<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">
    <channel>
        <title>Alevi Haberleri Sitesi</title>
        <link>https://www.alevihaberler.com.tr/</link>
        <description>Alevi Haberler, Son dakika Alevi haberleri, Alevi haberleri, Cemevi haberleri, Bektaşi haberleri, Aleviler</description>
        <language>tr</language>
                                <item>
                <title>Hayal gücü sadece bize özgü değil!</title>
                <category>TARİH</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/hayal-gucu-sadece-bize-ozgu-degil-2981</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/hayal-gucu-sadece-bize-ozgu-degil-2981</guid>
                <description><![CDATA[Arkeofili dergisinde yayınlanan bir makaleye göre, ünlü bonobo Kanzi ölmeden önce yapılan son deneyler, hayal gücünün sadece insanlara özgü olmadığını ortaya koyuyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Dünyanın dört bir yanındaki primatologlar için Kanzi bir yıldızdı. İşaret dili ve özel bir klavye ile yıllarca süren eğitimin ardından 44 yaşındaki bonobo, insan sözcüklerine alışılmadık derecede gelişmiş bir kavrayış geliştirmiş. Dolayısıyla Kanzi, insan dışı primatların dil yeteneklerine dair onlarca yıl süren araştırmaların odağı hâline gelmişti. Ancak Christopher Krupenye adlı bilişsel bilimci farklı bir şeyi test etmek istiyordu: Kanzi’nin hayal gücünü.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kanzi’nin Mart 2025’teki ölümünden kısa süre önce, Krupenye ve meslektaşları bonoboyla bir çocuğun çay partisine benzer bir sahneyi canlandırdı; boş bir sürahiden iki boş bardağa sıvı döküyormuş gibi pandomim yaptılar. Bir insan araştırmacı bardaklardan birini aldı, var olmayan sıvıyı tekrar sürahiye döküyormuş gibi yaptı ve “<strong><em>boş</em></strong>” bardağı masaya bıraktı. Ardından Kanzi’yi, içinde hâlâ sıvı bulunan bardağı işaret etmeye teşvik ettiler.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Zamanın üçte ikisinden fazlasında Kanzi, hayali meyve suyuyla “<strong><em>dolu</em></strong>” bardağı işaret etti: Bu, insan dışındaki primatların hayali nesneleri tasavvur edebildiğine dair ilk deneysel kanıt. Krupenye, “<strong><em>Bu, şimdiye kadar yaptığım en dikkat çekici keşiflerden biri</em></strong>” diyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Krupenye ve meslektaşlarının Science dergisinde bildirdiği bu keşif, hayal gücünün yalnızca insana özgü olmadığını göstermenin yanı sıra, bunun milyonlarca yıl önce, primatların evrimsel geçmişinin daha derinlerinde ortaya çıkmış olabileceğini de düşündürüyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Çalışmada yer almayan primatolog Rachna Reddy, “<em><strong>Bunun var olması ve deneysel olarak denetlenmiş bir biçimde test edilmesi inanılmaz heyecan verici. Çünkü bazı kapasitelerin şempanzeler ve bonobolarla ayrışmadan önce bile mevcut olduğunu düşündürüyor</strong></em>” diyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hem esaret altındaki hem de vahşi doğadaki kuyruksuz maymunlar, zaman zaman “<em><strong>alternatif gerçekliklere</strong></em>” göz atmış görünüyor. Bilim insanları anekdot düzeyinde, maymunların bazen “<strong><em>mış gibi</em></strong>” oyun oynadığını; kütükleri yavruymuş gibi kollarında salladığını ya da oyuncaklarla oynama hareketlerini taklit ettiğini rapor etmişti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">On yıllara yayılan araştırmalar, kuyruksuz maymunların ileriye dönük plan yapabildiğini ve diğer bireylerin inançlarını hesaba katabildiğini de gösteriyor. Bu tür düşünme biçimleri, maymunların bilgiyi “<em><strong>şimdiki an</strong></em>”dan koparıp simüle edilen gerçekliklere uygulamasını gerektiriyor. Ancak karizmatik bir bonobo, hayali meyve suyunu işaret etmeye başlayana kadar, bir kuyruksuz maymunun “<em><strong>mış gibi</strong></em>” nesnelerle etkileşime girebildiğine dair tekrarlanabilir bir kanıt yoktu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Çalışmanın baş yazarı ve St Andrews Üniversitesi’nde karşılaştırmalı psikolog olan Amalia Bastos, “<strong><em>Kanzi, gitmeden önce bize bulmacanın bir küçük parçasını daha bıraktı</em></strong>” diyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bastos ve Krupenye’nin ekibi, Kanzi’nin on yılı aşkın süre yaşadığı Ape Initiative’ı 2025’te ziyaretleri sırasında bonoboyla üç deney yaptı; ilk olarak da boş sürahi ve bardaklarla “<strong><em>çay partisi</em></strong>” sahnesini uyguladı. Sonuçların sağlamlığını sınamak için araştırmacılar ikinci bir deney daha yaptı; bu kez hayali meyve suyu yerine hayali üzüm kullandılar. Bu sefer Kanzi, hayali meyveleri 45 denemenin 31’inde doğru biçimde “<strong><em>takip etti</em></strong>”. Bu başarı oranı, Kanzi’nin hayali sıvıyla dolu bardağı 50 denemenin 34’ünde doğru takip etmesine benziyordu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kanzi’nin gerçek ile kurgu arasındaki farkı ayırt edip edemediğini test etmek için araştırmacılar ayrıca, bu kez bir bardağın gerçekten meyve suyuyla dolu olduğu, diğer bardağın ise sadece “<strong><em>mış gibi</em></strong>” dolu gösterildiği bir deney de yürüttü. Kanzi, gerçek meyve suyunun bulunduğu bardağı 18 denemenin 14’ünde doğru şekilde belirledi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Reddy’ye göre bu bulgular, “<strong><em>sembolik iletişim ve sembolik temsillerin nasıl gerçekleştiğini anlama</em></strong>” açısından son derece etkili olabilir. Ancak araştırmacılar, Kanzi’nin zihinsel imgeleri ile bir çocuğun daha gelişkin biçimde “<em><strong>yoktan</strong></em>” bir oyun senaryosu kurabilmesi arasındaki farkın altını çiziyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bastos, “<strong><em>Kanzi’nin kendisinin rol yaparak oynadığını göstermedik. Sıvıyı döken ve bu hayali şeyleri yaratan o değil; ama ‘mış gibi yapma’yı anladığını gösterdik</em></strong>” diyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Çalışmada yer almayan Michael Tomasello da aynı fikirde: “<strong><em>Köpeğinizin mama kabına yiyecek boşaltıyormuş gibi yaparsanız, kabın içine yiyecek girdiğini hayal ettiğinden kim şüphe eder?</em></strong>” diyor. Tomasello, Duke Üniversitesi’nde gelişim psikoloğu. “<em><strong>Ama ‘rol yapma’ başka bir şey. Buna ikna olmam için, Kanzi’nin gerçekten kendisinin bir kaba su döküyormuş gibi yaptığını görmem gerekir.</strong></em>”</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bastos ve Krupenye’nin bulguları, “<em><strong>mış gibi</strong></em>” nesneler hayal edebilme yetisinin diğer bonobolar ve büyük kuyruksuz maymunlar arasında ne kadar yaygın olabileceği sorusunu da gündeme getiriyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Araştırmacılar, büyük kuyruksuz maymunların zekasına dair daha fazlasını ortaya çıkarmanın, tümünün “<em><strong>tehlike altında</strong></em>” ya da “<em><strong>kritik tehlike altında</strong></em>” sayılması nedeniyle bu primatları koruma konusunda ahlaki aciliyeti de vurguladığını ekliyor. Bastos, “<strong><em>Zengin bir iç zihinsel yaşama sahipler ve belki de onlara gösterdiğimizden daha fazla saygıyı ve daha fazla yardımı hak ediyorlar</em></strong>” diyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ve Kanzi’nin iç dünyasını daha derinlemesine kazıma şansımız olmasa da Bastos, onun mirasının yaşamaya devam edeceğini söylüyor: “<strong><em>Bilimin çehresini değiştirdiğini düşünüyorum.</em></strong>”</span></p>

<p><em><span style="color:#000000"><strong>Makale</strong>: Amalia P. M. Bastos, Christopher Krupenye. (2026).</span>&nbsp;<a href="https://www.science.org/doi/10.1126/science.adz0743" rel="noreferrer noopener" target="_blank">Evidence for representation of pretend objects by Kanzi, a language-trained bonobo.</a>&nbsp;<span style="color:#000000">Science 391, 583-586.</span></em></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 07 Feb 2026 20:43:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/hayal-gucu-sadece-bize-ozgu-degil-1770486870.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ermeni mezalimin yapıldığı fırın ziyaretçilere açıldı</title>
                <category>TARİH</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ermeni-mezalimin-yapildigi-firin-ziyaretcilere-acildi-2031</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ermeni-mezalimin-yapildigi-firin-ziyaretcilere-acildi-2031</guid>
                <description><![CDATA[Ermenilerin mezalim gerçekleştirdiği fırın, Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu’nun hazırladığı Türkçe ve İngilizce metin hazırlanarak tarihi fırının üzerine asılarak ziyaretçilere açıldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kozan Belediyesi tarafından, Kadirli Caddesi üzerinde bulunan Ermeni zulmünü yaşayanların anlattığı ve tarihe ışık tutan araştırmalarının gün yüzüne çıkardığı Ermenilerin mezalim gerçekleştirdiği fırın, Tarih Araştırmacısı, eski Türk Tarih Kurumu Başkanın Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu’nun hazırladığı Türkçe ve İngilizce metin hazırlanarak tarihi fırının üzerine asılarak ziyaretçilere açıldı.<br />
<br />
1915 olaylarını<strong> "soykırım" </strong>olarak tanımlamasının ardından Kozan Belediye Başkanı Kazım Özgan ve Kozanlılar 1915 olaylarında birçok Müslüman ve Türkün katledildiği, ibadethanelerinin kurşunlandığı ve fırınlarda Türklerin yakıldığı Kozan’da Ermenilerin zulmünü belgelemek üzere Mezalimin yaşandığı fırını Türkçe İngilizce tabelalarla hazırlayarak ziyaretçilere açtı.<br />
<br />
Kozan Belediye Başkanı Kazım Özgan ziyarete açılan fırın önünde yaptığı açıklamada <em><strong>“Kozanda birçok fırında mezalim yaşandı. Biri kent konseyinin bulunduğu alanda çıkılmış iki farklı noktada olanda yıkılmış. Son ve tek elimizde kalan bu fırını ziyaretçilere açtık. Ermeniler ve Fransızlar hem suçlu hem güçlü Hocalı katliamını unutup Ermeni ve haçlı lobisi bizi algı ile soykırım yaptığımızı iddia ediyorlar. Bizlerde onların ilçemizde Türkleri diri diri yaktığı tarihçiler tarafından katliamın belgelendiği bu fırını ziyaretçilere açtık. Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu Hocamız tarafından metin hazırlandı ve Ermenilerin bölgemizdeki yaptığı katliamın yaşandığı fırını Türkçe İngilizce yazılar ile anlatarak ilçemizde ziyaretçilere astık” </strong></em>diye konuştu.<br />
<br />
Kuva-i Milliye Mücahitler Derneği Kozan Şube Başkanı Mutlu Dağlı ise <em><strong>"Kozan’da Ermenilerin zulümlerinin ve mezalimlerinin yaşandığı biz çocukluğumuzda ailelerimizden Türklerin ve bebeklerin yakıldığını dinledik. Ama kamuoyunda bunu Türkler yapmış gibi lanse ediliyor. Bizde bunu kanıtlamak için bu fırını sembolik olarak düzenledik ve çokta ilgi görüyor. Emeği geçenlere teşekkür ediyorum” </strong></em>dedi.<br />
<br />
Kaynak:<a href="https://www.kozan.bel.tr/haberler/ermeni-mezalimin-yapildigi-firin-ziyaretcilere-acildi.html">https://www.kozan.bel.tr/haberler/ermeni-mezalimin-yapildigi-firin-ziyaretcilere-acildi.html</a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 10 Aug 2025 20:41:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/08/ermeni-mezalimin-yapildigi-firin-ziyaretcilere-acildi-1754848221.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Prof. Dr. Boztuğ yazdı: Alevi ocaklarının Alevi tarih, inanç, kültür geleneğindeki yeri ve önemi</title>
                <category>TARİH</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/prof-dr-boztug-yazdi-alevi-ocaklarinin-alevi-tarih-inanc-kultur-gelenegindeki-yeri-ve-onemi-1948</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/prof-dr-boztug-yazdi-alevi-ocaklarinin-alevi-tarih-inanc-kultur-gelenegindeki-yeri-ve-onemi-1948</guid>
                <description><![CDATA[Munzur Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Büyük Birlik Partisi, Doğal Afetler ve Göç Politikalarından sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Durmuş Boztuğ Alevi ocaklarını tarih, kültür ve inanç bağlamında ele aldı. İşte, o makale:]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>ALEVİ OCAKLARININ ALEVİ TARİH-İNANÇ-KÜLTÜR GELENEĞİNDEKİ YERİ VE ÖNEMİ</strong></p>

<p>Günlük yaşantımızda yazılı-görsel-sosyal medyada bazen şöyle bir haberle karşılaşırız: “<em><strong>Falanca ülkede çok ünlü bir müzenin mahzeninde; gözden kaçması-unutulması sonucu tozla kaplanmış, asırlık, insanlığın gelişiminde çok önemli yeni bilgiler sunan paha biçilemez bir eser bulunmuştur.</strong></em>”</p>

<p>Yaklaşık bin yıl önce, Orta Asya Türkistan-Horasan’da Resulullah’ın SAV Temiz-Pak Nesli Ehl-i Beyt’i (Ahzab 33) aracılığıyla İslamla müşerref olarak Pir-i Türkistan Hoca Ahmet Yesevi ve Pir Hünkar Hacı Bektaş Veli gibi Büyük Türk Mutasavvıflarının İslami yorumu “<strong><em>Dört Kapı Kırk Makam</em></strong>” Yol Ehli olarak Anadolu’ya gelen Ceddimiz, “<strong><em>Yetmişiki Millete Bir Gözle Bakarak</em></strong>” Anadolu’yu Türkleştirerek ve Müslümanlaştırarak Türk Yurdu yapmıştır. Bu toprakların 11-13. Yüzyıllar arasında “<strong><em>Göç-İslami İrşad-İskan-Fetih-İmar-İhya</em></strong>” süreçleriyle Türk Yurdu olması sırasında; Ceddimiz, üç asır boyunca batıdan haçlı, doğudan moğol saldırılarına karşı Resulullah’ın SAV Risalet Sancağı altında yetmişiki millete bir gözle bakarak Türk Yurdu’nu savunmuş ve çapulcuları-yağmacıları-talancıları bu topraklara gömerek Muzaffer-Mansur bir şekilde Türk Yurdunu-Milletini-Devletini korumayı başarmıştır.</p>

<p>Ülkemizin 21. Yüzyılın başından itibaren ekonomik-teknolojik-askeri-alt/üst yapı gelişimi ile alt gelir grubundan orta gelir grubuna yükselmesi ve bölgesel bir güç olması ve nihayetinde küresel güç olma hedefini akamete uğratmak amacıyla küresel haydut güçlerin bir asır önceki Sevr hayalleri yeniden canlanmıştır. Bu amaçla, Türk Milleti içerisinde sentetik-yapay fay hatları oluşturarak Büyük Türkiye Kilimindeki bazı farklı renk ve desenleri – tıpkı bir asır önce Ermeni popülasyonu kışkırtarak büyük felaketler yaşanmasına neden oldukları gibi - kışkırtmak ve böylece Türk Milletini ve Devletini kaosa sürükleme, bölme, parçalamayı hedefleyen ve bölgemizde bir teröristan kurdurma faaliyetlerini çok açık ve net şekilde görmekteyiz.</p>

<p>Küresel haydut güçlerin bu heveslerini - tıpkı bir asır önceki Kurtuluş Savaşımızda olduğu gibi kursaklarında bırakmak için – Pir Hünkar Hacı Bektaş Veli’nin “<strong><em>Yetmişiki Millete Bir Gözle Bakın</em></strong>” nefesi ile Pir’in izini süren Anadolu’nun Son Büyük Alperenler’inden BÜYÜK BİRLİK Kurucusu Şehit Liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu’nun “<em><strong>Hepimiz Aynı Kilimin Desenleriyiz</strong></em>” nefesini kendimize kılavuz ederek Türk Milleti içinde; ana dil, etnik köken ve mezhep-meşrep farklılıklarımızı “<em><strong>Ümmet-i Muhammed</strong></em>” üst şemsiyesi altında Büyük Türkiye Kilimine farklı renk ve desenleriyle ahenk veren zenginliklerimiz olarak değerlendirmeye bugün her zamankinden daha çok ihtiyacımız vardır. Bu nedenle, Türk Milletimiz içinde küresel haydutlar tarafından oluşturulmaya çalışılan – kökleri orta çağ karanlığındaki bizans ve kutsal roma germen fitnesine kadar uzanan - sentetik ayrımcılık-bölücülük yerine ortak yaşama kültürümüze ve birlikte yaşama bilincimize hizmet edecek değerlerimizi bularak öne çıkarmaya ihtiyacımız olduğu bir döneme girmiş bulunmaktayız.</p>

<p>İşte böyle bir dönemde, günümüzdeki sayıları yaklaşık 100-120 civarında olan Alevi Ocaklarımızın, Türk Milleti olarak tarihimizin tozlu mahzenlerinde unutulmuş paha biçilemez nitelikte birleştirici-bütünleştirici bir eser olduğu gerçeğini görüyoruz. Paha biçilemez bu tarihi eserin üstündeki tozların ise başlıca – kökleri ortaçağ karanlığındaki Bizans ve kutsal roma germen fitnesinden başlayıp, 16. Yüzyılda yaşanmış acı veren bazı sosyo-ekonomik ve sosyo-kültürel olaylar ile günümüzde “<strong><em>Ali’siz Alevilik</em></strong>” yaklaşımına kadar – geçen sürede adeta bir tortu olarak biriktiği görülmektedir.</p>

<p>Şimdi, Alevi Ocaklarımızın üzerindeki bu tozları temizleyerek gerçek yüzünü görmenin zamanı olduğuna inanıyoruz.</p>

<p><strong>ALEVİ OCAKLARININ KURULUŞU</strong></p>

<p>Miladi 10 Muharrem 680 yılında, Resulullah’ın SAV Torunu Hz. Hüseyin RA ve Efradının Yezid tarafından Kerbela’da şehit edilmesi sonrasında, Emevi otoritesi, Resulullah’ın SAV Temiz-Pak Nesli Ehl-i Beyt’ini kendisine siyasi tehdit olarak görmeye başlamıştır. Böyle bir ortamda rahatsız olan Ehl-i Beyt üyeleri değişik coğrafyalara göç ederek İslami İrşad faaliyetlerine devam etmiştir. Bu coğrafyalardan birisi de Orta Asya Türkistan-Horasan bölgesidir. Bu bölgede Gök Tanrı inancına mensup Şaman geleneklere göre yaşayan Türkler, İslamiyet’i Resulullah’ın SAV Hanedanından öğrenerek İslam’la müşerref olmuştur. Bu coğrafyada, Resulullah’ın Torunları ve Türkler arasında yapılan evlilikler sonucunda Ehl-i Beyt mensuplarının nesli yürümüştür.</p>

<p>Bu konuda elimizde çok önemli yazılı bir kanıt vardır. Balasagun’lu Yusuf Has Hacib (1017-1077) tarafından yazılan Kutadgu Bilig eserinde şöyle bir ifade yer almaktadır:</p>

<p>“<em><strong>Hizmetkarlardan başka ve Bey’in adamları dışında, münassebette bulunacağın kimselerden bazıları, Peygamber’in Nesli’dir. Bunlara hürmet edersen, devlet ve saadete kavuşursun. Bunları pek çok ve gönülden sev; iyi bak ve yardımda bulun. Bunlar Ehl-i Beyt’tir. Peygamber’in uğurudur. Ey kardeş! Sen de onları Sevgili Peygamber hakkı için sev.</strong>” </em>(Yusuf Has Hacib, Kutadgu Bilig, Çev. Reşid Rahmeti Arat, Ankara, 1988, TTK Yayını, s. 313).</p>

<p>Yusuf Has Hacib’in (1017-1077) Kutadgu Bilig eserindeki bu ifade, Eser’in yazıldığı dönemde, Resulullah’ın SAV Temiz-Pak Nesli Ehl-i Beyt’i Türkler arasında yaşamaktadır ve çok büyük sevgi, saygı, hürmet görmektedir.</p>

<p>Ehl-i Beyt aracılığıyla İslam’la müşerref olan Türkler arasında yaklaşık 9. Yüzyıldan itibaren türeyen Ehl-i Beyt nesli, tarım-hayvancılıkla uğraşan göçebe toplumunun günlük yaşantılarında yol-yordam bilen kanaat önderi ve tıbbi-aromatik şifalı bitkilerle ve diğer geleneksel yöntemlerle hasta-sayrıları tedavi etme gibi vasıfları ile kanaat-inanç önderi olarak kabul görmüşlerdir.</p>

<p>Orta Asya Türkistan-Horasan bölgesindeki Müslüman Türkler, Pir-i Türkistan Hoca Ahmet Yesevi’nin (1093-1166) telkiniyle 11-13. Yüzyıllar arasında Anadolu’ya göç etmeye başlamıştır. Türkistan-Horasan’ın farklı coğrafik bölgelerinden İslam’la müşerref olmuş tasavvufi gruplar olarak Anadolu’ya bu kutlu göç sırasında, kervanın-katarın başında, Resullah’ın SAV Temiz-Pak Nesli Ehl-i Beyt üyelerinden oluşan kanaat-inanç önderleri bulunmaktadır. Bu kanaat-inanç önderleri <strong><em>Dede, Baba, Sultan, Seyyid, Abdal, Derviş, Halife, Şıh, Şeyh</em></strong> gibi sıfatlarla anılmıştır ve kervan-katar Anadolu’ya ulaştığında bu sıfatlarla anılan Ocaklar-Obalar halinde hemen İslami irşada yönelik zaviye-tekke-mescid gibi inanç yapılanmalarını kurmuş ve daha sonra gelen kervan-katarları da bu inanç yapılanmasının hemen çevresine yerleştirerek iskanlarını sağlamıştır. Kısaca “<em><strong>Göç-İrşad-İskan</strong></em>” süreçleri olarak tanımlanabilecek bu mekanizma kervan-katar gelişi devam ettiğinden daha sonra “<em><strong>Fetih-İmar-İhya</strong></em>” süreçleri olarak da tanımlanabilecek gelişmeler ile Anadolu’nun Türkleşmesi ve Müslümanlaşmasına katkıda bulunulmuştur. Alevi Ocakları, Anadolu’ya intikal ettiklerinde, zaman ve konuma göre; Anadolu Selçuklu, Anadolu-Türkmen Beylikleri ve Osmanlı İmparatorluğu otoritesinin yetkilileri tarafından soyağacı ve aile kütükleri “<strong><em>Şecere</em></strong>” ile tespit ve tescil edilerek kayıt altına alınmıştır. Osmanlı İmparatorluğundaki “Nakib-ül Eşraf” kurumunun önemli vazifelerinden birisi de bu konular üzerinde çalışmak olmuştur. Anadolu-Balkanlar’da bugünkü sayıları 100-120 civarında olan Alevi Ocaklarımızın tarihsel gelişimi kısaca bu şekilde özetlenebilir.</p>

<p><strong>Anadolu’daki Alevi Ocaklarımız şu şekilde özetlenebilir.</strong></p>

<p>Pir Hünkar Hacı Bektaş Veli Serçeşme Ocağı</p>

<p>Kureyşan Ocağı</p>

<p>Ağuiçen Ocağı</p>

<p>Baba Mansur Ocağı</p>

<p>Sarı Saltık Ocağı</p>

<p>Derviş Cemal Ocağı</p>

<p>Şeyh Delili Berhecan Ocağı</p>

<p>İmam Rıza Ocağı</p>

<p>İmam Musa Kazım Ocağı</p>

<p>İmam Zeynel Abidin Ocağı</p>

<p>İmam Bakır Ocağı</p>

<p>İmam Cafer Ocağı</p>

<p>Seyyid Sabır Ocağı</p>

<p>Şıh Çoban Ocağı</p>

<p>Dede Kargın Ocağı</p>

<p>Sarı İsmail Ocağı</p>

<p>Hubyar Sultan Ocağı</p>

<p>Bostankolu Ocağı</p>

<p>Güvenç Abdal Ocağı</p>

<p>Kolu Açık Hacım Sultan Ocağı</p>

<p>Hoca Ali Ocağı</p>

<p>Pir Sultan Ocağı</p>

<p>Kul Himmet Ocağı</p>

<p>Hatayi Ocağı</p>

<p>Sultan Samut Ocağı</p>

<p>Üryan Hızır Ocağı</p>

<p>Turabi Dede Ocağı</p>

<p>Pir Ahmet Dede Ocağı</p>

<p>Şıh Ahmet-Şıh Hasan Ocağı</p>

<p>Celal Abbas-Ali Abbas Ocağı</p>

<p>Şah Mehemmed Abdal Ocağı</p>

<p>Keçeci Baba Ocağı</p>

<p>Hasan Dede Ocağı</p>

<p>Şah Kalender Veli Sultan Ocağı</p>

<p>Seyyid Hacı Ali Turabi Sultan Ocağı</p>

<p>Seyyid Hacı Muradı Veli Sultan Ocağı</p>

<p>Cibali Sultan Ocağı</p>

<p>Mehmed Abdal Ocağı</p>

<p>Seyyid Sultan Şücaaddin Veli Ocağı</p>

<p>Seyyid Battal Gazi Ocağı</p>

<p>Hıdır Abdal Ocağı</p>

<p>Abdal Musa Ocağı</p>

<p>Garip Musa Ocağı</p>

<p>Koçu Baba Ocağı</p>

<p>Dedemoğlu Ocağı</p>

<p>Seyyid Nuri Cemaleddin Ocağı</p>

<p>Yalıncak Sultan Ocağı</p>

<p>Ali Baba Ocağı</p>

<p>Eraslan Ocağı</p>

<p>Veli Baba Ocağı</p>

<p>Seyyid Ali Sultan (Kızıldeli) Ocağı</p>

<p>Karadonlu Can Baba Ocağı</p>

<p>Şah İbrahim Veli Ocağı</p>

<p>Sinemilli Ocağı</p>

<p>Tozluoğlu Ocağı</p>

<p>Yağmuroğlu Ocağı</p>

<p>Şeyh Hamza Dede (Erdebil) Ocağı</p>

<p>Ali Koç Baba (Erdebil) Ocağı</p>

<p>Şah Ahmet Sultan Ocağı</p>

<p>Zekeriya Sultan Ocağı</p>

<p>Kutub İbrahim Dede Ocağı</p>

<p>Mehmet Dede Ocağı</p>

<p>Yanyatırlı Ocağı</p>

<p>Emir Hacılı Ocağı</p>

<p>Sabıroğlu Ocağı</p>

<p>Işık Çakır Ocağı</p>

<p>Çölbulduk Ocağı</p>

<p>Hüseyin Gazi Ocağı</p>

<p>Öksüz Ali Baba Ocağı</p>

<p>Seyyid Cemal Sultan (Kemal Sultan) Ocağı</p>

<p>Kaygusuz Abdal Ocağı</p>

<p>Köse Süleyman Ocağı</p>

<p>Aziz Baba Ocağı</p>

<p>Sinanoğlu Ocağı</p>

<p>Ali Pir Civan Ocağı</p>

<p>Gülerli Ocağı</p>

<p>Beyazıt Bestami Ocağı</p>

<p>Zayıf Yusuf Halife Ocağı</p>

<p>Hasan Bali Ocağı</p>

<p>Pircanoğlu Ocağı</p>

<p>Şıh Yakup Ocağı</p>

<p>Çalapverdi Ocağı</p>

<p>Kesikbaş Ocağı</p>

<p>Ahmed-i Kebir Ocağı</p>

<p>Seyyid Erkonaş Ocağı</p>

<p>Aslan Baba Ocağı</p>

<p>Derviş Gevr Ocağı</p>

<p>Gözükızıl Ocağı</p>

<p>Hamza Baba Ocağı</p>

<p>Hüseyin Abdal Ocağı</p>

<p>Kabak Abdal Ocağı</p>

<p>Koca Leşker Ocağı</p>

<p>Şeyh Şazeli Ocağı</p>

<p>Piri Baba Ocağı</p>

<p>Nesimi Ocağı</p>

<p>Seyyid Selahaddin Ocağı</p>

<p>Kaimoğlu Ocağı</p>

<p>Kalkancı Ocağı</p>

<p>Sarıbal Ocağı</p>

<p>Söylemez Ocağı</p>

<p><strong>Alevi Ocaklarının Türk Tasavvufi İslam Yorumu</strong></p>

<p>Alevi Ocaklarının oluşumu bölümünde, İslam’la müşerref olan Türklerin, Türkistan-Horasan bölgesin farklı coğrafyalarından tasavvufi gruplar olarak kanaat-inanç önderleri ile Anadolu’ya göçlerine değinilmişti. Buradaki tasavvuf tanımı, Resulullah’ın SAV Temiz-Pak Nesli Ehl-i Beyt’i ile İslam’la müşerref olan Büyük Türk Mutasavvıfları Pir-i Türkistan Hoca Ahmet Yesevi (1093-1166) ve Pir Hünkar Hacı Bektaş Veli (1209-1271) tarafından “Dört Kapı Kırk Makam” Yol’u olarak tanımlanan Türk Tasavvufi İslam yorumudur. Dört Kapı; Şeriat, Tarikat, Marifet, Hakikat Kapı’larıdır. Her bir Kapı’nın da 10’ar makamı bulunmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify"><strong><span style="color:#000000">1- Şeriat Kapısı</span></strong></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><em>1.1. İman Etmek</em></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><em>1.2. İlim Öğrenmek</em></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><em>1.3. Namaz Kılmak, Zekat Vermek, Oruç Tutmak, Gücü Yetince Hacc’a Gitmek, Seferberlik Olunca Kaçmamak ve Cenabetten Arınmak</em></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><em>1.4. Helal Kazanmak ve Faizi Haram Bilmek</em></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><em>1.5. Nikah Kıymak</em></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><em>1.6. Hayız ve Lohusalık Hallerine Riayet Etmek</em></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><em>1.7. Cemaat Sünnetine Riayet Etmek</em></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><em>1.8. Şefkatli Olmak</em></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><em>1.9. Temiz Yemek ve Temiz Giyinmek</em></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><em>1.10 İyiliği Emredip Kötülüğü Men Etmek</em></span></p>

<p style="text-align:justify"><strong><span style="color:#000000">2. Tarikat Kapısı</span></strong></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><em>2.1. Tövbe Etmek</em></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><em>2.2. Mürid Olmak</em></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><em>2.3. Saç Kesmek</em></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><em>2.4. Nefsi Olgunlaştırmak için Güç ve Gayret Sarf Etmek, Elinden Geleni Yapma</em></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><em>2.5. Hizmet Etmek</em></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><em>2.6. Allah’dan Korkmak</em></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><em>2.7. Ümitvar Olmak</em></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><em>2.8. Hırka, Zenbil, Makas, Seccade, Tesbih Sahibi Olmak</em></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><em>2.9. Nasihat ve Muhabbet Sahibi Olmak</em></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><em>2.10. Yüce Allah’ın Varlığı Karşısında Kendini Fakir Görmek</em></span></p>

<p style="text-align:justify"><strong><span style="color:#000000">3. Marifet Kapısı</span></strong></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><em>3.1. Edep Sahibi Olmak</em></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><em>3.2. Korku Sahibi Olmak</em></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><em>3.3. Haramdan Sakınmak, Takva sahibi Olmak</em></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><em>3.4. Sabır sahibi Olmak</em></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><em>3.5. Utanma Duygusuna Sahip Olmak</em></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><em>3.6. Cömert Olmak</em></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><em>3.7. İlim Sahibi Olmak</em></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><em>3.8. Ben’likten Geçip kendini Allah’a Vermek</em></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><em>3.9. Allah’ı Bilmek ve Ma’rifet sahibi Olmak</em></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><em>3.10. Kendini Bilmek</em></span></p>

<p style="text-align:justify"><strong><span style="color:#000000">4. Hakikat Kapısı</span></strong></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><em>4.1. Toprak Gibi Mütevazi ve Verimli Olmak</em></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><em>4.2. Bütün Herkese Aynı Gözle bakmak, Ayıplamamak</em></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><em>4.3. Elinden Gelen Her İyiliği yapmak ve Yerine Getirmek</em></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><em>4.4. Dünyadaki Her Şeyin ve Herkesin Kendisinden Güven Duymasını Sağlamak</em></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><em>4.5. Mülkün Mutlak sahibi Allah’a Karşı İtaakkar Olmak</em></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><em>4.6. Sohbet Etmek ve Hakikat Sırlarını Söylemek</em></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><em>4.7. Allah’a Ulaşmak İçin Manevi Yolculuğa Çıkmak</em></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><em>4.8. Sır Saklamak</em></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><em>4.9. Allah’a Yalvarıp yakarmak</em></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><em>4.10. Allah’ın varlığını Müşahade Etmek ve O’na Ulaşmaktır.</em></span></p>

<p><strong>SONUÇLAR:</strong></p>

<ol>
	<li>
	<p>Aleviler, 9. Yüzyıldan itibaren Orta Asya Türkistan-Horasan’da Resulullah’ın SAV Temiz ve Pak Nesli Ehl-i Beyt’i aracılığıyla İslamla müşerref olmuştur.</p>
	</li>
	<li>
	<p>Alevi Ocakları, 11-13. Yüzyıllar arasında Orta Asya Türkistan-Horasan’ın farklı coğrafik bölgelerinden Anadolu’ya gelen Müslüman Türkmenler tarafından Anadolu’ya geldiklerinde kurdukları Ocaklardır.</p>
	</li>
	<li>
	<p>Aleviler, 11-13. Yüzyıllarda Büyük Türk Mutasavvıfları Pir-i Türkistan Hoca Ahmet Yesevi ve Pir Hünkar Hacı Bektaş Veli tarafından Türk tasavvufi İslam Yorumu olarak tanımlanan “Dört kapı Kırk Makam” Yol Ehl’i olarak Anadolu’ya gelmişlerdir.</p>
	</li>
</ol>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 28 Jul 2025 15:09:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/07/prof-dr-boztug-yazdi-alevi-ocaklarinin-alevi-tarih-inanc-kultur-gelenegindeki-yeri-ve-onemi-1753706032.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Antik Kuelap Kalesinin Harabeye Dönüş Hikayesini Araştıran &quot;Kuelap: Bulutların İnsanları’</title>
                <category>TARİH</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/antik-kuelap-kalesinin-harabeye-donus-hikayesini-arastiran-kuelap-bulutlarin-insanlari-971</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/antik-kuelap-kalesinin-harabeye-donus-hikayesini-arastiran-kuelap-bulutlarin-insanlari-971</guid>
                <description><![CDATA[2007 yılında yapılan bir arkeolojik kazıda, Peru Andları’nın zirvesinde, harabe haline gelen antik Kuelap kalesinde tahrip edilmiş 100’den fazla iskelet bulundu ve büyük bir gizemi açığa çıkarıldı. Bugün, bilim insanları gelişmiş GPS haritalama teknolojisiyle geriye dönerek, bu görkemli medeniyetin nasıl böylesine ani ve şiddetli bir çöküş yaşadığını araştırıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>“Kuelap: Bulutların İnsanları”, 20 Nisan Pazar saat 20.00’de National Geographic’te sizlerle!</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bilimin, keşfin ve hikâye anlatımının gücüne inanarak 130 yılı aşkın bir süredir dünyanın en güvenilir markalarından biri olmayı sürdüren National Geographic’in birbirinden iddialı yapımlarını&nbsp;D-Smart, Digiturk ve TOD, KabloTV, S Sport Plus, Tivibu&nbsp;ve&nbsp;TV+&nbsp;platformlarından izleyebilirsiniz.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 18 Apr 2025 17:25:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/04/antik-kuelap-kalesinin-harabeye-donus-hikayesini-arastiran-aposkuelap-bulutlarin-insanlari-20-nisan-pazar-2000de-national-geographic-ekranlarinda-1744986319.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ahmet Yesevi kimdir?</title>
                <category>TARİH</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ahmet-yesevi-kimdir-923</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ahmet-yesevi-kimdir-923</guid>
                <description><![CDATA[Ahmet Yesevi hem Alevi ve hem de Türk tarihinde çok önemli bir kişiliktir. Anadolu'yu irşad eden Horasan Erenlerinin piri olarak bilinir.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Ahmet Yesevi, 11. yüzyılda yaşamış önemli bir Türk mutasavvıf, şair ve düşünürdür.</p>

<p>Tam adı Hoca Ahmet Yesevi’dir ve genellikle Türk-İslam tarihindeki ilk büyük mutasavvıflardan biri olarak kabul edilir.</p>

<p>Doğum tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte, 1093 civarında bugünkü Kazakistan sınırları içindeki Sayram şehrinde doğduğu tahmin edilmektedir.</p>

<p>Ölümü ise 1166 yılında, yine günümüzde Kazakistan’da bulunan Türkistan (eski adıyla Yesi) şehrinde gerçekleşmiştir.</p>

<p>Ahmet Yesevi, Türk dünyasında tasavvufun yayılmasında büyük rol oynamış ve özellikle Orta Asya Türkleri arasında İslam’ın sade, anlaşılır bir şekilde yerleşmesine katkıda bulunmuştur.</p>

<p>Yusuf Hemedani’den tasavvuf eğitimi almıştır.</p>

<p>En bilinen eseri “<em><strong>Divan-ı Hikmet</strong></em>”tir.</p>

<p>Bu eser, sade bir Türkçe ile yazılmış hikmetli şiirlerden oluşur ve ahlaki öğütler, dini mesajlar içerir.</p>

<p>Ahmet Yesevi, Arapça ve Farsça bilmesine rağmen, halkın anlayabileceği bir dil olan Türkçe’yi tercih ederek eserlerini yazmıştır. Bu yaklaşımı, onun Türk halkı arasında derin bir sevgi ve saygı görmesini sağlamıştır.</p>

<p>Ayrıca, Ahmet Yesevi’nin kurduğu Yesevilik tarikatı, Türk-İslam sentezinin önemli bir örneğidir.</p>

<p>Onun öğretileri, dervişleri aracılığıyla Anadolu’ya kadar ulaşmış ve Hacı Bektaş-ı Veli gibi önemli isimler üzerinde dolaylı etkiler bırakmıştır.</p>

<p>Türbesi, Türkistan şehrinde bulunmaktadır ve bugün hâlâ bir ziyaret merkezi olarak önemini korumaktadır.</p>

<p>Kısacası, Ahmet Yesevi, Türk-İslam düşünce dünyasının temel figürlerinden biri olarak hem manevi hem de kültürel mirasıyla tanınır.</p>

<h3>1. Hikmet</h3>

<pre>
Bismillah deyip beyan ederek hikmet söyleyip
Taleb edenlere inci, cevher saçtım ben işte.
Riyazeti sıkı çekip, kanlar yutup
"İkinci defter" sözlerini açtım ben işte.

Sözü söyledim, her kim olsa cemale talip
Canı cana bağlayıp, damarı ekleyip,
Garip, yetim, fakirlerin gönlünû okşayıp
Gönlü kırık olmayan kişilerden kaçtım ben işte.

Nerde görsen gönlü kırık, merhem ol
Öyle mazlum yolda kalsa, yoldaşı ol
Mahşer günü dergahına yakın ol
Ben-benlik güden kişilerden kaçtım ben işte.

Garip, fakir, yetimleri Rasul sordu
O gece Mirac'a çıkıp Hakk cemalini gördü
Geri gelip indiğinde fakirlerin halini sordu
Gariplerin izini arayıp indim ben işte.

Ümmet olsan, gariplere uyar ol
Ayet ve hadisi her kim dese, duyar ol
Rızk, nasip her ne verse, tok gözlü ol
Tok gözlü olup şevk şarabını içtim ben işte.

Medine’ye Rasűl varıp oldu garip
Gariplikte sıkıntı çekip oldu sevgili
Cefa çekip Yaradan'a oldu yakın
Garip olup menzillerden geçtim ben işte.

Akıllı isen, gariplerin gönlünü avla
Mustafa gibi ili gezip yetim ara
Dünyaya tapan soysuzlardan yüzünü çevir
Yüz çevirerek derya olup taştım ben işte.

Aşk kapısını Mevlâm açınca bana değdi
Toprak eyleyip "Hazır ol!" deyip boynumu eğdi
Yağmur gibi melâmetin oku değdi
Ok saplanıp yürek, bağrımı deştim ben işte. 

Gönlûm katı, dilim acı, özüm zalim
Kur'an okuyup amel kılmıyor sahte alim
Garip canımı harcayayım, yoktur malım;
Haktan korkup ateşe düşmeden piştim ben işte.

Altmış üçe yaşım ulaştı, geçtim gafil;
Hakk emrini sıkı tutmadım, kendim cahil;
Oruç, namaz kazaya bırakıp oldum ergin;
Kötüyû izleyip iyilerden geçtim ben işte.

Vah ne yazık, sevgi kadehini içmeden,
Çoluk-çocuk, ev-barktan tam geçmeden
Suç ve isyan dûğümünü burada çözmeden
Şeytan galip, can verirkende şaştım ben işte.

İmanıma çengel vurup kıldı gamlı,
Mürşid-i kamil Hazır ol!" deyip saçtı koku
Lânetli şeytan benden kaçıp korkusuz gitti kirli
Allah'a hamd olsun, iman nuru açtım ben işte.

Mürşid-i kamil hizmetinde gidip yürüdüm;
Hizmet kılıp göz yummadan hazır durdum;
Yardım etti, Şeytanı kovalayıp sûrdüm;
Ondan sonra kanat çırpıp uçtum ben işte.

Garip, fakir, yetimleri sevindiresin;
Parçalayıp aziz canını eyle kurban;
Yiyecek bulsan, canın ile misafir
Hak'tan işitip bu sözleri dedim ben işte.

Garip, fakir, yetimleri her kim sorar,
Râzı olur o kulundan Allah.
Ey habersiz, sen bir sebep, kendisi saklar;
Hak Mustafa öğüdünü işitip dedim ben işte.

Yedi yaşta Arslan Baba ya verdim selâm;
"Hak Mustafa emanetini eyleyin armağan"
İşte o zamanda binbir zikrini eyledim tamam
Nefsim ölüp lâ-mekâna yükseldim ben işte.

Hurma verip, başımı okşayıp nazar eyledi
Bir fırsatta âhirete doğru sefer eyledi
"Elveda" deyip bu âlemden göç eyledi
Medreseye varıp, kaynayıp coşup taştım ben işte.

Sünnet imiş, kâfir de olsa, verme zarar
Gönlü katı, gönül inciticiden Allah şikayetçi ;
Allah şahid, öyle kula "Siccin" hazır
Bilgelerden işitip bu sözü söyledim ben işte.

Sünnetlerini sıkı tutup ümmet oldum:
Yer altına yalnız girip nura doldum;
Hakk'a tapanlar makamına mahrem oldum,
Bâtın mızrağı ile nefsi deştim ben işte.

Nefsim beni yoldan çıkarıp hakir eyledi
Çırpındırıp halka ağlamaklı eyledi
Zikr söyletmeyip şeytan ile dost eyledi;
Hazırsın deyip nefs başını deldim ben işte.

Kul Hoca Ahmed, gaflet ile ömrün geçti;
Vah ne hasret, gözden, dizden kuvvet gitti;
Vah ne yazık, pişmanlığın vakti yetişti;
Amel kılmadan kervan olup göçtüm ben işte.</pre>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 30 Mar 2025 19:29:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2025/03/ahmet-yesevi-kimdir-1743352300.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Mısır’da Osmanlı mirası türbe otoyol için yıkıldı </title>
                <category>TARİH</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/misirda-osmanli-mirasi-turbe-otoyol-icin-yikildi-758</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/misirda-osmanli-mirasi-turbe-otoyol-icin-yikildi-758</guid>
                <description><![CDATA[Mısır’ın Kahire şehrinde bir yol projesinin yapımı için 800 yıl önce inşa edilen Selahaddin Eyyûbî’in annesi Melike Hatun’un mezarının bulunduğu türbenin yıkılması tepkilere nede oldu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Mısır’ın Kahire şehrinde bir yol projesinin yapımı için 800 yıl önce inşa edilen Selahaddin Eyyûbî’in annesi Melike Hatun’un mezarının bulunduğu türbenin yıkılması tepkilere nede oldu.</p>

<p><strong>Şehmus EDİS / MARDİN (İGFA) - </strong>Kudus fatihi Selahaddin Eyyûbî el Kurdi’nin annesi Melike Xatun ve birçok tarihi mezarın yer aldığı türbenin tarihi Moğol, Osmanlı ve Memlük istilaları öncesine dayanıyor.<br />
Mısır’da Osmanlı ve Artuklu tarihi yapılarının yıkılmasına tepki gösteren, Mardin Medreselerini Koruma ve Yaşatma Derneği (MADDER) Başkanı İbrahim Yüksel, Bugün Mısır'da varlığını sürdüren tarihî yapıların tarzı ve işlemeleri Mardin'dekilerle aynı özellikleri taşıdığını söyledi.</p>

<p><img alt="" src="https://www.igfhaber.com/static/2024/10/31/whatsapp-image-2024-10-31-at-10-35-17-1-1730360747-368-x750.jpeg" style="height:920px; width:750px" /><br />
Mısır'daki tarihi yapılar, gerek Artuklu gerekse Eyyubi dönemlerinden kalma kültürel miras olduğunu ifade eden Yüksel,” &nbsp;Bu yapıların kökleri bize bağlıdır. Aynı zamanda tüm insanların da ortak kültürel mirasıdır. Bu yapıların yol açma bahanesiyle yıkılması çabaları insanlık suçudur. Kültür katliamıdır. Bu yok edilmeye, bu yıkıma engel olunmalıdır. İzlerimizin o coğrafyadan silinmesi çabaları ve insanlığın ortak kültürel mirasının yok edilmesine engel olunması çağrımızı ulusal ve uluslararası tüm kuruluşların dikkatine sunuyor, bu yıkımın acilen durdurulması çağrımıza tüm duyarlı insanların katkı sunmasını bekliyoruz”dedi.</p>

<p><img alt="" src="https://www.igfhaber.com/static/2024/10/31/whatsapp-image-2024-10-31-at-10-35-18-2-1730360756-494-x750.jpeg" style="height:1122px; width:750px" /><br />
Mısır, Artuklu Devleti döneminin bazı süreçlerinde Valilikle yönetildiğine dikkat çeken Yüksel,” &nbsp;Artuklu Devletinin son valisi, Mardin'e Altunboğa Medresesini vakfeden ve Sultan İsa'nın Timur tarafından 1 yıl süreyle bir dönem hapsetti. Daha sonra da yanında alıkoyduğu süreçte Devlet yönetimini de üstlenmişti. &nbsp;Altunboğa lakaplı Baş Vezir Alaaddin'dir . Mısır Valiliği görevini tamamladıktan sonra Mardin'e dönmüş ve Başvezir olarak görevine devam etmiştir. Mezarı Halep' tedir. Selahaddin Eyyubi' bin de Mardin Tarihî Medreseleri ürünü 1,5 milyon kitapla yeni bir medeniyet kurduğu coğrafyadır Mısır. Osmanlı Devleti döneminde de Valilikle yönetilen Mısır son yüzyıl haricinde asırlar boyunca bize ait olmuş bir coğrafyadır. Devlet yetkililerimizin Mısır’da yaşanan bu tarih ve kültürel yıkıma dur demesini bekliyoruz” açıklamasında bulundu.</p>

<p><img alt="" src="https://www.igfhaber.com/static/2024/10/31/whatsapp-image-2024-10-31-at-10-35-18-1730360766-61-x750.jpeg" style="height:763px; width:750px" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 31 Oct 2024 11:33:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2024/10/misirda-osmanli-mirasi-turbe-otoyol-icin-yikildi-1730363604.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Savatra Antik Kenti’nde Grekçe “Türkoğlu” yazan yazıt bulundu</title>
                <category>TARİH</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/savatra-antik-kentinde-grekce-turkoglu-yazan-yazit-bulundu-747</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/savatra-antik-kentinde-grekce-turkoglu-yazan-yazit-bulundu-747</guid>
                <description><![CDATA[Konya il sınırları içerisinde bulunan Savatra Antik Kenti’nde, İslam öncesi erken dönem Türk tarihine ait Grek harfleriyle “Türkoğlu” yazan bir yazıt bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Savatra Antik Kenti’nde, İslam öncesi erken dönem Türk tarihine ait Grek harfleriyle “<strong><em>Türkoğlu</em></strong>” yazan bir yazıt bulundu.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Yazıtın, Savatra’da yer alan bir kaleden getirilmiş ve olasılıkla bir şapele ait templon payesi parçası olduğunu belirten kazı başkanı Doç. Dr. İlker Işık, Arkeofili’ye yaptığı açıklamada şunları söyledi:</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">“<strong><em>Üzerindeki rozet ve bezemelere bakılırsa 10-11. yüzyıllar içerisinde Bizans ordusu içerisinde görev alan Türk askerlerine ait olduğunu düşünüyoruz. Zira Türkoğlu tabiri Bizans ordusunda Türk boylarının tümüne tek bir terimle ifade etmek için türetilmiş bir sözcük.</em></strong>”</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><span style="background-color:white">1071 ÖNCESİ ANADOLU’DAKİ TÜRK VARLIĞINI KANITLIYOR</span></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><span style="background-color:white"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/turkop2.jpg" style="height:543px; width:800px" /></span></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Milattan sonra 10. ila 11. yüzyıla ait yazıtın 1071 yılından önce Anadolu’daki Türk varlığının kanıtı niteliğinde olduğu değerlendiriliyor.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Kazı başkanı Doç. Dr. İlker Işık, “<em><strong>Türkopol, Türkçe karşılığı olarak Türkoğlu demek. Anadolu’da bu şekilde bulunan ilk yazıt niteliğinde. Önemi açısından da şöyle söyleyebiliriz: 1071 öncesi İslam sancağının Türkler tarafından buraya getirilmeden önceki evresinde Hristiyanlaşmış Türklerin burada varlığını gösteren bir delil. Dönemsel olarak baktığımızda da Bizans dönemi diyebiliriz</strong></em>” ifadelerini kullandı.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Doç. Dr. İlker Işık şöyle devam etti: “<em><strong>Bizans orduları içerisinde lejyon birlikleri içerisinde yer alan Türk askerlerinin burada varlığını kanıtlayan önemli bir gösterge, bu açıdan hem Türk isminin yer alması, hem de onların bu dönemde burada konuşlandığını, Savatra Antik Kenti ve çevresinde varlığının tespit edilmesi bizim açımızdan çok önemli.</strong></em>”</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white"><strong>RUNİK ALFABE İLE YAZILMIŞ YAZITLAR DA VAR!</strong></span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/turkop3.jpg" style="height:532px; width:800px" /></strong></span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Yazıtın bulunduğu bölgede araştırmalarını yoğunlaştırdıklarını ve iki farklı yazıtla daha karşılaştıklarını belirten Doç. Dr. İlker Işık sözlerine şöyle devam etti: “<strong><em>Türkopol yazısını bulduktan sonra tabii ki bizim için çalışmalar derinleştirildi. Bölgede Türklere ait başka bir bulguyla karşılaşabilir miyiz, diye çalışmalarımızı bu alanda yoğunlaştırdık ve iki adet runik alfabesiyle yazılmış yazıtla karşılaştık. Bu yazıların dua metni şeklinde olduğunu düşünüyoruz. Bu konuda Cengiz Saltaoğlu’ndan destek aldık. Onun yapmış olduğu transkripsiyona göre hastalığın iyileştirilmesi konusunda bir şifa metni olduğunu düşünmekteyiz. Bu çalışmaların ilerletilebilmesi için öncelikle epigrafik anlamda çalışmaların geliştirilmesi lazım. Türkoloji anlamında, bu alanda gelişmiş olan bilim insanlarının yer alması bizim için çok önemli. Akademik zemin altında bunların çevirisinin, epigrafik çalışmalarının yapılmış olması, bunların dönemsel anlamda niteliklerinin ve dönemlerinin tespit edilmiş olması açısından Türkoloji uzmanlarının arttırılması bizim açımızdan çok iyi olur.</em></strong>”</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 23 Oct 2024 11:19:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2024/10/savatra-antik-kentinde-grekce-turkoglu-yazan-yazit-bulundu-1729671779.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Çorum&#039;daki Hüseyin Gazi Dergahı ayağa kaldırılıyor</title>
                <category>TARİH</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/corumdaki-huseyin-gazi-dergahi-ayaga-kaldiriliyor-291</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/corumdaki-huseyin-gazi-dergahi-ayaga-kaldiriliyor-291</guid>
                <description><![CDATA[Çorum’un Alaca ilçesinde bulunan ve Selçuklu dönemine tarihlenen Hüseyin Gazi Dergahı restorasyonla ayağa kaldırılıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Çorum'un Alaca ilçesinde bulunan Hüseyin Gazi Dergahı restore ediliyor.</p>

<p>Türbe, aşevi, misafirhane, çeşme ve havuzdan oluşan Hüseyin Gazi Dergahı'nın kitabesi olmadığı için yapım tarihi belli değil ancak mimari özellikleri göz önüne alınarak 13. yüzyıla tarihleniyor.</p>

<p><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/HGC3.jpg" style="height:450px; width:760px" /></p>

<p>Geçen yıl Çorum İl Özel İdaresi tarafından yapılan ihalenin ardından Hüseyin Gazi Dergahı'nda&nbsp;başlatılan restorasyon çalışmaları çerçevesinde ilk olarak dergaha sonradan eklenen yapılar kaldırıldı.</p>

<p>Medresenin ana siluetinin ortaya çıkmasının ardından dergah içerinde temizlik çalışması başladı. Yüzey temizliği çalışmalarında yapı izlerine ulaşılmasıyla ana medrese planının şu anki mevcut plandan daha farklı olabileceği düşüncesinin ortaya çıkmasıyla Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu üyeleri dergaha gelerek yerinde inceledi.</p>

<p><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/HGC2.jpg" /></p>

<p>Yapılan incelemeler sonunda restorasyon projesinin kurul tarafından yeniden revize edilmesi kararı alınırken, çalışmalar da geçici olarak durduruldu.</p>

<p>Hüseyin Gazi Dergahı'nda&nbsp;bundan sonra yapılacak olan restorasyon çalışmalarının nasıl olacağına dair Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu karar verecek.</p>

<p><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/HGC1.jpg" style="height:450px; width:760px" /></p>

<p>Restorasyon çalışmalarında ayrıca külliye dışında bulunan mescit ve misafirhane bölümlerinin üst yenileme çalışmaları yapıldı. Mescidin içerisinde bulunan kalem işleri ile ilgili de neler yapılacağı noktasında koruma kurulu tekrar toplanacak.</p>

<p>Türbenin içerisinde bulunan kalem işleri ile ilgili de meydana gelen deformelerden dolayı kurul ayrıca çalışma yapıyor.</p>

<p><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/HGC5.jpg" style="height:450px; width:760px" /></p>

<p>Kalem işleri ile ilgili yapılacak çalışmalarda gelecek günlerde netlik kazanacak.</p>

<p><strong>VALİ DAĞLI: BURAYI HEP BİRLİKTE AYAĞA KALDIRACAĞIZ</strong></p>

<p><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/HGC4.jpg" style="height:450px; width:760px" /></strong></p>

<p>Çorum Valisi Doç. Dr. Zülkif Dağlı, Hüseyin Gazi Dergahı'nı&nbsp;ziyaret etti.</p>

<p>Vali Dağlı, dergahtaki çalışmalar hakkında İl Kültür ve Turizm Müdürü Sümeyra Bektaş ve Tokat Vakıflar Bölge Müdürü Yılmaz Kılınç’tan bilgi aldı.</p>

<p>Dergahtaki incelemelerin ardından Vali Dağlı, restorasyon çalışmaları devam ederken yeni yapılara rastlandığını açıkladı.</p>

<p><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/HGC6.jpg" style="height:450px; width:760px" /></p>

<p>Yeni yapı izlerine ulaşılmasıyla birlikte Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu’nca restorasyon projesi üzerinde yeni bir çalışma yapıldığını anlatan Dağlı, “<strong><em>Kısa süre içerisinde çalışmaların tamamlanmasıyla restorasyon çalışmalarına kaldığı yerden devam edilecek. Burası kadim bir yer. Çorum’da ve Alaca’da yaşayan halkımız için önemli bir yer. Burayı hep birlikte ayağa kaldıracağız. Vakıflar Bölge Müdürlüğü, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, İl Özel İdaremiz ortaklığında Röleve Anıtlar Kuruluyla birlikte güzel bir çalışma sergileniyor. Biz de bu çalışmaların takibini yapıyoruz. En kısa sürede çalışmaları bitirerek halkımızın hizmetine sunmayı planlıyoruz</em></strong>” dedi.</p>

<p><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/HGC7.jpg" style="height:450px; width:760px" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 27 Sep 2023 21:46:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2023/09/corumdaki-huseyin-gazi-dergahi-ayaga-kaldiriliyor-1695841900.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Şah İsmail kimdir? Safevi devletini kim kurdu? Kızılbaşlar</title>
                <category>TARİH</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/sah-ismail-kimdir-safevi-devletini-kim-kurdu-kizilbaslar-260</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/sah-ismail-kimdir-safevi-devletini-kim-kurdu-kizilbaslar-260</guid>
                <description><![CDATA[I. İsmail, bilinen adıyla Şah İsmail veya tam unvanıyla Ebu'l-Muzaffer Bahadır el-Hüseynî, Safevî Tarikatı'nın lideri, Safevî Devleti'nin kurucusu ve ilk hükümdarıdır.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Şah İsmail, 25 Receb 892’de (17 Temmuz 1487) Erdebil’de doğdu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Babası Safevî tarikatının şeyhi Haydar, annesi Uzun Hasan’ın kızı Âlemşah Halime Begüm’dür. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ebü’l-Muzaffer Bahâdır el-Hüseynî unvanıyla anılır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Şah İsmâil henüz bir yaşında iken babası Şeyh Haydar, Şirvanşahlar’la giriştiği mücadelede Akkoyunlular tarafından öldürülünce kardeşleri İbrâhim, Ali ve annesiyle birlikte İstahr Kalesi’ne hapsedildi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Burada yaklaşık dört yıl gözetim altında tutuldu. Akkoyunlu Sultan Yâkub’un ölümünden sonra tahta geçen Rüstem Bey kardeşi Baysungur’a karşı Safevîler’in desteğine ihtiyaç duyduğundan İsmâil’i ve kardeşlerini Tebriz’e getirtti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ancak Baysungur’un bertaraf edilmesinin ardından Safevî tarikatının başına geçen Sultan Ali’yi öldürttü (899/1494). </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bunun üzerine Safevîler küçük yaştaki İsmâil’i kendilerine şeyh olarak kabul edip onu Erdebil’e kaçırdılar.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Şah İsmail&nbsp;önce Reşt’e, daha sonra Gîlân Valisi Kârkiyâ Mirza Ali’nin davetiyle Lâhîcân’a götürüldü. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Şah İsmâil, Lâhîcân’da bölgenin ileri gelenlerinden Kadı (Muallim Sadr) Şemseddin Lâhîcî’nin yanında Farsça, Arapça, Kur’an, tefsir ve İsnâaşeriyye Şîası usulünü, kızılbaş alperenlerden savaş tekniklerini öğrendi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">1498’de Akkoyunlu Rüstem Bey’in ölümü İran’ı yeni bir kargaşaya sürükledi.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu durumu fırsata çevirmeyi hesaplayan&nbsp;İsmâil on iki-on üç yaşlarında iken Gîlân’dan ayrılıp önce Erdebil’e gitti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Şah İsmail Erdebil'den sonra Karabağ'a ve daha sonra da Erzincan’a yöneldi (905/1500).</span></p>

<p><span style="color:#000000">Şah İsmail'in Anadolu’ya geldiğini haber alan kızılbaş Türkmenler onun etrafında toplandılar. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ustaclu Türkmenleri, İsmail’i yaylalarına davet edip görkemli bir şekilde karşıladılar.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu durum etraftaki Türkmenler tarafından duyulunca kalabalık kitleler halinde şahın hizmetine katılmalar başladı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Avşar, Çepni, Şamlu, Dulkadırlı, Tekeli, Rumlu, Kaçar, Varsak ve diğer aşiretlere mensup kızılbaş Türkmenler İsmâil’in askerî gücünü kısa sürede arttırdılar.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Şah İsmâil 906 yılı başlarında (1500 yazı) Erzincan’dan ayrılıp Şirvanşahlar’ın üzerine yürüdü, Şirvanşah Ferruh Yesâr’ı öldürdü, Bakü ve Şamahı Safevîler’in eline geçti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">907 (1502) yılı baharında Akkoyunlu Elvend Bey’in ordusunu Nahcıvan yakınlarındaki Şerûr’da ağır bir yenilgiye uğrattıktan sonra Tebriz’e girerek tahta çıktı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Böylece Safevî devleti kurulmuş oluyordu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Şah İsmail Tebriz'de&nbsp;on iki imam adına hutbe okutup para kestirdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu sırada yeniden toparlanmaya çalışan Elvend Bey’i Tebriz yakınlarında, Akkoyunlu Murad Bey’i de Hemedan yakınlarında Almakulağı savaşında mağlûp etti (908/1503). </span></p>

<p><span style="color:#000000">Böylece Irâk-ı Arab, Horasan ve Hûzistan hariç Akkoyunlu topraklarının büyük bölümünü ele geçirdi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">1504’te Fîrûzkûh bölgesinin hâkimi Hüseyin Kiyâ Çelâvî’yi bertaraf ettikten sonra Fîrûzkûh, Gülhandan ve Asta kalelerini zaptetti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ardından Mâzenderan, Lâhîcân ve Cürcân hâkimleri şaha gelip itaatlerini bildirdiler. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Öte yandan Yezd’de ortaya çıkan ayaklanma da kısa sürede bastırılıp Lala Hüseyin Bey, Yezd hâkimliğine tayin edildi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Şah İsmâil, 1504-1505 kışını İsfahan’da geçirdiği esnada II. Bayezid’in elçileri gelerek onu zaferlerinden dolayı tebrik ettiler.</span></p>

<p><span style="color:#000000">913 (1507) yılında Şah İsmâil, hâkimiyetini Diyarbekir’e doğru genişletmeye çalışan Dulkadıroğlu Alâüddevle Bey’e karşı yürüdü. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Erzincan tarafından hareket edip Osmanlı topraklarına girdi ve Kayseri üzerinden Maraş ve Elbistan’a ulaştı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Alâüddevle Bey savaşa yanaşmayınca Maraş ve Elbistan’ı tahrip ederek Tebriz’e döndü. </span></p>

<p><span style="color:#000000">914’te (1508) Irâk-ı Arab’a yürüdü.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ardından Kerbelâ, Necef ve Sâmerrâ’ya giden Şah İsmâil on iki imama ait türbeleri tamir ettirdi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Luristan ve Hürremâbâd üzerine sefere çıkıp gulât-ı Şîa’dan sayılan Müşa‘şa‘lar’ı bertaraf etti ve Havîza, Dizfûl, Luristan’ı aldı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Tebriz’e döndükten hemen sonra Şeyh Şah’ın ayaklanmasını bastırıp Şirvan ve çevresine yeniden hâkim oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Şah İsmâil, Özbek Hanı Şeybânî Han’ın üzerine yürüdü. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Damgan, Gürgân (Esterâbâd) ve Meşhed’i kolaylıkla zaptetti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">916 (1510) yılında yapılan savaşta Şeybânî Han ağır bir yenilgiye uğratılıp savaş meydanında öldürüldü. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Merv de Safevîler’in kontrolü altına girdi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Şeybânî Han’dan sonra Özbekler’in başına geçen Ubeydullah Han 1512’de Horasan’a girerek Herat’a kadar olan yerleri ele geçirdiyse de çok geçmeden Şah İsmâil, Horasan’a ordu sevkedip Herat, Belh ve Meşhed’i geri aldı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Dönüşte Safevîler’e karşı isyan halinde olan Nesâ ve Ebîverd itaat altına alındı (919/1513).</span></p>

<p><span style="color:#000000">1511’de Güney Anadolu’daki Tekeli Türkmenleri ayaklanarak İran’a yöneldiler. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Osmanlı ordusu ayaklanmayı bastıramadı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Sivas yakınlarında yapılan savaşta Şahkulu Baba Tekeli’nin öldürülmesine rağmen Tekeliler, Erzincan yakınlarında ticaret kervanını yağmaladıktan sonra İran’a ulaşmayı başardılar. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Şah İsmâil, Tekeliler’in ileri gelenlerini ticaret kervanlarına saldırdıkları gerekçesiyle idam ettirip aşiret mensuplarını diğer kızılbaş reisleri arasında paylaştırdı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">1512’de Rumlu Nûr-Ali Halife, kızılbaş Türkmenler’i toparlayıp Safevî ordusuna katılmalarını sağlamak amacıyla Anadolu’ya gönderildi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Nûr-Ali, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’dan topladığı kızılbaş Türkmenler ile Tokat yakınlarında Osmanlı ordusunu hezimete uğrattı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Tokat’ı kısa bir süre elinde tutarak Şah İsmâil adına sikke kestirdi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu olaylar sırasında II. Bayezid’in torunu ve Şehzade Ahmed’in oğlu Murad kızılbaş tacı giyerek Şah İsmâil taraftarları arasında yer aldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Diyarbekir hâkimi olan Ustaclu (Ustacalu) Muhammed Han, Dulkadır ve Memlük askerlerine karşı kazandığı küçük çaplı başarıların etkisiyle Yavuz Sultan Selim’e hakaret dolu bir mektup gönderdi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ancak iki tarafı savaşa zorlayan asıl sebep, Akkoyunlular’ın Osmanlı Devleti ile sınır durumundaki batı topraklarının kısa bir süre de olsa sahipsiz kalması idi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu gelişmeler iki taraf arasındaki dinî rekabete bir de siyasal ve stratejik boyut kazandırdı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">2 Receb 920’de (23 Ağustos 1514) Hoy yakınlarındaki Çaldıran ovasında yapılan savaşta Safevîler ağır bir yenilgiye uğradı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Şah İsmâil savaş meydanından ayrılarak Dergezîn’e çekildi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Kızılbaş reislerinden Avşarlı Sultan Ali, Şah İsmâil zannedilerek yakalandıysa da gerçek ortaya çıkınca öldürüldü. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Savaşın ardından Kemah ve Diyarbekir Safevîler’in elinden çıktı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Böylece Akkoyunlular’ın batı toprakları geniş ölçüde Osmanlı egemenliğine girmiş oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Çaldıran mağlûbiyeti Şah İsmâil’in yenilmezliği inancına büyük darbe vurdu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bâbür Şah, Kandehar ve Belh’i ele geçirdi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ubeydullah Han Horasan’a saldırdı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ülkenin değişik yerlerinde küçük çaplı isyanlar çıktı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Şah İsmâil Çaldıran yenilgisinden vefatına kadar sakin bir hayat sürdü. </span></p>

<p><span style="color:#000000">19 Receb 930’da (23 Mayıs 1524) Tebriz’de vefat etti, cenazesi Erdebil’de ecdadının bulunduğu yere defnedildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Onun zamanında Azerbaycan, Horasan, Fars, Irâk-ı Acem, Irâk-ı Arab, Kirman ve Hûzistan Safevîler’e bağlanmış; Belh, Kandehar ve Diyarbekir de zaman zaman Safevî hâkimiyetinde kalmıştır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Şah İsmâil’in sağlam vücutlu ve kuvvetli bir kişi olduğu belirtilir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Diğer kızılbaşlar gibi o da sakalını tıraş edip sadece bıyık bırakırdı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Avcılığa meraklı ve iyi okçuydu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Kendilerini yolunda ölmeye adamış kızılbaşlar ona tam bir itaatle bağlı bulunduğundan her vesile ile adını anarlardı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Mührü “Z” şeklinde ve yarım ceviz büyüklüğünde olup ortasında kendi adı, etrafına da on iki imamın adları kazınmıştı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi kızılbaşların ve İslam tasavvuf ehlinin dinî anlayışında köklü değişiklikler yapmıştır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Şah İsmâil “<em><strong>Hatâî</strong></em>” mahlası ile Türkçe ve az sayıda Farsça şiirler yazmıştır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Çağdaşları ve hayranlarının “<em><strong>sâhib-i seyf ü kalem</strong></em>” diye nitelediği Şah İsmâil, Türk edebiyatının en önemli şairlerindendir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Daha on beş yaşında iken bir devlet kuran Şah İsmâil’in şiir yazmaya bu yaşlarda başladığı; Nizâmî, Evhadî, Kişverî-i Tebrîzî, Habîbî gibi Âzerbaycan coğrafyasında yetişmiş Farsça yazan şairlerle Nesîmî ve Ali Şîr Nevâî gibi Türk şairlerinin eserlerini okuduğu anlaşılmaktadır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Onun Hatâî mahlasını Ali Şîr’in “<strong><em>Nevâî</em></strong>” mahlasına benzeterek aldığı kaydedilir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Kısa süren hayatı sürekli savaşlarla geçmesine rağmen şiirden hiçbir zaman kopmamıştır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Şiirini Alevi Kızılbaşlık inancını yayan bir vasıta şeklinde kullanmakla birlikte şair bir yaratılışa sahip olduğundan beşerî, lirik, sanat değeri yüksek şiirler de yazmıştır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bağdat’ı fethettiğinde Fuzûlî ile tanışmış, Fuzûlî&nbsp;Beng ü Bâde’yi ona ithaf etmiştir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Şah İsmâil şiirlerinde tasavvufî konuları işler, on iki imam ve Ehl-i beyt muhabbetini vurgular.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Şah İsmâil’in, “<em><strong>Ey Hatâî fikr-i bikrin eylerim eş‘âra sarf / Tuttu irfan meclisin defterle dîvan şimdiden</strong></em>” beytinden şiirlerinin ölümünden önce divan haline getirildiği anlamı çıkarsa da böyle bir nüshanın varlığına dair bir işaret bulunmamaktadır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Onun divanı, ölümünden on bir yıl sonra 1535’te oğlu Şah Tahmasb’ın emriyle kendisinin saray hattatı Şah Mahmûd Nîsâbûrî tarafından derlenerek oluşturulmuştur. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugün Özbekistan Cumhuriyeti Taşkent İlimler Akademisi’nde Şarkiyat Enstitüsü Kütüphanesi’nde kayıtlı olan bu nüsha (nr. 1412) on dört kaside, 248 gazel, on rubâî ve&nbsp;Dehnâme&nbsp;adlı eserini içermektedir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Divanın XVII. yüzyıla kadar istinsah edilen nüshalarında (meselâ bk. Bibliothèque Nationale, Supplément Turc, nr. 307, 995; British Museum, Or., nr. 3380, Tebriz’de Sultan Gurrâyî özel kütüphanesi) bütün şiirleri aruz vezniyledir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">XVII. yüzyıldan itibaren Anadolu’da Şah İsmâil’i örnek alan ve onunla aynı mahlası kullanan Alevî-Bektaşî şairlerin yetişmesi, bunların hece vezniyle yazdıkları şiirlerin divan nüshalarına eklenmeye başlaması Hatâî mahlaslı şiirlerin artmasına, dolayısıyla karışıklığa yol açmıştır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Hatâî’nin şiirleri üzerine ilk çalışmayı V. Minorsky yapmış (<em>BSOAS</em>, X [1942], s. 1007a-1053a), bu çalışmada bazı şiirlerini Paris nüshasından yayımlayıp İngilizce’ye çevirmiştir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Divanı Azerbaycan’da 1937’de Selman Mümtaz neşretmiş, daha sonra çeşitli baskıları yapılmıştır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Şah İsmâil’in&nbsp;Dehnâme’si 1505 beyitten oluşan tasavvufî-sembolik bir mesnevidir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Şairin yirmi yaşlarında iken yazdığı eser onun bu çağda tasavvufun konularına vâkıf olduğunu göstermektedir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Âzerî Türkçesi’yle kaleme alınan ilk mesnevilerden olan eser tevhid ve na‘tın ardından bahar tasvirinin yer aldığı altmış beyitlik bölümle başlar, daha sonra mesnevinin asıl konusuna geçilir ve olay âşık ile mâşukun arasında geçen hadiseler etrafında döner. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Âşık, Mâşuk, Bağban, Sabâ, Ah, Hud ve Gözyaşı eserin kahramanlarıdır.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="background-color:#ffffff">Ey iki âlem penâhı şâh u server yâ Alî</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="background-color:#ffffff">Sâhib-i fazl-ı velâyet şîr-i Haydar yâ Alî</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="background-color:#ffffff">Geldi destün şânına ism-i yedu’llah bî-gümân</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="background-color:#ffffff">Oldı zât-ı bi-misâlün Hakka mazhar yâ Alî</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="background-color:#ffffff">Rûz-ı heycâ sâ’idün ber-fark-ı a’da bes durur</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="background-color:#ffffff">Kabzuna hâcet degül şemşîr ü hançer yâ Alî</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="background-color:#ffffff">Ey şecâ’at ma’deni sen hışm ile hükm eylesen</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="background-color:#ffffff"><em>Kün fe-kân</em>&nbsp;bir almadur destine yekser yâ Alî</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="background-color:#ffffff">Fazl u ihsân u mürüvvet hem sehâvet kânısın</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="background-color:#ffffff">Lutfına hâk ile cevherdür berâber yâ Alî</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="background-color:#ffffff">Ol Alî’sin kim senün şânına geldi&nbsp;<em>hel etâ</em></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="background-color:#ffffff">Vasfun oldı ma’nî-i Kur’ân serâser yâ Alî</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="background-color:#ffffff">Senden özge gelmedi er kılıcundan özge tîğ</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="background-color:#ffffff">Bu söz evsâfunda Hak’dandur mukarrer yâ Alî</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="background-color:#ffffff">Kim kalur rûz-ı kıyâmet hevl-i mahşerde susuz</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="background-color:#ffffff">Anda sensin sâki-i ebrâr u kevser yâ Alî</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="background-color:#ffffff">Sensin ol Haydar ki dest-i mu’cizâtunı görüp</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="background-color:#ffffff">Hükmüne râm oldı Şâm u Rûm u Berber yâ Alî</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="background-color:#ffffff">Ol Alî’sin kim şehâdet barmağın kullâb idüp</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="background-color:#ffffff">Kopdı yirden kuvvetünle bâb-ı Haydar yâ Alî</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="background-color:#ffffff">Ol kerâmet kânısın kim Hak Te’alâdan sana</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="background-color:#ffffff">Şark u garb u arş u kürs oldı musahhar yâ Alî</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="background-color:#ffffff">Üç yüz ıldan sonra Selmân itdi senden imtihân</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="background-color:#ffffff">Virdün anun destine gül tâze vü ter yâ Alî</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="background-color:#ffffff">Sadr-ı dîvân-ı ezelsin pîşvâ-yı enbiyâ</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="background-color:#ffffff">Kutb-ı dîn ü kıble vü mihrâb u minber yâ Alî</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="background-color:#ffffff"><em>Lahmüke lahmi</em>&nbsp;rumûzınun beyânı sendedür</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="background-color:#ffffff">Hem-dem ü hem-sırr u hem-râz-ı peyamber yâ Alî</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="background-color:#ffffff">Bu&nbsp;<strong>Hatâî</strong>&nbsp;hasteye hem-râh kılgil himmetün</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="background-color:#ffffff">Kim sana sıdk ilen oldı bende çâker yâ Ali&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="background-color:#ffffff">(Macit, Muhsin (2017).&nbsp;<em>Hatâyî Dîvânı</em>. İstanbul: Yazma Eserler Kurumu Yay.&nbsp;246-247.)</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 15 Jul 2023 19:56:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2023/07/sah-ismail-kimdir-safevi-devletini-kim-kurdu-kizilbaslar-1689442630.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>4 bin yıllık tabletlerde Kenan Dili tanımlandı</title>
                <category>TARİH</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/4-bin-yillik-tabletlerde-kenan-dili-tanimlandi-217</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/4-bin-yillik-tabletlerde-kenan-dili-tanimlandi-217</guid>
                <description><![CDATA[Irak’ta keşfedilen ve baştan aşağı çivi yazısıyla kaplı iki antik kil tablet, “kayıp” bir Kenan dilinin ayrıntılarını içeriyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Yaklaşık 4 bin yıllık olduğu düşünülen tabletler, kabaca bugün Suriye, İsrail ve Ürdün sınırları içinde kalan Kenan bölgesinden olan, ancak daha sonra Mezopotamya’da bir krallık kuran Amorit halkının neredeyse bilinmeyen dilindeki ifadeleri kaydediyor. Bu ifadeler, modern akademisyenler tarafından okunabilen Akad dilindeki çevirilerin yanına yerleştirilmiştir.</p>

<p>Aslında tabletler, bilinen bir dilde (Antik Yunanca) yazılmış bir yazıtın bilinmeyen iki eski Mısır yazısıyla (hiyeroglif ve demotik) paralel olduğu ünlü Rosetta Taşı’na benziyor. Burada ise, bilinen Akadça ifadeler araştırmacıların yazılı Amoritçe’yi okumalarına yardımcı oluyor.</p>

<p>Araştırmacılar Manfred Krebernik ve Andrew R. George, “<em><strong>Amoritçe hakkındaki bilgilerimiz o kadar yetersizdi ki bazı uzmanlar böyle bir dilin var olup olmadığından şüphe ediyordu. Ancak tabletler, dilin tutarlı ve tahmin edilebilir bir şekilde ifade edildiğini ve Akadça’dan tamamen farklı olduğunu göstererek bu soruyu çözüyor.</strong></em>” diyor.</p>

<p>Almanya’daki Jena Üniversitesi’nde eski Yakın Doğu çalışmaları profesörü ve başkanı olan Krebernik ile Londra Üniversitesi Doğu ve Afrika Çalışmaları Okulu’nda Babil edebiyatı fahri profesörü olan George, tabletleri açıklayan araştırmalarını&nbsp;<strong><em>Revue d’assyriologie et d’archéologie orientale</em></strong>&nbsp;(Journal of Assyriology and Oriental Archaeology) dergisinin son sayısında yayımladılar.</p>

<p><img alt="" src="https://www.turkavrasya.com/public/images/detay/kenandil2.jpeg" /></p>

<p><strong>KAYIP DİL</strong></p>

<p>İki Amorit-Akkad tableti yaklaşık 30 yıl önce, muhtemelen İran-Irak Savaşı sırasında, 1980’den 1988’e kadar Irak’ta keşfedildi; nihayetinde Amerika Birleşik Devletleri’ndeki bir koleksiyona dahil edildiler.</p>

<p>Ancak tabletler hakkında başka hiçbir şey bilinmiyor ve Irak’tan yasal yollarla alınıp alınmadıkları da bilinmiyor.</p>

<p>Krebernik ve George, diğer akademisyenlerin dikkatini çektikten sonra 2016 yılında tabletleri incelemeye başladı.</p>

<p>Gizemli dilin gramerini ve kelime dağarcığını analiz ederek, bu dilin İbranice (şu anda İsrail’de konuşuluyor) ve bir zamanlar bölgede yaygın olan ancak şu anda Orta Doğu’da sadece birkaç dağınık toplulukta konuşulan Aramice’yi de içeren Batı Sami dil ailesine ait olduğunu belirlediler.</p>

<p>Krebernik ve George, gizemli dil ile Amoritçe hakkında bilinen az şey arasındaki benzerlikleri gördükten sonra, bunların aynı olduğunu ve tabletlerin Akadça’nın Eski Babil lehçesinde Amoritçe ifadeleri tanımladığını belirlediler.</p>

<p>Tabletlerde Amorit dili hakkında verilen bilgiler şaşırtıcı derecede kapsamlı. Araştırmacılar, “<em><strong>Bu iki tablet Amorit hakkındaki bilgilerimizi önemli ölçüde artırıyor, çünkü sadece yeni kelimeler değil, aynı zamanda tam cümleler de içeriyorlar.</strong></em>” diyor.</p>

<p><img alt="" src="https://www.turkavrasya.com/public/images/detay/kenandil3.jpeg" /></p>

<p>Yazarlar, tabletlerdeki yazının Akadça konuşan bir Babilli kâtip ya da kâtip çırağı tarafından “<strong><em>entelektüel meraktan doğan doğaçlama bir egzersiz</em></strong>” olarak yapılmış olabileceğini de sözlerine ekliyor.</p>

<p>Tel Aviv Üniversitesi’nde Assuroloji profesörü olan ve araştırmada yer almayan Yoram Cohen, tabletlerin Amoritçe öğrenmek isteyen eski Akadça konuşanlar için bir tür “turist rehberi” gibi göründüğünü söylüyor.</p>

<p>Dikkate değer bir pasaj, Amorit tanrılarının Mezopotamya tanrılarıyla karşılaştırıldığı bir liste ve bir başka pasaj da karşılama cümlelerini detaylandırıyor.</p>

<p>Cohen, “<em><strong>Ortak bir sofra kurmakla, kurban kesmekle, bir kralı kutsamakla ilgili ifadeler var. Hatta bir aşk şarkısı bile olabilir. … Gerçekten de yaşamın tüm alanlarını kapsıyor.</strong></em>” diyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 29 Apr 2023 11:44:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2023/04/4-bin-yillik-tabletlerde-kenan-dili-tanimlandi-1682758627.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Müminlerin Emiri Hz. Ali Ramazan&#039;ın 21. günü Hakk&#039;a yürüdü</title>
                <category>TARİH</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/muminlerin-emiri-hz-ali-ramazanin-21-gunu-hakka-yurudu-188</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/muminlerin-emiri-hz-ali-ramazanin-21-gunu-hakka-yurudu-188</guid>
                <description><![CDATA[Müminlerin Emiri Hz. Ali, 40. Hicri Kameri (661. Miladi) Ramazan ayının 19. günü sabahı evinin önünde Harici mezhebine mensup Abdurrahman İbn Mülcem ve iki arkadaşı tarafından saldırıya uğramış ve Ramazan’ın 21. Günü evinde Hakk’a yürümüştü.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Hz. Ali'nin (a.s) şehadeti İslam dini ve Müslümanlara telafisi mümkün olmayan darbeler indirmiştir.&nbsp;</p>

<p>O eşsiz, kamil insanın kısa süren hilafet dönemi, yaşam tarzı ve değerli sohbetleri aradan asırlar geçmesine rağmen, parlak bir nur misali adalet ve hakikat talep insanlara yol göstermektedir.</p>

<p>Ali olmak demek, inanmış insan olmak demektir, mümin olmak demektir, tavırlı olmak demektir.</p>

<p><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/ali2.jpg" style="height:350px; width:640px" /></p>

<p><strong>HAZRETİ ALİ KİMDİR?</strong></p>

<p>Hicretten yaklaşık yirmi iki yıl önce, miladi 600'de Mekke'de doğan&nbsp;<strong>Hazreti Ali</strong>'nin babası, Hazreti Peygamber'in amcası Ebu Talib, annesi de Fatıma bint Esed b. Haşim'dir.</p>

<p>Mekke'de baş gösteren kıtlık üzerine Hazreti Peygamber, amcası Ebu Talib'in yükünü hafifletmek için Hazreti Ali'yi himayesine aldı. Hazreti Ali, beş yaşından itibaren hicrete kadar onun yanında büyüdü.</p>

<p>Hazreti Ali, hicretin ikinci yılının son ayında Hazreti Peygamber tarafından kızı Fatıma ile evlendirildi.</p>

<p>Bu evlilikten Hasan, Hüseyin, Zeyneb ve Ümmü Gülsüm dünyaya geldi. Hazreti Ali, Hazreti Fatıma'nın sağlığında başka evlilik yapmadı.</p>

<p>Hazreti Ali, ortaya yakın kısa boylu, koyu esmer tenli, iri siyah gözlü olup sakalı sık ve geniş, yüzü güzeldi.</p>

<p>Kendisine Hazreti Peygamber tarafından verilen "Ebu Türab" lakabından başka "el-Murtaza", "Allah'ın aslanı" ile zulüm ve haksızlıklar karşısında geri atmaması sebebiyle "Haydar-ı Kerrar" gibi lakapları vardı.</p>

<p>Bedir, Uhud, Hendek ve Hayber başta olmak üzere hemen hemen bütün gazve ve seriyyelere katılan Hazreti Ali, bu savaşlarda Hazreti Peygamber'in sancaktarlığını yaptı ve büyük kahramanlıklar gösterdi.</p>

<p>Hazreti Peygamber'e katiplik ve vahiy katipliği yapan Hazreti Ali, Hudeybiye Antlaşması'nı da yazmıştır.</p>

<p>Evs, Hazrec ve Tay kabilelerinin taptıkları putlarla Mekke'nin fethinden sonra Kabe'deki putları imha etme görevi de Hazreti Ali'ye verildi.</p>

<p>Hazreti Peygamber vefat ettiğinde, cenazenin yıkanması ve benzeri hizmetleri de Hazreti Ali ile Resulullah'ın yakın akrabalarından Abbas ve oğulları yaptı.</p>

<p>Kur'an ve hadis konusundaki derin ilminden dolayı hem Ebubekir'in hem de Ömer'in özellikle fıkhi meselelerde fikrine müracaat ettikleri Hazreti Ali'nin teklifi üzerine, Peygamber'in Mekke'den Medine'ye hicret ettiği gün İslam tarihi için başlangıç kabul edilmiştir.</p>

<p>Bütün kaynaklar, Hazreti Ali'nin, Müslümanlar arasındaki ilim, takva, ihlas, samimiyet, fedakarlık, şefkat, kahramanlık gibi yüksek ahlaki ve insani vasıflar bakımından müstesna bir mevkiye sahip bulunduğunu, Kur'an ve sünneti en iyi bilenlerden biri olduğunu ittifakla belirtir.</p>

<p>Hazreti Ali, aynı zamanda tasavvuf dünyası için de vazgeçilmez bir isim olması sebebiyle İslam tasavvuf edebiyatında, özellikle Türk kültüründe ayrı bir anlam ve önemle ele alınır.</p>

<p>Hazreti Ali, Kufe'de, Harici Abdurrahman b. Mülcem tarafından zehirli bir hançerle sabah namazında yaralandı, aldığı yaranın tesiriyle&nbsp;Ramazan’ın 21. Günü evinde Hakk’a yürüdü.</p>

<p><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/ali3.jpg" style="height:350px; width:640px" /></p>

<p>Mürebbinin musahibin aşkına<br />
Gönlüme gözüme düşen Ali'dir<br />
Yüreğim yaralı yaralar başlı<br />
Ezelden seven sevişen Ali'dir<br />
<br />
Ali'dir dünyaya edayı veren<br />
Ali'dir sofiye sevdayı veren<br />
Ali'dir Yezid'e kavgayı veren<br />
Hakka vasıl merdan Ali'dir<br />
<br />
Mihr-i Yar'ı devlerin savaşında<br />
Kendime bend etti on beş yaşında<br />
Üç yüz yıldan sonra yedi yaşında<br />
İfrit'in bendini çözen Ali'dir<br />
<br />
Yedinci felekte arslan görünen<br />
Hatemin ağzına veren sır eden<br />
Gelip Kırklar ile cemde bulunan<br />
Cümlesine serdar olan Ali'dir<br />
<br />
Ali'dir cesetin kendisi yuyan<br />
Yuyup kefeniyle tabuta koyan<br />
Ali'dir devesin kendisi yeden<br />
Hak ile Hak olan Arslan Ali'dir<br />
<br />
Ya Allah dedi de Düldül'e bindi<br />
İşaret edince gün geri döndü<br />
Yetmiş bin kafir de hep dine geldi<br />
Öğlenin vaktında eren Ali'dir<br />
<br />
Yıldırım gibidir Zülfikar yüzü<br />
İmam Hüseyin'dir Ali'nin sözü<br />
Zülfikar çekicek Necef denizi<br />
Hikmetle kaynayıp coşan Ali'dir<br />
<br />
Şah Hatayi'm eydür dert ile ahı<br />
Diline virt etti ol gani Şah'ı<br />
Lamekan ilinin hem padişahı<br />
Müminlere Yezdan olan Ali'dir</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 05 Apr 2023 12:44:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2023/04/muminlerin-emiri-hz-ali-ramazanin-21-gunu-hakka-yurudu-1680689012.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Üzüm Batı Asya&#039;da mı evcilleştirildi?</title>
                <category>TARİH</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/uzum-bati-asyada-mi-evcillestirildi-165</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/uzum-bati-asyada-mi-evcillestirildi-165</guid>
                <description><![CDATA[Bazı araştırmacılar, üzümün ilk olarak 11.000 yıl önce Kafkasya’da ve Asya’nın batı bölgesinde yetiştirildiğini öne sürüyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Science dergisinde bir makale yayımlayan bir grup akademisyen, çoğunlukla pandemi nedeniyle sokağa çıkma kısıtlamaları sırasında asma çeşitlerinin şimdiye kadarki en büyük genom dizilimini gerçekleştirdikleri konusunda bilgi verdi.</p>

<p>İnsanlar uzun süredir sofralık üzüm çeşitlerini tüketmiş ve onlardan şarap yapmış olsalar da, şimdiye kadar üzümlerin evrimsel tarihleri hakkında çok az şey biliniyor.</p>

<p>Uzun zamandır, kültürü yapılan şaraplık asma Vitis Vinifera’nın ilk olarak Batı Asya’nın bazı bölgelerinde evcilleştirildiği ve bugün kullanılan tüm ana çeşitlerin onlardan geldiği varsayılıyor.</p>

<p>Ek olarak, şaraplık asma çeşitlerinin, yemek için üretilen sofralık çeşitlerden önce geldiği varsayılıyor.</p>

<p><strong>ARAŞTIRMACILAR YENİ BULGULARI PAYLAŞTI</strong></p>

<p>Araştırmacılar, bu yeni çalışmada her iki hipotezin de yanlış olduğunu öne süren veriler keşfettiler.</p>

<p>Çalışma, 16 ülkeyi kapsayan 23 bölgeden toplanan 2.448 asma örneğinin genomlarını elde etmeyi ve incelemeyi içeriyordu; örnekler hem yabani hem de evcilleştirilmiş üzüm çeşitlerini içeriyordu.</p>

<p>Araştırmacılar, Vitis Sylvestris’in kromozom düzeyinde bir genomunu oluşturdular ve ardından onu referans olarak kullanarak 3.186 çeşit koleksiyonu dizilediler.</p>

<p>Sonuç olarak, üzümün ilk olarak Kafkasya’da ve Asya’nın batı bölgesinde olmak üzere iki farklı coğrafi bölgede yetiştirildiği kanaatine ulaştılar.</p>

<p>Veriler ayrıca iki bölgede evcilleştirmenin yaklaşık aynı zamanda (kabaca 11.000 yıl önce) meydana geldiğini ve tarımsal çiftçiliğin ilk aşamalarına denk geldiğini ortaya koydu.</p>

<p>Ekip ayrıca sofralık üzümlerin de kabaca aynı dönemde evcilleştirildiğini keşfetti.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 29 Mar 2023 12:04:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2023/03/uzum-bati-asyada-mi-evcillestirildi-1680081142.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Müminlerin Emiri Hz. Ali, Mısır Valisi Malik Ejder&#039;e ne dedi?</title>
                <category>TARİH</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/muminlerin-emiri-hz-ali-misir-valisi-malik-ejdere-ne-dedi-136</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/muminlerin-emiri-hz-ali-misir-valisi-malik-ejdere-ne-dedi-136</guid>
                <description><![CDATA[Yemenli Malik, 636 yılında Bizanslılarla Suriye’de yapılan Yermük Savaşı’nda gözünden yaralanmış bundan dolayı kendisine El Eşter (göz kapakları ters) denilmiştir. Muaviye'nin yönetiminde Mısır'da ayaklanma çıkması üzerine, Hz. Ali, ayaklanmaları bastırması için Malik Bin Ejder‘i görevlendirir. Okuyacağınız metin, Hz. Ali'nin Malik Bin Ejder'e yazdığı görevlendirme mektubudur. Bugün de yöneticilerin dikkatle okuması gereken bu mektubu okurlarımıza sunuyoruz. İşte, o mektup:]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">"Bil ki ey Malik!" </span></p>

<p><span style="color:#000000">"Seni, senden önce adaletle ve zulümle hüküm sürenlerin bulunduğu bir beldeye gönderdim. Sen, daha önceki yöneticilerin durumlarına baktığın gibi, insanlar da senin durumuna bakacaktır. Sen onlar hakkında ne söylersen onlarda senin hakkında aynısını söylerler. Salih kimseler, Allah'ın kullarının diliyle söylettiği gerçeği fark edip uygulayanlardır… </span></p>

<p><span style="color:#000000">Halka karşı merhametli olmayı, sevgi ve iyilikte bulunmayı kendine şiar edin. Kesinlikle onların malını ganimet bilen yırtıcı bir canavar olma. O insanlar iki sınıftır: Birincisi, dinde kardeşin, ikincisi ise yaratılışta senin eşindir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">İnsanlara, yakınlarına, ailene ve insanlar arasında özel sevgi beslediğin kimselere karşı adaletli davran! Böyle yapmadığın takdirde zulmetmiş olursun. Allah'ın nimetini tahrif eden, azabının hemen gelmesine sebep olan şeyler içinde zulümden daha güçlüsü yoktur. Kuşkusuz Allah mazlumların ahını duyandır, zalimleri de gözleyendir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Sana en sevimli gelen şeyler şunlar olsun: Hak hususunda orta yolu tutmak, adaleti herkese yaymak ve halkın rızasını kazanmak… </span></p>

<p><span style="color:#000000">Şüphesiz ki; çoğunluğun öfkesi azınlığın rızasıyla, azınlığın öfkesi de çoğunluğun rızasıyla kaybolup gider. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Valiyle halkı arasında en zararlı olanlar, bollukta yardım eden, zorlukta yardımı kesen, ölçüsüz davranan, isteklerinde ısrar eden, ikram edildiğinde teşekkür etmeyen, yasaklara karşı duyarsız olan ve zamanın zorluklarına en az sabreden seçkinlerdir. Dinin direği olan, İslam cemaatini oluşturan, düşmana karşı duran, ümmetin çoğunluğunu meydana getiren halk ile istişare etmeli ve onlara meyletmelisin. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Halkın içinde en çok sevmediğin kimse, insanların ayıplarını araştıran kişiler olsun. Şüphesiz ki insanların ayıpları vardır. Valilere düşen de bunları örtmektir. Onlar hakkında bilmediğin ayıpları araştırmaya çalışma. Şayet suçları ortaya çıkarsa, senin için en uygun olan bunları kapatmaya çalışmandır. Senin bilmediklerin hakkında Allah hükmeder. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Vezirlerinin en şerlisi, senden önceki şerlilere vezirlik yapanlar ve onların suçlarına ortak olanlardır. Kesinlikle sana yakın olmasınlar. Çünkü onlar suç ortakları ve zalimlerin kardeşidirler. Sen, aynı görüşte ve nüfuzda olup da onlar gibi suç ve zulüm işlemeyen, zalimin zulmüne ve günah işleyenin günahına yardımcı olmayan daha iyi kimseler bulabilirsin. Bunlar yük olarak senin için daha hafif ve kolaydır. Sevgileri daha içten ve dışarıya olan ülfetleri daha azdır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu ümmette daha önce yaşamış insanların ortaya koyduğu güzel sünnetleri ve halkın üzerinde ittifak ettiği şeyleri kınama. Daha önceki insanların koyduğu sünnete (örfe) zarar getirecek yeni sünnetler koyma. Öncekilerin koyduğu sünnetlerin sevabı kendilerinedir. Şayet bunları ayıplarsan günahı da sanadır. Yönetimin altında bulunan ülkenin istikrarının devamı için âlimlerle müzakerede bulunmayı, akıllılarla tartışmayı arttır. Senden önce insanları yönlendiren şeyler bunlardı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Unutma ki idaren altında bulunan insanlar sınıf sınıftır. Bir kısmının ıslahı diğerinin ıslahına bağlıdır. Bunlar birbirlerine ihtiyaç duymaksızın yaşayamazlar. Söz konusu sınıflar şunlardır; Allah’ın askerleri, genel ve özel işlere bakan kâtipler, adaletli kadılar, adalet ve hakkaniyetle çalışan memurlar, vergi veren Müslümanlar, cizye ve haraç veren zimmiler, ticaretle uğraşanlar, sanatla ilgilenenler ve en alt sınıfı oluşturan yoksul ve miskinlerdir. Allah bunların hakkını üstün kılmıştır. Bunların sınırlarını belirleyen hükümler, Kitap ve Sünnet hala elimizde mahfuzdur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ordu, Allah’ın izniyle halkın koruyucusu, yöneticilerin ziyneti, dinin izzeti ve emniyetini sağlamak için bir araçtır. Halkın düzeni ancak orduyla sağlanabilir. Ordunun düzeni de Allah’ın onlara lütfettiği haraçla (vergi) mümkündür. Ordu, düzenini sağlamada düşmanlarına karşı güç oluşturmada ve ihtiyaçlarını karşılamada aldığı bu vergiye dayanır. Bu iki sınıf ancak kadılar, memurlar ve kâtiplerden oluşan üçüncü bir sınıfla düzelip güçlenebilir. Bunlar ihtiyaç sahiplerini gözetir, vergileri toplar, toplumun ve fertlerin işlerini güvence altına alırlar. Bütün bunlar ancak, tüccarlar ve sanatkârlarla ayakta durabilir. Tüccarlar ve sanatkârlar meslektaşlarını bir araya getirerek pazarlar kurarlar, insanların ihtiyaçlarını karşılayıp başkalarının elde edemediği karı elde ederler.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sonra yoksul sınıfta olup da yardım edilmesi, gözetilmesi gereken ihtiyaç sahipleri ve miskinler gelir. Bunların hepsi için Allah’ın katında ferahlık vardır. Bunların durumlarının düzeltilmesi, vali üzerindeki haklardandır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Orduna, Allah Resulü ve senin imamın için en fazla nasihat edenleri komutan seç.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Şüpheye düştüğün konuları ve sana ağır gelen işleri Allah’a ve Resulüne yönelt. Allah uyarılmalarını istediği topluma seslenerek şöyle buyurdu: “Ey iman edenler! Allah’a, Rasulü’ne ve sizden olan emir sahiplerine itaat edin. Eğer bir şeyde anlaşmazlığa düşerseniz, artık onu Allah’a ve Rasulü’ne havale ediniz.”( Nisâ 59.) Allah’a döndürmek Kitab’ın hükmünü almak; Rasul’e döndürmek onun Sünnet’ine ayırt etmeksizin topluca sarılmaktır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İnsanlar arasında hükmedecek kimseleri seçerken en değerli olanları seç. Sonra onların verdikleri hükümleri öğrenmeye çalış.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Memurların durumunu gözden geçir. Onları sevgin ya da eğiliminden dolayı seçme. Deneyip durumlarını öğrendikten sonra görevlendir. Onların ücretlerini gerektiği kadar ver. Bu davranış, hallerini düzeltmeleri ve elleri altındaki mallara göz dikmemeleri için bir destektir. Ve dolayısıyla emrine karşı çıkmaları, emanetine ihanet etmeleri halinde bu onların aleyhine delil olur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Çiftçileri düzelterek zirai toprakları verimli hale getir. Çünkü bunların ıslah olması onların dışındakilerinin de ıslah olması demektir. Çünkü bütün insanlar çiftçinin ve zirai arazinin iyali gibidir. Vergi toplamaktan ziyade gözün arazi ıslahında ve ülkenin imarında olsun. Çünkü vergi ülkenin imarından sonra toplanabilir. Kim ülkeyi imar etmeden vergi toplamak isterse, ülkeyi harap insanları bitap etmiş gibidir. Bu gibilerin durumu pek az düzelir. Eğer insanlar verginin ağırlığından, sularının kesilmesinden, arazilerinin yok olmasından veya susuzluktan dolayı ürünlerinin az olmasından şikâyet ediyorlarsa durumlarının düzeltilmesi için vergilerinin hafifletilmesi gerekir. Bunlar sana zor gelmesin. Böyle yaptığın takdirde halkın yükünü hafifleterek ülkeyi imar etmiş ve halkının hoşgörüsünü kazanmış olursun.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kâtiplerin durumuna da bak. Yapılacak işlerini onların en iyisine yaptır. Bunları bu göreve seçmen kendi güvenine ve hoşgörüne dayanarak olmasın. Çünkü insanlar yapmacık davranışlarıyla kendilerini yöneticilere iyi göstermeye çalışırlar. Bunun arkasından ise ne öğüt dinlerler ne de emanete riayet ederler. Bunun için sen, daha önceki Salih insanların seçtiği kişilere itibar et. Bunları seçerken topluma en iyi muamele edenleri ve emanete gerekli önemi gösterenleri seç.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tüccarları ve sanatkârları gözetleyip onlara iyi tavsiyelerde bulun. Onlardan kimi bulundukları yerlerde, kimi de şehirleri dolaşarak bu işle meşgul olurlar. Ve yine bir kısmı da insanların ihtiyaçlarını elleriyle hazırlamaya ve insanlara faydalı olmaya çalışırlar. Onlar insanların ihtiyaç duyduğu şeyleri ülkende, dağları, ovaları, denizleri ve karaları aşarak zorluklara ve uzaklıklara göğüs gererek temin etmeye çalışırlar. Bunların gittiği yerlere insanlar ne gidebilirler ne de cüret edebilirler. Onlar emin kimselerdir. İhanetlerinden korkulmaz. Barış içindedirler, isyanlarından korkulmaz. Bulunduğun yerde ve ülkenin değişik bölgelerinde onları denetle, tüm bu anlattıklarımın yanı sıra şunu da bil; onların çoğunda aşırı hırs, çirkin bir cimrilik, stokçuluk ve pazarlara tekel kurma arzusu vardır. Bu, insanlar için bir zarar kapısı ve yöneticiler için bir eksikliktir. Onları stokçuluk yapmaktan alıkoy. Çünkü Rasulullah (sav) bunu yasaklamıştır. Alan ve satan her iki tarafın zarara uğramayacağı bir şekilde ve adalet ölçüleri doğrultusunda bir alış veriş ortamı olsun. Yasakladıktan sonra kim stokçuluk yaparsa onu aşırı gitmeksizin cezalandır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hilesi, düzeni olmayan yoksulların, kimsesizlerin ve çaresizlerin oluşturduğu aşağı tabakayı Allah için koru. Bunların içinde yoksul olduğu halde seslerini çıkarmayanlarda vardır. Bunlar için Allah senden neyi korumanı istiyorsa onu koru. Onlara devlet hazinesinden belli bir pay ayır. Ve diğer şehirlerde devlete ait arazilerde elde edilen gelirden de onlara belli bir pay ayır. Onlardan o şehre uzak olanlar, yakın olanlar gibidir. Onların hakkını koruyup gözetle. Nimetler içerisinde yüzmen, önemli işlerle uğraşman bu zayıflara bakmaman için özür teşkil etmez. Onların sorunlarını dinle ve yardımını eksik eyleme. İnsanlar Tarafından horlanıp da haberinin olmadığı kimseleri araştır. Bunların durumlarını sana ulaştırmaları için güvendiğin ve mütevazı kimseleri bu işle görevlendir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hiçbir hilesi olmayan yetimleri ve yaşlıları gözet. Doğrusu bu, valiler için ağırdır. Ne var ki hak bütünüyle ağırdır. Allah, iyi bir akıbeti dileyip kendisinin vaadine güvenerek sabreden kimselerin yükünü elbet hafifletecektir. Zamanının bir kısmını ihtiyaç sahiplerine ayırarak onlarla umumi meclislerde oturup dertlerini dinle. Bu mecliste seni yaratan Rabbine karşı tevazulu ol. Askerlerini, koruyucularını ve yardımcılarını yanına oturt. Ta ki onlardan konuşmak isteyen senden çekinmeden konuşabilsinler. Ben Rasulullah’ın birçok yerde; “Allah, zayıfın hiç çekinmeden güçlüden hakkını alamadığı bir toplumu yüceltmez.” dediğini işittim…</span></p>

<p><span style="color:#000000">Valilerin yanında zulmeden, aşırı giden, ilişkilerinde insafsız dostları, yardımcıları olabilir. Bu durumun nedenlerini ortadan kaldırarak onların iyi olmayanlarını etrafından uzaklaştır. Senden önceki adil sistemleri değerli yolları, Peygamber (sav) ve onun takipçilerinin izlerini, Allah’ın Kitabı’ndaki emirleri hatırlaman, bizim bilerek yaptığımızı gördüğün şeylere uyman ve sana belirttiğim bu emirlere uymaya çalışman gerekir. Allah’tan beni ve seni razı olduğu şeylere muvaffak kılmasını istiyorum.”</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 27 Feb 2023 18:04:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2023/02/muminlerin-emini-hz-ali-misir-valisi-malik-ejdere-ne-dedi-1677510855.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Luvi Araştırmaları Vakfı: Aleviler ve Luviler arasında bağ olması mümkün değil!</title>
                <category>TARİH</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/luvi-arastirmalari-vakfi-aleviler-ve-luviler-arasinda-bag-olmasi-mumkun-degil-117</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/luvi-arastirmalari-vakfi-aleviler-ve-luviler-arasinda-bag-olmasi-mumkun-degil-117</guid>
                <description><![CDATA[Dünya çapında en önemli Luvi dönemi araştırmacı akademisyen olarak bilinen ve Luviler hakkında kaynak kitapların yazarı Dr. Eberhard Zangger’in başkanlığını yaptığı Luvi Vakfı Mütevelli Heyeti bir açıklama yaparak, Luviler ile Alevilerin arasında herhangi bir bağ olmadığını, Alevilerin Türk kültür dairesine ait olduğunu belirtti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Milattan Önce 2000 ile 1000 yılları arasında bugünkü Çanakkale merkez olmak üzere, Batı Anadolu’dan Orta Anadolu’ya kadar bir bölgede yaşadıkları tahmin edilen Luviler hakkında araştırmalarıyla tanınan İsviçreli akademisyen Dr. Eberherd Zangger, aynı zamanda Luvi halkını, kültürünü ve sosyal yapısını anlatan çok sayıda kitap ve makalenin de yazarı.</p>

<p>Dr. Zangger, Luviler hakkındaki araştırmalarını düzenli yapabilmek ve finans kaynakları yaratabilmek için 2014 yılında Luvi Araştırmaları Vakfı kurdu. Mütevelli Hayati’ni tamamen kendisi gibi konu uzmanı akademisyenlerden oluşturan Dr. Zangger, amacını “politikacıları ve iş adamlarını, Luvi yerleşimlerini Türkiye'den ve dünyanın geri kalanından arkeologlar tarafından mümkün olan en kısa sürede daha yakından ve kapsamlı bir şekilde incelemeye teşvik etmek” olarak açıklıyor.</p>

<p>1982'den beri Doğu Akdeniz'deki arkeolojik saha araştırmalarında doğa bilimcisi olarak uzmanlaşan Dr. Eberhard Zangger, ABD'deki Stanford Üniversitesi'ndeki ve Büyük Britanya'daki Cambridge Üniversitesi'ndeki bilimsel çalışmalarının bir parçası olarak, diğer şeylerin yanı sıra Geç Tunç Çağı sarayları olan Iolcus, Mycenae, Tiryns ve Pylos'un etrafındaki manzaraları yeniden inşa etti.</p>

<p><strong>ALEVİLERİN LUVİLERLE AKRABALIĞI YALANI</strong></p>

<p>Aslında, kendisinden önce de başka meczuplar tarafından dile getirilse de, Alevilik hakkında yazdığı spekülatif kitaplarla dikkati çeken Erdoğan Çınar, Luvilerle Aleviler arasında bağlantı iddiasını ortaya atan kişi olarak biliniyor.</p>

<p>Yazdığı kitaplarda tahrifat yaptığı, tercümeleri değiştirdiği, olmayan alıntıları kaynak gösterdiği ve daha pek çok iddia bulunan Çınar, Luvi isminin ışık karşılığında kullanıldığını öne sürerek, zorlama ile Alevi ve Luvi kelimelerinin etimolojik kökenini birleştirmeye çalışmıştı.</p>

<p>Her ne kadar sözcüklerin kökenleri halkların ve inançların bağdaştırılması için yeterli bir kanıt olmasa da, Çınar’ın iddiaları, Aleviler ile Hz. Ali, dolayısıyla İslam arasındaki bağı koparmak isteyen çeşitli odaklar için kullanışlı olarak görüldü ve yayılması için çaba gösterildi.</p>

<p>Yayın yönetmenimiz Ali Rıza Özkan, bir süre önce, Dr. Eberhard Zangger’i konu hakkında bilgilendirmiş ve Luvilerle Aleviler arasında bir bağ olamayacağını açıklaması yönünde tavsiyede bulunmuştu.</p>

<p>LUVİ ARAŞTIRMALARI VAKFI MÜTEVELLİ HEYETİ’NİN AÇIKLAMASI</p>

<p>İşte, Luvi Araştırmaları Vakfı Mütevelli Heyeti’nin açıklaması:</p>

<p>Bazı sosyal medya paylaşımlarında, dini bir grup olan Alevilerin kadim Luvilerin akrabaları olabileceğine dair bir iddiaların ifade edildiği Luvi Araştırmaları Vakfı’nın dikkatini çekti.</p>

<p>Luvi Araştırmaları Vakfı'nın Alevilere büyük saygısı var. Ancak, Alevilerin Luvilerle herhangi bir ilişkileri olmaları mümkün değildir.</p>

<p>“Luwian” (Luviler) terimi, Orta ve Geç Tunç Çağı'nda Küçük Asya’nın batısında var olan şehir devletlerini ve küçük krallıkları ifade eder.</p>

<p>Bu bölgede çok ırklı ve çok dilli bir toplum olmakla birlikte, Hint-Avrupa kökenli bir dil olan Luvice, en büyük dil grubunu oluşturuyordu.</p>

<p>Luvi hiyeroglif yazısı M.Ö. 600’den sonraki zaman diliminde kullanımda değildi. Luvi dili Roma dönemine kadar varlığını sürdürse de artık kullanılmamaktadır.</p>

<p>Aleviliğin kökeni Türk kültürüne dayanmaktadır. Bu inanç, 13. ve 14. yüzyıllarda Orta Asya'dan (Horasan) Oğuz-Türkmen kabilelerinin Anadolu'ya gelmesinden sonra - yani Luvi dilinin ortadan kalkmasından bin yıldan daha fazla bir süre geçtikten sonra - yayıldı.</p>

<p>Arkeolojik araştırmalar, Luviler ile günümüz Türkiye'sine göç eden halklar arasında herhangi bir bağlantı olduğuna dair hiçbir kanıt sunmamaktadır. Luviler ile günümüzün dini toplulukları arasında da kesinlikle doğrudan bir bağlantı yoktur.</p>

<p>Luvi Araştırmaları Vakfı, Türkiye’nin batı bölgesinin çok az arkeolojik ilgi gören 2000 ile 1000 yılları arasındaki dönemini aydınlatmayı amaçlamaktadır.</p>

<p>Bu açıklama ile Mütevelli Heyeti, yanlış anlamaları ortadan kaldırmayı amaçlamıştır.</p>

<p><strong>Luvi Araştırmaları Vakfı</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 27 Feb 2023 12:48:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2023/02/luvi-arastirmalari-vakfi-aleviler-ve-luviler-arasinda-bag-olmasi-mumkun-degil-1677491365.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>En İyi Rap Sanatçı Kategorisinde Tek Kadın Güneş</title>
                <category>TARİH</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/en-iyi-rap-sanatci-kategorisinde-tek-kadin-gunes-98</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/en-iyi-rap-sanatci-kategorisinde-tek-kadin-gunes-98</guid>
                <description><![CDATA[MÜZİK ÖDÜLLERİNDE 3 KATEGORİDE ADAY!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style=”text-align:center”><span style=”font-size:16px”><span style=”font-family:arial,helvetica,sans-serif”><strong>MÜZİK ÖDÜLLERİNDE 3 KATEGORİDE ADAY!</strong></span></span></p>

<div> </div>

<div>
<p style=”text-align:center”><span style=”font-size:16px”><span style=”font-family:arial,helvetica,sans-serif”><strong><span style=”color:black”>N1 Video Müzik Ödülleri kapsamında müziğin en iyilerinin belirleneceği ”Head&amp;Shoulders NR1 Video Müzik Ödülleri 2022” için halk oylaması devam ediyor. Toplamda 14 kategoride yarışan sanatçılar arasında yerini alan GÜNEŞ ise adaylar arasında tek kadın sanatçı olarak ”En İyi Rap Sanatçı”, NKBI şarkısı ile ”En İyi Rap Şarkı” ve ”En İyi Video” kategorisinde yarışıyor. </span></strong></span></span></p>

<p style=”text-align:justify”><span style=”font-size:16px”><span style=”font-family:arial,helvetica,sans-serif”><span style=”color:black”> </span></span></span></p>

<p style=”text-align:justify”><span style=”font-size:16px”><span style=”font-family:arial,helvetica,sans-serif”><span style=”color:black”>Geçtiğimiz yıl ilk kez düzenlenen ”Head&amp;Shoulders NR1 Video Müzik Ödülleri 2022” için halk oylaması devam ediyor. </span></span></span></p>

<p style=”text-align:justify”><span style=”font-size:16px”><span style=”font-family:arial,helvetica,sans-serif”><span style=”color:black”> </span></span></span></p>

<p style=”text-align:justify”><span style=”font-size:16px”><span style=”font-family:arial,helvetica,sans-serif”><strong><span style=”color:black”>3 Farklı Kategoriye Aday!</span></strong></span></span></p>

<p style=”text-align:justify”><span style=”font-size:16px”><span style=”font-family:arial,helvetica,sans-serif”><span style=”color:black”>ATLANTİS albümü ile adından sıkça bahsettiren Güneş ise heyecan dolu oylamada 3 farklı kategoride yarışıyor. ”En İyi Rap Sanatçı” kategorisinde yarışan 30 aday arasında tek kadın sanatçı olarak yer alan sanatçı, Atlantis albümünün ikinci çıkış parçası olan NKBI şarkısı ile ”En İyi Rap Şarkı” ve ”En İyi Video” kategorisinde yarışıyor.<strong> </strong>23 yaşındaki başarılı sanatçının tüm iletişim faaliyetlerini ise ünlü plak şirketi </span><span style=”color:rgb(34, 34, 34)”>M.O.B Entertainment tarafından yürütülüyor.</span></span></span></p>
</div>
<br>Kaynak: (BYZHA) - Beyaz Haber Ajansı]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 15 Aug 2022 10:42:11 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2022/08/en-iyi-rap-sanatci-kategorisinde-tek-kadin-gunes-1660549331.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Uraz Kaygılaroğlu eski rol arkadaşı İrem Sak’ı sildi</title>
                <category>TARİH</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/uraz-kaygilaroglu-eski-rol-arkadasi-irem-saki-sildi-80</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/uraz-kaygilaroglu-eski-rol-arkadasi-irem-saki-sildi-80</guid>
                <description><![CDATA[Oyuncu Uraz Kaygılaroğlu, ‘Dönerse Senindir’ filmindeki rol arkadaşı İrem Sak’ı sosyal medya hesabından sildi. Kaygılaroğlu’nun bu hamlesi ‘eski dostlar düşman mı oldu?’ sorusunu akıllara getirdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Şu sıralar Sefirin Kızı adlı dizide rol alan ve beğeni toplayan Uraz Kaygılaroğlu, setlerin corona virüsü salgını nedeniyle ara vermesiyle birlikte vaktini evde geçiriyor. Zaman zaman paylaşımlarıyla gündeme gelen Kaygılaroğlu, son olarak şaşırtan bir hamlede bulundu.</p>

<h2>İREM SAK'I SİLDİ</h2>

<p>Yakışıklı oyuncu, ‘Dönerse Senindir' filminde rol aldığı arkadaşı İrem Sak'ı Instagram hesabından takipten çıkardı. Sak'ın da Uraz Kaygılaroğlu'nu takip etmediği görüldü. İkilinin bu hamlesinin sebebi merak edilirken, ‘eski dostlar düşman mı oldu? sorusu akıllara geldi.</p>

<p>Öte yandan daha önce de ikili arasında ilginç bir yorumlaşma yaşanmıştı. Uraz Kaygılaroğlu, İrem Sak'ın yılan küpeli bir fotoğrafına “Kalbinin güzelliği küpelerinize yansımış” notunu düşmüş, Sak ise “Arkandan çok konuşuyorum, keşke bana küssen” demişti. Bu yanıtlar sosyal medyayı adeta sallamıştı.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 25 Apr 2020 13:22:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2020/04/uraz-kaygilaroglu-eski-rol-arkadasi-irem-saki-sildi-1587810262.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ajda Pekkan&#039;dan karantina günlerinde spor paylaşımı</title>
                <category>TARİH</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ajda-pekkandan-karantina-gunlerinde-spor-paylasimi-76</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ajda-pekkandan-karantina-gunlerinde-spor-paylasimi-76</guid>
                <description><![CDATA[74 yaşındaki ünlü şarkıcı Ajda Pekkan, evde geçirdiği günleri spor yaparak değerlendiriyor. Süperstar evinin bahçesinde spor yaparken çekilen fotoğraflarını Instagram'dan paylaştı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>74 yaşındaki ünlü şarkıcı Ajda Pekkan, koronavirüs salgını nedeniyle evde geçirdiği günleri spor yaparak değerlendiriyor.</p>

<p>Sağlıklı beslenen ve sürekli diyet yapan Pekkan, sosyal medya hesabından ise o anların görüntüsünü paylaştı.</p>

<p>Evinin bahçesinde spor yapan Pekkan'ın fit vücudu, herkes tarafından oldukça dikkat çekti.</p>

<h2>"SPORUNUZU İHMAL ETMEYİN"</h2>

<p>Disiplinli bir hayat sürdüren Süperstar, paylaşımına, "Sağlıklı yaşam için sporunuzu ihmal etmeyin. Güzel günler yakın" notunu ekledi.</p>

<p>Paylaşım ise kısa sürede, binlerce kişi tarafından beğeni topladı.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 25 Apr 2020 13:12:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2020/04/ajda-pekkandan-karantina-gunlerinde-spor-paylasimi-1587809617.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Özkan Uğur&#039;dan sevenlerini üzen haber!</title>
                <category>TARİH</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ozkan-ugurdan-sevenlerini-uzen-haber-70</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ozkan-ugurdan-sevenlerini-uzen-haber-70</guid>
                <description><![CDATA[MFÖ grubunun solistleri Mazhar Alanson ve Fuat Güner, dün 23 Nisan Çocuk Bayramı dolayısıyla Gülhane Parkı'nda konser verdi. Şarkı arasında konuşan Fuat Güner, Özkan Uğur'un kanser tedavisi gördüğü için konsere gelemediğini söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Valiliğince 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ve TBMM'nin açılışının 100. yılı dolayısıyla Gülhane Parkı'nda organize edilen konserde, MFÖ grubundan Mazhar Alason ve Fuat Güner sevilen şarkılarını seslendirdi.</p>

<p>İstanbul Valiliğince düzenlenen ve MFÖ gbundan Özkan Uğur'un sağlık sorunları nedeniyle katılamadığı konser, online olarak yayınlandı. Yeni tip koronavirüs (Kovid -19) salgını nedeniyle seyircisiz organize edilen konser sosyal medya, radyolar ve televizyonlardan izleyiciye ulaştırıldı.</p>

<h2>"EVLERDEYİZ DİYE İŞİ SERMEK YOK"</h2>

<p>Sanatçı Mazhar Alanson, seyircisiz konserde vatandaşların evlerinden şarkılara eşlik etmesini istedi. Uzaktan eğitim gören öğrencilerin derslerini ihmal etmemesini isteyen Alanson, "Evlerdeyiz diye işi sermek yok. Çünkü iyi notlar, kötü notlar var, yine sınıfı geçmek ve kalmak var. Anne babalar, lütfen çocukların başına dikilmeyin ders çalışırken. Onları biraz rahat bırakın. Ne güzel okul bahçesinde teneffüslerde oynardınız, anne-babanızla birlikte dolaşmak ne kadar kıymetliymiş. Bundan sonra hayatın kıymetini biz büyükler zaten anladık ama siz de bunları inşallah idrak edersiniz." dedi.</p>

<h2>"KANSER TEDAVİSİ GÖREN ÖZKAN UĞUR GELEMEDİ"</h2>

<p>Fuat Güner de TBMM'nin kuruluşunun 100. yılını ve Atatürk'ün çocuklara armağanı olan 23 Nisan'ı canı gönülden kutladığını belirtti. 100. yılı herkesin büyük bir coşkuyla kutlamasını isteyen Güner, kanser tedavisi gören Özkan Uğur'un çok istemesine karşın doktorunun risk uyarısı nedeniyle aralarında olmadığını söyledi. Mazhar Alanson, 1971'de Fuat Güner'le ikili olarak çalıştıklarını ve Özkan Uğur'un gelmesiyle marka haline dönüştüklerini anlatarak, ilk defa ayrı kaldıklarını kaydetti.</p>

<p>Başarılı şarkıcı Özkan Uğur, 2013 yılında kansere yakalanmış ve hastalığı yenmişti.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 25 Apr 2020 12:55:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2020/04/ozkan-ugurdan-sevenlerini-uzen-haber-1587808598.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Burak Özçivit’in eşi Fahriye Evcen’den görümcesi Burçun hakkında açıklama!</title>
                <category>TARİH</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/burak-ozcivitin-esi-fahriye-evcenden-gorumcesi-burcun-hakkinda-aciklama-63</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/burak-ozcivitin-esi-fahriye-evcenden-gorumcesi-burcun-hakkinda-aciklama-63</guid>
                <description><![CDATA[Oyuncu Burak Özçivit ve eşi Fahriye Evcen hakkında geçtiğimiz günlerde flaş bir iddia ortaya atılmıştı. Fahriye Evcen'in Burak Özçivit'in kardeşi Burçun ile tartıştığı bunun üzerine Evcen'in görümcesini Instagram'dan takipten çıkardığı belirtilmiş, üstüne üstlük Fahriye Evcen oğlu Karan'ı görümcesine göstermeme kararı almıştı. Evcen'den bu iddialarla ilgili açıklama geldi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İddialara göre Fahriye Evcen, eşi Burak Özçivit’in kardeşi Burçun’la büyük bir tartışma yaşadı. Çiftin aileleri, olayı öğrenince tarafları barıştırmak için harekete geçti. Ancak görümcesini hayatından tamamen çıkaran Fahriye Evcen, barışmaya yanaşmadı.</p>

<p>Tartışmanın ardından görümcesiyle arasındaki ipleri koparan güzel oyuncu, Burçun Özçivit’i sosyal medya hesaplarından da sildi. Hatta oğlu Karan’ı da görümcesine göstermeme kararı aldı.</p>

<h2>FAHRİYE EVCEN’DEN İDDİALARA YANIT</h2>

<p>Fahriye Evcen, eşi Burak Özçivit’in kardeşi Burçun’la büyük bir tartışma yaşadığı ve onu sosyal medya hesabından sildiği iddiasına yanıt verdi:<br />
Kuruluş Osman’ın yıldızı Burak Özçivit eşi Fahriye Evcen’den görümcesi Burçun hakkında açıklama!</p>

<p>“O hesap, aktif kullanılmayan bir hesap. Yazıldığı gibi bir durum söz konusu değil. Aramızda yansıtıldığı gibi bir sorun kesinlikle yok.”</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 25 Apr 2020 12:25:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2020/04/burak-ozcivitin-esi-fahriye-evcenden-gorumcesi-burcun-hakkinda-aciklama-1587806844.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Gökçe Bahadır bir gecede 100 bin TL kazandı!</title>
                <category>TARİH</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/gokce-bahadir-bir-gecede-100-bin-tl-kazandi-40</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/gokce-bahadir-bir-gecede-100-bin-tl-kazandi-40</guid>
                <description><![CDATA['Ufak Tefek Cinayetler' dizisinin final yapmasının ardından Gökçe Bahadır albüm hazırlığına başlamış ve Aykut Gürel öncülüğünde ilk kez bir müzik albümü çıkarmıştı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>'Ufak Tefek Cinayetler' dizisinin final yapmasının ardından Gökçe Bahadır albüm hazırlığına başlamış ve Aykut Gürel öncülüğünde ilk kez bir müzik albümü çıkarmıştı.</p>

<p>Oyuncu albümün çıkmasından kısa bir süre sonra da bir konser verdi. Sıkı bir hazırlıkla konsere çıkan Gökçe Bahadır'ın performansı dinleyenlerden tam not aldı.</p>

<p>Fakat konserden birkaç gün sonra ortaya atılan bir iddia oldukça dikkat çekti.</p>

<p>Dizilerden haftalık 70 bin lira alan oyuncunun tek konserden 100 bin TL kazandığı konuşulmaya başlandı.</p>

<p>Önceki gün Akmerkez'de görüntülenen Bahadır'a bu iddialar soruldu.</p>

<p>Oyuncu, “Bunlar benim ilgilendiğim konular değil" yanıtını verdi.</p>

<p>İlk konserinden 100 bin TL aldığı konuşulan Gökçe Bahadır'a bu iddialar soruldu. Oyuncu, “Bunlar benim ilgilendiğim konular değil" diyerek gelen soruları geçiştirdi. (Gecce)</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 11 Oct 2019 12:08:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2019/12/gokce-bahadir-bir-gecede-100-bin-tl-kazandi-1575545340.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Avril Lavigne hakkında bomba iddia: O aslında öldü...</title>
                <category>TARİH</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/avril-lavigne-hakkinda-bomba-iddia-o-aslinda-oldu-30</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/avril-lavigne-hakkinda-bomba-iddia-o-aslinda-oldu-30</guid>
                <description><![CDATA[Bir döneme şarkılarıyla ve özel hayatıyla damga vurduktan sonra spot ışıklarından çekilen ünlü şarkıcı Avril Lavigne ile ilgili şok bir iddia ortaya atıldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Yok böyle iddia! Bir döneme şarkılarıyla damgasını vuran Avril Lavigne, artık hayatta değil. Lavigne olduğu ileri sürülen kişi ise yıllar önce Lavigne'in tanışıp şarkı söylemeyi de öğrettiği Melissa adlı bir başkası.</p>

<p>Bu dudak uçuklatan şehir efsanesine göre olaylar şöyle gelişti: Kanadalı şarkıcı şöhrete kavuştuktan çok kısa bir süre sonra yani 2003 yılında öldü. Onun yerine ise Melissa Vandella adlı bir başka genç kız geçti.</p>

<p>Lavigne ile kendisine ikizi kadar benzeyen Vandella, tanıştılar ve kısa sürede arkadaş oldular. Hatta Lavigne onu stüdyoya götürüp nasıl şarkı söylemesi gerektiğini bile öğretti.</p>

<p>Ondan sonra da Vandella, Avril Lavigne'in yerine geçti. Sahneye çıktı, ödül törenlerine katıldı, kırmızı halıda yürüdü.</p>

<p><strong>İDDİALARA GÖRE İNTİHAR ETTİ</strong></p>

<p>Bu iddiayı savunanlara göre Avril Lavigne, hayatındaki en önemli kişi olan büyükbabasının ölümünden sonra hayata daha fazla tutunamadı ve kendi canına kıydı. Ondan sonra da Melissa Vandella, Avril Lavigne olarak hayatını sürdürmeye başladı.</p>

<p>Hatta Lavigne'in plak şirketi de bu gerçeği bildiği halde açıklamadı ve Melissa Vandella ile çalışmayı sürdürdü.</p>

<p>Bu tuhaf iddiaların ortaya atılma nedeni ise Avril Lavigne'in uzun süredir gözlerden uzak yaşaması.</p>

<p>Bir dönem evlilikleri, boşanmaları, şarkılarıyla hep gündemde olan Lavigne, 2015 yılından beri eskisi kadar ortalarda görünmüyor. Aslında bunun bambaşka bir nedeni var.</p>

<p>Lavigne o dönemden bu yana Lime hastalığı ile mücadele ediyor. Sağlık sorunları nedeniyle de daha sakin ve gözlerden uzak bir hayat sürüyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 17 Sep 2019 12:54:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2019/12/avril-lavigne-hakkinda-bomba-iddia-o-aslinda-oldu-1575545390.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Elizabeth Hurley hem tasarlıyor hem tanıtıyor</title>
                <category>TARİH</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/elizabeth-hurley-hem-tasarliyor-hem-tanitiyor-15</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/elizabeth-hurley-hem-tasarliyor-hem-tanitiyor-15</guid>
                <description><![CDATA[İngiliz model ve oyuncu Elizabeth Hurley, bikini tasarımlarını tanıtmaya devam ediyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Oyunculuktan sonra modaya da el atan ve&nbsp;bikinitasarımcılığı yapan&nbsp;Elizabeth Hurley, koleksiyonlarını sık sık sosyal medya hesabı üzerinden tanıtıyor.</p>

<p>53 yaşında olan ve formda görüntüsüyle dikkatleri üzerine çeken Hurley, son olarak tasarladığı modeli&nbsp;Instagram'da yayınladı.&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 16 Sep 2019 14:16:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2019/12/elizabeth-hurley-hem-tasarliyor-hem-tanitiyor-1575545584.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Eşi yürüyüş dersi verdi</title>
                <category>TARİH</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/esi-yuruyus-dersi-verdi-14</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/esi-yuruyus-dersi-verdi-14</guid>
                <description><![CDATA[Galatasaray Üniversitesi İşletme Kulübü'nün ev sahipliğinde 13'üncüsü düzenlenen 'En 2018' ödülleri sahiplerini buldu. Rol aldığı "Dali'nin Kadınları" adlı tiyatro oyunu ile ödül alan Hande Soral, davete tek katıldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Geçtiğimiz günlerde bir yardım gecesinde&nbsp;mankenlik yapıp podyumda yürüyen&nbsp;Hande Soral, "Podyumda yürümek öyle göründüğü kadar kolay değil. Provalarımızı yaptık ve yürüdük. Eşim (İsmail Demirci) de daha önce bir projede mankenlik yapmıştı. Beni evde çalıştırdı" dedi.<br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 16 Sep 2019 14:11:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2019/12/esi-yuruyus-dersi-verdi-1575545654.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Tuba Büyüküstün çok acıkmış</title>
                <category>TARİH</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/tuba-buyukustun-cok-acikmis-13</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/tuba-buyukustun-cok-acikmis-13</guid>
                <description><![CDATA[Oyuncu Tuba Büyüküstün, önceki gün yakın arkadaşı ile Nişantaşı’nda bir kebapçıdaydı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Tuba Büyüküstün&nbsp;çok acıkmış olacak ki duble iskender yedi, bir bardak ayran içti. Üstüne de bir porsiyon baklava sipariş etti.</p>

<p><strong>FORMUNU SPORA BORÇLU</strong><br />
36 yaşındaki oyuncu, formunu spora borçlu olduğunu söyledi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 16 Sep 2019 14:06:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2019/12/tuba-buyukustun-cok-acikmis-1575545758.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Gökçe Bahadır ilk konserinde hayranlarını büyüledi!</title>
                <category>TARİH</category>
                <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/gokce-bahadir-ilk-konserinde-hayranlarini-buyuledi-11</link>
                <guid>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/gokce-bahadir-ilk-konserinde-hayranlarini-buyuledi-11</guid>
                <description><![CDATA[Başarılı oyuncu Gökçe Bahadır, çıkardığı ilk albümü 'Aykut Gürel Presents Gökçe Bahadır'ın lansman konseri ile ilk kez dinleyicilerin karşısına çıktı. DasDas'ta gerçekleşen gecede Bahadır hem şarkıları, hem dans şovu hem de kostümleriyle izleyenleri büyüledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Lansman konserinde Gökçe Bahadır, 70'ler ve 80'lerin sevilen parçalarından 'Sana Doğru', 'Her Şeyi Yak', 'Aşkın Kanunu', 'Of Aman Aman' ve 'Kara Sevda' gibi birçok şarkıyı seslendirdi.</p>

<p>22 şarkıdan oluşan zengin repertuarın bazı parçalarında kendisine eşlik eden dansçılarla beraber dans eden Bahadır, hem dansları hem de gece boyu giydiği Tuvanam imzalı kostümleriyle izleyenlerden büyük alkış topladı.</p>

<p>Barış Manço'nun unutulmaz şarkısı 'Kara Sevda' ile finalin yapıldığı gecede Bahadır, alkışlar karşısında ikinci kez albümün aynı zamanda ilk klip şarkısı olan 'Sana Doğru'yu söyledi.</p>

<p>Müzik hayatında 40. yılına giren prodüktör, müzisyen, orkestra şefi, besteci ve Türkiye'nin önemli bass gitar sanatçılarından Aykut Gürel'in şefliğindeki orkestrayla sahneye çıkan Gökçe Bahadır lansman konserinde mutlulukla beraber büyük bir heyecan da yaşadı.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 10 Sep 2019 12:33:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2019/12/gokce-bahadir-ilk-konserinde-hayranlarini-buyuledi-1575545832.jpg"/>
            </item>
            </channel>
</rss>
