<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">
    <channel>
        <title>Alevi Haberleri Sitesi</title>
        <link>https://www.alevihaberler.com.tr/</link>
        <description>Alevi Haberler, Son dakika Alevi haberleri, Alevi haberleri, Cemevi haberleri, Bektaşi haberleri, Aleviler</description>
        <language>tr</language>
                                <item>
                <title>HBVAKV&#039;de Atölye Çalışması: Metin ve Kemal Kahraman</title>
                <category>İNANÇ</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/hbvakvde-atolye-calismasi-metin-ve-kemal-kahraman-3676</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/hbvakvde-atolye-calismasi-metin-ve-kemal-kahraman-3676</guid>
                <description><![CDATA[Metin ve Kemal Kahraman ile Gökhan Erol'un katılımıyla 1 Kasım Pazar günü Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı'nda kadim meseller ve mitler üzerine bir atölye çalışması gerçekleştirilecek.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h2>Her dönem insanoğluna rehberlik eden, cemlerin ve demli muhabbetlerin vazgeçilmezi olan kadim meseller ve mitler, günümüz insanına ayna tutmaya devam ediyor. Bu köklü mirasın izini sürmek, üzerine düşünmek ve yeni kapılar aralamak isteyenler için anlam dolu bir buluşma gerçekleşiyor.</h2>

<p><strong>1 Kasım Pazar</strong> günü Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Ali Doğan sahnesinde düzenlenecek olan atölye çalışmasında, Anadolu’nun felsefi ve kültürel köklerine dokunan isimler aynı masada buluşuyor.</p>

<h3>Programın Öne Çıkan Başlıkları:</h3>

<ul>
	<li><strong>İbrahim Peygamber ve Çoban Meseli:</strong>&nbsp;Usta isimler <strong>Metin &amp; Kemal Kahraman</strong> ile derinlemesine bir muhabbet ve Hakikat sohbeti.</li>
	<li><strong>Kırklar Anlatısı:</strong>&nbsp;K<strong>emal Kahraman</strong>'ın sunumuyla, Alevî-Bektaşî geleneğinin en temel ve sır dolu menkıbelerinden biri olan Kırklar Meclisi'nin manası.</li>
	<li><strong>Ali ile Selman Meseli:</strong> <strong>Gökhan Erol</strong> eşliğinde, bu kadim meselin deyişlerle, nefeslerle çalınıp söylenmesi ve ortak bir sesle dile gelmesi.</li>
</ul>

<p>Zamanın ruhunu kadim hikmetle buluşturmayı hedefleyen bu özel çalışmanın, benzer örneklerin çoğalmasına öncülük etmesi ve yeni düşünce kapıları açması umuluyor.</p>

<h3>&nbsp;</h3>

<ul>
</ul>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 27 Oct 2026 23:56:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/10/hbvakvde-atolye-calismasi-metin-ve-kemal-kahraman-1793134897.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Arnavutluk’taki Bektaşi Devleti Projesinden İlk Görüntüler!</title>
                <category>İNANÇ</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/arnavutluktaki-bektasi-devleti-projesinden-ilk-goruntuler-3672</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/arnavutluktaki-bektasi-devleti-projesinden-ilk-goruntuler-3672</guid>
                <description><![CDATA[Odatv Yazı İşleri Müdürü Mustafa İlker Yücel, Arnavutluk'un başkenti Tiran'da kurulması planlanan ve "İkinci Vatikan" olarak adlandırılan bağımsız Bektaşi Devleti projesinin merkezine girerek yerleşkeyi görüntüledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Arnavutluk Başbakanı Edi Rama’nın gündeme getirdiği ve uluslararası kamuoyunda "İkinci Vatikan" olarak adlandırılan bağımsız Bektaşi Devleti projesi, jeopolitik ve dini tartışmaların odağında yer almaya devam ediyor. Odatv Yazı İşleri Müdürü Mustafa İlker Yücel, başkent Tiran’da kurulması planlanan ve yaklaşık 15 futbol sahası büyüklüğüne (11 hektar) denk gelen bu özel yerleşkenin kalbine girerek merak edilen detayları yerinde görüntüledi.</p>

<p><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/Screenshot_20261027_162408_Chrome%20Beta.jpg" style="height:352px; width:720px" /></p>

<p>Odatv ve Mustafa İlker Yücel'in aktardığı özel izlenimler, projenin sadece dini bir yapılanmadan ibaret olmadığını, aynı zamanda uluslararası ilişkiler, diplomasi ve küresel aktörlerin ilgi odağı olan stratejik bir hamle olduğunu gözler önüne seriyor.</p>

<p><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/Screenshot_20261027_162415_Chrome%20Beta.jpg" style="height:380px; width:720px" /></p>

<p>11 Hektarlık Alanda "Devlet" Mimarisi</p>

<p>Tiran’daki merkezin kapısından içeri giren Odatv objektifleri; ibadethaneleri, devasa kubbeli yapısıyla dikkat çeken 2015 yapımı Odeon'u, müzeleri, kütüphaneleri ve idari binalarıyla adeta küçük bir yönetim üssünü kayıt altına aldı.</p>

<p><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/Screenshot_20261027_162358_Chrome%20Beta.jpg" style="height:378px; width:720px" /></p>

<p>&nbsp;* Müze ve Arşivler: Yerleşkenin alt bölümünde yer alan müze; 12 İmam’a atfedilen 12 sergi standı, Bektaşiliğin 800 yıllık tarihini anlatan el yazmaları, Osmanlı döneminden kalma belgeler ve dönemin liderlerinin kişisel eşyalarıyla donatılmış durumda.</p>

<p>&nbsp;* Diplomasi ve Semboller: Merkezin girişinde ABD ve AB bayraklı destek mesajlarının yanı sıra, Dünya Bektaşi Lideri Baba Mondi’nin Papa ile çekilmiş samimi bir fotoğrafının yer alması projenin Batı ile olan bağlarına dikkat çekiyor. Ayrıca yerleşke içerisinde Dünya Bektaşi Merkezi'ne ait olan Continental Hastanesi de bulunuyor.</p>

<p>Baba Mondi’nin Açıklamaları ve Uluslararası Boyut</p>

<p>Odatv’nin derlediği bilgilere ve İsrail basınına yansıyan röportajlara göre, Dünya Bektaşi Merkezi lideri Baba Mondi, projenin uluslararası statü kazanması için hem Arnavutluk hükümetinden yasal düzenleme beklediklerini hem de Batı ülkelerinden (özellikle ABD ve Avrupa'dan) diplomatik tanınma umut ettiklerini açıkça dile getiriyor.</p>

<p><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/Screenshot_20261027_162343_Chrome%20Beta.jpg" style="height:380px; width:720px" /></p>

<p>Bununla birlikte, Baba Mondi’nin İsrail medyasına verdiği demeçler ve İsrailli yetkililerle olan yakın ilişkileri, projenin arka planındaki küresel diplomatik trafik açısından yeni tartışmaları beraberinde getirdi.</p>

<p><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/Screenshot_20261027_162349_Chrome%20Beta.jpg" style="height:352px; width:720px" /></p>

<p>Türkiye’den ve Bektaşi Çevrelerinden Tepkiler</p>

<p>Arnavutluk öncülüğünde hayata geçirilmek istenen bu Vatikan modeli "mini devlet" girişimi, Türkiye’deki Alevi ve Bektaşi çatı örgütleri ile kanaat önderleri tarafından da yakından takip ediliyor. Türkiye’deki pek çok Bektaşi derneği, federasyon ve postnişin temsilcileri (Horasan Erenleri Dernekleri Federasyonu, Tahtacı Kültür Dernekleri Federasyonu ve ilgili Postnişinlik makamları), bu yapıya ve statü değişikliği girişimlerine karşı olduklarını net bir dille ifade ediyor.</p>

<p><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/Screenshot_20261027_153901_Chrome%20Beta.jpg" style="height:385px; width:720px" /></p>

<p>Kaynak: Odatv — Mustafa İlker Yücel</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 27 Oct 2026 17:01:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/10/arnavutluktaki-bektasi-devleti-projesinden-ilk-goruntuler-1793110338.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>PSAKD: Barışın Referansları Geçmişin Kirli İttifakları Olamaz!</title>
                <category>İNANÇ</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/psakd-barisin-referanslari-gecmisin-kirli-ittifaklari-olamaz-3488</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/psakd-barisin-referanslari-gecmisin-kirli-ittifaklari-olamaz-3488</guid>
                <description><![CDATA[Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), Hacıbektaş’ta gerçekleştirdiği Danışma Kurulu toplantısının sonuç bildirgesinde eşit yurttaşlık, laiklik, cemevlerinin ibadethane olarak tanınması ve Madımak Katliamı için adalet mücadelesinin kararlılıkla sürdürüleceğini vurguladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), Türkiye'nin kritik bir dönemden geçtiği süreçte gerçekleştirdiği 17. Dönem 5. Danışma Kurulu toplantısını Hacıbektaş’ta tamamladı. 19-20 Eylül tarihlerinde düzenlenen toplantının ardından yayımlanan sonuç bildirgesi; laiklikten eğitime, ekonomik krizden Madımak adaletine kadar ülkenin dört bir yanındaki kronik sorunlara kilitli bir vizyon ortaya koydu.</p>

<p>Bildirgenin Öne Çıkan Ana Başlıkları</p>

<p>&nbsp;* Eşit Yurttaşlık ve Laiklik Vurgusu: Alevilerin taleplerinin birer lütuf ya da ayrıcalık olmadığını belirten PSAKD, demokratik bir hukuk devletinin temelinin ancak eksiksiz bir laiklik ve eşit yurttaşlık anlayışıyla atılabileceğinin altını çizdi.</p>

<p>&nbsp;* Cemevleri ve İnanç Özgürlüğü: Devletin inançları tanımlama ya da hizaya getirme yetkisinin olamayacağı vurgulanarak; cemevlerinin yasal statüsünün tanınması ve inanç özgürlüğünün güvence altına alınması istendi.</p>

<p>&nbsp;* Madımak İçin Adalet Mücadelesi: Sivas Madımak Katliamı'nın karanlıkta kalan yönlerinin aydınlatılması ve sorumluların hak ettiği cezayı alması için yürütülen hukuki ve vicdani mücadelenin süreceği, Hacıbektaş'ta başlatılan imza kampanyasına ise güçlü bir destek verileceği duyuruldu.</p>

<p>&nbsp;* Eğitimde Laik ve Kamusal Dönüşüm: Eğitim sisteminin ideolojik kuşatmadan kurtarılarak bilimsel, kamusal, parasız ve nitelikli bir yapıya kavuşturulması gerektiği savunuldu. Okullarda her çocuğa en az bir öğün ücretsiz yemek ve temiz içme suyu sağlanması hayati bir hak olarak not edildi.</p>

<p>&nbsp;* Emek, Barınma ve Geçim Sıkıntısı: Dernek; derinleşen yoksulluk, hayat pahalılığı, işsizlik ve güvencesiz çalışma koşullarının milyonları ezdiğine dikkat çekerek, öğretmenler ve sendikalı emekçiler başta olmak üzere tüm çalışanların hak arayışlarının yanında olduklarını ilan etti.</p>

<p>Toplumsal Barış ve Demokratik Mücadele Yol Haritası</p>

<p>PSAKD, Hacıbektaş’ın irfan ocağından yükselen bu sesle; tekçi zihniyetlere, ayrımcılığa ve özgürlükleri kısıtlayan baskıcı politikalara karşı ortak mücadelenin büyütüleceğini deklare etti. Toplantı sonuç bildirgesi, adil, barışçıl ve demokratik bir Türkiye için inanç gruplarının, emekçilerin ve gençlerin ortak ortak zeminde buluşmasının kaçınılmaz bir tarihsel sorumluluk olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.</p>

<p>Bu kapsamlı bildirgenin ardından, derneğin önümüzdeki dönemde atacağı somut adımların sivil toplum ve demokrasi cephesinde nasıl bir karşılık bulacağı merakla bekleniyor.</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 22 Sep 2026 17:08:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/09/psakd-barisin-referanslari-gecmisin-kirli-ittifaklari-olamaz-1790086405.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Alevihaberler.com.tr araştırdı: Muharrem orucu nasıl tutulur?</title>
                <category>İNANÇ</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevihaberlercomtr-arastirdi-muharrem-orucu-nasil-tutulur-3275</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevihaberlercomtr-arastirdi-muharrem-orucu-nasil-tutulur-3275</guid>
                <description><![CDATA[Muharrem matemi orucu, İslam tarihinde ve özellikle Alevilik-Bektaşilik geleneğinde çok derin tarihi, manevi ve vicdani anlamlar taşıyan bir ibadettir. Muharrem orucunun nasıl ve neden tutulduğu merak ediliyor. Alevihaberler.com.tr olarak, Muharrem orucu hakkında merak edilenleri sizler için derledik.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Muharrem matemi orucunun en önemli ve belirleyici sebebi, Hicri 61 yılının 10 Muharrem gününde gerçekleş Kerbela Katliamında Hz. Muhammed’in torunu Hz. Hüseyin ve beraberindeki 72 yakınının Emevi halifesi Yezid’in ordusu tarafından günlerce susuz bırakılarak şehit edilmesidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu oruç, sadece bir ibadet değil, aynı zamanda Hz. Hüseyin ve Ehlibeyt’in uğradığı zulme karşı duyulan derin hüznün, matemin ve dayanışmanın bir ifadesidir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Son zamanlarda çok sayıda Hanefi mezhebine bağlı Müslümanların da tuttuğu oruçla inanç sahipleri bu günlerde safını mazlumdan yana belli eder ve zalime karşı bir duruş sergiler.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>MUHARREM ORUCU İSLAM ÖNCESİNDE VAR MIYDI?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Muharrem ayı, İslamiyet öncesinde de kutsal kabul edilen ve “<strong><em>haram aylar</em></strong>” (savaşmanın yasak olduğu aylar) arasında yer alan bir zamandır. Bunlar: Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Recep aylarıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Haram aylar ile ilgili bilinmesi gereken temel detaylar şunlardır:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Zilkade:</strong> Hac hazırlıklarının başladığı, kabilelerin savaş ve saldırılardan uzak durduğu barış ve oturma ayıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Zilhicce:</strong> Hac ibadetinin ve kurban kesiminin gerçekleştirildiği en kutsal aylardandır.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Muharrem:</strong> Hicri takvimin ilk ayıdır. Aynı zamanda aşure ayı olarak bilinir ve manevi değeri çok yüksektir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Recep:</strong> Üç ayların ilki olup, tek başına gelen haram aydır</span></p>

<p><span style="color:#000000">İslam geleneğine göre, Muharrem ayının 10. günü olan Aşure Günü, birçok peygamberin dertlerinden ve zulümlerden kurtulduğu gün olarak kabul edilir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hz. Adem’in tövbesinin kabul edilmesi,</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hz. Nuh’un gemisinin tufandan kurtulup Cudi Dağı’na oturması,</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hz. İbrahim’in Nemrut’un ateşinden kurtulması,</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hz. Musa ve kavminin Firavun’un zulmünden kurtulması gibi önemli olayların bu ayda olması nedeniyle, şükür amacıyla da oruç tutulmuştur.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>HZ. MUHAMMED MUHARREM ORUCU TUTTU MU?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Evet, Hz. Muhammed Muharrem orucu tutmuştur. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Hatta bu oruç, Ramazan orucu farz kılınmadan önce Müslümanlar için zorunlu olan ilk oruçtur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İslam’ın güvenilir kaynaklarından olan Sahih-i Buhari’ye göre, İslamiyet öncesinde Mekke’deki Kureyş kabilesi Muharrem ayının 10. günü olan Aşure Günü’nde oruç tutuyordu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Hz. Muhammed de peygamberlik öncesinde ve Mekke döneminde bu geleneğe uyarak Aşure günü orucunu tutmuştur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hz. Muhammed Medine’ye hicret ettiğinde, oradaki Yahudilerin de Muharrem ayının 10. gününde oruç tuttuklarını gördü. Onlara bunun sebebini sorduğunda Yahudiler:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Bugün hayırlı bir gündür. Allah, bugün İsrailoğulları’nı düşmanlarından (Firavun'dan) kurtardı. Hz. Musa da şükür amacıyla bugün oruç tuttu,</strong></em>” dediler.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bunun üzerine Hz. Muhammed, “<em><strong>Biz Musa’ya (ve onun sünnetine) sizden daha layığız</strong></em>” diyerek hem kendisi oruç tuttu hem de Müslümanlara bu orucu tutmalarını emretti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi geleneğinde, Hz. Muhammed’in tuttuğu bu oruç ve peygamberlerin kurtuluş günlerine gösterilen hürmet esastır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ancak hicretin 61. yılında yaşanan Kerbela Katliamı’ndan sonra, bu oruç aynı zamanda Hz. Hüseyin ve Ehlibeyt için tutulan 12 günlük bir Matem Orucuna dönüşmüştür. </span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>MUHARREM ORUCU NASIL TUTULUR?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Muharrem orucu tutulurken sadece aç ve susuz kalınmaz; aynı zamanda Kerbela’da yaşanan susuzluğu ve acıyı hissetmek adına belli yas kurallarına uyulur:</span></p>

<p><span style="color:#000000">- Oruç süresince (genellikle 12 gün) saf su içilmez; su ihtiyacı çorba, ayran, çay gibi sıvılardan karşılanır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">- Canlı feda edilmez, kurban kesilmez ve et yenmez.</span></p>

<p><span style="color:#000000">- Düğün, eğlence, tıraş olmak veya süslenmek gibi neşeli ya da dünyevi faaliyetlerden kaçınılır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">- Kalp kırmamak, gıybet etmemek ve eline-diline-beline sadık kalmak bu ayın en temel ahlaki prensipleridir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Muharrem orucu, peygamberlerin kurtuluş günlerine hürmet etmenin yanı sıra, Hz. Hüseyin’in şahsında adaleti, doğruluğu, mazlumun yanında olmayı ve haksızlığa karşı direnç göstermeyi hatırlatan bir vicdan ve matem orucudur. </span></p>

<p><span style="color:#000000">12 günlük orucun ardından, Kerbela katliamından yaralı kurtulan ve Ehl-i Beyt soyunun devamını sağlayan Hz. Zeynel Abidin için şükür amacıyla kurban kesilir, Aşure çorbası kaynatılır ve pay edilir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>MUHARREM ORUCU TUTMANIN KATKISI NEDİR?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Muharrem orucunun insan üzerindeki katkıları, hem tıbbi ve biyolojik, hem de manevi, psikolojik ve toplumsal boyutlarıyla ele alınabilir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Özellikle bu orucun kendine has “yas ve nefsi terbiye etme” kuralları, onu diğer oruçlardan farklı kılan özelliğidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Muharrem orucunun insan üzerindeki katkılarını şöyle sıralayabiliriz:</span></p>

<p><span style="color:#000000">1. Manevi ve psikolojik katkılar:</span></p>

<p><span style="color:#000000">- Empati ve Vicdan Eğitimi: Muharrem orucu, temelinde Kerbela’da yaşanan susuzluğu ve zulmü hissetme ibadetidir. Bu sayede insan, mazlumun halini anlar, adaletsizliğe karşı duyarlılık kazanır ve vicdani bir derinlik elde eder.</span></p>

<p><span style="color:#000000">- Nefis Terbiyesi ve Sadeleşme: Oruç süresince et yenmemesi, eğlenceden uzak durulması ve lükse kaçılmaması, insana azla yetinmeyi ve dünyevi hırslardan arınmayı (riyazet) öğretir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">- Öfke Kontrolü ve Dilin Terbiyesi: Bu ayda kalp kırmamak, gıybet etmemek, eline-diline-beline sahip olmak (Eline, Diline, Beline sadık kalmak felsefesi) esastır. Bu da bireyin içsel huzurunu bulmasına ve öfke yönetimini geliştirmesine yardımcı olur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">2. Toplumsal katkıları:</span></p>

<p><span style="color:#000000">- Birlik, Beraberlik ve Dayanışma: Oruç süresince cemevlerinde veya toplu alanlarda kurulan muhabbet sofraları, insanların bir araya gelmesini sağlar. Kırgınlıklar barıştırılır, toplumsal bağlar güçlenir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">- Paylaşım Kültürü (Aşure): Orucun bitiminde kaynatılan Aşure çorbası, hiçbir ayrım gözetmeksizin konu komşuya, fakire fukaraya dağıtılır. Bu gelenek, toplumsal barışı ve "birlikte yaşama" kültürünü pekiştirir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">3. Sağlık açısından fiziksel ve biyolojik katkıları:</span></p>

<p><span style="color:#000000">Muharrem orucu, özellikle hayvansal gıdalardan (et, süt, yumurta vb.) uzak durularak tutulduğu için modern tıpta “<em><strong>vegan detoksu</strong></em>” veya “<strong><em>aralıklı oruç</em></strong>” (intermittent fasting) olarak adlandırılan süreçlerle büyük benzerlikler gösterir:</span></p>

<p><span style="color:#000000">- Vücudun Arınması (Detoks): Gün boyu süren açlık, hücrelerin kendi kendisini yenilemesini (otofaji) tetikler. Hasarlı hücreler temizlenir ve bağışıklık sistemi güçlenir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">- Sindirim Sisteminin Dinlenmesi: Hayvansal protein ve yağların sindirimi vücut için oldukça yorucudur. 12 gün boyunca et ve hayvansal gıdalardan uzak durmak, karaciğeri ve sindirim sistemini ciddi anlamda rahatlatır, kolesterolün dengelenmesine yardımcı olur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">- Kalp ve Damar Sağlığı: Lifli gıdalar, sebze ve meyve ağırlıklı beslenme sayesinde damar sağlığı olumlu etkilenir ve kan basıncı (tansiyon) dengelenir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Muharrem orucu bedeni hayvansal gıdalardan ve sürekli sindirim yükünden kurtararak fiziki bir hafifleme ve temizlik sağlarken; ruhu da bencillikten, öfkeden ve hırstan arındırarak manevi bir olgunluğa ulaştırır.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 14:31:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/alevihaberlercomtr-arastirdi-muharrem-matemi-orucu-nasil-tutulur-1781610212.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ramazan nedir? Ramazan&#039;da neden oruç tutulur?</title>
                <category>İNANÇ</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ramazan-nedir-ramazanda-neden-oruc-tutulur-3041</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ramazan-nedir-ramazanda-neden-oruc-tutulur-3041</guid>
                <description><![CDATA[Ramazan, İslam dininin en önemli ve mübarek aylarından biridir. Hicri takvime göre dokuzuncu ay olan Ramazan, Müslümanlar için oruç ibadetinin farz kılındığı, Kur'an-ı Kerim'in indirilmeye başlandığı ve bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi'ni içinde barındıran özel bir aydır. Adı, "ramad" kökünden gelir; yani günahları yakan, kalpleri temizleyen, yanmış gönülleri serinleten anlamını taşır.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Ramazan, İslam dininin en önemli ve mübarek aylarından biridir. Hicri takvime göre dokuzuncu ay olan Ramazan, Müslümanlar için oruç ibadetinin farz kılındığı, Kur'an-ı Kerim'in indirilmeye başlandığı ve bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi'ni içinde barındıran özel bir aydır. Adı, "ramad" kökünden gelir; yani günahları yakan, kalpleri temizleyen, yanmış gönülleri serinleten anlamını taşır.</p>

<p>Ramazan ayı sadece açlık ve susuzlukla geçen bir zaman dilimi değildir; aynı zamanda nefsi terbiye etme, sabır, şükür, merhamet ve paylaşma duygularını zirveye çıkaran manevi bir eğitim sürecidir.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Ramazan Ayının Önemi</strong></span></p>

<p>- Rahmet, mağfiret ve bereket ayıdır: Her gece rahmet iner, her gün affa mazhar olunur fırsatı sunar.<br />
- Kur'an ayıdır: İlk ayetlerin indiği aydır; bu yüzden tilavet, tefekkür ve dua ile dolu geçer.<br />
- Birlik ve kardeşlik ayıdır: İftar sofralarında, teravih namazlarında, yardımlaşmada insanlar yan yana gelir.<br />
- Günahları temizleyen aydır: Oruçla nefis dizginlenir, kötü huylar törpülenir, kalpler arınır.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">İşte Gönülleri Birleştiren Mübarek Ramazan</span></strong></p>

<p>Ramazan, sadece bireysel bir ibadet değil, aynı zamanda toplumun ruhunu saran sıcak bir kucaklaşmadır. &nbsp;</p>

<p><strong>Gönülleri birleştirir</strong>, kırgınlıkları unutturur, dargınlıkları barıştırır. &nbsp;<br />
Aynı saatte aynı niyetle oruç tutan milyonlarca insan, aynı anda "Allahümme leke sumtü" derken kalpler tek bir ritimde atar. &nbsp;</p>

<p><strong>Sofralar bereketlenir;</strong> bir lokma paylaşmak, bir tas çorba uzatmak, komşuya iftarlık göndermek kardeşliği pekiştirir. &nbsp;<br />
Zengin-fakir, güçlü-zayıf ayrımı kalkar; herkes aynı açlığı, aynı susuzluğu hisseder ve empati büyür. &nbsp;</p>

<p>Teravihlerde omuz omuza saf tutmak, sahurda aynı ezanı duymak, Kadir Gecesi'nde aynı duaları etmek… &nbsp;<br />
Bütün bunlar, uzakları yakın eder, kopan bağları yeniden örer. &nbsp;</p>

<p>Ramazan, kinleri söndüren, sevgiyi çoğaltan, merhameti coşturan bir rahmet iklimidir. &nbsp;<br />
Bu ayda eller semaya açılır, dualar yükselir ve Allah'ın izniyle gönüller huzura erer. &nbsp;<br />
<br />
<span style="color:#2980b9"><strong>Ramazan'da Neden Oruç Tutulur?</strong></span></p>

<p>Ramazan orucunu tutmamızın en temel sebebi Allah'ın emridir. Kur'an-ı Kerim'de Bakara Suresi 183. ayette Rabbimiz şöyle buyurur:</p>

<p><em><strong>“Ey iman edenler! Sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de oruç farz kılındı. Umulur ki takvâ sahibi olursunuz (Allah’a karşı gelmekten sakınırsınız).”</strong></em></p>

<p>Yani oruç, Allah’ın emrine itaat etmek, O’na kulluk bilincini zirveye taşımak ve takvâ (Allah korkusu, günahlardan sakınma) duygusunu kalpte kökleştirmek içindir.</p>

<p>Oruç sadece aç kalmak değil; nefsi terbiye etmek, iradeyi güçlendirmek, nimetlerin kıymetini anlamak, şükür duygusunu derinleştirmek ve günahlardan uzak durmaktır. Hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurur:</p>

<p><strong>“Oruç bir kalkandır.”</strong> (Buhârî, Müslim)</p>

<p>Yani oruç, insanı kötülüklerden koruyan bir kalkan, bir manevi zırhtır.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Peki neden özellikle Ramazan’da?</strong></span></p>

<p>- Kur’an-ı Kerim bu ayda indirilmeye başlandı (Bakara 185).<br />
- Kadir Gecesi bu aydadır (bin aydan hayırlı).<br />
- Allah’ın rahmeti, mağfireti ve bereketi bu ayda coşar.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Oruç tutarak ne kazanılır?</strong></span></p>

<p>- Nefsimizi dizginler, arzularımızı kontrol altına alırız.<br />
- Açların, yoksulların halini daha iyi anlar, merhametimizi artırırız.<br />
- Günahlarımızı temizler, kalplerimizi arındırırız.<br />
- Allah’ın rızasını kazanır, cennet kapılarını aralarız.</p>

<p>Kısaca: Oruç tutarız çünkü Allah emrettiği için, takvâya erişmek için, nefsi terbiye etmek için, şükretmek ve affedilmek için, gönülleri birleştirmek ve kardeşliği pekiştirmek için.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Ramazan’da oruç tutulur çünkü Allah emretti:</strong> “Oruç sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı ki takvâ sahibi olasınız.” (Bakara 183) &nbsp;<br />
Oruç; nefsi terbiye eder, günahları yakar, nimetlerin kıymetini öğretir, açların halini hissettirir, iradeyi güçlendirir ve Allah’ın rızasını kazandırır. &nbsp;<br />
En önemlisi: *Oruç Allah içindir*, mükâfatını da bizzat O verir!</p>

<p>Ramazan-ı Şerif’iniz mübarek olsun, oruçlarımız kabul olsun. ?</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 19 Feb 2026 00:31:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/ramazan-nedir-ramazanda-neden-oruc-tutulur-1771467726.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hızır Orucu başladı!</title>
                <category>İNANÇ</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/hizir-orucu-basladi-2994</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/hizir-orucu-basladi-2994</guid>
                <description><![CDATA[Anadolu, Balkanlar, Avrupa ve Ortadoğu'nun pek çok ülkesinde yaşayan Canlar için Hızır Orucu başladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Alevi Bektaşi inancının en köklü ibadetlerinden biri olan&nbsp;<strong>Hızır Orucu</strong>, 2026 yılı takvimine göre yarın (<strong>10 Şubat Salı</strong>) itibarıyla başladı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">"Darda kalanların carına yetişen" Boz Atlı Hızır aşkına tutulan bu üç günlük oruç, Perşembe akşamı Hızır Cemi ile taçlanacak.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>2026 HIZIR ORUCU ZAMAN ÇİZELGESİ</strong></span></p>

<ul>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>10 Şubat Salı:</strong>&nbsp;Orucun 1. günü</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>11 Şubat Çarşamba:</strong>&nbsp;Orucun 2. günü</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>12 Şubat Perşembe:</strong>&nbsp;Orucun 3. (Son) günü ve&nbsp;<strong>Hızır Cemi</strong></span></p>
	</li>
</ul>

<p><span style="color:#000000"><strong>HIZIR ORUCU NİÇİN TUTULUR?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Hz. İmam Hasan ve Hz. İmam Hüseyin hastalanırlar. Hz. Fatıma, âlemlere rahmet olarak gönderilen babası Hz. Muhammed’in yanına varır ve pek üzgündür. Allah’ın Resul’ü, kızının bu halini görünce ona ne için bu kadar üzgün olduğunu sorar. Hz. Fatıma&nbsp;<strong>“<em>baba, çocuklar çok hasta ve yatıyorlar, bir türlü ateşlerini düşüremedim</em>”</strong>&nbsp;der.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Allah’ın Resulü; “<em>çocuklar için üç gün oruç adağında bulunun</em>”</strong>&nbsp;der. Hz. Fatıma çocukların şifa bulması için üç günlük adak&nbsp;<strong>(nezir)&nbsp;</strong>orucuna niyet eder. Hz. Fatıma’nın oruca niyet ettiğini gören Hz. İmam Ali, ne olduğunu sorar, Hz. Fatıma olanı anlatır ve Hz. Ali’de bu oruca niyet eder. Hz. Ali ve Hz. Fatıma’yı gören İmam Hasan ve İmam Hüseyin’in bakımından sorumlu olan Fıdda da bu oruca niyet eder.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Kur’an-ı Kerim İnsan Süresi Ayet 7-8-9;&nbsp;</strong>bunlar adaklarını yerine getirirler, şerri gittikçe artan günden korkarlar yine. Tanrı sevgisi ile yoksula ve yetime tutsaklara yiyecek verirler doysun diye. Derler; Tanrı rızası için yediriyoruz bir karşılık teşekkür sizden beklemiyoruz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Oruca niyet ederler, fakat akşam oruçlarını açmalarında yiyecekleri yoktur. Hz. Ali o günü gidip günlük iş bulur, o günün rızkıyla da (kazancı) bir miktar buğday alır eve getirir, Hz. Fatıma anamıza verir. Hz. Fatıma bu buğdayı el değirmeni ile öğütür un eder, bu unu da üç bölüme ayırır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Birinci günü ayırdığı undan ekmek yapar ve akşam oruçlarını açacakları zaman da bu ekmeği beşe böler, tam oruçlarını açacakları saatte kapı çalar, kapıyı açan Hz. Ali karşısında&nbsp;<strong>“Ey Muhammed’in Ehl-i Beyt’i kapınız da miskinlerden bir yoksul geldi ve açım, beni doyurmaz mısınız?”</strong>&nbsp;der.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">O vakit; Hz. Ali efendimiz, Hz.Fatıma’ya&nbsp;<strong>“</strong>Ey Resul’ün kızı ya Fatıma şu an kapımızda zor durumda ve aç olduğunu söyleyen bir yoksul var ne yapmamı istersin<strong>”</strong>&nbsp;diye sorar. Hz. Fatıma ise&nbsp;<strong>“</strong>bu hususta benim sana karşı en ufak bir itirazım olmaz, sen nasıl istersen öyle olsun<strong>”</strong>&nbsp;der. Bu konuşmalardan sonra tüm aile kendi lokmalarının tamamını gelen yoksula verirler, oruçlarını da su ile açarlar. İkinci gün yine aynı saatte bir yetim ve üçüncü gün aynı saatte&nbsp;<strong>(</strong>oruç ama saati<strong>)</strong>&nbsp;esir gelip kapılarını çalarlar. Birinci gün olduğu gibi Hz. Ali ve tüm aile yiyeceklerini gelen bu kimseye verirler.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Dördüncü&nbsp;</strong>günü, Hz. Ali efendimiz İmam Hasan ve İmam Hüseyin’i yanına alıp, Hz. Muhammed’in evine gider. Peygamber efendimiz, karşısında Ehl-i Beyt’inin bu solgun halini görünce;&nbsp;<strong>“Ya Ali, nedir bu haliniz, çocuklar niye bu kadar perişan”&nbsp;</strong>diye sorar. Hz. Ali ise, bu üç gün yaşadıklarını Allah’ın Resul’üne anlatır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Allah’ın Resul’ü ise;&nbsp;<strong>“Ya Ali üç gün boyunca sizin hanenize gelen o kimseler Hızır Aleyhisselam idi. Cenab-ı Hakk, sizin sabrınızı sınamak üzere, Hızır’ı bu üç kimlikte hanenize gönderdi.”</strong>&nbsp;dedi. &nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu konuşmalardan sonra, Cebrail nazil olur ve şu Kur’an ayet’lerini getirir.&nbsp;<strong>“</strong>Onlar kendi canları çekmesine rağmen yemeği yoksula, yetime ve esire verdiler. Biz sizi Allah rızası için doyuruyoruz, sizden ne bir fedakârlık, nede bir teşekkür bekliyoruz. Çünkü biz, çetin ve belalı bir günde Rabbimizden korkarız dediler. İşte bu yüzden Allah onları, o günün fenalığından esirger, yüzlerine parlaklık, gönüllerine sevinç verir.<strong>”&nbsp;</strong>(İnsan Suresi A. 7,8,9,10)</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hz. Ali, Hz. Fatıma, çocukları ve yardımcıları Fidda’nın tutmuş oldukları bu üç günlük oruç, onların yolundan giden tüm âlem halkına farz olmuştur. Aleviler de Ehl-i Beyt ve Hızır aşkına, Allah rızası için bu üç günlük Hızır orucunu tutarlar ve arkasından da Cem evlerinde toplanıp ibadetlerini yaparlar, getirilen lokmalarını dağıtırlar, Allah’a dua da ve niyazda bulunurlar. Buna da Hızır Cem’i denir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İBADET RİTÜELLERİ</strong></span></p>

<ul>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>Niyet:</strong>&nbsp;Oruca akşamdan veya gece yarısından önce niyet edilir. Alevi geleneğinde genellikle sahur (kalkım) yoktur; niyet edilip yatılır.</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>İftar (Oruç Açma):</strong>&nbsp;Güneş batınca (akşam vakti) lokmalar dualarla açılır.</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>Hızır Lokması (Gavut):</strong>&nbsp;Son gün olan Perşembe günü buğday kavrulup öğütülür (Gavut). Hazırlanan bu un bir gece bekletilir; üzerine Hızır’ın "atı ile uğradığına" dair bir iz düşmesi beklenir. Ardından helva yapılarak komşularla paylaşılır</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>Hızır Cemi:</strong>&nbsp;Perşembe akşamı Cemevlerinde toplanılır, deyişler ve düvaz-imamlar eşliğinde Hızır Cemi yürütülür.</span></p>
	</li>
</ul>

<p><span style="color:#000000"><strong>Niyet Duası (Gülbang)</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em>"<strong>Bismişah, Allah Allah... Niyet ettim Hak rızası için, Hızır Aleyhisselam aşkına oruç tutmaya. Hakk kabul eyleye, Hızır yoldaşımız ola. Darda kalanların carına yetişe. Gerçeğe Hü!</strong>"</em></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Boz Atlı Hızır; darda olanın yardımcısı, yolda kalanın yoldaşı olsun. Tutulan oruçlar, verilen lokmalar Hak katında kabul görsün.</strong></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 10 Feb 2026 11:31:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/hizir-orucu-basladi-1770712774.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İmam Mehdi&#039;nin viladeti kutlandı</title>
                <category>İNANÇ</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/imam-mehdinin-viladeti-kutlandi-2972</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/imam-mehdinin-viladeti-kutlandi-2972</guid>
                <description><![CDATA[Caferilik İnancını Tanıtma, Araştırma ve Eğitim Derneği (CAFERİDER) tarafından düzenlenen İmam Mehdi’nin (a.f.) kutlu viladeti programı, İstanbul Halkalı’daki Yahya Kemal Beyatlı Gösteri Merkezi’nde gerçekleştirildi. Programa binlerce Ehl-i Beyt sevdalısı katıldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Caferilik İnancını Tanıtma, Araştırma ve Eğitim Derneği (CAFERİDER) tarafından düzenlenen İmam Mehdi’nin (a.f) viladeti programı Yahya Kemal Beyatlı Gösteri Merkez’inde gerçekleşti.<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/626602573_1339081431580837_6869363215533419751_n.jpg" style="height:533px; width:800px" /></p>

<p>Törene, Türkiye Caferileri Lideri Selahattin Özgündüz, CAFERİDER Başkanı Hasan Babur, Ayetullah Dr. Muhammed Hadi Mufettih, İstanbul Vali Yardımcısı Yücel Gemici, Küçükçekmece Kaymakamı Mustafa Anteplioğlu, Küçükçekmece Belediye Başkan Yardımcısı Güven Aydın, Ayetullah Seyyid Seccad Huseyni, Cem Vakfı Alevi İslam İnanç Hizmetleri Başkan Yardımcısı Ertan Akgün, İMAMER Başkanı Muhammed Mücahidi, CABİR Başkanı Ehet Talan, Zeynebiye Derneği Başkanı Ali Şahintekin, ATADER Başkanı Rüstem Atam, Zehra Ana Derneği Başkanı Meftune Atam, ZHGM Başkanı Hasan Şapulu, İFA Spor Başkanı Erdinç İlter, Küçükçekmece AK Parti İlçe Başkanı Av. Emin Kaan Kaya, AK Parti İstanbul İl Başkan Yardımcısı Babür, Küçükçekmece İyi Parti İçe Başkanı Resim Yıldırım, MHP İl Başkan Yardımcısı İsmail Akgöz, Bağcılar AK Parti İlçe Başkanı Mikail Çakır, Anahtar Parti Kurucu Üyesi Akif Turaç, MHP Küçükçekmece İlçe Başkanı Ekrem Sarısoy ve siyasi parti temsilcileri, sivil toplum kuruluşlarının başkan ve yöneticileri ve binlerce Ehl-i Beyt dostu katıldı.<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/627052170_1339080898247557_8885686490050473718_n.jpg" style="height:533px; width:800px" /></p>

<p>Sunuculuğunu Kanal 12 Program Yapımcısı Muhammet Çaça’nın yaptığı program, Bedir’den Kerbela'ya, Kerbela'dan Çanakkale'ye, Çanakkale'den 15 Temmuz ve Karabağ Şehitlerine kadar tüm şehitler için yapılan saygı duruşu, İstiklal marşı ve CÂBİR Başkan Yardımcısı Ş. Kemal Otay’ın Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı.</p>

<p>Viladet programı CAFERİDER Başkanı Hasan Babur’un selamlama konuşmasıyla devam etti. Babur konuşmasında, “Bugün yalnızca savaşlar değil; ahlaki yozlaşma, manevi çöküş, değerlerin aşınması ve insanın insana yabancılaşması da çağımızın büyük imtihanıdır.</p>

<p>Dünya; tüketimi yücelten sistemlerle, aileyi zayıflatan akımlarla, genç neslin benliğini hedef alan yönelimlerle kuşatılıyor. İnsanlık, adaletten uzaklaştıkça savaşlar çoğalıyor, zulüm derinleşiyor ve mazlumların yükü ağırlaşıyor.</p>

<p>Yaşadığımız bu dünyada İmam Mehdi’nin misyonunu anlatma ve yaşama gibi bir vazifemizin olduğunu unutmamalıyız. Ekranların beslediği çocuklarımızı ve gençlerimizi, üzerine oyunlar oynanan son kale ailemizi İmam Mehdi’nin misyonuyla beslemeli ve dış dünyanın zararlı akımlarından korumalıyız.</p>

<p>İşte tam da bu yüzden İmam Mehdi’nin doğumu, adaletin, ahlakın ve hakkın yeniden dirileceği bir çağın müjdesidir.” dedi.</p>

<p>Cem Vakfı Alevi İslam İnanç Hizmetleri Bşk. Yrd. Ertan Akgün,<em><strong> “Yaratılıştan bu yana İmam Mehdi (a.f) hiçbir zaman eksik olmamıştır. Âdem atadan bu yana ve kıyamete kadar da onun hücceti var olmuştur ve var olmaya da devam edecektir. İmam Mehdi (a.f) her ne kadar zahiri anlamda görünmese de, sır olsa da batini anlamda bir güneş gibi onun ışığı, onun hikmeti ehlibeyt ve yarenlerinin üzerinde her daim hazır ve nazır olacaktır. Bizler İmam Mehdi’nin (a.f) gelmesini beklemiyoruz güzel canlar. Eğer biz gönül hanemizde Ehl-i Beyt aşkını, Ehl-i Beyt’in değerlerini, cenab-ı hakk'ın ilkelerini sadece dilimizle değil de halimizle, tavrımızla, yaşayışımızla yaşayım ve yansıtırsak işte o İmam Mehdi’nin (a.f) geldiği gün onun huzurunda gönlümüz, yüreğimiz ferah bir şekilde yüzümüz ak onun huzuruna çıkacağız.” </strong></em>dedi.</p>

<p>İMAM MEHDİ (af) Temalı Şiir Yarışmasında dereceye giren yarışmacılara, (1. İbrahim Şaşma, 2. Funda Bağış, 3. Muhammet Çaça’ya) Türkiye Caferileri Lideri Selahattin Özgündüz ve CAFERİDER Başkanı Hasan Babur, tarafından ödül ve plaketleri takdim ettiler.<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/626560282_1339083611580619_755609805804555367_n.jpg" style="height:533px; width:800px" /></p>

<p>Türkiye Caferileri Lideri Selahattin Özgündüz, <em><strong>“İmam Mehdi (a.f) doğmadan önce de zulüm gören müminler hep o gelecek ümidiyle teselli buluyordu. Doğduktan sonra da bugün, bugüne kadar, bugünden sonraki geleceği güne kadar yine ne sıkıntı yaşasa, ümitsizlik ölümünden onun varlığı bizi kurtarıyor. Ümitsizliğe kapılmıyoruz. Ümitsizlik müthiş bir ölümdür. Umut varsa hayat var. Umudumuz var çünkü Mehdi'miz var. Bu da bizi ayakta tutuyor ve hayat veriyor. Peygamberimizin müjdesi olduğu için bayramdır.</strong></em></p>

<p><em><strong>Trump gibilerinin hükmettiği dünyadan ben zevk almıyorum. Kendisi sözüm ona İslam ümmetine meydan okuyor. Sen kimsin ki? Senin İslam ümmetine meydan okuyacak kadar cüretin var mı ki? Elindeki silahlara mı güveniyorsun? Geleceğin varsa göreceğinde vardır. Bu konuda da İslam ümmeti sana gereken dersini verir. Afganistan'ı, Irak'ı, Lübnan'ı bırakıp kaçtığın gibi inşallah en yakın zaman da Filistin'i de bırakıp kaçacaksınız, onun da müjdesini ben size vereyim.”</strong></em> dedi.</p>

<p>Küçükçekmece Kaymakamı Mustafa Anteplioğlu,<em><strong> “Bugün burada, İmam Mehdi’nin (a.f) doğum yıl dönümü vesilesiyle bir araya gelmiş bulunuyoruz. Bu anlamlı programa katılmaktan duyduğum memnuniyeti özellikle ifade etmek isterim. İmam Mehdi (a.f) inancı; adaletin tesisi, zulmün ortadan kaldırılması ve hakkın hâkim kılınması idealini temsil etmektedir. Bu anlayış, milletimizin tarih boyunca benimsediği adalet, merhamet ve hakkaniyet esaslarıyla da örtüşmektedir.</strong></em></p>

<p><em><strong>Toplum olarak bizleri güçlü kılan, ortak değerlerimiz etrafında kenetlenebilme irademizdir. Ülkemiz; farklı inançların, mezheplerin ve kültürlerin yüzyıllardır barış içinde bir arada yaşadığı, köklü bir devlet geleneğine sahiptir. Bu birlik ve beraberlik ruhu, milletimizin en büyük gücüdür. Devletimiz, vatandaşlarımız arasında hiçbir ayrım gözetmeksizin huzurun, kardeşliğin ve toplumsal barışın teminatı olmaya kararlılıkla devam etmektedir. Vatandaşlarımızın kültürel ve dinî değerlerini özgürce yaşayabilmesi ve bu değerlerle toplumsal hayata katkı sunabilmesi, ortak geleceğimizi daha da güçlendirmektedir.” </strong></em>dedi.</p>

<p>Ayetullah Dr. Muhammed Hadi Müfettih,<em><strong> “Bu dönemde, insanlığı zulümden, savaştan ve cinayetlerden kurtarmak için dünyanın düşünürleri tarafından sunulan bütün çözüm yolları çıkmaza girmiştir. Dünya zulüm, baskı, savaş ve kan dökülmesiyle dolmuştur. Tüm insanlık, kendisini bu felaketlerden kurtaracak ilâhî bir kurtarıcıya susamıştır. İslam düşmanlarının sayısız komplolarına rağmen, bütün Müslümanlar varlıklarını Hz. Mehdi’nin (a.f) ilgi ve himmetine borçludurlar.</strong></em></p>

<p><em><strong>Nitekim İslam dininin bekası da Hz. Hüseyin’in (as.) fedakârlığı sayesinde olmuştur. Resulullah’ın buyurduğu gibi: “Hüseyin bendendir, ben de Hüseyin’denim.” Yani eğer Kerbela’da Hüseyin’in İslam’ın sapmasına karşı direnişi olmasaydı, Peygamber’in dini ayakta kalamazdı.” </strong></em>dedi.</p>

<p>Zakir Kenan Zede ve Zakir’in Avazı Deyiş Grubu deyiş ve methiyeleriyle, Ehl-i Beyt Meddahı Mesut Gufrani okuduğu methiyelerle alanda coşku yaratırken, yapılan çekiliş töreniyle program son buldu.<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/627043982_1339081108247536_5112445850669594113_n.jpg" style="height:533px; width:800px" /><br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/626562560_1339077891581191_3586282568259780670_n.jpg" style="height:533px; width:800px" /><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/625113779_1339078224914491_6181487385634994069_n.jpg" style="height:533px; width:800px" /><br />
<br />
<br />
Kaynak:&nbsp;<a href="https://www.facebook.com/share/p/1C9a4RWLBQ/">https://www.facebook.com/share/p/1C9a4RWLBQ/</a></p>

<h3>&nbsp;</h3>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 04 Feb 2026 22:09:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/imam-mehdinin-viladeti-kutlandi-1770233254.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hazreti Muhammed&#039;in doğum günü yad edilecek</title>
                <category>İNANÇ</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/hazreti-muhammedin-dogum-gunu-yad-edilecek-2134</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/hazreti-muhammedin-dogum-gunu-yad-edilecek-2134</guid>
                <description><![CDATA[İslâm Peygamberi Hazreti Muhammed'in dünyaya gelişi dolayısıyla hicri takvime göre Rebiülevvel ayının 12'nci günü yüzyıllardır İslam toplumlarında kutlanıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Hz. Muhammed, Allah’ın ilk yarattığı nur, habîbullahtır. Kainat onun nurundan yaratılmıştır. Onun davranışları her Müslüman için güzel bir örnektir. O, bütün insanlığa gönderilmiş bir rehberdir. Bütün peygamberlerin reisi, hâtemü’l-enbiyadır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Osmanlı, Memlük, Eyyubi ve Fatimi devletleri döneminde Hazreti Muhammed'in doğum gününün resmi törenlerle kutlanılmasının yanı sıra Türk ve Arap edebiyatında peygamber sevgisinin işlendiği eserler kaleme alındı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Türk milleti peygamberine olan sevgisinden hususi bir edebiyat meydana getirmiştir. Na’t, Esmâ-i Nebi, Siretü’n-Nebi, Mucizât-ı Nebî, Hicretnâme, Mi’racnâme, Kırk Hadis, Hilye ve Mevlîd bu peygamber sevgisiyle şekillenerek edebiyatımızın önemli türleri arasında yer almışlardır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Özellikle İslam toplumlarının büyük bir kısmında yoğun rağbet gören Süleyman Çelebi'nin “<em><strong>Vesiletü'n Necat (Kurtuluş Vesilesi)</strong></em>” adlı mesnevisi, besteli veya kendine has bir şekilde irticalen mevlid merasimlerinde okundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hazreti Muhammed'in doğumunun 1500. yıl dönümü, bu sene<strong>&nbsp;</strong>“<strong>Peygamberimiz ve Aile Ahlakı</strong>”&nbsp;temasıyla idrak edilecek.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Diyanet İşleri Başkanlığı, Mevlid-i Nebi Haftası kapsamında yurt içinde ve dışında birçok etkinlik gerçekleştirecek.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ALEVİ BEKTAŞİLİKTE HZ. MUHAMMED</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevîlikte “<em><strong>Hakk, Muhammed, Ali</strong></em>” kabulü, Alevîliğin esası olarak kabul edilir. Bu ifadede yer alan Hakk, Allah’ı, Allah’ın varlığını ve birliğini; Muhammed, Hz. Muhammed’in peygamberliğini ve son peygamber olduğunu; Ali ise Hz. Ali’nin evliyanın piri ya da velayet makamının piri olduğunu ifade eder. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Esasında bu kalıp ifade ve telakki, İslam tasavvuf ekollerinin temel kabullerinden biri olan “<strong><em>Ulûhiyyet, Nübüvvet, Velayet</em></strong>” prensibinin ifade şeklidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bütün Müslümanlarda olduğu gibi Alevî-Bektâşîlerde de Hz. Muhammed’in peygamberliği kabul ve tasdik edilir.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hacı Bektaş, Makâlât’ına başlarken Allah’a hamd ettikten sonra “<em><strong>Ve dahi selam ve salavât ol peygamberler serverine ve mürseller ulusuna ve enbiyalarun ve evliyâlarun mihterine olsun kim dükeli ‘âlemi onun dostluğuna yarattı</strong></em>”, diyerek, Hz. Muhammed (sav)’i salât u selâm ile yad edip, Enbiya 17/107. ayete telmihte bulunmuştur. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Yeminî Faziletnâme’sinde ise Hz. Muhammed (sav) hakkında şu bilgiler yer alır: “<em><strong>Mirac gecesi Muhammed, Tanrıya en yakın olduğu yere vardı. Her yandan gelen ‘</strong>Muhammed’<strong> sözlerini eşiddi. Cümle varlık dünya ve ahirette ümidini ona bağladı. Peygamber, Sidretü’l-Müntehâ’ya, yani ondan öteye geçilmeyecek bir yere ulaştı ki bütün belirtiler, görünen varlıklar orada noktalandı. Miraçta Tanrı, yüzünün gücünü ona gösterdi. Çünkü Hakk’ın dîdârı apaçık oldu. Muhammed her şeyi gördü. Tanrı’ya yalvardı, secde etti onun cemalini gördü. Bu mutluluk başkasına nasip olmamıştır. Muhammed yaratılmışların sultanı, bütün yalvaçların imamıdır. Onun sözleri Tanrının sözleridir. Peygamber’e inanmayan murdardır. Gerçeklerden berîdir. Bilgiden, Bilgelikten uzaktır. Böyleleri insan biçiminde hayvandır. Onu bilmeyenler, Yaradan’ı ve yarattıklarını bilmezler.</strong></em>”</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kainatın Hz. Muhammed’in (s.a.s.) aşkına ve onun nurundan yaratıldığı hakîkati şiirlerde ifade edilir. Bilindiği gibi kudsi hadiste Cenab-ı Hak “<em><strong>Sen olmasaydın alemleri yaratmazdım</strong></em>” buyurmaktadır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Viranî Abdâl da şiirlerde bu hakîkate işaret eder:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Kudret kandilinde parlayıp duran<br />
Muhammed Ali’nin nurudur vallah<br />
Zuhur edip kafir leşkerin kıran<br />
Elinde Zülfikar Ali’dir billâh</strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevî-Bektâşî deyiş ve nefeslerinde, örneğin Kul Himmet kendi yollarının sevgi yolu olduğunu belirterek bu sevgiyi tasvir ettiği şiire Allah-Muhammed-Ali muhabbetiyle başlar ve bunları birbirinden ayırmaz: </span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><em>Mahabbettir Lâilahe illâllah </em></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><em>Mahabbettir Muhammed Resulüllah </em></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><em>Mahabbettir Ali Şah veliyyullah </em></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><em>Üç isim, manada birdir mahabbet</em></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Şah İsmail ise O’nun peygamber olarak gönderilişini şu beyitleriyle müjdeler: </span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Şefiü’l-müznibin Hak’dan Muhammed Mustafa geldi </strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Cihan ehline fahr olsun anın tek mücteba geldi</strong></em> </span></p>

<p><span style="color:#000000">Yemînî, O’nu meşhur adlarıyla selamlarken O’nun İlahî kelâmı dile getiren hak Peygamber olduğunu vurgular: </span></p>

<p><em><strong><span style="color:#000000">Ahmed ü Mahmûd ol Muhammed Mustafa </span></strong></em></p>

<p><em><strong><span style="color:#000000">Ana kardeşim dedi ol Rahmeten-lil’alemin </span></strong></em></p>

<p><em><strong><span style="color:#000000">Cümle enbiya server çün Mustafadır </span></strong></em></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Nutk-u kelâm-ı haktır peygamber-i Hudâdır</strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000">Hz. Muhammed Kur’an’da kendisine hitap edilen, doğumundan itibaren bazı harikulâdelikleri beraberinde taşıyan ve ölünceye kadar bu mucizelerle içli dışlı, neredeyse insanüstü bir peygamber olarak tasavvur edilmiştir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Sünnî çevrelerde hâlâ daha çeşitli münasebetlerle okuduğumuz Mevlîd’de ifade edilen beyitlerin benzerlerine Alevî-Bektâşî metinlerinde tesadüf etmek pek de şaşırtıcı değildir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Nitekim Şah İsmail’in şu şiiri bunun çok çarpıcı bir örneğidir: </span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Şu Aleme bir nûr doğdu</strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Muhammed doğduğu gece </strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Yeşil kandilden nûr indi </strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Muhammed doğduğu gece </strong></em></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Anda göbeği kesildi </strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Gözüne sürme çekildi </strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>İsmi Muhammed okundu </strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Muhammed doğduğu gece </strong></em></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Huri kızlar geldiler </strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Muhammed dinin sordular </strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Nûrdan kundağa sardılar&nbsp;</strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Muhammed doğduğu gece </strong></em></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Melekler hazır hepisi </strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Doldu Muhammed tapusu </strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Açıldı cennet kapusu </strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Muhammed doğduğu gece</strong></em></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Muhammed anadan düştü</strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Kafirlerin aklı şaştı </strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Bin kilise yere geçti</strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Muhammed doğduğu gece</strong></em></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Ağlayan uşak avındı</strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Doğuran ana sevindi </strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Kafirler imana geldi </strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Muhammed doğduğu gece</strong></em></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Muhammed kalktı oturdu </strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Ali hizmetin yetirdü </strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Yer gök salavat getürdü </strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Muhammed doğduğu gece </strong></em></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Şah Hatayi’m der dervişler</strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Sağ olsun cümle kardeşler </strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Secdeye indi ağaçlar </strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Muhammed doğduğu gece</strong></em></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 02 Sep 2025 15:37:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/09/hazreti-muhammedin-dogum-gunu-yad-edilecek-1756821263.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kerbela bir mezhebin değil, tüm insanlığın ortak vicdanıdır</title>
                <category>İNANÇ</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kerbela-bir-mezhebin-degil-tum-insanligin-ortak-vicdanidir-1789</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kerbela-bir-mezhebin-degil-tum-insanligin-ortak-vicdanidir-1789</guid>
                <description><![CDATA[“Her gün Aşura, her yer Kerbela” sözünün derinliğini kavramak, yalnızca tarihî bir olayı anmak değil; insanlık onurunun, adaletin ve merhametin evrensel değer olduğunu idrak etmektir. “Her gün Aşura, her yer Kerbela” sözü, sadece geçmişte yaşanmış bir olayın hatırasını taşımakla kalmaz; bugün hâlâ zulme uğrayanların, adalet için direnenlerin, hakikat uğruna baş eğmeyenlerin yolunu aydınlatan bir çağrıdır.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;<span style="color:#000000">10 Muharrem 680 günü yaşanan Kerbela faciası, yalnızca bir mezhebin matemini değil; tüm insanlığın vicdanına kazınmış bir trajediyi temsil eder. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu yönüyle Kerbela, ne sadece Şii’lerin ne yalnızca Alevi ya da Sünni Müslümanların yas tuttuğu bir tarih sayfasıdır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">O, din, mezhep ve kimlik ötesi bir insanlık dersidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>KERBELA: İNSANLIĞIN VİCDANINA BIRAKILMIŞ BİR MİRAS</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/HER%20G%C3%9CN%20A%C5%9EURA!%20(5).png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Hazreti Hüseyin ve yarenleri, asla bir iktidar mücadelesinin kurbanı olmadılar. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Onlar, Hakk’ın yanında olmanın bedelini ödediler. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Kerbela’da susuz bırakılan bebek, Ali Asgar, sadece bir masumiyet simgesi değil; savaşın, kin ve ihtirasın çocukları bile hedef alabileceğinin trajik bir örneğidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kerbela'da okların, kılıçların hedefi olan sadece bedenler değil; adalet, ahlak, iman ve insanlık onuruydu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Kerbela’yı sadece Şiilik veya Alevilik inançlarına indirgemek, o büyük direnişi ve fedakârlığı daraltmak olur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kerbela'nın mesajı evrenseldir: Nerede bir mazlum varsa orada Hüseyin vardır; nerede bir zalim varsa orada Yezid zihniyeti vardır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu nedenle Aşura, sadece dini bir anma günü değil, ebedi vicdani bir hatırlamadır.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>HER GÜN AŞURA: ZULME KARŞI UYANIK KALMAK</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/HER%20G%C3%9CN%20A%C5%9EURA!%20(1).png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Her gün Aşura demek; mazlumun gözyaşını silmek, zalime karşı sözünü esirgememektir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Her gün Aşura demek; dünü, bugünü, yarını öteleyerek insanlığa karşı işlenen suçlara yer ve mekan gözetmeksizin vicdani sorumluluk hissetmektir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Her gün Aşura demek; Hz. Hüseyin ve yarenlerinin uğradığı zulmü her gün anmak ve zulmü unutmamaktır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Her gün Aşura demek; salt bir dini inanç değil, evrensel bir insanlık görevidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Dünyanın dört bir yanında adaletsizlikler sürerken, Gazze'de çocuklar, Yemen'de anneler, Arakan'da yaşlılar, Afrika’da yoksullar ölüme mahkum edilirken, bizler hâlâ Hüseyin’in safında olup olmadığımızı sorgulamak zorundayız.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İnsan olmanın gereği Aşura’yı yılda bir gün matemle anmak değil; her gün adaletin, merhametin, onurun nöbetini tutmaktır. </span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>HER YER KERBELA: SINIRLARI AŞAN DİRENİŞ ALANLARI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/HER%20G%C3%9CN%20A%C5%9EURA!%20(4).png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Hazreti Hüseyin’i sevmek, onun uğruna şehit olduğu değerleri yaşatmak, her Müslüman için bir sorumluluktur. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Daha da önemlisi, Hüseyin’in mücadelesi her inançtan insanın sahipleneceği kadar evrensel bir değere sahiptir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kerbela bir çöldü; ama bugün o çölün adı değişti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Her yer Kerbela, çünkü; her yerde mazlumlar var. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Her yer Kerbela, çünkü; her coğrafyada Hüseyin gibi susuz kalan çocuklar, Zeyneb gibi haykıran kadınlar, Abbas gibi kolu kesilen adalet arayıcıları var.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Her yer Kerbela demek, sadece Alevi, Şii ya da Sünni olmak değil; her yerde her duruma mazlumun gözünden bakabilmektir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Dili, dini, etnik kökeni ne olursa olsun, mağdurun yanında durmak Kerbela bilincidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu sebeple Kerbela, Hristiyan’a da, Yahudi’ye de, ateiste de, Budist’e de anlatılmalıdır. Çünkü Kerbela, ölüme meydan okuyarak yaşamı savunanların, zillete karşı izzetle direnenlerin mirasıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ZAMANIN YEZİDLERİ, MEKÂNIN HÜSEYİNLERİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/HER%20G%C3%9CN%20A%C5%9EURA!%20(2).png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Yezid bir isim değildir, bir zihniyettir. Bugünün Yezidleri, zulmü kurumsallaştıran, hırsı adaletin önüne koyan, inancı baskı aracı yapanlardır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Hüseyin olmak da sadece bir soy bağına değil, bir duruşa bağlıdır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Hüseyin olmak, sayıca az olmayı göze almak, ama hakikatten sapmamaktır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Zamanın Hüseyinleri; bir gazetede manşet açan, bir sosyal medya paylaşımında mazlumu savunan, bir çocuğa sahip çıkan, bir zulme karşı konuşanlardır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Herkes bulunduğu yerin Hüseyin’i olabilir, yeter ki susmasın, yeter ki yüz çevirmesin.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu nedenle “<strong><em>Her gün Aşura, her yer Kerbela</em></strong>” sözü bir uyarıdır: Haksızlık nerede yaşanıyorsa orası Kerbela’dır, adalet nerede savunuluyorsa orada Hüseyin diridir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>SORUMLULUĞUMUZ: KERBELA BİLİNCİYLE YAŞAMAK</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/HER%20G%C3%9CN%20A%C5%9EURA!%20(3).png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Kerbela, bir mezhebin kutsalı değil, insanlığın vicdan aynasıdır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Hüseyin, sadece Ehlibeyt’in değil, hakikatin evladıdır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Onun karşısında duran Yezid de sadece bir figür değil; her çağda karşımıza çıkan zulmün sembolüdür.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugün bize düşen, Kerbela’yı bir tarih kitabında bırakmak değil, hayatın içinde taşımaktır. </span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Her gün Aşura, her yer Kerbela</strong></em> derken, aslında diyoruz ki:</span></p>

<ul>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Her sabah Hüseyin gibi, Hakk ile uyan,</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Her öğle Ali Asgar gibi, masumiyeti yaşat,</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Her akşam Zeyneb gibi, zulme karşı dik dur,</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Her gece dua et ki, zalimin devri sürmesin.</span></p>
	</li>
</ul>

<p><span style="color:#000000">Bunu yapabiliyorsak;</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Her gün Aşura’dır, her yer Kerbela’dır.</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="font-family:Georgia,serif"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/HER%20G%C3%9CN%20A%C5%9EURA!%20(6).png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></span></p>

<p><span style="color:#000000">Zaman bize safını seç diyor: <em><strong>Hüseyin’in yanında mısın, yoksa sustuğun yerde Yezid’e mi yakınsın?</strong></em></span>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 05 Jul 2025 12:01:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/07/kerbela-bir-mezhebin-degil-tum-insanligin-ortak-vicdanidir-1751707256.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kadir gecesi ve Aleviler</title>
                <category>İNANÇ</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kadir-gecesi-ve-aleviler-904</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kadir-gecesi-ve-aleviler-904</guid>
                <description><![CDATA[Alevilerin Kadir gecesi hakkında yaklaşımları merak ediliyor. Bu yazımızda, hem Ramazan ayı içerisinde bulunan Kadir gecesi hakkındaki ve hem de Kadir gecesi ile bağlantılı olarak Alevilerin tuttuğu 3 günlük oruç hakkındaki görüşleri derledik.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Kadir Gecesi, Ramazan ayının 27. gecesi olan&nbsp;26 Mart 2025 Çarşamba&nbsp;gününe geliyor. Kadir gecesi, Kur’ân-ı Kerîm’in indirilmeye başlandığı gece olarak bilinir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Kadr sûresinde verilen bilgiler, Kur’an’ın ramazan ayında (el-Bakara 2/185) ve bütün hikmetli işlerin kararlaştırıldığı mübarek bir gecede (ed-Duhân 44/3-4) indirildiğine dair âyetlerle birlikte ele alındığında Kadir gecesinin ramazan ayı içinde bulunduğu sonucu ortaya çıkar. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bakara suresi 185.ayette “<em><strong>sizden bu ayı idrak eden,onda oruç tutsun</strong></em>” buyruğuna uyan Aleviler Ramazan ayında Kadir gecesi önünde ve arkasında olarak 3 gün oruç tutarlar.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Öte yandan, Alevilerde Kadir Gecesi, genel olarak Sünni İslam’daki gibi özel bir kandil gecesi olarak kutlanmaz veya aynı şekilde vurgulanmaz. Alevilerde bu geceye dair özel bir kutlama ya da ibadet geleneği yaygın değildir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevilik, İslam’ın kendine özgü bir yorumunu benimseyen bir inanç sistemi olup, ibadet ve ritüellerinde Sünni İslam’dan farklı uygulamalar ön plandadır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kadir Gecesi, İslam dünyasında Kur’an’ın Hz. Muhammed’e vahiy yoluyla inmeye başladığı gece olarak Ramazan ayının son günlerinde (çoğunlukla 27. gece) büyük bir önem taşır ve özel ibadetlerle geçirilir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Aleviler Kadir Gecesi’ni tamamen yok saymazlar; ancak bu geceyi, Sünni Müslümanların yaptığı gibi camilerde namaz kılma, Kur’an okuma veya kandil kutlamalarıyla değil, daha çok kendi inanç sistemleri içindeki anlamlarla değerlendirirler. Bu noktada öne çıkan ibadet türü, Kadir gecesi ile bağlantılı olarak tutulan 3 günlük oruçtur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu konuda görüşlerini açıklayan Cemil Kılıç şöyle diyor: “<strong><em>Ramazan orucu, Alevi inancına göre farz olarak kabul edilse de, gün sayısı olarak bir aylık süreyi ifade etmez. Üç gün oruç tutmanın yeterli olacağı düşünülür. Ayrıca bu üç günün de hangi günler olduğu kesin belli değildir. Bir görüşe göre 3 gün dolunay günleridir. Bir başka görüşe göre ise 19- 20- 21. günlerdir. Bu günler, Hz. Ali’nin yaralanıp şehit olduğu günlerdir. Bir başka görüş de Kadir Gecesi ile başlayan günlerdir</em></strong>.”</span></p>

<p><span style="color:#000000">Aynı konuda görüşlerini açıklayan Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından Seyyid Hakkı ise şöyle diyor: “<strong><em>Aleviler açısından Ramazan Ayı’nın 19, 20 ve 21’de Şahı Merdan Ali’nin niyetine, yapılan matemdir, tutulan matem orucudur. Bu üç günlük matem veya matem orucunun, 30 günlük Ramazan orucu ile hiç bir alakası yoktur.</em></strong>”</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevilikte, Kur’an’ın zahiri (dışsal) anlamından ziyade batıni (içsel) yorumuna vurgu yapılır ve bu bağlamda Kadir Gecesi’nin manevi önemi, bireysel bir tefekkür veya cem ibadeti içinde ele alınabilir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Senin dervişlerin semahı döner</strong></em></span></p>

<p><em><strong><span style="color:#000000">Kadir gecesi çırağlar yanar</span></strong></em></p>

<p><em><strong><span style="color:#000000">İnşallah yükümüz dergâhı tutar</span></strong></em></p>

<p><em><strong><span style="color:#000000">Gel dinim imanım İmam Hüseyin</span></strong></em></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><em><strong><span style="color:#000000">Abdal Pir Sultanım imamlar nerde</span></strong></em></p>

<p><em><strong><span style="color:#000000">Aşkına nur doldurduğumuz yerde</span></strong></em></p>

<p><em><strong><span style="color:#000000">Kendi sırda kaygısız ehil yerde</span></strong></em></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Gel dinim imanım İmam Hüseyin</strong></em>”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>KADİR GECESİ DUASI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Allahümme inneke afüvvün kerîmün tuhibbül afve fa’fü anni.</strong></em>” </span></p>

<p><span style="color:#000000">Allah’ım sen affedicisin, affı seversin, beni affeyle.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu duayla birlikte, Fatiha, Nas gibi bilinen tüm dualar okunabilir.<strong> </strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>KADİR SURESİ NASIL OKUNUR?</strong></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="color:#000000">“<em><strong>İnna enzelnahü fiy leyletilkadr. Ve ma edrake ma leyletülkadr. Leyletülkadri hayrün min elfi şehr. Tenezzelülmelaiketü verruhu fiyha biizni rabbihim min külli emr. Selamün hiye hatta matle'ılfecr.</strong></em>”</span></p>

<p style="text-align:left"><span style="color:#000000"><strong>KADİR SURESİNİN TÜRKÇE ANLAMI NEDİR?</strong></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="color:#000000">Şüphesiz, biz onu (Kur'an'ı) Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu sen ne bileceksin! Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır. Melekler ve Ruh (Cebrail) o gecede, Rablerinin izniyle her türlü iş için iner de iner. O gece, tan yerinin ağarmasına kadar bir esenliktir.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 25 Mar 2025 23:40:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/03/kadir-gecesi-ve-aleviler-1742935478.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hz. Muhammed ne zaman doğdu? Mevlid Kandili nedir?</title>
                <category>İNANÇ</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/hz-muhammed-ne-zaman-dogdu-mevlid-kandili-nedir-631</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/hz-muhammed-ne-zaman-dogdu-mevlid-kandili-nedir-631</guid>
                <description><![CDATA[İslam Peygamberi Hz. Muhammed'in Kamerî aylardan Rebiülevvel ayının on ikinci gecesi olduğu konusunda ittifak vardır.  Bu gecede Müslümanlar, Hz. Muhammed’in (S.A.V) hayatını ve sözlerini anlatan mersiyeler, deyişler, nefesler, mevlidler okur, dualar ve ibadetle bu kutlu doğuma şükrederler.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Mevlid Kandili, İslam dünyasında Hz. Muhammed'in (S.A.V) doğumunu anmak için kutlanan önemli bir mübarek bir gecedir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Hicri takvime göre Rebiülevvel ayının 12. gecesi idrak edilir. Fil Vak’asından elli veya elli beş gece sonra. Kamerî aylardan Rebiülevvel ayının on ikinci gecesi olduğu konusunda ittifak vardır.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:#f8f8f8">Hz. Muhammed </span><span style="background-color:#f9f7f7">(S.A.V) </span><span style="background-color:#f8f8f8">20 Nisan 571 (12 Rebiülevvel) Pazartesi sabahı Mekke’de doğdu.&nbsp;Bu gün, Mîlâdî takvime göre 20 Nisan 571 tarihine rastlamaktadır.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:#f9f7f7">Bu gecede Müslümanlar, Hz. Muhammed’in (S.A.V) hayatını ve sözlerini anlatan mersiyeler, deyişler, nefesler, mevlidler okur, dualar ve ibadetle bu kutlu doğuma şükrederler.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000">Annesi Emine, dünyaya çok özel bir evlat getirdiğinin farkındadır:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<strong><em>Hamileliğimin altıncı ayında bir gece rüyâda karşıma bir zât çıkıp dedi ki: ‘Yâ Âmine! Bil ki, sen âlemlerin hayrına hamilesin. Doğurunca ismini Muhammed koy ve halini hiç kimseye açma!</em></strong>”</span></p>

<p><span style="color:#000000">Muhammed’in ebeliğini yapan Şifâ Hâtun ise, yaşadıklarını şöyle anlatır: </span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Allah’ın Resûlü doğdukları zaman ben oradaydım. Hemen yetiştim. Kulağıma bir ses geldi: ‘Allah’ın rahmeti Onun üzerine olsun.’ Maşrık ile mağrib arası nurla doldu. Hattâ Rûm diyarının bazı saraylarını gördüm. Sonra Allah Resûlünü kucağıma alıp emzirmeye başladım. Üzerime öyle bir hâl geldi ki, vücudum titremeye başladı ve gözlerim karardı. Yavrucağı gözden kaybettim. Bir ses, ‘Nereye gitti?’ diye sordu. ‘Doğuya götürdüler’ diye cevap verildi.</strong></em>”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:#f9f7f7">Kur’an-ı Kerim’e göre: Hz. Muhammed’in soyu, büyük peygamberlerden Hz. İsmail ve Hz. İbrâhim’e dayanır (Hacc: 78; Bakara: 127-151; Sâf: 6, İnşirah: 1).</span></span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevî Bektaşî ibadetlerinin başlangıcında, Şah Hatâî’nin ifadeleriyle Hz. Muhammed’in kutlu doğumu şöyle anlatılır:</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Şu âleme bir nûr doğdu<br />
Muhammed doğduğu gece<br />
Yeşil kandilden nûr indi<br />
Muhammed doğduğu gece</span></span></strong></p>

<p style="text-align:start"><strong><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Muhammed anadan düştü<br />
Kâfirler aklı şaştı<br />
Bin kilise yere geçti<br />
Muhammed doğduğu gece</span></span></strong></p>

<p style="text-align:start"><strong><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Anda göbeği kesildi<br />
Gözüne sürme çekildi<br />
İsmi Muhammed okundu<br />
Muhammed doğduğu gece</span></span></strong></p>

<p style="text-align:start"><strong><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Ağlayan uşak avındı<br />
Doğuran ana sevindi<br />
Kâfirler îmâna geldi<br />
Muhammed doğduğu gece</span></span></strong></p>

<p style="text-align:start"><strong><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Hûri kızları geldiler<br />
Muhammed dinin sordular<br />
Nurdan kundağa sardılar<br />
Muhammed doğduğu gece</span></span></strong></p>

<p style="text-align:start"><strong><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Muhammed kalktı oturdu<br />
Ali hizmetin yetürdü<br />
Yer gök salavât getürdü<br />
Muhammed doğduğu gece</span></span></strong></p>

<p style="text-align:start"><strong><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Melekler hâzır hepisi<br />
Doldu Muhammed tapusu<br />
Açıldı cennet kapusu<br />
Muhammed doğduğu gece</span></span></strong></p>

<p style="text-align:start"><strong><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Şah Hatâyî’m der dervişler<br />
Sağ olsun cümle kardeşler<br />
Secdeye indi ağaçlar<br />
Muhammed doğduğu gece</span></span></strong></p>

<p style="text-align:start">(Allahümme salli ala Muhammed ve ala âli Muhammed)</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 14 Sep 2024 12:23:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2024/09/hz-muhammed-ne-zaman-dogdu-mevlid-kandili-nedir-1726306015.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İslam dünyası Gadîr-i Hum bayramını kutluyor</title>
                <category>İNANÇ</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/islam-dunyasi-gadir-i-hum-bayramini-kutluyor-478</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/islam-dunyasi-gadir-i-hum-bayramini-kutluyor-478</guid>
                <description><![CDATA[Gadîr-i Hum, İslâm Peygamberi Hz. Muhammed’in Veda Haccı hutbesinden yola çıkılarak, Ehl-i Beyt’e bağlı Müslümanlar tarafından bayram olarak kutlanır.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Gadir-i Hum, Hz. Muhammed’in Veda Haccı hutbesini gerçekleştirdiği yerin adıdır. </span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Hz. Muhammed’in burada yaptığı konuşmada Ali bin Talib’i “<strong><em>Velayet</em></strong>” makamına atadığına inanılır. </span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Gadir-i Hum Bayramı, Ehl-i Beyt’e bağlı Müslümanlar tarafından Zilhicce Ayı’nın 18. günü (17 Mart) kutlanır.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Hz. Peygamber Veda haccı dönüşü (18 Zilhicce 10 / 17 Mart 632), aslında dinlenmeye elverişli bir yer olmadığı halde önemli bir hususu bildirmek maksadıyla burada konaklamış, bu sırada, kendisine indirilen her vahyi tebliğ etmesini emreden, bunu yapmadığı takdirde elçilik görevini yerine getirmiş sayılmayacağını belirten âyet (el-Mâide 5/67) nâzil olmuştur.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Resûl-i Ekrem, kafilenin önde giden ve geride kalan bütün fertlerinin toplanmasını istemiş, herkes geldikten sonra öğle namazını kıldırmış ve arkasından yeni gelen âyeti tebliğ ederek bir konuşma yapmıştır. </span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Hz. Peygamber bu konuşmasında dünyaya veda etme zamanının yaklaştığına işaret ederek risâlet görevini yerine getirip getirmediği hakkındaki kanaatlerini ashabına sormuş, olumlu cevap aldıktan sonra ashabının Allah’a ve âhiret gününe olan imanını yeniden ikrar ettirmiş ve ardından “<strong><em>sekaleyn hadisi</em></strong>” diye meşhur olan sözlerini söylemiştir: “<strong><em>Size paha biçilmez iki şey bırakıyorum: Allah’ın kitabını ve Ehl-i beytimi... Benden sonra bunlara sarılırsanız asla sapıklığa düşmezsiniz.</em></strong>”</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Resûl-i Ekrem konuşmasını bitirdikten sonra Hz. Ali’yi sağ tarafına almış, elini tutup kaldırmış ve şöyle demiş: “<strong><em>Ben kimin mevlâsı isem Ali de onun mevlâsıdır. Allahım, onu seveni sev, ona düşman olana düşman ol!</em></strong>”</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Gadîr-i Hum olayı Ahmed b. Hanbel, Müslim, İbn Mâce ve Hâkim en-Nîsâbûrî gibi Sünnî muhaddislerin naklettikleri hadislerde de geçmektedir. </span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Ahmed b. Hanbel’in naklettiği rivayete göre Hz. Peygamber bir sefer esnasında Gadîr-i Hum denilen yerde konaklamış, öğle namazını kıldırdıktan sonra Hz. Ali’nin elinden tutup, “<em><strong>Ben kimin mevlâsı isem Ali de onun mevlâsıdır. Allahım, ona dost olana sen de dost ol, ona düşman olana sen de düşman ol!</strong></em>” dedikten sonra Hz. Ömer Hz. Ali ile karşılaşmış ve, “<em><strong>Ey Ali! Sen her müminin mevlâsı oldun</strong></em>” diyerek onu tebrik etmiştir (</span><strong><em>Müsned</em></strong>, IV, 281). </span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Aynı konuda başka bir rivayet nakleden Ahmed b. Hanbel, hadisin sonunda “<em><strong>Allahım, ona dost olana sen de dost ol, düşmanlık yapana da düşmanlık yap!</strong></em>” şeklinde yer alan kısmın hadise sonradan ilâve edildiğini söyler (</span><em>a.g.e.</em>, I, 152). </span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Müslim’in rivayetinde ise Resûl-i Ekrem’in, Mekke ile Medine arasındaki Hum adı verilen bir mevkide yaptığı konuşmada ölümünün yaklaştığına işaret ettiği, ashabına Allah’ın kitabını ve Ehl-i beytini (sekaleyn) bıraktığını belirttikten sonra Allah’ın kitabına sarılmalarını tavsiye ettiği ve Ehl-i beyti konusunda onlara Allah’ı hatırlattığı nakledilmiştir (Müslim, “<em><strong>Feżâiʾlü’ṣ-ṣaḥâbe</strong></em>”, 36). </span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">İbn Mâce (“<em><strong>Muḳaddime</strong></em>”, 11) ve Hâkim en-Nîsâbûrî de (</span><strong><em>el-Müstedrek</em></strong>, III, 109) benzer rivayetleri kaydetmişlerdir. </span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Daha sonra Ya‘kūbî, İbn Kesîr ve Süyûtî gibi müteahhir dönem âlimleri bu rivayetlere eserlerinde yer vermişlerdir.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Gadîr-i Hum İslâm alemine kutlu olsun!</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 17 Mar 2024 15:10:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2024/03/islam-dunyasi-gadir-i-hum-olayini-kutluyor-1710677880.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Alevi Bektaşiler Hızır orucu tutacak</title>
                <category>İNANÇ</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-bektasiler-hizir-orucu-tutacak-427</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-bektasiler-hizir-orucu-tutacak-427</guid>
                <description><![CDATA[Hızır orucu, Alevî Bektaşî inancına göre her yıl Şubat ayında tutulan ve 3 gün süren bir oruçtur. Peki Hızır kimdir, Hızır orucu nedir, ne zaman ve nasıl tutulur? Alevî Bektaşîler neden Hızır orucu tutarlar?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;<span style="color:#000000">“<em><strong>Hızır ayı</strong></em>” Alevi – Bektaşiler için ibadet ayıdır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ocak ayından Şubat ayının sonuna kadar süren Hızır ayında, Alevî Bektaşîler arınma, Allah sevgisini yüceltmeye yönelik ibadetler yanında, paylaşma ve dayanışmayı önemseyen ritüeller meydana getirmişlerdir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevî - Bektaşî inancında “<em><strong>Hızır</strong></em>” önemli bir yer tutar ve günlük hayatta sürekli kullanılan sözcüklerin başında yer alır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hızır’ın uğradığı yerlere, bolluk ve bereket getirdiğine, dertlere derman, hastalara şifa olduğuna ve aynı zamanda uğurun ve kısmetin sembolü olduğuna inanılır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hızır ayında üç gün oruç tutulur, orucun sonunda Hızır kurbanı kesilir, lokma olarak pay edilir ve Hızır Cemi yürütülür.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kimi yörelerde Hızır ayı boyunca her perşembe öncesindeki 3 gün oruç tutulur.&nbsp;</span><span style="color:#000000">Velayet günü olan perşembe Alevî Bektaşîler için kutsaldır. Kurbanlar o gün kesilir ve lokmalar o gün dağıtılır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevî – Bektaşî inancına göre, Hızır ve İlyas Aleyhisselam ve Zülkarneyn ile birlikte Ab-ı Hayat suyunu aramaya çıkarlar. Hızır ve İlyas bu suyun kaynağını bulup içmişler ve ölümsüzlüğe ermişlerdir.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">HIZIR KİMDİR?</span></strong></p>

<p><strong><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/H%C4%B1z%C4%B1r3.jpg" style="height:450px; width:760px" /></span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Hızır sözcüğü, Arapça’da “<em><strong>El hazır, Al Hızır</strong></em>” olarak geçmekte ve yeşillik anlamına gelmektedir. Çünkü Hızır’ın oturduğu ve/veya ayağını bastığı yerlerin yeşerdiğine inanılır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hızır Alevî Bektaşîlerde ak sakallı, boz atı olan, derviş sıfatlı, dede simalı bir mürşid-î kâmildir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevî Bektaşî inancına göre, Hızır Allah’ın ilmi olan ilm-i ledün’e sahiptir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hızır, Allah’ın dört büyük peygamberinden biri olan Hz. Musa’ya yardım etmiş, darda kaldığında ona rehberlik yapmıştır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Nuh Peygamber’in gemisi fırtınaya tutulunca, halk feryat edip “<strong><em>yetiş ya Hızır, bizi kurtar</em></strong>” diyerek dua etmiştir.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">KİMSESİZLERİN KİMSESİ: HIZIR</span></strong></p>

<p><strong><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/H%C4%B1z%C4%B1r4.jpg" style="height:450px; width:760px" /></span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Hızır, karada, İlyas denizlerde zor durumda olanlara yardım etmektedir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Yetiş ya Hızır</strong></em>” diyenlerin carına yetişir, bizlerin de carına, imdadına yetişir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hızır; halk inanışında umudun, geleceğin, kimsesizliğin simgesidir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Hızır ermiştir, derviştir, kurtarıcıdır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Dara düşen canların yardımcısıdır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Yolda kalmışların rehberidir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Kötülerin ve kötülüklerin cezalandırıcısıdır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Hızır yoksul ve garibin, kimsesiz, öksüz ve yetimin sesidir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ölümsüzlük suyu içmiştir, ilahî nurdur.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">ALEVÎ BEKTAŞÎLERDE HIZIR</span></strong></p>

<p><strong><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/H%C4%B1z%C4%B1r1.jpg" style="height:450px; width:760px" /></span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Ahmet Yesevi’den Pir Sultan Abdal’a, Hacı Bektaş Velî’den Şah İsmail Hatâî’ye, Abdal Musa Sultan’dan Seyyid İmadeddin Nesimî’ye tüm Alevî Bektaşî erenlerinin dilinde ve öğütlerinde “<strong><em>Boz atlı Hızır</em></strong>” darda olan müminlerin carına yetişen bir evliya olarak anlatılır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ahmet Yesevî Hızır’ı şöyle anlatır:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Vahşi gibi çöller içinde eyler vatan;<br />
Sahralarda yoldaşları karga ve çaylak;<br />
Hacet değil âşıklara bağ ve çemen;<br />
Hızır İlyas yoldaş kılıp yürür olur.</strong></em>”</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hacı Bektaş Veli Vilayetnemesi’nde Hızır ile ilgili yer alan şu menkıbe Alevi-Bektaşi inanç evrenindeki yerini netleştirmektedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Hünkâr’a, bir gün, ikindi üstü, güler yüzlü, tatlı özlü, Alevi saçlı, yeşil elbiseli bir aziz geldi. Boz bir ata binmişti. Saru İsmail karşıladı, atını tuttu. O zat, teklifsizce doğru “</strong>Kızılca Halvet<strong>” e yöneldi. İçeri girdi. Saru İsmail, acaba bu atını tuttuğum er kim ola, şimdiye dek bunun gibi nurlu, yüzü güzel ve heybetli er görmedim diye düşünceye daldı. O sırada halifelerden biri geldi. İsmail, tut şu atı diye atı ona verdi, Kızılca Halvet’in kapısına vardı. Baktı ki o aziz, Hünkâr’ın karşısında oturmada. Tam bu esnada Hünkâr, ne yapalım Hızır’ım diyordu, Ulu Tanrı seni bu işe koşmuş. Tanrı kullarını zordan kurtarman gerek; şimdicek Karadeniz’de bir gemi batmak üzere seni çağırdılar; sohbetine müştakız amma ne çare, tez dur, medetlerine eriş, Tanrı izin verirse gene müşerref oluruz.</strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Hızır peygamber, hemen kalktı, Saru İsmail, dışarıda atı tuttu. Hızır, dışarı çıkınca İsmail, Hızır’ın üzengisini tuttu, öptü. Saru İsmail, baktı ki Hızır atını sıçrattığı gibi at, bir adımını Karaöyük’ün üstüne bastı, öbür adımda güneşle beraber dolundu, gözden kayboldu, yalnız karşıdan parıltısı göründü. Saru İsmail, vardı, gördüğünü anlattı, erenler şahı dedi, bu giden aziz kimdir? Hünkâr’a, kardeşimiz Hızır peygamberdir. Karadeniz de bir gemi, batmak üzere, oraya imdada koştu; onun yürüyüşü böyledir. dedi. Saru İsmail, Hızır’ı gördüğünde pek sevindi.</strong></em>”</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevî Bektaşî tasavvuf edebiyatının zirvesi olarak görülen Yunus Emre ise, Divan’ında Hızır hakkında şöyle söyler: </span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Yunus Emre bu dünyada iki kişi kalur dirler </strong></em></span></p>

<p><em><strong><span style="color:#000000">Meger Hızır-İlyas ola ab-ı hayat içmiş gibi… </span></strong></em></p>

<p><em><strong><span style="color:#000000">Şol Hızır’la şol İlyas ab-ı hayat içdiler </span></strong></em></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Bu birkaç gün içinde bunlar ölesi değil…</strong></em>”</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevî Bektaşî edebiyatında Hızır’ın Hz. Ali yerine konulduğu örnekler de vardır:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Zulmet deryasını nur edip gelen </strong></em></span></p>

<p><em><strong><span style="color:#000000">Hızır-İlyas Şah-ı Merdan Ali’dir… </span></strong></em></p>

<p><em><strong><span style="color:#000000">Hızır ile içen ab-ı hayatı </span></strong></em></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Hızır-İlyas Şah-ı Merdan Ali’dir…</strong></em>”</span></p>

<p><span style="color:#000000">(ŞÜKRÜ METİN BABA)</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Bin bir adı vardır, bir adı Hızır </strong></em></span></p>

<p><em><strong><span style="color:#000000">Her nerede çağırsan orada hazır </span></strong></em></p>

<p><em><strong><span style="color:#000000">Ali’m padişahtır, Muhammed vezir </span></strong></em></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>O fermanı yazan Ali değil mi?...</strong></em>”</span></p>

<p><span style="color:#000000">(PÎR SULTAN ÂBDAL)</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Hatâî sözünün manisin verdi </strong></em></span></p>

<p><em><strong><span style="color:#000000">Yar ile ettiği ahdinde durdu </span></strong></em></p>

<p><em><strong><span style="color:#000000">Cebrail Musa’ya Hızır’a var dedi </span></strong></em></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Mürşid-i kâmile varmadan olmaz…</strong></em>”</span></p>

<p><span style="color:#000000">(ŞAH İSMAİL HATÂÎ)</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>HIZIR ORUCU NEDİR?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/H%C4%B1z%C4%B1r6.jpg" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Hızır orucu, Alevî Bektaşî inancında genellikle her yıl Şubat ayında başlayan ve 3 gün süren oruçtur. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Hızır’a adanan bu oruç ardından Hızır Cemi yapılır, oruç boyunca geleneksel olarak köylerde sazlar çalınır, deyişler söylenir ve Hızır peygamber ile ilgili hikâyeler anlatılır, oruç ardından kavrulmuş ve öğütülmüş buğday irmiğinden gavut isimli bir pilav pişirilip içine tereyağı dökülerek tüm komşularla birlikte dua edilerek yenir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>HIZIR ORUCU NE ZAMAN TUTULUR?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/H%C4%B1z%C4%B1r2.jpg" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Hızır orucu, Alevî Bektaşî inancında genellikle her yıl Şubat ayının ikinci perşembe günü Hızır günüdür. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu yıl Hızır orucu 13-14-15 Şubat 2024 tarihleri<strong> </strong>arasında tutulacak.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hızır orucu, üçüncü günü perşembeye gelecek şekilde, salı, çarşamba ve perşembe günleri tutulur.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>HIZIR ORUCU NASIL TUTULUR?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/H%C4%B1z%C4%B1r7.jpg" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Hızır Orucu içerisinde illere veya bölgelere farklılıklar gözükebilir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ancak geleneksel şekilde Hızır Orucu şu şekilde tutulur;</span></p>

<p><span style="color:#000000">-Hızır orucu, 3 gün tutulur. Oruç tutan akşamdan niyet eder ve sahur etmeden ertesi gün akşam vakti gelene kadar oruç tutar. Alevî Bektaşîler oruç tutarken sahur yapmazlar.</span></p>

<p><span style="color:#000000">-Hızır orucunun 3. gününde buğday taneleri ocak üzerinde kavrulur ve geleneğe göre taş değirmende öğütülmesi sağlanır. El değirmeni ile öğütülen buğday unu irmik büyüklüğündedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">-Unu öğüttükten sonra bir araya toplanır ve tepsiye veya temiz bez parçası üzerine dökülür. Bir gece boyunca bekletilir. Evde bulunan genç kız ya da erkekler niyet edip uyuduktan sonra sabah kalkar ve bez üzerine bakar. Eğer unun üzerine izler varsa Hızır'ın uğradığına inanırlar ve dua ederler.</span></p>

<p><span style="color:#000000">-Hazırlanan un akşam yemeğinde içine tereyağı katılarak helva yapılır gibi hazırlanır ve yenilir. Kalan kısmı ise komşulara dağıtılır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">-Maddi durumu iyi olan aileler daha sonra Pîrin dualarıyla kurban tığlanır. Tığlanan kurban Hızır Cemi’nde lokma olarak canlara pay edilir.</span>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 12 Feb 2024 21:47:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2024/02/alevi-bektasiler-hizir-orucu-tutacak-1707764419.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Allah’ın Aslanı Hakk&#039;a yürüyüşünün 1403. yılında anılıyor</title>
                <category>İNANÇ</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/allahin-aslani-hakka-yuruyusunun-1403-yilinda-aniliyor-405</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/allahin-aslani-hakka-yuruyusunun-1403-yilinda-aniliyor-405</guid>
                <description><![CDATA[Hz. Ali, Kûfe’de 40/661 yılında bir Hâricî olan Abdurrahman bin Mülcem tarafından sabah ibadet etmeye giderken zehirli bir hançerle yaralandı. Bu yaranın tesiriyle iki gün sonra 19 veya 21 Ramazan (26 veya 28 Ocak) 661 yılında şehit oldu. 26 Ocak 2024 Cuma günü için Diyanet İşleri Başkanlığı, Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan hutbede Hz. Ali’nin şehadetine yer verilmedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white"><span style="background-color:white">Hz. Muhammed’in amcasının oğlu ve İslâm dininin yayılmasında en büyük gayret sahibi olan Hz. Ali,&nbsp;Kûfe’de 40/661 yılında&nbsp;sabah ibadet etmeye giderken bir Hâricî olan&nbsp;Abdurrahman bin Mülcem&nbsp;tarafından zehirli bir hançerle yaralandı. Bu yaranın tesiriyle iki gün sonra 19 veya 21 Ramazan (26 veya 28 Ocak) 661 yılında şehit oldu. Bugün&nbsp;Necef&nbsp;diye bilinen&nbsp;Kûfe’ye defnedildi.</span></span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/M%C3%9CM%C4%B0NLER%C4%B0N%20EM%C4%B0R%C4%B0%201403%20YIL%20%C3%96NCE%20%C5%9EEHADETE%20ERD%C4%B0!%20(3).jpg" style="height:450px; width:760px" /></span></p>

<p><strong><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">ŞAH-I MERDAN ŞİR-İ YEZDAN HZ. ALİ KİMDİR?</span></span></strong></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Şah-ı Merdan Ali bin Ebî Talip, tam adıyla Ebü’l-Hasen Alî b. Ebî Tâlib el-Kureşî el-Hâşimî <span style="background-color:white">Hicret’ten 23</span> yıl önce, miladi 599-600 yıllarında Mekke'de dünyaya gelmiştir. Annesinin adı Fâtıma bint Esed’dir.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white"><span style="background-color:white">Tarihçiler,&nbsp;</span>Ebu Talib&nbsp;ve Fatıma binti Esed’in evliliklerini, Haşimi bir kadın ve bir erkek arasında olan ilk evlilik olarak bilmişlerdir.&nbsp;Bu sebeple Hz. Ali (a.s) anne ve baba tarafından Haşimi olan ilk şahıstır.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/M%C3%9CM%C4%B0NLER%C4%B0N%20EM%C4%B0R%C4%B0%201403%20YIL%20%C3%96NCE%20%C5%9EEHADETE%20ERD%C4%B0!%20(5).jpg" style="height:450px; width:760px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white"><span style="background-color:white">Hz. Ali Kâbe’de doğan tek kişidir. Doğduğunda annesi ona&nbsp;Haydar, babası Ali ismini vermiştir. Haydar isminin küçüklüğünde annesi tarafından kendisine verilen bir lâkap olduğu da rivayet edilmektedir.</span></span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white"><span style="background-color:white">İslam Peygamberi Hz.&nbsp;</span>Muhammed bin Abdullah’ın amcasının oğlu ve damadı, Hz.&nbsp;Fatıma’nın eşi, 12 İmamların (a.s) ced ve babalarıdır.</span></span></p>

<p><strong><span style="color:#000000"><span style="background-color:white"><span style="background-color:white">HZ. MUHAMMED’İN MÜSAHİBİ HZ. ALİ</span></span></span></strong></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white"><span style="background-color:white">Hz. Ali İslâm Peygamberi’nin terbiyesinde büyümüş, onun dizinin dibinde bir çocukluk geçirmiştir. Beş veya altı yaşlarında Hz. Muhammed’in himayesine giren Hz. Ali’nin tam olarak kaç yaşında Allah Rasulü’nün yanından ayrıldığı belli değildir. Yaygın kanaat, hicrete kadar Hz. Peygamber’in himayesinde kaldığı şeklindedir. Bununla birlikte, bu sürecin Hz. Fatıma ile evliliğine kadar olduğu da zikredilmektedir.</span></span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white"><span style="background-color:white">Hz. Muhammed’e iman eden ilk kişidir. Hz.Peygamber,&nbsp;</span>kendikardeşlik akdini, yani müsahipliğini&nbsp;Hz. Ali ile okumuştur. Rivayete göre Hz. Peygamber herkesi birisiyle kardeşleştirmiş, yalnız Hz. Ali kalmış ve gözleri yaşlı bir şekilde Allah Rasûlü’nün huzuruna çıkmıştı. Bunun üzerine, Hz. Peygamber onu kendisiyle kardeş (müsahip) ilan ederek, onurlandırmıştır.</span></span></p>

<p><strong><span style="color:#000000"><span style="background-color:white"><span style="background-color:white">HAKKINDA AYET İNDİRİLEN KİŞİ HZ. ALİ</span></span></span></strong></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white"><span style="background-color:white">Hz. Ali, Peygamber'in yatağına ölümü göze alıp yattığında, “<strong><em>İnsanlardan öyleleri vardır ki, Allah rızasına nail olmak için kendini feda eder, Allah rızasını alır. Allah kullarını esirger</em></strong>” (Bakara, 207) methiyesine ulaşandır.</span></span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white"><span style="background-color:white">Hz. Ali, İslâm Peygamberi Muhammed’in ardından Medine'ye giderken, hakkında, “<em><strong>Onlar, ayakta, otururken ve yanları üzere yatarken Allah'ı zikrederler, göklerin yerin yaradılışı hakkında derin düşünürler</strong></em>” (Al-i İmran, 191) ayeti nazil olan kişidir.</span></span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white"><span style="background-color:white">Ali b. EbuTalib, Hz. Peygamber'in emri ile katılmadığı&nbsp;</span>Tebuk Savaşı&nbsp;hariç Hz. Peygamber'in tüm savaşlarına katılmış ve İslam’ın en cesur ve onur duyulan komutanı olmuştur.</span></span></p>

<p><strong><span style="color:#000000"><span style="background-color:white"><span style="background-color:white">HZ. ALİ’NİN HZ. FATIMA İLE EVLENMESİ</span></span></span></strong></p>

<p><strong><span style="color:#000000"><span style="background-color:white"><span style="background-color:white"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/M%C3%9CM%C4%B0NLER%C4%B0N%20EM%C4%B0R%C4%B0%201403%20YIL%20%C3%96NCE%20%C5%9EEHADETE%20ERD%C4%B0!%20(6).jpg" style="height:450px; width:760px" /></span></span></span></strong></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white"><span style="background-color:white">Rivayetlere göre Ali&nbsp;Hz. Fatıma’yı istemek için Peygamber’in yanına gelince çok heyecanlanmış, tek kelime edememiş, Allah Rasûlü’nün niyetini anlayıp, “<strong><em>Fatıma için mi geldin</em></strong>” suali üzerine evet diyebilmiştir.</span></span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white"><span style="background-color:white">Bedir savaşından sonra,</span> Hz. Ali 25 yaşında&nbsp;Hz. Muhammed’in biricik kızı Hz. Fatıma ile evlendi. Nikahlarını da Hz. Muhammed kıymıştır.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white"><span style="background-color:white">Hz. Ali</span><span style="background-color:white">&nbsp;Hz. Fatıma hayatta olduğu müddetçe başka birisiyle evlenmemiştir. Hz. Fatıma ile Hasan, Hüseyin, Muhassin isimli oğulları ve Zeyneb, Ümmü Gülsüm adlı iki kızları olmuştur.</span></span></span></p>

<p><strong><span style="color:#000000"><span style="background-color:white"><span style="background-color:white">HZ. ALİ’NİN LÂKAPLARI</span></span></span></strong></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white"><span style="background-color:white">Hz. Peygamber tarafından Hz. Ali’ye&nbsp;Ebu Turab&nbsp;(Toprağın babası) lakabı verilmiştir. Ebû Turab dışında&nbsp;el- Murteza&nbsp;ve&nbsp;Esedullahi’l-Galib&nbsp;de Hz. Ali’ye nispet edilen lakaplardandır. Murtaza Allah’ın razı olduğu kişi manasına gelir. Esedullahi’l- Galib ise savaşlardaki cesareti, yiğitliği sebebiyle kendisine nispet edilmiştir. </span></span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white"><span style="background-color:white">Aynı zamanda Hz. Ali çocukken dahi puta tapmadığı için, daha sonraları “<em><strong>Kerramallahu vecheh</strong></em>” (Allah onun yüzünü şereflendirsin) duasıyla anılmıştır.</span></span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white"><span style="background-color:white">Tasavvuf dairesinde ise, Hz. Ali’ye&nbsp;<strong><span style="background-color:white"> </span></strong>“<em><strong>Şâh-ı Velâyet</strong></em>”&nbsp;ve&nbsp;“</span><strong><span style="background-color:white"><em>Sultânü’l-Evliyâ</em></span></strong><span style="background-color:white">”&nbsp;ile zulüm ve haksızlıklar karşısında geri adım atmaması sebebiyle Haydar-ı Kerrar, Kur’an-ı Natık, Seyfullah gibi</span> lâkaplar da kullanılmıştır.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white"><span style="background-color:white">Uhud savaşında gösterdiği kahramanlıkların neticesi olarak “<strong><em>La Seyfe illa zulfigar, la feta illa Ali</em></strong>” cümlesinin Cebrail tarafından bu savaşta Hz. Ali’nin methi için söylendiği kabul edilir.</span></span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white"><span style="background-color:white">HZ. ALİ’NİN VELAYETİ</span></span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white"><span style="background-color:white"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/M%C3%9CM%C4%B0NLER%C4%B0N%20EM%C4%B0R%C4%B0%201403%20YIL%20%C3%96NCE%20%C5%9EEHADETE%20ERD%C4%B0!%20(4).jpg" style="height:450px; width:760px" /></span></span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white"><span style="background-color:white">Hz. Peygamber son&nbsp;</span>hac&nbsp;görevinden sonra Hakk Tealâ’nın Tebliğ ayetindeki emri ile halkın&nbsp;Gadir-i Hum&nbsp;bölgesinde toplanmalarını istedi. </span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white"><span style="background-color:white">Sonra Gadir hutbesini okuyup, İmam Ali’nin elini kaldırarak, şöyle buyurdu: </span></span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white"><span style="background-color:white">“<em><strong>Ben kimin mevlâsı isem, Ali de onun mevlâsıdır. Allah’ım onu sevenleri sev ve ona düşman olanlara düşman ol.</strong></em></span>”</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white"><span style="background-color:white">Bu hutbeden sonra&nbsp;</span>Ömer b. Hattab&nbsp;gibi&nbsp;kimi sahabeler&nbsp;İmam Ali’yi kutladılar ve ona “<strong><em>Emir’ül Müminin</em></strong>” lakabıyla hitap ettiler.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white"><span style="background-color:white">Kur’an ve hadis konusundaki derin ilminden dolayı hem Halife Ebubekir’in hem de Ömer’in özellikle fıkhi meselelerde fikrine müracaat ettikleri Hazreti Ali'nin, Peygamber'in Mekke'den Medine'ye hicret ettiği günün İslam tarihi için başlangıç kabul edilmesine dair teklifi de kabul edildi.</span></span></span></p>

<p><strong><span style="color:#000000"><span style="background-color:white"><span style="background-color:white">İSLÂM BİLGİSİ VE İMANIN KAYNAĞI HZ. ALİ</span></span></span></strong></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white"><span style="background-color:white">Bütün İslâm kaynakları, Hazreti Ali'nin, Müslümanlar arasındaki ilim, takva, ihlas, samimiyet, fedakarlık, şefkat, kahramanlık gibi yüksek ahlaki ve insani vasıflar bakımından kimseyle karşılaştırılamayacak müstesna bir makama sahip bulunduğunu, Kur’an ve sünneti en iyi bilenlerden biri olduğunu ittifakla belirtir.</span> </span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white"><span style="background-color:white">Hazreti Ali, Kur’an-ı Kerim konusundaki derin bilgisinden faydalanmak isteyenleri kendisine soru sormaya teşvik eder, ayetlerin nerede ve ne zaman nazil olduğunu çok iyi bilirdi.&nbsp;</span> Kur’an bilgisinin eşsizliği nedeniyle kendisine Kur’an-ı Natık, yani konuşan Kur’an denilmiştir.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white"><span style="background-color:white">İslam toplumunda ilk bilimsel çalışmalar O’nun döneminde başlamıştır. Bu amaçla Hz. Ali’nin bir bilim bakanlığı kurduğu da belirtilmektedir.</span></span></span></p>

<p><strong><span style="color:#000000"><span style="background-color:white"><span style="background-color:white">HZ. ALİ’NİN ŞEHİT EDİLMESİ</span></span></span></strong></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white"><span style="background-color:white">Hz. Ali sabah erkenden insanları ibadete davet etmek için mescidin bahçesine çıktığı sırada İbn Mülcem zehirli bir hançerle Allah’ın aslanı, adaletin ve bilgeliğin simgesi, yiğitlerin serveri, Ali b. Ebî Talib’i yaralamış, Müminlerin Emiri aldığı yaranın tesiriyle iki gün sonra 19 veya 21 Ramazan 40’ta (26 veya 28 Ocak 661)’de vefat etmiştir.</span></span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/M%C3%9CM%C4%B0NLER%C4%B0N%20EM%C4%B0R%C4%B0%201403%20YIL%20%C3%96NCE%20%C5%9EEHADETE%20ERD%C4%B0!%20(2).jpg" style="height:450px; width:760px" /></span></p>

<p>26 Ocak 2024 Cuma günü için Diyanet İşleri Başkanlığı, Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan hutbede Hz. Ali’nin şehadetine yer verilmedi.</p>

<p><strong><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">ALEVİLER VE HZ. ALİ</span></span></strong></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white"><span style="background-color:white">Hz. Peygamber’in vefatının ardından ortaya çıkan ve üçüncü halifenin öldürülmesinden sonra da şiddetlenen hilâfet münakaşalarında Ali tarafını tutanlara el-Aleviyye veya şîatü Alî (Ali’ye bağlı olanlar, Ali taraftarları)</span> deniliyordu.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white"><span style="background-color:white">Emevîler’in son dönemlerinden itibaren Hz. Ali’nin soyundan gelenler, özellikle Hasan ve Hüseyin’in neslinden olanlar için şerif, seyyid, emîr gibi lakaplar yanında, “<em><strong>Ali’ye mensup</strong></em>” anlamına gelen</span> Alevî nisbesi de kullanılmaya başlamış zamanla, İslâm içi ihtilaflarda Hz. Ali’ye taraf olan inanç sahiplerinin topluluk ismi olarak kullanılan genel bir tanımlamaya dönüşmüştür.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white"><span style="background-color:white">Hz. Ali’ye duyulan sevgi ve bağlılık, Alevî Bektaşî yolunun özüdür, temelidir.</span> Hz. Ali, Alevi inanç toplumunda en üst mürşid makamındaki kişi olarak değerlendirilir.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Alevî Bektaşî yolunun kurucusu Hacı Bektaş Velî ve Alevî Bektaşî ocaklarının kurucu dedelerinin soyları da Ehl-i Beyt evlâtları üzerinden Hz. Ali’ye bağlanır.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white"><span style="background-color:white">Hz. Muhammed’in “<em><strong>Ali’yi seven beni sever, beni seven Allah’ı sever</strong></em>”</span> hadisine uygun olarak, Alevîler, Hz. Ali bağlılığını İslâm inancına itikadın en yüksek işareti olarak değerlendirirler. </span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white"><span style="background-color:white">Bu noktada “<strong><em>tevelle ve teberra</em></strong>”, yani; Ehl-i Beyt’e dost olanlarla dost olmak, düşman olanlarla ayrı durmak ilkesi, Alevîlerin iman ve itikad dairesinde en hassas olduğu ilkelerden birisidir.</span></span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong><span style="background-color:white"><span style="background-color:white">Yer yoğiken, gök yoğiken var olan,</span><br />
<span style="background-color:white">Arş yüzünde kandildeki nûr olan,</span><br />
<span style="background-color:white">Gahi merkez olup, gahi yer olan,</span><br />
<span style="background-color:white">Ali’dir ki, Şah-ı Merdan Ali’dir.</span></span></strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong><span style="background-color:white"><span style="background-color:white"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/M%C3%9CM%C4%B0NLER%C4%B0N%20EM%C4%B0R%C4%B0%201403%20YIL%20%C3%96NCE%20%C5%9EEHADETE%20ERD%C4%B0!%20(1).jpg" style="height:450px; width:760px" /></span></span></strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><span style="background-color:white"><span style="background-color:white">HZ. ALİ’NİN SÖZLERİNDEN BAZILARI</span></span></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white"><span style="background-color:white">“Sen ey insan, apaçık bir kitapsın. Öyle bir kitap ki, harfleriyle yüreğin okunur.</span>”</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">“İki şey vardır ki, sonu bulunmaz: Bilgi ve akıl.”</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">“Bilgin ölü olsa da diridir. Cahil diri olsa da ölüdür.”</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">“Sana karşı kusurlu davranan kişi bağışlamanı dilerse bağışla. Çünkü, Allah’ın iyilikleri onun kötülüklerinden çok daha büyük olcaktır.”</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">“Eğer yoksullaşırsan, yoksulluğunu gönül varsıllığı ile tedavi et.”</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">“Sırrı erdemli insanlardan başkasına verme. Zira o sır yanlızca erdemli insanlarda sır olarak kalabilir.”</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">“Başkalarının sırrı sana emanet edilirse, onlara sahip çık. Dostlarının ayıplarını görürsen, üstünü ört ve sakla.”</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">“Yerilen aşağılık kişiler, saygınlık döşeklerine oturacak olursa biz, ayağa kalkarız.”</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">“Zulme ve zalime boyun eğen kimse, hem hakkından olur hem de şerefini yitirir.”</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">“Akıl gibi mal, iyi huy gibi dost, edep gibi miras, ilim gibi şeref bulunmaz.”</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">“Dert ve sıkıntının şiddetine sabır göster. Zirra onun da sonu gelecektir. Bil ki sabır, asalet derecesidir.”</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">“Özgür insan tarafından yapıldığında iyilik, bir Nisan yağmuru damlasının sedef kabuğunda inciye dönüşmesi gibidir. Tutsaklığı babadan devralanlar içinse, yılların ağzındaki zehir gibidir.”</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">“Emrin altında bulunanlar için yüreğinde muhabbet, merhamet duyguları ve lutuf eğilimleri besle. Sakın çaresizlerin başında, kendilerini yutmayı ganimet bilen yırtıcı bir canavar kesilme. Çünkü, onlar iki sınıftır; Ya dinden kardeşin, ya da yaradılıştan eştir sana.”</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">“Ne kötüdür haram yemek; zulmün en kötüsüyse zayıfa zulmetmek...”</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">“Sana sert davranana karşı yumuşak ol. Belki o da yumuşar. Düşmanına üstünlükle muamele et ve onu bağışla.”</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">“Konuğuna gücün yettiğince ikramda bulun. Öyle ki, ona saygıdan seni mirasçı saysınlar.”</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">“İki tür insan vardır; Bilen ve dinleyen. Diğerleri ise yaramaz çökeltilerdir.”</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">“Bilim insanın güzelliğidir. Onu kazanmak için gayret göster. Onu kazan ki, kahrıyla yaşayan bir insan olma.”</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 28 Jan 2024 13:58:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2024/01/allahin-aslani-hakka-yuruyusunun-1403-yilinda-aniliyor-1706440995.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Babasının Annesi Hz. Fatıma (s.a.) kimdir?</title>
                <category>İNANÇ</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/babasinin-annesi-hz-fatima-sa-kimdir-370</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/babasinin-annesi-hz-fatima-sa-kimdir-370</guid>
                <description><![CDATA[İslâm Peygamberi Hz. Muhammed (s.a.a) ve Hz. Hatice’nin (s.a) kızları Hz. Fatıma (s.a), Hz. Şah-ı Velayet İmam Ali’nin (a.s) eşi ve Hz. Hasan (a.s) ile Hz. Hüseyin’in (a.s) annesidir. Hz. Fatıma (s.a) Ehl-i Aba (Ashab-ı Kisa) ve On Dört Masum’dandır. Hz. Fatıma (s.a) mübahele olayında Hz. Peygamber’in (s.a.a) yanında olan tek kadın idi. Kevser suresi, Tathir ayeti, Meveddet ayeti, İtam ayeti ve Bez’a hadisi gibi birçok hadis ve ayet onun hakkında nazil olmuş ve nakledilmiştir. Hz. Muhammed (s.a.a) bir çok hadisinde onu iki cihan kadınlarının en üstünü olarak tanıtmış ve onun gazab ve rızasını Allah’ın gazab ve rızasıya eşit olduğunu söylemiştir.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">İslâm peygamberi&nbsp;Hazreti Muhammed’in kızı, Şah-ı Velayet&nbsp;Hazreti Ali’nin eşi, Ehl-i Beyt’in ve müminlerin annesi&nbsp;Hazreti Fâtıma’nın kutlu doğumu nedeniyle çeşitli etkinlikler düzenleniyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hazreti Muhammed’in soyunu devam ettiren kızı Ümmü'l-Haseneyn Fatıma bint Muhammed ez-Zehra, Mekke’de doğdu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ebu Basir, İmam Cafer-i Sadık’tan şöyle rivayet eder: “<em><strong>Fatıma, Peygamberimizin (s.a.v) doğumunun (milâdının) kırk beşinci senesinin cemaziyelahir ayının yirminci gününde dünyaya geldi. Mekke’de sekiz yıl, Medine’de ise on yıl kaldı. Babasının ölümünden yetmiş beş gün sonra, hicretin on birinci senesinin cemaziyel-ahir ayının üçüncü gününe denk gelen salı günü vefat etti.</strong></em>”</span></p>

<p><span style="color:#000000">İmam Rıza (a.s) babalarından aktarıldığını belirterek Resulullah (s.a.a)’in şöyle buyurduğunu söylemişti:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Miraca gittiğimde Cebrail (a.s) elimden tutup beni cennete götürdü, cennet hurmasından bana verdi, ben de onu yedim. O hurma benim sırtımda nütfeye dönüştü.</strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Yeryüzüne döndüğümde Hatice’yle birlikte olduk, O Fatıma’ya hamile oldu. Binaenaleyh Fatıma insan şeklinde olan bir huridir. Cennetin kokusunu özlediğimde kızım Fatıma’yı kokluyorum</strong></em>.”</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">HAZRETİ FATIMA'NIN LAKAPLARI</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Hazreti Muhammed’in, kendisini çok sevmesi dolayısıyla “<strong><em>babasının annesi</em></strong>” anlamına gelen “<em><strong>Ümmü Ebiha</strong></em>” ismiyle seslendiği Hazreti Fâtıma, “<em><strong>Beyaz, parlak ve aydınlık yüzlü kadın</strong></em>” anlamına gelen Zehra ve “<em><strong>iffetli ve namuslu kadın</strong></em>” anlamına gelen Betül ismiyle de anılıyordu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kur'ân onu Kevser diye isimlendirir. Bunun nedeni de Hz. Peygamber’in (s.a.v) soyunun onun aracılığıyla devam etmesidir. Öte yandan, Allah’ın, Resul’üne verdiği çok hayrın en önemli göstergelerinden de biridir. Nitekim Kevser Suresi’nde buna değinilir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hz. Fâtıma’nın bir lakabı “<em><strong>Raziye</strong></em>”, bir diğeri de “​​​​​​​<em><strong>Merziyye</strong></em>”dir. Çünkü o, kendisi için takdir edilen dünyanın acılarına, zorluklarına, musibetlerine ve bunlardan dolayı alacağı sevaba razıydı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Her türlü kirden ve pislikten arındığı için, kendisine Tahire lakabı verilmişti. Nitekim Kur’ân-ı Kerim Tathir Ayeti’nde onun her türlü kirden temizlenmiş olduğuna tanıklık etmiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yüce Allah, Ahzab suresinin 33. Ayetinde şöyle der:&nbsp;“<strong><em>Ey Ehl-i Beyt! Gerçekten de Allah sizden her çeşit pisliği, suçu gidermek ve sizi tertemiz bir hale getirmek diler.</em></strong>”&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu ayetin Ehl-i Aba (Ashab-ı Kisa) üzerine geldiğini Hz Muhammed de tasdik etmiştir:&nbsp;“<strong><em>Bu ayet, beş kişi hakkında nazil olmuştur. Yani ben, Ali, Hasan, Hüseyin, ve Fatıma hakkında.</em></strong>”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/2020_KASIM_21_INFO_750.jpg" style="height:800px; width:619px" />​​​​​​​</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">HAZRETİ FATIMA'NIN ÇOCUKLUĞU</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Çok iyi bir çocuk olan ve ömrü boyunca babasının terbiyesiyle yetişen Hazreti Fâtıma, küçük yaşta olmasına rağmen, Hazreti Muhammed’e Mekke döneminde eziyet edenlere karşı mücadele ediyordu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hazreti Fâtıma’nın çocukluk dönemi baştan ayağa Müslümanlar için imtihan ve işkencelerin olduğu bir dönemdir. Bu devre, kuru ve yakıcı&nbsp;Şi’b-i Ebi Talib&nbsp;deresindeki açlık, susuzluk ve acılarla geçen; ayrıca ekonomik ve sosyal abluka ile muhasaranın olduğu bir devredir. Bu vakitler aynı zamanda Hz. Fatıma’nın (s.a) azizlerini kaybettiği vakitlerdir. Annesi&nbsp;Hz. Hatice&nbsp;(s.a) ve aynı şekilde&nbsp;Hz. Peygamber'in (s.a.a) en önemli hamisi olan amcası&nbsp;Ebu Talib’in (a.s) hayatlarını kaybettiği dönemlerdir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hz. Muhammed ona “​​​​​​​<em><strong>Ümmü Ebîha</strong></em>” yani “<em><strong>Babasının Anası</strong></em>” lakabını takması, onun değerine, saygınlığına yönelik bir işaretti. Çünkü, Peygamberimiz (s.a.v), hiç kimseyi onu sevdiği kadar sevmiyordu. Hiç kimse Peygamber (s.a.v) yanında onun derecesine ve konumuna yetişememiştir. Hz. Peygamber (s.a.v), ona, evlâdın annesine yaptığı muamelenin aynısını yapıyordu. Nitekim o da, Hz. Peygamber'e (s.a.v) annenin evlâdına davrandığı gibi davranıyordu. Çünkü Peygamber'i (s.a.v) kucaklıyor, yaralarını sarıyor ve acılarını hafifletiyordu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kadınlardan en çok onu sevdiğini söyleyen Resûl-i Ekrem, “<strong><em>Fâtıma benim bir parçamdır, onu sevindiren beni sevindirmiş, onu üzen de beni üzmüş olur</em></strong>” buyurmuştur.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">HAZRETİ FATIMA'NIN EVLİLİĞİ</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Hazreti Fâtıma, Şah-ı Velayet Hazreti Ali ile evlendiğinde, evlerinde üç minder, saçaklı halı, içi hurma lifiyle doldurulmuş bir yastık, iki el değirmeni, su kabı, topraktan yapılmış testi, meşinden yapılmış su bardağı, elek, havlu, tabaklanmamış koç postu, tüyü dökülmüş kilim, hurma yaprağından örülmüş sedir, iki yemen işi elbise ve bir kadife yorgan bulunuyordu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu evlilikten Şubat 625’te Hasan, Ocak 626’da Hüseyin ve daha sonraki yıllarda küçük yaşta ölen Muhassin ile Ümmü Külsüm ve Zeyneb isimli çocukları dünyaya gelen Hazreti Fâtıma, Uhud Gazvesi’nde 10 kadınla birlikte gazilere yiyecek ve su taşıdı, aynı zamanda yaralıları tedavi etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hazreti Fâtıma, hayatı boyunca sade yaşantısı, gösteriş ile israftan kaçınması, haya ve edebi, temsiliyet, muhabbet, merhamet, adalet ve sabır üzerine inşa ettiği anneliğiyle mümin kadınlara örnek oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İmam Hasan (a.s) da annesi hakkında şöyle diyor:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<strong><em>Cuma gecesi annem Fatıma (a.s) mihrapta durup ibadete koyulmuştu, şafak atıncaya kadar hep rüku ve secde halindeydi; mümin erkek ve kadınların ismini zikredip onlar için çok dua ettiğini, fakat kendisi için Allah’tan bir şey istemediğini gördüm. Bunun üzerine anneme; “Ey anne! Neden diğerlerine dua ettiğin gibi kendin için de dua etmiyorsun?” dedim. Buyurdular ki: “Evladım! Önce komşu sonra insanın kendisi.</em></strong>”</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">BABASININ HAKK'A YÜRÜMESİ</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Hazreti Muhammed, Hazreti Fâtıma’ya, vefat etmeden önce, hastalandığı sırada “<em><strong>Kur'an-ı Kerim'i Cebrail Aleyhisselam ile her yıl bir kez birbirlerine okuduklarını, o yıl Cebrail'in aynı amaçla iki defa geldiğini, bu durumun ise vefatının yaklaştığına işaret olduğunu</strong></em>” söyledi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bunun üzerine Hazreti Fâtıma ağlamaya başlayınca, Hazreti Muhammed’in, “<strong><em>ailesinden kendisine önce onun kavuşacağını ve mümin kadınların hanımefendisi olduğunu</em></strong>” söylemesi üzerine de gülüp sevindi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hazreti Muhammed’in ölümünden 5,5 ay sonra Medine’de 22 Kasım 632’de vefat eden Hazreti Fâtıma’nın cenazesi, vasiyeti üzerine tabutla taşınarak, gece Cennetül-Baki Kabristanı’na defnedildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hazreti Muhammed ve Ehl-i Beyt’inden bahseden birçok manzum ve mensur eserde Fâtıma’nın adı ve vasıfları sık sık anıldı. Anadolu’da kadınların “<em><strong>Fatma/Fadime Ana</strong></em>” olarak andıkları Fâtıma, uğur ve bereketin timsali sayıldı.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 07 Jan 2024 10:40:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2024/01/babasinin-annesi-hz-fatima-ra-kimdir-1704616927.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Mevlana&#039;nın dilinden Naat-ı Hz. Ali</title>
                <category>İNANÇ</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/mevlananin-dilinden-naat-i-hz-ali-369</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/mevlananin-dilinden-naat-i-hz-ali-369</guid>
                <description><![CDATA[Mevlânâ Celâleddin Rumî, İslâm tasavvuf dünyasında en çok tartışılan isimlerden birisidir. Elbette, bu tartışmaların sürüp gitmesinde, Mevlânâ'nın da düşünce ve inanç dünyasında yaşadığı dönüşümler de etkili olmuştur. Ancak, Hakk'a yürüyünceye kadar Ehl-i Beyt sevgisini çevresine yaydığı da bir gerçektir. İşte, Müminlerin Emiri Hz. Ali'yi övmek için yazdığı ve Divanı-ı Kebir adlı eserinde yer alan Naat-ı Ali, Mevlânâ'nın sevgisini ve bağlılığını gösteren en meşhur metinlerinden birisidir.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">O açıklayıcı imam, o Tanrı velisi safa ehlinin vücut güneşidir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Yerde, gökte, mekânda, zamanda Hakla duran o imamın zati, iç ve dış temizliğiyle vasıflanmak vaciptir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Çünkü küfürden, ikiyüzlülükten kurtulmuştur, temizdir...</span></p>

<p><span style="color:#000000">Onun konağı birlik âlemidir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Dünyevî ve beşerî sıfatlardan dışarıdır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">O, insanın hakikati ve canı gibiydi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Her şey fânidir, fakat can yaşar, ölmez. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Onun hareketi kendinden diri olan ezeli varlıktandır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Beka çevresinde döner dolaşır, yaratıkları yaratanın zati gibi o bakîdir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Hakk'ın yüksek sıfatları Ali'nin vasfıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hakkın sıfatları zaten ayrı değildir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">O, Tanrının zatine yapışmış, o olmuştur. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Hani duyduğun lâhûtun o gizli hazinesi yok mu; işte o odur. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Çünkü o, haktan hakla görünmüştür. </span></p>

<p><span style="color:#000000">O hazinenin nakdi, tükenmez ilimdi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">İşte o ilimden maksût, Yüce Ali'dir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Hakkın hikmetini ondan başka kimse bilmez. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Zira o hakîmdir, her şeyin bilginidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İptidasız evvel o idi, sonsuz âhir de o olur. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Peygamberlere yardım eden o idi, velilerin gören gözü de hakikaten odur. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Yüzünün nurlu parıltısı, kendi ziyasından bir güneş yarattı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">O, Hakk iledir; Hakk ondan görünür. Hakk'a ki, o Hakk ile ebedidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Âdem'in toprağı onun nurundan idi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">O sebeple meleklerin tacı oldu; Allah'ın isimleri ondan belirdi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">O temiz ve yüce imamın ilmi sayesinde, Âdem her şeyi anladı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">O nur tek olan yaradanın nuru olduğu içindir ki, melekût onun huzurunda secde ettiler. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Evet, muhakkak ki, Âdem, o imamın nuru ile bütün ilâhi isimleri bildi...</span></p>

<p><span style="color:#000000">Şit, kendinde Ali'nin nurunu gördü ve yüksek âlemi öğrendi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Nuh, kendini yüksek menzile ulaştırıncaya kadar, istediğini hep ondan buldu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Gene ondandır ki kurtuluşa eren Nuh, dehirde gayret tufanını buldu da belâdan kurtulmuş oldu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Halil Peygamber, dostlukla onu andı da, ateş ona al lâle oldu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Nemrut’un ateşi, o Allah'ın dostuna hep gül, nesrin, lâle oldu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Gene o idi ki, keyfiyle kendi koyununu İsmail'e kurban etti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Yûsuf, kuyuda onu andı da o saltanat mülkünü süsleyen tahtı buldu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Yakup, onun önünde bir çok inledi de Yûsuf'un kokusunu alıp gözleri açıldı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">İmran'ın oğlu Mûsa, onun nurunu gördü de uzun geceler hayran kaldı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Kırk gece kendinden geçti; kavuşma ve görüşme zevkine daldı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Sonra dedi ki: Ya rabbi! Bana bu lütfundan bir âlâmet ver. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Hakk ona: İşte sana Yed-i Beyza (Nurlu el)'i verdim, dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">O, şeriatta ilim şehrinin kapısıdır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Hakikatte ise iki cihanın beyidir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">İki cihanın sultanı Muhammed, Hakk'a yakınlık gecesinde, Allah'a kavuşmanın harem yerinde onun sırrın gördü. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ali'nin nutkunu, Ali'den dinledi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ali ile birleşilen o yerde Ali'den başkası bulunmaz. (1)</span></p>

<p><span style="color:#000000">Allah yolunda gidenler isteyicidirler; Ali istenilendir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Söyleyenler söylerler, susarlar. O susmaz söyler. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ebedî ilim, onun göğsünde parlayıp göründü. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Vahyolunanların sırlarını, o hakikat olarak bildi ve bildirdi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ümmetlere haykırdı: “<em><strong>Allah yolunda Ali, sizin kılavuzunuzdur.</strong></em>”</span></p>

<p><span style="color:#000000">Allah'a içi doğru olanlar yüzlerini ona çevirmişlerdir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Zira o şahtır, doğru yolu gösterendir, efendidir...</span></p>

<p><span style="color:#000000">O, bütün peygamberlerin sırrında idi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Cenabı Mustafa: “ <em><strong>Benimle açıkça beraber bulundu</strong></em>” dedi.(2)</span></p>

<p><span style="color:#000000">Dinde evvel, âhir o idi. Allah ile içli, dışlı o idi... </span></p>

<p><span style="color:#000000">İşte bunları söyledim ki, bu yüksek mananın nüktesini öğrensin de yüksek velâyete eresin. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Sence apaçık bilinsin ki, hakkıyla yüce olan odur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ey efendi! Benimle boşuna kavga etme, bu böyledir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Hakikat budur ki, hepimiz zerreyiz, güneş odur. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Biz hepimiz damlayız, deniz odur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ey Şems-i din, mâdem ki sen aşıksın, Mevlâna için aşkta canını feda et ki, canın canâne kavuşsun ve aşkta ulaştırıcı kılavuz olsun.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><em>(Divan-ı Kebir’ den Seçme Şiirler c.1, s.3,4,5 – Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları – Şark İslam Klasikleri 15)</em></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Cihan var oldukça Ali var olur</span></p>

<p><span style="color:#000000">Cihan var olurken de Ali vardı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Cihanın temeli suret buluncaya kadar var olan Ali idi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Yer resmedilinceye, zaman husule gelinceye kadar var olan Ali idi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Veli, vasiy olan Şah Ali, cömertliğin, keremin, bağışın Sultani Ali idi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ali'den ötürü melekler Âdem’ e secde ettiler. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Âdem bir kıble gibi idi, secde olunan Ali idi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Âdem de, Şit de, Eyyup da, İdris de, Yûsuf da, Yûnus da, Hûd da, Mûsa da, İsa da, İlyas da, Salih de, Dâvut da Ali idi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Nefsin tamamından ötürü cihan sofrası üzerinde elini bulaştırmayan kahraman aslan Ali idi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Kur'an' ın yer yer ayetlerinde Tanrının ismetini vasıf ile övdüğü Kur'an sırlarının kâşifi Ali idi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kapısının toprağı kadir ve kıymette Arşın semasından daha ileri geçen, o durmadan hakka secde eden ârif Ali idi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">İslam yolunda iş düzelmedikçe , durup dinlenmeyen o şerefli, vakarlı Şah Ali idi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Hayber kalesinin kapısını bir hamlede koparıp açan o kaleler fatihi Ali idi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Âfaka her bakışımda gördüm ki, yakîn yüzünden her varlıkta var olan Ali idi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu küfür olmaz, küfür olan söz bu değildir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Cihan var oldukça Ali var olur, cihan var olurken de Ali vardı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tebriz'in Şems-ül Hakkı cihanın gizli ve açık sırlarından her ne gösterdinse hepsi de Ali idi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><em>(Divan-ı Kebir’ den Seçme Şiirler c.2, s.156-157 Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları – Şark İslam Klasikleri 15)</em></strong></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ATIFLAR:</strong></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="color:#000000">1- Çünkü, Tanrı Kuran’da kendini Ali diye vasfediyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">2- “<em><strong>Tanrı, Ali’yi her peygamberle gizli gönderdi, benimle ise açık gönderdi.</strong></em>” Hadisi Şerifinden alınmıştır.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 28 Dec 2023 21:05:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2023/12/mevlananin-dilinden-naat-i-hz-ali-1703787500.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kandil nedir, kimler kandil kutlar?</title>
                <category>İNANÇ</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kandil-nedir-kimler-kandil-kutlar-289</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kandil-nedir-kimler-kandil-kutlar-289</guid>
                <description><![CDATA[Kandil günlerinde en çok sorulardan birisi de bu ibadetlerin ve kutlamaların ne zaman ortaya çıktığı ve zorunlu olup olmadığı. Öte yandan, Alevilerin kandilleri kutlayıp kutlamadıkları da çok merak edilen konular arasında.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">İslam'da Mevlid kandili,Regaip Kandili, Miraç Kandili, Berat Kandili ve Kadir Gecesi olmak üzere beş tane kandil vardır.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Mevlid kandili</strong></em> Hz. Peygamber’in doğumu münasebetiyle kutlanır. Mevlid kutlamalarını ilk başlatan kişinin Hicrî 604 yılında, Selahaddin Eyyubî’nin eniştesi ve Erbil atabeği Melik Muzafferüddin Gökbörü (ö. 630/1233) olduğu kabul edilir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Üç ayların ilk cuma gecesine rağbet gösterip ihya etmeye başlanmasıyla, bu gecenin <em><strong>Regaib</strong></em> diye adlandırılmasında Hz. Peygamber’e izâfe edilen, fakat hadis âlimlerince mevzû olarak değerlendirilen rivayetin de etkisi olmuştur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Receb ayında kutlanan diğer bir gece de <em><strong>Mi‘rac gecesi</strong></em>dir. Mi‘rac müslümanlar için bir bayram, kutlanmaya lâyık bir olay haline gelmiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><em>Berat gecesi</em></strong> adını Allah’ın günahkârları affetmesinden alır (berâet). IX. yüzyılda yaşayan Fâkihî Mekke’de Berat gecesinin kutlanmasıyla ilgili bilgi vermektedir. Buna göre Mekke halkı Mescid-i Harâm’da namaz kılmak, Kâbe’yi tavaf etmek ve Kur’an okumak suretiyle geceyi ihya ederdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kandille kutlanan mübarek gecelerin en önemlisi <em><strong>Kadir gecesi</strong></em>dir. Aynı adı taşıyan sûrede (97/23) Kur’an’ın inmeye başladığı bu gecenin bin aydan daha hayırlı olduğu bildirilmektedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>OSMANLI DEVLETİNDE KANDİL KUTLAMALARI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Kandil geceleri, İslam'ın ilk zamanlarında var olan bir âdet olmayıp, Osmanlı Padişahı II. Selim döneminde (1566-1574) camiler aydınlatılıp minarelerde kandiller yakılarak kutlandığı için bu gecelere kandil geceleri denilmiştir. II. Selim Kanûnî Sultan Süleyman’ın Hürrem Sultan’dan doğan oğludur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kandil gecelerinin kutlanma tarihleri kamerî takvime göre şu şekilde belirlenmiştir: Mevlid kandili rebîülevvel ayının on ikinci, Regaib receb ayının ilk cuma, Mi‘rac aynı ayın yirmi yedinci, Berat şâban ayının on beşinci, Kadir ise ramazan ayının yirmi yedinci gecesidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kandil gecelerinde, sarayda düzenlenen törenlerin yanı sıra, önceleri Ayasofya Camii’nde, sonraları Sultan Ahmed Camii’nde yapılan merasimlere devlet erkânıyla birlikte halk da katılırdı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu merasimlerde, Kur’an-ı Kerîm tilaveti, vaaz ve mevlid okunması icra edilirdi. Tarih içerisinde farklı dillerde birçok mevlid yazılmasına rağmen, zamanla Süleyman Çelebi’nin 1409 yılında yazdığı Vesiletü’n-Necât isimli mevlidinin okunması âdet haline gelmiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kimi Sünni âlimler İslâm Peygamberi Hz. Muhammed’in dünyaya gelmesi sebebi ile sevinmenin, bu güne hayır amaçlı olarak muhtaçlara yardım etmenin ve Peygamberimize mevlid gibi şiirler okumanın güzel birer amel olduğunu söyleyerek, mevlid kutlamalarının “<em><strong>bid’at-ı hasene</strong>” </em>sayılması gerektiğini ifade ederken, diğer bazı Sünni âlimler de mevlid kutlamalarına “<em><strong>bid’at-i seyyie</strong>” </em>gözüyle bakmış ve buna şiddetle karşı çıkmıştır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Sünni ve Şii mezheplerinde mevlidler ve kandiller konusunda bir fikir birliği olmadığı açıktır, ancak iyi niyetle yapılan bir uygulama olduğu değerlendirilerek hoşgörü gösterilmesi eğilimi ağırlıktadır.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ALEVİLER VE KANDİL KUTLAMALARI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkmen Aleviler, İslâm açısından önemli mir’aç, Hz. Muhammed’in doğumu gibi önemli günlere inançlarında yer vermekle birlikte, kandil kutlaması yapmazlar.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kendilerine seçtikleri tanımlama dolayısıyla özellikle Hz. Ali ile özdeşleştirilen ve Kerbala katliamında tutulan yastan dolayı da Hz. Hüseyin ve Ehl-i Beyt’e bağlılığı bilinen Alevilerin İslâm Peygamberi Hz. Muhammed’i Allah’ın Resulu olarak kabul ve iman ettiklerine dair şüphe yoktur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Aleviler her ibadetlerine Allah’a, resuluna ve velîsine salavat ile başlarlar.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkmen Alevi inancı ve kültüründe Hz. Muhammed’in müstesna bir yeri vardır. Aleviliğin ortaya çıkışından 21. yüzyıla kadar geçen sürede erenlerin ve halk ozanlarının Alevilerin Hz. Muhammed’e bağlılığını ifade eden binlerce yüksek vasıflı edebiyat eseri çıkmıştır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Mir’aç, Alevilerin menkıbevî bir anlatımla çok önemsedikleri ve inancın temellerin gösterildiği bir olaydır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kırklar Meclisi, Sırr-ı Ali, Allah’ın Aslanı, Velayet, paylaşım, bereket, bezm-i elest, mürşid, pîr ve rehber düzeni gibi daha pek çok Alevi inancının temel kural ve anlayışları mir’aç içerisinde şekillendirilmiştir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi ozanlar da “<em><strong>miraçlama</strong></em>” adı altında cem ibadetlerinde okunmasına özel önem verilen nefesler yazmışlardır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Öyle ki, mir’aç Alevi inancının temel sütunlarından birisi haline gelmiştir, diyebiliriz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ancak, bütün bu gerçeklere rağmen, Alevilerin söz konusu gün ve gecelerde kutlama töreni düzenleme gelenekleri olmadığı da açıktır. Öte yandan, gelenekte olmamasına rağmen, son dönemde kentlerde kimi cemevlerinin bu tür günlerde cem ibadeti töreni düzenlediği de görülmektedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Esasen, kandiller önce Osmanlı sarayında başlatılıp, sonradan halk arasında yaygınlaşan bir etkinlik olduğu için, Türkmen Alevi inanç ritüelleri arasına girmemiş olması da şaşırtıcı değildir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Öte yandan, Arap Alevileri (Nusayriler) ise, yukarıda sözünü ettiğimiz 5 kandil kutlamasını da yerine getirirler.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 26 Sep 2023 15:18:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2023/09/kandil-nedir-kimler-kandil-kutlar-1695731491.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Muharrem orucu ne zaman başlıyor? Muharrem Orucu neden tutulur?</title>
                <category>İNANÇ</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/muharrem-orucu-ne-zaman-basliyor-muharrem-orucu-neden-tutulur-259</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/muharrem-orucu-ne-zaman-basliyor-muharrem-orucu-neden-tutulur-259</guid>
                <description><![CDATA[Aleviler 19 Temmuz 2023 tarihinden itibaren Matem Orucu tutacak. Bazı bölgelerde, Matem Orucu başlamadan Masum-u Paklar ve Fatma Ana için de oruç tutulmaktadır.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Hicri takvimin başlangıcı kabul edilen Muharrem ayının ilk günü olan 19 Temmuz 2023 Çarşamba günü Aleviler inançları gereği Matem Orucu tutmaya başlayacak.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kimi bölgelerde, 15-17 Temmuz arası Masum-u Paklar Orucu ve 18 Temmuz’da Fatma Ana Orucu tutulmaktadır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">31 Temmuz 2023 tarihinde ise, Aşure dağıtılması ile Alevilerin Matem Orucu olarak tuttukları Muharrem Orucu sonlanmış olacak.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi inancının kurucusu Hünkâr Hacı Bektaş Veli’nin de buyurduğu gibi, oruç, insanın nefsini bilmesine vesiledir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi inancında, Hz. Adem’den beri orucun olduğuna inanılır ve bu da yine Kur’an ayetleri ile temellendirilir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bunun doğal bir sonucu olarak Hz. Adem’den Hz. Muhammed’e (s.a.s.) kadar ve oradan da kıyamete kadar bütün insanlığın üzerinde farz (zorunlu) olduğuna inanılır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi inancında oruç, çok geniş bir yorum içerisinde değerlendirilir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Aleviler orucu zahirî ve batınî olarak ikiye ayırır.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">ALEVİLER NEDEN MUHARREM ORUCU TUTARLAR?</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Muharrem orucu, Aleviler tarafından en çok tutulan oruçların başında yer almaktadır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Muharrem orucu Alevi inancında, Adem peygamberden başlayarak bütün peygamberlerin yerine getirdikleri bir ibadettir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bunun yanı sıra başta Hz. Hüseyin olmak üzere, On İki İmamların şahadetlerinden dolayı aynı zamanda “<em><strong>yas</strong></em>” olarak tutulur. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bundan dolayıdır ki, Muharrem orucunun diğer bir adı da “<em><strong>Yass-ı Matem</strong></em>”dir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">10 Muharrem 680 tarihinde Kerbela’da İslâm Peygamberi Hz. Muhammed’in torunu olan Hz. Hüseyin, ailesinin ve yakınlarının, o zamanın halifesi olan Muaviye’nin oğlu Yezit tarafından şehit edilmesinin ardından Muharrem Orucu bir yas orucu haline gelmiştir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu çerçevede, Muharrem orucu tutanlar hem Allah’a olan ibadetlerini yerine getirmiş oluyorlar ve hem de matem (yas) ile de Hz. Peygambere ve O’nun Ehl-i Beyt’ine olan bağlılıklarını göstermiş olurlar.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Aleviler Matem Orucu ile hem Hz. Hüseyin`in şahsında Ehl-i Beyt’e ve Ehl-i Beyt’te temsilini bulan insanlık değerlerine bağlılıklarını gösterirken, Yezit’in şahsında sembolleşen bütün kötülüklere de lanet ederler.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">MUHARREM ORUCU NASIL TUTULUR?</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Muharrem orucu, normal diğer oruçlar gibi tutulmaz. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Muharrem orucunun başlamasıyla birlikte 12 gün boyunca eğlence yerleri kapatılır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Eğlence yapılmaz. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Kan akıtılmaz, can incitilmez, düğün, nişan, sünnet ve benzeri eğlence türü kutlamalar yapılmaz. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Et yenilmez, su içilmez, insana zevk veren her türlü eylemden sakınılır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Çünkü bu bir matemdir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bundan dolayı da matemin ruhuna uygun davranılmaya çalışılır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Özellikle su içmeyerek Kerbela’da şehit olan Hz. Hüseyin ve yakınlarının susuzluk ızdıraplarına ortak olunmaya, o çileyi hissetmeye çalışılır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bununla birlikte saç sakal kesilmemesi, bıçak türü keskin aletlerin kullanılmaması, yumurta gibi canlılık taşıyan herhangi bir nesnenin incitilmemesi, ağacın bir dalının bile kırılmasının yasaklanması gibi hassasiyetin ön planda olduğu durumlar, Muharrem matemi sırasında Alevilerin titizlikle uyguladıkları kurallardır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi inancında sahura kalkılmaz. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Saat gece 12’den sonra oruç başlamış sayılır ve bu saatten sonra yeme içme olayına son verilir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Gece 12’de başlayan oruç, diğer gün güneşin batmasıyla ya da güneşin batmasına yakın zamandaki kızıllığın artmasının hemen ardından açılır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Buna iftar denmez, oruç açma denir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Oruç açılmadan önce dualar edilir, arkasından oruç tutanlar aile büyüklerinin ellerini öpüp ondan sonra sofraya oturarak oruçlarını açarlar.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Muharrem orucunun 12. gününden sonra, Kerbela’da Hz. Hüseyin'in oğlu İmam Zeynel Abidin'in kurtulmasıyla peygamber soyunun kesilmeyip devam etmesinin şükrânesi olarak ve tutulan orucun kabul olunması için kurban kesilir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Muharrem orucunun 12. gününden sonra, ayrıca, 12 İmamlar’ın ve bu yolda şehit olan bütün canların anısına 12 çeşit gıdadan oluşan Aşure Çorbası pişirilerek o yılki Muharrem Orucu noktalanır. </span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">MUHARREM ORUCUNA NİYET EDİLİRKEN OKUNACAK DUA:</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Bism-i şah!</span></p>

<p><span style="color:#000000">Allah, Allah!</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hakk, Muhammed, Ali aşkına;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Şehitler serdarı İmam Hüseyin aşkına;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kerbela meydanında şehit düşen masumların aşkına;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Oniki İmam, Ondört Masumu-u Pak, Onyedi Kemerbest efendilerimizin hürmetine;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hz. Fatma Ana'nın şefaatine;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hazır, gaip, gerçek erenlerine himmetine niyet ettim matem orucunu tutmaya;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Niyetimiz kabul ve makbul ola;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hakk dergâhına yazıla;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Evliya kerimine, İmam Hüseyin demine Allah, eyvallah!</span></p>

<p><span style="color:#000000">Gerçeğe Hû!</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>MUHARREM ORUCU AÇILIRKEN OKUNAN DUA:</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Bism-i Şah!</span></p>

<p><span style="color:#000000">Allah, Allah!</span></p>

<p><span style="color:#000000">Niyetlerimiz kabul, lokmalarımız makbul, muratlarımız hasıl ola;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Üçlerin, Beşlerin, Yedilerin, Kırkların, Oniki İmamların, Ondört Masum-u Pakların, Onyedi Kemerbestlerin dergahına yazıla;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kerbela şehitlerimizin, gelmiş geçmiş cümle ulularımızın, atalarımızın ruhu revanları şad u handan ola;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Allah bizleri görünür görünmez kazalardan, belalardan, afetlerden, ve her türlü kötülüklerden koruya;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bizleri Ehl-i Beyt’in katarından, didarından ayırmaya;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Cümlemize sağlık, huzur, birlik, dirlik, hayırlı kazançlar ve hayırlı kısmetler nasip eyleye.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Gerçeğe Hû!</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 13 Jul 2023 20:02:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2023/07/muharrem-orucu-ne-zaman-basliyor-muharrem-orucu-neden-tutulur-1689268281.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hızır Cemi&#039;nde dualarımız depremzedeler için</title>
                <category>İNANÇ</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/hizir-ceminde-dualarimiz-depremzedeler-icin-132</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/hizir-ceminde-dualarimiz-depremzedeler-icin-132</guid>
                <description><![CDATA[Bin bir adı vardır biri Hızır, 
Nerede çağırsam orada hazır...
Sensin darda kalanların yardımcısı,
Sensin, imdat diyenlerin carına yeten...
Seni seven canlar elini açmış,
Yetiş Hızır diye duaya durmuş...
Evliyanın, enbiyanın varlığına hürmeten
Yetiş, yardım eyle Bozatlı Hızır...
Şah-ı Evliya hakkı için,
kabul et duamızı Bozatlı Hızır...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Ya Allah, ya Muhammed, ya Ali...</p>

<p>Bizleri her türlü kötülüklerden, kazadan, beladan, nazar­dan, kem gözlerden, hastalıklardan, görünür, görünmez kaza­lardan, belalardan, afetlerden koru.</p>

<p>Bilhassa, deprem nedeniyle dara düşenlere yardım eyle.</p>

<p>Bu soğuk kış günlerinde evine, işine, aşına, canına zarar gelenlere yardım eyle.</p>

<p>Bütün depremzede kardeşlerimize dayanma gücü ver.</p>

<p>Depremde hayatını kaybeden canlarımıza şefaat eyle.</p>

<p>DertIerimize derman, gönüllerimize iman, hastalarımıza şifa, hepimize bu dar günlerde kuvvet ihsan eyle.</p>

<p>Bizleri Zümre-yi Naci’den, Güruh-u Salih’den eyle.</p>

<p>Dualarımız kabul, muratlarımız hasıl ola.</p>

<p>Çağırdığımız cümle Erenlerin, Evliyaların, Enbiyaların hayır himmetleri üzerimiz­de hazır ve nazır ola.</p>

<p>Dil bizden, nefes Pirden ola.</p>

<p>Gerçeğe Hû, mümine ya Ali!</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 27 Feb 2023 16:08:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2023/02/hizir-ceminde-dualarimiz-depremzedeler-icin-1677503456.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Muharrem orucu nedir? Aşure günü ne zaman?</title>
                <category>İNANÇ</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/muharrem-orucu-nedir-asure-gunu-ne-zaman-128</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/muharrem-orucu-nedir-asure-gunu-ne-zaman-128</guid>
                <description><![CDATA[Alevi inancı mensupları, 12 günlük Matem Orucu tutuyor. 1 ila 12 Muharrem tarihleri arasında 12 gün tutulan bu oruç, bu yıl 19 Temmuz'da başlayıp, 31 Temmuz'da sona erecek. Aleviler, orucun bitmesi ile birlikte, Kerbala'da katledilen Hz. Peygamber'in torunu, Hz. Ali'nin oğlu Hz. Hüseyin'in ruhuna aşure dağıtırlar. Aşure günü 31 Temmuz'dan başlayarak, devam eden bir hafta içerisinde yapılabilir.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Aleviler her yıl Hicri Takvim'e göre Muharrem Ayı'nın başlamasıyla beraber 12 gün oruç tutuyor.</p>

<p>Muharrem Orucu, aslında Aleviler için bir Matem Orucu.</p>

<p>Nedeni ise Hz. Hüseyin ve beraberindeki 71 kişinin Muharrem ayında, Kerbela’da, Yezid’in ordusu tarafından Kerbela Çölü’nde öldürülmesi.</p>

<p>Öte yandan,&nbsp;İslâm Peygamberi Hz. Muhammed'in Medine’ye hicret ettikten sonra, bu orucu tutmuş ve müminlere de onuncu günü ile birlikte, bir gün öncesi veya sonrası ile oruçlu olmalarını tavsiye ettiği bildiriliyor. (Ahmed b. Hanbel, VI, 244)</p>

<p>12 günlük Matem Orucu'nun sonrasında ise Aleviler şükür kurbanı kesiyor. Hz. Hüseyin’in oğlu Zeynel Abidin’in Kerbela’da sağ olarak kurtulmasını; böylece Hz. Muhammed’in soyunun devam etmesini kutluyor.</p>

<p>Kurbanların pay edilmesinden sonra aşure pişiriliyor. Aleviler 12 İmamları&nbsp;temsilen aşure yaparken 12 ayrı malzeme kullanıyor.</p>

<p>Alevi inanışına göre Muharrem ayının 13. gününde pişirilen aşureler ile Ehlibeyt soyunun devamının mutluluğu paylaşılıyor.</p>

<h4><strong>KERBELA OLAYI/KATLİAMI NEDİR?</strong></h4>

<p>Kerbela Olayı, 10 Muharrem 61 (Miladi takvimle 10 Ekim 680), bugünkü Irak sınırları içindeki Kerbelâ şehrinde, Hz. Muhammed’in torunu Hüseyin bin Ali ve beraberinde bulunan kişilerin&nbsp;Emevi halifesi I. Yezid’in ordusu tarafından katledilmesi olayıdır.&nbsp;</p>

<p>Hz. Ali 661 yılında Hariciler’den Abd'ûr-Rahmân İbn-i Mûlcem tarafından gerçekleştirilen bir suikastte hayatını kaybetmesiyle birlikte, Muaviye halifeliği ele geçirmişti.</p>

<p>Muaviye hayattayken halifeliği oğlu Yezid’e bırakmayı planladı ve Müslümanlara&nbsp;biat etmeleri için baskı uyguladı.</p>

<p>Ancak, Müslümanlar Muaviye'nin oğluna biat etmediler. Sebep olarak ise Hz. Ali'nin oğlu Hasan ile yaptığı anlaşmayı gösterdiler.</p>

<p>Bunun üzerine Muaviye biat etme arzusundan vazgeçti. Muaviye 680 yılında ölünce Yezid iktidarı ele geçirdi.</p>

<p>Yezid iktidarı ele geçirince,&nbsp;ilk iş olarak Medine valisine bir mektup yazarak Hüseyin bin Ali’ye değil, kendisine itaat etmesini, aksi takdirde bunu canıyla ödeyeceğini bildirdi.</p>

<p>Öte yandan, Hz. Peygamber'in torunu Hz. Hüseyin bu durumun Mekke ve Medine'de kargaşa yaratmaması için Kufe'ye yerleşme kararı aldı. Yaklaşık 70 kişiden oluşan bir kafile ile&nbsp;Kûfe’ye doğru yola çıktı.</p>

<p>Ancak,&nbsp;Yezit, durumu haber almış ve Kufe'ye bir ordu göndererek, Hüseyin ve beraberindekileri Kerbelâ’da 4500 kişilik bir kuvvetle kuşatmıştı.</p>

<p>Peygamber torunu Hz. Hüseyin'den Yezid'e biat etmesi istendi. Ancak, Hüseyin bunu kabul etmedi.</p>

<p>Hz. Hüseyin ve yanındakiler katledildi. Bu katliamdan sadece Hz. Hüseyin'in 11 yaşındaki oğlu Zeynel Abidin sağ kurtulabilmiştir.</p>

<p>Aleviler her yıl bu katliamın anısına matem orucu tutar ve Zeynel Abidin'in kurtuluşunu da aşure dağıtarak anarlar.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 27 Feb 2023 15:36:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2023/02/muharrem-orucu-nedir-asure-gunu-ne-zaman-1677501574.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sağlık Bakanlığı açıkladı! Koronavirüse karşı yeni tedbirler</title>
                <category>İNANÇ</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/saglik-bakanligi-acikladi-koronaviruse-karsi-yeni-tedbirler-77</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/saglik-bakanligi-acikladi-koronaviruse-karsi-yeni-tedbirler-77</guid>
                <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, kesin ya da olası yeni tip koronavirüs (Kovid-19) ölümlerinde kararın, mümkün olduğunca muayeneyle verilmeye çalışılmasını, otopsi yapılmamasını önerdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kesin veya olası Kovid-19 ölümlerinde, akciğer ve diğer organlarında virüs bulunabildiğine işaret edilerek, otopsilerin mümkünse negatif basınçlı salonlarda, mümkün değilse iyi havalanan bir odada gerekli koruma önlemleri alınarak yapılması gerektiği vurgulandı.</p>

<p>Bakanlığın hazırladığı enfeksiyon kontrol önlemleri kapsamında, Kovid-19 hastalığının seyri ve bilimsel gelişmeleri takiben, otopsilerde alınması gereken tedbirler de güncellendi.</p>

<p><strong>İŞTE 8 MADDELİK TEDBİR</strong><br />
<br />
"Kesin ya da olası Kovid-19 ölümlerinde mümkün olduğunca ölü muayenesi ile karar verilmeye çalışılması, otopsi yapılmaması önerilir" ifadesinin yer aldığı tedbirler, şöyle sıralandı:</p>

<p>"- Kesin veya olası Kovid-19 nedeniyle ölenlerin akciğer ve diğer organlarında virüs bulunabilir. Otopside yoğun aerosol (bir katının veya bir sıvının gaz ortamı içerisinde dağılması) oluşturan işlemler yapılması nedeniyle kesin ya da olası Kovid-19 otopsileri mümkünse negatif basınçlı salonlarda, mümkün değilse iyi havalanan bir odada gerekli koruma önlemleri alınarak yapılmalı.</p>

<ul>
	<li>
	<p>Otopside mümkün olan en az sayıda kişi görev almalı.</p>
	</li>
	<li>
	<p>Otopsiyi yapan kişi, su geçirmez önlük, N95 ve FFP2 maske, gözlük, yüz siperliği, çift eldiven maskeleri içeren kişisel koruyucu ekipman (KKE) kullanmalı.</p>
	</li>
	<li>
	<p>Ceset torbasının dışı çamaşır suyu ile dezenfekte edilmeli.</p>
	</li>
	<li>
	<p>Otopsi sırasında kullanılan malzemeler otopsiden hemen sonra mutlaka temizlenmeli ve steril edilmeli.</p>
	</li>
	<li>
	<p>Otopsinin yapıldığı çevresel yüzeyler önce su ve deterjanla temizlenmeli. Temizlik sonrası en az 10'da bir oranında sulandırılmış çamaşır suyuyla ya da yüzde 70 alkol, yüzeyde en az 1 dakika tutularak dezenfekte edilmeli. Hastanelerde kullanılan yüzey dezenfektanları ya da klor tablet, ürün talimatlarına uygun olarak kullanılabilir.</p>
	</li>
	<li>
	<p>Personel, dezenfeksiyon solüsyonlarını hazırlarken ve kullanırken solunum ve göz koruması dahil uygun kişisel koruyucu ekipman kullanmalı.</p>
	</li>
	<li>Otopside ortaya çıkan atıklar, tıbbi atık yönetmeliğine uygun bertaraf edilmeli."</li>
</ul>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 25 Apr 2020 13:14:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2020/04/saglik-bakanligi-acikladi-koronaviruse-karsi-yeni-tedbirler-1587809737.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Burak Akkul koronavirüs süresince neler yaşadığını anlattı: Suyun tadını bile alamıyordum</title>
                <category>İNANÇ</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/burak-akkul-koronavirus-suresince-neler-yasadigini-anlatti-suyun-tadini-bile-alamiyordum-75</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/burak-akkul-koronavirus-suresince-neler-yasadigini-anlatti-suyun-tadini-bile-alamiyordum-75</guid>
                <description><![CDATA[Türkiye’de koronavirüs teşhisi konulan ilk 20 hastadan biri olan, 20 günlük yoğun bakım ve uyutulma tedavisinin ardından sağlığına kavuşan “Çok Gezenti” programının sunucusu Burak Akkul ve eşi Seda Akkul, yaşadıkları zorlu süreci anlattı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>'Çok Gezenti' programının sunucusu Burak Akkul ile eşi Seda Akkul, Youtube kanalı İnsan'a yaşadığı zorlu süreci anlattı, salgınla mücadele eden hastalara seslendi. Uyutulmadan önce eşiyle telefonda duygusal bir konuşma yaptığını söyleyen Akkul, "Seda, 'Geri döneceğine söz veriyor musun?' dedi. Söz verdim. Rahatladım ve 'Beni uyutun' dedim" dedi.</p>

<p><strong>Koronavirüs test sonucunuzu öğrendiğiniz an neler hissettiniz?&nbsp;</strong></p>

<p>Burak Akkul: Merhaba. Koronavirüs test sonucunu hastaneye yattıktan sonra 4-5 gün bekledim. Biraz da mesleğim gereği sosyal medyayı aktif kullandığım için video paylaştım, o sıralar da dünyada bu test nasıl yapılır, sonuç kaç gün içinde gelir bilinmiyordu. Ben de bir hasta paniğiyle tabii, sosyal medyaya “Test sonucum daha gelmedi ama pozitif olduğundan şüpheleniyorum” diye bir video koydum. O günün hemen akşamı hatta 2-3 saat sonra, doktorum Mehmet Altıntaş “Burak Bey korona pozitifsiniz diye odama girdi” Ondan sonra tabii bir uyutulma süreci olacağı bana söylendi. Yine duruma yabancılıktan dolayı bir korku hâsıl oldu. Nasıl olur? Uyutulmak ne demek? Kaç gün uyutulacağım? diye bir panik süreci oldu. Sonrasında eşim Seda’yı arattım. Anestezi doktoru, ben, o konuştuk. Benim biraz tabii ağlamalı bir telefonumdan sonra Seda bana dedi ki: “Geri döneceğine söz ver. Söz veriyor musun?” Ben de “Söz veriyorum” dedim. Orada bir rahatlama oldu ve “Beni uyutun” dedim. Uyutulma süreci başladı.</p>

<p><strong>Uyutulma sürecinizden sonra neler yaşandı? Çin’den gelen ilaçlar üzerinizde kullanıldı mı?</strong></p>

<p>Burak Akkul: Uyutulma anından sonrasını tabiki ben bilmiyorum. Zorlu bir süreçmiş. Daha sonra bazı yayınlarda da hocalarımızla, profesörlerle konuştuktan sonra anladım. Korona tedavisinin yoğun bakım ve entübe ve benim gibi 20 günü bulan entübe aşamaları varmış. En zor tedavi edilen yüzde 3’lük kesim içindeymişim. Direncim fazlaymış. Bir ara stabil olmuş durum bir ara kötüye gidiyor denmiş.&nbsp;</p>

<p>Seda Akkul: Kritik olan anları da oldu. İlk 10 günü özellikle daha riskli ve kritik bir şekilde devam etti, seyretti. Sonrasında, tam o sıralarda Çin’den bir ilaç geldi. Hem Çin’den gelen ilaç hem de diğer destekleyici ilaçlar, Bilim Kurulu’nun önerdiği, Dünya Sağlık Örgütü’nün önerdiği ve Bilim Kurulu’nun da ülkemizde kullanmaya başladığı ilaçlar tüm hastalarla beraber Burak’ta da denendi. İlk hastalardan biri, ilk 20 teşhisten biri Burak olduğu için ve uyutulan ilk hastalardan biri olduğu için de Çin’den gelen ilacın denendiği ilk kişilerden biri Burak oldu.</p>

<p>Burak Akkul: Ve 20 günün sonunda da yavaş yavaş uyandırılma süreci başlanmış, oksijen, nefes ve kan değerlerim düzelince.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 25 Apr 2020 13:09:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2020/04/burak-akkul-koronavirus-suresince-neler-yasadigini-anlatti-suyun-tadini-bile-alamiyordum-1587809474.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Işıltılı ve canlı gözler için göz kapağı estetiği</title>
                <category>İNANÇ</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/isiltili-ve-canli-gozler-icin-goz-kapagi-estetigi-73</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/isiltili-ve-canli-gozler-icin-goz-kapagi-estetigi-73</guid>
                <description><![CDATA[Olduğumuzdan daha üzgün ve yorgun görünmemize neden olan göz kapağı sarkması, günümüzde çok basit bir operasyonla giderilerek ışıltılı bir görünüm sağlayabiliyor. Zaman içerisinde sarkarak görüş alanının daralmasına kadar uzanan bazı sıkıntılara yol açan göz kapağına uygulanan blefaroplasti hakkında faydalı bilgiler veren Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Burak Türkyılmaz, süreçle ilgili merak edilenleri anlattı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Yaşlanmayla birlikte gözaltında oluşan kırışıklıklar ve torbalanmalar estetik açıdan görünümü bozmaktadır. Göz çevresinde oluşan kırışıklıkların ve torbalanmaların giderilmesi amacıyla yapılan göz kapağı estetiği ameliyatı son derece küçük bir ameliyat olmasına rağmen yüzün genç görünmesini sağlamaktadır.</p>

<p><strong>YAZ MEVSİMİ İLE BİRLİKTE YENİLENMEK İÇİN BLEFAROPLASTİ</strong></p>

<p>İçinde bulunduğumuz karantina günlerinde ameliyatlar sosyal mesafe ve tedbir maksatlı gerçekleştirilemiyor olsa da, sonrasında tercih edeceğiniz bu uygulama ile güneşin nimetlerinden daha çok faydalanmak mümkün.</p>

<p>Göz çevresindeki fazla deri ve yağ dokularının çıkarılarak, bölgenin gerginleştirilmesine dayanan bu operasyonla daha estetik bir görünüm elde edilirken, yorgun ifadenin kaybolması ve kaybedilen görüş açısının yeniden kazanılması sağlanıyor. Botoks tedavisi ile aynı anda yapıldığında daha verimli sonuçlar verebilen blefaroplasti sonrası kişi bir hafta sonra hastalar normal iş yaşantısına dönebilmesi mümkün olmaktadır.</p>

<p><strong>OPERASYON SONRASI NELERE DİKKAT EDİLMELİ?</strong></p>

<p>Blefaroplasti operasyonu sonrası birkaç gün sürebilecek ve hafif şiddette ağrıların olması normaldir. Bunun önüne geçebilmek için doktorunuzun size verdiği ağrı kesicileri kullanmanız yeterlidir. En sık merak edilen “şişlik ve morarmalar ne zaman geçer” sorusunun cevabı ise en fazla bir haftadır.</p>

<p>Eğer estetik dikiş yerine normal dikiş kullanıldıysa bunlar operasyon sonrası beşinci günde alınmaktadır. Ortalama 3 ila 7 gün arasında bir dinlenme sürecinden sonra günlük hayatına tamamen dönebilen kişi, 2 hafta sonra hafif sporlar yapılabilirken, ağır ya da yüze darbe alma riski olan sporlar içinse bir ay beklemelidir.</p>

<p><strong>Op. Dr. Burak Türkyılmaz</strong><br />
<strong>Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 25 Apr 2020 13:03:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2020/04/isiltili-ve-canli-gozler-icin-goz-kapagi-estetigi-1587809088.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İşte gözaltı morluklarını ve sivilceleri yok eden o mucizevi ürün...</title>
                <category>İNANÇ</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/iste-gozalti-morluklarini-ve-sivilceleri-yok-eden-o-mucizevi-urun-72</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/iste-gozalti-morluklarini-ve-sivilceleri-yok-eden-o-mucizevi-urun-72</guid>
                <description><![CDATA[Kadınlar için cilt bakımı çok önemlidir. Sağlıklı bir cilde sahip olmak için cildimizi temiz tutmalı, düzenli bakım yapmalıyız. Cilt temizliği ve bakımında en önemli yardımcılarımızdan birisi de gül suyudur. Doğal yapısı ve hoş kokusuyla kadınların tercih ettiği gül suyunun cilde faydalarını bu yazımızda birlikte inceleyelim.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gül suyu; taze gül yapraklarının damıtılması ile elde edilir. Cilt sağlığı üzerinde etkili olan gül suyunun ağız ve diş sağlığı, saç bakımı, yara ve kesiklerin tedavisi gibi birçok alanda da kullanımı bulunuyor. A, C, D, E ve B13 vitaminleri yönünden zengin bir içeriğe sahip olan gül suyu hücre yenilenmesinde etkili, yaşlanma karşıtı doğal bir üründür. Gül suyunun kullanımı Roma İmparatorluğu dönemi öncesine kadar uzanıyor, Kleopatra'nın yüz temizliği ve vücut banyosunda gül suyu ve gül yaprakları kullandığı biliniyor.</p>

<h2>GÜL SUYUNUN CİLDE FAYDALARI</h2>

<ul>
	<li>Cildi nemlendirir. Cildi kurutmadan gözeneklere yerleşerek tazelenmesine yardımcı olur. Bu yönüyle doğal bir tonik yerine geçer.</li>
	<li>C vitamini yönünden zengindir, cildi besleyip erken yaşlanmasına engel olur.</li>
	<li>Mat görünümü giderir, cildin parlak görünüme kavuşmasına yardımcı olur.</li>
	<li>Mantar, egzama gibi cilt hastalıklarına karşı yatıştırıcı etkiye sahiptir. Kaşıntıyı giderir, cildi rahatlatır.</li>
	<li>Düzenli kullanımda sivilce ve akne oluşumunu engeller.</li>
	<li>İltihap gidericidir, bakteriyel enfeksiyonlara iyi gelir.</li>
	<li>Cilt lekeleri üzerinde de etkilidir, düzenli kullanımda lekelerin rengini açarak cilt tonunu eşitler.</li>
	<li>Cildin Ph dengesini korur.</li>
	<li>Gözaltındaki morlukların rengini giderir.</li>
	<li>Saç köklerini güçlendirir, saç dökülmesini engeller. Saçların daha yumuşak olmasını sağlar.&nbsp;</li>
	<li>Kesik, yanık izlerinin tedavisinde etkilidir. Yaraların iyileşmesine yardımcı olur.</li>
	<li>Ağız ve diş sağlığında da tercih edilebilir. Hem ağızda hoş koku bırakır hem de ağız içi yaralara karşı etkilidir.</li>
	<li>Makyaj temizliğinde kullanılabilir. Bir parça pamuğa gül suyu dökerek günlük makyajınızı nazikçe temizleyebilirsiniz.</li>
	<li>Tıraş sonrasında cildi rahatlatmak, tahrişi ve kızarıklığı gidermek amacıyla kullanılabilir.</li>
</ul>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 25 Apr 2020 13:01:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2020/04/iste-gozalti-morluklarini-ve-sivilceleri-yok-eden-o-mucizevi-urun-1587808939.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Eklem ağrılarına ne iyi gelir? Pek çok kişi bilmiyor</title>
                <category>İNANÇ</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/eklem-agrilarina-ne-iyi-gelir-pek-cok-kisi-bilmiyor-69</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/eklem-agrilarina-ne-iyi-gelir-pek-cok-kisi-bilmiyor-69</guid>
                <description><![CDATA[Dünya nüfusunun yüzde 88’i ağrıdan şikayet ediyor. Bel ve sırt ağrısından yakınanların oranı ise yüzde 94. Uzun süre hareketsiz kalma, yaşanan kilo sorunları, ağır egzersizler, sedanter yaşam ve çeşitli hastalıklar sebebiyle kemik, eklem, bel, boyun ve kas ağrıları çok sık yaşanıyor. Tedavi edilmediğinde ise yaşam kalitesini büyük ölçüde olumsuz etkiliyor. Ancak ağrı çekenlerin çoğu bu sorunla nasıl başa çıkabileceğini bilmiyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Yeditepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmakognozi ve Fitoterapi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Erdem Yeşilada, bu sorunların her yaşta ve cinsiyette ortaya çıkabileceğini vurgulayarak, “Eklem ve kas ağrılarının tedavisinde topikal (jel formunda) uygulamaların emilim hızı sistemik ürünlere kıyasla daha fazla. Etkinliği klinik çalışmalarla onaylanmış lokal fitoterapi ürünleri ağrı, ödem ve iltihabın giderilmesinde etkili olabilecektir” dedi.</p>

<p>Dünyada en sık görülen sağlık sorunların başında bel ve eklem ağrıları geliyor. Gün içinde hareketsiz kalma, bilgisayar başında uzun süre oturma, ağır egzersizler ve zorlaşan yaşam koşulları ile birlikte bel, boyun ağrıları başta olmak üzere eklem ağrıları giderek artıyor. Yaşam kalitesini olumsuz etkileyen bu ağrıların karşısında çoğu kişi ne yapacağını bilmiyor. Ancak bu ağrılar tedavi edilmediğinde günlük yaşantının rutinlerini yerine getirme ya da sevdiğimiz bir aktiviteden bizi alıkoyarak sorunlara yol açabilir.</p>

<p>Yeditepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmakognozi ve Fitoterapi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Erdem Yeşilada Prof. Dr. Erdem Yeşilada, bu ağrı ve fonksiyon kayıplarının giderilmesinde fitoterapi ürünlerinin kullanılmasını önerdi. Boswellia serrata (Akgünlük), Celasturus paniculatus, zencefil, karabiber, lavanta özütlerinin ağrı ve ödem giderici etkisine dikkat çeken Prof. Dr. Erdem Yeşilada şu bilgileri verdi:</p>

<p>Türkiye’de Akgünlük olarak bilinen Boswellia serrata bitkisinin özütleri dünyadaki en iyi iltihap önleyici, ödem ve şişlik gidericidir. Bu özütler jel formunda bir üründe kullanıldığında etkisi 2 ile 6 kat artıyor. Hindistan’da yetişen Celasturus paniculatus bitkisinin özütleri ağrı kesicidir. Zencefil, karabiber, lavanta özütlerinin de yine ağrı kesici, ödem ve şişlik giderici etkileri bilinmektedir. İçeriğinde bu özütler bulunan topikal (sürülebilir) fitoterapi ürünlerinin ağrı ve şişlikler üzerindeki etkinliği klinik deneylerle kanıtlanmıştır.”</p>

<h2>HAREKET KABİLİYETİNİN ARTIRILMASI İÇİN TOPİKAL ÜRÜNLER KULLANIN</h2>

<p>Sedanter yaşamı olanlar, sürekli bilgisayar başında oturanlar, hareketsizlikten eklem tutukluğu yaşayanlar, ağır spor sonrası eklem ağrısı şişliği hissedenler, osteoartrit hastaları, bel ve boyun ağrısı yaşayanlarda hızlı etki gösteren topikal fitoterapi ürünleri kullanılması yararlı olabilmektedir. Boswellia serrata, Celasturus paniculatus, zencefil, karabiber, lavanta içeren topikal yani yağ formüllü ve hızlı emilim sağlayan ürünlerle hareket kabiliyetinde iyileşmeyi, eklem esnekliğinde artışı, ağrı ve şişlikte azalmayı daha hızlı ve etkili sağlayabilirsiniz.</p>

<h3>ETKİN TEDAVİ İÇİN FİTOTERAPİ ÜRÜNLERİNİ TERCİH EDİN</h3>

<p>Prof. Dr. Erdem Yeşilada bitkilerle tedavi konusunda şu noktalara dikkat çekiyor: Herkes bitkilerin sağlık için kullanımıyla ilgili bilgiler veriyor ama bunların hepsi doğru değil. Biz bitkiler üzerinde sadece in vitro (test tüpleri ile yapılan) deneysel çalışmalara güvenmeyiz. Çünkü vücuda girdikten sonra mide ve bağırsakta değişime uğrar, farklı moleküllere dönüşür. Bu maddelerin hepsini akılcı kullanmak gerekiyor. İnsanlar panik yapmadan doğru tavsiyeleri uygulamalı. Güncel tedavi yaklaşımında aktarlardan alınan bitkilerle doğru tedaviyi uygulamanız mümkün olmaz. Bu nedenle bitkilerden elde edilen çağdaş üretim koşullarına uyularak hazırlanan standardize edilmiş fitoterapi ürünleri ile etkin bir tedaviye cevabı sağlanabilir. Standart bitki ekstreleri ile istenilen doz ayarı yapılabilir, daha yüksek oranda etkili içeriğin istenilen miktarda verilmesi sağlanır, standart ekstrelerle her uygulamada istenilen kan seviyesine erişilir. Bu suretle etkin bir tedavi cevabı sağlanabilir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 25 Apr 2020 12:51:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2020/04/eklem-agrilarina-ne-iyi-gelir-pek-cok-kisi-bilmiyor-1587808387.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bayramda normalleşme başlayacak mı?</title>
                <category>İNANÇ</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bayramda-normallesme-baslayacak-mi-61</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bayramda-normallesme-baslayacak-mi-61</guid>
                <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, gazeteci Candaş Tolga Işık'a önemli açıklamalarda bulundu. Koca, “Şu anki iyiye gidişat bizi gevşetmesin, bu tablo tamamen hareketlilikle orantılı. Hareketliliği bir süre daha en azından Ramazan ayı boyunca kontrol altında tutmak zorundayız, gevşediğimiz an tablo kötüye gider." dedi. Koca, "Bayramda normalleşme başlayacak mı?" sorusuna "Birkaç haftanın seyrine bakıp bu kararı vereceğiz ama gönlüm bunu yapmaktan yana değil.” diye yanıt verdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteci Candaş Tolga Işık, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, "Az önce Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'yla konuştum. Bakan, salgında şu anki gidişattan 65 yaş üzeri vatandaşların taleplerine, okulların açılmasından bayramda normale dönülmesine kadar çok önemli açıklamalar yaptı." diyerek Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'nın açıklamalarını paylaştı.</p>

<p><strong><em>İşte Sağlık Bakanı Koca'nın açıklamaları:&nbsp;</em></strong></p>

<p><strong>TABLO NEDEN İYİYE GİDİYOR?</strong></p>

<p>“Şu anki iyiye gidişat bizi gevşetmesin, bu tablo tamamen hareketlilikle orantılı. Hareketliliği bir süre daha en azından Ramazan ayı boyunca kontrol altında tutmak zorundayız, gevşediğimiz an tablo kötüye gider."</p>

<p><strong>BAYRAMDA NORMALLEŞME BAŞLAYACAK MI?</strong></p>

<p>“3 günlük Ramazan bayramında normale dönüşün başlatılması bizim tercih ettiğimiz bir şey değil. Bilim Kurulu da bayramı geçirmekten yana. Birkaç haftanın seyrine bakıp bu kararı vereceğiz ama gönlüm bunu yapmaktan yana değil.”</p>

<p><strong>OKULLAR AÇILACAK MI?</strong></p>

<p>“Okulların tamamen açılmasından ziyade Milli Eğitim Bakanlığımız’la birlikte bu sene son sınıflara ve sınavların yapılmasına dair bir planlama yapıyoruz. 15 Mayıs sonrası seyre bakarak AVM’lere yönelik de böyle kademeli bir adım atılabilir.”</p>

<p><strong>65 YAŞ ÜSTÜ NE ZAMAN SOKAĞA ÇIKABİLECEK?</strong></p>

<p>“65 yaş üzeri vatandaşlarımız haklı ama ne olur bize güvensinler. Şu an vefat sayılarımız onları korumaya alabildiğimiz için daha düşük. Ramazanda dayansınlar. Bayramda ya da hemen sonrasında ilk önce onlara özel bir karar alabiliriz.”</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 25 Apr 2020 12:19:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2020/04/bayramda-normallesme-baslayacak-mi-1587806467.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Crohn hastalığı nedir? Crohn tedavisi nasıl olur? Crohn belirtileri nelerdir? Crohn tedavisinde ilaçların rolü</title>
                <category>İNANÇ</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/crohn-hastaligi-nedir-crohn-tedavisi-nasil-olur-crohn-belirtileri-nelerdir-crohn-tedavisinde-ilaclarin-rolu-52</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/crohn-hastaligi-nedir-crohn-tedavisi-nasil-olur-crohn-belirtileri-nelerdir-crohn-tedavisinde-ilaclarin-rolu-52</guid>
                <description><![CDATA[Sindirim sisteminin başından sonuna bütün noktalarını tutabilen ve belirtilerinin başka hastalıklarla karıştırılması dolayısıyla çok geç teşhis edilebilen bir hastalık Crohn. Daha çok bağırsaklarda görülse de gözler, damarlar ve cilt gibi akla gelmeyecek birçok noktada sorunlara yol açan bu hastalığın en tipik belirtileri ise genellikle şiddetli seyreden karın ağrısı ve kilo kaybı. Dalgalı bir seyir izlesede Crohn tedavisinin gelişen ilaçlar sayesinde artık çok daha kolay olduğunu söyleyebiliriz.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Genellikle ince ve kalın bağırsakta görülen bir hastalığın izlerine ağız boşluğunda da rastlanabilir mi? Ya da cildinizde yaşadığınız bir sorunun nedeni bir sindirim sistemi hastalığı olabilir mi? Eğer hastalık ‘Crohn’ ise cevabımız, ‘evet’. Sindirim sisteminin ağız boşluğu ile kalın bağırsak arasındaki tüm bölümlerini tutabilen ve tuttuğu bölümde kalınlaşma ile ülserlere yol açan iltihabi bir bağırsak hastalığı olan Crohn sadece sindirim sistemini tahrip etmiyor; bağırsak dışı pek çok sistem ve organı da tutabiliyor. Crohn hastalarının en çok korktukları şeylerden biri ise dalgalı bir seyir izleyen bu hastalığın alevlendiği dönemde hastanede tedavi gerektirecek kadar şiddetlenmesi. Neyse ki bu kadar ciddi sorunlar yaratan Crohn’la ilgili geliştirilen yeni ilaçlar tedavide gün geçtikçe daha başarılı sonuçlar alınmasını sağlıyor. Hastalığın etkileri dolayısıyla sosyal hayatları ciddi oranda kısıtlanan ve hayat kaliteleri oldukça düşen Crohn hastaları artık daha etkin tedavilerden faydalanabiliyorlar.</p>

<p>“Bu yeni ilaçların belki de en önemli artılarından biri, uzun dönem kortizona ve buna bağlı yan etkilere maruz kalmadan tedavi imkanı sağlayabilmeleri” diyen Acıbadem Fulya Hastanesi Crohn ve Kolit Merkezi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Hülya Hamzaoğlu hastalığın tipik özellikleri hakkında bilgiler paylaştı.</p>

<h2>CROHN BELİRTİLERİ: YEMEK SONRASINDA KARIN AĞRISI BAŞLIYORSA...</h2>

<p>Hastalığın en tipik belirtisi genellikle yemek sonrasında ortaya çıkan karın ağrısı. Çoğunlukla göbek çevresi ve altında gelişen karın ağrısının yanı sıra ishal de Crohn’un en sık rastlanan belirtilerinden biri. Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Hülya Hamzaoğlu, “Eğer bağırsakta ciddi derecede daralma oluşmuşsa bu kez de karında şişkinlik, ağrı, kusma veya kabızlık da görülebiliyor” diyor. Hastalığın kalın bağırsakta tutulum yapması durumunda ise dışkıyla birlikte kan gelmesi başka bir belirti olarak ortaya çıkıyor. Hastalığın alevlendiği dönemde yorgunluk, halsizlik, yüksek ateş, iştahsızlık, istemsiz kilo kaybı; anal bölge tutulumunda anüs çevresinde çatlak, iltihaplı akıntı yapan fistüller ve apseler görülebiliyor.</p>

<h3>CROHN HASTALIĞINDA TETİKLEYİCİ FAKTÖRLERE DİKKAT</h3>

<p>Crohn halen gizemini koruyan bir hastalık olmakla birlikte ortaya çıkmasında genetik ve çevresel faktörlerin birlikte rol oynadığı düşünülüyor. Ailesinde Crohn öyküsü olan bir kişide hastalığın görülme riski daha fazla. Ayrıca sigara burada da çok olumsuz bir etkiye sahip. Tedaviye başlayan hastanın sigara içiyorsa sigarayı bırakması şart. Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Hülya Hamzaoğlu bunun dışında gıdalarla alınan bazı bakteri, bakteri toksinleri ve virüslerin hastalığın ortaya çıkmasında rol oynayabildiğini belirterek “Ayrıca hastalığı alevlendirebilen aspirin, antibiyotik ve bazı ağrı kesicilerin alınmasına da dikkat edilmesi gerekiyor” uyarısında bulunuyor.</p>

<h4>CROHN HASTALIĞINDA DENGELİ BESLENME DAHA ÖNEMLİ HALE GELİYOR</h4>

<p>Bağırsaklarda emilimi bozan, iştahsızlık ve ishal gibi nedenlerle sıvı, mineral, vitamin, elektrolit oranlarında ciddi kayıplara neden olabilen Crohn, hastaların dengeli beslenmeye fazla dikkat etmelerini gerektiren bir hastalık. İshal döneminde çok posalı yememek ve lifli besinleri azaltmak hastaları rahatlatabilecek bir diğer önlem. Bağırsak kanseri riskini artıran işlenmiş gıdalar ve etler ya da yanmış yağlardan kaçınmak da şart. Yine de iyi haber şu ki: Crohn hastalarının katı bir diyet yapmalarına gerek yok!</p>

<h5>CROHN TEDAVİSİNİN İLK BASAMAĞI İLAÇLAR</h5>

<p>Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Hülya Hamzaoğlu tedavinin, hafif veya ağır seyirleri olan Crohn hastalığının şiddetine ve en yoğun olarak hangi bölgede yerleştiğine göre belirlendiğini belirterek şunları söylüyor: “Tedavide ilk basamağımız ilaçlar. Son yıllarda kullanıma giren Anti-TNF, Anti-integrin ajanlar gibi biyolojik tedavilerle başarı şansımız artmış durumda. Hastalarda daha önceleri kortizon tedavileriyle göremediğimiz endoskopik düzelmeyi saptayabiliyoruz. Yan etki profili bu ilaçlarla, kortizonlu tedavilere göre çok daha az oluyor. Sonuç alamazsak ve gerçekten gerekliyse cerrahi tedaviye başvuruyoruz. Hastalığa neden olan etken ya da etkenler dünyada henüz tam olarak gösterilememiş olsa bile yeni tedavilerle hasta çok daha kaliteli bir yaşam sürebiliyor”</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 05 Dec 2019 11:48:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2019/12/crohn-hastaligi-nedir-crohn-tedavisi-nasil-olur-crohn-belirtileri-nelerdir-crohn-tedavisinde-ilaclarin-rolu-1575536184.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bebeklerde atopik dermatite karşı etkili öneriler</title>
                <category>İNANÇ</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bebeklerde-atopik-dermatite-karsi-etkili-oneriler-44</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bebeklerde-atopik-dermatite-karsi-etkili-oneriler-44</guid>
                <description><![CDATA[Dünya genelinde en sık görülen kronik bir deri hastalığı olan Atopik dermatit (Atopik Egzama) ilk belirtilerini bebeklik döneminde göstermesiyle biliniyor. Prof. Dr. Ertuğrul H. Aydemir, kızarıklık ve kaşıntı gibi egzamanın tetikleyici unsurlarına dikkat çekerek, bebeklerin cildini korumak için önemli ipuçları veriyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bebeklerde sıkça karşılaşılan Atopik dermatit (Atopik Egzama) kalıtsal olduğu bilinen bir egzama türüdür. Ebeveynlerin ikisinde birden atopik egzama varsa bu rahatsızlığın bebeklerde de görülme ihtimali yüzde 50’nin üzerine çıkmaktadır. Bazı tetikleyici unsurlarla şiddeti artabilen bu deri rahatsızlığının ilk belirtileri bebeklerde bir yaşını doldurmadan görülebiliyor. Prima Uzman Kurulu Üyesi Dermatolog Prof. Dr. Ertuğrul H. Aydemir, bebeklerin cildini egzamanın olumsuz etkilerinden ve ataklarından korumak için pratik önerilerde bulunuyor.</p>

<p><strong>İLK BELİRTİLERE DİKKAT EDİN</strong></p>

<p>İlk belirtiler, bebeklerde genellikle yanaklarda palyaço makyajını andırır biçimde kırmızı, hafif şiş, üzeri kuru ve ince kepekli yamalar şeklinde kendini gösterir. Atak dönemlerinde daha fazla şişme ve sulanma görülebildiği gibi kaşıntı da olabilir. Şiddetli ataklarda ise kollar, bacaklar ve gövdede de benzer kızarıklıklar ve kaşıntılı belirtiler ortaya çıkar. Bu alanlar özen gösterilmediğinde kolayca mikrop kapabilir ve bu da kaşıntının ve egzamanın şiddetini artırmasına neden olur.</p>

<p><strong>BEBEKLERİN BANYOSU SIK YAPILMALI AMA KISA SÜRMELİ</strong></p>

<p>Atopik dermatiti tetikleyen nedenler arasında bebeklerin cildini aşırı sabunlama, keseleme, alkol içeren kolonya benzeri ürünlerin kullanımı ve bebeğin fazla terlemesi sayılabilir. Ancak Prof. Dr. Ertuğrul H. Aydemir, en sık görülen ve kolayca gözden kaçabilen nedenlerden birisinin de yünlü giysiler olduğuna dikkat çekiyor. Giysilerdeki yün liflerinin çok fazla tahrişe neden olduğunu söyleyen Prof. Dr. Aydemir, bu liflerin kaşıntıyı da artırabileceğini belirtiyor. Sentetik giysiler de bebekleri terleterek, kaşıntıyı artıracağından bebek kıyafetlerinde pamuklu kumaşların tercih edilmesi öneriliyor.</p>

<p>Bebeklerin cildinin çok kuru olması da kaşıntıyı tetikleyebiliyor. Bebeklerin yıkanma sıklığı konusunda değişik görüşler olduğunu söyleyen Prof. Dr. Ertuğrul H. Aydemir, ebeveynlere bebeklerini sık (her gün gibi) ve ılık suyla yıkamalarını öneriyor. Bebek kurulandıktan sonra, 2-3 dakika içerisinde cildine iyi bir vücut nemlendiricisi sürülmesi de bebeklerin cildinin kuru kalmamasını sağlayarak kaşıntıyı önlüyor. Ancak banyo uygulamasının kısa sürmesi, bebeğin yıkandığı suyun ılık olması ve bebekleri sabunlama işleminin de uzun tutulmaması gerekiyor.</p>

<p>Egzamanın şiddetlenmesinde yiyeceklerin etkisi de çok tartışılan konuların başında geliyor. Bebeklerin ilk 2 yaş aralığında yediklerinin egzama üzerinde sınırlı etkileri olsa da, annelerin bebeklerinin yediklerine nasıl tepkiler verdiğini gözlemlemesi öneriliyor.</p>

<p><strong>BEBEKLERİN BEZ BÖLGESİ KURU OLMALI</strong></p>

<p>Bebeklerde cildin idrar ya da dışkıyla teması tahrişi artıracağı için yeni geliştirilen, emici kanal teknolojisine sahip, nefes alabilen bebek bezlerinin kullanımı da problemin etkilerini azaltıyor. Sıvıyı emen ve hapseden, daha fazla kuruluk sağlayan bebek bezleri bez bölgesini kuru tutarak tahrişi önlüyor.</p>

<p><strong>DERMATOLOG TAVSİYESİ ALINMALI</strong></p>

<p>Atak dönemlerinde tedavi için muhakkak bir dermatoloğa başvurulması öneriliyor. Ailelere internetten edindikleri bilgilerle ya da eş dost önerileriyle ilaç kullanmamalarını, özellikle de bir dermatolog denetimi olmadan asla kortizon içeren ürünler denememelerini öneren Prof. Dr. Ertuğrul H. Aydemir, egzamanın genellikle 2 yaşın sonuna doğru kendiliğinden kaybolduğunu daha sonra ise şekil değiştirerek devam edebildiğini veya tamamen yok olabildiğini belirtiyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 11 Oct 2019 13:30:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2019/12/bebeklerde-atopik-dermatite-karsi-etkili-oneriler-1575544034.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İşten eve döndüğünüzde lenslerinizi çıkarın</title>
                <category>İNANÇ</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/isten-eve-dondugunuzde-lenslerinizi-cikarin-43</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/isten-eve-dondugunuzde-lenslerinizi-cikarin-43</guid>
                <description><![CDATA[Günümüzde kontakt lens kullananların sayısı giderek artıyor. Gerek renkli göze sahip olabilmek adına, gerekse de göz bozukluğu nedeniyle kullanılan kontakt lensler bazı basit kurallara dikkat edilmediğinde ciddi sorunlara yol açıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kontakt lensler; göz bozukluğu olan, gözlük takmak istemeyen, gözleri lazere uygun olmayan hastalar tarafından sık tercih ediliyor. “Kontakt lensler; yerinde ve kurallarına uyulması şartıyla bizlerin de sıklıkla reçete ettiği yardımcı görme aparatlarıdır” diyen Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Fatih Atmaca, kurallara dikkat etmediğimizde kontakt lenslerin faydadan çok zarar verebileceği konusunda uyardı.</p>

<p>Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Fatih Atmaca, kontakt lens kullanımı ile ilgili tavsiyelerde bulundu:</p>

<p><strong>1- Lensleri kısa süreli kullanmalıyız</strong></p>

<p>Oksijen geçirgenlikleri ne kadar yüksek olursa olsun; kontakt lensli bir göz, normal bir göze göre daha az oksijenlenir. Bu nedenle lenslerimizi mümkün olduğunca kısa süreli kullanmalıyız. Örneğin okuldan veya işten eve döndüğümüzde lenslerimizi çıkarmalı, gözlük kullanmalıyız.</p>

<p><strong>2- Lenslerimizin hijyenine dikkat etmeliyiz</strong></p>

<p>Lenslerimizin hijyeni konusunda da oldukça dikkatli olmamız gerektiğini dile getiren Dr. Fatih Atmaca, “Lenslerimizi takarken ve çıkarırken önce ellerimizi yıkamalıyız. Lenslerimizi çıkardıktan sonra temiz lens kutumuza solüsyonumuzu yenileyerek koymalıyız” şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>3- Lenslerle asla uyumamalıyız</strong></p>

<p>Lenslerimizle asla ve asla uyumamamız gerekiyor. Hastalarımıza bunu söylediğimizde bazen ‘Ama hocam böyle yapan arkadaşlarımız var ve bir şey olmuyor’ cevabını alabiliyoruz. Benim bu durumda verdiğim cevap şu oluyor: “Bir gün bir şey olmaz, bin gün bir şey olmaz. Bin birinci gün iltihap kapabilirsiniz.” İşin kötü tarafı kontakt lens kullanımına bağlı başta keratit dediğimiz enfeksiyonlar (lensi üzerine taktığımız gözümüzün saydan ön tabakasının iltihabı) kalıcı görme kaybına neden olacak kadar ciddi bir hal alıyor. Uyumadan önce nasıl ki ayakkabımızı, çorabımızı çıkarma ihtiyacı hissediyorsak, lenslerimizi de çıkarmadan uyumamalıyız. Unutmayalım ki göz bebeklerimiz ayak tabanımızdan çok daha hassas.</p>

<p><strong>4- Lenslerle havuza girmemeliyiz</strong></p>

<p>Bir diğer yanlışın ise aylık lenslerin bir ay gözde kalabileceği düşüncesi olduğuna dikkat çeken Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Fatih Atmaca, “Bu kesinlikle yanlıştır. Aylık lens yoktur; sabah takıp akşam çıkarmak kaydı ile bir ay kullanabileceğiniz lensler vardır. Lensleriniz ile asla havuza girmeyin. Havuzdaki klor, koruyucu maddeler, boyar maddeler ve diğer havuz kullanıcılarının vücut sıvıları kontakt lensinize yapışır ve siz havuzdan çıksanız dahi lensler gözünüzde kaldığı sürece gözünüz bu zararlı ve kirli maddelere maruz kalmaya devam eder. Unutmayalım ki keratit dediğimiz ciddi göz enfeksiyonu ile karşılaştığımız her iki hastadan biri düzensiz kontakt lens kullanıcısı. Bu nedenle lens kullanırken dikkatli olmalı, azı karar çoğu zarar özdeyişini akılda tutmalıyız” dedi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 11 Oct 2019 13:17:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2019/12/isten-eve-dondugunuzde-lenslerinizi-cikarin-1575544084.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Haftada 3 gün tüketin yeter... Ciğerlerinizi ilk günkü haline getiriyor!</title>
                <category>İNANÇ</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/haftada-3-gun-tuketin-yeter-cigerlerinizi-ilk-gunku-haline-getiriyor-31</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/haftada-3-gun-tuketin-yeter-cigerlerinizi-ilk-gunku-haline-getiriyor-31</guid>
                <description><![CDATA[Eşek dikeni nedir, eşek dikeninin faydaları nelerdir? sorusunun cevapları son günlerde çok fazla merak ediliyor. Eşek dikeni akız, kansa ve kenger gibi çeşitli isimlerle anılıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>EŞEK DİKENİ NEDİR?</strong></p>

<p>Eşek dikeni papatyagiller familyasındandır. 1 veya 2 yıl yaşayabilen bu&nbsp;bitki&nbsp;çorak arazi ve tarlalarda yetişmektedir. İnce ve çengelli olan kenger bitkisi temmuz ve ağustos aylarında iyice çiçeklenmektedir. Temmuz ve ağustos aylarında eşek dikeninin rengi erguvan ve beyaz rengini almaktadır. Eşek dikeninin çiçekleri yaşken güzel kokuludur ancak kuruduklarında kokusu tamamen kaybolur.</p>

<p>Diyarbakır yöresinde kenger yemeği olarak pişen eşek dikeni yöre halkı tarafından severek pişiriliyor. İçine kuzu eti koyularak kavrulan eşek dikeninin yemeğine kenger meftunesi deniliyor. lezzetti ve son derece sağlıklı olan bir bitki olan eşek dikeni nedir, nerelerde yetişir? Eşek dikeninin faydaları nelerdir? sorularının cevapları haberimizde...</p>

<p><strong>EŞEK DİKENİ NERELERDE YETİŞİR?</strong></p>

<p>Kırmızı ve mor renkte çiçekler açan eşek dikeni, ülkemizin neredeyse çorak olan hemen hemen her arazisinde yetişir. Eşek dikeninin Türkiye 'de yetiştiği yerler, Ege bölgesi, Doğu Anadolu ve Güney Doğu Anadolu bölgesidir. Eşek dikeni nadir olarak Ege ve Akdeniz bölgesinde de yetişmektedir.</p>

<p>Eşek dikeninin ege bölgesinde kenger ismiyle kahvesi yapılmaktadır. Eşek dikeninin en çok zeytinyağlı yemeklerinin yapıldığı yer ege bölgesidir. Aynı zamanda eşek dikeninin&nbsp;Diyarbakır'da kenger meftunesi adında kuzu etli kavurması yapılmaktadır.</p>

<p>Eşek dikeninin sağlık açısından bir çok faydası bulunmaktadır. Lezzetli bir şekilde yemeklerinin yapıldığı eşek dikeninin faydalarını şu şekilde sıralayabiliriz:</p>

<p><strong>MİGRENİ TEDAVİ EDER</strong></p>

<p>Eşek dikeninin kramp çözücü özelliği bulunmaktadır. Bu özelliği sayesinde migren ve çeşitli baş ağrıları tedavisinde etkili olduğu bilinmektedir.</p>

<p><strong>SİNDİRİM İSTEMİNE İYİ GELİR</strong></p>

<p>Eşek dikeni zengin lif oranı sayesinde sindirim sistemini iyileştirmektedir. Aynı zamanda sinir sistemini onararak vücuttaki kanı temizlemeye yardımcı olmaktadır.</p>

<p><strong>KARACİĞER YAĞLANMASI OLANLAR YEMEĞİNİ YAPIP YİYEBİLİR</strong></p>

<p>Eşek dikeni en çok karaciğer organına fayda sağlamaktadır. Karaciğer yağlanması olanlar eşek dikeni yemeğini haftada en ez iki kere tüketebilirler.</p>

<p><strong>KARACİĞER YAĞLANMASI OLANLAR YEMEĞİNİ YAPIP YİYEBİLİR</strong></p>

<p>Eşek dikeni en çok karaciğer organına fayda sağlamaktadır. Karaciğer yağlanması olanlar eşek dikeni yemeğini haftada en ez iki kere tüketebilirler.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Eşek dikeni en çok karaciğer organına fayda sağlamaktadır. Karaciğer yağlanması olanlar eşek dikeni yemeğini haftada en ez iki kere tüketebilirler.</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 18 Sep 2019 11:23:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2019/12/haftada-3-gun-tuketin-yeter-cigerlerinizi-ilk-gunku-haline-getiriyor-1575544198.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bu besin meğer karaciğeri bitiriyormuş!</title>
                <category>İNANÇ</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bu-besin-meger-karacigeri-bitiriyormus-26</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bu-besin-meger-karacigeri-bitiriyormus-26</guid>
                <description><![CDATA[Beslenme alışkanlıkları, karaciğer sağlığını doğrudan etkiliyor. Yağlı gıdaların yanı sıra, şekerli ve tuzlu yiyecekler de karaciğer sağlığına zarar veriyor. Lif oranı yüksek olan yiyeceklerin karaciğerin en iyi şekilde çalışmasına yardımcı olabileceğini belirten uzmanlar, paketli atıştırmalıkların zararları konusunda uyarıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Beslenme alışkanlıkları,&nbsp;karaciğer&nbsp;sağlığını doğrudan etkiliyor. Yağlı gıdaların yanı sıra, şekerli ve tuzlu yiyecekler de karaciğer sağlığına zarar veriyor. Lif oranı yüksek olan yiyeceklerin karaciğerin en iyi şekilde çalışmasına yardımcı olabileceğini belirten uzmanlar, paketli atıştırmalıkların zararları konusunda uyarıyor.</p>

<p><strong>PAKETLENMİŞ ABUR-CUBUR YİYECEKLERİ SINIRLAYIN!</strong></p>

<p>"Cips ve unlu mamuller ile ilgili problem genellikle şeker, tuz ve yağ ile doldurulmuş olmalarıdır" diyen Beslenme ve Diyet Uzmanı Özden Örkcü, "Çalışmak için yanınızda sağlıklı atıştırmalık bulundurun. 10-12 adet yer fıstığını robottan çekip, doğal bir fıstık ezmesi elde edip yanında bir dilim elma ile yiyebilirsiniz. Ya da kuru kayısı veya hurma arasına ceviz yerleştirerek mini sağlıklı atıştırmalık sandviçler elde edebilirsiniz. Bu tarifler, tatlı krizlerinize de birebir" önerisinde bulundu.</p>

<p><strong>PATATES KIZARTMASI VE HAMBURGER SİROZA YOL AÇIYOR!</strong></p>

<p>Patates kızartması ve hamburgerin&nbsp;karaciğer&nbsp;sağlığını tehdit eden gıdalardan olduğunu belirten Örkcü, "Doymuş yağ oranı yüksek yiyecekleri çok fazla yemek, karaciğerinizin işini yapmasını zorlaştırabilir. Zamanla siroz olarak bilinen karaciğerde iz kalmasına yol açabilecek iltihaplanmalara neden olabilir." dedi.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>ŞEKERİ AZALTIN!</strong></p>

<p>Çok fazla tatlı tüketiminin karaciğere zarar verebileceğini ifade eden Özden Örkcü, "Çünkü karaciğerin işinin bir parçası şekeri yağa dönüştürmek. Eğer aşırıya kaçarsanız, karaciğeriniz çok fazla yağ yapar. Uzun vadede, yağlı&nbsp;karaciğer&nbsp;hastalığı gibi bir durumla karşılaşabilirsiniz." dedi.</p>

<p><strong>SUYUN YARARLARINA ŞAŞIRACAKSINIZ!</strong></p>

<p>Beslenme ve Diyet Uzmanı Özden Örkcü, "Karaciğeriniz için yapabileceğiniz en iyi şeylerden biri sağlıklı kilonuzu korumaktır. Gazlı içecekler veya sporcu içecekleri gibi şekerli içecekler yerine içme suyu alışkanlığı edinin. Her gün kaç kalori kazanacağınıza şaşıracaksınız" diyerek, önerilerini şöyle sıraladı:</p>

<p><strong>TUZUN ÜZERİNE BİR KAPAK KOYUN</strong></p>

<p>Vücudunuzun biraz tuza ihtiyacı var; fakat yapılan araştırmalar, sodyumdan yüksek bir diyetin&nbsp;karaciğer&nbsp;izinin ilk aşaması olan fibrozise yol açabileceğini öne sürmektedir. Tuzu kesmek için ise yapabileceğiniz bazı kolay şeyler var. Pastırma ya da şarküteri gibi işlenmiş yiyeceklerden kaçının. Konserve sebzeler yerine taze seçin.</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 17 Sep 2019 11:35:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2019/03/bu-besin-meger-karacigeri-bitiriyormus-1552812276.jpg"/>
            </item>
            </channel>
</rss>
