<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">
    <channel>
        <title>Alevi Haberleri Sitesi</title>
        <link>https://www.alevihaberler.com.tr/</link>
        <description>Alevi Haberler, Son dakika Alevi haberleri, Alevi haberleri, Cemevi haberleri, Bektaşi haberleri, Aleviler</description>
        <language>tr</language>
                                <item>
                <title>CHP&#039;li Gürsel Tekin: Atanan İl Başkanı Olarak Görevim Devam Ediyor</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/chpli-gursel-tekin-atanan-il-baskani-olarak-gorevim-devam-ediyor-3446</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/chpli-gursel-tekin-atanan-il-baskani-olarak-gorevim-devam-ediyor-3446</guid>
                <description><![CDATA[Gürsel Tekin, görevine ilişkin son duruma dair Bengü Türk TV muhabiri Dilruba Okutan'a açıklamalarda bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gürsel Tekin, görevine ilişkin son duruma dair Bengü Türk TV muhabiri Dilruba Okutan'a açıklamalarda bulundu.</strong><br />
<br />
8 Ekim 2023’te gerçekleştirilen İstanbul İl Kongresi’nin iptali için açılan davada mahkeme, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik ile mevcut yönetimi görevden almıştı. Mahkeme, seçimlerde usulsüzlük iddialarının<strong> “yaklaşık ispat”</strong> seviyesinde doğrulandığını belirterek kongrede seçilen il başkanı, yönetim kurulu ve disiplin kurulu üyelerini görevden uzaklaştırmıştı. Kararla birlikte kongrede seçilen 196 kurultay delegesi de görevden alınmış, yerine ihtiyati tedbir kararıyla Gürsel Tekin ve heyeti getirilmişti.</p>

<p>Gürsel Tekin, mahkeme tarafından verilen tedbiren görevinin kalktığını belirterek şunları söyledi:</p>

<p><em><strong>“Tedbiren göreve gelmemiz üzerine verilen karar kalktığı için bu noktada görevimiz sonlandı. Kemal Bey sonradan il başkanı olarak atadığı için ‘atanmış’ sıfatıyla görevim devam ediyor.”</strong></em></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 11:13:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/09/chpli-gursel-tekin-atanan-il-baskani-olarak-gorevim-devam-ediyor-1789719579.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Cumhurbaşkanı Erdoğan Menderes, Zorlu ve Polatkan&#039;ı andı</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cumhurbaskani-erdogan-menderes-zorlu-ve-polatkani-andi-3435</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cumhurbaskani-erdogan-menderes-zorlu-ve-polatkani-andi-3435</guid>
                <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 27 Mayıs 1960 darbesinde idam edilen Başbakan Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan’ı, katledilmelerinin 65’inci yılında rahmetle andı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 27 Mayıs 1960 darbesinde idam edilen Başbakan Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan’ı, katledilmelerinin 65’inci yılında rahmetle andı.</strong></p>

<p>Erdoğan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>“<em><strong>Türk demokrasisine, milletin iradesine vurulmuş ağır bir darbe olan 27 Mayıs’ın cunta mahkemesi tarafından haksız, hukuksuz şekilde idama mahkûm edilen Başbakan Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan’ı, katledilmelerinin 65’inci yılında rahmetle yâd ediyorum. Rabb’im mekânlarını cennet, ruhlarını şad eylesin.</strong></em>”</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 11:13:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/09/cumhurbaskani-erdogan-menderes-zorlu-ve-polatkani-andi-1789633184.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Öcalan “Yavuz Selim-İdris-i Bitlisi İttifakı”nı savundu</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ocalan-yavuz-selim-idris-i-bitlisi-ittifakini-savundu-3428</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ocalan-yavuz-selim-idris-i-bitlisi-ittifakini-savundu-3428</guid>
                <description><![CDATA[Alevilerin tepkisini çeken “Yavuz Sultan Selim - İdris-i Bitlisi ittifakı” benzetmesi hakkında açıklama yapan Abdullah Öcalan açıkça, amacının geçmişte kurulan ittifak anlayışını güncellemek olduğunu belirtti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Abdullah Öcalan’a ait olduğu belirtilen bazı görüşme notlarında, Yavuz Sultan Selim ile İdris-i Bitlisi arasında 16. yüzyılda bir ittifak yapıldığı ve bunun bugün Türkiye ile Kürtlerin ilişkilerinde model olabileceği fikri tartışma yaratmış ve Alevilerin tepkisini çekmişti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>SÖZLER ÖCALAN’A AİT DEĞİL DİYENLER YALANCI ÇIKTI!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Bilindiği gibi, Alevi Bektaşilerin “<em><strong>Yavuz Selim-İdris-i Bitlisi İttifakı</strong></em>” benzetmesine büyük tepki göstermesi üzerine, Öcalan adına yapılan bir “<strong><em>el yazısı</em></strong>” açıklamada, bu fikrin kendisine ait olmadığı ve “süreci sabote etmek isteyenler” tarafından metnin değiştirildiği iddia edilmişti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Öcalan’ın görüşlerinin çarpıtıldığını</strong></em>” iddia eden DEM Parti İmralı Heyeti, yaptığı açıklamada, yayımlanan metinlerde Abdullah Öcalan’a ait olmayan ifadelerin yer aldığını ve Alevileri sürece karşı konumlandırmak için yanlış algı yaratılmaya çalışıldığını belirtmişlerdi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Her ne kadar Öcalan’ın el yazısıyla bu açıklamanın kendisine ait olmadığı iddia edilse de, 13 Eylül 2026 tarihinde Öcalan’ı ziyaret eden DEM Parti İmralı Heyetinin açıkladığı mesajlarda “<em><strong>Yavuz Selim-İdris-i Bitlisi İttifakı</strong></em>” fikrinin Abdullah Öcalan’a ait olduğu bir kez daha teyit edilmiş oldu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Dolayısıyla, Alevilerin tepkilerinin yersiz ve temelsiz olduğunu iddia eden siyasetçiler ve gazeteciler bizzat Abdullah Öcalan tarafından boşa düşürülmüş oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ÖCALAN: DEDİM, AMA NİYE DEDİM, HELE BİR SOR!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">DEM Parti İmralı Heyeti tarafından açıklanan, “<strong><em>Yavuz Selim-İdris-i Bitlisi İttifakı</em></strong>” görüşlerini tekrarlayan Abdullah Öcalan’ın açıklaması şöyle:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>İdris-i Bitlisi’nin Sünni mirliklerle Osmanlı arasındaki ittifakını hatırlatmak, onu eksiklikleri ile beraber olduğu gibi yeniden canlandırmak değildir. Tam tersine, geçmişte mirlerin ve egemenlerin çıkarına kurulan ittifak anlayışını, bugün halkların ve inançların çıkarı doğrultusunda güncellemektir. Alevilerin tarihsel hafızasını ve bu nedenle oluşan kaygılarını elbette ciddiye almak gerekir. Buradaki amaç Aleviliği Sünnilik içinde eritmek değil, Kürtleri ve Alevileri kendi kimlikleri ve özgünlükleriyle bu yeni demokratik ittifakın kurucu öznesi haline getirmektir. Söz konusu olan mirlerin değil halkların ittifakıdır. Amaç egemenliğin değil eşitliğin ve özgürlüğün ittifakıdır. Alevi Rönesansı da bu ortak demokratik geleceğin en önemli sütunlarından biridir.</strong></em>”</span></p>

<p><span style="color:#000000">Görüldüğü gibi, Abdullah Öcalan Yavuz Sultan Selim ile İdris-i Bitlisi arasında Doğu Anadolu bölgesinin Kürtlere bırakılması karşılığında yapılması istenen Alevi-Kızılbaş katliamı üzerine işbirliğini savunarak, bunu “<em><strong>güncelllemek</strong></em>”ten söz ediyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Önceki görüşlerini terk etmediği açıkça görülen Öcalan, yapılan ittifak önerisi ile hiçbir bağlama sahip olmayan “<em><strong>Aleviliği Sünnilik içinde eritmek değil</strong></em>” ve “<strong><em>mirlerin değil halkların ittifakı</em></strong>” gibi tanımlamaları kullanarak, açıkça Alevileri kandırmaya çalışıyor.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 16 Sep 2026 14:42:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/09/ocalan-yavuz-selim-idris-i-bitlisi-ittifakini-savundu-1789559294.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kılıçdaroğlu: Çocuklarımıza günde bir öğün yemek verilmesi artık bir zorunluluktur</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kilicdaroglu-cocuklarimiza-gunde-bir-ogun-yemek-verilmesi-artik-bir-zorunluluktur-3423</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kilicdaroglu-cocuklarimiza-gunde-bir-ogun-yemek-verilmesi-artik-bir-zorunluluktur-3423</guid>
                <description><![CDATA[CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Okullarımızda çocuklarımıza günde bir öğün sıcak yemek verilmesi artık bir zorunluluktur.  yalnızca iktidara seslenmiyorum. Nerede bir okulun temizlik ihtiyacı varsa Cumhuriyet Halk Partili bir belediye başkanı bunu derhâl ama derhâl sağlamak zorundadır. "dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 2026-2027 eğitim-öğretim yılının başladığı ilk gün parti genel merkezinde bir basın toplantısı düzenledi. Okullardaki hijyen ve temizlik personeli eksikliği, beslenme yetersizliği, müfredat ve istihdam planlaması ile beyin göçü gibi temel eğitim sorunlarını ele alan Kılıçdaroğlu, eğitimin iktidar politikalarından bağımsız bir devlet aklı ve vicdan meselesi olarak görülmesi gerektiğini belirtti.</strong><br />
<br />
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, <em><strong>"Okullarımızda çocuklarımıza günde bir öğün sıcak yemek verilmesi artık bir zorunluluktur. &nbsp;yalnızca iktidara seslenmiyorum. Nerede bir okulun temizlik ihtiyacı varsa Cumhuriyet Halk Partili bir belediye başkanı bunu derhâl ama derhâl sağlamak zorundadır. </strong></em>"dedi.<br />
<br />
Kılıçdaroğlu açıklamasında<em><strong> "</strong></em><em><strong>Okullarımızda çocuklarımıza günde bir öğün sıcak yemek verilmesi artık bir zorunluluktur. Gelir dağılımındaki bozulma ve asgari ücretin bile açlık sınırının altında kaldığı bu ülkede çocuklarına günde bir öğün sıcak yemek veremeyen bir iktidar için bu en büyük ayıptır. Bugün pek çok ailenin çocuğu okula aç gitmekte ya da yetersiz beslenerek derse girememektedir. Açlık utanılacak bir hâl değildir; açlığı görmezden gelmek utanılacak bir hâldir. Bir öğün yemek yalnızca bir sosyal yardım kalemi değildir; çocuğun derse odaklanabilmesinin, öğrenebilmesinin ve eşit şartlarda yarışabilmesinin ön koşuludur.&nbsp;</strong></em><br />
<br />
<em><strong>B</strong></em><em><strong>u kürsüden yalnızca iktidara seslenmiyorum. Biz de Cumhuriyet Halk Partisi olarak yönettiğimiz her belediyede, her kurumda bu sorumluluğu taşımak zorundayız ve taşıyoruz da. Nerede bir okulun temizlik ihtiyacı varsa Cumhuriyet Halk Partili bir belediye başkanı bunu derhâl ama derhâl sağlamak zorundadır." </strong></em>ifadelerini kullandı.<br />
<br />
<strong>Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun açıklamasının tam metni şöyle:</strong><br />
<br />
<strong>EĞİTİM; BİR MİLLETİN KENDİSİNE VE YARININA DUYDUĞU GÜVENİN ADIDIR</strong></p>

<p>Değerli basın mensupları; bir ülkenin en kıymetli varlığı evlatlarıdır. Evladınıza baktığınızda o ülkenin yarınını görürsünüz. Evladın okuluna baktığınızda da o ülkenin kendisine nasıl baktığını görürsünüz. Onun için eğitim, bir bakanlığın yıllık faaliyet raporuna sığdırılacak bir kalem değildir. Millî Eğitim partiler üstü bir anlayışla ele alınmak zorundadır. Millî Eğitim devlet aklı işidir, vicdan işidir. Bakanlığın adındaki millî sözcüğünün amacı da budur. Eğitim, bir ülkenin yalnızca müfredatı değildir, sınav sonucu değildir, diploma sayısı hiç değildir. Eğitim; bir milletin, bir ulusun kendisine ve yarınına duyduğu güvenin adıdır. O güven sarsıldığında sınıf da sarsılır, ev de sarsılır, sokak da sarsılır.</p>

<p><strong>“OKUL, ÇOCUĞA HECE ÖĞRETEN BİR DURAK DEĞİLDİR”</strong></p>

<p>Değerli basın mensupları; cumhuriyetimizin kurucu iradesi eğitimi yalnızca okuma yazma öğrenilsin diye tasarlamamıştı; aydınlanmış, üreten, kendi ayakları üzerinde duran bir toplum inşa edilsin diye tasarlamıştı. Okul, çocuğa hece öğreten bir durak değildir. Okul; bir ulusun kendisini yetiştirdiği, yenilediği, geliştirdiği bir yerdir. Bugün geldiğimiz noktada o iradenin çok gerisinde kaldığımızı üzülerek ifade etmek isterim. Bunu bir serzeniş olsun diye değil, bunun için söylemiyorum; bir uyarıyı yapma görevi nedeniyle söylüyorum. Eğitim, çocuğa yalnızca bilgi aktarmak değildir. Okul; adaleti, dürüstlüğü, emeğe saygıyı, özgür düşünceyi ve ortak yaşam sorumluluğunu da kazandırmaktır. Okulun temel görevi budur. Bu bağlamda değerler eğitimi, çocuğa tek bir hayat tarzını dayatmak değildir. Cumhuriyetin eşit yurttaşlık anlayışını, bilimi, demokrasiyi ve ulusumuzun ahlaki birikimini de aktarmak, öğretmek zorundadır.</p>

<p><strong>“DİPLOMALI İŞSİZLER VARSA AÇIK BİR PLANLAMA SORUNU VARDIR”</strong></p>

<p>Değerli basın mensupları; bir diğer mesele eğitimden çalışma hayatına geçiştir. Bir yandan sanayimiz nitelikli eleman ararken, diğer yandan diplomalı işsizlerimiz iş arıyorsa burada açık bir planlama sorunu vardır. Oysa çocuklarımızın yetenekleri erken yaşta görülmeli; mesleki eğitim, yükseköğretim ve istihdam ihtiyacı birlikte planlanmalıdır. Gençlerimize yalnızca diploma değil, kendi ülkelerinde kurabilecekleri bir gelecek de verilmelidir.</p>

<p><strong>“GEÇİCİ PERSONELLE KALICI HİJYEN SAĞLANAMAZ”</strong></p>

<p>Değerli basın mensupları; büyük stratejilerden ve planlamalardan önce konuşmamız gereken çok daha temel bir mesele var. Aslında bu basın toplantısının amacı da buydu: Çocuklarımız hijyenik olmayan koşullarda okullarına gidiyorlar. Bu bir iddia değil; ülkenin dört bir yanından gelen eğitim sendikalarının, veli derneklerinin ve öğretmenlerin defalarca dile getirdiği bir gerçektir. Okullarımızda yeterli ve kalıcı temizlik personeli istihdam edilmemektedir. Toplum Yararına Program adı altında geçici olarak çalıştırılan personel, eğitim yılı henüz dolmadan, bitmeden görevden ayrılmak zorunda kalıyor. Bu program; işsiz yurttaşların belli bir süre kamu işlerinde çalıştırıldığı geçici bir istihdam uygulamasıdır. Oysa okul süreklidir, çocuk her gün okula gitmektedir. Temizlik geçici bir iş değildir, geçici personelle kalıcı hijyen sağlanamaz.</p>

<p>Sonuç ortadadır: Tuvaletlerde sabun bulunmamaktadır, tuvalet kâğıdı bulunmamaktadır, hijyen malzemesi bulunmamaktadır. Daha acısı da bu ihtiyaçlar çoğu zaman velilerin cebinden karşılanmaktadır. Dar gelirli aileler ise çocuklarının temiz bir tuvalete gidebilmesi için okulun istediği katkı listesiyle karşılaşmaktadırlar. Böylece zaten daralan ev bütçesine bir kalem daha eklenmektedir. Sonuçta uygulama, çocuğun onuru, ailenin utancı hâline gelmektedir. Bu asla ve asla kabul edilemez!</p>

<p>Bir ülke düşünün; uluslararası sınavlarda puanını yükselttiği için övünçle bunu duyurmaktadır, ancak o sınava giren çocuk okulun tuvaletinde sabun bulamamaktadır. Bu eğitim başarısının krizi değildir; bu, devlet aklının krizidir. Çocuğa "yükseldik" denilmektedir ancak çocuk elini yıkayacak sabun aramaktadır. O tabloyu bir kez gören vicdan, kutlayacak bir şey bulamaz.</p>

<p><strong>“UYGARLIK İDDİASI ÇOCUĞUN ELİNİ YIKADIĞI MUSLUĞUN YANINDA KURULUR”</strong></p>

<p>Değerli basın mensupları; Millî Eğitim Bakanı bu konuda temmuz ayında konuştu. Kadrolu ve kalıcı bir çözüm olmadığını söyledi. Temizlik ve güvenlikte yeniden hizmet alımı modeline dönmek üzere bir süreç yürüttüklerini açıkladı. Yani çocuklarımızın okuldaki temizliği yine geçici bir iş, yine ihaleye emanet edilecek. Oysa okul binası kalıcıdır; çocuk her sabah o binaya gitmektedir. Temizlik ihale dönemine bağlanamaz, bu kabul edilemez! Bunu ivedilikle çözmek zorundayız. Devletin en temel görevi çocuklarımızın sağlıklı, güvenli ve onurlu bir ortamda eğitim görmelerini sağlamaktır. Bu bir lütuf da değildir, bir anayasal yükümlülüktür. Temiz tuvalet lüks değildir, sabun lüks değildir, tuvalet kâğıdı lüks değildir. Bunlar sadece ve sadece uygarlığın ölçüleridir. Uygarlık iddiası kürsüde kurulamaz; uygarlık iddiası çocuğun elini yıkadığı musluğun yanında kurulur.</p>

<p><strong>“AÇLIK DEĞİL, AÇLIĞI GÖRMEZDEN GELMEK UTANILACAK BİR HÂLDİR”</strong></p>

<p>Değerli basın mensupları; bununla birlikte bir talebimizi daha kamuoyuyla paylaşmak isterim: Okullarımızda çocuklarımıza günde bir öğün sıcak yemek verilmesi artık bir zorunluluktur. Gelir dağılımındaki bozulma ve asgari ücretin bile açlık sınırının altında kaldığı bu ülkede çocuklarına günde bir öğün sıcak yemek veremeyen bir iktidar için bu en büyük ayıptır. Bugün pek çok ailenin çocuğu okula aç gitmekte ya da yetersiz beslenerek derse girememektedir. Açlık utanılacak bir hâl değildir; açlığı görmezden gelmek utanılacak bir hâldir. Bir öğün yemek yalnızca bir sosyal yardım kalemi değildir; çocuğun derse odaklanabilmesinin, öğrenebilmesinin ve eşit şartlarda yarışabilmesinin ön koşuludur. Karnı boş çocuk dikkatini toplayamaz. Dikkatini toplayamayan çocuk öğrenemez. Öğrenemeyen çocuk yarışa geriden başlar. Sonra o çocuğa "başarısızsın" denir. Oysa başarısız olan o çocuk değildir; başarısız olan, o çocuğu aç bırakan düzendir. Bu düzenin Türkiye'nin ikinci yüzyılına asla ve asla yakışmadığını da söylemek zorundayız. Biz bu talebi bir lüks olarak değil, asgari bir insanlık standardı olarak dile getiriyoruz. Bir kâse çorba, bir öğün yemek, bir sabun... Bunlar bütçeyi sarsacak kalemler değildir. Bunlar iktidarın, yani devleti yönetenlerin çocuğuna bakıp bakmadığının ölçüsüdür. Dijital çağda hiçbir iktidarın bu olumsuz tabloyu yaratmaya hakkı yoktur.</p>

<p><strong>“İKTİDAR YAPAMIYORSA BİZ YAPACAĞIZ”</strong></p>

<p>Değerli basın mensupları; bu kürsüden yalnızca iktidara seslenmiyorum. Biz de Cumhuriyet Halk Partisi olarak yönettiğimiz her belediyede, her kurumda bu sorumluluğu taşımak zorundayız ve taşıyoruz da. Nerede bir okulun temizlik ihtiyacı varsa Cumhuriyet Halk Partili bir belediye başkanı bunu derhâl ama derhâl sağlamak zorundadır. Ve yapıyorlar da, hakkını teslim etmek lazım. Çünkü bu talimatı bütün belediye başkanlarımıza verdik. Nerede bir öğün yemek projesi varsa onu da belediye başkanlarımız sunmakla yükümlüdürler. İktidar yapamıyorsa onu biz yapacağız. Eleştirimizin gücü, aynı zamanda kendi sorumluluğumuzu da üstlenmektir. Kapımızın önünü süpürmeden sokağın tozunu konuşamayız. Bunu unutmadan yürüyeceğiz.</p>

<p><strong>“BU ÜLKENİN EVLATLARI NE YABANCILAŞMAYA NE İŞSİZLİĞE NE DE SABUNSUZ BİR OKULA MAHKÛM OLMAMALIDIR”</strong></p>

<p>Değerli basın mensupları; bir ülkenin geleceği, o ülkenin çocuklarına verdiği değerde saklıdır. Çocuğa verilen değer nutukla ölçülmez; okuldaki sabunla ölçülür, öğretmene gösterilen saygıyla ölçülür, mezuna açılan kapıyla ölçülür, karnı doyan çocuğun gözündeki dikkatle ölçülür. Değeri olmayan okul insan yetiştiremez. Sabunu olmayan okul onuru zedeler. Onuru zedelenen çocuk yarınını da küçümser. Yarınını küçümseyen genç ülkesine yabancılaşır, yabancılaşan genç ise gider. Gidenin ardından "Niçin, neden gitti?" diye soru sormak geç kalmaktır. Bir havaalanından elinde diplomasıyla ülkesinden ayrılan gencimize baktığımızda, o gencin sadece bir yolcu olmadığını görürüz. Onunla birlikte bu ülkenin yetiştirdiği bilgi, emek, umut ve gelecek de o uçağa binmektedir. O nedenledir ki biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu sorunların takipçisi olacağız. Bu ülkenin evlatları ne yabancılaşmaya ne işsizliğe ne de sabunsuz bir okula mahkûm olmamalıdır. Onlara bu ülkeyi hakkıyla, onuruyla ve umutla teslim etmek bizim boynumuzun borcudur.</p>

<p>Hepinize teşekkür ederim değerli basın mensupları.<br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 15 Sep 2026 09:15:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/09/kilicdaroglu-cocuklarimiza-gunde-bir-ogun-yemek-verilmesi-artik-bir-zorunluluktur-1789453389.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bakan Fidan Şam&#039;da: Türkçe Suriye&#039;de seçmeli ders!</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bakan-fidan-samda-turkce-suriyede-secmeli-ders-3419</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bakan-fidan-samda-turkce-suriyede-secmeli-ders-3419</guid>
                <description><![CDATA[Şam'da Suriyeli mevkidaşı Şeybani ile konuyu görüştüğünü söyleyen Fidan, "Türkçenin seçmeli ders olarak müfredatta yer alması konusunda herhangi bir sıkıntı olmadığını kendileri bize ilettiler." dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Suriye'de Türkçenin seçmeli dil kategorisinden çıkarılarak yerine Fransızcanın getirilmesi tartışmalara neden olmuştu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Şam'da Suriyeli mevkidaşı Şeybani ile ortak basın toplantısı düzenleyen Bakan Fidan, iki ülke arasındaki kültürel ilişkileri değerlendirirken Türkçenin seçmeli ders olarak müfredatta yer almasına ilişkin görüşmenin detaylarını paylaştı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>FİDAN ŞEYBANİ İLE TÜRKÇE KONUSUNU GÖRÜŞTÜ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye ile Suriye arasındaki kültürel bağlardan söz eden Fidan, son günlerde kamuoyuna farklı şekilde yansıyan Türkçenin seçmeli ders olarak müfredatta yer alması konusunu Şeybani ile görüştüğünü söyledi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bakan Fidan, "<em><strong>Özellikle son günlerde yanlış anlaşılan, kamuoyuna farklı şekilde yansıyan Türkçenin seçmeli ders olarak müfredatta yer alması konusunda, o konuyu da belki kardeşim söyleyecektir. Bu konuda herhangi bir sıkıntı olmadığını kendileri bize ilettiler.</strong></em>" dedi.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">TÜRKÇE YERİNE FRANSIZCA GETİRİLMİŞTİ</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Suriye'de yeni eğitim-öğretim dönemi öncesinde açıklanan düzenlemede Türkçenin seçmeli dil kategorisinden çıkarılarak yerine Fransızcanın getirilmesi tartışmalara neden olmuştu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tepkilerin ardından Suriye Milli Eğitim Bakanlığı, yeni müfredatın eğitim dönemine yetişmemesi nedeniyle Esad dönemindeki müfredatın uygulandığını açıklamıştı.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">TÜRKİYE-SURİYE ARASINDA KÜLTÜREL BAĞ VURGUSU</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye'de uzun yıllar kalan Suriyelilerin iki ülkenin dilini ve kültürünü bildiğini belirten Bakan Fidan bunun ekonomik, kültürel ve sosyal ilişkileri güçlendiren önemli bir unsur olduğunu söyledi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye ile Suriye arasında çok sayıda alanda yoğun talep bulunduğunu ifade eden Bakan Fidan, iki ülke arasındaki çalışmaların hızlandırılması için ortak planlama ve koordinasyon mekanizmasının devreye alınacağını da açıkladı.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 13 Sep 2026 22:34:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/09/bakan-fidan-samda-turkce-suriyede-secmeli-ders-1789328669.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yeni Parti&#039;li Kayışoğlu krizi Bursa&#039;dan Ankara&#039;ya sıçradı!</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/yeni-partili-kayisoglu-krizi-bursadan-ankaraya-sicradi-3409</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/yeni-partili-kayisoglu-krizi-bursadan-ankaraya-sicradi-3409</guid>
                <description><![CDATA[Bursa’da Alevi derneklerinin geleneksel pikniğinde Yeni Parti Bursa Milletvekili ve Genel Başkan Yardımcısı Nurhayat Altaca Kayışoğlu ile yaşanan tartışma büyüyerek Ankara’ya taşındı. Bursa Saati haber sitesinden Burhan Kurtulmuş'un haberine göre, Alevi derneklerinin Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel’den görüşme talep ettiği, ancak henüz randevu verilmediği de krizi tırmandıran başka bir faktör oldu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bursa Alevi Dernekleri Platformu’nun Kestel Yeşil Vadi Piknik Alanı’nda düzenlediği<span style="color:#000000"> geleneksel pikniğinde Yeni Parti Bursa Milletvekili ve Genel Başkan Yardımcısı&nbsp;Nurhayat Altaca Kayışoğlu’na söz verilmemesinin ardından&nbsp;</span>“<em><strong>Vekilim ulan ben vekilim</strong></em>”&nbsp;diye bağırması üzerine&nbsp;<span style="color:#000000">yaşanan çirkin olay, Ankara’da siyasi kulislerin gündemine taşındı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Piknikte yaşanan tartışmanın ardından yapılan açıklamalar ve sosyal medya paylaşımları, sürecin Yeni Parti Genel Merkezi’ne kadar uzanmasına neden oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yeni Parti Bursa Milletvekili ve Genel Başkan Yardımcısı&nbsp;Nurhayat Altaca Kayışoğlu&nbsp;olayın ardından yaptığı sosyal medya paylaşımı, gelen tepkiler sonrasında kaldırmak zorunda kaldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>TARTIŞMANIN GEÇMİŞİ ÜÇ YIL ÖNCESİNE UZANIYORMUŞ!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Bursa Saati haber sitesinden Burhan Kurtulmuş'un dernek yöneticilerinden aldığı bilgilere göre, Altaca Kayışoğlu ile yaklaşık 12 dernek başkanı arasında 31 Mart 2024 yerel seçimleri öncesinde gerçekleştirilen bir telekonferansta yaşanan tartışma, taraflar arasındaki ilişkilerde kırılma noktası oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Altaca Kayışoğlu da yaptığı paylaşımda üç yıl önce yaşandığını belirttiği olaya değinerek, belediye meclis üyeliği seçimleri sırasında bazı isimlerin bir kişiyi aday göstermesine karşı çıktığını ifade etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Altaca, bu tartışmaya dair<strong>&nbsp;</strong>“<strong><em>Nilüfer'de rant olduğu için önerdiğinizi bilmiyor muyum</em></strong>”<strong>&nbsp;</strong>şeklinde haykırdığını savunurken, yaşanan tartışmaya ilişkin bazı dernek yöneticilerine yönelik ağır ifadeler kullandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Paylaşımında ayrıca Bursa’daki bazı dernek yöneticilerinin siyasi çevrelerle ilişkilerine ilişkin iddialarda bulundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Altaca paylaşımında: “<strong><em>Sadece iki dernek başkanı ki birisi AKP'nin atadığı kayyumun yardımcısı olan kişinin yakınıymış, hakkımdaki yazıda adı geçiyor, diğeri de butlancılar ve&nbsp;AKP'lilerle her zaman sıcak ama bizlerle mesafeli duran&nbsp;(Ataevler ) diğer başkan bir anda üç yıl önceki konuşmamızdan bahisle anons etmeyeceklerini söyleyince bu nezaketsizlikleri karşısında kalktık ve ayrıldık</em></strong>” dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>GÖZLER YENİ PARTİ GENEL MERKEZİ’NE ÇEVRİLDİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Bursa’da yaşanan gelişmelerin ardından Alevi Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı’nın Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel’den görüşme talep ettiği öğrenildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İddiaya göre, görüşme talebinin ardından Nurhayat Altaca Kayışoğlu,&nbsp;Özgür Özel&nbsp;ile bir araya geldi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu görüşmenin ardından Altaca’nın tartışmaya ilişkin daha önce yaptığı sosyal medya paylaşımını kaldırdığı ve Özel ile birlikte fotoğraf paylaştığı belirtildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu gelişme, Bursa’da yaşanan olayın parti genel merkezi düzeyinde de gündeme geldiği şeklinde yorumlandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>RANDEVU KRİZİ İDDİASI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">İddialara göre Alevi Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı’nın Özgür Özel’den talep ettiği randevu henüz gerçekleşmedi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Randevunun kabul edilmemesi, bazı dernek yöneticilerinin tepkisine neden oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Derneklerin, Bursa’da yaşanan tartışmanın ardından konunun doğrudan Yeni Parti Genel Başkanı düzeyinde ele alınması beklentisinin karşılanmadığı yönünde değerlendirmeler yapıldığı iddia edildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ALEVİ DERNEKLERİ ORTAK AÇIKLAMA HAZIRLIĞINDA</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Öte yandan Bursa’daki Alevi derneklerinin yaşanan gelişmelere ilişkin ortak bir açıklama hazırlığında olduğu öğrenildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bursa’da başlayan ve Ankara’ya taşınan süreçte gözler şimdi Yeni Parti Genel Merkezi ile Alevi dernekleri arasında yapılması beklenen görüşmeye çevrildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Randevu talebinin kabul edilip edilmeyeceği ve Alevi derneklerinin hazırladığı belirtilen ortak açıklamada hangi mesajların verileceği, önümüzdeki günlerde sürecin seyrini belirleyecek.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 07 Sep 2026 21:57:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/09/yeni-partili-kayisoglu-krizi-bursadan-ankaraya-sicradi-1788809693.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bahçeli: Barış ve kardeşlik iklimini zehirlemek isteyen dinamikler devrededir!</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bahceli-baris-ve-kardeslik-iklimini-zehirlemek-isteyen-dinamikler-devrededir-3401</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bahceli-baris-ve-kardeslik-iklimini-zehirlemek-isteyen-dinamikler-devrededir-3401</guid>
                <description><![CDATA[Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli yaptığı yazılı açıklamada, "İslami araştırma adı altında milletimizi köksüz, kişiliksiz, dinsiz bir toplum gibi gösterme gayreti büyük bir saptırma, önemli bir beşinci kol faaliyetidir." dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli yazılı açıklama yaptı.</p>

<p>MHP sosyal medya hesabından yayımlanan açıklama şöyle:</p>

<p>Son günlerde hedef kitlesi farklı olsa da maksadı aynı olan, emperyalizmin kuklası sözde araştırmacılar tarafından terörsüz Türkiye’nin oluşturduğu barış ve kardeşlik iklimini zehirlemeye dönük girişimler dikkat çekicidir.</p>

<p>Kürt Çalışmaları Merkezi (KSC) ile Rawest Araştırma işbirliği ve Friedrich-Ebert-Stiftung’un desteğiyle yürütülen çalışma olduğu ifade edilen “Kürtlerde Amedspor Algısı ve Taraftarlığı Araştırması” 28 Ağustos 2026 tarihinde açıklanmıştır.</p>

<p>Araştırma, Amedspor taraftarı, futbol ile kimlik arasındaki çizginin nasıl yoğunlaştırdığını iddia etmekte, bölücülük ihanetini zinde tutmaya çalışmaktadır.</p>

<p>Yine, güvenirliği sıfırlamış, ahlaken iflas etmiş bir araştırma ve danışmanlık şirketince kamuoyuna servis edilen bir başka ankette Türk milletinin Allah’a, Meleklere, Kur’an-ı Kerim’e, Peygamberimize, Kadere, Öldükten sonra dirileceğine ve hesaba çekileceğine olan inancı sözde araştırılmış ve olumsuz sonuçlar ortaya konulmuştur.</p>

<p>Türk milleti Müslüman bir millettir, manevi değerler üzerinde oynamalar, ancak düşmanları sevindirecektir.</p>

<p>İnsanlığı özlemini duyduğu adalete, huzura ve barışa kavuşturma ülküsüyle başlattığımız Terörsüz Türkiye hedefi, TBMM’nde kabul edilen “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun” ile önemli bir aşamaya gelmiştir.</p>

<p>Kanunun 467 milletvekilinin oyu ile kabul edilmiş olması milli iradenin izdüşümü; terörsüz Türkiye’ye, barışa, kardeşliğe, milli dayanışma ve toplumsal bütünleşmeye yönelik kararlılığın ve kapsamlı mutabakatın göstergesidir.</p>

<p>Terörsüz Türkiye kardeşlik, barış ve refah ümidi, gelecek Türk asırlarının müjdesidir.</p>

<p>Kalkınma irademize pusu kuran, ekmeğimizi küçülten, terör illetinden kurtulmak, kardeşliğimizin yeniden ve daha sağlam biçimde, Anadolu’nun her karışında kavileştirmektir.</p>

<p>Terörün tasfiye edildiği, güvenliğin kalıcı biçimde sağlandığı, şehirlerin ve kırsal alanların huzur iklimine kavuştuğu terörsüz Türkiye’de kalkınma hamlesinin önündeki en büyük engellerden biri ortadan kalkmış olacaktır.</p>

<p>Terörsüz Türkiye, terörsüz ve istikrarlı bölgeye açılan kapı, Emperyalist senaryolara vurulan darbe, bölge halklarının kendi geleceklerine sahip çıkma iradesidir.</p>

<p>Cumhuriyetimizin yeni yüzyılında Türk ve Türkiye yüzyılını inşa etme gayretinde ve kararlılığındayız.</p>

<p>Nitekim ülkemiz, bölgesel ve küresel ölçekte önemli bir aktör olarak öne çıkmaktadır.</p>

<p>Türkiye ekonomik ve sosyal hayatın canlandığı, huzur, güven ve refahın artığı, milletçe hep birlikte Türkiye olmanın hazzının alındığı, barış ve kardeşliğin kök saldığı bir iklimdedir.</p>

<p>Emek emek, ilmek ilmek örülen, milli birlik ve dayanışmanın, toplumsal bütünleşmenin güçlendiği böylesi bir ortamda çeşitli araştırma adı altında Türk milletinin milli ve manevi dinamikleriyle oynanmak, hayırlı gelişmeler sabote edilmek istenmektedir.</p>

<p>Barış ve kardeşlik iklimini zehirlemek isteyen dinamikler devrededir.</p>

<p>Spor; kardeşliğin, barışın, dayanışmanın ve toplumsal bütünleşmenin en güçlü araçlarından biridir. Bu nedenle spor alanının kimlik siyaseti, ayrıştırıcı söylemler veya siyasi amaçlarla kullanılmasından özenle kaçınılmalıdır.</p>

<p>Sporun temelinde rekabetin yanı sıra ahlak, fair-play, karşılıklı saygı ve toplumsal sorumluluk anlayışı bulunmalıdır. Başarı da kuşkusuz bu değerlerden taviz verilmeden elde edilmelidir.</p>

<p>Türkiye’nin toplumsal huzurunu, birlik ve beraberliğini güçlendirmeye yönelik hassasiyet gözetilmeli; spor kulüpleri ve spor organizasyonları, toplumsal barış konularında provokatif girişimlerin aracı hâline getirilmemelidir.</p>

<p>Bu çerçevede Amedspor da dâhil olmak üzere tüm spor kulüplerinin, sporun birleştirici ruhuna uygun hareket etmesi ve toplumsal gerilimleri artırabilecek tutum ve söylemlerden uzak durması önem taşımaktadır.</p>

<p>Sporun; siyasetin ve ayrıştırıcı kimlik tartışmalarının değil kardeşliğin, barışın, dayanışmanın ve ortak geleceğimizin meşru zemini olması gerekmektedir.</p>

<p>Spor kisvesiyle terörsüz Türkiye hedefini, barış, huzur ve kardeşlik iklimini zehirlemeye kimsenin hakkı yoktur.</p>

<p>Haddi de olmamalıdır.</p>

<p>Türk milletinin kritik ve hassas dönemini istismara kalkışanlar, zilleti toplumsal zemine indirmeye gayret edenler karşılarında Milliyetçi Hareket Partisi’ni ve Cumhur İttifakı’nı bulacaklardır.</p>

<p>Amedspor ‘un süper lige yükselme başarısı üzerine 4 Mayıs 2026 tarihinde Amedspor Başkanı Sayın Nahit Eren’e hitaben yaptığım açıklamada; “1990 yılında kurularak Türk sporuna renk, heyecan ve yeni bir soluk kazandıran Amedspor’un, kulüp tarihinde ilk kez Süper Lig’e yükselme başarısı göstermesini memnuniyetle karşılıyorum. Bu anlamlı başarıyı Diyarbakır’ımız ve Türk futbolu adına kıymetli bir gelişme olarak değerlendiriyorum.” demiştim ve aynı kararlılıktayız.</p>

<p>Ne olduğu belirsiz bir araştırmadan mülhem siyasetin, sporun ve kimliğin iç içe girdiğini söyleyerek sporu kimlikle eşleştirmek gaflettir.</p>

<p>Spora emek veren insanlara da büyük bir bühtandır.</p>

<p>Siyasi görüşü etnik kökeni, mezhebi, meşrebi ne olursa olsun spor birleştiren, bütünleştiren herkesi kucaklaması gereken bir aktivitedir.</p>

<p>Amed Sporun Süper lige yükselmesinden ve burada başarılı olmasından milletimiz memnuniyet duymaktadır.</p>

<p>Bir Anadolu takımının süper ligde kalıcı olması geçmişte benzer takımlarımızda olduğu gibi büyük bir beklentidir.</p>

<p>Bununla birlikte Amed Spor’u kirli projelerine alet etmek isteyenlerin olduğu anlaşılmaktadır ve bu provokasyona karşı en başta kulüp yetkililerinin ve Diyarbakır halkının tepki göstermesi gerekmektedir.</p>

<p>Bu girişimler terörsüz Türkiye’yi sabote planıdır.</p>

<p>Kardeşlik iklimini ve barışı zehirleme girişimidir.</p>

<p>Amed Spor süper ligdeki oyunuyla, elde ettiği başarılarla takdirle takip edilen Türkiye’nin bir futbol kulübüdür ve öyle kalmalıdır.</p>

<p>Futbol; kaliteli, ahlaklı, milli değerler etrafında dayanışmacı bir anlayışla ve uluslararası düzeyde yükselişlere, milli takım başarılarına odaklanan bir yaklaşımla ele alınmalıdır.</p>

<p>Spor siyasete ve karanlık emellere alet edilmemeli, edenlerden yasalar çerçevesinde hesap sorulmalıdır.</p>

<p>Başta Amed Spor yöneticileri olmak üzere terörsüz Türkiye’den yana olan herkesi bu konuda duyarlı olmaya, acilen tedbir almaya davet ediyoruz.</p>

<p>Tribünler terörsüz Türkiye karşıtlarının provokasyon alanı haline getirilmemelidir.</p>

<p>Taraftarlar arasına sızmalar önlenmelidir.</p>

<p>Amigo kılıklı ihanet şebekelerinin spor, siyaset ve kimlik gibi düzmece yönlendirmelerle barışı tehdit eden bir dil geliştirmesinin önüne geçilmelidir.</p>

<p>7595 sayılı Millî Dayanışma Ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun’un uygulama aşamasında bu gibi sabotajların önüne geçmek zorunludur.</p>

<p>Mezkûr kanunla kurulan komisyonlar bu tarz provokasyonları önleme konusunda titizlikle hareket etmeli, gerekli yaptırımlar ilgili kurumlarca uygulanmalıdır.</p>

<p>Sporla beraber İslami anket adı altında bir başka tahrik, tahribat ve yönlendirme eş zamanlı olarak gündeme sokulmuştur.</p>

<p>Yüzde 99’u Müslüman olan Türk milletini inancıyla, ibadetiyle, değerleriyle olduğundan farklı göstererek köklü medeniyetimizi inkar edecek bir tablo ile zihinler karıştırılmak istenmektedir.</p>

<p>Türk milletini köklerinden kopmuş, türedi topluluklar gibi göstermek maksatlıdır.</p>

<p>Bu asil milleti itikadından, imanından, inanç ve değerlerinden yoksun lanse etmek büyük kötülüktür.</p>

<p>Bunların kime ve hangi amaca hizmet ettikleri ifşa edilmelidir.</p>

<p>İslam milletçe müşerref olduğumuz son dindir.</p>

<p>Kutlu ceddimiz asırlar boyunca İslamın sancaktarı olmuştur.</p>

<p>İki cihan serveri Peygamber Efendimiz rehberimizdir.</p>

<p>Yahya Kemal Beyatlı’nın "Şu kopan fırtına Türk ordusudur yâ Rabbi, Senin uğrunda ölen ordu, budur yâ Rabbi.” mısralarında vurguladığı gibi Türk milleti zaferlerini şehit ve gaza ruhuyla, imanla, inançla kazanmıştır.</p>

<p>Gelecek Türk asırları da bilimde, ekonomide, dış politikada bu inanç, iman ve sadakatle gerçekleştirilecektir.</p>

<p>İslami araştırma adı altında milletimizi köksüz, kişiliksiz, dinsiz bir toplum gibi gösterme gayreti büyük bir saptırma, önemli bir beşinci kol faaliyetidir.</p>

<p>Türk milleti inançlıdır, ahlaklıdır, imanlıdır, dinine, diyanetine, geleneksel değerlerine, kültürel emanetlerine bağlı ve sadıktır.</p>

<p>Türk milletinin böylesi bir üslupla itham edilmesi, töhmet altında bırakılması ayıplı ve ahlaksız bir komplodur.</p>

<p>Bu anket şirketlerinin toplumda yapmaya çalıştıkları yönlendirme ve tahribat bütün yönleriyle araştırılmalıdır.</p>

<p>Milliyetçi Hareket Partisi olarak daha önce gündeme getirdiğimiz üzere, kamu ayu araştırması adı altında bilimsellikten ve gerçeklikten uzak, toplumu yönlendirmeye dönük olarak servis edilen çalışmaların önüne geçmek, bilimsel ve hukuki temelde bunları değerlendirecek ve denetleyecek, uygulamada doğru standartların belirlendiği bir yasal düzenleme yapılmasını öngörüyoruz.</p>

<p>Bu çerçevede kamuoyu araştırma kuruluşlarının ve araştırmacıların nitelik ve yeterliliklerine ilişkin esas ve usullerin belirlenmesini, yönlendirme veya etkileme maksadıyla yalan yanlış, yanıltıcı bilgiler sunanlara cezai yaptırımlar getirilmesini gerekli görüyoruz.</p>

<p>Dezenformasyonla ve algı operasyonlarıyla Türk milletinin kutlu yürüyüşünü durdurmaya, toplumsal mühendislik hesaplarıyla Türkiye'yi kargaşa ve kaos iklimine sokmaya, ülkemizin rotasını değiştirmeye kimsenin gücü yetmeyecektir.</p>

<p>Terörsüz Türkiye’den geriye dönüş olmayacaktır.</p>

<p>Muhatapları bilsin ki şer cephesinde kurulmaya çalışılan tuzakların farkındayız.</p>

<p>Türkiye’nin yaklaşık elli yıldır mücadele ettiği, birçok insanımızın canına ve malına sebep olan terörden ilelebet kurtulma fırsatı ihanet şebekelerini rahatsız etmektedir.</p>

<p>Kardeşliğimizin güçlendirilmesi, demokrasinin gelişmesi ve ülkemizin yükselişinin önündeki engellerin kaldırılması Türkiye hasımlarının uykularını kaçırmaktadır.</p>

<p>Terör, şiddet ve bölücülüğün zihinlerden de silinmesinden, birlik ve beraberliğin kök salmasından rahatsız olanlar sözde araştırmalar üzerinden toplumu enfekte etmeye çalışsa da milletimizin feraseti kirli oyunları bozacak güçtedir.</p>

<p>Terörün tamamen tasfiye edildiği bir Türkiye öngörülebilirliği ve yatırımcı güvenini artıracak, üretim kapasitesini güçlendirecek ve bölgesel ticaret ağlarının merkezinde vatandaşlarımızın refahını artıracaktır.</p>

<p>Türkiye’nin terör meselesini; iç cephesini kuvvetlendirmiş, milli birliğini, siyasi ve ekonomik istikrarını sağlamış olarak, milli iradesi içinde çözüme kavuşturması, temel arzumuz ve hedefimizdir.</p>

<p>O sebeple gerginlik ve kutuplaşmalara, toplumsal olaylara sebebiyet verebilecek girişimlerden kaçınılmasını hayati önemde görüyoruz.</p>

<p>Emperyalizmin etnik, dini, mezhep temelli ayrıştırıcılık ve kaosu süreklileştirerek siyasi, sosyal ve ekonomik istikrarsızlık üretme çabası bilinmektedir.</p>

<p>Terörsüz Türkiye, bölgemizdeki benzer tahriklere ve çatışmalara karşı da bölgesel istikrar ve barışı hedeflemektedir.</p>

<p>Milletimiz terörsüz Türkiye’nin yanında duruyor ve terörün bütün unsurlarıyla gündemimizden çıkmasını istiyor.</p>

<p>Terörün zehirli havasının siyasi iklimimizden temizlenmesini, ayrık otlarının güven ve huzur toprağımızdan sökülüp atılmasını diliyor.</p>

<p>Demokrasi, hukuk devleti, refah ve güven ikliminin pekişerek hiçbir ayrım gözetmeksizin tüm vatandaşlarımızı kuşatmasını ve kucaklamasını arzu ediyor.</p>

<p>İnanıyoruz ki milletçe provokasyonlara gelmeyecek, bir devlet politikası olan terörsüz Türkiye hedefi, Türk siyasetinin başarısı, inşallah da topyekün milletimizin eseri olacaktır.</p>

<p>Hep birlikte Türk milletiyiz, hepimiz Türkiye Cumhuriyeti’yiz.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 21:36:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/09/bahceli-baris-ve-kardeslik-iklimini-zehirlemek-isteyen-dinamikler-devrededir-1788374927.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yeni Parti&#039;li vekili Aleviler konuşturmadı: Vekilim lan, ben!</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/yeni-partili-vekili-aleviler-konusturmadi-vekilim-lan-ben-3394</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/yeni-partili-vekili-aleviler-konusturmadi-vekilim-lan-ben-3394</guid>
                <description><![CDATA[Bursa’da düzenlenen Alevi Dayanışma Pikniği’nde konuşmacı listesinde olmadığı halde siyasi konuşma yapmak isteyen Yeni Parti Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu, katılımcıların ve Adaköy Cemevi Başkanı’nın tepkisi üzerine “Vekilim lan ben” diyerek gerginlik çıkardı ve alanı terk etti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bursa Kestel Yeşilvadi Piknik Alanı’nda 30 Ağustos 2026 Pazar günü gerçekleştirilen Bursa Alevi Dernekleri Platformu Dayanışma Pikniği’nde gergin anlar yaşandı.</p>

<p>Etkinliğe katılan Yeni Parti Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu, program sırasında söz alarak konuşma yapmak istedi. Ancak organizasyon yetkilileri ve bazı katılımcılar, Kayışoğlu’nun konuşmacı listesinde yer almadığını belirterek bu talebe karşı çıktı.</p>

<p>Katılımcılar, Kayışoğlu’na hitaben, “Burası siyasi propaganda yapılacak bir yer değil. Konuşmacı olarak davet edilmediniz. Misafir olarak geldiniz, hoş geldiniz; ancak burada siyasi konuşma yapamazsınız” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Sözlü itirazların ardından ortamda gerginlik tırmandı. Organizasyon yöneticileri arasında yer alan Adaköy Cemevi Başkanı tepkisini dile getirerek Kayışoğlu’na, “Bu yaptığınız çok yanlış, ayıp ediyorsunuz, pikniği provoke ediyorsunuz” dedi.Yaşanan tartışma sırasında Nurhayat Altaca Kayışoğlu itirazlara karşılık, “Vekilim lan, ben vekilim. Konuşacağım. Nasıl beni konuşturmazsınız burada?” şeklinde kaba bir üslupla tepki gösterdi. Tartışmanın büyümesi üzerine çevredeki vatandaşların araya girdiği, yaşanan gerginliğin ardından Kayışoğlu’nun piknik alanından ayrıldığı görüldü.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 23:20:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/08/yeni-partili-vekili-aleviler-konusturmadi-vekilim-lan-ben-1788208199.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>CHP&#039;li Orhan Sarıbal: Alevi Kültür Ve İnancına Saldırıları Kınıyorum</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/chpli-orhan-saribal-alevi-kultur-ve-inancina-saldirilari-kiniyorum-3389</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/chpli-orhan-saribal-alevi-kultur-ve-inancina-saldirilari-kiniyorum-3389</guid>
                <description><![CDATA[CHP Genel Başkan Yardımcısı Orhan Sarıbal, Alevilere yönelik ayrımcı ve nefret içeren açıklamaları kınayan bir yazılı açıklama yayımladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>CHP Genel Başkan Yardımcısı Orhan Sarıbal, Alevilere yönelik ayrımcı ve nefret içeren açıklamaları kınayan bir yazılı açıklama yayımladı.</strong></p>

<p>Sarıbal, Altan Tan’ın Alevileri&nbsp;<strong>“siyasal Alevilik”</strong>&nbsp;ve&nbsp;<strong>“Ali’siz ateist sözde Aleviler”</strong>&nbsp;gibi ifadelerle ayırmasını, bazı Alevilerin kimliğini yok sayarak onları İslam’la hesaplaşmak ve barış sürecini engellemekle suçlamasını kabul edilemez bulduğunu belirtti. “Hiç kimse Aleviliğin sınırlarını belirleyemez, kimin Alevi olup olmadığına karar veremez. İnanç da inançsızlık da her yurttaşın temel hakkıdır. İnsanları inançları, dünya görüşleri ve siyasal tercihleri üzerinden ‘gerçek’ ve ‘sahte’ diye ayırmak açık bir ayrımcılıktır” dedi.</p>

<p>NTV ekranında Kemal Öztürk’ün Arap Alevileri için kullandığı<strong>&nbsp;“Bu Nusayrilerin hepsini katletseler yeridir diyesiniz geliyor”</strong>&nbsp;sözünü ise bir inanç toplumunun tamamını kolektif biçimde suçlayan, katliamı meşrulaştıran açık bir nefret dili olarak nitelendirdi. Sonradan yapılan niyet açıklamasının, milyonların önünde söylenen bu sözün ağırlığını ve yarattığı tehlikeyi ortadan kaldırmadığını vurguladı.</p>

<p>Açıklamada, Alevilere yönelik her türlü ayrımcılığın, nefretin ve hedef göstermenin karşısında; eşit yurttaşlığın, inanç özgürlüğünün ve birlikte yaşamın yanında durmaya devam edileceği vurgulandı.<br />
<br />
<strong>CHP Genel Başkan Yardımcısı Orhan Sarıbal'ın açıklamasının tam metni şöyle:</strong></p>

<p><strong>Alevi kültür ve inancına saldırıları kınıyorum</strong></p>

<p>Altan Tan’ın Alevileri “siyasal Alevilik”, “Ali’siz ateist sözde Aleviler” gibi ifadelerle ayırması; bazı Alevilerin kimliğini yok sayarak onları İslam’la hesaplaşmak ve barış sürecini engellemekle suçlaması kabul edilemez.</p>

<p>Hiç kimse Aleviliğin sınırlarını belirleyemez, kimin Alevi olup olmadığına karar veremez. İnanç da inançsızlık da her yurttaşın temel hakkıdır. İnsanları inançları, dünya görüşleri ve siyasal tercihleri üzerinden “gerçek” ve “sahte” diye ayırmak açık bir ayrımcılıktır.</p>

<p>Kemal Öztürk’ün NTV ekranında Arap Alevileri için kullandığı, “Bu Nusayrilerin hepsini katletseler yeridir diyesiniz geliyor” sözü ise bir inanç toplumunun tamamını kolektif biçimde suçlayan, katliamı meşrulaştıran açık bir nefret dilidir.</p>

<p>Sonradan yapılan niyet açıklaması, milyonların önünde söylenen bu sözün ağırlığını ve yarattığı tehlikeyi ortadan kaldırmaz.</p>

<p>Bu ülke, Alevileri hedef gösteren sözlerin Maraş’ta, Çorum’da, Sivas’ta ve Gazi’de nelere yol açtığını acı biçimde yaşamıştır.</p>

<p>Katliamların zemini bir günde oluşmadı; ayrımcı sözlerle, hedef göstermelerle ve cezasızlıkla hazırlandı. Bu nedenle kullanılan dili sıradan bir siyasi tartışma veya düşünce açıklaması olarak göremeyiz.</p>

<p>Aleviler bu ülkenin eşit yurttaşları ve demokrasi mücadelesinin onurlu taşıyıcılarıdır. Kimliklerinin sorgulanmasına, inançlarının tarif edilmesine ve yaşam haklarını tehdit eden nefret diline teslim olmayacaklardır.</p>

<p>RTÜK, NTV’deki yayın hakkında derhal inceleme başlatmalı; ilgili adli makamlar nefret ve şiddeti meşrulaştıran ifadeler karşısında harekete geçmelidir. Medya kuruluşları da Alevi düşmanlığına ve toplumsal barışı tehdit eden söylemlere yayın zemini sunmamalıdır.</p>

<p>Alevilere yönelik her türlü ayrımcılığın, nefretin ve hedef göstermenin karşısında; eşit yurttaşlığın, inanç özgürlüğünün ve birlikte yaşamın yanında durmaya devam edeceğiz.<br />
<br />
<a href="https://x.com/orhansaribalchp/status/2093736212016038379"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/HQ5x_ANWEAAGMV3.jpg" style="height:800px; width:640px" /></a></p>

<p>Kaynak link:<a href="https://x.com/orhansaribalchp/status/2093736212016038379">https://x.com/orhansaribalchp/status/2093736212016038379</a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 30 Aug 2026 23:50:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/08/chpli-orhan-saribal-alevi-kultur-ve-inancina-saldirilari-kiniyorum-1788123392.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ömer Çelik&#039; ten Suriye&#039;nin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne destek</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/omer-celik-ten-suriyenin-egemenligine-ve-toprak-butunlugune-destek-3382</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/omer-celik-ten-suriyenin-egemenligine-ve-toprak-butunlugune-destek-3382</guid>
                <description><![CDATA[AK Parti Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Suriye’deki gelişmelere ilişkin önemli bir açıklama yaptı.Suriye politikasını vurgulayarak, ülkenin egemenliği ve toprak bütünlüğüne destek mesajı verdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Suriye’deki gelişmelere ilişkin önemli bir açıklama yaptı. Çelik, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Suriye politikasını vurgulayarak, ülkenin egemenliği ve toprak bütünlüğüne destek mesajı verdi.</strong></p>

<p><strong>Çelik, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şunları kaydetti:</strong></p>

<p>Sayın Cumhurbaşkanımız kardeş Suriye’nin üzerine karanlığın çöktüğü en zor günlerde, Suriyeli kardeşlerimizin tamamını terörden ve emperyalist saldırılardan korumak için büyük bir mücadele verdi. Bu soylu mücadeleye yıllar ve tarih şahittir.&nbsp;</p>

<p>Suriye’nin egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün korunmasını her zaman destekliyoruz. Suriye geleceğe bir ve bütün olarak ilerlemelidir.&nbsp;</p>

<p>SDG’nin feshedilmesinden sonra Suriye’nin iç bütünlüğünü güçlendirme açısından önemli bir eşik geçilmiş oldu.&nbsp;</p>

<p>Şara yönetiminin kapsayıcı yönetim adımları, Suriye’nin geçmişin karanlıklarından kurtulması ve sağlam bir geleceğe ilerlemesi yönünde çok önemli mesafeler katetmesini sağlıyor.&nbsp;</p>

<p>“Terörsüz Türkiye” ve “terörsüz bölge” hedeflerimiz, kendi çıkarları için yakın coğrafyamızı parçalamak ve yağmalamak isteyenlerin planlarını akamete uğratacak bir iradeyi temsil ediyor. Bu irade, yakın coğrafyamızdaki &nbsp; Kürt kardeşlerimiz için de aydınlık bir geleceği işaret ediyor.&nbsp;</p>

<p>Suriye’nin ve komşu ülkelerin istikrarı, güvenliği refahı için atılan her adımı, Cumhurbaşkanımızın inşa ettiği “kardeşlik siyaseti”mizin gereği olarak desteklemeye devam edeceğiz.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><a href="https://x.com/omerrcelik/status/2092570673130446888"><span style="color:#2980b9"><strong>Kaynak: [@omerrcelik](https://x.com/omerrcelik/status/2092570673130446888)</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 17:16:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/08/omer-celik-ten-suriyenin-egemenligini-ve-toprak-butunlugune-destek-1787754482.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kılıçdaroğlu: Türklerin, Kürtlerin ve Arapların ortak geleceği barıştadır!</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kilicdaroglu-turklerin-kurtlerin-ve-araplarin-ortak-gelecegi-baristadir-3380</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kilicdaroglu-turklerin-kurtlerin-ve-araplarin-ortak-gelecegi-baristadir-3380</guid>
                <description><![CDATA[Suriye'deki son gelişmeler ve bölge siyasetindeki hareketlilik üzerine değerlendirmelerde bulunan Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabı üzerinden kapsamlı bir açıklama yayınladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Suriye'deki son gelişmeler ve bölge siyasetindeki hareketlilik üzerine değerlendirmelerde bulunan Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabı üzerinden kapsamlı bir açıklama yayınladı. Suriye’deki entegrasyon süreçlerinden Türkiye’nin iç barışına ve Orta Doğu’daki diplomatik hamlelere kadar birçok kritik başlığa değinen Kılıçdaroğlu, kalıcı çözümün diyalog ve bölgesel iş birliğinden geçtiğini vurguladı.</strong></p>

<p>Yıllar önce gündeme getirdiği <strong>Ortadoğu Barış ve İş birliği Teşkilatı (OBİT)</strong> projesini hatırlatan Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin bölgede savaşın tarafı değil, barışın kurucu gücü olması gerektiğini belirtti.</p>

<h3>Kemal Kılıçdaroğlu’nun Açıklaması</h3>

<p><em><strong>"Suriye’de kalıcı barış ve istikrar yolunda atılan adımları memnuniyetle karşılıyorum.</strong></em></p>

<p><em><strong>SDG’nin silahlı yapılarının Suriye devletine entegrasyonu yönündeki gelişmeler, yalnızca Suriye’nin geleceği açısından değil, bölgemizin huzuru ve güvenliği açısından da büyük önem taşımaktadır.</strong></em></p>

<p><em><strong>Suriye Kürtlerinin kimliklerinin, temel hak ve özgürlüklerinin güvence altında olduğu; bütün etnik ve inanç gruplarının eşit yurttaşlık temelinde bir arada yaşayabildiği, demokratik ve toprak bütünlüğünü koruyan bir Suriye hem Türkiye’nin hem de bölge halklarının çıkarınadır.</strong></em></p>

<p><em><strong>Bu gelişmeler Türkiye açısından da önemli bir fırsat sunmaktadır.</strong></em></p>

<p><em><strong>Kürt meselesini silahın ve çatışmanın gölgesinden tamamen çıkararak demokratik siyasetin, hukukun ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin çatısı altında çözmek zorundayız.</strong></em></p>

<p><em><strong>Türkiye’de yürütülen sürecin silahların tamamen bırakılması, terörün sona ermesi, demokrasimizin güçlenmesi ve Türklerle Kürtler arasındaki tarihsel kardeşliğin daha da sağlamlaşmasıyla sonuçlanmasını yürekten diliyorum.</strong></em></p>

<p><em><strong>Türkiye’nin kendi iç barışını güçlendirmesi, yalnızca ülkemiz için değil, Orta Doğu’nun barış ve istikrarı açısından da çok önemli bir güvence olacaktır.</strong></em></p>

<p><em><strong>Yıllar önce bu anlayışla Ortadoğu Barış ve İş birliği Teşkilatı’nı, yani OBİT’i, önermiştim.</strong></em></p>

<p><em><strong>Türkiye, İran, Irak ve Suriye’nin öncülüğünde kurulacak, zaman içerisinde bölgenin diğer ülkelerini de kapsayacak bir barış ve iş birliği yapılanmasının Orta Doğu’nun geleceği açısından tarihî bir ihtiyaç olduğunu bugün de düşünüyorum.</strong></em></p>

<p><em><strong>Çünkü Orta Doğu’nun kaderini başka ülkelerin çıkar hesapları değil, bu coğrafyada yaşayan halkların ortak iradesi belirlemelidir.</strong></em></p>

<p><em><strong>Türkiye kendi içinde barışı, demokrasiyi ve kardeşliği güçlendirdiği ölçüde bölgesinde de barışın öncüsü olabilir.</strong></em></p>

<p><em><strong>Suriye’de kalıcı istikrarın sağlanması, Filistin’de kanın ve gözyaşının dinmesi, İran’a yönelik saldırıların sona ermesi ve bölgemizin yeni savaşların değil, diplomasinin, iş birliğinin ve ortak refahın coğrafyası hâline gelmesi mümkündür.</strong></em></p>

<p><em><strong>Bunun yolu daha fazla çatışmadan değil, daha fazla diyalogdan, diplomasiden ve bölgesel iş birliğinden geçmektedir.</strong></em></p>

<p><em><strong>Vakit kaybetmemeliyiz.</strong></em></p>

<p><em><strong>Türkiye, Orta Doğu’da savaşların tarafı değil, barışın kurucu gücü olmalıdır.</strong></em></p>

<p><em><strong>Türklerin, Kürtlerin ve Arapların ortak geleceği barıştadır.</strong></em></p>

<p><em><strong>Yaşasın halkların kardeşliği! "</strong></em></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 14:50:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/08/kilicdaroglu-turklerin-kurtlerin-ve-araplarin-ortak-gelecegi-baristadir-1787745370.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Cumhurbaşkanı Erdoğan: Dış politikamızı sadece Türk milleti belirler</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cumhurbaskani-erdogan-dis-politikamizi-sadece-turk-milleti-belirler-3378</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cumhurbaskani-erdogan-dis-politikamizi-sadece-turk-milleti-belirler-3378</guid>
                <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin komşularına yönelik destek politikasının devam edeceğini ve dış politikanın yalnızca Türk milletinin iradesiyle belirleneceğini vurguladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Türkiye’nin komşularına yönelik destek politikasının devam edeceğini ve dış politikanın yalnızca Türk milletinin iradesiyle belirleneceğini vurguladı.</strong></p>

<p>Erdoğan paylaşımında şu ifadeleri kullandı:</p>

<p><em><strong>“Biz elinde on binlerce masumun kanı olan cinayet şebekeleri rahatsız oluyor diye komşularımızın toparlanmasına destek olmaktan vazgeçecek değiliz.</strong></em></p>

<p><em><strong>Bu ülkenin dış politikasını sadece Türk milleti belirler, başka hiç kimse Türkiye’ye ve Türk dış politikasına rota ve sınır çizemez.”</strong></em></p>

<p>Cumhurbaşkanı’nın açıklaması, Türkiye’nin bölgesel politikalarına yönelik eleştirilere yanıt niteliği taşıyor.<br />
<br />
https://x.com/RTErdogan/status/2092341245251326217</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 01:52:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/08/cumhurbaskani-erdogan-dis-politikamizi-sadece-turk-milleti-belirler-1787698579.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kemal Kılıçdaroğlu: Çözümün tek adresi CHP!</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kemal-kilicdaroglu-cozumun-tek-adresi-chp-3377</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kemal-kilicdaroglu-cozumun-tek-adresi-chp-3377</guid>
                <description><![CDATA[CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu parti genel merkezinde düzenlenen CHP İl Başkanları Toplantısı’nda teşkilata yönelik dikkat çeken mesajlar verdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu parti genel merkezinde düzenlenen CHP İl Başkanları Toplantısı’nda teşkilata yönelik dikkat çeken mesajlar verdi.</strong></p>

<p>Türkiye’deki mevcut sorunların tek çözüm adresinin CHP olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, partinin temel ilkelerine ve ahlaki üstünlüğüne dikkat çekti. Kendilerine yönelik her türlü eleştirinin yapılabileceğini ancak dürüstlük ve ahlak konusunda kimsenin olumsuz bir söz söyleyemeyeceğini belirten Kılıçdaroğlu, milletin geleceği için azimle çalışmaları gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Siyasetin kişisel bir çıkar ya da zenginleşme kapısı olmadığını vurgulayan Kılıçdaroğlu, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:</p>

<p><em><strong>&nbsp;“CHP, bir makamın, bir dönemin ya da bir kadronun değil, milletin ortak geleceğine kilitlenmiş bir partidir. Biz millet için, vatandaş için çalışan bir kadroyuz. Siyaset, zenginleşme aracı değildir, bunu her yerde söyleyin.”&nbsp;</strong></em></p>

<p>Toplumun huzuru ve refahı için mücadele ettiklerini belirten Kılıçdaroğlu, partisinin duruşunu şu sözlerle aktardı:</p>

<p><em><strong>“Kim siyaset yapıp zenginleşiyorsa, bilin ki vatandaşın cebindeki parayı çalıyordur. Biz, beytülmale el uzatan bir gelenekten gelmiyoruz. Tek düşüncemiz, vatandaşın varlıklı olmasıdır. Evinde huzur içinde yaşaması, elektriğinin kapatılmaması, suyunun kesilmemesi, evine ekmek götürmesi, hiçbir çocuğun yatağa aç girmemesi, her evde huzurun ve bereketin olmasıdır. Bizim temel amacımız, temel felsefemiz budur.”</strong></em></p>

<p>Siyasette şahsi çekişmelerin yeri olmadığını dile getiren Kılıçdaroğlu, il başkanlarına parti içi gündemler ve ayrılıklar konusunda uyarılarda bulundu:</p>

<p><em><strong>“Eğer siyaseti kişisel hesaplaşmaya indirgersek vatandaşa güven vermeyiz. Biz neyi yapacağız, onu anlatacağız. Bizim derdimiz ayrı. CHP'den ayrılanlarla sakın ola ki tartışmaya girmeyin. Biz, kısır tartışmaları değil, ülkemizin sorunlarını çözmek için yola çıktık. Memleketin bu kadar sorunu varken biz bu sorunları çözmeye çalışacağız.”</strong></em></p>

<p>Yaklaşan olağan kurultay sürecine de değinen Kılıçdaroğlu, parti içi demokrasiyi pekiştirecek adımlar atacaklarını belirterek şunları söyledi:</p>

<p><em><strong>&nbsp;“Tüzüğümüzü değiştireceğiz, ön seçimi zorunlu hale getireceğiz.”</strong></em></p>

<p>Örgütün sahada aktif bir şekilde halkı ikna etmesi gerektiğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, il başkanlarına yüklenen sorumluluğu şu sözlerle özetledi:</p>

<p><em><strong>&nbsp;“CHP'yi tekrar kuruluşundaki ahlaki kodlara oturtacağız. Sizler, CHP'yi yeniden ahlaki kodlara kavuşturacak olan il başkanlarısınız. O nedenle gittiğiniz her yerde ahlaktan, erdemden, bilgelikten, güzellikten söz edeceksiniz. Bunu yaptığımız zaman güveni oluştururuz. İkna edemeyeceğimiz kimse yoktur. 30 kişiyi mi ikna edemiyorsunuz, 100 kişiyi mi ikna edemiyorsunuz, hemen bana telefon açacaksınız, onlarla konuşacağım ve tamamını ikna edeceğim.”&nbsp;</strong></em></p>

<p>Kamuoyunda "Çerçeve Yasa" olarak bilinen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun hakkında da değerlendirmelerde bulunan Kılıçdaroğlu, bu konudaki ilk ve en net duruşu CHP'nin sergilediğini belirterek konuşmasını şu sözlerle tamamladı:</p>

<p><em><strong>&nbsp;“Bu ülkenin huzurunu, barışını istiyoruz. Bu ülkenin kendi coğrafyasında ve komşu coğrafyalarda büyümesini istiyoruz.”</strong></em></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 01:35:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/08/kemal-kilicdaroglu-cozumun-tek-adresi-chp-1787698042.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kılıçdaroğlu 2 Eylül&#039;de İzmir&#039;de! Örgütle Buluşacak, Sahaya İnecek!</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kilicdaroglu-2-eylulde-izmirde-orgutle-bulusacak-sahaya-inecek-3376</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kilicdaroglu-2-eylulde-izmirde-orgutle-bulusacak-sahaya-inecek-3376</guid>
                <description><![CDATA[CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "arınacağız" söylemiyle başlattığı Türkiye genelindeki örgütlenme hamlesine İzmir’de devam ediyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "arınacağız" söylemiyle başlattığı Türkiye genelindeki örgütlenme hamlesine İzmir’de devam ediyor. Kentteki hem il hem de ilçe düzeyindeki teşkilatlanma çalışmalarını tamamlayan Kılıçdaroğlu, 2 Eylül Çarşamba günü İzmir’e bir ziyaret gerçekleştirecek.</strong></p>

<p><strong>İlk Durak İl Başkanlığı</strong></p>

<p>İzmir programı kapsamında CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun ilk adresi CHP İzmir İl Başkanlığı olacak. Burada parti örgütüyle bir araya gelecek olan Kılıçdaroğlu, tamamlanan yapılanma süreci ve gündemdeki gelişmeler üzerine teşkilat mensuplarıyla görüş alışverişinde bulunacak.</p>

<p><strong>Karşıyaka’da Sahaya İnecek</strong></p>

<p>Parti binasındaki buluşmanın ardından saha çalışmalarına geçecek olan Kılıçdaroğlu, Karşıyaka ilçesinde temaslarını sürdürecek. Program dahilinde bölgedeki dezavantajlı kesimlerle bir araya gelerek talepleri dinlemesi bekleniyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 18:14:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/08/kilicdaroglu-2-eylulde-izmirde-orgutle-bulusacak-sahaya-inecek-1787672337.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Faik Öztrak: Türkiye’nin brüt dış borcu 539 milyar dolara yükseldi</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/faik-oztrak-turkiyenin-brut-dis-borcu-539-milyar-dolara-yukseldi-3369</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/faik-oztrak-turkiyenin-brut-dis-borcu-539-milyar-dolara-yukseldi-3369</guid>
                <description><![CDATA[CHP TBMM Grup Başkanı Faik Öztrak, Türkiye’nin dış borç ve finansman göstergelerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Öztrak’ın açıklamasına göre, Türkiye’nin brüt dış borcu önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 11 artarak 539 milyar dolara ulaştı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>CHP&nbsp;TBMM Grup Başkanı</strong>&nbsp;<strong>Faik Öztrak, Türkiye’nin dış borç ve finansman göstergelerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Öztrak’ın açıklamasına göre, Türkiye’nin brüt dış borcu önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 11 artarak 539 milyar dolara ulaştı.</strong></p>

<p>Öztrak'a göre 2018’de&nbsp; bu yana toplam dış borç 127 milyar dolar, brüt kısa vadeli dış borç ise 78 milyar dolar arttı. Bu dönemdeki toplam dış borç artışının üçte ikisi kısa vadeli borçlardan kaynaklandı. 2018’de kısa vadeli borçların toplam dış borç içindeki payı yüzde 23 iken, “faiz sebep” politikalarının başlamasıyla bu oran yüzde 29’a, 2026’nın ikinci çeyreği itibarıyla ise yüzde 32’ye yükseldi.</p>

<p><br />
<strong>CHP TBMM Grup Başkanı Faik Öztrak'ın açıklamasının tam metni şöyle:</strong></p>

<p>1⃣ Türkiye’nin Brüt Dış Borcu,<br />
Önceki yılın aynı dönemine göre %11 artarak 539 milyar dolara ulaştı.</p>

<p>Tek kişilik rejime geçilen 2018’den bu yana;<br />
?Türkiye’nin toplam dış borcu 127 milyar dolar,<br />
?Brüt kısa vadeli dış borcu ise 78 milyar dolar arttı.</p>

<p>Bu dönemde;<br />
Toplam dış borç artışının üçte ikisi kısa vadeli borçlardan kaynaklanıyor.</p>

<p>Tek Kişilik Rejime geçtiğimiz 2018 yılında,<br />
Kısa vadelilerin toplam dış borç içindeki payı<br />
%23 idi.</p>

<p>Sarayın akıl dışı “Faiz sebep” politikaları başladığında %29’du.</p>

<p>2026’nın ikinci üç ayı itibariyle %32’ye yükseldi.</p>

<p>Saray’ın "faiz sebep" demesinden bu yana<br />
Türkiye’nin kısa vadeli brüt dış borcundaki artış 52 milyar dolar.<br />
Bunun 40 milyar doları,<br />
Özel kesimin kısa vadeli dış borcundaki artıştan kaynaklanıyor.</p>

<p>Nitekim, 2026 Mayıs ayında,<br />
Bankalar ve finansal kuruluşlar hariç şirketlerin net döviz açığı da 200 milyar doların üstünde…</p>

<p>Yılın ikinci üç ayı itibariyle,<br />
Türkiye’nin Uluslararası Yatırım Pozisyon Açığı ise 8 yılın zirvesinde: 403 milyar dolar!</p>

<p>2⃣ Haziran ayı itibariyle,<br />
Türkiye'nin bir yıl içinde ödenmesi gereken dış borç 240 milyar dolar.<br />
Finanse edilmesi gereken cari açık da 40 milyar dolar.<br />
Net Hata ve Noksan Hesabındaki (yapılan son revizyona rağmen) 20 milyar dolarlık çıkış da düşünüldüğünde</p>

<p>Önümüzdeki bir yıl içinde,<br />
Türkiye’nin cari açık, dış borç ödemesi ve diğer dış finansman ihtiyaçlarını karşılamak için bulması gereken para 300 milyar dolara ulaşıyor.</p>

<p>Buna karşın,<br />
Yılın ikinci üç ayında, önceki üç aya göre<br />
Yabancıların Türkiye’deki “Doğrudan Yatırım Stoku” 1,3 milyar dolar gerilemiş.</p>

<p>Konjonktürdeki ani bir değişimle her an dışarı kaçabilecek Portföy Yatırımları ise 12,5 milyar dolar artışla 155 milyar dolara yükselmiş.</p>

<p>Bu da dış açığın finansmanında kırılganlığın artığını gösteriyor.</p>

<p>3⃣ Merkez Bankası’nın brüt döviz rezervleri Haziran sonu itibariyle 149 milyar dolar.</p>

<p>Rezervlerin kısa vadeli dış borcu karşılama oranı geçtiğimiz yıl Haziran’da %91 idi.<br />
Bölgemizdeki savaşın da etkisiyle rezervlerin erimesi sonucunda,<br />
2026 Haziran itibariyle %87’ye geriledi.</p>

<p>4⃣ Türkiye’nin dış dengesi giderek kırılganlaşıyor.<br />
Bir yandan,<br />
Tek adam rejimine geçildikten sonra yaşanan güven bunalımı ve uzun süren yüksek faiz-düşük kur politikası,<br />
Bir yandan,<br />
Bölgemizdeki jeo-stratejik gelişmeler, dış yükümlülüklerimizi artırıyor.</p>

<p>İş ve aş yaratacak doğrudan yatırımlar azalıyor,<br />
Her an kaçabilecek sıcak para girişleri artıyor.<br />
Dış finansmanın kalitesi<br />
Ve rezerv yeterliliği göstergeleri bozuluyor.</p>

<p>Bu iktidar güven vermiyor.<br />
Oysa bu kırılganlığın ilacı güvendir.<br />
Gömleğin doğru iliklenmesi gereken düğmesi,<br />
Bir an evvel seçimdir.</p>

<p><a href="https://x.com/faikoztrak/status/2090712518071140440?s=48">https://x.com/faikoztrak/status/2090712518071140440?s=48</a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 22:54:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/08/faik-oztrak-turkiyenin-brut-dis-borcu-539-milyar-dolara-yukseldi-1787343024.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Özgür Özel&#039;e çağrı: Bolu&#039;nun cemevi ne zaman yapılacak?</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ozgur-ozele-cagri-bolunun-cemevi-ne-zaman-yapilacak-3367</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ozgur-ozele-cagri-bolunun-cemevi-ne-zaman-yapilacak-3367</guid>
                <description><![CDATA[Bolu’da cemevi yapılması için yaklaşık 7 yıl önce başlayan süreç, verilen sözlerin tutulmaması nedeniyle çıkmaza girdi. Alevi Kültür Dernekleri Bolu Şubesi Başkanı Ramiz Güleç, sosyal medya üzerinden Yeni Parti  Genel Başkanı Özgür Özel’e seslenerek, Alevi toplumunun haksızlığa ve eşitsizliğe uğradığını belirtti ve Özel’i Bolu’ya davet etti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bolu’da cemevi yapılması için yaklaşık 7 yıl önce başlayan süreç, verilen sözlerin tutulmaması nedeniyle çıkmaza girdi. Alevi Kültür Dernekleri Bolu Şubesi Başkanı Ramiz Güleç, sosyal medya üzerinden Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel’e seslenerek, Alevi toplumunun haksızlığa ve eşitsizliğe uğradığını belirtti ve Özel’i Bolu’ya davet etti.</strong></p>

<p>Güleç, 4 Aralık 2019’da Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ın basına yaptığı<strong> “Talep olursa cami de yaparız, cemevi de yaparız”</strong> açıklamasına istinaden Alevilerin cemevi talep dilekçesini sunduklarını hatırlattı. Sünni vatandaşların cami talebinin bir yıl içinde karşılandığını vurgulayan Güleç, cemevi konusunda ise yıllardır oyalandıklarını söyledi.</p>

<p>Arsa sorununun Vali Abdulaziz Aydın’ın Hazine’den yer tahsisiyle çözüldüğünü belirten Güleç, buna rağmen arsa tahsisinin üzerinden bir yıl geçmesine rağmen sürecin ilerlemediğini ifade etti. Güleç şunları kaydetti:</p>

<p><em><strong>“Şimdi buradan Bolu’da yaşayan Aleviler olarak, 7 yıl boyunca oyalanarak ve kandırılarak haksızlığa uğramış olmuyor muyuz, eşitsizliğe maruz kalmamış mıyız? Türkiye’de Alevi olmak zordur ama Bolu’da Alevi olmak daha mı zormuş? Oy verdiğimiz parti belediyesi tarafından yok sayılmak, haksızlığa uğramanın nasıl bir duygu olduğunu yaşarken biz Aleviler, sizler bizlerden nasıl rızalık alıp helalleşeceksiniz?</strong></em></p>

<p><em><strong>Eğer ki bizlerden rızalık alıp helalleşecekseniz, sizleri Bolu’ya davet ediyoruz ve bu 7 yıl boyunca bize reva görülen oyalama zulmünü yerinde görmenizi talep ediyoruz. Verilen her söz namus sözüdür, herkes verilen sözün namusuna sahip çıksın.”</strong></em></p>

<p>Güleç, taleplerini hem sosyal medya hesapları hem de Genel Başkanı aracılığıyla ileteceklerini de sözlerine ekledi.<br />
<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-08-20%20at%2017_26_30.jpeg" style="height:616px; width:535px" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 20 Aug 2026 17:40:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/08/ozgur-ozele-cagri-bolunun-cemevi-ne-zaman-yapilacak-1787237372.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kılıçdaroğlu’ndan Hacı Bektaş Veli mesajı: Bir olalım, iri olalım, diri olalım</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kilicdaroglundan-haci-bektas-veli-mesaji-bir-olalim-iri-olalim-diri-olalim-3363</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kilicdaroglundan-haci-bektas-veli-mesaji-bir-olalim-iri-olalim-diri-olalim-3363</guid>
                <description><![CDATA[CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Hacı Bektaş Veli’yi anma dolayısıyla yaptığı açıklamada, büyük düşünürün bıraktığı mirasın ayrıştırmak değil birleştirmek, ötekileştirmek değil kucaklamak ve kin yerine sevgiyi büyütmek olduğunu vurguladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Hacı Bektaş Veli’yi anma dolayısıyla yaptığı açıklamada, büyük düşünürün bıraktığı mirasın ayrıştırmak değil birleştirmek, ötekileştirmek değil kucaklamak ve kin yerine sevgiyi büyütmek olduğunu vurguladı.<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p><strong>CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Hacı Bektaş Veli’yi anma dolayısıyla yaptığı açıklamada, büyük düşünürün bıraktığı mirasın ayrıştırmak değil birleştirmek, ötekileştirmek değil kucaklamak ve kin yerine sevgiyi büyütmek olduğunu vurguladı.</strong></p>

<p>Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı:</p>

<p><em><strong>"Hacı Bektaş Veli’nin yüzyıllar öncesinden bizlere bıraktığı en büyük miras; ayrıştırmak değil birleştirmek, ötekileştirmek değil kucaklamak, kin değil sevgiyi büyütmektir.</strong></em></p>

<p><em><strong>“Bir olalım, iri olalım, diri olalım” anlayışı bugün de yolumuzu aydınlatmaya devam ediyor.</strong></em></p>

<p><em><strong>Hacı Bektaş Veli’nin hoşgörü, kardeşlik, adalet ve insanı merkeze alan felsefesiyle; farklılıklarımızı zenginlik bilerek, aynı sofrada, aynı gönülde buluşacağımız aydınlık yarınları hep birlikte kuracağız.</strong></em></p>

<p><em><strong>Hacı Bektaş Veli’yi sevgi, saygı ve rahmetle anıyor; Hacıbektaş’tan yükselen barış ve kardeşlik çağrısını yüreğimizde taşıyoruz."</strong></em></p>

<p>Kılıçdaroğlu, açıklamasında Hacı Bektaş Veli’nin öğretilerinin günümüzde de birlik, hoşgörü ve kardeşlik için rehber niteliği taşıdığını belirterek, farklılıkların zenginlik olarak görülmesi gerektiğinin altını çizdi.<br />
<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/b9f7b387-8021-47ff-8af6-c56e865ef0f0%20(1).jpg" style="height:800px; width:640px" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 16 Aug 2026 18:10:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/08/kilicdaroglundan-haci-bektas-veli-mesaji-bir-olalim-iri-olalim-diri-olalim-1786893469.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kılıçdaroğlu: Sporda Toplumsal Yarar Öncelikli!</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kilicdaroglu-sporda-toplumsal-yarar-oncelikli-3352</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kilicdaroglu-sporda-toplumsal-yarar-oncelikli-3352</guid>
                <description><![CDATA[CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin Spor Kurulu Yönetim Kurulu üyelerini Genel Merkez’de ağırlayarak spora dair yeni dönem stratejilerini ve yürütülen projeleri masaya yatırdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin Spor Kurulu Yönetim Kurulu üyelerini Genel Merkez'de ağırlayarak spora dair yeni dönem stratejilerini ve yürütülen projeleri masaya yatırdı.</p>

<p>Gençlik Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hasan Efe Uyar'ın da yer aldığı toplantıya CHP Spor Kurulu Başkanı Savaş Yıldırım başkanlık etti. Görüşmede kurulun bugüne kadarki saha çalışmaları değerlendirilirken, önümüzdeki döneme damga vurması hedeflenen yeni projelerin kapsamlı sunumu yapıldı.</p>

<p>Kurul üyelerinden detaylı bilgi alan Kılıçdaroğlu, spor vizyonuna dair önemli mesajlar verdi. Sporun sadece madalyalar veya galibiyetlerle sınırlandırılamayacağını belirten Kılıçdaroğlu, sporun toplumsal kaynaşmayı artıran, gençleri sağlıklı bir geleceğe hazırlayan ve imkan eşitliği sunan temel bir kamu politikası olduğunu vurguladı. Türkiye'deki spor ikliminin mevcut kronik problemlerine de değinen Kılıçdaroğlu, CHP'nin bu konudaki somut çözüm reçetelerinin altını çizdi.</p>

<p>2016 yılında kendi talimatıyla hayata geçirilen CHP Spor Kurulu'nun zaman içinde güçlü bir hafıza ve birikim oluşturduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, toplum yararını merkeze alan projelere kararlılıkla devam edeceklerini belirtti. Gençlerin sporla iç içe olmasının sadece sportif başarı için değil, zinde nesiller yetiştirmek adına hayati önem taşıdığını hatırlatan Kılıçdaroğlu, kurulun yeni dönem çalışmalarına tam destek sunmayı sürdüreceklerini kaydetti.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 06 Aug 2026 17:41:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/08/kilicdaroglu-sporda-toplumsal-yarar-oncelikli-1786027393.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Müslim Sarı: Milli birliğimizi, kardeşliğimizi perçinleyecek bir metindir</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/muslim-sari-milli-birligimizi-kardesligimizi-percinleyecek-bir-metindir-3351</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/muslim-sari-milli-birligimizi-kardesligimizi-percinleyecek-bir-metindir-3351</guid>
                <description><![CDATA[Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Müslim Sarı, “Terörsüz Türkiye” süreci olarak bilinen “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi”ne ilişkin MYK değerlendirmeleri sonrasında partinin tutumunu açıkladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Müslim Sarı, “Terörsüz Türkiye” süreci olarak bilinen “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi”ne ilişkin MYK değerlendirmeleri sonrasında partinin tutumunu açıkladı.<br />
&nbsp;</p>

<p>Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Müslim Sarı, “Terörsüz Türkiye” süreci olarak bilinen “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi”ne ilişkin MYK değerlendirmeleri sonrasında partinin tutumunu açıkladı.</p>

<p>Sarı, teklife ilişkin ön açıklama metninin Grup Başkanı, her iki Grup Başkan Vekili ve Adalet Komisyonu Sözcüsü İnan Alp’in imzalarıyla CHP tarafından da imzalandığını bildirdi.</p>

<p>CHP’nin konuya yaklaşımını hatırlatan Sarı, partinin ve öncüllerinin 1989 raporundan bugüne kadar soruna en cesur şekilde sahip çıktığını vurguladı.&nbsp;<em><strong>“89 raporu hâlâ açılamamıştır ve aradan geçen yıllara rağmen söyledikleri aşılamamıştır”</strong></em>&nbsp;dedi.</p>

<p>Sarı, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'nun &nbsp;basın toplantısında belirlenen çerçeveye atıfta bulunarak, partinin silahsızlanma ve örgütün tasfiyesine ilişkin süreçlerin teyit edilmesini şart koştuğunu belirtti. Yasanın da şartlı olduğunu kaydeden Sarı,<em><strong>&nbsp;“PKK, KCK ve uzantılarının silah bıraktıklarının teyit edilmesiyle Milli Güvenlik Kurulu’na sunulacak rapor ve alınacak kararla sürecin başlayacağını söylemektedir. Dolayısıyla bizim kavramsal çerçevemize ve ilkelerimize uygundur”&nbsp;</strong></em>ifadelerini kullandı.<br />
<br />
Müslim Sarı<em><strong>"Bu yasa aslında şartlı bir yasadır ve PKK, KCK ve uzantılarının silah bıraktıklarının teyit edilmesiyle beraber Milli Güvenlik Kurulu’na sunulacak bir rapor ve oradan alınacak bir kararla sürecin başlayacağını söylemektedir. Dolayısıyla bizim çerçevemize, kavramsal çerçevemize ve bu konuyla ilgili belirlediğimiz ilkelere de uygundur."</strong></em>dedi.</p>

<p>Sürecin yalnızca güvenlik ekseninde ele alınmaması gerektiğini vurgulayan Sarı, ekonomik, sosyal boyutların ve tüm vatandaşların demokratik kazanımlarının artırılmasının da esas alınması gerektiğini söyledi. Ayrıca yasanın süreli olduğunu, af getirmediğini, yalnızca infazı ertelediğini ve her aşamada parlamentonun etkin olduğunu belirtti. Sürecin başlangıcının parlamentoda oluşturulan bir komisyonla gerçekleştiğini, izlenmesi için de yine parlamento içinde bir komisyon kurulacağını hatırlattı.</p>

<p><em><strong>“Şeffaf, açık ve kamuoyu önünde bir sürecin takip edilmesi önceliklerimiz arasındaydı. Bu önceliklerimiz de bu taslakta karşılanmıştır. Dolayısıyla Cumhuriyet Halk Partisi olarak bunun altına imzamızı attığımızı belirtmek isteriz”</strong></em>&nbsp;diyen Sarı, yasanın milli birlik, beraberlik ve kardeşliği perçinleyecek bir metin olduğunu, ancak sürecin bununla bitmediğini kaydetti.<br />
<br />
Müslim Sarı ayrıca&nbsp;<em><strong>"Dolayısıyla Cumhuriyet Halk Partisi olarak bunun altına imzamızı attığımızı belirtmek isteriz. Elbette bu bir son değildir. Bu milli birliğimizi, beraberliğimizi ve kardeşliğimizi perçinleyecek bir metindir. Ancak bununla sona ermemiştir. Süreç uzundur. Ekonomik açıdan kalkınma politikaları bakımından, kültürel açıdan daha tartışılması gereken, yapılması gereken şeyler vardır. Bizler Türkiye’nin demokratikleşmesi, daha demokratik bir ülke olması adına Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu konuda elimizden gelen bütün çabayı göstereceğimizi bir kere daha kayıt altına almak istiyoruz. Yasayla ilgili süreçler, tartışmalar yine parlamento gündeminde önümüzdeki günlerde gündeme gelecek, tartışılacak ve Cumhuriyet Halk Partisi grubumuz ve milletvekillerimiz bu konuyla ilgili düşüncelerini bu kez parlamento zemininde yeniden paylaşma fırsatı bulacaklar."</strong></em></p>

<p>Sarı, ekonomik kalkınma politikaları ve kültürel alanlarda daha yapılacak işler bulunduğunu belirterek, CHP’nin Türkiye’nin demokratikleşmesi için elinden gelen çabayı göstereceğini vurguladı. Yasayla ilgili tartışmaların önümüzdeki günlerde parlamento gündemine geleceğini ve CHP grubunun görüşlerini meclis zemininde paylaşacağını sözlerine ekledi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 06 Aug 2026 17:24:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/08/muslim-sari-milli-birligimizi-kardesligimizi-percinleyecek-bir-metindir-1786026587.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kılıçdaroğlu&#039;dan Terörsüz Türkiye için 4 öneri</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kilicdarogludan-terorsuz-turkiye-icin-4-oneri-3350</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kilicdarogludan-terorsuz-turkiye-icin-4-oneri-3350</guid>
                <description><![CDATA[CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında çözüm sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kemal Kılıçdaroğlu, sürecin TBMM çatısı altında ve hukuki güvenceyle yürütülmesi gerektiğini vurguladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında çözüm sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kemal Kılıçdaroğlu, sürecin TBMM çatısı altında ve hukuki güvenceyle yürütülmesi gerektiğini vurguladı.</strong><br />
<br />
Kılıçdaroğlu, terörün sona ermesini cumhuriyet tarihi açısından “tarihsel bir fırsat” olarak nitelendirdi. Konuşmasında CHP’nin geçmişte attığı adımlara değinerek, partinin sorunun çözümüne öncülük ettiğini, Kürt raporları hazırladığını ve 2013 sürecinde de destek verdiğini hatırlattı. O dönemde de çözümün “gizli kapaklı” değil, Meclis’te ele alınması gerektiğini savunduklarını belirten Kılıçdaroğlu, 13 yıl sonra bu yaklaşımın hayata geçtiğini ifade etti.<br />
<br />
<strong>Gerçekçi bir çözüm mimarisinin en az dört temel unsuru içermesi gerektiğini savunan Kılıçdaroğlu, şu maddeleri sıraladı:</strong></p>

<p>-Terör örgütünün örgütsel tasfiyesi</p>

<p>-Türkiye’nin bütün yurttaşlarını kapsayan demokratik ve hukuki reformların hayata geçirilmesi</p>

<p>-Irak ve Suriye’deki bağlantılı yapıları da içeren bölgesel güvenliğin güçlendirilmesi</p>

<p>-Dış güçlere karşı egemenlik stratejisinin oluşturulması</p>

<p>Kılıçdaroğlu, sürecin yalnızca silah bırakma veya örgütün feshiyle sınırlı olmadığını, güvenlik mimarisi ile toplumsal barışın hukuk ve demokrasi temelinde kurulması gerektiğini belirtti.<strong> “Bu süreci cumhuriyeti demokrasiyle taçlandırma süreci olarak görüyoruz”</strong> diyen Kılıçdaroğlu, farklı toplumsal aidiyetlerin çatışma alanı olmaktan çıkarılıp ortak güvence altına alınması gerektiğini söyledi.<br />
Üniter devlet yapısının korunması ve terörün sona erdirilmesinin kırmızı çizgi olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, sürecin tüm aşamalarının TBMM merkezli yürütülmesini ve çerçeve yasanın açık hukuk ilkelerine dayanmasını istedi. Bu çerçevede atılacak adımların Türkiye’yi rahatlatacağını ve ülkenin bölgesel aktör olarak güçlenmesine katkı sağlayacağını ifade etti.<br />
Açıklamada, sürecin güvenlik, demokrasi, hukuk ve dış politika boyutlarının bir bütün olarak ele alınması gerektiği mesajı öne çıktı.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 03 Aug 2026 21:04:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/08/kilicdarogludan-terorsuz-turkiye-icin-4-oneri-1785781095.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>FETÖ&#039;cü Tarık Toros&#039;tan itiraf: Ana muhalefet olduk!</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/fetocu-tarik-torostan-itiraf-ana-muhalefet-olduk-3344</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/fetocu-tarik-torostan-itiraf-ana-muhalefet-olduk-3344</guid>
                <description><![CDATA[Özgür Özel liderliğinde CHP'den ayrılan 91 milletvekilinin kurduğu Yeni Parti, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde ana muhalefet konumuna yerleşti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Firari FETÖ'cü Tarık Toros'tan Yeni Parti açıklaması: "Her şey planlandığı gibi gidiyor, ana muhalefet olduk"</span></p>

<p><span style="color:#000000">Özgür Özel öncülüğünde CHP'den ayrılan 91 milletvekilinin kurduğu Yeni Parti, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde ana muhalefet koltuğuna oturdu. Bu gelişmenin hemen ardından firari FETÖ üyesi Tarık Toros'un sosyal medya üzerinden yaptığı canlı yayında kullandığı ifadeler büyük yankı uyandırdı. Toros, Yeni Parti'nin kuruluş sürecinin sorunsuz ilerlediğini ve her şeyin önceden planlandığı gibi gittiğini belirterek adeta itirafta bulundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Toros yayınında şu sözleri sarf etti: "Herhangi bir yol kazası olmadı. Parti onaylandı, kuruldu, her şey Meclis'te onaylandı. Ana muhalefet olduk." Konuşmasında ayrıca milletvekili sayısının artabileceğini vurgulayan Toros, "Şimdi 91 milletvekili geçti. Bu rakam birkaç kişi artabilir. Yeni Parti’nin ilk Meclis Grup toplantısıydı. Bunu bir şova dönüştürebilirlerdi. Birkaç yüz kişiyi çağırıp alkışlar, sloganlar eşliğinde bir nutuk atabilirdi. Özgür Özel geçtiğimiz hafta CHP grubuna veda etti, bu hafta yeni partinin ilk grubunu yaptı. Her şey planlandığı gibi yürüyor" dedi.<br />
Bu açıklamalar, Yeni Parti'nin CHP'den ayrılık sürecinin arkasındaki dinamikleri sorgulatan bir nitelik taşıyor. Toros'un kullandığı "planlandığı gibi" ifadesi, siyasi kulislerde geniş yankı bulurken, 15 Temmuz darbe girişiminin firari isimlerinden birinin ana muhalefet oluşumunu bu denli sahiplenmesi dikkatleri üzerine çekti. Toros ayrıca mevcut sistemde "ana muhalefet diye bir şey yok" diyerek de ilginç bir değerlendirmede bulundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Siyasi çevreler, bu gelişmeyi CHP'deki bölünmenin ötesinde daha geniş bir planın parçası olarak yorumlarken, Yeni Parti'nin Meclis'teki ilk grup toplantısını başarıyla tamamlamış olması ve milletvekili sayısının potansiyel artışı, önümüzdeki dönemde muhalefet arenasında yeni dengelerin oluşabileceğine işaret ediyor. Toros'un sözleri, FETÖ bağlantılı çevrelerin Türkiye'deki siyasi değişimleri yakından takip ettiğini ve belirli oluşumları destekleyici tutum takındığını göstermesi açısından da önem taşıyor.<br />
Olay, Türk siyasetinde ana muhalefet kavramının yeniden tanımlanmasına ve parti içi ayrılıkların yarattığı boşluklara dair tartışmaları da alevlendirdi. Kamuoyu, bu süreçte Yeni Parti'nin izleyeceği yol haritası ve olası genişlemeleri yakından takip ediyor.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 30 Jul 2026 13:49:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/07/fetocu-tarik-torostan-itiraf-her-sey-planlandigi-gibi-gidiyor-1785409423.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Gürsel Tekin: FETÖ&#039;vari tezgahın sorumluları ortaya çıkarılmalı!</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/gursel-tekin-fetovari-tezgahin-sorumlulari-ortaya-cikarilmali-3338</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/gursel-tekin-fetovari-tezgahin-sorumlulari-ortaya-cikarilmali-3338</guid>
                <description><![CDATA[CHP İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin, CHP'ye katılım törenine ilişkin ortaya atılan iddiaların “kumpas” olduğunu ifade ederek, konuyla ilgili suç duyurusunda bulunduklarını açıkladı. Tekin, “Bu tuzağı kuran kimse savcılar dibine kadar gitsin. Bu FETÖ'vari tezgahın sorumluları ortaya çıkarılmalı” diye konuştu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / İSTANBUL-</strong> İstanbul İl Örgütünün düzenlediği ve CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun da katıldığı üye katılım töreninde “paralı figuran” iddiaları etrafında başlayan tartışmalar büyürken, CHP İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin konuya ilişkin sert açıklamalarda bulundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tekin, yaşanan olayları “<em><strong>Şeytanın aklına gelmeyecek bir şey</strong></em>” ve “<strong><em>FETÖ’vari bir tezgah</em></strong>” olarak nitelendirerek, sorumluların derhal ortaya çıkarılması gerektiğini belirtti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">CHP'ye yoğun katılım olduğunu belirten Tekin, son törene Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'nun da katıldığını ve farklı siyasi partilerden yüzlerce kişinin partisine üye olduğunu söyledi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tekin, partiye katılan kişilerin geçmişlerini araştırma imkanlarının bulunmadığını belirterek, organizasyonlarda yalnızca katılımcı isimlerinin alındığını ifade etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Salon kapasitesinin sınırlı olması nedeniyle katılımcı sayısının önceden bildirildiğini kaydeden Tekin, “<em><strong>Başta DEVA Partisi olmak üzere, İYİ Parti ve İşçi Partisi'nden belediye meclis üyelerinin de aralarında bulunduğu çok sayıda isim partimize katıldı. Kendilerine teşekkür ediyorum, baba ocağını büyüttüler</strong></em>” dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Gürsel Tekin’in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ŞEYTANIN AKLINA GELMEYECEK BİR TEZGAH</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Yaşananları organize bir kumpas olarak nitelendiren Gürsel Tekin, durumun sıradan bir iddia olmadığını belirterek şu ifadeleri kullandı:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<strong><em>O çeteleri açıklayacağım. Ajans, cast... Şeytanın aklına gelmeyecek bir şey yapmışlar. Şişli Gençlik Kolları Başkanımıza sorduk, tanıyor musunuz diye; 'Yok' dedi. Bu işi ancak iki kişi bilebilir: Birincisi bu kirli tuzağı kuran medya, ikincisi de soruşturma yaparak devletimizin savcıları. Bu FETÖ’vari tezgahın sorumluları mutlaka ortaya çıkarılmalıdır.</em></strong>”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>SAVCILIĞA SUÇ DUYURUSU YAPILDI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Olayın yargıya taşındığını ve resmi sürecin başlatıldığını vurgulayan Tekin, gece saatlerinde savcılığa başvuruda bulunduklarını açıkladı:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<strong><em>Gece hemen savcılığa suç duyurusunda bulunduk. Hiçbir zaman kirli tarafta olmadık, kimseye tuzak kurmadık. Bu tuzağı kuran kimse, kardeşim de olsa sayın savcılar sonuna kadar gitmelidir. Bu kurulan kumpasın arkasındaki odaklar yargı önünde hesap verene kadar bu işin peşini bırakmayacağız.</em></strong>”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>GÖNÜLLÜLÜK VURGUSU VE FİNANSAL İDDİALARA YANIT</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Partiye üye katılımlarında herhangi bir maddi çıkar ilişkisinin söz konusu olamayacağını dile getiren Tekin, iddiaların asılsız olduğunu belirterek şunları ekledi:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<strong><em>Biz 10 aydır adeta bir 'Bermuda üçgeni' ile mücadele ediyoruz. Birçok arkadaşımız kendi imkanlarıyla geliyor. Bir kısım genç arkadaşımız sayı çok olunca bizden sadece ulaşım desteği istedi. Bunun dışında herhangi bir para harcayacak durumumuz ve imkanımız da yok, olsa da böyle bir şey yapmayız. Partili olmak tamamen gönüllülüğe dayanır.</em></strong>”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>SARIYER BELEDİYESİ VE PROVOKASYON İDDİALARI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Törenin düzenlendiği mekan üzerinden yürütülen tartışmalara ve hedeflenen provokasyonlara da değinen Tekin, açıklamasını şöyle tamamladı:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<strong><em>Kendi belediyenizin salonunu kiralıyorsunuz ve belediye başkanınız linç ediliyor. Salona dışarıdan bir organizasyonla insan getirip Genel Başkan konuşurken negatif slogan attıracaklardı. Yapacağınız her türlü rezilliğin ağır bedellerini ödersiniz. CHP'deki iç kavgaların tarafı haline getirilmek istenen bu kurgulara karşı hem hukuki hem siyasi mücadelemizi sürdüreceğiz.</em></strong>”</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 26 Jul 2026 15:05:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/07/gursel-tekin-fetovari-tezgahin-sorumlulari-ortaya-cikarilmali-1785069061.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kuşoğlu: Arınma tamam, kurultay süreci Eylül’de başlıyor</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kusoglu-arinma-tamam-kurultay-sureci-eylulde-basliyor-3337</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kusoglu-arinma-tamam-kurultay-sureci-eylulde-basliyor-3337</guid>
                <description><![CDATA[Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kuşoğlu, TV100 ekranlarında hem parti içi disiplin süreçlerine ve yolsuzluk iddialarına hem de merakla beklenen kurultay takvimine dair dikkat çeken açıklamalarda bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / ANKARA-</strong> Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kuşoğlu, konuk olduğu TV100’de CHP’deki kurultay süreci hakkında önemli değerlendirmeler yaptı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Arınma sürecinin büyük ölçüde tamamlandığını belirten Kuşoğlu, yeniden toplanması gereken 38. Olağan Kurultay için çalışmaların da Eylül ayında başlatılacağı mesajını verdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>“ARINMA SÜRECİ BÜYÜK ÖLÇÜDE TAMAM”</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Kamuda ve yerel yönetimlerde adı iddialara karışan isimlerle ilgili konuşan Bülent Kuşoğlu, parti içindeki temizlenme sürecine vurgu yaptı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kamuda ve yerel yönetimlerde adı yolsuzluk iddialarına karışan isimler olduğunu kabul eden Kuşoğlu, bu durumun parti açısından sıkıntı yarattığını belirtti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">91 milletvekilinden yaklaşık 9'unun parti içinden tedbirli olarak uzaklaştırıldığını ifade eden Kuşoğlu, sıkıntılı olan diğer milletvekillerinin de ayrılmasıyla birlikte parti bünyesinde arınmanın büyük ölçüde sağlandığını dile getirdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>“KURULTAY SÜRECİ EYLÜL’DE BAŞLIYOR”</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Partinin kurultay takvimine ilişkin hukuki süreci ve izlenecek haritayı da değerlendiren Kuşoğlu, verilen sözlerin arkasında olduklarını belirtti:</span></p>

<p><span style="color:#000000">Mahkeme kararıyla 38. Kurultay'ın iptal edildiğini ve hukuki olarak 37. Kurultay’da seçilen yönetime dönüldüğünü hatırlatan Kuşoğlu, yıl sonuna doğru Yargıtay kararının kesinleşeceğinin öngörüldüğünü ifade ederek, bu takvim doğrultusunda hareket edeceklerini söyledi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Daha önce ilan edilen takvime sadık kalacaklarını vurgulayan Kuşoğlu, Eylül ayı itibarıyla kurultay sürecini resmi olarak başlatacaklarını duyurdu.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 26 Jul 2026 00:06:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/07/kusoglu-arinma-tamam-kurultay-sureci-eylulde-basliyor-1785013804.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Metin Lütfi Baydar, yeni parti kuruluş sürecini değerlendirdi</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/metin-lutfi-baydar-yeni-parti-kurulus-surecini-degerlendirdi-3336</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/metin-lutfi-baydar-yeni-parti-kurulus-surecini-degerlendirdi-3336</guid>
                <description><![CDATA[CHP Dış Politika ve Siyasi Komisyon Başkanı Metin Lütfi Baydar, Hacı Bayram Veli Camisinde Özgür Özel ve arkadaşları tarafından cuma namazı sonrası kuruluşu ilan edilen Yeni Parti sürecini değerlendirdi. Haziran ve Temmuz aylarına denk gelen Muharrem yası sürecinde cemevlerini ziyaret edip “hain Kemal” sloganları attıran Özgür Özel ekibinin parti kuruluşunu Hacı Bayram Camii’de ilan etmesi dikkatlerden kaçmadı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / ANKARA-</strong> Önceki dönem Aydın Milletvekili, CHP Dış Politika ve Siyasi Komisyon Başkanı Prof. Dr. Metin Lütfi Baydar, sosyal medya hesabında paylaştığı açıklamasında CHP’deki değişim sürecini değerlendirdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">2023 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin hemen ardından başlayan “<em><strong>değişim</strong></em>” hareketinin parti içindeki dengeleri altüst ettiğini öne süren Baydar, Zoom toplantılarından 38. Kurultay’a kadar uzanan süreçte CHP’nin DNA’sıyla oynandığını iddia etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yeni bir parti kurarak CHP’den ayrılan Özgür Özel ekibi, Haziran ve Temmuz aylarına denk düşen Hz. Hüseyin ve yarenlerinin katledildiği Muharrem yası sürecinde cemevlerini ziyaret ederek CHP liderine karşı vatandaşları kışkırtmış ve ekibine “<strong><em>hain Kemal</em></strong>” slogana attırmıştı. Özel ekibi dün Hacı Bayram Veli Camii’de cuma namazına katıldıktan sonra yeni parti kuruluşunu ilan etti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Camide bu kez Kılıçdaroğlu aleyhine sloganı attırılmaması, Özgür Özel ekibinin Alevileri kışkırtmak için, bilinçli olarak cemevlerinde slogan attırdıkları şeklinde değerlendirildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İşte, Prof. Dr. Metin Lütfi Baydar’ın paylaşımı:</span></p>

<p><span style="color:#000000">Palavrayı bırakalım. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Nasıl başladı bu “yürüyüş”? </span></p>

<p><span style="color:#000000">Herşey çok güzel olacak, dendi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Oldu mu? </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bakalım: </span></p>

<p><span style="color:#000000">1. Adamın birisi 2023 CB seçiminin kaybedildiği gecenin sabahında düğmeye bastı ve “CHP’de değişim” dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">2. ⁠Mütegallibenin partimize sızdığını ve örgütlendiğini 19 Temmuz 2023’te kamuoyuna sızdırılan zoom toplantısında öğrendik.</span></p>

<p><span style="color:#000000">3. ⁠Adamın birisi devam etti ve 9 Eylül 2023’te, “CHP değişecek, Türkiye değişecek” dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">4. ⁠Adamın birisi devam etti gene. CHP’nin DNA’sıyla oynadı ve 38. Kurultayı satın aldı ve “gel Özgür seni genel başkan yapıyoruz” dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">5. ⁠Adamın birisi karabasan gibi 100 yıllık partimize resmen çöktü.</span></p>

<p><span style="color:#000000">6. ⁠…Ve sahneye iki santroforlu teknik direktör olarak Özgür bey çıktı. Bir yanımda Ankara, bir yanımda İstanbul ve ortada ben Manisa pozuyla bir süre durumları idare etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">7. ⁠Adamın birisi huylandı. Ne Ankara’sı, ne Manisa’sı; İstanbul gibi nimet ortada dururken, diye kükredi. Aslan Özgür miyavladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">8. ⁠Daha ortada seçim meçim yokken, CB forsu genel merkezin bayrak direklerine çekilmişken, Manisa’nın mesir macunlarıyla İktidarın küçüklü büyüklü ortaklarıyla hediyeleşip halvet olmuşken olacak iş miydi bu? Bir kez daha miyavladı Aslan Özgür.</span></p>

<p><span style="color:#000000">9. ⁠Adamın birisi kararlıydı. Gene kükredi. “Seni ben oturttum o koltuğa, kodum mu oturturum, kıvırmayı bırak, hemen bir yolunu bul ve CHP’nin tek cumhurbaşkanı adayının “BEN” olduğunu açıkla!”dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">10. ⁠Aslan Özgür “çok demokratik” bir yol buldu. Tek adaylı önseçim! CHP tarihindeki “birinci ve tek” en demokratik önseçim budur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">11. ⁠Meğer adamın birisinin çok acelesi varmış. Kendisine yolsuzluk operasyonu yapılacağını taaa bir yıl önceden öğrenmiş. Kendi tayfasını toparlamış; neyi, nasıl, nereye sokuşturur da bu vartayı atlatırız planları yapıyormuş arka odalarda.</span></p>

<p><span style="color:#000000">12. ⁠Ama Aslan Özgür herşeyi bildiği halde halkımızın önüne çıktığında renk vermemiş.</span></p>

<p><span style="color:#000000">13. ⁠Dayanışmayı büyütmüş de büyütmüş. Bir de ne görelim, o çok demokratik önseçimi, ülke genelinde başlatılan fason dayanışma imzalarıyla taçlandırmasın mı?</span></p>

<p><span style="color:#000000">14. ⁠Adamın birisi partinin tek adayı, halkın gözbebeği olmanın verdiği özgüvenle, bir sabah erken, sanki hiçbir şeyden haberi yokmuş, ilk kez duyuyormuş gibi yaparak; evinin yatak odasından çektiği ikinci bir videoyla başlattı “direniş”ini! Biliyorsunuz ilk video “değişim” di.</span></p>

<p><span style="color:#000000">15. ⁠O saatten sonra herkes anladı kimin Aslan, kimin fare olduğunu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">16. ⁠Ama Aslan Özgür gene renk vermedi. Yürüdü karanlığın üstüne. Ara seçim dedi, erken seçim, dedi. Ha bugün dedi, ha gelecek bahara dedi. Dedi de dedi. Yürüdü de yürüdü. O yürüdükçe, hedef uzaklaştı. Yürümeyi bıraktı koştu. Hedef daha da uzaklaştı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">17. ⁠Bu arada bir de baktı ki, adamın birisinin kendisini kazığa oturtur gibi oturttuğu koltuk; partiyi ele geçirmek için taaa 3 yıl önceden yaptığı hileleri, desiseleri, adam ayartmaları kabak gibi ortaya çıkınca, altından kaymaya başladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">18. ⁠Aslan Özgür telaşlandı. Aldı mesir macunlarını karşı mahalledeki dostlarının kapısına dayandı; ben sizin kahramanınızım, bunu bana nasıl yaparsınız, diye çıkıştı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">19. ⁠Onlar da, sen hele bir şu terörsüz Türkiye işine gir, gerisini biz hallederiz, dediler. O da girdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">20. ⁠Ama adamın birisi pirelendi. Parti yönetimi, kendisinin direnişi varken ve hapisteyken “başkanım Özgür”başka bir sorunu nasıl gündeme taşırdı? Kükredi de kükredi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">21. ⁠Özgür pıstı. Terörsüz Türkiye sürecinin en önemli halkası olan İmralı ziyaretini -üstelik söz vermişken- yapamadı!</span></p>

<p><span style="color:#000000">22. ⁠Kader ağlarını örmüştü bir kere. Önce adamın ona hediye ettiği koltuk gitti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">23. ⁠Direndi Özgür. Arka planda olan bitenden habersiz yüzlerce, binlerce, milyonlarca masum insanı kandırarak umutsuz direnişlere kalkıştı. Yürüdü de yürüdü.</span></p>

<p><span style="color:#000000">24. ⁠Herşeyini kaybetmiş insanların son hamlelerini yaptı. Parti genel merkezini gasp etmeye kalkıştı. Olmadı. Adamın birisiyle arkadan döndürdüğü dolaplardan habersiz insanları, vicdan yaparak yollara dökmeye çalıştı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">25. ⁠Partinin TBMM ayağını felç etti. Orada da aklı sıra direndi. Orada da kendisine göre kurguladığı masallar anlattı. Yalanı doğru gibi söyledi. Yalanları başka yalanlarla doğruladı. Totoloji yaptı. Tıpkı Ahbap şarkıcı gibi zaman kazanmaya çalıştı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">26. ⁠Ama adamın birisinin tepesi atmıştı. Gene kükredi. Bırak partiyi yeni bir yol bul, dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">27. ⁠Fazla düşünmedi Özgür, uydurdu bir parti adı, buldu uyduruk bir logo, aldı eline kavalı, arkasında fareler; düştü yola aslan Özgür!</span></p>

<p><span style="color:#000000">28. ⁠Şimdi size yeni masallar anlatacak.</span></p>

<p><span style="color:#000000">29. ⁠Huzurunuzda Yeni -rakı- Partisi!</span></p>

<p><span style="color:#000000">Son? </span></p>

<p><span style="color:#000000">Hayır değil. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Devamı “Gelecek”. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Siz yürümeye devam edebilirsiniz. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Metin Lütfi BAYDAR </span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 25 Jul 2026 12:41:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/07/metin-lutfi-baydar-yeni-parti-kurulus-surecini-degerlendirdi-1784972832.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ali Rıza Özkan’dan CHP’den ayrılanlara sert eleştiri: CHP bunlardan kurtuldu!</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ali-riza-ozkandan-chpden-ayrilanlara-sert-elestiri-chp-bunlardan-kurtuldu-3334</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ali-riza-ozkandan-chpden-ayrilanlara-sert-elestiri-chp-bunlardan-kurtuldu-3334</guid>
                <description><![CDATA[Jeopolitürk Gündem TV’de açıklamalarda bulunan gazeteci ve yorumcu Ali Rıza Özkan, CHP’den ayrılarak yeni bir parti kurma hazırlığı içinde olan isimleri sert sözlerle eleştirdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<iframe width="845" height="475" src="https://www.youtube.com/embed/0z1RtBvM95Q" title="Siyasetin yeni oyunu: Yeni Parti projesi! AK Parti&#39;deki liberal kanadına da dikkat!" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe><p><a href="https://www.youtube.com/watch?v=0z1RtBvM95Q&amp;t=320s"><strong>Jeopolitürk Gündem TV’de</strong></a> açıklamalarda bulunan gazeteci ve yorumcu Ali Rıza Özkan, CHP’den ayrılarak yeni bir parti kurma hazırlığı içinde olan isimleri sert sözlerle eleştirdi.</p>

<p>Özkan, ayrılanların CHP’yi <strong>“tarihsel bagajlarından”</strong> kurtulmak istediklerini belirterek, <u><strong>“Aslında CHP kurtuldu. Çünkü bu ayrılanlar, CHP’den ayrılanlar demişler ki biz yeni parti ile CHP’nin tarihsel bagajlarından kurtuluyoruz. Yani onları bu yeni partiye katmamış olacağız. Yani onlar yük” </strong></u>dedi.<br />
<br />
Ali Rıza Özkan şunları söyledi:<br />
<br />
<em><strong>"Aslında CHP kurtuldu. Çünkü bu ayrılanlar, CHP’den ayrılanlar demişler ki biz yeni parti ile CHP’nin tarihsel bagajlarından kurtuluyoruz. Yani onları bu yeni partiye katmamış olacağız. Yani onlar yük.Peki nedir CHP’nin tarihsel bagajları? CHP’nin tarihsel bagajlarının en başında Türk devrimi gelir. Türk devrimi nedir? Türk milletinin bütün dünyaya kendi varlığını ispatladığı ve bağımsız milli bir devlet kurduğu, bir bayrak altında yaşamayı herkese kabul ettirdiği eylemdir. Bundan kurtulacaklar.Başka neden kurtulacaklar? Ya da kurtulmak istiyorlar herhalde. Altı ok. Çünkü hem Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin, cumhuriyetimizin hem de Cumhuriyet Halk Partisi’nin temel ilkeleridir. Altı ok ilkeleri yani bizi var eden ilkelerdir. Yani bu devletin ideolojisi nedir dediğimiz zaman bu devletin ideolojisi cumhuriyetçiliktir, devletçiliktir, laikliktir, milliyetçiliktir, devrimciliktir.Şimdi bunlar olmadan Türkiye Cumhuriyeti düşünülebilir mi? Bagaj bu. Yani kurtulacakları bagaj bu. E şimdi böyle baktığımız zaman olaya aslında ben diyorum ki iyi ki gidiyorlar. Gitmişler.Yani bunlar bagajsa eğer bunlar onun için problemse ki ben biliyorum Cumhuriyet Halk Partisi’nde bir süredir yani bir yaklaşık şu son en azından 5 yıldır diyebilirim. Milliyetçiyim diyene kötü gözle bakıyorlar. Ya senin altı okundan birisi milliyetçilik arkadaş. Sen milliyetçi bir partisin ama adamlar milliyetçiyim demekten utanıyorlardı. Milliyetçiyim diyenlere faşist gözüyle bakıyorlar. Aydan gelmiş gibi bakıyorlar. Vardı böyle bir kesim Cumhuriyet Halk Partisi’nde. İşte onlar gidecek zaten. Gidecekler onlar.Bu adamlar gidecek."</strong> </em><u><em>dedi.</em></u></p>

<p><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">&nbsp;“BAGAJ DEDİĞİNİZ TÜRK DEVRİMİ VE ALTI OK”</span></span></strong></p>

<p>Özkan, CHP’nin tarihsel bagajı olarak nitelendirilen unsurların başında Türk Devrimi’nin geldiğini vurguladı. Türk milletinin bağımsız bir devlet kurmasını ve varlığını dünyaya kabul ettirmesini simgeleyen bu devrimin, ayrılanlar tarafından yük olarak görüldüğünü söyledi.</p>

<p>Ayrıca Cumhuriyet’in temel ilkeleri olan Altı Ok’u (cumhuriyetçilik, halkçılık, milliyetçilik, laiklik, devletçilik, devrimcilik) işaret ederek, <u><em><strong>“Bunlar olmadan Türkiye Cumhuriyeti düşünülebilir mi? Bagaj bu. Yani kurtulacakları bagaj bu. E şimdi böyle baktığımız zaman olaya aslında ben diyorum ki iyi ki gidiyorlar”</strong></em></u> ifadelerini kullandı.</p>

<p>Özkan, son yıllarda CHP içinde milliyetçilik vurgusu yapanlara “faşist” gözüyle bakıldığını, milliyetçiyim demenin utanç kaynağı haline getirildiğini iddia etti ve bu kesimlerin ayrılmasının CHP açısından olumlu olduğunu savundu.</p>

<p><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">“YENİ PARTİ” ELEŞTİRİSİ</span></span></strong></p>

<p>Yeni parti girişimini ideolojik boşlukla suçlayan Özkan, parti isminin<strong> “Yeni” </strong>olmasını da tiye aldı:</p>

<p><em><strong>“Bir partinin adı yeni olur mu ya? Yeni rakı mısın sen kardeşim? Nesin yeni? Yeni bina mısın? Yeni lastik mi ya? Yeni parti diye parti mi olur ya?”</strong></em></p>

<p>Özkan, yeni oluşumun sağ-liberal bir çizgide konumlanacağını, ancak bunu açıkça söylemek yerine <strong>“demokrat, özgürlükçü”</strong> gibi ifadelerle gizlemeye çalışacağını öne sürdü. Liberalizmin sağcılık olduğunu, Mustafa Kemal Atatürk’ün de bundan yaklaşık 100 yıl önce bahsettiğini hatırlattı.</p>

<p>Partinin program eleştirisinde de<strong> “hiçbir şey söylemiyor”</strong> diyen Özkan, oluşumu “Sülün Osman partisi”ne benzetti. “Ekmek isteyene ekmek vereceğiz, su isteyene su vereceğiz” mantığıyla hareket edildiğini, halkçılığın ise belirli bir duruşu gerektirdiğini vurguladı.</p>

<p><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">KURULUŞ İLKELERİ ÖNEMLİ</span></span></strong></p>

<p>Ali Rıza Özkan, CHP’nin eğer gerçekten Kemal Kılıçdaroğlu’nun ifade ettiği gibi kuruluş ilkelerine, Altı Ok’a, milli devlete, milli ekonomiye ve Atatürk devrimciliğine dönecekse bunu selamladığını belirtti. <strong>“Başımın gözümün üstünde yeri var”</strong> dedi.</p>

<p>Türkiye’nin <strong>“milli muhalefet”</strong>e ihtiyacı olduğunu dile getiren Özkan, muhalefetin yapıcı olması, milletin ve milli devletin çıkarlarını savunması gerektiğini söyledi. Muhalefetin de iktidarın da her şeyden önce “milli duruş”a sahip olması gerektiğini ifade etti.</p>

<p><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">BAŞARI ŞANSI YOK</span></span></strong></p>

<p>Özkan, yeni partinin başarı şansını düşük gördüğünü, kurucuların Türk milletini tanımadığını söyledi. Parti isimlerinin bile fikir vermediğini, <strong>“Anavatan”</strong> ya da <strong>“Doğru Yol”</strong> gibi isimlerin anlam taşıdığını, “Yeni” isminin ise misyon oluşturmadığını belirtti.</p>

<p>Ayrıca AK Parti içindeki liberal kanadın bu yeni oluşumu<strong> “basamak” </strong>olarak kullanabileceğini, olası bir yeni anayasa sürecinde devreye sokulabileceğini iddia etti. Tarihten Bülent Ecevit dönemindeki milletvekili ayrılıklarına örnek vererek, benzer senaryolara dikkat çekti.</p>

<p>Recep Tayyip Erdoğan’ın kovduğu bir doktorun ve Cemal Enginyurt’un da yeni harekette yer alacağı yönünde haberler olduğunu belirten Özkan, oluşumun <strong>“ideolojisiz ve şekilsiz” </strong>bir çatı olacağını savundu.</p>

<p>Özkan, CHP’nin Atatürkçü tabanının son yıllarda sosyal medya manipülasyonuna maruz kaldığını ve bu kitlenin doğruyu bulmasının zaman alabileceğini de sözlerine ekledi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 23 Jul 2026 15:11:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/07/ali-riza-ozkandan-chpden-ayrilanlara-sert-elestiri-iyi-ki-gittiler-1784810317.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ayten Gülsever’den Özgür Çelik&#039;e çok sert tepki!</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ayten-gulseverden-ozgur-celike-cok-sert-tepki-3325</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ayten-gulseverden-ozgur-celike-cok-sert-tepki-3325</guid>
                <description><![CDATA[CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Ayten Gülsever, eski PM üyesi Sevgi Kılıç'a yönelik cinsiyetçi imalarda bulunan Özgür Çelik'i kınadı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h2><span style="font-size:12px">CHP Kadın Kolları Genel Başkanı<strong> Ayten Gülsever,</strong> önceki dönem<em> PM Üyes<strong>i Sevgi Kılıç’ı</strong></em><strong> </strong>hedef alan imalı ve cinsiyetçi paylaşımı nedeniyle parti üyesi<strong> Özgür Çelik’e</strong> sert tepki gösterdi. Gülsever, kadın siyasetçilere yönelik cinsiyetçi saldırılara asla geçit vermeyeceklerini açıkladı.</span></h2>

<h3>&nbsp;</h3>

<p>Kadın Kolları Genel Başkanı Ayten Gülsever, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, Özgür Çelik’in ifadelerinin parti tabanında ve kadın örgütlerinde yarattığı rahatsızlığı dile getirdi.<br />
<br />
<strong>Gülsever şunları kaydetti:</strong></p>

<p><em>"Parti üyemiz Özgür Çelik’in, önceki dönem Parti Meclisi üyemiz Sevgi Kılıç’ı hedef alan paylaşımı, başta kadın örgütlerimiz olmak üzere, tüm partililerimizi derinden üzmüştür. Kullanılan ifadenin taşıdığı cinsiyetçi ima, yalnızca bir kadın siyasetçiye değil, siyasette eşitlik ve saygınlık mücadelesi veren bütün kadınlara yönelmiş bir saldırıdır."</em></p>

<h3><strong><strong>Gülsever:&nbsp;</strong><strong>"CHP Cinsiyetçi Dili Normalleştiren Bir Yer Değildir" </strong></strong></h3>

<p>Açıklamasında Cumhuriyet Halk Partisi'nin kurumsal kimliğine ve kurucu değerlerine vurgu yapan Gülsever, parti içi demokrasinin ve tartışma kültürünün bu seviyeye düşürülmesini kabul etmeyeceklerini belirtti:</p>

<p><strong><strong>Değerler Vurgusu:</strong></strong>&nbsp;<em>"Cumhuriyet Halk Partisi; kadınları aşağılayan, cinsiyetçi dili normalleştiren ve siyasi tartışmayı hakarete indirgeyen bir anlayışın yeri değildir."</em></p>

<p><strong><strong>Atatürk Devrimleri Hatırlatması:</strong></strong>&nbsp;Partinin gücünü kadın-erkek eşitliğinden ve Mustafa Kemal Atatürk’ün kadınlara açtığı çağdaşlık yolundan aldığını hatırlattı.</p>

<p>&nbsp;<em>"Sevgi Kılıç’ın yanında olduğumuzu açıkça ifade ediyor, bu çirkin paylaşımı en güçlü biçimde kınıyoruz. Kimden gelirse gelsin, kadınlara yönelik cinsiyetçi dil karşısında susmayacağız, geri adım atmayacağız."</em></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 12:04:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/07/ayten-gulseverden-ozgur-celike-cok-sert-tepki-1784279734.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bora Özizmirli: Göçmen karşıtlığında ABD, İsrail ve Rusya hattı </title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bora-ozizmirli-gocmen-karsitliginda-abd-israil-ve-rusya-hatti-3270</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bora-ozizmirli-gocmen-karsitliginda-abd-israil-ve-rusya-hatti-3270</guid>
                <description><![CDATA[Analist yazar Bora Özizmirli, İngiltere’de yaşanan ırkçı şiddet olaylar ile ilgili dikkat çeken bir yazı kaleme aldı. Özizmirli yazısında ırkçı gruplardaki Washington- Tel Aviv- Moskova ve Errol Musk hattına dikkat çekti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Analist yazar Bora Özizmirli, İngiltere’de yaşanan ırkçı şiddet olaylar ile ilgili dikkat çeken bir yazı kaleme aldı. Özizmirli yazısında ırkçı gruplardaki Washington- Tel Aviv- Moskova ve Errol Musk hattına dikkat çekti.<br />
<br />
<strong>Bora Özizmirli'nin yazısının sonunda dipnotlar bölümünde kaynaklar verdiği yazısı şöyle:</strong><br />
&nbsp;</p>

<p>Daha önceki yazılı ve videolu açıklamalarımda ABD ile İngiltere arasında büyük bir ayrışma olduğunu aktarmıştım. İngiltere liderliğindeki Avrupa, hem ABD hem Rusya hem de İsrail tehdidi altında… Bu tehditlerin canlı örneği ise İngiltere’de yaşanan ırkçı sokak eylemleridir. Çünkü İngiltere'deki insanları göçmenlere karşı kışkırtan ırkçı grupların liderleri hem Trump, hem İsrail hem de Putin hayranlığı&nbsp; ile Errol Musk'a yakınlığı ile biliniyor.</p>

<p><br />
<strong><span style="color:#2980b9">İNGİLTERE'DE GÖÇMEN VE MÜSLÜMAN KARŞITI EYLEMLER</span></strong><br />
<br />
Bilindiği gibi İngiltere yaklaşık bir haftadır ırkçı grupların başlattığı göçmen ve Müslüman karşıtı eylemlerle yanıyor. Sokaklar, evler ve arabalar ateşe verilmiş durumda.</p>

<p>İngiltere’de ırkçı çoğunlukla maskeli gruplar “Yabancılar dışarı!” ve “Tüm Müslümanları öldürün!” sloganları attı.&nbsp;</p>

<p>İşyerleri ve araçlar deri rengine göre kontrol edilerek hedef seçildi. Kapı kapı dolaşıp “yabancı” veya “siyah derili” olan evleri yaktılar.</p>

<p>Hedef alınan gruplar arasında Sudanlı, Ugandalı, Orta Doğulu, Müslüman ve diğer etnik azınlık aileleri yer alıyor.</p>

<p>İngilizler bu olayın arkasında ABD’nin olduğunu vurguluyor. Hatta ABD, İsrail ve Rusya’nın amacının İngiltere’yi kendilerine biat ettirmek için bu eylemleri başlattığını söylüyorlar.</p>

<p>İngilizler bu üç ülkeye tepkili. Hatta daha çok Trump’a, Elon Musk’a ve Errol Musk’a tepkililer.<br />
<br />
<span style="color:#2980b9"><strong>ELON MUSK'IN SOKAK EYLEMLERİNİN LİDERLERİNDEN OLAN ROBİNSON'A DESTEK PAYLAŞIMI</strong></span><br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/724163936_1534767331331053_5732768965678008141_n.jpg" style="height:783px; width:738px" /></p>

<p><br />
<br />
İngiltere Başbakanı Starmer, Elon Musk’ı İngiltere’nin iç işlerine karışmak, bölücülük yapmak ve yalan/dezenformasyon yaymakla suçladı.&nbsp;</p>

<p>Starmer şöyle dedi: &nbsp;<br />
<em><strong>“Musk son günlerde yine politikamıza müdahale ediyor, bölücülük kışkırtıyor. Bu İngiltere’de bizim kimliğimiz değil.”</strong></em></p>

<p>Öte yandan İngiltere’deki sokak eylemlerini başlatan ve organize eden iki önemli isim var. Bunlardan biri <strong>“Tel Aviv Robinson” </strong>lakaplı Tommy Robinson, diğeri ise Rupert Lowe’dur.</p>

<p>Bu iki isim hakkında daha önceki ve şu anki açıklamalarımı araştırdım; ortaya önemli detaylar çıktı. Rupert Lowe’un görüşleri Robinson’a yakın olduğu için bu yazıda daha çok <strong>Tommy Robinson</strong> hakkında bilgi vereceğim.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>&nbsp;“TEL AVİV ROBINSON” LAKAPLI TOMMY ROBINSON</strong></span></p>

<p>Tommy Robinson, hem Trump’a hem İsrail’e hem de Rusya ile bağlantılarıyla ön plana çıkan bir isim. İngiltere’nin en bilinen aşırı sağcı/anti-göç aktivistidir.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;">İSRAİL YANDAŞLIĞI&nbsp;</span></strong></span></span></span></p>

<p>Tommy Robinson çok güçlü bir İsrail destekçisidir. İsrail’i defalarca ziyaret etmiş, Gazze savaşında İsrail’in yanında yer almıştır. Hamas’ı “ölüm kültü” olarak nitelendirmiş, İsrail’in kendini savunduğunu savunmuştur.<br />
&nbsp;</p>

<p>Aşdağıdaki görselde ise Robinson'un İsrail ziyareti ile ilgili paylaşımı( Görseli tıklayarak orjinal linke ulaşabilirsiniz)<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-06-14%20at%2008_28_36.jpeg" style="height:702px; width:590px" /><br />
<br />
Tommy Robinson başka bir videolu açıklamasında ise: "ANLAMIYOR MUSUN? Eğer İsrail düşerse... hepimiz düşeriz. Eğer İslami uluslar savaşı kazanıp İsrail'i ve Yahudileri yok etse, durmayacaklar ve bir sonrakinde New York ve Londra'ya devam edecekler."ifadelerini kullandı.<br />
<br />
<a href="https://x.com/smile2jannah/status/2057470118007910838"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-06-14%20at%2008_50_08.jpeg" style="height:607px; width:578px" /></a></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#2980b9">TRUMP DESTEKÇİLİĞİ</span></span></strong></span></span><br />
Tommy Robinson aynı zamanda Trump ve Putin hayranıdır. Trump yönetimi Robinson’ı ağırlamış, onunla görüşmeler gerçekleştirmiştir. Robinson, Trump’ın tabanına hitap eden anti-Müslüman ve “ifade özgürlüğü” söylemini kullanmaktadır.</p>

<p><br />
<span style="color:#2980b9"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><strong>RUSYA,PUTİN VE ERROL MUSK DESTEKÇİLİĞİ</strong></span></span></span></span><br />
<br />
Tommy Robinson defalarca Rusya’yı ziyaret etmiştir. 2022’de Putin’i<strong> “güçlü bir lider”</strong>, <strong>“ülkesinin savunucusu” </strong>ve “Batı’da yeterince güçlü erkek kalmadı” diyerek övmüştür.</p>

<p>Şubat 2020’de kısa bir gezi için Rusya’ya gitmiş, <strong>Moskova ve St. Petersburg’da </strong>bir dizi görüşme, toplantı ve basın açıklaması yapmıştır. Bu gezi sırasında Özgürlükçü Parti konferansında konuşmuştur.</p>

<p>Rus gazetesi Vechernyaya Moskva’ya verdiği röportajda <strong>“Gelin Avrupa Birliği’ni birlikte yok edelim” </strong>açıklamasında bulunmuştur.</p>

<p><em><strong>&nbsp;“Birleşik Krallık AB’den ayrıldıktan sonra Rusya önemli bir ortak haline gelebilir. Özellikle cihatçılıkla mücadelede. Bu Avrupa’da büyük bir sorun. Hristiyan değerlerimizi, kültürümüzü ve kimliğimizi korumak için işbirliği yapabiliriz. Ruslar Putin’i ülkenin koruyucusu olarak görüyor. O güçlü bir politikacı.”</strong></em></p>

<p>&nbsp;Putin ile görüşmek ister miydiniz sorusuna ise,<br />
<em><strong>“Elbette, görüşmek isterim. ‘Vladimir, bir bira içelim’ derdim. Batı’nın en güçlü adamı o. Putin’den ülkesine karşı kullanılan sansür ve propagandaya karşı mücadele etmesini isterdim. Ondan Rus televizyonunda bana bir program vermesini isterdim.” </strong></em>cevabını vermiştir.</p>

<p>Ayrıca Robinson, Rusya’nın Ukrayna işgalinde Ukrayna’yı suçlamaktadır.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>ERROL MUSK İLE GÖRÜŞMESİ VE İKİLİNİN VİDEOLU PAYLAŞIMI</strong></span><br />
<br />
Öte yandan 9 Haziran Belfast olayları sırasında Moskova’daydı. Elon Musk’ın babası Errol Musk ile lüks bir otelde görüldü. Oradan <strong>“Rusya Britanya’nın düşmanı değil” </strong>dedi ve Rusya’yı “<strong>medeni, uygar bir toplum”</strong> olarak övdü. Rus milliyetçi grupların videolarını paylaştı.</p>

<p>Aynı Robinson, ırkçı sokak eylemleri sırasında Errol Musk ile beraber X’te videolu açıklamada bulunuyordu.&nbsp;( Görseli tıklayarak videoya ulaşabilirsiniz)</p>

<p><a href="https://x.com/nexta_tv/status/2065353410891976876"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/724114193_1534355104705609_1602739910237441416_n.jpg" style="height:800px; width:637px" /></a><br />
İkili arasında şu diyalog yaşandı:<br />
<br />
Robinson (kameraya gülerek): “Güzel bir gün geçiriyorum…” &nbsp;<br />
Robinson: “Bu benim X abonelerim için. Errol, onlara merhaba de.” &nbsp;<br />
Errol Musk (gülerek): “Tommy’nin X abonelerine merhaba.” &nbsp;<br />
Robinson(kahkaha atarak): “Biraz sorun çıkaracağız / kaos yaratacağız.” &nbsp;<br />
Errol Musk:“Sorun değil, işleri doğru yapıyoruz.” &nbsp;<br />
Robinson: “Elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyoruz…”<br />
<br />
<a href="https://x.com/TRobinsonNewEra/status/2065441147745362378"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-06-14%20at%2009_55_17.jpeg" style="height:694px; width:593px" /></a><br />
<br />
DİPNOTLAR:<br />
<br />
1- Robinson'un Rusya'da "Robinson: Gelin Avrupa Birliği'ni birlikte yok edelim" başlıklı yayımlanmış makalesi:<br />
<br />
<a href="https://vm.ru/society/782421-britanskij-politik-robinson-davajte-razvalim-evrosoyuz-vmeste">https://vm.ru/society/782421-britanskij-politik-robinson-davajte-razvalim-evrosoyuz-vmeste</a><br />
<br />
2-&nbsp;Robinson ile ilgili 9 Haziran 2026 tarihinde RIA NOVOSTI'DA "Bir İngiliz aktivist, medeniyeti görmek için Rusya'yı ziyaret ettiğini söyledi."&nbsp;başlıklı yayımlanmış haber:<br />
<a href="https://ria.ru/20260609/aktivist-2098033984.html">https://ria.ru/20260609/aktivist-2098033984.html</a><br />
<br />
3- İngiltere'de&nbsp; hopenothate.org.uk'de yayımlanan "Tommy Robinson: Putin'in Kullanışlı Aptalı mı?" başlıklı analiz.<br />
<br />
&nbsp;<a href="https://hopenothate.org.uk/2022/03/17/tommy-robinson-putins-useful-idiot/">https://hopenothate.org.uk/2022/03/17/tommy-robinson-putins-useful-idiot/</a><br />
<br />
4- The Guardian'da "Tommy Robinson, Moskova'da Elon Musk'ın babasıyla görüştü." başlıklı haber<br />
&nbsp;<a href="https://www.theguardian.com/uk-news/2026/jun/09/tommy-robinson-meets-elon-musk-father-moscow">https://www.theguardian.com/uk-news/2026/jun/09/tommy-robinson-meets-elon-musk-father-moscow</a></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 14 Jun 2026 08:22:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/bora-ozizmirli-gocmen-karsitliginda-abd-israil-ve-rusya-hatti-1781418037.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bora Özizmirli: Küba tarihinin en ağır yakıt ve elektrik krizini yaşıyor</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bora-ozizmirli-kuba-tarihinin-en-agir-yakit-ve-elektrik-krizini-yasiyor-3258</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bora-ozizmirli-kuba-tarihinin-en-agir-yakit-ve-elektrik-krizini-yasiyor-3258</guid>
                <description><![CDATA[Analist gazeteci Bora Özizmirli, JeopoliTürk Gündem Tv’de Küba’daki derin yakıt ve enerji krizini masaya yatırdı. Haziran 2026 itibarıyla Küba, tarihinin en ciddi yakıt ve elektrik krizlerinden birini yaşıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<iframe width="640" height="360" src="https://www.youtube.com/embed/8BplTAcb7Hw" title="KÜBA&#39;DA YAKIT VE ELEKTRİK KRİZİ! KÜBADA DURUM VAHİM! RUSYA KÜBA&#39;YA YAKIT GÖNDERMEKTEN ACİZ DURUMDA" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe><p>Analist gazeteci Bora Özizmirli, JeopoliTürk Gündem Tv’de Küba’daki derin yakıt ve enerji krizini masaya yatırdı.</p>

<p>Haziran 2026 itibarıyla Küba, tarihinin en ciddi yakıt ve elektrik krizlerinden birini yaşıyor. Milyonlarca Kübalı, sürekli elektrik kesintileri, susuzluk ve temel ihtiyaçlara erişimde büyük zorluklarla mücadele ediyor.</p>

<p>Küba Enerji ve Madenler Bakanı, 14 Mayıs 2026’da devlet televizyonunda yaptığı açıklamada krizi resmen duyurdu:<em><strong> “Kesinlikle yakıt yok, kesinlikle benzin yok, kesinlikle dizel yok. Stoklarımız ve rezervlerimiz tamamen tükendi.”</strong></em><br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=8BplTAcb7Hw&amp;t=45s"><span style="color:#c0392b"><strong>BORA ÖZİZMİRLİ'NİN AÇIKLAMASINI İZLEMEK İÇİN LÜTFEN AŞAĞIDAKİ&nbsp; FOTOĞRAFA TIKLAYINIZ!</strong></span></a><br />
<br />
<em><strong><a href="https://www.youtube.com/watch?v=8BplTAcb7Hw&amp;t=45s"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-06-04%20at%2019_20_13%20(1).jpeg" style="height:424px; width:800px" /></a></strong></em></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>YAKIT YOK-ELEKTRİK YOK-SU YOK</strong></span></p>

<p>Bora Özizmirli’nin aktardığına göre, elektrik kesintileri nedeniyle mahalleler ve sokaklar geceleri karanlığa gömülüyor. Buzdolapları çalışmadığı için yiyecekler bozuluyor. Su pompaları elektrik ve yakıt eksikliği yüzünden devre dışı kalınca, şebeke suyu ancak 20 günde bir birkaç saat verilebiliyor. Vatandaşlar su tankerleri önünde uzun kuyruklar oluşturmak zorunda kalıyor.</p>

<p>Hastanelerde elektrik olmaması nedeniyle ameliyatlar erteleniyor, hastalar risk altında. Okullar ve üniversiteler kapalı, eğitim durmuş durumda. İş yerlerinde üretim sekteye uğradı. Turistik bölgeler ise bomboş; hava yolu şirketleri Küba’ya uçuşlarını iptal etti. Toplu taşıma araçları ve benzin istasyonları yakıt yokluğu nedeniyle felç oldu.</p>

<p><strong>RUSYA, KÜBA'YA BİR DAMLA PETROL GÖNDERMEKTEN ACİZ DURUMDA</strong></p>

<p>Bora Özizmirli, krizin temel sebeplerini şöyle açıkladı: Küba uzun yıllar Venezuela’dan gelen petrol desteğiyle ihtiyaçlarını karşılamaktaydı. Ancak ABD’nin Venezuela Devlet Başkanı Maduro’yu <strong>“kaçırıp hapsetmesi”</strong> sonrası bu sevkiyat durma noktasına geldi. 20 Ocak 2026’da Trump yönetimi, Küba’ya yönelik yakıt ablukası başlatarak petrol ve enerji taşıyan gemileri hedef aldı.</p>

<p>Özizmirli, Küba’nın müttefikleri Rusya ve Çin’in bu kritik dönemde adaya bir damla petrol dahi gönderememesini eleştirerek, “<strong>Rusya gibi büyük petrol rezervlerine sahip bir ülkenin Küba’ya yardım edememesi düşündürücü”</strong> dedi. Bu durum, dünya kamuoyunda “Ukrayna karşılığında Küba ve Venezuela’nın gözden çıkarıldığı” tartışmalarını da beraberinde getirdi.</p>

<p>Analist, Trump’ın <strong>1800’lü yıllardaki Monroe Doktrini’ni </strong>güncelleyerek Batı Yarımküre’yi kendi etki alanı ilan ettiğini ve bölgedeki baskıyı artırdığını belirtti.</p>

<p>Bora Özizmirli, enerjinin modern hayatın can damarı olduğunu vurgulayarak, krizin aydınlatma dışında sağlık, eğitim, üretim, ulaşım ve turizm gibi birçok alanda ağır sonuçlar doğurduğuna dikkat çekti.</p>

<p>Küba’daki kriz ve gelişmeler uluslararası kamuoyu tarafından yakından takip ediliyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 04 Jun 2026 19:15:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/bora-ozizmirli-kuba-tarihinin-en-agir-yakit-ve-elektrik-krizini-yasiyor-1780592777.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bora Özizmirli: ABD petrol tekelini kırıp, hegemonyasını kurmak istiyor</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bora-ozizmirli-abd-petrol-tekelini-kirip-hegemonyasini-kurmak-istiyor-3216</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bora-ozizmirli-abd-petrol-tekelini-kirip-hegemonyasini-kurmak-istiyor-3216</guid>
                <description><![CDATA[Analist Gazeteci Bora Özizmirli, Jeopolitürk Gündem TV YouTube kanalında İran’daki savaş nedeniyle Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının küresel ekonomiye ağır darbe vurduğunu belirterek, Hindistan Başbakanı Narendra Modi’nin tasarruf çağrısını değerlendirdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<iframe width="1071" height="602" src="https://www.youtube.com/embed/eiVAvUTzS9c" title="HÜRMÜZ BOĞAZI&#39;NIN KAPALI KALMASI DÜNYA EKONOMİSİNİ TEHDİT EDİYOR. HİNDİSTAN&#39;DA KORKUTAN AÇIKLAMA" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe><p>Analist Gazeteci <strong>Bora Özizmirli, Jeopolitürk Gündem TV YouTube kanalında </strong>İran’daki savaş nedeniyle Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının küresel ekonomiye ağır darbe vurduğunu belirterek, Hindistan Başbakanı Narendra Modi’nin tasarruf çağrısını değerlendirdi.&nbsp;<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=eiVAvUTzS9c"><span style="color:#c0392b"><strong>BORA ÖZİZMİRLİ'NİN VİDEOLU AÇIKLAMASINI İZLEMEK İÇİN AŞAĞIDAKİ RESME TIKLAYINIZ!</strong></span></a><br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=eiVAvUTzS9c"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-05-14%20at%2005_59_14.jpeg" style="height:450px; width:800px" /></a></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Özizmirli, Modi’nin açıklamasının beklenen bir gelişme olduğunu ifade ederek şöyle konuştu: <em><strong>“Arkadaşlar olumlu bir haber olmasa da beklenen açıklama geldi ve bu açıklamayı Hindistan Başbakanı Modi yaptı. Modi halkına Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalması ve mevcut küresel enerji krizi nedeniyle tasarruf çağrısı yaptı.”</strong></em></p>

<p><strong>Modi’nin çağrısının ana başlıklarını aktaran Özizmirli, şu detayları verdi: </strong>&nbsp;<br />
-Petrol ve dizel tüketimini mümkün olduğunca azaltın, gereksiz araç kullanımından kaçının. &nbsp;<br />
-Metro ve toplu taşımayı, yük taşımada ise trenleri tercih edin. &nbsp;<br />
- Elektrikli araçları yaygınlaştırın. &nbsp;<br />
- COVID dönemindeki gibi uzaktan çalışmaya ve online toplantılara dönün. &nbsp;<br />
- En az bir yıl düğün ve benzeri etkinliklerde altın almayın. &nbsp;<br />
- Yerli ürünleri tercih edin.</p>

<p>Bora Özizmirli, konunun Türkiye medyasında yeterince işlenmediğine dikkat çekti. <em><strong>“Ülkemiz medyasında pek bu konu değinilmese de İran’daki savaş ve Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalması en çok dünya ekonomisini vurdu. Ön planda İran hedefte ama arka tarafta dünya ekonomisi hedefteydi”</strong></em> dedi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">“ABD, PETROL TEKELİNİ KIRMAK VE HEGEMONYASINI KURMAK İSTİYOR”</span></span></span></strong></p>

<p>Özizmirli’ye göre savaşın arka planında ABD’nin küresel hegemonyasını yeniden tesis etme amacı yatıyor. Körfez ülkelerinin ABD’den uzaklaşması, Avrupa ile yaşanan ayrışma ve Çin’in ekonomik yükselişi karşısında Washington’un ticaret ve enerji yollarını sekteye uğratarak güç kazanmayı hedeflediğini belirtti.</p>

<p>Dünyanın en büyük petrol rezervlerine sahip ilk beş ülkeyi sıralayan Özizmirli, ABD’nin bu ülkeler üzerinden strateji yürüttüğünü savundu:<strong> Venezuela, Suudi Arabistan, İran, Kanada ve Irak. </strong>Bu ülkelerde kontrol sağlanması halinde dünya petrol piyasasının ABD’nin eline geçeceğini ve enerjiye bağımlı diğer ülkelerin diz çökeceğini ifade etti.</p>

<p>Güneydoğu Asya ülkeleri (Hindistan, Vietnam, Pakistan, Sri Lanka) ile Avrupa’nın enerji ithalatına bağımlı yapısına işaret eden Özizmirli, Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının bu bölgelerde enerji krizi yarattığını ve uzaktan çalışma uygulamalarının teşvik edildiğini kaydetti. Körfez ülkelerinin de petrol satmakta zorlandığını vurguladı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">TÜRKİYE’NİN JEOPOLİTİK ÖNEMİ ARTIYOR</span></span></span></strong></p>

<p>Analist, Asya-Avrupa ticaretinde alternatif güzergahların kapanmasıyla Türkiye’nin<strong> “tek güvenli liman” </strong>konumuna yükseldiğini dile getirdi. <em><strong>“Anadolu Türkiye. Tek güvenli liman Türkiye kalıyor. Bu bizim için avantaj. Savunma sanayimiz ve ordumuzun yanında jeopolitik önemimiz var. Birçok küresel firma ve devlet Türkiye’ye yanaşmak zorunda”</strong></em> değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p>Özizmirli, sözlerini şu uyarıyla tamamladı: <em><strong>“Müneccim değiliz. Amerika’nın planı bu diyorum. Ha bu plan %100 başarılı olacaktı anlamını söylemiyorum. Dünyada bu plana karşı çıkacak güçler de olacaktır.”</strong></em></p>

<p>Bora Özizmirli’nin açıklaması, Hürmüz Boğazı krizinin küresel ekonomik yansımaları, enerji güvenliği ve değişen jeopolitik dengeler konusunda dikkat çeken bir değerlendirme olarak öne çıkıyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 14 May 2026 05:48:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/bora-ozizmirli-abd-petrol-tekelini-kirip-hegemonyasini-kurmak-istiyor-1778729765.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bora Özizmirli: ABD ile Avrupa arasındaki ayrışma derinleşiyor, Türkiye’nin önemi artıyor</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bora-ozizmirli-abd-ile-avrupa-arasindaki-ayrisma-derinlesiyor-turkiyenin-onemi-artiyor-3215</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bora-ozizmirli-abd-ile-avrupa-arasindaki-ayrisma-derinlesiyor-turkiyenin-onemi-artiyor-3215</guid>
                <description><![CDATA[Jeopolitürk Gündem TV’de konuşan analist gazeteci Bora Özizmirli, ABD Başkanı Donald Trump’ın Almanya’dan 5 bin asker çekme kararı sonrası Avrupa’da yaşanan tepkileri ve jeopolitik gelişmeleri değerlendirdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Jeopolitürk Gündem TV’de konuşan analist gazeteci Bora Özizmirli, ABD Başkanı Donald Trump’ın <strong>Almanya’dan 5 bin asker</strong> çekme kararı sonrası Avrupa’da yaşanan tepkileri ve jeopolitik gelişmeleri değerlendirdi.<br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=3V3Kk2t-Rv8&amp;t=300s"><span style="color:#c0392b"><strong>BORA ÖZİZMİRLİ'NİN AÇIKLAMASINI İZLEMEK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ</strong></span></a></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Özizmirli, Batı dünyasında <strong>derin bir ayrışma ve çözülme</strong> yaşandığını vurgulayarak, özellikle ABD ile Avrupa arasındaki gerilimin yeni bir safhaya geçtiğini belirtti. Trump’ın iktidara gelmesiyle Avrupa’yı Ukrayna konusunda yalnız bıraktığını ve Rusya’ya yakın bir siyaset izlediğini hatırlatan Özizmirli, Avrupa’nın da İran Savaşı’nda ABD’yi yalnız bıraktığını ifade etti.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><em><strong>“Trump’ın Avrupa’yı ve NATO üyelerini hiç danışmadan İran’a saldırması, en büyük zararı Avrupa’ya verdi” </strong></em>diyen Özizmirli, Avrupa’nın enerji bağımlılığı nedeniyle Hürmüz Boğazı’nın kapanmasıyla derin bir kriz yaşadığını, doğalgaz stoklarının eridiğini ve jet yakıtı stoklarının bile kritik seviyeye düştüğünü aktardı. Avrupa’nın “Senin attığın bu İran saldırısı aynı zamanda bana da saldırıdır” yaklaşımıyla ABD’ye karşı cephe aldığını kaydetti.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">&nbsp;AVRUPA LİDERLERİNDEN SERT TEPKİLER</span></span></span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Almanya Başbakanı Frederik Mers’in, ABD’nin İran politikasını “stratejik hata” olarak nitelendirdiğini, ABD’nin İran tarafından küçük düşürüldüğünü ve savaşın düşünülmeden yapıldığını söylediğini belirten Özizmirli, bu açıklamaların Trump’ı kızdırdığını ve Almanya’dan asker çekme kararını tetiklediğini dile getirdi.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Asker çekme kararına gelen ilk tepkileri de aktaran Özizmirli şu değerlendirmelerde bulundu:</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>• *<strong><strong>Almanya Savunma Bakanı:</strong></strong>&nbsp;Kararı “öngörülebilir” bulduklarını belirterek <em><strong>“Almanya doğru yolda”</strong> </em>mesajı verdi.</p>

<p>• <strong><strong>Fransa Cumhurbaşkanı Macron:</strong></strong>ABD’nin kararını fırsat olarak gördüklerini ifade ederek <em><strong>“Avrupalılar kendi kaderlerini kendi ellerine alıyor”</strong></em> dedi.</p>

<p>• <strong><strong>Polonya Başbakanı Donald Tusk:</strong></strong>&nbsp;NATO’nun <strong><em>“içten dağılması”</em> </strong>uyarısında bulundu ve ciddi bir kriz yaşandığını belirtti.</p>

<p>• <strong><strong>İspanya Savunma Bakanı:</strong></strong>&nbsp;Trump’ın açıklamalarını <em><strong>“gereksiz fazlalık”</strong></em> olarak nitelendirdi, <strong>“Hiç kimseden ders almıyoruz”</strong> yanıtını verdi. İran savaşının uluslararası hukuka aykırı olduğunu ve İspanya’nın böyle bir savaşa destek vermeyeceğini vurguladı.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">&nbsp;“AVRUPA HEM ABD HEM RUSYA TARAFINDAN SIKIŞTIRILIYOR”</span></span></span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Özizmirli, Avrupa’nın<strong> hem ABD hem de Rusya </strong>tarafından sıkıştırıldığını, Rusya’nın <strong>Avrupa’yı tehdit olarak </strong>gördüğünü, ABD’nin de benzer tutum sergilediğini söyledi. Rusya’da da ABD ile enerji sektöründe ortak projeler geliştirildiği yönünde açıklamalar yapıldığını hatırlattı.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bu konjonktürde <strong><strong>Türkiye’nin öneminin arttığını</strong></strong>vurgulayan Özizmirli, şu değerlendirmeyi yaptı:</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><em><strong>“Avrupa şu anda hem Amerika tarafından hem Rusya tarafından kendisini sıkıştırılmış olarak görüyor. Türkiye’siz olmaz. Bunu en çok Avrupalıların kendileri biliyor. Bu durum Avrupa’nın Türkiye’ye yakınlaşmasına yol açacaktır.”</strong></em></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Azerbaycan doğalgazının Türkiye üzerinden Avrupa’ya ulaşacak olmasının Türkiye’yi enerji koridorunda merkez ülke konumuna getirdiğini belirten Özizmirli, İtalya’nın Azerbaycan gazından tükettiğinin yüzde 16’sını aldığını ve bu oranı artırmak istediğini, yeni gaz yollarının Türkiye üzerinden geçeceğini ifade etti.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><em><strong>“Avrupa Rus gazına muhtaç kalmak istemiyor. Türkiye hakikaten hem Azerbaycan hem Türkiye enerji noktasında merkez ülke haline geldi. Bütün yollar bizden geçiyor. Avrupa’nın bizimle yakınlaşması dışında bir seçeneği yok”</strong></em> diyen Özizmirli, konjonktürün Türkiye karşıtlarını zor durumda bıraktığını, şartların Avrupa’yı Türkiye’ye yaklaştıracağını savundu.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">TÜRKİYE’NİN YÜKSELEN JEOPOLİTİK GÜCÜ</span></span></strong></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Özizmirli, Türkiye’nin savunma sanayi ve milli savunma alanında birçok Avrupa ülkesini geride bıraktığını, jeopolitik gücünü etkin kullandığını belirterek Balkanlar ve Baltık ülkeleriyle ekseninin genişleyeceğini öngördüğünü kaydetti. İtalya ve İspanya ile süren ortak projelerin yanı sıra İngiltere ile kurulan stratejik ortaklık ve Eurofighter anlaşmalarını da bu gelişmelerin olumlu işaretleri olarak gösterdi.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Sonuç olarak Bora Özizmirli, Türkiye’nin önünün açık olduğunu ve yeni şartlara göre politikaların güncellenmesi gerektiğini vurguladı.<br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=3V3Kk2t-Rv8&amp;t=300s"><span style="color:#c0392b"><strong>BORA ÖZİZMİRLİ'NİN AÇIKLAMASINI İZLEMEK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 12 May 2026 11:19:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/bora-ozizmirli-abd-ile-avrupa-arasindaki-ayrisma-derinlesiyor-turkiyenin-onemi-artiyor-1778575692.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bora Özizmirli: Azerbaycan&#039;dan dev İtalya çıkarması! Gümbür gümbür geliyor</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bora-ozizmirli-azerbaycandan-dev-italya-cikarmasi-gumbur-gumbur-geliyor-3209</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bora-ozizmirli-azerbaycandan-dev-italya-cikarmasi-gumbur-gumbur-geliyor-3209</guid>
                <description><![CDATA[Analist Gazeteci Bora Özizmirli, JeopoliTürk Gündem Tv YouTube kanalında yaptığı değerlendirmede, Azerbaycan’ın devlet enerji şirketi SOCAR'ın, İtaliana Petroli şirketinin %99,82’sini devraldığını, bu anlaşmayla 4.500 benzin istasyonu, 2 rafineri ve tüm lojistik varlıklarını bünyesine kattığını belirtti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<iframe width="1071" height="602" src="https://www.youtube.com/embed/iaelv2yF2KQ" title="AZERBAYCAN GÜMBÜR GÜMBÜR GELİYOR. MELONİ&#39;NİN AZERBAYCAN  ZİYARETİ.SOCAR&#39;IN ALDIĞI PETROL ŞİRKETİ" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe><p>Analist Gazeteci Bora Özizmirli, JeopoliTürk Gündem Tv YouTube kanalında yaptığı değerlendirmede, İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’nin 4 Mayıs 2026’da Azerbaycan’a gerçekleştirdiği ziyareti mercek altına aldı. Ziyaretin, 13 yıl aradan sonra bir İtalya Başbakanı’nın Azerbaycan’a yaptığı ilk ziyaret olması nedeniyle ayrı bir önem taşıdığını vurgulayan Özizmirli, iki ülke arasındaki <strong>“güvenilir ortak”</strong> ilişkisine dikkat çekti.<br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=iaelv2yF2KQ"><span style="color:#c0392b"><strong>BORA ÖZİZMİRLİ'NİN BU AÇIKLAMASINI İZLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ</strong></span></a></p>

<p>Özizmirli, Azerbaycan’ın Avrupa’daki enerji varlığına ilişkin çarpıcı veriler paylaştı. 2025 verilerine göre Azerbaycan, İtalya’ya yaklaşık <strong>9,5 milyon metre küp </strong>doğalgaz satışı gerçekleştirdi. Bu miktar, İtalya’nın ithal ettiği gazın yaklaşık <strong>%16’sına</strong> denk geliyor ve Azerbaycan’ı, Avrupa Birliği içinde bu ülkeye en fazla gaz satan ülke konumuna taşıyor.</p>

<p><br />
<span style="color:#2980b9"><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">SOCAR’IN BÜYÜK HAMLESİ</span></span></strong></span><br />
<br />
Azerbaycan’ın devlet enerji şirketi SOCAR, İtalya’da önemli bir satın alma gerçekleştirdi. Şubat ayında İtaliana Petroli&nbsp;şirketinin %99,82’sini devralan SOCAR, bu anlaşmayla 4.500 benzin istasyonu, 2 rafineri ve tüm lojistik varlıklarını bünyesine kattı. Özizmirli, bu hamleyi <strong>“gerçekten çok çok önemli” </strong>olarak nitelendirdi.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">ENERJİ KRİZİNDE AZERBAYCAN’IN YÜKSELEN ROLÜ</span></span></strong></span><br />
<br />
Meloni’nin ziyaretini, küresel enerji güvenliği açısından kritik bir adım olarak değerlendiren Özizmirli, İran’daki savaş nedeniyle Hürmüz Boğazı’nda yaşanan risklere işaret etti.<br />
<br />
Avrupa’da doğalgaz stoklarının eridiğini, alternatif enerji kaynaklarının öneminin arttığını belirten Özizmirli, şu ifadeleri kullandı:</p>

<p><em><strong>&nbsp;“Değerli dostlar, abartı değil kardeş. Azerbaycan Avrupa’da ve özellikle İtalya’da gümbür gümbür geliyor.”</strong></em></p>

<p>Özizmirli, <strong>TANAP ve TAP</strong> projeleriyle Azerbaycan doğalgazının Türkiye üzerinden Avrupa’ya ulaştığını hatırlatarak, bu durumun hem Azerbaycan’ın hem de Türkiye’nin jeostratejik önemini artırdığını vurguladı. Türkiye’nin Doğu-Batı enerji koridorunda merkez ülke haline geldiğini ifade eden Özizmirli,<em><strong> “Azerbaycan sadece kendi gazını satmıyor, aynı zamanda Türkiye’yi merkez ülke yapıyor” </strong></em>dedi.</p>

<p><br />
<span style="color:#2980b9"><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">KARDEŞ ÜLKE VURGUSU VE ELEŞTİRİLER</span></span></strong></span><br />
<br />
Bora Özizmirli, sosyal medyada Azerbaycan’a yönelik eleştirileri de değerlendirdi. Bunların, Azerbaycan’ın stratejik önemini yıpratmaya yönelik kampanyalar olduğunu savunarak,<em><strong> “Azerbaycan bizim kardeş ülkemiz. Yangında, depremde hep bizim yanımızda oldu. Azerbaycan’ın güçlenmesi demek Türkiye’nin güçlenmesi demektir”</strong></em> diye konuştu.</p>

<p><strong>“Tek millet iki devlet” </strong>anlayışıyla hareket edilmesi gerektiğini belirten Özizmirli, iki ülke arasındaki ortak projelerin ön plana çıkarılması çağrısında bulundu. Kazakistan ve Türkmenistan gazının da ilerleyen dönemde Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşınmasının gündeme geleceğini ifade eden Özizmirli, bu süreçte Türkiye’nin güvenilir bir liman ve enerji hub’ı olarak öne çıktığını söyledi.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">JEOPOLİTİK DEĞERLENDİRME</span></span></strong></span><br />
Özizmirli açıklamasında şu noktalara da değindi:<br />
-Rusya-Ukrayna savaşı ve Orta Doğu’daki çatışmalar nedeniyle alternatif ticaret ve enerji rotalarının Anadolu üzerinden geçtiği,<br />
- Türkiye’nin dünyada en fazla askeri üsse sahip ikinci ülke olduğu (133 üs),<br />
- Hürmüz Boğazı’nın kapanma riskinin gıda sektörünü bile etkileyebileceği ve Azerbaycan gazının bu noktada kritik rol üstlendiği.</p>

<p>Analist Gazeteci Bora Özizmirli, Azerbaycan ve Türkiye’nin önünün açık olduğunu belirterek,<em><strong> “Azerbaycanlı kardeşlerimizin attığı her adım hem bizi gururlandırıyor hem de bizi yukarı taşıyor” </strong></em>sözleriyle değerlendirmesini tamamladı.<br />
<br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=iaelv2yF2KQ"><span style="color:#c0392b"><strong>BORA ÖZİZMİRLİ'NİN BU AÇIKLAMASINI İZLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 09 May 2026 07:05:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/bora-ozizmirli-azerbaycandan-dev-italya-cikarmasi-gumbur-gumbur-geliyor-1778302007.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bora Özizmirli: Ön planda İran var, oysa arka planda küresel ekonomiler hedefte</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bora-ozizmirli-on-planda-iran-var-oysa-arka-planda-kuresel-ekonomiler-hedefte-3205</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bora-ozizmirli-on-planda-iran-var-oysa-arka-planda-kuresel-ekonomiler-hedefte-3205</guid>
                <description><![CDATA[JeopoliTürk Gündem Tv YouTube kanalında değerlendirmelerde bulunan Analist Gazeteci Bora Özizmirli, İran’daki savaşın devam ettiği süreçte Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalmasının küresel ekonomi üzerindeki yıkıcı etkilerine dikkat çekti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<iframe width="1071" height="602" src="https://www.youtube.com/embed/VvF2kLsJr-c" title="BM&#39;DEN HÜRMÜZ BOĞAZI AÇIKLAMASI   İNSANLIK AÇLIKLA KARŞILAŞABİLİR    KÜRESEL EKONOMİ HEDEFTE!" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe><p><strong>JeopoliTürk Gündem Tv, YouTube</strong> kanalında değerlendirmelerde bulunan Analist Gazeteci <strong>Bora Özizmirli,</strong> İran’daki savaşın devam ettiği süreçte Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalmasının küresel ekonomi üzerindeki yıkıcı etkilerine dikkat çekti.<br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=VvF2kLsJr-c"><strong><span style="color:#c0392b">BORA ÖZİZMİRLİ'NİN 6 DK.LIK AÇIKLAMASINI YOUTUBE'DA İZLEMEK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ:</span></strong></a></p>

<p>Özizmirli, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’in önemli uyarısını hatırlatarak, <em><strong>“Eğer Hürmüz Boğazı Haziran 2026’ya kadar kapalı kalırsa 45 milyon insan aç kalacak, 32 milyon insan ise yoksulluğa itilecek” d</strong></em>edi. BM uyarısına göre gübre fiyatlarının <strong>yüzde 15 ile 46</strong> arasında arttığını belirten Özizmirli, bunun özellikle Güneydoğu Asya, Afrika ve Latin Amerika’daki küçük çiftçileri vurduğunu, hasadın azalmasıyla gıda fiyatları ve enflasyonun yükseldiğini kaydetti. Sudan, Yemen, Somali, Kenya ve Bangladeş gibi kırılgan ülkelerde etkinin çok daha yıkıcı olduğunu vurguladı.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;">&nbsp;“KALICI BARIŞ BEKLEMEK İYİMSERLİK”</span></strong></span></span></span></p>

<p>Ortadoğu’da kalıcı bir barış öngörmediklerini dile getiren Özizmirli, <em><strong>“Ön planda İran gözüküyor fakat arka planda küresel ekonomiler hedef alınıyor. ABD ve İsrail’in amacı savaşı uzatarak Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalmasını sağlamak ve petrol piyasasındaki mevcut tekeli yıkıp kendi tekellerini kurmaktır” </strong></em>değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p>Özizmirli, Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) OPEC’ten ayrılmasının da bu sürece hizmet ettiğini ve en çok Suudi Arabistan’ı etkiledeğini belirtti. Trump’ın bu karardan memnuniyet duyduğunu hatırlatan Özizmirli, dünyanın en büyük petrol rezervlerine sahip ülkelerinin ABD’nin çevreleme stratejisiyle karşı karşıya olduğunu ifade etti. Bu ülkeleri şöyle sıraladı:</p>

<p>1<strong>-Venezuela: </strong>ABD’nin müdahalesiyle petrol şirketleri hakimiyet kurdu.<br />
<strong>2-Suudi Arabistan:</strong> İran saldırılarından ve Hürmüz’ün kapanmasından en fazla etkilenen ülkelerden.<br />
<strong>3-İran:</strong> Savaş nedeniyle petrol üretimi ve satışı engelleniyor.<br />
<strong>4-Kanada: </strong>Trump’ın hedefinde.<br />
<strong>5-Irak: </strong>Sürekli istikrarsızlık ve Amerikan etkisi altında.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">ENERJİ KRİZİ KÜRESEL ÜRETİM ZİNCİRİNİ VURDU</span></span></strong></span></p>

<p>Nisan ayında Katar ve Kuveyt’in petrol satmadığına işaret eden Özizmirli, bunun <em>Pakistan, Bangladeş, Sri Lanka ve Vietnam</em> gibi ülkelerde ciddi enerji krizlerine yol açtığını, sanayi üretiminin kısıldığını ve uzaktan çalışmaya geçildiğini söyledi. Avrupa’da da durumun kritik olduğunu belirten Özizmirli, <strong>Hollanda’da doğalgaz stoklarının %8’e </strong>düştüğünü, Fransa ve Almanya’nın kritik seviyelerde olduğunu, jet yakıtı stoklarının bir aylık kaldığını ve 20 bine yakın uçuşun iptal edildiğini aktardı.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">TÜRKİYE İÇİN FIRSAT PENCERESİ</span></span></strong></span></p>

<p>Bora Özizmirli, Türkiye’nin İran Savaşı’ndaki aklıselim tutumuna dikkat çekerek, <em><strong>“Hürmüz Boğazı kapalı kalırsa geriye Türkiye yolu kalıyor. Kalkınma Yolu’nun önemi artıyor”</strong></em> dedi. Kuzeyde Rusya-Ukrayna savaşı, güneyde ise ABD-İsrail kaynaklı sorunlar nedeniyle alternatif rotaların kapandığını belirten Özizmirli, bu durumun <strong>Türkiye’nin güvenli liman </strong>konumunu güçlendireceğini ve yeni ticaret yolları oluşturacağını kaydetti.</p>

<p>Uzun vadede İsrail’in bölgede yalnızlaştığını savunan Özizmirli, <em><strong>“Kısa vadede Amerika ve İsrail saldırıyor gibi gözükse de uzun vadede bu adımlar kendi halkına da zarar veriyor”</strong></em> yorumunu yaptı.</p>

<p>Özizmirli, Hürmüz Boğazı krizinin dünya için büyük risk taşıdığını ancak Türkiye açısından önemli bir fırsat yarattığını sözlerine ekledi.<br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=VvF2kLsJr-c"><strong><span style="color:#c0392b">BORA ÖZİZMİRLİ'NİN 6 DK.LIK AÇIKLAMASINI YOUTUBE'DA İZLEMEK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ:</span></strong></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 07 May 2026 02:28:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/bora-ozizmirli-on-planda-iran-var-oysa-arka-planda-kuresel-ekonomiler-hedefte-1778111844.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Erdoğan’dan Bulgaristan seçimlerine katılma çağrısı</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/erdogandan-bulgaristan-secimlerine-katilma-cagrisi-3178</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/erdogandan-bulgaristan-secimlerine-katilma-cagrisi-3178</guid>
                <description><![CDATA[19 Nisan’da Bulgaristan'da yapılacak milletvekili seçimleri hakkında açıklama yapan Balkan Rumeli Bektaş-i Dernekleri Federasyonu kurucu Genel Başkanı Recep Osman Erdoğan Türkiye'de yaşayan çifte vatandaşları sandığa gidip oy kullanmaları çağrısı yaptı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Bulgaristan pazar günü beş yıl içinde sekizinci parlamento seçimlerine gidiyor ve eski cumhurbaşkanı Rumen Radev'in yeni partisi, birçok kişinin kronik siyasi istikrarsızlığı sona erdireceğini umduğu oylamada anketlerde önde gidiyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">19 Nisan’daki seçimin büyük önem taşıdığını vurgulayan Erdoğan, Bulgaristan vatandaşı Türklerin haklarını almalarının siyasi gelişmelere müdahil olmalarıyla mümkün olduğunun altını çizdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Birlik oldukça güçleniriz. Birlik oldukça var oluruz</strong></em>” ifadellerini kullanan Balkan Rumeli Bektaş-i Dernekleri Federasyonu kurucu Genel Başkanı Recep Osman Erdoğan, kullanılacak her oyun, Türklerin Bulgaristan’daki varlığının teminatı anlamına geleceğini belirtti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bulgaristan’da miras ve emeklilik haklarının korunabilmesi için seçimlere katılmanın önemine dikkati çeken Erdoğan, “<em><strong>Sandık başına gidelim. Oy hakkımızı kullanalım</strong></em>” diye konuştu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-04-17%20at%2019_22_12.jpeg" style="height:800px; width:595px" /></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 18 Apr 2026 11:39:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/erdogandan-bulgaristan-secimlerine-katilma-cagrisi-1776501827.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bora Özizmirli: SSCB gençlik çeteleriyle neden baş edemedi?</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bora-ozizmirli-sscb-genclik-ceteleriyle-neden-bas-edemedi-3172</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bora-ozizmirli-sscb-genclik-ceteleriyle-neden-bas-edemedi-3172</guid>
                <description><![CDATA[Son dönemde Türkiye'de okullarda yaşanan şiddet olayları ve çocuk yaştaki gençlerin çeteleşmesi sıkça gündeme geliyor. Bu tablo, analist Bora Özizmirli  makalesinde ise,  dikkat çektiği üzere, ister istemez 1980'lerin sonlarında Sovyetler Birliği'nde yaşananları akla getiriyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Son dönemde Türkiye'de okullarda yaşanan şiddet olayları ve çocuk yaştaki gençlerin çeteleşmesi sıkça gündeme geliyor. Bu tablo, analist Bora Özizmirli &nbsp;makalesinde ise, &nbsp;dikkat çektiği üzere, ister istemez 1980'lerin sonlarında Sovyetler Birliği'nde yaşananları akla getiriyor.<br />
<br />
<strong>Bora Özizmirli'nin makalesi şöyle:</strong><br />
<br />
<br />
Son dönemde okullarımızda yaşanan şiddet olayları ve çocuk yaştaki gençlerin çeteleşmesi sıkça gündeme geliyor. Bu manzara, ister istemez 1980'lerin sonlarında Sovyetler Birliği'nde yaşananları hatırlatıyor.</p>

<p><strong>Mihail Gorbaçov'un </strong>iktidara gelmesiyle birlikte uygulanan <strong>“glasnost” (açıklık) ve “perestroyka”</strong> (yeniden yapılanma) politikaları, SSCB'de köklü değişimlere yol açtı. Uzun yıllar kapalı kalan sistem, bir anda Batı kültürüne, tüketim toplumuna ve <strong>Hollywood</strong> filmlerine kapılarını araladı. Bu hızlı açılımın sonuçlarından biri de <strong>mafyalaşma</strong> oldu. Özellikle <strong>13-15 yaşlarındaki çocuklar</strong>, bu kültürel selin en savunmasız kurbanları haline geldi. Mahalle mahalle örgütlenen, şiddet içeren filmlerden ve Batı'dan ithal edilen <strong>“cool”</strong> çete kültüründen etkilenen gençler, kısa sürede <strong>organize suçun</strong> en alt kademelerine sürüklendiler.</p>

<p>Bugün de benzer bir tabloyla karşı karşıyayız. <strong>21. yüzyılın getirdiği </strong>sosyal medya, yapay zeka, hızlı kültürel değişim ve değer erozyonu, birçok devleti hazırlıksız yakaladı. Suç türleri ve yöntemleri kökten değişti. Geleneksel suç anlayışının yerini, <strong>dijital dünyada</strong> şekillenen yeni nesil suçlar ve organize yapılar aldı.</p>

<p>Asıl dikkat çekmek istediğim nokta, Sovyetler Birliği'nin<strong> 80'li yıllarda </strong>kendi gençliğini nasıl kontrol edemediği gerçeğidir. O dönemde yaşanan hızlı sistem değişikliği, toplumun özellikle genç kesimini adeta <strong>savunma mekanizmasından </strong>yoksun bıraktı. Devlet, kültürel ve <strong>sosyal çöküşü</strong> öngöremediği gibi, bu çöküşü yönetecek araçlara da sahip değildi.</p>

<p>Bugün Türkiye'de okullardaki şiddet ve gençlerin çeteleşmesi, sadece bir <strong>“gençlik sorunu”</strong> olmanın ötesinde, devletin ve toplumun<strong> 21. yüzyılın</strong> yeni gerçeklerine karşı hazırlıksızlığının somut bir yansımasıdır. SSCB'nin 40 yıl önceki tecrübesi, bize bu süreçlerin ne kadar hızlı ve yıkıcı olabileceğini gösteriyor.</p>

<p>Dünya artık eski dünya değil. Sanki bir <strong>eşikten geçtik</strong> ve bambaşka bir çağa ayak bastık. Bu değişim, jeopolitiği, iç siyaseti, günlük yaşam biçimlerimizi, <strong>iş hayatımızı, </strong>hatta sevinçlerimizi ve üzüntülerimizi bile derinden etkiledi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">21. YÜZYILIN TEHDİTLERİNE 20. YÜZYIL ÇÖZÜMLERİ YETMEZ</span></span></span></strong></p>

<p>20. yüzyılın değerleri ile 21. yüzyılın gerçekleri arasında uçurumlar var. Suç türleri bile başkalaştı. En çarpıcı örnek: <strong>Dijital dolandırıcılık.</strong> Çoğumuzun haftada birkaç kez karşılaştığı bir gerçek haline geldi. Telefonumuza gelen <strong>sahte mesajlar,</strong> internetteki tuzaklar,<strong> yapay zekâ</strong> destekli yeni sahtekârlık yöntemleri… Eskiden böyle bir tehdit yoktu; şimdi ise neredeyse her gün yeni bir versiyonuyla karşılaşıyoruz.</p>

<p>Devlet, artık namuslu vatandaşını bu görünmez <strong>dolandırıcılara </strong>karşı aktif şekilde korumak zorunda. Bu da <strong>emniyet ve yargı </strong>gibi kurumların kendisini hızla yenilemesinden geçer. Kurumlar kendini yenilemezse,<em> 21. yüzyılın tehditlerine</em> 20. yüzyılın çözümleriyle karşılık vermeye çalışır ve bu toplumları kaçınılmaz olarak gerilemeye, hatta yok oluşa sürükler.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">ÇOCUK YAŞTAKİ ÇETELERLE BAŞ EDEMEYEN SSCB</span></span></strong></span></p>

<p>Sovyetler Birliği'nde suçların cezasız kalması toplumsal birliği doğrudan hedef aldı. <strong>Devlet 80'lerde,</strong> Gorbaçov'un politikaları nedeniyle market fiyatlarını ve stokçuluğu dahi kontrol edemiyordu. Sorun, <strong>13-15 yaşlarındaki</strong> gençlerine de söz geçiremeyecek noktaya varmıştı.</p>

<p>Adalet sistemindeki her açık, toplumda infiale neden olabiliyor. Bu infiallerden biri de <strong>80'li yıllarda Sovyetler Birliği'nde</strong> yaşandı. İşlenen suçların cezasız kalması <strong>toplumsal birliği</strong> doğrudan etkiledi.</p>

<p>Gorbaçov'un <strong>glasnost ve perestroyka</strong> politikaları ülke denetimini büyük ölçüde zayıflattı. Dünyanın en büyük ordularından birine sahip olan<strong> Sovyetler Birliği</strong> içten içe çözülmeye başladı. Neoliberal yaklaşımlar nedeniyle market fiyatlarını ve stokçuluğu denetleyemeyen devlet, gençliğini de kontrol edemez hale geldi. Artan fiyatlara müdahale edemediği gibi,<strong> 13-15 yaşlarındaki</strong> gençlerine de disiplin sağlayamıyordu. Bu, devletteki çürümenin son aşamasıydı.</p>

<p>Ekonomik zorluklar yaşayan Sovyet devleti, <strong>Batı kültürünün </strong>sınırlar içine girmesiyle birlikte toplumda yozlaşmanın arttığını gördü. Gelir dağılımındaki adaletsizlik iyice belirginleşti. <strong>Gorbaçov'un </strong>uygulamaları sonucunda ekonomik buhran ve adaletsizlik yaygınlaştı; Sovyet gençliği <strong>kolay para kazanma y</strong>ollarına başvurdu. Gençlerin ilgi çekici işler, tatmin edici konut, <strong>araba</strong> ve tüketim mallarına talebi, Sovyet ekonomisinin bunu karşılayamaması <strong>büyük bir hayal kırıklığı </strong>ve yoksunluk hissine yol açtı.</p>

<p>Bu yoksunluk hissi, adalet sistemindeki açıklarla birleşince <strong>18 yaş altı gençlerin</strong> mahalle mahalle çeteler kurmasına neden oldu. Çeteler çoğunlukla <strong>13-15 yaşlarındaki </strong>çocuklardan oluşuyordu ve kolay para kazanan gençler simgeleştiriliyordu.</p>

<p>Özellikle Kazan şehrinde her mahallede yaklaşık <strong>100'er kişilik çeteler</strong> türedi. Bu çeteler, Batı toplumlarında görülen kavga, <strong>hırsızlık ve rüşvet</strong> gibi olaylarla Sovyet toplumunu dehşete düşürdü. Kazan'da başlayan çeteleşme <strong>(Kazan fenomeni)</strong>, diğer Sovyet şehirlerine de yayıldı. Bu çeteler günümüzde bile araştırmacıların konusu olmaya devam ediyor. Rusya'da 2023'te bu çeteleri konu alan <strong>“Slovo patsana. Krov na asfalte” (Bir Delikanlının Sözü: Asfaltta Kan)</strong> isimli 8 bölümlük mini dizi yayımlandı. Dizi, <strong>14 yaşındaki sessiz,</strong> sakin ve okulunda başarılı bir öğrencinin, sokak çetelerinin darpları sonucu kendini korumak için <strong>başka bir çeteye </strong>katılmasını anlatıyor.</p>

<p>Araştırmalar, çetelerin yaygınlaşmasının bir nedenini <strong>Sovyet Devleti'nin </strong>gençliğin güvenliğini sağlayamamasına ve gençlerin kendini koruma içgüdüsüyle çetelere katılmasına bağlıyor.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;">BÜYÜK AFLAR VE CEZASIZLIK</span></span></span></strong></p>

<p>Sokak suçlarının artmasında önemli bir rol oynayan etkenlerden biri, hükümetin mahkûmlara yönelik aflarıydı. <strong>Robert Garayev </strong>gibi araştırmacılar, sokak suçlarının ortaya çıkmasını hükümetin mahkûmlara af çıkarmasına bağlıyor. Gorbaçov, <strong>“masum hüküm giymiş kişilere özgürlük” </strong>diyerek neredeyse tüm suçluları serbest bıraktı. Bu aflar özellikle hırsızlık, darp ve adam öldürme gibi asayiş suçlarını kapsıyordu. Yeraltı yaşam tarzını benimsemiş suçlular topluma döndü ve kötü değerleri gençliğe yaydı.(1)</p>

<p>Sovyetlerde büyük afların temeli Kruşçev dönemine <strong>(Stalin'in ölümünden sonra 1953 affı) </strong>uzanır. Diğer önemli aflar <strong>1977 ve Gorbaçov </strong>döneminde gerçekleşti. Gorbaçov'un afı sonrası durum keskin şekilde kötüleşti. Sokaklar tehlikeli hale geldi, polis etkisiz kaldı. <strong>1985-1989</strong> arasında mahkeme kararları azalsa da suç oranı arttı. Yargı ya çalışmıyordu ya da yozlaşmıştı. Dönemin tanıkları, suçluların kamuoyu önünde <strong>ceza almadığını,</strong> saldırıların cezasız kaldığını anlatıyor.<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p>Sovyet vatandaşları için sokağa çıkmak bile çok tehlikeliydi. Polis etkisizdi. 1985 ile 1989 yılları arasında mahkeme kararlarının sayısı azalmasına rağmen suç oranı iyice arttı. Yargı neredeyse çalışmıyordu veya yozlaşmıştı. Örneğin o dönemi anlatan bir Rus vatandaşı, şu açıklamada bulunmuştu:</p>

<p><em><strong>"1989'da bir suçlu tarafından saldırıya uğradım ve suçlunun saldırısından mucizevi bir şekilde kurtuldum. Arkadaşlarımdan biri evinin bahçesinde bir suçludan 18 bıçak yarası aldı ve suçlu yargılanmadı. Bu Gorbaçov'un zamanıydı."(2)&nbsp;</strong></em></p>

<p>Aileler, eğitimciler ve polis olaylara müdahalede çaresizdi. Polis, organize çetelerle yüzleşmeye hazır değildi. Tataristan eski ceza soruşturması başkan yardımcısı <strong>Alexander Avvakumov'</strong>un ifadelerine göre, bir tabur polis gönderilse bile liderleri suçlamak imkânsızdı; yasal dayanak yoktu.(3)<br />
<br />
Organize suç kavramı SSCB Ceza Kanunu'nda yer almıyordu (ancak 1997'de Rusya Federasyonu'nda kabul edildi). Çetelerin doğuşunda, örneğin<strong> Zilka suç örgütünün lideri Khaidar Zakirov'u</strong>n hikayesi gibi, gençlerin kendini koruma amacıyla şiddete başvurduğu ve liderleştiği vakalar görülüyordu.(4)</p>

<p>Eskiden SSCB basınında suç haberleri neredeyse hiç yer almazdı.<strong> 1930-1940'larda Nathan Berman'ın</strong> belirttiği gibi, gençler geleceğe dair kaygı taşımazdı; suç konuları gazetelerde göze çarpmayan köşelere sıkıştırılırdı.(5)<br />
<br />
Ancak 1980'lerde bu tablo tamamen değişti.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;">21. YÜZYILA DERSLER</span></span></strong></span></p>

<p>Sovyet deneyimi gösteriyor ki, hızlı sistem değişikliği toplumun özellikle <strong>genç kesimini </strong>savunma mekanizmasından yoksun bırakabiliyor. Devlet, <strong>kültürel ve sosyal çöküşü</strong> öngöremediği ve yönetemediği için yıkıcı sonuçlarla karşılaştı.</p>

<p>Bugün Türkiye'de okullardak<strong>i şiddet ve çeteleşme,</strong> yalnızca <strong>“gençlik sorunu” </strong>değil; devletin ve toplumun <strong>21. yüzyılın dijital suçları, sosyal medya etkileri </strong>ve değer erozyonuna karşı hazırlıksızlığının yansımasıdır. Dijital dolandırıcılıktan yeni nesil organize suçlara kadar tehditler değişti. Emniyet ve yargı kurumlarının hızla yenilenmesi şarttır.</p>

<p>Sovyetler Birliği'nin <strong>40 yıl önceki tecrübesi,</strong> önlemlerin zamanında alınmaması halinde süreçlerin ne kadar hızlı ve yıkıcı olabileceğ<strong>ini hatırlatıyor. Gençlerimizi gelecek kaygısından uzak, ruhen ve bedenen sağlıklı geliştirmek; onları </strong>suçlulara karşı korumak, devlet ve milletin en temel görevlerindendir.</p>

<p>Bu süreçler, <strong>sosyologlar, hukukçular </strong>ve siyasetçiler tarafından daha derinlemesine araştırılmalı ve gerekli önlemler ivedilikle alınmalıdır. Çünkü adaletin ve önlemlerin gecikmesi, en çok masum gençleri ve toplumsal birliği etkiler.<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p><strong>DİPNOTLAR:</strong></p>

<p>1-<a href="https://www.rbth.com/history/336989-how-were-teenage-gangs-in-ussr-organised"><span style="color:#3498db"><strong>https://www.rbth.com/history/336989-how-were-teenage-gangs-in-ussr-organised</strong></span></a><br />
2-<a href="https://www.rbth.com/history/336989-how-were-teenage-gangs-in-ussr-organised">https://www.quora.com/Why-didnt-the-Soviet-Union-have-a-problem-with-street-gangs</a><br />
3-<a href="https://www.rbth.com/history/336989-how-were-teenage-gangs-in-ussr-organised">https://www.rbth.com/history/336989-how-were-teenage-gangs-in-ussr-organised</a><br />
4-<a href="https://www.degruyterbrill.com/document/doi/10.7591/9781501701689-013/html">https://www.degruyterbrill.com/document/doi/10.7591/9781501701689-013/html</a><br />
5-<a href="https://scholarlycommons.law.northwestern.edu/cgi/viewcontent.cgi?article=2854&amp;context=jclc">https://scholarlycommons.law.northwestern.edu/cgi/viewcontent.cgi?article=2854&amp;context=jclc</a></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 16 Apr 2026 12:03:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/bora-ozizmirli-sscb-genclik-ceteleriyle-neden-bas-edemedi-1776333569.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bora Özizmirli: Türk Avrasyacılığı, devletimizin temel dış politikası olmalıdır</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bora-ozizmirli-turk-avrasyaciligi-devletimizin-temel-dis-politikasi-olmalidir-3161</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bora-ozizmirli-turk-avrasyaciligi-devletimizin-temel-dis-politikasi-olmalidir-3161</guid>
                <description><![CDATA[Bora Özizmirli meslektaşı Ali Rıza Özkan ile beraber uzun yıllardır üzerinde çalıştıkları “Türk Avrasyacılığı” kavramını bir kez daha gündeme taşıdı. Özizmirli, klasik Rus Avrasyacılığı’ndan ayrılan “Türk Avrasyacılığı”nın merkezine Türk milletini ve Müslüman dünyayı yerleştirdiğini, vurguladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bora Özizmirli meslektaşı <strong>Ali Rıza Özkan</strong> ile beraber uzun yıllardır üzerinde çalıştıkları <strong>“Türk Avrasyacılığı” </strong>kavramını bir kez daha gündeme taşıdı. Özizmirli, klasik Rus Avrasyacılığı’ndan ayrılan “Türk Avrasyacılığı”nın merkezine Türk milletini ve Müslüman dünyayı yerleştirdiğini, vurguladı.&nbsp;<br />
<br />
Bora Özizmirli’ye göre, bugün<strong> Siyonizm ve emperyalizm</strong> tehdidi altında bulunan coğrafyanın Türk Avrasyacılığı düşüncesine ve ittifakına şiddetle ihtiyacı var. Bu nedenle kavramın Türkiye’nin dış politikasının temel ilkesi haline getirilmesi ve devlet politikası yapılması gerektiğini savundu.<br />
<br />
<strong>Bora Özizmirli'nin yazısının tam metni şöyle:</strong><br />
<br />
Değerli büyüğüm ve meslektaşım <strong>Ali Rıza Özkan’ın</strong> yıllar önce bana bahsettiği ve &nbsp;yıllardır birlikte üzerinde fikir yürüttüğümüz “Türk Avrasyacılığı” kavramını ele almak istiyorum.</p>

<p>Bu düşünce, klasik <strong>Rus Avrasyacılığı’ndan </strong>farklıdır. Merkezinde Türk milleti ve Müslüman dünya yer alır; ancak Rusya’yı da dost olarak gören kapsayıcı bir yaklaşımdır. Ne körü körüne <strong>Rus sevdalısıyız </strong>ne de katıksız Rus düşmanıyız. Bizim için asıl önemli olan, Türkiye’nin ve ezilen coğrafyanın geleceğidir.</p>

<p>Bugün Siyonizm ve emperyalizm tehdidi altında bulunan coğrafyanın, Türk Avrasyacılığı düşüncesine ve ittifakına şiddetle ihtiyacı vardır. Bu nedenle <strong>Türk Avrasyacılığı’nı</strong> dış politikamızın temel ilkesi haline getirmeli ve devlet politikası yapmalıyız.</p>

<p><strong>Türk Avrasyacılığı,</strong> Büyük Türk Milleti’nin Avrasya’daki devletler ve ezilen milletlerle kuracağı çok boyutlu ittifakın adıdır. Bu ittifak; siyasi, askeri, ekonomik ve kültürel alanlarda derinleşmelidir.</p>

<p><strong>Doğal etki alanımız üç halkadan oluşur: </strong>&nbsp;<br />
<br />
<strong>1. İlk halka:</strong> Türk devletleri &nbsp;<br />
<strong>2. İkinci halka: </strong>Osmanlı coğrafyasında kurulan devletler &nbsp;<br />
<strong>3. Üçüncü halka:</strong> Geniş Müslüman dünya &nbsp;</p>

<p>Türk Avrasyacılığı yalnızca Türk milletinin değil, bütün ezilen milletlerin de yararınadır. Atalarımızdan miras aldığımız cesaret, bilgelik, <strong>yardımlaşma</strong> ve fedakârlık gibi değerler, bugün tüm insanlığın en büyük ihtiyacı haline gelmiştir. Özellikle savaş ve kriz dönemlerinde dünya, Türklerin adalet anlayışına, paylaşma geleneğine ve fedakârlığına yeniden ihtiyaç duymaktadır.</p>

<p><em><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Türk Avrasyacısı, ülkelerin bağımsızlığına ve egemenliğine saygılıdır.</span></span></strong></em><br />
<br />
<strong>ABD-İSRAİL, AVRUPA BİRLİĞİ’Nİ DE HEDEFE KOYMUŞTUR</strong></p>

<p>Bu fikir bizden önce de çeşitli vesilelerle dile getirildi. Ancak <strong>Trump-Netanyahu</strong> işbirliğinin yarattığı yeni saldırganlık ortamı göz ardı edildiği sürece, Türk Avrasyacılığı’nın neden bu kadar acil bir ihtiyaç olduğu tam olarak anlaşılamaz.</p>

<p><strong>ABD-İsrail ittifakı, </strong>yakın gelecekte Türkiye’yi ve Türk coğrafyasını hedef almaktadır. Hedeflerinde sadece Türkler değil, bütün ezilen milletler vardır. Müslüman ve Türk cumhuriyetleri ile birlikte <strong>Avrupa Birliği </strong>de bu tehdidin kapsamındadır. İşin diğer tarafı ABD'nin Avrupa Birliği'ni hefede koyduğunu 2022'den beri yazıyorum.</p>

<p>Aslında ABD-İsrail ekseninin bir numaralı hedefleri arasında Türkiye, Arap coğrafyası, Azerbaycan ve Orta Asya Türk devletleri öne çıkmaktadır. Bu durum, Türk devletleriyle birlikte <strong>Rusya’nın</strong> stratejik önemini de artırmaktadır. <strong>Trump-Netanyahu</strong> işbirliğinin hedefindeki tüm ülkelerle dostluk ve işbirliğini geliştirmek, artık bir zorunluluk haline gelmiştir.</p>

<p>Öte yandan aynı ittifak, <strong>Avrupa’yı da </strong>hedef tahtasına koymuştur. Trump’ın izlediği politika, <strong>Monroe Doktrini’ne</strong> benzer şekilde Avrupa’yı da kendi etki alanı ilan etme eğilimindedir. İngiltere, İspanya, Almanya gibi ülkelerle sorun yaşamaktadır. Eğer <strong>Avrupa Birliği, </strong>ABD’nin bu baskılarına direnecekse, Türkiye’nin tecrübesine ve liderliğine ihtiyaç duyacaktır.</p>

<p>15 Temmuz’dan bu yana <strong>Sayın Cumhurbaşkanımızın </strong>liderliğinde Türkiye, ABD ile dişe diş bir mücadele vermektedir. Avrupa’nın da bu mücadelede <strong>Türkiye’nin</strong> birikimlerinden yararlanması elzemdir. Aksi takdirde koskoca <strong>Avrupa,</strong> ABD’nin sömürgesi haline düşme riskiyle karşı karşıya kalacaktır.</p>

<p>Unutulmamalıdır ki;<strong> Cumhurbaşkanımızın önderliğindeki</strong> Türkiye, bugün sadece Türklerin değil, bütün mazlum milletlerin en önemli koruyucusu konumundadır. Geçmişte Avrupa’nın Türklere ve Müslümanlara yönelik hataları olsa da, bugün Avrupa’nın Türkiye’nin yardımına ihtiyacı vardır.</p>

<p>Sadece Rusya ve direnen Avrupa değil; ABD’nin hedefindeki her ülke, <strong>Türk Avrasyacılarının </strong>doğal müttefikidir. Rusya, <em><strong>Afganistan, Endonezya, Pakistan, İran, Avrupa</strong></em>… Amerika’nın karşısında yer alan herkesle dostluk ve işbirliğine açığız.</p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;">TÜRK AVRASYACILIĞI RUSYA’NIN DA YARARINADIR</span></span></strong></p>

<p>Rusya konusunda net olmalıyız: Ne körü körüne <strong>Rusya’yı desteklemeli </strong>ne de onu dışlamalıyız. Rusya’yı da kucaklayan bir anlayışa sahip olmalıyız.</p>

<p>Rusya açısından bakıldığında, <strong>Orta Asya’daki Türk devletlerinin</strong> bağımsızlığına saygı göstermek zorundadır. Eski Sovyetler Birliği’ni örnek göstererek Türk cumhuriyetlerinin egemenliğine gölge düşürecek herhangi bir tutum, hem Türk devletleriyle ilişkileri bozar hem de siyonizmin ve emperyalizminin ekmeğine yağ sürer.</p>

<p>Bu nedenle <strong>Türkler ile Rusların</strong> kader birliği yapması ve karşılıklı saygıya dayalı bir dostluk kurması en sağlıklı ve zorunlu yoldur. Özellikle <strong>Rusya’nın Azerbaycan ve Kazakistan </strong>konusunda zaman zaman sergilediği üstenci tavırlar rahatsız edicidir. Rusya, Türk dünyasında etkili olmak istiyorsa, Türkistan coğrafyasını kendi arka bahçesi olarak görmekten vazgeçmelidir.</p>

<p>Karşılıklı egemenliğe saygı temelinde atılacak her adım, Rusya’nın da uzun vadeli yararına olacaktır. Dugin gibi isimlerin Trump’ı öven ve hatta <strong>“Trump Devrimi” </strong>kitabı yazan yaklaşımları ise bu süreçte yanlıştır.</p>

<p>Önümüzdeki dönemde geliştirmemiz gereken jeopolitik vizyon şudur:</p>

<p>- Türk Avrasyacılığı <strong>anti-emperyalist ve anti-siyonisttir. &nbsp;</strong><br />
- Türk Avrasyacılığı <strong>tam bağımsızlıkçıdır. &nbsp;</strong><br />
- Türk Avrasyacılığı <strong>Atlantik blokuna karşıdır.</strong> &nbsp;<br />
- Türk Avrasyacılığı, sadece Türklerin değil, <strong>ABD VE İSRAİL'İn</strong> sömürmek ve ezmek istediği tüm milletlerin dostu ve müttefikidir. &nbsp;<br />
- Türk Avrasyacılığı, bütün devletlerin bağımsızlığını ve refahını koruyan yeni bir dünya anlayışının adıdır.</p>

<p>Türk Avrasyacılığı; devletimizin temel dış politikası olmalıdır.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 21:04:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/bora-ozizmirli-turk-avrasyaciligi-devletimizin-temel-dis-politikasi-olmalidir-1775845605.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bahçeli: “Yeni dünya düzeni” bugün bir “kaos” olarak karşımıza çıkmaktadır</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bahceli-yeni-dunya-duzeni-bugun-bir-kaos-olarak-karsimiza-cikmaktadir-3158</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bahceli-yeni-dunya-duzeni-bugun-bir-kaos-olarak-karsimiza-cikmaktadir-3158</guid>
                <description><![CDATA[ABD Başkanı Trump ve İsrail Başbakanı Netanyahu’yu eleştiren Bahçeli, “rıza üretmeyi bir kenara bırakarak zora dayalı hegemonyanın sürdürülemez olduğunu göz ardı ettiklerini” söyledi. Batı kamuoyunun ve sağduyulu dünya Yahudilerinin bu politikalara karşı sesini yükseltmesi gerektiğini dile getirdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM Grup Toplantısı’nda önemli değerlendirmelerde bulundu.<br />
<br />
Devlet Bahçeli, konuşmasına Merhum Alparslan Türkeş’i ebediyete irtihalinin 29. yıl dönümünde rahmet ve minnetle anarak başladı. Türkeş’i “Türk milliyetçiliğini sosyolojik bir gerçeklik ve tarihsel süreklilik içinde milletin vicdanına kökleştiren, onu ahlak nizamı ve medeniyet iddiası haline getiren müstesna bir devlet ve dava adamı” olarak nitelendirdi. Türkeş’in Türk birliği ve Turan ülküsünün Allah’ın izniyle gerçekleşeceğini vurguladı.</p>

<p><strong>Küresel Kaos ve Bölgesel Gelişmeler</strong><br />
Bahçeli, dünyada değerler sisteminin çöktüğü, büyük anlatıların iflas ettiği tarihi bir dönemeçte olunduğunu belirtti. Eski düzenin anlam kodlarının ortadan kalktığını, yeni egemenlik formlarının ise henüz yürürlüğe girmediğini ifade etti. Bu süreci “eskinin öldüğü, yeninin ise henüz doğmadığı” bir kriz olarak tanımladı. Behçeli, "Geçen yirmi yıl içinde ayak seslerini duyduğumuz ve birçok konunun içeriğini oluşturan “yeni dünya düzeni” bugün bir “nizam” değil bir “kaos” olarak karşımıza çıkmaktadır." ifadelerini kullandı.</p>

<p>ABD Başkanı Trump ve İsrail Başbakanı Netanyahu’yu eleştiren Bahçeli, <em><strong>“rıza üretmeyi bir kenara bırakarak zora dayalı hegemonyanın sürdürülemez olduğunu göz ardı ettiklerini” </strong></em>söyledi. Batı kamuoyunun ve sağduyulu dünya Yahudilerinin bu politikalara karşı sesini yükseltmesi gerektiğini dile getirdi.</p>

<p>İsrail-İran Savaşı’nın 39. gününde devam ettiğini hatırlatan Bahçeli, saldırıların can kaybını ve altyapı tahribatını artırdığını, Hürmüz Boğazı odaklı çatışmanın enerji krizini ve tedarik zincirlerini olumsuz etkilediğini belirtti. İran halkının kararlı direnişinin uluslararası alanda dikkat çektiğini kaydetti. Küresel örgütlerin işlevsizleştiğini ve kalıcı barış için arabuluculuk yapamadığını vurguladı.</p>

<p><strong>Türkiye’nin Rolü ve İç Gündem</strong><br />
Bahçeli, Cumhur İttifakı ile Türkiye’nin bu eşikte bölgesel istikrara katkı sağlayacağını ifade etti. Türkiye’nin tarihsel derinliği, jeopolitik konumu, askeri ve teknolojik gücüyle krizleri yönetebilen ve denge kuran bir aktör haline geldiğini söyledi. Rusya-Ukrayna savaşındaki arabuluculuk rolünü örnek gösterdi.</p>

<p>Enerji güvenliğikonusunda uyarılarda bulunan Bahçeli, Hürmüz Boğazı gelişmelerinin küresel enerji sistemini tehdit ettiğini belirtti. Türkiye’nin Karadeniz doğal gazı, Güneydoğu ve Doğu Anadolu’daki petrol keşifleriyle “geçiş ülkesi” olmaktan çıkıp bölgede enerji istikrarının merkezi haline geldiğini kaydetti. “Enerjide bağımsızlık, Türkiye’nin Kızıl Elmasıdır” dedi.</p>

<p>Savunma sanayindeki yerli ve milli ilerlemeyi öven Bahçeli, Türkiye’nin dış tedarikten “geliştiren ve üreten” konuma geçtiğini, insansız sistemlerdeki başarıların bunun en görünür örneği olduğunu dile getirdi. Nuri Demirağ, Vecihi Hürkuş gibi öncü isimleri rahmetle andı.</p>

<p><strong>Terörsüz Türkiye Süreci</strong><br />
Bahçeli, <em><strong>“Terörsüz Türkiye” </strong></em>sürecine geniş yer ayırdı. 17 Mayıs 2025’te yaptığı<em><strong> “Barış tek kanatlı bir kuş değildir”</strong></em> açıklamasını hatırlatarak, bir kanadın Öcalan’ın çağrısı ve fesih kararıyla, diğer kanadın ise millet iradesiyle oluştuğunu belirtti.</p>

<p>TBMM’de komisyon çalışmalarının büyük olgunlukla sonuçlandığını söyleyen Bahçeli, yasal düzenlemelerin Meclis’e taşınacak olgunluğa erişmesinden memnuniyet duyduğunu ifade etti. “Barış teslimiyet değildir, taviz değildir. Barış adaletin, kardeşliğin ve milli varlığın birlikte yükseldiği bir ülküdür” dedi.</p>

<p>Sürecin milletin bekasına ve toplumsal huzura katkı sağlayacağını,<em><strong> “doğru zamanda atılan doğru bir adım” </strong></em>olduğunu vurguladı. Hiçbir boşluk, ihmal veya zafiyete izin verilmeyeceğini, fitne ve ihanete fırsat tanınmayacağını belirtti.<br />
<br />
Devlet Bahçeli'nin açıklamasının tam metni şöyle:<br />
<br />
Genel Başkanımız Sayın Devlet BAHÇELİ’nin, TBMM Grup Toplantısında yapmış oldukları konuşma.</p>

<p>Aziz Dava Arkadaşlarım,</p>

<p>Muhterem Milletvekilleri,</p>

<p>Saygıdeğer Hanımefendiler, Beyefendiler,</p>

<p>Basınımızın Kıymetli Temsilcileri,</p>

<p>Yurt içinde ve yurt dışında, gönül ve kültür coğrafyamızın her köşesinde bizleri takip eden aziz vatandaşlarımızı en kalbi duygularımla, sevgiyle, saygıyla ve muhabbetle selamlıyorum.</p>

<p>Türkiye Büyük Millet Meclisi Grup Toplantımız vesilesiyle bir kez daha sizlerle aynı çatı altında bulunmaktan memnuniyet duyuyor, her birinizi hürmetle, vefayla ve kardeşlik duygularımla selamlıyorum.</p>

<p>Değerli Dava Arkadaşlarım,</p>

<p>Türk milletinin müşterek hafızasında silinmez izler bırakan, fikirleriyle çağları aşan, mücadelesiyle Türk milletinin davasını milletimizin ruh köklerine nakşeden merhum Başbuğumuz Alparslan Türkeş Bey’i, ebediyete irtihalinin 29. yıl dönümünde rahmet ve minnetle yâd ediyoruz.</p>

<p>Türkeş Bey; Türk milliyetçiliğini teorik bir çerçeveden çıkarıp, sosyolojik bir gerçeklik ve tarihsel bir süreklilik içinde milletin vicdanında kökleştiren; onu bir ahlak nizamı, bir aksiyon disiplini ve bir medeniyet iddiası haline getiren müstesna bir devlet ve dava adamıdır.</p>

<p>Merhum Türkeş Bey, hayatının her safhasında milli aklı esas almış; devleti “ebed müddet” şuuruyla kavramış, milleti merkeze yerleştiren bir siyaset anlayışını tavizsiz şekilde temsil etmiştir.</p>

<p>O zor zamanların adamıydı.</p>

<p>Fırtınalı dönemlerin sarsılmaz iradesiydi.</p>

<p>Karanlık senaryoların karşısında yakılmış bir meşaleydi.</p>

<p>Ne tehditlere boyun eğmiş, ne de menfaat kapılarında eğilip bükülmüştür</p>

<p>İnandığı değerleri her şart altında savunmuş; Türk milletinin birliğini, dirliğini ve bekasını her türlü siyasi hesabın üstünde tutmuştur.</p>

<p>Onun hayalini kurduğu ve bizlere emanet ettiği Türk birliği ve Turan ülküsü, Allah’ın izniyle mutlaka hayat bulacaktır, gerçeğe dönüşecektir.</p>

<p>Çünkü büyük Türk milleti, geçmişinden aldığı kudretle geleceğini inşa edecek iradeye sahiptir.</p>

<p>Bu duygu ve düşüncelerle; Merhum Başbuğumuz Alparslan Türkeş Bey’i ebediyete irtihalinin 29’uncu yıl dönümünde bir kez daha saygı ve rahmetle yâd ediyorum.</p>

<p>Değerli Dava Arkadaşlarım;</p>

<p>Dünyada değerler sisteminin çöktüğü, büyük anlatıların iflas ettiği, tarihi bir dönemeçte olduğumuz herkesin malumudur.</p>

<p>Eski düzenin kurgulamış ve inşa etmiş olduğu anlam kodları ortadan kalkmış lakin yeni egemenlik formları ise tasavvur şeklinde bulunduğu için yürürlüğe girmemiştir.</p>

<p>Küresel düzenin derin bir şekilde sarsıldığı ve anlam sisteminin bozulduğu bu dönemde kararlarımızı bu gerçeği göz önünde bulundurarak ortak bir sorumlulukla almak durumundayız.</p>

<p>Tarihin çeşitli kırılma ve kopuş anlarında en etkili güvenlik, milli birlik ve beraberlik içerisinde ortak iradeye dayanan güvenliktir.</p>

<p>Ve bu durum; hepimizin ortak akli, ahlaki ve vicdani sorumluluğudur.</p>

<p>Bugün tanık olduğumuz küresel ve bölgesel istikrarsızlık, yaşanılan çatışmalar eskinin tam olarak öldüğünün yeninin ise henüz doğmamış olduğunun göstergesidir.</p>

<p>Bu da kelimenin tek anlamı ile bir kriz durumudur.</p>

<p>Kriz ise, sorunların ne olduğunu bilmemek değil, çözümlerin ne olduğunu bilmemektir.</p>

<p>Lakin her kriz dönemi diğer taraftan bir eşiktir.</p>

<p>Cumhur İttifakı ile beraber Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurmuş olduğu yapıcı ilişkiler, inşallah bu eşiği bölgenin istikrarı için varılacak bir hedefe dönüştürecektir.</p>

<p>Zira dünya düzeni içerisinde 2. Dünya savaşından sonra, kurumsallaştığını düşündüğümüz küresel örgütler işlevselliğini yitirmiş, ortak bir akılla krizlere karşı çözüm üretme kabiliyetlerini de kaybetmişlerdir.</p>

<p>Küresel ölçekte sağlanmış olan hegemonya, ahlaki ve ideolojik referans kalıplarını kaybetmiş, rıza üretme anlayışı ortadan kalkmış, bu durum ise haklının güçlü olduğu değil, güçlünün haklı olduğu anlayışına evrilip, huzursuzluğun ortaya çıkmasına şiddetin normalleşmesine neden olmuştur.</p>

<p>Trump ve Netenyahu, rıza üretmeyi bir kenara bırakarak, zora dayalı hegemonyanın sürdürülemez olduğunu göz ardı etmiş ve tarih dışı bir tutumla telafisi zor bir hata yapmışlardır.</p>

<p>İbretlik bir biçimde de bu hatalarına ısrarla devam ettikleri gözlemlenmektedir.</p>

<p>Çünkü onları bir araya getiren değereler manzumesi ve insanlığın ortak düşüncesinin birikimine dayalı söz varlığı tükenmiş, batılı akıl için anlam sistemi açısından yolun sonu görünmüştür.</p>

<p>Başta ABD’deki, Trump karşıtı yürüyüşler ve savaş karşıtı yüksek rütbeli askeri hiyerarşideki tartışmalar olmak üzere, Batı kamuoyunun halk ve bürokrasi bazında, vicdanının sesini dinlemeye devam etmesi halinde, Trump yönetimi bu gerçeklikle yüzleşmek zorunda kalacaktır.</p>

<p>Benzer bir şekilde, geçen hafta da ifade ettiğim gibi sağduyulu dünya Yahudilerinin Netenyahu’nun Siyonist ideolojik zihniyetine karşı, itirazlarını yüksek sesle dile getirmeleri beklenilmektedir.</p>

<p>İşte bu nedenlerden dolayı;</p>

<p>Her konuyu derinlemesine incelemek ve gerçeğe en yakın bir şekilde sonuçlar çıkarmak bir mecburiyet, milletimize karşı ilkeli ve tutarlı bir siyasetin gereğidir.</p>

<p>Geçen yirmi yıl içinde ayak seslerini duyduğumuz ve birçok konunun içeriğini oluşturan “yeni dünya düzeni” bugün bir “nizam” değil bir “kaos” olarak karşımıza çıkmaktadır.</p>

<p>Bu kaos insanlığı etkilemekte, masum insanlar ölmekte, bir istikrarsızlık dünyayı derinden sarsmaktadır.</p>

<p>Modern düşünürlerin ifadesiyle bugünkü dünya durumu deyim yerindeyse bir “fetret dönemini” andırmakta, bir gelecek tasavvurundan ziyade geçmişin acı dolu çatışmacı günlerine götürmektedir.</p>

<p>Nitekim bu tespiti doğrularcasına, küresel ölçekte yaşanan gerilimler ve sıcak çatışmalar her geçen gün daha da derinleşmektedir.</p>

<p>Amerika Birleşik Devletleri, İsrail - İran Savaşı otuz dokuzuncu gününde de karşılıklı saldırılarla devam etmekte, meşruiyetten yoksun, insan onur, haysiyet ve şerefini askıya alan bu saldırıların süreceği de maalesef görünmektedir.</p>

<p>İran’a karşı yapılan saldırılar her geçen gün hem can kaybını artırmakta hem de alt yapının tahribatını giderek büyütmekte, İran, İsrail ve ABD’nin yıkıcı gücüyle bir çıkmaza sürüklenmek istenmektedir.</p>

<p>Tüm bu çok yönlü baskı ve kuşatma girişimlerine rağmen, İran halkının mukavemeti: kararlılığı, dayanıklılığı ve toplumsal refleksiyle dünya kamuoyunun dikkatini üzerine çekmiştir. Bu direniş iradesi, uluslararası çevrelerde şaşkınlıkla karşılanmış, başta Trump olmak üzere birçok siyasi aktörün öngörülerini de boşa çıkarmıştır.</p>

<p>Özellikle Hürmüz Boğazı odaklı çatışma, dünyada da bir taraftan enerji krizini beslemekte, diğer taraftan da tedarik zincirlerini etkilemekte, her geçen gün bu sorunu karanlık ve belirsiz bir geleceğe doğru sürüklemektedir.</p>

<p>Dünyada öngörülemez bir istikrarsızlığı derinleştirecek nitelik arz eden bu savaş uluslararası örgütlerin işlevsizleştiğini ve kalıcı bir barış için arabuluculuk yapmaktan aciz olduklarını göstermektedir.</p>

<p>Sayın Milletvekilleri,</p>

<p>Değerli Dava Arkadaşlarım</p>

<p>Zaman, mekân ve insandan söz ettiğimiz her durumda aslında insanın tarihsel varlığından söz ediyoruzdur.</p>

<p>İnsan tarihsel bir varlıktır. Çünkü atalarımızın aldığı kararlar bugün bizim yaşadıklarımızın genel çerçevesini oluşturmaktadır. Tarihsel hafızaya dayanarak bizim alacağımız kararlar da milletimizin geleceğine istikamet verecektir.</p>

<p>Bu gerçeğin idrakiyle,</p>

<p>Böylesi bir milli şuurla,</p>

<p>Böylesi bir milli duyguyla,</p>

<p>Bugünkü dünya durumunun semptomlarını dikkatli bir şekilde çözümlemek ve bunları akıl yoluyla incelemek kuşkusuz siyaset yapıyorum diyen herkesin ortak sorumluluğudur.</p>

<p>İçinden geçtiğimiz zaman diliminde, her zamankinden daha çok, üzerimizde tarihi ve ahlaki bir sorumluluk vardır. Çünkü bugün biz aldığımız kararlarımızla gelecek nesillerimizin hayatını tayin edecek; onlara, ya mutlu ve huzurlu bir geleceği tesis edeceğiz, ya da başa çıkmakta zorlandıkları meşgaleler olarak kötü bir miras bırakacağız.</p>

<p>Tarihin tecrübesi içinden damıtılarak gelen milli kültürümüz, bize şunu tembihlemektedir. Her türlü başarının, her nevi kuvvetin, kudretin, hakiki kaynağı milletin ta kendisidir. İşte bunun içindir ki saatin akrep ve yelkovanı ile birlikte yürüdüğü gibi, devlet ve millet hayatımızı da ahenkle yürütmeliyiz.</p>

<p>20. yüzyılın başında Ortadoğu’nun sınırları yeniden şekillendirilirken kurulan oyunları bozan saf ve duru bir iradeyle Cumhuriyeti inşa eden akıl; bugün emperyalizmin farklı maskelerle yeniden ortaya çıktığı bir dönemde de, Türk ve Türkiye Yüzyılı’nda aynı kararlılık ve bilinçle her türlü oyunu bozacak güçlü bir terkiple daha güçlü bir cumhuriyet iradesi olarak varlığını sürdürmektedir.</p>

<p>Fikir ve Dava Adamı Dündar Taşer’in ifadesiyle:</p>

<p>Çok büyük felaketler geçirmiş, çok feci belalara uğramış, bütün bunlara karşı çok üstün yaşama azmi, direnci göstermiş bir milletiz. Bu yaşama azmi, direnci bizim geleceğe ümitle bakmamızı emreder!..</p>

<p>Hem dünyada hem bölgede gerçekleşen her türlü hadiseyi düzenli bir şekilde çözümlemek, bunları akıl yolu ile incelemek hepimizin ortak sorumluluğudur.</p>

<p>Lakin böylesi bir gerçeklik durumunda bile bugünkü muhalefetin koçbaşını çeken Cumhuriyet Halk Partisi siyaset yerine laf üretmekte, sorunların çözümüne katkı sunmak yerine basit ve çıkarcı bir tutumla hareket etmektedir.</p>

<p>Millet için en değerlisinin ne olduğunun idrakinden yoksun bulunmakta, çeşitli küresel odaklara sığınmakta, yanlış adreste doğru kişiyi aramaktadırlar.</p>

<p>Gerçekle arasına mesafe koymuş olan bu anlayış, köklerle değil yapraklarla uğraşmakta, gerçeğe sırtını dönüp sanala, ömrünü tamamlamış bir söyleme, sosyalist enternasyonale teslim olmaktadır.</p>

<p>Düşünceleri aklın mayasıyla yoğurma kabiliyetini kaybeden anlayış, ülke, bölge ve dünya gündemini basit çıkarları doğrultusunda değerlendirmekte, devletten, milletten ve gerçekliklerden kopmuş görüntü vermektedir.</p>

<p>Öte yandan, son günlerde CHP zihniyetini temsil eden bazı belediye başkanlarının, çürümenin hat safhasına ulaşmış olmalarını ve milletin kendilerine emanet ettiği makamları her açıdan istismar ettiklerini görmekten büyük üzüntü duymaktayız.</p>

<p>Milletimizin içinden geçtiği bu tarihsel dönemeçte yalnızca teşhis koymak kolaycılıktan ibarettir; asıl olan, çare üretmek ve sorumluluk almaktır ki, Milliyetçi Hareket Partisi olarak bizim ortaya koyduğumuz yaklaşım da tam olarak budur.</p>

<p>Nitekim sadece tehditleri sıralamak için politikacı gömleği giymeye dahi gerek yoktur.</p>

<p>Sayın Milletvekilleri,</p>

<p>Değerli Dava Arkadaşlarım:</p>

<p>Hepinizin çok iyi bildiği gibi; Milliyetçi Hareket Partisi “Önce Ülkem ve Milletim sonra partim ve ben” derken slogan değil fikir,</p>

<p>Hamasete dayalı propaganda değil sağduyu ifade eder.</p>

<p>Değerler alanına savaş açmaz, değerlere dayalı politika üretir,</p>

<p>Sorunlardan beslenmez, sorunlara çözüm üretmek için gayret eder.</p>

<p>Ortak kültüre dayanan bir sosyal yapı olarak millet ve bunun dili olarak milliyetçilik, Milliyetçi Hareket Partisi’nin temel felsefi dayanağı ve ilkesel olarak değişmeyecek çizgisidir.</p>

<p>Bu nedenle açıkça ve kararlılıkla ifade etmek gerekir ki:</p>

<p>Bu zorunluluğun yüklediği tarihi misyon sebebiyle Milliyetçi Hareket Partisi, hadiseleri günübirlik gelişmelerin dar kalıpları içinde değerlendiren bir anlayışın çok ötesindedir. Bizim bakışımız; tarih şuuru ile yoğrulmuş, milli hafızayla şekillenmiş ve devletin bekasını esas alan bir bakıştır.</p>

<p>Biz gelişmelere sıradan olaylar zinciri olarak bakmayız.</p>

<p>Bize göre her hadise, Türk milletinin kader çizgisine temas eden bir mahiyet taşır.</p>

<p>Görünenin ötesine bakar, perde arkasındaki niyetleri, hedefleri ve stratejik sonuçları okumaya çalışırız.</p>

<p>Milliyetçi Hareket Partisi’nin nazarında dünya; güç çekişmesinin sertleştiği, dengelerin hızla değiştiği ve yeni bir küresel yapılanmanın sancılarının yaşandığı bir mücadele alanıdır.</p>

<p>Bu tabloda Türkiye’nin yeri, tesadüflerle değil tarihî sorumlulukla, jeopolitik hakikatlerle ve milli iradeyle tayin edilmektedir.</p>

<p>Bizim için esas olan; milletin birliği, devletin bekası ve vatanın bölünmez bütünlüğüdür.</p>

<p>Bu üç temel sütunu hedef alan her girişim, hangi kılıfa bürünürse bürünsün, karşısında Milliyetçi Hareket Partisi’ni bulacaktır.</p>

<p>Burada altı özellikle çizilmelidir ki; Milliyetçi Hareket Partisi gelişmeleri yalnızca izleyen bir siyasi yapı değildir.</p>

<p>Gerektiğinde yön veren, gerektiğinde uyaran, gerektiğinde ise milli duruşu en net şekilde ortaya koyan bir iradenin adıdır.</p>

<p>Türkiye Cumhuriyeti’nin varlığı, Türk milletinin birliği ve milli değerlerin muhafazası bizim için tartışmaya kapalı bir hakikattir.</p>

<p>Siyaset bizim nazarımızda geleceği inşa etme sorumluluğudur.</p>

<p>Bizim kurduğumuz her cümlenin;</p>

<p>Öznesi Türkiye Cumhuriyeti Devletidir.</p>

<p>Nesnesi Türk milletidir.</p>

<p>Yüklemi devlet ve milletin bekasıdır.</p>

<p>Kavgamız bunun içindir.</p>

<p>Adanmışlığımız bu nedenledir.</p>

<p>Asla tereddüt yaşamaz.</p>

<p>Ölüm kapımızı çalsa da katiyen vazgeçmeyiz.</p>

<p>Kıymetli Dava Arkadaşlarım,</p>

<p>Küresel rekabetin kızıştığı, jeopolitik fay hatlarının çatırdadığı, milletlerin ve devletlerin geleceklerini yeniden tayin etmek zorunda kaldığı bir dönemde; Türkiye’nin önünü görecek sağlam bir vizyona, milli bir yönelişe, güçlü bir kararlılığa her zamankinden daha fazla ihtiyacımızın olduğunu hiçbir zaman unutmamalıyız.</p>

<p>Etrafımızda gelişen çatışmalar ne kadar diri, dinamik, tecrübeye dayalı akılla hareket etmemiz gerektiğini göstermektedir.</p>

<p>Gücünü kaybeden aktörlerle yükselen güçlerin rekabet alanına dönüşen bu coğrafyada Türkiye, sahip olduğu istikrar, güvenlik ve kurumsal kapasitesiyle bölge de ki diğer aktörlerden ayrışan bir konumdadır.</p>

<p>Bu durum, ülkemizi yalnızca krizlerden görece uzak tutmakla kalmamakta; aynı zamanda bölgesel aktörler açısından güvenilir bir çekim merkezi haline getirmektedir.</p>

<p>Türkiye’nin bu konumu, tarihsel derinliği, insan kaynağı, köklü devlet geleneği ve özellikle son yıllarda önemli bir dönüşüm geçiren caydırıcı askeri ve teknoloji gücü ile de doğrudan ilişkilidir.</p>

<p>Nitekim sahada güç üreten bir Türkiye’nin, diplomasi masasında da etkili bir aktör olarak öne çıkması kaçınılmaz olmuştur.</p>

<p>Rusya-Ukrayna savaşında üstlenilen arabuluculuk rolü, bu kapasitenin somut bir göstergesi olmuş; benzer şekilde bölgesel gerilimlerde Türkiye’nin denge kurucu rolü daha görünür hale gelmiştir.</p>

<p>Bu çerçevede Türkiye, krizleri yönetebilen ve yönlendirebilen bir aktör olarak konumlanmaktadır.</p>

<p>Nitekim bölgemizdeki son gelişmelerde de yoğun diplomatik girişimlerle süreci nihai bir sonuca ulaştırma çabasını yine etkin biçimde devreye soktuğu görülmektedir.</p>

<p>Değerli Dava Arkadaşlarım,</p>

<p>Öte yandan;</p>

<p>Hayatın her alanının enerjiyle şekillendiği gerçeği göz ardı edilemez. Enerji; evlerimizi aydınlatan, şehirlerimizi diri, sanayimizi ayakta tutan, teknolojiyi ileriye taşıyan görünmez bir kuvvettir.</p>

<p>Üretimin sürekliliğini sağlayan, kalkınmanın hızını belirleyen, milli güvenliğin stratejik temelini oluşturan ve toplumsal refahın seviyesini tayin eden başlıca unsurdur.</p>

<p>Enerji; tarladaki bereketten fabrikadaki üretime, hastanelerdeki hizmetten savunma sistemlerine kadar hayatın her noktasında varlığını hissettiren, düzeni kuran ve sürdüren asli kaynaktır.</p>

<p>Kısacası enerji, hayatın kendisini mümkün kılan ana damar, milletlerin gücünü belirleyen stratejik bir omurgadır.</p>

<p>İşte bu hakikatten hareketle, bugün dünyada yaşanan gelişmeler çok açık bir gerçeği ortaya koymuştur: Küresel enerji sistemi ciddi bir risk altındadır ve bu risk, sınır tanımadan tüm ülkeleri etkileyebilecek bir seviyeye ulaşmıştır.</p>

<p>Artık mesele sadece enerjiye ulaşmak değildir.</p>

<p>Asıl mesele, enerjiyi mümkün kılan yapının bütünüyle tehdit altında olmasıdır.</p>

<p>Hürmüz Boğazı’nda son haftalarda yaşanan gelişmeler, dar bir geçiş hattına özgü sorundan ziyade, küresel enerji düzeninin ne denli hassas hale geldiğini ortaya koymuştur.</p>

<p>Bugün enerji limanları, petrol rafinerileri, boru hatları ve depolama tesisleri doğrudan risk altındadır. Enerji sisteminin kendisi doğrudan hedef haline gelmekte ve tehdit altına girmektedir.</p>

<p>Bu nedenle ortaya çıkan tabloyu klasik bir enerji arz güvenliği meselesi olarak değerlendirmek mümkün değildir. Bu, çok daha derin bir kırılmadır.</p>

<p>Bu, doğrudan küresel ölçekte bir enerji güvenliği meselesidir.</p>

<p>İşte tam da bu yeni dönemde Türkiye’nin rolü yeniden tanımlanmaktadır.</p>

<p>Karadeniz’deki doğal gaz, Güneydoğu ve Doğu Anadolu’daki petrol keşifleri ve uluslararası alandaki enerji arama faaliyetleriyle birlikte Türkiye, güçlü altyapısının da katkısıyla, artık bir geçiş ülkesi olmaktan çıkmış; bölgede enerji istikrarının, güvenin ve barışın merkezi haline gelmiştir.</p>

<p>Türkiye; farklı kaynakları buluşturan, farklı güzergâhları yöneten, kriz anlarında alternatif üretebilen ve gerektiğinde denge kurabilen bir güç haline gelmiştir.</p>

<p>Bu gelişme, ekonomik bir kazanımın ötesinde milli kudretin tahkimi, bağımsızlığın pekişmesi ve devletimizin stratejik kapasitesini güçlendiren önemli bir adımdır.</p>

<p>Çünkü artık enerji, uluslararası sistemde güç dengelerini belirleyen en kritik unsurlardan biridir.</p>

<p>Enerjiye erişim, enerji akışlarını yönetebilme ve bu akışlara yön verebilme kapasitesi, ülkelerin küresel sistemdeki yerini doğrudan belirlemektedir.</p>

<p>Türkiye, bu yeni dönemi doğru okuyan, riskleri doğru analiz eden; enerji alanında oyunu yeniden kuran, dengeyi belirleyen ve geleceği şekillendiren bir iradeyi temsil etmektedir.</p>

<p>Çünkü enerji sadece bir kaynak değildir.</p>

<p>Enerji, güçtür, istikrardır ve en önemlisi barışın anahtarıdır.</p>

<p>Ve bu anlayışla açıkça ifade etmek gerekir:</p>

<p>Enerjide bağımsızlık, Türkiye’nin Kızıl Elmasıdır.</p>

<p>Bu hedef, bir zorunluluktur.</p>

<p>Bu hedef, milli bir duruştur.</p>

<p>Türkiye, bu hedef doğrultusunda kararlılıkla yoluna devam etmektedir.</p>

<p>Aziz Dava Arkadaşlarım,</p>

<p>Tüm bu bahsettiğimiz konulara ilaveten; Türkiye’nin savunma sanayi ve teknoloji alanında son yıllarda kaydettiği ilerlemeyi de görmek ve gururlanmak gerekmektedir.</p>

<p>Hiç şüphesiz bu ilerleme; köklü bir stratejik dönüşümün ürünüdür.</p>

<p>Uzun yıllar boyunca dış tedarike dayalı, yapı-bakım-onarım çalışmaları, modernizasyon ve operasyonel kullanımda çeşitli sınırlılıklar doğurmuş; bu durum yerli üretim ihtiyacını kaçınılmaz hale getirmiştir.</p>

<p>Son yıllarda Türkiye, savunma sanayiinde “tedarik eden” konumdan “geliştiren ve üreten” konuma geçiş sürecini hızlandırmıştır.</p>

<p>Bu dönüşüm, kamu politikaları, özel sektör yatırımları ve mühendislik kapasitesinin artışıyla birlikte daha sistematik bir yapıya kavuşmuştur.</p>

<p>Özellikle insansız sistemler alanında elde edilen başarılar bu dönüşümün en görünür çıktıları olmuştur.</p>

<p>Dolayısıyla Türkiye’nin savunma sanayiinde son yıllarda kaydettiği yükseliş; dışa bağımlılığın azaltılması, yerli ve milli üretim kapasitesinin artırılması ve bu yapının sürdürülebilir bir sistem hâline getirilmesi üzerinden şekillenmiştir.</p>

<p>Bu stratejik hamle, Türkiye’ye yalnızca sahada caydırıcılık kazandırmamış; aynı zamanda uluslararası sistemde daha bağımsız, daha dirençli ve daha etkili bir aktör olma kabiliyetini de kazandırmıştır.</p>

<p>Bu tablo; milletin iradesinin devletin idaresine yön verdiği, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi marifetiyle Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ve Cumhur İttifakı’nın kararlı siyasi iradesiyle vücut bulan tarihi bir dönüşüm sürecinin meyvesidir.</p>

<p>Dün çeşitli sebeplerle akamete uğratılan savunma sanayi hamleleri, bugün yeniden ayağa kaldırılmıştır.</p>

<p>Bu vesileyle; bu alana emek veren ve vizyon ortaya koyan öncü isimler de her daim rahmet ve minnetle anılmalıdır.</p>

<p>Nuri Killigil, Şakir Zümre, Nuri Demirağ, Vecihi Hürkuş bu milletin, üretme iradesini, mühendislik kabiliyetini ve bağımsızlık ülküsünü temsil eden müstesna şahsiyetler olarak tarihimizdeki yerlerini almıştır.</p>

<p>Aziz ruhları şad olsun.</p>

<p>Bugün gelinen noktada söz konusu şahsiyetlerin ortaya koyduğu hayaller, Türkiye’nin güçlü devlet iradesi ve millet desteğiyle yeniden hayat bulmuş; yarım kalan her bir vizyon, modern imkânlarla tamamlanarak somut birer stratejik kapasiteye dönüşmüştür.</p>

<p>Bu çerçevede savunma sanayii, Türkiye’nin bağımsızlık iradesinin, milli güvenlik vizyonunun ve geleceğe dönük kararlılığının en güçlü tezahürü hâline gelmiştir.</p>

<p>Kıymetli Dava Arkadaşlarım;</p>

<p>17 Mayıs 2025 tarihinde “Barış tek kanatlı bir kuş değildir. Bir kanat Öcalan’ın yaptığı çağrı ve gelinen fesih kararıyla kendisini gösterdi. İki, kanadı millet olarak hep birlikte gövdeye getirmeliyiz” demiştim!</p>

<p>Barış, ancak iki kanadın ahenkle çırpılmasıyla, milletin tamamının aynı istikamete yönelmesiyle yükselebilir.</p>

<p>O gün ifade ettiğimiz gibi, bu kanatlardan biri; terörün gölgesinde şekillenmiş yapıların fesih kararı ve yapılan çağrılarla kendisini göstermişti.</p>

<p>Asıl olan ikinci kanat ise aziz Türk milletinin bizatihi kendisidir gerçeğinden hareketle, milli iradenin merkezi olan TBMM’de yapılan komisyon çalışması büyük bir olgunluk, yüksek bir sorumluluk bilinci ve devlet ciddiyeti içerisinde sonuçlanmıştır.</p>

<p>Bu tablo, milli iradenin tecelligahı olan Gazi Meclisimizin tarihi sorumluluğunu hakkıyla yerine getirdiğinin de açık bir göstergesidir.</p>

<p>Terörsüz Türkiye sürecinde ortaya konan bu güçlü siyasi irade, milletimizi çok yoran bu sorundan kurtulacağımızın da net göstergesi olmaktadır.</p>

<p>Zira bu konu günübirlik tartışmaların ötesinde; milletin bekasına, devletin istikbaline ve toplumsal huzurun teminine dair stratejik bir meseledir.</p>

<p>Terörsüz Türkiye; doğru zamanda atılan doğru bir adımdır.</p>

<p>Tarihi önemde bir dönüm noktasıdır.</p>

<p>Akıl, vizyon, emek, sabır ve itinayla; vatan ve millet aşkıyla, devlet – millet dayanışması ile yürütülen hayırlı bir sürecin de ürünü olacaktır.</p>

<p>“Terörsüz Türkiye” milletimizin özlemle beklediği bir gelişme, daha müreffeh ve huzurlu bir geleceğin müjdesi, kalıcı barışın, umudun, “Lider Ülke Türkiye’nin habercisidir.</p>

<p>Bugün gelinen noktada, yasal düzenlemelerin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne yasa çalışması olarak taşınacak olgunluğa erişmesi memnuniyet vericidir.</p>

<p>Dünyanın ve bölgemizin ciddi kırılmalarla, risklerle ve jeopolitik sarsıntılarla karşı karşıya bulunduğu bir dönemde; kendi iç bünyemizin tahkimi, milli birliğimizin güçlendirilmesi ve toplumsal dayanışmanın sağlamlaştırılması, ertelenemez bir zaruret halini almıştır.</p>

<p>Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin bu süreçte aldığı inisiyatif, millet adına son derece dikkatli, son derece titiz ve sorumluluk bilinci yüksek bir şekilde yürütülmektedir.</p>

<p>Bu tabloyu yakından takip ediyor, yapılan çalışmaları yakından izliyor ve gereken her hassasiyetin gösterilmesini elzem görüyoruz.</p>

<p>Bu meselede hiçbir boşluk, hiçbir ihmal ve hiçbir zafiyetin kabulü mümkün değildir.</p>

<p>Biz diyoruz ki: Barış; teslimiyet değildir.</p>

<p>Barış; taviz değildir.</p>

<p>Barış; milletin onurunu koruyarak, devletin gücünü muhafaza ederek sağlanan bir dengedir.</p>

<p>Barış; adaletin, kardeşliğin ve milli varlığın birlikte yükseldiği bir ülküdür.</p>

<p>Türkiye Cumhuriyeti, köklü kardeşliğin, güçlü geleceğin, ortak kaderin ve sarsılmaz birlik ruhunun en sağlam teminatıdır.</p>

<p>Bu teminat, dün olduğu gibi bugün de dimdik ayaktadır; yarın da ilelebet payidar kalacaktır.</p>

<p>Ve ben bir kez daha söylüyorum: Bu aziz milletin birliğini bozmaya, kardeşliğimizi zedelemeye kimsenin gücü yetmeyecektir!</p>

<p>Bu ruh yaşadıkça;</p>

<p>Ne fitne kazanacak,</p>

<p>Ne ihanet galip gelecektir.</p>

<p>Konuşmama son verirken Dünya Kupasında aziz milletimizi temsil edecek A Millî Futbol Takımımızı yürekten tebrik ediyorum. Bu kutlu yürüyüşte sorumluluk üstlenen Türkiye Futbol Federasyonunun muhterem Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu başta olmak üzere yönetimini de samimiyetle kutluyorum.</p>

<p>Millî formayı büyük bir onur ve inançla taşıyan futbolcularımızın sahaya yansıttığı azim, mücadele ruhu ve fedakârlık; teknik heyetimizin kararlı ve disiplinli çalışmalarıyla birleşerek milletimize umut vermektedir.</p>

<p>Hepsinden öte, Dünya Kupası’nda yeniden mücadele etme imkânı bulan bu güzide kadroya inancını esirgemeyen, duaları ve desteğiyle her daim yanında olan büyük Türk milletine şükranlarımı sunuyorum. Temennim odur ki; ay-yıldızlılarımız, tarihine yakışır bir başarıyla milletimizin göğsünü kabartsın, birlik ve beraberliğimizin sahadaki nişanesi olup Türk’ün sesini sahalardan tüm Cihan’a duyursun.</p>

<p>Sağ olun, var olun, Cenab-ı Allah’a emanet olun diyorum.<br />
<br />
Kaynak:&nbsp;<a href="https://x.com/MHP_Bilgi/status/2041431297441046652">https://x.com/MHP_Bilgi/status/2041431297441046652</a></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 16:01:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/bahceli-yeni-dunya-duzeni-bugun-bir-kaos-olarak-karsimiza-cikmaktadir-1775567605.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Erdoğan: Enerji arz güvenliği, tedariki ve depolama noktasında bir sorunumuz yok</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/erdogan-enerji-arz-guvenligi-tedariki-ve-depolama-noktasinda-bir-sorunumuz-yok-3154</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/erdogan-enerji-arz-guvenligi-tedariki-ve-depolama-noktasinda-bir-sorunumuz-yok-3154</guid>
                <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından basın açıklaması yaptı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından yaptığı açıklamada, “Dünyaya şöyle bir göz attığımızda, tıpkı salgın döneminde olduğu gibi bazı ülkelerde akaryakıta kota getirildiğini, bazı ülkelerde okulların belirli günlerde kapatıldığını, bazı ülkelerde kamu hizmetlerinin kısıtlanmasının tartışıldığını görüyoruz. Hamdolsun, Türkiye bu karamsar tablonun dışındadır. Enerji arz güvenliği, tedariki ve depolama noktasında bir sorunumuz yok” dedi.</strong></p>

<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından basın açıklaması yaptı.</p>

<p>&nbsp;
<p>Toplantıda ele alınan konulara ilişkin açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Aile, dış politika, ekonomi, enerji ve diğer başlıklarda kapsamlı istişareler yaptığımız bir Kabine Toplantımızı daha tamamlamış bulunuyoruz. Öncelikle aldığımız kararların ülkemize ve milletimize hayırlar getirmesini Cenabıallah’tan niyaz ediyorum.</p>
</p>

<p><strong>“TÜRKİYE YÜZYILI’NI İNŞA MÜCADELEMİZİ AZİMLE SÜRDÜRÜYORUZ”</strong></p>

<p>Birileri bu vatan için meydanlarda nutuk atarken, kimileri de yolsuzluklarını perdelemek için Nutuk önünde poz verirken, Cumhurbaşkanı ve kabinesi olarak Türkiye Yüzyılı’nı inşa mücadelemizi azimle sürdürüyoruz.</p>

<p>Türkiye, ana muhalefetin beyhude bir çabayla köpürtmeye çalıştığı yapay gündemlere takılmadan hedeflerine doğru emin adımlarla ilerliyor. Açık ve net ifade etmek isterim ki, hükûmetimiz gündemine hâkimdir. Bize kimse gündem dayatamaz. Hangi bahaneyle olursa olsun kimse, Türkiye’nin gündemini suni tartışmalarla saptıramaz, enfekte edemez. Ne hükûmetimizin ne milletimizin yakın vadedeki siyasi koordinatlarında erken veya ara seçimin yer almadığının bilinmesini istiyorum.</p>

<p>Bölgemizde, krizler, çatışmalar, büyük çalkantılar yaşanırken bizim tek bir gündemimiz vardır o da ülkemizi bu ateşten uzak tutmak ve milletimizin sofrasındaki ekmeğini büyütmektir. Bunun dışındaki her tartışmayı havanda su dövmek olarak görüyoruz. Biz havanda su dövme değil, iş yapma, hizmet üretme, milletimize hizmet etme peşindeyiz. Biz yatırıma, üretime, hizmete, kalkınmaya gitmesi gereken kaynakları hortumlayanlarla hukuk dairesi içinde mücadele etmenin çabasındayız. Biz, ülkemizin itibarını hem ulusal ölçekte hem uluslararası ölçekte daha da artırmanın mücadelesini veriyoruz. Başkaları ne yaparsa yapsın biz işimize bakıyoruz, önümüze bakıyoruz, Türkiye'yi güçlü ekonomisiyle, büyük ekonomisiyle küresel oyuncu hâline getirmeye bakıyoruz. Nitekim, son toplantımızdan bu yana teknolojiden ulaştırmaya, iletişimden tarıma geniş bir yelpazede eser ve hizmet maratonumuzu sürdürdük.</p>

<p><strong>“TÜRKİYE'NİN BİR İSTİKRAR ADASI OLARAK ÖNE ÇIKTIĞINI GÖRMEKTEN BÜYÜK MEMNUNİYET DUYUYORUZ”</strong></p>

<p>27 Mart Cuma günü İstanbul'da önemli bir toplantıya ev sahipliği yaptık. Dünya Ekonomik Forumu Ülke Stratejisi Toplantısı vesilesiyle küresel iş dünyasının üst düzey yöneticilerini Türkiye'de ağırladık. Toplantıya 16 ülkeden imalat, teknoloji, enerji, finans varlık yönetimi gibi farklı sektörlerden toplam değeri 1,2 trilyon doları bulan yatırımcılar iştirak etti. İlgili bakanlarımız toplantıda iş dünyası temsilcilerine, Türkiye'nin yatırım iklimi, küresel değer zincirlerindeki konumu, sunduğu yatırım fırsatları ve ekonomik görünümü hakkında bilgi verdi. Muhalefetin 'İsraf' diyerek 'Ne gerek var' diyerek kötülediği yatırımlarımız bugün görüyoruz ki Türkiye'yi küresel rekabette çok avantajlı bir konuma getiriyor. Türkiye'nin uluslararası yatırımcıların gelecek planlamalarında bir istikrar adası olarak, bir güvenli liman olarak öne çıktığını görmekten büyük memnuniyet duyuyoruz.</p>

<p><strong>“HÜRMÜZ'ÜN KAPANMASI HER ALANDA KÜRESEL EKONOMİYİ DERİNDEN SARSIYOR”</strong></p>

<p>Burada bir hususun özellikle vurgulanması gerektiğine inanıyorum. İran'a yönelik saldırıların başlamasıyla küresel ekonomi yakın tarihin en ağır şoklarından biriyle yüzleşiyor. Hürmüz Boğazı fiilen kapandı. Hürmüz, sıradan bir geçiş olmanın ötesinde, dünyadaki petrolün yüzde 20'sinin ve doğal gazın çok önemli bir kısmının taşındığı kritik bir hattır. Mesele, sadece enerji de değildir. Petrokimya ürünleri, gübreler, ilaç ham maddeleri ve yarı iletken üretiminde kullanılan helyum gibi birçok kritik mamul de bu boğazdan geçiyor. Yani Hürmüz'ün kapanması yalnızca bir sektörü değil enerjiden tarıma, sanayiden teknolojiye, her alanda küresel ekonomiyi derinden sarsıyor. Mesela, Avrupa'nın son 30 günde fosil yakıt faturası 17 milyar dolar kabardı. Doğal gaz fiyatı yüzde 100, petrol ise yüzde 60 oranında artış kaydetti.</p>

<p><strong>“TÜRKİYE BU KARAMSAR TABLONUN DIŞINDADIR”</strong></p>

<p>Dünyaya şöyle bir göz attığımızda, tıpkı salgın döneminde olduğu gibi bazı ülkelerde akaryakıta kota getirildiğini, bazı ülkelerde okulların belirli günlerde kapatıldığını, bazı ülkelerde kamu hizmetlerinin kısıtlanmasının tartışıldığını görüyoruz. Hamdolsun, Türkiye bu karamsar tablonun dışındadır. Enerji arz güvenliği, tedariki ve depolama noktasında bir sorunumuz yok. Türkiye'nin Basra'dan veya Hürmüz geçişli herhangi bir LNG tedariki bulunmuyor. Yaklaşık yüzde 10'luk petrol ve petrol ürünü ithalatımız buradan gelmesine karşın bunlar bizim kolayca yönetebileceğimiz oranlardır. Muhalefetin yıllardır bizi eleştirdiği enerjide kaynak ülke çeşitlendirme politikamızın değeri işte bugünlerde anlaşılıyor.</p>

<p><strong>“GIDA ARZ GÜVENLİĞİNDE DE HİÇBİR SORUN YAŞAMAYACAĞIZ”</strong></p>

<p>Gübre ve ham madde tedariklerimizi de zaten çok önceden yapmıştık. Savaştan bu yana alternatif ülkelerden uygun fiyata üre gübresi temini için gümrük vergisini sıfıra indirdik. Keza bazı gübre cinslerinde gümrük vergisini sıfırladık. İhracat kapasitesine sahip olduğumuz gübrelerin ihracatını da durdurarak bu ürünlerin yurt içinde daha fazla kullanılabilmesinin önünü açtık. Ayrıca antrepolarda bulunan üre gübresinin Türkiye üzerinden yurt dışına transitini ve yeniden ihracını durdurduk. Gübre gibi tarımsal üretim girdilerinde sıkıntımız yoktur. Aldığımız tedbirler sayesinde inşallah gıda arz güvenliğinde de hiçbir sorun yaşamayacağız. Fahiş fiyat artışlarıyla milletin ekmeğine kan doğrayan savaş fırsatçılarına yönelik denetimlerimiz yoğun bir şekilde devam ediyor. Yine sivil havacılık, denizcilik ve kara yolu tarafında da önlemlerimizi aldık.</p>

<p>Hini hacette kullanmak amacıyla biriktirdiğimiz rezervlerimiz aynı şekilde yeterli ve güçlüdür. Dış borcumuzun ve toplam dış finansman ihtiyacımızın millî gelire oranı tarihsel ortalamaların altındadır. Dış dengeden bütçe disiplinine, Merkez Bankası rezervlerinden bankacılık sektörümüze kadar temel göstergelerde geçmişte karşılaşılan dış şoklara kıyasla çok daha sağlam bir noktadayız.</p>

<p><strong>“KÜRESEL PETROL FİYATLARINDAKİ SERT ARTIŞ KARŞISINDA VATANDAŞIMIZA KORUMA KALKANI OLUŞTURDUK”</strong></p>

<p>Bunlara ilaveten krizin ekonomiye ve piyasaya menfi etkilerini proaktif bir yaklaşımla sınırlı tutmaya gayret ediyoruz. Savaşın başlamasından sadece 5 gün sonra eşel mobil sistemini devreye aldık. Küresel petrol fiyatlarındaki sert artış karşısında vatandaşımıza bir koruma kalkanı oluşturduk. Motorinde litre başına 17 lira, benzinde ise 12 liraya yakın artış pompaya yansıtılmadı. Şimdiye kadar toplam 50 milyar lirayı bulan ek maliyet eşel mobil sistemi sayesinde devletimiz tarafından sübvanse edilmiş oldu. Tüm bunları söylerken elbette her şey güllük gülistanlık demiyoruz. Bölgemizdeki savaşın küresel ticarete yansımalarından özellikle ihracat boyutunda kuşkusuz biz de etkileniyoruz. Ancak biz üretimi, ihracatı ve turizmi ayakta tutan işletmelerimizi koruyor, bu fırtınalı dönemi atlatmalarına yardımcı oluyoruz.</p>

<p>Hafta sonu yeni bir paketi daha kamuoyumuzda paylaştık. Hazine ve Maliye Bakanlığımızın kefalet desteğiyle turizm ve ihracat odaklı sektörlere yönelik yeni bir kredi imkânını devreye aldık. Bu kredinin toplam büyüklüğü 120 milyar liradır. Turizm işletmeleri için 60 milyar lira, ihracatçılar için 42 milyar lira ve katılım finans alanında 18 milyar lira ek limit tanımladık. Böylece finansmana erişimde yaşanabilecek daralmaların önüne geçmeyi ve reel sektörün nakit akışını korumayı hedefliyoruz. Turizm sektörümüze ve ihracatçılarımıza hayırlı olsun diyorum. Dezenflasyon programımızda da herhangi bir taviz söz konusu değildir. Her zaman söylediğimiz gibi istihdamın, üretimin ve ihracatın korunması bu süreçte de önceliğimiz olmayı sürdürecektir. Vatandaşlarımız endişeye kapılmasın, iş dünyamız müsterih olsun.</p>

<p>Türkiye, stratejik coğrafyasıyla, güçlü ve modern altyapısıyla, genç ve nitelikli iş gücüyle, İstanbul Finans Merkeziyle ve daha birçok avantajıyla yeni dönemin doğal cazibe merkezlerinden biri olmaya namzettir. Dünyanın önde gelen şirketleriyle gerçekleştirdiğimiz toplantımızda bunun emarelerini bizzat gördük. Yurt dışında da bunun sinyallerini şimdiden almaya başladık. Ülkemize düşmanlığı bilinen yabancı medya organlarında bile Türkiye'nin yeni dönemin parlayan yıldızı olacağına dair haberler yazılıyor.</p>

<p>Enerji nakil hatlarında daha güvenli alternatifler konuşulmaya başlandı. Talimatlarımız doğrultusunda ekonomi kurmay ekibimiz şu an Türkiye'yi çok uluslu şirketler için bölgesel yönetim merkezi olarak güçlü bir şekilde konumlandırmak, transit ticarette küresel cazibe merkezine dönüştürmek, İstanbul Finans Merkezini dünyanın önde gelen finans merkezlerinden biri hâline getirmek için yoğun çaba sarf ediyorlar. Tıpkı salgın döneminde olduğu gibi bu küresel krizin de ülkemizin önünde yeni kapılar açacağına biz yürekten inanıyoruz.</p>

<p><strong>“5G BİRÇOK ALANDA YENİ FIRSAT PENCERELERİ AÇACAK”</strong></p>

<p>Türkiye, nisan ayına 5G teknolojisiyle buluşmanın gururuyla girdi. Hatırlarsınız, 5G'nin hazırlıklarını bundan 10 yıl önce 2016'da başlatmış, 2018'de ilk testlerimizi yapmıştık. 2019'da sonra Gazi Meclisimizde, stadyumlarımızda ve geniş katılımlı organizasyonlarda pilot uygulama olarak kullanıma açmıştık. 10 yıllık dönemde yaygın kapsama hedefiyle kırsal bölgelerden şehir merkezlerine kadar Türkiye'nin dört bir yanını 5G altyapısıyla donattık. 1 Nisan itibarıyla 81 il merkezimizde hizmete aldığımız 5G'yi inşallah iki sene içinde ülkemizin her karışında hizmete sunacağız. Ülkemizin önünde iletişimin yanı sıra ulaştırmadan sağlığa, tarımdan üretime, ekonomiden eğitime birçok alanda yeni fırsat pencereleri açacak 5G teknolojisinin tekrar hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum.</p>

<p>Geçen hafta hizmete açma kıvancını yaşadığımız bir diğer alan sulama yatırımlarıydı. 54'ü baraj ve gölet, 109'u sulama tesisi, 18'i içme suyu tesisi olmak üzere toplam 563 yeni tesisimizi ekonomimize kazandırdık. Güncel yatırım bedeli 137 milyar lira olan bu eserlerle 896 milyon metreküp su depolama kapasitesi geliştirmiş, 1 milyon 190 bin dekar araziyi sulamaya açmış olduk. Senelik 212 milyon metreküp içme suyu sağlamanın yanı sıra içme suyu arıtma kapasitemizi günlük 301 bin metreküp daha artırdık. Tamamladığımız tesisler güncel rakamlarla ekonomimize yıllık 22 milyar lira katkı yapacaktır. Hizmete sunduğumuz 563 eserin bir kez daha hayırlı olmasını diliyorum. Bu eserlerin ülkemize kazandırılmasında emeği geçen tüm kurumlarımızı tebrik ediyor, ülkem ve milletim adına kendilerine teşekkür ediyorum.</p>

<p><strong>“BİZ TARİH BOYUNCA OLDUĞU GİBİ BUGÜN DE HAKKIN, HUKUKUN, SULHUN VE İSTİKRARIN TARAFINDAYIZ”</strong></p>

<p>28 Şubat'ta başlayan savaş, diplomatik çabalara rağmen maalesef can almaya, can yıkmaya devam ediyor. İsrail hükûmeti savaşı sonlandırmaya dönük her türlü girişimi baltalamayı sürdürüyor. Bunun yanında İsrail, Mescid-i Aksa'yı kapalı tutarak Filistinli mahkûmlara yönelik idam cezası getirerek, Lübnan'daki işgalini genişleterek, komşusu Suriye'yi sürekli taciz ederek gerilimden beslenen bir ülke olduğunu kendi eylemleriyle tescil ve teyit ediyor.</p>

<p>Şunu bir defa çok açık söylemek durumundayım: Biz tarih boyunca olduğu gibi bugün de çatışmanın, şiddetin ve zulmün değil, hakkın, hukukun, sulhun ve istikrarın tarafındayız. Hemen yanı başımızdaki bir ülkede ateş varken, çatışma ve yıkım varken, siviller ve sivil altyapı hedef alınırken biz buna asla kayıtsız kalamayız. 14 asırdır aynı kıbleye yöneldiğimiz kardeşlerimiz sıkıntı içindeyken biz kendimizi rahat hissedemeyiz. Türkiye olarak İran'ı ve Körfez'i etkileyen bu savaşın ilk gününden beri kardeşlik hukukumuzun gereklerini en güzel şekilde yerine getirdik.</p>

<p>Kim yaparsa yapsın, doğruya doğru, yanlışa yanlış demekten çekinmedik. Savaş uzadıkça yangının başka ülkelere de sirayet edebileceğine dikkat çektik. Çatışmaların 38. günü geride kalırken bölgemiz adına aynı endişeleri taşımaya maalesef devam ediyoruz. Artan riskler karşısında Cumhurbaşkanı olarak şahsım bir taraftan, bakan arkadaşlarımız diğer taraftan diplomatik temaslarımızı hızlandırdık. Silahların susması ve müzakereye alan açılması için eğer iğne ucu kadar şans varsa bunu değerlendirmenin samimi gayreti içindeyiz. Temennimiz bu hukuksuz, anlamsız, gayrimeşru ve tüm insanlık için son derece maliyetli savaşın bir an evvel sona ermesidir.</p>

<p><strong>“TÜRKİYE OLARAK BARIŞ İÇİN SESİMİZİ YÜKSELTMEYİ SÜRDÜRECEĞİZ”</strong></p>

<p>Dünyada barışın sesini yükseltmenin her zamankinden daha önemli hâle geldiği kritik günlerden geçiyoruz. Türkiye olarak barış için sesimizi yükseltmeyi sürdüreceğiz. Burada şunu da hatırlatmak istiyorum: Atalarımızın ifadesiyle gün olur, devran döner. Sırf siyasi ömürlerini uzatmak uğruna bugün barışı dinamitleyenler yarın kendilerinin de barışa, adalete, hukuka ihtiyaç duyacaklarını akıllarından çıkarmasın. Tarih bunun sayısız örnekleriyle doludur. İşte en son Hitler bir türlü dizginleyemediği ihtiraslarının kurbanı olmuş, hem kendine hem halkına hem de dünyaya büyük acılar yaşatmıştır. Bugün Hitler'in izinden gidenler sadece insanlığa karşı değil, kendi vatandaşlarına karşı da Hitler rolünü oynamaktadır. Uluslararası toplumun artık bu gidişe bir ‘dur’ demesinin vakti gelmiştir. Biz kendi insanımızla ve kardeşlerimizle bölgedeki tüm halklar için barış istemeye, barış için çabalamaya inşallah devam edeceğiz.</p>

<p><strong>“86 MİLYON OLARAK HEP BERABER BÜYÜK BİR AİLEYİZ”</strong></p>

<p>Gerek dünyanın gidişatı gerekse bölgemizdeki gelişmeler, ülkemizde iç cephemizi tahkim etmek, huzur, güvenlik ve kardeşliği güçlendirmek amacıyla başlattığımız Terörsüz Türkiye sürecinin önemini göstermiştir. Başarısı için üzerine titrediğimiz süreç 17 aylık zaman diliminde hamdolsun birçok kritik eşiği aşmış, direnç testlerinden güçlenerek çıkmıştır. Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonumuz uzlaşı ruhuyla kaleme aldığı ve onayladığı nihai raporuyla sürece ufuk çizmiştir. Siyaset kurumunda sürecin sağduyuyla ve uzlaşı temelinde yürütülmesi noktasında genel bir mutabakat oluşmuştur. Bu anlayış birliğini sürecin müteakip aşamalarının sağlıklı bir zeminde iletilmesi bakımından çok kıymetli buluyoruz. Her ne kadar bölgemizdeki çatışma atmosferi ülkenin, milletin ve siyasetin gündemini kaplıyor olsa da raporun çizdiği perspektif çerçevesinde süreçle ilgili çalışmaların ivme kazanmasında fayda olduğu kanaatindeyiz.</p>

<p>Özellikle bölgemizin yeniden dizayn edilmeye çalışıldığı, Türkler, Kürtler, Araplar ve Farsların arasına yeni duvarlar örülmek istendiği bu dönemde oynanan oyunları ancak Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge vizyonunun temsil ettiği değerlerle etkisiz hâle getirebiliriz. Siyasi parti gruplarının da meseleye bu zaviyeden yaklaşmaları, küçük hesapların peşine takılmak yerine ülkeye ve millete karşı sorumluluk bilinciyle davranmaları en samimi temennimizdir. Bu hassas günlerde söz söyleyen herkesin dikkatli olması gerektiğinin, bu ülkede kardeşliği perçinleyen, birlik ve beraberliğimizi güçlendiren, sürecin yükünü azaltan yapıcı bir üslupla hareket etmesi gerektiğinin altını tekrar önemle çizmek istiyorum. İktidar ve ittifak olarak biz, omuzlarımızdaki sorumluluğun idraki içinde, büyük devlet vizyonumuza yakışır biçimde süreci titizlikle yönetiyoruz.</p>

<p>Şunu hiçbir vatandaşımız unutmamalıdır: Bizler, Türk’üyle, Kürt’üyle, Arap’ıyla, Laz’ıyla, Alevi’si ve Sünni’siyle 86 milyon olarak hep beraber büyük bir aileyiz.</p>

<p>Hepimiz tarihin en zor zamanlarında acıları birlikte göğüslemiş, birlikte beka mücadelesi vermiş, kanları birbirine karışmış bir milletin evlatlarıyız. Bilhassa içinde bulunduğumuz günlerde birlik ve beraberliğimizi ne kadar sağlam tutarsak, geleceğimize o derece güvenle bakabiliriz ama iç kalemizin duvarlarında bir gedik açılmasına müsaade edersek, başka ülkelerin yaşadığı sıkıntılarla Allah korusun biz de karşılaşırız. Rabb'im, milletçe dayanışmamızı muhafaza eylesin. Ülkemizi ve milletimizi her türlü fitneden korusun diyorum. Diliyor ve umuyoruz ki, sürecin sonunda kazanan tüm Türkiye olsun, barut kokusuna boğulmuş bölgemiz olsun, tüm kardeş halkları olsun.</p>

<p>Bu düşüncelerle sizlere veda etmeden önce, 1-7 Nisan Ulusal Kanser Haftası vesilesiyle erken teşhisin önemine dikkat çekmek istiyorum. Biliyorsunuz dünyada pek az örneği olan bir uygulamayla ülkemizde kanser taramalarını tamamen ücretsiz gerçekleştiriyoruz. Bu kapsamda son bir yılda 7 milyon 700 bin vatandaşımıza ücretsiz kanser taraması yapıldı. Erken evrede kanser teşhisi konulan vatandaşlarımızın tedavilerine vakit kaybetmeksizin başlandı. Erken tanı sayesinde 28 bin vatandaşımız cerrahi müdahaleye ihtiyaç duyulmadan hamdolsun, sağlına tekrar kavuştu. Özellikle risk grubundaki vatandaşlarımızdan kanser taraması yaptırmayı ihmal etmemelerini kendilerinden rica ediyoruz.”<br />
<br />
Kaynak:&nbsp;<a href="https://www.tccb.gov.tr/haberler/410/164518/-enerji-arz-guvenligi-tedariki-ve-depolama-noktasinda-bir-sorunumuz-yok-">https://www.tccb.gov.tr/haberler/410/164518/-enerji-arz-guvenligi-tedariki-ve-depolama-noktasinda-bir-sorunumuz-yok-</a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 21:14:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/erdogan-enerji-arz-guvenligi-tedariki-ve-depolama-noktasinda-bir-sorunumuz-yok-1775499437.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bora Özizmirli: İngiltere’nin oyunu, NATO’nun ölümü ve ABD&#039;nin tasfiye süreci</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bora-ozizmirli-ingilterenin-oyunu-natonun-olumu-ve-abdnin-tasfiye-sureci-3150</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bora-ozizmirli-ingilterenin-oyunu-natonun-olumu-ve-abdnin-tasfiye-sureci-3150</guid>
                <description><![CDATA[Analist Bora Özizmirli, makalesinde NATO’nun fiilen ölme sürecine girdiği ve bunu NATO’nun en yetkin üyesi İngiltere’nin başlattığını vurguladı. Özizmirli, İngiltere’nin ABD’den hem Monroe Doktrini’nin hem de 1956 Süveyş Kanalı Krizi’nin hesabını sorduğunu öne sürdü.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Analist Bora Özizmirli, makalesinde&nbsp;<strong>NATO’nun fiilen ölme</strong> sürecine girdiği ve bunu NATO’nun en yetkin üyesi <strong>İngiltere’nin </strong>başlattığı vurguladı. Özizmirli, İngiltere’nin ABD’den hem Monroe Doktrini’nin hem de<strong> 1956 Süveyş Kanalı Krizi’nin</strong> hesabını sorduğunu öne sürdü.<br />
<br />
Bu süreçte İngiltere, Almanya, Avusturya ve İsviçre gibi önemli Avrupa ülkelerini de yanına alarak <strong>ABD’ye karşı diplomatik</strong> ve askeri bir cephe oluşturdu; hava sahalarının ABD’ye kapatılmasıyla Washington <strong>“çıplak” </strong>bırakıldı.<br />
<br />
Özizmirli'ye göre, <strong>ne Biden’ın ne de Trump’ın </strong>politikaları ABD'nin bu düşüşü durdurabildi.<br />
<br />
NATO ve ABD-İngiltere arasındaki derinleşen çatlaklar, <strong>Türkiye </strong>açısından önemli bir fırsat penceresi açıyor. Özizmirli, Türkiye’nin kendi bağımsız eksenini kurma ve<strong> “kendi hikayesini yazma” </strong>imkânı doğduğunu ifade etti.<br />
<br />
<br />
<br />
<strong>Bora Özizmirli makalesinin tam metni şöyle:</strong><br />
<br />
Bizim <strong>sol cenahta </strong>hâlen hastalık derecesinde bir ideolojik bakış hâkim. Her dış gelişmeyi öncelikle ideolojik bir çerçevede yorumlama eğilimindeler. Oysa devletler arası ilişkilerde asıl belirleyici olan ideoloji değil, milli çıkarlardır.</p>

<p>Tarih bunun en açık örnekleriyle doludur. Eğer ideoloji belirleyici olsaydı, zıt ideolojilerin temsilcileri olan <strong>ABD ile SSCB</strong> İkinci Dünya Savaşı’nda asla ittifak kuramazdı. Aynı şekilde, aynı ideolojiyi paylaştıkları halde SSCB ile Macaristan, Çekoslovakya arasındaki gerilimler ya da Mao dönemi <strong>Çin-Sovyet</strong> çatışması yaşanmazdı.</p>

<p>Bugün yaşanan çatışma ve gerilimlerde de durum farklı değildir. İdeoloji yine arka plandadır. Asıl mesele güç ve çıkardır.</p>

<p>Bu bağlamda son dönemde dikkat çeken en önemli gelişme, <strong>NATO’nun fiilen </strong>ölme sürecine girmesidir. Üstelik bunu NATO’nun kendi içinde ve en yetkin üyesi olan İngiltere gerçekleştirmiştir. Yakın zamanda İngiltere meselesi kamuoyunda daha geniş şekilde tartışılacaktır.</p>

<p>İngiltere, ABD’den hem Monroe Doktrini’nin hem de <strong>1956 Süveyş Kanalı Krizi’nin</strong> hesabını öyle bir biçimde sormuştur ki, ABD’nin ne itibarı ne de prestiji kalmıştır. Sadece kendisi değil; İngiltere, <strong>Almanya, </strong>Avusturya, İsviçre gibi önemli Avrupa ülkelerini de sıraya dizerek, hava sahalarını ABD’ye kapattırmış ve Washington’ı diplomatik ve askeri anlamda “<strong>çıplak”</strong> bırakmıştır. Son dönemde İngiliz medyasındaki ABD karşıtı söylem ve haberlerin belirgin şekilde artması da bu sürecin bir yansımasıdır.</p>

<p>İngiltere’nin İkinci Dünya Savaşı sonrası zaten zayıflamış olan dünya hâkimiyeti, asıl olarak<strong> 1956 Süveyş Kanalı Krizi’yle</strong> kırılmıştır. O dönemde<strong> İngiltere ve Fransa</strong>, Süveyş Kanalı’na askeri müdahale kararı almış, ancak ABD onları yalnız bırakarak İngiltere’nin büyük bir yenilgi almasına yol açmıştı.</p>

<p>Şimdi benzer bir senaryo tersine dönmüş durumda.<strong> İran</strong> meselesinde yalnız kalan taraf ABD’dir. Bu andan itibaren <strong>ABD’nin</strong> hep geriye gideceğini söylemek yanlış olmaz. Ne Biden’ın yöntemleri ne de Trump’ın yaklaşımı bu düşüşü durdurabilmiştir.</p>

<p>Elbette yukarıdaki analiz bir İngiliz propagandası değildir. Yaşanan olguları doğru tahlil ettiğimizde, içinde bulunduğumuz riskleri ve fırsatları daha net görebiliriz. Bu süreç, <strong>İngiliz devlet aklının</strong> hâlâ boş bir akıl olmadığını bir kez daha göstermiştir.</p>

<p>Diğer yandan, <strong>NATO ve ABD-İngiltere</strong> arasındaki derinleşen çatlaklar, Türkiye açısından önemli bir fırsat penceresi açmaktadır. Kendi hikayemizi yazma ve bağımsız bir eksen kurma imkânı doğmaktadır. <strong>Türk Devletleri Teşkilatı’nı </strong>güçlendirmek, Afrika’da etkin stratejiler geliştirmek ve <strong>Balkanlar’da</strong> daha aktif olmak bu yeni dönemde büyük kazanımlar sağlayabilir. Bu jeopolitik dönüşüm, beraberinde yeni fırsatları da getirmektedir.</p>

<p>Ancak bu fırsatlar varken, Türkiye’nin kendi <strong>eksenini </strong>kurmasını istemeyen güç odakları da harekete geçecektir. Afrika’da, Balkanlar’da ve Türk coğrafyasında <strong>Türkiye’nin varlığın</strong>ı istemeyen çevreler olacaktır. Bunlar, Türkiye’yi kendi bağımsız hattı yerine başka ülkelerin eksenine çekmeye çalışacaktır. Bu tür girişimlere karşı uyanık olmak, milli çıkarlarımızı her şeyin üstünde tutmak zorundayız.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 09:11:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/bora-ozizmirli-ingilterenin-oyunu-natonun-olumu-ve-abdnin-tasfiye-sureci-1775197542.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ardan Zentürk: Rusya-Çin İttifakı İran Savaşı’nda kopuşa uğradı</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ardan-zenturk-rusya-cin-ittifaki-iran-savasinda-kopusa-ugradi-3137</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ardan-zenturk-rusya-cin-ittifaki-iran-savasinda-kopusa-ugradi-3137</guid>
                <description><![CDATA[Deneyimli gazeteci Ardan Zentürk, Rusya Federasyonu ile Çin Halk Cumhuriyeti arasındaki uzun yıllardır gelişen stratejik ittifakın, İran Savaşı nedeniyle ilk ciddi gerilimi yaşadığını belirtti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<iframe width="820" height="461" src="https://www.youtube.com/embed/Cw17ia42el4" title="TRUMP ÇİN&#39;İN ELİNE DÜŞTÜ! ATEŞKES İÇİN TEK İSİM ÇİN LİDERİ Şİ!PEKİN AÇIKLAMALARI VE RUSYA&#39;DAN KOPMA" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe><p><strong>Deneyimli gazeteci Ardan Zentürk,</strong> Rusya Federasyonu ile Çin Halk Cumhuriyeti arasındaki uzun yıllardır gelişen stratejik ittifakın, İran Savaşı nedeniyle ilk ciddi gerilimi yaşadığını belirtti.<br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=Cw17ia42el4"><span style="color:#c0392b"><strong>ARDAN ZENTÜRK'ÜN AÇIKLAMASINI YOUTUBE ÜZERİNDEN İZLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ</strong></span></a></p>

<p>Zentürk, Rusya’nın bu çatışmanın uzamasından yana olduğunu Çin’in ise tam tersi bir tutum içinde olduğunu vurguladı:<em><strong> “Çin Halk Cumhuriyeti ‘Bir an önce bitirelim bu işi’</strong></em> diyor.<em><strong> Çünkü ben dünyanın tedarik merkeziyim; petrol fiyatları yükseliyor, dünya ekonomisi birbirine girdi, ben ne yapacağım?”</strong></em> dedi.</p>

<p>Zentürk’e göre, <strong>Şi Jinping ile Donald Trump</strong> arasında planlanan zirve, savaşın başlaması üzerine Mayıs ayına ertelenirken, Trump’ın bu görüşmeyi öne çekmesi gerektiğini savundu. Çin’in Ortadoğu politikasının, ABD’nin savaştaki sıkışmışlığını rahatlatabilecek nitelikte olduğunu dile getirdi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">ÇİN’İN TEMEL ÖNCELİĞİ: HÜRMÜZ BOĞAZI VE ENERJİ FİYATLARI</span></span></span></strong></p>

<p>Çin’in bir yandan İran’la stratejik ortaklığını korurken, diğer yandan Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar gibi Körfez ülkeleriyle ekonomik ilişkilerini güçlendirdiğini hatırlatan Zentürk, Pekin’in öncelikli hedefinin <strong>Hürmüz Boğazı’nın </strong>açık kalması ve enerji fiyatlarının kontrolden çıkmaması olduğunu belirtti.</p>

<p>Çin’in Ortadoğu Özel Elçisi<strong> Zhai Jun’un</strong> (Zai Jun) son açıklamalarına dikkat çeken Zentürk, şu ifadeleri aktardı:</p>

<p><em><strong>“Savaş hiç başlamamalıydı. Askeri operasyonlar derhal durdurulmalı. Pandora’nın kutusu açıldıysa sonuçları yıkıcı olur. Savaş devam ederse kimse kazanmaz, bölge halkı kaybeder.”</strong></em></p>

<p>Zhai Jun’un Körfez ülkelerine yönelik açıklamalarında egemenlik ve güvenlik vurgusu yaptığını, İran’a da <em><strong>“Körfez ülkelerine yönelik saldırıları rafa kaldır” </strong></em>çağrısında bulunduğunu kaydeden Zentürk, Çinli diplomatın <strong>“Zili kim bağladıysa o çözmeli” </strong>sözünü öne çıkardı. Bu ifadeyle çatışmayı başlatan taraf olarak ABD ve İsrail’i işaret ettiğini belirtti.<br />
Zhai Jun’un açıklamasını aktaran Zentürk,<em><strong>“Körfez işbirliği ülkelerinin egemenliğinin ve güvenliğinin korunması gerektiği açıktır. Bu ülkeler hiç ortak olmadıkları bir savaşta hiç hak etmedikleri bir acı çekmektedirler” i</strong></em>fadelerini kullandığını belirtti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">PETROL GERÇEĞİ: ÇİN ALTERNATİF BULABİLİR</span></span></span></strong></p>

<p>Zentürk, Çin’in İran petrol ithalatına dair rakamları da paylaştı: Çin, İran’ın petrol ihracatının yaklaşık %87’sini (günde 1,38 milyon varil) alıyor ve bu, Çin’in toplam petrol ithalatının yalnızca %13’ünü oluşturuyor.&nbsp;</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">“ÇİN HERKESİN LAFINI DİNLEYECEĞİ BİR GÜÇ”</span></span></span></strong></p>

<p>Ardan Zentürk, Çin’in ekonomik ve askeri açıdan her tarafla diyalog kurabilen bir süper güç olduğunu belirterek, Zhai Jun üzerinden daha atak diplomatik adımlar atabileceğini öngördü. <em><strong>“Koskoca Çin’den bahsediyoruz. Herkesin lafını dinleyeceği bir adam”</strong></em> ifadesini kullandı.</p>

<p>Zentürk, Çin’in hem İran’la 40 milyar dolarlık stratejik ilişkisini hem de Körfez ülkeleriyle güçlü ekonomik bağlarını dengeli şekilde yönettiğini sözlerine ekledi.</p>

<p>Analizinde Zentürk, Çin’in tarafsızlık ve diplomasi vurgusu yapan tutumunun, bölgedeki gerilimin azalması için önemli bir potansiyel taşıdığını ifade ederek sözlerini tamamladı.<br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=Cw17ia42el4"><span style="color:#c0392b"><strong>ARDAN ZENTÜRK'ÜN AÇIKLAMASINI YOUTUBE ÜZERİNDEN İZLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 28 Mar 2026 10:47:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/ardan-zenturk-rusya-cin-ittifaki-iran-savasinda-kopusa-ugradi-1774684956.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dışişleri Bakanlığı: Rusya&#039;nın Kırım&#039;ı ilhak etmesini tanımıyoruz</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/disisleri-bakanligi-rusyanin-kirimi-ilhak-etmesini-tanimiyoruz-3105</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/disisleri-bakanligi-rusyanin-kirimi-ilhak-etmesini-tanimiyoruz-3105</guid>
                <description><![CDATA[Türkiye Dışişleri Bakanlığı, Rusya Federasyonu'nun Ukrayna'ya bağlı Kırım Özerk Cumhuriyeti'ni gayrimeşru bir referandum sonucu ilhak etmesinin 12. yıl dönümünde önemli bir açıklama yayımladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Dışişleri Bakanlığı, Rusya Federasyonu'nun Ukrayna'ya bağlı Kırım Özerk Cumhuriyeti'ni gayrimeşru bir referandum sonucu ilhak etmesinin 12. yıl dönümünde önemli bir açıklama yayımladı.</p>

<p>Bakanlık, 16 Mart 2014'te gerçekleşen ilhakın uluslararası hukuka aykırı olduğunu vurgulayarak, bu fiili durumu tanımadığını bir kez daha teyit etti.</p>

<p>Açıklamada şu ifadelere yer verildi:</p>

<p>"Rusya Federasyonu'nun Ukrayna Kırım Özerk Cumhuriyeti'ni gayrimeşru bir referandumun neticesinde ilhakının on ikinci yıl dönümünde, uluslararası hukuka aykırı bu fiili durumu tanımadığımızı bir kere daha teyit ediyoruz."</p>

<p>Türkiye'nin Ukrayna'nın bağımsızlığı, egemenliği ve toprak bütünlüğüne yönelik güçlü desteğinin sürdüğü belirtilen açıklamada, şu vurgu yapıldı:</p>

<p>"Ülkemiz, Kırım Tatar Türkleri'nin durumu başta olmak üzere Yarımada'daki gelişmeleri yakından takip ederek gündemde tutmayı sürdürecektir."</p>

<p>Bu açıklama, Türkiye'nin geleneksel tutumunu yansıtarak Kırım'ın yasa dışı ilhakına karşı net bir duruş sergilediği ve Kırım Tatarlarının haklarını ön planda tuttuğu mesajını verdi. Bakanlık, konuyu uluslararası platformlarda da gündemde tutmaya devam edeceğini ifade etti.<br />
<a href="https://x.com/TC_Disisleri/status/2033434355821916367/photo/1"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/HDg1wiDbQAEFmMv.jpg" style="height:800px; width:566px" /></a><br />
<br />
Kaynak:<a href="https://www.mfa.gov.tr/no_-46_-kirim-in-yasa-disi-ilhakinin-on-ikinci-yil-donumu-hk.tr.mfa">https://www.mfa.gov.tr/no_-46_-kirim-in-yasa-disi-ilhakinin-on-ikinci-yil-donumu-hk.tr.mfa</a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 16 Mar 2026 16:24:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/disisleri-bakanligi-rusyanin-kirimi-ilhak-etmesini-tanimiyoruz-1773668118.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Devlet Bahçeli: İstiklal Marşı&#039;nın ruhuyla emperyalizme direneceğiz</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/devlet-bahceli-istiklal-marsinin-ruhuyla-emperyalizme-direnecegiz-3098</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/devlet-bahceli-istiklal-marsinin-ruhuyla-emperyalizme-direnecegiz-3098</guid>
                <description><![CDATA[Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin haftalık Meclis Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, İstiklal Marşı'nın kabulünün 105. yıldönümünü anarak milli bağımsızlık vurgusu yaptı. ABD-İsrail koalisyonunun İran'a yönelik saldırılarını sert bir dille eleştiren Bahçeli, bölgesel gerilimlere dikkat çekti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin haftalık Meclis Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, İstiklal Marşı'nın kabulünün 105. yıldönümünü anarak milli bağımsızlık vurgusu yaptı. ABD-İsrail koalisyonunun İran'a yönelik saldırılarını sert bir dille eleştiren Bahçeli, bölgesel gerilimlere dikkat çekti. Azerbaycan hakkında da konuşan Devlet Bahçeli"Türkiye ile Azerbaycan arasına nifak tohumları ekmeye çalışanları reddediyoruz."dedi.</p>

<p><strong>Devlet Bahçeli'nin açıklamasının tam metni şöyle:</strong><br />
<br />
Değerli Milletvekili Arkadaşlarım,</p>

<p>Saygıdeğer Hanımefendiler, Beyefendiler,</p>

<p>Basınımızın Değerli Temsilcileri,</p>

<p>Haftalık olağan Meclis Grup Toplantımızın başında hepinizi hürmet ve muhabbetle selamlıyor, başarılarla dolu bir hafta geçirmenizi Allah’tan niyaz ediyorum.</p>

<p>Bugünkü toplantımızı yurt içinden ve yurt dışından; televizyon ekranları, radyo kanalları, sosyal medya platformları vasıtasıyla takip eden aziz vatandaşlarımıza,</p>

<p>Gönül ve kültür coğrafyalarımızın tamamında onurlu ve huzurlu bir hayatın mücadelesini veren değerli kardeşlerimize en iyi dileklerimle birlikte şükranlarımı sunuyorum.</p>

<p>Düşünmek var olmaktır, düşünce ise var olmayı bilmektir.</p>

<p>Yunus’un dediği üzere;</p>

<p>İlim ilim bilmektir,</p>

<p>İlim kendin bilmektir.</p>

<p>Sen kendini bilmezsen,</p>

<p>Ya nice okumaktır.</p>

<p>Düşünmek bir eylem, düşünce ise bu eylemin fiiliyata dökülmüş öğesidir.</p>

<p>Düşünmekle düşünce arasında kurulan bağ ne kadar sağlam ve sağlıklı olursa ezbere dayanan, statükoya yaslanan, tekdüze yaşanan bir hayatın ağırlığı da o kadar hafifleyecektir.</p>

<p>Nasıl ki istiklalimizin engin ve erdemli düşüncesiyle milli varlığımızın, milli devletimizin tartışılamaz haklarına sahip çıkıyorsak, istikbalimizin düşüncesiyle de hayallerimizin, hedeflerimizin, heveslerimizin yol haritasını çizmek durumundayız.</p>

<p>Zira istikbalimizi düşünmezsek, nokta zamandaki istiklalimizin akan zamanla eklemlenmesini ve süreklilik kazanmasını sağlayamayız.</p>

<p>İstiklali düşünmekle kalmayıp manzum bir kalıbın içine büyük bir anıt gibi diken, o anıtın üzerinden istikbali okuyan muhterem isimlerin arasında elbette Merhum Mehmet Akif Ersoy’un müstesna bir mevkii bulunmaktadır.</p>

<p>Milli Mücadele’nin en ateşli yıllarında muazzam bir duyuş ve hissediş maharetiyle kalemini tıpkı bir kırbaç gibi beyaz sayfalarda şaklatmış, akıl ve vicdanının derinliklerinde saklı duran vatanseverlikle bezenmiş sanatkar dehasını bir volkan ağzı gibi dışarıya taşırmıştır.</p>

<p>O, istiklali sadece yazmamış, vecd ile yaşamış ve yaşatmıştır.</p>

<p>Merhum Mithat Cemal Kuntay’ın Akif’le ilgili şu görüşünün sanıyorum eksiği vardır, fazlası yoktur:</p>

<p>“Bir dağ silsilesini gezer gibi, her seferinde bir başka zirvesinde gördüğüm adam, gökleri aşmak için dağ dağ üstüne yığan bir dev.”</p>

<p>Akif; “yaşayan görecektir, Türkiye ve Türklük ölmeyecektir,” diye seslenen yüksek bir milli şuurdu.</p>

<p>Görüleni, görülmeyen taraflarıyla; bilineni, bilinmeyen yanlarıyla kaleme alan bir kabiliyetti.</p>

<p>Bugünlerde bölgesel ve küresel kaosun zifiri karanlık tablosuna baktığımızda, Akif’in dimağından manzum mısralara dökülen istiklal haklarının her yönüyle idraki, mazlumlara pranga vuran zorbalığın, çocuklara füze fırlatan zulmetin her boyutuyla ifadesi kanaatimce daha mümkündür.</p>

<p>Tarih 12 Mart 1921, yer Büyük Millet Meclisi, kürsüde Maarif Vekili Hamdullah Suphi Tanrıöver, okuduğu metin İstiklal Marşımız.</p>

<p>Birinci dönem mebuslarının hepsi ayaktayken, yaşaran gözlerle, kabaran yüreklerle, tufan halini alan alkışlarla, muazzam bir heyecan selinin refakatinde, namütenahi bir duygu fırtınası eşliğinde İstiklal Marşımız kabul edilmiştir.</p>

<p>İstiklal Marşı, milli kahramanlığın mısralara serpilmiş güzide bir eseri, muhteşem bir mücadelenin edebi vesikası, cihana ilam edilen bağımsızlık beyannamesidir.</p>

<p>Bu beyanname ilk günkü mana ve kudretini muhafaza etmektedir.</p>

<p>Kurtuluş Savaşı’mızın çarpan nabzı istiklalimizin manzum seslenişinden duyulmuştu.</p>

<p>Her mısrası Türk milletinin ruhuyla ve onuruyla karılmıştır.</p>

<p>Her kıtası Türk milletinin inanç, irade ve iffetiyle kamçılanmıştır.</p>

<p>Çevremizde yaşanan vahim gelişmeler, istiklalimizin manzum çehresi Mehmet Akif Ersoy’a feyiz veren günlerle maalesef benzerlikler göstermektedir.</p>

<p>Bu nedenle İstiklal Marşı’mızın gerçek anlamı ve kalıcı değeri çok daha iyi özümsenmeli, temelinde yer alan düşünce sistematiği isabetle yorumlanmalıdır.</p>

<p>Bugün gene etrafımızı bir habis ur gibi saran emperyalizme karşı direniş ve dik duruş gösteren milletimizin, bundan 105 yıl önce muhtaç olduğu mesajlar bir şiirden ötesine nüfuz edebilen herkes için de İstiklal Marşımızın zamanlar üstü çağrısında saklıdır.</p>

<p>Ezelden beridir hür yaşamış ve hür yaşayacak bir milletin, komşu coğrafyalardaki çoklu mahiyetteki haksızlık, hayasızlık ve hukuksuzluk karşısında suskun kalması ise kimsenin hatırına gelmemelidir.</p>

<p>Hürriyet ve bağımsızlık Türk milletinin karakteridir.</p>

<p>Kemale ermiş bu karakterin çevresine de aynı duyarlılığı göstermesi son derece doğru, doğal ve tutarlı bir tavrın müşahhas sonucudur.</p>

<p>İstiklal Marşı’mızın ilk sözcüğü “Korkma” diye başlamaktadır.</p>

<p>Biz korkmadıkça, şafaklarımızda yüzen al sancak sönemez.</p>

<p>Sönmedikten sonra yurdumuzun üstündeki en son ocak karşımızda hiçbir muhasım şarlatanlık duramaz.</p>

<p>Yeri gelir kükremiş sel olur bendimizi çiğner aşarız.</p>

<p>Yeri gelir yırtarız dağları enginlere sığmaz taşarız.</p>

<p>Varsın olsun, garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar.</p>

<p>Buna karşılık bizim iman dolu göğsümüz gibi serhaddimiz var.</p>

<p>Korkma, böyle bir imanı nasıl boğar medeniyet denilen tek dişi kalmış canavar?</p>

<p>Akif hasta yatağındayken, can beraberi Mithat Cemal Kuntay sorar:</p>

<p>“İstiklal Marşı’nı niçin Safahat’a koymadın?”</p>

<p>O da cevap verir: “O, benim değil, milletimindir, memleketimindir.”</p>

<p>Herkes emin ve müsterih olsun ki;</p>

<p>Hakkıdır, hür yaşamış bayrağımın hürriyet;</p>

<p>Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklâl!</p>

<p>Yine onun ifadesiyle söylersek, Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın.</p>

<p>İki gün sonra İstiklal Marşı’mızın kabulünün 105’inci yıldönümü vesilesiyle;</p>

<p>“Yurduna alçakları uğratmamak uğruna göğüslerini siper eden” bütün aziz şehitlerimize, kahramanlarımıza, bir ahlak ve adanmışlık nişanesi olan muhterem vatan şairimiz Merhum Mehmet Akif Ersoy’a en derin şükran hislerimle birlikte Cenab-ı Allahtan gani gani rahmetler diliyorum.</p>

<p>Kabirleri nur, mekanları cennet olsun diyorum.</p>

<p>Değerli Milletvekilleri,</p>

<p>ABD-İsrail koalisyonun İran’a yönelik başlattığı kirli savaşın 11’inci gününde, bilanço gittikçe ağırlaşmakta, şiddet ve yıkım günbegün artış kaydetmektedir.</p>

<p>Aynı zamanda 11 gündür psikolojik harbin, dijital harbin, elektronik harbin ve propaganda harbinin eşine benzerine çok nadir rastlanacak örnekleri de kademe kademe ilerletilmektedir.</p>

<p>Bölgemizi içinden nasıl çıkılacağı meçhul ve muamma olan çok tehlikeli bir akıl tutulması sarmış ve sarmalamıştır.</p>

<p>Karşılıklı fırlatılan füzeler,</p>

<p>Katledilen masum insanlar,</p>

<p>Tahrip edilen kaynaklar,</p>

<p>Hedef alınan alt yapılar,</p>

<p>Tıkanan deniz yolları,</p>

<p>Daralan ticaret kanalları,</p>

<p>Çıta yükselten intikam yeminleri,</p>

<p>Yaygınlaşan suikastlar,</p>

<p>Süregelen örtülü operasyonlar,</p>

<p>Ardı arkası kesilmeyen hava akınları,</p>

<p>Körfez ülkelerine yönelik sabotajlar,</p>

<p>İnsanlığın, insanım diyen herkesin nefesini tutup bir adım sonra ne olacağını kaygıyla merak ve takip ettiği savaş tablosunun hepimizin gündemine yansıyan satır başlarıdır.</p>

<p>İran’da rejim değişikliği hesabından stratejik ve askeri yeteneklerin imha edilmesine kadar sınır ve çerçevesi her seferinde güncellenen operasyonların bölgemizi ateşe attığı açık ve ortadadır.</p>

<p>Yakın ve yakıcı bir gerçeği aleni olarak işaret ve ifade etmek lazım gelirse o da şu olacaktır:</p>

<p>Siyonist-emperyalist çıkar ve şiddet ortaklığının askeri ve politik iradesi kan, kin ve nefretle sarılmıştır.</p>

<p>Dünyaya, sözde medeniyet mimarisinin izdüşümünde; demokrasi, özgürlük, adalet ve insan hakları konularında bilirkişilik taslayan hangi ülke veya ülkeler varsa hepsi birden sınıfta kalmış, bu değerlere esasta ve usulde ne kadar yabancılaştıklarını resmen kanıtlamışlardır.</p>

<p>Haksızlık diz boyudur.</p>

<p>Hukuksuzluk doruk noktadadır.</p>

<p>Askeri gerilimi artıran değil; dengeleyen ve yöneten, sükûnet ve diyaloğu tahkim eden telkin ve tekliflerin bugüne kadar etkisiz ve yetersiz kaldığı, bununla ilişkili olmak üzere ateşkes ve diplomasi çağrılarının karşılık bulmadığı meydandadır.</p>

<p>Bunun yanında ABD Başkanı’nın, “savaşın bitiş zamanına Netenyahu ile karar vereceğiz” demesi ise dayatmacı bir dil, üstenci bir bakış, barışçıl arayışları küçümseyen özürlü bir yaklaşımdır.</p>

<p>İran’da hiçbir suçu ve günahı olmayan sivil halk bombaların, füzelerin, diğer ölümcül operasyonların odağındadır.</p>

<p>28 Şubat 2026 tarihinde, Minab kentinde bir okulun bombalanması sonucunda 175 çocuğun ölmesi tahammül edilemeyecek bir katliamdır.</p>

<p>Hakikaten felaket kol gezmektedir.</p>

<p>2007 yılında Antarktika’da çekilen bir belgeselde kolonisinden ayrılan bir penguenin video görüntüsü 2026 yılının ilk aylarında herkesin dilinde ve gündemindeydi.</p>

<p>Bu penguenin derdiyle dertlenip sonuçlar çıkartan; söz konusu doğal davranışı kolektif bilincin kırılması olarak gören, insanla ilişkilendirip toplumsal travmaların gecikmiş yankısı, insanın kendisine tuttuğu ayna şeklinde yorumlayan herkese sesleniyorum;</p>

<p>Gazze’de soykırıma uğrayan 50 bin çocuğun, İran’da sayıları 300’ü aşan çocukların dramları, acıları, yürekleri kavuran feci sonları bir penguen kadar önemli ve öncelikli değil midir?</p>

<p>Nesli tükenen bir kuşu mesele edip de, sırayı eşrefi mahlukat olan bir çocuk alınca ona sırt çevirmek, duyarsız ve duygusuz yaklaşmak insanlık mirasının, insanlık değerlerinin neresinde vardır, neresinde mevcuttur?</p>

<p>Doğrusunu isterseniz merak ediyorum; yani İran’da, Gazze’de ölenler çocuk değil de penguenler olsaydı küresel yas mı ilan edilecekti?</p>

<p>Uluslararası toplum ayağa kalkmalıdır.</p>

<p>Bu ahlaki ve vicdani sorumluluk evvela Amerikan halkının ve Yahudi toplumunundur.</p>

<p>Evanjelist papazların dolduruşuna gelip Oval Ofis’te ayinler düzenlemek, Armagedon Savaşı’yla ilgili teolojik hezeyanlar üretmek dünyanın nasıl bir musibetle doğrudan doğruya muhatap olduğunu ibret verici ölçüde göstermektedir.</p>

<p>Adı konulmamış bir din savaşı başladı da biz mi farkında değiliz?</p>

<p>Ortadoğu’da Sünni-Şii husumetine çanak tutan, bu kapsamda kamplaşma ve kutuplaşmayı sertleştirmek için provokasyon zemini kollayan karanlık emellere kapalı durmak, bilhassa şu mübarek Ramazan ayında hassaten diyorum ki, Müslümanım diyen herkes için hayat-memat konusudur.</p>

<p>Bu tuzağa hiçbir Müslüman düşemez, düşmemelidir.</p>

<p>Böylesi bir vebale hiçbir din kardeşimiz ortak olamaz, olmamalıdır.</p>

<p>Şii de Müslüman’dır, Sünni de Müslüman’dır; bozgunculuğun davulunu çalanlar, sanal ihtilafların namlusunu tutanlar alçak kere alçaktır.</p>

<p>Kürt kardeşlerimizi sahaya sürmek için hava koklayan ve ortam yoklayan; bu sayede İran’ı içten çökertmenin planını yapan hiçbir mihraka Kürtler paralı askerlik yapmaz, yapmamalıdır.</p>

<p>Kürt kardeşlerimiz satılık değildir, kiralık değildir, tetikçi değildir, onun bunun zulüm projelerinde piyon olarak da görülemez, gösterilemez.</p>

<p>Kürtler onurlu, şerefli, yürekli, soylu ve sağduyulu bir halktır.</p>

<p>Türk-Kürt kardeşliği üzerinde cephe açmanın, gedik oluşturmanın hesabıyla; İran’ın tarihi Türk kentlerini karıştırmanın, Türklerle Kürtleri çatıştırmanın arayış ve amacını kurgulayanlar, ancak ve ancak düşmanca tutum takınan namertlerdir.</p>

<p>Türk, Kürt’ün kardeşi; Kürt, Türk’ün alın yazısı, kader ortağıdır.</p>

<p>Ne tuhaftır ki, İran’da vurulan şehirlerin kahir ekseriyeti Türk’tür.</p>

<p>Tebriz’den İsfahan’a kadar kardeşlerimiz ateş altındadır.</p>

<p>Dahası, 5 Mart 2026’da İran topraklarından kaynaklanan insansız hava araçları Azerbaycan’ın Nahcivan Özerk Cumhuriyeti’ne isabet etmiş, 4 Mart 2026 tarihinde de İran’dan Türkiye istikametine doğru gelen balistik mühimmat Türk hava sahasına girmeden NATO hava ve füze savunma unsurlarınca etkisiz hale getirilmiştir.</p>

<p>Bu tehlike saçan vakalarla ilgili İran İslam Cumhuriyeti’nin yaptığı özür mahiyetindeki açıklamalar, egemenlik haklarımıza gösterilen saygının telaffuz edilmesi elbette tarihi kıymettedir.</p>

<p>Ancak 9 Mart 2026 tarihinde, İran’dan ateşlenip Türk hava sahasına giren yeni bir balistik mühimmatın gene NATO unsurlarınca etkisiz hale getirilmesi, bazı mühimmat parçalarının da Gaziantep’te boş arazilere düşmesi kafamızı karıştırmaya başlamıştır.</p>

<p>Her ülke aklını başına almalıdır.</p>

<p>Türkiye, üzerinde kumar oynanacak bir ülke değildir.</p>

<p>Taciz, tahrik veya tertip olup olmadığını netleştirecek ülke İran İslam Cumhuriyeti’dir.</p>

<p>Biz kasti bir tavrın olmadığına inanmak, iyi komşuluk hukukumuzu korumak istiyoruz.</p>

<p>Ancak Türkiye’nin de yolgeçen hanı olmadığını, canı sıkılanın, keyfi yetenin füze ateşleyeceği bir ülke olarak görülemeyeceğini de ihtiyatlı ve temkinli bir dille beyan ediyoruz.</p>

<p>Elbette Türkiye’yle İran’ı karşı karşıya getirmeye matuf Siyonist-emperyalist bir komployu da ihmal veya gözardı etmiyoruz.</p>

<p>Savaşın bölgesel mahiyet alması için ardışık ve çok boyutlu sahnelenen provokasyonlara karşı komşu ülkelerin hassasiyet sergilemesi, kalıcı ve kapsayıcı tedbirleri sırasıyla hayata geçirmesi işin özünde her ülkenin çıkarınadır.</p>

<p>Bir daha hava sahamızda veya Azerbaycan hava sahasında yolunu veya yönünü kaybetmiş bir füze ya da insansız hava aracı görmek, duymak ve buna şahit olma istemediğimizi de cümle alem bilmelidir.</p>

<p>Türkiye ile Azerbaycan arasına nifak tohumları ekmeye çalışanları reddediyoruz.</p>

<p>Tedavüldeki iftiraları ve yaygın fitneleri elimizin tersiyle itiyoruz.</p>

<p>Tek millet, iki devlet gerçeği; tarihin, kültürün ve yaşanmış ortak anıların muazzez sonucu ve sorumluluğudur.</p>

<p>Biz hem sınır güvenliğimizi hem de hava saha güvenliğimizi korumakla mükellefiz.</p>

<p>Devletimizin egemenlik haklarına, milletimizin birliğine, dirliğine ve bekasına uzanacak her eli kırmaya da hamd olsun muktediriz.</p>

<p>Türkiye’nin İran’la sınır uzunluğu 530 km’dir.</p>

<p>Biz aynı coğrafyayı paylaşan, tarihi ilişkileri çok yoğun olan iki dost ülkeyiz.</p>

<p>Komşu bir ülkeye yapılan her vandal saldırıya tepkimiz ve itirazımız vardır.</p>

<p>Biz haklının yanında, haksızlık yapan kim olursa olsun sonuna kadar da karşısındayız.</p>

<p>Şayet söz konusu zalimlerse asla bitaraf olmayacağız.</p>

<p>Ne diyordu Merhum Cemil Meriç;</p>

<p>“Zulmün olduğu yerde tarafsızlık namussuzluktur, ben tarafım, hakikatin tarafındayım.”</p>

<p>Değerli Arkadaşlarım,</p>

<p>ABD-İsrail’in İran’ı hedef alan saldırıları aynı şekilde küresel enerji piyasalarında arz ve lojistik şoklara neden olmaktadır.</p>

<p>Dünya petrol ticaretinin beşte birinin, diğer bir ifadeyle, günlük ortalama 20 milyon varillik ham petrol ve ham petrol ürünün geçiş güzergahı Hürmüz Boğazı’dır.</p>

<p>Bu stratejik boğaz fiilen kapatılmıştır.</p>

<p>Ortaya çıkan kriz, petrol üreticisi ülkelerin fiziksel altyapılarını, depolama kapasitelerini, rafineri imkanlarını ve küresel makro ekonomik istikrarı tehdit eden bir aşamaya gelmiştir.</p>

<p>Tarımsal girdiler ticaretindeki aksaklıklar ise açlık ve yoksulluk sarmalını genişletebilecektir.</p>

<p>Hava saldırılarına eşzamanlı olarak yapılan elektronik operasyonlar nedeniyle; Basra Körfezi ve çevresindeki sularda bulunan pek çok ticari geminin sahte sinyallerle manipüle edilen navigasyon sistemleri arızalanmıştır.</p>

<p>Bölgede ticaret durma noktasına gelmiştir.</p>

<p>ABD’nin neyin peşinde koştuğu, neyin üzerine çöreklenmek istediği hepinizin malumu alisidir.</p>

<p>Petrol için yıkmayacağı ocak, yapmayacağı çamurluk, göze almayacağı vandallık olmayanların hüviyeti bellidir.</p>

<p>Merhum Hocamız Prof.Dr.Erol Güngör’ün aynen temas ettiği gibi;</p>

<p>“İslam dünyasında petrol zenginliği olmasa, İslam ülkelerinde olup bitenler büyük sanayi ülkelerini ilgilendirmezdi.”</p>

<p>Biz hem dünyanın her noktasında hem de coğrafyamızın her köşesinde barış, huzur ve istikrarın kökleşmesini arzuluyoruz.</p>

<p>ABD-İsrail saldırganlığı sol bulmalıdır.</p>

<p>Silah seçenek olmaktan çıkarılmalıdır.</p>

<p>Siyaset ve diplomasinin önü ardına kadar açılmalıdır.</p>

<p>Türkiye Cumhuriyeti bu çerçevede arabuluculuk misyonuyla sivrilecektir.</p>

<p>“Terörsüz Türkiye” hedefiyle iç barış ve huzur ortamını güçlendirmenin gayesinde olan bir ülkenin komşu coğrafyalardaki sıcak çatışma iklimine cemrenin suya düşmesi gibi barışçıl çabalarla nüfuz etmesi mukadderdir.</p>

<p>Huzur ve barış içinde yaşamak her insanın, her ülkenin hakkıdır.</p>

<p>Ramazan Bayramına yaklaştığımız şu günlerde sulh ve sükûnetin yanında; uzlaştıran ve kucaklaştıran diyalogların filiz filiz büyümesi samimi temennimizdir.</p>

<p>Bakınız, bölgesel ve küresel alanda fırtına yaşanırken, Türkiye’miz müteyakkız bir iradeyle tüm gelişmeleri yakinen takip ederken, CHP Genel Başkanı ve yönetiminin infial uyandıran açıklamaları tek kelimeyle şuursuzluktur.</p>

<p>Coğrafyalar deprem geçirirken Türkiye muhalifliğinde yeni kulvarlar açmaları vatan ve millet sevgisiyle bağdaşmayan ayıp ve ahlaki seviyesizliktir.</p>

<p>CHP Genel Başkanı diyor ki; “Türkiye’nin füzesi yok, hava savunma sistemi yok, savaş uçağı yok.”</p>

<p>Bununla da sınırlı kalmıyor; “Erdoğan F-35’leri dostu Trump’tan alamadı. F-16’lar modernize edilemedi. Korkudan S-400’ler hangarda tutuldu. Son 14 yılda bir tek savaş uçağı kazandıramadılar.”</p>

<p>Burada yaşanmış tarihi bir olayı tekrar hatırlatarak CHP’nin ne hallere düştüğünü sizlere göstermek istiyorum.</p>

<p>Mustafa Kemal Paşa, 25 Nisan 1915’de, düşmanın durumunu anlamak amacıyla Conkbayırı’na gider.</p>

<p>Arıburnu’ndan karaya çıkan düşman Conkbayırı’nda ilerlemektedir.</p>

<p>Askerin kaçtığını görünce hepsinin önüne geçer ve şunları söyler:</p>

<p>Niçin kaçıyorsunuz? Dedim.</p>

<p>Komutanım düşman! Dediler.</p>

<p>Düşmandan kaçılmaz, dedim.</p>

<p>Cephanemiz kalmadı, dediler.</p>

<p>Cephaneniz yoksa süngünüz var, dedim.</p>

<p>Bu efrat süngü takıp yere yatınca düşman efradı da yere yattı. Kazandığımız an bu andır.</p>

<p>Ve Türk askerine tarihi emrini bildirir:</p>

<p>“Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum! Biz ölünceye kadar geçecek zaman zarfında yerimize başka kuvvetler ve komutanlar geçebilir!”</p>

<p>Gazi Mustafa Kemal Atatürk ölmeyi emretmişti, onun koltuğunda köhne köhne oturan zat ise Türkiye’yi karalamanın ve kötülemenin peşindedir.</p>

<p>Sinop’taki füze testleri karşısında “yapmayın balıklar korkuyor” diyen bir şahsın esasen ciddiye alınacak hiçbir yanı yoktur.</p>

<p>Sen balıkları düşündüğün kadar Türkiye’yi düşünseydin bugünkü zırvalarınla açığa düşmez, rezil olmaz, en azından Aziz Atatürk’ün emanetlerine saygı gösterir, riayet ederdin.</p>

<p>CHP yönetimi beşinci kol faaliyeti içindedir.</p>

<p>Tıpkı Yunanistan hükümetinin gayri askeri statüdeki Ege adalarını silahlandırmasına benzer şekilde mahalle yanarken fırsatçılık yapmaktadır.</p>

<p>Allah’a çok şükür Türkiye’nin her şeyi vardır.</p>

<p>Milli savunma sanayindeki altın çağımız herkesin dilindedir.</p>

<p>Türkiye’nin gücü her muhasım ülkenin bileğini bükecek kifayettedir.</p>

<p>Bunu dünya gördü de bir tek CHP Genel Başkanı ve yönetimi görmedi, göremedi, görmek de istemedi.</p>

<p>Göremezler, görmek için adamlık gerek, emek gerek, yürek gerek, mertlik gerek, vatan ve millete feda edilmeye hazır tertemiz ömürler gerek.</p>

<p>Çünkü onlar hala balıklarla meşguller, nasıl olsa battı balık yan gider anlayışındalar.</p>

<p>Sayın Özel, unutma, balık kavağa çıkınca kösenin sakalı biter.</p>

<p>Balık tavada, tantanacılar da siyasette belli olur.</p>

<p>İşte dün aralarında İmamoğlu’nun da bulunduğu 105’i tutuklu toplam 407 sanığın yargılandığı asrın yolsuzluk davasında her çirkeflik yaşanmış, hukuk güvenliğine de darbe vurulmuştur.</p>

<p>Mahkeme salonunu şov alanına, grup salonuna ve miting meydanına çevirenler adalet nedir, hukuk nedir bilmeyen zavallı aymazlardır.</p>

<p>Neymiş, eski belediye başkanı selamlama konuşması yapmak için kürsüye çıkacakmış.</p>

<p>Mahkemede selamlama konuşmasının olduğu ne zaman duyulmuş, nerede görülmüştür?</p>

<p>Böylesi bir usule, böylesi bir uygulamaya ne zaman şahit olunmuştur?</p>

<p>Hukukun üstünlüğü herkes için bağlayıcıdır.</p>

<p>Hiç kimse hukukun önünde veya üstünde değildir.</p>

<p>İddianamedeki suçlamaların hesabını vermek yerine dava sürecini sulandırmak maksatlıdır, marazidir, mahsurludur.</p>

<p>Suç örgütü kurmak, rüşvet çarkı işletmek, ihaleye fesat karıştırmak, kara para aklamak gibi pek çok suçlamanın açıklığa kavuşması, bunun da kısa süre içinde vuku bulması gerekmektedir.</p>

<p>Milletimiz CHP’nin adalet ve hukuk tanımaz siyasi ayak oyunlarından bıkmış ve usanmıştır.</p>

<p>İstanbul 40’ıncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın adalete müzahir alınacak kararının daha fazla uzamasına fırsat verilmeden en makul sürede sonuçlandırılıp ülke gündeminden çıkartılması muhakkak surette temin edilmelidir.</p>

<p>Biz, duruşmalar televizyonlardan canlı yayınlansın derken haksız mıydık?</p>

<p>Milletimizin gözü önünde ak koyun kara koyun tefrik edilsin, her şey bilinsin, görülsün, bire bir takip edilsin derken yanlış mı söylüyorduk?</p>

<p>Geldiğimiz bu süreçte haklılığımız netleşmiştir.</p>

<p>Ayyuka çıkan siyasi içerikli hukuk ihlallerinin Türk yargısına kesif bir karşı duruş olduğu belgelenmiştir.</p>

<p>CHP, hukuku hiçe saymıştır.</p>

<p>Elbette bunun bedelini adalet ve hukuk namusu karşısında mutlaka ödeyecek, kati sonuçlarına da öyle ya da böyle katlanacaktır.</p>

<p>Değerli Milletvekilleri,</p>

<p>Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı;</p>

<p>Yıkmak için değil, yapmak için,</p>

<p>Ayırmak için değil, birleşmek için,</p>

<p>Bölmek için değil, buluşmak için,</p>

<p>Küsmek için değil, kucaklaşmak için ahlaki, manevi ve milli mücadelesini inançla sürdürecektir.</p>

<p>Daha iyi bir gelecek için,</p>

<p>Daha mutlu yarınlar için,</p>

<p>Daha güzel günler için,</p>

<p>Kaynayan tencereler,</p>

<p>Doymuş karınlar,</p>

<p>Sevecen yürekler, sıcacık yuvalar için,</p>

<p>Dik baş, tok karın, mutlu yarın için,</p>

<p>Al bayrağın altında onurlu bir gelecek için geceyi gündüze katacağız.</p>

<p>Biz gönülleri, vicdanları, umutları kardeşlikle birleştireceğiz.</p>

<p>Biz ülküleri, hevesleri, heyecanları milletimizle buluşturacağız.</p>

<p>Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı, Türk milletinin sağduyusuna, idrakine, iradesine ve vicdanına güvenmektedir.</p>

<p>Ortak bir kaderi paylaşarak bir arada yaşama ve yaşatma azmine sonuna kadar inanmaktadır.</p>

<p>Bizim davamız büyük Türk milletini kendi kültür kökleri üzerinde yükselterek, önce mazlum İslam toplumlarına ve sonra ezilen bütün insanlığa hak ve adalet götürmek gibi büyük bir hedefin adı ve tanımıdır.</p>

<p>Bu muazzam hedeflere ulaşmak için Hazreti Peygamber’den itibaren gelen mukaddes çizgide Allah dostları olan Ahmet Yesevi’yi,</p>

<p>Hacı Bektaş’ı, Yunus Emre’yi, Mevlana’yı, Hacı Bayram’ı ve milletimizin bugün manevi dayanakları olan sayısız gönül ve inanç insanına uzanan zincirin bugünkü temsilcilerini hürmetle anıyorum.</p>

<p>Tesbih çeken elleri, hû diyen dilleri, secdeye varan alınları, gönlü Mekke’de, kalbi Kerbela’da, hasreti Kudüs’te, aklı Yesi’de, Kerkük’te, Türkistan’ın her yerinde kalmışların, Yaradan’a sığınmışların hepsini samimiyetle kucaklıyoruz.</p>

<p>Bu mübarek günlerde haykırıyorum; çünkü bizler zaten oyuz, onlarız, onlarlayız.</p>

<p>Konuşmama son verirken alayınızı birden sevgi ve saygıyla selamlıyorum.</p>

<p>Sağ olun, var olun, Cenab-ı Allah’a emanet olun diyorum.<br />
<br />
Kaynak:&nbsp;<a href="https://x.com/MHP_Bilgi/status/2031283546824778097">https://x.com/MHP_Bilgi/status/2031283546824778097</a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 14:25:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/devlet-bahceli-istiklal-marsinin-ruhuyla-emperyalizme-direnecegiz-1773143370.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Erdoğan: Kimseden çekinmeden doğruları dile getiriyoruz</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/erdogan-kimseden-cekinmeden-dogrulari-dile-getiriyoruz-3063</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/erdogan-kimseden-cekinmeden-dogrulari-dile-getiriyoruz-3063</guid>
                <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından basın açıklaması yaptı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından yaptığı açıklamada, “Tarihiyle büyük, vicdanıyla büyük, gerektiğinde cenk meydanlarında yazdığı destanlarıyla büyük bir milletin mensubu olduğumuzu unutmadan, dünyanın neresinde olursa olsun hakkı savunuyor, adaleti savunuyor, kimseden çekinmeden doğruları cesaretli bir şekilde dile getiriyoruz. Ülkemizin hadiseler karşısındaki dik duruşu, yürekli, cesur, samimi ve ilkeli duruşu herkes tarafından takdirle takip ediliyor” dedi.</strong><br />
&nbsp;</p>

<p>Toplantıda ele alınan konulara ilişkin açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Ramazan’ın manevi atmosferinin ülkemizin her karışını kuşatmasıyla hanelerimiz şenlendi, gönüllerimiz huzurla, şefkatle, merhametle doldu.</p>

<p>Şüphesiz 11 ayın sultanı olan Ramazan, kalplerimizi arındırmamız, ruhlarımızı dinlendirmemiz, zihinlerimizi günlük hayatın yoğun ve yorucu meşgalesinden kurtarıp berraklaştırmamız için çok önemli bir fırsattır. Biz de gerek şahsen gerek Kabine olarak gerekse tüm kadrolarımızla merhum Sezai Karakoç’un ‘Her yıl çağrıldığımız bir ruh şöleni’ dediği bu yediveren günlerini en güzel şekilde ihya etmeye çalışıyoruz.</p>

<p>İlkini şehit yakınlarımızla yaptığımız iftar programlarımız her kesimden insanımızla buluşma, paylaşma, kaynaşma vesilesi hâline geliyor. AFAD’ımız, Kızılay’ımız, Türkiye Diyanet Vakfı’mız ve diğer kurumlarımız hem ülkemizdeki ihtiyaç sahiplerine el uzatıyor hem de başta Gazze olmak üzere yurt dışındaki mazlumlara yardım ulaştırıyor. Deprem bölgesinde ‘Yeni Evim, İlk İftarım’ programımızla yuvalarına yerleşen depremzede kardeşlerimizin iftar sevincini paylaşıyoruz.</p>

<p>Bakanlığımızın genelgesi doğrultusunda okullarımızda gönüllülük esasına dayalı birbirinden güzel etkinlikler düzenleniyor. Sevgili yavrularımızın tüm kara kampanyalarına rağmen bu Ramazan’ı bir başka coşkuyla idrak ettiklerini memnuniyetle müşahede ediyoruz. Okul bahçelerinde neşeyle koşturan, ışıl ışıl gözleri ve gülen yüzleriyle camilerimizi birer gül bahçesine çeviren tüm çocuklarımızın tek tek alınlarından öpüyorum. Rabbim hepsini nazarlardan saklasın diyorum.</p>

<p><strong>“KÜLLİYEDE RAMAZAN PROGRAMINI BU SENE DE DEVAM ETTİRİYORUZ”</strong></p>

<p>Belediyelerimiz bu konuda liderliği zaten kimseye bırakmıyor. Partimizin her birimi görev alanı içinde çok anlamlı faaliyetlere imza atıyor. Geçen yıl başlattığımız ve milletimizden büyük rağbet gören ‘Külliyede Ramazan’ programını bu sene de devam ettiriyoruz. Arkadaşlarımız kitap stantlarından çocuk etkinliklerine, konferanslardan konserlere her yaştan insanımızın ilgisini çekecek, özellikle çocuklarımızın heyecanına heyecan katacak dolu dolu bir program hazırladı. Bilhassa hafta sonları anne babaları çocuklarının, torunlarının ellerinden tutup Külliyemizdeki etkinliklere katılmaya davet ediyorum. Bir kere daha Ramazan-ı Şerif’in hanelerimize huzur, memleketimize birlik ve dirlik getirmesini diliyor, dualarımızın dergâh-ı ilahide kabul olmasını Rabbimden niyaz ediyorum.</p>

<p>Geçen hafta Kabinemizde küçük çaplı bir revizyon gerçekleştirdik. İçişleri ve Adalet Bakanlıklarında arkadaşlarımız devir teslimlerini yaptılar ve yeni görevlerine başladılar. Adalet Bakanlığı görevini deruhte eden Akın Gürlek kardeşimiz ile İçişleri Bakanlığı görevini yürütecek Mustafa Çiftçi kardeşime yeni vazifelerinde Cenab-ı Allah'tan muvaffakiyetler diliyor, görevlerinin hayırlı, uğurlu olmasını temenni ediyorum.</p>

<p>Her iki bakanımızın da seleflerinden devraldıkları millete ve memlekete hizmet sancağını yeni bir enerjiyle, yeni bir heyecanla, tüm bunlarla birlikte omuzlarındaki ağır yükün şuuruyla taşıyacaklarına yürekten inanıyorum. 2,5 yıl boyunca devletimize ve milletimize hizmet eden Yılmaz Tunç ve Ali Yerlikaya kardeşlerimize fedakârlıklarından ötürü teşekkür ediyor, yüce Mevla her iki bakanımızdan da razı olsun diyorum.</p>

<p>Görevi devreden arkadaşlarımız, biliyorum ki yeni atanan bakanlarımızın hep yanında olacak, deneyimlerini ve birikimlerini hükûmetimizin kolektif başarısını daha da artırmak için kullanacaklardır. Biz de kendileriyle farklı zeminlerde birlikte olmaya, birlikte çalışmaya, kardeşlik ve dostluk hukukumuzu her daim korumaya, gözetmeye devam edeceğiz.</p>

<p><strong>“TÜRKİYE OLARAK KRİZLERİN SICAK ÇATIŞMAYA DÖNÜŞMEDEN ÇÖZÜMÜ İÇİN ÇABA HARCIYORUZ”</strong></p>

<p>Son Kabine Toplantımızdan bu yana iç siyasette ve dış politikada oldukça yoğun bir gündemle ülkemize hizmet yolculuğumuzu sürdürdük. Küresel düzeyde gerilimlerin tırmandığı bir dönemde özellikle de Türkiye olarak barışı, diyaloğu, müzakereyi merkeze alan politikamızla krizlerin sıcak çatışmaya dönüşmeden çözümü için çaba harcıyoruz. Tarihiyle büyük, vicdanıyla büyük, gerektiğinde cenk meydanlarında yazdığı destanlarıyla büyük bir milletin mensubu olduğumuzu unutmadan, dünyanın neresinde olursa olsun hakkı savunuyor, adaleti savunuyor, kimseden çekinmeden doğruları cesaretli bir şekilde dile getiriyoruz. Ülkemizin hadiseler karşısındaki dik duruşu, yürekli, cesur, samimi ve ilkeli duruşu herkes tarafından takdirle takip ediliyor.</p>

<p><strong>“ŞU AN DÜNYADA TÜRKİYE RÜZGÂRI ESİYOR”</strong></p>

<p>Şunu aziz milletimizin ve bölgemizdeki herkesin çok iyi bilmesini istiyorum: Dünya sisteminde şiddetli depremlerin yaşandığı günümüzde Türkiye'nin yegâne amacı dostlarının sayısını artırmak, yeni dostlar kazanmaktır. Anlaşmazlıklardan düşmanlık üretmek gayretinde değiliz. İhtilafları büyütmenin, sorunları derinleştirmenin hesabı içinde değiliz. Ülkelerin egemenlik haklarına saygı gösterirken, herkesten de bizim hak ve hukukumuza saygılı davranmalarını bekliyoruz. Daha önce de söylediğim gibi, şu an dünyada bir Türkiye rüzgârı esiyor. Türkiye'nin ne düşündüğü, ne yaptığı, yeni gelişmeler karşısında nerede durduğu, hangi adımları atacağı merak ediliyor. Bu kapsamda geride bıraktığımız haftalarda birçok önemli ismi ülkemizde ağırladık.</p>

<p>11 Şubat'ta Yunanistan Başbakanı Sayın Miçotakis'i Külliyemizde misafir ettik. Görüşmelerimizde iki ülke arasındaki münasebetlerimizin yanı sıra, Ege ve Akdeniz'e ilişkin tutumlarımızı değerlendirme imkânı bulduk. İmzaladığımız belgelerle ilişkilerimizin ahdî zeminini pekiştirdik. Batı Trakya, Türk azınlığının eğitim ve dinî haklarından tam olarak istifade edebilmesi noktasındaki beklentilerimizi Sayın Miçotakis ile paylaştım. Yunanistan'la geçtiğimiz sene yaklaşık 7 milyar dolara ulaşan ikili ticaret hacmimizi 10 milyar dolar seviyesine yükseltmek arzusundayız.</p>

<p>12 Şubat'ta ise Sırbistan Cumhurbaşkanı Sayın Vucic misafirimizdi. Sayın Vucic ile yaptığımız görüşmede Sancak bölgesi dâhil ortak gündemimizdeki tüm konuları istişare ettik. Karşılıklı ticaret hacmimizin 3,5 milyar dolara ulaştığı Sırbistan'daki Türk sermayeli firmalarımızın sayısı bin 500'ü aştı. Sivil havacılık, kültür, eğitim, enerji, ulaştırma ve turizm gibi farklı alanlarda Sırbistan'la ilişkilerimizi inşallah daha da derinleştireceğiz.</p>

<p><strong>“ÜNİVERSİTELERİMİZİN, İLİME VE BİLİME YAPTIĞI NİTELİKLİ KATKILARLA ANILMASI İÇİN ÇALIŞMAYA DEVAM EDECEĞİZ”</strong></p>

<p>13 Şubat'ta ise vakıf inisiyatifiyle yapılan 210 kişilik erkek öğrenci yurdu ile 706 kişilik kuzey kampüs kız öğrenci yurdumuzun resmî açılışlarını gerçekleştirmek üzere Boğaziçi Üniversite’mizin misafiri olduk. Kapalı otoparkları, sosyal alanları ve gelişmiş imkânlarıyla 1 milyar 150 milyon lira değerindeki yatırımları üniversitemizin ve öğrencilerimizin hizmetine sunduk.</p>

<p>Bu eserlerde emeği geçen Boğaziçi Üniversitesi Geliştirme Vakfı’mıza ve İstanbul Valiliği’mize bir kez daha teşekkür ediyor, yeni yurtlarımızın üniversitemiz ve öğrencilerimiz için hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum. Şahsımızı karanfillerle karşılayan ve coşkuyla bağrına basan Boğaziçili genç kardeşlerime teşekkürlerimi iletiyorum.</p>

<p>Aynı merasimde yeni yatırımlarımızın da müjdesini verdik. Depreme dayanıksız olduğu için yıkılan eski kütüphanenin yerine 3 bin kullanıcı ve 1,5 milyon kitap kapasiteli modern bir eser inşa edeceğiz. Aynı şekilde 3 milyar liralık bir diğer yatırımla Boğaziçi Üniversitesi'ne yeni ve tam teşekküllü bir laboratuvar kompleksi kazandıracağız.</p>

<p>Uluslararası kongre ve sempozyumlara ev sahipliği yapacak bin kişilik yeni bir konferans salonunu da üniversitemizin kullanımına sunacağız. Yapımı devam eden 220 kişi kapasiteli yeni kız öğrenci yurduyla birlikte toplam değeri 8 milyar lirayı aşan yatırımlarla üniversitemizin eğitim ve barınma standartlarını daha da yükselteceğiz.</p>

<p>Burada şunu önemle ifade etmek isterim ki, milletin kaynaklarıyla kurulan üniversiteler hiçbir marjinal ideolojinin kurtarılmış bölgesi değildir. Üniversiteler 86 milyonun evlatlarınındır, halkındır, aziz milletimizindir. Üniversiteler zenginlerin, elitlerin olduğu kadar gariban çobanın, çiftçinin, kapıcının, esnafın, işçinin, inşaat ustasınındır, onların çocuklarınındır. Giriş kapısına ikna odalarının kurulduğu, kılık kıyafetlerinden dolayı genç kızların içeri alınmadığı, katsayı zulmüyle meslek liselerinin önünün kesildiği, klan dayanışmasıyla unvanların ona buna peşkeş çekildiği, tek sesliliğin, tek tipçi dayatmaların hâkim olduğu karanlık dönemler artık üniversitelerde tamamen geride kalmış, üniversitelerimiz özgürleşmiştir.</p>

<p>Çetin mücadeleler sonucunda üniversiteler birilerinin özel mülkü olmaktan çıkmış, asli sahibine iade edilmiş, halka aidiyeti teyit ve tescil edilmiştir. Allah'ın izniyle bundan geriye dönüş olmayacaktır. Üniversitelerimizi babalarının malı gibi gören, arka bahçeleri gibi gören müstebit ve mütekebbir zihniyetin dayatmalarına boyun eğmeyeceğiz. Üniversitelerimizin eylemlerle, kavgalarla, baskılarla değil, ilime ve bilime yaptığı nitelikli katkılarla anılması için çalışmaya devam edeceğiz.</p>

<p><strong>“STRATEJİK COĞRAFİ KONUMUN ÜLKEMİZE SAĞLADIĞI AVANTAJLARI ETKİN BİÇİMDE KULLANMANIN GAYRETİNDEYİZ”</strong></p>

<p>Üç kıtanın kesiştiği yerde Avrupa, Asya ve Afrika'nın buluşma noktasında yer alan bir ülkeyiz. Bu stratejik coğrafi konumun ülkemize sağladığı avantajları etkin biçimde kullanmanın gayretindeyiz. 20 yıl önce başlattığımız Afrika Açılımı zamanla ortaklığa dönüşerek çok ciddi mesafe kaydetti. 17 Şubat'ta Başbakan Sayın Abiy Ahmed Ali'nin davetine icabetle 11 yıllık aranın ardından Etiyopya'nın Başkenti Addis Ababa’daydık. Sayın Ahmed Ali ile yaptığımız görüşmelerde enerji, madencilik, ticaret, yatırımlar, eğitim ve iletişim gibi alanlardaki ilişkilerimizi, hâlihazırda Türkiye, Etiyopya'daki en büyük ikinci yatırımcı ülkedir. Etiyopya'daki 200'ü aşkın firmamız, 2,5 milyar doları aşan yatırımlarıyla şu anda 20 bin Etiyopyalı kardeşimizin istihdamına destek oluyor. Bu rakamların yakın gelecekte inşallah daha da artacağına inanıyor, nazik misafirperverlikleri için Etiyopya Başbakanı Sayın Ahmed Ali'nin şahsında tüm Etiyopya halkına bir kez daha teşekkür ediyorum.</p>

<p><strong>“TERÖRDEN RANT DEVŞİRENLERE RAĞMEN SÜREÇ HEDEFİNE DOĞRU SAĞLAM ADIMLARLA İLERLİYOR”</strong></p>

<p>Etiyopya ziyaretimizden döndükten sonra ‘Valiler Buluşması’ vesilesiyle 81 il valimizle Külliyemizde bir araya geldik. Şehr-i Ramazana ‘Merhaba’ dediğimiz 19 Şubat'ta ise ilk iftarımızı her zaman olduğu gibi yine şehit ailelerimizle yaptık. Şehit yakınlarımız, ezanı, bayrağı, vatanı ve milleti için canlarını feda eden kahramanların bizlere emanetidir. Bu emanetlere hakkıyla sahip çıkabilmek için son derece titiz ve hassas bir şekilde hareket ediyor, şehitlerimizin ruhunu incitecek, gazilerimizi ve şehit ailelerimizi müteessir edecek hiçbir girişime fırsat vermiyoruz.</p>

<p>Şuna büyük bir memnuniyetle şahit oluyoruz: Şehit yakınlarımızla birlikte aziz milletimiz terörün kalıcı olarak bitmesi için yürüttüğümüz ‘Terörsüz Türkiye’ sürecine sahip çıkıyor. Terörden beslenenlere, terörden rant devşirenlere rağmen süreç hedefine doğru sağlam adımlarla ilerliyor. Biz de meşru dairede kalmak, milletimizin hassasiyetlerine azami hürmet göstermek suretiyle inşallah, bu süreci menziline ulaştıracağız. Bu vesileyle ülkesi, milleti ve değerleri için gözünü kırpmadan can veren tüm şehitlerimizi rahmetle yâd ediyor, gazilerimize ve şehit ailelerimize şahsım ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum.</p>

<p>20 Şubat'ta tanıtım programına iştirak ettiğimiz Cemre Vakfı’mızın kuruluşunun hayırlı olmasını temenni ediyorum. Cumartesi günü ise orucumuzu çiftçilerimizle birlikte İstanbul Haliç Kongre Merkezi'nde açtık. Binbir emekle toprağa işleyen çiftçi kardeşlerimizle hem aynı sofrayı hem de yeni müjdelerimizi paylaştık. Küçükbaş hayvan yetiştiriciliğini teşvik başta olmak üzere açıkladığımız tüm müjdelerimizin çiftçilerimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum.</p>

<p>Bugünkü Kabine Toplantımızda da savunma, sağlık ve ticaret başta olmak üzere gündemimizdeki konuları masaya yatırdık. 20 Şubat'ta başlayan NATO'nun en büyük ve en kapsamlı tatbikatlarından biri olan Steadfast tatbikatı Türk Silahlı Kuvvetlerimizin ulaştığı seviyeyi tüm dünyaya bir kez daha gösterdi. Tatbikatta devletimizi ve milletimizi gururla temsil eden askerlerimizi tebrik ediyor, Rabbim ayaklarına taş değdirmesin diyorum.</p>

<p><strong>“HER TÜRLÜ BAĞIMLILIKLA MÜCADELEMİZİ AYNI KARARLILIKLA DEVAM ETTİRECEĞİZ”</strong></p>

<p>Sağlık alanında ülkemizi nereden nereye getirdiğimizi 2002 öncesi yılları dönemi hatırlayan vatandaşlarımız çok iyi biliyor. Vatandaşlarımızın şikâyetlerine de kulak vererek eksiklerimizi tamamlıyor, sağlık hizmetlerinin standardını yükseltmeye devam ediyoruz.</p>

<p>Şu anda Türkiye genelinde 8 bin 310 Aile Sağlığı Merkezi, 335 Sağlıklı Hayat Merkezi ve 973 Toplum Sağlığı Merkezi’miz var. Sadece son bir yılda 302 Aile Sağlığı Merkezi ile 71 Sağlıklı Hayat Merkezi’ni hizmete açtık. Birinci basamakta 30 bin aile hekimimiz vasıtasıyla insanımıza hizmet sunuyoruz. Bakınız, 2025 yılında ülkemiz genelindeki sağlık tesislerimizde toplam 1 milyar 24 milyonun üzerinde muayene yapıldı. Bunların yaklaşık 450 milyonu aile sağlığı, 21 milyonu ise sağlıklı hayat merkezlerinde gerçekleştirildi. Akciğer kanseri başta olmak üzere birçok hastalığın müsebbibi olan sigara tiryakiliğiyle mücadelede tavizsiz bir duruş sergiliyoruz. Açtığımız 784 yeni birimle sigara bırakma polikliniği sayımızı bin 349'a çıkardık. Ancak bu illetle başarılı mücadelede devletimizin gayretlerinin tek başına yeterli olması mümkün değil. Medyanın, sanatçıların, dijital mecraların ve ailelerimizin de bizlere destek olması, mücadeleyi sahiplenmesi lazım. Halkımızın sağlığını tehdit eden her türlü bağımlılıkla mücadelemizi aynı kararlılıkla devam ettireceğiz.</p>

<p>Bu düşüncelerle Kabinemizde aldığımız kararların ülkemiz ve milletimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum.”</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra Cumhurbaşkanlığı Kabinesi ve Millî Güvenlik Kurulu (MGK) üyeleri ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesindeki iftar programında bir araya geldi.<br />
<br />
Kaynak:&nbsp;<a href="https://www.tccb.gov.tr/haberler/410/164153/-dunyanin-neresinde-olursa-olsun-kimseden-cekinmeden-dogrulari-dile-getiriyoruz-">https://www.tccb.gov.tr/haberler/410/164153/-dunyanin-neresinde-olursa-olsun-kimseden-cekinmeden-dogrulari-dile-getiriyoruz-</a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 24 Feb 2026 07:56:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/erdogan-kimseden-cekinmeden-dogrulari-dile-getiriyoruz-1771909368.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ersan Şen iddia etti: 2027&#039;nin Kasım ayında seçim var!</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ersan-sen-iddia-etti-2027nin-kasim-ayinda-secim-var-3055</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ersan-sen-iddia-etti-2027nin-kasim-ayinda-secim-var-3055</guid>
                <description><![CDATA[Ensonhaber Youtube kanalında konuk olan deneyimli hukukçu Ersan Şen, 2027 yılının Kasım ayında bir seçim beklediğini yinelerken TBMM'nin ülkeyi seçime götürmek için 360 milletvekilini bulma konusunda herhangi bir sorun yaşamayacağını ve bu şekilde Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yeniden aday olabileceğini söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Bir sonraki Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin 2028'in Mayıs ayında yapılması bekleniyor.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Muhalefet cephesinin erken seçim çağrıları sürerken Ankara kulislerinde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yeniden aday olabilmesi için seçim tarihinin daha erkene çekilebileceği yönünde iddialar yer alıyor.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ensonhaber YouTube kanalında Çağlar Cilara'nın moderatörlüğünde yayınlanan programa konuk olan Ceza Hukukçusu Prof. Ersan Şen, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın olası adaylık süreci hakkında konuştu.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Açıklamasında erken seçim için tarih veren Şen, şunları kaydetti:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>"2027 KASIM AYINDA TÜRKİYE SEÇİME GİDECEKTİR"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Herkes hesaplarını yapıyor. Seçim kanunları üzerinde bir takım değişiklikler düşünülebilir. Çünkü seçim kanunları biliyorsunuz yürürlüğe girdikten sonra bir yıldan evvel uygulanamıyor. Ben Türkiye’de seçimin tarihini daha önce söyledim; yanılabilirim, eleştiri de alabilirim ama 2027 yılının Kasım ayında Türkiye Cumhuriyeti, Türk Milleti hem Cumhurbaşkanlığı hem de Meclis seçimlerine gidecektir.</strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Şöyle bir hesap yapılıyor: 360 nasıl bulunacak? Çünkü Türkiye Büyük Millet Meclisi seçim kararı alamazsa Sayın Erdoğan’ın adaylığı söz konusu olmayacak. Sayın Erdoğan seçime götürürse aday olamıyor; üçüncü kez aday olamıyor. O tartışma bitti. Tüm bunlar da bir erken seçim, yani seçimlerin zamanından evvel öne alınması, yenilenmesi anlamına geliyor. Bu anlamda 360 meselesinde ben büyük bir tartışma çıkacağını düşünmüyorum.</strong></em></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="color:#000000"><strong>"OY İÇİN İFTAR SOFRALARINA OTURMAK GEREK"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Partilerin çalışmalarına da değinen Şen, şu ifadeleri kullandı:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>O tutuklandı, bu tutuklanıyor, sıra ona geldi, buna geldi… Bunların demokratik bir hukuk devletinde, toplumunda söylenmemesi, konuşulmaması lazım. Ama sosyal medya bilhassa ve basın bunları öyle bir işliyor ki insanlar ister istemez endişe ediyorlar. Dolayısıyla benim gördüğüm; önümüz artık Ramazan da başladı, iftar sofraları kuruldu.</strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Yurt içinde, yurt dışında tüm siyasilerin, belediye başkanlarının bu dört haftalık süreçte, en azından hafta içinin dışında hafta sonlarında, çünkü yurt dışında yaklaşık yüzde 2,5’luk ciddi bir oy potansiyeli var, oralara önem vermek suretiyle ayrım yapmaksızın o sofralara oturarak; ama kuş sütünün eksik olmadığı sofralar değil, gerçek iftar sofraları…</strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Yoksa beş yıldızlı otellerde verilip de emeklinin, işçinin, memurun yanına yaklaşamadığı ürünlerin masalarda olduğu sofralar değil; gerçekten yer sofralarında, halkın sofralarında, iftar sofralarında, iftar çadırlarında siyasilerin, belediye başkanlarının olması; halkla, gençlerle, bütün İslam âlemiyle, Müslümanlarla buluşmaları lazım. Çünkü doğru olan budur.</strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>"ABDULLAH GÜL ADAY OLURSA SEÇİLEMEZ"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">CHP'nin Abdullah Gül'ü aday yapacağı iddiaları sorulan Şen, bunun mümkün olmadığını belirterek şöyle konuştu:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Netice itibarıyla ben elinde ateş olan, önü açık, genç, dinamik ekibiyle bir kişinin kurtarıcı olarak görülmediği; katılımcı, çoğulcu demokratik hayata geçecek, geçirecek bir anlayıştan yanayım. Çünkü ülkenin bence en önemli sorunu bu yönetim sisteminden kaynaklanıyor. Bizim bu yönetim sistemini daha çoğulcu ve demokratik hale getirmemiz lazım. Meclisin, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin daha işler olması lazım.</strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Bozulan kuvvetler ayrılığı ilkesinin daha da kuvvetlendirilip, kuvvetler birliğinden çıkılıp kuvvetler ayrılığı ilkesinin tesis edildiği bir biçimin öne çıkması gerektiğini düşünüyorum. Abdullah Gül yapamaz mı? Sayın Gül’le olmaz bu. Sayın Gül seçilemez. Ben öyle düşünüyorum.</strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Aday olsa Abdullah Gül, hayır, seçilmesi imkânsız. Bu daha önce denendi; Ekmeleddin Bey zamanında denendi. Denenmişi bir daha denemeye gerek yok. Cumhuriyet Halk Partisi’nin adayı olarak, tabii ben bir ittifak adayından bahsetmiyorum, CHP’nin adayı olarak Sayın Gül’ün karşılık bulacağını görmüyorum. Çünkü altılı masada bu denendi; DEVA ve Gelecek Partileri üzerinde konuşuldu.</strong></em></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="color:#000000"><strong>"CHP'DE ATATÜRK'ÜN ÇİZGİSİNİ TAKİP EDEBİLECEK BİR ADAY ÖNE ÇIKMALI"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">CHP'de adaylık konusunda üç ismin öne çıktığı belirten Şen,&nbsp;<em><strong>"Beklenen aday Sayın İmamoğlu olmazsa Sayın Yavaş veya birlikte; ondan sonra Sayın Özgür Özel veya ona yakın bir aday.</strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Yani gerçekten Cumhuriyet Halk Partisi’ni, onun değerlerini, altı oku, Mustafa Kemal Atatürk’ün çizgisini takip edebilecek güçlü bir adayın öne çıkmasının daha faydalı olacağını düşünüyorum.</strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Ama sadece adayla olmaz; bu bir ekip işi. O ekibin kimler olduğunu görmesi ve sokakla bütünleşmesi, sokağa inmesi lazım."&nbsp;</strong></em>dedi.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>CHP'DEKİ ADAYLIK TARTIŞMALARI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">CHP'de bu konuda bir kaosun olup olmadığı sorusunu da yanıtlayan Ceza Hukukçusu, şu ifadelere yer verdi:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Mansur Yavaş ayrı bir cephe, Ekrem İmamoğlu ayrı, merkezli ayrı, Kemal Kılıçdaroğlu’nun hâlâ ihtimali konuşuluyor… Şöyle söyleyeyim: Bir defa Sayın Mansur Yavaş ayrı bir cephe değil. Sayın Mansur Yavaş Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı ve adaylık iddiasıyla da ortaya çıkmıyor ama halk ve taban bunu istiyor; bunu görüyoruz. Sayın İmamoğlu’na ayrı cephe diyemezsiniz.</strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Her ne kadar Sayın Özgür Özel’le sürekli görüşüyorsa da; tutuklu, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkından yoksun, kapalı infaz kurumunda kalan bir insan. Her ne kadar CHP’nin aday adayı olsa da şu anda bu dediğiniz manada ayrı bir cephe açacak durumu yok. Sayın Özgür Özel bu partinin genel başkanı. Cumhuriyet Halk Partisi biraz daha diğer siyasi partilere göre parti içi demokrasi, tartışmalar, kaotiklik anlamında öne çıkıyor; doğru.</strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Sayın Kılıçdaroğlu’nun hesabı kitabı olur mu olmaz mı bilmiyorum. Bunların CHP’ye fayda getireceğini zannetmiyorum. Kayyım meselesi veya benzeri tartışmalar… Bir siyasi partinin birden fazla kez olağan ve olağanüstü kurultaylarını yapmış iradesine dışarıdan yapılacak müdahalenin de iktidar bakımından, Sayın Erdoğan bakımından faydalı olacağını düşünmüyorum.</strong></em></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 19:07:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/ersan-sen-iddia-etti-turkiye-2027nin-kasim-ayinda-secime-gidecek-1771776888.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ardan Zentürk değerlendirdi: Bakü-Moskova krizi!</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ardan-zenturk-degerlendirdi-baku-moskova-krizi-3042</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ardan-zenturk-degerlendirdi-baku-moskova-krizi-3042</guid>
                <description><![CDATA[Deneyimli gazeteci Ardan Zentürk, Azerbaycan-Rusya ilişkilerindeki gerilimi ve Kafkasya'daki son gelişmeleri değerlendirdiği açıklamasında, Bakü-Moskova hattındaki krizin derinleştiğini vurguladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<iframe width="820" height="461" src="https://www.youtube.com/embed/ViYYrvGJ-d0" title="BAKÜ-MOSKOVA KRİZİ! ALİYEV: RUSYA KİEV&#39;DEKİ ELÇİLİĞİMİZİ BİLEREK VURUYOR!" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe><p>Deneyimli gazeteci <strong>Ardan Zentürk,</strong> Azerbaycan-Rusya ilişkilerindeki gerilimi ve Kafkasya'daki son gelişmeleri değerlendirdiği açıklamasında, Bakü-Moskova hattındaki krizin derinleştiğini vurguladı.<br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=ViYYrvGJ-d0"><strong>ARDAN ZENTÜRK'ÜN AÇIKLAMASININ TAMAMINI İZLEMEK İÇİN AŞAĞIDAKİ FOTOĞRAFINI TIKLAYINIZ:</strong></a><br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=ViYYrvGJ-d0"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-02-19%20at%2005_38_06.jpeg" style="height:315px; width:800px" /></a><br />
&nbsp;</p>

<p>Zentürk'e göre, Rusya'nın Kafkasya'yı <strong>"arka bahçesi"</strong> olarak görmesine rağmen Azerbaycan'ın bağımsız tutumu ve Türkiye ile kardeşlik ittifakı Moskova'yı rahatsız ediyor. Özellikle 2024 sonunda Grozni üzerinde Rus hava savunma sistemleri tarafından vurulan Azerbaycan Hava Yolları'na ait yolcu uçağı olayı, ilişkileri kopma noktasına getirdi. Uçağın hasarlı halde Hazar Denizi'ne yönlendirilmeye çalışıldığı, ancak pilotların kahramanlığıyla Kazakistan'a indirildiği belirtilen açıklamada, Rusya'nın olayı örtbas etmeye çalıştığı savunuldu. İlham Aliyev'in <strong>"özür dile ve tazminat öde"</strong> resti karşısında Putin'in "kol kırılır yen içinde" yaklaşımı krizi büyüttü.</p>

<p><strong>Zentürk, Azerbaycan'ın Rusya'ya karşı direncini şu olaylarla örnekledi:</strong></p>

<p>- Rusya'ya protesto notası verilmesi ve Kremlin'e yakın medya organlarının Azerbaycan'a yönelik aşağılayıcı ifadeleri.<br />
<br />
- İlham Aliyev'in Bağımsız Devletler Topluluğu ve Avrasya Ekonomik Zirvesi'ne katılmaması.<br />
<br />
- Münih Güvenlik Konferansı'nda Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenski ile özel görüşme yapılması ve bu görüşmenin kamuoyuna duyurulması.</p>

<p>Azerbaycan'ın savaşın başından beri Ukrayna'nın toprak bütünlüğünü desteklediği, Kırım'ın ilhakını tanımadığı hatırlatıldı. Buna karşılık Rusya'nın Ukrayna'daki Azerbaycan enerji yatırımlarını <strong>(SOCAR depoları, boru hatları vb.) </strong>bilinçli olarak hedef aldığı öne sürüldü.</p>

<p>Zentürk'ün aktardığı en çarpıcı kısım, İlham Aliyev'in Münih'te <strong>Ukrainska Pravda</strong>'ya verdiği demeç oldu. Aliyev, Ukrayna'daki Azerbaycan enerji altyapısına üç saldırı düzenlendiğini ve Kiev'deki Azerbaycan Büyükelçiliği ile diplomatik misyonlara da üç kez saldırı yapıldığını belirtti. İlk saldırıyı kaza olarak değerlendirip tüm koordinatları<strong> (büyükelçilik, konsolosluk, kültür merkezleri dahil)</strong> Rusya'ya ilettiklerini, ancak buna rağmen iki saldırı daha gerçekleştiğini ifade etti. Bu durumu <strong>"kasıtlı saldırı" </strong>ve <strong>"dostane olmayan tutum" </strong>olarak nitelendirdi. Diplomatik nota verildiği, büyükelçinin çağrıldığı ancak başka adım atılamayacağı vurgulandı.</p>

<p>Zentürk, bu gelişmelerin zincirleme bir süreç olduğunu belirterek, <strong>Paşinyan-Aliyev-Trump </strong>masasındaki Zengezur ve barış anlaşması girişimlerinin de Rusya'yı dışladığına işaret etti. Rusya'nın Azerbaycan'ı hâlâ eski Sovyet eyaleti gibi gördüğünü savunan gazeteci, Aliyev'in Putin'e karşı haysiyetli duruşunu takdir etti.</p>

<p>Sonuç olarak Ardan Zentürk, Kafkasya'nın Rusya için<strong> "giderek kaybedilmiş bir alan" </strong>haline geldiğini ifade ederek açıklamasını tamamladı. Azerbaycan'ın Ukrayna ile enerji ve ikili ilişkileri derinleştirme yönündeki iradesi de görüşmede teyit edildi.<br />
<br />
KAYNAK:&nbsp;<a href="https://www.youtube.com/watch?v=ViYYrvGJ-d0">https://www.youtube.com/watch?v=ViYYrvGJ-d0</a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 19 Feb 2026 05:25:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/ardan-zenturk-degerlendirdi-baku-moskova-krizi-1771469020.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Cumhurbaşkanı Erdoğan: Etiyopya ziyaretiyle ikili ilişkileri güçlendirdik</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cumhurbaskani-erdogan-etiyopya-ziyaretiyle-ikili-iliskileri-guclendirdik-3040</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cumhurbaskani-erdogan-etiyopya-ziyaretiyle-ikili-iliskileri-guclendirdik-3040</guid>
                <description><![CDATA[Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 11 yıl aradan sonra Etiyopya'nın başkenti Addis Ababa'yı ziyaret ettiğini belirterek, bu ziyaretten büyük memnuniyet duyduğunu ifade etti. Erdoğan, dost Etiyopya halkıyla yüzyıllara dayanan ilişkilerin geliştirilmesine büyük önem verdiklerini vurguladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 11 yıl aradan sonra Etiyopya'nın başkenti Addis Ababa'yı ziyaret ettiğini belirterek, bu ziyaretten büyük memnuniyet duyduğunu ifade etti. Erdoğan, dost Etiyopya halkıyla yüzyıllara dayanan ilişkilerin geliştirilmesine büyük önem verdiklerini vurguladı.</p>

<p>Ziyaret kapsamında Etiyopya Başbakanı ve heyetiyle kapsamlı görüşmeler gerçekleştiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, ticari yatırımlar, enerji, madencilik, tarım, iletişim ve eğitim alanlarındaki ikili ilişkileri ele aldıklarını belirtti. Görüşmelerde, diğer potansiyel iş birliği alanlarının nasıl değerlendirileceği ve 1 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefine nasıl ulaşılacağı konuları da masaya yatırıldı.</p>

<p>Erdoğan, Türkiye'nin Etiyopya'daki en büyük ikinci yatırımcı ülke olmaktan memnuniyet duyduklarını dile getirdi. 200'ü aşkın Türk firmasının 2,5 milyar doları aşan yatırımlarıyla yaklaşık 20 bin Etiyopyalıya istihdam sağlandığını kaydeden Cumhurbaşkanı, bu durumun kendileri için bir kıvanç vesilesi olduğunu söyledi.</p>

<p>Türk müteahhitlik firmalarının Etiyopya'da demiryolu, ulaşım, fabrika, turistik tesis ve enerji nakil hatları gibi alanlarda 2,6 milyar dolar değerinde 15 proje üstlendiğini belirten Erdoğan, bu rakamın daha da artmasını temenni ettiklerini ifade etti.</p>

<p>Bölgesel gelişmelere de değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, tüm dünyanın gözünün Afrika Boynuzu'na çevrildiği bir dönemde Etiyopya'nın köklü devlet yapısının öneminin daha da hissedildiğini vurguladı. Bölgenin sorunlarına bölge ülkeleri tarafından çözüm geliştirilmesi gerektiğine inandıklarını belirten Erdoğan, Afrika Boynuzu'nun yabancı güçlerin mücadele alanına çevrilmemesi gerektiğini kaydetti.</p>

<p>Erdoğan, İsrail'in Somaliland'ı tanımasının ne Somaliland'a ne de Afrika Boynuzu'na faydası olmadığını tekrar vurgulayarak, yakın geçmişte Etiyopya ve Somali arasında ara buluculuk yaptıkları Ankara sürecindeki tutumları için her iki tarafa da teşekkür etti.</p>

<p>Ziyaretin müspet sonuçlar doğuracağına emin olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu temasların bölgenin barış ve istikrarına da katkı sunmasını temenni ettiğini sözlerine ekledi.</p>

<p>Ziyaret, Türkiye'nin Afrika kıtasıyla ilişkilerini güçlendirme stratejisi çerçevesinde önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.<br />
<br />
Cumhurbaşkanı Erdoğan şu açıklamada bulundu:<br />
<br />
11 yıl aradan sonra Etiyopya’nın başkenti Addis Ababa’yı ziyaret etmekten büyük bir memnuniyet duydum. &nbsp;Dost Etiyopya halkıyla yüzyıllara sâri münasebetlerimizin geliştirilmesine büyük önem veriyoruz. Yaptığımız görüşmelerde Sayın Başbakan ve heyetiyle ticari yatırımlar, enerji, madencilik, tarım, iletişim ve eğitim alanlarındaki ilişkilerimizi etraflıca görüştük. Diğer birçok alandaki potansiyel iş birliklerini nasıl değerlendirmemiz gerekiyor, 1 milyar dolar ticaret hacmi hedefimize nasıl ulaşırız; bunları da ele aldık. Etiyopya’daki en büyük ikinci yatırımcı ülke olmaktan memnuniyet duyuyoruz. 200’ü aşkın firmamızın, 2,5 milyar doları bulan yatırımlarıyla yaklaşık 20 bin Etiyopyalının istihdamına destek olması bizler için kıvanç vesilesidir. Türk müteahhitlik firmaları, Etiyopya’da demir yolu, ulaşım, özellikle fabrika, turistik tesis ve enerji nakil hatları gibi faaliyet alanlarında 2,6 milyar dolar değerinde 15 projeyi üstlendi. İnşallah bunun daha da artmasını temenni ediyoruz. Tüm dünyanın gözü Afrika Boynuzu’na, buraya çevrilmişken Etiyopya’nın köklü devlet yapısının önemi daha da çok hissediliyor. Biz bölgenin sorunlarına yine bölge ülkeleri tarafından çözüm geliştirmesine, Afrika Boynuzu’nun yabancı güçlerin mücadele alanına çevrilmemesi gerektiğine inanıyoruz. Bu minvalde İsrail’in Somaliland’ı tanımasının ne Somaliland’a ne de Afrika Boynuzu’na faydası olmadığını tekrar vurgulamak istiyorum. Bu vesileyle yakın geçmişte Etiyopya ve Somali arasında ara buluculuğunu yürüttüğümüz Ankara sürecindeki tutumları için her iki tarafa da tekrar teşekkür ediyorum. İstikrara kavuşmasıyla birlikte Afrika Boynuzu’nun ekonomik fırsatlarıyla dikkatleri üzerine çeken bir konuma erişmemesi için hiçbir engel görmüyoruz. Müspet neticelerini alacağımıza emin olduğum bu ziyaretimizin bölgenin barış ve istikrarına da katkı sunmasını temenni ediyorum.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 19 Feb 2026 00:16:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/cumhurbaskani-erdogan-etiyopya-ziyaretiyle-ikili-iliskileri-guclendirdik-1771449806.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Erkan Akçay: Horasan harcıyla milletimizi birbirine kenetleriz</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/erkan-akcay-horasan-harciyla-milletimizi-birbirine-kenetleriz-3035</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/erkan-akcay-horasan-harciyla-milletimizi-birbirine-kenetleriz-3035</guid>
                <description><![CDATA[MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, partisinin 57. kuruluş yıldönümü nedeniyle TBMM milletvekillerine yaptığı açıklamada, Alevi-Bektaşilere yönelik yaklaşımlarının “siyasi bir manevra değil, kadim bir kardeşlik hukuku” olduğunu vurguladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">MHP MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, partisinin 57. kuruluş yıldönümü nedeniyle TBMM milletvekillerine yönelik bir açıklama yayınladı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay’ın 57. kuruluş yıldönümü nedeniyle TBMM’de yaptığı konuşmada MHP’nin Alevi-Bektaşilerle ilişkisine dair son derece çarpıcı açıklamalarda bulundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<strong><em>Bizim medeniyetimiz sadece akılla değil, gönülle de inşa edilir</em></strong>” ifadelerini kullanan MHP Grup Başkanvekili Akçay, “<em><strong>Alevi-Bektaşi canlarımızla olan bağımız siyasi bir manevra değil, kadim bir kardeşlik hukukudur</strong></em>” dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Cami de bizim, cemevi de bizim, derken hamaset yapmadıklarının altını çizen MHP Grup Başkanvekili Akçay, “<strong><em>Genel Başkanımızın himayelerinde ve belediyelerimiz eliyle inşa edilen kardeşlik ve inanç ocaklarıyla ortaya koyuyoruz. Biliyor ve inanıyoruz ki küçük iyi bir hareket, büyük bir iyi niyetten iyidir</em></strong>” ifadelerini kullandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Dünyanın en büyük cemevi olan Nevşehir'deki Horasan Erenleri Alevi Kültürü ve Cemevinden Aydın'a, Muğla'dan Mersin'e, Ankara'dan Çorum'a &nbsp;Anadolu'nun dört bir yanında gönül köprüleri kurduklarını belirten MHP Grup Başkanvekili Akçay, MHP’nin “<em><strong>düşünceyle derinleşen, kurumlarla kök salan bu medeniyet tasavvuru</strong></em>”nun Türkiye Yüzyılı’nda da milletin birliğini, dirliğini ve istikbalini güçlendirecek “<em><strong>en sağlam irade</strong></em>” olduğunu belirtti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">MHP Grup Başkanvekili Akçay, açıklamasına şöyle devam etti:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<strong><em>Bazıları oy hesabı yapar, biz Kızılelma ülküsüne yürürüz. </em></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><em>Bazıları kutuplaştırmadan medet umar, biz Horasan harcıyla milletimizi birbirine kenetleriz. </em></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><em>Başkaları günü kurtarmaya çalışırken biz Ahmed Cevad'ın, Gaspıralı'nın, Bilge Tonyukuk'un mirasıyla geleceği inşa ederiz.</em></strong>”</span></p>

<p><span style="color:#000000">Açıklamanın tamamı şöyle:</span></p>

<p><span style="color:#000000">Değerli milletvekilleri, </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bizim medeniyetimiz sadece akılla değil, gönülle de inşa edilir. Gönlümüz, Hoca Ahmet Yesevi'nin ocağında pişmiş, Horasan erenlerinin nefesiyle Anadolu'ya üflenmiş, Âşık Veysel'le saz ve söz olmuştur. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu sebeple, Alevi-Bektaşi canlarımızla olan bağımız siyasi bir manevra değil, kadim bir kardeşlik hukukudur. "Cemevi de bizim, cami de bizim; &nbsp;saz da bizim, söz de bizim." derken hamaset yapmıyoruz, bunu icraatlarımızla &nbsp;Genel Başkanımızın himayelerinde ve belediyelerimiz eliyle inşa edilen kardeşlik ve inanç ocaklarıyla ortaya koyuyoruz. Biliyor ve inanıyoruz ki küçük iyi bir hareket, büyük bir iyi niyetten iyidir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Dünyanın en büyük cemevi olan Nevşehir'deki Horasan Erenleri Alevi Kültürü ve Cemevinden Aydın'a, Muğla'dan Mersin'e, Ankara'dan Çorum'a &nbsp;Anadolu'nun dört bir yanında gönül köprüleri kuruyoruz. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Milliyetçi Hareket Partisi budur, düşünceyle derinleşen, kurumlarla kök salan bu medeniyet tasavvuru Türkiye Yüzyılı'nda da milletimizin birliğini, dirliğini ve istikbalini güçlendirecek en sağlam iradedir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bazıları oy hesabı yapar, biz Kızılelma ülküsüne yürürüz. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bazıları kutuplaştırmadan medet umar, biz Horasan harcıyla milletimizi birbirine kenetleriz. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Başkaları günü kurtarmaya çalışırken biz Ahmed Cevad'ın, Gaspıralı'nın, Bilge Tonyukuk'un mirasıyla geleceği inşa ederiz. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bizim davamız Türkiye Yüzyılı'nı ve yeni nizamın ihyasını, nizam-ı âlem ülküsünün inşasıdır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">57'nci yılımızı geride bırakırken kökü mazide, gözü atide olan bu kutlu yürüyüşümüz ülkülerimize ulaşana dek sürecektir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu vesileyle, bilge liderimiz Sayın Devlet Bahçeli'ye, bu kurumlarımızda emeği geçen, milletimizin birliğine hizmet eden tüm dava arkadaşlarımıza şükranlarımı sunuyorum. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Oğuz Kağan'ın ifadesiyle "Gök çadırımız, güneş tuğumuz olsun." diyoruz. </span></p>

<p><span style="color:#000000">KAYNAK:&nbsp;</span><a href="https://x.com/ersoyruhi/status/2023809451896271187?s=20">https://x.com/ersoyruhi/status/2023809451896271187?s=20</a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 18 Feb 2026 12:54:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/erkan-akcay-horasan-harciyla-milletimizi-birbirine-kenetleriz-1771411161.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed Ali&#039;den ortak basın toplantısı</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cumhurbaskani-recep-tayyip-erdogan-ve-etiyopya-basbakani-abiy-ahmed-aliden-ortak-basin-toplantisi-3031</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cumhurbaskani-recep-tayyip-erdogan-ve-etiyopya-basbakani-abiy-ahmed-aliden-ortak-basin-toplantisi-3031</guid>
                <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan, Etiyopya Başbakanı Ali ile gerçekleştirdikleri ortak basın toplantısında yaptığı açıklamada, “Birçok alandaki potansiyel iş birliklerini nasıl değerlendirmemiz gerekiyor, 1 milyar dolar ticaret hacmi hedefimize nasıl ulaşırız, bunları da ele aldık. Etiyopya'daki en büyük ikinci yatırımcı ülke olmaktan memnuniyet duyuyoruz” dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Etiyopya Başbakanı Ali ile gerçekleştirdikleri ortak basın toplantısında yaptığı açıklamada, “Birçok alandaki potansiyel iş birliklerini nasıl değerlendirmemiz gerekiyor, 1 milyar dolar ticaret hacmi hedefimize nasıl ulaşırız, bunları da ele aldık. Etiyopya'daki en büyük ikinci yatırımcı ülke olmaktan memnuniyet duyuyoruz” dedi.</strong></p>

<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed Ali Ulusal Sarayı'nda gerçekleştirdikleri baş başa ve heyetler arası görüşmeleri ile anlaşmaların imza töreninin ardından ortak basın toplantısı düzenledi.</p>

<p>Ortak basın toplantısında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 11 yıl aradan sonra Addis Ababa'yı ziyaret etmekten büyük bir memnuniyet duyduğunu belirtti.</p>

<p>Etiyopya Başbakanı Ahmed ve Etiyopya makamlarına, şahsına ve heyetine gösterdikleri sıcak misafirperverlikten dolayı teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Etiyopya'nın, Türkiye için kardeş ülke olmasının yanı sıra stratejik konumu, siyasi, ekonomik ve kültürel ağırlığıyla Afrika kıtasında oynadığı öncü rol bakımından son derece önemli bir ülke olduğunu söyledi.</p>

<p>Sahra Altı Afrika'daki en eski Türk büyükelçiliğinin 1926 yılında Addis Ababa'da açılmasının, bu şehri, kıtayla ilişkilerin kalbine yerleştirdiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu ziyaretimin, büyükelçiliğimizin açılışının 100. yılına denk gelmesi de bizler için ayrı bir gurur kaynağıdır" ifadesini kullandı.</p>

<p>Yaptıkları görüşmelerde, Etiyopya Başbakanı Ahmed ve heyetiyle ticari yatırımlar, enerji, madencilik, tarım, iletişim ve eğitim alanlarındaki ilişkileri etraflıca görüştüklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "Diğer birçok alandaki potansiyel iş birliklerini nasıl değerlendiririz, 1 milyar dolar ticaret hacmi hedefimize nasıl ulaşırız, bunları ele aldık. Etiyopya'daki en büyük ikinci yatırımcı ülke olmaktan memnuniyet duyuyoruz. 200'ü aşkın firmamızın, 2,5 milyar doları bulan yatırımlarıyla yaklaşık 20 bin Etiyopyalının istihdamına destek olması, bizler için kıvanç vesilesidir. Türk müteahhitlik firmaları, Etiyopya'da demiryolu, ulaşım, özellikle fabrika, turistik tesis ve enerji nakil hatları gibi faaliyet alanlarında 2,6 milyar dolar değerinde 15 projeyi üstlendiler. İnşallah, bunun daha da artmasını temenni ediyoruz."</p>

<p><strong>"BU SAMİMİ COĞRAFYANIN GÜZEL İNSANLARININ HER DAİM YANINDAYIZ"</strong></p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, dost Etiyopya halkıyla yüzyıllara dayanan münasebetlerin geliştirilmesine büyük önem verdiklerinin altını çizdi.</p>

<p>Etiyopya'nın İslam kültürü bakımından paha biçilemez bir değer taşıdığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları ifade etti: "Afrika'daki ilk Müslüman yerleşim yeri olarak bilinen Necaş köyündeki Necaşi Türbesi ve Camisi, kültürel bağlarımız bakımından çok önemli. TİKA'nın destekleriyle tadilatı ve tamiratı yapılan bu projeyle Afrika tarihinin önemli bir kültürel mirasını yaşatmakla kalmayıp, Etiyopya ile aramızdaki kadim dostluk bağlarını da güçlendirmiş olduk. Maarif Vakfı'mızın eğitim alanındaki faaliyetlerinin yanı sıra TİKA ofisimiz aracılığıyla aramızda kültür köprüleri kurmaya devam edeceğiz. Eşit ortaklık ve karşılıklı anlayış temelinde bu samimi coğrafyanın güzel insanlarının her daim yanındayız."</p>

<p><strong>"ÇATIŞMA VE ACILARA YENİLERİNİN EKLENMESİNİ İSTEMİYORUZ"</strong></p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Etiyopya'nın siyasi, sosyal ve ekonomik dönüşümü dolayısıyla Etiyopya Başbakanı Ahmed'i tebrik etti.</p>

<p>Tüm dünyanın gözlerinin Afrika Boynuzu ve Etiyopya'ya çevrilmişken, Etiyopya'nın köklü devlet yapısının örnek gösterilecek yönetiminin öneminin daha çok hissedildiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "Etiyopya'nın içinde bulunduğu coğrafyada devletlerin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne kıymet veren tutumumuzun altını bilhassa çizmek istiyorum. Türkiye olarak, bölgenin yeterince çektiği çatışma ve acılara yenilerinin eklenmesini asla istemiyoruz. Biz, bölgenin sorunlarına yine bölge ülkelerinin çözüm geliştirmesi ve Afrika Boynuzu'nun yabancı güçlerin mücadele alanına çevrilmemesi gerektiğine inanıyoruz. Bu minvalde İsrail'in Somaliland'ı tanımasının ne Somaliland'a ne de Afrika Boynuzu'na faydası olmadığını tekrar vurgulamak istiyorum. Bu vesileyle yakın geçmişte Etiyopya ve Somali arasında arabuluculuğunu yürüttüğümüz Ankara Süreci'ndeki tutumları için her iki tarafa da tekrar teşekkür ediyorum. İstikrara kavuşmasıyla birlikte, Afrika Boynuzu'nun ekonomik fırsatlarıyla dikkatleri üzerine çeken bir konuma erişmemesi için hiçbir engel görmüyoruz. Müspet neticelerini alacağımıza emin olduğum bu ziyaretimizin bölgenin barış ve istikrarına da katkı sunmasını temenni ediyorum. Malumunuz, Türkiye olarak Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Taraflar Konferansı'na bu sene Kasım ayında ev sahipliği yapacağız. Etiyopya'nın da önümüzdeki yıl tertipleyeceği bu toplantı bağlamında yakın iş birliğimizi sergileyeceğiz."</p>

<p>Şahsına ve heyetine karşı sergiledikleri hüsnü kabul için Etiyopya Başbakanı Ahmed ve Etiyopya halkına teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Etiyopya Müslüman toplumunun RAamazanını tebrik etti.</p>

<p><strong>İKİ ÜLKE ARASINDA İMZALANAN ANLAŞMALAR</strong></p>

<p>Ortak basın toplantısı öncesinde, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Etiyopya Başbakanı Ali huzurunda iki ülke arasında anlaşmalar imzalandı.</p>

<p>Törende, "9. Türkiye-Etiyopya Ekonomi, Ticaret ve Teknik İş Birliği Karma Ekonomik Komisyonu Tutanağı"na Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ile Etiyopya Dışişleri Bakanı Gedion Timothewos imza attı.</p>

<p>"Türkiye Cumhuriyeti Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Etiyopya Su ve Enerji Bakanlığı Arasında Enerji Alanında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptı" da Bakan Bayraktar ile Etiyopya Su ve Enerji Bakanı Habtamu Itefa tarafından imza altına alındı.<br />
<br />
Kaynak:&nbsp;<a href="https://www.tccb.gov.tr/haberler/410/164100/-etiyopya-daki-en-buyuk-ikinci-yatirimci-ulke-olmaktan-memnuniyet-duyuyoruz-">https://www.tccb.gov.tr/haberler/410/164100/-etiyopya-daki-en-buyuk-ikinci-yatirimci-ulke-olmaktan-memnuniyet-duyuyoruz-</a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 17 Feb 2026 21:36:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/cumhurbaskani-recep-tayyip-erdogan-ve-etiyopya-basbakani-abiy-ahmed-aliden-ortak-basin-aciklamasi-1771353537.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türkiye ve Yunanistan arasında yeni dönem. İmzalar atıldı !</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/turkiye-ve-yunanistan-arasinda-yeni-donem-imzalar-atildi-3005</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/turkiye-ve-yunanistan-arasinda-yeni-donem-imzalar-atildi-3005</guid>
                <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yunanistan Başbakanı Miçotakis ile düzenlediği ortak basın toplantısında yaptığı açıklamada, “Biraz önce kabul ettiğimiz belgelerin ilişkilerimizin ahdi zeminini pekiştirmesini temenni ediyorum. Geçtiğimiz yıl yaklaşık 7 milyar dolara ulaşan ikili ticaretimizi 10 milyar dolara çıkarma hedefimiz doğrultusunda çalışmaya devam ediyoruz” dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yunanistan Başbakanı Miçotakis ile düzenlediği ortak basın toplantısında yaptığı açıklamada, “Biraz önce kabul ettiğimiz belgelerin ilişkilerimizin ahdi zeminini pekiştirmesini temenni ediyorum. Geçtiğimiz yıl yaklaşık 7 milyar dolara ulaşan ikili ticaretimizi 10 milyar dolara çıkarma hedefimiz doğrultusunda çalışmaya devam ediyoruz” dedi.</strong><br />
<br />
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis baş başa görüşmeleri,&nbsp; Türkiye- Yunanistan 6. Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi Heyetler Arası Görüşme Oturumu ve anlaşmaların imza töreninin ardından ortak basın toplantısı düzenleyerek açıklamalarda bulundu.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yunanistan Başbakanı Miçotakis ile düzenlediği ortak basın toplantısında, Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyinin 5'inci toplantısı kapsamında Atina'yı 7 Aralık 2023'te ziyaret ettiğini anımsattı.</p>

<p>Bu ziyarette, diyalog kanallarını açık tutma ve ilişkileri geliştirme noktasındaki mutabakatlarını Atina Bildirgesi ile kayıt altına aldıklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün de pozitif gündem maddeleri üzerinden ilişkileri nasıl ileriye taşıyabileceklerini etraflıca değerlendirdiklerini söyledi.</p>

<p>Üst düzey temasların bu manada elverişli bir zemin sunduğunu gördüklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "Biraz önce kabul ettiğimiz belgelerin, ilişkilerimizin ahdi zeminini pekiştirmesini temenni ediyorum. Geçtiğimiz yıl yaklaşık 7 milyar dolara ulaşan ikili ticaretimizi 10 milyar dolara çıkarma hedefimiz doğrultusunda çalışmaya devam ediyoruz. Bugün, ayrıca iki ülkenin iş konseyleri de bir araya gelerek iş fırsatlarını değerlendirdiler. Sayın Başbakan ile görüşmemizde Ege ve Doğu Akdeniz'e ilişkin tutumlarımızı bir kez daha açık ve samimi şekilde ele aldık. Biz bu hususta geçmişten bu yana şunu savunuyoruz: Mevcut meseleler çetrefil olmakla birlikte uluslararası hukuk temelinde çözümsüz de değildir. Yeter ki iyi niyet, yapıcı diyalog ve çözüm iradesi olsun. Değerli dostum Kiryakos ile bu konuda hemfikir olduğumuzu memnuniyetle gördük. İlişkilerimizin diğer tüm alanlarında 2023 yılından bu yana sağladığımız ivme gibi Ege'de birbiriyle bağlantılı sorunların çözümü noktasında da ilerleme kaydedilebileceğine inanıyorum."</p>

<p><strong>“AZINLIKLAR KONUSUNDA TARİHÎ SORUMLULUK BİLİNCİYLE HAREKET ETMEMİZ GEREKİYOR”</strong></p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün ayrıca terörle ve organize suçlarla mücadele konusundaki beklentilerini de Yunanistan Başbakanı Miçotakis ile bir kez daha paylaştığını dile getirdi.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Münasebetlerimizin beşeri unsurunu teşkil eden azınlıklar konusunda tarihî sorumluluk bilinciyle hareket etmemiz gerekiyor. Batı Trakya Türk azınlığının dini özgürlükler ve eğitim imkânlarından tam olarak yararlandırılmaları konusundaki beklentilerimizi Sayın Başbakan ile paylaştık" ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>BÖLGESEL MESELELER</strong></p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki NATO müttefiki olan Türkiye ve Yunanistan'ın güvenlik ve istikrara tehdit teşkil eden birçok gelişmeyle karşılaştığını dile getirdi.</p>

<p>Türkiye olarak Avrupa'da son dönemde başlatılan savunma girişimlerinde yer almalarının müşterek menfaatlerine olduğunu düşündüklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Sayın Başbakan ile Gazze'deki ateşkes süreci ve barış planı olmak üzere bölgesel gelişmeleri de değerlendirdik. İsrail'in Batı Şeria'da kontrolünü genişletmeye ve Filistin yönetimini zayıflatmaya yönelik aldığı son kararları reddediyoruz. Bu konuda dünyanın önde gelen ülkelerinin, bizim ve kardeş ülkelerin tutumu ortadadır. Bu vesileyle şunu bilhassa vurgulamak isterim. Orta Doğu'da kalıcı barış ve istikrar Filistin meselesine iki devlet temelinde adil çözüm bulunmasından geçiyor. Bu tutumumuzu da savunmaya devam edeceğiz. 2025-2026 dönemi Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Geçici Üyesi olan Yunanistan'ın bölgemizin menfaati bakımından iki devletli çözüm perspektifini Konseyin gündeminde tutacağına inanıyoruz. Keza, Suriye'de istikrarın tesisi ve bu kardeş ülkenin bölgede barışa katkı sunan bir konuma süratle ulaşması için yapılabileceklere değindik. Bizim bu konuda üstlendiğimiz yapıcı rolün sadece Suriye'nin kendisi için değil, Yunanistan'ın ve Avrupa'nın güvenliği için de ne derece mühim olduğu ortadadır. Suriye'nin toprak bütünlüğü ve birliği ilkesi temelinde ülkenin tüm bileşenlerinin kapsayıcı bir anlayışla geleceğe yürümesini ümit ediyoruz. İki komşu ve müttefik olarak iş birliğini temel alan bir anlayışla diyalog kanallarını açık tutmamızın gerektiğine yürekten inanıyorum."</p>

<p><strong>YUNANİSTAN BAŞBAKANI MİÇOTAKİS: "GAZZE'NİN İSRAİL TARAFINDAN İLHAKIYLA İLGİLİ OLASI ADIMLARI DESTEKLEMİYORUZ"</strong></p>

<p>Yunanistan Başbakanı Miçotakis de konuşmasında, kendisi ve heyeti adına gösterdiği konukseverlik için Cumhurbaşkanı Erdoğan'a teşekkür ederek, "Ülkenizi her ziyaret ettiğimizde böyle sıcak bir konukseverlikle karşılaşıyoruz" dedi.</p>

<p>Yunanistan Başbakanı Miçotakis, bugünkü görüşmelerde pozitif gündemin ele alındığını belirterek, "Bu iş birliği çerçevesinde biz son derece önemli görüşmeler gerçekleştirdik. Açık olan diyalog kanalları vesilesiyle aramızdaki konuları görüşme fırsatı bulduk" ifadelerine yer verdi.</p>

<p>İki ülkenin dışişleri bakanlıkları düzeyinde, sürdürülebilir ve geleceğe dönük bir ilişki tesis etmeyi hedeflediklerini vurgulayan Yunanistan Başbakanı Miçotakis, “Türkiye ve Yunanistan olarak aramızdaki sorunları soğukkanlılıkla ele almak zorundayız. Bu konuları kendi aramızda samimi bir şekilde görüşmeliyiz. Hatta bazı başlıklarda hemfikir olmayabiliriz" değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p>Yunanistan Başbakanı Miçotakis, Yunanistan olarak her zaman diyalogdan yana olduklarını belirterek, "İyi niyetle ve karşılıklı saygı çerçevesinde aramızdaki iş birliğini sürdüreceğiz. Ve inanıyorum ki bizim bu çabamız hâlihazırda meyvelerini de vermeye başladı" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Yunanistan Başbakanı Miçotakis, ikili ticaret konusunda da sürekli çaba sarf etmek durumunda olduklarını anlatarak iki ülke arasındaki ticaret hacmi hedefinin 10 milyar dolar olduğunu hatırlattı.</p>

<p>Yunanistan Başbakanı Miçotakis, birlikte bölgenin istikrarı için çaba sarf edildiğini söyleyerek, şöyle devam etti: "Bizim anlaşamadığımız, mutabık kalamadığımız bazı konular da var. Ege'deki kıta sağlığı konusu, münhasır ekonomik bölge konusu gibi bazı konular var. Bu konularla ilgili olarak belki de bir uluslararası yargı organına başvurmak gerekebilir. Ancak uluslararası hukuk çerçevesinde buna da çözüm bulunabilir. Sayın Cumhurbaşkanı (Erdoğan), ümit ediyorum ve sizin de bu konudaki iyimserliğinizi paylaşıyorum. Şartlar bu konularda ilerleme kaydetmek için uygun. Artık bizim ilişkilerimizle ilgili olarak bütün tehditlerin ortadan kalkmasının zamanının geldiğine inanıyorum."</p>

<p>Yunanistan Başbakanı Miçotakis, Gazze'de ikinci barış görüşmelerinin başlaması konusunda da mutabık olduklarını belirterek, şunları kaydetti: "Yunanistan, istikrarlı bir şekilde iki devletli çözümden yana ve bu çözümün yegâne gerçekçi çözüm olduğunu savunuyor. Ve yine oluşturulacak yeni yönetimde de Filistin tarafının kati suretle yer almasını destekliyor. Ancak bunun yanında Hamas'ın silahsızlandırılmasının ve bölgenin terörden arınmasının da son derece elzem olduğu görüşündeyiz. Ancak Gazze'nin İsrail tarafından ilhakıyla ilgili herhangi bir olası adımı kesinlikle desteklemiyoruz. Burada Yahudi yerleşimlerinin genişletiliyor olması bölgede bir Filistin devletinin oluşmasını daha da zorlaştıran bir unsur."</p>

<p><strong>İKİ ÜLKE ARASINDA İMZALANAN ANLAŞMALAR</strong></p>

<p>Oturumun ardından iki ülke arasında anlaşmaların imza töreni düzenlendi.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Yunanistan Başbakanı Miçotakis, Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Yunanistan Cumhuriyeti Hükûmeti Arasında Ortak Bildiri'yi imzaladı.</p>

<p>Türkiye ile Yunanistan arasında imzalanan diğer anlaşmalar şöyle:</p>

<p>“Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi ile Yunanistan Yatırım ve Dış Ticaret Ajansı Arasındaki İşbirliği Hakkında Mutabakat Zaptı, Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Burak Dağlıoğlu ile Yunanistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Haris Theoharis imza attı.</p>

<p>İzmir Limanı ile Selanik Limanı Arasında Ro-Ro Seferlerinin Başlatılmasının Teşvik Edilmesine İlişkin Mutabakat Zaptı'nı, Dışişleri Bakan Yardımcısı Mehmet Kemal Bozay ile Theoharis imzaladı.</p>

<p>Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Çerçevesinde İşbirliğinin Güçlendirilmesine İlişkin Mutabakat Zaptı, Bozay ve Theoharis tarafından imzalandı.</p>

<p>Depreme Hazırlık Konusunda İkili İşbirliğinin Güçlendirilmesine İlişkin Mutabakat Zaptı'na, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ile Yunanistan İklim Krizi ve Sivil Koruma Bakanı Ioannis Kefalogiannis imza attı.</p>

<p>Kültür Alanında İşbirliği Hakkında Mutabakat Zaptı'nı, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ile Yunanistan Kültür Bakanı Lina Mendoni imzaladı.</p>

<p>Türkiye Cumhuriyeti Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Yunanistan Cumhuriyeti Kalkınma Bakanlığı Arasında Bilim ve Teknoloji Alanında İşbirliğine Dair Ortak Niyet Beyanı, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ile Yunanistan Kalkınma Bakanı Takis Theodorikakos tarafından imzalandı.”<br />
<br />
Kaynak:<a href="https://www.tccb.gov.tr/haberler/410/164040/-yunanistan-la-ikili-ticaretimizi-10-milyar-dolara-cikarma-hedefimiz-dogrultusunda-calismaya-devam-ediyoruz-">https://www.tccb.gov.tr/haberler/410/164040/-yunanistan-la-ikili-ticaretimizi-10-milyar-dolara-cikarma-hedefimiz-dogrultusunda-calismaya-devam-ediyoruz-</a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 11 Feb 2026 22:37:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/turkiye-ve-yunanistan-arasinda-yeni-donem-imzalar-atildi-1770838891.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Ürdün Kralı II. Abdullah’tan “Hüseyin Bin Ali Nişanı”</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cumhurbaskani-erdogana-urdun-krali-ii-abdullahtan-huseyin-bin-ali-nisani-2993</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cumhurbaskani-erdogana-urdun-krali-ii-abdullahtan-huseyin-bin-ali-nisani-2993</guid>
                <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a Ürdün Kralı 2. Abdullah tarafından "Hüseyin Bin Ali Nişanı" takdim edildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h2>&nbsp;</h2>

<p><strong>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a Ürdün Kralı 2. Abdullah tarafından "Hüseyin Bin Ali Nişanı" takdim edildi.</strong></p>

<p>Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisi'nde gerçekleşen "Hüseyin Bin Ali Nişanı Tevcih Töreni", iki liderin baş başa ve heyetler arası görüşmelerini tamamlamasının ardından düzenlendi.</p>

<p>Törende, Ürdün Kralı II. Abdullah, Hüseyin Bin Ali Nişanı'nı Cumhurbaşkanı Erdoğan'a takdim etti.</p>

<p><strong>Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Hüseyin Bin Ali Nişanı Tevcih Töreni"nin ardından konuştu</strong></p>

<p>Dolmabahçe Çalışma Ofisi'nde Ürdün Kralı II. Abdullah tarafından kendisine "Hüseyin Bin Ali Nişanı"nın takdim edilmesinin ardından konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, nişanın tarafına tevdi edilmesinden memnuniyet duyduğunu dile getirdi.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şahsıma gösterilen teveccüh için şükranlarımı sunuyorum. Bu nişanı ülkelerimiz ve halklarımız arasındaki derin tarihî bağların somut bir tezahürü olarak görüyor ve kabul ediyorum. Bu müstesna nişanın köklü kardeşlik ve dostluk münasebetlerimizi daha da pekiştireceğine inanıyorum." diye konuştu.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:</p>

<p>"Aziz kardeşim Ürdün Kralı Sayın Abdullah ile bugünkü görüşmelerimizde iki ülke dostluğunu kuvvetlendirecek önemli kararlar aldık. Bölgemizin her metrekaresinde barış, huzur, güvenlik ve istikrarın hâkim olması noktasında kendisiyle hemfikir olduğumuzu gördük. Kıymetli kardeşime Doğu Kudüs'teki mukaddes mekânların hamisi olan Ürdün'ün bu alandaki çabalarını takdirle karşıladığımızı ifade ettim. Görüşmelerimizin ülkelerimiz ve bölgemiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum. İnşallah 11 gün sonra müşerref olacağımız Ramazan-ı Şerif'inizi tebrik ediyor, mübarek ramazanın ülkelerimiz ve tüm İslam âlemi için rahmete, berekete, huzura kapı aralamasını canıgönülden temenni ediyorum."</p>

<p>Kral II. Abdullah'a teşekkürlerini sunan ve Ürdünlü kardeşlerini bir kez daha hürmet ve muhabbetle selamladığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Rabb'im kardeşliğimizi ve dayanışmamızı daim eylesin." dedi.</p>

<p><strong>Ürdün Kralı II. Abdullah, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a "Hüseyin Bin Ali Nişanı Tevcih Töreni"nin ardından konuştu</strong></p>

<p>Kral II. Abdullah, Dolmabahçe Çalışma Ofisi'nde Cumhurbaşkanı Erdoğan'a "Hüseyin Bin Ali Nişanı Tevcih Töreni"nin ardından yaptığı açıklamada iki ülke arasındaki ilişkilere değindi.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan'a takdim edilen "Hüseyin Bin Ali Nişanı"nın Ürdün ile Türkiye arasındaki dostluğu ve kardeşliği temsil ettiğini belirten Kral II. Abdullah, "Bu madalya, ülkelerimizin ve halklarımızın paylaştığı derin dostluk ve kardeşlik bağlarını temsil ediyor. Bu uluslarımız arasındaki onlarca yıllık iş birliğinin takdirinin bir ifadesidir. Bunun, ilişkilerimizi ve halkımız ile bölgemize hizmeti ilerletmeye devam etme yönündeki taahhüdümüzün de bir simgesi olmasını umuyorum." ifadelerini kullandı.</p>

<p>Türkiye ile Ürdün arasındaki tarihî dostluğa işaret eden Kral II. Abdullah, "Bu, neredeyse seksen yıllık bir ortaklık ve bunu daha ileri seviyelere taşımak için çok daha fazla potansiyel bulunuyor." diye konuştu.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Dolmabahçe Çalışma Ofisi'nde yaptıkları görüşmenin oldukça verimli geçtiğini kaydeden Abdullah, "Bugün gerçekleştirdiğimiz verimli görüşmeler, ticaret, sanayi, eğitim, ulaştırma ve savunma alanlarında ikili iş birliğimizi güçlendirmeye yönelik önemli bir adımı teşkil ediyor." dedi.</p>

<p>Kral II. Abdullah, Türkiye'nin bölgede gerilimin düşürülmesine yönelik çabalarına değinerek şöyle devam etti:</p>

<p>"Bölgemizde istikrarın yeniden tesis edilmesine yönelik çabalarda da yakın koordinasyon içinde kalmaya ve adil, kalıcı bir barış için çalışmaya devam ediyoruz. Türkiye’nin, bölgede gerilimin düşürülmesine yönelik süregelen çabalarda ve tüm ülkelerin egemenliğinin korunmasında rolü hayati öneme sahiptir. Daha barışçıl bir Orta Doğu için sizinle birlikte çalışma kararlılığımızı sürdürüyoruz."</p>

<p>Kral II. Abdullah, Ramazan ayının da herkes için mübarek olması temennisinde bulundu.</p>

<p>Törenin ardından resmî yemekte bir araya gelen ikili, daha sonra ofisten ayrıldı.<br />
<br />
Kaynak:&nbsp;<a href="https://www.iletisim.gov.tr/turkce/haberler/detay/cumhurbaskani-erdogana-urdun-krali-ii-abdullahtan-huseyin-bin-ali-nisani">https://www.iletisim.gov.tr/turkce/haberler/detay/cumhurbaskani-erdogana-urdun-krali-ii-abdullahtan-huseyin-bin-ali-nisani</a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 10 Feb 2026 11:31:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/cumhurbaskani-erdogana-urdun-krali-ii-abdullahtan-huseyin-bin-ali-nisani-1770712552.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Devlet Bahçeli: Türkiye sadece bölgemizin değil, dünyanın ağırlık merkezidir</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/devlet-bahceli-turkiye-sadece-bolgemizin-degil-dunyanin-agirlik-merkezidir-2990</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/devlet-bahceli-turkiye-sadece-bolgemizin-degil-dunyanin-agirlik-merkezidir-2990</guid>
                <description><![CDATA[Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin kuruluşunun 57. yıl dönümü dolayısıyla Ankara ATO Congresium'da düzenlenen "Şanla Şerefle 57. Yıl" programında önemli açıklamalarda bulundu.Bahçeli, konuşmasına Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın gönderdiği Türk bayrağı motifli 57 gülden oluşan tebrik çiçeği için teşekkür ederek başladı. Erdoğan'a hitaben, "Allah’tan niyaz ediyorum ki, davamızı ve dava arkadaşlarımızı gördüklerinden geri koymasın" temennisinde bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin kuruluşunun 57. yıl dönümü dolayısıyla Ankara ATO Congresium'da düzenlenen <em><strong>"Şanla Şerefle 57. Yıl"</strong></em> programında önemli açıklamalarda bulundu.Bahçeli, konuşmasına Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın gönderdiği Türk bayrağı motifli 57 gülden oluşan tebrik çiçeği için teşekkür ederek başladı. Erdoğan'a hitaben, "Allah’tan niyaz ediyorum ki, davamızı ve dava arkadaşlarımızı gördüklerinden geri koymasın" temennisinde bulundu.</p>

<p><em><strong>"Türkiye sadece bölgemizin değil dünyanın ağırlık merkezidir. Bütün gelişmelerin istikamet ve ibresi Türkiye’yi işaret etmektedir. Huzurlu, güvenli, müreffeh, barış ve kardeşlikle teçhiz edilmiş bir Türkiye dünyanın denge ve düzen anahtarıdır." </strong></em>diyen Devlet Bahçeli'nin açıklamasının tam metni şöyle:</p>

<p>Aziz Dava Arkadaşlarım,</p>

<p>Üç Hilale Gönül Vermiş Muhterem Kardeşlerim,</p>

<p>Türk Milleti Sevdalısı Değerli Ülküdaşlarım,</p>

<p>Saygıdeğer Hanımefendiler, Beyefendiler,</p>

<p>Asaletin, Cesaretin ve Dirayetin Sembolü Sevgili Bozkurtlar, Asenalar,</p>

<p>Basınımızın Değerli Temsilcileri,</p>

<p>Milliyetçi Hareket Partisi’nin 57 yıllık şanı ve şerefiyle,</p>

<p>57 yıllık ilkesi ve ülküsüyle,</p>

<p>57 yıllık aklı ve ahlakıyla,</p>

<p>57 yıllık inancı ve iradesiyle,</p>

<p>57 yıllık hayali ve hedefleriyle tek yürek halinde kenetlenmiş bir halin aydınlığında hepinizi kemali hürmet ve muhabbetle selamlıyorum.</p>

<p>Ekranları başında bizleri izleyen aziz milletimizin her güzel insanına,</p>

<p>Gönül ve kültür coğrafyalarımızda hayat mücadelesi veren her kardeşimize en halisane duygularımla birlikte saygı ve sevgilerimi sunuyor, esenlikler diliyorum.</p>

<p>Şanla Şerefle 57.Yıl Programımızın düzenlenmesinde emeği geçen her arkadaşıma, her kardeşime teşekkür ediyor, hepinize hoş geldiniz sefalar getirdiniz diyorum.</p>

<p>Cumhurbaşkanımız ve AK Parti Genel Başkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Milliyetçi Hareket Partisi’nin 57’inci kuruluş yıldönümü münasebetiyle göndermiş olduğu Türk bayrağı motifinde hazırlanmış 57’inci yıla ithafen 57 gülün yer aldığı tebrik çiçeğinden dolayı zatı devletlerine teşekkür ediyorum.</p>

<p>Allah’tan niyaz ediyorum ki, davamızı ve dava arkadaşlarımızı gördüklerinden geri koymasın.</p>

<p>Allah’tan niyaz ediyorum ki, Milliyetçi-Ülkücü Hareket’i mahcup ettirmesin, mağlubiyetlerin kundağına düşürmesin.</p>

<p>Aziz Ülküdaşlarım,</p>

<p>Dile kolay, yarım asrı yedi yıl geçen bir siyasi varlığın şanıyla şerefiyle hakkın, halkın ve hakikatin biteviye mücadelesini veriyoruz.</p>

<p>Siyasi ve fikri seciyemizin yüksekliği “57 yılın mükâfatı değil, 57 yıllık tarihi görkemin bizzat kendisidir” diyoruz.</p>

<p>Bağımsız vicdanımızla, barışsever zihniyetimizle; insansever, milletsever, vatansever anlayışımızla, Türk tarih ve kültürüne muazzam bağlılığımızla, milli ve manevi değer hükümlerine hasbi ve haysiyetli bağlanışımızla 57 yıllık maziyi geride bıraktık.</p>

<p>8-9 Şubat 1969’un Adana’sında bir kere kalkan üç hilalimiz hamd olsun bir daha inmedi, indirmeye çalışanlara da fırsat verilmedi.</p>

<p>On yılların tozunu yuttuk, ama hain oyunları yutmadık.</p>

<p>On yılların zorluklarıyla test edildik, ama milli birlik ve kardeşliğimizin testisini kırdırmadık.</p>

<p>Toprak altındaki kökler ağaçları bol meyveli yapmalarına karşılık nasıl ağaçtan bir şey istemiyorsa, biz de kara sevdalı olduğumuz milletimize hizmet etmekten dolayı aynısıyla karşılık beklemedik.</p>

<p>Biz sevgimizde hep hasbi olduk.</p>

<p>Biz bu ülkeyi karşılıksız sevdik.</p>

<p>Biz milletimizin her güzelliğini, her emanetini, her değerini, her insanını Allah için sahiplendik, bağrımıza sıkıca bastık.</p>

<p>Büyük halk ozanımız Yunus, isteyeceksen içinden iste, diyor ya, biz de öyle yaptık, çünkü Allah’ın bize bizden daha yakın olduğuna iman ettik.</p>

<p>Bazen görülmedik, olsun be yaradan yardır bize dedik.</p>

<p>Bazen duyulmadık, olsun be her şeyin bir vakti vardır dedik.</p>

<p>Bazen yalnız kaldık, gene de aldırmadık, düşerse hanemize kurt yalnızlığı düşsün dedik.</p>

<p>Zor ve çetin yıllarda ayazı yedik, bir simidi dörde bölüp yedik, cami avlularında şehit tabutlarını omuzlarken içi içimizi yedik.</p>

<p>Yeri geldi köşe başlarında sıkılan kurşunları yedik; ama zulme yenilmedik, zillete yenilmedik, birimiz gitse de diğerimiz yerini doldurdu; pusulara, tuzaklara, oyunlara asla pes etmedik, tamam demedik.</p>

<p>Anlatacak o kadar şey var ki, ne saatler yeter, ne de günler.</p>

<p>Biz dün neysek bugün oyuz.</p>

<p>Çizgimizde kırıklık olmadı, duruşumuzda sarsıntı yaşanmadı, fikriyatımızda bulanma hiç görülmedi.</p>

<p>Biz Türk milletine mensubiyet onurunu damarlarındaki asil kanla taşıyan Milliyetçi-Ülkücü Hareket’iz.</p>

<p>Adil olmak için adaleti sevmek nasıl yetmezse,</p>

<p>Barışçı olmak için barışı sevmek nasıl yeterli gelmezse,</p>

<p>Milliyetçi-Ülkücü olmak için de sadece milleti seviyormuş gibi görünmek yetmeyecektir.</p>

<p>Her türlü fedakârlığı göze alıyor musunuz? Önce bunun cevabı gereklidir.</p>

<p>Şahsi ve dünyevi çıkarlarınızı aziz millet varlığı için elinizin tersiyle itiyor musunuz? Müteakiben bunun netleşmesi lazımdır.</p>

<p>Şartlar başkaca bir seçeneğe kapandığında; vatan, millet ve devlet uğruna candan, yardan ve serden geçmenin sınır hattında mısınız? Elbette bunun belli olması ve belirginlik kazanması da mühim bir ihtiyaçtır.</p>

<p>Milliyetçilik, binlerce yıllık mirası yüreklerde taşımaktır.</p>

<p>Milliyetçilik, yok olduğu sanılan bir coğrafyadan yeniden doğmaktır.</p>

<p>Ve ihtiyaç olduğunda da ölüm karşısında imtihan olmaktır.</p>

<p>Sahte samimiyet maskesi takan turfanda ve tufeyli milliyetçilerin atıp tutmaları, kemiksiz palavraları, kesintisiz parazitlikleri bizim nazarımızda sadece içi boş varil gürültüsünü andırmaktadır.</p>

<p>Giden gitmiştir. Satan satmıştır. Dönen dönmüştür. Cüruf cevherden ayıklanmıştır.</p>

<p>Kabuk gitse de işte öz buradadır, davasını namus bilen inanmış yürekler buradadır, serdengeçtiler buradadır, Çankaya yokuşunda balam Asya’nın bozkurtları marşını kalpten söyleyenler buradadır.</p>

<p>Bizim ne olduğumuzu soranların unutkanlığın veya inkarın pençesine düştükleri de maalesef açıktır.</p>

<p>Biz, ilk günkü gibi Türkçüyüz, Turancıyız, kaynağını Türk-İslam Ülküsünde bulan Türk milliyetçileriyiz.</p>

<p>Orada burada bizi sorgulayan siyasi devşirmeler, peki siz kimsiniz?</p>

<p>Liberal desem değilsiniz, muhafazakar desem değilsiniz, demokrat desem yine değilsiniz, olsa olsa sizden tam bir siyasi dümenci olur ve nitekim olmuştur.</p>

<p>57 yılın farklı kulvarlarında kervanımızda olsa da ilk fırtınada oraya buraya kaçışanlar tercihini yapmışlardır.</p>

<p>Eleğin altında kalanlara geçmiş olsun, üstünde kalan şerefli dava insanlarımızla, yani sizlerle sonuna kadar mücadele devam edecek, bu davanın varlığına leke sürülmeyecektir.</p>

<p>Merhum Dündar Taşer bizlere şunları söylemişti:</p>

<p>“Mevkii için milleti feda eden değil, bilâkis gerektiği zaman millet uğrunda mevkiini, hatta hayatını verebilen adam büyük adamdır.”</p>

<p>Küçük adamların büyüklük taslaması, çakalın fil özentisinden başka bir şey değildir.</p>

<p>Merhum Taşer’in düşüncelerini Merhum Hüseyin Nihal Atsız güç kaynağı, fazilet ırmağı diye anlatmıştı.</p>

<p>Ve de bizlere şöyle seslenmişti:</p>

<p>“Türk tarihi, iki yanı kahramanlık, şan ve ahlak heykelleriyle süslü uzun ve ulu bir yoldur.</p>

<p>Bu yolun her adımında Türk’ün göğsünü kabartacak, başını dikleştirecek ve üstünlüğünü belirtecek bir kahraman, Türklük için nöbet beklemektedir.</p>

<p>Bugünkü nöbet bizdedir, bugünkü nöbetçiler felaketler karşısında celadet anıtı gibi yükselen Milliyetçi-Ülkücü Harekettir, Cumhur İttifakı’dır.</p>

<p>Bilinmesini özellikle temenni ediyorum ki;</p>

<p>Türkiye, sadece bir coğrafi bölgenin ve toprak parçasının adı değildir.</p>

<p>Bir Türkiye Cumhuriyeti varsa, bir Türk milleti de vardır.</p>

<p>Türkiye Cumhuriyeti’nin sahibi Türk milletidir.</p>

<p>Türk milleti doğudan batıya, kuzeyden güneye muazzez ve muazzam bir ailenin beşeri timsalidir.</p>

<p>Türkiye’nin ve Türk milletinin gelecek ümidi, geleceğin mimarı Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı’dır.</p>

<p>Bu tarihi ittifak ahlak ve ruhuyla, Türk ve Türkiye Yüzyılını adım adım, aşama aşama inşa ederken barış, huzur, refah, özgürlük, insan hakları, demokrasi, milli birlik ve dayanışmanın hakim ve havi olması müessir gayemizdir.</p>

<p>Terörsüz Türkiye’nin tesis ve tezahürü ise bu gayenin taçlanmasıdır.</p>

<p>Aziz Dava Arkadaşlarım,</p>

<p>Saygıdeğer Hanımefendiler, Beyefendiler,</p>

<p>Merhum düşünürümüz Ziya Gökalp’e göre; bütün ilerlemenin kaynağı, milli bağımsızlığın çıkış yeri ve dayanak noktası milli vicdandır.</p>

<p>Bu nedenle milli vicdanı uyandırmaya ve kuvvetlendirmeye ihtiyaç vardır.</p>

<p>Bugün yaptığımız veya yapmayı amaçladığımız da budur.</p>

<p>Millet aynı kültürde ortak olan fertlerin genel görünüşü olduğuna göre, iftihar ettiğimiz milletimizin vicdanı birdir, dini birdir, vatanı birdir, anısı birdir, acısı birdir.</p>

<p>Biri ikiyle karalamak, biri ikiye bölmek ve dağıtmak mümkün değildir.</p>

<p>Türkü’yle Kürdü’yle Türk milleti muzaffer geçmişini müstakbel geleceğe emin olunuz taşıyacaktır.</p>

<p>Bu taşıma ister omuzlarımızda olsun, isterse de ömrümüze mal olsun, mutlaka gerçekleşecektir.</p>

<p>Yine Merhum Gökalp’e göre, milli dayanışmanın üç unsuru vardır.</p>

<p>Bunlardan birincisi, vatani ahlakın yüksek olmasıdır.</p>

<p>Vatani ahlak, milli mefkurelerden, milli görevlerden oluşmuş ahlak demektir.</p>

<p>Gökalp’e göre vatan milli kültürdür.</p>

<p>Yani vatan dini, ahlaki, sanatsal güzelliklerin adeta bir müzesi, bir sergisidir.</p>

<p>Milli dayanışmanın ikinci unsurumedeni ahlaktır.</p>

<p>Bu ahlak milletimizin tüm fertleriyle onlara benzeyen diğer tüm fertleri saygıdeğer tanımaktan ibarettir.</p>

<p>O halde vatanımızı, milletimizi nasıl seviyorsak millettaşlarımızı da öyle sevmekten başka alternatifimiz olmamalıdır.</p>

<p>Milli dayanışmayı güçlendirmek için vatani ve medeni ahlaktan sonra üçüncü unsur mesleki ahlakı yükseltmektir.</p>

<p>Bu tür dayanışmanın kuvvetlenmesi için önce işbölümünün ortak vicdana sahip bir toplum içinde gerçekleşmesi şarttır.</p>

<p>Toplumsal düzen ve ilerleme, milli birlik ve bağımsızlık ancak milli dayanışmayla var olacaktır.</p>

<p>“Terörsüz Türkiye” hedefinin yakalanması milli dayanışmanın dinamizmi ve direnciyle hayat bulacaktır.</p>

<p>Bundan sonra da Terörsüz Bölge hedefine vasıl mümkün olacaktır.</p>

<p>Çünkü Türkiye sadece bölgemizin değil dünyanın ağırlık merkezidir.</p>

<p>Bütün gelişmelerin istikamet ve ibresi Türkiye’yi işaret etmektedir.</p>

<p>Huzurlu, güvenli, müreffeh, barış ve kardeşlikle teçhiz edilmiş bir Türkiye dünyanın denge ve düzen anahtarıdır.</p>

<p>Türkiye ve Türk milletini yeryüzünden çekip çıkarınız, geriye sadece güneş etrafında dönüp duran, beşeri ve medeni değerleri kaybetmiş bir gezegen kalacaktır.</p>

<p>Anadolu Türklüğü’nün son bağımsız devleti olan Türkiye Cumhuriyeti, ebedi vatanında milli varlığını ve birliğini dayanışmayla koruyarak, adı, kuruluş ilkeleri ve milli kimliği değişmeden sonsuza kadar yaşayacak ve yaşatılacaktır.</p>

<p>Türk milliyetçiliği fikriyatımız da bu kültürel, siyasi ve hukuki esaslara dayanmaktadır.</p>

<p>Türkiye Cumhuriyeti devletinin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü anlayışımızın temelleri de bunlardır.</p>

<p>Kan bağına ve soya dayalı ırkçı milliyetçilik anlayışının her şekli, Türk milliyetçiliği anlayışına yabancı ve aykırıdır.</p>

<p>Bunu arayanlar Avrupa’ya veya içimizdeki taşeron uzantılarına bakmalıdır.</p>

<p>Türk milliyetçiliği, Türk devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkesi bir, eşit ve kardeş gören, her türlü ayrımcılığı ve dışlamayı reddeden birleştirici, toparlayıcı ve bütünleştirici bir fikriyattır.</p>

<p>Türk milliyetçileri aziz vatanlarının ve Türk milletinin huzuruna, kardeşliğine ve birliğine sahip çıkmaya ve Türkiye’nin bir kardeş kavgasına sürüklenmesini önlemeye her zaman olduğu gibi yine kararlıdır.</p>

<p>Milliyetçi Hareket Partisi, Türkiye’nin milli birliğinin tehlikeye düştüğü bir ortamda, bunları korumak için taraftır ve bunun için ödenecek ne bedel olursa, buna da gönül rahatlığı içinde hazırdır.</p>

<p>57 yılın tecrübesi ve düşünce zenginliğiyle herkesi uyarıyorum:</p>

<p>Cumhuriyet’in kuruluş ilkelerini ve yapısını tartışmaya açmak, etnik köken farklılıklarına dayanarak bunları yıkmaya çalışmak, devletin varlığına kastetmekle eş değerdir. Bunun adı da ihanettir.</p>

<p>Türkiye’nin milli değerlerine ve çıkarlarına yönelik tehditlere karşı dik ve kararlı duruş sergileyen yegâne siyasi irade, Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı’dır.</p>

<p>Bugüne kadar yaptığımız bütün tespit ve uyarıların doğru ve yerinde olduğu yaşanan gelişmelerle somut olarak ortadadır.</p>

<p>Haklılığımız milli vicdanda tescillidir.</p>

<p>Türkiye’nin içinden geçmekte olduğu bu hassas dönemde sergilediğimiz ilkeli tutum ve yüksek sorumluluk ve sağduyulu anlayış, Milliyetçi Hareket Partisi’nin ve Cumhur İttifakı’nın milli ve manevi değerlerin odağı ve milli çıkarların şaşmaz muhafızı olduğunu göstermiştir.</p>

<p>Şu hususu da tam bir inançla ifade etmeliyim ki; “Terörsüz Türkiye” hedefinin kuvveden fiile geçmesiyle, düşünce zemininden pratik siyasi eyleme dönüşmesiyle Milliyetçi Hareket Partisi toplumsal siyasetin merkezi olduğunu ibra ve ispat etmiştir.</p>

<p>Birilerinin merkez olma iddiaları boşa düşmüştür.</p>

<p>Onların bize benzeme çabaları beyhude bir emekten başka bir şey değildir.</p>

<p>Kopya hiçbir zaman aslın önüne geçemeyecektir.</p>

<p>Aramızdayken duydukları veya öğrendikleri yarım yamalak şeylerle gittikleri yeni yerde toplumsal merkez iddiasında bulunanların fikri ve siyasi müktesebatları nafile iddialarına kefil olacak düzeyde değildir.</p>

<p>Dikkat buyurunuz, son yıllarda yaşanan gelişmeler milletin siyaset algısını milliyetçi merkeze doğru taşımaktadır.</p>

<p>Doğru ve doğal olan da budur.</p>

<p>Çünkü bir milletin milli ve manevi değerler manzumesini kabullenmek ve savunmak, toplumsal merkezi siyasetten ifade etmek demektir.</p>

<p>Toplumsal merkezin siyasal izdüşümü ise siyasi merkezdir.</p>

<p>Onun için, siyasi merkez Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı’dır.</p>

<p>Merkez kavramı, genel politik kanaatin kabul ettiği gibi her eğilimin temsil edildiği fikirler koalisyonu demek değildir.</p>

<p>Milliyetçilik bir merkez değer olarak nasıl Atatürk döneminde devletimizin ve milletimizin gelişmesinde belirleyici olmuşsa, çağı kavrayan Milliyetçi Hareket Partisi’nin milliyetçilik siyaseti, yine ülkemizin temel dinamiğini oluşturacaktır.</p>

<p>Terörsüz Türkiye’ye bakışımızın fikri dayanağı da işte buradadır.</p>

<p>Milliyetçiliğin merkezde yer aldığı Türk siyaset arenasında ise diğerleri kendilerini bu merkeze göre tanımlamak zorunda kalacaklardır.</p>

<p>Milliyetçiliği bir siyaset yönetim projesi olarak kabul eden tek politik hareket Milliyetçi Hareket Partisi’dir.</p>

<p>Milletimiz yıllar süren yönlendirmenin nihayet farkına varmıştır.</p>

<p>Milliyetçilik yükselen bir değer olarak milletin gönlünde yerini almaktadır.</p>

<p>Kimin kendi değerlerini temsil ettiğini siyaset berraklaştıkça anlamaya başlamıştır.</p>

<p>Milliyetçi Hareket Partisi, milliyetçiliği merkez alan bir model ile devlet ve millet uyuşmasını sağlayacak, laik ile dini, milli ile evrenseli, küresel ile yereli, birey ile toplumu milli duruş ile uzlaştırılacak tek siyaset seçeneğidir.</p>

<p>Yeni yüzyılın siyasi adresi bellidir.</p>

<p>Adres Milliyetçi Hareket Partisi’dir.</p>

<p>İnsan merkezli, hak ve adalet ilkelerine uygun, gönüllü paylaşımı ve işbirliğini amaçlayan, küresel kaynakları hakkaniyete uygun şekilde insanlığın istifadesine sunan yeni bir aydınlanma sürecinin başlaması Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı’nın mücadelesiyle gerçekleştirilecektir.</p>

<p>Bizim yegâne güç kaynağımız, Türk milletinin şaşmaz sağduyusu, temiz vicdanı ve yüreğidir.</p>

<p>Milliyetçi Hareket Partisi, hiç kimseye diyet borcu olmadan, temiz ve vatansever çoğunluğun desteğiyle Türkiye’ye sahip çıkacak; melezleşmiş, teslim alınmış, iç barış ve huzur ortamını bozmayı amaçlamış güdümlü ve sözde milliyetçi partileri elinin tersiyle itecek ve ademe mahkum edecektir.</p>

<p>Muhterem Ülküdaşlarım,</p>

<p>Anılar geride, hayaller ileridedir. Ama her ikisi doğrudan bugün ile ilişkilidir.</p>

<p>Bugün, dünün sonucudur.</p>

<p>Bugün, yarının nedeni olacaktır.</p>

<p>Bu itibarla,</p>

<p>Bizim için dün, yani 57 yıllık geçmişimiz şanla şerefle mündemiçtir.</p>

<p>Övünmek kuşkusuz hakkımızdır.</p>

<p>Ancak anıların ötesinde, bugünümüzün ve geleceğimizin rehberi de olmalıdır.</p>

<p>Bizim “ülkü” adını verip peşine düştüğümüz gelecek hayallerimiz de varoluş tutkumuzdur.</p>

<p>Ancak yalnızca geleceğin peşinde koşarken bugünümüzü kaybetmenin bahanesi haline de gelmemelidir.</p>

<p>Zaman, her varlığa, taşıdığı öze veya cevhere göre tesir etmektedir.</p>

<p>Kalıcı veya geçici olması, onun zamana karşı dayanma ve direnme yeteneği ile sınırlıdır.</p>

<p>Ormana anlam kazandıran ağaçtır.</p>

<p>Toplum ise insanla anlam bulacaktır.</p>

<p>Ağaca bakarken ormanı göremeyen dağınıklıktan veya,</p>

<p>Ormanı seyrederken ağaçları fark edemeyen illüzyondan kurtulmak durumundayız.</p>

<p>Toplumu oluşturan bireylerin kendileri olduğuna göre,</p>

<p>Meselelere millet ile insan arasındaki bağı kopartamadan,</p>

<p>Geçmiş ile geleceğin bağlantısını kırmadan bakmak durumundayız.</p>

<p>Geçmişin gerçeklerine illiyet kurduran bugündür.</p>

<p>Geleceğin umutlarına yelken açtıran da bugündür.</p>

<p>Kuşkusuz ki;</p>

<p>İdeolojiler, bir fikriyatın olmasını hayal ettiği düzen ve toplum hayatının teorik alanını kapsamaktadır.</p>

<p>Biz buna değerler alanı diyebiliriz.</p>

<p>Vatan, millet ve bayrak, inanç sevgisi ve kaygısı;</p>

<p>Daha güçlü bir ülke beklentisi, bu değerler alanına girmektedir.</p>

<p>Ülkemin güvenliği tehlikeye düşerse kim benim önüme düşecek sorusunun cevabını en iyi biz biliyoruz.</p>

<p>Milletimin bekası tehdit altına girerse, kimin milli kimliğin, huzurun, barışın güvencesi olacağını da biz iyi biliyoruz.</p>

<p>Milliyetçi Hareket Partisi mensuplarının, milletimizin aradığı bu soruların cevapları konusunda doğrudan güvendiği yegane adres olduğunun farkındayız.</p>

<p>Gerçekler alanında günlük kaygıları yaşayan insanın siyaset karşısındaki tavrı daha esnektir.</p>

<p>Günlük yaşam kaygılarını, davranışlarını ve beklentilerini doğrudan etkilediği için tercih değişimine çok açıktır.</p>

<p>Üstelik bu duygu, daha iyiye ulaştıracağına inandığı seçme ve seçilme arzusuyla sürekli dinamik ve canlıdır.</p>

<p>Değerler alanında siyaset kuşkusuz daha sadık, daha samimi ve daha garantili bir taban oluşturacaktır.</p>

<p>Bunda kuşkumuz yoktur.</p>

<p>Ülküler, idealler ve hasretler yıldızlara benzerler.</p>

<p>Onlara ulaşamayacağımızı bilsek bile onlara bakarak yönümüzü bulabiliriz.</p>

<p>Ancak, bundaki ölçümüz, hayallerimizin peşinde koşarken günlük hayatın gerçeklerinden kopmamak olmalıdır.</p>

<p>Merhum Ziya Paşa demiş ki;</p>

<p>Pek çok müneccim gökyüzünde yıldız ararken,</p>

<p>Önlerinde kuyu olduğunu görmezler.</p>

<p>Bu gerçekler ile;</p>

<p>Hareketimizin merkezine mutlaka ülkülerimizi koyacağız ve koyuyoruz.</p>

<p>Ama bu yetmez. Önümüzdeki kuyuları da görecek vizyon genişliğini sağlamak durumundayız.</p>

<p>Özet olarak diyebilirim ki, bedeli kanla ödenerek kazanılmış Türkiye Cumhuriyeti’nin temel direği Ankara, üniter devlet yapısının, milli devlet anlayışının, dünyayı Türkçe okuyuşumuzun nişanesi ve nigehbanıdır.</p>

<p>Uzun sözün kısası Türkiye Cumhuriyeti 1923 kuruluş ruhuyla var olacaktır.</p>

<p>Güvence Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı’dır.</p>

<p>Türk milleti dünya durdukça yaşayacaktır.</p>

<p>Güvence Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı’dır.</p>

<p>İstanbul’un fethinin 600’üncü yıldönümü olan 2053’te süper Güç Türkiye’ye ulaşılacaktır.</p>

<p>Güvence Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı’dır.</p>

<p>Gelen Türk asrıdır, Türkiye ve Türk milleti 2071’de cihan ve uzay hakimiyeti mefkûresini Allah’ın izniyle başaracaktır.</p>

<p>Zafer inananlarındır.</p>

<p>Gayret bizden, tevfik Allah’tandır.</p>

<p>Türk Milliyetçileri, milli görev ve sorumluluklarının idraki içinde emaneti kırıp dökmeden, günlük hesaplar içinde çarçur etmeden yarınlara ulaştıracak siyasi akla ve şuura sahip olduklarını fedakarlıklarıyla yine göstereceklerdir.</p>

<p>Milliyetçi Hareket Partisi, Türkiye Cumhuriyeti’nin meşakkatle kazandığı hak edilmiş ve çağdaş bir değer olan demokrasiye gönülden bağlıdır.</p>

<p>Milliyetçi Hareket Partisi, insanın insan olması sıfatından kaynaklanan temel hak ve hürriyetlere saygı duymaktadır.</p>

<p>Milliyetçi Hareket Partisi, herkes için bağlayıcı olan adaleti, düzeni, barışı ve hürriyeti birlikte tesis etmeyi hedefleyen hukukun üstünlüğüne inanmaktadır.</p>

<p>Milliyetçi Hareket Partisi, vatandaşlarımızın inançlarını yok saymadan, bir arada kardeşçe yaşamasının güvencesi olan din ve vicdan hürriyetini savunmaktadır.</p>

<p>Bunlar bizlere demokrasinin getirdiği nimet ve yükümlülüklerdir. Ve milli kültürümüzde kökleri vardır.</p>

<p>Bu duygu ve düşüncelerle hepinizi hürmet ve muhabbetle selamlıyor, 57’inci kuruluş yıl dönümümüz hayırlı olsun diyorum.</p>

<p>Tarih boyunca, dünyanın her yanında, milletimizi yaşatmak ve yüceltmek için mücadele etmiş ecdadımızı minnet ve rahmet duygularıyla anıyorum.</p>

<p>Gazi Mustafa Kemal Atatürk ile silah ve dava arkadaşlarının, terörle mücadele şehitlerinin ve Çanakkale şehitlerinin aziz hatıralarını rahmetle, şükranla yad ediyorum.</p>

<p>Partimizin kurucusu, ilk Genel Başkanımız Başbuğumuz Alparslan Türkeş Bey’e, ebediyete irtihal eden bütün dava arkadaşlarımıza ve ülkücü şehitlerimize Cenab-ı Allah’tan rahmetler niyaz ediyorum.</p>

<p>Yeni yüzyılda yolunuz, bahtınız ve alnınız açık olsun. Cenab-ı Allah yar ve yardımcınız olsun. Sağ olun, var olun.</p>

<p>Ne Mutlu Türküm diyene.<br />
<br />
Kaynak:&nbsp;<a href="https://x.com/MHP_Bilgi/status/2020837866801127919">https://x.com/MHP_Bilgi/status/2020837866801127919</a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 09 Feb 2026 23:22:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/devlet-bahceli-turkiye-sadece-bolgemizin-degil-dunyanin-agirlik-merkezidir-1770669417.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Cumhurbaşkanı Erdoğan: Devlet-millet dayanışmasıyla depremin açtığı yaraları beraberce sardık</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cumhurbaskani-erdogan-devlet-millet-dayanismasiyla-depremin-actigi-yaralari-beraberce-sardik-2979</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cumhurbaskani-erdogan-devlet-millet-dayanismasiyla-depremin-actigi-yaralari-beraberce-sardik-2979</guid>
                <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan, 6 Şubat Depremleri Anma ve Yapımı Tamamlanan Yatırımların Toplu Açılış Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Devlet-millet dayanışmasının en güzel örneğini sergileyerek depremin açtığı yaraları beraberce sardık. 86 milyon olarak küllerimizden yeniden doğduk” dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Cumhurbaşkanı Erdoğan, 6 Şubat Depremleri Anma ve Yapımı Tamamlanan Yatırımların Toplu Açılış Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Devlet-millet dayanışmasının en güzel örneğini sergileyerek depremin açtığı yaraları beraberce sardık. 86 milyon olarak küllerimizden yeniden doğduk” dedi.</strong><br />
<br />
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Osmaniye’de “Küllerinden Doğdu Yine, Türkiye’min Gücüne Bak” 6 Şubat Depremleri Anma Programı ve Yapımı Tamamlanan Yatırımların Toplu Açılış Töreni’ne katılarak bir konuşma yaptı.<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p>Konuşmasına Osmaniye'nin ilçelerinden gelenleri selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Aynı şekilde deprem bölgemiz başta olmak üzere buradan 81 ilimizin tamamına, 86 milyon vatandaşımızın her birine gönül ve kültür coğrafyamızdaki tüm dostlarımıza en içten muhabbetlerimi iletiyorum. Cebelibereket Sancağı'nın merkezinde, Kuvayı Millîye ruhunun ete kemiğe büründüğü yerde Çukurova'nın bu bereketli topraklarında sizlerle bir araya gelmekten büyük memnuniyet duyuyorum" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Millet olarak yüreklere kor bir ateş düşüren 6 Şubat depremlerinin üçüncü seneidevriyesinde Osmaniyelilerle bir arada olduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, asrın felaketinde ebediyete irtihal eden 53 bin 697 vatandaşın her birine Cenabı Allah’tan rahmet diledi.</p>

<p>Alandakileri deprem şehitleri için Fatiha suresini okumaya davet eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: "Rabbim deprem şehitlerimizin kabirlerini nur, mekânlarını cennet eylesin. Bizleri de Peygamber Efendimizin, 'Liva-ül Hamd' ismiyle müsemma sancağı altında tüm şehitlerimizle inşallah haşr-u cem eylesin. Aynı gün yaşadığımız iki büyük deprem sebebiyle Rahmet-i Rahman'a kavuşan bu kardeşlerimizi unutmayacak, onların hatıralarını kalbimizde ve zihnimizde daima yaşatacağız. Burada bulunan siz kıymetli kardeşlerime, sizlerin şahsında tüm depremzedelerimize ve milletimizin tamamına bugün bir kez daha sabrı cemil diliyorum. Rabbim böylesi zor imtihanlarla bizleri bir daha yüz yüze getirmesin. Ülkemizi ve milletimizi her türlü felaketten muhafaza buyursun.</p>

<p>Burada şu gerçeği tüm kalbimle, bugün sizlerle paylaşmak isterim: Bizler beşer olarak elbette geçmişe dönemez, zamanı durduramaz, kaybettiğimiz canları ne yazık ki geri getiremeyiz. Evet, zaman pek çok şeyin ilacıdır, şifasıdır, yaralarımızın merhemidir. Ama şurası da bir gerçek ki bazı acıları dindirmeye zaman bile yetmez. 6 Şubat depremlerinde milyonlarca insanımızın kimi anne babasını kimi kardeşini kimi canından çok sevdiği evladını kimi de yoldaşını, hayat arkadaşını kaybetti. Nice kalpler dağlandı, nice hayatlar yarım kaldı, nice canlar bir gecede ahiret yurduna göç eyledi. Tüm bunlar şüphesiz bir milletin tarihi boyunca yaşayacağı en zorlu sınavlardan, hafızasında taşıyacağı en çetin imtihanlardan biridir. Fakat biz metanet, sabır, tevekkül ve dirayet sahibi bir milletiz. Şu anda karşımda bu dirayet sahibi milleti görüyorum. Dirayet sahibi Osmaniye'yi görüyorum."</p>

<p><strong>"BİRBİRİMİZİN YARALARINI SARDIK VE SARACAĞIZ"</strong></p>

<p>Ümitsiz olmayı, yeise kapılmayı yasaklayan bir inancın mensupları olduklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Biz Müslümanız. Acımız tabii ki fazla, yaşayacağız, yasımızı tabii ki tutacağız ama geleceğe bakmayı, ne olursa olsun yola devam etmeyi de asla ihmal etmeyeceğiz. Birbirimize destek olduk ve olacağız. Birbirimizin yaralarını sardık ve saracağız. Bizi büyük millet yapan ne kadar kıymet varsa hepsine sıkı sıkıya sarılacak, bunlara sahip çıkacağız" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Alana baktığında tüm bunları başarabilmiş, en karanlık gecelerde hem devletine hem milletine güvenebilmiş, el ele, sırt sırta, yürek yüreğe vererek bu zorlukların üstesinden gelebilmiş bir vakar tablosu, bir umut zaferi gördüğünü vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "Bundan da büyük gurur ve bahtiyarlık duyuyorum. Eğilmediğiniz için yıkılmadığınız için umutsuzluk girdabına düşmediğiniz için her birinizi ayrı ayrı tebrik ediyorum. 6 Şubat 2023'te Cumhuriyet tarihimizin en yıkıcı felaketiyle sarsıldık. 11 ilimizde 120 bin kilometrekarelik alanda yaşayan 14 milyon insanımız bu afetten doğrudan etkilendi. 53 bin 697 vatandaşımızı kara toprağın bağrına verdik. 107 bin 213 kardeşimiz ise depremden yaralı olarak kurtuldu. 3,5 milyon vatandaşımızı bölgeden tahliye etmek durumunda kaldık. Deprem bölgesindeki 2 milyon 302 bin binadan yaklaşık 39 bin 555'i afet sırasında yıkıldı. 199 binin üzerinde bina ağır hasar alırken, 36 bin bina ise orta hasarlı hâle geldi. Tarihimizin en büyük felaketlerinden biri olan bu depremlerin ekonomimize doğrudan maliyeti 104 milyar doları, dolaylı maliyeti ise 150 milyar doları buldu."</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, ülke tarihinde doğal afetlerden kaynaklanan en ağır ekonomik kayba yol açan bu tutarın Türkiye'nin 2023'teki millî gelirinin yüzde 9'una tekabül ettiğine dikkati çekti.</p>

<p>Devlet olarak depremin ilk anından itibaren dakikalar içerisinde harekete geçtiklerini ve 650 bin personeli hızlıca sahaya intikal ettirdiklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: "Bu süreçte bakanlıklarımız, belediyelerimiz, güvenlik kuvvetlerimiz, sivil toplum kuruluşlarımız, hayırseverlerimiz adanmışlık ruhuyla seferber oldu. Hamdolsun sonunda devlet-millet dayanışmasının en güzel örneğini sergileyerek depremin açtığı yaraları beraberce sardık. 86 milyon olarak küllerimizden yeniden doğduk. Türkiye'mizin gücünü tüm dünyaya bir kez daha gösterdik."</p>

<p><strong>“İRADEMİZİ KIRMAYI AMAÇLAYAN TOKSİK SİYASETİNE TESLİM OLMADIK”</strong></p>

<p>Hükûmet olarak vatandaşların hayatını kurtarmaya, onlara yepyeni bir gelecek sunmaya çalışırken, ana muhalefetin başını çektiği bazı çevrelerin depremden siyasi rant devşirmenin hesabını yaptığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "Millet ve memleket hayrına ne kadar proje, eser, hizmet ve yatırım varsa hepsine çamur atmayı vazife sayan bu hazımsızlar, bu depremzedelerimizin acılarını menfaate çevirmeye, duygularını istismar etmeye çalıştılar. Deprem turistlerinin atmadıkları iftira, söylemedikleri yalan, yapmadıkları dezenformasyon kalmadı. Çıktılar hep bir ağızdan koro hâlinde 'Devlet vatandaşını yalnız bıraktı.' dediler. 'Arama kurtarma faaliyetleri, yardım çalışmaları oy rengine göre yapılıyor' dediler. 'Bunlar bu evleri bitiremez.' dediler. İşte evler burada. Evler burada. Kardeşlerim, bunların 'bitmez' dediği evler burada. Ne bir işin ucundan tuttular ne de ellerini taşın altına koydular. Maalesef böyle bir mesele bile ne yazık ki bunların gündemine gelmedi. Burada da partizanca davrandılar. Peki, sonuçta ne oldu? Hepsinin hevesi kursaklarında kaldı. İktidarımızın ve ittifakımızın enkaz altında kalmasını bekleyenler büyük bir hayal kırıklığına uğradı. Bunların bizleri yıldırmayı, bizim irademizi kırmayı amaçlayan toksik siyasetine teslim olmadık. 'Allah'ın izniyle biz bu işin altından kalkarız.' dedik ve hemen işe koyulduk. Sadece 3 yıl gibi kısa sürede şehirlerimizi yeniden imar ve ihya ettik. İttifak ve iktidar olarak sizlere verdiğimiz sözleri yerine getirdik."</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugüne kadar 433 bin 667'si konut, 21 bin 690'ı iş yeri olmak üzere toplam 455 bin 357 bağımsız bölümün inşasını tamamladıklarını belirterek, "27 Aralık'ta Hatay'ımızda 455 bininci afet konutumuzun anahtarlarını hak sahibi kardeşlerimize gönül huzuruyla teslim ettik. İlk günden itibaren bize inanan, güvenen ve samimiyetle destek olan tüm vatandaşlarımıza sizlerin şahsında canı gönülden teşekkür ediyorum. Bu aziz millete layıkıyla hizmet etmeyi, bu aziz milletin hizmetkârı olmayı şahsıma nasip eden Rabbime sonsuz hamdüsenalar olsun diyorum" dedi.</p>

<p><strong>“SİZ İNKÂR ETSENİZ DE MİLLETİM NE YAPTIĞIMIZI ÇOK İYİ BİLİYOR”</strong></p>

<p>Anma yıl dönümlerinin siyasi polemik yapma, birilerine laf yetiştirme günleri olmadığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: "Bugünler hem acımızı paylaşma hem kayıplarımızı özlemle yad etme hem de milletçe kenetlenmemizi güçlendirme dönemleridir. Ne yazık ki ana muhalefet başındaki zat, dört gündür akla, vicdana, ahlaka sığmayan çirkin bir üslupla bizi hedef alıyor. Laf ola beri gele misali boş atıp, dolu tutturmanın derdinde. Oysa bir siyasetçi eserleriyle konuşur. Varsa bir eserin, icraatın, projen çıkar millete anlatırsın. Ama eserin yoksa CHP Genel Başkanı gibi sadece polemik yaparsın. Ona buna sataşarak günü kurtarmaya çalışırsın. Hatasını kabul etse, belki biraz mahcup olsa, biraz kendini düzeltse biz de acemiliğine verir, bir yere kadar anlayışla karşılarız. Fakat bunda o erdem de yok. Öyle ya, madem bir işin ucundan tutmuyorsun bari hizmet edene engel olma. Madem Türkiye'ye hiçbir faydan yok bari faydası olana engel çıkartma."</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: "Üç yıl boyunca sürekli eleştirdiniz, sürekli çamur attınız. Bari bugün 455 bin konutu teslim eden devletine bir teşekkür et. Ortadaki başarıyı gör. Verilen emekleri, dökülen terleri kuru bir cümleyle de olsa takdir et. Gözü var, görmüyor. Kulağı var, duymuyor. Dili var, hakkı konuşmuyor. İhtirasları boylarını aşan bu kifayetsizlere sadece şunu hatırlatmak isterim. Ters çevirmekle kuyudan minare olmaz. Hakikat güneşi balçıkla sıvanmaz. Sizin de yalanlarınız, çarpıtmalarınız hakikatin yerini alamaz. Siz inkâr etseniz de milletim bizim ne yaptığımızı çok iyi biliyor. İşte eserler ortada. Konutlar ortada. Biz eserlerimizle konuşuyoruz. 6 Şubat 2023'ten beri 11 ilimizi ayağa kaldırmak için nasıl çırpındığımızın en yakın şahidi, işte bu meydandaki kardeşlerimdir."</p>

<p>Deprem bölgesi için neler yapıldığını genel hatlarıyla ifade etmekte fayda gördüğünü belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Depremin yol açtığı kayıp ve zararların telafisi için bugüne kadar toplam 3,6 trilyon lira yani 90 milyar dolar civarında kaynak kullandık. Hasarların onarılması ve şehirlerimizin depreme karşı daha dirençli hâle getirilmesi için 2026 yılı bütçemizde 653 milyar lira ödenek ayırdık" bilgisini paylaştı.</p>

<p>"Afet bölgesindeki evlatlarımızın eğitimi üzerinde durduğumuz konuların başında yer alıyor" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bölgedeki 119 bin 200 dersliğin 9 bin 800'ünün kullanılamaz duruma geldiğini, 14 bin 310 derslik inşa edildiğini, 2 bin 965 dersliğin güçlendirme çalışmalarını bitirdiklerini, toplam derslik sayısını 126 bin 675'e çıkardıklarını anlattı.</p>

<p><strong>"DEPREM İLLERİNDE 14 BİN 400 YATAK KAPASİTELİ 15 YENİ YURT PROJESİ YÜRÜTÜYORUZ"</strong></p>

<p>Deprem illerindeki gençlerin barınma ihtiyaçlarını karşılamak üzere 14 bin 400 yatak kapasiteli 15 yeni yurt projesi yürüttüklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle devam etti: "Şuraya özellikle dikkatinizi çekiyorum, sağlık altyapısında meydana gelen hasarın telafisi için 123 milyar liralık yatırım gerçekleştirdik. Toplamda 5 bin 864 yatak kapasiteli 36 devlet hastanesini bitirdik. İbadethanelerimizi ihya ettik. Kütüphanelerimizi ayağa kaldırdık. Kültür varlıklarımızı, tarihi yapılarımızı ve müzelerimizi onardık. Adalet ve emniyet hizmetlerinin hiçbir aksaklığa mahal verilmeden devam ettirilmesi için gerekli tüm adımları attık. Deprem bölgemizde 203 bin metrekare büyüklüğünde üç adalet binası ve bir ceza infaz kurumu inşa ederek hizmete açtık. Toplam 224 bin metrekarelik dokuz adalet binası ile bir ceza infaz kurumunun yapımını da yakında tamamlıyoruz."</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, 60 emniyet binasının inşa ve onarımı ile Jandarma'ya ait 29 hizmet binasının yapımını ve 143 binanın güçlendirme işlemlerini tamamladıklarını, 10 adet hizmet binasının yapımının ise sürdüğünü söyledi.</p>

<p><strong>"ESNAFIMIZIN, SANAYİCİMİZİN, ÇİFTÇİMİZİN, ÜRETİCİMİZİN HEP YANINDA OLDUK"</strong></p>

<p>Depremden etkilenen 11 ildeki huzurevleri, çocuk evleri ve sosyal hizmet merkezleri gibi hizmet binalarını da yeniden ihya ettiklerini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Esnafımızın, sanayicimizin, çiftçimizin, üreticimizin hep yanında olduk. Mücbir sebep hâllerini 2025 yılı sonuna kadar uzattık. Prim borçlarını erteledik ve bu borçların 31 Mart 2026'ya kadar yapılandırılmasının önünü açtık" diye konuştu.</p>

<p>Hizmetlerin aksamadan yürütülmesi için yerel yönetimlere ciddi miktarda nakdi yardımda bulunduklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Böylelikle yol, su, elektrik gibi temel ihtiyaçlarla birlikte eğitim ve sağlık gibi ana hizmetlerin de karşılandığı yaşam alanları oluşturduk" dedi.</p>

<p>İçme suyu ve atık su altyapılarının hızla tesis edilmesi amacıyla 11 deprem ilinde 8 bin kilometre uzunluğunda boru hattı inşa ettiklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Su ve sulama alanında devam eden yatırımlarımız bittiğinde 110 milyar liralık bir rakamı bölgemiz için kullanmış olacağız" ifadesini kullandı.</p>

<p>Ulaşım yatırımları için harcanan tutarın 80 milyar lirayı bulduğunu açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında şu bilgileri de paylaştı: "Yeni yerleşim alanlarının ulaşımı için 294 kilometrelik bağlantı ve imar yolu yaptık. Enerji ve madencilik sektörlerindeki zararları önemli ölçüde telafi ettik. Depremde zarar gören demiryolu hatlarının onarımını gerçekleştirdik. Hatay ve Malatya havalimanlarını onararak sivil uçuşları açtık. Her iki havalimanımız da inşallah yıl sonuna kadar tam kapasite hizmet vermeye başlayacak. Madenli Yat Limanı ve Su Sporları Merkezi'nin yapımını da bu sene bitireceğiz. Deprem bölgemizdeki haberleşme altyapımızı da hızla yenileyerek daha güçlü bir seviyeye taşıdık. 6 Şubat öncesinde 58 bin kilometre olan fiber uzunluğumuz, bugün 80 bin kilometreye ulaştı. Yaklaşık 5 bin 300 adet kalıcı baz istasyonu kurduk. Sanayi yatırımlarımızı da süratle hayata geçiriyoruz. Daha burada saymaya kalksak saatlerimizi alacak nice yatırımı, desteği depremden etkilenen şehirlerimizin emrine verdik."</p>

<p><strong>"KARDEŞLİKLE, DAYANIŞMAYLA, PAYLAŞMAYLA BAŞARDIK"</strong></p>

<p>Alanda, deprem bölgesinde son üç yılda yapılanları anlatan videonun gösterilmesinin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bütün bunları kardeşlikle, dayanışmayla, paylaşmayla başardık. İnşallah omuz omuza verip çok daha fazlasını yine sizlerle birlikte başaracağız" dedi.</p>

<p>Depremden sonra Osmaniye'de pek çok faaliyet yürüttüklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Depremde zarar gören okullarımızın imarından, Korkut Ata Üniversitemizin bakım ve onarım çalışmalarına, sağlıktan ulaştırma ve tarım alanındaki ihtiyaçların giderilmesine kadar her sıkıntısında şehrimizin yanında olduk" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Bugün konut, köy evi ve iş yeri olmak üzere inşası tamamlanan 12 bin 557 bağımsız bölümün resmi açılışını gerçekleştirdiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, ayrıca 67 bin 813 metrekare büyüklüğündeki millet bahçesi ile diğer yatırımları vatandaşların hizmetine verdiklerini söyledi.</p>

<p>Toplam yatırım tutarı 74 milyar 961 milyon lira olan 116 kalem yatırımın Osmaniye'ye hayırlı olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, yatırımlarda emeği geçenleri tebrik etti.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sizlere şunun da müjdesini vermek istiyorum; 'Ev Sahibi Türkiye' sloganı ile başlattığımız 500 bin sosyal konut projesinde Osmaniye'mize 2 bin 990 konut tahsis ettik. Deprem konutlarımız gibi sosyal konutlarımızı da söz verdiğimiz vakitte inşallah sizlere teslim edeceğiz. Şundan emin olunuz, size ve milletimize asla hayal kırıklığı yaşatmayacak, şahsımıza ve ittifakımıza olan teveccühünüzü asla boşa çıkarmayacağız" diye konuştu.</p>

<p>Asrın felaketinde hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Anma programımıza teşrif eden her bir kardeşime, başta Sayın Devlet Bahçeli olmak üzere diğer genel başkanlarımıza da tüm misafirlerimize şükranlarımı sunuyorum” dedi.</p>

<p><strong>DEPREMZEDE SOLAK AİLESİNİ ZİYARET ETTİ</strong></p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Osmaniye ziyareti kapsamında Adnan Menderes Mahallesi Metin Tamer Sitesi'nde depremzede Hidayet Solak ve ailesinin yeni evine konuk oldu.</p>

<p>Solak ailesinin fertleriyle bir süre sohbet eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, aileyle hatıra fotoğrafı çektirdi.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan'a ziyaretinde, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ve Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı da eşlik etti.<br />
<br />
Kaynak:&nbsp;<a href="https://www.tccb.gov.tr/haberler/410/163959/-devlet-millet-dayanismasiyla-depremin-actigi-yaralari-beraberce-sardik-">https://www.tccb.gov.tr/haberler/410/163959/-devlet-millet-dayanismasiyla-depremin-actigi-yaralari-beraberce-sardik-</a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 07 Feb 2026 13:36:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/cumhurbaskani-erdogan-devlet-millet-dayanismasiyla-depremin-actigi-yaralari-beraberce-sardik-1770460996.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ardan Zentürk: Ruslar cephede Starlink’i kullanamayınca bugün hiçbir saldırı kaydı alamadık</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ardan-zenturk-ruslar-cephede-starlinki-kullanamayinca-bugun-hicbir-saldiri-kaydi-alamadik-2976</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ardan-zenturk-ruslar-cephede-starlinki-kullanamayinca-bugun-hicbir-saldiri-kaydi-alamadik-2976</guid>
                <description><![CDATA[Deneyimli gazeteci Ardan Zentürk, YouTube kanalında yayınladığı son analizde, Ukrayna-Rusya savaşında Starlink uydu internet sisteminin cephedeki belirleyici rolünü vurguladı. Zentürk, Elon Musk'ın SpaceX şirketi tarafından yönetilen Starlink'in, savaşın seyrini değiştiren bir teknoloji olduğunu belirterek, son gelişmeleri "vahim" olarak nitelendirdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<iframe width="782" height="440" src="https://www.youtube.com/embed/KI3kEMhlrX8" title="GÜÇ TEKNOLOJİDE! MUSK&#39;TAN JEOPOLİTİK GÖSTERİ! DÜĞMEYE BASTI RUS ORDUSUNU ÇÖKERTTİ! STARLİNK..." frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe><p><a href="https://www.youtube.com/watch?v=KI3kEMhlrX8&amp;t=18s"><strong>Deneyimli gazeteci Ardan Zentürk, YouTube </strong></a>kanalında yayınladığı son analizde, Ukrayna-Rusya savaşında Starlink uydu internet sisteminin cephedeki belirleyici rolünü vurguladı. Zentürk, Elon Musk'ın SpaceX şirketi tarafından yönetilen Starlink'in, savaşın seyrini değiştiren bir teknoloji olduğunu belirterek, son gelişmeleri "vahim" olarak nitelendirdi.</p>

<p>Zentürk'ün açıklamasına göre, savaşın başından itibaren Ukrayna, Rusya'nın yoğun saldırıları nedeniyle geleneksel internet altyapısında büyük çöküş yaşadı. Ancak Elon Musk'ın müdahalesiyle Starlink uyduları devreye girerek Ukrayna'ya kesintisiz iletişim sağladı. Bu sistem sayesinde Ukrayna ordusu dron operasyonlarını sürdürebildi, günlük hayat devam etti ve cephede <strong>"internet cephesi</strong>" oluşturuldu. Zentürk, bunu <strong>"bir şahsın devletler üstü güç kazanmasının ilk modellerinden biri"</strong> olarak tanımladı.</p>

<p>Ancak sorun, Rus güçlerinin de kayıt dışı yollarla Starlink terminallerine erişmesiydi. Zentürk, cephe görüntülerinden örnek vererek Rus askerlerinin at sırtında bile terminal taşıdığını, bu sayede dron saldırılarını koordine ettiklerini anlattı. Ukrayna Savunma Bakanı Mykhailo Fedorov'un teknoloji danışmanı Serhiy Beskrestnov'un Ocak 2026'da yaptığı açıklamada, Rus<strong> "Şahit"</strong> tipi dronların Starlink üzerinden kontrol edildiği iddiası ortaya atılmıştı.</p>

<p>Bunun üzerine Elon Musk, Fedorov'un talebi üzerine hızlıca harekete geçti. SpaceX, yetkisiz Rus kullanımını engellemek için teknik önlemler aldı. Musk, 1 Şubat 2026'da "Rusya'nın izinsiz Starlink kullanımını durdurma adımlarımızın sonuç verdiği görünüyor" açıklamasını yaptı. Ukrayna tarafı ise<strong> "beyaz liste"</strong> sistemi getirdi: Bakanlar Kurulu kararıyla yalnızca doğrulanmış ve kayıtlı terminaller çalışacak, diğerleri <strong>(özellikle Ruslara ait olanlar)</strong> bağlantıdan kesilecek.<br />
<br />
<strong>RUSLAR SALDIRILARINI BİR ÇOK YERDE&nbsp; DURDURMAK ZORUNDA KALDI</strong><br />
<br />
Ardan Zentürk,<em>"5 Şubat’ta Rus kuvvetleri için toplu olarak çalışmayı durdurduğu bildirildi. Bu feci bir şey.<br />
<br />
Ruslar cephede Starlink’i kullanamayınca bugün hiçbir saldırı kaydı alamadık. Drone saldırıları açısından hiçbir kayıt yok.Ruslar bağlantıyı yeniden kuramadıklarını ve bunun tüm cephe hattı boyunca koordinasyonlarını etkilediğini söylemişler.<br />
<br />
Cephedeki düşman için bu sadece bir sorun değil, bir felaket. Komuta ve kontrol tamamen çöktü. Birçok bölgede taarruz operasyonları durdurulmuş." </em>ifadelerini kullandı.</p>

<p>Sonuç olarak, 5 Şubat 2026 itibarıyla Rus kuvvetlerine ait Starlink terminalleri toplu olarak çalışmayı durdurdu. Zentürk, bunu "Putin açısından feci bir gelişme" diye yorumladı:</p>

<p>- Cephede Rus dron saldırılarında bugün (analiz tarihi itibarıyla) hiçbir kayıt alınmadı.<br />
- Rus birlikleri bağlantıyı yeniden kuramadı; tüm cephe hattında koordinasyon çöktü.<br />
- Komuta-kontrol sistemleri felç oldu, birçok bölgede taarruz operasyonları durduruldu.<br />
- Rus sosyal medyasında "Şubat 2022'ye geri döndük" şikayetleri yaygınlaştı; iletişim tamamen kesildi.</p>

<p>Zentürk, Ukrayna ordusunda da bazı terminallerin zamanında kayıt yenilenmemesi nedeniyle sorunlar yaşandığını, ancak işlemlerin devam ettiğini belirtti.</p>

<p>Analizini şu sözlerle bitirdi: <strong>"Bir adam dünyanın en zenginiyim diye saçmalıklar yapıyor, sevmiyoruz, faşistin teki diyoruz... Ama elindeki güç bir Rusya'yı çökertti. Bunu görmeden geçemeyiz. Demek ki teknoloji esas oluyor."</strong></p>

<p>Kaynak: Ardan Zentürk'ün YouTube videosu: <a href="https://www.youtube.com/watch?v=KI3kEMhlrX8&amp;t=18s"><strong>https://www.youtube.com/watch?v=KI3kEMhlrX8&amp;t=18s</strong></a></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 06 Feb 2026 20:18:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/ardan-zenturk-ruslar-cephede-starlinki-kullanamayinca-bugun-hicbir-saldiri-kaydi-alamadik-1770402050.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türkiye ve Suudi Arabistan iş birliği her alanda derinleşiyor</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/turkiye-ve-suudi-arabistan-is-birligi-her-alanda-derinlesiyor-2969</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/turkiye-ve-suudi-arabistan-is-birligi-her-alanda-derinlesiyor-2969</guid>
                <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Suudi Arabistan ziyareti sonrası Türkiye ve Suudi Arabistan'dan 31 maddelik ortak bildiri yayımlandı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Suudi Arabistan ziyareti sonrası Türkiye ve Suudi Arabistan'dan 31 maddelik ortak bildiri yayımlandı.</p>

<p>Riyad'da gerçekleşen resmi görüşmelerin ardından, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman arasında yapılan toplantı, iki ülke arasındaki ilişkilerin her alanda derinleştirilmesine yönelik güçlü iradeyi ortaya koydu. İletişim Başkanlığı tarafından duyurulan ortak bildiri, kardeşlik bağları, tarihi ilişkiler ve stratejik iş birliğinin genişletilmesini vurguluyor.</p>

<p>Bildiride, ekonomi, ticaret ve yatırımlar alanında ticaret hacminin artırılması, Suudi 2030 Vizyonu ile Türkiye Yüzyılı Vizyonu'nun sunduğu fırsatların değerlendirilmesi, Türk-Suudi Yatırım Forumu'nun olumlu sonuçları öne çıkarıldı. Türk inşaat ve danışmanlık firmalarının Krallık'taki projeleri takdir edilirken, daha fazla altyapı ve üstyapı iş birliği için hazır olunduğu belirtildi.</p>

<p>Enerji alanında petrol piyasalarının istikrarı, yenilenebilir enerji, elektrik bağlantısı, temiz hidrojen, enerji verimliliği ve kritik mineraller tedarik zincirlerinde iş birliğinin güçlendirilmesi kararlaştırıldı. İklim değişikliği konusunda ise Paris Anlaşması'na bağlılık teyit edildi; Türkiye'nin 2026'da Antalya'da ev sahipliği yapacağı COP31'e Suudi Arabistan'ın desteği ifade edildi.</p>

<p>Türk-Suudi Koordinasyon Konseyi çerçevesinde dijital ekonomi, yapay zekâ, uzay teknolojileri, ulaştırma, turizm, spor, eğitim, sağlık, savunma sanayii gibi birçok alanda iş birliğinin artırılması hedeflendi. Savunma ve güvenlikte imzalanan anlaşmaların hayata geçirilmesi, terörizmle mücadele ve siber güvenlikte eş güdümün güçlendirilmesi karara bağlandı.</p>

<p>Ziyaret sırasında adalet, yenilenebilir enerji, uzayın barışçıl kullanımı, AR-GE ve inovasyon alanlarında 4 anlaşma imzalandı.</p>

<p>Bölgesel ve uluslararası konularda ise Filistin meselesi ön planda yer aldı. Gazze'deki insani kriz, İsrail saldırıları, ateşkesin pekiştirilmesi, bağımsız Filistin devletinin kurulması ve iki devletli çözüm vurgulanırken, UNRWA'nın rolü desteklendi. Yemen, Somali, Sudan ve Suriye'nin egemenliği, toprak bütünlüğü ve istikrarına verilen destek yinelendi. Rusya-Ukrayna krizi için uluslararası hukuka dayalı müzakereye dayalı çözüm çağrısı yapıldı.</p>

<p>Ortak bildiri, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Kral Salman ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman'a teşekkürlerini iletmesi ve karşılıklı ziyaret davetleriyle sona erdi.</p>

<p>Bu ziyaret, Türkiye-Suudi Arabistan ilişkilerinde yeni bir ivme kazandırarak, ekonomik, enerji ve güvenlik alanlarında somut adımların atılmasını sağladı.<br />
<br />
<strong>İletişim Başkanlığı'nın resmi X hesabından şu açıklamada bulunuldu:</strong><br />
<br />
&nbsp;</p>

<p><strong>Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın Suudi Arabistan Krallığı Ziyareti Hitamında Yayımlanan Ortak Bildiri</strong></p>

<p><strong>1)</strong> Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Ekselansları Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Cumhuriyeti ile Suudi Arabistan Krallığı liderlerini ve kardeş halklarını bir araya getiren kardeşçe bağlara, seçkin ilişkilere ve köklü tarihi bağlara dayanarak, Miladi 3/02/2026 tarihine tekabül eden Hicri 15/08/1447 tarihinde Suudi Arabistan Krallığı’na resmî bir ziyarette bulunmuştur.</p>

<p><strong>2)</strong> Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Ekselansları Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Altesleri Prens ve Başbakan Muhammed bin Salman bin Abdulaziz El Suud ile bir toplantı yapmıştır. Altesleri, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Ekselansları Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a Haremeyn-i Şerifeyn’in Hadimi Kral Salman bin Abdulaziz El Suud'un selamlarını ve Ekselanslarının sağlığı ve esenliğinin devamına ve Türkiye Cumhuriyeti ve kardeş halkının daha da ilerlemesi ve refahına yönelik dileklerini iletmiştir. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Ekselansları Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Haremeyn-i Şerifeyn’in Hadimi Kral Salman bin Abdulaziz El Suud'a, selamlarını ve sağlığının ve esenliğinin devamı için içten dileklerini iletmesini Alteslerinden rica etmiştir. İki kardeş ülke arasındaki tarihi ilişkileri ve bu ilişkileri her alanda geliştirmenin yollarını ele aldıkları resmî görüşmelerde bulunmuşlardır.</p>

<p><strong>3)</strong> Toplantının başında Türk tarafı, Türkiye Cumhuriyeti’nden gelen hacılar, umreciler ve ziyaretçilerin rahatını sağlamak için iki ülke arasındaki eş güdüm seviyesinden övgüyle bahsederek, Suudi Arabistan Krallığı hükümetinin Haremeyn-i Şerifeyn’e ve ziyaretçilerine hizmet etmek için gösterdiği çabaları takdir etmiştir.</p>

<p><strong>4)</strong> Her iki taraf da iki ülke arasında tüm alanlarda iş birliğinin kapsamının genişlemesine katkıda bulunan, Altesleri Veliaht Prens ve Başbakan’ın Miladi 22/06/2022 tarihine tekabül eden Hicri 23/11/1443 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti’ne yaptığı ziyaretin ve Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Ekselansları Recep Tayyip Erdoğan’ın Miladi 17/07/2023 tarihine tekabül eden Hicri 29/12/1444 tarihinde Suudi Arabistan Krallığı’na yaptığı ziyaretin olumlu sonuçlarından övgüyle bahsetmiştir.</p>

<p><strong>Ekonomi, Ticaret ve Yatırımlar</strong></p>

<p><strong>5)</strong> Her iki Taraf, ekonomi, ticaret ve yatırım sektörlerinde iki ülke arasındaki ekonomik bağların gücünden övgüyle bahsetmiş ve özellikle karşılıklı önceliği olan sektörlerde bu bağların güçlendirilmesinin önemi konusunda mutabık kalmışlardır. Ayrıca, her iki ekonominin karşılıklı yararı için (Suudi 2030 Vizyonu) ve (Türkiye Yüzyılı Vizyonu) ile sunulan yatırım fırsatlarından faydalanılması konusunda mutabık kalmışlardır. Ticaret hacminin düzeyinden övgüyle bahsetmiş ve petrol dışı ticaret hacmini geliştirmek, kamu ve özel sektör yetkilileri arasında karşılıklı ziyaretleri yoğunlaştırmak ve (Türkiye-Suudi Arabistan İş Konseyi) aracılığıyla her iki ülkede ticaret etkinlikleri düzenlemek için ortak çabaların sürdürülmesinin önemini vurgulamışlardır. Türkiye Cumhuriyeti ile Körfez Arap Ülkeleri İş birliği Konseyi (KİK) ülkeleri arasında Serbest Ticaret Anlaşması müzakerelerinin sonuçlandırılmasının önemini vurgulamışlardır.</p>

<p><strong>6)</strong> Her iki taraf, finans, sigortacılık, gayrimenkul, imalat ve hizmet alanlarındaki Suudi yatırımları da dahil olmak üzere karşılıklı yatırımların seviyesini takdir etmiştir. Aynı zamanda her iki taraf; mühendislik, inşaat, gayrimenkul geliştirme ile imalat sanayi gibi çeşitli alanlarda faaliyet gösteren Türk şirketlerinin oynadığı hayati rolü memnuniyetle karşılamışlardır. Suudi tarafı, Türk inşaat ve danışmanlık firmalarının Suudi Arabistan’da gerçekleştirdiği projeleri takdir etmiş, her iki taraf da Krallığın 2030 Vizyonu çerçevesinde daha fazla altyapı ve üstyapı projelerinin hayata geçirilmesi için iş birliğini geliştirmeye hazır olduklarını ifade etmiştir.</p>

<p><strong>7)</strong> Her iki taraf ayrıca, 3 Şubat 2026 tarihinde Riyad’da düzenlenen Türk-Suudi Yatırım Forumu’nun olumlu sonuçlarını takdir etmiştir. Forum, her iki ülkeden büyük şirketlerin geniş katılımına sahne olmuş; turizm ve konaklama, inşaat, iletişim ve bilgi teknolojileri ile yaşam bilimleri ve sağlık alanlarında umut vadeden yatırım fırsatlarını ve uzmanlık paylaşımını ortaya koymuştur.&nbsp;</p>

<p><strong>Enerji, iklim değişikliği:</strong></p>

<p><strong>8)</strong> Her iki Taraf, enerji sektöründe, bölgelerinin ve küresel pazarların enerji arzına önemli ölçüde katkı sağlanmasında rollerinin önemini vurgulamıştır. &nbsp;Türk Tarafı, Suudi Arabistan Krallığı’nın küresel petrol piyasalarının güvenilirliğini ve istikrarını, üreticilerin ve tüketicilerin çıkarlarına hizmet edecek ve küresel ekonomik büyümeyi destekleyecek bir şekilde artırmadaki öncü rolünü vurgulamıştır. Her iki Taraf da petrol, petrol türevleri ve petrokimya tedariki alanlarında iş birliğini güçlendirme, petrokimya ve tarımsal besin maddeleri sektörlerindeki yatırım fırsatlarını değerlendirmek için birlikte çalışma ve hidrokarbonların yenilikçi kullanımları konusunda iş birliği yapma konusunda anlaşmışlardır.</p>

<p><strong>9)</strong> Her iki Taraf, iki ülkenin yenilenebilir enerji entegrasyonu alanındaki geniş deneyiminden ve Suudi Arabistan'ın büyük ölçekli enerji yatırımlarından yararlanarak, elektrik ve yenilenebilir enerji alanlarında iş birliğini güçlendirme arzularını teyit etmiştir. İki ülke arasındaki elektrik bağlantısı için fizibilite çalışmalarını hızlandırmayı, elektrik ve yenilenebilir enerji teknolojileri ve şebeke otomasyonu, elektrik şebekesi güvenliği ve dayanıklılığı, yenilenebilir enerji projeleri, şebeke bağlantısı, enerji depolama teknolojileri alanlarında uzmanlık teatisinde bulunmayı ve bu projelerin uygulanmasında her iki tarafın şirketlerinin katılımını teşvik etmeyi taahhüt etmişlerdir. Ayrıca, enerji verimliliği ve tasarrufu alanlarında iş birliğinin güçlendirilmesinin, bu konunun önemine ilişkin farkındalığın artırılmasının ve enerji hizmetleri sektöründe uzmanlık alışverişinin ve bu alanda kapasite geliştirmenin önemini vurgulamışlardır.</p>

<p><strong>10)</strong> Taraflar, temiz hidrojen alanında iş birliği fırsatlarını araştırmayı, hidrojenin taşınması ve depolanmasıyla ilgili teknolojiler geliştirmeyi ve temiz hidrojen alanında en iyi uygulamaları hayata geçirmek için uzmanlık ve deneyim alışverişinde bulunmayı memnuniyetle karşılamışlardır. Enerji tedarik zincirlerinin geliştirilmesi ve sürdürülmesi konusunda iş birliğini güçlendirmenin ve her iki ülkedeki şirketler arasında iş birliğini mümkün kılarak yerel kaynaklardan yararlanmanın, böylelikle de daha esnek ve verimli enerji tedarikine katkıda bulunmanın gerekliliği konusunda mutabık kalmışlardır.</p>

<p><strong>11)</strong> Her iki Taraf, maden kaynaklarının keşfi, çıkarılması ve işlenmesinde iş birliğini güçlendirme konusunda mutabık kalmışlardır. Ayrıca, küresel enerji dönüşümü için hayati önem taşıyan tedarik zincirlerinin güvenliğini sağlamak amacıyla ve kritik mineraller alanında uluslararası iş birliği ve ortak girişimlerin önemini vurgulamışlardır.</p>

<p><strong>12)</strong> Her iki Taraf, iklim değişikliği konularına ilişkin olarak, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) ve Paris Anlaşması ilkelerine bağlı kalmanın önemini ve kaynaklardan ziyade emisyonlara odaklanan iklim anlaşmaları geliştirilmesinin ve uygulamaya geçirilmesinin gerekliliğini vurgulamıştır. Suudi Arabistan Krallığı, iklim değişikliğiyle mücadeleye yönelik uluslararası çabalar çerçevesinde Türkiye'nin Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) 31. Taraflar Konferansı (COP31) başkanlığını ve 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya'da düzenlenecek 31. Taraflar Konferansı'na (COP31) ev sahipliği yapmasını memnuniyetle karşılamıştır. Türk Tarafı, Suudi Arabistan’ın iklim değişikliği alanındaki tutum ve çabalarından övgüyle bahsetmiştir. Ayrıca, emisyonları yönetmek ve iklim değişikliği hedeflerine ulaşmak için diğer azaltım yaklaşımlarının yanı sıra, döngüsel karbon ekonomisini bir araç olarak kullanan politikaları teşvik ederek, döngüsel karbon ekonomisi uygulamalarının geliştirilmesinde ortak iş birliğinin önemini vurgulamışlardır.</p>

<p><strong>Türk-Suudi Koordinasyon Konseyi, diğer iş birliği alanları:</strong></p>

<p><strong>13)</strong> Her iki Taraf, ortak menfaatlerin elde edilmesi ve tüm sektörlerde yeni ufuklara taşınması amacıyla (Türk-Suudi Koordinasyon Konseyi) çerçevesindeki koordinasyon ve iş birliği düzeyini takdir etmişlerdir. Aşağıdaki alanlarda iş birliği ve ortaklığın güçlendirilmesinin önemini vurgulamışlardır: (1) dijital ekonomi, yapay zekâ, yeni teknolojiler ve uzay teknolojileri; (2) ulaştırma, lojistik ve sivil havacılık; (3) hukuk ve adalet; (4) kültür; (5) turizm; (6) spor ve gençlik; (7) bilim ve eğitim alanında iş birliği; (8) medya; (9) çevre, su, tarım ve gıda güvenliği; (10) gümrük;<br />
&nbsp;(11) savunma sanayileri, (12) sağlık.</p>

<p><strong>Savunma ve güvenlik:</strong></p>

<p><strong>14)</strong> Savunma ve güvenlik alanında, her iki Taraf, iki ülke arasında savunma iş birliği alanlarında imzalanan anlaşmaların harekete geçirilmesi gerektiği konusunda mutabık kalmışlardır. Taraflar, her iki ülkenin menfaatlerine hizmet edecek ve bölgede güvenlik ve istikrarın sağlanmasına katkıda bulunacak şekilde, çok taraflı iş birliği platformları aracılığıyla da dahil olmak üzere, savunma ilişkilerini güçlendirme ve geliştirme konusundaki arzularını teyit etmişlerdir. Her türlü suçla mücadele, aşırılıkçılık ve terörizm ile bunların finansmanına karşı mücadele, uzmanlık ve eğitim teatisi dahil olmak üzere ortak menfaatlerinin olduğu alanlarında mevcut güvenlik iş birliği ve eş güdümünün artırılmasının ve her iki ülkenin çıkarlarına ve ulusal güvenliğine hizmet edecek şekilde siber güvenlik alanında iş birliğinin güçlendirilmesinin önemini vurgulamışlardır.</p>

<p><strong>Uluslararası iş birliği:</strong></p>

<p><strong>15)</strong> Her iki Taraf, uluslararası forum ve örgütler ile çok taraflı mali ve ekonomik kuruluşlarda süregelen iş birliğinin sürdürülmesinin önemini vurgulamış ve Türk tarafı, Suudi Arabistan’ın 2030 yılında (G20 Zirvesi’ne) ev sahipliği yapma isteğine desteğini ifade etmiştir.&nbsp;</p>

<p><strong>Anlaşmalar, Mutabakat Zabıtları:</strong></p>

<p><strong>16)</strong> İki Taraf, bu ziyaret sırasında adalet, yenilenebilir enerji, uzayın barışçıl amaçlarla kullanımı ile AR-GE ve inovasyon iş birliği dahil olmak üzere çeşitli alanlarda 4 anlaşma imzalanmasını memnuniyetle karşılamıştır.&nbsp;</p>

<p><strong>Bölgesel ve uluslararası konular:</strong></p>

<p><strong>17)</strong> Taraflar, uluslararası barış ve güvenliği korumak için eş güdümü sürdürme ve çabaları yoğunlaştırma taahhütlerini yeniden teyit etmişlerdir. Bölgesel ve uluslararası düzeyde, karşılıklı ilgi alanlarına giren konularda görüş alışverişinde bulunmuş ve bu konularda iş birliğini ve ortak koordinasyonu güçlendirme konusundaki kararlılıklarını vurgulamışlardır. Ayrıca, bölgede ve dünyada barış ve istikrarın tesis edilmesine yönelik tüm çabaları desteklemeye devam edeceklerini belirtmişlerdir.</p>

<p><strong>18)</strong> Taraflar, bölgesel gelişmeler hakkında kapsamlı bir görüş alışverişinde bulunmuş; bölgedeki çatışmalar, gerilimler ve tırmanma riskinin artmasıyla ilgili endişelerini dile getirmiş ve bölgesel iş birliğinin önemini vurgulamışlardır. Bu bağlamda, bölgesel istikrar, barış ve refahı sağlamayı amaçlayan kolektif girişimlere destek verdiklerini teyit etmişlerdir.</p>

<p><strong>Filistin</strong></p>

<p><strong>19)</strong> Filistin’deki son gelişmelere ilişkin olarak, her iki Taraf, Gazze Şeridi’nde kötüleşen insani durum, devam eden İsrail saldırıları ve insani yardımların ve sınır geçişlerinin engellenmesi konusunda derin endişelerini dile getirmiştir. Gazze’de yardım çabalarının yoğunlaştırılması ve çok ihtiyaç duyulan insani yardımın ulaştırılmasını sağlamak için Şerit boyunca tüm geçişlerin engelsiz bir şekilde açılmasının sağlanmasının önemini vurgulamışlardır. Ayrıca, uluslararası toplumun sivillerin korunmasının garanti altına alınması, hayati altyapıyı hedef almaktan kaçınması ve uluslararası hukuka ve uluslararası insani hukuka uymasını sağlamak için İsrail işgal makamlarına baskı uygulaması gerektiğini vurgulamışlardır. Ayrıca, ateşkesin pekiştirilmesi, Gazze’nin işgalinin sona erdirilmesi ve Filistin Ulusal Yönetimi’nin Gazze Şeridine ilişkin sorumluluklarını yeniden üstlenmesinin önünün açılması, en nihayetinde ise işgalin sona erdirilmesi ve uluslararası hukuk ve 2002 Arap Barış Girişimi uyarınca, başkenti Doğu Kudüs olan 1967 sınırları içinde bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasının sağlanmasının gerekliliğini vurgulamışlardır.</p>

<p><strong>20)</strong> Her iki Taraf, ülkelerinin, ABD Başkanı Donald Trump’ın önderlik ettiği barış çabalarını desteklemek üzere (Barış Kurulu’na) katılmasını memnuniyetle karşılamıştır. Gazze’de kapsamlı barış planının ikinci aşamasının başlatılmasını ve Gazze Şeridi’nin Yönetimi için Bağımsız Ulusal Komite’nin çalışmalarına başlamasını memnuniyetle karşılamış ve bu konuda gösterilen uluslararası çabaları takdir etmişlerdir. Suudi Tarafı, kardeş Türkiye Cumhuriyeti’nin barış anlaşmasının garantör devletleriyle birlikte yürüttüğü ara buluculuk çabalarını ve elde edilen kazanımları takdir etmiştir. Türk Tarafı, Suudi Arabistan’ın Birleşmiş Milletler Filistin Sorununun Barışçıl Çözümü ve İki Devletli Çözümün Uygulanmasına İlişkin Yüksek Düzeyli Konferansı'ndaki eş başkanlık rolünü ve bunun sonucunda Filistin Devleti’nin birbiri ardına uluslararası tanınma elde etmesini takdir etmiştir.</p>

<p><strong>21) </strong>Her iki Taraf, Filistin halkına temel hizmetlerin sağlanmasında Birleşmiş Milletler Filistin Mülteciler Yardım ve Çalışma Ajansı’nın (UNRWA) oynadığı önemli ve hayati rolü yeniden teyit etmiştir. İsrail güçlerinin İşgal altındaki Kudüs’te UNRWA binalarını yıkmasını en şiddetli şekilde kınamış ve İsrail işgal makamlarının uluslararası norm ve yasaları ihlal etmesini tamamen reddetmişlerdir. Uluslararası topluma, uluslararası yardım kuruluşlarına yönelik bu uygulamalarla ve suçlarla mücadele çağrısında bulunmuşlardır.</p>

<p><strong>22)</strong> Her iki Taraf, İslam İşbirliği Teşkilatı'nın Filistin davasının savunulmasındaki hayati rolünü tekrar vurgulamış ve Arap-İslam Gazze Temas Grubu'nun yaptığı çalışmaları takdir etmiştir. Her iki Taraf, Türkiye ile Arap Devletleri Ligi arasındaki diyalog ve iş birliğinin geliştirilmesini teşvik etme konusunda mutabık kalmıştır.</p>

<p><strong>Yemen</strong></p>

<p><strong>23)</strong>Taraflar, Yemen meselesinde, Yemen Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Liderlik Konseyi Başkanı ve hükümeti tarafından temsil edilen meşru Yemen hükümetine desteklerini teyit etmişlerdir. Yemen’in egemenliğinin, birliğinin ve toprak bütünlüğünün korunmasının önemini vurgulamışlardır. Yemen’i bölmeye veya ülkedeki güvenlik ve istikrarı bozmaya çalışan iç güçleri desteklemeye yönelik her türlü girişime karşı çıkılmasının gerekliliğini vurgulamışlardır. Türk Tarafı, Suudi Arabistan Krallığı’nın Yemen’de oynadığı önemli role ve Yemen Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Liderlik Konseyi Başkanı’nın krizin çözülmesi ve Yemen’de ulusal uzlaşmanın güçlendirilmesi için tüm güney grupların katılımıyla Riyad’da kapsamlı bir konferans düzenlenmesi talebine yanıt verilmesi de dahil olmak üzere Yemen krizini sona erdirmek için gösterdiği çabalara destek verdiğini ifade etmiştir.&nbsp;</p>

<p><strong>Somali</strong></p>

<p><strong>24)</strong> Taraflar, Somali meselesine ilişkin olarak, Somali Federal Cumhuriyeti’nin egemenliği, toprak bütünlüğü ve birliğine olan sarsılmaz desteklerini ve Somali’nin istikrarını, halkının refahını ve kalkınmasını muhafaza etmeye olan bağlılıklarını teyit etmişlerdir. İsrail işgal makamları ile Somali Federal Cumhuriyeti’nin bir parçası olarak gördükleri sözde “Somaliland” bölgesi arasında karşılıklı tanıma beyanını, uluslararası hukuku ihlal eden ve bölgedeki gerilimi tırmandıran tek taraflı ayrılıkçı eylemleri pekiştirdiği için reddetmişlerdir. Ayrıca, Somali’nin birliğini zedeleyen paralel yapıları dayatma girişimlerini de reddettiklerini ifade etmişlerdir.</p>

<p><strong>Sudan</strong></p>

<p><strong>25) </strong>Taraflar, Sudan meselesine ilişkin olarak, Sudan’ın birliğini ve güvenliğini, istikrarını ve egemenliğini korumaya yönelik kararlı tutumlarını teyit etmişlerdir. Meşru Sudan devlet kurumları kapsamı dışında kalan herhangi bir gayrimeşru veya paralel yapı oluşumunu reddetmişlerdir. Ayrıca, Sudan’ın ihtilafların ve yasa dışı faaliyetlerin sahnesi haline gelmesinin ve ülkeye yabancı menşeli silahların yasa dışı şekilde girişinin önlenmesinin önemini vurgulamışlardır. (Uluslararası İnsani Hukuk) ve 11 Mayıs 2023 tarihinde imzalanan (Cidde Deklarasyonu) uyarınca, sivillerin korunmasına uyulmasının yanı sıra, Sudan’ın tüm bölgelerine insani yardım ve yardım malzemelerinin ulaştırılmasının kolaylaştırılmasının gerekliliğini de vurgulamışlardır. Sudan devlet kurumlarının korunmasının ve Sudan halkına karşı suç işleyen aşırılıkçı gruplar ve oluşumları içermeyen bir sivil hükümetin kurulması yoluyla Sudanlıların önderliğinde bir siyasi sürecin başlatılmasının önemini vurgulamışlardır.</p>

<p><strong>26)</strong> Türk Tarafı, Sudan’da barışı sağlamak, savaşı sona erdirmek, ülkenin birliğini, güvenliğini ve istikrarını korumak ile aynı zamanda Sudan halkının acılarını hafifletmek için Krallığın gösterdiği çabaları takdir etmiştir. Suudi Tarafı, Türkiye'nin Sudan'daki insani krize yanıt vermek için sürdürdüğü insani yardım faaliyetleri ve çabalarına yönelik takdirlerini dile getirmiştir.</p>

<p><strong>27)</strong> Taraflar, Sudan Silahlı Kuvvetleri’nin Çad ile Adré sınır kapısının daha uzun süre açık olması ve Kassala, Dongola ve El Ubeyd’deki havaalanları ile Kadugli sınır kapısını insani yardımın ulaştırılması için yeniden açma kararını memnuniyetle karşılamışlardır.</p>

<p><strong>Suriye</strong></p>

<p><strong>28)</strong> Taraflar, Suriye konusunda, kardeş Suriye hükümetinin çabalarını ve Suriye’nin güvenliğini, istikrarını ve toprak bütünlüğünü korumak için attığı sorumlu adımları ve aldığı önlemleri takdir etmişlerdir. Ayrıca, Suriye hükümetini desteklemeye ve uygulanan yaptırımları kaldırmaya yönelik olarak uluslararası toplumun çabalarını takdir etmişlerdir. 30 Ocak tarihinde açıklanan ateşkes ve entegrasyon anlaşmasının uygulanmasını desteklemiş ve Suriye Hükümeti’nin Suriye’nin ve tüm bölgenin istikrarını tehdit eden terörist örgütleri engellemek ve sivil barışı teşvik etmek için yapılan çabalarını tam olarak desteklediklerini teyit etmişlerdir. Ayrıca, Suriye’nin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü korumayı ve Suriye halkının kalkınma ve refah arzularını yerine getirmeyi onaylamışlardır. İsrail işgal makamlarının Suriye topraklarına ve egemenliğine karşı gerçekleştirdiği tekrarlı ihlalleri ve tecavüzleri kınadıklarını yinelemişlerdir. Bu ihlaller ve tecavüzler, uluslararası hukuku açıkça ihlal etmekte, bölgesel güvenlik ve istikrarı tehdit etmekte ve şiddet ve aşırıcılığın artmasına elverişli bir ortam yaratmaktadır. İsrail’in İşgal altındaki tüm Suriye topraklarından derhal çekilmesi konusundaki çağrılarını yinelemişlerdir.&nbsp;</p>

<p><strong>Rusya – Ukrayna Krizi&nbsp;</strong></p>

<p><strong>29)</strong> Rusya-Ukrayna krizi konusunda, her iki Taraf bölgede ve ötesinde kalıcı barış, istikrar ve refahı sağlayacak, uluslararası hukuka ve Birleşmiş Milletler Şartı’na uygun kapsamlı bir müzakereye dayalı çözüme yönelik güçlü desteklerini teyit etmişlerdir.</p>

<p><strong>Sonuç</strong></p>

<p><strong>30)</strong> Ziyaretin sonunda, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Ekselansları Recep Tayyip Erdoğan, kendisine ve beraberindeki heyete gösterilen sıcak karşılama ve cömert misafirperverlik için Haremeyn-i Şerifeyn’in Hadimi Kral Salman bin Abdulaziz El Suud'a ve Altesleri Veliaht Prens ve Başbakan Muhammed bin Salman bin Abdulaziz El Suud’a şükran ve takdirlerini sunmuştur. Altesleri Veliaht Prens Muhammed bin Salman bin Abdulaziz El Suud, Ekselanslarına sağlık ve esenlik, kardeş Türk halkına ise terakki ve refah dileklerini iletmiştir.</p>

<p><strong>31)</strong> Ekselansları Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Haremeyn-i Şerifeyn’in Hadimi Kral Selman bin Abdulaziz Al Saud ve Altesleri Veliaht Prens ve Başbakan Muhammed bin Selman bin Abdulaziz Al Saud'u Türkiye'de ağırlamak için samimi arzusunu ifade etmiştir.<br />
<br />
Kaynak:&nbsp;<a href="https://x.com/iletisim/status/2018746578350297111">https://x.com/iletisim/status/2018746578350297111</a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 03 Feb 2026 23:53:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/turkiye-ve-suudi-arabistan-is-birligi-her-alanda-derinlesiyor-1770152731.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Devlet Bahçeli: Türk bizim, Kürt bizim, Türk milleti de biziz ve hepimiziz</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/devlet-bahceli-turk-bizim-kurt-bizim-turk-milleti-de-biziz-ve-hepimiziz-2966</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/devlet-bahceli-turk-bizim-kurt-bizim-turk-milleti-de-biziz-ve-hepimiziz-2966</guid>
                <description><![CDATA[MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Suriye'deki son gelişmeleri memnuniyetle karşıladığını belirterek, Şam yönetimi ile SDG/YPG arasındaki anlaşmanın "Suriye'nin egemenliğini güçlendiren ve devlet içinde devlet oluşumunu sona erdiren tarihi bir adım" olduğunu vurguladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Suriye'deki son gelişmeleri memnuniyetle karşıladığını belirterek, Şam yönetimi ile SDG/YPG arasındaki anlaşmanın "Suriye'nin egemenliğini güçlendiren ve devlet içinde devlet oluşumunu sona erdiren tarihi bir adım" olduğunu vurguladı.</strong></p>

<p>Devlet Bahçeli'nin açıklamasının tam metni şöyle:</p>

<p>Değerli Dava Arkadaşlarım,</p>

<p>Muhterem Hanımefendiler, Beyefendiler,</p>

<p>Basınımızın Değerli Temsilcileri,</p>

<p>Bir haftalık aranın hitamında Meclis grup toplantımızda sizlerle tekrardan buluşmanın, kavuşmanın, görüşmenin bahtiyarlığını yaşıyorum.</p>

<p>Bu duygularla hepinizi hürmet ve muhabbetle selamlıyor; sağlıklı, başarılı ve huzurlu bir hafta geçirmenizi Allah’tan niyaz ediyorum.</p>

<p>Yurt içinde ve yurt dışında; televizyon ekranlarından, radyo kanallarından, sosyal medya platformlarından bugünkü toplantımızı takip eden tüm vatandaşlarımızı,</p>

<p>Gönül ve kültür coğrafyalarımızda onurlu ve huzurlu bir hayatın mücadelesini nice zorluğa direnerek gerçekleştiren tüm kardeşlerimizi selamların en güzeliyle selamlıyor şükranlarımı sunuyorum.</p>

<p>Merhum Mithat Cemal Kuntay’ın altı çizilmesi gereken bir düşüncesi vardır ve şöyledir:</p>

<p>“İnsan, bazen bir mektepten değil bir muallimden çıkar.”</p>

<p>Bir bakıma ve bihakkın akıp giden hayat da bir mektep, başka türlü ifade edersek bir muallim, yani bir öğretmen değil midir?</p>

<p>Bu mektebin sıralarında, bu muallimin nazarında siyasetin temel ve mecburi bir ders olmadığını kim inkâr edebilir?</p>

<p>Yine merhum Mithat Cemal Kuntay, “Mehmet Akif” isimli eserinde can beraberi arkadaşıyla bir diyaloğunu nakleder.</p>

<p>Bir defasında, merhum vatan şairimiz Mehmet Akif Ersoy Berlin’e gider. Dönüşünde merhum Kuntay sorar: “Berlin’de ne var? Ne oluyoruz?”</p>

<p>Merhum Akif cevap verir:</p>

<p>“Ne olacağız; Berlin’e gittim, elçimiz Kuran tefsiri yazıyordu.</p>

<p>İstanbul’a geldim, Fatih’teki hocalarımız siyaset konuşuyordu. Ne olacağız, artık anlarsın.”</p>

<p>Elbette Müslüman Türk’ün ferdi olarak mikro-kozmozda siyaset-velayet dengesini tutturması, bunun da kontrolünü sıkı bir Allah korkusuyla sürdürmesi gerekmektedir.</p>

<p>Nitekim Allah’tan korkmayanın kuldan utanmasını beklemek boşuna bir hevestir.</p>

<p>Biz hem Allah’tan korkan hem de kuldan utanan, mazisi 57 yılı bulan siyasi ve fikri mücadelesiyle imanın, inancın ve milliyetçi iradenin muhik ve muteber burcu olan Milliyetçi Hareket Partisi’yiz.</p>

<p>Kararlılıkla ifade etmem gerekirse, Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı, bütün Türkiye’nin, bütün Türk milletinin, hatta ve hatta Türk-İslam dünyasının siyaset kutbudur.</p>

<p>Buna ilave olarak diyeceğim şudur: Üç hilal, sadece bugünün değil, yarınların da partisi, geçmişle geleceği birbirine bağlayan fazilet, feraset ve fikir köprüsü, ezcümle milli umutların düşmeyecek sancağıdır.</p>

<p>Bizim folluğumuzda kuluçkaya yatıp başka kümeslerde yumurtlayanların, çıraklık dönemini aramızda geçirip gıcırdayan başka kapı diplerinde ustalık taslayanların Milliyetçi-Ülkücü Hareket’i hakkıyla idrak, layıkıyla ifade etmeleri neredeyse imkânsızdır.</p>

<p>Hz. Mevlana’nın dediği üzere, her insan bir yağmur damlası gibidir. Kimisi düşer çamura, kimisi düşer gül yaprağına.</p>

<p>Çamurla karışan çamur atar karşısına, gül bahçesinde olan mis kokular yayar etrafına.</p>

<p>Bizim çamur zihniyetlere, çamurlaşmış siyaset zirzoplarına yüzümüz dönük, kapımız sürgülüdür.</p>

<p>Ruhu bedenine egemen olan bir insanda görülecek davranış kalıbı öncelikle itidaldir.</p>

<p>Şayet insan itidalin pusulasıyla hareket ederse çetin imtihanları, zorlu engelleri birer birer aşacak yürekliliğe ulaşacaktır.</p>

<p>Gerçek yüreklilik bilek gücü veya kas birikimiyle değil aklın ve ahlakın adalet çizgisinde sapmadan ve savrulmadan ilerleyişiyle tecelli edecektir.</p>

<p>İşte böylesi bir erdeme, işte bundan mütevellit erinç haline müstakim bir tutumla müstahak olanlar yaptıkları her işle, attıkları her adımla, ağızlarından çıkan her sözle hayranlık ve hürmet uyandıracaklar, yanlışın ve yanılgının boşluğuna da hiçbir zaman düşmeyeceklerdir.</p>

<p>Büyük halk ozanımız Yunus diyor ya, “az söz erin yükü, çok söz hayvan yüküdür.”</p>

<p>Çok sözle yüzümüzün kızarıp mahcubiyet duyacağımıza, az ve öz söyleyip hafızalarda derin anlam ve akisler bırakacak maharete sahip olmak lazımdır.</p>

<p>Yapılan konuşmalarda, paylaşılan görüş ve düşüncelerde bir makesin bir de makusun şaşmaz gerçeğiyle karşılarız.</p>

<p>Şayet sesimizi değil de sözümüzü yükseltirsek, kaldı ki bu yüksekliği milli ve manevi değer hükümleriyle perçinlersek, hepsinden mühimi ülkemizin menfaatini diğer bütün şahsi ve siyasi menfaatlerin önünde ve üstünde tutarsak o zaman tezahür eden her söz, her düşünce, her görüş millet vicdanında makes bulacaktır.</p>

<p>Çünkü aziz millet varlığının basireti tıpkı tükenmez cevher gibidir.</p>

<p>Fakat cümle cümle maluliyetle ihata edilmiş çelişki çukurlarına düşen açıklamaların, ahlaki safiyetle kalbi samimiyetten mahrum ilke ve içerik yoksunu istismarcı çıkışların talihi biliniz ki makûstur.</p>

<p>Bu makus düşünce ve ezberlerin millet nazarında ne bir karşılığı ne de bir değerinden bahsedilebilecektir.</p>

<p>Hamasetin ilkesiz çekiciliği hakikat ve haysiyetin itibarlı çehresini gölgelerse emin olunuz ki atılan hiçbir adımın, söylenen hiçbir sözün bağlayıcılığı ve kalıcılığı olmayacaktır.</p>

<p>Türkiye’mizin geçtiği tarihi eşik hepimize, özellikle siyaset müessesine ve siyaset yapan zevata ihmal edilemez sorumluluklar yüklemektedir.</p>

<p>Makesde buluşmak varken makusun tezgahında bocalamak akıl ve mantık ihlalinden başka bir şey değildir.</p>

<p>Eğer taşımasını bildikten sonra insanda iki tür şuur hali vardır.</p>

<p>Birisi adalet şuuru, diğeri de tarih şuurudur.</p>

<p>Kemale ermiş adalet şuuru bizi imanımızla bütünleştirip Allah’ın yolundan ayırmayacaktır.</p>

<p>Tarih şuuru ise vatan ve millet sevgisinin ana yatağıdır.</p>

<p>Deniz fenerini andıran, aydınlık bir meşaleyi çağrıştıran bu yatakta oluşacak ve ortaya çıkacak fikri atılımın tanım ve tarifi de elbette ve kesinlikle milliyetçiliğin ta kendisidir.</p>

<p>Türk milliyetçilerinin küresel ölçekli iddia ve hedefleri her zaman vardır ve bilinmektedir.</p>

<p>Merhum düşünürümüz Ziya Gökalp'in "milletlerin eşitliği ve işbirliği" şeklinde formüle edip altını çizdiği müstesna ideali başlangıç noktası kabul etmek ve geliştirmek gerekmektedir.</p>

<p>Genel manada 21’inci yüzyıl dünyasının daha yaşanabilir, daha insani, daha adil, daha huzurlu, daha sevimli olabilmesinin bir yolunun da böyle bir anlayışı zenginleştirmekten geçtiği açıktır.</p>

<p>Huzursuz ve istikrarsız bir dünyada hiç kimse güvende değildir.</p>

<p>Bize bir şey olmaz mağrurluğu, her koyun kendi bacağından asılır mantığı, bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın masalı alıcısı olmayan, satıcısı bulunmayan çürük ve küflü mal gibidir.</p>

<p>Eski kafayla yeni yüzyılın fırsat ve risklerini okumak, bununla bağlantılı siyasi/stratejik düşünceye malik olmak eşyanın tabiatına aykırıdır.</p>

<p>Dijitalleşmenin sürekli çıta yükselttiği, iletişim ve ulaşım teknolojilerinde göz kamaştıran sıçramaların yaşandığı bir zaman tünelinde insan iki durumla eşanlı karşı karşıyadır.</p>

<p>Birisi kalabalıklar içindeki yalnızlığı, diğeri de yalnızlığının tam ortasındaki uğultulu kalabalıklardır.</p>

<p>Mitolojide anlatılan, yüzüne bakanın taş kesildiği yılan saçlı üç kadından birisi olan Gorgon adeta insan varlığının tam göz hizasındadır.</p>

<p>Mesele insanın baştan ayağa taş kesilmesi değil, asıl muharrik sorun kalbin katılaşması, vicdanın taşlaşması, merhamet duygusunun kapanmasıdır.</p>

<p>Geçmişin şimdiki zamanı bellektir, hafızadır.</p>

<p>Zamanın fırtınalı atmosferinde belleğin limanına ihtiyaç duymak son derece normal ve anlaşılır bir insani haldir.</p>

<p>Ancak bu limanda sıkışıp kalmak geleceğin dünya tablosunda bir nevi kenarda beklemek, yedek kulübesinde atıl ve aciz şekilde oturmak demektir.</p>

<p>Türk milleti asla beklemeyecek, bilahare beklenen, özlenen, yolu gözlenen müşfik ve müteyakkız bir kudret olduğunu devamlı surette ispat ve izhar edecektir.</p>

<p>Bu kapsamda Türk siyasetçisinin, milli ve manevi değerler kümesinden ayrılmayan Türk aydınının müessir bir dünya kavrayışı olmalı, çağın rotasını tayin etme iddiasıyla mündemiç fikir ve politikalar geliştirmelidir.</p>

<p>Tasavvur, tahayyül ve tekliflerimizin ana çerçevesini de, “Nasıl Bir Dünya”, “Nasıl Bir Türkiye” sorularına verilecek kalıcı ve kader belirleyici cevaplar oluşturmalıdır.</p>

<p>Kuru bir taklitçilik yerine özgün, özgüvenli ve öz değerlere bağlı fikir ve politika atılımlarıyla bezenecek müstesna projelerin arayışında olmak, bunları ekonomik, sosyal ve siyasal olayların akışıyla eklemlemek medeniyet müktesebatımızın bize yüklediği başlıca sorumluluktur.</p>

<p>İnsanlığı zorlu bir gelecek beklemektedir.</p>

<p>Bu nedenle gerek milli kaderimiz, gerekse de küresel kaderimiz üzerinde söz ve iddia sahip olmaktan başka diğer tüm seçeneklere kapalı olmak durumundayız.</p>

<p>“Terörsüz Türkiye”, “Terörsüz Bölge” hedefleri Türk milletinin kaderine aracısız ve fasılasız sahip çıkma hamlesidir.</p>

<p>Kim veya kimler bu hedeflere dudak büküyorsa; kuraktır, kukladır, korkaktır, karanlıktadır.</p>

<p>Kim veya kimler söz ve eylemleriyle bu hedefleri baltalama amacındaysa maksatlıdır, marazlıdır, mahsurludur, maşadır.</p>

<p>Kim ve kimler, makesin yerine makusu tercih ediyor, gülün yerine çamura başvuruyor, bu suretle “Terörsüz Türkiye”, “Terörsüz Bölge” hedeflerini sekteye uğratmak için tetikte bekliyorsa, ülke ve millet aleyhine tertip içinde olan güdümlü işbirlikçidir.</p>

<p>Sözün doğru olması kadar millete mensubiyet ve sadakat hissiyatının da ağır basması, ağırlığınca da mücevher gibi parlaması usulen de, esasen de gerek ve yeter şarttır.</p>

<p>Değerli Arkadaşlarım,</p>

<p>Demokrasimizi, özgürlükleri ve insan hakları politikalarını elbirliği ve işbirliği ile geliştirmenin makul ve mümkün yollarını bulup hayata geçirmek hem zorunlu, hem de önemlidir.</p>

<p>Milliyetçiliğin fikir prizmasından baktığımızda demokrasinin, özgürlüklerin ve insan haklarının istismarına fırsat verilmeden, sinsi ve hain emelleri maskelemesine dikkat ve uyanıklık göstererek güçlendirmek kuşkusuz vazifemizdir.</p>

<p>Aynı şekilde, ülke ve millet bütünlüğü ile demokrasiyi birbiriyle çelişen değil, birlikte gelişen bakış açısıyla ele almalıyız.</p>

<p>Yine demokratik hukuk devletinin, bütün Türk vatandaşlarının bir arada daha mutlu, daha huzurlu yaşamasının asgari şartlarından biri olduğu konusunda tereddüt uyandırmayacak bir samimiyetin ve saydamlığın sergilenmesine ihtiyaç olduğunu unutmamalıyız.</p>

<p>Siyaset kurumunun inisiyatif ve itibar kaybının temel sebeplerinden biri olan, seviyesiz, tutarsız ve günübirlik söylem ve davranışlardan mutlak surette uzak durulmalıdır.</p>

<p>Siyasetçinin, siyaset alanını daraltma değil, siyaseti zenginleştirme ve itibar kazandırma gibi esaslı bir işlevinin bulunduğu göz ardı edilmemelidir.</p>

<p>Siyaset alanına ve siyaset etme tarzına dair böyle bir duruş ve kararlılık, hepimizin müşterek sorumluluklarının en başında gelmektedir.</p>

<p>Bilinmelidir ki, cumhuriyet ile demokrasi birbirinin; temiz, seviyeli, ahlaklı ve ilkeli siyaset de her ikisinin sigortasıdır.</p>

<p>Türk milletinin hangi kökenden, hangi meslekten, hangi mezhepten olursa olsun bütün mensuplarının bir arada kardeşçe yaşamasını temin ve teşvik etmek demokratik rejimin aslî görevidir.</p>

<p>Bu sürecin önünde engel ve sıkıntı oluşturan kurumsal ve yasal düzenlemeleri iyileştirmek de TBMM’nin temel varlık sebeplerinden birisidir.</p>

<p>Birliktelik ve dayanışma kültürünün önemini kabul etmeyenlerin ya da ediyor gibi görünüp sürekli çark edenlerin farklılık ve çatışma noktalarının kurumlaşmasına sürekli vurgu yapması, demokrasiye değil anarşiye çanak tutmaktır.</p>

<p>Gerçek duygusal kopuş da aynısıyla böyle doğacaktır.</p>

<p>Çünkü özünü milletimizin ortak değerleri ve özlemlerinin belirlediği “Kamu ruhu ve alanı”nı taşa tutmanın ve tartışmaya açmanın ne demokrasiye ne de ülkemize bir faydası dokunacaktır.</p>

<p>Dünyanın her demokratik rejiminde geçerli olan veya olması beklenen bu gerçeğe saygı duyulmalı ve riayet edilmelidir.</p>

<p>Bilinmesini özellikle arzu ederim ki, demokratikleşme projeleri, böyle bir duyarlılıkla ele alındığı ve asgari müşterekler zemini üzerine bina edildiği sürece anlamlı ve kalıcı olacaktır.</p>

<p>Bu sağlam temeller üzerine daha güçlü, ileri demokratik ve hukukî yapıları ihya etmek de bizlere düşmektedir.</p>

<p>Yapay çatışma alanları oluşturmak, devamlı oyun bozanlık yapmak, olmayan tıkanmadan, görülmeyen güven krizinden bahsetmek yüreklice ifade ediyorum ki, sorumsuzluk örneği, makusa hizmet örgütlenmesidir.</p>

<p>“Terörsüz Türkiye” ile “Terörsüz Bölge” hedefleri bir yanda demokrasi namusunu savunmak, diğer yanda insan hakları ve özgürlüklerin açılan bayrağı altında toplanmaktır.</p>

<p>Edepsizin edepliyi bastırması, haksızın da haklıyı astırması son bulmalıdır.</p>

<p>Lübnan asıllı ressam, şair ve filozof olan Halil Cibran diyor ki:</p>

<p>“Başka bir insanın hakikati, onun sana açıkladığı şey değil, açıklayamadığı şeydedir.</p>

<p>Bu yüzden onu anlamak istersen söylediğine değil söylemediğine kulak ver.</p>

<p>İnsan sustuğu şeyler kadardır ve insan, insanı anlatamadığı yerden anlayabiliyorsa yakındır.”</p>

<p>Biz söylenenler kadar söylenmeyen şeylere de kulak veriyoruz.</p>

<p>Fakat biz anlayış gösterirken anlaşılmayı da bekliyoruz.</p>

<p>Bunun ise karşılıklı bir emek ve erdem faaliyeti olduğunu gayet iyi biliyoruz.</p>

<p>Geliştirici işbirlikleri kurmanın yegane yolu sırf anlaşılmaya değil anlamaya yönelik adımlar atmaktır.</p>

<p>Gönlü temiz olanın gözü daha iyi görecek, kulağı daha iyi duyacak, ağzından saçılacak kelimeler kutuplaşmayı değil, kucaklaşmayı sağlayacaktır.</p>

<p>Milli birlik ve kardeşlik duygumuzu karartmanın ve kaskatı hale sokmanın emelini taşıyanlar tarihin uçuruma yakın yerinde durmaktadır.</p>

<p>Suriye’deki malum olayları Türkiye’ye taşıyıp Kürt kardeşlerimizi provoke etmeye çalışmanın iyi niyetle bağdaşır bir tarafı asla yoktur ve olamayacaktır.</p>

<p>Kürt kardeşlerimizle terör örgütü YPG’yi yan yana getirmek, üst üste örtüştürmek fahiş bir gafilliktir.</p>

<p>Suriye Cumhuriyeti’nde yeni bir denklem, yeni bir paradigma, yeni bir yapı oluşmuştur.</p>

<p>Bu durum beklenen, olması gereken gayedir, ayrıca devletin egemenlik haklarıyla, siyasal, toplumsal ve toprak bütünlüğüyle ilişkilidir, aynı zamanda bunu destekleyen, tescilleyen gelişmedir.</p>

<p>30 Ocak 2026 tarihinde, Şam yönetimi ile SDG/YPG arasında, 10 Mart Mutabakatı ile 18 Ocak Mutabakatı temelinde kapsamlı bir ateşkes ile askeri ve idari yapıların Suriye Cumhuriyeti’ne aşamalı entegrasyonu hususunda anlaşmaya varmışlardır.</p>

<p>Bu gelişme Suriye’nin egemenliğinin güçlendirilmesi ve uzun vadeli istikrarın sağlanması açısından belirleyici ve memnuniyet verici bir kavşak noktasıdır.</p>

<p>Devlet otoritesi sağlanmıştır.</p>

<p>SDG/YPG’li teröristler bulundukları mevcut hatlardan çekilecek, hükümete bağlı birlikler Haseke ve Kamışlı merkezlerine konuşlanacaktır.</p>

<p>SDG/YPG’ye bağlı üç tugaydan oluşan bir tümen kurulacak, Ayn el Arab’taki silahlı unsurlar ise Halep’e bağlı birer tugay olarak yapılandırılacaktır.</p>

<p>Askeri ve güvenlik entegrasyonunun tugaylar içinde bireysel bazda gerçekleştirileceği anlaşılmaktadır.</p>

<p>Yapılan anlaşmanın uygulama süreci dün başlamıştır.</p>

<p>Suriye’de devlet içinde devletin olmayacağı, paralel bir ordunun hayalden ibaret kalacağı netleşmiştir.</p>

<p>Artık komşu ülkemiz Suriye’nin haritası tek bir renge bürünmüş, Siyonist-emperyalizme kiralık tetikçilik yapanlar işgal ettikleri alanlardan çıkarılmıştır.</p>

<p>27 Şubat 2025 tarihinde PKK’nın kurucu önderliği tarafından yapılan “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı” 337 gün sonra Suriye’de de müspet karşılığını bulmuş ve çok önemli bir etap böylelikle geçilmiştir.</p>

<p>Onun bunun saçma sapan telkin ve tazyikine kapılmadan, su katılmamış bühtanlara aldırış etmeden elimizi vicdanımıza koyup düşünelim ve sorgulayalım:</p>

<p>PKK’nın kurucu önderliği 27 Şubat 2025 tarihinden itibaren verdiği tüm sözlerin ardında durdu mu? Durdu.</p>

<p>Bölücü terör örgütünün lağvedilmesini ve silahların yakılmasını sağladı mı? Sağladı.</p>

<p>27 Şubat çağrısı PKK’yla birlikte örgütün tüm bileşenleri için bağlayıcı oldu mu? Oldu.</p>

<p>Madem maksat hasıl oldu, o halde bize düşen de PKK’nın kurucu önderliğine DEM Parti’den tüm örgüt uzantılarına kadar saygı gösterilmesini istemek ve beklemektir.</p>

<p>Araplar, Kürtler, Türkmenler, diğer halkların birlik, dirlik ve kardeşlik içinde yaşaması için tarihi bir fırsat kapısı aralanmış ve herkes somut gelişmeleri benimsemiştir.</p>

<p>Türkiye’de olduğu gibi, Suriye’de de provokasyonların yaşanması mümkündür ve beklenmelidir.</p>

<p>Buna karşı azami derece ve düzeyde sabırlı, tedbirli, temkinli olmak herkesin ortak çıkarınadır.</p>

<p>Nusaybin’de bayrağımızı indiren alçaklar, Diyarbakır ve Tarsus’ta sahaya çıkan provokatörler, Ayn el Arap üzerinden milli birliğimizi yaralamaya kalkışan siyasi odaklar ne yaparsa yapsınlar, Pir Sultan Abdal’ın sözleriyle alayına sesleniyorum:</p>

<p>Koyun beni hak aşkına yanayım,</p>

<p>Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan.</p>

<p>Yolumdan dönüp mahrum mu kalayım,</p>

<p>Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan.</p>

<p>Merhum fikir pınarımız Hüseyin Nihal Atsız’ın haykırdığı gibi,</p>

<p>Yufka yüreklilerle çetin yollar aşılmaz,</p>

<p>Çünkü bu yol kutludur, gider Tanrı Dağı’na.</p>

<p>Halbuki yoldaşını bırakıp dönenlerin,</p>

<p>Değişilir topu da bir sokak kaltağına.</p>

<p>Nefreti aşılayanlar kaybedecek.</p>

<p>Fitneyi körükleyenler kaybedecek.</p>

<p>Ebedi Türk-Kürt kardeşliğini bozmayı planlayanlar kaybedecek.</p>

<p>Kürt kardeşlerimizi mahut terör örgütüyle bir ve eşit görenler kaybedecek.</p>

<p>Bölücü terör örgütünün Kürt kardeşlerimizi vesayet altında tutmasına hizmet edenler, bunu dileyenler, bunu görmek için çılgına dönenler iki cihanda da yatacak yer bulamayacaklar.</p>

<p>Türk bizim, Kürt bizim, Türk milleti de biziz ve hepimiziz.</p>

<p>CHP Genel Başkanı’nın Suriye devletinin terörle mücadelesini endişe verici bulması, Sayın Ahmet eş Şara’nın Suriye’nin tamamını temsil etmediğini dile getirmesi hüsran verici bir hezeyandır.</p>

<p>Esad’ı kalbinde taşıyan, aklını ve gönlünü de YPG’ye kaptıran bu zatın ne sözü söz, ne de siyaseti mert ve millidir.</p>

<p>“HTŞ’ye kravat takmakla olmaz” demiş. Anlayacağınız halt etmiş, gene çuvallamış.</p>

<p>Sen de YPG’nin kravatını takabilirsin, Mazlum Abdi’yle el ele verebilirsin, dağ taş gezerek fesat/nifak üretimi yapabilirsin.</p>

<p>Sayın Özel, zırvayı bırak sadede gel.</p>

<p>Gürültü patırtı çıkarmanın siyaset olmadığını, laf ola beri gele türünden konuşmaların seni komik durumlara düşürdüğünü anla ve kabullen.</p>

<p>Dilinin altındaki baklayı çıkar, Suriye’nin siyasi ve toprak bütünlüğünü sağlamasından dolayı uykularının kaçtığını da itiraf et.</p>

<p>Merhum Ahmet Hamdi Tanpınar’ın sözlerinden esinlenerek diyorum ki:</p>

<p>Dünyaya baktığın zaman ayrı görüyor, kendi kendine kaldığın zaman ayrı düşünüyorsun. Yığınlarca tezat içinde biteviye çırpınıyorsun.</p>

<p>Ahlaken sorunlu siyaset zar atmaktan farksızdır; gelecek olan de her zaman hep yektir.</p>

<p>CHP Genel Başkanı’nın erken seçim ezberine takılması ve şahsıma beyhude çağrılar yapması tam bir siyasi ahmaklıktır.</p>

<p>Seçimin ne zaman yapılacağı bellidir.</p>

<p>Erken seçim diye bir şey asla gündemde yer almayacaktır.</p>

<p>CHP Genel Başkanı, seçim kapısını arala diye mırıldansa da, bizim Cumhur İttifakı olarak aralayacağımız kapı Türk ve Türkiye Yüzyılının cümle kapısıdır.</p>

<p>Başka kapılara yüz sürmek, başka kapılardan medet ummak CHP’nin beklentisi ve dileği olsa da, Milliyetçi Hareket Partisi ile Cumhur İttifakı’nın böyle ucuz ve bayat gündemlerin peşinden savrulması, o kapı bu kapı gezip dolaşması siyasi akıl ve mantık dışıdır.</p>

<p>CHP Genel Başkanı merak etmesin, seçim günü gelip çattığında Türk milleti yüksek iradesiyle istismarcı, inkarcı, rüşvetçi, kumarcı, komisyoncu, vurguncu organize yolsuzluk çetesine Türkiye’nin kaç bucak olduğunu muhakkak gösterecektir.</p>

<p>Muhterem Arkadaşlarım,</p>

<p>Her geçen gün daha da karmaşıklaşan, sürdürülebilir kriz ve kargaşanın gittikçe kökleşip derinleştiği bulanık ve bunalımlı bir dünya tablosu insanlığın müşterek geleceğini, münhasır huzur ve istikrar özlemini ciddi şekilde tahdit ve tehdit etmektedir.</p>

<p>İkinci Dünya Savaşı’nı müteakiben yerleşen ve yürürlüğe giren kurallara dayalı uluslararası müesses düzen, geldiğimiz bu aşamada yıkık dökük bir harabeden, yoğun bakımda can çekişen umutsuz bir hastadan muhteva itibariyle farklı değildir.</p>

<p>Yeni bir dünya düzeni kurma arayış ve arzusu eskisinin ağır enkazı kaldırılmadan, en azından hazmedilebilir ve yönetilebilir bir seviyeye taşınmadan oldukça maliyetli ve meşakkatlidir.</p>

<p>Çok kutuplu küresel kuvvet dengesinin yeni baştan tesis ve tezahürü geciktikçe, gücün tek merkezde temerküzü amacıyla askeri ve ekonomik baskıların, buna bağlı dayatmaların cesameti artıkça dünya yaşanabilir olmaktan çıkacak, ateş her yeri saracaktır.</p>

<p>Bilindiği üzere, 19-23 Ocak 2026 tarihleri arasında Davos’ta düzenlenen 56’ıncı Dünya Ekonomik Forumu aynı zamanda AB ile ABD arasında kızışan çok boyutlu cepheleşmenin ağırlık merkezine dönüşmüştür.</p>

<p>Kaynayan ve kanayan küresel sistem düşe kalka iflas bayrağını çekmiştir.</p>

<p>ABD’nin silaha ve zora dayalı müdahaleleri, sömürüye ve yayılmaya dayalı mütecaviz talepleri bağımsız devletlerin egemen eşitliklerini tartışmaya açacak noktaya kadar gelmiştir.</p>

<p>Venezuela’dan sonra, İsrail’in tahrik ve tacizleriyle ABD’nin İran’a karşı gündeme aldığı askeri operasyon ihtimali sadece komşu ülke İran ve bölgemiz için değil dünyanın tamamını yakıcı şekilde etkileyecek asal bir tehlikedir.</p>

<p>İran’a askeri hareket yoluyla sözde ılımlı, gerçekte zincirlenmiş ve devşirilmiş köstebek liderleri işbaşına getirme senaryosu çok vahim sonuçları peş peşe tetikleyecektir.</p>

<p>Venezuela’dan sonra sırayı İran’ın alması felaketlere açık davetiye çıkarmaktan başka bir anlama gelmeyecektir.</p>

<p>Siyonizm’in dürtmesiyle ABD’nin İran’ı vurması hiçbir şekilde kabul edilemez bir emperyalist vandallık olacaktır.</p>

<p>Böylesine bir hak ve yetki hiçbir ülkenin uhdesinde değildir.</p>

<p>“Rodrigez Modeli” olarak tedavüle sokulan sipariş edilmiş, boyunduruk altına alınmış kukla yönetici sisteminin gayri meşruluğu, gayri hukukiliği ve gayri ahlakiliği tartışılmaz bir gerçek olarak karşımızdadır.</p>

<p>İran’ın veya diğer egemen eşitliğe haiz bağımsız devletlerin geleceğini müessir şekilde tayin ve temin edecek tek güç kendi halklarının irade haysiyetidir.</p>

<p>Bu itibarla ABD ile İran arasında diyalog ve diplomasi öne çıkmalıdır.</p>

<p>Sayın Cumhurbaşkanımızın tarafları uzlaştırma ve yatıştırma çabası saygındır ve takdire layıktır.</p>

<p>İran’ın huzur ve güvenliği, aynı şekilde Suriye’nin huzur ve güvenliği bölgesel istikrarın kilit taşıdır.</p>

<p>Bu taşı yerinden oynatmak, İran’a askeri operasyon yapmak zincirleme ve altından kalkılması kolay olmayan sorunları dalga dalga gün yüzüne çıkaracaktır.</p>

<p>Rusya ve Ukrayna’dan sonra İran’ı da içine alacak savaş ve sıcak çatışma havasının küresel boyut kazanması halinde kabus senaryoları kuvveden fiile geçecektir.</p>

<p>Katar’ın arabuluculuğu, Türkiye’nin yoğun gayretleri ABD ile İran arasındaki anlaşmazlığa sebep olan konu başlıklarının mutabakatla çözümüne katkı sağlamalıdır.</p>

<p>Bölgemiz yeni bir savaşı kaldıramaz.</p>

<p>Tarafları aklı selime çekecek orta bir yolun bulunması barışçıl ortama musallat olan sisi dağıtacaktır.</p>

<p>Tam bunlar oluyorken, birden bire asrın sapıklığı ve ahlaksızlığı olarak değerlendirilmesi gereken ve 3 milyon sayfanın üzerinde olan Epstein belgeleri dünya kamuoyuna oturmuştur.</p>

<p>Skandal itiraflar, dehşet verici çarpıklıklar ne hikmetse ABD’nin Suriye’de SDG/YPG’ye sırt dönüp Ahmet eş Şara’yı desteklediği, ayrıca İran’a yönelik saldırı planlarının ortaya çıktığı bir zamana tesadüf etmiştir.</p>

<p>İşkence gören çocuklardan taciz ve tecavüze uğrayan reşit olmayan kız çocuklarına varıncaya kadar kan donduran iğrençliklerin yaşanması, pek çok siyasetçi, devlet adamı ve meşhur ismin karıştığı ve katıldığı skandallar furyası insanım diyen herkesin midesini bulandırmaktadır.</p>

<p>Cinsel istismar suçlusu milyarder Jeffrey Epstein’e ilişkin olarak yayımlanan belgelerin zamanlama itibariyle manidar bir dönemde deşifre edilmesi hem tuhaf hem de akılları karıştıran soru işaretleriyle doludur.</p>

<p>İnsanlık ayıplarının, insani felaketlerin, kirli ilişkilerin merkezinde yer aldığı bu tehdit mekanizmasının organize halde siyasi ve stratejik hedefleri gözettiği kanaatimce çok mümkündür.</p>

<p>İnsani değer ve mirasın ayaklar altında çiğnenmesi, çocukların bu faciada kullanılmaları nice çatıları uçuracak, nice şöhretli insanı rezil edecek kırattadır.</p>

<p>Biz temiz siyaseti ve temiz toplumu yalnızca Türkiye için değil, tüm dünya adına da istiyoruz.</p>

<p>Şerefli, güvenli, namuslu, evrensel insani değerlere muvafık halde yaşamanın bir başka yolunun olmadığını, olamayacağını düşünüyoruz.</p>

<p>Ahlaki yarılmanın, ahlaktaki dağılmanın, Lut Kavmi’ne benzer toplumsal yapılardaki kokuşmanın; hazza, hıza, hırsa ve dipsiz şehvet ve şöhrete dalmanın sonu ve sonucu yeryüzü cehenneminin yanan ateşine odun taşımakla eşanlamlıdır.</p>

<p>Değerlerin müdafaa edilmesi şarttır.</p>

<p>Peki bu değerleri analitik gözlem becerisiyle nasıl tefsir edebiliriz?</p>

<p>İnsanın davranışlarını yargılarken ve hayattaki amacını seçerken başvurulan; toplumsal olarak paylaşılan, amaç ve davranışları belirlerken neyin doğru, neyin yanlış olduğunu gösteren standartlardır.</p>

<p>Beşeriyet doğru ile yanlışı birbirine karıştırarak vicdan kaybına uğramıştır.</p>

<p>İyi ile kötüyü birbirinden ayıramayarak erdemden uzaklaşmıştır.</p>

<p>Konuşmamın başında vurgulamıştım; Allah’tan korkmayanın kuldan utanmasını beklemek nafile bir gayrettir.</p>

<p>İnsan varlığının kirli ilişki ve irtibatlardan beslenmesi gelecek hayallerini kundaklamaktadır.</p>

<p>Tehdit çok büyüktür.</p>

<p>Tehlike çanları hiç bu kadar yoğun işitilmemiştir.</p>

<p>Burada bir temennimi ifade etmek istiyorum:</p>

<p>Partimizin AR-GE bünyesinde hazırlanan ve şahsen çok önemsediğim “İnsanlığın Huzuru” çalışmasının artık raflarda tozlanması yerine herkesin ve hepimizin başvuru eseri olması samimi arzum ve çağrımdır.</p>

<p>Huzursuz insan, huzursuz dünya bir kısır döngüdür.</p>

<p>Bu döngüyü kıracak güçlü karar ve acil eylem planlarını ortak akılla gerçekleştirmek mümkündür.</p>

<p>Biz dünyanın en gözde ve zorlu coğrafyasında yaşayan, bundan böyle de yaşamak zorunda olan büyük bir milletiz.</p>

<p>Ne tarihimizi ne de coğrafyamızı değiştirme imkânına sahip değiliz.</p>

<p>Ama hep birlikte daha güzel bir gelecek inşa edebiliriz.</p>

<p>Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı bu muazzez hedef için vardır, bunun içinde var olmaya devam edecektir.</p>

<p>Türkiye, yeni yüzyılın ikinci çeyreğinde, yeni bir heyecan ve atılım ruhuyla hareket etmek mecburiyetiyle karşı karşıyadır.</p>

<p>Türkiye, Avrasya’nın ve Afrika’nın bir barış ve istikrar bölgesine dönüşmesi, dünyanın insanî bir boyut kazanması için büyük bir dinamizme kavuşmak ve böyle bir iddianın sahibi olmak durumundadır.</p>

<p>Bunun temel şartı, kalkınma ve demokratikleşme sürecini tamamlamak, büyük devlet geleneğini ve tecrübe birikimlerini yeni yüzyılın şartlarında yeniden yorumlamaktır.</p>

<p>Biliyor ve inanıyoruz ki, tarih şuuruyla dolup taşan, kültür ve medeniyetiyle barışık bir siyaset etme tarzı, sadece demokrasiyi ve cumhuriyeti güçlendirmekle kalmayacaktır.</p>

<p>Aynı zamanda bu coğrafyayı yeniden istikrara ve refaha taşıyacak dinamikleri de harekete geçirecektir.</p>

<p>Türk milleti ve devleti bunu başaracak potansiyele sahiptir.</p>

<p>Bunları kavrayıp hayata geçirdiğimiz ölçüde hedeflediğimiz güzel ve parlak gelecek, yakın ve ulaşılabilir bir gelecek olacaktır.</p>

<p>Neredeyse bütün mesailerini partimizi karalamak için harcayanların bizi anlaması da, başarılı olması da mümkün değildir.</p>

<p>Meclis içinde ya da dışında yer alanlar ne yaparsa yapsınlar, Milliyetçi Hareket Partisi doğru bildiği yoldan ayrılmayacaktır.</p>

<p>Onlar Milliyetçi Hareket Partisi’yle, Milliyetçi Hareket Partisi de Türkiye ve dünya sorunları ile uğraşmaya devam edecektir.</p>

<p>Biz siyaseti, “siyaset olsun diye”değil, milletimize ve ülkemize hizmet için yapıyoruz.</p>

<p>Çünkü başkaları gibi ilkeleri, nezaketi, hoşgörüyü unutma lüksüne sahip değiliz.</p>

<p>Hiçbir Türk milliyetçisi, hiçbir dava ve gönül insanı, günübirlik yaşayamaz, savurgan ve sorumsuz davranamaz.</p>

<p>Elleri öpülesi Şeyh Edebali’nin Osman Gazi’ye dediği gibi, gerçek inanç ve dava insanları “sabah doğup akşam ölenlerden olamaz”.</p>

<p>Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı nereden kaynaklanırsa kaynaklansın küçük siyasi hesapların kendi ayaklarına pranga vurmasına izin vermeyecektir.</p>

<p>Hiçbir Türkiye sevdalısı buna göz yummayacaktır.</p>

<p>Bilakis, her gün biraz daha kenetlenip büyüyerek Süper Güç Türkiye yolundaki yürüyüşümüz devam edecektir.</p>

<p>Bu aziz vatan hepimizindir, temel varoluş sebebimizdir.</p>

<p>Bunun için her şeyimizdir, her şeyden de azizdir.</p>

<p>Milliyetçi Hareket Partisi böyle bir anlayışın samimi temsilcisi, yürekli savunucusudur, can pahasına olsa bile ülkesinden ve ülkülerinden taviz vermeyecektir.</p>

<p>Değerli dava arkadaşlarım,</p>

<p>Bu duygu ve düşüncelerle sözlerimi noktalarken hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyor, en iyi dileklerimi sunuyorum. Ama aziz dava arkadaşlarım, Anadolu huzura, Öcalan umuda, Ahmetler makama ve Demirtaş yuvasına dönünceye kadar kararımız nettir.</p>

<p>Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.<br />
<br />
Kaynak:&nbsp;<a href="https://x.com/MHP_Bilgi/status/2018602247278514538">https://x.com/MHP_Bilgi/status/2018602247278514538</a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 03 Feb 2026 16:04:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/devlet-bahceli-turk-bizim-kurt-bizim-turk-milleti-de-biziz-ve-hepimiziz-1770124378.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye-Özbekistan ticaret hacmi yakında 5 milyar dolara ulaşacak</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cumhurbaskani-erdogan-turkiye-ozbekistan-ticaret-hacmi-yakinda-5-milyar-dolara-ulasacak-2955</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cumhurbaskani-erdogan-turkiye-ozbekistan-ticaret-hacmi-yakinda-5-milyar-dolara-ulasacak-2955</guid>
                <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev ile Ankara'da Yüksek Düzeyli Stratejik İş Birliği Konseyi'nin 4. toplantısını gerçekleştirdi. Erdoğan, toplantı sonrası yaptığı açıklamada, iki ülke arasındaki ilişkilerin güçlendiğini vurgulayarak, ticaret hacminin son 10 yılda 3 kat arttığını ve yeni hedefin 5 milyar dolar olduğunu belirtti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev ile Ankara'da Yüksek Düzeyli Stratejik İş Birliği Konseyi'nin 4. toplantısını gerçekleştirdi. Erdoğan, toplantı sonrası yaptığı açıklamada, iki ülke arasındaki ilişkilerin güçlendiğini vurgulayarak, ticaret hacminin son 10 yılda 3 kat arttığını ve yeni hedefin 5 milyar dolar olduğunu belirtti.</p>

<p>Erdoğan, Mirziyoyev ve heyetini <em><strong>"ikinci vatanlarında"</strong></em> ağırlamaktan büyük memnuniyet duyduğunu ifade etti. Toplantıda siyasi, ekonomik, kültürel, beşeri ve bölgesel alanlardaki ortak hedefler için yol haritası belirlendiğini kaydeden Erdoğan, iki ülke kurumlarının iş birliği içinde çalıştığını söyledi.</p>

<p>İkili ticaretin son dönemde önemli bir ivme kazandığını belirten Erdoğan, "<em><strong>Son 10 yılda ikili ticaret hacmimizi 3 kat artırdık, yeni hedefimiz olan 5 milyar dolara da yakında ulaşacağımıza inanıyorum"</strong></em> dedi. Türk şirketlerinin Özbekistan'da 5 milyar doları aşan yatırımlarla ilk 3 yatırımcı arasında yer aldığını hatırlatan Erdoğan, daha yüksek seviyelere ulaşılacağına olan inancını dile getirdi.</p>

<p>Erdoğan, Özbekistan'ın İsrail'in Gazze ve Filistin'in işgal altındaki bölgelerine yönelik saldırılarına karşı ilkeli tutumunu takdir ettiğini vurguladı. Ayrıca Mirziyoyev'in Özbekistan'da Filistinlilere sosyal hizmet sağlamak amacıyla bir fon kurma kararını da olumlu karşıladığını belirtti.</p>

<p>Türkiye'nin Özbekistan'ın yanı sıra Orta Asya'nın refahına katkı sunma konusunda kararlı olduğunu ifade eden Erdoğan, <em><strong>"Gerek Özbekistan’ın gerek ata yurdumuz Orta Asya’nın refahına katkı sunma noktasında elimizden geleni yapmakta kararlıyız</strong></em>" şeklinde konuştu.</p>

<p>Toplantı kapsamında yapılan anlaşmalarla iki ülke arasındaki ilişkilerin daha da derinleşmesi bekleniyor.<br />
<br />
Kaynak:&nbsp;https://x.com/RTErdogan/status/2016941916386988268</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 30 Jan 2026 18:41:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/01/cumhurbaskani-erdogan-turkiye-ozbekistan-ticaret-hacmi-yakinda-5-milyar-dolara-ulasacak-1769788028.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Nijerya Cumhurbaşkanı Tinubu: Bana tam olarak güvenebileceğinizi ifade etmek istiyorum</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/nijerya-cumhurbaskani-tinubu-bana-tam-olarak-guvenebileceginizi-ifade-etmek-istiyorum-2947</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/nijerya-cumhurbaskani-tinubu-bana-tam-olarak-guvenebileceginizi-ifade-etmek-istiyorum-2947</guid>
                <description><![CDATA[Nijerya Cumhurbaşkanı Bola Ahmed Tinubu, Türkiye’ye gerçekleştirdiği resmi ziyaret kapsamında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmesinin ardından ortak basın toplantısında konuştu. Tinubu, Erdoğan’a ve Türk halkına gösterdiği sıcak karşılama ve misafirperverlik için teşekkür etti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Nijerya Cumhurbaşkanı Bola Ahmed Tinubu, Türkiye’ye gerçekleştirdiği resmi ziyaret kapsamında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmesinin ardından ortak basın toplantısında konuştu. Tinubu, Erdoğan’a ve Türk halkına gösterdiği sıcak karşılama ve misafirperverlik için teşekkür etti.<br />
<br />
Nijerya Cumhurbaşkanı Bola Ahmed Tinubu'nun<em><strong> "Özellikle çok kırılgan bir halkın kalkınma ihtiyaçlarını dile getirdik. Somali konusunda yaptığınız yorumları not aldık ve bu konuda bana güvenebilirsiniz. Demokrasi, özgürlükler ve refah alanındaki taahhütlerimiz konusunda tam olarak güvenebileceğinizi ifade etmek istiyorum." </strong></em>ifadeleri dikkat çekti.</p>

<p>Nijerya Cumhurbaşkanı, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:</p>

<p><em>“Değerli kardeşim Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’na, Türk halkına ve hükümetine bizi bu denli sıcak bir şekilde karşıladığınız için şükranlarımı sunuyorum. Bana ve heyetime buraya geldiğimiz andan itibaren gösterdiğiniz sıcak misafirperverlik ve işbirliğine hazır oluşunuz dolayısıyla ayrıca teşekkür ederim.</em></p>

<p><em>Yardımcı olmaya, birlikte çalışmaya hazır olduğunuzu gördük. Refahı, ortak refahı, demokrasiyi ve özgürlüğü tesis edebilmek için her iki ülke için önemli olan hususları ele aldık. Ticaret, çifte vergilendirmenin önlenmesi, bütün engellerin kaldırılması gibi konuları konuştuk. Birlikte kapsayıcı ve içermeci ekonomiler kurmaya hazır olduğumuzu gördük.</em></p>

<p><em>Özellikle halklarımıza, ekonomik faaliyetlerimizde yer alan kesimlerimize fayda sağlayacak işbirliği alanlarını, istikrarı ve Afrika kıtasının istikrarı ile barışına yapılabilecek katkıları konuştuk. Nijerya olarak kıtanın kalbinde yer alan bir ülkeyiz ve etrafımızda zorluklar, sınamalar ve istikrarsızlıklar mevcut. <strong>Terörle mücadele, istikrarsızlaştırma ve haydutluk </strong>faaliyetlerini ele aldık. Bunları aşmak için bir arada çalışabileceğimizi ortaya koyduk.</em></p>

<p><em>Demokrasiye, özgürlüklere ve kalkınmaya olan taahhüdümüzü bir kez daha vurguladık. Özellikle çok kırılgan bir halkın kalkınma ihtiyaçlarını dile getirdik. <strong>Somali k</strong>onusunda yaptığınız yorumları not aldık ve bu konuda bana güvenebilirsiniz. Demokrasi, özgürlükler ve refah alanındaki taahhütlerimiz konusunda tam olarak<strong> güvenebileceğinizi</strong> ifade etmek istiyorum.</em></p>

<p><em>Teşekkür ediyorum.”</em></p>

<p>Görüşmelerde iki ülke arasında ticaretin artırılması, terörle mücadelede işbirliğinin derinleştirilmesi, savunma sanayii ve bölgesel istikrar konuları ön planda yer aldı. Ziyaret kapsamında Türkiye ile Nijerya arasında çeşitli anlaşmaların imzalandığı bildirildi.<br />
<br />
Öte yandan Türkiye Cumhurbaşkanlığı'nın resmi internet sitesinde görüşmeyle ilgili detaylı haber yayımlandı.<br />
<br />
Haberde şunlar kaydedildi:<br />
<br />
<strong>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Nijerya Cumhurbaşkanı Tinubu ile gerçekleştirdikleri ortak basın toplantısında yaptığı açıklamada, “Ticaret ve yatırımlar alanlarında önemli bir potansiyelimiz olduğunu görüyoruz. Bugünkü görüşmelerimizde 5 milyar dolar ticaret hacmi hedefimize bağlılığımızı teyit ettik, atılması gereken adımları ele aldık” dedi.</strong></p>

<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Nijerya Cumhurbaşkanı Bola Ahmed Tinubu, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirdikleri baş başa ve heyetler arası görüşmelerin, iki ülke arasındaki anlaşmaların imza töreninin ardından ortak basın toplantısı düzenleyerek açıklamalarda bulundu.<br />
<br />
Türkiye'ye ilk resmî ziyaretini gerçekleştiren Nijerya Cumhurbaşkanı Tinubu ile heyetini Ankara'da ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duyduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaptıkları görüşmeler ile Nijerya heyetinin iş çevreleriyle gerçekleştireceği temasların hayırlara vesile olması dileğinde bulundu.<br />
<br />
<strong>“İKİ ÜLKE ARASINDA, BAŞTA TİCARET VE YATIRIMLAR ALANLARINDA, ÖNEMLİ BİR POTANSİYEL VAR”</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Nijerya'nın, Türkiye için dost bir ülke olmasının ötesinde, 230 milyon nüfusuyla Türkiye'nin Sahra Altı Afrika'daki en yakın ticaret ortaklarından biri olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: "Nijerya, aynı zamanda İslam İşbirliği Teşkilatı ve D-8 bünyesinde Filistin başta olmak üzere İslam dünyasını ilgilendiren birçok konuda yakın iş birliği hâlinde olduğumuz stratejik önemde bir ülkedir. Sayın Cumhurbaşkanı ve kıymetli heyetiyle ticaret, yatırımlar, enerji, eğitim ve savunma sanayisi alanlarındaki ilişkilerimizi bugün etraflıca değerlendirdik. Hatırlayacaksınız, 2021'in Ekim ayında Nijerya'ya yaptığım ziyaretle çerçevesini çizdiğimiz iş birliğimizi çok daha ileri taşıyacak kararlar aldık. Bu noktada bizim gibi Nijerya tarafında da güçlü bir siyasi irade ve kararlılık olduğunu memnuniyetle müşahede ediyorum. Sayın Cumhurbaşkanına çok sayıda bakan ve üst düzeyli yetkilinin refakat etmesi, bu siyasi kararlılığın en açık emaresidir."</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki ülke arasında, başta ticaret ve yatırımlar alanlarında, önemli bir potansiyelin olduğunu gördüklerini dile getirerek, "Bugünkü görüşmelerimizde 5 milyar dolar ticaret hacmi hedefimize bağlılığımızı teyit ettik, atılması gereken adımları ele aldık. Ayrıca, Nijerya'daki yatırımlarımızı destekleyecek fırsatları görüştük. Bugün, tesisinde mutabık kaldığımız Ekonomik ve Ticari Ortak Komitesi'nin bu açıdan hayırlara vesile olacağına inanıyoruz. Kalkınma iş birliği kapsamında ise TİKA'mızın Abuja'da bir ofis açmasıyla birlikte Nijeryalı kardeşlerimizin refahına katkı sağlamayı arzu ediyoruz." dedi.</p>

<p>Nijerya'nın, Afrika'nın en büyük petrol ve doğal gaz üreticisi konumunda olduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: "Sayın Tinubu'nun iktidara geldiği 2023 yılından bu yana, ülke ekonomisini yeniden yapılandırmaya yönelik girişimlerinde enerji sektörü önemli yer tutuyor. Biz de bu alandaki potansiyeli gerek yatırımlar gerek ticari boyutları itibarıyla değerlendirmek istiyor, Türkiye Petrolleri ve BOTAŞ'ın Nijeryalı kuruluşlarla iş birliğine önem veriyoruz."</p>

<p><strong>“TERÖRLE MÜCADELESİNDE DOST NİJERYA HALKININ YANINDAYIZ”</strong></p>

<p>Afrika'nın bilhassa Sahel bölgesinde filizlenen terör örgütlerinin tüm kıtanın huzuruna tehdit teşkil ettiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sayın Tinubu'nun liderliğinde terörle mücadelesinde dost Nijerya halkının yanındayız. Nitekim bugün askerî eğitim ve istihbarat alanlarında daha yakın iş birliği imkânlarını değerlendirdik. Ülkemizin terörle mücadeledeki önemli tecrübesini paylaşmaya hazır olduğumuzu belirttik. Ayrıca, Nijeryalı yetkililerin önde gelen savunma sanayii firmalarımızla bu ziyaret kapsamında yapacakları görüşmelerin müspet neticelerini de yakında alacağımıza inanıyorum" diye konuştu.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, eğitim alanında iş birliği konusunun, önemli bir gündem maddesi olarak görüşmelerde yerini aldığını belirterek, şöyle devam etti: "Pek çok Nijeryalı gencin ülkemizde eğitim görmesinden mutluluk duyuyoruz. Ayrıca, Maarif Vakfımızın Nijerya'da faaliyetlerine başlamasıyla birlikte Nijerya'nın genç nüfusu için ilave bir imkân sunabileceğimize inanıyorum. Bugün imzaladığımız eğitim iş birliği anlaşmasıyla da iş birliğimizin ahdi temelini daha da güçlendireceğiz. Kardeşim Bola Ahmed Tinubu'ya ülkemizi ziyaretleri dolayısıyla tekrar teşekkür ediyorum. Dost ve kardeş Nijerya halkına en kalbi selamlarımı gönderiyorum."</p>

<p><strong>İKİ ÜLKE ARASINDA İMZALANAN ANLAŞMALAR</strong></p>

<p>Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde baş başa ve heyetler arası görüşmelerin ardından iki ülke arasında çeşitli anlaşmaların imza törenine geçildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Nijerya Cumhurbaşkanı Tinubu'nun huzurunda iki ülke arasında dokuz anlaşma imzalandı.</p>

<p>- Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı ile Diasporadaki Nijeryalılar Komisyonu Arasında Diaspora Siyasası Alanında İşbirliği Mutabakat Zaptı</p>

<p>- Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Nijerya Federal Cumhuriyeti Hükûmeti Arasında Medya ve İletişim Alanında Mutabakat Zaptı</p>

<p>- Türkiye Cumhuriyeti ile Nijerya Federal Cumhuriyeti Yükseköğretim Alanında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptı</p>

<p>- Türkiye Cumhuriyeti Helal Akreditasyon Kurumu ile Nijerya Ulusal Akreditasyon Sistemi Arasında Helal Kalite Altyapısı Alanında Mutabakat Zaptı</p>

<p>- Ekonomi ve Ticaret Ortak Komitesi (JETCO) Tesis Eden Ortak Bildiri</p>

<p>- Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Nijerya Federal Cumhuriyeti Hükûmeti Arasında Askerî İşbirliği Protokolü</p>

<p>- Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Nijerya Federal Cumhuriyeti Hükûmeti Arasında Eğitim Alanında İşbirliği Anlaşması</p>

<p>- Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Diplomasi Akademisi ile Nijerya Federal Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Dışişleri Akademisi Arasında İşbirliği Mutabakat Zaptı</p>

<p>- Türkiye Cumhuriyeti Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile Nijerya Federal Cumhuriyeti Kadın İşleri Bakanlığı Arasında İşbirliğine Dair Mutabakat Zaptı<br />
<br />
Kaynak:<a href="https://www.tccb.gov.tr/haberler/410/163837/-nijerya-ile-gorusmelerimizde-5-milyar-dolar-ticaret-hacmi-hedefimize-bagliligimizi-teyit-ettik-">https://www.tccb.gov.tr/haberler/410/163837/-nijerya-ile-gorusmelerimizde-5-milyar-dolar-ticaret-hacmi-hedefimize-bagliligimizi-teyit-ettik-</a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 27 Jan 2026 22:34:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/01/nijerya-cumhurbaskani-tinubu-bana-olarak-guvenebileceginizi-ifade-etmek-istiyorum-1769543464.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Umut Berhan Şen yazdı: Almanya&#039;nın yeni askeri stratejisi -3</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/umut-berhan-sen-yazdi-almanyanin-yeni-askeri-stratejisi-3-2932</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/umut-berhan-sen-yazdi-almanyanin-yeni-askeri-stratejisi-3-2932</guid>
                <description><![CDATA[Analist ve yazar Umut Berhan Şen, yayınladığı yeni yazısında, Almanya'nın 2026 yılındaki savunma politikalarını ve Avrupa'nın jeopolitik dönüşümünü detaylı bir şekilde ele aldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Analist ve yazar <a href="https://umutberhansen.substack.com/p/almanyanin-yeni-askeri-stratejisi-7ae"><span style="color:#2980b9"><u>Umut Berhan Şen,</u></span></a> yayınladığı yeni yazısında, Almanya'nın 2026 yılındaki savunma politikalarını ve Avrupa'nın jeopolitik dönüşümünü detaylı bir şekilde ele aldı.</strong></p>

<p>Şen'e göre, Şansölye Friedrich Merz liderliğindeki hükümetle birlikte Almanya'nın <strong>"Zeitenwende"</strong> (dönüm noktası) süreci soyut bir kavram olmaktan çıkarak somut ve hesaplanabilir bir askeri dönüşüme evrildi. 2026'da Almanya'nın savunma harcamaları 108 milyar Euro seviyesini aştı; bunun yaklaşık 83 milyar Euro'su normal bütçeden, 25 milyar Euro'su ise Zeitenwende özel fonundan karşılanıyor. Uzmanlara göre bu rakam, 2029 yılına kadar 150-160 milyar Euro bandına yükselecek. Bu seviye, Avrupa'daki en yüksek savunma bütçesi olup Fransa'nın harcamalarının neredeyse iki katına denk geliyor.</p>

<p>Personel açısından da iddialı hedefler var: 2030'lara gelindiğinde aktif personel sayısının 260 bin, rezervlerle birlikte toplam savaş gücünün 460 bin seviyesine çıkarılması planlanıyor. 18 yaşındaki erkekler için askerlik kaydı zorunlu hale getirildi; gönüllü sistem yetersiz kalırsa "ihtiyaç temelli zorunlu askerlik" devreye girecek.</p>

<p>1945 sonrası "utanç ve kısıtlama" kültürünün yerini<strong> "kriegstüchtig"</strong> (savaşabilecek kapasitede) olma iddiasına bıraktığını belirten Şen, Almanya'nın güçlü ulusal orduyu temel alarak NATO liderliği ve seçici Avrupa işbirliği modelini tercih ettiğini vurguluyor. Ancak bu durum, AB'nin siyasal olarak büyük ama askeri olarak hâlâ zayıf kalması nedeniyle asimetri yaratıyor.</p>

<p>Yazının en çarpıcı bölümlerinden biri, Grönland krizinin Avrupa savunmasını hızlandıran etkisi. ABD Başkanı Donald Trump'ın ikinci döneminde Grönland'ı "her ne şekilde olursa olsun" ele geçirme ısrarı, Rusya ve Çin tehdidi, Arktik hakimiyeti, nadir mineraller ve füze savunması gerekçeleriyle NATO içinde tarihi bir kırılma yarattı. 14 Ocak 2026'daki Washington görüşmeleri temel anlaşmazlıkla sonuçlandı. Danimarka Dışişleri Bakanı Rasmussen, Trump'ın "fethetme arzusu"nun net olduğunu ifade etti.</p>

<p>Umut Berhan Şen, tam saha hazır oluşun 2029-2030 yıllarını bulacağını belirterek, Almanya'nın Zeitenwende kapsamında Avrupa'nın en güçlü konvansiyonel ordusunu inşa etme yolunda kararlı adımlar attığını vurguluyor.<br />
<br />
Umut Berhan Şen'in makalesinin tam metni şöyle:</p>

<h1><span style="font-size:16px"><strong>ALMANYA'NIN YENİ ASKERİ STRATEJİSİ -3</strong></span></h1>

<h3><strong>AB'nin Savunması ve 2026 Gerçekliği</strong></h3>

<p>Almanya’nın Zeitenwende'si (dönüm noktası) artık soyut bir kavram olmaktan çıktı. 2026'da somut, hesaplanabilir ve Avrupa'nın jeopolitik dengelerini derinden sarsan bir dönüşüme evrildi. Friedrich Merz hükümeti altında savunma bütçesi 108 milyar Euro’yu aşmış durumda. Üstelik normal bütçe 83 milyar, Zeitenwende özel fonu ise 25 milyar Euro civarında. 2029'a kadar bu rakamın 150-160 milyar Euro bandına oturması bekleniyor. Tabii bu, Avrupa'nın en büyük savunma harcaması ve Fransa'nın neredeyse iki katı. F-35'lerin ilk teslimatları bu yıl başlıyor, Tomahawk entegreli Typhoon'lar derin taarruz kabiliyeti kazandırıyor ve Litvanya'daki kalıcı Alman tugayı 2027'ye kadar tam kapasiteye ulaşabilir. Rheinmetall ve Hensoldt gibi devler hava savunma üretimini ikiye katladı. Personel hedefi ise net: 2030'larda aktif 260 bin, rezervlerle 460 bin savaş gücü. 18 yaşındaki erkekler için kayıt zorunluluğu devrede, gönüllü sistem yetersiz kalırsa "ihtiyaç temelli zorunlu askerlik" mekanizması hazır.</p>

<p>1945 sonrası utanç ve kısıtlama kültürü yerini "kriegstüchtig" (savaşabilecek kapasitede) olma iddiasına bırakıyor. Merz'in "Avrupa'nın en güçlü konvansiyonel ordusu" sloganı artık retorikten öte, somut plan. Dolayısıyla, 2026-2030 için savunmada yeni dalga hızlanıyor. Nükleer denizaltıdan kuantum teknolojilerine, insansız sistemlerden entegre hava-füze savunmasına kadar birçok silah sisteminin yürürlüğe girmesi planlanıyor.</p>

<p>Almanya AB savunması açısından elbette lokomotif rolünde lakin bir "Avrupa ordusu"ndan ziyade güçlü ulusal ordu + NATO liderliği + seçici Avrupa işbirliği formülünü tercih ediyor. Bu asimetri biraz rahatsız edici: Zira Almanya askeri olarak büyüyor ve AB siyasal olarak hâlâ büyük ama askeri olarak küçük kalıyor. Tam bu noktada Grönland krizi her şeyi hızlandırdı. Trump'ın ikinci döneminde "her ne şekilde olursa olsun" Grönland'ı ele geçirme ısrarı, Rusya/Çin tehdidi, Golden Dome füze savunması, nadir mineraller, Arktik hakimiyeti gerekçesiyle, NATO içinde tarihi bir kırılma yarattı. 14 Ocak 2026'daki Washington görüşmeleri "temel anlaşmazlık"la bitti. Danimarka Dışişleri Bakanı Rasmussen "Trump'ın Grönland'ı fethetme arzusu net" dedi.</p>

<p>ABD askeri seçenekleri masada tutuyor. Trump "iki kızak köpeği" alaycılığıyla Danimarka'yı küçümsüyor. Avrupa'nın cevabı sembolik ama kararlı: Danimarka davetiyle Almanya 13 kişilik keşif timi (15 Ocak’ta Grönland başkenti Nuuk'a ulaştı), Fransa 15 asker, Norveç, İsveç, Finlandiya ve Hollanda küçük katkılarla katıldı. 2026 boyunca "Arctic Endurance"(Arktik Dayanıklılık) tatbikatları genişleyecek ve uçak, gemi, asker kapasitesi arttırılacak. Tabii ki bunlar, askeri olarak ABD'yi durduramaz (Thule Üssü'nde zaten 150 ABD askeri var) ama siyasi mesaj çok güçlü: "Bir NATO ülkesinin toprağına zorla el koyarsan ittifak biter."</p>

<p><br />
Merz ve Macron öncülüğünde Avrupa "ABD'ye rağmen kendi kıtasını koruyabiliriz" diyor. ABD-Almanya-Fransa ilişkileri şu an tarihin en dip noktasında. Grönland yüzünden transatlantik güven krizi derinleşti; Trump'ın Venezuela hamlesi sonrası "her şeyi yaparız" havası Avrupa'da "ABD öngörülemez ve tehdit edici" algısını pekiştirdi. Doğrudan sıcak çatışma ihtimali düşük olsa da bir "soğuk kopuş" riski yüksek. Diplomatik uzlaşma (ABD'ye daha fazla erişim hakkı, Avrupa savunma yatırımı artışı gibi) muhtemel çıkış yolu olarak görünse de, NATO'nun temeli derinden sarsılıyor.</p>

<p>Sonuç: 2026, Avrupa savunma tarihinde eşik yılı. Almanya yeniden silahlanıyor, Avrupa kendi ayakları üzerinde durmaya çalışıyor. Ani şekilde Trump'ın Grönland hamlesi bunu ateşledi, tıpkı Rusya'nın Ukrayna işgali gibi. Yeni bir Haçlı ordusu yok; ama yeni bir Avrupa savunma iradesi artık mevcut.</p>

<p>EK- Almanya’nın yeni silah envanteri: 2026 itibarıyla ana tedarikler ve kısa özet</p>

<p>- Schützenpanzer Puma: 687 adet üretilmesi hedefleniyor (662 savaş + 25 eğitim versiyonu) ve 2035’e kadar teslimat planlanıyor. En büyük kara aracı yatırımı.<br />
- Rheinmetall üretimi 561 adet Skyranger-30 hava savunma sistemi.<br />
- F-35A: Mevcut 35 + ek 15 adet (toplam ~50’ye yaklaşabilir), her türlü görev için.<br />
- Eurofighter: 20+ yeni uçak + modernizasyon.<br />
- Leopard 2A8: 18+ adet yeni tank, modernizasyon devam ediyor.<br />
- Hava savunma: 14 IRIS-T SLM bataryası + yüzlerce füze (IRIS-T SLM/SLS), Patriot ve Arrow-3 stok artışı.<br />
- Uzun menzil füzeler: Joint Strike Missile (F-35 için), Tomahawk (gemiler için).<br />
- RCH 155 kundağı motorlu obüs tedariği.</p>

<p>Neticede Almanya, Zeitenwende kapsamında 2026’da 108 milyar Euro savunma bütçesiyle (düzenli + özel fon) Avrupa’nın en güçlü konvansiyonel ordusunu hedefliyor. Tedarikler hız kazandı. Ancak tam saha hazır oluşu 2029-2030 yıllarını bulacak.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><a href="https://umutberhansen.substack.com/p/almanyanin-yeni-askeri-stratejisi-7ae"><strong>Kaynak link:<br />
https://umutberhansen.substack.com/p/almanyanin-yeni-askeri-stratejisi-7ae</strong></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 24 Jan 2026 16:42:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/01/umut-berhan-sen-yazdi-almanyanin-yeni-askeri-stratejisi-3-1769263087.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Erdoğan: Bayrağımıza uzanan o kirli elleri muhakkak bulacak, bunun hesabını o hainlerden mutlaka soracağız</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/erdogan-bayragimiza-uzanan-o-kirli-elleri-muhakkak-bulacak-bunun-hesabini-o-hainlerden-mutlaka-soracagiz-2919</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/erdogan-bayragimiza-uzanan-o-kirli-elleri-muhakkak-bulacak-bunun-hesabini-o-hainlerden-mutlaka-soracagiz-2919</guid>
                <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) AK Parti Grup Toplantısı’na katılarak bir konuşma yaptı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) AK Parti Grup Toplantısı’na katılarak bir konuşma yaptı.<strong>Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, “Bayrağımıza uzanan o kirli elleri muhakkak bulacak, bunun hesabını o hainlerden mutlaka soracağız. Millî Savunma ve Adalet Bakanlıklarımız gerekli tahkikatları başlatmıştır” dedi.</strong></p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında, grup toplantılarının ülke, millet ve demokrasi için hayırlara vesile olmasını diledi.</p>

<p>Grup toplantısına katılan partililerin samimiyeti ve coşkusunun 86 milyonun umutlarını çoğalttığını, kendilerinin heyecan, şevk ve azmini artırdığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Rabb'im dayanışmamızı daim eylesin, millete hizmet yolculuğumuzda bizlere güç versin, kuvvet versin. Bizleri son nefesimize kadar bu kutlu yoldan ayırmasın" ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>“AZİZ MİLLETİMİZİN EMANETİNE SIKI SIKIYA SAHİP ÇIKIYORUZ”</strong></p>

<p>Meclis çalışmalarının oldukça yoğun bir tempoda devam ettiğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: "AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak bizi buraya hak ve hukukunu savunmamız için gönderen aziz milletimizin emanetine sıkı sıkıya sahip çıkıyoruz. Muhalefetin tüm uzlaşmaz, hukuk tanımaz, Meclis İçtüzüğü ile bağdaşmayan tavırlarına rağmen sabırlı ve sağduyulu bir şekilde hareket ediyor, milletimize karşı sorumluluklarımızı layıkıyla ifa etmeye çalışıyoruz. CHP, jet sosyetesinin ne millet ne devlet ne de emeklilerimizle ilgili bir derdinin olmadığını hepimiz çok iyi biliyoruz. Bu gerçeği bizim gibi milletimiz de biliyor. Yönettikleri belediyelerdeki emekçilere düzenli aylık ödemeyenlerin, işçiye maaş yerine harçlık verenlerin, kendi personeli görev yaparken, tropikal adalarda keyif çatanların, yolsuzluk, iş bilmezlik ve israf sebebiyle belediyeleri iflasa sürükleyenlerin şov peşinde koştuklarını benim milletim, benim emeklim gayet iyi biliyor. Aynı şekilde milletimiz bizim samimiyetimizi, bizim hüsnüniyetimizi, bizim kendisi için elimizden geleni yaptığımızı da gayet iyi biliyor."</p>

<p><strong>"BUGÜN EN DÜŞÜK EMEKLİ AYLIĞI ASGARİ ÜCRETİN YÜZDE 70'İNİ AŞMIŞTIR"</strong></p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, en düşük emekli aylığının artırılmasını da içeren kanun teklifinin Genel Kurul görüşmelerinin başladığını anımsatarak, teklifin yürürlüğe girmesiyle geçen ay 16 bin 881 lira olan en düşük emekli aylığının 20 bin liraya yükseleceğini söyledi.</p>

<p>En düşük emekli aylığının AK Parti iktidarından önce 66 lira olduğunu anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: "Dolar bazında söyleyecek olursak yalnızca 40 dolara tekabül ediyordu. Yeni düzenleme sonrasında en düşük emekli aylığı 480 dolara çıkmış olacak. Yine Kasım 2002'de asgari ücret 184 liraydı. Yani en düşük emekli aylığı alan bir vatandaşımız asgari ücretin sadece üçte biri kadar aylık alabiliyordu. Bugün en düşük emekli aylığı asgari ücretin yüzde 70'ini aşmıştır. Bakınız 2002 Kasım ayında 6,6 milyon olan emekli sayımızın yaklaşık üç kat artış ile 17 milyona çıkmasına rağmen bu adımları attık, bu oranlara ulaştık. Bunları söylerken elbette tüm sorunları çözdük, tüm talepleri karşıladık iddiasında değiliz. Kiralar ve hayat pahalılığı başta olmak üzere emeklilerimizin yaşadığı sıkıntıların hepsinin farkındayız. Nitekim bugünlerde kuraları çekilen 500 Bin Sosyal Konut Hamlesi gibi projelerimizde konut arzını artırarak, bu sorunlara çözüm üretmeye gayret ediyoruz."</p>

<p><strong>“TÜRK EKONOMİSİ BÜYÜDÜKÇE ORTAYA ÇIKAN İLAVE KATMA DEĞERDEN HERKES İSTİFADE EDECEK”</strong></p>

<p>Ömürlerinin önemli bir kısmını ülkeye hizmetle geçirmiş emeklilerin kendilerinin başının tacı, her türlü hizmete ve hürmete ziyadesiyle layık olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, emeklilerin taleplerine, beklentilerine ve şikayetlerine hiçbir zaman kulaklarını tıkamadıklarını söyledi.</p>

<p>Bir kulaklarının her zaman emeklilerde olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: "Bütçe imkânlarımız genişledikçe taleplerini yerine getirmeye çalıştık. Türkiye kalkındıkça bundan emeklilerimizin de faydalanmasını sağladık. İnşallah bundan sonra da aynı hassasiyette davranmaya devam edeceğiz. Deprem harcamalarımız azaldıkça elimizde daha fazla kaynak olacak. Enflasyon düştükçe insanımızın alım gücü daha uzun süre korunacak, daha da artacak. Türk ekonomisi hedeflerimize uygun büyüdükçe ortaya çıkan ilave katma değerden herkes istifade edecek. Allah'ın izniyle milletçe yıllardır yaptığımız fedakarlıkların boşa gitmediğini göreceğimiz bir döneme giriyoruz."</p>

<p><strong>"BUGÜNE KADAR EMEKLİMİZİ İHMAL ETMEDİK, SAHİPSİZ BIRAKMADIK"</strong></p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, tüm dünyayı kasıp kavuran fırtınadan alınlarının akıyla çıkacaklarını belirterek, şöyle devam etti: "Türkiye'yi sadece ekonomide değil, askerî ve diplomatik olarak da çok farklı bir konuma taşıyacağız. Ben emeklilerimizden AK Parti'ye ve Cumhur İttifakı'na güvenmeye devam etmelerini özellikle rica ediyorum. Bugüne kadar emeklimizi ihmal etmedik. Onları sahipsiz bırakmadık. Bundan sonra da asla yalnız bırakmayacağız. Çünkü biz meydanlarda, 'emeklilerimize şunu vereceğiz', 'bunu yapacağız' diye söz verip, bugün işçisine maaş ödeyemeyenlere benzemeyiz. Biz seçim dönemlerinde halkçı ama göreve gelince rantçı olanlara da benzemeyiz. Bizim popülizmle de bukalemun siyasetiyle de işimiz olmaz. Bizim derdimiz var. Bizim ilkelerimiz, prensiplerimiz var. Bizim bu ülkeyle ilgili büyük hayallerimiz var. Türkiye Yüzyılı vizyonumuz var. Unutmayın bizim için menzil önce Mevla'nın sonra milletin takdirindedir. Rabb'im ömür verdikçe, Rabb'im sağlık, sıhhat verdikçe, hayalleri hedeflere, hedefleri gerçeklere dönüştürmek için aralıksız koşturacağız."</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, millete hizmet yolunda rehavete de rehavete kapılanlara da yer olmadığını belirtti.</p>

<p>AK Parti Grubu olarak, İttifak ortaklarıyla her alanda olduğu gibi Meclis çalışmalarında da öncü, örnek, lokomotif kadro olacaklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İstisnasız tüm milletvekillerimizden, komisyon ve Genel Kurul çalışmalarına katılım noktasında azami özeni göstermelerini bekliyorum" diye konuştu.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, ülkede, bölgede ve dünya genelinde birbirinden önemli gelişmelere şahit oldukları iki haftayı daha geride bıraktıklarını söyledi.</p>

<p>Suriye'den İran'a, Yemen'den Kuzey Avrupa'ya uzanan geniş bir alanda dikkatle takip etmeleri gereken olayların cereyan ettiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu konuda kapsamlı değerlendirmeye geçmeden önceki günlerde gençlere verdikleri iki müjdeyi hatırlatmak istediğini ifade etti.</p>

<p>Bu müjdelerden ilkinin kredi ve burs oranlarında yaptıkları artışlar olduğunu anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "2002 yılında üniversite öğrencilerine ödenen burs ve kredi tutarı 45 liraydı. Bu ödemeler hem çok geç başlıyor hem de öğrenciye 3 ayda bir veriliyordu. Biz zaman içerisinde hem ödemeleri aydan aya yapmaya başladık hem de burs ve kredi miktarını sürekli iyileştirdik. Sadece geçen yıl, burs ve kredi desteği olarak üniversite öğrencilerimize 34 milyar 14 milyon lira ödeme yaptık. 2026 yılında kredi ve burslarda geçen seneye kıyasla yüzde 33 oranında artışa gittik. Böylece burs ve kredi rakamını lisans öğrencilerimizde 4 bin, yüksek lisans öğrencilerimizde 8 bin, doktora öğrencilerimizde 12 bin liraya yükselttik. Bir kez daha gençlerimize ve ailelerine hayırlı uğurlu olsun diyorum."</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir diğer müjdelerinin ise Gençliğin Üretim Çağı (GÜÇ) Programı olduğunu anımsattı.</p>

<p>Gelecek 3 yılda 3 milyondan fazla genci istihdama kazandıracak 445 milyar liralık devasa bir kaynağı bu programa tahsis edeceklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "Böylece öğrencilerimizin erken yaşta nitelikli iş deneyimi kazanacağı, meslek liselerimizde okuyan gençlerimizin daha mezun olmadan güvenilir kanallarda iş hayatına yönlendirileceği, eğitim ve istihdam dışı gençlerimizin yeniden sisteme dahil edileceği, yeni mezunlarımızın ilk iş tecrübesinin risk olmaktan çıkacağı bir sistemi gençlerimizin istifadesine sunmuş olacağız. Bizim farkımız bu. Biz gençlerin yanında oluruz, onlara destek oluruz, hayat mücadelesinde gençlerimizin ellerinden tutarız. Ana muhalefet ve yoldaşları ise gençleri istismar eder, eylemlerde paravan olarak kullanır, işleri bitince de bir peçete gibi buruşturup bir tarafa atar. Bunu 27 Mayıs öncesinde rahmetli Menderes'e karşı yaptılar. Bunu 1970'lerde askerî müdahaleye ortam hazırlamak için yaptılar. Bunu 28 Şubat'ta gençlerimizi yasaklara mahkûm ederek yaptılar. Bunu Gezi olaylarında gençleri kışkırtarak, gençleri kullanarak yaptılar. Bunu, en son belediyeleri ahtapot misali saran suç örgütünü adalete hesap vermekten kaçırmak için yaptılar. Yarın siyasi ikballeri uğruna yine gençleri kullanmaktan, şahsi kariyer basamaklarını gençlerin omuzuna basarak çıkmaktan emin olun hiç çekinmezler ama biz bunlara fırsat vermeyeceğiz. Bu ülkenin pırıl pırıl evlatlarını karamsarlığa, umutsuzluğa sürüklemek isteyenlere fırsat vermeyeceğiz. Hem yeni kredi ve burs miktarlarımızın hem de GÜÇ Programı'nın gençlere hayırlı olmasını temenni ediyorum."</p>

<p><strong>SURİYE'DEKİ GELİŞMELER</strong></p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, komşu Suriye'nin 8 Aralık devriminin ardından ülkede birliği sağlamak adına yoğun bir mücadele verdiğini hatırlattı.</p>

<p>"Suriye'nin kuzeyi ve doğusundaki toprakları işgal eden, adına SDG denilen yapı" ile geçen yıl 10 Mart'ta bir mutabakat imzalandığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: "Bu mutabakata göre, SDG silahlarını bırakacak ve işgal ettiği yerleri Suriye hükûmetine teslim edecek, böylece ülkenin birliği, bütünlüğü temin edilmiş olacaktı. SDG, bu entegrasyon için belirlenen takvim içerisinde olumlu hiçbir adım atmadı. SDG adlı yapı, mutabakata uymadığı gibi işgal ettiği topraklarda sivillere baskı yapmayı, bu topraklar dışında da sivil ve askerî hedeflere saldırmayı sürdürdü. Mutabakatın uygulanmasına yönelik Aralık ayında SDG yöneticileri ile Şam hükûmeti arasında yapılan müzakereler maalesef olumsuz sonuçlandı. Bunun da sebebi açık konuşmak gerekirse, SDG denilen yapının uzlaşmaz, ayak sürüyen, sürekli el yükselten, zamana oynayan tutumuydu. Biz bu süreçte ilgili kurumlarımız vasıtasıyla tüm taraflara gerekli telkinlerde bulunduk. Düğümün çözülmesi, böylece krizin sıcak çatışmaya dönüşmemesi için her türlü gayreti gösterdik. Başka aktörler de devreye girdi, 10 Mart Mutabakatı'nın uygulanması için gerekli tavsiyeleri yaptı. Ancak SDG denilen yapının maksimalist tavrında herhangi bir değişiklik olmadı."</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu arka plan temelinde Suriye ordusunun ocak ayının ikinci haftasında güvenlik kuvvetlerine yönelik saldırılar akabinde son derece haklı ve meşru biçimde önce Halep içindeki mahallelere, ardından Fırat'ın batısındaki topraklara operasyonlar düzenlediğini ifade etti.</p>

<p><strong>“TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜ KORUNMUŞ TEK BİR SURİYE DEVLETİ’NİN VARLIĞINI EN GÜÇLÜ ŞEKİLDE SAVUNDUK”</strong></p>

<p>Son bir hafta içinde de Halep'teki mahallelerin yanı sıra Fırat'ın doğusundaki toprakların Suriye ordusu tarafından illegal silahlı unsurlardan temizlendiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şunu bir kez daha hatırlatmak isterim: Türkiye olarak en başından itibaren toprak bütünlüğü korunmuş, siyasi birliği haiz, tek bir Suriye Devleti'nin varlığını en güçlü şekilde savunduk. Türkiye'nin güney sınırlarında ülkemizin güvenliğine tehdit oluşturacak ayrılıkçı bir yapıya rıza göstermeyeceğimizi de defalarca ilan ettik" dedi.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye Devleti'nin ve Suriye Ordusu'nun tüm etnik kökenlerin, inançların, mezheplerin yan yana yaşadığı birleşik, tek bağımsız Suriye inşa etme mücadelesini, komşuları ve kardeşleri olarak yürekten desteklediklerini belirtti.</p>

<p>Son haftalardaki başarılı operasyonlarından dolayı Suriye Hükûmeti'ni, Suriye Ordusu'nu, Suriye halkını tebrik ettiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehit olanlara Allah'tan rahmet, yaralılara acil şifa diledi.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: "Dün varılan ateşkes anlaşmasından büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Temennimiz daha fazla kan akmadan artık bu meselenin kalıcı biçimde çözülmesi, Suriye'nin kuzeyindeki belli alanlara sıkışmış terör örgütünün silah bırakması, tasfiye olması, daha fazla çatışmaya mahal verilmemesidir. Terör örgütünün sıkıştığı bölgelerde varlığını devam ettirebilmesi zaten mümkün değildir. Bu aşamadan sonra provokasyonlara başvurmanın, intihar anlamına geleceği çok çok açıktır. Terör örgütünün zorla silah altına aldığı çocuk yaştaki militanlarıyla, baskı ve şiddet uygulayarak sahaya sürdüğü sivil insanlarla dün Nusaybin-Kamışlı sınırında yaptığı gibi şanlı bayrağımıza alçakça saldırmak suretiyle burada bir netice alma imkânı kalmamıştır."</p>

<p>Dün varılan anlaşmaya riayet edilerek silahları bırakmanın, meseleyi suhuletle çözmenin yegâne çıkış yolu olduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bayrağımıza uzanan o kirli elleri muhakkak bulacak, bunun hesabını o hainlerden mutlaka soracağız. Millî Savunma ve Adalet bakanlıklarımız gerekil tahkikatları başlatmıştır. Soruşturmalar neticesinde ihmali veya kusuru olan kim varsa onlarla ilgili gereken yapılacaktır" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Suriye'de yaşananları yakından takip ettiklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'ye yönelik mevcut risklerin bertaraf edilmesi, yeni tehditlerin engellenmesi, Suriye'de barışın ve istikrarın süratle sağlanması için hassas süreç yürüttüklerini vurguladı.</p>

<p>"Suriye'deki Kürtler bizim öz ve öz kardeşlerimizdir" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye'deki Kürtlerin önceki zalim rejim altında ne tür baskılara maruz kaldığını, kardeşleri olarak en iyi kendilerinin bildiğini dile getirdi.</p>

<p>Daha önceki rejim sürecinde Suriye'deki Kürtlerin varlıklarının tanınmadığını, vatandaş kabul edilmediklerini, kimlik dahi verilmediğini, ana dilleriyle konuşmalarına, kültür ve gelenekleriyle yaşamalarına müsaade edilmediğini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başbakanlığı döneminden itibaren yaptığı tüm görüşmelerde bu adaletsizlikleri dile getirdiğini belirtti.</p>

<p>Suriye'deki Kürtlerin haklarını ısrarlı şekilde gündeme taşıdığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Kürtlere temel haklarının teslim edilmesi gerektiğini her fırsatta vurguladık. Kimse bunları ağzına dahi almazken, Suriye'deki Kürtlerin hakkını kimse konuşmazken biz bunları açık açık muhataplarımıza ifade ettik" dedi.</p>

<p><strong>"TERÖR ÖRGÜTÜ, ÇATIŞMAYI, ÖLMEYİ VE ÖLDÜRMEYİ TERCİH ETMİŞTİR"</strong></p>

<p>Görünenden, bilinenden çok daha fazlasını yaptıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, eski rejimle ipler kopmadan önce gerçekleştirilen tüm görüşmelerde Suriyeli Kürtlerin haklarının gündemlerinin ilk sırasında olmaya devam ettiğini aktardı.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu meseleye asla çıkar odaklı değil, her zaman insani pencereden, kardeşlik zaviyesinden baktıklarının altını çizdi.</p>

<p>Suriye konusunda yapılanların anlatıldığı video gösteriminin ardından konuşmasına devam eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, ilk günden beri Suriye'ye belirttikleri nazarla yaklaştıklarını, Suriye halkının haklı mücadelesinin yanında olduklarını, en zor günlerinde Suriyelilere kucak açtıklarını, "ensar" bilinciyle Suriyeli muhacirlere kol kanat gerdiklerini söyledi.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye'de iç savaşın başlamasının ardından Kürtlerin terör örgütünün baskısına maruz kaldığına işaret etti.</p>

<p>Suriye'deki Kürt çocuklarının ve Kürt gençlerinin, terör örgütünün heva ve hevesi uğruna çatışmalara sürüldüğünü, ellerine silah tutuşturulup ölüme gönderildiğini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu gençlerin canlarını yitirdiğini belirtti.</p>

<p>Kürt halkına, inançlarına uymayan örf, adet, geleneklerine uyamayan yaşam tarzı dayatıldığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "Yine bu süreçte DEAŞ'lı caniler, Suriye muhalefetinin yanı sıra Kürt kardeşlerimizi hedef aldı, onları da katletti. Şurası da önemlidir, yeni Suriye Hükûmeti devrimden sonra ülkedeki diğer tüm dini ve etnik gruplar gibi Suriyeli Kürtlere de kucak açmış, samimi bir entegrasyon için çok yapıcı tavır almıştır. Suriye Devlet Başkanı Sayın Ahmed Şara, yayımladığı kararnamelerle Suriye'deki Kürtlerin var olma haklarını, dil ve kültürlerini yaşatma haklarını, Suriye yönetimine katılma haklarını teslim etmiştir. 16 Ocak'ta açıklanan deklarasyon, Suriye'deki Kürt kardeşlerimizin, Suriye Devleti'ne eşit ve adil katılımını esas alan tarihî nitelikte bir irade beyanıdır. Tüm bu olumlu adımlara, olumlu yaklaşımlara rağmen terör örgütü, Kürtlerin refahı ve huzuru yerine maalesef kanı, çatışmayı, ölmeyi ve öldürmeyi tercih etmiştir. Masum Kürt çocuklarının kanı üzerinden kendi ikbalini korumak, buna yönelik çıkar odaklı bir istikameti seçmiştir. Biz her zaman şunu ifade ettik, bizim hiçbir ülkenin topraklarında gözümüz yok. Hiçbir ülkenin iç işlerine karışmayız ama ülkemizin çıkarlarına halel gelmesine de izin vermeyiz."</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Suriye'deki gelişmelere ilişkin ilk günden beri her türlü riski gözeterek, Millî İstihbarat Teşkilâtı, Dışişleri Bakanlığı, Türk Silahlı Kuvvetleri ve ilgili tüm kurumlarla, teyakkuz ve hassasiyet içinde gelişmeleri anbean izlediklerini söyledi.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Dün Amerikan Başkanı Sayın Trump'la bu meseleleri ele aldığımız verimli bir telefon görüşmesini gerçekleştirdik. DEAŞ'la ortak mücadele dahil Suriye'nin güvenliğine katkı yapacak birçok kritik konuyu kendisiyle istişare ettik. İnşallah dünkü anlaşmanın uygulanmasıyla en kısa süre zarfında örgütün kontrolü altındaki diğer topraklar ve orada yaşayan siviller de özgürlüklerine kavuşur, bütüncül bir Suriye, herkesin kendini güvende hissettiği bir Suriye böylece inşa edilmiş olur" diye konuştu.</p>

<p>Suriye'nin verimli arazileri, suyu, petrolü, çalışkan, azimli, dürüst, Türkiye'yi ve Türk milletini candan seven kardeş bir halkı olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, eski rejim döneminde Suriye kaynaklarının bir avuç elit içinde pay edilerek Suriye halkına ulaşmadığını, terör örgütünün işgaliyle bu zenginliklerin yine Suriye halkından esirgendiğini, şimdi Suriye'nin kendi zenginliklerinin, kendi halkı için kullanılacağını ve Suriye'nin en kısa sürede toparlanacağını, refahının çok hızlı şekilde yükseleceğini vurguladı.</p>

<p>Yeni dönemde Arapların, Kürtlerin, Türkmenlerin, Nusayrilerin, Dürzilerin, Hristiyanların ve diğer tüm Suriye vatandaşlarının da refahtan paylarını eşit şekilde alacağını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Suriye, bölgede bir refah ve istikrar ülkesine dönüşecektir. Kazanan inşallah tüm Suriye halkı olacaktır. Terörün olmadığı, huzurun ve barışın egemen olduğu bir Suriye, Allah'ın izniyle hızla vücut bulacaktır" değerlendirmelerinde bulundu.</p>

<p><strong>"</strong><strong>TERÖRSÜZ TÜRKİYE PROJEMİZDE KARDEŞLİĞİ, GÜVENLİĞİ, HUZURU DAHA DA ARTIRACAK BİR GAYE İLE BİR SÜREÇ YÜRÜTÜYORUZ”</strong></p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye'deki operasyonlar bahane edilerek tamamen yalan ve çarpıtma üzerine kurulu bir propagandayla tüm Kürtlerin kışkırtılmaya çalışıldığını gördüklerinin altını çizerek, sözlerini şöyle sürdürdü: "Özellikle Türkiye'deki Kürt kardeşlerimin bu oyunlara gelmemesi gerektiğini, yapılan çağrıların, tahriklerin gerçek niyeti görerek suhuletle, sağduyuyla, basiretle, ferasetle davranmaları gerektiğini tekrar hatırlatıyorum. Terör örgütü ayrıdır, benim Kürt kardeşlerim ayrıdır. Kimse ister burada ister orada olsun benim Kürt kardeşimin iradesini ipotek altına alamaz, Kürtlerin tek temsilcisiymiş gibi konuşamaz. Türklerle, Araplarla Kürtler arasına kimse giremez. Kürt kardeşlerimiz bu tahriklere gelmesinler, sağduyuyu asla elden bırakmasınlar. Bunu, özelde şunun için söylüyorum: Terörsüz Türkiye projemizde kardeşliği, muhabbeti, kucaklaşmayı, güvenliği, huzuru daha da artıracak bir gaye ile hassas bir süreç yürütüyoruz. Geride bıraktığımız 15 ayda çok önemli adımlar attık. Çeşitli sabotaj teşebbüslerine rağmen direnç testlerini başarıyla geçerek süreci buraya kadar getirdik."</p>

<p>TBMM'de kurulan Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun nihai raporunu uzlaşı temelinde kaleme aldığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, siyasete ufuk çizecek, siyaset kurumuna yol gösterecek bir raporun ortaya çıkacağına inandığını vurguladı.</p>

<p>Cumhur İttifakı olarak ilk günkü gibi durdukları yerde sapasağlam durduklarını ve milletin 40 yıldır kanayan yarasını sarmanın samimi mücadelesini verdiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "Teşviklerimizin de etkisiyle Suriye'deki Kürt kardeşlerimizin hakları da yeni yönetim tarafından teslim ediliyor. Tam entegrasyonun sağlanmasıyla inşallah orada da yeni bir dönem başlayacak. Açıkçası Suriye'nin istikrara ve huzura kavuşması, en çok da Suriye Kürtlerini rahatlatacak, Türkiye ve Suriye vatandaşları bundan sonra daha bir muhabbetle kucaklaşacak, inşallah kardeşlik hukukuyla eşsiz bir güç birliği oluşturacaklardır. Suriye'deki son gelişmelerle istikbal Türkler, Türkmenler, Kürtler, Araplar ve diğer tüm kardeşlerimiz için kardan daha aydınlık bir istikbal olacaktır. Terörün, şiddetin, silahın devreden çıkmasıyla birlikte her mesele siyaset zemininde, masada konuşulacak, istişare edilerek orada çözüme kavuşturulacaktır."</p>

<p><strong>"KARDEŞLİĞİN DİLİNİ BOZAN TERÖR DİLİNİ ARAMIZDAN ÇEKİP ÇIKARACAĞIZ"</strong></p>

<p>"Şunun altını çizerek tüm kalbimle, samimiyetimle bugün bir kez daha ifade etmek istiyorum; hiç kimse endişeye kapılmasın, hiçbir kardeşim karamsar, tereddüt içinde olmasın" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: "Türkiye Cumhuriyeti buradayken, bu devlet hamdolsun dimdik ayaktayken kimsenin başka hami aramasına, başka dostlar, ortaklar peşinde koşmasına gerek yok. AK Parti varsa, Cumhur İttifakı güçlü ise biz evvel Allah Kürt kardeşlerimize haksızlık yapılmasına, onların zarar görmesine asla izin vermeyiz. Bunu tarih boyunca defalarca yaptık. Halepçe katliamından Ayn el-Arab'daki saldırılara kadar en zor zamanlarında Kürt kardeşlerimize biz sahip çıktık. Allah korusun, böyle bir durumun tekrar yaşanması hâlinde hiç tereddüt etmeden aynı tavrı yine sergileriz, yardıma koşarız, kardeşlerimizi bağrımıza basarız."</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, esas olanın bölünme değil birleşme, dağılma değil muhabbetle kucaklaşma, küçük devletçiklere ayrışma değil birleşerek güç birliği yapmak olduğunu dile getirerek, "Türkler, Kürtler, Araplar tarihte olduğu gibi birleşerek, tek yürek olarak, aynı istikamete bakarak bölgemizin sorunlarını birlikte çözeceklerdir. Bizim tek ve ortak bir şemsiyemiz var, o da İslam kardeşliğidir" dedi.</p>

<p>Müminlerin bir elin parmakları, bir duvarın tuğlaları gibi kardeş olduklarına, birbirine yakın ve birbirine kenetlenmiş olduklarına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: "Kavimlerimizden, kabilelerimizden, etnik aidiyetlerimizden çok daha önce bizi bir eden, bizi bir araya getiren imanımızdır, inancımızdır, ezanımızdır, kitabımız, Peygamberimiz, kıblemizdir. Mevlâna’nın o güzel hikayesinde anlattığı gibi kimimiz engür der, kimimiz ineb der, kimimiz üzüm der ama hakikat olan şudur ki biz aynı yolun yolcularıyız, aynı sofranın mensuplarıyız, farklı dillerimiz olsa da aynı gönül dilini konuşanlarız. İşte onun için kardeşlerin arasına sızmış olan, kardeşliği tahrip eden, terörü aramızdan çekip çıkaracağız. Kardeşliğin dilini bozan terör dilini aramızdan çekip çıkaracağız. Birbirimizle gönül diliyle konuşacağız. Ruberu, yüz yüze muhabbet edeceğiz ve kendi sorunlarımızı kendimiz çözeceğiz. Bu süreçte birbirimize empatiyle yaklaşacak, birbirimizi anlamaya çalışacak, kibre, tekebbüre, ayrıştırıcı bir dil kullanmamaya özellikle özen göstereceğiz. İçeriden ve dışarıdan körüklenen hiçbir fitne girişimine prim vermeden, hiçbir tahrike kapılmadan soğukkanlılığımızı daima muhafaza edeceğiz. Türkiye bu anlamda çok önemli mesafe katetti. Hamdolsun kardeşliğimizi daha da pekiştiriyoruz."</p>

<p><strong>"SOSYAL MEDYADA KÖRÜKLENEN NEFRET İKLİMİNE KARŞI HERKES DİKKAT ETMELİDİR"</strong></p>

<p>Suriye'nin de huzura ermesiyle kardeşliğin daha geniş boyutta, daha güçlü şekilde geleceğe ilerleyeceğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, tüm Suriye halkıyla özellikle Suriye Kürtlerinin de bir an önce huzura kavuşmasını temenni ettiğini kaydetti.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "İçinden geçtiğimiz bu hassas günlerde herkesi, özellikle de siyasetçileri ve basın mensuplarını sorumlu davranmaya davet ediyorum. Sosyal medyada körüklenen nefret iklimine karşı herkes dikkat etmelidir. Şunu milletimizin hiçbir ferdi aklından çıkarmasın: gerek küresel gerekse bölgesel gelişmeler bağlamında çok kritik günler yaşıyoruz. En küçük bir hatanın, en küçük bir dikkatsizliğin ciddi sonuçlar doğuracağı adeta bir sırattan geçiyoruz. Kürt vatandaşlarım başta olmak üzere milletimin her bir ferdinden, ayrıca sınırlarımızın ötesindeki tüm Kürt kardeşlerimden bu hassasiyeti anlamalarını özellikle istirham ediyorum. Rabb'im, ülkemizi, milletimizi ve Suriyeli kardeşlerimizi muhafaza eylesin. Rabb'im bizi birbirimize düşermeye çalışanlara fırsat vermesin. Kardeşliğimiz daim olsun, muhabbetimiz zaid olsun."</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı'nın çıkışında bir basın mensubunun sorusu üzerine, Gazze için oluşturulan "Barış Kurulu"na Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın katılacağını belirtti.<br />
<br />
Kaynak:&nbsp;<a href="https://www.tccb.gov.tr/haberler/410/163784/-bayragimiza-uzanan-kirli-elleri-bulacak-hesabini-o-hainlerden-mutlaka-soracagiz-">https://www.tccb.gov.tr/haberler/410/163784/-bayragimiza-uzanan-kirli-elleri-bulacak-hesabini-o-hainlerden-mutlaka-soracagiz-</a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 21 Jan 2026 19:23:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/01/erdogan-bayragimiza-uzanan-o-kirli-elleri-muhakkak-bulacak-bunun-hesabini-o-hainlerden-mutlaka-soracagiz-1769012924.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Cumhurbaşkanı Erdoğan: Coğrafyamızın hiçbir köşesinde artık savaş, çatışma, gerilim görmek istemiyoruz</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cumhurbaskani-erdogan-cografyamizin-hicbir-kosesinde-artik-savas-catisma-gerilim-gormek-istemiyoruz-2910</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cumhurbaskani-erdogan-cografyamizin-hicbir-kosesinde-artik-savas-catisma-gerilim-gormek-istemiyoruz-2910</guid>
                <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı bir dizi paylaşımda, bölgesel istikrar, diplomasi, iç siyaset ve terörle mücadele konularında önemli açıklamalarda bulundu. Erdoğan, İran'daki gelişmeleri yakından takip ettiklerini belirterek, diyaloğu ön planda tutan bir yaklaşım sergilediklerini ifade etti. A]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>### Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Bölgesel Barış ve İç Siyaset Vurgusu: "Bölgemizi Belirsizliğe Sürükleyecek Girişimlere Karşıyız"</p>

<p>&nbsp;Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı bir dizi paylaşımda, bölgesel istikrar, diplomasi, iç siyaset ve terörle mücadele konularında önemli açıklamalarda bulundu. Erdoğan, İran'daki gelişmeleri yakından takip ettiklerini belirterek, diyaloğu ön planda tutan bir yaklaşım sergilediklerini ifade etti. Ayrıca, Türkiye'de kutuplaşma ve kriz fırsatçılığına karşı uyarılarda bulunurken, Türk-Kürt-Arap ittifakının tarihi temellerine vurgu yaptı ve bölgede barışın hakim olmasını arzuladıklarını dile getirdi.<br />
<br />
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bu paylaşımları, sosyal medyada geniş yankı uyandırdı. Paylaşımlara eklenen görseller ve video, açıklamaları destekleyici nitelikteydi. Erdoğan'ın mesajları, hem iç hem dış politikada Türkiye'nin barış odaklı tutumunu bir kez daha ortaya koydu.</p>

<p>Erdoğan'ın paylaşımları, sırasıyla dış politika, iç siyaset dinamikleri, ırkçılığın reddi ve bölgesel barış çağrıları üzerine odaklandı. İşte Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarının detayları:</p>

<p><strong>İran ve Bölgesel Diplomasi</strong><br />
<br />
Erdoğan, İran'daki mevcut durumu değerlendirerek, diyaloğu ve diplomasiyi ön plana çıkaran bir siyaset izlediklerini belirtti.<em><strong> "Diyaloğu ve diplomasiyi önceleyen ince bir siyasetle İranlı kardeşlerimizin tuzaklarla dolu bu dönemi inşallah geride bırakacağına inanıyoruz," </strong></em>diyen Erdoğan, Türkiye'nin barış ve istikrarı merkeze alan dış politikasıyla bölgenin belirsizliğe sürüklenmesine karşı duracağını vurguladı.<em><strong> "Biz barışı ve istikrarı merkeze alan dış politikamızla bölgemizi belirsizliğe sürükleme riski olan her türlü girişimin karşısında durmayı sürdüreceğiz,"</strong></em> ifadelerini kullandı.</p>

<p>Cumhurbaşkanı, Türkiye'nin en başından beri ilkeli bir tutum izlediğini belirterek, sorunların çözümünün karşılıklı güven ilişkisine dayalı müzakere masası olduğunu söyledi. <em><strong>"İlgili tüm tarafları aklıselime, diyaloğa, diplomasiye davet ediyor; tansiyonu daha da düşürme noktasında bize düşen ne varsa yapmaya hazır olduğumuzun bilinmesini istiyorum,"</strong></em> şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>İç Siyaset ve Kutuplaşma Uyarısı</strong><br />
İç politikaya dair değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, kutuplaştırma, kriz fırsatçılığı ve felaket tellallığının belirli kesimlerce benimsendiğini ifade etti.<em><strong> "Bu ülkede kutuplaştırma, kriz fırsatçılığı, felaket tellallığı, iş bilmezlik deyince kimin akla geldiği herkesin malumudur,"</strong></em> diyen Cumhurbaşkanı, kendi yönetimlerinin hizmet karnesinin başarılarla dolu olduğunu, muhalefetin ise sicilinin zayıflıklarla lekeli olduğunu savundu.</p>

<p>Erdoğan, yerel yönetimlerde yaşanan skandalların son genel seçimlerde yapılan tercihin doğruluğunu gösterdiğini belirterek, "<em><strong>Özellikle yerel yönetim düzeyinde patlak veren skandallar, Türkiye’nin son genel seçimlerde ne kadar isabetli bir tercih yaptığını ortaya koyuyor," </strong></em>dedi. Vatandaşlara seslenerek, "İnsanlarımız bize inanmaya, bize güvenmeye devam etsin. İnşallah biz bu güveni asla ve asla boşa çıkarmayacağız. Milletimize şükran borcumuzu daha çok çalışarak ödeyeceğiz," mesajını verdi.</p>

<p><strong>Irkçılığın Reddi ve İttifak Vurgusu</strong><br />
Tarihi perspektiften hareket eden Erdoğan, kurdukları devletlerin ırkçılığın reddi üzerine bina edildiğini hatırlattı.<em><strong> "Bizim tarih boyunca kurduğumuz devletlerimizin tamamı ırkçılığın reddi üzerine bina edilmiştir," </strong></em>diyen Cumhurbaşkanı, günümüzdeki<em><strong> "Türk, Kürt, Arap ittifakı" </strong></em>ifadesinin bu anlayıştan kaynaklandığını belirtti. Erdoğan, bu ittifakın ecdattan devralınan mirasla şekillendiğini vurgulayarak, birlik ve beraberlik mesajı verdi.</p>

<p><strong>Bölgesel Barış ve Terörle Mücadele Çağrısı</strong><br />
Son paylaşımında bölgesel barışa odaklanan Erdoğan, Suriye başta olmak üzere coğrafyada savaş ve çatışma istemediğini dile getirdi.<em><strong> "Biz Suriye başta olmak üzere coğrafyamızın hiçbir köşesinde artık savaş, çatışma, gerilim görmek istemiyoruz," </strong></em>diyen Cumhurbaşkanı, yer altı ve yer üstü zenginliklerin savaş baronlarına akmamasını, kardeş halkların açlık ve yoksullukla boğuşmamasını arzuladığını ifade etti.</p>

<p>Erdoğan,<em><strong> "Hep birlikte kazanalım, aydınlık geleceğimizi hep birlikte inşa edelim, barışın ve istikrarın egemen olduğu bir bölgede hep beraber yan yana, huzur içinde yaşayalım istiyoruz,"</strong></em> çağrısında bulundu. Etnik ve mezhepsel ayrım yapmaksızın kanın durmasını isteyen Cumhurbaşkanı, <em><strong>"Türk, Kürt, Arap, Sünni, Şii ayrımı yapmaksızın bir olmayı, iri olmayı, diri olmayı istiyor; bunun için samimiyetle gayret gösteriyoruz,"</strong></em> dedi.</p>

<p>Terörle mücadeleye de değinen Erdoğan,<em><strong> "Terörsüz Türkiye sürecimizin gayesi, hedefi, menzili işte budur. Terörsüz Bölge idealinin altını çizmemizin sebebi budur,"</strong></em> ifadelerini kullandı. Bir asıracıların tekrarlanmaması için tuzaklara düşmeyeceklerini belirterek,<em><strong> "Bizi bölmek, parçalamak, birbirimize düşman eylemek isteyenlere inat kenetlenmiş şekilde aydınlık yarınlara birlikte yürüyeceğiz,"</strong></em> sözleriyle açıklamalarını sonlandırdı.<br />
<br />
KAYNAK:<br />
https://x.com/RTErdogan/status/2013314262241026367<br />
https://x.com/RTErdogan/status/2013316769897734183<br />
https://x.com/RTErdogan/status/2013321811510091900<br />
https://x.com/RTErdogan/status/2013329487291916577</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 20 Jan 2026 13:06:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/01/cumhurbaskani-erdogan-cografyamizin-hicbir-kosesinde-artik-savas-catisma-gerilim-gormek-istemiyoruz-1768904126.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title> Devlet Bahçeli: Şam&#039;ın güvenliği Ankara&#039;nın güvenliğidir</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/devlet-bahceli-samin-guvenligi-ankaranin-guvenligidir-2909</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/devlet-bahceli-samin-guvenligi-ankaranin-guvenligidir-2909</guid>
                <description><![CDATA[Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, iç ve dış politika gelişmelerini değerlendirirken, "Terörsüz Türkiye" hedefini vurguladı. Suriye'deki son olaylara değinen Bahçeli, SDG/YPG'nin yenilgisini olumlu karşılayarak, bölgesel istikrarın önemine dikkat çekti. Ayrıca toplumsal ahlak çöküşüne karşı "milli ahlak reformu" çağrısı yaptı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>### MHP Lideri Bahçeli'den TBMM Grup Toplantısı'nda Sert Mesajlar: "Terörsüz Türkiye ve Ahlak Reformu Şart"</p>

<p>&nbsp;Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, iç ve dış politika gelişmelerini değerlendirirken, "Terörsüz Türkiye" hedefini vurguladı. Suriye'deki son olaylara değinen Bahçeli, SDG/YPG'nin yenilgisini olumlu karşılayarak, bölgesel istikrarın önemine dikkat çekti. Ayrıca toplumsal ahlak çöküşüne karşı "milli ahlak reformu" çağrısı yaptı.</p>

<p>Konuşmanın önemli bir kısmını Suriye'deki siyasi değişimler oluşturdu. Bahçeli, <em><strong>"Kürt kardeşlerimiz başka, SDG/YPG terör örgütü başkadır"</strong></em> vurgusu yaptı.</p>

<p>Suriye Cumhurbaşkanı'nın yayımladığı kararnameyi destekleyen Bahçeli, "Suriye'nin üniter yapısı korunmalı, federasyon gibi tartışmalar gündeme getirilmemeli. En önemli ortak payda 'Suriye Vatandaşlığı' olmalı" ifadelerini kullandı.<em><strong> "Şam'ın güvenliği Ankara'nın güvenliğidir"</strong></em> diyen Bahçeli, terörün kökünün kurutulması gerektiğini belirterek, "Terörsüz Bölge hedefi ile huzurlu Suriye'nin tecellisine destek sağlanmalı" çağrısında bulundu.</p>

<p>"&nbsp;<em><strong>En önemli ortak paydanın ise “Suriye Vatandaşlığı” olacağı hususunda tüm sosyal kesimlere güvence verilmelidir.&nbsp;Suriye’de hiçbir kesim, hiçbir etnik veya mezhebi grup dışarda bırakılmamalı, mağdur edilmemeli, yok sayılmamalıdır." </strong></em>diyen<em><strong>&nbsp;</strong></em>Devlet Bahçeli konuşmasında şunları söyledi:</p>

<p><em><strong>"Önce Suriye’de şekillenen ve somut bir içerik kazanan siyasi tabloyu değerlendirmek, bunun sonuçları hakkında mütalaada bulunmak lazımdır.</strong></em></p>

<p><em><strong>Malumunuz olduğu üzere, SDG/YPG yuvalandığı sahalardan Suriye ordusunun müessir mücadele yeteneğiyle sökülmüş, nihayet Fırat’ın batısından sürüp çıkarılmıştır.</strong></em></p>

<p><em><strong>Halep’in yanı sıra Rakka ve Deyrizor esaret, baskı, dayatma ve işgalden kurtarılmıştır.</strong></em></p>

<p><em><strong>10 Mart Mutabakatına direnç gösteren, her fırsatta ayak sürüyen, dış tesirlerle masayı ve müzakere ortamını sabote eden SDG/YPG kapsamlı bir süpürme harekatı ile tutunduğu alanlardan zora ve silaha dayalı olarak def edilmiştir.</strong></em></p>

<p><em><strong>Son gelişmeler hem Suriye, hem de bölge ülkeleri ve Türkiye’miz adına son derece müspet ve kayda değerdir.</strong></em></p>

<p><em><strong>Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge hedeflerine suikast üstüne suikast düzenleyen SDG/YPG’nin 27 Şubat İmralı çağrısına muhalif ve mugayir hareket ettiği açıktır.</strong></em></p>

<p><em><strong>Gerçekten de Suriye’de tezahür eden SDG/YPG provokasyonlarını 27 Şubat Barış ve Demokratik Toplum sürecini baltalama girişimi olarak gören ve gösteren bizzat PKK’nın kurucu önderliğidir.</strong></em></p>

<p><em><strong>Suriye’de yeni bir siyasi ve toplumsal yapı kurulmaktadır.</strong></em></p>

<p><em><strong>Sıkıyı görünce teslim bayrağını çeken SDG/YPG’nin Şam yönetimiyle 14 maddelik ateşkes ve tam entegrasyon anlaşmasını imzalamak durumunda kalması oldukça anlamlı ve hayırlı bir sonuçtur.</strong></em></p>

<p><em><strong>Suriye’de Arap aşiretlerinin, Kürtlerin, Türkmenlerin, diğer etnik grupların bir ve kardeşçe yaşamak dışında arayış ve arzuları yoktur.</strong></em></p>

<p><em><strong>Özellikle Rakka ve Deyrizor’da ayağa kalkan Arap aşiretleri Şam yönetimiyle el ele vermiş SDG/YPG terörüne karşı olağanüstü bir mücadele sergilemişlerdir.</strong></em></p>

<p><em><strong>Şunu tekraren açıklamak lazımdır ki, Kürt kardeşlerimiz başka SDG/YPG başkadır.</strong></em></p>

<p><em><strong>SDG/YPG terör örgütüdür, Kürt kardeşlerimizi temsil etmesi, onlar adına söz ve hak iddiasında bulunması kuyruklu yalan, A’dan Z’ye hayal mahsulüdür.</strong></em></p>

<p><em><strong>18 Ocak 2026 Pazar günü, “Suriye Cumhurbaşkanı Sayın Şara’nın Yayımladığı Kararname ve Suriye’de Yaşanan Gelişmelere” ilişkin yapmış olduğum yazılı değerlendirmede her mesele enine boyuna yorumlanmıştır.</strong></em></p>

<p><em><strong>Bir kez daha ve özetle ifade edecek olursam;</strong></em></p>

<p><em><strong>“Milliyetçi Hareket Partisi olarak yeni Suriye’de kapsayıcı, kucaklayıcı, uzlaşmacı, tüm etnik ve dini unsurları Suriye’nin ortak geleceğinde buluşturan “Suriye vatandaşlığında” bütünleştiren, demokratik, istikrarlı, temsil adaletine ve serbest seçimlere dayalı temel hak ve hürriyetlerin korunmasını esas alan bir anlayışla Anayasa yapılmasını önermiştik.</strong></em></p>

<p><em><strong>16 Ocak 2026 tarihinde Suriye Cumhurbaşkanının “Anayasal beyanname hükümlerine dayanarak, yüksek ulusal menfaatlerin gereklilikleri uyarınca, devletin ulusal birliğini güçlendirme, tüm Suriyeli vatandaşlar için kültürel ve sivil hakları tanıma konusundaki rolü ve sorumluluğuna binaen” yayımladığı 2026/13 sayılı Kararname, düşüncelerimize ve önerilerimize uygun bir içeriğe sahiptir.”</strong></em></p>

<p><em><strong>Bize göre mezkur Kararname; isabetli, anlamlı, Suriye’de birlik ve bütünlüğü tahkim etme yönünde doğru zamanda atılmış önemli bir adımdır.</strong></em></p>

<p><em><strong>Tekraren vurgulamak isterim ki,</strong></em></p>

<p><em><strong>“Suriye’nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü esasına dayalı üniter bir yapının tesis edilmesi, federasyon, konfederasyon, özerklik gibi eski çatışma hatlarını ve terörist faaliyetleri yeniden canlandırabilecek tartışmalar gündeme getirilmemelidir.</strong></em></p>

<p><em><strong>Suriye Cumhuriyeti’ne vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkesin eşit hak, özgürlük ve yükümlülüklere sahip olması, etnik ya da dinî farklılıkların devlet nezdinde hiçbir önem arz etmemesi çok mühimdir.</strong></em></p>

<p><em><strong>En önemli ortak paydanın ise “Suriye Vatandaşlığı” olacağı hususunda tüm sosyal kesimlere güvence verilmelidir.</strong></em></p>

<p><em><strong>Suriye’de hiçbir kesim, hiçbir etnik veya mezhebi grup dışarda bırakılmamalı, mağdur edilmemeli, yok sayılmamalıdır.</strong></em></p>

<p><em><strong>Tek bayrak, tek devlet, tek orduyla birlikte; egemen eşitliği her karış toprağında tesis edilmiş Suriye Cumhuriyeti devleti bölgesel istikrar ve barışa çok değerli katkı verecektir.</strong></em></p>

<p><em><strong>SDG/YPG’nin devlet içinde devlet gibi hareket eden fiili ve mütecaviz tutumunun sürdürülebilirliği kesinlikle yoktur.</strong></em></p>

<p><em><strong>Bu nedenle sadece Fırat’ın batısı değil, Fırat’ın doğusu da; Ayn el Arap’tan Kamışlı’ya kadar faal halde bulunan terörist faaliyetlerin kökü kurutulmalı, mıntıka temizliği bütüncül ve eşgüdüm halinde hayata geçirilmelidir.</strong></em></p>

<p><em><strong>Ne yurt içinde ne de yurt dışında terörizmin ve terör örgütlerinin kanlı kumpas ve komplikasyonlarına tahammül etmeyeceğiz, boyun eğmeyeceğiz, alttan almayacağız.</strong></em></p>

<p><em><strong>Terörün sonu yoktur.</strong></em></p>

<p><em><strong>Terörizm çıkmaz sokaktır.</strong></em></p>

<p><em><strong>İnsanlığa karşı işlenmiş en vahşi suç terör suçudur ve terörle yaşamak, teröre sessiz ve seyirci kalmak onurlu yaşamanın tam tersi, tam zıttıdır.</strong></em></p>

<p><em><strong>Cinayet, melanet, ihanet ve rezaletlerin hiç kimsenin yanına kalmayacağı, hiçbir hain örgütün yanına bırakılmayacağı da gayet iyi bilinmelidir.</strong></em></p>

<p><em><strong>Suriye Cumhuriyeti devletinin siyasi ve toprak bütünlüğü, egemenlik haklarıyla iç huzur ve istikrarı tartışılamaz, sulandırılamaz, sakatlanamaz mahiyettedir.</strong></em></p>

<p><em><strong>Şam’ın güvenliği Ankara’nın güvenliğidir.</strong></em></p>

<p><em><strong>Suriye halkının saadet, selamet ve birliği Türk milletiyle bir ve aynıdır.</strong></em></p>

<p><em><strong>Dileğimiz ve temennimiz şudur: Şam yönetimiyle SDG/YPG arasında imzalanan 14 maddelik ateşkes ve tam entegrasyon anlaşmasının bir dönüm noktası teşkil etmesi, “Terörsüz Bölge” hedefiyle siyasi ve toplumsal istikrarı amaçlayan huzurlu Suriye’nin tecellisine azami destek sağlamasıdır."</strong></em> ifadelerini kullandı.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin açıklamasının tam metni şöyle:<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p>Haftalık olağan Meclis Grup Toplantımızın başında muteber heyetinizi kemali hürmet ve muhabbetle selamlıyor, en iyi dileklerimi sunuyorum.</p>

<p>Yurt içinde ve yurt dışında; televizyon ekranlarından, radyo kanallarından, sosyal medya platformlarından bugünkü toplantımızı takip eden tüm vatandaşlarımızı,</p>

<p>Gönül ve kültür coğrafyalarımızda devamlı boyut değiştiren karmaşık olayların onca yükünü omuzlayan, huzurlu ve onurlu bir hayatın taliplisi olan tüm kardeşlerimizi yüreğimle selamlıyor, şükran duygularımı paylaşıyorum.</p>

<p>Milliyetçi Hareket Partisi olarak birer haftalık arayla önce İl Başkanları Toplantımızı, müteakiben de MYK-MDK Ortak Toplantımızı gerçekleştirdik.</p>

<p>Bundan sonra takip ve temin edeceğimiz siyasi yol haritası üzerine muhtevalı değerlendirmeler yaparak fikir ve görüş birliği sağladık.</p>

<p>Ülkemizi her yönden etkileyen iç ve dış gelişmeleri, dünyayı kasıp kavuran siyasi ve stratejik mücadeleleri, çoğalan risk ve tehditleri kapsamlı olarak ele aldık.</p>

<p>Bilhassa “Terörsüz Türkiye” ile “Terörsüz Bölge” hedefleri çerçevesinde bir yandan atılan kararlı adımları diğer yandan da bozucu tesirleri ve bozguncu telkinleri dikkatle yorumladık.</p>

<p>Yıkımı ve yıkıcılığı tercih eden Siyonist-emperyalizmin yoz ve yeminli işbirlikçilerini, bunların şiddet ve şekavetle yazılmış husumet senaryolarını gözden geçirip temkinli ve tedbirli siyasi duruşumuzu teyit ettik.</p>

<p>Memnuniyetle ifade etmeliyim ki Milliyetçi Hareket Partisi huzurlu, güvenli, milli birlik ve bütünlüğü çelikleşmiş, barış ve refahla çatısı örülmüş bir Türkiye’yi Cumhur İttifakı’nın ortak akıl ve ahlaki yapısıyla hayata geçirmenin sonsuz amaç ve azmindedir.</p>

<p>Bu soylu amaç ve azim ucuz hesaplara, basit oyunlara kurban verilmeyecek kadar hayatidir, hakikatlidir, haysiyetlidir.</p>

<p>Ayrıca 24 Ekim 2025 tarihinde başlattığımız “Hayırlı Günler Komşum Ziyaretleri” ile “Derdin Derdimizdir Sohbet Toplantıları”nda sürekli olarak çıta yükseltiyor, yurdumuzu baştan ayağa gönlümüzle kucaklıyoruz.</p>

<p>Çok şükür bugüne kadar 81 il ve 963 ilçede olmak üzere toplam 76 bin 544 program gerçekleştirilmiştir.</p>

<p>Marifet iltifata tabiidir.</p>

<p>Muvaffakiyetin ikmali ve itibarı methiyedir.</p>

<p>Bu münasebetle sizleri ve bütün dava arkadaşlarımı takdir ve tebrik ediyor, Rabbim eksikliğinizi göstermesin diyorum.</p>

<p>Bizim anlayışımızda çalışmanın sınırı, başarının limiti yoktur.</p>

<p>Kaderin rotası gayret edenin damla damla akan teriyle çizilmektedir.</p>

<p>Nitekim kader gayrete meftundur.</p>

<p>Kur-an’ı Kerim’in Necm Suresi 39’uncu ayetinde buyurulduğu gibi, insan için yalnızca çalışmasının, gayretinin, halis niyetlerinin karşılığı olacaktır.</p>

<p>Yeni yüzyılın ikinci çeyreğinde ulaşılacak büyük hedeflerimiz, hayalleri gerçeğe dönüştürecek kutlu heves ve heyecanlarımız vardır.</p>

<p>Peki bunu nasıl yapacağız? Hangi vasıtaları kullanacağız?</p>

<p>İlk olarak, milletimizin irade namusunu kendi namusumuz bileceğiz.</p>

<p>Demokrasiden sapma ve savrulma göstermeyeceğiz.</p>

<p>İkinci olarak, çağın gereklerini, zamanın ruhunu, değişim dinamiklerinin istikamet ve iç yüzünü Türk milliyetçiliğinin perspektifiyle, dünyanın genelini de Türkçe’nin imkanlarıyla okuyacağız, Türkçe’nin zenginliğiyle kavrayacağız.</p>

<p>Milli ve manevi değer hükümlerimizi varoluş onurumuzun zırhı, birliğimizin, dirliğimizin ve kardeşliğimizin bedeli hiçbir şekilde ödenemeyecek ziyneti olarak değerlendireceğiz.</p>

<p>Üçüncü olarak, kökümüzde kopmadan, milli kimliğimizden ayrılmadan, kaynağımızdan ve ülkülerimizin aydınlığından savrulmadan güç birliği ve inanç birliği halinde, saflarımızı sımsıkı tutarak devamlı ilerleyeceğiz, hasılı kelam Kızılelmanın şafağında hep birlikte buluşacağız.</p>

<p>Vakti geldiğinde, güneşi doğduğu yerden karşılayacağız.</p>

<p>Vakti geldiğinde, Türk milletinin yazılmamış destanını şakır şakır okuyacağız.</p>

<p>Vakti geldiğinde, süper güç Türkiye’nin kale duvarlarından Türk-Cihan Hakimiyeti Mefkuresini haykıracağız.</p>

<p>Merhum fikir insanı ve büyük şairimiz Necip Fazıl Kısakürek’im “Bizim Şarkımız” isimli şiirinde dediği üzere;</p>

<p>Kırılır da bir gün tüm dişliler,</p>

<p>Döner şanlı şanlı çarkımız bizim,</p>

<p>Gökten bir el yaşlı gözleri siler,</p>

<p>Şenlenir evimiz barkımız bizim.</p>

<p>Yokuşlar kaybolur çıkarız düze,</p>

<p>Kavuşuruz sonu gelmez gündüze,</p>

<p>Sapan taşlarının yanında füze,</p>

<p>Başka alemlerle farkımız bizim.</p>

<p>Kurtulur dil, tarih, ahlak ve iman,</p>

<p>Görürler nasılmış neymiş kahraman,</p>

<p>Yer ve gök su vermem dediği zaman,</p>

<p>Her tarlayı sular arkımız bizim.</p>

<p>Biliyor ve kabul ediyoruz ki,</p>

<p>Zafer dediğimiz beşeri ve dünyevi lütuf ancak ve ancak sabreden, akleden, mücadele eden, iman eden; kim var diye sorulduğunda sağına soluna bakmadan ben varım diyebilen yüksek seciyeli dava ve gönül insanlarının harcıdır, onlara layıktır.</p>

<p>Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı işte bu harcın ve liyakatin burcudur.</p>

<p>Özellikle söylemek istiyorum ki,</p>

<p>Biz çıkarlarımızın değil ülkülerimizin peşindeyiz.</p>

<p>Biz ikbalimizin değil istikbalimizin derdindeyiz.</p>

<p>Biz yalanın değil hakikatin izindeyiz.</p>

<p>Halkın yanındayız, hakkın yanındayız, hakkaniyetin yanındayız, helalin safındayız.</p>

<p>Tıpkı bir bayrak gibi haramın karşındayız, hıyanetin karşısındayız, hainlerin karşısındayız, habis emellerin karşı cephesindeyiz.</p>

<p>Biz kula kulluğu reddeden inanmış bir vicdana sahibiz.</p>

<p>Eğilmez başımızla, teslim olmaz mizacımızla milletimizin hizmetkârıyız.</p>

<p>Milliyetçi Hareket Partisi’nin siyaseti Türk tarihinin zamanlar üstü mesajıdır, Türk kültürünün çağları aşan seslenişidir, Türk milletinin gıpta edilen muazzez varlık ve vakarıyla da mündemiçtir.</p>

<p>Siyaseti hizmet yarışı yerine hezimet rekabetine, zillet parkuruna dönüştürenler bizi anlayamaz, anlasalar bile anlatmaya takatleri yetemez.</p>

<p>Yalanı, fitneyi, dedikoduyu ve iftirayı siyaset zennedenler siyaseti rant ve çıkar devşirme fırsatı gören üç kağıtçılardır.</p>

<p>Bizim anlayışımıza göre siyaset bir meziyet, bir mecburiyet, bir meşruiyet, bir meftuniyet, bir mensubiyet olmasının yanı sıra, insana hizmetin, milli iradeye faziletle, fiiliyatla, fikriyatla hassasiyet ve hürmet göstermenin cümlesidir.</p>

<p>Bu cümleden mahrum olanların siyasetleri kötüdür, kötürümdür, köhnedir.</p>

<p>8 Haziran 2021 tarihli grup konuşmamda siyaseti rivayet edilen tarihi bir misalle anlatmaya ve anlamlandırmaya gayret etmiştim.</p>

<p>Şöyle ki: Muhyiddin İbn-i Arabi, bir gün İskenderiye Limanı’nda gemiden un boşaltan hamalları seyrediyormuş.</p>

<p>Bu esnada hamalbaşı yüksekçe bir yere çıkıp diğer hamallara sürekli talimatlar vererek özellikle şöyle sesleniyormuş:</p>

<p>“Çuvalı siyasetle tutun, çuvalı siyasetle taşıyın, çuvalı siyasetle indirin.”</p>

<p>İbn-i Arabi, hamalbaşına yaklaşıp “çuvalı siyasetle indirmenin” ne manaya geldiğini sormuş.</p>

<p>Hamalbaşının cevabı ise aynen şu olmuş:</p>

<p>“Siyasetle indirmek, çuvalı patlamamaktadır.</p>

<p>Çuval patladıktan sonra şikâyetin, dövünmenin, dertlenmenin bir faydası yoktur.”</p>

<p>Çuvalı patlatmaya, çuvalın patlamasına ne niyetimiz ne de böylesi bir düşüncemiz vardır.</p>

<p>Dimyata pirince giden evdeki bulguru da hesaba katmalıdır. İşte bu siyasetin görevidir.</p>

<p>Söylenenin aksine su testisi suyolunda kırılmadan adresine ulaşabilmelidir. Siyaset bunun için vardır.</p>

<p>Mayası tutmamış, ne var ki ısrarla modaymış gibi gösterilen düşünceler önümüzdeki kör noktalardır. Siyaset bunu öngörmekle mükelleftir.</p>

<p>20’inci yüzyıla ismini yazdıran meşhur bir düşünür demişti ki;</p>

<p>“Hepimiz aynı şeylerden konuşuyoruz, ancak konuştuğumuz şeyin ne olduğu konusunda hala anlaşabilmiş değiliz.”</p>

<p>Siyaset vaki bu akıl tutulmasının sebep olduğu kör düğümleri çözmekle yükümlüdür.</p>

<p>Siyaseti sanal korkulara tahvil etmek isteyen pişkin zihniyetler, pireyi deve yapan palavracılar, bir kaşık suda fırtına koparan pervasızlar akıllarından çıkarmasınlar ki, hak edene fırlatılacak taşlar cebimizdedir, hesapsız uçanlar, istismar dallarına yüzsüzce konanlar bedel ödemeyi muhakkak surette göze almalıdırlar.</p>

<p>Değerli Milletvekilleri,</p>

<p>Bölgesel ve küresel gelişmelerin baş döndüren hız ve değişimi hepimizin gözü önünde cereyan etmektedir.</p>

<p>Evvelemirde yapacağımız her değerlendirmenin ağırlık merkezi Türkiye olmak mecburiyetindedir.</p>

<p>Çünkü politik kavrayışımızın ve fikir kuvvemizin kaynak ve harekât üssü başkent Ankara’nın tarihi, siyasi ve gelecek vizyonuyla sınırlıdır.</p>

<p>Pergelin sabit ucunu Ankara’ya koyarak hareketli ucuyla da dünyayı, yaşanan hadiseleri ve hayatın debisi kuvvetli akışını 360 derecelik açıyla analiz ve takip etmek durumundayız.</p>

<p>Bunu yaparken siyaset felsefesinde izleyeceğimiz usul ve yöntem ise tümevarım yönteminden başkası değildir.</p>

<p>Görüş menzilimizin etki ve temas alanını kademe kademe merkezden çevreye, Ankara’dan kürenin her noktasına ulaştıracak çoklu mekanizma ve ufuk derinliğine sahip olmaktan başka akla, mantığa ve tarihsel müktesebata muvafık bir çare yoktur.</p>

<p>Önce Suriye’de şekillenen ve somut bir içerik kazanan siyasi tabloyu değerlendirmek, bunun sonuçları hakkında mütalaada bulunmak lazımdır.</p>

<p>Malumunuz olduğu üzere, SDG/YPG yuvalandığı sahalardan Suriye ordusunun müessir mücadele yeteneğiyle sökülmüş, nihayet Fırat’ın batısından sürüp çıkarılmıştır.</p>

<p>Halep’in yanı sıra Rakka ve Deyrizor esaret, baskı, dayatma ve işgalden kurtarılmıştır.</p>

<p>10 Mart Mutabakatına direnç gösteren, her fırsatta ayak sürüyen, dış tesirlerle masayı ve müzakere ortamını sabote eden SDG/YPG kapsamlı bir süpürme harekatı ile tutunduğu alanlardan zora ve silaha dayalı olarak def edilmiştir.</p>

<p>Son gelişmeler hem Suriye, hem de bölge ülkeleri ve Türkiye’miz adına son derece müspet ve kayda değerdir.</p>

<p>Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge hedeflerine suikast üstüne suikast düzenleyen SDG/YPG’nin 27 Şubat İmralı çağrısına muhalif ve mugayir hareket ettiği açıktır.</p>

<p>Gerçekten de Suriye’de tezahür eden SDG/YPG provokasyonlarını 27 Şubat Barış ve Demokratik Toplum sürecini baltalama girişimi olarak gören ve gösteren bizzat PKK’nın kurucu önderliğidir.</p>

<p>Suriye’de yeni bir siyasi ve toplumsal yapı kurulmaktadır.</p>

<p>Sıkıyı görünce teslim bayrağını çeken SDG/YPG’nin Şam yönetimiyle 14 maddelik ateşkes ve tam entegrasyon anlaşmasını imzalamak durumunda kalması oldukça anlamlı ve hayırlı bir sonuçtur.</p>

<p>Suriye’de Arap aşiretlerinin, Kürtlerin, Türkmenlerin, diğer etnik grupların bir ve kardeşçe yaşamak dışında arayış ve arzuları yoktur.</p>

<p>Özellikle Rakka ve Deyrizor’da ayağa kalkan Arap aşiretleri Şam yönetimiyle el ele vermiş SDG/YPG terörüne karşı olağanüstü bir mücadele sergilemişlerdir.</p>

<p>Şunu tekraren açıklamak lazımdır ki, Kürt kardeşlerimiz başka SDG/YPG başkadır.</p>

<p>SDG/YPG terör örgütüdür, Kürt kardeşlerimizi temsil etmesi, onlar adına söz ve hak iddiasında bulunması kuyruklu yalan, A’dan Z’ye hayal mahsulüdür.</p>

<p>18 Ocak 2026 Pazar günü, “Suriye Cumhurbaşkanı Sayın Şara’nın Yayımladığı Kararname ve Suriye’de Yaşanan Gelişmelere” ilişkin yapmış olduğum yazılı değerlendirmede her mesele enine boyuna yorumlanmıştır.</p>

<p>Bir kez daha ve özetle ifade edecek olursam;</p>

<p>“Milliyetçi Hareket Partisi olarak yeni Suriye’de kapsayıcı, kucaklayıcı, uzlaşmacı, tüm etnik ve dini unsurları Suriye’nin ortak geleceğinde buluşturan “Suriye vatandaşlığında” bütünleştiren, demokratik, istikrarlı, temsil adaletine ve serbest seçimlere dayalı temel hak ve hürriyetlerin korunmasını esas alan bir anlayışla Anayasa yapılmasını önermiştik.</p>

<p>16 Ocak 2026 tarihinde Suriye Cumhurbaşkanının “Anayasal beyanname hükümlerine dayanarak, yüksek ulusal menfaatlerin gereklilikleri uyarınca, devletin ulusal birliğini güçlendirme, tüm Suriyeli vatandaşlar için kültürel ve sivil hakları tanıma konusundaki rolü ve sorumluluğuna binaen” yayımladığı 2026/13 sayılı Kararname, düşüncelerimize ve önerilerimize uygun bir içeriğe sahiptir.”</p>

<p>Bize göre mezkur Kararname; isabetli, anlamlı, Suriye’de birlik ve bütünlüğü tahkim etme yönünde doğru zamanda atılmış önemli bir adımdır.</p>

<p>Tekraren vurgulamak isterim ki,</p>

<p>“Suriye’nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü esasına dayalı üniter bir yapının tesis edilmesi, federasyon, konfederasyon, özerklik gibi eski çatışma hatlarını ve terörist faaliyetleri yeniden canlandırabilecek tartışmalar gündeme getirilmemelidir.</p>

<p>Suriye Cumhuriyeti’ne vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkesin eşit hak, özgürlük ve yükümlülüklere sahip olması, etnik ya da dinî farklılıkların devlet nezdinde hiçbir önem arz etmemesi çok mühimdir.</p>

<p>En önemli ortak paydanın ise “Suriye Vatandaşlığı” olacağı hususunda tüm sosyal kesimlere güvence verilmelidir.</p>

<p>Suriye’de hiçbir kesim, hiçbir etnik veya mezhebi grup dışarda bırakılmamalı, mağdur edilmemeli, yok sayılmamalıdır.</p>

<p>Tek bayrak, tek devlet, tek orduyla birlikte; egemen eşitliği her karış toprağında tesis edilmiş Suriye Cumhuriyeti devleti bölgesel istikrar ve barışa çok değerli katkı verecektir.</p>

<p>SDG/YPG’nin devlet içinde devlet gibi hareket eden fiili ve mütecaviz tutumunun sürdürülebilirliği kesinlikle yoktur.</p>

<p>Bu nedenle sadece Fırat’ın batısı değil, Fırat’ın doğusu da; Ayn el Arap’tan Kamışlı’ya kadar faal halde bulunan terörist faaliyetlerin kökü kurutulmalı, mıntıka temizliği bütüncül ve eşgüdüm halinde hayata geçirilmelidir.</p>

<p>Ne yurt içinde ne de yurt dışında terörizmin ve terör örgütlerinin kanlı kumpas ve komplikasyonlarına tahammül etmeyeceğiz, boyun eğmeyeceğiz, alttan almayacağız.</p>

<p>Terörün sonu yoktur.</p>

<p>Terörizm çıkmaz sokaktır.</p>

<p>İnsanlığa karşı işlenmiş en vahşi suç terör suçudur ve terörle yaşamak, teröre sessiz ve seyirci kalmak onurlu yaşamanın tam tersi, tam zıttıdır.</p>

<p>Cinayet, melanet, ihanet ve rezaletlerin hiç kimsenin yanına kalmayacağı, hiçbir hain örgütün yanına bırakılmayacağı da gayet iyi bilinmelidir.</p>

<p>Suriye Cumhuriyeti devletinin siyasi ve toprak bütünlüğü, egemenlik haklarıyla iç huzur ve istikrarı tartışılamaz, sulandırılamaz, sakatlanamaz mahiyettedir.</p>

<p>Şam’ın güvenliği Ankara’nın güvenliğidir.</p>

<p>Suriye halkının saadet, selamet ve birliği Türk milletiyle bir ve aynıdır.</p>

<p>Dileğimiz ve temennimiz şudur: Şam yönetimiyle SDG/YPG arasında imzalanan 14 maddelik ateşkes ve tam entegrasyon anlaşmasının bir dönüm noktası teşkil etmesi, “Terörsüz Bölge” hedefiyle siyasi ve toplumsal istikrarı amaçlayan huzurlu Suriye’nin tecellisine azami destek sağlamasıdır.</p>

<p>Değerli Dava Arkadaşlarım,</p>

<p>Farabi, İdeal Devlet isimli eserinde, adaleti, her kim olursa olsun, insanın yolu üzerine dikilen engelleri aşması olarak tarif etmişti.</p>

<p>Adalet bir sonuç değil, kutlu bir yolculuktur.</p>

<p>Temeli adalet olmayan bir toplum veya devletin binası çürüktür.</p>

<p>Kuvvetsiz adalet ve adaletsiz kuvvet iki büyük felakettir.</p>

<p>Geçmişimiz adaletli hükmün tertemiz misalleriyle doludur.</p>

<p>Tarihin her döneminde Türk milleti adaletiyle sivrilmiş, böylece adından, şanından gururla bahsettirmiştir.</p>

<p>Hz Mevlana’nın dediği gibi, adalet ağaçları sulamak, zulüm ise dikene su vermektir.</p>

<p>Biz dikene su verenlerden olmayacağız.</p>

<p>Elbette bizi bilen bilir, bilmeyen de kendi gibi bilir.</p>

<p>Devlet duyguyla değil akılla yönetilir.</p>

<p>Devlet kin ve nefretle değil adaletle muamele eder.</p>

<p>Tehdit ne denli çetin, ne kadar derin olsa da, devlet yönetimi adaletten ve hukukun çizdiği sınırlardan kesinlikle taviz vermez, vermemelidir.</p>

<p>Terörle ve bölücülükle mücadele de aynen böyle olmalıdır.</p>

<p>Türkiye'nin 1984 yılında fiilen başlayan bölücü terörle mücadelesinin 42 yıldır sürdüğü hepinizin malumudur ve beka düzeyinde en önemli sorunudur.</p>

<p>Ve bu sorun köklü olarak halledilecektir.</p>

<p>Terörsüz Türkiye’ye adım adım ilerledikçe korkuya kapılanlar, uykuları kaçanlar, çılgına dönenler, hatta her türlü karalama kampanyasına aracı ve alet olanlar kaybetmeye, millet nezdinde mahkum ve mahcup olmaya sonuna kadar müstahaklardır.</p>

<p>Şirazlı Sadi’den esinlenerek şunu hatırlatırım ki, kendi ayıplarının hamalı olanlar, başkalarının kusurlarıyla uğraşıyor.</p>

<p>Bunu yaparken çok tehlikeli bir dile tevessül ediyorlar.</p>

<p>Yanlışı ve yalanı savunacak kadar cahil olanlardan, doğruyu ve doğruluğu göremeyecek kadar kör olanlardan, iyiliği ve iyi niyeti inkar edecek kadar nankör olanlardan Rabbim cümlemizi korusun ve böylelerini milletimizden her daim uzak tutsun diyorum.</p>

<p>Tahriklere aldırmayacağız, yolumuzdan ayrılmayacağız.</p>

<p>Hamasi ezberlere takılmayacağız, siyasi geçim kapısı demagoji olanları hiç takmayacağız.</p>

<p>Vatandaşlarımızın aldatılması, umut tacirliğinin kamçılanması, yalanın egemenlik kurması, halk dalkavukluğunun öne çıkması ve demagojinin geçer akçe görülmesi açıkça millet iradesine fesat karıştırmaktır.</p>

<p>Bunun adı da işin özünde "milli irade gasbı"dır.</p>

<p>Nihayetinde milli iradeyi gasp etmek için hezeyandan hezeyana koşan palavracı siyaset meddahlarının hala varlığı, ahlaki temele yaslanan dürüst ve namuslu siyaset anlayışının yeterince kök salamadığına işarettir.</p>

<p>Gerçekte dürüstlük pahalı bir mülktür, zillete düşmüş ucuz insanlarda asla durmayacak, asla bulunmayacaktır.</p>

<p>Onlar ne söylerse söylesin, sırat-ı müstakim üzere mücadelemizi sürdüreceğiz.</p>

<p>Bizim gayemiz ülkemizi hak ettiği gelişmişlik düzeyine ulaştırmaktır.</p>

<p>Her yolu mubah gören, her rüzgâra yelken açan, tarlasını sırtlayıp yağmur neredeyse oraya taşıyan ikiyüzlülük ve karaktersizliğe de hiçbir zaman itibar etmedik, etmeyeceğiz.</p>

<p>Yeni yüzyılda terörü hayatımızdan mutlaka çıkaracağız.</p>

<p>Yeni yüzyılda feleğin çemberini kıracağız, tuzakları bozacağız, karanlık senaryoları yırtıp atacağız.</p>

<p>Mühürlü kalpler görmese de Türkiye’nin bahtı açık olduğunu, milli birlik ve dayanışma ruhunun düne nazaran çok daha sağlam oluşunu cümle aleme göstereceğiz.</p>

<p>Ekonomik olarak gelişmiş, siyasal olarak istikrarını kesintisiz korumuş, adaletin gücüyle birliğini ve dayanışma iklimini muhafaza etmiş, her alanda isminden ve iradesinden bahsettirmiş bir Türkiye’yi Allah’ın izniyle inşa ve ihya edeceğiz.</p>

<p>Bunu yaparken de ahlaki ve manevi cephemizi sarsan iç ve dış operasyonlara, aile kurumunu tahrip eden sistematik saldırılara, milli varlığımızı, milli değerlerimizi yaralayan, hatta yarmayı amaçlayan tehlikeli akımlara sonuna kadar direniş göstereceğiz.</p>

<p>Değerli Arkadaşlarım,</p>

<p>20 Yanvar 1990, Azerbaycan Türkü’nün bağımsızlık iradesinin silahla bastırılmak istendiği, masum soydaşlarımızın hedef alındığı, Bakü başta olmak üzere Azerbaycan’ın muhtelif bölgelerinde haklı taleplerle sokaklara çıkan halka ağır silahlarla müdahale edilmesinin sonucunda yaşanan kitlesel ve tarihe Kara Ocak diye geçen bir felaket günüdür.</p>

<p>Resmi verilere göre o kahredici günde 147 kardeşimiz şehit edilmiştir.</p>

<p>Ne var ki bu kanlı müdahale Azerbaycan Türklüğünün istiklal yürüyüşünü engelleyememiştir.</p>

<p>20 Yanvar, Azerbaycan halkının bağımsızlık uğruna ödediği en ağır bedellerden birisi olduğu kadar Türk milletinin engin hafızasında yer eden vahim bir acı ve ıstırabın ortak yankısı, ortak yansımasıdır.</p>

<p>Diğer taraftan 2020 yılında yapılan 44 günlük Vatan Savaşı, uzun yıllar sabırla beklenen azatlığın ve adaletin gerçekleşmesine sahne olmuştur.</p>

<p>Bu duygularla 20 Yanvar 1990 ile Karabağ Savaşı’nda hayatlarını kaybeden şehitlerimizi rahmetle, minnetle ve hürmetle anıyor, dost ve kardeş ülke Azerbaycan halkını saygı ve sevgiyle selamlıyorum.</p>

<p>Kaderimiz birdir, kavlimiz bir; kararımız birdir, kararlılığımız bir.</p>

<p>Geçmişimiz birdir, geleceğimiz bir; varlığımız birdir, vuslatımız bir.</p>

<p>Adımız birdir, anımız bir; sonsuza kadar kardeştir tek millet iki devlet Azerbaycan Türkiye.</p>

<p>Bizim siyasetimiz hasbidir, harbidir, dürüsttür, ilkelidir, tutarlıdır ve ahlaki esaslara dayanmaktadır.</p>

<p>Birileri gibi işkembeden sallamayız.</p>

<p>Birileri gibi hem nalına hem mıhına vurmayız.</p>

<p>Göründüğümüz gibiyiz, olduğumuz gibi görünmesini de biliriz.</p>

<p>Çizgimizde zikzaklar yoktur.</p>

<p>Karabağ Savaşı’nda tarihin yanlış tarafında duran, vatan mücadelesini tartışmaya açan CHP’ ye hiç benzemeyiz, buna da hiç tevessül etmeyiz.</p>

<p>CHP’nin işi gücü istismar ve inkardır.</p>

<p>Türk dünyasına ne kadar yabancı olduğu, Türk-İslam alemine nasıl şaşı baktığı bizim nazarımızda bellidir, berraktır.</p>

<p>CHP’nin mesleği ve meşgalesi her milli meseleyi bağlamından koparmak, ülkemizi ve Türk dünyasını ilgilendiren gelişmelere yabancı durmak ve uzaktan bakmaktır.</p>

<p>Onların siyaseti enternasyonal hezeyanla perçinlenmiş, bizim siyasetimiz ise milli ve tarihi mirasımızla pekişmiştir.</p>

<p>CHP’nin muhalif siyaseti Türkiye’ye karşı kurgulanmıştır.</p>

<p>Fırsatçılık, istismar ve ganimet avcılığı geçim kapısıdır.</p>

<p>Hatırlarsanız, geçen haftaki grup konuşmamda, en düşük emekli maaşı alan kardeşlerimizin sefalet ücretine değil en azından insanca yaşayabilecekleri bir seviyeye taşınmasını gündeme getirmiştim.</p>

<p>Şu hususu ama, fakat demeden tekrar ediyorum:</p>

<p>Sözlerimin sonuna kadar arkasında ve emeklilerimizin yanındayım.</p>

<p>Biz ne söylemişsek onu yapar, ne yapmışsak onu anlatır ve sahipleniriz.</p>

<p>CHP’nin iç çekişmelerine, yolsuzluk ve rüşvet çarkına, uyuşturucu ve kumar alemlerine akan kaynaklarına ve sorunlu siyasetine aklımız ermez, bilgimiz yetmez.</p>

<p>Zira bizim aklımız da fikrimiz de hep Türkiye’dir, Türk milletidir.</p>

<p>Milliyetçi Hareket Partisi Cumhur İttifakı ortağıdır, ancak iktidar ortağı değildir.</p>

<p>İttifak ortağı olarak da, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi’nin iyi niyetle Türkiye’nin kalkınmasına, milletimizin huzur ve refahı için bütçe imkanları doğrultusunda aldığı kararlara destek olmak siyasi ahlakımızın gereğidir.</p>

<p>Biz bunu yapıyoruz. Boş işlerle uğraşmıyoruz. Teneke gürültüsüne kulak asmıyoruz.</p>

<p>Köklü bir siyasi parti olarak ekonomik ve sosyal meselelere kafa yoruyoruz.</p>

<p>CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in emeklilerle ilgili değerlendirmemizi diline dolaması ve istismara kalkışması kendisini yine boşa düşürmüştür.</p>

<p>En son olarak Hatay’da yaptığı konuşmayla Cumhur İttifakı içine fitne sokmak, emeklilerimiz üzerinde fitne düzeneği kurmak istemiştir.</p>

<p>Şayet verdikleri önergelerine destek vermezsek bizi emeklilere sahip çıkmamakla suçlayacaklarmış.</p>

<p>Bu tatlı su kurnazına diyorum ki, geçiniz bunları geçiniz.</p>

<p>Sizin önergenize destek olmayız, ayak oyunlarına kanmayız, işgüzar taktiklerinize pabuç bırakmayız.</p>

<p>Varsa Türkiye’nin meselelerini çözmeye yönelik çalışmalarınız paylaşın da görelim.</p>

<p>Biz havanda su dövmeyiz, bulanık suda balık avlamayız, çölde deve izi saymayız.</p>

<p>İmkanlar arttıkça emeklilerimiz durumu da iyileşecektir.</p>

<p>İnanıyoruz ki, milli birlik ve beraberlikle yarınlarımız bugünlerden çok daha güçlü, çok daha müreffeh olacaktır.</p>

<p>CHP boş keseden sallarken, Milliyetçi Hareket Partisi vatandaşlarımızın geçim meselesini kalıcı bir çözüme kavuşturmak amacıyla ekonomik ve sosyal politikalar üretmektedir.</p>

<p>Asgari Reha Seviyesinin Endeks Üzerinden hesaplanması ve Ailelere Gelir Desteği Projesi,</p>

<p>Beslenme Projesi,</p>

<p>Barınma Projesi,</p>

<p>Giyinme Yani Örtünme Projesi.</p>

<p>İşte Milliyetçi Hareket Partisi bu kadar hazırlıklı, bu kadar donanımlı, bu kadar proje odaklı çalışma halindedir.</p>

<p>CHP’nin hali ise şudur: Tencere tava, hep aynı hava.</p>

<p>Samimiyetsiz siyasetin sonu hüsranın uçurum dibidir.</p>

<p>İstismar siyasetinin sonu ise mutlaka hezimet çukurudur.</p>

<p>Değerli Milletvekilleri,</p>

<p>İstanbul Güngören’de yaşı henüz 17 olan Atlas Çağlayan isimli evladımız yan baktın bahanesiyle 15 yaşındaki bir katil tarafından sokak ortasında katledildi.</p>

<p>Müteessir bir hissiyatla diyorum ki, Ahmet Minguzzi cinayeti adeta tekerrür etti.</p>

<p>Merhum Atlas evladımıza Allah’tan rahmet, acılı ailesine sabır ve başsağlığı niyaz ediyorum.</p>

<p>Suça karışmış veya suç işlemiş çocuklarla ilgili ne gereksiyorsa yapmalıyız.</p>

<p>Farkında mısınız, kaygı ve korkuları tırmandıran olaylar her gün birbirine eklemlenerek gözümüzün ta içine kadar sokuluyor.</p>

<p>Farkında mısınız, Türkiye’nin toplumsal dokusu tahrip ve tahriş ediliyor.</p>

<p>Yine farkında mısınız, ahlak mevziimiz, bizi biz yapan değerler manzumemiz biteviye yaylım ateşine maruz kalıyor.</p>

<p>Cinnet, cinayet ve şiddet eşzamanlı mesafe alıyor.</p>

<p>Huzurumuz yutuluyor, sükûnetimiz yıpratılıyor, medeniyet mirasımız dört bir koldan hücuma uğruyor.</p>

<p>Bakıyorsunuz, sanatçı ve medya mensupları uyuşturucuyla anılıyor.</p>

<p>Ünlüsü ünsüzü bataklıkta çırpınıyor.</p>

<p>Makyajlanmış hayatların ne kadar çürüdüğü görülüyor, gösteriliyor.</p>

<p>Bakıyorsunuz, bir özel jette her rezalet, her türlü iğrençlik sahne alıyor.</p>

<p>Ülkemiz Merhum Reşat Nuri Güntekin’in Yaprak Dökümü isimli eserini adeta aratmıyor.</p>

<p>Önüne gelen Bihter olmuş, önüne gelen Behlül karakterine bürünmüş.</p>

<p>Sorarım sizlere, bize ne oldu? Hangi ara bu kadar irtifa kaybettik? Bu hallere nasıl düştük? Dahası yaşananlar ve yaşatılanlar Müslüman Türk milletine reva mıdır?</p>

<p>Merhum Hocamız Prof.Dr. Nurettin Topçu der ki, milliyetçiliğin davası ahlak davasıdır. Bu davanın samimi ve faziletli sahiplerinin, çalışmalarının başında, içinde ve gayesinde her türlü siyaset ve menfaat hadiselerinden mutlak süratte sıyrılmaları ve onlara uzak durmaları ilk şarttır.”</p>

<p>Evet bizim davamız aynı zamanda ahlak davasıdır.</p>

<p>Ahlak yoksa varlığımızın hükmü şahsiyetinden, hürriyetimizin asalet ve ahkamından nasıl bahsedebiliriz?</p>

<p>Şimdi Merhum Akif’e kulak verelim, deyim yerindeyse titreyip kendimize dönelim:</p>

<p>“Ahlâkın izmihlâli ne müthiş bir izmihlâl; Ne millet kurtulur, zîrâ, ne milliyet, ne istiklâl.</p>

<p>Oyuncak sanmayın! Ahlâk-i millî, rûh-i millîdir; Onun iflâsı en korkunç ölümdür: Mevt-i küllîdir.”</p>

<p>Son günlerde gördüğümüz ve şahit olduğumuz gelişmeler alarm zillerini çalmaktadır.</p>

<p>Uyuşturucu ve uyarıcı madde kullanım yaşının düşmesi dehşet verici bir tehdittir.</p>

<p>Bu kürsüden kararlılıkla diyorum ki, geleceğimizi riske atamayız, çocuklarımızı alçak ve namussuz uyuşturucu tacirlerinin eline ve emeline teslim edemeyiz.</p>

<p>Topyekun bir mücadele başlatmalıyız.</p>

<p>Hiç kimsenin gözünün yaşına bakamayız, bakmamalıyız.</p>

<p>Kafa kafaya vererek milli ahlak reformu hazırlayıp bunu da tatbik etmeliyiz.</p>

<p>Millî ahlâk milletin kurtuluşudur.</p>

<p>Milli ahlaktan uzaklaşmak milli ruhu kaybetmekle eşdeğerdir.</p>

<p>Ahlaki iflas bir nevi ölümdür.</p>

<p>Bir kez daha ahlak kahramanımız, istiklalimizin manzum dehası Akif’e sözü bırakalım:</p>

<p>“Gökten inmez bir de hiçbir şey…Bütün yerden taşar; Kendi ahlakiyle bir millet ölür, yahut yaşar.”</p>

<p>Şımaran, tırmandığı mevkii hazmedemeyen, her türlü çarpık ve aşağılık ilişkiler yaşayan, uyuşturucuyla kendinden geçip zıvanadan çıkan kim varsa diyorum ki, yeter artık, yetti artık, milletimizin gündeminden çıkın artık.</p>

<p>Sanatçı medeniyet inşa edendir, peki karşımızdaki sanatçı tablosu hangi medeniyet mirasının sonucudur? Daha doğrusu, bunlarla medeniyet kavramını yan yana getirmek akıl ve ahlak işi midir?</p>

<p>Ruhen dinamikliğini yitirmiş,</p>

<p>Kirlenmiş, duygusuz, yıkıcı fikirleri benimsemiş,</p>

<p>Zulme razı, adaleti ve hakkaniyeti önemsemeyen,</p>

<p>Kendi iyimserliği ile yetinip, zayıf, ihtiyaç sahibi bireyleri unutan,</p>

<p>Kibirli, bencil, yalan söyleyen, verdiği sözü unutan, mezhep, meşrep, milliyet, dil farklılığını tefrika nedeni yapan,</p>

<p>Faydasız törenlerle meşgul olan, güçlünün dalkavukluğunu yapan, aslan, kedi örneği ile anlattığı ikircikli tavır içinde olan insanların oluşturduğu toplumun halini parçalanmış, çözülmüş vücudun haline benzeten Âkif, kurtuluş için ahlâkımızın yükselmesini önermektedir.</p>

<p>Ahlakımızı yükseltmekten başka emin olunuz ikinci bir seçenek yoktur.</p>

<p>Süregelen adli süreçlerin acilen sonuçlandırılması, ülkemizin ve milletimizin içinde düştüğü anafordan derhal kurtulması ve kurtarılması çok güçlü talep ve beklentimizdir.</p>

<p>Türkiye, Bebek otelindeki şaibeli olaylarla anılamaz, temizliğin simgesi olan bebek kelimesi aşağılık ilişkilerle yan yana getirilemez.</p>

<p>Türkiye, havada uçan bir günah jetine hapsedilemez.</p>

<p>Türkiye, medyaya, işi dünyasına, siyaset ve diğer sosyal alanlara sirayet eden uyuşturucu müptelası müptezellerle eşitlenemez.</p>

<p>Uyuşturucu tacirlerine, torbacı alçaklara, çocuklarımızı abluka altına alan şerefsizlere haddini bildirmek, bunların başına dünyayı yıkmak bugün değilse ne zaman yapılacaktır?</p>

<p>Ailelerimiz, eğitim kurumlarımız, sivil toplum kuruluşlarımız, siyasi partilerimiz hazırlanacak acil eylem planı çerçevesinde milli ahlakı müdafaa edecek cesur ve cüretkar bir mücadeleyi amansız şekilde ve eşgüdüm halinde icra etmelidir.</p>

<p>O gün bugündür.</p>

<p>İhmal felakettir.</p>

<p>Bayrak olacağız, sancak olacağız, vatan olacağız, düşmeyeceğiz, ahlak cephemizin bozgununa göz yummayacağız, Türkiye’yi kesinlikle düşürmeyeceğiz.</p>

<p>Bir olacağız, kardeş olacağız, büyük bir aile olacağız, Türk milletinin kahramanca duruşuyla ayrık otlarını kurutup içten çöküşümüzün umudunu taşıyanları hayal kırıklığına uğratacağız.</p>

<p>Mert olacağız, ahlaklı olacağız, erdemli olacağız, tavizsiz olacağız, adam gibi adam olacağız, serdengeçti bir yürekle Türkiye’yi sonuna kadar savunacağız, Türk milletine tercüman olacağız.</p>

<p>Bu duygu ve düşüncelerle, haftalık olağan Meclis grup konuşmama son verirken hepinizi hürmet ve muhabbetle selamlıyor, aziz milletimize esenlikler diliyor, her birinizi Cenab-ı Allah’a emanet ediyorum.</p>

<p>Sağ olun, var olun diyorum.<br />
<br />
Kaynak:&nbsp;<a href="https://x.com/MHP_Bilgi/status/2013530905617256675?s=20">https://x.com/MHP_Bilgi/status/2013530905617256675?s=20</a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 20 Jan 2026 12:27:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/01/devlet-bahceli-samin-guvenligi-ankaranin-guvenligidir-1768902400.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>MHP Lideri Bahçeli&#039;den Suriye&#039;ye ilişkin önemli açıklaması</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/mhp-lideri-bahceliden-suriyeye-iliskin-onemli-aciklamasi-2898</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/mhp-lideri-bahceliden-suriyeye-iliskin-onemli-aciklamasi-2898</guid>
                <description><![CDATA[Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Suriye'deki güncel gelişmelerle ilgili yazılı bir basın açıklaması yayımladı. Açıklamada, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) terör örgütünün faaliyetleri, Şam yönetiminin merkezi otoriteyi tesis etme çabaları ve Türkiye'nin bu süreçteki rolü ele alındı. Bahçeli, Suriye'nin üniter yapısının korunması ve SDG'nin tamamen feshedilmesi gerektiğini vurguladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Suriye'deki güncel gelişmelerle ilgili yazılı bir basın açıklaması yayımladı. Açıklamada, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) terör örgütünün faaliyetleri, Şam yönetiminin merkezi otoriteyi tesis etme çabaları ve Türkiye'nin bu süreçteki rolü ele alındı. Bahçeli, Suriye'nin üniter yapısının korunması ve SDG'nin tamamen feshedilmesi gerektiğini vurguladı.<br />
<br />
MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin açıklamasının tam metni şöyle:</p>

<p>Suriye’de SDG’nın, ülkenin kuzey ve kuzeydoğu bölgelerinde fiilî kontrol alanları oluşturması, yeniden inşa ve istikrar sürecinin önündeki en temel engellerden biri hâline gelmiştir. Ahmed el-Şara liderliğindeki yeni Suriye yönetimi, parçalı yapıyı sona erdirerek merkezi devlet otoritesini yeniden tesis etmeyi temel öncelik olarak belirlemiştir. Bu çerçevede 10 Mart 2025 tarihinde SDG ile varılan mutabakat, örgütün silahlı varlığının sona erdirilmesi ve devlet kurumlarına entegrasyonu açısından önemli bir dönüm noktası olarak değerlendirilmiştir. Ancak aradan geçen yaklaşık on ayda SDG elebaşlığı, mutabakatın ruhu ve hükümleriyle açık biçimde çelişen bir tutum sergilemiş; özerklik ve federasyon taleplerini gündemde tutarak süreci oyalamaya çalışmıştır. Bu yaklaşım, Şam yönetimi tarafından Suriye’nin toprak bütünlüğüne yönelik açık bir tehdit olarak algılanmıştır. Merkezi hükümetin bu süreçteki tutumunu güçlendiren en önemli faktörlerden biri, Türkiye’nin Suriye’nin üniter yapısına verdiği açık ve kararlı destek olmuştur. Suriye merkezî hükumetinin, uzlaşılan mutabakat gereğince SDG’nin varlığını sonlandırması ve merkezi yönetime entegre olmasına yönelik çağrısına SDG elebaşı Mazlum Abdi, İsrail’den aldığı destek ve tahrik sonucu olumlu cevap vermemiştir. Mazlum Abdi, özerklik/federasyon talebini dile getirmekle Şam yönetiminden taviz alma girişimlerinde bulunmuşsa da Şara yönetimi ülkede siyasi birlik ve sınır bütünlüğünün tesisinde kararlı davranmıştır. Türkiye’nin de her fırsatta Suriye’nin üniter bir yapıya sahip olması gerektiğine dair söylemde bulunması, Şara’ya güç vermiş ve SDG tarafının ayak diremesine karşı merkezi hükümeti cesaretlendirmiştir.</p>

<p>SDG’nin 10 Mart mutabakatının gereklerini yerine getirmemesi, hem Ankara’dan hem de Şam’dan ciddi tepkilerin yükselmesine sebep olmuştur. 2025 yılının son günlerinde başlayan askeri hareketlilik, Halep’te halen silahlı unsurlarını tutan SDG’ye karşı operasyonların başlatılmasıyla yeni bir aşamaya geçmiş, Halep kısa sürede SDG’li terörist unsurlardan ve ona destek çıkan Esad rejimi kalıntılarından temizlenmiştir. Halep’in doğusuna doğru hareket eden Suriye ordusu, son olarak Fırat Nehri’nin batısında SDG işgalindeki Deyr Hafir’den sonra Meskene’yi ve 34 köy ve kasabayı kontrolüne almış, Suriye ordusu unsurları birliklerini Rakka'nın güneybatısında toplamaya başlamıştır. Suriye ordusu, 17 Ocak sabah saatlerinde, Fırat’ın batısındaki bölgenin askeri kapalı bölge ilan edildiğini duyurmuş, bölgedeki sivilleri PKK terör milislerinin mevzilerinden ve SDG’nin müttefiki devrik rejim kalıntılarından derhal uzak durmaya çağırmıştır. Suriye ordusunun SDG/PKK karşısında sahada gösterdiği üstünlük, Şam yönetiminin ülkenin tamamında kontrolü sağlama iradesini ortaya koymakla kalmamış, SDG’nin iddia ettiği kadar güçlü ve etkin olmadığı gerçeğini de ifşa etmiştir. Diğer yandan, SDG’nin kontrol ettiği bölgede yaşayan birçok Kürt ve Arap aşiretinin SDG’nin varlığından rahatsızlık duyduğu, Şam yönetiminin egemenliğini tercih ettiği ve Suriye Ordusu ile SDG arasında yaşanacak olası bir çatışmada Şam tarafının yanında yer alacağı bu süreçte daha net anlaşılmıştır. Suriye ordusunun 17 ve 18 Ocak tarihlerinde Rakka’ya doğru ilerlediği süreçte birçok aşiret üst üste Suriye merkezi yönetiminin yanında olduğunu açıklamıştır.</p>

<p>Doğru olan da budur, zira Suriye’de Kürtler başka SDG başkadır. SDG terör örgütüdür ve Suriye Kürtlerini temsil etmemektedir. Bu gelişmeler, SDG’nin çoğunluğu Araplardan oluşan bir coğrafyayı silah zoruyla kontrol altında tutamayacağını ve tutmak istese de Şam yönetimi ile SDG’ye karşı çıkan yerel unsurların işbirliğiyle SDG’ye fırsat verilmeyeceğine işaret etmiştir. Bu tablo, SDG/PKK açısından zamanın artık lehlerine işlemediğini göstermektedir. Nitekim 17 Ocak tarihinde SDG terör örgütü adına Mazlum Abdi’nin “Dost ülkelerin ve arabulucuların çağrıları üzerine; entegrasyon sürecini tamamlama konusundaki iyi niyetimizi göstermek ve 10 Mart anlaşmasının maddelerini uygulamaya olan bağlılığımız gereği; Fırat'ın doğusuna çekilme kararı aldıklarını” açıklaması Suriye ordusunun caydırıcılığı çerçevesinde olsa da 10 mart mutabakatının yerine getirilmesi bakımından önemli bir aşamadır. Şam yönetimi, sahada doğrudan ve kapsamlı bir askerî çatışmaya girmeden; siyasi meşruiyetini, bölgesel dengeleri ve yerel unsurların memnuniyetsizliğini kullanarak SDG’nin manevra alanını daraltan bir strateji izlemektedir. Bu yaklaşım, merkezi otoritenin yeniden tesisine yönelik kararlılığın sadece söylem düzeyinde kalmadığını, aşamalı ve kontrollü bir planlamaya dayandığını ortaya koymaktadır.</p>

<p>SDG’nin özerklik veya federasyon ısrarı, sahadaki sosyolojik gerçeklikle giderek daha fazla çelişmektedir. Kontrol ettiği alanların büyük bölümünde Arap nüfusun ağırlıkta olması, yerel aşiretlerin dışlayıcı ve ideolojik bir yapı olarak algıladıkları SDG yönetimine mesafeli yaklaşmaları ve ekonomik–askerî yükümlülüklerden kaynaklanan rahatsızlıklar, örgütün toplumsal tabanını zayıflatmaktadır. Bu durum, SDG’nin uzun vadede silahlı zor yoluyla mevcut statükoyu devam ettirmesinin sürdürülebilir olmadığını göstermektedir. Öte yandan Türkiye’nin, Suriye’nin toprak bütünlüğü ve üniter yapısına ilişkin tutarlı ve net söylemi, sahadaki denklemi doğrudan etkilemektedir. Ankara’nın bu yaklaşımı, hem Şam yönetiminin elini güçlendirmekte hem de SDG’nin dış destek beklentilerini sınırlayan bir caydırıcılık üretmektedir. Türkiye’nin güvenlik hassasiyetlerini merkeze alan bu tutum, SDG’nin “koruyucu şemsiye” arayışlarını da giderek daha kırılgan hâle getirmektedir. Bu çerçevede bakıldığında, SDG’nin önünde üç temel seçenek bulunduğu söylenebilir: Bunlar; Merkezi hükümetle bütünleşmeyi kabul ederek silahlı ve siyasi iddialarından geri adım atmak; Mevcut statükoyu sürdürmeye çalışarak askerî ve siyasi baskının giderek artmasını göze almak; Dış aktörlere dayanarak zaman kazanmaya çalışmaktır.</p>

<p>Mevcut bölgesel konjonktür ve sahadaki güç dengeleri ile yaşanan gelişmeler SDG/PKK’nın iddia ettiği ölçüde güçlü, vazgeçilmez ve alternatifsiz bir aktör olmadığını; aksine, merkezi devlet otoritesi, bölgesel aktörlerin tutumu ve yerel sosyolojik dinamikler karşısında giderek sıkıştığını göstermektedir. Dolayısıyla tek ve makul seçenek: Suriye’nin birlik ve bütünlüğünde karar kılmak ve 10 Mart mutabakatının gereklerini tam manasıyla yerine getirmektir. Çatışmanın kimseye fayda getirmeyeceği ortadadır. Suriye'nin yeniden yapılanmasının anahtarı Suriye ordusunun tek bir çatı altında bütüncül bir şekilde toplanmasıdır. Suriye ordusunun yeniden yapılanması için çatışma döneminden kalan alışkanlıklar sona ermelidir. YPG/SDG ve altındaki tüm yapılanmalar hızla ve tamamen feshedilmeli, ilgili kurumlara geri dönüşü olmayacak şekilde bağlanmalıdır. Önümüzdeki süreçte, Suriye sahasında belirleyici olacak unsur, silahlı dayatmalar değil; merkezi otoritenin yeniden inşası ve yerel unsurların bu sürece ne ölçüde entegre edileceğidir.</p>

<p>Şara’nın Kürt dili ve kültürüne ilişkin yaptığı açıklama ve imzaladığı 13 sayılı kararnameyle; Suriyeli Kürt vatandaşların Suriye halkının asli ve ayrılmaz bir parçası, kültürel ve dilsel kimliklerinin çokluk içinde birlik taşıyan Suriye ulusal kimliğinin vazgeçilmez bir unsuru olduğunu belirtmiş olmasının birlik ve istikrarın tesisi için olumlu etkisi olacaktır. Söz konusu kararname, üniter yapı tesis etmeye ve terör örgütlerinin kontrol sahalarını bertaraf etmeye yönelik kararlılığın toplumsal mutabakatla desteklenmek istendiğini göstermiştir. Toplumsal uzlaşma ve birliğin güçlendirilmesine yönelik olumlu bir adım olan kararname, SDG’ye yönelik bir taviz olmayıp tam aksine SDG’nin “Kürtlerin temsilcisi”olduğu yönündeki temelsiz iddiasını zayıflatan bir gelişme olmuştur. Kürtlere ilişkin hükümler içeren kararnamenin, “Suriye Vatandaşlığı” kavramının güçlendirilmesi, daha geniş kitleler tarafından benimsenmesi ve etnik temelde ayrılıkçılık talep eden görüşlerin zayıflatılması gibi etkileri olacaktır.</p>

<p>Bu kararname, Suriye’de yaşayan “Türkmen” gibi diğer etnik kökenli unsurların aleyhine bir durum olmayıp, yeni Suriye Cumhuriyeti Anayasası hazırlanırken, Türkmenler gibi asli unsurların kültürel haklarının görmezden gelinemeyeceğine işaret etmektedir. Zira Kürtlere sunulan bu hakların belli bir gruba yönelik imtiyaz olarak değerlendirilmesinin milli birlik ve beraberliği riske atabileceği açıktır ve bu konuda dikkatli olunmalıdır. Bu doğrultuda vatandaşlık hakkını elde edememiş ve kimliksiz kalmış Kürtler ile Kürt dili konusundaki düzenlemelerin ülke genelinde diğer gruplar için de aynı şekilde yapılması, Suriye genelinde demokratik ve kapsayıcı bir kültürel ve siyasal atmosfer oluşmasını sağlayacaktır.</p>

<p>Bununla birlikte 10 Mart mutabakatının bir an önce tüm maddeleri ile uygulanması için adımlar ciddiyetle atılmaya devam edilmelidir. SDG'nin Fırat'ın batısından çekilmiş olması önemlidir ve Suriye hükümeti kısa sürede bu bölgelerde istikrarı tamamen sağlayabilecek ve yaşamı normalleştirecektir. Fakat Fırat'ın batısıyla da sınırlı kalınmamalı, Irak’takine benzer bir federasyon peşinde koşma hayalinden vaz geçilmelidir. Suriye, Fırat'ın batısı ve doğusu şeklinde yapay, coğrafi veya etnik bölünmelerle parçalanmamalıdır. Suriye Hükümeti tüm Suriye sathında egemen olmalı, her yere hizmet götürmeli, doğal kaynakları kontrol etmeli ve istikrarı sağlamalıdır. Suriye’nin toprak bütünlüğü ve siyasal birliği çerçevesine aykırı olabilecek herhangi bir model yerine Suriye’nin ortaklıklara vurgu yapan demokratik temelde, kapsayıcı ve uzlaştırıcı bir Cumhuriyet olarak inşa edilmesi sağlanmalıdır.</p>

<p>Şara’nın Suriyeli Kürtlerle terör örgütü SDG’yi birbirinden ayıran, Kürt kökenli Suriye vatandaşlarına yönelik kapsayıcı, bütünleştirici, onların temel hak ve özgürlüklerinin anayasal çerçevede güvence altında olduğunu ifade eden bir kararname yayımlaması bu anlamda önemli ve takdire şayan bir adımdır. Ardından kamuoyuna yaptığı açıklama da Suriye’nin birliği ve bütünlüğü konusundaki kararlılığın ve samimiyetin ifadesi olmuştur. Milliyetçi Hareket Partisi olarak yeni Suriye’de kapsayıcı, kucaklayıcı, uzlaşmacı, tüm etnik ve dini unsurları Suriye’nin ortak geleceğinde buluşturan “Suriye vatandaşlığında” bütünleştiren, demokratik, istikrarlı, temsil adaletine ve serbest seçimlere dayalı temel hak ve hürriyetlerin korunmasını esas alan bir anlayışla Anayasa yapılmasını önermiştik. Peşinen söylemeliyim ki 16 Ocak 2026 tarihinde Suriye Cumhurbaşkanının “Anayasal beyanname hükümlerine dayanarak, yüksek ulusal menfaatlerin gereklilikleri uyarınca, devletin ulusal birliğini güçlendirme, tüm Suriyeli vatandaşlar için kültürel ve sivil hakları tanıma konusundaki rolü ve sorumluluğuna binaen” yayımladığı 2026/13 sayılı Kararname, düşüncelerimize ve önerilerimize uygun bir içeriğe sahiptir.</p>

<p>Kararname çıkar çıkmaz kerameti kendinden menkul bir güruh, bilimsel veriye, akademik ve ahlaki tutarlılığa ve gerçeklere dayalı olmayan bir kirliliğe yönelmişler, medya ve sosyal medya aracılığı ile bu gelişmeyi kötü gösterme yarışına girmişlerdir. Soruyorum !</p>

<p>Ø Suriyeli Kürt vatandaşların, Suriye halkının temel ve asli bir parçası kabul edilmesi, kültürel ve dilsel kimliklerinin çok yönlü ve birleşik Suriye ulusal kimliğinin ayrılmaz bir parçası olmasının;</p>

<p>Ø Devletin, kültürel ve dilsel çeşitliliği korumasının, Kürt vatandaşların ulusal egemenlik çerçevesinde miraslarını, sanatlarını yaşatma ve ana dillerini geliştirme hakkının güvence altına alınmasının,</p>

<p>Ø Kürtçenin, ulusal bir dil olarak kabul edilerekKürt nüfusunun kayda değer oranda bulunduğu bölgelerde, devlet ve özel okullarda seçmeli ders veya eğitsel-kültürel faaliyet kapsamında öğretilmesine izin verilmesinin, ayrıca 21 Mart’ın “Nevruz Bayramı” olarak resmî tatil ilan edilmesinin Suriye ve bölge için ne gibi mahzuru olacaktır?</p>

<p>Bize göre mezkur Kararname; isabetli, anlamlı, Suriye’de birlik ve bütünlüğü tahkim etme yönünde doğru zamanda atılmış önemli bir adımdır. Kürtlerin yoğun olduğu bölgelerdeki okullarda Kürtçeyi seçmeli ders olarak öğretme hakkı tanınması hususu, “resmi dil” ile dil özgürlüğünün birbirinden ayrılması suretiyle değerlendirmeyi gerekli kılmaktadır. Her insanın ana dili ana sütü gibi haktır. Ancak kamusal ve siyasal alanda herkesin anlayacağı ortak bir dilde konuşmak, kamusal menfaatlerin, farklı kimliklerin ve toplumsal eşitliğin bir dil üzerinden inşasının, birlik ve bütünlüğün gereğidir. Sosyolojik ve kültürel bir tanımlama olarak ifade edilen ulusal dil ile resmi dilin de bu anlamda ayrıştırılması bilimin ve aklın gereğidir.</p>

<p>Suriye’nin etnik ve dinî yapısı oldukça çeşitlidir ve bu çeşitlilik, ülkenin karmaşık sosyal, siyasî ve kültürel yapısını şekillendiren önemli bir unsurdur. Suriye’nin mevcut etnik ve dinî yapısı, ülkenin geçmişte olduğu gibi gelecekte de siyasî, sosyal ve kültürel şartlarının oluşmasında önemli bir rol oynayacaktır. Farklılıkları canlı tutacak bir sistemin hazırlanması hâlinde, Suriye’nin kaotik geçmişinden kurtulmasının zorlaşacağı bir gerçektir. Bu nedenle, Suriye’nin yeniden inşa ve ihya sürecine ilişkin olarak vurguladığımız gibi; Suriye’de etnik, dini ve benzeri farklılıkları kucaklayan, birleştirici, tek Suriye’yi esas alan bir hukuki ve toplumsal düzen inşasını, ardından ekonomik ve sosyal olarak daha güçlü bir Suriye öngörüyor; böyle bir Suriye’nin bölgenin huzur ve barışı için de kaçınılmaz olduğunu değerlendiriyoruz. Dolayısıyla, önümüzdeki dönemde Suriye’nin üniter bir yapıyı esas alan, toprakları ve nüfusuyla bölünmez bir bütün olarak kurgulanması suretiyle milli birliğin tesis ve temin edilmesi acil ve ihmal edilemez bir ihtiyaç olarak öne çıkmaktadır. Bu çerçevede en kritik konu yeni Anayasa yapılmasıdır. Anayasanın Suriye’de yaşayan etnik ve dinî her kesimi kucaklayan, eşitlikçi, temel hak ve hürriyetleri garanti eden, serbest seçimi, hür teşebbüsü, din ve vicdan özgürlüğünü, hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını esas alan bir nitelik taşıması Suriye’nin birliği ve istikrarı için vazgeçilmezdir.</p>

<p>Suriye’nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü esasına dayalı üniter bir yapının tesis edilmesi, federasyon, konfederasyon, özerklik gibi eski çatışma hatlarını ve terörist faaliyetleri yeniden canlandırabilecek tartışmalar gündeme getirilmemelidir. Suriye Cumhuriyeti’ne vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkesin eşit hak, özgürlük ve yükümlülüklere sahip olacağı, etnik ya da dinî farklılıkların devlet nezdinde hiçbir önem arz etmeyeceği ve en önemli ortak paydanın “Suriye Vatandaşlığı” olacağı hususunda tüm sosyal kesimler temin edilmelidir. Devletin tek bir resmî dilinin olması, büyük çoğunluğu oluşturan kitlenin Araplar olması nedeniyle de Arapçanın resmî dil olarak belirlenmesi ve zorunlu temel eğitimin tüm yurtta Arapça yapılması, bununla birlikte, Kürtçe yanında Türkçe gibi dillere seçmeli ders olarak müfredatta yer verilmesi, anadili Arapça olmayanların kendi dillerinde yetkinlik kazanması sağlanmalıdır. Başkanlık sistemi temelinde bir hükümet yapısı inşa edilmeli; yönetimde istikrar ilkesinden taviz verilmemeli, çok partili hayatla toplumun her kesiminin parlamentoda temsil edilmesini temin edecek katılımcı bir seçim sistemi hayata geçirilmeli, yasama, yürütme ve yargı arasında kuvvetler ayrılığı tesis edilmelidir. Suriye uzun yıllar devam eden Baas rejiminin yıkıcı etkilerinden kurtulmuş, yeni yönetimi ve onlara inanan ve güvenen Suriyelilerle istikrara, birlik ve bütünlüğe doğru kararlı adımlarla yürümektedir. Türkiye’nin huzuru ve güvenliği Suriye’nin güvenliği ve istikrarıyla yakından ilişkilidir. Bize göre; yaşanan gelişmeler çerçevesinde önümüzdeki süreçte Suriye’nin barış, huzur, birlik ve bütünlüğü ile Suriyelilerin refah, temel hak ve özgürlükleri bağlamında hızla mesafe alınabilmesi için aşağıdaki yol haritasının izlenmesi yerinde olacaktır:</p>

<p>1. 10 Mart 2025 mutabakatının tüm maddeleriyle hayata geçirilmesi, SDG ve türev yapıların tamamen feshedilerek Suriye devlet kurumlarına eksiksiz ve geri dönüşü olmayacak biçimde entegre edilmesi,</p>

<p>2. Federasyon, özerklik ve bölünme tartışmalarının gündemden çıkarılması, Suriye’nin toprak bütünlüğünün kalıcı olarak güvence altına alınması merkezi devlet otoritesinin ülke genelinde süratle tesis edilmesi, Suriye hükümetinin Fırat’ın batısı ve doğusu ayrımı olmaksızın tüm ülke sathında egemenlik sağlaması, yapay coğrafi, etnik veya siyasi bölünmelerin önüne geçilerek üniter devlet yapısının korunması,</p>

<p>3. Yeni ve kapsayıcı bir Suriye anayasasının yapılması, bu kapsamda tüm etnik ve dini kesimleri kapsayan, kucaklayıcı, eşitlikçi, demokratik ve hukukun üstünlüğünü esas alan bir anayasal düzenin kurulması,</p>

<p>4. Kürtlerle SDG’nin net biçimde ayrıştırılması, SDG’nin “Kürtlerin temsilcisi” olduğu iddiasının geçersiz kılınması ve bu algının toplumsal düzeyde kırılması,</p>

<p>5. Kürtçenin seçmeli ders olarak eğitim sistemine dâhil edilmesi gibi Türkmenler başta olmak üzere tüm asli unsurların kültürel haklarının dikkate ve gündeme alınması,</p>

<p>6. “Suriye vatandaşlığı” kavramının güçlendirilmesi, etnik ve dini aidiyetler yerine vatandaşlık bağının temel ortak payda hâline getirilmesi, tek resmî dil ilkesinin korunması, toplumsal uzlaşma ve milli birliğin güçlendirilmesini mümkün kılacak adımlar atılması,</p>

<p>7. Başkanlık sistemi temelinde yönetimde istikrarın sağlanması, yürütme kapasitesi güçlü, istikrarlı bir hükümet yapısının oluşturulması, kuvvetler ayrılığı ilkesinin tesis edilmesi, demokratik, temsile dayalı siyasal sistem kurulması, serbest ve adil seçimler, çok partili hayat ve temsil adaletinin sağlanması, temel hakların güvence altına alınması, din ve vicdan özgürlüğü, hür teşebbüs, insan hakları ve özgürlüklerin korunması,</p>

<p>8. Ekonomik ve siyasi olarak güçlü, bütünleşmiş Suriye’nin bölgesel istikrarın temel aktörlerinden biri hâline gelmesi.<br />
<br />
<a href="https://x.com/MHP_Bilgi/status/2012846213293298117"><strong>Kaynak:&nbsp;https://x.com/MHP_Bilgi/status/2012846213293298117</strong></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 18 Jan 2026 19:02:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/01/mhp-lideri-bahceliden-suriyeye-iliskin-onemli-aciklamasi-1768754316.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bakan Tekin: Atatürk üzerinden eleştirmekten vazgeçsinler</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bakan-tekin-ataturk-uzerinden-elestirmekten-vazgecsinler-2893</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bakan-tekin-ataturk-uzerinden-elestirmekten-vazgecsinler-2893</guid>
                <description><![CDATA[Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Ağrı İbrahim Çeçen İlkokulunda düzenlenen birinci dönem sonu karne dağıtım töreninin ardından TRT Haber'e eğitim gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında ilkokullarda uygulanan Öğrenci Gelişim Raporu ve karne sistemine yönelik eleştirilere sert yanıt verdi. Bakan Tekin, tartışmaların Atatürk üzerinden yapılmasını sert bir dille kınadı.</p>

<p>Tekin, açıklamasının en çarpıcı bölümünde şu ifadeleri kullandı:</p>

<p><em><strong>“Biz Millî Eğitim Bakanlığı olarak Atatürk başta olmak üzere bu ülkeyi bize emanet eden herkese, onların maddi ve manevi emanetlerine saygı duymak ve saygı duyacak bir nesil yetiştirmekle yükümlüyüz. Atatürk’ün ya da Atatürk’ün saygınlığı ile ilgili olumsuz bir tavır içinde olduğumuzu iddia eden muhalefeti açık yüreklilikle kınıyorum. Bu, açık bir niyet okumadır.”</strong></em></p>

<p>Bakan Tekin sözlerini şöyle sürdürdü:</p>

<p><em><strong>“Lütfen okullarımızı, bizleri, eğitim öğretim sistemimizi Atatürk üzerinden eleştirmekten vazgeçsinler. En az onlar kadar Atatürk’e saygı duyuyoruz. Atatürk’ü seviyoruz. Çocuklarımızın da atalarına saygılı, cumhuriyet değerlerine saygılı bir biçimde yetişmesi için gece gündüz çaba sarf ediyoruz.”</strong></em></p>

<p><br />
<br />
<strong>2025-2026 eğitim öğretim yılının birinci dönemini değerlendiren Tekin, konuşmasına şu şekilde devam etti:</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><em><strong>"Bizim açımızdan çok dolu dolu bir eğitim öğretim yılı geçti. Biz yaz aylarında eğitim öğretim yılına hazırlık genelgesi yayınlıyoruz ve o yıl gündeme alacağımız, gündemde tutmaya çalışacağımız, farkındalık oluşturmaya çalışacağımız konuları öğretmen arkadaşlarımızla, öğrenci arkadaşlarımızla, idarecilerimizle, velilerle ve kamuoyuyla paylaşıyoruz.&nbsp;</strong></em></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><em><strong>Bu yıl da 8 Eylül'de okullar başlarken Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'nin doğal bir sonucu olarak insanlara, çevresine, topluma ve doğaya saygılı bir insan yetiştirmek kurgusundan hareketle hayata geçirdiğimiz Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında, önemsediğimiz başlıklardan biri; çocuklarımızın doğaya, vatana sevgi ve saygısını artıracak etkinlikler içinde olmaktı. 8 Eylül tarihi itibarıyla biz okullarımızda yeşil vatan temasıyla eğitim öğretim dönemini başlattık. Bu esnada çocuklarımızın suyun tasarruflu kullanılmasından, çevremizin doğanın bize emanet edildiği ve emanet edilecek kuşaklar adına da saygıyla yaklaşmamız ve korumamız gerektiği bilincini çocuklarımıza verebilecek şekilde 'yeşil vatan' temasıyla bir dizi etkinlikler yaptık. Yoğun bir dönemi hep beraber geçirmiş olduk. 8 Eylül'de başlayan bu yoğun etkinlik dönemi, eğitim öğretim döneminde bugün itibarıyla mini bir araya gidiyoruz. İnşallah, aradan sonra da yine aynı özveriyle, aynı fedakârlıklarla eğitim öğretime devam edeceğiz. Şimdiden çocuklarımıza, gençlerimize iyi tatiller dileyelim."</strong></em></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Öğretmen adayları ve Millî Eğitim Akademileri</strong></p>

<p>Bakan Tekin, Millî Eğitim Akademisinde eğitim görecek öğretmen adaylarının branşlarına göre hangi eğitim merkezlerinde hazırlık eğitimi göreceğinin belli olduğunu duyurdu.&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Akademi ile öğretmen adayları için 500 saate yakın bir uygulama eğitimini tüm okul türlerinde başöğretmen ve uzman öğretmenlerin eşliğinde mesleğe hazırlanacakları bir sürecin başladığını ifade eden Tekin, konuşmasına şu şekilde devam etti:</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><em><strong>"Biz eski adıyla hizmet içi eğitim merkezlerimizi Millî Eğitim Akademisine dönüştürdük. Şu anda sınıf öğretmenliği için Aksaray, Erzurum, Gaziantep, Kayseri, Ankara ve İstanbul'daki eğitim akademilerimizde aday eğitim sürecini yürüteceğiz. Özel eğitimi öğretmenliği için Gaziantep, Ankara ve İstanbul; Yabancı Diller için Kayseri ve İstanbul'da... Bunların hepsini ilan edeceğiz."</strong></em></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Tekin, öğretmen adaylarının pratik uygulamaların yoğun olduğu bir adaylık sürecini yaşayacaklarını ve neticesinde adaylık eğitimini tamamladıktan sonra öğretmen olacaklarını belirtti.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Öğretmen adaylarının en kısa zamanda eğitimlerinin başlamasının planlandığını ifade eden Tekin, öğretmen adaylarının ilgili yasanın amir hükümleri doğrultusunda güvenlik soruşturması sürecinin tamamlanmasının ardından bu sürecin de başlayacağını söyledi.&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>"Okuma yazmayı yeni öğrenen bir çocuğu notla değerlendirmek demode bir yaklaşım"</strong></p>

<p>İlkokul 1 ve 2. sınıf öğrencilerine verilen <em><strong>"Öğrenci Gelişim Raporları"na ilişkin değerlendirmede bulunan Bakan Tekin, "Henüz okuma yazmayı yeni öğrettiğimiz bir çocuğu notla değerlendirmek artık çok demode bir yaklaşım, dünyada da pedagojik anlamda da... Biz de Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'yle beraber öğretmen arkadaşlarımızın sadece bir notla değil de kapsamlı bir biçimde öğrenciyi değerlendirdikleri, veliye rehberlik yaptıkları ve tatil dönemlerini daha faydalı geçirecekleri şekilde bir izleme tanımlama süreci başlattık. Sadece biz değil, dünya artık bu yöntemle eğitim öğretim süreçlerini devam ettiriyor ve öğretmen arkadaşlarımız tarafından da çok takdirde karşılandı."</strong></em> şeklinde konuştu.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Tekin, ilkokullarda karne uygulamasının kaldırıldığını, ortaokullarda ve liselerde karne ile birlikte gelişim raporu uygulamasının birlikte yürüdüğünü söyledi.<em><strong> "Bu konunun son günlerde tartışılmasının sebebi 'muhalefet partisidir'"</strong></em> diyen Tekin, konuşmasına şu şekilde devam etti:</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><em><strong>"Biz Millî Eğitim Bakanlığı olarak Atatürk başta olmak üzere bu ülkeyi bize emanet eden herkese, onların emanetine, maddi ve manevi emanetlerine saygı duymak, saygı duyacak bir kuşak yetiştirmekle mükellefiz. Dolayısıyla bizim Atatürk ya da Atatürk'ün saygınlığı ile ilgili olumsuz bir tavır içinde bulunacağımızı iddia eden muhalefeti ben buradan kınıyorum. Açık yüreklilikle söylüyorum: Bu, açık bir niyet okuyuculuktur..."</strong></em></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Tekin, <strong><em>"Lütfen okullarımızı, bizleri, eğitim öğretim sistemimizi Atatürk üzerinden eleştirmekten vazgeçsinler. En az onlar kadar Atatürk'e saygı duyuyoruz. Atatürk'ü seviyoruz. Çocuklarımızın da atalarına saygılı, cumhuriyet değerlerine saygılı bir biçimde yetişmesi için çaba sarf ediyoruz."</em></strong> dedi.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bakan Tekin, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli doğrultusunda 2028 yılında YKS VE LGS'de soru tiplerinde hayata geçirilmesi planlanan değişikliklere ilişkin soru üzerine, Bakanlığın gündeminde kademeler arası geçiş süreciyle ilgili olarak hiçbir değişiklik bulunmadığını vurguladı.&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><em><strong>"Bu konuda çocuklarımızın, öğretmenlerimizin kafasını kimsenin karıştırmaya hakkı yok." </strong></em>diye konuşan Tekin, kademeler arası geçiş için kullanılan merkezî sınav sorularının tamamen ders kitapları ve müfredattan çıktığını her zaman söylediklerine işaret etti. Tekin,<em><strong> "Bunun altını ısrarla çizerek söylüyoruz. Şimdi bu açıklamaları yapmazsak... Yani yeni programlarımız ve yeni kitaplarımız doğrultusunda sınav sorularının güncelleneceğini söylemezsek çocuklarımız bir problemle karşı karşıya kalacak. Dolayısıyla burada söylediğimiz şey, sadece ve sadece şu: Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında geçtiğimiz eğitim öğretim yılında başlayan programlarımızın uygulanma sürecini tamamladıktan sonra kademeler arası geçişe tabi olacak arkadaşlarımız için soru havuzu revize edilmiş olacak. Neye göre? Yeni kitaplara ve yeni müfredata göre. Sadece soru tarzları itibarıyla, sorular itibarıyla... Yani sınav sisteminde, sınavda, kademeler arası geçişte herhangi bir değişiklik değil bu. Sadece sorularımızın müfredata uyarlanmış olması."&nbsp;</strong></em></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Mevcut soruların mevcut müfredata göre olduğunu ifade eden Tekin,&nbsp; 2028 yılında Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında ilk defa kademeler arası geçiş sınavına girecek öğrenciler için ise yeni müfredat ve yeni programlara göre, yeni ders kitaplarından hazırlanmış sorular olacağını vurguladı. Tekin, şu değerlendirmelerde bulundu:&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>"Çocuklarımız ve gençlerimizin bizim ders kitaplarımız, EBA'da kendileri için paylaştığımız materyaller başta MEBİ olmak üzere dijital ortamlarda kendilerine sunduğumuz imkânlar dışında herhangi bir şeye ihtiyaç duymadan kademeler arası geçiş sınavına hazırlanacakları bir süreç var önümüzde.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Eğer eksiklik hissettikleri bir konu varsa okul müdürlüklerine başvurduklarında DYK dediğimiz okul içerisinde eksik oldukları derslerle ilgili okul yönetimi kendilerine ilave kurslar düzenliyor zaten. Bütün gayemiz, eğitimde fırsat eşitliğini maksimize etmek için bütün çocuklarımızın sosyal devlet mantığı çerçevesinde ücretsiz ve eşit bir biçimde eğitim öğretim fırsatlarından faydalanması.&nbsp; Çocuklarımızın ilave yardımcı kitap, yardımcı kaynak ya da benzeri şeylere asla ihtiyaçları yok. Okullarımızda da bunların alınmasını istemediğimizi defaten söyledik."</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Özel okullarda da bu ders yapılarının Bakanlık tarafından verildiğine dikkat çeken Bakan Tekin, <em><strong>"Çocuklarımızın ilave bir kaynağa asla ihtiyacı yok. İlave olarak ihtiyaç duyacakları kaynak ya da herhangi bir şey varsa onu da biz elektronik ortamda kendilerine sunuyoruz."</strong></em> dedi.&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Yeni soru tiplerinin yeni müfredatla uyumlu olacağını kaydeden Bakan Tekin,<em><strong> "O yüzden kamuoyunda, eski sorular üzerinden çocuklarımızı yanıltacak şeyler yapanlar olabilir, o konuda da uyarmış olalım." </strong></em>şeklinde konuştu.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Adrese dayalı kayıt sistemine ilişkin soruya yanıt veren Bakan Tekin şunları kaydetti:</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><em><strong>"Bizler kamu kaynağı kullanıyoruz. Kamu kaynağı kullanırken adaletle hükmetmek, adaletle hizmet etmek durumundayız. Elimizdeki kamu kaynaklarını efektif kullanacağız, israf etmeden kullanacağız ama hizmeti sunarken de eşit ve adil bir biçimde hizmet sunabilmeliyiz. Biz bütün planlamalarımızı buna göre yapıyoruz. Türkiye'deki bütün coğrafi veri sistemine kayıtlı adresler, bina bazlı olarak Millî Eğitim Bakanlığının okullarla ilgili tanımlamalarında, okullarla eşleştirilmiş durumda. Yani hangi sokak, hangi okul hangi sokaktaki ilkokul öğrencisi, ortaokul öğrencisinin hangi okulla ilişkilendirileceğini biz planlıyoruz ve yatırımlarımızı da ona göre yapıyoruz. Ardından da Türkiye'de derslik başına düşen ortalama sayı itibarıyla fırsat eşitliği ve adalet ilkesini hayata geçirebilmek açısından okullarda biz bu anlamda standart bir ortalama yakalamaya çalışıyoruz."</strong></em></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Tekin, yeni dönemde planlanan şekilde adrese dayalı bir biçimde kayıtların yapılması için İçişleri Bakanlığı ile birlikte bir dizi tedbirin hayata geçirileceğini ve kayıtlar esnasında daha sıkı bir dönem olacağını söyledi.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>2023'ten itibarıyla atılan her adımı öğretmenler, öğrenciler ve velilerle, kamuoyundaki paydaşlarla istişare hâlinde yürütmeye çaba sarf ettiklerini belirten Bakan Tekin, ara tatillerin kaldırılıp kaldırılmayacağına ilişkin soruyu da yanıtladı. Tekin, konunun pedagojik ve akademik anlamda artı ve eksilerinin tartışılıp değerlendirildiğini ve henüz verilen bir kararın olmadığını ifade etti.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bakan Tekin, 12 yıllık zorunlu eğitim konusuna ilişkin ise yanlış bir algı ortaya çıktığını belirterek <em><strong>"Sanki Bakanlığın elinde bu konuda bir formül, bir öneri var ve Bakanlık bunun üzerinde çalışıyor gibi bir algı ortaya çıktı. Bu da doğru değil. Bakın, dünya çok hızla gelişiyor. Eğitim öğretim süreçleri, metodolojisi, pedagoji sürekli kendini yeniliyor. Dünyada artık ne tartışılıyorsa biz de aynı şeyleri tartışmak durumundayız. Dünyada çocuklar çok daha erken yaşlardan itibaren yükseköğretime, yani bir sonraki eğitim öğretim kademesine geçmeye başladı. Biz de bunları tartışmaya açalım ve Türkiye'de bu da tartışılsın istedik. Kamuoyundaki tartışmaları takip ediyoruz. Bu konuda Bakanlığımızdaki ilgili birimler hem üniversitelerle hem akademisyenlerle bu konudaki çalışmalarını da sürdürüyorlar."</strong></em> şeklinde konuştu.<br />
<br />
Kaynak:&nbsp;<a href="https://www.meb.gov.tr/bakan-tekin-trt-habere-egitim-gundemini-degerlendirdi/haber/39552/tr">https://www.meb.gov.tr/bakan-tekin-trt-habere-egitim-gundemini-degerlendirdi/haber/39552/tr</a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 17 Jan 2026 21:53:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/01/bakan-tekin-ataturk-uzerinden-elestirmekten-vazgecsinler-1768677325.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türkiye, bölgesel güvenlik ittifakı için görüşmeler yürütüyor</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/turkiye-bolgesel-guvenlik-ittifaki-icin-gorusmeler-yurutuyor-2889</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/turkiye-bolgesel-guvenlik-ittifaki-icin-gorusmeler-yurutuyor-2889</guid>
                <description><![CDATA[SANA'da yayımlanan habere göre Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Ankara’nın bölgedeki bazı ülkelerle ortak bir güvenlik ittifakı kurmak amacıyla görüşmeler ve istişareler yürüttüğünü açıkladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://sana.sy/tr/syria-and-turkey/2278913/"><span style="color:#2980b9"><strong>SANA'da yayımlanan habere göre&nbsp;</strong>Türkiye&nbsp;</span></a>Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Ankara’nın bölgedeki bazı ülkelerle ortak bir güvenlik ittifakı kurmak amacıyla görüşmeler ve istişareler yürüttüğünü açıkladı.</p>

<p>Fidan, gazetecilere yaptığı açıklamada, Türkiye’nin Suudi Arabistan veya Mısır’la güvenlik ittifakı kurup kurmayacağına ilişkin soruya yanıt vererek, bölgedeki istikrarın ancak bölge ülkelerinin nitelikli iş birliği ortaya koymasıyla sağlanabileceğini vurguladı.</p>

<p>Bölge ülkeleri arasındaki güvensizliğin, dış güçlerin müdahalesine, terör örgütlerinin ortaya çıkmasına ve iç savaşların patlak vermesine zemin hazırladığını belirten Fidan, güvenlik konusunda iş birliği yapılması ve ortak platformlar oluşturulması gerektiğinin altını çizdi.</p>

<p>Bakan Fidan, bölge ülkelerinin birbirlerinin güvenliğini garanti altına alacak taahhütlerde bulunmasının mevcut sorunların yüzde 80’inin çözümüne katkı sağlayacağını ifade ederek, “Şu anda görüşmeler ve istişareler devam ediyor. Ancak henüz herhangi bir anlaşmaya imza atılmış değil. Cumhurbaşkanımızın vizyonu kapsayıcı, daha geniş ve daha büyük dayanışma ile istikrar üreten bir platform oluşturmak yönünde.” dedi.</p>

<p>Fidan, gün içinde yaptığı diğer açıklamalarda da Türkiye’nin bölgesel güvenlik ve istikrar konularına büyük önem verdiğini vurguladı. Bölgenin geçmişten miras kalan ve zamanla derinleşen sorunlarla karşı karşıya olduğunu hatırlattı.<br />
<br />
Kaynak link:&nbsp;<a href="https://sana.sy/tr/syria-and-turkey/2278913/">https://sana.sy/tr/syria-and-turkey/2278913/</a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 16 Jan 2026 21:04:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/01/turkiye-bolgesel-guvenlik-ittifaki-icin-gorusmeler-yurutuyor-1768587196.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Devlet Bahçeli: ABD’nin 50 parçaya ayrılacağı günler emin olunuz uzak değildir.</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/devlet-bahceli-abdnin-50-parcaya-ayrilacagi-gunler-emin-olunuz-uzak-degildir-2880</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/devlet-bahceli-abdnin-50-parcaya-ayrilacagi-gunler-emin-olunuz-uzak-degildir-2880</guid>
                <description><![CDATA[MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, küresel ve bölgesel gelişmelerden iç siyaset gündemine kadar geniş bir yelpazede önemli mesajlar verdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, küresel ve bölgesel gelişmelerden iç siyaset gündemine kadar geniş bir yelpazede önemli mesajlar verdi.</p>

<p>Bahçeli, konuşmasına katılımcıları selamlayarak başladı ve MHP'nin siyasetinin **doğru, tutarlı ve zamanlamasıyla örtüşen** bir çizgide olduğunu vurguladı. Siyasette zamanlamanın önemine dikkat çeken Bahçeli, "Doğru siyaset yanlış zamanda beyhude çabadır, doğru zamanda yanlış siyaset ise ham hayaldir" ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>&nbsp;<br />
Küresel Sistem ve ABD Eleştirisi</strong><br />
<br />
Konuşmasının önemli bölümünü uluslararası gelişmelere ayıran Bahçeli, ABD Başkanı Trump'ın uluslararası hukuku hiçe sayan tutumunu sert biçimde eleştirdi. Trump'ın açıklamalarını "dünyanın çivisinin çıktığının göstergesi" olarak niteleyen Bahçeli, ABD'nin küresel çeteleşmeyi savunduğunu, uluslararası hukukun ölümcül darbeler aldığını savundu.</p>

<p>* Venezuela'yı "test alanı" olarak gördüğünü,<br />
* NATO üyesi Danimarka'ya bağlı Grönland'a yönelik tehditlerini,<br />
* ABD'nin emperyalist politikalarının dünyayı ateşe sürüklediğini belirtti.</p>

<p>Bahçeli, <strong>"19. yüzyılda Osmanlı'ya hasta adam diyenler bilsin ki, bugünün gerçek hasta adamı ABD'dir"</strong> diyerek, ABD'nin içten çürüdüğünü ve parçalanma sürecine girdiğini ifade etti. Dünyanın çok kutuplu bir yapıya evrildiğini vurgulayan Bahçeli, Türkiye'nin küresel güç olma hedefini Selçuklu'dan miras çift başlı kartal vizyonuyla yeniden hayata geçirmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Suriye, Halep ve Terör Örgütleri<br />
Halep'teki çatışmalara geniş yer veren Bahçeli, SDG/YPG'yi sert biçimde eleştirdi:</p>

<p>* "SDG/YPG yanlış üstüne yanlış yapmıştır",<br />
* Mazlum Abdi'yi "Siyonizm'in yandaşı, İsrail'in kuklası" olarak tanımladı,<br />
* PKK'nın feshedildiği gibi SDG/YPG'nin de aynı akıbete uğraması gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Sözlerini 15 Ocak 2026 tarihinde idrak edilecek Miraç Kandili dolayısıyla tebriklerle tamamlayan Bahçeli, "Huzurun, Süper Güç Türkiye'nin ve milli birlik ile kardeşliğin miracına hep birlikte yükselelim" temennisinde bulundu.</p>

<p>Bahçeli, konuşmasını "Türkiye var oldukça, Türk milleti emrinde ve hizmetinde olacağız. Terörsüz, güçlü, müreffeh bir Türkiye'yi Cumhur İttifakı olarak mutlaka inşa edeceğiz" sözleriyle noktaladı.<br />
<br />
<strong>Devlet Bahçeli'nin açıklamasının tam metni şöyle:</strong></p>

<p>Değerli Milletvekili Arkadaşlarım,</p>

<p>Muhterem Hanımefendiler, Beyefendiler,</p>

<p>Basınımızın Değerli Temsilcileri,</p>

<p>Bu haftaki grup toplantımızın başında hepinizi hürmet ve muhabbetle selamlıyor, en iyi dileklerimi sunuyorum.</p>

<p>Yurt içinde ve yurt dışında; televizyon ekranlarından, radyo kanallarından, sosyal medya platformlarından bugünkü toplantımızı takip eden tüm vatandaşlarımızı,</p>

<p>Gönül ve kültür coğrafyalarımızda haysiyetli ve hakikatli bir hayatın mücadelesini veren bütün kardeşlerimizi saygı ve sevgiyle selamlıyor, hepsine sağlıklı, başarılı ve huzurlu bir ömür diliyorum.</p>

<p>Mustafa Kemal Paşa, Erzurum Kongresi günlerinde Mazhar Müfit Kansu’ya ağyarını mani efradını cami bir tespitte bulunarak şunları söylemişti.</p>

<p>“Zamanında hiçbir şeyi kaçırmamak ve zamansız hiçbir şeye uzaktan yakından tevessül etmemek başlıca dikkatimizi teşkil etmelidir.”</p>

<p>Hayatın ve siyasetin olağan veya olağanüstü akışında şayet zamanlama hatasına düşülürse, şayet fikir ve şuur yoksunu adımlar birbirine eklemlenip ilerleyiş kaydederse varılacak yer her zaman meçhulün ve muammanın çukur dibi olacaktır.</p>

<p>Daha önceki konuşmalarımda değindim gibi, siyasetin doğruluğu kadar zamanın da doğru olması gerekmektedir.</p>

<p>Doğru siyaset yanlış zamanda sadece beyhude bir çabadır.</p>

<p>Doğru zamanda yanlış siyaset sadece ham bir hayalin peşinde oyalanmaktan ibarettir.</p>

<p>Şu hususu memnuniyetle ifade edebilirim ki, Milliyetçi Hareket Partisi’nin siyaseti doğrudur, mücadelesi doğrudur, duruşu doğrudur, ilkeleri doğrudur, ülküsü doğrudur, bununla birlikte içinde bulunduğumuz zaman tatbik ettiğimiz siyasetle de tutarlıdır, dengelidir ve örtüşmektedir.</p>

<p>Mantık süzgecinden geçmemiş, feraset imbiğinde damıtılmamış, samimiyet sınavını verememiş, vatanseverlik ve milletseverlik barajından geçememiş bir siyaset biçimi gerçek manada siyaset değildir, insanımıza da hiçbir hayrı dokunamayacaktır.</p>

<p>Türkiye’nin aleyhine siyaset içinde olanlar çarpacak sahil arayan dümeni kırık metruk tekne gibidir.</p>

<p>Bizim içinde bulunduğumuz gemi metruk bir tekne değil, fırtınaları yarıp geçen, dev dalgalara cesaretle direnen iman ve irade gemisidir.</p>

<p>Riskin içindeki fırsat cevherini bulmak, ufkun ötesindeki umut adasını görmek, her şeyden evvel maharettir, marifettir, son tahlilde basirettir.</p>

<p>Basiret yoksunu bir siyaset zihniyeti pek çok badire ve belaya çanak tutacak, ortam açacak, davetiye çıkaracaktır.</p>

<p>Dikkat edilmesi, uyanık olunması gereken önemli tehlike de budur.</p>

<p>Basiret, hayatı ve siyaseti doğru okumaktır.</p>

<p>Başka bir ifadeyle, görünenin ve gösterilmek istenenin diğer yüzlerini ya sezgiyle ya da bilgiyle kavramak demektir.</p>

<p>Esasında hiçbir şey aşikar bir şekilde görüldüğü gibi değildir.</p>

<p>Bilerek, bularak, arayarak, aklederek, çalışarak, sabrederek, şükrederek ve idrak ederek gösterime sokulan ne varsa ardına saklanan gerçekleri tüm veçhesiyle, tüm vetiresiyle görmek mümkündür.</p>

<p>Milliyetçi Hareket Partisi ile Cumhur İttifakı’nın yaptığı ve yapacağı da budur.</p>

<p>Fikir demek hayat demektir, siyaset demektir, duruş demektir, duyuş demektir, durgunluğu aşan eylem demektir.</p>

<p>İbn-i Rüşd’e göre, fikirlerin kanatları vardır, kimse insanlığa ulaşmasını engelleyemez.</p>

<p>Hele ki, doğru bir fikrin önünde hiçbir bariyer, hiçbir duvar tutunamaz.</p>

<p>Milliyetçi-Ülkücü Hareket’in fikir ve düşünce düzeyi göz kamaştırmaktadır.</p>

<p>Bu kapsamda kalem oynatan, kelimelere ruh katan, fikir namusunu siyasi mücadelesinin omurgası yapan, deyim yerindeyse emeğiyle yüreğini birleştiren nice serdengeçti gönüller, nice münevver ve mütehassıs isimler davamızın yükselişine her saha ve zeminde hizmet etmişlerdir.</p>

<p>Huzurlarınızda Allah hepsinden ve hepinizden razı olsun diyorum.</p>

<p>Tasavvur vadisinden fiiliyat sahnesine, fikir evresinden hareket evrenine pek çok zorluğu aşa aşa geçen Türk milliyetçiliği toplum ve millet nezdinde çok büyük takdir ve sevgiye müstahak olmuştur.</p>

<p>Haklı ve haysiyet mihverine dayalı hiçbir mücadele kolay yollardan geçmemiş, ikbalin düşkünlüğünü davanın itibar ve iffet düzeyiyle değişmemiştir.</p>

<p>Pakistanlı alim, şair, filozof ve politikacı Muhammed İkbal demişti ki:</p>

<p>“Aynı gökte uçarlar; fakat karganın dünyası başka, şahinin ki başkadır.”</p>

<p>Ben de diyorum ki, kurdun dünyası başka, sırtlanın dünyası bambaşkadır.</p>

<p>İnsan muhabbet üzere yaşamalıdır.</p>

<p>Hayatın manasını kavrayabilmek için sevgi ve saygının şart olduğunu bilmelidir.</p>

<p>Sevgi, saygı, merhamet ve vicdanıyla cem olan bir insan sürünerek yaşamakla Allah rızasına müzahir yaşamayı birbirinden ayırmayı başaran insandır.</p>

<p>“Ben ben” demeyi bırakarak “bize” ulaşmayı telkin eden büyük şairimiz Bahtiyar Vahapzade’nin “Bir hükme, bir fermana ben başımı eğmedim”demesi ayrılığa, haksızlığa ve milli birliğin kopuşuna bir nevi meydan okumasıdır.</p>

<p>Milliyetçi Hareket Partisi’nin mütemayiz gayesi benlerden oluşan muazzam çokluğu biz kalıbında birleştirmek; bunu da sevgi, saygı, empati, anlayış, hoşgörü, karşılıklı anlayış ve kaynaşmayla gerçekleştirmektir.</p>

<p>14’üncü yüzyılda yaşamış olan meşhur seyyah İbn-i Battuta klasikleşmiş eserinde, Anadolu’da Ahi zaviyelerinde yapılan toplantı ve ayinlerde herkesin külahını önüne koyarak oturduğunu yazmıştır.</p>

<p>Biz de şapkamızı önümüze koyup nokta zamanla akan zaman arasındaki gelişmeleri dosdoğru şekilde ele almak, gerekirse de fincancı katırlarını ürkütmek amacındayız.</p>

<p>Doğru neyse onu konuşmalıyız.</p>

<p>Üstelik eğmeden, bükmeden, kılı kırk yaran tecrübi akıl ve ahlakın merceğinden karşımızdaki meseleleri dürüstçe okumalıyız.</p>

<p>Aziz Dava Arkadaşlarım,</p>

<p>Değerli Hanımefendiler, Beyefendiler,</p>

<p>Yapılan bilimsel araştırmalara göre, ilk insanın 3 milyon yıl önce, düşünen ilk insanın 1 milyon yıl önce, çağdaş tipte düşünen ilk insanın da 200 bin yıl önce ortaya çıktığı iddia edilmektedir.</p>

<p>Buna rağmen süreklilik içinde devam eden çalışmalar bu tarihlerin çok daha eskiye dayandığını da göstermektedir.</p>

<p>Bizim konumuz kesintisiz devam edegelen mezkur tartışmaların doğruluğu veya yanlışlığı üzerine akıl ve fikir yürütmek değildir.</p>

<p>Anladığımız ve gördüğümüz asıl açmaz, asıl çarpıklık şudur:</p>

<p>İnsanlık iki müessir ve mütemadi sorunu asla çözememiştir:</p>

<p>Birincisi, birlikte yaşamak sorunu; diğeri de bağlayıcı, ahlaki, temel değer ve kurallara dayalı uluslararası düzen kurmak sorunudur.</p>

<p>Meşhur bir filozofun 19’uncu yüzyıldaki şu sözü de bu iki sorunla mündemiçtir.</p>

<p>Buna göre, insanlığın iki temel sorunu vardır: Birisi adaletsizlik, ikincisi de anlamsızlıktır. Adaletsizliğe karşı hukuk, anlamsızlığa karşı da sanat bulunmuştur. Ne var ki ne insan hukuka, ne de sanat insana ulaşabilmiştir.</p>

<p>1975 yılından buyana dünyadaki çatışmaları inceleyen ve İsveç’te kurulu bulunan Uppsala Çatışma Verileri Programı’na göre günümüzde orta veya büyük ölçekteki çatışma ve savaşların toplam sayısı dünya genelinde 185’e tırmanmıştır.</p>

<p>Bu tablo insanlık namına uyarıcı, kaygılandırıcı ve ürperticidir.</p>

<p>Yaklaşık beş milyar insan huzursuzluk sarmalında, çatışma ve savaşların odağındadır.</p>

<p>ABD Başkanı Trump’ın geçtiğimiz günlerde basına verdiği demeçte söylediği sözler çivisi çıkan, kaosun pençesine düşen dünyanın hali pür melalinden başka bir şey değildir.</p>

<p>Bir gazetecinin, “küresel yetkilerinizin herhangi bir kısıtlaması var mı?” sorusuna Trump’ın verdiği cevap aynısıyla şudur: “Kendi ahlakım, kendi aklım. Ben durdurabilecek tek şey bu. Uluslararası hukuka ihtiyacım yok.”</p>

<p>Öncelikle bir sorunun cevabı üzerine düşünmemiz lazımdır:</p>

<p>Devlet mi hukukun ürünü, yoksa hukuk mu devletin sonucudur?</p>

<p>Siyaset ve hukuk felsefecileri bu soruya çok kafa yormuşlardır.</p>

<p>Hukuku yapanlarla siyaseti yapanlar, hukuku yapanlarla hayatın rotasını çizenler aynıdır.</p>

<p>Bizim tarih, kültür ve fikir koordinatlarıyla söyleyecek olursak; hukuk, devlet olma halinin mahsulü; devlet de hukukun ve adalet ruhunun mütemmim cüzüdür.</p>

<p>Hukuku yapan devlet, eğer hukuka uymaz, hukuku çiğnerse çeteden, organize suç örgütlerinden hiçbir farkı kalmayacaktır.</p>

<p>Buradan hareketle diyebiliriz ki,</p>

<p>Mevcut ve mahut haliyle uluslararası hukukun aldığı ölümcül darbeler küresel mahiyette çeteleşmeyi, devlet altı yapıları, gücü yeten yetene mantığını yaygınlaştıracak, ezcümle korkunç bir durumu yeni ve yıkıcı bir normal olarak tescilleyecektir.</p>

<p>ABD Başkanı’nın savunduğu küresel çeteleşmedir, vandallığın taltifidir, şiddete ve silaha dayanan siyasetin kıtaları, coğrafyaları gayri ahlaki, gayri hukuki ve zorbaca abluka altına almasıdır.</p>

<p>Küresel kurum ve kuruluşlardan kademeli olarak çekilen ABD’nin dünyayı ateşe sürüklediği, insanlığın sonunu hazırladığı, kıyamet senaryolarına ilkel bir inanç ve politik dağılma eşliğinde refakat ettiği artık inkarı çok zor bir gerçek olarak karşımızdadır.</p>

<p>Bugünkü dünya tablosunda demokrasi ne arada, ne arafta, ne de raftadır; maalesef hepten kayıp, hepten yok hükmündedir.</p>

<p>Bugünkü dünya tablosunda özgürlükler, insan hakları, insani miras ve değerler hazinesi emperyalizmin hücumuna uğramış, vahşi batı eliyle tahrip ve yağma dönemi başlamıştır.</p>

<p>Dizginlenmeyen hırslar, fren tutmayan ihtiraslar insan aklının önüne geçmiştir.</p>

<p>Dip akıntı halinde asırlardan beri devam eden bölüşüm, paylaşım ve hakimiyet kavgaları geldiğimiz bu aşamada ulu orta yapılır olmuştur.</p>

<p>Petrol, doğal gaz, değerli maden ve mineraller çatışmaların, savaşların ve aşırı gerilimlerin hem vasıtası hem de motivasyonu haline gelmiştir.</p>

<p>Buna su kaynaklarına erişim yollarındaki tıkanıklıklar da ilave edildiği takdirde dünyada aklıselim tamamen kaybolacaktır.</p>

<p>Uyarıyorum, herkesi sağduyuya davet ediyorum; yaşadığımız çok vektörlü, çok matrisli, çok parametreli cepheleşmelerin aynısına birinci ve ikinci dünya savaşları öncesinde de tesadüf edilmiştir.</p>

<p>Ve bu savaşların olağanüstü tesirleri günümüze kadar devam etmiş, halen de etmektedir.</p>

<p>Akıl ve vicdan köprüsü yıkılan Trump’ın zincirleme çılgınlıkları, günbegün yayılan fütursuzluk ve pervasızlıkları dünyayı karanlık bir uçurumun kenarına kadar sürüklemiş durumdadır.</p>

<p>İnsanlığın topyekûn yeni bir savaşa girmesi, dahası bunun nükleer silahlarla tahkiminin yapılması, ayrıca yönlendirilmiş enerji silahlarının, mikrodalga veya lazer ışınlarıkullanılarak hedeflerini etkisizleştiren silahların da kullanılması halinde olabilecekleri düşünmek bile korkunçtur.</p>

<p>Venezuela komplosu yalnızca bir testtir ve böylelikle tepkiler ölçülmüş, yakın geleceğin stratejik analizleri yapılmıştır.</p>

<p>Şimdi sırayı bir NATO üyesi olan Danimarka’ya bağlı Grönland almıştır.</p>

<p>Trump’ın, “bu sorunu ister nazikçe, ister sertçe çözeceğiz”, açıklaması yangına körükle giden bir sorumsuz ve şuursuzun dayatmasından başka bir şey değildir.</p>

<p>Bir NATO üyesi ülkenin hakimiyetindeki topraklara bir başka NATO üyesi ülkenin çökme ve işgal planı nasıl tarif ve tevil edilecektir?</p>

<p>Bu şartlar altında NATO’nun değer ve hükmünden, ahlaki ve hukuki bağlayıcılığından samimiyetle bahsetmek akla ve mantığa sığacak mıdır?</p>

<p>Tek taraflı ve bağnaz şekilde; istedim, öyle düşündüm, alacağım, yapacağım, vuracağım, yargılayacağım demek hür dünyaya rest çekmek, haydi yüreğiniz yetiyorsa gelin de savaşalım demek anlamına gelmeyecek midir?</p>

<p>Allah için söyleyiniz, ABD’nin fiilen üstlendiği küresel jandarmalık pozisyonunda beşeriyet aç hürler, tok esirler mevkiinde görülmeyecek midir?</p>

<p>Gerçi 1946 yılında dönemin ABD Başkanı Truman’ın, yine dönemin Danimarka Dışişleri Bakanı’na yaptığı ahlaksız teklif emperyalizmin dönen çarkında işin özünde pek bir değişiklik olmadığına da işaret etmektedir.</p>

<p>O zaman Truman 100 milyon dolar altın karşılığında Grönland’ı satın almak istemiş, teklif Danimarka yönetimi tarafından reddedilmiştir.</p>

<p>Bunun yanı sıra Küba’ya sözde özgürlük getirmenin, Kolombiya’yı cezalandırmanın, Panama ve Kanada üzerinde hak iddiasının, İran’ı vurmanın aleni hesap ve hedefiyle meşgul olan ABD’nin küresel yok oluştan önce kendi sonunu hazırladığı da ortadadır.</p>

<p>Küresel konvansiyonel savaş tehdidi ciddi düzeydedir.</p>

<p>Türkiye olarak her ihtimali sıfır hatayla ele almak, yüksek bir öngörüyle değerlendirmek, nitekim buna muvafık siyasi, askeri ve ekonomik tahkimatı sabır ve sebat içinde yapmak artık vatan, millet ve bekanın şerefidir.</p>

<p>19’uncu yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu’na hasta adam yaftası vurmuşlardı.</p>

<p>Bugünün dünyasında gerçek hasta adam Amerika Birleşik Devletleri’dir.</p>

<p>İçeriden çürümüş, büyük oranda insan kalitesini yitirmiş, anlam ve varlık nedenini kaybetmiş toplum yapısına sahip olan ABD’nin kristal vazo gibi 50 parçaya ayrılacağı günler emin olunuz uzak değildir.</p>

<p>Bu ülkenin Siyonist haydutluğa verdiği ve kumanda odası evenjelizmin felaket senaryolarıyla teçhiz edilmiş desteğini diri tutabilmek için Latin Amerika ve Ortadoğu’nun enerji kaynaklarını sömürme planı elbette son çırpınışlardır.</p>

<p>Dünya ABD ve İsrail’den müteşekkil değildir.</p>

<p>Birleşmiş Milletlere üye diğer 191 ülke meydanın boş olmadığını göstermelidir.</p>

<p>Siyonizm’in atına binen nevzuhur kovboylar mutlaka bu attan düşerek ineceklerdir.</p>

<p>Milletleri kendi coğrafyalarında, kendi beşeri ve ekonomik kaynaklarından vazgeçmeye zorlama siyasetinin yeni ismi Donroe doktrinidir.</p>

<p>Tek kutuplu dünya tamamen istisna bir dönemin ürünüdür.</p>

<p>Yeni kutupların doğduğu günümüzde kaybedeceğimiz zaman yoktur.</p>

<p>Başkalarının senaryolarında oyalanacak vaktimiz yoktur.</p>

<p>Dünyanın mazlum ülkeleri ve yardım eli bekleyen insanlık umut aramaktadır.</p>

<p>Asırlar öncesinde olduğu gibi devletimizin küresel güç olması yine hedefimizdir.</p>

<p>Böylesi bir uyanış ve silkiniş, hürriyete, paylaşmaya, hakkaniyete hasret insanlık için Türkiye’mizi bir kutup başı yapacaktır.</p>

<p>Bunu yapmanın yolunu bir konuşmamda da belirtmiştim.</p>

<p>Selçuklu devletinin bayrağında iki yöne bakan çift başlı kartaldan Osmanlı’ya ve Cumhuriyet’e miras kalan stratejik vizyon hepimize rehber olmalıdır.</p>

<p>Bu, bir pençesi batıyı, bir pençesi doğuyu kavramış ve üç kıtada muazzam bir coğrafyayı koruyucu kanatları altına almış kartaldır.</p>

<p>Söz konusu mukadderatla perçinli mirastan doğan ay yıldız jeopolitiğinin önü sonuna kadar açıktır.</p>

<p>Dünyanın Türkçe okunacağı böylesi bir hakimiyet ise asla saldırgan, sömürücü, baskıcı olmayacaktır.</p>

<p>Adil, hoşgörülü, paylaşımcı olacak; saygı duyulacak, dostluğu da her zaman ve zeminde aranacaktır.</p>

<p>Bunu görmek isteyenlerin Anadolu coğrafyasındaki bin yıllık tarihimize bakmaları yeterlidir.</p>

<p>Ancak bu yüksek ülküler özel hasletler gerektirir ve buna ulaşmanın yolu,</p>

<p>Dünyadaki gelişmeleri doğru okuyabilen bir görüş derinliğinden,</p>

<p>İnsanlığın yaşadığı ahlak ve değer buhranını analiz eden manevi olgunluktan,</p>

<p>Mazlum toplumlara ait emek, değer ve kaynakların nasıl sömürüldüğünü gören sorgulayıcı bakıştan,</p>

<p>Beşeriyeti bir rakip gibi değil, Allah’ın emaneti bir kutlu paylaşma vasıtası olarak yorumlayan adalet duygusundan,</p>

<p>Ve bunları akıl, sabır, vizyon, bilgi, dikkat ve sevgi ile oluşacak bir terkibin aramızda filizlenmesinden geçecektir.</p>

<p>Değerli Arkadaşlarım,</p>

<p>İran’da para birimi riyalin rekor düzeyde değer kaybetmesinin ardından başkent Tahran’daki Tarihi Kapalı Çarşı esnafının 28 Aralık 2025 tarihinde başlattığı protestolar 16’ncı gününde kitleselleşerek ülke geneline yayılmıştır.</p>

<p>Bu anlattığım madalyonun bir yüzüdür.</p>

<p>Diğer yüzü ise İran’a yönelik organize ve çok aktörlü istihbarat ve emperyalist provokasyonlar, kumpas ve tertiplerdir.</p>

<p>Mühim olan, dikkatle tefrik ve tefsir edilmesi gereken de bu yüzdür.</p>

<p>İran’daki şiddet olaylarında çok sayıda kişi hayatını kaybetmiştir.</p>

<p>Hem olan hem de olması gereken siyasi gerçekliğe bakarak diyebilirim ki, İran’ın huzursuzluğu, İran’ın bölünmüşlüğü, İran’ın sancı içinde kıvranması Türkiye’yi ve bölge ülkelerini her açıdan tehdit etmektedir.</p>

<p>Komşu ülke İran’ın siyasi ve toprak bütünlüğü, iç barış, istikrar ve huzur iklimi Türkiye için hayat memat konusudur.</p>

<p>Hangi mihrakların devrede olduğunu, hangi planların uygulamaya geçildiğini, nasıl bir İran’ın hedeflendiği parkta oynayan çocuklara sorsak onlar bile itiraf ve ifade edeceklerdir.</p>

<p>Buzdağının yalnızca görünen kısmına değil, su altında kalan bölümüne bakmak lazımdır.</p>

<p>İran’a neşter vuran, İran’ı felç etmek için örtülü operasyon yapan; siyasi, askeri ve ekonomik tehditlerle köşeye sıkıştırmaya çalışan mihrakların hüviyetleri belli, habis ve hayasız hedefleri bilinmektedir.</p>

<p>Tehdit son derece tanıdık ve yakındır.</p>

<p>Gezi Parkı olaylarıyla İran’daki malum olaylar arasındaki benzerlikler üzerine dikkatle düşünmenizi özellikle temenni ediyorum.</p>

<p>ABD ve İsrail’in, İran’a karşı saldırı pozisyonuna geçmesi, doğrudan müdahale amacıyla ülkenin daha da karışmasını gözlemeleri, daha doğrusu karıştırılmasını temin etmeleri az evvel bahsettiğim küresel konvansiyonel savaşa bir adım daha yaklaşmaktır.</p>

<p>İran’daki olaylara siyasi, ahlaki, inanç, kültür ve komşuluk bağları gereğince mutlaka karşı durulmalı, karşı çıkılmalıdır.</p>

<p>Üzerinde yaşadığımız coğrafyanın Siyonist ve emperyalist kuşatma ve kurcalamayla alt üst edilmesi, etnik ve mezhebi fay hatlarının kırılarak husumet mevzilerinin çok daha güncellenip güçlenmesi hepimizin aleyhine olacaktır.</p>

<p>Bu nedenle gün bir ve beraber olma günüdür.</p>

<p>İran Türklüğünün olaylara soğuk ve mesafeli tavrı da ayrıca değerli ve tebrike layıktır.</p>

<p>İran halkı emperyalizmin köstebek lider projesine ve siparişine müsaade etmeyecektir.</p>

<p>İran’daki traktörler de herhangi bir dış bağlantılı dayatmanın ve dalaverenin bozuk tarlasını sürmeye, böylesi bir şer oyuna alet olmaya, sonucu çok tehlikeli olan istikrarsızlığa çanak tutmaya yanaşmayacak, hiçbir yanlışa ortak olmayacak, hiçbir mütecaviz girişime kalkışmayacak, emperyalizmin taşeronu olmaya heves etmeyecek, gündeme bile almayacaktır.</p>

<p>Bakınız, Suriye’nin orasına burasına yuvalanan Siyonist alçaklık suyu bulandırmak, iç bütünlüğü yıkmak, iç bölünmeleri kışkırtmak için her yola tevessül ve teşebbüs halindedir.</p>

<p>Halep’in Eşrefiye ile Şeyh Maksut mahallerini içine alan çatışmalar her açıdan düşündürücüdür.</p>

<p>SDG/YPG yanlış üstüne yanlış yapmıştır.</p>

<p>Halep oradaysa arşının Şam’da olduğu netleşmiştir.</p>

<p>Trump ise ayaküstü bunları satmıştır.</p>

<p>Şu gerçeği tekrar vurgulamakta yarar olacaktır:</p>

<p>PKK’nın örgütsel varlığı feshedilmiş, silahlar bırakılmıştır.</p>

<p>Bu terör örgütünün uzantısı olan SDG/YPG’nin de akıbeti aynı olmalıdır.</p>

<p>Bizim için yegane geçerli olan İmralı’nın 27 Şubat çağrısı barışa ve kucaklaşmaya davettir, üstelik bölücü terör örgütünün bütün yapılarını bağlamaktadır.</p>

<p>SDG/YPG bundan bağımsız değildir, olması da mümkün değildir.</p>

<p>Görünen gerçek aynısıyla şöyledir:</p>

<p>Özellikle Mazlum Abdi isimli terörist Siyonizm’in yandaşıdır, İsrail’in kuklasıdır, PKK’nın kurucu önderliğine saygısız ve sadakatsizdir.</p>

<p>Hiç kimse, bilhassa DEM Parti Halep’te Kürt kardeşlerimize saldırıldığını, kanlarının döküldüğünü söyleyemez, söylese bile bunun inandırıcılığından bahsedilemez.</p>

<p>Kürt kardeşlerimizin kanı bizim kanımızdır, acısı bizim acımızdır.</p>

<p>Halep’te sivilleri canlı kalkan yapan, masumların arkasına saklanan, onları ölüme sürükleyen SDG/YPG’dir.</p>

<p>Çok şükür Suriye ordusu sivilleri sabırla ve tam tekmil halinde tahliye etmeyi başarmış, onların kılına bile dokunmamıştır.</p>

<p>DEM Parti yetkililerinin “Türkiye’yi uyarıyoruz” diyerek başlayan söz ve açıklamaları, SDG/YPG’yi aklama ve arkalama niyetleri hakikaten çok üzücü ve sorunlu bir dildir.</p>

<p>Terörsüz Türkiye’nin adım adım gerçekleştidiği bir süreçte her türlü fedakarlık yapılıyorken birden bire Halep gerekçesiyle sokaklara dökülmek, sivri dile saplanıp kalmak, Diyarbakır’dan İstanbul’a kadar meseleyi bağlamından koparıp istismar etmek hiç kimseye bir şey kazandırmayacaktır.</p>

<p>Bilinmelidir ki, Türk’ün kanı Kürt’e, Kürt’ün kanı da Türk’e haramdır.</p>

<p>Çünkü biz kardeşiz, biz kader ve keder ortağıyız.</p>

<p>SDG/YPG’nin Ankara’ya davet edilip müzakere edilmesini istemek ya aceleye getirilmiş bir açıklama veya meseleyi kavrayamayan ve gerçekleri göz ardı eden bir akıl tutulmasıdır.</p>

<p>İsrail’in güdümündeki terör örgütüyle pazarlık nasıl olacaktır?</p>

<p>Türkiye Cumhuriyeti böylesi bir zillete nasıl onay verecektir?</p>

<p>Muhatap bellidir, PKK’nın kurucu önderinden başkası asla değildir.</p>

<p>DEM Parti’nin Türkiye partisi olma yönündeki demokratik ve dengeli mücadelesini görmekle beraber, eski hastalıkların tekrar ve zaman zaman bir kez daha nüksetmesinin sorumluluk ahlakıyla çatışacağını düşünüyorum.</p>

<p>Hatırlatmam maruz görülsün, fakat bu parti Türkiye’nin partisidir ve bu haliyle Türkiye’ye parmak sallaması asla ve kata meşru, masum ve makul görülemeyecektir.</p>

<p>Halep’te sükûnetin tesisi sevindirici bir gelişmedir.</p>

<p>Suriye’nin siyasi ve toprak bütünlüğü muhakkak korunmalıdır.</p>

<p>SDG/YPG’nin muhatabı Suriye Cumhuriyeti devletidir, nihayet 10 Mart Mutabakatının zamanı dolsa da karşılıklı uzlaşma, yapıcı görüşme ve müzakerelerle İmralı’nın da çağrısı olan entegrasyon süreci tamamlanmalıdır.</p>

<p>Tarih ve coğrafyayı birbirine bağlayarak barış kuşağının sıcaklığı milletimizin ve bölge halklarının bahtını ve yolunu açacaktır.</p>

<p>İnancımız, irademiz, ümidimiz ve hedefimiz de bu şekildedir.</p>

<p>Uyuyan vicdanları deyim yerindeyse çekiç darbeleriyle uyandıracağız.</p>

<p>Çoğulcu cehaletin tutsağı olanları mutlaka aydınlatıp ikna edeceğiz.</p>

<p>Türk’ün kaderi Kürt, Kürt’ün kaderi Türk’tür diyeceğiz.</p>

<p>Eli silahlı, eli kanlı, vicdanı lekeli, kalbi nasırlı teröristleri aramızdan çekip çıkaracağız.</p>

<p>Türkiye’mizin ve bölgemizin telafisi mümkün olmayan bir yıkıma sürüklenmesini önlemek hepimiz için milli bir görevdir.</p>

<p>Herkes üstüne düşen sorumluluğu, siyasi hesapları bir kenara bırakarak yerine getirmelidir.</p>

<p>Biz herkesi Türk milletinin vazgeçilmez bir evladı olarak görüyoruz.</p>

<p>Milliyetçi Hareket Partisi milletimizin her evladına kapısını açıyor.</p>

<p>Bu topraklara vatanım diyen herkese ocağını açıyor.</p>

<p>Bu insanlara milletim diyen herkese kucağını açıyor.</p>

<p>Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı, bu bayrak benim, bu ülke benim diyen herkese gönlünü açıyor.</p>

<p>İçinden geçtiğimiz hassas ortam tahrik ve kışkırtmalara açıktır ve müsaittir.</p>

<p>Bu nedenle önümüzdeki süreç dikkat, sağduyu ve akıl gerektirmektedir.</p>

<p>Türk milleti müsterih olsun.</p>

<p>Gönlünü geniş tutsun.</p>

<p>Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı çatışma için değil, kardeşlik için vardır.</p>

<p>Ancak, milli varlık tehlikeye düşerse gereğini yapmaya da hazır olduğumuz kesinlikle unutulmamalıdır.</p>

<p>Bayrağın gönderden indiği yerde,</p>

<p>Bin yıllık kardeşliğin katledilmek istendiği anda;</p>

<p>Maldan, mülkten ve candan vazgeçmeyen bin kere namerttir.</p>

<p>Bu bizim Türk tarihine olan şeref borcumuzdur.</p>

<p>Türk milletine olan namus borcumuzdur.</p>

<p>Bu vatan sahipsiz değildir.</p>

<p>Bu aziz millet çaresiz değildir.</p>

<p>Bozgunculara, yıkıcılara fırsat vermeyeceğiz.</p>

<p>İstismarcılara itibar etmeyeceğiz.</p>

<p>Tahrik ve tertiplere dikkat edeceğiz.</p>

<p>Tek bir ses, tek bir nefes olacağız.</p>

<p>Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı Türkiye için vardır.</p>

<p>Türk milletinin birliği, kardeşliği ve mutluluğu için vardır.</p>

<p>Türkiye var olduğu sürece, Türk milletinin emrinde ve hizmetinde olacağız.</p>

<p>İhanetlere karşı dikkat edeceğiz.</p>

<p>Fitnelere karşı uyanıklık göstereceğiz.</p>

<p>İstismara karşı temkinli olacağız.</p>

<p>Tahriklere ise sabır, şuur ve azimle karşı koyacağız.</p>

<p>Türk milleti ilelebet var olacaktır.</p>

<p>Çünkü kendisini onun bekasına adamış sevdalıları vardır ve buradadır.</p>

<p>Terörsüz Türkiye hedefi, barış ve huzurla, demokrasi ve hürriyetle, sulh ve sükunla, kalkınma ve refahla, kaynaşma ve kardeşlikle bir ve aynıdır.</p>

<p>Ve bu hedefe and olsun ulaşılacaktır.</p>

<p>Başaracağız, yapacağız, yeni yüzyılın ikinci çeyreğinde huzurlu, güçlü, müreffeh, muasır bir Türkiye’yi Cumhur İttifakı olarak mutlaka inşa edeceğiz.</p>

<p>Ahlak kuyularımıza zehir katanları affetmeyeceğiz.</p>

<p>Büyüklük taslayan küçük insanları unutmayacağız.</p>

<p>Her şey Türkiye içindir, herkes eşittir Türkiye’dir diyeceğiz.</p>

<p>Muhterem Arkadaşlarım,</p>

<p>Sözlerime son vermeden önce 15 Ocak’ta idrak edeceğimiz Miraç Kandili münasebetiyle; sizlerin, aziz milletimizin, Türk-İslam aleminin miraç gecesi şimdiden mübarek olsun diyorum.</p>

<p>Huzurun miracına hep birlikte yükselelim.</p>

<p>Süper güç Türkiye’nin miracına hep birlikte erişelim.</p>

<p>Milli birlik ve kardeşliğin miracında hep birlikte el ele verelim.</p>

<p>Diğer yandan altını kalın bir şekilde çizerek ifade etmeliyim ki, emeklilerimizin derdi derdimiz, beklentileri beklentimizdir.</p>

<p>En düşük emekli maaşı alan ve sayıları yaklaşık 5 milyona yaklaşan kardeşlerimizin sosyal ve ekonomik durumlarını iyileştirmek için gerekirse elimizi değil gövdemizi taşın altına koymalıyız.</p>

<p>Onlar üzülürken bizler rahat olamayız.</p>

<p>Onları sefalet ücretine değil en azından insanca yaşayabilecekleri bir seviyeye taşımalıyız.</p>

<p>Emeklilerimizin sonuna kadar yanındayız, hepsine hürmetlerimizi sunuyoruz.</p>

<p>Bu düşüncelerle yüksek heyetinizi hürmetle selamlıyor, başarılarla dolu bir hafta geçirmenizi diliyorum.</p>

<p>Sağ olun, var olun, Cenab-ı Allah’a emanet olun.<br />
<br />
Kaynak:<a href="https://x.com/MHP_Bilgi/status/2010990604449161713">https://x.com/MHP_Bilgi/status/2010990604449161713</a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 13 Jan 2026 15:41:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/01/devlet-bahceli-abdnin-50-parcaya-ayrilacagi-gunler-emin-olunuz-uzak-degildir-1768309373.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Semih Yalçın: NATO konsepti çökmüştür!</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/semih-yalcin-nato-konsepti-cokmustur-2868</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/semih-yalcin-nato-konsepti-cokmustur-2868</guid>
                <description><![CDATA[Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Prof. Dr. E. Semih Yalçın, ABD Başkanı Donald Trump'ın son dönemdeki hamlelerini sert bir dille eleştirdiği yazılı açıklamasında,özellikle  NATO'nun işlevsiz hale geldiğini belirterek, "NATO konsepti çökmüştür" ifadesini kullandı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Prof. Dr. Edip Semih Yalçın, ABD Başkanı Donald Trump'ın politikaları nedeniyle NATO'nun geleneksel güvenlik mimarisinin fiilen dağıldığını belirterek, Türkiye'nin kendi ayakları üzerinde durması gerektiğini vurguladı.</p>

<p><strong>Yalçın'ın açıklamasında öne çıkan noktalar şöyle:</strong></p>

<p>- ABD'nin Venezuela'ya yönelik operasyonu ve Devlet Başkanı Nicolás Maduro'nun esir alınmasını <strong>"modern korsanlık"</strong> olarak niteleyen Yalçın, Trump'ı<strong> "çağdaş Kara Korsan"</strong> olarak tanımladı.<br />
<br />
- ABD'nin Grönland üzerinden <strong>NATO üyesi Danimarka'yı </strong>tehdit etmesini örnek gösteren Yalçın, bu durumun ittifakın temellerini sarstığını savundu.<br />
<br />
- "ABD’nin gözüne kestirdiği yerlere çökme planları yüzünden, <strong>NATO konsepti çökmüştür.</strong> NATO güvenlik mimarisi dağılmıştır. Anlı şanlı NATO’nun müessiriyeti, caydırıcılığı ve dayanışması, askerî masallarda kalmıştır" diyen Yalçın, topyekûn savaş tehlikesinin hiç olmadığı kadar yakın olduğunu ifade etti.<br />
<br />
- Uluslararası kurumların <strong>(özellikle BM'nin) </strong>sessiz kaldığını belirten Yalçın, diplomasinin yerini <strong>"Trumplomasi"</strong>nin aldığını ve artık "gücü gücü yetene" anlayışının hakim olduğunu vurguladı.</p>

<p>Yalçın, bu gelişmelerin Türkiye için önemli dersler içerdiğini belirterek,<strong> ülkenin bağımsızlığını </strong>güçlendirmek adına savunma sanayii ve iç barış başta olmak üzere kendi kendine yetebilen bir yapıya kavuşması gerektiğini, hatta nükleer program başlatmasının elzem olduğunu savundu.</p>

<p><br />
<br />
<strong>SEMİH YALÇIN'IN AÇIKLAMASININ TAM METNİ ŞÖYLE:</strong><br />
<br />
&nbsp;</p>

<p>MHP Genel Başkan Yardımcısı&nbsp;ve&nbsp;İstanbul&nbsp;Milletvekilimiz&nbsp;Prof. Dr. E. Semih YALÇIN’ın “<strong>Türkiye ve Dünya Gündemine</strong>”&nbsp;dair yaptığı&nbsp;yazılı&nbsp;açıklama&nbsp;</p>

<p><br />
Deniz korsanlığının altın çağı olarak bilinen <strong>17. ve 18. Yüzyıllarda;</strong> Akdeniz’den Atlantik’e, Hint Okyanusu’ndan Pasifik’e kadar birçok sularda korsanlık yasaları hüküm sürmüştür.</p>

<p>Anılan asırlarda korsanlığın nam saldığı denizlerden biri de Karayipler’dir. &nbsp;</p>

<p>17. yüzyılın en önemli korsanlık olaylarının kahramanı, Karayipler’de İngiliz sömürgeciliği adına İspanyol hegemonyasını kırmak için çaba gösteren ünlü Amiral Henry Morgan’dır.</p>

<p>Henry Morgan’a,&nbsp;<strong>Kara Korsan</strong>&nbsp;unvanı verilmiştir.</p>

<p>Günümüzün<strong> Kara Korsan’ı da Donald Trump’</strong>tır.</p>

<p>Trump; devlet başkanı sıfatıyla adım attığı korsanlık ummanında, yeni bir furya başlatmıştır.</p>

<p>Donald Trump; Henry Morgan’dan devraldığı misyonu, sadece Karayipler’de değil, bütün denizlerde Amerikan hâkimiyetini sağlamak için kullanmaktadır.</p>

<p>Bağımsız ve kişisel korsanlık, Trump trendinde devletlerarası korsanlığa evrilmiştir.&nbsp;</p>

<p><strong>ABD bundan böyle en büyük korsan devlettir.</strong></p>

<p>Korsan devlet eylemlerinin bölgesel örneklerinden birini de ABD’nin Ortadoğu tayfası İsrail vermektedir.</p>

<p>Artık uluslararası hukuk normları fiilen ortadan kalkmış, dünya çok tehlikeli bir sürece girmiştir</p>

<p>Bundan sonra hiçbir ülkenin bir başka ülkeye hak ihlali, egemenlik, insan hakları dayatması söz konusu olamayacaktır.</p>

<p>Diplomasinin yerini,&nbsp;<strong>Trumplomasi</strong>&nbsp;almıştır.</p>

<p>Uluslararası arenada geçerli motto, kadim halk tabiriyle&nbsp;<strong>GÜCÜ GÜCÜ YETENE’dir.</strong></p>

<p>Artık hukuk dışı hâkimiyet iddiaları artacak, güvenlik ve hak ihlalleri yaygınlaşacaktır.</p>

<p>Uluslararası ilişkilerde artık beşerî hukuk ve adalet değil, eşkıyalık ve harami kanunları egemen olacaktır.</p>

<p>Venezuela Devlet Başkanı Maduro’nun, modern Kara Korsan <strong>Donald Trump’ın </strong>emriyle esir alınarak ABD’ye götürülmesi, ülke halkının iradesine vurulmuş darbe olmuştur.</p>

<p>Bu kanunsuz eylemin içyüzü şudur: Çeşitli ülkelerde gerçekleştirdiği başarısız operasyonlarla meşhur olan ABD askerleri, bu kez içeriden destek ve istihbarat alarak <strong>Maduro’yu</strong> esir alabilmiştir.</p>

<p>En yakınındakiler ve muhalifleri hem Maduro’ya hem de Venezuela’ya ihanet etmişlerdir.</p>

<p>Bağımsız bir ülkenin güvenlik ve esenliği açısından iç barış ve bütünlüğün önemi bir kez daha açık seçik ortaya çıkmıştır.</p>

<p>ABD Başkanı Trump’ın korsanlık son hamleleri,&nbsp;<strong>Terörsüz Türkiye</strong>’nin ne kadar büyük ve isabetli bir karar olduğunu gözler önüne sermiştir.</p>

<p>Böylece, Genel Başkanımız Sayın<strong> Devlet Bahçeli’nin </strong>niye avaz avaz bağırarak ve her türlü riski göze alarak&nbsp;<strong>Terörsüz Türkiye</strong>&nbsp;hamlesi başlattığı, eminiz daha iyi anlaşılmıştır.&nbsp;</p>

<p>Çağdaş korsan Donald Trump’ın hamlelerinin bir başka sonucu, zaten uzunca süredir fonksiyonunu yitirmiş durumdaki uluslararası kurum ve kuruluşların tamamen işlevsiz hâle gelmesi olmuştur.&nbsp;</p>

<p>ABD’nin korsanlığı, <strong>hukuk tanımazlığı</strong> karşısında BM suspustur.</p>

<p>BM sözcülerinin boğazı düğümlenmekte, nefesleri tıkanmaktadır.</p>

<p>İnsanlık vicdanı, yutkunma nöbetindedir.</p>

<p>ABD için sıradaki çökülecek ülkeler arasında, kendi çöplüğündeki Küba ve öteki Güney Amerika ülkelerinden sonra Grönland vardır.&nbsp;</p>

<p>Grönland’ın bağlı bulunduğu Danimarka bir <strong>NATO üyesidir </strong>ve bizzat ABD Başkanı Trump tarafından tehdit edilmektedir.</p>

<p>ABD’nin gözüne kestirdiği yerlere çökme planları yüzünden, NATO konsepti çökmüştür.&nbsp;</p>

<p>NATO güvenlik mimarisi dağılmıştır.</p>

<p>Anlı şanlı <strong>NATO’nun</strong> müessiriyeti, caydırıcılığı ve dayanışması, askerî masallarda kalmıştır.</p>

<p>Kara Korsan<strong> Trump’ın s</strong>avaş gemileri, başka ülkelerin gemilerine de el koymakta, uluslararası ticareti doğrudan tehdit etmektedir.</p>

<p>Topyekûn savaş tehlikesi, hiç olmadığı kadar yakındır.</p>

<p>Bütün bu gelişmeler, ister istemez, <strong>1962 </strong>yılında yaşanan <strong>Küba Füze Krizi</strong> sırasındaki nükleer savaş riskini hatırlatmaktadır.&nbsp;</p>

<p>O dönemde, ABD Başkanı Kennedy ile Sovyetler Birliği Devlet Başkanı<strong> Kruşçev</strong> tarafından karşılıklı atılan geri adımlarla beşeriyetin emniyet ve esenliği topun ağzından alınmıştır.</p>

<p>Sovyet Rusya Küba’daki,<strong> ABD de İtalya ve Türkiye’deki </strong>füzelerini sökmüştür.</p>

<p><strong>Bugünse nükleer silahlar, caydırıcı birer güç unsuru ve askerî koz oldukları kadar, insanlığın varlığına dönük tehdit olarak dünya gündeminin merkezindedir.</strong></p>

<p>Nükleer silaha sahip olmak, bir ülke için varlık ve güvenlik garantisi hâline gelmiştir</p>

<p>Nitekim Küba Krizi sonrasında Fransa kendi nükleer programını başlatmıştır.</p>

<p>Mevcut küresel şartlarda, Türkiye’nin de kendi nükleer programını başlatması elzemdir.</p>

<p>Esasen, bugüne kadar tabi olduğumuzu düşündüğümüz ya da peşinden koştuğumuz bütün uluslararası kural ve normlar, Batı dünyası tarafından oluşturulmuştur.</p>

<p>BM de<strong>, NATO da ABD’nin </strong>kucağında doğmuştur.&nbsp;</p>

<p>Avrupa ülkeleri de bu doğumların vaftiz törenlerine tam kadro katılmıştır. Tören kalabalığına birçok dünya ülkesi dâhil olmuştur.&nbsp;</p>

<p>ABD riyasetindeki yeni dünya düzeninin aryası, İkinci Dünya Savaşı sonrasında kilisede çalınıp söylenmiş, çan sesi ezanı da hazzanı da bastırmıştır.</p>

<p>Ne ki bugün, Batı’nın şekillendirdiği bütün beşeri değerlerin birer birer terk edildiğine, bütün insani bestelerin yok sayıldığına şahit olunmaktadır.</p>

<p>Şimdi ilhamını korsanlık ve eşkıyalık kanunundan alan yeni bir küresel ritüel tarzı türemiştir.</p>

<p>Bu ritüelin papazı da hahamı da mabedi de yoktur.&nbsp;</p>

<p>Sembolü dolar, tamtamı da silah sesidir.</p>

<p>Böylece Batı’nın yıllarca, hatta asırlarca insanlığa dayattığı insan hakları, din ve vicdan hürriyeti, bağımsızlık ve egemenlik, uluslararası hukuk, diplomasi gibi beşerî unsurların birer yutturmaca olduğu ortaya çıkmıştır.</p>

<p>Bütün bunların; sömürü düzeninin aparat ve aletleri, istismar vasıtaları olduğu anlaşılmıştır.</p>

<p>Batı dünyası için söz konusu beşerî kıymetler artık birer müstamel ayak bağı addedilmektedir.</p>

<p><strong>Emperyalizmin</strong> işine yaramadıkları için hepsi çöpe atılmıştır.</p>

<p>Batı uygarlığı; kendi ürettiği evrensel değerleri kendi elleriyle yıkmış, yerine eşkıya nizamını, orman kanununu, harami düzenini ikame etmiştir.</p>

<p><strong>Merkezkaç kuvvetle merkezcil kuvvet arasındaki denge ortadan kalkmıştır.</strong></p>

<p>Bundan böyle gücü olan konuşacaktır.&nbsp;</p>

<p>Dolayısıyla hür dünyanın, kendisini <strong>Batı’nın askerî hegemonyasından</strong> ve siyasi prangasından kurtarması elzemdir.</p>

<p>Türkiye’nin de kendisine yeni bir denge sistemi kurması, üçüncü bir yol bulması lazımdır.</p>

<p>Türkiye; küresel ortamı kasıp kavuran eşkıya kanununa, harami düzenine karşı kendi kendine yetebilen, kendi güvenliğini sağlayabilen bir ülke olmak zorundadır.</p>

<p>Bunun yolu; öncelikle iç barışın tesisinden, sonra da savunma sanayiinden genel ekonomiye kadar her alanda bağımsız ve güçlü bir konuma erişmekten geçmektedir.</p>

<p><strong>Diğer yandan Türkiye, Türk ve İslam dünyasından başlayarak hür dünyayı ihata eden ve ana teması barış olan yeni bir savunma ve güvenlik doktrini belirlemelidir.</strong></p>

<p>Böylece Türkiye, küresel bir çekim gücü oluşturacaktır.</p>

<p>Türkiye; bu yolda gereken fikir kaynağı ve enerjiyi, milletimizin binlerce asırlık devlet geleneği ve yönetim anlayışında bulacaktır.&nbsp;</p>

<p>Yeni yüzyıldaki bu kutlu yürüyüşe Türk milliyetçileri öncülük etmelidir.</p>

<p>Dünyanın A<strong>BD cenderesinden</strong> geçtiği günümüzün netameli konjonktüründe, Türkiye’nin, Türk milliyetçilerinin ferasetine, birlik ve beraberliğine şiddetle ihtiyacı vardır.</p>

<p><strong>Yerküreyi zulmetten kurtaracak ve ülkemizi aydınlığa çıkaracak kudret, Türk milliyetçiliği ülküsünün kucaklayıcı ve birleştirici felsefesinde mevcuttur.</strong></p>

<p>Siyasette bu ülküyü layıkıyla temsil eden yegâne siyasi kuruluş, MHP’dir.</p>

<p>MHP ve Milliyetçi Ülkücü hareket, maşeri vicdanın sesidir.</p>

<p><strong>MHP ve Milliyetçi </strong>Ülkücü hareket; milletimizin varlık refleksi, devletimizin beka garantisidir.</p>

<p>Ancak Türk milliyetçileri, fitne ve tefrikadan bir an önce uzaklaşarak MHP’de toplanmalıdır.</p>

<p>MHP, Türk milliyetçilerinin kürkçü dükkânıdır.</p>

<p><strong>MHP; </strong>milliyetçi camianın yuvası, vatan ve millet sevdalılarının otağıdır.</p>

<p><strong>Kendini Türk milliyetçisi sayan hiçbir kişi ve kurum; CHP’nin dümen suyunda gitmemeli, tefrikanın İP’iyle kuyuya inmemeli, küçük ihtirasların doğurduğu bir nefeslik particiklerde macera aramamalıdır.</strong></p>

<p>Zaten CHP siyasi anakronizm içinde çırpınmaktadır.</p>

<p>Eskiyle yeniyi birbirine karıştırmakta, hayal âleminde gezinmektedir.</p>

<p>Bazen hedef belirlemeksizin ileri atılmakta, bazen çark etmektedir.</p>

<p>CHP; Türkiye gündeminden kopuk, dünyada olup bitenlere bigâne, siyasi çözüm noktasında biçaredir.</p>

<p>Çare MHP’dir.</p>

<p>Çözüm MHP’dedir.</p>

<p>Türkiye’nin geleceği, MHP’nin tutarlı siyaset anlayışında ve Cumhur İttifakı’nın 21. yüzyılı kucaklayan basiretli felsefesindedir.</p>

<p>MHP’nin çağı okuyan siyasi tavrını ve Cumhur İttifakının isabetli beraberliğini ıskalayanlar, gelecekte hüsrana uğrayacaklardır.</p>

<p>Küçük politik hesaplar uğruna bugün bizi yerenler, yarın övmek mecburiyetinde kalacaklardır.</p>

<p>Kaynak: MHP resmi açıklaması</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 10 Jan 2026 00:45:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/01/semih-yalcin-nato-konsepti-cokmustur-1767997657.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Leyla Şahin Usta: Alevileri müslümanlardan ayırmıyoruz</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/leyla-sahin-usta-alevileri-muslumanlardan-ayirmiyoruz-2864</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/leyla-sahin-usta-alevileri-muslumanlardan-ayirmiyoruz-2864</guid>
                <description><![CDATA[Konuşması sırasında AK Parti Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta'ya sataşan DEM milletvekili Sezai Temelli'ye cevap verirken kullandığı cümle, bağlamından koparılarak sosyal medyada linç kampanyası başlatıldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Konuşması sırasında AK Parti Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta'ya sataşan DEM milletvekili Sezai Temelli'ye cevap verirken kullandığı cümle, bağlamından koparılarak sosyal medyada linç kampanyası başlatıldı.</p>

<p>Usta, DEM Parti milletvekili Sezai Temelli'nin konuşması sırasında kendisine yönelik sataşmalara yanıt verirken kullandığı ifadelerin çarpıtıldığını belirterek, yine aynı TBMM kurultayında cevap hakkını kullandı.</p>

<p><em><strong>"Müslümanlar öldürülürken Alevileri ayırmadım. Çünkü biz Alevileri Müslümanlardan ayrı görmeyiz. Bütün Müslümanlar katledilirken ayrım yapmıyoruz" </strong></em>diyen Usta, şöyle devam etti:</p>

<p><em><strong>"Ben ağzımdan çıkan lafı çok iyi biliyorum ve şunu tekrar söylüyorum: Öldürülen Müslümanlar dediğimizde biz ayırt etmiyoruz. Bizim için Aleviler de bir Müslümandır. Çünkü onlar da Hazreti Ali'ye inanırlar, Peygamber Efendimize inanırlar. Müslümandır."</strong></em></p>

<p>Usta, bugünkü dilin yanlışlığını eleştirdiğini vurgulayarak,<em><strong> "Bugün öldürülenler Aleviler diye ayağa kalkanlar dediğimde, bugünkü dilin yanlışlığını söylemeye çalıştım. Bizim için burada ayrım yoktur. Bugün Aleviler de bir Müslümandır. Hazreti Ali'nin bizim için kıymeti de aynıdır. Biz Müslümanlar öldürülüyor derken aynı şeyi kastediyoruz"</strong></em> ifadelerini kullandı.</p>

<p>TBMM Genel Kurulu'nda Suriye'deki gelişmeler tartışılırken ortaya çıkan polemiğin, muhalefetin geçmişteki tutumlarına yönelik bir eleştiri olduğunu belirten Usta, hakikatin çarpıtıldığını ve dinlenmeden tepki gösterildiğini kaydetti.</p>

<p>Usta<em><strong>, "Dinlemek büyük bir erdemdir. Derdiniz cebelleşmek, hakikati duymak size zor geliyor" </strong></em>diyerek sözlerini noktaladı.<br />
<br />
Ayrıca Leyla Şahin Usta, sosyal medya hesabından şu açıklamayı yaptı:<br />
<br />
<em><strong>Alevi vatandaşlarımız üzerinden algı oluşturmaya yönelik bu yaklaşımı görüyoruz ve açıkça ifade ediyoruz:<br />
<br />
Bu çaba boşa düşecektir. Biz yıllardır aynı ilkeyi savunuyoruz. Suriye’de katledilen her bir masum insan için, kimliğine bakılmaksızın, herkesin aynı vicdanî tepkiyi göstermesi gerekir. Acının dini, dili, mezhebi, ırkı olmaz.<br />
;<br />
Biz Suriye’deki Alevi kardeşlerimizin de diğer tüm insanlarında kılına zarar gelmemesi için bu gayretleri gösteriyoruz.<br />
<br />
Alevi kardeşlerimiz üzerinden kaos çıkarma peşinde olanlara,süreci baltalamaya çalışanlara fırsat vermeyeceğiz.<br />
<br />
Bir kez daha altını çiziyoruz: Suriye’de insanlar tehdit altındadır.<br />
<br />
Müslümanlar, Hristiyanlar, farklı mezheplerden ve etnik kimliklerden masumlar hedef alınıyor.<br />
<br />
Bu nedenle yapılması gereken; kimlikler üzerinden siyaset üretmek değil, insanlık ortak paydasında birleşmek ve zalimin karşısında net, güçlü ve ortak bir duruş sergilemektir. Vicdan ve insanlık; seçici olmaz. Mazlum kim olursa olsun, karşısında durulması gereken tek şey zulümdür.</strong></em><br />
<a href="https://x.com/leylasahinusta/status/2009296210595856881"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-01-09%20at%2000_32_48.jpeg" style="height:600px; width:445px" /></a><br />
Kaynak:&nbsp;<a href="https://x.com/leylasahinusta/status/2009296210595856881">https://x.com/leylasahinusta/status/2009296210595856881</a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 09 Jan 2026 00:26:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/01/leyla-sahin-usta-alevileri-muslumanlardan-ayirmiyoruz-1767909411.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Cumhurbaşkanı Erdoğan: Küresel ekonomi yeni bir paylaşım savaşına sürükleniyor</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cumhurbaskani-erdogan-kuresel-ekonomi-yeni-bir-paylasim-savasina-surukleniyor-2861</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cumhurbaskani-erdogan-kuresel-ekonomi-yeni-bir-paylasim-savasina-surukleniyor-2861</guid>
                <description><![CDATA[Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda küresel ekonominin değerli metaller, enerji kaynakları ve ticaret yolları üzerinden yeni bir rekabet dönemine girdiğini belirterek, bu süreçte Türkiye'yi koruyacak gücün AK Parti ve Cumhur İttifakı olduğunu vurguladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>### Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Küresel Ekonomi Yeni Bir Paylaşım Savaşına Sürükleniyor"</p>

<p>Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda küresel ekonominin değerli metaller, enerji kaynakları ve ticaret yolları üzerinden yeni bir rekabet dönemine girdiğini belirterek, bu süreçte Türkiye'yi koruyacak gücün AK Parti ve Cumhur İttifakı olduğunu vurguladı.</p>

<p>Erdoğan, X (eski adıyla Twitter) platformunda yayımladığı mesajda, dünya ekonomisinin<em><strong> "çok can yakacağı anlaşılan yeni bir muharebenin"</strong></em> içine sürüklendiğini ifade etti. Batı dünyasının yıllardır diğer ülkeleri tehdit etmek için kullandığı argümanlarını kaybettiğini savunan Cumhurbaşkanı, "Masada olmayanın menüye konulduğu acımasız bir bölüşüm kavgasının tam ortasındayız" dedi.</p>

<p>Paylaşımında küresel fırtınanın dalga boyunun giderek arttığını belirten Erdoğan, şu ifadelere yer verdi:</p>

<p><em><strong>"Küresel ekonomi, değerli metaller üzerinden yürüyeceği ve çok can yakacağı anlaşılan yeni bir muharebenin hızla içine sürükleniyor.</strong></em></p>

<p><em><strong>Enerji kaynaklarını elde etme uğruna, ticaret yollarını elde tutma uğruna yeni bir paylaşım rekabetinin hem de çok agresif bir şekilde yaşanacağı görülüyor.</strong></em></p>

<p><em><strong>Batı dünyası, yıllardır başka ülkeleri tedip ve tehdit etmek için kullandığı tüm argümanlarını tek tek kaybediyor.</strong></em></p>

<p><em><strong>“Masada” olmayanın “menüye” konulduğu acımasız bir bölüşüm kavgasının tam ortasındayız.</strong></em></p>

<p><em><strong>Dalga boyu giderek artan bu küresel fırtınadan Türkiye’yi sahiliselamete ulaştıracak olan kadro bellidir…</strong></em></p>

<p><em><strong>Bu kadronun adı da AK Parti ve Cumhur İttifakı’dır.</strong></em></p>

<p><em><strong>Güçlü Türkiye’nin güvencesi; güçlü bir AK Parti, güçlü bir Cumhur İttifakı’dır.</strong></em></p>

<p><em><strong>Emperyalist oyunları bozacak olan irade, tecrübe ve cesaret işte bu kadroda, bu ittifakta ziyadesiyle mevcuttur."</strong></em></p>

<p>Erdoğan'ın bu açıklaması, küresel ekonomik gelişmeler ve jeopolitik rekabet bağlamında dikkat çekerken, paylaşım kısa sürede binlerce etkileşim aldı. Uzmanlar, mesajın Türkiye'nin dış politika ve ekonomi stratejilerine işaret ettiğini değerlendiriyor.<br />
<br />
Kaynak:&nbsp;<a href="https://x.com/RTErdogan/status/2008916536539697172">https://x.com/RTErdogan/status/2008916536539697172</a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 08 Jan 2026 17:59:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/01/cumhurbaskani-erdogan-kuresel-ekonomi-yeni-bir-paylasim-savasina-surukleniyor-1767884956.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Japonya Büyükelçisi Tamura&#039;dan Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy&#039;a nezaket ziyareti</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/japonya-buyukelcisi-tamuradan-kultur-ve-turizm-bakani-ersoya-nezaket-ziyareti-2858</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/japonya-buyukelcisi-tamuradan-kultur-ve-turizm-bakani-ersoya-nezaket-ziyareti-2858</guid>
                <description><![CDATA[Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, 6 Ocak 2026 tarihinde Japonya'nın Ankara Büyükelçisi Masami Tamura'yı Bakanlıkta kabul etti. Nezaket ziyareti çerçevesinde gerçekleşen görüşmede, Türkiye ve Japonya arasındaki kültür, turizm ve kültürel diplomasi alanlarındaki iş birliği konuları ele alındı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, 6 Ocak 2026 tarihinde Japonya'nın Ankara Büyükelçisi Masami Tamura'yı Bakanlıkta kabul etti. Nezaket ziyareti çerçevesinde gerçekleşen görüşmede, Türkiye ve Japonya arasındaki kültür, turizm ve kültürel diplomasi alanlarındaki iş birliği konuları ele alındı.</p>

<p>Bakan Ersoy, görüşmeye ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda,<em><strong> "Türkiye ile Japonya arasında kültür, turizm ve kültürel diplomasi alanlarında giderek güçlenen iş birliğini, karşılıklı anlayışı ve ortak projeleri merkeze alan verimli bir görüşme gerçekleştirdik"</strong></em> ifadelerini kullandı.</p>

<p>Japonya Büyükelçisi Tamura ise Büyükelçilik resmi X hesabından paylaştığı mesajda, "6 Ocak'ta T.C. Kültür ve Turizm Bakanı Sayın Ersoy'a yaptığım nezaket ziyaretinde çeşitli konularda görüş alışverişinde bulunduk. Japonya ve Türkiye arasındaki kültürel etkileşimi ve turizmi daha da geliştirmek için gayret göstereceğim" dedi.</p>

<p>Görüşme, iki ülke arasındaki dostluk ilişkilerinin 2024'te diplomatik ilişkilerin kurulmasının 100. yılını kutlamasının ardından, kültür ve turizm alanlarında yeni iş birliklerinin geliştirilmesi açısından önem taşıyor. Yetkililer, karşılıklı turist akışının artırılması, ortak kültürel projeler ve kültürel miras korunması gibi konularda ilerleme kaydedilmesini hedefliyor.<br />
<br />
<a href="https://x.com/JaponyaBE/status/2008901537381101780"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-01-07%20at%2020_53_00.jpeg" style="height:721px; width:634px" /></a><br />
<br />
Kaynak:<a href="https://x.com/MehmetNuriErsoy/status/2008544518249836981">https://x.com/JaponyaBE/status/2008901537381101780<br />
<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-01-07%20at%2020_56_29.jpeg" style="height:591px; width:635px" /></a></p>

<p>Kaynak:<a href="https://x.com/MehmetNuriErsoy/status/2008544518249836981">https://x.com/MehmetNuriErsoy/status/2008544518249836981</a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 07 Jan 2026 20:35:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/01/japonya-buyukelcisi-tamuradan-kultur-ve-turizm-bakani-ersoya-nezaket-ziyareti-1767808677.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Devlet Bahçeli&#039;den, ABD&#039;ye sert tepki</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/devlet-bahceliden-abdye-sert-tepki-2850</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/devlet-bahceliden-abdye-sert-tepki-2850</guid>
                <description><![CDATA[MHP Lideri Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, 21. yüzyılın ikinci çeyreğinin başlangıcını değerlendirirken, uluslararası gelişmelere sert eleştirilerde bulundu. Bahçeli, özellikle ABD'nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'ya yönelik müdahalesini "hukuksuz darbe" olarak nitelendirerek lanetledi ve küresel sistemin çöküşüne dikkat çekti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>### MHP Lideri Bahçeli'den TBMM Grup Toplantısı Konuşması: "ABD'nin Venezuela Müdahalesi Hukuksuz Bir Darbe"</p>

<p>Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, 21. yüzyılın ikinci çeyreğinin başlangıcını değerlendirirken, uluslararası gelişmelere sert eleştirilerde bulundu. Bahçeli, özellikle ABD'nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'ya yönelik müdahalesini "hukuksuz darbe" olarak nitelendirerek lanetledi ve küresel sistemin çöküşüne dikkat çekti. Konuşmasında Türkiye'nin "Süper Güç" hedefine vurgu yapan Bahçeli, iç ve dış tehditlere karşı uyanık olunması çağrısında bulundu.</p>

<p>Bahçeli, konuşmasına yeni yılın kutlamasıyla başlayarak, 21. yüzyılın ilk çeyreğinin felaketlerle dolu geçtiğini belirtti. "Bu tarihi eşikten geleceğin ufkunu güçlenmiş irade haysiyetimizle kavrıyoruz" diyen MHP lideri, Türkiye'nin 2053 vizyonunu "Süper Güç Türkiye" olarak tanımladı. Ekonomik büyüme, milli birlik ve savunma sanayindeki ilerlemeleri vurgulayan Bahçeli, "İman varsa imkan vardır" diyerek milli hedeflere ulaşmanın mümkün olduğunu ifade etti.</p>

<p>Venezuela Olaylarına Sert Tepki<br />
Konuşmanın büyük bölümünü uluslararası krizlere ayıran Bahçeli, 2-3 Ocak gecesi Venezuela'da yaşananları "haydutluk ve korsanlık" olarak eleştirdi. ABD'nin Maduro'yu kaçırmasını "zorla lider transferi" olarak tanımlayan Bahçeli, bunu 15 Temmuz darbe girişimine benzetti: "ABD, Türkiye'de FETÖ eliyle denediğini Venezuela'da doğrudan yaptı. Tek fark, birisi direndi diğeri teslim oldu." Trump yönetimini "kudurmuş emperyalizm" olarak suçlayan Bahçeli, ABD'nin hedefinin enerji kaynaklarını kontrol etmek olduğunu savundu. "Trump'ın yeni hedefleri Meksika, Kolombiya, Panama, Küba, Kanada ve Grönland" diyen MHP lideri, ABD Kongresi'ni müdahaleyi durdurmaya çağırdı ve Maduro'nun iadesini talep etti.</p>

<p>Bahçeli, küresel sistemin iflasını da eleştirdi: "Uluslararası hukuk çöp tenekesinin dibinde. İnsan hakları ölüme terk edildi." Venezuela olayının dünya savaşını tetikleyebileceğini uyararak, "Hür dünya ABD dayatmasına karşı ayağa kalkmalı" dedi.</p>

<p>Develet Bahçeli'nin açıklamasının tam metni şöyle:<br />
<br />
<br />
Değerli Dava Arkadaşlarım,<br />
Muhterem Hanımefendiler, Beyefendiler,<br />
Basınımızın Değerli Temsilcileri,<br />
İnişleriyle çıkışlarıyla, dünyanın çivisini çıkaran pek çok olayın sahnelenmesiyle insanlığın ortak hafızasına kazınan 21’inci yüzyılın ilk çeyreği artık geride kalmıştır.<br />
Bugün aynı zamanda büyük umutlarla kapısından girdiğimiz, sayfalarını ileriye doğru çevirmeye başladığımız 21’inci yüzyılın ikinci çeyreğinin ilk grup toplantısını da gerçekleştiriyoruz.<br />
Bu tarihi eşikten geleceğin ufkunu güçlenmiş ve güncellenmiş taptaze irade haysiyetimizle kavrıyor ve kuşatıyoruz.<br />
Konuşmamın başında muteber ve müstesna heyetinizi kemali hürmet ve muhabbetle selamlıyor, Rabbim’den hepinize kolaylıklar ve başarılar niyaz ediyorum.<br />
Her zaman olduğu gibi; gözü ve kulağı bizde olan, dualarında devamlı bizleri hatırlayan, üç hilali yüreğinin gönderinde sallayan, televizyon ekranları, sosyal medya platformları ve radyo kanalları vasıtasıyla yurt içinden ve yurt dışından bizleri takip eden aziz vatandaşlarımıza,<br />
Aynı tarih kulvarında ortak hatıralarımızın, inanç ve kültür bağlarımızın derinlere nüfuz eden miras ve emanetini taşıyan, daha mühimi kardeşliğin meşalesiyle aydınlanan gönül ve kültür coğrafyalarımızın vefakar ve fedakar insanlarına şükranlarımı sunuyorum.<br />
En başta toplantımıza teşrif eden sizlerin, bununla mündemiç büyük Türk milletinin, Türk-İslam aleminin; barış, huzur ve refah susuzluğundan mütevellit yaşama enerjisi gittikçe tükenen insanlık ailesinin yeni miladi yılını kutluyorum.<br />
Timur’un Anadolu’da dört nala ilerleyiş kaydedip hakimiyet alanlarını genişlettiği dönemde, Yıldırım Bayezid’in bir çoban kavalının yanık sesinden esinlenerek şunları söylediği rivayet edilmektedir:<br />
“Çal bre çoban çal! Ne canın yandı ne ciğerin dağlandı! Ertuğrul gibi oğlun mu öldü? Sivas gibi şehrin mi yıkıldı?”<br />
Bütüncül zaman telakkisiyle ifade ve iddia edebilirim ki, bu topraklar üzerinde görülen ve gösterime sokulan felaketlerden zaferlere kadar her ne yaşanmışsa maşeri vicdanda mahfuz ve mazbuttur.<br />
Tarihin acıklı kıvrım noktalarında canımız yansa da, ciğerimiz dağlansa da, felaketler tıpkı arı kolonisi gibi oğul verse de, milli varlığımızın ve muazzez vakarımızın minnetsiz muhafazası üstün azim ve cesaretle sağlanmıştır.<br />
Yeni yüzyılın zorlu etaplarını birer birer geçerek, geçmişin çağrısını geleceğin çehresiyle birleştirmek, ecdadımızın hükmünü evlatlarımızın haysiyet ve hürriyetiyle örtüştürmek müşterek gaye olarak önümüzdedir.<br />
Milliyetçi Hareket Partisi bu gayenin her yönüyle şuurundadır.<br />
Cumhur İttifakı bu gayenin icra ve ifa amacındadır.<br />
21’inci yüzyılın ikinci çeyreğini Türkiye ve Türk milletinin lehine çevirmek mümkündür, bu istikametin rotasında kararlı adımların birbirini dengeli şekilde takip ve temini asıl olmalıdır.<br />
Türk ve Türkiye Yüzyılının bereket vadisinde muazzam gelişmelere imza atmak, ülkemizi ve milletimizi hayal ve hedeflerimizin mutena sınırlarına taşımak elimizde ve imkanlarımız içindedir.<br />
21’inci yüzyılın ikinci çeyreği bizi 2053’e, yani İstanbul’un fethinin 600’üncü yıldönümüne götürecektir.<br />
Bu tarihteki ulaşılabilir stratejik hedefimiz bugün atacağımız güçlü temellerle Süper Güç Türkiye’yi inşa etmek olmalıdır.<br />
Ayakları yere basan, analitik ve gerçekçi bir fikrin tezekkürüyle diyebilirim ki, yeni yüzyıl süper güçle taçlanmış bir Türkiye’ye gebedir.<br />
Bu kutlu doğumun gerçekleşmesi Türk milleti mucizesinin beşeriyeti sarmasına yol açacak; adalet, ahlakiyet, insaniyet, merhamet, cesaret, hakkaniyet, fazilet, medeni kuvvet merkeziyetinden dünyanın saygı ve hayranlığı da kazanılmış olacaktır.<br />
Söz konusu uzun soluklu süreç sancılı olabilir.<br />
Ağır sorun ve sıkıntıların gölgesi de üzerimize düşebilir.<br />
Velakin iman varsa imkan vardır diyerek, insan varsa eşrefi mahlukatın bacası tütüyor diyerek, zirveler kartalsız, coğrafyalar Bozkurtsuz, gönüller kızılelmasız olmaz diyerek yürüyeceğiz, yükseleceğiz, elhak muzafferliğin mührünü bu yüzyılın alnına vuracağız.<br />
Yüklerini atmış, bağımlılık katsayısını azaltmış; ekonomik büyüme, sosyal gelişme, milli bütünleşme mihverinde zincirlerini parçalamış kalkınma ve gelişme dinamiklerini eşzamanlı hayata geçirmiş milli ekonomimizle;<br />
Kutuplaşmayı törpüleyip kucaklaşmayı takviye ve teşvik eden, ahlaki temizlikle çerçevesi çizilen köklü siyasal ve demokrasi kültürümüzle,<br />
Asırlara sari olmasının yanında kudret ve kifayetle harcı karılan, felsefesiyle, teamülüyle, gelenekleriyle, hepsinin öncesinde ise hukuki vasfı ve hükümran mazisiyle dünya çapında muharrik ve müteyakkız farkla sivrilen Türk devlet ve yönetim müktesebatımızla,<br />
Ölürsem şehit, kalırsam gaziyim diyen şerefli millet fertlerinden mürekkep büyük Türk milletiyle,<br />
Sanayiden tarıma, turizmden doğal kaynaklara, eğitimden sanata, enerjiden ulaştırmaya, dev bir potansiyel olan Türk gençliğinden çevremizde billurlaşıp istikrar, güven, gelecek, kardeşlik, barış, zenginlik ve huzur vadeden Türk Kuşağı’yla,<br />
Önü alınan değil ön alan ve öncü olan, dar seçeneklere sıkışıp kalan değil devamlı seçenek üretip hamle üstünlüğü kazanan, durgunluk yerine vızır vızır hareket içinde seyreden, donmak yerine akışta demetlenen, arabulucu ve yatıştırıcı özellikleriyle ihtilaflı tarafları buluşturabilen, dahası bir masa etrafında toplayabilen yeni yüzyıl diplomatik vaziyet ve vizyonumuzla,<br />
Savunma sanayinde altın çağımızla birlikte; sabrın ve şükrün kümesinde inançla değer üreten, Türk markalarını dünyanın her yerine götüren, ekmeği büyüten, erdemi teşmil eden, yeni nesil teknolojik atılımları kendi sahalarına uyarlayabilen müteşebbis ve iş insanlarımızla,<br />
Caydırıcılığı, kahramanlığı, inancı, vatan sevgisi ve mücadele kabiliyeti destansı seviyede bulunan asker ve polisimizle; nihayet terörü hayatımızdan sürüp çıkaran Terörsüz Türkiye hedefinin adım adım gerçekleşmesiyle,<br />
Biliniz ki, başaramayacağımız bir şey yoktur, yapamayacağımız bir şey yoktur, süper güç Türkiye’nin engellenmesi diye bir şey de söz konusu olamayacaktır.<br />
Merhum şair ve yazarlardan Melih Cevdet Anday’ın Telgrafhane isimli şiirine kulak verdiğimizde ne yapacağımız bellidir, nitekim diyor ki:<br />
Uyumayacaksın,<br />
Memleketin hali seni seslerle uyandıracak,<br />
Oturup yazacaksın,<br />
Çünkü sen artık o sen değilsin.<br />
Şimdi ıssız bir telgrafhane gibisin,<br />
Durmadan sesler alacak, sesler vereceksin.<br />
Uyumayacaksın,<br />
Düzelmeden memleketin hali,<br />
Düzelmeden dünyanın hali.<br />
Gözüne uyku giremez ki…<br />
Uyumayacaksın.<br />
Uyumayacağız, uyuyup rehavete kapılmamızı bekleyenlere fırsat vermeyeceğiz.<br />
Uyuşuk kalmayacağız, punduna getirip, tuzağa düşmemizi planlayıp zaaf anımızı, zayıf hatlarımızı ve yumuşak karnımızı kollayanlara dipdiri duruş göstereceğiz ve boyun eğmeyeceğiz.<br />
Cırcır böceği gibi ötenler, kelebeğin ömrüne özenenler, daha ötesi sürünerek yaşamayı meslek edinenler,<br />
Köfteden kahramanlık taslayıp yağmadan pay kapma hesabında olan akıl ve zeka özürlüsü gafil ve garabet yuvaları,<br />
Huzur ve kardeşlik muhalifi serseri tabiatlılar, size sesleniyorum, sizler uyumaya devam edebilirsiniz, ama biz asla uyumayacağız, devamlı uyanık ve zinde kalacağız.<br />
Çünkü tehdit büyük, yaygın, yoğun ve küreseldir.<br />
İşte Milliyetçi Hareket Partisi bu anlayış ve ahlaki mizan kapsamında şevkle, özveriyle, özgüvenle, öz disiplin içinde çalışıp sahadaki siyasi ve psikolojik üstünlüğünü korumaktadır.<br />
24 Ekim 2025 tarihinde başlattığımız “Hayırlı Günler Komşum Ziyaretleri” ile “Derdin Derdimizdir Sohbet Toplantıları”mucibince bugüne kadar 81 il, 963 ilçede olmak üzere 49 bin 725 program yapılmıştır.<br />
Ne diyeyim, hepinize helal olsun diyorum, alayınızı canı gönülden kutluyorum.<br />
Bu çalışmaların ikmal, idare ve idamesinden doğrudan sorumlu olan Teşkilat İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcımız Sayın Prof.Dr.Edip Semih Yalçın’la beraber, Başkanlık Divanı üyelerimize, MYK-MDK üyelerimize, siz değerli milletvekillerimize;<br />
İl ve ilçe başkanlarımızla belediye başkanlarımıza, tüm dava arkadaşlarımıza takdir ve teşekkürün en hasını paylaşıyor, bundan sonra da aynen ve artan tempoyla yola devam diyorum.<br />
Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı,<br />
Solan yüzleri canlandıran, kalplere yuvalanmış hüzünleri her cephede kovan ve dağıtan,<br />
Nasırlı, çilenin izleriyle bezenen kahırlı elleri şefkat ve sevgiyle tutan,<br />
Göz pınarlarından oluklar halinde inen yaşları sabırla silen,<br />
Dertlere derman, değilse bile ortak olmayı vecibe sayan tam kapsamlı bir inanmışlığın, tavizsiz bir irade bıçkınlığının, tartışmaya kapalı nitelikli dürüstlüğün ve samimiyetin siyasetteki ahlak markasıdır.<br />
Bu marka var olacak, Türkiye’nin yeni yüzyıl marka değerini neresi en yüksekse oraya çıkaracaktır.<br />
Diyor ya istiklalimizin manzum dehası Merhum Akif;<br />
Beraber ağlamazsın, sonra kör, sağır dersin,<br />
Bu hissizlikten insanlık hem iğrensin, hep ürpersin.<br />
Ağlayanla yanak yanağa verip ağlayacağız, gülenle el ele verip gülmesini bileceğiz.<br />
Biz Milliyetçi Hareket Partisi’yiz.<br />
Biz Cumhur İttifakı’yız.<br />
Aziz Dava Arkadaşlarım,<br />
Değerli Misafirler,<br />
Meşhur Filozof Platon’a atfedilen şu sözle gündemdeki mahut ve malum gelişmeleri ele alma düşüncesindeyim.<br />
Şöyle diyor Platon: “Bir insanı zorda bırakmak istiyorsanız ona bir tanım sormanız yeterlidir.”<br />
Bugünkü tablosuyla iç karartan, iflasın ve imhanın kıyısında adeta can çekişen, hatta fiilen/hukuken entübe edilen uluslararası müesses nizamı içine kaydığı feci ortamla eklemleyerek tanımlasaydık, acaba en isabetli tanımı nasıl yapardık?<br />
Hakikatin simyasıyla kavram ve kelimelerin can evine nüfuz etsek bile, yenidünya düzeni masalını, azgınlaşan Siyonist-Emperyalist küstahlığı ahlak, adalet ve hukuk ölçeğinin evrensel parametreleriyle izah etmek kabil midir?<br />
Bal yapmayan arıların kovanı gibi uğuldayanların palavralarını bir kenara bırakırsak, gerçekten bugünkü kaotik, despotik ve dispotik dünyanın tanımı kolayca yapılacak cinsten değildir.<br />
Esasen uluslararası hukuk uzun senelerdir çöp tenekesinin dibindedir.<br />
İkinci Dünya Savaşı’nı müteakip küresel emperyalizmin doymak bilmeyen kursağı ne hak tanımış ne hukuk bilmiştir.<br />
İnsanlık tarihinin geneline ışıklar saldığımızda asker, silah ve teknoloji üstünü ülkelerin daha ceberut, daha tahakkümcü olduğunu sayısız misalle teyit ve teksif etmemiz mümkündür.<br />
Hukukun gücü yerine, güçlülerin hukukunun amir ve havi olması yeni bir durum değildir.<br />
Bu nasıl olur demeyin, maalesef olmuştur, daha olacakların önü açıktır.<br />
İnsan hakları bilinmez bir yerdedir, meçhul bir zehirli mahzende kilit altındadır ve ölüme terk edilmiştir.<br />
Konuşmamın başından itibaren vurguladığım 21’inci yüzyılın ikinci çeyreğinin daha ikinci gününde tarihte belki de hiç tesadüf edilmeyen bir haydutluk, bir korsanlık, bir insan kaldırma, bir insan kaçırma vakası yaşanmıştır.<br />
Beyaz perdede ya da televizyonlarda izlediğimiz Karayip Korsanları filmi resmen ve alenen tüm dünyanın gözü önünde gerçekleşmiş, film seti Venezuela’nın başkenti Karakas’ta kurulmuştur.<br />
Öncelikle seçimle göreve gelmiş, egemen eşitliği uluslararası camiada hukuken tescillenmiş Venezuela’nın Devlet Başkanı Maduro’ya karşı yapılan gayri meşru ve hukuk dışı saldırıyı nefretle, şiddetle ve her yönüyle sadece kınamıyor, hepten lanetliyorum.<br />
Bu ayıp, bu ahlaki yıkım, bu zalimlik, bu hukuk tanımazlık, bu insan hakları karşıtlığı, bu kabalık, bu skandal eylem, bu mütehakkim zorbalık hiç kimseye hak, hiçbir ülkenin de imtiyazı değildir.<br />
Maduro’nun hataları, yanlışları ve kanunsuz iş ve işlemleri varsa bile, bunun silahlı ve zora dayalı tecziyesi bir başka ülkenin yetki sahası içinde ele alınamaz.<br />
Muhatap Venezuela halkıdır, sorumluluk Venezuela halkınındır; seçimle gelenin seçimle gitmesi, suç işleyenin, suçu olanın kendi ülkesindeki mahkemeler önünde hesap vermesi bir demokrasi ve hukuk normudur.<br />
En azından genel geçer kabul ve kuralın meşruiyet temeli bu olmalıdır.<br />
Venezuela örneği ne ilktir, ne de son olacaktır.<br />
Ancak bir devlet başkanının ülkesinin başkentinde, istihbarat sızmasıyla başlayan kombine bir saldırı planlamasıyla, gece yarısı yatağından eşiyle birlikte güç kullanılarak sürüklene sürüklene alınması ilk kez vuku bulmuştur.<br />
Bu olacak şey değildir.<br />
Bu sineye çekilecek bir durum değildir.<br />
Dijital çağın yeni sürüm eşkıyalık taktiğiyle insan kaçırılmış, uluslararası literatürdeki tarifiyle, “zorla lider transferi” yapılmıştır.<br />
Tarihte barbar kavimler Roma’yı nasıl istila etmişse, aynısı 2 Ocağı 3 Ocağa bağlayan gece yarısı Karakas’ta sahnelenmiştir.<br />
Bu müfrit ve mütehakkim tablonun ülkemizde yaşanan 15 Temmuz ihanetiyle benzerliği de dikkat çekicidir.<br />
3 Ocak 2026 tarihinin akşam saatlerinde bir televizyon kanalına gönderdiğim mesajda vurguladığım üzere,<br />
ABD’nin Venezuela’da yapmış olduğu askeri müdahale ile Devlet Başkanı Maduro’yu iktidardan haksız ve hukuksuz şekilde uzaklaştırma girişimi bilinen ve tanıdık bir komplodur.<br />
Türkiye’de 15 Temmuz 2026 tarihinde FETÖ eliyle gerçekleştirilen kalkışmada Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan Marmaris’te bulunurken, doğrudan kendisine yönelik sergilenen aşağılık girişimdeki yöntemle, bugün Maduro’yu hedef alan yöntem birbirinin aynısıdır.<br />
15 Temmuz’da, casus ve haşhaşi örgütü maşa olarak kullanarak üzerimize salan ABD, Venezuela’da bunun yerine doğrudan müdahale etmiştir.<br />
Türk milletinin ayağa kalkan iradesine ve kahramanca mücadelesine çapıp yerle yeksan olan FETÖ ihanetiyle Venezuela’daki gece yarısı darbesi aynı tornanın mamulü, aynı projenin mahsulüdür.<br />
Tek fark, birisi uyumamış ve direnmiş; diğeri uyumuş ve teslim olmuştur.<br />
Biliyoruz ki, sü uyusa da düşman uyumayacaktır; şayet uyursak, uyuklarsak, uyuşursak unutmayınız ki izmihlal kaçınılmazdır.<br />
Venezuela meselesi dünyanın üzerine eski bir harabe gibi çökmüş, depremden sonra yıkılan çok katlı binalar gibi yıkılmıştır.<br />
Bunun altından nasıl kalkılacağı, 3’üncüsünün çatısı örülen dünya savaşının tutuşturulmak istenen kıvılcımının önüne nasıl geçileceği muammanın daniskasına dönüşmüştür.<br />
Trump’ın yeni hedefleri; Meksika, Kolombiya, Panama, Küba, Kanada ve Gröland’dır.<br />
Tezahür eden akıl ve izan tutulmasının, tekmil halindeki egemenlik ve hukuk yarılmalarının dünyayı kademe kademe felakete taşıdığını fark ve idrak etmemek için yalnızca üç maymunu oynamak yeterlidir.<br />
Konu ne narko-terör konusu ne de otoriterleşen devlet veya yöneticiler konusudur.<br />
Bunun çok daha derininde, çok daha ötesinde hakimiyet ve paylaşım şiddetindeki basınç yüksekliğinin muhtelif coğrafyalarda öbek öbek patlamaya geçme halidir.<br />
Trump’ın sağduyusu, akli ve ahlaki melekeleri buharlaşmıştır.<br />
ABD Başkanı’nın “Venezuela’yı biz yöneteceğiz”demesi, enerji kaynaklarına çökme mesajı yenilenmiş sömürgeciliğin, yeni baştan kurgulanan emperyalist yayılmacılığın dekoratif karanlık yüzünü deşifre etmiştir.<br />
ABD’nin asıl hedefi enerji akışının kontrolü, altın başta olmak üzere değerli maden ve mineral ticaretine hükmetme; açılan siyasi, askeri ve ekonomik cephelerle bir ülkenin neyi ver neyi yoksa aşırma ve el koymadır.<br />
Esasen tüm dünya yakın tehdit markajındadır.<br />
Ağır aksak işleyen, yaralı bereli olsa bile canlılık emaresi gösteren, küresel blokların sertleşerek sivrilmesine rağmen diyalog ve diplomasi kanallarının açık tutulmasını sağlayan kurallara dayalı uluslararası düzen mekaniği artık tıkanmış ve ölümcül bir tırpan yemiştir.<br />
Bundan sonrası için akıl yürütmek, öngörüde bulunmak, yarınlarda ne olacağını kestirmek imkansız değilse de bir hayli zordur.<br />
Venezuela örneği bize aynı zamanda iç cephenin hayatiyeti ve müessiriyeti hakkında ibretlik ipuçları da vermiştir.<br />
Direk teslimiyet olmadan, devlet ricalinde, askeri ve güvenlik bürokrasisinde, siyasi ve stratejik makamlarda devşirilmiş insanlar bulunmadan, bir ülkenin devlet başkanını eşiyle birlikte gece yarısı yatağından almak hiç kimsenin, hiçbir muhasım gücün yapabileceği bir şey değildir.<br />
Şimdi anlaşıldı mı, iç cephemizi tahkim etmedeki samimi gayret ve gayemiz.<br />
Şimdi anlaşıldı mı, “Terörsüz Türkiye” hedefindeki ısrar ve irademiz.<br />
Şimdi anlaşıldı mı, milli birlik, kardeşlik ve dayanışma azmimizi savunmadaki tavizsiz karar ve kararlılığımız.<br />
Şimdi anlaşıldı mı, Türk’ü sevmeyen Kürt, Kürt’ü sevmeyen de Türk olmaz söz ve beyanımızdaki sahicilik ve sağlamlık.<br />
Değerli Arkadaşlarım,<br />
Dünya çok cepheli, çok aktörlü, çok bilinmeyenli, çok tehlikeli bir krizdedir.<br />
Birleşmiş Milletler Teşkilatı artık inandırıcılık kalitesini, ikna kabiliyetini, bağlayıcı karakterini kaybetmiştir.<br />
İnsan hakları zulmün değirmeninde öğütülmüş, demokrasi ve özgürlükler emperyalizmin marangozhanesinde hızara verilmiştir.<br />
Uluslararası hukuk bekletildiği askıdan paldır küldür asılma ve can verme safhasına çekilmiştir.<br />
Dünya üzerinde devlet başkanı dokunulmazlığı tartışmaya açılmıştır.<br />
Sandıkla gelmek, sandıkla gitmek, demokrasi ezberlerinin ardına saklanmak sadece mevzi mücadelelerin aparatına dönüşmüş, bunun da ötesinde göz boyayan, rejim ve sistemleri bir noktada ıslah ve terbiye etmek için tertip edilen orta oyunu hüviyetine bürünmüştür.<br />
Küresel denge kaybolmuştur.<br />
Jeopolitik depremler, ticaret savaşları, ekonomik operasyonlar, siyasi hesaplaşmalar, diplomatik kutuplaşmalar, asimetrik ve vekalet savaşları kıtaları vurmuş, ülkeleri karşı karşıya getirmiştir.<br />
Birinci ve İkinci Dünya Savaşları öncesinde biriken ve derinlere sirayet eden yüksek basıncın aynısı, belki daha fazlası şu an küresel arenada tedavül halindedir.<br />
Venezuela’ya yapılan hukuk ve meşruiyet dışı darbenin türev sonuçları mutlaka olacak ve doğacaktır.<br />
Vekâlet savaşlarından doğrudan güç kullanma dönemine geçilmiştir.<br />
İran diken üstündedir, sokaklar kaynamaktadır, halk gergin, her ihtimal gündemdedir.<br />
Tayvan gerilimi artarak devam etmektedir, muhtemel çatışma, hatta savaşın karşılıklı yığınakları süratle yapılmaktadır.<br />
Gazze’de süregelen soykırım; Somali, Yemen, Sudan, Etiyopya ve Kızıldeniz’i içine alan, Suudi Arabistan ile Birleşik Arap Emirlikleri’ni kamplaştıran egemenlik arayışları, Rusya ile Ukrayna arasında beşinci yılına giren savaş hali barış, huzur ve güvenlik arayışlarının duvara tosladığının en kısa göstergesinden başka bir şey değildir.<br />
Maduro’yu suçlayan ABD yönetiminin, Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin hakkında yakalama kararı verdiği soykırımcı Netenyahu’nun sırtını sıvazlayıp pamuklara sarması utanç duyulacak bir ikiyüzlülük değil midir?<br />
Bu durum ahlaken ve hukuken çürüyen uluslararası sistemin irileşmiş bir safrası olarak değerlendirilmeyecek midir?<br />
Emperyalizm kudurma aşamasına kan içe içe geçmiştir.<br />
İştahları kabartan petrol her zillet ve rezaleti mubah hale getirmiştir.<br />
Tam bir teşhis ve tespit maharetiyle açıklarsak; kan kokusu almış bir köpek balığından daha tehlikelisi petrol kokusu almış Amerikan emperyalizmidir.<br />
Şunu açık yüreklilikle ifade etmeliyim ki, at hırsızlığıyla enerji ve değerli mineral hırsızlığı arasında içerik olarak hiçbir ayrım ve farklılık yoktur.<br />
Maduro’ya yöneltilen; “uyuşturucu terörizmi, kokain kaçakçılığı, ABD’ye karşı makineli tüfek ve yıkıcı cihazlara sahip olma” suçlamalarının yargılama bahanesi, karanlık ve katıksız emperyalist adımların maskelenme çabasından başka bir şey değildir.<br />
Dünya çok riskli ve güvensizdir.<br />
Trump’ın 1823 tarihli Monroe Doktrinine dayanarak arka bahçesi olarak gördüğü coğrafi alanlarda stratejik, silahlı ve siyasi düzenlemeler yapması yasa dışıdır, ahlak dışıdır, insanlık değerlerine, ülkelerin egemenliklerine karşı yeni bir savaş pozisyonuna geçmenin ilanıdır.<br />
ABD Kongresi acilen devreye girmeli, Trump yönetiminin anayasaya ve uluslararası hukuka aykırı siyasi ve askeri tasarruflarını sona erdirecek kararları hızla ve sırasıyla almalıdır.<br />
Maduro ülkesine iade edilmelidir.<br />
Venezuela’nın kaderi bu ülkenin halkı tarafından tayin edilmelidir.<br />
Önce Amerika sloganı atarak tüm ülkelere parmak sallayan nevzuhur kovboylara, önce insanlık, önce hukuk, önce yaşanabilir ve huzurlu bir dünyanın mesajı verilmelidir.<br />
Latin Amerika veya Güney Amerika’dan doğacak istikrarsızlık ve iç bölünme dalgalarının diğer coğrafyalarla eklemlenip genişlemesi çok vahim gelişmeleri tetikleyecektir.<br />
Hür dünya ABD dayatmasına karşı ayağa kalkmalıdır.<br />
Demokrasi ve hukuk şerefine herkes, hepimiz, tüm insanlık sahip çıkmalıdır.<br />
Aksi halde bugünün suskunluğu ve ürkekliği gelecekte korkunç hadiselerin mayasını çalacak ve kaldıracı olacaktır.<br />
Küba’dan Nikaragua’ya, Haiti’den Dominik’e, Guatemala’dan Şili’ye; Afganistan’dan Irak’a, Vietnam’dan Suriye’ye varıncaya kadar görülmedik, izlenmedik, işitilmedik, daha doğrusu oynanmadık kanlı oyun kalmamıştır.<br />
İnsan bir kez ölür, o da şerefiyle olmalıdır.<br />
Korkaklar her gün ölür, fakat adam gibi adam olanlar yalnızca bir kez ölür.<br />
Puf diyecek bir ağız olmadığı için yerinde sallananlara seyirci kalacak, sakince katlanacak ve alttan alacak bir acziyet Türk milletinde yoktur.<br />
Geldiğimiz bu aşamada evrensel adalet ilkelerini paylaşmak isterim:<br />
Onurlu yaşamak, başkasına zarar vermemek, herkese kendine ait olanı iade etmek.<br />
En yüksek strateji, araçların büyük amaçlara dikkatli şekilde uyarlanmasıdır.<br />
Türkiye’miz bu yüksek stratejiyle güvenlik duvarlarını aşılmaz hale getirmelidir.<br />
Bir devlet için tehlike, elindeki araçlarla ulaşması gereken hedefler arasındaki mesafenin, devletin güvenliğini tehdit edecek kadar açıldığında ortaya çıkar.<br />
ABD’nin, diğer mütehakkim ülkelerin vaki durumu aynısıyla budur.<br />
ABD’nin Venezuela darbesi bir zafer, harika bir iş, çok parlak bir müdahale falan değil, yavaş yavaş inişe geçen, çakılması mukadder olan bir devletin yıkımdan önceki son istasyonudur.<br />
Sultan Süleyman’a kalmayan bu dünya, emin olunuz hiç kimseye kalmayacak, hiçbir ülkenin pervasızlıklarına mahkum edilemeyecektir.<br />
Değerli Milletvekilleri,<br />
Muhterem Hanımefendiler, Beyefendiler,<br />
Bölgesel ve küresel manzaranın bozulan ve bulanan atmosferine karşı “Terörsüz Türkiye’nin oluşması ve olgunlaşması maksadıyla çalışmalarımızı sabırla devam ettiriyoruz.<br />
Allah’ın izniyle hedefimize vasıl olacağız.<br />
Gayret bizden Tevfik Allah’tandır diyoruz.<br />
Büyük bir kucaklaşma ve kaynaşma seferberliğiyle çevremizde kazılan nifak çukurlarına inanıyorum ki düşmeyeceğiz.<br />
Tökezlememizi ümit edenleri yine hayal kırıklığına uğratacağız.<br />
Suriye’de geciken ve ertelenen entegrasyon sürecinin bir an evvel gerçekleşmesi, 27 Şubat İmralı çağrısına müzahir gelişmelerin ortaya çıkması lazımdır.<br />
SDG/YPG’nin müzakere edilemez talepleri gündeme taşıması akıllara evvela uzlaşmadan kaçmak için mazeret ürettiğini getirmektedir.<br />
Bu yanlıştır, istikrar ve huzur hedeflerini sekteye uğratmaktadır.<br />
SDG/YPG Suriye’nin Kuzeydoğusunda geniş bir alanda fiili hakimiyet kurmuştur.<br />
Bu bölge yar altı ve yer üstü kaynakları bakımından son derece zengindir.<br />
SDG/YPG’nin İsrail’in dümen suyuna girmesi, bu Siyonist alçaklık tarafından Mazlum Abdi’nin PKK’nın kurucu önderliği yerine hazırlanıyor görüntüsü çözümsüzlüğü ve kaosu sertleştirecektir.<br />
Buna da hiç kimsenin hakkı yoktur.<br />
Ya mutabakatla ya da zorla Suriye’nin üniter yapısı, siyasi ve toprak bütünlüğü kategorik olarak tesis edilmeli, bilhassa Arap aşiretleri Şam yönetiminin önşartsız yanında durmalıdır.<br />
Suriye’de İsrail planları bozulacaktır.<br />
Bu Siyonist şımarıklığın DEAŞ kartını masaya sürüp Türkiye üzerinde istihbarat operasyonları ve terörist faaliyetler yürütmesinin bedeli de çok ama çok ağır olacaktır.<br />
Sormak lazımdır ki, Dünya Yahudileri İsrail’in soykırım siyasetini reddedip, on emirden birisi olan öldürmeyeceksin mesajını ne zaman dikte edeceklerdir?<br />
İsrail insanlık vicdanı karşısında ciddi bir meşruiyet kaybı yaşamaktadır.<br />
Eninde sonunda işlenmiş soykırım suçunun siyasi ve hukuki sonuçları muhakkak olacaktır.<br />
Toplu katliam ile soykırım boyutuna ulaşan saldırıların ve saldırganlığın herhangi bir inanç sistemiyle, herhangi bir kutsal metinle veya insanlığın ahlaki kazanımlarıyla bağdaşmadığı çok açıktır.<br />
İsrail, Filistinli mazlumlar kadar dünyadaki masum siviller için de aşırılaşmış bir tehdittir.<br />
Bu nedenle İsrail halkı ile Yahudi inanç mensupları küresel dışlanmayla yüz yüzedir.<br />
Netenyahu politikalarının ahlaki ve hukuki lekesi esasen bütün Yahudilere tesir etmiştir.<br />
Dünya Yahudiliğinin temsilcilerini bu lekeyi temizlemeye, İsrail vahşetini durdurmaya, Gazze halkının insani ihtiyaçlarını karşılamaya, mazlumların dokunulmaz hakları korumaya, bölgesel düzlemde barış ve istikrarı desteklemeye, bu kapsamda da inisiyatif almaya çağırıyorum.<br />
Bu çağrım bir kimliği veya bir inancı hedef almak için değil, bilakis adalet, merhamet ve insan onurunu hatırlatmak içindir.<br />
Zulüm karşısında tarafsızlık veya tarafsız bir alan yoktur.<br />
Sessizlik suça ortaklık manasına gelecektir.<br />
Dünya Yahudi cemaatini devlet politikalarıyla dini kimliği birbirinden net biçimde ayırmaya, Netenyahu yönetiminin soykırım ve yayılmacılık siyasetini kolektif bir iradeyle reddetmeye, uluslararası hukuk ve insani değerler temelinde İsrail üzerinde ahlaki ve vicdani dengeleyici rol oynamaya davet ediyorum.<br />
Bu meyanda Dünya Yahudiliğini temsil eden çatı kuruluşlar, dini konseyler, akademik platformlar ve sivil toplum kuruluşları eşgüdüm halinde bir tutum ve eylem planı hazırlamalıdır.<br />
Ayrıca Dünya Yahudiliğinin göstereceği ilkeli duruşun; yalnızca savunmasız ve masum Filistinlilerin değil, Yahudi inancının, küresel barışın ve insanlığın ortak değer hazinesinin müdafaası bakımından da belirleyici olmasını ümit ediyorum.<br />
Hiç kimse hesap hatası yapmasın.<br />
Hiç kimse itiyle, çakalıyla etrafımızda dolaşmasın.<br />
Yalova’da etkisiz hale getirilen DEAŞ’lı teröristlerin akıbeti herkese de ders ve ibret olsun.<br />
Son olarak, bu DEAŞ’lı teröristlerin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduklarının söylenmesi son derece rahatsız edici ve sorunlu bir açıklamadır.<br />
Böylesi düşüncesiz ve her yöne çekilebilecek mahsurlu değerlendirmelerden özenle kaçınılmasını temenni ediyor, aziz şehitlerimizi rahmetle, minnetle ve saygıyla yad ediyorum.<br />
Sözlerimin sonunda hepinizi en iyi dileklerimle birlikte hürmet ve muhabbetle selamlıyorum.<br />
Sağ olun, var olun, Cenab-ı Allah’a emanet olun diyorum.</p>

<p>Kaynak: https://x.com/MHP_Bilgi/status/2008454242302939251</p>

<p>Kaynak: MHP resmi X hesabı (@MHP_Bilgi) paylaşımı.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 06 Jan 2026 14:01:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/01/devlet-bahceliden-abdye-sert-tepki-1767702959.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Cumhurbaşkanı Erdoğan&#039;dan Venezuela açıklaması: Uluslararası hukuku ihlal eden hiçbir eylemi tasvip etmeyiz</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cumhurbaskani-erdogandan-venezuela-aciklamasi-uluslararasi-hukuku-ihlal-eden-hicbir-eylemi-tasvip-etmeyiz-2848</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cumhurbaskani-erdogandan-venezuela-aciklamasi-uluslararasi-hukuku-ihlal-eden-hicbir-eylemi-tasvip-etmeyiz-2848</guid>
                <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2026 yılının ilk Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı'nın ardından millete seslendi. Konuşmasında Venezuela'daki son gelişmelere geniş yer ayıran Erdoğan, uluslararası hukukun ihlalini eleştirirdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:14px">Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2026 yılının ilk Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı'nın ardından millete seslendi. Konuşmasında Venezuela'daki son gelişmelere geniş yer ayıran Erdoğan, uluslararası hukukun ihlalini eleştirirdi.</span></p>

<p><span style="font-size:14px">Erdoğan, Türkiye'nin dünyanın her yerinde adaleti, meşruiyeti ve uluslararası hukuku savunan ülkelerin başında geldiğini vurgulayarak, "Gazze'den Suriye'ye nerede bir haksızlık, hukuksuzluk ve zulüm varsa tavrımızı net biçimde ortaya koyduk. İlkelerimiz söz konusu olunca komplekse kapılmayız" dedi.</span></p>

<p><span style="font-size:14px">&nbsp;Venezuela Pozisyonu: Hukuk ve İstikrar Vurgusu</span></p>

<p><span style="font-size:14px">Venezuela'da yaşananları "müessif bir hadise" olarak tanımlayan Erdoğan, "Dünyanın neresinde olursa olsun siyasi meşruiyeti ve uluslararası hukuku ihlal eden hiçbir eylemi tasvip etmeyiz" dedi.</span></p>

<p><span style="font-size:14px">Kabine toplantısında Venezuela konusunun detaylı değerlendirildiğini belirten Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı telefon görüşmesinde Türkiye'nin hassasiyetlerini ilettiklerini açıkladı: "Venezuela'nın istikrarsızlığa sürüklenmemesi gerektiğinin altını çizdik."</span></p>

<p><span style="font-size:14px">Erdoğan, "Sayın Maduro ve Venezuela halkı milletimizin dostu olduğunu pek çok kez göstermiştir. İki dost ülke olarak zor günlerimizde dayanışma içinde olduk, bugün de aynı anlayışla hareket ediyoruz. Türkiye ve Türk milleti, refah, huzur ve kalkınma mücadelelerinde dost Venezuela halkının yanında olmaya devam edecektir" diye ekledi.</span></p>

<p><span style="font-size:14px">Ülkelerin egemenlik haklarının ihlalinin küresel komplikasyonlara yol açabileceğini belirten Erdoğan, "Hukukun gücü yerine gücün hukukunun egemen olduğu bir dünyada istikrarsızlık eksik olmaz. Kurallara dayalı uluslararası sistemin korunması önemlidir" vurgusu yaptı.</span></p>

<p><span style="font-size:14px">Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasını, Türkiye'nin menfaatlerini her daim koruyacaklarını belirterek tamamladı: "Bizim sırtımızda yumurta küfesi var. Gerekirse bin düşünüp bir söyleyeceğiz."</span><br />
<br />
Cumhrbaşkanı Erdoğan açıklamasında şunları kaydetti</p>

<p>“Aziz milletim, değerli basın mensupları; sizleri en kalbi duygularımla, hürmetle, muhabbetle selamlıyorum. 81 vilayetimizin yanı sıra, dünyanın farklı ülkelerinde bizleri takip eden tüm vatandaşlarımı buradan saygıyla selamlıyorum.</p>

<p>Dünyada, bölgemizde, ülkemizde önemli gelişmelerin yaşandığı bir seneyi daha geride bırakıp büyük umutlarla 2026 yılını karşıladık.</p>

<p>Öncelikle yeni yılın ülkemize, milletimize, başta mazlumlar olmak üzere tüm insanlığa hayırlar getirmesini diliyor, aziz milletimize huzur, kardeşlik ve bereket dolu bir yıl temenni ediyorum.</p>

<p>Yine bu vesileyle 2025 yılı boyunca Türkiye’nin büyümesi, kalkınması ve hedeflerine daha da yaklaşması için ter döken herkese teşekkür ediyorum.</p>

<p>Devletimizin bekasını ve insanımızın huzurunu temin uğrunda can veren kahraman şehitlerimizi rahmetle yâd ediyor, gazilerimize minnettarlığımı ifade ediyorum. Özellikle geçen hafta DEAŞ’lı teröristlerin hayattan kopardığı 3 emniyet mensubumuza bir kez daha Yüce Allah’tan rahmet niyaz ediyorum. Şehitlerimizin her biri metanet abidesi olan muhterem ailelerine ülkem ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum.</p>

<p><strong>“40 SENEDİR ÜLKEMİZİN ENERJİSİNİ SÖMÜREN TERÖR SORUNUNU KÖKTEN ÇÖZECEĞİZ”</strong></p>

<p>Yeni yılın ilk günlerinde şu gerçeği bir kez daha hatırlatmak istiyorum: Aziz vatandaşlarım, Türk milleti olarak bizler 86 milyon insanımız ve yurt dışındaki 7 milyonu aşkın kardeşimizle gerçekten büyük bir aileyiz. Ankara’daki, Adıyaman’daki, Diyarbakır, Bursa, Trabzon, Tekirdağ’daki ve diğer tüm vilayetlerdeki vatandaşlarımız ne ise, dünyanın farklı köşelerinde hayat, haysiyet, helal rızık mücadelesi veren milyonlarca kardeşimiz de canımızdan bir parçadır. Hangi siyasi görüşten, kökenden, mezhep ve meşrepten olursak olalım, hepimiz şehit kanlarıyla sulanmış bu cennet vatanın sevdalılarıyız. 86 milyon olarak kardeşiz, kaderdaşız, ezelden ebede biriz ve beraberiz.</p>

<p>27 Aralık’ta vefatının 89. sene-i devriyesinde bir kez daha rahmetle andığımız İstiklal Marşı şairimiz Mehmet Akif’in safahatından süzülen şu mısralar bizim pusulamızdır. Bakınız ne diyor o büyük şair;</p>

<p>“Girmeden tefrika bir millete, düşman giremez,</p>

<p>Toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez.”</p>

<p>İşte bu şuurla tefrikayı, fitneyi, bozgunculuğu kapımıza yaklaştırmadan ebedi ve ezeli kardeşliğimize hep birlikte sıkı sıkıya sarılmamız gerekiyor. Elbette bunu söylerken şunu da aklımızdan çıkarmıyoruz: Bir dağ ne kadar uluysa, başındaki duman da o derece koyu olur. Bizi de ayırmak isteyenler, aramıza nifak sokmak isteyenler, bizi birbirimize düşürmek isteyenler daima olmuştur ve olacaktır. Bölgemizi kan deryasına çevirmek için türlü tuzaklar kuranlar her şeyden önce bizi denklem dışına itmeye çalışacaktır. Ama biz bu oyunlara inşallah gelmeyeceğiz. Merhum Akif’in “İttihad yaşatır, yükseltir; tefrika yakar, öldürür” ikazını her zaman zihnimizin bir köşesinde tutacağız. Söz konusu Türkiye olunca, Türkiye’nin huzuru, güvenliği, bekası olunca ayrılıklarımızı bir tarafa bırakıp birbirimize daha sıkı kenetleneceğiz. 86 milyon hep beraber yıkılmaz, aşılmaz, sarsılmaz bir duvar olacağız.</p>

<p>Mehmet Akif'in Kastamonu'da Nasrullah Camii'nde verdiği vaazın bir bölümünü özellikle bizleri ekranları başında izleyen genç arkadaşlarımın dikkatine getirmekte fayda görüyorum. Millî mücadelenin en sancılı günlerinde merhum Akif şöyle sesleniyordu: “Milletler topla, tüfekle, zırhlı ile ordularla, tayyarelerle yıkılmaz. Milletler ancak aralarındaki rabıtalar çözülerek kendi başının derdine, kendi havasına, kendi menfaatine, kendi menfaatini temin etmek kaygısına düştüğünde yıkılır. Düşmanlarımızın bugün bizden istedikleri ne filan vilayet, ne filan sancaktır. Doğrudan doğruya başımızdır, devletimizdir.” Evet, bugün de boylarına poslarına bakmadan son derece kibirli bir eda ile Türkiye'ye parmak sallayanların bizden istediği devletimizdir, vatanımızdır. Büyük ve güçlü Türkiye idealimizin kuvveden fiile çıkmasını engellemektir.</p>

<p>Bir defa aziz milletimin şunu bilmesini isterim: Her kim ne adına olursa olsun millî mutabakat ruhuna zarar verecek bir tavır içindeyse, Türkiye'nin rakiplerine hizmet ediyor demektir. Her kim ortak değerlerimizi hedef alıyor, aramızdaki rabıtayı zayıflatmaya çalışıyorsa, Türk milletinin dostu değil, yeminli bir hasmıdır. Türk ve Türkiye düşmanlarının işte bu sinsi tuzaklarına düşmeyeceğiz. İç cephemizi sağlam tutacak, güçlendirecek, orada gedik açmak için fırsat kollayanlara karşı daima uyanık olacağız.</p>

<p>Daha önce de çeşitli vesilelerle dile getirdim. Yılın bu ilk günlerinde bir kez daha altını çizerek ifade ediyorum, on yıllardır farklı biçimleriyle mücadele ettiğimiz terör belası, Türkiye'nin ayağına vurulmuş emperyalist bir prangadır. DEAŞ’ından FETÖ’suna, DHKP-C’sinden PKK'sına gayrimeşru yapıların hepsi birer aparat olarak bu amaçla kullanılmıştır. Kahraman güvenlik kuvvetlerimizin destansı mücadelesi, savunma sanayimizdeki atılımlarımızın ülkemize sağladığı yetenekler, hak ve özgürlükler alanında hayata geçirdiğimiz tarihi reformlar ve milletimizin engin basireti sayesinde terör musibetinden ebediyen kurtulma noktasında önemli bir fırsat yakaladık. Ülkemizin önünde aralanan fırsat penceresini ardına kadar açacak bu imkânın sabote edilmesine izin vermeyeceğiz. Terörsüz Türkiye sürecini kararlılıkla devam ettirerek 40 senedir ülkemizin enerjisini ve kaynaklarını sömüren terör sorununu kökten çözeceğiz. İnşallah bunu da suhuletle, sabırla, sağduyuyla yapacağız. Terörün karanlık gölgesinin olmadığı bir ülkede ve bölgede yaşamanın getireceği büyük kazanımlara odaklanarak bu hedefimize ulaşacağız.</p>

<p>Aziz milletim, değerli basın mensupları; 2026 yılının ilk Kabine Toplantısını biraz önce gerçekleştirdik. Güvenlik, dış politika, ekonomi ve sosyal politikalar başta olmak üzere birçok kritik meseleyi etraflıca değerlendirdik. Milletimizin hayrına olacak önemli kararlar aldık. Bunlara geçmeden evvel son 3 haftada millete hizmet yolunda neler yaptığımızı şöyle özetin özeti mahiyetinde sizlerle paylaşmak istiyorum.</p>

<p>Değerli vatandaşlarım, aziz kardeşlerim; 16 Aralık'ta barış, istikrar ve refah üreten dış politika temasıyla düzenlenen 16. Büyükelçiler Konferansı'nda dünyanın dört bir yanında devletimizi başarıyla temsil eden büyükelçilerimizle bir araya geldik. Belirsizliğin arttığı, çıkar kavgasının kızıştığı mevcut küresel konjonktürde hem diplomatik zeminde, hem de diğer alanlarda güçlü bir varlık gösteriyoruz. Hiç çekinmeden, eğilmeden, bükülmeden, hiç kimseye minnet etmeden ülkemizin hak ve hukukunu her platformda cesaretle savunuyoruz. Ana muhalefetin başındaki zat gibi yabancılardan 5 dakikacık ilgi dilenmiyor, muhataplarımıza 5 dakikalık bir görüşme için yalvarmıyoruz. Büyük bir milletin ve büyük bir devletin mensubu olduğumuzun bilinciyle her yerde dik duruyor, ama diklenmiyoruz. Hep söyledik, bugün tekrar ediyorum; biz ne kuru hamaset, ne ucuz polemik peşindeyiz, ne de rol kapma, rol çalma derdindeyiz. Biz Türkiye Cumhuriyeti'ni tüm dünyada şanla, şerefle, iftiharla temsil etmenin mücadelesi içindeyiz. Türkiye, sık sık vurguladığım üzere her alanda dünyanın dikkatle, takdirle, çoğu zaman gıptayla ve hayranlıkla takip ettiği bir atılım gerçekleştiriyor. Bunun önünü kimse kesemeyecek. Uzak olmayan bir gelecekte inşallah daha güçlü, daha müreffeh, hemen her alanda daha itibarlı bir ülkede hep beraber yaşayacağız.</p>

<p>Burada yeri gelmişken şu hususu da ifade etmek zorundayım: Türkiye, dünyanın her tarafında adaleti, meşruiyeti ve uluslararası hukuku savunan ülkelerin en başındadır. Gazze'den Suriye'ye nerede bir haksızlık, hukuksuzluk ve zulüm varsa tavrımızı çok net biçimde ortaya koyduk. Açık söylüyorum, ilkelerimiz söz konusu olunca komplekse kapılmayız. Bu hakikati ana muhalefetin başındaki zat bilmese de Afrika'dan Latin Amerika'ya dostlarımız ve kardeşlerimiz gayet iyi bilmektedir. Ana muhalefet partisi genel başkanı, iç siyasette olduğu gibi, dış politikada da üçüncü sınıf bir popülizm yapmaktadır. Bu zatın ne dediği, neyi savunduğu bile belli değildir.</p>

<p><strong>“ULUSLARARASI HUKUKU İHLAL EDEN HİÇBİR EYLEMİ TASVİP ETMEYİZ”</strong></p>

<p>Aziz milletim; lütfen son yıllarda bölgemizde cereyan eden hadiseleri ve bunlara karşı CHP'nin yaklaşımını şöyle bir gözden geçirin. CHP Genel Başkanının isabetli tek bir öngörüsünü bulamazsınız. Ne Karadeniz'de, ne Doğu Akdeniz'de, ne Gazze soykırımında, ne Libya, ne de Suriye konusunda tutarlı, vicdanlı, omurgalı hiçbir duruşları yok. Tek bildikleri hükûmetimize karşı çıkmak, bizim ak dediğimize kara, doğru dediğimize yanlış demek. Rusya-Ukrayna krizinin ilk günlerinde şimdi karşılarında süklüm püklüm oldukları güç odaklarının işaretiyle hükûmetimizi eleştirenler bunlardı. Suriye'nin devrik lideri ülkesinden kaçarken, Esad'la görüşülmeli diyenler bunlardı. Karabağ'ın 44 günlük vatan muharebesinde Ermeni diasporasıyla söz birliği içinde can Azerbaycan'ı desteklememize karşı çıkanlar bunlardı. Gazze soykırımında Filistin direnişine terör yaftası vuranlar bunlardı. Yıllarca Türkiye'yi DEAŞ’a destek vermekle suçlayanlar bunlardı. Avrupa'ya Türkiye'yi şikâyet turları düzenleyenler bunlardı. Kendi ülkelerine müdahaleyi savunanları tebrik sırasına girenler bunlardı. Dış politikada omurga nedir, ilke nedir, millî menfaat nedir bilmeyenler yine bunlardı, bugün bize ahkâm kesen ana muhalefet yöneticileriydi. Şimdi çıkmışlar akıllarınca bizi sıkıştırmaya çalışıyorlar. Kimse kusura bakmasın, ama bunun adı yüzsüzlüktür. Muhalefet, iktidar yıpransın da Türkiye'ye ne olursa olsun mantığıyla hareket edemez. Böyle bir sorumsuzluğun içinde olamaz. Dahası bu kadar basiretsizlikten sonra bırakın ana muhalefetin bize laf söylemesini, bu konularda ağızlarını dahi açmaması gerekir.</p>

<p>Şurası da çok enteresan: Ülkemizden 11 bin kilometre ötede Türkiye ile yakın dostluk ilişkisi olan bir ülkede müessif bir hadise yaşanıyor. CHP Genel Başkanının aklına ilk gelen bize saldırmak, bize sataşmak oluyor. Şimdi çeşitli fotoğraflar üzerinden bize mesaj vermek oluyor. Allah aşkına bu patolojik bir ruh hâlinin işareti değilse nedir? Siyasette kutuplaşmayı bu provokatif üslupla mı azaltacaksınız? İç cephemizin tahkim edilmesine böyle mi destek olacaksınız? Dünyanın içinden geçtiği bu zor dönemde Türkiye'nin hak ve hukukunu böyle mi koruyacaksınız?</p>

<p>Aziz milletim; biz tabi ki bunlara kulak asmayacak, çirkin tahriklere gelmeyeceğiz. Gerekirse bin düşünüp bir söyleyecek, Türkiye'nin menfaatlerini her daim koruyacak, kollayacak ve yücelteceğiz. Çünkü bizim üzerimizde milletin emaneti var. Bizim üzerimizde 86 milyonun hakkı var, sorumluluğu var. Bizim omuzlarımızda umutlarını büyük ve güçlü Türkiye'ye bağlamış yüz milyonların mesuliyeti var. Hep söylüyorum, bizim sırtımızda yumurta küfesi var. Bakın biz iç politikayı da, dış politikayı da ilkelerle yapan, akılla ve vicdanla yapan bir hükûmetiz, böyle bir kadroyuz. Dünyanın neresinde olursa olsun siyasi meşruiyeti ve uluslararası hukuku ihlal eden hiçbir eylemi tasvip etmeyiz. Venezuela meselesinde de hem Türkiye için, hem dost Venezuela halkı için en iyisi, en doğrusu neyse onu yapmanın gayretindeyiz. Sayın Maduro ve Venezuela halkı milletimizin dostu olduğunu pek çok kez göstermiştir. İki dost ülke olarak zor günlerimizde birbirimizle dayanışma içinde olmaya önem ve öncelik verdik. Bugün de aynı anlayışla hareket ediyoruz.</p>

<p><strong>“TÜRKİYE VE TÜRK MİLLETİ DOST VENEZUELA HALKININ YANINDA OLMAYA DEVAM EDECEKTİR”</strong></p>

<p>Şurası bir gerçek ki, ülkelerin egemenlik haklarının ihlal edilmesi ve uluslararası hukukun çiğnenmesi küresel düzeyde ciddi komplikasyonlara yol açabilecek riskli adımlardır. Hukukun gücü yerine gücün hukukunun egemen olduğu bir dünyada istikrarsızlık, kriz, çatışma eksik olmaz. Biz Türkiye olarak ne bölgemizde, ne başka coğrafyalarda kaos, kargaşa ve gerilim olmasını asla istemeyiz. Kurallara dayalı uluslararası sistemin korunması bu bakımdan önemlidir.</p>

<p>Bugünkü Kabine Toplantımızda ilgili birimlerimizin derlediği güncel bilgiler ışığında Venezuela vakasını enine boyuna değerlendirdik. Amerikan Başkanı Trump ile telefon görüşmemizde de ülkemizin hassasiyetlerini kendisine ilettik. Venezuela'nın istikrarsızlığa sürüklenmemesi gerektiğinin altını çizdik. Türkiye ve Türk milleti refah, huzur, kalkınma mücadelelerinde dost Venezuela halkının yanında olmaya devam edecektir.</p>

<p>Değerli arkadaşlar; 18 Aralık'ta Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri'ni külliyemizde düzenlediğimiz törende sahipleriyle buluşturduk. Arkeoloji, bilim kültür, müzik, resim ve fotoğraf dallarında ödüle layık görülen ilim ve sanat erbabımızı tebrik ediyor, başarılar diliyorum.</p>

<p>20 Aralık'ta İstanbul Tersane Komutanlığımızda Türk donanması ve Türk tersaneciliğinin gurur günlerinden birine daha tanıklık ettik. Havadan bağımsız tahrik sistemi ve gelişmiş Sonar teknolojisiyle öne çıkan TCG Hızır Reis Denizaltımızı ve Yeni Tip Çıkarma Gemimiz Ç-159'u donanmamızın hizmetine verdik. Kendi mühendislerimizin geliştirdiği yüzde 90 yerlilik oranına sahip marin motorlu, ULAQ silahlı insansız deniz aracımızı Deniz Kuvvetlerimizin filosuna dahil ettik. Mavi Vatandaki caydırıcılığımıza önemli katkılar yapacak açık deniz karakol gemimiz SEFERİHİSAR’ın ise ilk sac kesimini gerçekleştirdik. Aynı törende Pakistan'la olan MİLGEM Sözleşmeleri kapsamındaki ikinci gemiyi PNC Hayber'i Pakistan heyetine teslim ettik. Donanmamızın gücüne güç katacak yeni deniz platformlarımız bir kez daha hayırlı, uğurlu olsun diyorum.</p>

<p>20 Aralık'ta TÜBA Bilim Ödüllerini 38 bilim insanımıza, TÜBİTAK ödüllerimizi ise 8 farklı üniversitemizden 11 hocamıza tevcih ettik.</p>

<p>25 Aralık'ta Avrupa'nın en büyük sivil toplum kuruluşlarından Uluslararası Demokratlar Birliği'nin üyelerini külliyemizde ağırladık. Avrupa genelindeki 253 şubesiyle demokratik ve aktif katılımdan sağlıklı entegrasyona, eğitim projelerinden İslam düşmanlığı ile mücadeleye birçok alanda çalışmalar yürüten birliğimize teşekkürlerimi iletiyorum. Türk diasporasının her bir mensubu bu vatanın, bu milletin göz bebeğidir. Büyükelçiliklerimizle, konsolosluklarımızla, Yurtdışı Türkler Başkanlığımız ve diğer kurumlarımızla bu kardeşlerimize hizmet etmeyi sürdüreceğiz.</p>

<p>Kıymetli basın mensupları; 6 Şubat depremlerinin yaralarının sarılması iktidarımızın yaklaşık 3 yıldır birinci önceliğiydi. Hükûmet, bu enkazın altında kalır diyen istismarcılara meydanı terk etmedik. Asrın felaketinin üstesinden asrın dayanışması ve seferberliğiyle gelmeyi başardık. İşte en son 27 Aralık'ta 11 ilimizde yapımı tamamlanan 455 bininci deprem konutunun anahtarlarını teslim etmek üzere Hatay'ın misafiri olduk. Hatay'ımızda 55 bin 681, Kahramanmaraş'ımızda 22 bin 81, Malatya'mızda 11 bin 367, Adıyaman'ımızda 4 bin 833, Osmaniye'mizde 3 bin 357, Elâzığ’ımızda 2 bin 568, Gaziantep'imizde 1.620, Şanlıurfa'mızda 1.333, Diyarbakır'ımızda 887, Adana'mızda 692, Kilis'imizde 308, Kayseri'mizde 224, Tunceli'mizde 201, Bingöl’ümüzde 27 olmak üzere toplam 105 bin 179 konut, köy evi ve iş yerini daha depremzede vatandaşlarımıza teslim ettik. Böylece milletimize verdiğimiz sözleri tutmanın huzuru içinde, depremin etkilediği 11 ilimizde toplam 455 bin 357 bağımsız bölümü afetzede kardeşlerimizin kullanımına sunmuş bulunuyoruz. Bizleri milletimize mahcup etmeyen Rabbime sonsuz hamdediyorum. Konut, köy evi ve iş yerlerimiz bir kez daha hayırlı uğurlu olsun diyor, hak sahiplerimizin yeni yuvalarında ağız tadıyla oturmalarını diliyorum.</p>

<p>Hatay'da aynı zamanda toplam 200 milyar değerinde 227 yatırımın toplu açılışını yaptık. Çevre ve Şehircilik Bakanlığımızla birlikte tüm bakanlıklarımıza, kurum ve kuruluşlarımıza, yüklenici firmalarımıza, hayırseverlerimize, işçi, mimar ve mühendislerimize, herkese teşekkür ediyorum.</p>

<p>30 Aralık'ta Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud ve heyetini ülkemizde misafir ettik. Sayın Cumhurbaşkanı ile görüşmemizde Somali'de hayata geçirdiğimiz uzay limanı projemizde gelinen son aşamayı değerlendirdik. Ayrıca, filomuza yeni kattığımız Çağrı Bey ve Yıldırım derin deniz sondaj gemilerimizin müjdesini milletimizle paylaştık. Yeni gemilerimizin de ülkemize hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum.</p>

<p>Aziz milletim; 2026 senesini ihracatta kırdığımız rekorların sevinciyle karşıladık. Geçen yıl için ihracatta hedefimizi 270 milyar dolar olarak açıklamıştık. Mal ve hizmet ihracatında ise 390 milyar dolarlık bir hedef belirlemiştim. Allah’a hamdolsun, her iki hedefimizin de üzerinde bir rakama ulaştık. 2025 senesini 273,4 milyar dolarlık bir ihracat rakamıyla kapattık. Böylece geçen yıla göre ihracatta yüzde 4,5 oranında bir artış kaydettik. Aralık ayı ihracatımızda Kasım ayına kıyasla yüzde 12,8 oranında bir artış oldu ve ihracatımız 26 milyar 411 milyon dolara yükseldi. Bu rakamlarla hem aylık bazda, hem de yıllık olarak Cumhuriyet tarihimizin rekoruna imza attık.</p>

<p>&nbsp;Bir başka çarpıcı oran hizmetler ihracatımızdır. Hizmetler ihracatımızın 123,1 milyar doları bulduğu, böylece 2025 yılı mal ve hizmet ihracatımızın 396,5 milyar dolara ulaştığı görülüyor. İnşallah bu yılın sonunda ihracatta 282 milyar doları hedefliyoruz. Hizmetler ihracatında ise 128 milyar doları yakalayarak toplam 410 milyar dolar mal ve hizmetler ihracatına ulaşmayı istiyoruz. Bu vesileyle tüm ihracatçı kuruluşlarımızı, iş adamlarımızı, ilgili sivil toplum örgütlerini, ilgili bakanlıklarımızı ve bürokratlarımızı tebrik ediyorum.</p>

<p>Değerli arkadaşlar; 2026 yılına ekonomi cephesinden gelen umut verici haberlerle giriyoruz. Makroekonomik istikrar ve reform programımızın semeresini başta enflasyon olmak üzere birçok alanda yavaş yavaş topluyoruz. Nitekim bugün 2025 yılına dair önemli bir gösterge daha açıklandı. İhracatta olduğu gibi enflasyonda da son derece güzel haberler aldık. Aralık ayı tüketici fiyat endeksi yüzde 0,89 oranında gerçekleşti ve böylece 2025 yılı enflasyon oranı yüzde 30,89 oldu. Böylece yıllık enflasyon, 49 ayın en düşük seviyesine indi. Burada da kalmayacak, enflasyonu daha düşük seviyelere çekeceğiz. Enflasyon verilerinin de ekonomimiz için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Göreve geldiğimiz ilk günden beri titizlikle uyguladığımız işçimizi, memurumuzu, emeklimizi enflasyona ezdirmeme politikamızı aynı hassasiyetle devam ettireceğiz.</p>

<p>Son olarak üniversiteli gençlerimizle şu müjdeyi paylaşmak isterim: Biliyorsunuz 2002 yılında 451 bin 550 üniversite öğrencilerimize yalnızca 45 lira burs ve öğrenim kredisi veriliyordu. Biz bu rakamı her geçen yıl katlayarak artırdık. Eğitim yolculuklarında genç kardeşlerimizin daima yanında olduk. 2025 yılı içerisinde 867 bin kişiye kredi, 651 bin kişiye burs olmak üzere toplam 1 milyon 518 bin üniversite öğrencimize destek sunduk. Sadece geçen sene üniversite öğrencilerimize sağladığımız burs ve kredi desteğinin toplamı 34 milyar 14 milyon liradır. 2025 yılında burs ve öğrenim kredisi olarak lisans öğrencilerimize 3 bin lira, yüksek lisansa 6 bin lira, doktoraya 9 bin lira destek sunuyorduk. 2026 yılı itibariyle bu rakamı yüzde 33 oranında artırarak lisans öğrencilerimizde 4 bin liraya, yüksek lisans öğrencilerimizde 8 bin liraya, doktora öğrencilerimizde 12 bin liraya yükseltiyoruz. Gençlerimize ve ailelerine hayırlı, uğurlu olsun.</p>

<p>Bu düşüncelerle kabine toplantımızın ve aldığımız kararların tüm Türkiye için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Rabbim ülkemizi her türlü sıkıntıdan muhafaza eylesin diyor, sizleri bir kez daha saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. Kalın sağlıcakla.”</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 06 Jan 2026 12:55:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/01/cumhurbaskani-erdogandan-venezuela-aciklamasi-uluslararasi-hukuku-ihlal-eden-hicbir-eylemi-tasvip-etmeyiz-1767696453.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bahçeli: ABD&#039;nin Venezuela müdahalesi, 15 Temmuz&#039;un benzeri bir komplo</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bahceli-abdnin-venezuela-mudahalesi-15-temmuzun-benzeri-bir-komplo-2839</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bahceli-abdnin-venezuela-mudahalesi-15-temmuzun-benzeri-bir-komplo-2839</guid>
                <description><![CDATA[Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ABD'nin Venezuela'da gerçekleştirdiği askeri müdahaleyi sert bir dille eleştirdi. Bahçeli, bu girişimi "hukuksuz ve haksız" olarak nitelendirerek, 2016'daki 15 Temmuz darbe girişimiyle benzerlik gösterdiğini vurguladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ABD'nin Venezuela'da gerçekleştirdiği askeri müdahaleyi sert bir dille eleştirdi. Bahçeli, bu girişimi "hukuksuz ve haksız" olarak nitelendirerek, 2016'daki 15 Temmuz darbe girişimiyle benzerlik gösterdiğini vurguladı.</strong></p>

<p>MHP Medya, İletişim ve Dijital Mecralardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Kayseri Milletvekili<strong> İsmail Özdemir, </strong>Bahçeli'nin CNN Türk'e yaptığı açıklamayı sosyal medya hesabından paylaştı. Bahçeli'nin değerlendirmesinde, ABD'nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'yu iktidardan uzaklaştırma çabasının, Türkiye'de FETÖ eliyle düzenlenen 15 Temmuz kalkışmasına tıpatıp benzediği belirtildi.</p>

<p>Bahçeli, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:<strong><em> “ABD’nin bugün Venezuela’da yapmış olduğu askeri müdahale ile devlet başkanı Nicholas Maduro’yu iktidardan hukuksuz ve haksızca uzaklaştırma girişimi bizim tarafımızdan bilinen ve tanıdık bir komplodur.<br />
<br />
Bazı yayın organlarında ise bu hakikat yerine meselenin başka mecralara çekilmeye çalışılması hatalı ve yanlış bir yaklaşım olacaktır. Türkiye’de 15 Temmuz 2016 tarihinde FETÖ eliyle gerçekleştirilen kalkışmada Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan Marmaris’te bulunurken, doğrudan kendisine yönelik sergilenen aşağılık girişimdeki yöntemle, bugün Maduro’yu hedef alan yöntem birbirinin aynısıdır.<br />
<br />
15 Temmuz 2016’da Türk Milleti’nin iradesi ile netice alamayan ABD, bugün Venezuela’da benzer bir girişimde bulunmuştur. Konunun bu yönünün yayın ve yorumlarda ele alınması, yöntemdeki benzerliğin kamuoyunun dikkatine sunulması daha doğru olacaktır.”</em></strong></p>

<p>Venezuela'daki gelişmeler, uluslararası arenada büyük yankı uyandırırken, Bahçeli'nin açıklaması Türkiye-Venezuela ilişkileri ve ABD'nin dış politikası bağlamında dikkat çekti. MHP yetkilileri, bu tür müdahalelerin küresel istikrara zarar verdiğini savunuyor.</p>

<p>Bu açıklama, sosyal medyada geniş etkileşim alırken, kullanıcılar arasında ABD'nin müdahaleciliğine yönelik tartışmalar da başladı.<br />
<br />
Kaynak:<a href="https://x.com/ismailozdemirrr/status/2007539551544447160">https://x.com/ismailozdemirrr/status/2007539551544447160</a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 04 Jan 2026 00:46:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/01/bahceli-abdnin-venezuela-mudahalesi-15-temmuzun-benzeri-bir-komplo-1767478334.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>HKP Lideri  Nurullah Efe: Alevilik, Hz. Ali&#039;yi ve İslamiyeti benimsemekle oluştu</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/hkp-lideri-nurullah-efe-alevilik-hz-aliyi-ve-islamiyeti-benimsemekle-olustu-2815</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/hkp-lideri-nurullah-efe-alevilik-hz-aliyi-ve-islamiyeti-benimsemekle-olustu-2815</guid>
                <description><![CDATA[Halkın Kurtuluş Partisi (HKP) lideri , sol görüşlü siyasetçi Nurullah Efe, Alevilik konusunda önemli bir açıklama yaptı. Efe, Aleviliği İslam'ın insancıl yönüyle bağdaştırarak tanımladı ve Hz. Ali'nin merkezi rolünü vurguladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Halkın Kurtuluş Partisi (HKP) lideri , sol görüşlü siyasetçi Nurullah Efe, Alevilik konusunda önemli bir açıklama yaptı. Efe, Aleviliği İslam'ın insancıl yönüyle bağdaştırarak tanımladı ve Hz. Ali'nin merkezi rolünü vurguladı.</p>

<p>Marksist-Leninist çizgideki HKP'nin lideri Nurullah Efe, Türklerin, Hz. Ali merkezli İslamiyeti ve benimsemeleriyle Alevi olduklarını ifade eden açıklamaları dikkati çekti.<br />
<br />
<a href="https://www.instagram.com/reel/DSkNzQlDDAT/?igsh=MXkwdTZ6NXI2cmpicg%3D%3D"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202025-12-30%20at%2022_09_12.jpg" style="height:654px; width:426px" /></a></p>

<p>Efe'nin açıklaması şöyle:</p>

<p><em><strong>"Alevilik nedir? Orta Asya'dan kopup gelen ilkel komünal toplum insanlarının, sınıfsız toplum insanlarının yani Şaman inancına, Gök Tengri inancına sahip olan insanların Anadolu'ya geldikleri zaman benimsedikleri İslam'ın en insancıl, en yoksul yaşamış olan halifesi Hz. Ali'yi benimsemeleridir arkadaşlar. O ilkel komünal değerler doğrultusunda İslam'ı yorumlamalarıdır. Alevi ve kültür inancı böyle oluştu arkadaşlar."</strong></em></p>

<p>Bu açıklama, Türkiye'de "Alisiz Alevilik" ve İslam karşıtlığı iddialarını savunan çevrelere doğrudan bir yanıt niteliği taşıyor. Sol kesimden gelen Efe, Aleviliği Hz. Ali ve İslamiyet'in insani yorumu çerçevesinde konumlandırarak, bu tartışmalarda Aleviliğin İslam içi bir yorum olduğunu güçlü bir şekilde vurguladı.</p>

<p>Efe'nin vurgusu Hz. Ali merkezli bir anlayışın sol çevrelerde de savunulabileceğini gösterdi.<br />
<br />
Kaynak:<a href="https://www.instagram.com/reel/DSkNzQlDDAT/?igsh=MXkwdTZ6NXI2cmpicg%3D%3D">https://www.instagram.com/reel/DSkNzQlDDAT/?igsh=MXkwdTZ6NXI2cmpicg%3D%3D</a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 30 Dec 2025 22:04:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/12/hkp-lideri-nurullah-efe-alevilik-hz-aliyi-ve-islamiyeti-benimsemekle-olustu-1767123392.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yalova&#039;da IŞİD operasyonunda 3 polis şehit oldu</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/yalovada-isid-operasyonunda-3-polis-sehit-oldu-2811</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/yalovada-isid-operasyonunda-3-polis-sehit-oldu-2811</guid>
                <description><![CDATA[İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Yalova'daki IŞİD operasyonunda yaralanan 7 polisten 3'ünün şehit olduğunu açıkladı. Bölgedeki okullarda eğitime ara verildi. Yalova'da IŞİD'e yönelik düzenlenen operasyonda silahlı çatışma çıktı. Yaralanan 7 polis, ambulansla Yalova Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırıldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Yalova’da IŞİD’e yönelik düzenlenen operasyonda şüphelilerin polise ateş açması sonucu çıkan çatışmada 3 polis memuru hayatını kaybederken, 8 polis ve bir bekçi yaralandı. Çatışmada 6 IŞİD'li öldürüldü, operasyon ise 09:40'ta sona erdi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Öte yandan RTÜK olayla ilgili geçici yayın yasağı getirdi. Çatışma bölgesindeki 5 okulda bugün eğitime ara verildi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, soruşturma kapsamında 5 şüphelinin gözaltına alındığını açıkladı.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">ELMALIK KÖYÜNE OPERASYON</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">İl Emniyet Müdürlüğü ekiplerince IŞİD'e yönelik merkeze bağlı Elmalık köyü yolundaki bir eve operasyon düzenlendi.&nbsp;Operasyonda çıkan çatışma sonucu 8 polis ve 1 bekçi yaralandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Öte yandan evin çevresi polis ekipleri tarafından çevrilirken, bölgeden zaman zaman silah sesleri duyuldu.&nbsp;Bursa’dan da takviye özel harekat ekipleri de bölgeye sevk edildi.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">BAKAN YERLİKAYA'DAN AÇIKLAMA</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya açıklama yaptı. Yerlikaya, şunları söyledi:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><em>"Bu operasyonlardan biri de bu sabah saat 02.00’da Yalova’da gerçekleşmiştir. İsmet Paşa Mahallesi, Seher sokak’ta bulunan bir adrese düzenlenen operasyon sırasında, DEAŞ’lı teröristler tarafından kahraman polislerimize ateş açılmıştır.</em></span></p>

<p><em><span style="color:#000000">Bu hain saldırı sonucunda maalesef 3 kahraman polisimiz&nbsp;</span><a href="https://www.birgun.net/etiket/sehit-1549" target="_blank"><span style="color:#000000">şehit</span></a><span style="color:#000000">&nbsp;olmuştur. Saldırıda 8 polisimiz ve 1 bekçimiz de yaralanmıştır. Teröristlerin bulunduğu evde kadınlar ve çocukların olması nedeniyle operasyon büyük bir hassasiyetle yürütülmüştür.&nbsp;Adreste bulunan 5 kadın ve 6 çocuk sağ olarak tahliye edilmiştir.</span></em></p>

<p><strong><span style="color:#000000">"6 TERÖRİST ÖLÜ OLARAK ELE GEÇİRİLMİŞTİR"</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000"><em>Çıkan çatışmada 6 terörist ölü olarak ele geçirilmiştir. Bu teröristler Türk vatandaşıdır. Operasyon saat 09.40’da tamamlanmıştır.&nbsp;Bu topraklarda huzur ve güvenliğimizi hedef alanlar, karşılarında daima cesareti ve fedakârlığıyla destan yazan güvenlik güçlerimizi bulmaktadır.</em></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em>Şehitlerimiz, aziz milletimizin huzur ve güvenliği için canlarını ortaya koymuşlardır. Onlar, görevini yaparken şehadete yürüyen kahramanlarımızdır. Şehit polislerimize Allah’tan rahmet, kederli ailelerine, emniyet teşkilatımıza ve aziz milletimize başsağlığı diliyorum.&nbsp;Şehitlerimizin makamları âli olsun.&nbsp;Tedavileri devam eden yaralı polislerimize ve bekçimize acil şifalar diliyorum."</em></span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">ADALET BAKANI TUNÇ: 5 GÖZALTI VAR</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, sosyal medya hesabından soruşturma hakkında açıklama yaptı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tunç, "Yalova ilimizde DEAŞ terör örgütü üyelerinin bulunduğu eve yapılan operasyon sırasında şehit olan kahraman polislerimize Allah’tan rahmet, yaralı polislerimize acil şifalar diliyorum" dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yılmaz Tunç, şunları söyledi: "Hepimizi derinden üzen olayla ilgili Yalova Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında 5 Cumhuriyet savcısı görevlendirilmiş olup 5 şüpheli gözaltına alınmıştır. Soruşturma çok yönlü ve titizlikle yürütülmektedir. Aziz şehitlerimizin ruhu şâd, kederli ailelerinin ve aziz milletimizin başı sağ olsun."</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 29 Dec 2025 12:36:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/12/yalovada-isid-operasyonunda-3-polis-sehit-oldu-1767001719.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Cumhurbaşkanı Erdoğan&#039;dan Mehmet Akif Ersoy için anma mesajı</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cumhurbaskani-erdogandan-mehmet-akif-ersoy-icin-anma-mesaji-2802</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cumhurbaskani-erdogandan-mehmet-akif-ersoy-icin-anma-mesaji-2802</guid>
                <description><![CDATA[Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstiklal Marşı'nın şairi ve milli mücadele kahramanlarından Mehmet Akif Ersoy'un vefatının 89. yıl dönümünde bir anma mesajı yayımladı. Erdoğan, sosyal medya hesabından paylaştığı mesajda, Ersoy'un bağımsızlık mücadelesindeki rolünü vurgulayarak rahmet dileklerini iletti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstiklal Marşı'nın şairi ve milli mücadele kahramanlarından Mehmet Akif Ersoy'un vefatının 89. yıl dönümünde bir anma mesajı yayımladı. Erdoğan, sosyal medya hesabından paylaştığı mesajda, Ersoy'un bağımsızlık mücadelesindeki rolünü vurgulayarak rahmet dileklerini iletti.</p>

<p>Mesajında Erdoğan şu ifadelere yer verdi: <strong>"Anadolu’nun işgale uğradığı günlerde şehir şehir dolaşarak milletimizi istikbali için kıyama çağıran; duruşuyla, yaşayışıyla hakiki bir münevver olan; İstiklal Marşımızın yazarı, Millî Şairimiz Mehmet Akif Ersoy’u Hakk’a yürüyüşünün 89’uncu yılında rahmetle yâd ediyorum."</strong></p>

<p>Paylaşıma eklenen görselde, Mehmet Akif Ersoy'un portresi ile doğum ve ölüm tarihleri (1873-1936) yer alıyor.<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/G9KgrDIXgAEpr2j.jpg" style="height:450px; width:800px" /><br />
Mehmet Akif Ersoy, Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerinde yaşamış, milli şair olarak tanınan bir aydın ve şairdir. İstiklal Marşı'nı yazarak Türk milletinin bağımsızlık ruhunu ölümsüzleştirmiştir. Her yıl 27 Aralık'ta çeşitli etkinliklerle anılmaktadır.<br />
<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/image%20-%202025-12-27T194519_967.png" style="height:452px; width:519px" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 27 Dec 2025 19:41:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/12/cumhurbaskani-erdogandan-mehmet-akif-ersoy-icin-anma-mesaji-1766853958.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>MHP Aydın İl Başkanı Haluk Alıcık, Alevi başkanlarla birlikte Bahçeli&#039;yi  ziyaret etti</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/mhp-aydin-il-baskani-haluk-alicik-alevi-baskanlarla-birlikte-bahceliyi-ziyaret-etti-2797</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/mhp-aydin-il-baskani-haluk-alicik-alevi-baskanlarla-birlikte-bahceliyi-ziyaret-etti-2797</guid>
                <description><![CDATA[Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Aydın İl Başkanıı Haluk Alıcık, Alevi dernek başkanları ve yöneticileriyle birlikte MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'yi ziyaret etti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Aydın İl Başkanıı Haluk Alıcık, Alevi dernek başkanları ve yöneticileriyle birlikte MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'yi ziyaret etti.</p>

<p>Ziyarete, Nazilli Eğrek Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Derneği Başkanı Ecevit Savaş ve yönetimi, önceki dönem Alevi Kültür Dernekleri Genel İdare Kurulu Üyesi ve Köşk Alevi Kültür Derneği Başkanı Yasin Koçak ile Söke Güzeltepe Alevi Kültürünü Yaşatma Derneği ve Cemevi Başkanı Durul Yaman da katıldı.<br />
<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/605638577_18306841057269338_7098320340011411768_n.jpg" style="height:600px; width:800px" /></p>

<p>Heyet, görüşmede Genel Başkan Bahçeli'ye, Hacıbektaş'ta yaptırdığı dünyanın en büyük ve en kapsamlı cemevi için teşekkürlerini iletti. MHP Aydın İl Başkanı Haluk Alıcık, bu eserin Türk milletinin birliğinin harcı, kardeşliğinin nişanesi ve ortak kültürün abideleşmiş ifadesi olduğunu vurguladı.</p>

<p>Samimiyet ve muhabbetle geçen ziyaretin, feyz verici ve ufuk açıcı nitelikte olduğunu belirten Alıcık, "Millet sevdasıyla yol gösteren, her kesimi kucaklayan ve Türkiye’nin vicdanını temsil eden Genel Başkanımıza şükranlarımızı sunuyoruz" dedi.</p>

<p>Açıklamada şu ifadelere yer verildi: "Bilge Liderimizin çizdiği istikamette; birlikteyiz, kardeşiz, Türkiye’yiz."</p>

<p>Ziyaret, inançlara duyulan saygı ve milli birlik vurgusuyla tamamlandı.<br />
<br />
<a href="https://www.facebook.com/share/p/1APaA6cYPQ/"><span style="color:#2980b9"><strong>Kaynak: Haluk Alıcık sosyal medya hesabı</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 25 Dec 2025 22:19:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/12/mhp-aydin-il-baskani-haluk-alicik-alevi-baskanlarla-birlikte-bahceliyi-ziyaret-etti-1766691095.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler: Birbirinden değerli ürünlerimiz yüksek talep görüyor</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/milli-savunma-bakani-yasar-guler-birbirinden-degerli-urunlerimiz-yuksek-talep-goruyor-2783</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/milli-savunma-bakani-yasar-guler-birbirinden-degerli-urunlerimiz-yuksek-talep-goruyor-2783</guid>
                <description><![CDATA[Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, İstanbul Tersanesi Komutanlığında gerçekleştirilen “Deniz Platformlarının Hizmete Giriş, Bayrak Çekme ve İlk Sac Kesim Töreni”nde konuştu. Bakan Yaşar Güler, törende şunları söyledi:]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, İstanbul Tersanesi Komutanlığında gerçekleştirilen “Deniz Platformlarının Hizmete Giriş, Bayrak Çekme ve İlk Sac Kesim Töreni”nde konuştu. Bakan Yaşar Güler, törende şunları söyledi:</p>

<p><strong>BİRBİRİNDEN DEĞERLİ ÜRÜNLERİMİZ YÜKSEK TALEP GÖRÜYOR</strong></p>

<p>Denizlerdeki gücümüzü, savunma sanayisindeki mümtaz seviyemizi ve bu alandaki uluslararası iş birliği vizyonumuzu ortaya koyan, gurur verici bir tabloya tanıklık etmenin tarifsiz mutluluğunu yaşıyoruz.</p>

<p>Sayın Cumhurbaşkanım; bugün donanmamızın hizmete giren, bayrak çeken ve sacı kesilen birbirinden kritik deniz platformları zatıdevletlerinin liderliğinde her geçen gün gelişen Türk savunma sanayisinin imkân ve kabiliyetlerinin bir yansımasıdır.</p>

<p>Türkiye, bu alanda sadece ithal edip kullanan değil; tasarlayıp üreten, geliştirip yön veren belirleyici bir ülke olarak artık küresel ölçekte referans alınmakta ve birbirinden değerli ürünlerimiz yüksek bir talep görmektedir.</p>

<p>Nitekim, dost ve kardeş Pakistan Deniz Kuvvetleri için inşa ettiğimiz Haybar gemisi, “kazan-kazan” anlayışına dayalı iş birliğinin de somut bir göstergesidir.</p>

<p>Şu bir gerçek ki deniz platformlarımızın farklı coğrafyalarda görev yapacak olması Türkiye’nin askerî diplomasisinin ve küresel güvenlik mimarisine sunduğu katkıların da önemli bir parçasıdır.</p>

<p><strong>TÜRK MÜHENDİSLİĞİNİN, TÜRK İŞÇİSİNİN VE TÜRK AKLININ MÜŞTEREK ESERİ</strong></p>

<p>Modern harp ortamında deniz kuvvetleri caydırıcılık ve etkinlik unsuru olmanın yanında deniz ticaretinin güvenliğinin, enerji hatlarının korunmasının ve kriz bölgelerinde istikrarın sağlanmasının da temel unsurlarından biridir.</p>

<p>Bu nedenle deniz gücümüzü askerî kapasitemizle birlikte ekonomik ve jeopolitik güvenliğimizin de ayrılmaz bir unsuru olarak değerlendiriyor, deniz sistemlerimizin etkinliğini ve teknolojik yeterliliğini artırmak amacıyla tüm kurumlarımızla koordinasyon içinde çalışmalarımızı sürdürüyoruz.</p>

<p>Esasen, içinde bulunduğumuz kritik dönemde, çok geniş bir coğrafyada kriz, çatışma ve belirsizliklerin iç içe geçtiği bir güvenlik atmosferini yaşıyoruz.</p>

<p>Bu tablo küresel ölçekte istikrar ve barışın tesisi için denizlerde de güçlü ve etkin olmanın vazgeçilmezliğini açıkça ortaya koymaktadır.</p>

<p>Bu bilinçle Deniz Kuvvetlerimiz, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Hudutlarının önemli ve büyük bir bölümü deniz olan Türk devletinin denizciliği, Türk’ün millî ülküsü olmalıdır.” sözünden ilham alarak üstlendiği tüm sorumlulukları başarıyla yerine getirmektedir.</p>

<p>Zatıalilerinizin liderliğinde Türkiye Yüzyılı hedeflerimiz doğrultusunda yerli ve millî savunma sanayimizin gelişmesine yönelik atılan adımlar ve elde edilen başarılar da donanmamızı her geçen gün güçlendirmekte ve ülkemizi geleceğin güvenlik ortamına hazırlıklı kılmaktadır.</p>

<p>Türk mühendisliğinin, Türk işçisinin ve Türk aklının müşterek eseri olan bu adımların hayata geçirilmesindeki kararlı tutum ve direktifleriniz nedeniyle zatıdevletlerine şükranlarımı sunuyorum.</p>

<p>Sözlerime son verirken bugün gururla şahitlik ettiğimiz projelerin her aşamasında emeği geçen tüm paydaşlarımıza, dost ve kardeş Pakistan’ın kıymetli temsilcilerine de yüksek müsaadenizle teşekkür ediyor, sizleri bir kez daha saygıyla selamlıyorum.</p>

<p>Kahraman Bahriyelilerimize de diyorum ki:</p>

<p>Denizleriniz sakin, pruvanız neta; yolunuz ve bahtınız açık olsun.<br />
<br />
Kaynak:&nbsp;<a href="https://www.msb.gov.tr/SlaytHaber/930b4118c02644b99b680fd6b122f397">https://www.msb.gov.tr/SlaytHaber/930b4118c02644b99b680fd6b122f397</a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 21 Dec 2025 07:49:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/12/milli-savunma-bakani-yasar-guler-birbirinden-degerli-urunlerimiz-yuksek-talep-goruyor-1766294050.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>6 ilde dolandırıcılık ve tefecilik yapan organize suç örgütlerine operasyon</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/6-ilde-dolandiricilik-ve-tefecilik-yapan-organize-suc-orgutlerine-operasyon-2782</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/6-ilde-dolandiricilik-ve-tefecilik-yapan-organize-suc-orgutlerine-operasyon-2782</guid>
                <description><![CDATA[İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, son iki haftada Jandarma Genel Komutanlığı tarafından 6 ilde düzenlenen operasyonlarda, dolandırıcılık ve tefecilik yapan 9 ayrı organize suç örgütüne yönelik büyük bir darbe vurulduğunu açıkladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya</strong>, son iki haftada Jandarma Genel Komutanlığı tarafından 6 ilde düzenlenen operasyonlarda, dolandırıcılık ve tefecilik yapan 9 ayrı organize suç örgütüne yönelik büyük bir darbe vurulduğunu açıkladı. Operasyonlarda, hesaplarında son 2 yılda 2 milyar 408 milyon TL işlem hacmi tespit edilen 61 şüpheli gözaltına alındı. Bakan Yerlikaya, bu operasyonlarla vatandaşların tefecilik, dolandırıcılık ve hırsızlık gibi suçlardan zarar görmesinin engellendiğini vurguladı.</p>

<p>Operasyonlar, Cumhuriyet Başsavcılıkları ile Jandarma <strong>KOM ve Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlıkları </strong>koordinesinde gerçekleştirildi. Yakalanan şüphelilerden 46'sı tutuklanırken, 15'i hakkında adli kontrol hükümleri uygulandı. Bakan Yerlikaya, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Emeği geçenleri tebrik ediyorum. #TürkiyeninHuzuru" ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>Operasyonların Detayları</strong><br />
<br />
Şüphelilerin suç faaliyetleri, illere göre şu şekilde tespit edildi:<br />
<br />
<strong>- Gaziantep: </strong>Sahte yatırım danışmanlığı ilanları aracılığıyla vatandaşlardan para talep ederek dolandırıcılık yaptıkları belirlendi.<br />
<strong>- Muğla:</strong> Sosyal medya hesapları üzerinden sahte yatırım sitelerine yönlendirerek 244 vatandaşı dolandırdıkları ortaya çıkarıldı.<br />
<strong>- Balıkesir:</strong> Uyuşturucu ticaretini organize şekilde yürüttükleri ve tefecilik faaliyetlerinde bulundukları tespit edildi.<br />
<strong>- Diyarbakır</strong>: Baskı, darp, cebir ve tehditle arazilerin tapularını kendi üzerlerine almaya çalıştıkları belirlendi.<br />
<strong>- Zonguldak:</strong> Sosyal medya aracılığıyla sahte "sınavsız ehliyet" ilanları vererek dolandırıcılık yaptıkları ortaya çıktı.<br />
<strong>- Sivas: </strong>Tefecilik faaliyetleri yürüttükleri tespit edildi.</p>

<p>Bu şahıslar hakkında savcılıklar tarafından soruşturma başlatıldı. Operasyon görüntülerinde, yağmurlu gecelerde polis araçlarının sokaklarda ilerlediği, binalara baskınlar düzenlendiği, şüphelilerin kelepçelenerek gözaltına alındığı ve ele geçirilen nakit para, silah, laptop, telefon gibi eşyaların sergilendiği sahneler yer alıyor. Görüntülerde, farklı illerin jandarma komutanlıklarının tabelaları ve ele geçirilen malzemelerin detaylı incelemeleri dikkat çekiyor.</p>

<p>İçişleri Bakanlığı kaynakları, bu tür operasyonların vatandaşların huzur ve güvenliğini sağlamak amacıyla devam edeceğini belirtti.&nbsp;<br />
<br />
<a href="https://x.com/AliYerlikaya/status/2002245682825245137"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202025-12-21%20at%2007_41_33.jpeg" style="height:697px; width:530px" /></a><br />
<br />
KAYNAK:<a href="https://x.com/AliYerlikaya/status/2002245682825245137">https://x.com/AliYerlikaya/status/2002245682825245137</a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 21 Dec 2025 07:08:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/12/6-ilde-dolandiricilik-ve-tefecilik-yapan-organize-suc-orgutlerine-operasyon-1766292210.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Erdoğan&#039;dan savunma sanayii ve denizcilik alanında önemli açıklamalar</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/erdogandan-savunma-sanayii-ve-denizcilik-alaninda-onemli-aciklamalar-2781</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/erdogandan-savunma-sanayii-ve-denizcilik-alaninda-onemli-aciklamalar-2781</guid>
                <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türk tersaneciliği ve donanmasının gurur günü olarak nitelendirdiği bir törenle, savunma sanayii projelerinde önemli gelişmeleri kamuoyuyla paylaştı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türk tersaneciliği ve donanmasının gurur günü olarak nitelendirdiği bir törenle, savunma sanayii projelerinde önemli gelişmeleri kamuoyuyla paylaştı. Erdoğan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımlarda, yeni deniz platformlarının hizmete alınmasını ve savunma ihracatındaki başarıları vurguladı. Bu gelişmeler, Türkiye'nin savunma sanayiindeki yerli ve milli atılımlarını bir kez daha gözler önüne serdi.<br />
<br />
Türkiye'nin savunma sanayiindeki bağımsızlığını güçlendirirken, uluslararası işbirliklerini de artırıyor. Tören, sektör temsilcileri ve askeri yetkililerin katılımıyla gerçekleştirildi. Erdoğan'ın açıklamaları, sosyal medyada geniş yankı uyandırdı ve binlerce beğeni aldı.</p>

<p>Erdoğan, törende denize indirilen ve bayrak çekilen platformların,<strong> "alın terinin, aklın, emeğin, cesaretin ve adanmışlığın eseri"</strong> olduğunu belirtti. Özellikle TCG HIZIRREİS denizaltısının öne çıktığını ifade eden Cumhurbaşkanı, bu platformun havadan bağımsız tahrik sistemi ve gelişmiş sonar yetenekleriyle "sessiz derinliklerin millî bekçisi" olacağını vurguladı. Erdoğan,<strong> <em>"Hizmete aldığımız bir başka platformumuz, yeni tip çıkarma gemimiz Ç-159’dur. Bu platform hem askerî harekâtlarda hem de barış dönemindeki insani yardım operasyonlarında fırtınalı sularda görev yapacaktır"</em></strong> dedi.</p>

<p>Ayrıca, ULAQ silahlı insansız deniz aracının (SİDA) da kıvanç kaynağı olduğunu belirten Erdoğan, bu aracın Türk mühendisler tarafından geliştirildiğini ve yüzde 90 yerlilik oranına sahip marin motoru kullandığını aktardı. Açık deniz karakol gemisi SEFERİHİSAR'ın sac kesiminin de gerçekleştirildiğini duyuran Cumhurbaşkanı, Pakistan ile yapılan işbirliğine değindi. Eylül 2018'de imzalanan sözleşme kapsamında, dört adet MİLGEM gemisinin inşasının devam ettiğini belirten Erdoğan, <em><strong>"İlk gemi PNS BABUR’ü 24 Mayıs 2024 tarihinde Pakistan’a teslim ettik. Bugün de her türlü test ve tecrübe faaliyetlerini başarıyla tamamlayan PNS HAYBER’in teslimini yaptık" a</strong></em>çıklamasında bulundu.</p>

<p>Savunma sanayii ihracatındaki başarılara da ayrı bir paylaşımda yer veren Erdoğan, Türkiye'nin bu alanda dünyanın en büyük 11'inci ülkesi konumunda olduğunu vurguladı.<em><strong> "Savunma ve havacılık ihracatımız, son 11 aylık dönemde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 30 artarak 7 milyar 445 milyon dolara ulaştı. Sadece Kasım ayı ihracatımız, önceki Kasım ayına kıyasla yüzde 22 artışla 742 milyon dolar oldu"</strong></em> diyen Cumhurbaşkanı, bu başarıyı "Kendimize inandık, Türk savunma sanayisine güvendik, kısa sürede işte bu seviyeleri yakaladık" sözleriyle özetledi.</p>

<p>Erdoğan, hedeflerin burada durmayacağını belirterek,<strong><em> "2028 senesi için belirlediğimiz hedef, 11 milyar dolarlık ihracat miktarıyla savunma ve havacılık ihracatında dünyada ilk 10’a girmektir. Bu hedefe doğru sağlam adımlarla ilerliyoruz" </em></strong>ifadesini kullandı. Paylaşımlarında, savunma sanayii projelerinde yalnızca ürün geliştirmekle kalmayıp, ekosistemi, insan kaynağını ve teknoloji üretim kapasitesini de büyütmeyi amaçladıklarını vurguladı.<br />
<br />
Kaynajk:&nbsp;https://x.com/RTErdogan/status/2002401103602987445<br />
https://x.com/RTErdogan/status/2002412427099459808</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 21 Dec 2025 04:43:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/12/erdogandan-savunma-sanayii-ve-denizcilik-alaninda-onemli-aciklamalar-1766282349.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>DEAŞ&#039;a yönelik geniş çaplı operasyon: 32 ilde 170 şüpheli yakalandı</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/deasa-yonelik-genis-capli-operasyon-32-ilde-170-supheli-yakalandi-2774</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/deasa-yonelik-genis-capli-operasyon-32-ilde-170-supheli-yakalandi-2774</guid>
                <description><![CDATA[İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM) koordinesinde gerçekleştirilen operasyonlarda DEAŞ terör örgütüne yönelik büyük bir darbe vurulduğunu duyurdu. Son iki hafta içinde 32 ilde eş zamanlı düzenlenen operasyonlarda, örgüt üyesi olduğu şüpheli 170 kişi gözaltına alındı. Operasyonların, terör örgütünün finans kaynaklarını hedef aldığı belirtildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM) koordinesinde gerçekleştirilen operasyonlarda DEAŞ terör örgütüne yönelik büyük bir darbe vurulduğunu duyurdu. Son iki hafta içinde 32 ilde eş zamanlı düzenlenen operasyonlarda, örgüt üyesi olduğu şüpheli 170 kişi gözaltına alındı. Operasyonların, terör örgütünün finans kaynaklarını hedef aldığı belirtildi.</p>

<p>Bakan Yerlikaya, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, yakalanan şüphelilerin geçmiş dönemlerde DEAŞ içerisinde faaliyet yürüten ve örgüte finans sağlayan kişiler olduğunu vurguladı. İlk etapta 10 şüphelinin tutuklandığını, 15'i hakkında ise adli kontrol hükümleri uygulandığını belirten Yerlikaya, diğer şüphelilerin işlemlerinin devam ettiğini ifade etti.</p>

<p>Operasyonlar, Cumhuriyet Başsavcılıkları, EGM İstihbarat Başkanlığı, Terörle Mücadele (TEM) Daire Başkanlığı ve Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanlığı'nın koordinasyonunda yürütüldü. İl Emniyet Müdürlükleri TEM Şube Müdürlükleri tarafından gerçekleştirilen baskınlar, şu illeri kapsadı: Adana, Afyonkarahisar, Amasya, Ankara, Antalya, Aydın, Bolu, Çankırı, Çorum, Diyarbakır, Düzce, Eskişehir, Gaziantep, Hatay, İstanbul, İzmir, Kahramanmaraş, Kilis, Kocaeli, Muğla, Niğde, Ordu, Osmaniye, Sakarya, Samsun, Siirt, Şanlıurfa, Tekirdağ, Uşak, Van, Yalova ve Yozgat.</p>

<p>Yerlikaya, açıklamasında Türkiye'nin huzur ve istikrarını sağlamak amacıyla yılın 365 günü, gece gündüz operasyonlara devam edildiğini vurgulayarak, "Ülkemizin her bölgesinde huzuru ve istikrarı sağlamak için yılın 365 günü, gece gündüz yürüttüğümüz operasyonlarımıza devam ediyoruz. Emeği geçenleri tebrik ediyorum" dedi.</p>

<p>Bu operasyon, DEAŞ'ın Türkiye'deki faaliyetlerine karşı sürdürülen mücadelede önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Yetkililer, terörle mücadelenin kararlılıkla devam edeceğini belirtiyor.<br />
<br />
Kaynak:&nbsp;<a href="https://x.com/AliYerlikaya/status/2001880741420900452">https://x.com/AliYerlikaya/status/2001880741420900452</a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 19 Dec 2025 08:58:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/12/deasa-yonelik-genis-capli-pperasyon-32-ilde-170-supheli-yakalandi-1766124923.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türkiye ve Polonya arasında savunma alanında iş birliği anlaşması imzalandı</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/turkiye-ve-polonya-arasinda-savunma-alaninda-is-birligi-anlasmasi-imzalandi-2767</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/turkiye-ve-polonya-arasinda-savunma-alaninda-is-birligi-anlasmasi-imzalandi-2767</guid>
                <description><![CDATA[Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Ankara’ya resmî bir ziyaret gerçekleştiren Polonya Başbakan Yardımcısı ve Savunma Bakanı Władysław Kosiniak-Kamysz’ı Millî Savunma Bakanlığına gelişinde askerî törenle karşıladı. Karşılama töreni sonrasında her iki Bakan baş başa görüşme gerçekleştirdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Ankara’ya resmî bir ziyaret gerçekleştiren Polonya Başbakan Yardımcısı ve Savunma Bakanı Władysław Kosiniak-Kamysz’ı Millî Savunma Bakanlığına gelişinde askerî törenle karşıladı. Karşılama töreni sonrasında her iki Bakan baş başa görüşme gerçekleştirdi.</p>

<p>Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler ile Polonya Başbakan Yardımcısı ve Savunma Bakanı Władysław Kosiniak-Kamysz, baş başa görüşme sonrası heyetler arası görüşmeye başkanlık etti. Görüşmelerin ardından her iki Bakan tarafından “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Polonya Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Savunma Alanında İş Birliği Anlaşması” imzalandı.<br />
<br />
Kaynak:&nbsp;<a href="https://www.msb.gov.tr/SlaytHaber/84373cdc600e4577ae1f6d9ad3673d9d">https://www.msb.gov.tr/SlaytHaber/84373cdc600e4577ae1f6d9ad3673d9d</a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 17 Dec 2025 18:49:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/12/turkiye-ve-polonya-arasinda-savunma-alaninda-is-birligi-anlasmasi-imzalandi-1765987137.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İsmet Abbasoğlu yazdı: Yahudi Aleviler</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ismet-abbasoglu-yazdi-yahudi-aleviler-2756</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ismet-abbasoglu-yazdi-yahudi-aleviler-2756</guid>
                <description><![CDATA[Avrupa Alevi Düşünce Derneği Genel Başkanı ve Fransa Bordeaux Cemevi Başkanı İsmet Abbasoğlu, Alevilik üzerinden yürütülen yeni yapılanmalar konusunda çarpıcı iddialarda bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Avrupa Alevi Düşünce Derneği Genel Başkanı ve Fransa Bordeaux Cemevi Başkanı<strong> İsmet Abbasoğlu</strong>, Alevilik üzerinden yürütülen yeni yapılanmalar konusunda çarpıcı iddialarda bulundu. Abbasoğlu, İsrail'de sayıları giderek artan "Yahudi Aleviler" topluluğunun, Siyonizm'in son hamlesi olarak sahneye çıkarılacağını öne sürdü.</p>

<p><strong>İsmet Abbasoğlu'nun yazısı şöyle:</strong><br />
<br />
&nbsp;</p>

<p><strong>Yahudi Aleviler</strong></p>

<p>Siyonizm'in sahneye çıkaracağı son figür, İsrail'de sayıları oldukça fazla olan bu topluluklar artık daha fazla gün yüzüne çıkmaya başlayacaktır. Kürt Yahudilerinden sonra Yahudi Aleviler kendilerini daha fazla öne çıkaracaklar. Her yıl Hacıbektaş'ı ziyarete gelerek ibadetlerini yapan bu kitle şimdiye kadar çok ön plana çıkmamıştı. Son dönemlerde Ortadoğu'da özellikle Suriye Alevileri diye tabir edilen Nusayrilerin uğradıkları saldırıları fırsat bilerek inançsal birlik sağlayarak İsrail'in burada söz sahibi olmasını sağlamaktadırlar. İsrail krallığının ana temelini oluşturacak olan Kürt Yahudileri ve Alevi Yahudileri, Türkiye'deki inanç bağlarını ve kimlik bağlarını daha aktif kullanacaklardır. Son dönemde Avrupa'da kurulan Avrupa Arap Alevi Federasyonu bunun en somut örneği ve bu federasyon Avrupa'daki malum konfederasyonun bir bileşeni durumundadır. Yine Avrupa'da ortaya çıkan Kürt Alevisi yapısı bu düşünceye hizmet etmektedir. Kürt Alevisi olarak kendini tanımlayanların inanç mantığı Alisiz Alevilik olarak tanımlanmıştır. Siyonizm'in bir projesi olan bu oluşumların bir başka nedeni de Türkiye'deki Alevileri inançsızlaştırıp İslam karşıtı bir çizgiye ulaştırmaktır ve Alevi Yahudiliğini büyütmektir. İleriki süreçte de oluşacak olan Yahudi krallığına katmaktır.</p>

<p>Alevi Yahudileri, İsa'nın doğumundan 3 bin yıl önce İsis tarikatının var olduğunu belirten Yahudi Aleviler, bu tarikatın daha sonra Terapoy ve ardından ise Kabala olarak kendisini tanımladığını belirterek, inançlarının öz olarak dinlerin şeriatçı yaklaşımlarla değerlendirilmesine hep karşı çıktığı ve daha liberal-özgürlükçü bir yaklaşımı benimsediklerinin altını önemle çiziyorlar. Yahudi Aleviler, Aleviliğin üst aşamalarında öğretildiği belirtilen bir takım "gerçekler" ile İsis inancının Mısır'da birleştiği iddialarını söz konusu bağı kurmada temel dayanak gösterdiler.</p>

<p>Bu süreç tehlikelidir. Ortadoğu'da oluşturulan kaos yavaş yavaş ülkemize yaklaşmaktadır. Avrupa'da kurulan Alevi konfederasyonu ve bileşenlerinin Alisiz Alevilik felsefesinin dayanağının kaynağı Alevi Yahudilere dayanmaktadır.</p>

<p>İsmet Abbasoğlu &nbsp;<br />
Avrupa Alevi Düşünce Derneği Genel Başkanı &nbsp;<br />
Fransa Bordeaux Cemevi Başkanı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 15 Dec 2025 22:00:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/12/ismet-abbasoglu-yazdi-yahudi-aleviler-1765825721.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bakan Ersoy&#039;dan müjde: Cemevleri artık imar planlarına işlenecek!</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bakan-ersoydan-mujde-cemevleri-artik-imar-planlarina-islenecek-2750</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bakan-ersoydan-mujde-cemevleri-artik-imar-planlarina-islenecek-2750</guid>
                <description><![CDATA[Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Üsküdar'daki tarihi Karacaahmet Sultan Cemevi'nde Alevi-Bektaşi kanaat önderleri ve cemevi başkanlarıyla önemli bir istişare toplantısına katıldı. Basına kapalı gerçekleşen buluşmada, cemevlerinin uzun süredir beklenen statü sorununa yönelik tarihi bir adım duyuruldu: Cemevleri artık imar planlarına işlenecek.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Üsküdar'daki tarihi Karacaahmet Sultan Cemevi'nde Alevi-Bektaşi kanaat önderleri ve cemevi başkanlarıyla önemli bir istişare toplantısına katıldı. Basına kapalı gerçekleşen buluşmada, cemevlerinin uzun süredir beklenen statü sorununa yönelik tarihi bir adım duyuruldu: Cemevleri artık imar planlarına işlenecek.<br />
<br />
<a href="https://x.com/MehmetNuriErsoy/status/1999800461935645100"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/G8Ctke5XIAAc_l8.jpeg" style="height:533px; width:800px" /></a></p>

<p>Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Üsküdar'daki tarihi Karacaahmet Sultan Cemevi'nde Alevi-Bektaşi kanaat önderleri ve cemevi başkanlarıyla bir araya geldi. Buluşmada, cemevlerinin ihtiyaçları ve toplumsal dayanışma konuları masaya yatırıldı. Etkinlik, aynı sofrada gerçekleşen samimi istişarelerin toplumsal hoşgörüyü pekiştirdiği mesajıyla dikkat çekti.<br />
<br />
Bakan Ersoy, Bakanlık olarak ihtiyaçların karşılanması hususunda her türlü desteği vermeye devam edeceklerini vurgulayarak cemevlerinin imar planlarında yer alacağını, planlama ve uygulama süreçlerinin bu çerçevede yürütüleceğini ifade etti.<br />
<br />
Bakan Ersoy, Bakanlık olarak ihtiyaçların karşılanması hususunda her türlü desteği vermeye devam edeceklerini vurgulayarak cemevlerinin imar planlarında yer alacağını, planlama ve uygulama süreçlerinin bu çerçevede yürütüleceğini ifade etti.</p>

<p>Bakan Ersoy, toplantıda kanaat önderleriyle cemevlerine yönelik talepleri ve beklentileri detaylı bir şekilde ele aldıklarını belirtti. <em><strong>"Aynı sofrada buluşarak talepleri, beklentileri ve sahadan gelen başlıkları samimiyetle istişare ettik" </strong></em>diyen Ersoy, ilgili kurumlarla çözüm odaklı çalışmaların sürdürüldüğünü vurguladı. Cemevlerinin ihtiyaçlarını yakından takip ettiklerini ifade eden Bakan, "Bu buluşmaların, karşılıklı anlayışı ve toplumsal dayanışmayı güçlendirdiğine inanıyorum" şeklinde konuştu. Ersoy, hoşgörü ve birlik kültürünü esas alan buluşma için tüm katılımcılara teşekkür etti.</p>

<p>Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı Esma Ersin de etkinlikte Bakan Ersoy'un katılımının anlamlı bir adım olduğunu belirterek, "Kültür ve Turizm Bakanımız Sayın Mehmet Nuri Ersoy’un teşrifleriyle, Karacaahmet Sultan Dergâhı’nda inanç önderlerimiz ve cemevi başkanlarımızla bir araya geldik" dedi. Ersin, aynı masada oturmanın muhabbeti derinleştirdiğini ve gönüller arasındaki mesafeleri azalttığını vurgulayarak, <strong>"Birliğimiz daim, yolumuz açık olsun"</strong> temennisinde bulundu.</p>

<p>Toplantı, Karacaahmet Sultan'ın portresinin önünde, geleneksel sofrada gerçekleşti. Katılımcılar arasında Bakan Ersoy'un yanı sıra kanaat önderleri ve cemevi temsilcileri yer aldı. Etkinlik fotoğrafları ve videoları, sosyal medyada geniş yankı buldu.</p>

<p>Buluşma, Alevi-Bektaşi toplumu ile devlet kurumları arasındaki diyaloğu güçlendirme çabalarının bir parçası olarak değerlendiriliyor. Bakanlık kaynakları, cemevleri için planlanan iyileştirmelerin önümüzdeki dönemde hayata geçirileceğini belirtti.</p>

<p>Kaynaklar:<strong><a href="https://x.com/MehmetNuriErsoy/status/1999800461935645100">https://x.com/MehmetNuriErsoy/status/1999800461935645100</a></strong>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; <a href="https://x.com/oesmaersin/status/1999844719816237439"><strong>https://x.com/oesmaersin/status/1999844719816237439</strong></a></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 13 Dec 2025 20:45:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/12/bakan-ersoydan-mujde-cemevleri-artik-imar-planlarina-islenecek-1765649211.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Belediye başkanlığından alınan Ahmet Özer: Çaldıran&#039;da birlikte savaştık!</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/belediye-baskanligindan-alinan-ahmet-ozer-caldiranda-birlikte-savastik-2720</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/belediye-baskanligindan-alinan-ahmet-ozer-caldiranda-birlikte-savastik-2720</guid>
                <description><![CDATA[PKK bağlantıları iddiasıyla görevden alınan Esenyurt belediye başkanı Ahmet Özer Halk TV'de, "Çaldıran'da birlikte savaştık" ifadelerini kullandı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>PKK bağlantıları iddiasıyla görevden alınan Esenyurt belediye başkanı Ahmet Özer Halk TV'de, "Çaldıran'da birlikte savaştık" ifadelerini kullandı.<br />
<br />
Halk TV'de Kürşat Oğuz'un programına katılan, görevden alınan Esenyurt eski belediye başkanı Ahmet Özer'in <em><strong>"Çaldıran'da birlikte savaştık" </strong></em>ifadeleri Alevilerin büyük tepkisine neden oldu.<br />
<br />
Ahmet Özer şöyle konuştu:<br />
<br />
<em>"Bu siyaset üstü, bütün ülkeyi ilgilendiren, toplumun geleceğini ilgilendiren bir meseledir. Bunun şu partilisi, bu partilisi olmaz. Bu sadece Kürtlerin de meselesi değil, Türkiye'de yaşayan 86 milyonun meselesidir ve zaten Kürtlerle Türkler arasında da bir sorun yoktur. Niye? 5 milyon civarında evlilik var. Niye? Pazar birliği var. Niye? Din birliği var. Niye? Kültür birliği var. Niye? Tarihsel bir birlik var. Kürşat Bey, biz 1071 yılında Malazgirt'te birlikte savaşmışız Bizans'a karşı. 1514 yılında <strong>Çaldıran'da birlikte </strong>mücadele etmişiz. 1891'de Erzincan'da birlikte olmuşuz."</em><br />
<br />
<strong>ÇALDIRAN'DA NE OLDU?</strong><br />
<br />
Çaldıran'da iki Türk devleti karşı karşıya geldi. Dünya tarihinde kardeş kavgası olarak yorumlanan Çaldıran savaşında Kürt feodalleri Yavuz Sultan Selim'den aldıkları geniş tavizler karşılığında Doğu Anadolu bölgesinde yaşayan Alevi Türkmenlere yönelik olarak büyük katliamlar yapmıştı.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 04 Dec 2025 06:39:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/12/belediye-baskanligindan-alinan-ahmet-ozer-caldiranda-birlikte-savastik-1764827554.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Cumhurbaşkanı Erdoğan, İlim Yayma Ödülleri Programı’na katıldı</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cumhurbaskani-erdogan-ilim-yayma-odulleri-programina-katildi-2708</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cumhurbaskani-erdogan-ilim-yayma-odulleri-programina-katildi-2708</guid>
                <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İlim Yayma Vakfı ve İlim Yayma Cemiyeti iş birliğinde Atatürk Kültür Merkezi'nde düzenlenen İlim Yayma Ödülleri Programı’na katılarak bir konuşma yaptı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, İlim Yayma Ödülleri Programı’nda yaptığı konuşmada, “İlim Yayma Ödülleri’ne yönelik teveccüh her programda katlanarak artıyor. İlim Yayma Ödülleri’nin önümüzdeki yıldan itibaren uluslararası bir hüviyet kazanacağını, bu ilim halkasının sınırlarımızı aşıp dünyanın dört bir yanına ulaşacağını da büyük bir memnuniyetle öğrendim” dedi.</p>

<p><br />
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İlim Yayma Vakfı ve İlim Yayma Cemiyeti iş birliğinde Atatürk Kültür Merkezi'nde düzenlenen İlim Yayma Ödülleri Programı’na katılarak bir konuşma yaptı.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında her detayıyla irfan hazinesi, her veçhesiyle hikmet nişanesi, hem ilmin hem de alimlerin şehri İstanbul'da katılımcılarla bir arada olmanın bahtiyarlığını yaşadığını söyledi.</p>

<p>Temelleri 2017 yılında atılan, ilki 2019'da düzenlenen, bu yıl dördüncüsü tertiplenen İlim Yayma Ödülleri vesilesiyle bir araya geldiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul'un yanı sıra farklı şehirlerden ve yurt dışından programa teşrif eden misafirlere, "Hoş geldiniz" dedi.</p>

<p>"İlim meclisi" olarak gördüğü bu törene emeği geçenlere teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, gerek Türkiye'de gerekse dünyanın farklı yerlerinde akademik faaliyetler icra eden, emeğini, gayretini, cehdini, alın ve fikir terini ilmi çalışmalara teksif eden akademisyenlere selam, saygı ve muhabbetini iletti.</p>

<p>Tören vesilesiyle üç farklı kategoride ödülleri takdim edilen bilim insanlarını tebrik eden ve nice muvaffakiyetler dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Büyük Ödül" kategorisinde ödül alan bilim insanı ile yaşadığı diyaloğu aktardı.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sizi daha önce tanıyordum" dediği akademisyenin, "Bu dördüncü ödül alışım" cevabını verdiğini dile getirdi.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Büyük Ödül sahibi olan hocamız aynı zamanda bir de vakıf tarafından tabii 5 milyon lira ödülle mükâfatlandırıldı. Diğer hocalarımız da ikişer milyon ödülle taltif edildi. Bunlar da bizim için ayrı bir gurur vesilesi" ifadesini kullandı.</p>

<p>Yeni ve nitelikli eserleriyle bir yandan bilim müktesebatına katkılar yapan, diğer yandan gelecekteki çalışmaların önünü açan ilim erbabına kendisi ve Türk milleti adına şükranlarını sunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Cenabı Mevla sizlerin bu emeklerinizi hayra vesile kılsın. El-Âlim ismi şerifiyle çalışmalarınıza inşallah bereket ihsan eylesin. Başvuruları çok titiz bir şekilde değerlendiren sekretaryamıza, bilim ve onur kurulu üyelerimize, teknik uzmanlarımıza, bilimsel hakemlerimize ve vakfımızın mütevelli heyetine aynı şekilde teşekkür iletiyoruz" diye konuştu.</p>

<p>“İLİM YAYMA ÖDÜLLERİ’NE YÖNELİK TEVECCÜH HER PROGRAMDA KATLANARAK ARTIYOR”</p>

<p>İlim Yayma Ödülleri'ne yönelik teveccühün her programda katlanarak arttığına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu sene üç ayrı dalda 174'ü üniversiteler olmak üzere 188 kurumdan toplam bin 324 başvuruyla yeni bir rekor daha kırıldı. İlim Yayma Ödülleri'nin önümüzdeki yıldan itibaren uluslararası bir hüviyet kazanacağını, bu ilim halkasının sınırlarımızı aşıp dünyanın dört bir yanına ulaşacağını da büyük bir memnuniyetle öğrendim. Niçin bizim bir Nobel'imiz olmasın? Bu adımı biz de atarız. Bu cesur ve isabetli adımlarından ötürü İlim Yayma ailemizi kutluyorum" dedi.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında Ilim Yayma Ödülleri'nin amacının, ilk planda iyi eserleri ve eser sahiplerini takdir ve taltif etmek olduğunu belirtti.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Hayata uyarlanmayan, insana, sahaya dokunmayan doğru ve etkili kullanılmayan bilginin, netice vermediği de bilinen bir hakikattir. İlim Yayma Ödülleri'mizi işte bu açıdan son derece başarılı bulduğumu belirtmek istiyorum. Geçtiğimiz dönemde ödül alan hocalarımız hem çalışmalarını İlim Yayma ailesinin destekleriyle uygulamaya dönüştürdü hem de bilgi ve tecrübelerini gençlerimizle paylaşma imkânı buldu. Bunun için hocalarımıza ve İlim Yayma camiamıza ayrı ayrı teşekkürlerimi iletiyorum" dedi.</p>

<p>Bazı isimlerin hem tarihte iz bıraktığını hem de yaşadıkları hayatla gençliğe örnek olup istikbale yön verdiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, yetiştirdikleri talebelerle, ellerinden tuttukları gençlerle, ülkenin ve milletin hizmetine sundukları eğitim kurumlarıyla, vakıf ve derneklerle onların amel defterlerinin, yeni sevaplarla süslenmek üzere hep açık kaldığını ifade etti.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2007'de dualarla ebediyete uğurladıkları merhum Sabahattin Zaim hocanın da bu şahsiyetlerden biri olduğunu vurgulayarak, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Kendisi hem akademik zeminde hem sosyal hayatta gerekli imkânlardan yoksun pek çok gencin yetişmesinde önemli rol oynamıştır. Hocamızın yegâne emeli güzel insan olabilmek, Peygamber Efendimizin ahlakıyla ahlaklanmış güzel insanlar yetiştirebilmekti. Tek tipçi uygulamaların zirveye çıktığı bir dönemde böyle bir gençliğe duyulan ihtiyacı rahmetli hocamız da hissetmişti. Köklerinden koparılmak istenen bir kuşağın tarihinden, değerlerinden, inanç ve kültüründen uzaklaştırılmak istenen bir neslin ihyasını her şeyin üstünde ve ötesinde görmüştü. Bir konuşmasında bu hayati ihtiyacı şu sözlerle dile getirmişti, 'Milletler büyük şahsiyetlerle yaşar ve tanınır. Dünyada örnek insanlar vardır. Yeni nesiller bu örnek insanları rehber edinerek doğru yolda yürürler.' İslam'ın da gelişmesi ashabı kiramın o güzel insanların elinde olmuştur. İşte milletimizin zengin tarihi içinde sahip olduğu bu örnek insanları artık milletimize tanıtmanın zamanı gelmiştir."</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Demokratik rejim içinde ülkenin kalkınmasını istiyorsak halkın içinde yetişen liderleri halka anlatmamız ve yeni nesillere bu örnekleri vermemiz gerekir. Değerli dostlar evet, onun derdi de amacı da niyeti de gayesi de işte bu güzel insanları millete tanıtmak, yenilerini ise topluma kazandırmaktı. Davasında ne denli muvaffak olduğunu bugünün Türkiye'sine baktığımızda yetişmiş ve yetişmekte olan gençliğe baktığımızda gümbür, gümbür gelen TEKNOFEST kuşağına baktığımızda zaten görüyoruz. Onun rahleyi tedrisinden geçen öğrenciler bugün hayata dair hemen her alanda ülkemize aşkla hizmet ediyor. Rabbim ondan razı olsun, makamını ali, mekânını inşallah cennet eylesin diyorum" diye konuştu.</p>

<p>Merhum Sabahattin Zaim'in de kurucuları arasında yer aldığı İlim Yayma Cemiyetinin bu hedef istikametinde çalışmalarını sürdürdüğünü belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, cemiyetin önümüzdeki sene 75. yaşına gireceğini, cemiyetten filizlenip büyüyen vakfın ise dolu dolu geçen 52 yılı geride bıraktığını söyledi.</p>

<p>“İNSANLIĞA FAYDALI İŞLER YAPACAK BİLGİLİ NESİLLER İÇİN BAŞLATILAN BU HAREKET HER ALANDA MEYVELERİNİ VERDİ”</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, millet iradesinin gasbedildiği darbe dönemlerindeki yasak ve baskılara rağmen ilmin ışığını yayma yolculuğunda üç çeyrek asrın geride kaldığını ifade ederek, "Millete, ümmete ve insanlığa faydalı işler yapacak bilgili, şuurlu ve vicdanlı nesiller için başlatılan bu hareket hemen her alanda meyvelerini verdi. Önceliği daima vatanı ve bayrağı olan millî ve manevi değerlerine sıkı sıkıya sarılan, ahlakı ve birikimiyle ışıl ışıl parlayan, on binlerce genç işte bu ocakta yetişti" dedi.</p>

<p>İmam hatip okullarının kurulması ve yaşatılması noktasında İlim Yayma ailesinin her dönemde tarihî bir sorumluluk üstlendiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Birileri bugün bile sayılarını ve başarılarını hazmetmekte zorlansa da İlim Yayma Cemiyetimiz kuruluşundan bu yana 100'ün üzerinde imam hatip okulunu maarif davamıza kazandırmanın kıvancını yaşadı. Eğitim ve yurt hizmetlerinden, akademik çalışmalara, kültür, sanat ve spor faaliyetlerinden burs destekleri ve ihtisas programlarına İlim Yayma ailesi, çalışmalarına aynı fedakârlıkla ilk günkü kararlılıkla devam ediyor" diye konuştu.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Tüm bu çalışmalarda emeği geçen kardeşlerimin, büyüklerimin tamamına, bir kez de sizlerin huzurunda teşekkür ediyorum. Bu müstesna kurumun davasına omuz veren, kutlu yürüyüşüne ortak olan, bu milletin ve bu ümmetin derdiyle dertlenen herkesten Allah razı olsun. Bu çeşmenin suyundan içmiş, bir lokma da olsa bu sofranın ekmeğini yemiş, bu meclise iştirak etmiş tüm arkadaşlarından Allah razı olsun. Bu çatı altında ömrünü hayra, hasenata, ilme adamış fakat artık hayatta olmayan vakıf insanlarımıza da Allah'tan rahmet niyaz ediyorum" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Katılımcılar arasında sosyologlar, tarihçiler, mühendisler, doktorlar ve daha pek çok alanda uzmanlaşmış seçkin hocalar olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şu gerçeği en iyi siz bilim insanlarımızın müşahede ettiğine inanıyorum, asırlar boyunca üzerine yeni teoriler, yeni pratikler, yeni metotlar inşa edilen kavramlar günden güne kan kaybediyor. Anlamlar aşınıyor, değerler tahrip, hatta tahrif ediliyor. Kutsal sayılan ne kadar kıymet varsa planlı ve sistematik şekilde kuşatma altına alınıyor" şeklinde konuştu.</p>

<p>“GAZZE'DE İKİ YIL BOYUNCA YAPILAN VAHŞİ SOYKIRIMI MEDENİ DENİLEN DÜNYA YALNIZCA SEYRETMEKLE YETİNDİ”</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, 19. asırdan itibaren önce pozitivist, ardından insan olma şuurundan yoksun, materyalist bir bakış açısıyla tüm dünyaya dayatılan sözde yeni gerçekliklerin en başta insanı hırpaladığını, en fazla insana zarar verdiğini dile getirerek, şunları kaydetti: "İşte sizler de gördünüz, Gazze'de iki yıl boyunca işlenen cinayetleri, yapılan vahşi soykırımı medeni denilen dünya yalnızca seyretmekle yetindi. Gezi olaylarında İstanbul'a kamp kuran uluslararası medya kuruluşları Gazze'de 270'i aşkın gazeteci öldürülürken meslektaşlarının haberini bile yapmadılar.”</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Şu utanç verici rakamlara özellikle dikkatlerinizi çekiyorum. Gazze'deki okulların yüzde 80'i yani 668 okul binası İsrail bombalarının hedefi olmuştur. 165 okul, üniversite ve eğitim kurumu bu saldırılarda tamamen yakılmış, 392 okul da kullanılamaz hâle gelmiştir. 13 bin 500'ü aşkın öğrenci, 830'un üzerinde öğretmen ve eğitim personeli, 193 bilim insanı ve akademisyen işgal kuvvetleri tarafından şehit edildi. 785 binden fazla öğrenci eğitim hakkından mahrum durumda. Bir defa bunlar savaşın acımasız sonuçları değildir. Burada bilinçli, kasıtlı planlı bir toplu kıyım politikası uygulanmıştır. Bugün 365 kilometrekarelik Gazze milyonlarca ton yıkıntıyla örtülü. Sağlam kalmış, ayakta kalmış bina neredeyse yok. Bakın bunu görmezden gelmek, bunu konuşmamak açık söylüyorum toplu kıyıma ortak olmaktır. Kardeşlerim, biz hiçbir zaman susmadık, bundan sonra da susmayacağız. Dünyanın dört bir yanında nereye gidersek gidelim gittiğimiz her yerde bunu haykıracağız. İşte daha kısa bir süre önce, geçen hafta, biliyorsunuz Güney Afrika'daydım. Orada da bütün oturumlarda bunları haykırdım, bunları konuştum."</p>

<p>“İSRAİL UYDURUK SEBEPLERLE ATEŞKESİ SÜREKLİ İHLAL EDİYOR”</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında, Türkiye'nin de devreye girmesiyle Gazze'de ateşkes sağlandığını ifade ederek, "İsrail uyduruk sebeplerle ateşkesi sürekli ihlal ediyor. Hamas'ın, İsrail'in provokasyonlarına rağmen, ateşkesin korunmasında sabırlı bir yaklaşım içinde olduğunu görüyoruz. Bunu da memnuniyetle karşılıyoruz. Kış aylarına girdiğimiz şu günlerde yaralarını sarmaya çalışan Gazze'deki kardeşlerimizin, o çadırların ne durumda olduğunu herhalde televizyonlarda izliyoruz. İnsani yardımları yine de ulaştırmanın gayreti içindeyiz" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Türkiye olarak adil ve kalıcı barış, ateşkesin muhafazası ve insani yardımlar noktasında üzerlerine ne düşüyorsa yaptıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Elimizdeki konteynerlerden göndermek istiyoruz. İsrail engelliyor, karşı çıkıyor. İnsanlıktan nasibini almamış bir başlarındaki katil var. İki devletli çözüm politikamızı 1967 sınırlarına dayalı, başkenti Doğu Kudüs olan, özgür, egemen ve bağımsız bir Filistin devleti kuruluncaya kadar kararlılıkla sürdüreceğiz. 29 Kasım Filistin Halkıyla Uluslararası Dayanışma Günü'nde İsrail saldırılarında şehit olan tüm kahramanlara Rabb'imden rahmet niyaz ediyor, milletim adına Filistinli kardeşlerimizi hürmetle selamlıyorum" diye konuştu.</p>

<p>“İYİLİK, ETİK, VİCDAN VE MERHAMET GİBİ KAVRAMLAR İNSANLIĞIN GÜNDEMİNDEN ÇIKARILMAYA ÇALIŞILIYOR”</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bizim ilim geleneğimizin merkezinde insan, hikmet ve kemalat var. İnsanı dışlayan, hikmete önem vermeyen, tekâmülü reddeden bir anlayışın bizim medeniyet tasavvurumuzda yeri yoktur fakat bugün çok önemli bir tehditle karşı karşıyayız. İnsan ve varlık sadece maddi boyuta, sadece yapay bir zemine indirgenmek isteniyor ama az önce işte ilim erbabımızın yapay zekâyı da nasıl tahrif ve tahrip edeceğini gördük. Demek ki ilim bunların inşallah haddinden ve hakkından gelecektir. İyilik, erdem, fıtrat, etik, vicdan ve merhamet gibi kavramlar insanlığın gündeminden çıkarılmaya çalışılıyor" şeklinde konuştu.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, merhum şair ve yazar Sezai Karakoç'un bu hazin tabloyu, "Yığını yığın olmaktan çıkarıp, insan toplumu haline getirecek bir eğiliş, tek kişiye eğiliş, insan malzemesinde insanı arama eğilişi gittikçe tükeniyor. Onun yerine insanın malzemeye indirgenmesi tercih ediliyor. İnsan, sadece malzemesinden ibaretmişçesine kuruluyor kentler, dolduruluyor tarih bantları. Bu gidişle insan tarihinin silineceği ve yerini yapma bir tabiat tarihinin alacağı ne yazık ki muhakkak" sözleriyle resmettiğini aktardı.</p>

<p>“BU TOPRAKLARDA BİN YILDIR YAN YANA YAŞAYANLARIN KÖKLERİYLE BAĞI KOPARTILMAYA ÇALIŞILDI”</p>

<p>Karakoç'un tespitlerine açıklık getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Üstadın bahsettiği tarih bantları bizde de on yıllar boyunca tanımadığımız, duymadığımız, kulağımıza yabancı gelen bir sesle doldurulmak istendi. Ecdadın canlarını feda ederek vatan eylediği barış, huzur ve kardeşlik tohumlarıyla yeşerttiği bu topraklarda bin yıldır yan yana yaşayanların kökleriyle bağı kopartılmaya çalışıldı. Türk'üyle, Kürt'üyle, Arap'ıyla birbirlerinden güç alarak, yalnızca kader değil, keder birliği de yaparak tek vücut hâline gelen bu millet ve bu milleti bölmeye, parçalamaya, fertleri arasına duvarlar örmeye uğraştılar. Bunda ne yazık ki bir dereceye kadar başarılı da oldular" değerlendirmesini yaptı.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, "En son grup toplantımızda da ifade ettim. Filistin'de, Suriye'de, Çanakkale'de, Millî Mücadele'nin farklı cephelerinde bizimle omuz omuza çarpışan Arap kardeşlerimizi 'Bizi sırtımızdan vurdular.' diyerek milletimiz nazarında düşman hâle getirdiler. Bize bunu söyleyenler, Orta Doğu ve Kuzey Afrika'daki kardeşlerimize de Osmanlı'yı kötülediler. 'Türkler buraları sömürdü, ülkenizi işgal etti, kimliğinizi değiştirdi.' diyerek oralardaki kardeşlerimizi bize karşı kışkırttılar. Senarist, dikkat edin aynı. Yapımcı aynı, yönetmen aynı. Sadece oyunun sahnelendiği mekânlar farklıydı. İsrail'in Gazze'ye saldırılarının başlamasıyla 'Toprak sattı. Arkadan vurdu. Bize ihanet etti.' yalanı tekrar köpürtüldü" diye konuştu.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Milletimizin mazlum Filistin halkıyla dayanışmasını engellemek için, bilhassa sosyal medyada ve şovenist basın yayın organlarında büyük bir dezenformasyon kampanyası yürütüldü. Halkı kışkırtan, kutuplaştıran, bu nefret dalgasını körükleyen hesapların çoğunun yurt dışından yönetildiği ortaya çıktı. Sanal âlemde kendini muhalif olarak lanse edenlerin önemli bir kısmının Türkiye düşmanlarına taşeronluk yapan FETÖ'cü hainler olduğu anlaşıldı. Şimdi de Terörsüz Türkiye sürecinde aynı oyunun sahnelenmek istendiğini görüyoruz" şeklinde konuştu.</p>

<p>“YEPYENİ BİR DESTAN YAZMAYA BAŞLAYACAĞIZ”</p>

<p>Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ülkemiz ve milletimizle birlikte inşallah tüm bölgenin kaderini değiştirecek, coğrafyamıza huzur, güven, istikrar getirecek, bu stratejik hamlemizin kimleri, hangi aktörleri rahatsız ve tedirgin ettiğinin tabii ki farkındayız. Yarım asırlık bir tezgâhı bozma çabalarımızın kan, gözyaşı ve çatışmadan beslenen hangi güçleri telaşlandırdığını çok ama çok iyi biliyoruz. Onlara sadece şunu söylüyorum, bu sefer muvaffak olamayacaksınız. Allah'ın yardımı, aziz milletimizin duasıyla inşallah bu sefer başaracağız, hep birlikte başaracağız" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Büyük, güçlü, muteber ve muzaffer Türkiye ülkümüzü inşallah kuvveden fiile çıkaracağız. 86 milyonla birlikte kendini bu topraklara ait hisseden on milyonları da yanımıza alarak hep beraber yepyeni bir destan yazmaya başlayacağız. Bu ufka doğru tahriklere kapılmadan, tuzaklara düşmeden sabırlı, samimi, dikkatli ve öz güvenli bir şekilde ilerliyoruz. Hedefe yaklaştıkça, süreci rotasından saptırmaya dönük sabotajların, algı çalışmalarının medya operasyonlarının siyaset ve sosyal mühendislik faaliyetlerinin artacağını da şimdiden görebiliyoruz. Bu sefer bunların da üstesinden geliyoruz ve geleceğiz. Terörsüz Türkiye sürecinin başarısı için iktidarımızın da, ittifakımızın da, devletimizin de kararlılığının tam olduğunun bilinmesini isterim. Türkiye bir yola girmiştir ve inşallah bu yol bizi terörün olmadığı, her karışında kardeşliğin ve huzurun egemen olduğu bir menzile götürecektir."</p>

<p>İlim Yayma Ödülleri'nin akademi camiasına, ülkeye ve millete hayırlı olmasını temenni eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, ödül sahiplerini de tebrik ederek programa katılanlara teşekkür etti.<br />
<br />
Kaynak:&nbsp;<a href="https://www.tccb.gov.tr/haberler/410/163303/cumhurbaskani-erdogan-ilim-yayma-odulleri-programi-na-katildi">https://www.tccb.gov.tr/haberler/410/163303/cumhurbaskani-erdogan-ilim-yayma-odulleri-programi-na-katildi</a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 30 Nov 2025 13:45:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/11/cumhurbaskani-erdogan-ilim-yayma-odulleri-programina-katildi-1764499874.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Gürsel Tekin&#039;den Fikri Sağlar&#039;a: Sivas katliamında sorumluluğun ne?</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/gursel-tekinden-fikri-saglara-sivas-katliaminda-sorumlulugun-ne-2706</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/gursel-tekinden-fikri-saglara-sivas-katliaminda-sorumlulugun-ne-2706</guid>
                <description><![CDATA[CHP Eski Genel Sekreteri Gürsel Tekin, eski Kültür Bakanı Fikri Sağlar'ın Sivas katliamında sorumluluğunu gündeme getirdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://x.com/gurseltekin34/status/1994732266426094047?t=ABcK7ZFOuYOAKpo7kpDMwQ&amp;s=08"><strong><span style="color:#2980b9">CHP Eski Genel Sekreteri Gürsel Tekin,</span></strong></a> eski Kültür Bakanı Fikri Sağlar'ın Sivas katliamında sorumluluğunu gündeme getirdi. Sosyal medya hesabından eski Kültür Bakanı Fikri Sağlar'a seslenen Gürsel Tekin şöyle dedi:<br />
<br />
<em>Fikri Sağlar, benim üzerimden prim yapmaya çalışma.<br />
Ben o gün oradaydım çünkü bu partiyi Aziz İhsan Aktaşların işgal ettiği, liyakatsiz, çıkar odaklı bir yapının teslim almaya çalıştığı düzeninden temizlemek için gittim.<br />
CHP’yi kimlerin kimlerle kol kola getirdiğini, kimlerin gölgesinde siyaset yaptığını herkes çok iyi biliyor.</em></p>

<p><em>Madem benim oraya neden gittiğimi tartışıyorsun, o zaman sana açık bir soru:</em></p>

<p><em>Sen, Sivas Katliamı günü üç kez resmî olarak katılacağını bildirmene rağmen neden şenliklere gitmedin?<br />
Bu milletin önüne çıkıp bunu açıklayacaksın.<br />
37 insan diri diri yakılırken, Kültür Bakanı olarak ortada yoktun.<br />
O gün sadece görevini değil, tarih karşısındaki sorumluluğunu da terk ettin.</em></p>

<p><em>Üstelik iddialara göre Elmadağ’a kadar gidip, oradan geri döndüğün söyleniyor.<br />
Madem yola çıktın, o halde Elmadağ’dan neden döndün?<br />
Bu ülkenin aydınlarının yakıldığı o kara günde, seni geri çeviren neydi?<br />
Kime, neye, hangi baskıya boyun eğdin?<br />
İşte bu sorunun cevabını veremediğin sürece, kimseye ders verecek konumda değilsin.</em></p>

<p><em>Şimdi kalkıp CHP’yi, CHP’lileri, bu partinin emekçilerini ölçmeye, sorgulamaya çalışıyorsun.<br />
Önce kendi geçmişinin hesabını ver.<br />
Bugün söylediğin hiçbir söz, Sivas’taki yokluğunu, Elmadağ’dan geri dönüşünü, tarihe yazdığın o eksilmeyi örtemez.<br />
<br />
<a href="https://x.com/gurseltekin34/status/1994732266426094047?t=ABcK7ZFOuYOAKpo7kpDMwQ&amp;s=08"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/image%20(94).png" style="height:700px; width:509px" /></strong></a></em><br />
<br />
Öte yandan Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Sekreteri ve alevihaberler.com.tr genel yayın yönetmeni Ali Rıza Özkan da yıllardır Sivas katliamında CHP'nin sorumluluğunu gündeme getiriyordu. Özkan konuyla ilgili makalesinde şu ifadeleri kullanmıştı;<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p><em>"Özellikle de, ultra sol örgütlerin sevdikleri bir slogan var: Katil iktidar!</em></p>

<p><em>Aynı çevreler tarafından, 2 Temmuz 1993 tarihinde meydana gelen katliam hakkında yapılan yorumlarda, slogan değiştiriliyor. Katil devlet!</em></p>

<p><em>Nedenini anlamak için, o dönemde hükumet eden 50. Cumhuriyet Kabinesi’nin üyelerine bakmak gerekiyor.</em></p>

<p><em>Tansu Çiller’in başbakan olduğu 50. Türkiye Hükumeti esasen bir koalisyon. Sosyaldemokrat Halkçı Parti ve Doğru Yol Partisi tarafından oluşturulan koalisyon hükumetinde, Sivas katliamı esnasında Erdal İnönü Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı olarak bulunuyordu.</em></p>

<p><em>SHP’den <strong>Erdal İnönü</strong> dışında, <strong>Türkan Akyol</strong>, <strong>İbrahim Tez</strong> ve <strong>Erman Şahin</strong> Devlet Bakanı, <strong>Seyfi Oktay</strong> Adalet Bakanı, <strong>Hikmet Çetin</strong> Dışişleri Bakanı, <strong>Onur Kumbaracıbaşı</strong> Bayındırlık ve İskan Bakanı, <strong>Mehmet Moğultay</strong> Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı, <strong>Tahir Köse</strong> Sanayi ve Ticaret Bakanı, <strong>Fikri Sağlar</strong> Kültür Bakanı ve<strong> Abdülkadir Ateş</strong> Turizm Bakanı olarak hükumette bulunuyorlardı.</em></p>

<p><em>SHP ve bir süre sonra birleşerek CHP olarak yollarına devam eden sosyal demokratların en ağır toplarının yer aldığı hükumetin görev döneminde meydana gelen bu katliam nedeniyle “<strong>ultra sol</strong>”un sloganını değiştirmesi hem tuhaf ve bir o kadar da anlamlı!</em></p>

<p><em>SHP/CHP’nin bu katliamda sorumluluğunu göz ardı etmek, gölgelemek, yadsımak için sistematik bir çaba gösterildiğini iddia edebilirim. Sadece, Pir Sultan Abdal Derneği’nin iki “<strong>ağır topu</strong>” Murtaza Demir ve Ali Balkız’ın kendilerine siyasi ikbal yaratmak için sosyaldemokratların kapısını aşındırmaktan usanmadıkları bilgisi dahi, başta Alevi toplumuna olmak üzere, Türkiye’ye Sivas katliamına ait bir gerçeğin neden özenle gizlendiğini anlamak için, bence yeterlidir.</em></p>

<p><em>Buraya bir bilgiyi daha eklemek gerekiyor: Pir Sultan Abdal Derneği Genel Merkez yetkilileri Devlet Denetleme Kurulu’na görüş bildirmeyi de ısrarla reddettiler.</em></p>

<p><em>09.04.2013 tarihinde Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı, Yardımcısı ve Genel Sekreterinin katılımı ile Devlet Denetleme Kurulu’nun toplantı salonunda yapılan görüşmede; Dernek yetkilileri “<strong>söz konusu olaya ilişkin iddialarını ve bu iddialara mesnet teşkil edebilecek ve olayların aydınlatılmasına katkı sağlayabilecek bilgi, belge ve dokümanları Devlet Denetleme Kuruluna yazılı olarak iletebileceklerini</strong>” ifade ettikleri halde, aradan bir süre geçtikten sonra, 15.11.2013 tarihinde ve 216 sayılı bir yazı ile “<strong>Madımak Katliamı ile ilgili olarak kamuoyunun bilmediği, Devletin idari ve adli Makamlarının elinde olmayan hiçbir belge tarafımızda da yoktur.</strong>” demişlerdir.</em></p>

<p><em>Kamuoyu, özellikle de Aleviler Sivas katliamına yol açan etkinliğin organizatörü kuruluşun “<strong>devlette olmayan belge bizde de yoktur</strong>” ifadesini hak ettiği şekilde değerlendirecektir, değerlendirmelidir.</em></p>

<p><em>Sivas katliamında SHP/CHP yetkilileri ve çeşitli Alevi kimliği ile tanınan şahsiyetler hangi ölçüde ve konumda yer aldı, bunu sanıyorum sonsuza dek belgeleriyle öğrenemeyeceğiz.</em></p>

<p><em>Ancak, katliam gününde SHP lideri ve Devlet Bakanı, Başbakan Yardımcısı Erdal İnönü’ye belirli bir saatten sonra ulaşmak mümkün olmadığı, telefonlara cevap verilmediği başta Aziz Nesin olmak üzere, onlarca mağdurun tanıklığı ile sabittir.</em></p>

<p><em>Yine sabit olan ve Alevilerin düşünmesi ve sorgulaması istenmeyen önemli bir husus da, katliamın üzerinden tam 30 yıl geçmesine rağmen, CHP’nin katliamın arka planını açıklamaya yarayacak tek bir küçük kanıt dahi ortaya koyamamış olmasıdır.</em></p>

<p><em>Bu durumu, CHP’nin devletin gizli belgelerine ve raporlarına ulaşamadığı şeklinde yorumlamak, bizleri saf, hatta salak yerine koymakla eş değerdir.</em></p>

<p><em>Sakın kimse, bu yola başvurmasın!"</em></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 30 Nov 2025 07:36:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/11/gursel-tekinden-fikri-saglara-sivas-katliaminda-sorumlulugun-ne-1764477999.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türkiye ve İspanya Tarım Bakanları arasında verimli görüşme</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/turkiye-ve-ispanya-tarim-bakanlari-arasinda-verimli-gorusme-2699</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/turkiye-ve-ispanya-tarim-bakanlari-arasinda-verimli-gorusme-2699</guid>
                <description><![CDATA[Türkiye Cumhuriyeti Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, İspanya Tarım, Gıda ve Balıkçılık Bakanı Luis Planas Puchades'i bakanlıkta ağırlayarak iki ülke arasındaki tarım ve gıda iş birliğini güçlendirecek adımları masaya yatırdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Cumhuriyeti Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, İspanya Tarım, Gıda ve Balıkçılık Bakanı Luis Planas Puchades'i bakanlıkta ağırlayarak iki ülke arasındaki tarım ve gıda iş birliğini güçlendirecek adımları masaya yatırdı.</p>

<p>Görüşmede, tarım, gıda arz güvenliği ve su yönetimi gibi kritik ortak çalışma alanları ele alındı. Bakan Yumaklı, iki ülkenin bu alanlardaki iş birliğini daha da derinleştirecek somut adımlar üzerine kapsamlı değerlendirmeler yapıldığını vurguladı. Toplantı, sürdürülebilir tarım politikaları ve gıda güvenliğinin geleceği açısından önemli bir adım olarak nitelendirildi.</p>

<p>Bakan Yumaklı, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda,<em><strong> "İspanya Tarım, Gıda ve Balıkçılık Bakanı Sayın Luis Planas Puchades’i Bakanlığımızda ağırlayarak verimli bir görüşme gerçekleştirdik. Tarım, gıda arz güvenliği ve su yönetimi başta olmak üzere ortak çalışma alanlarımızı ele aldığımız görüşmede iş birliğimizi daha da güçlendirecek adımlar üzerine değerlendirmelerde bulunduk,"</strong></em> ifadelerini kullandı.<br />
<br />
Kaynak:&nbsp;<a href="https://x.com/ibrahimyumakli/status/1993624077387419996">https://x.com/ibrahimyumakli/status/1993624077387419996</a></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 27 Nov 2025 01:09:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/11/turkiye-ve-ispanya-tarim-bakanlari-arasinda-verimli-gorusme-1764195248.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Cumhurbaşkanı Erdoğan: Küresel ölçekte sağlık hizmeti verebilen bir ülke konumuna ulaştık</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cumhurbaskani-erdogan-kuresel-olcekte-saglik-hizmeti-verebilen-bir-ulke-konumuna-ulastik-2696</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cumhurbaskani-erdogan-kuresel-olcekte-saglik-hizmeti-verebilen-bir-ulke-konumuna-ulastik-2696</guid>
                <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen 11. Tıp Kurultayı ve TÜSEB Aziz Sancar Bilim, Hizmet ve Teşvik Ödülleri Töreni’ne katılarak bir konuşma yaptı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Cumhurbaşkanı Erdoğan, 11. Tıp Kurultayı ve TÜSEB Aziz Sancar Bilim, Hizmet ve Teşvik Ödülleri Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Başta şehir hastanelerimiz olmak üzere, sağlıkta kurduğumuz sistem dünyanın pek çok ülkesi tarafından ilgiyle takip ediliyor. Öyle ki güçlü sağlık altyapımız sayesinde artık pek çok branşta sadece bölgemizdeki ülkelerin vatandaşlarına değil, başta Avrupa ülkeleri olmak üzere küresel ölçekte sağlık hizmeti verebilen bir ülke konumuna ulaştık” dedi.</strong><br />
&nbsp;</p>

<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen 11. Tıp Kurultayı ve TÜSEB Aziz Sancar Bilim, Hizmet ve Teşvik Ödülleri Töreni’ne katılarak bir konuşma yaptı.</p>

<p>Konuşmasına salondakileri selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sizlerin şahsında doktorundan hemşiresine, ebesinden hasta bakıcısına, laborantından teknisyenine, kamuda ve özelde milletimize hizmet eden her bir sağlık personelimize selamlarımı, muhabbetlerimi gönderiyorum" ifadesini kullandı.</p>

<p>11. Türk Tıp Dünyası Kurultayı çerçevesinde tertiplenen 2025 TÜSEB Aziz Sancar Bilim, Hizmet ve Teşvik Ödülleri Töreni'ne katılmaktan memnuniyet duyduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Milletin evinde bu anlamlı ve güzel buluşmaya vesile olan Sağlık Bakanlığımıza, Sayın Bakana ve ekibine ayrıca Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığımıza teşekkür ediyorum. Yurt dışından ülkemize, kurultayımıza ve ödül merasimimize teşrif eden katılımcılara, 'Başkentimiz Ankara'ya hoş geldiniz, şeref verdiniz' diyorum" diye konuştu.</p>

<p>Kurultay çerçevesinde düzenlenen Üreten Sağlık İş Forumu'ndan çıkan sonuçların başta sağlık sektörü, üniversiteler ve Türk sağlık bilimi olmak üzere millet için hayırlı olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: "Farklı kategorilerde TÜSEB ödüllerine layık görülen bilim insanlarımızı, değerli hekimlerimizi canıgönülden tebrik ediyorum. Bu sene ebediyete intikal eden ve adına ödül takdim edeceğimiz Prof. Dr. Gazi Yaşargil hocamızla birlikte tıp bilimine katkıda bulunmuş ancak şimdi aramızda olmayan hocalarımızı ve doktorlarımızı da bu vesileyle rahmetle, şükranla yâd ediyorum. Sadece Türkiye'nin değil, dünyanın iftihar ettiği bilim insanı, kıymetli Aziz Sancar hocamıza da hayırlı ve uzun ömürler diliyor, Nobel Ödülü alacak daha nice çalışmalara imza atacağına yürekten inanıyorum.”</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Yeryüzünde insan hayatından, insanın sağlıklı, onurlu, özgür bir hayat sürmesinden daha kıymetli bir şey yoktur. İnsanın asli varlığına musallat olan marazları ortadan kaldırmak, insan bedenini ve ruhunu sağlıklı kılmak, yaralarını sarmak, hastalıklarını iyileştirmek, acılarını dindirmek meselesi insanlık tarihi kadar eskidir. Deva ve şifa arayışı yeryüzünde insanla başlamıştır ve devam etmektedir. Esasında bütün kadim geleneklerin, bütün dinlerin, bütün köklü düşünce ve felsefe akımlarının nihai amacı insanın konumunu muhafaza etmektir. 'İnsanı yaşat ki devlet yaşasın' diyen ecdadımız, insanı yaşatmayı merkeze alırken sadece devletin bekası ve sosyal devlet anlayışının altını çizmekle kalmamış asırlar önce kadim bir hakikati de dile getirmiştir."</p>

<p><strong>“TIP İLMİNDEKİ GELİŞMELER İNSANLIĞIN ORTAK KAZANIMIDIR”</strong></p>

<p>"Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi" diyen bir hayat felsefesinden ancak kurucu ve kuşatıcı bir sağlık anlayışının zuhur edebileceğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, doktor, hekim ve tabip kelimelerinin kökenlerinde ve mana evreninde iyileştirme, selamete çıkarma anlamları olduğu kadar, bilgelik ve hizmetle birlikte halden anlama vasıflarının bulunmasının boşuna olmadığını vurguladı.</p>

<p>Eski Türk tıbbında "otacılar" olarak isimlendirilen zümrenin aynı zamanda bilge kişiler olmasının, ancak bu hakikatle izah edilebileceğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu arka plan temelinde şu hususu önemle vurgulamak istiyorum, tıp ilmindeki gelişmeler, yenilikler, buluşlar, keşifler hangi milletten, hangi devletten, hangi kuruluştan doğarsa doğsun, kaynağı neresi olursa olsun insanlığın ortak malıdır, ortak kazanımıdır, ortak sevincidir" açıklamasını yaptı.</p>

<p>İnsanlık kadar eski bu ilkenin, çağın kâr odaklı anlayışında geçmişe kıyasla zemin kaybettiğinin görüldüğünü kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Para kazanmayı, rantı, çıkarı, kar hırsını teşvik eden kapitalist sistem hayatın pek çok alanı gibi tıpla ilgili paradigmayı da dönüştürüyor. İnsanlığın karşılaştığı modern açmazlardan biri, sağlık sektörünün yanında onu domine edenlerin sınıfsallaşarak, kendilerini geniş kitlelerden ayrı ayrıcalıklı bir katman gibi görmeleridir" ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>“İNSANIN SAĞLIĞI VE BUNUN YANINDA HASTALIĞI SÖMÜRÜLEMEZ, BİR PAZAR, META OLARAK GÖRÜLEMEZ”</strong></p>

<p>Bir diğer hususun da tıptaki gelişmelerin insanın hayrına ve insan hayatının kurtarılması için kullanılacağı yerde aksi istikamette kullanılması olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "Bunun tıp ilminde ve tabiplik mesleğinde yol açtığı sıkıntıları siz kıymetli bilim insanlarımızın takdir ve değerlendirmesine bırakıyorum. Kadim tıp bilimini bilançolara sığdırmaya çalışmanın yanlışlığını en iyi sizler biliyorsunuz. Fakat ben burada bir gerçeği, açık ve net söylemek durumundayım. Ataların ifadesiyle, sağlığı olanın umudu, umudu olanın her şeyi var demektir. Yani sağlık her işin başıdır. Mutlu, huzurlu bir hayatın temel şartıdır. Gerçekten de şayet sağlığınız yerindeyse gerekirse taşı sıkar, suyunu çıkartır, bir şekilde hayatınızı idame ettirirsiniz. Ama sağlığınızı kaybetmişseniz tüm dünya size altın tepside sunulsa bile gözünüzde hiçbir kıymeti olmaz.”</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bunu bilhassa şunun için söylüyorum, hastalanan her insanın kendini tedavi ettirme imkânı bulamadığı, nihai ürüne dönüşen tıbbi gelişmelerin insanların hizmetine eşit sunulmadığı bir dünya kabul edelim ki, adil, eşit ve yaşanabilir bir dünya değildir. Nasıl insan hayatı sömürülemezse, insan onuru ticarileştirilemezse, insanın sağlığı ve bunun yanında hastalığı sömürülemez, bir pazar, meta olarak görülemez. İnsanın ruhu ve de bedeni, insan sağlığı ve hastalığı sadece ticarete konu edilemeyeceği gibi bir tahakküm aracı olarak da kullanılamaz. Gelinen noktada dünyanın sağlık alanında daha sıhhatli daha rafine, İbn-i Sina ve Hipokrat çizgisine daha yakın bir bakış açısına kavuşması gerektiği anlaşılıyor. Bunu açık yüreklilikle konuşmak, bunu tartışmak, böyle bir dönüşüm için ön almak, risk almak, mücadele etmek zorundayız."</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Gazze'de tam iki yıl boyunca hastanelerin bombalanmasına, hastaların, sağlık çalışanlarının, çocukların, hatta ve hatta kuvözdeki masum bebeklerin katledilmesine seyirci kalan bir dünyadan böyle bir dünyaya geçmek şüphesiz kolay olmayacaktır" ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>“BİZLER, ANADOLU'YU ŞİFAHANELERLE ÖREN BÜYÜKLERİMİZİN VARİSLERİYİZ”</strong></p>

<p>İnsanlığın, bir hayatı kurtarmanın sevincini kolektif olarak yaşadığı, dünyaya sağlıklı gelen bir bebeğin sevincini kendi sevinci olarak gördüğü zaman dünyanın cennete dönüşeceğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Biz işte bunun için çalışıyoruz. Sizler aynı şekilde bunun için emek veriyor, çabalıyor, ter döküyorsunuz" diye konuştu.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir insanı iyileştirmeye maddi anlamda değer biçilemeyeceğinin altını çizerek, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Bir hayatı kurtarmanın maddi anlamda pahası ölçülemez. Yunus Emre ne diyor: 'Bir hastaya vardın ise / Bir yudum su verdin ise / Yarın anda karşı gele / Hak şarabın içmiş gibi.' Evet, işte tüm mesele budur. Hastaya şifa olma bilincinin âdeta genlerimize işlediği bir coğrafyanın, bir medeniyetin varisleri olarak nerede durduğumuzu ve misyonumuzun ne olduğunu idrak etme mecburiyetimiz var. Bizler, unutmayın, Lokman Hekim'in varisleriyiz. Bizler Batı'da tıp ilminin temelini atan İbn-i Sina'nın varisleriyiz. Bizler Anadolu'yu şifahanelerle ören, insanlığın şifa ve deva arayışına kurumsal anlamda çözümler üreten büyüklerimizin varisleriyiz. Nasıl ecdadımız Anadolu'yu şifahanelerle ilmek ilmek dokuyarak bir şifa medeniyeti inşa etmişse, nasıl istiklal ve istikbal mücadelemizin en büyük payelerden biri tıbbiyenin olmuşsa inşallah Türkiye Yüzyılı'nın sancaktarlarından biri de buradaki kardeşlerim olacak, doktorlarımız, bilim insanlarımız olacak, sizler olacaksınız. Ben buna tüm kalbimle inanıyorum. Her birinize teşekkür ediyorum. Şimdiden tebriklerimi iletiyorum."</p>

<p><strong>“YÜRÜTTÜĞÜMÜZ ÇALIŞMALARLA YAYGIN, KALİTELİ VE EKONOMİK BİR SAĞLIK SİSTEMİNİ HALKIMIZIN HİZMETİNE SUNDUK”</strong></p>

<p>"İnsan merkezli siyaset anlayışımızın bir gereği olarak son 23 yıldır sağlığa büyük önem verdik, yürüttüğümüz çalışmalarla yaygın, kaliteli ve ekonomik bir sağlık sistemini hayal olmaktan çıkarıp halkımızın hizmetine sunduk" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Anayasa'nın en temel hükümlerinden olan sosyal devlet ilkesinin rehberliğinde, ekonomik durumu iyi olmayan vatandaşların da sağlık hizmetlerinden eşit bir şekilde istifade edebilmelerini sağladıklarını söyledi.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İlaç almak için insanların sabahın köründe yollara düştüğü, muayene sırası alabilmek için saatlerce kuyrukta beklediği, parası yetmeyince hastalarımızın rehin tutulduğu günler inşallah bir daha gelmemek üzere geride kaldı" dedi.</p>

<p><strong>“2002'DEN BU YANA PERSONEL SAYIMIZI YÜZDE 288 ARTIRDIK”</strong></p>

<p>Bugün 1 milyon 470 bini aşan sağlık personeliyle 86 milyon vatandaşa birinci sınıf sağlık hizmeti sunulduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "2002'den bu yana personel sayımızı yüzde 288 artırdık. Dikkatinizi çekiyorum; son 1,5 yıl içinde 57 bin 504'ü hekim olmak üzere 99 bin 567 yeni atama yaptık. Türkiye'de hekim sayısının artması yalnızca hastalarımızın değil onlara hizmet veren değerli hekimlerimizin de işini kolaylaştırdı, yükünü hafifletti" diye konuştu.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, kamu hastanelerinin yüzde 80'ini yenilediklerini veya yeniden inşa ettiklerini belirterek, şu bilgileri de paylaştı: "794 yeni hastaneyi hizmete kazandırarak kamu hastanelerinde toplam 173 bin yatağa ulaştık. 2002 yılında kamuda yalnızca 7 bin nitelikli yatağımız vardı. Bugün bu sayı 18 kat artışla 122 bine ulaştı. Toplam yatak sayımız ise 164 binden 271 bine ulaştı. Son bir yılda 4 bin 60 yatak ünite kapasiteli 60 projeyi bitirdik."</p>

<p>Yapılanların sadece bunlarla sınırlı olmadığını, 2023 yılında yaşanılan depremin yaralarını hızla sardıklarını, bölgeyi yeniden ayağa kaldıracak kalıcı sağlık yatırımlarını hızlandırdıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Böylece 5 bin 123 yataklı 109 sağlık tesisini tamamladık. 11 ilimizde deprem öncesinde kamu hastanelerinde 23 bin 733 yatakla hizmet sunulurken bugün 27 bin 503 yatakla sağlık hizmeti veriyoruz. Gaziantep 25 Aralık Devlet Hastanesi'nin 300 yataklı ek binası ile Kahramanmaraş 600 yataklı devlet hastanesini yıl bitmeden açacağız" diye konuştu.</p>

<p>"Sağlık döneminde hayati rol üstlenen şehir hastanelerimizden 25 tanesi hizmete girdi. 13 şehir hastanesinin yapımı devam ediyor. Toplam 9 şehir hastanesinin sağlık kampüsünün ihale, proje ve arsa çalışmaları devam ediyor" bilgisini veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, başta şehir hastaneleri olmak üzere sağlıkta kurdukları sistemin dünyanın pek çok ülkesi tarafından ilgiyle takip edildiğini belirtti.</p>

<p><strong>“SAĞLIK ALANINDA BÜYÜK BİR DEVRİME İMZA ATTIĞIMIZ TARTIŞMASIZ BİR GERÇEKTİR”</strong></p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Öyle ki güçlü sağlık altyapımız sayesinde artık pek çok branşta sadece bölgemizdeki ülkelerin vatandaşlarına değil, başta Avrupa ülkeleri olmak üzere küresel ölçekte sağlık hizmeti verebilen bir ülke konumuna ulaştık" dedi.</p>

<p>Saymaya kalkınsa değil saatler, günler alacak birçok yatırımı, projeyi, devrim niteliğinde reformu hayata geçirdiklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Kuşkusuz 'Tüm sorunları çözdük, tüm sıkıntıları giderdik' iddiasında kesinlikle değiliz. Sağlık gibi dinamik bir alanda ihtiyaçlar hiçbir zaman bitmez, bitmeyecek. Ancak elini vicdanına koyan herkesin kabul ettiği üzere, sağlık alanında büyük bir devrime imza attığımız da tartışmasız bir gerçektir" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk sağlık sisteminin gücü, kabiliyetleri ve kapasitesinin Kovid-19 salgınında çok net görüldüğüne dikkati çekerek, "Buna rağmen mevcutla yetinmiyoruz" dedi.</p>

<p><strong>“SON 23 YILDA SAĞLIK ALANINDA NE YAPTIYSAK BİLİM İNSANLARIMIZLA İSTİŞARE HÂLİNDE YAPTIK”</strong></p>

<p>Milletten gelen teklif, tenkit, şikâyet, serzeniş ve tespitler doğrultusunda sağlık sistemini iyileştirmeye devam edeceklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: "Şunun da bilinmesini isterim ki son 23 yılda sağlık alanında ne yaptıysak bilim insanlarımızla istişare hâlinde yaptık. İnşallah çok daha fazlasını yine sizlerle birlikte başaracağız. Şüphesiz bunların tamamı önemlidir, kıymetlidir. Türkiye ve Türk milleti adına gerçekten gurur verici gelişmelerdir. Fakat sadece 23 yıllık sürede bunları başarmış olmamız, hedeflerimizin tamamına ulaştığımız anlamına gelmez. Bakınız donanım ve sağlık altyapısında dünyada birinci ligde olmamız yetmez. Vatandaşın sağlık hizmetlerine eşit erişiminde gıpta edilen ülkelerden biri olmamız yetmez. Sağlık hizmetlerini devlet olarak ücretsiz karşılamamız yetmez. Tıp eğitiminde dünya standardının üzerinde doktorlar yetiştirmemiz yetmez. Başta tıp ve ilaç olmak üzere bilimsel araştırmalarda da dünyanın en iyi ülkelerinden biri olmak durumundayız."</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, aynı şekilde gerekli Ar-Ge yatırımlarını yaparak tıbbi cihaz üretiminde de yeni bir aşamaya geçmek zorunda olduklarını belirterek, "Cumhurbaşkanı olarak sağlıkla ilgili hususlarda kapsamlı bir millileşme ve yerlileşme hamlesine olan ihtiyacı sık sık dile getiriyorum. Ancak bu konuda tüm şahsi çabalarıma rağmen hedeflerimizin çok uzağında olduğumuzu da gayet iyi biliyorum. Savunma sanayiinde olduğu gibi burada da içeriden ve dışarıdan farklı engellerle karşılaşıyoruz. Ama nasıl ki zor oyunu savunma sanayisinde bozmuşsa inşallah yerli ilaç ve tıbbi cihaz üretiminde de Allah'ın izniyle bozacaktır" değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p>Çalışarak, üreterek ve zorluklar karşısında yılmayarak Türkiye'yi çok farklı bir seviyeye hep beraber taşıyacaklarının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "Bizi bu hedefimize bir adım dahi olsa yaklaştıracak her türlü özgün, nitelikli ve gerçekçi çabayı desteklemekte kararlıyız. Onun için bugün ödül alan bilim insanlarımızın çalışmalarını takdirle karşılıyorum. Her biriniz tıpkı Aziz Sancar Hocamız gibi bilimsel çalışmalarınızla yeni yol açıyor, sizden sonra geleceklere cesaret aşılıyorsunuz. Sizlerin bu çalışmaları inşallah diğer hekimlerimize de örnek olacak, ilham kaynağı olacak, daha farklı projelere başlamak için cesaret verecektir. Bu duygularla ödül sahiplerini tekrar canıgönülden tebrik ediyorum. 11. Türk Tıp Dünyası Kurultayı sonuçlarının hayırlara vesile olmasını diliyorum. Ödül törenimize ve kurultaya katkı veren herkese teşekkür ediyorum."</p>

<p><strong>CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN'A "DÜNYA SAĞLIK ÖRGÜTÜ AVRUPA ÖDÜLÜ" VERİLDİ</strong></p>

<p>Konuşmasının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan'a, Filistin halkına yönelik olağanüstü insani çabaları ve Gazze'den tıbbi tahliyelerde örnek teşkil eden liderliği için Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Bölge Direktörü Hans Kluge tarafından "Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Ödülü" verildi.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan'a, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu tarafından Erzincan mermeri üzerine "TÜSEB DNA'sı yeniden inşa ediliyor" yazılı plaket takdim edildi.</p>

<p>Törende, Prof. Dr. Suat Tekin, Prof. Dr. Sercan Karav, Doç. Dr. Beyza Servet Göncü ve Prof. Dr. Erkan Yılmaz'a TÜSEB Teşvik Ödülü, Prof. Dr. Mehmet Erdem Büyükbingöl'e TÜSEB Hizmet Ödülü, Şahin Gürsel'e 2025 Yılı TÜSEB Sağlık Teknolojileri Prestij Ödülü, Prof. Dr. Uğur Türe'ye bu yıl yaşamını kaybeden, Beyin ve Sinir Cerrahı Ordinaryüs Prof. Dr. Gazi Yaşargil anısına TÜSEB Özel Ödülü, Cumhurbaşkanlığı Sağlık Politikaları Kurulu Başkanvekili Prof. Dr. Serkan Topaloğlu ve ekibine İnovatif Sağlık Ekibi Ödülü ile Prof. Dr. Fikrettin Şahin'e Aziz Sancar Bilim Ödülü takdim edildi.<br />
<br />
Kaynak:&nbsp;<a href="https://www.tccb.gov.tr/haberler/410/163254/-kuresel-olcekte-saglik-hizmeti-verebilen-bir-ulke-konumuna-ulastik-">https://www.tccb.gov.tr/haberler/410/163254/-kuresel-olcekte-saglik-hizmeti-verebilen-bir-ulke-konumuna-ulastik-</a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 26 Nov 2025 23:30:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/11/cumhurbaskani-erdogan-kuresel-olcekte-saglik-hizmeti-verebilen-bir-ulke-konumuna-ulastik-1764189295.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae-Myung’dan tarihi ziyaret: Stratejik ortaklık yeni döneme giriyor</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/guney-kore-devlet-baskani-lee-jae-myungdan-tarihi-ziyaret-stratejik-ortaklik-yeni-doneme-giriyor-2681</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/guney-kore-devlet-baskani-lee-jae-myungdan-tarihi-ziyaret-stratejik-ortaklik-yeni-doneme-giriyor-2681</guid>
                <description><![CDATA[Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae-myung, göreve başladıktan sonra ilk kez Türkiye’ye resmi ziyarette bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>### Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae-myung’dan Tarihi Ziyaret: Stratejik Ortaklık Yeni Döneme Giriyor</p>

<p><a href="https://www.tccb.gov.tr/haberler/410/163225/-stratejik-ortagimiz-guney-kore-ile-savunma-sanayinde-onemli-projelere-imza-attik-"><span style="color:#2980b9"><strong>&nbsp;Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae-myung,</strong></span></a> göreve başladıktan sonra ilk kez Türkiye’ye resmi ziyarette bulundu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile baş başa ve heyetler arası görüşmelerin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında iki lider, Türkiye-Güney Kore ilişkilerini “kardeşlik” ve “stratejik ortaklık” temelinde daha da güçlendirme kararlılığını vurguladı.<br />
<br />
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: <em><strong>"Bugün özel sektörlerimiz arasında rüzgâr enerjisi alanında iş birliğini öngören önemli bir belge daha imzalandı. Keza Koreli dostlarımızla kan plazması alanında ortak bir projeyi hayata geçirmek üzere mutabakat sağlandı. Asya Pasifik'teki ikinci büyük ticaret ortağımız Güney Kore ile evvelce belirlediğimiz 15 milyar dolarlık ticaret hacmine oldukça yaklaştık. 10 milyar dolar sınırını ortak gayretlerle çoktan aşmış durumdayız. Daha dengeli ticari ilişkiler için Serbest Ticaret Anlaşmamızın gözden geçirilmesi ihtiyacına da dikkat çektim. Hyundai şirketinin İzmit'teki fabrikasında yaptığı yeni yatırımla elektrikli araç üretecek olması, bizleri ziyadesiyle memnun etmiştir. Bu yatırımla yerli ve millî markamız TOGG'dan sonra ülkemizde tamamen yerli elektrikli olacak yeni bir üretim süreci başlayacaktır. Ülkemizde yatırım yapacak, üretim, istihdam sağlayacak Koreli şirketlere her türlü desteği vereceğimizi buradan tekrar ifade ediyorum."</strong></em></p>

<p><br />
<span style="color:#2980b9"><strong>Savunma Sanayinde İş Birliği Derinleşiyor: Altay Tankı Örneği</strong></span><br />
<br />
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Stratejik ortağımız Güney Kore ile savunma sanayinde önemli projelere imza attık. Altay Tankı projemiz bunun en başarılı örneklerinden birisidir” dedi. Geçen ay envantere giren seri üretim Altay tanklarının güç aktarma sistemlerinde Kore teknolojisinin kullanıldığını hatırlatan Erdoğan, yeni ortak projelerin de gündemde olduğunu belirtti.</p>

<p>Güney Kore Devlet Başkanı Lee ise “ALTAY projesi gibi başarılı örneklerin çoğalmasını ve savunma sanayinde ortak üretim ile teknoloji transferinin artmasını arzu ediyoruz” ifadelerini kullandı.</p>

<p><br />
<span style="color:#2980b9"><strong>Üç Önemli Anlaşma İmzalandı</strong></span><br />
<br />
Görüşmelerin ardından iki liderin huzurunda şu anlaşmalar imzalandı:<br />
<strong>1. </strong>Kore Savaşı’nın anılması konusunda Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Kore Vatanseverler ve Gazi İşleri Bakanlığı arasında Mutabakat Zaptı &nbsp;<br />
<br />
<strong>2.</strong> Nükleer enerji alanında TÜNAŞ ile Kore Elektrik Enerjisi Kurumu (KEPCO) arasında Mutabakat Zaptı &nbsp;<br />
<br />
<strong>3.</strong> Karayolları ve otoyol altyapısı alanında iş birliği Mutabakat Zaptı</p>

<p>Erdoğan, Sinop Nükleer Güç Santrali projesi için Kore tarafıyla görüşmelerin olumlu ilerlediğini ve KEPCO ile yapılan bugünkü anlaşmanın önemli bir adım olduğunu kaydetti.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Yenilenebilir Enerji, Yapay Zekâ ve İleri Teknoloji Alanlarında Yeni Adımlar</strong></span><br />
<br />
Liderler, rüzgâr enerjisi, yapay zekâ, yarı iletkenler, batarya teknolojileri ve biyoteknoloji alanlarında iş birliğini derinleştirme konusunda mutabık kaldı. Kan plazması ürünleri üretiminde Koreli firmaların Türkiye’deki ortak projeye katılımı da kesinleşti.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Türkiye ile Güney Kore, 2027’de diplomatik ilişkilerin 70. yılını kutlamaya hazırlanırken, iki lider ilişkilerin “altın çağını” yaşadığını ve bu ivmenin artarak devam edeceğini vurguladı.<br />
<br />
<em><strong><span style="color:#2980b9">Kaynak:&nbsp;</span><a href="https://www.tccb.gov.tr/haberler/410/163225/-stratejik-ortagimiz-guney-kore-ile-savunma-sanayinde-onemli-projelere-imza-attik-"><span style="color:#2980b9">https://www.tccb.gov.tr/haberler/410/163225/-stratejik-ortagimiz-guney-kore-ile-savunma-sanayinde-onemli-projelere-imza-attik-</span></a></strong></em></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 24 Nov 2025 22:53:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/11/guney-kore-devlet-baskani-lee-jae-myungdan-tarihi-ziyaret-stratejik-ortaklik-yeni-doneme-giriyor-1764014846.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Davutoğlu sert çıktı: Baba evi var idiyse, daha önce gitseydi!</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/davutoglu-sert-cikti-baba-evi-var-idiyse-daha-once-gitseydi-2675</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/davutoglu-sert-cikti-baba-evi-var-idiyse-daha-once-gitseydi-2675</guid>
                <description><![CDATA[Alevi Kültür Dernekleri eski genel başkanı ve Gelecek Partisi İstanbul Milletvekili Doğan Demir salı günü CHP’ye katıldı. Demir’in katılım töreninde “baba evime geldim, demesi, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nun tepkisini çekti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Alevi Kültür Dernekleri eski genel başkanı ve İstanbul Milletvekili<strong> </strong>Doğan Demir, Gelecek Partisi'nden istifa ederek CHP'ye katıldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Daha önce AK Parti’ye katılacağı, hatta bakanlık düzeyinde görev alacağı yönünde Doğan Demir çevresinden yayılan iddiaların boş çıkmasına şaşıranlar, İstanbul Milletvekili’nin Cumhuriyet Halk Partisi’ne katılırken “<strong><em>Baba ocağıma döndüm</em></strong>” sözüne daha çok şaşırdılar!</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ancak, Doğan Demir’in Gelecek Partisi’ni terk etmesine tepki gösteren bir kişi de Ahmet Davutoğlu oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/Demir1.png" style="height:450px; width:760px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">Nevzat Çiçek ve Deniz Zeyrek'in Independent Türkçe için yaptığı özel röportajda söz Doğan Demir’in CHP’ye katılmasına gelmesi üzerine Gelecek Partisi Genel Başkanı ve eski Başbakan Ahmet Davutoğlu sert tepki gösterdi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Davutoğlu, Alşevi Kültür Dernekleri eski genel başkanı Doğan Demir’i ikrarını bozmakla suçladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İşte o röportajda Doğan Demir’le ilgili konuşmalar:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>DEMİR: EŞİM DEDİ Kİ, BAŞBAKANA HAYIR DERSEN, EVE GELME!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/DEM%C4%B0R2.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Ahmet Davutoğlu:</strong> ne 10 tane milletvekili zaten her biri bir yere dağıldı. En sonunda CHP de birini aldı. Kapkaç siyaseti bu. </span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Deniz Zeyrek:</strong> Ama “<em><strong>evime döndüm</strong></em>” dedi... </span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Davutoğlu:</strong> Evine döndü... Ben onun odama gelip de “<em><strong>Ben Alevi Dernekleri Konfederasyonu başkanıydım, size hürmetim dolayısıyla buraya geldim Sayın Başbakanım</strong></em>”... Gerçekten de öyleydi ve eşi de... “<em><strong>Eşim dedi ki dedi: '</strong>Ben eğer Başbakanımıza hayır dersen, eve gelme<strong>' dedi. O sebeple yanınızdayım</strong></em>” dedi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Milletvekili aday isimleri tespit edilirken de geldi, gözleri yaşlı bir şekilde: “<em><strong>Efendim ben bu listeye giremezsem Alevi toplumuna nasıl yüzüne bakacağım? Seni kullandılar kenara koydular</strong></em>” dedi. </span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">DAVUTOĞLU: HACI BEKTAŞ DERGAHINDA PARA ALINMASINI BEN KALDIRDIM</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Ben bir kişinin hatırına değil, Alevi toplumunun ki hepsi beni sever, “<strong><em>Can Ahmet</em></strong>” derler Aleviler bana, bilirler. Sünni’yim ama, ilk Hacı Bektaş-i Veli’ye giden Başbakanım. Hacı Bektaş-i Veli’de para alınması gibi bir rezaleti kaldırıp dergahı açan Başbakanım. İlk defa Erzincan’da ceme katılan, ikrar yapan ve o anlamda Alevi usulünce katılan da Başbakanım.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">DAVUTOĞLU: NE OLURSA OLSUN, İKRARIMDAN DÖNMEM BAŞBAKANIM, DEDİ!</span></strong></p>

<p><strong><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/Demir2.png" style="height:450px; width:760px" /></span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Bu konularda Alevi toplumunu tenzih ederim ama Alevilikte ikrar diye bir kavram vardır. İkrar. İkrarından dönmek diye de bir kavram vardır. Ve bu arkadaş bana “<strong><em>Ben ne olursa olsun ikrarımdan dönmem Başbakanım</em></strong>” demiş. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Şimdi ben bunu bir kişiyi eleştirmek adına söylemiyorum. Ben o kültüre saygım dolayısıyla ve o söze saygım dolayısıyla milletvekili listesine koydum. Baba evi var idiyse, daha önce gitseydi oraya.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">DAVUTOĞLU:&nbsp;SİYASETİN AHLAKI BU SEBEPLE YERLE BİR OLUYOR</span></strong></p>

<p><strong><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/Demir3.png" style="height:450px; width:760px" /></span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Aynı şey AK Parti’ye gidenler için de geçerlidir. Türkiye’de siyasetin ahlakı bu sebeple yerle bir oluyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bir Alevinin “<em><strong>İkrardan dönmem</strong></em>” dedikten sonra dönmesinin ya da AK Parti’nin şeyine... “<em><strong>AK Parti kanalizasyon</strong></em>” dedi, oraya giden bir milletvekili, “<em><strong>Efendim bu kanalizasyondan ayrışalım</strong></em>” dedi, ifadesi kendi ifadesidir. Şimdi onun AK Parti’ye hiçbir düzelme ve şey olmaksızın gitmesi arasında ne fark var?</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 24 Nov 2025 00:04:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/11/davutoglu-dogan-demire-sert-cikti-baba-evi-var-idiyse-daha-once-gitseydi-1763932714.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Cumhurbaşkanı Erdoğan,  G20 Liderler Zirvesi&#039;ne katıldı</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cumhurbaskani-erdogan-g20-liderler-zirvesine-katildi-2667</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cumhurbaskani-erdogan-g20-liderler-zirvesine-katildi-2667</guid>
                <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Güney Afrika’nın Johannesburg kentinde düzenlenen G20 Liderler Zirvesi kapsamında “Kimseyi Geride Bırakmadan Kapsayıcı ve Sürdürülebilir İktisadi Büyüme: Ekonomilerin İnşası, Ticaretin Rolü, Kalkınmanın Finansmanı ve Borç Yükü” başlıklı oturumda önemli mesajlar verdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.tccb.gov.tr/haberler/410/163142/-kuresel-ticaretin-yeniden-canlanmasi-icin-koklu-bir-uluslararasi-is-birligine-ihtiyac-duyuyoruz-"><em><strong><span style="color:#2980b9">Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan,</span></strong></em></a> Güney Afrika’nın Johannesburg kentinde düzenlenen G20 Liderler Zirvesi kapsamında “Kimseyi Geride Bırakmadan Kapsayıcı ve Sürdürülebilir İktisadi Büyüme: Ekonomilerin İnşası, Ticaretin Rolü, Kalkınmanın Finansmanı ve Borç Yükü” başlıklı oturumda önemli mesajlar verdi.</p>

<p>Erdoğan, 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’nin temel taahhüdü olan<em><strong> “kimseyi geride bırakmama”</strong></em> ilkesine rağmen dünyada her 10 kişiden birinin hâlâ aşırı yoksullukla mücadele ettiğini vurguladı.</p>

<p>2024 yılında yüzde 9 azalan toplam küresel kalkınma yardımlarının 2025 yılında yüzde 17'lere varan düşüşleri görmesinin beklendiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: "Bu durum maalesef Afrika kıtası için çok büyük kayıplara işaret ediyor. Komşusu açken, tok yatmayan bir anlayışın temsilcisi olarak üzerimize düşen sorumluluğu, her türlü menfi koşula rağmen yapmaya devam ediyoruz. Resmî kalkınma yardımlarımızı 2023'te 6,8 milyar dolar seviyesinden 2024 yılında 7,4 milyar dolara çıkarttık. Ancak bu yardımlarla hedeflenen menzile ulaşmak imkânsızdır. Özellikle en az gelişmiş ülkelerde yerel kaynakların harekete geçirilmesi suretiyle sürdürülebilir kalkınma için finansman modellerinin geliştirilmesini önemsiyoruz."</p>

<p><strong>"TİCARETİN KÜRESEL BÜYÜMEYE KATKISI ZAYIFLAMIŞTIR"</strong></p>

<p>Karşı karşıya olunan sınamaların sadece en az gelişmiş ülkeleri değil, tüm ekonomileri etkisi altına aldığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: "Küresel finans krizi öncesinde ticaret, küresel büyümenin en güçlü motoruyken, kriz sonrası dönemde tablo köklü biçimde değişmiştir. 1987-2007 döneminde dünya ticareti yıllık ortalama yüzde 7 oranında artarken, 2008-2014 döneminde yüzde 3'lere gerilemiş, küresel büyümeye katkısı belirgin şekilde zayıflamıştır. Bugün küresel ticaretin yeniden canlanması için daha köklü bir uluslararası iş birliğine, yeni politika araçlarına ve sürdürülebilir tedarik zincirlerine ihtiyaç duyuyoruz. Uluslararası ticaret kurallarının kalkınmayı destekleyecek biçimde güçlendirilmesini ve bilhassa Dünya Ticaret Örgütünün özel ve lehte muamele ilkesine bağlılığımızın teyit edilmesini mühim görüyoruz."</p>

<p><strong>"DÜŞÜK GELİRLİ EKONOMİLERİN ÇOĞU İMKÂNA SAHİP DEĞİL"</strong></p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, günümüzde dünya genelinde toplam borçluluk oranının küresel hasılanın yüzde 324'üne ulaştığına dikkati çekerek, şöyle devam etti: "Türkiye'de ise bu oran yüzde 89 seviyesinde seyrediyor. Bu görece düşük borçluluk düzeyi bize hem yapısal dönüşümü hızlandırmak hem de yatırımlar için ilave kaynak ayırmak için önemli bir mali alan sağlıyor. Ancak ne yazık ki düşük gelirli ekonomilerin çoğu bu imkâna sahip değil. Bu ülkeler yüksek finansman maliyetleriyle daralan mali alan arasında adeta sıkışmış durumdalar. Birleşmiş Milletler ‘in 2025 Borç Raporu'na göre, 3,4 milyar insanın yaşadığı ülkelerde faiz ödemeleri, sağlık ve eğitim harcamalarını aşmış vaziyette. Bilhassa düşük gelirli ülkeler için borç yeniden yapılandırma süreçlerinde adil ve eşit muameleye dayalı bir yaklaşımın benimsenmesini destekliyoruz. Türkiye olarak G20 ortak çerçevesi kapsamında katkı sunduğumuz Gana ve Etiyopya'nın borçlarının yeniden yapılandırılması sürecinde alınan mesafeyi memnuniyetle karşılıyoruz. Bu örnekten hareketle kimsenin geride bırakılmadığı daha kapsayıcı bir küresel ekonomi inşasında tüm G20'yi daha fazla sorumluluk üstlenmeye davet ediyorum."</p>

<p><em><strong><a href="https://www.tccb.gov.tr/haberler/410/163142/-kuresel-ticaretin-yeniden-canlanmasi-icin-koklu-bir-uluslararasi-is-birligine-ihtiyac-duyuyoruz-"><span style="color:#2980b9">(Kaynak: T.C. Cumhurbaşkanlığı)</span></a></strong></em><br />
<a href="https://www.tccb.gov.tr/haberler/410/163142/-kuresel-ticaretin-yeniden-canlanmasi-icin-koklu-bir-uluslararasi-is-birligine-ihtiyac-duyuyoruz-">https://www.tccb.gov.tr/haberler/410/163142/-kuresel-ticaretin-yeniden-canlanmasi-icin-koklu-bir-uluslararasi-is-birligine-ihtiyac-duyuyoruz-</a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 22 Nov 2025 18:32:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/11/cumhurbaskani-erdogan-g20-liderler-zirvesine-katildi-1763825991.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan “Nüfus Felaketi” uyarısı!</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cumhurbaskani-erdogandan-nufus-felaketi-uyarisi-2661</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cumhurbaskani-erdogandan-nufus-felaketi-uyarisi-2661</guid>
                <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kütüphanesi’nde düzenlenen Aile ve Kültür-Sanat Sempozyumu’nun kapanış konuşmasında Türkiye’nin demografik tablosuna ilişkin çarpıcı veriler paylaştı ve “Şu anda bir felaketi yaşıyoruz” dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kütüphanesi’nde düzenlenen Aile ve Kültür-Sanat Sempozyumu’nun kapanış konuşmasında Türkiye’nin demografik tablosuna ilişkin çarpıcı veriler paylaştı ve “Şu anda bir felaketi yaşıyoruz” dedi.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Doğurganlık oranı nüfusun yenilenme seviyesinin çok altında</strong></span><br />
<br />
Erdoğan’ın dikkat çektiği en kritik rakam: Türkiye’nin toplam doğurganlık oranı 2024 itibarıyla <strong>1,48</strong> çocuk seviyesine geriledi. &nbsp;<br />
“Nüfusun kendini yenileyebilmesi için gereken seviye <strong>2,10.</strong> Bu oran 2,10 bandının çok çok altında. Geleceğimiz açısından alarm zilleri hem de çok yüksek sesle çalıyor. Bu ülkenin istikbalini düşünen hiç kimse buna kayıtsız kalamaz.”</p>

<p><strong>Evlenme yaşı rekor seviyede gecikiyor</strong><br />
* <strong>Kadınlarda ilk evlenme yaşı:</strong> 25,8&nbsp;&nbsp;<br />
* <strong>Erkeklerde ilk evlenme yaşı:</strong>&nbsp;28,3&nbsp;<br />
* Boşanmaların üçte biri evliliğin <strong>ilk 5 yılında </strong>gerçekleşiyor.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Yalnızlaşan Türkiye: Tek kişilik hane oranı %20’ye dayandı</strong></span><br />
<br />
2008’de ortalama hane halkı büyüklüğü 4 kişi iken 2024’te <strong>3,11 </strong>kişiye düştü. Son 8 yılda tek kişilik hane oranı 5 puan artarak %20’ye ulaştı. Erdoğan, <em><strong>“Toplum olarak giderek daha fazla bireyselleşiyor, bunun sonucu olarak da yalnızlaşıyoruz”</strong></em> değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p><br />
<span style="color:#2980b9"><strong>“Kadınlar çocuk yetiştirirken çoğu zaman eşlerinden destek göremiyor”&nbsp;&nbsp;</strong></span><br />
<br />
Cumhurbaşkanı, doğurganlık oranındaki düşüşte şehirleşme, neoliberal kültür ve teknolojinin yanı sıra babaların çocuk bakımındaki yetersiz desteğinin de etkili olduğunu vurguladı: &nbsp;<br />
<em><strong>“Beyler kusura bakmasın ama yükün büyük bölümü maalesef kadınların omuzlarına yükleniyor. Oysa Peygamber Efendimiz ‘Kadınlar erkeklerle birlikte bir bütünü tamamlayan diğer yarılarıdır’ buyuruyor.”</strong></em></p>

<p><br />
<span style="color:#2980b9"><strong>2025 “Aile Yılı”, 2026-2035 “Aile ve Nüfus 10 Yılı” ilan edildi&nbsp;</strong></span><br />
<br />
Erdoğan, düşen doğurganlık ve geciken evliliklere karşı alınan yeni tedbirleri şöyle sıraladı: &nbsp;<br />
&nbsp;Aile ve Gençlik Fonu’nda faizsiz kredi tutarı <strong>150 bin TL’den 200-250 bin TL’ye</strong> çıkarıldı. Şu ana kada<strong>r 62 bini aşkın çift</strong> kredi almaya hak kazandı. &nbsp;<br />
<strong>Doğum yardımları artırıldı: &nbsp;</strong><br />
&nbsp; → 1. çocuk için tek seferde <strong>5 bin TL&nbsp;&nbsp;</strong><br />
&nbsp; → 2. çocuk için 5 yaşına kadar aylık <strong>1.500 TL&nbsp;</strong><br />
&nbsp; → 3. ve sonraki çocuklar için 5 yaşına kadar aylık <strong>5 bin TL&nbsp;</strong><br />
&nbsp;Evlilik öncesi eğitim ve aile danışmanlık hizmetleri yaygınlaştırılıyor.</p>

<p><br />
<span style="color:#2980b9"><strong>“Dijital kuşatma ve cinsiyetsizleştirme dayatmalarına karşı ailemizin üzerinde titriyoruz”&nbsp;</strong></span><br />
<br />
Erdoğan<em><strong> " Küresel kapitalizmin yeni cepheler açtığı, kültürel emperyalizm ve dijital kuşatmanın dünya genelinde şiddetini artırdığı bir dönemde aile kurumunun adeta üzerinde titriyoruz. Cinsiyetsizleştirme gibi dayatmalara ve LGBT gibi sapkın akımlara karşı gerekli tüm önlemleri alıyor, bu noktada en küçük bir tavize, ihmale, rehavete mahal vermiyoruz."</strong></em>dedi.</p>

<p>Cumhurbaşkanı, çocukları dijital tehlikelerden korumak için uluslararası alanda öncülük ettikleri “Dijital Dünyada Çocuk Hakları Sözleşmesi”ni de hatırlatarak, Türkiye’nin “Çocuk Dostu Dijital Dönüşüm” çağrısını dünyaya yineledi.</p>

<p><br />
“Eğer müreffeh bir ülke olarak geleceğe emin adımlarla yürümek istiyorsak, ‘kâmil insan, huzurlu aile, güçlü millet’ silsilesini özenle korumak zorundayız. Aksi takdirde arzu ettiğimiz nesilleri yetiştiremeyiz.”<br />
<br />
<em><strong><span style="color:#2980b9">Kaynak:&nbsp;</span><a href="https://www.tccb.gov.tr/haberler/410/163113/-dijital-kusatmanin-dunya-genelinde-siddetini-artirdigi-bir-donemde-aile-kurumunun-uzerine-titriyoruz-"><span style="color:#2980b9">https://www.tccb.gov.tr/haberler/410/163113/-dijital-kusatmanin-dunya-genelinde-siddetini-artirdigi-bir-donemde-aile-kurumunun-uzerine-titriyoruz-</span></a></strong></em></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 21 Nov 2025 01:26:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/11/cumhurbaskani-erdogandan-nufus-felaketi-uyarisi-1763678512.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Zelenskiy&#039;den ortak açıklama</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cumhurbaskani-erdogan-ile-zelenskiyden-ortak-aciklama-2654</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cumhurbaskani-erdogan-ile-zelenskiyden-ortak-aciklama-2654</guid>
                <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile görüşmelerinin ardından, ortak basın toplantısı düzenleyerek açıklamalarda bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="https://www.tccb.gov.tr/haberler/410/163106/-istanbul-sureci-sonuc-odakli-bir-anlayisla-surdurulmeli-"><span style="color:#2980b9"><em>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ukrayna Devlet Başkanı </em></span></a>Zelenskiy ile gerçekleştirdikleri ortak basın toplantısında yaptığı açıklamada, “Bugünkü görüşmelerimizde de İstanbul Süreci’nin pragmatik ve sonuç odaklı bir anlayışla sürdürülmesi gereği üzerinde durduk. Her iki taraf için de savaşın yıpratıcı etkilerinin giderek derinleştiği bir dönemde İstanbul görüşmelerinin diplomatik çözüm yönelik çabalarda önemli bir merhale teşkil ettiğine inandığımızı belirttik” dedi.</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile görüşmelerinin ardından, ortak basın toplantısı düzenleyerek açıklamalarda bulundu.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, &nbsp;Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy'i Türkiye'de ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duyduklarını belirtti.</p>

<p>Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy'i bu yıl içerisinde iki defa daha misafir ettiklerini, ikili ilişkilerin yanı sıra Ukrayna'daki savaşın çözüme kavuşturulması için görüş alışverişinde bulunduklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: "Nitekim Sayın Devlet Başkanının Mayıs ayındaki son ziyaretinin hemen ertesinde Ukrayna ve Rusya heyetleri arasında üç yılı aşkın süre başlatılan doğrudan görüşmelere ev sahipliği yaptık. Gerçekleştirilen üç tur müzakerede, bilhassa insani konularda ilerleme sağlanması mümkün oldu. Ayrıca taraflar arasında ateşkes ve barışa dair görüşler ile askeri meseleler doğrudan ele alınabildi. Bunların tamamını kıymetli adımlar olarak görüyoruz. Bugünkü görüşmelerimizde de İstanbul Süreci’nin pragmatik ve sonuç odaklı bir anlayışla sürdürülmesi gereği üzerinde durduk. Her iki taraf için de savaşın yıpratıcı etkilerinin giderek derinleştiği dönemde İstanbul görüşmelerinin diplomatik çözüme yönelik çabalarda önemli bir merhale teşkil ettiğine inandığımızı belirttik. Özellikle enerji altyapılarına yönelik artan saldırılar ve yaşanan can kayıpları her iki taraf için telafisi güç yıkımları da beraberinde getiriyor. İstanbul Süreci’nin daha kapsamlı bir içerikle artık akut hâl alan sorunları giderecek şekilde yeniden devreye girmesinin faydalı olacağı kanaatindeyiz. Bölgede akan kanın durmasını arzu eden tüm ortaklarımızdan da İstanbul sürecine yönelik yapıcı yaklaşım sergilemelerini bekliyoruz."</p>

<p><strong>"YENİDEN İMAR KONUSUNDA UKRAYNA'YA KATKI SUNMAYI ARZU EDİYORUZ”</strong></p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy ile bugün yaptıkları görüşmede, ikili konuları da değerlendirdiklerini kaydetti.</p>

<p>Stratejik ortak Ukrayna'nın toprak bütünlüğü, egemenliği ve bağımsızlığına olan bağlılıklarını bir kez daha teyit ettiklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: "Bu minvalde, Ukrayna ile aramızda müstesna bir tarih ve kültür bağı olan Kırım Tatarları'na desteğimizin süreceğini de belirtmek isterim. Savaşın tüm zorluklarına rağmen ikili ticaret hacmimizi 10 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz. Bu güç koşullarda ülkeyi terk etmeyerek cesaretle çalışmalarına devam eden Türk müteşebbislerin desteğiyle yeniden imar konusunda Ukrayna'ya katkı sunmayı arzu ediyoruz. Ancak evvela ateşkesi hızlandıracak adil ve kalıcı barışın önünü açacak önerileri, Türkiye olarak Rusya ile de ele alma konusunda her daim hazırız. Bu bağlamda müttefikimiz Amerika'nın sürece dahlini önemsiyoruz. Bu düşüncelerle sözlerime son verirken, savaşta hayatını kaybedenler için dost Ukrayna halkına taziyelerimi yineliyorum."</p>

<p><strong>UKRAYNA DEVLET BAŞKANI ZELENSKİY: "TÜRK DİPLOMASİSİNİN GÜCÜNE VE MOSKOVA'DA ANLAŞILABİLİR OLMASINA GÜVENİYORUZ</strong>"</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan ile her zamanki gibi çok verimli ve kapsamlı bir görüşme gerçekleştirdiğini belirten Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy ise "Ukrayna olarak devletlerimiz arasındaki güvene çok değer veriyoruz. Özellikle Türkiye'nin Ukrayna'ya bu kadar önem vermesi bizim için çok önemli" değerlendirmesini yaptı.</p>

<p>“Savaş sona ermelidir ve barışın alternatifi yoktur” diyen Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, devamında şunları kaydetti: “Türkiye'nin desteği için minnettarım. Bir kez daha Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan'a teşekkür etmek istiyorum. Türk diplomasisinin gücüne ve Moskova'da anlaşılabilir olmasına güveniyoruz. Türkiye'nin Gönüllüler Koalisyonu'na, özellikle askerî denizcilik bileşenine aktif katılımı da çok önemlidir."<br />
<br />
Kaynak:<a href="https://www.tccb.gov.tr/haberler/410/163106/-istanbul-sureci-sonuc-odakli-bir-anlayisla-surdurulmeli-">https://www.tccb.gov.tr/haberler/410/163106/-istanbul-sureci-sonuc-odakli-bir-anlayisla-surdurulmeli-</a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 20 Nov 2025 07:00:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/11/cumhurbaskani-erdogan-ile-zelenskiyden-ortak-aciklama-1763612771.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bakan Göktaş, Engelli Hakları İzleme ve Değerlendirme Kurulu Toplantısı&#039;nda konuştu</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bakan-goktas-engelli-haklari-izleme-ve-degerlendirme-kurulu-toplantisinda-konustu-2651</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bakan-goktas-engelli-haklari-izleme-ve-degerlendirme-kurulu-toplantisinda-konustu-2651</guid>
                <description><![CDATA[Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "İstihdamda, engelli bireylerin fırsat eşitliğini güçlendiren daha kapsayıcı bir sistem kurduk. Bakanlık olarak, engelli bireylerin hayatın her alanına eşit ve bağımsız katılımını güvence altına almak için çalışmalarımıza aralıksız devam ediyoruz." dedi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.aile.gov.tr/haberler/bakanimiz-goktas-engelli-haklari-izleme-ve-degerlendirme-kurulu-toplantisinda-konustu/"><span style="color:#2980b9"><strong><em>Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş,</em></strong></span></a> <em><strong>"İstihdamda, engelli bireylerin fırsat eşitliğini güçlendiren daha kapsayıcı bir sistem kurduk. Bakanlık olarak, engelli bireylerin hayatın her alanına eşit ve bağımsız katılımını güvence altına almak için çalışmalarımıza aralıksız devam ediyoruz."</strong></em> dedi</p>

<p>Göktaş, Ankara Hakimevi'nde düzenlene<em><strong>n "Engelli Hakları İzleme ve Değerlendirme Kurulu Toplantısı"</strong></em>nda yaptığı konuşmada, engelli bireylerin haklarını güçlendiren politikalarının büyük önem taşıdığını söyledi.</p>

<p>Engelli vatandaşlar için hayata geçirdikleri her politikanın temelinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın güçlü iradesi ve kararlılığı bulunduğunu aktaran Göktaş, bu kararlı liderlik sayesinde engelli vatandaşları merkeze alan sosyal politikaları güçlendirdiklerini vurguladı.</p>

<p>Göktaş, erişilebilirliğin artık kurumlar için sorumluluk ve standart haline geldiğine işaret ederek, <em><strong>"Hak temelli yaklaşım, kurumsal bir kültür haline dönüştü. İstihdamda, engelli bireylerin fırsat eşitliğini güçlendiren daha kapsayıcı bir sistem kurduk. Bakanlık olarak, engelli bireylerin hayatın her alanına eşit ve bağımsız katılımını güvence altına almak için çalışmalarımıza aralıksız devam ediyoruz."</strong></em> dedi.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>"Engelli bireylerin yaşamını iyileştiren politikaları büyük kararlılıkla uyguladık"</strong></span></p>

<p>Bugünkü toplantılarının ana gündem maddelerinden birinin, Engelli Hakları Ulusal Eylem Planı'nın 2024'e dair izleme raporunun görüşülmesi olduğunu bildiren Göktaş,<em><strong> "Bildiğiniz üzere, Eylem Planımızın uygulama sürecinde iki yılı geride bıraktık. Kurumlar arasında güçlü bir eşgüdüm sağlayarak engelli bireylerin yaşamını iyileştiren politikaları büyük kararlılıkla uyguladık. Bu dönem, erişilebilirlik, eğitim, spor başta olmak üzere pek çok alanda somut ilerlemelerin yaşandığı bir dönem oldu."</strong></em> değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p>Göktaş, eğitimlerle toplumun tüm kesimlerinde farkındalığı güçlendirdiklerini belirterek, şunları kaydetti:</p>

<p><em><strong>"Üniversitelerimizde ve TÜBİTAK bünyesinde 80 araştırma ve 68 projeyi destekledik. İlk ve ortaöğretim müfredatına engellilik ve engelli bireylere ilişkin farkındalık oluşturacak içerikler ekledik. Kamuya açık dijital içerikler, web siteleri ve bilgilendirme materyalleri erişilebilir formatlarda yeniden düzenlendi. Sporda, bugüne kadarki en güçlü tabloyu gördük. Bu kapsamda 1800 antrenörümüz engelli sporculara özel eğitim verdi. 17 bin 500'ün üzerinde sporcu eğitim programlarından faydalandı. Paris 2024 Paralimpik Oyunları'na 94 sporcuyla katılarak tarihimizin en yüksek seviyesine ulaştık."</strong></em></p>

<p>Bu vizyonu kalıcı hale getirmek için tüm paydaşların sürece daha aktif katkı vermesinin büyük önem taşıdığını vurgulayan Göktaş, 2023–2025 dönemini kapsayan Eylem Planı'nın, 2030 Engelsiz Vizyonu'nun ilk adımı olduğunu söyledi.</p>

<p>Bakan Göktaş, bu vizyonu üçer yıllık yeni planlarla 2030'a kadar sürdüreceklerinin altını çizerek,<em><strong> "Şimdi önümüzde yeni bir görev var. 2026–2028 dönemini kapsayan II. Engelli Hakları Ulusal Eylem Planı'nın hazırlıklarını tamamlamak. Beklentimiz, II. Eylem Planı'nın daha güçlü bir şekilde uygulanması için tüm paydaşlarımızın somut katkı vermesidir."</strong></em> diye konuştu.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>"Engelli bireylerin kamu hizmetlerine erişimini güvence altına aldık"</strong></span></p>

<p>Gündemlerinde eğitim alanında yürütülen çalışmalar da olduğunun bilgisini veren Göktaş, kapsayıcı eğitimin, sadece engelli bireylerin eğitim hakkıyla sınırlı olmadığını, aynı zamanda toplumun engelliliğe bakışını dönüştüren, eşitlik ve adalet anlayışını derinleştiren stratejik bir alan olduğunu söyledi.</p>

<p>Göktaş, sözlerine şöyle devam etti:</p>

<p><em><strong>"Bu yaklaşımda, eğitim ortamının öğrenciye uyum sağlaması esastır. Engelli öğrencilerimizin okullara erişimi, öğrenme süreçlerine tam ve etkin katılımı güvence altına almaktır. Bugün engelli öğrencilerimiz erişim, müfredat, öğretim yöntemleri ve değerlendirme süreçlerinde çeşitli güçlüklerle karşılaşabiliyor. Bu güçlüklerin aşılabilmesi için eğitim kurumların, yerel yönetimlerin, sivil toplumun ve tüm paydaşların hak temelli bir bakış açısıyla daha güçlü bir işbirliği içinde olması gerekiyor. Bu noktada, Kurulumuz bünyesinde çalışmalarını sürdüren Kapsayıcı Eğitim Alt Çalışma Grubumuzun ortaya koyduğu tespitler bizim için yol gösterici olacak. Önerileri, hem politika tasarımında hem sahadaki uygulamalarda güçlü bir rehber niteliği taşıyacak."</strong></em></p>

<p>Göktaş, bu alanda kaydedilecek ilerlemenin sadece eğitim hakkının hayata geçmesi anlamına gelmeyeceğini, aynı zamanda farkındalığı artıracağını, önyargıları azaltacağını ve herkesin potansiyelini gerçekleştirdiği bir toplumun oluşmasına katkı sağlayacağını bildirdi.</p>

<p>Bu yıl erişilebilirlik alanında iki Cumhurbaşkanlığı Genelgesi yayımlandığını hatırlatan Göktaş, şunları kaydetti:</p>

<p><em><strong>"Bu genelgelerden ilki, 16 Mayıs'ın Ulusal Erişilebilirlik Günü ilan edilmesidir. Bu karar, erişilebilirliğin, tüm hakların kullanılmasının ön koşulu olan temel bir insan hakkı olduğunu güçlü biçimde vurgulamaktadır. Bu gün vesilesiyle, erişilebilirlik bilincini toplumun tüm kesimlerinde güçlendirmeyi hedefliyoruz. Ayrıca erişilebilirliğin gündelik yaşamın doğal bir parçası haline gelmesini ve iyi uygulamaların ülke genelinde yaygınlaşmasını amaçlıyoruz. Diğeri ise Web Siteleri ve Mobil Uygulamaların Erişilebilirliği konulu Cumhurbaşkanlığı Genelgesi'nin yayımlanmasıdır. Bu genelgeyle kamunun sunduğu tüm dijital bilgi ve hizmetlerde erişilebilirlik ilkesi artık bir zorunluluk haline geldi. Böylece engelli bireylerin dijital ortamlarda kamu hizmetlerine eşit ve etkin erişimini güvence altına aldık."</strong></em></p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>"195 çocuğa ve ailesine ulaştık"</strong></span></p>

<p>Gelişimsel riski veya engeli olan 0–8 yaş arası çocuklar için "Aile Temelli Ulusal Erken Müdahale Sistemi" başlattıklarını belirten Göktaş, erken çocukluk döneminin hayatın altın çağı olduğunu vurguladı.</p>

<p>Bakan Göktaş, bu sistemle desteklenmeye ihtiyaç duyan her çocuğa erken dönemde ulaşarak bakım, sağlık, koruma ve eğitim hizmetlerini tek bir noktadan sunduklarını belirterek, böylece ailelerle birlikte çocuğun gelişimini güçlendiren bütüncül yaklaşım ortaya koyduklarını ifade etti.</p>

<p>Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı koordinasyonunda, Milli Eğitim Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı ile işbirliğinde çalışmalarını yürüttüklerini aktaran Göktaş, <em><strong>"Bu amaçla, haziranda Ankara, Bursa, Mersin ve Kahramanmaraş'ta Erken Çocukluk Gelişim Merkezleri'ni kurduk. Bu 4 merkezde yürüttüğümüz pilot çalışmalarımızla, 195 çocuğa ve ailesine ulaştık. Ailelerle birlikte çocuğun güçlü yanlarını, ihtiyaçlarını belirlemek için özel bir rehber kullanıyoruz. Akademisyenlerimiz tarafından geliştirilen bu rehber, aynı zamanda dünyada 30'dan fazla ülkede kullanılıyor. Hedefimiz bu modeli, ülkemizin dört bir yanında yaygınlaştırarak her çocuğa temas edebilmektir.</strong></em>" değerlendirmesini yaptı.</p>

<p>Bakan Göktaş, 2025 Aile Yılı'nın engelli bireyler ve aileleri için daha güçlü ve erişilebilir destek mekanizmalarını hayata geçirdikleri bir dönem olduğunu vurgulayarak, şöyle konuştu:</p>

<p><em><strong>"Bugün ele alacağımız konular, engelli bireylerin yaşamını kolaylaştıran ve Türkiye'nin sosyal devlet vizyonunu güçlendiren kararlı bir yol yürüdüğümüzün bir göstergesidir. Engelli bireylerin haklarını güçlendirme yolculuğumuzun temelinde güçlü işbirliği, koordinasyon ve ortak sorumluluk anlayışı bulunuyor. Kurulumuz, bu anlayışın kurumsal bir yansımasıdır. Kurumlar arası eşgüdümü sağlayan, uygulama süreçlerini izleyen ve politika geliştirme sürecine yön veren bu yapı, çalışmalarımıza stratejik bir rehberlik sunmaktadır. Bu sayede engellilik alanındaki hizmetlerimizin sahadaki etkisi artmakta, çalışmalarımız bütüncül ve sürdürülebilir biçimde ilerlemektedir."<br />
<br />
<a href="https://www.aile.gov.tr/haberler/bakanimiz-goktas-engelli-haklari-izleme-ve-degerlendirme-kurulu-toplantisinda-konustu/"><span style="color:#2980b9">Kaynak:&nbsp;</span></a></strong></em><a href="https://www.aile.gov.tr/haberler/bakanimiz-goktas-engelli-haklari-izleme-ve-degerlendirme-kurulu-toplantisinda-konustu/"><span style="color:#2980b9">https://www.aile.gov.tr/haberler/bakanimiz-goktas-engelli-haklari-izleme-ve-degerlendirme-kurulu-toplantisinda-konustu/</span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 19 Nov 2025 01:20:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/11/bakan-goktas-engelli-haklari-izleme-ve-degerlendirme-kurulu-toplantisinda-konustu-1763504942.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İstanbul’da büyük uyuşturucu operasyonu</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/istanbulda-buyuk-uyusturucu-operasyonu-2650</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/istanbulda-buyuk-uyusturucu-operasyonu-2650</guid>
                <description><![CDATA[İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya,  İstanbul’da gerçekleştirilen narkotik operasyonlarda rekor miktarda uyuşturucu maddeye el konulduğunu duyurdu. Operasyonlarda yakalanan 9 şüpheliyle birlikte, toplum sağlığını tehdit eden zehir tacirlerine ağır darbe vuruldu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>### İstanbul’da Büyük Uyuşturucu Operasyonu: 490 Kilo Skunk, 71 Kilo Eroin ve 1,4 Milyon Hap Ele Geçirildi</p>

<p><a href="https://x.com/AliYerlikaya/status/1990642873922978059"><span style="color:#2980b9"><em><strong>İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, </strong></em></span></a>&nbsp;İstanbul’da gerçekleştirilen narkotik operasyonlarda rekor miktarda uyuşturucu maddeye el konulduğunu duyurdu. Operasyonlarda yakalanan 9 şüpheliyle birlikte, toplum sağlığını tehdit eden zehir tacirlerine ağır darbe vuruldu.</p>

<p>Bakan Yerlikaya’nın açıklamasına göre, Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM) Narkotik Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı ile İstanbul Emniyet Müdürlüğü koordinasyonunda yürütülen çalışmalar kapsamında, Narkotik Suçlarla Mücadele ve İstihbarat Şube Müdürlükleri tarafından geçen hafta düzenlenen operasyonlar büyük başarı getirdi. Fatih, Çatalca, Beylikdüzü, Avcılar ve Esenyurt ilçelerinde eş zamanlı baskınlar düzenlendi.</p>

<p><strong>Ele geçirilen maddeler arasında:</strong><br />
* 490,5 kilogram skunk,<br />
* 71 kilogram eroin,<br />
* 1 milyon 446 bin adet sentetik uyuşturucu hap yer alıyor.</p>

<p>Bu operasyonlarla, uyuşturucuların piyasaya sürülmesi ve gençler başta olmak üzere vatandaşların sağlığına verilecek zararların önüne geçildi. Bakan Yerlikaya, <em><strong>“Bizim bütün mücadelemiz, bir insanlık suçu olan uyuşturucudan, başta gençlerimiz olmak üzere tüm vatandaşlarımızı korumak içindir. Bu mücadeleyi sadece ülkemiz için değil, tüm insanlık için veriyoruz” </strong></em>ifadelerini kullandı.</p>

<p>Yerlikaya, operasyonlarda emeği geçen ekipleri tebrik ederek, “#TürkiyeninHuzuru” etiketiyle paylaştığı videoda, zehir tacirlerine karşı kararlılık mesajı verdi. Yetkililer, soruşturmanın derinleştirilerek şebeke üyelerinin de yakalanması için çalışmaların sürdüğünü belirtti.</p>

<p>Bu operasyon, Türkiye’nin uyuşturucuyla mücadelede sergilediği etkin yaklaşımın son örneği olarak dikkat çekerken, uzmanlar ele geçirilen miktarın İstanbul’un yıllık uyuşturucu trafiğinin önemli bir kısmını oluşturduğunu vurguluyor.<br />
<br />
<em><strong><span style="color:#2980b9">Kaynak:</span><a href="https://x.com/AliYerlikaya/status/1990642873922978059"><span style="color:#2980b9">https://x.com/AliYerlikaya/status/1990642873922978059</span></a></strong></em></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 19 Nov 2025 01:01:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/11/istanbulda-buyuk-uyusturucu-operasyonu-1763503908.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Adıyaman&#039;da 350 Bininci Afet Konutunun Anahtarını Teslim Etti</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cumhurbaskani-erdogan-adiyamanda-350-bininci-afet-konutunun-anahtarini-teslim-etti-2621</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cumhurbaskani-erdogan-adiyamanda-350-bininci-afet-konutunun-anahtarini-teslim-etti-2621</guid>
                <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Adıyaman'da düzenlenen "350 Bininci Afet Konutu Kura Çekimi, Anahtar Teslimi ve Yapımı Tamamlanan Yatırımların Toplu Açılış Töreni"ne katıldı. Törende, 6 Şubat 2023 depremlerinin vurduğu 11 ilde tamamlanan 350 bininci konutun anahtarları hak sahiplerine teslim edildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Adıyaman'da düzenlenen "350 Bininci Afet Konutu Kura Çekimi, Anahtar Teslimi ve Yapımı Tamamlanan Yatırımların Toplu Açılış Töreni"ne katıldı. Törende, 6 Şubat 2023 depremlerinin vurduğu 11 ilde tamamlanan 350 bininci konutun anahtarları hak sahiplerine teslim edildi.</p>

<p>Erdoğan, havalimanından şehir merkezine uzanan coşkulu karşılama için Adıyamanlılara teşekkür edere<em><strong>k, "Sizin sevginize, samimi dualarınıza mazhar olmaktan daima onur duydum. Bugüne kadar biz de sizin bu teveccühünüze halel getirmedik. Size mahcup olmadık" </strong></em>dedi. Millete hizmet etmekten başka gayeleri olmadığını vurgulayan Cumhurbaşkanı, depremzedeleri güvenli yuvalarına kavuşturmak için gece gündüz çalıştıklarını belirtti.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>"Deprem Bölgesini Hiç Yalnız Bırakmadık"</strong></span></p>

<p>Erdoğan, 6 Şubat depremlerinde 53 binden fazla can kaybı yaşanan felakette devletin tüm imkânlarını seferber ettiğini hatırlattı. <em><strong>"Millet ve devlet olarak zor bir imtihan verdik. Enkazları kaldırmakla yetinmedik, Anka kuşu gibi küllerimizden yeniden doğduk"</strong></em> ifadelerini kullandı. Muhalefeti eleştiren Erdoğan, seçim öncesi "deprem turisti" olarak bölgeye gelenlerin şimdi ortada olmadığını, yalan vaatlerde bulunanların sözlerini tutmadığını söyledi. "Biz ise deprem bölgesini ve depremzedelerimizi hiç yalnız bırakmadık" diye ekledi.</p>

<p><br />
<span style="color:#2980b9"><strong>350 Bin Konut Teslim Edildi</strong></span><br />
<br />
Cumhurbaşkanı, eylülde Malatya'da 304 bininci konutun anahtarını teslim ettiklerini anımsatarak, bugün itibarıyla söz verilen konutların yüzde 78'inin tamamlandığını açıkladı. Adıyaman'da 38 bin 157 konut ve iş yerinin hak sahiplerine verildiğini belirten Erdoğan, Türkiye'nin en büyük ikinci şantiyesinin burada kurulduğunu, İndere'de 16 bin yuvanın tamamlanacağını duyurdu.</p>

<p>Törende, Adıyaman'la birlikte diğer illerde toplam 45 bin 342 yeni yuva teslim edildi:<br />
* Malatya: 21 bin 760<br />
* Hatay: 11 bin 320<br />
* Kahramanmaraş: 6 bin 523<br />
* Gaziantep: 3 bin 834<br />
* Şanlıurfa: 644<br />
* Elazığ: 354<br />
* Osmaniye: 214<br />
* Tunceli: 97<br />
* Sivas: 79<br />
* Bingöl: 62<br />
* Diyarbakır: 50<br />
* Kayseri: 15<br />
* Adana: 14</p>

<p>Böylece 11 ilde toplam 350 bin 178 bağımsız bölüm hak sahiplerine ulaştırıldı. Erdoğan, yıl sonunda Adıyaman'da 43 bin 573, tüm bölgede 453 bin bağımsız bölümün teslim edileceğini hedeflediklerini bildirdi.</p>

<p>Ayrıca, Gençlik ve Spor Bakanlığı'nın 10, İçişleri Bakanlığı'nın 11, Milli Eğitim Bakanlığı'nın 99 okul projesi hizmete açıldı.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Hızlı Tren Müjdesi</strong></span></p>

<p>Erdoğan, hasar gören Malatya-Gölbaşı-Narlı-Nurdağı Demir Yolu Hattı'nın yeniden açıldığını, Gölbaşı-Adıyaman-Kahta Hızlı Demir Yolu projesinin çalışmalarının bittiğini müjdeledi: "Adıyaman'ımız hızlı trenin sürat ve konforuyla buluşacak."</p>

<p><br />
<strong><span style="color:#2980b9">Sosyal Konut Kampanyası</span></strong><br />
<br />
Geçen günlerde ilan edilen 500 bin sosyal konut projesine yoğun ilgi olduğunu belirten Erdoğan, Adıyaman'a 5 bin konut yapılacağını, merkez ve ilçelerde yerlerin belirlendiğini açıkladı. Başvuruların ardından temellerin atılacağını söyledi.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Depremzede Ziyareti</strong></span><br />
<br />
Erdoğan, tören sonrası Zey köyünde Emlak Konut tarafından yapılan köy evlerinde depremzede Fahri Kizir ve ailesini ziyaret etti.</p>

<p>Törene Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu katıldı.</p>

<p><a href="https://www.tccb.gov.tr/haberler/410/163048/-11-ilimizde-yapimini-tamamladigimiz-350-bininci-yuvamizin-anahtarlarini-teslim-etmenin-gururunu-yasiyoruz-"><span style="color:#2980b9"><em><strong>(Kaynak: T.C. Cumhurbaşkanlığı)</strong></em></span></a><br />
<a href="https://www.tccb.gov.tr/haberler/410/163048/-11-ilimizde-yapimini-tamamladigimiz-350-bininci-yuvamizin-anahtarlarini-teslim-etmenin-gururunu-yasiyoruz-">https://www.tccb.gov.tr/haberler/410/163048/-11-ilimizde-yapimini-tamamladigimiz-350-bininci-yuvamizin-anahtarlarini-teslim-etmenin-gururunu-yasiyoruz-</a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 16 Nov 2025 01:04:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/11/cumhurbaskani-erdogan-adiyamanda-350-bininci-afet-konutunun-anahtarini-teslim-etti-1763244985.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türkiye ve KKTC arasındaki dayanışma 42. yıl dönümünde vurgulandı</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/turkiye-ve-kktc-arasindaki-dayanisma-42-yil-donumunde-vurgulandi-2620</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/turkiye-ve-kktc-arasindaki-dayanisma-42-yil-donumunde-vurgulandi-2620</guid>
                <description><![CDATA[Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) kuruluşunun 42. yıl dönümünde, Türkiye ve KKTC arasındaki güçlü bağlar bir kez daha vurgulandı. Türkiye Cumhuriyeti adına, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’a tebriklerini ileterek, Lefkoşa’da düzenlenen resmi törenlere katıldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://x.com/_cevdetyilmaz/status/1989641027297182163"><span style="color:#2980b9"><em><strong>Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC)</strong></em></span></a> kuruluşunun 42. yıl dönümünde, Türkiye ve KKTC arasındaki güçlü bağlar bir kez daha vurgulandı. Türkiye Cumhuriyeti adına, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’a tebriklerini ileterek, Lefkoşa’da düzenlenen resmi törenlere katıldı. Törenler kapsamında Atatürk Anıtı ve Dr. Fazıl Küçük Bulvarı’nda gerçekleştirilen etkinliklerde, iki ülke arasındaki dayanışma ve ortak gelecek hedefleri ön plana çıktı.</p>

<p>Cevdet Yılmaz, törende yaptığı açıklamada, yan yana dalgalanan ay-yıldızlı bayrakların, Türk halklarının tasada ve kıvançta birliğini simgelediğini belirtti. <em><strong>“Anavatan ve Garantör Türkiye olarak, 20 Temmuz 1974’te, 15 Kasım 1983’te olduğu gibi bugün de yarın da KKTC’nin yanında olmaya devam edeceğiz,”</strong></em> şeklinde konuşan Yılmaz, Türkiye’nin KKTC’ye olan desteğinin kesintisiz süreceğini ifade etti.</p>

<p>Törenler, KKTC’nin bağımsızlık mücadelesinde önemli roller üstlenen Dr. Fazıl Küçük, Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ve Kıbrıs Barış Harekâtı kahramanları anılarak devam etti. Yılmaz, bu vesileyle Merhum Başbakanlar Necmettin Erbakan ve Bülent Ecevit’i de saygıyla yad etti. Ayrıca, Gürcistan’da askeri uçağın düşmesi sonucu şehit olan kahramanlar için taziye mesajları paylaşan KKTC yetkililerine teşekkürlerini sundu.</p>

<p>Öte yandan, Cevdet Yılmaz’ın bugün yaptığı ayrı bir açıklamada, Türkiye’nin KKTC’ye olan desteğinin sadece sembolik olmadığını, aynı zamanda somut projelerle de kendini gösterdiğini belirtti. KKTC’nin ekonomik ve sosyal gelişimine katkıda bulunmak için Türkiye’nin çeşitli alanlarda iş birliğini artıracağını ifade eden Yılmaz, iki ülke arasındaki ilişkilerin daha da güçlendirileceğini vurguladı.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erhürman ile Cevdet Yılmaz’ın törende gerçekleştirdiği resmi görüşme, Türkiye Cumhuriyeti’nin Lefkoşa Büyükelçiliği’nde gerçekleşti. Görüşmede, iki liderin el sıkışarak dostluk mesajları vermesi dikkat çekerken, arka planda dalgalanan Türk bayrağı, dayanışmanın bir sembolü olarak öne çıktı. Törenlere katılan diğer yetkililer ve halk da bu anlamlı günde birlik ve beraberlik mesajları verdi.</p>

<p>KKTC’nin 42. kuruluş yıl dönümü kutlamaları, halkın yoğun katılımıyla gerçekleştirilen etkinliklerle devam ederken, Türkiye’nin garantör ülke olarak sağladığı destek, adanın geleceği için umut verici bir tablo çizdi. Cevdet Yılmaz,<em><strong> “Nice 15 Kasımlara, nice bayramlara birlikte erişmeyi temenni ediyorum,” </strong></em>diyerek sözlerini tamamladı.<br />
<br />
<a href="https://x.com/_cevdetyilmaz/status/1989641027297182163"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/image%20(74).png" style="height:745px; width:494px" /><br />
<br />
<span style="color:#2980b9"><em><strong>Kaynak:https://x.com/_cevdetyilmaz/status/1989641027297182163</strong></em></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 16 Nov 2025 00:41:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/11/turkiye-ve-kktc-arasindaki-dayanisma-42-yil-donumunde-vurgulandi-1763243997.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>TBMM Başkanı Kurtulmuş, KKTC Cumhurbaşkanı Erhürman ile görüştü</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/tbmm-baskani-kurtulmus-kktc-cumhurbaskani-erhurman-ile-gorustu-2609</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/tbmm-baskani-kurtulmus-kktc-cumhurbaskani-erhurman-ile-gorustu-2609</guid>
                <description><![CDATA[TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, ilk resmi yurt dışı ziyaretini Türkiye’ye gerçekleştiren Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ı Meclis’te ağırladı. Görüşmede Türkiye-KKTC ilişkilerinin eşsiz niteliği ve KKTC’nin uluslararası alanda tanınması öncelikleri vurgulandı.  ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.tbmm.gov.tr/Haber/Detay?Id=354ef413-bcdb-4b28-b4f8-019a7ca80567"><em><strong>TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş,</strong></em></a> ilk resmi yurt dışı ziyaretini Türkiye’ye gerçekleştiren Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ı Meclis’te ağırladı. Görüşmede Türkiye-KKTC ilişkilerinin eşsiz niteliği ve KKTC’nin uluslararası alanda tanınması öncelikleri vurgulandı. &nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">Erhürman: “Türkiye ile ilişkilerimiz, başka hiçbir devletle kıyaslanamaz”&nbsp;</span>&nbsp;</strong><br />
<br />
KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, görüşmede Türkiye ile KKTC arasındaki bağların benzersizliğine dikkat çekti: &nbsp;<br />
<em><strong>“Türkiye Cumhuriyeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ilişkileri, herhalde başka hiçbir iki devlet arasındaki ilişkilerle kıyaslanamayacak kadar özel ilişkilerdir. Türkiye Büyük Millet Meclisi ile Cumhuriyet Meclisimizin çok yakın teması var. Dostluk gruplarımızla sürekli görüş alışverişi içerisindeyiz.”</strong>&nbsp;&nbsp;</em></p>

<p>Erhürman, Kıbrıs Türk halkının varoluş mücadelesine vurgu yaparak, TBMM ile Cumhuriyet Meclisi arasındaki iş birliğinin bu mücadeleyi dünyaya anlatmada kritik önemde olduğunu belirtti: &nbsp;<br />
<br />
<em><strong>“Kıbrıs Türk halkının çok büyük bir varoluş mücadelesi verdiğini ve vermeye devam ettiğini görüyoruz. Türkiye Büyük Millet Meclisi ile Cumhuriyet Meclisimiz arasındaki ilişkiler, bunları dünyaya anlatmamız açısından da bizim için son derece değerli olmaya devam edecek. Sayın Kurtulmuş’un katkıları bu anlamda bizim için son derece kıymetli.”</strong></em>** &nbsp;</p>

<p>Erhürman, Azerbaycan-Gürcistan sınırında düşen askeri kargo uçağında şehit olan askerler için başsağlığı dileyerek, Gazi Meclis’te bulunmaktan onur duyduğunu ifade etti. &nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Kurtulmuş: “KKTC tam manasıyla mükemmel bir devlet haline geldi”</strong></span><br />
<br />
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Erhürman’ın ilk resmi ziyaretini Türkiye’ye yapmasının önemine işaret ederek, KKTC’nin 50 yıllık mücadelesini övdü: &nbsp;<br />
<em><strong>“Büyük mücadelelerle, büyük fedakarlıklarla 50 yıl artık geride kaldı. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti de bütün uzuvlarıyla tam manasıyla mükemmel bir devlet haline gelmiştir. Bu devletin varlığının, gücünün uluslararası alanda da tanıtılması en önemli önceliklerimizden birisidir.”</strong></em></p>

<p>Türkiye’nin garantörlüğünün hayati rolüne değinen Kurtulmuş, şu ifadeleri kullandı: &nbsp;<br />
<em><strong>“Eğer Türkiye'nin garantörlüğü olmasaydı Allah muhafaza belki Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti şimdiye kadar Gazze gibi bir yer haline gelirdi. Türkiye Cumhuriyeti Devleti buna müsaade etmemiş, bundan sonra da müsaade etmeyecektir.”</strong></em></p>

<p>Kurtulmuş, iki devletli çözümün tek yol olduğunu vurgulayarak, Türkiye’nin KKTC ile “iş birliği” kavramını aşan bir dayanışma içinde olduğunu belirtti. &nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Meclisler Arası İş Birliği ve “Bir Millet Üç Devlet” Vizyonu&nbsp;</strong></span><br />
<br />
Görüşmede, Türkiye-KKTC Parlamentolar Arası Dostluk Grubu’nun çalışmaları ve son iki yıldır Azerbaycan’ın katılımıyla “bir millet üç devlet” anlayışıyla yürütülen ortak faaliyetler de ele alındı. &nbsp;</p>

<p>Ziyarete, Dostluk Grubu Başkanı AK Parti Konya Milletvekili Orhan Erdem ile KKTC’nin Ankara Büyükelçisi İsmet Korukoğlu da katıldı.<br />
<br />
<a href="https://www.tbmm.gov.tr/Haber/Detay?Id=354ef413-bcdb-4b28-b4f8-019a7ca80567"><em><strong><span style="color:#2980b9">Kaynak:&nbsp;</span><span style="color:#2980b9">https://www.tbmm.gov.tr/Haber/Detay?Id=354ef413-bcdb-4b28-b4f8-019a7ca80567</span></strong></em></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 13 Nov 2025 20:14:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/11/tbmm-baskani-kurtulmus-kktc-cumhurbaskani-erhurman-ile-gorustu-1763055219.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Burhanettin Duran: Şehitlerimizin naaşları,Türkiye’ye getirilecek</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/burhanettin-duran-sehitlerimizin-naaslariturkiyeye-getirilecek-2599</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/burhanettin-duran-sehitlerimizin-naaslariturkiyeye-getirilecek-2599</guid>
                <description><![CDATA[Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Azerbaycan ile Gürcistan sınırında düşen Türk uçağına yönelik arama kurtarma ve kaza kırım ekiplerinin çalışmalarının aralıksız sürdürüldüğünü duyurdu. Duran’ın açıklamasına göre, kazada hayatını kaybeden aziz şehitlerimizin naaşları, arama kurtarma ve kaza kırım heyetini taşıyan A-400M uçağıyla Türkiye’ye getirilecek.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="https://x.com/burhanduran/status/1988591267131834641"><span style="color:#2980b9">Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran,</span></a></strong> Azerbaycan ile Gürcistan sınırında düşen Türk uçağına yönelik arama kurtarma ve kaza kırım ekiplerinin çalışmalarının aralıksız sürdürüldüğünü duyurdu. Duran’ın açıklamasına göre, kazada hayatını kaybeden aziz şehitlerimizin naaşları, arama kurtarma ve kaza kırım heyetini taşıyan A-400M uçağıyla Türkiye’ye getirilecek.</p>

<p>Gürcistan makamları, enkazın arama kurtarma çalışmalarında ilk andan itibaren tüm imkanlarını seferber ederek hızlı bir reaksiyon gösterdi. Burhanettin Duran, bu desteklerinden dolayı Gürcistan’a teşekkürlerini iletti. Konuyla ilgili gelişmelerin kamuoyuyla paylaşılmaya devam edileceği de belirtildi.</p>

<p>Yetkililer, kazanın detaylı nedenlerini ortaya koymak için titiz bir soruşturma yürütüldüğünü ifade ederken, süreç hakkında güncel bilgilerin kamuoyuyla paylaşılmaya devam edeceği vurgulandı.<br />
<br />
<a href="https://x.com/burhanduran/status/1988591267131834641"><em><strong><span style="color:#2980b9">Kaynak:&nbsp;</span><span style="color:#2980b9">https://x.com/burhanduran/status/1988591267131834641</span></strong></em></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 12 Nov 2025 17:19:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/11/burhanettin-duran-sehitlerimizin-naaslariturkiyeye-getirilecek-1762957604.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Cumhurbaşkanı Erdoğan: Askerî kargo uçağımızın karakutusu bulundu, incelemeler başladı</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cumhurbaskani-erdogan-askeri-kargo-ucagimizin-karakutusu-bulundu-incelemeler-basladi-2598</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cumhurbaskani-erdogan-askeri-kargo-ucagimizin-karakutusu-bulundu-incelemeler-basladi-2598</guid>
                <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Kongre Merkezi’nde düzenlenen Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, dün Azerbaycan’dan dönen C-130 tipi askerî kargo uçağının düşmesi sonucu 20 askerin şehit olduğunu açıkladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Kongre Merkezi’nde düzenlenen Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, dün Azerbaycan’dan dönen C-130 tipi askerî kargo uçağının düşmesi sonucu 20 askerin şehit olduğunu açıkladı.</p>

<p><strong>Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları:</strong></p>

<p>* “Dün 86 milyonun tamamını hüzne boğan çok acı bir haber aldık. Karabağ Zaferi’nin 5. yıl dönümü kutlamaları için Azerbaycan’da bulunan birliğimizi taşıyan C-130 tipi askerî kargo uçağımız, ülkemize dönerken Gürcistan-Azerbaycan sınırına yakın Signagi bölgesinde düştü.”</p>

<p>* “Elimizdeki son bilgilere göre<strong> 20 vatan evladımızı şehit verdik.”</strong></p>

<p>* “Uçağın karakutusu bulundu, incelemeler başlatıldı.”</p>

<p>* “Şehitlerimizin 19’unun naaşına ulaşıldı, son şehidimizin naaşını arama çalışmaları devam ediyor.”</p>

<p>* “Olayın hemen ardından Millî Savunma, İçişleri ve Dışişleri bakanlarımız muhataplarıyla temas kurdu. Gürcistan’la iş birliği içinde İHA’larımıza görüntü aldırdık.”</p>

<p>* “Dün akşam 17.00 itibarıyla enkaza ulaşıldı, bölge kordon altına alındı. 46 kişilik kaza kırım ekibimiz gece bölgeye intikal etti.”</p>

<p>* “Azerbaycan Cumhurbaşkanı Sayın Aliyev ve Gürcistan Başbakanı Kobakhidze ile telefon görüşmesi gerçekleştirdim.”</p>

<p>* “Gürcistan ve Azerbaycan tüm imkânlarını seferber etti. Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak olayın tüm yönleriyle aydınlatılması için çalışıyoruz.”</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasını,<em><strong> “Milletim şundan emin olsun; kahramanlarımız için Türkiye, Azerbaycan ve Gürcistan’ın tüm imkânları seferber edilmiştir”</strong></em> sözleriyle tamamladı.</p>

<p><a href="https://www.tccb.gov.tr/haberler/410/163007/-asker-kargo-ucagimizin-karakutusu-bulunmus-incelemeler-baslatilmistir-"><span style="color:#2980b9"><em><strong>*Kaynak: Cumhurbaşkanlığı Resmî Web Sitesi* &nbsp;</strong></em></span></a><br />
<a href="https://www.tccb.gov.tr/haberler/410/163007/-asker-kargo-ucagimizin-karakutusu-bulunmus-incelemeler-baslatilmistir-"><span style="color:#2980b9"><em><strong>https://www.tccb.gov.tr/haberler/410/163007/-asker-kargo-ucagimizin-karakutusu-bulunmus-incelemeler-baslatilmistir-</strong></em></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 12 Nov 2025 14:59:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/11/cumhurbaskani-erdogan-askeri-kargo-ucagimizin-karakutusu-bulundu-incelemeler-basladi-1762954521.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’den Türkiye’ye taziye mesajı</title>
                <category>SİYASET</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/azerbaycan-cumhurbaskani-ilham-aliyevden-turkiyeye-taziye-mesaji-2593</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/azerbaycan-cumhurbaskani-ilham-aliyevden-turkiyeye-taziye-mesaji-2593</guid>
                <description><![CDATA[Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Türk Hava Kuvvetleri’ne ait askeri kargo uçağının Gence’den havalanışının ardından Gürcistan topraklarında düşmesi sonucu 6 Türk askerinin hayatını kaybetmesi üzerine Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a taziye mesajı gönderdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://president.az/az/articles/view/70552"><span style="color:#2980b9"><em><strong>Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, </strong></em></span></a>Türk Hava Kuvvetleri’ne ait askeri kargo uçağının Gence’den havalanışının ardından Gürcistan topraklarında düşmesi sonucu<strong> 6 Türk askerinin hayatını kaybetmesi </strong>üzerine Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a taziye mesajı gönderdi.</p>

<p>Aliyev mesajında şu ifadelere yer verdi:</p>

<p><em><strong>“Sayın Başkan, &nbsp;<br />
Sevgili Kardeşim, &nbsp;</strong></em></p>

<p><em><strong>Türk Hava Kuvvetleri’ne ait bir askeri kargo uçağının Gence’den havalandıktan sonra Gürcistan topraklarında düşmesi ve 6 askerin hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan haberle derinden sarsıldık. &nbsp;</strong></em></p>

<p><em><strong>Bu zor anlarda acınızı paylaşıyor, Azerbaycan halkı ve şahsım adına, yaşanan bu faciadan dolayı sizlere, merhumların ailelerine, yakınlarına ve kardeş Türkiye halkına en derin taziyelerimi sunuyorum. &nbsp;</strong></em></p>

<p><em><strong>Allah rahmet eylesin!”</strong></em></p>

<p><span style="color:#2980b9">Mesaj, Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı resmi internet sitesinde yayımlandı. &nbsp;</span><br />
<a href="https://president.az/az/articles/view/70552"><span style="color:#2980b9"><em><strong>Kaynak: https://president.az/az/articles/view/70552</strong></em></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 11 Nov 2025 17:50:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/11/azerbaycan-cumhurbaskani-ilham-aliyevden-turkiyeye-taziye-mesaji-1762873264.webp"/>
            </item>
            </channel>
</rss>
