<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">
    <channel>
        <title>Alevi Haberleri Sitesi</title>
        <link>https://www.alevihaberler.com.tr/</link>
        <description>Alevi Haberler, Son dakika Alevi haberleri, Alevi haberleri, Cemevi haberleri, Bektaşi haberleri, Aleviler</description>
        <language>tr</language>
                                <item>
                <title>Prof. Dr. Hasan Sadıkyan: Alevi topluluğu tersine dönmüş bir küresel bilinç krizinin pençesinde</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/prof-dr-hasan-sadikyan-alevi-toplulugu-tersine-donmus-bir-kuresel-bilinc-krizinin-pencesinde-3666</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/prof-dr-hasan-sadikyan-alevi-toplulugu-tersine-donmus-bir-kuresel-bilinc-krizinin-pencesinde-3666</guid>
                <description><![CDATA[Tahran Üniversitesi öğretim üyesi ve Zaviye Enstitüsü Türkiye Masası Direktörü Prof. Dr. Hasan Sadıkyan, Alevi toplumunun kimlik, kolektif hafıza ve öz farkındalık krizini değerlendirdiği yazısında, mevcut durumun “tersine dönmüş bir dünya” ve “tersine dönmüş küresel bilinç”in ürünü olduğunu savundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="https://zaviyeinsight.com/2026/06/02/alaghi-jahani-vazhguneh-dar-jamee-alavi/"><span style="color:#2980b9">Tahran Üniversitesi öğretim üyesi ve Zaviye Enstitüsü Türkiye Masası Direktörü Prof. Dr. Hasan Sadıkyan,</span></a> Alevi toplumunun kimlik, kolektif hafıza ve öz farkındalık krizini değerlendirdiği yazısında, mevcut durumun “tersine dönmüş bir dünya” ve “tersine dönmüş küresel bilinç”in ürünü olduğunu savundu.</strong><br />
<br />
Sadıkyan’a göre Alevi topluluğu bugün geçmişiyle ve kendi kimliğiyle çelişen, değerlerini değersizleştiren, güvenilirliği zayıflayan ve ikilikler sergileyen bir kimlik yapısıyla karşı karşıya. Bu durumun sonucu olarak toplum ne “geleneksel ve benzersiz bir gelecek” ne de kendi dinamikleriyle işleyen bir yapı oluşturabiliyor. Entelektüel ve hafıza felci yaşanıyor; etnik köken, sosyal-tarihsel gerçekler, ekonomi, dil ve kolektif bilinç açısından ayrışma derinleşiyor. Topluluğun önemli bir kesimi ciddi bir kimlik krizi içinde.<br />
<br />
<strong>Prof. Dr. Hasan Sadıkyan'ın makalesinin tam metni şöyle:</strong><br />
<br />
<strong><span style="font-size:18px">Alevi topluluğunun küresel bilinç algısı çarpıtılmış mı?</span></strong><br />
<br />
Alevi toplumu bugün önemli nedenlerle kimlik, kolektif hafıza ve öz farkındalık kriziyle karşı karşıya; yazar bu krizi “tersine dönmüş küresel bilinç” ve “tersine dönmüş bir dünyanın” yansıması olarak görüyor. Kimlik ikiliklerine, asimilasyon politikalarına ve tarihsel kırılmalara odaklanan bu not, entelektüel felci, toplumsal parçalanmayı ve çelişkili anlatıların egemenliğini aşmak ve kolektif bir gelecek inşa etmek için Alevi kimlik yapısını yeniden yaratmanın ve gerçek bir bilinç oluşturmanın gerekliliğini vurguluyor.</p>

<p><br />
Zawia Enstitüsü: Alevi topluluğunun ve Aleviliğin doğası hakkında konuşmak hem kolay hem de imkansızdır; çünkü bugün bu topluluk, geçmişi ve hatta kendi kimliğiyle çelişen, bazen tüm değerlerini değersiz sayan, toplumun gözünde güvenilirliği giderek zayıflayan ve geçmiş ve mevcut mirasının zihniyetinin çelişkisini ve ikiliğini sergileyen bir kimlik yapısıyla karşı karşıyadır. Bu durumun sonucu olarak, bu topluluk ne “geleneksel ve benzersiz bir gelecek” ne de “kendi dinamikleriyle işleyen bir yapı” yaratabiliyor ve eski zamanlardan postmodern zamanlara kadar Alevilik ve Alevilerle ilgili her şeyi ezerek, bir tür entelektüel felç, hafıza felcine neden oluyor; ve Alevilerin etnik köken, sosyal ve tarihi gerçekler, ekonomi, dil ve kısacası kolektif bilinç ve hafıza açısından giderek artan bir şekilde ayrışmasına/dağılmasına yol açıyor; öyle ki, Alevi topluluğunun önemli bir kısmı şu anda ciddi bir kimlik krizi yaşıyor.</p>

<p><strong>Şimdi akla gelen en önemli soru şu:</strong></p>

<p>Alevi kimlik krizi, çarpık bir dünyanın ürünü olan çarpık bir küresel bilincin sonucu mudur?</p>

<p>Marx'ın "din eleştirisi, (sapkın) dini yaratan toplumun eleştirisi olmalıdır" görüşünden etkilenen bu makale, Alevi topluluğunun ve Aleviliğin mevcut kimlik krizinin, 13. yüzyıldan günümüze uzanan uzun ve tersine dönmüş bir dünyanın ürünü olduğuna ve bunun da tersine dönmüş bir küresel bilinç yarattığına olan inancı vurgulamaktadır.</p>

<p>Dahası, bu yaratılış sırasında, Alevi topluluğunun kolektif hafızasında ve bilincinde yeni ve derin fay hatları açılıyor ve derinleşiyor. Mesele şu ki, bu tersine çevrilmiş yaratılışta, Aleviliğin kimlik özü, henüz kendini bulamamış veya yeniden kaybetmiş olan aynı insan öz farkındalığıdır ve aslında Alevi insanı, devletinin ve toplumunun dünyasının bir ürünüdür. Dini, tersine çevrilmiş bir dünya bilinci olarak yaratan da bu aynı devlet ve toplumdur, çünkü devlet ve toplumun kendisi de tersine çevrilmiş bir dünya bilincidir.</p>

<p>Örneğin, Aleviliğin kimliği konusunda, hükümet ve toplum tarafından sürekli olarak sayısız ikilik inşa edilmekte ve tekrarlanmaktadır:</p>

<p>Alevi kimliği ve Alevilik “özgün” mü yoksa “özgün olmayan/öteki” mi; bir “din” mi yoksa bir “mezhep” mi; bir “kültür” mü yoksa bir “dünya görüşü veya ideoloji” mi; “Şii” mi yoksa “Zoroastrian” mı; “Türk” mü yoksa “Kürt” mü; “Horasani” mi yoksa “Anadolu” mu, vb.</p>

<p>Geçtiğimiz yüzyıllar boyunca Alevi kimliğinin devlet ve toplumun asimilasyon politikalarından kasıtlı olarak etkilendiği ve çarpık bir küresel bilinçten muzdarip olduğu ciddi bir hipotez gibi görünüyor. Bu krizden kurtulmak için, kimlik yapılarını yeniden oluşturması ve gerçek bir küresel bilinç yaratması gerekiyor.</p>

<p>Örneğin, bugün yazılmakta olan Alavi-Bektashi ansiklopedilerinin bu durumu ve ikilikleri çözeceği umulmaktadır, ancak maalesef her ansiklopedi ve yazarının kendi bakış açısını savunduğu görülmektedir.</p>

<p>Son zamanlarda, Alevilik ve Aleviler hakkında, hatta bu inancın kutsal yönleriyle ilgili olarak sanal ortamda yayınlanan makalelerde ve notlarda düşük seviyeli yorumlara, argo ifadelere ve anlamsız notlara rastladığımız için, bu durumu tam bir kaos olarak tanımlayabilir ve yorumlayabiliriz.</p>

<p>Ancak, birbirlerini geçmeye çalışmanın ötesinde, Aleviliğe ve Alevilere, hatta inançlarının kutsal yönlerine entelektüel katkıda bulunanların, tartışmayı daha anlamlı ve verimli hale getirmede önemli bir rolü vardır. Bu nedenle, Aleviliğe ve Alevilere, hatta inançlarının kutsal yönlerine dair kolektif bilgeliği düşünmek, tartışmak, üretmek ve geliştirmek için değerli bir varlık olan kıt insan kaynaklarının doğru kullanımı başlangıç ​​noktası olmalıdır.</p>

<p>Bu alandaki tartışmaya ve katılıma devam etmek için:</p>

<p>Öncelikle Aleviliğin ve Alevilerin geleceği için temel ilkelerin belirlenmesi gerekmektedir.</p>

<p>İkinci olarak, bu temel ilkeleri belirlerken, "ezberciliğe son vermek", "düşünce üretmek yerine sloganları tekrarlamayı bırakmak" ve "belirli pozisyonlara ulaşmak için geçmiş ve gelecekteki eylemlere bakmaktan kaçınmak" şarttır.</p>

<p>Üçüncüsü, tüm bunlar yapılırken kişisel görüşler belirleyici faktör olmamalı; bunun yerine, Alevi hareketinin geleceğine yönelik tarihsel sorumluluk duygusu belirleyici faktör olmalıdır.</p>

<p>Dördüncüsü, bu süreçte, daha önce biriktirilmiş bilgiler – geçmiş sempozyumlar, çalıştaylar, kongreler, toplantılar, paneller ve tartışmalar – yeniden raporlanmalı, Aleviliğin ve Alevilerin güçlü yönleri, zayıf yönleri, fırsatları ve tehditleri analiz edilmeli ve değerlendirilmeli, stratejik hedefler belirlenerek planlama yapılmalıdır.</p>

<p>Bu nedenle, stratejik kararlar almadan önce, güçlü yönleri fırsatlarla eşleştirmek, zayıf yönleri iyileştirmek ve potansiyel tehditlere karşı önlem almak için temel soruları yanıtlamak gereklidir:</p>

<p>“Alevilik hangi alanlarda/konularda diğer inançlardan daha iyi/farklıdır? Bu bağlamda kaynakları nelerdir?” [Güçlü Yönler/İçsel Kaynaklar]<br />
“Hangi alanlarda eksiklikler var? Nelerin iyileştirilmesi gerekiyor?” [Zayıf Yönler/İçsel Sorunlar]<br />
“Bu alanda henüz tam olarak değerlendirilmemiş ne tür boşluklar var? Belirli bir dönemde Aleviler ve Aleviler arasında yaygınlaşan ve popüler hale gelen hangi eğilimler, moda akımları veya kolektif davranışlar faydalı olabilir?” [Fırsatlar/Dış Kaynaklar]<br />
“Diğer dinler ne yapıyor? İnanç alanında ekonomik, teknolojik veya yasal riskler nelerdir?” [Tehditler/Dışsal].<br />
Beşinci olarak, Alevilik ve Alevilerle ilgili yaşananları tam ve net bir şekilde anlamak için cevaplanması gereken diğer önemli sorular şunlardır: “Alevilik nedir?” (Ne) “Aleviler nerede yaşar?” (Nerede) “Alevilik ve Aleviler ne kadar zamandır var?” (Ne zaman) “Alevilik ve Alevilerle ilgili olaylar nasıl gelişti/meydana geldi?” (Nasıl) “Alevilik ve Alevilere neden bazı şeyler yapıldı ve neden oldu?” (Neden/Hangi sebeple) “Alevilik ve Alevilere kim ne yaptı veya Alevilik ve Aleviler bundan nasıl etkilendi?” (Kim).</p>

<p>"Alevi topluluğunun tersine dönmüş küresel bilinçten kurtarılması gerektiği" tartışılmaz ve sorgulanamaz bir gerçektir; ancak neden ve nasıl sorusuna gelince, entelektüel ve pratik bir devrim gerçekleşmelidir; ikiliklerin ve farklılıkların ötesine geçip ortak bir kimliğe ulaşmak için entelektüel bir devrim ve tersine dönmüş dünyanın egemenliğinden kurtulmak için pratik bir devrim. Ancak o gün hala çok uzakta.</p>

<p>Kaynak link: <a href="https://zaviyeinsight.com/2026/06/02/alaghi-jahani-vazhguneh-dar-jamee-alavi/"><strong>https://zaviyeinsight.com/2026/06/02/alaghi-jahani-vazhguneh-dar-jamee-alavi/</strong></a><br />
<a href="https://zaviyeinsight.com/2026/06/02/alaghi-jahani-vazhguneh-dar-jamee-alavi/"><span style="color:#2980b9"><strong>Zaviye Insight – Prof. Dr. Hasan Sadıkyan’ın “Alevi topluluğunun küresel bilinç algısı çarpıtılmış mı?” başlıklı yazısı.</strong></span></a></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 24 Oct 2026 19:15:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/10/prof-dr-hasan-sadikyan-alevi-toplulugu-tersine-donmus-bir-kuresel-bilinc-krizinin-pencesinde-1792858794.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dr.İhsan Ünlü yazdı: Uyan artık Müslüman!</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/drihsan-unlu-yazdi-uyan-artik-musluman-3643</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/drihsan-unlu-yazdi-uyan-artik-musluman-3643</guid>
                <description><![CDATA[Araştırmacı-Yazar Dr. İhsan Ünlü, 17 Ekim 2026 tarihinde kaleme aldığı yazısında Orta Doğu’daki gelişmeleri değerlendirerek Müslümanları mezhepçilik konusunda uyardı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Araştırmacı-Yazar Dr. İhsan Ünlü, 17 Ekim 2026 tarihinde kaleme aldığı yazısında Orta Doğu’daki gelişmeleri değerlendirerek Müslümanları mezhepçilik konusunda uyardı. Ünlü, bölgede yeniden senaryoların sahnelendiğini, yönetmenlerin bilinen güçler olduğunu, oyuncuların ise maalesef yine Müslümanlar olduğunu belirtti.</strong><br />
<br />
<strong>Dr. İhsan Ünlü, yazısından şunları kaydetti:</strong><br />
&nbsp;</p>

<p><strong>UYAN ARTIK MÜSLÜMAN!</strong><br />
<br />
Korkarım yine ayak oyunları oynanıyor Ortadoğu’da!<br />
Yine bir senaryo çiziliyor; yönetmenler malum, oyuncular maalesef yine Müslümanlar!<br />
Biz bu filmi defalarca izledik…<br />
<br />
Filmin özünde her zamanki gibi Müslümanların yumuşak karnı olan mezhep bağnazlığı var.<br />
Mezhebini dinin önünde tutan gafil Müslümanlar bu sinsi oyuna hemen alet oluyor.<br />
Düşünmeyen, sorgulamayan Müslümanlar planlanmış tuzaklara düşüveriyor.<br />
<br />
Mezhepli olmakla mezhepçi olmayı bir türlü ayıramayan bazı Müslümanlar kınadığı düşmanlarının safında yer aldığının farkına bile varamıyor.<br />
Müslümanların bu yanlış tavrı ve gafleti, hayatiyetini silah satmaya, kaos çıkartmaya, kan ve göz yaşı akıttırmaya bağlayan emperyal güçlere inanılmaz fırsatlar sunuyor.<br />
<br />
Her türlü asabiyeti ve eşitsizliği yasaklayan bir dinin mensupları ırkçılığı ve mezhepçiliği körükleyerek kurşunu kendi ayağına sıkıyor maalesef.<br />
Bu arada “Tavşana bak!” taktiğiyle oyalanan Müslümanların gözünden asıl odaklanmaları gereken konular kaçırılıyor.<br />
Başta Filistin, Gazze olmak üzere dünyanın birçok yerinde mazlum ve masum insanların kanı ve gözyaşı akmaya devam ediyor.<br />
İnsanlığa hayat vermesi gereken Müslümanlar, kendi içindeki anlaşmazlıklar yüzünden hayat-memat sendromu yaşıyor.<br />
Toptan Allah’ın ipine sarılması gereken Müslümanlar, ellerine geçirdikleri suni iplerle birbirlerinin boğazına sarılıyor.<br />
Hain içeriden olunca kapı bir türlü kilit tutmuyor…<br />
<br />
Bu duygu ve düşünceler içerisinde iken gönlüme düşen bir şiirimi de siz değerli dostlarımla paylaşmak isterim:<br />
<br />
<em>Vuran Müslüman vurulan Müslüman,<br />
Ölen Müslüman öldüren Müslüman,<br />
Silah satan kırdıransa şarlatan,<br />
Aç gözünü uyan artık Müslüman!</em></p>

<p><em>Bıraksana mezhep bağnazlığını,<br />
Kır at artık şu önyargılarını,<br />
Durma göster önce insanlığını,<br />
Aç gözünü uyan artık Müslüman!</em></p>

<p><em>Bakma gör artık şu dönen oyunu,<br />
Göze sokma meşrebini soyunu,<br />
Barış üzere seç güzel yolunu,<br />
Aç gözünü uyan artık Müslüman!</em></p>

<p><em>Düşün hainlerin oyunlarını,<br />
Bırak şu anlamsız kavgalarını,<br />
Birleş boşa çıkar tuzaklarını,<br />
Aç gözünü uyan artık Müslüman!</em></p>

<p>17.10.2026<br />
Dr. İhsan ÜNLÜ</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 20 Oct 2026 05:46:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/10/drihsan-unlu-yazdi-uyan-artik-musluman-1792464897.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türkoğuz Kılıçgedik: Alevilerin barış, milli birlik ve yeni yasa için bir politikası olmalı</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/turkoguz-kilicgedik-alevilerin-baris-milli-birlik-ve-yeni-yasa-icin-bir-politikasi-olmali-3642</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/turkoguz-kilicgedik-alevilerin-baris-milli-birlik-ve-yeni-yasa-icin-bir-politikasi-olmali-3642</guid>
                <description><![CDATA[Araştırmacı  Türkoğuz Kılıçgedik’in kaleme aldığı yazıda, Türkiye’de yürütülen “barış ve milli birlik” sürecinin yalnızca PKK ile devlet arasındaki çatışmanın çözümünden ibaret kalamayacağı vurguladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Araştırmacı Türkoğuz Kılıçgedik’in kaleme aldığı yazıda, Türkiye’de yürütülen “barış ve milli birlik” sürecinin yalnızca PKK ile devlet arasındaki çatışmanın çözümünden ibaret kalamayacağı vurguladı. Yazara göre Alevi meselesini merkeze almayan bir milli birlik projesi eksik ve sürdürülemez kalacak. Alevi toplumunun kendisini bu süreçte temel aktör olarak konumlandırması ve eşit yurttaşlık taleplerini sürecin merkezine yerleştirmesi gerektiği belirtiliyor.<br />
<br />
Türkoğuz Kılıçgedik'in makalesinin tam metni şöyle:</strong><br />
&nbsp;</p>

<p style="text-align:center"><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:#080809">ALEVİLERİN BARIŞ, MİLLİ BİRLİK VE YENİ YASA İÇİN BİR POLİTİKASI OLMALI</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<ol>
	<li style="text-align:justify"><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:#080809">Ulusal Mutabakat Sürecinde Aktörleşme ve Eşit Yurttaşlık Arayışı </span></span></strong></span></span></li>
</ol>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:#080809">Giriş </span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:#080809">Türkiye siyaseti, son dönemde köklü bir paradigma değişiminin eşiğinde görünmektedir. Geleneksel olarak sert ideolojik kutuplaşmalar ve kimlik temelli siyaset üzerine kurulu parti sisteminde, "farklılıkları gözeten ulusalcı" bir söylem ve politika arayışı giderek belirginleşmektedir. Bu arayış, ilk olarak Kemal Kılıçdaroğlu liderliğindeki Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) tarafından, "altılı masa" ittifakı ve Halkların Demokratik Partisi'nin (HDP/Dem Parti) dışarıdan desteğiyle bir seçim stratejisi olarak formüle edilmiş, toplumsal karşılık bularak politik bir kazanıma dönüşmüştür. Söz konusu yaklaşım, etnik, inançsal ve sağ-sol kimlikleri tanıyan ancak bunları ulusal statüde bir üst kimlik altında birleştirmeyi hedefleyen bir "ulusal mutabakat" projesidir. Bu projenin toplumsal meşruiyeti, Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) ve Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) tarafından da fark edilmiş ve "barış ve milli birlik" süreci adı altında daha kapsamlı bir çerçeveye oturtulma çabası içine sokulmuştur. Bu makalenin temel argümanı, Türkiye'de devam etmekte olan bu dönüşüm sürecinin, yalnızca PKK ile devlet arasındaki bir çatışma çözümünden ibaret olmadığı; aksine, derin tarihsel köklere sahip tüm toplumsal kırılma hatlarını, özellikle de Alevi meselesini merkeze almadığı takdirde milli birlik ilkelerinde eksik ve sürdürülemez kalacağıdır. Dolayısıyla, Alevi toplumunun yakın gelecekteki siyasi politikası, devlet ve Pkk sorunu dışında, kendisini bu yeni “ulusal mutabakat” denkleminde temel aktör olarak konumlandırmak ve yüzyıllardır savunduğu eşit yurttaşlık ilkesini bu sürecin merkezine yerleştirmek zorundadır. Aksi halde, bu konuda yeni bir fırsat doğmayacağı gibi, Alevi toplumu hakkında farklı spekülatif söylemler ile Aleviliğin iyi niyeti ve milli birliğe desteği karşıt fikirler tarafından kötü amaçlı istismar edilecektir. Bu çalışma, söz konusu sürecin dinamiklerini analiz ederek, Alevi siyasi aktörleşmesinin önündeki fırsatları ve zorlukları akademik bir titizlikle incelemeyi amaçlamaktadır. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<ol>
	<li style="list-style-type:none">
	<ol>
		<li style="text-align:justify"><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:#080809">Ulusal Mutabakat Sürecinin Doğuşu ve Dönüşümü, CHP’den AKP-MHP’ye Geçiş </span></span></strong></span></span></li>
	</ol>
	</li>
</ol>

<p style="margin-left:47px; text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:#080809">Türkiye'de kimlik temelli siyasetin aşılmasına yönelik ilk kapsamlı siyasi girişim, Kemal Kılıçdaroğlu'nun CHP genel başkanlığı döneminde şekillenmiştir. Kılıçdaroğlu, partisini geleneksel seküler ulusalcı çizgiden, Kürt sorununu, sağ, sol ve inançsal farklılıkları içerecek şekilde daha kapsayıcı bir "yurttaşlık" vurgusuna taşıma çabası içine girmiştir. 2023 seçimleri öncesinde kurulan ve altı muhalefet partisini bir araya getiren "Millet İttifakı" (altılı masa), bu stratejinin somut tezahürüydü. Bu ittifak, HDP'nin açık desteğiyle, Türk ve Kürt, Sünni ve Alevi, sağ ve sol seçmenler arasında ortak bir payda oluşturmayı hedefledi. Seçimlerde elde edilen, özellikle metropollerdeki başarı, bu "farklılıkları gözeten ulusalcı" söylemin toplumsal bir karşılığının olduğunu gösterdi. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:#080809">Ancak, CHP'nin parti içi çekişmeleri ve Kılıçdaroğlu'nun genel başkanlıktan düşürülmesi ile bu politik projenin asıl dönüşümü, iktidar bloğu tarafından gerçekleştirilmiştir. AKP ve MHP, muhalefetin bu söyleminin toplumsal çekiciliğini görerek, onu kendi siyasi çerçevelerine entegre etme yoluna gitmiştir. "Terörsüz Türkiye" "Barış ve Milli Birlik Süreci" olarak adlandırılan bu yeni aşama, PKK ile müzakere perspektifini de içermekle birlikte, çok daha geniş bir toplumsal uzlaşı hedefini öne çıkarmaktadır. Burada kritik olan, sürecin artık yalnızca bir "Kürt açılımı" veya "çözüm süreci" olarak değil, Türkiye'nin tüm kırılganlıklarını (etnik, mezhepsel, ideolojik) iyileştirmeyi amaçlayan bir "ulusal mutabakat" projesi olarak ülkenin yakın geçmişini şekillendirmesi üzrine pazarlanmasıdır. Bu dönüşüm, iktidarın, toplumsal polarizasyonun uzun vadede rejimin istikrarı için bir tehdit oluşturduğu yönündeki bir iç değerlendirmenin sonucu olarak okunabilir. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<ol>
	<li style="list-style-type:none">
	<ol start="2">
		<li style="text-align:justify"><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:#080809">Sürecin Kapsamı: PKK, Kürt Odaklılığın Ötesinde Alevi Meselesinin Merkeziliği</span></span></strong></span></span></li>
	</ol>
	</li>
</ol>

<p style="margin-left:47px; text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:#080809">Mevcut "barış ve milli birlik" söyleminin en temel zaafı, odağının büyük ölçüde PKK-Kürt-devlet dinamikleriyle sınırlı tutma eğilimidir. Oysa Türkiye'nin toplumsal barış ve bütünleşme sorunu, bu ikili çatışmanın çok ötesine uzanmaktadır. Tarihsel olarak devlet ile ilişkisi sorunlu, toplumsal hayatta ise Sünni çoğunluk karşısında sistematik bir ayrımcılığa ve asimilasyona maruz kalmış Alevi toplumu, ulusal mutabakatın olmazsa olmaz bir parçasıdır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:#080809">Alevi meselesi, yalnızca bir "inanç özgürlüğü" sorunu değil, derin bir "eşit yurttaşlık" ve "tanınma" mücadelesidir. Cemevlerinin inanç üzerinden yasal statüsünün olmaması, Alevilerin önemli kamu görevlerinde yer verilmemesi, zorunlu din derslerinde Alevi derslerine yer verilmemesi, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın tek tip Sünni-Hanefi anlayışla örgütlenmesi ve tarihsel önyargıların, iftiraların halen devam edip, bu amaçlı bir zihinsel dönüşümün oluşmaması bu sorunun yapısal boyutlarını oluşturur. Dolayısıyla, ulusal düzeyde Alevi toplumunun temel talepleri karşılanmadığı sürece Türkiye'de eşit yurttaşlıktan veya yurttaşların eşitliğinden ve sosyal uyumdan söz etmek mümkün olmayacaktır. Gerçek bir ulusal mutabakat, farklı toplumsal kutuplar arasında diyalog ve eşit haklar temelinde yeni bir sosyal ve yasal sözleşme inşa etmeyi gerektirir. Bu da Alevilerin, milli birlik sürecin nesnesi değil, öznesi olarak kabul edilmesini zorunlu kılar.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<ol>
	<li style="list-style-type:none">
	<ol start="3">
		<li style="text-align:justify"><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:#080809">Siyasi Partilerin Dönüşümü ve Aleviler İçin Fırsat Penceresi </span></span></strong></span></span></li>
	</ol>
	</li>
</ol>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:#080809">Türkiye'deki başlıca siyasi partilerin (MHP, AKP, DEM, CHP) geleneksel kimlikleri göz önüne alındığında, ortaya çıkan tablo ilginç bir paradoks sunar: MHP (Türk milliyetçiliği), AKP (muhafazakar Sünni demokrasi), DEM Parti (Kürt hakları odaklı) ve CHP (seküler cumhuriyetçilik) uzun yıllar birbirine zıt siyasi kutupları temsil etmiştir. Ancak, mevcut ulusal mutabakat söylemi, bu partileri "farklılıkları hoş gören ulusalcı ve cumhuriyetçi" gibi daha ılımlı ve kapsayıcı bir ortak paydada buluşturma potansiyeli taşımaktadır. Bu dönüşüm, partilerin iç siyasi hesapları ve toplumsal taleplerin baskısıyla şekillenmektedir. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:#080809">İşte bu geçiş süreci, Alevi toplumu için tarihsel bir fırsat penceresi yaratmaktadır. Alevilerin yüzyıllardır savunduğu laiklik, eşit yurttaşlık ve cumhuriyetin birleştirici değerleri, tam da bu yeni arayışın retoriğiyle örtüşmektedir. Alevi örgütleri ve bazı partilerde bulunan siyasi hareketi, kendisini bu denklemde tanımlanmış dört aktörün (Türk, Kürt, Sünni, Seküler) yanında beşinci ve tamamlayıcı bir aktör olarak "toplum" statüsüyle konumlandırmalıdır. Bu konumlandırma, Aleviliği yalnızca bir inanç grubu olarak değil, cumhuriyetin kuruluş ilkelerine sadık, ulusal birliği savunan ve çoğulculuğu içselleştirmiş bir toplumsal kesim olarak tarif eder. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<ol>
	<li style="list-style-type:none">
	<ol start="4">
		<li style="text-align:justify"><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:#080809">Alevi Siyasi Politikasının İnşası: Aktörleşme, Müzakere ve</span></span></strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:#080809"> <strong>Meşruiyet </strong></span></span></span></span></li>
	</ol>
	</li>
</ol>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:#080809">Yakın gelecekte Alevilerin izlemesi gereken siyasi politika, üç temel sacayağı üzerine inşa edilmelidir: </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:#080809">“a) Aktörleşme ve Temsil</span></span></strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:#080809">:” Alevi toplumu, dağınık oyları ve parçalı temsil mekanizmaları nedeniyle tarihsel olarak siyasette bir "blok" gücü oluşturamamıştır. Yakın gelecekteki politika, bu dağınıklığı aşarak, farklı Alevi dernekleri, vakıfları ve entelektüelleri arasında asgari müştereklerde uzlaşan, tek sesli bir müzakere pozisyonu geliştirmeyi hedeflemelidir. Alevi kurumları, mevcut ulusal mutabakat sürecine "Alevi İnanç Özgürlüğü ve Eşitlik Deklarasyonu" gibi somut bir metinle katılarak, taleplerini (Cemevleri, eğitim, Diyanet, ayrımcılıkla mücadele) net bir şekilde ortaya koymalıdır. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:#080809">“b) Çok Taraflı Müzakere Stratejisi:”</span></span></strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:#080809"> Alevi hareketi, kendisini yalnızca CHP ile özdeşleştiren geleneksel tutumdan ziyade, AKP, MHP ile de doğrudan diyalog kanalları geliştirmelidir. Örneğin, AKP, MHP ile Aleviliğin yasada inanç olarak kabul edilmesi ve Alevi – Bektaşi Kültür ve Cem Evi Başkanlığın Cumhurbaşkanlığına bağlanıp güçlendirilmesi, Alevilerin kamu kuruluşlarında görev verilmesi, Diyanet'in yeniden yapılandırılması ve inanç özgürlüğü, Cumhuriyet ilkeleri ve özelikle laiklik gibi ortak paydaları, Dem Parti ile kültürel kimlik konularında stratejik diyaloglar kurulabilir. Bu, Alevi meselesini tek tip parti uhdesinden çıkarıp ulusal bir mesele haline getirecektir. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:#080809">“c) Üst Kimlik Olarak Eşit Yurttaşlığın İnşası</span></span></strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:#080809">:” Nihai hedef, tüm taraflarca benimsenecek üst kimliğin, etnik (Türk/Kürt) veya dini (Sünni/Alevi) değil, "eşit yurttaşlık" temelinde tanımlanmış "Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı" olmasını sağlamaktır. Alevi veya Sünni siyasi söylemi, "biz" ve "onlar" ayrımını besleyecek bir mağduriyet veya ötekileşme dilinden ziyade, tüm farklılıklar için geçerli olacak bir zihniyet dönüşümü ve ortak, demokratik ve laik bir hukuk düzeni talebini öne çıkarmalıdır. Devletin bu çerçevedeki görevi, bu üst kimliği güvence altına alacak anayasal ve yasal düzenlemeleri yapmak, tüm kurumlarıyla ayrımcılığı ortadan kaldırmaktır. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:#080809">Sonuç </span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:#080809">Türkiye siyasetinde yaşanan dönüşüm, geleneksel kimlik siyasetinden daha kapsayıcı bir ulusal mutabakat arayışına doğru evrilmektedir. Bu süreç, başlangıçta bir seçim ittifakı stratejisi olarak doğmuş, ancak iktidar bloğu tarafından "barış ve milli birlik" süreci adı altında daha geniş bir toplumsal projeye dönüştürülmüştür. Ancak, bu projenin başarısı ve kalıcılığı, yalnızca PKK sorununa ve MHP, AKP ve DEM ittifakına indirgenemez. Türkiye'nin en köklü toplumsal kırılma hatlarından biri olan Alevi meselesini çözmek için merkeze almadığı sürece, bu mutabakat eksik ve kırılgan kalacaktır. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:#080809">Alevi toplumu için yakın gelecekteki siyasi politika, bu tarihsel fırsatı değerlendirerek kendisini ulusal mutabakat denkleminde (MHP, AKP, DEM, CHP) beşinci temel aktör olarak konumlandırmalıdır. Bu, dağınıklıktan kurtulmuş, net talepler etrafında örgütlü bir müzakere pozisyonu geliştirmeyi, geleneksel siyasi kalıpları aşarak tüm ana siyasi partilerle stratejik diyalog kurmayı ve nihai hedef olarak tüm farklılıkları kucaklayan ve yurttaşlarını gruplara, klanlara, dini veya etnik gruplara bölmeyen, bir kişi bile olsa herkesin temel hak ve özgürlüklerini garanti altına alan "eşit yurttaşlık" temelli bir üst kimliğin inşasını savunmayı gerektirir. Aynı şekilde, MHP, AKP, DEM ve CHP de, samimi bir ulusal mutabakat için Alevi toplumsal ve inançsal varlığını meşru bir muhatap olarak tanımak, onun taleplerini bu sürecin ayrılmaz bir parçası haline getirmek zorundadır. Ancak bu karşılıklı tanıma ve diyalog ile Türkiye, çoğulcu, demokratik ve gerçekten birleşmiş bir ulus olma yolunda kalıcı adımlar atabilecektir. Bu süreç, Aleviler için tarihte ilk kez, bir kişi bile olsa herkesin temel hak ve özgürlüklerini garanti altına alan eşit yurttaşlık idealini siyasetin merkezine taşıma, "üst kimlik olarak yasal statüye kavuşturma" imkânı sunan kritik bir kavşaktır.</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 20 Oct 2026 05:21:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/10/alevilerin-baris-milli-birlik-ve-yeni-yasa-icin-bir-politikasi-olmali-1792463423.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Muhammet Arif Genç: Anadolu’nun tarihi, ayrışmanın değil ortak mirasımızın tarihidir</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/muhammet-arif-genc-anadolunun-tarihi-ayrismanin-degil-ortak-mirasimizin-tarihidir-3636</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/muhammet-arif-genc-anadolunun-tarihi-ayrismanin-degil-ortak-mirasimizin-tarihidir-3636</guid>
                <description><![CDATA[Çepni Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Genç, özellikle Çepniler başta olmak üzere Oğuz boylarının Sünnileşmesi, bazı Türkmen gruplarının Kürtleşmesi ve Alevi Türkmenlerin hafızası konularının yeterince araştırılmadığını belirtti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Çepni Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Muhammet Arif Genç, Anadolu’da tarih boyunca inanç ve dil değişimi yaşayan Türkmen topluluklarına ilişkin bir açıklama yayımladı. Genç, özellikle Çepniler başta olmak üzere Oğuz boylarının Sünnileşmesi, bazı Türkmen gruplarının Kürtleşmesi ve Alevi Türkmenlerin hafızası konularının yeterince araştırılmadığını belirtti.</strong><br />
<br />
Çepni Dernekleri Federasyonu olarak geçmişi araştırmayı, kültürel mirası korumayı ve gelecek kuşaklara doğru bir tarih bilinci bırakmayı sorumluluk olarak gördüklerini ifade eden Genç, <strong>“Anadolu’nun tarihi, ayrışmanın değil; bütün farklılıklarıyla birlikte anlaşılması gereken ortak mirasımızın tarihidir” </strong>dedi.<br />
<br />
<strong>Çepni Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Muhammet Arif Genç, şu açıklamada bulundu:</strong><br />
<br />
Anadolu’nun tarihi yalnızca savaşların ve hükümdarların tarihi değildir. Bu toprakların bir de aşiretlerin, ocakların, göç yollarının, değişen dillerin ve inançların tarihi vardır. Bugün yeterince araştırılmayan konulardan biri de zaman içerisinde inanç veya dil değişimi yaşayan Türkmen topluluklarının geçmişidir.</p>

<p>Oğuz boylarından biri olan Çepniler ve Bir çok Oğuz Boyu Anadolu’nun tarihî ve kültürel oluşumunda önemli bir yere sahiptir. Çepniler ve Oğuz Boyları &nbsp;arasında Alevi inanç geleneğini sürdüren topluluklar olduğu gibi Sünni inancını benimseyen topluluklar da bulunmaktadır. Bu farklılaşmanın hangi bölgelerde, hangi dönemlerde ve hangi koşullarda gerçekleştiği, tarihî belgeler ışığında araştırılmalıdır.</p>

<p><span style="font-size:16px"><strong>Yavuz Sultan Selim ile Şah İsmail arasındaki mücadele</strong></span></p>

<p>1514 yılında gerçekleşen Çaldıran Savaşı, yalnızca iki hükümdarın savaşı değildi. Osmanlı Devleti ile Safevî Devleti arasındaki siyasi, askerî ve dinî rekabetin önemli bir dönüm noktasıydı. Şah İsmail’in askerî gücünde Anadolu kökenli Türkmenlerin önemli bir yeri vardı. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki bazı Kızılbaş Türkmen toplulukları da Safevî hareketini destekliyordu.</p>

<p>Bu dönemde İdris-i Bitlisî, Yavuz Sultan Selim’in doğu siyasetinde önemli bir rol üstlendi. Bölgedeki Kürt beyleriyle Osmanlı yönetimi arasında ilişkiler kurulması ve bazı aşiretlerin Osmanlı tarafına yönelmesi için çalıştı.</p>

<p>Burada dikkat çekici bir tarihî gerçek vardır: Aynı coğrafyada yaşayan topluluklar, farklı siyasi ve dinî tercihler nedeniyle karşı karşıya gelebiliyordu. Türkmenler arasında da Osmanlı’yı destekleyenler vardı; Kürt beyleri arasında da farklı siyasi yönelimler bulunuyordu. Tarihi bugünün kimlikleri üzerinden basitleştirmek yerine, dönemin koşulları içinde değerlendirmeliyiz.<br />
<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-10-17%20at%2015_33_45.jpeg" style="height:800px; width:533px" /></p>

<p><span style="font-size:16px"><strong>Fetvalar ve Alevi Türkmenlerin tarihindeki kırılma</strong></span></p>

<p>Osmanlı-Safevî mücadelesinde dinî söylem, siyasi mücadelenin önemli araçlarından biri hâline geldi. Yavuz Sultan Selim döneminde Şah İsmail ve Kızılbaş hareketine karşı dinî gerekçelendirmeler kullanıldı. Kemalpaşazâde ve Sarıgörez Nûreddin Efendi gibi dönemin âlimlerinin fetvaları bu çerçevede değerlendirilmelidir.</p>

<p>Daha sonraki yıllarda, Kanûnî Sultan Süleyman döneminde şeyhülislamlık yapan Ebussuud Efendi de Kızılbaşlar ve Safevîlerle ilgili fetvalar verdi. Bu fetvalarda yalnızca inanç meseleleri değil, Safevî Devleti’yle siyasi ilişkiler ve Osmanlı yönetiminin güvenlik kaygıları da etkiliydi. Söz konusu fetvaların, Kızılbaş toplulukların Osmanlı yönetimi tarafından nasıl algılandığını ve devletin onlara yönelik politikalarını anlamak açısından önemi büyüktür.</p>

<p>Bu tarihî süreçleri incelerken, fetvaların toplumsal sonuçlarını araştırmak kadar, farklı dönemlere ait belgeleri birbirinden ayırmak da önemlidir. Ebussuud Efendi’nin fetvalarını doğrudan Çaldıran Savaşı sırasında verilmiş kararlar gibi sunmak tarihsel açıdan doğru olmaz.</p>

<p><span style="font-size:16px"><strong>Kürtleşen Türkmenler, Sünnileşen Aleviler</strong></span></p>

<p>Bir başka önemli mesele de bazı Türkmen topluluklarının zaman içerisinde farklı diller konuşmaya başlaması, farklı kimlikler benimsemesi veya inanç değiştirmesidir. Kürtleşen Türkmenler ya da Sünnileşen Alevi Türkmenler üzerine yapılacak araştırmalar; aşiret kayıtlarını, Osmanlı tahrir defterlerini, ocak silsilelerini, vakfiyeleri ve sözlü kültürü birlikte değerlendirmelidir.</p>

<p>Yapılan araştırmalar şunu göstermiştir: Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da iktidar mücadeleleri ve verilen fetvalar sonucunda birçok Alevi Türkmen’in Sünnileştiği veya zaman içerisinde farklı dil ve kimliklerle anılmaya başladığı ileri sürülmektedir. Anadolu’nun birçok yerinde de başta Çepniler olmak üzere bazı Türkmen Alevi toplulukları Sünni inancını benimsemiştir.</p>

<p>Bizim amacımız Alevi ile Sünniyi, Türk ile Kürt’ü karşı karşıya getirmek değildir. Amacımız, Anadolu’nun ortak tarihini araştırmak ve unutulan tarihî bağları bilimsel yöntemlerle ortaya çıkarmaktır.</p>

<p>İnançlar değişebilir, diller değişebilir, siyasi sınırlar değişebilir. Ancak tarih, önyargılarla değil belgelerle aydınlatılmalıdır.</p>

<p>Çepni Dernekleri Federasyonu olarak geçmişimizi araştırmayı, kültürel mirasımızı korumayı ve gelecek kuşaklara doğru bir tarih bilinci bırakmayı önemli bir sorumluluk olarak görüyoruz. Çünkü Anadolu’nun tarihi, ayrışmanın değil; bütün farklılıklarıyla birlikte anlaşılması gereken ortak mirasımızın tarihidir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 17 Oct 2026 17:51:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/10/muhammet-arif-genc-anadolunun-tarihi-ayrismanin-degil-ortak-mirasimizin-tarihidir-1792249459.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ecevit Köse yazdı: Bu memleket bizim!</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ecevit-kose-yazdi-bu-memleket-bizim-3633</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ecevit-kose-yazdi-bu-memleket-bizim-3633</guid>
                <description><![CDATA[İnönü Cemevi Başkanı Ecevit Köse, sosyal medyada görünürlüğün adaletsizliğini, üreten kesimlerin yok sayılmasını ve Alevi inanç önderlerinin toplumsal sorunlara daha güçlü ses vermesi gerektiğini dile getirdiği bir yazı yayımladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Konya’nın Ereğli ilçesi Yeni Zengen Mahallesi İnönü Cemevi Başkanı Ecevit Köse, sosyal medyada görünürlüğün adaletsizliğini, üreten kesimlerin yok sayılmasını ve Alevi inanç önderlerinin toplumsal sorunlara daha güçlü ses vermesi gerektiğini dile getirdiği bir yazı yayımladı.</strong><br />
<br />
Köse, teknolojinin ve sosyal medyanın hayatın her alanına girdiğini ancak gerçek emekçilerin görünmez hale geldiğini belirterek şunları kaydetti<em><strong>:“Cep telefonlarını ellerimize verdiler. Çocuklarımızı, gençlerimizi, büyüklerimizi ekranlara bağladılar. Herkes herkesi takip eder oldu. Ama nedense bu memleketin gerçek emekçileri, alın teriyle yaşayan insanları görünmez hâle geldi. Toprağı ekip biçen çiftçiyi, kepenk açmakta zorlanan esnafı, üretim yapan sanayiciyi, istihdam sağlayan iş insanını kim takip ediyor?”</strong></em><br />
<br />
İnönü Cemevi Başkanı Ecevit Köse makalesinde şunları kaydetti:<br />
<br />
<strong>BU MEMLEKET BİZİM!</strong><br />
<br />
Sosyal medyayı sınırlı da olsa takip etmeye çalışıyorum. Gördüklerim kadar göremediklerim, yazılanlar kadar yazılmayanlar da düşündürüyor beni.<br />
Adına teknoloji, iletişim ve ilerleme dediler. Cep telefonlarını ellerimize verdiler. Çocuklarımızı, gençlerimizi, büyüklerimizi ekranlara bağladılar. Herkes herkesi takip eder oldu. Ama nedense bu memleketin gerçek emekçileri, alın teriyle yaşayan insanları görünmez hâle geldi.<br />
Toprağı ekip biçen çiftçiyi, kepenk açmakta zorlanan esnafı, üretim yapan sanayiciyi, istihdam sağlayan iş insanını kim takip ediyor?<br />
Üretip ihraç eden bir ülke olmayı konuşurken, tüketip ithal eden bir anlayışın içinde kaybolmamalıyız.<br />
Sosyal medyaya bakıyorum; gösterişin, çıkar ilişkilerinin, hak etmeden kazanmanın alkışlandığına tanık oluyorum. Oysa bu memleketin namusuyla yaşayan, vergisini ödeyen, alın teri döken milyonlarca insanı hak ettiği kadar göremiyorum.<br />
Ne acıdır ki bazen yanlış yapanın sesi, doğru yaşayanın sesinden daha gür çıkıyor!<br />
Çiftçinin, esnafın, sanayicinin, işçinin ve emeklinin beklentisi aslında ortaktır: ADALET!<br />
Çünkü adalet yalnızca mahkeme salonlarında aranmaz. Adalet tarlada, fabrikada, pazarda, okulda, devlet kapısında ve hayatın her alanında hissedilmelidir.<br />
Hâkim ve savcılarımızın bağımsızlığı, hukukun üstünlüğü ve vicdanın sesi bu ülkenin geleceğinin teminatıdır.<br />
Bir de inanç dünyamıza bakıyorum.<br />
Bir imam çıkıyor, yaşananları doğru buluyor. Bir başka imam çıkıyor, “Allah'tan korkun, bu hangi kitapta yazıyor?” diye soruyor.<br />
Peki, Alevi dedelerimiz nerede? Alevi kurumlarımız nerede?<br />
Haksızlığa karşı durmak, yalnızca başkasından bekleyeceğimiz bir erdem midir?<br />
Alevi inancının temelinde rızalık, hak, hukuk ve adalet yok mudur? Haksızlık karşısında susmak, hangi yolun, hangi erkânın gereğidir?<br />
Sosyal medyada bir dedemizin, bir inanç önderimizin, bir kurum başkanımızın yalnızca kendi kurumunun sorunlarını değil, memleketin ortak dertlerini de dile getirdiğini görmek istiyorum.<br />
Çünkü bizler yalnızca kendi inancımızın değil, yaşadığımız ülkenin de sorumluluğunu taşıyoruz.<br />
<br />
<strong>BU MEMLEKET BİZİM DEĞİL Mİ?</strong><br />
<br />
Yıllardır Aleviler için “Bu ülkenin çimentosudur” deniliyor.<br />
Öyleyse soruyorum:<br />
Madem biz bu memleketin çimentosuyuz, içimize çürüyecek demiri sokmasınlar!<br />
Çünkü çimentosu sağlam, demiri çürük bir yapı ayakta kalamaz.<br />
Bu ülkenin çimentosu kardeşlikse, demiri adalet olmalıdır. Harcı ise dürüstlük, vicdan, eşitlik ve alın teridir.<br />
Kimse bu memleketi kendi tapulu malı sanmasın. Kimse kendisini bu ülkenin gerçek sahiplerinden üstün görmesin.<br />
Bu topraklarda yaşayan Türk'ün de Kürt'ün de, Alevi'nin de Sünni'nin de, inananın da inanmayanın da ortak vatanıdır bu ülke.<br />
Bizim derdimiz kişilerle değil, yanlışlarla. Bizim tarafımız makam sahipleri değil, haklı olanlardır.<br />
Susarak değil konuşarak, ayrışarak değil birleşerek, tüketerek değil üreterek geleceğimizi kurabiliriz.<br />
Ve unutmayalım:<br />
Bir memleketi ayakta tutan yalnızca beton, demir ve çimento değildir. Asıl taşıyıcı kolonları ADALET, VİCDAN ve AHLAKTIR.<br />
O kolonlar çökerse hiçbir makam, hiçbir servet, hiçbir güç o memleketi ayakta tutamaz.<br />
Bu memleket bizim!<br />
Sahip çıkmak da, yanlışlara itiraz etmek de, gelecek kuşaklara onurlu bir ülke bırakmak da hepimizin sorumluluğudur.<br />
<br />
<strong>Ecevit Köse<br />
konya-ereğli -Yeni zengen Mahallesi - inönü cemevi Başkanı (Çiftçi)</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 17 Oct 2026 15:36:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/10/ecevit-kose-yazdi-bu-memleket-bizim-1792242813.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Atila Sertel: Cumhuriyet kimsesizlerin kimsesidir</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/atila-sertel-cumhuriyet-kimsesizlerin-kimsesidir-3626</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/atila-sertel-cumhuriyet-kimsesizlerin-kimsesidir-3626</guid>
                <description><![CDATA[Gazeteci ve yazar Atila Sertel, kaleme aldığı yazıda Atatürk’ün “Cumhuriyet, bilhassa kimsesizlerin kimsesidir” sözünü hatırlatarak Cumhuriyet’in eşitlik ve yurttaşlık vaadinin bugün ne kadar yerine getirildiğini sorguladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gazeteci ve yazar Atila Sertel, kaleme aldığı yazıda Atatürk’ün “Cumhuriyet, bilhassa kimsesizlerin kimsesidir” sözünü hatırlatarak Cumhuriyet’in eşitlik ve yurttaşlık vaadinin bugün ne kadar yerine getirildiğini sorguladı.</strong><br />
<br />
Sertel yazısında, arkasında nüfuzlu akrabası, bakan tanıdığı veya serveti olmayan, hakkını ararken yalnız kalan insanların kimsesinin Cumhuriyet olduğunu vurguladı. Kendisinin de bir işçi ailesinin çocuğu olduğunu belirten Sertel, babasını 16 yaşında kaybettiğini, gündüz lisesinden akşam lisesine geçerek çalışıp okuduğunu anlattı.<br />
<br />
<strong>Atila Sertel, yazısının tam metni şöyle:</strong></p>

<p>“Cumhuriyet, bilhassa kimsesizlerin kimsesidir.”</p>

<p>Atatürk’ümüzün bu sözü, Cumhuriyet’in nasıl bir devlet olması gerektiğini anlatır.</p>

<p>Arkasında nüfuzlu bir akrabası bulunmayanın…</p>

<p>Telefon açacak bir bakan tanımayanın…</p>

<p>Kapıları açacak serveti olmayanın…</p>

<p>Hakkını ararken yalnız kalanın kimsesi…</p>

<p>Cumhuriyet.</p>

<p>Ben bir işçi çocuğuyum.&nbsp;</p>

<p>Annem işçi, babam işçiydi. Yoksulluğun ne olduğunu kitaplardan öğrenmedim.&nbsp;</p>

<p>Babamı kaybettiğimde on altı yaşındaydım.&nbsp;</p>

<p>Gündüz lisesinden akşam lisesine geçtim. Çalıştım, okudum.</p>

<p>Benim gibi bir işçi çocuğunun üniversiteye gidebilmesini, gazeteci olabilmesini, milletvekili seçilebilmesini sağlayan Cumhuriyet’e borcumu hiçbir zaman unutmadım.</p>

<p>Bu nedenle Cumhuriyet benim için yalnızca bayramlarda kutlanacak bir tarih değildir.&nbsp;</p>

<p>Hayatımda karşılığı olan, yolumu açan, bana yurttaş olduğumu hissettiren büyük bir kazanımdır.</p>

<p>Cumhuriyet’in verdiği söz şudur:</p>

<p>Babanın mesleği, annenin geliri, doğduğun mahalle geleceğinin sınırı olmayacak.&nbsp;</p>

<p>Sen de okuyabilecek, çalışabilecek, ülkenin yönetiminde söz sahibi olabileceksin.</p>

<p>Peki, bugün bu sözün ne kadarını yerine getiriyoruz?</p>

<p>Bir çocuk yoksulluk nedeniyle eğitimden kopuyorsa, bir genç işe girebilmek için bilgisinden önce tanıdıklarını sıralamak zorunda kalıyorsa, bir emekli ömrünün sonunda geçinemediği için başını öne eğiyorsa, Cumhuriyet’i yönetenlerin hesap vermesi gerekir.</p>

<p>Çünkü Cumhuriyet’in kimsesi olması gereken insanlar, kendi ülkelerinde kimsesiz bırakılmıştır.</p>

<p>Yoksula yardım paketi uzatıp fotoğraf çektirmek kolaydır.</p>

<p>Zor olan, o insanı yardım paketine muhtaç etmeyecek bir düzen kurmaktır.</p>

<p>Cumhuriyet’in yurttaşı, kendisine verilen yardıma karşılık minnet göstermeye zorlanamaz.&nbsp;</p>

<p>Eğitim, sağlık, barınma ve insanca yaşama hakkı, iktidarın lütfu değildir. Devletin sorumluluğudur.</p>

<p>Halkın vergileriyle yapılan hizmeti, kendi cebinden vermiş gibi sunan anlayışın bunu öğrenmesi gerekir.</p>

<p>Devlet kapısında yurttaşa “Kimin adamısın?” diye soruluyorsa, orada eşitlik yaralanmıştır.</p>

<p>İşe alımda liyakatin önüne sadakat konuluyorsa, orada emek değersizleştirilmiştir.</p>

<p>Adalet arayan insanın önüne siyasi kimliği çıkarılıyorsa, orada Cumhuriyet’in temelindeki yurttaşlık bağı zedelenmiştir.</p>

<p>Cumhuriyet’in savcısı, hakimi, öğretmeni, polisi; yurttaşın oy verdiği partiye göre görev yapamaz. Devlet, kendisini yönetenlerin taraftarlarına ayrılmış bir imkanlar deposu değildir.</p>

<p>Bu ülkenin her yurttaşı eşit haklara sahiptir.</p>

<p>Cumhuriyet’e bağlılığın ölçüsü de burada ortaya çıkar.</p>

<p>Bayrak asmakla, törene katılmakla, Atatürk’ün fotoğrafının önünde konuşmakla görev tamamlanmaz.</p>

<p>Bir çocuğun açlığını gidermek, bir kadının güven içinde yaşamasını sağlamak, bir işçinin alın terini korumak, bir gencin geleceğini torpil kapılarından kurtarmak gerekir.</p>

<p>Atatürk’ün adını anarken onun kurduğu Cumhuriyet’in sorumluluklarını unutamayız.</p>

<p>Kimsesizlerin kimsesi olmak, gücü olmayanın hakkını güçlüye karşı da koruyabilmektir.</p>

<p>İşte bu yüzden Cumhuriyet’i seviyorum.</p>

<p>Bir işçi çocuğuna açtığı yol için…</p>

<p>Yurttaşına başını dik tutma hakkı verdiği için…</p>

<p>Bu ülkenin sahibinin halk olduğunu ilan ettiği için…</p>

<p>Ve işte bu yüzden soruyorum:</p>

<p>Cumhuriyet kimsesizlerin kimsesiyse, bu kadar insanı kim kimsesiz bıraktı?</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 16 Oct 2026 00:33:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/10/atila-sertel-cumhuriyet-kimsesizlerin-kimsesidir-1792100496.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Muhammet Arif Genç yazdı. Goebbels’ten günümüze: Yalanın değişmeyen yüzü</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/muhammet-arif-genc-yazdi-goebbelsten-gunumuze-yalanin-degismeyen-yuzu-3618</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/muhammet-arif-genc-yazdi-goebbelsten-gunumuze-yalanin-degismeyen-yuzu-3618</guid>
                <description><![CDATA[Nazi Almanyası’nda propagandayı bir yönetim aracına dönüştüren Joseph Goebbels’in yöntemleri, bugün de bazı kesimler tarafından benzer şekilde kullanılıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Nazi Almanyası’nda propagandayı bir yönetim aracına dönüştüren Joseph Goebbels’in yöntemleri, bugün de bazı kesimler tarafından benzer şekilde kullanılıyor.Basını kontrol eden, gerçekleri çarpıtan, düşmanlar yaratan ve aynı mesajları sürekli tekrarlayan Goebbels’in propagandası, yalnızca insanları yanıltmakla kalmamış; nefreti, ayrımcılığı ve insanlık suçlarını besleyen bir araca dönüşmüştü.</strong><br />
<br />
<strong>Çepni Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Muhammet Arif Genç, konuyla ilgili şunları yazdı:</strong><br />
&nbsp;</p>

<p>Joseph Goebbels, Nazi Almanyası’nda propagandayı bir yönetim aracına dönüştürdü. Basını kontrol etti, gerçekleri çarpıttı, düşmanlar yarattı ve insanların düşüncelerini yönlendirmek için aynı mesajları sürekli tekrarladı. Onun propagandası yalnızca insanları yanıltmakla kalmadı; nefreti, ayrımcılığı ve insanlık suçlarını besleyen bir araca dönüştü.</p>

<p>Bugün de kendisine gazeteci veya haberci diyen bazı kişiler, doğrulamadan haber yayımlıyor, iddiaları gerçek gibi sunuyor ve kamuoyunu kendi çıkarları doğrultusunda etkilemeye çalışabiliyor.</p>

<p>Elbette her yalan haber Goebbels’in propagandasıyla aynı değildir. Ancak yöntemlerdeki benzerlikler bize önemli bir ders verir: Bir yalanın sürekli tekrarlanması onu gerçeğe dönüştürmez; yalnızca daha fazla insanın ona inanmasına neden olabilir.</p>

<p>Gazetecinin görevi insanları yönlendirmek değil, doğru bilgiye ulaşmalarını sağlamaktır. Gerçekleri araştırmak yerine algı üretmeyi seçenler, mesleklerinin temel sorumluluğunu sorgulamalıdır.</p>

<p>Çünkü bir toplum için en büyük tehlikelerden biri yalnızca yalan söylenmesi değil, insanların artık gerçeği araştırmaktan vazgeçmesidir.</p>

<p>Joseph Goebbels Kimdir?</p>

<p>1933 ile 1945 yılları arasında Halkı Aydınlatma ve Propaganda Bakanlığı yapmış Alman politikacı ve Nazi Almanya’sının ikinci şansölyesi Adolf Hitlerin en yakın arkadaşı kitlesel propagandanın büyük yalan olarak bilinen tekniğini kullanmadaki ustalığı ile bılınirdi</p>

<p>Muhammet Arif Genç&nbsp;<br />
Çepni Dernekleri &nbsp;Federasyonu’nu Genel Başkanı</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 15 Oct 2026 00:08:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/10/muhammet-arif-genc-yazdi-goebbelsten-gunumuze-yalanin-degismeyen-yuzu-1792012230.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Atila Sertel Yazdı: Sıra bana gelmedi…</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/atila-sertel-yazdi-sira-bana-gelmedi-3612</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/atila-sertel-yazdi-sira-bana-gelmedi-3612</guid>
                <description><![CDATA[Gazeteci yazar Atila Sertel, baskı altındaki toplumlarda korkunun yarattığı sessizlik, öğrenilmiş çaresizlik ve muhalefetin sorumluluğunu ele aldığı bir yazı kaleme aldı. Sertel, bireylerin ve toplumun “sıra bana gelmedi” anlayışıyla hareket etmesinin uzun vadede kimseyi güvence altına almadığını vurguladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gazeteci yazar Atila Sertel, baskı altındaki toplumlarda korkunun yarattığı sessizlik, öğrenilmiş çaresizlik ve muhalefetin sorumluluğunu ele aldığı bir yazı kaleme aldı. Sertel, bireylerin ve toplumun “sıra bana gelmedi” anlayışıyla hareket etmesinin uzun vadede kimseyi güvence altına almadığını vurguladı.</strong><br />
<br />
Atila Sertel'in makalesi şöyle:<br />
<br />
<span style="color:#2980b9"><strong>SIRA BANA GELMEDİ…</strong></span></p>

<p>Bir kamp düşünün.</p>

<p>Kırk bin insan esir tutuluyor. Gardiyanlar her gün herkesi meydana topluyor, kurayla seçtikleri on kişiyi kurşuna diziyor.</p>

<p>Sonra kalabalık dağılıyor.</p>

<p>Hayatta kalanlar günlük işlerine dönüyor. Ertesi sabah yeniden aynı meydana çıkıyorlar.</p>

<p>Bu anlatıyı tarihsel bir olayın kaydı olarak değil, korkunun insanları nasıl birbirinden uzaklaştırabildiğini gösteren bir benzetme olarak ele alalım.</p>

<p>Dışarıdan bakan soruyor:</p>

<p>“Kırk bin kişi, bir avuç gardiyana neden karşı çıkmıyor?”</p>

<p>İçerideki insanın zihninde ise başka bir soru var:</p>

<p>“Sesimi çıkarırsam yarın beni de seçerler mi?”</p>

<p>Biri kalabalığın sayısını görüyor.<br />
Diğeri silahın namlusunu.</p>

<p>Korkuyu anlamadan sessizliği anlayamazsınız.</p>

<p>+++</p>

<p>Baskının en ağır sonucu, insanın yalnızca konuşamaz hale gelmesi değildir. Bir süre sonra konuşmanın, itiraz etmenin, mücadele etmenin hiçbir şeyi değiştirmeyeceğine inanmasıdır.</p>

<p>Psikolojide “öğrenilmiş çaresizlik” kavramı, kontrol edilemeyen olumsuz deneyimlerin ardından kişinin önüne çıkan değişim olanaklarını bile kullanamaz hale gelmesini anlatır.</p>

<p>Ancak bir toplumun bütün davranışlarını tek bir kavramla açıklayamayız. Sessizliğin içinde korku da vardır, geçim derdi de, güvensizlik de, örgütsüzlük de.</p>

<p>Sabah çocuğuna kahvaltı hazırlayan, işe yetişmeye çalışan, akşam hangi faturayı ödeyeceğini hesaplayan insanın gündelik hayatını sürdürmesi, yaşanan haksızlığı onayladığı anlamına gelmez.</p>

<p>Bazen insan susar, çünkü yalnız olduğunu düşünür.</p>

<p>Bazen de itiraz ettiğinde yanında duracağını söyleyenlerin ilk güçlükte ortadan kaybolacağını öğrenmiştir.</p>

<p>Asıl mesele burada başlar.</p>

<p>+++</p>

<p>Bir gazetecinin susturulmasını yalnızca onun sorunu sayarsanız, halkın haber alma hakkının nasıl daraldığını göremezsiniz.</p>

<p>Bir belediyeye yönelik müdahaleyi yalnızca o belediyenin ve başkanın sorunu olarak görürseniz, seçmenin iradesine neden sahip çıkılması gerektiğini unutursunuz.</p>

<p>İşçinin hakkını ararken yalnız bırakılmasını önemsemezseniz, yarın kendi hakkınızı aradığınızda aynı yalnızlıkla karşılaşırsınız.</p>

<p>“Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” sözü, insanın kendisini güvende hissetmesini sağlayabilir.</p>

<p>Bugün başkasının hakkından eksilen, yarın sizin güvencenizden eksilir.</p>

<p>+++</p>

<p>Muhalefetin görevi, halka her gün felaketin büyüklüğünü anlatmakla bitmez.</p>

<p>İnsanlar zaten hayatlarının ne kadar zorlaştığını biliyor.</p>

<p>Bilmek istedikleri şudur:</p>

<p>“Ne yapacağız ve bunu kiminle yapacağız?”</p>

<p>Her krizde açıklama yapmak, her müdahalenin ardından kınama yayımlamak yetmez.</p>

<p>Hukuki destek gerekir.</p>

<p>Dayanışma gerekir.</p>

<p>Yerelde örgütlenme, açık karar süreçleri, verilen sözlerin tutulması gerekir.</p>

<p>İnsan, attığı küçük bir adımın sonuç verdiğini görmelidir. Hakkını aradığında yanında birilerini bulmalıdır.</p>

<p>Güven böyle kurulur.</p>

<p>+++</p>

<p>Bölünmüş bir muhalefeti etkisizleştirmek daha kolaydır.</p>

<p>Bir kesim hedef alınırken diğerleri beklerse, her kesim sırayla yalnızlaştırılabilir. Birinin kaybını ötekinin kazancı sayan anlayış, sonunda herkesi zayıflatır.</p>

<p>Ancak birlik çağrısı da herkesi susturmanın bahanesi olamaz.</p>

<p>Eleştiriyi yasaklayarak, tabanın söz hakkını daraltarak, aday belirlerken üyeyi yok sayarak kalıcı bir dayanışma kurulamaz.</p>

<p>Demokrasi isteyen, kendi içinde de demokrasiye yer açmalıdır.</p>

<p>Sözünü tutmayan yöneticinin halka güven vermesi zordur.</p>

<p>Birlik, farklı düşüncelerin ortak haklar etrafında buluşmasıyla güçlenir. Adalet, özgürlük ve seçmen iradesi konusunda kimsenin yalnız bırakılmayacağını bilmesiyle anlam kazanır.</p>

<p>+++</p>

<p>İnsanları korktukları için küçümsemek kolaydır.</p>

<p>Zor olan, o korkuyu azaltacak dayanışmayı kurmaktır.</p>

<p>“Niye ses çıkarmıyorsunuz?” diye sormadan önce, sesini çıkaranın yanında ne kadar durduğumuza bakmalıyız.</p>

<p>Toplumun ihtiyacı, çaresiz olduğunu tekrar tekrar duymak değildir. Birlikte hareket ettiğinde sonuç alabileceğini görmektir.</p>

<p>Sandıkta, hukukta, demokratik ve barışçıl mücadelede…</p>

<p>Çünkü “Sıra bana gelmedi” düşüncesi, kimseye kalıcı bir güvence sağlamaz.</p>

<p>Güvence, sıra kime gelirse gelsin onu yalnız bırakmamaktır.<br />
<br />
Kaynak Link: https://x.com/AtillaSertell/status/2109883096120140048?s=20</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 13 Oct 2026 16:29:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/10/atila-sertel-yazdi-sira-bana-gelmedi-1791899084.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türkiye - Azerbaycan kardeşliği günlük siyasi hesaplara kurban edilemez</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/turkiye-azerbaycan-kardesligi-gunluk-siyasi-hesaplara-kurban-edilemez-3609</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/turkiye-azerbaycan-kardesligi-gunluk-siyasi-hesaplara-kurban-edilemez-3609</guid>
                <description><![CDATA[Çepni Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Muhammet Arif Genç, www.istikbalpostasi.com'da bir yazı kaleme aldı. Genç, son günlerde Azerbaycan’ın iç hukukuna ilişkin kararlar üzerinden Türkiye’de bazı çevrelerin Azerbaycan’a yönelik protesto ve açıklamalarına tepki gösterdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Çepni Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Muhammet Arif Genç,<a href="https://istikbalpostasi.com/turkiye-azerbaycan-kardesligi-gunluk-siyasi-hesaplara-kurban-edilemez-10900"><span style="color:#2980b9"> www.istikbalpostasi.com'da</span></a> bir yazı kaleme aldı. Genç, son günlerde Azerbaycan’ın iç hukukuna ilişkin kararlar üzerinden Türkiye’de bazı çevrelerin Azerbaycan’a yönelik protesto ve açıklamalarına tepki gösterdi.&nbsp;</strong><br />
<br />
<a href="https://istikbalpostasi.com/turkiye-azerbaycan-kardesligi-gunluk-siyasi-hesaplara-kurban-edilemez-10900"><span style="color:#2980b9"><u><strong>Muhammet Arif Genç'in&nbsp; www.istikbalpostasi.com'da yayımlanan yazısı şöyle:</strong></u></span></a><br />
<br />
<br />
<br />
Son günlerde Azerbaycan’ın kendi iç hukukuyla aldığı bazı kararlar üzerinden Türkiye’de birtakım çevrelerin Azerbaycan’ı hedef alan protesto ve açıklamalarını dikkatle takip ediyoruz.</p>

<p>Elbette herkesin eleştiri hakkı vardır. Ancak eleştiri başka, bağımsız ve egemen bir devletin iç işlerine müdahale etmeye kalkışmak başkadır. Azerbaycan’ın kendi iç meseleleri üzerinden Türkiye-Azerbaycan kardeşliğini sorgulatmaya çalışmak, iki ülke arasındaki tarihî bağın gerçek mahiyetini görmezden gelmektir.</p>

<p>Bugün Azerbaycan’a demokrasi, özgürlük ve kardeşlik dersi vermeye çalışanlara sormak gerekir:</p>

<p><br />
Azerbaycan’ın toprakları işgal edilirken, Hocalı’da büyük bir insanlık trajedisi yaşanırken, yüz binlerce insan yerinden edilirken siz neredeydiniz?</p>

<p>Azerbaycan’ın en zor günlerinde yanında olmayanların, bugün Azerbaycan üzerinden kardeşlik hukuku kurmaya çalışması samimiyetle bağdaşmaz.</p>

<p>Üstelik Türkiye-Azerbaycan ilişkisi yalnızca duygusal söylemlerden ibaret değildir. Bunun arkasında yıllar içerisinde oluşturulmuş siyasi, diplomatik, askerî, ekonomik ve stratejik bir işbirliği bulunmaktadır.</p>

<p>Karabağ Savaşı bunun en açık örneklerinden biridir.</p>

<p>2020’deki 44 günlük savaşın kısa sürede Azerbaycan lehine sonuçlanmasında Azerbaycan ordusunun kendi askerî kapasitesi ve sahadaki operasyonları belirleyici olurken; Türkiye ile yıllar içinde geliştirilen askerî eğitim, ortak tatbikatlar, savunma sanayii işbirliği ve teknolojik kapasite paylaşımı da iki ülke arasındaki stratejik ortaklığın önemli unsurları arasında yer aldı. 2021 tarihli Şuşa Bildirisi ise bu işbirliğini savunma sanayii, ortak eğitim ve tatbikatlar, personel değişimi, teknoloji paylaşımı ve karşılıklı askerî yardım başlıklarında daha da kurumsallaştırdı.</p>

<p>Bunun yanında Azerbaycan’ın Türkiye ile birlikte Türk dünyasının siyasi, ekonomik, kültürel ve stratejik bütünleşmesine verdiği destek de unutulmamalıdır.</p>

<p>Azerbaycan, Türk Devletleri Teşkilatı’nın gelişiminde aktif rol üstlenmiş; Karabağ meselesinde teşkilatın uluslararası hukuk ve Azerbaycan’ın toprak bütünlüğü temelindeki açıklamalarını önemsemiştir. Özellikle 2020 öncesinde ve savaş sonrasında Türk dünyasının kurumsal dayanışmasının güçlendirilmesi yönündeki çalışmalarda Bakü’nün aktif bir rolü olmuştur. (Türk Devletleri Örgütü )</p>

<p>Yani Azerbaycan, sadece Karabağ konusunda değil, Türk devletlerinin aynı masa etrafında buluşması, ekonomik ve siyasi ilişkilerin geliştirilmesi ve Türk dünyasının ortak hareket kabiliyetinin artırılması konusunda da Türkiye’nin önemli ortaklarından biridir.</p>

<p>Devletler arasındaki ilişkiler böyle kurulur. Bazen aynı fikirde olunur, bazen farklı düşünülür; fakat stratejik ortaklıklar günlük tartışmaların üzerinde tutulur.</p>

<p>Biz Çepniler bu meseleye yalnızca bugünün siyaseti üzerinden bakmıyoruz.</p>

<p>Çepnilerin önemli bir bölümü tarih boyunca Anadolu’dan Azerbaycan coğrafyasına göç etmiş, o topraklarda kök salmış ve Türk dünyasının ortak tarihinin oluşmasında rol oynamıştır. Şah İsmail ile Yavuz Sultan Selim dönemindeki siyasi mücadelelerin tarihi hafızamızdaki yeri de ortadadır.</p>

<p>Bizim Azerbaycan’la bağımız bugünün siyasi tartışmalarından çok daha eskidir.</p>

<p>Bu nedenle hiç kimsenin mezhepçi, ideolojik veya günlük siyasi hesaplarla Türkiye ile Azerbaycan’ın arasına nifak sokmasına müsaade edilmemelidir.</p>

<p>Azerbaycan’ın kendi iç meseleleri Azerbaycan halkının ve Azerbaycan Devleti’nin meselesidir. Yanlış gördüğümüz uygulamalar olabilir; bunu kardeşçe ifade ederiz. Ancak “kardeşlik” adı altında egemen bir devletin iç işlerine müdahale edilmesini doğru bulmayız.</p>

<p>Türkiye de kendi iç meselelerinde dışarıdan yönlendirmeyi kabul etmiyorsa, aynı egemenlik anlayışını Azerbaycan için de göstermek zorundadır.</p>

<p>Kardeşlik, birbirimizin her kararını sorgusuz sualsiz onaylamak değildir. Kardeşlik, farklı düşündüğümüzde dahi birbirimizin devletine, milletine ve egemenlik hukukuna saygı göstermektir.</p>

<p>Bugün Azerbaycan’ın yanında durmak; Azerbaycan’ın her uygulamasını onaylamak anlamına gelmez. Ancak Azerbaycan üzerinden Türkiye-Azerbaycan kardeşliğini zedeleyecek bir kampanyaya da dönüşmemelidir.</p>

<p>Bizim çağrımız açıktır:</p>

<p>Türkiye-Azerbaycan kardeşliği günlük siyasi hesaplara, mezhep tartışmalarına ve ideolojik kamplaşmalara kurban edilmemelidir.</p>

<p>Çünkü bizim kardeşliğimiz hükümetlerden, siyasi partilerden ve günün tartışmalarından ibaret değildir. Bu kardeşlik; aynı tarihten, aynı coğrafyadan, aynı millet hafızasından ve ortak acılardan beslenmektedir.</p>

<p>Çepni Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı olarak bizim durduğumuz yer nettir.</p>

<p>Türkiye’nin de Azerbaycan’ın da egemenlik hakkına saygı duyuyor; iki kardeş devlet arasındaki stratejik ve tarihî bağın hiçbir siyasi hesap uğruna zedelenmemesi gerektiğine inanıyoruz.</p>

<p>Türkiye-Azerbaycan kardeşliği dün kurulmadı, bugün de kurulmuş değildir.</p>

<p>Bu kardeşlik, yarınların da teminatıdır.</p>

<p>Muhammet Arif Genç</p>

<p>Çepni Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı.<br />
<br />
<a href="https://istikbalpostasi.com/turkiye-azerbaycan-kardesligi-gunluk-siyasi-hesaplara-kurban-edilemez-10900"><u><strong><span style="color:#2980b9">Kaynak Link:&nbsp;</span><span style="color:#2980b9">https://istikbalpostasi.com/turkiye-azerbaycan-kardesligi-gunluk-siyasi-hesaplara-kurban-edilemez-10900</span></strong></u></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 12 Oct 2026 12:43:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/10/turkiye-azerbaycan-kardesligi-gunluk-siyasi-hesaplara-kurban-edilemez-1791799062.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Prof. Dr. Dr. Ümit Yazıcıoğlu: Türkiye&#039;de Alevilik, devletin tanımlama yetkisi, inanç özgürlüğü ve eşit yurttaşlık</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/prof-dr-dr-umit-yazicioglu-turkiyede-alevilik-devletin-tanimlama-yetkisi-inanc-ozgurlugu-ve-esit-yurttaslik-3564</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/prof-dr-dr-umit-yazicioglu-turkiyede-alevilik-devletin-tanimlama-yetkisi-inanc-ozgurlugu-ve-esit-yurttaslik-3564</guid>
                <description><![CDATA[Türkiye’de Alevilik tartışması, yalnızca kültürel taleplerle sınırlı kalmayıp din ve vicdan özgürlüğü, laiklik, eşit yurttaşlık ve devletin inanç alanındaki sınırlarını da kapsayan anayasal bir mesele olarak değerlendiriliyor. Prof. Dr. Dr. Ümit Yazıcıoğlu, kaleme aldığı kapsamlı değerlendirmede, 2026’daki güncel gelişmeleri bu çerçevede ele aldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türkiye’de Alevilik tartışması, yalnızca kültürel taleplerle sınırlı kalmayıp din ve vicdan özgürlüğü, laiklik, eşit yurttaşlık ve devletin inanç alanındaki sınırlarını da kapsayan anayasal bir mesele olarak değerlendiriliyor. Prof. Dr. Dr. Ümit Yazıcıoğlu, kaleme aldığı kapsamlı değerlendirmede, 2026’daki güncel gelişmeleri bu çerçevede ele aldı.<br />
<br />
&nbsp;Prof. Dr. Dr. Ümit Yazıcıoğlu,&nbsp; kaleme aldığın makalesinin tam metni şöyle:</strong><br />
<br />
<br />
Türkiye'de Alevilik meselesi, yalnızca bir inanç topluluğunun kültürel taleplerinden ibaret değildir. Mesele aynı zamanda din ve vicdan özgürlüğü, laiklik, eşit yurttaşlık, kamu hizmetlerinde tarafsızlık, eğitim hakkı ve devletin inanç alanındaki sınırları ile ilgilidir. Bu nedenle Alevilik konusunun yalnızca kültürel bir farklılık olarak ele alınması, sorunun hukukî boyutunu eksik bırakır. Asıl mesele, devletin farklı inançlara sahip yurttaşlar karşısında hangi ölçüde tarafsız kalabildiği ve kamu gücünün dinî alanı düzenlerken hangi anayasal sınırlar içinde hareket etmesi gerektiğidir.</p>

<p>Bu tartışma 2026 yılında yeni bir boyut kazanmıştır. Millî Eğitim Bakanlığı tarafından hazırlanan Alevi-Bektaşi eğitim modülleri içerisinde 104 saatlik “Alevi-Bektaşilikte Yol Erkân” programının gündeme gelmesi, bazı Alevi kurumlarının ciddi itirazlarına yol açmıştır. Alevi-Bektaşi Federasyonu'nun da aralarında bulunduğu yedi kurum, özellikle programın içeriği ve bu eğitimi verecek kişilerin “usta öğretici” olarak görevlendirilmesi üzerinden, Aleviliğin devlet eliyle tanımlanması ve temsil edilmesi konusunda kaygılarını dile getirmiştir. Bu kurumların itirazı, Alevi-Bektaşi tarihinin veya kültürünün öğretilmesine karşı çıkmaktan ziyade, Aleviliğin hangi kurum tarafından ve hangi yetkiyle tanımlanacağı sorusuna yönelmiştir.</p>

<p>Burada hukukî bakımdan önemli bir ayrım ortaya çıkmaktadır. Devletin bir inanç hakkında bilgi üretmesi ve eğitim faaliyeti yürütmesi ile devletin o inancın içeriğini normatif olarak belirlemesi aynı şey değildir. Birincisi kamu politikası kapsamında tartışılabilirken ikincisi din ve vicdan özgürlüğünün özerk alanına müdahale sorununu doğurabilir. Çünkü inanç topluluklarının kendi kimliklerini, ibadetlerini ve dinî geleneklerini belirleme özgürlüğü, çoğulcu demokratik düzenin temel unsurlarından biridir.</p>

<p>AİHM'nin Büyük Daire tarafından 26 Nisan 2016 tarihinde verilen İzzettin Doğan ve Diğerleri/Türkiye kararı bu açıdan temel bir referans noktasıdır. Mahkeme, Alevi inancına mensup başvuruculara kamu tarafından sunulan dinî hizmetlerin sağlanmamasını Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 9. maddesi kapsamında değerlendirmiş ve din özgürlüğünün ihlal edildiğine karar vermiştir. Ayrıca 14. maddeyle bağlantılı olarak ayrımcılık yasağının da ihlal edildiğine hükmetmiştir.</p>

<p>Bu kararın önemi yalnızca Alevi yurttaşların belirli bir kamu hizmetine erişimiyle sınırlı değildir. Karar, devletin dinî çoğulculuk karşısındaki tarafsızlığının hukukî sınırlarını göstermektedir. Devlet, dinî alanı düzenleyebilir; fakat bunu yaparken bir inancı diğerine göre ayrıcalıklı konuma getirmemeli ve dinî toplulukların kendi inançlarını yaşama biçimlerini devletin tek taraflı tanımına bağımlı hale getirmemelidir. Bu nedenle 2026'daki eğitim modülü tartışması, yalnızca bir müfredat tartışması değildir; aynı zamanda devletin Aleviliği temsil etme veya tanımlama yetkisinin sınırları hakkında anayasal bir tartışmadır.</p>

<p>Bu bağlamda Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı'nın faaliyetleri de değerlendirilmelidir. Başkanlık 2026 yılında Danışma Kurulu ile çalışmalarını sürdürmüş, 21 Eylül 2026'da Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy başkanlığında Danışma Kurulunun ilk toplantısı gerçekleştirilmiştir. Bakanlığın açıklamasına göre kurulun amacı Alevi-Bektaşi alanındaki bilgi ve tecrübelerin Başkanlığın çalışmalarına aktarılması ve Alevi-Bektaşi kültürünün araştırılması, yaşatılması ve gelecek kuşaklara aktarılmasıdır.</p>

<p>Bu kurumsallaşmanın iki farklı şekilde değerlendirilmesi mümkündür. Birinci yaklaşım, devletin uzun yıllar boyunca ihmal edildiği ileri sürülen cemevi ihtiyaçlarına ve Alevi-Bektaşi kültürünün korunmasına yönelik kamu hizmetleri üretmesini olumlu bir gelişme olarak görebilir. İkinci yaklaşım ise devletin Alevilik alanında giderek daha fazla kurumsal aktör haline gelmesinin, inanç özgürlüğünün devlet tarafından yönetilmesi riskini taşıyabileceğini savunabilir. İkinci yaklaşım özellikle Aleviliğin tek bir yorumunun devlet kurumları aracılığıyla temsil edilmesi ihtimali üzerinde durmaktadır. Her iki yaklaşımın da demokratik hukuk düzeninde tartışılabilmesi gerekir. Fakat anayasal sınır bakımından temel ilke değişmemektedir: Devletin görevi inancı belirlemek değil, inanç özgürlüğünü güvence altına almaktır.</p>

<p>Cemevlerinin hukukî statüsü bu tartışmanın ikinci önemli boyutudur. 2026 yılında TBMM'ye cemevlerine ibadethane statüsü kazandırılmasını amaçlayan birden fazla kanun teklifi sunulmuştur. Örneğin 7 Nisan 2026 tarihli ve 2/3628 esas numaralı teklifin amacı doğrudan cemevlerine ibadethane statüsü kazandırmak olarak belirtilmiş ve teklifin İçişleri Komisyonunda bulunduğu kayda geçirilmiştir. Ocak 2026'da sunulan 2/3499 esas numaralı başka bir teklif de cemevlerine ibadethane statüsü verilmesini ve bu statüdeki yapılara sağlanan hak ve muafiyetlerden yararlandırılmasını öngörmektedir.</p>

<p>Bu tekliflerin henüz kanunlaşmamış olması, sorunun hukukî olarak kesin biçimde çözüldüğü anlamına gelmemektedir. Tam tersine, TBMM kayıtları cemevlerinin ibadethane statüsü konusundaki tartışmanın 2026'da da devam ettiğini göstermektedir. Dolayısıyla cemevleri konusunda kamu hizmetlerinin sağlanması ile açık ve genel bir hukukî statünün oluşturulması birbirinden ayrılmalıdır. Hukuk devleti bakımından yurttaşın hakkı, idarenin dönemsel takdirine bırakılmamalıdır.</p>

<p>Bu noktada 2022 yılında çıkarılan 7421 sayılı Kanun da önemlidir. Kanunla cemevlerinin aydınlatma giderleri, imar planlarındaki yeri ve bakım-onarımına ilişkin bazı düzenlemeler getirilmiştir. Bununla birlikte cemevlerinin hukukî statüsü tartışmasının devam etmesi, meselenin yalnızca kamu hizmetlerinin sunulmasından ibaret olmadığını göstermektedir. Hizmet sunmak ile hukukî statü tanımak aynı şey değildir. Birincisi idari bir uygulama olabilir; ikincisi ise eşit yurttaşlığın kapsamını belirleyen hukukî bir meseledir.</p>

<p>Alevilik meselesinin üçüncü temel boyutu zorunlu din kültürü ve ahlak bilgisi dersidir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 24. maddesi din kültürü ve ahlak öğretiminin ilk ve ortaöğretim kurumlarında okutulan zorunlu dersler arasında bulunduğunu belirtmektedir. Ancak zorunluluk, ders içeriğinin herhangi bir dinî yorumu benimsetme yetkisi verdiği anlamına gelmemektedir. Anayasa Mahkemesi'nin 7 Nisan 2022 tarihli Hüseyin El ve Nazlı Şirin El kararında ebeveynlerin eğitim ve öğretimde dinî ve felsefî inançlarına saygı gösterilmesini isteme hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir.</p>

<p>Anayasa Mahkemesi aynı karar bağlamında, incelenen dönemdeki müfredatın yalnızca dinler hakkında nesnel ve tanıtıcı bilgiler verme amacıyla sınırlı kalmadığını; İslam dini ve onun belirli bir yorumuna ilişkin eğitim ve öğretim boyutuna geçtiğini değerlendirmiştir. Mahkemenin bu değerlendirmesi, AİHM'nin daha önceki Hasan ve Eylem Zengin/Türkiye ve Mansur Yalçın ve Diğerleri/Türkiye kararlarıyla bağlantılıdır. Bununla birlikte önemli bir metodolojik sınır vardır: AYM'nin 2022 tarihli değerlendirmesi özellikle 2018–2019 eğitim-öğretim yılına kadar uygulanan müfredat üzerinden yapılmıştır; dolayısıyla bu kararın güncel müfredat hakkında otomatik olarak aynı sonucu doğurduğu söylenemez.</p>

<p>Bu ayrım önemlidir. Çünkü hukukî tartışma “din eğitimi gerekli midir?” sorusuna indirgenmemelidir. Demokratik toplumda dinler, mezhepler, felsefî görüşler ve inançsızlık hakkında bilgi verilmesi eğitim açısından meşru bir alan olabilir. Sorun, bilgi ile telkin arasındaki sınırın korunmasıdır. Devletin görevi öğrencinin dinî veya felsefî vicdanını belirlemek değil, farklı inançların varlığı konusunda nesnel ve çoğulcu bilgi sağlayan bir eğitim sistemi kurmaktır.</p>

<p>Diyanet İşleri Başkanlığı da bu çerçevede ele alınmalıdır. AİHM'nin İzzettin Doğan kararında sorun, yalnızca belirli bir kurumun varlığı olarak değil, kamu tarafından sunulan din hizmetlerinin farklı inançlara mensup kişiler bakımından nasıl örgütlendiği açısından incelenmiştir. Mahkeme, başvurucuların Sünni İslam anlayışına yönelik olarak sağlandığını ileri sürdükleri kamu din hizmetlerinden Alevi inancına mensup olmaları nedeniyle yararlanamadıkları iddiasını Sözleşme'nin 9. ve 14. maddeleri kapsamında değerlendirmiş ve ihlal sonucuna ulaşmıştır.</p>

<p>Dolayısıyla Diyanet tartışmasını yalnızca “Diyanet kaldırılsın” veya “Diyanet güçlendirilsin” ikiliğine indirgemek hukukî bakımdan yetersizdir. Daha temel soru, kamu kaynaklarıyla yürütülen din hizmetlerinin çoğulcu bir toplumda eşitlik ve tarafsızlık ilkeleriyle nasıl bağdaştırılacağıdır. Burada farklı anayasal ve kurumsal modeller tartışılabilir. Fakat hangi model benimsenirse benimsensin, din veya mezhep temelinde yurttaşlar arasında hiyerarşi yaratılmaması gerekir.</p>

<p>Bu tartışmanın tarihsel boyutu da göz ardı edilmemelidir. Maraş, Çorum, Sivas-Madımak ve Gazi olayları, Alevi toplumunun kolektif hafızasında ağır travmalar bırakan olaylardır. Ancak akademik bir çalışma bakımından bu olayların birbirine mekanik biçimde eşitlenmemesi gerekir. Her birinin kendi tarihsel bağlamı, failleri, yargı süreçleri ve devlet kurumlarının olaylardaki rolü ayrı ayrı incelenmelidir. Bu yaklaşım hem mağduriyet hafızasına saygı gösterir hem de tarihsel gerçekliğin siyasi genellemeler içinde kaybolmasını önler.</p>

<p>Burada toplumsal hafıza ile hukukî hakikat arasındaki ayrım önem kazanmaktadır. Hafıza yaşanan acıyı taşır; hukuk ise delil arar. Hafıza “neden?” diye sorar; ceza hukuku “kim, ne yaptı ve hangi delille?” sorusunu yöneltir. Bu iki alan birbirinin alternatifi değildir. Tam tersine, demokratik hukuk devleti geçmişteki ağır ihlalleri araştırırken hem mağdurların hafızasını hem de delil ve usul güvencelerini dikkate almak zorundadır.</p>

<p>Bu nedenle Türkiye'de Alevilik meselesinin çözümü için öncelikle devletin inanç karşısındaki tarafsızlığı güçlendirilmelidir. Cemevlerinin hukukî statüsü açık ve öngörülebilir hale getirilmeli; kamu kaynaklarından yararlanma kriterleri objektif ve denetlenebilir olmalı; din eğitimi çoğulculuk ve nesnellik ilkelerine uygun biçimde düzenlenmeli; Aleviliğin içeriği devlet tarafından tek bir yoruma indirgenmemeli ve Alevi kurumlarının kendi iç çoğulluğu korunmalıdır.</p>

<p>İkinci olarak, devletin Alevi toplumuyla ilişkisinin vesayetçi değil hak temelli olması gerekir. Kamu kurumlarının Alevi-Bektaşi kültürünü araştırması, arşivlemesi veya kültürel faaliyetleri desteklemesi tek başına sorun oluşturmaz. Sorun, kültürel destek ile inancın normatif olarak tanımlanması arasındaki sınırın ortadan kalkması halinde ortaya çıkar. 2026'daki 104 saatlik “Yol Erkân” modülü etrafındaki tartışma tam da bu sınırın neden dikkatle belirlenmesi gerektiğini göstermektedir. Alevi kurumlarının itirazları, burada yalnızca bir eğitim programına yönelik teknik eleştiri değil, temsil ve inanç özerkliği konusunda daha geniş bir tartışma olarak okunabilir.</p>

<p>Üçüncü olarak, devletin geçmişteki ağır toplumsal şiddet olaylarına ilişkin yaklaşımı hakikat, hesap verebilirlik ve hukukî usul ilkeleri temelinde güçlendirilmelidir. Bu, herhangi bir olay hakkında peşinen belirli bir fail veya devlet sorumluluğu sonucuna ulaşmak anlamına gelmez. Tam tersine, arşivlerin araştırılabilir olması, yargı kararlarının incelenebilmesi, soruşturma süreçlerinin eleştirel biçimde değerlendirilebilmesi ve iddiaların delillerle sınanması anlamına gelir. Hukuk devleti için önemli olan, yalnızca sonuca değil, sonuca ulaşma yöntemine de güven duyulabilmesidir.</p>

<p>Sonuç olarak Türkiye'deki Alevilik meselesi, “Alevilere ne verileceği” sorusundan daha geniş bir sorudur. Esas mesele, devletin yurttaşların inançlarını nasıl tanıdığı ve kamu gücünü hangi sınırlar içinde kullandığıdır. AİHM'nin İzzettin Doğan kararı, AYM'nin din eğitimi konusundaki içtihadı, TBMM'de 2026 yılında cemevlerinin ibadethane statüsüne ilişkin tekliflerin bulunması ve MEB'in Alevi-Bektaşi eğitim modülleri etrafındaki güncel tartışma, aynı temel soruya farklı alanlardan yaklaşmaktadır.</p>

<p>Bu nedenle Alevilik meselesinin kalıcı çözümü, devletin Aleviliği yeniden tanımlamasında değil, Alevi yurttaşların kendi inançlarını ve kurumlarını özgürce tanımlayabilmelerini sağlayan hukukî zeminin güçlendirilmesinde aranmalıdır. Devletin görevi teolojik bir hakem olmak değildir. Devletin görevi, din ve vicdan özgürlüğünü, ayrımcılık yasağını ve eşit yurttaşlığı güvence altına almaktır.</p>

<p>Türkiye'nin önündeki asıl hukukî sınav budur: Devlet, farklı inançların sahibi değil; onların özgürlüğünün güvencesi olabilir mi?</p>

<p>Bu sorunun cevabı, yalnızca Aleviler açısından değil, Türkiye'de laikliğin, çoğulculuğun ve hukuk devletinin geleceği açısından da belirleyici olacaktır.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 02 Oct 2026 23:18:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/10/prof-dr-dr-umit-yazicioglu-turkiyede-alevilik-devletin-tanimlama-yetkisi-inanc-ozgurlugu-ve-esit-yurttaslik-1790973196.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ali Aktaş yazdı: Yavuz Sultan Selim-İdris-i Bitlisî İttifakı</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ali-aktas-yazdi-yavuz-sultan-selim-idris-i-bitlisi-ittifaki-3561</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ali-aktas-yazdi-yavuz-sultan-selim-idris-i-bitlisi-ittifaki-3561</guid>
                <description><![CDATA[Sosyolog Ali Aktaş, 16. yüzyıl Osmanlı-Safevi mücadelesini, Yavuz Sultan Selim ile İdris-i Bitlisî arasındaki ittifakı ve bu sürecin Anadolu’daki Kızılbaş-Alevi topluluklar üzerindeki etkilerini ele aldığı kapsamlı bir değerlendirme yayımladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h4 style="text-align:center"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">YAVUZ SULTAN SEL</span></span></span></strong><strong><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">İ</span></span></span></strong><strong><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">M-</span></span></span></strong><strong><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">İ</span></span></span></strong><strong><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">DR</span></span></span></strong><strong><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">İ</span></span></span></strong><strong><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">S-</span></span></span></strong><strong><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">İ</span></span></span></strong><strong><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> B</span></span></span></strong><strong><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">İ</span></span></span></strong><strong><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">TL</span></span></span></strong><strong><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">İ</span></span></span></strong><strong><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">S</span></span></span></strong><strong><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">Î İTTİFAKI</span></span></span></strong><strong><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> VE </span></span></span></strong><strong><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;">ALEVİLİĞİN SİYASET VE ETNİK KÖKEN ÜZERİNDEN TANIMLAMA GİRİŞİMLERİNİN AÇMAZI</span></span></strong></span></span></span></h4>

<h4 style="text-align:right"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">Ali Aktaş-Sosyolog</span></span></span></strong></span></span></span></h4>

<h4 style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">Giriş: 16. Yüzyıl Başında Anadolu'da Güç Mücadelesi</span></span></span></strong></span></span></span></h4>

<h4 style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">XVI. yüzyılın ba</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">lar</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">nda Anadolu, Osmanl</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> Devleti ile Safevi Devleti aras</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">nda giderek sertle</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">en siyas</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">î</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">, asker</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">î</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> ve inan</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ç</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">sal bir m</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">cadelenin merkezindeydi. Bu m</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">cadelenin bir taraf</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">nda Osmanl</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> padişahı <strong><em>Yavuz Sultan Selim</em></strong>, di</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ğ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">er tarafında Safevi hükümdarı </span></span></span><strong><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">Ş</span></span></span></em></strong><strong><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ah </span></span></span></em></strong><strong><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">İ</span></span></span></em></strong><strong><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">smail</span></span></span></em></strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> bulunuyordu. </span></span></span><strong><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">İ</span></span></span></em></strong><strong><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">dris-i Bitlis</span></span></span></em></strong><strong><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">î</span></span></span></em></strong><a href="#_ftn1" name="_ftnref1" style="color:blue; text-decoration:underline" title=""><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">[1]</span></span></span></strong></span></span></span></strong></a><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> ise bu d</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ö</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">nemde Yavuz Sultan Selim</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">’</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">in do</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ğ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">u siyasetinde dan</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">manl</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">k yapan, </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">Ç</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ald</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ran Seferi</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">’</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ne kat</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">lan ve sava</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">n ard</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ndan Osmanl</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> y</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ö</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">netimiyle b</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ö</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">lgedeki K</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">rt beyleri aras</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">nda ili</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ki kurulmas</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">nda </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ö</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">nemli rol oynayan bir tarih</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ç</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">i ve devlet adam</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ydı. Onun tarihsel konumunu anlayabilmek için Çaldıran Sava</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı’</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">n</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">, K</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">z</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">lba</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> topluluklar</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">na y</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ö</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">nelik takibat</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> ve Osmanl</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı’</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">n</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">n Do</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ğ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">u Anadolu siyasetini birlikte de</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ğ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">erlendirmek gerekir.</span></span></span></span></span></span></h4>

<h4 style="text-align:justify">&nbsp;</h4>

<h4 style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">Osmanlı-Safevi Mücadelesinin Ba</span></span></span></strong><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span></strong><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">lang</span></span></span></strong><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span></strong><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">c</span></span></span></strong><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span></strong></span></span></span></h4>

<h4 style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">Safevi hareketinin kökeni, Erdebil’de </span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">Ş</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">eyh Safiyüddin tarafından kurulan</span></span></span></em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> <strong><em>Safeviyye tarikatına dayanmaktadır</em></strong>. Tarikat, </span></span></span><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">Ş</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">eyh C</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">neyd</span></span></span></em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> ve </span></span></span><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">Ş</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">eyh Haydar</span></span></span></em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> d</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ö</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">nemlerinde siyas</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">î</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> ve asker</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">î</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> bir nitelik kazand</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">. </span></span></span><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">Ş</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ah </span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">İ</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">smail</span></span></span></em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> ise </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ç</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">o</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ğ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">unlu</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ğ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">u <em>Ustaclu, </em></span></span></span><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">Ş</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">amlu, Rumlu, Tekel</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">, Af</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ar, Ka</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ç</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ar</span></span></span></em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> ve <em>Dulkadirli</em> gibi <strong><em>T</em></strong></span></span></span><strong><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span></em></strong><strong><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">rkmen K</span></span></span></em></strong><strong><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span></em></strong><strong><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">z</span></span></span></em></strong><strong><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span></em></strong><strong><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">lba</span></span></span></em></strong><strong><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span></em></strong><strong><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> toplulukları</span></span></span></em></strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ndan olu</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">an kuvvetlerin deste</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ğ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">iyle 1501</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">’</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">de Tebriz’e girerek Safevi Devleti’ni kurdu. Ayrıca Anadolu</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">’</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">daki baz</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> T</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">rkmen a</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">iretleri de Erdebil derg</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">â</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">h</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">na ba</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ğ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">l</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">l</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">k duyuyor, Safevi halifeleri aracılı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ğ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">yla </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">Ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ah </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">İ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">smail</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">’</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">le ili</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ki kuruyordu.</span></span></span></span></span></span></h4>

<h4 style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">Osmanlı yönetimi, Anadolu’daki bu ba</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ğ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">l</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">l</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ğ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> yaln</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">zca din</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">î</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> bir farkl</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">l</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">k olarak g</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ö</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">rmedi. </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">Ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ah </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">İ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">smail</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">’</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">e y</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ö</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">nelen manev</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">î</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> ve siyas</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">î</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> ba</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ğ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">l</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">l</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">k, Osmanl</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> merkezi a</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">çı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">s</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ndan bir h</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">â</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">kimiyet ve g</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">venlik meselesine dönü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">t</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">. 1511’de meydana gelen </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">Ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ahkulu Ayaklanmas</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">, bu kayg</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">lar</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> daha da art</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">rd</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">. Ayaklanman</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">n bast</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">r</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">lmas</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">n</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">n ard</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ndan Anadolu</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">’</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">daki Safevi taraftarlar</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">n</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">n izlenmesi ve denetlenmesi Osmanl</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> siyasetinin temel konular</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ndan biri h</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">â</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">line geldi.</span></span></span></span></span></span></h4>

<h4 style="text-align:justify">&nbsp;</h4>

<h4 style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">İdris-i Bitlisî ve Yavuz Sultan Selim Dönemi Politikaları</span></span></span></strong></span></span></h4>

<h4 style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;">Yavuz-Bitlis ittifakı</span></span></em></strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;">, Safevi Devleti’nin (Şah İsmail) bölgedeki Şii/Kızılbaş nüfuzuna karşı, Osmanlı Sultanı I. Selim (Yavuz) ile Kürt âlim ve devlet adamı İdris-i Bitlisî (Mevlana Hakimeddin İdris) aracılığıyla Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki Sünni Kürt aşiret beyleri arasında kurulan stratejik ortaklıktır. </span></span></span></span></h4>

<h4 style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;">Şah İsmail’in Doğu Anadolu’daki Sünni emirlikleri tasfiye etmesi ve bölgeyi valileri aracılığıyla doğrudan merkeze bağlama politikası, Kürt beylerini ciddi biçimde tehdit ediyordu. İdris-i<u> </u>Bitlisî diplomatik bir deha göstererek <strong><em>25’e yakın Sünni Kürt aşiret beyini</em></strong> ikna etti. Bu beyler, Osmanlı’nın Safevi karşıtı askeri harekâtına (özellikle Diyarbakır’ın kuşatmadan kurtarılması ve bölgedeki kalelerin alınmasında) içeriden lojistik ve askeri destek sağladılar. </span></span></span></span></h4>

<h4 style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;">Osmanlı, bu ittifak karşılığında Kürt beylerine geniş bir <strong><em>özerklik (otonomi) ve babadan oğula geçen (yurtluk-ocaklık)</em></strong> yönetim hakkı tanıdı. Yani Kürt elitleri kendi yerel iktidarlarını korumak adına rasyonel bir siyasi hamle yaptılar. Bu süreçte her ne kadar büyük/baskın Sünni emirlikler Osmanlı’yı tercih etmiş olsa da, aşiretler arası rekabetler, mülkiyet kavgaları ve yerel güç dengeleri nedeniyle Safevi saflarında kalan veya tarafsız kalarak gelişmeleri izleyen Sünni Kürt gruplar da mevcuttu. Ayrıca bölgenin tam anlamıyla Osmanlı kontrolüne girmesi ancak 1530'lu yıllardaki tahrir süreçleriyle, yani Kanuni Sultan Süleyman döneminde tamamlanabildi.</span></span></span></span></h4>

<h4 style="text-align:justify">&nbsp;</h4>

<h4 style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">Çaldıran Öncesinde Kızılba</span></span></span></strong><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span></strong><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">lar</span></span></span></strong><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span></strong><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">n Tespit Edilmesi</span></span></span></strong> <strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ve “40.000” Tartışması</span></span></span></strong></span></span></span></h4>

<h4 style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">Yavuz Sultan Selim</span></span></span></em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">, </span></span></span><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">Ş</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ah </span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">İ</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">smail</span></span></span></em> <span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">zerine sefere </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">çı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">kmadan </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ö</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">nce Anadolu</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">’</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">daki Safevi taraftarlar</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">n</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">n belirlenmesini istedi. Ta</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ra y</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ö</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">neticilerine g</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ö</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">nderilen emirlerle, Safevi hareketiyle ba</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ğ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">lant</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">l</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> g</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ö</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">r</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">len ki</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ilerin ara</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">t</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">r</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">lmas</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> ve adlar</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">n</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">n merkeze bildirilmesi emredildi.</span></span></span></span></span></span></h4>

<h4 style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">İ</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">dris-i Bitlis</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">î</span></span></span></em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">’</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ye ait m</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">sveddelerden olu</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">turulan ve </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ö</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">l</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">m</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">nden sonra o</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ğ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">lu Eb</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">lfazl Mehmed Efendi tarafından tamamlanan <strong><em>Selimnâme</em></strong> metninde bu süreç ayrıntılı biçimde anlatılmaktadır.<a href="#_ftn2" name="_ftnref2" style="color:blue; text-decoration:underline" title=""><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">[2]</span></span></span></a> Eserde, köy ve </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ehirlerde Safevi </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ç</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">evresiyle ili</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">kili oldu</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ğ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">u d</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">n</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">len ki</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ilerin adlar</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">n</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">n tek tek ara</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">t</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">r</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ld</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ğ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">; haz</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">rlanan listelerin Divan</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">’</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">a g</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ö</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">nderildi</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ğ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">i belirtilir. Günümüz Türkçesine yapılan akademik çeviride </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">u kay</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">t bulunmaktad</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">r: “</span></span></span><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">İ</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">dareciler taraf</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ndan isimleri tespit edilip divana g</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ö</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">nderilen k</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">rk bin ki</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">iden fazla ki</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">i yakalan</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">p tutukland</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ktan sonra padi</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ah</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">n emriyle k</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">l</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ıç</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">la </span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ö</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ld</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">r</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ld</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ler</span></span></span></em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">.</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">” </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">Eserin ilerleyen bölümünde de yakla</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">k 40.000 ki</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">inin </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">“</span></span></span><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">idam k</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">l</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">c</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">na maruz kald</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ğ</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span></em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">”</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> tekrar edilir. Bu anlatım, Yavuz Sultan Selim döneminin resmî tarih yazımında Kızılba</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">lara y</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ö</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">nelik takibat ve </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ö</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ld</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">rmelerin a</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">çı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">k</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ç</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">a kabul edildi</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ğ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ini g</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ö</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">stermektedir. </span></span></span></span></span></span></h4>

<h4 style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">Selimnâme’de 40.000’den fazla ki</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">inin </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ö</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ld</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">r</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ld</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ğ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">n</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">n yaz</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ld</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ğ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> kesindir. Bununla birlikte modern tarih ara</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">t</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">rmalar</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">nda bu say</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">n</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">n ger</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ç</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ekli</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ğ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">i ve kapsam</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> tart</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">lmaktad</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">r.</span></span></span></span></span></span></h4>

<h4 style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">Günümüze kadar, adları yazılı 40.000 ki</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">inin tamam</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">n</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">n </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ö</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ld</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">r</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ld</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ğ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">n</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> g</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ö</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">steren eksiksiz bir infaz defteri bulunamamı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">t</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">r. Bu nedenle baz</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> ara</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">t</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">rmac</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">lar kroniklerde verilen say</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">n</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">n:</span></span></span></span></span></span></h4>

<ul>
	<li style="text-align:justify">
	<h4><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">Fi</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">lenenlerin toplam</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">n</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> g</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ö</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">sterebilece</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ğ</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ini</span></span></span></em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">,</span></span></span></span></span></span></h4>
	</li>
	<li style="text-align:justify">
	<h4><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">Öldürülenlerle birlikte hapsedilen ve sürgün edilenleri kapsayabilece</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ğ</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ini</span></span></span></em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">,</span></span></span></span></span></span></h4>
	</li>
	<li style="text-align:justify">
	<h4><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">Devletin gücünü yüceltmek amacıyla büyütülmü</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> olabilece</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ğ</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ini</span></span></span></em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">,</span></span></span></span></span></span></h4>
	</li>
	<li style="text-align:justify">
	<h4><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">Sonraki kroniklerde tekrar edilerek kalıpla</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">m</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> bir rakama d</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ö</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">n</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">m</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> olabilece</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ğ</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ini</span></span></span></em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> belirtmektedir.</span></span></span></span></span></span></h4>
	</li>
</ul>

<h4 style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">Yani 40.000 say</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">s</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> tart</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">mal</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> olsa da K</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">z</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">lba</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> takibat</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">n</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">n kendisi tart</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">mal</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> de</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ğ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ildir. Osmanl</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> y</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ö</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">netiminin </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">Ç</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ald</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ran </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ö</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ncesinde kapsamlı bir soru</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">turma y</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">r</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">tt</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ğ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">; </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ç</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ok say</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">da insan</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> fi</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ledi</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ğ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">i, tutuklad</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ğ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">, s</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">rg</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">n etti</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ğ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">i veya </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ö</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ld</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">rd</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ğ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> anla</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">lmaktad</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">r.</span></span></span></span></span></span></h4>

<h4 style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">Bu nedenle tarihsel bakımdan en ihtiyatlı sonuç </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ö</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">yledir: Yavuz Sultan Selim döneminde geni</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span> <span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ç</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">apl</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> bir K</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">z</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">lba</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> takibat</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> yap</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">lm</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">t</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">r. <em>Selimn</em></span></span></span><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">â</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">me</span></span></span></em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> ve baz</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> Osmanl</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> kronikleri </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ö</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ld</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">r</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">lenlerin say</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">s</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">n</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> 40.000</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">’</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">in </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">zerinde g</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ö</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">sterir; ancak bu rakam</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">n tamam</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> ba</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ğ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ms</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">z ar</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">iv kay</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">tlar</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">yla kesinle</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">tirilememi</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">tir.<a href="#_ftn3" name="_ftnref3" style="color:blue; text-decoration:underline" title=""><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">[3]</span></span></span></a></span></span></span></span></span></span></h4>

<h4 style="text-align:justify">&nbsp;</h4>

<h4 style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">Kızılba</span></span></span></strong><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span></strong><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">lara Kar</span></span></span></strong><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span></strong><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span></strong><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> Din</span></span></span></strong><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">î</span></span></span></strong><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> Me</span></span></span></strong><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span></strong><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ruiyet Olu</span></span></span></strong><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span></strong><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">turulmas</span></span></span></strong><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span></strong></span></span></span></h4>

<h4 style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">Yavuz Sultan Selim’in Safevilere kar</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> a</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ç</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">aca</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ğ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> sava</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">n yaln</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">zca asker</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">î</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> ve siyas</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">î</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> bak</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">mdan de</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ğ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">il, din</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">î</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> y</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ö</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">nden de me</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">rula</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">t</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">r</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">lmas</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> gerekiyordu. Bu ama</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ç</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">la Osmanl</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> ulemas</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ndan fetvalar al</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">nd</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">. Dönemin etkili isimlerinden Müftü Hamza’ya atfedilen fetvada </span></span></span><strong><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">Ş</span></span></span></em></strong><strong><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ah </span></span></span></em></strong><strong><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">İ</span></span></span></em></strong><strong><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">smail ve taraftarlar</span></span></span></em></strong><strong><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ını</span></span></span></em></strong><strong><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> a</span></span></span></em></strong><strong><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ğ</span></span></span></em></strong><strong><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span></em></strong><strong><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">r bi</span></span></span></em></strong><strong><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ç</span></span></span></em></strong><strong><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">imde su</span></span></span></em></strong><strong><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ç</span></span></span></em></strong><strong><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">lanmaktadır</span></span></span></em></strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">. Bu fetvada <strong><em>Safevilere kar</em></strong></span></span></span><strong><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span></em></strong><strong><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span></em></strong><strong><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> sava</span></span></span></em></strong><strong><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span></em></strong><strong><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">man</span></span></span></em></strong><strong><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span></em></strong><strong><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">n dinen me</span></span></span></em></strong><strong><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span></em></strong><strong><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ru oldu</span></span></span></em></strong><strong><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ğ</span></span></span></em></strong><strong><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">u savunulmaktadır</span></span></span></em></strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">. Fetvanın içeriğinde yer alan “<strong><em>K</em></strong></span></span></span><strong><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span></em></strong><strong><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">z</span></span></span></em></strong><strong><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span></em></strong><strong><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">lba</span></span></span></em></strong><strong><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span></em></strong><strong><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">lar</span></span></span></em></strong><strong><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span></em></strong><strong><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">n can ve mal dokunulmazl</span></span></span></em></strong><strong><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span></em></strong><strong><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ğ</span></span></span></em></strong><strong><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span></em></strong><strong><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">n</span></span></span></em></strong><strong><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span></em></strong><strong><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> ortadan kald</span></span></span></em></strong><strong><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span></em></strong><strong><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">rmasına yönelik olan bu anlay</span></span></span></em></strong><strong><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span></em></strong><strong><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span></em></strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">”</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">, uygulanacak </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">iddetin din</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">î</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> dayanaklar</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ndan biri hâline getirilmektedir. Ancak Müftü Hamza’ya atfedilen: “<em>Yedi Kızılba</em></span></span></span><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span></em><em> </em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ö</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ld</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ren Cennet-i </span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">Â</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">l</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">â’</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ya gider</span></span></span></em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">” biçimin</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">deki yayg</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">n s</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ö</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">z</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">n </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ö</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">zg</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">n fetva metninde aynen bulundu</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ğ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">u do</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ğ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">rulanamamaktad</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">r. Ayrıca Kanuni döneminin <em>Şeyhülislamı</em> olan <em>Ebussuud Efendi</em> ise Çaldıran Seferi’nden sonraki dönemde yaşayan bir ismi ve onun <strong><em>Kızılba</em></strong></span></span></span><strong><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span></em></strong><strong><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">lar hakk</span></span></span></em></strong><strong><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span></em></strong><strong><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ndaki fetvalar</span></span></span></em></strong><strong><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span></em></strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">, </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ö</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">zellikle Kanuni Sultan S</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">leyman d</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ö</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">nemindeki takibatlar da etkili olmu</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">tur. Ayrıca M</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ft</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> Hamza ile Ebussuud Efendi ayn</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> tarihsel a</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">amaya yerle</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">tirilmemelidir.</span></span></span></span></span></span></h4>

<h4 style="text-align:justify">&nbsp;</h4>

<h4 style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">Çaldıran Sava</span></span></span></strong><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span></strong><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı ve Sonrası</span></span></span></strong></span></span></span></h4>

<h4 style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">Yavuz Sultan Selim</span></span></span></em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">’in ordusu 1514 baharında </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">İ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">stanbul</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">’</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">dan hareket etti. Osmanl</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> ordusu Anadolu </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">zerinden do</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ğ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">uya ilerlerken </span></span></span><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">Ş</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ah </span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">İ</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">smail</span></span></span></em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">, Osmanl</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> kuvvetlerini uzun ve yorucu bir y</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">r</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">y</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">e zorlamak amac</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">yla geri </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ç</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ekildi ve g</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">zergâhtaki bazı yerle</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">imlerle erzak kaynaklar</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">n</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> bo</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">altt</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">. </span></span></span></span></span></span></h4>

<h4 style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">İ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ki ordu 23 A</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ğ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ustos 1514</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">’</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">te </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">Ç</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ald</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ran Ovas</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı’</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">nda kar</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">la</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">t</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">. Safevi ordusu a</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ğ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">rl</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">kl</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> olarak hareket kabiliyeti y</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ksek K</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">z</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">lba</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> s</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">varilerinden olu</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">uyordu. Osmanl</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> ordusu ise yeni</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ç</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">eriler, sipahiler, t</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">fekli birlikler ve sahra toplarıyla daha güçlü bir ate</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> g</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">c</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ne sahipti. Safevi s</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">varilerinin sald</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">r</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">lar</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> Osmanl</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> merkezini sarsmakla birlikte top</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ç</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">u ve t</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">fek birlikleri kar</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">s</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">nda sonu</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ç</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> alamad</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">. </span></span></span><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">Ş</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ah </span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">İ</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">smail</span></span></span></em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> yaraland</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> ve sava</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> alan</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ndan </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ç</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ekildi. Safevi ordusu a</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ğ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">r kay</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">plar verdi. <em>Yavuz Sultan Selim</em></span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">’</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">in kuvvetleri </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">Ç</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ald</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ran Sava</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı’</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">n</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> kazand</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> ve ard</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ndan Tebriz</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">’</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">e girdi. Ancak Osmanlı ordusu Tebriz’de uzun süre kalamadı. Ordudaki huzursuzluk, ikmal sorunları ve yakla</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">an k</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> nedeniyle Yavuz Sultan Selim geri d</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ö</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">nmek zorunda kaldı. Çaldıran, Safevi Devleti’ni ortadan kaldırmadı; ancak Safevilerin Anadolu’daki ilerleyi</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ini s</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">n</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">rland</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">rd</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> ve Do</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ğ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">u Anadolu</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">’</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">nun siyas</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">î</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> dengesini Osmanl</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> lehine de</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ğ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">i</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">tirdi.</span></span></span></span></span></span></h4>

<h4 style="text-align:justify">&nbsp;</h4>

<h4 style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">Çaldıran’dan Sonra Do</span></span></span></strong><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ğ</span></span></span></strong><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">u Anadolu</span></span></span></strong></span></span></span></h4>

<h4 style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">Çaldıran zaferi, bölgedeki mücadeleyi sona erdirmedi. Safevi kuvvetleri Diyarbekir, Mardin ve çevresindeki bazı merkezlerde varlı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ğ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">n</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> s</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">rd</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">r</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">yordu. B</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ö</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">lgedeki yerel hanedanlar ise <em>Osmanl</em></span></span></span><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span></em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> ve <em>Safevi</em> devletleri aras</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">nda tercih yapmak durumunda kald</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">.</span></span></span></span></span></span></h4>

<h4 style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">Yavuz Sultan Selim</span></span></span></em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">, </span></span></span><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">İ</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">dris-i Bitlis</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">î</span></span></span></em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">’</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">yi b</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ö</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">lgedeki </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ç</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">o</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ğ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">u S</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">nn</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">î</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> K</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">rt beyleriyle g</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ö</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">r</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">mekle g</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ö</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">revlendirdi. </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">İ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">dris-i Bitlis</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">î</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">, yerel beylerin Osmanl</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> y</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ö</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">netimini kabul etmeleri i</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ç</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">in diplomatik faaliyetlerde bulundu. Bu süreçte <em>Bitlis</em>, <em>Hizan</em>, <em>Cizre</em>, <em>E</em></span></span></span><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ğ</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">il</span></span></span></em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">, <em>Palu</em>, </span></span></span><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">Ç</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">emi</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">gezek</span></span></span></em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">, </span></span></span><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">Ç</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">apak</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ç</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ur</span></span></span></em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">, </span></span></span><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">İ</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">madiye</span></span></span></em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">, <em>Sason</em>, </span></span></span><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">Ç</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ermik</span></span></span></em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> ve </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ç</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">evresindeki </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ç</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">e</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">itli yerel y</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ö</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">netimler Osmanl</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> taraf</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">na geçti. Bazı beylerin eski topraklarını ve idarî yetkilerini belirli ölçülerde korumalarına izin verildi. Böylece Osmanlı Devleti, do</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ğ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">u s</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">n</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">r</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">nda do</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ğ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">rudan merkezden y</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ö</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">netilen b</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ö</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">lgelerle yerel hanedanlar</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">n y</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ö</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">netimindeki yurtluk-ocakl</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">k ve h</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">k</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">met sancaklar</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">n</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> bir arada bulunduran esnek bir idarî yapı olu</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">turdu.</span></span></span></span></span></span></h4>

<h4 style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">İ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">dris-i Bitlis</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">î’</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">nin bu s</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">re</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ç</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">teki temel rol</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">, Osmanl</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> Devleti ile yerel beyler aras</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">nda arabuluculuk yapmak ve Safevi etkisine kar</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> Osmanl</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> taraf</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">n</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> g</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">üç</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">lendirmekti.</span></span></span></span></span></span></h4>

<h4 style="text-align:justify">&nbsp;</h4>

<h4 style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;">Çaldıran’ın Anadolu Kızılbaşlarının Demografik ve Etnik Yapısına Etkisi</span></span></strong></span></span></h4>

<h4 style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;">16. yüzyılın başındaki Osmanlı-Safevi rekabeti, Anadolu’nun etnik, inançsal ve nüfus yapısını kalıcı olarak değiştirmiştir.</span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> Çaldıran Savaşı öncesi ve sonrasında, Safevi yanlısı olarak görülen Kızılbaş Türkmen toplulukları yoğun baskı, takibat ve sürgünlerle karşı karşıya kalmıştır. Türkmen boylarının bir kısmı İran coğrafyasına göç ederken, bir kısmı da Anadolu'nun daha iç ve dağlık kesimlerine çekilmek zorunda kalmıştır.</span></span></span></span></span></h4>

<ul>
	<li style="text-align:justify">
	<h4><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;">Büyük Göçler ve Nüfus Kaybı:</span></span></strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"> Şah İsmail’in çağrısıyla Anadolu’daki (özellikle Tokat, Sivas, Amasya, Antalya, Aydın ve Yozgat bölgelerindeki) yüz binlerce Kızılbaş Türkmen aşireti (Ustaclu, Şamlu, Rumlu, Tekelü, Zülkadirliler) İran’a göç etti [Akkoyunlu Devleti tarihi]. Bu göçler, Anadolu’nun en üretici köylü ve göçebe Türkmen nüfusunun azalmasına, tarımsal üretimin düşmesine neden oldu.</span></span></span></span></h4>
	</li>
	<li style="text-align:justify">
	<h4><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;">İskân ve Demografik Dönüşüm:</span></span></strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"> Çaldıran Savaşı (1514) sonrasında, Osmanlı Devleti Safevi yanlısı unsurları sınır bölgelerinden uzaklaştırmak için yoğun bir sürgün ve iskân politikası uyguladı. Sınır güvenliğini sağlamak amacıyla, Sünni Kürt aşiretleri Safevi sınır hatlarına (Doğu ve Güneydoğu Anadolu) yerleştirildi ya da mevcut yerlerinde muafiyetlerle güçlendirildi. Bu durum, bölgenin yüzyıllar boyunca sürecek olan demografik ve inançsal haritasını çizdi.</span></span></span></span></h4>
	</li>
	<li style="text-align:justify">
	<h4><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;">Kırsala ve Dağlara Çekilme:</span></span></strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"> Osmanlı merkezi yönetiminin takibatı ve Şeyhülislam Müftü Hamza veya İbn-i Kemal gibi isimlerin verdiği "Kızılbaşların katli vaciptir" içerikli fetvalar, geride kalan Alevi topluluklarının hayatta kalmak için merkezi otoritenin ulaşamayacağı dağlık, kırsal ve izole bölgelere (Dersim, Toroslar, Karadeniz’in iç kesimleri) çekilmesine yol açtı. Bugün Alevi köylerinin genellikle dağlık bölgelerde yer almasının tarihsel kökeni bu döneme dayanır.</span></span></span></span></span></h4>
	</li>
	<li style="text-align:justify">
	<h4><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">Etnik Asimilasyon Tezi: </span></span></span></strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">Tarihçiler ve sosyologlar arasında, bugün <em>Kürtçe</em> veya <em>Zazaca</em> konuşan Alevi toplulukların (özellikle Dersim/Tunceli, Bingöl, Muş gibi bölgelerdeki Alevilerin) kökenine dair iki temel yaklaşım bulunmaktadır. İlk yaklaşım “<strong><em>Türkmen Kökeni ve Dilsel Dönüşüm Tezi</em></strong>”, bu görüşü savunan araştırmacılar (örneğin Yusuf Halaçoğlu, İrene Melikoff gibi isimlerin bazı çalışmaları ve yerel şecere incelemeleri), bölgede sıkışıp kalan <strong><em>Kızılbaş Türkmen boyları</em></strong>nın, varlıklarını sürdürebilmek ve baskılardan korunabilmek adına zamanla çoğunlukta olan <em>Kürt</em> ve <em>Zaza</em> aşiret yapılarıyla bütünleştiğini, bu süreçte dillerini kaybederek asimile olduklarını ileri sürmektedirler. Birçok <em>Alevi Ocağı</em>nın (örneğin <em>Baba Mansur, Kureyşan</em> vb.) şecerelerinde veya sözlü geleneklerinde Horasan kökenine yapılan vurgular bu teze dayanak gösterilmektedir. İkinci yaklaşım olan “<strong><em>Kadim Kürt/Zaza Aleviliği Tezi</em></strong>” ise, bölgedeki Alevi (<em>Reya Haq</em>) inancına sahip Kürt ve Zaza toplulukların etnik köken açısından bölgenin yerli unsurları olduğunu savunmaktadır. Bu yaklaşıma göre, inançsal benzerlikler ve tarihsel süreçteki kader ortaklığı Türkmenler ile Kürt/Zaza Alevilerini birbirine yaklaştırmış olsa da, bu topluluklar baştan beri kendi özgün dilleri ve kimlikleriyle var olmuşlardır.</span></span></span></span></span></h4>
	</li>
</ul>

<h4 style="text-align:justify">&nbsp;</h4>

<h4 style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">Osmanlı-Safevi Mücadelesinin Değerlendirilmesi </span></span></span></strong><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">İ</span></span></span></strong><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">dris-i Bitlis</span></span></span></strong><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">î’</span></span></span></strong><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">nin Tarihsel Sorumlulu</span></span></span></strong><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ğ</span></span></span></strong><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">u</span></span></span></strong></span></span></span></h4>

<h4 style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">İ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">dris-i Bitlis</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">î’</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">nin Anadolu</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">’</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">daki K</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">z</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">lba</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> takibat</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">n</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">n b</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">t</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">n a</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">amalar</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">n</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> y</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ö</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">netti</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ğ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ini veya 40.000 ki</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">inin </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ö</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ld</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">r</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">lmesi emrini bizzat verdi</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ğ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ini g</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ö</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">steren bir belge bulunmamaktad</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">r. <em>Selimn</em></span></span></span><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">â</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">me</span></span></span></em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">’</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">de emir <em>Yavuz Sultan Selim</em></span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">’</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">e, <em>uygulama ise ta</em></span></span></span><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ra y</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ö</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">neticileriyle Osmanlı kuvvetlerine</span></span></span></em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> atfedilmektedir.</span></span></span></span></span></span></h4>

<h4 style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">Bununla birlikte </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">İ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">dris-i Bitlis</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">î’</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">yi yaln</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">zca tarafs</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">z bir tarih</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ç</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">i olarak de</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ğ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">erlendirmek de olanaklı de</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ğ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ildir. </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">Çü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">nk</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> kendisi:</span></span></span></span></span></span></h4>

<ul>
	<li style="text-align:justify">
	<h4><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">Yavuz Sultan Selim’in do</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ğ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">u siyasetine dan</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">manl</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">k yapt</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">,</span></span></span></span></span></span></h4>
	</li>
	<li style="text-align:justify">
	<h4><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">Çaldıran Seferi’ne katıldı,</span></span></span></span></span></span></h4>
	</li>
	<li style="text-align:justify">
	<h4><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">Osmanlı–Safevi mücadelesinde açıkça Osmanlı tarafında yer aldı,</span></span></span></span></span></span></h4>
	</li>
	<li style="text-align:justify">
	<h4><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">Kızılba</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">lar</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> din ve devlet d</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">man</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> olarak g</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ö</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">steren dili benimsedi,</span></span></span></span></span></span></h4>
	</li>
	<li style="text-align:justify">
	<h4><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">Kızılba</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">lara uygulanan </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">iddeti eserinde ele</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">tirmeden, me</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ru bir uygulama olarak anlatt</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">,</span></span></span></span></span></span></h4>
	</li>
	<li style="text-align:justify">
	<h4><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">Osmanlı yönetiminin Do</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ğ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">u ve Güneydo</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ğ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">u Anadolu</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">’</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">da yerle</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">mesinde g</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ö</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">rev ald</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">,</span></span></span></span></span></span></h4>
	</li>
	<li style="text-align:justify">
	<h4><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">Osmanlı Devleti ile yerel Kürt beyleri arasındaki ittifakın kurulmasına katkıda bulundu.</span></span></span></span></span></span></h4>
	</li>
</ul>

<h4 style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">Dolayısıyla </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">İ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">dris-i Bitlis</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">î’</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">nin sorumlulu</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ğ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">u, katliam emrini veren h</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">k</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">mdar</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">n sorumlulu</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ğ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">uyla ayn</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> de</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ğ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ildir. Onun tarihsel sorumlulu</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ğ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">u, Yavuz Sultan Selim</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">’</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">in siyasetini savunmas</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">, me</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">rula</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">t</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">rmas</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">, kay</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">t alt</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">na almas</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> ve b</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ö</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">lgedeki Osmanl</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> h</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">â</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">kimiyetinin kurulmas</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">na fiilen hizmet etmesidir.</span></span></span></span></span></span></h4>

<h4 style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">Yavuz Sultan Selim</span></span></span></em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> döneminde <em>Osmanlı-Safevi</em> mücadelesi, Anadolu’daki Kızılba</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> toplulukları için a</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ğ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">r sonu</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ç</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">lar do</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ğ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">urdu. </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">Ç</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ald</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ran Seferi </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ö</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ncesinde Safevi taraftar</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> oldu</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ğ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">u d</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">n</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">len ki</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">iler ara</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">t</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">r</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ld</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">, adlar</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> kaydedildi ve geni</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span> <span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ç</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">apl</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> bir takibat y</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">r</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">t</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ld</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">. </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">Ç</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ok say</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">da insan </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ö</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ld</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">r</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ld</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">, tutukland</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> veya s</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">rg</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">n edildi.</span></span></span></span></span></span></h4>

<h4 style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">İ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">dris-i Bitlis</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">î’</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ye ait müsveddelerden olu</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">turulan Selimn</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">â</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">me, 40.000</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">’</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">den fazla ki</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">inin padi</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ah</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">n emriyle </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ö</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ld</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">r</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ld</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ğ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">n</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> yazmaktad</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">r. Ancak g</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">n</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">m</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ze ula</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">an belgeler, bu say</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">n</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">n tamam</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">n</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> kesin bir infaz toplam</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> olarak do</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ğ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">rulamaya yeterli de</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ğ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ildir. Bu nedenle hem kronikteki kay</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">t aktarılmalı hem de sayının tarihçiler arasında tartı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">mal</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> oldu</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ğ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">u belirtilmelidir.</span></span></span></span></span></span></h4>

<h4 style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">İ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">dris-i Bitlis</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">î</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">, K</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">z</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">lba</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> takibat</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">n</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">n emrini veren ki</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">i de</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ğ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ildir. As</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">l siyas</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">î</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> sorumluluk Yavuz Sultan Selim y</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ö</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">netimine aittir. Bununla birlikte Bitlis</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">î</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">, bu y</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ö</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">netimin do</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ğ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">u siyasetinde görev almı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">; K</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">z</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">lba</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">lara y</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ö</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">nelik d</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">manla</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">t</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">r</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">c</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> dili benimsemi</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">, uygulanan </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">iddeti me</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ru g</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ö</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">stermi</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> ve Osmanl</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> h</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">â</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">kimiyetinin b</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ö</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">lgede kurulmas</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">na katk</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">da bulunmu</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">tur.</span></span></span></span></span></span></h4>

<h4 style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">Yavuz Sultan Selim döneminde Kızılba</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">lara kar</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> devlet eliyle geni</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> kapsaml</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> bir takip ve cezaland</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">rma siyaseti uygulanm</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">t</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">r. </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">İ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">dris-i Bitlis</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">î</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> ise bu siyasetin h</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">k</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">mdar</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> veya emir vereni de</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ğ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">il; dan</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">man</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">, savunucusu, tarih</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ç</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">isi ve do</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ğ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">udaki etkili uygulay</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">c</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> akt</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ö</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">rlerinden biridir.</span></span></span></span></span></span></h4>

<h4 style="text-align:justify">&nbsp;</h4>

<h4><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;">Geçmişteki Kırılmaların Günümüz Türkiye Siyasetindeki Sosyolojik Yansımaları</span></span></strong></span></span></h4>

<h4 style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;">1514’te Çaldıran Ovası'nda kurulan denklemler ve yaşanan travmalar, bugün Türkiye’deki siyasi ittifakların, kimlik çatışmalarının ve toplumsal hafızanın bilinçaltını oluşturmaya devam etmektedir. </span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;">Bu tarihi ittifak, son dönemde Türkiye siyasetinde <strong>“Kürt Sorunu”<em>nun çözümü, yeni anayasa tartışmaları ve bölgesel ittifaklar</em></strong><em> </em>bağlamında çok tartışılan, adeta kriz yaratan bir referans haline gelmiştir.</span></span></span></span></h4>

<h4 style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;">Tartışmanın güncel fitili şu gelişmelerle ateşlen ise İmralı merkezli açıklamalarda ve DEM Parti çevrelerinde, devlet ile Kürtler arasında yeni bir uzlaşı veya ortak gelecek inşa edilecekse, bunun tarihsel temeli olarak “<em>Yavuz-İdris-i Bitlisî</em>” ittifakı (ve hatta <em>Kurtuluş Savaşı'ndaki Amasya Protokolü</em>) birer “<em>Türk-Kürt ortaklığı</em>” örneği olarak referans gösterildi. Kürt hareketinin pragmatik kanadı, bu referansla devlete <em>“Tarihte nasıl ortaklaştıysak bugün de bölgesel çıkarlar (Suriye ve Irak bağlamı dahil) için demokratik bir ortaklık kurabiliriz”</em> mesajı vermeyi amaçlıyordu.</span></span></span></span></h4>

<h4 style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;">Bu tarihsel referans, Alevi kurumları, aydınları ve demokratik çevreler tarafından çok sert bir tepkiyle karşılandı. 53 Alevi aydınının imzaladığı ortak bir bildiriyle <strong>“Yavuz Selim ve İdris-i Bitlisî referanslı arkaik ve kanlı ittifakı reddediyoruz”</strong> denildi.</span></span></span></span></h4>

<h4 style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;">Alevi toplumu haklı olarak, 16. yüzyıldaki bu ittifakın doğrudan <strong>Kızılbaş-Alevi katliamları ve dışlanması</strong> üzerine kurulduğunu hatırlatmaktadır. Dolayısıyla, günümüzde eşit yurttaşlık, barış ve seküler evrensel değerler temelinde çözülmesi gereken bir soruna, özünde bir inanç grubunun (Alevilerin) kanı ve gözyaşı olan arkaik bir askeri/mezhebi paktın referans gösterilmesi “<em>tehlikeli, dışlayıcı ve kaygı verici</em>” bulunmuştur.</span></span></span></span></h4>

<h4 style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;">Bu durum DEM Parti içinde ve sol-demokratik blokta ciddi bir iç tartışmaya (Yavuz-Bitlisi krizine) yol açtı. DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan'ın bildiriye imza atan bazı isimlere yönelik sert eleştirileri, eski bakan Müslüm Doğan gibi Alevi siyasetçilerin sert yanıtlarıyla karşılandı.</span></span></span></span></h4>

<h4 style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;">Dün Şah İsmail ve Osmanlı arasındaki jeopolitik savaşta Kürt beyleri ile Osmanlı sarayının yaptığı pragmatik anlaşma, bugün Türkiye'de demokratikleşme ve Kürt sorununun çözümü arayışlarında <strong>“<em>ortaklık modeli</em>”</strong> olarak masaya sürülmek istenirken; tarihsel hafızasında bu ittifakı büyük acılarla (katliamlarla) eşleştiren Aleviler için ise kabul edilemez <strong>“mezhepçi ve kanlı bir referans”</strong> olarak güncelliğini korumaktadır. Tarihin bugünün siyasetine nasıl alet edildiğinin ya da tarihsel yaraların günümüz demokrasisini nasıl doğrudan etkilediğinin en somut örneğidir. </span></span></span></span></h4>

<h4 style="text-align:justify">&nbsp;</h4>

<table cellspacing="0" class="Table" style="border-collapse:collapse; border:none">
	<tbody>
		<tr>
			<td style="border-bottom:1px solid black; border-left:1px solid black; border-right:1px solid black; border-top:1px solid black">
			<h4><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-size:10.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">Tarihsel Hafıza / Kırılma</span></span></span></strong></span></span></h4>
			</td>
			<td style="border-bottom:1px solid black; border-left:none; border-right:1px solid black; border-top:1px solid black">
			<h4><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-size:10.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">Günümüz Sosyolojik ve Siyasi Yansıması</span></span></span></strong></span></span></h4>
			</td>
		</tr>
		<tr>
			<td style="border-bottom:1px solid black; border-left:1px solid black; border-right:1px solid black; border-top:none">
			<h4><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-size:10.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">Sünni-Merkezi Otorite İttifakı</span></span></span></strong></span></span></h4>
			</td>
			<td style="border-bottom:1px solid black; border-left:none; border-right:1px solid black; border-top:none">
			<h4 style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:10.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">Devlet mekanizmalarında, bürokraside ve egemen siyasi dilde Sünni-İslam sentezinin baskın karakterini koruması. Alevi toplumunun "eşit yurttaşlık" taleplerinin (Cemevlerinin statüsü vb.) hala tam olarak çözülememesi.</span></span></span></span></span></h4>
			</td>
		</tr>
		<tr>
			<td style="border-bottom:1px solid black; border-left:1px solid black; border-right:1px solid black; border-top:none">
			<h4><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-size:10.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">Kızılbaş/Alevi Katliamları Hafızası</span></span></span></strong></span></span></h4>
			</td>
			<td style="border-bottom:1px solid black; border-left:none; border-right:1px solid black; border-top:none">
			<h4 style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:10.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">Yavuz Sultan Selim isminin köprülere veya projelere verilmesine yönelik Alevi toplumundaki refleks. Çorum, Maraş, Sivas gibi yakın tarihsel acıların, 16. yüzyıl travmalarının bir devamı olarak algılanması ve devlete karşı yapısal bir güvensizlik yaratması.</span></span></span></span></span></h4>
			</td>
		</tr>
		<tr>
			<td style="border-bottom:1px solid black; border-left:1px solid black; border-right:1px solid black; border-top:none">
			<h4><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-size:10.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">"Tampon/Kullanışlı Unsur" Eleştirisi</span></span></span></strong></span></span></h4>
			</td>
			<td style="border-bottom:1px solid black; border-left:none; border-right:1px solid black; border-top:none">
			<h4 style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:10.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">Günümüz Kürt siyasi hareketinin veya Alevi dinamiklerinin, büyük siyasi bloklar (Cumhur veya Millet ittifakları, Kent Uzlaşısı süreçleri) tarafından seçim dönemlerinde "stratejik ortak", seçim sonrasında ise "arka bahçe" olarak görülmesi eleştirisi.</span></span></span></span></span></h4>
			</td>
		</tr>
		<tr>
			<td style="border-bottom:1px solid black; border-left:1px solid black; border-right:1px solid black; border-top:none">
			<h4><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-size:10.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">Üçüncü Yol Arayışı</span></span></span></strong></span></span></h4>
			</td>
			<td style="border-bottom:1px solid black; border-left:none; border-right:1px solid black; border-top:none">
			<h4 style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:10.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">Sosyal medyadaki tartışmada da görüldüğü üzere, ne egemen devlet aklına (Yavuz çizgisi) ne de radikal etnik/mezhepsel ayrışmalara sığınan; rızalığa, barışa ve seküler cumhuriyet değerlerine dayalı bağımsız bir siyasi hat (Üçüncü Yol) inşa etme çabası.</span></span></span></span></span></h4>
			</td>
		</tr>
	</tbody>
</table>

<h4 style="text-align:justify">&nbsp;</h4>

<h4><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;">Aleviliğin Siyaset ve Etnik Köken Üzerinden Tanımlama Girişimlerinin Açmazı</span></span></strong></span></span></h4>

<h4 style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">Alevi toplumu tarih boyunca ezilenin yanında durma refleksi göstermiştir. Ancak günümüzde hem <strong>iktidar odaklarının “<em>Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı</em>” gibi yapılarla inancı <em>devletleştirme/Sünnileştirme</em> hamleleri</strong>, hem de <strong>bazı siyasi hareketlerin Aleviliği kendi etnik ajandalarına entegre etme çabaları</strong>, toplumu manipülasyona açık hale getirmektedir. Bu manipülasyonlardan dolayı </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;">Alevi toplumu günümüz Türkiye sosyolojisinde, siyasetinde ve kurumsal yapılarında yaşadığı <strong>kimliksel sıkışmayı, entelektüel iç hesaplaşmayı ve özeleştiri dinamiklerini</strong> iki farklı düzlemde ortaya koymaktadır. <strong><em>İlki</em></strong>, Aleviliğin tarih boyunca maruz kaldığı veya bugün içine çekilmek istendiği iki büyük etnik girdaba (<strong>Türkçülük ve Kürtçülük</strong>) karşı çok net bir <strong>“<em>Üçüncü Yol</em>”</strong> manifestosu sunmaktadır. “<em>Yavuzlaşma</em>” tarihsel bir figürün ötesinde bir zihniyet biçimi olarak karşımıza çıkmaktadır. Yani insan kendi inanç ve ahlak ilkelerini (<em>Yol ve Erkân</em>) bırakıp; iktidar mücadelesini, mikro milliyetçiliği veya kendi mahallesinin holiganlığını merkeze koyduğu an “<em>Yavuzlaşmaktadır</em>”. Burada ölçüt etnik kimliklerin (<em>Türk</em> veya <em>Kürt</em> olmanın) insan olmanın doğal bir parçası olduğunu ancak bu kimliklerin Aleviliğin evrensel, hümanist ve “<em>72 millete bir nazarda bakan</em>” felsefesinin önüne geçirilmesinin bir <strong>yol ihaneti</strong> olduğunu savunmak olarak tanımlanmaktadır. <strong><em>İkincisi</em></strong> ise teorik felsefenin sahaya, yani kurumlara, vakıflara ve güncel siyasete yansıdığında nasıl çatışmalara yol açtığını gösteren somut anlamlandırmaları içermektedir. Doğu’da Kürtçe/Zazaca konuşan Aleviliğinin sosyolojik gerçeğine dayanarak <em>“Hem Kürt/Zaza hem Alevi olarak iki kez eziliyoruz”</em> olarak ifade edilen bu durum<strong><em> çift katmanlı ezilmişlik</em></strong> biçiminde anlatılmaya çalışılmaktadır. Bu durum bize bazı Alevilerin neden etnik milliyetçi reflekslere daha açık olduğunu açıklayan tarihsel ve psikolojik bir zemin sunmaktadır. Ancak karşı argüman, bu ezilmişliğin panzehirinin başka bir milliyetçilik (ırkçılık) olamayacağını hatırlatmaktadır.</span></span></span></span></h4>

<h4 style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;">“<strong>Bırakalım insanlar nasıl istiyorsa öyle inansın... Irkçılığın her türlüsüne hayır</strong>”</span></span></em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"> ifadesi, aslında Alevi felsefesinin en temel yapı taşı olan <strong>“72 millete aynı nazarla bakmak”</strong> ilkesinin günümüz dilindeki karşılığıdır. Alevilik, doğası gereği evrensel bir insan sevgisini ve rızalığı merkezine alır. Bu yüzden, inancın özünü savunanlar için <strong><em>Türk milliyetçiliği (Türkçülük) de Kürt milliyetçiliği (Kürtçülük) de</em></strong> Yol'un önüne geçtiği an birer “<strong><em>yozlaşma</em></strong>” ve “<strong><em>Yavuzlaşma</em></strong>” emaresi olarak görülür. Sorun kimliklerin kendisi değil, bu kimliklerin ideolojik birer silaha veya siyasi pazarlık aracına dönüştürülmesidir.</span></span></span></span></h4>

<h4 style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;">Sabahat Akkiraz’ın ulusalcı/milliyetçi refleksleri eleştirilirken, benzer etnik milliyetçi refleksleri gösteren diğer tarafın (örneğin Mikail Aslan veya Ferhat Tunç gibi figürlerin) kendi kitleleri tarafından alkışlanması, entelektüel bir tutarsızlıktır ve<strong><em> çifte standart</em></strong>tır. Eleştiri, kişilerin milliyetçiliğine değil, “<strong><em>bizim mahallenin milliyetçisi olmadığı için</em></strong>” yapılıyorsa, bu durum “<em>Yol ve Erkân</em>” kaygısı taşımaz; yalnızca siyasi bir kamplaşmanın tezahürüdür. Sabahat Akkiraz sonuçta bireysel bir sanatçıdır; hatası veya doğrusu kendisini bağlamaktadır. Ancak asıl tehlikenin, kitleleri peşinden sürükleyen, devlete veya egemen güç odaklarının (<em>AKP</em>, <em>MHP</em> veya <em>muhalefet</em> <em>bloklarının</em>) kuyruğuna takılarak sistemi meşrulaştıran, “<em>yedek lastik</em>” olmaya çalışan kurumsal yapıların, partilerin ve örgütlerin sistemle kurduğu kirli ilişkiler olduğu vurgulanmaktadır. <em>“Güç odakları öpüşüp barıştığında biz yine ayazda kalacağız”</em> ifadesi, tabandaki halkın siyasi elitlere duyduğu derin güvensizliği ve haklı kaygıyı özetlemektedir.</span></span></span></span></h4>

<h4 style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">Hacıbektaş postnişini <strong>Veliyettin Hürrem Ulusoy</strong> üzerinden yürüyen “<em>fidan/ağaç</em>” ve “<em>vakıf işleyişi</em>” diyalogu, çok önemli bir iç muhasebedir. Bir </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;">taraf, </span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;">1000 fidan projesi gibi pratik bir usulsüzlük iddiası üzerinden kurumsal çürümeyi ve “küçük adamların büyük makamları işgal etmesi”, yani </span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;">en tepedeki isimlerin bile çevrelerindeki usulsüzlüklere<span style="color:#0d0d0d">, küçük hesaplara göz yumduğunu veya alet olduğunu iddia ederek sert bir eleştiri getirirken; diğer taraf ise </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;">çok güçlü bir kurumsal savunma mekanizması geliştirerek</span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> profesyonel vakıf yönetimlerindeki çürümelerin kişileri bağlayacağını, “ço<em>rba tabağına sinek düştüğünde </em></span></span></span><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;">tabağın döküleceğini ancak tencerenin (kazanın) </span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">dökülmeyeceğini</span></span></span></em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">” ifade etmektedir. </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;">Bu savunma, profesyonel/idari hataların inancın ana omurgasını ve devlet asimilasyonuna karşı direnen merkezleri tamamen itibarsızlaştırmak için kullanılmaması gerektiğini hatırlatmaktadır. </span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">Bu diyaloglar, aynı zamanda Alevi kurumlarının modern dünyada şeffaflık, denetim ve liyakat konularında yaşadığı sancıları özetlemektedir.</span></span></span></span></span></h4>

<h4 style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;">Bu diyaloglar, Alevi toplumunun kendi içindeki entelektüel derinliği, özeleştiri kapasitesini ve karşı karşıya kaldığı <strong>“<em>kimlik kıskacını</em>”</strong> en çıplak haliyle ortaya koymaktadır. Tartışma artık yalnızca 16. yüzyılın tarihsel figürleri değil; doğrudan bugünün yaşayan aktörleri, kurumları, sanatçıları ve bizzat <strong>Yol’un özü</strong> üzerinden yürümektedir. Bundan dolayı da i</span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">çinden geçtiğimiz bu süreç, Alevi toplumunun kendi elitlerini (sanatçılarını, Dedelerini, kurum başkanlarını) <strong>“<em>özünü dara çekmeye</em>”</strong> çağırdığı bir dönemdir. Siyasi rant, mikro milliyetçilik, ihale, burs veya popülarite için inancın evrensel felsefesini feda edenlerin toplum tarafından “<em>kusulması</em>” gerektiği fikri, toplumsal hafızanın hala diri olduğunu göstermektedir.</span></span></span></span></span></h4>

<h4 style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">Ne egemen devlet aklının sınırlarına hapsolmuş bir Alevilik ne de etnik kimliklerin gölgesinde kalmış bir Alevilik; Yol'un kendi durduğu yer, tüm bu siyasi aparatların ve güç odaklarının çok üzerindedir. Tekke düştüğünde kelin görünmemesi için, inancın özündeki o “<em>üçüncü yola</em>”, yani rızalığa ve insan merkezli felsefeye amasız, fakatsız sahip çıkmak tek çıkış yolu gibi görünmektedir.</span></span></span></span></span></h4>

<h4 style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;">Alevi toplumunun bugün hem <strong><em>sanatsal/kültürel figürleri</em></strong> (Akkiraz, Aslan) hem de <strong><em>inançsal/kurumsal önderleri</em></strong> (Ulusoy ve kurum başkanları) üzerinden çok ciddi bir <strong><em>arınma ve özünü dara çekme</em></strong> süreci yaşadığı görülüyor.</span></span></span></span></h4>

<h4 style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;">Tabanın mesajı nettir: İster Türkçülük yapsın ister Kürtçülük; ister devlet aygıtına yedeklensin ister muhalif siyasetin rantını yesin; Yol’un özünü, rızalığı ve evrensel insan sevgisini kendi siyasi veya ekonomik pazarlarına alet eden her aktör, toplumun vicdanında meşruiyetini kaybetmektedir.</span></span></em></span></span></h4>

<h4 style="text-align:justify">&nbsp;</h4>

<h4 style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">Sonuç</span></span></span></strong></span></span></h4>

<h4 style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">Tarihsel coğrafya ve demografi çalışmaları, Doğu Anadolu’daki toplulukların yüzyıllar boyunca iç içe geçtiğini, kültürel, dinsel ve dilsel etkileşimlerin çok yoğun yaşandığını göstermektedir. Bu bağlamda, günümüzde Kürtçe veya Zazaca konuşan bazı Alevi toplulukların kökeninin Kızılbaş Türkmen boylarına dayanması ihtimali, tarihsel göç yolları ve siyasi baskılar göz önüne alındığında sosyolojik ve akademik olarak meşru bir tartışma alanıdır. Tarihsel gerçekleri ideolojik kaygılardan uzak, belgeler ve objektif veriler ışığında ele almak, geçmişi daha doğru anlamamızı sağlar.</span></span></span></span></span></h4>

<h4 style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;">Günümüzde</span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> sosyal medyada veya kahvehanelerde yapılan hararetli siyasi tartışmalar, aslında 500 yıl önce Doğu Anadolu dağlarında, Osmanlı saraylarında ve Safevi dergâhlarında temelleri atılmış olan bir kimlik yapısının güncel tezahürleridir. Sağlıklı bir toplumsal tefekkür; geçmişteki acıları bugünün intikam veya nefret unsuru yapmak yerine, bu tarihsel mekanizmaları doğru anlayıp günümüz Türkiye'sinde <strong><em>yurttaşlık bağı, ortak yaşamı ve demokratik anlayışı</em> </strong>kurmaktan geçmektedir.</span></span></span></span></span></h4>

<h4 style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">Günümüzde yapılan tartışmalar ve ona bağlı gelişen yanıtlar zinciri bütüncül olarak incelendiğinde; <strong>tarih, etnisite, sosyolingvistik ve inanç (Alevilik)</strong> ekseninde şekillenen, çok sesli ve derinlikli bir <strong>kimlik tartışması</strong> ortaya çıkmaktadır. Tartışma boyunca katılımcılar, mikro örneklerden makro teorilere uzanan argümanlarla Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki demografik dönüşümü anlamlandırmaya çalışmaktadır. </span></span></span></span></span></h4>

<h4 style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">Süreç içinde öne çıkan 16. yüzyılda (özellikle Çaldıran Savaşı sürecinde) Osmanlı-Safevi rekabetinin bölgeye etkisi ile Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da yüzyıllarca süren güçlü Türkmen (Karakoyunlu, Akkoyunlu, Safevi nüfuzu) egemenliğinin Çaldıran süreciyle zayıfladığıdır. Diyarbakır ve çevresindeki Alevi Türkmen yerleşimlerinin (<em>Şarabı</em>, <em>Büyükkadı</em>, <em>Türkmenacı</em> vb.) zamanla boşalması, Seyyid Nesimi gibi figürlerin varlığı ve bölgedeki <em>Ocak Sistemleri</em> (<em>Ağu İçen, Dede Kargın, Sarı Saltuk</em>) üzerinden sunulan veriler, tarihsel Türkmen varlığının somut delilleri olarak metne güçlü bir nesnellik katmaktadır. Şanlıurfa <em>Karakeçili Aşireti</em> gibi somut örnekler üzerinden, ova ve ticaret yollarındaki Türkmen unsurların bölgedeki hâkim ekosisteme entegre olarak <strong><em>Kürtleştiği/Kürtçe konuştuğu</em></strong> gerçeği taraflarca kabul edilmektedir. Bu duruma sosyolinguistikte <strong>“<em>dil kayması</em>”</strong> denmektedir. Karşı argüman ise bu ova modelini Dersim veya Koçgiri gibi dağlık, kapalı coğrafyalara genellemenin bilimsel hatasına (saman adam safsatası) işaret etmektedir. Dağlık ve izole coğrafyalarda<strong> </strong>dil unutulmamakta, aksine korunmaktadır. Yüzyıllardır ağıtlarını ve dualarını <em>Zazaca/Kürtçe </em>yapan izole toplulukların kökenini yalnızca “<em>dilini unutmuş Türkmenler</em>” teziyle açıklamak, tek taraflı bir kimlik mühendisliği olarak eleştirilmektedir. <strong><em>Kürtleşen Türkmenler olduğu kadar, tarihsel süreçte Türkmenleşen Kürt aşiretlerinin de bulunduğu</em></strong> gerçeğinden hareketle; bölge kimliğinin saf ve homojen bir asimilasyon ürünü değil, yüzyıllara yayılan <strong>çok katmanlı bir etkileşim, evlilik bağları ve inançsal ortaklık (senkretizm)</strong> ürünü olduğunu göstermektedir. Bu nedenle de Aleviliği yalnızca etnik kökenlere (<em>Türklük, Kürtlük, Zazalık</em>) indirgeyen yaklaşımlar yerine, inancın evrensel, insan merkezli ve kültürlerüstü bağını vurgulamak gerekmektedir. </span></span></span></span></span></h4>

<h4 style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">Tartışmalarda yer alan “<em>devlet kurmamış halkların medeniyeti olmadığı</em>” yönündeki iddia, modern antropoloji ve tarih bilimi tarafından reddedilen, ulus-devlet paradigmasına sıkışmış anakronik bir yaklaşımdır. Yine “<em>eski dil</em>” sözcükleri (av, dest, nan vb.) üzerinden Kürtçenin aslında öz Türkçe ya da Türkmenistan Türkçesiyle aynı olduğu yönündeki çıkarımlar, dil bilimsel gerçeklerle uyuşmayan, tamamen kulaktan dolma ve zorlama “<em>halk etimolojisi</em>” örnekleridir. <strong><em>Kürtçe</em></strong> <em>Hint-Avrupa</em>, <strong><em>Türkçe</em></strong> ise <em>Altay</em> dil ailesi içinde yer almaktadır; bu tür sözcük benzerlikleri dil ailelerinin kökenini değil, coğrafi komşuluktan kaynaklanan kelime alışverişlerini göstermektedir.</span></span></span></span></span></h4>

<h4 style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">Anadolu’nun etnik ve inançsal haritasını anlamaya çalışırken <strong>resmi ideolojilerin tezleri ile sahada yaşanan sosyolojik gerçeklerin çarpışmasını</strong> gözler önüne sermektedir. Tartışmanın Karakeçili, coğrafi izolasyon ve çift yönlü etkileşim kısımları ne kadar <strong>nesnel, bilimsel ve rasyonel</strong> ise; son kısımdaki dil bilimsel zorlamalar ve etnik inkarcılığa varan ifadeler o denli <strong>ideolojik ve duygusaldır</strong>. En dengeli sentez; bölgenin tekil ve saf bir ırk kökeniyle değil, <strong>çok katmanlı, melez ve geçişken bir tarihsel mirasla</strong> açıklanabileceği gerçeğidir.</span></span></span></span></span></h4>

<h4 style="text-align:justify">&nbsp;</h4>

<div>
<h4>&nbsp;</h4>

<div>
<h4 style="margin-left:19px; text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><a href="#_ftnref1" name="_ftn1" style="color:blue; text-decoration:underline" title=""><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;">[1]</span></span></span></span></a> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; <strong><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">İ</span></span></span></strong><strong><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">dris-i Bitlis</span></span></span></strong><strong><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">î</span></span></span></strong><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> yakla</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">k 1457</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">’</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">de do</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ğ</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">du. Ailesi Bitlis k</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ö</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">kenliydi. Babas</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> <em>H</em></span></span></span><em><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span></em><em><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">s</span></span></span></em><em><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">â</span></span></span></em><em><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">meddin Ali el-Bitlis</span></span></span></em><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">î</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">, d</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ö</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">nemin tan</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">nm</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span> <span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">â</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">lim ve mutasavv</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">flar</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ndan biriydi. </span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">İ</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">dris, ilk olarak Akkoyunlu h</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">k</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">mdar</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> Sultan Yakub</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">’</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">un saray</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">nda k</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">â</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">tiplik ve m</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">n</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ilik yaptı. Akkoyunlu Devleti’nin da</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ğ</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">lmas</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> ve Safevilerin y</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">kseli</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">inden sonra Osmanl</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span> <span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">lkesine ge</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ç</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ti. II. Bayezid</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">’</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">in iste</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ğ</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">i </span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">zerine Fars</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ç</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">a kaleme ald</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ğ</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> <strong><em>He</em></strong></span></span></span><strong><em><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span></em></strong><strong><em><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">t Behi</span></span></span></em></strong><strong><em><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span></em></strong><strong><em><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">t</span></span></span></em></strong><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> adl</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> eserinde ilk sekiz Osmanl</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> h</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">k</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">mdar</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">n</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">n tarihini anlatt</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">. Yavuz Sultan Selim’in 1512’de tahta çıkmasının ardından Osmanlı hizmetindeki konumu güçlendi. Yavuz Sultan Selim’in do</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ğ</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">u siyasetine dan</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">manl</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">k yapt</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">; 1514 </span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">İ</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ran Seferi</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">’</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ne ve </span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">Ç</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ald</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ran Sava</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı’</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">na kat</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ld</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">. Bu nedenle </span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">İ</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">dris-i Bitlis</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">î</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> yaln</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">zca d</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ö</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">nemin olaylar</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">n</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> kaydeden bir tarih</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ç</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">i de</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ğ</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ildi. Osmanlı siyasetinin içinde bulunan, diplomatik ve idarî görevler üstlenen etkin bir devlet görevlisiydi.</span></span></span></span></span></span></h4>
</div>

<div>
<h4 style="margin-left:19px; text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><a href="#_ftnref2" name="_ftn2" style="color:blue; text-decoration:underline" title=""><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;">[2]</span></span></span></span></a> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; <span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;">Tartışmada bahsedilen “<em>resmi tarih</em>” ile “<em>referans kaynaklar</em>” arasındaki çelişkiyi anlamak için bizzat İdris-i Bitlisî’nin kalemine bakmak gerekir. İdris-i Bitlisî, sadece bir diplomat değil, dönemin en önemli tarihçilerindendir. <strong>Selim-Nâme:</strong> İdris-i Bitlisî, Yavuz Sultan Selim dönemi icraatlarını anlattığı <em>Selim-Nâme</em> eserinde, Kızılbaşlara karşı yürütülen askeri harekâtları ve takibatları gizlemez; aksine bunları dini ve siyasi bir başarı olarak sunar. Eserde, Safevi sempatizanı Türkmenlerin ortadan kaldırılması “<em>mülkün nizamı</em>” ve “<em>din-i mübinin korunması</em>” olarak meşrulaştırılır.&nbsp; <strong>Heşt Behişt (Sekiz Cennet):</strong> Osmanlı’nın ilk sekiz padişahını anlatan bu Farsça eserinde de İdris-i Bitlisî, devletin merkeziyetçi yapısını savunur. Sünni İslam ideolojisini imparatorluğun harcı olarak görür. Eserlerinde ve dönemin arşiv belgelerinde, Doğu Anadolu’daki 25-26 büyük Kürt emirini (<em>Bitlis</em>, <em>Hizan</em>, <em>Hamo</em>, <em>Cizre</em> vb.) yani aşiretleri Safevi hâkimiyetine karşı Osmanlı safına nasıl ikna ettiğini ayrıntılarıyla anlatır. Bu ittifakın karşılığında Kürt emirliklerine verilen “<em>Yurtluk-Ocaklık</em>” ve “<em>Hükümet</em>” statüleri, Şeref Han’ın <em>Şerefname</em>’sinde de detaylandırılmıştır. Bu durum, eleştirmenler için “<em>katliam ortaklığı</em>”, savunucular için ise “<em>Safevi baskısına karşı bir savunma paktı</em>” olarak okunmaktadır.</span></span></span></span></h4>
</div>

<div>
<h4 style="margin-left:19px; text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><a href="#_ftnref3" name="_ftn3" style="color:blue; text-decoration:underline" title=""><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;">[3]</span></span></span></span></a> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; <span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">Selimnâme, Çaldıran Sava</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı’</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">n</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> <em>Yavuz Sultan Selim</em>’in dinî ve siyasî zaferi olarak anlatmaktadır. Bu çalışmada Kızılba</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">lar i</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ç</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">in a</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ğ</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">r ve a</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">a</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ğ</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">lay</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">c</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> ifadeler kullan</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">l</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">r; sava</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ta </span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ö</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ld</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">r</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">lenlerin ba</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">lar</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">n</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">n y</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ğ</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">n h</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">â</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">line geldi</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ğ</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">i belirtilir. Ayrıca, <strong><em>Çaldıran’dan sonra esir alınanların zincirlendi</em></strong></span></span></span><strong><em><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ğ</span></span></span></em></strong><strong><em><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">i</span></span></span></em></strong><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> ve “<strong><em>Sultanın bazı ilim ehlinin serbest bırakılmasını, geri kalanının öldürülmesini emrettiği</em></strong>” aktar</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">l</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">r. Ve yine İdris<em>-i Bitlis</em></span></span></span><em><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">î</span></span></span></em><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">, baz</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span> <span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">â</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">limlerin kendi iste</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ğ</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">i </span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">zerine ba</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ğ</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">land</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ğ</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">n</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> da anlat</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">r. Bu kay</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">t, onun sava</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> sonras</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ndaki geli</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">melere yak</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ndan tan</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">kl</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">k etti</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ğ</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ini ve <em>Yavuz Sultan Selim</em></span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">’</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">in </span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ç</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">evresinde bulundu</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ğ</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">unu g</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ö</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">stermektedir. <em>Selimnâme</em>’nin anlatımı tarafsız de</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ğ</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ildir. Eser, <em>Yavuz Sultan Selim</em></span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">’</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">i y</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">celten bir saray tarihidir. Bu </span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ö</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">zelli</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ğ</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">i nedeniyle, Osmanlı yönetici çevresinin Kızılba</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">lara y</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ö</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">nelik </span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">iddeti nas</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">l g</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ö</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">rd</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ğ</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">n</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ü</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> ve me</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">rula</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ş</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">t</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">rd</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ğ</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">n</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d"> ortaya koyan </span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ö</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">nemli bir kaynakt</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">ı</span></span></span><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Candara&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#0d0d0d">r.</span></span></span></span></span></span></h4>
</div>
</div>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 02 Oct 2026 14:06:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/10/ali-aktas-yazdi-yavuz-sultan-selim-idris-i-bitlisi-ittifaki-1790942963.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dedelik kurumunun yeniden inşası: Soydan ahlâka, makamdan hizmete…</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/dedelik-kurumunun-yeniden-insasi-soydan-ahlaka-makamdan-hizmete-3560</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/dedelik-kurumunun-yeniden-insasi-soydan-ahlaka-makamdan-hizmete-3560</guid>
                <description><![CDATA[Yüksel Gülsoy’un kaleme aldığı yazıda, 1950’lerden itibaren başlayan şehirlere göç sürecinin Alevi toplumunda sessiz ama derin bir dönüşüme yol açtığı ifade edildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h3><strong>Sosyolog ve Bektaşi Dervişi&nbsp;Yüksel Gülsoy’un kaleme aldığı yazıda, 1950’lerden itibaren başlayan şehirlere göç sürecinin Alevi toplumunda sessiz ama derin bir dönüşüme yol açtığı ifade edildi. Köy ve ocak merkezli yapıda toplumsal hayatın odağında yer alan dedelik kurumunun, şehirleşmeyle birlikte eski otoritesini yitirdiği belirtildi.<br />
<br />
Yüksel Gülsoy'un yazısı şöyle:</strong><br />
<br />
<span style="font-size:22px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Dedelik Kurumunun Yeniden İnşası: Soydan Ahlâka, Makamdan Hizmete…</span></strong></span></span><br />
&nbsp;</h3>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Alevi toplumunda 1950’lerden itibaren şehirlere göç edilmesi ile başlayan sessiz ama derin bir dönüşüm yaşanıyor. Bir zamanlar köylerin, ocakların ve Alevilerin toplumsal hayatının merkezinde bulunan dedelik kurumu, şehirleşmeyle birlikte eski toplumsal konumunu kaybetti. Dün bir dedenin huzurunda ayağa kalkmak, sözünü dinlemek, eline niyaz etmek ve duasını almak toplumsal geleneğin doğal bir parçasıyken bugün aynı davranışların genç kuşaklarda kendiliğinden karşılık bulmadığını görüyoruz.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Peki, ne değişti?</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Aslında değişen yalnızca gençler değil; toplumsal otoritenin kaynağı da değişti.Geçmişte Alevi toplumunun önemli bir bölümü kırsal yaşamın içinde, belirli ocakların ve geleneksel ilişkilerin çevresinde örgütlenmişti. Dedelik, yalnızca inançsal bir temsil makamı değildi. Aynı zamanda toplumsal düzenin, ahlaki denetimin, uzlaşmanın ve kolektif hafızanın taşıyıcısıydı. Dedenin otoritesi, içinde yaşadığı toplumun kültürel ve inançsal dünyasında da karşılık buluyordu.Ancak şehirleşme, eğitim ve toplumsal hareketlilik bu ilişkiyi değiştirdi.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Bugün Alevi ailelerin çocukları üniversiteler bitiriyor, yüksek lisans yapıyor, yabancı diller öğreniyor, dünyanın farklı düşünce sistemleriyle tanışıyor. İnternete erişimleri sayesinde inanç tarihine, felsefeye, sosyolojiye ve dinler tarihine ilişkin bilgilere ulaşabiliyorlar.Bu gençlerin dedelik kurumuna yönelttikleri sorular da doğal olarak değişiyor.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Artık yalnızca bir dedenin hangi ocaktan geldiği, hangi soya mensup olduğu veya Seyyidlik iddiası taşıdığı yeterli görülmüyor. Genç kuşak, dedenin ne bildiğini, nasıl yaşadığını, neyi temsil ettiğini, söyledikleriyle yaptıklarının örtüşüp örtüşmediğini sorguluyor.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><u><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Bu sorgulamayı bir saygısızlık olarak değerlendirmek, meselenin özünü kaçırmak olur.</span></span></u></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-size:18.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Seyyidlik bir mirastır, Dedelik ise sorumluluk</span></span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Alevi inanç geleneğinde dedelik, özellikle ocak sistemi ve seyyidlik bağı üzerinden tarihsel bir kutsiyet taşır. Bu kutsiyet, sıradan bir toplumsal unvanın ötesindedir.Ancak kutsal kabul edilen bir soydan gelmek ile kutsal kabul edilen bir makamı layıkıyla temsil etmek aynı şey değildir.Seyyidlik bir aidiyet ve nesep bağıdır. Dedelik ise bu aidiyetin toplumsal ve inançsal sorumluluğunu üstlenmektir.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Hz. Muhammed ve Hz. Ali soyundan geldiğine inanılan bir dedenin tarihsel ve inançsal bir saygınlığa sahip olması anlaşılabilir. Fakat bu saygınlığın toplumsal hayatta sürekli karşılık bulabilmesi, temsil edilen değerlerin yaşatılmasıyla mümkündür.Bir başka ifadeyle, seyyidlik dedeye tarihsel bir miras sunabilir; fakat o mirasın gerektirdiği ahlaki sorumluluğu ortadan kaldırmaz.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Dedelik, yalnızca doğuştan devralınan bir statü değil, her gün yeniden temsil edilmesi gereken bir sorumluluktur.</span></span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-size:18.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Gençler neden Dedelerden uzaklaşıyor?</span></span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Bugün üniversite eğitimi almış bir Alevi gencinin dedesine mesafeli durmasını yalnızca kuşak çatışmasıyla açıklayamayız.Somut örnekler üzerinden düşünelim: Sosyoloji eğitimi almış, dinler tarihi okuyan, Aleviliğin tarihsel gelişimini araştıran bir genç, dedesine bir erkânın anlamını sorduğunda Dede açıklayıcı bir cevap veremiyor ise burada bir iletişim kopukluğu oluşur.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Bir genç, cem erkânında yapılan bir uygulamanın tarihsel kaynağını öğrenmek ister ise ve Dede bu soruyu geleneğe yönelik bir tehdit olarak algılayıp olumsuz bir cevap verir ise burada geleneği anlamak isteyen birinin anlam bulma, değer oluşturma çabası karşılıksız kalır.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Bir Alevi genci, Dedesinin anlattığı rızalık ilkesini önemsediği hâlde dedenin kendi davranışlarında bu ilkeyi göremiyor ise anlatılanla yaşanan arasındaki mesafe, o gençte kaçınılmaz olarak bir güven sorunu yaratır.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">İşte dedelik kurumunun karşı karşıya olduğu temel meselelerden biri budur, Dedenin ocağı veya talibin kendi ocağının taşıdığı önem ve toplumsal karşılık, şehre göç ile birlikte artık aynı biçimde kurulamaz. </span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><u><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Artık Alevi genci dedenin veya kendisinin ocağını merak etmek yerine şu soruyu sorar: "Bu dede nasıl bir insan? Hangi bilgiye sahip? Nasıl bir ahlaki örneklik sunuyor? Temsil ettiği yolun değerlerini kendi yaşamında ne kadar taşıyor?" </span></span></u></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-size:18.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Niyâzlık, Hakkullah ve yolun parayla imtihanı</span></span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Dedelik kurumunun toplumsal itibar kaybını yalnızca eğitimli gençlerin sorgulayıcı tutumu ve sosyal yapıdaki değişiklikler ile açıklamak eksik kalacaktır. Dedelerin de kabahatli olduğu ve gençlerle olan mesafenin açılmasına sebep olan en önemli konulardan biri de Hakkullah konusudur.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Alevi geleneğinde Hakkullah ve farklı yörelerde niyâzlık vs. gibi değişen adlarla anılan maddi katkı uygulamaları bulunmaktadır. Bu uygulamaların tarihsel bağlamı, ocakların ve yol hizmetlerinin sürdürülmesi, inançsal ilişkilerin devamı ve kimi zaman dedelerin yolun yürümesi adına kendi işlerinden geri kalmamaları veya kalmaları halinde desteklenmeleri gibi farklı işlevleri olmuştur. Burada yapılması gereken, geçmişteki bütün maddi katkıları aynı biçimde değerlendirmek değildir.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Bir talibin gönüllü olarak yol hizmetine katkıda bulunmasıyla, bu katkının kişisel zenginleşmenin aracına dönüştürülmesi arasında temel bir ahlaki fark vardır.Sorun, yol için verilen paranın varlığı değil; yol adına alınan paranın hangi amaçla ve nasıl kullanıldığıdır.Çünkü yol için verilen bir niyâz, bir kişinin şahsi servetini büyütmek için değil, yolun hizmetini sürdürmek için verilmişse anlamlıdır.Talibin verdiği lokmanın, niyâzlığın veya Hakkullahın kişisel mülk edinme aracına dönüşmesi ise üzerinde düşünülmesi gereken ciddi bir ahlaki sorundur. (Maalesef bu konuda dabirçokolumsuz örneğe tanık oldum.)</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Özellikle bir dedenin, talibinin ekonomik imkânlarını gözetmeden sürekli maddi beklenti içine girmesi; verilen paranın hesabını vermemesi; yol adına toplanan kaynakları kendi şahsi ihtiyaçlarıyla, mal varlığıyla veya zenginleşmesiyle ilişkilendirmesi, dedelik makamının manevi niteliğini tartışmalı hâle getirir.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Elbette her dede böyle değildir. Geçimini sağlamak için taliplerinin gönüllü desteğiyle yaşayan, hiçbir kişisel zenginleşme amacı taşımadan hizmet eden dedeler de vardır. Onların emeğini ve tarihsel sorumluluğunu görmezden gelmek haksızlık olur.Ancak tam da bu nedenle ayrımı açık biçimde yapmak gerekir.</span></span></span></span></p>

<ul>
	<li><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Bir dedenin emeğinin karşılığında destek görmesi başka, dedelik makamını ekonomik kazanç ve rant aracına dönüştürmesi başkadır.</span></span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Bir talibin gönüllü katkısı başka, manevi otorite kullanılarak maddi beklenti oluşturulması başkadır.</span></span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Bir yol hizmetinin sürdürülmesi başka, yol adına kişisel servet biriktirilmesi başkadır.</span></span></span></span></li>
</ul>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Bu ayrımlar yapılmadığında, geçmişin kutsal kabul edilen kurumu bugünün gençleri açısından sorgulanabilir bir çıkar ilişkisine dönüşür. </span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><u><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Rızalığı temel alan bir inanç geleneğinde, rızalık olmaksızın oluşturulan maddi bağımlılık ilişkisi, temsil edilen değerlerle çelişir.</span></span></u></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-size:18.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Dede kimliği para ve ranttan azade olmalıdır</span></span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Dedeliğin yeniden inşası, yalnızca bilgi düzeyinin artırılmasıyla tamamlanamaz. Bu inşanın mutlaka ekonomik ve ahlaki bir boyutu da bulunmalıdır. Dede, para ve rant ilişkilerinden azade olmalıdır.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Bu, dedelerin ekonomik ihtiyaçlarının yok sayılması anlamına gelmez. Bir insanın emeğinin, zamanının ve hizmetinin karşılığında geçimini sağlaması elbette meşrudur. Ancak bunun şeffaf, gönüllü, rızaya dayalı ve kişisel çıkar ilişkilerinden uzak bir zeminde gerçekleşmesi gerekir.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Örneğin:Bir dede, cem hizmeti için yapılan katkıların nasıl kullanıldığını açıklayabilmelidir.Ocak veya cemevi adına toplanan kaynaklar, kişisel hesaplarla kurumsal kaynaklar arasında açık biçimde ayrılmalıdır.Taliplerin ekonomik durumları üzerinden manevi baskı oluşturulmamalıdır.Niyâz ve hakkullah, bir zorunluluk veya dedenin kişisel alacağı gibi sunulmamalıdır.Dedelik, maddi imkânı yüksek olan taliplerle daha yakın ilişki kurmanın veya ekonomik gücü olan aileler üzerinde ayrıcalıklı bir otorite kurmanın aracı olmamalıdır.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Bütün bunlar yalnızca idari düzenlemeler değildir. Bunlar aynı zamanda dede kimliğinin ahlaki esaslarıdır.Çünkü bugün genç bir Alevi, dedesinin ne kadar para topladığından çok, o paraya karşı nasıl bir ahlaki mesafe koyduğuna da bakmaktadır.Hatta belki de yeni kuşakların gözünde bir dedenin saygınlığını artıracak en önemli özelliklerden biri, maddi imkânlar karşısında gösterdiği bağımsızlıktır.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><u><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Bir talip nasıl dede üzerinden yola talip oluyor ise dede de talibinin malına değil gönlüne talip olmalıdır.</span></span></u></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-size:18.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Dede, talibinin karşısında değil yanında durmalıdır</span></span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Geleneksel toplumda dede ile talip arasındaki ilişki çoğu zaman hiyerarşik bir yapı içinde kuruluyordu. Dede yolun temsilcisi, talip ise o yolun izleyicisiydi.Oysa çağdaş toplumsal ilişkiler, bu hiyerarşinin yeniden yorumlanmasını gerektiriyor. Dede, kendisini sorgulanamaz bir otorite olarak değil, yolun bilgisini ve ahlakını taşıyan bir rehber olarak konumlandırmalıdır.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Bir genç, dedesine soru sorduğunda onu susturmak yerine dinlemelidir.Bir talip, dedesinin bir davranışını eleştirdiğinde bunu saygısızlık olarak değil, rızalık ve yüzleşme kültürünün bir parçası olarak değerlendirebilmelidir.Bir dede, yanlış yaptığında özür dileyebilmelidir.Bir konuda yeterli bilgisi yoksa bunu kabul edebilmelidir.Çünkü bilmemek bir eksiklik olabilir; fakat bilmediğini kabul etmemek, temsil makamı açısından çok daha büyük bir sorundur.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Dede, yalnızca cem erkânını yöneten kişi değildir. Aynı zamanda toplumsal adaletin, paylaşmanın, eşitliğin ve rızalığın canlı örneği olmalıdır.Bugün gençlerin dedelerinden beklediği şey belki de tam olarak budur: <strong><u>Kendilerinden daha üstün olduklarını iddia eden bir makam değil, kendileriyle aynı ahlaki zeminde buluşabilen bir rehberlik.</u></strong></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-size:18.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Kutsiyetin yeniden toplumsal karşılık bulması</span></span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Kutsiyet, bir inanç meselesidir. Bir toplumun veya bireyin bir soya, makama ya da mekâna kutsallık atfetmesi, toplumsal saygınlığın o anda var olmasını zorunlu kılmaz.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Kâbe'ye kutsiyet atfedilmesi ile namazda imamlık eden kişinin toplumsal itibarı arasında nasıl bir ayrım varsa, dedelik makamının kutsallığı ile her dedenin fiilî saygınlığı arasında da böyle bir ayrım vardır.Bir makamın kutsal kabul edilmesi, o makamı temsil eden herkesin her davranışının sorgulanamaz olduğu anlamına gelmez.Tam tersine, temsil edilen değer ne kadar yüksekse, temsilcinin sorumluluğu da o kadar büyüktür.Bu nedenle dedelik kurumunun yeniden inşası, kutsiyeti yeniden üretmek değil, mevcut kutsiyetin toplumsal hayatta yeniden anlam kazanmasını sağlamaktır.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Bu süreçte üç temel unsur belirleyici olabilir:</span></span></span></span></p>

<ol>
	<li><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Bilgi:</span></span></strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"> Dede, yolun tarihini, felsefesini, erkânını ve kültürel birikimini bilmeli; kendisini geliştirmelidir.</span></span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Ahlak:</span></span></strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"> Dede, anlattığı değerleri kendi yaşamında temsil etmeli; adalet, eşitlik, tevazu ve rızalık ilkelerini davranışlarına yansıtmalıdır.</span></span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Bağımsızlık:</span></span></strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"> Dede, manevi otoritesini maddi kazanç, kişisel çıkar,rant ilişkilerinden ve siyasi ilişkilerden uzak tutmalıdır.</span></span></span></span></li>
</ol>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><u><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Bu üç unsur olmadan dedeliğin toplumsal saygınlığını yalnızca soy ve gelenek üzerinden yeniden tesis etmek mümkün görünmemektedir.</span></span></u></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-size:18.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Yeni kuşaklara yeni bir dede modeli</span></span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Alevi toplumu bugün önemli bir eşikte duruyor.Bir tarafta tarihsel ocak geleneği, seyyidlik bağı ve yüzyılların birikimi var. Diğer tarafta bu mirası devralan fakat onu sorgulamadan kabul etmeyen yeni kuşaklar, genç talipler bulunuyor.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Bu iki dünya birbirinin düşmanı olmak zorunda değil.Ancak aralarında kurulacak ilişkinin eski otorite kalıplarıyla sürdürülmesi de mümkün görünmüyor.Samimi biçimde yol yürümek isteyen dedeler, bu dönüşümü bir tehdit olarak değil, dedelik kurumunu yeniden anlamlı kılacak bir imkân olarak görmelidir.Artık mesele gençlere yeniden saygı öğretmek değildir. Mesele, <strong><u>dedeliğin yeniden saygı duyulmaya değer bir temsil gücü kazanmasıdır.</u></strong></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Bunun yolu da geçmişteki otoriteyi geri istemekten değil, geleceğin ahlaki ve entelektüel sorumluluğunu üstlenmekten geçmektedir.</span></span></span></span><br />
&nbsp;</p>

<ul>
	<li><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Artık Dede, talibinden para bekleyen değil, talibinin gönlünü ve güvenini kazanandır.</span></span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Dede, sorular karşısında öfkelenen değil, sorularla kendisini de geliştirebilendir.</span></span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Dede, soyuyla övünmekle yetinmeyen, o soyun temsil ettiği ahlakı yaşamına taşıyandır.</span></span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Dede, makamını kişisel çıkarlarının koruyucusu değil, yolun hizmetkârı olarak gören kişidir.</span></span></span></span></li>
</ul>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Çünkü dedelik, yalnızca bir ailenin veya ocağın mirası değildir; aynı zamanda talibin güveniyle varlık kazanan toplumsal bir sorumluluktur.Ve bu sorumluluğun en önemli sınavlarından biri, para karşısında gösterilen ahlaki tutumdur.Bir dede, talibinin verdiği niyâzla zenginleştiğinde değil, talibinin güvenini koruduğunda büyür.Bir dede, kendisine gösterilen saygıyı talep ettiğinde değil, temsil ettiği değerlerle o saygıyı hak ettiğinde anlam kazanır.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><u><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Dedelik geçmişten devralınan bir makam olabilir; fakat dede olmak, her kuşakta yeniden kazanılması gereken bir kimliktir.</span></span></u></strong></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 02 Oct 2026 13:47:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/10/dedelik-kurumunun-yeniden-insasi-soydan-ahlaka-makamdan-hizmete-1790939126.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Atila Sertel yazdı: Haydan gelen huya gider</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/atila-sertel-yazdi-haydan-gelen-huya-gider-3542</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/atila-sertel-yazdi-haydan-gelen-huya-gider-3542</guid>
                <description><![CDATA[Gazeteci-yazar Atila Sertel, seçmenin verdiği oyun vicdani bir sorumluluk taşıdığını vurgulayarak hem parti değiştiren isimleri hem de CHP yönetiminin aday belirleme sürecini eleştirdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gazeteci-yazar Atila Sertel, CHP’den seçilip başka partilere geçen belediye başkanları ve meclis üyeleriyle ilgili kaleme aldığı yazısında, “Haydan gelen huya gider” sözünü hatırlattı. Sertel, seçmenin verdiği oyun vicdani bir sorumluluk taşıdığını vurgulayarak hem parti değiştiren isimleri hem de CHP yönetiminin aday belirleme sürecini eleştirdi.</strong><br />
<br />
<strong>Gazeteci-yazar Atila Sertel yazısında şunları yazdı:</strong></p>

<p>Çocukluğumuzda çok söylerdik: “Haydan gelen huya gider.”</p>

<p>Emek vermeden elde edilenin kıymeti bilinmez, derdi büyüklerimiz. Şimdi bu sözü siyasette, belediye başkanları ve meclis üyeleri üzerinden yeniden hatırlıyoruz.</p>

<p>CHP’nin oylarıyla seçilen bazı isimler başka partilere geçiyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın AK Parti’ye katılan belediye başkanlarına rozet taktığı görüntüler de aylardır haberlerde yer alıyor.</p>

<p>Bir siyasetçinin görüşü değişebilir. Ama seçmenin karşısına CHP’nin adayı olarak çıkıp oy aldıysanız, o oyun hesabını yalnızca kendi vicdanınıza veremezsiniz.&nbsp;<br />
Sizi belediyeye taşıyan şey, seçim gecesi fotoğraf verdiğiniz kalabalık değildir.&nbsp;<br />
Kapı kapı dolaşan parti emekçileri ve sandıkta size güvenen yurttaşlardır.</p>

<p>Dün altı oklu rozeti taşıyıp bugün ampul rozetini takanlara soruyorum: Seçimden önce seçmene anlattıklarınız ne oldu?&nbsp;<br />
O gün sizin için çalışan insanlara bugün ne söylüyorsunuz?</p>

<p>Bir de adayları belirleyenlere soruyorum. Özgür Özel ve arkadaşları, aday seçiminde örgütün sesine ne kadar kulak verdi? Önseçim yapacağına ilişkin kurultayda “namus sözü” veren Özgür Özel bu sözünü neden tutmadı?<br />
Anketler, veriler, yapay zeka konuşuldu.&nbsp;<br />
Peki yıllarca partiye emek veren insanları kim dinledi?&nbsp;<br />
Bir adayın halkla bağını, siyasi duruşunu, zor günlerde nerede duracağını hangi program ölçebilir?</p>

<p>Sorun yalnızca gidenlerde değil. CHP yönetimi de <strong>“Biz bu isimleri nasıl seçtik?”</strong> sorusuyla yüzleşmek zorunda.</p>

<p>Makam, bir kişiye verilmiş ömür boyu mülk değildir. Hele halkın oyuyla kazanılmışsa, sahibini unutmamak gerekir. Seçmen o oyu, rozet değiştirme töreninde kullanılacak bir hatıra olarak vermedi.</p>

<p>Çocukken duyduğumuz söz bugün kulağımda çınlıyor:&nbsp;<br />
Haydan gelen huya gider.</p>

<p>Ama burada giden, yalnızca bir makam sahibi değil. Onunla birlikte halkın güveni de götürülmek isteniyor. Buna itiraz etmek, o oyu veren herkesin hakkıdır.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 12:21:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/09/atila-sertel-yazdi-haydan-gelen-huya-gider-1790760579.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Gazeteci Can Ataklı: 100-150 milyar dolarlık para girişi planlanıyor</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/gazeteci-can-atakli-100-150-milyar-dolarlik-para-girisi-planlaniyor-3538</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/gazeteci-can-atakli-100-150-milyar-dolarlik-para-girisi-planlaniyor-3538</guid>
                <description><![CDATA[Gazeteci Can Ataklı, sosyal medya hesabından dikkat çeken iddialarda bulundu. Ataklı, kulağına gelen önemli duyumları paylaşarak yurt dışına çıkan paraların Türkiye’ye geri getirilmesi için büyük bir operasyonun başlatıldığını ileri sürdü.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<iframe width="1060" height="596" src="https://www.youtube.com/embed/3-QlTyV4vGQ" title="ULUSAL BİRLİK HÜKÜMETİ" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe><p><strong>Gazeteci Can Ataklı, sosyal medya hesabından dikkat çeken iddialarda bulundu. Ataklı, kulağına gelen önemli duyumları paylaşarak yurt dışına çıkan paraların Türkiye’ye geri getirilmesi için büyük bir operasyonun başlatıldığını ileri sürdü.</strong></p>

<p><em><strong>Ataklı’nın açıklamalarına göre, seçimlere kadar Türkiye’ye 100 ila 150 milyar dolar arasında döviz girişi planlanıyor. İlk etapta 50 milyar dolarlık bir girişle piyasada dolar bolluğu yaratılması ve bu yolla oluşturulacak fondan emeklilere ile işçilere seyyanen zam yapılması hedefleniyor.</strong></em></p>

<p><strong>Can Ataklı’nın paylaşımı şöyle:</strong></p>

<p>"Kulağıma gelen çok önemli duyumlar var. Yurt dışına giden paraları geri getirmek için büyük bir operasyon düğmesine basılmış durumda. Seçime kadar Türkiye'ye 100 ila 150 milyar dolar arasında bir para girişi planlanıyor. İlk etapta girmesi beklenen 50 milyar dolar ile piyasada bir dolar bolluğu yaratılıp, oluşturulacak fonla emekliye ve işçiye seyyanen zam yapılması hedefleniyor. " dedi.<br />
<br />
<a href="https://x.com/can_atakli_/status/2104556740251427070"><span style="color:#2980b9"><strong>İddialar, Ataklı’nın Youtube ve kişisel X hesabında yer alan duyum niteliğindeki paylaşıma dayanıyor.</strong></span></a><br />
<br />
<br />
<strong><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;">PARLAMENTODA ÇOĞUNLUK AÇMAZI VE "ULUSAL BİRLİK HÜKÜMETİ" İHTİMALİ</span></span></strong></p>

<p><br />
<strong>Öte yandan Can Ataklı,</strong>&nbsp; son yayınında iktidarın olası seçim senaryoları, parlamentodaki dengeler ve olası bir <strong>"Ulusal Birlik Hükümeti" </strong>formülü üzerine dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Ataklı, seçmenin parlamentodaki dağınık yapısı ve muhalefetteki parçalanmışlık nedeniyle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeni bir siyasi strateji izleyebileceğini belirtti.<br />
<br />
<br />
Ataklı, yapılacak olası bir seçimde cumhurbaşkanlığı adaylıklarında çoklu seçenekler bulunabileceğini ancak parlamento seçimleri için vatandaşın kime oy vereceği konusunda büyük bir karışıklık yaşandığını vurguladı. CHP'deki ayrışmalar ve merkez ile İslamcı sağ partilerin parlamentoya milletvekili sokması durumunda<strong> AKP ve MHP ortaklığının salt çoğunluğu </strong>(300 milletvekilini) bulamayabileceğini ifade eden Ataklı, bu tablonun Erdoğan için en büyük tehlikeyi oluşturduğunu belirtti.<br />
​<br />
İşte bu noktada devreye girebilecek senaryoyu aktaran Ataklı, seçim sonrasında veya öncesinde bir<strong> "Ulusal Birlik Hükümeti" </strong>kurulma ihtimalinin yüksek sesle konuşulabileceğini, bakanların parlamentodan alınmayarak tüm siyasi partilerin temsil edileceği bir koalisyon havası yaratılabileceğini dile getirdi.<br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/live/3-QlTyV4vGQ"><strong>Kaynak Youtube Linki:&nbsp;https://www.youtube.com/live/3-QlTyV4vGQ</strong></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 29 Sep 2026 13:05:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/09/gazeteci-can-atakli-100-150-milyar-dolarlik-para-girisi-planlaniyor-1790677044.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ardan Zentürk: İsrail ve İran, Türkiye ile Azerbaycan arasına nifak sokuyor</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ardan-zenturk-israil-ve-iran-turkiye-ile-azerbaycan-arasina-nifak-sokuyor-3536</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ardan-zenturk-israil-ve-iran-turkiye-ile-azerbaycan-arasina-nifak-sokuyor-3536</guid>
                <description><![CDATA[Deneyimli gazeteci Ardan Zentürk, YouTube kanalında yaptığı açıklamada, Türkiye-Azerbaycan ilişkilerini bozmak isteyen başlıca iki bölgesel aktör olarak İran ve İsrail’i işaret etti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<iframe width="1060" height="596" src="https://www.youtube.com/embed/ZcXJhQLpvyQ" title="İRAN-İSRAİL TÜRKİYE-AZERBAYCAN ARASINA NİFAK SOKUYOR,GEÇİN! BAKÜ BM’DE HEP FİLİSTİN’İ DESTEKLEDİ!.." frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe><p><strong>Deneyimli gazeteci Ardan Zentürk, YouTube kanalında yaptığı açıklamada, Türkiye-Azerbaycan ilişkilerini bozmak isteyen başlıca iki bölgesel aktör olarak<span style="color:#c0392b"> İran ve İsrail’i</span> işaret etti. İsrail’in Azerbaycan’ı Türkiye’den uzaklaştırıp kendisine bağlamak istediğini, İran’ın ise Türk devletlerinin birleşmesini tehdit olarak gördüğünü savundu. Azerbaycan’ın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda Netanyahu’nun konuşması sırasında bir diplomatını salonda bırakmasının İsrail’i desteklemek anlamına gelmediğini, benzer durumların başka ülkelerde de görüldüğünü belirtti.</strong><br />
&nbsp;</p>

<p>Zentürk, Türkiye, Azerbaycan ve Özbekistan ordularının aynı topraklarda başarılı tatbikatlar yaptığını hatırlatarak, bunun milletin zafere bağlılığını gösterdiğini ifade etti. Türk milletinin arasına nifak sokmaya çalışan devletler ve lobilere dikkat çeken Zentürk, özellikle Türkiye-Azerbaycan kardeşlik ittifakına, Şuşa Beyannamesi’yle de siyasi kimlik kazanan ilişkiye darbe vurmak isteyen çevreleri eleştirdi.</p>

<p><em><strong>“İki devlet, bir millet şiarı çerçevesinde yola devam edeceğiz. Arada yaşanan küçük şeyler teferruattır. Kardeşlik hukukumuz var. Tartışmalar kardeşler arasında da olabilir ama kardeş kardeştir. Hiçbir koşulda Türk milletinin birlik, beraberlik ve kardeşlik duygusuna hançer saplama şansı yoktur”</strong></em> dedi.</p>

<p><br />
<strong>"AZERBAYCAN, BM OYLAMALARINDA FİLİSTİN'İN YANINDA YER ALMIŞTIR"</strong></p>

<p>Zentürk,&nbsp; Azerbaycan’ın BM oylamalarında düzenli olarak Filistin’in yanında yer aldığını hatırlattı. 27 Ekim, 12 Aralık 2023, 12 Aralık 2024, 12 Haziran 2025 tarihli ateşkes ve yardım kararlarında Azerbaycan’ın evet oyu kullandığını, Amerika ve İsrail’in ise hayır dediğini örneklerle anlattı. İlham Aliyev’in Filistinli kardeşlerden vazgeçmediklerini söylediğine şahitlik ettiğini de ekledi.</p>

<p>Zentürk, sosyal medyada Türkiye-Azerbaycan arasına nifak sokmaya çalışanlara sert tepki göstererek<em><strong>, “Ayıptır. Bir diplomatı salonda bırakmış diye... Sünni radikal çıkmış Şiî bahsediyor, öbürü ‘Bunlar Türk mü?’ diyor. Siz kimsiniz? Türkiye ile Azerbaycan arasındaki kardeşlik ittifakına kastedebilecek bir karakter misiniz?”</strong></em> diye konuştu.<br />
<br />
<br />
<span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;">"ÜÇ KURUŞ PARA İÇİN VATANINA, MİLLETİNE İHANET EDENLER"</span></strong></span></span></p>

<p>Son olarak Zentürk, Türk milletinin Araplara benzemediğini, birbirine silah çekmeyeceğini ve gönül koymayacağını vurgulayarak,<em><strong> “Şartlar ne olursa olsun biz 21, 22, 23. yüzyılda evlatlarımızı bu kararlılıkla yetiştirmek zorundayız. Üç kuruş para için vatanına, milletine ihanet edenlerin Allah belalarını versin”</strong></em> ifadelerini kullandı.</p>

<p><a href="https://www.youtube.com/watch?v=ZcXJhQLpvyQ"><span style="color:#c0392b"><strong>Zentürk’ün açıklamasının tamamı YouTube kanalında yer alıyor.<br />
İzlemek için Tıklayınız!</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 29 Sep 2026 11:17:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/09/ardan-zenturk-israil-ve-iran-turkiye-ile-azerbaycan-arasina-nifak-sokuyor-1790671628.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Prof.Dr.Ümit Yazıcıoğlu yazdı: Hukukun önünde makam yoktur</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/profdrumit-yazicioglu-yazdi-hukukun-onunde-makam-yoktur-3530</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/profdrumit-yazicioglu-yazdi-hukukun-onunde-makam-yoktur-3530</guid>
                <description><![CDATA[Prof.Dr.Ümit Yazıcıoğlu, son günlerde gündeme gelen fon skandalı ve hukukun üstünlüğüne dair bir yazı kaleme aldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Prof.Dr.Ümit Yazıcıoğlu, son günlerde gündeme gelen fon skandalı ve hukukun üstünlüğüne dair bir yazı kaleme aldı.</strong></p>

<p><em><strong>"Makam geçicidir. Para geçicidir. Siyasi güç geçicidir. Alkış geçicidir.Fakat kamu vicdanı kalır. Ve bir gün bütün tartışmaların sonunda geriye yalnızca belgeler, hesaplar, tanıklar ve hukuk kalır."</strong></em> diyen&nbsp;Prof.Dr. Ümit Yazıcıoğlu'nun makalesinin tam metni şöyle:<br />
<br />
<strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:black">HUKUKUN ÖNÜNDE MAKAM YOKTUR</span></span></span></span></span></strong></p>

<p>Bir ülkede siyaset yalnızca kürsülerde söylenen sözlerden ibaret değildir. Siyaset aynı zamanda kamu gücünün nasıl kullanıldığı, kamuya karşı ne kadar hesap verildiği ve yönetenlerin kendilerini toplumun üzerinde mi, yoksa toplumun hizmetinde mi gördükleriyle ilgilidir.</p>

<p>Bugün Türkiye’de kamuoyunun önünde ciddi sorular bulunmaktadır. Fatma Betül Sayan Kaya ve eşi İlyas Kaya’nın Özata Denizcilik hisseleri üzerinden gerçekleştirdiği ileri sürülen işlemler hakkında önemli iddialar ortaya atılmıştır. Bu iddialara göre kısa bir dönem içerisinde çok yüksek miktarda hisse alım ve satımı gerçekleştirilmiş ve milyarlarca liralık bir fark oluşmuştur. Ancak bunların henüz mahkeme tarafından kesinleşmiş bir suç olarak kabul edilmediğini özellikle belirtmek gerekir. Kaya da iddiaların tüm yönleriyle açıklığa kavuşturulması gerektiğini belirterek siyasi görevlerinden ayrılmıştır. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ise Kaya ve eşi dahil bazı kişiler hakkında malvarlığına ilişkin tedbir talebinde bulunduğu bildirilmiştir.&nbsp;</p>

<p>Tam da burada mesele yalnızca borsa işlemleri değildir.</p>

<p>Asıl mesele güvendir.</p>

<p>Bir siyasetçi hakkında böyle bir iddia ortaya çıktığında toplumun sorması gereken soru yalnızca “Ne kadar para kazanıldı?” değildir. Daha temel sorular vardır: Bu paranın kaynağı nedir? İşlemler hangi şartlarda gerçekleştirildi? Zamanlama nasıl oluştu? Herhangi bir kamu bilgisine veya ayrıcalıklı bilgiye erişim söz konusu olmuş mudur? Sermaye piyasası kuralları ihlal edilmiş midir? Ve en önemlisi, kamu görevi ile özel ekonomik çıkar arasında herhangi bir bağlantı bulunmakta mıdır?</p>

<p>Bu soruların cevabını siyasi taraftarlar değil, bağımsız ve hukuka uygun soruşturmalar vermelidir.</p>

<p>Çünkü hukuk, yalnızca muhalifler için değil, iktidara yakın kişiler için de aynı şekilde uygulanmadığı sürece gerçek anlamda hukuk devleti olamaz.</p>

<p>Yıllarca millete din, ahlak, fedakârlık, sabır ve kanaat anlatıldı. Başörtüsünden söz edildi. Dinden söz edildi. Devletten, milletten ve şehitlerden söz edildi.</p>

<p>Fakat bütün bunların yanında başka bir sorumluluk daha vardır: Emanete sadakat.</p>

<p>Lokmasından tasarruf etmek zorunda kalan emeklinin de, asgari ücretlinin de, işsizin de, geleceğinden endişe eden gencin de devlete güvenmeye hakkı vardır.</p>

<p>Gece pazara giden Ayşe teyze, elindeki parayla evine ne götürebileceğini hesap ederken; çöpten geçimini sağlamaya çalışan Ahmet amca hayatını sürdürmeye çalışırken; gençler ev sahibi olmayı bırakın, düzgün bir iş bulmanın yollarını ararken, toplumun önünde milyarlarca liralık ekonomik kazanç iddiaları belirdiğinde elbette soru soracaktır.</p>

<p>Bu soruları sormak kimseye düşmanlık etmek değildir.</p>

<p>Bu, hesap sorma hakkıdır.</p>

<p>Şehitlerin adı kürsülerde anılır. Gaziler saygıyla selamlanır. Birlikten ve dirlikten söz edilir. Fakat devletin gerçek gücü, yalnızca güçlülerin yanında durduğunda değil, sıradan vatandaşın hakkını da koruduğunda ortaya çıkar.</p>

<p>Bir devletin büyüklüğü, yöneticilerinin ne kadar zenginleştiğiyle değil; vatandaşının kendisini ne kadar güvende ve adalet içinde hissettiğiyle ölçülür.</p>

<p>Bu nedenle mesele herhangi bir kişinin siyasi kimliği değildir.</p>

<p>Mesele AK Parti’li olmak ya da başka bir partiden olmak da değildir.</p>

<p>Mesele şudur:</p>

<p>Aynı hukuk herkese uygulanacak mı?</p>

<p>Eğer ortaya atılan iddialar gerçek dışıysa, bunun belgelerle ortaya konulması gerekir. Eğer işlemler hukuka uygunsa, kamuoyunun bunu açık ve anlaşılır biçimde öğrenmesi gerekir. Eğer hukuka aykırı bir durum varsa, o zaman makamına, partisine veya çevresine bakılmaksızın hukukun gereği yapılmalıdır.</p>

<p>Çünkü devlet kişilerin değil, kuralların devletidir.</p>

<p>Siyasetçilerin görevi de kendilerini dokunulmaz görmek değil, gerektiğinde hesap verebileceklerini kabul etmektir.</p>

<p>Bugün sorulması gereken soru bu yüzden yalnızca “Ne oldu?” değildir.</p>

<p>Daha derin soru şudur:</p>

<p>Bunca insan geçim sıkıntısı içindeyken, siyaset ile servet arasındaki sınır nerede başlamalı ve nerede bitmelidir?</p>

<p>Baştaki liderden söz ettiniz.<br />
Başınızdaki örtüden söz ettiniz.<br />
Dilinizden, dininizden, sözünüzden ve özünüzden söz ettiniz.</p>

<p>Şimdi aynı ahlaki ölçüyü servet ve güç karşısında da göstermek zorundasınız.</p>

<p>Çünkü ahlak yalnızca yoksula sabır tavsiye etmek değildir.</p>

<p>Ahlak, güçlü olduğunuz zaman da sınırınızı bilmektir.</p>

<p>Makam geçicidir. Para geçicidir. Siyasi güç geçicidir. Alkış geçicidir.</p>

<p>Fakat kamu vicdanı kalır.</p>

<p>Ve bir gün bütün tartışmaların sonunda geriye yalnızca belgeler, hesaplar, tanıklar ve hukuk kalır.</p>

<p>İşte o gün kimsenin başörtüsü, makamı, partisi veya siyasi yakınlığı hukukun yerine geçmemelidir.</p>

<p>Çünkü devletin emaneti kişilere değil, millete aittir.</p>

<p>Ve emanetin hesabı mutlaka sorulur.</p>

<p>Utanmak gerekiyorsa, önce milletin hakkına karşı duyulan sorumluluktan utanmak gerekir.</p>

<p>Ama bundan da önce, kesin hüküm vermeden gerçeğin ortaya çıkmasını beklemek gerekir.</p>

<p>Çünkü adalet, öfkeyle değil; kanıtla kurulur.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 17:36:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/09/profdrumit-yazicioglu-yazdi-hukukun-ustunde-makam-yoktur-1790606964.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Atila Sertel yazdı: Yağcılığın da bir sınırı var</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/atila-sertel-yazdi-yagciligin-da-bir-siniri-var-3529</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/atila-sertel-yazdi-yagciligin-da-bir-siniri-var-3529</guid>
                <description><![CDATA[Gazeteci ve yazar Atila Sertel, liderlere yönelik aşırı ve çıkarcı övgüleri eleştiren bir yazı kaleme aldı. Sertel, yağcılığın ne dostluk ne de sadakat olduğunu vurgulayarak, “Yağcılık yalnızca çıkarın, bol ünlem işaretiyle yazılmış hâlidir” dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteci ve yazar Atila Sertel, liderlere yönelik aşırı ve çıkarcı övgüleri eleştiren bir yazı kaleme aldı. Sertel, yağcılığın ne dostluk ne de sadakat olduğunu vurgulayarak,<em><strong> “Yağcılık yalnızca çıkarın, bol ünlem işaretiyle yazılmış hâlidir”</strong></em> dedi.<br />
<br />
Sertel yazısında, liderlerin her davranışının abartılı şekilde övüldüğünü belirtti. Lider konuştuğunda <strong>“tarihe geçti”</strong>, sustuğunda <em>“ne kadar derin düşünüyor”</em>, yanlış yaptığında ise <em><strong>“mutlaka bir bildiği vardır”</strong></em> denildiğini aktardı. Sosyal medyada ve yakın çevrede yapılan bu övgülerin amacının takdir etmek değil, göze girmek olduğunu söyledi.<br />
<br />
Gazeteci ve yazar Atila Sertel'in yazısının tam metni şöyle:<br />
<br />
<strong>YAĞCILIĞIN DA BİR SINIRI VAR</strong></p>

<p>Lider konuşur, “Tarihe geçti” derler. Susar, “Ne kadar derin düşünüyor” derler.<br />
Yanlış yapar, “Mutlaka bir bildiği vardır” diye savunurlar.</p>

<p>Övgüde sınır tanımazlar. Sosyal medyada döktürür, sözleri kulağına gitsin diye en yakınlarına bağlılık bildirirler. Amaçları takdir etmek değil, göze girmektir.</p>

<p>İnsanın emeği, başarısı elbette övülür. İçten gelen bir teşekkür hem söyleyeni hem duyanı mutlu eder. Ama yılışık bir övgü başka şeydir. Sözleri ne kadar süslü olursa olsun, altında hesap vardır.</p>

<p>Yağcı, herkesi aynı coşkuyla övmez. Gözü makamda, yetkide, dağıtılacak görevde, açılacak kapıdadır. Dün karşı çıktığı kişiyi bugün yere göğe sığdıramıyorsa, değişen fikri değil; karşısındakinin gücüdür. O gücün kendisini bir makama taşıması için dilini sınırsızca kullanır.</p>

<p>Ancak en büyük kötülüğü de lidere yapar. Etrafı yağcılarla çevrilen insan, bir süre sonra eleştiriyi duyamaz olur. Her yaptığı alkışlanınca yanlışını göremez. Doğruyu söyleyenlerden uzaklaşır, hoşuna gideni söyleyenleri yanına toplar.</p>

<p>Doğruyu söyleyenleri uzaklaştırdıkça doğrudan da uzaklaşır.</p>

<p>Sonra bir gün işler ters gider.</p>

<p>O kalabalık dağılır. Dün kapıda bekleyenler başka kapıya koşar. “Eşsiz lider” dedikleri kişinin adını bile anmazlar.</p>

<p>Çünkü yağcının bağlılığı insana değil, makama bağlıdır.</p>

<p>Gerçek dost, gerektiğinde “Yanılıyorsun” diyebilendir. Gerçek yol arkadaşı, yanlış bir kararı alkışlamak yerine onun sonuçlarını anlatabilendir.</p>

<p>Övgü güzeldir; hak edilirse.</p>

<p>Eleştiri değerlidir; dürüstçe yapılırsa.</p>

<p>Ama yağcılık ne dostluktur ne de sadakat.</p>

<p>Yalnızca çıkarın, bol ünlem işaretiyle yazılmış halidir.<br />
<br />
<a href="https://x.com/AtillaSertell/status/2104472084634104099"><strong>Kaynak link:&nbsp;https://x.com/AtillaSertell/status/2104472084634104099</strong></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 14:02:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/09/atila-sertel-yazdi-yagciligin-da-bir-siniri-var-1790593928.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Atila Sertel yazdı: Emekliysen sesini duyuramazsın!</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/atila-sertel-yazdi-emekliysen-sesini-duyuramazsin-3515</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/atila-sertel-yazdi-emekliysen-sesini-duyuramazsin-3515</guid>
                <description><![CDATA[Gazeteci-yazar ve 26.-27. Dönem İzmir Milletvekili Atila Sertel, Ankara’da düzenlenen emekli eyleminde yaşamına son veren emekli polis memuru Ali Şekeroğlu’nun ardından sert bir yazı kaleme aldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteci-yazar ve 26.-27. Dönem İzmir Milletvekili Atila Sertel, Ankara’da düzenlenen emekli eyleminde yaşamına son veren emekli polis memuru Ali Şekeroğlu’nun ardından sert bir yazı kaleme aldı.</p>

<p><strong>Sertel, emeklilerin yaşadığı geçim sıkıntısına ve medyanın bu olaya karşı sessiz kalmasına tepki gösterdi.</strong><br />
<br />
<strong>Atila Sertel'in yazısı şöyle:</strong><br />
<br />
<strong>EMEKLİYSEN SESİNİ DUYURAMAZSIN!</strong></p>

<p><strong>Ali Şekeroğlu </strong>emekli bir polisti. Yıllarca görev yaptı, bu ülkeye hizmet etti. Emekli olduğunda ise geçim derdi peşini bırakmadı.</p>

<p>25 Eylül’de Ankara’da, seyyanen zam isteyen emeklilerin arasındaydı. Elindeki dövizde “Para için değil, onurumuz için” yazıyordu. Geçinemediğini söyledi. O eylemde yaşamına son verme girişiminde bulundu. Kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti.</p>

<p>Bir insanın ölümü karşısında sözcük bulmak güç. Ama <strong>Ali Şekeroğlu’nun </strong>duyurmaya çalıştığı geçim derdini konuşmak zorundayız.</p>

<p>Emekli pazarda fiyatlara bakıyor, faturasını düşünüyor, ayın sonunu nasıl getireceğini hesaplıyor.&nbsp;<br />
Yıllarca çalıştıktan sonra insanca yaşamak için zam talep ediyor. İktidar ise emeklinin bu hesabını bir türlü duymuyor.</p>

<p>İşin bir de medya tarafı var.</p>

<p><strong>Ali Şekeroğlu’nun </strong>ölümünden saatler sonra bazı büyük yayın kuruluşlarında olayın haberine bile rastlanmadı. Ekranlarda her konuya yer vardı; bir emeklinin “Geçinemiyorum” sözüne yer yoktu.</p>

<p>Sanki emekliye şöyle diyorlardı:</p>

<p><strong>“Kendini de vursan, emekliysen sesini duyuramazsın.”</strong></p>

<p>Gazeteciliği yıllardır savunan biri olarak buna itiraz ediyorum. Haber değeri taşıyan bir olayı görmezden gelmek, o insanın dile getirdiği sorunun da görünmez kalmasına hizmet eder. Emekli zaten geçim sıkıntısını anlatmakta zorlanıyor. Bir de ekranlar susarsa onu kim duyacak?</p>

<p>Ali Şekeroğlu’nun ölümünü tek bir nedene bağlayamayız. Bir insanın yaşadığı acıyı bütünüyle bilemeyiz. Fakat “Geçinemiyorum” dediğini biliyoruz. Dövizine<strong> “Onurumuz için” </strong>yazdığını biliyoruz. Bu sözler, yanıt bekleyen bir talep olarak önümüzde duruyor.</p>

<p><strong>24 yıldır ülkeyi </strong>yöneten iktidara soruyorum:&nbsp;<br />
Yıllarca çalışan insanlar neden bugün temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyor? Seyyanen zam isteyen emeklilere ne yanıt vereceksiniz? Onların geçim derdini ne zaman gündeminizin başına alacaksınız?</p>

<p>Ali Şekeroğlu’na Allah’tan rahmet, ailesine ve yakınlarına başsağlığı diliyorum.</p>

<p>Onun sesini duyacağız. İktidara da sorularımızı sormayı sürdüreceğiz. Çünkü sadece söyleyecek sözümüz değil, soracağımız hesap da var.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 26 Sep 2026 09:54:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/09/atila-sertel-yazdi-emekliysen-sesini-duyuramazsin-1790407387.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Atila Sertel yazı: Üç kişiden uzak dur</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/atila-sertel-yazi-uc-kisiden-uzak-dur-3463</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/atila-sertel-yazi-uc-kisiden-uzak-dur-3463</guid>
                <description><![CDATA[Atila Sertel kaleme aldığı yazısında, cehalet, vicdani körlük ve nankörlük barındıran üç insan tipinden kişisel huzur ve karakterin korunması için uzak durulması çağrısında bulunuyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gazeteci-yazar ve 26. ve 27. Dönem İzmir Milletvekili Atila Sertel kaleme aldığı yazısında, cehalet, vicdani körlük ve nankörlük barındıran üç insan tipinden kişisel huzur ve karakterin korunması için uzak durulması çağrısında bulunuyor.</strong><br />
Gazeteci-yazar ve 26. ve 27. Dönem İzmir Milletvekili Atila Sertel kaleme aldığı son yazısında, yaşam boyunca karşılaşılan insan profillerine dikkat çekerek, kişisel huzurun korunması adına uzak durulması gereken üç insan tipini çarpıcı örneklerle ele aldı. Sertel, yazı boyunca cehalet, vicdani körlük ve nankörlük kavramlarını irdelerken, "Ömrünüzü bu tiplere harcamayın" çağrısında bulundu.</p>

<p><strong>​Atila Sertel'in kaleme aldığı yazı şu şekildedir:</strong></p>

<p><strong>​"ÜÇ KİŞİDEN UZAK DUR</strong></p>

<p>​<em>Yaşam boyunca birçok insanla karşılaşırız.</em></p>

<p><em>​Kimisi bize dostluğu, kimisi sabrı, kimisi de insanlardan neden uzak durmamız gerektiğini öğretir.</em></p>

<p><em>​İnsan sarrafı olmak kolay değildir. Çünkü herkes gerçek yüzünü ilk karşılaşmada göstermez. Yıllarca maske takarak gerçek yüzünü saklayanları da tanıdıktan sonra şaşırmamak elde mi?</em></p>

<p><em>Bazıları cehaletini cesaret, körlüğünü sadakat, nankörlüğünü ise haklılık gibi sunar.</em></p>

<p><em>​Bu nedenle üç tür insandan uzak durmak gerekir.</em></p>

<p><em>​Yanlışı savunacak kadar cahil, gerçeği göremeyecek kadar kör, iyilikleri unutacak kadar nankör olandan…</em></p>

<p><em>​Cahil insan yalnızca bilmeyen değildir.</em></p>

<p><em>​<strong>Bilmediğini kabul etmeyen, öğrenmeye yanaşmayan, yanlışını gösterene öfkelenen kişi asıl cahildir. Önüne belge koyarsınız, okumaz. Gerçeği anlatırsınız, dinlemez. Yanlışını ortaya çıkarırsınız, özür dilemek yerine sesini yükseltir.</strong></em></p>

<p><em>​Çünkü bilgisi olmayan insan, çoğu zaman bağırarak haklı çıkacağını sanır.</em></p>

<p><em>​Oysa sesin yüksekliği, sözün doğruluğunu göstermez.</em></p>

<p><em>​Yanlışı savunmak bir görüş sahibi olmak değildir. Hatasını kabul etmek küçülmek değil, olgunlaşmaktır. Ancak bazı insanlar için doğruyu bulmak değil, tartışmayı kazanmak önemlidir.</em></p>

<p><em>​Böylesiyle tartışmak insanı yalnızca yorar.</em></p>

<p><strong><em>​İkinci tür, gerçeği göremeyecek kadar kör olanlardır.</em></strong></p>

<p><em>​Buradaki körlük gözün değil, vicdanın körlüğüdür.</em></p>

<p><em>​Gerçek bütün çıplaklığıyla karşılarında durur ama görmek istemezler.</em></p>

<p><em>Çünkü gerçek, kurdukları düzeni bozar. İnandıkları kişiyi, bağlı oldukları yapıyı veya çıkar sağladıkları makamı sorgulamalarını gerektirir.</em></p>

<p><em>​Bu nedenle gerçeğe gözlerini kapatırlar.</em></p>

<p><em>​Haksızlığı görmezler, yolsuzluğu duymazlar, adaletsizliği konuşmazlar. Kendilerine dokunmadığı sürece ülkede her şeyin yolunda olduğunu söylerler.</em></p>

<p><em>​Bir gün aynı haksızlık kapılarını çaldığında ise herkesi yardıma çağırırlar.</em></p>

<p><em>​Unuturlar ki susarak büyüttükleri karanlık, sonunda onların evine de ulaşır. &nbsp;</em></p>

<p><em>​<strong>Üçüncü tür ise iyilikleri unutacak kadar nankör olanlardır.</strong></em></p>

<p><em>​Nankörlük, insanın karakterindeki en ağır yaralardan biridir.</em></p>

<p><em>​Düştüğünde elinden tutarsınız, ayağa kalkınca sizi tanımaz.</em></p>

<p><em>Zor gününde yanında olursunuz, işi düzelince telefonunuza çıkmaz. Makam ve mevki kazandığında, geçmişini ve kendisine destek verenleri unutur.</em></p>

<p><em>​Sonra bir de bakarsınız ki yaptığınız iyilikleri küçümsüyor, yapamadıklarınızı büyütüyor.</em></p>

<p><em>​Nankör insan için dostluk, çıkarı sürdüğü müddetçe vardır.</em></p>

<p><em>Sizden yararlanabildiği sürece sizi över; çıkarı bittiğinde arkasını döner. Dün kapınızda bekleyenler, bugün sizi görmezden gelir.</em></p>

<p><em>​Bunlara kızmak yerine ders çıkarmak gerekir.</em></p>

<p><em>​Çünkü cehalet aklı, körlük vicdanı, nankörlük ise insanlığı tüketir.</em></p>

<p><em>​Herkesi değiştiremezsiniz.</em></p>

<p><em>​Gerçeği görmek istemeyene göz, iyiliği bilmeyene vicdan, yanlışında ısrar edene akıl veremezsiniz.</em></p>

<p><em>​Bazen anlatmaktan vazgeçmek yenilmek değildir.</em></p>

<p><em>​Bazen uzaklaşmak korkaklık değil, insanın kendisine duyduğu saygının gereğidir.</em></p>

<p><em>​Ömrünüzü yanlışın arkasına saklanan cahillere, gerçeğe gözlerini kapatan körlere ve yapılan iyilikleri unutan nankörlere harcamayın.</em></p>

<p><em>​Çünkü yaşam kısa, insanın huzuru değerlidir.</em></p>

<p><em>​Yanlışta ısrar edenden, gerçeğe sırtını dönenden ve iyiliğe ihanet edenden uzak durun.</em></p>

<p><em>​Onları değiştiremeyebilirsiniz ama hayatınızda tutup tutmamak sizin elinizdedir.</em></p>

<p><em>Dediğimi yapın.</em></p>

<p><em>O tiplerden uzak durun."</em></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 20 Sep 2026 03:16:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/09/atila-sertel-yazi-uc-kisiden-uzak-dur-1789864037.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dr. İbrahim Halil Özak yazdı: AfD, göçmen işçi karşıtı bir partidir</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/dr-ibrahim-halil-ozak-yazdi-afd-gocmen-isci-karsiti-bir-partidir-3442</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/dr-ibrahim-halil-ozak-yazdi-afd-gocmen-isci-karsiti-bir-partidir-3442</guid>
                <description><![CDATA[Saksonya-Anhalt eyalet seçimlerinde Alternative für Deutschland (AfD – Almanya için Alternatif) partisinin birinci çıkması, Almanya’da ve Türkiye’de tartışmaları yeniden alevlendirdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="https://www.arti49.com/afd-gocmen-isci-karsiti-bir-partidir-2403078h.htm"><span style="color:#2980b9">Dr. İbrahim Halil Özak www.arti49.com'da </span></a>Alman AfD partisi ile ilgili bir makale yayımladı. Bilindiği gibi&nbsp;Saksonya-Anhalt eyalet seçimlerinde Alternative für Deutschland (AfD – Almanya için Alternatif) partisinin birinci çıkması, Almanya’da ve Türkiye’de tartışmaları yeniden alevlendirdi.</strong></p>

<p>Almanya’da CDU, SPD, Yeşiller ve Sol Parti taraftarlarının büyük kısmı <strong>AfD’yi faşist bir parti </strong>olarak nitelendirirken, Türkiye’deki bazı çevreler partiyi ulus devleti savunan, millî ve yalnızca kriminel mültecilere karşı olan bir yapı olarak görmeye devam ediyor. <strong>Elon Musk’ın </strong>2025’te Halle’deki seçim şenliğine dijital olarak katılarak destek vermesi ve ABD Başkanı Trump’ın Sachsen-Anhalt sonucunun ardından <strong>AfD’yi kutlaması </strong>da bu tartışmalara eklendi.</p>

<p>Ancak AfD’nin ekonomik ve göç politikaları incelendiğinde, partinin esas yönünün neoliberal olduğu ve büyük sermaye sahiplerinin çıkarlarını savunduğu görülüyor. Parti, miras yoluyla büyük servet sahibi olanlardan daha yüksek miras vergisi alınmasına karşı çıkarken, çalışanların vergilerinin düşürülmesine dair somut bir vaatte bulunmuyor.&nbsp;</p>

<p>AfD yetkililerinin “<em><strong>Ülkemizi geri alacağız</strong></em>” sloganı da benzer şekilde göçmenlere yönelik bir çağrı olarak yorumlanıyor.</p>

<p>Dr. İbrahim Halil Özak’ın değerlendirmesine göre AfD, nereye çevrilirse çevrilsin işçi ve göçmen karşıtı bir parti. Partinin kendi yöneticilerinin açıklamaları da bu görüşü destekliyor.</p>

<p>Dr. İbrahim Halil Özak'ın&nbsp;www.arti49.com'da kalame aldığı yazısı şöyle:</p>

<p><strong>AfD, göçmen işçi karşıtı bir partidir</strong></p>

<p>Saksonya-Anhalt eyalet seçimlerinde AfD (Alternative für Deutschland / Almanya için Alternatif) partisi seçimlerden birinci parti olarak çıktı. Böylece AfD hakkında hem Almanya'da hem de Türkiye'de tartışmalar başladı.</p>

<p>Almanya'da CDU (Christlich Demokratische Union / Hristiyan Demokrat Birliği), SPD (Sozialdemokratische Partei Deutschlands / Almanya Sosyal Demokrat Partisi), Bündnis 90/Die Grünen (Yeşiller Partisi) ve Die Linke (Sol Parti) taraftarlarının büyük bir çoğunluğuna göre AfD faşist bir parti.</p>

<p>Türkiye'deki bazı çevrelere göre ise AfD ulus devleti savunan, millî bir parti ve göçmen karşıtı olmayan; sadece kriminel mültecilere karşı olan bir parti.</p>

<p>AfD o kadar millîdir ki Elon Musk partinin 2025 yılında Halle şehrindeki seçim şenliğine dijital yoldan katılarak AfD'ye destek verdi. ABD Başkanı Trump, Sachsen-Anhalt seçimi sonrası AfD'yi kutladı.</p>

<p>AfD işçiler tarafından da desteklenmesine karşın, esas yönüyle neoliberal çizgide olup büyük sermaye sahiplerinin vergilerinin arttırılmasına karşı çıkıyor.</p>

<p>AfD, bir taraftan miras yoluyla büyük servet sahibi olanlardan daha yüksek oranda miras vergisi alınmasını reddederken, diğer taraftan çalışanlardan alınan vergilerin düşürülmesinin sözünü bile etmiyor.</p>

<p>Parti, Federal Hükümet'in Rusya politikasına karşı olmasına rağmen, esas yönüyle NATO içinde kalmayı savunan, NATO'ya karşı olmayan bir partidir.</p>

<p><strong>AfD, İŞÇİ KARŞITI BİR PARTİDİR</strong></p>

<p>Destatis (Statistisches Bundesamt - Almanya Federal İstatistik Dairesi) ve BAMF (Bundesamt für Migration und Flüchtlinge - Federal Göç ve Mülteciler Dairesi) verilerine göre Almanya'da çalışan nüfus 45 milyon kadar.</p>

<p>Almanya'daki göçmen kökenli nüfusun yaş ortalaması 37-38 arasında olup, Alman nüfusa göre daha genç bir nüfustur. Göçmen kökenlilerde emeklilik oranı yüzde 10-12 arası iken, Alman kökenlilerde emeklilik oranı ise yüzde 23 kadardır.</p>

<p>Toplam 45 milyon kadar çalışanın 17-18 milyonu kadarı göçmen kökenli çalışanlardır. Genç nüfusa sahip göçmen kökenliler, görece daha yaşlı nüfusa sahip Alman kökenlilerin emekliliklerinin finansmanında da önemli bir rol oynuyorlar.</p>

<p>Birkaç rakam daha verelim: Almanya'da aktif olarak çalışan 3,5 milyon şirket var. Bu şirketlerin 670-700 bin kadarı göçmen kökenliler tarafından kurulan şirketler.</p>

<p>Almanya nüfusunun 27 milyonu, yani neredeyse her üç kişiden biri göçmen kökenli. Bu göçmen kökenli nüfus, 2025 yılı rakamlarına göre Almanya'nın 4,2 trilyonluk Gayri Safi Millî Hasılası'nın 1,2 trilyonluk bölümünü yaratıyor.</p>

<p>En fazla 200 bin kadar olduğu tahmin edilen, iltica başvurusu reddedilen, bir suça karışmış (Almanya doğumlu olanlar hariç) ve Almanya'da yasal oturma izni olmayanlar vb. ülke dışına çıkarılırsa; göçmen kökenlilerin toplam sayısından şirket sahiplerini, işverenleri de çıkarsanız, geriye 17.000.000 (on yedi milyon) çalışan insan kalır.</p>

<p>AfD, Almanya'daki göçmen kökenlilere karşı çıkarken, 17 milyon çalışan insana ve işçiye karşı çıkıyor.</p>

<p>Bazı AfD yöneticilerinin arada bir “Biz çalışan göçmenlere karşı değiliz, kriminel olaylara karışanların, iltica başvuruları reddedilenlerin ülkeden çıkarılmasını istiyoruz” şeklindeki demeçleri gerçeği yansıtmıyor.</p>

<p><strong>AfD'NİN GÖÇMEN KARŞITI SÖYLEMLERİ</strong></p>

<p>Eğer AfD yöneticileri ileri sürdükleri gibi gerçekten çok dar bir göçmen kesime karşı olsaydı, neden AfD Eş Başkanı Alice Weidel her fırsatta, hatta federal parlamentoda hançeresi yırtılırcasına göçmenleri işaret ederek “Başörtülü kızlar, eli bıçaklı adamlar” diye bar bar bağırıyor?</p>

<p>AfD'nin Thüringen eyalet başkanı, partinin etnikçi çizgisinin önde gelenlerinden ve “remigrasyon” fikrinin ilk savunucularından Björn Höcke, 2023 yılında Gera şehrinde neden “Biz Almanya'da hiç sorun yaşamadan yüzde 20-30 daha az nüfusla yaşayabiliriz” dedi? Burada kastedilen göçmen nüfus değilse kimdir?</p>

<p>25 Kasım 2023 günü AfD Meclis Grubu Başkanı, bugün Sachsen-Anhalt eyaleti AfD başbakan adayı Ulrich Siegmund, Potsdam'da katıldığı bir toplantıda 20 milyon insanın Almanya'dan çıkarılmasının tartışıldığını, Siegmund'un sadece sığınmacıların değil, entegre olmamış Alman vatandaşı olan göçmenlerin ülkeden çıkarılmasını, “gönüllü” olarak çeşitli yöntemlerle göçmenlerin Almanya'yı terk etmeye zorlanmasını savunduğu belirtildi.</p>

<p>Birinin uyum sağlayıp sağlamadığına hangi ölçütlere göre kim karar verecek?</p>

<p>Ulrich Siegmund'a bir İsrail şirketinin bir Alman otomobil fabrikası ile birlikte silah üretmeye başlaması konusunda fikri sorulunca, “İç güvenliğimiz için ileride remigrasyon sürecinde ofensif askerî teçhizata ihtiyacımız olacağından askerî teçhizat üretimini şeytanlaştırmıyoruz, karşı değiliz” dedi.</p>

<p>Söz konusu olan saldırgan askerî teçhizata ihtiyaç ve remigrasyon, doğrudan göçmenler içindir. Siz hâlâ AfD'nin göçmenlere karşı olmadığını mı söylüyorsunuz?</p>

<p>Neden AfD yöneticileri her fırsatta “Ülkemizi geri alacağız!” diye bar bar bağırıyorlar? Kimden geri alacaklar Almanya'yı? AfD'li olmayan Almanlardan mı, yoksa göçmenlerden mi?</p>

<p>AfD'yi ulusal bir güç olarak göstermek çabası içinde olanlar boşu boşuna ham/beyhude işlerle uğraşıyorlar.</p>

<p>Nereye çevirirseniz çevirin, AfD işçi karşıtı, göçmen karşıtı bir partidir. Bunu zaten kendileri söylüyorlar.<br />
<a href="https://www.arti49.com/afd-gocmen-isci-karsiti-bir-partidir-2403078h.htm"><strong>Yazıyı orjinal kayn ağından okumak için tıklayınız<br />
&nbsp;https://www.arti49.com/afd-gocmen-isci-karsiti-bir-partidir-2403078h.htm</strong></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 23:42:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/09/dr-ibrahim-halil-ozaki-yazdi-afd-gocmen-isci-karsiti-bir-partidir-1789678950.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yüksel Gülsoy yazdı: Veli’siz Aleviler!</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/yuksel-gulsoy-yazdi-velisiz-aleviler-3429</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/yuksel-gulsoy-yazdi-velisiz-aleviler-3429</guid>
                <description><![CDATA[Sosyolog ve Bektaşi Dervişi Yüksel Gülsoy, son günlerde süregiden tartışmalara yönelik kapsayıcı bir makale kaleme aldı. Temel duruş ve tutum konusunda son derece öğretici ve önemli yazıyı okurlarımızla paylaşıyoruz.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000"><strong>Veli’siz Aleviler</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugün Alevilik üzerinden yürütülen tartışmada karşımızda yalnızca “barış” kelimesiyle kodlanan bir siyasi gündem yok. Meseleyi farklı açılardan anlamaya ve yorumlamaya çalışan herkesin kolayca “barış karşıtı” veya “terör sevici” gibi başka ağır siyasi sıfatlarla etiketlenebildiği bir tartışma ortamındayız.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Oysa benim gördüğüm mesele çok daha derinde.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Asıl tartışmamız gereken, Alevilerin gelecekte hangi siyasal projenin içinde konumlandırılmak istendiğidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ve ben bu tartışma için şimdiden bir kavram ortaya koyuyorum:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Veli’siz Aleviler.</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>1. Bitlisi–Yavuz, İran ve Emperyalizm</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Son günlerde İdris-i Bitlisi–Yavuz Sultan Selim ittifakı üzerinden yapılan tarih okumalarını dikkatle izliyorum. Bu tarihsel referansın, özellikle İran'a yönelik olası bir hamle karşısında bir Sünni ittifak kurma çabası olarak okunması gerektiğini düşünüyorum.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yalnız bu ittifaka İdris-i Bitlisi–Yavuz Sultan Selim üzerinden destek istemek, Alevilerin tarihsel ve toplumsal hafızasını dikkate almayan ve kendini “Sünnilikle” sınırlayan bir yaklaşım olarak karşımıza çıkıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Fakat burada çok önemli bir ayrım yapmak gerekiyor; Anadolu Aleviliği, mezhepsel olarak zaten İran'daki Şii anlayışla aynı değildir. Anadolu Aleviliğinde çok eşlilik, kadının örtünmeye zorlanması veya mut'a nikâhı gibi uygulamalar belirleyici değildir. Dini otoritenin yani Seyyidlerin devletin tepesinde bulunması gerektiği yönündeki anlayış da Anadolu Aleviliğinin temel karakteristiği değildir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Dolayısıyla Alevilerin İran'ı mezhepsel olarak destekleyeceklerini düşünmek baştan itibaren hatalı bir yaklaşımdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ama bunun tersinden kurulacak bir denklem de yanlıştır: Alevilerin İran'la mezhepsel bir özdeşliği yoktur diye emperyalizme karşı İran'ın yanında durmayacakları sonucu da çıkarılamaz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bizim itirazımız tam da burada başlıyor:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Mesele İran değildir. Mesele emperyalizmdir.</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugün İran'ı hedef alan güçlerin yarın Türkiye Cumhuriyeti'ni de hedef almayacağının hiçbir garantisi yoktur. Hatta geçmişte açık olarak hedef almışlardı ve 15 Temmuz bunun açık delilidir. Eğer gerçekten amaç Türkiye Cumhuriyeti'nin bağımsızlığını ve güvenliğini korumaksa, Alevilerin herhangi bir devletin, istihbarat yapısının, bölgesel projenin veya siyasal hareketin kendi jeopolitik hesabına eklemlenmesine karşı çıkmak gerekir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Benim referans noktam budur:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Aleviler, başkasının jeopolitiğinin mezhep aparatına dönüştürülemez.</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>2. Tarihe Bir Bütün Olarak Bakmak</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Fakat tarih konuşacaksak, tarihi de tek taraflı konuşmayalım.</span></p>

<p><span style="color:#000000">“İdris-i Bitlisi–Yavuz ittifakı” diyerek yüzyıllar öncesine gidiyorsak, o tarihin devamını da konuşmak zorundayız.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Selçuklu'yu konuşuyorsak Selçuklu'nun sonunu da konuşacağız. Osmanlı'yı konuşuyorsak Osmanlı'nın çözülüşünü de konuşacağız. Fars ve Arap unsurlarla kurulan ilişkilerin, devletin belirli dönemlerde bu unsurların etkisine girmesinin ve bunun devletin çözülüşündeki rolünün nasıl tartışılabileceğini de konuşacağız.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tarih, bugünkü siyasi pozisyonumuza uygun sayfaları açıp diğerlerini kapatacağımız bir kitap değildir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Üstelik Alevilerin tarihsel hafızası yalnızca Yavuz'dan başlamaz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bizim hafızamızın kökleri çok daha geridedir. </span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Kerbela'ya kadar gider.</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>3. Alevilik ve Türklük Birbirinin Alternatifi Değildir</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">İşte tam burada Alevilik ile Türklük arasındaki ilişkiyi doğru kurmak gerekiyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevilik ile Türklüğü birbirinin alternatifi gibi sunmak, Anadolu'nun tarihini anlamamaktır.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Anadolu Aleviliği; Türk kültürü, Türk dili ve Türk tarihi demektir.</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi ozanlarının dili Türkçedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Pir Sultan'ın dili Türkçedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hacı Bektaş'ın Anadolu'daki mirası, Yesevi’den başlayarak Türk kültür dünyasının ta kendisidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kerbela'yı hafızasında taşıyan bu toplum, elbette kendi Türk tarihinin değerlerini de hafızasında taşıyacaktır. O tarih Türklerin Horasan’da Ehl-i Beyt’ten öğrendikleri mazlum insanın umudu olan İslam’dır. 300 yıl boyunca kabul etmedikleri zalimin İslamı olan Emevi İslam tarzı değildir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu nedenle Alevilik ile Türklük arasına bugün yapay bir duvar örmeye çalışmak, yalnızca siyasetle değil, tarihin kendisiyle de kavga etmektir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ehl-i Beyti seven bu Türkmenler tarafından kurulan Osmanlı ile Safeviler arasında 16. Yüzyılda yaşanan çatışma sonrasında Osmanlı, ciddi bir mezhebi anlayış değişikliği ile olası bir Safevi riskine karşı kendini katı Sünni bir çizgiye oturtmuş hatta bunu bir devlet dini haline dönüştürmüştür. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Doğudaki Kızılbaşlara karşı siyasi otoritesini devam ettirmek ve tekrar Kızılbaşlığa doğru herhangi bir yönelimi engellemek için de Kürtlerle sünni bir ittifak kurulmuştur. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ehl-i Beyti seven Türkmenler ise yüzlerce yıl bu sevgiyi korumak pahasına Osmanlı ve Osmanlı'nın doğudaki bekçiliğini yapan Kürt unsurların sünnileştirme politikalarına karşı direnmişlerdir. Hatta bir kısmı Kürtleşmiş olmalarına rağmen Ehl-i Beyt sevgilerini korumuşlardır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi köylerinin dağlarda, bellerde veya yolu izi olmayan yerlerde olmasının bir sebebinin de bu tarihsel süreçtir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>4. Cumhuriyet ve Ortak Yurttaşlık</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">İşte burada Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti'nin yüzlerce yıl ötelenmiş Alevi Türkmene söylediği şey şudur:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<strong>Sen de bu devletin kurucu asli unsurusun; biz aynıyız.”</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Üstelik bu söz “<strong>Cumhuriyet kimsesizlerin kimsesidir</strong>” denilerek Cumhuriyet vatandaşı olmayı kabul ve herhangi bir aidiyeti olmayan insanlar dahil herkese söylenmiştir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşu ile Aleviler, kendi bakış açımdan, yurttaşlık temelinde ortak bir statü kazanmışlardır. Devlet hayatının farklı alanlarında liyakat temelinde yer bulabilmiş, eğitim ve ticaret alanında önemli başarılar elde etmişlerdir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Şimdi Alevilere Osmanlı’nın kuruluşunda muteber olan kimlikleri değil veya Cumhuriyet ile birlikte 100 yıldan bu yana sahip çıktıkları vatandaşlık değerleri değil 400 yıl boyunca kabul görmeyen Türk ve Alevi kimlikleri hatırlatılmaktadır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bizler cumhuriyet ile 100 yıldan bu yana Türk vatandaşlığı ile kabul ettiğimiz hatta bundan gurur ve onur duyduğumuz bu kimliği neden inkâr edelim?</span></p>

<p><span style="color:#000000">“İnkâr” ile sert bir ifade kullandığımın farkındayım.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ama Alevi Türkmenler, bir üst kimlik olan Türk vatandaşlığı kimliği içinde her türlü vatandaşlık hakkından faydalanırken, neden kendini sürekli ayrışma ile kodlayan bir siyasi anlayışı desteklesinler?</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>5. Anayasal Türk Vatandaşlığı ve Ortak Aidiyet</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">İsim vermeden bir örnek üzerinden düşünelim.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yurt dışında yaşayan, farklı bir etnik kökenden gelen bir akademisyenin, başka bir ülkede yaşadığı bir anlaşmazlık sırasında kendisini savunurken “Ben Amerikan vatandaşıyım” dediğini düşünelim. (Bu gerçek bir vak’a ama isim açıklamayacağım)</span></p>

<p><span style="color:#000000">Burada “Amerikan vatandaşıyım” ifadesinin bir etnik soy beyanı olmadığını hepimiz biliriz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Amerikan vatandaşlığı bir etnik soy tarifinden ibaret değildir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Peki, aynı mantığı Türk Vatandaşlığı için neden kuramıyoruz?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Türk vatandaşlığını sürekli olarak bir ırk meselesine dönüştürmek, anayasal vatandaşlığın anlamını daraltmak değil midir?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Buradaki esas mesele şudur:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Anayasal Türk vatandaşlığı, farklı kökenlerden gelen insanları ortak bir siyasal aidiyet içerisinde buluşturur.</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Buna karşılık alt kimlikleri sürekli öne çıkarıp insanları “önce Kürt”, “önce Alevi”, “önce şu”, “önce bu” diye tarif etmek, benim kanaatimce toplumsal bütünlüğü güçlendirmez. Tam tersine, ayrışma riskini büyütür.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>6. Ali'siz Alevilik ve Kimliğin Parçalanması</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><u><strong>Ve biz bu ayrışmayı zaten deneyimledik.</strong></u></span></p>

<p><span style="color:#000000">Almanya'da yıllar önce yaşanan bir deneyim var. Alevilik ile Kürt siyasal kimliğini aynı zeminde buluşturmaya çalışan bazı yaklaşımların sonucunda ortaya çıkan <strong>Ali'siz Alevilik.</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu Kürtlerle beraber yol yürümek adına türetilmiş yeni Alevilik, hiçbir sorunu çözmedi. Belki Almanya veya Avusturya gibi ülkelerde diğer Müslüman topluluklardan farklı olarak çalışma hayatında, eğitim hayatında vs. bazı imtiyazlar elde etmiş olsalar bile bu Türkiye’de yaşayan Aleviler için yeni sorun alanları oluşturdu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Çünkü bir kez şu düşünceyi kabul ederseniz:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“Aleviliğin şu tarihsel unsurunu çıkarabiliriz.”</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yarın başka biri gelir:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“Bunu da çıkaralım.”</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sonra bir başkası:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“Şunu yeniden yorumlayalım.”</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bir diğeri:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“Bizim Aleviliğimiz daha eski.”</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bir başkası:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“Pirler aslında şöyleydi.”</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ve sonunda bir inanç ve kültür dünyası, kendi içinde yeni mikro kimliklere ayrılmaya başlar.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Luviciler…</span></p>

<p><span style="color:#000000">Işıkçılar…</span></p>

<p><span style="color:#000000">Pir Silvanusçular…</span></p>

<p><span style="color:#000000">Göbeklitepeciler…</span></p>

<p><span style="color:#000000">Mazdekçiler…</span></p>

<p><span style="color:#000000">Benim dikkat çektiğim sosyolojik mesele başka:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Parçalanmayı meşru bir yöntem hâline getirirseniz, parçalanmanın nerede duracağını artık siz belirleyemezsiniz.</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Bir kimlikten bir parçayı çıkarmak kolaydır. Fakat o parçanın yerine başka bir parçanın eklenmesini engellemek çok daha zordur.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>7. Bugünün Siyaseti ve Yeni “Yetmez Ama Evet” Arayışı</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Şimdi gelelim bugünün siyasetine.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ben siyasal Kürt hareketinin Alevilerden talep ettiği desteği yalnızca “barış” söylemi üzerinden okumuyorum.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Benim siyasi okumama göre bunun arkasında daha geniş bir seçmen ve güç dengesi hesabı da bulunabilir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Siyasal iktidar uzun yıllardır Sünni-muhafazakâr Türk seçmenden önemli bir destek alıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ben siyasal Kürt hareketinin arayışının bir boyutunun da bu geniş siyasal desteğin karşısına Alevi Türklerden gelecek yeni bir toplumsal ve siyasal destek alanı koymak olduğunu düşünüyorum.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu elbette benim siyasi değerlendirmemdir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yani mesele yalnızca belirli bir seçmen grubunun konsolidasyonu değildir. Mesele, daha geniş bir toplumsal ve siyasal taban oluşturma arayışı olarak da okunabilir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Burada geçmişteki “liberal yetmez ama evet” çevrelerinin hikâyesini hatırlamak gerekiyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ben bunu daha önce bir referandum tartışmasında da ifade etmiştim:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Bugünkü arayış, bir bakıma kendi yeni “yetmez ama evet”çi Alevilerini bulmaya çalışıyor.</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>8. Alevi Hafızası ve Üç Soru</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Fakat burada mutlaka hesaba katılması gereken bir şey var:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Alevilerin hafızası.</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">İyi ki Aleviler bugüne kadar herhangi bir siyasal desteği sorgusuz sualsiz vermediler.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Çünkü Alevilerde siyasi sloganlardan daha güçlü bir şey var:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Tarihsel hafıza.</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">İdris-i Bitlisi'den Yavuz'a…</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yavuz'dan Osmanlı'nın sonraki yüzyıllarına…</span></p>

<p><span style="color:#000000">Oradan Cumhuriyet'e…</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ve aslında tüm bunlardan daha geriye, Osmanlı’nın kuruluş dönemi ve Kerbela'ya kadar uzanan bir hafıza.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu hafıza Alevilere şunu söylüyor:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Devletler değişir. İttifaklar değişir. Siyasi aktörler değişir. Ama hafıza kalır.</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Cumhuriyet değerlerinin kendisini insan yerine, yurttaş yerine koyduğunu da unutmaz Alevi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugün “barış” kelimesiyle Alevilerden bir siyasi ittifaka destek istenebilir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi ise haklı olarak sorar:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Benden ne istiyorsun?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Beni nereye koyuyorsun?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Bugün kurduğun ittifak yarın değişirse beni nereye bırakacaksın?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>9. Veli'siz Aleviler: Benim Kavramsal Uyarım</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Bence asıl mesele tam da burada başlıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ali'siz Alevilik bir kez mümkün olduysa, yarın bazı Alevi topluluklarının siyasi tavırları birilerinin beklentileriyle uyuşmadığında “Veli'siz Aleviler” diye yeni bir Alevilik tanımının ortaya çıkarmayacağınızın garantisi nedir?</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İşte benim “Veli'siz Aleviler” kavramını ortaya atmamın nedeni tam olarak budur.</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugün Atatürk çizgisinde duran Aleviler ve Bektaşiler var.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Türk tarihinin, Cumhuriyet'in ve Atatürk'ün Alevilik açısından taşıdığı anlamı savunan insanlar var.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Peki yarın birileri çıkıp:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“Bunlar fazla Türk.”</span></p>

<p><span style="color:#000000">“Bunlar fazla Atatürkçü.”</span></p>

<p><span style="color:#000000">“Bunlar bizim yeni Alevilik anlayışımıza uymuyor.”</span></p>

<p><span style="color:#000000">derse?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sonra yeni bir Alevilik tanımı yapılırsa?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Önce Ali'yi çıkarırsınız. Alevilikten Ali'yi çıkaran anlayış, siyasi ihtiyaçları değiştiğinde Veli'yi de çıkarabilir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sonra Atatürk'ü, sonra Türk tarihini, sonra Aleviliğin Anadolu'daki tarihsel serüvenini Alevilikten çekip çıkarabilir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ve bir gün dönüp şunu söylemek zorunda kalırsınız:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<strong>Alevi aydınlardan yeterli desteği göremiyoruz?”</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">İşte ben bu söyleme karşı çıkıyorum.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Çünkü Aleviliğin başka bir siyasi kimliğin yedeğine dönüşmesini istemiyorum.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>10. Sonuç: Alevilik Başkasının Projesi Değildir</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Aleviliğin herhangi bir siyasi hareketin, devletin veya uluslararası aktörün kendi hesabına göre biçimlendirilmesini doğru bulmuyorum.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Aleviler kimsenin yan kuruluşu değildir.</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Aleviler kimsenin hazır oy deposu değildir.</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Aleviler başka bir siyasi projenin eksik parçası değildir.</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugün Alevilerden beklenen şey belki de çok basit görünüyor:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“Bizimle birlikte olun.”</span></p>

<p><span style="color:#000000">Benim cevabım da basit:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Önce nereye gittiğinizi söyleyin.</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Çünkü mesele yalnızca bugünün siyasi ittifakı değildir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Mesele, yarının Aleviliğinin kim tarafından ve hangi siyasi ihtiyaçlara göre tarif edileceğidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ben “Veli'siz Aleviler” kavramını tam da bu nedenle ortaya atıyorum.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu bir kehanet değil.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bir suçlama da değil.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Bir uyarıdır.</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Bir sosyolojik ihtimalin adıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kimlikleri sürekli yeniden tanımlayan siyasi süreçler, sonunda o kimliğin sahibini de kendi kimliğinin dışına itebilir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Aleviler buna izin vermemelidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kendi tarihlerini başkalarının siyasi ihtiyaçlarına göre yeniden yazdırmamalıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Çünkü tarihini başkasına yazdıran, bir süre sonra kimliğini de başkasına teslim eder.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevilik başkalarının siyasal projesinin içinde eriyecek kadar sahipsiz değildir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İşte bu yüzden:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Ne Ali'siz Alevilik…</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Ne Veli'siz Alevilik…</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Yüksel GÜLSOY<br />
Sosyolog</strong></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 16 Sep 2026 16:24:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/09/yuksel-gulsoy-yazdi-velisiz-aleviler-1789565916.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yüksel Gülsoy yazdı: Ben de bu yayladan Pir&#039;e giderim!</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/yuksel-gulsoy-yazdi-ben-de-bu-yayladan-pire-giderim-3405</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/yuksel-gulsoy-yazdi-ben-de-bu-yayladan-pire-giderim-3405</guid>
                <description><![CDATA[Sosyolog ve Bektaşi Dervişi Yüksel Gülsoy, Arnavutluk'ta kurulacağı ilan edilen sözde Bektaşi devletinden yola çıkarak, sınır ötesi Alevi Bektaşi siyaset hakkında bizim de önemli bulduğumuz görüşlerini tartışmaya sunuyor. Yüksel Gülsoy'un tartışmaya açtığı görüşlerini okurlarımızın değerlendirmelerine sunuyoruz.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000"><strong>BEN DE BU YAYLADAN PÎR’E GİDERİM</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em>(Erdebil’den Tiran’a uzanan yeni bir çekim merkezi ihtimali)</em></span></p>

<p><span style="color:#000000">Arnavutluk’un başkenti Tiran’da Bektaşilik merkezli, Vatikan benzeri bir egemenlik yapısı oluşturulması fikri, yalnızca Balkanlar’ın dini ve siyasi haritasını ilgilendiren bir girişim olarak görülmemeli. Böyle bir yapının ortaya çıkması, özellikle Türkiye’de kendilerini Alevi ve Bektaşi olarak tanımlayan insanların yönelimleri, dış politika ve Türkiye’nin Arnavutluk, Balkanlar, İsrail, İran ve Amerika Birleşik Devletleri ile olan ilişkileri bakımından yeni bir tartışma alanı yaratabilir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Burada asıl mesele, kurulması düşünülen yapının ilk gününde ne kadar güçlü olacağı değildir. Asıl mesele, zaman içinde ne tür bir sembolik, kültürel ve siyasi çekim merkezi hâline gelebileceğidir. Çünkü tarih, dini merkezlerin zaman içerisinde siyasi bir kimlik kazanmasının, sınırların ötesindeki toplulukların aidiyetleri ve siyasi tercihleri üzerinde önemli sonuçlar doğurabildiğini bize göstermektedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu noktada akla gelen en çarpıcı tarihsel örneklerden biri Safevî hareketidir. Erdebil Tekkesi başlangıçta tasavvufi bir merkez iken zaman içerisinde siyasi bir güce dönüşmüş, Şah İsmail döneminde ise devletleşmiştir. Safevîlerin Anadolu’ya uzanan siyasi ve dini etkisi, Anadolu’daki bazı Türkmen ve Kızılbaş toplulukları üzerinde güçlü bir çekim meydana getirmiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">O dönemin insanı için siyasi bağlılığın arkasında bugünkünden farklı araçlar vardı. Vergi, güvenlik, himaye, inanç ve siyasi aidiyet birbirine yaklaşabiliyordu. Anadolu’daki bazı Kızılbaşların Safevîlere duyduğu sempatiyi ve Osmanlı-Safevî rekabetinin Anadolu’daki yansımalarını bu çerçevede değerlendirmek gerekir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Elbette XVI. yüzyıl ile XXI. yüzyılı birbirinin kopyası gibi görmek doğru değildir. Ancak tarihsel analojinin anlamı da zaten olayların birebir tekrarlanması değildir. Asıl mesele, benzer bir çekim mekanizmasının farklı araçlarla yeniden ortaya çıkıp çıkamayacağıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Geçmişte eksen Erdebil’den Anadolu’ya doğru uzanıyordu. Bugün ise tartışılan yeni eksen Tiran’a doğru kayıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ve burada şu kritik soru ortaya çıkıyor: Tiran’da kurulacak Bektaşi merkezli siyasi yapı yalnızca Arnavutluk’taki Bektaşiler için sembolik bir merkez olarak mı kalacak, yoksa Balkanlar, Türkiye ve Avrupa’daki Alevi ve Bektaşi toplulukları açısından daha geniş bir çekim merkezi hâline mi gelecek?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Benim asıl dikkat çekmek istediğim risk tam da burada başlıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Öncelikle Alevi ile Bektaşi kavramlarını birbirinden ayırmak zorundayız.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye’de tarihsel ve örgütlü Bektaşi kimliği ile Alevilik aynı şey değildir. Bu iki gelenek arasında tarihsel, kültürel ve inanç alanında önemli temaslar ve ortaklıklar bulunmasına rağmen, Alevi olmak ile Bektaşi olmak aynı kimliğin iki farklı adı değildir. Dolayısıyla “Alevi-Bektaşi” ifadesinin her durumda tek ve yekpare bir toplumsal kimliği tanımlıyormuş gibi kullanılması, bu ayrımı görünmez hâle getirebilir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tam da burada Tiran’da kurulması düşünülen Bektaşi devletinin doğurabileceği önemli bir risk ortaya çıkıyor. Türkiye’de Alevi ve Bektaşi kavramlarının sürekli birlikte anılması, yeni oluşumun kendisini Türkiye’deki çok daha geniş Alevi topluluğunun doğal siyasi veya manevi temsilcisi gibi sunmasına elverişli bir zemin oluşturabilir. Başka bir ifadeyle, kavramsal yakınlık siyasi bir araç hâline getirilebilir ve bu ortaklaştırma, Tiran merkezli yapının Türkiye’deki Alevilere ulaşmasını kolaylaştıracak biçimde suiistimal edilebilir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bektaşilerin sayısal büyüklüğü bu açıdan tek başına belirleyici değildir. Asıl önemli olan, Türkiye’de Alevilik ile Bektaşilik arasındaki tarihsel ve kültürel yakınlığın nasıl yorumlanacağı ve bunun yeni bir siyasi merkezin lehine nasıl kullanılabileceğidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Özellikle genç kuşak bakımından mesele daha da farklı bir zemine taşınabilir. Eğer dini-kültürel aidiyet ile eğitim, çalışma, seyahat, Avrupa’da yaşama ve kariyer imkânları aynı kanalda buluşursa, ortaya yalnızca sembolik değil, son derece somut bir çekim gücü çıkabilir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bir Alevi genci, Tiran merkezli bu yeni yapı üzerinden Avrupa’da daha kolay eğitim alabildiğini, İtalya’da çalışma imkânı bulduğunu veya Londra’da üniversiteye gitme yolunun açıldığını düşünmeye başlarsa, bunun zaman içerisinde yaratacağı toplumsal algıyı küçümsememek gerekir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İşte o noktada mesele artık “Tiran’da yeni bir dini merkez kuruluyor” meselesi olmaktan çıkar. Soru şuna dönüşür: Türkiye dışındaki bir merkez, Türkiye’de yaşayan gençlerin geleceğine ne ölçüde etki etmeye başlamıştır?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Daha ileri bir senaryo düşünelim.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu yapının ileride vatandaşlık vermeye başlaması veya vatandaşlıkla bağlantılı bazı ayrıcalıkların ortaya çıkması ve Avrupa ülkelerinin bu vatandaşlara serbest dolaşım, geçici oturum, eğitim ya da çalışma bakımından kolaylıklar sağlaması ihtimali gerçekleşirse, dini-kültürel aidiyet ile ekonomik fırsat birbirini besleyebilir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Geçmişte Anadolu’daki konar-göçer Türkmenler için Şah İsmail’in vergisiz yaylaları ve otlakları vergi, himaye ve siyasi bağlılık nasıl bir çekim oluşturduysa, bugün bunun karşılığı Tiran merkezli Bektaşi Devletinin sağlayacağı eğitim, kariyer, seyahat, oturum ve vatandaşlık imkânları olabilir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Böyle bir gelişme Türkiye açısından yalnızca diplomatik tanıma veya tanımama meselesi değildir. Türkiye Cumhuriyeti zaten kendisini de etkileyecek böyle bir din devletini tanımayacaktır. Buna rağmen diğer dünya devletlerinin tanıması ise Türkiye’nin dışında oluşan bu siyasi-kültürel merkezin, Türkiye’de yaşayan gençlerin eğitim ve kariyer tercihlerinde etkili olmaya başladığı anda, Türkiye’nin toplumsal ve siyasi yapısıyla da ilgili hâle gelecektir. Diplomatik tanımama da tek başına bir çözüm olmayacaktır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu tartışmanın İran boyutu da ayrıca önemlidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye’de son dönemde konuşulan bazı siyasi gelişmelerin Yavuz Sultan Selim ile İdris-i Bitlisî dönemindeki ittifaka benzetilmesi, ister istemez tarihsel hafızayı yeniden gündeme getiriyor. Bu benzetmenin Alevi ve Bektaşileri rahatsız ettiği son derece açıktır. Ancak burada dikkatli olmak gerekir: siyasetçilerin ve toplumsal aktörlerin söylemlerindeki sığlık, bu gelişmelerin asıl jeopolitik hedeflerinden birinin İran olabileceği ihtimalinin ve Türkiye’de yaşayan Alevi ve Bektaşiler üzerindeki olası etkilerinin gözden kaçırılmasına sebep olmaktadır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu gelişmelerin hedeflerinden birinin İran olduğu varsayımı üzerinden bakıldığında, Türkiye’deki Alevi topluluklarının İran ile kurabileceği kültürel veya siyasi bağların zayıflatılması, Tiran merkezli yeni bir yapının olası jeopolitik sonuçları arasında da değerlendirilebilir. Bu nedenle meseleyi yalnızca dini bir proje olarak okumak eksik kalabilir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Burada bir risk daha ortaya çıkıyor: Türkiye’de İran’a yakınlığı ile bilinen bazı topluluklar ile Alevi ve Bektaşiler arasında bir çatışma üretilmek istenmesi olasılığı da vardır. Böyle bir çatışmanın üretilmesi, farklı toplumsal kesimleri birbirine karşı konumlandırarak hem Türkiye’nin iç siyasetini hem de Alevi ve Bektaşi kimliklerinin algılanışını daha da karmaşık hâle getirebilir. Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığının oluşturduğu Danışma Kurulunun, oluşabilecek bir çatışma zemininin önlenmesinde önemli bir işlev görebileceği açıktır. Danışma Kurulunda yer alan Caferiler, Bektaşiler, Çelebiler ve Alevi Ocaklarınn kanaat önderleri, farklı toplumsal kesimler arasında ortak bir iletişim zeminini canlı tutabilirler.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bir de Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail boyutu var.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu konuda artık yalnızca soyut bir “destek ihtimali”nden söz etmek yerine, İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog’un Arnavutluk ziyareti sırasında Baba Mondi ile görüşmüş olması gibi somut siyasi temasların da tartışmanın parçası hâline geldiğini görüyoruz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Buradan hareketle, projenin arkasındaki stratejik hedeflere ilişkin daha ileri yorumlar yapılabilir. Bunlardan biri, İsrail’in bölgedeki siyasi ve kültürel meşruiyet alanını genişletme arayışı ve Müslüman toplumlar içerisinde kendisine daha yakın bir dini-kültürel söylem oluşturma çabasıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Daha iddialı bir yorum ise “Siyonist bir Müslümanlık” veya “Siyonist bir İslam Tasavvuf ekolü” oluşturulmak istendiği yönündedir. Böyle bir yorum, özellikle İsrail’in Gazze’de yürüttüğü savaş ve buna yönelik Müslüman dünyadaki tepki düşünüldüğünde, İsrail açısından Müslüman toplumlar içerisinde yeni bir meşruiyet alanı açma arayışı olarak okunabilir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ancak burada önemli olan, niyetleri kesinleşmiş gerçekler gibi sunmak değil; ortaya çıkan temasların ve siyasi yönelimin hangi sonuçlara hizmet edebileceğini sorgulamaktır. Bir köşe yazısının görevi de tam olarak budur: Görünen olayların arkasındaki ihtimalleri tartışmaya açmak.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye açısından bence en ciddi risk, Bektaşilerin sayısal büyüklüğünden bağımsız olarak, Alevi ve Bektaşi kimlik alanının, ama özellikle Alevilerin, Türkiye dışındaki yeni bir siyasi merkezin etkisine açılmasıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye’de Bektaşiliğin tarihsel merkezi Hacı Bektaş’tır. Hacı Bektaş Veli’nin adıyla özdeşleşen bu merkez Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisindedir. Dolayısıyla yazının başlığındaki “Pîr” ifadesi yalnızca edebi bir kelime değildir. Buradaki Pîr, Hacı Bektaş merkezli Selçuklu, Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti’ne uzanan tarihsel ve kültürel hafızaya işaret etmektedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">“Ben de bu yayladan Pîr’e giderim” sözü, tam da bu nedenle tarihsel bir karşılık taşıyor. Geçmişte “Şah’a gitmek” nasıl bir siyasi ve dini çekim ifadesine dönüşmüşse, bugün de “Pîr’e gitmek” üzerinden Türkiye’nin kendi tarihsel merkezinin nerede olduğu sorusunu sormak gerekiyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tiran’da oluşacak yeni merkezin zaman içerisinde kendisini Türkiye’deki Alevi ve Bektaşi dünyasının alternatif siyasi veya manevi adresi olarak sunması hâlinde, Türkiye’nin kendi tarihsel merkezleriyle yeni merkez arasında bir rekabet algısı oluşabilir. Bu rekabetin kendisi bile kimlik tartışmalarını derinleştirmeye yeter.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Gözden kaçabilecek bir başka risk ise beyin göçüdür.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye’de eğitimli, yabancı dil bilen ve uluslararası hareketliliğe açık gençlerin önemli bir bölümü zaten Avrupa’da eğitim ve çalışma imkânlarını araştırıyor. Eğer yeni Bektaşi siyasi yapısı bu hareketliliğe ek bir kanal sunarsa, dini-kültürel kimlik ile Avrupa’ya erişim arasında yeni bir bağ kurulabilir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu durumda mesele “kaç kişi vatandaş olacak?” sorusundan çok daha büyüktür. Asıl soru, Türkiye’nin yetişmiş insan kaynağının bir bölümünün başka bir siyasi-kültürel merkezin etrafında toplanmasını sağlayacak yeni bir ağ oluşup oluşmayacağıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu risk yalnızca Alevi gençleri açısından değil, Türkiye’nin genel beyin göçü sorunu açısından da önemlidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Peki Türkiye ne yapmalı?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Her şeyden önce, Türkiye Cumhuriyeti’nin vereceği cevap hukuk devleti sınırları içerisinde kalmalıdır. Alevi yurttaşların demokratik taleplerini baskılamak veya onları potansiyel bir güvenlik tehdidi gibi görmek, dışarıdaki çekim merkezlerinin etkisini azaltmak yerine artırabilir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Devletin yapması gereken, kimlikleri cezalandırmak değil; dışarıdan gelecek siyasi ve ekonomik çekimlere karşı Türkiye’deki meşru alanları güçlendirmektir. Eğitim ve istihdam imkânlarının artırılması, gençlerin uluslararası hareketliliğinin sağlıklı kanallarla desteklenmesi, kültürel kurumların güçlendirilmesi ve Alevi ile Bektaşi geleneklerinin Türkiye’deki tarihsel merkezleriyle bağlarının canlı tutulması bunun parçalarıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Vatandaşlık, oturum, eğitim ve çalışma imkânlarının yabancı siyasi-dini yapılar tarafından Türkiye’de siyasi nüfuz aracı hâline getirilmesi ihtimaline karşı da diplomatik ve hukuki mekanizmalar geliştirilmelidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Fakat burada çok önemli bir ayrım vardır: Türkiye’nin amacı Alevi gençlerin Avrupa’ya gitmesini engellemek olmamalıdır. Bir gencin Londra’da okumak, İtalya’da çalışmak veya başka bir Avrupa ülkesinde yaşamak istemesi doğal bir tercihtir. Devletin görevi bu tercihi cezalandırmak değil, kendi vatandaşlarına Türkiye’de de güçlü eğitim, kariyer ve gelecek imkânları sunmaktır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Asıl mesele, bu meşru bireysel tercihlerin zaman içerisinde başka bir siyasi merkeze bağlılık mekanizmasına dönüşüp dönüşmeyeceğidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tarih bize dini merkezlerin yalnızca ibadet mekânları olmadığını gösteriyor. Bazen kültürel hafızanın, siyasi bağlılığın ve toplumsal hareketliliğin merkezine dönüşebiliyorlar.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Erdebil’in Anadolu üzerindeki tarihsel etkisini bugün Tiran’a birebir taşımak elbette mümkün değildir. Fakat tarihsel deneyim bize, kimlik ile siyasi gücün aynı zeminde buluştuğu noktaların dikkatle izlenmesi gerektiğini öğretiyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugün sorulması gereken soru belki de şudur: Türkiye’deki Alevi ve Bektaşi dünyasının tarihsel ve kültürel hafızası Türkiye’nin kendi sınırları içerisinde ne kadar güçlü yaşatılabiliyor?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Eğer gençler geleceğe ilişkin umutlarını, eğitim ve kariyer imkânlarını veya kültürel aidiyetlerini başka bir merkezin sunduğu imkânlarla daha fazla ilişkilendirmeye başlarsa, bunun Türkiye açısından sonuçları ne olur?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ve belki de en önemlisi, bugün kimlerin bu yayladan Tahran’a veya Tiran’a gideceği değil, yarın kimin hangi yaylada daha güçlü bir çekim merkezi hâline geleceğidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bizim tercihimiz ise her daim Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu ve ilelebet payidar olacak olan Türkiye Cumhuriyeti’dir ve bu Cumhuriyetin manevi anlamda kökü, zemini ve aslı olan Pîr Hünkâr Hacı Bektaş Velî’dir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yüce Tanrı bizim bu tercihimizi herkes için en güçlü tercih hâline getirmesi dileği ile son sözümüz şudur:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“Ben de bu yayladan Pîr’e giderim!”</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">Yüksel GÜLSOY<br />
Sosyolog<br />
06.09.2026</span></strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 22:21:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/09/yuksel-gulsoy-yazdi-ben-de-bu-yayladan-pire-giderim-1788722926.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ali Rıza Özdemir yazdı: İdris-i Bitlisi tartışmalarına bir katkı</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ali-riza-ozdemir-yazdi-idris-i-bitlisi-tartismalarina-bir-katki-3398</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ali-riza-ozdemir-yazdi-idris-i-bitlisi-tartismalarina-bir-katki-3398</guid>
                <description><![CDATA[Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi önceki Başkanı, yazar Ali Rıza Özdemir de, son günlerde gündeme ağırlığını koyan Yavuz Sultan Selim/İdris-i Bitlisi tartışmalarına katıldı. Faşist terör örgütü PKK tarafından İdris-i Bitlisi'nin önceki dönemlerde de sahiplenildiğini belgeleyen Özdemir, "“Yavuz Sultan Selim-İdris-i Bitlisi ittifakının güncellenmesi” doğal olarak yeni okumayla gündeme taşınmak istenen “Erdoğan-Öcalan ittifakı” ifadesi daha doğum aşamasında iken silinmeli ve bir daha başını kaldıramamak üzere üzeri kapatılmalıdır" ifadelerini kullandı. İşte, o yazı:]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000"><strong>İDRİS-İ BİTLİSİ TARTIŞMALARINA KISA BİR KATKI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Son günlerde Alevi camiasında, narko-terör örgütünün başı Öcalan’ın “<em><strong>Yavuz Sultan Selim-İdrisi Bitlisi ittifakının güncellenmesi</strong></em>”ne dair açıklamaları hararetli şekilde tartışılıyor. Anlaşılan konu, bir süre daha tartışılacak. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Aslında bu yeni değil. Öcalan ve ona yakın çevreler, 2015 yılından beri aynı çağrıyı dönem dönem tekrarlayıp duruyor. 2015 yılındaki çağrısını biz de Geçmişten Geleceğe Kürt Aleviliği başlıklı kitabımızda eleştirmiştik. (Ekteki görsellerden okuyabilirsiniz.) </span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi toplumunun bu çağrıya tepki vermesi gayet doğal ve anlaşılır. Aslında tepki verilmemesi tuhaf olurdu. Konu zaten tartışılıyor, söylenecek ne varsa herkes söylüyor. Burada ben meseleye Alevilik açısından değil, başka bir perspektiften bakarak bu önermenin sakatlığını ifade etmek istiyorum. </span></p>

<p><span style="color:#000000">1) “<em><strong>Yavuz Sultan Selim-İdrisi Bitlisi ittifakı</strong></em>” ifadesi son derece sakattır. Çünkü ittifak eşitler arasında kurulan bir birliktir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">İdrisi Bitlisi önce Akkoyunlu Türkmen Devletinin emrinde çalışan vasat bir bürokrat, sonra Osmanlı Türk Devletinin emrinde görev verilen orta statüde bir bürokrattır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Yavuz Sultan Selim, üç kıtaya hükmetmiş büyük bir Türk devletinin, Osmanlı devletinin hükümdarıdır. Eşit olmadıkları gibi statüleri kıyas bile edilemez. </span></p>

<p><span style="color:#000000">2) “<em><strong>Yavuz Sultan Selim-İdrisi Bitlisi</strong></em>” sözde ittifakını bugün güncelleyip “<em><strong>Erdoğan-Öcalan ittifakı</strong></em>” şeklinde okumak, birincisinden daha sakattır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Sayın Cumhurbaşkanımız, Türkiye Cumhuriyeti devletinin cumhurbaşkanı, ordumuzun başkomutanıdır. Bu nedenle Recep Tayyip Erdoğan, sadece Recep Tayyip Erdoğan değildir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Türk sancağının selam durup eğildiği tek makam Cumhurbaşkanlığı makamıdır. Sancağın eğilmesi, Cumhurbaşkanın şahsında Türk tarihine ve kültürüne, Türkiye Cumhuriyeti Devletine, milli iradeye ve Başkomutanlık makamına yapılan bir selamdır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Abdullah Öcalan ise bir narko-terör örgütünün başıdır. Asker, polis, jandarma, korucu, öğretmen, mühendis demeden devlet görevlilerini şehit eden; kadın, çocuk, yaşlı demeden sivilleri katleden bir canidir. Bebek katilidir. (Liste uzun, bu kadarla iktifa edelim.) </span></p>

<p><span style="color:#000000">Böyle bir sözde “güncelleme” hem Türk tarihine hem Türkiye Cumhuriyeti Devletine hem de Sayın Cumhurbaşkanımıza hakarettir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu nedenle “<em><strong>Yavuz Sultan Selim-İdris-i Bitlisi ittifakının güncellenmesi</strong></em>” doğal olarak yeni okumayla gündeme taşınmak istenen “<em><strong>Erdoğan-Öcalan ittifakı</strong></em>” ifadesi daha doğum aşamasında iken silinmeli ve bir daha başını kaldıramamak üzere üzeri kapatılmalıdır.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">ALİ RIZA ÖZDEMİR</span></strong></p>

<p><strong><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/HRM2FE4XYAI3HVV.png" style="height:445px; width:536px" /></span></strong></p>

<p><strong><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/HRM2GpkW0AQry-V.png" style="height:467px; width:557px" /></span></strong></p>

<p><strong><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/HRM2KsIXsAMX0z41.jpg" style="height:554px; width:800px" /></span></strong></p>

<p><strong><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/HRM2O_vWwAQ9bqJ1.jpg" style="height:800px; width:369px" /></span></strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 16:57:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/09/ali-riza-ozdemir-yazdi-idris-i-bitlisi-tartismalarina-bir-katki-1788357972.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Necdet Saraç yazdı: Alevilere karşı bitmeyen nefret</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/necdet-sarac-yazdi-alevilere-karsi-bitmeyen-nefret-3392</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/necdet-sarac-yazdi-alevilere-karsi-bitmeyen-nefret-3392</guid>
                <description><![CDATA[Gazeteci Kemal Öztürk’ün NTV’de katıldığı bir canlı yayında, “Bu Nusayrilerin (Arap Alevilerinin) hepsini katletseler yeridir diyesiniz geliyor” sözleriyle başlayan tartışma, Türkiye’de Alevilere yönelik nefret söyleminin hâlâ ne kadar canlı olduğunu bir kez daha gösterdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Yalnızca tarihler ve isimler değişiyor.</p>

<p>Gazeteci Kemal Öztürk’ün NTV’de katıldığı bir canlı yayında, “Bu Nusayrilerin (Arap Alevilerinin) hepsini katletseler yeridir diyesiniz geliyor” sözleriyle başlayan tartışma, Türkiye’de Alevilere yönelik nefret söyleminin hâlâ ne kadar canlı olduğunu bir kez daha gösterdi.</p>

<p>Öztürk, yükselen tepkiler üzerine önce sözlerinin Sednaya Hapishanesi’nde yaşananların yarattığı “duygusal tepki ve hissiyatı anlatmak” amacıyla kullanıldığını, sözlerinin çarpıtıldığını söyledi. Tepkilerin devam etmesi üzerine ise kendisini Adana’dan arayan “Nusayri bir dostunun” uyarısından söz ederek açıklamasını genişletti ve sonunda sözlerinden dolayı özür diledi.</p>

<p>Ancak burada insanın aklına ister istemez şu soru geliyor: Öztürk, Sednaya’daki mağdurların yaşadığı acıyı anlatmak için bu denli ağır bir ifadeyi kullanırken, daha bir yıl önce, Mart 2025’te Tartus, Lazkiye, Kirdaha, Humus ve Hama’da HTŞ ve El Nusra tarafından kadın, çocuk yaşlı demeden katledilen Arap ve Türkmen Alevileri için neden aynı “duygusal tepki ve hissiyatı” dile getirmedi?</p>

<p>Benzer bir tartışma Altan Tan’ın sözleri üzerinden de yaşandı. Yasa değişikliğine karşı çıkan çok sayıda kişi, çevre ve toplumsal grup ortadayken, “Hayır” cephesinin bütün faturasını Alevilere kesen Tan; üstelik bunu “Ateist Alevilik”, “Alisiz Alevilik” ve “sözde Alevilik” gibi ifadeler üzerinden yaptı. Kendisini “Kürt muhafazakâr bir İslamcı” olarak tanımlayan Tan, yükselen tepkiler karşısında ise bu kez Aleviliği kendi anlayışına göre tarif etmeye yöneldi.</p>

<p>Bütün bunlar tekil ve münferit örnekler olsaydı, söylenenleri kişisel bir dil sürçmesi, yanlış ifade ya da talihsiz bir açıklama olarak değerlendirmek mümkün olabilirdi. Fakat sorun tam da burada başlıyor: Gerçek maalesef bundan çok daha derin ve maalesef toplumda halen karşılık buluyor.</p>

<p>SORUN CEHALET DEĞİL</p>

<p>Türkiye’de Alevilere yönelik nefret, yüzlerce yılın birikimiyle toplumun bilinçaltına yerleşmiş, zaman zaman farklı biçimlerde yeniden ortaya çıkan köklü bir sorun.</p>

<p>Üstelik bu nefret dili çoğu zaman aşağıdan yukarıya doğru gelişmiyor. Tam tersine, önce toplumun “seçkinleri”, kanaat önderleri, yazarları, gazetecileri ve siyasetçileri üzerinden görünür hale geliyor; ardından yukarıdan aşağıya doğru toplumsal alana yayılıyor.</p>

<p>Bu nedenle meseleyi yalnızca “cahillik” ya da “bilgisizlik” üzerinden açıklamak yetersiz kalıyor. Sorunun kaynağında, tarih boyunca üretilmiş ve toplumsal hafızaya yerleşmiş derin bir Alevi nefreti bulunuyor. Bu nefretin kökleri de oldukça eski. 16. yüzyıldaki şeyhülislamların fetvalarından bugüne uzanan bir zihniyet dünyasından söz ediyoruz.</p>

<p>Son 30-35 yılda Alevilerin kamusal alanda daha görünür hale gelmesi, bu nefret dilini belirli ölçüde geriletti. Ancak nefret söylemlerinin cezai ya da etkili toplumsal yaptırımlarla karşılaşmaması, bu söylemin zaman zaman yeniden bilinçaltından çıkmasına ve adeta “doğal bir refleks” gibi dışa vurulmasına yol açıyor.</p>

<p>TARİHLER VE İSİMLER DEĞİŞİYOR</p>

<p>Bu tür açıklamalarda dikkat çeken bir başka ortak özellik daha var.</p>

<p>Önce ağır bir hakaret ya da suçlayıcı ifade kullanılıyor. Tepki yükselince “Ben öyle demedim”, “Yanlış anlaşıldım”, “Sözlerim çarpıtıldı” deniliyor. Ardından farklı inançlara ve kültürlere ne kadar saygılı olunduğu anlatılıyor. Ve neredeyse değişmez biçimde, geçmişten bir “Alevi dost” ortaya çıkıyor: Askerlik arkadaşı, üniversite arkadaşı, iş arkadaşı, komşu ya da aile dostu…</p>

<p>Sanki bir Alevi tanımak, Alevilere yönelik nefret söyleminin panzehiriymiş gibi!</p>

<p>Oysa mesele bir Aleviyle arkadaş olup olmamak değil. Mesele, Alevileri eşit yurttaşlar olarak görmek ve onların inançlarını, kimliklerini ve yaşam biçimlerini başkalarının onayına ihtiyaç duymadan kabul etmektir.</p>

<p>Bu hakaretlere etkili cezai ve maddi yaptırımlar uygulanmadığı, medya bu tür iftira ve hakaretleri teşhir etmek yerine sıradanlaştırdığı ve kanıksatıldığı sürece döngü değişmeyecektir. Değişen yalnızca hakaret edenlerin isimleri ve hakaretlerin tarihleri olacaktır.</p>

<p>Bazen Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun Nur Baba romanında, bazen Reşat Nuri Güntekin’in Balıkesir Muhasebecisi/Tanrı Dağı Ziyafeti metinlerinde, bazen Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın Toraman romanında, Ömer Seyfettin’in Harem öyküsünde, Haldun Taner’in Şişhane’ye Yağmur Yağıyordu kitabında, Prof. Nebahat Küyel’in Felsefeye Başlangıç kitabında ya da Türk Dil Kurumu’nun 2007 tarihli sözlüğünde karşımıza çıkan Alevi karşıtı ifadeler, farklı biçimlerde bugün de yeniden üretilebiliyor.</p>

<p>Bugün bu isimlerin yanına Kemal Öztürk ya da Altan Tan gibi isimler eklenebiliyor.</p>

<p>CUMHURİYET YURTTAŞLIĞI</p>

<p>Eğer yalnızca tarihler ve isimler değişecekse, yapılması gereken bellidir.</p>

<p>Devlet laikliği yeniden hatırlamalı; bütün yurttaşlara eşit mesafede durmalı ve hiç kimsenin etnik ya da dini kimliği nedeniyle nefret söylemine, ayrımcılığa veya hedef göstermeye maruz kalmasına izin vermemelidir. Laiklik yalnızca devlet ile din işlerinin birbirinden ayrılması değildir. Aynı zamanda devletin farklı inançlar karşısında tarafsız ve eşit mesafede durmasının, yurttaşların inançları nedeniyle birbirinden üstün ya da aşağı görülmemesinin güvencesidir.</p>

<p>Cumhuriyetin ikinci yüzyılı; kimlikler üzerinden kutuplaştırılan, nefret söylemlerinin normalleştirildiği ve birilerinin “ev sahibi”, diğerlerinin “misafir” sayıldığı bir Türkiye’yi değil, bütün yurttaşların kendisini eşit ve güvende hissettiği bir Türkiye’yi hak ediyor.</p>

<p>Farklı kimlikleri yok sayarak değil, onları tanıyarak ve Cumhuriyet yurttaşlığı temelinde buluşturarak ortak bir gelecek kurulabilir. İkinci yüzyılın Türkiye’si ancak devletin demokratikleştiği, hukuk karşısında herkesin eşit olduğu ve devletin bütün inançlara eşit mesafede durduğu bir anlayışla kurulabilir.</p>

<p>Gerisi lafügüzaftır!</p>

<p>31 Ağustos 2026</p>

<p>Necdet Saraç</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 21:37:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/08/necdet-sarac-yazdi-alevilere-karsi-bitmeyen-nefret-1788201685.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Siyasal Alevilik nedir? İnanç kimliğinden siyasal özneye: Alevi hareketinin Türkiye’deki dönüşümü</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/siyasal-alevilik-nedir-inanc-kimliginden-siyasal-ozneye-alevi-hareketinin-turkiyedeki-donusumu-3388</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/siyasal-alevilik-nedir-inanc-kimliginden-siyasal-ozneye-alevi-hareketinin-turkiyedeki-donusumu-3388</guid>
                <description><![CDATA[Siyasal Alevilik” çoğu zaman ne olduğu açıklanmadan, Alevi toplumunun belirli kesimlerini küçümseyen veya gayrimeşru ilan eden bir siyasi etiket olarak kullanılmaktadır. Oysa mesele daha ciddi ve daha akademik bir çerçevede ele alınabilir.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de son dönemde “siyasal Alevilik” kavramı yeniden gündeme geldi. Kavram özellikle Altan Tan’ın Aleviler ve “Terörsüz Türkiye” süreci hakkındaki açıklamaları sonrasında daha görünür hale geldi. Ancak tartışmanın önemli bir problemi bulunmaktadır: “Siyasal Alevilik” çoğu zaman ne olduğu açıklanmadan, Alevi toplumunun belirli kesimlerini küçümseyen veya gayrimeşru ilan eden bir siyasi etiket olarak kullanılmaktadır.</p>

<p>Oysa mesele daha ciddi ve daha akademik bir çerçevede ele alınabilir.</p>

<p>Alevi kimliği ne zaman siyasal bir kimliğe dönüşür?</p>

<p>Bir Alevinin siyasetle ilgilenmesi mi “siyasal Alevilik”tir?<br />
Alevi derneklerinin cemevlerinin hukuki statüsü için mücadele etmesi mi?<br />
Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yapısının değiştirilmesini talep etmek mi?<br />
Laikliği savunmak mı?<br />
Eşit yurttaşlık istemek mi?<br />
Yoksa Alevi kimliğini doğrudan bir siyasal programın temel unsuru haline getirmek mi?<br />
Bu soruların cevabı verilmeden “siyasal Alevilik” hakkında sağlıklı bir tartışma yürütülemez.</p>

<p>Siyasal Alevilik bir ideoloji midir?</p>

<p>İlk olarak kavramsal bir ayrım yapmak gerekir.</p>

<p>“Siyasal İslam” ile “siyasal Alevilik” aynı kategoriye konulmamalıdır.</p>

<p>Siyasal İslam, modern siyaset bilimi literatüründe İslami referansları siyasal düzenin ve kamu yönetiminin temel unsurlarından biri haline getirmeye çalışan çeşitli hareket ve düşünceleri tanımlayan geniş bir kategoridir.</p>

<p>“Siyasal Alevilik” ise böyle yekpare ve doktriner bir ideoloji değildir.</p>

<p>Akademik literatür daha çok Alevi hareketi, Alevi kimliğinin siyasallaşması, Alevi hak hareketi ve tanınma siyaseti kavramlarını kullanmaktadır. Oxford Handbook’da Ceren Lord, 1990’lardan itibaren Türkiye ve Avrupa’daki Alevi hareketinin Alevi kimliğinin görünürleştirilmesi, resmi tanınma ve eşit yurttaşlık talepleri etrafında örgütlendiğini ortaya koymaktadır.</p>

<p>Bu nedenle “siyasal Alevilik” kavramı kullanılacaksa onu öncelikle şöyle tanımlamak daha doğrudur:</p>

<p>Alevi kimliğinin bireysel bir inanç veya kültürel aidiyet olmanın ötesine geçerek kolektif hak taleplerinin, örgütlenmenin, temsil arayışının ve siyasal mobilizasyonun temel referanslarından biri haline gelmesi.</p>

<p>Bu tanım, kavramı hakaret olmaktan çıkarıp bir siyaset bilimi kategorisine dönüştürür.</p>

<p>Aleviler ne zaman siyasallaştı?</p>

<p>Alevilerin siyasallaşması yeni bir olay değildir.</p>

<p>Modern Türkiye’de bunun kökleri özellikle 1960’lar ve 1970’lerde hızlanan kentleşme, toplumsal hareketlilik ve sol siyasetin yükselişiyle yakından ilişkilidir.</p>

<p>Mehmet Ertan’ın araştırması, geleneksel kırsal Alevi topluluklarının kentleşme sürecinde dönüşürken birçok Alevinin sosyalist hareketlerle ilişki kurduğunu gösteriyor. Ancak Ertan önemli bir ayrım yapıyor: 1960–1980 arasındaki süreç doğrudan bağımsız bir “Alevi kimlik siyaseti”nden ziyade, Alevilerin sol hareketler içerisindeki siyasallaşması olarak açıklanmalıdır. Bu nedenle yazar bunu “latent politicization”, yani “örtük/gizil siyasallaşma” olarak kavramsallaştırıyor.</p>

<p>Bu tarihsel ayrım önemlidir.</p>

<p>Çünkü Alevilerin önemli bir bölümünün sol hareketlere yakınlığı, Aleviliğin zorunlu olarak sosyalist bir ideoloji olduğu anlamına gelmez.</p>

<p>Daha doğru açıklama şudur:</p>

<p>Alevi toplumsal kültürü ile dönemin sol siyasetinin bazı değerleri arasında belirli bir uyum ortaya çıkmıştır.</p>

<p>Dayanışma, eşitlik, otoriteye mesafeli olma, toplumsal adalet ve laiklik gibi temalar bazı Aleviler ile sol hareketler arasında siyasal bir yakınlaşma yaratmıştır.</p>

<p>Dolayısıyla Alevilerin sola yönelmesi, Aleviliğin doğrudan bir siyasi parti programına dönüşmesinden ziyade, tarihsel koşulların ürettiği bir siyasal ittifak ve toplumsal yakınlaşma olarak görülmelidir.</p>

<p>1980 sonrası: Kimlik siyasetinin doğuşu</p>

<p>Asıl büyük dönüşüm 1980 sonrasında gerçekleşmiştir.</p>

<p>1980 askeri darbesi ve Türkiye’de solun siyasal alanının daralması, Aleviler açısından da yeni bir örgütlenme ihtiyacını ortaya çıkarmıştır.</p>

<p>1990’lı yıllarda Alevi dernekleri, vakıfları, kültür merkezleri ve Avrupa’daki örgütlenmeler hızla gelişmiştir.</p>

<p>Bu süreç Aleviliği yalnızca özel alanda yaşanan bir inanç olmaktan çıkararak kamusal tanınma talebinde bulunan kolektif bir özneye dönüştürmüştür.</p>

<p>Oxford’daki çalışmalarda bu gelişim açık biçimde “recognition” yani tanınma siyaseti üzerinden açıklanmaktadır. Alevi hareketi, devlet politikalarına karşı hak talep eden ve kendi kimliğini kamusal alanda görünür kılmaya çalışan çok katmanlı bir toplumsal hareket haline gelmiştir.</p>

<p>Burada artık siyasallaşmanın yeni bir biçimi ortaya çıkmaktadır:</p>

<p>Aleviler yalnızca başka siyasi partilerin içinde siyaset yapan yurttaşlar değildir.<br />
Aynı zamanda Alevi kimliğini doğrudan bir hak ve temsil alanına dönüştüren örgütler oluşturmaya başlamıştır.<br />
İşte “siyasal Alevilik” kavramının en anlamlı kullanılabileceği alan burasıdır.</p>

<p>Siyasal Alevilik ne talep eder?</p>

<p>Alevi hareketlerinin bütününü tek bir siyasi programa indirgemek mümkün değildir.</p>

<p>Ancak akademik çalışmalar, Alevi örgütlenmelerinin başlıca mücadele alanlarının arasında tanınma, temsil, din özgürlüğü ve eşit yurttaşlığın bulunduğunu göstermektedir.</p>

<p>Bunların başında cemevlerinin statüsü gelmektedir. Alevi toplulukları uzun yıllardır cemevlerinin ibadethane olarak tanınmasını talep etmektedir.<br />
İkinci önemli konu, zorunlu din kültürü ve ahlak bilgisi dersleridir.<br />
Üçüncüsü Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yapısı ve kamu kaynaklarının farklı inançlara dağılımıdır.<br />
Dördüncüsü ise ayrımcılığa karşı eşit yurttaşlık talebidir.<br />
Bu taleplerin tamamına “siyasal Alevilik” diyebiliriz; ancak bunun siyasi ideoloji değil, kimlik temelli hak siyaseti olduğunu vurgulamak gerekir.</p>

<p>Alevi hareketi tek bir hareket değildir</p>

<p>Belki de en büyük hata Alevileri homojen bir topluluk olarak görmektir.</p>

<p>Alevi hareketinin içinde devletle daha fazla bütünleşmeyi savunan çevreler olduğu gibi, Diyanet’in yeniden yapılandırılmasını veya kaldırılmasını savunan gruplar da bulunmaktadır.</p>

<p>Jeremy F. Walton ve Çiçek İlengiz’in Oxford Handbook’daki çalışması, Alevi sivil toplumunun bu bakımdan çeşitli olduğunu; bazı örgütlerin devlet ve Diyanet içinde tanınma ve temsil ararken, diğerlerinin kurumsal ayrılığı savunduğunu ortaya koymaktadır. Aynı çalışma, Alevi hareketinin sağdan sola farklı siyasal eğilimleri barındırdığını da vurgular.</p>

<p>Bu nedenle:</p>

<p>“Siyasal Alevilik” tek bir siyasi çizgi değildir.</p>

<p>Alevi toplumunun içinde:</p>

<p>Sosyalist Aleviler vardır.<br />
Sosyal demokrat Aleviler vardır.<br />
Milliyetçi Aleviler vardır.<br />
Muhafazakâr Aleviler vardır.<br />
Liberal Aleviler vardır.<br />
Hiçbir partiyle özdeşleşmeyen Aleviler vardır.<br />
Ve bütün bunların üzerinde, kendi inançlarını özel ve bireysel biçimde yaşayan Aleviler vardır.<br />
Dolayısıyla Alevi kimliği ile siyasi tercih arasında zorunlu bir eşleşme kurmak sosyolojik olarak doğru değildir.</p>

<p>“Alevilik siyasallaştı” demek yanlış mı?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>Fakat bu cümleyi nasıl kullandığınız önemlidir.</p>

<p>Alevi kimliğinin siyasallaşması tarihsel olarak gözlemlenebilir bir olgudur.</p>

<p>Ancak “siyasallaşma” ile “siyaset tarafından araçsallaştırılma” aynı şey değildir.</p>

<p>Birincisi toplumsal hareketlerin doğal bir sonucudur.<br />
İkincisi ise siyasal manipülasyon anlamına gelebilir.<br />
Alevi yurttaşlar kendi haklarını savunmak üzere örgütleniyorsa bu demokratik siyasetin bir parçasıdır. Bir siyasi parti Alevi kimliğini seçim hesabı için araçsallaştırıyorsa bu başka bir meseledir.</p>

<p>Dolayısıyla bilimsel analiz, bu ikisini birbirinden ayırmak zorundadır.</p>

<p>“Siyasal Alevilik” ile laiklik arasındaki ilişki</p>

<p>“Siyasal Alevilik” tartışmalarında en çok karıştırılan konulardan biri de laikliktir.</p>

<p>Alevi hareketlerinin önemli bir bölümü laikliği güçlü biçimde savunmuştur.</p>

<p>Bunun tarihsel nedenleri vardır.</p>

<p>Aleviler, Türkiye’deki Sünni çoğunluk merkezli dini yapılanma içinde kendilerini zaman zaman dışlanmış hissetmişlerdir. Bu nedenle devletin herhangi bir mezhebi veya inanç yorumunu diğerine üstün kılmaması Alevi örgütlerinin önemli bir talebi olmuştur.</p>

<p>Fakat burada da genelleme yapılmamalıdır.</p>

<p>Her Alevi laik değildir.</p>

<p>Nasıl her Müslümanın aynı siyasal İslam anlayışını paylaşmadığı açıksa, her Alevinin de aynı laiklik modelini savunması beklenemez.</p>

<p>Bu nedenle “Alevilik = laiklik” denklemi de en az “Alevilik = sosyalizm” denklemi kadar indirgemecidir.</p>

<p>Alevilik ile sol arasındaki ilişki</p>

<p>Türkiye’deki Alevi hareketinin tarihsel gelişiminde sol siyaset önemli bir rol oynamıştır.</p>

<p>Fakat akademik çalışmalar bunun karşılıklı bir etkileşim olduğunu göstermektedir.</p>

<p>1970’lerde Alevi toplulukları sol hareketlerle ilişki kurarken, sol hareketler de Alevi topluluklarının toplumsal ağlarından ve siyasal kapasitesinden yararlanmıştır. Ertan’ın araştırmasının temel sonucu tam olarak budur.</p>

<p>Ancak 1980 sonrasında Alevi hareketinin bağımsız kimlik talepleri güçlenmiştir.</p>

<p>Bu dönemde Aleviliğin talepleri yalnızca “solun talepleri” olmaktan çıkmış, doğrudan Alevi hakları olarak ifade edilmeye başlanmıştır.</p>

<p>Bu dönüşüm son derece önemlidir.</p>

<p>Çünkü Alevilerin sosyal demokrat veya sosyalist partilere yönelmesi başka bir şeydir; Alevi hareketinin özerk bir kimlik siyaseti oluşturması başka bir şeydir.</p>

<p>Alevi-Kürt kimliği: Daha karmaşık bir tablo</p>

<p>Türkiye’nin siyasal hayatında Alevi-Kürt kesimler ayrıca incelenmesi gereken bir gruptur.</p>

<p>Burada iki ayrı kimlik siyaseti kesişmektedir: Alevilik ve Kürtlük.</p>

<p>Akademik araştırmalar, Alevi Kürtlerin 1960’lardan itibaren Türk sosyalist hareketleri ve seküler cumhuriyetçi partiler içinde önemli bir siyasal çekim yaşadığını; daha sonraki dönemlerde ise Alevi hak hareketleri ile Kürt siyasi hareketlerinin de yeni siyasal kanallar oluşturduğunu göstermektedir.</p>

<p>Bu durum, “Aleviler şu partiye aittir” şeklindeki basit siyasal kategorileri daha da anlamsız hale getirir.</p>

<p>Alevi Kürt ile Alevi Türkün siyasal davranışı aynı olmak zorunda değildir.<br />
Dindar Alevi ile seküler Alevinin siyasal tercihleri aynı olmak zorunda değildir.<br />
Genç kuşak ile yaşlı kuşağın Alevilik anlayışı da aynı olmak zorunda değildir.<br />
Dolayısıyla Alevi toplumunun içindeki çoğulculuk, “siyasal Alevilik” kavramının tek bir ideoloji olarak kullanılmasını imkânsız hale getirir.</p>

<p>Avrupa diasporasında siyasal Alevilik</p>

<p>Alevilerin siyasallaşmasını yalnızca Türkiye sınırları içerisinde değerlendirmek de yetersizdir.</p>

<p>Özellikle Almanya ve Avrupa’da Alevi örgütlenmesi transnasyonel bir karakter kazanmıştır.</p>

<p>Araştırmalar, Avrupa’daki Alevi topluluklarının önce göçmen ve emek hakları çevresinde örgütlenirken zaman içerisinde kültürel ve daha sonra inanç temelli Alevi kurumları oluşturduğunu göstermektedir.</p>

<p>Bu nedenle Avrupa’daki Alevi hareketi yalnızca Türkiye siyasetine bağlı değildir.</p>

<p>Avrupa’nın din özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü, azınlık hakları ve ayrımcılık karşıtı hukuk düzenleri de Alevi kimliğinin yeniden tanımlanmasını etkilemektedir.</p>

<p>Bu durum “siyasal Alevilik” kavramının aslında Türkiye’ye özgü kapalı bir siyasi kategori olmadığını göstermektedir.</p>

<p>Alevi kimliği artık transnasyonel bir toplumsal hareket niteliği de taşımaktadır.</p>

<p>Din özgürlüğü mü, kimlik siyaseti mi?</p>

<p>Burada başka bir temel soruya geliyoruz:</p>

<p>Alevilerin talepleri din özgürlüğü müdür, yoksa kimlik siyaseti midir?</p>

<p>Aslında ikisidir.</p>

<p>Din özgürlüğü bireyin hakkıdır.</p>

<p>Kimlik siyaseti ise bireylerin kolektif olarak bu hakkı savunmalarıdır.</p>

<p>Bir Alevi tek başına ibadetini yapmak istiyorsa bu bir din özgürlüğü meselesidir. On binlerce Alevi “cemevlerinin ibadethane olarak tanınmasını istiyoruz” diyorsa bu artık aynı zamanda bir kolektif hak ve temsil meselesidir.</p>

<p>Burada siyaset devreye girer.</p>

<p>Bu siyasallaşma demokratik toplumun doğal sonucudur.</p>

<p>“Siyasal Alevilik” neden bazı çevreleri rahatsız ediyor?</p>

<p>Çünkü kavram, Türkiye’de din ve devlet ilişkileri hakkındaki daha büyük çatışmaya dokunuyor.</p>

<p>Devletin Diyanet üzerinden Sünni-Hanefi din anlayışına merkezi bir konum vermesi gerektiğini düşünenler ile devletin bütün inançlara eşit mesafede olması gerektiğini savunanlar arasında ciddi bir ayrışma bulunmaktadır.</p>

<p>Oxford araştırması, Alevi sivil toplumunun da tam bu eksende iki geniş eğilim arasında farklılaştığını ortaya koymaktadır: Devlet ve Diyanet ile bütünleşme ve temsil arayanlar ile Diyanet’in kurumsal olarak ayrılmasını isteyenler.</p>

<p>Dolayısıyla “siyasal Alevilik” tartışmasının altında aslında çok daha büyük bir soru vardır:</p>

<p>Türkiye laik bir devlet olarak farklı inançlar arasında nasıl bir eşitlik sağlayacaktır?</p>

<p>Siyasal Alevilik demokrasiye tehdit midir?</p>

<p>Kendi başına hayır.</p>

<p>Bir kimliğin siyasal talepler geliştirmesi demokrasinin düşmanı değil, demokratik çoğulculuğun bir parçasıdır.</p>

<p>Sorun kimlik siyasetinin kendisi değildir.</p>

<p>Sorun, kimlik siyasetinin başka kimlikleri yok saymaya başladığı noktada ortaya çıkar.</p>

<p>Bir Alevi örgütünün kendi hakkını savunması demokratiktir.<br />
Bir Sünni örgütünün kendi hakkını savunması da demokratiktir.<br />
Bir Kürt siyasi hareketinin Kürt kimliği üzerinden siyasi talepler ileri sürmesi de demokratik olabilir.<br />
Ancak herhangi bir hareket, kendi kimliğini diğerlerinden üstün kabul ederek şiddeti veya ayrımcılığı savunuyorsa, demokratik meşruiyetini kaybetmeye başlar.</p>

<p>Dolayısıyla mesele:</p>

<p>“Alevilik siyasallaşmalı mı?” değildir.</p>

<p>Asıl mesele:</p>

<p>“Siyasal Alevilik hangi demokratik ilkeler üzerinde yükseliyor?” sorusudur.</p>

<p>Terörsüz Türkiye açısından siyasal Alevilik</p>

<p>Bugünkü “Terörsüz Türkiye” tartışması bu konuyu daha da önemli hale getiriyor.</p>

<p>Türkiye yeni bir siyasal döneme girerken Kürt meselesinin yanı sıra Alevi meselesinin de demokratik zeminde ele alınması gerekmektedir.</p>

<p>Çünkü toplumsal barış yalnızca Türkler ile Kürtler arasındaki ilişkinin normalleşmesiyle kurulamaz.</p>

<p>Türkiye’nin kalıcı barışı aynı zamanda Alevi-Sünni ilişkilerinin, seküler-dindar ayrışmasının ve farklı etnik ve kültürel kimliklerin eşit yurttaşlık temelinde yeniden düzenlenmesini gerektirir.</p>

<p>Bu nedenle Alevilerin siyasal taleplerini “sürece engel olan bir kimlik siyaseti” olarak görmek tehlikelidir.</p>

<p>Tam tersine, demokratik siyaset içinde örgütlenmiş Alevi hareketleri toplumsal barışın aktörlerinden biri olabilir.</p>

<p>Alevi hareketinin demokratik talepleri ile terör arasında otomatik bir bağ kurmak hem bilimsel hem siyasal açıdan yanlış olur.</p>

<p>Asıl mesele: Alevinin kendi kimliğini belirleme hakkı</p>

<p>“Siyasal Alevilik” tartışmasının en önemli sınırı burada ortaya çıkmaktadır.</p>

<p>Bir Alevi:</p>

<p>“Ben Müslümanım.” diyebilir.<br />
Bir başkası: “Ben Aleviyim ve kendimi ayrı bir inanç geleneğinin mensubu olarak görüyorum.” diyebilir.<br />
Bir başka Alevi: “Ben sekülerim.” diyebilir.<br />
Bir diğeri: “Ben sosyalistim.” diyebilir.<br />
Bir başkası: “Ben muhafazakârım.” diyebilir.<br />
Bunların tamamı aynı toplumsal kimliğin içinde var olabilir.</p>

<p>Dolayısıyla “siyasal Alevilik”, Alevilerin nasıl düşünmesi gerektiğini belirleyen bir doktrin haline getirilemez.</p>

<p>Bu kavram ancak Alevi kimliğinin siyasal alandaki kolektif ifadesini açıklayan analitik bir kavram olarak anlamlıdır.</p>

<p>Sonuç: Siyasal Alevilik bir tehdit değil, incelenmesi gereken bir toplumsal olgudur</p>

<p>Türkiye’de Aleviliğin siyasallaşması yeni değildir.</p>

<p>1960’larda ve 1970’lerde Alevilerin önemli bir bölümünün sol hareketlerle kurduğu ilişki bunun ilk güçlü biçimlerinden biriydi. 1980 sonrasında ise Alevi örgütleri giderek kendi kimlikleri ve hakları üzerinden bağımsız bir toplumsal hareket oluşturdu. 1990’lardan itibaren tanınma, eşit yurttaşlık ve din özgürlüğü talepleri bu hareketin merkezine yerleşti. Avrupa’daki Alevi örgütlenmeleri de bu süreci transnasyonel bir boyuta taşıdı.</p>

<p>Bu nedenle “siyasal Alevilik” hakkında sağlıklı bir değerlendirme yapmak için üç farklı kavramı birbirinden ayırmak gerekir:</p>

<p>Alevilik bir inanç ve kültürel gelenektir.<br />
Alevi hareketi bir toplumsal harekettir.<br />
Siyasal Alevilik ise Alevi kimliğinin siyasal talepler ve kolektif temsil için kullanılmasını anlatabilecek analitik bir kavramdır.<br />
Bu üçünü birbirine karıştırdığımız anda bilimsel analiz sona erer ve siyasi polemik başlar.</p>

<p>Bugün Türkiye’nin ihtiyacı Alevilerin siyasetten çekilmesi değil, siyasetin Alevilere eşit davranmasıdır.</p>

<p>Alevilerin kendi haklarını savunması demokrasiye tehdit değildir.<br />
Cemevlerinin statüsünü tartışmak demokrasiye tehdit değildir.<br />
Eşit yurttaşlık istemek demokrasiye tehdit değildir.<br />
Laikliği savunmak demokrasiye tehdit değildir.<br />
Diyanet’in yapısını eleştirmek demokrasiye tehdit değildir.<br />
Demokrasi açısından tehdit olan şey başka bir yerde başlar:</p>

<p>Bir yurttaşın kimliğini onun adına belirlemek ve ona “sen gerçek Alevi değilsin” demek.</p>

<p>İşte Türkiye’nin yeni toplumsal sözleşmesinde aşılması gereken zihniyet tam da budur.</p>

<p>“Terörsüz Türkiye” eğer gerçekten demokratik bir barış projesi olacaksa, yalnızca silahların bırakılmasını değil, kimliklerin özgürleşmesini de kapsamalıdır.</p>

<p>Çünkü kalıcı barışın temel şartı, yurttaşın yalnızca silahsız olması değil; aynı zamanda özgür olmasıdır.</p>

<p>Ve özgür yurttaşın en temel hakkı şudur:</p>

<p>Kendi kimliğini kendisi tanımlamak.</p>

<p>Siyasal Alevilik tartışmasının demokratik sınırı da, etik sınırı da, hukukî sınırı da burada başlamaktadır.</p>

<p>30 Ağustos 2026 Johannesburg / Güney Afrika</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 30 Aug 2026 22:14:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/08/siyasal-alevilik-nedir-inanc-kimliginden-siyasal-ozneye-alevi-hareketinin-turkiyedeki-donusumu-1788117669.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dr. Valentin Deniz Baki Yazıcıoğlu yazdı: Haddini aşmanın sessiz bedeli</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/dr-valentin-deniz-baki-yazicioglu-yazdi-haddini-asmanin-sessiz-bedeli-3383</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/dr-valentin-deniz-baki-yazicioglu-yazdi-haddini-asmanin-sessiz-bedeli-3383</guid>
                <description><![CDATA[Dr. Valentin Deniz Baki Yazıcıoğlu, Zümer Suresi’nin 53. ayetini merkeze alarak kaleme aldığı yazısında insanın kendi nefsine karşı işlediği hataların, başkalarına verdiği zararlardan daha ağır sonuçlar doğurabileceğini vurguladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dr. Valentin Deniz Baki Yazıcıoğlu, Zümer Suresi’nin 53. ayetini merkeze alarak kaleme aldığı yazısında insanın kendi nefsine karşı işlediği hataların, başkalarına verdiği zararlardan daha ağır sonuçlar doğurabileceğini vurguladı.Yazıcıoğlu, “kendi nefisleri aleyhine haddi aşanlar” ifadesinin, kişinin vicdanını susturması, değerlerinden uzaklaşması ve hayatını zorlaştırması anlamına geldiğini belirtti.</strong><br />
<br />
<strong>Dr. Valentin Deniz Baki Yazıcıoğlu'nın makalesinin tam metni şöyle:</strong><br />
&nbsp;</p>

<p>Kur’an-ı Kerim’de Zümer Suresi’nin 53. ayetinde şöyle buyurulur: <em><strong>“De ki: Ey kendi nefisleri aleyhine haddi aşan kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Şüphesiz Allah bütün günahları bağışlar. Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”</strong></em></p>

<p>Bu ayette beni en çok düşündüren ifade,<strong> “kendi nefisleri aleyhine haddi aşanlar”</strong> sözüdür. Çünkü insan her zaman başkasına karşı hata yapmaz. Bazen insanın yaptığı en ağır yanlış, doğrudan kendisine karşı işlediği yanlıştır. Kendi vicdanını susturur, kendi değerlerinden uzaklaşır, kendi hayatını zorlaştırır ve sonunda yaptığı tercihlerin ağırlığını yine kendisi taşır.</p>

<p>İnsanın hayatında had kavramının önemli bir yeri vardır. Had, yalnızca başkasına karşı konulan sınır değildir. Aynı zamanda insanın kendi nefsine koyması gereken ölçüdür. Allah, insanı yalnızca yaratmamış; ona doğru ile yanlışı ayırt edebilmesi için vahiy, peygamberler ve ahlaki ölçüler göndermiştir. İnsan bu ölçüleri bildiği hâlde nefsinin arzusuna teslim olduğunda, aslında yalnızca ilahi bir sınırı değil, kendi huzurunun sınırını da aşmış olur.</p>

<p>İnsan nefsinin istediği her şeyi yaptığında kendisini özgür zannedebilir. Oysa bu her zaman özgürlük değildir. Bazen insan, kendi arzularının esiri hâline gelir. Öfkesini kontrol edemeyen insan öfkesinin, hırsını kontrol edemeyen insan hırsının, intikam duygusunu kontrol edemeyen insan ise intikamının yönetimine girer. İnsan kendisini yönettiğini zannederken, aslında arzuları tarafından yönetiliyor olabilir.</p>

<p>Gerçek özgürlük, insanın istediği her şeyi yapabilmesi değildir. Asıl özgürlük, insanın istediği hâlde yanlış olanı yapmamayı başarabilmesidir. Öfkeli olduğu hâlde ölçülü davranabilmek, gururuna rağmen özür dileyebilmek, intikam alma imkânı varken bundan vazgeçebilmek ve nefsinin istediği bir şeyi sırf doğru olmadığı için terk edebilmek gerçek iradenin göstergesidir.</p>

<p>Bu mesele yalnızca İslam düşüncesinde ele alınmış değildir. İnsanlığın farklı inanç ve düşünce geleneklerinde de insanın kendi arzularını ve davranışlarını kontrol etmesi önemli bir ahlaki mesele olarak karşımıza çıkar. Ancak bu gelenekleri birbirinin aynısı olarak görmek doğru değildir. İslam, Budizm, Hristiyanlık, Yahudilik ve Konfüçyüs düşüncesi farklı inanç ve felsefi temellere dayanır. Buna rağmen insanın kendi iç dünyasıyla mücadelesi konusunda bazı dikkat çekici ortak noktalar bulunmaktadır.</p>

<p>Budist düşüncede arzu ve bağlanma, insanın huzursuzluğunun önemli kaynakları arasında değerlendirilir. İnsan bir şeyi elde ettiğinde kısa süreli bir tatmin yaşar; fakat ardından başka bir istek ortaya çıkar. Böylece insan sürekli yeni bir arzunun peşinden gider. Bu yaklaşım, İslam’daki nefis terbiyesi anlayışıyla aynı değildir. Fakat her iki gelenekte de insanın kontrolsüz arzularının onu huzursuzluğa sürükleyebileceği konusunda önemli bir benzerlik vardır.</p>

<p>Hristiyanlıkta insanın yalnızca dış davranışları değil, kalbi ve niyeti de önem taşır. Bu açıdan ahlaki sorumluluk yalnızca yapılan davranışlarla sınırlı değildir. İnsan içinde kin, öfke ve düşmanlık taşıdığında da kendi ruh dünyasıyla hesaplaşmak zorundadır. İslam’daki niyet ve kalp vurgusuyla burada bir karşılaştırma yapmak mümkündür; ancak iki geleneğin teolojik temelleri birbirinden farklıdır.</p>

<p>Tevrat geleneğinde ise insanın hayatını düzenleyen ilahi emirler ve sınırlar önemli bir yere sahiptir. Öldürmemek, çalmamak, yalancı şahitlik yapmamak ve başkasının hakkına göz dikmemek gibi emirler, insanın kendi arzusunu mutlak ölçü hâline getirmemesi gerektiğini gösterir. Buradaki temel ahlaki düşünce açıktır: İnsanın bir şeyi arzulaması, onu elde etmeye hakkı olduğu anlamına gelmez.</p>

<p>Konfüçyüs düşüncesinde ise insanın kendini eğitmesi, karakterini geliştirmesi ve davranışlarında ölçülü olması önemlidir. İnsan yalnızca bilgi sahibi olarak iyi bir insan hâline gelmez. Kendisini disipline etmesi, başkalarına karşı sorumluluk taşıması ve davranışlarını sürekli gözden geçirmesi gerekir. İslam’daki nefis terbiyesi ile Konfüçyüs düşüncesindeki ahlaki öz-disiplin aynı şey değildir; ancak insanın kendisini eğitmesi gerektiği konusunda belirgin bir paralellik vardır.</p>

<p>Dolayısıyla bu farklı gelenekler bize aynı dini veya aynı felsefeyi anlatmaz. Fakat hepsi, farklı kavramlarla da olsa, önemli bir insanlık sorusunun etrafında düşünür: İnsan kendi arzularının kölesi olmadan nasıl yaşayabilir?</p>

<p>Bu soru bugün de önemini koruyor. Teknoloji değişti, toplum değişti, insanların yaşam biçimleri değişti; fakat insanın öfkesi, hırsı, kıskançlığı, korkusu ve arzuları değişmedi. İnsan hâlâ kendi iç dünyasıyla mücadele ediyor.</p>

<p>Nefsine sürekli taviz veren insanın sınırları zamanla genişler. Dün yanlış gördüğü bir davranışı bugün savunabilir. Başkasında eleştirdiği bir davranışın aynısını kendisi yaptığında bunu açıklamak için çeşitli gerekçeler bulabilir. İnsan kendi hatasını kabul etmek yerine kendisini haklı çıkarmaya başladığında, asıl tehlike burada ortaya çıkar. Çünkü insan görmediği hatasını düzeltemez.</p>

<p>İnsanın başkalarını kandırması mümkündür. Fakat kendi vicdanından tamamen kaçması kolay değildir. İnsan toplum içinde normal hayatına devam edebilir; çalışabilir, gülebilir, insanlarla konuşabilir. Fakat kendi içinde taşıdığı huzursuzluk başka bir meseledir. Bazı yanlışların cezası mahkeme tarafından verilmez. İnsan onları yıllarca kendi içinde taşır.</p>

<p>Bu nedenle haz ile huzuru birbirinden ayırmak gerekir. Nefsin istediği şey çoğu zaman anlık bir tatmin sağlar. Fakat insanın ruhunun aradığı şey daha kalıcıdır. Bir anlık öfke uzun süreli bir pişmanlığa, bir anlık gurur yıllarca kurulmuş bir güvenin yıkılmasına, geçici bir arzu ise insanın kendi değerlerinden uzaklaşmasına neden olabilir.</p>

<p>İnsan bazen birkaç dakikalık bir kararın sonuçlarını yıllarca taşır.</p>

<p>Bu yüzden insanın hayatında yalnızca yaptığı davranışlar değil, o davranışlardan sonra kendisiyle nasıl yaşadığı da önemlidir.</p>

<p>Tam bu noktada tövbe kavramı önem kazanır. Tövbe, yalnızca dil ile <strong>“Estağfirullah” </strong>demekten ibaret değildir. İnsan önce kendi hatasıyla yüzleşmelidir. Yanlış yaptığını kabul etmeli, neden düştüğünü anlamalı ve aynı hataya yeniden düşmemek için iradesini güçlendirmelidir.</p>

<p>İnsan geçmişini değiştiremez. Fakat geçmişinden sonra nasıl yaşayacağını değiştirebilir. Bu nedenle tövbe yalnızca geçmişe yönelik bir pişmanlık değildir; aynı zamanda geleceğe yönelik bir iradedir.</p>

<p>Zümer Suresi’nin 53. ayetinin en güçlü tarafı da burada ortaya çıkar. Allah,<strong> “kendi nefisleri aleyhine haddi aşan”</strong> insanlara “Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin” diye seslenmektedir. Bu, yapılan yanlışı önemsiz görmek değildir. İnsanlara, hatalarının içinde sonsuza kadar kalmak zorunda olmadıklarını hatırlatmaktır.</p>

<p>İnsan düşebilir. Fakat düşmek, hayatının geri kalanını belirlemek zorunda değildir. İnsan nefsine yenilebilir. Fakat nefsinin mahkûmu olmak zorunda değildir. İnsan yanlış yapabilir. Fakat yanlışını hayatının son hükmü hâline getirmek zorunda değildir.</p>

<p>Rahmet, insanın hatasını inkâr etmesi değil, hatasından sonra dönüş imkânının bulunmasıdır.</p>

<p>Bu nedenle gerçek güç, başkalarına hükmetmekten önce insanın kendisine hükmedebilmesidir. Kendi öfkesini yönetebilmek, kendi hırsını sınırlayabilmek, kendi gururuyla mücadele edebilmek ve gerektiğinde “Ben yanlış yaptım” diyebilmek, insanın karakterini gösterir.</p>

<p>İnsan nefsini yok etmek zorunda değildir. Onu terbiye etmek zorundadır. Arzularını tamamen ortadan kaldırmak zorunda değildir; onları ölçülü hâle getirmelidir. Dünyadan uzaklaşmak zorunda değildir; dünyanın kendi kalbini yönetmesine izin vermemelidir.</p>

<p>Bence insanın gerçek özgürlüğü de burada başlar.</p>

<p>İnsan her istediğini yaptığı için değil, yanlış olanı yapmama iradesine sahip olduğu için özgürdür.</p>

<p>Sonuçta insan yine kendisiyle baş başa kalır. İnsanların ne söylediği, dünyanın ne düşündüğü bir noktadan sonra önemini kaybeder. Geriye insanın kendi vicdanı ve inancı kalır.</p>

<p>İşte o noktada Zümer Suresi’nin 53. ayeti yeniden anlam kazanır:</p>

<p>“Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin.”</p>

<p>Bu, insana verilmiş büyük bir imkândır. Çünkü insanın yaptığı hata, onun bütün hayatının özeti olmak zorunda değildir.</p>

<p>Haddini bilmek küçülmek değildir; insanın kendi sınırını ve sorumluluğunu bilmesidir. Nefsine hâkim olmak kendinden vazgeçmek değildir; kendini yeniden kazanabilmektir. Tövbe ise geçmişin önünde sonsuza kadar kalmak değil, geçmişten ders alarak yeniden doğru yola yönelmektir.</p>

<p>İnsan bazen kendi nefsi aleyhine haddi aşabilir. Fakat geri dönebilir. Hatasını kabul edebilir. Tövbe edebilir. Kendisiyle yeniden barışabilir.</p>

<p>Çünkü insanın hayatındaki en önemli mesele, kaç kez düştüğü değil, düştükten sonra ne yaptığıdır.</p>

<p>Ve belki de insanın gerçek huzuru, nefsinin istediği her şeyi elde ettiği gün değil; nefsinin istediği her şeyi yapmak zorunda olmadığını anladığı gün başlar.</p>

<p>Rabbimiz bizleri nefsinin esiri olanlardan değil, nefsine hâkim olanlardan; haddini aşanlardan değil, haddini bilenlerden; hatasının içinde kaybolanlardan değil, tövbe ederek yeniden doğrulanlardan eylesin.</p>

<p>28 Agustos 2023 - Berlin</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 14:22:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/08/dr-valentin-deniz-baki-yazicioglu-yazdi-haddini-asmanin-sessiz-bedeli-1788003520.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yüksel Gülsoy yazdı: Hâce değil, Hacı</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/yuksel-gulsoy-yazdi-hace-degil-haci-3370</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/yuksel-gulsoy-yazdi-hace-degil-haci-3370</guid>
                <description><![CDATA[​​​​​​​Yüksel Gülsoy, kaleme aldığı yazısında Hünkâr Hacı Bektaş Veli’nin “Hâce” olarak anılmasının yanlış olduğunu vurguladı. Gülsoy, bu unvanın Hünkâr’ın irşad ve velayet makamını karşılamadığını belirterek, doğru ifadenin “Hacı” olduğunu savundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yüksel Gülsoy, kaleme aldığı yazısında Hünkâr Hacı Bektaş Veli’nin “Hâce” olarak anılmasının yanlış olduğunu vurguladı. Gülsoy, bu unvanın Hünkâr’ın irşad ve velayet makamını karşılamadığını belirterek, doğru ifadenin “Hacı” olduğunu savundu.</strong><br />
<br />
&nbsp;</p>

<p><strong>Yüksel Gülsoy'un yazısının tam metni şöyle:<br />
HACI BEKTAŞ VELİ<br />
(HÂCE DEĞİL)</strong></p>

<p>•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Medrese hocalarına "hâce" denir. Aslen akademik bir unvan gibidir ve asla Hünkâr Hacı Bektaş Veli'nin irşad anlamında öğreticiliğini ve veliliğini kapsayacak bir kelime değildir.<br />
<br />
•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Bedri Noyan Dedebaba, Bektaşiler için Dedebaba'dır. Doçent olması ise onun akademik unvanıdır. Temelde Bektaşileri ilgilendirmez. Bu unvan Bedri Noyan Dedebaba sağ iken ona gitmiş olan hastalarını veya tıp camiasını ilgilendirir.<br />
<br />
•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Hâce kelimesinin Bektaşiler açısından daha sorunlu bir ifade olmasının diğer sebebi ise Nakşilerin hatta Hâlidilerin kendi mürşitlerine hâce demeleridir. Bektaşilere karşıtlığı ile bilinen bir tarikin (yolun) kavramları ile Bektaşilik tanımlanamaz ve tanımlanmamalıdır. (Nakşibendiliğin bir kolu olan Hâlidîlikte "hâce" (veya hâcegân) kavramı, tarikat silsilesindeki büyük mürşidleri ve hocaları ifade eder Örn.: Hâce BahâeddinNakşibend.)<br />
<br />
•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Hacı unvanı öğretmenlik gibi günlük kazancına dair mesleki bir kavram olmadığı gibi kişinin ahiretine yaptığı bir yatırımı ve kazancı içeren değerli bir kavramdır. Hacı olmak kişinin kendi tercihi ve çabasıdır. Her ne kadar bugün içi boşaltılmış olsa da benim çocukluğumda da gençliğimde de eğer bir kimse Hacc'a gitmiş ise döndükten sonra artık ticaret yapmaz, dünya işlerinden elini eteğini çeker yani şeriat kapısında, nefsani şeylerden sıyrılmış olarak toplum içerisinde güvenilir, emin bir kimse olmuş olurdu. Çünkü Hacc günümüzdeki gibi her parası olanın gidebildiği bir yer olmaktan ziyade imanı olanların gitmeyi göze alabildiği bir yerdi. Yolculuk uzun ve eziyetliydi. Kısaca Hacc farizası Hakk'a ibadet ile ulaşmak isteyenler için bir sıfırlanma-resetlenme yeni bir başlangıç noktasıydı.<br />
<br />
•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Hünkârımızın Hacı oluşu ve Cumhuriyet öncesi neredeyse tüm dedebabaların Hacı oluşu ise Bektaşiler açısından Hünkâr ile beraber onun izinden giden Bektaşi Dedebabalarının şeriat makamında da "Bektaşiler için" kutbiyeti temsil ettiğinin bir göstergesiydi.<br />
<br />
•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Bir Dedebabanın Hacc'a gitmesi ise yine Bektaşilerin de Vahdet-i Vücud nazariyesine bağlı oldukları düşünülür ise kemâlat dairesinin Kavsı-Nuzûl iniş yayı üzerinden düşünür isek Hakk'a yükselmiş kâmil bir kişinin artık halka yönelmesi biçiminde de değerlendirilebilir.<br />
<br />
•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Dolayısı ile Hünkâr Hacı Bektaş Velî hâce değil hacıdır. Bu onun Anadolu'yu tevellâ ve teberra üzerinden irşad ettiğini, veliliğini ve bu veliliğin elbette öğretmek anlamında hâceliği kapsadığı gerçeğini değiştirmez ama hâce diyerek sadece didaktik bir bilgi aktarımı öznesi olarak da Hünkâr Hacı Bektaş Veli sınırlanamaz. Çünkü Hâce onun öğretme vasfını, Hacı ise kemâl yolculuğundaki makamını ifade eden bir kavram olarak okunmalıdır; öğreticilik Hünkâr'ın velâyetini (veliliğini) kuşatmaz oysa Hünkâr'ın velâyeti onun öğreticiliğini kuşatır.<br />
&nbsp;</p>

<p><br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 00:09:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/08/yuksel-gulsoy-yazdi-hace-degil-haci-1787346866.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Batı Azerbaycan’ın sesi: Genç araştırmacı Namık Muradov’un mücadelesi</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bati-azerbaycanin-sesi-genc-arastirmaci-namik-muradovun-mucadelesi-3349</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bati-azerbaycanin-sesi-genc-arastirmaci-namik-muradovun-mucadelesi-3349</guid>
                <description><![CDATA[Oktay Hacımusalı’nın kaleme aldığı yazısında, Batı Azerbaycan meselesinin artık sadece tarihî bir konu olmadığı, canlı bir hafıza, kaybedilmiş yurt özlemi ve geleceğe dönüş ümidi olduğu vurguladı. Hacımusalı  bu mücadelenin ön safında yer alan genç isimlerden biri olarak Namık Muradov’un faaliyetlerine dikkat çekti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Azerbaycanlı gazeteci Oktay Hacımusalı’nın kaleme aldığı yazısında, Batı Azerbaycan meselesinin artık sadece tarihî bir konu olmadığı, canlı bir hafıza, kaybedilmiş yurt özlemi ve geleceğe dönüş ümidi olduğu vurguladı. Hacımusalı&nbsp; bu mücadelenin ön safında yer alan genç isimlerden biri olarak Namık Muradov’un faaliyetlerine dikkat çekti.</p>

<p>Hacımusalı’nın yazısına göre, 1988 yılının 20 Aralık günü Bakü’de bir tren vagonunda dünyaya gelen Namık Muradov, hayatına mülteci damgasıyla başladı. Ailesi Batı Azerbaycan’ın Zengazur bölgesinin Kafan rayonundan zorunlu göçmenlerdendir. O dönemde doktorlar <strong>“bu çocuk yaşamayacak” </strong>dese de, Muradov bugün Batı Azerbaycan gerçeklerinin en aktif savunucularından biri haline geldi.<br />
<br />
<strong>Oktay Hacımusalı’nın makalesinin tam metni şöyle:</strong><br />
<br />
Bakü, 1 Ağustos 2026 – Batı Azerbaycan meselesi artık sadece tarihî bir konu değil. Bu, canlı bir hafıza, kaybedilmiş yurt özlemi ve geleceğe dönüş ümididir. Bu mücadelenin ön safında ise genç neslin en aktif isimlerinden biri yer alıyor: Namık Muradov.<br />
<br />
1988 yılının 20 Aralık günü Bakü’de, bir tren vagonunda dünyaya gelen Namık, hayatına mülteci damgasıyla başladı. Ailesi Batı Azerbaycan’ın Zengazur bölgesinin Kafan rayonundan zorunlu göçmenlerdendir. O dönemde doktorlar “bu çocuk yaşamayacak” dese de, Muradov bugün Batı Azerbaycan gerçeklerinin en aktif savunucularından birine dönüşmüş durumda.<br />
Batı Azerbaycan İcması'nın aktif üyesi olarak Namık Muradov salonları dolaşıyor, konferanslar düzenliyor, gençleri bir araya getiriyor. Konuşmalarında rakamlar ve arşiv belgeleri duygularla iç içe geçiyor. 1948-1953 ve 1988-1991 yıllarında Azerbaycanlıların deportasyonunu sadece tarih dersi gibi değil, kendi ailesinin kişisel dramı olarak anlatıyor.<br />
“Ailemiz trenle göçe zorlandı. Ben orada doğdum. Bu sadece kişisel bir hikâye değil, bütün Batı Azerbaycan’ın kaderidir” diyor Namık, röportajlarının birinde.<br />
<br />
Muradov sadece örgütleyici değil. Aynı zamanda Zengazur mahalının milli-kültürel dil olgularını derinlemesine araştırıyor. Bölgenin güneybatı diyalektinin fonetik özellikleri, eski Türk kökenli toponimler, folklor örnekleri – bayatılar, masallar ve atasözleri onun araştırma konuları arasında. Bu diyalektin Azerbaycan Türkçesinin en eski katmanlarından biri olduğunu vurgulayarak gençlere “dilimizi korumak yurdumuzu korumaktır” mesajını veriyor.<br />
<br />
Faaliyetleri Türk dünyasının geniş bağlamına da uzanıyor. Hunlardan başlayan entegrasyon yolunu günümüz Türk Devletleri Teşkilatı ile ilişkilendirerek, yok olma tehlikesi altındaki Türk dillerinin (Teleut, Gagauz, Kırım Tatarı vb.) belgelenmesi tecrübesini Zengazur folklorunun korunmasına uyarlamayı öneriyor.<br />
<br />
2025 yılının demografik tablosu ışığında – Azerbaycan’da nüfusun 10,3-10,4 milyona ulaşması ve Doğu Zengazur’daki imar çalışmaları – Namık Muradov “büyük dönüş” fikrini gençler arasında popüler hâle getiriyor. “Batı Azerbaycan Kupası” mini futbol turnuvaları, sergiler, yuvarlak masa toplantıları ve uluslararası görüşmeler onun bu yöndeki en renkli girişimlerinden.<br />
Namık Muradov’un yaklaşımı farklı: duygulara kapılmadan, ama yürekten konuşuyor. Uluslararası hukuk normlarına ve arşiv belgelerine dayanıyor, aynı zamanda genç dinleyici kitlesine anlayacağı dilden hitap ediyor. Bu yüzden faaliyeti sadece Batı Azerbaycan İcması içinde değil, genel olarak genç aydınlar arasında dikkat çekiyor.<br />
<br />
Batı Azerbaycan meselesi artık devlet politikasının önemli bir parçası hâline geldi. Ancak bu politikanın can damarları, işte Namık Muradov gibi gençlerin fedakârlığıdır. Onlar tarihî hafızayı koruyor, kültürel mirası yaşatıyor ve gelecek nesiller için “dönüş” yolunu hazırlıyorlar.<br />
<br />
Bu yolda Namık Muradov gibi gençlerin sayısı arttıkça, Batı Azerbaycan gerçekleri de sınırları aşarak daha nice insanlara ulaşacak.</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 02 Aug 2026 09:24:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/08/bati-azerbaycanin-sesi-genc-arastirmaci-namik-muradovun-mucadelesi-1785652809.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sefa Yürükel yazdı: 2 Temmuz Sivas ve 5 Temmuz Başbağlar katliamlarını birlikte analım</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/sefa-yurukel-yazdi-2-temmuz-sivas-ve-5-temmuz-basbaglar-katliamlarini-birlikte-analim-3317</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/sefa-yurukel-yazdi-2-temmuz-sivas-ve-5-temmuz-basbaglar-katliamlarini-birlikte-analim-3317</guid>
                <description><![CDATA[Etnolog, soykırım uzmanı, araştırmacı Sefa Yürükel, 2 Temmuz Sivas ve 5 Temmuz Başbağlar katliamlarını ortak anmak zorunluluğunu ele alan bir makale yazdı. Her iki katliamın da emperyalist odakların karanlık örgütü Gladyo ürünü olduğunu tespit eden Yürükel, bir de şiir yazdı. Bilindiği gibi, Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu bu yıl katliamların gerçekleştiği her iki yerde de anma etkinliklerine katılmıştı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000"><strong>AYNI ATEŞİN İKİ ALEVİ: 2 TEMMUZ SİVAS VE 5 TEMMUZ BAŞBAĞLAR KATLİAMLARININ ORTAK ANILMASI ÜZERİNE ALEVİ TÖRESİ VE İNSANLIK ÇAĞRISI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Acılar Arasında Ayrım Yapmanın Karanlık Stratejisi</span></p>

<p><span style="color:#000000">1993 yılının Temmuz ayında, üç gün arayla işlenen iki büyük insanlık suçu, yalnızca Türkiye Cumhuriyeti’nin yakın tarihine kanla kazınmakla kalmamış, aynı zamanda toplumsal hafızaya da stratejik bir tuzak olarak yerleştirilmiştir. 2 Temmuz 1993’te Sivas’ta Pir Sultan Abdal Kültür Etkinlikleri sırasında Madımak Oteli’nde 33 Alevi aydın, sanatçı ve yurttaşın vahşice katledilmesi ile 5 Temmuz 1993’te Erzincan’ın Başbağlar köyünde PKK terör örgütü tarafından 33 sivil köylünün kurşuna dizilmesi, aynı kontra-gerilla stratejisinin ikiz vecheleri olarak tezahür etmiştir. Ne var ki, bu iki katliamın birbirinin “rövanşı” olarak sunulması, karanlık operasyonun en sinsi boyutunu oluşturmaktadır. PKK terör örgütünün “Sivas’ın intikamını Başbağlar’da aldık” şeklindeki iğrenç propagandası, hem Madımak şehitlerinin aziz hatırasına yapılmış bir hakaret, hem de Başbağlar’ın masum köylülerinin acısını istismar eden alçakça bir tezgâhtır. İşte tam da bu noktada, Alevi toplumuna düşen tarihsel ve vicdani sorumluluk, bu ayrıştırma oyununu bozmak ve her iki katliamın kurbanlarını ortak bir hafızada, aynı adalet talebiyle buluşturmaktır.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">Aynı Gladyo, İki Farklı Operasyonel Kol</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Sivas ve Başbağlar katliamları, ilk bakışta taban tabana zıt ideolojik kampların ürünü gibi görünmektedir. Sivas’ta radikal dinci grupların mobilize edilmesiyle Alevi aydınlar hedef alınmış, Başbağlar’da ise etnik bölücü terör örgütü PKK eliyle Sünni köylüler katledilmiştir. Bu görünüşteki zıtlık, kontra-gerilla stratejisinin “makas stratejisi” olarak adlandırılan klasik uygulamasıdır: Toplumu oluşturan farklı kesimleri eşzamanlı olarak radikalleştirip birbirine karşı kışkırtmak ve merkezdeki ılımlı, uzlaşmacı geniş toplumsal kesimi iki uç arasında sıkıştırarak etkisizleştirmek.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Derinlemesine incelendiğinde, her iki katliamın da aynı merkezden yönetildiğini gösteren çok sayıda kanıt mevcuttur:</span></p>

<p><span style="color:#000000">· Zamanlamanın eşgüdümü: İki katliam arasındaki beş günlük süre, birinin diğerine “spontane” bir tepki olarak sunulmasına imkân tanıyacak, fakat aynı zamanda toplumsal infiali en üst düzeye çıkaracak biçimde hesaplanmıştır. Sivas’ın yaraları henüz sarılmamışken Başbağlar’ın vurulması, etnik ve mezhepsel temelli bir iç savaş dinamiğini tetiklemeye yöneliktir.<br />
· Güvenlik zafiyetlerinin örtüşmesi: Sivas’ta Madımak Oteli kuşatma altındayken güvenlik güçlerinin pasif kalması, itfaiyenin geç intikal etmesi ve takviye güç çağrılmaması ile Başbağlar’da saldırının gerçekleştiği bölgede “güvenlik” boşluğunun bulunması, her iki olayda da kontrollü bir ihmal zincirinin varlığına işaret etmektedir.<br />
· Psikolojik harp senaryosunun bütünlüğü: Sivas’ın ardından Başbağlar’ın “rövanş” olarak servis edilmesi, sanki önceden hazırlanmış bir senaryonun parçasıymışçasına, medyada ve siyasi söylemde iki olay arasında doğrudan bağlantı kuran yorumların dolaşıma sokulması, profesyonel bir algı yönetimi operasyonunun varlığını göstermektedir.<br />
· Soruşturmaların akim kalması: Her iki katliamda da yürütülen soruşturmaların engellenmesi, sorumluların korunması ve delillerin karartılması, devlet aygıtı içinde aynı illegal yapılanmanın nüfuzunu sürdürdüğünü kanıtlamaktadır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu veriler ışığında açıkça görülmektedir ki; Sivas’ta Madımak Oteli’ni ateşe veren gerici yobaz güruhunu sokağa döken illegal ağ ile Başbağlar’da PKK militanlarına lojistik, istihbarat ve operasyonel destek sağlayan derin yapılanma, aynı Gladyo’nun iki farklı operasyonel koludur. Biri inanç sömürüsünü, diğeri etnik ayrılıkçılığı kullanarak aynı ateşi Anadolu’nun iki ayrı noktasında yakmıştır.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">PKK’nın “İntikam” Propagandası: Bir İnsanlık Suçunun İstismarı</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">PKK terör örgütünün Başbağlar katliamını “Sivas’ın intikamı” olarak sunması, yalnızca tarihsel gerçeklerin çarpıtılması değil, aynı zamanda her iki katliamın kurbanlarına karşı işlenmiş ikinci bir insanlık suçudur. Bu iğrenç propaganda üç katmanlı bir istismar içermektedir:</span></p>

<p><span style="color:#000000">Birincisi, Sivas’ta yitirilen 33 canın hatırasını rehin almaktadır. Pir Sultan Abdal’ın “Gelin canlar bir olalım” çağrısını sazıyla taşıyan Muhlis Akarsu’nun, Anadolu’nun kadim ezgilerini derleyen Hasret Gültekin’in, ozanlık geleneğinin yaşayan çınarları Nesimi Çimen ve Edibe Sulari’nin ve diğer tüm Madımak şehitlerinin aziz hatırası, hiçbir etnik bölücü terör örgütünün meşruiyet kılıfı olamaz. Bu ozanlar hayattayken zalimin her türlüsüne karşı durmuş, insan sevgisini, barışı ve kardeşliği savunmuşlardır. Onların anısına sahip çıkmak, tam da bu nedenle, sivil halka yönelik her türlü şiddeti reddetmeyi gerektirir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İkincisi, Başbağlar’da katledilen 33 masum köylü olarak kadın, çocuk, yaşlı demeden köy meydanında kurşuna dizilen bu insanlar, PKK’nın etnik faşist ideolojisinin kurbanlarıdır. Onların ölümünü “rövanş” olarak adlandırmak, katliamı meşrulaştırmak anlamına gelir ki bu, en hafif ifadesiyle insanlık dışıdır. Başbağlar’ın köylüleri, Sivas’ta ateşi yakanlarla aynı karanlık güçlerin hedefi olmuşlardır; onların katilleri ile Sivas’ın failleri aynı kontra-gerilla yapılanmasının farklı enstrümanlarıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Üçüncüsü, Türkiye’deki insanları birbirine düşman etmeyi amaçlamaktadır. “Alevilere yapılana karşılık Sünnilere saldırıldı” şeklindeki algı operasyonu, etnik ve mezhepsel temelli bir iç savaşın fitilini ateşlemeye yöneliktir. PKK, bu propaganda ile hem Sünni Türkleri Alevilere karşı kışkırtmayı, hem de Alevileri kendi siyasi projesine eklemlemeyi hedeflemiştir. Oysa gerçek, her iki katliamın da Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlığını ve Türk milletinin bütünlüğünü hedef aldığıdır.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">Alevi Töresi ve İnancının Gereği: Ayrımsız Adalet ve İnsana Sahip Çıkmak</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi inancının ve töresinin temelinde, insanı yaratılmışların en şereflisi olarak gören ve her türlü ayrımcılığı reddeden evrensel bir adalet anlayışı yatar. Hacı Bektaş-ı Veli’nin “Yetmiş iki milleti bir gör, aynı nazarla bak” öğüdü, yalnızca hoşgörü çağrısı değil, aynı zamanda insanlar arasında etnik köken, inanç, mezhep farkı gözetmeksizin hakkaniyetle davranmayı emreden bağlayıcı bir ahlaki ilkedir. Pir Sultan Abdal’ın zulme karşı direnişi, zalimin kimliğine bakmaksızın haksızlığa karşı durmayı gerektirir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu ilkeler ışığında, Sivas katliamını anarken Başbağlar’ı görmezden gelmek veya Başbağlar’daki ölümleri “onların sorunu” olarak değerlendirmek, Alevi töresine açık bir ihanet teşkil eder. Eğer insana sahip çıkmakta seçici davranırsak, “bizim ölümüze yanıp sizin ölünüze sessiz kalırsak”, Hünkâr’ın dergâhında yüzümüz kalmaz. Madımak’ta yitirdiklerimizin kemiklerini sızlatırız. Çünkü onlar, yalnızca Alevi oldukları için değil, insan oldukları, düşünce özgürlüğünü savundukları, zalime başkaldırdıkları için katledildiler. Başbağlar’da katledilenler ise, etnik bir projenin masum hedefleri oldukları, sıradan köylüler olarak stratejik bir planın piyonu haline getirildikleri için öldürüldüler. Her iki durumda da kurbanlar masum, katiller ise aynı karanlık aklın taşeronlarıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi yolu, mazlumun yanında zalimin karşısında durmayı şart koşar. Mazlumun kimliğine bakılmaz. Başbağlar’ın köylüleri de en az Sivas’ın ozanları kadar mazlumdur. Onların acısını sahiplenmek, Alevi inancının “eline, beline, diline sahip ol” düsturunun doğal bir uzantısıdır; çünkü diline sahip olmak, acılar arasında ayrım yapmamayı, her mazlumun sesi olmayı gerektirir.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">Birlikte Anmanın Stratejik ve Vicdani Zorunluluğu</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Sivas ve Başbağlar katliamlarının birlikte anılması, yalnızca ahlaki bir tercih değil, aynı zamanda kontra-gerilla stratejisini boşa çıkarmanın en etkili yollarından biridir. Zira bu strateji, tam da acıların ayrıştırılması, mağdurların birbirine rakip hale getirilmesi ve ortak insanlık bağının koparılması üzerine kuruludur. Eğer birileri Aleviler olarak, “Sivas bizim acımız, Başbağlar onların acısı” derse, Gladyo’nun istediğini yapmış, onun oyununu sahnelemiş olur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Oysa yapılması gereken, her 2 Temmuz’da Madımak önünde toplanırken, kürsülerden yalnızca Muhlis Akarsu’nun, Hasret Gültekin’in, Nesimi Çimen’in değil, Başbağlar’da katledilen Ayşe’nin, Fatma’nın, Mehmet’in, yaşlı ninelerin, bebeklerin de isimlerini okumak; onların fotoğraflarını taşımak ve “Sivas’ın ateşiyle Başbağlar’ın mermileri aynı elden çıktı, 33+33 cana aynı and içtik, unutmayacağız, unutturmayacağız, hesaplaşacağız” diye haykırmaktır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu ortak anma pratiği, üç temel işlevi yerine getirecektir:</span></p>

<p><span style="color:#000000">· Stratejik işlev: Kontra-gerillanın “böl-parçala-yönet” taktiğini boşa çıkaracak, toplumu ayrıştırmak isteyenlere karşı birleşik bir cephe oluşturacaktır.<br />
· Vicdani işlev: Her iki katliamın kurbanlarına duyulan saygının eşitlenmesini sağlayacak, acılar arasında hiyerarşi kurulmasını engelleyecektir.<br />
· Tarihsel işlev: Her iki olayın aynı stratejik planın parçası olduğu gerçeğini toplumsal hafızaya kazıyacak, gelecek nesillerin bu tuzaklara düşmesini önleyecektir.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">Somut Öneriler: Ortak Hafıza ve Adalet Mücadelesi</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Sivas ve Başbağlar katliamlarının ortak anılması için atılabilecek somut adımlar şunlardır:</span></p>

<p><span style="color:#000000">1. Anma törenlerinin birleştirilmesi: Her yıl 2 Temmuz Sivas anmalarında, Başbağlar katliamı da resmen anılmalı; programlarda her iki katliamın kurbanlarına eşit yer verilmelidir. Mümkünse anma heyetlerinin 5 Temmuz’da Başbağlar’ı da ziyaret etmesi sağlanmalıdır.<br />
2. Ortak anıt ve müzeler: Sivas ve Başbağlar kurbanlarının isimlerinin birlikte yer alacağı anıtlar inşa edilmeli, belgesel ve arşiv çalışmalarıyla ortak hafıza mekânları oluşturulmalıdır.<br />
3. Deklarasyon yayımlanması: Alevi sivil toplum kuruluşları, kanaat önderleri ve dedeler tarafından, “Sivas’ın intikamı Başbağlar’da alınmadı, her iki katliam da aynı Gladyo’nun eseridir, hiçbir terör örgütü bizim adımıza konuşamaz” içerikli bir ortak deklarasyon yayımlanmalıdır.<br />
4. Eğitim ve yayın faaliyetleri: Her iki katliamın bağlantısını anlatan kitaplar, broşürler ve belgeseller hazırlanmalı; bu materyaller Alevi derneklerinde, cemevlerinde ve okullarda dağıtılmalıdır.<br />
5. Hukuki mücadele: Her iki katliamın da insanlığa karşı suç olarak tescili için ulusal ve uluslararası hukuk platformlarında ortak mücadele yürütülmelidir.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">Sonuç: Bir Olamayan Karanlığa Yenilir</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">2 Temmuz Sivas ve 5 Temmuz Başbağlar katliamları, aynı karanlık stratejinin, aynı kontra-gerilla yapılanmasının iki ayrı yüzüdür. Sivas’ta yakılan Madımak Oteli ile Başbağlar’da ateşe verilen köy evleri, aynı ateşin iki ayrı noktada parlayan alevleridir. PKK terör örgütünün “Sivas’ın intikamı” şeklindeki alçakça propagandası, bu iki vahşeti birbirinin karşıtı gibi sunarak toplumu bölmeyi amaçlayan karanlık bir tezgâhtan ibarettir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi toplumu olarak bizlere düşen, bu tuzağı bozmak, acılar arasında ayrım yapmamak ve Hacı Bektaş-ı Veli’nin “Yetmiş iki milleti bir gör” öğüdüne uygun biçimde, Sivas’ta ve Başbağlar’da yitirilen 66 masum canı aynı saygı ve aynı adalet talebiyle bağrımıza basmaktır. Pir Sultan Abdal’ın zalime karşı duruşu, zalimin kimliğine bakmaz; ister yobaz kılığına girsin ister etnik bölücü maskesi taksın, zulüm zulümdür, katil katildir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sivas’ta yitirdiğimiz ozanlarımızın ruhu, bizden ayrımsız bir adalet beklemektedir. Başbağlar’da yitirilen masum köylülerin ruhu, bizden dayanışma beklemektedir. Ve Anadolu’nun kadim vicdanı, bizden “bir olmayı” beklemektedir. Eğer bölemeyeceklerse, birleştirecekler; karanlığı dağıtacak olan, ortak acıda buluşan ortak vicdan olacaktır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Unutmayalım: Bir olamayan, karanlığa yenilir.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">Kaynakça:</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Akyol, H. (2015). Türkiye’de Kontrgerilla: Derin Devletin Kısa Tarihi. İstanbul: İleri Yayınları.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Aydın, E. (2009). Sivas Katliamı ve Devlet. İstanbul: Cumhuriyet Kitapları.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bozkurt, C. (2012). Derin Devlet ve 1993: Faili Meçhuller Dönemi. Ankara: Kripto Yayınları.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Çelik, M. (2020). Başbağlar Katliamı: Belgeler ve Tanıklıklar. İstanbul: Belge Yayınları.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Demirtaş, N. (2018). Alevi Kıyımları: Tarihsel Süreç ve Sivas Olayları. İzmir: Etki Yayınları.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ganser, D. (2005). NATO’nun Gizli Orduları: Gladio ve Terörizm. (Çev. M. Eriş). İstanbul: Güncel Yayıncılık.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Küçük, Y. (2011). Gladyo ve Kontrgerilla. Ankara: Berfin Yayınları.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Şener, N. (2004). Kırmızı Cuma: Sivas Katliamı. İstanbul: Günizi Yayıncılık.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye Büyük Millet Meclisi Araştırma Komisyonu Raporu. (1994). Sivas Olayları Meclis Araştırma Komisyonu Raporu. TBMM Yayınları.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye Büyük Millet Meclisi Araştırma Komisyonu Raporu. (2013). Başbağlar Katliamı Meclis Araştırma Komisyonu Raporu. TBMM Yayınları.</span></p>

<p><span style="color:#000000">---</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">Aynı Ateşin İki Alevi</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">2 Temmuz Sivas ve 5 Temmuz Başbağlar için Ağıt ve And&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sefa Yürükel</span></p>

<p><span style="color:#000000">Temmuzun bağrında üç gün arayla<br />
Aynı ateş düştü Anadolu'ya<br />
Madımak'ta canlar yanarken alaz alaz<br />
Başbağlar'da mermi yağdı körpe kıza<br />
Aynı karanlık el çizmişti rotayı<br />
Aynı Gladyo sürmüştü piyonları<br />
"İntikam" dediler, iğrenç bir yalan<br />
Oysa ikisi de aynı tezgâh, aynı plan</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sivas'ta ozanlar, pirler, dervişler<br />
Muhlis Akarsu elinde sazı<br />
Hasret Gültekin türkü söylerken<br />
Nesimi Çimen, Edibe Sulari<br />
Ateşle sınandı insanlıkları<br />
Ve Başbağlar'da adı sanı bilinmez<br />
Ayşe, Fatma, Mehmet, körpe bebekler<br />
Köy meydanında sıra sıra dizildi<br />
Aynı acıya kurban gitti bedenler</span></p>

<p><span style="color:#000000">Biri yobaz eliyle yaktı ateşi<br />
Diğeri bölücü tetik çekti sinsice<br />
Ama aynı merkez besledi her ikisini<br />
Aynı karanlık akıl yazdı bu senaryoyu<br />
Kardeşi kardeşe kırdırtmak<br />
Sonra "rövanş" deyip kini biledirtmek<br />
Bu alçak oyunu gördük biz<br />
"İntikam" diyen dilleri lanetliyoruz</span></p>

<p><span style="color:#000000">Çünkü Alevi töresi emreder bize<br />
Mazlumun kimliğine bakılmaz diye<br />
Hünkâr Hacı Bektaş "Yetmiş iki milleti<br />
Bir gör, aynı nazarla bak" buyurdu<br />
Pir Sultan zulme başkaldırdı<br />
Zalimin maskesini sormadı<br />
İster cübbe giysin ister puşi taksın<br />
Zulüm zulümdür, katil katildir<br />
Ve biz her mazlumun yanındayız</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ey Sivas'ın yitik canları<br />
Muhlis'in türküsü, Hasret'in nefesi<br />
Size söz veririz burada<br />
Sizin hatıranızı rehin aldırmayacağız<br />
Hiçbir terör örgütü sizin adınıza konuşamaz<br />
Ve ey Başbağlar'ın masum köylüleri<br />
Sessiz sedasız göçen nineler, bebeler<br />
Biz biriz, acımız birdir<br />
Katillerimiz aynı karanlığın farklı kollarıdır<br />
Hiçbirini affetmeyecek, hiçbirini unutmayacağız</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugün burada and içeriz<br />
İki Temmuz'u Beş Temmuz'dan ayırmayacağız<br />
Madımak'ın ateşini Başbağlar'ın mermileriyle<br />
Aynı anıta kazıyacağız<br />
Otuz üç artı otuz üç can<br />
Altmış altı yıldız olup göğe yükselecek<br />
Ve biz anmalarda hep bir ağızdan<br />
Hem ozanın türküsünü hem köylünün ağıtını<br />
Birlikte söyleyeceğiz</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kalk ey Anadolu'nun kadim vicdanı<br />
Kır zincirlerini ayrıştırma oyunlarının<br />
Bak, aynı ateşin iki aleviyiz<br />
Biri kavurdu yüreğimizi, diğeri deldi bağrımızı<br />
Ama ikisi de aynı cehennemden sıçradı<br />
Şimdi zaman bir olma zamanıdır<br />
Sivas'ın küllerinden Başbağlar'ın sessizliğine<br />
Bir insanlık çağrısı yükseltme zamanıdır</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ve bilsin karanlık odaklar<br />
Bölemeyecekler bizi, birleştirecekler<br />
Acıyı ayrıştıran her söze inat<br />
Biz Sivas'ı da Başbağlar'ı da<br />
Aynı yürekte, aynı adalet öfkesinde<br />
Aynı insanlık umudunda buluşturacağız<br />
Çünkü biliriz:<br />
Bir olamayan karanlığa yenilir<br />
Biz bir olacağız ve o karanlığı dağıtacağız</span></p>

<p><span style="color:#000000">Andolsun.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>SEFA YÜRÜKEL</strong></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 12 Jul 2026 12:28:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/07/sefa-yurukel-yazdi-2-temmuz-sivas-ve-5-temmuz-basbaglar-katliamlarini-birlikte-analim-1783849455.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dr. İhsan Ünlü yazdı: Hz. Hüseyin’i an(la)mak</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/dr-ihsan-unlu-yazdi-hz-huseyini-anlamak-3291</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/dr-ihsan-unlu-yazdi-hz-huseyini-anlamak-3291</guid>
                <description><![CDATA[Akademik çalışmaları ve tarihsel perspektifiyle dikkat çeken Araştırmacı-Yazar Dr. İhsan Ünlü, İslam tarihinin en hüzünlü ve öğretici hikâyelerinden biri olan İmam Hüseyin’in Kûfe yolculuğunu analiz etti. Dr. Ünlü, bu yolculuğu salt bir göç olarak değil, zulme karşı "izzetli bir duruşun" sembolü olarak tanımlıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h5 style="text-align:justify"><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Akademik çalışmaları ve tarihsel perspektifiyle dikkat çeken Araştırmacı-Yazar Dr. İhsan Ünlü, İslam tarihinin en hüzünlü ve öğretici hikâyelerinden biri olan İmam Hüseyin’in Kûfe yolculuğunu analiz etti. Dr. Ünlü, bu yolculuğu salt bir göç olarak değil, zulme karşı "izzetli bir duruşun" sembolü olarak tanımlıyor.<br />
<br />
Dr. İhsan Ünlü'nün yazısı şöyle:<br />
<br />
Sıffin Savaşı için yola çıkan Hz. Ali, kendisine durgunluğunun nedenini soran adamlarına şöyle demişti: </span></span></span></h5>

<h5 style="text-align:justify"><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">“Yol uzun, düşman hileli, dostlar cahil.” </span></span></span></h5>

<h5 style="text-align:justify"><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Bu tarihten 23 yıl sonra Kûfe’ye hicret yolculuğuna çıkan Hz. Peygamberin damadı İmam Ali’nin ve kızı Fatıma’nın yiğit oğlu, gözünün nuru İmam Hüseyin de aynı duygular içerisindeydi.</span></span></span></h5>

<h5 style="text-align:justify"><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Çok sevdiği mübarek dedesinin beldesi Medine sokakları ona dar ediliyordu.</span></span></span></h5>

<h5 style="text-align:justify"><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Sürekli takip ediliyor, zamanın zalim yöneticisine biat etmesi için baskı yapılıyordu.</span></span></span></h5>

<h5 style="text-align:justify"><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">İmamın bu saltanat düzenine ve hakkaniyetsiz keyfi uygulamalara itirazı vardı.</span></span></span></h5>

<h5 style="text-align:justify"><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Hiç kimse bu kokuşmuş düzene sesini çıkarmasa da, bu yolda yapayalnızlık da kalsa bir peygamber torunu olarak sesini yükseltecekti.</span></span></span></h5>

<h5 style="text-align:justify"><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">“Aman efendim gitmeyin ne olur! O yol tehlikelerle dolu” diyenlere, “Zillet içinde yaşamaktansa izzetli bir ölümü tercih ederim” diyerek kararlılığını gösteriyordu.</span></span></span></h5>

<h5 style="text-align:justify"><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Ceddi Muhammed Mustafa (as) da aynı kaderi müşrikler eliyle yaşamış, onların zulüm ve baskılarından dolayı çok sevdiği şehri Mekke’yi terk etmek zorunda kalmıştı.</span></span></span></h5>

<h5 style="text-align:justify"><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Aynı şekilde babası Hz. İmam Ali de kendisine daha emin ve stratejik nokta olarak gördüğü Kûfe’ye yerleşmişti.</span></span></span></h5>

<h5 style="text-align:justify"><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Şimdi hicranlı sinelerle hicret etmek sırası ona gelmişti.</span></span></span></h5>

<h5 style="text-align:justify"><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Yol uzun, düşman hileli, dostlar cahildi.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span></span></span></h5>

<h5 style="text-align:justify"><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Cahilden öte, vefasız, hain ve arkadan vuracak kadar alçak ve kahpeydi.</span></span></span></h5>

<h5 style="text-align:justify"><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">“Aman efendim fitne çıkmasın, bazı şeyleri görmeyiverin” diyenlere, “Eğer ben bu yola çıkmasam korkarım ki benden sonra kimse adaletsizliğe, zulme başkaldırmaz.“ diyerek hak bildiği yolda yürümeye devam edecekti.</span></span></span></h5>

<h5 style="text-align:justify"><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Yunus’ un, “Menzili ırak bu yolun bu yola kim varası/ müşkili çok bu hâlün bunu kim başarası” dizelerinde ifadesini bulan bir müşkilin içine düşürülmüştü İmam.</span></span></span></h5>

<h5 style="text-align:justify"><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Kendisine biat sözü veren binlerce taraftarı zoru görünce sıvışıvermişti.</span></span></span></h5>

<h5 style="text-align:justify"><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Gücün yanında yer alanlar bir bir ayrılıyor, ufacık bir rüzgârla patır patır dökülüyorlardı.</span></span></span></h5>

<h5 style="text-align:justify"><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Belli ki Hüseyin’in söyledikleri karın doyurmuyordu! Karın doyuracak iş, aş, makam, mevki, kariyer vb şeyler ağır basıyordu.</span></span></span></h5>

<h5 style="text-align:justify"><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Karşılarında bir peygamber torunu da olsa, “hemen, şimdi” olanı arzuluyor, camı elmasa tercih ediyorlardı.</span></span></span></h5>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 10:12:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/dr-ihsan-unlu-yazdi-hz-huseyini-anlamak-1782373259.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dr. İhsan Ünlü yazdı: Pakistan izlenimleri</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/dr-ihsan-unlu-yazdi-pakistan-izlenimleri-3257</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/dr-ihsan-unlu-yazdi-pakistan-izlenimleri-3257</guid>
                <description><![CDATA[Türkiye Diyanet Vakfı (TDV) vekâletle kurban organizasyonu kapsamında Kurban Bayramı’nda Pakistan’a giden Dr. İhsan Ünlü, ziyaretine dair duygu ve gözlemlerini paylaştı. Ünlü, mazlum din kardeşleriyle kurulan gönül köprülerinden duyduğu huzuru ve ülkede gözlemlediği gelir adaletsizliğinden kaynaklanan hüznü bir arada dile getirdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Diyanet Vakfı (TDV) vekâletle kurban organizasyonu kapsamında Kurban Bayramı’nda Pakistan’a giden Dr. İhsan Ünlü, ziyaretine dair duygu ve gözlemlerini paylaştı. Ünlü, mazlum din kardeşleriyle kurulan gönül köprülerinden duyduğu huzuru ve ülkede gözlemlediği gelir adaletsizliğinden kaynaklanan hüznü bir arada dile getirdi.<br />
<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/8e00ab70-af09-4dda-b314-d2662ca35d14.jpg" style="height:533px; width:800px" /><br />
<br />
Dr. İhsan Ünlü, yazısında kurban ibadetinin et dağıtımından öte, kalpleri yaklaştırma ve mesafeleri kapatma vesilesi olduğunu vurguladı. Emanetleri sahiplerine ulaştırmanın tarifsiz lezzetini yaşadığını belirten Ünlü, özellikle çocukların, yoksulların, dul ve yetimlerin gözlerindeki ışığın tüm yorgunluğunu aldığını ifade etti.<br />
<br />
<strong>Dr. İhsan Ünlü, yazısında şunları kaydetti:</strong><br />
<br />
<strong>PAKİSTAN İZLENİMLERİ</strong><br />
<br />
Kurban bayramında TDV vekâletle kurban organizasyonu için Pakistan’a gittim.<br />
Bir tarafıyla huzurlu, bir tarafıyla hüzünlü, çok farklı duygu ve düşüncelerle döndüm.<br />
Huzurluydum çünkü mazlum din kardeşlerimizle gönül köprüleri kurdum.<br />
Kurbanın, adı üzerinde kalpleri yaklaştırmaya, mesafeleri yakınlaştırmaya vesile olduğunu yakinen gördüm.<br />
Kurban ibadetinin bir et parçası alışverişinden öte gönüller arasında sevgi transferi olduğunu bir kez daha müşahede ettim.<br />
Emanetleri yerine teslim etmenin verdiği tarifsiz lezzeti tattım.<br />
Çocukların, yoksulların, dul ve yetimlerin gözlerinde gördüğüm ışık, bütün yorgunluğumu çoktan alıp götürdü bile...<br />
<br />
Hüzünlüydüm çünkü maalesef gittiğim bölgelerde insanların bir kısmı, yapılan yardımları öğrenilmiş çaresizlik olarak kabul ediyordu.<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/bfcc3f38-05e9-48e4-b458-5144f0d4bd47.jpg" style="height:800px; width:600px" /><br />
<br />
Pakistan, dünyanın sayılı ekonomilerinden olmasına rağmen, kişi başına düşen milli geliri çok az olan ülkelerden biri.<br />
Müslüman ülkelerin çoğunda rastlanan sosyal adalet yoksunluğu burada da çok açık olarak kendini gösteriyor.<br />
Aynı bölgede bakıyorsunuz bir tarafta villalarda oturan varlıklı insanlar, hemen az ötede varoş mahallelerde oturan yoksul aileler.<br />
Bir tarafta çocuklarını özel okullarda okutan elitler, öbür tarafta çocuklarını devlet okullarına gönderen avam kesimler.<br />
İşte tam da burada hikmet-i ilahi zekât, fitre, sadaka, bağış, kurban gibi İslam’ın emrettiği mali ibadetler devreye giriyor, insanlara nefes aldırıyor.<br />
<br />
Görev bölgemiz Faisalabad’da kendini hayır işlerine vakfetmiş ortak kuruluş Saylani vakfının gül yüzlü insanları bizi karşıladı.<br />
Çok verimli, çok bereketli bir organizasyona tanık oldum.<br />
İşlerini mükemmel yaptıkları gibi, insani yaklaşımları ve engin cömertlikleri beni oldukça etkiledi.<br />
Şunu fark ettim ki bu vakfın vakıf yürekli insanları yalnızca kurbanla ilgilenmiyor; sair zamanlarda da yoksul ve mağdurların her türlü ihtiyaçları için seferber olmuş durumdalar.<br />
Yaptıkları güzel işler ve insani duyarlılıkları sayesinde halkın umudu olmuşlar.<br />
Burada Türklere karşı çok büyük bir sevgi ve hayranlık var.<br />
Bir başka bölgede görev yapan arkadaşımız bu sevginin kaynağını sormuş.<br />
“Sizinle aramızda binlerce kilometre olduğu halde neden bizi seviyorsunuz?”<br />
Verilen cevap her şeyi özetliyor: “Biz sizi Allah için görmeden sevdik!”<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/12b3e057-e928-4f09-be46-8b5ad0a70ef5.jpg" style="height:533px; width:800px" /><br />
Kurban eti dağıtımı yaptığımız yerlerde insanlar bizi kardeş gibi görerek, “Zindabad Türkiye” yani “Yaşasın Türkiye” sloganıyla selamladılar.<br />
<br />
Burada, resmi dilleri olan Urducanın yanında İngilizce de yaygın olarak kullanılıyor.<br />
Resmi dilden öte, gönül diliyle konuştuğumuz için çok iyi anlaştık ve kısa zamanda kaynaştık.&nbsp;<br />
Sözün özü; dost ülke Pakistan’da binlerce insanın hayır duasını aldık, gönüller inşa ettik.<br />
Bedenen bizimle olamayan ama vekâletleri ve gönülleri bizimle olan kurban bağışçılarımıza da dualar edildi, hayırla yâd edildiler.<br />
Benim açımdan farklı bir deneyim ve hayır faaliyeti oldu.<br />
Rabbim dergah-ı izzetinde makbul ve mebrur eylesin.<br />
Vesile olan DİB-TDV başta olmak üzere herkese şükranlarımı sunuyorum.<br />
Orada çok güzel bir iklim oluşturan Pakistan (İslamabad) Büyükelçisi Doç. Dr. İrfan Neziroğlu’na ve İslamabad Din Hizmetleri Müşaviri Dr. Abdurrahman Akkuş'a teşekkür ediyorum.<br />
Pakistanlıların deyimiyle, “İyd mübarek”, bayramınız mübarek olsun!<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/8c271f43-b16b-4232-bd66-638d887e640d.jpg" style="height:800px; width:360px" /></p>

<p>02.06.2026<br />
Dr. İhsan ÜNLÜ</p>

<p><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/02f8caa3-c8b6-4fa8-a87f-c761cace3fc1.jpg" style="height:532px; width:800px" /><br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 04 Jun 2026 15:05:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/dr-ihsan-unlu-yazdi-pakistan-izlenimleri-1780575842.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Prof. Dr. Şahin Filiz yazdı: O “düşkün” de, Sen “İnsan-ı Kamil” misin?</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/prof-dr-sahin-filiz-yazdi-o-duskun-de-sen-insan-i-kamil-misin-3253</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/prof-dr-sahin-filiz-yazdi-o-duskun-de-sen-insan-i-kamil-misin-3253</guid>
                <description><![CDATA[Antalya Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Şahin Filiz, Cumhuriyet Halk Partisi içinde süren çatışmada Aleviler ve Aleviliğin sürekli istismar edilmesine tepki gösterdi. Prof. Dr. Filiz'in Hergün Medya haber sitesinde yayınlanan makalesini okurlarımızla paylaşıyoruz.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="color:#000000">Postmodern Vesayet ve Milli Direnç Kıskacında CHP: Kılıçdaroğlu’nun Tarihsel Yüzleşmesi</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Beni hor görme kardeşim<br />
<strong>Sen altınsın ben tunç muyum?</strong><br />
Aynı vardan var olmuşuz<br />
Sen gümüşsün ben sac mıyım?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ne var ise sende bende<br />
Aynı varlık her bedende<br />
Yarın mizan kurulanda<br />
<strong>Sen altınsın ben tunç muyum?</strong></span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">AŞIK VEYSEL</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Türk siyaseti, bugün kurumsal rasyonalitenin sarsıldığı ve hakikat algısının karmaşık operasyonel süreçlerle gölgelendiği kritik bir dönemçten geçmektedir. CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’na dair tartışmaların ve "<strong><em>mutlak butlan</em></strong>" (hukuken yok hükmünde sayılma) iddiasının yargı zeminine taşınması, Kemal Kılıçdaroğlu’nun hukuki statüsünün yeniden gündeme gelmesi, basit bir görev değişimi ya da parti içi rekabetin çok ötesindedir. Bu durum; Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu felsefesini ve üniter yapısını merkeze alan <em><strong>"geleneksel siyasi akıl</strong></em>" ile modern dönemde farklı odaklarla uyumlu görünen yeni siyasal yaklaşımlar arasındaki temel ayrışmanın bir yansımasıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kılıçdaroğlu’nun CHP Genel Merkezi önünde dile getirdiği "<strong><em>Hesap soracağım!</em></strong>" çıkışı, yalnızca bir siyasi geri dönüş hamlesi değil; aynı zamanda bir "<strong><em>kurumsal onarım</em></strong>" ve geçmişteki stratejik hatalarla yüzleşme iradesinin beyanıdır. Bugün Kılıçdaroğlu; hem parti içi yapısal dönüşümün aktörleri hem de siyasi kimliğini inanç değerleri üzerinden tartışmaya açan kesimler tarafından yoğun bir eleştiri yağmuruna tutulmaktadır. Bu metin, Kılıçdaroğlu’nun uğradığı iddia edilen haksızlıkları, kendisine yönelik "<em><strong>düşkünlük</strong></em>" ithamının sosyolojik arka planını ve mevcut CHP yönetiminin izlediği siyasetin devletin temel kolonları üzerindeki etkilerini analiz etmeyi amaçlamaktadır.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İnanç Değerlerinin Siyasallaşması: "Düşkünlük" Kavramı Üzerine</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Kılıçdaroğlu’nun siyasetten tasfiye edilme sürecinde, en hassas noktalardan biri olan inançsal değerler bir yıpratma aracı olarak kullanılmaktadır. Alevilik geleneğinde derin bir karşılığı olan "<strong><em>düşkünlük</em></strong>" kavramı, siyasi bir yaptırım gibi sunulmaya çalışılmaktadır. Ancak bu kavramın özü; eline, beline, diline sahip çıkmayan, toplumsal ahlaka aykırı davranan ve "<strong><em>Yol</em></strong>"un temel ilkelerini çiğneyenler için bir iç disiplin mekanizmasıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Nesnel bir değerlendirme yapıldığında; ömrünü devletin üst kademelerinde, mali ve bürokratik denetim süreçlerinde tertemiz bir geçmişle tamamlamış, mütevazı bir yaşamı tercih etmiş bir siyasetçiyi bu kavramla yan yana getirmek ciddi bir tutarsızlıktır. Eğer siyasi ahlakın ölçüsü dürüstlük ve kul hakkına riayet ise, Kılıçdaroğlu’nun bu noktadaki duruşu tartışmaya yer bırakmayacak kadar nettir. Onu bu kavram üzerinden hedef alanların asıl motivasyonu, Kılıçdaroğlu’nun son dönemde sergilemeye çalıştığı milli hassasiyetleri baskılamaktır. İnanç değerlerinin siyasi bir aforoz mekanizmasına dönüştürülmesi, hem demokratik bir hukuk devletine hem de o inancın adalet ve rızalık temeline zarar vermektedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Özeleştiri ve Milli Çizgiye Dönüş</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Kılıçdaroğlu’nun son dönemdeki "<em><strong>FETÖ yapılanmasına dair gecikmiş farkındalık</strong></em>" açıklaması ve halktan dilediği özür, siyasetin pek alışık olmadığı bir dürüstlük düzeyidir. Bu itiraf, geçmişteki hatalı ittifakların ve kuşatmanın kırıldığının işaretidir. Türkiye’de benzer kandırılma açıklamaları daha önce devletin en üst kademelerinde yapılmış ve bir "devlet refleksi" olarak kabul görmüştür. Aynı samimiyetin Kılıçdaroğlu tarafından gösterilmesi, bir zaaf değil, aksine milli bir uyanışın tezahürüdür.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hatasını kabul edip milletine dönen bir siyasetçiyi "düşkün" saymak yerine, bu dönüşün devletin güvenliği açısından kıymetini görmek gerekir. Oysa mevcut yönetimin bu karanlık yapıların oluşturduğu "<em><strong>algı iklimiyle</strong></em>" hesaplaşmak yerine, bu iklimden faydalanan bir görüntü vermesi endişe vericidir. Kılıçdaroğlu’nun hatasını kabul ederek gösterdiği direnç, onu lince açık hale getirse de etik bir duruşu temsil etmektedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Stratejik Yaklaşımlar ve Üniter Yapı Hassasiyeti</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">CHP’nin mevcut genel başkanlık makamındaki söylemler, devletin kurucu ilkeleri açısından riskli bir zemine kaymaktadır. "<strong><em>Türkiye Cumhuriyeti devletinin sahibi olmayı vadetmek</em></strong>" gibi ifadeler, ilk bakışta bir kapsayıcılık gibi görünse de üniter yapının temellerini tartışmaya açma potansiyeli taşımaktadır. 1923’te kurulan Cumhuriyet, etnik veya bölgesel kompartımanlar üzerine değil, eşit vatandaşlık ve tekil egemenlik üzerine inşa edilmiştir. Belirli kesimlere "<strong><em>devlet vadetmek</em></strong>", devleti bir ortaklık payı gibi sunmak, kurucu partinin ideolojik kökleriyle çelişmektedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Özgür Özel’in bazı ayrılıkçı söylemlere gösterdiği esneklik ve devletin güvenlik birimlerini hedef alan açıklamalara karşı tutumu, devletin bekası açısından soru işaretleri yaratmaktadır. Kılıçdaroğlu’nun bu riskli siyaset tarzına karşı bir bariyer oluşturma çabası, onu mevcut yapı içerisinde bir hedef haline getirmiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Küresel İlişkiler ve Yerel Siyaset Dengesi</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Ekrem İmamoğlu örneğinde görülen siyaset tarzı, yerel yönetim sınırlarını aşarak uluslararası bir ağın parçası olma eğilimi taşımaktadır. Chatham House gibi uluslararası kuruluşlarla kurulan temaslar ve dış politika odaklı görüşmeler, bir belediye başkanının görev alanının ötesinde, farklı bir siyasal tasarımın habercisi olarak yorumlanmaktadır. Bu tür yapılar, tarihsel olarak ulus-devletlerin egemenlik alanlarını sorgulayan stratejilerin mutfağı olarak bilinir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İmamoğlu’nun temsil ettiği "<strong><em>yeni nesil siyaset</em></strong>", rasyonaliteden ziyade görselliğe ve dış destekli bir algı yönetimine dayanmaktadır. Bu yapıda, geleneksel devlet terbiyesi ve kurumsal sadakat ikinci plana atılmaktadır. Kılıçdaroğlu’nun bu "<em><strong>postmodern</strong></em>" siyaset tarzına ve küresel vesayet görüntüsü veren ağlara mesafeli durması, maruz kaldığı tasfiye operasyonunun temel nedenlerinden biridir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Kurultay Tartışmaları ve Hukuki Sorumluluk</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Kurultay sürecinde yaşandığı iddia edilen usulsüzlükler ve delegelerin iradesine yönelik müdahaleler, meselenin sadece bir tüzük kavgası olmadığını göstermektedir. Mahkemeye yansıyan "<strong><em>mutlak butlan</em></strong>" tartışması, CHP’nin iç demokrasisinin nasıl bir mühendislik çalışmasına maruz kaldığının bir kanıtı olarak sunulmaktadır. Her ne kadar YSK’nın bu konudaki nihai yetkisi hukuki bir tartışma konusu olsa da kurultayın meşruiyetine dair oluşan bu derin kuşku, siyasetin şeffaflığına gölge düşürmüştür.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kılıçdaroğlu, bu hukuki ve siyasi sorumluluğun bilinciyle hareket ederek, partisini dış etkilerden ve kurucu değerlerden sapmalardan korumak için bir direnç noktası oluşturmaktadır. Onun koltuk sevdasıyla hareket ettiğini savunmak, geçmişteki mütevazı ve dürüst yaşamıyla çelişmektedir. Kılıçdaroğlu’nun bugün üstlendiği rol, partisini bir "<em><strong>proje</strong></em>" aparatına dönüşmekten kurtarma çabasıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Milli Bir Direnç Odağı Olarak Kılıçdaroğlu</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Sonuç olarak, Kemal Kılıçdaroğlu’nun "<strong><em>Hesap soracağım</em></strong>" beyanı, Atatürk’ün CHP’sine ve Cumhuriyet’in fabrika ayarlarına dönüş çağrısıdır. Bu, partiyi üniter yapıdan koparmaya çalışanlardan, dış destekli değişim vaatleriyle devletin temellerini sarsanlardan hesap sorma iradesidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kılıçdaroğlu’nun yaşadığı süreç, aslında Türk milletinin kendi kurumları üzerindeki iradesinin bir testidir. Bir tarafta hatalarıyla yüzleşmiş, dürüstlüğünden taviz vermemiş ve bu yüzden hedef tahtasına konulmuş bir figür; diğer tarafta ise parlatılmış ancak köklerinden koparılmış bir "<strong><em>değişim</em></strong>" projesi durmaktadır. Onu "<strong><em>düşkün</em></strong>" ilan ederek itibarsızlaştırmaya çalışanların kullandığı dil, toplumsal barışa hizmet etmemektedir. Kılıçdaroğlu, bu siyasi karmaşa içerisinde, haksızlığa uğramış olsa da "<strong><em>vatan ve liyakat</em></strong>" ekseninde ayağa kalkan vakur bir devlet adamı profilini korumaktadır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İşte, yazının linki:&nbsp;</span><a href="https://www.hergunmedya.com/haber/prof-dr-sahin-filiz-hergun-medyada-88583">https://www.hergunmedya.com/haber/prof-dr-sahin-filiz-hergun-medyada-88583</a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 14:11:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/prof-dr-sahin-filiz-yazdi-o-duskun-de-sen-insan-i-kamil-misin-1780488375.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Özdemir: Alevilikte “Düşkünlük” istismar edilmesin!</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ozdemir-alevilikte-duskunluk-istismar-edilmesin-3239</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ozdemir-alevilikte-duskunluk-istismar-edilmesin-3239</guid>
                <description><![CDATA[Meltem TV’nin sosyal medya hesabından yapılan “Alevi dedeleri Kılıçdaroğlu’nu düşkün ilan etti” başlıklı paylaşım, Alevilik inancında “düşkünlük” kavramını yeniden gündeme getirdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>HABER MERKEZİ / ANKARA-</strong> Meltem TV’nin sosyal medya hesabından yapılan “<strong><em>Alevi dedeleri Kılıçdaroğlu’nu düşkün ilan etti</em></strong>” başlıklı paylaşım, Alevilik inancında “<strong><em>düşkünlük</em></strong>” kavramını yeniden gündeme getirdi.</p>

<p>Gazeteci Hasan Hüseyin Tekin’in iddiasına dayandırılan haber, Alevilik camiasında tepki çekti.</p>

<p>Konuyla ilgili detaylı bir açıklama yapan Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Önceki Dönem Başkanı, yazar Ali Rıza Özdemir, iddianın Alevilik inancının temel kurallarına aykırı olduğunu belirtti.</p>

<p>Özdemir, “<em><strong>Edep ya Hû!</strong></em>” diyerek başladığı açıklamasında şu vurguları yaptı:</p>

<p>“<em><strong>Alevilikte düşkünlük, basit ve keyfi bir uygulama değildir. Her önüne gelen bir kişiyi düşkün ilan edemez. &nbsp;</strong></em></p>

<p><em><strong>Sadece ikrarlı olan ve her yıl görgüden geçen bir canı, yalnızca kendi ocağının dedeleri düşkün ilan edebilir. &nbsp;</strong></em></p>

<p><em><strong>Her suç düşkünlük gerektirmez; canını sıkan herkesi düşkün ilan etmek gibi bir lüks yoktur.</strong></em>”</p>

<p>Özdemir, Kılıçdaroğlu’nun mensubu olduğu Kureyşan Ocağı dedelerinin kısa süre önce yaptığı açıklamayı da hatırlattı.</p>

<p>Ocak dedeleri, Kemal Kılıçdaroğlu’nu “<strong><em>ocağın saygın bir mensubu</em></strong>” olarak deklare etmişti.</p>

<p>Ayrıca Özdemir, Aleviliğin ve Kılıçdaroğlu’nun kişisel inancının CHP’nin iç siyasetine ve gündelik polemiğe alet edilmemesi gerektiğini belirterek, “<em><strong>Bu tür tartışmalar üzerinden toplumsal fayda sağlamak mümkün değildir</strong></em>” dedi.</p>

<p><strong>Tam Metin (Orijinal Paylaşım):</strong></p>

<p><strong>EDEP YA HÛ!</strong></p>

<p>Yazmayım diyorum ama habire saçma sapan paylaşımlar önüme düşüyor. Konu Alevilikle ilgili olunca da, bilip yazmamak hayli rahatsız ediyor.Alevilikte düşkünlük basit bir uygulama değildir. Her önüne gelen bir diğerini düşkün ilan edemez.</p>

<p>Bir kişi ikrarlı ise, her yıl görgüden geçiyorsa ancak bağlı olduğu ocağın dedeleri o kişiyi düşkün edebilir.</p>

<p>Ayrıca her suç düşkünlüğü gerektirmez. Canını sıkan herkesi düşkün ilan etmek gibi bir lüks yoktur.</p>

<p>Düşkünlükle ilgili detaylar için bk.</p>

<p>Ali Rıza Özdemir yazdı: Alevilikte 'düşkün' kime denir?<br />
<a href="https://t.co/2d0r76vr80">https://t.co/2d0r76vr80</a></p>

<p>Bu bağlamda Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nu, ikrarlı ise ve düşkünlük gerektirecek bir suç işlemişse sadece kendi ocak dedeleri düşkün ilan edebilir. Herhangi bir Alevi dedesi kendi ocağına bağlı olmayan başka birini düşkün ilan edemez.</p>

<p>Bundan kısa bir süre önce Kılıçdaroğlu'nun mensup olduğu Kureyşan Ocağı dedeleri, Kılıçdaroğlu'nun ocağın saygın bir mensubu olduğunu deklare ettiler.</p>

<p>Açıklamanın tam metni için bk.<br />
Seyyid Hacı Kureyş Dergahı’ndan Sağduyu Açıklaması<br />
<a href="https://t.co/DV8Zp2zSLf">https://t.co/DV8Zp2zSLf</a></p>

<p>Kılıçdaroğlu'nun Aleviliği ve Alevilik, CHP'nin iç meselelerinin ve siyasetin bir konusu değildir, olmamalıdır. Siyaset de Aleviliğin hele ki inanç alanının bir konusu değildir. Bu türden tartışmalar üzerinden toplumsal fayları büyütmenin bir anlamı da yoktur.</p>

<p>Zaten Kılıçdaroğlu da Aleviliğini ifade etmekle birlikte Alevileri ve Aleviliği temsil noktasında bir iddia sahibi olmamıştır.</p>

<p>O nedenle, her bakımdan bu saçma sapan konuşmalara son vermek gerekir. CHP'nin iç meselelerini ve gündelik siyaseti inanç alanının dışında konuşmak herkesin üzerine düşen ortak bir ödevdir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 28 May 2026 14:35:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/ozdemir-alevilikte-duskunluk-istismar-edilmesin-1779968821.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ali Aktaş yazdı: Alevi inancının geleceği üzerine</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ali-aktas-yazdi-alevi-inancinin-gelecegi-uzerine-3238</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ali-aktas-yazdi-alevi-inancinin-gelecegi-uzerine-3238</guid>
                <description><![CDATA[Alevi-Bektaşi inancının geleceğine dair akademik çevrede süren tartışmalara Sosyolog Ali Aktaş da makalesi ile katıldı. Aktaş'ın haber sitemiz için kaleme aldığı makalesini okurlarımıza sunuyoruz.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Günümüzde <em><strong>Alevilik</strong></em> ve <em><strong>Alevilere</strong></em> hatta <em><strong>inancın kutsallarına</strong></em> yönelik olarak; <em><strong>geçmişi ile hatta kendisinin dahi ne olduğu konusunda kendi içinde uzlaşamayan, bütün değerlerini değersizleştiren, toplum nezlinde geçerliliğini yitiren, hükmünü kaybeden, işe yaramayan veya değerini düşüren bir yapı ile karşı karşıyayız</strong></em>. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Tutarsızlık açısından önceki gün söylediğini dün, dün söylediğini bugün “<strong><em>geçersiz</em></strong>” ilan eden bir zihniyet, ne “<strong><em>geleneksel kendine özgü bir gelecek</em></strong>”, ne de “<strong><em>kendi dinamikleriyle işleyen bir yapı</em></strong>” kurulabilir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Kısaca ezelden ebede, kadimden postmoderniteye kadar <em>Alevilik</em> ve <em>Alevlerle</em> ilgili her şeyi darmadağın ederek; akıl tutulması yaşatan, belleklerin dumura uğratan; etnisiteden, toplumsal ve tarihsel olgulara, ekonomik alanda, dilde, özet olarak kolektif bilinçte ve bellekte giderek daha fazla ayrışan/ayrıştırılan Aleviler, bugün; ciddi ciddi “<em><strong>Alevilerin ve Aleviliğin geleceğini</strong></em>” tartışmaktadır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Üstelik tartışırken bile; kolektif bellekte ve bilinçte yeni, derin fay hatları açmaktadırlar. “<em><strong>Hacı</strong></em>” mıydı “<em><strong>Hace</strong></em>” miydi, “<em><strong>Türk</strong></em>” müydü “<em><strong>Kürt</strong></em>” müydü, “<em><strong>Özgün</strong></em>” müydü “<em><strong>Değil</strong></em>” miydi, “<em><strong>Din</strong></em>” miydi “<em><strong>Mezhep</strong></em>” miydi, “<em><strong>Kültür</strong></em>” müydü “<em><strong>Dünya Görüşü</strong></em>” müydü, “<em><strong>Şii</strong></em>” miydi “<em><strong>Zerdüşt</strong></em>” müydü.. umudumuz bu durumu ve düğümü çözecek <em><strong>Alevi Bektaşi Ansiklopedileri </strong></em>çözecek, ancak her görüşün kendine özgü <em>ansiklopedileri</em> ve <em>ansiklopedistleri</em> (<em>yazarları</em>) var.</span><a class="sdfootnoteanc" href="#sdfootnote1sym" name="sdfootnote1anc"><span style="color:#000000">1</span></a></p>

<p><span style="color:#000000">Son dönemde sanal ortamda <em><strong>Alevilik</strong></em> ve <em><strong>Alevilere</strong></em> hatta <em><strong>inancın kutsallarına</strong></em> yönelik olarak düzeysiz yorumlara, seviyesiz söz sarf etmelere ve yayınlanan yazıların altına düşülen anlamsız notlarla sık sık karşılaşılmaktadır. Bu açıdan baktığımızda karşımızdaki bu durumu tam bir kaos olarak tanımlamak ve yorumlamak olanaklıdır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Birbirine üstün gelmeye çalışmanın dışında günümüzde, <em>Alevilik</em> ve <em>Alevilere</em> hatta <em>inancın kutsallarına</em> yönelik düşünsel katkılarıyla tartışmayı daha anlamlı ve verimli bir zemine çekmeye çalışanlara büyük görevler düşmektedir. Bundan dolayı <em><strong>Alevilik</strong></em> <em><strong>ve Alevilere hatta inancın kutsallarına yönelik olarak</strong></em> hâlâ düşünmek, tartışmak, üretmek ve ortak akıl geliştirmek adına önemli bir birikim olan <em><strong>kıt insan kaynaklarının</strong></em> <em><strong>doğru kullanımı ilk çıkış noktası olmalıdır. </strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu alanda tartışmayı sürdürmek ve katkı sunmak için de, <em><strong>Alevilik</strong></em> <em><strong>ve</strong></em> <em><strong>Alevilerin</strong></em> <em><strong>geleceğine</strong></em> <em><strong>dair</strong></em> temel ilkeler belirlemek gerekmektedir. Temel ilkeleri belirlerken “<strong><em>ezbere konuşmayı sonlandırmak</em></strong>”, “<strong><em>düşünsel üretim yerine slogan tekrarlarına son vermek</em></strong>” ve “<strong><em>yapılanları/yapılacakları</em> <em>bir yerlere (yeniden) gelme hesabı</em></strong>” olarak görmemek gerekmektedir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Tüm bunlar yapılırken kişisel pozisyonlar değil, Alevi hareketinin geleceğine dair tarihsel sorumluluk duygusu temel belirleyici olmalıdır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu süreçte<em><strong> Alevilik</strong></em> <em><strong>ve</strong></em> <em><strong>Alevilerin</strong></em> <em><strong>geleceğine</strong></em> <em><strong>dair</strong></em> düşünsel yönelimler, dijital süreçler, algoritma ve yapay zekâ gibi araçlar kullanarak perspektif oluşturma çabaları yeni dönemin belirleyici yüzünü oluşturacaktır. Daha önceki birikimler -<em>geçmişteki sempozyum, çalıştay, kurultay, toplantı, panel ve söyleşiler</em>- yeniden raporlanarak <em><strong>Alevilik</strong></em> <em><strong>ve</strong></em> <em><strong>Alevilerin</strong></em> </span><em><span style="color:#000000">Güçlü Yönleri</span><a class="sdfootnoteanc" href="#sdfootnote2sym" name="sdfootnote2anc"><span style="color:#000000">2</span></a></em><span style="color:#000000">, </span><em><span style="color:#000000">Zayıf Yönleri</span><a class="sdfootnoteanc" href="#sdfootnote3sym" name="sdfootnote3anc"><span style="color:#000000">3</span></a></em><span style="color:#000000">, </span><em><span style="color:#000000">Fırsatları</span><a class="sdfootnoteanc" href="#sdfootnote4sym" name="sdfootnote4anc"><span style="color:#000000">4</span></a></em><span style="color:#000000">, </span><em><span style="color:#000000">Tehditleri</span><a class="sdfootnoteanc" href="#sdfootnote5sym" name="sdfootnote5anc"><span style="color:#000000">5</span></a></em><span style="color:#000000"> analiz edilerek değerlendirmeli ve stratejik hedefler belirleyerek bir planlama yapılmalıdır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu analizin kısa adı da <strong>SWOT </strong><em><strong>Analizi</strong></em>dir. Böylece Stratejik kararlar almadan önce güçlü yönleri fırsatlarla eşleştirmek, zayıf yönleri iyileştirmek ve olası tehditlere karşı önlem alabilmek için dört temel soruyu yanıtlamak gerekmektedir: </span></p>

<ul>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">“<em>Hangi konularda/alanlarda diğer inanışlardan daha iyi/farklı? Bu konudaki kaynakları neler?</em>” <strong>[Güçlü Yönler/İçsel]</strong></span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">“<em>Hangi alanlarda eksikler var? Neler geliştirilmelidir?</em>” <strong>[Zayıf Yönler/İçsel]</strong></span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">“<em>Bu alanda henüz tam değerlendirilmeyen ne tür boşluklar var? Alevilik ve Aleviler içerisinde belirli bir süre boyunca yaygınlaşan, yoğun ilgi gören eğilimler, moda akımları veya kolektif davranış biçimlerden hangileri fayda sağlayabilir?</em>” <strong>[Fırsatlar/Dışsal]</strong></span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">“Diğer inançlar ne yapıyor? İnanç alanındaki ekonomik, teknolojik veya yasal riskler neler?”<strong> [Tehditler/Dışsal]</strong></span></p>
	</li>
</ul>

<p><span style="color:#000000">Kısaca <em><strong>geçici veya kalıcı eğilimlerin</strong></em> yaşam tarzı gibi alanlarda ortak akılla üretilenlerin daha uzun vadeli popülerliğinin sağlanması/geçerli olması sağlanacak; <em><strong>toplumsal yaygınlık açısından</strong></em> <em>Alevilik</em> <em>ve</em> <em>Alevilerin</em> benzer şeyleri tercih etmesiyle, benzer biçimde davranması gerçekleşecek; <em><strong>sosyal medya ve dijital dünya</strong></em><strong>da </strong>-<em>TikTok, Instagram veya X (Twitter) gibi platformlarda</em>- içeriklerin, etiketlerin (#hashtags) veya konuların yüksek etkileşim alması (Trend Topic-TT) ve Aleviliğin gündemde kalması sağlanacaktır. Böylece inançsal yönelim açısından, bütünleşme ve birlikte hareket etme eğilimin arttığı bir dönemsel süreç de yaşanabilecektir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><em>Alevilik</em> <em>ve</em> <em>Alevileri</em> açısından olan biteni tüm yönleriyle eksiksiz ve anlaşılır bir biçimde ortaya koymak için yanıtlanması gereken diğer sorular: </span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Alevilik nedir?</strong></em>”, (Ne)</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Aleviler nerede yaşamaktadır?</strong></em>”, (Nerede) </span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Alevilik ve Aleviler ne zamandır var?</strong></em>”, (Ne zaman)</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Alevilik ve Alevilerle ilgili olaylar nasıl gelişti/gerçekleşti?</strong></em>”, (Nasıl)</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Alevilik ve Aleviler için yapılanlar neden/niçin yapıldı ve bunlar neden yaşandı?</strong></em>”, (Neden/Niçin)</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Alevilik ve Aleviler için kim ne yaptı veya Alevilik ve Aleviler bundan nasıl etkilendi?</strong></em>” (Kim)</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu soruları yanıtlamak üzere kullanılan <strong>5N1K yöntemi</strong>, karmaşık konuları basitleştirmek, eksik bilgileri tespit etmek ve detaylı bir araştırma yapmak için ideal bir tekniktir. Ancak unutulmaması gereken geleceğe dair bu arayışların yalnız bugün başlatıldığını düşünmek; dün yapılanları tümden yok saymak olacağı gibi, toplumsal belleği de yok saymak anlamı içerecek bu tür çıkışların yarar yerine zarar vereceğini görmezden gelmek olacaktır. Bu yöntemi de kullanırken <strong>SWOT</strong> <strong>analizi</strong> yapılırken kullanılan daha önceki birikimlerle -<em>geçmişteki sempozyum, çalıştay, kurultay, toplantı, panel ve söyleşilerle</em>- biçimlenen ve kamuoyuna mal olan bilgiler göz ardı edilmemeli, ancak kullanılacak veriler <em><strong>karşılaştırmalı analitik/çözümlemeci yaklaşımla</strong></em> ele alınmalıdır. Gerekirse belli bir algoritma ve yapay zekâ gibi araçlar kullanarak bu çalışmalar daha kısa sürede ve daha az zaman harcanarak gerçekleştirilmelidir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bunun için öncelikle <em><strong>Veri Yönetim Platformu</strong></em> oluşturulmalı, kullanıcı verilerini toplayan, sınıflandıran ve doğru kişiye doğru bilgilerin ulaşmasını sağlayan veri merkezinin temeli atılmalıdır. Manuel formlar, e-postalar ve Alevilik üzerine olan konuların seçimlerinde kişisel tercihler yerine her şey yazılımlarla otomatik halledilebilecek duruma gelecektir. Bu süreç tek bir yazılımla değil, birbiriyle entegre çalışan platformlar -<em>Alevi internet siteleri</em>- üzerinden yürütülerek, hedef kitle seçimi doğru yapılarak, kullanıcıların demografik özelliklerini, ilgi alanlarını ve konumunu anlık olarak analiz ederek; bir kullanıcının web sitesine veya mobil uygulamaya girdiği anda saliseler/milisaniyeler içinde gerçekleşen adımlarla ona ulaşılabilmeyi hedeflemelidir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Gerektiğinde veriler kitlesel değil; tamamen kişilerin anlık ilgi alanlarına, kullandığı cihazlara ve davranışlarına göre kişiselleştirilebilmelidir. Anlık izlenen performanslar içinde düşük olan görseller, bilgiler anında değiştirilebilir. Bu uygulamalar yalnızca web sitelerinde değil; mobil uygulamalarda, videolarda, dijital açık hava panolarında (DOOH) ve akıllı TV'lerde (Connected TV) aynı anda yayınlanabilmelidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>5N1K yöntemi </strong>ve<strong> SWOT analizi </strong>ile elde edilen veriler, farklı kesimlerden bir araya gelen akademisyenler, yazarlar, inanç önderleri ve kurum temsilcileriyle <em><strong>ortak akıl </strong></em>üretilmedir. Böylece dile getirilen düşünsel sonuçlar, kişisel heveslerin değil; uzun yıllara dayanan kolektif bir birikimin sonucu olacaktır. Uzlaşma sağlaması sürecinde bilgi ve tecrübelerini birleştirmesiyle ortaya çıkan en doğru ve kapsayıcı karar süreci içeren -<em>bireysel egoların geri planda bırakıldığı, uzlaşmayı ve ortak bir sinerji yaratmayı hedefleyen</em>- bu yapının ortaya koyduğu bu çalışmalar; “<strong><em>tek bir kişinin göremeyeceği detayların, geniş bir bakış açısıyla değerlendirilmesini sağlayarak karar alma süreçlerinde yapılan bireysel hataları minimize eder</em></strong>” ve “<strong><em>alınan kararların veya uygulanan politikaların, sürece dahil olan topluluklar tarafından daha kolay benimsenmesinde etkili olur</em></strong>”.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevilik ve Alevilerin bir tezi, yürüttükleri programları, ortaya koydukları gelecek perspektifi ve kendi iç muhasebesini yapma konusunda bir yetkinliğe ve yeterliliğe ulaşması gerekir. Düşünsel üretim yerine slogan kolaycılığı, yalnızca eleştirme ve suçlamaya yönelik çıkışlar; <em>Alevilik</em> ve <em>Alevilerin</em> itibarını yitirmesine, genç kuşaklarla duygusal bağ zayıflamasına yol açmaktadır.</span></p>

<div>
<p style="margin-left:19px"><a class="sdfootnotesym" href="#sdfootnote1anc" name="sdfootnote1sym"><span style="color:#000000">1</span></a><span style="color:#000000"> İsmail Engin, “<em>böyle bir şey mümkün olabilir mi?</em>”, 17 Mayıs 2026 Pazar, https://ismail-engin.blogspot.com/2026/05/ismail-engin-boyle-bir-sey-mumkun.html?fbclid=IwY2xjawR3pq5leHRuA2FlbQIxMABicmlkETFlN3BMdjk0czRvZkphajI0c3J0YwZhcHBfaWQQMjIyMDM5MTc4ODIwMDg5MgABHqm1gXNW3SnovHzSp0_hX-FSxWgt7MIyG88_3ImowsMEXKTCJIyHZrFQrMr6_aem_285HQQjInNwBXIpDN3DRvg</span></p>
</div>

<div>
<p style="margin-left:19px"><a class="sdfootnotesym" href="#sdfootnote2anc" name="sdfootnote2sym"><span style="color:#000000">2</span></a><span style="color:#000000"> <strong>S</strong>trengths (Diğer inanışlara kıyasla avantaj sağlayan içsel özellikleri)</span></p>
</div>

<div>
<p style="margin-left:19px"><a class="sdfootnotesym" href="#sdfootnote3anc" name="sdfootnote3sym"><span style="color:#000000">3</span></a><span style="color:#000000"> <strong>W</strong>eaknesses (Diğer inanışlara kıyasla geliştirilmesi gereken, dezavantaj yaratan içsel eksiklikleri)</span></p>
</div>

<div>
<p style="margin-left:19px"><a class="sdfootnotesym" href="#sdfootnote4anc" name="sdfootnote4sym"><span style="color:#000000">4</span></a><span style="color:#000000"> <strong>O</strong>pportunities (Diğer inanışlara kıyasla değerlendirilebilecek dışsal avantajları)</span></p>
</div>

<div>
<p style="margin-left:19px"><a class="sdfootnotesym" href="#sdfootnote5anc" name="sdfootnote5sym"><span style="color:#000000">5</span></a><span style="color:#000000"> <strong>T</strong>hreats (Diğer inanışlara kıyasla başarıyı riske atabilecek dış faktörler ve engelleri)</span></p>
</div>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 26 May 2026 00:52:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/ali-aktas-yazdi-alevi-inancinin-gelecegi-uzerine-bir-model-onerisi-1779746553.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ali Rıza Özdemir yazdı: Cumhuriyet&#039;in Birinci Yüzyılında Devlet ve Aleviler</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ali-riza-ozdemir-yazdi-cumhuriyetin-birinci-yuzyilinda-devlet-ve-aleviler-3229</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ali-riza-ozdemir-yazdi-cumhuriyetin-birinci-yuzyilinda-devlet-ve-aleviler-3229</guid>
                <description><![CDATA[Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi önceki dönem başkanı Ali Rıza Özdemir, Fikirtepe Medya adlı haber sitesi için "Cumhuriyet'in Birinci Yüzyılında Devlet ve Aleviler" başlıklı bir makale kaleme aldı. Özdemir, Cumhuriyet'in kuruluşundan itibaren devlet nezdinde Alevilerin temsili için yürütülen çalışmaları değerlendirdiği makalesinde, "Bugün gelinen noktada, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı'nın kurulması, inanç merkezlerinin yasal bir statüye kavuşması ve devlet bütçesinden pay alması, Cumhuriyet tarihindeki en somut kurumsallaşma adımları olarak değerlendirilebilir" ifadelerini kullandı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">HABER MERKEZİ / İSTANBUL – Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi önceki dönem başkanı Ali Rıza Özdemir, Fikirtepe Medya için kaleme aldığı kapsamlı makalede Türkiye Cumhuriyeti’nin birinci yüzyılında devlet aygıtı ile Alevi-Bektaşi toplumu arasındaki ilişkileri, tarihi kırılma noktaları ve hukuki reform girişimleri üzerinden masaya yatırdı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Yazıda, Atatürk döneminden günümüze kadar Alevilerin kamusal alandaki temsili ve inanç hürriyeti arayışları kronolojik bir perspektifle değerlendirildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Tarihsel Reform Girişimleri ve Siyasi Dirençler</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Makalede öne çıkan bilgilere göre, 1924 yılında kurulan Diyanet İşleri Başkanlığı’nın (DİB) zamanla sadece Sünni mezheplere hizmet götürmesi, toplumsal yapıda derin bir boşluk doğurdu. Bu eksikliği gidermek adına ilk hamlenin 1936 yılında bizzat Mustafa Kemal Atatürk tarafından yapıldığı, Bektaşi babası Mümtaz Bababalım’a modern bir talimatname hazırlama görevi verildiği ancak dönemin şartları ve Atatürk’ün hastalığı sebebiyle bu girişimin akim kaldığı aktarıldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Benzer şekilde 1963 yılında Cemal Gürsel döneminde DİB bünyesinde bir "<em><strong>Mezhepler Müdürlüğü</strong></em>" kurulmasının planlandığı, ancak sağ siyasi çevrelerin ve medyanın baskısıyla tasarının geri çekildiği vurgulandı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">1975 yılında ise Cumhuriyet Senatosu üyesi Bahriye Üçok’un sunduğu "<em><strong>Mezhepler Dairesi</strong></em>" önergesinin de "<strong><em>milli birliği zedeleme</em></strong>" iddialarıyla reddedildiği hatırlatıldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>AİHM Kararı&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Kentleşmeyle birlikte cemevlerinin birer inanç merkezi olarak görünürlük kazandığı belirtilen yazıda, Prof. Dr. İzzettin Doğan ve Cem Vakfı öncülüğünde yürütülen hukuki mücadelenin önemi vurgulandı. 2016 yılında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Dairesi inanç özgürlüğü ve ayrımcılık yasağı ihlali kararı vermesi anlatıldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>AK Parti Dönemi Adımları&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki AK Parti hükümetlerinin somut adımlar attığı ifade edildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">2009'daki Alevi çalıştaylarının ardından 2022 yılında kurulan Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesindeki Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ile cemevlerinin giderlerinin genel bütçeden karşılanması ve yasal statü kazanması gibi adımların altı çizildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yazar Ali Rıza Özdemir, bu adımları Cumhuriyet tarihindeki en somut kurumsallaşma adımları olarak değerlendirirken; toplumsal barışın kalıcı hale getirilmesi için devletin "<strong><em>herkese eşit hizmet</em></strong>" ilkesine daha da yaklaşması gerektiğinin altını çizdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İŞTE, MAKALENİN TAM METNİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">CUMHURİYETİN BİRİNCİ YÜZYILINDA DEVLET VE ALEVİLER – Ali Rıza Özdemir</span></p>

<p><span style="color:#000000">Giriş</span></p>

<p><span style="color:#000000">Devlet, geleneksel anlamda düzeni koruyan ve güvenliği sağlayan bir aygıttır. Bu doğru. Ancak devletin bir başka boyutu da bünyesinde barındırdığı farklı toplumsal kesimlerin inanç ve vicdan hürriyetini güvence altına alan hukuki bir organizasyon olmasıdır. Modern devlet anlayışında toplumsal barışın tesisi, devletin tüm vatandaşlarına eşit mesafede durması ve inanç hizmetlerini kapsayıcı bir modelle sunmasıyla mümkündür.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Cumhuriyetin ilanından bugüne kadar Alevi-Bektaşi toplumunun inanç dünyasının kamusal alanda nasıl konumlandırılacağı meselesi, siyasetin ve hukukun en yakıcı gündem maddelerinden biri olmuştur. Diyanet İşleri Başkanlığı'nın (DİB) kuruluşundan itibaren bu kurumsal yapının dışında kalan veya kendini bu yapıda yeterince temsil edilemiyor hisseden Alevi-Bektaşi toplumu için çözüm arayışları, Atatürk döneminden günümüze kadar farklı siyasi hamlelerle şekillenmiştir.&nbsp;<br />
Yazıya iki öznemizden biri olan devlet kavramının genel çerçevesini çizerek başlamak istiyorum.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Devletin Temel Özellikleri</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Devletin varlığından söz edebilmek için uluslararası hukukta ve siyaset biliminde kabul görmüş dört temel unsurun bir arada bulunması gerekir.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu unsurlardan birincisi milletin yani ortak ülküler etrafında birleşmiş, ortak gelecek tasavvuruna sahip bir insan topluluğunun varlığıdır. Aralarında dil, kültür, tarih, vatan, ülkü birliği olan insan topluluğuna millet denir.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">İkincisi ise ülkedir yani sınırları çizilmiş bir toprak parçasıdır. Ülke, devletin üzerinde egemenlik kurduğu, sınırları belirlenmiş coğrafi alanı ifade eder. Kara parçasının yanında günümüzde “<em><strong>mavi vatan</strong></em>” ve “<em><strong>gök vatan</strong></em>” olarak ifade edilen iç sular, denizler ve hava sahası juga ülke kavramına dahil edilir.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Devletin üçüncü temel unsuru egemenlik yani iktidardır. Devletin hem kendi sınırları içinde en üstün güce sahip olması hem de dış dünyada diğer devletlerle eşit ve bağımsız olması egemenlik kavramının açılımıdır.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sonuncu unsur ise yönetim aygıtıdır. Toplumu yönetmek, düzeni sağlamak ve devletin amaçlarını gerçekleştirmek için kurulan kurumsal yapıdır. Yasama, yürütme ve yargı organları aracılığıyla devletin iradesi somutlaşır.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Modern devletlerde bu dört unsura iki unsur daha eklenir: Bunlardan ilki hukuktur. Devletin tüm eylem ve işlemlerinin hukuk kurallarına bağlı olması, keyfiliğin önlenmesidir. Hukuka uyan organizasyonlar devlet, uymayanlar ise çete veya suç örgütü olarak kabul edilir. İkincisi ise meşruiyettir. Devletin kullandığı gücün, halkın rızasına veya hukuki bir temele dayanmasıdır. Modern devletlerde bu meşruiyet demokratik seçimlerle sağlanır.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Devletin Topluma Karşı Görevleri</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Modern devlet anlayışında devletin millete karşı sorumlulukları, toplumsal düzeni tesis etmenin yanında toplumun refahını, güvenliğini ve özgürlüğünü de güvence altına almayı da kapsar.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu kapsamda devlet; öncelikle güvenlik ve adaletin sağlanması görevini üstlenerek huzur ortamını korur. Bireylerin yaşam hakkı, ifade ve inanç özgürlüğü gibi en temel hak ve özgürlüklerini koruma altına almak devletin asli sorumluluklarındandır. “<strong><em>Sosyal Devlet</em></strong>” ilkesi gereği; eğitim, sağlık ve istihdam gibi alanlarda fırsatlar yaratarak sosyal ve ekonomik refahı artırır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Aynı zamanda ulaşım, haberleşme ve şehircilik gibi altyapı ile kamu hizmetlerini sunarak yaşam kalitesini yükseltirken; gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakmak adına kültürel mirasın ve çevrenin korunması noktasında da aktif bir rol oynar.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Alevilerin ve Bektaşilerin Devlette Görünürlüğü</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu noktada ülkemizde din ve inanç özgürlüğü kapsamında Alevi-Bektaşilerin durumuna bakmak istiyorum.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Cumhuriyetin kurulduğu yıllarda, 3 Mart 1924 tarihinde, laiklik ilkesi doğrultusunda din hizmetlerini yapılandırmak amacıyla Diyanet İşleri Başkanlığı hayata geçirildi. Mustafa Kemal Atatürk'ün direktifleriyle, kaldırılan Şeriyye ve Evkaf Vekâleti'nin görevlerini devralmak üzere 429 sayılı kanunla tesis edilen kuruma; İslam'ın temel prensipleri, ibadet düzeni ve ahlaki esaslarının yönetimi görevi verildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ne var ki, kurulduğu günden bugüne değin sadece Sünni mezheplilere hizmet götürdüğü ve Aleviler ve Bektaşiler gibi Sünni olmayan toplumlara hizmet götürmediği için her zaman tartışmaların odağında oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Atatürk Döneminde Yapılan Girişim</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Diyanet görevlilerinin Alevi-Bektaşi toplumuna hizmet götürme konusundaki isteksiz tavırları ve toplumun kuruma karşı duyduğu ilgisizlik, Alevilerin dini hizmetleri alanında büyük bir boşluk doğurmuştur. Günümüze ulaşan bazı hatıralar, Atatürk'ün bu meseleyi çözmek adına Aleviler ve Bektaşiler için Diyanet İşleri Başkanlığı'nın dışında, müstakil bir yapı kurmayı tasarladığını göstermektedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">1936 yılında Atatürk'ün, bu konuda somut ve önemli bir hamlesi olmuştur. Bu girişim, Atatürk'ün Bektaşi babası Mümtaz Bababalım'a bizzat görev vermesiyle şekillenmiştir. Mümtaz Bababalım'ın aktardığı hatıralara göre Atatürk, kendisine, günün şartlarına uygun bir talimatname hazırlamasını ve bu esaslar doğrultusunda Bektaşiliği yeniden ihya etmek istediğini söylemiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Mümtaz Bababalım, bu konuşmadan sonra kendisini böylesine kapsamlı bir işi yapacak yetkinlikte görmemiş; bu sırada Atatürk'ün hastalığının şiddetlenmesiyle de iş sonuçsuz kalmıştır. Şakir Keçeli ise meselenin farklı bir boyutuna değinerek; söz konusu reform girişiminin, diğer Bektaşi babalarının sergilediği şiddetli muhalefet nedeniyle hayata geçirilemediğini belirtmiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Cemal Gürsel Döneminde Yapılan Girişim</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi toplumunun dini hizmetleri konusunda akim kalan bir girişim de Cemal Gürsel döneminde yaşanmıştır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">DİB'in 1961 Anayasası ile anayasal bir statü kazanmasıyla birlikte, hukuk ve siyaset dünyasında Başkanlığın temsil kabiliyeti sert tartışmaların odağı haline gelmiştir. Kuruma yöneltilen temel eleştiri, devletin bir kurumu olmasına rağmen yalnızca Sünni inancına hizmet etmesi ve toplumun önemli bir kesimini oluşturan Alevileri dışarıda bırakmasıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Dönemin Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel, Alevilik konusundaki ılımlı ve destekleyici açıklamalarıyla bu meselenin kamusal alanda daha cesurca konuşulmasına ön ayak olmuştur. Bu siyasi iklim, Alevilerin hak arayışlarını ve kurum içerisindeki temsil taleplerini de görünür kılmıştır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">DİB için hazırlanan 1963 Yasa Tasarısında merkez teşkilatı içinde bir “<strong><em>Mezhepler Müdürlüğü</em></strong>” kurulmasını öngörüyordu. Tasarıya göre müdürlüğün görevleri şu şekildeydi:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Mezhepler Müdürlüğü, Müslüman cemaati tam bir eşitlikle mütalaa ederek aslında İslam dininin esaslarında hiçbir fark gözetmeden Şii ve Sünni mezheplerin coğrafya ve yerleşmiş bulundukları yer özellikleri icabı teferruatta taalluk eden mesele ve farklı tezahürlerini hurafelerden arınmış olarak İslam akidelerine uygun şekilde halletmek, saliklerini tenvir ve irşat etmek hususlarında gerekli işlemleri yapmak, bu müdürlüğün görevlerindendir.</strong></em>”</span></p>

<p><span style="color:#000000">Müdürlük, farklı mezhepleri devlet nezdinde tanıma potansiyeli taşıdığı için özellikle kimi Sünni tarikat ve cemaat çevrelerinde büyük bir tepkiye yol açmış ve tasarı bu siyasi direnç nedeniyle yasalaşamamıştır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Mezhepler Müdürlüğü</strong></em>” kurulmasını içeren kanun teklifi, o dönem sağ siyasi çizgide yer alan yayın organlarında sert eleştirilerin hedefi olmuştur. Bu medya baskısı ve gelen tepkiler neticesinde İnönü hükümeti geri adım atarak tasarıyı gündemden düşürmek zorunda kalmıştır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hükümetin tasarıyı geri çekmesi, Ankara Üniversitesi'nde eğitim gören Seyfi Oktay ve Mustafa Timisi gibi Alevi kökenli öğrencilerin tepkisini çekmiştir. Öğrencilerin yayınladığı ve “<strong><em>Büyük Türk Ulusuna</em></strong>” başlığıyla başlayan destek bildirisi kamuoyunda büyük yankı uyandırırken, bu dayanışma Alevi toplumunun kurumsallaşma sürecini tetiklemiştir. Aynı yıl içinde Ankara ve Hacıbektaş'ta ilk Alevi derneklerinin temelleri atılarak örgütlü yapılanmanın fitili ateşlenmiş nihayet bu süreç 17 Ekim 1966 tarihinde kurulan Birlik Partisi ile siyasi bir mecraya çekilmiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Bahriye Üçok Tarafından Yapılan Girişim</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Bir başka girişim Bahriye Üçok tarafından hayata geçirilmiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">1975 yılında Cumhuriyet Senatosu üyesi Bahriye Üçok, Diyanet İşleri Başkanlığı (DİB) yasasında değişiklik öngören görüşmeler sırasında kurumsal bir “<strong><em>Mezhepler Dairesi</em></strong>” kurulmasını teklif etmiştir. Üçok'un temel gerekçesine göre devlet bütçesinin sadece Hanefi mezhebine yönelik harcanmasının, diğer mezheplere mensup vatandaşlarda dışlanmışlık ve “<strong><em>üvey evlat</em></strong>” duygusu yaratmıştı. Kurulacak bir “<em><strong>danışma masası</strong></em>” niteliğindeki yapının mezhepleri ayrıştırmayacağını, aksine inanç grupları arasındaki gerginliği ve fitneyi ortadan kaldırarak toplumsal uzlaşıyı sağlayacağını belirtmiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Üçok'un bu hamlesine hükümet kanadından sert itirazlar gelmiştir. Devlet Bakanı Hasan Aksay, karşı argüman olarak DİB'in sadece bir mezhebin temsilcisi olduğu görüşünü reddederek bu tür bir düzenlemenin millî birliği zedeleyeceğini, mezhepler arası rekabeti körükleyeceğini ve huzur ortamını bozarak toplumu böleceğini savunmuştur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sonuç olarak senatoda yapılan oylama neticesinde Bahriye Üçok'un sunduğu önerge kabul görmemiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Cem Vakfı ve İzzettin Doğan'ın Katkıları</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">1950 yılından sonra köyden kente göçün hızlı bir ivme kazanması Türkiye'nin toplumsal yapısında büyük değişimler yaratmıştır. Çoğunlukla köylerde yaşayan Alevi toplumu da kentleşmeye başlamış ve toplumun sosyal yapısı hızla değişmiştir. Kentlerde cemevi adı verilen başta ibadet olmak üzere çok amaçlı yapıların ortaya çıkması da bu sosyolojik değişimin bir sonucudur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Prof. Dr. İzzettin Doğan'ın da aralarında bulunduğu çok sayıda Alevi yurttaş 22 Haziran 2005 tarihinde Başbakanlığa bireysel olarak dilekçe vermiş ve Alevilerin din hizmetleri bakımından eşitsizliğe uğradığını ifade ederek bazı taleplerde bulunmuştur. Alevi inancının bir kamu hizmeti olarak kabul edilmesini, cemevlerine ibadethane statüsü verilmesini ve genel bütçeden Alevi inancına sahip vatandaşlar için de pay ayrılmasını talep etmişlerdir. Başbakanlık Halkla İlişkiler Daire Başkanlığı ise cevabi yazısında, değişik gerekçelerle söz konusu taleplerin kabul edilemeyeceğinin bildirilmiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Konuyu mahkemeye taşıyan ve silsile ile (Danıştay'ın 2 Şubat 2010 tarihinde verdiği ve 24 Mart 2010 tarihinde başvuranlara tebliğ ettiği kararla) tüm iç hukuk yollarını tüketen 203 Alevi yurttaş, konuyu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne taşımıştır. (Başvuru no: 62649/10)</span></p>

<p><span style="color:#000000">AİHM Büyük Dairesi, “<em><strong>İzzettin Doğan ve Diğerleri vs. Türkiye</strong></em>” davasında 26 Nisan 2016 verdiği kararda Türkiye'nin 9. Madde (Din ve Vicdan Özgürlüğü) ile 14. Maddeyi (Ayrımcılık Yasağı) ihlal ettiğine hükmetmiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Böylece Alevi toplumunun hakları bağlamında İzzettin Doğan'ın başını çektiği heyet, uluslararası hukukta bağlayıcılığı en üst düzeyde bir karar alınmasına vesile olmuştur.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Recep Tayyip Erdoğan Döneminde Atılan Adımlar</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında kurulan AK Parti hükümetleri döneminde, önce 2009 yılında dönemin Devlet Bakanı Faruk Çelik koordinesinde başlatılan Alevilik çalıştaylarıyla birlikte bu alanda kapsamlı bir süreç yürütülmüştür. 2022 yılı itibarıyla da bu çalıştayların sonuçları somut adımlarla hayata geçirilmeye başlanmıştır.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu süreçte atılan en kritik adımlardan biri, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı'nın kurulması ve cemevlerine yasal statü kazandırılması olmuştur. Bu kurumsal yapı ile birlikte cemevlerinin aydınlatma, elektrik, bakım, onarım ve tefrişat gibi temel giderlerinin genel bütçeden karşılanmasının önü açılmıştır.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kültürel ve akademik alanda ise Millî Eğitim Bakanlığı müfredatında Aleviliğe yer verilmiş; Alevilik ve Bektaşilik Ansiklopedisi, yazılı kaynakların derlenmesi, ocak bazlı cem erkanı kayıtları ve sözlü tarih çalışmaları gibi büyük projelere imza atılmıştır. Ayrıca sosyal, kültürel ve bilimsel faaliyetlerin genel bütçe üzerinden desteklenmesi sağlanmıştır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi toplumunun büyük kısmı, atılan bu adımları takdirle karşılasa da yeterli görmemektedir. Taleplerin devlet aklıyla ve kapsayıcı bir şekilde ele alınmasında ısrar etmekte ve sürdürülebilir bir yapılanma talep etmektedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Sonuç</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Atatürk'ün 1936'daki ihya arayışından 1960'lı yılların “Mezhepler Müdürlüğü” tartışmalarına, Bahriye Üçok'un senato önergelerinden İzzettin Doğan'ın öncülük ettiği uluslararası hukuk zaferine kadar geçen süreç, Alevi-Bektaşi toplumunun demokratik hak arama mücadelesinin tarihidir. Uzun yıllar boyunca Diyanet İşleri Başkanlığı üzerinden yürütülen eksik hizmet anlayışı, toplumda ciddi bir temsil boşluğu yaratmış, bu boşluk zamanla örgütlü bir sivil mücadeleye dönüşmüştür.<br />
Bugün gelinen noktada, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı'nın kurulması, inanç merkezlerinin yasal bir statüye kavuşması ve devlet bütçesinden pay alması, Cumhuriyet tarihindeki en somut kurumsallaşma adımları olarak değerlendirilebilir. AİHM kararlarıyla tescillenen inanç özgürlüğü ve ayrımcılık yasağı çerçevesinde atılan bu adımlar, devletin “<strong><em>herkese eşit hizmet</em></strong>” ilkesine yaklaşması bakımından tarihsel bir dönüşümü ifade etmektedir. Bu süreç, Türkiye'nin çok sesli inanç yapısının devlet nezdinde kabul görmesi ve toplumsal barışın kalıcı hale getirilmesi yolunda aşılmış kritik bir eşiktir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İleri Okumalar İçin Kaynakça</strong><br />
•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Aydın, Ömür. (2019). Diyanet İşleri Başkanlığı Üzerine Bir Tartışma: Temsil Meselesi. İktisadi ve İdari Bilimler Dergisi, 33(3), 891-912.<br />
•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Berkes, Niyazi. (2004), Türkiye'de Çağdaşlaşma, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul.<br />
•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Diyanet İşleri Reisliği. (1959, 13 Nisan). Alevilerin cenaze namazlarının imamlar tarafından kaldırılması gerektiği [Belge]. Kurum Kodu: 51-0-0-0, Yer Bilgisi: 4-33-7.<br />
•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Hakyemez, Cemil. (2014), “Tekke ve Zaviyeler Kanunu Çerçevesinde Alevîlik-Bektaşîlik” Hitit Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 13 (25), ss.161-174.<br />
•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Kahraman, Selçuk. (2026). Çok partili hayata geçişte Alevi siyasallaşması: Nurcular, Diyanet ve Ortaca (1946-1966). Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 26(1), 269-288.<br />
•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Koca, Bayram. (2014). Diyanet İşleri Başkanlığı ve Aleviler arasındaki meseleye liberal bir bakış. Liberal Düşünce, 19(73-74), 39-61.<br />
•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Kurtarır, Erhan &amp; Ökten, Ayşe Nur. (2018). Planlama kurumunun görmedikleri; kimlik ve ibadet mekânı olarak cemevleri. METU Journal of the Faculty of Architecture (METU JFA), 35(1), 157-182.<br />
•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Kutlu, Sönmez. (2001). Alevilik-Bektaşiliğin Diyanet'te temsili problemi. İslâmiyât, 4(1), 21-40.<br />
•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Özdemir, Ali Rıza (2020). Atatürk'ün Dervişleri. İstanbul: Efsus.<br />
•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Rençber, Fevzi. (2012), “Alevi Geleneğinde “Cem Evinin” Tarihsel Kökeni”, Dinbilimleri Akademik Araştırma Dergisi, 12 (3), ss.73-86.<br />
•&nbsp;&nbsp; &nbsp;T.C. Devlet Bakanlığı, (2010), Alevi Çalıştayları Nihai Rapor, Ankara<br />
•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Zengin Arslan, Berna. (2015). Aleviliği tanımlamak: Türkiye'de dinin yönetimi, sekülerlik ve Diyanet. Mülkiye Dergisi, 39(1), 135-158.<br />
(Kaynak: https://www.fikirtepemedya.com/kultur-sanat/cumhuriyetin-birinci-yuzyilinda-devlet-ve-aleviler/)</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 22 May 2026 17:19:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/ali-riza-ozdemir-yazdi-cumhuriyetin-birinci-yuzyilinda-devlet-ve-aleviler-1779460949.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dr.İhsan Ünlü yazdı: İstanbul&#039;da Amasya Günleri</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/drihsan-unlu-yazdi-istanbulda-amasya-gunleri-3201</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/drihsan-unlu-yazdi-istanbulda-amasya-gunleri-3201</guid>
                <description><![CDATA[İstanbul’da düzenlenen “Amasya Günleri” etkinliğinde kültürel birliktelik ve farklılıklarla bir arada yaşama kültürü öne çıktı. Etkinlik ile ilgili Dr. İhsan Ünlü bir yazı kaleme aldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul’da düzenlenen “<strong>Amasya Günleri” </strong>etkinliğinde kültürel birliktelik ve farklılıklarla bir arada yaşama kültürü öne çıktı.Coşkulu katılımın olduğu organizasyonda konuşmacılar arasında yer alan Dr. İhsan Ünlü, <em><strong>“Farklılıklarımızla Birlikte Yaşama Zemininde Örnek Şehir Amasya”</strong></em> başlıklı bir söyleşi gerçekleştirdi. Etkinlikte kitaplarını da imzalayan Ünlü, Amasya’nın kadim hoşgörü geleneğini anlattı.<br />
<br />
Dr. İhsan Ünlü, Amasya’nın tarih boyunca farklı kültür ve inançların bir arada yaşadığı bir kent olduğunu vurgulayarak, “<em><strong>Amasya, Alevi’siyle Sünni’siyle kardeşçe yaşamanın en güzel örneğini sunan bir yapıya sahiptir. Bir tarafta medreselerinde âlimler yetişirken, diğer tarafta dergâhlarında âşıklar, dervişler ve pirler yetişmiştir”</strong></em> dedi.<br />
<br />
Dr. İhsan Ünlü'nün etkinlik ile ilgili yazısının tam metni şöyle:<br />
<br />
<span style="color:#2980b9"><strong>İSTANBUL’DA AMASYA GÜNLERİ</strong></span><br />
&nbsp;</p>

<p>Geçtiğimiz günlerde İstanbul’da <strong>“Amasya Günleri” </strong>adı altında düzenlenen bir etkinliğe katıldım.<br />
Coşkulu ve rekor katılımlı bu organizasyonda emeği geçen başta ADEF başkanı değerli dostum Turan Sayar olmak üzere herkesi tebrik ediyorum.<br />
Güzel Amasya’mızın çeşitli yönleriyle tanıtılmasının hedeflendiği bu etkinlikte bana düşen, işin kültürel kısmıydı.<br />
Bu amaçla, “Farklılıklarımızla Birlikte Yaşama Zemininde Örnek Şehir Amasya” konulu bir söyleşi yaptım ve kitaplarımı imzaladım.<br />
Amasya, kadim tarihinden bu yana farklı kültürlerin bir arada yaşadığı bir hoşgörü kenti olmuştur.<br />
Bu gün de bu özelliğini koruyarak Alevi’siyle Sünni’siyle kardeşçe yaşamanın en güzel örneğini sunan bir yapıya sahiptir.<br />
Bir tarafta medreselerinde âlimler yetişirken, diğer tarafta dergâhlarında âşıklar, dervişler, pirler yetişmiştir.<br />
Yine hak ve hakikat yolcusu nice âşıklara ev sahipliği yapmıştır şirin Amasya.<br />
Bu gönül insanlarından biri olan Amasya’mızın medar-ı iftiharı Fedayi Baba ne güzel söylemiş:<br />
“Ey Fedayi can gıdası zikrullah<br />
İrşad için inzal oldu yedullah<br />
Tahkik bildim mümin kalbi beytullah<br />
Halk eden rahmanı özümde buldum.”<br />
Bu minval üzere yaptığım konuşmadan sonra bir izleyicim kitap imzalatmak üzere yanıma geldi.<br />
“Alevilik-Bektaşilikte Ulûhiyet Anlayışı-Âşık Davut Sulari” adlı kitabımı biraz karıştırdıktan sonra dedi ki:<br />
-&nbsp;&nbsp; &nbsp;“Sizin anlattığınız bu şekilde Alevilik var mı? Bu haliyle Aleviliği yaşayan Aleviler var mı gerçekten?”<br />
Biraz tebessüm edip dedim ki: “İşte elinizdeki eser ve Âşık Davut Sulari’nin şiirleri. Ben yıllarca Erzincan’da görev yaptım; orada farklılıklara saygı çerçevesinde bir birliktelik gördüm.”<br />
Ve devam ettim: “Burası da benim memleketim Amasya. Burada da hep birlik-beraberlik, farklılıklara saygı duyarak birlikte yaşama kültürünü gördüm”<br />
Sonrasında sorular peş peşe gelmeye başladı ve aramızda şöyle bir diyalog geçti:<br />
-&nbsp;&nbsp; &nbsp;Ama bize hep Alevilerin dini, kitabı, mabedi ayrı diye anlattılar!</p>

<p>-&nbsp;&nbsp; &nbsp;Hayır, Alevilerin de tıpkı Sünniler gibi dini İslam, kitabı Kur’an’dır. İbadet niyetiyle gittikleri cemevleri ise caminin alternatifi değildir.</p>

<p>-&nbsp;&nbsp; &nbsp;O yüzden “Cami de bizim Cemevi de bizim” derler. Bazı Alevi köylerinde cami vardır. Dileyen gider namazını kılar. Bunun yanında cemevi veya meydan evi vardır. Yeri, zamanı geldiğinde oraya da giderler.</p>

<p>-&nbsp;&nbsp; &nbsp;Ramazan ayında oruçlar tutanlar olduğu gibi Muharrem ayında “yas-ı matem” kastıyla oruç tutanlar da olur.</p>

<p>-&nbsp;&nbsp; &nbsp;Yine aynı şekilde, “Ramazan da bizim Muharrem de bizim” derler.</p>

<p>-&nbsp;&nbsp; &nbsp;Peki, onlar Kur’an’a inanır mı?</p>

<p>-&nbsp;&nbsp; &nbsp;Elbette inanırlar, hatta “başımız Kur’an’a bağlıdır” derler. Cem törenlerinde yeri geldiğinde Kur’an’dan ayetler okunur.</p>

<p>-&nbsp;&nbsp; &nbsp;Peki, Ehl-i Beyt’e vurgu yapmaları ve On iki imama bağlılıkları Şii olduklarını göstermez mi?</p>

<p>-&nbsp;&nbsp; &nbsp;Hayır, Ehl-i Beyt’e muhabbet ve o pak nesli takip etmek için Şii olmaya gerek yoktur. Bu sevgi Kur’an’ın emrettiği bir sevgidir. Ayrıca Alevi’siyle Sünni’siyle hepimizin çocuklarına koyduğu Ehl-i Beyt isimleri, sevgili peygamberimize hürmet ve muhabbetin bir tezahürüdür.</p>

<p>-&nbsp;&nbsp; &nbsp;Desenize Alevilik, İslam içinde mezhep gibi bir şeydir.</p>

<p>-&nbsp;&nbsp; &nbsp;Tam olarak mezhep demesek de meşrep diyebiliriz. Veya İslam’ın tasavvufi/mistik bir yorumu da diyebilirsiniz.</p>

<p>-&nbsp;&nbsp; &nbsp;Bakın geleneğin önemli âşıklarından biri olan Pir Sultan Abdal ne diyor:<br />
“Muhammed dinidir bizim dinimiz<br />
Tarikat altından geçer yolumuz<br />
Cibril-i Emin’dir hem rehberimiz<br />
Biz müminiz mürşidimiz Ali’dir.”</p>

<p>-&nbsp;&nbsp; &nbsp;Bir Sünni olarak bu dörtlüğe itirazınız olabilir mi?</p>

<p>-&nbsp;&nbsp; &nbsp;Hayır, tabi ki de!<br />
Tabi bu dörtlüğün yanında Âşık Davut Sulari’den de dörtlükler okuduğumda ortam oldukça duygulu bir havaya büründü.<br />
Sonunda izleyicim kalktı bana sarıldı ve ağlamaklı bir şekilde; inanıyorum ki seni bana Allah gönderdi. Sayenizde büyük bir hatadan döndüm ve Alevi kardeşlerimi yakından tanıma fırsatı buldum.<br />
Bir kez daha anladım ki Hz. İmam Ali’nin dediği gibi; “kişi bilmediğinin düşmanıdır.”<br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 05 May 2026 01:44:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/drihsan-unlu-yazdi-istanbulda-amasya-gunleri-1777935657.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Metin Uysal yazdı: Sümerler hakkında bir</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/metin-uysal-yazdi-sumerler-hakkinda-bir-3184</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/metin-uysal-yazdi-sumerler-hakkinda-bir-3184</guid>
                <description><![CDATA[Metin Uysal'ın kaleme aldığı "Sümerler Hakkında Bir" başlıklı yazı, tarih yazımının öznelliğini ve Sümer uygarlığının insanlık tarihindeki öncü rolünü ele alıyor. Yazar, Batı merkezli tarih anlatılarının Sümer katkılarını göz ardı ettiğini savunarak dikkat çekici bir değerlendirme yapıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Metin Uysal'ın kaleme aldığı<strong> "Sümerler Hakkında Bir"</strong> başlıklı yazı, tarih yazımının öznelliğini ve Sümer uygarlığının insanlık tarihindeki öncü rolünü ele alıyor. Yazar, Batı merkezli tarih anlatılarının Sümer katkılarını göz ardı ettiğini savunarak dikkat çekici bir değerlendirme yapıyor.<br />
<br />
&nbsp;Uysal, tarihin <strong>"gerçeklerin değil, yazanların anlatımı" </strong>olduğunu vurguluyor. Özellikle antik dönemlerde kağıdın ve matbaanın yokluğu nedeniyle sıradan insanların değil, özel yetiştirilmiş<strong> "yazıcılar"</strong>ın tarihi kayıt tuttuğunu belirtiyor. Bu durum, yazı ve kayıtların halkın iradesi dışında geliştiğini gösteriyor. Yazara göre tarih bilimi, diğer bilimlerden farklı olarak gelecekteki bilgilere en çok ihtiyaç duyan ve aynı zamanda en acil olan alandır; bu da onu ulusların<strong> "silahı"</strong> veya<strong> "kalkanı" </strong>haline getiriyor.<br />
<br />
Bu yazı, Sümerlerin medeniyetin beşiği olarak taşıdığı önemi ve tarih anlatılarındaki önyargıları sorgulayan eleştirel bir bakış açısı sunuyor. Uysal, arkeolojik bulgular ve tabletlerle desteklenen iddialarıyla, insanlık tarihinin kökenlerine dair tartışmayı yeniden alevlendiriyor.<br />
<br />
<strong><span style="color:#2980b9">Metin Uysal'ın makalesinin tam metni şöyle:</span><br />
<br />
Tarih ; </strong>gerçeklerin değil yazanların anlatımıdır. Her kim eline kalem alıp yazmışsa durup dururken veya sadece bilimsel amaçlar için yapmamıştır .<br />
<br />
Özellikle yazının ve matbaanın olmaması veya yaygınlaşmaması nedeni ile sıradan insanlar için yaşadıkları dönemle ilgili bir şeyler karalamaları mümkün değildi.Unutmayalım o dönemlerde kağıt yoktu ,kağıt ve matbaa çok geç insanlığın faydalandığı gelişmelerdir.Kağıt yerine çok pahalı olan deriden yapılan parşömenler vardı( elbette başka yazılacak nesneler de vardı papirüs gibi) . Yine günümüzde çok ucuza alıp kullandığımız tükenmez kalemler yerine divit ( ve benzerleri) ile özel imal edilmiş mürekkepler kullanılmıştır yani kısacası halkın kitap yazması mümkün değildi. Daha geriye gidersek özellikle Sümer Dönemine , artık sadece halk değil &nbsp;yönetenler dahi yazamazdı ve okumasını bilmeyenler de &nbsp;vardı. Tarihi kitabelere veya diğer devlet evrakları olan yazılanlara <strong>“YAZICI” </strong>denilen kişiler yapardı. Bunlar özel olarak yetiştirilmiştir. Benzeri olayın Çin’de de çok sonraları uygulandığını biliyoruz. Uzatmadan sadece tarih yazımı değil her tür yazı halkın bilgisi ve iradesi dışında gelişmiştir.</p>

<p>Tarihte şimdiye kadar ki bilgilerimize göre yazıyı ilk defa <strong>Sümerler</strong> icat etmiştir.Yazının bulunma sebebi açıkça görülüyor ki “ekonomiktir” .<br />
<br />
İnsanlık malı mülkü ürettiği artınca önce sayma ihtiyacı doğmuş zaten var olan basit sayma işlemi zamanla gelişmiş fakat çeşitli malların tasnifi &nbsp;içinde önceleri resimler yapılarak yapılmaya çalışılmış ancak bu durumun sürmesi mümkün olmadığından adım adım yazı icat edip geliştirilmiştir.</p>

<p>Bu durumda yazıyı icat eden Sümerlerin o tarihlerdeki en ileri toplum olduğu apaçık bellidir.Muhakkak ki dünyada geçerli olan <strong>“ EŞİTSİZ GELİŞİM YASASI “ </strong>bu gelişme içinde geçerli olduğundan bu ileri olma durumunun hayatın tüm safhalarında olması da mümkün değildir.</p>

<p>Sümerlerin geçmişi apayrı bir konudur ancak bu durum aydınlatılmadan bu müthiş gelişmeyi de izah etmek zordur. Bu yazıda bu ilginç olayı ve etkileri ile köklerini açıklamaya gayret edeceğim fakat çok sayıda kişinin kalem oynattığı bu sahada her yapanın maruz kaldığı kişisel gelişim özellikleri ile ait olduğu kültürün etkilerinden sıyrılarak &nbsp;yazmak gerçekten çok zordur . Bu bilinç ile yazıya devam edeyim…<br />
<br />
Tarih ; bildiğimiz kadarı ile var olandır! &nbsp;Hiçkimse bu bilgilerin değişmeyeceğini ve özellikle artmayacağını düşünemez. Fakat tarih her ele alındığı dönemin etkisinde yazılır. Öyle sanıyorum ki bu durum uzun bir süre devam edecektir. Diğer bilim dallarından özünden gelen derin aykırılıkları nedeniyle tarih bilimi her zaman özellikle milletlerin oluşmasından sonra bir ulusun diğer uluslara karşı bir nevi silahıdır bazende kalkanı.</p>

<p>Neden tarih biliminin bu özelliği belirgindir? Çünkü sosyal olayları fizik veya kimya gibi formüle etmek imkansızdır. Matematik gibi hatasız işlem yapmak mümkün değildir. Tarih bilimi bütün bilimler içinde gelecekteki bilgilere en çok ihtiyaç duyanıdır fakat aciliyeti de en fazla olanlarındandır , özellikle yönetici kesim için bu belirgindir. İşte bu çelişik durum ; yani gelecekte ortaya çıkacak gerçekler ile bugünkü &nbsp;meseleleri ; olanla olması gerekenin kavgasıdır.</p>

<p><strong>Artık esas yazımıza girebiliriz…</strong><br />
<br />
Sümerler çok uzun süreler egemen olmasına ve insanlığa muazzam gelişmeler hediye etmesine rağmen iktidardan gitmelerinden bir kaç yüzyıl geçince unutulmaya başlamış hatta bugünkü Batı Medeniyetinin temelini oluşturan Yahudi ve Yunan Kültürlerince de asla varlığı bilinmeden günümüze sadece bize bıraktıkları kalan ( yazı,devlet,okul,resmi kurumlar,Kanun,tarım vb.) öksüz kalmışları ile adı bilinmeden yaşatılmış hayalet halktır. Nasıl ki hayaletler görülemez artık bu halk da görünmez olmuş, ancak onların bize bıraktığı yüzlerce uygulamalar yaşatılmıştır fakat işin acı veren tarafı da vardır. Yaptıkları pek çok &nbsp;icat veya gelişme özellikle Batılılarca başka toplumlara mal edilmiş ve bu durum halen sürüp gitmektedir.Birkaç örnek sıralayalım ;<br />
<br />
<strong>1-)</strong> Batılı bilim insanları ile bunların etkilediği aydınlara göre bütün medeni gelişmeler ya Yunan Uygarlığı ya da İbranilere aittir!</p>

<p><strong>2-) </strong>Yine aynı kişilere göre din denen olgu aynı toplumlar sayesinde vardır!</p>

<p><strong>3-) </strong>Yine aynı kişilere göre matematik,fizik,astronomi,takvim,biyoloji vs.bu toplumların eseridir!</p>

<p><strong>4-) </strong>Yine aynı kişilere göre sanat da aynı şekildedir!</p>

<p>Burada keseyim sanırım meramım anlaşılmıştır.Şimdi her biri için bazı örnekler vererek gerçeği ortaya çıkarmaya çalışalım ;&nbsp;</p>

<p><strong>1-) </strong>Yunan Uygarlığı MÖ 400 lü yıllarda ortaya çıkmıştır.Oysa Sümerlerin ortaya çıkışı en az MÖ 3.500 yıllarıdır.Arada yüzyıllar değil bin yıllar mevcuttur.Böyle bir medeniyet nasıl olur da kurucu medeniyet olabilir?</p>

<p><strong>2-) </strong>Sümer yazıtlarından açıkça görüleceği üzere derli toplu din inançları vardır ve yazılıdır ve Batının iddia ettiği ve semavi din diye yücelttikleri din de bu Sümer inanışlarının sadece devamı durumundadır. Mesela Tufan Destanında bütün semavi dinlerin ana kaynağı olduğunu her okuyan rahatça çıkarabilir.</p>

<p><strong>3-)</strong> Sadece tek bir örnek ; sözde Pisagor o meşhur teoremi bulduğu öne sürülür ,insaf yani! Bu adamdan en az iki bin yıl önce yazılmış tabletlerde bu kuram var ve yazılmış…</p>

<p><strong>4-)</strong> Sanat biraz algıya bağlıdır ancak sadece Mısır eski eserlerine şimdi bile bakmak sadece hayranlık uyandırır Batının dayattığı uygarlık ile arada yine binlerce yıl var. Sümerlerin zigguratlarını ve daha yüzlerce bulunan kıymetli eserlerine girmiyorum.</p>

<p>Şimdi bu yazının yanlış anlaşılmasını istemiyorum. Amacım Yunan Uygarlığını sıfırlamak değil.Sadece gerçeğe ulaşmaya çalışıyorum Batının fanatik düşüncelerinin temelsiz olduğunu göstermek istiyorum. Batının en büyük avantajı birkaç yüzyıldır öne geçmiş olmasıdır fakat bu durum onların bütün insanlık tarihini yeni baştan yazmalarını gerektirmez.</p>

<p>NOT: Yazı devam edecek</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 22 Apr 2026 17:36:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/metin-uysal-yazdi-sumerler-hakkinda-bir-1776868816.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dr. İhsan Ünlü yazdı: Rüya aleminde miyiz gerçekten?</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/dr-ihsan-unlu-yazdi-ruya-aleminde-miyiz-gercekten-3183</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/dr-ihsan-unlu-yazdi-ruya-aleminde-miyiz-gercekten-3183</guid>
                <description><![CDATA[Dr. İhsan Ünlü, makalesinde “Hak” kavramı üzerinden derin bir tefekküre davet ediyor. Yüce Allah’ın isimlerinden biri olan “Hak”ı merkeze alarak, varlık, gerçeklik ve fani dünya üzerine çarpıcı sorular soruyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Dr. İhsan Ünlü, makalesinde “Hak” kavramı üzerinden derin bir tefekküre davet ediyor. Yüce Allah’ın isimlerinden biri olan “Hak”ı merkeze alarak, varlık, gerçeklik ve fani dünya üzerine çarpıcı sorular soruyor.<br />
<br />
Makalede, bu dünyanın bir rüya alemi olup olmadığı sorusu da derinleştiriliyor: “Yoksa biz, dünyada tatlı bir rüya gördüğümüz uykuda iken, ölüm denen hakikatle mi uyanacağız gerçeğe?”<br />
<br />
<strong>Dr. İhsan Ünlü'nün makalesinin tam metni şöyle:</strong><br />
<br />
&nbsp;</p>

<p>Neden bir ismi de Hak’tır Yüce Allah’ın?</p>

<p>Neden bir ismi de Hak’tır Yüce Kitabın?</p>

<p>Neden peygamberler haktır?</p>

<p>Neden melekler haktır?</p>

<p>Neden ilahi kitaplar haktır?</p>

<p>Neden Cennet ve Cehennem haktır?</p>

<p>Neden ölüm haktır; ölen için, “emr-i hak vaki oldu” deriz?</p>

<p>Neden Allah hakkından bahsederken kul hakkını da gözetmeyi es geçmeyiz?</p>

<p>Neden doğuştan gelen haklar kadar sonradan kazanılmış haklar da kutsaldır?</p>

<p>Kur’an-ı Kerim’de 247 yerde geçen hak kelimesi, üzerinde hakkıyla düşünmeyi gerektirmiyor mu sizce de?</p>

<p>İbn-i Arabi’nin dediği gibi, hak mutlak varlık ise onun dışında kalan biz insanlar dahil her şey batıl mıdır?</p>

<p>Yoksa biz, dünyada tatlı bir rüya gördüğümüz uykuda iken ölüm denen hakikatle mi uyanacağız gerçeğe?</p>

<p>Gözümüzle gördüğümüz elimizle tuttuğumuz gerçeklerin dışında “hakka’l-yakin” denilen mertebede ne görülür?</p>

<p>Bu mertebede “Hak’ta fani olmak”, “Hak ile hak olmak” ne demektir? Nasıl bir ruh halidir?</p>

<p>Şu fani dünyayı biraz daha anlayabilmek için baki olana yönelmek adına “Hak” kavramını biraz düşünelim derim.</p>

<p>Aziz bir düşünürümüz ne güzel noktalamış meseleyi; “Hakk’ın hatırı âlidir; hiçbir hatıra feda edilmez. Kimin hatırı kırılırsa kırılsın, yalnız hak sağ olsun.”&nbsp;</p>

<p>Bugün hazır balık yok sevgili dostlar!&nbsp;</p>

<p>Hep birlikte balık tutmasını öğreneceğiz!</p>

<p>Sonrasında hangi denize, hangi nehre giderseniz gidin balıklar oltanıza takılacak biiznillah!</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 22 Apr 2026 11:41:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/dr-ihsan-unlu-yazdi-ruya-aleminde-miyiz-gercekten-1776847566.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yüksel Gülsoy yazdı: Devriniz daim olsun!</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/yuksel-gulsoy-yazdi-devriniz-daim-olsun-3182</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/yuksel-gulsoy-yazdi-devriniz-daim-olsun-3182</guid>
                <description><![CDATA[Bektaşî yol muhibbi Yüksel Gülsoy, Alevi-Bektaşilerin arasına sokulan "devr-i daim olsun" deyimini ele aldı. Alevi-Bektaşi yolu ile uyuşmayan bu deyim ve benzerlerini kullanmamak üzere uyarılarda bulunan Gülsoy, ruh ve madde ilişkisini de makalesinin eksenine koyuyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000"><strong><em>Bir halden bilmez cahile,<br />
Kul eyledi zaman bizi.&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;</em></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><em>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp; &nbsp; &nbsp; Pir Sultan Abdal</em></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Asıl kaynaklarından Aleviliği görmüş ve öğrenmiş ve içine doğmuş biri olarak her ne kadar başlıktaki “devri daim olsun” ifadesine tepkili olsam da bu yazı boyunca fikirlerimi sakin bir biçimde aktarmak istiyorum.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yeni duymaya başladığımız ve bazılarının sık sık kullandığı sözlerden biri de "<strong><em>Devri Daim Olsun</em></strong>" sözü...</span></p>

<p><span style="color:#000000">Öncelikle bu söze dair bazı sorular sorarak ilerleyelim; "<strong><em>bu sözün içeriğindeki ölen kimseye dair devredilmesi istenen şey nedir?</em></strong>"</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kastedilen sırf maddi beden ise devrin daim olmasını istesek de istemesek de doğa kanunları, fizik yasalar ve maddenin korunumu kanunu gereği beden çözülmeye başladığında ortaya çıkan organik hücreler ve maddesel içerikleri zaten madde olarak, enerjiye dönüşmediği sürece doğada hep var olur. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Dolayısı ile “<em><strong>su engine aksın</strong></em>” derseniz zaten olmakta olan bir şeyi yani suya dair en temel özelliklerden birini bir temenniye dönüştürmüş olursunuz veya "<strong><em>su 100 derecede kaynasın!</em></strong>" demeye benzeyen bir ifade olur bu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu yazdıklarımı okuyanlar şöyle cevap verebilirler: "<em><strong>Devreden şeye biz can diyoruz</strong></em>".</span></p>

<p><span style="color:#000000">Can dediğinizde de zuhur âlemine ya da bu âleme çıkan canlı ve "<em><strong>hayy</strong></em>" olanı ifade etmekte kullanılan bir kavram hatta cem meydanında bedene dair olan dişilik ve kişilik ifadelerinden kaçınıldığı için nefsinden olabildiğince arınmış ve saf ruha yaklaşmış bir varlık anlatılmaya çalışılmaktadır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">O hâlde "<strong><em>devri daim olsun</em></strong>" diyerek sürekli devretmesini dilediğiniz şey madde ise buna bir sözüm yok eğer ona "<em><strong>can</strong></em>" diyorsanız bunun da maddi bedenin ölümü ile bir ilgisi yok.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Asıl önemli soru ise şu; bu can dediğiniz şeyde değişmeyen ve devretmesini temenni ettiğiniz şey ne?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tekrar ediyorum; kastınız madde ise bu maddede ölmeden önce kendisine “<em><strong>sen</strong></em>” diyebileceğiniz özel bir kimlik yok. Karbon atomu vücutta da karbon atomu, kömürde de karbon atomu ve zaten devredip duruyor veya belli formlarda ve belli etkiler altında ısıl enerjiye dönüşebiliyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu temennideki olsun ifadesindeki 3. Tekil şahıs olan “<em><strong>o</strong></em>” öyle ise madde değil, can da değil.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Peki nedir?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Şimdi buraya bir Bektaşi fıkrası farz oldu: Bektaşinin biri camide vaazı dinlerken hoca da anlatıyormuş: "<strong><em>Allah ne yerdedir ne göktedir, yemez, içmez, yatmaz, uyumaz, doğmamış, doğurulmamıştır, mekânı yoktur, eli, kulağı, dili yoktur…</em></strong>” bütün bu öyle değildir, böyle değildir gibi olumsuzluk ifadelerinden sonra Bektaşi dayanamamış ve demiş ki: “<em><strong>Hoca, hoca! Öyle bir anlatıyorsun ki -haşa!- yok diyeceksin de dilin varmıyor.</strong></em>”</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kastedilen şey madde değil ise ve can da değil ise “<em><strong>o</strong></em>” diye devretmesini istediğimiz şey nedir?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Söyleyeyim; ruhtur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Aslında yine Bektaşiler tarafından vefat eden bir kişi ile ilgili olarak “<em><strong>ruhu şad olsun</strong></em>”, “<strong><em>ruh-u revanları şad u handan olsun</em></strong>” gibi pek çok ruha dair ifadeler, temenniler kullanılır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ruhtan bahsedilmeyen bir devir ise materyalist bir düzlemde kalmaya zorunludur. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bir başka ifade ile Alevi inancının temelinde yer alan yaratıcı olan Allah ve Allah'ın yarattığı ruh ile olan bağ koparılmış olur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu ifadeyi sıklıkla kullananların birçoğunun kastının da Yüce Tanrı'nın kitabında "<strong><em>kendi ruhumdan üfledim</em></strong>" dediği ruh olmadığı açık.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Eğer bu temenni ile birileri “<em><strong>ruh</strong></em>” devrini kastediyor ise bu kez de ona eşlik eden başka zorunlu kavramlar devreye girmek zorunda; ahiret, adalet, cennet, cehennem vs. gibi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Modernlik gayretindeki birçok Alevinin gereksiz anlam yükledikleri bu söz yine Vahdet-i Vücûd ve Devir Nazariyelerini bilmeden Bektaşilikten yanlış kopyalanmış ya da daha da kötüsü "<strong><em>bilerek</em></strong>" yanlış kopyanmış bir söz olmaktan öteye geçemiyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Neden?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Öncelikle Bektaşiler "<em><strong>Devri daim olsun</strong></em>" demezler çünkü tekâmül(kemâlat) sistemi içermeyen bir devir temennisi ölene bela okumaktan farksızdır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Dünya âleminde devreden bir maddenin ötesinde devreden şey&nbsp; eğer bir ruh ise bu sürekli devir temennisi de anlamsız olur çünkü amaçsızlık veya rastlantısallık içerir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Rastlantısallığın olduğu yerde ilahi irade yoktur. Yaratım ve hatta evrim süreçleri başıboş süreçler değildir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Öyle ise durmadan(daim-daima) olarak devreden şey (ruh veya her ne ise) neye göre ve niçin devredecek?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Üstelik 10-15 yıl öncesine kadar hiç bir Alevinin "<strong><em>Devri Daim Olsun</em></strong>" dediğini veya aynı diğer köşe yazımda belirttiğim gibi "<strong><em>Işıklar İçinde Uyusun</em></strong>" dediğini hiç bir yerde duymadım.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu sözleri hiç bir klasik metinde de göremezsiniz ve görmeniz de mümkün değildir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Oysa Bektaşiler yüzlerce yıldır “<em><strong>devir ile ilgili</strong></em>” ölen kişilere dair bazı temennilerde bulunurlar ama "<strong><em>Devri Daim Olsun!</em></strong>" demezler. (Ne dediklerini buraya yazmayacağım çünkü yazdığım anda birileri alıp o sözün de içini boşaltıp kopyalayacak ve gerekli-gereksiz her yerde kullanacak. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Örneğin; "<em><strong>Hakk'a Yürüdü</strong></em>" ifadesi Bektaşilikten kopyalandığı için kopyanın doğası gereği gerçek bağlamından koparılarak ikrarlı-ikrarsız, nasipli-nasipsiz, Alevi-Sünni-Şii kullanılan bu ifade artık herkes için hatta hayatı boyunca Alevilerden nefret etmiş ve kendini onlara karşıt olarak konumlandırmış kişiler için de kullanılıyor.)</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bektaşilerin algıladıkları biçimi ile Vahdet-i Vücud nazariyesi ve bu nazariyenin ruh ve ölüm üzerine söylediklerini de buraya yazmayacağım (merak eden bulup okur gerçi Das Kapital'i okumamış Alevi görünümlü Marksistler merak edip Vahdet-i Vücud ile ilgili de okuma yapmayacaklardır) ama Bektaşiler ölen kişiye dair içinde İslam’a aykırı ifadeler olan temennilerde bulunmazlar. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Dolayısı ile de "<em><strong>devri daim olsun</strong></em>" diyerek, Allah'ı, Kur’an’ı, Peygamberi, Ehli Beyti, ahireti, cennet ve cehennemi, ceza ve mükâfatı ve ruhu içeremeyen ifadeler de kullanmazlar.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sözün amacı üzerine düşünür isek tekraren soruyorum: diyelim ki tam bir materyalistsiniz ya da Marksistsiniz… </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu söz ile evrim ve doğal seleksiyonu kastetseniz bile "<strong><em>devri daim olsun</em></strong>" diye nitelediğiniz bu cümlede devreden "<strong><em>gizli özne</em></strong>" nedir?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Materyalizm açısından bir özne olması mümkün mü? </span></p>

<p><span style="color:#000000">Hayır. Peki, ısrarla kullanılmasının sebebi nedir?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bunun da cevabını vereyim: tüm amaç materyalist bir dünya görüşünü güya Aleviliğe aitmiş gibi görünen kavramlarla Aleviliğin içine sinsi bir biçimde yerleştirmek.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Materyalizme ve evrime inanıyorsanız ruhun devrinden niye bahsediyorsunuz?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ruha ve ruhun ölümsüzlüğüne inanmıyor iseniz devirden niye bahsediyorsunuz?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Birçok kendine Alevi diyen ateiste söylüyorum o hâlde; sizin inançsızlığınıza göre insan ölünce vücut bütünlüğü bozuluyor ve madde boyutunda doğaya karışıyor ise temenniye ne gerek var?</span></p>

<p><span style="color:#000000">"<em><strong>Evren ve yaşam döngüsü onu atomlarına ayrıştırdı</strong></em>" deyin meselâ…</span></p>

<p><span style="color:#000000">Veya "<strong><em>Doğa ana onun yaşam enerjisini aldı ve bir müddet sonra ağaca, bitkiye, taşa, eşeğe, maymuna, domuza verecek</em></strong>" deyin. (Bilemiyorum artık ne diyecekseniz).</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bektaşilerden sürekli kopyalanan bu dualar ve temenniler ise Bektaşilik içerisinde kategoriktir ve her ölen kimseye aynı sözler ile temennide bulunulmaz.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Göçen kişi Bektaşi değil ise "<strong><em>Allah rahmet etsin</em></strong>" denir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kişi Bektaşi ise başka bir şey denir dahası Bektaşiliğin içindeki mertebelere bağlı olarak da farklı farklı temenniler vardır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu tip durumlarda kavram dünyanızın kirlenmemesi için kadim olana, basit olana dönmek en iyisidir;&nbsp;"<strong>Allah rahmet eylesin</strong>!" dersiniz ve bu yeterlidir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu sözleri cem-cemaat görmüş Alevilere kolayca söyletemezsiniz. Hazreti Ali’ye katil dedirtemeyeceğiniz gibi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Buna karşılık kadim olan Alevilikten habersiz ve farklı olduğunu hissettirmek adına koca koca adamların, yıllarını Aleviliğe vakfetmiş dedelerin veya ocakzadelerin aslında Aleviliğin inanç felsefesine ait olmayan bu sözlerden uzak durmalarını da ben temenni ediyorum.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Çok isteyen var ise devirleri hep daim olsun, hiç bitmesin maden, bitki ve hayvan âleminde dolanıp dursunlar.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 22 Apr 2026 10:58:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/yuksel-gulsoy-yazdi-devriniz-daim-olsun-1776846430.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dr. İhsan Ünlü yazdı: Çok üzgünüm!</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/dr-ihsan-unlu-yazdi-cok-uzgunum-3175</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/dr-ihsan-unlu-yazdi-cok-uzgunum-3175</guid>
                <description><![CDATA[Dr. İhsan Ünlü, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta yaşanan trajik okul saldırısı olayları nedeniyle derin üzüntü ve öfke duyduğunu belirtti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Dr. İhsan Ünlü, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta yaşanan trajik okul saldırısı olayları nedeniyle derin üzüntü ve öfke duyduğunu belirtti.<br />
<br />
Ünlü, ünlü Rus yazar Lev Tolstoy'un "Acı duyabiliyorsan canlısın. Başkalarının acısını duyabiliyorsan insansın" sözünü hatırlatarak, yaşananların insan olarak herkesi derinden yaraladığını ifade etti. Romalı oyun yazarı Terentius'un "İnsanım; insana dair hiçbir şey bana yabancı değildir" sözüne atıfta bulunan Ünlü, bu olayların kendisine çok yabancı geldiğini ve kelimelerle anlatamayacak kadar üzgün olduğunu dile getirdi.<br />
<br />
<strong>Dr. İhsan Ünlü'nün makalesinin tam metni şöyle:</strong><br />
<br />
“Acı duyabiliyorsan canlısın. Başkalarının acısını duyabiliyorsan insansın.” diyordu Tolstoy.&nbsp;</p>

<p>Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta son yaşananlar insan olarak bizi çok derinden yaraladı.</p>

<p>Terentius, “İnsanım; insana dair hiçbir şey bana yabancı değildir” diyordu. Lakin bu son olaylar bana çok yabancı geldi.</p>

<p>Çok üzgünüm; duygularımı anlatacak kelime bulamıyorum.</p>

<p>Aynı zamanda çok öfkeliyim; nasıl olur diyorum? Olamaz, olmamalıydı diyorum!</p>

<p>14 yaşında bir çocuk ve bunca silahla elini kolunu sallayarak okula giriyor; gözünü kırpmadan en yakın arkadaşlarını ve öğretmenlerini vurup öldürüyor!</p>

<p>Suçlu mu? Evet ortada görünün bir suçlu var ama gerisinde ne var, ona bakıyorum.</p>

<p>Görünen suçlunun arka planında görünmeyen suçluları görüyorum.</p>

<p>Bu durum, bir sonuçtur; eğitimde geldiğimiz noktanın, zaman içerisindeki arızi sebeplerin getirip dayandırdığı sonuç!</p>

<p>Bu noktada yanlış giden sistem başta olmak üzere hepimiz suçluyuz.</p>

<p>Eğitimde bu dramatik sonucu ortaya çıkaran sistem suçlu olduğu kadar, bu sisteme rağmen çocuklarına sahip çıkmayan anne-babalar da de suçludur.</p>

<p>Evlat bakımını yalnızca karın doyurma ve giyim-kuşamdan ibaret gören; kendi keyfi bozulmasın diye ağlayan çocuğunu kontrolsüz bir şekilde cep telefonuyla susturan bir &nbsp;aile yapısının gelip toslayacağı yer burasıdır.</p>

<p>Şu bir gerçektir ki çocuklukta en temel ihtiyacı olan sevgiyi göremeyen çocuk, ileride narsist ruhlu bir canavara dönüşebilir.</p>

<p>En temel anne-baba rolünü üstlenemeyen ve evlat yetiştirmenin hakkını veremeyen ebeveynlerin hemen her fırsatta okulu ve öğretmeni suçlaması çok büyük tezattır.</p>

<p>Ve yine eğitimi yalnızca dört duvar arasında gören, öğrencisinin zihin dünyasını inşa ederken ruh dünyasına eğilmeyen eğitimci suçludur.</p>

<p>Şunu unutmayalım ki yavrularımızın aklına girmenin yolu onların gönül dünyasına girmekten geçer.</p>

<p>Deyim yerindeyse okulu bir mabet, eğitimi de bir ibadet neşvesiyle gören ve öğrencilerine Allah’ın bir emaneti gibi davranan öğretmenlerle okullarımız en güvenli<br />
mekanlar olacaktır.</p>

<p>Tıpkı, saldırı sırasında öğrencilerini korumak adına onların üzerine siper olarak kendi canını feda eden Ayla öğretmen gibi...</p>

<p>Allah, ona ve vefat eden tüm yavrularımıza rahmet eylesin. Kederli ailelerinin, eğitim camiamızın ve aziz milletimizin başı sağolsun.</p>

<p>Umuyorum ki başta etkili ve yetkili makamlar olmak üzere konuyla ilgili bilirkişi, kurum ve kuruluşlar bu can sıkıcı hadiseleri masaya yatırarak gerekli önlemleri alırlar.</p>

<p>Selam ve dua ile...</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 10:33:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/dr-ihsan-unlu-yazdi-cok-uzgunum-1776412047.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ali Bulaç yazdı: Muaviye’nin amel defteri!</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ali-bulac-yazdi-muaviyenin-amel-defteri-3164</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ali-bulac-yazdi-muaviyenin-amel-defteri-3164</guid>
                <description><![CDATA[İslami mahallenin önde gelen yazarlarından Ali Bulaç, son dönemde Hacı Bayram Veli Üniversitesi, Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Sadullah Gülten'in beyanları nedeniyle gündeme taşınan Muaviye’nin kimliği ve İslam’daki yeri konusunda yazdı. Mirathaber sitesinde yayınlanan yazıyı aynen okurlarımıza sunuyoruz.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="color:#000000">MUAVİYE’NİN AMEL DEFTERİ</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Bu yazıda Muaviye’nin cürümler bölümündeki amel defterine bakmaya çalışacağız. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Şu var ki, Muaviye’ye isnad edilen cürümlerin a. Sahiden onun tarafından işlenip işlenmediğinin sahih bilgilerle tespit edilmesi, b. “<strong><em>El cezaü min cins’il amel</em></strong>” kuralınca her cürmün (suç ve günahın) kendine özgü ceza miktarı ve niteliğiyle değerlendirilmesi gerekir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Muaviye’nin “<strong><em>amel defteri</em></strong>” kapandığından suçun tespiti, cezanın takdiri ve infazı Allah’a ve Ahiret Günü’ne kalmış bulunmaktadır. Biz, bu cürümlerin bize nasıl tarihsel bir miras bıraktığı ve bugünkü İslam dünyasının sosyo-politik ve ahlaki tutumu üzerinde ne türden bir etkiye sahip olduğu konusuyla ilgiliyiz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kullandığım terminolojide maddi suç ve manevi günahı “<strong><em>cürüm</em></strong>” kavramıyla ifade ettiğimden, Muaviye’nin aşağıda sıralayacağım 15 cürmünden yerine göre bir kısmı müeyyidesi dünyevi ve maddi suçlar, bir kısmı manevi/ahlaki günahlar kategorisine girer.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>1. Saray ve debdebe:&nbsp;</strong>Muaviye aristokrat bir aileden gelmeydi, zenginliği, gösterişi, yani Kur’an-ı Kerim’in kınadığı tefahuru ve tekasürü (Hadid, 20; Tekasür, 1) severdi. Daha Hz. Ömer zamanında bile gösteriş ve debdebeli hayatı dikkat çekmişti, hatta bir keresinde Şam’ı ziyaret eden Hz. Ömer, “<strong><em>Bakıyorum, Bizans meliklerine benzemişsin</em></strong>” deyince, “<em><strong>Ey Mü’minlerin Emiri, ben sınırda görev yapıyorum, Bizans’a karşı itibarımızı koruyorum,</strong></em>” mealinde savunma yapmıştı. Saray kültürünü Bizans’tan ilk ithal eden Muaviye olmuştur, sonraları Abbasiler, Safeviler, Osmanlılar İran ve Mısır saraylarını ekleyip bu kültürü devam ettirdiler.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>2.&nbsp;Ebuzer el Gıfari’nin muhalefeti:</strong>&nbsp;Bu durum tahmin edileceği gibi ilk nesil Müslümanların hoşuna gitmez ve içlerinde bu konularda tavizsiz Ebuzer el Gifari’nin yüksek sesle itirazına ve muhalefetine yol açar. Ebuzer, Muaviye’ye iki noktada itiraz eder:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>a)</strong>&nbsp;Asırlar sonra ortaya çıkacak kapitalizmin ilk nüvesi olan “<strong><em>Kenz</em></strong>”e karşı çıkması. Kenz altın ve gümüşün üst üste biriktirilmesi, servet ve tekasür sevgisi. Muaviye, ilgili ayetin (Tevbe, 34-35)&nbsp; gayrımüslimler için indiğini söylese de Ebuzer bunun Müslümanlar için de hüküm taşıdığını söyler. (Geniş bilgi için bkz. Ali Bulaç,&nbsp;<em>Kur’an Dersleri/Tefsir</em>, III, 513-517; Ali Bulaç, “Modern İktisadın Ruhu Kenz”,&nbsp;<em>The Turkish</em>&nbsp;<em>Post</em>&nbsp;1-2, 01-04. 06. 2025)</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>b)</strong>&nbsp;Ebuzer Muaviye’nin saray inşa etmesine karşı çıkar ve yüzüne şöyle der: “<strong><em>Sarayda yaşamak haramdır. Eğer sarayı Beytülmal’den yaptırmışsan haram iş işlemişsin, kendi cebinden yaptırmışsan yine israf olduğundan haramdır.</em></strong>”</span></p>

<p><span style="color:#000000">Muhalefet ve itirazlar durmayınca Muaviye, Ebuzer’i Hz. Osman’a şikayet eder. Bunun üzerine Halife Osman, Ebuzer’i başkente çağırır, onu Rebeze denen çöle sürgün eder. Hz. Osman’ın yapması gereken şey, Ebuzer gibi dev bir sahabiyi haklı bulup saray ve gösteriş kültürünü İslam’a sokan Muaviye’yi uyarması veya&nbsp; en doğrusu görevden almasıydı. Ebuzer, sürgün yeri çölde karısıyla yalnız başına vefat eder, cenazesini kaldıracak kimse bulunmaz, tesadüfen geçen bir kervan onu tanır, hayıflanarak defnederler.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>3. Kan davası peşinde koşması – Cahili kabile asabiyeti:</strong>&nbsp;Hz. Peygamber, İslamiyet’i bir sosyo-politik model olarak hayata geçirmek isterken Arapların kadim kabile geleneği ve “<strong><em>mevali</em></strong>” kurumundan istifade etti. Kabile geleneği çift kutuplu bir sosyal yapıdır. Hz. Peygamber, kabilelerin nesep asabiyetini terk edip sebep asabiyeti (yüksek ahlaki hayat, adalet ve iyilik amaçlı dayanışma) üzerinde bir araya gelmelerini istiyordu. Kabile pratiğinde;</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>a)</strong>&nbsp;Suçlular korunur, kan bedelleri ödenir,</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>b)</strong>&nbsp;Kan davası güdülür,</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>c)</strong>&nbsp;Çapulculuk, yağma, baskın kabile gelirinin belli başla kaynakları arasında yer alırdı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hz. Peygamber (s.a.), bunları toplumsal hayattan işlevsiz hale getirmek istiyordu. “<strong><em>Suçlular korunmaz</em></strong>” ilkesini getirdi ama diyet ödemeyi devam ettirdi, kan davalarını, çapulculuğu ve yağmayı yasakladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ama pek de kolay olmayacaktı. Çünkü derin bir geçmişe ve köklü duygu ve hatıralara dayalı kabile asabiyetinin tekrar uyanması, birliği ve ekonomik/maddi kaynakların belli ölçüler dahilinde adaletlice bölüştürülmesi ilkesinin terkedilip tekrar yağma ve çapulculuğa, kan davalarına dönülmesi tehdidi bütünüyle sona ermiş değildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hz. Peygamber, muazzam bir iş başarmıştı, kabileleri isimleri ve unvanlarıyla tek tek zikrederek Medine Sözleşmesi’nin kurucu aktörleri kıldı (Md. 1-24), merkezi bir kamu otoritesi oluşturdu, çöl hayatı yaşayan insanları Medinetü’n Nebi’de medenileştirmeye çalıştı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hz. Osman’ın katliyle Muaviye, “<em><strong>Ali katilleri koruyor</strong></em>”, hatta kendisi asli faillerdendir imasında bulunarak kabile hamiyetine kalkıştı. Osman’ın kanlı gömleğini mızraklara asarak şehir şehir dolaştırdı, aşiret ve topluluklarda cahiliyeden kalma kan davası duygularını tahrik edip intikam duygularını alevlendirdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>4. Haksız suçlamalar:</strong>&nbsp;Geliştirdiği söyleme göre Ali, Osman’ın katillerini koruyor, kısas hükmünü yerine getirmiyordu. Muaviye, Osman’ın kanına sahip çıkmak suretiyle artık “<strong><em>lider benim</em></strong>” mesajını veriyordu. Kadim kabile geleneğine göre, birinin kanına sahip çıkıp kan davası güden o kabilenin liderliğine aday olmuş demektir, kabile bileşenlerinin tümü onun etrafında toplanmalıdır. Ali’nin&nbsp; yönetiminde –Hz. Osman’ınınki gibi- diledikleri tasarrufta bulunmayacağını düşünen eşrafa, görevden alınma korkusu içindeki valilere mektuplar yazarak kendisi halife olursa onları taltif edeceğini vadinde bulunuyor, onları satın alıyordu.&nbsp; Hz. Ali’nin kardeşi Akil’i bu amaçla ordu komutanı yaptı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>5. Meşru kamu otoritesine isyan (baği):</strong>&nbsp;Şüphesiz meşru halife Hz. Ali’ydi. Seçimle iş başına gelmiş, biat almıştı. Muaviye ise Ali’nin valisiydi, Ali’nin halifeliğini tanımıyordu. Bizim tarihte gelişen fıkhımıza göre, meşru halifeye başkaldıran, silah kullanan kişi ve kişiler bağiydir. İmam Şafii’ye göre de Muaviye bağiy idi. Bağî fıkıhta mücerret bir hüküm değildir, bağyedenin Müslüman ve gayrımüslim olması fark etmez. Hz. Ebu Bekir’e göre, merkezi otoriteye silahla başkaldıranlar, Müslüman olduklarını beyan ettikleri halde zekat (vergi) vermeyi reddedenler de mürteddirler, mürtedlere karşı savaşılır. Hz. Ömer “<strong><em>La-lilahe illallah deseler de mi</em></strong>”, diye itiraz etmişse de Hz.&nbsp; Ebubekir’in içtihadına uymuştur. Kişisel din değiştirene silah (şiddet ve terör) kullanmadığı müddetçe dokunulmaz, temel hakları ihlal edilmez. Bağinin meşru Halifeye silah kullanıp başkaldırması büyük hukuk ihlali olduğundan, Halifenin onunla savaşması görevidir. Bu hükme göre, meşru otoriteye silahla baş kaldırdığından Muaviye bağiy idi. Eğer Şeyheyn zamanında isyan etseydi, her ikisi ona karşı mürted olarak savaş açarlardı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>6. Kur’an ayetlerinin istismarı:</strong>&nbsp;Sıffin savaşının en kritik anında Arap dâhilerinden&nbsp; Amr bin As’ın önerisiyle Muaviye Kur’an ayetlerini mızrakların ucuna taktırdı, böylelikle tam yenilecekken, durumu lehine çevirdi. Amr bin As, dahi seviyesinde zeki idi ama akıllı değildi, akıllı olsaydı seçimle işbaşına gelen Ali’ye itaat eder, bir baği ve isyancıya hizmet etmezdi. Bu, tarihte Kur’an-ı Kerim’in, gayrımeşru siyasi amaçlarla istismar edildiği ilk örnektir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>7. Ammar bin Yasir’in ölümünden sorumlu tutulması:</strong>&nbsp;Ammar bin Yasir, Sıffin savaşında hayatını kaybetti, hakkında Hz. Peygamber’in şöyle dediği rivayet edilir: “<em><strong>Ammar’ı asi ve baği bir topluluk öldürecek</strong></em>”. (Mustafa Fayda,&nbsp;<em>Ammar bin Yasir</em>, DİA.) Bu hadis kendisine hatırlatıldığında Muaviye’nin savunması şöyle olur: “<em><strong>Biz Ammar’ı öldürmedik, öldüren Ali’dir. O bize karşı savaşmasaydı Ammar öldürülmezdi. Ali, Ammar’ı getirip kılıçlarımızın önüne attı.</strong></em>” Bu boş polemiğe Hz. Ali şöyle cevap verir: “<em><strong>Bu muhakemeye göre Hamza’yı da Peygamber mi öldürdü?</strong></em>” Muaviye, daha savaş başlamadan önce Şebes’in “<strong><em>Ey Muaviye, eline imkan geçse Ammar’ı da öldürecek misin?</em></strong>” sorması üzerine şöyle der: “<strong><em>Neden öldürmeyeyim, Vallahi değil Osman için, Osman’ın kölesi Natil için bile öldürürüm.</em></strong>” (Taberi,&nbsp;<em>Tarih</em>, V, 12.) Muaviye’ye göre Osman’ın kölesi bile Ammar’dan değerlidir. Ammar, ilk Müslümanlardan olup annesi (Sümeyye binti Hayat) ve babası (Yasir) şehit olan (m. 615) önemli bir sahabedir. 93 yaşında iken şehit edilmiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>8. Hilafet’ten Saltanat’a:</strong>&nbsp;Rızaya ve seçime dayalı sistemin Hilafetten saltanata kalbedilmesi İslam tarihinin maruz kaldığı en büyük musibettir. 1850’den beri İslamcılar, İslam’da ilk büyük sapmanın siyasi sistemdeki bu sapma olduğunu savunurlar. Bu büyük günah ve sapmanın faili hiç şüphesiz&nbsp; Muaviye’dir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>9. Muaviye siyaseti:&nbsp;Zer-o zor o tezvir:&nbsp;</strong>Muaviye’ye göre rakibin her ne suret, yol ve araçla bertaraf edilmesi esas olduğundan, siyasette aslolan başarıdır, sonuca giden her yol mübahtır. Yöntem şudur: Sözün geçtiği yerde söz (yalan, iftira, itibarsızlaştırma, karalama, tezvirat), paranın geçtiği yerde para (zer/altın), her ikisinin geçmediği yerde kılıç (zor). Muaviye her üç yolu da ‘başarıyla’ kullanmış, bu yöntemle h. 41-60/m.661-680 arası 19 yıl 3 ay hüküm sürmüştür.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>10. Hz. Hasan’ın öldürülmesinde azmettirici olması:</strong>&nbsp;Baskın bir kanaate göre, Muaviye, yaptıkları anlaşmaya uymadığından Hz. Hasan’ın ona itiraz edip başkaldıracağını düşünmüş, karısı Ca’de bintü’l Eş’as el Kays el Kindi’yi kullanarak onu zehirlemiştir. Bu iddiayı kuvvetlendiren husus, Hz. Hasan’ı zehirleyen kadının Muaviye tarafından oğlu Yezid’le evlendirilip ödüllendirilmesidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>11. Hz. Ali’ye ve Ehl-i beyt’e hutbelerde lanet okutturması:</strong>&nbsp;Bu tarihen sabit bir cürümdür. Muaviye, her Cuma hutbesinde Hz. Ali’ye lanet okutturuyor, okumayanları cezalandırıyordu. Aşağıda aktaracağımız Hucr bin Adi olayı bunun somut, dramatik delilidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>13. Hucr bin Adiy’e verdiği ölüm cezası:&nbsp;</strong>Hutbelerde Hz. Ali’ye lanet okutmayı reddettiği için Muaviye’nin Hucr bin Adiy’in ölüm emrini verdi. Kefe’den Şam’a elleri ve ayakları zincirli olarak Muaviye’nin huzuruna getirtilen Hucr, iki rekat namaz kılmak istemiş, ama öldürülürken elleri ve ayaklarının çözülmesini istememiştir. Aslında Hucr, Muaviye’nin hilafetini kabul etmişti, ancak hutbelerde Ali’ye lanet edilmesine karşı çıkıyor, bunu yapanlara bazan küçük çakıl taşları atıyordu. (Taberi, Muaviye’nin emriyle gerçekleştirilen bu trajik olayı geniş olarak anlatır. Bkz. Taberi,&nbsp;<em>Tarih</em>, V, 268-274.) Bu elim cinayetleri tolere edenler, “<strong><em>Zarar-ı ammı def’etmek için zarar-ı has tercih edilir</em></strong>” ilkesine sığınırlar. Bu yetmiyormuş gibi Osmanlı’daki kardeş katlini, kundaktaki bebeği katletmeyi de tecviz ederler.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>13. Semure bin Cendeb olayı:</strong>&nbsp;Tarih kitaplarında yer alan bazı iddialara göre, Muaviye, Semure bin Cendeb’e Bakara suresi 204, 205, 206. ayetleri Ali aleyhide yorumlasın diye 400 bin dirhem vermiştir. Bu Kur’ani anlamın tahrifatına göre 204, 205 ve 206. ayetler Ali, 207. ayet ise onu şehid eden İbn Mülcem hakkındadır. İbn Ebi’l Hadid, bunu Ebu Ca’fer el İskafi’den nakleder. Şii eğilimleri güçlü İbn Ebi’l Hadid, muteber Sünni kaynaklarda güvenilir bulunmadığından söz konusu nakil şüpheyle karşılanmıştır. Referans verdiği Bağdat ekolüne mensup Mutezili Ebu Ca’fer el İskafi ise Şii olmadığı halde Muaviye’yi hadis uydurmakla itham etmektedir. (Hikmet Gültekin-Abdullah Çimen, “Semure bin Cendeb ve Hakkındaki Eleştiriler”,&nbsp;<em>İnsan ve Topum Bilimleri Araştırmaları Dergisi</em>, Cilt: 7, Sayı: 3, 2018, s. 2080-2102). Semure, sonraları pişman olup şunları söyler: “Allah Muaviye’ye lanet etsin, ona 4 bin dinara yaptığım hizmeti Allah’a yapsaydım beni cennetine koyardı.”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>14. Yezid’in veliaht tayin edilmesi:</strong>&nbsp;Muaviye, Bizans ve Sasanileri takip ederek, sarhoş, binamaz, ilkesiz, sefih oğlu Yezid’i veliaht tayin etti, İslami sistemi tersine çevirdi. Yezid’i yöneten de kendi aklı değil, hırslarını ve korkularını iyi kullanan “<em><strong>Beni Ümeyye derin devleti</strong></em>”ydi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>15. Şeytani zekanın Rahmani takvaya galibiyeti:&nbsp;</strong>Muaviye iktidar hırsı ve kabile asabiyetinin derin etkisinde Hz. Ali gibi mümtaz bir sahabeye isyan etti, haksız yere ve bir baği olarak kan dökülmesine sebep oldu. Oysa Hz. Ali’nin ne kadar değerli bir zat olduğunu biliyordu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>a)</strong>&nbsp;Hz. Ömer, onun hakkında, “<em><strong>Ali en faziletlimizdir</strong></em>” demişti. Başkalarıyla ihtilafa düştüğünde Ali’yi hakem-hakim kabul eder, ona müracaat ederdi. Ömer nazarında Ali, Şeriat’tı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>b)</strong>&nbsp;Ahlaki normlara ve hukuka sıkı sıkıya bağlı olan Ali’ye taraftarları “<em><strong>Sen de biraz zeki şeyler-siyasetler takip etsene!</strong></em>” dediklerinde, şu meşhur sözü sarfetmiştir: “<em><strong>Levle’t tuka, le-küntu edha’l Arab.</strong></em>” (Takva yani ‘ahlaki norm ve hukuk kurallarına sadakat olmasaydı’ Arapların en dâhisi ben olurdum.)</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yazı dizimizin bu bölümünde Muaviye’nin amel defterinde yer alan cürümleri sıraladım. Bunlar tarih ve siyer kitaplarında yer almış bilgi ve kayıtlardır. Uydurma, iftira, itham varsa delilleriyle zikredildiğinde düzeltmeye hazırım, bu yöndeki bilgi tashihini memnuniyetle karşılarım.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Muaviye bize kötü bir miras bıraktı, cürümlerinin cezasını vermek bize düşmez, artık Cenab-ı Hak’ın huzurunda hesabını verecektir. Bizim için önemli olan bu cürümlerin nasıl olur da sosyal, siyasi ve ahlaki teamüller halinde günümüze kadar gelmiş ve bugünkü ahlaki krizimize ve Müslüman dünyayı birbirine düşüren tefrikaya kaynaklık teşkil etmiş olmasıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Dizinin son yazısında bu konu üzerinde duralım, inşallah!</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ALİ BULAÇ</strong></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 16:09:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/ali-bulac-yazdi-muaviyenin-amel-defteri-1776174855.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dr. İhsan Ünlü yazdı: Kimin safındayız? Kime hizmet ediyoruz?</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/dr-ihsan-unlu-yazdi-kimin-safindayiz-kime-hizmet-ediyoruz-3145</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/dr-ihsan-unlu-yazdi-kimin-safindayiz-kime-hizmet-ediyoruz-3145</guid>
                <description><![CDATA[Araştırmacı-yazar Dr. İhsan Ünlü, Müslümanların birlik ve kardeşliğine dikkat çeken önemli bir yazı kaleme aldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Araştırmacı-yazar <strong>Dr. İhsan Ünlü, </strong>Müslümanların birlik ve kardeşliğine dikkat çeken önemli bir yazı kaleme aldı.<br />
<br />
Ünlü, yazısında Hz. Ali’nin Sıffin Savaşı sırasında verdiği bir cevabı örnek göstererek, hakikatin şahıslara göre değil, şahısların hakikat mizanında değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. “Hakikat insanlara bakarak öğrenilmez. Bilakis hakikat mizanında insanlar değerlendirilir” ifadeleriyle, Kur’an-ı Kerim’in “Furkan” vasfına ve “toptan Allah’ın ipine sarılın” (Âl-i İmrân, 103) emrine işaret etti.<br />
<br />
<strong><span style="color:#2980b9">Dr. İhsan Ünlü'nün makalesinin tam mertni şöyle:</span></strong></p>

<p><strong>KİMİN SAFINDAYIZ? KİME HİZMET EDİYORUZ?</strong><br />
Hz. Ali’ye yakınlığıyla bilinen bazıları ona Sıffin’de sorarlar: “Acaba senin hak üzerinde olduğuna, Talha ve Zubeyir’in de bâtıl yolda olduklarına itikat etsek ne olur?”&nbsp;<br />
<br />
Hz. İmam Ali, “Sen şahısları hak ile tanı, Hakk'ı şahıslarla tanıma. Yeter ki sen Hakk'ı tanı, onun ehlini de tanırsın!” diye cevap verir.<br />
Hakikat insanlara bakarak öğrenilmez. Bilakis hakikat mizanında insanlar değerlendirilir.<br />
<br />
Bugün biz Müslümanların elinde hakikatin ta kendisi olan Kur’an mizanı dipdiri durmaktadır.<br />
Bir adı da Furkan (hakkı batıldan ayıran) olan bu mübarek kitap, gerçeğin ta kendisi ve öncekileri doğrulayıcı olarak indirilmiştir. (Âl-i İmrân:3-4)<br />
<br />
Bu Yüce Kitapta Müslümanların dağınıklığına asla müsaade edilmez; bilakis “toptan Allah’ın ipine sarılın” buyrulur. (Âl-i İmrân-103)<br />
Müminlerin ancak kardeş oldukları deklare edilir…(Hucurat-10)<br />
<br />
Hz. Peygamber (as) müminleri bir vücudun azalarına benzetirken hiçbir ayrıma girmez; üstelik veda hutbesinde her türlü ayrımcılığa karşı dururken gerçek üstünlüğün takva yani sorumluluk bilincini kuşanmak olduğuna dikkat çeker.<br />
Tabi bugün Müslümanlar, birbirlerine karşı kardeş gibi değil de kalleş gibi davranıyorsa bu durum, üzerinde durulması gereken ciddi bir problemdir.&nbsp;<br />
<br />
Bu meyanda Kur’an, inananları Allah için hakkı ayakta tutmaya ve adaletle şahitlik eden kimseler olmaya davet eder.<br />
“Herhangi bir topluluğa duyduğunuz kin, sizi adaletsiz davranmaya sevk etmesin” diye de hemen arkasından uyarır. (Maide-8)<br />
Hal böyleyken bugün göz göre göre zulme uğrayan Müslümanlara sırf mezhebinden ve meşrebinden dolayı duyarsız kalmak doğru bir yaklaşım olabilir mi?<br />
<br />
Mezhep, meşrep meselesi; nereden çıktığı? hak-batıl vs. şimdi onları tartışma zamanı değildir.<br />
Komşunun evi yanarken duvarın renginin ne olduğu tartışmasına takılıp kalmak en hafif tabiriyle vurdumduymazlıktır.<br />
<br />
Daha vahim olanı, şayet önlem alınmazsa mahallesindeki o yangının kendi evine de sıçrama ihtimalinin yüksek olmasıdır.<br />
Bizim anlayışımıza göre, mazluma kimliği sorulmaz.<br />
<br />
Zulüm kimden gelirse gelsin, kime yönelik olursa olsun mazlumun yanında zalime karşı durmak gerekir.<br />
Sırf mezhebinden veya ırkından dolayı bugün kuşatma altında olan ülkeye/ ülkelere mesafeli duranlar, bilerek ya da bilmeyerek emperyal güçlerin değirmenine su taşımaktadır.<br />
<br />
Bunlar, onca ayet ve hadis ayrışmayı değil birleşmeyi salık verirken, kör mezhepçilik anlayışıyla tam da küffarın arayıp da bulamadığı kamplaşmaya çanak tutmaktadırlar.</p>

<p>Öte yandan Muharrem ayı geldiğinde mazlumların önderi, şehitler serdarı İmam Hüseyin için yas tutanların, bugün mazlum halklar ve gönül coğrafyasında yaşananlar karşısında sus pus olmaları tam bir çelişkidir.<br />
Ümmetin ortak acısı ve kanayan yarası Kerbela’dan yeterince ders çıkaramayanların, bugün bütün coğrafyanın Kerbela ve her günün âşûra olmasına engel olamadığı görülmektedir maalesef.<br />
<br />
“Zillet içimde yaşamaktansa izzetli bir ölümü tercih ederim” diyerek yola çıkan İmam Hüseyin’i yeterince tanımayan sözüm ona Müslümanlar, bugün zillet içinde sömürge güçlere teslim olmuş durumdadır.<br />
Gaflette olan bu insanlara tavsiyem, “Sarı Öküz” hikâyesini tekrar tekrar okumalarıdır. Gafil Müslümanlar dünyevi hırs ve çıkarları adına tarihten bu yana çok tavizler verdi.<br />
<br />
Kimi kariyer, kimi ikbal, kimi makam, kimi menfaat, kimi şöhret uğruna dinini, mukaddesatını sattı.<br />
Mezhebini, meşrebini, ırkını, dilini, rengini dinin/hakikatin önüne geçirenler sayesinde İslam öncesi cahiliye karanlığı tekrar hortladı.<br />
Gün, mezhebine meşrebine bakmaksızın mazlumdan ve mağdurdan olma günüdür.<br />
Gün, “Ehl-i kıble tekfir olunmaz” gerçeğinden hareketle, Müslümanlara kavli ve fiili duada bulunma ve dayanışma günüdür.<br />
Gün, safları sıklaştırma ve İslam kardeşliğini yeniden tesis etme günüdür.<br />
Unutmayalım; “Haksızlık karşısında susan, hakkıyla birlikte şerefini de yitirir.” (Hz. Ali)<br />
Safımız belli; kanayan bir yara karşısında adaletin ve merhametin sesi olmak.</p>

<p>30.03.2026<br />
Dr. İhsan ÜNLÜ</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 01 Apr 2026 07:34:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/dr-ihsan-unlu-yazdi-kimin-safindayiz-kime-hizmet-ediyoruz-1775018355.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ali Rıza Özdemir yazdı: Alevi-Bektaşi irfanında “doksan bin ayet” ve “doksan bin kelam” sırrı</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ali-riza-ozdemir-yazdi-alevi-bektasi-irfaninda-doksan-bin-ayet-ve-doksan-bin-kelam-sirri-3140</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ali-riza-ozdemir-yazdi-alevi-bektasi-irfaninda-doksan-bin-ayet-ve-doksan-bin-kelam-sirri-3140</guid>
                <description><![CDATA[T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi önceki dönem başkanı ve yazar Ali Rıza Özdemir sosyal medya hesabında, Alevi-Bektaşi irfan geleneğindeki önemli bir kavram olan “doksan bin kelam” ve “doksan bin ayet” tabirinin manevi anlamını, Hz. Peygamber’in Miraç yolculuğuna ve Dört Kapı öğretisine bağlayarak açıklıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi geleneksel irfanında, Buyruk metinleri ve ulu ozanların nefeslerinde sıkça geçen “<strong><em>doksan bin kelam</em></strong>” ya da “<em><strong>doksan bin ayet</strong></em>” kavramı, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi önceki dönem başkanı ve yazar Ali Rıza Özdemir’in sosyal medya hesabında paylaştığı makalesinin konusu oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hz. Peygamber’in Miraç yolculuğunda Cenab-ı Hakk ile gerçekleştirdiği mülakatta 90 bin kelam konuştuğu kabul ediliyor. İslam inancında Allah’ın her sözünün bir ayet hükmünde değerlendirilmesi nedeniyle bu ilahi diyalog, Alevi literatüründe “<em><strong>doksan bin ayet</strong></em>” olarak da anılıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Temel kaynaklardan Şeyh Safi Buyruğu’na (1612) göre bu kelamlar, Alevi-Bektaşi yolunun “<strong><em>Dört Kapı</em></strong>” müfredatına göre şöyle tasnif ediliyor:</span></p>

<p><span style="color:#000000">- 30 bin kelam şeriat kapısına,<br />
- 30 bin kelam tarikat kapısına,<br />
- 30 bin kelam ise hakikat kapısına aittir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Dört Kapı’nın üçüncüsü olan marifet kapısına dair kelamlar ise “<em><strong>sır</strong></em>” kabul edildiği için kişiye özel irfan, keşif ve sezgiler yoluyla aktarılıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu gizli hakikat, Şeyh Safi Buyruğu’nda Hz. Ali’nin kudret nurunda saklı tutulduğu ve ancak Şah-ı Merdan Hz. Ali tarafından açıklanabildiği ifade ediliyor.<br />
<br />
Şeriat kapısındaki kelamlar “<em><strong>kavil</strong></em>” (söz), tarikat kapısındaki kelamlar “<strong><em>yo</em></strong>l”, hakikat kapısındaki kelamlar ise “<em><strong>hal</strong></em>” olarak nitelendiriliyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Hakikat kapısına eren kişi, evliya mertebesine ulaşarak hakikati oturuşu, kalkışı ve davranışlarıyla tecelli ettiriyor. Hz. Peygamber’in “<strong><em>Hakikat benim halimdir</em></strong>” buyruğu da bu olgunluk düzeyine işaret ediyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Büyük mutasavvıf Yunus Emre, bir beytinde bu sırra şöyle değiniyor:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<strong><em>Doksan bin kelimeyi Hak söyleyecek Habib ile, Otuz bini sır olacak, ben o sır olandaydım.</em></strong>”</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi - Kızılbaş geleneğinin önemli ozanlarından Kul Himmet de kelamların bir kısmının gizli (nihan), bir kısmının ise aşikar olduğunu vurguluyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">19. yüzyılda yaşayan Hamdullah Çelebi ise taksimatı “<em><strong>Otuz bini şeriatte, otuz bini tarikatta, otuz bini hakikatte, bilenler bildi vallahi</strong></em>” diyerek özetliyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Uzmanlar, bazı eski kayıtlarda “seksen bin” şeklinde geçen ifadelerin muhtemelen yazım yanlışı olduğunu, aslının her kapıya otuz bin düşecek şekilde toplam doksan bin olduğunu belirtiyor. Bu sayısal sembolizm, yolun katmanlı ve derin irfanını hatırlatıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi kültüründe manevi tekamülün temel taşlarından biri olarak değerlendirilen konuya dair Ali Rıza Özdemir’in sosyal medya hesabındaki makalesi şöyle:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ALEVİ-BEKTAŞİ İRFANINDA “DOKSAN BİN AYET”, “DOKSAN BİN KELAM” SIRRI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi inanç dünyasında, özellikle Buyruk metinlerinde ve ulu ozanların nefeslerinde sıkça karşımıza çıkan doksan bin kelam veya doksan bin ayet tabiri; yolun özünü ve zahirden batına uzanan o derin hikmeti temsil eden en temel kavramlardan biridir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu kavramın mahiyetini tam manasıyla kavrayabilmek için öncelikle Hz. Peygamber Efendimizin Miraç hadisesini ve bu kutlu yolculuğun Alevi irfanındaki karşılığını bilmek gerekir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi inancına göre Hz. Peygamber, Miraç yolculuğu esnasında Cenab-ı Hakk ile mülaki olmuş ve bu görüşme sırasında Allah ile doksan bin kelam konuşmuştur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İslam inancında Allah’ın her sözü bir ayet hükmünde kabul edildiği için, bu ilahi diyalog Alevi literatüründe “<strong><em>doksan bin ayet</em></strong>” olarak da adlandırılır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bin altı yüz on iki tarihli Şeyh Safi Buyruğu gibi temel kaynaklarda bu kelamların dağılımı, yolun “<em><strong>Dört Kapı</strong></em>” müfredatına göre şu şekilde tasnif edilir:</span></p>

<p><span style="color:#000000">Otuz bin kelam şeriat kapısı hakkındadır.<br />
Otuz bin kelam tarikat kapısı hakkındadır.<br />
Otuz bin kelam ise hakikat kapısı üzerinedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Peki, Dört Kapı’nın üçüncüsü olan marifet kapısına ne olmuştur?</span></p>

<p><span style="color:#000000">İrfan geleneğimizde marifet kapısına dair bilgiler; genellikle kişiye özel tecrübeler, keşifler ve sezgiler (irfan) yoluyla verildiği için bunlar “<strong><em>sır</em></strong>” olarak kabul edilmiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Şeyh Safi Buyruğu’na göre bu marifet kelamı, Hz. Ali’nin kudret nurunda gizlenmiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu gizli hakikati insanlara ancak ilmin kapısı olan Şah-ı Merdan Hz. Ali açıklamıştır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Şeriat kapısındaki otuz bin kelam “<strong><em>kavil</em></strong>” yani sözdür; tarikat kapısındakiler ise “<em><strong>yol</strong></em>”dur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ancak hakikat kapısındaki otuz bin kelam “<em><strong>hal</strong></em>” olarak nitelendirilir. Zira hakikat kapısına eren kişi artık bir evliyadır, bir velidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Onun hakikati, özel bir çaba sarf etmesine gerek kalmadan; oturuşunda, kalkışında, tavır ve davranışlarında tecelli eder. Hz. Peygamber’in “<strong><em>Hakikat benim halimdir</em></strong>” buyruğu da tam olarak bu olgunluk mertebesine işaret eder.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu kutlu öğreti, tarih boyunca ozanlarımızın gönül süzgecinden geçerek şiirlere ve deyişlere dökülmüştür. Büyük mutasavvıf Yunus Emre, bir beytinde bu sırra şöyle dokunur:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<strong><em>Doksan bin kelimeyi Hak söyleyecek Habib ile,Otuz bini sır olacak, ben o sır olandaydım.</em></strong>”</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yine Kızılbaş geleneğinin önemli temsilcilerinden Kul Himmet, bu kelamların bir kısmının gizli (nihan), bir kısmının ise açık (aşikar) olduğunu vurgulayarak; şeriatın belli, tarikatın ise bir rehber eliyle sürülen bir erkan olduğunu dile getirir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">On dokuzuncu yüzyılda yaşamış olan Hamdullah Çelebi de otuzar binlik bu taksimatı; “<em><strong>Otuz bini şeriatte, otuz bini tarikatta, otuz bini hakikatte, bilenler bildi vallahi</strong></em>” diyerek mühürlemiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Özetle; doksan bin kelam, Hz. Peygamber’in Miraç’ta Allah’tan aldığı ve insanlığın manevi tekamülüne sunulan ilahi öğretinin bütünüdür.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bazı eski kayıtlarda “<em><strong>seksen bin</strong></em>” olarak geçmesi muhtemelen bir yazım yanlışıdır; zira aslı her kapıya otuz bin düşecek şekilde toplamda doksan bindir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu sayısal sembolizm, aslında yolun ne kadar derin, kurallı ve katmanlı bir irfana sahip olduğunu bizlere hatırlatmaktadır.<br />
<br />
<strong>Kaynak:</strong></span> https://t.co/CtMA3tEfsQ</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 29 Mar 2026 21:21:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/ali-riza-ozdemir-yazdi-alevi-bektasi-irfaninda-doksan-bin-ayet-ve-doksan-bin-kelam-sirri-1774809754.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Prof. Dr. Caner Işık yazdı: Hz. Ali ve Nevruz Cemi</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/prof-dr-caner-isik-yazdi-hz-ali-ve-nevruz-cemi-3122</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/prof-dr-caner-isik-yazdi-hz-ali-ve-nevruz-cemi-3122</guid>
                <description><![CDATA[Prof. Dr. Caner Işık, haber sitemize Müminlerin Emiri Hz. Ali’nin doğduğu gün olan 21 Mart tarihi ile Türklerin Nevruzu ve Alevilerin cem ibadetinin nasıl birleştiğini yazdı. İşte, o makale:]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000"><strong>HZ. ALİ VE NEVRUZ CEMİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Hz. Ali Hicret’ten 23 yıl önce Recep ayının 13. Cuma günü Beytullah’ın içinde dünyaya gelir. Bu doğum tarihi Miladî olarak 21 Mart 599’dur. Annesi Haşimoğullarından Esed’in kızı Fatıma, Babası ise Haşimilerden Abdulmuttalip oğlu Ebu Talip’tir. Ebu Talip Hz. Peygamber’in babası Abdullah ile aynı anne babadan olma tek öz kardeştir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Hz. Ali’nin annesi Fatıma’nın önemli bir özelliği de Hz. Muhammed’e ikinci annelik yapmış olmasıdır. Hz. Muhammed yedi yaşından evleninceye kadar amcası Ebu Talib’in evinde ve himayesinde kalmıştır. Daha sonra da Hz. Ali, Hz. Muhammed’in evinde büyümüş ve peygamberin terbiyesinde yetişmiştir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Hz. Ali’nin bir sıfatı “<strong><em>keremallahüveche</em></strong>”dir. Türkçesi, “<strong><em>Allah’tan gayrısına yüzünü dönmemiş</em></strong>”tir. Küçük yaşta İslam ile şereflenen Hz. Ali’nin zihninde cahiliye dönemine ait hiçbir etki yoktur. Öyle ki, Peygamber’in risaletinin ve Kur’an-ı Kerim’in nüzul sebeplerinin hepsine yaşantısı ve ortamı gereği hakimdir. Bu sebeple Allah’tan başkasına yüzünü dönmemiş olan Hz. Ali, İslam dünyasında Hz. Peygamber’den sonra değeri ölçülemeyecek bir durumdadır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Nitekim, Gadir Hum’da vefatına yakın peygamberin vasi tayin ettiği Hz. Ali, Ümeyyeoğulları’nın birçoğu dışında, bütün Müslümanlar tarafından her zaman adı gibi yüce vasıflarla anılmış velayetin nurunun taşıyıcısıdır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkler Müslümanlıkla iki yolla tanışmıştır. Birincisi Emeviler döneminde Arap ordularının dini olarak tanışmıştır. Bu ilk tanışma Türklerin direnişi ile karşılanmıştır. Ulu önderin Türk milletinin özelliğini vurgularken “<em><strong>bağımsızlık benim karakterimdir</strong></em>” sözünün bir tecellisi olarak, Arap orduları Türkleri “<strong><em>mevali</em></strong>” yapamamıştır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">İkinci karşılaşma ise, Ehl-i Beyt evlatları ile olan karşılaşmadır. Bu karşılaşma sonunda, Türkler daha sufi bir yorumla Müslüman olmuşlardır. Muaviye’nin oğlu Yezit halifeliğini ilan edince, ilk iş olarak Kerbela’da Ehl-i Beyt evlatlarını, daha sonra da Medine’deki sahabeleri katletmiştir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu ortamda Müslümanların huzuru kalmamış ve Peygamber’in öğrettiklerine sadık kalmaya çalışan Müslümanlar uzak diyarlara göç etmek zorunda kalmışlardır. Bu göçler, Rum diyarına (Anadolu’ya), Habeşistan’a ve Horasan’a doğru olmuştur. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ali evlatları olarak Müslümanlar arasında bilinen “<strong><em>Alevinyün</em></strong>”, Alevi olarak adlandırılan Ehl-i Beyt evlatları yaşayabilmek için Horasan’a göç etmişlerdir. Horasan’da ruhsal alemle bağ kurmayı önceleyen Mani dini ve Göktanrı inancı hakimdir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu dinin ruhsal şahsiyetleri ile göç ile gelen ehlibeyt evlatları arasında velayet anlayışı, ortaklığı temelinde bir yakınlık oluşmuş ve Ehl-i Beyt evlatları ile bütünleşen Türk soylu ruhsal şahsiyetler özgün ve ahlak temelinde bir okuma yaparak, İslam’ın Türkçe anlaşılmasının yolunu açmışlardır. Sonraki yüzyıllarda meydana gelen göçler sonunda Horasan erenleri Anadolu’nun Türkleşmesi ve Müslümanlaşmasında etkin olmuşlardır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ali evlatları vasıtasıyla “<em><strong>Horasan melametiliği</strong></em>” ortaya çıkmış ve Horasan Erenleri adıyla anılan erenlere dedelik, ocaklık ve pirlik görevleri geçmiş ve bu makamlar üzerinden insanlara Hakk olan doğrultusunda hizmet etmeleri mümkün olmuştur. </span></p>

<p><span style="color:#000000">İşte Aleviler önce sadece Ali evlatlarının adı iken, daha sonra Ali evlatlarına talip olanlarının da adı olmuş. Günümüze kadar Aleviler bu ocaklar vasıtasıyla yol ve erkânlarını sürdürmüşlerdir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevilerin erkânları Ehl-i Beyt’in önderliğinde kurulmuş ve Ali evlatlarının liderliğinde uygulanmış erkânlardır. Bu erkânların başında cem ibadeti gelir. Cem ibadeti Kur’an-ı Kerim’in Nûr suresinin 35-36. ayetlerinde işaret edilen, evlerde yapılan ibadet olarak zikredilen toplu ibadettir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Cem, Hz. Peygamber’in Mekke döneminde, Müslümanların evlerinde, birbirinden rızalık alınarak, ortamda paylaşılanların sır olarak kalması sözü alınarak, yapılan sohbet ve irşadı da içeren muhabbet ve ibadetlerdir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Güvenlik kaygısıyla Mekke dönemindeki Müslümanların gizli olarak yaptığı ibadetlerin bir benzeri olarak kabul edilen cem ibadeti Alevilerce ibadetlerinin özü olarak sunulmuştur. Erkânın ocak uygulamaları farklılaşsa bile, özünde insan-ı kâmil yetiştirmeyi hedefleyen bir ibadettir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Cem, toplu olarak yapılan ve karşılıklı olarak “<strong><em>nasıl daha ahlaklı hale geliriz</em></strong>” sorusuna cevap aranan, hataların sorgulandığı, alternatif önerilerin hep birlikte bulunduğu, Hakk’ın emir ve rızasını gözetmenin temel hedef olarak konulduğu ibadet ortamıdır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Cem, Allah’a kulluğun Muhammed Mustafa’ya ümmetliğin, Aliy’el Mürteza’ya talipliğin ve Ehl-i Beyt’e bende olmanın yeridir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">İslam’ın ilk ideal normlarla yetiştirilen insanı olan Hz. Ali yukarıda bahsedilen Horasan Erenleri ekolü tarafından yolun piri kabul edilmiştir. Bu Pir’in doğum gününün eski Türk takviminin başlangıcına, 21 Mart’a denk gelmesi özel bir işaret olarak kabul edilmiş ve Hz Ali’nin mevlidi ile doğanın uyanışı bir başlık altında birleştirilip yeni yıla yeni niyetler ve yeni umutlarla girmek anlamında özel Nevruz Cemleri yapılmıştır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Maddi uyanış ile ruhsal uyanışın kaynağının birleşmesi olan Nevruz, Aleviler için eski eksikliklerin tamamlanma, yeni başlangıçların ve dileklerin sunulduğu gündür. </span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Bir şeyler karışmışsa başlangıca dönün</strong></em>” diyen Aliy’el Murtaza’nın temiz başlangıç dileklerine uyan taliplerinin temiz başlangıç dileklerinin dile getirildiği gündür. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Nevruz’da “<em><strong>Arınmak için, önce arındıranın temiz olması gerekir</strong></em>” düsturundan hareketle, önce önderler “<em><strong>el ele el Hakk’a</strong></em>” ilkesi doğrultusunda birlik olup arınır, daha sonra taliplerle birlikte, birbiri ile rızalık içinde, Hakk’ın emri ve rızası doğrultusunda olmak bilinciyle, Nevruz Cemi yapılır. Bu cemle yeni yıla hayırlı ve temiz bir başlangıç yapılmış olur. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Nevruz cemlerinde Nad-ı Ali’ler okunur, toplumu bütünleştiren değerler ön plana konulur ve uygulama makamının, yani velayet makamının başlangıcı olan Hz. Ali örneklik boyutu ile işlenip “<strong><em>Hakk, Muhammed, Ali</em></strong>” itikadı gündeme getirilir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Hz. Ali Peygamberimizden sonra İslam’ın yaşayan umudu olmuştur. Kurduğu yol ve örnek yaşantısı ile Hz. Peygamber’in şehrine girişin kapısı olmuştur. Hz. Ali her başlangıcın Allah adıyla yapılmasının örneğidir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Allah cümlemize bu anlatılanları anlamayı nasip etsin. </span></p>

<p><span style="color:#000000">İnsanoğlu dünya âlemine geldiği günden beri devam eden Hakk ile batıl savaşında Hakk olandan yana olmayı ve Hakk’ın emir ve rızasında durmayı tüm hak edenlere bağışlasın. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Yüce Yaradan akıl ve vicdanımızı daima hak olan doğrultuda kullanmayı nasip etsin. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bizi apaçık düşmanımız olan ayrımcılıkla görünür olan şeytan ve onun planlarını uygulayanlara karşı güçlendirsin. </span></p>

<p><span style="color:#000000">21 Mart Nevruzumuz Hakk bir başlangıç olsun, Nevruzumuz arı ve diri bir geleceğe imkân olsun, Nevruzumuz kutlu olsun.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Gerçeğe Hû!</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">Prof. Dr. Caner IŞIK</span></strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 21 Mar 2026 19:29:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/prof-dr-caner-isik-yazdi-hz-ali-ve-nevruz-cemi-1774112363.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dr. İhsan Ünlü yazdı: Men Dakka Dukka!</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/dr-ihsan-unlu-yazdi-men-dakka-dukka-3104</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/dr-ihsan-unlu-yazdi-men-dakka-dukka-3104</guid>
                <description><![CDATA[Araştırmacı-yazar Dr. İhsan Ünlü, 14 Mart 2026 tarihinde kaleme aldığı yazısında, klasik bir atasözünü Kur'an ayetleri, şairlerin dizeleri ve tasavvufi kıssalarla harmanlayarak derin bir mana yükledi. Ünlü'nün yazısında, Arapça kökenli atasözünün Türkçe karşılığı olarak “Ne ekersen onu biçersin” ifadesini kullandığı belirtiliyor]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Dr. İhsan Ünlü'den anlamlı bir tefekkür yazısı: "Dünya ahiretin tarlasıdır, ne ekersen onu biçersin"</p>

<p>Araştırmacı-yazar Dr. İhsan Ünlü, 14 Mart 2026 tarihinde kaleme aldığı yazısında, klasik bir atasözünü Kur'an ayetleri, şairlerin dizeleri ve tasavvufi kıssalarla harmanlayarak derin bir mana yükledi.</p>

<p>Ünlü'nün paylaşımında, Arapça kökenli atasözünün Türkçe karşılığı olarak “Ne ekersen onu biçersin” ifadesini kullandığı belirtiliyor. Bu deyimin hem dünyevi hem uhrevi boyutuna dikkat çeken yazar, Kur'an-ı Kerim'den Zilzal Suresi 7-8. ayetleri hatırlatıyor: “Kim zerre kadar bir iyilik yaparsa karşılığını görür. Kim zerre kadar bir kötülük işlerse o da onun karşılığını görür.”</p>

<p>Dr. İhsan Ünlü yazısının tam metni şöyle:<br />
<br />
<strong>MEN DAKKA DUKKA!</strong><br />
<br />
Arapça bir atasözü olan bu deyimin bizdeki karşılığı, “Ne ekersen onu biçersin” şeklinde ifade edilebilir.<br />
Hem dünyevi hem de uhrevi manada alınabilecek bu sözü Kur’an’a söyletecek olursak; “Kim zerre kadar bir iyilik yaparsa karşılığını görür. Kim zerre kadar bir kötülük işlerse o da onun karşılığını görür” (Zilzal/7-8)&nbsp;<br />
“Ey inananlar, Allah'tan korkun ve kişi, yarın için ne (yapıp) gönderdiğine baksın. Allah'tan korkun; çünkü Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.” (Haşr-18)<br />
<br />
Şairin dizeleriyle konuşursak, “Aldanma dünyanın velvelesine/ Hepsi boş heves bir gün öğrenirsin/ Kimi hakka koşar kimi tersine/ Her nefesin hesabı var görürsün.” dediği güne doğru hızla koşuyoruz.<br />
<br />
“Arı su içer, bal akıtır; yılan aynı sudan içer zehir saçar” misali, şu fani dünyada herkes rolünü oynuyor ve kendine yakışanı yapıyor.<br />
Üstad Necip Fazıl’ın deyimiyle, “Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir;<br />
Oluklar çift; birinden nur akar; birinden kir.”&nbsp;<br />
<br />
“Rivayet edilir ki Hindistan’ın en uzak yerinde bir ülke vardı. Orada birini on yıllığına padişah yaparlardı. On yıl dolunca onu makamından indirir, ipekli kaftanlarını soyup dilenci kıyafetlerini giydirirlerdi. Sonra onu bir sandala bindirip çok korkunç, karanlık ve ıssız bir adaya bırakırlardı. O adada yılanlar, akrepler ve yırtıcı hayvanlardan başka hiçbir canlı yoktu. Oraya bırakılan her eski padişah, yalnızlık ve vahşet içinde perişan olup ölür, adı sanı unutulurdu.<br />
<br />
Ülke padişahsız kalmasın diye yola bakarlar, karşılarına çıkan ilk yabancıyı padişah yaparlardı. Onu dilenci kıyafetinden çıkarıp altınlı elbiseler giydirir, başına taç koyarlardı. Gelen kişi saraya yerleşir, on yıl boyunca her şeyin sahibi olurdu. Fakat çoğu, bu on yılın sarhoşluğuna kapılıp sonlarını unutur, vakit dolunca da o korkunç adaya sürülürlerdi.<br />
Yine bir gün eski padişahı adaya sürdüler ve yola baktılar. Yorgun ve fakir görünüşlü bir adam geldi. Onu padişah yapmak istediler. Adam önce direndi: "Benim abam padişah giysisinden değerlidir, beni rahat bırakın" dedi. Ancak zorla razı edip tahta oturttular. Bu zat, diğerlerinin aksine akıllı ve arif birisiydi. Tahta oturur oturmaz "Benden öncekilere ne oldu?" diye sordu. Ona acı gerçeği anlattılar: "On yıl sonra o vahşi adaya bırakılacaksın."<br />
<br />
Akıllı padişah, "Madem sonum orası olacak, gidip orayı bir göreyim" dedi. Kimse ondan önce bunu yapmamıştı. Gidip baktı ki ada gerçekten bir vahşet yuvası; her yer kemiklerle dolu. Derinden sarsıldı ama durumu belli etmedi. Saraya dönünce hemen en usta mühendisleri çağırdı. Onlara, o ıssız adada bir saray yapmalarını emretti. Köşe bucak saraylar yükseldi, nehirler akıtıldı, bahçeler ve bostanlar kuruldu.<br />
<br />
Henüz padişahlığı devam ederken, elindeki tüm imkânları kullanarak adaya hizmetçiler, cariyeler ve hayvanlar gönderdi. Kendi malını mülkünü yavaş yavaş oraya nakletti. Ada, vaktinden önce muazzam bir şehre, bir cennet bahçesine dönüştü. Artık padişahın gönlü ve canı, o adaya gitmek için can atar oldu.<br />
<br />
On yıl dolunca halk gelip onu tahttan indirdi. Kaftanını çıkarıp eski elbiselerini giydirdiler ve bir sandalla adaya bıraktılar. Dışarıdan bakınca perişan görünüyordu ama padişahın içi sevinçle doluydu. Sandal kıyıya yanaşınca, vaktinden önce oraya gönderdiği hizmetçiler ve köleler onu ellerinde hediyelerle, dualarla karşıladılar. O eski kıyafetlerini çıkarıp ebedi padişahlık libaslarını giydirdiler. Onu kendi kurduğu sarayına, asıl saadetine ulaştırdılar.”<br />
<br />
Kıssadan hisse; dünya ahiretin tarlasıdır, ne ekersek onu biçeceğiz.<br />
Ebedî âleme göçen her insan, ödülünü de cezasını da bu dünyadan kendisi götürecek.&nbsp;<br />
Dünya tarlasında ektiğini, mahşer gününde biçecek. Bugün tarlasını ihmal eden, yarın ahirette çok muhtaç olduğu güzelliklerden mahrum kalacak.&nbsp;<br />
<br />
Tarlasına günah ve isyan tohumları eken ise, can yakıcı bir azabın pişmanlığından başka bir şey elde edemeyecek.<br />
Hz. Mevlana’nın harika tespitiyle bitirelim yazıyı; “Sen hiç buğday ektin de arpa bittiğini gördün mü?”&nbsp;<br />
Selam ve dua ile…</p>

<p>14.03.2026<br />
Dr. İhsan ÜNLÜ</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 15 Mar 2026 23:48:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/dr-ihsan-unlu-yazdi-men-dakka-dukka-1773608062.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Oktay Hacımusalı yazdı: Benim ülkem vuruluyor, ama benden biat bekleniyor...</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/oktay-hacimusali-yazdi-benim-ulkem-vuruluyor-ama-benden-biat-bekleniyor-3094</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/oktay-hacimusali-yazdi-benim-ulkem-vuruluyor-ama-benden-biat-bekleniyor-3094</guid>
                <description><![CDATA[TÜMER Dış İlişkiler Koordinatörü Oktay Hacımusalı, sosyal medyada son günlerde Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'e yönelik yoğun eleştiri ve akıl verme girişimlerini sert bir dille eleştirdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://tumer.org/oktay-hacimusali-benim-ulkem-vuruluyor-ama-benden-biat-bekleniyor/"><strong>TÜMER</strong></a> Dış İlişkiler Koordinatörü <strong>Oktay Hacımusalı, </strong>sosyal medyada son günlerde Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'e yönelik yoğun eleştiri ve akıl verme girişimlerini sert bir dille eleştirdi. Hacımusalı, 8 Mart 2026 tarihinde yayımlanan yazısında, Azerbaycan'ın zorlu dış politika mücadelesini ve devlet yönetiminin gerçeklerini hatırlatarak, sıradan vatandaşların devlet başkanına yönelik tavrını "cüretkâr" bulduğunu belirtti.<br />
<br />
<strong>TÜMER Dış İlişkiler Koordinatörü Oktay Hacımusalı'nın yazısının tam metni şöyle:&nbsp;<br />
<br />
Benim ülkem vuruluyor, ama benden biat bekleniyor...&nbsp;</strong><br />
<br />
Yaklaşık üç gündür sürekli olarak sosyal medyada yazılanlara bakıyorum üzülerek. Her kes bir akıllı telefon elinde, ya da laptopunu atmış dizinin üstüne, Azerbaycan Cumhurbaşkanı'na akıl veriyor.<br />
Devleti nasıl yönetilmeli,onu bile öğretme cüretinde bulunanlar bile çıktı. Kimseyi mesleğindenn dolayı küçümsemek istemem ama turist rehberi,marangoz, ahçı, tırnakçı falan devlet terbiyesi görmüş, gözünü bir devlet yöneticisinin, bir siyaset dehasının ocağında açmış birisine "eyyy, sen bilmiyorsun, ama devlet öyle yönetilmez" demenin rahatlığı keşke bende de olmuş olsaydı...<br />
<br />
Olmuş olsaydı, Azerbaycan gibi zorlu, engebeli dış &nbsp;siyaseti olan bir &nbsp;memleketin hangi mücadelelerle bu kardeşlerime anlatırdım... Mesela, şunu derdim devlet öyle sizin bildiğiniz gibi sabah saat 9'da işbaşı yapıp, akşam saat 7-8 gibi dükanı kapatıp evine gitmek değil. Evinde çocuklarının nasıl büyüdüğünü görmeden, saçlarını yalnız gece yarılarında okşayabilmektir devlet yönetmek. Senin çocukların büyümektedir, ama bu Vatan'ın evlatları soğuk tren vagonlarında, harabeye benzeyen evden bozma kulübelerde, çadırlarda yaşamaktadırlar, evleri yoktur, savaştan çıkmıştır ülke, &nbsp;topraklar işğal edilmiş, göçmen durumundadırlar o çocuklar aileleriyle beraber...Bütçeye gelen paranın yarısı o insanların yaralarının sarılmasına harcanmaktadır. Gün gelir savaş olur, topraklar işgalden kurtarılır, o tren vagonlarında, çadırlarda büyüyen çocukların şehit tabutunu omuzlamaktasın. O acıyı iliklerine kadar duyarsın o gencecik fidanları toprağa verirken. Bu da yetmez, üstüne üstlük diplomatik karmaşanın içinde baskılara karşı gelmek adına çabalarsın. Gece bilmez, gündüz bilmez, sürekli odanda mesai yaparsın, görüşmeler, tartışmalar, analizler, veri saptamaları ve taramaları, öngörüleri... yıpratır da seni, yorulursun, bir saat koltukta uyuklarsın belki, uyandın mı tekrar işine koyulursun...<br />
İşgalden kurtarılan topraklar tekrar eski haline geri getirilmeli. Düşman olanı yok etmiş, taş üstünde taş bırakmamış, etrafındaki kardeşlerin gelir, yardım elini uzatır, güç gelir sana, daha bir şevkle sarılırsın işine...&nbsp;<br />
<br />
Yüce Atatürk'ün dediği gibi onca dahili ve harici düşmana rağmen ayaktasın, sabah bir şehirde, öğlen bir şehirde, akşam başka bir şehirde... işgalden kurtarılan topraklar cennete dönüşüyor, baktıkça yüzün gülüyor, yorulduğuna değdiğini geçirirsin içinden...<br />
<br />
Ama günün birinde seni sırtından hançerliyorlar... hançeri sırtına saplayan da yakın komşun. O komşuna daha dün taziyeye gitmişsin, teselli etmişsin, ama ve lakin üstünden 12 saat bile geçmemiş seni sırtından hançerlemiş. İçin acıyor, ama diplomatik bir dille, ama onun anladığı bir dille konuşuyorsun, bu kez de beyefendi rencide oluyor ve herkesi senin üstüne kaldırıyor.&nbsp;<br />
<br />
Buraya kadar saat 9'da işbaşı yapıp akşam saat 7-8 gibi dükanı kapatıp evine giden kardeşlerimize devletin mücadele haritasını çizmeye çalıştım. Peki sizi sırtınızdan hançerleselerdi, ne yapardınız?! Gömleğinizi sıyırıp yine vur mu derdiniz? Yoksa tam tersine onun anlayacağı bir telden mi konuşurdunuz?! Samimi olunuz ama, bütün size dayatılan düşünceleri elinizin tersiyle bir kenara iterek bana bir yanıt veriniz: devletin başında sizler olsaydınız nasıl adım atardınız?!<br />
<br />
<a href="https://tumer.org/oktay-hacimusali-benim-ulkem-vuruluyor-ama-benden-biat-bekleniyor/"><strong>Kaynak: Tümer<br />
Orjinalini okumak için lütfen tıklayınız</strong></a><br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 09 Mar 2026 00:38:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/oktay-hacimusali-yazdi-benim-ulkem-vuruluyor-ama-benden-biat-bekleniyor-1773006446.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dr. İhsan Ünlü yazdı: Gelin canlar bir olalım...</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/dr-ihsan-unlu-yazdi-gelin-canlar-bir-olalim-3085</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/dr-ihsan-unlu-yazdi-gelin-canlar-bir-olalim-3085</guid>
                <description><![CDATA[Araştırmacı- yazar Dr. İhsan Ünlü, Ortadoğu başta olmak üzere dünyanın çeşitli bölgelerinde yaşanan kaos, savaş ve Müslüman coğrafyalarındaki kan ile gözyaşına dikkat çekerek, Müslümanlara güçlü bir birlik çağrısında bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Araştırmacı- yazar Dr. İhsan Ünlü, Ortadoğu başta olmak üzere dünyanın çeşitli bölgelerinde yaşanan kaos, savaş ve Müslüman coğrafyalarındaki kan ile gözyaşına dikkat çekerek, Müslümanlara güçlü bir birlik çağrısında bulundu.Yazısında Ünlü, emperyal güçlerin Müslüman kanı akıtmaya devam ettiği bir dönemde<strong> "uyanmanın vakti geldi de geçiyor"</strong> vurgusunu yaptı. Kur'an-ı Kerim'in emri doğrultusunda<strong> "Allah'ın ipine sarılma"</strong> zamanının geldiğini belirten Ünlü, farklılıkları bir kenara bırakarak ortak idealler etrafında kenetlenmeyi önerdi.Ünlü, özellikle mezhep ayrılıklarını körüklemeye çalışan yaklaşımlara karşı net bir duruş sergiledi:<strong>"Ramazan Sünnilerin, Muharrem Alevilerin"</strong> söylemine karşılık <strong>"Ramazan da bizim, Muharrem de bizim"</strong> dedi.<br />
<strong>"Cami Sünnilerin, Cemevi Alevilerin" </strong>ayrıştırmasına karşı<strong> "Cami de bizim, Cemevi de bizim"</strong> anlayışını yükseltti.<br />
<br />
<strong>GELİN CANLAR BİR OLALIM…</strong><br />
<br />
Ortadoğu başta olmak üzere dünyanın pek çok yerinde kaos ve felaketin yaşandığı güvensiz ve istikrarsız günlerden geçiyoruz.<br />
<br />
Gün geçmiyor ki Müslümanların yaşadığı coğrafyada kan ve gözyaşı akmıyor olsun.<br />
<br />
Emperyal güçlerin, ırkına, rengine, cinsiyetine, diline, mezhebine, meşrebine bakmaksızın Müslüman kanı akıtmaya devam ettiği bir düzlemde artık uyanmanın vakti geldi de geçiyor bile.<br />
<br />
Şimdi Kur’an’da buyrulduğu üzere Allah’ın ipine sarılma zamanı.<br />
<br />
Şimdi farklılıklarımızı bir tarafa bırakıp ortak noktalar ve idealler etrafında kenetlenme zamanı.<br />
<br />
Şimdi farklı düşünce ve yorumlarımıza saygı duyarak din kardeşliğimizi öne çıkarma zamanı.<br />
<br />
Tam da bugünlerde birilerinin bize, <strong>“Ramazan Sünnilerin, Muharrem Alevilerin”</strong> diye yutturmaya çalıştığı bir noktada;<strong> “Ramazan da bizim, Muharrem de bizim” </strong>deme vakti.<br />
Yine birilerinin, <strong>“Cami Sünnilerin, Cemevi Alevilerin”</strong> hezeyanıyla bilerek ya da bilmeyerek ayrıştırmaya çalıştığı bir düzlemde;<strong> “Cami de bizim, Cemevi de bizim”</strong> anlayışını yükseltme zamanı.<br />
<br />
Şunu çok iyi biliyoruz ki bizim <strong>“Şiilik-Alevilik-Sünnilik”</strong> diye bir dinimiz yoktur. Bizim dinimiz İslam; Peygamberimiz Muhammed Mustafa (as); Kitabımız Kur’an; Kıblemiz Kâbe’dir.<br />
Ta ezelden beri bütün peygamberlerin yolu olan Tevhid dini, peygamberlerin sonuncusu Hz. Muhammed’le kemale ermiş; son kutsal Kitap Kuran’da iman, ibadet ve muamelat esaslarının çerçevesi çizilmiştir.<br />
<br />
Kur’an’ın hükümlerini anlama, yorumlama ve uygulama noktasında zaman içerisinde doğan mezheplerin görüşlerinden yararlanmak gayet doğaldır, ancak körü körüne mezhepçilik yapmak doğru değildir.<br />
<br />
Müslümanların en büyük zaafı olan etnik ayrıştırma ve mezhep taassubunu çok iyi bilen ve kullanan şer güçler, dün olduğu gibi bugün de bizi bu noktadan vurmaya çalışmaktadır.<br />
Bu tefrika tuzağına düşmemek için şimdi Allah için safları sık tutma zamanıdır.<br />
<br />
Tıpkı Çanakkale’de olduğu gibi aynı ruh ve idealle dinimize, mukaddesatımıza, milli ve manevi değerlerimize sarılma zamanıdır.<br />
Birbirimizi Allah için sevme, dayanışma ve kardeşlik hukukunun gereğini yapma zamanıdır.<br />
<br />
<strong>“Komşusu açken tok yatan bizden değildir” </strong>anlayışına uygun olarak yakın ve uzak komşu hakkını gözetme zamanıdır.<br />
<br />
Zulüm kimden gelirse gelsin, kime yönelik olursa olsun, mazlumun yanında zalime karşı durma zamanıdır.<br />
<br />
Birbirimizi farklı sebeplerle ötekileştirmek yerine, değerlerimize saygı duyma ve empati yapabilme becerisini gösterme zamanıdır.<br />
<br />
Hacı Bektaş’ın deyimiyle;<strong> “Bir olma, iri olma, diri olma”</strong> zamanıdır.<br />
<br />
Nazım Hikmet’in ifadesiyle; <strong>“Bir ağaç gibi tek ve hür ama bir orman gibi kardeşçesine” </strong>yaşama erdemini hayata geçirme zamanıdır.<br />
<br />
Unutmayalım; <strong>“Bölüşürsek tok oluruz, bölünürsek yok oluruz.”</strong><br />
<br />
Ve,<strong> “hiç birimiz hepimiz kadar güçlü değiliz.”</strong><br />
<br />
Nurettin Topçu’nun duasıyla bitireyim; Çıktığımız bu yolda <strong>“Sabır gıdamız, gayret duamız, birlik en büyük silahımız”</strong> olsun.<br />
Selam ve dua ile…</p>

<p>03.03.2026<br />
Dr. İhsan ÜNLÜ</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 03 Mar 2026 21:55:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/dr-ihsan-unlu-yazdi-gelin-canlar-bir-olalim-1772564916.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dr. İhsan Ünlü yazdı: Empati ayı Ramazan</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/dr-ihsan-unlu-yazdi-empati-ayi-ramazan-3051</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/dr-ihsan-unlu-yazdi-empati-ayi-ramazan-3051</guid>
                <description><![CDATA[Dr. İhsan Ünlü, Ramazan ayını “Empati Ayı” olarak nitelendirerek, ümmetin ve insanlığın yaşadığı zorluklara dikkat çeken duygusal bir yazı kaleme aldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Dr. İhsan Ünlü, Ramazan ayını <strong>“Empati Ayı” </strong>olarak nitelendirerek, ümmetin ve insanlığın yaşadığı zorluklara dikkat çeken duygusal bir yazı kaleme aldı.Yazısında Temel fıkrasından yola çıkan Ünlü, boynuna ilmek geçirilen Temel’in “Bu da bana ders olsun!” cevabını hatırlatarak, insanlığın benzer bir noktaya geldiğini ifade etti. Artık dönülmez akşamın ufkunda “Bu da bize ders olsun!” deme vaktinin geldiğini vurguladı.<br />
<br />
<strong>Dr.İhsan Ünlü, yazısında şunları kaydetti:<br />
<br />
EMPATİ AYI RAMAZAN</strong><br />
<br />
Temel’i idam sehpasına çıkarmışlar, boynuna ilmiği geçirdikten sonra sormuşlar ; “Söyleyecek son bir sözün var mı?”&nbsp;<br />
Temel yanıtlamış: “Ha bu da bana ders olsun!”&nbsp;<br />
İnsanlık âlemi olarak zor bir süreçten geçiyoruz. Fıkrada olduğu gibi, artık dönülmez akşamın ufkunda son sözümüzü söylüyoruz; “Bu da bize ders olsun!”<br />
Ümmet-i Muhammed’in ahvâli ortada…<br />
İnsan haklarını hiçe saydık.<br />
Adaleti, merhameti rafa kaldırdık.<br />
Kendimizi evrenin şahidi/misafiri değil, sahibi gibi davranmaya başladık.<br />
Ölüm denen gerçeği, hesap denen hakikati unuttuk.<br />
Çevre duyarlılığını sanayi çılgınlığına feda ettik.<br />
Dostane ilişkileri teknoloji aşkına heba ettik.<br />
Helal/haram demeden ne bulursak yedik.<br />
Bütün bunların üstüne kul hakkı ve mazlumların ahı eklenince kötü akıbet kaçınılmaz oldu.<br />
Hâlbuki biz değil miydik suya gönderdiği çocuğa “testiyi kırmadan getir” deyip tokadı yapıştıran Nasrettin Hoca’nın torunları?&nbsp;<br />
Ne demişti Hoca kendisine kızanlara: “Doğru söylüyorsunuz; ancak testiyi kırdıktan sonra tokat atmanın ne faydası olur?”<br />
Ben de buradan soruyorum: “Bu kadar çile ve yıkımdan sonra hayıflanmanın ne faydası olacak?”<br />
Yine de biz ümidimizi kesmeden ‘zararın neresinden dönülse kârdır’ hesabıyla, olanlardan ders çıkarıp önlem almaya devam edelim.<br />
Hazır mübarek Ramazan ayını da fırsat bilerek biraz daha derin düşünelim; tefekkür edelim; empati yapalım.<br />
Bu yıkımda benim payım ne oldu? İslam âlemi olarak biz nerede yanlış yaptık?<br />
Şu dünyada herkese yetecek kadar nimet varken milyonlarca insanın açlıktan ölüme terkedilmesini neyle ve nasıl izah edeceğiz?<br />
Şunu çok iyi anladık ki, hiç kimse kendisini büyük insanlık ailesinin dışında göremez.&nbsp;<br />
Neticede dünyanın bir ucunda çıkan yangın bütün dünyaya sirayet ediyor ve herkesi tehdit ediyor.<br />
Açlığın, susuzluğun ve gözyaşının dini, ırkı, rengi olmaz.<br />
Şimdi artık bu küresel yangını söndürme, yaraları sarma zamanı.&nbsp;<br />
Bu yangın mazlumların gözyaşlarıyla tutuştu; merhamet sahibi yüreklerin tövbesi ve gözyaşlarıyla sönecek.<br />
İşte şimdi akıp gitmekte olan büyük bir fırsat; tövbe, riyazet, merhamet, infak ve arınma ayı Ramazan.<br />
Ve empati… Yani, kendimiz dışında da bir dünya olduğunu fark ederek elimizi uzatma, kesenin ağızını açma zamanı.<br />
Kendisini, hastanelerde inim inim inleyerek derdine derman arayanların yerine koyup gerektiğinde risk alabilme vakti.&nbsp;<br />
‘Veren elin alan elden hayırlı’ olduğu bilinciyle, kendisinden aşağıdakileri görüp onlara eğilme, etrafındaki garip gurebayı, yetim ve öksüzü fark edebilme erdemini gösterme zamanı.<br />
‘Komşusu açken tok yatan bizden değildir’ fehvasınca, yanındaki komşusunu hatırlama ve gönül alma bilinciyle vakti kuşanma dilimi.<br />
‘Mümin, müminin aynasıdır’ hadisinde ifadesini bulan, kardeşinde kusur aramak yerine, onun eksik ve kusurlarını kırıp dökmeden kendisine bildirme zamanı.<br />
‘Kendisi için istediğini kardeşi için de isteyebilme’ bilinciyle, işini, aşını kaybedip zor günlerden geçen ve sıkıntısına çözüm arayan kardeşlerini anlayabilme ve çareler üretebilme süreci.<br />
Unutmayalım; bu imtihan dünyasında biraz açlık, biraz korku, biraz can, mal ve ürünlerden kayıplarla sınanıyoruz. Sonunda sabredenlerin ve gereğini yerine getirenlerin kazanacağı bir sınavdan geçiyoruz. (Bakara/155)<br />
Bu mübarek ayda hoşgörü ve empati ikliminin köklenip neşvünemâ bulması dileğiyle…<br />
20.02.2026<br />
Dr. İhsan ÜNLÜ</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 21 Feb 2026 17:47:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/dr-ihsan-unlu-yazdi-empati-ayi-ramazan-1771685453.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Umut Berhan Şen yazdı: Tarih yazımının metodolojisi üzerine bir değerlendirme-1</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/umut-berhan-sen-yazdi-tarih-yaziminin-metodolojisi-uzerine-bir-degerlendirme-1-3033</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/umut-berhan-sen-yazdi-tarih-yaziminin-metodolojisi-uzerine-bir-degerlendirme-1-3033</guid>
                <description><![CDATA[Analist yazar ve tarih araştırmacısı Umut Berhan Şen, 11 Ekim 2018 tarihinde kaleme aldığı yazısında, tarih yazımının metodolojisini ve özellikle askeri-siyasi şahsiyet biyografilerinin yazım sürecini ele aldı. Şen, tarih disiplininin evrimini ve Türkiye'deki modern tarihçilik geleneğini değerlendirerek, biyografi türünün özelliklerini ayrıntılı biçimde inceledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Analist yazar ve tarih araştırmacısı&nbsp;Umut Berhan Şen, 11 Ekim 2018 tarihinde kaleme aldığı yazısında, tarih yazımının metodolojisini ve özellikle askeri-siyasi şahsiyet biyografilerinin yazım sürecini ele aldı. Şen, tarih disiplininin evrimini ve Türkiye'deki modern tarihçilik geleneğini değerlendirerek, biyografi türünün özelliklerini ayrıntılı biçimde inceledi.<br />
<br />
Yazısına göre tarih, insanlığın geçmişini şimdiki zamanda yeniden inşa etme süreci olarak tanımlanıyor. Yazının icadıyla başlayan bu süreçte, öncü eser olarak kabul edilen Herodot'un kitabı, mitik hikâyelerden "insani gerçekler"e geçişi temsil ediyor. Tarih düşüncesi ise her dönemde "dönemin ruhu"na göre şekil değiştiriyor.<br />
<br />
Umut Berhan Şen'in makalesinin tam metni şöyle:<br />
<br />
İnsanoğlunun dünya üzerindeki geçmiş serüvenini açıklama ya da anlama gayesiyle şimdiki zamanda yeniden inşa etme süreci ve ürünü olan tarih, yazının icadı ile başlatılsa da öncü kabul edilen eser Herodot'un meşhur kitabıdır. Çünkü Herodotos'la birlikte tarih, mitik hikâyelerden yaşanmış "insani gerçekler" alanına yönelmiş ve bunları yine insani kaygılarla kaydetmeye başlamıştır. Ancak tarih düşüncesi Herodot'un belirlediği anlam ve çerçevede kalmamış, zamanla "dönemlerin ruhu"na bağlı olarak değişmiştir. Dolayısıyla her tarihi döneme ilişkin farklılaşan bir tarih düşüncesinin ve yazımının ortaya çıktığı söylenebilir.<br />
<br />
&nbsp;&nbsp;&nbsp;Ülkemizde, günümüzde devam eden tarihçiliğin bir anlamda eski "vakanüvislik" ile modern "belgeciliği" sentezleyerek yeni bir gelenek halinde kendini yeniden üreten bir tarz olduğu söylenebilir. Bu tarz, Osmanlı'nın Batılılaşma süreci tarih yazımında etkili olmuş, Ahmet Cevdet Paşa, Ahmet Vefik Paşa, Hayrullah Efendi gibi öncülerin, Alman tarihçi Ranke<a href="file:///C:/Users/1/Desktop/TAR%C4%B0H%20YAZIMININ%20METODOLOJ%C4%B0S%C4%B0%20%C3%9CZER%C4%B0NE%20B%C4%B0R%20DE%C4%9EERLEND%C4%B0RME.docx#_ftn1" rel="nofollow ugc noopener">[1]</a>&nbsp;ile başlatılan çağdaş tarihçiliğe yönelişleriyle hayata geçirilmiştir. Bu yöneliş başlangıçta modern metodoloji üzerinde bir tartışmayı birkaç istisna dışında neredeyse hiç içermemiş ve yeni anlayışa göre yazılmış örnek tarih eserleri üzerinden gerçekleşmiştir.</p>

<p><br />
&nbsp;&nbsp;&nbsp;Son zamanlarda, ben de, askeri şahsiyetlerin biyografilerini yazma işine giriştim. Yazarı olduğum ATAYURT adlı aylık akademik ve kültürel tarih dergisini inceleyenler bunu fark etmiştir. Tarih yazımı ve metodolojisinden bahsederken, tarihteki önemli politik ve askeri şahsiyetlerin biyografilerinin yazım metodolojisi konusunda kısa bir değerlendirme yapmak istedim.&nbsp;Evvela biyografiyi kavram olarak tanımlayalım: Biyografi, bir insanın yaşamındaki olayların belirli bir sıraya göre anlatıldığı edebiyat türüdür.&nbsp;<a href="https://www.sabah.com.tr/haberleri/kisi" rel="nofollow ugc noopener">Kişi</a>nin kendi&nbsp;<a href="https://www.sabah.com.tr/haberleri/hayati" rel="nofollow ugc noopener">hayatı</a>nı anlattığı yazılara otobiyografi, divan edebiyatında şairlerin yaşam öyküsünü anlatan eserlere de tezkire denir.&nbsp;Biyografilerde mantıksal çıkarım ve tahminlerden ziyade, düşsel öykü ve öznel değerlendirmelere dayanıyorsa veya anlatılan kişi kısmen ya da tümüyle hayali bir kişiyse, o zaman yapıt, tümüyle bir edebiyat ürünü olarak değerlendirilir.<br />
<br />
&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Ölen kişinin yaşamını ve yapıtlarını öven mezar yazıtları ve cenaze törenlerindeki konuşmalar, yaşam öyküsünün ilk örnekleri sayılabilir. Bunları, eldeki verileri eleştirellikten uzak öznel bir yaklaşımla okura sunan yaşam öyküleri izler. Bunlar, çoğunlukla yaşam öyküsü anlatılan kişinin okura örnek oluşturması amacına yöneliktir. Ama bu yaşam öyküleri kendi karşıtlarını da doğurmuş, kişilerin "gerçek yüzü"nü ortaya çıkarmayı amaçlayan yaşam öykülerinin yazılmasına yol açmıştır.<br />
<br />
&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Kişinin davranışlarının ve karakterinin önem kazanmasına bağlı olarak eski çağlardan bu yana tarih yazımı ve hitabetin önemli bir kolu olarak gelişmiştir. Bazı felsefi, siyasi ya da dinsel görüşler yaşam öyküleri aracılığıyla halka benimsetilmiştir. Örneğin, Platon ve Aristo gibi düşünürler, Sokrates ile ilgili yazdıkları felsefi metinlerde, Sokrates'in haklılığını kanıtlamak için onun öğretilerinin yanı sıra yaşamına da yer vermişlerdir. Roma tarihçiliğinde, Jül Sezar hakkında kaleme alınan yaşam öyküleri de aynı zamanda Roma imparatorluğuna yönelik birer eleştiridir.</p>

<p><br />
&nbsp;&nbsp;&nbsp;Biyografinin başlangıç kısmında ilk olarak, kişinin yaşam öyküsü kronolojik bir düzen içinde verilir. Biyografisi yazılan kişinin, karakter yapısını belirleyen özelliklere de yer verilir. Biyografi yazma, bir ön çalışmayı gerektirir. Yaşamı yazılacak kişiyle ilgili kaynaklar, belgeler saptanır. Biyografiler belgesel boyutlu olduğu için, yazar, bir tarihçi gibi davranır. Biyografisi yazılacak kişinin mektuplarından, günlüklerinden, anılarından, o kişiyi tanıyanlardan yararlanılır. Yazar, sergileyici bir yaklaşımla kişinin yaşamını biçimlendirmiş olayları, birbirine bağıntılı bir biçimde verir Biyografisi yazılacak kişiler, kuşkusuz, sıradan kişiler değildir. Yaşadıkları dönemin siyasal, toplumsal etkinliklerine katılmış ya da eserleriyle, çalışma ve buluşlarıyla dönemlerini etkilemiş kişilerdir. Biyografi türü yazılar öyküleyici anlatımla yazılır. Fakat bu, kuru bir anlatımla yapılamaz. Biyografi yazarı, aynı zamanda bir sanatçı duyarlılığı ve titizliği gösterir.</p>

<p><br />
Bir sonraki yazımda bu konuyu irdelemeye devam edeceğim. Esen kalın…<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p>1]Leopold von Ranke, 19. yüzyıl Alman tarihçisi. Ranke ile birlikte tarih incelemelerinde birincil kaynakların önemi, hikâyeci tarih anlayışı ve özellikle uluslararası politikanın tarihte yeri özel bir anlam kazanmıştır.<br />
<br />
<a href="https://umutberhansen.substack.com/p/tarih-yaziminin-metodolojisi-uzerine-18-10-11"><strong>Kaynak:&nbsp;https://umutberhansen.substack.com/p/tarih-yaziminin-metodolojisi-uzerine-18-10-11</strong></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 17 Feb 2026 23:35:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/umut-berhan-sen-yazdi-tarih-yaziminin-metodolojisi-uzerine-bir-degerlendirme-1-1771361611.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ali Rıza Özdemir yazdı: Hızır aleyhisselam&#039;ın kimliğini tahrif etmeye dönük bazı güncel çalışmalar</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ali-riza-ozdemir-yazdi-hizir-aleyhisselamin-kimligini-tahrif-etmeye-donuk-bazi-guncel-calismalar-3020</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ali-riza-ozdemir-yazdi-hizir-aleyhisselamin-kimligini-tahrif-etmeye-donuk-bazi-guncel-calismalar-3020</guid>
                <description><![CDATA[Alevi-Bektaşi inanç önderlerinden Ali Rıza Özdemir, son dönemde yurt dışı kaynaklı bazı çevrelerin Hz. Hızır’ı geleneksel kimliğinden kopararak “tanrı” düzeyinde göstermeye çalıştığını öne sürdü. Özdemir, bu girişimlerin Aleviliğin özüne zarar verdiğini belirterek, geleneksel kaynaklardaki tanımları hatırlattı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Alevi-Bektaşi inanç önderlerinden Ali Rıza Özdemir, son dönemde yurt dışı kaynaklı bazı çevrelerin Hz. Hızır’ı geleneksel kimliğinden kopararak “tanrı” düzeyinde göstermeye çalıştığını öne sürdü. Özdemir, bu girişimlerin Aleviliğin özüne zarar verdiğini belirterek, geleneksel kaynaklardaki tanımları hatırlattı.</p>

<p>Eski Kültür ve Turizm Bakanlığı Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı Ali Rıza Özdemir, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, <strong>“Ali’siz Hariciler”</strong> olarak nitelendirdiği grupların sistemli bir şekilde Hızır’ı tahrif etmeye çalıştığını iddia etti. Özdemir, bu çabaların “son derece yanlış ve tehlikeli” olduğunu vurguladı.</p>

<p><strong>Özdemir, Alevi-Bektaşi yolunun kolektif belleği ve yazılı kaynaklarında Hz. Hızır’ın şu özelliklerle kabul edildiğini belirtti:</strong></p>

<p><strong>1.</strong> Hızır, nebidir yani peygamberdir.<br />
<strong>2.</strong> Hızır, ilmi ledün sahibidir yani Allah’ın gizli ilimler verdiği biridir.<br />
<strong>3</strong>. Hızır, abıhayat yani ölümsüzlük suyundan içmiştir.<br />
<strong>4. </strong>Hızır, darda kalanın imdadına yetişen bir ulu kişidir.<br />
<strong>5</strong>. Hızır, kılavuzdur.<br />
<strong>6. </strong>Hızır, yoldaştır.<br />
<strong>7.</strong> Hızır, misafirdir.<br />
<strong>8</strong>. Hızır, bayramdır, kutlamadır<br />
<strong>9.</strong> Hızır, birlik ve beraberliktir.<br />
<strong>10. </strong>Hızır, berekettir.<br />
<strong>11.</strong> Hızır, iyiliğin ayak izidir.<br />
<strong>12.</strong> Hızır, hepimiz için bir rol modeldir.</p>

<p>Özdemir, bu geleneksel bilgileri korumak ve sapkınlıklara geçit vermemek gerektiğini vurgulayarak, başta Alevi-Bektaşi inanç ve kanaat önderleri olmak üzere tüm kesimlere “ortak bir ödev” çağrısında bulundu.<br />
<br />
Kaynak:&nbsp;<a href="https://x.com/etnojenez/status/2022744794854834251">https://x.com/etnojenez/status/2022744794854834251</a></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 14 Feb 2026 21:57:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/ali-riza-ozdemir-yazdi-hizir-aleyhiselamin-kimligini-tahrif-etmeye-donuk-bazi-guncel-calismalar-1771097956.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dr. İhsan Ünlü: Ya Hızır !</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/dr-ihsan-unlu-ya-hizir-2998</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/dr-ihsan-unlu-ya-hizir-2998</guid>
                <description><![CDATA[Araştırmacı-yazar Dr. İhsan Ünlü, 9 Şubat 2026 tarihinde kaleme aldığı "YA HIZIR!" başlıklı şiiriyle okurlarına seslendi.  "YA HIZIR!" da zor zamanlarda Hz. Hızır'ın yetişeceğine dair halk arasındaki inancı, derin bir tefekkürle işledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Araştırmacı-yazar Dr. İhsan Ünlü, 9 Şubat 2026 tarihinde kaleme aldığı "YA HIZIR!" başlıklı şiiriyle okurlarına seslendi.&nbsp; "YA HIZIR!" da zor zamanlarda Hz. Hızır'ın yetişeceğine dair halk arasındaki inancı, derin bir tefekkürle işledi. Ünlü, "Kul sıkışmayınca gelmez o derler / Bittim diyene yetişir muntazır" dizeleriyle klasik anlayışı hatırlatırken, asıl kurtuluşun içsel hazırlık ve aktif çabadan geçtiğini ifade etti.</p>

<p>Şiirinde tasavvufi&nbsp; leneğin önemli figürlerinden Hz. Hızır'ı merkeze alan Ünlü, yardım ve kurtuluşun pasif bekleyişle değil, gönül hazırlığı, çaba ve emekle geleceğini vurguluyor.</p>

<p>Dr. İhsan Ünlü'nün şiiri şöyle:</p>

<p><strong>YA HIZIR!</strong></p>

<p>Yanında görmek istersen Hızır</p>

<p>Çetin günlere olmalısın hazır</p>

<p>Kul sıkışmayınca gelmez o derler</p>

<p>Bittim diyene yetişir muntazır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Gönül sarayını edersen hazır</p>

<p>O vakit girecektir elbet Hızır</p>

<p>Mamur etmez isen şayet sarayı</p>

<p>Olmaz ki orada hazır ve nazır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Hızır’ı bekleme sen de ol Hızır</p>

<p>Her türlü hizmete olasın hazır</p>

<p>Zahmetsiz rahmete erişilir mi?</p>

<p>Bir adım atana koşar ol Fâtır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>İhsaniyem Hak çalışana verir</p>

<p>Ne yaparsa herkes ettiğin bulur</p>

<p>Çalışıp da emek vermezsen şayet</p>

<p>Hızır fayda vermez elden ne gelir?</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>09.02.2026</p>

<p>Dr. İhsan ÜNLÜ</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 10 Feb 2026 12:17:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/dr-ihsan-unlu-ya-hizir-1770715414.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dr. İ. Halil Özak yazdı: &quot;Göç ve göçmenler olmasaydı Almanya’da yaşam nasıl olurdu? (I)</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/dr-i-halil-ozak-yazdi-goc-ve-gocmenler-olmasaydi-almanyada-yasam-nasil-olurdu-i-2989</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/dr-i-halil-ozak-yazdi-goc-ve-gocmenler-olmasaydi-almanyada-yasam-nasil-olurdu-i-2989</guid>
                <description><![CDATA[Dr. İ. Halil Özak'ın Almanya merkezli arti49.com'da yayımlanan yazı dizisinin ilk bölümünde, "Göç ve göçmenler olmasaydı Almanya’da yaşam nasıl olurdu?" başlığıyla Almanya'daki göçmen tartışmalarını ele aldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.arti49.com/goc-ve-gocmenler-olmasaydi-almanyada-yasam-nasil-olurdu-i-2400500h.htm"><span style="color:#2980b9"><strong>Dr. İ. Halil Özak'ın Almanya merkezli arti49.com'da </strong></span></a>yayımlanan yazı dizisinin ilk bölümünde, "Göç ve göçmenler olmasaydı Almanya’da yaşam nasıl olurdu?" başlığıyla Almanya'daki göçmen tartışmalarını ele aldı. Özak,Almanya'nın 50 yıldan fazla süre göçmen ülkesi gerçeğini inkar ettiğini, son 20 yılda ise AfD hariç tüm partilerin bunu utangaçça kabul ettiğini belirtti. Ancak bu kabulün, göçmenlerin katkılarını ve zorluklarını tam anlamıyla kavramadan yapıldığını vurguladı.<br />
<br />
<strong>Dr. İ. Halil Özak'ın yazısının tam metni şöyle:</strong><br />
&nbsp;</p>

<p>Alman politikacıların çok büyük kesimi, 50 yıldan fazla bir zaman Almanya’nın göçmen ülkesi olduğunu kabul etmedi. Son 20 yıl içinde utangaç bir şekilde de olsa, kenarından köşesinden dolaşarak da olsa, Almanya’nın bir göç ilkesi olduğu,&nbsp;<strong>“Almanya için Alternatif”</strong>&nbsp;(AfD) hariç, bütün partiler tarafından kabul edildi.</p>

<p>Ancak siyasi çevrelerin çoğu için bu kabullenme, göçmen ülkesi olmanın gerçeklerini, gereklerini ve zorluklarını kavramadan bir kabullenme.</p>

<p>Her akşam Almanya’daki oturma odalarında, televizyon kanallarınca göçmenlerin olumsuzluğu, uyumsuzluğu, topluma ekonomik yük oldukları vb. anlatılıyor da, anlatılıyor. Sınır kapılarının bu olumsuz ve uyumsuzlara karşı artık zapturapt altına alındığı açıklanıyor.</p>

<p>Bu haberlerde en önemli iki konu, Almanya’ya gelen göçmenleri (hiçbir ayrım yapılmadan) geri gönderme ve göçmenlerin Almanya’ya ekonomik bir yük olmaları.</p>

<p>AfD,&nbsp;<strong>“60 milyon Almanya’ya yeter”</strong>&nbsp;diyor ve iktidara gelince 26 milyon göçmen kökenli insanı göndereceğini söylüyor. Ya diğerleri? Federal Başbakan Friedrich Merz, İçişleri Bakanı, koalisyon ortakları, muhalefetin önemli bir kesimi, göçmenleri geri göndermekten söz ediyorlar. Ne kadarını, kaçını geri gönderecekler?</p>

<p>Belli değil!</p>

<p>Ortada farklı rakamlar dolaşıyor. 10, 20, 30, 100 bin mi, yoksa bazı çevrelerce dillendirilen 300 bin mi?</p>

<p>Afganistan’dan, Fas’tan, Suriye’den vb. ülkelerden gelip Almanya’da şeriat devleti kurmak isteyen “üstün zekâlıyı’’ gönder, elinizi tutan mı var?</p>

<p>Almanya’ya uyuşturucu ticareti yapmak için gelenleri yakalayınca gönder. Seni engelleyen, yoluna duran mı var? Hayır.</p>

<p>Bu göçmenlerin sayıları 300 bin de olsa, yasaların sınırları içinde kalarak, göndereceksen gönder de bu perde kapansın. Böylece her akşam oturma odalarındaki televizyon erkranlarında&nbsp;<strong>“Göçmenler de göçmenler!”</strong>&nbsp;diyen, Almanya’ya göçün tarihini, göçü ve göçmenliği, hatta göçmenlerin bu topluma katkılarını bilmeyen çığırtkanların sesi belki kesilir.</p>

<h2><strong>Ortak payda ve yalın gerçek</strong></h2>

<p>Göçmen ve Alman kökenlilerin ortak yaşamda ortak bir paydası, ortak bir çimentosu var: Alman Anayasası.</p>

<p>Bu anayasa Alman, göçmen ayrımı yapmadan hepimizi bağlıyor. Yasalara uymayanlara, yasalardaki yaptırımlar uygulanır. Birkaç aymaz, kendini bilmez dışında,&nbsp;<strong>“Hayır, göçmenlere ayrı, Almanlara ayrı yasalar uygulansın”</strong>&nbsp;diyen göçmen var mı? Hayır.</p>

<p>Bundan dolayı her akşam bıkıp usanmadan&nbsp;<strong>“Gönderdik, gitmiyorlar, kaçıp saklanıyorlar, nereden geldikleri belli değil, pasaportlarını imha etmişler, geldikleri ülkeler de geri almıyor”</strong>&nbsp;tartışmaları, partiler arasındaki propaganda çatışmalarıdır. Bu tür tartışmaların Almanya toplumuna hiçbir yararı yoktur. Yasalar önünde bir değeri de yoktur.</p>

<p>Bir diğer konu ise, göçmenlerin Almanya ekonomisine yük olmaları.</p>

<p>Zannedersiniz ki, Almanlar üretiyor, göçmenler tüketiyor. Böyle bir görüntü, böyle bir sav baştan sona yanlıştır. Göçmenler Almanya’da hayatın her alanında aktif olarak bulunan, üreten ve tüketen insanlardır.</p>

<p>Göçmenler, Almanya’daki üretimin ve sosyal hizmetlerin her aşamasında, hem geçmişte hem de bugün aktif olarak varlar. Bir gruptan sadece getirisinin olmasını ama hiçbir götürüsünün olmamasını beklemek, hayatın gerçeğine uymaz.</p>

<p>Göçmenlerin Almanya’ya, 1950’lilerin sonundan başlayarak bugüne kadar hem getirisi hem de götürüsü oldu. Getiri tarafı her zaman ağır basan taraftır. Hem de kat kat ağır basan taraf.</p>

<p>Amacımız da, bütün içinde getirileri ortaya çıkarmak.</p>

<p>Bu yazı ile başlayarak, göçmenlerin bütün içinde getirileri ortaya çıkarmaya, tek tek birçok alanda Almanya’ya katkılarını göstermeye çalışacağım. Önce göçmenlerin sağlık alanında Almanya’ya katkıları üzerine konuşalım.</p>

<h2><strong>AB içindeki en yaşlı nüfus</strong></h2>

<p>Bu yazıda kullanılan veriler, Alman Devlet İstatastik Kurumu, İş ve İşçi Bulma Kurumu gibi kurumlardan, açık kaynaklarından alınmıştır. Bunlar kaynaklardan 2025 yılı sonu rakamları alınmış, 2025 yılı sonu rakamlarının olmadığı durumlarda, daha önceki yılların rakamlarına başvurulmuştur. Bir alanda, örneğin yaşlılara bakım alanında beklenenden çok daha fazla sayıda göçmenin istihdam edilmesi, o yılın açıklanmamış tahmini verilerini büyük ölçüde etkileyebilir. Bu gibi durumlardan dolayı, bazı alanlarda verilen rakamlarda yüzde 3-4 arası hata payı ayırmak uygun olabilir.</p>

<p>Almanya’da yaşlıların oranı günden güne daha da artıyor. Almanya Avrupa Birliği (AB) üyeleri arasında en yaşlı nüfusa sahip olan ülke. Alman Devlet İstastastik Kurumu’nun 2 Şubat 2026 tarihli basın açıklamasında da bu verilere yer verildi. Buna karşılık doğum oranları oldukça düşük. 2024 yılında kadın başına düşen çocuk sayısı 1,35 çocuk. Bu oran Alman kökenli kadınlarda 1,23 iken, göçmen kökenli kadınlarda 1,84 tür. Alman ve göçmen kökenli kadınlar arasında doğurganlık bakımından bir fark olmasına karşın, doğurganlık günden güne her iki kesimde daha da azalıyor.</p>

<p>Anne olma yaşı Almanya da 30 ile 31,8 yıl arasında. Bir tarafta geç anne olma durumu ve doğurganlığın düşük olması, öte taraftan yaşlıların sayısının hızla artması, yaşlı-genç nüfus dengesinde bir istikrarsızlık yaratıyor.</p>

<p>Almanya’da bir yaşından altında bebek ölüm oranları, yılda en fazla 2 bin 400 çocukla dünya ölçütlerinden çok düşük olmasına karşın, yaşlı ve genç nüfus arasındaki açık kapatılamıyor.</p>

<p>Almanya’daki yaşlı ve genç nüfus arasındaki sayısal dengesizlik, başka bir deyişle, emekli aylığı alanlar ile, emeklilik sigorasına her ay pirim ödeyerek, yaşlıların emekli aylığını finanse eden çalışanlar arasındaki sayısal dengesizlik, emeklilik sigortasının en önemli sorunlarından biri, hatta en önemli sorunu.</p>

<p>Bu durum hem Alman kökenliler, hem de göçmenler açısından çok önemli bir sorun olduğu için, yazı dizimizde ayrı bir yazının konusu olacaktır.</p>

<h2><strong>Sağlık kurumlarında göçmenler</strong></h2>

<p>Bu yazının amacı Almanya’daki çeşitli sağlık kurumlarının işleyişini, kalitesini, içinde bulundukları durumu, varsa bölgeler arasındaki hizmet farklılıklarını vs. irdelemek değil.</p>

<p>Yazının amacı, Almanya’da sağlık kurumlarında çalışan göçmenler ve onların sağlık hizmetlerine olan toplam katkılarını ortaya çıkarmaya çalışmak.</p>

<p>Almanya’da sağlık sektörü, içinde en fazla çalışanı istihdam eden sektörlerden biri. Bu sektör doktorluk, eczacılık, hastabakıcılık, hemşirelik, yaşlı ve engellilere bakım, her türlü rehabilİtasyon merkezi gibi bölümleri de kapsayan bir sektördür. Sektörü aşağıdaki şekilde irdeleyebiliriz.</p>

<h2><strong>Bakımevlerinde durum</strong></h2>

<p>Almanya’da toplam olarak 32 bin bakımevi var. Bakımevleri sağlık sektöründe çalışan göçmenlerin, en yoğun çalıştığı alanlardan biri.</p>

<p>Bu bakımevleri şu şekilde sınıflandırılabilir:</p>

<p><strong>a-</strong>&nbsp;Yaşlı bakımevi/huzurevi diye Türkçeye çevirebileceğimiz (Pflegeheim/Altenheim) bu kurumlarda yaşlılar gerekli tedavileri görüyorlar ve sürekli olarak burada yaşıyorlar.</p>

<p><strong>b-</strong>&nbsp;Yatılı bakım merkezleri diye Türkçeye çevirebileceğimiz (Stationäre Einrichtungen) bu bölümlerde yaşayanlar genellikle tamamen tıbbi bakıma muhtaç olan insanlardır.</p>

<p><strong>c-</strong>&nbsp;Gündüz bakımevleri diye Türkçeye çevirebileceğimiz (Teilstationäre Einrichtungen). Gündüzleri kuruma gelen ve bakımı yapılan, akşam kendi evinde kalan hastaların bulunduğu kurum.</p>

<p><strong>d-</strong>&nbsp;Destekli yaşam/Hizmetli konutlar diye Türkçeye çevirebileceğimiz konutlar da var. Bu konutlar, birçok ödeme şekilleri ve verilen hizmetler bakımından birçok farklılıklar göstermesine karşın, yaşlı bakımevi ile birkaç emeklinin bir arada oturduğu, bazı hizmetlerin verildiği, oturanların kendi günlük yaşamlarını kendilerinin de organize ettiği konutlardır. Bunların sayısı da 11 bin kadardır.</p>

<p>Bir de yukardaki bakımevlerinden başka, sadece bir hastalık dönemi süresince&nbsp;<strong>“kısa süreli bakım”</strong>&nbsp;için bakımevlerinde kalma yöntemi var. Bu hastalar yaşlı bakımevlerinde, yatılı bakım merkezlerinde kalıyorlar. Hastaların sağlık durumları düzelince, bu kurumları terk ediyorlar.</p>

<p>Bu kurumların sayısı, 2025 sonu verilerine göre, 16 bin 500 kadar ve genellikle de yatılılar. Yatak kapasiteleri 900 bin civarında. İnsanlar bu kurumlarda sürekli kalıyorlar. Bu insanların bir kesimi gündüzleri bu kuruma geliyor, geceleri de evlerine dönüyor.</p>

<h2><strong>Özel bakım şirketleri</strong></h2>

<p>Yatılı olan kurumların yanında, toplam bakım kurumlarının yüzde 50’si, yani 16 bin 500 kadarı da özel bakım şirketleri.</p>

<p>Bu kurumlar hasta, yaşlı ve emeklilere kendi evlerinde, tıbbi hizmetler veriyorlar. Ev işlerinde destek oluyorlar, hasta veya yaşlı biriyle beraber doktora, alışverişe, gezmeye giderek, onların evlerinden dışarı çıkmalarını, sosyal hayattan kopmamalarını sağlıyorlar.</p>

<p>Bu kurumlar hastalık ve emeklilik sigortalarından hastanın hastalık derecesi ve bakımın sınıflandırılması temelinde ücret alıyorlar.</p>

<p>Özel kurumlar, parayı veren kurumun kontrolü altında çalışan ve kâr amaçlı kurumlar. Bu özel kurumlar arasında önemli bir pay, yaklaşık yüzde 45 ile Katolik Kilisesinin kamu yararına bir sosyal kurumu olan Caritas, Protestan Kilisenin aynı işlevi olan Diakoni ve Türklerin Türk-Danış adı altında tanıdığı, Türkçeye&nbsp;<strong>“İşçi Yardımlaşma Kurumu”</strong>&nbsp;olarak çevirebileceğimiz Arbeiter Wohlfahrt (AWO) gibi kurumların elinde. Çok küçük bir kesim olmakla birlikte, bu gruba giren bakım hizmetlerinde, belediyelerin de yüzde 2-3 arasında bir payı var.</p>

<h2><strong>Bakıma gereksinimi olanlar</strong></h2>

<p>Kurumların yaşlı ve engelli bireyleri farklı sınıflandırmalarından dolayı, bu insanların sayısı hakkında farklı rakamlar var. Ancak ortada farklı rakamlar, farklı sınıflandırmalar olmakla birlikte, 2025 yılı sonu verilerine göre Almanya’da en az 5,5 ile 5,7 milyon arasında, çeşitli seviyelerde bakıma muhtaç insan olduğunu söylemek yanıltıcı olmaz.</p>

<p>Bu insanların büyük çoğunluğuna, yani yaklaşık yüzde 85-86 kadarına kendi evlerinde bakılıyor. Evde bakılan insanların, 3 milyon 100 binine aileleri, genellikle de kadınlar bakıyor. Zaman zaman aileler ve özel bakım şirketleri, bakımı ortak üstleniyorlar. Bu durum sık sık rastlanan bir bakım şekli.</p>

<p>Bu arada 1 milyon 100 bin ile 1 milyon 300 bin arasında bakıma muhtaç insana da, uzman bakım şirketleri tarafından hizmet veriliyor. Bu alanda özel sektörün payı yüzde 50’den daha fazla ve bu kuruluşlar, yaklaşık 650 bin kadar insana hizmet veriyorlar.</p>

<p>Bu özel şirketlerin toplam içindeki payı yüzde 53-55 arasında ve toplam 15 bin 400 kadar olan gezici bakım servisinden 8 bin 200 kadarı özel bakım şirketlarine aittir.</p>

<h2><strong>Almanya’da sağlık sektörü çalışanları</strong></h2>

<p>Alman İstatistik Dairesi'nin 27 Ocak 2026 tarihli açıklamasına göre, Almanya ’da tüm sağlık sektöründe 6 milyon 200 binin üzerinde insan çalışıyor. Bu çalışanların yüzde 74’ ten fazlası kadın çalışan. Toplam çalışanların 4 milyon 400 bini, yani yüzde 72 kadarı tam gün çalışıyor.</p>

<p>Hemşireler, hastabacılar, labaratuvar çalışanları, teknik elemanlar vb. gibi yaşlı ve engellilere verilen bakım hizmetleri de önemli bir alan.</p>

<p>Yaşlı ve hastalara verilen bakım hizmetlerinde toplam 1 milyon 720 ile 1 milyon 800 bin arasında görevli kişi çalışıyor. Bu çalışanların,</p>

<ul>
	<li>
	<p>600-630 bin kadarı hastanelerde,</p>
	</li>
	<li>
	<p>520 bini yatılı bakımevleri/huzurevleri vb. kurumlarda,</p>
	</li>
	<li>
	<p>300 bin kadarı evde verilen sağlık servislerinde,</p>
	</li>
	<li>
	<p>370 bin kadarı da sağlık daireleri ve rehabilitasyon merkezlerinde görev yapıyor.</p>
	</li>
</ul>

<h2><strong>Yaşlı ve engellilere verilen hizmetlerde göçmenlerin yeri</strong></h2>

<p>Yaşlı ve hastalara verilen bakım hizmetlerinde çalışan tüm personelin yüzde 32’si, yani bu alanda çalışanın neredeyse üçte biri, 1 milyon 720 bin kişinin 550 bin kadarı, göçmen kökenli. Göçmen kökenli bu 550 bin kişinin yüzde 33’ü yaşlıların ve engellilerin bakımında çalışıyorlar.</p>

<p>Göçmen kökenli sağlık çalışanları arasında:</p>

<ul>
	<li>
	<p>1. Grup: Polonya, Romanya, Hırvatistan, Bosna Hersek, Sırbistan Arnavutluk ve Ukrayna kökenli, göçmen sağlık çalışanları yüzde 45’lik bir paya sahip.</p>
	</li>
	<li>
	<p>2. Grup: Türkiye, Filipinler, Hindistan, Vietnam gibi tamamı AB dışındaki ülkelerden gelen göçmen sağlık çalışanları. Hindistan, Vietnam ve Filipinler’den gelen sağlık çalışanları Almanya ile yapılan özel anlaşmalar sonucu bu ülkeda çalışıyor.</p>
	</li>
	<li>
	<p>3. Grup: Sağlık hizmetlerinde çalışan mülteciler. Bu grupta Suriye’den gelenler başta olmak üzere (17 bin kişi), sırasıyla Afganistan, Irak, Eritre, Somalya ve Ukrayna kökenliler var.</p>
	</li>
</ul>

<p>Toplam 550 bin göçmen kökenli çalışandan 370 bini Alman vatandaşı değil. Bir karşılaştırma yapmak gerekirse 2013 yılında bu sayı 75 bin kadardı. Aradan geçen 12-13 yıl içinde bu sayının neredeyse beş katına çıktığı anlaşılıyor.</p>

<p>Sonuç: Almanya toplumu gün geçtikçe hızlı bir şekilde yaşlanmakta ve daha fazla bakıcı sağlık personeline gereksinim söz konusu.</p>

<p>Bu olgulara karşın, göçmenleri Almanya’dan atmak isteyen popülist kişiler, siyasi örgütler ve AfD gibi partiler var. Göçmen kökenli bakıcılar olmadığı zaman bakılmayan, bakılamayan, bakıma muhtaç insanları bakım için Polonya’ya, İspanya’ya, Romanya’ya mı göndereceksiniz, yoksa onları ölüme mi terk edeceksiniz diye sormak gerekir.</p>

<h2><strong>Göçmenler yoksa sağlık sektörü de yok</strong></h2>

<ul>
	<li>
	<p>Özellikle kırsal alanlardaki doktor muayenehanelerinde ve küçük kliniklerde Suriyeli ve İranli doktorlar olmadan temel sağlık hizmetlerin karşılanması olanak dışı.</p>
	</li>
	<li>
	<p>Kırsal alanda çalışan göçmen kökenli doktor sayısı şehirlerden daha fazla. Çünkü Alman kökenli doktorlar genellikle kırsal alanlara gitmiyorlar.</p>
	</li>
	<li>
	<p>Hastanelerde her çalışan 6 kişiden biri göçmen kökenli.</p>
	</li>
	<li>
	<p>Evlerde bakım hizmeti veren her 4 sağlık çalışanından biri ise göçmen kökenli.</p>
	</li>
	<li>
	<p>Göçmen kökenli sağlık çalışanlarının diplomalarını denkleştirmeleri zorunlu. Bu denkleştirme islemi süresince yabancı doktorlar hastabakıcı olarak çalıştırıldılar.</p>
	</li>
</ul>

<p>Bu alandaki saptamalarımızı sonraki yazımızda sürdüreceğiz.</p>

<p>Dr. İ. Halil Özak</p>

<p><a href="https://www.arti49.com/goc-ve-gocmenler-olmasaydi-almanyada-yasam-nasil-olurdu-i-2400500h.htm">Kaynak ve yazının orjinalini okumak için tıklayınız<br />
ARTI49</a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 09 Feb 2026 20:40:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/dr-i-halil-ozak-yazdi-goc-ve-gocmenler-olmasaydi-almanyada-yasam-nasil-olurdu-i-1770660385.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Umut Berhan Şen yazdı: Çin&#039;de Konfüçyüs’ten Xi’ye: Retorikten mekaniğe dönüşüm</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/umut-berhan-sen-yazdi-cinde-konfucyusten-xiye-retorikten-mekanige-donusum-2986</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/umut-berhan-sen-yazdi-cinde-konfucyusten-xiye-retorikten-mekanige-donusum-2986</guid>
                <description><![CDATA[Global Savunma Dergisi Dış Haberler Müdürü Umut Berhan Şen, Çin'deki derin dönüşümü çarpıcı bir şekilde ele aldığı yazısında, binlerce yıllık Konfüçyüsçü gelenekten Xi Jinping dönemindeki mekanik ve disiplin odaklı sisteme geçişi "medeniyetin sinir sisteminin baştan yazılması" olarak tanımlıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Global Savunma Dergisi Dış Haberler Müdürü <a href="https://umutberhansen.substack.com/p/cinde-konfucyusten-xiye-retorikten"><span style="color:#2980b9"><strong>Umut Berhan Şen,</strong></span></a> Çin'deki derin dönüşümü çarpıcı bir şekilde ele aldığı yazısında, binlerce yıllık Konfüçyüsçü gelenekten Xi Jinping dönemindeki mekanik ve disiplin odaklı sisteme geçişi <strong>"medeniyetin sinir sisteminin baştan yazılması"</strong> olarak tanımlıyor.</p>

<p>Şen, bu dönüşümün en net yansımasının Çin Halk Kurtuluş Ordusu'ndaki son tasfiyelerde görüldüğünü vurguluyor. Yolsuzlukla mücadele kampanyasının artık sadece yolsuzluk avı değil, mutlak sadakat testi haline geldiğini ifade ediyor. Özellikle Xi'ye en yakın isimlerden<strong> Zhang Youxia</strong> (Merkezi Askeri Komisyon Başkan Yardımcısı) ve Liu Zhenli (Ortak Kurmay Dairesi Başkanı) gibi üst düzey generallerin Ocak 2026'da <strong>"ciddi disiplin ve yasa ihlalleri" </strong>gerekçesiyle soruşturulması, Pekin yönetimindeki kırılganlığı ortaya koyuyor.<br />
<br />
Umut Berhan Şen<em><strong>,"Çin Halk Kurtuluş Ordusu’nda son dönemde tanıklık ettiğimiz o “sessiz ama derin” tasfiyeyi sadece bir “yolsuzluk operasyonu” olarak okumak, jeopolitik körlük olur.Karşımızda, 21. yüzyılın astropolitik ve dijital savaş vizyonuna ayak uyduramayanların veya “sadakat” sınavında sınıfta kalanların tasfiyesi var." </strong></em>ifadelerini kullandı.&nbsp;</p>

<p><strong>Umut Berhan Şen'in makalesinin tam metni şöyle:</strong><br />
<br />
&nbsp;</p>

<h1><span style="font-size:14px"><strong>ÇİN’DE KONFÜÇYÜS’TEN Xİ’YE: RETORİKTEN MEKANİĞE DÖNÜŞÜM</strong></span></h1>

<h3><strong>Xi Jinping'in Ordu İçerisindeki Üst Düzey Tasfiyelerini Nasıl Okumalı?</strong></h3>

<p>ÇİN, tarih sahnesinde nadiren görülen bir medeniyet kırılmasına sahne oluyor. Pekin yönetimi, binlerce yıllık birikimini yeniden kodluyor. Konfüçyüs’ün “ren” (insanlık, merhamet) ve “li” (töre, ritüel) üzerine kurulu yumuşak, ahlaki, insan-merkezli dünya tasavvuru; yerini Xi Jinping’in disiplinli, merkezi, veri-mekanik ve parti-odaklı “yeni çağa” bırakıyor. Bu, basit bir ideolojik revizyon değil; medeniyetin sinir sisteminin baştan yazılmasıdır. Konfüçyüs’ün öğretisi, esasen bir retorik sanatıydı. “Efendi’nin yolu” (junzi dao), sözün gücüyle, örnek davranışla, karşılıklı saygıyla toplumun kendiliğinden düzenlenmesiydi. Hatta ‘Hükümdar erdemli olursa gök bile ona uyum sağlar’, denirdi. Yönetim, ikna ve ahlak mühendisliğiydi. Savaş yerine “de” (erdem) ile kazanmak, en yüksek zafer sayılırdı. Bu yüzden Han’dan Tang’a, Song’dan Ming’e Çin’in altın çağları hep Konfüçyüsçü retorikle döşenmişti. Devlet, bir nevi ahlaki tiyatro sahnesiydi ve imparator da başrol oyuncusuydu.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>20. yüzyılın ilk yarısında tüm tarihsel retorik yerle bir oldu. Mao, Konfüçyüs’ü feodal kalıntı ilan etti, tapınaklarını yıktı, “Dört Eski”yi (eski adetler, eski kültür, eski alışkanlıklar, eski fikirler) hedef aldı. Kültürel Devrim’de Kızıl Muhafızlar Konfüçyüs heykellerini kırarken, aslında Çin’in kendi hafızasını kırmaya çalışıyordu. Ama Mao bile tamamen kopamadı; “kitle hattı”nda, “halktan öğrenip halka öğretmek”te hâlâ Konfüçyüs’ün “öğren ve öğret” ahlakının soluk bir yankısı vardı.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Esasen kritik dönüm noktası 2012 yılıydı. Zira, Xi Jinping’in 18. Kongre’yle birlikte sahneye çıkmasıyla Çin, tam manasıyla retorikten mekaniğe geçti. Xi’nin Çin’i artık sözle değil, sistemle yönetiliyor. “Xi Jinping Düşüncesi”nin anayasaya girmesi tesadüf değil. Bu, Konfüçyüs’ün “yol” (dao) kavramının yerine “mekanizma”nın (jizhi) konulmasıdır. Zaten Sosyal Kredi Sistemi, dijital gözetim ağı, parti hücresi örgütlenmesi, sıfır-COVID’den sıfır-toleranslı güvenlik anlayışına uzanan zincir, tüm yönetim argümanları dahil, hepsi birer mekanik dişli. Dolayısıyla retorik ikna yerini algoritmik zorunluluğa bıraktı.</p>

<p>Konfüçyüs<strong> “insan doğası iyidir, eğitimle şekillenir”</strong> derdi. Xi’nin Çin’inde ise insan doğası potansiyel risktir; eğitimden çok kontrol ile şekillenir. Konfüçyüs’ün “li”si (ritüel) törensel bir zarafetti. Buna karşın, Xi’nin “li”si ise “disiplin” ve “sadakat” kodu haline geldi. Eskiden “gök-alttaki insan” dengesi (tianxia) yumuşak bir kozmolojiydi. Bugün tianxia, “Kuşak ve Yol” üzerinden sert altyapı ve finansal bağımlılık ağına dönüştü. En çarpıcı dönüşüm ise liderlik anlayışında. Konfüçyüs ideal hükümdarı “rüzgâr gibi” tarif eder: <strong>“Rüzgâr eser, otlar eğilir.”</strong> Xi ise tam tersi: fırtına değil, çelik yapı. Çünkü, demir yollar, 5G kuleleri, yapay zekâ veri merkezleri, hipersonik füzeler dikiyor.</p>

<p>Konfüçyüs’ün hükümdarı erdemle örnek olurdu; Xi’ninki <strong>“parti disiplini”</strong> ve <strong>“milli yeniden doğuş”</strong> ile örnek oluyor. Tabii bu mekanik dönüşümün bedeli oldukça ağır. Toplumun hafızası siliniyor. Konfüçyüs Enstitüleri yurtdışında yumuşak güç aracı olarak açılırken, içeride Konfüçyüsçü klasikler bile <strong>“Xi yorumu” </strong>filtresinden geçmeden okunamıyor.<strong> “Tianxia”</strong>(Çin’in antik ve klasik dünya görüşünde ‘göklerin altındaki her şey’) yani evrensel düzen kavramı evrensel uyum idealiyken, şimdi “Çin tipi modernleşme”nin ambalajı haline geldi. Dolayısıyla retorik ikna, yerini “anlatılan hikâyeye inanma zorunluluğuna” bıraktı. Tabii son dönemde, bu mekanik düzenin en çıplak yüzü orduda görülüyor. Xi’nin yolsuzlukla mücadele kampanyası, artık sadece yolsuzluk avı değil; mutlak sadakat testi haline geldi.</p>

<p>Çin Halk Kurtuluş Ordusu’nda son dönemde tanıklık ettiğimiz o <strong>“sessiz ama derin” </strong>tasfiyeyi sadece bir<strong> “yolsuzluk operasyonu”</strong> olarak okumak, jeopolitik körlük olur. Karşımızda, 21. yüzyılın astropolitik ve dijital savaş vizyonuna ayak uyduramayanların veya “sadakat” sınavında sınıfta kalanların tasfiyesi var. Çin, devlet ve partinin omuz omuza, hatta iç içe geçtiği bir yapıya sahip. Lakin son dönemde Zhang Youxia ve Liu Zhenli gibi en üst düzey isimlerin (ki bunlar Xi Cinping’e en yakın halkadaydı) görevden alınması, bu yapının içinde ciddi sorunların başladığını gösteriyor. Xi, ordunun sadece “modern” değil, aynı zamanda “partiye mutlak itaatkar” olmasını istiyor.</p>

<p>Hiç kuşkusuz bu tasfiyeler, mekanik düzenin kusursuzluğunu değil, kırılganlığını gösteriyor. Xi, orduyu 2027 modernizasyon hedefine yetiştirmek isterken, sadakat paranoyası yüzünden kendi komuta kademesini boşaltıyor. Konfüçyüs’ün “erdem rüzgârı” yerine, şimdi korku ve şüphe rüzgârı esiyor. Üstelik bu rüzgâr otları eğdirmek yerine kökünden söküyor. Peki bu dönüşüm kalıcı olur mu? Nihayetinde Çin medeniyeti, dışarıdan ne kadar sert darbe alsa da, eninde sonunda kendi yumuşak damarını yeniden bulur diye düşünüyorum. Tabii, Xi Jinping dönemi, belki de Konfüçyüs’ün binlerce yıllık gölgesinin en yoğun bastırıldığı dönem oldu. Ama aynı zamanda o gölgenin en çok özlendiği dönem olabilir. Çünkü mekanik düzen ne kadar kusursuz görünürse görünsün, insan ruhu hâlâ “ren” yani merhamet duygusu arayacaktır.<br />
<br />
Kaynak:&nbsp;<a href="https://umutberhansen.substack.com/p/cinde-konfucyusten-xiye-retorikten">https://umutberhansen.substack.com/p/cinde-konfucyusten-xiye-retorikten</a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 08 Feb 2026 19:17:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/umut-berhan-sen-yazdi-cinde-konfucyusten-xiye-retorikten-mekanige-donusum-1770570205.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ali Rıza Özdemir: &quot;Dersimli Alevileri İttihatçılar mı Türkleştirdi? İşte o büyük yalan!&quot;</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ali-riza-ozdemir-dersimli-alevileri-ittihatcilar-mi-turklestirdi-iste-o-buyuk-yalan-2985</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ali-riza-ozdemir-dersimli-alevileri-ittihatcilar-mi-turklestirdi-iste-o-buyuk-yalan-2985</guid>
                <description><![CDATA[Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı Önceki Dönem Başkanı Ali Rıza Özdemir, son dönemde etnik ayrılıkçı çevrelerce sıkça dile getirilen bir iddiayı sert bir şekilde yalanladı. Özdemir, "Dersim Alevileri aslında Türk değildir, İttihat ve Terakki (İTC) propaganda yaparak onları Türk olduklarına inandırdı" şeklindeki yaygın söylemin tarihsel gerçeklerle örtüşmediğini vurguladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı Önceki Dönem Başkanı <strong>Ali Rıza Özdemir, </strong>son dönemde etnik ayrılıkçı çevrelerce sıkça dile getirilen bir iddiayı sert bir şekilde yalanladı. Özdemir,<em> "Dersim Alevileri aslında Türk değildir, <strong>İttihat ve Terakki (İTC)</strong> propaganda yaparak onları Türk olduklarına inandırdı"</em> şeklindeki yaygın söylemin tarihsel gerçeklerle örtüşmediğini vurguladı.<br />
<br />
Ali Rıza Özdemir, İttihat ve Terakki'nin Dersim'de bir <em>"Türklük icat ettiği"</em> iddiasının "kocaman bir yalan" olduğunu belirterek sözlerini tamamladı<em>: "Türk kimliği o bölgede birilerinin icadı değil, nesilden nesile aktarılan bir hakikattir.<strong> 'Bunu duymadım'</strong> diyen ya tarih bilmiyordur ya da yalan söylüyordur."</em></p>

<p>Özdemir'in açıklamasına göre, bu iddia tamamen temelsiz bir<strong> "masal" </strong>niteliğinde. Kendisi, konuyu şu şekilde deşifre etti:</p>

<p><strong>DERSİMLİ ALEVİLERİ İTTİHATÇILAR MI "TÜRKLEŞTİRDİ"? İŞTE O BÜYÜK YALAN! &nbsp;</strong><br />
<br />
Son dönemde etnik ayrılıkçı çevrelerin en sevdiği masal şu: "Dersim Alevileri aslında Türk değildir, İttihat ve Terakki (İTC) propaganda yaparak onları Türk olduklarına inandırdı." &nbsp;Peki, gerçekler ne diyor? Gelin bu kirli bilgileri tek tek deşifre edelim! &nbsp;&nbsp;<br />
<br />
<strong>İDDİA: </strong>"Dersim bölgesindeki Horasan kökenli Türk kimliği, İttihatçıların yaptığı araştırmalar ve propagandalar sonucu uyduruldu." &nbsp;<br />
<br />
<strong>GERÇEKLER VE DELİLLER:&nbsp;&nbsp;</strong>İTC'nin Çalışmaları Sadece "Tek Kişilik" Bir Dev kadroydu! &nbsp;İTC'nin Alevilik araştırmaları denilen şey, aslında sadece Baha Sait Bey’in bireysel çabalarıdır. O da çalışmalarını Dersim’de değil, büyük oranda Batı ve İç Anadolu’da yürütmüştür. Yani bölgeye nüfuz eden devasa bir "Türkleştirme aygıtı" koca bir hayal ürünü! &nbsp;&nbsp;<br />
<br />
<strong>Zamanlama Tutmuyor! &nbsp;</strong><br />
<br />
Baha Sait Bey, en önemli makalelerini İTC iktidardan düştükten sonra, 1919'da ve asıl kapsamlı olanları 1926-27’de (Cumhuriyet döneminde) yayınladı. İktidarda olmayan bir yapının, okuma-yazma oranının yerlerde olduğu o dönemde Dersim dağlarındaki aşiretleri etkilemesi teknik olarak <strong>İMKANSIZDI! &nbsp;</strong>&nbsp;<br />
<br />
<strong>Horasan Bilgisi "Ata-Dede"Mirasıdır! &nbsp;</strong><br />
<br />
Dersim ve civarındaki Alevi aşiretlerin "Horasan'dan geldik ve Türk'üz" beyanı, bir kitaptan okunmuş bilgi değil; yüzyıllardır babadan oğula aktarılan geleneksel bir soy bilgisidir. &nbsp;ITC kurulmadan çok önceleri kayda geçmiş bir bilgidir. Hatta Koçgiri isyanını çıkaran Alişer bile şiirlerinde Horasan vurgusu yapmıştır! &nbsp;Seyit Rıza, idam edilmeden önce ata yurdunun Horasan olduğunu bizzat söylemiştir! &nbsp;&nbsp;<br />
<br />
<strong>Asıl Propagandayı Kim Yaptı? &nbsp;</strong><br />
<br />
Bölgede etnik ayrılıkçılık tohumlarını eken ve Türk kimliğini perdelemek için çalışan Kürdistan Teali Cemiyeti idi! Baytar Nuri gibi bu işin elebaşları bile kendi hatıratlarında bile bölgede şubeler açıp Kürtçülük propagandası yaptıklarını itiraf ediyorlar. Bugün bölgede "Kürt'üz" diyenlerin dayanağı o dönemki bu siyasi faaliyetlerdir. &nbsp;&nbsp;<br />
<br />
<strong>SONUÇ</strong><br />
<br />
İttihat ve Terakki’nin Dersim’de bir Türklük icat ettiği iddiası kocaman bir <strong>YALANDIR! &nbsp;</strong><br />
<br />
Türk kimliği o bölgede birilerinin icadı değil, nesilden nesile aktarılan bir hakikattir. &nbsp;<br />
<br />
"Bunu duymadım" diyen ya tarih bilmiyordur ya da yalan söylüyordur!<br />
<br />
Kaynak:<a href="https://x.com/etnojenez/status/2020224106105565659">https://x.com/etnojenez/status/2020224106105565659</a></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 08 Feb 2026 19:05:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/ali-riza-ozdemir-dersimli-alevileri-ittihatcilar-mi-turklestirdi-iste-o-buyuk-yalan-1770567347.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Prof. Dr. Boztuğ yazdı: Türkistan-Horasanlı büyük Türk mutasavvıflarının İslam yorumu</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/prof-dr-boztug-yazdi-turkistan-horasanli-buyuk-turk-mutasavviflarinin-islam-yorumu-2943</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/prof-dr-boztug-yazdi-turkistan-horasanli-buyuk-turk-mutasavviflarinin-islam-yorumu-2943</guid>
                <description><![CDATA[Büyük Birlik Partisi, Doğal Afetler ve Göç Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı, Sultan Samut Ocağı talibi Prof. Dr. Durmuş Boztuğ'un "Ortaçağ karanlığında Avrasyayı aydınlatan meşale: Türkistan-Horasanlı büyük Türk mutasavvıflarının İslam yorumu" başlıklı makalesini okurlarımızla paylaşıyoruz.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000"><strong>ORTAÇAĞ KARANLIĞINDA AVRASYAYI AYDINLATAN MEŞALE:</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>TÜRKİSTAN-HORASANLI BÜYÜK TÜRK MUTASAVVIFLARININ İSLAM YORUMU</strong></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>"Kalktık Horasan'dan sökün eyledik,</strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Parlar omzumuzda uzun şelpeler,</strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Kurt sürüleri gibi dağıldık yeryüzüne,</strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Yayıldık, mağrıptan maşrıka dek,</strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Yüzbinlerce Kara Kartallar gibi,</strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Kara Kıl Çadırlarımızla konduk Anadolu'ya,</strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Vardık...</strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Anadolu'da da karşımıza çıktı Erciyes Dağı..."</strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000">Ahir zaman Peygamberi Hz. Muhammed Mustafa’nın (SAV) Hakk’a yürümesinden (632) sonra ve özelikle de Dört Raşid Halife’den (Hulefai Raşidin) III. Halife Hz. Osman (RA) (644-656) ve IV. Halife Hz. Ali (KAV) (656-661) dönemlerinde başlayan daha çok siyasal-yönetimsel kaynaklı mezhepsel çekişmeler nedeniyle iç karışıklıklar yaşanmıştır. Bunlardan en önemlileri Cemel Vakası (Aralık 656), Hakem (Tahkim) Olayı (Şubat 657), Sıffin Savaşı (Temmuz 657) ve nihayet İslam tarihine kanlı Kerbela Katliamı (680) olarak geçen ve Resulullah’ın (SAV) Ehl-i Beyt’ine mensup Hz. Hüseyin RA ve Efradının yezit tarafından şehit edilmesiyle sonuçlanan bir dizi olaylar sayılabilir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Özellikle Kerbela Katliamı sonrası mevcut sosyolojik-tarihsel koşullar nedeniyle farklı coğrafyalara göçerek İslami İrşad’da bulunmak zorunda kalan Resulullah’ın (SAV) Temiz ve Pak Nesli Ehl-i Beyt’i (Ahzab 33, Şura 23, Al-i İmran 61, İnsan 8-9) Türkistan’a da ulaşmıştır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Resulullah’ın Temiz ve Pak Nesli Ehl-i Beyt’inin Türkistan coğrafyasında Türkler arasında sevgi, saygı, hürmet ve muhabbetle karşılandığına dair Büyük Türk Alimi- Balasagun’lu Yusuf Has Hacib (1017-1077) tarafından yazılan ve Türk Tarihi ve Kültürü açısından son derece önemli bir eser olan Kutadgu Bilig’de Ehl-i Beyt ile ilgili şöyle bir bölüm vardır:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Hizmetkarlardan başka ve Bey’in adamları dışında, münasebette bulunacağın kimselerden bazıları, Peygamber’in Neslidir. Bunlara hürmet edersen, devlet ve saadete kavuşursun. Bunları pek çok ve gönülden sev; iyi bak ve yardımda bulun. </strong><u><strong>Bunlar, Ehl-i Beyt’tir. Peygamber’in uğurudur. Ey kardeş! Sen de onları, Sevgili Peygamber hakkı için sev.</strong>”</u></em> (Yusuf Has Hacib, Kutadgu Bilig, çev. Reşit Rahmeti Arat, Ankara, 1988, TTK Yayını, sayfa 313).</span></p>

<p><span style="color:#000000">Böylece Orta Doğu coğrafyasında Resulullah’ın (SAV) Hakk’a yürümesinden sonra 650’li yıllardan itibaren başlayıp ve hemen hemen 1 asır boyunca devam eden kargaşa-iç karışıklık, 750 yılında Emevi otoritesinin yerini Abbasi otoritesinin almasıyla, 1250’li yıllara kadar yeni bir rövanşist dönem başlamış ve bu zaman aralığında Arap yarımadası daha çok kavim ve mezhep çekişmelerinden kaynaklanan bir dönemi yaşamıştır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Orta Doğu coğrafyası 650-1250 yılları arasında mezhep-kavim çekişmelerine bağlı çatışma kültürü ile meşgul iken; Türkistan-Horasan’a ulaşan Resulullah’ın (SAV) Temiz ve Pak Nesli Ehl-i Beyt’i, Gök-Tengri inancına mensup Türkler ile karşılaşarak sosyal ve insani ilişkiler geliştirmiş ve böylece Türkler İslamiyet ile Ehl-i Beyt aracılığıyla tanışmış ve İslamla müşerref olmuştur. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ehl-i Beyt üyeleri Türklerle evlilikler yaparak Resulullah’ın Temiz-Pak Neslinin Türkistan-Horasan’da da boy sürmesine vesile olmuştur. Arap Yarımadasında iç çekişme-çatışmaya karşın İslamiyeti Ehl-i Beyt’ten öğrenen Müslüman Türkmenler ise “<em><strong>başlıca (1) komşusu aç iken tok yatan bizden olamaz ve (2) kainattaki tüm canlı-cansız varlıklar, her türlü noksan sıfatlardan münezzeh Yüce Allah tarafından yaratılmış olup, bu yaratılmışların canları Yüce Allah tarafından emanet olarak verilmiş ve bu yaratılmışların içerisinde en şereflisi olan “</strong>insan<strong>” ise Yüce Allah’ın verdiği canın yanı sıra aynı zamanda Yüce Allah’ın emaneti olan “</strong>ruh<strong>” da taşımaktadır ve biz Müslüman Türkmenler olarak Yüce Allah’ın yarattığı insana zalimlik, zulüm, kötü muamele yapamayız, eğer yaparsak Yüce Allah’ın rızasını kazanamayız; bunun tam aksine; insana, Yüce Allah’ın yaratmasından dolayı sevgi, saygı, hürmet, ikram, iyi muamelede bulunuruz ve böylece Yüce Allah’ın da rızasını kazanmış oluruz</strong></em>” şeklinde özetlenebilecek bir sevgi felsefisiyle hayata bakmışlardır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Yüce Allah’ın Varlığına, Birliğine ve Alemlerin Rabbi olduğuna dayanan; aynı zamanda, Yüce Allah tarafından Resulullah’a (SAV) gönderilen son kutsal Kitap olan Kuran-ı Kerim’in Rehberliği ve Resulullah’ın (SAV) Temiz Ahlakı ve Sünneti ile de birleştirilerek ortaya çıkan bu sevgi felsefesi ile yorumlanan “<em><strong>İslam</strong></em>”, Orta Çağ karanlığında Türkistan-Horasan’da yakılan çok güçlü bir meşale olarak Avrasya’yı aydınlatmıştır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkistan-Horasan’da, İslam’ı, “<strong><em>Allah-Peygamber-Kuran sevgisi</em></strong>” ile yorumlayarak bu meşaleyi yakan ve Orta Çağ boyunca tüm Avrasya’yı aydınlatan Büyük Türk Mutasavvıfları Resulullah’ın SAV Temiz-Pak Nesli Ehl-i Beyt’i, İmam-ı Azam Ebu Hanife (699-767), İmam Maturidi (853-944), Farabi (872-951), Pir-i Türkistan Hoca Ahmet Yesevi (1093-1166), Pir Hünkar Hacı Bektaş Veli (1209-1271), Mevlana Celaleddin Rumi (1207-1273), Ahi Evran Veli (1171-1261). Taptuk Emre (XIII. Yüzyıl), Yunus Emre (1240-1320) ve diğer Horasan Erenleri silsilesi ile hizmetlerini yürütmüşlerdir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hıristiyanlık inanç sisteminde, Alman kaşif ve din bilimci Martin Luther’in (1483-1546) Luteryan akım olarak bilinen düşünceleri ile ortaya çıkan Protestan veya Luteryan mezhebi ile Hıristiyan Avrupa’da rönesans-reform-hümanizma hareketleri henüz başlamadan önce, Ortaçağ boyunca (MS 376’da Kavimler Göçü veya 476’da Batı Roma İmparatorluğunun çöküşü ile başladığı ve 1453’de Fatih Sultan Mehmet Han tarafından İstanbul’un fethi veya 1492’de Amerika kıtasının keşfi ile sona erdiği kabullenilir) Avrasya’da etkin olan protestan, katolik ve gregoryen gelenek, insanlar için tabir caizse, insanlara, yaşarken cehennemi yaşatmıştır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Dönemin derebeyi, şövalye, tekfur vb sıfatlarla anılan egemen asker-yöneticileri kiliseyi ellerine geçirdiğinde, kilise aracılığıyla halkı adeta soyup soğana çevirmiş ve hayatın her alanında insanlara dünyayı adeta cehenneme çevirmişlerdir. Aynı anda Arap yarımadasındaki Arap müslüman kavimler arasında da yönetsel-mezhepsel çekişmelere dayalı çatışma ortamı varlığını sürdürmüştür.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İşte tam böyle bir sosyolojik ortamda, Türkistan-Horasan’lı Büyük Türk Mutasavvıflarının “<strong><em>Allah-Peygamber-Kuran-İnsan-Doğa</em></strong>” sevgisine ve üretime (tarım, hayvancılık, el zanaatları, vb) dayalı insani ilişkileri düzenleyen İslam Yorumu; tüm Avrasya’yı karanlıklardan aydınlığa, zalimlik-zulümden huzur ve refaha, açlık-yokluktan varlık-tokluğa, bencillikten paylaşımcılığa, çatışma kültüründen birlikte yaşama kültürünü geliştirmeye yönelik büyük bir meşale olarak ortaya çıkmıştır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Böylece, 10-13. yüzyıllar arasında Türkistan-Horasan coğrafyasından Büyük Türk Mutasavvıfları Katarı ile batıya yönelen müslüman Türkmenler, Ortaçağ boyunca, önce Anadolu ve çevresini ve daha sonra da Avrupa ortalarına kadar uzanan yaklaşık 20 milyon km kareye ulaşan toprakları yurt yapmışlardır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugün dünyanın medeni (!) milletlerinde ortaya çıkan islam düşmanlığı, Kuran-ı Kerim yakma, vb “<strong><em>islamofobia</em></strong>” olarak adlandırılan akım irdelenirken, Hıristiyanlık inanç sisteminin ancak 1500 yıl sonra Martin Luther ve çağdaşlarınca erişebildiği rönesans-reform-hümanizma hareketlerine, yüce İslam’da, Risalet Makamı’nın nazil olduğu 610 yılından itibaren 5-6 asır sonra Türkistan-Horasan’lı Büyük Türk Mutasavvıflarınca yorumlanan İslam ile ulaşılabildiğini göz önüne almak gerekir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Burada akıldan çıkarılmaması gereken çok önemli bir noktanın, Türkistan-Horasan’dan başta Anadolu ve daha sonra Balkanlar ve Avrupa ortalarına kadar ilerleyen Müslüman Türkmenleri durduramayan protestan, katolik, gregoryen, vb zihniyet ancak Müslüman Türkmenler arasına fitne-fesat sokarak yarattıkları karmaşa-kaos ortamını fırsata çevirmeyi başarmışlardır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Örneğin, Yıldırım Beyazıt, 1391’de başlattığı Anadoluhisarı inşaatını 3-4 yıl gibi bir sürede tamamlayarak İstanbul’un fethine odaklanmış iken, Bizans’ın muhtemel fitne-fesatları ile Yıldırım Beyazıt ve Emir Timur arasında 1402 yılında Ankara savaşı meydana gelmiştir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Keza, 1514 yılında Yavuz Sultan Selim ve Safevi Şah İsmail arasında meydana gelen 1514 Çaldıran savaşının ortaya çıkmasında da Bizans artıkları ve Kutsal Roma Germen İmparatorluğu’nun (962-1806) Osmanlı ve Safevi Türkmenleri arasında 1450’li yıllardan itibaren kurdukları muhtemel fitne-fesat planlarını aramak yabana atılacak bir düşünce değildir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu nedenle, Türkler arasında meydana gelen, gerek 1402 Ankara savaşı ve gerekse 1514 Çaldıran savaşının meydana gelişinde dönemin tarihsel, sosyolojik, ekonomik koşullarının özellikle tarihçiler başta olmak üzere mülti-disipliner sosyal bilimci gruplarınca incelenerek gelecek kuşaklarımızın bilgilendirilmesinde sonsuz yararlar görülmektedir.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 26 Jan 2026 22:07:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/01/prof-dr-boztug-yazdi-turkistan-horasanli-buyuk-turk-mutasavviflarinin-islam-yorumu-1769455419.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Peter Germanos yazdı: Türkiye&#039;nin Levant bölgesindeki eşi benzeri görülmemiş stratejik başarısı</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/peter-germanos-yazdi-turkiyenin-levant-bolgesindeki-esi-benzeri-gorulmemis-stratejik-basarisi-2923</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/peter-germanos-yazdi-turkiyenin-levant-bolgesindeki-esi-benzeri-gorulmemis-stratejik-basarisi-2923</guid>
                <description><![CDATA[Lübnan kökenli Uluslararası ilişkiler uzmanı Peter Germanos'un X platformunda paylaştığı analiz, Türkiye'nin son on yılda Suriye ve geniş Levant bölgesinde elde ettiği stratejik başarıyı vurguladı. Germanos, Türkiye'nin karşı karşıya kaldığı zorlu koşullardan nasıl zaferle çıktığını detaylandırarak, bu başarıyı modern Orta Doğu tarihinde benzersiz bir örnek olarak nitelendirdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Lübnan kökenli Uluslararası ilişkiler uzmanı Peter Germanos'un X platformunda paylaştığı analiz, Türkiye'nin son on yılda Suriye ve geniş Levant bölgesinde elde ettiği stratejik başarıyı vurguladı. Germanos, Türkiye'nin karşı karşıya kaldığı zorlu koşullardan nasıl zaferle çıktığını detaylandırarak, bu başarıyı modern Orta Doğu tarihinde benzersiz bir örnek olarak nitelendirdi.&nbsp; Peter Germanos,&nbsp;Orta Doğu jeopolitiği üzerine yorum yapan önemli bir analist olarak bilinmektedir.</p>

<p>Analize göre, 2018 yılında Türkiye, güney sınırında Rusya-İran-Esad ekseni ve Batı destekli PKK/YPG oluşumu tarafından kuşatılmış bir konumdaydı. Bu tehditler, CENTCOM'un tam siyasi, askeri ve istihbarat desteğiyle güçlenmişti. Ancak Ankara, diplomasi, istihbarat ve askeri koordinasyon sayesinde bu çevrelenmeyi tersine çevirmeyi başardı. Rusya ve İran'ı dengeli diplomasi ve sınırlı güç kullanımıyla sınırlayan Türkiye, ABD'nin Kürt projesini ise sürekli askeri baskı ve siyasi izolasyonla etkisiz hale getirdi.</p>

<p>Germanos, Türkiye'nin yalnızca sınırlarını güvence altına almakla kalmayıp, Suriye içinde meşru bir yönetim gücü oluşturduğunu belirtiyor. Ankara tarafından eğitilen, silahlandırılan ve yapılandırılan muhalif gruplar, dağınık milislerden ülkenin baskın siyasi-askeri otoritesine dönüştü. Bu, bölgede başka hiçbir gücün -İran, İsrail veya Körfez ülkelerinin- başaramadığı bir başarı olarak öne çıkıyor.</p>

<p>Stratejik açıdan Türkiye, <strong>çökmüş bir devleti işgal veya ilhak yoluyla değil, </strong>yerel aktörler üzerinden kontrollü devlet inşasıyla yeniden şekillendirdi. Suriye artık Türkiye için bir tehdit unsuru değil, bir tampon bölge ve stratejik etki alanı haline geldi. Bu başarı, aynı anda<strong> Rusya, İran ve ABD'nin</strong> bölgesel mimarisine karşı elde edildiği için Türkiye'yi benzersiz bir konuma yerleştiriyor. Türkiye, doğrudan <em>emperyal yönetim olmadan komşu bölgelerin </em>siyasi düzenini yeniden tasarlayabilen nadir devletlerden biri olarak tarih yazıyor.<br />
<br />
&nbsp;Peter Germanos'un yazısının tam metni şöyle:</p>

<p><strong>Türkiye'nin Levant'taki Benzeri Görülmemiş Stratejik Başarısı</strong></p>

<p>Türkiye'nin son on yılda Suriye'de ve daha geniş Levant bölgesinde başardıkları, modern Orta Doğu tarihinde emsali olmayan niteliktedir.</p>

<p>2018'de Türkiye, eşi benzeri görülmemiş derecede düşmanca bir stratejik ortamla karşı karşıyaydı. Güney sınırı fiilen kuşatılmıştı: bir tarafta İdlib ve Suriye çölünün merkezinden genişleyen <strong>Rusya-İran-Esad ekseni, </strong>diğer tarafta ise CENTCOM'dan tam siyasi, askeri ve istihbarat desteği alan Batı destekli <strong>PKK/YPG</strong> oluşumu. Benzer koşullar altında stratejik yenilgiden kaçınabilen, hatta güç dengesini tersine çevirebilen devlet sayısı azdır.</p>

<p>Ancak Ankara, bu neredeyse kuşatma durumunu kapsamlı bir<strong> jeopolitik başarıya </strong>dönüştürmeyi başardı. Diplomasi, istihbarat servisleri ve askeri komuta arasında nadir görülen bir koordinasyon sayesinde Türkiye, herhangi bir büyük güçle doğrudan savaşa girmeden her iki tehdidi de kademeli olarak ortadan kaldırdı. Moskova ve Tahran, ölçülü diplomasi ve sınırlı güç kullanımıyla kontrol altında tutuldu; Washington'ın Kürt projesi ise sürekli askeri baskı ve siyasi izolasyon yoluyla etkisiz hale getirildi.</p>

<p>En dikkat çekici sonuç, Türkiye'nin sadece sınırlarını güvence altına almakla kalmayıp, Suriye içinde meşru bir yönetim gücü yaratmış olmasıdır. Ankara tarafından eğitilen, silahlandırılan ve yapılandırılan muhalif gruplar, parçalanmış milislerden ülkenin baskın siyasi-askeri otoritesine dönüştü. Bu olağanüstü bir başarıdır:<strong> İran, İsrail veya Körfez ülkelerinden </strong>hiçbiri, bir vekil gücü komşu bir devletin egemen çekirdeğine dönüştürmeyi başaramamıştır.</p>

<p>Stratejik açıdan bakıldığında, Türkiye<strong> Levant'ta </strong>eşsiz bir şey başardı: çökmüş bir devleti işgal veya ilhak yoluyla değil, güvenlik doktriniyle uyumlu yerel aktörler tarafından yürütülen kontrollü devlet inşası yoluyla yeniden şekillendirdi. Suriye bugün artık bir tehdit unsuru değil, bir tampon bölge ve Türk etkisinin stratejik bir uzantısıdır.</p>

<p><strong>Rusya, İran ve Amerika Birleşik Devletleri'nin</strong> bölgesel yapılanmasına karşı eş zamanlı olarak elde edilen bu başarı düzeyi, Türkiye'yi kendi başına ayrı bir kategoriye yerleştiriyor. Türkiye sadece Levant'ta faaliyet gösteren bölgesel bir güç değil; modern tarihte doğrudan emperyal yönetim olmaksızın komşularının siyasi düzenini yeniden şekillendirebilen az sayıdaki devletten biri haline geldi.<br />
<br />
Kaynak:&nbsp;<a href="https://x.com/GermanosPeter/status/2014041758871454133">https://x.com/GermanosPeter/status/2014041758871454133</a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 22 Jan 2026 17:03:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/01/peter-germanos-yazdi-turkiyenin-levant-bolgesindeki-esi-benzeri-gorulmemis-stratejik-basarisi-1769091384.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Umut Berhan Şen yazdı: Almanya&#039;nın yeni askeri stratejisi-2</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/umut-berhan-sen-yazdi-almanyanin-yeni-askeri-stratejisi-2-2907</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/umut-berhan-sen-yazdi-almanyanin-yeni-askeri-stratejisi-2-2907</guid>
                <description><![CDATA[Yazar Umut Berhan Şen’in analizine göre, Almanya’nın Litvanya’da kurduğu Panzerbrigade 45 "Litauen" (Litvanya Tugayı) projesi, planlandığı şekilde disiplinli ve kararlı bir ilerleyiş sergiliyor. Ocak 2026 itibarıyla tugayın kuruluş ve konuşlanma süreci hız kazanmış durumda.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Almanya Litvanya’daki Kalıcı Tugayını Güçlendiriyor: Leopard 2A8’ler Yolda</strong></p>

<p>Yazar&nbsp;<a href="https://umutberhansen.substack.com/p/almanyanin-yeni-askeri-stratejisi-34a"><strong>Umut Berhan Şen’in </strong></a>analizine göre, Almanya’nın Litvanya’da kurduğu Panzerbrigade 45 "Litauen" (Litvanya Tugayı) projesi, planlandığı şekilde disiplinli ve kararlı bir ilerleyiş sergiliyor. Ocak 2026 itibarıyla tugayın kuruluş ve konuşlanma süreci hız kazanmış durumda.</p>

<p>Tugay, 1 Nisan 2025 tarihinde resmen kurulmuş ve Mayıs 2025’te Vilnius’ta gerçekleştirilen büyük törenle kamuoyuna tanıtılmıştı. Halen komuta kademesi, destek unsurları ve öncü personel Litvanya’da görev yapıyor.<br />
<br />
Umut Berhan Şen'in makalesinin tam metni şöyle:</p>

<h1><strong><span style="font-size:14px">ALMANYA’’NIN YENİ ASKERİ STRATEJİSİ-2</span></strong></h1>

<h3><strong>Almanya'nın Litvanya 'daki Askeri Gücüne Bir Bakış</strong><br />
<br />
&nbsp;</h3>

<p>Ocak 2026 itibarıyla Almanya’nın Litvanya Tugayı’nın konfigürasyon süreci planlı bir şekilde ilerliyor. Tugay, 1 Nisan 2025’te resmen kurulduktan sonra 2025 Mayıs ayında Litvanya’nın başkenti Vilnius’taki büyük törenie kamuoyuna duyuruldu. Şu anda tugayın komuta unsurları ve destek birimleri ile öncü personel Litvanya’da bulunuyor. Toplam Alman askeri sayısı 500 civarında seyrediyor. Bu ay sonunda Panzergrenadierbataillon 122(Alman ordusunun modern, yüksek hareket kabiliyetine sahip ve zırhlı araçlarla donatılmış seçkin piyade taburlarından biri olan 122. Mekanize Piyade Taburu) ve Panzerbataillon 203(Alman ordusunun "yumruk" gücünü temsil eden, Leopard 2 tanklarıyla donatılmış ve şu an Avrupa'nın güvenliği için kritik bir yeniden yapılanma sürecinde olan seçkin bir tank taburu) resmen tugaya bağlanıyorlar. Şubat’ta ise mevcut NATO Litvanya Çok Uluslu Savaş Grubu (yaklaşık bin kişilik Alman ağırlıklı kuvvet) entegre edilecek ve böylece sayı 1800’e yaklaşacak. Orta vadede, 2026 yazına doğru Alman personel 2000’e ulaşacak. Leopard 2’ler, Puma zırhlı araçlar ve destek unsurlarıyla birlikte eğitim-tatbikat temposu artacak. Tam kapasiteye (yaklaşık 4800 asker + sivil personel) ise 2027 sonunda ulaşılması hedefleniyor. Açıkcası, Almanya söz verdiği gibi adım adım yükümlülüklerini yerine getiriyor. Bu süreç disiplinli ve kararlı yürüyor. Dolayısıyla NATO’nun doğu kanadında caydırıcılık açısından kritik bir yapı taş taş üstüne konuyor. Bu yeni askeri organizasyon, 2027’ye kadar tam operasyonel kabiliyetle sahada olacak.</p>

<p>Öte yandan, Almanya’nın Litvanya Tugayı için Leopard 2 tankları meselesi hâlâ biraz “bekle-gör” modunda ilerliyor. Panzerbrigade 45’in tank taburu olan Panzerbataillon 203, şu anda Ağustosdorf’ta 44 adet Leopard 2A7 ile donatılmış durumda ve bu birlik Ocak sonu itibarıyla tugaya resmen bağlanıyor, ama fiziki olarak Litvanya’ya taşınmaları altyapı hazır olana kadar 2026 boyunca devam edecek. Yani şu an sahada gerçek anlamda Leopard 2 yok denecek kadar az, tugayın öncü unsurları ve komuta kadrosu konuşlanmış. Lakin asıl zırhlı güç henüz yolda.</p>

<p>Esasen, bu noktada asıl önemli unsur, yeni nesil Leopard 2A8’ler. Almanya, tugay için özel olarak 105 adet Leopard 2A8 sipariş etti ve bunlar Trophy aktif koruma sistemi, daha güçlü kompozit zırh, L/55A1 top ve dijital ağ entegrasyonuyla donatılmış en güncel versiyon. İlk test tankları 2026’da Bundeswehr’e gelecek. Ama gerçek birlik teslimatları 2027’den itibaren başlıyor ve Litvanya Tugayı öncelikli alacak. Diğu kanadının en kritik noktasında bu tankların olması planlanıyor. Litvanya da kendi hesabına 44 adet Leopard 2A8 sipariş etti. Bunlar da 2028-2030 arası teslim edilecek. Hatta Kaunas’ta(Litvanya'nın en stratejik ve en büyük 2. şehri) montaj yapılacak. Yani yerel üretimle süreç hızlanacak.</p>

<p>Şu anda tugayda tank sayısı sıfıra yakın, ama plan net: 2026 ortasına doğru Puma zırhlı araçları ve Leopard 2A7’ler gelmeye başlayacak. 2027 sonuna doğru ise Leopard 2A8’lerle tam dolu bir panzer taburu göreceğiz. Berlin adım adım sözünü tutuyor, altyapı inşaatı hızlandı, ama hâlâ “tam kapasite” için biraz daha zamana ihtiyaç var. NATO’nun caydırıcılığı açısından bu tanklar kritik, özellikle Trophy sistemiyle drone ve tanksavar füzelerine karşı çok daha dayanıklı hale geliyorlar. Kısacası, Leopard 2’ler Litvanya’da yavaş yavaş sahaya iniyor, 2027’ye kadar işler ciddileşecek.<br />
<br />
<a href="https://umutberhansen.substack.com/p/almanyanin-yeni-askeri-stratejisi-34a"><em><strong>Kaynak link:&nbsp;https://umutberhansen.substack.com/p/almanyanin-yeni-askeri-stratejisi-34a</strong></em></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 19 Jan 2026 20:21:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/01/umut-berhan-sen-yazdi-almanyanin-yeni-askeri-stratejisi-2-1768843974.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dr. İhsan Ünlü yazdı: Nasıl bir Miraç?</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/dr-ihsan-unlu-yazdi-nasil-bir-mirac-2882</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/dr-ihsan-unlu-yazdi-nasil-bir-mirac-2882</guid>
                <description><![CDATA[Miraç Kandili'nin manevi ikliminde, ilahiyatçı ve yazar Dr. İhsan Ünlü, Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) en zorlu döneminde yaşadığı ilahi lütuf olarak nitelendirdiği Miraç hadisesini derin bir tefekkürle yorumlayan anlamlı bir makale kaleme aldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Miraç Kandili'nin manevi ikliminde, ilahiyatçı ve yazar Dr. İhsan Ünlü, Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) en zorlu döneminde yaşadığı ilahi lütuf olarak nitelendirdiği Miraç hadisesini derin bir tefekkürle yorumlayan anlamlı bir makale kaleme aldı.<br />
<br />
Ünlü, makalesinde Miraç'ı yalnızca bir yükseliş ve semaya yolculuk olarak değil, aynı zamanda bireysel ve toplumsal bir kurtuluş, ferahlık ve hürriyet olarak tanımladı. <em><strong>"Miraç, ayaklar yere basarken ruhun mâverâda hüsn-ü cemâli seyretmesidir" </strong></em>diyerek, manevi yükselişin dünyevi sorumluluklardan kopmak olmadığını vurguladı.<br />
<br />
<strong>Dr. İhsan Ünlü'nün makalesinin tam metni şöyle:</strong></p>

<p><br />
<strong>NASIL BİR MİRAÇ?</strong><br />
<br />
Miraç,yükseliştir, irtifa kat etmektir.<br />
<br />
Miraç, ferahlık ve göz aydınlığıdır.<br />
<br />
Miraç, esaretten kurtulup hürriyete kavuşmaktır.<br />
<br />
Miraç ayaklar yere basarken, ruhun mâverâda hüsn-ü cemâli seyretmesidir.<br />
<br />
Miraç, Allah Resulünün en sıkıntılı zamanlarında ona verilen ilahi lütuftur.<br />
<br />
Yüce Allah, dünya bataklığında saplanıp kalan insanlığa çıkış yolu arayan peygamberini, daraldığı ve bunaldığı bir gece irtifa ettirip neyle muhatap olduğunu ötelerden izlettirmiştir.<br />
<br />
Resmin bütününü gören Allah Resulü (as) ilahi müşâhedenin esenliği ve dinginliği ile kutsal vazifesine kaldığı yerden aşkla ve şevkle devam etmiştir.<br />
<br />
Peki, sürekli nefsine çalışan, imajına yatırım yaparken ruhunu ihmal eden, dünyaya çakılıp kalmış biz fanilerin miracı nasıl olacak?<br />
<br />
Şu kaotik dünya ortamında mazlumun ve mağdurun sesleri, duaları, bedduaları kulakları inletip arş-ı âlâ’yı titretirken ümmetin miracı nasıl gerçekleşecek?<br />
<br />
Şüphesiz bizim miracımız, bedenimizi ve ruhumuzu dünyaya bağlayan engellerden sıyrıldığımız zaman mümkün olabilecektir.<br />
<br />
Ümmetin miracı, zalime karşı mazlumun yanında hep birlikte omuz omuza durmakla gerçekleşecektir.<br />
<br />
Namaz, nasıl ki hakkıyla kılındığında müminin miracı oluyorsa; müminler de tıpkı namazdaymış gibi günlük hayatta saflarını sık tutuğunda miracın ufkunu yakalayabilecektir.<br />
<br />
Lafa geldiğinde kardeşlikten dem vuran ancak, iş eyleme geldiğinde kalleş muamelesi yapan bir zihniyetle gerçek miraçtan bahsedilemez.<br />
<br />
Böyle bir miraç anlayışı, seremonik kutlamalardan öteye geçemez ve geçemiyor da maalesef.</p>

<p>Miraç, sözden ve şekilsel kutlamadan öte bir adanış eylemidir.<br />
<br />
“Gayretullah”a dokunan eylemlerden uzak, Hakk’ın ve halkın razı olduklarına uzanan gayretin sonunda gelen ödüldür miraç.<br />
<br />
Miraç, kulun “bittim” dediği yerde, Rabb’in “yettim” dediği noktanın adıdır.<br />
<br />
Miraç, kendi içindeki evrenin derinliklerini unutup uzayın derinliklerindeki galaksilere, yıldızlara ulaşan insanoğlunun kendine dönüp öz cevherini keşfetmesidir.<br />
<br />
Miraç, şairin deyimiyle; insanın, “kâinatın aynası, Hakk’ın varlık deryası” olduğunun bilincine ermesidir.<br />
<br />
Âşık Feyzî’nin, “Oldu miracın mübarek/ Hak kıldı Kur’an tabarek/ Şanına levlâke levlek/ &nbsp;Padişahlar padişahı” dizesinde ifade edilen aziz peygamberin şahsında onun izleyicilerine verilen şan ve şereftir.<br />
<br />
Miraç, pergel misali; bir ayağı dünyada yere basarken öbür ayağı ile ötelere uzanmanın adıdır.<br />
<br />
Miraç, bir yanıyla Hakk’a vasıl olmaya vesile ararken, diğer yanıyla kâinatın gözbebeği insana hizmet etmeye götüren yolun adıdır.<br />
<br />
Miraç, kimseyi ayırmadan, dışlamadan, ötekileştirmeden “yetmiş iki millete bir nazarla bakma” nın sonucunda elde edilen “insan-ı kâmil” rütbesinin adıdır.<br />
<br />
Miraç, şirke, yalana, harama, zulme, haksızlığa bulaşmadan tevhide ve adalete sarılmanın sonundaki ilahi mevhibedir.<br />
<br />
Miraç, dünyanın dört bir yanında masumlar ve mazlumlar açlıktan ve şiddetten kırılırken, “bana ne, onların sorunu!” deme sorumsuzluğu yerine; haksızlığı eliyle, diliyle, hiç olmazsa vicdanen kınayarak mücâhede etmenin sonunda gelen bayramın adıdır.<br />
<br />
İşte böyle bir miraçsa, miracınız kutlu ve mübarek olsun.<br />
<br />
Selam ve dua ile…</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 14 Jan 2026 17:52:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/01/dr-ihsan-unlu-yazdi-nasil-bir-mirac-1768403091.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Zekariya Say yazdı: CHP’lilerin “Alevi” sevgisi sandığa kadar!</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/zekariya-say-yazdi-chplilerin-alevi-sevgisi-sandiga-kadar-2854</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/zekariya-say-yazdi-chplilerin-alevi-sevgisi-sandiga-kadar-2854</guid>
                <description><![CDATA[Haber7 yazarı Zekeriya Say'ın 3 Ocak 2026 tarihinde yayımlanan köşe yazısında, Cumhuriyet Halk Partisi'nde (CHP) eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu döneminden bugüne uzanan mezhepçilik iddiaları ve son gelişmeler ele alındı. ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Haber7 yazarı Zekeriya Say'ın 3 Ocak 2026 tarihinde yayımlanan köşe yazısında, Cumhuriyet Halk Partisi'nde (CHP) eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu döneminden bugüne uzanan mezhepçilik iddiaları ve son gelişmeler ele alındı.&nbsp;<br />
<br />
Zekariya Say'ın kaleme aldığı yazı şöyle:<br />
<br />
<strong>CHP’lilerin “Alevi” sevgisi sandığa kadar!</strong></p>

<p>CHP’nin 7. Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, görevdeki 13 yılı boyunca aslında hep bir “mezhepçilik” kıskacı altındaydı.</p>

<p>Yaptığı her görevlendirmede,<strong>&nbsp;“En güçlü koltukları Alevi kökenli isimlere teslim ediyor”</strong>&nbsp;diye eleştirildi.</p>

<p>Dönemin Mersin Milletvekili İsa Gök,<strong>&nbsp;"CHP şu anda genel merkezin verdiği talimatla tek bir etnik temele ve tek bir mezhebe dayanarak yeniden oluşturuluyor"</strong>&nbsp;diyerek, kendi ekibini kuran Kılıçdaroğlu’na tepki gösterdi.</p>

<p>Nevşin Mengü’nün babası ve eski Manisa Milletvekili Şahin Mengü, Kılıçdaroğlu’nun kaybettiği ilk seçim olan 12 Haziran 2011 seçimlerinin sonuçlarına ilişkin açıklamasında,</p>

<p><strong>“Her yerde Alevi adaylar öne çıkarıldı, CHP mezhep partisine dönüştü. Manisa'da birinci sıradaki aday dışında dokuz tane Alevi aday var. Manisa'da 60-70 bin Alevi seçmen var, 850-900 bin Sünni seçmen var. CHP mezhep partisi değildir”&nbsp;</strong>diyerek,&nbsp;<strong>“mezhepçi kadrolaşma”&nbsp;</strong>yüzünden sandıkta hezimete uğradıklarını ima etti.</p>

<p>O dönem Kılıçdaroğlu'nu&nbsp;<strong>“CHP'yi Alevileştirmekle” suçlayan isimler arasında yer alan eski Antalya Milletvekili Osman Kaptan ise “cemevlerine gidilip partiyle ilgisi olmayanların üye yazıldığını”</strong>&nbsp;iddia etti.</p>

<p>Rahmetli Deniz Baykal'ın bile o dönem yakın çevresine yaptığı değerlendirmede kendisinden sonra&nbsp;<strong>“sürecin parti açısından kötüye gittiğini”&nbsp;</strong>söylediği, kamuoyuna yansıdı.</p>

<p><strong>“Çiçeği burnunda”&nbsp;</strong>bir Genel Başkan iken böyle yoğun bir<strong>&nbsp;“mezhepçilik yapıyor”&nbsp;</strong>linçine maruz bırakılan Kılıçdaroğlu’na yakın isimler ise tam tersini düşünüyordu.</p>

<p>O dönem yaptıkları açıklamalarda;</p>

<p><strong>“Mezhepçi görüntü vermemek için çok hassas davranan Kemal Bey yüzünden parti içinde Alevilerin eski ağırlıklarını kaybettiklerini… Eskiden yönetimin asgari yüzde 30’u Alevilerden oluşurken, Kılıçdaroğlu’nun gelişiyle bu oranın yüzde 10’lara düştüğünü, parti tarihinde MYK içinde hiç bu kadar az Alevi üye olmadığını”</strong>&nbsp;söyleyerek, dert yanıyorlardı.</p>

<p>Aynı günlerde yaşanan tartışmalara dâhil olan<strong>&nbsp;“Alevi Dedesi”&nbsp;</strong>Rıza Zelyut da CHP’deki itirazlara tepki göstererek,<strong>&nbsp;“Bu iftiracılar CHP’deki Alevi oy oranına ve Alevi milletvekili sayısına baksınlar bakalım. O zaman Alevilerin partide oylarının onda biri kadar ancak temsil edildiklerini göreceklerdir.”&nbsp;</strong>diyerek Kemal Bey’e destek veriyordu.</p>

<p>Ocak 2015 tarihinde gerçekleştirilen CHP’nin 35. Olağan Kurultayı öncesinde “<strong>mezhepçi kadrolaşma”</strong>&nbsp;tartışmaları yeniden patlak verdi.</p>

<p><strong>“Yeni CHP artık bir mezhep partisidir”</strong>&nbsp;diyen bazı Parti Meclisi (PM) üyeleri, “Aydın ili gibi bir ilde bile ‘Alevi olacak’ diye Genel Merkez tarafından mezhepçi aday dayatılması yapıldığını” öne sürdü.</p>

<p>Başka bir üye ise,<strong>&nbsp;“CHP, gün geçtikçe özünden daha da uzaklaşıyor. CHP neredeyse tamamen Alevileştiriliyor. CHP’ye gelen herkesin mezhepsel kimliği sorgulanıyor”</strong>&nbsp;diyerek, yaşananlardan duyduğu rahatsızlığı dile getirdi.</p>

<p>24. Dönem CHP İstanbul Milletvekili ve<strong>&nbsp;‘Emekli Müftü”&nbsp;</strong>İhsan Özkes bile,&nbsp;<strong>“Gerek PM'ye seçilenler, gerek milletvekilleri, gerekse delege yapısına bakıldığında mezhepçiliğin olduğu konuşuluyor”&nbsp;</strong>diyerek, bu tür iddialara destek verdi</p>

<p>Yıllar geçtikçe hararetlenen bu tartışmayı dile getiren isimlerden biri de kendisi de “Alevi” olan Sevilay Yılman oldu.</p>

<p>Yılman 13 Eylül 2018’de,<strong>&nbsp;“Bu bir, “Kral Çıplak” yazısıdır değerli okurlarım”</strong>&nbsp;başlığıyla kaleme aldığı yazısında;<strong>&nbsp;“Mezhepçiliğin belgesi mi olur? Elbette ki yok!”&nbsp;</strong>diyerek, Kemal Kılıçdaroğlu’nu<strong>&nbsp;“CHP’yi Alevileştirmekle”&nbsp;</strong>itham etti.</p>

<p>Bu yoğun baskılardan dolayı bunalan Kemal Bey ise<strong>&nbsp;“Benim dedemin türbesi Akşehir'de. Dedem Seyyid Mahmud Hayrani'dir”&nbsp;</strong>diyerek…</p>

<p>Horasan’dan Hicaz’a, Konya’dan Tunceli’ye uzanan bir geçmiş anlatıp, ailesinin köklerinin&nbsp;<strong>“Türkmen”&nbsp;</strong>olduğunu ve<strong>&nbsp;“Peygamber soyundan geldiğini”</strong>&nbsp;ispatlamaya çalıştı.</p>

<p>Koltuğa oturduğu günden beri yaşadığı baskılar nedeniyle adeta “<strong>Alevi</strong>” kimliğini gizleyen…</p>

<p>Hatta&nbsp;<strong>“adaylığı”</strong>na karşı çıkan ortağı Meral Akşener ve adamları,<strong>&nbsp;“Alevi aday kazanamaz”</strong>&nbsp;diyerek mezhepçi tavır takındığında bile olan biteni görmezden gelen ve bu konuda tek kelime etmeyen Kılıçdaroğlu, takvimler 19 Nisan 2023’ü gösterdiğinde cesur bir çıkış yaparak...</p>

<p>Twitter’dan paylaştığı bir videoda ilk defa oy verecek olan gençlere seslendi ve&nbsp;<strong>“Bu gece sizinle çok özel çok hassas bir konuda konuşmamızın zamanı geldi. Ben Aleviyim, Hak-Muhammed-Ali inancı ile yetişmiş samimi bir Müslüman’ım”&nbsp;</strong>diyerek, 13 yıllık siyasi hayatı boyunca ilk kez açıkça “<strong>Alevi</strong>” olduğunu ikrar etti.</p>

<p>Kılıçdaroğlu ayrıca<strong>&nbsp;“Artık CHP’de ayrışmaların konuşulmayacağını”&nbsp;</strong>da sözlerine ekledi.</p>

<p>*</p>

<p>Her fırsatta<strong>&nbsp;“Sünni bir ailenin çocuğuyum”&nbsp;</strong>diyen ve seçim yenilgisinin ardından sözde&nbsp;<strong>“değişim”</strong>&nbsp;vurgusuyla Kılıçdaroğlu’na karşı<strong>&nbsp;“isyan”&nbsp;</strong>başlatan Ekrem İmamoğlu ise sanki bu açıklamayı bekliyormuşçasına…</p>

<p>Kirli para iddialarının gölgesinde gerçekleşen ve Kemal Bey’in devrildiği CHP’nin 38. Olağan Kurultay’ında yaptığı açıklamada,&nbsp;<strong>“S….. et. Kazandık, kuduruyorlar. Alevi lobisini yıktık”</strong>&nbsp;dedi.</p>

<p><strong>Ekrem’den cesaret alan adamları ise bu açıklama üzerine CHP’deki “Alevi” canlara yönelik yıkıcı bir kampanya başlattı.</strong></p>

<p>Kılıçdaroğlu’na nefret kusan CHP’nin eski tüfeklerinden Fikri Sağlar, Kemal Bey için;</p>

<p><strong>“Yıllar yılı sömürdüğü Alevilere Yavuz Sultan Selim’den daha büyük kötülük yaptı”</strong>&nbsp;derken…</p>

<p>Terörist başı Abdullah Öcalan’ı<strong>&nbsp;“Filozof”&nbsp;</strong>ilan edecek kadar ileri giden ve şu sıralar&nbsp;<strong>“casusluktan”&nbsp;</strong>tutuklu olan Merdan Yanardağ ise<strong>&nbsp;“Aleviler içinde çok hain vardır”</strong>&nbsp;şeklinde ağır ifadeler kullandı.</p>

<p>İşte bu tür tazyiklerle başlayan Kemal Kılıçdaroğlu düşmanlığı artık ciddi ciddi CHP’de&nbsp;<strong>“Alevi nefretine”</strong>&nbsp;dönüşmüş durumda…</p>

<p>Bu nefret, son olarak yeni yılın ilk saatlerinde İmamoğlu ve Özel tarafından CHP Bahçelievler İlçe Başkanı yapılan Danış Akpolat’ın diline yansıdı.</p>

<p>CHP’li Danış Polat, AK Partili belediye tarafından açılan cemevine<strong>&nbsp;“Korsan Cemevi”</strong>&nbsp;yaftası vurma hadsizliğinde bulundu.</p>

<p>Toplumsal ayrımcılığa yol açan ve Alevi canlar arasında infiale sebep olan bu rezil sözler üzerine harekete geçen CHP İstanbul İl Başkanlığı Çağrı Heyeti Başkanı Gürsel Tekin bile CHP Parti Tüzüğü’nün 68-b maddesi uyarınca Danış Akpolat’ın&nbsp;<strong>“disiplin kuruluna sevk edildiğini”</strong>&nbsp;duyururken…</p>

<p>Ne CHP lideri Özgür Özel ne de yolsuzluktan yattığı Silivri Cezaevi’nden hemen her konuya laf yetiştiren Ekrem İmamoğlu, en ufak tepki göstermedi.</p>

<p><strong>Umarım “Dersim olayları” dâhil geçmişte yaşanan pek çok acı sineye çeken Alevi canlar, yeni CHP’de artık sadece sandıkta oy verirken “itibar” gördüklerini fark ederler!<br />
<br />
<a href="https://m.haber7.com/yazarlar/zekeriya-say/3592997-chplilerin-alevi-sevgisi-sandiga-kadar">Haberi kaynağından okumak için lütfen tıklayınız:</a></strong><br />
<a href="https://m.haber7.com/yazarlar/zekeriya-say/3592997-chplilerin-alevi-sevgisi-sandiga-kadar">https://m.haber7.com/yazarlar/zekeriya-say/3592997-chplilerin-alevi-sevgisi-sandiga-kadar</a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 07 Jan 2026 00:23:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/01/zekariya-say-yazdi-chplilerin-alevi-sevgisi-sandiga-kadar-1767735854.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Av. Erdem Cömert yazdı: Aleviliği Cumhuriyet’e karşı kullanmak</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/av-erdem-comert-yazdi-aleviligi-cumhuriyete-karsi-kullanmak-2790</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/av-erdem-comert-yazdi-aleviligi-cumhuriyete-karsi-kullanmak-2790</guid>
                <description><![CDATA[Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı Av. Erdem Cömert, Aydınlık Gazetesi'ndeki köşe yazısında, son dönemde Tekke ve Zaviyelerin Kapatılması Kanunu çevresinde yürütülen tartışmaların Aleviliği Cumhuriyet karşıtlığına sürükleme girişimi olduğunu vurguladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı Av. Erdem Cömert, <a href="https://www.aydinlik.com.tr/koseyazisi/aleviligi-cumhuriyete-karsi-kullanmak-559873"><span style="color:#2980b9"><strong>Aydınlık Gazetesi'ndeki </strong></span></a>köşe yazısında, son dönemde Tekke ve Zaviyelerin Kapatılması Kanunu çevresinde yürütülen tartışmaların Aleviliği Cumhuriyet karşıtlığına sürükleme girişimi olduğunu vurguladı.</p>

<p>Cömert, yazısında şu görüşlere yer verdi: <em>"Bu tartışmalar, <strong>Aleviliği </strong>Cumhuriyet ve laiklik karşıtı bir hatta sürükleme çabasının ideolojik araçları haline getirilmektedir. Oysa Alevi-Bektaşi tarihini bilen herkes için gerçek nettir: <strong>Tarikatların </strong>egemen olduğu bir düzende Alevilere yaşam hakkı yoktur."</em></p>

<p>Tarihsel çatışmayı hatırlatan Cömert, Aleviliğin Osmanlı döneminde Yavuz Sultan Selim'le başlayan süreçte kamusal alandan dışlandığını, 1826'daki Vak'a-i Hayriye ile Bektaşi dergâhlarının kapatılıp Sünni tarikatlara devredildiğini belirtti. Cumhuriyet dönemine gelindiğinde ise <strong>Alevi-Bektaşi </strong>inanç merkezlerinin zaten özerkliğini kaybetmiş olduğunu ifade etti.</p>

<p><strong>Tekke ve Zaviyeler Kanunu Alevilere Zarar Vermedi</strong></p>

<p>Cömert, 1925'te çıkarılan Tekke ve Zaviyelerin Kapatılması Kanunu'nun hiçbir Alevi-Bektaşi dergâhını kapatmadığını veya gasp etmediğini savunarak, <em>"Bu kanun, Alevilere yönelik bir<strong> yasak değil; </strong>Alevileri tarih boyunca baskılayan tarikat düzeninin siyasal etkisini sınırlayan bir adımdır.<strong> Alevi-Bektaşi </strong>toplumu açısından bir kayıp değil, nefes alma alanı yaratmıştır"</em> dedi.</p>

<p>Tarikatların güçlendiği dönemlerde Alevilerin sistematik olarak hedef alındığını örneklerle anlatan Cömert, yakın tarihte FETÖ döneminde yaşanan fişlemeleri de hatırlattı.</p>

<p><strong>"Aleviler Koçbaşı Yapılmak İsteniyor"</strong></p>

<p>Güncel tartışmalara değinen Cömert, kanunun kaldırılmasını Alevilerin talebi gibi sunanların aslında tarikat ve cemaatlerin özlemini dile getirdiğini belirterek,<em> "Aleviler bu süreçte yalnızca bir koçbaşı olarak kullanılmak istenmektedir. <strong>Laiklik ve Cumhuriyet </strong>karşıtı odaklarla aynı cepheye düşmek, Alevilerin tarihsel kazanımlarını tehlikeye atmaktadır" </em>uyarısında bulundu.</p>

<p><strong>Laik Cumhuriyet Alevilerin Güvencesi</strong></p>

<p>Yazısını şu sözlerle tamamlayan Cömert: <em>"Cumhuriyet, Aleviyi kul olmaktan çıkarıp yurttaş yapmıştır. Laiklik, yüzyıllardır maruz kaldığı tarikat baskısına son vermiştir. <strong>Tarikatlar ve tekkeler varsa Alevilere </strong>yaşam hakkı yoktur. Alevilerin güvencesi, laik Cumhuriyet'tir. Bize düşen, mezheplerin değil yurttaşlığın esas alındığı, gericiliğe karşı laik Cumhuriyet temelinde birliktir."</em></p>

<p>Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı Av. Erdem Cömert, Aydınlık Gazetesi'ndeki köşe yazısı şöyle:<br />
<br />
<span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;">ALEVİLİĞİ CUMHURİYET’E KARŞI KULLANMAK</span></strong></span></span><br />
<br />
Son dönemde Tekke ve Zaviyelerin Kapatılması Kanunu üzerinden yürütülen tartışmalar, yalnızca hukuki ya da tarihsel bir değerlendirme olmanın çok ötesine geçmiştir. Bu tartışmalar, Aleviliği Cumhuriyet ve laiklik karşıtı bir hatta sürükleme çabasının ideolojik araçları haline getirilmektedir. Oysa Alevi-Bektaşi tarihini bilen herkes için gerçek nettir: Tarikatların egemen olduğu bir düzende Alevilere yaşam hakkı yoktur.</p>

<p><br />
<strong>TARİKAT DÜZENİ VE ALEVİLİĞİN TARİHSEL ÇATIŞMASI</strong><br />
<br />
Aleviliğin bu topraklardaki tarihsel serüveni, tarikatçı Sünni anlayışla sürekli bir çatışma içinde geçmiştir. Sorunun kaynağı ne Cumhuriyet’tir ne de laikliktir. Osmanlı Devleti Safevi devletiyle yaşadığı askeri ve siyasi mücadeleler sırasında bir tercihe zorlanmıştır.</p>

<p>Yavuz Sultan Selim’le birlikte bu tercih kesinleşmiş; Alevilik kamusal alanın dışına itilmiş, baskı ve tehdit altında yaşamaya zorlanmıştır. Alevi toplulukları, bu süreçten sonra Anadolu’nun belirli bölgelerine çekilerek varlıklarını sürdürmüştür. Kızılırmak yayı, Tunceli ve çevresi, Emlek yöresi, Toroslar ve Kaz Dağları bu tarihsel geri çekilmenin coğrafi izleridir.</p>

<p>Aleviler için bu geri çekilme bir tercih değil, hayatta kalma zorunluluğudur.</p>

<p><br />
<strong>VAK’A-İ HAYRİYE: BEKTAŞİLİĞE YÖNELİK DEVLET MÜDAHALESİ</strong><br />
<br />
1826’da yaşanan ve “Vak’a-i Hayriye” olarak adlandırılan süreç, yalnızca Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılması değildir. Aynı zamanda Bektaşiliğe yönelik kapsamlı bir devlet müdahalesidir. Bektaşi dergâhları kapatılmış, mühürlenmiş ya da Sünni tarikatların denetimine verilmiştir.</p>

<p>Hacıbektaş’taki merkez dergâh, Cumhuriyet’ten çok önce Nakşibendi şeyhlerinin kontrolüne bırakılmıştır. Tire’deki Bektaşi tekkeleri başta olmak üzere Anadolu’nun pek çok yerinde dergâhların mal varlıklarına el konulmuş, erkân yürütmeleri yasaklanmıştır. Abdal Musa Tekkesi dahi bu uygulamalardan muaf tutulmamıştır.</p>

<p>Burada söz konusu olan Aleviliğin ortadan kaldırılması değil; Aleviliğin kamusal alandan silinmeye çalışılmasıdır. Alevilik, tüm bu baskılara rağmen binlerce yıllık toplumsal hafızası içinde yaşamaya devam etmiştir.</p>

<p><br />
<strong>TEKKE VE ZAVİYELER KANUNU: GERİCİ DÜZENİN SINIRLANDIRILMASI</strong><br />
<br />
Öncelikle şu gerçek açıkça ifade edilmelidir:</p>

<p>Tekke ve Zaviyelerin Kapatılması Kanunu nedeniyle kapatılmış, işlevsizleştirilmiş ya da gasp edilmiş bir Alevi-Bektaşi dergâhı yoktur.</p>

<p>Çünkü Alevi-Bektaşi inanç merkezleri, Cumhuriyet’e gelindiğinde zaten özgür ve özerk yapılar olmaktan çıkarılmıştır. Tekke ve Zaviyelerin kapatılması, Alevilere yönelik bir yasak değil; Alevileri tarih boyunca baskılayan tarikat düzeninin siyasal etkisini sınırlayan bir adımdır.</p>

<p>Bu yönüyle söz konusu kanun, Alevi-Bektaşi toplumu açısından bir kayıp değil; nefes alma alanı yaratmıştır.</p>

<p><br />
<br />
<strong>TARİKATLAR VARSA ALEVİLERE YAŞAM HAKKI YOKTUR</strong></p>

<p>Bu tespiti romantize etmeye gerek yoktur. Tarih yeterince açıktır. Tarikatların güç kazandığı her dönemde Aleviler hedef olmuştur. Aleviler “sapkın”, “mürted”, “tehdit” olarak görülmüş; dışlanmış, saldırıya uğramış, katledilmiştir.</p>

<p>Bu durum yalnızca Osmanlı’ya özgü değildir. Yakın tarih de aynı gerçeği doğrulamaktadır. Tarikat ve cemaatlerin devlet içinde örgütlendiği her süreçte Alevi düşmanlığı sistematik hale gelmiştir. Özellikle FETÖ yapılanmasının etkili olduğu yıllarda “devleti Aleviler ele geçirdi” yalanı üzerinden binlerce insan fişlenmiş, kamusal alandan tasfiye edilmiştir.</p>

<p>Bu hafıza hâlâ tazedir.</p>

<p><strong>ALEVİLER KOÇBAŞI YAPILAMAZ</strong><br />
<br />
Bugün Tekke ve Zaviyeler Kanunu’nun kaldırılmasını isteyenler, bu talebi Alevilerin talebi gibi sunmaya çalışmaktadır. Oysa bu talep, Alevilerin değil; tarikatların ve cemaatlerin tarihsel özlemidir. Aleviler bu süreçte yalnızca bir koçbaşı olarak kullanılmak istenmektedir.</p>

<p>Alevi toplumunun temsilcisi olduğunu iddia edenlerin, laiklik ve Cumhuriyet karşıtı odaklarla aynı cepheye düşmesi, Alevilerin tarihsel kazanımlarını tehlikeye atmaktadır.</p>

<p><br />
<strong>LAİK CUMHURİYET: ALEVİLER İÇİN YAŞAM ALANI</strong></p>

<p>Cumhuriyet, Aleviler açısından bir rejim değişikliğinden ibaret değildir. Cumhuriyet, Aleviyi kul olmaktan çıkarıp yurttaş yapmıştır. Laiklik, Alevilerin yüzyıllardır maruz kaldığı tarikat baskısının devlet eliyle sürdürülmesine son vermiştir.</p>

<p>Bugün Alevilerin eşit yurttaşlık talebi, tekke ve zaviyelerin yeniden açılmasında değil; laik Cumhuriyet’in kararlılıkla savunulmasındadır.</p>

<p>Sonuç açıktır:</p>

<p>Tarikatlar ve tekkeler varsa Alevilere yaşam hakkı yoktur.</p>

<p>Alevilerin güvencesi, laik Cumhuriyet’tir.</p>

<p>Bize düşen, mezheplerin değil yurttaşlığın esas alındığı, gericiliğe karşı laik Cumhuriyet temelinde birliktir.</p>

<p>Aşk ile...<br />
<br />
<a href="https://www.aydinlik.com.tr/koseyazisi/aleviligi-cumhuriyete-karsi-kullanmak-559873"><span style="color:#2980b9"><strong>Kaynak: Aydınlık Gazetesi</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 23 Dec 2025 10:41:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/12/av-erdem-comert-yazdi-aleviligi-cumhuriyete-karsi-kullanmak-1766477717.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Süleyman Merdanoğlu&#039;nun son yazısı: Özbekistan&#039;da Seyit Soyluların Kabri “Sultan-Saodat Kompleksi&quot;</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/suleyman-merdanoglunun-son-yazisi-ozbekistanda-seyit-soylularin-kabri-sultan-saodat-kompleksi-2778</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/suleyman-merdanoglunun-son-yazisi-ozbekistanda-seyit-soylularin-kabri-sultan-saodat-kompleksi-2778</guid>
                <description><![CDATA[Özbekistan Uluslararası Altın Miras Vakfı  Ankara Bölümü Başkanı Süleyman Merdanoğlu, bugün aramızdan ayrıldı. Süleyman Merdanoğlu ağabeyin son yazısını okuyucularımız ile paylaşmak istedik.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Ülkemizde Türkiye-Özbekistan ilişkileri ve Orta Asya tarihi üzerine önemli çalışmalar yapan araştırmacı, yazar ve Özbekistan Uluslararası Altın Miras Vakfı&nbsp; Ankara Bölümü Başkanı Süleyman Merdanoğlu, bugün aramızdan ayrıldı. 1944 yılında Sivas'ta doğan Merdanoğlu, emekli astsubay kökenli bir isim olarak, 1990'lı yıllardan itibaren Özbekistan'a yönelik turizm, kültür ve ticaret alanında yoğun faaliyet gösterdi.</p>

<p>Merdanoğlu, "Özbekistan Turizm Rehberi" gibi eserlerin yanı sıra 100'den fazla makale yayımlayarak iki ülke arasındaki dostluğa büyük katkı sağladı. Son makalelerinden biri olan <strong>"Özbekistan'da Seyit Soyluların Kabri 'Sultan-Saodat Kompleksi'"</strong> başlıklı çalışması, Termez şehrindeki tarihi ve kutsal Sultan Saodat kompleksi üzerine detaylı bir inceleme niteliğindeydi. Bu makalede, Peygamber soyundan gelen Seyidlerin mezarlığı olarak bilinen kompleksin mimari özelliklerini, tarihini ve kültürel önemini ele almıştı.</p>

<p>Merdanoğlu, Özbekistan'dan "Altın Miras Madalyası" gibi ödüller alarak takdir görmüştü. Vefatı, Türkiye ve Özbekistan camiasında derin üzüntü yarattı.</p>

<p>Merhuma Allah'tan rahmet, ailesine ve yakınlarına başsağlığı dileriz. Mekânı cennet olsun.<br />
<br />
Süleyman Merdanoğlu ağabeyin son yazısı ise şöyle:<br />
<br />
<strong>ÖZBEKİSTAN’DA SEYİT SOYLULARIN KABRİ “SULTAN-SAODAT KOMPLEKSİ”</strong><br />
<br />
&nbsp;</p>

<p>Sultan Saodat (SultanSaodat) mimari kompleksi, günümüzde Özbekistan’ın Termez şehrinin dışında yer alan İslamî geçmişe sahip, kutsal sayılan bir toplu mezar ve ibadet mekanıdır. “Sultan Saodat” adı Arapçadan “Mutluluğun Sultanı / Sultan’ın Saâdeti / Sultan’ın Refahı” anlamına gelir; kompleks, özellikle “Seyid” soyundan gelenlerin yani Peygamber Muhammed’in soyuna dayandığı rivayet edilen aile üyelerinin mezarlarının bulunduğu önemli bir soy mezarlığıdır.<br />
&nbsp;<br />
<strong>Tarihî Arka Plan ve Köken</strong><br />
<br />
“Seyid”ler olarak bilinen Termez ailesi, İslam geleneğinde saygı gören bir soy hattına dayanır. Rivayete göre, bu soyun atası Hasan alAmir adlı bir şahsiyettir ve ailesi Peygamber Muhammed’e ilişkin soy bağını sürdürdüğünü iddia eder.&nbsp;<br />
Kompleksin kuruluşu 10. yüzyıla kadar uzanır; en eski mezarlıklar bu dönemde inşa edilmiştir.&nbsp;<br />
11– 17. yüzyıllar arasında kompleks genişleyerek günümüzde bildiğimiz yapısal formunu almıştır.&nbsp;<br />
Zaman içinde “mezar, mescid, hanaka (khanaka)” gibi çeşitli dinî ve sivil yapılardan oluşan bir toplu cemiyet mezarlığı halini almıştır.&nbsp;</p>

<p><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/sultan-saodat-0-0-0-0-1599210715.jpg" style="height:533px; width:800px" /><br />
<br />
Mimari Özellikler ve Yapılaşma</strong><br />
<br />
Sultan Saodat kompleksi, uzun ve dikdörtgânsal bir avlu (avlu veya avluavlu biçiminde) etrafında toplanmış bir dizi yapıyı içerir. Bu avlu etrafında mezarlık odaklı yapılardan moske, hanaka ve giriş kapısı gibi birimler de yer alır.&nbsp;<br />
En eski bölüm, avluya bakan güneybatı yönünde konumlanmış iki kare planlı, kubbeli mezarlıktır. Bu iki yapı, ortada bir mihrab bulunan avlu cephesine açılan bir galerî (iwan / ayvan) ile birbirine bağlanır. Bu yapı düzeni, Mezopotamya–Orta Asya geleneklerinde sıklıkla görülen “kubbeli mezar + iwan (tören ve kabul salonu) dini mekân” geleneğinin Erken dönem örneklerindendir.&nbsp;<br />
Avlu cephesine bakan bu iwan, hem cenaze namazı kılınabilen bir mescid/namaz alanı hem de toplu ziyâret için düzenlenmiş bir mekândır.&nbsp;</p>

<p><br />
<strong>Yapı Materyali ve Süsleme</strong><br />
<br />
Kompleksin yapımı esas olarak pişmiş tuğla ile gerçekleştirilmiştir. Zamanla duvar yüzeyleri tuğla kabartmaları, geometrik ve bitkisel motifli kemerler, “kurdele”, “çam ağacı”, “kemer etekleri / kuşaklar” gibi süsleme düzenleri ile zenginleştirilmiştir.&nbsp;<br />
Kubbelerin altındaki kemer yayları, pandantifler ve kubbeye geçiş geometrisi dikkatli planlanmıştır; bazı bölgelerde sekiz köşeli geçiş kuleleri ve kubbeye açılan kemerle pencereli ya da arkatlı &nbsp;(açık geçit) düzenlemeler vardır.&nbsp;<br />
Yüzyılda iwan ve portal girişleri, çok renkli sıraltı (glazürlü) çinilerle bezendiği kaynaklarda belirtilir fakat günümüzde bu süslemelerin çoğu ya yok olmuş ya da oldukça zarar görmüştür.&nbsp;</p>

<p><strong>Genişleme Süreci ve Ek Yapılar</strong><br />
<br />
Yüzyıldan itibaren, ana mezar yapısının önüne iki yeni bina inşa edilmiştir. Bu binalar, hem mekânsal olarak hem de işlevsel olarak ek yapılar olarak eklenmiştir.&nbsp;<br />
<br />
– 17. yüzyıllar arasında, avlunun kuzey ve güney tarafına farklı dönemlerde yapılmış, çeşitli boyutlarda mezarlık hücreleri ile küçük odalar, hanakalar ve muhtemel ziyaret alanları eklenmiştir. Genişleyen bu yapılaşma, kompleksin hem mezar hem de ibadet–ziyaret alanı olarak fonksiyonunu pekiştirmiştir.&nbsp;<br />
Kompleksin batı tarafında bir giriş portali (darvozakhana) yer alır; bu giriş genellikle ziyaretçileri içeri alacak şekilde planlanmıştır.&nbsp;</p>

<p><br />
<strong>Kültürel ve Dînî Önemi</strong><br />
<br />
Sultan Saodat, saygı gören “Seyid” soyunun mezarlığı olması nedeniyle hem yerel halk hem de Müslümanlar açısından kutsal bir ziyaret mekânıdır. Bu yönüyle bir necropolis (soy mezarlığı) ve ziyâretgah niteliği taşır.&nbsp;<br />
Kompleks, sadece mezar değil; aynı zamanda ibadet, anma ve toplu dua/namaz alanı işlevi görmüştür. Özellikle iwanmihrab yapısı, cenaze namazı ve toplu dualar için kullanılmıştır.&nbsp;<br />
<br />
Mimari ve sanatsal açıdan, Orta Asya’daki İslamî mimarlığın gelişimini, özellikle pişmiş tuğla ile kubbeli mezar–avlu düzenini gösteren önemli bir eserdir. Bu anlamda hem tarihî hem de estetik değer taşır<br />
<br />
Kompleks, zaman içinde tahrip olmuş olsa da özellikle 19. yüzyıldan itibaren yapıların bazıları zarar görmüş&nbsp; 2005 yılında restore edilmiş ve günümüzde hem tarihî hem de turistik önemini korumaktadır.&nbsp;</p>

<p><br />
<strong>Sonuç ve Değerlendirme</strong><br />
<br />
Sultan Saodat kompleksi, Orta Asya’da İslam tarihi, mimarisi ve kültürel mirası açısından büyük öneme sahip bir yapıdır. Hem bir soy mezarlığı olarak hem de ibadet / ziyaret mekânı olarak şekillenmiş; farklı dönemlerde eklenen yapılarla zaman içinde genişlemiş ve bugünkü toplu mezar–ibadet kompleksi hâline gelmiştir.<br />
Mimari açıdan — özellikle pişmiş tuğla kullanımı, kubbeli mezarlar, iwanmihrab düzeni, avlu çevresi yapılaşması ve dekoratif tuğla süsleme — Orta Asya İslam mimarisinin karakteristik unsurlarını içinde taşır.<br />
Kültürel / dinsel açıdan ise, saygı gören bir soyun — Seyid soyunun — anıldığı, mezarlarının bulunduğu ve ziyaret/ibadet yapılan kutsal bir mekân olarak günümüze kadar yaşayabilmiş olması, Sultan Saodat’ı hem tarihî hem de manevi açıdan değerli kılmaktadır.<br />
Bu bağlamda, Sultan Saodat yalnızca bir mezarlık değil; böylesine çok katmanlı — soy, inanç, mimari, estetik — yönleriyle incelenmesi gereken bir “miras”tır.</p>

<p>Kaynakça<br />
1-Vikipedi+2globalconnect.uz+2<br />
2-millenniumsilkroadtravel.uz+2Vikipedi+2<br />
3-Vikipedi+2travel-guide.uz+2<br />
4-uzbekistan.travel+2globalconnect.uz+2<br />
5-eurasia.travel+2Centralasia Adventures+2<br />
6-Centralasia Adventures+2travel-guide.uz+2<br />
7-orexca.com+2globalconnect.uz+2<br />
8-Advantour+2millenniumsilkroadtravel.uz+2<br />
9-cisc.uz+2globalconnect.uz+2<br />
10-globalconnect.uz+2uzbekistan.travel+2<br />
11-ijstr.org+1<br />
12-IRCICA Veritabanı+2eurasia.travel+2<br />
13-travel-guide.uz+2millenniumsilkroadtravel.uz+2<br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 19 Dec 2025 18:03:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/12/suleyman-merdanoglunun-son-yazisi-ozbekistanda-seyit-soylularin-kabri-sultan-saodat-kompleksi-1766157499.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İbrahim Afatoğlu yazdı: Alevi topluluklarında &quot;Düşkün olmak&quot; nedir?</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ibrahim-afatoglu-yazdi-alevi-topluluklarinda-duskun-olmak-nedir-2765</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ibrahim-afatoglu-yazdi-alevi-topluluklarinda-duskun-olmak-nedir-2765</guid>
                <description><![CDATA[Araştırmacı yazar İbrahim Afatoğlu'nun açıklamalarına göre, Alevî-Bektâşî toplumunda ahlâkî düzenin korunması için uygulanan geleneksel ceza sistemi "düşkünlük", Yol ilkelerine aykırı davranışlar sergileyen kişilere yönelik ağır bir toplumsal dışlama mekanizması olarak dikkat çekiyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Araştırmacı yazar İbrahim Afatoğlu'nun açıklamalarına göre, Alevî-Bektâşî toplumunda ahlâkî düzenin korunması için uygulanan geleneksel ceza sistemi "düşkünlük", Yol ilkelerine aykırı davranışlar sergileyen kişilere yönelik ağır bir toplumsal dışlama mekanizması olarak dikkat çekiyor.</p>

<p>Alevî topluluklarında, cem töreninde dedenin kararı ve cem erenlerinin onayıyla suç işleyen kişi "düşkün" ilan ediliyor. Bu duruma "düşkünlük" denirken, cezayı uygulama işlemine "düşkün etmek", cezayı sona erdirme işlemine ise "düşkün kaldırmak" adı veriliyor. Tahtacı Alevîlerinde ise dede, düşkünlüğü "yüzün kara olsun" ifadesiyle duyuruyor.</p>

<p>Düşkünlük, işlenen suçun ağırlığına göre ömür boyu veya geçici olabiliyor. Cinayet, ırza tecavüz, ikrardan dönmek, Hz. Ali ve Ehl-i Beyt'e dil uzatmak gibi en ağır suçları işleyenlerin düşkünlüğü kaldırılmıyor; bu kişiler hayat boyu dışlanıyor ve asıl cezalarının mahşerde verileceğine inanılıyor.<br />
<br />
Araştırmacı yazar İbrahim Afatoğlu'nun makalesinin tam metni şöyle:</p>

<p><strong>ALEVÎ TOPLULUKLARDA “DÜŞKÜN OLMAK” NEDİR? DÜŞKÜN OCAĞI NERESİDİR?</strong></p>

<p>Alevî-Bektâşî toplumunda ahlâkî değerler sisteminin korunması amacıyla “Yol”un ilkeleri dikkate alınmayıp yasaklanan şeylerin işlenmesi halinde ceza sistemi olarak, cemde dede ve ceme katılanların huzurunda, dedenin kararı ve cem erenlerinin tasvibiyle ilgili kişi “düşkün” ilân edilir, bu kişinin sabit olan suçluluk durumuna da “düşkünlük” denir. “Düşkün etmek, düşkün edilmek” ifadeleri suçluya düşkün cemi yapılarak ceza verilmesi, “düşkün kaldırmak” ise kişinin düşkünlük durumunun kurulan meydan yahut cemde sona erdirilmesi mânasında kullanılır. Tahtacılar’da dede; kadın veya erkeğin düşkün olduğunu “yüzün kara olsun” sözüyle ilân eder.</p>

<p>Kişinin düşkünlüğü işlediği suça göre sürekli veya geçici olabilir. Cinayet, ırza tecavüz, ikrardan dönmek, Hz. Ali’ye ve Ehl-i beyt’e dil uzatmak en ağır suçlar kabul edilir. Bu suçları işleyen kişinin düşkünlüğü kalkmadığından hayat boyu topluluk tarafından dışlanır ve asıl cezası mahşere bırakılır.</p>

<p>Komşu ve akrabaları lâf taşıyarak birbirine düşürmek, komşunun bağına bahçesine zarar vermek, hırsızlık yapmak, başkalarına hakaret etmek, onları dövmek, yoksula faizle para verip evini barkını satmak zorunda bırakmak, yetim malı yemek, mürşid veya rehberine saygı göstermemek gibi yukarıdaki suçlara nazaran daha hafif sayılabilecek suçları işleyenler ise pişman oldukları takdirde geçici bir süre bunun sonuçlarına katlanır. Ancak ceza süresince topluluk içine giremez ve kendileriyle her türlü ilişki kesilir. Sürenin tamamlanmasıyla ikrar verip yola girenlerin geçici düşkünlüğü sona erer. Düşkün olan kişi bir dede de olabilir. Bu durumda dede, pîri yahut bağlı olduğu dede veya onun da içinde bulunduğu bir dedeler grubu tarafından yargılanır. Düşkün hale gelen dede posttan düşer ve cem yürütemez. Dede veya dedelerin verdikleri cezalar tartışılamaz. Çünkü dedenin bu hakkı seyyitlikten ve ilâhî kudretin kendisinde tecelli etmesinden kaynaklanmaktadır. Düşkünlük halinde bulunan kişiye ailesi dahi sahip çıkmaz. Düşkün olana selâm verilmez, selâmı alınmaz; bir ihtiyacı olduğunda yardım edilmez, evine girilmez, kendisi de kimsenin evine giremez; malı, davarı komşusuna katılmaz, düğününe gidilmez ve düğüne çağrılmaz; bayramlarda kendisiyle bayramlaşılmaz, hastasının hali sorulmaz, neticede toplumdan tamamen dışlanır, hatta sürgün bile edilebilir. Sadece cenazesi olursa defnine yardım edilir, fakat ölü için verdiği yemek yenmez. Teselli bulması için kırk gün kendisiyle normal bir şekilde konuşulur, bu süre bitince tekrar eski hale dönülür. Kendisi öldüğünde şeklen cenaze namazı kılınır ve toplumdan rıza alınmadan defnedilir.</p>

<p>Düşkün kişi pişmanlık duyup suçunu itiraf ettiği ve bir daha suç işlemeyeceğine kanaat getirildiği takdirde cezasını çektikten sonra düşkünlük erkânınca “yunmak” veya “düşkün kaldırmak” denilen bir cem birleme düzenlenir, mağdurun ve cem sakinlerinin rızası alınarak yeniden “Yol”a kabul edilir. Alevî topluluklarının yüzyıllar boyunca kapalı bir çevrede yaşadığı dikkate alındığında, düşkünlük suçu neticesinde bütünüyle dışlanma ve cemlere katılamamanın kişi için oldukça ağır bir ceza olduğu anlaşılır. Zamanına göre bu cezalandırma sistemi oldukça ağır bir yaptırım gücü olmuştur ve bundan dolayı Alevî-Bektâşî toplumunda suç oranı yok denecek kadar azdır.</p>

<p>Anadolu'da Alevîler’in bir üst karar mercii olarak tek düşkün ocağı Hıdır Abdal Sultan Ocağı’dır. Düşkünlük konusunda tereddüdü olan veya karar vermekte zorlanan dedeler durumu bu ocağa havale ederler. Düşkün Ocağı veya Kanlı Ocak gibi adlarla anılan bu ocağın dedeleri, tâliplere verilen cezaları yeniden değerlendirip onaylayabileceği gibi iptal etme yetkisine de sahiptir. Bu ocak günümüz hukuk kurumlarında Yargıtay gibi işlev görmüştür.<br />
<br />
Kaynak:&nbsp;<a href="https://www.facebook.com/share/p/17zPSdfm8e/">https://www.facebook.com/share/p/17zPSdfm8e/</a></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 17 Dec 2025 14:19:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/12/ibrahim-afatoglu-yazdi-alevi-topluluklarinda-duskun-olmak-nedir-1765971280.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Av. Erdem Cömert yazdı: Erdebil Dergâhı’ndan Horasan’a uzanan yolun eşiğinde</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/av-erdem-comert-yazdi-erdebil-dergahindan-horasana-uzanan-yolun-esiginde-2748</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/av-erdem-comert-yazdi-erdebil-dergahindan-horasana-uzanan-yolun-esiginde-2748</guid>
                <description><![CDATA[Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı Av. Erdem Cömert, Aydınlık Gazetesi'ndeki köşe yazısında İran'ın Erdebil eyaletinden Horasan'a uzanan yolculuğunu anlattı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı <a href="https://www.aydinlik.com.tr/koseyazisi/erdebil-dergahindan-horasana-uzanan-yolun-esiginde-557963"><strong>Av. Erdem Cömert, Aydınlık Gazetesi'</strong></a>ndeki köşe yazısında İran'ın Erdebil eyaletinden Horasan'a uzanan yolculuğunu anlattı. Şah İsmail'in ocağı olarak bilinen Erdebil Dergâhı önünde kaleme aldığı yazıda, köklerine dönüş hissini vurgulayan Cömert, <em><strong>"İlk kez geliyorum ama yabancılık çekmiyorum; sanki çocukluğumun köyüne dönmüş gibiyim" </strong></em>ifadelerini kullandı.<br />
<br />
<strong>Av. Erdem Cömert, Aydınlık Gazetesi'ndeki köşe yazısı şöyle:</strong><br />
<br />
<strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">ERDEBİL DERGÂHI’NDAN HORASAN’A UZANAN YOLUN EŞİĞİNDE</span></span></span></span></strong></p>

<p>Bu satırları Erdebil Dergâhı’nın önünden yazıyorum. Şah İsmail’in ocağından… İlk kez geliyorum ama yabancılık çekmiyorum; sanki çocukluğumun köyüne dönmüş gibiyim. Tebriz’de de böyleydi. İnsan bazen bir coğrafyaya değil, kendi köklerine varır. Buradan Horasan’a gideceğiz; hepimizin geldiği o büyük yurda.</p>

<p>Geçen hafta Balkanlardaydım; Avrupa’nın ortalarında… Oradan Hindistan’a kadar yalnızca Türkçe bilerek seyahat edebildiğinizi söyleyeyim. Dilimizin ne kadar geniş bir havzada, ne kadar güçlü bir kültürel omurga oluşturduğunu bir kez daha anlıyorsunuz. Ama emperyalizmin yıllardır kurduğu tezgâhı da görüyorsunuz: Balkanları Slav’ın, Ege’yi Yunan’ın, Doğu’yu Ermeni’nin, Karadeniz’i Pontus’un, İran’ı yalnızca Pers’in, Kafkasları Gürcü’nün sayıp bize ait hiçbir yer bırakmamaya çalışıyorlar. Bu coğrafyanın bin yıllık ortak emeğini, kültürün katmanlarını yok sayarak…</p>

<p>Oysa gerçeği sahada yaşıyorsunuz. Her adımda sevgiyle, hürmetle karşılanıyoruz. “Anadolu Alevileriyiz” dediğimizde itibarımız daha da artıyor. Çünkü yüzlerce yıl birlikte dokunmuş bir kültürün karşılığı var insanlarda. Tebriz’de Şehriyar’ın dizeleriyle, Erdebil’de Şah Hatayi’nin nefesleriyle yeniden kucaklaşıyoruz. Horasan’a doğru yola çıkarken bu bağın ne kadar canlı olduğunu bir kez daha görüyoruz.</p>

<p>İran’ın Erdebil eyaleti Cuma İmamı Seyyid Hasan Amûli ile yaptığımız görüşmelerde de Erdebil Muhakkik Üniversitesi’ndeki toplantılarda da aynı vurgu öne çıktı: Türk–İran dostluğu, bölge ve dünya için bir güvence. Tarihsel olarak birbirini tamamlayan iki büyük kültürün kavgası değil, işbirliği insanlığa nefes olur. Azerbaycan’ı da unutmayarak ortak bir anlayışta buluşuyoruz: Üç devletiz ama bir milletiz.</p>

<p>İlişkilerimizde, sohbetlerimizde, yazılarımızda paylaşımlarımızda kardeşlik diline dikkat etmemiz gerektiğini öğreniyoruz. Nasıl ki Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne “Kuzey Kürdistan” denmesi bölücü ve bizi rahatsız eden bir ifadeyse Tebriz’e de “Güney Azerbaycan” demenin yanlış olduğunu öğreniyoruz. İran’ın kuzeyindeki bu bölgenin resmi adı yine Azerbaycan ama Urmiye tarafına Batı Azerbaycan, Tebriz tarafına Doğu Azerbaycan deniyor. Türkiye, Rusya, Çin, İran dostluğunda her adımımıza her sözcüğümüze dikkat etmemiz gerekiyor.</p>

<p>Erdebil’den Horasan’a uzanan bu yol, sadece bir seyahat değil; köklerimizin, kültürümüzün, kardeşliğimizin yeniden hatırlanmasıdır.</p>

<p>İlerleyen günlerde bu coğrafyanın bize anlattıklarını, gördüğümüz ayrıntıları, konuştuğumuz isimleri, Aydınlık okurlarına kapsamlı bir dosya olarak aktaracağız.</p>

<p>Şimdilik bu kadar… Ancak şunu söylemeden geçemeyeceğim:</p>

<p>Kim ne derse desin, bu topraklarda bizi birbirimize düşürmek isteyenlerin değil, birbirine omuz verenlerin sesi daha gür çıkıyor ve çıkacak.</p>

<p>Aşk ile...<br />
<br />
<a href="https://www.aydinlik.com.tr/koseyazisi/erdebil-dergahindan-horasana-uzanan-yolun-esiginde-557963"><span style="color:#2980b9"><em><strong>Kaynak: Aydınlık Gazetesi</strong></em></span></a></p>

<p><br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 12 Dec 2025 23:09:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/12/av-erdem-comert-yazdi-erdebil-dergahindan-horasana-uzanan-yolun-esiginde-1765572807.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İbrahim Afatoğlu yazdı: Madran Baba kimdir?</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ibrahim-afatoglu-yazdi-madran-baba-kimdir-2736</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ibrahim-afatoglu-yazdi-madran-baba-kimdir-2736</guid>
                <description><![CDATA[Aydın vilayeti, Bozdoğan ilçesinin Madran Dağı’nın 1792 metre zirve noktasında bulunan Madran Baba Yatırı'nı kaleme aldı. . Anadolu’nun kadim dağ kültü geleneğinin canlı bir örneği olan bu yatır, eski Türk Gök Tanrı inancından İslamiyet sonrası evliya kültürüne uzanan köklü bir mirası temsil ediyor. ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Aydın vilayeti, Bozdoğan ilçesinin Madran Dağı’nın 1792 metre zirve noktasında bulunan Madran Baba Yatırı'nı kaleme aldı. . Anadolu’nun kadim dağ kültü geleneğinin canlı bir örneği olan bu yatır, eski Türk Gök Tanrı inancından İslamiyet sonrası evliya kültürüne uzanan köklü bir mirası temsil ediyor.&nbsp;</p>

<p>Araştırmacı- yazar İbrahim Afatoğlu’nun araştırmasına göre, eski Türk inançlarında dağlar, tepeler, taşlar ve sular canlı kabul edilerek kutsal sayılmış, buralar yerleşim yerlerinin <strong>“dünyanın merkezi”</strong> olarak görülmüştür. İslamiyet’in kabulünden sonra bu inanç, kimliği belirsiz “eren-evliya” yatırlarına dönüşmüştür. Anadolu’nun dört bir yanında, hemen her kasabanın en yüksek tepesinde bir türbe ya da yatır bulunmasının sebebi de budur: İnsanlara köylerinin-kasabalarının kutsal bir koruyucusu olduğu hissi verir.<br />
<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/597813036_3460350794130821_6968208184642710847_n.jpg" style="height:600px; width:800px" /></p>

<p>Denizli’de Honaz Dağı’nda Çoban Dede, Bozdağ’da Eren Dede, Babadağ’da Eren Baba, Çökelez’de Ellez Dede gibi örneklerin Aydın’daki karşılığı ise Madran Baba’dır. Madran Baba’nın kim olduğu, nereden geldiği ve hangi dönemde yaşadığı kesin olarak bilinmemektedir. Ancak yaygın kanaate göre Türklerin Anadolu’ya yayıldığı dönemde bölgeye gelen bir Yörük/Türkmen ya da Alevi dedesidir. Bu yüzden özellikle Aydın, Muğla ve Denizli’deki Alevi vatandaşlar ile Tahtacı Türkmenler tarafından yoğun şekilde ziyaret edilmektedir.<br />
<br />
İbrahim Afatoğlu makalesinde şunları kaydetti:<br />
<br />
<strong>MADRAN BABA TÜRBESİ VE KUTSAL ZİYARET DERÂHI, AYDIN VİLAYETİ, BOZDOĞAN İLÇESİ, MADRAN DAĞI 1792 METRE ZİRVESİ</strong></p>

<p>Eski Türk Gök Tanrı inançlarına göre tabiat kültleri (inanışları), yer ve gök kültleri olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Yer kültlerinde dağ, tepe, taş, ağaç ve su gibi varlıklar canlı kabul edilmekte ve bunlara kutsallık yüklenmekte ve yöre halkı için dünyanın merkezi olarak görülmektedir. Dağ ve tepelerde var olduğu düşünülen üstün güç veya ruh inancı, İslamiyet’le birlikte kimliği meçhul “eren-evliya” inancına dönüşmüştür. Velilerin halktan uzaklaşıp inzivaya çekilmek için şehri çevreleyen tepelerde yaşamayı tercih etmeleri bu inancın devamını sağlamıştır. Anadolu’nun hemen hemen her yerleşim bölgesinde bir dağ tepesinde türbe veya yatır bulmak mümkündür. Kimliği meçhul bu türbe ve yatırların sembolik bir anlamları vardır. Çünkü genelde yerleşim yerlerinin en hâkim tepelerinde yer alan bu türbe ve yatırlar, insanlara kendi köylerinin ve kasabalarının kutsal bir koruyucusu olduğu duygusunu yaşatmakta ve bu mekânın kendilerine ait olduğu hissini vermektedirler.</p>

<p>Bu anlamda Denizli’nin en yüksek dağları olan Honaz Dağı’nda Çoban Dede Yatırı, Bozdağ’da Eren Dede Yatırı, Babadağ’da Eren Baba Yatırı, Çökelez Dağı’nda Ellez Dede Yatırı, Elmadağ’da Süleyman Sarı Zeybek Yatırı olduğu gibi Anadolu'nun her yerleşim yerine yakın dağ zirvelerinde bir eren ve evliya yatırı bulunmaktadır.</p>

<p>İşte Aydın vilayeti, Bozdoğan ilçesinin koruyucu ereni de Bozdoğan ilçesinin yaslandığı Madran Dağı’nın 1792 metre zirve noktasında bulunan Madran Baba Yatırı’dır. Madran Baba’nın kim olduğu, nereden geldiği ve hangi dönemde burada yaşadığı kesin olarak bilinmemektedir. Ancak Türklerin Anadolu’ya yayıldığı devirlerde bölgeye gelmiş bir Yörük, Türkmen, Alevi Dedesi olduğu şeklinde yaygın bir düşünce bulunmaktadır. Bu bakımdan Aydın, Muğla, Denizli gibi şehirlerdeki Alevî yurttaşlar, özellikle de Tahtacı Türkmenlerinin ziyaret ettiği, bir eren mezarıdır. Kutsal ziyaret zirvesinde Madran Baba Türbesi, Madran Baba’nın eşinin mezarı, Yörük mezarı, adak kesme alanı, kesilen adakların bütün olarak pişirme tandır kuyuları, kutsal Deliktaş, ziyaretçilerin kurban edebilmesi için oğlak pazarı, küçük bir bakkal dükkânı ve ziyaretçilerin kullanması için yapılmış taş barakalar bulunmaktadır.</p>

<p>Madran Baba’ya dair anlatılan hikâyelerden bazıları da onu rahatsız eden kişiler hakkındadır. Bunlardan birine göre bir zamanlar civarda koyunlarını otlatmakta olan bir çoban arkadaşıyla birlikte sürüsünü dinlendirmek amacıyla Madran Baba yatırının bulunduğu yere gelir. Sürüyü yatırdıktan sonra sohbet ederlerken içlerinden birisi Madran Baba hakkında ileri geri konuşmaya başlar. Bir süre sonra uykuya dalarlar. Madran Baba hakkında kötü sözler sarf eden çoban uykusunda aksakallı, beyazlar giymiş ve elinde asası olan bir ihtiyarın kendisine doğru yaklaştığını görür. Yerinden kalkmaya fırsatı olmadan aksakallı ihtiyar, çobanın üzerine çöker ve boğazını sıkmaya başlar. İhtiyarın Madran Baba olduğunu anlayan çoban, kötü sözlerinden dolayı pişmanlığını dile getirerek yalvarır yakarır, davranışından dolayı özür dilemeye çalışır. Kan ter içerisinde uyanan çoban ve arkadaşı derhal sürülerini kaldırarak Madran Baba’dan uzaklaşırlar ve başlarına gelen bu hikâyeyi arkadaşlarına da anlatarak Madran Baba’ya saygısızlık etmemeleri konusunda onları uyarırlar.<br />
<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/597589131_3460351054130795_5330891798740038104_n.jpg" style="height:600px; width:800px" /></p>

<p>Madran Baba hakkında halk arasındaki bu yaygın inanışlarla birlikte bazı kişilerin başından geçen ilginç olaylar da anlatılmaktadır. Kendisinden dinlediğimize göre 1936-37 yıllarında 8-9 yaşlarında olan Hamdi Ağırbaş’ın kısa bir süreliğine babası Mustafa Ağırbaş’ın yerine Madran Baba’da gelen ziyaretçileri karşılamak üzere yalnız beklemesi gerekmiş. Geceleyin Madran Baba’nın avlusunda iken kırmızı yeşil renkler içeren bir ışık huzmesinin gökyüzünden aşağı doğru indiğini görmüş. Ortalığı gündüz gibi aydınlatan ışık bir müddet Madran Baba üzerinde bekledikten sonra aniden Küçük Madran Dede üzerine doğru hızla gitmiş. Tepeye vardığında orayı da aynı şekilde aydınlatmış.<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/598429091_3460350597464174_5242439271877459653_n%20(2).jpg" style="height:600px; width:800px" /><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/597573049_3460351810797386_1793162883799256596_n.jpg" style="height:800px; width:600px" /><br />
Kaynak:<a href="https://www.facebook.com/share/p/1ADtPi7zZq/">https://www.facebook.com/share/p/1ADtPi7zZq/</a></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 10 Dec 2025 13:25:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/12/ibrahim-afatoglu-yazdi-madran-baba-kimdir-1765363891.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İbrahim Afatoğlu&#039;nun kaleminden: Amasya’nın 8 metrelik gizemli türbesi</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ibrahim-afatoglunun-kaleminden-amasyanin-8-metrelik-gizemli-turbesi-2730</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ibrahim-afatoglunun-kaleminden-amasyanin-8-metrelik-gizemli-turbesi-2730</guid>
                <description><![CDATA[Amasya Gümüşhacıköy’e bağlı Sarayözü köyünde bulunan Pir Ali Bircivan Türbesi, 8 metre uzunluğundaki sandukası ve kerametleriyle yıllardır dikkat çekiyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Amasya Gümüşhacıköy’e bağlı Sarayözü köyünde bulunan Pir Ali Bircivan Türbesi, 8 metre uzunluğundaki sandukası ve kerametleriyle yıllardır dikkat çekiyor.</p>

<p>Araştırmacı-yazar İbrahim Afatoğlu’nun aktardığına göre, Alevi toplumunun saygı duyduğu Horasan erenlerinden Pir Ali Bircivan (Pir Ali Pircivan), Türkmen Kızılbaş pirlerindendir. Osmanlı dönemi Celali İsyanları sırasında kız kardeşiyle birlikte Gümüşhacıköy’de idam edilen Pir Ali Bircivan’ın, 8. İmam Ali er-Rıza’nın soyundan geldiği ve Alevi pirlerinden Şah Mahmut Veli’nin dört oğlundan en küçüğü olduğu belirtiliyor.</p>

<p>1902 yılında inşa edilen türbenin 8 metre uzunluğundaki sandukasının sırrı hâlâ çözülememiş durumda.<br />
<br />
<a href="https://www.facebook.com/share/p/14PBi1YSNFn/"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/593584788_3450547545111146_325637510222247870_n.jpg" style="height:453px; width:800px" /></a></p>

<p><strong>Geyik efsanesi hâlâ dilden dile dolaşıyor</strong><br />
<br />
İbrahim Afatoğlu’nun aktardığı en çarpıcı olay ise on yıl önceki geyik hikâyesi: Her sabah türbeye gelen bir geyik, bir avcı tarafından vurulmuş, birkaç damla kan bırakarak kaybolmuş. Aynı gün avcı ve atı kayalıklardan düşerek paramparça olmuş.</p>

<p><br />
İbrahim Afatoğlu'nun makalesinin tam metni şöyle:<br />
<br />
<strong>AMASYA VİLAYETİ, GÜMÜŞHACIKÖYÜ İLÇESİ, SARAYÖZÜ KÖYÜNDEKİ PİR ALİ BİRCİVAN TÜRBESİ NEDEN SEKİZ METRE UZUNLUĞUNDA?</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Pir Ali Bircivan olarak da anılan Ali Pircivan Alevi vatandaşlarımızın saygı duyduğu bir Horasan Ereni'dir. Türkmen Kızılbaş Pirlerinden olarak bilinmektedir. Osmanlı Celali İsyanlarında kız kardeşiyle birlikte Gümüşhacıköy’de idam edilmiştir ve 8. İmam Rıza soyundandır. Alevi pirlerinden Şah Mahmut Veli’nin dört oğlundan en küçüğüdür. Şah Mahmut Veli, Keçeci Baba ile akrabadır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Türbe 1902 yılında yapılmıştır. Türbenin sandukası 8 metre boyundadır. Pir Ali Bircivan’ın ayak ucunda kız kardeşi de medfun olduğu ve 8. İmam Rıza soyundan olduğu için türbe 8 metre uzunluğunda olduğu söylenmektedir. Türbe paravanla ikiye ayrılmış olup, sanduka yanındaki bölüm mescit olarak kullanılmaktadır. Sanduka baş tarafı oturan insan figüründedir ve sanduka üzerinde dilek defteri bulunmaktadır.</p>

<p>Pir Ali Bircivan Amasya adak yerleri içinde en çok ziyaret edilen türbelerdendir. Amasya dışında Ankara’dan dahi türbeyi ziyarete gelenler vardır. Türbe ziyaretine gelenler mescit kısmında iki rekat namaz kıldıktan sonra, türbe etrafında dualar ederek dolaşırlar. Duaların ardından dilekler dilek defterine yazılır ve mum yakılır. Türbe siğil tedavisi için türbe yanındaki incir ağacından koparılan dala siğil sayısı kadar düğüm atılır. Ağrı ve sızılar için türbede bulunan geyik boynuzuyla ovularak tedavi uygulanır. Çocuğu olmayan kadınlara Amasya’da uygulanan “Satma Ritüeli” bu türbede de uygulanır. Öksürük için, ince hastalık için gelenler türbe ziyaretinden sonra türbe dışında bulunan Dede Pınarı suyundan içerler. Adaklar çoğunlukla kurban adağıdır ve türbede kesilerek lokma edilir. Ayrıca mum adağı, türbeye eşya getirme ve helva dağıtma gibi uygulamalar da görülmektedir.</p>

<p>On sene önce türbeye her sabah bir geyik düzenli olarak gelmektedir. Geyik türbe içinde bir-iki saat kalıp kaybolurmuş. Bu geyiği gören bir avcı geyiği vurur. Geyik birkaç damla kan bırakarak ortadan kaybolur. Avcı ve atı aynı gün bir kayadan düşerek paramparça olmuştur.<br />
<a href="https://www.facebook.com/share/p/14PBi1YSNFn/"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/593560258_3450548711777696_6650778897596360806_n.jpg" style="height:453px; width:800px" /></a><br />
<a href="https://www.facebook.com/share/p/14PBi1YSNFn/"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/593565160_3450547828444451_7423047965195450274_n%20(1).jpg" style="height:453px; width:800px" /></a><br />
<br />
<br />
Kaynak:&nbsp;<a href="https://www.facebook.com/share/p/14PBi1YSNFn/">https://www.facebook.com/share/p/14PBi1YSNFn/</a></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 08 Dec 2025 11:29:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/12/ibrahim-afatoglunun-kaleminden-amasyanin-8-metrelik-gizemli-turbesi-1765184690.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dr. İhsan Ünlü yazdı: Papa ziyaretinin düşündürdükleri</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/dr-ihsan-unlu-yazdi-papa-ziyaretinin-dusundurdukleri-2717</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/dr-ihsan-unlu-yazdi-papa-ziyaretinin-dusundurdukleri-2717</guid>
                <description><![CDATA[Araştırmacı yazar Dr. İhsan Ünlü, Papa 14. Leo’nun Türkiye ziyareti sonrasında kaleme aldığı yazısında, ziyaretin bazı çevrelerde oluşturduğu “aşırı tepki ve panik havasını” eleştirdi ve Müslümanlara özgüvenli, soğukkanlı  bir duruş sergileme çağrısında bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Araştırmacı yazar Dr. İhsan Ünlü, Papa 14. Leo’nun Türkiye ziyareti sonrasında kaleme aldığı yazısında, ziyaretin bazı çevrelerde oluşturduğu “aşırı tepki ve panik havasını” eleştirdi ve Müslümanlara özgüvenli, soğukkanlı &nbsp;bir duruş sergileme çağrısında bulundu.</p>

<p>Ünlü, <em><strong>“Papanın gelmesiyle ne din elden gitti ne de devlet otoritesi sarsıldı” </strong></em>diyerek, bu tür diplomatik ve dini temasların olağan olduğunu vurguladı. Ziyaretin siyasi ve stratejik boyutlarının tartışılabileceğini belirten Ünlü, asıl meselenin hamasi nutuklar değil, tarihi ve bilimsel verilerle meseleyi masaya yatırıp karşı stratejiler geliştirmek olduğunu ifade etti.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Dr. İhsan Ünlü, makalesinin tam metni şöyle:</strong><br />
<br />
<strong>Papa 14. Leo, </strong>resmi davet üzerine Türkiye’ye geldi ve çeşitli temaslarda bulunduktan sonra ülkemizden ayrıldı.<br />
Bazı çevrelerde, sanki papa ilk defa ülkemize geliyormuş ve alenen Hristiyanlık propagandası yapıyormuş gibi bir izlenim ortaya çıktı.<br />
Görüldüğü gibi papanın gelmesiyle ne din elden gitti ne de devlet otoritesi sarsıldı.<br />
<br />
Bu tip ziyaretler devlet adamları ve din adamları arasında zaman zaman olabilen diplomatik ziyaretlerdir.<br />
İşin siyasi, diplomatik ve stratejik derinliği ve zamanlaması tartışılabilir ancak ben farklı bir açıdan bakmak isterim.<br />
Kanaatimce -elbette temkinli olmakla birlikte- özgüvenli ve soğukkanlı bir şekilde hadiseye bakıp tavır takınmak ve yol haritası izlemek gerekir.<br />
<br />
Özgüven sahibi birey ve devlet, neyi yapıp neyi yapmaması gerektiğini bilir; doğrular için çaba sarf eder ve karar verdiği zaman da bu yoldan hiç kimse onu alıkoyamaz.</p>

<p>Müslüman, gerçek bir özgüven sahibidir.<br />
<br />
Bir mütefekkirimizin haklı deyimiyle, <em><strong>“Hakiki imanı elde eden, kâinata meydan okuyabilir”</strong></em><br />
<br />
Kaygusuz Abdal’ın dilinden; <strong>“Tevhidi her kim ki bildi cân olur/ Bu sarayın halkına sultân olur”</strong><br />
<br />
Yine kanaatimizce hamasi nutuklar atmak yerine, meseleyi tarihi ve bilimsel verilerle masaya yatırıp irdelemek ve karşı stratejiler geliştirmek gerekir.</p>

<p>Grekçe pappas kelimesinden türetilen <strong>papa</strong> (baba), Katolik kilisesinin en yüksek ruhani liderine verilen unvandır.</p>

<p>Papa, dini temsiliyet bakımından dünya çapındaki bütün Katoliklerin başı ve Vatikan devletinin yöneticisidir. (TDV İslam Ansiklopedisi, 34/160-62)<br />
<br />
Yani, papanın dini statüsü ve nüfuzu yanında siyasi/politik yönü de vardır.&nbsp;<br />
Tarihi seyri içinde bazı papaların dini liderlikten ziyade siyasi liderliğe soyunarak dünyaya nizâmât vermeye kalktıkları görülmektedir.<br />
Katoliklerce Havâri Petrus’un halefi olarak görülen papanın Hristiyanlar arasında ayrıcalıklı bir konumu vardır.<br />
<br />
Kendilerine yanılmazlık statüsü verilen bazı papalar güç zehirlenmesi yaşayarak tarihte bedeli çok ağır sonuçlar doğuran Haçlı seferlerine ön ayak olmuşlardır.<br />
<br />
Peygamberler tarihinde merhamet ve sevgi peygamberi olarak bilinen ve insanlığa şefkat dağıtan Hz. İsa’nın ardıllarının şiddet ve entrika yöntemlerine başvurması, Hıristiyanlığın nerelere savrulduğunun göstergesidir.<br />
<br />
Akîdevi anlamda ise tevhidi yani yalnız Allaha inanmayı şiar edinmiş bir peygamberin yolundan saparak teslise (baba-oğul-kutsal ruh) savrulan bir zihniyet, kendi içinde de tartışmaktadır.&nbsp;<br />
<br />
Nitekim bırakın Ortodoksları ve Protestanları, Katolikler içinde Hans Küng gibi bilim adamları, teslisten tutun da papanın yanılmazlığına kadar pek çok konuyu eleştirmekte, bundan dolayı da cezalı durumlara düşürülmektedir.<br />
<br />
Kendine güvenen Müslüman, farklı dine ve inançlara mensup olanların faaliyetlerinden çekinmez; bilakis bunları kendi lehine çevirmek için mücadele azmini artırır.<br />
<br />
Ticarette, <strong>“iyi mal zayi olmaz; müşterisiz meta zayidir”</strong> hesabı, aktif olarak insanlık yararına çalışan, dürüst ve adil Müslümanların da Allah ödülünü ziyan etmez. (Hûd-115)<br />
<br />
Müslüman, yapılan haksızlıklar karşısında susan ve savunmaya geçen değil; yeryüzünde hakkın hâkim olması için proaktif mücadele verendir. (Nûr-55)<br />
<br />
Yine biz biliyoruz ki günümüz savaşları artık yalnızca tankla tüfekle değil, kültürler ve medeniyetler üzerinden yapılıyor.<br />
<br />
Alenen yapılan dini ayinlerden ziyade farklı zemin ve zamanlarda yapılan misyonerlik faaliyetleriyle kuşatılan gençlere eğilmek lazım.<br />
<br />
Gençleri o tür arayışlara sürükleyen argümanları ellerinden alamadığınız sürece bu yönelimler kaçınılmaz olacaktır.<br />
<br />
Merhum Aliya’nın tespitiyle, <strong>“Savaş ölünce değil, düşmana benzeyince kaybedilir”</strong><br />
<br />
Dolayısıyla bugünün hız ve haz çağını yaşayan Müslümanlarının, emperyal dünyada sıkışıp kalmış insanlığa kucak açacak, yol gösterecek ufka ve merhamete sahip olmaları kaçınılmazdır.<br />
<br />
Papayı ve zihniyetini eleştirirken, bizim de aynaya bakıp <strong>“insanlık adına biz ne yapıyoruz?”</strong>, <strong>“daha adil bir dünya için ne üretiyoruz?”</strong>,<strong> “dünyada savaşlar sürerken, kadın-çocuk demeden masumlar katledilirken Müslümanların vahdeti adına nasıl bir duruş sergiliyoruz?”</strong> sorularını sormamız gerekmez mi?<br />
<br />
Şunu hiç unutmayalım ki onların gücü bizim dağınıklığımızdandır.<br />
<br />
Bir taraftan farklı din ve yaklaşımları eleştirirken öbür yandan benzer tuzaklara düşmek ve tefrikaya sebep olacak söylem ve davranışlarda bulunmak karşı tarafın ekmeğine yağ sürmektir.<br />
<br />
Allah elbette nurunu tamamlayacaktır,(Saf-8) ancak iyilerle kötülerin mücadele alanı olan şu dünyada, bu şerefe layık olacak güzel kullarını görmek ve göstermek istiyor.<br />
<br />
Bu kutlu göreve ve şerefe nail olacak kaliteli <strong>Müslümanlardan</strong> olmaya var mısınız?</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 02 Dec 2025 21:15:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/12/dr-ihsan-unlu-yazdi-papa-ziyaretinin-dusundurdukleri-1764700252.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Soner Erdoğan yazdı: İki yüzyılın Alevi-Bektaşi travması ve paradoksal kazanımları</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/soner-erdogan-yazdi-iki-yuzyilin-alevi-bektasi-travmasi-ve-paradoksal-kazanimlari-2712</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/soner-erdogan-yazdi-iki-yuzyilin-alevi-bektasi-travmasi-ve-paradoksal-kazanimlari-2712</guid>
                <description><![CDATA[Tarihçi ve yazar Soner Erdoğan, Tekke ve Zaviyelerin Kapatılması Kanunu’nun 100. yıldönümü vesilesiyle kaleme aldığı yazısında, Alevi-Bektaşi toplumu açısından 1826 ve 1925’in iki büyük kırılma anını mercek altına aldı. Erdoğan, bu iki olayın hem derin bir kültürel travma hem de beklenmedik kazanımlar doğurduğunu vurguladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Tarihçi ve yazar Soner Erdoğan, Tekke ve Zaviyelerin Kapatılması Kanunu’nun 100. yıldönümü vesilesiyle kaleme aldığı yazısında, Alevi-Bektaşi toplumu açısından 1826 ve 1925’in iki büyük kırılma anını mercek altına aldı. Erdoğan, bu iki olayın hem derin bir kültürel travma hem de beklenmedik kazanımlar doğurduğunu vurguladı.<br />
<br />
Soner Erdoğan'ın makalesi şöyle:<br />
<br />
<strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">İKİ YÜZYILIN ALEVİ-BEKTAŞİ TRAVMASI VE PARADOKSAL KAZANIMLARI</span></span></strong></p>

<p>Yeniçeri Ocağı’nın kapatılması muhataplar açısından kuşkusuz büyük bir travmaydı. Bektaşi tekkelerinin el değiştirmesi ve akabindeki asimilasyon ve zorunlu dönüşüm bu travmayı iyice derinleştirmişti. Osmanlı’nın son elli yılı deyim yerindeyse yasak savma yıllarıydı. Ancak Cumhuriyet'in laiklik ilkesi çerçevesinde çıkarılan Tekke ve Zaviyeler Kanunu ile bambaşka bir dönemeç alındı. Tarih, Aleviler ve Bektaşiler için hem büyük bir kültürel kayıp hem de şaşırtıcı bir kurtuluş anlamına gelen bu iki büyük kırılmayı nasıl şekillendirecekti? Bu soru etrafında yaşanan tartışmaların temelinde iki farklı tarihsel okuma yatmaktaydı. Bir yanda 1826'daki Vaka-i Hayriye ile başlatılan tasfiyenin, 1925'te Sünni tarikatların da kapatılmasıyla Alevi-Bektaşiler için bir tür tarihsel rövanş olarak görülmesi; diğer yanda ise, kanunla ortaya çıkan inançsal kimliğin inşası ve ifşasına yönelik manevi kayıp gerçeği. Tekke ve Zaviyeler Kanunu'nun yüzüncü yılında, bu karmaşık mirasın günümüzdeki hak mücadelelerine ve Alevi-Bektaşi inancının geleceğine etkilerini anlamak için, öncelikle 1826'daki o büyük kırılma anına dönmek gerekmektedir.</p>

<p><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">II. MAHMUD'UN HÜKMÜ VE VAKA-İ HAYRİYE (1826)</span></span></strong></p>

<p>II. Mahmud, 15 Haziran 1826’da Kadızade Mehmed Tahir Efendi’nin fetvasıyla Vaka-i Hayriye’yi ilan etti. Osmanlı’nın savaş makinesi Yeniçeri Ocağı bir gecede sessizliğe gömüldü. Sonrasında gelen büyük kıyım: İdamlar, can kayıpları… Gerçek rakamlar hâlâ karanlıkta.<br />
<br />
Bektaşiler bu olaya Vaka-i Şerriye dedi. Zira Yeniçerilerle iç içe geçmiş Bektaşilik tarikatı da hedef alınmıştı. Hemen akabinde Bektaşi tekkeleri kapatıldı, yıkıldı, tarumar edildi. Dervişler sürgün edildi, mezar taşları tahrip edildi. Boşalan dergâhların çoğu Nakşibendîlere, Mevlevîlere, Halvetîlere devredildi. Bu durum, Alevi-Bektaşi hafızasına adeta bir sünger çekilmesi anlamına geliyordu.</p>

<p><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">CUMHURİYET DÖNEMİ: 100 YILLIK KIRILMA VE 1925 KANUNU</span></span></strong></p>

<p>Bu kırılma, tam 100 yıl sonra, 30 Kasım 1925’te kabul edilen 677 sayılı Tekke ve Zaviyelerin Kapatılması Kanunu’nun zeminini hazırladı. Kanun, tüm tekke, zaviye ve türbeleri kapatarak tarikat faaliyetlerini yasakladı. Laik ulus-devlet inşası için tarikatlar gericilik ve bölünme kaynağı sayıldı. Şeyh Said İsyanı’nın dumanı hâlâ tütüyordu; hiçbir dini zümreye ayrıcalık tanınmadı.<br />
<br />
Hacı Bektaş Veli Dergâhı da bu durumdan nasibini aldı: cem ayinleri yasaklandı, çerağlar söndü. Tarih tekerrür etmişti. Bektaşilik yeniden gizliliğe büründü; Sultan Abdülaziz döneminde kısmen gevşeyen yasaklar, Tekke ve Zaviyeler Kanunu ile tekrar kati bir şekilde başladı.</p>

<p><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">ALEVİLER İÇİN PARADOKSAL BİR KAZANÇ</span></span></strong></p>

<p>Aleviler için ise değişen çok şey vardı. Kulaklarında hâlâ Ebu Suud fetvaları çınlıyordu: <em><strong>"Kızılbaş kâfirdir, malı-canı-namusu helâldir, öldürmek vaciptir." </strong></em>Osmanlı’da ulema baskısı altında varlık mücadelesi veren Aleviler, Cumhuriyet ile birlikte teoride eşit yurttaşlık hakkı elde etti. Bu, Mustafa Kemal Atatürk’e ve devrimlere sıkı sıkıya bağlanmalarının en büyük nedeniydi. Tekke ve Zaviyelerin Kapatılması Kanunu, resmi Sünni mezhebin tahakkümünü kırdı ve Aleviler üzerindeki asimilasyon baskısını kısmen ortadan kaldırdı.<br />
<br />
Kanun, Alevilik ve Bektaşilik için dolaylı ama somut kazanımlar getirdi. En önemlisi, Sünni tarikatların hegemonyasının kırılmasıydı. 1826’dan beri Nakşibendîler başta olmak üzere Sünni tarikatlar, yüzlerce Alevi-Bektaşi dergâhını ele geçirmişti. 1925’te tüm tarikatlar eşit şekilde yasaklanınca, Aleviler bu "mekânsal işgal"den ve Sünni-tarikat baskısından kurtuldu.</p>

<p><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">KAYIPLAR VE GÜNÜMÜZ MÜCADELESİ</span></span></strong></p>

<p>Kanun, kayıplar da getirmedi mi? Tabi ki getirdi. Cemler yapılamaz oldu. Dedelik, babalık gibi inançsal kisveler yasaklandı. İnancın ve kültürün nesiller arası aktarımında kopukluklar meydana geldi. Hacı Bektaş Veli Dergâhı müzeye dönüştürüldü, manevi işlevi kayboldu. Zorunlu din dersleri gibi Sünni asimilasyon politikaları kimlik erozyonuna yol açtı.<br />
<br />
1826, Bektaşiliğin ilk büyük travmasıydı. 1925 Kanunu ise bu travmayı kurumsallaştırarak, modern Türkiye Cumhuriyeti'nin siyasal ve toplumsal yapısına yerleştirdi. Paradoksal olarak bu baskılanma, Alevileri pasif "gizli" bir topluluk olmaktan çıkarıp, Türkiye Cumhuriyeti çatısı altında hak talep eden modern bir kimliğe dönüştürdü.</p>

<p>Tekke ve Zaviyeler Kanununun yüzüncü yılında laiklikten ödün verilmemelidir. Laiklik korunmalı, Alevi-Bektaşi mirası da hak ettiği şekilde canlandırılmalıdır. Beş yüz yıllık bir mücadelenin emeği olarak gördüğümüz Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığının kurulması, Alevilik ve Bektaşilik açısından önemli bir kazanımdır. Ancak bu adımın anlamlı olabilmesi için, cemevlerinin yasal ibadethane statüsü kazanması ve Hacı Bektaş Veli Dergâhı gibi mekânların yeniden yaşayan kültürel merkezler hâline getirilmesi gerekmektedir.&nbsp;<br />
<br />
Tarih, yalnızca yozlaşmayı eleştirmemeli, insanlığı iade etmelidir. Zira bu tartışmanın özü, asırlar öncesinden bize seslenen o kadim nasihattir:<strong> “Düşmanınızın dahi insan olduğunu unutmayın.”</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 01 Dec 2025 07:43:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/12/soner-erdogan-yazdi-iki-yuzyilin-alevi-bektasi-travmasi-ve-paradoksal-kazanimlari-1764565874.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Süleyman Merdanoğlu yazdı: Orta Asya ve Özbekistan&#039;da Seyyid aileleri</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/suleyman-merdanoglu-yazdi-orta-asya-ve-ozbekistanda-seyyid-aileleri-2711</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/suleyman-merdanoglu-yazdi-orta-asya-ve-ozbekistanda-seyyid-aileleri-2711</guid>
                <description><![CDATA[Özbekistan Altın Miras Vakfı Ankara Bölümü Başkanı Süleyman Merdanoğlu’nun kaleme aldığı kapsamlı makalede, Orta Asya’da özellikle Özbekistan coğrafyasında “Seyyid” unvanlı ailelerin tarihî ve toplumsal yeri detaylı biçimde ele alındı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Özbekistan Altın Miras Vakfı Ankara Bölümü Başkanı <strong>Süleyman Merdanoğlu’nun </strong>kaleme aldığı kapsamlı makalede, Orta Asya’da özellikle Özbekistan coğrafyasında “Seyyid” unvanlı ailelerin tarihî ve toplumsal yeri detaylı biçimde ele alındı.</p>

<p><strong>“Seyyid”</strong> unvanı, Hz. Ali ve Hz. Fatıma aracılığıyla Hz. Peygamber’in soyuna mensup olduğunu iddia eden aileler için kullanılan en yaygın ve saygın unvandır. Orta Asya’da ise bu unvan, sadece biyolojik soy iddiasını değil; aynı zamanda manevi liderlik, toplumsal saygınlık ve zaman zaman siyasi-ekonomik ayrıcalıkları da ifade etmektedir.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>“Kutsal Aileler” Kavramı Öne Çıkıyo</strong></span></p>

<p>Merdanoğlu, Moğol istilası, hanlıklar dönemi siyasi çalkantılar, yoğun göç hareketleri ve etnik karışımlar nedeniyle Orta Asya’da saf bir “Peygamber soyu” takibinin zorlaştığını belirtiyor. Bu nedenle bölgede “Seyyid, Şerif, Hoca, Mahdumzade, İşan, Tura” gibi unvanların çoğu zaman birbirine karıştığını ve akademisyenlerin bu grupları “holy families / kutsal aileler” başlığı altında incelediğini vurguluyor. Öte yandan Merdanoğlu'na göre,&nbsp;19. yüzyıl sonu ve özellikle Sovyet döneminde vakıf (vakf) mülklerinin kamulaştırılması, nasabnamelerin (soy kütükleri) yok edilmesi ve nüfus hareketleri, Seyyid ailelerin hem maddi hem manevi mirasını derinden etkilemiştir. Birçok aile topraklarını, ayrıcalıklarını ve belgelerini kaybetmiştir.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Süleyman Merdanoğlu'nun Çağrısı</strong></span></p>

<p>Merdanoğlu, Sultan Saodat gibi bazı mimari eserlerin hâlâ ayakta olduğunu ancak çoğu ailenin belge ve hafızasının kaybolduğunu belirtiyor. Al-Biruni Doğu Bilimleri Enstitüsü ve Özbekistan Ulusal Arşivleri’nde bulunan sınırlı belgelerin titizlikle incelenmesi gerektiğini vurgulayan yazar, şu çağrıda bulunuyor:</p>

<p><em><strong>“Bu mirasın belgelenmesi, arşivlenmesi ve araştırılması artık ertelenemez bir ihtiyaçtır. Nasabnameler, vakfiyeler, türbe kayıtları ve mimari eserler üzerinden Seyyid ailelerin gerçek tarihi yeniden inşa edilmelidir.”</strong></em></p>

<p>Özbekistan Altın Miras Vakfı Ankara Bölümü Başkanı Süleyman Merdanoğlu, konuyla ilgili akademik çalışmaların yetersiz olduğunu belirterek tarihçiler, sosyologlar ve ilgili kurumları bu alana davet etti.</p>

<p>Süleyman Merdaoğlu'nun makalesinin tam metni şöyle:</p>

<p><span style="font-size:12px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">ORTA ASYA VE ÖZBEKİSTAN’DA SEYYİD AİLELERİ­-Süleyman MERDANOĞLU*</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">İslam Dünyasında “Seyyid” (ya da “Şerif / Seyit / Sayyid‑Sharîf”) unvanı, Âilevi soy bağlamında Ali ibn Abi Talib ve kızı Fatıma az‑Zehra vasıtasıyla Peygamber Muhammed’e bağlı olan, dolayısıyla “Ehl‑i Beyt / Ahl al‑Bayt”’e mensup aileleri tanımlar. (1)&nbsp;</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">Orta Asya — günümüzde özellikle Özbekistan toprakları — tarih boyunca İslam’ın yayılması, medrese, tasavvuf ve kültür merkezi olmuştur. Bu coğrafyada Seyyid aileleri hem dini saygı hem de sosyal statü bakımından önemli bir rol oynamıştır. (2)</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">Seyyid Kimliğinin Ortaya Çıkış ve Anlamı</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">“Seyyid / Sayyid / Şerif” terimi Arapça kökenli olup aslen “efendi, saygıdeğer, soylu” anlamlarına gelir. Zamanla — özellikle Ehl‑i Beyt’e mensup oldukları iddia edilenler için — Peygamber soyundan gelen kimseler için onurlu bir unvan haline gelmiştir. (3)</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">Geleneksel İslam toplumlarında bu soy bağı, sadece biyolojik soy değil; aynı zamanda manevî saygı, dini otorite ve bazen sosyo-politik statü ile de ilişkilendirilmiştir. (4)</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">Ancak, Orta Asya özelinde — coğrafi, etnik ve tarihî karışıklıklar nedeniyle — “Seyyid” kimliği tek başına sabit kalmamış; çeşitli “kutsal aile / soylu soy / manevi liderlik” grupları&nbsp; içinde değerlendirilmiştir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">Bazı araştırmacılar, Orta Asya’da “Seyyid / Şerif / Khoja / Mahdum‑zada / Ishon / Tura / vs.” gibi unvanların — gerçekten Hz.Peygamber soyundan gelenler olabileceği iddiasıyla ya da manevi/kutsal saygınlık nedeniyle — birbirine karıştığını; bu yüzden “(kutsal gruplar” kavramının kullanıldığına dikkat çekerler.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">Bu durum, “Seyyid” kimliğinin hem soy unvanı, hem toplumsal statü, hem de manevi liderlik — kimi zaman “evliya / veli / şeyh / hoca” kimliği — anlamlarını içerebileceğini gösterir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">Orta Asya ve Özbekistan’da Seyyidler</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">Orta Asya, özellikle Mâverâünnehir coğrafyası — bugünkü Özbekistan, Semerkant, Buhara, Fergana, Tirmiz gibi merkezler — İslam’ın yayılımıyla birlikte, medrese, tasavvuf, sufî tarikatları ve kutsal soy/soy gruplarının kurulduğu bir merkez oldu. (5)</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">Ancak Moğol istilası, ardından gelen siyasi karışıklıklar ve göçler, hem toplumsal yapı hem de soy kayıtlarının korunmasını etkiledi. Bu değişiklik, Seyyid‑Sharif soyluluğu iddialarının meşruiyetini tartışmalı hâle getirdi veya “kutsal aile / soy grubu” kavramlarını çeşitlendirdi. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">Örnek Aile ve Soy: TermezSeyyidleri — Sultan Saodat Kompleksi&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">Sultan Saodat, günümüzde Özbekistan’ın Termez şehrinin yakınlarında yer alan, 9.-17. yüzyıllar arasında inşa edilmiş çok katmanlı bir mezar/mausoleumkompleksidir. Bu kompleks, Termez’de yaşayan Seyyid ailesinin (dynasty) mezarlarını içerir. (6)</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">Ailenin kurucusu olarak kabul edilen kişi genellikle Hasan al‑Amir (veya başka kaynaklarda Ali Akbar Termizi) gösterilir; bu şahıs, “Peygamber soyundan, Husayn b. Ali hattıyla” Termez’e yerleşmiş olduğu kabul edilen bir meşhur atadır. (7)</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">TermezSeyyidleri özellikle 13.–17. yüzyıllar arasında hem dini hem toplumsal açıdan etkin olmuş; Sultan Saodatkompleksi de bu ailenin hem mezar mekânı hem de manevi / kültürel merkezi olarak işlev görmüştür. (8)</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">Örnek Aile ve Soy: KaraskanSayyidleri (Fergana Vadisi)</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">Fergana vadisinde “Karaskan” köyü (Namangan eyaleti) merkezli bir Sayyid ailesi tarihsel kaynaklarda bilinir. Yaklaşık 14. yüzyıldan itibaren bu aile, hem dini / manevi hem de ekonomik / toprak sahibi bir statü taşımıştır. (9)</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">yüzyıldan 19. yüzyıla kadar, bu aileye ait topraklar, vakıf (waqf) mülkleri olarak kayıt altına alınmış; aile üyeleri su, arazi, vergi gibi konularda ayrıcalıklı haklara sahip olmuştur. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">Ancak 19. yüzyılın sonları ile Sovyet dönemi birlikte, bu aileye dair birçok orijinal belge, mülk ve statü kaybolmuş ya da dağıtılmış; günümüzde yalnızca bazı arşiv kayıtları mevcuttur.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">Bu durum, KaraskanSayyidleri’nin hem tarihî etkisini hem de modern dönemdeki belirsizliğini göstermektedir. (10)</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">Kutsal / Soylu Gruplar</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">Araştırmacılar, Orta Asya’daki toplumları “Oqsuyak / Aksuyek (Beyaz Kemik / Soylu) vsQorasuyak (Kara Kemik / Halk)” gibi sınıflara ayırdıklarını, bu sınıflandırmada “holygroups (kutsal gruplar)” içinde Seyyid, Khoja, Ishon, Tura, Mahdum‑zada vb. unvanların yer aldığını belirtirler. (11)</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">Yani, Seyyid kimliği tek başına “Peygamber soyundan gelme iddiası” değil; aynı zamanda toplumsal/kutsal statü, manevi liderlik ve bazen siyasi nüfuz ile birlikte değerlendirilmiştir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">Özellikle 18.–19. yüzyıllarda bu aileler — vakıf mülkleri, toprak mülkiyeti, su hakları, vergi imtiyazları vb. — aracılığıyla bölgesel nüfuz sahibi olmuşlardır (örneğin KaraskanSayyidleri). </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">Seyyid Soyunun Güncel Durumu </span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">Sovyet dönemiyle birlikte — özellikle 19. yüzyıl sonları ve 20. yüzyılda — vakıf mülklerinin kaldırılması, mülkiyet haklarının iptali, toplumsal değişimler ve nüfus hareketleri, birçok Seyyid ailesinin statüsünü, topraklarını ve tarihî belgelerini yitirmesine neden olmuştur. Bu, hem belgesel hem toplumsal hafıza açısından önemli bir kayıptır. (12)</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">Örneğin, KaraskanSayyidleri arşiv belgelerinin büyük kısmı kaybolmuş; hâlen var olan bazı yazılı kayıtlar ve vakıf belgeleri arşivlerde (örneğin al‑BiruniInstitute of OrientalStudies, Ulusal Özbek arşivleri) muhafaza edilmektedir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">Diğer yandan — bazı bölgelerde — tarihî mezarlıklar, türbeler, kompleksler hâlâ ayaktadır. Örneğin, Termez’deki Sultan Saodatkompleksi, hem mimarî hem manevi miras olarak korunmuş; bazen ziyaretgâh / türbe olarak önemli bir yere sahiptir. (13)</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">Bu durum, Orta Asya’daki Seyyid mirasının hem “somut tarihî eser” hem de “toplumsal hafıza / kimlik” düzeyinde yeniden değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor. Bilhassa arşiv, vakıf, nasab‑nama (soy kütüğü) çalışmaları bu mirasın belgelenmesi için önem taşıyor. “Seyyid = Peygamber soyundan gelen gerçek soy” iddiası, Orta Asya özelinde karmaşık bir konudur. Çünkü coğrafi göçler, Moğol istilası, hanlık‑imparatorluk değişimleri ve etnik karışımlar nedeniyle soyun devamlılığı kesin olarak ispatlanamayabilir. Bazı araştırmacılar bu yüzden “holyfamilies (kutsal aileler)” terimini daha kapsayıcı bulurlar: bu aileler hem soy iddiası hem de manevi/kültürel statü ile tanımlanır. (14)</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">Toplumsal yapı açısından, Seyyid (ve benzeri diğer kutsal gruplar) — Orta Asya’da — hem ayrıcalıklı hem de karmaşık bir konumdaydı: bazen siyasi ve ekonomik ayrıcalıklar (vakıf toprakları, vergi muafiyeti vb.), bazen de manevi otorite ve saygı. Ancak bu ayrıcalıklar 19. yüzyıl ve sonrası özellikle zayıflamış. (15)</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">Günümüzde, bu mirasın belgelenmesi, korunması ve araştırılması — hem tarihçiler hem sosyologlar hem de toplum için — önemli bir sorunsal. Özellikle soy kütüğü (nasab‑nama), vakıf belgeleri, arşiv kayıtları, mimarî eserler — hepsi soy iddiası ve toplumsal kimliğin yeniden inşası için kritik.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">Sonuç Olarak<strong>; </strong>Özbekistan ve genel olarak Orta Asya coğrafyasında, Seyyid / Seyit / Sayyid‑Sharîf unvanı taşıyan aileler; tarih boyunca hem Peygamber soyuna dayanan soy iddiası hem de manevi, toplumsal ve bazen siyasi statü ile ilişkilendirilmiştir. Bu aileler — özellikle TermezSeyyidleri ve KaraskanSayyidleri gibi örneklerle — bölgenin kültürel, dinî ve sosyal dokusunda önemli rol oynamışlardır. Ancak 19. yüzyıldan itibaren yaşanan siyasi dönüşümler, mülkiyet değişiklikleri ve modernleşme süreçleri bu soy gruplarının haklarını, miraslarını ve belgelerini büyük ölçüde zayıflatmıştır. Günümüzde, bu mirasın belgelenmesi, arşivlenmesi ve araştırılması — tarih ve toplumsal hafıza açısından — kritik bir ihtiyaca dönüşmüştür.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">Bu konuda yapılan araştırmalar yeterli görül</span></span></span><span style="font-size:12px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">mediğinden, ilgili kurumlara ve araştırmacı yazarlara görev düşmektedir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">KAYNAKLAR:</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">1-</span></strong><a href="https://es.wikipedia.org/wiki/Sayyid?utm_source=chatgpt.com" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">Vikipedi+2OpenEdition Kitaplar+2</span></a></span></span></p>

<p><span style="font-size:12px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">2-</span></strong><a href="https://books.openedition.org/obp/5814?lang=en&amp;utm_source=chatgpt.com" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">OpenEdition Kitaplar+2Vikipedi+2</span></a></span></span></p>

<p><span style="font-size:12px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">3-</span></strong><a href="https://es.wikipedia.org/wiki/Sayyid?utm_source=chatgpt.com" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">Vikipedi+2Vikipedi+2</span></a></span></span></p>

<p><span style="font-size:12px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">4-</span></strong><a href="https://books.openedition.org/obp/5814?lang=en&amp;utm_source=chatgpt.com" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">OpenEdition Kitaplar+1</span></a></span></span></p>

<p><span style="font-size:12px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">5-</span></strong><a href="https://islamansiklopedisi.org.tr/ozbekistan?utm_source=chatgpt.com" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">TDV İslâm Ansiklopedisi+2Türkiye Gazetesi+2</span></a></span></span></p>

<p><span style="font-size:12px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">6</span></strong><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">-</span><a href="https://en.wikipedia.org/wiki/Sultan_Saodat?utm_source=chatgpt.com" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">Vikipedi+2uzbek-travel.com+2</span></a></span></span></p>

<p><span style="font-size:12px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">7-</span></strong><a href="https://en.wikipedia.org/wiki/Sultan_Saodat?utm_source=chatgpt.com" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">Vikipedi+2orexca.com+2</span></a></span></span></p>

<p><span style="font-size:12px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">8</span></strong><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">-</span><a href="https://uzbek-travel.com/about-uzbekistan/monuments/sultan-saodat-complex/?utm_source=chatgpt.com" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">uzbek-travel.com+2stantours.uz+2</span></a></span></span></p>

<p><span style="font-size:12px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">9</span></strong><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">-</span><a href="https://www.researchgate.net/publication/386291167_THE_KARASKAN_SAYYIDS_OF_FERGHANA_AN_ARCHIVAL_EXPLORATION_OF_A_SAINTLY_FAMILY?utm_source=chatgpt.com" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">ResearchGate+2ijersc.org+2</span></a></span></span></p>

<p><span style="font-size:12px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">10</span></strong><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">-</span><a href="https://ijersc.org/index.php/go/article/view/873?utm_source=chatgpt.com" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">ijersc.org+1</span></a></span></span></p>

<p><span style="font-size:12px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">11</span></strong><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:blue">-</span></span><a href="https://books.openedition.org/obp/5814?lang=en&amp;utm_source=chatgpt.com" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">OpenEdition Kitaplar+2cajssh.casjournal.org+2</span></a></span></span></p>

<p><span style="font-size:12px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">12<span style="color:blue">-</span></span></strong><a href="https://www.researchgate.net/publication/386291167_THE_KARASKAN_SAYYIDS_OF_FERGHANA_AN_ARCHIVAL_EXPLORATION_OF_A_SAINTLY_FAMILY?utm_source=chatgpt.com" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">ResearchGate+2repository.antispubmed.com+2</span></a></span></span></p>

<p><span style="font-size:12px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">13-</span></strong><a href="https://www.orexca.com/uzbekistan/termez/sultan_saodat.htm?utm_source=chatgpt.com" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">orexca.com+2world.meros.uz+2</span></a></span></span></p>

<p><span style="font-size:12px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">14-</span></strong><a href="https://books.openedition.org/obp/5814?lang=en&amp;utm_source=chatgpt.com" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">OpenEdition Kitaplar+2cajssh.casjournal.org+2</span></a></span></span></p>

<p><span style="font-size:12px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">15-</span></strong><a href="https://www.researchgate.net/publication/386291167_THE_KARASKAN_SAYYIDS_OF_FERGHANA_AN_ARCHIVAL_EXPLORATION_OF_A_SAINTLY_FAMILY?utm_source=chatgpt.com" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">ResearchGate+2ijersc.org+2</span></a></span></span></p>

<p><span style="font-size:12px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">---------------------------------------------------------------------------------------------------</span></strong></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">*Süleyman MERDANOĞLU (</span></strong><a href="mailto:merdanogluslm@gmail.com" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><strong><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">merdanogluslm@gmail.com</span></strong></a><strong><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">)</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">Özbekistan Altın Miras Vakfı Ankara Bölümü Başkanı</span></strong></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 01 Dec 2025 04:34:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/12/suleyman-merdanoglu-yazdi-orta-asya-ve-ozbekistanda-seyyid-aileleri-1764553700.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dr. İhsan Ünlü yazdı: Allah mühlet verir ama asla ihmâl etmez</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/dr-ihsan-unlu-yazdi-allah-muhlet-verir-ama-asla-ihmal-etmez-2709</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/dr-ihsan-unlu-yazdi-allah-muhlet-verir-ama-asla-ihmal-etmez-2709</guid>
                <description><![CDATA[Araştırmacı Yazar Dr. İhsan Ünlü, son yazısında dünyada yaşanan savaşlar, açlık, zulüm ve adaletsizlik karşısında sıkça sorulan “Allah nerede, neden müdahale etmiyor?” sorusuna Kur’ânî ve nebevî delillerle cevap verdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Araştırmacı Yazar<strong> Dr. İhsan Ünlü,</strong> son yazısında dünyada yaşanan savaşlar, açlık, <strong>zulüm</strong> ve adaletsizlik karşısında sıkça sorulan <em><strong>“Allah nerede, neden müdahale etmiyor?” </strong></em>sorusuna Kur’ânî ve nebevî delillerle cevap verdi.</p>

<p>Ünlü, yazısında şu çarpıcı tespitte bulundu: &nbsp;<br />
<strong><em>“Bu tür sıkıntılar ne ilktir ne de son olacaktır. Dünya mihnet ve meşakkat yeridir; mükemmellik ancak Allah’ta ve cennettedir.”</em></strong></p>

<p>İnsanoğlunun kendisine verilen akıl ve vahiy emanetini yanlış kullandığını hatırlatan Ünlü, <strong>Rum Suresi 41. ayete </strong>atıfla <strong><em>“İnsanların kendi elleriyle yaptıkları yüzünden karada ve denizde bozulma meydana geldi”</em></strong> ifadelerini kullandı.</p>

<p><br />
<span style="color:#2980b9"><strong>“Asıl soru ‘Allah neredesin?’ değil, ‘Müslüman neredesin?’ olmalıdır”</strong></span></p>

<p>Dr. Ünlü, yazısında sorunun özünü şöyle özetledi: &nbsp;<br />
<strong><em>“Savaşların tüm hızıyla devam ettiği, kadın-çocuk demeden insanların katledildiği bir dünyada ‘Her şeyden haberdar olan Allah’ım neredesin?’ demek yerine; iyiliği emretmekle, kötülüğü engellemekle görevlendirilen Müslüman’a ‘Bütün bu çirkinlikler yaşanırken sen neredesin?’ sorusunu sormak gerekmez mi?”</em></strong></p>

<p>Hz. Peygamber’in <em>“<strong>Kötülüğü elinizle değiştirin, gücünüz yetmezse dilinizle, ona da yetmezse kalbinizle buğzedin; bu imanın en zayıf derecesidir”</strong></em><strong> </strong>hadisini hatırlatan Ünlü,<em> <strong>“Ne yapalım, gücümüz yetmiyor; Allah’ım gel yetiş!”</strong> tavrını <strong>“işin kolayına kaçmak ve havalecilik”</strong></em> olarak nitelendirdi.</p>

<p>Yazısının sonunda şu çağrıyla sözlerini tamamladı: &nbsp;<br />
<br />
<em><strong>“Velhasıl; şu kaotik dünyada dürüstler ve mazlumlar, zalimler ve bozguncular kadar cesur olmadıkça ve elini taşın altına koymadıkça kurtuluş olmayacaktır.”</strong></em><br />
<br />
Dr. İhsan Ünlü'nin makalesinin tam metni şöyle:<br />
<br />
<strong>ALLAH MÜHLET VERİR AMA ASLA İHMÂL ETMEZ!</strong><br />
<br />
Dervişe "Allah'la aran nasıl?" diye sormuşlar; "Nasıl olsun, hep onun dediği oluyor" demiş.<br />
Bugünlerde insanların zihinlerini meşgul eden suallerden biri de; “Dünyada bu kadar açlık, sefalet, haksızlık varken Allah nerede? Niçin müdahale etmiyor?” sorusudur.<br />
<br />
Cevabı aramadan önce şunu hemen belirtelim ki günümüzde yaşanan bu tür sıkıntılar ve belalar yeni değildir; bunlar ne ilktir ne de son olacaktır.<br />
<br />
Neticede dünya, mihnet ve meşakkat yeri; insanoğlu da zaaflarıyla malul beşerdir.<br />
Mükemmellik ancak yaratıcıda ve onun kusursuz yurdu cennettedir.<br />
Ne var ki Yüce Yaratıcı, sınama için yarattığı insanoğlunu mükemmel olmasa da ona yakın bir düzen kurması için dünya evine göndermiştir.<br />
<br />
Kullarına, "Kaostan Kozmosa” giden yolda ona çok önemli yazılım ve donanımı yani vahiy ve onu anlayacak aklı vermiştir.<br />
Gel gör ki zaman içinde insanoğlu, kendisine verilen bu krediyi yanlış yerlerde kullanmış, emaneti verene sadakatsizlik etmiştir.<br />
Kur’an’ın deyimiyle; “İnsanların elleriyle yaptıkları yüzünden karada ve denizde bozulma meydana geldi…” (Rum-41)<br />
Allah, sözünün gereği olarak “aklını kullanmayanları pisiğe, sıkıntıya mahkûm etti” (Yunus-100)<br />
Geçmişte olduğu gibi bugün de akletmeyen, düşünmeyen, sorgulamayan, geçmişi iyi okuyup ibret almayanların hal-i pür melali ortada.<br />
<br />
Üstelik kötülüğü yayanların tek vücut olduğu bir ortamda, iyilikten yana olanlar ortak akıl çerçevesinde bir araya gelip gerekli önlemleri almıyorsa yeryüzünde büyük bir kargaşa ve keşmekeşlik olması da kaçınılmaz oluyor. (Enfâl-73)<br />
Savaşların tüm hızıyla yayıldığı, kadın-çocuk demeden insanların öldürüldüğü, haklının değil güçlünün haklı olduğu bir anaforda, “Her şeyden haberdar olan Allah’ım neredesin?” sorusu ne kadar doğru bir sorudur?<br />
Bunun yerine, “iyiliği emretmek/yaymak, kötülükten alıkoymak/engel olmak” (Âl-i İmrân-110) emriyle vazifelendirilen Müslüman! Bütün bu çirkeflikler yaşanırken sen neredesin? Sorusunu sormak gerekmez mi?<br />
<br />
Elbette Allah dilerse her şey bir anda güllük gülistanlık olur; ancak kimin bu noktada sorumluluk sahibi olup olmadığını test etmek ve ideal olana ulaşmak uğrana yapılan fedakârlıkları ortaya koymak –ileride ödüllendirmek- adına düzenini sürdürüyor. (Mülk-2)<br />
Hz. Peygamber gözünde Müslüman; bir kötülük gördüğünde eliyle, gücü yetmezse diliyle değiştirendir. Ona da gücü yetmezse kalbiyle düzeltme cihetine gidendir ki bu imanın en zayıf derecesidir. (Müslim, Îmân-78)<br />
Şimdi bütün bu gerçekler ortadayken, insanın işin kolayına kaçıp “ne yapalım gücümüz yetmiyor; Allah’ım gel yetiş!” tavrı, işin kolayına kaçmak ve havaleci bir yaklaşımdır.<br />
<br />
Allah’ın muradı ise, havaleci ve asalak bir topluluk yerine; sorumluluk bilincine sahip mallarıyla ve canlarıyla gayret eden sözünün eri Müslüman topluluğudur. (Hucurât-15)<br />
<br />
Cenab-ı Hak, inanan kullarının elleriyle bozguncuları cezalandırmak, rezil rüsva etmek; mazlum ve mağdur olanları da kurtarıp gönüllerini ferahlatmak ister. (Tevbe-14)<br />
<br />
Zulüm, haksızlık, açlık ve sefalete “kader” deyip geçmek en hafif tabiriyle aymazlıktır. Neticede Allah, her insanın kaderini kendi çabasına bağlı kılmıştır. (İsra-13)<br />
Bu anlamda kader, gayrete âşıktır.<br />
<br />
Velhasıl; şu kaotik dünyada dürüstler ve mazlumlar, zalimler ve bozguncular kadar cesur olmadıkça ve dahi elini taşın altına koymadıkça kurtuluş olmayacaktır.<br />
&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 30 Nov 2025 14:57:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/11/dr-ihsan-unlu-yazdi-allah-muhlet-verir-ama-asla-ihmal-etmez-1764505221.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ali Yenialtun Yazdı: Cuma Gecesinin Önemi, Neden Cem Oluruz?</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ali-yenialtun-yazdi-cuma-gecesinin-onemi-neden-cem-oluruz-2707</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ali-yenialtun-yazdi-cuma-gecesinin-onemi-neden-cem-oluruz-2707</guid>
                <description><![CDATA[Alevi inancının en önemli ibadetlerinden biri olan “cem”, geleneksel olarak perşembeyi cumaya bağlayan gece icra edilir. Alevi toplumu bu geceye “Cuma akşamı” ya da “Evore İne” adını verir. Peki bu gecenin özel bir anlamı var mıdır ve neden cem bu gece tutulur?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Alevi inancının en önemli ibadetlerinden biri olan “cem”, geleneksel olarak perşembeyi cumaya bağlayan gece icra edilir. Alevi toplumu bu geceye “Cuma akşamı” ya da “Evore İne” adını verir. Peki bu gecenin özel bir anlamı var mıdır ve neden cem bu gece tutulur?</p>

<p>Seyyid Sultan Sinemil Ocağı evladı Pir’i olan, araştırmacı yazar Ali Yenialtun’un kaleme aldığı yazıda, Cuma gecesinin hem Kur’ânî hem de Alevi-Bektaşi öğretisindeki yerine dikkat çekiliyor.</p>

<p><a href="https://alevi-portal.net/cuma-gecesinin-onemi-neden-cem-oluruz/"><span style="color:#2980b9"><em><strong>Ali Yenialtun'un Alevi Portal (alevi-portal.net)'da</strong></em></span></a> kaleme aldığı makalesi şöyle:<br />
<br />
<strong>Cuma Gecesinin Önemi, Neden Cem Oluruz?</strong></p>

<p>Kızılbaş Alevi ve diğer Alevi süreklerinde cem ibadetimiz perşembeyi cumaya bağlayan gecede icra edilmektedir.</p>

<p>Aleviler, bu geceye “Cum’a akşamı / Evore İne” demektedir.</p>

<p>“Cum’a” terimi köken olarak “Cem” terimi ile beraber Arapça kökenlidir ve “toplanma, bir araya gelmek” gibi manalara gelmektedir. Allah’ın yüce isimlerinden “El Cem-î” de “birleyen, toparlayan” anlamına gelmektedir.</p>

<p>İslâm dinine göre yüce Allah bütün evreni 7 günde/evrede yaratmıştır. Altıncı gün tamamlamış ve yedinci gün ise rahmet olsun diye kullarına bağışlamıştır.</p>

<p>İnancımıza göre, Allah perşembe günü:<br />
– İnsanların amelleri, iyilik ve kusurları, Allah’a sunulur.<br />
– ⁠Yarattıklarına rızık verir.<br />
– ⁠Kullarının dileğini kabul eder.<br />
– Kullarının rızalığını gözetir.</p>

<p>Cum’a günü dini açıdan önemli kabûl edilmektedir. Cum’a günü:<br />
– Hz. Adem’in yaratıldığı, cennete alındığı, çıkarıldığı ve tövbesinin kabûl edildiği<br />
– ⁠Kıyâmetin cuma günü olacağına inanılır.</p>

<p>Hz. Muhammed ve 12 İmamlar özellikle pazartesi ve perşembe günlerini oruçlu geçirmekte ve de Allah’a hamd-ü senâda bulunmuşlar. Açları doyurup, muhtaç sahiplerine sadaka vermişlerdir.</p>

<p>Perşembeyi cumaya bağlayan gecede, toplumun sorunlarını dinleyip çözüm sunmuş, kişilerin karşılıklı rızalığı gözeterek helallik almış ve lokmalar sunmuşlardır.</p>

<p>Hz. Muhammed ve Ehlibeyt’in öğretmiş olduğu ve cuma akşamları/evore ine bizler ibadetimizi gerçekleştirmekteyiz. Kırklar, bu gece cem tutmuşlardır.</p>

<p>Cem gecesi, Allah Muhammed Ali aşkına çerağ uyarılır, lokmalar verilir, gönüller razı edilir, muhtaçların hakkı verilir ve küskünler barıştırılır. Cum’a gecesi Hakk’ın huzurunda af/bağışlanma dileriz.</p>

<p>“Allah Allah<br />
Evvel başta verlim Muhammed Mustafâ ve Ehlibeyt’ine salavât:<br />
Allahümme sali al-â al-î Muhammed ve al’â al-î Muhammed</p>

<p>Hak Muhammed Ali yâr ve yardımcımız ola<br />
Şefaât, erlere Muhammed Mustafa’dan, bacılara Haticet’ül Kübrâ ve Fatımâtü’l Zöhre’den ola,<br />
Kılavumuz rehberimiz İmam Aliyye’l Murtezâ ola,<br />
12 İmam sırdaşımız yoldaşımız ola,<br />
Yediler, 14 Masûm-u Pâk, Kırklar yetişe ulaşa,<br />
Hızır Nebi gözcümüz bekçimiz ola,<br />
Kimseyi darda zorda bırakmaya,<br />
Hastalara şifâ, dertlere devâ, borçlara edâ nasip eyleye,<br />
Bizleri ilimle terbiye eyleye,<br />
Cahilin ve düşkünün şerrinden saklaya bekleye<br />
Cuma gecesi yaptığımız duaları kabûl eyleye,<br />
Sultan Sinemîl’linin hayr himmetini üzerimizde eksik eylemeye.<br />
Çağrıldığı yerde ulaşa,<br />
Nûr-u Nebi, kerem-i Alî, pirimiz üstâdımız İmam Muhammed Mehdî el Kâim,<br />
Gerçeğe Hû mümîne yâ Alî</p>

<p>İllâ Hû<br />
Alî Yenialtun<br />
<br />
<a href="https://alevi-portal.net/cuma-gecesinin-onemi-neden-cem-oluruz/"><em><span style="color:#2980b9"><strong>Kaynak: Alevi Portal</strong></span><br />
<strong>https://alevi-portal.net/cuma-gecesinin-onemi-neden-cem-oluruz/</strong></em></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 30 Nov 2025 07:58:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/11/ali-yenialtun-yazdi-cuma-gecesinin-onemi-neden-cem-oluruz-1764479527.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kamber Özcivan yazdı: Kadıncık Ana</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kamber-ozcivan-yazdi-kadincik-ana-2682</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kamber-ozcivan-yazdi-kadincik-ana-2682</guid>
                <description><![CDATA[Alevi-Bektaşi araştırmacısı ve yazar Kamber Özcivan, Hacı Bektaş Veli’nin hayatındaki en tartışmalı figür olan Kadıncık Ana (Kutlu Melek / Fatma Ana) konusundaki sekiz asırlık tartışmayı yeniden gündeme getirdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Alevi-Bektaşi araştırmacısı ve yazar Kamber Özcivan, Hacı Bektaş Veli’nin hayatındak en tartışmalı figür olan Kadıncık Ana (Kutlu Melek / Fatma Ana) konusundaki sekiz asırlık tartışmayı yeniden gündeme getirdi.&nbsp;<br />
<br />
Kamber Özcivan'ın makelesinin tam metni şöyle:&nbsp;<br />
<br />
<span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-size:18.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Kadıncık Ana</span></span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Alevi-Bektaşi</span></span></strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"> inancının kurucu figürü <strong>Hacı Bektaş Veli</strong> (1209-1271) söz konusu olduğunda, tarihi gerçekler ve efsaneler (Velayetname) her zaman iç içe geçmiştir. Güneşin doğduğu yer anlamında olan Horasan’daki Nişabur'dan, yine Güneş'in doğduğu yere anlamına gelen Anatolia’ya (Anadolu'ya) göç eden bu büyük bilgenin manevi mirası, özellikle de hayatındaki kadın figürleri, yüzlerce yıllık bir tartışmanın odağındadır.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Bu tartışmanın kalbinde ise tek bir isim var: <strong>Kadıncık Ana (Kutlu Melek=Fatma Ana)</strong>.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-size:13.5pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Tarih ve Menkıbede Kadıncık Ana'nın Rolü</span></span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Hacı Bektaş Veli'nin Sulucakarahöyük'e (bugünkü Hacıbektaş) yerleşmesinde kilit rol oynayan Kadıncık Ana, yerel halktan İdris'in eşiydi. Onun hayatı, bir köşe yazısından çok, bir inancın temellerini atan menkıbelerle doludur.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">1. Rüyadaki Keramet:</span></span></strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"> Velayetname'ye göre Kadıncık Ana, Hacı Bektaş Veli gelmeden önce <strong>on dört gecelik dolunayın koynuna girdiğini</strong> görür. Bu rüya, erenlerden olacak bir çocuğa ve onun manevi açıdan seçilmişliğine işaret eder.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">2. Çeşme Başındaki Karşılaşma:</span></span></strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"> Kadıncık Ana, Hacı Bektaş Veli'ye çeşme başında ikram ettiği bir parça yağlı ekmekle, <strong>bereket kerameti</strong>nin kapısını açar. "Artsın eksilmesin, taşsın dökülmesin" duasıyla, bu ikram evdeki yağ küpünü ağzına kadar doldurur. Bu olay, Hünkâr'ın Sulucakarahöyük'teki ilk somut manevi delili olarak kabul edilir.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Bu olayların ardından Kadıncık ve eşi İdris, Hacı Bektaş'a hizmet etmeye başlar. Ancak asıl mesele, ilişkinin türüdür: <strong>Aşkın ve inancın bu birlikteliği, biyolojik mi, yoksa manevi miydi?</strong></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-size:13.5pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Sekiz Yüzyıllık Tartışma:</span></span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Hacı Bektaş Veli'nin evlenip evlenmediği sorusu, günümüzde bile Alevi-Bektaşi çevrelerinde <strong>Çelebiler</strong> (Hacı Bektaş soyundan geldiğini iddia eden aile) tarafından sürdürülen bir meşruiyet tartışmasıdır.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">1. Manevi Kız Edindiği Tezi (Tarihi Kaynaklar):</span></span></strong></span></span></p>

<ul>
	<li><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Âşıkpaşaoğlu</span></span></strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"> (Hünkâr’dan sonra yazan erken dönem tarihçisi), Hacı Bektaş'ın Kadıncık Ana'yı <strong>"kız edindiğini"</strong> yazar. Bu, ilişkinin evlilikten çok, bir <strong>manevi babalık-kızlık</strong> temelinde kurulduğunu gösterir.</span></span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Velayetname</span></span></strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">, Hacı Bektaş'ın ikamet ettiği yeri anlatırken "Hünkâr, bazı kere <strong>Kadıncık'ın evinde</strong> ibadet ederdi" ifadelerini kullanır. Bir erkeğin kendi eşiyle yaşadığı ev için sürekli olarak "Kadıncık'ın evi" demesi mantıksal olarak zordur. Bu, ayrı yaşam alanlarını işaret eder.</span></span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Vasiyetname'deki Dil:</span></span></strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"> Hünkâr, yerine geçecek kişiyi vasiyet ederken "<strong>Fatma Ana (Kadıncık) oğlu Hızır Lale Civan</strong>" der. "Oğlumuz Hızır Lale Civan" yerine bu dilin kullanılması, çocuğun biyolojik olarak Kadıncık Ana'ya ait olduğunu, Hacı Bektaş’ın ise sadece manevi olarak onu himaye ettiğini düşündürür.</span></span></span></span></li>
</ul>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">2. Gerçek Eşi Olduğu İddiası (Çelebiler):</span></span></strong></span></span></p>

<ul>
	<li><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Çelebi soy hattı, tarihsel süreç içinde manevi evlatlık (nefes/burun kanı) iddiasından vazgeçerek, soyun meşruiyetini <strong>gerçek (bel) evlatlık</strong> temeline oturtmak için Hacı Bektaş Veli'nin Kadıncık Ana ile evlendiğini iddia etmeye başlamıştır.</span></span></span></span></li>
</ul>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Sonuç:</span></span></strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"> Tarihsel ve menkıbevi ilk kaynaklar, Hacı Bektaş'ı <strong>"Gaziler Serdarı"</strong> ve <strong>"Evlenmeyen Derviş"</strong> olarak anarken, Kadıncık Ana'yı da Hünkâr'ın tüm manevi miras ve kerametlerini devrettiği <strong>yüce bir manevi kız evladı</strong> olarak konumlandırmıştır.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-size:13.5pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Üç Fatma'nın Hikmeti: Kadın Erenlerin Gücü</span></span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Hacı Bektaş Veli'nin çevresinde sadece Kadıncık Ana değil, iki önemli <strong>Fatma</strong> figürü daha anılır. Bu üç kadın, Hünkâr'ın manevi hiyerarşide kadına verdiği değeri somutlaştırır:</span></span></span></span></p>

<table cellspacing="0" class="Table" style="border-collapse:collapse; width:586px">
	<thead>
		<tr>
			<td style="width:114px">
			<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Kadın Figürü</span></span></span></span></p>
			</td>
			<td style="width:130px">
			<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">İlişki Türü</span></span></span></span></p>
			</td>
			<td style="width:342px">
			<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Öne Çıkan Rolü</span></span></span></span></p>
			</td>
		</tr>
		<tr>
			<td style="width:114px">
			<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Kadıncık Ana (Kutlu Melek)</span></span></strong></span></span></p>
			</td>
			<td style="width:130px">
			<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Manevi Kızı</span></span></span></span></p>
			</td>
			<td style="width:342px">
			<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Hünkâr'ın mirasçısı; bereket kerameti onunla gerçekleşir.</span></span></span></span></p>
			</td>
		</tr>
		<tr>
			<td style="width:114px">
			<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Fatma Nuriye (Fatıma Bacı)</span></span></strong></span></span></p>
			</td>
			<td style="width:130px">
			<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Manevi Bacısı</span></span></span></span></p>
			</td>
			<td style="width:342px">
			<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">57 bin erkek eren</span></span></strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"> arasında, Anadolu'ya manevi âlemden gelen selamı tek algılayan, manevi üstünlüğü temsil eden kadın erendir.</span></span></span></span></p>
			</td>
		</tr>
		<tr>
			<td style="width:114px">
			<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Ahi Evren'in Eşi Fatma</span></span></strong></span></span></p>
			</td>
			<td style="width:130px">
			<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Manevi Bacısı (Karıştırılan Figür)</span></span></span></span></p>
			</td>
			<td style="width:342px">
			<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Tarihsel olarak Hacı Bektaş ile yolları kesişmiş, ancak kronolojik farklar nedeniyle aynı kişi olamayacağı tezi güçlüdür.</span></span></span></span></p>
			</td>
		</tr>
	</thead>
</table>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Özellikle <strong>Fatma Nuriye</strong> menkıbesi, Hacı Bektaş yolunun en çarpıcı mesajlarından birini taşır: 57 bin erkek erenin hissedemediği selamı bir kadının alması, bu yolda <strong>kadınların manevi duygu, sezgi ve mertebe olarak erkeklerden üstün</strong> konumda olabileceğini gösterir. Bu durum, Anadolu Bacıları'nın (<strong>Bacıyân-ı Rûm</strong>) gücünü ve Hünkâr'ın <strong>kadın-erkek eşitliği</strong>ne dair bakış açısını net bir şekilde ortaya koyar.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-size:13.5pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Analizin Önemi</span></span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Hacı Bektaş Veli ve Kadıncık Ana ekseninde süren bu tartışma, sadece bir tarihi olayı değil, Anadolu'daki <strong>Türkmen-Alevi inancının kurumsallaşma biçimini</strong> anlamamız için kritik öneme sahiptir.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">İster "Hanımefendi" (kadın kadıncık) lakabıyla anılan manevi kız olsun, ister bir eş, Kadıncık Ana'nın Hacı Bektaş Veli'ye ve onun irfanına sahip çıkışı, Anadolu coğrafyasında kadının manevi liderlik rolünü ne kadar erken ve güçlü bir şekilde üstlendiğini kanıtlamaktadır. Onun varlığı, Hacı Bektaş Veli'nin <strong>"Eline, beline, diline sahip ol"</strong> ilkesi gibi, aşkın ve hikmetin yolunda yürüyeceklere asırlar boyu ışık tutmaya devam edecektir.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-size:18.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">61 Yıllık İhmal ve Kayıp Bir Kimlik: Hacı Bektaş Veli Dergâhı'nın Sessiz Taçkapısı</span></span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Tarihsel Atmosfer ve Taçkapı</span></span></strong> </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Hacı Bektaş Veli Dergâhı’nın ana girişi olan Taçkapı (Anakapı), tarihsel süreçte manevi atmosferin başladığı önemli bir eşik olmuştur. Dergâh 1925 yılında kapatılmadan evvel, bu kapının önünde yükselen iki direkten birinde Türk bayrağı, diğerinde ise kırmızı, yeşil ve beyaz şeritli kumaş üzerine işlenmiş Zülfikâr resimli tarikat sancağı dalgalanmaktaydı.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Restorasyon Sürecindeki İhmaller ve Kaybolan "Kimlik"</span></span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Dergâhın ana giriş kapısı restore edilirken ne yazık ki orijinal kitabe kırılmış veya kaybolmuş, bu nedenle kitabenin yeri uzun bir süre boş kalmıştır. Yaklaşık 10 yıl sonra, orijinal metnin eski harflerle yeniden yazılması niyetiyle buraya yazısız, boş bir mermer yerleştirilmiştir. Ancak bu mermer de 5-10 yıl boyunca kasıtlı olarak boş bırakılmış ve zamanla asıl kitabe unutturulmuştur.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Kayıp Metin, Unutulan Kimlik</span></span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Kitabeler, tarihi yapıların kimlik kartıdır. Dergâh, 1958-1964 yılları arasında restore edilirken, orijinal kitabe ya kırıldı ya da bilinçli olarak kaybedildi. Ve daha vahimi, 1964’ten bu yana geçen altmış bir yılda görev yapan ve bu kapıdan girip çıkan <strong>67 Kültür ve Turizm Bakanı</strong>, bu kıymetli kitabeyi, yani bu yapının tarihi kimliğini arayıp sormadı.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Uzun süre boş kalan kitabe yerine, geçici olarak yerleştirilen boş mermer zemin, yıllar içinde asıl metni unutturma çabasının sessiz bir tanığı oldu. Ancak en büyük skandal, bakanlığın bu kıymetli taşı bir tabela olarak kullanmasıdır:</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Yıllardır kitabenin yazılması beklenen mermer zemin, bakanlık tarafından sadece müze adının yazıldığı bir tabela olarak kullanılmıştır. Bu tutum, <strong>bilime, tarihe ve kültüre karşı işlenmiş bir suçtur.</strong></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Üstelik bu tabeladaki "HACI BEKTAŞ VELİ" ismi bile, verdiğimiz dilekçeler sayesinde ancak 2021 yılında doğru bir şekilde ayrı yazılabildi. Bir bakanlığın, bir kültür abidesinin adını bile yıllarca hatalı yazması, konuya ne kadar <strong>"uzak"</strong> durduğunun utanç verici bir göstergesidir.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Kayıp Kitabenin Orijinal Metni ve Manevi Derinliği</span></span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Bu kayıp metin, sadece estetik bir taş parçası değil, dergâhın manevi manifestosudur. Bu kıymetli kitabeye literatürde ilk kez, Giritli Bektaşi bir aileden gelen Bezmi Nusret Kaygusuz’un 1958 yılında yayımladığı "Kurumuş Pınar" adlı eserinde rastlanmaktadır. Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi’ndeki Hacı Bektâş-ı Velî maddesinin de bu kaynaktan yararlandığı düşünülmektedir. 2020 yılına kadar yayımlanan kitapların hiçbirinde bu kitabeye rastlanmamıştır.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Kitabe, Doç. Dr. İlgar Baharlu’nun katkılarıyla hem Arap harfleriyle aslına uygun şekilde yazılmış, hem de günümüz Türkçesine çevrilmiştir. İlk dört dizesi Osmanlıca, son iki dizesi ise klasik Farsçadır. Aşağıda hem orijinal hali, hem Latin harfli transkripsiyonu, hem de anlamı yer almaktadır.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Kayıp Kitabenin Orijinal Metni (Osmanlıca / Farsça):</span></span></strong></span></span></p>

<table cellspacing="0" class="Table" style="border-collapse:collapse; width:586px">
	<thead>
		<tr>
			<td style="width:208px">
			<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Orijinal Metin (Latin Harfli Transkripsiyon)</span></span></span></span></p>
			</td>
			<td style="width:158px">
			<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Orijinal Metin (Arap Harfli Osmanlıca)</span></span></span></span></p>
			</td>
			<td style="width:220px">
			<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Günümüz Türkçesiyle Anlamı</span></span></span></span></p>
			</td>
		</tr>
		<tr>
			<td style="width:208px">
			<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">1. Tâlib-i hubb-u hakikat behre-yâb-ı feyz olur.</span></span></strong></span></span></p>
			</td>
			<td style="width:158px">
			<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">طالب حبّ و حقیقت بهره یاب فیض اولور</span></span></strong></span></span></p>
			</td>
			<td style="width:220px">
			<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Hakikatin gerçek talipleri (burada) feyzini alır.</span></span></span></span></p>
			</td>
		</tr>
		<tr>
			<td style="width:208px">
			<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">2. Bâb-ı Hak’tır Dergeh-i Sultân Bektâş-ı Velî.</span></span></strong></span></span></p>
			</td>
			<td style="width:158px">
			<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">باب حقّ درگه سلطان بکتاش ولی</span></span></strong></span></span></p>
			</td>
			<td style="width:220px">
			<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Sultan Bektaş Veli’nin Dergâhı, Hakk’ın kapısıdır.</span></span></span></span></p>
			</td>
		</tr>
		<tr>
			<td style="width:208px">
			<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">3. Mihr-i tevhîd-i hidâyet matla’ıdır bu makâm.</span></span></strong></span></span></p>
			</td>
			<td style="width:158px">
			<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">مهر توحید هدایت مطلعیدر بو مقام</span></span></strong></span></span></p>
			</td>
			<td style="width:220px">
			<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Bu mekân, hidayetin biricik emrinin başladığı yerdir.</span></span></span></span></p>
			</td>
		</tr>
		<tr>
			<td style="width:208px">
			<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">4. Sırr-ı envâr-ı Muhammed’le Ali’dir müncelî.</span></span></strong></span></span></p>
			</td>
			<td style="width:158px">
			<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">سرّ انوار محمد و علیّ است منجلی</span></span></strong></span></span></p>
			</td>
			<td style="width:220px">
			<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Burada Muhammed ile Ali’nin sırları parlamaktadır.</span></span></span></span></p>
			</td>
		</tr>
		<tr>
			<td style="width:208px">
			<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">5. Ka’be-tü’l- uşşâq bâşed în makâm,</span></span></strong></span></span></p>
			</td>
			<td style="width:158px">
			<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">کعبۀ العشّاق باشد این مقام</span></span></strong></span></span></p>
			</td>
			<td style="width:220px">
			<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Bu makam âşıkların Kâbe’sidir.</span></span></span></span></p>
			</td>
		</tr>
		<tr>
			<td style="width:208px">
			<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">6. Her ki nâkis âmed încâ şod tamâm.</span></span></strong></span></span></p>
			</td>
			<td style="width:158px">
			<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">هر که ناقص آمد اینجا شد تمام</span></span></strong></span></span></p>
			</td>
			<td style="width:220px">
			<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Kim eksik olarak girerse burada tamamlanır (kâmil olur).</span></span></span></span></p>
			</td>
		</tr>
	</thead>
</table>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Bu kapıdan giren kişinin sadece bir müzeyi ziyaret etmediği, aynı zamanda hidayet ve bilgelik arayışında olduğu bu manevi derinlikte gizlidir. Özellikle dördüncü dizede geçen <strong>"Muhammed ile Ali’nin sırları"</strong> ifadesi, Dergâh'ın teolojik temelini ve <strong>Muhammed-Ali Nurunun</strong> bir yansıması olarak evrensel aşkın kapısı olduğunu açıkça ortaya koyar.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Kültürel Sorumluluk ve Çözüm Çağrısı</span></span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Tarihsel ve kültürel sorumluluğumuz gereği yapılması gereken şudur: Bakanlık tabelası olarak kullanılan o mermer taşa, kitabenin Arap harfleriyle olan aslı yeniden yazılıp yerleştirilmelidir. Kitabenin günümüz Türkçesi ve bakanlık tabelası ise kapı kenarına uygun bir şekilde vidalanarak asılmalıdır. Yıllardır bu yanlışların ve eksiklerin giderilmesi için tarafımca onlarca dilekçe verilmesine rağmen, ne yazık ki gereken adımlar henüz atılmamıştır.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Hacı Bektaş Veli Dergâhı, bir milletin inanç ve tarih hafızasıdır. Altmış bir yıl süren bu ihmal ve yanlış, sadece bir mimari hatadan ibaret değil; <strong>Alevi-Bektaşi inancına ve Türk kültürüne verilen değeri gösteren acı bir semboldür.</strong> Bu sessiz Taçkapı, artık asıl kimliğine kavuşmalıdır.</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 24 Nov 2025 23:27:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/11/kamber-ozcivan-yazdi-kadincik-ana-1764016961.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hüsniye Karakoyun yazdı: 2 Batmanlı Tunceli&#039;nin kaderini değiştirebilir mi?</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/husniye-karakoyun-yazdi-2-batmanli-tuncelinin-kaderini-degistirebilir-mi-2468</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/husniye-karakoyun-yazdi-2-batmanli-tuncelinin-kaderini-degistirebilir-mi-2468</guid>
                <description><![CDATA[EMEK Gazetesi ve Dersim Haber Gazetesi İmtiyaz Sahibi Hüsniye Karakoyun,  Tunceli Valisi Şefik Aygöl ve İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü (İYTE) Rektörü Prof. Dr. Yusuf Baran’ın Munzur Üniversitesi’nde düzenlenen paneldeki konuşmalarını ele alarak, iki Batmanlı ismin kenti dönüştürme potansiyelini ele alan bir köşe yazısı kaleme aldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.tunceliemek.com.tr/makale/26674373/husniye-karakoyun/2-batmanli-tuncelinin-kaderini-degistirebilir-mi"><strong>EMEK Gazetesi ve Dersim Haber Gazetesi İmtiyaz Sahibi Hüsniye Karakoyun, </strong></a>&nbsp;Tunceli Valisi Şefik Aygöl ve İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü (İYTE) Rektörü Prof. Dr. Yusuf Baran’ın Munzur Üniversitesi’nde düzenlenen paneldeki konuşmalarını ele alarak, iki Batmanlı ismin kenti dönüştürme potansiyelini ele alan bir köşe yazısı kaleme aldı.<br />
<br />
<strong>Hüsniye Karakoyun yazısında şunları kaydetti:</strong><br />
<br />
<strong>2 Batmanlı Tunceli’nin kaderini değiştirebilir mi?</strong><br />
<br />
Hayat birbirine paralel, benzer yaşanmışlıkların, bazen aynı sözcüklere aşık insanların zaman zaman adı tesadüf denilen karşılaşmalarıyla örülü büyük bir sarmal. O nedenle her karşılaşmanın bir sebebi var derim hep.</p>

<p>Tesadüfen bir panelde dinlediklerimizin, tesadüfi bir karşılaşma sonucu hayatımıza aldıklarımızın, tesadüfen aynı gemide, aynı trende, aynı uçakta yan yana koltuklarda denk düştüklerimizin…Hepsinin hayatımıza ya katacakları vardır yahut alacakları.</p>

<p>Keşke ve iyi ki’lerle yol alırız çoğunlukla.</p>

<p>Biri pişmanlık, diğeri aydınlanmadır.</p>

<p>Nefret hoyratı, sevgi ketumu yetiştirildiğimiz bir ortamda, azdır övgüye dair cümlelerimiz.</p>

<p>Korkarız da çoğunlukla.</p>

<p>Öyle ya, sokakta karşılaştığımız birine “seni seviyorum” diye seslensek, dönütü toplumsal kabule denk düşmeyen isnatlar, iftiralar, eklenmiş fazlaca başka versiyonlarla dönerken bize, aynı sahneyi başa sarıp “Senden nefret ediyorum” diye değiştirdiğimizde, az sonra olacak bir kavgaya delalet edeceği öngörülür ve çok da umursanmaz.<br />
<br />
Böyle böyle yol aldığımız, “coğrafya kaderdir” sözüne sıkı sıkı sarılan toplulukta, aslında hepimiz benzer hikayelerin, benzer yaşanmışlıkların, benzer acıların ve aynı ağıtlarla aynı çaresizliğin ürünüyüz.</p>

<p>Bugün başlığa alıntılanan 2 Batmanlı da muhtemeldir ki bizimle benzer ailelerin, benzer acıların içine doğdu, 3 eksik 2 fazla…</p>

<p>Onlarla benzer hayatlarla yol aldık ve bugün başka başka mecralarda yeni arayışlar, çırpınışlar içerisindeyiz.</p>

<p>1990’lı yıllarda Batman’a dair, ürpertici bir müzik eşliğinde ölümden beter ağırlıkla, tek renk televizyondan evimizin içine kadar gelen, yüreği ağırlaştıran domuz bağıyla katledilmiş, yerin dibine kazılmış hendeklerden çıkarılan cesetler, sokak ortasında ensesine sıkılan tek kurşunla hayattan koparılanlar, neredeyse duvarında kurşun izi olmayan evler, boşaltılan köyler, o köylerden çaresizliği bohçalayıp yola düşenler, geride bıraktıklarına duyulan özlemle kah kanser kah verem olarak göçüp gidenler, büyük şehrin dişlileri arasında zalimane tarumar olan hayatlar izledik, duyduk…</p>

<p>Batmanlıların da tıpkı Tuncelililer gibi masalları hiç mutlu sonla bitmedi yani.<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p>Gökten 3 elma düşüp kendi aramızda pay ettiğimiz bir anlatımız da yoktur.</p>

<p>O nedenle; birbirimizin yüreğine dokunduğumuzda, aynı çaresizlik, arka planında aynı ağıtların olduğu ritimleri duyarız muhtemelen.</p>

<p>İnsan Hakları Derneği tarafından 2019 yılında yapılan bir açıklamada, 1990’lı yıllarda Batman şehir merkezinde 513 faili meçhul cinayet işlendiği belirtilmiş ve “faili meçhul cinayetlerin yanı sıra kaçırılan ve kaybolan insanlar da var.” ifadeleri kullanılmıştı.</p>

<p>Sadece şehir merkezindeki sayı bu. Kaldı ki o bile daha fazladır muhtemelen…</p>

<p>Ölümler, işkenceler, doğduğu yerde doymasına izin verilmeyenler…</p>

<p>Hangisi daha acı sorusu sorulursa, acıyı yarıştırmak olur. Hepsi dram ve zulüm…</p>

<p>O nedenle; gündüz vakti sayılacak bir zamanda faili meçhulleri araştırmak üzere Batman’a gidip inceleme yapan heyete açılan ateşle katledilen DEP’li Mehmet Sincar ve Metin Özcan’ın naaşı, 1993 yılında katledilerek Tunceli girişindeki Dinar Deresine bırakılan Cemal Akar, Avukat Metin Can ve Dr. Hasan Kaya’nın üzerine düşüyor.</p>

<p>Tunceli’de 1993 yılında JİTEM’e ait araçla kaçırıldıktan sonra işkence edilerek öldürülen ve cenazesi Elazığ’da bulunan tekstil işçisi 24 yaşındaki Ayten Öztürk’ün babasının uzun yıllardır adalet arayışı ile geçen hayatı…</p>

<p>Benzer öldürülmüşlükleri farklı isimlerle yazmak daha da acıtır diye burada sonlandırayım…</p>

<p>Yani demem o ki; kaderimizde benzer kederimizde.<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p>***</p>

<p>Mayıs 2025’te Tunceli’ye Şefik Aygöl vali olarak atandı. Vali Aygöl Batmanlı. 23 Ekim 2025’te Munzur Üniversitesinin düzenlediği 1 panelde sahnede konuşanlardan biri Vali Aygöl diğeri de Prof. Dr. Yusuf Baran.</p>

<p>İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Rektörü Profesör Doktor Yusuf Baran, 40’lı yaşlarda.</p>

<p>Aynı platformu paylaşıyor 2 Batmanlı Tunceli’de.</p>

<p>2’sinin de belki de ortak özellikleri hayatta kariyer alanında hızla aldıkları yol.</p>

<p>Tunceli Valisi Şefik Aygöl yönetim anlayışını, “İyi olmak istemiyorum. Adil olmak istiyorum. Çünkü; 200 aileye iyilik yapacağım dedikleri için bugün Tunceli Belediyesi’nin 600 Milyon borcu var. İş yapamıyoruz. Personele maaş ödeyemiyorduk. Yeni başladık ödemeye” cümlelerinin devamında ve öncesinde yaşadıklarını, yapmaya çalıştıklarını, çalışırken biriktirdiği yorgunluklarını aktarıyor.<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p>Yorgunluklarının sebebi çalışması değil, isteklerden bazılarının söyleniş, internetten yorumlarla yazılış hali.</p>

<p>Sonra davet edilen İYTE Rektörü Profesör Doktor Yusuf Baran konuşurken, hayatı, kariyer basamaklarını, azmi, çalışmayı, hedef koymayı, illa da insan olmayı anlatıyor.</p>

<p>Rektör Baran’ın Tunceli’ye teknopark kurulacağını duyurduğu kısım ise işin en keyifli olanı.</p>

<p>Baş döndürücü bir hızla sürekli koşturan Vali Aygöl’ün yanına aynı hızda bir başka Batmanlı…</p>

<p>&nbsp;Aynı platformu paylaşan her 2 isimde bu kenti değiştirip dönüştürecek hamleler vaad ediyor.</p>

<p>2’sinin de cümlelerine yansıyan, hızla aksiyon almayı sevdikleri.</p>

<p>Çok söz verilip gerçekleştirilmemiş bir şehirde yaşamanın temkinli haliyle, bekliyor ve soruyoruz; benzer kaderin ve benzer kederin ortaklaştırdığı 2 Batmanlı Tunceli’nin kaderini değiştirir mi?</p>

<p>Ben kendi namıma, beklerken katkı sunamayacaksam dahi şevklerini kıran olmak istemiyorum, sizi bilmem.</p>

<p>Karşımızdakiler insan nihayetinde; iyide takdir edilmeyi beklerler, kötüde tenkite zaten milletçe hep hazırız.</p>

<p>Asfalt plenti, teknopark…</p>

<p>Vali Aygöl; “bazıları konuşurken, biz onların hayalini dahi kuramadıklarını yapmayı başaracağız” diyordu basın mensuplarıyla gerçekleştirdiği kahvaltıda.</p>

<p>Asfalt plentinin bir kent için ne anlama geldiğini Tunceli İl Genel Meclisi Başkanı Ali İhsan Şahin’den dinlerken idrak etmiştim.<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p>İYTE Rektörü Baran’ın Teknopark kurarak gerçekleştireceği her neyse şimdi hevesle onu bekliyoruz.</p>

<p>Öyle ya; bir gözü kitapta bir gözü koyunlarını kurt kapmasın diye çobanlık yaparken bu ülkenin üniversitelerine birincilikle giden Çemişgezekli Mahir vali olmadı.</p>

<p>Çemişgezek’in bir köyünde traktörle tarla ekerken Tıp Fakültesini kazanan Helin bu ülkede Sağlık Bakanı olmayacak muhtemelen.</p>

<p>YKS’de il birincileri Hazan, Doğasu ve Bahar adlı kızlarımızdan hiç biri Milli Eğitim Bakanı da yapılmaz.<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p>İmkansızlıklarımıza rağmen; başarılarımız, birinciliklerimiz, ülkede en yüksek okur-yazarlık oranına sahip kent unvanımız… Hepsi birer etiketimiz ama ülkenin 81 ilinin ne valisi olabiliyoruz ne de kilit noktadaki görevlerine atanan...</p>

<p>O nedenle; her gün masumane 3-5 sloganlı eylemle başladığımız günü, Palavra Meydanındaki voltayla kapatıyoruz.</p>

<p>Üzerimize sinmiş bezginlik halleri.</p>

<p>Şimdi Vali Aygöl ve Prof. Dr. Baran çıkarıp alır mı bizi bu vazgeçmişlikten?</p>

<p>Biz de tutar mıyız bir ucundan yapılacakların…?</p>

<p>Göreceğiz…</p>

<p><a href="https://www.tunceliemek.com.tr/makale/26674373/husniye-karakoyun/2-batmanli-tuncelinin-kaderini-degistirebilir-mi">Kaynak için tıklayınız:</a><br />
<a href="https://www.tunceliemek.com.tr/makale/26674373/husniye-karakoyun/2-batmanli-tuncelinin-kaderini-degistirebilir-mi">https://www.tunceliemek.com.tr/makale/26674373/husniye-karakoyun/2-batmanli-tuncelinin-kaderini-degistirebilir-mi</a></p>

<p><br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 27 Oct 2025 19:00:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/10/husniye-karakoyun-yazdi-2-batmanli-tuncelinin-kaderini-degistirebilir-mi-1761582490.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Süleyman Merdanoğlu yazdı: Hz. Hüseyin’in şehadetinin 1345’inci yılı</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/suleyman-merdanoglu-yazdi-hz-huseyinin-sehadetinin-1345inci-yili-2382</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/suleyman-merdanoglu-yazdi-hz-huseyinin-sehadetinin-1345inci-yili-2382</guid>
                <description><![CDATA[Özbekistan Uluslararası Altın Miras Vakfı Ankara Bölümü Başkanı Süleyman Merdanoğlu, Hz. Hüseyin’in şahadetinin 1345’inci yılı münasebetiyle kaleme aldığı makalede, İslâm tarihindeki en önemli olaylardan biri olan Kerbelâ Olayı’nı detaylarıyla ele aldı. Merdanoğlu, asırlar geçse de unutulmayan bu trajedinin, Müslümanlar ve mazlumdan yana olan tüm insanlar için ilham kaynağı olmaya devam ettiğini vurguladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Özbekistan Uluslararası Altın Miras Vakfı Ankara Bölümü Başkanı Süleyman Merdanoğlu, Hz. Hüseyin’in şahadetinin 1345’inci yılı münasebetiyle kaleme aldığı makalede, İslâm tarihindeki en önemli olaylardan biri olan Kerbelâ Olayı’nı detaylarıyla ele aldı. Merdanoğlu, asırlar geçse de unutulmayan bu trajedinin, Müslümanlar ve mazlumdan yana olan tüm insanlar için ilham kaynağı olmaya devam ettiğini vurguladı.</p>

<p>Süleyman Merdanoğlu'nun yazısı şöyle:</p>

<p><strong>HZ.HÜSEYİN’IN ŞEHADETİNİN 1345'NCİ YILI</strong><br />
<br />
Kerbelâ Olayı, üzerinden asırlar geçse bile, İslâm tarihinde çok büyük bir öneme sahip olduğundan, yıllardır unutulmayan ve unutulmayacak bir olaydır.</p>

<p>Şam’da Suriye valisi olan Muaviye, 656’da halife olan Hz. Ali’nin hilâfetini tanımadı. Onu, üçüncü halife Hz. Osman’ın öldürülmesine engel olamamasından ve katillerinin bulunamamasından sorumlu tuttu. Muaviye, Hz. Ali’nin oğlu Hz. Hasan ile yaptığı anlaşmada, “Halifelik babadan oğula geçmeyecek, hilâfet saltanata dönüşmeyecek” şeklinde uzlaştılar ve böylece Muaviye halife oldu.</p>

<p>Muaviye’nin ölümü ardından I. Yezid, Emevî halifesi yapıldı. Yezid, Emevîlerin Hicaz valisi aracılığıyla Hz. Ali’nin oğlu Hz. Hüseyin’den biat istedi. Ancak Hz. Hüseyin, I. Yezid’e biat etmeyeceğini ve Yezid’in, babası Muaviye’nin ağabeyi Hz. Hasan’la yaptığı anlaşmaya uyarak halifelik iddiasını bırakması gerektiğini söyledi. Yezid’i halife olarak tanımadığını ilan etti. Bunun üzerine Yezid, Hz. Hüseyin’in katledilmesine fetva verdi.</p>

<p>Bundan haberdar olan Kûfeliler, Hz. Hüseyin’i yanlarına davet ederek Emevîler’e karşı birlik olmayı teklif ettiler. Ancak Hz. Hüseyin, Kûfeliler’in daha önce yaptığı ihanetleri düşünerek, amcaoğlu Müslim bin Akil’i elçi olarak Kûfe’ye gönderdi. Kûfe’de 20 bine yakın kişi, Müslim’in gözleri önünde Hz. Hüseyin’e biat etti. Ancak daha sonra Kûfeliler, Müslim’in şehit edilmesine müsaade ederek ihanet ettiler.</p>

<p>Hz. Hüseyin, Hz. Ali’nin eski hilâfet merkezi Kûfe halkının yoğun çağrısı ve istekleri üzerine yola çıktı. Ancak yolda Müslim’in şehadet haberi geldi. Hz. Hüseyin, ailesini korumak için geri dönmek istese de Müslim’in evlatları babalarının intikamını almak istemesi üzerine yola devam ettiler.</p>

<p>Hz. Hüseyin, Kerbelâ denen bölgeye vardığında, Yezid’in talimatına uyan Kûfe valisi, bin kişilik bir orduyla Hürr bin Yezid’i Hz. Hüseyin’in üzerine yollayarak önlerini kestirdi. Kûfe valisi Ömer bin Sa’d’a, Hz. Hüseyin’den Yezid adına biat alması, eğer kabul etmezse Hz. Hüseyin’in su kuyuları ve Fırat Nehri ile bağlantısının kesilmesi emredilmişti. Biat teklifini kabul etmeyen Hz. Hüseyin ve beraberindekiler, baskıya boyun eğmeme ve gerekirse Hak yolunda şehit olma kararı alarak savaş hazırlıklarına başladılar.</p>

<p>Kerbelâ’da 9 Ekim gecesi sakin geçti. Ertesi gün, korkunç olaylarla dolu yeni bir gün doğdu. Hz. Hüseyin (a.s.), Yezid’in kalabalık ordusuna baktı. Bu ordu karşısında haşmetli bir dağ gibiydi. Davasına güveniyordu ve bâtıl dünya gözünde bütün değerini yitirmişti. Bâtıl ordu, gözünde küçüldükçe küçüldü. Ellerini açtı ve ulu Allah’a yakardı:&nbsp;</p>

<p>“Allah’ım! Her kederde benim güvencem Sensin. Her zorlukta benim ümidim Sensin. Karşıma çıkan her meselede benim güvencem ve donanımım Sensin. Kalbi zayıf düşüren, insanı çaresiz bırakan, dostların bırakıp kaçmasına ve düşmanların şamata yapmasına neden olan nice felâketleri, başkasından yüz çevirip Sana yönelerek, Sana sundum, Sana şikâyet ettim. Sen de beni bu felâketlerden kurtardın, bana çıkış yolu gösterdin. Her nimetin velisi, her güzelliğin sahibi ve her arzunun mercii Sensin…”</p>

<p>O gün Hz. Hüseyin’in kampında su kaynakları tükenmiş, önlerinde sadece savaşmak ya da teslim olmak seçeneği kalmıştı. Hz. Hüseyin, Yezid ordusundan Ömer bin Sa’d’a, sabaha kadar ibadet etmek istediklerini söyleyerek mühlet uzatmasını istedi. Bu istek kabul edildi. Mühlet sona erince Hz. Hüseyin, teslim olmaya niyeti olmadığını, savaşacağını belirtti. Sayıca çok yetersiz oldukları için kaybedecekleri aşikârdı. Yine de hepsi savaşarak şehit olmayı tercih etti. Sabah, Hz. Hüseyin son kez muharebeyi engellemek amacıyla barışçıl bir konuşma yaptı.</p>

<p>Bu konuşma, Hürr bin Yezid’in pişmanlık duyarak Hz. Hüseyin’in safına geçmesine sebep oldu. Ancak Kûfe Valisi Ubeydullah bin Ziyad’ın adamları üzerinde bir etki yaratmadı ve karşılıklı ok atmalarla, nispetsiz kuvvetler arasında savaş başladı. Züheyr bin Kayn, İbn Sa’d’ın askerlerinin Hz. Hüseyin’i öldürmesine engel olmaya çalışsa da çabaları sonuç vermedi. Hz. Hüseyin ve yakınları var gücüyle savaştı.</p>

<p>İbn Sa’d, diğer adamlarının da saf değiştirmesinden korkarak, Hz. Hüseyin’e ilk oku atarak şiddetli savaşı başlattı. Savaş, ilkin Hz. Hüseyin’in tarafında bazılarının şehit olduğu düello şeklinde cereyan etti. Hz. Hüseyin önce Temim bin Kahta ile savaştı ve onu bir kılıç darbesiyle öldürdü. Ardından Arap âleminin korkulan savaşçısı Zeyd bin Ebtahi’yi de öldürdü.</p>

<p>Hz. Hüseyin’in taraftarlarından ilk olarak Hürr, Habib bin Mezahir gibi Hz. Hüseyin’in ve babası Hz. Ali bin Ebû Talib’in yakın arkadaşları dövüştü ve birer birer hayatlarını kaybetti. Bunlardan sonra Hz. Hüseyin’in akrabaları dövüştü. Ölenler arasında Hz. Hüseyin’in oğlu Ali el-Ekber, kardeşi Hasan’ın oğlu Kasım ve tek taraftan kardeşi, sancaktarı Abbas (Alemdar) da vardı. Bu arada Yezid’in ordusu da çok fazla kayıp vermişti.</p>

<p>Kadınlar ve çocuklar çadırlarda birbirlerine sarılmış, savaşın bitmesini bekliyorlardı. Hz. Hüseyin’in oğlu İmam Zeynelabidin, savaşamayacak kadar hasta olduğu için çadırdaydı. Hz. Hüseyin’in diğer oğlu Ali Asgar, henüz altı aylıktı ve susuzluktan ölmek üzereydi. Hz. Hüseyin, çocuğa bir yudum su vermelerini istedi. Ancak Hurmala bin Kâhil, Ömer bin Sa’d’ın emriyle çocuğu okla vurdu. Boynundan vurulan bebek orada şehit oldu.</p>

<p>Bire bir savaşta çok fazla kayıp veren Ömer bin Sa’d’ın ordusu, Şimr bin Zi’l Cevşen’in emriyle toplu hücuma geçti ve her taraftan yağmur gibi oklar Hz. Hüseyin’in üzerine yağmaya başladı. Sinan bin Enes en-Nehai veya Şimr bin Zi’l Cevşen, Hz. Hüseyin’in kafasını kılıçla keserek şehit etti. Savaş alanındaki diğerleri, Hz. Hüseyin’in üzerindeki şahsi eşyaları ve çadırları, ardından kadınların üzerindekileri yağma ettiler.</p>

<p>Hz. Hüseyin’in tarafında şehit olanlar, ertesi gün El-Gadiriye köylüleri tarafından defnedildi. Şimr, çadırların birinde, hastalığı nedeniyle savaşa katılmamış ve Hz. Hüseyin’in oğulları arasında hayatta kalan tek oğlu Ali Zeynelabidin’i öldürmek istedi, ancak bu arzusu İbn Sa’d tarafından engellendi.</p>

<p>Kerbelâ Olayı’nda, Yezid tarafından Müslim bin Akil ile birlikte 9 kişi, Kerbelâ Çölü’nde 10 Ekim 680 tarihinde vurularak ve susuz bırakılarak Hz. Hüseyin ile 63 yakını merhametsizce şehit edildi. Kaynaklara göre, Hz. Hüseyin’in vücudunda altmıştan fazla yara izi bulunduğu belirtilmiş ve cesedi, Ubeydullah bin Ziyad’ın emri üzerine atlara çiğnetilmiştir.</p>

<p>Hz. Hüseyin’in tarafında olanların cesetlerinin kafaları vücutlarından ayrılarak, ertesi gün Hz. Hüseyin’in başı da götürülmek üzere, kadınlar ve çocuklar yargılanmak için develerle Kûfe üzerinden Şam’a götürüldüler. Hz. Hüseyin’in başı Kûfe’ye getirildiğinde, Ubeydullah bin Ziyad, elindeki asa ile Hz. Hüseyin’in dudaklarına vurdu. Bunun üzerine orada bulunan Yezid bin Arkam ve diğerleri dayanamayıp Ubeydullah bin Ziyad’a asasını bırakmasını söylediler.</p>

<p>Kerbelâ’dan Kûfe’ye ve Kûfe’den Şam’a yapılan yolculuklarda, Hz. Hüseyin’in kız kardeşi Zeynep bint Ali ve oğlu Zeynelabidin, her fırsatta Yezid’in neler yaptığını ve Kerbelâ’da işlenen suçları Müslümanlara anlattılar. Yezid’in mahkemesine çıkarıldığında Zeynep, büyük bir cesaret örneği sergileyerek Yezid’in halifeliğinin geçersiz olduğunu ilan etti ve Hz. Hüseyin’in Yezid’e başkaldırısını övdü.</p>

<p>Tutuklular bir sene Şam’da tutuldu. Hz. Hüseyin’in 4 yaşındaki kızı Sakine bint Hüseyin, acıya dayanamayarak öldü. Yerel halk, tutukluları hapiste yalnız bırakmadı ve Zeynep bint Ali ile Ali bin Hüseyin, her gelen ziyaretçiye Hz. Hüseyin’in haklı davasını anlattı. Günümüz Suriye ve Irak’ına denk gelen topraklarda Yezid aleyhtarı oluşumlar baş göstermeye başladı. Durumdan endişelenen Yezid, tutukluları serbest bırakarak Medine’ye gönderdi. Yaşananlar kulaktan kulağa yayıldı ve Kerbelâ Olayı günümüze kadar devam etti.</p>

<p>Hz. Hüseyin’in soyundan gelenler, daha çok <strong>“Seyyid”</strong> olarak tanımlanır. Dünya Seyyidler ve Şerifler Kültür ve Araştırma Derneği Genel Başkanı’na göre, Türkiye’de Ehl-i Beyt’ten olanların, dünyadaki Seyyidlerin yarısından fazlası Türkiye’de yaşıyor.</p>

<p>Müslüman âlemi için unutulmaz bir acı olan bu kanlı günün yıldönümü, umumî matem günü olarak kabul edilmiş ve Muharrem ayının 10’una rastladığı için “Aşure Günü” adı verilmiştir.</p>

<p>Ayrı bir öneme sahip Kerbelâ Olayı, günümüze kadar birçok edebî ve müzikal esere konu olmuş, mersiye ve ağıt gibi yeni türlerin doğuşuna neden olmuştur.</p>

<p>Bugün Hz. İmam Hüseyin’in (a.s.) duruşunun 1345’inci yılıdır. Sadece Müslümanlara değil, zalimin karşısında mazlumdan yana olan tüm insanlara ilham kaynağı olmuştur.</p>

<p>Osmanlı Sultanı I. Murad:15 Haziran 1389 Salı günü Kosova Ovası’nda Haçlılarla yapacağı savaşın ilk günü akşamı otağında, her Müslüman gibi zorlu bir durum karşısında Rabb’ine yakarışla şu beyti yazmıştır:&nbsp;</p>

<p><em><strong>“Âb-rûy-ı Habîb-i Ekrem içün / Kerbelâ’da revân olan dem içün” &nbsp;<br />
(Anlamı: “Ey Allah’ım! Sevgili Peygamber’inin yüzü suyu hürmetine, Kerbelâ’da uğruna akan masumların kanları hürmetine”)</strong></em></p>

<p>Bu şiir, özellikle ilk beyitteki Hz. Peygamber (s.a.v.) ve Kerbelâ şehitleri vurgusuyla dikkat çeker. Savaş meydanında şehit edildiği düşünülecek olursa, o da bir başka Kerbelâ trajedisiyle karşı karşıya kalmış demektir.</p>

<p><strong>Mahatma Gandhi (Hindistan’ı Özgürlüğe Kavuşturan Rehber):</strong><br />
“Ben İslâm’ın büyük önderi İmam Hüseyin’in hayatını dikkatle okudum. Kerbelâ’da yaşanan olayları sayfa sayfa mütalaa ettim. Eğer Hindistan özgür bir ülke olmak istiyorsa, Hüseyin’i örnek almalıdır.”</p>

<p><strong>Muhammed Ali Cinnah (Pakistan’ın Kurucu Lideri):&nbsp;</strong><br />
“Dünyada İmam Hüseyin’in gösterdiği cesaret ve kahramanlığın eşi benzeri yoktur ve olamaz. Bana göre kendisini Irak topraklarında feda eden bu büyük şehidi bütün Müslümanlar örnek almalıdır.”</p>

<p><strong>Sir Percy Sykes (İngiliz Ortadoğu Uzmanı):&nbsp;</strong><br />
“Bu az sayıdaki insan topluluğu öyle kahramanlıklar gösterdiler ki, yüzyıllardır işiten herkes onları övmüştür. Bu az sayıdaki insanlar, yaptıkları fedakârlıkla isimlerini ulaşılamayacak şekilde tarihe yazdırmışlardır.”</p>

<p><strong>Thomas Carlyle (İngiliz Tarihçi ve Filozof):&nbsp;</strong><br />
“Kerbelâ trajedisinden çıkarılacak en iyi ders şudur ki; Hüseyin ve arkadaşları Allah’a tam bir inanışla inanmışlardı. Onlar yaptıklarıyla şunu ispatladılar: Hak ile bâtılın savaştığı yerde sayının önemi yoktur. Benim en çok şaşırdığım şey, Hüseyin’in bu az sayıyla onlara galip gelmesidir.”</p>

<p><strong>İMAM HÜSEYİN</strong></p>

<p>Düşünürsem sana olan işleri, &nbsp;<br />
Nasıl ağlamayım İmam Hüseyin? &nbsp;<br />
Top edip attılar kesik başları, &nbsp;<br />
Nasıl ağlamayım İmam Hüseyin? &nbsp;</p>

<p>Yezid vazgeçmedi dünya malından, &nbsp;<br />
Sen de ayrılmadın Hakk’ın yolundan, &nbsp;<br />
Abbas’ı kestiler iki kolundan, &nbsp;<br />
Nasıl ağlamayım İmam Hüseyin? &nbsp;</p>

<p>İnleşti dağlar ile taşlar da, &nbsp;<br />
Yerdeki böcekler, uçan kuşlar da, &nbsp;<br />
“Allah Allah” dedi kesik başlar da, &nbsp;<br />
Nasıl ağlamayım İmam Hüseyin? &nbsp;</p>

<p>Yere düştü parça parça etlerin, &nbsp;<br />
Unutulmaz senin acı dertlerin, &nbsp;<br />
Susuz kaldı ağzı kuru Ekber’in, &nbsp;<br />
Nasıl ağlamayım İmam Hüseyin? &nbsp;</p>

<p>Lanet olsun o Yezid’in suyuna, &nbsp;<br />
Şimr kâfir kılıç çaldı boynuna, &nbsp;<br />
Döktüler kanını Fırat suyuna, &nbsp;<br />
Nasıl ağlamayım İmam Hüseyin? &nbsp;</p>

<p>Susuz kaldı, büyük küçük kan ağlar, &nbsp;<br />
Zeynep çıkar, yola bakar sana ağlar, &nbsp;<br />
Bu zulme dayanılmaz can ağlar, &nbsp;<br />
Nasıl ağlamayım İmam Hüseyin? &nbsp;</p>

<p>Merdanoğlu yasta karabağlarım, &nbsp;<br />
Yezid’e, Mervan’a lanet eylerim, &nbsp;<br />
Hüseyin’i düşündükçe ağlarım, &nbsp;<br />
Nasıl ağlamayım İmam Hüseyin? &nbsp;</p>

<p>KAYNAKLAR<br />
1. Hadikatü’s-Süedâ (Saadete Ermişlerin Bahçesi)** - Fuzûlî, Türkçeye çeviri: Selahattin Güngör, Üçüncü Baskı, İstanbul Maarif Matbaası, 1955. &nbsp;<br />
2. Sosyal Açıdan İslâm Tarihi III: Dört Halife ve Kerbelâ Faciası** - Abdülbâki Gölpınarlı, Milliyet Gazetesi, 16 Mart 1969. &nbsp;<br />
3. Hz. Hüseyin - Bir Uyarı/Bir Sembol - Abdullah Gürel, Beyan Yayınları, 1984. &nbsp;<br />
4. Âşık Musa Merdanoğlu Hayatı ve Eserleri - Süleyman Merdanoğlu, Ankara, 2025, s. 169. &nbsp;</p>

<p>Süleyman Merdanoğlu&nbsp;<br />
(medanogluslm@gmail.com) &nbsp;<br />
Özbekistan Uluslararası Altın Miras Vakfı Ankara Bölümü Başkanı &nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 17 Oct 2025 22:42:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/10/suleyman-merdanoglu-yazdi-hz-huseyinin-sehadetinin-1345inci-yili-1760731557.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kazım Balaban yazdı: Hz. Hüseyin için gözyaşı dökmek – 101 soru ve 101 cevap</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kazim-balaban-yazdi-hz-huseyin-icin-gozyasi-dokmek-101-soru-ve-101-cevap-2338</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kazim-balaban-yazdi-hz-huseyin-icin-gozyasi-dokmek-101-soru-ve-101-cevap-2338</guid>
                <description><![CDATA[Yeni Vatan Gazetesi yazarı Kazım Balaban, Alevi toplumunun Muharrem ayı ritüellerine dikkat çekti. Balaban, Kur’an-ı Kerim’deki Bakara Suresi 154. ayetten alıntı yaparak, “Allah yolunda öldürülenler için ‘ölüler’ demeyin. Tam aksine, onlar dirilerdir ama siz farkında olmazsınız” ifadesini hatırlattı. Bu ayet, Alevi inancında önemli bir yer tutan Kerbela olayına ve İmam Hüseyin’in şehadetine vurgu yapıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Yeni Vatan Gazetesi yazarı Kazım Balaban, Alevi toplumunun Muharrem ayı ritüellerine dikkat çekti. Balaban, Kur’an-ı Kerim’deki Bakara Suresi 154. ayetten alıntı yaparak, “Allah yolunda öldürülenler için ‘ölüler’ demeyin. Tam aksine, onlar dirilerdir ama siz farkında olmazsınız” ifadesini hatırlattı. Bu ayet, Alevi inancında önemli bir yer tutan Kerbela olayına ve İmam Hüseyin’in şehadetine vurgu yapıyor.<br />
<br />
Kazım Balaban'ın yazısı şöyle:<br />
<br />
“Allah yolunda öldürülenler için “ölüler” demeyin. Tam aksine, onlar dirilerdir ama siz farkında olmazsınız.” (<strong>Bakara : 154) </strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Aleviler her yıl <strong>Kerbela</strong> olayının yıl dönümünde <strong>Muharrem</strong> yası tutar, karalar bağlar. Yas bitiminde de İmamların neslinin tamamen kesilmediğine şükür eder, kurban keser ve <strong>Aşure</strong> pişirir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">İmamların neslinin devamı için yapılan tüm İbadetler aslında önceden <strong>Kuran’da</strong> belirtilmiştir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Hz. Muhammed’e müşrikler tarafından nesli kesik denildiği için‚ ’’(Resûlum!) Kuşkusuz biz sana Kevser'i verdik. Şimdi sen rabbine kulluk et ve kurban kes. Asıl sonu kesik olan, şüphesiz sana hınç besleyendir’’. (<strong>Kevser 1-3</strong>) iner. Burada İmamların neslinin yürüyeceği görülerek Peygambere ‘’Şükür et ve Kurban kes’’ denilmektedir. Aleviler de Kerbela Vakasından kurtulan Ehli Beyt nesli için Muharrem yası bitimi kurban keser ve Aşure dağıtarak şükür ederler. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Hz. Muhammed’in <strong>23 Şubat 632</strong> tarihinde, Gadirhum’da, <strong>Veda</strong> Hutbesinde rivayetlere göre 80 bini kişiyi aşkın bir topluluğa söylediği ‘’Size <strong>2 Emanet</strong> bırakıyorum. Biri Allahın kelamı <strong>Kuran-ı Kerim</strong>, diğeri benim <strong>Ehi Beyt’imdir</strong>. Kuran ve Ehl-i Beytime ipine sım sıkı sarılın. Kevser Havuzunda her iki emanet bir birinden ayrılmadan bana ulaşacaktır. Ehli Beyt’im, <strong>Nuh’un gemisi</strong> gibidir. Gemiye binenler kurtuldular, binmeyenler helak oldular’’ vasiyetine Aleviler sım sıkı sarılarak, arada bir gelen İmamlar, Evliyalar ve diğer Din Ulularının yaptığı gibi candan, gönülden bağlanarak Muharrem yasını, bugünlere taşıdılar.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevilerin Ulu Ozanlarının; </span></p>

<p><span style="color:#000000">Alemlerin serverisin<br />
Ah Hüseyin, vah Hüseyin<br />
Şehitlerin serdarısın </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ah Hüseyin, vah Hüseyin <strong>(Pir Sultan Abdal)</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Evvela meydanı Hür şehit açtı</span></p>

<p><span style="color:#000000">Gökteki melekler kanlı yaş saçtı</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yetmişüç pehlivan hep şehit düştü</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ah senin dertlerin İmam Hüseyin <strong>(Şah Hatayî)</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Örneklerinde görüldüğü gibi Beyit ve Deyişlere uyarlayıp Cemlerde huşu içinde söyleyip feryat ve figan ederken, öte yandan, “...Herkes duysun ki, Allah’ın lâneti zalimler üstünedir.” <strong>(Hûd : 18)</strong> ayetinde görüldüğü gibi Kuran’a dayanarak, Kerbela şehitlerine kast edenleri lanetle andılar. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu yüzden biz Aleviler bir yandan Kerbela yasını tutarken, diğer taraftan inancımız gereği Zalime lanet okuruz. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Tarihte hiç bir örneği bulunamaz ki <strong>Kerbela Vakası</strong> kadar derin, Kerbela Vakası kadar içten, Kerbela Vakası kadar uzun süreli bir anma, bir yas tutulmuş olsun.<br />
Alevi insan Kerbela vakasını öyle sahiplenmiş ve onu yaşamının öyle bir yerine oturtturmuş ki Muharrem ayında sadece oruç tutmuyor, bir de yas çekiyor.<br />
Alevi can Muharrem de karalar bağlar.<br />
Alevi can Muharrem de eşi ile, kızı ile, tornu ile onun feryat ve figanını işler, Ya Hüseyin diğerek yürekleri dağlar, Ah- Vah ederek feryat ve figan eyler.<br />
Bu öyle derin ve içten bir sahiplenmedir ki Muharrem yasında su içmediği gibi, hayvanına eza etmemek için onu bile çifte koşmaz.<br />
Bu öyle derin ve içten bir sahiplenmedir ki Muharrem yasında eşi ile aynı yastığa baş koymaz.<br />
Bu öyle derin ve içten bir sahiplenmedir ki Muharrem yasında kokular sürünmez, traş bile olunmaz.<br />
Bunun adı <strong>Hz. Ali</strong> sevgisidir,<br />
Bunun adı <strong>Hz. Hüseyin</strong> sevgidir.<br />
Bunun adı <strong>Ehli Beyt</strong> sevgisidir.<br />
Bu öyle derin bir sevgidir ki babasının yasını <strong>40</strong> gün tutan Alevi can, Kerbela yasını <strong>1400</strong> senedir tutmakta, o aşkı ve sevgiyi ailesinden fazla onlara göstermektedir.<br />
Alevilerin Ehli Beyt sevgisi ve o sevgi içinde Hz. Hüseyin aşkı tamamen gönüllü bir sevgidir. Ona bağlanmış, onu sevmiş, o olmuş ve ondan olmuşlardır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Şah Hatayi´m muhabbete bakarım<br />
Ben doluyum ben dolana akarım<br />
Güzel pirim bir dert vermiş çekerim<br />
Bir derdim var bin dermana değişmem <strong>(Şah Hatayii)</strong> </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ehli Beyt sevgisi ile onların çektiği eza ve cefa onlara kudret, dertlerine derman olmuştur. Onların ilacı, onların silahı, onların sığınağı, onların tesellisi olmuştur. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi bir Can, Ehli Beyt sevgisi olmadan Alevi olamaz, Alevi olarak yaşayamaz. Ehli Beyt ve dolayısı ile Seyyid-i Şuheda Hz. Hüseyin onların sadece tenine değil, ruhuna da işlemiştir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Onu Türkü yapar düğünde eğleşir, </span></p>

<p><span style="color:#000000">Onu Ağıt yapar Cem’de ağlaşır, </span></p>

<p><span style="color:#000000">Onu Deyiş yapar, muhabbette söyleşir, </span></p>

<p><span style="color:#000000">Onu İman eder, Yezid’e karşı savaşır,</span></p>

<p><span style="color:#000000">Onu Hızır yapar, eteğine yapışır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Kerbela Vakası onun için Alevilerde <strong>1400</strong> yıla yakın bir süredir <strong>Hz. Hüseyin</strong> şahsında Can ve Canan olmuştur.</span></p>

<ul>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>İmam Rıza’ın</strong> ashabından olan <strong>Seyyid Ali Hüseyini</strong> şöyle naklediyor: Ben <strong>Ali bin Musa er-Rıza’nın</strong> komşusu idim. Aşura günü olduğunda, din kardeşlerimizden bir kişi İmam Hüseyin’nin şehadet olayını okuyordu. İmam Bakır’ın buyurmuş olduğu şu rivayete yetişti: “Kimin gözlerinden sivri sineğin kanadı kadar göz yaşı akarsa, Allah Teala onun günahlarını, denizin köpüğü kadar da olsa affeder.”</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">"<strong>Cebrail</strong>, Peygamber'in nezdinde olduğu zaman <strong>Hasan</strong> ve <strong>Hüseyin</strong>, Resulullah'ın yanına gelerek ve sırtına atlıyarak onunla oynuyorlardı. Resul-i Ekrem anneleri <strong>Fatıma'ya</strong> "Niçin bunları bir şeyle meşgul etmiyorsun? dediğinde Hz. Fatıma onları aldı, ama çok geçmeden çocuklar annelerinin elinden kaçarak Hz. Peygamber'in yanına gelerek onunla yeniden oynamaya başladılar. Resulullah onları kucağına aldı ve dizleri üzerine oturttu. Cebrail arzetti: Ey Allah'ın Resulü, yavrularınızı çok sevdiğinizi görüyorum." Peygamber Cebrail'e: "Elbette ki çok severim, onlar yaşantımın iki güzel gülleridir" diye cevap verdi. Cebrail Hüseyin'e işaret ederek şöyle dedi: "Bil ki ümmetin bu oğlunu şehit edecektir." Daha sonra kanatlarıyla uçarak elinde biraz toprak getirdi ve Resulullah'a hitaben: "Yavrun bu toprağın üzerinde öldürülecektir." Hz. Muhammed bu toprağın adını sorduğunda Cebrail adının Kerbela olduğunu söyledi.(26) Hz. Hüseyin müsibetlere uğrayacağı ve düşmanları tarafından sarılacağı yere vardığında yakın bölgelerde yaşayan birisini Hz. Hüseyin'in yanına getirdiler. Hz. Hüseyin o şahıstan bu yerin ismini sorduğunda Kerbela cevabını aldı. Hz. Hüseyin : "Allah'ın Resulü'nün buyruğu doğrudur. Burası bela ve hüzün yeridir." diye buyurdu. Daha sonra ashabına şöyle buyurdu: "İnin artık, sefer yükümüzü indireceğimiz ve kanlarımızın döküleceği yer burasıdır."</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>Şerif Ebu-l Hüseyin Akiki</strong> "Ahbar-u Medine" adlı kitabında Hz. Ali'den şöyle rivayet ediyor. Resulullah bir gün bizleri görmek için eve gelmişti. Hazırladığımız yemeği ve Ümm-ü Eymen'in bize gönderdiği bir kâse süt ve bir kap hurmayı da yemek için ortaya bıraktık. Resulullah yedi, biz de yedik. Daha sonra ben Resul-ü Ekrem'in ellerini yıkadım. Hazret; ellerini başına yüzüne ve sakalına çektikten sonra kıble'ye doğru oturdu ve istediği duaları etti. Sonra gözyaşı dökerek kendisini üç defa yere vurdu. Biz yaptığı bu işin sebebini sormaktan korkuyorduk. Bu esnada Hüseyin o Hazret'in sırtına çıktı ve Resulullah tekrar ağlamaya başladı. Hz. Hüseyin bu durumu görünce: "Anam, babam sana feda ağlamanızın sebebi nedir? "Babacığım, şimdiye kadar sizde şahit olmadığım bir davranış gördüm" diye sorduğunda Resul-ü Ekrem ona hitaben şöyle buyurdu: "Evladım bugün sizleri ziyaret etmekten o kadar sevinçli oldum ki şimdiye kadar öylesine sevinçli olmamıştım, ama habibim Cebrail yanıma gelerek sizlerin ölümünüzü ve ölüm yerlerinizin dağınık olduğunu bana haber verdi; bu haber beni çok üzdü. Allah'tan sizin için hayır ve iyilik niyaz ederim."(27)</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>Hz. Muhammed</strong>, bir hadisinde <strong>Hz. Ali, Hz. Fatıma Hz. Hasan </strong>ve<strong> Hz. Hüseyin'e</strong> hitaben şöyle buyurmuştur: "Ben size düşman olup savaşanlara düşmanım ve sizinle sulh içinde olup sizi sevenleri severim.(28)</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Hz. Peygamber, <strong>Hz. Hasan</strong> ve <strong>Hüseyin'in</strong> ellerinden tutarak şöyle buyurdu: "Her kim beni, bu ikisini ve bu ikisinin anne ve babasını severse kıyamet günü benim derecemde benimle birlikte olur." (29) </span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">"<strong>Hasan</strong> ve <strong>Hüseyin</strong> benim dünyadan iki gülümdürler" (30)</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">&nbsp;"Bunlar benim ve <strong>kızımın</strong> yavrularıdır; Ey Allahım, ben bu ikisini seviyorum; Sen de onları sev ve onları sevenleri de sev." (31).</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Bir adam <strong>Hz. Hüseyin’e</strong> selam vermeden: "Nasılsınız? Allah âfiyet versin." dediğinde İmam şöyle buyurdu: "Evvel se­lam, sonra sohbet. Allah sana da âfiyet versin." Daha sonra buyurdular ki: "Selam vermedikçe hiçbir kimseye konuşma müsaadesi vermeyiniz."</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Rivayete göre Ensardan biri <strong>Hz. Hüseyin’e</strong> ihtiyacı için başvurunca İmam şöyle buyurdu: "Ey ensari kardeş, yüzünün suyunu dökme, isteğini bir kâğıda yaz, ben Alla­h'ın izniyle seni sevindirecek bir şey yaparım." Ensari şöyle yazdı: "Ya <strong>Eba Abdillah</strong>, filan adamın benden beş yüz dinar alacağı vardır, beni sıkıştırıyor; durumum düzelinceye kadar bana mühlet vermesi hakkında onunla konuş." Hz. Hüseyin’e mektubu okudu ve evine gidip içerisinde bin dinar olan bir kese getirip buyurdu: "(Bu) beşyüz dinarla borcunu öde, geri kalan beşyüz dinar­la da geçimini sağla. Bu üç kimsenin dışında hiç kimseye ağız açma: Dindar, yiğit ve soylu. Çünkü dindar kendi dinini koruması için ihtiyacını karşılar. Yiğit seni ümitsiz etmeyi kendi yiğitliğine sığdırmaz, utanır. Soylu ise ihtiyacın için yüzünün suyunu dökmeye mecbur kaldığını bildiğinden, haysiyetini koru­mak için seni eli boş geri çevirmez." (32)</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Mü'min, Allah'ı kendisine sığınak, sözünü ise ayna edinir; bazen mü'minlerin, bazen de gaddarların sıfatına bakar; onların sıfatların­dan incelikler elde eder, kendisini iyice tanır, üstün zekâsıyla yakin makamına ulaşır ve nefsini temizlemekte de güçlü olur. <strong>(Hz. Hüseyin)</strong> </span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Özür dilenecek hareketten sakın. Zira mü'min ne suç işler ve ne de özür diler, ama münafık her gün suç işleyip özür diler. <strong>(Hz. Hüseyin</strong>)</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Gerçek cimri, selam vermekte cimrilik yapan kimsedir. <strong>(Hz. Hüseyin)</strong></span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Allah'a isyan ederek bir şeye ulaşmak isteyen kimse um­duğun­dan uzaklaşarak, korktuğu şeye yaklaşmaktadır. <strong>(Hz. Hüseyin)</strong></span></p>
	</li>
</ul>

<p><span style="color:#000000"><strong>KERBELÂ HAKKINDA 101 SORU ve CEVAPLARI :</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 1- Hz. Hüseyin'in meşhur lakabı nedir?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 1-. Seyyid’i Şüheda</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 2- Hz. Hüseyin’in künyesi nedir?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 2- Ebu Abdullah.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 3- Hz.Hüseyin ne zaman ve nerede dünyaya gelmiştir?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 3- Hicretin 4. yılı, 3. Şaban günü Medine'de dünyaya gelmiştir. Miladi olarak da 25 Şubat 625 tarihi bilinir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 4- Hz. Hüseyin’in hayatı kaç döneme ayrılır?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 4- Dört döneme ayrılır:</span></p>

<ul>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Resulullah dönemi.</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Babası Hz. Ali dönemi.</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Ağabeyi Hz. Hasan'la birlikte olduğu dönem. </span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Kendi İmamet dönemi.</span></p>
	</li>
</ul>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 5- Hz. Hüseyin’in İmametlik dönemi kaç yıldır?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 5- On yıl civarında. Ağabeyi İmam Hasan’ın şehadeti hakkında 2 tarih vardır. 25 Mart 670 veya 18 Eylül 670 tarihleridir. Kerbela Vakası ise 10 Ekim 680 yılıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 6- Hz. Hüseyin kaç yıl Hz. Resulullah'ın zamanında yaşamıştır?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 6- Yedi yıl civarında.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 7- Hz. Hüseyin kaç yıl babasıyla birlikte oldu?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 7- Otuz yıla yakın zaman civarında.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 8- Hz. Hüseyin, babasından sonra kaç yıl kardeşi İmam Hasan'la birlikte yaşamışlardır?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 8- On yıl civarında.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 9- Hz. Hüseyin’in şehadetinden bu yana kaç yıl geçmiştir?</strong> </span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 9- Miladi 1326, Hicri 1362 senedir. (Bu tarih 2006 itibarıyla geçerlidir) </span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 10- Hz. Hüseyin’in oğlu Ali Ekber'in sima ve ahlakı nasıl idi?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 10- Ali Ekber güzel yüzlü, temiz ahlaklı biridir. Bir iddiaya göre, Aşura günü Ehl-i Beyt'ten ilk şehit olan odur.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 11- Hz. Hüseyin’in sancaktarı kim idi?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 11- Kendisine “Sakka” lakabı verilen, Hz. Ebu'l- Fazl'il Celal Abbas idi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 12- Hz. Hüseyin’in kölesinin ismi ne idi ve ne özelliğe sahipti?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 12- Hz. Hüseyin’in kölesinin ismi, “Eslem” idi. Yanık sesle Kur’ân okunması ile tanınır.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 13- Hz. Hüseyin hakkında yazılan en etkili beyit hangisidir?</strong> </span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 13- Fuzuli’nin ‚’’Düştü Hüseyin atından Sahra-i Kerbela’ya, Cibril koş haber ver Sultanı Enbiya’ya’’ beyitidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 14- Hz. Hüseyin ve ashabı, ne zaman Medine'den Mekke'ye hicret etmiştir?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 14- Hz. Hüseyin, Hicretin 60. yılı olan Recep ayının 28'inde, Pazar akşamı çocukları, kardeşleri (Muhammed bin Hanefiyye hariç) ve akrabalarından bir grup kimseyle birlikte geceleyin Medine'den Mekke'ye doğru hareket ettiler ve Şaban ayının üçünde Cuma akşamı Mekke'ye ulaştılar.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 15- Hz. Hüseyin ve ashabı, kaç gün Mekke-i Muazzama'da kalmış ve hangi tarihte Mekke'den Irak'a doğru yola çıkmışlardır?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 15- Hz. Hüseyin ve ashabı, takriben 95 gün Mekke'de kaldılar; ama haclarını tamamlayamadıklarından onu umreye çevirerek Zihicce'nin 8. günü ailesi ve evlatlarıyla birlikte Mekke'den Irak'a doğru yola koyuldular (33).</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 16- Hz. Hüseyin neden hac günlerinde Temettu Haccını Umre-i Müfrede'ye çevirerek Mekke'den ayrıldı ?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 16- Hz. Hüseyin, Yezidi'n adamlarının, kendisine suikast düzenlemek için Hac maskesi altında Mekke'ye gönderildiklerini öğrendiği için halka kısa bir konuşma yaptıktan sonra 8 Zilhicce tarihinde bir gurup yakını ve dostları ile birlikte Mekke'den çıkarak Irak'a doğru hareket etti (34). </span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 17- Hz. Hüseyin, Mekke'den ayrıldığında okuduğu hutbe hangi isimle bilinir ?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 17- Hz. Hüseyin, Mekke'den çıkmadan bir gün önce “Hutta'l- Mevt” hutbesi adıyla bilinen bir hutbe okudu. Hutbenin sonunda şöyle “Kim bizim yolumuzda kalbinin kanını dökmeye ve Allah'a kavuşmaya hazırsa, bizimle gelsin; ben yarın saban inşaallah hareket edeceğim.” Dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 18- Hz. Hüseyin'in Mekke'ye gönderdiği elçi kim idi?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 18- Müslim bin Akil.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 19- Küfe halkı Hz. Hüseyin'e kaç tane davet mektubu göndermişti?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 19- Yüz elli civarında.(35)</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 20- Küfe halkı, Hz.Hüseyin'i davet ettiği zaman, kaç kişi Hz. Müslim'e biat etmişlerdi?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 20- On sekiz bin kişi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 21- Hz. Müslim'in çocuklarının isimleri nelerdir?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 21- Büyüğü Muhammed, küçüğü İbrahim'dir. Her ikisi de on yaşından küçük idiler. </span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 22- Cebrail, İmamların isimlerini Hz. Nuh'a bildirdiğinde, onların hangisinin ismini duyunca ağlamıştır?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 22- Hz. Hüseyin’in ismini duyunca ağladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 23- Hz. Hüseyin’in kıyamına sebep olan en önemli faktör nelerdi?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 23- Hz. Hüseyin’in kıyamına sebep olan üç önemli faktör şunlardır: 1) Yezid’in, Hz. Hüseyin'den biat istemesi ve onun buna şiddetle direnip “Zillet bizden uzaktır” buyurması. 2) Kıyam için hazır olan Kufe halkının, İmam’ı ısrarla oraya davet etmeleri. 3) İslam'ın, iyiliğe emretmek, kötülükten sakındırmak emriyle amel etmesi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 24- Kerbela'nın sözcük anlamı nedir?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 24- Kerbela, gam ve bela anlamınadır. Hz. Hüseyin, Kerbela ismini duyduklarında şöyle buyurdular: “Allah'ım kerb (gam) ve beladan sana sığınıyorum.”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 25- Hz. Hüseyin’in yası tarihte hiç kesintiye uğradı mı?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 25- Hayır, tüm baskı ve zulme rağmen bu inanç kesintiye hiç uğramadı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 26- Beni Haşim ailesinden Aşure günü ilk şehit olan kimdi?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 26- Ali Ekber’dir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 27- Hz. Hüseyin’in Kerbela’da şehit düşen 72 ashabından kaç kişi Beni Haşimlerdendi? </strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 27- On yedi kişi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 28- Önceleri Yezid ordusundan olan fakat sonra tövbe ederek Hz. Hüseyin’in ordusuna katılıp şehit olan şahsın ismi nedir?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 28- Hür bin Yezid-i Riyahi’dir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 29- Neden, Hz. Hüseyin’in düşmandan bir gece (Aşure gecesini) izin istedi?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 29- Hz. Hüseyin’in kardeşi Ebu'l Fazl’il- Abbas'a şöyle buyurdu: “Kardeşim! Düşmana doğru git, onlara de ki; “Zikir etmemiz, dua etmemiz ve Allah'la münacatta bulunmamız için bu geceyi bize mühlet verin. Çünkü ben zikir etmeyi, Kur’ân okumayı, çok dua ve istiğfar etmeyi seviyorum.” (36)</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 30- Aşure gecesi Yezid ordusundan kaç kişi Hz. Hüseyin’in ordusuna katıldı?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 30- Hz. Hüseyin ve yarenlerinin Aşura gecesi ibadet etmeleri, Yezid askerlerinden 32 kişinin İmam'ın ordusuna katılmalarına sebep oldu.(37)</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 31- Aşure günü şehit olan damat ve gelinin isimleri nelerdir ve nasıl şahadete eriştiler?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 31- Onların isimleri “Veheb” ve “Haniye”'dir. Veheb, savaş meydanına gitmek için Hz. Hüseyin'den izin istedi. İzin alınca meydana gidip bir müddet savaştı ve büyük yararlılıklardan sonra iki elleri kesilerek esir düştü. Onu Ömer-i Sa'dın yanına götürdüler. Ömer onun öldürülmesini emretti. Boynunu vurduktan sonra kesilmiş başını Hz. Hüseyin'in çadırlarına doğru attılar. Veheb'in annesi onu alıp yüzünün kanını temizledikten sonra, tekrar karşı tarafa doğru attı. Veheb'in eşi “Haniye” kendisini kocasının kana boyanmış bedenine ulaştırdı, onun kanlarını temizleyerek şöyle dedi: “Cennet sana hoş olsun” Şimr bu durumu görünce, kölesine onu öldürmesini emretti, köle de elindeki demir sopayla onu şahadete eriştirdi. </span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 32- Kerbela'da şehit edilen ilk ve tek kadının ismi nedir?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 32- Veheb'in eşi olan Haniye’dir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 33- Hz. Hüseyin’in Aşure günü, savaşın tam kızgın zamanı ameli olarak açıkça yerine getirdiği İlahi farizalardan biri ne idi?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 33- Cemaate topluca zikir yaptırması oldu. Hz. Hüseyin bir grup ashabıyla birlikte öğle vakti topluca zikir yaparken, Yezid taraftarlarının attığı oklarla 2 kişi zikir yaparken şehit oldular.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 34- Aşura günü öğle vakti, Hz. Hüseyin’e topluca zikir yapılmasını talep eden kişi kimdi ve ne istedi? </strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 34- Aşura günü “Ebu Sumame-i Seydavi” güneşe bakarak öğle vakti topluca zikir yapmak istediğini Hz. Hüseyin’e bildirerek “Gerçi düşmanın fırsat vermeyeceğini biliyorum, ama son ibadeti sizinle yapıp öylece Allah'a kavuşmak istiyorum.” Dedi. Hz. Hüseyin de şöyle buyurdular: “Bana zikiri hatırlattın, Allah seni zikiri kabul edilenlerden kılsın. Şimdi düşmandan zikir için mühlet isteyin.”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 35- Beni Esed tayfasından olup Hz. Hüseyin’in ashabından olan, Bedir ve Huneyn savaşlarına katılmış olup Aşura günü İmamın yanında şahadete erişen yaşlı kişinin ismi nedir?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 35- Habib bin Mezahir'in akrabalarından olan “Enes bin Haris-i Kahili”dir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 36- Ebuzer'in azad edilmiş kölesi olan ve Hz. Ali, Hz. Hasan ve daha sonra Hz. Hüseyin’in evinde yaşayan ve Kerbela'da Hz. Hüseyin'in yanında şahadete erişen şahsın ismi nedir?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 36- Cevn’dir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 37- Hz. Hüseyin, neden Aşura günü düşmanlarından bazılarını öldürmüyordu?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 37- İmam Seccad şöyle buyuruyor: “Babamın öldürmediği kimselerin soyundan biz Ehl-i Beyt'i sevecek kimseler dünyaya gelecektir. İşte İmam bu yüzden bizi sevecek insanların babalarının sulbünde korunması için onları öldürmüyordu.” (Diğer İmamların hakkında da buna benzer bir çok rivayetler vardır.(38)</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 38- Aşure günü, neden en büyük musibet günü olarak tanıtılmıştır?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 38- Abdullah bin Fazl-i Haşimi şöyle diyor: İmam Cafer- i Sadık'a; “Neden Resulullah'ın Hakka yürüme günü, Hz. Ali, Hz. Fatıma, Hz. Hasan vs. İmamların şahadet günleri tam değil de sadece Aşura günü en büyük musibet, gam, üzüntü ve matem günü olarak tanıtılmıştır?” dediğimde şöyle buyurdular: </span></p>

<p><span style="color:#000000">“Bunun sebebi şudur: Ashab-ı Kisa (Âl-i Aba) Allah katında insanların en değerlisi idiler. Bunlar 5 kişidirler: ‘Hz. Peygamber, Hz. Ali, Hz. Fatıma, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin. Hz. Peygamber vefat ettiğinde gerçi musibet çok büyüktü, ama Ashab-ı Kisa'dan dört kişi yaşıyordu, bunlar halkın mercii ve sığınağı idiler. Hz. Fatıma şahadete eriştiğinde musibet çok büyük olmasına rağmen Ashab-ı Kisa'dan üç kişi vardı ve halk ihtiyaç duyduklarında onlara sığınıyorlardı. Hz. Ali ve Hz. Hasan’da da durum aynıydı. Ama Hz. Hüseyin şehit olduğunda, Ashab-ı Kisa'dan halkın mercii ve sığınağı olacak kimse kalmamıştı. Bundan dolayı İmam Hüseyin bekası Ashab-ı Kisa’nın bekası olduğu gibi, onun şahadeti de onların hepsinin şahadeti gibiydi. Bu sebepten dolayıdır ki Aşura günü, gam, üzüntü ve matem açısından günlerin en musibetlisi olarak tanıtılmıştır.” Abdullah bin Fazl-i Haşimi devamla; ’’Ben İmam Sadık'a; “Öyleyse İmam Seccad için ne diyorsunuz?” dediğimde şöyle buyurdular: “Hz. Zeynel- Abidin, İmam ve halka hüccetti. Fakat Resulullah'ı görmemişti, onun ilmi baba ve cetlerinden miras olarak ona yetişmişti. Ama Hz. Ali, Hz. Fatıma, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin, Peygamberle uzun süre birlikte olmuşlardı. Halk da onları Peygamber ile birlikte görmüştü. Bundan dolayı Onlardan birini gördüklerinde, Peygamber'in hatıraları, söz ve davranışları onlar için canlanıyordu.” (39)</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 39- Hz. Hüseyin ve Yahya bin Zekeriyya arasında ne gibi benzerlikler vardır?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 39- Bu iki yüce şahsiyet arasında olan benzerlikler çoktur. Biz yedi tanesini verelim :</span></p>

<p><span style="color:#000000">1) Bu iki masuma isim takılmadan önce, onların isminde hiç kimse yoktu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">2) Her ikisi de altı aylık iken dünyaya gelmişlerdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">3) O ikisinin doğumundan önce, semavi haber ve vahiyler onların doğum ve durumlarını açıklamıştı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">4) Gök her ikisine de ağladı. “Fema beket aleyhim'is- semau ve’l arz” (40) ayetinin tefsirinde bununla ilgili hadis nakledilmiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">5) Her ikisinin katili veled'üz- zina idi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">6) Her ikisinin de başını altın leğene koyup fasık ve zalimlere götürdüler.</span></p>

<p><span style="color:#000000">7) Bu iki mazlumun, rivayetlere göre başları dile gelip konuşmuştu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 40- Hz. Hüseyin'in Aşure günündeki en son askeri kimdi ve kimin eliyle şahadete erişti?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 40- Hz. Hüseyin'in Aşura günü en son askeri, Hz. Ali Esğer (Ali Asker) idi. Babası Hz. Hüseyin'in elleri üzerinde, Hermele bin Kamil-i Esedi'nin okuyla şahadete erişti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 41- Kerbela şehitlerinden kimlerin başlarını bedenlerinden ayırmadılar? Niçin?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 41- Ali Esğer ile Hür bin Yezid-i Riyahi'nin başlarını bedenlerinden ayırmadılar. Çünkü Hz. Hüseyin oğlu Ali Esğer'i defnetmişti; Hür bin Yezid-i Riyahi'nin de akrabaları onun başının bedeninden ayrılmasına mani oldular.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 42- Hz. Hüseyin'in Kerbela'da kendisiyle birlikte şehit olan ashabı kaç kişiydi?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 42- Büyük kanaate göre 72 kişidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 43- Hz. Hüseyin'in yaya olarak cenazesinin baş ucuna geldiği ve onun için ağıt okuyup ağladığı şahsın ismi nedir?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 43- Hür bin Yezid-i Riyahi'dir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 44- Rivayetlerimizde Beytullah'il Haram Haccının bedeli olarak tanıtılan şey nedir?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 44- Beytullah'il Haram'ın (sevap bakımından) bedeli olarak tanıtılan şey, Hz. Hüseyin’in kabrinin ziyaretidir. Hz. Hüseyin’in kabrinin ziyareti büyük sevaptır.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 45- Nahiye-i Mukaddese Ziyareti nasıl bir ziyarettir?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 45- Nahiye-i Mukaddese Ziyareti, Sahib'uz- Zaman İmam Mehdi'dan nakledilen bir ziyarettir. Hazret Kerbela şehitlerinin hepsinin isim ve nişanelerini bu ziyarette zikredip onlara selam gönderdiği gibi, onlardan her birinin katilinin de ismini zikredip onlara lanet etmiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 46- Zikir yaparken Kerbela toprağına secde etmenin fazileti nedir?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 46- Kim Kerbela toprağı üzerinde ulu şehitleri anarak zikir ederse büyük fazilette bereket sahibi olur. </span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 47- Hz. Hüseyin’in şahadetinden sonra Kerbela'da en son şehit olan kimdi?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 47- Kerbela’da en son şehit olan “Süveyd bin Amr” isminde yaşlı bir adamdır. Bu şahıs Aşure günü, var gücüyle savaştı, aldığı çok yara ve darbeler neticesinde bayılıp yere düştü. Yezid’in askerleri öldüğünü zannederek ondan vazgeçti. O bir müddetten sonra kendine gelip Hz. Hüseyin’in şehit olduğunu anlayınca o haliyle kalkıp yanında bulunan hançerle saldırıya geçti. Bir müddet savaştıktan sonra şehit oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 48- Kerbela şehitlerinin başları ne zaman ve kimin emriyle bedenlerinden ayrıldı?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 48- Muharrem'in on birinci günü, Ömer Sa'd'ın emriyle.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 49- Hz. Hüseyin’in ne zaman ve nerede şahadete erişti</strong>?</span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 49- Hicretin 61. Yılı Aşura günü Kerbela'da şahadete erişti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 50- Hz. Hüseyin’in kaç yaşında şehit oldu?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 50- 57 yaşında.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 51- Hz. Hüseyin’in şehit olduktan sonra, kaç atlı Hazretin bedenini atların tırnaklarıyla çiğnetti?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 51- Hz. Hüseyin’in şehit olduktan sonra, on kişi İmam'ın bedenini atların tırnaklarıyla çiğnettiler.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 52- Hz. Hüseyin’in katili kimdir?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 52- Şeyh <strong>Şuşteri</strong> şöyle yazıyor: “ Hz. Hüseyin’in katili ilk başta Yezid'dir. Çünkü O, Hz. Hüseyin’den zorla biat alınmasını, biat etmediği takdirde hazretin başının kendisine gönderilmesini emretmişti. Yezid'den sonra Hz. Hüseyin’in katili İbn-i Ziyad'dır. Çünkü o, bu katliamı hazırlamış ve İmamın aleyhine ordu toplamıştır. Ondan sonra da İmam'ın katili İbn-i Sa'd'dır. Çünkü Kerbela vakasından sonra onu, Hz. Hüseyin’in katili olarak çağırıyorlardı. Onlardan sonra da İmamın katili Şimr'dir. Çünkü o da Hz. Hüseyin’in kellesini bedeninden ayırmıştır.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 53- Hz. Hüseyin’in bedeninde kaç ok, mızrak ve kılıç yarası var idi?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 53- İmam Bakır'ın buyurduğuna göre, Hz. Hüseyin’in bedeninde 320 kılıç, mızrak ve ok yarası vardı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 54- Hz. Hüseyin’in atının ismi ne idi?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 54- Hz. Hüseyin’in atının ismi Zulcenah’dır. </span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 55- Zulcenah, Hz. Hüseyin’in bedeniyle nasıl vedalaştı?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 55- Hz. Hüseyin’in şahadetinden sonra, Zulcenah İmamın parçalanan bedeninin yanına gelerek yelesini Hz. Hüseyin’in kanına boyadı, O'nun bedenini kokladı ve yüksek sesle kişnemeye başladı. İmam Bakır buyuruyor ki; “Zulcenah kişnerken şöyle diyordu: Peygamber'in evladını öldüren ümmetin zulmünden dolayı vay hallerine!”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 56- Kerbela şehitlerinin naaşı ne zaman ve kimlerin vasıtasıyla defnedildi?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 56- Kerbela şehitlerinin naaşı, Hicri 61. Yılın Muharrem ayının 13. günü defnedildi. Şöyle ki, “Alkame” nehirinin yakınında, Dadiriyye adlı bir köyde yaşayan “Beni Esed” kabilesi, gelip Kerbela şehitlerinin mübarek bedenlerini defnederken Hz. Hüseyin’in ve başları bedenlerinde olmayan diğer şehitlerin bedenlerini tanımıyorlar, bu yüzden ne yapacaklarını bilmeyerek şaşırıp kalıyorlar, bu esnada aniden bir atlı onların yanına gelerek; “Niçin buraya gelmişsiniz?” diye soruyor. Onlar da cevaben: “Bu cesetleri defnetmek için gelmişiz, fakat onların kim olduğunu tanımıyoruz.” diyorlar. İmam Seccad’ın (İmam Zeyenl Abidin) kendisi olan o atlı, bütün şehitleri tek - tek tanıtıyor ve onları defnediyorlar. İmam Seccad, babasının da pare - pare olmuş bedenini bir hasrın içerisine koyarak onu da defnediyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 57- İmam Hüseyin (a.s)'ın mübarek bedeni kimin vasıtasıyla tanındı ve defnedildi?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 57- İmam Seccad lakabı ile bilinen İmam Zeynelabidin’dir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 58- Hz. Hüseyin’in kabri nerededir?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 58- Kerbela'dadır.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 59- Hz. Hüseyin’in kabri neden altı köşelidir?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 59- Ali Ekber'in mübarek naaşı, babası Hz. Hüseyin’in yanında defnedildiğinden dolayı kabir altı köşeli olmuştur. </span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 60- Hz. Hüseyin’in kabrinin üst tarafında, halis altın suyuyla ne yazılmıştır?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 60- Nur ayetinden sonra Hz. Peygamber'in buyurmuş olduğu şu hadis yazılmıştır: “Ey Cabir! Hüseyin'in kabrini ziyaret et. Çünkü Hüseyin'in kabrini ziyaret etmenin sevabı, (müstahap olan) yüz Haccın sevabıyla eşittir. Kuşkusuz Hüseyin'in kabri, cennet bahçelerinden bir bahçedir... Kerbela da cennet yeridir.”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 61- Resulullah, Hz. Hüseyin'in kabrini ziyaret etmenin sevabı hakkında ne buyurmuştur?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 61- Peygamber, Ayşe’ye şöyle buyurdu: “Kim, oğlum Hüseyin vefat ettikten sonra onun kabrini ziyaret ederse, Allah Teala benim haclarımdan bir haccın sevabını onu ziyaret edene verir.” Ayşe; “Haclarından bir haccın sevabını mı?” dediğinde Hz. Peygamber; “İki haccımın sevabını ona verirler.” buyurdular.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ayşe daha fazla şaşırarak; “İki haccının sevabını mı?!” dediğinde Resulullah: “Hatta üç haccımın sevabı, onu ziyaret edene verilir.” buyurdular. Bu mevzu böylece tekrarlandı; nihayet Resulullah; “Allah Teala, benim doksan haccımın sevabını Umre sevaplarıyla birlikte onun kabrini ziyaret edene verecektir.” buyurdular.(41)</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 62- Hz. Hüseyin'in vasiyeti ne gibi sözleri içermektedir?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 62- Hz. Hüseyin, Irak'a doğru hareket ettiğinde bir vasiyetname yazarak kardeşi Muhammed-i Hanefiyye'ye verdi. Bu vasiyetnamede, Allah'ın birliğine, Hz. Muhammed'in peygamberliğine ve ahiretin hak olduğuna ikrar ettikten sonra şöyle geçmiştir: “Ben bencillik, zulüm ve yeryüzünde bozgunculuk yapmak için kıyam etmedim; ben ceddimin ümmetini ıslah etmek, babam Ali bin Ebu Talib’in yolunda gitmek ve iyiliği emredip kötülükten sakındırmak için kıyam ettim.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 63- Hz. Hüseyin'in kaç çocuğu vardı?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 63- Büyük bir alim ve mühaddis olan Şeyh Mufid şöyle diyor: “Hz. Hüseyin'in altı çocuğu vardı: </span></p>

<p><span style="color:#000000">1) Annesi Şehrbanu olan İmam Seccad,</span></p>

<p><span style="color:#000000">2) Annesi Leyla olan Ali Ekber,</span></p>

<p><span style="color:#000000">3) Kerbela vakasından önce vefat eden Cafer.</span></p>

<p><span style="color:#000000">4) Annesi Rubab olan ve Hz. Hüseyin'in kucağında boğazından oklanarak şahadete erişen Abdullah (Ali Esğer / Ali Asker).</span></p>

<p><span style="color:#000000">5) Annesi Rubab olan Sekine (Sakine),</span></p>

<p><span style="color:#000000">6) Annesi Ümmü İshak olan Fatime.(42)</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 64- Hz. Hüseyin'in en büyük oğlunun ismi nedir?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 64- Şeyh Mufid ve Şeyh Saduk, İmam Seccad'ı Hz. Hüseyin'in en büyük oğlu bilmişlerdir. Ama allame seyyid Muhsin “A'yan'uş- Şia” kitabında Ali Ekber'in, Hz. Hüseyin'in en büyük oğlu olduğunu vurgulamıştır.(43) </span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 65- Hz. Zeyneb ne zaman ve nerede dünyaya gelmiş ve vefat ettiği yer neresidir?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 65- Hz. Zeyneb Hicretin 5. veya 6. yılı Cemadelula'nın beşinde Medine'de dünyaya geldi; Hicretin 62. yılında ise Medine veya Şam'da vefat etti. Bazı rivayetlere göre ise Hicretin 64. yılında vefat etmiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 66- Hz. Zeyneb'in evlenme şartı ne idi?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 66- Hz. Zeyneb evlenme yaşına ayak bastıklarında pek çokları onu istedi. Fakat amcası oğlu Abdullah bin Cafer'in istemesi şu şartla kabul edildi: “Kardeşi Hz. Hüseyin ne zaman yolculuğa çıkarsa, onunla beraber olacak ve Abdullah buna mani olmayacaktır.” Abdullah da bu şartı kabul etti, böylece Hz. Zeyneb onunla evlendi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 67- Hz. Zeyneb neden, Hz. Hüseyin onun şehit olan oğullarını çadıra getirdiğinde dışarı çıkmadı?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 67- Hz. Zeyneb daima şehitlerin mübarek naaşlarını bütün kadınlardan önce karşılıyordu, ama kendi oğullarının mübarek naaşlarını getirdiklerinde çadırdan dışarı çıkmadı. Çünkü kana boyanan oğullarının bedenlerini görmekle sabırsızlık göstererek mükafatını azaltabilir ve kardeşi de onu bu halde görerek bacısı karşısında mahcup olabilirdi. İşte bu yüzden çadırdan dışarı çıkmadı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 68- Hz. Hüseyin'in kardeşi olan ve Celâl Abbas adı ile de anılan Hz. Ebu'l Fezl'il- Abbas'ın lâkapları ne idi?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 68- Hz. Ebu'l Fazl'il- Abbas'ın bir çok lâkapları vardır :</span></p>

<p><span style="color:#000000">1- Ebu'l Fazl; çok faziletleri olduğundan veya “Fazıl” isminde bir oğlu olduğundan dolayı bu lakap ona verilmiştir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">2- Ebu'l Kırba, susuzlara su taşıdığı için bu lakabı almıştır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">3- Kamer-i ben-i Haşim, Haşim oğulları arasında ay gibi yüzü güzel ve nurlu olduğundan dolayı bu lakabı ona takmışlardır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">4- Abd-i Salih.</span></p>

<p><span style="color:#000000">5- Fadi (fedakar).</span></p>

<p><span style="color:#000000">6- Hami (himayet edici).</span></p>

<p><span style="color:#000000">7- Vaki (koruyucu).</span></p>

<p><span style="color:#000000">8- Bab’ul- Havaic (hacetler kapısı).</span></p>

<p><span style="color:#000000">9- Sai (ayretli, çaba sarf eden).</span></p>

<p><span style="color:#000000">10- Hamil’ul- Liva (sancaktar, alemdar).</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 69- Hz. Mehdi'nin, Nahiye-i Mukaddese Ziyaretindeki Hz. Ebu'l-Fezl için beyan ettiği beş fazilet nedir?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 69- İmam Mehdi'den naklolunan Nahiye-i Mukaddese Ziyareti'nde O Hazret, Ebu'l Fazl'a hitaben şöyle buyuruyor: “Selam olsun Emir’ul- Muminin Hz. Ali’nin oğlu Ebu'l Fazl’il- Abbas'a. O Abbas ki, canını kardeşi için feda etti, dünyayı ahirete ulaşmak vesilesi kıldı, kardeşine feda oldu, muhafız idi, suyu susuzlara ulaştırmak için çok gayret etti ve iki eli Allah yolunda kesildi.”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 70- Hz. Hüseyin'in ve ashabının aileleri ne zaman ve kimin vasıtasıyla esir edilerek Kerbela'dan Küfe'ye götürüldü?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 70- Hz.Hüseyin ve ashabının aileleri, Muharrem'in on birinci günü öğleden sonra Ömer-i Sa'd vasıtasıyla esir edilerek Kerbela'dan Kufe'ye götürüldü.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 71- Meşhed'us- Sıkt Nedir?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 71- Rivayete göre Hz. Hüseyin'in hanımlarından biri Muhsin isminde bir çocuğa hamile imiş; Küfe ve Şam arasında Halep denen yerde aşırı rahatsızlıktan dolayı çocuğunu düşürüyor. Bundan dolayı oraya Meşhed'us- Sıkt denilmiştir. Şimdi orası Muhsin'in defnedildiği yer olarak bilinen bir ziyaretgahtır.(44)</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 72- Hz. Hüseyin'in kesik başı nerede Kur’ân okumuş ve hangi ayetleri dile getirmiştir?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 72- Rivayetlere göre Hz. Hüseyin'in başının Küfe'de Kur’ân okuduğu ve çeşitli ayetleri dile getirdiği </span></p>

<p><span style="color:#000000">nakledilmiştir. Şeyh Mufid şöyle naklediyor : Zeyd bin Erkam diyor ki; Hz. Hüseyin'in kesik başını Küfe'nin yol ve sokaklarında dolaştırdıklarında Hz. Hüseyin'in mızraktaki başının şu ayeti okuduğunu gördüm: “Sen, yoksa Kehf ve Rakım ehlini bizim şaşılacak ayetlerimizden mi sandın?” (45) Yine Hz. Hüseyin’in kesik başının şu ayeti okuduğu nakledilmiştir. “Sana, onlara karşı Allah yeter. O işitendir, bilendir.” (46). Yine başka bir rivayette Hz. Hüseyin’in kesik başından bir nur kalktığı ve şu ayeti okuduğu nakledilmiştir: “Zulmetmekte olanlar, nasıl inkılâba uğrayıp devrileceklerini pek yakında bileceklerdir.” (47)</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 73- Hz. Hüseyin’in kesik başı nerede defnedilmiştir?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 73- Hz. Hüseyin’in kesik başının nerede defnedildiğine dair Sibt bin Cevzi, “Tezkire” kitabında 5 görüş zikretmiştir:</span></p>

<p><span style="color:#000000">1- Medine'de; annesinin kabri yanında.</span></p>

<p><span style="color:#000000">2- Dimaşk'de.</span></p>

<p><span style="color:#000000">3- Kahire'de.</span></p>

<p><span style="color:#000000">4- Hz. Ali’nin kabrinin yanında.</span></p>

<p><span style="color:#000000">5- Kerbela'da</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ancak Ehli Beyt dostlarında yaygın inanışa göre İmam Seccad (İmam Zeynel Abidin), babası Hz. Hüseyin’in başını Kerbela'ya getirip o hazretin yanında defnetti. (48) </span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 74- Kerbela şehitlerinin kesik başları ne zaman ve kimin vasıtasıyla defnedilmiştir?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 74- Sefer ayının yirmisinde Erbein günü İmam Seccad vasıtasıyla defnedilmiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 75- Nu'man bin Beşir kimdir?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 75- Nu'man bin Beşir, Resulullah’ın ashabından güvenilir bir şahıstı. Yezid bir grubu onun önderliğinde Hz. Hüseyin’in ailesinin muhafızı kılarak onları tam bir dikkatle Medine'ye döndürmelerini tavsiye etti. Nu'man bin Beşir de, Hz. Hüseyin’in ailesini emniyet içinde Şam'dan Medine'ye götürdü. </span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 76- Kerbela şehitlerini ilk olarak ziyaret eden, Ehli Beyt dostlarından sayılan ve Beni Ümeyye'nin kan içici hükümdarlarından Haccac bin Yusuf-u Sakafi'nin eliyle Ali ve Ali evlatları dostluğu suçundan dolayı bedeni dağlanan sahabenin ismi nedir?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 77- Cabir bin Abdullah-i Ensari.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 77- Cabir bin Abdullah-i Ensari kimdir?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 77- Cabir bin Abdullah-i Ensari, Hicretten 15 yıl önce Medine'de doğdu. Babası Abdullah, Uhud savaşında şehit oldu. Cabir, Peygamberin yanında çok bulundu. Peygamber zamanında vuku bulan 19 savaşa katılmıştır. Peygamberden sonra kendini tamamen Hz. Ali ve Ehl-i Beyt'e adadı, Hz. Hüseyin’in kabrini ilk ziyaret eden de o olmuştur. Daha sonra Hz. Ali’ye dostluğu suçuyla bedeni, Haccac bin Yusuf-i Sakafi tarafından ateşte dağlanmıştır.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 78- Hz. Hüseyin’in ailesi ve onlarla birlikte esir edilenler ne zaman Şam'a ulaştılar?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 78- Hicretin 61. yılı Sefer ayının birinci günü.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 79- İmam Seccad'ın naklettiği, Şam'da kendilerine ve esirlere yapılan 7 zulüm nedir?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 79- İmam Seccad, Numan bin Munzir-i <strong>Medaini'ye</strong> şöyle buyurdu: </span></p>

<p><span style="color:#000000">“Şam'da bize 7 zulüm yapıldı ki esir olduğumuz süre içerisinde bu denli bir zulüm bize yapılmamıştı:</span></p>

<p><span style="color:#000000">1- Şam'da zalimler kılıçlarıyla bize saldırdılar ve davul çaldıkları halde büyük bir toplumun arasında bizi beklettiler.</span></p>

<p><span style="color:#000000">2- Şehitlerin başlarını hanımlarımızın tahtırevanları arasına soktular, babam ve amcam Abbas'ın başlarını, halam Zeyneb ve Ümmü Gülsüm'ün karşısına; kardeşim Ali ve amcam oğlu Kasım'ın başlarını ise bacılarımın gözleri önüne getirdiler; bazen başlar yere düşüp atların nalları altında kalıyordu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">3- Şam'ın kadınları, damların üzerinden başımıza su ve ateş döküyorlardı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">4- Günün doğuşundan batışına kadar, sokak ve pazarda saz ve avazla halkın gözleri önünde bizi dolaştırıp; “Ey insanlar! Bunları öldürün; zira bunların İslam'da hiçbir saygınlığı yoktur” diyorlardı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">5- Bizi tavanı olmayan bir yerde bekletiyorlardı, gündüzleri şiddetli sıcaktan, geceleri ise soğuktan rahatsızdık, daima korku ve ıstırap içerisinde idik.</span></p>

<p><span style="color:#000000">6- Bizi köle satılan pazara götürdüler, bizi köle ve cariye olarak satmak istediler, ama Allah Teala bu ameli onlara mümkün kılmadı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">7- Bizi bir ipe bağladılar, böylece Yahudi ve Hıristiyanların evlerinin önünden geçirirken onlara; ‘Bunların babası sizin babalarınızı Hayber, Hendek....savaşlarında öldürdüler, bugün onların intikamını bunlardan alın’ diyorlardı.” (49)</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 80- Hz. Hüseyin’in Ehl-i Beyt'inin, Medine'den çıktığı andan Medine'ye döndüğü ana kadar kaç acı vedalaşmaları olmuştur?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 80- Dört acı vedalaşmaları olmuştur:</span></p>

<p><span style="color:#000000">1- Hz. Peygamber ile Hz. Fatıma'nın kabirleri ve Resulullah’ın haremiyle vedalaşmaları.</span></p>

<p><span style="color:#000000">2- Aşura günü Hz. Hüseyin ile vedalaşmaları.</span></p>

<p><span style="color:#000000">3- Muharrem ayının on birinci günü şehitlerin başsız bedenleriyle vedalaşmaları.</span></p>

<p><span style="color:#000000">4- Hz. Zeyneb, İmam Seccad ve onlarla birlikte olanların, Erbein günü Kerbela'ya gelip 3 gün yas ve ağıt tuttuktan sonra şehitlerin kabirleriyle vedalaşmaları.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 81- Hz. Hüseyin’in Ehl-i Beyt'i, hangi günü Medine'ye varmış ve kaç gün genel yas ilan edilmiştir?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 81- Hz. Hüseyin’in Ehl-i Beyti Cuma günü Medine'ye vardı, o gün Medine halkından bir grup zikir için toplanmışlardı; Velid bin Utbe bir hutbe okuyordu. Aniden ağlama sesleri Medine'yi kapsadı, halk, “Ah Hüseyin, Vah Hüseyin” deyip ağlıyordu. O gün Medine şehrinde Resulullah’ın vefat ettiği gün gibi yas oldu. Bundan dolayı Medine'de 15 gün genel yas ilan edildi, kadın ve erkek, küçük ve büyük gruplar halinde yas tutup ağladılar.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 82- Cabir bin Abdullah-i Ensari ve Hz. Hüseyin’in akrabaları ne zaman Hz. Hüseyin’in kabrinin ziyaretine gittiler?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 82- Tarih, rivayet ve alimlerin sözlerini incelediğimizde, Cabir ve Ehl-i Beytin, Hz. Hüseyin’in kabrini ziyaret etmeleri hususunda 5 görüş ortaya çıkıyor:</span></p>

<p><span style="color:#000000">1- Hicretin 61. yılının Sefer ayının 20'sinde.</span></p>

<p><span style="color:#000000">2- Aynı yılın ikinci Erbein'inde.</span></p>

<p><span style="color:#000000">3- Hicri 62. yılın Erbein'inde.</span></p>

<p><span style="color:#000000">4- Cabir ve arkadaşları Hicri 61. yılın ilk Erbein'inde, Hz. Hüseyin’in kabrini ziyaret etmeye muvaffak olmuşlar. Fakat Hz. Hüseyin’in ailesinin Cabir ile karşılaşması, başka bir ziyaretinde tesadüf etmiştir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">5- Hz. Hüseyin’in ailesi Küfe'den Şam'a gittiklerinde, birinci Erbein'de Kerbela'ya varmışlar ve aynı gün Cabir ve arkadaşlarıyla görüşüp sonra Şam'a gitmişlerdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 83- Kuran'da "Hüseyin Suresi" diye adlandirilan Sure hangisidir?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 83- Ey, Rabbine iyiden iyiye inanmış, şüpheden kurtulmuş can. Dön Rabbine ondan razı olarak ve rızasını kazanmış bulunarak. Artık katil kullarımın arasina. Ve gir cennetime." (Fecr : 27 – 30)</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 84- Abbasi halifelerinden hangisi Hz. Hüseyin’in kabrini yıkarak ziyaret edilmesine mani oldu?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 84- Abbasi halifelerinin onucusu olan Mütevekkil.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 85- Hz. Hüseyin’in mersiye okumak hangi tarihten başladı?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 85- Hz. Hüseyin’e mersiye okumanın tarihçesi, Hz. Peygamber’in hatta Hz. Adem'in zamanına dayanır. Çünkü Hz. Muhammed’in kendisi ve masum İmamlar, Hz. Hüseyin için mersiye okumuş ve halkı buna teşvik etmişlerdir. Hz. Hüseyin’e mersiye okumak çok eski zamanlardan başlamış ve Ehli Beyt dostları tarafından kesintisiz devam etmiştir. </span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 86- Hz. Hüseyin’in hakkında Farsça ilk mersiye kitabı ne zaman yazıldı, kitabın ve yazarının ismi nedir?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 86- Hz. Hüseyin’in hakkında Farsça yazılan ilk maktel (mersiye) Revzat’uş- Şüheda kitabıdır. Yazarının ismi ise Kemaluddin Hüseyin bin Ali Vaiz-yi Kaşifı’dir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 87- Muhtar kimdir? Muhtar’ın iktidarı ne kadar ayakta kalabildi?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 87- Muhtar, Ebu Ubeyd bin Mes'ud-i Sakafi'nin oğludur, Hicretin 1. yılında Taif'de doğmuştur. Muhtar 13 yaşında olmasına rağmen Kadisiye savaşında babasıyla birlikte savaş cephesine gelmiş ve düşmanla savaşmak istemiş, fakat babası ona mani olmuştur. Yiğit ve atılgan bir insan olan Muhtar, Irak'ta Ehl-i Beyt taraftarlarının faziletlerini yayanlardan, Hz. Ali, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin'in İmametine inanan birisiydi. Muhtar'ın, Hz. Hüseyin'in intikamını almak için Kerbela'da savaşanlardan binlerce kişiyi öldürdüğü nakledilmiştir (50). İktidarı On sekiz ay, (Hicri 66. Rabi-ul Evvel’den, 14’den, Hicri 67. Yılı Ramazan ayı 14.e kadar) ayakta kalmıştır.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 88- Hz. Hüseyin’in katillerinden intikam almak amacıyla yapılan ilk kıyam, ne zaman başlatıldı ve bu intikamı kim aldı?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 88- Bu kıyam, Kerbela Vakasından yaklaşık 6 yıl sonra, Hicretin 66. yılında, Muhtar bin Ebu Ubeyd-i Sakafi tarafından başlatıldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 89 “Kiysaniyye” kimlerdir ve neden bu isimle meşhur olmuşlardır?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 89- “Kiysaniyye” Muhtarın takipçilerine verilen bir isimdir. Bunun sebebi ise Esbağ bin Nebate’nin naklettiği şu rivayettir: “Muhtarı çocukluk günlerinde Hz. Ali’nin dizleri üzerinde gördüm, Hazret onun başını okşayarak şöyle buyuruyordu: “Ya keyyis! Ya keyyis!” (Ey zeki! Ey akıllı!) Bundan dolayı onun takipçilerine “Kiysaniyye” dediler (51)</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 90- Hz. Peygamberin, Hz. Hüseyin’i "oğlu" olarak (oğlu gibi) kabul ettiği, Kuran’da hangi ayetlerde belirtilmiştir?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 90- 1)- Sana (gerekli) bilgi geldikten sonra artık kim bu konuda seninle tartışacak olursa, de ki: "Gelin, oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, kendimizi ve kendinizi çağıralım, sonra da lanetleşelim; Allah'ın lanetinin yalancılara olmasını dileyelim". (Ali İmran : 61). Bu ayete göre Hz. Muhammed tarafından, çağrılan "oğullar" Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’dir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">2)- Hz. Muhammed'in erkek evladı olmadığı için kafirler ona soyu kesik diyorlardi. " Muhakkak biz sana Kevser'i verdik. Öyleyse Rabb'in için zikir yap ve kurban kes. Şüphesiz sana buğzeden yok mu? (asıl) odur nesli kesik (Kevser : 1- 3), Kevser Suresi ile, Hz. Muhammed'in soyunun kesik olmadığı ve neslinin Hz. Fatima’nın oğulları, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin ile devam ettiği anlaşılmaktadır.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 91- Muhtar kaç yaşında, nerede şahadete erişti ve kabri nerededir?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 91- Muhtar 67 yaşında, Mus'ab bin Zübeyr'in ordusuyla savaştığında şehit oldu. Kabri ise Hz. Müslim'in Küfe'deki kabrinin bulunduğu yerdedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 92- Hz. Hüseyin'nin Ehl-i Beyt'i ve Haşimi kadınlar ne zaman matemden çıktılar?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 92- Haşimi kadınlar, 5 yıl gözlerine sürme çekmediler, saçlarına kına yakmadılar; hatta onların evinden, yemek pişirmenin nişanesi olan bir dumanın çıktığı bile görülmedi; ancak Ubeydullah bin Ziyad, Hicretin 67. Yılında Muhtar'ın eliyle öldürüldüğü zaman matemden çıktılar.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 93- İmam Seccad kaç yıl babasının başına gelen musibetlerden dolayı ağladı?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 93- İmam Sadık şöyle buyurmuştur: “İmam Seccad kırk yıl, gündüzleri oruç tutup geceleri ibadetle geçirdiği halde babasının musibetleri için ağlıyordu, kölesi ne zaman ona su veya yemek götürüp önüne koysaydı şöyle buyuruyordu: “Resulullah’ın oğlu susuz ve aç olarak öldürüldü’ Bu cümleyi tekrarlayıp ağlıyordu; öyle ki yemeği göz yaşlarıyla ıslanıyordu, ömrünün sonuna kadar da böyle yaşadı.” (52)</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 94- Tevvabin’in kıyamı, ne zaman ve kimin önderliğiyle gerçekleşti?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 94- Tevvabin'in kıyamı, Hicretin 65. Yılında “Süleyman bin Sured-i Huzai”nin önderliğiyle gerçekleşti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 95- Tevvabin kimlerdir? </strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 95- Tevvabin (tövbe edenler), Küfe halkından olan ve Hz. Hüseyin'e yardım etmediklerinden dolayı kendilerini çok kınayan bir gruptu. Bunlar, günahlarının bağışlanması için Hz. Hüseyin’in intikamını düşmanlarından almanın, katillerini cezalandırmanın veya bu yolda öldürülmelerinin gerekli olduğuna inanıyorlardı. Bu yüzden, Şam ordusuyla savaşa girdiler, Emevilere ağır darbeler indirdikten sonra bunlardan çoğu şehit oldular.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 96- Muharrem yası günümüzde nasıl tutulmaktadır?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 96- Muharrem yası boyunca Hz. Hüseyin ve diğer Kerbela şehitlerinin yasına ortak olmak için 12 gün boyunca gündüz oruçla birlikte yas tutulur. Akşam niyet açıldığında mümkün olabildiğince su içilmemeye çalışılır. Fazla eğlenmemeye, fazla yememeye dikkat edilir. Yas boyunca düğünler ve eğlenceler yapılmaz. Etli yemek yenilmez. Hayvan kesilmez. Kişi biri tarafından incinse bile incitmemeye dikkat eder. (53) Eskiden köy yaşamlarında insanlar yas boyunca traş olmaz, radyolarını kapatarak müzik bile dinlemez, zevk ve sefadan uzak durur, hatta karalar giyinerek evdeki aynaları ters çevirirlerdi. Ancak şehir ve metropol koşullarında inancı bu şekilde sürdürmek zorlaştığı için kısmi değişimler söz konusudur.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 97- Muharremde Oruç tutmak Matem midir, yoksa Yas’ın bir parçasımıdır?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 97- Muharremde Oruç tutmak, Yas’ın bir parçasıdır. Bu yüzden Alevilerin <strong>Muharrem</strong> ve <strong>Hızır</strong> veya benzeri oruçları arasında farklar vardır. Muharrem orucunda dikkat edilmesi gereken özellikler diğer oruçlarda uygulanmaz. </span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 98- Alevilerin en kesintisiz ve bütünlüklü ibadeti hangisidir?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 98- Alevilikte inancın uygulanmaları konusunda kısmi farklılıklar mevcuttur. Bunun için ’’ Yol bir, sürek 1001’’ deyimi vardır ve her sürek de kudsi kabul edilir. Ancak Muharrem Yası konusunda Alevilerde ciddi bir bütünlük mevcuttur. Aleviler Muharrem yasında kendi aralarında tam bir benzeşme yaşarlar.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 99- Cemler de Kerbela olayı anlatılır mı?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 99- Evet anlatılır. Kerbela olayı anlatılarak huşu içinde hep birlikte gözyaşı dökülür, Kerbela şehitleri için figan edilir. Cem’i yönlendiren Seyyit (Dede), Kerbela olayını anlatan deyişler okur, Ehli Beyt’e yapılan zulmü beyitler / ağıtlar halinde dile getirir. Ceme katılan Canlar da gerekirse birlikte bu beyit ve ağıtlara eşlik ederler. Daha sonra Cem de Kerbela susuz şehitleri anısına mumlar yakılır ve dua edilir. Ve Cem de 12 görevliden biri olan Saki, Ceme iştirak edenlere Kerbela şehitleri aşkına saka suyu (şerbeti) dağıtır. Canlar ‚’’ Ya Hüseyin’’ diyerek bu sudan bir miktar içerler.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 100- Aleviler neden Muharrem Yası sonrası Kurban keserler. Aşure günü Kurban kesilmesinin sebebi nedir?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 100- Hz. Hüseyin’in oğlu <strong>Zeynel</strong> <strong>Abidin</strong> ağır hasta olduğu için savaşa katılamadı. Ancak bu onun savaşa katılmasının önünde engel değildi. İmametin devamı için Ehli Beyt soyundan birinin hayatta kalması gerekiyordu ve bunun için Hz. Hüseyin’in isteği ile savaşa sokulmadı. Hz. Hüseyin’in şehadetinden sonra Yezid orduları çadırlara saldırdı ve hem çadırları talan etmeye, hem de yakmaya başladılar. Bu arada Hz. Hüseyin’in neslini kurutmak için askerler onu da bulmak ve öldürmek istiyorlardı. Annesi Şehriban ve diğer Ehli Beyt kadınları, Hz. Hüseyin’in ’’ İmametin devamı vasiyetini’’ bildikleri için onu hep birlikte eteklerinin altına saklayarak ilk saldırılardan kurtardılar. Daha sonra askerler talan derdine düştükleri için İmam kurtuldu. Muharrem yası sonrası Alevilerin Kurban kesmelerinin nedeni, Hz. Zeynel Abidin’in hayatta kalmasıdır. Bunun için ’’Allaha Şükür niyetine’’ kurban kesilir, dua edilir. Diğer yaygın inanca göre de, Muharrem sonrası Kurban kesilmesinin sebebi Kerbela şehitlerinin cesetlerinin gömülmesi ve yerlerinin tesbit edilmesidir. Çünkü Yezid orduları Çadırları talan ettikten ve ateşe verdikten sonra, Yezid’in komutanlarından ödül almak için bazı Şehitlerin başlarını keserek beraber götürdüler. Cesetler atların ayakları altında çiğnendikten sonra ortada öylece bırakıldı. Allahın hikmeti ile ertesi günü İmam Zeynel Abidin gelip tüm cesetleri teşhis ettikten sonra, yardıma gelen Beni Esed aşireti mensupları ile birlikte şehitlerin cesetleri defn edildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">S. <strong>101- Yezid’e lanet okumak ibadet midir? </strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 101- Alevi İslam inancında Kerbela’da Hz. Hüseyin ve diğer 71 ulu kişiyi şehit ettidiği için Yezid’e lanet okumak büyük ibadettir. Yezid’in ismi her anıldığında katılımcılar‚ yüksek sesle ve topluca ’’Yüz bin defa lanet olsun diyerek’’ diyerek Ehli Beyt’e bağlılıklarını ifade ederler. Özellikle Cem’lerde ve bilhassa Muharrem Cem’inde ismi her anıldığında Yezid’e lanet okunur. Alevilikte en büyük ibadetlerden biri Hz. Muhammed’e salavet getirmek, Ehli Beyt’e bağlılık ve sevgi göstermek, Ehli Beyt’e ve evlatlarına kast edenlere de lanet okumaktır. (54)</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İSİM İSİM KERBELÂ ŞEHİTLERİ : </strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Hz. Hüseyin ile birlikte, Kûfe’ye gönderdiği amca oğlu Hz. Müslim bin Akil ve 2 çocuğu ile birlikte Kerbelâ’da şehit olan kişilerin isimleri. </span></p>

<p><span style="color:#000000">1. Abdullah oğlu Avf,</span></p>

<p><span style="color:#000000">2. Abdullah-i Muhyi oğlu Ömer, </span></p>

<p><span style="color:#000000">3. Abdullah oğlu Sa’d, </span></p>

<p><span style="color:#000000">4. Abdullah-i Yezmi oğlu Abdurrahman, </span></p>

<p><span style="color:#000000">5. Akîl oğlu Câfer, </span></p>

<p><span style="color:#000000">6. Akîl oğlu Müslim, (Küfe’de)</span></p>

<p><span style="color:#000000">7. Akil oğlu Abdurrahman, </span></p>

<p><span style="color:#000000">8. Amr Kelbi oğlu Abdullah,</span></p>

<p><span style="color:#000000">9. Avf oğlu Avn, </span></p>

<p><span style="color:#000000">10. Avsece-i Azerbaycanî oğlu Müslim, </span></p>

<p><span style="color:#000000">11. Cebâve oğlu Ömer, </span></p>

<p><span style="color:#000000">12. Câfer oğlu Abdullah’ın oğlu Muhammed,</span></p>

<p><span style="color:#000000">13. Câfer (İslam ordusunun müezzini), </span></p>

<p><span style="color:#000000">14. Deccâne oğlu Abdullah, </span></p>

<p><span style="color:#000000">15. Deccâne oğlu Sa’d,</span></p>

<p><span style="color:#000000">16. Enes oğlu Mâlik, </span></p>

<p><span style="color:#000000">17. Enes oğlu Muhammed, </span></p>

<p><span style="color:#000000">18. Farrat oğlu Ömer, </span></p>

<p><span style="color:#000000">19. Firûzan (İmâm Hüseyin’in kölesi),</span></p>

<p><span style="color:#000000">20. Fâris oğlu Gulam (İmâm Zeynel Abidin’in hizmetçisi),</span></p>

<p><span style="color:#000000">21. Gûlam Selman (Basra’da şehit oldu), </span></p>

<p><span style="color:#000000">22. Gulam oğlu Urve (Hûr’un kölesi), </span></p>

<p><span style="color:#000000">23. Hâni Baba (Urve ve Hz. Ali’nin kızkardeşi Ümmehâni’nin oğludur), </span></p>

<p><span style="color:#000000">24. Hasan-i Hemedanî oğlu Berir,</span></p>

<p><span style="color:#000000">25. Hûr oğlu Ali, </span></p>

<p><span style="color:#000000">26. Hanzala oğlu Said, </span></p>

<p><span style="color:#000000">27. Hassen oğlu Zehir,</span></p>

<p><span style="color:#000000">28. Hz. Ali oğlu Hz. Hüseyin</span></p>

<p><span style="color:#000000">29. Hz. Ali oğlu Avn, </span></p>

<p><span style="color:#000000">30. Hz. Ali oğlu Abdullah,</span></p>

<p><span style="color:#000000">31. Hz. Ali oğlul Celal Abbas </span></p>

<p><span style="color:#000000">32. Hz. Ali oğlu Ebubekir,</span></p>

<p><span style="color:#000000">33. Hz. Ali oğlu Fazl, </span></p>

<p><span style="color:#000000">34. Hz. Ali oğlu Osman, </span></p>

<p><span style="color:#000000">35. Hz. Hasan oğlu Abdullah, </span></p>

<p><span style="color:#000000">36. Hz. Hasan oğlu Kâsım, </span></p>

<p><span style="color:#000000">37. Hz. Hüseyin oğlu Ali Ekber </span></p>

<p><span style="color:#000000">38. Hz. Hüseyin oğlu (Mâsum) Ali Asgar (Abdullah Ekber), </span></p>

<p><span style="color:#000000">39. Hz. Hüseyin oğlu (Masum) Kâsım </span></p>

<p><span style="color:#000000">40. Halit oğlu Ömer,</span></p>

<p><span style="color:#000000">41. Harir oğlu Hamza, </span></p>

<p><span style="color:#000000">42. Hâris oğlu Cebâve, </span></p>

<p><span style="color:#000000">43. Hâris oğlu Yusuf, </span></p>

<p><span style="color:#000000">44. Kays bin A’rabî, (Küfe’de) </span></p>

<p><span style="color:#000000">45. Kelbi oğlu Veheb, </span></p>

<p><span style="color:#000000">46. Ma’kel oğlu Enes, </span></p>

<p><span style="color:#000000">47. Malik oğlu Vekkas, </span></p>

<p><span style="color:#000000">48. Meşkûr (Hz. Müslim’in çocuklarının zindancısı), (Küfe’de)</span></p>

<p><span style="color:#000000">49. Mezahir oğlu Habib, </span></p>

<p><span style="color:#000000">50. Mikdâd oğlu Muuhammed, </span></p>

<p><span style="color:#000000">51. Muhacir-i Câfî oğlu Zeyd,</span></p>

<p><span style="color:#000000">52. Muhammed-i Kesiyr, (Küfe’de)</span></p>

<p><span style="color:#000000">53. Muhammed Kesiyr oğlu Mahdum, (Küfe’de)</span></p>

<p><span style="color:#000000">54. Muta oğlu Ömer,</span></p>

<p><span style="color:#000000">55. Müslim-i Azerbaycanî’nin oğlu (ismi bilinmiyor), </span></p>

<p><span style="color:#000000">56. Müslim Akîl oğlu Abdullah, </span></p>

<p><span style="color:#000000">57. Müslim Akil oğlu İbrahim (Küfe’de) </span></p>

<p><span style="color:#000000">58. Müslim Akil oğlu Muhammed, (Küfe’de)</span></p>

<p><span style="color:#000000">59. Müslim Hammad, </span></p>

<p><span style="color:#000000">60. Müslim Mazenî oğlu Yahya</span></p>

<p><span style="color:#000000">61. Ömer oğlu Halit, (veya Halil)</span></p>

<p><span style="color:#000000">62. Raf’i oğlu Hilâl, </span></p>

<p><span style="color:#000000">63. Rebîa oğlu Kays, </span></p>

<p><span style="color:#000000">64. Riyah oğlu Hûr, </span></p>

<p><span style="color:#000000">65. Riyah oğlu Mıs’ab (Hûr’un kardeşi),</span></p>

<p><span style="color:#000000">66. Saad (Ebu Tâlip’in kölesi), </span></p>

<p><span style="color:#000000">67. Sad oğlu Hanzala,</span></p>

<p><span style="color:#000000">68. Seviyd oğlu Şit, </span></p>

<p><span style="color:#000000">69. Ubeyd oğlu Şerih, </span></p>

<p><span style="color:#000000">70. Urve oğlu Abdurrahman, </span></p>

<p><span style="color:#000000">71. Utbe-i Vekkas oğlu Haşim,</span></p>

<p><span style="color:#000000">72. Utbe oğlu Mâlik,</span></p>

<p><span style="color:#000000">73. Ziyad Şaabi oğlu Zeyd, </span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Dipnotlar : </strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">…….</span></p>

<p><span style="color:#000000">…….</span></p>

<p><span style="color:#000000">12 Menakıb-ı İbn-i Şehraşub, c.4, s.88. İrşad-i Müfid, s.182, El İmametü ves Siyase, c.1, s.203, Yakubi Tarih-i, c.2, s.229, Tezkiret-ul Havas, s.235.</span></p>

<p><span style="color:#000000">13 İrşad-i Müfid, s.201.</span></p>

<p><span style="color:#000000">14 Menakıb-ı İbn-i Şehraşub, c.4, s.89.</span></p>

<p><span style="color:#000000">15 İrşad-i Müfid, s.201. Fusul-ul Mühimme, s.168. </span></p>

<p><span style="color:#000000">16 İrşad-i Müfid, s.204. Fusul-ul Mühimme, s.171. Makatil-ut Talibiyyin, İkinci baskı, s.73., Kerbelâ, Murat Sertoğlu, Saadete Ermişlerin Bahçesi (Hadîkatu's-Suadâ), Fuzuli) </span></p>

<p><span style="color:#000000">17 İrşad-i Müfid, s.205. Fusul-ul Mühimme, s.171. Makatil-ut Talibiyyin, s.73., Kerbelâ, Murat Sertoğlu, Hadîkatu's-Suadâ, Fuzuli) </span></p>

<p><span style="color:#000000">18 Hz. Hüseyin’in şehadet günü olarak 10 Ekim 680 tarihi belirtilmektedir. Ancak bazı kaynaklar bunun Mart / Nisan 680 tarihine denk geldiğini belirtirler.</span></p>

<p><span style="color:#000000">19 Bihar-ul Envar, Kompani baskısı, c.10, s.200, 202, 203., Kerbelâ, Murat Sertoğlu, Hadîkatu's-Suadâ, Fuzuli </span></p>

<p><span style="color:#000000">20 Tarih olarak 680 yılından 2006 yılına kadar Miladi 1326, Hicri 1362 yıl geçmiştir. Ancak Muharrem yasının Hicri takvim esas alınarak tutulduğu göz önüne alınırsa, Muharrem yası 1362 yıldır tutulmaktadır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">21 (Maktel-i Harezmi, c.1, s.188)</span></p>

<p><span style="color:#000000">22 Tarih-üt Taberi, c.4, s.250-360; (1983, 4.baskısı. Müesseset-ül A'lami Beyrut) </span></p>

<p><span style="color:#000000">23 El-Vuhuf, Seyyid b. Tavus, (H. 1369 Menşurat-il Matbaat-il Haydariye, Necef-ul Eşref baskısı) Hakeza "Musir-ul Ehzan, İbn-i Numa, s.20, (Matbaat-ul Haydariye-Necef-ul Eşref baskısı)</span></p>

<p><span style="color:#000000">24 Bihar’ul-Envar, c. 44, s. 292. (Not : Açıklama K. B. tarafından kısmen güncelleştirilmiştir)</span></p>

<p><span style="color:#000000">25 Bihar, c. 44, s. 196</span></p>

<p><span style="color:#000000">26 Hafız Cemaleddin Zerendi "Nezm-üd Dürer". sayfa 215., Hilal bin Hubab'dan naklen.</span></p>

<p><span style="color:#000000">27 Seyyit Mahmud Şeyhani "Sirat-u Seviyy"de ve Harezmi "Maktel-ül İmam-is Sibt-iş Şehid" kitabından.</span></p>

<p><span style="color:#000000">28 Sünen-i Tirmizi Kitab-ül Menakıb, Müstedrek-üs Sahihayn, c:3, s.14.</span></p>

<p><span style="color:#000000">29 Müsned-i Ahmet c.2, s.77, Sünen-i Tirmizi, Kitab-ül Menakıb, Tarih-i Bağdat c.3, s.287</span></p>

<p><span style="color:#000000">30 Sahih-i Buhari, Bab-u Rahmet-il Veled ve Takbiluhu, Müsned-i Ahmet, c.2, s.85</span></p>

<p><span style="color:#000000">31 Sünen-i Tirmizi, Kitab-ul Menakıb, Hasais-ün Nesai, S. 220</span></p>

<p><span style="color:#000000">32 </span><a href="http://www.babamansurkurhuseyin.com/" style="color:black; text-decoration:underline"><span style="color:#000000"><strong>www.babamansurkurhuseyin.com</strong></span></a><span style="color:#000000"> sitesi, 12 İmamlar / Hz. Hüseyin bölümü.</span></p>

<p><span style="color:#000000">33 İrşad-ı Mufid'in Farsça Tercümesi, c. 2 s. 67.</span></p>

<p><span style="color:#000000">34 Çehardeh Ahter-i Tabnak, s. 115, A. Bircendi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">35 Kimi kaynakların bu konuda 165 bin mektup gibi çok mübalağalı rakamları belirtmeleri inandırıcı değildir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">36 Muntehab'ut- Tevarih, s. 259.</span></p>

<p><span style="color:#000000">37 Bihar’ul- Envar, c. 44, s. 394.</span></p>

<p><span style="color:#000000">38 Dastanha-i Şenideni ez Çehardeh Masum, s. 83; Muhammed Muhammedî İştihardi,</span></p>

<p><span style="color:#000000">39 İlel’uş- Şerayi, c. 1, s. 264.</span></p>

<p><span style="color:#000000">40 (Onlar için ne gök, ne yer ağlamadı ve onlar (ın azabı) ertelenmedi) (Duhan : 29)</span></p>

<p><span style="color:#000000">41 Dastanha-i Şenideni ez Çehardeh Masum, s. 75; M. İştihardi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">42 İrşad-ı Mufid'in Farsça çevirisi c. 2, s. 137.</span></p>

<p><span style="color:#000000">43 Ayetullah Necefi-yi Mer'aşi de Ali Ekber'in Hz. Hüseyin'in en büyük oğlu olduğu kanısındadır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">44 Nefes'ul- Mehmum, s. 239.</span></p>

<p><span style="color:#000000">45 (Resûlüm)! Yoksa sen, bizim âyetlerimizden (sadece) Kehf ve Rakîm sahiplerinin ibrete şâyan olduklarını mı sandın? (Kehf : 9 )</span></p>

<p><span style="color:#000000">46 Eğer onlar da sizin inandığınız gibi inanırlarsa doğru yolu bulmuş olurlar; dönerlerse mutlaka anlaşmazlık içine düşmüş olurlar. Onlara karşı Allah sana yeter. O işitendir, bilendir.(Bakara : 137.)</span></p>

<p><span style="color:#000000">47 Ancak iman edip iyi işler yapanlar, Allah'ı çok çok ananlar ve haksızlığa uğratıldıklarında kendilerini savunanlar başkadır. Haksızlık edenler, hangi dönüşe (hangi akıbete) döndürüleceklerini yakında bileceklerdir (Şuara : 227)</span></p>

<p><span style="color:#000000">48 Nefes-ul Mehmum, s. 269.</span></p>

<p><span style="color:#000000">49 Sugname-i Al-i Muhammed, s. 459.</span></p>

<p><span style="color:#000000">50 Kerbela, Murat Sertoğlu ve Hadîkatu's-Suadâ, Fuzuli</span></p>

<p><span style="color:#000000">51 Sugname-i Ali Muhammed,</span></p>

<p><span style="color:#000000">52 Sugname-i Al-i Muhammed,</span></p>

<p><span style="color:#000000">53 Bin defa mazlum olsanız dahi, bir defa zalim olmayınız. (Hz. Ali)</span></p>

<p><span style="color:#000000">54 Ehli Beyt’e bağlılık hem Kuran’da çeşitli ayetlerde belirtildiği ve kitabımızın ön tarafında örneklerle belirtildiği gibi, hem de Hz. Muhammed’in çeşitli Hadislerinde benzeri şekilde ifade etmesi vesilesi ile Allahın emridir. Bundan dolayıdır ki, Alevi inancının temel değerlerinden biri de Tevella ve Teberra’dır. Tevella Ehli Beyt’i sevmek, Teberra’da Ehli Beyt’e kin sürenlere düşman olmak ve onları lanetlemektir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">“Allah yolunda öldürülenler için “ölüler” demeyin. Tam aksine, onlar dirilerdir ama siz farkında olmazsınız.” (<strong>Bakara : 154) </strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Aleviler her yıl <strong>Kerbela</strong> olayının yıl dönümünde <strong>Muharrem</strong> yası tutar, karalar bağlar. Yas bitiminde de İmamların neslinin tamamen kesilmediğine şükür eder, kurban keser ve <strong>Aşure</strong> pişirir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">İmamların neslinin devamı için yapılan tüm İbadetler aslında önceden <strong>Kuran’da</strong> belirtilmiştir. </span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="color:#000000">Hz. Muhammed’e müşrikler tarafından nesli kesik denildiği için‚ ’’(Resûlum!) Kuşkusuz biz sana Kevser'i verdik. Şimdi sen rabbine kulluk et ve kurban kes. Asıl sonu kesik olan, şüphesiz sana hınç besleyendir’’. (<strong>Kevser 1-3</strong>) iner. Burada İmamların neslinin yürüyeceği görülerek Peygambere ‘’Şükür et ve Kurban kes’’ denilmektedir. Aleviler de Kerbela Vakasından kurtulan Ehli Beyt nesli için Muharrem yası bitimi kurban keser ve Aşure dağıtarak şükür ederler. </span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="color:#000000">Hz. Muhammed’in <strong>23 Şubat 632</strong> tarihinde, Gadirhum’da, <strong>Veda</strong> Hutbesinde rivayetlere göre 80 bini kişiyi aşkın bir topluluğa söylediği ‘’Size <strong>2 Emanet</strong> bırakıyorum. Biri Allahın kelamı <strong>Kuran-ı Kerim</strong>, diğeri benim <strong>Ehi Beyt’imdir</strong>. Kuran ve Ehl-i Beytime ipine sım sıkı sarılın. Kevser Havuzunda her iki emanet bir birinden ayrılmadan bana ulaşacaktır. Ehli Beyt’im, <strong>Nuh’un gemisi</strong> gibidir. Gemiye binenler kurtuldular, binmeyenler helak oldular’’ vasiyetine Aleviler sım sıkı sarılarak, arada bir gelen İmamlar, Evliyalar ve diğer Din Ulularının yaptığı gibi candan, gönülden bağlanarak Muharrem yasını, bugünlere taşıdılar.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevilerin Ulu Ozanlarının; </span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="color:#000000">Alemlerin serverisin<br />
Ah Hüseyin, vah Hüseyin<br />
Şehitlerin serdarısın </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ah Hüseyin, vah Hüseyin <strong>(Pir Sultan Abdal)</strong></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="color:#000000">Evvela meydanı Hür şehit açtı</span></p>

<p><span style="color:#000000">Gökteki melekler kanlı yaş saçtı</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yetmişüç pehlivan hep şehit düştü</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ah senin dertlerin İmam Hüseyin <strong>(Şah Hatayî)</strong></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="color:#000000">Örneklerinde görüldüğü gibi Beyit ve Deyişlere uyarlayıp Cemlerde huşu içinde söyleyip feryat ve figan ederken, öte yandan, “...Herkes duysun ki, Allah’ın lâneti zalimler üstünedir.” <strong>(Hûd : 18)</strong> ayetinde görüldüğü gibi Kuran’a dayanarak, Kerbela şehitlerine kast edenleri lanetle andılar. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu yüzden biz Aleviler bir yandan Kerbela yasını tutarken, diğer taraftan inancımız gereği Zalime lanet okuruz. </span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="color:#000000">Tarihte hiç bir örneği bulunamaz ki <strong>Kerbela Vakası</strong> kadar derin, Kerbela Vakası kadar içten, Kerbela Vakası kadar uzun süreli bir anma, bir yas tutulmuş olsun.<br />
Alevi insan Kerbela vakasını öyle sahiplenmiş ve onu yaşamının öyle bir yerine oturtturmuş ki Muharrem ayında sadece oruç tutmuyor, bir de yas çekiyor.<br />
Alevi can Muharrem de karalar bağlar.<br />
Alevi can Muharrem de eşi ile, kızı ile, tornu ile onun feryat ve figanını işler, Ya Hüseyin diğerek yürekleri dağlar, Ah- Vah ederek feryat ve figan eyler.<br />
Bu öyle derin ve içten bir sahiplenmedir ki Muharrem yasında su içmediği gibi, hayvanına eza etmemek için onu bile çifte koşmaz.<br />
Bu öyle derin ve içten bir sahiplenmedir ki Muharrem yasında eşi ile aynı yastığa baş koymaz.<br />
Bu öyle derin ve içten bir sahiplenmedir ki Muharrem yasında kokular sürünmez, traş bile olunmaz.<br />
Bunun adı <strong>Hz. Ali</strong> sevgisidir,<br />
Bunun adı <strong>Hz. Hüseyin</strong> sevgidir.<br />
Bunun adı <strong>Ehli Beyt</strong> sevgisidir.<br />
Bu öyle derin bir sevgidir ki babasının yasını <strong>40</strong> gün tutan Alevi can, Kerbela yasını <strong>1400</strong> senedir tutmakta, o aşkı ve sevgiyi ailesinden fazla onlara göstermektedir.<br />
Alevilerin Ehli Beyt sevgisi ve o sevgi içinde Hz. Hüseyin aşkı tamamen gönüllü bir sevgidir. Ona bağlanmış, onu sevmiş, o olmuş ve ondan olmuşlardır. </span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="color:#000000">Şah Hatayi´m muhabbete bakarım<br />
Ben doluyum ben dolana akarım<br />
Güzel pirim bir dert vermiş çekerim<br />
Bir derdim var bin dermana değişmem <strong>(Şah Hatayii)</strong> </span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="color:#000000">Ehli Beyt sevgisi ile onların çektiği eza ve cefa onlara kudret, dertlerine derman olmuştur. Onların ilacı, onların silahı, onların sığınağı, onların tesellisi olmuştur. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi bir Can, Ehli Beyt sevgisi olmadan Alevi olamaz, Alevi olarak yaşayamaz. Ehli Beyt ve dolayısı ile Seyyid-i Şuheda Hz. Hüseyin onların sadece tenine değil, ruhuna da işlemiştir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Onu Türkü yapar düğünde eğleşir, </span></p>

<p><span style="color:#000000">Onu Ağıt yapar Cem’de ağlaşır, </span></p>

<p><span style="color:#000000">Onu Deyiş yapar, muhabbette söyleşir, </span></p>

<p><span style="color:#000000">Onu İman eder, Yezid’e karşı savaşır,</span></p>

<p><span style="color:#000000">Onu Hızır yapar, eteğine yapışır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Kerbela Vakası onun için Alevilerde <strong>1400</strong> yıla yakın bir süredir <strong>Hz. Hüseyin</strong> şahsında Can ve Canan olmuştur.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<ul>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>İmam Rıza’ın</strong> ashabından olan <strong>Seyyid Ali Hüseyini</strong> şöyle naklediyor: Ben <strong>Ali bin Musa er-Rıza’nın</strong> komşusu idim. Aşura günü olduğunda, din kardeşlerimizden bir kişi İmam Hüseyin’nin şehadet olayını okuyordu. İmam Bakır’ın buyurmuş olduğu şu rivayete yetişti: “Kimin gözlerinden sivri sineğin kanadı kadar göz yaşı akarsa, Allah Teala onun günahlarını, denizin köpüğü kadar da olsa affeder.”</span></p>
	</li>
</ul>

<p>&nbsp;</p>

<ul>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">"<strong>Cebrail</strong>, Peygamber'in nezdinde olduğu zaman <strong>Hasan</strong> ve <strong>Hüseyin</strong>, Resulullah'ın yanına gelerek ve sırtına atlıyarak onunla oynuyorlardı. Resul-i Ekrem anneleri <strong>Fatıma'ya</strong> "Niçin bunları bir şeyle meşgul etmiyorsun? dediğinde Hz. Fatıma onları aldı, ama çok geçmeden çocuklar annelerinin elinden kaçarak Hz. Peygamber'in yanına gelerek onunla yeniden oynamaya başladılar. Resulullah onları kucağına aldı ve dizleri üzerine oturttu. Cebrail arzetti: Ey Allah'ın Resulü, yavrularınızı çok sevdiğinizi görüyorum." Peygamber Cebrail'e: "Elbette ki çok severim, onlar yaşantımın iki güzel gülleridir" diye cevap verdi. Cebrail Hüseyin'e işaret ederek şöyle dedi: "Bil ki ümmetin bu oğlunu şehit edecektir." Daha sonra kanatlarıyla uçarak elinde biraz toprak getirdi ve Resulullah'a hitaben: "Yavrun bu toprağın üzerinde öldürülecektir." Hz. Muhammed bu toprağın adını sorduğunda Cebrail adının Kerbela olduğunu söyledi.(26) Hz. Hüseyin müsibetlere uğrayacağı ve düşmanları tarafından sarılacağı yere vardığında yakın bölgelerde yaşayan birisini Hz. Hüseyin'in yanına getirdiler. Hz. Hüseyin o şahıstan bu yerin ismini sorduğunda Kerbela cevabını aldı. Hz. Hüseyin : "Allah'ın Resulü'nün buyruğu doğrudur. Burası bela ve hüzün yeridir." diye buyurdu. Daha sonra ashabına şöyle buyurdu: "İnin artık, sefer yükümüzü indireceğimiz ve kanlarımızın döküleceği yer burasıdır."</span></p>
	</li>
</ul>

<p>&nbsp;</p>

<ul>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>Şerif Ebu-l Hüseyin Akiki</strong> "Ahbar-u Medine" adlı kitabında Hz. Ali'den şöyle rivayet ediyor. Resulullah bir gün bizleri görmek için eve gelmişti. Hazırladığımız yemeği ve Ümm-ü Eymen'in bize gönderdiği bir kâse süt ve bir kap hurmayı da yemek için ortaya bıraktık. Resulullah yedi, biz de yedik. Daha sonra ben Resul-ü Ekrem'in ellerini yıkadım. Hazret; ellerini başına yüzüne ve sakalına çektikten sonra kıble'ye doğru oturdu ve istediği duaları etti. Sonra gözyaşı dökerek kendisini üç defa yere vurdu. Biz yaptığı bu işin sebebini sormaktan korkuyorduk. Bu esnada Hüseyin o Hazret'in sırtına çıktı ve Resulullah tekrar ağlamaya başladı. Hz. Hüseyin bu durumu görünce: "Anam, babam sana feda ağlamanızın sebebi nedir? "Babacığım, şimdiye kadar sizde şahit olmadığım bir davranış gördüm" diye sorduğunda Resul-ü Ekrem ona hitaben şöyle buyurdu: "Evladım bugün sizleri ziyaret etmekten o kadar sevinçli oldum ki şimdiye kadar öylesine sevinçli olmamıştım, ama habibim Cebrail yanıma gelerek sizlerin ölümünüzü ve ölüm yerlerinizin dağınık olduğunu bana haber verdi; bu haber beni çok üzdü. Allah'tan sizin için hayır ve iyilik niyaz ederim."(27)</span></p>
	</li>
</ul>

<p>&nbsp;</p>

<ul>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>Hz. Muhammed</strong>, bir hadisinde <strong>Hz. Ali, Hz. Fatıma Hz. Hasan </strong>ve<strong> Hz. Hüseyin'e</strong> hitaben şöyle buyurmuştur: "Ben size düşman olup savaşanlara düşmanım ve sizinle sulh içinde olup sizi sevenleri severim.(28)</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Hz. Peygamber, <strong>Hz. Hasan</strong> ve <strong>Hüseyin'in</strong> ellerinden tutarak şöyle buyurdu: "Her kim beni, bu ikisini ve bu ikisinin anne ve babasını severse kıyamet günü benim derecemde benimle birlikte olur." (29) </span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">"<strong>Hasan</strong> ve <strong>Hüseyin</strong> benim dünyadan iki gülümdürler" (30)</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">&nbsp;"Bunlar benim ve <strong>kızımın</strong> yavrularıdır; Ey Allahım, ben bu ikisini seviyorum; Sen de onları sev ve onları sevenleri de sev." (31).</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Bir adam <strong>Hz. Hüseyin’e</strong> selam vermeden: "Nasılsınız? Allah âfiyet versin." dediğinde İmam şöyle buyurdu: "Evvel se­lam, sonra sohbet. Allah sana da âfiyet versin." Daha sonra buyurdular ki: "Selam vermedikçe hiçbir kimseye konuşma müsaadesi vermeyiniz."</span></p>
	</li>
</ul>

<p>&nbsp;</p>

<ul>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Rivayete göre Ensardan biri <strong>Hz. Hüseyin’e</strong> ihtiyacı için başvurunca İmam şöyle buyurdu: "Ey ensari kardeş, yüzünün suyunu dökme, isteğini bir kâğıda yaz, ben Alla­h'ın izniyle seni sevindirecek bir şey yaparım." Ensari şöyle yazdı: "Ya <strong>Eba Abdillah</strong>, filan adamın benden beş yüz dinar alacağı vardır, beni sıkıştırıyor; durumum düzelinceye kadar bana mühlet vermesi hakkında onunla konuş." Hz. Hüseyin’e mektubu okudu ve evine gidip içerisinde bin dinar olan bir kese getirip buyurdu: "(Bu) beşyüz dinarla borcunu öde, geri kalan beşyüz dinar­la da geçimini sağla. Bu üç kimsenin dışında hiç kimseye ağız açma: Dindar, yiğit ve soylu. Çünkü dindar kendi dinini koruması için ihtiyacını karşılar. Yiğit seni ümitsiz etmeyi kendi yiğitliğine sığdırmaz, utanır. Soylu ise ihtiyacın için yüzünün suyunu dökmeye mecbur kaldığını bildiğinden, haysiyetini koru­mak için seni eli boş geri çevirmez." (32)</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Mü'min, Allah'ı kendisine sığınak, sözünü ise ayna edinir; bazen mü'minlerin, bazen de gaddarların sıfatına bakar; onların sıfatların­dan incelikler elde eder, kendisini iyice tanır, üstün zekâsıyla yakin makamına ulaşır ve nefsini temizlemekte de güçlü olur. <strong>(Hz. Hüseyin)</strong> </span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Özür dilenecek hareketten sakın. Zira mü'min ne suç işler ve ne de özür diler, ama münafık her gün suç işleyip özür diler. <strong>(Hz. Hüseyin</strong>)</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Gerçek cimri, selam vermekte cimrilik yapan kimsedir. <strong>(Hz. Hüseyin)</strong></span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Allah'a isyan ederek bir şeye ulaşmak isteyen kimse um­duğun­dan uzaklaşarak, korktuğu şeye yaklaşmaktadır. <strong>(Hz. Hüseyin)</strong></span></p>
	</li>
</ul>

<p><br />
<span style="color:#000000"><strong>KERBELÂ HAKKINDA 101 SORU ve CEVAPLARI :</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 1- Hz. Hüseyin'in meşhur lakabı nedir?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 1-. Seyyid’i Şüheda</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 2- Hz. Hüseyin’in künyesi nedir?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 2- Ebu Abdullah.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 3- Hz.Hüseyin ne zaman ve nerede dünyaya gelmiştir?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 3- Hicretin 4. yılı, 3. Şaban günü Medine'de dünyaya gelmiştir. Miladi olarak da 25 Şubat 625 tarihi bilinir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 4- Hz. Hüseyin’in hayatı kaç döneme ayrılır?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 4- Dört döneme ayrılır:</span></p>

<ul>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Resulullah dönemi.</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Babası Hz. Ali dönemi.</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Ağabeyi Hz. Hasan'la birlikte olduğu dönem. </span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Kendi İmamet dönemi.</span></p>
	</li>
</ul>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 5- Hz. Hüseyin’in İmametlik dönemi kaç yıldır?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 5- On yıl civarında. Ağabeyi İmam Hasan’ın şehadeti hakkında 2 tarih vardır. 25 Mart 670 veya 18 Eylül 670 tarihleridir. Kerbela Vakası ise 10 Ekim 680 yılıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 6- Hz. Hüseyin kaç yıl Hz. Resulullah'ın zamanında yaşamıştır?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 6- Yedi yıl civarında.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 7- Hz. Hüseyin kaç yıl babasıyla birlikte oldu?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 7- Otuz yıla yakın zaman civarında.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 8- Hz. Hüseyin, babasından sonra kaç yıl kardeşi İmam Hasan'la birlikte yaşamışlardır?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 8- On yıl civarında.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 9- Hz. Hüseyin’in şehadetinden bu yana kaç yıl geçmiştir?</strong> </span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 9- Miladi 1326, Hicri 1362 senedir. (Bu tarih 2006 itibarıyla geçerlidir) </span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 10- Hz. Hüseyin’in oğlu Ali Ekber'in sima ve ahlakı nasıl idi?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 10- Ali Ekber güzel yüzlü, temiz ahlaklı biridir. Bir iddiaya göre, Aşura günü Ehl-i Beyt'ten ilk şehit olan odur.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 11- Hz. Hüseyin’in sancaktarı kim idi?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 11- Kendisine “Sakka” lakabı verilen, Hz. Ebu'l- Fazl'il Celal Abbas idi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 12- Hz. Hüseyin’in kölesinin ismi ne idi ve ne özelliğe sahipti?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 12- Hz. Hüseyin’in kölesinin ismi, “Eslem” idi. Yanık sesle Kur’ân okunması ile tanınır.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 13- Hz. Hüseyin hakkında yazılan en etkili beyit hangisidir?</strong> </span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 13- Fuzuli’nin ‚’’Düştü Hüseyin atından Sahra-i Kerbela’ya, Cibril koş haber ver Sultanı Enbiya’ya’’ beyitidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 14- Hz. Hüseyin ve ashabı, ne zaman Medine'den Mekke'ye hicret etmiştir?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 14- Hz. Hüseyin, Hicretin 60. yılı olan Recep ayının 28'inde, Pazar akşamı çocukları, kardeşleri (Muhammed bin Hanefiyye hariç) ve akrabalarından bir grup kimseyle birlikte geceleyin Medine'den Mekke'ye doğru hareket ettiler ve Şaban ayının üçünde Cuma akşamı Mekke'ye ulaştılar.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 15- Hz. Hüseyin ve ashabı, kaç gün Mekke-i Muazzama'da kalmış ve hangi tarihte Mekke'den Irak'a doğru yola çıkmışlardır?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 15- Hz. Hüseyin ve ashabı, takriben 95 gün Mekke'de kaldılar; ama haclarını tamamlayamadıklarından onu umreye çevirerek Zihicce'nin 8. günü ailesi ve evlatlarıyla birlikte Mekke'den Irak'a doğru yola koyuldular (33).</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 16- Hz. Hüseyin neden hac günlerinde Temettu Haccını Umre-i Müfrede'ye çevirerek Mekke'den ayrıldı ?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 16- Hz. Hüseyin, Yezidi'n adamlarının, kendisine suikast düzenlemek için Hac maskesi altında Mekke'ye gönderildiklerini öğrendiği için halka kısa bir konuşma yaptıktan sonra 8 Zilhicce tarihinde bir gurup yakını ve dostları ile birlikte Mekke'den çıkarak Irak'a doğru hareket etti (34). </span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 17- Hz. Hüseyin, Mekke'den ayrıldığında okuduğu hutbe hangi isimle bilinir ?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 17- Hz. Hüseyin, Mekke'den çıkmadan bir gün önce “Hutta'l- Mevt” hutbesi adıyla bilinen bir hutbe okudu. Hutbenin sonunda şöyle “Kim bizim yolumuzda kalbinin kanını dökmeye ve Allah'a kavuşmaya hazırsa, bizimle gelsin; ben yarın saban inşaallah hareket edeceğim.” Dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 18- Hz. Hüseyin'in Mekke'ye gönderdiği elçi kim idi?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 18- Müslim bin Akil.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 19- Küfe halkı Hz. Hüseyin'e kaç tane davet mektubu göndermişti?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 19- Yüz elli civarında.(35)</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 20- Küfe halkı, Hz.Hüseyin'i davet ettiği zaman, kaç kişi Hz. Müslim'e biat etmişlerdi?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 20- On sekiz bin kişi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 21- Hz. Müslim'in çocuklarının isimleri nelerdir?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 21- Büyüğü Muhammed, küçüğü İbrahim'dir. Her ikisi de on yaşından küçük idiler. </span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 22- Cebrail, İmamların isimlerini Hz. Nuh'a bildirdiğinde, onların hangisinin ismini duyunca ağlamıştır?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 22- Hz. Hüseyin’in ismini duyunca ağladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 23- Hz. Hüseyin’in kıyamına sebep olan en önemli faktör nelerdi?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 23- Hz. Hüseyin’in kıyamına sebep olan üç önemli faktör şunlardır: 1) Yezid’in, Hz. Hüseyin'den biat istemesi ve onun buna şiddetle direnip “Zillet bizden uzaktır” buyurması. 2) Kıyam için hazır olan Kufe halkının, İmam’ı ısrarla oraya davet etmeleri. 3) İslam'ın, iyiliğe emretmek, kötülükten sakındırmak emriyle amel etmesi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 24- Kerbela'nın sözcük anlamı nedir?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 24- Kerbela, gam ve bela anlamınadır. Hz. Hüseyin, Kerbela ismini duyduklarında şöyle buyurdular: “Allah'ım kerb (gam) ve beladan sana sığınıyorum.”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 25- Hz. Hüseyin’in yası tarihte hiç kesintiye uğradı mı?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 25- Hayır, tüm baskı ve zulme rağmen bu inanç kesintiye hiç uğramadı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 26- Beni Haşim ailesinden Aşure günü ilk şehit olan kimdi?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 26- Ali Ekber’dir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 27- Hz. Hüseyin’in Kerbela’da şehit düşen 72 ashabından kaç kişi Beni Haşimlerdendi? </strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 27- On yedi kişi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 28- Önceleri Yezid ordusundan olan fakat sonra tövbe ederek Hz. Hüseyin’in ordusuna katılıp şehit olan şahsın ismi nedir?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 28- Hür bin Yezid-i Riyahi’dir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 29- Neden, Hz. Hüseyin’in düşmandan bir gece (Aşure gecesini) izin istedi?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 29- Hz. Hüseyin’in kardeşi Ebu'l Fazl’il- Abbas'a şöyle buyurdu: “Kardeşim! Düşmana doğru git, onlara de ki; “Zikir etmemiz, dua etmemiz ve Allah'la münacatta bulunmamız için bu geceyi bize mühlet verin. Çünkü ben zikir etmeyi, Kur’ân okumayı, çok dua ve istiğfar etmeyi seviyorum.” (36)</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 30- Aşure gecesi Yezid ordusundan kaç kişi Hz. Hüseyin’in ordusuna katıldı?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 30- Hz. Hüseyin ve yarenlerinin Aşura gecesi ibadet etmeleri, Yezid askerlerinden 32 kişinin İmam'ın ordusuna katılmalarına sebep oldu.(37)</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 31- Aşure günü şehit olan damat ve gelinin isimleri nelerdir ve nasıl şahadete eriştiler?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 31- Onların isimleri “Veheb” ve “Haniye”'dir. Veheb, savaş meydanına gitmek için Hz. Hüseyin'den izin istedi. İzin alınca meydana gidip bir müddet savaştı ve büyük yararlılıklardan sonra iki elleri kesilerek esir düştü. Onu Ömer-i Sa'dın yanına götürdüler. Ömer onun öldürülmesini emretti. Boynunu vurduktan sonra kesilmiş başını Hz. Hüseyin'in çadırlarına doğru attılar. Veheb'in annesi onu alıp yüzünün kanını temizledikten sonra, tekrar karşı tarafa doğru attı. Veheb'in eşi “Haniye” kendisini kocasının kana boyanmış bedenine ulaştırdı, onun kanlarını temizleyerek şöyle dedi: “Cennet sana hoş olsun” Şimr bu durumu görünce, kölesine onu öldürmesini emretti, köle de elindeki demir sopayla onu şahadete eriştirdi. </span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 32- Kerbela'da şehit edilen ilk ve tek kadının ismi nedir?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 32- Veheb'in eşi olan Haniye’dir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 33- Hz. Hüseyin’in Aşure günü, savaşın tam kızgın zamanı ameli olarak açıkça yerine getirdiği İlahi farizalardan biri ne idi?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 33- Cemaate topluca zikir yaptırması oldu. Hz. Hüseyin bir grup ashabıyla birlikte öğle vakti topluca zikir yaparken, Yezid taraftarlarının attığı oklarla 2 kişi zikir yaparken şehit oldular.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 34- Aşura günü öğle vakti, Hz. Hüseyin’e topluca zikir yapılmasını talep eden kişi kimdi ve ne istedi? </strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 34- Aşura günü “Ebu Sumame-i Seydavi” güneşe bakarak öğle vakti topluca zikir yapmak istediğini Hz. Hüseyin’e bildirerek “Gerçi düşmanın fırsat vermeyeceğini biliyorum, ama son ibadeti sizinle yapıp öylece Allah'a kavuşmak istiyorum.” Dedi. Hz. Hüseyin de şöyle buyurdular: “Bana zikiri hatırlattın, Allah seni zikiri kabul edilenlerden kılsın. Şimdi düşmandan zikir için mühlet isteyin.”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 35- Beni Esed tayfasından olup Hz. Hüseyin’in ashabından olan, Bedir ve Huneyn savaşlarına katılmış olup Aşura günü İmamın yanında şahadete erişen yaşlı kişinin ismi nedir?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 35- Habib bin Mezahir'in akrabalarından olan “Enes bin Haris-i Kahili”dir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 36- Ebuzer'in azad edilmiş kölesi olan ve Hz. Ali, Hz. Hasan ve daha sonra Hz. Hüseyin’in evinde yaşayan ve Kerbela'da Hz. Hüseyin'in yanında şahadete erişen şahsın ismi nedir?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 36- Cevn’dir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 37- Hz. Hüseyin, neden Aşura günü düşmanlarından bazılarını öldürmüyordu?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 37- İmam Seccad şöyle buyuruyor: “Babamın öldürmediği kimselerin soyundan biz Ehl-i Beyt'i sevecek kimseler dünyaya gelecektir. İşte İmam bu yüzden bizi sevecek insanların babalarının sulbünde korunması için onları öldürmüyordu.” (Diğer İmamların hakkında da buna benzer bir çok rivayetler vardır.(38)</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 38- Aşure günü, neden en büyük musibet günü olarak tanıtılmıştır?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 38- Abdullah bin Fazl-i Haşimi şöyle diyor: İmam Cafer- i Sadık'a; “Neden Resulullah'ın Hakka yürüme günü, Hz. Ali, Hz. Fatıma, Hz. Hasan vs. İmamların şahadet günleri tam değil de sadece Aşura günü en büyük musibet, gam, üzüntü ve matem günü olarak tanıtılmıştır?” dediğimde şöyle buyurdular: </span></p>

<p><span style="color:#000000">“Bunun sebebi şudur: Ashab-ı Kisa (Âl-i Aba) Allah katında insanların en değerlisi idiler. Bunlar 5 kişidirler: ‘Hz. Peygamber, Hz. Ali, Hz. Fatıma, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin. Hz. Peygamber vefat ettiğinde gerçi musibet çok büyüktü, ama Ashab-ı Kisa'dan dört kişi yaşıyordu, bunlar halkın mercii ve sığınağı idiler. Hz. Fatıma şahadete eriştiğinde musibet çok büyük olmasına rağmen Ashab-ı Kisa'dan üç kişi vardı ve halk ihtiyaç duyduklarında onlara sığınıyorlardı. Hz. Ali ve Hz. Hasan’da da durum aynıydı. Ama Hz. Hüseyin şehit olduğunda, Ashab-ı Kisa'dan halkın mercii ve sığınağı olacak kimse kalmamıştı. Bundan dolayı İmam Hüseyin bekası Ashab-ı Kisa’nın bekası olduğu gibi, onun şahadeti de onların hepsinin şahadeti gibiydi. Bu sebepten dolayıdır ki Aşura günü, gam, üzüntü ve matem açısından günlerin en musibetlisi olarak tanıtılmıştır.” Abdullah bin Fazl-i Haşimi devamla; ’’Ben İmam Sadık'a; “Öyleyse İmam Seccad için ne diyorsunuz?” dediğimde şöyle buyurdular: “Hz. Zeynel- Abidin, İmam ve halka hüccetti. Fakat Resulullah'ı görmemişti, onun ilmi baba ve cetlerinden miras olarak ona yetişmişti. Ama Hz. Ali, Hz. Fatıma, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin, Peygamberle uzun süre birlikte olmuşlardı. Halk da onları Peygamber ile birlikte görmüştü. Bundan dolayı Onlardan birini gördüklerinde, Peygamber'in hatıraları, söz ve davranışları onlar için canlanıyordu.” (39)</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 39- Hz. Hüseyin ve Yahya bin Zekeriyya arasında ne gibi benzerlikler vardır?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 39- Bu iki yüce şahsiyet arasında olan benzerlikler çoktur. Biz yedi tanesini verelim :</span></p>

<p><span style="color:#000000">1) Bu iki masuma isim takılmadan önce, onların isminde hiç kimse yoktu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">2) Her ikisi de altı aylık iken dünyaya gelmişlerdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">3) O ikisinin doğumundan önce, semavi haber ve vahiyler onların doğum ve durumlarını açıklamıştı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">4) Gök her ikisine de ağladı. “Fema beket aleyhim'is- semau ve’l arz” (40) ayetinin tefsirinde bununla ilgili hadis nakledilmiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">5) Her ikisinin katili veled'üz- zina idi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">6) Her ikisinin de başını altın leğene koyup fasık ve zalimlere götürdüler.</span></p>

<p><span style="color:#000000">7) Bu iki mazlumun, rivayetlere göre başları dile gelip konuşmuştu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 40- Hz. Hüseyin'in Aşure günündeki en son askeri kimdi ve kimin eliyle şahadete erişti?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 40- Hz. Hüseyin'in Aşura günü en son askeri, Hz. Ali Esğer (Ali Asker) idi. Babası Hz. Hüseyin'in elleri üzerinde, Hermele bin Kamil-i Esedi'nin okuyla şahadete erişti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 41- Kerbela şehitlerinden kimlerin başlarını bedenlerinden ayırmadılar? Niçin?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 41- Ali Esğer ile Hür bin Yezid-i Riyahi'nin başlarını bedenlerinden ayırmadılar. Çünkü Hz. Hüseyin oğlu Ali Esğer'i defnetmişti; Hür bin Yezid-i Riyahi'nin de akrabaları onun başının bedeninden ayrılmasına mani oldular.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 42- Hz. Hüseyin'in Kerbela'da kendisiyle birlikte şehit olan ashabı kaç kişiydi?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 42- Büyük kanaate göre 72 kişidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 43- Hz. Hüseyin'in yaya olarak cenazesinin baş ucuna geldiği ve onun için ağıt okuyup ağladığı şahsın ismi nedir?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 43- Hür bin Yezid-i Riyahi'dir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 44- Rivayetlerimizde Beytullah'il Haram Haccının bedeli olarak tanıtılan şey nedir?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 44- Beytullah'il Haram'ın (sevap bakımından) bedeli olarak tanıtılan şey, Hz. Hüseyin’in kabrinin ziyaretidir. Hz. Hüseyin’in kabrinin ziyareti büyük sevaptır.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 45- Nahiye-i Mukaddese Ziyareti nasıl bir ziyarettir?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 45- Nahiye-i Mukaddese Ziyareti, Sahib'uz- Zaman İmam Mehdi'dan nakledilen bir ziyarettir. Hazret Kerbela şehitlerinin hepsinin isim ve nişanelerini bu ziyarette zikredip onlara selam gönderdiği gibi, onlardan her birinin katilinin de ismini zikredip onlara lanet etmiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 46- Zikir yaparken Kerbela toprağına secde etmenin fazileti nedir?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 46- Kim Kerbela toprağı üzerinde ulu şehitleri anarak zikir ederse büyük fazilette bereket sahibi olur. </span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 47- Hz. Hüseyin’in şahadetinden sonra Kerbela'da en son şehit olan kimdi?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 47- Kerbela’da en son şehit olan “Süveyd bin Amr” isminde yaşlı bir adamdır. Bu şahıs Aşure günü, var gücüyle savaştı, aldığı çok yara ve darbeler neticesinde bayılıp yere düştü. Yezid’in askerleri öldüğünü zannederek ondan vazgeçti. O bir müddetten sonra kendine gelip Hz. Hüseyin’in şehit olduğunu anlayınca o haliyle kalkıp yanında bulunan hançerle saldırıya geçti. Bir müddet savaştıktan sonra şehit oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 48- Kerbela şehitlerinin başları ne zaman ve kimin emriyle bedenlerinden ayrıldı?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 48- Muharrem'in on birinci günü, Ömer Sa'd'ın emriyle.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 49- Hz. Hüseyin’in ne zaman ve nerede şahadete erişti</strong>?</span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 49- Hicretin 61. Yılı Aşura günü Kerbela'da şahadete erişti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 50- Hz. Hüseyin’in kaç yaşında şehit oldu?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 50- 57 yaşında.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 51- Hz. Hüseyin’in şehit olduktan sonra, kaç atlı Hazretin bedenini atların tırnaklarıyla çiğnetti?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 51- Hz. Hüseyin’in şehit olduktan sonra, on kişi İmam'ın bedenini atların tırnaklarıyla çiğnettiler.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 52- Hz. Hüseyin’in katili kimdir?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 52- Şeyh <strong>Şuşteri</strong> şöyle yazıyor: “ Hz. Hüseyin’in katili ilk başta Yezid'dir. Çünkü O, Hz. Hüseyin’den zorla biat alınmasını, biat etmediği takdirde hazretin başının kendisine gönderilmesini emretmişti. Yezid'den sonra Hz. Hüseyin’in katili İbn-i Ziyad'dır. Çünkü o, bu katliamı hazırlamış ve İmamın aleyhine ordu toplamıştır. Ondan sonra da İmam'ın katili İbn-i Sa'd'dır. Çünkü Kerbela vakasından sonra onu, Hz. Hüseyin’in katili olarak çağırıyorlardı. Onlardan sonra da İmamın katili Şimr'dir. Çünkü o da Hz. Hüseyin’in kellesini bedeninden ayırmıştır.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 53- Hz. Hüseyin’in bedeninde kaç ok, mızrak ve kılıç yarası var idi?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 53- İmam Bakır'ın buyurduğuna göre, Hz. Hüseyin’in bedeninde 320 kılıç, mızrak ve ok yarası vardı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 54- Hz. Hüseyin’in atının ismi ne idi?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 54- Hz. Hüseyin’in atının ismi Zulcenah’dır. </span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 55- Zulcenah, Hz. Hüseyin’in bedeniyle nasıl vedalaştı?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 55- Hz. Hüseyin’in şahadetinden sonra, Zulcenah İmamın parçalanan bedeninin yanına gelerek yelesini Hz. Hüseyin’in kanına boyadı, O'nun bedenini kokladı ve yüksek sesle kişnemeye başladı. İmam Bakır buyuruyor ki; “Zulcenah kişnerken şöyle diyordu: Peygamber'in evladını öldüren ümmetin zulmünden dolayı vay hallerine!”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 56- Kerbela şehitlerinin naaşı ne zaman ve kimlerin vasıtasıyla defnedildi?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 56- Kerbela şehitlerinin naaşı, Hicri 61. Yılın Muharrem ayının 13. günü defnedildi. Şöyle ki, “Alkame” nehirinin yakınında, Dadiriyye adlı bir köyde yaşayan “Beni Esed” kabilesi, gelip Kerbela şehitlerinin mübarek bedenlerini defnederken Hz. Hüseyin’in ve başları bedenlerinde olmayan diğer şehitlerin bedenlerini tanımıyorlar, bu yüzden ne yapacaklarını bilmeyerek şaşırıp kalıyorlar, bu esnada aniden bir atlı onların yanına gelerek; “Niçin buraya gelmişsiniz?” diye soruyor. Onlar da cevaben: “Bu cesetleri defnetmek için gelmişiz, fakat onların kim olduğunu tanımıyoruz.” diyorlar. İmam Seccad’ın (İmam Zeyenl Abidin) kendisi olan o atlı, bütün şehitleri tek - tek tanıtıyor ve onları defnediyorlar. İmam Seccad, babasının da pare - pare olmuş bedenini bir hasrın içerisine koyarak onu da defnediyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 57- İmam Hüseyin (a.s)'ın mübarek bedeni kimin vasıtasıyla tanındı ve defnedildi?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 57- İmam Seccad lakabı ile bilinen İmam Zeynelabidin’dir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 58- Hz. Hüseyin’in kabri nerededir?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 58- Kerbela'dadır.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 59- Hz. Hüseyin’in kabri neden altı köşelidir?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 59- Ali Ekber'in mübarek naaşı, babası Hz. Hüseyin’in yanında defnedildiğinden dolayı kabir altı köşeli olmuştur. </span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 60- Hz. Hüseyin’in kabrinin üst tarafında, halis altın suyuyla ne yazılmıştır?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 60- Nur ayetinden sonra Hz. Peygamber'in buyurmuş olduğu şu hadis yazılmıştır: “Ey Cabir! Hüseyin'in kabrini ziyaret et. Çünkü Hüseyin'in kabrini ziyaret etmenin sevabı, (müstahap olan) yüz Haccın sevabıyla eşittir. Kuşkusuz Hüseyin'in kabri, cennet bahçelerinden bir bahçedir... Kerbela da cennet yeridir.”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 61- Resulullah, Hz. Hüseyin'in kabrini ziyaret etmenin sevabı hakkında ne buyurmuştur?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 61- Peygamber, Ayşe’ye şöyle buyurdu: “Kim, oğlum Hüseyin vefat ettikten sonra onun kabrini ziyaret ederse, Allah Teala benim haclarımdan bir haccın sevabını onu ziyaret edene verir.” Ayşe; “Haclarından bir haccın sevabını mı?” dediğinde Hz. Peygamber; “İki haccımın sevabını ona verirler.” buyurdular.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ayşe daha fazla şaşırarak; “İki haccının sevabını mı?!” dediğinde Resulullah: “Hatta üç haccımın sevabı, onu ziyaret edene verilir.” buyurdular. Bu mevzu böylece tekrarlandı; nihayet Resulullah; “Allah Teala, benim doksan haccımın sevabını Umre sevaplarıyla birlikte onun kabrini ziyaret edene verecektir.” buyurdular.(41)</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 62- Hz. Hüseyin'in vasiyeti ne gibi sözleri içermektedir?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 62- Hz. Hüseyin, Irak'a doğru hareket ettiğinde bir vasiyetname yazarak kardeşi Muhammed-i Hanefiyye'ye verdi. Bu vasiyetnamede, Allah'ın birliğine, Hz. Muhammed'in peygamberliğine ve ahiretin hak olduğuna ikrar ettikten sonra şöyle geçmiştir: “Ben bencillik, zulüm ve yeryüzünde bozgunculuk yapmak için kıyam etmedim; ben ceddimin ümmetini ıslah etmek, babam Ali bin Ebu Talib’in yolunda gitmek ve iyiliği emredip kötülükten sakındırmak için kıyam ettim.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 63- Hz. Hüseyin'in kaç çocuğu vardı?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 63- Büyük bir alim ve mühaddis olan Şeyh Mufid şöyle diyor: “Hz. Hüseyin'in altı çocuğu vardı: </span></p>

<p><span style="color:#000000">1) Annesi Şehrbanu olan İmam Seccad,</span></p>

<p><span style="color:#000000">2) Annesi Leyla olan Ali Ekber,</span></p>

<p><span style="color:#000000">3) Kerbela vakasından önce vefat eden Cafer.</span></p>

<p><span style="color:#000000">4) Annesi Rubab olan ve Hz. Hüseyin'in kucağında boğazından oklanarak şahadete erişen Abdullah (Ali Esğer / Ali Asker).</span></p>

<p><span style="color:#000000">5) Annesi Rubab olan Sekine (Sakine),</span></p>

<p><span style="color:#000000">6) Annesi Ümmü İshak olan Fatime.(42)</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 64- Hz. Hüseyin'in en büyük oğlunun ismi nedir?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 64- Şeyh Mufid ve Şeyh Saduk, İmam Seccad'ı Hz. Hüseyin'in en büyük oğlu bilmişlerdir. Ama allame seyyid Muhsin “A'yan'uş- Şia” kitabında Ali Ekber'in, Hz. Hüseyin'in en büyük oğlu olduğunu vurgulamıştır.(43) </span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 65- Hz. Zeyneb ne zaman ve nerede dünyaya gelmiş ve vefat ettiği yer neresidir?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 65- Hz. Zeyneb Hicretin 5. veya 6. yılı Cemadelula'nın beşinde Medine'de dünyaya geldi; Hicretin 62. yılında ise Medine veya Şam'da vefat etti. Bazı rivayetlere göre ise Hicretin 64. yılında vefat etmiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 66- Hz. Zeyneb'in evlenme şartı ne idi?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 66- Hz. Zeyneb evlenme yaşına ayak bastıklarında pek çokları onu istedi. Fakat amcası oğlu Abdullah bin Cafer'in istemesi şu şartla kabul edildi: “Kardeşi Hz. Hüseyin ne zaman yolculuğa çıkarsa, onunla beraber olacak ve Abdullah buna mani olmayacaktır.” Abdullah da bu şartı kabul etti, böylece Hz. Zeyneb onunla evlendi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 67- Hz. Zeyneb neden, Hz. Hüseyin onun şehit olan oğullarını çadıra getirdiğinde dışarı çıkmadı?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 67- Hz. Zeyneb daima şehitlerin mübarek naaşlarını bütün kadınlardan önce karşılıyordu, ama kendi oğullarının mübarek naaşlarını getirdiklerinde çadırdan dışarı çıkmadı. Çünkü kana boyanan oğullarının bedenlerini görmekle sabırsızlık göstererek mükafatını azaltabilir ve kardeşi de onu bu halde görerek bacısı karşısında mahcup olabilirdi. İşte bu yüzden çadırdan dışarı çıkmadı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 68- Hz. Hüseyin'in kardeşi olan ve Celâl Abbas adı ile de anılan Hz. Ebu'l Fezl'il- Abbas'ın lâkapları ne idi?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 68- Hz. Ebu'l Fazl'il- Abbas'ın bir çok lâkapları vardır :</span></p>

<p><span style="color:#000000">1- Ebu'l Fazl; çok faziletleri olduğundan veya “Fazıl” isminde bir oğlu olduğundan dolayı bu lakap ona verilmiştir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">2- Ebu'l Kırba, susuzlara su taşıdığı için bu lakabı almıştır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">3- Kamer-i ben-i Haşim, Haşim oğulları arasında ay gibi yüzü güzel ve nurlu olduğundan dolayı bu lakabı ona takmışlardır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">4- Abd-i Salih.</span></p>

<p><span style="color:#000000">5- Fadi (fedakar).</span></p>

<p><span style="color:#000000">6- Hami (himayet edici).</span></p>

<p><span style="color:#000000">7- Vaki (koruyucu).</span></p>

<p><span style="color:#000000">8- Bab’ul- Havaic (hacetler kapısı).</span></p>

<p><span style="color:#000000">9- Sai (ayretli, çaba sarf eden).</span></p>

<p><span style="color:#000000">10- Hamil’ul- Liva (sancaktar, alemdar).</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 69- Hz. Mehdi'nin, Nahiye-i Mukaddese Ziyaretindeki Hz. Ebu'l-Fezl için beyan ettiği beş fazilet nedir?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 69- İmam Mehdi'den naklolunan Nahiye-i Mukaddese Ziyareti'nde O Hazret, Ebu'l Fazl'a hitaben şöyle buyuruyor: “Selam olsun Emir’ul- Muminin Hz. Ali’nin oğlu Ebu'l Fazl’il- Abbas'a. O Abbas ki, canını kardeşi için feda etti, dünyayı ahirete ulaşmak vesilesi kıldı, kardeşine feda oldu, muhafız idi, suyu susuzlara ulaştırmak için çok gayret etti ve iki eli Allah yolunda kesildi.”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 70- Hz. Hüseyin'in ve ashabının aileleri ne zaman ve kimin vasıtasıyla esir edilerek Kerbela'dan Küfe'ye götürüldü?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 70- Hz.Hüseyin ve ashabının aileleri, Muharrem'in on birinci günü öğleden sonra Ömer-i Sa'd vasıtasıyla esir edilerek Kerbela'dan Kufe'ye götürüldü.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 71- Meşhed'us- Sıkt Nedir?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 71- Rivayete göre Hz. Hüseyin'in hanımlarından biri Muhsin isminde bir çocuğa hamile imiş; Küfe ve Şam arasında Halep denen yerde aşırı rahatsızlıktan dolayı çocuğunu düşürüyor. Bundan dolayı oraya Meşhed'us- Sıkt denilmiştir. Şimdi orası Muhsin'in defnedildiği yer olarak bilinen bir ziyaretgahtır.(44)</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 72- Hz. Hüseyin'in kesik başı nerede Kur’ân okumuş ve hangi ayetleri dile getirmiştir?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 72- Rivayetlere göre Hz. Hüseyin'in başının Küfe'de Kur’ân okuduğu ve çeşitli ayetleri dile getirdiği </span></p>

<p><span style="color:#000000">nakledilmiştir. Şeyh Mufid şöyle naklediyor : Zeyd bin Erkam diyor ki; Hz. Hüseyin'in kesik başını Küfe'nin yol ve sokaklarında dolaştırdıklarında Hz. Hüseyin'in mızraktaki başının şu ayeti okuduğunu gördüm: “Sen, yoksa Kehf ve Rakım ehlini bizim şaşılacak ayetlerimizden mi sandın?” (45) Yine Hz. Hüseyin’in kesik başının şu ayeti okuduğu nakledilmiştir. “Sana, onlara karşı Allah yeter. O işitendir, bilendir.” (46). Yine başka bir rivayette Hz. Hüseyin’in kesik başından bir nur kalktığı ve şu ayeti okuduğu nakledilmiştir: “Zulmetmekte olanlar, nasıl inkılâba uğrayıp devrileceklerini pek yakında bileceklerdir.” (47)</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 73- Hz. Hüseyin’in kesik başı nerede defnedilmiştir?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 73- Hz. Hüseyin’in kesik başının nerede defnedildiğine dair Sibt bin Cevzi, “Tezkire” kitabında 5 görüş zikretmiştir:</span></p>

<p><span style="color:#000000">1- Medine'de; annesinin kabri yanında.</span></p>

<p><span style="color:#000000">2- Dimaşk'de.</span></p>

<p><span style="color:#000000">3- Kahire'de.</span></p>

<p><span style="color:#000000">4- Hz. Ali’nin kabrinin yanında.</span></p>

<p><span style="color:#000000">5- Kerbela'da</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ancak Ehli Beyt dostlarında yaygın inanışa göre İmam Seccad (İmam Zeynel Abidin), babası Hz. Hüseyin’in başını Kerbela'ya getirip o hazretin yanında defnetti. (48) </span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 74- Kerbela şehitlerinin kesik başları ne zaman ve kimin vasıtasıyla defnedilmiştir?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 74- Sefer ayının yirmisinde Erbein günü İmam Seccad vasıtasıyla defnedilmiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 75- Nu'man bin Beşir kimdir?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 75- Nu'man bin Beşir, Resulullah’ın ashabından güvenilir bir şahıstı. Yezid bir grubu onun önderliğinde Hz. Hüseyin’in ailesinin muhafızı kılarak onları tam bir dikkatle Medine'ye döndürmelerini tavsiye etti. Nu'man bin Beşir de, Hz. Hüseyin’in ailesini emniyet içinde Şam'dan Medine'ye götürdü. </span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 76- Kerbela şehitlerini ilk olarak ziyaret eden, Ehli Beyt dostlarından sayılan ve Beni Ümeyye'nin kan içici hükümdarlarından Haccac bin Yusuf-u Sakafi'nin eliyle Ali ve Ali evlatları dostluğu suçundan dolayı bedeni dağlanan sahabenin ismi nedir?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 77- Cabir bin Abdullah-i Ensari.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 77- Cabir bin Abdullah-i Ensari kimdir?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 77- Cabir bin Abdullah-i Ensari, Hicretten 15 yıl önce Medine'de doğdu. Babası Abdullah, Uhud savaşında şehit oldu. Cabir, Peygamberin yanında çok bulundu. Peygamber zamanında vuku bulan 19 savaşa katılmıştır. Peygamberden sonra kendini tamamen Hz. Ali ve Ehl-i Beyt'e adadı, Hz. Hüseyin’in kabrini ilk ziyaret eden de o olmuştur. Daha sonra Hz. Ali’ye dostluğu suçuyla bedeni, Haccac bin Yusuf-i Sakafi tarafından ateşte dağlanmıştır.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 78- Hz. Hüseyin’in ailesi ve onlarla birlikte esir edilenler ne zaman Şam'a ulaştılar?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 78- Hicretin 61. yılı Sefer ayının birinci günü.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 79- İmam Seccad'ın naklettiği, Şam'da kendilerine ve esirlere yapılan 7 zulüm nedir?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 79- İmam Seccad, Numan bin Munzir-i <strong>Medaini'ye</strong> şöyle buyurdu: </span></p>

<p><span style="color:#000000">“Şam'da bize 7 zulüm yapıldı ki esir olduğumuz süre içerisinde bu denli bir zulüm bize yapılmamıştı:</span></p>

<p><span style="color:#000000">1- Şam'da zalimler kılıçlarıyla bize saldırdılar ve davul çaldıkları halde büyük bir toplumun arasında bizi beklettiler.</span></p>

<p><span style="color:#000000">2- Şehitlerin başlarını hanımlarımızın tahtırevanları arasına soktular, babam ve amcam Abbas'ın başlarını, halam Zeyneb ve Ümmü Gülsüm'ün karşısına; kardeşim Ali ve amcam oğlu Kasım'ın başlarını ise bacılarımın gözleri önüne getirdiler; bazen başlar yere düşüp atların nalları altında kalıyordu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">3- Şam'ın kadınları, damların üzerinden başımıza su ve ateş döküyorlardı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">4- Günün doğuşundan batışına kadar, sokak ve pazarda saz ve avazla halkın gözleri önünde bizi dolaştırıp; “Ey insanlar! Bunları öldürün; zira bunların İslam'da hiçbir saygınlığı yoktur” diyorlardı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">5- Bizi tavanı olmayan bir yerde bekletiyorlardı, gündüzleri şiddetli sıcaktan, geceleri ise soğuktan rahatsızdık, daima korku ve ıstırap içerisinde idik.</span></p>

<p><span style="color:#000000">6- Bizi köle satılan pazara götürdüler, bizi köle ve cariye olarak satmak istediler, ama Allah Teala bu ameli onlara mümkün kılmadı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">7- Bizi bir ipe bağladılar, böylece Yahudi ve Hıristiyanların evlerinin önünden geçirirken onlara; ‘Bunların babası sizin babalarınızı Hayber, Hendek....savaşlarında öldürdüler, bugün onların intikamını bunlardan alın’ diyorlardı.” (49)</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 80- Hz. Hüseyin’in Ehl-i Beyt'inin, Medine'den çıktığı andan Medine'ye döndüğü ana kadar kaç acı vedalaşmaları olmuştur?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 80- Dört acı vedalaşmaları olmuştur:</span></p>

<p><span style="color:#000000">1- Hz. Peygamber ile Hz. Fatıma'nın kabirleri ve Resulullah’ın haremiyle vedalaşmaları.</span></p>

<p><span style="color:#000000">2- Aşura günü Hz. Hüseyin ile vedalaşmaları.</span></p>

<p><span style="color:#000000">3- Muharrem ayının on birinci günü şehitlerin başsız bedenleriyle vedalaşmaları.</span></p>

<p><span style="color:#000000">4- Hz. Zeyneb, İmam Seccad ve onlarla birlikte olanların, Erbein günü Kerbela'ya gelip 3 gün yas ve ağıt tuttuktan sonra şehitlerin kabirleriyle vedalaşmaları.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 81- Hz. Hüseyin’in Ehl-i Beyt'i, hangi günü Medine'ye varmış ve kaç gün genel yas ilan edilmiştir?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 81- Hz. Hüseyin’in Ehl-i Beyti Cuma günü Medine'ye vardı, o gün Medine halkından bir grup zikir için toplanmışlardı; Velid bin Utbe bir hutbe okuyordu. Aniden ağlama sesleri Medine'yi kapsadı, halk, “Ah Hüseyin, Vah Hüseyin” deyip ağlıyordu. O gün Medine şehrinde Resulullah’ın vefat ettiği gün gibi yas oldu. Bundan dolayı Medine'de 15 gün genel yas ilan edildi, kadın ve erkek, küçük ve büyük gruplar halinde yas tutup ağladılar.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 82- Cabir bin Abdullah-i Ensari ve Hz. Hüseyin’in akrabaları ne zaman Hz. Hüseyin’in kabrinin ziyaretine gittiler?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 82- Tarih, rivayet ve alimlerin sözlerini incelediğimizde, Cabir ve Ehl-i Beytin, Hz. Hüseyin’in kabrini ziyaret etmeleri hususunda 5 görüş ortaya çıkıyor:</span></p>

<p><span style="color:#000000">1- Hicretin 61. yılının Sefer ayının 20'sinde.</span></p>

<p><span style="color:#000000">2- Aynı yılın ikinci Erbein'inde.</span></p>

<p><span style="color:#000000">3- Hicri 62. yılın Erbein'inde.</span></p>

<p><span style="color:#000000">4- Cabir ve arkadaşları Hicri 61. yılın ilk Erbein'inde, Hz. Hüseyin’in kabrini ziyaret etmeye muvaffak olmuşlar. Fakat Hz. Hüseyin’in ailesinin Cabir ile karşılaşması, başka bir ziyaretinde tesadüf etmiştir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">5- Hz. Hüseyin’in ailesi Küfe'den Şam'a gittiklerinde, birinci Erbein'de Kerbela'ya varmışlar ve aynı gün Cabir ve arkadaşlarıyla görüşüp sonra Şam'a gitmişlerdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 83- Kuran'da "Hüseyin Suresi" diye adlandirilan Sure hangisidir?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 83- Ey, Rabbine iyiden iyiye inanmış, şüpheden kurtulmuş can. Dön Rabbine ondan razı olarak ve rızasını kazanmış bulunarak. Artık katil kullarımın arasina. Ve gir cennetime." (Fecr : 27 – 30)</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 84- Abbasi halifelerinden hangisi Hz. Hüseyin’in kabrini yıkarak ziyaret edilmesine mani oldu?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 84- Abbasi halifelerinin onucusu olan Mütevekkil.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 85- Hz. Hüseyin’in mersiye okumak hangi tarihten başladı?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 85- Hz. Hüseyin’e mersiye okumanın tarihçesi, Hz. Peygamber’in hatta Hz. Adem'in zamanına dayanır. Çünkü Hz. Muhammed’in kendisi ve masum İmamlar, Hz. Hüseyin için mersiye okumuş ve halkı buna teşvik etmişlerdir. Hz. Hüseyin’e mersiye okumak çok eski zamanlardan başlamış ve Ehli Beyt dostları tarafından kesintisiz devam etmiştir. </span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 86- Hz. Hüseyin’in hakkında Farsça ilk mersiye kitabı ne zaman yazıldı, kitabın ve yazarının ismi nedir?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 86- Hz. Hüseyin’in hakkında Farsça yazılan ilk maktel (mersiye) Revzat’uş- Şüheda kitabıdır. Yazarının ismi ise Kemaluddin Hüseyin bin Ali Vaiz-yi Kaşifı’dir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 87- Muhtar kimdir? Muhtar’ın iktidarı ne kadar ayakta kalabildi?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 87- Muhtar, Ebu Ubeyd bin Mes'ud-i Sakafi'nin oğludur, Hicretin 1. yılında Taif'de doğmuştur. Muhtar 13 yaşında olmasına rağmen Kadisiye savaşında babasıyla birlikte savaş cephesine gelmiş ve düşmanla savaşmak istemiş, fakat babası ona mani olmuştur. Yiğit ve atılgan bir insan olan Muhtar, Irak'ta Ehl-i Beyt taraftarlarının faziletlerini yayanlardan, Hz. Ali, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin'in İmametine inanan birisiydi. Muhtar'ın, Hz. Hüseyin'in intikamını almak için Kerbela'da savaşanlardan binlerce kişiyi öldürdüğü nakledilmiştir (50). İktidarı On sekiz ay, (Hicri 66. Rabi-ul Evvel’den, 14’den, Hicri 67. Yılı Ramazan ayı 14.e kadar) ayakta kalmıştır.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 88- Hz. Hüseyin’in katillerinden intikam almak amacıyla yapılan ilk kıyam, ne zaman başlatıldı ve bu intikamı kim aldı?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 88- Bu kıyam, Kerbela Vakasından yaklaşık 6 yıl sonra, Hicretin 66. yılında, Muhtar bin Ebu Ubeyd-i Sakafi tarafından başlatıldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 89 “Kiysaniyye” kimlerdir ve neden bu isimle meşhur olmuşlardır?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 89- “Kiysaniyye” Muhtarın takipçilerine verilen bir isimdir. Bunun sebebi ise Esbağ bin Nebate’nin naklettiği şu rivayettir: “Muhtarı çocukluk günlerinde Hz. Ali’nin dizleri üzerinde gördüm, Hazret onun başını okşayarak şöyle buyuruyordu: “Ya keyyis! Ya keyyis!” (Ey zeki! Ey akıllı!) Bundan dolayı onun takipçilerine “Kiysaniyye” dediler (51)</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 90- Hz. Peygamberin, Hz. Hüseyin’i "oğlu" olarak (oğlu gibi) kabul ettiği, Kuran’da hangi ayetlerde belirtilmiştir?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 90- 1)- Sana (gerekli) bilgi geldikten sonra artık kim bu konuda seninle tartışacak olursa, de ki: "Gelin, oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, kendimizi ve kendinizi çağıralım, sonra da lanetleşelim; Allah'ın lanetinin yalancılara olmasını dileyelim". (Ali İmran : 61). Bu ayete göre Hz. Muhammed tarafından, çağrılan "oğullar" Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’dir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">2)- Hz. Muhammed'in erkek evladı olmadığı için kafirler ona soyu kesik diyorlardi. " Muhakkak biz sana Kevser'i verdik. Öyleyse Rabb'in için zikir yap ve kurban kes. Şüphesiz sana buğzeden yok mu? (asıl) odur nesli kesik (Kevser : 1- 3), Kevser Suresi ile, Hz. Muhammed'in soyunun kesik olmadığı ve neslinin Hz. Fatima’nın oğulları, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin ile devam ettiği anlaşılmaktadır.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 91- Muhtar kaç yaşında, nerede şahadete erişti ve kabri nerededir?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 91- Muhtar 67 yaşında, Mus'ab bin Zübeyr'in ordusuyla savaştığında şehit oldu. Kabri ise Hz. Müslim'in Küfe'deki kabrinin bulunduğu yerdedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 92- Hz. Hüseyin'nin Ehl-i Beyt'i ve Haşimi kadınlar ne zaman matemden çıktılar?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 92- Haşimi kadınlar, 5 yıl gözlerine sürme çekmediler, saçlarına kına yakmadılar; hatta onların evinden, yemek pişirmenin nişanesi olan bir dumanın çıktığı bile görülmedi; ancak Ubeydullah bin Ziyad, Hicretin 67. Yılında Muhtar'ın eliyle öldürüldüğü zaman matemden çıktılar.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 93- İmam Seccad kaç yıl babasının başına gelen musibetlerden dolayı ağladı?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 93- İmam Sadık şöyle buyurmuştur: “İmam Seccad kırk yıl, gündüzleri oruç tutup geceleri ibadetle geçirdiği halde babasının musibetleri için ağlıyordu, kölesi ne zaman ona su veya yemek götürüp önüne koysaydı şöyle buyuruyordu: “Resulullah’ın oğlu susuz ve aç olarak öldürüldü’ Bu cümleyi tekrarlayıp ağlıyordu; öyle ki yemeği göz yaşlarıyla ıslanıyordu, ömrünün sonuna kadar da böyle yaşadı.” (52)</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 94- Tevvabin’in kıyamı, ne zaman ve kimin önderliğiyle gerçekleşti?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 94- Tevvabin'in kıyamı, Hicretin 65. Yılında “Süleyman bin Sured-i Huzai”nin önderliğiyle gerçekleşti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 95- Tevvabin kimlerdir? </strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 95- Tevvabin (tövbe edenler), Küfe halkından olan ve Hz. Hüseyin'e yardım etmediklerinden dolayı kendilerini çok kınayan bir gruptu. Bunlar, günahlarının bağışlanması için Hz. Hüseyin’in intikamını düşmanlarından almanın, katillerini cezalandırmanın veya bu yolda öldürülmelerinin gerekli olduğuna inanıyorlardı. Bu yüzden, Şam ordusuyla savaşa girdiler, Emevilere ağır darbeler indirdikten sonra bunlardan çoğu şehit oldular.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 96- Muharrem yası günümüzde nasıl tutulmaktadır?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 96- Muharrem yası boyunca Hz. Hüseyin ve diğer Kerbela şehitlerinin yasına ortak olmak için 12 gün boyunca gündüz oruçla birlikte yas tutulur. Akşam niyet açıldığında mümkün olabildiğince su içilmemeye çalışılır. Fazla eğlenmemeye, fazla yememeye dikkat edilir. Yas boyunca düğünler ve eğlenceler yapılmaz. Etli yemek yenilmez. Hayvan kesilmez. Kişi biri tarafından incinse bile incitmemeye dikkat eder. (53) Eskiden köy yaşamlarında insanlar yas boyunca traş olmaz, radyolarını kapatarak müzik bile dinlemez, zevk ve sefadan uzak durur, hatta karalar giyinerek evdeki aynaları ters çevirirlerdi. Ancak şehir ve metropol koşullarında inancı bu şekilde sürdürmek zorlaştığı için kısmi değişimler söz konusudur.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 97- Muharremde Oruç tutmak Matem midir, yoksa Yas’ın bir parçasımıdır?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 97- Muharremde Oruç tutmak, Yas’ın bir parçasıdır. Bu yüzden Alevilerin <strong>Muharrem</strong> ve <strong>Hızır</strong> veya benzeri oruçları arasında farklar vardır. Muharrem orucunda dikkat edilmesi gereken özellikler diğer oruçlarda uygulanmaz. </span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 98- Alevilerin en kesintisiz ve bütünlüklü ibadeti hangisidir?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 98- Alevilikte inancın uygulanmaları konusunda kısmi farklılıklar mevcuttur. Bunun için ’’ Yol bir, sürek 1001’’ deyimi vardır ve her sürek de kudsi kabul edilir. Ancak Muharrem Yası konusunda Alevilerde ciddi bir bütünlük mevcuttur. Aleviler Muharrem yasında kendi aralarında tam bir benzeşme yaşarlar.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 99- Cemler de Kerbela olayı anlatılır mı?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 99- Evet anlatılır. Kerbela olayı anlatılarak huşu içinde hep birlikte gözyaşı dökülür, Kerbela şehitleri için figan edilir. Cem’i yönlendiren Seyyit (Dede), Kerbela olayını anlatan deyişler okur, Ehli Beyt’e yapılan zulmü beyitler / ağıtlar halinde dile getirir. Ceme katılan Canlar da gerekirse birlikte bu beyit ve ağıtlara eşlik ederler. Daha sonra Cem de Kerbela susuz şehitleri anısına mumlar yakılır ve dua edilir. Ve Cem de 12 görevliden biri olan Saki, Ceme iştirak edenlere Kerbela şehitleri aşkına saka suyu (şerbeti) dağıtır. Canlar ‚’’ Ya Hüseyin’’ diyerek bu sudan bir miktar içerler.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>S. 100- Aleviler neden Muharrem Yası sonrası Kurban keserler. Aşure günü Kurban kesilmesinin sebebi nedir?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 100- Hz. Hüseyin’in oğlu <strong>Zeynel</strong> <strong>Abidin</strong> ağır hasta olduğu için savaşa katılamadı. Ancak bu onun savaşa katılmasının önünde engel değildi. İmametin devamı için Ehli Beyt soyundan birinin hayatta kalması gerekiyordu ve bunun için Hz. Hüseyin’in isteği ile savaşa sokulmadı. Hz. Hüseyin’in şehadetinden sonra Yezid orduları çadırlara saldırdı ve hem çadırları talan etmeye, hem de yakmaya başladılar. Bu arada Hz. Hüseyin’in neslini kurutmak için askerler onu da bulmak ve öldürmek istiyorlardı. Annesi Şehriban ve diğer Ehli Beyt kadınları, Hz. Hüseyin’in ’’ İmametin devamı vasiyetini’’ bildikleri için onu hep birlikte eteklerinin altına saklayarak ilk saldırılardan kurtardılar. Daha sonra askerler talan derdine düştükleri için İmam kurtuldu. Muharrem yası sonrası Alevilerin Kurban kesmelerinin nedeni, Hz. Zeynel Abidin’in hayatta kalmasıdır. Bunun için ’’Allaha Şükür niyetine’’ kurban kesilir, dua edilir. Diğer yaygın inanca göre de, Muharrem sonrası Kurban kesilmesinin sebebi Kerbela şehitlerinin cesetlerinin gömülmesi ve yerlerinin tesbit edilmesidir. Çünkü Yezid orduları Çadırları talan ettikten ve ateşe verdikten sonra, Yezid’in komutanlarından ödül almak için bazı Şehitlerin başlarını keserek beraber götürdüler. Cesetler atların ayakları altında çiğnendikten sonra ortada öylece bırakıldı. Allahın hikmeti ile ertesi günü İmam Zeynel Abidin gelip tüm cesetleri teşhis ettikten sonra, yardıma gelen Beni Esed aşireti mensupları ile birlikte şehitlerin cesetleri defn edildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">S. <strong>101- Yezid’e lanet okumak ibadet midir? </strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">C. 101- Alevi İslam inancında Kerbela’da Hz. Hüseyin ve diğer 71 ulu kişiyi şehit ettidiği için Yezid’e lanet okumak büyük ibadettir. Yezid’in ismi her anıldığında katılımcılar‚ yüksek sesle ve topluca ’’Yüz bin defa lanet olsun diyerek’’ diyerek Ehli Beyt’e bağlılıklarını ifade ederler. Özellikle Cem’lerde ve bilhassa Muharrem Cem’inde ismi her anıldığında Yezid’e lanet okunur. Alevilikte en büyük ibadetlerden biri Hz. Muhammed’e salavet getirmek, Ehli Beyt’e bağlılık ve sevgi göstermek, Ehli Beyt’e ve evlatlarına kast edenlere de lanet okumaktır. (54)</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İSİM İSİM KERBELÂ ŞEHİTLERİ : </strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Hz. Hüseyin ile birlikte, Kûfe’ye gönderdiği amca oğlu Hz. Müslim bin Akil ve 2 çocuğu ile birlikte Kerbelâ’da şehit olan kişilerin isimleri. </span></p>

<p><span style="color:#000000">1. Abdullah oğlu Avf,</span></p>

<p><span style="color:#000000">2. Abdullah-i Muhyi oğlu Ömer, </span></p>

<p><span style="color:#000000">3. Abdullah oğlu Sa’d, </span></p>

<p><span style="color:#000000">4. Abdullah-i Yezmi oğlu Abdurrahman, </span></p>

<p><span style="color:#000000">5. Akîl oğlu Câfer, </span></p>

<p><span style="color:#000000">6. Akîl oğlu Müslim, (Küfe’de)</span></p>

<p><span style="color:#000000">7. Akil oğlu Abdurrahman, </span></p>

<p><span style="color:#000000">8. Amr Kelbi oğlu Abdullah,</span></p>

<p><span style="color:#000000">9. Avf oğlu Avn, </span></p>

<p><span style="color:#000000">10. Avsece-i Azerbaycanî oğlu Müslim, </span></p>

<p><span style="color:#000000">11. Cebâve oğlu Ömer, </span></p>

<p><span style="color:#000000">12. Câfer oğlu Abdullah’ın oğlu Muhammed,</span></p>

<p><span style="color:#000000">13. Câfer (İslam ordusunun müezzini), </span></p>

<p><span style="color:#000000">14. Deccâne oğlu Abdullah, </span></p>

<p><span style="color:#000000">15. Deccâne oğlu Sa’d,</span></p>

<p><span style="color:#000000">16. Enes oğlu Mâlik, </span></p>

<p><span style="color:#000000">17. Enes oğlu Muhammed, </span></p>

<p><span style="color:#000000">18. Farrat oğlu Ömer, </span></p>

<p><span style="color:#000000">19. Firûzan (İmâm Hüseyin’in kölesi),</span></p>

<p><span style="color:#000000">20. Fâris oğlu Gulam (İmâm Zeynel Abidin’in hizmetçisi),</span></p>

<p><span style="color:#000000">21. Gûlam Selman (Basra’da şehit oldu), </span></p>

<p><span style="color:#000000">22. Gulam oğlu Urve (Hûr’un kölesi), </span></p>

<p><span style="color:#000000">23. Hâni Baba (Urve ve Hz. Ali’nin kızkardeşi Ümmehâni’nin oğludur), </span></p>

<p><span style="color:#000000">24. Hasan-i Hemedanî oğlu Berir,</span></p>

<p><span style="color:#000000">25. Hûr oğlu Ali, </span></p>

<p><span style="color:#000000">26. Hanzala oğlu Said, </span></p>

<p><span style="color:#000000">27. Hassen oğlu Zehir,</span></p>

<p><span style="color:#000000">28. Hz. Ali oğlu Hz. Hüseyin</span></p>

<p><span style="color:#000000">29. Hz. Ali oğlu Avn, </span></p>

<p><span style="color:#000000">30. Hz. Ali oğlu Abdullah,</span></p>

<p><span style="color:#000000">31. Hz. Ali oğlul Celal Abbas </span></p>

<p><span style="color:#000000">32. Hz. Ali oğlu Ebubekir,</span></p>

<p><span style="color:#000000">33. Hz. Ali oğlu Fazl, </span></p>

<p><span style="color:#000000">34. Hz. Ali oğlu Osman, </span></p>

<p><span style="color:#000000">35. Hz. Hasan oğlu Abdullah, </span></p>

<p><span style="color:#000000">36. Hz. Hasan oğlu Kâsım, </span></p>

<p><span style="color:#000000">37. Hz. Hüseyin oğlu Ali Ekber </span></p>

<p><span style="color:#000000">38. Hz. Hüseyin oğlu (Mâsum) Ali Asgar (Abdullah Ekber), </span></p>

<p><span style="color:#000000">39. Hz. Hüseyin oğlu (Masum) Kâsım </span></p>

<p><span style="color:#000000">40. Halit oğlu Ömer,</span></p>

<p><span style="color:#000000">41. Harir oğlu Hamza, </span></p>

<p><span style="color:#000000">42. Hâris oğlu Cebâve, </span></p>

<p><span style="color:#000000">43. Hâris oğlu Yusuf, </span></p>

<p><span style="color:#000000">44. Kays bin A’rabî, (Küfe’de) </span></p>

<p><span style="color:#000000">45. Kelbi oğlu Veheb, </span></p>

<p><span style="color:#000000">46. Ma’kel oğlu Enes, </span></p>

<p><span style="color:#000000">47. Malik oğlu Vekkas, </span></p>

<p><span style="color:#000000">48. Meşkûr (Hz. Müslim’in çocuklarının zindancısı), (Küfe’de)</span></p>

<p><span style="color:#000000">49. Mezahir oğlu Habib, </span></p>

<p><span style="color:#000000">50. Mikdâd oğlu Muuhammed, </span></p>

<p><span style="color:#000000">51. Muhacir-i Câfî oğlu Zeyd,</span></p>

<p><span style="color:#000000">52. Muhammed-i Kesiyr, (Küfe’de)</span></p>

<p><span style="color:#000000">53. Muhammed Kesiyr oğlu Mahdum, (Küfe’de)</span></p>

<p><span style="color:#000000">54. Muta oğlu Ömer,</span></p>

<p><span style="color:#000000">55. Müslim-i Azerbaycanî’nin oğlu (ismi bilinmiyor), </span></p>

<p><span style="color:#000000">56. Müslim Akîl oğlu Abdullah, </span></p>

<p><span style="color:#000000">57. Müslim Akil oğlu İbrahim (Küfe’de) </span></p>

<p><span style="color:#000000">58. Müslim Akil oğlu Muhammed, (Küfe’de)</span></p>

<p><span style="color:#000000">59. Müslim Hammad, </span></p>

<p><span style="color:#000000">60. Müslim Mazenî oğlu Yahya</span></p>

<p><span style="color:#000000">61. Ömer oğlu Halit, (veya Halil)</span></p>

<p><span style="color:#000000">62. Raf’i oğlu Hilâl, </span></p>

<p><span style="color:#000000">63. Rebîa oğlu Kays, </span></p>

<p><span style="color:#000000">64. Riyah oğlu Hûr, </span></p>

<p><span style="color:#000000">65. Riyah oğlu Mıs’ab (Hûr’un kardeşi),</span></p>

<p><span style="color:#000000">66. Saad (Ebu Tâlip’in kölesi), </span></p>

<p><span style="color:#000000">67. Sad oğlu Hanzala,</span></p>

<p><span style="color:#000000">68. Seviyd oğlu Şit, </span></p>

<p><span style="color:#000000">69. Ubeyd oğlu Şerih, </span></p>

<p><span style="color:#000000">70. Urve oğlu Abdurrahman, </span></p>

<p><span style="color:#000000">71. Utbe-i Vekkas oğlu Haşim,</span></p>

<p><span style="color:#000000">72. Utbe oğlu Mâlik,</span></p>

<p><span style="color:#000000">73. Ziyad Şaabi oğlu Zeyd, </span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Dipnotlar : </strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">…….</span></p>

<p><span style="color:#000000">…….</span></p>

<p><span style="color:#000000">12 Menakıb-ı İbn-i Şehraşub, c.4, s.88. İrşad-i Müfid, s.182, El İmametü ves Siyase, c.1, s.203, Yakubi Tarih-i, c.2, s.229, Tezkiret-ul Havas, s.235.</span></p>

<p><span style="color:#000000">13 İrşad-i Müfid, s.201.</span></p>

<p><span style="color:#000000">14 Menakıb-ı İbn-i Şehraşub, c.4, s.89.</span></p>

<p><span style="color:#000000">15 İrşad-i Müfid, s.201. Fusul-ul Mühimme, s.168. </span></p>

<p><span style="color:#000000">16 İrşad-i Müfid, s.204. Fusul-ul Mühimme, s.171. Makatil-ut Talibiyyin, İkinci baskı, s.73., Kerbelâ, Murat Sertoğlu, Saadete Ermişlerin Bahçesi (Hadîkatu's-Suadâ), Fuzuli) </span></p>

<p><span style="color:#000000">17 İrşad-i Müfid, s.205. Fusul-ul Mühimme, s.171. Makatil-ut Talibiyyin, s.73., Kerbelâ, Murat Sertoğlu, Hadîkatu's-Suadâ, Fuzuli) </span></p>

<p><span style="color:#000000">18 Hz. Hüseyin’in şehadet günü olarak 10 Ekim 680 tarihi belirtilmektedir. Ancak bazı kaynaklar bunun Mart / Nisan 680 tarihine denk geldiğini belirtirler.</span></p>

<p><span style="color:#000000">19 Bihar-ul Envar, Kompani baskısı, c.10, s.200, 202, 203., Kerbelâ, Murat Sertoğlu, Hadîkatu's-Suadâ, Fuzuli </span></p>

<p><span style="color:#000000">20 Tarih olarak 680 yılından 2006 yılına kadar Miladi 1326, Hicri 1362 yıl geçmiştir. Ancak Muharrem yasının Hicri takvim esas alınarak tutulduğu göz önüne alınırsa, Muharrem yası 1362 yıldır tutulmaktadır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">21 (Maktel-i Harezmi, c.1, s.188)</span></p>

<p><span style="color:#000000">22 Tarih-üt Taberi, c.4, s.250-360; (1983, 4.baskısı. Müesseset-ül A'lami Beyrut) </span></p>

<p><span style="color:#000000">23 El-Vuhuf, Seyyid b. Tavus, (H. 1369 Menşurat-il Matbaat-il Haydariye, Necef-ul Eşref baskısı) Hakeza "Musir-ul Ehzan, İbn-i Numa, s.20, (Matbaat-ul Haydariye-Necef-ul Eşref baskısı)</span></p>

<p><span style="color:#000000">24 Bihar’ul-Envar, c. 44, s. 292. (Not : Açıklama K. B. tarafından kısmen güncelleştirilmiştir)</span></p>

<p><span style="color:#000000">25 Bihar, c. 44, s. 196</span></p>

<p><span style="color:#000000">26 Hafız Cemaleddin Zerendi "Nezm-üd Dürer". sayfa 215., Hilal bin Hubab'dan naklen.</span></p>

<p><span style="color:#000000">27 Seyyit Mahmud Şeyhani "Sirat-u Seviyy"de ve Harezmi "Maktel-ül İmam-is Sibt-iş Şehid" kitabından.</span></p>

<p><span style="color:#000000">28 Sünen-i Tirmizi Kitab-ül Menakıb, Müstedrek-üs Sahihayn, c:3, s.14.</span></p>

<p><span style="color:#000000">29 Müsned-i Ahmet c.2, s.77, Sünen-i Tirmizi, Kitab-ül Menakıb, Tarih-i Bağdat c.3, s.287</span></p>

<p><span style="color:#000000">30 Sahih-i Buhari, Bab-u Rahmet-il Veled ve Takbiluhu, Müsned-i Ahmet, c.2, s.85</span></p>

<p><span style="color:#000000">31 Sünen-i Tirmizi, Kitab-ul Menakıb, Hasais-ün Nesai, S. 220</span></p>

<p><span style="color:#000000">32 </span><a href="http://www.babamansurkurhuseyin.com/" style="color:black; text-decoration:underline"><span style="color:#000000"><strong>www.babamansurkurhuseyin.com</strong></span></a><span style="color:#000000"> sitesi, 12 İmamlar / Hz. Hüseyin bölümü.</span></p>

<p><span style="color:#000000">33 İrşad-ı Mufid'in Farsça Tercümesi, c. 2 s. 67.</span></p>

<p><span style="color:#000000">34 Çehardeh Ahter-i Tabnak, s. 115, A. Bircendi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">35 Kimi kaynakların bu konuda 165 bin mektup gibi çok mübalağalı rakamları belirtmeleri inandırıcı değildir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">36 Muntehab'ut- Tevarih, s. 259.</span></p>

<p><span style="color:#000000">37 Bihar’ul- Envar, c. 44, s. 394.</span></p>

<p><span style="color:#000000">38 Dastanha-i Şenideni ez Çehardeh Masum, s. 83; Muhammed Muhammedî İştihardi,</span></p>

<p><span style="color:#000000">39 İlel’uş- Şerayi, c. 1, s. 264.</span></p>

<p><span style="color:#000000">40 (Onlar için ne gök, ne yer ağlamadı ve onlar (ın azabı) ertelenmedi) (Duhan : 29)</span></p>

<p><span style="color:#000000">41 Dastanha-i Şenideni ez Çehardeh Masum, s. 75; M. İştihardi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">42 İrşad-ı Mufid'in Farsça çevirisi c. 2, s. 137.</span></p>

<p><span style="color:#000000">43 Ayetullah Necefi-yi Mer'aşi de Ali Ekber'in Hz. Hüseyin'in en büyük oğlu olduğu kanısındadır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">44 Nefes'ul- Mehmum, s. 239.</span></p>

<p><span style="color:#000000">45 (Resûlüm)! Yoksa sen, bizim âyetlerimizden (sadece) Kehf ve Rakîm sahiplerinin ibrete şâyan olduklarını mı sandın? (Kehf : 9 )</span></p>

<p><span style="color:#000000">46 Eğer onlar da sizin inandığınız gibi inanırlarsa doğru yolu bulmuş olurlar; dönerlerse mutlaka anlaşmazlık içine düşmüş olurlar. Onlara karşı Allah sana yeter. O işitendir, bilendir.(Bakara : 137.)</span></p>

<p><span style="color:#000000">47 Ancak iman edip iyi işler yapanlar, Allah'ı çok çok ananlar ve haksızlığa uğratıldıklarında kendilerini savunanlar başkadır. Haksızlık edenler, hangi dönüşe (hangi akıbete) döndürüleceklerini yakında bileceklerdir (Şuara : 227)</span></p>

<p><span style="color:#000000">48 Nefes-ul Mehmum, s. 269.</span></p>

<p><span style="color:#000000">49 Sugname-i Al-i Muhammed, s. 459.</span></p>

<p><span style="color:#000000">50 Kerbela, Murat Sertoğlu ve Hadîkatu's-Suadâ, Fuzuli</span></p>

<p><span style="color:#000000">51 Sugname-i Ali Muhammed,</span></p>

<p><span style="color:#000000">52 Sugname-i Al-i Muhammed,</span></p>

<p><span style="color:#000000">53 Bin defa mazlum olsanız dahi, bir defa zalim olmayınız. (Hz. Ali)</span></p>

<p><span style="color:#000000">54 Ehli Beyt’e bağlılık hem Kuran’da çeşitli ayetlerde belirtildiği ve kitabımızın ön tarafında örneklerle belirtildiği gibi, hem de Hz. Muhammed’in çeşitli Hadislerinde benzeri şekilde ifade etmesi vesilesi ile Allahın emridir. Bundan dolayıdır ki, Alevi inancının temel değerlerinden biri de Tevella ve Teberra’dır. Tevella Ehli Beyt’i sevmek, Teberra’da Ehli Beyt’e kin sürenlere düşman olmak ve onları lanetlemektir.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 10 Oct 2025 17:24:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/10/10-ekim-hz-huseyin-icin-gozyasi-dokmek-101-soru-ve-101-cevap-1760107277.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türkoğuz Kılıçgedik yazdı: Dört kapı içinde Alevilik-Bektaşiliğin aşaması</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/turkoguz-kilicgedik-yazdi-dort-kapi-icinde-alevilik-bektasiligin-asamasi-2251</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/turkoguz-kilicgedik-yazdi-dort-kapi-icinde-alevilik-bektasiligin-asamasi-2251</guid>
                <description><![CDATA[Alevilik-Bektaşilik inancında Dört Kapı öğretisi, Hz. Ali’ye dayandırılan velayet sisteminin temelini oluşturuyor. Şeriat, Tarikat, Marifet ve Hakikat Kapıları olarak adlandırılan bu öğreti, manevi yükselişin kademeli aşamalarını ifade ediyor. Türkoğuz Kılıçgedik’in kaleme aldığı yazıya göre, bu sistem Kırklar Meclisi ile kurumsallaşmış ve her kapıda onar kişilik görev dağılımıyla toplam kırk makam ortaya çıkmıştır.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>**Alevilik-Bektaşilikte Dört Kapı Öğretisi: Manevi Yolun A şamaları**</p>

<p>Alevilik-Bektaşilik inancında Dört Kapı öğretisi, Hz. Ali’ye dayandırılan velayet sisteminin temelini oluşturuyor. Şeriat, Tarikat, Marifet ve Hakikat Kapıları olarak adlandırılan bu öğreti, manevi yükselişin kademeli aşamalarını ifade ediyor. Türkoğuz Kılıçgedik’in kaleme aldığı yazıya göre, bu sistem Kırklar Meclisi ile kurumsallaşmış ve her kapıda onar kişilik görev dağılımıyla toplam kırk makam ortaya çıkmıştır.</p>

<p><br />
Dört Kapı öğretisi, tıpkı ilkokul, ortaokul, lise ve üniversite gibi eğitim aşamalarına benzetiliyor. Her kapı, bireyin bilgi, birikim, deneyim ve kişilik gelişiminde daha üst seviyelere ulaşmasını sağlıyor. Şeriat Kapısı, İslam’ın temel esaslarını öğrenen toplumu; Tarikat Kapısı ise Alevilik yoluna girenleri temsil ediyor. Marifet ve Hakikat Kapıları ise bu manevi yolculuğun daha ileri aşamalarını oluşturuyor.</p>

<p><strong>Şeriat ve Tarikat Kapıları</strong><br />
<br />
Şeriat Kapısı, Hz. Muhammed’in peygamberlik öğretisine dayanırken, Tarikat Kapısı Hz. Ali’nin velayet öğretisine bağlıdır. Şeriat Kapısını tamamlayan birey, Tarikat Kapısına geçmek için bir pir veya rehbere bağlanarak tövbe eder ve Alevi yoluna adım atar. Bu süreç, Alevilikte her bireyin bir pir veya rehberle manevi bir bağ kurmasını zorunlu kılıyor. Hz. Muhammed ve Hz. Ali döneminde Tarikat Kapısı, Ehl-i Beyt ve Kırklar Meclisi çevresinde şekillenmiş; bu gelenek, Hz. Ali soyu, ocak, tekke ve dergâhlar aracılığıyla Alevilik olarak günümüze ulaşmıştır.</p>

<p><br />
<strong>Tarikat Kapısı: Yolun Başlangıcı</strong><br />
<br />
Kılıçgedik’e göre, Tarikat kelimesi “yol”, Kapı ise bu yolun “aşaması” anlamına geliyor. Şeriat Kapısını eksiksiz tamamlayan birey, Tarikat Kapısına geçerek Alevilik öğretisine göre yetişiyor. İmam Cafer Sadık, Şeyh Safi Buyruk yazmaları ve Hacı Bektaş Veli’ye ait eserler, Tarikat Kapısına geçişin ilk makamı olarak tövbe edip bir pir veya rehbere bağlanmayı şart koşuyor.</p>

<p><strong>Alevi-Bektaşi Toplumu ve Velayet</strong><br />
<br />
Dört Kapı öğretisi bağlamında, Hz. Ali ve On İki İmamlar’ın velayetine bağlı olan Alevi-Bektaşi toplumu, Tarikat Kapısı esaslarını uygulayan tek topluluk olarak öne çıkıyor. Şeriat Kapısı İslam’ın, Tarikat Kapısı ise Aleviliğin tüm esaslarını kapsıyor. Her ne kadar her kapı “On Makam” ilkeleriyle sınırlı gibi görünse de, Şeriat Kapısı peygamberliğin, Tarikat Kapısı ise velayetin bütününü içeriyor.<br />
<br />
<strong>Türkoğuz Kılıçgedik’in kaleme aldığı yazı şöyle:</strong></p>

<p><strong>DÖRT KAPI İÇİNDE ALEVİLİK-BEKTAŞİLİĞİN AŞAMASI</strong></p>

<p>Dört Kapı öğretisi ve sistemi Hz. Ali'ye verilen Velayetin öğretisi ve sistemidir. Bu kapılar Şeriat, Tarikat, Marifet ve Hakikat Kapıları olarak adlandırılır ve kademeli olarak sıralanır.</p>

<p>Dört Kapı öğreti ve sistemi Kırklar Meclisiyle kurumsallaşmış. Kırk kişilik Meclis görevleri ise her kapıda onar kişilik görev alarak Kırk Makama (kırk göreve) sahip olmuşlar.</p>

<p>Ayrı ayrı onar kişi her Kapı öğretisini bu kapıların aşamasına geçen insanların yükseldiği eğitim düzeyine göre öğreterek yaygınlaştırmışlar.</p>

<p>Tıpkı ilkokul, ortaokul, lise, ünüverisite eğitim aşamalarında olduğu gibi her kapı aşaması geçildikçe bilgi, birikim, deneyim, kişliik gelişimi daha üst seviyelere yükselmiş.</p>

<p>Dört Kapı öğretisine göre İslam'a dahil olup İslam ve ilgili Peygamberlik öğretisini Velayete bağlı Şeriat Kapı esaslarına göre öğrenen insanlar Şeriat Kapı (İslam) toplumudur.</p>

<p>Şeriat Kapı öğretisini tamamlayıp Tarikat Kapı aşamasına geçen kesim ise Tarikat Kapı (Alevi) toplumudur.</p>

<p>Şeriat Kapı inanç öncüsü Velayete bağlı İmamdır. Tarikat Kapı yol öncüsü Velayete bağlı pir veya rehberdir.</p>

<p>Hz. Muhammed ve Hz. Ali döneminde Tarikat Kapı toplumu Ehlibeyt ve ilgili Kırklar Meclisinden oluştu. Bu oluşumun devamı daha çok Hz. Ali soyu ve Hz. Ali Velayetine bağlı ocak, tekke, dergah ve ilgili toplum üzerinden devam edip en son Alevilik olarak tanımlandı.</p>

<p>Dört Kapı öğretisine ve Tarikat kelime anlamına göre "Tarikat" YOLDUR.. "Kapı" ise bu yolun ulaştığı AŞAMADİR. Yani Tarikat Kapı aşamasına geçen kişi "Yol aşamasına" geçmiş sayılır. Bu yol, Dört Kapı içinde yer alan ve Tarikat Kapısından sonra başlayan Marifet Kapısıyla devam edip Hakikat Kapısı öğretisiyle tamamlanır.</p>

<p>Tarikat Kapısı olarak tabir edilen yolun ilk temel şartı Şeriat Kapı öğretisini eksiksiz olarak tamamlayan kişi Tarikat Kapısına geçerek tövbe edip bir pir veya rehbere bağlanması gerekir. Yani Aleviliğe girmesi gerekir. Bilindiği gibi her Alevinin bir piri ve rehberi olmak zorundadır.</p>

<p>Şeriat Kapısı ile Tarikat Kapı arasındaki aşama devamlığı Peygamberlik öğretisinden Velayet öğretisine geçiştir Çünkü Şeriat Kapısı Hz. Muhammed'indir. Tarikat Kapısı Hz. Ali'nindir.</p>

<p>Dolayısıyla İslam toplumları içinde Hz. Ali'nin de içinde olduğu On İki İmamlar, devam soyu ve Velayetine sahip bir pir veya rehbere bağlanıp Tarikat Kapı esaslarını uygulayan tek toplum Alevi-Bektaşi toplumudur</p>

<p>Gerek İmam Ceaer Sadık, gerek Şeyh Safi Buyruk yazmalariı, gerek Hacı Bektaşi Veli'ye ait eserler Aleviliğe yani Tarikat Kapısına geçişin ilk makamı tövbe edilip bir pir veya rehbere bağlanmayı şart koşar. Bu yazılı kaynaklara göre bir pir veya rehbere bağlanan kişi yol olarak tabir edilen Tarikat Kapı aşamasındaki Alevi öğretisine göre yetiştirilir. (Pir, rehber tanımları bazı kaynaklarda mürebi ve benzeri isimlerlede anılır.)</p>

<p>Şeriat ve Tarikat Kapıları bazı yazılı kaynaklarda her ne kadar "On Makam" denilen onar yazılı ilke ile sınırlıymış gibi açıklansada, Şeriat Kapı öğretisi İslamiyet'in dolayısıyla Peygamberliğin tüm esaslarını, Tarikat Kapı ise Aleviliğin yani Velayetin tüm esaslarını kapsar.<br />
<br />
Kaynak:<a href="https://www.facebook.com/share/p/1BDBPJykoZ/">https://www.facebook.com/share/p/1BDBPJykoZ/</a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 24 Sep 2025 17:31:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/09/turkoguz-kilicgedik-yazdi-dort-kapi-icinde-alevilik-bektasiligin-asamasi-1758724822.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Mehmet Yuva yazdı: Bin Alevi (Alevi oğlu)</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/mehmet-yuva-yazdi-bin-alevi-alevi-oglu-2185</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/mehmet-yuva-yazdi-bin-alevi-alevi-oglu-2185</guid>
                <description><![CDATA[Suriye’nin geleceğini şekillendirecek en kritik meselelerden biri olarak görülen “Suriye Sahil-Alevi Bölgesi”, bölgesel ve uluslararası aktörlerin yoğun ilgisi altında. Mehmet Yuva’nın Aydınlık gazetesinde yayımlanan yazısına göre, bu bölge hem tarihsel hem de güncel dinamikleriyle Suriye’nin kaderinde belirleyici bir rol oynayabilir.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Suriye Sahil Bölgesi ve Alevi Meselesi: Yeni Bir Çatışma mı Doğuyor?*</p>

<p>Suriye’nin geleceğini şekillendirecek en kritik meselelerden biri olarak görülen “Suriye Sahil-Alevi Bölgesi”, bölgesel ve uluslararası aktörlerin yoğun ilgisi altında. <a href="https://www.aydinlik.com.tr/koseyazisi/bin-alevi-alevi-oglu-545661"><strong>Mehmet Yuva’nın Aydınlık gazetesinde y</strong></a>ayımlanan yazısına göre, bu bölge hem tarihsel hem de güncel dinamikleriyle Suriye’nin kaderinde belirleyici bir rol oynayabilir.<br />
<br />
<em><strong>" Türkiye’nin uğraşması gereken yeni bir kriz bölgesi zuhur edecek."</strong></em> diyen Mehmet Yuva'nın yazısında bir değier dikkat çeken nokta ise,<em><strong>"Trump, Rusya’nın sahil bölgesini kontrol etmesine karşı değil. Ancak Trump ve Netanyahu, Moskova’dan bu bölgeye İran ve Türkiye nüfuzunun uzak kalmasını sağlamasını istiyor. "</strong></em> ifadesi oldu.<br />
<br />
<strong><a href="https://www.aydinlik.com.tr/koseyazisi/bin-alevi-alevi-oglu-545661">Mehmet Yuva'nın Aydınlık'ta yayımlanan yazısının tam metni şöyle:</a></strong></p>

<p>Suriye’de gündemi belirleyecek ve meşgul edecek en önemli meseleler arasında <strong>“Suriye Sahil-A-levi Bölgesi”</strong> olacak. Konuyu daha iyi anlamak için geçmişe kısa bir yolculuk yapacağız. Alevi kelimesinin Hz. Ali isminden değil alevden geldiğini iddia edenler oldu. Kötü bir niyet yoksa bir düz mantık çıkarımıdır. Zira Arapçadan Türkçeye geçen birçok terim farklı yazılmakta ve telaffuz edilmektedir. Alevi, Ali-Veli (Ali Velimdir) kelimesinden türedi. Hz. Muhammed, Hz. Ali ve Hz. Fatıma’nın salih ve nebil-asil zürriyetine tabi olmak ve itikat yolunda gitmek manasındadır. Veli, evliya kelimesinin de kökenidir. Koruyucu, otorite, yetkili, sorumlu demektir. Alevi soyadı ve Alevi ismiyle kurulan hanedanlık ve devletler geçmişte ve günümüzde Arabi Coğrafyasında mevcut oldu.</p>

<p><strong>MUHALİF BAKAN</strong><br />
<br />
<strong>Yusuf Bin ALEVİ Bin Abdullah </strong>(1997-2020) Umman Sultanlığı eski Dışişleri Bakanıydı. Bin Alevi (Alevi oğlu) muhalif bir siyasetçiydi. Umman Sultanlığının komşu petro-dolar Körfez hanedanlıklarından farklı bir dış politika inşa edilmesinden yanaydı. Bu hanedanlıklarını İsrail, ABD ve Batı projelerinde “kraldan daha kralcı” olmakla suçladı. Sorunların uzlaşmayla çözülmesi, İran, Yemen, Lübnan, Irak ve Suriye’de “Arabi milletin çıkarları ile örtüşmeyen, dış ajandalara yarayan, müdahalelere açık kapı aralayan” söylem ve eylemlerden uzak durulmasını tavsiye etti. Bu açıklamaları devlet erkânında Hanedan çevresinde halkta geniş bir destek buldu.</p>

<p>Müteveffa Sultan Qabus (1970-2020), Bin Alevi’yi önce Beyrut Büyükelçisi (1970-1973) yaptı. Lübnan İç Savaşının sona ermesi, din ve mezhep çatışmalarının yerine huzurlu ve egemen bir Lübnan’ın kurulması için uğraştı. İsrail, Fransa ve ABD’nin Lübnan’ı istikrarsızlaştıran ve din-mezhep ayırımcılığına yatırım yapan politikalarını tenkit etti. Sultan Qabus 1997’de Bin Alevi’yi Dışişleri Bakanlığına atadı. Umman’dan sürgün edilen muhalifleri geri çağırdı. 1 milyon insanın ölümüne, 2 milyon insanın yaralanmasına ve günümüz parasıyla 1 triyon dolar maddi hasara, coğrafyamızın işgal projelerinin uygulanmasına sebep olan Irak-İran savaşının (1980-1988) olmaması ve başladıktan sonra bitirilmesi için çaba harcadı. Suudi, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve mahalli-yabancı müttefiklerinin Yemen’e karşı 2015’te başlattığı işgal ve yıkım savaşının bitmesi için arabulucu oldu. Petro-dolar Körfez hanedanlıkların saldırgan politikalarının Arabi ve İslam alemine zarar verdiğini ve bunun durması gerektiğini açıkladı.</p>

<p><strong>KÖRFEZ ONU HEDEFE KOYDU</strong><br />
<br />
Suudi ve BAE tarafından hedef alındı.<strong> “Arap Baharı” </strong>yalanlarıyla parçalanan coğrafyamızın maruz kaldığı işgal, talan, terör ve taksim projelerine karşı tavır aldı. Bakanlığı döneminde bölgesel meselelerin çözülmesi ve ihtilaflı taraftarların görüşmelerine ev sahipliği yaptı. ABD-İran arasındaki gerginliğin giderilmesi ve iki taraf arasındaki gizli veya açık görüşmelere ev sahipliği yaptı. Haziran 2016’da İran’da “casusluk” suçlamasıyla gözaltına alınan İran asıllı Kanadalı Prof. Homa Hoodfar’ın serbest bırakılması için Kanada Başbakanı Justin Trudeau aracılık yapması için Bin Alevi’den yardım istedi. İran nezdinde girişimde bulunan Bin Alevi gözaltındaki profesörün serbest bırakılmasını sağladı. Sultan Qaboos (Qabus)’un vefatından sonra vasiyetine istinaden Sultan olan Kuzeni Haitham (Heysem) Bin Tarık, Bin Alevi’yi Birinci Sınıf Kraliyet Takdir Nişanı ile ödüllendirdi.</p>

<p><strong>NÜFUZLU AİLE</strong><br />
<br />
Bin Alevi’nin kendisi bugün 80 yaşında olmasına karşın ve sülalesi halen Umman Sultanlığında siyaset, ekonomi, felsefe, fıkıh ve akademik hayatta en nüfuzlu ailelerdendir. Suriye için savaşların start aldığı 2011’den itibaren Esad yönetimi ve muhalefet ile ilişkilerini sürdürdü. Suriye’nin Arap Ligi’nden çıkarılmasına, Esad yönetimi ile ilişkilerin askıya alınmasına ve Arap-Müslüman ülkelerin Suriye’ye karşı başta ABD’nin kabul ettiği ekonomik ambargo ve ablukaya katılmasına karşı çıktı. Esad ve muhalefet arasında arabuluculuk yaptı. Suriye Sahil, Humus ve Hama kırsalında yaşayan çoğunluk nüfus Alevi. Alevi kökenli İsmaili, Mürşidi, Sünni, çoğunluğu Ortodoks farklı mezheplerden Mesihi, Ermeni, Türkmen, az sayıda Yunan, Süryani ve Kürt topluluklar yaşamaktadır.</p>

<p><strong>İRİLİ UFAKLI ONLARCA YAPI</strong><br />
<br />
<em><strong>“Terörist yönetim, radikal dinci, Alevi, Dürzi ve Mesihi katliamlarından sorumlu, katliamları yapanlardan hesap soramayan, Şam, Sahil bölgesi, Humus, Hama ve Halep zenginliğini talan eden, hukuk tanımaz, Suriye milletini bölen, ötekileştiren ve eğitimde-hayat tarzında El-Kaide-DEAŞ ideolojisi ve terbiyesini dayatan”</strong></em> Şam’daki rejim altında yaşamak istemediklerini beyan ederek “Suriye orta ve Sahil Bölgesi Konseyi” adıyla bir siyasi yapı inşa edildi. Daha önce de <strong>“Alevi”</strong> adıyla, <strong>“Laiklik, özgürlük, onur”</strong> adıyla Suriye sahil bölgesini kurtarmak hedefiyle irili ufaklı onlarca yapı ortaya çıktı. Bu yapılar Fransa’yı, BM’yi, Türkiye’yi, Arap devletlerini, Rusya’yı ve hatta Ahmet Şara rejimine verdiği destekten dolayı mesafeli oldukları Türkiye’yi bile müdahale etmeleri için çağrıda bulunuldu. Celladın bıçağından kurtulmak umuduyla diyerek İsrail’den bile yardım diledi.</p>

<p>Suriye sahil bölgesi için birçok mahfilde hararetli görüşmeler ve planlar yapıldı. Netanyahu ve savaş kabinesi 8 Eylül’den sonra Suriye’de çok büyük olayların hasıl olacağını ilan etmişlerdi. Pazartesi itibariyle (8 Eylül) İsrail savaş uçakları Lazkiye ve Humus kırsalındaki askeri üs, tesis ve karargahları bombaladı. Bu saldırıların sahil bölgesi için tasarlanan planın önünü açmayı hedeflediği iddia ediliyor. Zira sahil bölgesinde patlak verecek yeni bir çatışma Şam rejiminin Fırat’ın doğusu ve güneyini tamamen İsrail ve ABD’nin inisiyatifine bırakmak zorunda kalacak. Türkiye’nin uğraşması gereken yeni bir kriz bölgesi zuhur edecek. İddialar odur ki; Ahmet Şara rejimi Suriye’yi bir bütün olarak kontrol etme ve elinde tutma imkân, kabiliyet, toplumsal destek ve vizyona sahip değil. Suriye için taksim dışında bir seçenek kalmaz, bir mucize veya bunu önlemeye yönelik güçlü bir askeri müdahale olmazsa taksim kaçınılmaz olacak.</p>

<p><strong>BÖLÜNME SENARYOLARI</strong><br />
<br />
Mahfillerde üzerinde en çok konuşulan taksim senaryoları şunlardır; İsrail, Suriye’nin Golan, Şeyh Dağı <strong>(Cebel El-Şeyh) </strong>Dera ve Süveyda bölgelerinden vazgeçmeyecek. Açabilirse Davut Koridorunu inşa edip Kuzey Irak Kürt Bölgesini, doğu ve kuzey Suriye’yi Süveyda vilayetini, Golan bölgesini Tel Aviv’e bağlayacak.<strong> ABD başta Fırat’ın doğusu ve kuzeyinde kalan bölgeler ile tüm Suriye üzerinde hak talebinde bulunacak. Trump, Rusya’nın sahil bölgesini kontrol etmesine karşı değil. Ancak Trump ve Netanyahu, Moskova’dan bu bölgeye İran ve Türkiye nüfuzunun uzak kalmasını sağlamasını istiyor. Türkiye ise Halep, İdlib ve Hatay sınırına komşu Lazkiye kırsalı düşüyor.</strong> İlaveten Türkiye-Suriye sınırı boyunca bir güvenli tampon bölge istiyor. İran ise sahil bölgesinde ve Irak’ın desteğiyle Fırat’ın doğusunda yer almak istiyor.</p>

<p><strong>FRANSA’NIN PLANI</strong><br />
<br />
Fransa iki program üzerinde çalışıyor; Hafız Esad’ın yoldaşı eski Savunma Bakanı Mustafa Tlass’ın oğlu, Beşar Esad’ın çocukluk arkadaşı ve eski yoldaşı General Manef Tlass’ı<strong> “seküler kuvvetler cephesinin”</strong> lideri olarak parlatırken, farklı A-levi kesimlerle görüşmeler yapıyor. Şam rejimin başı Ahmet Şara, Hakan Fidan’ın tavsiyeleri üzerine olduğu iddia ediliyor, çalışılabilecek Alevi asker, bürokrat, akademisyen, din adamı ve sanayici, siyaset ve ticaret erbabı şahsiyetlerle ama özellikle Beşar Esad döneminde Esad’ın yanında yer almış isimlerin<strong> “Alevilerin temsilcileri” </strong>olarak öne çıkmaları için çaba harcıyor. Peki tüm bu taraflar hesap ve plan yaparken Suriye sahil Alevileri ve akrabaları Sünniler, Türkmenler, Mesihiler, Ermeniler ne yapacak? Umman’ın Bin A-levi’sinin ne istediği gayet açıktı? Peki, Suriye’nin Bin Alevileri (Alevi oğulları) ne istiyor?</p>

<p>Bu konuları ‘ÖRS VE ÇEKİÇ ARASINDA ALEVİ PROJESİ’ başlığı altında irdeleyeceğiz.<br />
<br />
Kaynak:<a href="https://www.aydinlik.com.tr/koseyazisi/bin-alevi-alevi-oglu-545661">https://www.aydinlik.com.tr/koseyazisi/bin-alevi-alevi-oglu-545661</a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 11 Sep 2025 00:35:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/09/mehmet-yuva-yazdi-bin-alevi-alevi-oglu-1757542003.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türkoğuz Kılıçgedik yazdı: Alevilik evvel ve ahirdir</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/turkoguz-kilicgedik-yazdi-alevilik-evvel-ve-ahirdir-2119</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/turkoguz-kilicgedik-yazdi-alevilik-evvel-ve-ahirdir-2119</guid>
                <description><![CDATA[Türkoğuz Kılıçgedik, Alevilik-Bektaşilik inancının kökenleri, tarihsel süreci ve geleceği güçlü bir şekilde vurgulayan bir yazı kaleme aldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türkoğuz Kılıçgedik,</strong> Alevilik-Bektaşilik inancının kökenleri, tarihsel süreci ve geleceği güçlü bir şekilde vurgulayan bir yazı kaleme aldı. Kılıçgedik, Alevilik-Bektaşilik’in Hak tarafından Hz. Ali’ye verilen Velayet ile başladığını ve Kırklar Meclisi’nde kurumsallaşarak Dört Kapı, Kırk Makam ve Doksan Bin Söz öğretisiyle yapılandığını ifade etti. Yazıda, Alevilik-Bektaşilik’in 1400 yıllık tarihinde birçok zorlukla karşılaştığı, hatta yok olma tehlikesi yaşadığı halde varlığını sürdürdüğü belirtti. On İki İmamlar, Ahmet Yesevi ve Hacı Bektaş Veli gibi önemli isimler sayesinde parlak dönemler yaşayan bu inanç, günümüzde de devlet yetkililerinin başlattığı olumlu bir süreçle yeniden güçlenme potansiyeli taşıyor. Kılıçgedik, <strong>Alevilerin bu süreci </strong>&nbsp;katkı sunması gerektiğini vurguladı.<br />
<br />
<strong>Türkoğuz Kılıçgedik, yazısında şunları kaydetti:</strong><br />
<br />
<strong>ALEVİLİK EVVEL VE AHİRDİR</strong><br />
<br />
Su akar yatağını bulur misali Alevi-Bektaşilikle ilgili içinden çıkılmaz birçok sorun var gibi görünsede bu sorunların çoğu zamanla yoluna girip su misali yatağını bulur.<br />
Hak tarafından ilk olarak kendi nurundan Muhammed Ali Nuru ile yaratılan Alevilik Adem'in yaratılmasıyle devam edip İslam'ın yayılması döneminde Miraçta Hak tarafından Hz. Ali'ye Velayet verildikten sonra Velayet el değiştirmeden Alevilik üzerinden bu güne geldi&nbsp;<br />
<br />
Hak tarafından Hz. Ali'ye verilen Velayet Kırklar Meclisinde Kurumsallaşarak Dört Kapı, Kırk Makam, Doksan Bin Söz üzerinden yapılanan bir öğreti ve sistemle kuruldu.<br />
Bu Velayet ve ilgili kurumlaşma olan Kırklar Meclisi, ve Velayet öğretisi olan Dört Kapı Kırk Makam, Doksan Bin Söz gibi oluşum Hak (Allah) tarafından Hz. Ali ve devamında Kırklar Meclisine verilmiş. Bu oluşumun kıyamete kadar On İki İmamlar ve Alevilik üzerinden sürdürülmeside yine Hak tarafından kararlaştırılmış.<br />
<br />
Kıyamet gününde ise Gaipte yaşayan İmam Mehdi'nin Hak tarafından zuhur edilip görevlendirilerek yeni ve adil bir düzen kurup kıyamet oluşumunu erteleyeceği konusunda tarihi kaynaklar bilgi vermektedir. Yani Alevilik herşeye rağmen devam edip İmam Mehdi'nin zuhur etmesiyle yeniden hak ettiğii güce kavuşacaktır.<br />
<br />
Hak tarafından emredilen Hz. Ali Velayeti ve ilgili Alevilik- Bektaşilik 1400 yıllık süreç içinde birçok zorlu ve hata yok olma &nbsp;süreci yaşadığı halde yok olmadı ve halen varlığını devam ettirmektedir.<br />
1400 yıllık tarih içinde birçok zor koşullara rağmen On İki İmamlar, Ahmet Yesevi, Hacı Bektaş Veli gibi dönemlerde çok güçlü ve parlak dönemler yaşadı.<br />
Günümüze gelindiğinde ise Alevilik-Bektaşiliğin yaşadığı bu olumsuz ortamda devlet yetkilileri tarafından olumlu bir süreç başlatılmıştır.<br />
Eğer Aleviler kendi kendine bu süreci baltalamayıp uzatmazsa bu sürece Alevilik-Bektaşilik için olumlu katkı sunarlarsa Alevilik-Bektaşilik tekrar tarihte olduğu gibi güçlü ve parlak bir dönem yaşar&nbsp;<br />
Alevilik-Bektaşilikle ilgili çözüm yolları geciktirilmeden Alevilik-Bektaşiliğin tekrer güçlü ve parlak bir dönem başlatması için bu konuda muhalif olan kesimler dinlenmeden devlet darafından başlatılan bu süreç olumlu karşılayıp iyi değerlendirmelidir.<br />
<br />
Devlet yetkilileriyle ilişkisi iyi olan her Alevi Alevilik-Bektaşilik için gerekli ve ve yararlı herşeyi yetkililerle müzakere ederek ya da teklif vererek bu süreçte kendi üzerine düşen tarihi sorululuklarını yerine getirmeliler.<br />
Hak tarafından Hz. Ali'ye, Kırklara, On İki İmamlara verilen Velayet ve ilgili Alevilik-Bektaşilik Hak tarafından sonsuz kılınmıştır. Bu tarihi bilgi referans alınarak devlet Alevilği yok eder gibi söylemlere kimse aldanmasın.&nbsp;<br />
Devletin yada başka bir oluşumun Hak gücü karşısına çıkıp Alevilik-Bektaşiliği yok etme gücü yoktur. Dolayısıyla Hak'ka inanan hiç kimse bu konuda endişeye düşmesin.<br />
1400 yıldır Hak Muhammed Ali Velayeti ve ilgili öğretisi ve sistemi nasıl Alevilik-Bektaşilik adı ile tanımlanıp devam etmişse ve hiç kimseye amanet olarak bile verilmemişse yine bu isim ve anımlamayla devam edecektir. Buna Hak dışında kimsenin gücü yetmemektedir&nbsp;<br />
<br />
Tarihte olduğu gibi birçok zorluk ve zamana göre bazı değişimler yaşamak kaçınılmazdır. Alevilik-Bektaşilik inancını taşıyan ve devam eden nüfusta da azalma olabilir. Ancak bu konudaki öz-nur veya tohum değişmeden devam edecektir.<br />
Nasıl ki özü itibariyle bir meşe palamudundan çam ağacı çıkmıyorsa Alevilik-Bektaşilik özündende başka bir soy, inanç veya toplum çıkmaz.<br />
Yeter ki "Hak Muhammed Ali Yolu" olarak tanımladığımız ve Hak tarafından Hz, Ali, Kırklar, On İki İmamlar,a verilen Velayet ve bu Velayetin devamı olan ocaklar, Ahmet Yesevi, Baba İlyas, Hacı Bektaş Veli gibi isimler ve ilgili Alevi-Bektaşiliği ve yolu olan Dört Kapı Kırk Makam, Doksan Bin Söz gibi öğreti ve sistemi bu öze ve tarihe göre yaşatmaya özen gösterelim...</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 29 Aug 2025 20:11:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/08/turkoguz-kilicgedik-yazdi-alevilik-evvel-ve-ahirdir-1756488822.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Şenol Kaluç: CHP Alevileri Diyanete mi bağlamak istiyor?</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/senol-kaluc-chp-alevileri-diyanete-mi-baglamak-istiyor-2106</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/senol-kaluc-chp-alevileri-diyanete-mi-baglamak-istiyor-2106</guid>
                <description><![CDATA[Karar gazetesi yazarı Şenol Kaluç, 27 Ağustos 2025 tarihli köşe yazısında, CHP’nin Aleviler ve Diyanet İşleri Başkanlığı (DİB) konusundaki tutumunu ele alarak Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Sekreteri ve alevihaberler.com.tr genel yayın yönetmeni Ali Rıza Özkan'ın başlattığı tartışmaya katıldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.karar.com/yazarlar/senol-kaluc/chp-alevileri-diyanete-mi-baglamak-istiyor-1605010">Karar gazetesi yazarı Şenol Kaluç, 27 Ağustos 2025 tarihli köşe yazısında, CHP’nin Aleviler ve Diyanet İşleri Başkanlığı (DİB) konusundaki tutumunu ele alarak Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Sekreteri ve alevihaberler.com.tr genel yayın yönetmeni Ali Rıza Özkan'ın başlattığı tartışmaya katıldı.</a> Kaluç, CHP’nin Alevilerin sorunlarına yaklaşımını ve 2022’de kurulan Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na (ABKCB) yönelik itirazlarını sorgularken, partinin Alevilik konusundaki tutumunun muğlak olduğunu öne sürdü.</p>

<p>Kaluç yazısında, MHP lideri Devlet Bahçeli’nin Alevilere yönelik olumlu adımlar attığını, Hacı Bektaş’ta bağışladığı araziye cemevi inşa ettiğini ve 29 Ekim 2025’te açılış hedeflediğini belirtti. Bahçeli’nin Alevilerin siyasal tercihlerine saygı duyduğunu vurgulayarak oy beklentisi gütmediğini ifade ettiğini aktaran Kaluç, MHP’nin, geçmişteki travmalara rağmen Alevilerle kucaklaşmada AK Parti’den daha başarılı olduğunu savundu.</p>

<p><strong>Şenol Kaluç'un yazısı şöyle:<br />
<br />
CHP Alevileri Diyanete mi bağlamak istiyor?</strong><br />
<br />
“Terörsüz Türkiye” açılımı sürerken yakın bir gelecekte MHP lideri Sayın Bahçeli’nin öncülüğünde bu kez de Alevilerin beklenti ve sorunlarının çözümü için bir adım atılacağı dillendiriliyor.</p>

<p>Malumunuz Bahçeli, Hacı Bektaş İlçesinde bağışladığı araziye Cemevi yapılmakta ve açılışın sembolik bir tarih olarak 29 Ekim 2025’e yetiştirilebilmesi için maddi-manevi hiçbir desteği esirgememekte. Gözden kaçmayan bir diğer husus, Bahçeli ve kurmaylarının katıldıkları her platformda Alevilerle ilgili yapıcı konuşmaya dikkat etmeleri ve bir siyasal partinin en doğal beklentisi olan oy konusunda da açık sözlülükle “Bir oy beklentisi içinde olmadıklarını, Alevilerin siyasal tercihlerine saygılı olduklarını” ısrarla belirtmeleri. Alevilerin ülke ile gönül bağlarının güçlü tutulmasını -güvenlik merkezli olsa da- oydan daha fazla önemsedikleri görülüyor. Nitekim uzun zamandır MHP, özellikle yerel yönetimlerde bu tavrını Alevilere fiilen hizmet götürme gayreti ile de göstermeye çalışıyor.</p>

<p>MHP’nin, 12 Eylül döneminde Ülkücüler ve Aleviler arasında yaşanan ve hala hatırlanan ağır travmalara rağmen Alevilerle kucaklaşma konusunda Ak Partiden çok daha başarılı olduğunu söylemek sanırım yanlış olmaz.</p>

<p>Ak Parti açılım çabaları ve atılan bazı adımlara rağmen Alevilerle sağlıklı bir ilişki kurma konusunda halen ciddi sıkıntı çekiyor ama şu an için konumuz bu değil.</p>

<p>Konumuz CHP ve Aleviler.</p>

<p>2022’de Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile Alevilerin de devlet bütçesinden az-çok bir pay alabilmeleri ve çeşitli hizmetlerin götürülebilmesi için Alevilerin Diyanet İşleri Başkanlığı (DİB) konusundaki açık hassasiyetleri gözetilerek Kültür Bakanlığı (KB) bünyesinde Alevi -Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı (ABKCB) kuruldu.</p>

<p>Ak Parti, Alevilerin DİB hassasiyetini gözetirken CHP ne yaptı?</p>

<p>Meclise yıllardır Alevilerin oyları ile giren CHP, anında kurucu reflekslerine sarılarak DİB’i savunmaya geçti ve laiklik maskesi altında 23 Aralık 2022 tarih ve 15322 sayılı verdiği dilekçeyle Anayasa Mahkemesine başvurdu.</p>

<p>CHP, ABKCB’nin “Alevi inancının Türkiye’de idari ve yargısal pratikte maruz kaldığı tanınmama ve ayrımcılığa uğrama sorununu çözmemekte; aksine, DİB’na Anayasa ile verilen görev yok sayılarak” KB bünyesinde bir kültür biçimine indirgendiği ve oluşan durumun da Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesi ile kapatılmasını istiyor.</p>

<p>CHP’nin, Alevilerin DİB hassasiyetini bilmiyor olması mümkün mü?</p>

<p>Çalıştaylar sürecince parçalanmış, bölünmüş denen tüm Alevi örgütlenmeleri DİB çatısı altında atılacak hiçbir adımı kabul etmeyeceklerini açıkça deklare etmişken CHP’nin ve CHP içinde etkin noktalardaki Alevilerin bu gerçeği bilmiyor olmaları sanırım mümkün değil.</p>

<p>Kurumun kurulduğu günden beri teolojik tartışmalardan uzak durmaya çalıştığı ve Cemevlerinin elektrik-su faturaları ile onarım ve bakım masraflarının karşılanması için çaba harcadığı, TRT’de ve KB bünyesindeki faaliyetlerde Alevilik-Bektaşilik değerlerinin gözle görülür bir hale gelmesi için çaba harcadığı ortada. Eleştirilebilecek birçok konu elbette var ve çalışmalar yeterli mi diye sorulabilir ama bu hali ile bile 100 yıldır Cumhuriyet rejimince yok sayılan Alevilerin devlet katında az çok bir karşılık bulması gerçeğine CHP ve CHP içindeki Aleviler neden itiraz ediyorlar?</p>

<p>Alevi Çalıştayları sürecinde Sünniler için makbul hale getirilen DİB, bu kez de “CHP eli ile Aleviler gözünde itibarlı bir hale mi getirilmek isteniyor?” sorusu akla gelse de biliyorum ki CHP’nin böyle bir derdi yok.</p>

<p>Aslında mevzu basit, CHP ve CHP’deki Alevilerin bir kısmının Alevilik adına bir beklentileri yok bu nedenle de Alevilerin inançsal taleplerini ideolojik gerekçelerle yok sayma eğilimindeler. Laikliği öne sürmeleri Aleviliğe kıymet vermelerinden değil dinsel her türlü beklentiden rahatsızlık duymalarından kaynaklanıyor. KB bünyesinde Aleviliğin temsilini kültüre indirgemek olarak gören CHP ve elitleri Aleviliği zaten dinsel bir olgudan çok kültürel bir olgu olarak görüyorlar.</p>

<p>DİB’in kurucusu olarak CHP’nin, DİB’in yetki sahasına DİB’den daha fazla önem atfetmesi ise günümüz şartlarında oldukça ironik bir durum ve CHP içinde bu siyasete onay veren Alevilerin de Aleviliklerinin sorgulanmasına yol açabilecek kadar ciddi bir sorun.</p>

<p>Görüldüğü üzere MHP, Alevilik konusunda kendince net ve tutarlı bir tavır sergilerken CHP ise bir o kadar muğlak!.. Daha doğrusu CHP’deki egemen zihniyeti bilmeyenler için anlaşılması zor.</p>

<p>Onca çetrefilli konu arasında CHP Genel Başkanı Sayın Özgür Özel’in bu konuda da bir fikir beyanında bulunması gerekiyor. İnançlı Aleviler güzel ama içi boş sözlerle mi avutulacak yoksa gerçekten muhatap alınacak mı bu konuda CHP tepe kadrolarının net olması gerekiyor.</p>

<p>15322 sayılı dilekçe Anayasa Mahkemesi önünde durduğu sürece CHP’nin Aleviler ve Alevilerin sorunları konusundaki tek beklentisinin çözümsüzlük olduğu açıkça ortada.</p>

<p>Ancak görünen o ki; CHP bu konuda yalnız değil. CHP’ye yakın siyaset yapan Alevi örgütlenmelerinin büyük bir kısmı da çözümsüzlükten fazlası ile memnun. Ak Parti, başından beri MHP çizgisine yaklaşabilse ve somut adımlarla karşılık verebilse idi muhtemelen sorun bugün büyük ölçüde çözülmüş olurdu.<br />
<br />
Kaynak:<a href="https://www.karar.com/yazarlar/senol-kaluc/chp-alevileri-diyanete-mi-baglamak-istiyor-1605010">https://www.karar.com/yazarlar/senol-kaluc/chp-alevileri-diyanete-mi-baglamak-istiyor-1605010</a></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 27 Aug 2025 13:28:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/08/senol-kalucchp-alevileri-diyanete-mi-baglamak-istiyor-1756291491.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dr. Cenk Özdağ yazdı: Alevilik Şiilik değildir!</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/dr-cenk-ozdag-yazdi-alevilik-siilik-degildir-2093</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/dr-cenk-ozdag-yazdi-alevilik-siilik-degildir-2093</guid>
                <description><![CDATA[Avukat ve akademisyen Dr. Cenk Özdağ, medyada kimi yanılgılara işaret ederek, Alevilik ve Şiilik arasındaki benzerlikleri ve farklılıkları gösteren bir yazı kaleme aldı. 12Punto haber sitesinde yayınlanan yazıyı okurlarımızla paylaşıyoruz.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Türkiye'de ve dünyada Alevilik üzerine konuşulurken sıklıkla düşülen temel bir yanılgı vardır: Aleviliği, Şiiliğin bir alt kolu, bir mezhebi veya Anadolu'ya özgü bir versiyonu olarak tanımlamak. Bu yaklaşım, kimi zaman kötücül niyetlerle Aleviliği belirli bir jeopolitik eksene hapsetmek için kullanılırken, çoğu zaman da ne yazık ki cehaletten kaynaklanmaktadır. Bu yanılgının ne kadar yaygın ve iyi niyetli insanlar arasında bile ne denli köklü olduğunu anlamak için çok uzağa gitmeye gerek yok.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Bir Kıvılcım: Nevşin Mengü Örneği ve Yaygın Yanılgı</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Gazeteci Nevşin Mengü, şüphesiz Türkiye'nin en tanınmış ve nitelikli medya figürlerinden biridir. Bilkent Üniversitesi gibi saygın bir kurumdan mezun olması, uluslararası alandaki tecrübesi ve İran'da yaşamış olması, ona bölgesel dinamikler konusunda belirli bir birikim kazandırmıştır. Ancak tam da bu niteliklere sahip bir ismin dahi şu tweeti atabilmesi, konunun ne kadar karmaşık ve yanlış anlaşıldığını gözler önüne sermektedir:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><em>"Alevis in Turkey. They are performing semah. Their ritual. They are considered under Twelver shi’ism. They usually vote for CHP. They usually are hardline seculars."</em> (Türkiye'deki Aleviler. Semah yapıyorlar. Onların ritüeli. On İki İmam Şiiliği altında kabul ediliyorlar. Genellikle CHP'ye oy veriyorlar. Genellikle katı sekülerlerdir.)</span></p>

<p><span style="color:#000000">(bkz. https://x.com/nevsinmengu/status/1956422659966677344)</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu yazının amacı Nevşin Mengü'yü hedef almak değil, tam aksine onun örneğinden yola çıkarak bu hatanın ne kadar "normalleştiğini" göstermektir. Zira Mengü'nün bu tespiti, Alevilere yönelik hasmane bir tutumdan veya Sünni-Şii ayrımında taraf olmasından kaynaklanmamaktadır. Bu durum, eğitimli, seküler ve konuya dışarıdan bakan pek çok insanın düştüğü tarihsel ve teolojik bir hatanın tipik bir yansımasıdır. Bu hata, Aleviliğin özgün ve bambaşka dinamiklerle gelişmiş bir inanç yolu olduğunu göz ardı etmekten kaynaklanır.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Farkların ardında saklı kalan: Ehlibeyt Sevgisi</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevilik, Şiilik ve hatta Anadolu'daki Sünni İslam anlayışını birbirine bağlayan görünmez ama güçlü bir bağ vardır: Ehlibeyt sevgisi ve Kerbela matemi. Bu, basit bir teolojik referansın ötesinde, bu toprakların kolektif vicdanını şekillendirmiş bir adalet ve mazlumiyet anlatısıdır.</span></p>

<ul>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>Hz. Ali ve Ehlibeyt Sevgisi:</strong> Her üç gelenek için de Hz. Ali'ye ve ailesine duyulan sevgi ve saygı derindir. Ancak bu sevgi, Alevilikte inancın merkezine yerleşirken, Şiilikte imamet doktrininin temeli, Anadolu Sünniliğinde ise saygı duyulan bir manevi miras haline gelmiştir.</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>Kerbela ve Yezid'e Karşı Ortak Tavır:</strong> Bu ortak vicdanın en somut kanıtı, Emevi iktidarına ve özellikle Yezid'e karşı duyulan ortak nefrettir. Diğer Müslüman toplulukların aksine, Anadolu'da Sünni ailelerin çocuklarına Muaviye veya Yezid gibi isimleri vermesi neredeyse imkânsızdır. Bu isimler zulmün ve adaletsizliğin sembolü olarak görülür. Bunun tek istisnası olan Osman isminin yaygınlığı ise onun bir Emevi lideri olarak değil, hürmet edilen Dört Halife'den biri olarak görülmesindendir.</span></p>
	</li>
</ul>

<p><span style="color:#000000">Dolayısıyla, Ali'ye ve Ehlibeyt'e duyulan sevgi üzerinden Alevilik ile Şiilik arasında bir köprü kurulurken, aynı köprünün Alevilik ile Anadolu Sünniliği arasında da var olduğunu görmek, resmi doğru okumanın ilk adımıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Benzerlikler Yanıltmasın: Alevilik ve Şiilik Arasındaki Temel Farklar</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevilik ile Şiiliği birbirine karıştıranların temel dayanağı, her iki inancın da Sünni İslam yorumuna alternatif olması, Hz. Ali'ye ve On İki İmamlara derin bir sevgi ve saygı duymasıdır. Ancak bu ortak referans noktaları, aradaki devasa farkları görmeye engel olmamalıdır.</span></p>

<ul>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>İbadet Mekânı ve Ritüeller:</strong> En temel ve gözle görülür fark budur. Şiilik, Sünnilik gibi ibadet mekânı olarak camiyi (mescit) kabul eder ve ibadetini namaz kılarak yapar. Alevilikte ise ibadet mekânı Cemevi'dir ve en temel ibadet, müzik (bağlama) ve deyişler eşliğinde çoğunlukla kadın ve erkeğin bir arada yaptığı Semah'tır.</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>İnancın Temel Şartları:</strong> Şiilik, İslam'ın beş şartını (Namaz, Oruç, Hac, Zekât, Kelime-i Şehadet) temel olarak kabul eder. Alevilikte ise bu şartlar aynı formda ve kesinlikte yoktur. Örneğin, Ramazan Orucu yerine Muharrem Orucu (Yas-ı Matem) tutulur. Mekke'ye Hac, Alevilikte temel bir zorunluluk değildir; "en büyük Kâbe insanın kalbidir" anlayışı esastır.</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>Dini Otorite ve Liderlik:</strong> Şiilikte, Ayetullah, Molla, Müçtehit gibi medrese eğitimiyle yetişmiş, hiyerarşik bir din adamları sınıfı vardır. Alevilikte ise dini liderlik, Hz. Muhammed'in soyuna dayandığına inanılan ve "Ocak" adı verilen bir sistemle soya dayalı olarak devam eden Dede veya Pir ve Analar tarafından yürütülür. Liderlik, akademik eğitimle değil, soy ve karizma ile devam eder. Ocaklar da kendi içinde ayrılır: Mürşit ve Talip Ocağı. Ama esasın anlaşıldığını sanıyorum.</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>Şeriat Anlayışı (Batıni vs. Zahiri):</strong> Belki de en temel felsefi ayrım buradadır. Şiilik (özellikle Caferilik kolu), kendine ait bir şeriat (fıkıh) hukukuna sahip, kuralları ve yasakları net olan zahiri (dışsal) bir inançtır. Alevilik ise Kuran'ın ve dinin görünen yüzünün ardındaki öze, yani batıni (içsel) anlama odaklanır. Bu nedenle Alevilikte katı şeriat kuralları değil, "eline, beline, diline sahip ol" gibi ahlaki ve insani düsturlar ön plandadır.</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Anaakım Caferi Şiiliği, her ne kadar "İrfan" adıyla bilinen zengin bir batıni (ezoterik) geleneğe sahip olsa da, toplumsal ve bireysel yaşamda zahiri kuralları, yani şeriat fıkhını önceler. Namaz, Ramazan orucu, Hac gibi ibadetlerin şekilsel kuralları esastır. Alevilik ise tam tersine, batıni anlamı inancın merkezine koyar. Kuran'ın ve ibadetlerin lafzi yorumundan çok, özündeki anlama, yani "insan-ı kâmil" olma yoluna odaklanır.</span></p>
	</li>
</ul>

<p><span style="color:#000000"><strong>Karşılıklı Tutumlar: Aleviler Şiiler Tarafından da Kınanıyor</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu yaygın yanılgının en ironik yanı, tarihsel ve teolojik olarak ne Alevilerin kendilerini Şii olarak görmesi ne de Şiilerin Alevileri "kendilerinden" kabul etmesidir.</span></p>

<ul>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>Alevilerin Şiiliğe Bakışı:</strong> Aleviler, Şiileri tarihsel olarak Emevi ve Abbasi zulmüne karşı benzer bir safta görseler de onları kendilerinden ayrı tutarlar. Alevi perspektifinden Şiilik, fazla kuralcı, şeriatçı, dogmatik ve Fars/Arap kültürüne hapsolmuş bir inanç olarak görülür. Aleviler için Cemevi'nden ve Semah'tan vazgeçip camide namaz kılmak, kendi inançlarını inkâr etmekle eşdeğerdir.</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>Şiiliğin Aleviliğe Bakışı:</strong> Bu nokta, "Alevilik Şiiliktir" tezini tamamen çürütmektedir. İran merkezli resmi On İki İmamcı (Caferi) Şiiliği başta olmak üzere, ana akım Şii otoriteleri, Aleviliği İslam'ın dışında veya en iyi ihtimalle "sapkın" (ghulat/galiyye - aşırıya giden) bir fırka olarak görmektedir. Alevilerin namaz kılmaması, Ramazan orucu tutmaması, camiye gitmemesi, kadın-erkek bir arada ibadet etmesi (Semah), müzik aletini (bağlama) ibadete dahil etmesi ve "Hak-Muhammed-Ali" üçlemesi gibi batıni inançları, ortodoks Şii fıkhına göre kabul edilemez bid'atlardır. Dolayısıyla, Aleviler sadece Sünni otoriteler tarafından değil, aynı zamanda Şii otoriteler tarafından da tarih boyunca kınanmış ve İslam dairesinin dışında görülmüştür.</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Dahası, ''Alevilik'' terimi bile şemsiye bir terimdir. Yüzlerce yıl bu adlandırma kullanılmadığı halde bugün ''Alevi'' dediğimiz inanç grupları mevcuttu. Farklı bölgelerde farklı adlar aldılar. Sözgelimi, Dersim bölgesinde ''Raye Haq'' (Hakkın Yolu) olarak adlandılırken, İran'da özellikle de Sultan Sahak'a bağlı ocaklar ''Ehl-i Haq'' adıyla anılmaktadır.</span></p>
	</li>
</ul>

<p><span style="color:#000000"><strong>Sonuç: Doğru Tanımak, Düşmanlığı Azaltmanın İlk Adımıdır</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Aleviliğin statüsü karmaşıktır. O, İslam'ın içinden doğmuş ancak Türkmen göçebe kültürü, Zerdüştlük, Maniheizm, Budizm ve Anadolu'nun kadim inançlarından beslenerek kendine özgü (senkretik) bir yapıya bürünmüş, başlı başına bir inanç yoludur. Esasında, herhangi bir dinsel adlandırmadansa ''yol'' sözü Alevilik için en doğru nitelemedir sanırım. ''Erkan yürütmek'', ''yolda yürümek'', ''yoldan sapmak'', ''düşkünlük'' vb. deyimler ''yol''un Alevilikte ne kadar merkezi bir yer tuttuğunu gösteren önemli ipuçlarıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Aleviliği ısrarla Şiilikle bir tutmak, Alevilerin özgün kimliğini yok saymaktır. Daha da tehlikelisi, bu yanlış tanım, Alevileri Türkiye'de ve dünyada tarafı olmadıkları bir çatışmanın ortasına itmektedir. Bu yanılgı yüzünden Aleviler, bir yandan Sünni dünyanın geleneksel anti-Şii söylemlerine hedef olurken, diğer yandan Şii dünyanın "sapkınlık" ve "bid'at" suçlamalarıyla karşı karşıya kalmaktadır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Aleviliğe yönelik düşmanlıkların ve önyargıların azaltılması, onların ne olduğunun doğru bir şekilde anlaşılmasıyla başlar. Onları ne Sünniliğin ne de Şiiliğin potasında eritmeden, kendilerine özgü inançları, ritüelleri ve felsefeleriyle, başlı başına bir değer olarak kabul etmek, toplumsal barış ve insan haklarına saygı için atılması gereken en kritik adımdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevilik, Ehlibeyt ve On İki İmamlar pınarından doğmuş, ancak Anadolu'nun kültürel ve sosyal coğrafyasında yüzlerce yıl boyunca evrilerek kendi özgün yatağını bulmuş, başlı başına bir inanç yoludur. Onu Şiilikle bir tutmak, bu özgün evrimi ve kimliği yok saymaktır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu yanlış kategorizasyon, Alevileri tarafı olmadıkları Sünni-Şii siyasal çatışmasının ortasına itmekte, onları bir yandan Sünni dünyanın anti-Şii söylemlerine, diğer yandan Şii dünyanın "sapkınlık" suçlamalarına maruz bırakmaktadır. Aleviliğin ne olduğunu anlamak, onu ne Sünnilik ne de Şiilik parantezine almadan, kendi özgünlüğü içinde tanımak; sadece tarihsel bir gerçeği teslim etmek değil, aynı zamanda milyonlarca insanın kimliğine saygı duymanın ve toplumsal barışı tesis etmenin temel bir gerekliliğidir.</span></p>

<p><a href="https://12punto.com.tr/yazarlar/cenk-ozdag/alevilik-siilik-degildir-96660"><strong><span style="color:#000000">DR. CENK ÖZDAĞ</span></strong></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 23 Aug 2025 14:58:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/08/cenk-ozdag-yazdi-alevilik-siilik-degildir-1755950528.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ozan Ahmetoğlu yazdı:Batı Trakya Türk Azınlığını bölme projesinde sırada ne var?</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ozan-ahmetoglu-yazdibati-trakya-turk-azinligini-bolme-projesinde-sirada-ne-var-2090</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ozan-ahmetoglu-yazdibati-trakya-turk-azinligini-bolme-projesinde-sirada-ne-var-2090</guid>
                <description><![CDATA[Ozan Ahmetoğlu, Gündem Gazetesi'nde yayımlanan "Batı Trakya Türk Azınlığını bölme projesinde sırada ne var?" başlıklı yazısında, Batı Trakya Türk Azınlığını parçalama ve güçsüzleştirme girişimlerinin yeni bir aşamaya geçtiğini işaret etti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://gundemgazetesi.com/detayh.php?id=21891"><u><strong>Batı Trakyalı gazeteci Ozan Ahmetoğlu, Gündem Gazetesi'nde </strong></u></a>yayımlanan "<em><strong>Batı Trakya Türk Azınlığını bölme projesinde sırada ne var?"</strong></em> başlıklı yazısında, Batı Trakya Türk Azınlığını parçalama ve güçsüzleştirme girişimlerinin yeni bir aşamaya geçtiğini öne sürdü. Ahmetoğlu, Gümülcine merkezli Hronos gazetesinde yer alan bir haberi kaynak göstererek, azınlığın farklı gruplara bölünmesi için adımlar atıldığını belirtti.[(https://gundemgazetesi.com/detayh.php?id=21891)</p>

<p>Ozan Ahmetoğlu, geçtiğimiz günlerde yürürlüğe giren <em><strong>“Bektaşi – Alevi vatandaşlara özel hukuk tüzel kişiliği” </strong></em>yasasının, azınlığın Bektaşi – Alevi kesimini ayrıştırmayı hedefleyen bir düzenleme olduğu belirtiyor. Ahmetoğlu, bu yasanın, azınlığı parçalara ayırma projesinin başlangıcı olabileceği konusunda uyarıları olduğunu, şimdi ise benzer bir stratejinin <strong>“Pomaklar”</strong> için devreye sokulmaya çalışıldığına dikkat çekiyor.<br />
<br />
<strong>Ozan Ahmetoğlu, yazısında şunları kaydetti:</strong></p>

<p><strong>Batı Trakya Türk Azınlığını Bölme Projesinde Sırada Ne Var?</strong></p>

<p>Batı Trakya Türk Azınlığını bölme ve parçalara ayırma projesini yürütenler, bu projenin yeni aşamaları için hazırlık yapıyor. Gümülcine merkezli Hronos gazetesinde yayımlanan bir haber, bundan sonra atılmak istenen adımlar hakkında bazı ipuçları veriyor.<br />
<br />
Batı Trakya Türk Azınlığını bölme ve parçalara ayırma projesini yürütenler, bu projenin yeni aşamaları için hazırlık yapıyor. Gümülcine merkezli Hronos gazetesinde yayımlanan bir haber, bundan sonra atılmak istenen adımlar hakkında bazı ipuçları veriyor.<br />
<br />
Geçtiğimiz günlerde yürürlüğe giren <strong>“Bektaşi – Alevi vatandaşlara özel hukuk tüzel kişiliği”</strong> yasasının mürekkebi henüz kurumadı. Batı Trakya Türk Azınlığının ayrılmaz bir parçası olan Bektaşi – Alevi soydaşlarımızın haklarını koruma ve tanıma ambalajına sarılan <em><strong>“bölücü – ayrıştırıcı”</strong></em> düzenleme açıklandığında, bunun azınlığı farklı parçalara bölüp ayrıştırma ve buna resmiyet kazandırma projesinin başlangıcı olabileceği uyarısında bulunmuştuk.<br />
<br />
Çok geçmeden, Batı Trakya Türk toplumunu parçalamayı ve güçsüzleştirmeyi hedefleyen çevreler niyetlerini açıkça ortaya koydu.<br />
<br />
Neymiş efendim? <em><strong>“Batı Trakya’daki Pomaklar, Bektaşi – Alevi düzenlemesini selamlıyor, Pomakların da kültürel ve dilsel haklarının tanınmasını istiyorlarmış!”</strong></em><br />
<br />
Yani benzer bir düzenlemenin “Pomaklar” için de gündeme getirilmesinin yolu hazırlanıyor.<br />
<br />
Nitekim Hronos gazetesinde dün (19 Ağutos 2025), <em><strong>“Panhelenik Pomaklar Derneği, Trakya’daki Türk derin devletini kınıyor”</strong></em> başlıklı haberde,<em><strong> “(Panhenelik Pomaklar Derneği) Bektaşi – Alevilerin dini kimliğinin tanınmasını memnuniyetle karşılıyor ve aynı zamanda Yunan devletinden Pomakların kültürel ve dilsel haklarını tanımasını talep ediyor.”</strong></em> ifadesi dikkat çekiyor.<br />
<br />
Aslında verilmek istenen mesaj bu cümlede özetleniyor. Ve bu mesaj bundan sonra atılacak adımların da ipuçlarını barındırıyor.<br />
<br />
Dahası, Panhelenik Pomaklar Derneğinin açıklamasında toplumumuzun bütünlüğünü savunan ve bölücü düzenlemeye itiraz eden azınlık milletvekilleri Hüseyin Zeybek ile Özgür Ferhat da hedef tahtasına oturtuluyor. Yasaya yönelik eleştirileri “faşizan tutum” olarak yaftalanıyor ve ağır ithamlarla karalanıyor.<br />
<br />
Bir sonraki projenin ne olabileceğini merak edenler için, <strong>“Panhenelik Pomaklar Derneği”</strong> Başkanı Şerif Mustafa’nın taleplerini aynen aktarıyor:<br />
<br />
<strong>“Devlet okullarında Pomakçanın seçmeli ders olarak okutulmasını, din görevlilerimizin kurumsal güvence altına alınmasını ve bağımsızlığını talep ediyoruz. Yunanistan’ın, yalnızca Rodop dağlarında değil, Arnavutluk cephesinde de vatan için savaşmış ve en büyük katkıları sunmuş bir kültürel grubu tanıması tarihi bir yükümlülüktür.”</strong><br />
<br />
Görünen o ki, bazı çevreler Batı Trakya Türk Azınlığını <em><strong>“böl – parçala – yönet”</strong></em> projesine hız vermiş durumda. Bir yandan adli ve idari kararlarla hak gasplarına karşı Batı Trakya Türk Azınlığı tarafından verilen mücadeleyi zayıflatmaya, akamete uğratmaya ve caydırmaya çalışan zihniyet, diğer yandan azınlığı küçük gruplara bölmek için yoğun çaba harcıyor.<br />
<br />
Batı Trakya’daki sistemin özeti işte bu!..</p>

<p><a href="https://gundemgazetesi.com/detayh.php?id=21891"><u><strong>Kaynak: Gündem Gazetesi, “Batı Trakya Türk Azınlığını bölme projesinde sırada ne var?”, Ozan Ahmetoğlu[(https://gundemgazetesi.com/detayh.php?id=21891)</strong></u></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 22 Aug 2025 21:16:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/08/ozan-ahmetoglu-yazdibati-trakya-turk-azinligini-bolme-projesinde-sirada-ne-var-1755889447.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türkoğuz Kiliçgedik Yazdı: Alevi-Bektaşi Ocaklara Alternatif</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/turkoguz-kilicgedik-yazdi-alevi-bektasi-ocaklara-alternatif-2072</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/turkoguz-kilicgedik-yazdi-alevi-bektasi-ocaklara-alternatif-2072</guid>
                <description><![CDATA[Türkoğuz Kiliçgedik’in kaleme aldığı yazıda, Alevi-Bektaşi inanç ve kültürünün modernleşme ve kentleşme süreçlerinde yaşadığı dönüşüm ve asimilasyon sorunlarını ele aldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.facebook.com/share/p/17AHucbhL9/"><u><strong>Türkoğuz Kiliçgedik’in kaleme aldığı yazıda,</strong></u></a> Alevi-Bektaşi inanç ve kültürünün modernleşme ve kentleşme süreçlerinde yaşadığı dönüşüm ve asimilasyon sorunlarını ele aldı. Yazar, Alevi-Bektaşi Ocaklarının geleneksel yapısıyla, bu ocakların alternatifi olarak ortaya çıkan konfederasyon, federasyon, vakıf ve dernek gibi kurumlar arasındaki temel farkları ortaya koyarak, bu süreçte yaşanan asimilasyonun boyutlarına dikkat çekti..<br />
<br />
<a href="https://www.facebook.com/share/p/17AHucbhL9/"><strong>Türkoğuz Kiliçgedik’in kaleme aldığı yazı şu şekilde:</strong></a><br />
<br />
<strong>ALEVİ-BEKTAŞİ OCAKLARA ALTERNATİF</strong></p>

<p>Alevi-Bektaşi inanç ve kültürü adı altındaki konfederasyon, federasyon, vakıf ve dernekler bazı Alevi-Bektaşi Ocakların kentleşme ile ilgili yeni bir alternatifi olarak ortaya çıktılar. Yani toplumun yerel yerleşimlerden kent yerleşimine geçmesiyle bazı Ocaklar bu değişimden dolayı kendi varlığını bu kurumlarla devam etmeyi amaçladılar</p>

<p>Bu oluşumlar ilk başlarda masum bir örgütlenme şekli ile daha çok kendi içinde hizmet veriyordu. Zamanla çıkar ve siyasi hesaplar etkisi altında etki alanlarını genişletmek istediler.</p>

<p>Tüm Alevilik-Bektaşi toplumunu temsil ediyorlarmış gibi bir imaj vererek kendilerini olduğundan daha güçlü olarak siyasi ve sosyal çevrelere tanıtılar ve bu amaçlı girişimleri oldu</p>

<p>Ancak zamanla görüldü ki bu kurumlarla Ocaklar arasında büyük farklar olduğu gibi Aleviliği-Bektaşi toplumunu temsil edecek kadar güçlü ve kabul edilir değildirler.</p>

<p>Ayrıca Ocak yapısından federasyon, vakıf, dernek yapısına dönüşmek Alevilik-Bektaşilik içindeki son yılların en büyük ve temel asimilasyonunu oluşturdu..</p>

<p>Alevi-Bektaşi Ocaklar ve devamı olarak ortaya çıkmış günümüz kurumları arasındaki aşağıdaki temel farklara bakıldığında bu asimilasyon çok daha iyi anlaşılır.</p>

<p>Ocaklar; Dergah, Tekke ve soy devamı olarak icazet alır</p>

<p>Bu kurumlar; Kurumsal kimlikle ve üye seçimiyle icazet alır.</p>

<p>Ocaklar;Talip, rehber, pir, mürşit yapılanması içindedirler</p>

<p>Bu kurumlar; Başkan, kurul ve üye yapılanması içindedirler</p>

<p>Ocaklar; Kendilerine bağlı Taliplerin evlerinde Cem yapar ve Taliplerinden Çeralığ alır</p>

<p>Bu kurumlar; Kurumsal ve Cem Evleri için üyelerden aidat ve bazı devlet kurumlarından ekonomik hizmet alır.</p>

<p>Ocaklar; Tamamen inanç merkezlidir</p>

<p>Bu kurumlar Cem Evinde yapılan ibadetler dışında daha çok siyaset merkezlidir</p>

<p>Ocaklar; Babadan, atadan gelen inanç, kültür ve toplum içinde hizmet eder.</p>

<p>Bu kurumlar; Kentsel ve sosyal yapılara özgü olarak daha çok siyasal yol ve yöntemlerle hizmet verir.</p>

<p>Bu ve benzer şekilde Ocaklar ve Ocakların devamı veya alternatifi olarak ortaya çıkan Alevilik-Bektaşilik adını taşıyan çoğu kurumlar arasındaki farklar ve bu farklardan dolayı oluşan asimilasyon geri dönüşü olmayacak boyutta gelmiştir.</p>

<p>Bu Asimilasyon şekli diğer birçok asimilasyonlara örneğin Alisizler gibi oluşumların varlığına da sebebiyet vermiştir.</p>

<p>Devlet tarafından kurulan Alevi-Bektaşi Kültür ve Cem Evi Başkanlığı da yine bu federasyon, vakıf ve dernek oluşumlara özgü yapılanma ve tanımlamalara göre kuruldu</p>

<p>Alevilik-Bektaşi toplumu, inancı, kültürü içinde uzun yıllardır böylesi büyük bir asimilasyonla değişim dönüşüm yaşanırken bu amaçlı hiçbir Alevi-Bektaşi Ocak ve kurum kendini masum gösteremez.</p>

<p>Bütün bunlar varken karabalıklar oluşturup siyasi çığırtkanlıkla eylem yapmak, bağırıp çağırıp yeni gelişmeleri engelleme girişimlerin hiç bir anlamı ve karşılığı yoktur.</p>

<p>Ayrıca siyasi çığırkanlığın Alevi-Bektaşi inanç ve kültürüyle zere kadar hiç bir ilişkisi yoktur.</p>

<p>O halde "Ne Olduğumuz Öylesine Bağırıyor ki, Ne Söylediğimiz Artık Hiç mi Hiç Anlaşılmıyor"<br />
<br />
Kaynak:<a href="https://www.facebook.com/share/p/17AHucbhL9/">https://www.facebook.com/share/p/17AHucbhL9/<br />
<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202025-08-20%20at%2002_26_35.jpeg" style="height:703px; width:478px" /></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 20 Aug 2025 02:17:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/08/turkoguz-kilicgedik-yazdi-alevi-bektasi-ocaklara-alternatif-1755646146.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Mustafa Çiftçi yazdı: Evlilik Okulları açılmalıdır!-1</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/mustafa-ciftci-yazdi-evlilik-okullari-acilmalidir-1-2033</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/mustafa-ciftci-yazdi-evlilik-okullari-acilmalidir-1-2033</guid>
                <description><![CDATA[Yazar Mustafa Çiftçi, www.hurses.com.tr'de "Evlilik Okulları Açılmalıdır!-1" başlıklı bir yazı kaleme aldı. Yazısında şunları kaydetti:]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Ailenin daha sağlıklı yarınları için&nbsp;<strong>evlilik okulları açılmalıdır.</strong></p>

<p>Evlenecek adaylar bu okullarda “<strong>karı- koca</strong>” olmanın anlamını kavrayacak temel bir eğitimden; duygusal bütünleşme başta olmak üzere, yemek- ütü, gebelik, çocuk bakımı, cinsellik, stres yönetimi, yatırım, tasarruf gibi aile olmanın gerektirdiği her şeyi kapsamalıdır.&nbsp;<strong>Eğitim programı zorunlu olmalıdır</strong>. Sadece eğitimi tamamlayanlara evlilik - nikâh izni verilmelidir. Eğitim sonunda yurt genelinde toplu nikâh törenleri organize edilmeli, evlilik ve balayı masraflarına destek sağlanmalı, bu destek yurtdışı bir tatil olmalıdır. Bu şekilde ailenin geleceği ve evlilik daha önemli, daha ciddi bir hale dönüştürülmelidir.</p>

<p>Evlilik, harika bir şeydir.</p>

<p>Evlilik, sürekli yanında bir sevdiğin, bir dostun, bir arkadaşın bulunması demektir.</p>

<p>Evlilik, uyum sağladığın bir eşle hayatı muhteşem kılan bir birliktelik demektir. Tersi olduğunda ise, tüm hayatı olumsuz etkileyen çıkmaz bir sokak gibidir.</p>

<p><strong>Evlilik, sadece fiziksel güzelliğin ve aşkın gözü körlüğünden kurtarılmalıdır.</strong></p>

<p>Nişanlılık döneminde tamamen doğal, olduğu gibi olunmalıdır. İnsanı tanımak öyle kolay değildir. Yıllarca evli kalanlar bile bunu başaramazlar. Çünkü insanın gerçek iç yüzü, çıkarlarına zarar gelince, aradaki bağlar kopunca ortaya çıkar.</p>

<p>Lüks yerlerde görgü kuraları içinde kibar davranışlarla, süslü püslü giyimlerle, seksi oluşlarla iki kişi birbirini tanıyamaz. Örneğin eller ne kadar narin olursa olsun, evlendikten sonra o eller çocuğun bezini değiştirecektir. Flört dönemi gezmek, eğlenmek değil tamamen eş olacak adayı tanımaya yönelik olmalıdır çünkü her iki tarafta anne baba adayıdır.&nbsp;<strong>Duyguların uyuşması ve gelecek planların ortak olması yönünde tanışma en üst seviyede yaşanmadan karar verilmemelidir. Çünkü evlendikten sonra gelin daha güzel görünmeyecek, damatta daha yakışıklı olmayacaktır.</strong></p>

<p>Diğer taraftan nikâhlarda şahit olmanın hiçbir etkisi yoktur! Hatta gereksiz bir uygulamadır çünkü bir işe yaramıyor! Şahit olma, şahit olduğu kişinin az çok ruhsal tarafını tanıdığını, yaşadığı olumsuz olaylarda gösterdiği tepkiyi anlatabildiği birkaç yaşanmış olayını tüm davetlilerin önünde anlatmalıdır. Olaylara nasıl tepki verdiğini, insanlara nasıl yaklaştığını o davette az çok herkesin bir bilgisi olmalıdır. Şahit olacak kişinin tanınmış birisinden seçmek ise tam bir çıkmaz sokak gibidir. Şahit olacak kişi tanınmış olunca evliliğe bir katkısı mı olacak? Şahitlik olayı da acilen sosyolog ve psikologlar tarafından ele alınıp değiştirilmedir.&nbsp;<strong>Çünkü nikâhta söz vermekle evlilik devam etmez</strong>.&nbsp;<strong>İlişkilerin devamını ve evliliğin geleceğini eşlerin birbirine davranışları, saygılı olmaları ve sadakatleri belirleyecektir.&nbsp;</strong>Tek başına sevmek, “<strong>seni seviyorum</strong>” demekle sevgi var olmaz!&nbsp;<strong>Sevgi, saygının içinde büyüyen bir çiçek gibidir</strong>. Saygının olmadığı yerde sevgi çiçek açmaz.</p>

<p>Evlilik Okullarının toplumsal huzura katkısı ve kadına şiddeti azaltmada önemli ölçüde büyük katkı sağlayacaktır. Bunların ve daha fazlasının yapılması mümkündür. Köy enstitülü dönem nasıl eğitimde çağ atlamayı başarmışsa, evlilik okulları da aile için bir devrim yapacak güçtedir. Öte yandan insanın değeri bilgiyle ölçülür ama şunu da unutmamak gerekir; toplumda, iş yerlerinde, aile ve akraba çevresinde insanın değeri haddini bilme, hoşgörüsü, terbiyesi, saygı gösterisine göre tayin edilir. Bu saygının diploma ile ilgisi yoktur. Hani derler ya, “okumuş ama adam olamamış” diye, bu yüzden içsel gelişmenin, kişinin olgunlaşması son derece önemlidir. Aile içinde adam olmak ise, eşine, yuvasına sahip çıkmakla aynı anlama gelir.&nbsp;<strong>Sahip çıkma, duygusal bütünleşmeyle mümkündür.</strong>&nbsp;Bu bütünleşme olmadığı sürece eşler kendi içlerinde yalnızlık çekecekler ve adım adım ayrılığa doğru gideceklerdir.</p>

<p>Kaynak:<a href="https://www.hurses.com.tr/evlilik-okullari-acilmalidir-1">https://www.hurses.com.tr/evlilik-okullari-acilmalidir-1</a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 10 Aug 2025 22:21:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/08/mustafa-ciftci-yazdi-evlilik-okullari-acilmalidir-1-1754854525.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İbrahim Afatoğlu:Hızır şah, Hızırşah etkinlikleri ve dergâhlar</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ibrahim-afatogluhizir-sah-hizirsah-etkinlikleri-ve-dergahlar-1957</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ibrahim-afatogluhizir-sah-hizirsah-etkinlikleri-ve-dergahlar-1957</guid>
                <description><![CDATA[Muğla’nın Datça ilçesinde, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Datça Şubesi tarafından bu yıl 15.’si düzenlenen Hızır Şah Anma Etkinlikleri, 24-26 Temmuz 2025 tarihleri arasında büyük bir katılımla düzenlendi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.facebook.com/share/p/1E9doH2GcF/"><u><strong>Muğla’nın Datça ilçesinde, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Datça Şubesi tarafından bu yıl 15.’si düzenlenen Hızır Şah Anma Etkinlikleri, 24-26 Temmuz 2025 tarihleri arasında büyük bir katılımla gerçekleştirildi. </strong></u></a>Etkinlikler, Anadolu’nun Türkleşmesi ve İslâmlaşmasında önemli bir rol oynayan Alevî-Bektâşî dergâhlarının tarihine ve kültürel mirasına dikkat çekti.<br />
<br />
<strong>Hızır Şah ve Datça’daki İlk Türkmen Yerleşimi</strong><br />
<br />
1092 yılında, boy beyi ve inanç önderi Hızır Şah liderliğinde Datça’ya gelen Türkmen aşireti, bölgede yaşayan Hristiyan Rumları bir tehlike olarak değerlendirerek yerleşimlerini Reşadiye ve Hızırşah köylerine dağıtmış, burada bir tekke inşa ederek Türkmen topluluklarını eğitmiş, barındırmış ve bir köy oluşturmuştur. Bu tarihi miras, Hızır Şah Anma Etkinlikleri ile her yıl yeniden hatırlanıyor.<br />
<br />
<a href="https://www.facebook.com/share/p/1E9doH2GcF/"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/524914106_3301068370059065_5428797837348000046_n.jpg" style="height:360px; width:800px" /></a><br />
<br />
<strong>Etkinliklerin Programı</strong><br />
<br />
Etkinlikler, 24 Temmuz Perşembe günü saat 12.00’de yapılan açılış töreniyle başladı. Aynı gün saat 21.00’de gerçekleştirilen Cem töreni, katılımcılara manevi bir atmosfer sundu. İkinci gün, 25 Temmuz Cuma sabahı saat 08.00’de Hızır Şah Hacet Tepesi’ne saygı ziyareti yapıldı. İkindi vakti saat 18.30’da ise <strong>“Geçmişten Günümüze Alevî-Bektâşî Dergâhlarının Sorunları ve Çözüm Önerileri”</strong> başlıklı panel düzenlendi. Panele, araştırmacı yazar İbrahim Afatoğlu’nun da aralarında bulunduğu önemli isimler konuşmacı olarak katıldı. Etkinliklerin son günü, 26 Temmuz Cumartesi akşamı saat 21.00’de Datça Açıkhava Tiyatrosu’nda Türk Halk Müziği sanatçıları Gülcihan Koç ve Yalçın Beyaz’ın verdiği konserle sona erdi.<br />
<br />
<strong>Alevî-Bektâşî Dergâhlarının Tarihi ve Kültürel Rolü</strong><br />
<br />
Araştırmacı yazar İbrahim Afatoğlu, etkinlik kapsamında yaptığı açıklamada, Anadolu’daki dergâhların tarihini, Türkmen ve Oğuz boylarının Anadolu’ya göçleriyle ilişkilendirdi. Afatoğlu, <em><strong>“XII. yüzyılda Türkistan, Horasan, Azerbaycan ve Suriye üzerinden Anadolu’ya gelen Yesevî, Kalenderî, Haydarî, Vefaî gibi tarikatlara bağlı dervişler, ‘dede’, ‘baba’ veya ‘abdal’ olarak adlandırılırdı. Bu dervişler, kurdukları dergâhlarda yirmi dört saat aş kaynatır, fakir-fukaraya, garip-gurabaya ve yolculara yemek verir, barınma sağlar, kıyafetlerini onarır ve temizlerdi. Misafirlerden ücret alınmaz, hizmetler dervişler tarafından görülürdü. Misafirler en fazla üç gün ağırlanır, ardından nazikçe yolcu edilirdi” </strong></em>dedi.<br />
<br />
Afatoğlu, Alevî-Bektâşî dergâhlarının genellikle köylerde, ormanlık alanlarda, su kenarlarında veya asırlık çınarların gölgesinde kurulduğunu belirtti. Bu dergâhların, Anadolu Türk iskânının mihenk taşları olduğunu vurgulayan Afatoğlu, <strong><em>“Servergazi, Yatağan, Mahmutgazi, Alaeddin, Oğuz gibi binlerce köy, bu dergâhlar etrafında şekillenmiştir. Ömer Lütfi Barkan’ın tespitlerine göre, sadece Kanuni Sultan Süleyman döneminde Anadolu’da 1157 dergâh bulunuyordu. Bunların 800’ü, bugünkü Ege Bölgesi’nde yer alıyordu”</em></strong> diye ekledi.<br />
<br />
<strong>Dergâhların Kültürel ve Sosyal Önemi</strong><br />
<br />
Afatoğlu, Alevî-Bektâşî dergâhlarının Anadolu’nun iskan ve kültürel tarihinde oynadığı rolün daha iyi anlaşılması gerektiğini ifade ederek, <em><strong>“Bu dergâhlar, Yörük-Türkmen boylarının yerleşik hayata geçişinde öncülük etmiş, toplumsal dayanışmayı güçlendirmiştir. Anadolu’nun kültürel tarihini anlamak için özellikle Alevî-Bektâşî dergâhları detaylı bir şekilde araştırılmalıdır” </strong></em>dedi.Hızır Şah Anma Etkinlikleri, Anadolu’nun köklü kültürel mirasını yaşatma ve gelecek nesillere aktarma misyonunu bir kez daha yerine getirdi. Etkinlik, hem yerel halkın hem de bölge dışından gelen ziyaretçilerin yoğun ilgisiyle son buldu.<br />
<br />
Araştırmacı Yazar İbrahim Afatoğlu'nun tam açıklaması şöyle:<br />
<br />
<strong>HIZIR ŞAH, HIZIRŞAH ETKİNLİKLERİ VE DERGÂHLAR</strong></p>

<p>Türklerin Anadolu’yu vatan ettiği dönemde, 1092 yılında başlarında boy beyi ve inanç önderi Hızır Şah ile onun aşireti, yerleşmek için Datça’ya gelmiş. O yıllarda Datça’da Hristiyan Rumlar oturmaktadır. Hızır Şah bu durumu tehlike olarak görür ve aşiretin bir bölümünü yakındaki Reşadiye köyüne bir kısmını da adına köy kurulan “Hızırşah” köyüne yerleştirir. Burada bir tekke inşaat eder. Aşiretten olan Türkmen topluluklarını eğitir, barındırır ve doyurur; burada bir köy oluşturur.</p>

<p>Bu yıl da Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Datça Şubesi tarafından 15.’si düzenlenen “Hızır Şah Anma Etkinlikleri”nde ilk gün 24 Temmuz Perşembe günü saat 12.00'de açılış yapıldı ve saat 21.00'de Cem tutuldu. İkinci gün 25 Temmuz Cuma günü sabah saaat 08.00'de Hızır Şah Hacet Tepesi’ne saygı ziyareti yapıldı. İkindiye doğru saat 18.30’da da panelist olarak benim de davetli olduğum “Geçmişten Günümüze Alevî-Bektâşî Dergâhlarının Sorunları ve Çözüm Önerileri” konulu bir panel düzenlendi. Üçüncü ve son günü de saat 21.00 de Türk Halk Müziği Sanatçısı Gülcihan Koç ve Yalçın Beyaz’ın Datça Açıkhava Tiyatro’da verdikleri konser ile Hızır Şah Anma Etkinlikleri son buldu.</p>

<p>Anadolu’daki dergâhların tarihini Anadolu’nun Türkleşmesi ve İslâmlaşması ile irtibatlandırmak gerekmektedir. Anadolu’da var olan ilk dergâhlar, XII. yüzyılda Türkistan, Horasan, Azerbaycan ve Suriye yoluyla, kitleler halinde Oğuz ve Türkmen boylarının başında veya içinde, boy beyi veya inanç önderi olarak Anadolu’ya göç eden Yesevî, Kalenderî, Haydarî, Vefaî gibi tarikat bağlısı olan “dede”, “baba”, “abdal” diye adlandırılan dervişlerin tesis ettikleri bilinmektedir.</p>

<p>Bu dergâhlarda yirmi dört saat aş kaynatılır, fakir-fukaraya, garip-gurabaya, yoldan gelip-geçenlere yemek verilir; Yolculara güvenli, temiz yatacak yer sunulur; eskiyen elbiselerine yama yapılır; kirlenen çamaşırları yıkanır ve temizlenir; misafirlere yapılan hizmetlerden bir karşılık ve ücret alınmaz; gelen misafirlere iş yaptırılmaz; bütün hizmetleri dergâhtaki dervişler yapardı. Dergâhlarda misafirler isterlerse üç gün kalabilirdi. İnsanlara tembellik ve miskinliğe alıştırmamak için üç günün sonunda “safa geldiniz” diyerek, pabuçları yola doğru çevrilir ve nazikçe, misafiri kırmadan yolcu edilirdi.</p>

<p>Alevî-Bektâşî dergâhları genel olarak büyük şehirlerden ziyade köylerde, yerleşim merkezlerinin dışında, ormanlık alanlarda, güzel bir su kenarında, bir çağlayan veya asırlık bir çınar gölgesinde, suyu soğuk bir kuyu dibinde kurulmuştur. Dergâhlar, Anadolu Türk iskânının mihenk taşları olmuş, Yörük-Türkmen boylarının köyler kurarak yerleşik hayata geçmelerini öncülük etmiş Anadolu Erenlerinin adını taşıyan yerleşim merkezleridir. “Tekke” adındaki köyler böyledir. Servergazi köyü, Yatağan köyü, Mahmutgazi köyü, Alaeddin köyü, Oğuz köyü gibi binlerce Anadolu köyü böyle kurulmuştur.</p>

<p>Ömer Lütfi Barkan’ın verdiği bilgilere göre sadece Kanuni Sultan Süleyman Dönemi’nde Anadolu toprakları içerisinde 1157 dergâh tespit edilmiş, bunun 800 kadarının, Beylikler Dönemi’nde “Uç Beylikleri” olan ve Osmanlı Dönemi’nde Aydın, Germiyan ve Saruhan sancaklarının içinde bulunduğu Kütahya, Aydın, Manisa, Muğla, Uşak, İzmir, Afyon ve Denizli gibi bugünkü Ege Bölgesi hudutları içerisinde olduğunu tespit etmiştir. Bu bakımdan Anadolu’nun iskan ve kültürel tarihinin iyi anlaşılabilmesi için Özellikle Alevî-Bektâşî dergâhları araştırılmalı ve iyi incelenmelidir.</p>

<p><br />
<br />
<a href="https://www.facebook.com/share/p/1E9doH2GcF/"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202025-07-29%20at%2011_44_36.jpeg" style="height:675px; width:553px" /><br />
<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/525771660_3301064150059487_7099299938696799721_n.jpg" style="height:648px; width:800px" /></a><br />
<a href="https://www.facebook.com/share/p/1E9doH2GcF/"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/524771869_3301070426725526_1481542993969285149_n.jpg" style="height:451px; width:800px" /></a><br />
Kaynak:&nbsp;<a href="https://www.facebook.com/share/p/1E9doH2GcF/">https://www.facebook.com/share/p/1E9doH2GcF/</a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 29 Jul 2025 11:38:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/07/ibrahim-afatogluhizir-sah-hizirsah-etkinlikleri-ve-dergahlar-1753779747.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Meryem Gülbetekin yazdı: Belçika Savunma Bakanı’nın Anıtkabir’deki mesajı</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/meryem-gulbetekin-yazdi-belcika-savunma-bakaninin-anitkabirdeki-mesaji-1943</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/meryem-gulbetekin-yazdi-belcika-savunma-bakaninin-anitkabirdeki-mesaji-1943</guid>
                <description><![CDATA[Genç kuşak yazarlardan ve TV program yapımcısı Meryem Gülbetekin, Belçika Savunma Bakanı Theo Francken’in Anıtkabir’de ülkemizin kurucu lideri önünde saygıyla diz çöken görüntüsünü değerlendirdi. İşte, o yazı:]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Anıtkabir’in mermer basamaklarına sessizce çöken bir diz, sadece bir saygı duruşu mu?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yoksa tarihe, değerlere ve çağları aşan bir lidere verilmiş derin bir mesaj mı?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Geçtiğimiz günlerde Belçika Savunma Bakanı Theo Francken’in Anıtkabir’i ziyareti sırasında Mustafa Kemal Atatürk’ün mozolesi önünde diz çökerek saygı duruşunda bulunması, protokol sınırlarını aşan sembolik bir davranış olarak hem Türkiye’de hem de uluslararası platformda dikkat çekti. </span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/Theo%20Francken.jpg" style="height:800px; width:800px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">Belçikalı bir bakanın, Türk modernleşmesinin kurucu liderine bu denli güçlü bir jestle saygı göstermesi, salt bir nezaket ziyareti değil; aynı zamanda çok katmanlı bir diplomatik mesaj olarak okunmalıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu sahne, bize tarihin bugünle nasıl konuşabildiğini, sembollerin diplomatik dilden çok daha derin bir anlatım gücü taşıdığını hatırlatıyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Çünkü burada mesele yalnızca bir liderin anısını onurlandırmak değil; aynı zamanda özgürlük, bağımsızlık, laiklik ve anti-emperyalist duruş gibi Atatürk’ün evrensel boyut kazanmış ideallerine duyulan saygıyı da ifade etmek.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Diz çökme eylemi, Batı kültürlerinde genellikle teslimiyet değil, saygı, itiraf ve duygusal bir bağlılık göstergesidir. Bu bağlamda Francken’in duruşu; sadece Türkiye’ye değil, dünya sahnesindeki liderlik mirasına bir selamdır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Atatürk’ün sadece bir ulusun değil, aynı zamanda tüm ezilen halkların ilham kaynağı oluşuna yönelik bir tanıklıktır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu ziyaret, aynı zamanda NATO ve Avrupa-Türkiye ilişkileri açısından da anlamlıdır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye’nin askeri ve stratejik öneminin ötesinde, tarihsel hafızası ve kurucu değerleriyle hâlâ uluslararası arenada dikkatle izlenen bir ülke olduğunu gösteriyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ve bu, diplomatik protokollerle ölçülmesi zor olan bir itibardır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Elbette bu sembolik jestin ardında iç politikadaki imaj çalışmaları, Türkiye ile geliştirilen savunma iş birlikleri ya da kişisel eğilimler gibi pek çok motivasyon olabilir. Ancak her ne sebeple olursa olsun, Anıtkabir’in o ağır sessizliğinde diz çöken bir yabancı bakanın görüntüsü, bize şunu tekrar hatırlatıyor:</span></p>

<p><span style="color:#000000">Liderlik, coğrafyaları aşar. Değerler zamanla küresel anlamlar kazanır. Ve Atatürk’ün mirası, yalnızca Türkiye’ye değil, insanlık tarihine yön veren kolektif hafızaya aittir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugün kendi içinde derin tartışmalar yaşasa da, Türkiye dışarıdan hâlâ “<em><strong>kurucu ideallerin ülkesi</strong></em>” olarak okunuyorsa, bu da Atatürk’ün bıraktığı iz sayesinde mümkün oluyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Belçikalı bir bakanın diz çöküşü, belki de bu izlere duyulan evrensel saygının en sessiz ama en etkili ifadesiydi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ve bazen, bir diz çöküş, sayfalarca yazılmış bir manifestodan daha çok şey söyler.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 27 Jul 2025 22:03:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/07/meryem-gulbetekin-yazdi-belcika-savunma-bakaninin-anitkabirdeki-mesaji-1753643387.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Meryem Gülbetekin yazdı: “Yaradan”ı ararken…</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/meryem-gulbetekin-yazdi-yaradani-ararken-1932</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/meryem-gulbetekin-yazdi-yaradani-ararken-1932</guid>
                <description><![CDATA[Genç kuşak yazarlardan ve TV program yapımcısı Meryem Gülbetekin, “Yaradan”a dair hissiyatını kelimelere döktü. İşte, o yazı:]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">“YARADAN”I ARARKEN… </span></span></strong></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Bazen bir taşın üstünde oturur insan. Ne konuşur, ne susar. İçinden bir sızı yürür kalbine, oradan gözlerine. Bir kuş geçer gökyüzünden, izini bırakmaz, ama seni değiştirir. </span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">O an anlarsın: Yaradan bir yerde değil, bir hâlde saklıdır. Mekânda değil, anda… </span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">“<em><strong>Yaradan</strong></em>” denince aklıma yüce bir kudretin yumuşak dokunuşu gelir.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Kavrayamadığım, ama içimde yankısını duyduğum bir sır… </span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Gecenin sessizliğinde bir çocuk gibi ağladığımda da oradaydı, kalabalığın ortasında kendime en uzak olduğumda da. Bana hiçbir şey demedi, ama ben her şeyi orada duydum. </span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Bazıları Tanrı’yı gökte arar, bazıları taşta. </span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Ben bir insanın gözlerinde gördüm onu. </span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Affedişinde, gülüşünde, sabrında… </span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Birinin bir lokmayı paylaşmasında gördüm, bir annenin evladına dua edişinde… </span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">O yüzden bana “<strong><em>Tanrı nerededir?</em></strong>” diye sorsalar, elimle bir yönü gösteremem. Ama derim ki, “<strong><em>İyi bir kalbe dikkatle bak. Orada izini göreceksin.</em></strong>” </span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">“<em><strong>Yaradan</strong></em>”, belki de hiçbir zaman adını söylemedi bize. Ama biz ona binlerce isim verdik. Belki her isim, bir yönünü anlatıyordu. Ama o, hiçbir kelimeye sığmadı. </span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Çünkü “<em><strong>Yaradan</strong></em>”, sadece bilinen değil, bilinmeyi isteyen de değil. </span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">“<strong><em>Yaradan</em></strong>”, belki sadece “<em><strong>olmaya</strong></em>” çağıran bir varlıktı. </span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Ol ki, göresin. Dön ki, bulasın…</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Bir gün kendime çok kızdığımda, sustum. Derin bir utançla içime döndüm. </span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">O zaman bir ses duydum: “<strong><em>Kendine bu kadar yüklenme, ben seni böyle de sevdim.</em></strong>” </span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">İşte o an, “<em><strong>Yaradan</strong></em>”ı dışarda aramaktan vazgeçtim. Çünkü en karanlık tarafıma bile şefkatle dokunan o ses, içimden geliyordu. </span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Ve bana öğretti ki: “<em><strong>Yaradan</strong></em>”, kusursuzluk değil, kabuldür…</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">“<em><strong>Yaradan</strong></em>”, bazen bir çobanın ıslığında, bazen yaşlı bir adamın baston sesinde kendini hatırlatır. </span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Bazen bir türküde, bazen suskunlukta… </span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">O, aramaktan vazgeçtiğimizde bizi bulan şeydir. </span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Dön dediğinde değil; biz zaten döndüğümüzde çoktan oradaydı. </span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Yol erenlerine göre, “<em><strong>Yaradan</strong></em>”a giden yol, dışarıda değil; insanın içindedir. </span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Kendini bilen, Hakk’ı bilir. Hakk’ı bilen, her varlıkta O’nu görür. </span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Çünkü: “<em><strong>Her can, Hakk’ın bir yansımasıdır.</strong></em>” </span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Kimsenin “<em><strong>Yaradan</strong></em>”ı aynı değil belki. Ama hepimizin içinde aynı öz var. Bunu görebilmek, onunla buluşmaktır. </span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Bazen bir kapı çalmadan da açılır. “<em><strong>Yaradan</strong></em>” işte o açılan kapıdır. </span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Ve biz, içeriye her seferinde ilk defa gireriz…</span></span></p>

<p><strong><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">MERYEM GÜLBETEKİN</span></span></strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 26 Jul 2025 11:45:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/07/meryem-gulbetekin-yazdi-yaradani-ararken-1753520312.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Fuat Uğur yazdı: Alevi Açılımı geliyor!</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/fuat-ugur-yazdi-alevi-acilimi-geliyor-1882</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/fuat-ugur-yazdi-alevi-acilimi-geliyor-1882</guid>
                <description><![CDATA[TV100 köşe yazarı Fuat Uğur, kaleme aldığı yazısında, Türkiye’de yeni bir “Alevi Açılımı”nın gündemde olduğunu iddia etti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.tv100.com/alevi-acilimi-da-geliyor-29-ekimi-bekleyelim-isaret-fisegini-cakacak-kisi-belli-makale-822186"><u><strong>TV100 köşe yazarı Fuat Uğur,</strong></u></a> 20 Temmuz 2025 tarihinde kaleme aldığı yazısında, Türkiye’de yeni bir “Alevi Açılımı”nın gündemde olduğunu iddia etti. Uğur, yazısında bu açılımın işaret fişeğinin 29 Ekim 2025’te çakılacağını ve bu süreci başlatacak kişinin belli olduğunu öne sürdü.Uğur, yazısında, konunun bir süredir konuşulmaya başlandığını ve kendisine haftalar öncesinden ulaşan bazı bilgilerin paylaşılmasının gerekli hale geldiğini belirtti. Açılımın detaylarına dair net bir bilgi vermese de, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nın bu süreç için sembolik bir tarih olarak seçildiğini vurguladı.&nbsp;<br />
<br />
<a href="https://www.tv100.com/alevi-acilimi-da-geliyor-29-ekimi-bekleyelim-isaret-fisegini-cakacak-kisi-belli-makale-822186"><u><strong>Fuat Uğur'un işte o yazısı:</strong></u></a><br />
<br />
<strong>ALEVİ AÇILIMI da geliyor; 29 Ekim’i bekleyelim… İşaret fişeğini çakacak kişi belli…</strong><br />
<br />
Bu yazıyı biraz erken kaleme aldım ama baktım bir yerlerde konuşulmaya ve yazılmaya başlandı, haftalar öncesinden tarafıma gelen bazı bilgileri de paylaşmak elzem oldu.</p>

<p>Bugün&nbsp;<strong>Terörsüz Türkiye</strong>&nbsp;adını verdiğimiz, geçtiğimiz yılın 1 Ekim tarihinde&nbsp;<strong>MHP Lideri Devlet Bahçeli</strong>&nbsp;tarafından İmralı’ya yapılan o tarihi ve sarsıcı çağrıyla başlayan sürecin ardından bugün gelinen noktada&nbsp;<strong>“Evet yapabiliriz”</strong>&nbsp;dedik.</p>

<p>Bu ülkede huzurun tüm kesimlerle barışmaktan geçtiğini ama bunun&nbsp;<strong>iktidar muhalefet barışması değil</strong>, tüm toplumsal tarafların barışması olarak algılanması gerektiğini de biliyoruz. Yani&nbsp;<strong>dini, etnisitesi ve mezhebi; ne olursa olsun tüm sosyal katmanların barışması, birbirine tahammül etmesi, bir arada yaşamayı öğrenmesinden</strong>&nbsp;söz ediyoruz. Aslında bu herkesin de kabul ettiği üzere&nbsp;<strong>AK Parti’nin iktidara geldiği günden bu yana</strong>&nbsp;büyük ölçüde adım adım gerçekleşti. Ancak geçtiğimiz hafta&nbsp;<strong>PKK’nın silahları yakarak</strong>&nbsp;artık terör eylemlerini bitirdiğini açıklaması, bundan sonraki barış ve huzur ortamının yasal düzenlemelerle inşa edilmesi için çalışmalara başlanması umutları giderek artıran bir unsur oldu.</p>

<p>Önceki gün&nbsp;<strong>İstanbul Milletvekili Doğan Demir</strong>’in bir açıklaması elime ulaşınca hükümet çevrelerinden aldığım bilgiyi paylaşmanın zamanının geldiğini düşündüm.</p>

<p>Ne olduğunu anlatacağım aşağıda. Özellikle&nbsp;<strong>Aleviler hakkında yapılan ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile Devlet Bahçeli’nin önünde olan Alevi Dosyası’</strong>nda neler olduğunu ve&nbsp;<strong>29 Ekim’de ne yapılacağını</strong>&nbsp;da.</p>

<p><strong>Doğan Demir</strong>, eski&nbsp;<em>Alevi Kültür Derneği</em>&nbsp;<em>Başkanı</em>, eski&nbsp;<em>Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Sekreteri&nbsp;</em>olarak görev yapmış bir arkadaşım. Geçtiğimiz seçimler öncesinde beni şaşkınlığa uğratarak Gelecek Partisi kurucu üyesi oldu ve bu partiden milletvekili seçildi. Sık sık sohbet de ederiz kendisiyle.</p>

<p>Uzun açıklamasının girişinde şöyle demiş&nbsp;<strong>Doğan Demir</strong>:</p>

<p><em>“Kürt meselesinde ortaya çıkan çözüm ve müzakere ihtimali, bizlere başka bir toplumsal yarayı da hatırlatıyor:&nbsp;<strong>Alevi toplumu</strong>&nbsp;olarak yıllardır dile getirdiğimiz ancak sistematik biçimde duyulmayan taleplerimizi... Türkiye’de barış inşa edilecekse bu, sadece silahlı aktörlerle ve belli kesimlerle değil;&nbsp;<strong>tarih boyunca kimliğinden, inancından ya da yaşam tarzından dolayı ötekileştirilmiş tüm kesimlerle yüzleşerek</strong>&nbsp;mümkün olacaktır.”</em></p>

<p>Çok doğru.&nbsp;Ama bu yüzleşme CHP ile başlamalı.Nasıl&nbsp;Dersim’deki trajediyle ilgili olarak&nbsp;<strong>Tayyip Erdoğan</strong>&nbsp;Başbakan olduğu dönemde&nbsp;devletin devamlılığı ilkesi gereği 1937 yılındaki o vahim&nbsp;olaylarla ilgili&nbsp;üzüntülerini beyan etmişse,CHP’nin&nbsp;bugünkü yöneticilerinin de kıvranmayıbırakıp&nbsp;“Evet, özür diliyoruz”&nbsp;demesi gerekmez miydi?&nbsp;Öyle ya Cumhuriyet’in kuruluşundan itibaren&nbsp;Kürtleri, Alevileri, Gayrimüslimleri&nbsp;yok hükmünde sayarak,&nbsp;baskılayarak&nbsp;<strong>tüm&nbsp;bu sorunları</strong>&nbsp;<strong>Türkiye’nin başına&nbsp;musallat eden CHP’den&nbsp;bunu beklemek</strong>&nbsp;hakkımız.&nbsp;Bugün celladına aşık&nbsp;bir kesim olarak&nbsp;CHP’ye oy veren&nbsp;<strong>Aleviler</strong>&nbsp;de&nbsp;kendi tarihlerinden bihaber yaşamak yerine&nbsp;<strong>aynı şeyi&nbsp;oy verdikleri partiden istemeliler.</strong></p>

<p><br />
<strong>ERDOĞAN VE BAHÇELİ’NİN ÖNÜNDEKİ RAPOR; KAMUDA ALEVİLERE AYRIMCILIK VAR MI?</strong></p>

<p><strong>Şimdi gelelim işin esasına.</strong>&nbsp;Çünkü söyleyeceklerim Doğan Demir’in açıklamasında da yok.&nbsp;</p>

<p>Yukarıda da ifade ettiğim üzere, aldığım bilgiye göre Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin önünde<strong>&nbsp;birer Alevi Dosyası</strong>&nbsp;var. Bu dosyada, Türkiye’deki Alevilerin dini inanç sistemi, nüfus içindeki yüzdesi, eğitim ve ekonomik durumu, yaşam biçimi gibi konularda fotoğrafı ama hepsinden önemlisi&nbsp;<strong>ONLARIN</strong>&nbsp;<strong>TALEPLERİ&nbsp;</strong>var.</p>

<p>Peki, bu talepler neler?</p>

<p>Herkesin aklına gelen şu biliyorum:</p>

<p><em>Cemevleri yasal ibadethane statüsüne getirilsin, Diyanetten pay verilsin, nasıl imamlar maaş alıyorlarsa dedeler de maaş alsınlar…</em></p>

<p>Doğru, bu ve benzeri talepler var ama kimsenin aklına gelmeyen&nbsp;<strong>çok önemli bir şikâyet de var</strong>&nbsp;o taleplerin içinde:</p>

<p><strong>“Kamuda Alevilere yönelik ayrımcılık yapılmasının önlenmesi…”</strong></p>

<p>Soralım, gerçekten de kamuya personel alımlarında Alevilere yönelik bir ayrımcılık yapılıyor mu?</p>

<p>İktidar kanadı bunun olmadığını söylüyor ama&nbsp;<strong>soruşturmada konuşan Alevilerin önemli bir kısmı</strong>&nbsp;Cemevi talebinden önce böyle bir sorun olduğunu dillendiriyorlar.</p>

<p>İşin açık tarafı benzer yakınmalar benim de sık sık kulağıma geliyor. Özellikle&nbsp;<strong>mülakatlarda</strong>&nbsp;inanç aidiyetinin ciddi bir bariyer olarak adayın karşısına çıkarıldığı ve&nbsp;<strong>başvuran kişinin tercih edilmesinde</strong>&nbsp;önemli rol oynadığı belirtilmekte.</p>

<p><br />
<strong>AYRIMCILIK OLMAMASI İÇİN NASIL BİR MESAJ VERİLECEK?</strong></p>

<p>Anladığım kadarıyla&nbsp;<strong>iki liderin önüne konan raporda bu konuda delilli örnekler</strong>&nbsp;de mevcut.</p>

<p>Dün İsmail Saymaz’ın,&nbsp;<strong>Bahçeli</strong>’nin&nbsp;<em>“Cumhurbaşkanı’nın iki yardımcısı olsun, biri Kürt, diğeri Alevi olsun”</em>&nbsp;dediğine dair iddiasını okuyunca yukarıda belirttiğim üzere&nbsp;<em>“Acaba kamudaki etnik ve mezhebi aidiyetlerle ilgili ayrımcılığa son verilmesi yolunda adım atılması yolunda hazırlık mı var?”</em>&nbsp;diye düşünmekten kendimi alamadım. Yine tahminlerim doğrultusunda bu konuda&nbsp;<strong>devletin en üst kademeleri örnek ve rol model olacaklar</strong>&nbsp;ve tüm alt kademelere bu anlamda bir&nbsp;<strong>mesaj</strong>&nbsp;verecekler.</p>

<p><br />
<strong>BAHÇELİ 29 EKİM’DE HACIBEKTAŞ’TA HİBE ETTİĞİ ARSADA YAPILAN CEMEVİNİ AÇACAK</strong></p>

<p><strong>ALEVİ AÇILIMI</strong>’nın vaktinin de 29 Ekim olduğunu duyurdum başlıkta. Aslında dün Gazeteci&nbsp;<strong>Mehmet Çek</strong>&nbsp;de yazdı bunu.</p>

<p>Evet,&nbsp;<strong>29 Ekim 2025 tarihinde</strong>; Cumhuriyet Bayramı’nın 102. Yıldönümünde yine&nbsp;<strong>MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin bu açılımı başlatacağı</strong>&nbsp;anlaşılıyor.</p>

<p>Şu bilgiyi de paylaşalım bu arada.</p>

<p><strong>Devlet Bahçeli</strong>&nbsp;bilindiği üzere Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesindeki<strong>&nbsp;6 dönümlük arsasını Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu’na bağışladı</strong>. Bu arsa içinde inşa edilen iki katlı, çok amaçlı ve içinde salonlar, yemekhane, misafirhane, kütüphane,&nbsp;<strong>"Ya Allah, ya Muhammed, ya Ali"</strong>&nbsp;üçlemesine atfen üç ayrı kapalı alana sahip binanın orta alanında da&nbsp;<strong>CEMEVİ&nbsp;</strong>de yer alacak.</p>

<p>Bu külliyenin yapımı bitmek üzere ve neredeyse yüzde 80’i tamamlandı.<br />
<br />
<strong>Cemevi 29 Ekim tarihine yetiştirilecek</strong>&nbsp;ve MHP Genel Başkanı&nbsp;<strong>Devlet Bahçeli o gün açılışını yapacak.</strong>&nbsp;Ve o açılışta da tıpkı geçen yıl 1 Ekim tarihinde tarihi İmralı çağrısıyla yaptığı gibi&nbsp;<strong>Alevi Açılımı</strong>’nın da işaret fişeğini çakacak. Muhtemel ki geçmiş konuşmalarında&nbsp;<em>“Alevi İslam inancına sahip kardeşlerimizin&nbsp;<strong>haklı talepleri</strong>&nbsp;vardır. Cami ne kadar bizimse, Cemevi de o kadar bizimdir. Alevi kardeşlerimiz Cemevini ibadethane görüyorsa -ki öyledir- bize düşen buna saygı duymak, yapıcı ve destekleyici bir tavır almaktır”&nbsp;</em>diyen&nbsp;<strong>Devlet Bahçeli</strong>&nbsp;artık&nbsp;<em>“Müslümanların ibadet yeri camilerdir”</em>&nbsp;diyerek bu hakkın hayata geçirilmesine geçit vermeyenlere de bir mesaj iletmiş olacak.</p>

<p>Bekleyelim ve görelim.</p>

<p>Umarız tıpkı&nbsp;<strong>Terörsüz Türkiye açılımı</strong>&nbsp;gibi sakin, soğukkanlı ve düzgün gidecek bir süreç olur.<br />
<a href="https://www.tv100.com/alevi-acilimi-da-geliyor-29-ekimi-bekleyelim-isaret-fisegini-cakacak-kisi-belli-makale-822186"><strong><u>Fıat Uğur'un&nbsp;TV100'de yayımlanan yazısı için lüğtfen tıklayınız:<br />
https://www.tv100.com/alevi-acilimi-da-geliyor-29-ekimi-bekleyelim-isaret-fisegini-cakacak-kisi-belli-makale-822186</u></strong></a></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 20 Jul 2025 01:58:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/07/fuat-ugur-yazdi-alevi-acilimi-geliyor-1752966430.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Remzi Kaptan yazdı: Ehl-i Beyt mucizedir!</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/remzi-kaptan-yazdi-ehl-i-beyt-mucizedir-1804</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/remzi-kaptan-yazdi-ehl-i-beyt-mucizedir-1804</guid>
                <description><![CDATA[Yazar Remzi Kaptan, Alevi inancının ve Ehlibeyt değerlerinin asırlardır süregelen canlılığına dikkat çeken bir yazı kaleme aldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><u><strong><a href="https://www.facebook.com/share/16h4h5CQqo/">Yazar Remzi Kaptan, </a></strong></u>Alevi inancının ve Ehlibeyt değerlerinin asırlardır süregelen canlılığına dikkat çeken bir yazı kaleme aldı.Muharrem orucu ve matem günlerinde yayımladığı yazı, Kaptan, Alevi inancının samimiyetle yaşanan derinliğini ve bu inanca yönelik saldırıların tarihsel sürekliliğini vurguladı.<br />
<br />
<strong>Remzi Kaptan,yazısında şunları kaleme aldı:</strong><br />
<br />
<strong>Muharrem Orucunun Hatırlattıkları</strong><br />
<br />
Aradan 15 asır geçmiş fakat <strong>Ehlibeyt </strong>ve onunla bütünleşmiş olan değerler varlığını toplum ve insan hayatında tüm canlılığıyla sürdürüyor.</p>

<p>Eğer hikmet, keramet, mucize ve marifet bu değilse nedir?</p>

<p>Bu nasıl bir dinamizmdir ki aradan kaç asır geçmiş olursa olsun, hangi gelişmişlik düzeyine ulaşılmış olursa olsun, hangi yeni ve daha üst kuramlar, kavramlar, bakış açıları geliştirilmiş olursa olsun; Ehlibeyt ve onun etkisiyle şekillenmiş olan değerler ve inanç güncellenerek, gelişerek, insan ve toplum hayatına daha bir kök salarak varlığını koruyor, sürdürüyor.</p>

<p>Muharrem orucu ve onunla beraber çekilen matemin yaşandığı bu günlerde yukarıda izah ettiğim gerçekleri tüm canlılığıyla bir kez daha en sarsıcı şekilde yaşıyorum.</p>

<p>Sayısız insan sessiz sedasız, hiç bir duyuruya ve gösterişe kapılmadan hanesinde niyet ediyor, oruç tutuyor, yas çekiyor.</p>

<p>Sabahın ilk ışıklarında uyanıyor, dara duruyor, inandığı değerlere bağlılığını yeniliyor, Iman Hüseyin’e selam edip cümle mazlumlara göz yaşı döküyor ve yezidin şahsında vücut bulmuş olan kötülüğün yer yüzünden silinmesi, yok olması için dua edip, yakarıyor.</p>

<p>Samimiyetle,<strong> aşkla, tutku </strong>ve inançla bunu yapıyor.</p>

<p>Gösteriş yok, dayatma yok, baskı yok ve sadece ama sadece inanmışlık, bağlılık, aşk var ve bu duyguyla bunu yapıyor.</p>

<p>Diğer yandan bu yaşanan inanç derinliğini, aşkı, tutkuyu görmeyip tüm enerjisin Ehlibeyti, 12 İmamı ve onlarla anılan değer ve doğrulara saldırmayı adeta yaşamın gayesi haline getirenlerde mevcut ve onlarda bu zamanlarda mesai artışına gidiyorlar.</p>

<p>Bu kimseler adeta tüm işlerini bırakmış kendi halinde inancını yaşayan Alevilere saldırmayı kendilerine en önemli görev olarak kabul ediyorlar.</p>

<p>Bu durumda şaşırtıcı değil.</p>

<p>Çünkü İman Hüseyin’e bağlı olanlar biliyorlar ki kendi tarihleri bu gibi kimselerle doludur.</p>

<p>Burada esas olan şu hakikattir; bu kimseler hep olacaktır ve bize düşen bunun bilincinde olarak inandığımız, iman ettiğimiz, ikrar verdiğimiz inancımızdan taviz vermememizdir.</p>

<p>Belki tam anlamıyla gereklerini yerine getirmiyor olabiliriz ama asla karşıt bir konuma düşmemek esas olandır.</p>

<p>Diğer yandan dünyada bunca kötülük, haksızlık, adaletsizlik varken bu kimseler sesini çıkartmıyorlar.</p>

<p>Egemen olana tek bir kelime etmiyorlar, yapılan yanlışlara ve kötülüklere karşı gelmiyorlar ama söz konusu inançlı Aleviler olunca olağanüstü bir enerji ile saldırıyorlar.</p>

<p>Bu yiğitliğinizi her zulmü ve haksızlığa yapanlara neden göstermiyorsunuz?</p>

<p>Hz. Ali’ye, Ehlibeyte ettiğiniz küfürlerin, hakaretlerin binde birisini bir parti başkanına, örgüt liderine, tarikat şeyhine yapabiliyor musunuz?</p>

<p>Elbette ki hayır.</p>

<p>Aleviler mahzun, mazlum ve sahipsiz.</p>

<p>Tıpkı Kerbela da ve başka yerlerde olduğu gibi.</p>

<p>Aleviye saldırmanın bir yaptırımı yok nasılsa.</p>

<p>Küfür edenin, hakaret edenin, saldıranın yanında kar kalıyor her yaptığı.</p>

<p>Gerçekten öyle mi?</p>

<p>Yani Aleviye saldıranın yanında kar mı kalıyor?</p>

<p>Zahir olarak şu an için evet.</p>

<p>İnançlı Aleviye dilediğiniz her hakareti edebilirsiniz ve size karşı gelecek hiç bir güç yok.</p>

<p>Fakat batın anlamda bunun elbette karşılığı olacaktır.</p>

<p>Sizce yezit ve hınzır paşa iflah oldu mu?</p>

<p>Biz bunu bilir, buna inanır ve bu anlayışla inancımızı yaşarız.</p>

<p>Bilene, görene, yolunu sürene ve yaşayana selam olsun, aşk olsun.</p>

<p>Yezide ve onun modern takipçilerine lanet olsun.<br />
<br />
<u><strong><a href="https://www.facebook.com/share/16h4h5CQqo/">https://www.facebook.com/share/16h4h5CQqo/</a></strong></u></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 07 Jul 2025 11:40:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/07/remzi-kaptan-yazdi-ehl-i-beyt-mucizedir-1751878338.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Prof. Dr. Halil Çivi yazdı: Madımak Faciası</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/prof-dr-halil-civi-yazdi-madimak-faciasi-1754</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/prof-dr-halil-civi-yazdi-madimak-faciasi-1754</guid>
                <description><![CDATA[Prof. Dr. Halil Çivi’nin kaleme aldığı “Madımak Faciası” adlı şiir, toplumsal belleği tazelemeye ve bu trajediyi lanetlemeye devam ediyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>2 Temmuz 1993’te Sivas’ta yaşanan ve 37 aydının Madımak Oteli’nde yakılarak hayatını kaybettiği insanlık dışı facianın 32. yılında, Prof. Dr. Halil Çivi’nin kaleme aldığı “Madımak Faciası” adlı şiir, toplumsal belleği tazelemeye ve bu trajediyi lanetlemeye devam ediyor. Çivi, şiirinde cehalet, yobazlık ve kinle beslenen bu vahşeti güçlü dizelerle kınarken, demokratik laik cumhuriyet, çoğulculuk ve Mustafa Kemal Atatürk’ün ilkelerine vurgu yapıyor.</p>

<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; <strong>M A D I M A K &nbsp; &nbsp; F A C İ A S I</strong></p>

<p>Aydınlara din ve mezhep sordular,<br />
Sonra beğenmedi, "kafir" gördüler,<br />
Cehennemi bu dünyada kurdular,<br />
Yak, yak diye bağırdılar; yaktılar!<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Xxx<br />
İki Temmuz günü kiyamet koptu,<br />
Cehalet ırmağı kapkara aktı,<br />
Otuzyedi canı benzinle yaktı,<br />
Yak &nbsp;yak, diye bağırdılar;yaktılar!<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Xxx<br />
Dinimize kin ve nefret soktular,<br />
Düşmanlığın tetiğini çektiler,<br />
Aydınları Madımak'a tıktılar,<br />
Yak, yak diye bağırdılar; yaktılar!<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Xxx<br />
Cahil, yobaz Madımak'ta buluştu,<br />
&nbsp;Cebir, şiddet ateş oldu, tutuştu,<br />
İnsanlar yandıkça yobazlar coştu,<br />
Yak, yak diye bağırdılar; yaktılar!<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Xxx<br />
Kadın, erkek, çocuk yandı kavruldu,<br />
Bedenler kül oldu &nbsp;göğe savruldu,<br />
Laik devrim canevinden vuruldu,<br />
Yak, yak diye bağırdılar; yaktılar!<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Xxx<br />
Yazarı, çizeri düşman bildiler,&nbsp;<br />
İnançları parça parça böldüler,<br />
Farklı inanana kara çaldılar,<br />
Yak, yak diye bağırdılar; yaktılar!<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Xxx<br />
Yoz siyaset yobazlıkla birleşti&nbsp;<br />
Kör inançlar zihinlere yerleşti,<br />
Zorbalık boy verdi, zulüm gürleşti,<br />
Yak, yak diye &nbsp;bağırdılar; yaktılar.<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Xxx<br />
Halil Çivi der ki, ağlatan gülmez,<br />
Aydınlar ölse de özgürlük ölmez.<br />
İnsan yakılarak ibadet(!) &nbsp;olmaz,<br />
Yak, yak diye bağırdılar; yaktılar!&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 30 Jun 2025 19:36:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/06/prof-dr-halil-civi-yazdi-madimak-faciasi-1751301956.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Muhtar Fatih Beydili yazdı: ABD’nin Suriye politikasında yeni dönem</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/muhtar-fatih-beydili-yazdi-abdnin-suriye-politikasinda-yeni-donem-1746</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/muhtar-fatih-beydili-yazdi-abdnin-suriye-politikasinda-yeni-donem-1746</guid>
                <description><![CDATA[Dr. Muhtar Fatih Beydili’nin barinajans.com’da yayımlanan “Kontrollü Normalleşme: Amerika’nın Suriye Politikası Yön Değiştiriyor!” başlıklı yazısında, ABD’nin Suriye politikasında önemli bir değişim yaşandığı vurguladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Dr. Muhtar Fatih Beydili’nin <a href="https://barinajans.com/haber/kontrollu_normallesme_amerikanin_suriye_politikasi_yon_degistiriyor-2000.html"><u><strong>barinajans.com’da yayımlanan</strong></u></a> “Kontrollü Normalleşme: Amerika’nın Suriye Politikası Yön Değiştiriyor!” başlıklı yazısında, ABD’nin Suriye politikasında önemli bir değişim yaşandığı vurguladı.. ABD Başkanı Donald Trump’ın Suriye Özel Temsilcisi Thomas Barrack’ın açıklamalarına dayandırılan yazıda, Washington’un Şam’ın yeni liderliği tarafından önerilen ve binlerce yabancı savaşçının ulusal orduya entegre edilmesini öngören bir plana onay verdiği belirtiliyor. Ancak bu sürecin “şeffaflık” ve uluslararası gözetim altında yürütülmesi gerektiği ifade ediliyor.</p>

<p><u><strong>Dr. Muhtar Fatih Beydili’nin barinajans.com’da yayımlanan yazısı şöyle:</strong></u></p>

<p>Amerika Birleşik Devletleri’nin Suriye politikasında dikkat çekici bir değişim yaşandı. Başkan Donald Trump’ın Suriye Özel Temsilcisi Thomas Barrack, ABD’nin, Suriye’deki yeni liderliğin sunduğu bir plana onay verdiğini açıkladı. Bu plana göre, daha önce silahlı muhalefet saflarında savaşmış binlerce yabancı savaşçının, ulusal orduya katılmalarına izin verilecek, ancak bu sürecin “şeffaflık” çerçevesinde yürütülmesi gerekecek.</p>

<p>Barrack’ın bu açıklaması, Washington’ın Şam’a resmî olarak yeşil ışık yaktığını ve Suriye’nin “entegrasyon stratejisi”ni hayata geçirmesine dolaylı destek verdiğini ortaya koyuyor. Bu strateji, gayri nizami silahlı unsurların devletin resmî kurumları içine çekilerek güvenliğin sağlanması ve radikal unsurların etkisizleştirilmesi hedefini taşıyor.</p>

<p><u><strong>Dışlama Politikası Yerini Kontrollü Entegrasyona Bırakıyor</strong></u></p>

<p>ABD, Suriye’deki kriz boyunca, yabancı savaşçıların güvenlik ve ordu yapılarından tamamen dışlanması yönünde ısrarcı olmuştu. Bu kişiler, hem ulusal hem de bölgesel güvenlik için tehdit olarak görülüyor, bazıları ise ABD’nin terör listesine alınmış örgütlerle bağlantılı sayılıyordu.</p>

<p>Ancak Thomas Barrack’ın son açıklamaları, bu sert tutumun yerini daha esnek ve pragmatik bir yaklaşıma bıraktığını gösteriyor. Bu dönüşüm, geçtiğimiz ay Başkan Donald Trump’ın Orta Doğu turunun ardından netleşmeye başladı. Trump, bu tur kapsamında bazı bölgesel liderlerle kritik görüşmeler gerçekleştirdi ve Suriye meselesinde yeni bir Amerikan pozisyonunun temelleri atıldı.</p>

<p><u><strong>Değişimin Gerekçesi: Bölgesel Denge ve Yeni Anlaşmalar</strong></u></p>

<p>Barrack, bu yeni yaklaşımın, “bölgesel barış için kapsamlı bir vizyon” çerçevesinde şekillendiğini belirtti. Buna göre, ABD Beşşar Esad döneminden bu yana Suriye’ye uyguladığı yaptırımları kaldırmayı değerlendirmekte; bunun karşılığında da Şam’dan, devlet kurumlarının yeniden yapılandırılması, siyasi çoğulculuğun benimsenmesi ve dışlayıcı politikaların terk edilmesi isteniyor.</p>

<p>Uzmanlar bu gelişmeleri, bölgesel dengelerin yeniden şekillendiği bir dönemin işareti olarak yorumluyor. Arap dünyasında bazı ülkelerin Şam’la normalleşmeye gitmesi, ABD’yi de yeni bir strateji geliştirmeye itmiş gibi görünüyor. Artık savaş sonrası Suriye’nin “entegre edilmesi” gerektiği yönünde genel bir eğilim oluşmuş durumda.</p>

<p><u><strong>Washington’un Şartları: Şeffaflık ve Uluslararası Gözetim</strong></u></p>

<p>Barrack, bu sürecin tamamen şeffaf ve uluslararası gözetime açık biçimde yürütülmesi gerektiğini vurguladı. Entegre edilecek savaşçıların, herhangi bir “paralel yapı”ya dönüşmemesi, mezhepsel intikam politikalarına alet edilmemesi ve doğrudan devletin resmî güvenlik organları altında çalışmaları gerektiğini ifade etti. “Bu kişilerin gayri resmi milisler olarak kullanılması ya da bölgesel güçler oluşturması kabul edilemez,” dedi.</p>

<p>Bu, Washington’un süreci kendi çıkarları doğrultusunda kontrol etmeye çalıştığını ve “silahı hizmete dönüştürme” stratejisi izlediğini göstermektedir. Yani potansiyel tehdit unsurları, kurumsal yapılara çekilerek yeni bir denge oluşturulmaya çalışılıyor.</p>

<p><u><strong>Geleceğe Dair Bir Okuma: ABD-Şam Ortaklığı mı Doğuyor?</strong></u></p>

<p>Tüm bu gelişmelere rağmen, ABD ile Şam arasında kurulabilecek muhtemel bir ortaklık, hâlâ temkinli ve koşullu bir zemin üzerinde yükseliyor. Barrack’a göre, Suriye’nin yeni liderliği bazı Amerikan şartlarına “alışılmadık bir esneklikle” yaklaşmış olsa da, Washington hâlâ Şam’ın İran’la ve ona bağlı askerî yapılarla olan ilişkileri konusunda ciddi soru işaretlerine sahip.</p>

<p>Ancak mevcut yönelimin, şartlı bir güvenlik ortaklığı doğurabileceği ve ABD’nin Suriye’de denge kurmaya yönelik yeni bir müdahale biçimi geliştirmekte olduğu yorumları da yapılmakta. Bu ortaklık, savaş sonrası dönemde istikrarı hızlandırabilir ve sınır ötesi radikal unsurların etkisini zayıflatabilir.<br />
<u><strong><a href="https://barinajans.com/haber/kontrollu_normallesme_amerikanin_suriye_politikasi_yon_degistiriyor-2000.html">Yazıyı kaynağından okumak için lütfen tıklayınız:<br />
https://barinajans.com/haber/kontrollu_normallesme_amerikanin_suriye_politikasi_yon_degistiriyor-2000.html</a></strong></u></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 28 Jun 2025 15:09:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/06/muhtar-fatih-beydili-yazdi-abdnin-suriye-politikasinda-yeni-donem-1751114917.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ethem Uğurlu Dede yazdı: Emevi dini İslam dini değildir!</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ethem-ugurlu-dede-yazdi-emevi-dini-islam-dini-degildir-1733</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ethem-ugurlu-dede-yazdi-emevi-dini-islam-dini-degildir-1733</guid>
                <description><![CDATA[Hıdır Abdal Ocağı evladı Ethem Uğurlu Dede, Muharrem matemi vesilesi ile dikkati çeken bir makale yayınladı. Uğurlu Dede'nin, İslam'ın Emevilerin elinde çarpıtıldığını ve bozulduğunu, İslam'ın Ehl-i Beyt üzerinden devam ettiğini ifade ettiği makalesini okurlarımızla paylaşıyoruz.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">İçinde bulunduğumuz Muharrem Ay’ında, anlamamız ve anlatmamız gereken en önemli meselelerden biri de şudur;</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">680 yılında Emevi hanedanlığının temsilcisi Yezid’in ordusu, Peygamber Torununu katletti.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Medine’yi bastı, sahabe kadınlara tecavüz etti ve ardından Mekke’yi işgal edip Kâbe’yi, mancınıklarla fırlattıkları ateş toplarıyla yaktı.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Kâbe’nin cayır cayır yakılmasından sonra diyebiliriz ki, en azından görüntü olarak “<em><strong>bu iş bitti</strong></em>”.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">İslam’ın adaletli, eşitlikçi, barışçı mesajı Kerbelâ’da toprağa gömüldü.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Kerbelâ olayında olduğu gibi zorbalık yapıp büyük günahlar işleyenler, yaptıklarını meşrulaştırmak için kelam üretmeye, uydurmaya başladılar.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Mesela, büyük hadis kitaplarından herhangi birinin iman bölümü açıldığı zaman şunların yazıldığı görülür:</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">...“<strong><em>Kalbinde hardal tanesi kadar imanı olan bir kimse deniz köpüğü kadar günah işlemiş olsa bile affolur</em></strong>”. </span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Yani, “<em><strong>Kerbela’da bu katliamları yaptım ama kalbimde iman var.</strong></em></span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white"><em><strong>O zaman bu günahların affedilmesi lazım, çünkü Peygamberimiz böyle buyurmuş!</strong></em>”</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Bu uydurmalara daha başka birçok örnek verebiliriz. </span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">...İkindi namazı kılanların o günkü günahları affolur,</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">...Cuma namazı kılanların o haftaki günahları affolur,</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">...Hacca gidenin bir yıllık günahları affolur, </span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">...Arafat’a çıkanın kul hakkı da affolur…</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Bunların hepsi uydurmaydı ama hadis kitaplarına geçince nesilden nesile aktarıldı, bunların etrafında yeni bir din üretildi ve günümüze kadar ulaştı.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">“<em><strong>Bu Din</strong></em>” Hz. Muhammed’in tebliğ ettiği din değildir. </span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Bu din Hz. Ali’nin yaşadığı, Ehl-i Beyt’in kabul ettiği din değildir. </span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Bu din Yezid’in ve Yezid gibi ahlaksızca yaşayanların dinidir...</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><span style="background-color:white">ETHEM UĞURLU DEDE</span></strong></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 27 Jun 2025 11:23:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/06/ethem-ugurlu-dede-yazdi-emevi-dini-islam-dini-degildir-1751012977.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Prof. Dr. Halil Çivi yazdı:Kerbela ve matem orucu</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/prof-dr-halil-civi-yazdikerbela-ve-matem-orucu-1719</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/prof-dr-halil-civi-yazdikerbela-ve-matem-orucu-1719</guid>
                <description><![CDATA[Muharrem Ayı ve Kerbela matem orucu başlayacak. Prof. Dr. Halil Çivi,  Kerbela faciasının tarihsel ve toplumsal önemine dikkat çeken bir yazı kaleme aldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Alevi toplumu için Muharrem Ayı ve Kerbela matem orucu başlayacak. Bu vesileyle, insanlık tarihinin en büyük trajedilerinden biri olan Kerbela Faciası’nı hatırlatmak, ahlak ve vicdan borcu olarak görülüyor.<u><strong><a href="https://www.facebook.com/share/p/18zDhN5GgW/"> Prof. Dr. Halil Çivi’nin</a></strong></u> kaleme aldığı yazı, bu facianın tarihsel ve toplumsal önemine dikkat çekiyor.<br />
<br />
<u><strong><a href="https://www.facebook.com/share/p/18zDhN5GgW/">Prof. Dr. Halil Çivi’nin</a></strong></u> kaleme aldığı yazı şöyle:<br />
<br />
<strong>KERBELA FACİASI VE MUHARREM ORUCU'NUN<br />
ANIMSATIKLARI ÜZERİNE &nbsp;KISA NOTLAR</strong></p>

<p>Yarın değil öbür gün, 26 Haziran 2025, Perşembe günü, Türkiye'deki Alevi, toplum için Muharrem Ayı, Kerbela matem orucu başlayacak. Bu nedenle halkımıza Kerbela Facisai konusunda kısa bir bilgi vermek ve bu insanlık trajedisini insanlık alemine hatırlatmak bir ahlak ve vicdan borcu olmalıdır. Ayrıca Türkiye'deki Sünni kardeşlerimiz de genelde Aleviliğe yakın bir anlayışla Yezid'in yaptıklarını asla onaylamaz. Hatta çoğu da, tıpkı Alevi, Bektaşi ve Caferi aileler gibi Aşure kaynatır ve lokma dağıtırlar.</p>

<p>Aleviler, Muharrem Orucu süresince, Kerbela Yası için, gündelik zevk ve coşku veren her türlü tutum ve davranışlardan sakınırlar ; Oruç tutarken yas boyunca su içmezler. Et yemezler. Orucun bitiminde de Aşure Aşı pişirir ve bu aşı Aşure Lokması olarak dağıtırlar. Muharrem Ccemi yaparlar, Muharrem kurbanı keserler.Başta Haz.Hüseyin olmak üzere tüm Kerbela şehitlerinin karşılaştıkları insanlık dışı tarihsel dramı yüreklerinde yaşar ve yaşanılan bu derin acıları insanlara anımsatmak için çaba harcarlar. Kerbela Faciası, sadece Aleviler için değil, başta İslam dünyası olmak üzere, tüm insanlık dünyası için çok önemli sonuçlar doĝurmuş tarihsel bir trajedidir.</p>

<p><strong>Peki Kerbela neresidir ve bu facia ne zaman ve nasıl olmuştur?</strong></p>

<p>Kerbela Faciası ya da trajedisi günümüzden tam 1345 yıl önce,</p>

<p>Bugün ki Irak Devleti sınınırları içınde, Fırat Nehri kenarında çölleşmiş kurak bir arazide; Miladi takvime göre 10 Ekim 680, Hicri takvime göre ise 10 Muharem 61 yılında gerçekleşmiştir.</p>

<p>Kerbela Faciasında, Haz Hüseyin'in yanında sadece 72 inançlı can yoldaşı vardır. Emevi Halifesi Yezid Ordusu ise yaklaşık 5000 kişi kadardır. Haz.Hüseyin'in kendisine, ailesine, kundaktaki çocuklarına ,akrabalarına ve can yoldaşlarına 10 gün boyunca, Fırat nehrine yaklaşmaları yasaklanarak su verilmemiştir. 10 Muharem günü ise yapılan, asimetrik, ahlak dışı, savaşta Haz. Hüseyin 72 can yoldaşı ile birlikte şehit düşmüştür. Peygamber torunu kadınlar ve çocuklar esir alınmış, Hazreti Hüseyin'in başı kesilmiş, Kerbela'da olan ailedeki kadınlarlar ve çocuklarla birlikte, Şam'daki Halife(!) Yezid'in sarayına götürülmüştür...</p>

<p>Kerbala katliamında, erkek kişi olarak, halası Haz Zeyneb'in cesareti ve dirayeti ile, daha sonra 4. İmam olarak anılacak sadece Haz. Zeynel Abidin kurtulabilmiştir.</p>

<p><strong>Kerbela Faciası hangi nedenlerle oluştu.</strong></p>

<p>Hazreti Mumammed'in Hakka yürümesinden sonra, İslam Halifesinin nasıl seçileceği konusunda ihtilaflar oldu... kimin nasıl, hangi yöntemle halife olacağına; ilk dört halifenin seçimi döneminde adına "biat" denilen devrin kabile liderleri ve dinsel seçkinlerin oydaşmasına dayalı seçim benzeri bir sistemle karar verildi. Sırasısıyla, Ebubekir, Ömeŕ, Osman ve Ali biatla halife seçildiler. Dört İslam Halifesinin üçü suikaste, cinayete kurban edildi. Ancak IV.Halife Haz. Ali'ye;; zamanın Şam Valisi, Ebu Süfyan oğlu Muaviye, çeşitli yapay, gerçek dışı gerekçelerle İsyan etti. Sıffın mevkiinde savaş başladı. Fakat savaş koşulları Muaviye aleyhine dönünce, İslam'ın kutsal kitabı olan Kur'an yapraklarını mızrakların ucuna takarak Haz.Ali'yi Kur'an' ın hakemliğine çağırdı... dinin siyasete alet edilmesi, ve dinsel görüş ayrılıkları Sıffın'la başlamış oldu.Hakem olayı denilen bu uygulamadam sonra, Müslümanlar, Ali Şiası, Muaviye Yanlıları ( daha sonra Muaviye yanlılarına Sünniler denilecek) ve Hariciler olarak üçe ayrıldı. Hazreti Ali, Nehrivan'da Haricilerle savaşmak ve onları yenmek zorunda kaldı.</p>

<p>Haz.Ali'nin Mülcem isimli bir Harici tarafından zehirli hançerle şehit edilip Hakka yürümesinden sonra, Muaviye, Haz. Ali'nin büyük oğlu imam Hasan'ı bizzat kendi eşine zehirleterek saf dışı bıraktı. Kendisini rakipsiz İslam Halifesi konumuna yükseltti. Fakat kendisi eceliyle ölmeden önce, oğlu yezidi kendi yerine halife olarak atadı. Böylece İslam'daki halife seçimi babadan oğula geçen saray ve saltanata dönüştü. Halbuki İslam öğretisi, özünde kabile ve aile saltanatına son vermişti. Saltanat işini Muaviye başlattı. Bu durum, Emevi, Abbasi, Selçuklu ve bir anlamda Osmanlı Hanedanlığında da devam etti ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulması ile de 03 Mart 1924'de, Halifeliğin kaldırılması ile sonlandırıldı.</p>

<p><strong>Haz. Hüseyin Yezid'in Halifeliğine niçin karşıydı?</strong></p>

<p>Haz. Hüseyin, Yezıd'in Halifeliğini, dedesi Haz.Muhammad'in getirip topluma kabul ettirdiği ilahi islam dinini, İslamın ilahi emirlerini fazla önemsemeyen , ahlak ve adalet ilkelerine uymayan ve işret meclislerinde keyif çatan ve bir Halife kimliğine asla uymayan iktidarını İslam inancına aykırı buldu. Yezid'in bu davranışları dinden, ahlaktan ve adaletten sapma olarak değerlendirdi.</p>

<p>Yezit gibi düşük ahlaklı ve adaletten yoksun birinin hem de atamayla İslamın Halifesi olmasını İslam dini ve ahlakı için her açıdan çok sakıncalı buldu ve Yezid'e isyan etti. Ayrıca, Halifeliğin Ehlibeyt ve Ali soyunda olamasını da düşünüyordu. Kendisi de Halife olma yolunu seçti. Özellikle Kufe halkından gelen yoğun destekle Yezidi yeneceğin düşündü. Fakat Emevi Hanedanı Yezid'in Küfe Valisi Ziyad ve yine Kufedeki saltanaçı işbirlikçilerin basķı ve korkusu ile Kufe Halkı Haz. Hüseyin'den desteğini geri çekti....beklenen sonuç doğdu.</p>

<p><strong>Kerbela' facisının temel sonuları nelerdir?</strong></p>

<p>Bu facianın iki tarihsel ana sonucu olmuştur.</p>

<p><strong>1- </strong>Kerbeladan sonra İslam dini siyasileşti. Halifeyi seçebilme tartışmaları iki rakip siyasi mezhep doğurdu. Haz. Alı yanlıları Hilafet hakkının Eylibeyt ve Haz Ali evlatlarına ait olduğunu savundu. Bunlara Haz.Ali yanlısı anlamına, Ali Şiası denildi. Emevi, Muaviye çizgisini meşru gören gruba da, dört halife dönemindeki siyasi geleneğe uyanlara da Ehli Sünnet ya da Sünni denildi. İki farklı siyasi tartışmadan bir uzlaşma çıkmadı. İslam, keskin bir şekilde ve onarılamaz bir biçimde ikiye bölündü.</p>

<p><strong>2-</strong> Kerbala Faciasından sonraki Şii ve Sünni siyasi yarılmalar daha sonra siyasetin de ötesine geçerek Şiilik ve Sünnilik gibi iki rakip, hatta giderek birbirlerine düşman iki mezhebe dönüştü.</p>

<p>Şiiler gerçek İslamın kendilerince temsil edildiĝini savunup Şiiliği devlet doktirinine çevirdi ve dinleştirdiler. Aynı şekill de Sünni devletler de Sünni Mezhebini devlet doktrini ve devlet dinine çevirdiler. Onlar da Şiiler ve şiilik türevleri olan dinsel yorum sahiplerini ötekileştirdi ve düşmanlaştırdılar.</p>

<p><strong>Haz. Hüseyin Kimdir ve nasıl bir kişiliği temsil eder?</strong></p>

<p>Haz. Hüseyin, Haz. Peygamberin, tek çocuğu olan Haz.Fatimadan doğan ve dededesince kendisinin cennet efendisi olarak müjdelendiği Haz.Hasan ile birlikte iki torunundan biri ve küçük olanıdır. Haz. Hüseyin, Haz.Muhammed''in Amcasının oğlu, damadı ve Allah'ın Aslanı olarak nitelenen Haz . Ali'nin oğludur. Adına Ehlibeyt ( Evhalkı) denilen Haz. Muhammed, Haz.Ali, Haz.Fatima , Haz Hasan ve Haz. HÜseyin'den oluşan ana çekirdek ve çok saygın bir İslam ailesinin beş bireyinden biridir.</p>

<p>Tarihsel olarak, Haz hüseyin, ahlaklı, adaletli, kararlı, zalime boyun eğmeyen ve sonucu ne olursa olsun samimi inancı uğruna ölümü göze almış ve bu uğurda canını verebilmiş bir kimlik ve kişilik sahibidir. Onun bu seçkin ve cesur tavrı "Hüseyni duruş" olarak tanımlanır. Haz Hüseyin, bu muhkem ve geri dönülmez cesur duruşu ile halkın varlığını, dirliğini ve birliğini hiçe sayan zalim ve ahlaksız saltanat sahiplerine, adaletsiz iktidarlara siyasi olarak karşı koymanın meşru bir tavır olduğunu kanı ve canı ile ödeyerek herkese göstermiştir.</p>

<p><strong>Sonuç ve genel bir yorum.</strong></p>

<p>Kerbela Faciası ve bu facianın yarattığı siyasal, dinsel, mezhepsel, kültürel, ırksal ve ideolojik sorunlar günümüzdeki İslam dünyasında da varlığını devam ettiriyor. İslamdaki hangi konuyu biraz kaşırsanız mutlaka Kerbela Facisının izdüşümlerine ve etkilerine raslarsınız.</p>

<p>İster Şii yada ister Sünni olsun , istisnalar hariç, her iki bölükteki İslam uleması kendi mezheplerinin ölümüne savunuculuğunu bırakıp uzlaşmacı ve çağın gereklerine uygun tavırlarla birbirlerine yaklaşmalıdır. Ayrıca İslamdakı bu siyasi ve dini ayrımcılığın baş sorumluları da Şii ve Sünni iktidar sahipleri olmuşlardır.</p>

<p>Batı özelikle de İngililiz ve son zamanlarda da Amerikan emperyalizminin İslam toplumu üzerindeki en büyük, en etkili ve en sonuç alıcı kozu da, başta Şiilik ve Sünnilik rekabeti ve hatta düşmanlığı olmak üzere İslam dünyasınının içine sürüklendiği siyasi ayrılık ve siyası derinlikten yoksun siyasi ayrışma ve birbirlerini düşmanlaştırma basiretsizliğidir. Bu önemli kozun Batı emperyalizminin elinden mutlaka alınması; Şii ve Sünni kaynaklı tüm inanç türevleri arasındaki rekabet, ötekileştirme ve düşmanlıkların yerini dostluk ve dayanışmaya bırakması gerekir.</p>

<p>İslam toplumları ve devletleri hep çoğunlukçu bir din ve siyaset anlayışına sahiptir. Çogulculuğa hep yabancı kalmışlardır. Din, mezhep, ideoloji...gibi farklılıklarla bir arada yaşama kültürleri yok gibidir. Tekçi ( monist) toplumsal ve kültürel farklılıkları yok sayan bir anlayışla siyaset etmek yerine, çoğulcu, (pluralist) bir anlayışla, adaletten ayrılmadan herkesin barış ve güvenlik içinde yaşamalarını amaclamak gerekir.</p>

<p>Aşure aşı 12 ve daha fazla farklı besini bir araya getiriyor. Sonra da lokma olarak boğazlardan öyle geçiyor. Aşure, farklılıklarla birlik içinde kalarak çogulculuğu ve barış içinde yaşamayı temsil ediyor. Gerçek demokrasiler deki toplumlar tıpkı Aşure gibi, çok katmanlı ve çok kültürlüdür. Toplumun sosyal aşuresi ve inanç katmanlarını birleştirme ilacıda da güzel ahlaktır, şaşmaz adalettir, sevgidir, hoşgörüdür, duygudaşlıktır, ( empati), her türlü ayrımcılık ve bölücülükten uzak durmaktır.</p>

<p>İslam ne sadece Şiilikten, ne de sadece Sünnilikten ibarettir. Şiilik ve Sünnilik de dahil , ben müslümanım diyen hiç kimse tekfir edilmemelidir. Bunun radikal çözümü de devleti Şii devleti ve Sünni devleti olmaktan kurtarmak, yani dini devlet ideolojisi yapmaktan vazgeçmektir. Devleti tüm inançlar, dinler, ideolojiler konusunda tarafsız yapmaktır. Günümüz sosyolojisinde bu yaklaşıma demokratik laiklik deniliyor.</p>

<p>Bu duygu ve düşüncelerlerle, başta ülkemizdeki, Alevi, Bektaşi Caferi canlarımız olmak üzere, tüm yurttaşlarımızı, Muharrem Ayını vesile yapıp, Hazreti Hüseyin'i örnek alıp kendi öğretilerini, inanç anlayışlarını , ahlak ve adalet konusundaki tutum ve davranışlarını gözden geçirmeye ve çoğulcu bir kültür içinde birleşme ve dayanışmaya davet ediyorum.</p>

<p>Hepimiz birimiz, birimiz de hepimiz için anlayışı içinde kalarak herkese huzur, güven, adalet ve güzel ahlakla tazelenmiş özgür bir Muharrem Orucu ve ve hayırlar doğuran Aşure lokmaları dağıtmalarını diliyorum.</p>

<p>Halil Çivi. 24.Haziran 2025.</p>

<p>Doğanbey / Seferihisar/ İZMİR.<br />
<br />
<a href="https://www.facebook.com/share/p/18zDhN5GgW/">https://www.facebook.com/share/p/18zDhN5GgW/</a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 25 Jun 2025 10:15:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/06/prof-dr-halil-civi-yazdikerbela-ve-matem-orucu-1750837949.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İsmail Saçlı yazdı: Muharrem ayı ve yas-ı matem orucu</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ismail-sacli-yazdi-muharrem-ayi-ve-yas-i-matem-orucu-1712</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ismail-sacli-yazdi-muharrem-ayi-ve-yas-i-matem-orucu-1712</guid>
                <description><![CDATA[Kartal Cemevi Vakfı eski başkanı İsmail Saçlı, Muharrem ayının ve Alevi Bektaşilerin bu dönemde tuttuğu “yas-ı matem” orucu hakkında bir makale kaleme aldı. İşte o yazı:]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Hicri takvimin 1. ayı Muharrem. Bu ayda tutulduğu için Muharrem orucu da deniliyor .</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Teolojik olarak tüm peygamberlere farz kılındığı Kur’an’da da geçiyor. Bu orucu tüm peygamberler gibi Hz. Muhammed de tutmuştur. </span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Dini boyutuna girmeden sosyal açıdan yazacağım kavramlar karıştırılmamalıdır. </span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Yas ile matem aynı anlamdadır. </span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Peki, Muharrem orucu nasıl “<em><strong>yas-ı matem</strong></em>”e dönüştü? </span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Muharrem’in onuncu günü Yezit orduları tarafından, Hz. İmam Hüseyin ile birlikte ailesinden ve yoldaşlarından 71 kişi Kerbela’da katledildi. </span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">O günden bugüne Ehl-i Beyt taraftarları bu orucu yas olarak tutarlar. </span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Aşura Arapça 10 demektir. </span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">İki gün yas çekmek için de oruç tutulmuş. 12 gün olan oruç aynı zamanda 12 imamlarla da özleştirilmiş olmuştur. </span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Matem denilmesi; sadece yastan öte tüm bedeni duygusu, ruhu ile mateme bürünmüşlerdir . </span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Bir insana duyulan yas ile yakınına duyulan acı farklıdır. </span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">En yakınımız ölmüş gibi matem çekilmiş ve çekilmeye devam ediliyor. </span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Kerbela’da din adına, dini kuran Peygamberinin torunu katlediliyor. </span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Kerbela, zalim ile mazlumun tarihteki gerçekliği ve insanlığın günümüze kadar ulaşan ortak acısıdır. </span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Oruçtaki amaç nefsi terbiye; açlığı, susuzluğu hissedip onların çektiği acıyı hissetmekle birlikte, her türlü zevkten sefadan, eğlenceden, aşırı yiyeceklerden uzak durmaktır.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Madem ki, matemdesin bir nevi açlık grevindesin gibi düşünülebilir. </span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Hiç bir canlıyı incitmemek, kan akıtmamak gerekiyor. </span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Muharrem’de et yenmemesinin anlamı da bir canlı kesmemek, kan akıtmamak içindir. </span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Şatafatsız, sessiz sedasız tutulan bu orucu tutanların oruçları kabul olsun. </span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Sağlık nedenleri ile oruç tutamayanlar, en azından 12 gün yasını tutabilirler. </span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Yazıma son verirken, şu konuya da dikkati çekmek isterim: insanlarımız bir hayvan kanı akıtmazken, şu anda ABD destekli siyonist İsrail Filistin’de, Gazze’de milyonlarca insani katletti. Şimdi ise İran’ı füzelerle vuruyor. </span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">İran’ın rejimini beğenmeyebiliriz, ama yapılan saldırılara sessiz kalamayız, kalmamalıyız.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Bu kutsal ayda savaşa ara verilmelidir. </span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Kutsal değerlerimizin de bulunduğu şehirler, mekanlar bombalanıyor. </span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">İslam dünyası bu saldırılara karşı topluca tepkili olmalıdır. Sessiz kalınmamalıdır. </span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Zalimle mazlumun safları bellidir. </span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Ya, Yezit’in safında ya da, Hz. Hüseyin’in safında olacaksın. </span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Bizim safımız da, duruşumuz da bellidir. </span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Safını günlük çıkarlara göre belirleyenler ise, tarihte hep lanetlenmişlerdir. </span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Lanet olsun Yezit’e </span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Rahmet olsun Şah Hüseyin’e.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 24 Jun 2025 10:59:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/06/ismail-sacli-yazdi-muharrem-ayi-ve-yas-i-matem-orucu-1750752340.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İbrahim Afatoğlu,Gadir-i Hum Bayramı&#039;nı kaleme aldı</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ibrahim-afatoglugadir-i-hum-bayramini-kaleme-aldi-1651</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ibrahim-afatoglugadir-i-hum-bayramini-kaleme-aldi-1651</guid>
                <description><![CDATA[Araştırmacı yazar İbrahim Afatoğlu’nun kaleme aldığı yazıda, Gadir-i Hum’un İslam tarihindeki önemi ve günümüze taşıdığı mesajlar vurgulandı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Araştırmacı yazar İbrahim Afatoğlu’nun kaleme aldığı yazıda, <strong>Gadir-i Hum</strong>’un İslam tarihindeki önemi ve günümüze taşıdığı mesajlar vurgulandı. Hicretin 10. yılında, 16 Mart 632 tarihinde, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in Veda Haccı’ndan dönerken Mekke ile Medine arasındaki Gadir-i Hum mevkiinde Hz. Ali’yi halife ilan ettiği bu tarihi olay, adalet, liyakat ve birlik çağrısının sembolü olarak anılıyor.</p>

<p><strong>Peygamber’in Tarihi Konuşması</strong></p>

<p>Afatoğlu, yazısında Gadir-i Hum olayını şöyle aktarıyor: Peygamber Efendimiz, on binlerce sahabe huzurunda Hz. Ali’nin elini kaldırarak, <em><strong>“Ben kimin mevlası isem, Ali de onun mevlasıdır. Allah’ım, onu seveni sev, ona düşman olana düşman ol!”</strong></em> diyerek Hz. Ali’yi vekili ve halefi olarak tayin ettiğini ilan etti. Bu sözlerin ardından sahabeler sırasıyla Hz. Ali’yi tebrik etti. Afatoğlu’na göre bu olay, sadece bir şahsı yüceltmekle sınırlı değil; ümmete adalet, hakikat ve sorumluluk emanet eden bir dönüm noktasıydı.</p>

<p><strong>Alevi ve Şii İnancında Gadir-i Hum</strong></p>

<p>Gadir-i Hum, Alevi ve Şii inancına göre Hz. Ali’nin açıkça halife ilan edildiği gün olarak kabul ediliyor. Sünni kaynaklarda ise bu olay, Hz. Ali’nin üstünlüğünün ilanı olarak yer alıyor. Afatoğlu, hangi mezhepten bakılırsa bakılsın, Gadir-i Hum’un sevgi, sadakat, liyakat ve birlik çağrısı olduğunu vurguluyor. <em><strong>“Bu olay, sadece geçmişte değil, bugün ve gelecekte de yol gösterici bir ışık. Çöldeki o konuşma, bir ümmete bırakılmış büyük bir emanet ve sorumluluktu,”</strong></em> diyor.</p>

<p><strong>Günümüze Taşınan Mesajlar</strong></p>

<p>Afatoğlu, Gadir-i Hum’un günümüz toplumlarına yönelik mesajlarını da güçlü bir şekilde dile getiriyor: <em><strong>“Liyakat mi önde, yoksa menfaat mi? Hak mı önemli, yoksa güç mü? Gadir-i Hum’u sadece tarihi bir olay gibi görmek, onun ruhunu anlamamak demektir.”</strong></em> Hz. Ali’nin mazlumun yanında duran, adaletten şaşmayan ve bilgeliğiyle yol gösteren bir önder olduğunu belirten Afatoğlu, onu anmanın, onun temsil ettiği insani ve ahlaki değerleri yaşatmak anlamına geldiğini ifade ediyor.</p>

<p>Yazıda, Gadir-i Hum’un kardeşlik, eşitlik ve hak temelli bir toplum inşa etme çağrısı yaptığına dikkat çekiliyor. Afatoğlu, günümüzde ayrışmalar, adaletsizlikler ve liyakatsizliklerin derinleştiğini belirterek, Gadir-i Hum’un bu zor zamanlarda adaletin, hakikatin ve liyakatin sesini yükselttiğini vurguluyor: <em><strong>“‘Mevla Ali’dir’ derken, aslında ‘Mevla adalettir, hakikattir, liyakattir’ demektir.”</strong></em></p>

<p><strong>Bayram Kutlaması ve İyi Dilekler</strong></p>

<p>Afatoğlu, yazısını 2025 Gadir-i Hum Bayramı’nı kutlayarak sonlandırıyor: <em><strong>“Tüm İslam âleminin Gadir-i Hum Bayramı’nı içtenlikle kutluyor; başta Hz. Ali olmak üzere hak ve hakikat yolunda yürüyen tüm kutlu isimleri rahmet ve saygıyla anıyorum. Gadir-i Hum’un öğrettikleriyle büyüyen, birlik ve kardeşlik içinde bir gelecek diliyorum.”</strong></em></p>

<p>Gadir-i Hum Bayramı, Alevi-Şii İslam Alemi için sadece bir anma değil, aynı zamanda adalet, sevgi ve liyakat gibi evrensel değerleri yeniden hatırlama ve yaşatma fırsatı sunuyor.<br />
<br />
<a href="https://www.facebook.com/share/p/1ApjoHpXTH/">Araştırmacı yazar İbrahim Afatoğlu’nun kaleme aldığı yazı&nbsp;şöyle:</a><br />
<br />
<strong>GADİR-İ HUM BAYRAMI’NIN ANLAMI NEDİR VE BİZLERE HATIRLATTIKLARI NELERDİR?</strong><br />
<br />
Gadir-i Hum, İslam tarihinde derin anlamlar taşıyan önemli bir duraktır. Hicretin 10. yılında, 16 Mart 632 tarihinde, Peygamber Efendimiz Muhammed Mustafa Veda Haccı’ndan dönerken Mekke ile Medine arasında, Gadir adı verilen bir su kenarında, Hum mevkiinde konakladı. Hazreti Ali’yi yanına çağırdı. Onun elini yukarı kaldırdı; beraberinde on binlerce sahabe huzurunda yaptığı tarihi konuşmada;<br />
“Ben kimin mevlası (velisi, önderi, lideri) isem, Ali de onun mevlasıdır. Allah’ım, onu seveni sev, ona düşman olana düşman ol!” diyerek Hz. Ali’yi kendi vekili ve halefi olarak tayin ettiğini açıkladı. Peygamber efendimiz Muhammed Mustafa’nın bu açıklamalarından sonra orada bulunan sahabelerin tamamı sırasıyla gelip Hz. Ali’yi tebrik ettiler.<br />
<br />
Bu söz, sadece bir şahsı yüceltmek değil; ümmete emanet edilen bir sorumluluğun, hakikatin ve adaletin ilanıydı. Gadir-i Hum, Alevi ve Şii inancına göre Hz. Ali’nin açıkça halife ilan edildiği gündür. Sünni kaynaklarda da bu olay, Hz. Ali’nin üstünlüğünün ilanı olarak yer alır. Hangi mezhepten bakılırsa bakılsın, bu olay İslam tarihinde sevgi, sadakat, liyakat ve birlik çağrısının simgesidir.<br />
<br />
İslam tarihi boyunca bazı anlar vardır ki, sadece geçmişi değil, bugünü ve geleceği de aydınlatır. Gadir-i Hum işte o anlardan biridir. Kumların, susuzluğun ve çöl sıcağının ortasında yapılan bu konuşma, yalnızca bir hitap değil; bir ümmete bırakılmış büyük bir emanet, ağır bir sorumluluktu.<br />
<br />
Peygamber Efendimiz Muhammed Mustafa’nın on binlerce sahabeyi durdurup, onların gözlerinin içine bakarak söylediği “Ben kimin mevlası isem, Ali de onun mevlasıdır” sözü, bir gönül bağı kuruyordu. Bu cümle; sadece Hz. Ali'yi yüceltmek değil, aynı zamanda adaletin, doğruluğun, ilmin ve cesaretin temsilcisine yönelme çağrısıydı.<br />
<br />
Bugün, bu sözün üzerinden asırlar geçmiş olabilir. Fakat hâlâ şu soruyla yüzleşmek zorundayız: Liyakat mi önde, yoksa menfaat mi? Hak mı önemli, yoksa güç mü? Gadir-i Hum’u yalnızca tarihi bir olay gibi görmek, onun ruhunu anlamamak demektir. Çünkü o gün konuşulan şey; adaletin, sadakatin, bilginin ve samimiyetin yanında durma çağrısıydı.<br />
<br />
Hz. Ali; mazlumun yanında duran, adaletten şaşmayan, bilgeliğiyle yol gösteren bir önderdi. Onu hatırlamak, sadece bir şahsı anmak değil; onun temsil ettiği tüm insani ve ahlaki değerleri yaşatmaktır. Gadir-i Hum, bize sorumluluğu hatırlatır. Hakkı tutup kaldırmamızı ister. Kimseyi dışlamadan, ayrıştırmadan; kardeşlik, eşitlik ve hak temelli bir toplum inşa etmemizi bekler.<br />
<br />
Bugün toplum olarak pek çok zorlukla karşı karşıyayız. Ayrışmalar, adaletsizlikler, liyakatsizlikler derinleşiyor. Oysa ki Gadir-i Hum, tam da bu zor zamanlarda sesini yükseltiyor: “Mevla Ali’dir” derken, aslında “Mevla adalettir, hakikattir, liyakattir” demektir.<br />
<br />
2025 yılı 15 Haziran Pazar günü Alevi-Şii İslam Alemi için Gadir-i Hum Bayramıdır. Bu anlamda tüm İslam âleminin Gadir-i Hum Bayramı’nı içtenlikle kutluyor; başta Hz. Ali olmak üzere hak ve hakikat yolunda yürüyen tüm kutlu isimleri rahmet ve saygıyla anıyorum. Gadir-i Hum’un öğrettikleriyle büyüyen, birlik ve kardeşlik içinde bir gelecek dileğiyle...</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 16 Jun 2025 13:09:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/06/ibrahim-afatoglugadir-i-hum-bayramini-kale-aldi-1750069322.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Gümüşoğlu yazdı: Geleneği koruyarak modern yaşama uyum sağlayalım</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/gumusoglu-yazdi-gelenegi-koruyarak-modern-yasama-uyum-saglayalim-1585</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/gumusoglu-yazdi-gelenegi-koruyarak-modern-yasama-uyum-saglayalim-1585</guid>
                <description><![CDATA[Halifebaba H. Dursun Gümüşoğlu, Alevi Bektaşi toplumunun kentleşme ile ortaya çıkan sorunlarına değindiği makalesinde, modern yaşama uyum gösterirken geleneği korumanın önemine dikkati çekti. İşte, o yazı:]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Bir mıh bir nal kurtarır<br />
Bir nal bir at kurtarır<br />
Bir at bir komutan kurtarır.</strong></em></p>

<p>Bu atasözü Aleviliğin kaybetmemesi gereken değerler açısından düşünmekte yarar vardır.</p>

<p>Alevi toplumu, tarihsel süreç içerisinde çeşitli sosyo-politik ve kültürel nedenlerle ibadet ve ritüellerini tam anlamıyla yerine getirememiş, bu durum geleneksel değerlerden kısmi bir uzaklaşmayı beraberinde getirmiştir.&nbsp;<br />
Modernleşme çabaları ile asimilasyon arasındaki ince çizgide, Alevi inanç sistemi kimi zaman özünden uzaklaşarak dönüşüme uğramıştır. Özellikle 1960–1980 yılları arasında etkin olan ideolojik yönelimler, Alevi bireylerin dini pratikleri terk etmelerine, hatta dini inançları sorgulamalarına neden olmuştur. Bu süreçte, dedelik kurumu işlev kaybına uğramış; genç kuşaklar geleneksel öğretileri sürdürme konusunda yeterli ilgi göstermemiştir.<br />
<br />
1980 sonrasında özellikle 1990’lı yıllarda kurulan cemevleriyle birlikte Alevilik, kentleşme sürecinde yeni bir kamusal görünürlük kazanmıştır. Ancak cem ritüellerinin kapılarının herkese açılması, "ikrar" ilkesinin yeterince uygulanamamasına ve dolayısıyla cem yapısının geleneksel sınırlarının belirsizleşmesine neden olmuştur. Ritüel unsurların (örneğin mum yerine lambanın tercih edilmesi, faraş hizmetinin ihmal edilmesi) sembolik anlamlarından uzaklaştırılması, inanç sisteminin derinliğini zedelemiştir.<br />
&nbsp;<br />
Alevi inanç ve ibadet pratiklerinin modernleşme sürecinde karşılaştığı dönüşümler, geleneksel değerlerin korunması ile çağdaş yaşamın gereklilikleri arasında bir denge arayışını gündeme getirmektedir. Bu bağlamda, Alevi toplumunun ibadet ve ritüellerinde meydana gelen değişiklikler, hem inançsal hem de sosyokültürel boyutlarda önemli etkiler yaratmaktadır.<br />
<br />
1960-1980 yılları arasında, Türkiye'deki siyasal atmosferin etkisiyle Alevi toplumunda dinî inanç ve ibadetlere yönelik bir mesafe oluşmuş, bu dönemde bazı dedeler, geleneksel öğretilerden uzaklaşarak farklı ideolojik yaklaşımları benimsemişlerdir. Bu durum, Alevi inanç sisteminin bazı unsurlarının sorgulanmasına ve geleneksel ritüellerin uygulanmasında azalmaya neden olmuştur.<br />
<br />
1990'lı yıllarda ise, şehirleşme ve modernleşme sürecinin etkisiyle Alevilik, kent ortamında yeni bir kimlik arayışına girmiştir. Bu dönemde kurulan cemevleri, Alevi toplumunun ibadetlerini gerçekleştirdiği ve sosyal dayanışmayı sağladığı mekânlar haline gelmiştir. Ancak, cemevlerinin ibadethane statüsünün resmî olarak tanınmaması, Alevi toplumunun inançsal pratiklerini etkileyen önemli bir faktör olmuştur.<br />
&nbsp;<br />
Avrupa’daki Alevi kurumlarının, zaman zaman Batılı kurumlar tarafından desteklenmesiyle, inanç sisteminde evrensel değerler adına bazı temel unsurların değiştirilmesi ya da işlevsizleştirilmesi gündeme gelmiştir. Bu durum; "Allah-Muhammed-Ali" üçlemesinin yerini başka figürlere bırakması, kurban ritüelinin simgesel anlamından uzaklaştırılması ve ibadetlerin tinsel boyutunun zayıflatılması gibi sonuçlar doğurmuştur. Bazı uygulamalarda cenaze merasimleri dahi geleneksel yapısından koparılarak daha çok görsel unsurlar içeren, ruhsuz formlara bürünmüştür.<br />
<br />
Sonuç olarak, Aleviliğin özünü oluşturan tasavvufi düşünce, mecaz dili, nefesler ve menkıbe geleneği giderek unutulmakta; bu durum Aleviliğin sadece bir felsefi kimlik olarak algılanmasına yol açmaktadır. Oysa bu inanç sistemi, kolektif bir yaşam kültürünü, paylaşım ve dayanışmayı esas alan ritüellerle şekillendirmiştir. Bu bağlamda, modernleşme çabalarının inancın özüyle çelişmeyecek şekilde gerçekleştirilmesi, Alevi kimliğinin ve kültürel sürekliliğinin korunması açısından elzemdir.<br />
<br />
Alevi ibadetlerinde önemli bir yere sahip olan mum, geleneksel olarak "kansız kurban" anlamını taşımakta ve birçok dinde ortak bir sembol olarak kullanılmaktadır. Ancak, modernleşme sürecinde mumun yerine lambanın kullanılması, bu sembolizmin anlamını yitirmesine neden olmuştur.<br />
<br />
Benzer şekilde, faraş hizmeti gibi ritüellerin gereksiz görülmesi veya anlamından uzaklaşması, Alevi inanç sisteminin ritüel boyutunda değişikliklere yol açmıştır. Ayrıca, duaların Türkçeleştirilmesi sürecinde aşırılıklara gidilmesi, duygusal ve ruhsal derinliğin azalmasına neden olmuştur.<br />
<br />
Cem ibadeti, Alevi inancının temel ibadetlerinden biri olup, toplumsal barış ve dayanışmayı sağlamada önemli bir rol oynamaktadır. Ancak, şehirleşme ve modernleşme süreci, cem ibadetinin uygulanışında bazı değişikliklere neden olmuştur. Özellikle, cem ibadetinin belirli bir standardizasyona tabi tutulması, geleneksel uygulamaların çeşitliliğini azaltmıştır.<br />
Ayrıca, cem ibadetinde kullanılan semah gibi ritüellerin folklorik bir gösteri haline gelmesi, ibadetin manevi boyutunun zayıflamasına neden olmuştur.<br />
<br />
Alevi toplumunun modernleşme sürecinde karşılaştığı bu dönüşümler, inanç ve ibadet pratiklerinin geleceği açısından önemli soruları gündeme getirmektedir. Modernleşme ile birlikte gelen değişimlerin, Alevi inanç sisteminin temel değerlerinden uzaklaşmadan gerçekleştirilmesi, toplumun kimliğini ve bütünlüğünü koruması açısından önemlidir.<br />
Bu bağlamda, Alevi toplumunun geleneksel ritüel ve sembolleri koruyarak, modern yaşamın gerekliliklerine uyum sağlaması, inanç sisteminin sürdürülebilirliği açısından kritik bir rol oynamaktadır.<br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 06 Jun 2025 20:32:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/06/gumusoglu-yazdi-gelenegi-koruyarak-modern-yasama-uyum-saglayalim-1749231812.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Şehriyar’ın Şiirlerinde Anne, Baba ve Aile Kavramlarının Derin Anlamları</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/sehriyarin-siirlerinde-anne-baba-ve-aile-kavramlarinin-derin-anlamlari-1573</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/sehriyarin-siirlerinde-anne-baba-ve-aile-kavramlarinin-derin-anlamlari-1573</guid>
                <description><![CDATA[Selçuk Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ali Temizel, The Scientific Mysticism and Literature Journal’da yayımlanan makalesinde, 20. yüzyıl Azerbaycan edebiyatının önemli şairlerinden Muhammed Hüseyin Şehriyar’ın şiirlerinde anne, baba ve aile kavramlarının taşıdığı derin anlamları ele aldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Selçuk Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ali Temizel, The Scientific Mysticism and Literature Journal’da yayımlanan makalesinde, 20. yüzyıl Azerbaycan edebiyatının önemli şairlerinden Muhammed Hüseyin Şehriyar’ın şiirlerinde anne, baba ve aile kavramlarının taşıdığı derin anlamları ele aldı.</strong><br />
&nbsp;</p>

<p>Makale, Şehriyar’ın eserlerinde ailenin toplumsal ve manevi değerlerini nasıl işlediğini, dini ve kültürel motiflerle nasıl zenginleştirdiğini inceliyor.</p>

<p><strong>Anne ve Baba Kavramlarının Merkezi Rolü</strong></p>

<p>Makale, Kur’ân-ı Kerîm’in İsrâ Suresi’nde Allah’a kullukla anne-babaya iyilik etmenin yan yana anıldığını vurgulayarak başlıyor. Bu bağlamda, Peygamber Efendimizin “Cennet anaların ayakları altındadır” hadisiyle annenin toplumdaki kutsal konumuna dikkat çekiliyor. Şehriyar’ın şiirlerinde de bu değerler, aile kavramının toplumun temel taşı olduğu fikriyle harmanlanıyor. Makalede, Azerbaycan coğrafyasının diğer önemli şairleri Abbes Sehhet ve Bahtiyar Vahapzade’nin eserlerinden örneklerle, anne ve baba temalarının edebiyattaki evrensel ve yerel yansımaları irdeleniyor.</p>

<p><strong>Héyder Baba: Bir Sığınak ve Metafor</strong></p>

<p>Şehriyar’ın en bilinen eseri Héyder Baba’ya Selam’da, Tebriz yakınlarındaki Hoşginab köyünde geçen çocukluk anıları, aile bağları ve Héyder Baba Dağı’nın metaforik anlamı detaylı bir şekilde analiz ediliyor. Héyder Baba, şair için bir sığınak, ataerkil koruma ve manevi bir dost olarak tasvir ediliyor. Dağ, şairin çocukluk hatıralarını, ailesini ve kültürel kimliğini saklayan kutsal bir mekan olarak öne çıkıyor. Şiirde anne (Hanım Nene) ve baba figürleri, sevgi, özlem ve kayıp duygularıyla işleniyor.</p>

<p><strong>Aile Üyelerinin Şiirlerdeki Yansımaları</strong></p>

<p>Makalede, Şehriyar’ın annesi Kevkeb Hatun, eşi Azize Hanım, çocukluk aşkı Süreyya (Peri) ve ev sahibinin kızı Lale gibi figürlerin şiirlerdeki etkileri inceleniyor. Şairin babası İsmail Musevi, çocukları Şehrzad, Meryem ve Hadi, babaannesi Hanım Nene gibi aile bireyleri, onun eserlerinde sıkça yer alıyor. Özellikle Azize ve Anneciğim gibi şiirler, şairin eşine ve annesine duyduğu derin özlemi duygusal bir şekilde ifade ediyor. Makale, bu figürlerin şairin ruhsal dünyasında nasıl bir denge unsuru olduğunu vurguluyor.</p>

<p><strong>Aşk, Özlem ve Kayıp Temaları</strong></p>

<p>Şehriyar’ın şiirlerinde ölüm, ayrılık ve özlem temaları, aile bağlarıyla iç içe geçiyor. Makalede, şairin eşinin ölümü sonrası yazdığı Azize şiirinde ölümü “kara gün” ve “ecel” olarak betimlediği belirtiliyor. Ayrıca, Hz. Yusuf ve Hz. Yakup’un hikayesi üzerinden baba-oğul ilişkisindeki hasret ve pişmanlık, Pişmanlığın Göz Yaşları gazelinde tasavvufi bir sembolle ele alınıyor. Şair, aşk ve ayrılık hikayelerini ise Başarısızlığın Çığlığı gibi eserlerde babasızlık ve annesizlik duygularıyla ilişkilendiriyor.</p>

<p><strong>Toplumsal ve Manevi Değerler</strong></p>

<p>Makale, Şehriyar’ın şiirlerinde aileyi toplumun ve devletin temeli olarak gördüğünü vurguluyor. Şairin Türkçe ve Farsça şiirlerinde kullandığı “ana”, “baba”, “uşah”, “Héyder Baba” gibi kelimeler, onun zengin aile ve toplum kültürüne olan bağlılığını yansıtıyor. Héyder Baba’ya Selam’da, şairin halkının maddi ve manevi zenginliklerini özünde hissettiği, lirik bir üslupla aktarılıyor. Ayrıca, Mevlâna ve Ömer Hayyam gibi isimlerle karşılaştırmalı olarak, Şehriyar’ın ölümü ve aile kavramlarını işleyişindeki özgün yaklaşımı öne çıkarılıyor.</p>

<p><strong>Aileye Verilen Değer</strong></p>

<p>Prof. Dr. Ali Temizel’in makalesi, Şehriyar’ın şiirlerinde anne, baba, eş, çocuk ve nine gibi kavramların, onun aileye ve topluma verdiği önemi gösterdiğini ortaya koyuyor. Şairin eserleri, ailenin sevgi, umut ve maneviyatla dolu bir sığınak olduğunu vurgularken, Héyder Baba gibi metaforlarla kültürel ve dini hafızayı canlı tutuyor. Makale, Şehriyar’ın şiirlerinin, bireysel ve toplumsal değerleri birleştiren evrensel bir dil sunduğunu ifade ederek, onun edebiyat dünyasındaki eşsiz yerini bir kez daha gözler önüne seriyor.</p>

<p>Kaynak: Temizel, A. (2025). “Şehriyar’ın Anne ve Baba Kavramlarının Mesajları”. The Scientific Mysticism and Literature Journal, 1(3), 77-88.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 04 Jun 2025 22:09:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/06/sehriyarin-siirlerinde-anne-baba-ve-aile-kavramlarinin-derin-anlamlari-1749064503.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dr. İhsan Ünlü yazdı: İçmek İstersen Kevserden</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/dr-ihsan-unlu-yazdi-icmek-istersen-kevserden-1450</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/dr-ihsan-unlu-yazdi-icmek-istersen-kevserden-1450</guid>
                <description><![CDATA[Araştırmacı yazar Dr.İhsan Ünlü,  "İçmek İstersen Kevserden" başlıklı bir şiir kaleme aldı. Dr. Ünlü bu şiirinde, dünya hayatında geçici zevkler ve mal mülk peşinde koşmak yerine, ahiret hayatını gözeten bir yaşam sürmenin önemini vurgular.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Dr.İhsan Ünlü, &nbsp;"İçmek İstersen Kevserden" başlıklı bir şiir kaleme aldı.Dr. Ünlü bu şiirde, dünya hayatında geçici zevkler ve mal mülk peşinde koşmak yerine, ahiret hayatını gözeten bir yaşam sürmenin önemini vurgular.Ana fikir, Kevser’den içmek, cennet nimetlerine ulaşmak, sırattan geçmek ve cehennem azabından kurtulmak için ibadet, iyilik, fakire yardım, kul hakkından sakınma ve haramdan uzak durma gibi erdemli davranışlarla dolu bir hayat sürmek gerektiğidir. Şiir, insanın dünyada yaptıklarının ahirette karşısına çıkacağını ve Allah’ın huzurunda hesap vereceğini hatırlatarak, samimi bir iman ve ahlakla yaşanması gerektiğini öğütlüyor.<br />
<br />
Dr. İhsan Ünlü'nün şiiri şöyle:<br />
<br />
<strong>İÇMEK İSTERSEN KEVSERDEN</strong><br />
<br />
İçmek istersen Kevser’in suyundan<br />
Geçeceksin dünya saltanatından<br />
Niceleri gafil düştü kaybetti<br />
Götüremedi göz nuru malından.</p>

<p>Yemek istersen Cennet taamından<br />
Fukarayı eksik etme sofrandan<br />
Yediğin içtiğin senindir sanma<br />
Verdiklerin gelecektir arkandan.</p>

<p>Geçmek istersen kolayca sırattan<br />
Geri durma ibadetten taattan<br />
Şefaat istemeye yüzün olsun<br />
Ne getirdin diye sorar Yaratan.</p>

<p>İstemezsen cehennemin narından<br />
Uzak dur her daim şirkten riyadan<br />
Hakkına girmeyesin hiç kimsenin<br />
Kaçamazsın mizanda kul hakkından.</p>

<p>İhsaniyem sakın sen haramlardan<br />
Günaha girme kaçın su-i zandan<br />
Delilin varsa elde konuşursun<br />
Sohbet açma meydana kıl-u kaldan.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/cennet%20bah%C3%A7esi%20(1).jpg" style="height:452px; width:800px" /></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 18 May 2025 16:27:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/05/dr-ihsan-unlu-yazdi-icmek-istersen-kevserden-1747575919.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dr. İhsan Ünlü yazdı: Anneler gününün dünü ve bugünü</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/dr-ihsan-unlu-yazdi-anneler-gununun-dunu-ve-bugunu-1317</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/dr-ihsan-unlu-yazdi-anneler-gununun-dunu-ve-bugunu-1317</guid>
                <description><![CDATA[Araştırmacı yazar Dr. İhsan Ünlü, "Anneler gününün dünü ve bugünü" " başlıklı bir yazı kaleme aldı. Yazısında önemli mesajlar veren Dr. Ünlü, yazısında şunları kaydetti:]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Tarihteki ilk anneler günü kutlamaları, Antik Yunan’da, tanrıların anası Rhea onuruna düzenlenen bahar kutlamalarına dayandırılabilir. 1600’lerin İngiltere’sinde “Anneler Pazarı” kutlanırdı.</p>

<p>Hıristiyanlığın Avrupa’da yaygınlaşmasıyla kutlama biçim değiştirerek “Kilise Ana” kutlamasına dönüştü. Kendilerine hayat veren ve kötülüklerden koruyan gücün “Kilise Ana” olduğuna inanılırdı. Zamanla kilise festivali ile “Anneler Pazarı” kutlamaları karıştı ve insanlar, kiliseyle birlikte annelerine de şükranlarını sunar oldular.</p>

<p>ABD’de Anneler Günü ilk defa 1872’de Julia Ward Howe tarafından, barışa adanan bir gün olarak önerildi. Bayan Howe her yıl Boston’da Anneler Günü kutlamaları organize etti.</p>

<p>1907 yılında Philadelphia’da Ana Jarvis adında bir kadın, ulusal bir Anneler Günü için kampanya başlattı. Bayan Jarvis, West Virginia eyaletinde annesinin bağlı olduğu kiliseyi, annesinin vefatının ikinci yıldönümü olan mayısın ikinci pazarında, Anneler Günü’nü kutlamaya ikna etti. Ertesi yıl Anneler Günü, bütün Philadelphia’da kutlanmaya başladı.</p>

<p>Bayan Jarvis ve onu destekleyenler bakanlara, iş adamlarına ve politikacılara, ulusal bir Anneler Günü ilan edilmesi için dilekçeler yazmaya başladılar. 1911’de arzuları gerçekleşti ve Anneler Günü tüm eyaletlerde kutlanır oldu. Başkan Woodrow Wilson, 1914’te resmi bir açıklama ile Anneler Günü’nü ulusal tatil ilan etti. Böylece Anneler Günü’nün, her yıl mayısın ikinci pazarında kutlanmasına karar verilmiş oldu.</p>

<p>Evet, gerçekten bir ironi olarak tam da özellikle kadına karşı şiddetin dozunu artırdığı şu dönemde, bu günü idrak etmek gerçekten manidardır. Yine büyük bir çelişki olarak, dinimizin kadına hassas davranılması noktasında yaklaşımı çok açık ve net iken, bu dine mensup bazı densizlerin kadına her türlü kötü muamele ve şiddeti reva görmesi akıl alacak gibi değildir.</p>

<p>Bu ne yaman çelişkidir ki, İslam’ın kadını Allah’ın bir emaneti ve cenneti ayaklarının altına serdiği bir değerli varlık olarak göstermesine karşın, İslam öncesi cahili adetleri aratırcasına kadına en büyük kabalık, hakaret ve barbalığı yapanlar da ne yazık ki bazı Müslümanlardır.</p>

<p>Dünyada kadınlara hak ve özgürlüklerin tanındığı yıllardan tam 12 asır öncesinde İslam, bütün ayrımcı ve imtiyazcı yaklaşımlara son verirken, kadın ve erkeğin eşit ve birbirinin tamamlayıcısı olduğunu ilan etmiştir.&nbsp;</p>

<p>Ve yine bu dinin Yüce Kitabı Kur’an, bir sûresine &nbsp;“Nisa” yani “Kadınlar” adını vererek onun haklarından söz etmiştir. Aynı zamanda geçmiş kavimlerden bahsederken, Hz. Asiye, Hz. Meryem gibi iffetli ve abidevî kadın şahsiyetlerin hayat hikâyelerine göndermede bulunmuştur.</p>

<p>Yine cahiliye döneminde kadınların bir eşya gibi alınıp satıldığı, şeytani varlıklar olarak uğursuzluk getirdiklerine inanılarak kız çocuklarının diri diri toprağa verildiği günlerde Allah Resulü, eşine ve çocuklarına son derece sadakat gösterip, çocukları arasında asla bir ayırama gitmemiştir.&nbsp;</p>

<p>Anneler gününde, bizim kendileriyle iftihar edeceğimiz analarımızı gündeme getirmek boynumuzun borcudur: Onların en başında gelen Hatice validemizi hatırlıyoruz ki, sevgili peygamberimizin en sıkıntılı dönemlerinde hep yanında destekçisi olmuş, malını ve servetini onun davası uğruna tüketmiştir. Onu Hatice-i Kübra yapan bu asil ruh, Fatımatü’z Zehra anamızı doğurmuş ve Ehl-i Beytin saadetli yuvasını kurdurmuştur.</p>

<p>Babasının annesi diye hitap ettiği sevgili kızına çok düşkün olan Hz. Muhammed, kızı yanına geldiğinde ayağa kalkmış; bir sefere çıkarken en son onunla görüşüp sefer dönüşünde ilk önce ona uğramıştır. Ehl-i Beyt’in dişi kuşu Fatıma validemiz, sevgili kocası Hz. Ali’ye karşı son derece nazik davrandığı gibi, damad-ı nebi Hz. Ali de kendisine karşı son derece kibar ve nazikçe davranmıştır.</p>

<p>Ümmete rol/model bir aile hüviyetinde yaşayan Ehl-i Beyt’in evinde asla bir şiddet ve kabalık söz konusu olmamıştır. Ufak tefek bazı kırılganlıklar söz konusu olsa da bunlardan hemen dönülerek adalet ve merhametten uzaklaşılmamıştır.</p>

<p>Bugün, bu güzel haslet ve özelliklerden uzaklaşıp, pragmatik dünyanın esareti altındaki bir bakış açısıyla kadın, kendisine cinsel bir obje gözüyle bakılan bir nesne haline getirilmiştir. Sanat ve moda adı altında kadının alabildiğince açılıp saçıldığı, reklâm pastasından pay kapabilme adına kadına oldukça cömert pozların verdirildiği bir dünyadan Müslümanların da etkilendiği aşikârdır. Bu noktada bizi biz yapan kadim değerlerimize ve özümüze dönmenin vakti çoktan gelmiş ve geçmektedir.</p>

<p>Öte yandan kadın-erkek eşitliği bahane edilerek mizacıyla uyuşmayan, yükünü ağırlaştırıp psikolojik olarak ezilen işlerde çalıştırılan kadınların dramı da ayrı bir bahis konusudur. Her alanda erkeğin rakibi ve alternatifi gibi sunulan, ağır çalışma koşulları nedeniyle yuvasından koparılıp yaratılışıyla ters düşürülen kadınların çilesi ortadadır.</p>

<p>Dünya saltanatının baş döndürdüğü Emevî saraylarına esir olarak getirilen Zeynep Ana’nın o asil çıkışı ve peygamber torununun katili Yezit’e meydan okuyuşu hala kulaklarımızda yankılanmaktadır.</p>

<p>Zillet içinde yaşamaktansa izzetli bir ölümü tercih eden Ehl-i Beyt kadınlarının giyimi, kuşamı, tavrı ve davranışı ortada iken, bugün modernlik adına kadının düşürüldüğü konum gerçekten içler acısıdır.</p>

<p>Pembe dizilerle hayal âleminde gezdirilen yavrularımızın, evlendikten sonra gerçeklerle yüzleşip hayal kırıklığına uğratılması, boşanmaların en büyük nedenlerindendir. Gerçek ise, yalnız ten güzelliği değil aynı zamanda saygı, sevgi, sadakat, hoşgörü ve paylaşım gibi ruh güzellikleridir.</p>

<p>Bu güzellikler, bizim kadim tarihimizde yer aldığı gibi hala Anadolu’muzun her karış toprağını bir dantel gibi işlemektedir. Bu kültürde kadın, yuvasını yapan dişi kuş olarak her zaman beyinin yanında yer alan, çocuklarının mürebbisi, şefkat dağıtıcısıdır. O yüzden “ana gibi yar olmaz” derler.<br />
Ana yardır, yardımcıdır. Ana, Yüce Allah’ın mübarek “Rahim” isminin kendisinde tecelli ettiği melek misali bir mahlûktur. Analık, fedakârlığın zirve noktasıdır. Riyasız, hesapsız ve koşulsuz sevginin tek adresi odur ki, “ağlarsa ana ağlar, gerisi yalan ağlar.” demişlerdir.</p>

<p>Maişet derdiyle çalışmak zorunda kalmış kadınımız, kendisine yakışan işlerde çalışır, helalinden kazanıp yuvaya katkı sağlar. Ama asla eşini ve çocuklarını ihmal etmez, namerde muhtaç bırakmaz.</p>

<p>Kim demiş kadın çalışmaz; kadından yönetici olmaz, âlim olmaz, bilim insanı olmaz diye. Tarihimiz bu tezi çürütür nitelikte, hayata yön veren kadınlarımızın örnekleriyle doludur. Hz. Fatımalar, Rabiatü’l Adeviyeler, Mama Hatunlar, Nene Hatunlar bunların en bilinenleridir. Yine Anadolu’yu diyar-ı İslam yapan Bâcıyan-ı Rum teşkilatının kadın neferlerini de hatırlamak gerekir.</p>

<p>Kökleri mazide, dalları âtide (gelecekte) olan bu milletin çöküşü aileden başladığı gibi, çıkışı da yine aile ve onun şefkat pınarı kadınla sağlanacaktır. Bu da, “kadın-erkek çocuklarınızı okutun” fermanınca kız çocuklarının da okutulup iyi bir eş, iyi bir insan ve daha dünyada iken cennet rayihaları saçan “sâliha” bir kul olma bilinciyle sağlanabilecektir.</p>

<p>Kadına, erkeği tamamlayan Allah’ın yarattığı bir insan olarak bakılan, dişiliğiyle değil kişiliğiyle takdim edilen, naif ve ince yaratılışıyla hayata anlam katan, gerçek değerinin verildiği anneler gününe kavuşmak ümit ve temennisiyle…<br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 11 May 2025 19:48:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/05/dr-ihsan-unlu-yazdi-anneler-gununun-dunu-ve-bugunu-1746982710.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>20th Century Studios, Predator serisinin en yeni filmi Predator: Vahşi Topraklar’ın ilk fragmanını ve afişini sinemaseverlerle paylaştı.</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/20th-century-studios-predator-serisinin-en-yeni-filmi-predator-vahsi-topraklarin-ilk-fragmanini-ve-afisini-sinemaseverlerle-paylasti-1131</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/20th-century-studios-predator-serisinin-en-yeni-filmi-predator-vahsi-topraklarin-ilk-fragmanini-ve-afisini-sinemaseverlerle-paylasti-1131</guid>
                <description><![CDATA[20th Century Studios, merakla beklenen “Predator: Vahşi Topraklar” filminin ilk fragmanını ve afişini yayınladı. “Prey” filmiyle büyük beğeni toplayan Dan Trachtenberg’ün yönetmen koltuğunda oturduğu yapım, 7 Kasım’da sinema salonlarında olacak.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p>Elle Fanning ve Dimitrius Schuster-Koloamatangi’nin başrollerini paylaştığı film; gelecekte, uzak bir gezegende geçiyor. Klanı tarafından dışlanan genç bir Predator (Schuster-Koloamatangi), Thia (Fanning) ile beklenmedik bir ittifak kuruyor ve en büyük rakibini bulmak için tehlikeli bir yolculuğa çıkıyor.</p>

<p>Filmin yapımcılığını John Davis, Dan Trachtenberg, Marc Toberoff, Ben Rosenblatt ve Brent O’Connor üstleniyor.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 28 Apr 2025 21:26:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/04/20th-century-studios-predator-serisinin-en-yeni-filmi-predator-vahsi-topraklarin-ilk-fragmanini-ve-afisini-sinemaseverlerle-paylasti-1745864774.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Akif Çarkçı yazdı: Alevi Cumhurbaşkanı yardımcısı olsun mu?</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/akif-carkci-yazdi-alevi-cumhurbaskani-yardimcisi-olsun-mu-1073</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/akif-carkci-yazdi-alevi-cumhurbaskani-yardimcisi-olsun-mu-1073</guid>
                <description><![CDATA[Düzce Üniversitesi, Siyasal Bilgiler Fakültesi öğretim üyelerinden, Doç. Dr. Akif Çarkçı, kamuoyunun heyecanla karşıladığı, eski Ağrı belediye başkanı Savcı Sayan tarafından ortaya atılan "Alevi bir ismin cumhurbaşkanı yardımcılığı görevine getirilmesi" önerisini destekliyor. Çarkçı'nın samimihaber.com haber sitesinde yayınlanan makalesinden ilgili bölümü okurlarımızla paylaşıyoruz.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Geçenlerde Savcı Sayan gündeme getirdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">“Alevilerden bir cumhurbaşkanı yardımcısı olsa iyi olur”.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Benim haberim olmamıştı bu açıklamadan.</span></p>

<p><span style="color:#000000">alevihaberler.com sitesini yöneten değerli Ali Rıza Özkan watsap mesajı ile haberdar etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Savcı Bey Alevi değilmiş, sünni imiş, kişisel bir beklentisi yok</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sırrı Süreyya gibi…</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sırrı da Kürt değil, Türkmen kökenli bir ailenin çocuğu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">O da barış olsun, kardeş kanı dökülmesin diye uğraşıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">DEM içinde yer alması başka bir bahis.</span></p>

<p><span style="color:#000000">O noktada eleştirebileceğimiz noktalar elbette var.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Savcı Sayan da CHP’den AKP’ye geçmiş bir isim.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sosyolojik haritamızı, sinir uçlarımızı iyi bilen birisi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Toplumsal barışa ve farklılıkların kamusal planda görünür hale gelmesi bakımından Savcı Sayan’ın teklifi önemli.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Şimdi bazı Kemalist-Alevi arkadaşlarımız biraz alınacaklar ama resmi ideoloji başlangıçta Alevileri, Kürtleri, İslami hassasiyeti olan Sünni Müslümanları dışlayarak rejimi ihdas etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Belki üniter devlet olmanın beraberinde getirdiği sıkıntılardı bunlar.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yani imparatorluktan cumhuriyete geçişin sancıları.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ama bugün gelinen noktada rejim büyük oranda değişti, anlayış değişti, mesela en katı milliyetçi parti MHP bile artık barışın gelmesi için söylemlerini yumuşatmış vaziyette.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Aslına bakarsanız görürsünüz ki şu an Devlet Bahçeli ile Sırrı Süreyya’nın geldiği ve durduğu nokta aynı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kürtlük ve Alevilik meselesinde rejim de toplum da yumuşadı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu durumda Alevi toplumundan şöyle aklı başında, ehliyet sahibi, vatanperver, bozguncu örgütçülerle oturup kalkmamış bir CB yardımcısı neden atanmasın?&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Şahsen ben bunu desteklerim.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Mesela rahmetli Özal kendi iktidarı döneminde Alevi işadamlarını çağırır çeşitli devlet işlerini görmeleri için onlara da ihalelere girmelerini salık verirmiş.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Aynı şeyi bugün AKP de pekala yapabilir…</span></p>

<p><span style="color:#000000">İşin bir başka kısmı Türkiye’de Alevilerin CHP denilen (hele hele de bugünkü CHP) fitne ve şer yuvasının tekelinden ve tasallutundan kurtulması şart.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu konunun detayına sonra girmek üzere bir kenara bırakıyorum, aklı başında insanlar ne demek istediğimi hem tarihsel gerçeklik hem de realiteyi hesaba katarak çok rahat anlayacaklardır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Son söz olarak şunu söylemek yerinde olur:&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Toplumsal gerçekliğe saygılı Atatürkçülere bir sözüm yok.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ancak kendisini Kemalizm’in zehirli ağına atarak millete sövüp sayan, milletin değerlerini aşağılayan, kendisini Anadolu insanından tecrid eden ister Alevi ister Sünni olsun elbet bir gün tarih ve hukuk önünde hesap verecektir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bazı Alevi kardeşlerimizin Kemalizm’in arkasına sığınarak (maalesef tarihsel olarak onlar için çok da emin bir sığınak değildi) bugün örgütçü bazı kalpazanların peşinden koşmaları inanılır gibi değil.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sözde Sünni kesimden de bugünkü CHP ve ona bağlı uydu örgütlere paravan haline gelmiş bir kesim var.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu kafayla bu ülkede bir adım yol alamayız.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Benim inandığım ve güvendiğim kitle ortalama Anadolu insanını temsil eden, aklı başında, milli değerlerine bağlı Alevi ve Sünni toplumudur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Çıkış noktamız tam da budur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yani Anadolu mayası…</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hacı Bektaş’ın, Yunus’un, Mevlana Celaleddin’in, Anadolu erenlerinin yolu…</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu yola tüküren ve bu yolun türabı olanlar ortada…</span></p>

<p><span style="color:#000000">Biz bu yolun türabı olanların yanındayız.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Öyleyse Ali Rıza Özkan ve Savcı Sayan’ın teklifine ben de evet diyorum!</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 25 Apr 2025 11:54:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/04/akif-carkci-yazdi-alevi-cumhurbaskani-yardimcisi-olsun-mu-1745572687.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dr. İhsan Ünlü yazdı: Kim kazançlı ?</title>
                <category>KONUK YAZAR</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/dr-ihsan-unlu-yazdi-kim-kazancli-995</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/dr-ihsan-unlu-yazdi-kim-kazancli-995</guid>
                <description><![CDATA[Araştırmacı yazar Dr. İhsan Ünlü," Kim Kazançlı? " başlıklı bir yazı kaleme aldı. "Meselelere at gözlüğüyle bakanlar yanılıyor.İdeolojik yaklaşanlar aldanıyor.Hamasi duygularla hareket edenler kaybediyor." diyen Dr. Ünlü yazısında şunları kaydetti:]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Devir teknoloji devri…<br />
<br />
Yalnızca birkaç dokunuş veya tıklama ile dünya avuçlarımızın arasına giriveriyor.<br />
<br />
Haz ve hız çağında her şey çok hızlı şekilde değişiyor, dönüşüyor.<br />
<br />
Ama bir şey var ki o hiç değişmiyor; “Allah’ın Adaleti”<br />
<br />
Biz kısır aklımızla ne kadar aceleci davransak da nihai noktada ilahi hüküm tecelli ediyor.<br />
<br />
Ve günün sonunda, “Kimsenin yaptığı yanına kâr kalmıyor.”<br />
<br />
Meselelere at gözlüğüyle bakanlar yanılıyor.<br />
<br />
İdeolojik yaklaşanlar aldanıyor.<br />
<br />
Hamasi duygularla hareket edenler kaybediyor.<br />
<br />
Mezhebini, meşrebini, nesebini dinin önüne geçirenler, düşmanın ekmeğine yağ sürüyor.<br />
<br />
Dün Kerbela’yı “Körbela”ya çeviren çarpık zihniyetten ders çıkarmayanlar, bugün “Her gün âşûra, her yer Kerbela” narasını söylettiriyor.<br />
<br />
Nepotizm, asabiyet ve mezhep taassubu olduğu müddetçe değişen bir şey olmuyor.<br />
<br />
“Bizden olsun çamurdan olsun” kısır döngüsü yerine “Kim olursa olsun ancak ehil kimse olsun” mantalitesine evirilmediğimiz müddetçe sorunlar artamaya devam edecek.<br />
Şimdilerde unuttuğumuz, “Zulüm kimden gelirse gelsin kime yönelik olursa olsun, zalime karşı mazlumdan yana olmak” gibi bir yükümlülüğümüz var.<br />
<br />
Soylu bir ailenin hırsızlık yapan kızları için hatırlı kişileri araya koyanlara, “Kızım Fatıma da olsa cezasını veririm” diyen bir peygamberin ümmetinin adalet ve hakkaniyetle sınanır olması çok düşündürücüdür.<br />
<br />
Atadığı yöneticilere, “Halka karşı merhametli olmayı, sevgi ve iyilikte bulunmayı kendine şiar edin. Kesinlikle onların malını ganimet bilen yırtıcı bir canavar olma. O insanlar iki sınıftır: Birincisi, dinde kardeşin, ikincisi ise yaratılışta senin eşindir.” diyen ilmin kapısı Hz. Ali’den alacağımız çok ders var herhalde.<br />
Bugün Müslümanların coğrafyasında cirit atanların en büyük silahı nedir? Sorusuna farklı cevaplar verilebilir.<br />
Bize göre düşmanın en büyük silahı, Müslümanların acziyeti ve dağınıklığıdır.<br />
O yüzden Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy; “Girmeden tefrika bir millete düşman giremez/ Toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez” mısralarıyla bu ince noktaya parmak basmıştır.<br />
<br />
Tefrika illetini yok etmek için kardeşlik hukukunu uygulamaktan başka çare gözükmüyor.<br />
<br />
Ayrıntıya takılmak yerine ortak noktalara odaklanıp farklılıklarımızla bir arada yaşamak zorundayız.<br />
<br />
Nurettin Topçunun sözüyle bitireyim; “sabır gıdamız, gayret duamız, birlik en büyük silahımız” olsun.<br />
<br />
Selam ve dua ile…<br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 20 Apr 2025 21:21:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/04/ihsan-unlu-yazdi-kim-kazancli-1745174808.webp"/>
            </item>
            </channel>
</rss>
