşan, doğrudan bir kimliği hedef alan bir söylem olarak hafızalara kazınır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Eleştiri yaftası ile, bir insanı inancı üzerinden hedef almak; ne gazetecilikle, ne fikir özgürlüğüyle, ne de demokratik kültürle açıklanabilir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu tür söylemler, yalnızca bir kişiye yönelmiş gibi görünse de, aslında milyonlarca Alevi yurttaşı incitmektedir. Çünkü sorun bir isim değil, bir kimliktir. Bir inancın küçümsenmesi, toplumun ortak vicdanında derin çatlaklar oluşturmaktadır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Toplumsal barış, yalnızca büyük sözlerle değil; küçük ama net tavırlarla korunur. Bir hakaret karşısında gösterilecek duruş, yalnızca bugünü değil, yarının toplumsal iklimini de belirler. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi toplumu, tarih boyunca bu ülkenin vicdanı olmuş; sevgi, hoşgörü ve insan merkezli bir inanç anlayışıyla varlığını sürdürmektedir. Bu nedenle Alevilere yönelik her nefret söylemi; yalnızca bir topluluğa değil, bu ülkenin birlik ruhuna yönelen bir tehdittir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugün ihtiyaç duyulan şey; daha fazla öfke değil, daha fazla sorumluluktur. Daha fazla ayrıştırma değil, daha güçlü bir toplumsal birliktir. Kalemler kırılmak için değil, köprü kurmak için vardır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ve unutulmamalıdır ki; söz yaralar açabilir, ama doğru söz, o yaraları da iyileştirebilir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Şimdi herkes için bir sınav zamanı: Ya susarak bu dili büyüteceğiz, ya da açık ve net bir duruşla, bu dili tarihe gömeceğiz. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu topraklar, ilkel kodlardan arınmış, kimlikleri düşmanlaştıran değil, coğrafyanın zenginliği olarak gören rasyonel ve ahlaki bir siyasal dili inşa etmek zorundadır. Aksi takdirde, bu çapsızlık ve nefret sarmalı, zaten sorunlu olan toplumlar arası barış ve hoşgörü zemini zehirlemeye devam edecektir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu ülkenin yakın ve uzak tarihini bilen, yazan, yorumlayanın böyle bir ifadenin anlamını bilmediğini iddia etmesi, akla ve vicdana sığmamaktadır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu yaklaşım, sorumluluktan kaçmanın ve yapılanın üzerini örtmenin bir yoludur. Bu sözler, yalnızca bireysel bir hatanın ötesinde, toplumsal barışı zedeleyen ve birlikte yaşam iradesini yaralayan bir anlayışın ürünüdür. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Böylesine ağır ve tarihsel olarak nefret dilini normalleştiren, katliamların dilini gündelik siyasetin parçası haline getiren bir ifadeyi kullanan Mine Kırıkkanat’ın, kamuoyuna yansıyan ifadelerini ve sonrasında yaptığı açıklamayı büyük bir üzüntü ve derin bir kaygıyla karşılıyorum.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ALİ AKTAŞ - SOSYOLOG</strong></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 16:12:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/ali-aktas-yazdi-alevilere-yonelik-kin-nefret-ve-ayristirici-dil-1777296056.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hacı Kureyş Dergahı’nın Birlik Cemi’ne yoğun ilgi</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/haci-kureys-dergahinin-birlik-cemine-yogun-ilgi-3190</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/haci-kureys-dergahinin-birlik-cemine-yogun-ilgi-3190</guid>
                <description><![CDATA[Hacı Kureyş Dergahı ve Büyükada Cemevi’nin birlikte düzenlediği Birlik Cemi yoğun ilgi gördü. Birlik cemine adanın gayri müslim vatandaşlar da katıldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ /İSTANBUL –</strong> 26 Nisan 2026 Pazar günü, Büyükada Cemevi anlamlı bir buluşmaya ev sahipliği yaptı. Seyyid Hacı Kureyş Dergahı ile Büyükada Cemevi’nin ortaklaşa düzenlediği “<em><strong>Birlik Cemi</strong></em>”, farklı inanç ve kökenlerden yüzlerce insanı aynı sofrada buluşturdu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>BİRLİK RUHU ADADA HAYAT BULDU</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/KUREY%C5%9ES.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Büyükada Cemevi Başkanı Özcan Doğan ve dergah yetkililerinin koordinasyonunda gerçekleştirilen etkinliğe katılım oldukça yoğundu. Yaklaşık 350-400 kişinin katıldığı törende, inanç ritüellerinin ardından birlik ve beraberlik mesajları verildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Program, geleneksel cem töreninin bağlanmasıyla başladı. Duanın ve deyişlerin ardından, hazırlanan lokmalar katılımcılara pay edilerek sofralar ve gönüller bereketlendirildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hacı Kureyş Dergahı İstanbul Şubesi’nin daveti üzerine İstanbul’un dört bir yanından gelen farklı ocaklara mensup Aleviler, ceme katılmaktan duydukları memnuniyeti dile getirerek birliğin önemine vurgu yaptılar.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İLK KEZ CEME KATILAN GAYRİ MÜSLİMLER</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/KUREY%C5%9E.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Etkinliğin en dikkat çekici yanı ise Büyükada’nın çok kültürlü yapısını yansıtan katılımcı profiliydi. Törene katılan gayrimüslim vatandaşlar, hayatlarında ilk kez bir cem ibadetine tanıklık ettiklerini belirttiler.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ceme katılan bir gayri müslim duygularını şöyle ifade etti: “<strong><em>Alevilik ve cem ibadeti hakkında daha önce bu kadar kapsamlı bilgimiz yoktu. Burada karşılaştığımız misafirperverlik ve ibadetin samimiyeti bizleri çok etkiledi. Katıldığımız için çok mutluyuz.</em></strong>”</span></p>

<p><span style="color:#000000">Büyükada’nın huzur ikliminde gerçekleşen bu buluşma, toplumsal barış ve kültürel kaynaşma adına hafızalarda iz bırakan bir gün olarak kayıtlara geçti.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 13:47:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/haci-kureys-dergahinin-birlik-cemine-yogun-ilgi-1777287102.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Alevi ve Bektaşi federasyonlarından Yazar Mine Kırıkkanat’a sert tepki!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-ve-bektasi-federasyonlarindan-yazar-mine-kirikkanata-sert-tepki-3189</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-ve-bektasi-federasyonlarindan-yazar-mine-kirikkanata-sert-tepki-3189</guid>
                <description><![CDATA[Alevi ve Bektaşi yurttaşlara yönelik incitici ifadeler kullandığı gerekçesiyle Cumhuriyet Gazetesi yazarı Mine G. Kırıkkanat’a tepki yağdı. Alevi ve Bektaşi federasyonları, ortak bir basın açıklaması yayımlayarak Kırıkkanat’ın eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu üzerinden kullandığı üslubu kınadı. Kırıkkanat’ın ifadelerinin hiçbir haklı gerekçesi olamayacağının vurgulandığı açıklamada, “Bu tür yaklaşımlar, sadece inanç sahiplerini değil, Türkiye’nin bir arada yaşama kültürüne inanan her bir ferdini sarsmaktadır. Beklentimiz, bu hatanın farkına varılarak samimi bir sağduyu sergilenmesidir.” ifadelerine yer verildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Alevi ve Bektaşi yurttaşlara yönelik incitici ifadeler kullandığı gerekçesiyle <strong>Cumhuriyet Gazetesi yazarı Mine G. Kırıkkanat’a</strong> tepki yağdı. Birçok Alevi ve Bektaşi federasyonları, ortak bir basın açıklaması yayımlayarak Kırıkkanat’ın eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu üzerinden kullandığı üslubu kınadı.Açıklamada, Kırıkkanat’ın Kılıçdaroğlu’na yönelik ifadelerinin Alevi ve Bektaşi inancına ve kimliğine zarar verdiği belirtildi.<br />
<br />
Açıklamada ayrıca, tarihsel misyonu nedeniyle Cumhuriyet değerlerinin savunucusu olan Cumhuriyet Gazetesi yönetimi de göreve çağrıldı:&nbsp;<em><strong>“Yayın organlarının, toplumu kutuplaştıran değil, birleştiren bir dilin tesisi noktasında daha hassas davranmaları demokratik bir zorunluluktur.” </strong></em>ifadelerine yer verildi.<br />
<br />
<strong>Basın açıklamasının tam metni şöyle:</strong><br />
<br />
Cumhuriyet Gazetesi yazarı Sayın Mine G. Kırıkkanat’ın, CHP 7. Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Adayı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu üzerinden Alevi ve Bektaşi yurttaşlarımıza yönelik kullandığı ifadeler, üzüntüyle takip ettiğimiz bir ayrıştırma diline neden olmuştur. Toplumumuzun kadim değerlerinden olan Alevi ve Bektaşi inancına ve kimliğine yönelik kullanılan bu incitici ifadeler, toplumsal barış idealimize zarar vermektedir.<br />
<br />
<span style="color:#2980b9"><strong>1. Ortak Değerlerimize Saygı Esastır</strong></span><br />
<br />
Milyonların iradesini temsil eden ve siyasi hayatı boyunca "toplumsal uzlaşı" ile "helalleşme" kültürünü savunan Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik bu üslup, sadece bir şahsı değil, bu coğrafyanın birliğini hedef almaktadır. Kullanılan tabirler, toplumsal hafızamızdaki hassasiyetleri gözetmeyen ve demokratik nezaketle bağdaşmayan bir yaklaşımın sonucudur.<br />
<br />
<span style="color:#2980b9"><strong>2. Yapıcı Bir Dil ve Empati Bekliyoruz</strong></span><br />
<br />
Barışın, hoşgörünün ve kadim Anadolu ve Balkanlara uzanan bir irfanın temsilcisi olan Alevi ve Bektaşi vatandaşlarımızı derinden etkileyen bu söylemlerin hiçbir haklı gerekçesi olamaz. Bu tür yaklaşımlar, sadece inanç sahiplerini değil, Türkiye’nin bir arada yaşama kültürüne inanan her bir ferdini sarsmaktadır. Beklentimiz, bu hatanın farkına varılarak samimi bir sağduyu sergilenmesidir.<br />
<br />
<strong><span style="color:#2980b9">3. Cumhuriyet Gazetesi’ni Değerlerine Sahip Çıkmaya Davet Ediyoruz</span></strong><br />
<br />
Tarihsel misyonu ve adı itibarıyla Cumhuriyet değerlerinin savunucusu olma sorumluluğunu taşıyan Cumhuriyet Gazetesi yönetiminin, bünyesindeki bu ayrıştırıcı dile karşı sessiz kalmayacağına inanıyoruz. Yayın organlarının, toplumu kutuplaştıran değil, birleştiren bir dilin tesisi noktasında daha hassas davranmaları demokratik bir zorunluluktur.<br />
<br />
<strong>Sonuç Olarak;</strong><br />
<br />
Toplumsal barışımıza, inanç hürriyetimize ve karşılıklı saygı kültürümüze yönelik her türlü olumsuz tutum karşısında demokratik tepkimizi sürdüreceğimizi belirtmek isteriz. Hiç kimsenin Alevi ve Bektaşi yurttaşlarımızın değerlerini ve onurunu tartışmaya açma hakkı yoktur. Bu sürecin takipçisi olacağımızı, adaletin ve nezaketin savunucusu kalmaya devam edeceğimizi kamuoyunun bilgisine sunarız.<br />
İnancımızla, kültürümüzle ve ortak geleceğimize olan güvenimizle buradayız.<br />
<br />
<strong><span style="color:#2980b9">İMZACILAR:</span></strong><br />
ABDALLAR FEDERASYONU&nbsp;<br />
AFYONKARAHİSAR HACI BEKTAŞ VELİ DERNEKLERİ FEDERASYONU<br />
ALEVİ OCAKLARI FEDERASYONU<br />
EHL-İ BEYT DERNEKLERİ FEDERASYONU<br />
HORASAN ERENLERİ DERNEKLER FEDERASYONU&nbsp;<br />
RUMELİ BEKTAŞİ DERNEKLERİ FEDERASYONU&nbsp;<br />
TAHTACI KÜLTÜR DERNEKLERİ FEDERASYONU</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 26 Apr 2026 19:27:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/alevi-ve-bektasi-federasyonlarindan-yazar-mine-kirikkanata-sert-tepki-1777221877.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yeni Cem TV kanalının arkasında kim var?</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/yeni-cem-tv-kanalinin-arkasinda-kim-var-3188</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/yeni-cem-tv-kanalinin-arkasinda-kim-var-3188</guid>
                <description><![CDATA[Kısa bir süre önce, sosyal medyada verilen reklamlarla, Cem TV’nin “yeniden” yayına geçeceği ilan edildi. Ancak, “yeni” Cem TV’nin arkasındaki mali ve siyasi gücün kim olduğu belirsizliğini korumaya devam ediyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">1 Nisan 2026 tarihinden itibaren “<em><strong>yeniden</strong></em>” yayınlarına başlayacağı ilan edilen Cem TV’nin, önceki dönemdeki gibi Cem Vakfı ile organik bir bağı olmadığı öne sürüldü. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu durumda, 100’ün üzerinde Cem Vakfı üyesinin mali katkıları ile kurulan Cem TV’nin “<strong><em>yeni</em></strong>”&nbsp;sahibinin kim olduğu da tartışma yarattı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>CEM TV’Yİ CEM VAKFI KURDU!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye’nin ilk “<em><strong>Alevi</strong></em>” temalı kanalı olarak 2 Aralık 2005 tarihinde Prof. Dr. İzzettin Doğan’ın öncülüğünde ve Cem Vakfı üyelerinin katılımı ile kurulan Cem TV Asya’dan, Afrika’ya, Ortadoğu’dan ve Avrupa’ya 67 ülkede izlenebilen bir televizyon kuruluşu idi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Renk Radyo ve Televizyon Yayıncılık Hizmetleri Ticaret Anonim Şirketi ticari ünvanı altında RTÜK lisansına (yayın iznine) sahip olan Cem TV 1 Aralık 2023 tarihinde TÜRKSAT’a olan borcu nedeniyle yayınları kesilmiş ve o tarihten bugüne kadar da kapalıydı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Cem Vakfı’nın da kurucusu ve onursal başkanı olan Prof. Dr. İzzettin Doğan’ın uzun süredir sağlık sorunları nedeniyle inzivaya çekilmek zorunda kalması, vakfın olduğu gibi, televizyon kanalının da faaliyetleri konusunda belirsizliğe neden oluyordu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>CEM TV “YENİDEN” YAYINA GEÇTİ Mİ?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/Ekran%20Al%C4%B1nt%C4%B1s%C4%B1.JPG" style="height:788px; width:566px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Ancak bugün, aynı logoyu kullanan, aynı isimle yayın yapan “<strong><em>yeni</em></strong>” bir oluşum var. </span></p>

<p><span style="color:#000000">İddialı fragmanlar, nostaljik görüntüler... </span></p>

<p><span style="color:#000000">Peki, bu kanal gerçekten Cem TV mi?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hemen yanıt verelim: Kesinlikle hayır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu haberimizde, “<em><strong>yeniden</strong></em>” yayına geçtiği iddia edilen Cem TV logosu ile yayın yapan kanalı mercek altına aldık.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>CEM VAKFI İLE HİÇBİR BAĞLARI YOK!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Öncelikle belirtmemiz gereken ilk konu, Cem Vakfı çevresinden, üyelerinden veya kanalın kurumsal kimliğinden bu girişime destek veren tek bir kişi dahi yok. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Kaldı ki, Cem Vakfı çevresinden milyonlarca TL katkı ile kurulan Cem TV’nin lisans hakkının Renk Radyo ve Televizyon Yayıncılık Hiz. Tic.A. Ş.’de olduğunu bilen Cem Vakfı çevresinin böyle bir girişime destek vermesini beklemek hayatın olağan akışına da aykırı olurdu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Dolayısıyla, lisans hakkı Cem Vakfı bünyesinde kurulan bir şirkete ait olan Cem TV’nin logosunu kullanan yayın kuruluşu kimdir, sorusu büyük önem kazanıyordu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>YENİ CEM TV’NİN ARKASINDAKİ İSİM, MALATYALI İŞ İNSANI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/TESC%C4%B0L.png" style="height:750px; width:550px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Araştırmalarımız sonucunda, “<em><strong>yeniden</strong></em>” yayına geçtiği iddia edilen “<strong><em>yeni Cem TV</em></strong>”nin, Malatya’lı bir iş insanına ait olduğunu bulduk. </span></p>

<p><span style="color:#000000">“<strong><em>Yeni Cem TV</em></strong>”, Malatya’nın Pütürge ilçesinden Osman Özpulat adında bir iş insanına ait olan “<strong>Serpulat Radyo ve Televizyon Yayıncılık A.Ş.</strong>”ye ait! </span></p>

<p><span style="color:#000000">Osman Özpulat, Malatya’da yerel yayın yapan kendisine ait olan ONS TV kanalının lisansında “<strong><em>isim tashihi</em></strong>” yoluyla “<strong><em>Cem</em></strong>” yaparak, televizyon yayınlarına başlamış!</span></p>

<p><span style="color:#000000">Osman Özpulat’ın bu “<em><strong>faaliyetinde</strong></em>” kendisinin en büyük yardımcısı ise, bir dönem Cem TV’da çalışan Gazi Karadağ. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Çünkü, Gazi Karadağ 31.05.2019 tarihinde, yani Renk Radyo ve Televizyon Yayıncılık Hiz. Tic. A. Ş. Cem TV olarak yayıncılık yaparken, televizyon kanalının logosunu “<em><strong>ticari marka</strong></em>” olarak kendi adına tescillemiş!</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İSİM DÜZELTME BAŞVURUSUNA RTÜK’TEN 1 GÜNDE ONAY!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/1%20G%C3%9CNDE%20ALINAN%20%C4%B0S%C4%B0M%20DE%C4%9E%C4%B0%C5%9ET%C4%B0RME%20%C4%B0ZN%C4%B0!.png" style="height:750px; width:550px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Marka tescili, televizyon yayıncılığı faaliyetine esas olamayacağı halde, RTÜK lisansı başka bir şirkete ait olan “<em><strong>Cem TV</strong></em>” yayın hakkını görmezden gelerek, ONS TV’nin isim tashihi başvurusuna onay vermiş.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hem de, sadece 1 gün içerisinde!</span></p>

<p><span style="color:#000000">Elimizdeki belgeye göre, Serpulat Radyo ve Televizyon Yayıncılık A.Ş.’nin ONS TV’yi, “<strong><em>Cem</em></strong>” şeklinde değiştirmek için yaptığı isim tashihi başvurusu 10 Mart 2026 tarihinde gerçekleşmiş. </span></p>

<p><span style="color:#000000">RTÜK ise, 11 Mart 2026 tarihinde olumlu cevap vererek, Serpulat Radyo ve Televizyon Yayıncılık A.Ş.’nin lisansında yayıncılık ismini Cem olarak düzeltmiş!</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ALEVİ OLMAYAN OSMAN ÖZPULAT’TAN ALEVİ TV</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/ons-tv-6.jpg" style="height:774px; width:630px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Malatya’nın Pütürge ilçesinden bir iş insanı olan Osman Özpulat inanç aidiyeti bakımından Alevi değil. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Esasen ticari faaliyetlerinin de ağırlıklı olarak medya sektörü ile bağlantısı yok.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sadece 1 yıl önce, yine 1 Nisan 2025 tarihinde ONS TV’yi kuran Osman Özpulat’ın asıl mesleği tekstil sektörü. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ailesi de tekstil sektöründe köklü bir geçmişe sahip olan Özpulat’ın ONS TV için büyük yatırım yaptığı da biliniyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yayıncılıkla ilgili görüşlerini 1 yıl önce “<strong><em>Yayın temamız haber, bilgilendirme ve bölgemizin tanıtımı içerikli olacak. Türkiye’nin tüm illeri ve Avrupa ülkelerinde yaşayan vatandaşlarımız, kendi şehirlerinin ve Türkiye genelinin sıcak haberlerini, yaşanan tüm gelişmeleri ONS TV aracılığıyla sıcağı sıcağına takip edebilecek</em></strong>” şeklinde açıklayan Osman Özpulat’ın bir yıl içinde fikir değiştirmesi ve Alevi temalı yayıncılığa geçmesi şaşkınlıkla karşılandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>SORUYORUZ: “YENİ” CEM TV’NİN GERÇEK SAHİBİ KİM?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Cem Vakfı çevresinin ve lisans sahibi Renk Radyo ve Televizyon Yayıncılık A.Ş.’nin “<strong><em>bizimle bir ilgisi yok</em></strong>” dediği bu yeni yapı, aslında kime hizmet ediyor? </span></p>

<p><span style="color:#000000">RTÜK’ün bir günde onay verdiği bu isim operasyonunun arkasında hangi siyasi veya mali güçler var?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Cem TV’nin ismini ve logosunu kullanarak kamuoyunu yanıltarak kurulduğu şüphesi uyandıran bu yeni yapı, Cem Vakfı’nın ve Alevi toplumunun iradesini temsil edemeyeceği vurgulanıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Şimdi tüm gözler, bu oldu bittinin gerçek mimarlarına ve RTÜK’ün neden bu denli hızlı hareket ettiğine çevrilmiş durumda.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Cem Vakfı çevreleri Ozman Özpulat’ın da arkasında, onu yayıncılık faaliyetini değiştirmesine yönlendiren başkalarının olduğu kanaatinde. </span></p>

<p><span style="color:#000000">RTÜK’ten yalnızca bir günde isim tashihi onayını alması, Özpulat’ın Alevi temalı bir yayıncılık için başkaları tarafından yönlendirildiği iddialarını güçlendiriyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">* * *</span></p>

<p><span style="color:#000000">O halde, <strong>Alevihaberleri.com.tr olarak biz de soruyoruz:</strong> Cem TV’nin meşru lisans sahibi olan şirketle bağı bulunmayan, Cem Vakfı’nın onayını almayan bu “<strong><em>yeni</em></strong>” Cem TV’nin gerçek sahibi kim? </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu gölge operasyonun arkasındaki güçler, Alevi toplumunun belleğine neden bu denli pervasızca müdahale ediyor?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu sorular cevabını bulana kadar, “<strong><em>yeni</em></strong>” Cem TV bir televizyon kanalı değil, ancak bir soru işaretidir.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 25 Apr 2026 12:53:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/yeni-cem-tv-kanalinin-arkasinda-kim-var-1777112176.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Alevi Bektaşi Güç Birliği Platformu Kılıçdaroğlu’nu ziyaret etti</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-bektasi-guc-birligi-platformu-kilicdaroglunu-ziyaret-etti-3187</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-bektasi-guc-birligi-platformu-kilicdaroglunu-ziyaret-etti-3187</guid>
                <description><![CDATA[Alevi Bektaşi Güç Birliği Platformu Cumhuriyet Halk Partisi eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu ziyaret ederek, hazırlanan “Alevi Raporu”nu sundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / ANKARA –</strong> Alevi Bektaşi Güç Birliği Platformu, toplumsal barış ve milli birlik vizyonuyla hazırladığı kapsamlı “<strong><em>Alevi Raporu</em></strong>”nu, CHP eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na sundu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ankara’da, eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun çalışma ofisinde gerçekleşen görüşmede, Alevi-Bektaşi toplumunun anayasal vatandaşlık temelindeki talepleri ve çözüm önerileri masaya yatırıldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>GENİŞ KATILIMLI HEYET, ORTAK İRADE</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Platform Başkanı Ali Rıza Özdemir başkanlığındaki heyette yönetim kurulu üyeleri Ali Şar, Aytekin Kuzukıran, Zeynel Sönmez, Mustafa Fırat ve Şahin Kamber yer aldı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Görüşmede sunulan raporun, 30 Ocak, 7 federasyon ve 130 vakıf/derneği kapsayan toplam 167 kuruluşun ortak iradesini yansıtması, metnin temsil gücünü ortaya koyan en önemli unsur olarak dikkat çekti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>RAPORUN KALBİ: ZİHNİYET DEĞİŞİMİ VE DOĞRU BİLGİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Raporun temel hareket noktası, Alevi-Bektaşi toplumuna yönelik tarihsel önyargıların yıkılması ve bir “<em><strong>zihniyet değişimi</strong></em>” gerçekleştirilmesi olarak belirlendi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Metinde öne çıkan temel vizyon şu şekilde özetlendi:<br />
- Aleviliğin gerçek çehresinin Türk toplumuna objektif bir şekilde anlatılması.<br />
- Anayasal vatandaşlık çerçevesinde hakların iadesi.<br />
- Milli birlik ve beraberliğin, etnik ayrımcılıktan uzak, kucaklayıcı bir zeminde pekiştirilmesi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>KILIÇDAROĞLU: TOPLUMA DOĞRU ANLATMAK ŞART!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren eski CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Alevi toplumunun milli birlik içindeki kilit rolüne değindi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Kılıçdaroğlu, özellikle toplumdaki yanlış algıların düzeltilmesi adına bilimsel ve kültürel çalışmaların önemini vurgulayarak, platformun çalışmalarını desteklediğini ifade etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>BAŞKAN ÖZDEMİR’DEN KARARLILIK MESAJI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Platform Başkanı Ali Rıza Özdemir, raporun yüksek katılımla hazırlandığını hatırlatarak, “<strong><em>Taleplerimiz ayrıştırıcı değil, birleştiricidir. Devletle bütünleşen, anayasal haklarını kullanan bir toplum yapısı ülkemizin en büyük kazancı olacaktır</em></strong>” dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi Bektaşi Güç Birliği Platformu tarafından hazırlanan raporun ve çözüm önerilerinin diğer siyasi temsilciler ve devlet makamlarıyla paylaşmaya devam edileceği öğrenildi.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 20:00:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/alevi-bektasi-guc-birligi-platformu-kilicdaroglunu-ziyaret-etti-1777050214.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Celal Abbas Ulusoy toprağa sırlandı</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/celal-abbas-ulusoy-topraga-sirlandi-3186</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/celal-abbas-ulusoy-topraga-sirlandi-3186</guid>
                <description><![CDATA[Hacı Bektaş Veli evlatlarından Celal Abbas Ulusoy ziyaret için gittiği Almanya’da, Hakk’a yürüdü.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Hünkar Hacı Bektaş Veli evlatlarından, merhum postnişin Ahmet Cemalettin Çelebi’nin torunu, merhum Cemalettin ve Arife Ulusoy’un evladı, Timur Can Ulusoy ve Hülya Ulusoy Aksoy’un kardeşi Celal Abbas Ulusoy, 17 Nisan 2026 tarihinde ziyaret için bulunduğu Almanya’da Hakk’a yürüdü.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/CELAL%20ABBAS.png" style="height:450px; width:760px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">Merhum Celal Abbas Ulusoy’un cenaze erkanı 23 Nisan Perşembe günü Hacıbektaş Dergahı, Üçler Cemevi’nde yapılarak, Çilehane’de bulunan aile mezarlığında toprağa sırlandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/cELALABBAS.png" style="height:450px; width:760px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevihaberler.com.tr olarak Ulusoy ailesinin acısını paylaşıyor ve tüm Alevi-Bektaşi toplumuna baş sağlığı diliyoruz.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/CELALABBAS1.png" style="height:450px; width:760px" /></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 12:48:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/celal-abbas-ulusoy-topraga-sirlandi-1777024364.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Tekirdağ milletvekili Avşar cemevlerinin statüsü için kanun teklifi verdi</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/tekirdag-milletvekili-avsar-cemevlerinin-statusu-icin-kanun-teklifi-verdi-3185</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/tekirdag-milletvekili-avsar-cemevlerinin-statusu-icin-kanun-teklifi-verdi-3185</guid>
                <description><![CDATA[CHP Tekirdağ Milletvekili Cem Avşar, cemevlerinin ibadethane olarak statüsünün tanımlanmasını ve diğer ibadethanelere tanınan haklardan yararlanmasını sağlayacak bir dizi değişiklikleri içeren bir kanun teklifini TBMM Başkanlığına sundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Cemevlerinin ibadethane statüsünü pekiştirecek birçok yasada değişiklik yapılmasını içeren kanun teklifi CHP Tekirdağ Milletvekili Cem Avşar tarafından&nbsp;Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunuldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Avşar, kanun teklifinin gerekçesine Anayasa'daki "<em><strong>eşitlik</strong></em>" ilkesine vurgu yaparak;&nbsp;<em>"<strong>Türkiye'nin önemli bir bölümünü oluşturan Alevi toplumunun inanç özgürlüğü ve eşit yurttaşlık taleplerinin karşılanması ertelenemez Anayasal bir haktır. Bununla birlikte (Avrupa İnsan Haklan Mahkemesinin (AÎHM) cemevlerinin ibadethane niteliğini tanıyan kararları, devletin tüm inanç topluluklarına eşit yaklaşma yükümlülüğünü açık bir biçimde ortaya koymaktadır</strong>"</em>&nbsp;ifadelerini kullandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">CHP Tekirdağ Milletvekili Cem Avşar tarafından verilen teklifin gerekçesinde şu ifadeler yer aldı:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<strong><em>Anayasa'nın değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez hükümlerinden olan 2. maddesi devleti laik ve sosyal bir hukuk devleti olarak tanımlamıştır. 10. maddesi Kanun önünde eşitlik başlığıyla "</em></strong><em>Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayınm gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.</em><strong><em>", şeklindedir. 24. maddesi ise; "</em></strong><em>Herkes, vicdan, dini inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir.</em><strong><em>" hükmü ile din ve vicdan özgürlüğünü güvence altına almıştır.</em></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><em>Bu çerçevede toplumsal uzlaşma ve çoğulcu demokrasinin gereği olarak, Türkiye'nin önemli bir bölümünü oluşturan Alevi toplumunun inanç özgürlüğü ve eşit yurttaşlık taleplerinin karşılanması ertelenemez Anayasal bir haktır. Bununla birlikte (Avrupa İnsan Haklan Mahkemesinin (AÎHM) cemevlerinin ibadethane niteliğini tanıyan kararları, devletin tüm inanç topluluklarına eşit yaklaşma yükümlülüğünü açık bir biçimde ortaya koymaktadır. Alevilerin yıllardır dile getirdiği barışçıl, demokratik ve eşitlikçi talepler, toplumsal barışın güçlendirilmesi ve kamusal hizmetlerde ayrımcılığın sona erdirilmesi için somut adımlar atılmasını zorunlu kılmaktadır.</em></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>“<em>Türkiye'nin hemen hemen her yerinde hizmet veren yüzlerce cemevi kanun önünde resmi ibadethane olarak tanımlanmadığından imar sorunları ve temel giderler bakımından birçok sıkıntı yaşamakta ve gerekli desteği alamamaktadır. Bu bakımdan meri mevzuatta "</em></strong><em>ibadet yeri</em><strong><em>" ifadesine tanım anlamında açıklık getirilmeli, hangi yerlerin "</em></strong><em>ibadet yeri</em><strong><em>" olduğu isimlendirilerek düzenlenmelidir. Bu düzenleme diğer kanunlarda geçen tüm "</em></strong><em>ibadet yeri</em><strong><em>" tanımlarına teşmil edilmelidir. Böylece Anayasal bir sorumluluk olan devletin tüm inançlara ve mezheplere eşit mesafede yaklaşması sağlanacaktır.</em></strong>”</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 00:14:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/tekirdag-milletvekili-avsar-cemevlerinin-statusu-icin-kanun-teklifi-verdi-1776979777.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Metin Uysal yazdı: Sümerler hakkında bir</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/metin-uysal-yazdi-sumerler-hakkinda-bir-3184</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/metin-uysal-yazdi-sumerler-hakkinda-bir-3184</guid>
                <description><![CDATA[Metin Uysal'ın kaleme aldığı "Sümerler Hakkında Bir" başlıklı yazı, tarih yazımının öznelliğini ve Sümer uygarlığının insanlık tarihindeki öncü rolünü ele alıyor. Yazar, Batı merkezli tarih anlatılarının Sümer katkılarını göz ardı ettiğini savunarak dikkat çekici bir değerlendirme yapıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Metin Uysal'ın kaleme aldığı<strong> "Sümerler Hakkında Bir"</strong> başlıklı yazı, tarih yazımının öznelliğini ve Sümer uygarlığının insanlık tarihindeki öncü rolünü ele alıyor. Yazar, Batı merkezli tarih anlatılarının Sümer katkılarını göz ardı ettiğini savunarak dikkat çekici bir değerlendirme yapıyor.<br />
<br />
&nbsp;Uysal, tarihin <strong>"gerçeklerin değil, yazanların anlatımı" </strong>olduğunu vurguluyor. Özellikle antik dönemlerde kağıdın ve matbaanın yokluğu nedeniyle sıradan insanların değil, özel yetiştirilmiş<strong> "yazıcılar"</strong>ın tarihi kayıt tuttuğunu belirtiyor. Bu durum, yazı ve kayıtların halkın iradesi dışında geliştiğini gösteriyor. Yazara göre tarih bilimi, diğer bilimlerden farklı olarak gelecekteki bilgilere en çok ihtiyaç duyan ve aynı zamanda en acil olan alandır; bu da onu ulusların<strong> "silahı"</strong> veya<strong> "kalkanı" </strong>haline getiriyor.<br />
<br />
Bu yazı, Sümerlerin medeniyetin beşiği olarak taşıdığı önemi ve tarih anlatılarındaki önyargıları sorgulayan eleştirel bir bakış açısı sunuyor. Uysal, arkeolojik bulgular ve tabletlerle desteklenen iddialarıyla, insanlık tarihinin kökenlerine dair tartışmayı yeniden alevlendiriyor.<br />
<br />
<strong><span style="color:#2980b9">Metin Uysal'ın makalesinin tam metni şöyle:</span><br />
<br />
Tarih ; </strong>gerçeklerin değil yazanların anlatımıdır. Her kim eline kalem alıp yazmışsa durup dururken veya sadece bilimsel amaçlar için yapmamıştır .<br />
<br />
Özellikle yazının ve matbaanın olmaması veya yaygınlaşmaması nedeni ile sıradan insanlar için yaşadıkları dönemle ilgili bir şeyler karalamaları mümkün değildi.Unutmayalım o dönemlerde kağıt yoktu ,kağıt ve matbaa çok geç insanlığın faydalandığı gelişmelerdir.Kağıt yerine çok pahalı olan deriden yapılan parşömenler vardı( elbette başka yazılacak nesneler de vardı papirüs gibi) . Yine günümüzde çok ucuza alıp kullandığımız tükenmez kalemler yerine divit ( ve benzerleri) ile özel imal edilmiş mürekkepler kullanılmıştır yani kısacası halkın kitap yazması mümkün değildi. Daha geriye gidersek özellikle Sümer Dönemine , artık sadece halk değil &nbsp;yönetenler dahi yazamazdı ve okumasını bilmeyenler de &nbsp;vardı. Tarihi kitabelere veya diğer devlet evrakları olan yazılanlara <strong>“YAZICI” </strong>denilen kişiler yapardı. Bunlar özel olarak yetiştirilmiştir. Benzeri olayın Çin’de de çok sonraları uygulandığını biliyoruz. Uzatmadan sadece tarih yazımı değil her tür yazı halkın bilgisi ve iradesi dışında gelişmiştir.</p>

<p>Tarihte şimdiye kadar ki bilgilerimize göre yazıyı ilk defa <strong>Sümerler</strong> icat etmiştir.Yazının bulunma sebebi açıkça görülüyor ki “ekonomiktir” .<br />
<br />
İnsanlık malı mülkü ürettiği artınca önce sayma ihtiyacı doğmuş zaten var olan basit sayma işlemi zamanla gelişmiş fakat çeşitli malların tasnifi &nbsp;içinde önceleri resimler yapılarak yapılmaya çalışılmış ancak bu durumun sürmesi mümkün olmadığından adım adım yazı icat edip geliştirilmiştir.</p>

<p>Bu durumda yazıyı icat eden Sümerlerin o tarihlerdeki en ileri toplum olduğu apaçık bellidir.Muhakkak ki dünyada geçerli olan <strong>“ EŞİTSİZ GELİŞİM YASASI “ </strong>bu gelişme içinde geçerli olduğundan bu ileri olma durumunun hayatın tüm safhalarında olması da mümkün değildir.</p>

<p>Sümerlerin geçmişi apayrı bir konudur ancak bu durum aydınlatılmadan bu müthiş gelişmeyi de izah etmek zordur. Bu yazıda bu ilginç olayı ve etkileri ile köklerini açıklamaya gayret edeceğim fakat çok sayıda kişinin kalem oynattığı bu sahada her yapanın maruz kaldığı kişisel gelişim özellikleri ile ait olduğu kültürün etkilerinden sıyrılarak &nbsp;yazmak gerçekten çok zordur . Bu bilinç ile yazıya devam edeyim…<br />
<br />
Tarih ; bildiğimiz kadarı ile var olandır! &nbsp;Hiçkimse bu bilgilerin değişmeyeceğini ve özellikle artmayacağını düşünemez. Fakat tarih her ele alındığı dönemin etkisinde yazılır. Öyle sanıyorum ki bu durum uzun bir süre devam edecektir. Diğer bilim dallarından özünden gelen derin aykırılıkları nedeniyle tarih bilimi her zaman özellikle milletlerin oluşmasından sonra bir ulusun diğer uluslara karşı bir nevi silahıdır bazende kalkanı.</p>

<p>Neden tarih biliminin bu özelliği belirgindir? Çünkü sosyal olayları fizik veya kimya gibi formüle etmek imkansızdır. Matematik gibi hatasız işlem yapmak mümkün değildir. Tarih bilimi bütün bilimler içinde gelecekteki bilgilere en çok ihtiyaç duyanıdır fakat aciliyeti de en fazla olanlarındandır , özellikle yönetici kesim için bu belirgindir. İşte bu çelişik durum ; yani gelecekte ortaya çıkacak gerçekler ile bugünkü &nbsp;meseleleri ; olanla olması gerekenin kavgasıdır.</p>

<p><strong>Artık esas yazımıza girebiliriz…</strong><br />
<br />
Sümerler çok uzun süreler egemen olmasına ve insanlığa muazzam gelişmeler hediye etmesine rağmen iktidardan gitmelerinden bir kaç yüzyıl geçince unutulmaya başlamış hatta bugünkü Batı Medeniyetinin temelini oluşturan Yahudi ve Yunan Kültürlerince de asla varlığı bilinmeden günümüze sadece bize bıraktıkları kalan ( yazı,devlet,okul,resmi kurumlar,Kanun,tarım vb.) öksüz kalmışları ile adı bilinmeden yaşatılmış hayalet halktır. Nasıl ki hayaletler görülemez artık bu halk da görünmez olmuş, ancak onların bize bıraktığı yüzlerce uygulamalar yaşatılmıştır fakat işin acı veren tarafı da vardır. Yaptıkları pek çok &nbsp;icat veya gelişme özellikle Batılılarca başka toplumlara mal edilmiş ve bu durum halen sürüp gitmektedir.Birkaç örnek sıralayalım ;<br />
<br />
<strong>1-)</strong> Batılı bilim insanları ile bunların etkilediği aydınlara göre bütün medeni gelişmeler ya Yunan Uygarlığı ya da İbranilere aittir!</p>

<p><strong>2-) </strong>Yine aynı kişilere göre din denen olgu aynı toplumlar sayesinde vardır!</p>

<p><strong>3-) </strong>Yine aynı kişilere göre matematik,fizik,astronomi,takvim,biyoloji vs.bu toplumların eseridir!</p>

<p><strong>4-) </strong>Yine aynı kişilere göre sanat da aynı şekildedir!</p>

<p>Burada keseyim sanırım meramım anlaşılmıştır.Şimdi her biri için bazı örnekler vererek gerçeği ortaya çıkarmaya çalışalım ;&nbsp;</p>

<p><strong>1-) </strong>Yunan Uygarlığı MÖ 400 lü yıllarda ortaya çıkmıştır.Oysa Sümerlerin ortaya çıkışı en az MÖ 3.500 yıllarıdır.Arada yüzyıllar değil bin yıllar mevcuttur.Böyle bir medeniyet nasıl olur da kurucu medeniyet olabilir?</p>

<p><strong>2-) </strong>Sümer yazıtlarından açıkça görüleceği üzere derli toplu din inançları vardır ve yazılıdır ve Batının iddia ettiği ve semavi din diye yücelttikleri din de bu Sümer inanışlarının sadece devamı durumundadır. Mesela Tufan Destanında bütün semavi dinlerin ana kaynağı olduğunu her okuyan rahatça çıkarabilir.</p>

<p><strong>3-)</strong> Sadece tek bir örnek ; sözde Pisagor o meşhur teoremi bulduğu öne sürülür ,insaf yani! Bu adamdan en az iki bin yıl önce yazılmış tabletlerde bu kuram var ve yazılmış…</p>

<p><strong>4-)</strong> Sanat biraz algıya bağlıdır ancak sadece Mısır eski eserlerine şimdi bile bakmak sadece hayranlık uyandırır Batının dayattığı uygarlık ile arada yine binlerce yıl var. Sümerlerin zigguratlarını ve daha yüzlerce bulunan kıymetli eserlerine girmiyorum.</p>

<p>Şimdi bu yazının yanlış anlaşılmasını istemiyorum. Amacım Yunan Uygarlığını sıfırlamak değil.Sadece gerçeğe ulaşmaya çalışıyorum Batının fanatik düşüncelerinin temelsiz olduğunu göstermek istiyorum. Batının en büyük avantajı birkaç yüzyıldır öne geçmiş olmasıdır fakat bu durum onların bütün insanlık tarihini yeni baştan yazmalarını gerektirmez.</p>

<p>NOT: Yazı devam edecek</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 22 Apr 2026 17:36:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/metin-uysal-yazdi-sumerler-hakkinda-bir-1776868816.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yüksel Gülsoy yazdı: Devriniz daim olsun!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/yuksel-gulsoy-yazdi-devriniz-daim-olsun-3182</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/yuksel-gulsoy-yazdi-devriniz-daim-olsun-3182</guid>
                <description><![CDATA[Bektaşî yol muhibbi Yüksel Gülsoy, Alevi-Bektaşilerin arasına sokulan "devr-i daim olsun" deyimini ele aldı. Alevi-Bektaşi yolu ile uyuşmayan bu deyim ve benzerlerini kullanmamak üzere uyarılarda bulunan Gülsoy, ruh ve madde ilişkisini de makalesinin eksenine koyuyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000"><strong><em>Bir halden bilmez cahile,<br />
Kul eyledi zaman bizi.&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;</em></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><em>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp; &nbsp; &nbsp; Pir Sultan Abdal</em></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Asıl kaynaklarından Aleviliği görmüş ve öğrenmiş ve içine doğmuş biri olarak her ne kadar başlıktaki “devri daim olsun” ifadesine tepkili olsam da bu yazı boyunca fikirlerimi sakin bir biçimde aktarmak istiyorum.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yeni duymaya başladığımız ve bazılarının sık sık kullandığı sözlerden biri de "<strong><em>Devri Daim Olsun</em></strong>" sözü...</span></p>

<p><span style="color:#000000">Öncelikle bu söze dair bazı sorular sorarak ilerleyelim; "<strong><em>bu sözün içeriğindeki ölen kimseye dair devredilmesi istenen şey nedir?</em></strong>"</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kastedilen sırf maddi beden ise devrin daim olmasını istesek de istemesek de doğa kanunları, fizik yasalar ve maddenin korunumu kanunu gereği beden çözülmeye başladığında ortaya çıkan organik hücreler ve maddesel içerikleri zaten madde olarak, enerjiye dönüşmediği sürece doğada hep var olur. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Dolayısı ile “<em><strong>su engine aksın</strong></em>” derseniz zaten olmakta olan bir şeyi yani suya dair en temel özelliklerden birini bir temenniye dönüştürmüş olursunuz veya "<strong><em>su 100 derecede kaynasın!</em></strong>" demeye benzeyen bir ifade olur bu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu yazdıklarımı okuyanlar şöyle cevap verebilirler: "<em><strong>Devreden şeye biz can diyoruz</strong></em>".</span></p>

<p><span style="color:#000000">Can dediğinizde de zuhur âlemine ya da bu âleme çıkan canlı ve "<em><strong>hayy</strong></em>" olanı ifade etmekte kullanılan bir kavram hatta cem meydanında bedene dair olan dişilik ve kişilik ifadelerinden kaçınıldığı için nefsinden olabildiğince arınmış ve saf ruha yaklaşmış bir varlık anlatılmaya çalışılmaktadır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">O hâlde "<strong><em>devri daim olsun</em></strong>" diyerek sürekli devretmesini dilediğiniz şey madde ise buna bir sözüm yok eğer ona "<em><strong>can</strong></em>" diyorsanız bunun da maddi bedenin ölümü ile bir ilgisi yok.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Asıl önemli soru ise şu; bu can dediğiniz şeyde değişmeyen ve devretmesini temenni ettiğiniz şey ne?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tekrar ediyorum; kastınız madde ise bu maddede ölmeden önce kendisine “<em><strong>sen</strong></em>” diyebileceğiniz özel bir kimlik yok. Karbon atomu vücutta da karbon atomu, kömürde de karbon atomu ve zaten devredip duruyor veya belli formlarda ve belli etkiler altında ısıl enerjiye dönüşebiliyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu temennideki olsun ifadesindeki 3. Tekil şahıs olan “<em><strong>o</strong></em>” öyle ise madde değil, can da değil.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Peki nedir?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Şimdi buraya bir Bektaşi fıkrası farz oldu: Bektaşinin biri camide vaazı dinlerken hoca da anlatıyormuş: "<strong><em>Allah ne yerdedir ne göktedir, yemez, içmez, yatmaz, uyumaz, doğmamış, doğurulmamıştır, mekânı yoktur, eli, kulağı, dili yoktur…</em></strong>” bütün bu öyle değildir, böyle değildir gibi olumsuzluk ifadelerinden sonra Bektaşi dayanamamış ve demiş ki: “<em><strong>Hoca, hoca! Öyle bir anlatıyorsun ki -haşa!- yok diyeceksin de dilin varmıyor.</strong></em>”</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kastedilen şey madde değil ise ve can da değil ise “<em><strong>o</strong></em>” diye devretmesini istediğimiz şey nedir?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Söyleyeyim; ruhtur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Aslında yine Bektaşiler tarafından vefat eden bir kişi ile ilgili olarak “<em><strong>ruhu şad olsun</strong></em>”, “<strong><em>ruh-u revanları şad u handan olsun</em></strong>” gibi pek çok ruha dair ifadeler, temenniler kullanılır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ruhtan bahsedilmeyen bir devir ise materyalist bir düzlemde kalmaya zorunludur. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bir başka ifade ile Alevi inancının temelinde yer alan yaratıcı olan Allah ve Allah'ın yarattığı ruh ile olan bağ koparılmış olur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu ifadeyi sıklıkla kullananların birçoğunun kastının da Yüce Tanrı'nın kitabında "<strong><em>kendi ruhumdan üfledim</em></strong>" dediği ruh olmadığı açık.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Eğer bu temenni ile birileri “<em><strong>ruh</strong></em>” devrini kastediyor ise bu kez de ona eşlik eden başka zorunlu kavramlar devreye girmek zorunda; ahiret, adalet, cennet, cehennem vs. gibi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Modernlik gayretindeki birçok Alevinin gereksiz anlam yükledikleri bu söz yine Vahdet-i Vücûd ve Devir Nazariyelerini bilmeden Bektaşilikten yanlış kopyalanmış ya da daha da kötüsü "<strong><em>bilerek</em></strong>" yanlış kopyanmış bir söz olmaktan öteye geçemiyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Neden?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Öncelikle Bektaşiler "<em><strong>Devri daim olsun</strong></em>" demezler çünkü tekâmül(kemâlat) sistemi içermeyen bir devir temennisi ölene bela okumaktan farksızdır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Dünya âleminde devreden bir maddenin ötesinde devreden şey&nbsp; eğer bir ruh ise bu sürekli devir temennisi de anlamsız olur çünkü amaçsızlık veya rastlantısallık içerir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Rastlantısallığın olduğu yerde ilahi irade yoktur. Yaratım ve hatta evrim süreçleri başıboş süreçler değildir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Öyle ise durmadan(daim-daima) olarak devreden şey (ruh veya her ne ise) neye göre ve niçin devredecek?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Üstelik 10-15 yıl öncesine kadar hiç bir Alevinin "<strong><em>Devri Daim Olsun</em></strong>" dediğini veya aynı diğer köşe yazımda belirttiğim gibi "<strong><em>Işıklar İçinde Uyusun</em></strong>" dediğini hiç bir yerde duymadım.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu sözleri hiç bir klasik metinde de göremezsiniz ve görmeniz de mümkün değildir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Oysa Bektaşiler yüzlerce yıldır “<em><strong>devir ile ilgili</strong></em>” ölen kişilere dair bazı temennilerde bulunurlar ama "<strong><em>Devri Daim Olsun!</em></strong>" demezler. (Ne dediklerini buraya yazmayacağım çünkü yazdığım anda birileri alıp o sözün de içini boşaltıp kopyalayacak ve gerekli-gereksiz her yerde kullanacak. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Örneğin; "<em><strong>Hakk'a Yürüdü</strong></em>" ifadesi Bektaşilikten kopyalandığı için kopyanın doğası gereği gerçek bağlamından koparılarak ikrarlı-ikrarsız, nasipli-nasipsiz, Alevi-Sünni-Şii kullanılan bu ifade artık herkes için hatta hayatı boyunca Alevilerden nefret etmiş ve kendini onlara karşıt olarak konumlandırmış kişiler için de kullanılıyor.)</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bektaşilerin algıladıkları biçimi ile Vahdet-i Vücud nazariyesi ve bu nazariyenin ruh ve ölüm üzerine söylediklerini de buraya yazmayacağım (merak eden bulup okur gerçi Das Kapital'i okumamış Alevi görünümlü Marksistler merak edip Vahdet-i Vücud ile ilgili de okuma yapmayacaklardır) ama Bektaşiler ölen kişiye dair içinde İslam’a aykırı ifadeler olan temennilerde bulunmazlar. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Dolayısı ile de "<em><strong>devri daim olsun</strong></em>" diyerek, Allah'ı, Kur’an’ı, Peygamberi, Ehli Beyti, ahireti, cennet ve cehennemi, ceza ve mükâfatı ve ruhu içeremeyen ifadeler de kullanmazlar.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sözün amacı üzerine düşünür isek tekraren soruyorum: diyelim ki tam bir materyalistsiniz ya da Marksistsiniz… </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu söz ile evrim ve doğal seleksiyonu kastetseniz bile "<strong><em>devri daim olsun</em></strong>" diye nitelediğiniz bu cümlede devreden "<strong><em>gizli özne</em></strong>" nedir?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Materyalizm açısından bir özne olması mümkün mü? </span></p>

<p><span style="color:#000000">Hayır. Peki, ısrarla kullanılmasının sebebi nedir?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bunun da cevabını vereyim: tüm amaç materyalist bir dünya görüşünü güya Aleviliğe aitmiş gibi görünen kavramlarla Aleviliğin içine sinsi bir biçimde yerleştirmek.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Materyalizme ve evrime inanıyorsanız ruhun devrinden niye bahsediyorsunuz?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ruha ve ruhun ölümsüzlüğüne inanmıyor iseniz devirden niye bahsediyorsunuz?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Birçok kendine Alevi diyen ateiste söylüyorum o hâlde; sizin inançsızlığınıza göre insan ölünce vücut bütünlüğü bozuluyor ve madde boyutunda doğaya karışıyor ise temenniye ne gerek var?</span></p>

<p><span style="color:#000000">"<em><strong>Evren ve yaşam döngüsü onu atomlarına ayrıştırdı</strong></em>" deyin meselâ…</span></p>

<p><span style="color:#000000">Veya "<strong><em>Doğa ana onun yaşam enerjisini aldı ve bir müddet sonra ağaca, bitkiye, taşa, eşeğe, maymuna, domuza verecek</em></strong>" deyin. (Bilemiyorum artık ne diyecekseniz).</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bektaşilerden sürekli kopyalanan bu dualar ve temenniler ise Bektaşilik içerisinde kategoriktir ve her ölen kimseye aynı sözler ile temennide bulunulmaz.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Göçen kişi Bektaşi değil ise "<strong><em>Allah rahmet etsin</em></strong>" denir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kişi Bektaşi ise başka bir şey denir dahası Bektaşiliğin içindeki mertebelere bağlı olarak da farklı farklı temenniler vardır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu tip durumlarda kavram dünyanızın kirlenmemesi için kadim olana, basit olana dönmek en iyisidir;&nbsp;"<strong>Allah rahmet eylesin</strong>!" dersiniz ve bu yeterlidir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu sözleri cem-cemaat görmüş Alevilere kolayca söyletemezsiniz. Hazreti Ali’ye katil dedirtemeyeceğiniz gibi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Buna karşılık kadim olan Alevilikten habersiz ve farklı olduğunu hissettirmek adına koca koca adamların, yıllarını Aleviliğe vakfetmiş dedelerin veya ocakzadelerin aslında Aleviliğin inanç felsefesine ait olmayan bu sözlerden uzak durmalarını da ben temenni ediyorum.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Çok isteyen var ise devirleri hep daim olsun, hiç bitmesin maden, bitki ve hayvan âleminde dolanıp dursunlar.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 22 Apr 2026 10:58:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/yuksel-gulsoy-yazdi-devriniz-daim-olsun-1776846430.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Alevi hassasiyetini inkar istifa getirdi!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-hassasiyetini-inkar-istifa-getirdi-3181</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-hassasiyetini-inkar-istifa-getirdi-3181</guid>
                <description><![CDATA[Hacı Bayram Veli Üniversitesi, Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Sadullah Gülten görevinden istifa etti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Daha önce terör örgütü PKK'nın üyesi olarak hüküm giyen eski HDP milletvekili ve DEM Parti Ankara Büyükşehir Belediyesi "eş başkan" adayı Kemal Bülbül'ü panelist yapması ile gündeme gelen Hacı Bayram Veli Üniversitesi, Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Sadullah Gülten'in rektörlüğe istifasını sunduğu öğrenildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi toplumunda büyük tepki yaratan "panelist skandalı" sonrasında Prof. Dr. Gülten'in bir sosyal medya yayınında Alevi-Bektaşilerin Hz. Ali'nin katledilmesinde parmağı olduğu gerekçesiyle tepkili oldukları Muaviye'ye "hazret" diyerek saygı ifade etmesi infiale neden olmuştu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Prof. Dr. Sadullah Gülten sitemizin uyarıcı haberini de dikkate almayarak, sosyal medya hesabından "Hz. Muaviye'ye Hazreti Muaviye dedim diye haber konusu oldum" ifadelerini paylaşmıştı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sitemizi, Alevi-Bektaşilere yönelik hizmet ve çalışma yürüten bir makamda Muaviye'ye hazret ifadelerini haberleştirdiğimiz için, "halk içinde kin ve nefret yaymak" suçlaması ile tehdit eden Prof. Dr. Sadullah Gülten'in talep üzerine istifasını sunduğu öğrenildi.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 22 Apr 2026 08:33:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/alevi-hassasiyetini-inkar-istifa-getirdi-1776836410.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Tahtacı Kültür Dernekleri Federasyonu’nda Yolcu Bilginç yeniden başkan!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/tahtaci-kultur-dernekleri-federasyonunda-yolcu-bilginc-yeniden-baskan-3180</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/tahtaci-kultur-dernekleri-federasyonunda-yolcu-bilginc-yeniden-baskan-3180</guid>
                <description><![CDATA[Tahtacı Kültür Dernekleri Federasyonu 19 Nisan 2026 tarihinde yaptığı olağan genel kurulunda yeni yönetimini belirledi. Tek liste ile girilen seçimlerde mevcut başkan Yolcu Bilginç güven tazeledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / İZMİR</strong> – Tahtacı Kültür Dernekleri Federasyonu, 19 Nisan 2026, Pazar günü Bademler Köyü’nde yapılan 4. Olağan Genel Kurul Toplantısı ile yeni yönetimini belirledi. Geniş katılımla ve “muhabbet” havasında geçen genel kurulda, birlik ve beraberlik mesajları ön plana çıktı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>BADEMLER KÖYÜNDE ANLAMLI BULUŞMA</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/CEMAL%20CANPOLAT.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Bademler Köyü Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Tesisleri’nde düzenlenen kongreye; İzmir, Balıkesir, Aydın, Muğla, Antalya ve Adana gibi Türkiye’nin dört bir yanından gelen üye dernek delegeleri katıldı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Divan Başkanlığını Cemal Canpolat’ın üstlendiği genel kurulda, tüm maddeler oybirliğiyle kabul edildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>TAHTACILAR’DAN VEFA VE TEŞEKKÜR PLAKETLERİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Genel kurulda, Tahtacı kültürüne ve federasyon çalışmalarına katkı sunan isimlere teşekkür plaketleri verildi:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Tunç Soyer:</strong> Tahtacı belgeseline sunduğu katkılardan dolayı plaketi, eşi Neptün Soyer ve kızı Defne Soyer’e takdim edildi. </span><span style="color:#000000">Soyer ailesinin duygusal konuşmaları genel kurula damga vurdu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/tun%C3%A7soyer.png" style="height:450px; width:760px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Turgay Esen:</strong> İzmir Sivil Toplum İlişkiler Müdürü, çözüm odaklı yaklaşımları nedeniyle onur konuğu olarak ağırlandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/tURGAY%20ESEN.png" style="height:450px; width:760px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Sinan Kahyaoğlu:</strong> Tahtacı kültürünü akademik ve sosyolojik olarak en iyi anlatan isimlerden biri olan Kahyaoğlu’na emekleri için teşekkür edildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/S%C4%B0NAN%20KAHYAO%C4%9ELU.png" style="height:450px; width:760px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>TEK LİSTE, TAM MUTABAKAT!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">"Rızalık" ilkesiyle hazırlanan tek liste, delegelerin tamamının oyunu alarak göreve seçildi. Yolcu Bilginç, güven tazeleyerek yeniden Genel Başkanlık makamına getirildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Yeni Yönetim Kurulu Şu İsimlerden Oluştu:</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Yolcu Bilginç (Genel Başkan), Zülfikar Metin, Sinan Kahyaoğlu, Güneş Erol, Bektaş Elteş, Ali Kırmızigül, Hüseyin Şapkalı, Mehmet Baki, Özgür Çamlıdağ, Mehmet Çakmak, Süleyman Erdoğan, Ali Türkeli, Ahmet Gelgit, Meryem İnce, Gürkan Gemici.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>MAHMUT TÜRKMENOĞLU BÜSTÜ ÖNÜNDE ANLAMLI KARE</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/MAHMUT%20T%C3%9CRKMENO%C4%9ELU.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Seçim sonuçlarının ardından yeni yönetim ve delegeler, Tahtacı toplumunun önemli değerlerinden, eski Gümrük ve Tekel Bakanı Mahmut Türkmenoğlu’nun büstü önünde toplu fotoğraf çektirerek kendisini andılar.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Genel Başkan Yolcu Bilginç, kapanış konuşmasında; “<em><strong>Temsil ettiğimiz toplum her şeyin en iyisini hak ediyor. Yeni kadromuzla güzel işler yapmaya devam edeceğiz. Varlığımız ve birliğimiz daim olsun</strong>”</em> ifadelerini kullandı.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 20 Apr 2026 11:34:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/tahtaci-kultur-dernekleri-federasyonunda-yolcu-bilginc-yeniden-baskan-1776674592.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Çinlilerin Adana ve Muğla&#039;da buldukları elmaslar! Merkez ise Denizli</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cinlilerin-adana-ve-muglada-bulduklari-elmaslar-merkez-ise-denizli-3179</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cinlilerin-adana-ve-muglada-bulduklari-elmaslar-merkez-ise-denizli-3179</guid>
                <description><![CDATA[Bora Özizmirli, “Türkiye’de elmas var mı?” sorusuna net bir yanıt verdi: "Evet, Türkiye’de elmas vardır ve bu artık bilimsel raporlarla kanıtlanmıştır. Çinli bilim insanlarının ağırlıklı olduğu bir ekip, Adana Pozantı ve Muğla Köyceğiz bölgelerinde elmas varlığını tespit etmiştir."dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<iframe width="1410" height="793" src="https://www.youtube.com/embed/5Y4tT9H2vFA" title="Çinli Bilim İnsanlarının Adana ve Muğla&#39;da Bulduğu Elmaslar. Türkiye&#39;&#39;deki Lamproitler" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe><p>Gazeteci Bora Özizmirli,<a href="https://www.youtube.com/watch?v=5Y4tT9H2vFA"><strong> JeopoliTürk Gündem Tv YouTube</strong></a> kanalında Türkiye’nin yeraltı zenginlikleri, özellikle değerli taşlar konusundaki potansiyelini belge ve bilimsel referanslarla ele aldı.&nbsp;<br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=5Y4tT9H2vFA"><strong><span style="color:#c0392b">BORA ÖZİZMİRLİ'NİN 7 DAKİKALIK AÇIKLAMASINI YOUTUBE ÜZERİNDEN İZLEMEK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINI</span></strong></a><span style="color:#c0392b"><strong>Z</strong></span><br />
&nbsp;</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">TÜRKİYE’DE ELMAS VARLIĞI TESCİLLENDİ</span></span></strong></span><br />
<br />
Özizmirli, “Türkiye’de elmas var mı?” sorusuna net bir yanıt verdi:<br />
<br />
<em><strong>"Evet, Türkiye’de elmas vardır ve bu artık bilimsel raporlarla kanıtlanmıştır. Çinli bilim insanlarının ağırlıklı olduğu bir ekip, Adana Pozantı ve Muğla Köyceğiz bölgelerinde mikro elmas varlığını tespit etmiştir. Bu keşifte sadece elmas değil, elmas kadar nadir ve değerli mozanit taşları daraporlara yansımıştır. " i</strong></em>fadelerini kullandı ve daha önce “yok” kabul edilen bu kaynakların artık kapanmış bir tartışma olduğunu vurguladı..</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">LAMPROİT BACALARI: ELMASIN YENİ KAYNAĞI</span></span></span></strong><br />
<br />
Bora Özizmirli yaptığı açıklamasında; geleneksel olarak elmasın yalnızca kimberlit bacalarında bulunduğu düşünülürken, son yıllarda lamproit bacalarının da önemli bir elmas kaynağı olduğu ortaya çıkmıştır. Avustralya’daki ünlü Argyle lamproiti bu konuda öncü örnek olmuştur.&nbsp;</p>

<p>Özizmirli şunları söyledi:<em><strong><br />
<br />
"Türkiye, lamproitler açısından zengin bir coğrafyadır. Yabancı bilim insanlarının akademik makalelerinde Denizli, Isparta, Muğla ve Kütahya bölgeleri “lamproitler ülkesi” olarak tanımlanmaktadır. Denizli’de değerli taş arayıcısı Metin Uysal’ın saha çalışmaları sonucunda 17 adet lamproit bacası keşfedilmiştir. Lamproitler sadece elmas değil, savunma sanayii için kritik öneme sahip maden ve elementleri de barındırmaktadır."&nbsp;</strong></em>ifadelerini kullandı.<br />
<br />
Bora Özizmirli, konuşmasının belgeli ve bilimsel makalelere dayandığını belirterek, esas merkezin <strong>Denizli </strong>olduğunu vurgulasyarak, Denizli’nin bu konuda büyük bir potansiyele sahip olduğunu tekrarladı. Konuyla ilgili önümüzdeki videolarda daha fazla detay vereceğini söyledi.</p>

<p><br />
<strong><span style="color:#2980b9"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">YAKUT VE SAFİR ZENGİNLİĞİ</span></span></span></strong><br />
<br />
Özizmirli, Türkiye’de yakut ve safir tartışmalarına da açıklık getirdi. Bu taşların ham maddesi olan emery madeninin dünya rezervlerinin <strong>yaklaşık %65’i </strong>Türkiye’dedir. Emery içine krom girdiğinde kırmızı yakut, titanyum gibi elementler girdiğinde ise safir oluşur. Ülkenin hem emery hem de krom açısından zengin olması nedeniyle yakut ve safir bolluğu olması gerektiği belirtti. Ancak bu potansiyel uzun yıllar “yok” kabul edilmiş ve çeşitli engellerle karşılaşmıştır. Amatör değerli taş arayıcıları tarafından birçok kez bulundukları ifade etti.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">TARİHİ VE EKONOMİK BOYUT</span></span></strong></span><br />
Özizmirli konuşmada tarihi bir detaya da yer verdi: Dünyadaki ilk elmas kaynaklarından birinin kökeni, <strong>Osmanlı</strong> döneminde Cezayir Valisi (Dayısı) olan Denizli doğumlu <strong>Hüseyin Paşa’ya</strong> dayandırıldığını, bu konunun Fransız ve Cezayir kaynaklarında geçmekte olduğunu ve ayrı bir video konusu olarak değerlendirileceğini belirtti.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">EKONOMİK POTANSİYEL VE ÇAĞRI</span></span></strong></span><br />
<br />
Türkiye’de yüz binlerce kişinin değerli taş arayıcılığı yaptığına dikkat çeken Özizmirli, bu kişilerin <strong>Maden Tetkik ve Arama (MTA)</strong> ile işbirliği yapması gerektiğini vurguladı. Gemoloji uzmanı <strong>Prof. Dr. Murat Hatipoğlu’nun </strong>3-4 yıl önceki açıklamasına atıfta bulunarak, basit kesim makineleri ve sınırlı sermaye ile bir ailenin ekonomik kriz döneminde bile ayda <strong>3-4 bin dolar</strong> gelir elde edebileceğini hatırlattı. Takı sektörü dünya çapında önemli bir sektördür ve Denizli’nin ilçeleriyle birlikte Türkiye’nin bu alanda söz sahibi olabilecek potansiyeli bulunduğu ifade edildi.</p>

<p>Lamproit bölgelerinin sadece değerli taş değil, savunma sanayii için vazgeçilmez madenleri de içerdiği tekrarlanarak, bu kaynakların ekonomiye kazandırılması için devletin üzerine düşeni yapması gerektiği çağrısında bulunuldu.</p>

<p><br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=5Y4tT9H2vFA"><span style="color:#c0392b"><strong>Kaynak: JeopoliTürk Gündem Tv YouTube kanalı – “Çinli Bilim İnsanlarının Adana ve Muğla’da Bulduğu Elmaslar. Türkiye’deki Lamproitler” başlıklı video (17 Nisan 2026).</strong></span></a></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 18 Apr 2026 13:52:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/cinlilerin-adana-ve-muglada-bulduklari-elmaslar-merkez-ise-denizli-1776511664.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Erdoğan’dan Bulgaristan seçimlerine katılma çağrısı</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/erdogandan-bulgaristan-secimlerine-katilma-cagrisi-3178</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/erdogandan-bulgaristan-secimlerine-katilma-cagrisi-3178</guid>
                <description><![CDATA[19 Nisan’da Bulgaristan'da yapılacak milletvekili seçimleri hakkında açıklama yapan Balkan Rumeli Bektaş-i Dernekleri Federasyonu kurucu Genel Başkanı Recep Osman Erdoğan Türkiye'de yaşayan çifte vatandaşları sandığa gidip oy kullanmaları çağrısı yaptı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Bulgaristan pazar günü beş yıl içinde sekizinci parlamento seçimlerine gidiyor ve eski cumhurbaşkanı Rumen Radev'in yeni partisi, birçok kişinin kronik siyasi istikrarsızlığı sona erdireceğini umduğu oylamada anketlerde önde gidiyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">19 Nisan’daki seçimin büyük önem taşıdığını vurgulayan Erdoğan, Bulgaristan vatandaşı Türklerin haklarını almalarının siyasi gelişmelere müdahil olmalarıyla mümkün olduğunun altını çizdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Birlik oldukça güçleniriz. Birlik oldukça var oluruz</strong></em>” ifadellerini kullanan Balkan Rumeli Bektaş-i Dernekleri Federasyonu kurucu Genel Başkanı Recep Osman Erdoğan, kullanılacak her oyun, Türklerin Bulgaristan’daki varlığının teminatı anlamına geleceğini belirtti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bulgaristan’da miras ve emeklilik haklarının korunabilmesi için seçimlere katılmanın önemine dikkati çeken Erdoğan, “<em><strong>Sandık başına gidelim. Oy hakkımızı kullanalım</strong></em>” diye konuştu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-04-17%20at%2019_22_12.jpeg" style="height:800px; width:595px" /></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 18 Apr 2026 11:39:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/erdogandan-bulgaristan-secimlerine-katilma-cagrisi-1776501827.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Gülistan Doku soruşturmasında eski vali Tuncay Sonel&#039;e soruşturma açıldı</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/gulistan-doku-sorusturmasinda-eski-vali-tuncay-sonele-sorusturma-acildi-3176</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/gulistan-doku-sorusturmasinda-eski-vali-tuncay-sonele-sorusturma-acildi-3176</guid>
                <description><![CDATA[Gülistan Doku soruşturmasında adı geçen eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel hakkında “suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” şüphesiyle soruşturma başlatıldı. Soruşturma kapsamında Sonel açığa alındı. Öte yandan Sonel’in oğlu da aynı soruşturma kapsamında gözaltına alındı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Tunceli'de 5 Ocak 2020'den itibaren kendisinden haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku ile ilgili yürütülen soruşturmada geçtiğimiz günlerde 13 kişi gözaltına alınmıştı.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">VALİNİN OĞLU GÖZALTINDA</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Şahısların arasında&nbsp;Gülistan Doku'nun erkek arkadaşı Zeinal A, Zeinal'ın annesi Cemile Y. ve üvey babası Engin Y. ile Uğurcan A, Celal A, Nurşen A. ve Ferhat Hanedan G, dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel ile Vali Sonel'in o dönem korumalığını yapan Şükrü E. de&nbsp;bulunuyordu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Dün akşam 2 kişi tutuklanırken, 2 isim hakkında da adli kontrol kararı verildi. Eski valinin oğlunun da aralarında olduğu diğer şüpheliler ise bu sabah adliyeye sevk edildi.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">ESKİ VALİ HAKKINDA SORUŞTURMA: SUÇ ŞÜPHESİNE ULAŞILDI</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Soruşturmada yeni bir gelişme yaşandı. Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığınca Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilen yazıda, mevcut delil durumu itibarıyla dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in "<em><strong>suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme suçu</strong></em>" eylemlerini gerçekleştirdiğine dair yeterli suç şüphesine ulaşıldığı bilgisi yer aldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı Bakanlık Muhabere Bürosu tarafından Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığına "<em><strong>Vali Tuncay Sonel</strong></em>" konulu yazı gönderildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Başsavcılığın yazısında, "<em><strong>2020/52</strong></em>" soruşturma sayılı dosya üzerinden 5 Ocak 2020 suç tarihli "<strong><em>kasten insan öldürme</em></strong>", "<strong><em>cinsel saldırı</em></strong>", "<strong><em>suç delillerinin gizlenmesi-yok edilmesi</em></strong>", "<em><strong>bilişim sistemine hukuka aykırı olarak girmek suretiyle verileri yok etme-bozma</strong></em>", "<strong><em>kişiyi hürriyetinden yoksun kılma</em></strong>", "<strong><em>suçu bildirmeme</em></strong>", "<em><strong>suçluyu kayırma</strong></em>" suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel'in de aralarında bulunduğu 13 şüphelinin gözaltına alındığı hatırlatıldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yazıda, şunlar kaydedildi:</span></p>

<p><span style="color:#000000">"Ekte sunulan bilgi ve belgelerden mevcut delil durumu itibarıyla dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in TCK'nin 281/1-2 (suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme suçu) maddesinde düzenlenen eylemleri gerçekleştirdiğine dair yeterli suç şüphesine ulaşıldığı ancak Tuncay Sonel'e ilişkin isnat ve iddiaların kişisel suç niteliğinde olduğu, 5271 sayılı CMK'nin 161/6. maddesi gereğince valilerin kişisel suçlarından dolayı soruşturma yetkisinin suç tarihinde görev yaptıkları ilin bağlı olduğu Bölge Adliye Mahkemesinin bulunduğu yerdeki İl Cumhuriyet Başsavcılığına ait olduğu şeklinde düzenleme bulunması sebebiyle Cumhuriyet Başsavcılığınızca, Tuncay Sonel hakkında mevcut delil durumuna göre değerlendirme yapılmak üzere gereğinin takdir ve ifası rica olunur."</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">AÇIĞA ALINDI</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">İçişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada Sonel'in soruşturma kapsamında açığa alındığı belirtildi.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">ANNE DOKU: HER ŞEYİ OĞLU YAPTI</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Dün adliye önünde bekleyen Gülistan Doku'nun annesi Bedriye Doku, soruşturmanın baş şüphelisinin dönemin&nbsp;Tunceli Valisi Tuncay Sonel&nbsp;olduğunu iddia ederek,&nbsp;"<strong><em>Her şeyi oğlu yapmış, oğlanı tatile göndermiş.</em></strong>" dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Doku, şunları söyledi: "<em><strong>Ben bir anneyim, sizin de çocuklarınız var, iki saat, bir saat, yarım saat kendinizi benim yerime koyun. Çocukları okula gönderin, o sizin çocuklarınız okuldan gelmezse ne yaparsınız? Ben bir anneyim, Allah için bunu yakalayın.</strong></em>"</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bedriye Doku, kızının kemiklerini istediğini belirterek,<strong>&nbsp;</strong>"<em><strong>Ben kızımın kemiklerini almadan ölüme kadar burada oturacağım.</strong></em>" ifadesini kullandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>"GÖZALTINA ALINMASI GEREKEN KİŞİ TUNCAY SONEL'DİR"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Abla Aygül Doku da eski valinin tüm soruşturmanın bilinçli olarak seyrini değiştirdiğini öne sürmüş ve şunları söylemişti: "<strong><em>Dönemin valisi bir ailenin kızını bulmak ve görevini yapmakla yükümlüyken, sırf oğlunu korumak için devletin bütün imkanlarını kullanıp bizi o köprü başında tam 220 gün boyunca bekletti.&nbsp;Bizi orada bekletirken Gülistan'ın intihar ettiğine inanalım diye dönemin Valisi Tuncay Sonel botla geziyordu. Bütün bunların hesabının sorulmasını istiyoruz. Başsavcımızın çalışmasına çok büyük bir saygı duyuyorum ama şu anda&nbsp;gözaltına alınması gereken kişilerden biri dönemin Valisi Tuncay Sonel'dir.&nbsp;Bizim başımıza ne getirdiyse dönemin Valisi Tuncay Sonel getirmiştir. Bunun üstünün örtülmesini istemiyoruz.</em></strong>"</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 13:44:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/gulistan-doku-sorusturmasinda-eski-vali-tuncay-sonele-sorusturma-acildi-1776423308.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bora Özizmirli: SSCB gençlik çeteleriyle neden baş edemedi?</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bora-ozizmirli-sscb-genclik-ceteleriyle-neden-bas-edemedi-3172</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bora-ozizmirli-sscb-genclik-ceteleriyle-neden-bas-edemedi-3172</guid>
                <description><![CDATA[Son dönemde Türkiye'de okullarda yaşanan şiddet olayları ve çocuk yaştaki gençlerin çeteleşmesi sıkça gündeme geliyor. Bu tablo, analist Bora Özizmirli  makalesinde ise,  dikkat çektiği üzere, ister istemez 1980'lerin sonlarında Sovyetler Birliği'nde yaşananları akla getiriyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Son dönemde Türkiye'de okullarda yaşanan şiddet olayları ve çocuk yaştaki gençlerin çeteleşmesi sıkça gündeme geliyor. Bu tablo, analist Bora Özizmirli &nbsp;makalesinde ise, &nbsp;dikkat çektiği üzere, ister istemez 1980'lerin sonlarında Sovyetler Birliği'nde yaşananları akla getiriyor.<br />
<br />
<strong>Bora Özizmirli'nin makalesi şöyle:</strong><br />
<br />
<br />
Son dönemde okullarımızda yaşanan şiddet olayları ve çocuk yaştaki gençlerin çeteleşmesi sıkça gündeme geliyor. Bu manzara, ister istemez 1980'lerin sonlarında Sovyetler Birliği'nde yaşananları hatırlatıyor.</p>

<p><strong>Mihail Gorbaçov'un </strong>iktidara gelmesiyle birlikte uygulanan <strong>“glasnost” (açıklık) ve “perestroyka”</strong> (yeniden yapılanma) politikaları, SSCB'de köklü değişimlere yol açtı. Uzun yıllar kapalı kalan sistem, bir anda Batı kültürüne, tüketim toplumuna ve <strong>Hollywood</strong> filmlerine kapılarını araladı. Bu hızlı açılımın sonuçlarından biri de <strong>mafyalaşma</strong> oldu. Özellikle <strong>13-15 yaşlarındaki çocuklar</strong>, bu kültürel selin en savunmasız kurbanları haline geldi. Mahalle mahalle örgütlenen, şiddet içeren filmlerden ve Batı'dan ithal edilen <strong>“cool”</strong> çete kültüründen etkilenen gençler, kısa sürede <strong>organize suçun</strong> en alt kademelerine sürüklendiler.</p>

<p>Bugün de benzer bir tabloyla karşı karşıyayız. <strong>21. yüzyılın getirdiği </strong>sosyal medya, yapay zeka, hızlı kültürel değişim ve değer erozyonu, birçok devleti hazırlıksız yakaladı. Suç türleri ve yöntemleri kökten değişti. Geleneksel suç anlayışının yerini, <strong>dijital dünyada</strong> şekillenen yeni nesil suçlar ve organize yapılar aldı.</p>

<p>Asıl dikkat çekmek istediğim nokta, Sovyetler Birliği'nin<strong> 80'li yıllarda </strong>kendi gençliğini nasıl kontrol edemediği gerçeğidir. O dönemde yaşanan hızlı sistem değişikliği, toplumun özellikle genç kesimini adeta <strong>savunma mekanizmasından </strong>yoksun bıraktı. Devlet, kültürel ve <strong>sosyal çöküşü</strong> öngöremediği gibi, bu çöküşü yönetecek araçlara da sahip değildi.</p>

<p>Bugün Türkiye'de okullardaki şiddet ve gençlerin çeteleşmesi, sadece bir <strong>“gençlik sorunu”</strong> olmanın ötesinde, devletin ve toplumun<strong> 21. yüzyılın</strong> yeni gerçeklerine karşı hazırlıksızlığının somut bir yansımasıdır. SSCB'nin 40 yıl önceki tecrübesi, bize bu süreçlerin ne kadar hızlı ve yıkıcı olabileceğini gösteriyor.</p>

<p>Dünya artık eski dünya değil. Sanki bir <strong>eşikten geçtik</strong> ve bambaşka bir çağa ayak bastık. Bu değişim, jeopolitiği, iç siyaseti, günlük yaşam biçimlerimizi, <strong>iş hayatımızı, </strong>hatta sevinçlerimizi ve üzüntülerimizi bile derinden etkiledi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">21. YÜZYILIN TEHDİTLERİNE 20. YÜZYIL ÇÖZÜMLERİ YETMEZ</span></span></span></strong></p>

<p>20. yüzyılın değerleri ile 21. yüzyılın gerçekleri arasında uçurumlar var. Suç türleri bile başkalaştı. En çarpıcı örnek: <strong>Dijital dolandırıcılık.</strong> Çoğumuzun haftada birkaç kez karşılaştığı bir gerçek haline geldi. Telefonumuza gelen <strong>sahte mesajlar,</strong> internetteki tuzaklar,<strong> yapay zekâ</strong> destekli yeni sahtekârlık yöntemleri… Eskiden böyle bir tehdit yoktu; şimdi ise neredeyse her gün yeni bir versiyonuyla karşılaşıyoruz.</p>

<p>Devlet, artık namuslu vatandaşını bu görünmez <strong>dolandırıcılara </strong>karşı aktif şekilde korumak zorunda. Bu da <strong>emniyet ve yargı </strong>gibi kurumların kendisini hızla yenilemesinden geçer. Kurumlar kendini yenilemezse,<em> 21. yüzyılın tehditlerine</em> 20. yüzyılın çözümleriyle karşılık vermeye çalışır ve bu toplumları kaçınılmaz olarak gerilemeye, hatta yok oluşa sürükler.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">ÇOCUK YAŞTAKİ ÇETELERLE BAŞ EDEMEYEN SSCB</span></span></strong></span></p>

<p>Sovyetler Birliği'nde suçların cezasız kalması toplumsal birliği doğrudan hedef aldı. <strong>Devlet 80'lerde,</strong> Gorbaçov'un politikaları nedeniyle market fiyatlarını ve stokçuluğu dahi kontrol edemiyordu. Sorun, <strong>13-15 yaşlarındaki</strong> gençlerine de söz geçiremeyecek noktaya varmıştı.</p>

<p>Adalet sistemindeki her açık, toplumda infiale neden olabiliyor. Bu infiallerden biri de <strong>80'li yıllarda Sovyetler Birliği'nde</strong> yaşandı. İşlenen suçların cezasız kalması <strong>toplumsal birliği</strong> doğrudan etkiledi.</p>

<p>Gorbaçov'un <strong>glasnost ve perestroyka</strong> politikaları ülke denetimini büyük ölçüde zayıflattı. Dünyanın en büyük ordularından birine sahip olan<strong> Sovyetler Birliği</strong> içten içe çözülmeye başladı. Neoliberal yaklaşımlar nedeniyle market fiyatlarını ve stokçuluğu denetleyemeyen devlet, gençliğini de kontrol edemez hale geldi. Artan fiyatlara müdahale edemediği gibi,<strong> 13-15 yaşlarındaki</strong> gençlerine de disiplin sağlayamıyordu. Bu, devletteki çürümenin son aşamasıydı.</p>

<p>Ekonomik zorluklar yaşayan Sovyet devleti, <strong>Batı kültürünün </strong>sınırlar içine girmesiyle birlikte toplumda yozlaşmanın arttığını gördü. Gelir dağılımındaki adaletsizlik iyice belirginleşti. <strong>Gorbaçov'un </strong>uygulamaları sonucunda ekonomik buhran ve adaletsizlik yaygınlaştı; Sovyet gençliği <strong>kolay para kazanma y</strong>ollarına başvurdu. Gençlerin ilgi çekici işler, tatmin edici konut, <strong>araba</strong> ve tüketim mallarına talebi, Sovyet ekonomisinin bunu karşılayamaması <strong>büyük bir hayal kırıklığı </strong>ve yoksunluk hissine yol açtı.</p>

<p>Bu yoksunluk hissi, adalet sistemindeki açıklarla birleşince <strong>18 yaş altı gençlerin</strong> mahalle mahalle çeteler kurmasına neden oldu. Çeteler çoğunlukla <strong>13-15 yaşlarındaki </strong>çocuklardan oluşuyordu ve kolay para kazanan gençler simgeleştiriliyordu.</p>

<p>Özellikle Kazan şehrinde her mahallede yaklaşık <strong>100'er kişilik çeteler</strong> türedi. Bu çeteler, Batı toplumlarında görülen kavga, <strong>hırsızlık ve rüşvet</strong> gibi olaylarla Sovyet toplumunu dehşete düşürdü. Kazan'da başlayan çeteleşme <strong>(Kazan fenomeni)</strong>, diğer Sovyet şehirlerine de yayıldı. Bu çeteler günümüzde bile araştırmacıların konusu olmaya devam ediyor. Rusya'da 2023'te bu çeteleri konu alan <strong>“Slovo patsana. Krov na asfalte” (Bir Delikanlının Sözü: Asfaltta Kan)</strong> isimli 8 bölümlük mini dizi yayımlandı. Dizi, <strong>14 yaşındaki sessiz,</strong> sakin ve okulunda başarılı bir öğrencinin, sokak çetelerinin darpları sonucu kendini korumak için <strong>başka bir çeteye </strong>katılmasını anlatıyor.</p>

<p>Araştırmalar, çetelerin yaygınlaşmasının bir nedenini <strong>Sovyet Devleti'nin </strong>gençliğin güvenliğini sağlayamamasına ve gençlerin kendini koruma içgüdüsüyle çetelere katılmasına bağlıyor.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;">BÜYÜK AFLAR VE CEZASIZLIK</span></span></span></strong></p>

<p>Sokak suçlarının artmasında önemli bir rol oynayan etkenlerden biri, hükümetin mahkûmlara yönelik aflarıydı. <strong>Robert Garayev </strong>gibi araştırmacılar, sokak suçlarının ortaya çıkmasını hükümetin mahkûmlara af çıkarmasına bağlıyor. Gorbaçov, <strong>“masum hüküm giymiş kişilere özgürlük” </strong>diyerek neredeyse tüm suçluları serbest bıraktı. Bu aflar özellikle hırsızlık, darp ve adam öldürme gibi asayiş suçlarını kapsıyordu. Yeraltı yaşam tarzını benimsemiş suçlular topluma döndü ve kötü değerleri gençliğe yaydı.(1)</p>

<p>Sovyetlerde büyük afların temeli Kruşçev dönemine <strong>(Stalin'in ölümünden sonra 1953 affı) </strong>uzanır. Diğer önemli aflar <strong>1977 ve Gorbaçov </strong>döneminde gerçekleşti. Gorbaçov'un afı sonrası durum keskin şekilde kötüleşti. Sokaklar tehlikeli hale geldi, polis etkisiz kaldı. <strong>1985-1989</strong> arasında mahkeme kararları azalsa da suç oranı arttı. Yargı ya çalışmıyordu ya da yozlaşmıştı. Dönemin tanıkları, suçluların kamuoyu önünde <strong>ceza almadığını,</strong> saldırıların cezasız kaldığını anlatıyor.<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p>Sovyet vatandaşları için sokağa çıkmak bile çok tehlikeliydi. Polis etkisizdi. 1985 ile 1989 yılları arasında mahkeme kararlarının sayısı azalmasına rağmen suç oranı iyice arttı. Yargı neredeyse çalışmıyordu veya yozlaşmıştı. Örneğin o dönemi anlatan bir Rus vatandaşı, şu açıklamada bulunmuştu:</p>

<p><em><strong>"1989'da bir suçlu tarafından saldırıya uğradım ve suçlunun saldırısından mucizevi bir şekilde kurtuldum. Arkadaşlarımdan biri evinin bahçesinde bir suçludan 18 bıçak yarası aldı ve suçlu yargılanmadı. Bu Gorbaçov'un zamanıydı."(2)&nbsp;</strong></em></p>

<p>Aileler, eğitimciler ve polis olaylara müdahalede çaresizdi. Polis, organize çetelerle yüzleşmeye hazır değildi. Tataristan eski ceza soruşturması başkan yardımcısı <strong>Alexander Avvakumov'</strong>un ifadelerine göre, bir tabur polis gönderilse bile liderleri suçlamak imkânsızdı; yasal dayanak yoktu.(3)<br />
<br />
Organize suç kavramı SSCB Ceza Kanunu'nda yer almıyordu (ancak 1997'de Rusya Federasyonu'nda kabul edildi). Çetelerin doğuşunda, örneğin<strong> Zilka suç örgütünün lideri Khaidar Zakirov'u</strong>n hikayesi gibi, gençlerin kendini koruma amacıyla şiddete başvurduğu ve liderleştiği vakalar görülüyordu.(4)</p>

<p>Eskiden SSCB basınında suç haberleri neredeyse hiç yer almazdı.<strong> 1930-1940'larda Nathan Berman'ın</strong> belirttiği gibi, gençler geleceğe dair kaygı taşımazdı; suç konuları gazetelerde göze çarpmayan köşelere sıkıştırılırdı.(5)<br />
<br />
Ancak 1980'lerde bu tablo tamamen değişti.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;">21. YÜZYILA DERSLER</span></span></strong></span></p>

<p>Sovyet deneyimi gösteriyor ki, hızlı sistem değişikliği toplumun özellikle <strong>genç kesimini </strong>savunma mekanizmasından yoksun bırakabiliyor. Devlet, <strong>kültürel ve sosyal çöküşü</strong> öngöremediği ve yönetemediği için yıkıcı sonuçlarla karşılaştı.</p>

<p>Bugün Türkiye'de okullardak<strong>i şiddet ve çeteleşme,</strong> yalnızca <strong>“gençlik sorunu” </strong>değil; devletin ve toplumun <strong>21. yüzyılın dijital suçları, sosyal medya etkileri </strong>ve değer erozyonuna karşı hazırlıksızlığının yansımasıdır. Dijital dolandırıcılıktan yeni nesil organize suçlara kadar tehditler değişti. Emniyet ve yargı kurumlarının hızla yenilenmesi şarttır.</p>

<p>Sovyetler Birliği'nin <strong>40 yıl önceki tecrübesi,</strong> önlemlerin zamanında alınmaması halinde süreçlerin ne kadar hızlı ve yıkıcı olabileceğ<strong>ini hatırlatıyor. Gençlerimizi gelecek kaygısından uzak, ruhen ve bedenen sağlıklı geliştirmek; onları </strong>suçlulara karşı korumak, devlet ve milletin en temel görevlerindendir.</p>

<p>Bu süreçler, <strong>sosyologlar, hukukçular </strong>ve siyasetçiler tarafından daha derinlemesine araştırılmalı ve gerekli önlemler ivedilikle alınmalıdır. Çünkü adaletin ve önlemlerin gecikmesi, en çok masum gençleri ve toplumsal birliği etkiler.<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p><strong>DİPNOTLAR:</strong></p>

<p>1-<a href="https://www.rbth.com/history/336989-how-were-teenage-gangs-in-ussr-organised"><span style="color:#3498db"><strong>https://www.rbth.com/history/336989-how-were-teenage-gangs-in-ussr-organised</strong></span></a><br />
2-<a href="https://www.rbth.com/history/336989-how-were-teenage-gangs-in-ussr-organised">https://www.quora.com/Why-didnt-the-Soviet-Union-have-a-problem-with-street-gangs</a><br />
3-<a href="https://www.rbth.com/history/336989-how-were-teenage-gangs-in-ussr-organised">https://www.rbth.com/history/336989-how-were-teenage-gangs-in-ussr-organised</a><br />
4-<a href="https://www.degruyterbrill.com/document/doi/10.7591/9781501701689-013/html">https://www.degruyterbrill.com/document/doi/10.7591/9781501701689-013/html</a><br />
5-<a href="https://scholarlycommons.law.northwestern.edu/cgi/viewcontent.cgi?article=2854&amp;context=jclc">https://scholarlycommons.law.northwestern.edu/cgi/viewcontent.cgi?article=2854&amp;context=jclc</a></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 16 Apr 2026 12:03:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/bora-ozizmirli-sscb-genclik-ceteleriyle-neden-bas-edemedi-1776333569.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>CHP’li Ayvalık Belediye Başkanı Ergin neden susuyor?</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/chpli-ayvalik-belediye-baskani-ergin-neden-susuyor-3171</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/chpli-ayvalik-belediye-baskani-ergin-neden-susuyor-3171</guid>
                <description><![CDATA[Ayvalık’ın tanınmış gazetecisi ve Hacı Bektaş Veli Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Yüksel Kalkan 10 Nisan 2026 günü Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin’in kuzeni ve korumalarının da içinde olduğu bir grup tarafından darp edildi. Saldırı sonrasında iki kişi tutuklanırken, Başkan Ergin yalandan da olsa, şiddet olayını kınamadı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">CHP’li Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin’in kuzeni ve koruması ile birlikte 6 kişilik bir grup gazeteci ve Hacı Bektaş Veli Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Yüksel Kalkan’a saldırdı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Belediyede dönen usulsüzlükleri açıkladığı için darp edildiği bildirilen Kalkan’a yönelik saldırı ile ilgili olarak Başkan Ergin 6 gündür herhangi bir kınama açıklaması yapmadı. Bunun yerine, sosyal medyada kendisini emekli astsubay olarak tanıtan Mustafa Karakaşlar isimli hesaptan, saldırıyı haklı göstermeye kalkışan tehditvari bir yayın yapıldı. Başkan Ergin’e ve Karakaşlara tepki çığ gibi büyüdü.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ÖZKAN: YÜKSEL KALKAN YALNIZ DEĞİLDİR!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Gazeteci Yüksel Kalkan başkanı olduğu Hacı Bektaş Veli Kültür ve Dayanışma Derneği’nin bağlı bulunduğu Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Sekreteri Ali Rıza Özkan, kanun tarafında yer alması gereken bir devlet memuru emeklisinin şiddeti haklı çıkarmaya kalkışmasını eleştirdi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Özkan, Karakaşlar’ın yayını ile ilgili olarak yaptığı yorumunda şöyle dedi: “Hem de astsubayım, diyorsunuz. Yazıklar olsun, size! Kanun tarafında değil, şiddet tarafında yer alıyorsunuz. Video kayıtları var. Bir insan küfür dahi etse, şiddetin cezası olduğunu bildiğiniz halde, manipülasyon yapıyorsunuz. Ayvalık halkını böyle sindirmek mi istiyorsunuz? Kim bizi eleştirirse, böyle yaparız, mı demek istiyorsunuz? Kimi tehdit ediyorsunuz? Pir Sultan Abdal’ın ismini bile söyleyemediğiniz halde, Aleviler hakkında atıp tutuyorsunuz. Yüksel Kalkan yalnız değildir. Ayvalık’ta herkes aklını başına alsın. Meydanı boş bulan birilerini dövecekse, birileri de sizin gibi, yayın açıp, o da haddini bilseydi, diyecekse, bu iş çok su kaldırır. Size tavsiyem, eski bir devlet memuru olarak, olmanız gereken yerde olun. Birilerinin tetikçisi olmayın. Şerefli ordumuzun bir mensubuna böyle yayınlar, böyle tehditvar uslup yakışmaz.”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>YILDIZ: KARAKAŞLAR’IN YAYINI KAMUOYUNU YANILTMAYA YÖNELİK!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">İstanbul Gazete ve Haberciler Federasyonu Başkanı Ali Rıza Yıldız da, Mustafa Karakaşlar’ın şiddeti haklı çıkarmaya çalışan yayınına sert tepki gösterdi. Yıldız, “<strong><em>Sırf bir belediye başkanına nasıl yaranırım düşüncesiyle, meslektaşınız olan bir gazetecinin maruz kaldığı ağır saldırıyı görmezden gelmeniz, sizin hangi seviyede durduğunuzu fazlasıyla göstermektedir</em></strong>” ifadelerini kullandı. Yıldız’ın açıklaması şöyle:</span></p>

<p><span style="color:#000000">Anlattıklarınızı ve Türkçenizi anlayabilmek, çözebilmek için adeta bir tercüman ordusuna ihtiyaç var. En temel bir olayı bile açık, anlaşılır ve tutarlı şekilde ifade edemeyen birinin kalkıp millete “<em><strong>sözde gazeteci</strong></em>” yaftası yapıştırmaya çalışması, kamuoyunun takdirine bırakılacak bir trajedi-komedidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bir gazeteci, üstelik 7–8 kişinin saldırısına uğramış, saldırganlardan iki tanesi tutuklanmış, ortada açık bir şiddet olayı varken; siz bütün bunları yok sayıp meseleyi hafifletmeye, itibarsızlaştırmaya ve gerçeği bulandırmaya çalışıyorsunuz. Bu yaklaşımın gazetecilikle uzaktan yakından bir ilişkisi yoktur. Sırf bir belediye başkanına nasıl yaranırım düşüncesiyle, meslektaşınız olan bir gazetecinin maruz kaldığı ağır saldırıyı görmezden gelmeniz, sizin hangi seviyede durduğunuzu fazlasıyla göstermektedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bir televizyon kanalında “<strong><em>genel müdürlük yaptım</em></strong>” diye iddiada bulunuyorsunuz; fakat mesleğin en temel süreçlerinden, basın kartı mevzuatından, uygulama usullerinden bile bihabersiniz. Üstelik “<em><strong>basın kartını altı ayda almış olacak</strong></em>” ya da “<strong><em>altı ayda aldı</em></strong>” şeklindeki iddianız, yönetmeliği hiç okumadığınızı açıkça ortaya koyuyor. Basın kartının hangi aşamalardan geçtiğini bilmeden başkalarına hüküm dağıtmanız, gazeteciliğin nasıl cehalet ve bilgisizlikle erozyona uğratıldığının canlı bir örneğisiniz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Meslektaşınız saldırıya uğramış; siz ise sanki hiçbir şey olmamış gibi, gerçekleri ters yüz eden cümlelerle olayı çarpıtmaya çalışıyorsunuz. Bu mesleğin “<em><strong>ıvır zıvır</strong></em>” dediğiniz unsurları bile, sizden çok daha onurlu, daha tutarlı ve daha vicdanlı bir duruş sergiliyor. İnsan, en azından yaşanan bir şiddet olayı karşısında biraz utanır, biraz ar eder. Fakat sizin olaylara bakışınız ve yorumlama çabanız, ne kadar boş, içi boş ve mesleki anlamda “<em><strong>yok hükmünde</strong></em>” olduğunuzu açıkça ortaya koyuyor. Bugüne kadar doğru düzgün bir haberi olmayan birinin kalkıp gazetecilik dersi vermesi cidden trajiktir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bir kişiye sokakta saldırılmış; bununla ilgili dahi en ufak bir empati kurmadan, hiçbir araştırma yapmadan, meselenin özünü çarpıtacak yorumlar üretmek hem etik dışıdır hem de kamuoyunu yanıltmaya yönelik “<em><strong>sorumsuz beyan</strong></em>” niteliği taşır. Umarım bir gün aynı durum sizin başınıza geldiğinde, bugün başkalarına kolayca yönelttiğiniz “<strong><em>sözde</em></strong>” söylemlerinin ne kadar haksız ve ölçüsüz olduğunu bizzat görürsünüz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ayrıca federasyonlarla ilgili yaptığınız yorumlar da en az diğer ifadeleriniz kadar bilgi dışıdır. “<strong><em>Her dernek federasyona üye olmak zorundadır</em></strong>” gibi bir kural yoktur; zaten Türkiye’deki derneklerin ancak yüzde 2–3’ü federasyonlara bağlıdır. En basit mevzuatı bile bilmeden ahkâm kesmeniz, bu alandaki bilgisizliğinizin boyutunu açıkça göstermektedir. Bu kadar temelsiz bilgiyle siz hangi kanalda, hangi mantıkla çalıştırıldınız, esas sorgulanması gereken budur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Gelelim Ayvalık Belediye Başkanı’nı savunma gayretinize… Bir yöneticinin arkasında, konudan bu kadar kopuk, basın mevzuatını bilmeyen, mesleki yeterlilikten uzak kişilerin duruyor olması, en çok o yöneticinin sorgulaması gereken bir durumdur. Zira bilinir ki:</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kılavuzu karga olanın…</span></p>

<p><span style="color:#000000">Cümlenin geri kalanı her şeyi açıklamaya yeter.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sonuç olarak; gazetecilik iddiasında bulunmak ekranlarda unvan saymakla değil, bilgi, mevzuat bilgisi, birikim ve kamu yararını gözeten etik duruşla mümkündür. Bunlar yoksa geriye sadece gürültü ve kirlilik kalır; gazetecilik değil.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Meslektaşlarım adına söylemek gerekirse: Bu yaklaşımı kınıyor, ayıplıyor ve reddediyorum.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ali Rıza Yıldız<br />
İstanbul Gazete ve Haberciler Federasyonu Başkanı</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 16 Apr 2026 09:56:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/chpli-ayvalik-belediye-baskani-ergin-neden-susuyor-1776322940.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>TÜMER, TDT üyesi ülkelerin STK platformunu ziyaret etti</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/tumer-tdt-uyesi-ulkelerin-stk-platformunu-ziyaret-etti-3170</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/tumer-tdt-uyesi-ulkelerin-stk-platformunu-ziyaret-etti-3170</guid>
                <description><![CDATA[TÜMER, Türk Devletler Teşkilatı üyesi ülkelerin STK platformunu ziyaret etti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Azerbaycan Milli Meclisi milletvekili ve Türk Devletleri Teşkilatı üyesi ülkelerin STK Platformu Genel Sekreteri Azer Allahveranov, Türkiye'den gelen TÜMER heyetini kabul etti.</p>

<p>Görüşmede, Türk devletlerindeki sivil toplum kuruluşları arasında ilişkilerin geliştirilmesi, ortak projelerin hayata geçirilmesi ve Türk dünyasının dayanışmasının güçlendirilmesi konuları ele alındı.</p>

<p>Azer Allahveranov, konuşmasında şu vurguyu yaptı:</p>

<p>“<em><strong>Müasir şartlarda Türk devletlerinde faaliyet gösteren STK'lar arasında ilişkilerin geliştirilmesi ve ortak konularda işbirliğinin derinleştirilmesi, Türk dünyasının birlik ve beraberliğine büyük katkı sağlar.</strong></em>”</p>

<p>“Xocalı Soykırımını Tanıtma” Kamu Birliği Başkanı Şamil Sabiroğlu, TÜMER ile bundan sonra daha sıkı işbirliği yapacaklarını, ortak projeler gerçekleştireceklerini ve Türk dünyasının ortak değerlerini tanıtma çalışmalarını sürdüreceklerini belirtti.</p>

<p>TÜMER Dış İlişkiler Koordinatörü Oktay Hacımusalı, kurumlarının uluslararası işbirliğine özel önem verdiğini ve Azerbaycan’daki kuruluşlarla ilişkileri genişletmek istediklerini ifade etti.</p>

<p>TÜMER Başkanı Onur Beyhan, Azerbaycan ziyaretinden duyduğu memnuniyeti dile getirerek şöyle konuştu:</p>

<p>“<em><strong>Bu ziyaret sırasında yapılan görüşmeler, Türk dünyası ile ilgili gelecekteki önemli adımlar ve ortak faaliyetler için sağlam bir temel oluşturuyor. Bundan sonra da Azerbaycan’daki ortaklarımızla aynı istek ve kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz.</strong></em>”</p>

<p>Görüşme, karşılıklı bilgi alışverişinin artırılması ve işbirliğinin geliştirilmesi konusunda mutabakatla sona erdi. Katılımcılar, hatıra fotoğrafı çektirdi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 16 Apr 2026 09:37:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/tumer-tdt-uyesi-ulkelerin-stk-platformunu-ziyaret-etti-1776321922.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Üç ülkeden canlar buluştu, Akın Çetin Dede posta oturdu</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/uc-ulkeden-canlar-bulustu-akin-cetin-dede-posta-oturdu-3169</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/uc-ulkeden-canlar-bulustu-akin-cetin-dede-posta-oturdu-3169</guid>
                <description><![CDATA[Seyyid Ali Sultan (Kızıldeli) Ocağı’da geçtiğimiz günlerde, tarihi bir olay yaşandı. 3 ülkeden dedelerinin katılımı ve onayı ile yürütülen erkan ile Akın Çetin dede postuna oturdu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / EDİRNE</strong> – Edirne Seyyid Ali Sultan (Kızıldeli) Ocağı’nda Trakya, Balkanlar ve Avrupa’daki Alevi-Bektaşi toplumunu bir araya getiren anlamlı bir erkan yürütüldü. </span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/A%C3%874.png" style="height:450px; width:760px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">Yunanistan, Bulgaristan ve Türkiye’den gelen inanç önderleri ile çok sayıda canın katılımıyla düzenlenen törende, <strong>Akın Çetin</strong>&nbsp;Musayiplik Erkanı ve rızalık alınmasıyla “<strong><em>Dedelik Postu</em></strong>”nu teslim aldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Balkanlar’ın İnanç Önderleri Şahitlik Etti</strong></span></p>

<p><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/A%C3%873.png" style="height:450px; width:760px" /></p>

<p><span style="color:#000000">Yaklaşık 250 kişinin katılımıyla gerçekleşen bu tarihi buluşma, üç ülkedeki inanç birliğini bir kez daha perçinledi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Trakya ve Bulgaristan Başdedesi <strong>Mustafa Çetin</strong>’in önderliğinde yürütülen erkanda, Yunanistan Başdedesi <strong>Hasan Apti </strong><strong>Dede</strong>, <strong>Apti Pençal Dede</strong>, <strong>Ahmet Paşa Dede</strong>, <strong>Mehmet Koç Dede</strong> ve Seçek Azınlık Eğitim ve Kültür Derneği Başkanı <strong>Necmettin K</strong><strong>a</strong><strong>hya</strong> hazır bulundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bulgaristan heyetinden ise Kırcaali Cemevi Başkanı <strong>Mustafa Ali Mustafa</strong>, Koşukavak’tan <strong>Ali Bodur Dede</strong> ve Alvanlar’dan <strong>Veli Horasan</strong> <strong>Dede</strong> törene iştirak ederek bu manevi sorumluluğa şahitlik ettiler.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Erkan ve El Verme Geleneği Yaşatıldı</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/A%C3%872.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Bölgenin önemli inanç merkezlerinden temsilcilerin katıldığı törende, inancın kadim geleneği olan “<strong><em>el verme</em></strong>” ritüeli gerçekleştirildi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Zakirler Başkanı <strong>Hasan Hocaoğlu</strong>, Eskikadın Köyü Seyyid Ali Sultan Cemevi Dedesi <strong>Mustafa Uslu</strong>, Yeniköy Dedesi <strong>Ferudun Özkan</strong>, Meriç Karababa Tekkesi Dedesi <strong>Hüseyin Öner</strong> ve Türbedar <strong>Ali İhsan Arabacı</strong> gibi isimlerin huzurunda, Akın Çetin canların onayı ve dedelerin duasıyla dedelik postuna oturdu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Kurbanlar Kesildi, Lokmalar Paylaşıldı</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/A%C3%871.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Üç ülkeyi manevi bir köprüyle bağlayan tören, Musahiplik Erkanı’na uygun olarak kesilen kurbanlar ve hazırlanan lokmaların paylaşılmasıyla devam etti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Katılımcılar, bölgedeki Alevi-Bektaşi kültürünün canlılığını korumasından duydukları memnuniyeti dile getirirken, Akın Çetin Dede’nin yeni görevinin hayırlara vesile olmasını temenni ettiler.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 15 Apr 2026 17:34:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/uc-ulkeden-canlar-bulustu-akin-cetin-dede-posta-oturdu-1776263990.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Alevi derneği başkanı gazeteciyi CHP’liler darp etti!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-dernegi-baskani-gazeteciyi-chpliler-darp-etti-3166</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-dernegi-baskani-gazeteciyi-chpliler-darp-etti-3166</guid>
                <description><![CDATA[Balıkesir’in Ayvalık ilçesinde, CHP’li belediyenin faaliyetlerini haber yapan gazeteci Yüksel Kalkan, 4 gün önce sabah saatlerinde bir saldırıya uğradı. İddialara göre, belediye başkanının özel koruması ve kuzeni dahil 6 kişilik grup tarafından darp edilen Kalkan’ın yüzü kanlar içinde kaldı. Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin’in olayın üzerinden 4 gün geçmesine rağmen herhangi bir açıklama yapmaması Ayvalık halkı tarafından tepki ile karşılandı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">CHP Alevilere yönelik yeni bir skandala imza attı! Balıkesir’e bağlı Ayvalık ilçe belediyesindeki usulsüzlük iddialarını ve Ticaret Odası seçimlerindeki baskı çarkını gün yüzüne çıkaran gazeteci Yüksel Kalkan, Başkan Mesut Ergin’in kuzeni ve korumasının da içinde bulunduğu bir grup tarafından saldırıya uğradı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yükselen Haber Web TV’nin sahibi ve TRT ilçe muhabiri de olan Yüksel Kalkan, saldırı sonrasında Ayvalık Devlet Hastanesi’ne giderek darp raporu aldı ve şikayetçi oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/HF3s-izbwAAFfLx.jpg" style="height:800px; width:662px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">Ayvalık belediyesinde son dönemde gündeme gelen usulsüzlüklerle ilgili korkusuz haberleri ile tanınan Kalkan,&nbsp;“<em><strong>Ayvalık Belediyesi’ne karşı yaptığım haberlerden dolayı, belediyenin koruması ve yanında getirdiği 6-7 kişi tarafından saldırıya uğradım</strong></em>”&nbsp;dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Gazeteci Yüksel Kalkan’ı, ağır şekilde darp eden saldırganlardan, CHP Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin’in kuzeni Faruk Ergin ve Kubilay Kılıç’ın tutuklandığı diğer 2 kişi Ali Zabun ve Arda Bayri’nin ise adli kontrol şartı ile serbest bırakıldıkları öğrenildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>BAŞKAN ERGİN’İN SESSİZLİĞİ SUÇU İKRAR MI?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Yüzü kanlar içinde kalan Kalkan, yaşananları sosyal medyada paylaşırken olayın çarşı ortasında, polis ekiplerine yakın bir noktada ve güvenlik kameralarının bulunduğu alanda gerçekleştiği belirtildi. Saldırı basın camiasında ve siyasi çevrelerde tepkiyle karşılandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kuzeni Faruk Ergin’in de aralarında bulunduğu 6 kişi tarafından darbedilen Kalkan’ın kamerası kırılırken, Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin’in saldırı konusunda hiçbir tepki göstermemesi, saldırı emrini asıl kim verdi, sorusunu da gündeme taşıdı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>GAZETECİ KALKAN, ALEVİ DERNEĞİ BAŞKANI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Gazeteci Yüksel Kalkan, aynı zamanda Ayvalık Hacı Bektaş Veli Kültür ve Dayanışma Derneği’nin de başkanı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Aynı zamanda Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu üyesi olan Ayvalık Hacı Bektaş Veli Kültür ve Dayanışma Derneği başkanı Kalkan ilçede yoğun ilgi gören Aşure etkinlikleri ve ihtiyaç sahibi öğrencilere yönelik düzenlediği yardım kampanyaları ile tanınıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>HORASAN ERENLERİ KALKAN’A SAHİP ÇIKTI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Saldırının duyulmasının ardından açıklama yapan Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Erdem Cömert faillerin mutlaka hesap vereceğini vurgularken, CHP’li belediyelerin Alevilere yönelik yaklaşımı açısından örnek teşkil eden saldırı konusunda Özgür Özel’i özür dilemeye çağırdı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<strong><em>Ayvalık gibi bir yerde üyemize saldırı bize de yapılmış demektir. Özgür Özel CHP’sinin Alevilere bakış açısının da bir göstergesidir</em></strong>” ifadelerini kullanan Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Cömert “<strong><em>menfur saldırıyı kınamamaları halinde, CHP’ye karşı çok daha etkili tepki vereceğimizi herkes bilmelidir</em></strong>” dedi.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 22:36:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/alevi-dernegi-baskani-gazeteciyi-chpliler-darp-etti-1776196899.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Seyyid Hacı Kureyş Dergâhı’ndan Cuma Rıza Gecesi’ne davet</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/seyyid-haci-kureys-dergahindan-cuma-riza-gecesine-davet-3165</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/seyyid-haci-kureys-dergahindan-cuma-riza-gecesine-davet-3165</guid>
                <description><![CDATA[Seyyid Hacı Kureyş Dergâhı Derneği, "Cuma Rıza Gecesi Muhabbet Cemi" kapsamında Muhammed bin Vasi’nin hayatı ve menkıbeleri üzerine bir sohbet düzenliyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / ANKARA–</strong> Seyyid Hacı Kureyş Dergâhı Derneği, manevi iklimin paylaşıldığı geleneksel buluşmalarına devam ediyor. Dernek binasında düzenlenecek olan "<strong><em>Cuma Rıza Gecesi Muhabbet Cemi</em></strong>", bu hafta da canları bir araya getirmeye hazırlanıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Evliyaların İzinde Bir Muhabbet: Muhammed bin Vasi</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">16 Nisan 2026 Perşembe günü gerçekleştirilecek olan programda, İslam tasavvuf tarihinin önemli eserlerinden biri olan Tezkiretü’l-Evliya’dan seçkin hatıralar paylaşılacak. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu haftaki sohbetin merkezinde, takvası ve hikmetli sözleriyle tanınan büyük arif Muhammed bin Vasi’nin hayatı ve menkıbeleri yer alacak.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Gönül bağlarının güçleneceği bu anlamlı akşamda, evliyaların yaşamlarından süzülen dersler ve hatıralar eşliğinde manevi bir yolculuğa çıkılacak.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Program Bilgileri:</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Seyyid Hacı Kureyş Dergâhı Derneği tarafından yapılan açıklamada, tüm canlar bu rıza lokmasına ve muhabbet sofrasına davet edildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tarih: 16 Nisan 2026<br />
Saat: 16.00 – 20.00<br />
Konu: Tezkiretü’l-Evliya (Evliyalardan Hatıralar) – Muhammed bin Vasi<br />
Yer: İlkiz Sokak No: 20/4 Sıhhiye / ANKARA</span></p>

<p><span style="color:#000000">"<em><strong>Gelin canlar bir olalım,</strong></em>" şiarıyla düzenlenen bu özel buluşmada, Ankara Sıhhiye’deki dernek merkezinde tüm dostlar ve gönüldaşlar bekleniyor.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 17:58:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/seyyid-haci-kureys-dergahindan-cuma-riza-gecesine-davet-1776179434.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Gülistan Doku’nun katil veya katilleri bulundu mu?</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/gulistan-dokunun-katil-veya-katilleri-bulundu-mu-3163</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/gulistan-dokunun-katil-veya-katilleri-bulundu-mu-3163</guid>
                <description><![CDATA[Adalet Bakanı Akın Gürlek, Gülistan Doku’nun kaybolmasına ilişkin yürütülen soruşturmada gelinen son noktaya dair dikkat çeken bir açıklama yaptı. Sosyal medya hesabından paylaşımda bulunan Gürlek, Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında önemli bir adım atıldığını ve gözaltı işlemlerinin gerçekleştirildiğini bildirdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / TUNCELİ</strong> – 5 Ocak 2020’den bu yana kendisinden haber alınamayan Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku soruşturmasında, dosyanın seyrini tamamen değiştiren bir operasyon gerçekleştirildi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatıyla 7 ilde düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda, aralarında kamu görevlilerinin yakınlarının da bulunduğu 11 kişi gözaltına alındı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Cinayet ve Örtbas Şüphesi: 11 Gözaltı</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Adalet Bakanı Akın Gürlek, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada soruşturmada "<strong><em>önemli bir adım</em></strong>" atıldığını duyurdu. "<em><strong>Kayıp</strong></em>" dosyasından "<strong><em>cinayet</em></strong>" şüphesine evrilen soruşturma kapsamında, Doku’nun erkek arkadaşı <strong>Z.A.</strong>, Z.A.’nın eski polis olan üvey babası <strong>E.Y.</strong> ve dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in oğlu <strong>M.T.S.</strong>’nin de aralarında bulunduğu 11 şüpheli yakalandı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Toplam 13 isim hakkında gözaltı kararı bulunduğu öğrenildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Gizli Tanık "Şubat"ın İfadeleri Dosyayı Sarsıttı</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Soruşturmanın seyrini değiştiren en önemli gelişme, 2025 yılında ortaya çıkan "<strong><em>Şubat</em></strong>" kod adlı gizli tanığın beyanları oldu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Gizli tanık, Doku’nun olay günü öldürüldüğünü, cansız bedeninin bulunmaması için birden fazla kez yer değiştirildiğini iddia etti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu ifadeler doğrultusunda yapılan yer altı görüntüleme çalışmalarında, mezar görünümü taşıyan şüpheli boşluklar saptandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Kayıp Dosyasından Organize Suç Şüphesine</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Soruşturma birimlerinin odağında artık sadece bir kaybolma hadisesi değil,&nbsp;<strong>kasten öldürme, delil karartma, dijital verilerin silinmesi ve kamu nüfuzunun kullanılması</strong> iddiaları bulunuyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Dosyaya giren yeni detaylara göre:</span></p>

<ul>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Gülistan Doku’ya ait SIM kartın, Valilik tarafından aileden teslim alındığı ancak soruşturma makamlarına verilmediği iddia ediliyor.</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Dönemin Valisi’nin oğlu M.T.S.’nin olay gecesine ait araç hareketlerinin teknik incelemeye alındığı belirtiliyor.</span></p>
	</li>
</ul>

<p><span style="color:#000000"><strong>Süreçte Ne Olmuştu?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">5 Ocak 2020’de Tunceli’de kaybolan Gülistan Doku için Munzur Çayı ve Uzunçayır Baraj Gölü’nde yapılan aylarca süren aramalardan sonuç alınamamıştı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Dosyanın baş şüphelisi Zeinal Abakarov daha önce adli kontrolle serbest bırakılmış, polis olan üvey babası E.Y. ise kişisel verileri hukuka aykırı yaymaktan meslekten ihraç edilmişti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Operasyonun, yıllardır süren karanlık noktaları aydınlatması bekleniyor.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 15:43:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/gulistan-dokunun-katil-veya-katilleri-bulundu-mu-1776170993.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Çepni Dernekleri Federasyonu’ndan önemli panel: &quot;Kayıp Türkler&quot; tarih yolculuğuna çıkıyor</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cepni-dernekleri-federasyonundan-onemli-panel-kayip-turkler-tarih-yolculuguna-cikiyor-3162</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cepni-dernekleri-federasyonundan-onemli-panel-kayip-turkler-tarih-yolculuguna-cikiyor-3162</guid>
                <description><![CDATA[Çepni Dernekleri Federasyonu (ÇEPFED), Anadolu tarihinin derinliklerine ışık tutacak önemli bir panel serisine başlıyor. Serinin ilk programında, araştırmacı-yazar Ali Rıza Özdemir konuk edilerek, Osmanlı arşivlerindeki çarpıcı belgeler ışığında Türkmen aşiretlerinin tarihsel dönüşümü ele alınacak.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Çepni Dernekleri Federasyonu (ÇEPFED), Anadolu tarihinin derinliklerine ışık tutacak önemli bir panel serisine başlıyor. Serinin ilk programında, araştırmacı-yazar Ali Rıza Özdemir konuk edilerek, Osmanlı arşivlerindeki çarpıcı belgeler ışığında Türkmen aşiretlerinin tarihsel dönüşümü ele alınacak.</p>

<p><strong>Tarihin Gizli Sayfaları Aralanıyor</strong></p>

<p>Panelin ana gündem maddesini, Ali Rıza Özdemir’in büyük ses getiren "Kayıp Türkler: Kürtleşen Türkmen Aşiretleri" kitabı oluşturuyor. Etkinlikte; Osmanlı arşivlerinde "Türkmen" kaydıyla yer alan ancak zamanla kültürel ve dilsel etkileşimlerle Zazaca ve Kürtçe öğrenen aşiretlerin sosyolojik ve tarihsel serüveni detaylandırılacak.</p>

<p>ÇEPFED Başkanı Muhammet Arif Genç'in öncülüğünde düzenlenen bu dijital buluşma, kimlik ve kültür tarihine ilgi duyan herkesi bir araya getirmeyi hedefliyor.</p>

<p><strong>Etkinlik Detayları ve Katılım Bilgileri</strong></p>

<p>Pandemi sonrası dijitalleşen bilgi paylaşım ağını etkin kullanan federasyon, paneli <strong>Zoom</strong> platformu üzerinden canlı olarak gerçekleştirecek.</p>

<p><strong>&nbsp; Tarih:</strong> 11 Nisan 2026, Cumartesi<br />
<strong>&nbsp; Saat:</strong> 21:00 (TSİ)<br />
&nbsp;<strong> Konuşmacı:</strong> Ali Rıza Özdemir<br />
<strong>&nbsp; Moderatör/Ev Sahibi:</strong> Muhammet Arif Genç (ÇEPFED Genel Başkanı)</p>

<p><strong>Canlı Yayına Katılım İçin:</strong><br />
<strong>Toplantı Bağlantısı</strong>:<a href="https://www.google.com/search?q=https://us05web.zoom.us/j/89757306728%3Fpwd%3DqDVtabqLVi9Ku6ykSQo6ZarWWIpGvI.1"><span style="color:#2980b9"><strong> [Buraya Tıklayın](https://www.google.com/search?q=https://us05web.zoom.us/j/89757306728%3Fpwd%3DqDVtabqLVi9Ku6ykSQo6ZarWWIpGvI.1)</strong></span></a><br />
Toplantı Kimliği: 897 5730 6728<br />
Parola:8Ju8mX</p>

<p>Tarihin tozlu raflarından bugüne uzanan bu köklü hikâyeyi birinci ağızdan dinlemek ve merak edilen sorulara yanıt bulmak isteyen tüm tarih dostları davetlidir.<br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 11 Apr 2026 16:59:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/cepni-dernekleri-federasyonundan-onemli-panel-kayip-turkler-tarih-yolculuguna-cikiyor-1775916592.webp"/>
            </item>
            </channel>
</rss>
